Turkish nationalism
71 theses under this subject heading
The formation of hybrid identity of the kurds and the Turks through interethnic marriages in Turkey
Identities are not "fixed and innate" but "fluid and multiple", formed out of the interactions with others; so each encounter adds new meanings to the identities. Based on different theories of the identity, the study aims to show the changing nature of the identity shaped by the processes of migration, globalization and interethnic marriages. The objective of this research is to shed light on the terms, in particular "hybridity, in-betweenness and ambivalence" and to connect them to the Kurds and the Turks who have become ethnically hybrids due to marriages between the Kurds and the Turks. Hybridity, developed from botanical and biological origins has started to be used as mixing of cultures of the colonized and the colonizer groups, in particular during post-colonialism. Hence, the study pursues to indicate hybridization of the identities and explores the processes of hybridization of the Kurds and the Turks through interethnic marriages in Turkey. The main question of the thesis is whether the hybrid Kurds and Turks consider themselves biethnic/bicultural or not. If so, it is assumed these hybrids will approach Kurdish and Turkish nationalism differently. In other words, rather than focusing on differences, they will concentrate on similarities and sharings, and they will be more willing to live together. Hence, in the research paper firstly, it is important to give information about what identity, hybridity and globalization are, and whether there are any marriages between the Turks and the Kurds or not. Soon, what hybridity was in the 19th century and is now will be clarified. Finally; with interviews, the thoughts of hybrids about their identity will be given. Data consist of 15 qualitative interviews conducted with the individuals at different ages and different jobs in Erzurum, Bursa and Istanbul. The main purposes of the study are to find how these people define themselves: whether as Kurds, Turks, in-between, or both, and to examine whether they have any differences from non-hybrid Turks and Kurds, and to see their approach to the Kurdish and Turkish nationalism.
Türkçülük temelinde Türkiye Cumhuriyeti'nin ideoloğu Ziya Gökalp
ZORLU, Meltem. Türkçülük Temelinde Türkiye Cumhuriyeti'nin İdeoloğu Ziya Gökalp, Yüksek Lisans Tezi, Çorum, 2018. Bu çalışmada temel olarak Ziya Gökalp ve onun Türk milliyetçiliği ideolojisi ele alınmıştır. Ziya Gökalp ve onun milliyetçilik anlayışının incelenebilmesi için milliyetçilik kavramının analiz edilmesi çalışmamızın konusunu teşkil etmektedir. Kısaca ifade etmek gerekirse Türk milliyetçiliğinin Ziya Gökalp'in fikirleri üzerinden daha iyi anlaşılmasının sağlanması aynı zamanda Gökalp'in fikirlerinin cumhuriyet ideolojisine katkılarının araştırılması bu çalışmanın amaçlarını ifade etmektedir. Ziya Gökalp düşünsel alanda yaptığı çalışmalarla Türk milliyetçiliğinin ideoloğu olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı zamanda Gökalp'in Türk milliyetçiliği ile ilgili olan fikirleri ve kavramlarının analiz edilmesi günümüzde dahi tekrar kurgulanan milliyetçilik fikrinin anlaşılması açısından önemlidir. Genel bir ifadeyle Ziya Gökalp'in fikirlerinin incelenmesi ve onun fikirleri üzerinden kurgulanan bir milliyetçilik anlayışının temel kabullerinin ifade edilmesi milliyetçilik kavramının anlaşılması açısından önem teşkil etmektedir. Belirtilen bu amaç ve önemler doğrultusunda bu konunun incelenmesinden sonra Türk milliyetçiliği fikrinin ne olduğunun, ne zaman ve hangi koşullarda ortaya çıktığının tespiti mümkün hale gelecektir. Ziya Gökalp'in milliyetçilik fikrinin oluşumu ve bu fikrin hangi kavramları kapsadığının anlaşılması, milliyetçilik fikrinin kuramsal açıdan değerlendirilmesi daha iyi yapılabilecektir. Aynı zamanda Gökalp'in fikirlerinin Cumhuriyete olan etkilerinin incelenmesi sağlanacaktır. Çalışma konusu itibariyle temel olarak literatür araştırmasına dayanmaktadır. Bu noktada Ziya Gökalp'in başta kendi çalışmaları olmak üzere, dönemindeki diğer düşünürlerin eserleri ve tarihsel olarak Gökalp'in yaşadığı dönemi ve bu dönemdeki fikirleri inceleyen başlıca çalışmalar incelenmiştir. Sonuç olarak tüm bu bahsedilenlerin ışığı altında Ziya Gökalp milliyetçiliğinin bir tür 'geneolojisi' ortaya konulmuş ve Türk milliyetçiliği Gökalp üzerinden analiz edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Millet, Milliyetçilik, Türkçülük, Gökalp Türkçülüğü, Türkiye Cumhuriyeti.
