Discourse analysis

187 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bir jeopolitik alan olarak uzay: Klasik ve eleştirel jeopolitik bir bakış

21. yüzyıl modern dünyasının temelini oluşturan uzay ve uydular özellikle son yıllarda farklı aktörlerin de faaliyet gösterdiği son derece kompleks bir alan halini almıştır. Siyasi, askeri, ekonomik, toplumsal ve çevresel birçok sektör için son derece gerekli kaynakları bünyesinde barındıran uzay alanı, çok yönlü bir yaklaşım çerçevesinde incelenmesi gereken kapsamlı bir konudur. Bu çalışmada uzayın jeopolitik bir alan olduğu hipotezini temel alarak bu alanın nasıl belirlendiğini klasik ve eleştirel jeopolitik yaklaşımlar çerçevesinde değerlendirilecektir. Klasik jeopolitik yaklaşımların uzayı dünya üzerindeki rekabetin – kara, deniz ve havadan sonra – dördüncü boyutu olarak gören alansallaştırmasının aksine, çalışma eleştirel jeopolitik yaklaşımların klasik kurama getirdiği beş konu başlığı olan devlet mitinin eleştirisi, alansallaştırma, sınır mitinin eleştirisi, söylemsel tekilliğin eleştirisi ve bilgi-iktidar yaklaşımı çerçevesinde uzayın çok aktörlü, muğlak sınırları olan sui generis bir alan olduğunu iddia etmektedir.

Eleştirel jeopolitikGüvenlikJeopolitik+4
Uğurcan Akın
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Deconstructing Japan's foreign and security policy transformation: Patterns of change and continuity

Based on the presumption that Japan's defense strategy has changed considerably since the end of the Cold War, this thesis explains Japan's rationale for the transformation of its foreign and security policies by using discourse analysis as its method. Due to the deterioration of the security environment surrounding Japan, the Japanese government has improved Japan's military capabilities and formed the Free and Open Indo-Pacific (FOIP) to maintain the rules-based international order. Through the investigation of primary documents and policy statements of political figures, firstly, the thesis aims to show that Japan has made security reforms in response to growing security threats emanating from aggressive powers, which can be best understood with the Balance of Threat theory. On the other hand, while certain aspects of Japan's defense posture can be understood within the framework of Realism, there are also norm-based, inclusive elements in Japan's FOIP that Realist theory falls short of explaining. To that end, secondly, the thesis aims to reveal that the FOIP is inherently consistent with the concept of Security Community as a premise of Constructivism. In the end, through identifying the change in Japan's foreign and security policy as gradual, the thesis aims to demonstrate the consistency rooted in Japan's foreign and security policy discourse.

Security policiesSecurity communityIndo-Pacific+7
Ayşe Gülser Darendeli
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Discourse and identity in Louis De Bernieres' Novel Birds Without Wings

The aim of this present thesis is to discuss the concept of identity in a discursive perspective in Louis De Bernieres' Birds Without Wings. Identity concept is studied on in six chapters to observe the construction and deconstruction processes of identity formation based on the related identity theories. In the first chapter the focus is on the individual identities in relation to the narrative technique applied in the novel. In the second chapter, social construction of identity, its reflections on society and social structures are discussed. The third chapter focuses on the reflections of religious identities on individual and social levels with reference to religious characters in the novel. Chapter four deals with dislocation of identities or exiled identities with reference to the event of exchange of populations of Turks and Greeks being one of the central themes in the novel. In the fifth chapter sexual identity is discussed under the concepts of gender and gender roles mostly on the social level with reference to inter-relationships and the last chapter took the concepts of disidentification and non-identity with reference to some isolated, marginalized selves as characters in the novel. As a study of identity focusing on the artificial shaping and reshaping of its structures and types in the postmodern novel Birds Without Wings written with a general attitude to make the existing multiplicities visible with the narrative technique employed by the author, identity concept, identity construction and deconstruction are aimed to be examined to discuss the awareness and effects of change, transformation, fluidity and instability of human identity in individual and social structures within a discursive frame. Key words: Identity, Discourse, Individual identity, Social identity, Religious identity, Gender identity, Exiled identity, Disidentification

Bernieres, Louis deIdentityNovel+3
Evla Yürükler
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Evliya Çelebi Seyahatnamesi üzerine eleştirel söylem çözümlemesi

Bu çalışmada eleştirel söylem analizi yöntemi başlıklar halinde ele alınmaktadır. Her bölümde tartışılan konu vurgulandı. Seyahatname daha sonra her bir başlık altında tartışılmış ve ayrı alt başlıklar altında ve yazarın üslup yorumuna dayalı olarak derecelendirilmiştir. Örnek seçimi, eserin bir bölümünde bu özelliği yansıtan cümlelerin seçilmesi şeklini almıştır. Anlattığı hikâyelerde önemli kişilerin kendi cümlelerini doğrudan yazan Evliyâ Çelebi, çağı ve şahsiyetleri okuyucunun hafızasında canlandırabilmektedir. Anlatıcının konuşmacının özgün söz dizimini ve söz yapısını içtenlikle koruduğu doğrudan konuşma aktarımları ile hem eserin okunabilirliği artar hem eser monotonluktan kurtulur hem de mevcut tarihi olaylar yorumsuz olarak okuyucuya sunulabilir. Ayrıca Evliya Çelebi'nin kullandığı kelime nakilleri, onun Bektaşiliğe bakışının müspet olduğunu göstermekte ve olayların asırlar boyunca yorumlanmadan aktarılmasına imkân vermektedir.

