Tomato
99 theses under this subject heading
Bazı domates yetiştirme alanlarında domates lekeli solgunluk virüsü (Tomato spotted wilt virus, TSWV)'nün belirlenmesi
Domates lekeli solgunluk virüsü (Tomato spotted wilt virus, TSWV) dünyada bazı farklı ürünlerin yetiştirildiği sebze alanlarında en önemli virüs hastalıklarından birisidir. Konukçu aralığı bitki virüsleri içerisinde en fazla olan virüstür. TSWV tarımsal bitkilerde ara sıra problem olan, bu hastalık etmeni domates üretiminine de zarar vermektedir. Bu çalışma 2021 yılında Batı Trakya bölgesi domates üretim alanlarında Domates lekeli solgunluk virüsü (Tomato spotted wilt virus, TSWV)'nün domateslerde infeksiyonlarının saptanması ve yaygınlık durumunun belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Bölgeden TSWV ile infekteli olduğu düşünülen 125 örnek toplanmıştır. Toplanan bu örnekler DAS-ELISA yöntemi ile test edilmiştir. Serolojik testin sonucunda 125 şüpheli bitkinin 47'sinde hastalık saptanmış ve toplanan örneklerde bulaşıklık oranı %37,6 olarak belirlenmiştir.
Tekirdağ Naip köyünde yetiştirilen sebzelerdeki bakteriyel hastalıkların belirlenmesi
Tekirdağ Naipköy'ünde sebze üretim alanlarında hasta bitkilerden izole edilen bakteri izolatları klasik yöntemlerle (morfolojik, sitolojik ve biyokimyasal testler) Xanthomonas axonopodis pv. vesicatoria ve Pseudomonas syringae pv. tomato hastalık etmenleri olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmada, hastalığa neden olan bakterilerin klasik yöntemler ile tanılanması için survey sonucunda toplanan örneklerden izolasyon sonucunda 62 izolat elde edilmiştir. Bu izolatlar tütünde aşırı duyarlılık testi sonucunda pozitif sonuç veren domates (17) ve biberde (10) hastalıklı bitki örneklerinden 35 izolat değerlendirmeye alınmıştır. Değerlendirmeye alınan 35 izolat morfolojik, Potasyun Hidroksit Testi, LOPAT, Nişasta Hidrolizasyonu Testi, Katalaz Reaksiyonu testi ve Oksidatif/Fermantasyonu Testi sonucunda; domates bitkisinde Pseudomonas syringae pv. tomato ve biber bitkisinde Xanthomonas axonopodis pv. vesicatoria etmenlerinin hastalığa neden olduğu saptanmıştır.
miR408 ve PDH45/47 genleri ile yüksek düzeyde ifade yaklaşımının bitkilerde kuraklık direnç mekanizmasına etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada, miR408 geninin domates ve kanola bitkilerine genetik transformasyonu Agrobacterium tumefaciens aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. miR408 geninin aşırı ifade edilmesiyle oluşan bitkilerde F1 domates hatları elde edilmiş, transgenik domates bitkilerinin kuraklık ve tuz stresi altındaki tepkileri biyokimyasal ve moleküler seviyede incelenmiştir. Kontrol ve transgenik bitkilerden örnek toplam işlemi; kuraklık stresinde 3.-6. günde, tuz stresinde ise 3.-10. günlerde gerçekleştirilmiştir. Bitkilerin verdiği tepkiler karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Strese duyarlı hedef genlerin ifade seviyeleri, yarı kantitatif RT-PCR kullanılarak ölçülmüştür. Kuraklık ve tuz stresi uygulanan kontrol ve transgenik bitkilerde, her iki stres gününde prolin miktarının arttığı, BSU içeriğinin azaldığı, MDA ve iyon sızıntısı seviyeleri stres uygulaması ve miR408 ifadesinden bağımsız değişimler gözlenmiştir. Kuraklığın 6. günü ve tuzluluğun 3.-10. gününde ise transgenik bitkilerin toplam klorofil içeriklerini artan stresle birlikte, kontrol bitkilerine kıyasla daha iyi düzeyde koruduğu tespit edilmiştir. miR408'in aşırı ifade edilmesiyle transgenik domates bitkilerinde; kuraklık stres süresi arttıkça MAPK3, CPK2, GR1, APX1 ve FeSOD hedef gen ifadeleri artmıştır. Tuz stresinde ise stres süresi arttıkça gen ifadelerinde azalma görülmektedir. Ayrıca GR1, APX1, FeSOD, CAT2 genlerinde 10 gün boyunca tuzluluğa maruz kalan transgenik+kontrol bitkilerinde gen ifadesine rastlanmamıştır. Bu sonuçlar, miR408'in aşırı ifade edilmesi sonucunda transgenik domates bitkisinin kuraklık stresine karşı tolerans gösterdiğini doğrular niteliktedir. Fakat tuz stresinde, uygulanan stres şiddeti ve süresi dahilinde miR408 ifade artışının bitki stres toleransına etkisi gözlenmemiştir.
Bazı beef tipi domates hatlarının morfolojik, verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırmada 20 adet beef tipi domates hattının verim, bazı kalite özellikleri, bazı zararlı ve hastalıklara karşı dayanımlarının ortaya konulması ve bu hatlarda bazı morfolojik özelliklerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada UPOV kriterlerine göre yapılan gözlem ve değerlendirmelerin sonucunda; hatların tamamında hipokotilde antosiyan oluşumunun olduğu ve bitki büyüme tipinin sırık (indeterminate) olduğu belirlenmiştir. Çalışmada Bd 24 hattı dışındaki tüm hatlarda meyve olgunluk renginin kırmızı ve meyve olgunluk aşamasından önce yeşil omuz oluşumunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada Tomato Brown Rugose Fruit Virus dayanıklı bir hat tespit edilememesine karşılık; 5 domates hattının (Bd 3, Bd 9, Bd 11, Bd 16 ve Bd 24) Fusarium oxysporum f. sp. radicis-lycopersici etmenine karşı dayanıklı olduğu tespit edilmiştir. Gerçekleştirilen çalışma sonucunda domates hatlarının toplam verim, ortalama meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, suda çözünebilir kuru madde miktarı, askorbik asit miktarı, likopen, ß-Karoten ve toplam fenolik madde miktarlarının sırasıyla; 6.60-14.93 ton/da, 200.80-384.00 g, 71.95-98.29 mm, 53.68-75.05 mm, %6.10-9.60, 20.03-25.57 mg/100 g, 4.69-9.68 mg/100 g, 0.83-2.17 mg/100 g ve 13.28-30.72 mg/100 g arasında değişim gösterdikleri tespit edilmiştir.