İsmail Hâmi Danişmend, eserleri ve tarihçiliği
Bu çalışmada Türk tarihine önemli katkılar sunan tarihçi İsmail Hâmi Danişmend'in hayatı, eserleri ve tarihçiliği konuları işlenmiştir. 1889 yılında Merzifon'da doğan İsmail Hâmi Bey, Türk tarihi ve kültürü üzerine oluşturduğu eserlerle birlikte şiirler yazmış, dil çalışmaları ve çeviriler yapmıştır. Eserlerinin büyük kısmını 1955 yılında "vatana ihanet" suçlaması ile yargılandığı Ankara İstiklal Mahkemesi'nden beraat ettikten sonra oluşturmuştur. Eserlerini oluştururken Ayasofya ve Nuru Osmaniye Kütüphanelerinde; Başbakanlık, Osmanlı ve Fetih Cemiyeti arşivlerinde araştırmalar yapmıştır. Eserleri akademik çalışmalar şeklinde olmayıp geleneksel tarihçiliğin özelliğini taşımakta, bu yönüyle de geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de: İsmail Hâmi Danişmend'in çocukluğu, gençliği, tahsil hayatı, çalışma hayatı, evlilikleri, şahsiyeti, siyasi hayatı ve vefatı çalışmalarına yer verilmiştir. İkinci Bölüm'de: İsmail Hâmi Bey'in eserleri yayın tarihine göre verilip daha sonra eserlerinin tanıtımları yapılmıştır. Eserlerinden bağımsız olarak makale ve konferansları konularıyla birlikte tarih sırasına göre verilmiştir. Üçüncü Bölüm'de: İsmail Hâmi Bey'in tarihçiliğinden, eserlerinde işlediği konulardan yola çıkarak görüşlerinden ve oluşturduğu eserlerle Türk tarihine olan katkısından bahsedilmiştir. Anahtar Kavramlar: İsmail Hâmi Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, Milliyetçilik, Türklük, Türk Kültürü.
Türk siyasal hayatında Türk milliyetçiliği bağlamında kadın söylemi (Ziya Gökalp, Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş)
Tarih boyunca toplumların bir ülkü doğrultusunda hareket ettikleri görülmektedir. Toplulukların gelişmesi ve devlet halini alarak, yapısını sürdürmesi, milliyetçilik düşüncesi ile sağlanabilmektedir. Türk toplumunun tarihine bakıldığında gelenek ve göreneklerinin ileriye taşındığının söylenmesi mümkündür. Türk toplumunda din, milliyetçilik, aile, ahlak gibi faktörlerin yer aldığı görülmektedir. Türk toplumuna özgü kadın ve erkek rolleri zamana göre farklılık göstermiştir. Türk toplumunda kadın her zaman saygı görmüş ve el üstünde tutulmuştur. Bu tezde genel itibariyle, Türk Siyasal Hayatı kapsamında 'Türk Milliyetçiliği" düşüncesinde reel politika ve düşünce geleğeninde etkin unsur olan Türk milliyetçiliği çerçevesinde kadına bakış konusu, inceleme konusu olacaktır. Kadın kavramının bu düşüncede yer alışı ve önemi tezin genel konusudur. Türk milliyetçiliğinde yer alan çalışmalar bazında kadına bakış konusunda eksikliklerin var olması ve bu eksikliklerin giderilmesi tezin genel amacını belirlemektedir. Türk milliyetçiliği düşüncesinde kadın figürünün önde olmadığına dair yaklaşımlar temel alınarak kadın figürlerinin incelenmesi amacını taşımaktadır. Tez önem açısından, konunun bugüne kadar yüzeysel bir şekilde reel politik açıdan ele alınması ve ayrıca bir bilimsel çalışmanın eksikliğinin var olması sebebiyle önemlidir. Tez konusu bilimsel çalışmaların eksikliği sebebiyle önemlidir. Türk siyasal hayatı açısından incelenen kadın figürleri gelecek çalışmalara bir ışık tutacaktır. Bu tezle birlikte kadının siyasal katılım açısından incelenmesi önemli bir sonuç doğuracaktır. Konuyla ilgili genel bir tespit yapılarak yorumsamacı nitel araştırma ve literatür taraması yöntemi kullanılacaktır. Konuyla ilgili genel bir hipotez oluşturulacak ve yapılan özel çalışmayla bu hipotezin doğruluğu ve yanlışlığı test edilecektir. Bu kapsamda eleştirel düşüncelere değinilip hipotezle bağlantılı olarak da bir sonuca ulaşılacaktır. 