Dil bilgisiDil bilimEleştirel söylem çözümlemesi+5
Fatoş Yenigün
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmed Arif'in "Hasretinden Prangalar Eskittim" adlı şiir kitabının söylem çözümlemesi

Marksist sanat anlayışı çerçevesinde şiir yazan ve aynı zamanda toplumcu gerçekçi sanat anlayışının en önemli şiir temsilcilerinden biri olan Ahmed Arif (1927-1991) Türk edebiyatında müstesna bir yere sahiptir. Ahmed Arif, şiirlerinde genellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne ait yerel imgeleri kullanır. Yazdığı tek şiir kitabı olan "Hasretinden Prangalar Eskittim"de toplamda 19 şiir yer almaktadır ve bu eser, Türk edebiyatında en çok satılan şiir kitabı olarak kayıtlara geçmiştir. Yazdığı şiirlerinde mekân olarak seçtiği yerler Van, Bitlis, Şanlıurfa, Elazığ, Diyarbakır ve Ankara'dır. Bu yönüyle diğer toplumcu gerçekçi sanatçılardan ayrılır. Bu çalışmada Ahmed Arif'in "Hasretinden Prangalar Eskittim" adlı şiir kitabında yer alan 19 şiir, birer dil bilimi yöntemi olan sözceleme kuramı çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Ahmed Arif'in hayatı, sanat anlayışı ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde söylem, söylem çözümlemesi ve dil bilimine bağlı gelişen yöntemler hakkında açıklamalarda bulunulmuştur. Üçüncü bölümde ise Hasretinden Prangalar Eskittim kitabında yer alan bütün şiirler tek tek ele alınarak bu şiirlerin sözceleme kuramı ile olan ilişkisine değinilmiştir. Şiirler incelenirken sözceleme kuramı ile ortaya çıkan sözceleme öznesi, bağlam, uzam, zaman, alıcı ve gönderici gibi kavramlar detaylı olarak açıklanmıştır. Söylem çözümlemesi yapılan bu şiirlere farklı bir bakış açısı ile yaklaşılmış ve bu alanda görülen bir eksiklik giderilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahmed Arif, Söylem Çözümlemesi, Sözceleme Kuramı, Dil Bilimi, Toplumcu Gerçekçi Şiir.

Ahmed Arifi BeyDil bilimSöylem analizi+4
Emrah Aksu
Siirt University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

TGA yöntemine dayalı işbirlikli grup çalışmalarındaki söylemsel yapıların incelenmesi

Bu çalışmada beşinci sınıf Fen Bilimleri dersinde TGA yöntemine dayalı işbirlikli grup çalışmaları sırasında grup üyelerinin etkileşimsel rollerinin neler olduğunu, grupların akıl yürütme şekillerini, söylem desenlerini ve öğretmenin etkileşimsel müdahalelerini inceleyebilmek için video ve ses kaydı aracılığıyla veri toplanmış ve söylem analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi kullanılarak oluşturmuştur. Araştırma sonucunda a) öğrencilerin etkileşimsel rolleri "Birlikte anlamayı teşvik eden" ve "Birlikte anlamayı engelleyen roller" olarak kodlanmış ve görülme sıklıkları belirlenmiştir. b) Grup çalışması sırasında açığa çıkan rollerin grupların akıl yürütme şekillerini etkilediği görülmüştür. Yüzeysel akıl yürüten gruplarda görev dışı konuşmaların sıkça yer aldığı, derinlemesine akıl yürüten gruplardaki öğrencilerin ise iş birlikli çalışma sırasında bilgiyi birlikte yapılandırdığı, birbirlerinin fikirlerini geliştirdikleri ve detaylandırdıkları görülmüştür. c) Yüzeysel ve derinlemesine akıl yürüten gruplara öğretmenin etkileşimsel müdahalelerinin farklı olduğu belirlenmiştir. Bulgulara göre öğretmenin genel olarak derinlemesine akıl yürüten gruplarda en fazla öğretici müdahalede bulunduğu, yüzeysel akıl yürüten grupta ise en fazla yeniden yönlendirici müdahalelerde bulunduğu gözlenmiştir. d) Öğrencilerin grup içi etkileşimlerinde genellikle üçlü desen görülürken öğretmenin sürece dahil olduğu zamanlarda etkileşimde zincir deseninin ortaya çıktığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, işbirlikli grup çalışması sırasında grup rollerinin belirlenmesi ve grupların akıl yürütme şekillerinin ortaya konması; grup dinamiklerini anlama ve öğrencilerin işbirlikli öğrenme stratejilerini geliştirme açısından önemlidir. Öğretmenin etkileşimsel müdahaleleri öğrencilerin daha derinlemesine düşünmelerini ve fikirlerini açıklamalarını teşvik ederek söylem desenlerini zenginleştirebilir. Bu nedenle hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerde işbirlikli grup çalışmalarında öğretmen müdahalelerinin etkisinin çalışılması öğretmen eğitimlerinin kalitesinin artmasını sağlayacaktır.

Akıl yürütmeEtkileşimFen bilgisi dersi+7
Betül Şen Gümüş
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ana akım medyada yer alan eğitim haberlerinin söylem seçkinleri açısından analizi

İletişim ve ulaşım olanaklarının gelişmesi ile ana akım medyanın halk kitlelerine erişimi kolaylaşmıştır. Erişimin kolaylaşması kamuoyu üzerinde kabul edilebilir bir etkinin oluşmasını sağlamıştır. Medya, bu etki alanı içinde eğitim ile ilgili kamuoyu üzerindeki etkisini önemli ölçüde artırmıştır. Ayrıca insanların eğitim konularında müracaat ettiği bir kaynak olarak da karşımıza çıkmaktadır. Toplumun tamamını ilgilendiren eğitim konusun¬da, gazete, televizyon ve internet medyasında birçok haber yer almaktadır. Gaze¬teler, eğitim ile ilgili özel sayfalar ayırmakta, bün¬yelerinde sadece eğitim konusunda yazan köşe ya¬zarları bulundurmakta ve eğitim ile ilgili ek yayınlar çıkarmaktadırlar. Aynı şekilde televizyon yayıncılığı da biçim değiştirerek, gerek program açısından, gerek habercilik açısından sınırlarını oldukça genişletmiştir. Bu geniş çerçevenin temelinde söylem seçkinleri de yer almaktadır. Bu çalışma eğitim haberlerinde yer alan söylem seçkinlerinin analizi şeklinde gerçekleştirilmiştir. "Ana akım medyada yer alan eğitim haberlerinin söylem seçkinleri açısından incelenmesi" konulu çalışma 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm eğitim medya ilişkisi, medya, ana akım medya ve eğitim-haber ilişkisi, söylem ve söylem seçkinleri tanımlamaları yapılmış, medya içindeki rolü ve toplumsal etkileri belirlenmiştir. İkinci bölümde, ana akım medya kapsamında 3 ulusal gazete çevrimiçi sitelerinde, içinde söylem seçkini bulunan ve bulunmayan eğitim haberleri 2 ay süreyle takip edilmiştir. İçinde söylem seçkini bulunan haberler incelenerek toplum ve birey üzerindeki etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde eğitim haberlerinde kullanılan söylem seçkinlerinin analizinden elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Bu bulgular üzerinden yapılan yorumlarda ise söylem seçkinlerinin söylemlerinin toplum ve birey üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Sadece söylem seçkinlerinin belli dönemlerde sınav, okul tercihleri, öğrenci gibi öne çıkan konularda bilgi vermek amacıyla haber içinde kullanıldıkları görülmüştür. Dördüncü bölüm sonuç ve öneriler bölümüdür. Bu bölümde söylem seçkinlerinin ve söylemlerinin analizinden elde edilen bulgulara dayanan sonuçlar bulunmaktadır. Bu sonuçlar doğrultusunda söylem seçkinlerinin kullandığı söylemler üzerine öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Söylem Seçkinleri, Söylem, Ana Akım Medya, Haber, Eğitim