Bazı kiraz ve kokteyl domates hatlarının biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesi
Domates dünya genelinde en çok üretilen sebezlerden biridir ve domates ile ilgili ıslah çalışmalarıda gün geçtikçe yeni bir boyut kazanmakta, yeni taleplere cevap vermektedir. Birçok araştırmayla da belirlendiği gibi, insan vücudunun ihtiyaç duyduğu birçok faydalı bileşiği önemli miktarda içermektedir. Piyasada nispeten yeni olan renkli domateslerin yanı sıra yaygın olarak tüketilen kırmızı mini domatesler de bu çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmada, aynı koşullarda yetiştirilmiş kokteyl ve kiraz tipli, kırmızı, kırmızı-yeşil kırçıllı, sarı ve turuncu domateslerin mineral içeriği, C vitamini, likopen, ß-karoten miktarları, antioksidan aktiviteleri, fenolik ve flavonoid madde miktarları tespit edilmiştir. Hem insan sağlığı hemde bitkilerin gelişme ve adaptasyon yetenkleri için birçok açıdan faydalı olan bu bileşiklerden askorbik asit (4.91-60.09 mg/100 g) sarı ve turuncu domateslerde daha düşük bulunurken koyu renkli domatesler yüksek değerler göstermiştir. Flavonoid madde miktarları 4.42-35.40 mgC/100 g arasında değişmekte olup benzer şekilde koyu renkli domateslerde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu durum antioksidan kapasiteleri (0.28-0.71 mmolTE/100 g) içinde geçerli olup fenolik madde miktarları (30.25-80.91 mgGAE/100 g) ise boyutlara bağlı olarak kiraz domateslerde daha yüksek bulunmuştur. Likopen (0.31-18.6 mg/100 g) ve ß-karoten (0.75-6.29 mg/100 g) miktarları ise renklere bağlı olarak değişebilmekte olup sarı-turuncu domateslerin ß-karoten açısından zengin olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlara dayanarak albenisi yüksek bu farklı renklerdeki domateslerin tüketimi ve ıslah çalışmalarının artırılması önerilmektedir.
Tarımsal destekleme politikalarının serada domates üretiminde agroekolojik uygulamalara etkisinin incelenmesi: Antalya ili Kumluca ilçesi örneği
Çalışmada Antalya İli Kumluca İlçesinde serada domates üretiminde destekleme politikalarının agroekolojik uygulamalara etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Antalya ili Kumluca ilçesinde 115 domates üreticisi ile yüz yüze anket yapılmıştır. Üreticilerin sosyo-demografik özelliklerinin belirlenmesinde tanımlayıcı istatistiklerden, agroekolojik uygulamaları gerçekleştirme düzeyine göre yararlanılan desteklerin ortaya konmasında t-testi, sera üretimindeki destekleme politikalarının ve sosyo-demografik özelliklerin agroekolojik uygulamalara etkisinin belirlenmesinde ise lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca domates üretiminin sürdürülebilirlik düzeyinin belirlenmesi amacıyla sürdürülebilirlik indeksi de hesaplanmıştır. İncelenen işletmelerde üreticilerin %70.43'ünün düşük düzey kategorisinde, %29.57'sinin orta düzey kategorisinde agroekolojik yöntemleri uygulama düzeyine sahip olduğu ve yüksek düzey kategorisinde hiçbir üreticinin yer almadığı saptanmıştır. İşletmelerin tarımsal desteklerden yararlanma düzeyi %98.26 olup verilen desteklerin sadece %19.35'inin agroekolojik uygulamalara verilen destekleri kapsadığı belirlenmiştir. Serada tarımsal deneyim süresinin, herhangi bir üretici örgütüne üye olma oranının artması ve domates üretim alanının artması ile agroekolojik yöntemleri uygulama olasılığının azaldığı; üreticilerin düzenli olarak kitle iletişim araçlarını kullanarak tarımsal bilgi edinme düzeyinin artması, aile işgücü sayısının yükselmesi ve tarımsal destekleme miktarının artması ile agroekolojik yöntemleri uygulama olasılığının arttığı saptanmıştır. Bu kapsamda, serada domates üretiminde çevre koruyucu önlemlerin alınması, agroekolojik uygulamaların teşvik edilmesi ve üreticinin refahının korunması tarımsal sürdürülebilirlik açısından oldukça önemli olup, politika yapıcıların tarımsal destekleme politikalarını buna göre planlaması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Domates, Tarımsal destekler, Agroekolojik uygulamalar, Antalya, Örtüaltı üretim
Biyokömür ve malç uygulamalarının kısıtlı sulama koşullarında domatesin verim ve kalite özelliklerine etkisi
Bu çalışmada, sürdürülebilir tarım uygulamaları kapsamında farklı sulama düzeyleri, biyokömür dozları ve malç uygulamalarının domates meyvesinin verim, kalite ve besin içeriği üzerindeki etkileri incelemiştir. Araştırma, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma alanında yapılmıştır. Çalışmada 3 farklı sulama konusu (I100: Tam sulama, I75: %25 su kısıtı ve I50: %50 su kısıtı) dört farklı biyokömür dozu (B0: 0 t/ha, B1: 10 t/ha, B2: 20 t/ha ve B3: 30 t/ha) ve iki farklı malç uygulaması (M0: Malçsız ve M1: Malçlı) yer almıştır. Araştırma sonuçlarına göre; bitki su tüketimi (ET) en yüksek M0B3I100'de (2191.5 mm), en düşük M1B0I50'de (808.7 mm); WUE en yüksek M1'de (26.2 kg/m3), en düşük ise M0'de (22.3 kg/m3) belirlenmiştir. Deneme konuları içerisinde en fazla verim M0B3I100'den (42.86 t/ha) elde edilirken en az verim ise M1B3I50'den (15.71 t/ha) elde edilmiştir. Biyokömür uygulamaları toplam verimi %7.99 ile %9.44 arasında artırmış, malç ve biyokömürün birlikte kullanımı ise %0.20 ile %12.03 arasında artırmıştır. Sonuçlar, tam sulamanın (I100) en yüksek verimi sağladığını, ancak kısmi su stresinin (I75 ve I50) bitkilerde metabolik stresi artırarak likopen, C vitamini ve flavonoid gibi sekonder metabolitlerin üretimini desteklediğini göstermiştir. Biyokömür uygulamaları, toprak özelliklerini iyileştirerek su tutma kapasitesini artırmış ve meyve kalitesini önemli ölçüde yükseltmiştir; en yüksek biyokömür dozu (B3) özellikle flavonoid, likopen ve karoten miktarlarında belirgin artışlar sağlamıştır. Malç uygulamaları, toprak nemini koruyarak su kullanım verimliliğini artırmış ancak kalite parametreleri üzerindeki etkileri sınırlı kalmıştır. Sulama, biyokömür ve malç faktörleri arasındaki etkileşimler, besin içeriği ve renk yoğunluğunu artırmada sinerjik etkiler yaratmıştır. Bu bulgular, sulama yönetimi, biyokömür ve malç uygulamalarının entegre edilmesinin, sürdürülebilir kaynak kullanımı ve domates yetiştiriciliğinde kaliteyi artırma potansiyelini ortaya koymaktadır.