'Türkçülük', 'Milliyetçilik', 'Turancılık', 'Ülkücülük', 'Asena' kavramları üzerinden tarihsel analiz yapılacaktır. "Türk Milliyetçiliği" 1912 sonrasında reel politik güç haline gelmeye başlamıştır. 1920'lerde Kemalist milliyetçilik noktasına gelmiştir. Cumhuriyet döneminde milliyetçilikler farklı düşünce şekliyle kendisini göstermiştir. 1940'lı yıllardan sonra çok partili hayata geçiş sürecinde Türk milliyetçiliği hareket olarak reel politik hareket içinde etkin olmaya başlamıştır. Türk milliyetçiliği içerisinde kadın faktörünün incelenmesi Türk siyasal hayatındaki kadın etkisinden bağımsız olarak düşünülemez ancak milliyetçi ideolojinin kadına yönelik özel bir bakış açısının olduğu da gerçektir. Çalışmada bu bakış açısı ortaya konulacaktır. "Türk Milliyetçiliği" genel bir anlam ifade etmektedir. Tez farklı tür milliyetçilikler dahil edilmeden reel politikada kendisini "Türk Milliyetçisi" olarak adlandıran ve o şekilde partileşen siyasal hareketle sınırlıdır. Bu hareketin başladığı 1940'lı yıllar çerçevesinde içerisinde kadın söylemi üzerinde durulacaktır. Anahtar Kavramlar: Millet, Milliyetçilik, Türk Milliyetçiliği, Toplumsal Cinsiyet, Kadın
Türklük ve Kürtlük bağlamında birlikte yaşama ve iç içe geçişler: Başakşehir örneği
Toplumlarda yaşanan hızlı değişimler sonucunda, hayatın her alanında olduğu gibi sosyal alanda da soru ve sorunlar ortaya çıkmaktadır. Toplumsal alandaki en önemli sorunlardan biri de çokkültürlülük ve etnisitedir. Bu alanda meydana gelen toplumsal sorunlar genellikle birlikte nasıl yaşanabileceği sorusunu gündeme getirir. Oluşan bu sorunlar genellikle ayrışma yaratan sorunlardır. Toplumda yaşanan ani dönüşümler, ani kırılmalar bilim adamlarını yeni kavramlar üretmeye zorlamaktadır. Bu çalışma böyle bir birikimin birlikte yaşama kültürüne katkı sağlaması bakımından önemlidir. Etnikliğin Türk toplum yaşamındaki uygulaması ile Batı tecrübesi ve yaşantısındaki örnekleri birbirinden farklıdır. Türkiye'deki etnik gruplar Anadolu'nun yerel halklarıdır; Batı'nınkiler ise sonradan göç etmiş etnik gruplardır. Türkler tarih boyunca farklılıkları bir arada yaşatmayı bilmiş, Batı ise ötekileştirerek, asimile ederek kendi amaçlarına uygun davranmaya zorlamıştır. Eğer etniklik eksenindeki bu sosyolojik derinlik dikkate alınmazsa herhangi bir sonuca ulaşamayız. Etnisite hakkında Türkiye'de ve tüm dünyada inceleme konusu yapılabilecek birçok topluluk vardır. Bu çalışmanın konusunu etniklik bakımından Türklük- Kürtlük bağlamında birlikte yaşama ve iç içe geçişler oluşturmaktadır. Bu iç içe geçişler toplumsal bütünleşmeyi sağlamak için çok önemlidir. Böylece toplumdaki farklı etnik grupların birbirlerine olan önyargılarının, korkularının ve kuşkuların giderildiği bir güven ortamı oluşturulabilecektir. Anahtar Kelimeler: Etnisite, Kültür, Çokkültürlük ve Politikaları, Ulusçuluk, Kimlik, Kürt Kimliği, İç İçe Geçişler.