Anaakım eğitim ekonomisiEğitimEğitim+7
Yasemin Yılmaz
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Heteroseksüel gençlerin flört şiddetine yönelik söylemleri

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yaşayan gençlerin flört şiddetine dair söylemlerine kaynaklık eden "açıklayıcı repertuarların" ve konuşmalar esnasında ortaya çıkan "ideolojik ikilemlerin" incelenmesidir. Çalışmanın katılımcılarını 18-30 yaş aralığında 8 kadın ve 7 erkek oluşturmaktadır. Her bir katılımcıyla bireysel olmak üzere toplamda 15 ayrı görüşme yapılmıştır. Görüşmeler ses kayıt cihazına kaydedilmiş, bilgisayar ortamında yazılı hale dönüştürülmüş ve metinler söylem analizi ile incelenmiştir. Konuşma metinlerinde Toplumsal Cinsiyet, Biyoloji, Sevgi, İlişki olmak üzere olmak üzere dört açıklayıcı repertuara ulaşılmıştır. Bunlara ek olarak, "Şiddet Kabul Edilemez/Kabul Edilebilir Şiddet" şeklinde adlandırabileceğimiz bir ideolojik ikilemin söz konusu olduğu görülmüştür. Bulgulara genel olarak bakıldığında, ataerkil ve iki-kutuplu cinsiyet ideolojisine dayalı toplumsal cinsiyet normlarının, ilişkilerde partnerlerin rol, sorumluluk ve beklentilerinin oluşmasında belirleyici olduğu; ilişkilerde bu beklentilerin karşılanmamasının flört şiddetine zemin hazırladığı, meşruiyet kazandırdığı ve partnerlerin 'sevgiyi' sorgulamasına neden olduğu söylenebilir. Söz konusu toplumsal cinsiyet normlarıyla bağlantılı olarak, katılımcılar romantik ilişki pratikleri ve gereklilikleri, insanın ve/veya erkeğin biyolojik/doğal yapısı veyahut "sevgi" üzerinden flört ilişkilerinde görülen şiddeti olağanlaştırmakta, meşrulaştırmakta ve/veya şiddetin varlığını kabul etmemektedirler. Anahtar Kelimeler: Flört Şiddeti, Toplumsal Cinsiyet, Söylem Analizi, Açıklayıcı Repertuarlar, İdeolojik İkilemler

Cinsel kimlikFlörtGençler+3
Olga Çimen
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Günümün Türk dizilerinde hegemonik erkeklik temsili: Diriliş "Ertuğrul", Söz, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizilerinin analizi

Günümüz Türk Dizilerinde Hegemonik Erkeklik Temsili: Diriliş "Ertuğrul", Söz, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Dizilerinin Analizi hegemonik erkeklik kavramı bağlamında erkek karakterlerin kişilik ve fiziksel özellikleri, hegemonik erkek söylemi ve hegemonik erkek temsili incelenmiştir. Bu bağlamda seçilen örnek yapımlar 'Eleştirel Söylem Analizi' sonuçlarına göre değerlendirilmiştir. Oluşturulan tablo ile "Dizilerin türü, konuları ve ana karakterleri, ana karakterin fiziksel görünümleri ve psikolojik betimlemeleri, sosyal yaşamdaki konumları, bu dizilerdeki erkek karakterlerin diğer karakterlerle ilişkisi, hegemonik erkekliğe dair söylemler, hegemonik erkekliğin temsili" kriterleri derinlemesine incelenmiştir. Sonuç olarak, en çok izlenen dizilerin ana karakterleri erkektir. Dizilerdeki erkek karakterler güçlü, akıllı, çevresi tarafından sevilen ve saygı gören özelliklere sahiptir aynı zamanda ana karakterlerin argo kullanmayı seven ve hegemonik oldukları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Söylem Analizi, Hegemonik Erkeklik, TV Dizileri

DizilerEleştirel söylem çözümlemesiHegemonik erkeklik+3
Eren Avnos
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Orta yetişkinlik dönemindeki geylerin öznel iyi oluşlarına dair söylemleri

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yaşayan orta yetişkinlik dönemindeki geylerin (eşcinsel erkeklerin) öznel iyi oluşlarına dair konuşmalarına kaynaklık eden "açıklayıcı repertuarlar"ın incelenmesidir. Çalışma kapsamında 45-62 yaş arasında, İstanbul'da yaşayan 10 gey ile yarı-yapılandırılmış derinlemesine bireysel görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler, görüşmecilerin onayı dahilinde ses kayıt cihazıyla kaydedilmiş ve daha sonra yazıya aktarılmıştır. Görüşme metinleri söylem analizi yöntemi ile incelenmiştir. Görüşmelerin analizi sonucunda katılımcıların öznel iyi oluşlarına dair açıklamalarına kaynaklık eden yedi açıklayıcı repertuara ulaşılmıştır: Uzun Süreli/Güvenli Partner İlişkisi, Cinsel Haz, Gençliği Olumlama ve Beğenilme Arzusu, Aile ve Arkadaşlar, Başkalarına Fayda ve Deneyim Aktarımı, Özgürlük, Kendini Kabul. Analizde elde edilen açıklayıcı repertuarlardan "özgürlük" ve "kendini kabul" dışındaki repertuarların beşi de direkt başkalarıyla ilişki üzerinden elde edilen, katılımcıların tümüyle bireysel kontrollerinde olmayan, mutluluklarını etkileyen alanlar olarak ortaya çıkmaktadır.