Hasat öncesi farklı dozlarda yapraktan uygulanan hümik asitin domatesin (Solanum lycopersicum) hasat sonrası meyve kalitesi ve depo ömrü üzerine etkileri
Bu çalışma, hasat öncesi yapraktan farklı dozdaki hümik asit uygulamalarının domates meyvelerinin depolama süresi boyunca kalite özellikleri ve depo ömrü üzerindeki etkilerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, 'Mercan F1' domates çeşidinde, yapraktan farklı dozlarda (0, 2 ve 4 ml/L) uygulanan humik asitin depolama boyunca meyvelerin kalitesi ve depo ömrü üzerine etkileri incelenmiştir. Hasat edilen meyveler 5±1°C sıcaklık ve %90±5 oransal nem koşullarındaki depoda 28 gün boyunca depolanmıştır. Araştırma kapsamında depolama boyunca ağırlık kaybı, meyve rengi, suda çözünebilir kuru madde içeriği, titre edilebilir asitlik, pH, meyve sertliği, çürüme, kaliks kuruması/kopması, duyusal (dış görünüş, tat-aroma), likopen, beta karoten ve toplam fenolik madde parametreleri incelenmiştir. Çalışma sonucunda hasat öncesi hümit asit uygulamalarının domates meyvelerinin depolanması boyunca ağırlık kaybının azaltılmasında, meyve parlaklığı ve rengi, SÇKM, TA içeriğinin korunmasında, çürümenin geciktirilmesinde kontrol grubuna göre başarılı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, domates meyvelerinin kalikslerinin tazeliğinin, duyusal kalite özelliklerinin, likopen, beta karoten ve toplam fenolik madde içeriklerinin korunmasında hümik asit uygulamalarının olumlu etkileri olduğu görülmüştür. Sonuç olarak pratiğe aktarılabilir ve çevreci bir uygulama olarak hasat öncesi yapraktan hümik asit uygulamasının, domateslerin hasat sonrası kalitesinin korunmasında tavsiye edilebilir bir uygulama olduğu düşünülmektedir.
Domates fidesi yetiştiriciliğinde en uygun besin solüsyonunun belirlenmesi
Bu tez çalışmasında, farklı besin solüsyonlarının domates fidesi yetiştiriciliğinde uygulayarak, domates fidelerinin büyüme parametreleri ve besin içeriklerine bakılmıştır. Çalışma Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Fizyoloji Laboratuarı İklim Odasında yürütülmüştür. Çalışma torf + perlit karışımında yetiştirilen Bandita F1 hibrit domates çeşidi bitkilerine uygulanan farklı besin eriyiği reçetelerinin uygulamaları sonucunda oluşan fidelerde en iyi, kaliteli ve en pişkin fidenin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma üç aşamalı olarak yürütülmüştür. Birinci aşamada domates tohumları torf perlit karışımı bulunan viyollere ekilmiş, çimlenene kadar saf su ile sulanmıştır. İkinci aşamada yedi farklı besin solüsyonu uygulaması ile sulanmıştır. Yedi farklı besin reçetesinden kontrol grubu ticari gübre, diğerleri hoagland çözeltisine göre N, B ve Mg'un sabit tutulup P, K, Ca, Fe, Mn, Cu ve Zn'nun farklı konsantrasyonlarda kademeli olarak arttırılarak hazırlanmıştır. Üçüncü aşamada dikim olgunluğuna gelen fidelerin bitki ağırlığı, yaprak ağırlığı, gövde ağırlığı, yaprak sayısı, gövde çapı, gövde boyu, boğum arası mesafe, kök ağırlığı, yaprak renk değerleri, kök gövde ve yapraklardaki besin içerikleri belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda en kaliteli, iyi ve pişkin fidenin; N (186 ppm), P (35 ppm), K (237.4 ppm), Mg (49.28 ppm), Ca (180 ppm), Fe (3 ppm), Mn (0.037 ppm), B (0.205 ppm), Cu (0.020 ppm) ve Zn (0.030 ppm) olduğu besin reçetesi olan üçüncü uygulamada yetiştiği sonucuna varılmıştır.
Van ili sebze üretim merkezlerinin üretici, işletme, üretim ve pazarlama profili yönünden değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Van ilinin 6 ilçesinde (Gevaş, Edremit, Erciş, Tuşba, İpekyolu ve Muradiye) sebzecilik potansiyelinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla 2024 yılına ait Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) verileri kullanılarak 6 ilçede 112 çiftçiyle yüz yüze anket görüşmeleri yapılmıştır. Anket çalışmasında sebze üretimi yapan çiftçilere ilçeler bazında üretici, işletme, üretim ve pazarlamaya yönelik toplam 61 soru sorulmuştur. Üretici profiline yönelik bulgularda, tüm ilçelerde katılımcıların çoğunun 40-60 ya da 60 yaş üstü erkek olduğu, eğitim düzeylerinin ilkokul düzeyinde ya da hiç olmadığı, sosyal güvencelerinin olduğu, çiftçilerin çoğunluğunun üretim alanlarından elde ettikleri gelirin aylık 20.000-30.000 TL aralığında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Erciş ilçesinde üreticiye en fazla gelir getiren türler sırasıyla domates ve lahana, Gevaş ilçesinde taze fasulye, Edremit ilçesinde domates ve biber, Tuşba ilçesinde domates, Muradiye ilçesinde lahana olurken, İpekyolu ilçesinde ise domates ve marul türlerinin olduğu saptanmıştır. İşletme profiline yönelik bulgularda, tüm ilçelerde işletmelerin çoğunluğunun küçük ölçekli yapıya sahip olduğu ve katılımcıların çoğunluğunun kendi mülkiyetleri olan arazilerde yetiştiricilik yaptığı belirlenmiştir. Üretim profiline yönelik değerlendirmelerde ise, katılımcıların çoğunun yetiştiricilik aşamasında Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden destek almadıkları, yetiştirdikleri türleri 7 yıldan daha uzun süredir yetiştirdikleri saptanmıştır. Erciş ilçesinde domates (%38.7) ve lahana (%38.7) eşit oranda katılımcı tarafından yetiştirilirken, Gevaş ilçesinde büyük bir farkla (%91.7 katılımcı) taze fasulye yetiştiriciliği ön plana çıkmıştır. Bunun yanı sıra, Muradiye ilçesi katılımcılarının tamamının (%100) lahana yetiştiriciliği yaptığı, diğer ilçelerde ise ağırlıklı olarak domates yetiştiriciliğinin yapıldığı belirlenmiştir. Tüm türlerde katılımcıların çoğunluğu 50-60 cm ekim-dikim aralıklarını, sulamada ise damla ve yağmurlama sulama sistemlerini kullandıkları saptanmıştır. Pazarlama aşamasındaki kayıpların türlere göre değişmekle birlikte %5-30 arasında değişim gösterdiği, pazarlama aşamasında karşılaşılan en önemli sorunların aracıların fazla olması, pazar bulmada yaşanan zorluklar ve ürünleri depolama imkânlarının olmayışı gelmiştir.
