Consumer behavior
1,025 theses under this subject heading
Hekim-hasta ilişkisinde olumlu ve olumsuz duyguların tüketici davranışı çerçevesinde incelenmesi
Bu çalışmanın amacı hekimin hastaya sergilemiş olduğu olumlu duyguların hastanın hekime hissettiği olumsuz duyguları ve hekimden memnuniyetini hangi yönde etkilediğini araştırmaktır. Kuramsal tartışmalar incelendiğinde, sağlık hizmetlerinde tüketicilerin olumsuz duygularının hizmet sağlayıcıların olumlu duyguları ile olan ilişki çok fazla ele alınmamıştır. Bu çalışmanın önemi kuramsal tartışmalardaki bu boşluğu doldurmak ve bu konu üzerine tüketici araştırmacılarının dikkatini çekmektedir. Araştırmanın keşfedici bir boyutunun olması sebebiyle, bu araştırma kapsamında hem nitel hem de nicel araştırma yöntemlerine başvurulmuştur. Bu kapsamda, derinlemesine mülakatlara ve deneysel tüketici araştırma yöntemi ile anket çalışmalarına başvurulmuştur. Başvurulan analiz yöntemleri ise şunlardır: içerik analizi, bağımsız örneklem t testi ve çok değişkenli hiyerarşik regresyon. Sonuç olarak, hekimin hastaya olumlu duygularını sergilemesi, hastanın psikolojik şiddetine ve yaşına bağımlı olarak hekime hissettiği olumsuz duyguları arttırmakla beraber hekimden memnuniyetini azaltmaktadır.
Hediyenin uygunluğunun ve hediye verilen ortamın, hediyeden duyulan memnuniyete, sosyal ilişkiye ve hediyeye karşılık verme isteğine olan etkisi
Bu çalışmanın amacı, tüketici davranışlarında genellikle kültürel olarak ele alınan hediyeleşme kavramını, sosyal ve psikolojik açıdan inceleyerek yazına bir katkıda bulunmaktır. Bu amaçla, hediye alan ve veren arasındaki ilişkinin uygun ve uygun olmayan hediye sonrasında nasıl değiştiğini tespit etmeye yönelik, senaryoya dayalı deneysel bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, hediye verilen ortamda hediye alan kişinin tek başına olduğu, sevdiği ve sevmediği bir kişinin olduğu, ayrıca, sevdiği ve sevmediği birçok kişinin olduğu ortamlar arasında karşılaştırma da yapılarak ilginç farklar elde edilmiştir. Tezde hediyenin uygunluğu ve hediye verilen ortamın; sosyal ilişkiye, hediyeden duyulan memnuniyete ve hediyeye karşılık vermek isteğine olan etkisi üzerinde çalışılmıştır. Bu inceleme için bir özel üniversitenin çoğunluğun yaş aralığı 18-26 olan 459 öğrencisine yüz yüze anket yapılmıştır. Bu öğrencilerden elde edilen veriler SPSS programına yüklenmiş, öncelikle anket soruları için güvenilirlik testi sonrasında ise; veriler üzerinden bağımsız örneklem t-test ve eşleştirilmiş örneklem testi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda dikkat çeken bir bulgu, hediyenin uygun bulunmaması durumunda bu uygunsuz hediyenin sosyal ilişki üzerinde olumsuz bir etki gösterdiğini ortaya koymuştur. Daha sonra veri üzerinden gerekli regresyon analizleri yapılmış, hediye verilen ortamda diğer kişilerin varlığının mevcut sosyal ilişkiye olumsuz bir etkisi olduğu da anlaşılmıştır. Son olarak, bağımsız bir değişken olarak toplumsal cinsiyet ele alındığında, hediyenin uygunluğu ve hediye verilen ortamın, hediyeden duyulan memnuniyet ve sosyal ilişki açısından cinsiyetler arası farkın az olduğu, fakat hediyeye karşılık verme isteğinde anlamlı bir farkın güçlü olduğu bulgulanmıştır. Tüm bu sonuçlar doğrultusunda araştırmacılara ve bu bilgilerin faydalı olacağı düşülen uygulayıcılara birtakım tavsiyeler verilmiş ve gelecekteki çalışmalar için hediyenin fiyatı, hediye alan ve veren kişilerin beklentileri arasındaki varsa tezatlık veya benzerlik durumları, hediyenin Türk kültüründeki yeri ve önemi de baz alınarak incelenebilecek daha kapsamlı çalışmalar benzeri öneriler getirilmiştir.
Coğrafi işaretli ürünlerin yer markalaşması ve tüketicinin referans fiyatı ödeme durumu ile ilişkisi
Bu çalışmanın amacı; coğrafi işaret (Cİ) tescili olan veya olabilecek olan ürünlerin, tezin ana teması olan şehir markalaşması ile ilişkisini tespit etmeye yönelik bir saha çalışması gerçekleştirmektir. Çalışmada, tüketicilerin coğrafi işaret etiketli ürünlere karşı davranışını ölçmek ve coğrafi işaret etiketi olan ürünün referans fiyatına veya daha yüksek fiyatına karşı tüketicinin yaklaşımına ilişkin görüşleri sorulmuştur. Ayrıca katılımcıların bir yer veya bölge ile o bölgenin coğrafi konumunu bilmesi veya bilmemesi ile o konuma ait ürünün tercih edilmesi arasında pozitif ya da negatif ilişkinin bulunması amaçlanmıştır. Bu inceleme için Antalya ve Ankara illerinden iki ayrı örneklem grubuna, ayrı zamanlarda yapılmak üzere, yaş aralığı 16-76 olan, 152'si kadın ve 156'sı erkek olan toplamda 308 kişiye içeriği aynı olan bilinen (Ayvalık) ve bilinmeyen (Evciler) ilçelerini isim olarak kullanılarak, senaryoya dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 21 paket programına yüklenmiş, önce ölçeğin güvenilirlik testi, sonrasında ise; veriler üzerinden Regresyon Analizi, Hiyerarşik Regresyon Analizi ve Kategorik Regresyon Analizi yapılmıştır. Sonuçlar doğrultusunda ürünün asıl olarak tadının fiyat üzerinde etkili olduğu anlaşılmış olunup, coğrafi işaret etiketinin anlamını bilen ve bilmeyen tüketiciler arasında ilçelerin bilinme durumuna göre ürüne karşı yaklaşımlarının değiştiği görülmüştür. Tüm bu sonuçlar doğrultusunda araştırmacılara ve bu bilgilerin faydalı olacağı düşülen uygulayıcılara tavsiyelerde bulunulmuştur.
İkinci el ürün pazarında tüketici davranışının incelenmesi
İkinci el ürünlerin popülerliği giderek artmaktadır ve ikinci el pazarı gelişen bir sektör haline gelmektedir. Tüketiciler özellikle otomobiller, apartmanlar, giysiler ve aksesuarlarda ikinci el ürünleri tercih etmektedir. Ekonomi, sürdürülebilirlik ve psikolojik ve demografik faktörler ikinci el ürün satın alma kararlarını büyük ölçüde etkilemektedir. Bu çalışma, ikinci el satın alma kararlarını etkileyen motivasyonları ve bunların ikinci el firmalar üzerindeki önemli etkilerini incelemektedir.