LGBTSöylem analiziYetişkinler+2
Dilek Özkan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni dönem Kürt sinemasında kadın temsilleri

Kürt Sineması'nın evreni üzerine yürütülen tartışmalar kuşkusuz bu alanın uluslaşmamış ve devletleşmemiş bir haklın temsili olmasından kaynaklanır. Şiddet, yas, asimilasyon ve yok etme gibi çoğu iktidar pratiğine karşı olarak kendi tarihini ve kolektif hafızasını aktifleştiren politik öznelerin söylemsel alanını yansıtan Kürt Sineması, kuşkusuz karşı hegemonik konumdan ifade edilen evrenin de temsilidir. Bu minvalde, öznelerin tarihsel süreçler içerisinde ve bölgeler kapsamındaki temsili değişmesine rağmen siyasal alandaki diskuru yok edilmeye karşı varlık alanını; katliam/savaş/soykırım hakikatine karşı da mücadele perspektifine yansıtır. İran, Irak, Suriye ve Türkiye'deki filmlerde geçmiş, şimdi ve geleceğin kesişen evreniyle politik özne olarak kadın temsillerinin kolektif hafızası güçlü direnme alanlarını açığa çıkartır. Söz konusu olan durum iktidarın/patriyarkanın adlandırdığı öteki/başka/madun olana karşı eylemini tartışmaya açarken; öteki/başka/madun olanın da direnme politikası olarak hem kamusal hem de özel alandaki söylemsel alanını ve öznelik pratiklerini açığa çıkartır. 2010 sonrası siyasal atmosferin değişimiyle İran, Irak, Suriye ve Türkiye kapsamında yer alan Kürt Sineması örnekleri tez kapsamında değerlendirilmiştir. Bu bağlamda tez içerisinde yer alan on yedi filmin hem söylemsel analizi hem de siyasal alana bağlı olarak açığa çıkan değişimleri feminist metodolojiye göre çözümlenerek kadın temsilleri tartışılmıştır. Dolayısıyla yapılan değerlendirme ve analizlerde Kürt Sineması'nda yer alan filmlerdeki kadın temsilleri bellek, politik özne ve şiddet başlıkları altında kuramsal çerçeveyle tartışılmış ve hem erkek hem de kadın yönetmenlerin bakışı feminist literatürle değerlendirilerek bakışın uzamında yer alan kadın özneler analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kürt Sineması, kolektif hafıza, politik özne, öteki/başka/madun, söylem analizi, feminist metodoloji, kadın temsili.

FeminizmKadınlarKolektif bellek+5
Nimet Gatar
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Erkek köşe yazarlarının kadına yönelik şiddet anlatımı

Şiddet bir iletişimdir. Bu çalışma kadına yönelik şiddettin bir erkek sorunu olduğu üzerinedir. Kadınların mağduriyetleriyle gündem olabilmeleri sorunun bir kadın sorunu olarak algılanmasına neden olmuştur. Oysa, erkeğe yönelik şiddet vardır. Medya şiddeti reyting malzemesi olarak değerlendirir. Yapılan son çalışmalar çözüm için erkeklerin katılımı gereğini söyler. Çalışma erkek köşe yazarlarının 1 Ocak 2011 - 1 Ocak 2013 tarihleri arasındaki yazılarını içerik ve söylem analizi ile inceleyerek fikir verir. 40 yazının konusu kadına yönelik şiddettir. Erkek yazarların tarifine göre sorunu bir erkek sorunu olarak görülmektedir. Fakat erkek egemen değerler yazılarla yeniden üretilmektedir. Anahtar Sözcükler : Şiddet, Toplumsal Cinsiyet, Türkiye yazılı basını, söylem analizi,

Cinsel kimlikErkeklerGazeteciler+7
Hakan Ada
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İki nevruz: 1992- 2013 Nevruz kutlamalarının Türkiye medyasında yansımalarının karşılaştırılması

Türkiye'de Nevruz/Newroz kutlamaları siyasi bir önem taşımaktadır. Özellikle 1990'lı yıllardan sonra Nevruz/Newroz, bahar bayramı olmasının yanı sıra Kürt halkının kimlik mücadelesi ve ulus inşa sürecinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Nevruz/Newroz bayramlarının ve bu bayramı kutlayanların farklı tarihsel dönemlerde ve farklı ideolojilere sahip medya organlarınca temsilleri, farklılık göstermektedir. 1992 yılında meydana gelen Cizre Nevruz'u bazı medya organlarınca medyada "ayaklanma" ve "bölücü terör eylemleri" olarak duyurulurken bazılarında "devlet terörü" olarak nitelenmiştir. Aynı medya organları 2013 yılında ise Nevruz /Newroz bayramını, "barış ve kardeşliğe" işaret eden yeni bir dönem olarak haberleştirmiştir. Farklı tarihsel dönemlerde Nevruz/Newroz kutlamalarının gazetlerde nasıl temsil edildiği sorusundan hareketle tezde temelde iki döneme odaklanılmıştır. Bu çerçevede 1992 Cizre ve 2013 Diyarbakır'da kutlanan Nevruz/Newroz kutlamalarının medyada nasıl temsil edildiği Hürriyet, Türkiye ve Yeni Ülke/ Özgür Gündem gazetelerinde Teu van Dijk'ın söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. 21 Mart 1992 Cizre Nevruz/Newroz'u ile 21 Mart 2013 Diyarbakır Nevruz/Newroz'unun, Hürriyet, Türkiye ve Yeni Ülke/ Özgür Gündem gazetelerinde 4 gün süre ile nasıl haberleştirildiği/ temsil edildiği söylem analizi ile incelenmiş ve şu sonuçlara ulaşılmıştır: 1. Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinin haberlerinde resmi devlet söylemi etkili olmuştur. 2. Haberlerde Nevruz/Newroz gerek Türk, gerekse Kürt kimliğinin yeniden üretilmesinde referans olarak kullanılmıştır. 3. Hüriyet ve Türkiye Gazetelerinin haber söylemlerinde Nevruz/Newroz Türk milliyetçi bir çerçevede, Özgür Gündem (Yeni Ülke) gazetesi haber söylemlerinde ise Kürt milliyetçi bir çerçevede tanımlanmıştır. 4. Hürriyet ve Türkiye gazeteleri haber söylemlerinde biz/ öteki karşıtlığı kurularak, "biz" Türk'lere karşı Kürt kimliği "ötekileştirilmiştir". Bu inceleme çerçevesinde iki Nevruz/Newroz 'un temsilinde dönemin hükümetinin Kürt sorununa ilişkin yaklaşımlarındaki farklılık medya söylemlerinde de etkili olmuştur. Devletin/egemen ideolojinin belirleyicisi olduğu, medya kurumlarının, var olan "gerçeği" sahip oldukları ideolojilere göre yeniden kurdukları ortaya çıkmıştır