Muğla ili örtü altı domates üretim alanlarında görülen fungal hastalık etmenlerinin saptanması
Çalışma; Muğla ili örtü altı domates üretim alanlarında domateste solgunluğa neden olan fungal hastalık etmenlerini tespit etmek, tanılamak, patojen olan Fusarium türlerini belirlemek ve domates bitkilerinde bulunma oranı en yüksek Fusarium türlerine karşı in vivo'da çeşitlerin duyarlılığını tespit etmek amacıyla ele alınmıştır. Muğla ili ve ilçelerinde 2018-2019 yılı survey çalışmalarının yapıldığı domates üretim alanlarının % 45,1'inin Fusarium solgunluk hastalığıyla bulaşık olduğu ve hastalığın bitkilerde % 76,2 oranında yaygın olduğu belirlenmiştir. Her iki üretim sezonunda elde edilen toplam fungal izolat sayısı 689 olup, izolatların % 62,8'inin Fusarium spp.'nin oluşturduğu saptanmıştır. Fusarium spp. izolatı seçilerek petrilerde yapılan ön patojenisite testinde izolatların % 100' ünün (100) patojen olduğu belirlenmiştir. Patojen olduğu gözlenen 100 Fusarium spp. izolatının Kardelen F1 domates çeşidi ile saksılarda yürütülen patojenisite çalışmalarında hastalık şiddeti değerlerinin % 20-% 85 arasında değiştiği gözlemlenmiştir. Fusarium spp. izolatlarının makroskobik ve mikroskobik olarak yapılan tür teşhisine göre 78'i F. oxysporum, 11' i F. solani, 5' i F. verticillioides ve 6'sı Fusarium spp. olarak tanılanmıştır. Çeşit reaksiyon çalışmalarında, Fusarium izolatları arasında virulensi en yüksek olan izolatların F. oxysporum'a ait olduğu belirlenmiştir. Çeşit reaksiyon çalışmaları sonucunda Fusarium oxysporum izolatlarının diğer izolatlara (F. solani ve F. verticilloides) oranla bitkiyi daha çok etkiledikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Domates, örtü altı, Fusarium solgunluğu, Patojenisite
Domateste farklı gelişme zamanlarında bor ve fosfor uygulamasının verim ve kalite üzerindeki etkileri
Domates, dünyada sofralık ve gıda sanayisinde tüketimi olan önemli sebzeler arasında yer almaktadır. Domates yetiştiriciliğinde yüksek ve kaliteli ürün alımı için yeterli ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Deneme, 2019 yılı üretim sezonunda Şırnak ili İdil ilçesi Çığır köyünde tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olacak şekilde yürütülmüştür. Tez çalışmasında Kamenta F1 sanayi tipi domates çeşidi kullanılmıştır. Domates bitkisi üzerine çiçeklenmeden önce ve çiçeklenmeden sonra bor ve fosfor dozları uygulanmıştır. Bor (0.5, 1, 1.5 ve 2.5 ppm) ve fosfor (%0.125, %0.25, %0.5, %1) olmak üzere çözeltiler domates bitkisinin üzerine püskürtülmüştür. Araştırmada yeşil aksam değerlendirmesi, çiçek sayısı, yapraktaki klorofil miktarı, domates meyvesinde ortalama meyve ağırlığı, domates meyvesinde çap, boy ve et kalınlığı ölçümleri, meyve suyunda suda çözünebilir kuru madde miktarı ölçümü, meyve suyunda pH değeri ölçümü, toplam meyve verimi, titre edilebilir asit miktarı, domates bitkisinin yeşil aksamında ve meyvesinde P, K, Ca, Mg, Fe, Mn, Cu, Zn ve B Konsantrasyonu gibi özellikler incelenmiştir. Yapılan araştırma sonucunda çiçeklenmeden önce ve çiçeklenmeden sonra uygulanan bor ve fosfor dozlarının çiçek sayısı, yeşil aksam, çap, boy, et kalınlığı, SÇKM, pH değeri, meyve verimi, titre edilebilir asit miktarı, domates meyvesinde ve yapraktaki konsantrasyonlarda etkili olduğu tespit edilmiştir.
