Turkish Accounting Standarts
115 theses under this subject heading
Maddi duran varlıklarda değerleme ve raporlama: TMS/TFRS ve Vergi Usul Kanunu'ndaki düzenlemelerin karşılaştırılması
Bu çalışmanın konusu, işletmelerin toplam varlıkları içerisinde önemli bir paya sahip olan maddi duran varlıkların değerlemesi ve raporlanmasına ilişkin Vergi Usul Kanunu (VUK) ve Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) düzenlemelerinin karşılaştırılmasıdır. VUK kapsamındaki değerleme yaklaşımlarının vergi kanunlarına göre şekillenmesine karşın, TMS/TFRS bu konuya daha dikkatli yaklaşmaktadır. Ölçümleme ve raporlama yapılırken gerçeğe uygun şekilde sunum ve ihtiyaca uygunluk kriterlerini göz önünde bulundurmaktadır. Çalışmanın temel amacı VUK ve TMS/TFRS açısından değerleme ölçütlerinin esaslarının ortaya konulmasıdır. Birinci bölümde, değer kavramının tanımı ve diğer disiplinlerle tarihsel süreç içerisindeki bağlamı incelenip, VUK ve TMS/TFRS'de değerleme yaklaşımları ve değerleme ölçütleri açıklanmıştır. Standartlar kapsamında ele alınan gerçeğe uygun değer üzerine açıklamalar yapılmıştır. İkinci bölümde maddi duran varlıkların genel tanımı yapılmakla beraber, maddi duran varlıkların değerleme ve raporlanması VUK ve TMS/TFRS düzenlemeleri çerçevesinde incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise maddi duran varlıkların değerlemesi ve raporlanması, VUK ve TMS/TFRS uygulamaları kapsamında karşılaştırılmıştır.
Türkiye Muhasebe-Finansal Raporlama Standartları'na göre finansal araçların muhasebeleştirilmesi
İşletme bilançolarında büyük tutarlarda yer alması nedeniyle finansal araçlar son dönemde büyük önem kazanmıştır. Finansal araçların büyük tutarlarda olması işletmelerin bu araçları nasıl muhasebeleştireceği konusunu gündeme getirmiştir. Finansal araçların muhasebeleştirilmesi işletmeler ve diğer karar vericiler (yatırımcılar, kreditörler, devlet vb.) açısından büyük önem taşımaktadır. Çalışmada Türkiye Muhasebe-Finansal Raporlama Standartları'na göre finansal araçlar muhasebeleştirilmektedir. Finansal varlıklar ayrıntılı olarak açıklanmakta ve finansal borçlar üzerinde durulmamaktadır. Ayrıca Türkiye'de finansal araçlarla ilgili yasal düzenlemelerdeki farklılıklar ve VUK ve TMS uygulamalarının finansal tablolara etkisi açıklanmaktadır. Türkiye Muhasebe-Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS)'nda, finansal araçlarla ilgili TMS/IAS 32 Finansal Araçlar: Sunum, TMS/IAS 39 Finansal Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme, TFRS/IFRS 7 Finansal Araçlar: Açıklamalar ve TFRS/IFRS 9 Finansal Araçlar standartları bulunmaktadır. Türkiye Muhasebe Standardı 32; finansal araçların finansal varlık, finansal borç ve özkaynak araçları olarak sınıflandırılması ve finansal varlık ve borçların netleştirilmesine ilişkin ilkeleri belirlemektedir. Ayrıca Türkiye Muhasebe Standardı 39 finansal varlık ve borçların muhasebeleştirilmesine yönelik ilkeleri belirlemektedir. TMS 32 ve TMS 39 dünyada karmaşık ve anlaşılması güç muhasebe standartları olarak görülmektedir.
MSUGT, BOBİ FRS ve TMS/TFRS'nin ölçme/değerleme ve raporlama esaslarına göre analizi
İşletmelerin farklı ülkelerde faaliyet göstermesi, muhasebe uygulamalarının da bulunduğu ülke mevzuatlarına göre hazırlanması sonucunu ortaya çıkarmıştır. Farklı mevzuatlara göre hazırlanan muhasebe sistemleri ve finansal tablolar, finansal tablo kullanıcılarının, işletmelerin finansal performanslarını karşılaştırılmasını güçleştirmektedir. Bu durum yayımlanan uluslararası finansal raporlama standartları ile bütün dünyada ülke uygulamalarında yeknesaklığı sağlanması, Kobiler için de özel bazı çalışmaların yapılması ihtiyacını ortaya çıkartmıştır. Kobiler için, ihtiyaçlarına uygun, tam setin genel yapısından ayrılmadan onlara özgün daha yalın bir standart yayımlanması ihtiyacı gündeme gelmiştir. Bu doğrultuda KGK tarafından 2014 yılında yerel finansal raporlama standardı çıkarılması için çalışmalara başlamış, yapılan bu çalışmalar 2017 yılında sonuçlanmıştır. 29 Temmuz 2017 tarihli 30138 sayılı resmi gazetede Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS), AB 34 numaralı direktifiyle uyumlu bir şekilde hazırlanarak 01.01.2018 tarihinden itibaren uygulamaya konulmuştur. Bu çalışmanın amacı, Muhasebede yer alan ölçme/değerleme ve raporlama uygulamalarının Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği (MSUGT), Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ve Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) açısından karşılaştırmalı olarak inceleyip uygulamada oluşabilecek benzerliklerin ve farklılıkların varlığını ortaya koymaktır.