GazetelerMedyaNevruz+4
Esra Aydın
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni ebeveyn olmuş genç yetişkinlerin anneliğe ve babalığa dair söylemleri

Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de yaşayan ve yeni ebeveyn olmuş genç yetişkin anne ve babaların, anneliğe ve babalığa dair söylemlerini ve bu söylemlere kaynaklık eden açıklayıcı repertuarları (söylemsel kaynakları) incelemektir. Bu amaç doğrultusunda; 26 ile 39 yaşları arasında yer alan 6 anne ve 6 baba ile birebir derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler, ses kayıt cihazı ile kaydedilmiş ve ardından yazıya dökülmüştür. Yazıdökümler "söylem analizi" ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada kullanılan söylem analizi Potter ve Wetherell'in (1987) "açıklayıcı repertuarlar" yaklaşımına dayanmaktadır. Görüşmeler "anneliğe ilişkin söylemler" ve "babalığa ilişkin söylemler" olmak üzere iki başlık altında analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, anneliğe ilişkin söylemlere kaynaklık eden 5 farklı açıklayıcı repertuar elde edilmiştir; "sorumlu/iyi annelik", "keyifli/mutlu annelik", "zor annelik", "ideal annelik" ve "kutsal annelik". Babalığa ilişkin söylemlere kaynaklık eden 4 farklı repertuara ulaşılmıştır; "zor babalık", "koruyucu babalık", "kız babası olmak" ve "sorumlu olmayan/yardımcı babalık". Araştırma sonuçları dikkate alındığında, yeni ebeveyn olan anne ve babaların anneliğe ve babalığa ilişkin açıklamalarında, aileye ilişkin geleneksel/ataerkil söylemlerin halen önemli bir yer tuttuğunu, diğer yandan bunların modern/eşitlikçi söylemlerle iç içe geçtiğini söylemek mümkündür. Hem anneler hem de babalar ebeveynlik görevlerinin paylaşılması gerektiğini ifade ediyor olmakla birlikte, bu paylaşımda esas görevin "doğası itibariyle" annede olduğu şeklindeki söylemin halen geçerliliğini koruduğu da görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Annelik, Babalık, Ebeveynlik, Aile, Söylem Analizi, Açıklayıcı Repertuarlar

AnnelikAnnelik temsilleriBabalık+6
Meltem Arakelyan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Zorla yerinden edilen Suriyeli bireylerin sosyal dışlanmaya dair söylemleri

Bu çalışmanın amacı İstanbul'da mülteci olarak yaşayan, zorla yerinden edilmiş Suriyeli bireylerin sosyal dışlanmaya dair söylemlerine kaynaklık eden "açıklayıcı repertuarların" incelenmesidir. Çalışmanın katılımcılarını; İstanbul'da yaşayan, 21-57 yaş arasında, Suriye vatandaşı 10 kadın ve 2 erkek oluşturmaktadır. Katılımcıların her biri ile yarı-yapılandırılmış derinlemesine bireysel görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler katılımcıların onayı ile ses kayıt cihazı ile kaydedilmiş, bilgisayar ortamında yazıya dökülmüş ve metinler söylem analizi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, katılımcıların açıklamalarına kaynaklık eden yedi açıklayıcı repertuara ulaşılmıştır; 'ayrıştırma', 'Türkiye olumlaması', 'haklılaştırma', 'mecburiyet', 'kimliğe dayalı dışlanma', 'temas yokluğu' ve 'dil engeli'. Elde edilen bulgulara bakıldığında; katılımcıların büyük bir kısmının Türkleri ve Türkiye'yi olumlayarak sosyal dışlanma yaşamadıkları yönünde açıklamalar yaptığı, dışlanmaya maruz kaldığını açıkça ifade eden az sayıda katılımcının ise dışlanma olgusunu daha çok ekonomik eşitsizlikler üzerinden tarif ettikleri gözlemlenmiştir. Katılımcılar, sosyal dışlanmaya maruz kalıp kalmadıklarına dair konuşmalarında; yaşanan sosyal dışlanma deneyimlerini "kötü Suriyeliler" olarak tanımladıkları kişilerin yaşadığını ve kendilerinin "iyi Suriyeliler" oldukları için bu tür olumsuzluklar yaşamadıklarını, yerel halkın kendi ülkelerinde istedikleri şartlarda 2 yaşamaları gerektiğini ve bu nedenle kendilerinden daha avantajlı olmalarının "normal" olduğunu, kendilerinin onlara uyum sağlamak zorunda olduklarını, temas yokluğu veya dil engeli nedeniyle zaten çoğu şeyi fark etmediklerini, yaşadıkları olumsuz durumlar olduğunda ise Türkiye'de kalmaya mecbur oldukları için tepki göstermemeleri gerektiğini ifade ederek yaşanılan olumsuzlukları meşrulaştırıcı söylemlerde bulundukları söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Dışlanma, Zorla Yerinde Edilme, Zorunlu Göç, Söylem Analizi, Açıklayıcı Repertuarlar

DışlanmışlıkGöçmenlerSosyal dışlanma+3
Dicle Yücekaya
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de üretilen çizgi filmlerin kültürü taşıma fonksiyonu içerik ve söylem açısından pepee örneği