Potasyumlu gübrelerin yaprak uygulamasının kuraklık stresi altındaki domates bitkisi üzerindeki etkileri
Dünyada en fazla üretilen sebzelerden biri olan domatesin farklı abiyotik stresler ile verimi önemli ölçüde azalır ve kuraklık en önemli abiyotik streslerden biridir. Kuraklık stresi bitki büyümesini etkiler ve bu da verimin düşmesine neden olur. Bu araştırmada, farklı kuraklık stresi altındaki domates bitkisinin potasyum sülfat, potasyum nitrat ve potasyum klorür gübrelerinin yapraktan uygulanarak domates bitkisi üzerindeki tepkileri araştırılmıştır. Deneme 2020 yılı yetiştirme sezonunda Şırnak ili İdil ilçesi Çığır köyü ekolojik şartlarında tesadüf bloklar deneme desenine göre 3 tekerrürlü olacak biçimde yürütülmüştür. Denemede bitkisel materyal olarak Kamenta F1 sanayi domates çeşidi ve yerli domates genotipi Fereng kullanılmıştır. Denemede 3 farklı sulama düzeyi %100 sulama (kontrol), %66 sulama ve %33 sulama uygulanmıştır. Araştırmada gübre olarak %1 oranında yapraktan potasyum sülfat, potasyum nitrat ve potasyum klorür uygulanmıştır. Araştırmada yeşil aksam değerlendirilmesi, yaprak oransal su içeriği, yaprak sıcaklığı, yaprak klorofil miktarı, yaprak hücrelerinde membran zararlanması, yeşil aksamda ve meyvede yaş ve kuru ağırlık, yeşil aksamda ve meyvede makro ve mikro besin element analizi (K, Ca, Mg, N, Cu, Fe, Zn, Mn), toplam şeker içeriği, toplam fenolik ve flavonoid madde tayini, toplam meyve sayısı, toplam verim, ortalama meyve ağırlığı, meyve çapı ve boyu, meyve sertliği, meyve et kalınlığı, suda çözünebilir kuru madde ve pH analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda kuraklık stresinin hem Kamenta F1 çeşidi ve hem de Fereng domates genotipinde kontrole (%100 sulama) kıyasla yeşil aksamda ve meyvede bulunanan Ca ve Mg element içeriğini önemli derecede düşürmüştür. Uygulanan potasyumlu gübrelerinin domates bitkilerinde yeşil aksama, klorofil miktarına, meyvede bulunan Fe ve Zn içeriğine, yeşil aksamda Zn içeriğine, ortalama meyve ağırlığında etkili olduğu tespit edilmiştir. K2SO4 gübre uygulamasının diğer gübre (KNO3 ve KCI) uygulamalarına göre yaprak sıcaklığında, meyve boyunda, meyve eti sertliğinde, meyve et kalınlığında, SÇKM'de ve toplam verimde daha iyi sonuçlar göstermiştir. Kontrole kıyasla en iyi sonuçlar %33 sulama şartları altındaki bitkilerde toplam şeker içeriğinde, toplam fenolik ve flavonoid madde miktarında elde edilmiştir. Sonuç olarak kuraklık stresi altında yapraktan uygulanan K2SO4, KNO3 ve KCI gübrelerinin meyve verim kalite parametrelerinde olumlu etkiye sahip olacağı görülmüştür.
Gölgelemenin domates bitkisinde verim, mineral element, toplam fenolik ve flavonoid üzerine etkisi
Domates dünyada en fazla üretilen sebzelerden biridir. Domates üretiminde Türkiye'de verilere baktığımızda yıldan yıla artış görülmektedir. Bu çalışma Şırnak ili İdil ilçesi Çığır köyünde sanayilik domates çeşidi üretiminde farklı gölgelendirmelerin bitki ve meyvelerdeki etkisini araştırmak üzere yapılmıştır. Deneme 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Kullanılan domates çeşidi ise Kamenta F1 sanayi tipi domatestir ve gölgelendirmeler ise kontrol, %40, %55, %75, %95 şeklindedir. Denemede fide dikiminden 30 gün sonra gölgelendirmeler kullanılmıştır. Domates sıra araları 120 cm ve sıra üzeri 50 cm olarak tasarlanmıştır. Bitki ve meyvede; meyve sayısı, meyve çapı, meyve boyu, meyve et kalınlığı, meyve sertliği, yeşil aksamda bitki besin element içeriği, toplam fenolik ve flavanoid içeriği, yaprak sıcaklığı, toplam verim, , klorofil (SPAD),SÇKM (suda çözünebilir kuru madde) ve pHölçüm ve analizleri yapılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde kontrol uygulamasının yaprak sıcaklığı, toplam verim, meyve çapı, meyve boyu, meyve et kalınlığı, meyve sertliği, yaprak oransal su içeriği diğer uygulamalara göre önemli derecede farklı bulunmuştur. Ayrıca, gölgelendirme uygulamalarında SÇKM (suda çözünebilir kuru madde) kontrole göre istatistiksel olarak farklılık göstermiştir. Kontrol uygulamasına göre gölgelendirme yapılan uygulamalarda en iyi sonuçlar yapraklarda K, Ca ve SÇKM olarak tespit edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre %55 gölgelendirmenin Şırnak/ İdil iklim şartlarında sanayi tipi domates yetiştiriciliğinde kullanıldığında toplam verim ve kaliteyi olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.
Molecular characterization of tomato spotted wilt virus (Orthotospovirus tomatomaculae) and development of resistant tomato (Solanum lycopersicum L.) lines using RNAi technology
Tomato spotted wilt virus (Orthotospovirus tomatomaculae, TSWV) poses a devastating threat to Solanaceous crops specially tomato and pepper. The development of resistant cultivars is one of the important management tools for incapacitating viral diseases. However, due to the widespread utilization of resistance cultivars, the resistant breaking virus isolates have emerged. In this study, symptomatic tomato and pepper samples were collected from diverse locations of Türkiye in 2020-2021, and incidence of virus was tested by both DAS-ELISA and RT-PCR. The sequence-characterized amplified region (SCAR) and cleaved amplified polymorphic sequence (CAPS) markers were used to screen viral resistance genes in tomato and pepper plants. Some of the cultivars were found to carry resistance genes even though they displayed severe viral infections. The extracted TSWV isolates from these plants were partially sequenced for the detection of reported mutations in the silencing suppressor gene (NSs) and movement protein (NSm) genes to test whether they were resistance-breaking (RB) isolates. Sequence comparisons and phylogenetic analyses revealed that the NSs and NSm genomic regions of virus did not show reported mutations and they were distributed in the same genetic pool while Turkish isolates of N gene were clustered in a separate clade. Moreover, in this study the prospective use of plant-mediated RNAi approach by targeting the NSs gene for the conferring resistance to orthotospoviruses was investigated. Transgenic tomato (Solanum lycopersicum cv. Rio Grande) lines expressing a 320 bp conserved inverted region of the integral 35S promoter region were developed. The molecular cloning was done for the construction of expression vectors in a hairpin structure by the Orthotospovirus NSs gene which contains both sense and antisense orientation in plant expression vector pFGC5941. For the transformation studies, 3 different types of explants (hypocotyls, cotyledonary nodes, and cotyledons) were used in tissue culture experiments. Co-infection was done by using Agrobacterium strain EHA-105 having viral constructs (TSWV-NSs_full (pFGC5941+sense+antisense), TSWV-NSs_sense). To confirm the transgenic plants, molecular analysis was performed using TSWV gene-specific primers. Based on the EHA105 Agrobacterium strain and the pFGC5941 vector carrying NSs and nptII genes in the T-DNA region, the results validate the insertion of kanamycin resistance into the regenerated transgenic plants. Moreover, for the confirmation, transgenic plants were inoculated with TSWV and quantitative real-time polymerase chain reaction (qRT-PCR) assays were performed which demonstrates a significant down-regulation in the gene expression levels of pathogenicity-related genes (PR-1) and NSs genes in transgenic plants harboring the TSWV-NSs_full constructs compared to control groups (non-transgenic wild type control, empty vector and the TSWV-NSs_sense constructs). For the validation of RNAi effectiveness, tobacco plants were also inoculated with viral constructs and they displayed severe symptoms of TSWV in plants containing the TSWV-NSs_sense constructs, empty vector, and in wild-type tomato plants while no any symptoms were observed with TSWV-NSs_full constructs that confirmed the hypothesis of this study by showing the efficacy of RNAi. This research demonstrates the RNA interference effectiveness by targeting NSs gene as a reliable technique for achieving long lasting antiviral protection in tomatoes. The findings have practical significance and the potential to be a tool for controlling or mitigating the losses in tomato crops caused by TSWV around the world.