Çevrimiçi ikinci el sektöründe satıcı-tüketici özelliklerinin satıcı-tüketiciye olan sadakate olan etkisi
Bu tez kapsamında, pazarlama literatüründe aktif olarak araştırılan sadakat kavramını çevrimiçi ikinci el alışveriş sektöründe inceleyerek sadakat kavramına ve çevrimiçi ikinci el alışveriş bağlamına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Tezin amacı çevrimiçi ikinci el kıyafet sektörü üzerinde ürün, satıcı-tüketici ve satıcı-tüketici ile tüketici arasında gerçekleşen etkileşime ilişkin karakteristik özelliklerin, tüketici sadakatine olan etkisini ortaya koymaktır. Bu niyetle, satıcı-tüketiciye ilişkin faktörler ve bu faktörlerin sadakat ile olan ilişkisini araştırmak için netnografik çalışma ve derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiş, ardından bulgular test edilmek üzere anket çalışması yürütülmüştür. Ayrıca, çevrimiçi ikinci el alışverişte satıcı-tüketiciye ilişkin faktörler alt başlıklar halinde incelenmiş ve çevrimiçi ikinci el alışverişte tüketiciler ile satıcı tüketicilere ilişkin davranışsal değişkenlere değinilmiştir. Tezde çevrimiçi ikinci el alışveriş ortamında var olan değişkenlerin satıcı-tüketiciye olan sadakate etkisi üzerine çalışılmıştır. Bu amaçla bir yılı aşan bir süre zarfında beş farklı ikinci el alışveriş platformunda, farklı zaman dilimlerinde satıcı-tüketici profilleri ve tüketici ile satıcı-tüketici arasında gerçekleşen etkileşim incelenmiştir. Yapılan bu netnografik gözlemin ardından konuyu daha iyi anlamak üzere dokuz kişi ile yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Bu katılımcılar çevrimiçi ikinci el alışverişte tüketici ve satıcı-tüketici rolüne sahip olan bireyler arasından seçilmiştir. Ardından, elde edilen değişkenlerin arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere çoğunluğu 22-28 yaşları arasında olan 322 katılımcı ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Ardından verilerin AMOS programında güvenilirlik testleri gerçekleştirilerek satıcı-tüketici sadakatine yol açan faktörler yapısal eşitlik modeli ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda tüketici ve satıcı-tüketici arasında gerçekleşen etkileşimin satıcı-tüketiciye olan sadakate direkt pozitif etkisi olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca ürün ile ilgili karakteristik özelliklerin, tüketici ve satıcı tüketici arasında gerçekleşen etkileşimi arttırdığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, sonuçlar satıcı-tüketiciye ait profil resmi, takipçi sayısı gibi karakteristik özelliklerin sadakat üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar neticesinde gelecek araştırmalara tavsiyeler verilmiş ve ikinci el alışveriş sektörünü geliştirmek üzere satıcı-tüketiciler ile aracı platformlara yol gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çevrimiçi İkinci El Alışveriş, Sadakat, Satıcı-Tüketici, Netnografi, Derinlemesine Mülakat, Yapısal Eşitlik Modeli, Tüketici Davranışları
Akıllı bileklik ve saat kullanan tüketicilerin öz takip pratikleri çerçevesinde incelenmesi
Öz takip, kişiler kendi sağlık parametrelerini, fiziksel aktivitelerini veya davranışlarını izlemek ve kaydetmek amacıyla kullandıkları pratikleri içerir. Bireyler, genellikle akıllı bileklik ya da saat gibi teknolojik araçlarla kendilerine ait verileri takip ve analiz etmektedir. Fakat alan yazında öz takibin ve öz takip yapmayı sağlayan teknolojilerin tüketim ve tüketici davranışları çerçevesinde incelenmediği, ayrıca genel tüketici grubu yerine belirli bir gruba ait kullanıcıları ele aldığı fark edilmiştir. Dolayısıyla bu çalışmada herhangi bir topluluğun parçası olmadan akıllı bileklik ya da saat kullanarak öz takip yapan tüketicilerin gündelik pratikleri ve deneyimleri incelenmiştir. Yaşları 27 ile 54 arasında değişen 14 katılımcıdan yarı-yapılandırılmış görüşmelerle veri toplanmış ve elde edilen veri tematik analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda satın alma niyeti, veriyi anlamlandırmak, sosyal çevre, motivasyon ve kullanmayı bırakmak/yeniden satın almak olmak üzere beş ana tema tanımlanmıştır. Tartışma bölümünde öz takip yapmanın nedenleri ve veri yorumlama süreçleri gibi faktörler tartışılmıştır. Ayrıca öz takibin kullanıcılara sağladığı faydalar, benlik gelişimi üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Öz takibin farklı kimlik durumlarını tetikleyebildiği ve sosyal ve teknolojik belirlemecilik çerçevesinde incelendiği belirtilmiştir. Ayrıca, öz takibin kullanıcıları üretici ve tüketici konumuna soktuğu ve beden, yaşam ve sağlığın tüketilebilir nesnelere dönüştürüldüğü vurgulanmıştır. Sonuç kısmında ise gelecek araştırmalar ve mevcut araştırmanın katkıları ve sınırlılıkları değerlendirilmiştir.
Bireylerin tüketim tercihlerinde etkili olan sosyo-demografik faktörlerin belirlenmesi: Türkiye örneği
Günümüzde tüketim toplumlarının giderek çoğalması ve alışverişe olan tutku; toplumsal, dini, kültürel ve coğrafi sınırları aşarak küresel bir şekilde giderek artmaktadır. Literatürde yer alan tüketim ve tüketici davranışlarını etkileyen sosyo-demografik faktörler incelendiğinde, gelir, cinsiyet, yaş, eğitim, yerleşim yeri gibi boyutların ön plana çıktığı görülmektedir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de bireylerin ve toplulukların alışverişe yönelimleri sosyo-demografik faktörlere göre değişiklikler göstermektedir. Tüketim ve tüketici davranışlarının ortaya çıkardığı çeşitli sonuçlar söz konusudur. Yüksek tüketim düzeyindeki bireylerin mutluluklarının başlıca sebeplerinden biri alışveriş haline gelirken, düşük tüketim düzeyindeki bireylerin aynı tüketim seviyesine ulaşamamalarından kaynaklanan mutsuzluk duygusu ortaya çıkmaktadır. Dünyada ve Türkiye'de aşırı tüketimi engellemek adına çeşitli kampanyalar ve yasal düzenlemeler yapılmasına rağmen, yeterince başarı sağlanamamıştır. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı, Türkiye'de yaşayan bireylerin tüketim harcamalarını etkileyen sosyo-demografik ve ekonomik faktörlerin bireyin tüketim tercihleri üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada bu amaç kapsamında, bireylerin tüketim harcamalarını etkileyen faktörler öncelikle regresyon analizi ile araştırılmış, ardından tüketim harcamaları ile onu etkileyen faktörler arasındaki ilişkinin farklı tüketim harcama düzeylerinde değişip değişmediğini belirlemek amacıyla, kantil regresyon modeli tahmin edilmiştir. Son olarak, farklı harcama gruplarını etkileyen (12 alt grup) faktörlerin değişip değişmediğini belirlemek amacıyla tobit regresyon modelinden yararlanılmıştır.
Duygu analizi yönteminin pazarlama alanında kullanımına ilişkin çalışmaların değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı duygu analizi yöntemine İLİŞKİN LİTERATÜRDE YAPILAN ÇALIŞMALARIN ni inceleyerek, pazarlama alanındaki kullanım imkânlarını ortaya çıkarmaktadır. Çalışmada yapay zekâ araştırma yöntemleri içerisinde duygu analizi metodu incelenecek ve tüketici davranışlarını açıklamada yeterliliği tartışılacaktır. Pazarlama araştırmalarında alternatif yöntemlerin kullanımı son zamanlarda artış göstermiştir. Hem akademik hem de iş hayatında uzmanlar tüketici davranışlarını daha iyi anlayabilmek için istatistiki yöntemler ile birlikte nitel yöntemlere de yönelmektedirler. Diğer yandan, yapay zekâ ve endüstri 4.0 sistemi işletmelerin daha sistematik ve güncel veri toplamasına ve raporlamasına imkân sağlamaktadır. Bu noktada duygu analizi yöntemi de güncel olarak pazarlama alanında kullanımı artan önemli analiz yöntemlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, duygu analizinin kullanımı, araştırma alanlarına katkısı ve tüketici davranışlarını ne derece doğru tespit edebildiğinin anlaşılması önemli bir konudur.
Tüketici perspektifli sürdürülebilir tüketim çalışmalarının metin madenciliği ile analizi
Küresel çevresel krizin giderek arttığı dünyamızda sürdürülebilirlik kavramı son dönemlerin en önemli konularından biri haline gelmiştir. Sürdürülebilir olmayan üretim ve tüketim günümüzde insanlığı ve gelecek nesilleri tehdit eden en büyük unsurlardan birisidir. Çalışmanın amacı sürdürülebilir tüketim kavramını tüketici perspektifinden ele alan ulusal ve uluslararası yazındaki çalışmaları metin madenciliği yöntemi ile analiz etmektir. Metin madenciliği, çeşitli formatlardaki metinler aracılığıyla faydalı bilgilerin çıkarılmasında insan faaliyetlerini destekleyen teknolojik bir yaklaşım olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışmada 35 Türkçe ve 206 İngilizce makale metin madenciliği yöntemleri ile analiz edilmiştir. Böylelikle şimdiye kadar Dünya'da yapılmış olan tüketici yönlü sürdürülebilir tüketim çalışmalarına genel bir bakış sağlayarak tüketici değişkenlerinin tespit edilmesinin yanı sıra, literatürde eksik kalan yönlerin tamamlanması açısından da yol gösterici bir kaynak olacağı düşünülmektedir.
COVID 19'un aşırı tüketim ve plansız satınalma davranışına etkisi
İlgili literatürden anlaşıldığı üzere covid 19 döneminde tüketiciler daha çok kişisel bakım ürünleri, temizlik, yapı malzemeleri, hobi ve sağlıklı yaşam ürünlerine daha çok yönelmişlerdir. Tüketicilerde panik satın almalar artmış, seyahat ve tatil satın almalar azalmıştır. Tüketicilerde online alışverişe yönelim artmıştır. İnsanlar konser, eğlence vb toplu yerlere katılımı gerektiren hizmet satın almalardan bir müddet uzak durmuşlardır. Doğaya dönük aktivitelere katılımlar artmıştır. Covid 19'un tüketicilerin satın alma karar sürecini etkilediği, satın alma tutum ve davranışlarında değişikliklere neden olduğu, değişik alışveriş alışkanlık ve kültürü edindirdiği ortaya çıkmıştır. Covid 19 tüketicilerde satın almayı planlamadıkları ürünleri satın alma eğilimi göstermelerine neden olmaktadır. Bu tüketim alışkanlığının Covid 19 ile daha fazla arttığı ve aşırı tüketim alışkanlığını da tetiklediği anlaşılmaktadır. Stok korkusunun anlık satın almaları tetiklediği ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada covid 19'un Aşırı Tüketim Davranışına etkisi için 4 madde ve Plansız Satın Alma Davranışına etkisi için 6 madde olmak üzere iki faktörlü bir ölçek geliştirilmiş; geçerliliği ve güvenilirlik çalışmaları yapılmış ve doğrulanmıştır. Mezuniyet seviyesinin arttıkça Covid 19'un aşırı tüketim üzerinde etkili olduğuna dair görüşlere katılımın da arttığı görülmüştür. Covid 19 pandemisinin tüketicilerde belirli ürünlerde aşırı tüketime ve/veya plansız satın almaya neden olduğu, bunun belirli ürün gruplarına, ödeme araçlarına, alışveriş sıklığına göre farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Geliştirilen ölçeğin tamamının 0,838 güvenirlik katsayısına sahip olduğu belirlenmiştir. Doğrulayıcı Faktör Analizi sonuçların uyum iyiliği, faktör yük değerleri, geçerlilik, güvenirlik hususlarında uygun olduğu belirlenmiştir. Geliştirilen ölçeğin değişmezlik özelliğine sahip olduğu ve geniş kitlelerin kullanımına uygun olduğunu söylemek mümkündür. Hazırlanan ölçekte ters kodlanması gereken madde yoktur. Ölçek kullanımı konusunda ortalamalar üzerinden maddeler değerlendirilecek olup, toplam puan üzerinden değerlendirme yapılmayacaktır. Mevcut ölçeğin PLS sisteminde de kullanılması ve araştırmacılara bir örnek teşkil etmesi açısından ölçek 600 kişilik veriyle birlikte ayrıca Smart-PLS programı ile de test edilmiştir. Söz konusu program ile yapılan analiz sonucunda; Aşırı Tüketim boyutunun faktör yük değerlerinin 0,701-0,847 arasında olduğu, Plansız Satın Alma boyutunun faktör yük değerlerinin 0,662-0,810 arasında olduğu belirlenmiştir. Örneklemin normal dağıldığı, aşırı tüketim boyutunun Cronbach's Alpha= 0,769, rho_A=0,775 CR=0,853, AVE=0,593 olduğu, Plansız Satın Alma boyutunun Cronbach's Alpha= 0,822, rho_A=0,848, CR=0,868, AVE=0,525 olduğu belirlenmiştir. Ortaya çıkan güvenirlik ve geçerlilik değerleri sonucunda ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu söylenebilir. Plansız satın alma ile aşırı tüketim arasında 0,412 arasında ilişki bulunduğu belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda ölçek bir programda kullanılabilen güvenilir ve geçerli bir ölçek özelliği göstermektedir.
Dijital pazarlama çağında ınstagram fenomenlerinin tüketici satın alma davranışlarına etkisi
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte internet kullanıcısı sayıları ve bilgi paylaşımları da artmıştır. Pazarlama yöntemleri, gelişen teknoloji sayesinde yeni medya alanında kendini revize etmiştir. Pazarlama dünyasına yeni bir soluk getiren dijital pazarlama, işletmeler arasında yaygın bir şekilde tercih edilmektedir. Günümüzde mobil cihazlar insanların ayrılmaz bir parçası ve aksesuarı haline gelmiştir. Durumun farkında olan üretici markalar bu cihazlar sayesinde dijital pazarlama uygulamalarını kullanarak hedef müşterilerine daha hızlı ve kolay ulaşmaktadırlar. Dijital dünya sayesinde alışveriş kavramı da değişmiş ve online alışveriş çok sık bir şekilde kullanılmaya başlamıştır. Sosyal ağların sık kullanıldığı günümüzde bu alanlar üzerinden insanlara erişim oldukça kolaylaşmıştır. Sosyal medya pazarlama dijital pazarlamada, pazarlama dinamikleri arasında büyük bir öneme sahip olmayı başarmıştır. Bu pazarlama stratejisinde en büyük başarı sosyal medya fenomenlerine aittir. Araştırmanın amacı instagram fenomenlerinin sosyal medya pazarlaması kapsamında yaptıkları ürün/mal/hizmet reklamlarının instagram uygulaması üzerinde tüketicilerin satın alma niyetine etkisini araştırmaktır. Kaynak çekiciliği, güvenirliliği ve uzmanlığının reklama yönelik tutum ve satın alma niyeti üzerindeki etkisinin araştırılması ve reklama yönelik olan tutumların satın alma niyetine karşı etkisinin araştırılması yapılan çalışmanın amaçlarındandır. Bu tez çalışması fenomen pazarlama kapsamında instagram kullanıcıların bakış açısından yapılan nicel bir araştırmadır. Araştırma sonucu kaynak çekiciliğinin reklama yönelik tutumla aracılık etkisinin olduğunu ve satın alma niyetine etki ettiği sonucuna varılmıştır. Kaynak güvenirliliğini reklama yönelik tutumla aracılık etkisine sahip olmadığını fakat satın alma niyeti üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Kaynak uzmanlığının reklama yönelik tutuma etki ettiğini ve satın alma niyetine etki ettiği sonucuna varılmıştır. Aracı değişken olan reklama yönelik tutumun satın alma niyetine olumlu etkisi olduğu saptanmıştır. Kaynak çekiciliği ve uzmanlığının, güvenilirliğe göre satın alma niyeti ile daha ilişkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Dijital Pazarlama, Fenomen, Sosyal Medya, Fenomen Pazarlaması, İnstagram.
Kriz dönemlerinde (COVID-19 pandemisi) değişen satın alma davranışı- fiyat hassasiyeti ve algılanan kalite
31 Aralık 2019'da Çin'in Hubei eyaletine bağlı Wuhan kentinde ortaya çıkan COVID-19 kısa süre içerisinde tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Bunun sonucunda pandeminin ilan edilmesi ile birlikte getirilen kısıtlamalar panik satın alma davranışına yol açmış ve online alışverişlerde artış gözlemlenmiştir. Bir sağlık krizi olarak bu dönemde tüketiciler virüsün olumsuz etkilerinden korunmak ve karantina durumlarında ürün ulaşılabilirliğinin kısıtlanacağı düşüncesi ile belirli gıda ürünlerine yönelmişlerdir. Pandemi döneminde tüketiciler tarafından özellikle talebi artan gıda ürün grupları bağışıklık sistemini güçlendirmek adına meyve - sebze ve raf ömrünün uzun olması ve besleyicilik yönüyle bakliyat-makarna olmuştur. Geçmiş araştırmalara bakıldığında ise tüketicilerin satın alma sürecinde en önemli iki faktörün fiyat ve kalite olduğu ve aynı şekilde kriz dönemlerinde fiyat duyarlılığı ve gıda ürünlerinin algılanan kalitesinin tüketici tarafından arttığı tespit edilmiştir. Bu sebeple bu çalışmanın temel amacı COVID-19 döneminde tüketicilerin satın alma davranışlarının fiyat duyarlılığı ve algılanan kalite bağlamında iki gıda ürün grubu olan meyve-sebze ve bakliyat-makarna açısından değişim gösterip göstermediğini tespit etmektedir. Bu nedenle araştırma kapsamında çevrimiçi anket yöntemiyle 447 veri elde edilmiştir. Veriler frekans analizleri, tanımlayıcı istatistikler, faktör ve güvenilirlik analizleri, Student t Testi ve One-Way Anova Testi ile incelenmiştir. Bunun sonucunda COVID-19 döneminde tüketici davranışlarının iki gıda ürün grubu için fiyat duyarlılığı ve algılanan kalite bağlamında değiştiği sonucuna ulaşılmıştır.
COVID-19 pandemisinin tüketicilerin satınalma tutum ve davranışlarına etkileri
Küresel ölçekte sonuçları olan pandemi yaşamın tüm alanlarını etkilediği gibi tüketicilerin satın alma tutum ve davranışlarını da etkilemiştir. Pandeminin etkilerini ve bu etkilerin sonuçlarını anlamak, işletmeler, pazarlamacılar, iş dünyası ve kamu politika yapıcıları için mevcut tüketicileri korumak, yenilerini çekmek, stratejiler ve taktikler uygulamak için hayati önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasının amacı Covid-19 pandemisinin tüketicilerin satın alma tutum ve davranışları üzerinde ne tür etkileri olduğunu tespit etmektir. Covid-19 döneminde panik satın alma, online satın alma, tüketici satın alma bu davranışların ölçülmesine yönelik her birinin araştırıldığı çalışmalara rastlanmakla birlikte, hepsinin beraber değerlendirildiği bir çalışmaya rastlanmamaktadır. Tez çalışmasında söz konusu tüketici davranış ve satın alma biçimleri ile pandeminin alışveriş alışkanlıklarına ve kültürüne etkileri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışmada hem pandemide yaygınlaşan satın alma biçimlerinin beraber incelenmiş olması hem de bunların alışveriş alışkanlık ve kültüründe yaşanan etkiler ile geniş kapsamlı olarak araştırılması çalışmayı özgün kılmaktadır. Covid-19 pandemisinin tüketici satın alma davranışlarına etkilerini inceleyen çalışmalarda kullanılan ölçekler incelenmiş ve bu tez çalışmasında kullanılan ölçekler ile benzerlik ve farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Covid-19 Pandemisinin tüketicilerin satınalma tutum ve davranışlarına etkilerine ilişkin tüketicilerin tutumlarını ölçmeye yarayan hazır ölçek yer almaktadır. Bu çerçevede öncelikle Türkçe'ye uyarlanan ve 36 maddeden oluşan "bulaşma, tehlike, ekonomik ve sosyal sonuçlar, travmatik stres, yabancılara karşı çekince ve zorunlu kontrol" olmak üzere altı boyuta sahip Covid-19 Stres Ölçeğinden yararlanılmıştır. Daha sonra ise sonra beş maddeden oluşan "online satın alma ölçeğinden", yedi maddeden oluşan "panik satın alma ölçeğinden" ve son olarak 10 maddeden oluşan "tüketici satın alma ölçeğinden" yararlanılmıştır. Anketin ikinci kısmı ise Covid-19'un alışveriş alışkanlık ve kültürüne etkisini belirlemeye ilişkin 12 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. Bu bölümde ayrıca pandeminin tüketicilerin çeşitli mal ve hizmetleri satın alma tutum ve davranışlarına etkisine tutumlarını belirlemek üzere "arttırdı", "azalttı", "değiştirmedi" şeklinde ölçeklendirilen 42 adet soruya (ifadeye) yer verilmiştir. Son bölümde ise deneklerin demografik özelliklerini tespit etmeye yönelik sekiz adet çoktan seçmeli soru yer almaktadır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de Covid-19 pandemi döneminde alışveriş yapan tüketiciler oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında geçerli 1040 adet anket değerlendirilmeye alınmıştır. Anketler yüz yüze ve online ortamda karma yöntemle 2022 yılı Ocak-Nisan ayları arasında toplanmıştır. Analizler Smart-PLS ve SPSS (Statistical Package for Social Sciences) paket programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İlgili literatür incelemesinde pandemi döneminde panik satın alma, online satın alma, anlık satın alma, stoklama eğilimlerinin yaygınlaşması gibi önemli bulgulara erişilmiştir. Başka bir deyişle Covid-19 pandemi sürecinde online satın alma ve panik satın alma davranışlarının yaygınlaştığı, ayrıca pandeminin stokçuluk, iş ve normal yaşam alanının bulanıklaştığı, mağazaların eve geldiği, teknoloji kullanımının arttığı, bastırılan talepler, yeni hobiler veya yeteneklerin geliştirilmesi gibi sosyal yaşama dair birçok etkisi olduğuna ilişkin ipuçları yakalanmıştır. Tüketiciler daha çok salgın korkusu nedeniyle online alışverişe yönelmiş, online alışverişe konu olan ürün çeşitliliği artmıştır. Pandemi boyunca tüketicilerin sağlıklı gıdalara yönelik talepleri artmış, en çok satın alınan ürünler sırasıyla unlu mamuller, temizlik ve hijyen malzemeleri ve sağlık ürünleri şeklinde tespit edilmiştir. Satın almada etkili olan kriterler ise sırasıyla, fiyat, marka ve deneyimler olarak belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre eğitim seviyesi arttıkça Covid-19'un tehlikeli olduğu görüşü de artmaktadır. Gelir ve satın alma gücü azaldıkça yabancılara karşı çekinceler de artmaktadır. Panik satın alma kapsamında fiyat değişkeni en çok önemsenen satın alma kriteridir. Haftada iki kere ve 15 günde bir kere alışveriş mekânlarına giden tüketicilerin panik satın alma eğilimleri daha yüksektir. Pandemide alışverişlerini fiziksel mekânlarda yapan tüketiciler bulaş riskini daha olası görmekte; hastalığa karşı daha kontrolcü olan ve kendini daha fazla travmatik stres altında olduğunu hisseden tüketicilerde konut, ticari araç ve iki tekerlekli motorlu araç satın alma davranışlarının arttığı ortaya çıkmıştır. Pandemide organik ve yöresel ürünlere olan talebi artan tüketicilerin online satın alma eğilimlerinin yüksek olduğu ve hastalığa karşı kontrolcü davrandıkları, ambalajlı ürünleri tercih eden tüketicilerin ise yabancılara karşı çekincelerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen çıkarımlar küresel bir salgın sırasında tüketicilerin panik, online, anlık satın alma davranışları ve değişen alışveriş kültürleri hakkında literatüre katkıda bulunabilir. Çalışmada tüketici davranışlarını etkileyen faktörlerin pandemi sürecinde değerlendirilmesi ve pandeminin neden olduğu durumsal ve duygusal süreçlerin satın alma davranışlarına ne şeklide yansıdığı açıklanmıştır. Bu açıklama ve araştırma çıkarımlarının işletmelerin küresel kriz dönemlerinde tüketici davranışlarını anlama, yorumlama ve hızlı karar alma durumlarına katkı sağlaması olasıdır. Ayrıca kriz dönemlerine ilişkin tüketici satın alma davranışlarını incelemek isteyen araştırmacılar için bu çalışmadaki ölçekler ve ortaya çıkan bulgular ayrı bir bakış açısı sağlayabilir. Bu tür sağlık krizleri dönemlerinde ortaya çıkan tüketici satın alma tutum ve davranışlarına yönelik geliştirilmesi gereken stratejiler konusunda ileriki dönemlerde çalışmalar yapılabilir. Böylece işletmelerin kriz dönemlerinde satış ve pazarlama stratejilerini yenileme konusundaki tutumları ayrı bir çalışma konusu yapılabilir. Pandemi döneminde tüketicilerin satın aldıkları mal ve hizmetlerin tedarik zinciri, dağıtımı ve fiyatlandırılmaları gibi konularda tüketicilerin tutumları incelenebilir. Pandemi dönemlerinde merkezi otoritelerin ve işletmelerin panik ve ani satın almalar karşısında tüketicilere yönelik güven arttırıcı ne tür önlemler alınabileceğine ilişkin çalışmalar yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Tutum ölçeği, pandemi, tüketici, satın alma davranışı, panik satın alma, anlık satın alma, online alışveriş, alışveriş alışkanlık ve kültürü, Tekirdağ.
Tüketicilerin gösterişçi tüketim eğilimleri ve marka farkındalıklarının küresel marka tercihleri üzerindeki etkisi
Tüketim insanlığın oluşumundan bu yana var olan bir olgudur. İlkel zamanlarda insanlar temel istek ve ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüketim davranışında bulunurken, zamanla tüketim anlayışı değişmiş, insanların kendilerini diğer insanlara kanıtlamak amacıyla yaptığı bir eylem halini almıştır. Tüketiciler kendilerini diğerlerine olduğundan daha farklı göstermek amacıyla pahalı ve markalı ürünleri tercih edebilmektedirler. Markalı ürünler tüketicilerin gözünde pahalı ve kaliteli algısı yaratarak tüketicilerin satın alma tercihlerini etkileyebilmektedir. Tüketici ile bağ kurmanın en etkili yollarından birisi markalaşmak olduğu için, tüketicide oluşturulan marka farkındalığı önem arz etmektedir. Bu nedenle de işletmeler çeşitli stratejiler kullanarak tüketicilerde marka farkındalığı yaratmaya çalışmaktadır. Bir markanın küresel bir marka haline gelmesi kolay bir süreç olmadığından dolayı da özellikle küresel markalara sahip işletmelerin bu konuya hassasiyet göstermeleri gerekmektedir. Tüketicilerin küresel markaları tercih etme ve etmeme nedenleri çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir. Bu araştırmanın amacı da tüketicilerin gösterişçi tüketim eğilimleri ve marka farkındalıklarının küresel marka tercihleri üzerindeki etkisini ortaya çıkartmaktır. Araştırmanın örneklemini Hatay'ın İskenderun ilçesinde yaşayan 18 yaş üstü tüketiciler oluşturmaktadır. Araştırmada veriler yüz yüze anket tekniği kullanılarak toplanmış ve toplamda 402 anket formu faktör, korelasyon ve regresyon analizlerine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre, katılımcılar en fazla kıyafeti daha sonra sırasıyla teknolojik aletleri ve ayakkabıyı küresel marka olarak satın almaktadırlar. Küresel markayı tercih etmeyi marka bilinci ve gösterişçi tüketimin pahalılık boyutu olumlu, küresel markayı tercih etmemeyi ise pahalılık boyutu olumsuz, eşsizlik boyutu ise olumlu olarak etkilemektedir.
Z kuşağı tüketicilerin online alışverişinin planlı davranış teorisi kapsamında incelenmesi
Tüketiciler, kişisel tüketim veya ailenin toplu ihtiyaçlarını karşılamak için satın alan bireylerdir. Tüketici davranışı, bireylerin zaman, para, çaba gibi mevcut kaynaklarını farklı ürün tüketimine harcamak için nasıl karar verdikleri anlamına gelmektedir. Tüketim kavramı tüketicilerin ne satın aldıklarını, neden aldıklarını, ne zaman aldıklarını, nereden aldıklarını, ne sıklıkla aldıklarını ve ne sıklıkla kullandıklarını içermektedir. İnsanlar genellikle kalabalık ortamlarda kendilerini rahatsız hissetmektedirler. Ayrıca fiziksel alışverişin zaman alıcı olduğunu düşünmektedirler. Bu nedenle, online alışveriş zaman kazandırdığı için bir ayrıcalıktır. Online alışveriş, tüketicilerin internet üzerinden aracı bir hizmet olmaksızın bir satıcıdan doğrudan mal, hizmet vb. satın alma işlemidir. Online mağazalar genellikle günün her saati mevcuttur ve birçok tüketicinin hem işte hem de evde internet erişimi vardır. Bu yüzden online alışveriş yapmak çok uygundur. Planlı davranış teorisine göre eğer bireyler, hayatlarındaki önemli kişilerin belirli bir davranışı onaylayacağına inanırlarsa, o davranışa girişme olasılıkları daha yüksektir. Algılanan davranışsal kontrol, bireyin belirli bir davranışa katılmanın kolaylığı veya zorluğu hakkındaki yargısını ifade etmektedir. Z kuşağının online alışverişe yatkınlığı sebebiyle Z kuşağı tüketicilerinin online alışverişinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın amacı Z kuşağı tüketicilerinin online alışverişlerinin planlı davranış teorisi kapsamında incelenmesidir. Araştırmanın evrenini Z kuşağı tüketicileri örneklemini ise Mersin İlinde yaşayan Z kuşağı tüketicileri oluşturmaktadır. Veriler tesadüfü olmayan örnekleme yöntemlerinden biri olan kolayda örnekleme yöntemiyle 03.10.2022-07.11.2022 tarihleri arasında 524 kişiye yüz yüze anket yöntemi uygulanarak toplanmıştır. Elde edilen bu veriler SPSS 20.0 (Statistical Package for Social Sciences) ve AMOS 24.0 (Analysis of Moment Structures) paket programları kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu araştırmada tüketici davranışı, tüketici davranışını etkileyen faktörler, online satın alma sebepleri ve planlı davranış teorisi çalışılmıştır. Çalışma sonucunda; öznel norm, algılanan davranışsal kontrol ve online alışverişe karşı tutumun online alışveriş yapma niyetini; online alışveriş yapma niyetinin ve online alışverişe karşı tutumun ise online alışveriş yapma davranışını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir
Tüketici tercihlerinin davranışsal iktisat bağlamında incelenmesi: Erzurum mobilya alışverişleri örneği
Araştırmada Erzurum ilinde yaşayan bireylerin davranışsal iktisat kuramları bağlamında satın alma tercihlerini etkileme durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada davranışsal iktisat kurmalarından zihinsel muhasebe, batık maliyet hatası, sınırlı rasyonellik, çerçeveleme etkisi, bedavanın etkisi, sürü davranışı, tuzak etkisi yaklaşımlarının etkinliği incelenmiştir. Araştırmada araştırmacı tarafından hazırlanan 7 adet senaryo yer almakta olup, araştırmaya katılım gösteren tüketicilerin bu senaryoları değerlendirerek kendileri için karar olacak bir seçeneği işaretlemeleri istenmektedir. Araştırmanın evrenini Erzurum il merkezinde ikamet eden 18 yaşından büyük bireyler oluşturmaktadır. Araştırmada örnekleme dahil olma koşullarını sağlayan en 393 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın örnekleme hacmine ulaşılmasında kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu kullanılmıştır. Anket formu online anket platformunda hazırlanıp anket linki katılımcılara çeşitli iletişim kanalları (WhatsApp, e-posta, Messenger vb.) ile gönderilmiştir. Araştırmanın verileri %95 güven düzeyinde analiz edilmiştir.