Çizgi filmler aile, çevre ve okul ortamları dışında çocukların hayal dünyalarına yön veren, öğrenme ihtiyaçlarını gideren, izlediklerini model alma ve sosyal yaşamlarıyla bağ kurma konusunda etkin unsurlardan biridir. Örnek almanın ve izlediklerini sosyal yaşama aktarmanın yoğun olduğu bu dönemde çocuklar için çizgi filmler hayal dünyalarını besleyen programlardır. Çocuklar bu yapımlarda izledikleri kahramanları kendilerine dost ve arkadaş edinirler, kahramanları kendileriyle özdeşleştirerek benimserler ve bu esnada gözlemlediklerini de kendi yaşamlarına taşımaya çalışırlar. Çizgi film dünyası ile çocuk arasında güçlü bir bağ vardır. Çizgi filmlerin eğitici, öğretici, yönlendirici ve kültürleyici işlevi çok önemlidir. Yakın zamana kadar Türkiye'deki çizgi film yapımcılarının etkin yapımlar üretememesi sebebiyle Türkiye'deki çocuklar, farklı ülkelerin çizgi filmlerinin kültürel etkisi altında büyümekteydi. Türkiye'de çocuk kanallarının açılması ve çoğalması ile Türkiye'deki çocuklara yönelik yapımlar, çizgi filmlerin üretiminin hız ve çeşitlilik kazanması ile kültürel etkiye belirli bir oranda denge getirmiştir. Bu çalışmada, çizgi filmlerin kültür aktarım aracı olarak nasıl kullanıldığı irdelenecek ve Türkiye'de üretilen yerli bir çizgi film olan Pepee üzerinden kültürel aktarım değerlendirmelerinde bulunulacaktır.

KültürKültürel aktarımKültürel anlatı+4
Semih Akbay
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Madde bağımlılığında nesne kavramının psikanalitik kuramla incelenmesi: Bir olgu sunumu

Bu çalışma, madde bağımlılık öyküsü bulunan bireylerin ilk bakım veren kişiler/nesnelerle kurdukları ilişki üzerinden ruhsallıklarında oluşan nesne kavramını incelemeyi amaçlamıştır. Bağımlı bireyin hem kendisini algılama biçimi hem de çevresiyle kurduğu ilişkiden hareketle maddenin ruhsallığında nasıl bir yeri olduğu anlaşılmaya çalışılmıştır. Bağımlılıkla ilgili sorunsallar psikanalitik kuramın nesne ilişkileri ve nesne kavramına dair görüşlerinden yararlanılarak ele alınmıştır. Çalışma, 18 yaş üstü, madde kullanımını bırakmış ve tedavi aşamasında olan bir katılımcı ile yapılan klinik görüşmeler şeklinde gerçekleşmiştir. Ekim 2018-Şubat 2019 tarihleri arasında toplamda dokuz görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşme içerikleri tematik söylem analizi ile incelenmiştir. Görüşmeler sonucu yapılan analiz doğrultusunda vakanın aile ile ilişkilerinin yeterli ruhsal dinginliği sağlayacak nitelikte olmadığı, anne ve babasının kendisine dair duygularını olumsuz değerlendirdiği görülmüştür. Anne babanın ilgi ve müdahale alanı dışında kalan arkadaş çevresi aracılığı ile başladığı madde ise bir nesne olarak vakanın ruhsallığında bir yeri olması gereken eksikliğin üstünü örtme işlevini gördüğü düşünülmüştür. Vakanın daha çok eşiyle kurduğu ilişkiyi dayanak alarak kendi hayatında olumlu adımlar attığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Nesne, Nesne İlişkileri, Psikanaliz, Lacan, Söylem Analizi

Bakım verenlerLacan, JacquesMadde bağımlılığı+5
Handan Türkal
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Otizmli çocuğu olan ebeveynlerin otizme yönelik söylemleri

Bu çalışmanın amacı, otizm tanısı almış çocuğu olan ebeveynlerin otizme ve otizmli çocuklarına dair ne tür açıklamalarda bulunduklarını ve bu açıklamalarına kaynaklık eden "açıklayıcı repertuarların" neler olduğunu incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, 4 ile 11 yaşları arasında otizmli çocuğu olan, İstanbul'da yaşayan 10 ebeveynle yarı-yapılandırılmış birebir derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler, katılımcıların onayı dahilinde ses kayıt cihazıyla kaydedilmiş ve daha sonra yazıya aktarılmıştır. Görüşme metinleri "söylem analizi" ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada kullanılan söylem analizi, Wetherell ve Potter'ın (1988) "açıklayıcı repertuarlar" yaklaşımına dayanmaktadır. Görüşmelerin analizi sonucunda, ebeveynlerin otizme yönelik açıklamalarına kaynaklık eden 6 farklı repertuara ulaşılmıştır: "Farklılık olarak otizm", "tıbbi problem olarak otizm", "engel/yetersizlik olarak otizm", "dini imtihan olarak otizm", "ötekileştirilme deneyimi olarak otizm", "kişisel gelişim imkanı olarak otizm". Katılımcıların açıklamalarına kaynaklık eden bu repertuarların, otizme yönelik toplumsal söylemlerle bağlantılı olduğu kadar katılımcıların dini inançları ve bireysel deneyimleriyle de ilişkili olduğu görülmektedir. Buna göre, katılımcılar, otizmli bir çocuğa sahip olma durumunu zorlayıcı ve yıkıcı bir durum olarak tanımlarken bir yandan da bu durumla baş etmede dini inanç alanından ve bireysel gelişim söyleminden destek almaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Otizm, ebeveyn kabulü, ötekileştirme, söylem analizi, açıklayıcı repertuarlar

Ebeveyn kabul veya reddiEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+5
Dilek Demirbaş
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Heteroseksüel erkeklerin vazektomiye yönelik söylemleri

Bu çalışmada, Türkiye'de yaşayan heteroseksüel erkeklerin, erkek doğum kontrol yöntemi olan vazektomiye dair açıklamaları ve bu açıklamalara kaynaklık eden söylemler (açıklayıcı repertuarlar) incelenmiştir. Çalışma kapsamında, 25-43 yaş arasında, 17 heteroseksüel erkek ile yarı-yapılandırılmış derinlemesine odak grup görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler, görüşmecinin onayı dahilinde ses kayıt cihazıyla kaydedilmiş ve ardından yazıya aktarılmıştır. Görüşme metinleri söylem analizi yöntemi ile incelenmiştir. Görüşme analizi sonucunda katılımcıların vazektomiye dair açıklamalarına kaynaklık eden beş açıklayıcı repertuara ulaşılmıştır: "Son çare olarak vazektomi", "erkekliğe müdahale olarak vazektomi", "babalığa engel olarak vazektomi", "cerrahi operasyon olarak vazektomi", "geleneklere ters düşen bir uygulama olarak vazektomi". Sonuç olarak, katılımcıların vazektomiyi bir doğum kontrol yöntemi oluşundan ziyade toplumsal cinsiyet normları çerçevesinde erkeklik ve babalık ile ilişkisi üzerinden açıkladıkları ve anlamlandırdıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Vazektomi, Erkeklik, Babalık, Söylem Analizi, Açıklayıcı Repertuarlar