Avcı böcek, Nesidiocoris tenuis reuter (Hemiptera: Miridae)'e bazı pestisitlerin subletal etkilerinin araştırılması
Çalışmada abamectin, spinetoram, pyriproxyfen ve chlorantraniliprole etken maddeli 4 farklı pestisitin LC30 değerlerinin, örtüaltı domates yetiştiriciliğinde Tuta absoluta ile biyolojik mücadelede kullanılan avcı böcek Nesidiocoris tenuis'in bazı biyolojik parametrelerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. N. tenuis'in ikinci dönem nimfleri için abamectin, spinetoram, pyriproxyfen ve chlorantraniliprole'ün LC30 değerleri sırasıyla 1.795, 16.988, 1812.172 ve 5042.087 mg(ak.mad.)/l olarak belirlenmiştir. Daha sonra abamectin ve spinetoram için belirlenen LC30 değerleri N. tenuis'in ikinci dönem nimflerine uygulanmıştır. Pyriproxyfen ve chlorantraniliprole'un belirlenen LC30 değerleri tavsiye dozundan yüksek olduğu için, bu insektisitlerde tavsiye dozları (sırasıyla 50 ve 35 mg(ak.mad.)/l kullanılmıştır. Uygulama yapılan bireylerin günlük olarak canlılık durumu, ergin döneme ulaştıklarında ise ergin ömür uzunluğu ve yavru sayıları izlenmiştir. Toplam nimf gelişme süresi bakımından her iki cinsiyette de abamectin hariç kontrol (su) uygulaması ile diğer insektisit uygulamaları arasında herhangi bir istatistiksel farklılık bulunmamıştır. Kontrol grubu bireylerinde bu süre 9.54 gün olarak belirlenirken, abamectinde ise bu süre erkeklerde 10.67 gün, dişilerde 10.75 gün olarak gerçekleşmiştir. TPOP (Toplam preovipozisyon süresi (Yumurta döneminden itibaren)) verilerine bakıldığında abamectin hariç diğer uygulama grupları kontrol grubu bireyleri (15.85 gün) ile aynı istatistiksel grupta yeralırken, abamectin bu süreyi (17.18 gün) önemli ölçüde arttırmıştır. Kalıtsal üreme yeteneği (r) en düşük 0.180 gün-1 ile abamectinde görülürken, en yüksek 0.219 gün-1 ile chlorantraniliprole'de belirlenmiştir. Benzer durum artış oranı sınırı (λ) için belirlenmiş, her iki insektisit için bu değerler sırasıyla 1.197 ve 1.245 gün-1 olarak saptanmıştır. Net üreme gücü (R0) ve brüt üreme oranı (GRR)) değerleri arasında herhangi bir istatistikel farklılık belirlenmemiştir. Ortalama döl süresi (T), spinetoram ve abamectin'de sırasıyla 22.39 ve 23.15 gün olarak gerçekleşmiş, kontrole (21.27 gün) göre önemli oranda süre uzamıştır.
Makine öğrenmesi tekniği kullanılarak domates meyvesinin briks değerinin belirlenmesi
Amaç: Makine öğrenmesi tekniği kullanılarak domatesin briks değerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Denemelerde joker f1 300 adet domates çeşidi kullanılmıştır. Domateslerin rengi sap, orta, taban bölgelerinden L,a,b renk uzayında renk ölçüm cihazı ile ölçülmüştür. Briks değeri ise refraktometre ile ölçülmüştür. Sap, orta ve taban bölgelerinden elde edilen dokuz adet L,a,b değerleri briks tahminlemesi için kullanılmıştır. Veri seti dokuz adet L,a,b değerleri ve briks değerlerinden oluşturulmuştur. Performans artırımı için eta özellik seçme algoritması kullanılmıştır. Makine öğrenmesi algoritması olarak destek vektör regresyonu ve karar ağaçları kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada domates renginin briks değerine etkisi belirlenmiştir. Çalışmada en iyi briks değeri tahmin modeli tüm renkler için karar ağaçları algoritmaları ve %50 eğitim-%50 test veri seti kullanılarak elde edilmiştir. Modelin belirleme katsayısı (R) 0.437'dir. Sonuç: Renk değerlerinden briks tahminleme için çalışılan tüm modellerde model performansı zayıf olarak belirlenmiştir.
Hatay ilinde domates üretim durumu ve pazarlama yapısı
Bu çalışmada, Hatay ilinde açıkta ve örtü altında domates üretim durumu, pazarlama yapısı, pazarlama organizasyonunun etkinliği, üretim ve pazarlama esnasında yaşanan sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Açıkta ve örtü altında domates yetiştiriciliği yapan üreticilerle ve pazarlama aşamasında açıkta domates ticareti yapan ve örtü altı domates ticareti yapan aracılarla olmak üzere 4 farklı anket yardımı ile yüz yüze görüşmeler yapılarak veriler toplanmıştır. Bölgedeki üretim ve pazarlama durumunun güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek ve sektördeki fırsat ve tehditleri tespit etmek için GZFT (Güçlü Yön-Zayıf Yön-Fırsatlar-Tehditler) analizi yapılmıştır. Hatay ilinin coğrafi konumu domates üretim faaliyeti için uygun olmakla birlikte üretim miktarı ve ekim alanları son yıllarda azalmıştır. Hatay ilinde 2010-2020 yılları arasında domates üretim alanında ortalama %69.72 oranında azalma meydana gelirken, üretim miktarında %66.64 oranında bir azalma olduğu belirlenmiştir. Bunun en önemli nedenleri üretim maliyetlerinin yüksek oluşu, örgütlenme yetersizliği, üretimde depolama imkanlarının olmaması, bitki zararlıları ve hastalıklarıdır. Araştırma sonuçlarına göre ilgili kurumlar tarafından yapılacak teknik ve maddi desteklemelerdeki düzenlemelerle domates üretim faaliyetinin gelecekte arttırılabileceği söylenebilir.