Maddi olmayan duran varlıkların finansal performansa etkisi: Borsa İstanbul teknoloji şirketlerinde bir uygulama
Günümüzde bilgi ekonomisi ile birlikte maddi olmayan duran varlıklar önem kazanmaya başlamıştır. Maddi olmayan duran varlıklar; fiziksel bir varlık özelliği taşımayan, belirlenebilir, kontrol edilebilir ve gelecekte ekonomik yarar sağlayan iktisadi kıymetlerdir. İşletmelerin varlıkları içerisinde maddi olmayan duran varlıkların ağırlığı giderek artmakta ve işletmelerin gelişmesi açısından önemli yer tutmaktadırlar. Aynı zamanda maddi olmayan duran varlıkların kayıt, değerleme ve raporlaması ile şirketlerin finansal performansını nasıl etkilediği önemli bir konudur. Bu çalışmada; maddi olmayan duran varlıklarla ilgili genel bilgiler verilmiş, entelektüel sermaye arasındaki fark belirtilmiş, maddi olmayan duran varlıkların kayıt, değerleme, raporlamasının nasıl yapıldığı ve Borsa İstanbul'da işlem gören, Teknoloji (XUTEK) endeksinde yer alan 14 adet teknoloji ve bilişim şirketlerinin maddi olmayan duran varlıklılarının finansal performansı araştırılmıştır. Finansal performanslarının belirlenmesi için finansal oranlar belirlenmiş ve bu oranlar hesaplanarak TOPSIS (İdeal Çözüme Benzerlik Bakımından Sıralama Performansı Tekniği) yönteminde uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, şirketlerin finansal performans sıralamasına göre şirketlerin maddi olmayan duran varlık devir hızı, karlılık ve büyüme oranları yüksek çıkanlar gerek duran varlıklar gerekse varlıklar içerisinde maddi olmayan duran varlık ağırlık oranı yüksek olan şirketler, ilgili yılın en iyi finansal performans gösteren şirketleri olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Maddi Olmayan Duran Varlık, TMS (Türkiye Muhasebe Standartları) 38, TOPSIS (İdeal Çözüme Benzerlik Bakımından Sıralama Performansı Tekniği), Finansal Performans, Borsa İstanbul Teknoloji Şirketleri.
İştirak ve iş ortaklığı yatırımlarının TMS 28, TFRS 11 ve TFRS 12 kapsamında muhasebelestirilmesi ve MSUGT ile karşılaştırılarak temel finansal tablolarda sunumu
İşletmeler ellerindeki likidite fazlasını diğer işletmelerde değerlendirerek gelir elde edebilirler. İşletme diğer işletmeye borç vererek veya öz kaynağına katkıda bulunarak diğer işletmeye yatırım yapar. Verdiği borç karşılığında faiz geliri, diğer işletmenin öz kaynağına yaptığı katkı karşılığında ise temettü, yönetime katılma ve değer artışlarından gelir elde etmeyi bekler. Diğer işletmelere yapılan yatırımların sınıflandırılması, kayıtlarda izlenmesi ve değerlemesinde yatırımı yapan işletmenin bu yatırımı elinde tutmayı düşündüğü zaman, yatırım yapılan işletme üzerindeki kontrol gücü veya önemli etkisinin bulunması gibi konular önemlidir. Yatırım yapan işletme kısa vadeli, spekülatif, amaçlarla bu yatırımı yapmışsa, bu bir finansal varlıktır, TMS 32, TMS 39 veya TFRS 9 ve TFRS 7 standartları çerçevesinde sınıflanır, kayıtlanır, değerlenir, sunumu ve açıklamaları yapılır. İşletmenin diğer işletmenin öz kaynağına uzun vadeli yatırım yapıp bundan temettü, yönetime katılma ve değer artışı kazançları bekliyorsa bu durumda işletme üzerinden kontrol gücü veya önemli etkisinin varlığı önemlidir. İşletmenin yatırım yaptığı işletme üzerinde kontrol gücü varsa, bu bir bağlı ortaklılıktır ve TFRS 3, TFRS 10 TFRS 12 (düzenleyici tarafından gerekli görülüyorsa TMS 27) standartları doğrultusunda sınıflanır, kayıtlanır, değerlenir, sunumu ve açıklamaları yapılır. Diğer taraftan diğer işletme üzerinde önemli etki varsa bu iştirak veya iş ortaklığıdır. TMS 28, TFRS 11 ve TFRS 12 standartları doğrultusunda sınıflanır, kayıtlanır, değerlenir, sunumu ve açıklamaları yapılır. İşletmelere yapılan yatırımlar çok kapsamlı olduğundan çalışmamızda sadece iştirak ve iş ortaklıkların yapılan yatırımların Türkiye Muhasebe /Finansal Raporlama Standartları doğrultusunda sınıflandırılması, kayıtlanması, değerlenmesi ve sunumu konuları ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde; konuyu açıklayıcı temel kavramlara değinilmiş, ikinci bölümünde; iştirak ve iş ortaklığı yatırımlarının muhasebeleştirilmesi, finansal tablolarda sunumu ve dipnot açıklamalarına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise; iştirak ve iş ortaklığı yatırımının MSUGT ve TMS/TFRS uygulamalarını açıklayıcı örneklere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Önemli Etki, İştirak, Müşterek Anlaşma, İş Ortaklığı, Müşterek Faaliyet, TMS, TFRS.
KOBİ'ler için Türkiye finansal raporlama standartları: Bankaların görüşleri üzerine bir araştırma
Son yıllarda, küreselleşme, teknolojik gelişmeler, internet ve elektronik ticaret, bilgi yönetimi gibi konular dünyada yaşanan en önemli gelişmelerdir. Bu gelişmeler sonucunda, işletmelerin uluslararası faaliyetlerinin artması ve sermayenin de küreselleşmesiyle birlikte, aynı dilde konuşma ihtiyacı doğmuş ve bu durum birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Karşılaşılan sorunların önüne geçmek ve ortak bir muhasebe dili geliştirmek amacıyla birçok ülkenin katılımıyla UMS (IAS) ve UFRS (IFRS) yayınlanmıştır. UFRS?ler; muhasebe uygulamalarında tekdüzeliğin sağlanması ve tüm kesimler tarafından anlaşılabilir muhasebe bilgisi üretilmesini sağlamak amacıyla ortaya çıkmıştır. Avrupa Birliği (AB), hisse senetleri borsada işlem gören firmaların konsolide finansal tablolarını 2005 yılından itibaren UFRS?ye göre hazırlama zorunluluğu getirmiştir. AB?ye üye olma sürecinde olan ülkemiz de muhasebe sistemini AB doğrultusunda hazırlamakta ve uygulamaktadır. UFRS?lerin bütün dünyada ilgi görmesi ve ülke uygulamalarında tekdüzeliği sağlaması sebebiyle KOBİ?ler için de özel bazı çalışmaların yapılması gereksinimi ortaya çıkmıştır. Nitekim KOBİ?ler ülke ekonomileri için vazgeçilmez bir öneme sahiptirler ve uluslararası alandaki önemleri de gün geçtikçe artmaktadır. Nihayetinde, 2009 yılında KOBİ?ler için muhasebe standartları yayınlanmış ve uygulama tarihleri ülkelerin tercihine bırakılmıştır. Böylece bütün dünyada KOBİ?ler de aynı standartları uygulayacak ve düzenleyecekleri finansal tablolar kıyaslanabilir olacaktır. Bunun da güven unsurunu artıracağı ve ticaretin gelişmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Ülkemizdeki KOBİ?ler için muhasebe bilgisi daha çok, devlete ödenen verginin hesaplanması, kredi kuruluşlarından kaynak temini ve işletme yöneticilerine bilgi sağlaması amacıyla kullanılmaktadır. En önemli kullanım alanı ise kredi kuruluşlarından kaynak teminidir. Ülkemizde KOBİ?lerin en sık muhatap olduğu kredi kuruluşları ise bankalardır. Bu çalışma, ülkemizdeki mevcut muhasebe uygulamalarının durumu, KOBİ TFRS?lerin uygulanabilirliği ve uygulanması durumunda ortaya çıkacak olası etkilere ilişkin ülkemizde faaliyette bulunan bankaların görüşlerini almak amacıyla yapılmıştır.Bu çalışmada, KOBİ?ler, KOBİ?lerin ülke ekonomileri için önemi, avantaj ve dezavantajları ile yaşadıkları sorunlar, bankalar, Türk bankacılık sistemi, Türk bankacılığının gelişimi ve KOBİ ? Banka ilişkisi ile bu ilişkide muhasebenin rolü ve önemi ele alınmıştır. Kayseri?de faaliyet gösteren bankalara, mevcut durum ve KOBİ TFRS konularını içeren anket uygulanarak görüşleri alınmıştır.
Muhasebe standartlarında ihtiyatlılık ilkesi ve finansal sürdürülebilirlik ilişkisi: BİST uygulamaları
Bu tez çalışması ile 2005-2019 yılları arasında Borsa İstanbul (BIST)'da kesintisiz olarak işlem gören işletmelere ait 15 yıllık veriler yıllık bazda incelenmiş ve bu verilerden hareketle işletmelerin ihtiyatlılık düzeyleri ile finansal sürdürülebilirlikleri arasında bir ilişki olup olmadığı test edilmiştir. Finansal sürdürülebilirlik bağlamında TMS/TFRS'lere göre raporlama yapan işletmelerin uzun vadede dönem kârı ve kapsamlı kâr rakamları ile dönem sonu hisse senedi fiyatları ele alınmıştır. İşletmelerin ihtiyatlılık düzeylerinin hesaplanmasında Givoly ve Hayn (2000) tarafından geliştirilen "Negatif Tahakkuklar Yöntemi" kullanılmıştır. Araştırma ile işletmelerin finansal durum tabloları, nakit akış tabloları ve kâr/zarar ve diğer kapsamlı gelir tablolarından faydalanılarak elden edilen veriler panel veri istatistiksel analizi yöntemi kullanılarak test edilmiştir. Araştırma sonucunda işletmelerin ihtiyatlılık düzeyleri negatif olarak arttıkça, uzun dönemde işletmelerin toplam kapsamlı kârı ve dönem sonu hisse senedi fiyatlarının arttığı, dönem kârlarının ise azaldığı tespit edilmiştir.
Türkiye muhasebe standartlarının (TMS) Türk sigortacılık sektörü üzerindeki etkileri
Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye Muhasebe Standartlarının (TMS) Türk sigorta sektörü üzerindeki etkilerinin analiz edilmesidir. Çalışmada öncelikle, muhasebe standartları ve sigorta sektörüne yönelik genel kavramsal çerçeve ortaya konulmuştur. Sigorta sektörüyle ilgili muhasebe standartları genel olarak açıklanmıştır. Türk finansal sistemi içerisinde çok önemli bir yere sahip olan sigortacılık sektörünün tanımı, önemi, türleri, işlevleri, temel ilkeleri ve finansal tabloları üzerinde durularak, finansal analizlerden ve oranlarından bahsedilmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda, 2003-2017 yılları arasında hayat dışı branşlarda faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin sektöre özgü 20 adet temel finansal oranının ortalamaları alınarak, yıllar itibariyle karşılaştırılmalı olarak hesaplanmıştır. Daha sonra bu oranlarda, TMS öncesi (2003-2007) ve sonrası (2007-2017) dönemler istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olup olmadığı incelenmiş ve anlamlılık düzeyleri test edilmiştir. Çalışmada istatistiksel veri analizi yöntemi olarak, finansal oran analizi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Veriler SPSS 20.0 paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre, sigorta sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin 13 adet finansal oranında TMS öncesi ve sonrası dönemler arasında ve sektörel bazda belirli anlamlılık düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir.
Muhasebe ve raporlama standartları kapsamında muhasebe politikalarının belirleyicileri ırak bankacılık sektöründe bir uygulama
Dünya genelinde paranın hakimi ve satıcısı finansal kurumlardır. Devletlerin izin verdiği şekillerde ve sınırlar içinde paraya yön veren finansal kurumların başında ise bankalar gelmektedir. Bankalar sadece kuruldukları ülkede faaliyet yürütseler de uluslararası yatırımcıların takibi altındadırlar. Bankaların faaliyetlerinin, topladıkları mevduatın, karlarının açıklandığı finansal raporlar çok sayıda paydaşın gözetimi altındadır. Bu nedenledir ki söz konusu tabloların içerdiği bilgiler mutlak doğru ve güvenilir olmak zorundadır. Aksi taktirde paydaşlar ve yatırımcılar söz konusu bankalara yatırım konusunda çekimser kalacaktır. Ticari işletmelerin yasal zorunluluk olarak düzenledikleri finansal tabloların ülkeler arası uygulamaların faklı olması sonucu her ülkede farklı şekil ve içerikte düzenlenmesinin uluslararası yatırım yapan kişi ve kuruluşlar için karmaşık bir duruma sebep olmaması adına uluslararası muhasebe ve finansal tablo standartları oluşturulmuştur. Bu yolla tabloların şekil ve içerik yönünden tek tip olması sağlanmış inceleyen herkesin aynı sonucu elde ederek aynı yorumda bulunması sağlanır. Bankalar doğru bilgiye en çok gereksinim duyulan kuruluşlardır. Her anlamda güven sağlanması kurallara uygun düzenlenen mali tablolarla mümkündür. Bu bağlamda araştırmanın konusu Irak bankalarının uluslararası finansal raporlama standartlarının uygulanması öncesi ve sonrası raporların ifade ettiği durumların belirlenmesidir. Bu doğrultuda ilk kısımda banka kavramı, bankaya ilişkin diğer unsurlar, Irak özelinde bankalara ilişkin bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde uluslararası raporlama standartlarına ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Son bölümde Irak bankalarında uluslararası finansal raporlama standartları uygulaması incelenerek uluslararası finansal raporlama standartları öncesi ile mali tablo verileri karşılaştırılmıştır. Konuya ilişkin sonuç bölümünde ise tespitlere yer verilmiştir.
Marka değerinin finansal modellerle ölçülmesi ve ölçülen marka değerinin TMS 38 maddi olmayan duran varlıklar standardına göre muhasebeleştirilmesi
Dünya ticaretinin küresel bir boyut kazanması ile birlikte son yıllarda ticari faaliyetlerde birçok gelişme meydana gelmiştir. Yaşanan gelişmelerle birlikte şirketlerin markaları da büyük önem kazanmıştır. Markaların önem kazanmasıyla birlikte şirketlerin mali tablolarında raporlanabilmesi amacıyla marka değerlemesi gereksinimi giderek artmıştır. Markaların alınıp satılmaya başlanması, şirket birleşmelerine konu olması, marka değerinin nasıl hesaplanacağı konusundaki belirsizlikleri gündeme taşımıştır. Bu bağlamda marka değerinin nasıl hesaplanacağı hususunda bir takım modeller geliştirilmiştir. Önceden geliştirilen bu modellerin her birinin kendine özgü hesaplama teknikleri ve birbirinden farklı parametreleri bulunmaktadır. İlgili literatür incelenerek her modelin pozitif ve negatif yönleri belirlenmiştir. Şirketlerin marka değerlerini mali tablolarında göstermeleri kendilerine avantaj sağlamaktadır. Aktif varlıkların gücünü artıran marka değerleri, şirketlerin bilançolarında maddi olmayan duran varlıklar içerisinde yer alarak kimi zaman duran varlıklardan daha fazla değere sahip olabilmektedir. Şirketlerin varlık değerini hayli artıran marka değerleri Türkiye Muhasebe Standartları gereğince sadece satın alma ya da birleşme söz konusu olduğu durumlarda şirketlerin mali tablolarında gösterilebilmektedir. Şirketlerin kendi bünyelerinde yarattıkları marka değerinin mali tablolarda gösterilmesine Türkiye Muhasebe Standartları izin vermemektedir. Yapmış olduğumuz bu çalışmada, marka kavramının her geçen gün öneminin daha fazla arttığını vurgulayarak, marka değerlemesinin finansal olarak nasıl hesaplanacağı ve hesaplanan marka değerinin mali tablolarda nasıl gösterilebileceğini ifade etmek amaçlanmıştır. Bu bağlamda ulusal ve uluslararası arenada marka değerlemesi için kullanılan modeller ifade edilerek bu modellerin pozitif ve negatif yönleri belirtilmiştir. Marka değerlemesi için birden fazla model olmasından dolayı bu modeller içerisinden Dünyada ve Türkiye'de en çok kullanılan, verileri elde etme ve sayısal sonuçlar verebilmesi açısından da tercih edilen, Hirose Modeli ve Sermaye Piyasalarını Esas Alan Marka Değerleme Modeli kullanılmıştır. Gıda ve haberleşme sektöründe olmak üzere ayrı sektörlerde faaliyet gösteren iki şirketin marka değerlemesi uygulaması yapılmıştır. Uygulamada, gıda sektöründe faaliyet gösteren Ülker Bisküvi Sanayi AŞ ile haberleşme sektöründe faaliyet gösteren Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ'ye ait veriler kullanılmıştır. Veriler Kamu Aydınlatma Platformu'ndan (KAP) elde edilmiştir. Elde edilen veriler sonucunda hesaplanan marka değerlerinin şirketlerin mali tablolarında hangi şartlarda ve nasıl gösterilebileceği ifade edilmiştir.
Maddi duran varlıkların mevcut sistem uygulaması ve TMS 16 kapsamında uygulamalı incelenmesi
Günümüzde küreselleşmenin etkisiyle coğrafi sınırlar ortadan kalkmış ve birçok noktada farklılıkların giderilme çabası artmıştır. Muhasebe alanına da yansıyan bu çabalar sonucunda; IAS (International Accounting Standards) adı altında muhasebe standartları yayınlanmış, uygulama farklılıklarının kaldırması amaçlanmıştır. Ülkemizde de muhasebe uygulamalarının uluslararası muhasebe standartlarına uyumu için Türkiye Muhasebe Standartları yayınlanmaktadır. UFRS' de temel prensip, işletmelerin gerçeğe uygun mali durumu gösteren değerleme ve kaydetme işlemlerinin standartlara göre hazırlanmasıdır. Böylece hem en doğru bilgi hem karşılaştırılabilirlik ön plana çıkmıştır. Bu çalışmanın konusu, işletme faaliyetlerinde ve finansal tablolarında önem arz eden maddi duran varlıkların standart ve mevcut sistem ile farklarını uygulama ile karşılaştırarak incelemektir.
Stoklar ve maddi duran varlıklara ilişkin muhasebe standartlarının işletmelerce açıklanan muhasebe bilgi düzeyine etkisi; Türkiye'deki işletmeler üzerine bir uygulama
Küreselleşen dünyada, farklı ülkelerde faaliyet gösteren firmaların ticari ve ekonomik ilişkilerinin giderek artması, hem ülkeleri hem de firmaları birbirine yakınlaştırmaktadır. Firmalar faaliyette bulundukları ülkelerde kendi iç dinamiklerinin etkisiyle oluşturdukları muhasebe sistemlerine uygun bir şekilde muhasebe kayıtlarını tutmak zorundadırlar. Gerek firmalar gerekse işletme ile ilgilenen yatırımcı, paydaş ve kamu kuruluşları muhasebeleştirme sürecinde oluşan bilgileri kullanarak kararlar alabilmektedir. Artan rekabet ve küreselleşme ortamında, farklı ülkelerde farklı kurallara göre finansal raporların hazırlanması, bu tabloların karşılaştırılmasında sıkıntılara yol açmaktadır. Bu nedenle finansal tabloların uyumlaştırılması doğrultusunda Uluslararası Muhasebe Standartları'nın kullanımı bir zorunluluk haline gelmiştir. Bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de 2005 yılı itibariyle Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) tabi işletmelerin Uluslararası Muhasebe Standartları'na uyumlu şekilde muhasebeleştirme ve raporlama işlemlerinin yapılması zorunlu kılınmıştır. 2013 yılı itibariyle de SPK'ya tabi işletmelerin yanında belirli büyüklükteki birçok işletmeye Yeni Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan değişiklikle yasal defterlerini ve finansal tablolarını standartların öngördüğü şekilde hazırlama mükellefiyeti getirilmiştir. Bu çalışmada, SPK'ya kayıtlı firmaların 2005 öncesi uymak zorunda olduğu muhasebe mevzuatı ile 2005 sonrası uymak zorunda oldukları uluslararası muhasebe standartları ile uyumlu Türk Muhasebe Standartlarına göre hazırladıkları faaliyet raporlarında açıkladıkları bilgi düzeyi karşılaştırılarak, Uluslararası Muhasebe Standartları'nın firmalarca açıklanan muhasebe bilgi düzeyine etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın odak noktasını maddi duran varlıklar ve stoklar standardı oluşturmaktadır. SPK'ya kayıtlı 100 firmanın 2003, 2007 ve 2012 yıllarına ait faaliyet raporları bu iki standart açısından analiz edilmiştir. Faaliyet raporlarından elde edilen verilerden hareketle ölçülen açıklanan muhasebe bilgi düzeyi çoklu regresyon yöntemiyle analiz edilmiştir. Firmaların Uluslararası Muhasebe Standartları ile uyumlu TMS'lerin yayınladığı 2005 sonrası yıllık faaliyet raporlarında açıkladıkları muhasebe bilgi düzeyinde artış olduğunu gösteren analiz sonuçları, UMS'ların firmaların açıkladığı bilgi düzeyine etkisi olduğuna işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Uluslararası muhasebe standartları, maddi duran varlıklar ve stoklar standardı, açıklanan muhasebe bilgi düzeyi
Investigating of accounting transactions in cattle breeding businesses in the light of uniform accounting system and Turkey Accounting Standart no. 41: A case of 100-cow business
Particularly in the period from 2000s to the present day, agricultural businesses has began to evolve into the modern businesses rather than being family-owned companies. Modernization of the businesses has led to the current Uniform Accounting System to become inadequate. Therefore, on 31.12.2015, Turkey Accounting Standarts No. 41 Agricultural Activities Standart (TAS-41) was introduced in our country to cover the later period. But, the regulations of Turkish Commercial Law relating to bookkeeping obilation compatible with Turkey Accounting Standarts has been started since 2011. With Turkey Accounting Standarts the changes in accounting systems have occured and the deficiencies of uniform accounting system has been tried to resolve. One of these changes was realized in the area of agricultural activities standart. In this study, it is given the explanations and examples about the measurement, valuation and accounting of live animal which are subjest to agricultural activities in Uniform Accounting System and Turkey Accounting Standarts. The production of calf, feed and milk in cattle breeding businesses which are the main subject of the study is described, and it has been demonstreated the differences between two accounting system by giving the accounting records and financial statements of these transactions in a 100-cow business. After accounting records, the profit was higher in the accounting records which are compatible with Turkey Accounting System than in the accounting records compatible with Uniform Accounting System. Keywords: TAS-41, Agricultural Activities, Living Being, Cattle Breeding.
Akreditiflerin TMS ve BOBİ FRS kapsamında muhasebeleştirilmesi
Uluslararası ticarette en çok kullanılan ödeme yöntemlerinden biri akreditif olup, akreditifte hem ithalatçı hem de ihracatçı karşılıklı olarak güvence altına alınmaktadır. Akreditif işlemlerinde ihracatçı ve ithalatçı yapılan sözleşmeler ile birbirlerini tanımadan ticaretlerini gerçekleştirmektedirler. Akreditifle ilgili olarak Uluslararası Ticaret Odası tarafından yayımlanan Akreditiflere İlişkin Bir Örnek Usuller ve Uygulama Kuralları akreditifin işleyişini düzenlemektedir. Düzenlenen bu kurallar dünyada hemen hemen tüm ülkeler tarafından kabul görmüş olup, uluslararası ticaret işlemlerinde önemli bir güvence sağlamaktadır. Akreditif, pek çok ülke yasalarınca düzenlendiği gibi ülkemiz yasalarınca da kabul görüp düzenlenmiştir. Akreditif esasen bir teminat olup, sevk edilen malın miktarının belirlenmesi ve bedelinin ödenmesi için gerekli şekil ve şartları içinde barındırmaktadır. Türü ne olursa olsun tüm akreditif işlemleri muhasebe ilkelerine ve uluslararası muhasebe standartlarınca belirlenen kanun ve kurallara uygun olarak yapılmalıdır. Yapılan bu tez çalışmasının birinci bölümünde akreditife yer verilmiş olup, akreditifin tanımı ve önemi, akreditif çeşitleri, akreditif sırasında kullanılacak bilgi ve belgeler, akreditifin aşamaları, akreditifin avantaj ve dezavantajları anlatılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde Uluslararası Muhasebe Standartları, ülkemizce bu muhasebe standartlarından yararlanılarak oluşturulan Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Muhasebe Standartlarını uygulayamayan işletmelere yönelik Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standartları (BOBİ FRS)'nın tanımı ve mevzuatları ile TMS ve BOBİ FRS arasındaki farklar anlatılmıştır. Tezin son bölümünde ise TMS ve BOBİ FRS kapsamında yapılan akreditif işleminin muhasebeleştirilmesi ile akreditife yönelik ithalat ve ihracat işlemlerinin muhasebeleştirilmesi anlatılmıştır.
TMS/TFRS ve muhasebe meslek mensuplarının görüşleri çerçevesinde kripto paraların muhasebeleştirilmesi
Muhasebe alanında elde edilen verilerin güvenilir, doğru, gerçeğe uygun ve anlamlı olması gerekmektedir. Muhasebe verilerinin söz konusu niteliklere sahip olması açısından Uluslararası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartlarına uyumlu şekilde oluşturulan Türkiye Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları büyük önem taşımaktadır. Son yıllarda ekonomi alanında hızlı bir gelişme gösteren ve işletmelerin sahip olmaya başladığı kripto para ile ilgili işlemlerin muhasebe ve finansal raporlama standartları çerçevesinde muhasebeye ne şekilde aktarılması gerektiği hususu gündeme taşınmıştır. Gelişen teknoloji ve ekonomi dünyasında Türkiye'de ve dünyada hızla bilinme düzeyi artan kripto paraların kullanımı sürekli artış gösterir duruma gelmiştir. Kripto para birimlerine yönelik yasal düzenlemeler her ülkede henüz mevcut değildir, fakat bu para birimleri genel olarak para kavramına bakış açısını değiştirecek bir potansiyele sahiptir. Bu durumda geleceğe yönelik kripto para birimlerinin yasal düzenlemeler çerçevesinde varlıklarını sürdürebilecekleri öngörülmektedir. Gün geçtikçe popülerliği artan kripto para birimleri bazı devletlerin bu konuda endişe duymasına yol açmıştır. Bunun sebebi, kripto para birimleri kullanılarak gerçekleştirilen işlemlerin nasıl muhasebeleştirileceğini belirlemenin güç olmasıdır. Günümüz itibariyle Türkiye'de kripto paraların muhasebeleştirilmesine ilişkin yasal bir düzenlemede henüz bulunmamaktadır. Bu araştırmanın amacı Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları ile muhasebe meslek mensuplarının görüşleri çerçevesinde kripto paraların nasıl muhasebeleştirilebileceğini tespit etmektir. Bu amaçla Kayseri ve Kırşehir illerinde faaliyet gösteren muhasebe meslek mensuplarının kripto paralara ve kripto paraların muhasebeleştirilmesine yönelik görüşleri anket ve görüşme yöntemleriyle tespit edilmeye çalışılmıştır. Anketlerden elde edilen nicel verilerin analizi SPSS, görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizi ise MAXQDA programları kullanılarak yapılmış ve çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda kripto paraların resmi olarak kabul görmesi durumunda nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiğine yönelik değerlendirmelere yer verilmiştir.
Varlıklarda değer düşüklüğünün Türkiye muhasebe standartlarına göre raporlanması: BİST 30 şirketleri üzerine bir uygulama
Uluslararası işletmeler ve yatırımcılar için ortak bir dil olması amacıyla oluşturulan IMS/IFRS, işletmelerin finansal tablolarını belirli kurallar çerçevesinde oluşturulmasını sağlayarak daha kolay anlaşılmasını sağlamaktadır. Bu amaçla oluşturulan TMS 36 Varlıklarda Değer Düşüklüğü Standardı işletmelerin sahip olduğu varlıkların gerçekte olması gereken değerden daha fazla veya daha az değerle raporlanması engelleyerek işletmelerin sahip oldukları varlıklar hakkında daha doğru bilgi vermelerini sağlamaktadır. Bu tezde, TMS 36 Varlıklarda Değer Düşüklüğü Standardı kapsamına işletmelerin sahip olduğu varlıklarındaki değer düşüklüğünün nasıl belirlendiği, değer düşüklüğünün belirlenmesinde kullanılan geri kazanılabilir değerin nasıl hesaplandığı ve değer düşüklüğü olan varlıkların nasıl muhasebeleştirildiği açıklanmıştır. Ayrıca standart kapsamında başkaca öneme sahip olan şerefiye ve yatırım amaçlı gayrimenkuller ayrıca ele alınarak incelenmiştir. Tezin araştırma kısmında ise BİST 30 Endeksi'nde Finans Sektörü dışında kalan işletmelerin 2013 – 2018 yılları arasındaki finansal tabloları incelenmiştir. Çalışma kapsamına giren işletmelerin, TMS 36 kapsamında bulunan varlıklarında meydana gelen değer düşüklükleri ve her yıl yapmak zorunda oldukları değer düşüklüğü testleri sonucunda, yapmış oldukları açıklamalar incelenmiştir. İşletmelerin standart gereği yapmaları gereken açıklamalar belirlenerek, işletmelerin hangi açıklamaları yaptıkları tespit edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, işletmelerin değer düşüklüğü açıklamalarının doğruluğunun yıllar itibariyle artış gösterdiği görülmüştür.
Türk vergi sistemi ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları açısından menkul kıymetlerin değerlemesi
İşletmelerin finansal tabloların doğruluğu ve gerçeğe uygunluğunu amaçlayan Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları'nın aksine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu vergi matrahının aşındırılmasını önlemeye çalışan koruyucu bir bakış açısı ile mükelleflerin uyacakları değerleme hükümlerini düzenlemiştir. İktisadi işletmeler atıl fonlarını çeşitli finansal araçlara yatırım yaparak gelir elde etmeyi ve kar maksimizasyonu sağlamayı amaçlamaktadır. Değerleme günü itibariyle finansal araçların değerlerinin ölçümü ve getirilerinin tespit edilmesi finansal tabloların doğruluğu ve gerçeğe uygunluğu açısından önem arz etmektedir. Finansal araçlar içerisinde yer alan menkul kıymetler ve menkul kıymetlerin değerleme ölçüleri Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları ile Türkiye Finansal Raporlama Standartları uygulamalarında farklılık göstermektedir. Vergi Usul Kanunu menkul kıymetlerin değerlemesinde uyulacak değerleme ölçülerini vergi matrahının aşınmasına engel olacak şekilde ve ticari işletmelere inisiyatif bırakmadan belirlemiştir. Türkiye Muhasebe Standartlarında ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarında yer alan ölçüm esasları ise işletmelerin finansal durumlarını gerçeğe en yakın olacak bir şekilde yansıtmayı amaçlamıştır. Mevcut düzenlemeler; vergi kanunları, Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları arasındaki uygulama farklılıkları ve uygulama farklılıklarının iktisadi işletmelerin finansal tablolarına etkileri ile bu etkilerin düzeltilmelerine ilişkin muhasebe uygulamalarının önemini artırmaktadır. Kanaatimizce VUK değerleme ölçülerini TMS/TFRS ölçme esasları ile uyumlaştıracak yasal düzenlemeler ile menkul kıymetlerin değerlemesinde uluslar arası standartlar yakalanmış olacaktır. Ayrıca; işletmeler, herhangi bir dönüştürme işlemi yapmadan, finansal raporlarını defter kayıtları veri alarak uluslar arası standartlara göre elde edebileceklerdir. Böylece işletmeler doğru, tarafsız ve güvenilir bilgi sunan finansal tablolar elde ederek finansal tablolardan beklenen ölçme ve bilgilendirme gibi temel amaçları sağlayacaklardır.
İşletme stoklarının Türkiye Muhasebe Standartlarına göre raporlanması: Bist 50 şirketleri üzerinde bir uygulama
Uluslararası ticaret ve finansal raporlamada ortak bir dil oluşturmak amacıyla Uluslararası Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları, işletmelerin finansal raporlamalarını ortak dil çerçevesinde oluşturulmasını sağlayarak kullanıcılar tarafından daha kolay analiz edilmesini sağlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda oluşturulan Türkiye Muhasebe Standardı 2 Stoklar Standardı işletmelerin bulundurduğu stokların gider olarak nasıl değerlendirilebileceğini ve bu stoklara ait maliyetlerin nasıl hesaplanabileceğini açıklamakta olup stok maliyetlerini net gerçekleşebilir değere göre ne şekilde belirlenip gider olarak kaydedilebileceğini açıklamaktadır. Bu tezde, Türkiye Muhasebe Standardı 2 Stoklar Standardı kapsamında işletmelerin bulundurdukları stokların, gider olarak nasıl hesaplandığı ,stoklara ait maliyetlerin hangi yöntemler ile hesaplanabileceği ve bu hesaplamalar sonucunda nasıl muhasebeleştirildiği açıklanmıştır. Bununla birlikte standart kapsamında başlıca önemi olan net gerçekleştirilebilir değer konusu incelenmiştir. Tezin araştırma kısmında Borsa İstanbul 50 Endeksi'nde Finans Sektörü dışında bulunan işletmelerin 2016 – 2020 yıllarındaki finansal tabloları incelenmiştir. Çalışma kapsamındaki işletmelerin, TMS 2 kapsamında her yıl yapmak zorunda oldukları değerleme çalışmaları sonucunda, yapmış oldukları açıklamalar analiz edilmiştir. İşletmelerin standart gereği yapmaları gereken açıklamalar saptanarak, işletmelerin hangi açıklamaları yaptıkları incelenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, işletmelerin stoklar standardı kapsamında yapmak zorunda oldukları açıklamalara yıllar itibariyle daha fazla yer verdikleri saptanmıştır.
Yeni hasılat standardı UFRS 15 "müşterilerle yapılan sözleşmelerden doğan hasılat": Yorum ve uygulamaları
Günümüzde hasılat tanımı, finansal bilgi kullanıcıları açısından hayati öneme sahiptir. Küreselleşme sonucunda, uluslararası düzeyde anlaşılabilir, karşılaştırılabilir ve şeffaf finansal bilgiye duyulan ihtiyaç, aynı standartları uygulayan muhasebe sistemlerini zorunlu hale getirmiştir. UFRS 15 "Müşterilerle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat" Standardı 28 Mayıs 2014'de yayımlandı. UFRS 15, 1 Ocak 2017 sonrası uygulanacak ve TMS 11 İnşaat Sözleşmeleri-TMS 18 Hasılat Standartlarının yerini alacaktır. UFRS 15, hasılat kavramı, ölçümü ve muhasebeleştirilmesi konusunda mevcut uygulamalara göre önemli değişiklikler sunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Yeni Hasılat Standardı UFRS 15' de belirtilen beş adımlı yaklaşımın temel özellikleri ile gelirin nasıl tahakkuk ettirildiğini açıklamak ve uygulamada görülebilecek uyum sorunlarının çözümü noktasında, inşaat, yazılım ve telekomünikasyon sektörlerinin uygulamada karşılaşabilecekleri muhtemel sorunlara, uygulama ve yorumlarla açıklık getirerek uyum sürecine katkı sağlamaktır. Çalışmanın hazırlanmasında çoğunlukla literatür taranmış, Yeni Hasılat Standardı UFRS 15 ve mevcut TMS 11 ve TMS 18 Standartları karşılaştırılmış, ayrıca tezin son bölümünde telekomünikasyon ve inşaat sektörüne ilişkin uygulama örneği verilmiştir. Sonuç olarak UFRS 15 Standardının hasılatın muhasebeleştirilmesine ilişkin belirlediği ilkeler birçok noktada farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir ve gerekli hazırlıkların yapılması uygulayıcılara büyük kolaylık sağlayacaktır. Anahtar Sözcükler: Hasılat, TMS 11, TMS 18, UFRS 15.
Yerel muhasebe uygulamaları ile TMS/TFRS yakınsama sürecinin yeminli mali müşavirler ve vergi denetim elemanlarının görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi: İzmir ilinde bir uygulama
Ülkemizdeki yerel muhasebe uygulamaları ile Türkiye Muhasebe ve Raporlama Standartları arasında bulunan uyum sorunlarının giderilebilmesinin yakınsama sürecinin başlaması ile çözülebileceği düşünülmektedir. Araştırmanın amacı vergi matrahının tespitine yönelik düzenlenen finansal raporların kontrol ve mali denetimini sağlayan vergi denetim elemanları ve yeminli mali müşavirlerin, yerel muhasebe uygulamaları ile standartlar arasındaki uyum sorunları hakkındaki bakış açılarının belirlenmesi, yerel muhasebe uygulamaları ile standartlar arasındaki farklılıklara neden olan faktörlerin tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin getirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, vergi denetim elamanları ve yeminli mali müşavirlere yönelik geliştirilen yeni bir ölçekle anket uygulanmış ve elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Araştırma sorunsalı İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı ile gerçekleştirilen mülakatla da değerlendirilmiştir. Anket uygulamasının sonucunda, finansal bilgi sunma amacında ve hedef kitlesindeki farklılık, şeffaflık ve denetim farklılıkları ile değerleme ölçülerindeki farklılığın karşılaştırılabilirliğe etkisinin yerel muhasebe uygulamaları ile standartların yakınsamasını etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların yerel muhasebe uygulamaları ile TMS/TFRS'lerin uyumsuz olduğunu ve uyumlaştırılması gerektiğini düşünmelerinde yerel muhasebe mevzuatının TMS/TFRS'lere yakınsamasını etkileyen faktörlerin etkili olduğu tespit edilmiştir. Yerel muhasebe mevzuatının TMS/TFRS'lere yakınsamasını etkileyen faktörlerin tümünde, katılımcıların öğrenim durumu ve vergi mevzuatındaki güncel gelişmeleri takip etme düzeyleri açısından anlamlı bir farklılık olmadığı, ancak yaş ve mesleki unvan açısından anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Mülakat sonucunda üretilen finansal raporlardaki bilgilerin dünyadaki diğer ülkelerle karşılaştırılabilir olmasının önemi ortaya çıkmıştır. Bağımsız denetim için vergi temelli finansal tabloların standartlarla yakınlaştırılmasının gerekli olduğu vurgulanmıştır.
Lojistik işletmelerinde sabit varlık yatırımlarının muhasebeleştirilmesi: VUK ile TMS karşılaştırması
Lojistik işletmelerinde sabit varlık yatırımları çok büyük öneme sahiptir ve bu durum sabit varlık yatırımlarının muhasebeleştirilmesini lojistik işletmeleri için ayrıca önemli hale getirmektedir. Bu çalışmada lojistik işletmelerinde sabit varlık yatırımlarının muhasebeleştirilmesi incelenmiş, konu ile ilgili Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları hükümleri karşılaştırılmıştır. Çalışmada lojistik ile ilgili genel bilgiler verildikten sonra yatırım kavramı ve lojistik işletmelerinde sabit varlık yatırımları anlatılmıştır. Daha sonra bir lojistik işletmesinin sabit varlıkları ile ilgili Vergi Usul Kanunu'na göre yaptığı muhasebe kayıtları incelenmiş, aynı kayıtlar Türkiye Muhasebe Standartları'na göre tekrar yapılmış ve aradaki farklılıklar belirtilmiştir. Farklılıklarla ilgili açıklamalar yapılırken, Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı'nda yer alan hükümlere de kısaca yer verilmiştir. Son olarak da farklılıklara ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Sabit Varlık Yatırımları, Vergi Usul Kanunu, Türkiye Muhasebe Standartları
Finansal kiralama işlemlerinin tek düzen muhasebe sistemine ve Türk muhasebe standartlarına göre düzenlemelerinin uygulamalı karşılaştırılması
Bilindiği üzere finansal kiralama varlığın mülkiyetinin kiralayanda, kullanım hakkının ise kiracıda olduğu uzun vadeli bir yatırım aracı olarak tanımlanabilmektedir. İşte bu özelliğinden dolayı finansal kiralamanın muhasebeleştirilmesinde çeşitli sorunlar ortaya çıkmaktadır. Gerek vergi mevzuatında gerekse Türkiye muhasebe standartlarında yapılan yeni düzenlemelerle finansal kiralamanın muhasebeleştirilmesinde ortaya çıkan sorunlar giderilmeye çalışılmıştır. Fakat yapılan düzenlemeler sistemler arasında tam bir uyum sağlama noktasında eksik kalmıştır.İşte bu çalışmada finansal kiralama işlemlerinin muhasebeleştirilmesi Tek Düzen Muhasebe Sistemi, Türkiye Muhasebe Standartları, Vergi Mevzuatı çerçevesinde ele alınıp, yukarıda belirtilen sistemler bünyesinde eski ve yeni düzenlemeler arasında karşılaştırmalar yapılarak aralarındaki farklılıklar ortaya koyulacaktır.
Uluslararası muhasebe standardlarına göre amortismana tabi varlıkların vergi hukuku açısından incelenmesi ve ertelenmiş vergi yönünden değerlendirilmesi
Küreselleşmeyle birlikte uluslararası piyasaların gelişmesi, işletmelerin dünyaya açılmak istemeleri, uluslararası şirketlerin farklı ülke uygulamaları nedeniyle karşılaşmakta oldukları sorunların ortadan kaldırılması gibi nedenler sonucunda Uluslar arası Muhasebe Standardlarının oluşturulmasına ihtiyaç duyulmuştur. Standardların amacı; ilgililere doğru, güvenilir, uyumlu, şeffaf ve karşılaştırılabilir finansal tabloların hazırlanmasını sağlanmaktır. Ülkemizde ve dünyada uygulamalarda birliği sağlamak amacıyla muhasebe standardları ile ilgili gelişmeler yaşanmaktadır. Bu standardlar Muhasebe Kurulu tarafından oluşturulmuş ve Türkiye'de Türkiye Muhasebe Standardları Kurulu tarafından aynen Türkçe'ye çevrilmiştir.Oluşturulan Standardlar ile Vergi Mevzuatımız arasındaki uygulama farklılıklarından dolayı ertelenmiş vergi kavramı ortaya çıkmaktadır. Ertelenmiş vergi uygulamalarına neden olan unsurlardan biride amortismanlardır. Amortisman konusu, amortismana tabi varlıklar, uygulanan amortisman yöntemleri, amortisman süresi gibi konular standardlarla birlikte değişmekte ve ödenecek vergi tutarını etkilemektedir.Amortismana tabi olan UMS-16 Maddi Duran Varlıklar Standardı, UMS-38 Maddi Olmayan Duran Varlıklar Standardı ve UMS-40 Yatırım Amaçlı Kullanılan Gayrimenkuller Standardı ele alınmış ve mevcut uygulamalar ile karşılaştırılmıştır. Ertelenmiş vergi uygulamalarına neden olan amortisman ile ilgili uygulamalar hem Standardlar hem de Vergi Mevzuatı açısından ele alınarak karşılaştırılmıştır.
İnşaat sözleşmelerinin TMS-11 çerçevesinde uygulanması
İnşaat sektörü diğer birçok sektöre göre farklılaşan ve bu nedenle de muhasebe uygulamasında farklılık oluşturan bir yapıya sahiptir. Özellikle yıllara yaygın inşaat ve taahhüt işlerinde işin başlaması ve tamamlanması farklı dönemlere sirayet ettiğinden muhasebeleştirilmesi özellik teşkil etmektedir. Gelir Vergisi Kanunu kapsamında sözleşme gelir ve maliyetlerini işin tamamlandığı hesap dönemine erteleyerek vergilendirme yaklaşımı benimsenmiştir. Ancak bu yaklaşım muhasebenin temel ilkelerinden dönemsellik ilkesi ile çelişmektedir. Bu çelişkinin ortadan kaldırılması ve uluslararası piyasalarda faaliyet gösteren firmalar tarafından kullanılmakta olan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile uyum sağlamak amacı ile Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalar sonucunda TMS-11 İnşaat Sözleşmeleri Standardı yürürlüğe girmiştir. Bu standart ile mevcut sorunlar giderilmeye çalışılmıştır.