BabalıkDoğum kontrolüErkekler+3
Gülmin Candaş
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Erkeklerde cinsiyetçilik ve meşrulaştırmaya dair söylemsel bir inceleme

Bu araştırmanın amacı, İstanbul'da yaşayan heteroseksüel erkeklerle yarı-yapılandırılmış bireysel görüşmeler gerçekleştirmek suretiyle; erkeklerin cinsiyetçiliği meşrulaştırmaya yönelik açıklamalarının hangi söylemsel kaynaklara (açıklayıcı repertuarlara) dayandığını tespit etmektir. Bu bağlamda çalışmada, ataerkil toplum sistemine sahip toplumumuzda erkeklerin cinsiyetçi açıklamalarına dair söylemleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın katılımcıları; İstanbul ilinde yaşayan, 25 ile 51 yaş aralığındaki 15 heteroseksüel erkekten oluşmaktadır. Görüşlerine başvurulan tüm katılımcılarla bireysel olarak 15 farklı görüşme yapılmıştır. Görüşmeler esnasında katılımcılar tarafından belirtilen hususlar ses kayıt cihazıyla kaydedilmiş ve sonrasında da yazılı metne dönüştürülmüştür. Ardından görüşme kayıtları söylem analizi gerçekleştirilerek incelenmiştir. Görüşme metinlerinin analizi sonucunda; "kadının anne oluşuna vurgu", "kadının doğasına vurgu", "davranışlara vurgu", "kadınlara atfedilen görevlere vurgu" ve "geleneğe-kültüre vurgu" şeklinde beş farklı repertuara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgular incelendiğinde, erkeklerin kadınlara yönelik cinsiyetçi açıklamalarını meşrulaştırmaya dönük çok sayıda açıklama geliştirdiği saptanmış ve bu açıklamaları da hayatın farklı yönlerini baz alarak temellendirmeye çalıştıkları görülmüştür. "Kadının anne oluşuna vurgu" repertuarı, erkeklerin cinsiyetçi açıklamalarına kaynaklık eden baskın repertuardır ve bu repertuarda cinsiyetçilik "annelik" kavramı üzerinden yeniden inşa edilmektedir. "kadının doğasına vurgu" repertuarında cinsiyetçiliğin erkekler tarafından fiziksel ve psikolojik güç olguları etrafında yeniden inşa edildiği ve bu repertuar üzerinden "kadına şiddet" ile "iş ayrımcılığı"nın meşrulaştırılmaya çalışıldığı görülmüştür. "Davranışlara vurgu" repertuarında erkeklerin; "kadının giyim tarzı", "kadının cinsel isteğini hissettirme durumu", "kadının cinsellik görevi" ve "kadın davranışının şiddeti doğurması" gibi davranışlar üzerinden cinsiyetçiliği inşa ettikleri görülmüştür. "kadınlara atfedilen görevlere vurgu" repertuarında erkeklerin toplumsal cinsiyetçilik üzerinden kadınlara bir kısım yükümlülükler atfettikleri saptanmıştır. "geleneğe-kültüre vurgu" repertuarında erkeklerin cinsiyetçi açıklamalarını "yetiştirilme tarzı" ve "yetişilen coğrafya" kavramları üzerinden meşrulaştırmaya çalıştıkları görülmektedir. Sonuç olarak, araştırma kapsamında görüşlerine başvurulan katılımcıların kadınlar hakkında konuşurken düşmanca veya korumacı nitelikteki cinsiyetçi söylem ve davranışları açık veya örtük biçimlerde meşrulaştırdıkları ve yeniden ürettikleri görülmüştür. Özellikle ataerkil sistem kaynaklı kültürel kodların katılımcılar tarafından özümsendiği ve cinsiyetçiliğin katılımcılar tarafından doğal ve sıradan bir şekilde meşrulaştırılabildiği saptanmıştır.

AtaerkilCinsiyetçilikErkekler+3
Arda Arslan
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Melankolik öznede özdeşleşme ile intihar üzerine söylemsel bir analiz: Sylvia Plath ve Nilgün Marmara örneği

Bu çalışmanın temel amacı, intihar kavramını melankoli ve özdeşleşme kavramları üzerinden tartışmaktır. Bu amaç doğrultusunda intihar kavramının açıklandığı diğer teorilerin yanı sıra intiharın melankoli sonucu meydana gelmiş özdeşleşme kavramıyla tartışılması amaçlanmıştır. Çalışma, Lacan'ın özdeşleşme teorisi bağlamında intihar kavramını açıklamaktadır. Bu bağlamda ilk olarak intihar kavramının tarihsel süreci ele alınmış olup karşılaştırmalı kuramlar çerçevesinde ele alınmıştır. Bu doğrultuda ele alınan intihar kavramının ardından, melankoli kavramının tarihsel süreçlerde kendini ne şekilde inşa ettiği tartışılmıştır. Melankolik öznenin ne olduğu ve bu doğrultuda bu öznenin intiharının nasıl gerçekleştiği teorik olarak açıklanmıştır. Bunun ardından çalışmanın dayanağını aldığı Lacanyen bir bakış olan özdeşleşme kuramı üzerinden melankolik öznenin intiharının ne olduğu tartışılmıştır. Bu anlamda kayıp deneyimi yaşamış öznelerin, yaşamlarını sürdürmedeki isteksizliklerindeki temel faktörlere odaklanarak; toplumsal cinsiyet rollerinin bu deneyimi hangi derecede etkilediğini tartışılmıştır. Çalışmada yöntem olarak nitel araştırma yöntemlerinden biri olan söylem analizi kullanılmış; çalışmanın vaka olarak seçmiş olduğu Sylvia Plath ve Nilgün Marmara'nın yaşamları ve eserleri bu yöntem ile analiz edilmiştir. Öncelikle Plath'ın Günlükler'i (2014), Sırça Fanus'u (1987), Ariel ve Seçme Şiirler'i (2016) ile ölümünün ardından eşi Ted'in yayına hazırladığı Sylvia Plath'ın Günceleri (1998) isimli eseri incelenmiştir. Ardından Nilgün Marmara'da ise Kırmızı-Kahverengi Defterler (1994), Daktiloya Çekilmiş Şiirler (2008), Metinler (2015) ve Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi (2016) metinleri incelenmiştir. Çalışmanın sonucu elde edilen veriler aracılığıyla, bir kayıp sonrası (sevilen kişinin kaybı, bir yer veya nesne kaybı, bir duygunun kaybı vb.) meydana gelen yas halinin melankoliye dönüşmesinin ve bunun ardından bu kayıp olgusuyla özdeşleşen öznenin intiharının hangi faktörler aracılığıyla gerçekleştiği analiz edilmiştir. Buradan hareketle Sylvia Plath ve Nilgün Marmara'nın intiharları da Lacan'ın özdeşleşme teorisi üzerinden açıklanarak; kayıp sonrası melankolikleşen ve bunun ardından yaşanılan özdeşleşme ile intiharın ne şekilde meydana geldiği tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İntihar, Melankoli, Melankolik Özdeşleşme, Melankolik Özne