Molecular identification and characterization of phytoplasmas causing stolbur disease in potato and tomato plants in Turkey
For a long time, stolbur-like diseases have had devastating effects on the yield and quality of potato production in Eastern (Erzurum) and Southern (Akcakale-Sanliurfa) Anatolia, tomato production in the Marmara region of Turkey. For this study, tomato, potato and various other plants were collected from infected fields and surroundings. Nested polymerase chain reactions (PCR) carried out by using phytoplasma universal primer pair P1/P7 followed by R16F2n/R16R2, amplified expected size fragments (F2nR2) from DNA templates derived from symptomatic plants. The F2nR2?s were cloned, sequenced and analyzed on iPhyClassifier. Collective RFLP patterns of F2nR2?s differed from digestion profiles of previously described 16SrXII subgroups, sharing a best similarity coefficient of 0.94 for potato-associated and 0.97 for tomato-associated phytoplasmas with the reference phytoplasma strain of subgroup 16SrXII-A. Thus, both phytoplasmas should represent new 16SrXII subgroups. Furthermore, new primer sets were developed for priming specific PCR-amplification of phytoplasma 16S rDNA sequences and successfully used in revealing alternative phytoplasma plant hosts. These primer sets will help to determine possible alternative hosts and vectors of stolbur phytoplasmas in Turkey, which is important for development of an integrated management strategy for effective control of this disease in the future.
Domates erken yanıklık etmeni Alternaria solani (Ell. and G. Martin) Sor.'ye karşı peynir altı suyu tozu ile karanfil yağının in vitro koşullarda fungistatik etkilerinin belirlenmesi
Kültür bitkilerinde meydana gelen kayıpların en önemli nedenlerinden birisi, fungal hastalık etmenleri olmuştur. Bu etmenlerden en önemlilerinden biri ise domates bitkisinde önemli verim kayıpları oluşturan erken yanıklık etmeni Alternaria solani (Ell. and G. Martin) Sor. dir. A. solani etmen sebepli kayıpların azaltılması amacıyla kültürel mücadele ile kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır. Bunlar içerisinde en yaygın olarak kullanılan yöntem ise kimyasal mücadeledir. Ancak kimyasalların yoğun olarak kullanılması ürünlerde kimyasal kalıntı bırakmasına, patojende direncin gelişmesine ve insan sağlığı açısından zararlara neden olmaktadır. Tüketicilerin, kimyasal kalıntı içermeyen gıda talep etmeleri A. solani hastalığının tedavisinde kullanılan sentetik fungisitlere alternatif olabilecek yeni bitki koruma yaklaşımlarının ortaya konulmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu çalışmada; A. solani etmenine karşı peynir altı suyu tozu (PAST) ile karanfil yağının in vitro koşullarda fungistatik etkinliği belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla, hazırlanan nanoemülsiyonun (PAST: Karanfil Yağı), 1:0,5, 1:1 ve 1:1,5 konsantrasyonundan 1 ml ve 1,5 ml dozlar, PAST'ın 1 g ve 2 g miktarlarında hazırlanan süspansiyonlardan 1 ml, 1,5 ml ve 2 ml dozlar ile karanfil yağıyla hazırlanan %0,5, %1 ve %1,5'luk emülsiyonlardan 1 ml, 1,5 ml ve 2 ml dozların etkileri incelenmiştir. Laboratuvar çalışmaları sonucunda, nanoemülsiyonun 1:1 konsantrasyonunda kullanılan 1,5 ml doz ve 1:1,5 konsantrasyonunda kullanılan 1 ml ve 1,5 ml dozlar ile karanfil yağının %1 ve 1,5'luk emülsiyonunda kullanılan 2 ml dozların fungusun, misel gelişimini tamamen engellemiştir. Nanoemülsiyonun 1:1 konsantrasyonundan kullanılan 1 ml doz, fungusun misel gelişimini %94 oranında engellemiştir. Kullanılan diğer dozların ise misel gelişimini engellemediği veya kısmen engellediği tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucu elde edilen bulgular, fungistatik etkileri belirlenen dozların erken yanıklık hastalığına karşı sentetik fungisitlere alternatif olabileceğini göstermektedir.
Çanakkale yöresinde yetiştirilen domateslerde domates lekeli solgunluk virüsünün serolojik ve biyolojik yöntemlerle saptanması
Bu çalışma, Çanakkale yöresinde 2003 ve 2004 üretim sezonu içinde, domatestarlalarında TSWV'nin varlığının belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür.Bu amaçla 2003 ve 2004 yıllarında Çanakkale yöresinde domates ekilialanlarda bir sörvey çalışması yapılarak TSWV'ye benzer simptom gösteren bitkilerdenörnekler alınmış ve ELISA ve/veya DTBIA yöntemleriyle test edilmiştir. Yapılantestlerin sonucunda TSWV ile infekteli olan veya olduğu düşünülen örnekler mekanikinokulasyon yöntemiyle indikatör bitkilere taşınmıştır.2003 yılında toplam 61 tarlada gözlem yapılmış, 24 tarlada TSWV tarafındanoluşturulan simptomlara benzer simptom oluşturan bitkilerden toplam 127 örnekalınmıştır. Serolojik testler sonucunda TSWV ile infekteli bitki örneğinerastlanmamıştır. 2004 yılında ise toplam 29 tarlada örnekleme yapılmış, 9 tarladaTSWV simptomlarına benzer simptom gösteren bitkilerden 73 örnek alınmıştır.Serolojik testler sonucunda 9 örnek TSWV ile infekteli olarak bulunmuştur. TSWV ileinfekteli olarak bulunan örnekler aynı zamanda mekanik inokulasyonla indikatörbitkilere taşınmış ve bu bitkilerde sistemik simptomlar oluşturmuştur.Anahtar Kelimeler: Domates, sörvey, seroloji, mekanik inokulasyon, TSWV
Organik tarım koşullarında damla sulama yöntemi ile sulanan domates bitkisinin A sınıfı buharlaşma kaplarından yararlanarak sulama programının oluşturulması
2006?2007 yıllarında Gökçeada'da yürütülen bu araştırmada, organik tarım koşulları altında, damla sulamayla sulanan H?2274 domates çeşidinde açık su yüzeyi buharlaşmasından yararlanarak uygun sulama programının belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırma, şerit parseller bölünmüş bloklar deneme desenine göre 3 tekrarlamalı kurulmuştur. 5 farklı pan katsayısı (Kpc= 1,00; 0,75; 0,50; 0,25 ve 0,00) ve her kısıtlama düzeyi içerisinde de bitkilerin gelişim dönemlerinde uygulanacak farklı su artım düzeyleri uygulanmıştır.Konulara uygulanan sulama suyu miktarları 2006 yılında 370,57 ? 79,30 mm, bitki su tüketimleri 532,47 ? 248,01 mm ve 2007 yılında sulama suyu miktarları 359,80 ? 60,00 mm ve bitki su tüketimleri 479,93?162,63 mm arasında değişmiştir.Sonuçta, her iki yılda da sulama düzeylerinin meyve verimini etkilediği; en yüksek verimin ilk yıl Kpc3=0,75 konusundan 5858 kg/da; ikinci yıl yine aynı konuda 5302 kg/da olarak elde edildiği belirlenmiştir.
Bazı doğal antioksidanların yer fıstığı yağının kızartma kalitesi üzerine etkileri
Bu araştırmada taze çay yaprağı, üzüm çekirdeği ve domatesten elde edilen fenolik ekstraktlar ile pirinç kepeğinden ekstrakte edilen saf ?-oryzanol rafine yerfıstığı yağına antioksidan katkı olarak uygulanmış ve gerçek kızartma koşullarındaki (180°C, 7 gün, 5h/gün) etkinliği araştırılmıştır. Bu bitkisel kaynaklar, bütillendirilmiş hidroksi anisol (BHA) ve bütillendirilmiş hidroksi toluen (BHT) gibi yaygın sentetik antioksidanlar ile karşılaştırılmıştır. Böylece bu ekstraktların termal oksidasyonu önleme potansiyelleri ve kızartma yağlarında kullanım olanakları ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca kızartılan hamurların duyusal özellikleri de ölçülerek tüketime uygunlukları belirlenmiştir.Genel olarak, yararlanılan tüm doğal antioksidanların yağın kullanım ömrünü önemli derecede artırdığı ve yağ stabilitesini yükselttiği tespit edilmiştir. Ayrıca hamurlarda kontrole göre herhangi bir duyusal farklılık da bulunamamıştır.Tüm deneme gruplarında yapılan ölçümlerden elde edilen sonuçların aralıkları şöyledir; toplam polar madde-kromatografi (% 10,72-73,80), toplam polar madde ? prob (% 14,52-88,50), serbest asitlik (% 0,090-2,903), dumanlanma noktası (233,50-168,35 oC), konjuge dieonik asit (% 0,01-0,40), L değeri (52,68-41,42), a* değeri (3,41-5,26), b* değeri (-5,30-10,46), bulanıklık (0,70-10,40 NTU), viskozite (69,57-442,00 cP), toplam fenolik içeriği (0,36-4,20 mg GA/100g yağ), antioksidan kapasite (0,53-11,00 mmol Trolox/100g yağ) ve hamurların adsorbe ettiği yağ miktarı (% 3,62-14,22) olarak ölçülmüştür. Kızartmanın son günündeki yağ örneklerinde analiz edilen yağ asiti ve sterol kompozisyonları incelendiğinde, doğal antioksidanlar ile katkılamanın doymamış yağ asitleri oksidasyonunun engellenmesi ve linoleik asite kıyasla özellikle oleik asitin stabilitesinin sağlanmasında etkin rol oynadığı, özellikle yeşilçay ekstraktı ile katkılanmış deneme grubunun yaygın steroller bakımından daha zengin bir içeriğe sahip olduğu tespit edilmiştir.Sonuç olarak, yerfıstığı yağının termal stabilitesi üzerine likopen ve yeşilçay ekstraktlarının olumlu sonuçlar verdiği, fenol içeriği ve antioksidan kapasite bakımından ise ?-oryzanol'ün başarı sağladığı tespit edilmiştir. Buna göre doğal antioksidanların hem yağın bozulmasının engellenmesi hem de kızartılan gıdanın kalite özelliklerinin iyileştirilmesi üzerinde pozitif etkilere sahip oldukları saptanmıştır. Gıda güvenliği açısından sorun taşımayan, üründe duyusal açıdan avantajlar bile oluşturan doğal antioksidan ekstraktlarının kızartma yağlarında da güvenle kullanılabileceği önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Derin-yağda kızartma, taze çay yaprağı, üzüm çekirdeği, domates, ?-oryzanol, ekstrakt, oksidasyon, antioksidan kapasite.
Sera koşullarında yetiştirilen ve damla sulamayla sulanan domates bitkisinde sürdürülebilir sulama suyu yönetimi: Mogadişu/Somali örneği
Bu çalışmanın amacı, Somali-Mogadişu ekolojik koşullarında sera ortamında yetiştirilen ve damla sulamayla sulanan domates bitkisinde sürdürülebilir sulama suyu yönetimini değerlendirmektir. Çalışmanın amacına uygun olarak, 50 katılımcı ile anket yapılarak uygun sorular yöneltilmiştir. Araştırma sonuçları, Mogadişu'da toprakların genellikle kumlu ve kumlu-tın bünyeli olduğunu, bu nedenle su tutma kapasitesi yüksek killi toprak getirilerek seralarda üretim yapıldığını göstermiştir. Su kaynağı olarak genellikle kuyu suyu kullanılmaktabu yüzden suya erişim maliyetli ve zor olmaktadır. Mogadişu'nun denize kıyı bir il olması nedeniyle sulama suyu tuzludur. Ülke genelinde damla sulama sistemi unsurları ithal olduğu için ilk kurulum maliyetleride yüksektir. Özel firmalardan temin edilen sulama suyu bir su deposuna aktarıldığından ve aynı zamanda gübreleme amaçlı kullanıldığından yosunlaşmaya neden olmaktadır. Yapılan anketler doğru filtre seçiminin yapılmadığı ve sıklıkla damlatıcıların tıkanma ve laterallerin yırtılma sorunlarıyla karşılaşıldığı belirlenmiştir. Sistem tertipleri genelde uygun bulunmuştur. Katılımcıların büyük bir bölümü damla sulama yöntemini benimsemiştir. Sulama zamanının planlanması konusunda bilgi düzeyleri yeterli olmasa da toprak nemi, iklim özellikleri gibi konularda bilinç düzeyi yüksek olarak değerlendirilmiştir. Domates verimleri sera ortamında yetiştiricilik için düşük bulunmuştur. Sonuç olarak, Mogadişu'da sera ortamında damla sulama yöntemiyle domates tarımı bölge insanları için yeni bir konudur. Mogadişu'nun başkent olmasından dolayı genellikle eğitimli kişilerin olması, sera ortamında yetiştiricilik tecrübelerinin artmasıyla daha iyi sonuçlar alınacağını göstermektedir. Bu çalışmanın sonuçları, Mogadişu'da zor iklim, toprak ve su koşulları altında, sera ortamında damla sulama koşulları altında domates yetiştiriciliğinin mümkün olduğunu ve ilerleyen zamanlarda daha iyi sonuçlar alınabileceğini göstermektedir.