X, Y ve Z kuşağı tüketicilerinin helal sertifikalı gıda ürünlerini satın alma niyetlerinin incelenmesi: Türkiye–Almanya karşılaştırması
Günümüzde Dünya üzerinde farklı din, dil, ırka sahip milyarlarca insan yaşamaktadır. Bu insanlar, din, dil, ırk gibi özelliklerle birlikte kuşak olarak da birbirlerinden ayrılmaktadır. Aynı zaman diliminde dünyaya gelmiş, benzer durumları tecrübe etmiş, dönemin büyük olaylarına şahit olmuş insan toplulukları kuşak kavramını oluşturmuştur. Kuşak olarak ayrılan insanlar, bir gruba dahil olmalarına rağmen tamamen aynı davranışları sergilediği söylenemez. Bu kuşak grupları farklı dine, cinsiyete, milliyete sahiptirler ve bu konularda birbirlerinden farklılaşmaktadır. Bilhassa din bakımından oluşan bu farklılıklar insanların tüketim davranışlarını da farklılaştırmaktadır. Müslümanlar her ne kadar farklı kuşaklara mensup olsalar da tüketim açısından Allah'ın emir ve yasaklarına uymak durumundadırlar. Müslümanların farklı inanıştaki ülkelere göç ederek Dünya geneline yayılması ve sayılarının gittikçe artması onları helal konusunda daha hassas hale getirmiştir. Özellikle gıda konusunda tüketiciler ürünlerin helalliğini sorgulamaya başlamışlardır. Bunun sonucunda helal ürün pazarları gelişim göstermiştir. Bu çalışmada, Türkiye ve Almanya'da yaşayan farklı kuşaklara mensup Türk tüketicilerin helal satın alma niyetlerine etkisi olan faktörler incelenmiştir. Bununla birlikte iki ülke arasında kuşak bazında farklılıklar incelenmiştir. R programı kullanılarak uygulanan Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile model testi, güvenilirlik analizi uygulanmıştır. Çalışma sonunda Türkiye ve Almanya'da yaşayan tüketicilerin dindardık düzeylerinin, algılanan davranışsal kontrollerinin, helal gıdaya yönelik tutumlarının, helal farkındalıklarının ve öznel normlarının helal gıda satın alma niyeti üzerinde pozitif ve yüksek derecede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye ve Almanya arasında kuşaklar bazında yapılan farklılık analizleri sonucunda Türkiye'deki X, Y ve Z kuşağı dindarlık, algılanan davranış kontrolü, öznel normlar ve satın alma niyeti bakımından Almanya'daki X, Y ve Z kuşağından farklılaştığı tespit edilmiştir. Helal farkındalık bakımından her iki ülkenin Y ve Z kuşakları farklılık gösterirken X kuşağında farklılık bulunamamıştır. Tutumlar incelendiğinde ise Türkiye'deki X ve Y kuşağı ile Almanya'daki X ve Y kuşağı farklılık gösterirken Z kuşağı bakımından farklılık bulunamamıştır. Anahtar Sözcükler: Helal gıda, Kuşaklar (X,Y ve Z), helal gıda satın alma niyeti, dindarlık, Türkiye, Almanya
Tüketicilerin kredi kartı ile fazla harcama davranışının davranışsal ekonomi yaklaşımı ile analizi
Bu araştırma, tüketicilerin kredi kartı ile fazla harcama ve borçlanma davranışının psikolojik duygusal, bilişsel ve davranışsal nedenlerini anlamak amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla, tüketicilerin kredi kartı ile fazla harcama davranışı davranışsal ekonomi yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın örneklemi kredi kartı kullanan 19-73 yaş arası 1145 katılımcıdan oluşmaktadır. Veri Türkiye'nin en büyük iki şehri olan İstanbul ve Ankara'da katılımcılardan anket yoluyla toplanmıştır. İstatistiksel analiz yöntemi olarak yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Analiz sonucunda, kredi kartı ile fazla harcama davranışının nedenlerini açıklayan kapsamlı bir model önerisinde bulunulmuştur. Araştırmanın sonuçları; tüketicilerin eylemlerinin gelecekteki sonuçlarını önemsemesinin, yaşam üzerinde hâkimiyet duygusunun, bütçe yönetimi becerisinin ve gelir yeterliği algısının kredi kartı ile fazla harcama davranışı üzerinde negatif etkisi olduğunu göstermektedir. Ayrıca sonuçlar, tüketicilerin risk tercihinin, kompülsif satın alma eğiliminin, sosyal statü tüketiminin, materyalist değerlerinin (mutluluk boyutu), kredi kartından etkilenme düzeyinin kredi kartı taksit tutumunun ve sahip oldukları kredi kartı sayısının kredi kartı ile fazla harcama davranışı üzerinde pozitif etkisi olduğunu göstermektedir. Gelir, eğitim ve yaş değişkenlerinin modeldeki ilişkiler üzerindeki etkileri kontrol edilmiştir. Analiz sonuçları teorik beklentileri desteklemiş ve ilk kez incelenen değişkenler ve ilişkiler için yeni bulgular sağlamıştır. Yaşam üzerinde hâkimiyet duygusu, gelir yeterliği algısı ve kredi kartı ile taksitli ödeme tutumunun kredi kartı ile fazla harcama davranışı üzerindeki etkileri ilk kez bu çalışmada incelenmiştir. Araştırma sonucunda, tüketicilere, politika yapıcılarına ve finansal kurumlara, tüketici refahını, finansal ve ekonomik istikrarı artırıcı önerilerde bulunulmuştur.