Lacan, JacquesMarmara, NilgünMelankoli+4
Elif Nur Elçi
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Halide Edip Adıvar'ın Döner Ayna Akile Hanım Sokağı ve Handan romanlarının söylem analizi yöntemiyle incelenmesi

Halide Edip Adıvar'ın romanlarındaki kadın karakterlerin çoğu kocaları tarafından aldatılan, ilgi gösterilmeyen ve mutsuz bir hayat süren kadınlardır. Yazarın yarattığı bu kadınlar entelektüel, eğitimli ve yaşadığı toplumun sorunlarının farkında olan bireylerdir. Ayrıca yazarın yaşadığı dönem itibariyle hem Osmanlı Devleti'nin hem de sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin birçok siyasi ve sosyal meselesine şahit olmasından ötürü kadın ya da erkek roman kahramanlarını belli bir ideolojiyi savunan, temsil ettiği sistemin sorumlu bireyleri olarak karşı çıktığı sistemi de eleştiren mücadeleci karakterlerden oluşturduğu görülür. Biz de bu tezimizde roman kişilerinin, diyalog ve iç monologlarında şüphe ve kıskançlık söylemlerini doğrudan ya da dolaylı olarak kurdukları cümleleri analiz ederek sebep ve sonuçlarıyla ortaya çıkardık. Aynı zamanda siyasi ve eleştirel söylemlerin kaynaklarını ve ortaya çıkardığı sonuçları birey ve sistem bağlamında ele alarak inceleyip metnin ardında yatan asıl anlatılmak istenenler açıklanmıştır.

Adıvar, Halide EdipRomanSöylem analizi+1
Ayşe Sibel Şahin
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Helal gıda sertifikası Türkiye iç pazarında uygulanmalı mıdır?: Helal gıda sertifikası'na politik söylem analizi yöntemi ile bir bakış

Helal Gıda Sertifikası Türkiye'de 2005 senesinden itibaren uygulanmaya başlayan bir sertifikalama süreci olup o günden bu yana farklı platformlarda ve konu başlıklarıyla tartışılmaktadır. Bu çalışmanın konusunu da bu tartışma başlıklarından birisi olan Helal Gıda Sertifikası Türkiye iç piyasasında uygulanmalı mıdır? sorusu oluşturmaktadır. Bu çalışmada, canlı bir televizyon programında HGS'yi savunan ve karşısında olan tarafların argümanları, Fairclough ve Fairclough'a ait olan Politik Söylem Analizi metodu ile analiz edilerek "iki taraf arasında uzlaşma zemini için bir içgörü oluşturulabilir mi" sorusuna cevap aranacaktır. Helal Gıda Sertifikası dini bir kavramdan türemiş olsa da taraflar arasındaki tartışma daha çok insan hakları ve kutsal bir kavramın pazarlaştırılması konu başlıklarına odaklanmaktadır. Tarafların gerek din ve dünya görüşleri gerekse teknik ve bilimsel altyapıları çok farklı olduğu için derin bir anlaşmazlık içinde görünseler de, bir uzlaşı zemininin sağlanabileceği mümkün görünmektedir.

Helal gıdaSekülerizmSertifika+4
Goncagül Şahin Kaya
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Behice Boran'ın yazıları ve söylemlerinde kadın söylemi

Bu çalışma Türkiye'deki akademik ve siyasal çevreler tarafından sosyalist ve sosyolog kimliğiyle öne çıkarılmış olan Behice Boran'ın kadın kimliğine ve kadın söylemlerine odaklanmaktadır. Çalışmanın amacı bu söylemlerin ortaya çıkarılması ve Boran'ın Türkiye'deki sosyalist eril yapı içindeki kadın kimliğine dair bir çıkarım yapılmasıdır. Bu çıkarımlara ulaşılabilmek için Boran'ın biyografisine, yazılarına ve söylemlerine odaklanılmaktadır. Çalışmanın yöntemi nitel bir içerik analizi olarak düşünülmüştür. Yazılar ve söylemlerin analizi tematik bir analiz yöntemi kullanılarak yapılmaktadır. Farklı makaleler ve metinlerden Boran'ın aile içinde kadının konumuna, iş bölümüne, cinsiyet rollerine, kadın örgütlenmesine, feminizm söylemlerine ve Türkiye'deki kadınların konumuna kadar geniş alanda temalardan bahsettiği söylenebilmektedir. Çalışmanın odaklandığı ikincil nokta ise Boran'ın kadın söylemlerinin belli noktalarda feminizm söylemleriyle belli noktalarda sosyalist liderlerin ve düşünürlerin söylemleriyle kesişmesidir. Bu temaların incelenmesi ve sonuca vardırılması Boran'ın söylemlerinin yalnızca siyaset bilimi ve sosyoloji alanlarının değil aynı zamanda kadın ve toplumsal cinsiyet çalışmaları alanı için de araştırılmaya değer olduğunu göstermektedir. Bu anlamda çalışmanın literatüre yeni bir katkı sunduğunu söylemek gerekmektedir. Sonuç noktasında çalışma, sosyalist bir lider ve sosyalist bir kadın olan Boran'ın ortaya çıkarılmamış kadın kimliğini ve kadın temalarını ortaya çıkarmaktadır.

Boran, BehiceKadın yazarlarKadınlar+5
Burak Toplu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects