Turkish Accounting Standarts
146 theses under this subject heading
BOBİ FRS ve dönemsonu mali tablolarının BOBİ FRS'ye uygun hale getirilmesi: Örnek bir uygulama
İşletmeler gerçekleştirmiş oldukları mali karakterli işlemleri muhasebe kayıtlarına aktarmakta ve mali tablolar halinde özetleyerek ilgililere sunmaktadırlar. Muhasebe kayıtlarının tutulması ve mali tabloların hazırlanması belli kurallar dahilinde gerçekleşmektedir. Uygulanan bu kuralların ülkelere göre farklılık göstermesi yurt içindeki bir işletmenin mali tabloları ile yabancı işletmelerin mali tablolarının karşılaştırılmasını engellemektedir. Aynı zamanda yurtdışı yatırımcıların ve kredi kuruluşlarının işletmenin mali tablolarını yorumlamasını ve işletme ile ilgili karar almasını da zorlaştırmaktadır. Küreselleşme ile birlikte işletmelerin artık ülke sınırları dışında da faaliyet göstermesi ve çok uluslu işletmelerin sayısının artması ile birlikte muhasebede de ortak bir dil anlayışının gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu amaçla Uluslararası Muhasebe Standartları (UMS) ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) yayımlanmış ve bu standartlar birçok ülke tarafından benimsenerek uygulamaya konmuştur. Türkiye'de muhasebe uygulamaları VUK ve MSUGT çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bununla birlikte Türkiye UMS ve UFRS'yi Türkçeye çevirerek Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) ismi ile yayımlamıştır. Günümüzde muhasebe standartlarının hazırlanması ve yayımlanması yetkisi Kamu Gözetimi Kurumuna (KGK) verilmiştir. Günümüzde TMS/TFRS'lerin Kamu Yararını İlgilendiren Kuruluşlar (KAYİK) tarafından uygulanması zorunludur. Bağımsız denetime tabi olup KAYİK dışında kalan orta ve büyük boy işletmeler için ise Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) yayınlanmış ve 01.01.2018 tarihinden itibaren uygulamaya konmuştur. Buna göre bağımsız denetime tabi olup KAYİK kapsamında olmayan ve TMS/TFRS'yi uygulamayı tercih etmeyen işletmeler yıl sonlarında mali tablolarını BOBİ FRS'ye uygun hale getirmekte ve standartlara uygun olarak hazırlanmış olan mali tabloları bağımsız denetime tabi olmaktadır. Bu tez çalışması ile mali tabloların yıl sonlarında BOBİ FRS'ye dönüştürülmesine yönelik örnek bir uygulama ele alınarak uygulayıcılara yol göstermesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda uygulama bölümünde örnek bir işletmenin yıl sonu mali tablolarının standartlara uygun olarak hazırlanabilmesi için düzeltme kayıtları yapılmış, hesaplar BOBİ FRS'ye uygun olarak tekrar sınıflandırılmıştır. Sonuç olarak BOBİ FRS'ye uygun Finansal Durum Tablosu, Kar veya Zarar Tablosu, Özkaynak Değişim Tablosu ve Nakit Akış Tablosu hazırlanmıştır.
Dış ticaret işlemlerinin Türkiye Muhasebe Standartlarına göre muhasebeleştirilmesi ve bir uygulama
Küreselleşmenin hızla artması ülkeler arasında dış ticareti zorunlu hale getirmiştir. Tüm dünyada dış ticaret yapan işletme sayısı gün geçtikçe hızla artmaktadır. Çünkü insanlar ihtiyaçlarını karşılarken sadece kendi bulundukları şehir ya da ülkede değil farklı ülkelerden de alışveriş yapabilmektedir. Bu durum, ihracat ve ithalatta artışa neden olmaktadır. Bu artışın kayıt altına alınabilmesi için bilgi sistemlerinden yararlanılması gerekmektedir. Bu bilgi sistemleri arasında işletmelerin mali nitelikli işlemlerinin kayıt altına alınabilmesi ve gerçeğe uygun bilgi üretilebilmesi için muhasebe bilgi sisteminden yararlanılmalıdır. Çalışmanın amacı; dış ticaret yapan işletmelerin mali nitelikteki işlemlerinin Türkiye Muhasebe Standartlarına göre muhasebeleştirme işlemlerinin nasıl yapılması gerektiğini açıklamak olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda çalışma üç bölüm olarak tasarlanmıştır. Birinci bölümde dış ticaret kavramı, dış ticarette kullanılan belgeler, dış ticarette ödeme şekilleri ve dış ticarette teslim şekilleri konuları genel hatlarıyla açıklanmıştır. İkinci bölümde muhasebe standartlarının tanımı, dış ticarette önem arz eden standartlar, finansal raporlama standartlarına uygun hesap planı taslağı ve bu taslakta yer alarak dış ticaret işlemlerinde kullanılan hesaplar incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise uygulama örneği olarak dikkate alınan A İşletmesi'nin ithalat ve ihracat işlemleri Türkiye Muhasebe Standartları dikkate alınarak Kamu Gözetimi Kurumu tarafından oluşturulan finansal raporlama standartlarına uygun hesap planı taslağındaki hesaplar aracılığıyla muhasebeleştirilmiştir.
Borçlanma maliyetleri
Globalleşme, ülkelerarası yapılan ticarette ülkeleri, mali tablolarının eşit kriterlerle karşılaştırılıp, raporlanarak aynı dili konuşmaya yönlendirmiştir. Farklı ülkelerde oluşturulan finansal raporların benzer şekilde yorumlanabilmesi ve uluslararası ölçekte geçerli olacak ortak muhasebe uygulamalarının geliştrilmesi adına birçok önemli çalışma yapılmıştır.Uluslararası muhasebe standartlarıyla tam uyum içinde olan Türkiye Muhasebe Standartlarının etkin ve geniş bir kesimde kullanılmaya başlaması, Avrupa Birliği uyum çalışmaları açısından da büyük önem arz etmektedir. Uluslarası Muhasebe Standartları ve Uluslarası Finansal Raporlama Standartlarının, 6102 Sayılı Türk Ticaret kanunuyla birlikte, Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları olarak kabul edilmesi sonucunda değerleme (ölçümleme) sadece vergi ile düzenlenen hükümler olmaktan çıkarılmıştır.Türkiye Finansal Raporlama Standartları ve Türkiye Muhasebe Standartları Temmuz 2012 itibariyle yürürlüğe girmiş ve Ocak 2013 itibariyle Türk Ticaret Kanununa (TTK) göre tüm işletmeler açısından kullanımı zorunlu hale getirilmiştir. Bu gelişme, 2013 tarihi itibariyle finans kuruluşları hariç tüm işletmelerde değerleme ile ilgili yeni düzenlemeler getirecek ve uygulamada önemli farklılıklar yaratacaktırBu çalışmada, 2000'li yıllarda uygulama başlanmış Türkiye (Uluslararası) Muhasebe Standartlarından biri olan 23 nolu borçlanma maliyetleri standardı, Türk Vergi Mevzuatındaki ve Sermaye Piyasası Kurulu içindeki yeri ve muhasebeleştirilmesi konusu ele alınmıştır. Borçlanma maliyetlerinin muhasebeleştirilmesinde kullanılan iki yöntem (gider olarak yazılması ve aktifleştirilmesi) örnek uygulamalar ile açıklanmıştır. Ayrıca Borçlanma Maliyetlerinin ilgili olduğu TMS 2-Stoklar, TMS 16- Maddi Duran Varlıklar, TMS 17-Kiralama İşlemleri, TMS 21-Kur Değişimleri Standartlarına da yer verilmiştir.
21 no'lu Türkiye Muhasebe Standardı kapsamında kur farklarının muhasebeleştirilmesi ve finansal tabloların çevrilmesine ilişkin uygulama
Küreselleşmeyle birlikte ülkeler arasındaki sınırlar ortadan kalkmış, işletmelerin yaptıkları ticari faaliyetler artmıştır. Bu gelişmeler sonucu kaliteli, anlaşılabilir ve ortak bir muhasebe bilgisine ihtiyaç duyulmuş, her işletmenin farklı uyguladığı muhasebe politikaları ve bu politikalara göre hazırladıkları finansal tabloların uluslararası kabul görmüş standartlara dayanılarak hazırlanması gerekmiştir. Bu amaçla dünyada Uluslararası Finansal Raporlama Standartları oluşturulmuş, Türkiye de bu standartları uygulamayı kabul etmiştir. 2013 yılından itibaren muhasebe kayıtları, Türkiye Finansal Raporlama Standartları'na göre tutulacaktır. 21 nolu Türkiye Muhasebe Standardı, geçiş yapılacak bu standartlar arasında önemli bir yer tutmaktadır.1983 yılında yayınlanan döviz kuru değişimlerinin finansal tablolara etkileri ile ilgili IAS 21 standardı, 1993 yılından itibaren çeşitli değişiklikler görerek günümüze kadar gelmiştir. Türkiye'de TMS 21 adını alan Kur Değişim Etkileri Standardı 31.12.2005 tarihinde yayınlanmış olup, kur değişimlerinin muhasebeleştirilmesi konusunda atılmış önemli bir adımdır. Uluslararası faaliyetlerin ve yabancı sermaye hareketlerinin giderek artması dövize dayalı işlemlerin, dolayısıyla kur farklarının artmasına neden olmuş, bu bağlamda TMS 21'in de önemi artmıştır.
TMS19 çalışanlara sağlanan faydalar standardının yasal mevzuat açısından incelenmesi ve bir uygulama örneği
Maliyet muhasebesinin önemli bir kalemini oluşturan personel maliyetlerinin, muhasebeleştirilmesi, tam ve gerçeğe uygun bir şekilde mali tablolara yansıtılması işletme yönetimi ve mali tablolar üzerinde yatırım kararı verecek olanlar için son derece önemlidir. Ekonomik faaliyetlerin çeşitlenmesi, sermayenin küreselleşmesi tam, gerçeğe uygun ve şeffaf mali tablolara olan ihtiyacı daha çok artırmıştır. Ancak, ülkelerin çalışanlarla ilgili mevzuatları ile muhasebe sistemlerinin farklı olması, bu ihtiyacı daha çok önemli kılmış ve ortak standartlar konusu gündeme gelmiştir. Uluslar arası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları bu ihtiyaç üzerine oluşturulan standartlardır. Bu çerçevede çalışanlara sağlanan faydaların muhasebeleştirme ilkelerini UMS 19 ortaya koymuştur. Bu çalışmanın konusunu oluşturan TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar Standardı ise UMS 19? un birebir çevirisi niteliğindedir. Ülkemiz muhasebe sistemini uluslar arası muhasebe ve finansal raporlama sistemine uyumlaştırmak amacıyla Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu, şimdiki adıyla, Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, Uluslar arası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartlarının birebir çevirisini yaparak uyumlaştırmada önemli bir adım atarak Türkiye Muhasebe Standartlar ile Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını yayınlamıştır. Bu standartların her biri değişik tarihlerde İMKB?de işlem gören şirketlerde uygulanmaya başlanmıştır. TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar Standardı ise 2006 tarihinden beri yürürlüktedir.Bu çalışmanın konusu olan ?TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar Standardı? işletmeler için çok önemli bir maliyet kalemi olan çalışan maliyetlerinin muhasebeleştirme esaslarını ortaya koymaktadır. TMS 19, çalışanlara sağlanan faydaları; kısa vadeli faydalar, işten ayrılma sonrası sağlanan faydalar, diğer uzun vadeli faydalar ve işten çıkarma tazminatları olarak dört gruba ayırmıştır.Bu çalışmada TMS 19 Çalışanlara Sağlanın Faydalar Standardının ülkemiz mevzuatı çerçevesinde uygulanabilirliği saptanmaya çalışılmıştır. Öncellikle, Ülkemiz mevzuatı ile TMS 19 literatür araştırmasıyla ortaya konulmuş, karşılaştırmalar yapılmış son olarak örnek uygulamayla benzer ve çelişen yönler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, TMS 19, çalışan haklarını, geleneksel muhasebe yöntemden farklı olarak daha geniş bir çerçevede kavramsallaştırmıştır. Ayrıca, TMS 19, çalışanlara sağlanan kısa vadeli faydalar açısından ülkemizdeki mevzuatla uyumlu olmakla birlikte, uzun vadeli faydalar bakımından, kimi farklılıklar göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Çalışanlara Sağlanan Faydalar, Türkiye MuhasebeStandartları, TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar Standardı.
Türkiye Muhasebe Standardı 11 inşaat sözleşmeleri kapsamında inşaat taahhüt işlemlerinin muhasebeleştirilmesi, raporlanması ve uygulama örneği
İnşaat işletmeleri için yıllara yaygın inşaat taahhüt işlerinde dönem kârı veya zararı ile maliyetlerin doğru tespit edilmesi ve ilgili oldukları hesap dönemlerine aktarılması çok önemlidir. Yıllara yaygın inşaat taahhüt işlerinin muhasebeleştirilmesinde ülkemizde kullanılan yöntem tamamlanma yöntemidir. Bu yöntemde, inşaat işinin kârının veya zararının, gelirinin, maliyetinin tespit edilebilmesi için işin tamamının yapılması gerekir. İş tamamlandıktan sonra kâr veya zarar ortaya çıkmaktadır. Bir diğer yöntem olan tamamlanma oranı (yüzdesi) yöntemi ise Türkiye Muhasebe Standardı 11'in İnşaat Sözleşmeleri Standardının kabul ettiği yöntemdir. Tamamlanma oranı yöntemi, bir inşaat işi yıllara yaygın olarak başladığında farklı hesap dönemleri oluşturduğunu ve dönemsellik ilkesine uyulması gerekliliğini gösterir. Bu yöntemde muhasebeleştirme yapılırken işin tamamlanma oranına göre gelir ve maliyetler kayıt edilir ve hangi dönemde gerçekleştilerse o hesap dönemlerine aktarılır. Böylelikle finansal tablolar güvenilir olur, kullanıcıların daha doğru ve güvenilir bilgilere ulaşması da sağlanmış olur. Anahtar Kelimeler: 1. ĠnĢaat 2. ĠnĢaat Muhasebesi 3. ĠnĢaat SözleĢmeleri 4. MuhasebeleĢtirme 5. Raporlama.
Vergi Usul Kanunu ile Türkiye muhasebe standartları açısından değerleme esaslarının karşılaştırılması ve uygulama örneği
Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64 ve 88'inci madde hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişiler gerek ticari defterlerini tutarken, gerek münferit ve konsolide finansal tablolarını düzenlerken Türkiye Muhasebe Standartlarına Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına ve kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara aynen uymak ve bunları uygulamak zorundadırlar. Bu kapsamda her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle mal varlığı durumunu, Türkiye Muhasebe Standartlarına ve Türk Ticaret Kanununun 88'inci madde hükümlerine göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişimi defterlerden izlenebilmelidir. Bu çalışmada Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Vergi Usul Kanunu değerleme yaklaşımı ile ele alınmıştır. VUK değerleme hükümleri bilanço kalemlerinin bütününü aktif ve pasifiyle değerlemeye tabi tutan ve sistematiğe dayanan bir yaklaşımdır. Bu çerçevede VUK ve TMS değerleme genel esasları ve değerleme ölçüleri ele alınmış ve açıklanmıştır. Çalışmanın izleyen bölümlerinde Maddi duran varlıklar, maddi olmayan duran varlıklar, stoklar, menkul kıymetler, iştirakler, alacaklar ve borçlar, kasa ve finansal kiralamaların değerlemesi ve muhasebe işlemleri örnek uygulamalar ve muhasebe kayıtları ile anlatılmıştır.
Anonim şirketlerde bağımsız denetim
Yeni Türk Ticaret Kanunu ile sermaye şirketleri denetime tabi tutulmuştur. Buna göre her yıl Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen ölçütler içinde kalan sermaye şirketleri denetlenecektir. Denetim bağımsız denetçiler tarafından yapılacaktır. Denetimin kapsamı hem uygunluk hem de faaliyet denetimini kapsayan finansal tablo denetimidir. Bu bağlamda sermaye şirketlerinin bilanço, gelir tablosu, nakit akış tablosu ve özkaynak değişim tablosu ile dipnotlarından oluşan finansal tablo seti yıllık faaliyet raporu ile birlikte denetlenecektir. Finansal tablo setinin tabi olduğu standartlar Türkiye Muhasebe Standartlarıdır. Denetim ise Türkiye Denetim Standartlarına Göre Yapılacaktır. Ülkemizde gerek bu standartların yayınlanmasından gerekse denetimin kalitesinden sorumlu gözetim kurumu Kamu Gözetim Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumudur. Bağımsız denetçilerin yetkilendirilmesi de aynı kurumun görev alanına girmektedir. Tez çalışması sermaye şirketlerinin denetimine getirilen yasal düzenlemeyi, anonim şirketler kapsamında incelemektedir. Anahtar kelimeler: Muhasebe, Denetim, Anonim Şirket
Mali kârdan ticari kâra geçiş uygulamasında kayıt ve raporlama düzeni
Küreselleşeme ile işletmeler tarafından hazırlanmış olan finansal tabloların tüm finansal tablo kullanıcıları için ortak bir anlam ifade etmesinin önemi her geçen gün biraz daha artmaktadır. Dolayısıyla finansal raporlaman birliğini sağlamak amacıyla "Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu" tarafından yayınlanmış olan finansal raporlama standartları, birçok ülke tarafından benimsenmiş ve uygulanmaktadır. Ülkemiz açısından baktığımızda gerek Avrupa Birliği Kriterlerine uyum için olsun, gerekse de uluslararası anlamda finansal raporlama birliğini sağlamak amacıyla olsun bu standartlar "Türkiye Muhasebe Standartları" adı altında Türkçe' ye çevrilerek yürürlüğe konmuştur. Şuan ülkemizde beli büyüklükteki şirketlerin kullanmakta olduğu bu standartlar, önümüzdeki yıllar da bütün işletmeler tarafından kullanılacağını ön görmekteyiz. Ülkemizde TMS/TFRS standartları ile benimsenmiş olan finansal raporlama sistemi arasında önemli farklılıklar mevcuttur. Ülkemiz vergi mevzuatına göre hazırlanmış olan finansal tablolar, TMS/TFRS kapsamında yeniden hazırlandığı zaman her iki uygulama açısından çok farklı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Vergi yasalarına göre hazırlanmış finansal tablolar vergi etkisini ön plana çıkarırken TMS/TFRS hükümlerince hazırlanan finansal tablolar işletmenin gerçek finansal durumunu ve finansal yapısını sunmayı ön planda tutmuştur. Bu çalışmanın amacı, ticari kâr ile mali kâr farkının nasıl oluştuğunu açıklamaktır. VUK ve TMS/TFRS uygulamaları açısından incelenen finansal tablo kalemleri her iki uygulama için ayrı başlıklar altında ele alınarak gerekli olan açıklamalar yapılmıştır. Son bölümde uygulama çalışması yapılarak VUK ve TMS/TFRS farklılıklarını gösteren bilanço ve gelir tablosu hazırlanarak konunun pekiştirilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkiye Muhasebe Standartları, Değerleme, Değerleme Yöntemleri, Ertelenmiş Vergi, Ticari Kâr ve Mali Kâr, Vergi Usul Kanunu, Raporlama
Türkiye Muhasebe Standartlarına göre ertelenmiş vergi uygulaması
Globalleşme, finansal piyasaların ve yönetiminin gelişmesi, uluslararası şirketlerin giderek artması ve bununla doğru orantılı olarak sermaye piyasalarının gelişip büyümesi, daha doğru, daha güvenilir ve karşılaştırılabilir mali tablolo ve analizlerin hazırlanması ihtiyacını oluşturmuş ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları'nın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ulusal ve uluslar arası işletmeler finansal tablolarını Uluslararası Finansal Raporlama ve Muhasebe Standartları yer alan kurallara göre hazırlayarak rekabet güçlerini artırmaktadırlar. Dünyada yer alan ülkeler Ulusal ve uluslar arası işletmelerden kendi vergi yasalarının koyduğu kurallar çerçevesinde elde edilen gelir üzerinden vergi almaktadırlar. Uluslararası Finansal Raporlama ve Muhasebe Standartlarının finansal raporlama ve kayıt kurallarını ortaya koyarken, vergi düzenlemeleri de vergi kurallarını ortaya koymaktadır. Uluslararası Finansal Raporlama ve Muhasebe Standartlarının amaçları ile vergi kurallarının amaçlarının farklı olması, isletmelerin kazançları üzerinden hesapladıkları vergilerin raporlanmasında etkili olmaktadır. Vergi kurallarına göre belirlenen devlete ödenecek vergi ile muhasebe Standartlarına göre belirlenen vergi giderinin aynı anda finansal tablolara yansıtılabilmesi, ancak ertelenmiş vergilerin finansal raporlanması ile mümkün olmaktadır. Anahtar kelimeler: Muhasebe ve denetimi, IFRS,Bağımsız denetim.
TMS 20 kapsamında yatırım teşviklerinin muhasebeleştirilmesi
Küreselleşmenin ekonomiyi de kuşatması sonucunda yatırımlar artık ülke sınırlarını aşarak etki alanını arttırmıştır. Yatırımcıların gittiği ülkelerde hem yeni yatırımlar yapması hem de var olan yatırımlara ortak olmaları bir takım suistimallerin de ortaya çıkmasına neden olmuştur. Uluslararası finansal raporlamaların ve muhasebe sistemlerinin kurulması bu suiistimallerin önlenmesi ya da en azından azaltılmasını hedeflemiştir. Ülkemizde de bu bağlamda Türkiye Muhasebe Standartları geliştirilerek global sisteme uygun hale getirilmiştir. Türkiye Muhasebe Standartlarının (TMS) yatırım ve teşviklere ayrı bir başlık olarak değinmesi mevcuttaki durumun önemine de işaret etmektedir. Zaten sınırlı olan kaynakların daha çok gelir elde edilecek ve daha fazla istihdam sağlayacak alanlara kaydırılması konusunda teşvikler önemli yer tutmaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde teşvik sisteminin uygulanması zaruridir. Türkiye de teşvikler konusunda pek çok yasa çıkarılmış ve zamanın şartlarına göre değişiklikler yaparak günümüze kadar gelmiştir. Bu çalışma ile yatırım çeşitleri, teşvik ve türleri ile etkinliği ele alınmış olup, birkaç örnek uygulama ile TMS 20 kapsamındaki mevzuat hakkında bilgi verilmiştir.
Canlı varlıkların TMS-41 kapsamında tek düzen hesap planında muhasebeleştirilmesi
Tarımsal faaliyetler, bazı özellikleri dikkate alındığında diğer mal ve hizmet üretimi etkinliklerinden ayrılır. Genel bir bakış ile tarımsal faaliyetler de mal üretimi sonucunu doğuran ekonomik etkinliklerdir ancak elde edilen ürünler toplumun beslenmesi gibi yaşamsal bir işlevi gerçekleştirir. Tarım, yapılış teknik ve yöntemleri değişmiş olsa bile bütün zamanlar için toplumun gerçekleştirmek zorunda olduğu üretim alanıdır. Vazgeçilmez olma niteliğini gelecek zamanlarda da koruyacaktır. Günümüz dünyasında, özellikle gelişmiş ülkelerde tarım, modern araç-gereç ve yöntemlerle, büyük üretim organizasyonları tarafından ve pazar için çok büyük miktarlarda üretim yapılan bir sektördür.2000'li yıllardan sonra ülkemizde de tarımsal faaliyetlere büyük işletmelerin ve sermaye gruplarının yatırım yaptıkları görülmektedir. Küçük aile işletmelerinin yanında modern tarım işletmeleri ortaya çıkmaya devam etmektedir. Tarım işletmelerinin diğer sorunlarının yanında muhasebe sorunu da vardır. Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde tarımsal muhasebe sorununun nasıl ortaya çıktığı ve çözümü geniş olarak tartışılacaktır. Tarım işletmelerinin muhasebe sorunu küreselleşme olgusunun varlığı dikkate alınarak çözümlenmeye çalışılmış ve muhasebe ile ilgili uluslararası kurumlar tarafından oluşturulan muhasebe standartları bu işletmelerde de uygulanmaya başlanmıştır. Çalışmamızda, TMS-41 Tarımsal Faaliyetler Standardını, ülkemizde var olan Tekdüzen Hesap Planını kullanarak bir hayvancılık işletmesinin tarımsal üretimine uygulayıp ortaya çıkan sonuçları değerlendireceğiz. Uygulamamızda, akademisyenlerce Tekdüzen Hesap Planına eklenmesi önerilen hesap grupları ve bu gruplar içerisindeki hesaplar öneri olmanın ötesine taşınmış, profesyonel muhasebe programı olan Zenom Programına bu hesap grupları eklenmiş etlik kuzu üreten işletmenin yevmiye kayıtları eklenme yapılmış Tekdüzen Hesap Planı ile yapılmış, yevmiye defteri ve defteri kebir oluşturulmuştur. Bize göre, TMS-41 Standardı Tekdüzen Hesap Planının alternatifi değildir. Bu durum diğer Türkiye Muhasebe-Finansal Raporlama Standartları içinde geçerlidir. Yapılması gereken mevcut hesap planına standartlara uygun hesapların eklenmesi ve vergi kanunlarında gerekli değişikliklerin yapılmasıdır. Anahtar Kelimeler: Tarım Muhasebesi, Canlı Varlıklar, TMS 4 , Küçükbaş Hayvanlar
Atık geri dönüşümünde üretim maliyetlerinin incelenmesi: Bir kâğıt üretim tesisinde uygulama
Günümüz ekonomisinde hızla değişen rekabet koşulları birim üretim maliyetlerini her geçen gün daha da önemli hale getirmektedir. Birçok sektörde olduğu gibi atık kâğıt geri dönüşüm sektöründe de birim maliyetlerin hızlı, güvenilir ve doğru şekilde hesaplanması işletme yöneticilerinin verecekleri kararlar açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; Ege Bölgesinde faaliyet gösteren bir atık kâğıt geri dönüşüm tesisinin bir mali takvim yılında katlandığı üretim maliyetlerinin Kapsamına Göre Maliyet Yöntemleri ve TMS-2 Stoklar Standardı kapsamında birim üretim maliyetlerinin her bir yönteme göre hesaplanarak karşılaştırılmasıdır. Çalışmada üretim maliyetleri türlerine göre sınıflandırılacak, dönem içerisinde yapılması gereken yevmiye kayıtları gösterilecek, yöntemler doğrultusunda oluşan gelir tabloları karşılaştırılacak, Vergi Usul Kanunu ile Standartların öngördüğü iki farklı yöntem arasındaki uygulama farklılığı nedeniyle ortaya çıkan geçici fark ve ertelenmiş vergi kavramları ile muhasebe kayıtlarına yer verilecektir.
Muhasebe standartlarına göre stokların ve satışların bağımsız denetimi
Türkiye' de bağımsız denetime tabi olan firmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Ülkemizde bağımsız denetime tabi olan tüm şirketlerin finansal tablolarının raporlanmasında Türkiye Muhasebe Standartları/ Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS)' nı dikkate almaları gereklidir. İşletmenin varlıklarında önemli bir yere sahip olan Stok ve işletmelerin karıyla doğrudan ilişkili olan Satış hesapları işletme dışındaki bilgi kullanıcıları ve işletme yönetimi açısından da önemli bir yere sahiptir. Globalleşen dünyamızda uluslar arası firmaların bilgi kullanıcılarının ulaşmak istedikleri bilgilere kolay ulaşması ve anlaşılabilir olması için Uluslar arası Finansal Raporlama standartları(UFRS) ile tek düzelik sağlanmaya çalışılmıştır. Böylelikle firmaların uluslar arası alanda rekabet edebilmesi kolaylaşmıştır. İşletmelerin bilgi kullanıcılarına doğru bilgi verebilmesi için, işletme yönetimin finansal tablolarda stokları TMS 2 stoklar açısından uygulamada ne gibi etkileri olduğunu kapsamlı şekilde inceleyerek ve denetiminin yapılırken finansal tablolarda nelere dikkat edileceğini açıkça ele alınmıştır. Bu çalışmada, stokların yanı sıra satış hesaplarının TFRS 15 müşteri Sözleşmelerinden Hasılat standardında düzenlenen hususlar doğrultusunda finansal tablolara nasıl raporlanacağını ayrıca finansal tabloların denetiminde nelere dikkat edilmesi gerektiği incelenmiştir.
Finansal raporlama standartları açısından konsolidasyon ve holding işletmesinde örnek bir uygulama
Muhasebe, sermaye piyasası ve muhasebe sisteminden sağlanan bilgilerin, diğer kullanıcıların beklediği fonksiyonu yerine getirebilmelidir. Ayrıca, işletme faaliyetlerine ilişkin sağlıklı bilgi aktarması da gereklidir. Bunun için de muhasebe, belirli standartlara göre hazırlanarak, belirli formlardaki finansal tablo ve raporları ilgililere ulaştırmalıdır. Konsolide finansal tablolar da, birden fazla işletmeye ait finansal tabloların birleştirilmesidir. Grup dışındaki ortaklıklar finansal tabloların konsolidasyonuna dahil edilmemekte bu ortaklıklar farklı yöntemlerle değerlendirilmektedirler. Yani konsolidasyona dahil edilmeyen grup dışındaki ortaklıklar, bireysel finansal tablolarını düzenlemektedir. Türkiye'de konsolidasyon pek benimsenen bir uygulama olmamakla birlikte, bağımsız denetime tabi şirketlerde zorunlu hale getirilmeye çalışılmıştır. Konsolidasyonun uygulanması ile ana şirket ve bağlı şirketler tek bir çatı altında toplanarak daha düzenli, anlaşılır bilgi akışı sağlanması amaçlanmaktadır.
TMS 37 karşılıklar, koşullu borçlar ve koşullu varlıklar standardı ile Türk Ticaret Kanunu ve vergi kanunlarının karşılaştırılması ve Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerde uygulaması
Yatırımcının, bir işletmenin durumu ve performansı hakkında bilgi sahibi olabileceği tek unsur, finansal tablolardır. Ancak yerel muhasebe uygulamalarının bilinmesinin ve anlaşılmasının zorluğundan dolayı finansal tabloların belirli standartlara göre hazırlanması gerekliliği oldukça önem kazanmıştır. Bu nedenle Dünya'da, Uluslararası Muhasebe Standartları (UMS)'nın uygulanmasına yönelik istek ve zorunluluk gün geçtikçe artmaktadır. Türkiye'de de yabancı sermayenin ve borsa işlemlerinin artış göstermesi sebebiyle Uluslararası Muhasebe Standartlarıyla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartları önemli hale gelmiştir. Bu önemlilik kapsamında yapılan bu çalışmada, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarından biri olan 37 No'lu Karşılıklar, Koşullu Borçlar ve Koşullu Varlıklar standardı incelenmiştir. İlk olarak standardın ayrıntılı olarak incelemesi yapılmıştır. Bu incelemelerden sonra, TMS 37 kapsamında yapılan işlemlerin Türk Ticaret Kanunu ve Türk Vergi Kanunları ile karşılaştırılması yapılmış ve Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerde TMS 37 standardının uygulanması analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda işletmelerin TMS 37 standardını ne şekilde ele aldığı ve TMS 37'de geçen hangi karşılıklar, koşullu borçlar ve koşullu varlıkları rapor ettikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Karşılıklar, Koşullu Borçlar, Koşullu Varlıklar,
TMS 11 inşaat sözleşmeleri ve TMS 18 hasılat standartlarının, TFRS 15 müşteri sözleşmelerinden hasılat standardı ile karşılaştırılarak değerlendirilmesi
Finansal tablolar incelenirken üzerinde durulan en önemli kalemlerden birisi net dönem karıdır. Net dönem karı bir sonuç hesabıdır ve en önemli bileşeni de hiç şüphesiz ki hasılattır. Dolayısıyla, hasılata ilişkin muhasebe politikaları şirketin performansının sunumu ve değerlendirilmesi anlamında önem taşımaktadır. Hasılat, farklı standartlara göre farklı şekillerde hesaplanmıştır. TMS 11 İnşaat Sözleşmeleri, inşaat sözleşmelerine ilişkin gelir ve maliyetlerle ilgili muhasebe uygulamasının açıklanması ile ilgilidir. TMS 18 Hasılat; Mal satışları, hizmet sunumları ve işletme varlıklarının başkaları tarafından kullanılmasından sağlanan faiz, isim hakkı ve temettüler ile ilgili işlem ve olaylardan kaynaklanan hasılatın muhasebeleştirilmesinde uygulanmaktadır. 28 Mayıs 2014 tarihinde yayımlanan "TFRS 15 Müşterilerle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat Standardı" hasılat kavramına mevcut TMS 11 ve TMS 18'den farklı bir bakış açısı getirmektedir. Hasılatın kazanılmasını edim yükümlülüğünün gerçekleştirilmesine bağlayan standart, bu koşulun zamanın belirli bir noktasında veya zaman süresince olmak üzere iki farklı şekilde gerçekleştirilebileceğini belirtmektedir. Ayrıca standart, hasılatın ne zaman ve ne tutarda muhasebeleştirileceğini belirlemek için, müşteriyle yapılan sözleşmeye dayalı ve kontrolün transferine odaklanan beş aşamalı bir model içermektedir. Standardın bir diğer önemli noktası ise hasılat kayıtlarında gerçeğe uygun değer kavramı yerine "işlem fiyatını" dikkate almasıdır. Bu çalışmanın amacı; TMS 11 ve TMS 18 Hasılat standartlarının ilgili örneklerle açıklanarak, yeni hasılat standardı TFRS 15 Müşterilerle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat standardının örneklerle açıklanarak aradaki temel benzerlik ve farkların açıklanmasını sağlamaktır. Çalışmanın hazırlanmasında literatür taraması yapılmış, TFRS 15 Müşterilerle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat standardı" hasılat kavramına mevcut TMS 11 ve TMS 18'den farklı muhasebeleştirme ilkeleri getirmiş olduğu ilgili örneklerle açıklanmıştır. TFRS 15 Müşterilerle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat standardı uygulayacak işletmelerin bu konuda bilgi sahibi olmaları, standardın uygulanması açısından faydalı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Hasılat, TMS 11, TMS 18, TFRS 15
VUK ve TMS/TFRS çerçevesinde işletmelerde ticari alacaklar ve ticari borçların değerlemesi ve bir uygulama
Günümüzde hızla gelişen piyasa koşullarında işletmelerin işlem hacimlerinin önemli ölçüde artması, ticari alacak ve ticari borçların finansal tablolar üzerindeki etki ve önemini de artırmaktadır. Ticari alacak ve ticari borçların tahsil edilememe veya ödenememe olasılıklarını da bünyelerinde barındırmaları ise ticari alacak ve ticari borçların değerlemesi işlemini de önemli kılmaktadır. Küreselleşmenin hayatın her alanına etki ettiği gibi ticari hayat üzerinde de hızlı bir şekilde etkisini göstermesi, işletmelerin küresel faaliyetlere katılabilmesi ve uyum sağlayabilmesi için kullanacakları ortak bir finansal raporlama dili ihtiyacını da beraberinde getirmiştir. Bu durum, Uluslararası Muhasebe Standartlarının oluşumunu ve gelişimini sağlayan temel unsur olmuştur. Uluslararası Muhasebe Standartları'nın bir çevirisi mahiyetinde olan Türkiye Muhasebe Standartları ise finansal araçların değerlemesi için Vergi Usul Kanunu'ndan farklı değerleme ölçüleri belirlemiştir. Finansal araçlar kapsamında yer alan, işletmelerin ticari alacak ve ticari borçlarının değerlemesi işleminde Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları/Türkiye Finansal Raporlama Standartları arasında uygulama farklılığı bulunmaktadır. Bu farklılığın sebebi Vergi Usul Kanunu'nun değerleme işlemine ilişkin düzenlemelerinde vergi matrahının doğru bir şekilde hesaplanmasının sağlanması amaçlanmışken, Türkiye Muhasebe Standartları/Türkiye Finansal Raporlama Standartları'nın değerleme işlemine ilişkin düzenlemelerinde asıl amaç vergi matrahının doğru bir şekilde hesaplanması olmayıp, işletmelerin finansal durumlarının gerçeğe en uygun bir şekilde işletmelerin finansal tablolarında gösterilmesinin amaçlanmış olmasıdır. İşletmelerin ticari alacak ve ticari borçlarının Vergi Usul Kanunu uyarınca değerlemesi işlemi, doğrudan doğruya vergi matrahını etkilediğinden vergi matrahının doğru bir şekilde hesaplanması açısından önemlidir. Ticari alacak ve ticari borçların değerlemesine ilişkin olarak işletmeler tarafından Vergi Usul Kanunu'nda yer alan şartların sağlanması ve değerleme işleminin doğru bir şekilde yapılması durumunda, işletmelerin vergi yükünü azaltabilme imkânı bulunması, söz konusu değerleme işleminin önemini artırmaktadır. Aynı şekilde işletmelerin finansal tablolarında yer alan ticari alacak ve ticari borçlarının finansal tablo kullanıcılarının kararlarını önemli ölçüde etkilediği göz önüne alındığında ticari alacak ve ticari borçların Türkiye Muhasebe Standartları/Türkiye Finansal Raporlama Standartları uyarınca değerlemesi işlemi de son derece önem arz etmektedir. Çalışmamızda işletmelerin ticari alacak ve ticari borçlarının değerlemesi işlemi Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları/Türkiye Finansal Raporlama Standartları kapsamında ayrı ayrı ele alınmış, uygulama farklılıklarına değinilmiş, uygulama farklılıklarının vergisel sonuçları ortaya konulmuş ve bir takım açıklamalara yer verilmiştir. Ayrıca ticari alacak ve ticari borçların değerlemesindeki farklılıkların minimum seviyeye indirilmesi ve uluslararası standartlara uyum sağlanması adına Vergi Usul Kanununda yapılacak yasal düzenlemeler ile değerlemede uluslararası standartların yakalanabileceği belirtilmiştir.
Değerleme olgusu ve maddi duran varlıkların Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları açısından değerlemesi
Küreselleşme ile dünyamız adeta küçük bir köy haline gelmiş, mobilite hızlanmıştır. Bu anlamda sermaye küresel anlamda yayılmış, uluslararası ortaklıklar, ticaret ilişkileri, uluslararası finansman olağan olgular haline gelmiştir. Sermayenin bu denli uluslarası hale gelmesiyle, çeşitli güvence mekanizmalarına ve hizmetlerine ihtiyaç duyulmuştur. Yatırımcılar, kredi verenler yatırım yaptıkları veya kredi sağladıkları şirketlerin mali durumlarından emin olmak ve bu suretle vermiş oldukları kredileri veya yatırım yaptıkları kuruluşların mali tablolarına ihtiyaç duymaktadırlar. Mali tablolar ülkelerin kendi iç mevzuatları çerçevesinde hazırlanmış olmaları sebebiyle uluslarası mecrada bu tablolara ihtiyaç duyan kişilerin ihtiyaçlarına tam anlamıyla cevap verememektedir. Bu durumun giderilmesi amacıyla Uluslarası Muhasebe Standartları (UMS) ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) yayınlanmış ve bu bilgilere ihtiyaç duyan bütün herkesin anlayabileceği adeta ortak bir dil oluşturulmuştur. Bahsi geçen bu Standartlar Türkçeye çevrilerek Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) oluşturulmuştur. Güvence hizmetinin tam anlamıyla yerine getirilmesi açısından finansal tabloların hazırlanmasına ve gerekli muhasebe kayırlarının yapılmasında değerlemenin doğru yapılması en elzem hususlardandır. Çalışmamızda Vergi Usul Kanunu (VUK) ve TMS'nin değerleme kavramına nasıl yaklaştığı, VUK ve TMS açısından maddi duran varlıkların değerlemesinin nasıl yapıldığı, aralarındaki farklar ve VUK'un TMS'ye yakınsama olanakları ele alınmaya çalışılmıştır. Finansal tabloların gerçeği yansıtması ancak doğru değerleme esaslarının uygulanması ile mümkün olacaktır. Bu durum hem VUK hem de TMS için geçerlidir.
Finansal tablolarda finansal varlıkların değerlemesi: Vergi Usul Kanunu ve Türkiye muhasebe standartları açısından karşılaştırılması
Bu çalışmada "TMS 32 Sunum Standardı", "TMS 39 Muhasebe ve Ölçme Standardı", "IFRS 7, IFRS 9 Açıklama Standardı" kapsamında olan finansal araçlarda finansal varlıklar konusu incelendi. Ölçme, sınıflandırma, değerleme ve muhasebeleştirme bakımından finansal varlıklardaki farklılıkların, Türk Vergi Usul Kanunu ve TMS/TFRS'ye dayanarak muhasebe kayıtları aracılığıyla açıklanması hedeflenmiştir. Finansal tablolardaki, finansal varlıklar, Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları arasındaki farklılıklar ve değerleme kavramları açısından ele alınmıştır. İşletmelerin faaliyetlerine ilişkin işlemlerinin finansal tablolardaki güvenirliliği ve karşılaştırılabilirliğini artıracağı etkisiyle "Finansal Varlıkların Değerlemesi" kapsamında varlıkların, işletmelerdeki sunumunun, etkinliklerinin, verimliliklerinin, ölçme biçimleri incelenmiştir.
Finansal tablolarda maddi duran varlıkların değerlemesi: Vergi Usul Kanunu ve Türkiye muhasebe standartları açısından karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, Maddi Duran Varlıkların değerlenmesi konusunda Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları arasındaki farklı ve benzer yönleri ve nedenlerini ortaya koymaktır. İşletmelerin faaliyet alanı ne olursa olsun, maddi duran varlıkları bilançolarında önemli bir yere sahiptir. Tekdüzen hesap planında 25 nolu grupta yer alan, Arazi ve Arsalar, Yeraltı ve Yer Üstü Düzenleri, Binalar, Makine ve Cihazlar, Taşıtlar, Demirbaşlar, Diğer Maddi Duran Varlıklar, Yapılmakta Olan Yatırımlar, Verilen Avanslar kalemleri incelenmiştir. Çalışmada, Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartlarına göre, maddi duran varlıklar, özel tükenmeye tabi maddi duran varlık kalemleri için karşılaştırmalar yapılmıştır. Her iki uygulama arasında Maddi Duran Varlık uygulamalarındaki farklılıklar saptanmıştır. Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları uygulamaları arasında amortisman yöntemlerinde ortaya çıkan farklılıkların nedeninin, her iki uygulamanın düzenlenme amacının birbirinden farklı olmasından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Dış ticaret ve döviz kazandırıcı hizmetlerin muhasebeleştirilmesinin Türk vergi mevzuatı ve Türkiye muhasebe standartları kapsamında incelenmesi
Uluslararası ticarette rekabet edebilmek için, her ülkenin işletmelerinin uluslararası muhasebe standartlarına uyumluluğu önemlilik arz etmektedir. Finansal tablo ve raporlamalar uluslararası standartlara uygun olduğu takdirde pazar payı artırılabilir ve yabancı yatırımcı o ülkeye yönelebilir. Bu çalışmada; dış ticaret ve döviz kazandırıcı hizmetlerin, Türk vergi mevzuatına göre incelenmesinin yanı sıra dış ticaretin ve döviz kazandırıcı hizmetlerin, Türkiye Muhasebe Standartları'na göre incelenmesi ve uygulamalar, dış ticaretin ve döviz kazandırıcı hizmetlerin, Türk vergi mevzuatı uyarınca raporlanması ile Tekdüzen Hesap Planı ile Türkiye Muhasebe Standartları arasındaki farklılıklar yer almaktadır. Ayrıca, dış ticaret ve döviz kazandırıcı hizmetlerde, işlemlerin kayıt altına alınmasına yönelik muhasebe kayıt ve teknikleri örnek uygulamalar yapılarak değerlendirilmiş, böylece ülkemizde faaliyet gösteren dış ticaret sektöründeki tüm işletmelerin ve yabancı yatırımcıların, mali tablolarının daha şeffaf, gerçekçi ve uluslararası platformda mukayese edilebilir olması ve güven verebilmesi için, Türkiye Muhasebe Standartları'na göre hazırlanması gereği vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, Döviz Kazandırıcı Hizmet, Muhasebe Standartları, Türk Vergi Mevzuatı, TMS 2, TMS 11, TMS 12, TMS 18, TMS 20, TMS 21, TMS 23, TMS 27, TMS 28.
İştirak yatırımlarının finansal tablolarda raporlanmasının uluslararası finansal raporlama standartları, büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardı, vergi usul kanunu ve Türk ticaret kanunu kapsamında incelenmesi
Günümüzde hem ulusal hem de uluslararası düzeyde artan rekabet ortamı işletmelerin; karlılıklarını artırmak, risklerini dağıtmak ve diğer işletmelerin yönetimine katılmak gibi nedenlerle sermaye yatırımlarında bulunmalarına neden olmaktadır. Bu yatırımlardan en yaygın olanlardan birisi iştirak yatırımlarıdır. İştirak yatırımlarının muhasebeleştirilmesi, finansal tablolarda raporlanması ve bu alanda uluslararası standartlara uyumun sağlanması önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma dahilinde iştirak yatırımlarının finansal tablolarda raporlanması, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları, BOBİ FRS, Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında incelenmiştir.
Madencilik sektöründe arama, geliştirme ve üretim faaliyetlerinin vergi usul kanunu ve Türkiye finansal raporlama standartları açısından incelenmesi
Tarih öncesi çağlardaki taş devirleri sonrasından bugüne değin tüm gelişim aşamalarında itici güç olarak yerini almış olan doğal yeraltı kaynakları, yani ezici çoğunlukla madenler; tarih boyunca tüm uygarlıklar ve devletlerce, bir yandan diğer devletler nezdinde üstünlük sağlamak, öte yandan da çağın ve coğrafyanın gerekliliklerine göre araç-gereç yaparak gelişim sağlamak amacıyla yer altından çıkartılmış ve işlenerek gündelik hayattaki yerini almıştır. Dünya üzerindeki maden yoğun ülkelerin maden çeşitliliği haritalarına bakıldığında, bu bakımından çok zengin olan Türkiye, rezerv bakımından da kimi elementler bakımından dünyada sayılı ülkeler arasında olma özelliği taşır. Buna rağmen, özellikle Cumhuriyet'in ilk yıllarında bir devlet politikası olarak yapılan madencilik sektörü yatırımları, 1950'li yıllara doğru azalarak neredeyse sıfır düzeyine gerilemiştir. Bu durum, ülkemizde varolan yer altı kaynaklarının yeterince açığa çıkarılamamasına yol açmış, kamu sektöründeki yatırımların azalması ve özel sektöre de gerekli teşviklerin sunulmaması nedeniyle de, sektörün, ekonomik alanda etkisiz bir role bürünmesine neden olmuştur. Son yıllarda ülkemizdeki kimi teşvik unsurlarının yanında, uluslararası ve yerli yatırımcıların da kayda değer girişimlerde bulunduğu madencilik sektörü, hakettiği konuma ulaşma yolunda ilerlemekte olup ciddi başlangıç yatırımları gerektirdiğiyse, sektör verileri göz önünde bulundurulduğunda, aşikârdır. Bu yatırımların, ilgili ulusal ve uluslararası vergi mevzuatlarınca sistematik olarak maliyet perspektifi bakımından kayıt altına alınması ve raporlanması ise, sektörün geleceği bakımından önem arz etmektedir. Bu çalışmada, madencilik sektöründeki farklı aşamalara işaret eden araştırma, geliştirme ve üretim faaliyetlerinin Vergi Usul Kanunu özelinde Türk Vergi Mevzuatı ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (IFRS) açılarından incelenmesine yer verilmeye çalışılmıştır. Mevzuatî ve sektörel-ekonomik bilgi ve verilerin sonrasındaysa uygulama örnekleri ile söz konusu faaliyetlerin incelenmesinin "Vergi Usul Kanunu"nda ve "Uluslararası Finansal Raporlama Standartları"nda nasıl bir incelemeye tabii tutulduğu, iki metodoloji arasındaki değişik kayıtlama ve yöntemleri göz önünde bulundurularak aradaki farkların yorumlanması ve madencilik sektörü faaliyetlerinin maliyetlendirilmesinde ve finansal raporlanmasında uygulamaya dönük bilimsel boşlukların doldurulması amaçlanmaktadır. Çalışma süreci boyunca, çalışma konusuna ilişkin detaylı akademik ve sektörel çalışmaya ender oranda rastlanması ise dikkat çekmiştir. Çalışmada, madencilik ve maden işletmeciliğine ilişkin bir maden sahasının ilgili araştırma, geliştirme ve üretim faaliyetlerine ilişkin mevzuat genel hatlarıyla incelenmiş, Türk Vergi Mevzuatı ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları düzenlemelerine ait uygulama örneklerine yer verilmeye çalışılmıştır.