Ortaokul öğrencilerinin gıda güvenilirliği, sağlıklı beslenme bilgi, tutum ve davranışları ile kantinden gıda tüketim tercihlerinin incelenmesi
Gıda, fizyolojik ihtiyaçların başında gelmekte olup insan yaşamı için vazgeçilmezdir. Doğada bulunan tüm canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için gıdayı tedarik etmek ve beslenmek zorundadır. Özellikle gelişim çağında bulunan ortaokul öğrencileri için beslenme ayrı bir önem taşımakta ve bu dönemde beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasında okul vazgeçilmez bir rol oynamaktadır. Bu nedenle okullarda bulunan kantinlerde sunulan gıdaların güvenilir ve besleyici olması çok önemlidir. Bu araştırma; ortaokul öğrencilerinin gıda güvenilirliği ve sağlıklı beslenmeye ilişkin bilgi, tutum ve davranışları ile kantinlerden satın almayı tercih ettikleri gıdaları ve tüketim sıklıklarını saptamak amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini; Ankara il merkezi içerisinde yer alan Çankaya, Yenimahalle ve Altındağ ilçelerinde bulunan ortaokullarda 5, 6, 7 ve 8. sınıfta öğrenim gören 632 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; öğrencilerin demografik bilgilerinin yanı sıra, Besin Güvenliği Davranış Ölçeği, Beslenme Tutum Ölçeği ve Beslenme Davranış Ölçeği'nden oluşan araştırma formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler, sayı ve yüzde dağılımlar, ki-kare analizi, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu karşılaştırma testi (LSD) testi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerin sonuçlarına göre öğrencilerin gıda güvenilirliği davranışları cinsiyet ve sınıflar arasında anlamlı bir farklılık göstermektedir (p<0,05). Kızlar ile yedinci sınıf öğrencilerinin gıda güvenilirliği davranışları diğerlerine göre daha olumludur. Beslenme tutumları açısından bu farklılık yalnızca sınıflar arasında görülmektedir (p<0,05). Beşinci sınıfta öğrenim gören öğrencilerin sağlıklı beslenme tutumları diğerlerine göre daha olumludur. Öğrencilerin beslenme davranışları da cinsiyet ve sınıflar arasında anlamlı bir farklılık göstermektedir (p<0,05). Kızlar ile beşinci sınıfta öğrenim gören öğrencilerin sağlıklı beslenme davranışları diğerlerine göre daha olumludur. Kantinlerde satılan gıdalar ve öğrencilerin bu gıdaları tüketim sıklıkları incelendiğinde; sağlığa faydalı olan gıdaların kantinlerde satışının ve tüketiminin çok fazla olmadığı; sağlığa zararlı olan gıdaların satışı yasak olmasına rağmen kantinlerde satışının yapıldığı ancak tüketim sıklıklarının diğerlerine göre daha az olduğu; kantinlerde satışı şartlı uygun olan gıdaların ise kantinlerde en çok tüketilen/satılan ürün grubu olduğu görülmektedir. Su en sık tüketilen gıdaların başında gelmekte olup öğrencilerin sağlığa zararlı gıdaları tüketim sıklıkları sosyoekonomik düzey yükseldikçe azalmaktadır.
Tüketicilerin binek araç satın alma davranışlarında bilinç düzeylerinin incelenmesi
Tüketim, bir mal veya hizmetten maddi ve manevi ihtiyaç ya da isteklerin tatmini için yapılan bir eylem olarak tanımlanmakta olup bireylerin yaşamının merkezinde olan ve süreklilik arz eden bir süreçtir. Bireyler çevresel, kişisel ve sosyolojik birçok faktörü göz önünde bulundurarak ve kıyaslama yaparak tüketim tercihinde bulunurken, bilinç düzeyinin de bu seçimlerde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Bireylerin binek araç tercihleri de tüketimin önemli bir parçasını oluşturmakta ve tercih yaparken ekonomik ve çevresel birçok unsur göz önünde bulundurulabilmektedir. Diğer taraftan, yasal hakların bilincinde olmak da önemli bir unsurdur. Bu nedenle tüketicilerin binek araç seçiminde hangi faktörleri göz önünde bulundurdukları ve tüketici bilinç düzeyinin bu tercihi nasıl etkilediği konusunda bir çalışma yapma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu araştırmada, tüketicilerin binek araç satın alma davranışlarında bilinç düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmış ve bu amaç doğrultusunda katılımcıların; 18 yaş ve üzerinde olup mutlaka binek araç satın alma deneyimine sahip olması koşulu aranmıştır. Araştırmada, kartopu örnekleme yöntemi Google forms aracılığıyla kullanılmış, veriler çevrimiçi anket aracılığı ile toplanmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerin sonuçlarına göre; bireylerin araç tercihinde bulunurken, ekonomik faktörleri çevresel faktörlerden ön planda tuttuğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, çalışma kapsamında ortaya konulan önemli bulgulardan biri; tüketicilerin yarıya yakınının, çevreye daha zararlı olduğu bilinen ancak nispeten ekonomik olan dizel yakıt türüne sahip araç kullanıyor olmasıdır. Ayrıca tüketicilerin, manuel vitesli araç tercihi otomatik vitesli araçlardan daha fazladır. Elde edilen bir diğer sonuca göre, aynı özellik ve donanım ile benzer fiyata sahip araçlar arasında öncelik elektrikli ve hybrid araçlar yönündedir. Çalışmada tüketicilerin çevre bilinçli tüketim skorları ile "Satın alınacak binek aracın çevreye daha az zarar ve rahatsızlık veren yakıt, emisyon, ses vb. özelliklere sahip olmasına dikkat etme durumu" ve "Aynı özellik ve donanım ile benzer fiyata sahip araçlar arasında yakıt türü açısından öncelikli tercih" arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Tüketicilerin sade tüketim skorları ile toplumsal statü ve beğeni görmek amacıyla binek araç satın alma davranışı arasında da anlamlı ilişki mevcuttur.
Tüketici karar verme tarzları, dürtüsel davranış, materyalizm ve yaşam doyumu: Efsane Cuma örneği
İnsanlığın varlığı kadar eskiye dayanan tüketim olgusu, tarihsel süreçte insanoğlunun gelişip dönüşmesiyle birlikte "istek ve ihtiyaçların karşılanması" tanımının ötesinde konumlanarak bireylerin yaşamında belirleyici bir rol üstlenmektedir. Pek çok faaliyeti tüketim kapsamında gerçekleşmekte olan bireyin tüketime yönelik davranışlarını anlamak yaşamın sağlıklı yönetilebilmesi açısından önemlidir. Bu çalışma, tüketici davranışlarını etkileyen faktörlerden tüketici karar verme tarzları, dürtüsel davranış, materyalizm ve yaşam doyumu ile Amerika'da başlayıp tüm dünya ile birlikte ülkemizde de popüler hale gelen bir indirim kampanyası olan Efsane Cuma (Black Friday) arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma evreni Ticaret Bakanlığı merkez teşkilatı personelidir. Araştırma verileri katılımcıların demografik özellikleri ve 2020 yılı Efsane Cuma alışverişlerine yönelik sorularla birlikte Tüketici Karar Verme Tarzları Ölçeği, UPPS Dürtüsel Davranış Ölçeği, Materyalist Değerler Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeğini içeren araştırma formu aracılığıyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler (ortalama, standart sapma, minimum, maksimum, sıklık, yüzde ve birikimli yüzde), güvenirlik analizi (Cronbach's Alfa), fark analizi (Mann–Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri) ve ilişki analizi (Spearman korelasyon testi) uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, tüketici karar verme tarzları ve materyalizmin Efsane Cuma harcama tutarına göre farklılaştığı ancak dürtüsel davranış ve yaşam doyumunun Efsane Cuma harcama tutarlarına göre değişmediği sonucuna ulaşılmıştır. Tüketici karar verme tarzları ile materyalizm arasında; yaşam doyumu ile dürtüsel davranış ve materyalizm arasında anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Bununla birlikte, tüketici karar verme tarzları ile yaşam doyumu arasında, aynı zamanda da dürtüsel davranış ile materyalizm arasında anlamlı ilişki tespit edilmemiştir. Araştırmada ayrıca, tüketici karar verme tarzları, dürtüsel davranış, materyalizm ve yaşam doyumunun demografik değişkenlerden yaş, cinsiyet ve gelir düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, materyalizm yaşa göre farklılaşmakta; dürtüsel davranış, materyalizm ve yaşam doyumu cinsiyete göre farklılaşmaktadır. Diğer taraftan tüketici karar verme tarzları, dürtüsel davranış, materyalizm ve yaşam doyumu gelir düzeyine göre değişmemektedir.
Tüketicilerin küreselleşmeye ve küresel markalara yönelik tutumlarının incelenmesi: Sigortacılık sektöründe bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, küresel markaya yönelik tutum ve küreselleşmeye yönelik tutumun küresel marka satın alma niyeti üzerindeki doğrudan etkileriyle küresel marka güveninin bu ilişkideki aracılık rolünün incelenmesidir. Çalışmanın modeli test edilirken birincil veriden yararlanılmış, bu çerçevede Ankara'da yaşayan 200 bireysel tüketiciden anket aracılığıyla veri toplanmıştır. Çalışma kapsamında oluşturulan hipotezlerin test edilmesi amacıyla Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Aracılık ilişkisine yönelik hipotezlerin testi için ise Bootstraping yönteminden faydalanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, küresel markaya ve küreselleşmeye yönelik olumlu tutumun kara araçları kasko sigortası satın alma niyetini olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Ayrıca, küresel marka güveninin, küresel markaya yönelik tutumun küresel marka satın alma niyetine etkisine ve küreselleşmeye yönelik tutumun küresel marka satın alma niyetine etkisine aracılık ettiği tespit edilmiştir.
Televizyon reklamlarının ortaöğretim öğrencilerinin satın alma davranışları üzerindeki etkisi
Piyasaya sunulan ürün ve hizmet çeşitleri her geçen gün artmaktadır. Firmalar kendilerini tüketicilere fark ettirebilmek ve rakiplerinin önüne geçebilmek için pazarlama iletişimine önem vermektedirler. Reklam, en önemli pazarlama iletişimi araçlarından biridir. Önemi giderek daha da artmaktadır. Başlangıcı basit duvar afişlerine ve satıcıların bağırmalarına dayanan reklam, günümüzün gelişmiş tüm teknolojik araçlarını sonuna kadar kullanmaktadır. Teknoloji sayesinde insanlar, farkında olarak veya farkında olmadan çeşitli reklamlara maruz kalmaktadır.Televizyon, ilk bulunduğu andan günümüze gelinceye kadar, insan hayatının her alanına girmiş ve vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Televizyon hareketi, sesi, renk ve ışığı birleştirerek ilgi çekmekte; birden fazla duyuya hitap ettiği için etkisi fazla olmaktadır. Çok geniş kitleler ulaşma imkanının olması, hem görsel hem de işitsel mesajları aynı anda gönderme özelliğine sahip olması, televizyonu en önemli reklam araçlarından biri yapmıştır.Türkiye'de ortaöğretim genelde 14-18 yaş aralığını kapsar. Bu yaş grubu genç, dinamik, tüketmeyi seven, birbirini etkileyen ve etkilenen yaş grubudur. İşletmeler, televizyon reklamları sayesinde bu yaş grubuna satın alma konusunda etki etmeye çalışmaktadırlar.Araştırmada önce reklam, televizyon reklamları, tüketici davranışları konuları teorik açıdan değerlendirilmiştir. Sonrasında da televizyon reklamlarının ortaöğretim öğrencilerinin satın alma davranışları üzerindeki etkisini ölçmeye yönelik olarak bazı ortaöğretim okullarında anket uygulanmıştır.
Sosyal sorumluluk faaliyetlerinin marka bilinirliğine katkısı: Çevre konulu sosyal sorumluluk kampanyalarına yönelik bir araştırma
Sosyal sorumluluk, toplumun kalkınmasını ve toplum ile ilgili duyarlılığın oluşmasına yönelik sürdürülebilir bir gelişimin varlığını sağlayan bir kavram olarak ortaya çıkmaktadır. Toplumda yaşayan her bireyin topluma karşı yükümlülükleri olduğu gibi toplum içinde var olan ve yaşamını sürdüren her kurumun da topluma karşı sorumluluğu bulunmaktadır. İçinde yaşadığı toplumun sorunları ile ilgilenmek için çevre, eğitim, sağlık, kültür ve sanat gibi konularda kurumların gerçekleştirdikleri tüm uygulamalar, sosyal sorumluluk kavramının somut bir şekilde hayata geçmesini ve sorunlara çözüm bulmasını sağlamaktadır. Aynı zamanda kurumsal sosyal sorumluluk anlayışı, küreselleşen bir dünya ve rekabet ortamı içerisinde kurumların ayakta durmasını, rekabet edebilmesini sağlamak ve kurumların yarattıkları markaları, pazarda tanıtabilmek, tüketiciler ve diğer tüm paydaşlar tarafından markanın bilinirliğinin gerçekleşmesi açısından gerekli sayılmaktadır. Kurumsal sosyal sorumluluğun tarihsel gelişim süreci incelendiğinde de kavramın ortaya çıkmasından 20. Yüzyıla kadar olan dönemler içerisinde de kurumların tek amacını kar elde etmek oluştururken günümüzde bu amacın yerini toplumun sorunlarına karşı duyarlılık, tüketici ve diğer paydaşların markadan beklentilerine göre hareket etme, markanın olumlu imaja ve bilinirliğe sahip olması almaktadır. Bu bilgiler ışığında yapılan çalışma, kurumların gerçekleştirdikleri çevreye yönelik sosyal sorumluluk faaliyetlerinin marka bilinirliğine olan etkisinin ne derece olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde kurumsal sosyal sorumluluk kavramı teorik çerçevede ele alınıp, tanımı, tarihsel gelişimi, Türkiye'de kurumsal sosyal sorumluluğun algılanışı, kurumsal sosyal sorumluluk modelleri ve boyutları, sosyal sorumluluğun sağladığı avantajlar, neden olduğu dezavantajlar, kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımları ve kurumsal sosyal sorumluluğun halkla ilişkiler ile olan bağlantısı açıklanmaktadır. İkinci bölümde marka kavramı ve çalışmanın araştırma bölümünü oluşturan marka bilinirliği kavramları irdelenmiş, araştırmaya yer verilen üçüncü bölümde Avrupa yakasında bulunan üç büyük alış veriş merkezinde ki 400 tüketiciye hazırlanan anket çalışması uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, Tüketicilerin çevre hassasiyeti arttıkça çevre ile ilgili sosyal sorumluluk faaliyeti gösteren kurumların markaları ile ilgili bilinirlik düzeyi de artmaktadır. Marka bilinirliği düzeyi yüksek olsa bile tüketicilerin sosyal sorumluluk faaliyetlerine önem veren markaları tercih etme durumuna bakıldığı zaman satın alma tercih düzeyi çok yüksek çıkmamaktadır. Ayrıca araştırmaya katılanların pek çoğu markaların çevreci uygulamalara önem vermediğini belirtmektedir. Tüketicilerin pek çoğu kurumların sosyal sorumluluk faaliyetlerini inandırıcı bulmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Marka, Marka Bilinirliği