Türk Milliyetçiliği'nin oluşum sürecinde Osmanlı dışı unsurların etkisi (Rusya örneği)
Millet ve milliyetçilik kavramlarının gelişimi üzerinde Fransız İhtilali'nin yanı sıra dünya çapında yaşanan savaşlar ve bunalımların etkisinin büyük ölçüde bulunduğu yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim on dokuzuncu yüzyılın başından itibaren ulus kavramıyla birlikte ulus devlet düşüncesinin zirve yaptığı buna paralel olarak da çok uluslu imparatorlukların yeşeren bu düşünce sayesinde varlıkla-rını koruyamayıp parçalanma sürecine girdikleri görülmektedir. İşte bu manada hem etnik hem de dini bakımdan farklı unsurları içinde barındıran Osmanlı İmparatorluğu da değişen ve küresel çapta yankı uyandıran konjonktürle karşı karşıya kalarak yı-kılmayı engelleyici çözümler üretmeye çalışmış fakat yaşanan gelişmeler sonucu bu çözüm yollarının netice vermediği görülmüştür. Osmanlıcılık ve İslamcılık olarak nitelendirilen bu çözüm yolları daha sonra Rusya'dan Osmanlı İmparatorluğu'na göç ederek mevcut siyasi, sosyal ve ideolojik havayı değiştirecek olan aydınlar sayesinde yerini Türk Milliyetçiliğine bırakmıştır. Fakat bu durum Osmanlıcılık ve İslamcılığın işlerliğini tamamen yitirmeyerek mevcut siyasi ve kültürel ortam neticesinde varlığını Türkçülük içerisinde devam ettirmiş olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, Türk Milliyetçiliği ideolojisinin tarihsel süreç içerisinde geçirmiş ol-duğu aşamaları ve bu aşamaların oluşumunda etkilisi olan Yusuf Akçura, İsmail Gaspıralı, Zeki Velidi Togan, Ahmet Ağaoğlu, Mehmet Emin Resulzade gibi Türkçü aydınların Rusya'dan Osmanlı topraklarına gelerek başlatmış oldukları Türk Milli-yetçiliği akımının oluşumu süreci içerisinde bu aydınların ne gibi katkıda bulundukları ve nasıl etki ettikleri incelenmiştir. Farklı dönemlerde ve farklı zamanlarda Türkçülük, Turancılık, Pantürkizm gibi düşüncelerin ortaya atıldığı fakat ismini zik-retmiş olduğumuz aydınların siyasi ve coğrafi bir birliktelikten ziyade kültürel ve dil alanında bir Türkçülük akımı başlattıkları görülmüştür. Dört bölümden oluşan tezin ilk bölümünde giriş kısmı içerisinde millet, milliyetçilik kavramları ile Türk Milliyetçiliğinin oluşumuna etki eden Fransız İhtilali ve Rus un-surları ele alınmış, ikinci bölümde Osmanlı Devleti'ndeki siyasi ve ideolojik akımlar incelenmiş, üçüncü bölümde basın ve yayın alanında Türk Milliyetçiliğinin oluşumu süreci anlatılmış, dördüncü bölümde ise Yusuf Akçura, İsmail Gaspıralı, Zeki Velidi Togan, Ahmet Ağaoğlu, Mehmet Emin Resulzade'nin Türk Milliyetçiliğinin oluşu-muna yapmış oldukları katkıları ve etkileri anlatılmaya çalışılmıştır.
İdeoloji ve milliyetçilik kavramları açısından Türk milliyetçiliğinin tarihsel gelişimi
Fransız İhtilali ile birlikte Dünya'da birçok değişim gerçekleşmiştir. Bu değişimlerden de çok uluslu ve çok dinli İmparatorluklar çağdaş devletlere nazaran daha çok etkilenmiştir. 18. Yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğunun savaşlarda aldığı yenilgiler ve ekonomik gerileme, batılılaşma çalışmalarını beraberinde getirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde bulunan azınlıkların süreç içerisinde bir sorun haline gelmeye başlaması Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük gibi siyasal fikirleri ortaya çıkarmıştır. Bu fikirlerin hemen hepsi siyasi olarak uygulanırken, Batıcılık ve modernleşme çalışmaları da devam etmiştir. Osmanlı İmparatorluğu yöneticileri Osmanlıcılık ve İslamcılık fikirleri ile hemhal olurken, Osmanlı İmparatorluğu sınırları dâhilinde Türklerin azınlık olduğu topraklarını kaybetmiştir. Elde kalan Anadolu toprakları ise Müslüman Türklerin çoğunluğu teşkil ettiği kısımdır. Bu durumda geriye sadece milli bir devlet kurma idealinin zeminini oluşturan Türkçülük kalmıştır. Millet ve milliyetçilik anlayışının binlerce yıldır Türk milletinin ruhunda ve şuurunda var olmasından dolayı, Türk milleti yeni bir sistem olarak Ulus Devletleşmeye hemen ayak uydurmuş, bu doğrultuda çalışmalara başlamıştır. Türklük şuurunun, Türkçülük fikri olarak tezahür etmesi 50 yıllık bir süre zarfında şekillenmiştir. Fikir adamlarının özellikle kültür ekseninde Türkçülüğü şekillendirmesi, Mustafa Kemal Paşa'nın bu fikirleri uygulamasıyla zafere ulaşmıştır.
Milliyetçi hareketteki fikir ayrılığı: Cumhuriyetin ilk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
Fransız Devrimi'yle birlikte kapsamı genişleyen haliyle milliyetçiliğin ortaya çıkışı ve Türk milliyetçiliğinin bundan etkilenmesi Osmanlı Devleti'nin son dönemine denk gelir. Türk milliyetçiliğin Osmanlı Devleti için bir çözüm reçetesi olarak sunulması 1800'lerin sonuna doğru gerçekleşse de milliyetçi hareketin filizlenip bir devlet politikasına dönüşmesi 1900'lerin başlarına rastlar. I.Dünya Savaşı dönemi milliyetçi politikaların uygulandığı ilk dönemdir. I.Dünya Savaşı'nın yıkımı neticesinde milliyetçi hareket, vatan topraklarının işgalinin önüne geçmek için harekete geçer. Bu mücadelede ise tek müttefiki halktır. Türk milliyetçiliği ideolojisi, halkı bu mücadeleye dahil etmek için kullanılır. Türk milliyetçi hareketi Milli Mücadeleyi başarıyla sonuçlandırır lakin milliyetçi hareket savaşın ardından kurulacak rejimde fikir ayrılığı yaşamaktadır. Bu fikir ayrılığı rejimin mahiyetine ilişkindir. Önce ittihatçılar sonra İkinci Grup ve son olarak da Terakkiperverler ile girdiği iktidar mücadelesinde Mustafa Kemal galip olarak ayrılmıştır. Lakin milliyetçi hareketteki bu fikir ayrılığı süreci ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurulması; cumhuriyetin ilk muhalefet partisi olması nedeniyle, İttihat Terakki'den geriye kalanları içinde barındırması nedeniyle, Halk Fırkası'na nazaran daha muhafazakar bir çizgide olması nedeniyle ve milliyetçi hareketin özellikle Milli Mücadele'de Mustafa Kemal ile birlikte hareket eden grubuna mensup kişiler tarafından kurulması nedeniyle incelemeye değerdir.
Belleğin politik inşası olarak vatan anlatısı: Türkiye'deki siyasal ritüeller üzerinden bir inceleme
Bu doktora tezi çalışmasında, Türkiye'nin Cumhuriyet döneminde kutlanan 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı olmak üzere dört milli bayram üzerinde vatan anlatısı teması çerçevesinde bir inceleme yapıldı. Bu inceleme, gazete, dergi, broşür, poster, kartpostal ve pul gibi yazılı ve görsel basın materyallerindeki bayramın anlam ve önemine ilişkin mesajlara bakılarak yapıldı. Bu kapsamda, milli bayram kutlama törenlerindeki ritüel pratikler, toplumsal belleği biçimlendirme işlevleri bakımından ele alındı. Böylece ritüel pratiklerin, politik iktidarın milli bayram kutlamaları yoluyla, çocuklar, gençler, askerler ve aileler gibi failler aracılığıyla toplumsal yapı üzerinde devletin varlığını ve devamlılığını sağlamak amacıyla etkili olduğu gösterildi. Bunu göstermek içinse, kutlamalar kapsamındaki siyasal ritüellerdeki anlatı, sembol ve performans gibi yapısal unsurlar, yine bu çalışma kapsamında oluşturulan ritüel çözümleme yöntemiyle çözümlendi. Bu çözümlemede, beden ve toprak gibi vatan anlatısının iki temel bileşenine ilişkin ritüel pratiklere odaklanıldı. Bu pratiklerde yer alan beden unsuru, devletin tahakkümünün bir tezahürüyle oluşan, askeri disiplin yöntemleriyle terbiye edilerek bir "ahenk" ve "birlik" içindeki güçlü ve sağlıklı "terbiye edilmiş bedenler" olarak çözümlendi. Buna göre, "Türk milleti" oluşturmak ve sonra da onu korumak için oluşturulan bu "terbiye edilmiş bedenler"in, politik iktidarın söylemiyle toplumsal belleğin imgesi haline getirildiği gösterildi. İkinci olarak toprak unsuru ise, devletin egemenliğinin bir tezahürü olarak "sınırları çizilmiş topraklar" olarak "Türk vatanı" nı oluşturduğu, dahası bu "sınır" imgesiyle de belleklerde bu vatanın korunduğu söylemiyle somutlaştırıldığı görülmektedir. Sonuç olarak çocukluktan gençliğe, gençlikten askerliğe, askerlikten aileye, kadından erkeğe doğru biçimlenen bedensel terbiye araçları, milli bayramların ana teması vatan anlatısı çerçevesinde toprağın vatan haline getirilmesinde bir "hamur" olarak "biçim" verilen bir imge olarak gösterileştirilmiştir. Bu da, politik iktidarın hem bireysel belleği hem de toplumsal belleği, politik söyleminin uzamı olarak inşa ederek, bireyi ve ait olduğu toplumu biçimlendirdiği sonucunun çıkarılmasını sağlamıştır. Anahtar Kelimeler : Siyasal ritüel, ulusal tören, toplumsal bellek, performans, vatan.
Türk milliyetçiliğinin üç ideoloğu: İsmail Gaspıralı, Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp
Bu çalışmada, İsmail Gaspıralı, Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp'in Türk milliyetçiliğine dair görüşleri ele alınmıştır. Türk milliyetçiliği ideolojisinin inşasına katkı sağladığı düşünülen bu düşünürlerin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesine etkileri tartışılmıştır.Tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, yirminci yüzyılda ortaya çıkan milliyetçilik kuramlarına değinilmiş ve kuramsal bir analiz yapılmış, ayrıca Türk milliyetçiliğinin kuramsal ve tarihsel çerçevesi çizilmeye çalışılmıştır. Türk milliyetçiliği ideolojisini doğuran nedenler; siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel olmak üzere üç başlık altında incelenmiştir.İkinci bölümde, Türk milliyetçiliği ideolojisinin kültürel ve siyasi alanda ortaya çıkışı ele alınmıştır. Bu bölümde Türk milliyetçiliği ideolojisi amacıyla kurulan kurumlar değerlendirilerek Türk milliyetçiliği ideolojisini siyasi iktidara taşıyan siyasi parti değerlendirilmiştir.Üçüncü bölümde, Türk milliyetçiliği ideolojisinin inşasına katkı sağladığı düşünülen üç ideolog: İsmail Gaspıralı, Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp'in Türkçülüğe dair görüşlerine yer verilmiştir.Dördüncü ve son bölümde ise Türk milliyetçiliği ideolojisinin Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesindeki yeri tartışılarak, bu üç düşünürün görüşlerinin Cumhuriyet döneminde ne derecede etkili olduğu incelenmiştir. Türk milliyetçiliğinin, Türkiye Cumhuriyeti'ndeki etkisini daha belirgin hale getirmek amacıyla bu bölümde Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu önderi olan ve kendisini Türk milliyetçisi olarak tanımlayan Mustafa Kemal Atatürk'ün de milliyetçiliğe dair görüşlerine yer verilmiştir. Sonrasında ise Cumhuriyet döneminde, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda yapılan inkılâpların oluşmasında Türk milliyetçiliği ideolojisinin yeri tartışılmıştır.
Cumhuriyet Dönemi Türk milliyetçiliği fikrinin kurumsallaşmasında sivil toplum kuruluşlarının önemi: Türk Ocakları
Kurulan yeni dünya düzeninin temel taşı olan milliyetçilik yayılma döneminde zorlu süreç ve engellemelerden geçmiştir. 1789 Fransız İhtilali ile birlikte milliyetçilik akımının etkisiyle yüzyıllardır egemen olan birey ve/veya aile merkezli imparatorluklar engellemelere rağmen yerini millet esasına dayanan ulus devletlere bırakmıştır. Osmanlı İmparatorluğu da bu süreçte milliyetçilikten etkilenmemek için çeşitli önlemler almış fakat başarılı olamamıştır. Neticede tarih sahnesindeki yerini başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere üç kıtada birçok devlete bırakmıştır. Devlet bütünlüğünün ve birliğinin sağlanabilmesi için sivil toplum kavramı da Osmanlı İmparatorluğu'nda engellenmiştir. Osmanlı'nın son dönemlerinde ilan edilen II. Meşrutiyet ile birlikte oluşan özgürlükçü ortamda kurulmaya başlanan sivil toplum kuruluşlarında her ideoloji kendi görüşüyle temsil edilmeye başlanmıştır. Türk milliyetçiliği de bu dönemde her ideoloji gibi kurumsallaşma sürecine girmiştir. Türk Ocağı'nın temeli 190 Askeri Tıbbiye öğrencisinin mektubu ile atılmıştır. Bu çağrıya sessiz kalmayan Türk milliyetçisi aydınlar Türk Ocağı altında birleşmişlerdir. Türk Ocağı, Türk milliyetçiliği fikrinin yayılması ve korunmasında 1912 yılından günümüze -bazı kesintilerle de olsa- varlığını sürdürmüştür. I. Dünya Savaşı sonrasında İstanbul'un işgaliyle, 1931 yılında Atatürk tarafından ve son olarak da 1980 darbesi sonrasında kapatılmıştır. Yaşadığı kesintilere karşın Türk milliyetçiliği ülküsünün savunucusu olan Türk Ocakları varlığını sürdürdüğü her dönemde gerek milliyetçilik anlayışı ile gerekse de olaylara Türk milliyetçisi bir pencereden yorumlamıştır. Çalışmanın amacı Türk Ocakları'nın milliyetçiliğin kurumsallaşması sürecindeki çalışmaları ele alınarak bu süreçte rolünü ve konumunu belirlemektir. Çalışmanın ana konusu olan Türk Ocakları'nın gelişimi önce kronolojik olarak ve ardından da milliyetçilik görüş esasıyla incelenmiştir. Bu çalışmada Türk milletinin temel unsur ve kurumlarına zarar verilmemesi ve Türk millet ve devletinin yüceltilmesi gerekildiği vurgulanmıştır. Bu çalışmadaki bulgularda ise Türk Ocakları'nın sivil toplumun kurumsallaşma sürecinde Türk milliyetçiliğinin, devlet politikası olmasını eleştirerek geçici bir gündem olamayacağı ve Türk milliyetçiliğinin devletin ve milletin kalıcı gündemi ve bakış açısı olması için çabaladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ankara Türk Ocağı (kuruluşu ve faaliyetleri)
Türk milliyetçiliği; İslam ümmetçiliğinden çok milletli Osmanlıcılığa, oradan İslamcılığa ve nihayet Türk milliyetçiliği ve vatanperverliği şeklinde bir gelişme göstermiştir. Bu hareket Osmanlı Devleti'nin çeşitli din ve milliyetlerden meydana gelen kozmopolit yapısı içinde bir tepki ve kendini bulma akımı olarak doğmuş ve daha ziyade Türkçülük olarak adlandırılmıştır. Dolayısı ile yakın dönem düşünce tarihimizde modern manası ile millet fikrinin ortaya çıkması ve bu fikre dayalı olarak gelişen milliyetçilik, Türkçülük hareketinin doğuşuna bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Türk Ocakları 25 Mart 1912 yılında, devletin fevkalade büyük iç ve dış badirelerle karşı karşıya bulunduğu bir dönemde, 190 askeri tıbbiye öğrencisinin teşvik ve teşebbüsü ile dönemin önde gelen aydınlarından Mehmet Emin Yurdakul, Fuat Sabit, Ahmet Ağaoğlu ve Yusuf Akçura tarafından kurulmuştur. Türk Ocakları'nın kuruluşundan itibaren temel çalışma alanı, milli kültürümüzle ilgili konulardır. Bunların araştırıldığı, incelendiği, tarihteki yerlerini, tesir ve uygulamalarının ele alındığı fikri ve kültürel faaliyetler, kitap, broşür ve dergi şeklindeki çeşitli yayınlar Türk Ocakları'nı geleneksel çalışma tarzını oluşturur. Türk Ocakları'nı 1912 tarihli ilk tüzüğünde `Türk Ocağı zinhar siyasetle iştigal etmez' hükmü yer almıştır. Oluşturulmaya çalışılan milli mefkure hareketinin siyasi tesirlerle yozlaşabileceğinden, amaç ve hedeflerinden uzaklaşabileceğinden endişe duyan Türk Ocağı kurucuları, siyasi karışıklıkların dışında kalmayı ilke olarak benimsemişler, bunu ileriki dönemlerde de özenle sürdürmüşlerdir. Türk Ocakları'nın devrin şartları gereği temelde milli duygulardan kaynaklanan milliyetçilik fikrinin ?heyecan ve telkin? yoluyla uyandırmak ve canlı tutmak faaliyetlerinin odak noktasını oluşturmaktadır. Özellikle Ankara Türk Ocağı'nın yürüttüğü organize ve sistemli faaliyetler, ülkede milliyetçilik şuuruna sahip geniş bir kadro oluşmasında önemli bir rol oynamıştır. Nitekim, Türk Ocağı çevresindeki düşünce atmosferi içinde yetişen ve bu düşüncelerden etkilenen asker-sivil Türk aydınları Anadolu'daki milli mücadeleyi yürüten ve Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran kadroların önemli bir bölümünü oluşturmuştur. Sonuç olarak, Türk Ocakları'nın İmparatorluktan milli devlete geçiş dönemi ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve rejimin yerleşmesi safhasında önemli rol oynayan, yakın tarihimize damgasını vurmuş sosyal ve kültürel bir cemiyet olduğunu söylemek mümkündür.Anahtar sözcükler1. Türkçülük2. Ankara3. Milliyetçilik4. Türk5. Ocak
Türk milliyetçiliğinin sembolik kaynakları (Yeni Osmanlıların siyasal söylemleri: 1860-1876)
Milliyetçilik, 18. yüzyılın sonlarında Batı Avrupa'da ortaya çıkan ve 19. yüzyılda dünyanın muhtelif yerlerinde etkilerini gösteren bir akımdır. Bu akımdan en fazla etkilenen siyasî oluşumların başında çok-uluslu imparatorluklar gelmektedir. 19. yüzyıl'da Osmanlı Devleti, etnik temelli milliyetçilik hareketleri karşısında mevzilenme ihtiyacı duymuş; Osmanlılık kimliği altında bütün etnik ve dinsel toplulukları birleştirmeyi amaçlamıştır. Merkeziyetçi siyaset, yenilikler, halka tesis ettiği modern biçimde ilişki, ulus devlet sürecinde önemli bir rol oynamıştır. Ancak dinsel farklılığı aşan kimlik tasarımı Müslüman unsurları rahatsız etmiş ve muhalef güçlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yeni Osmanlılar, bürokrasinin mutlak egemenliğine karşı çıkmış; halk egemenliği, meşveret, meclis, kuvvetler ayrılığı gibi ilkelerle politik kültürün şekillenmesinde önemli rol oynamışlardır. Modernleşme ile birlikte gelişen kimlik tasarımında siyasî, edebî ve kültürel rolleriyle geleneksel sembolleri yeniden yorumlamışlar ve yeni semboller icat ederek kimlikleşmeye katkıda bulunmuşlardır. Bunun yanında diğer islâm ülkeleri ile gelişen ilişkiler ve göçler de bu kimlik tasarımında etkili olmuştur. Türk milliyetçiliğinin doğuşunu öncüleyen bütün bu gelişmelerin modern Türk kimliğinin belirleyicisi olmuştur.
Küreselleşmenin Türk bürokratik sistemine etkileri
Küreselleşme kavramının dünya üzerindeki gelişimi ile birlikte etki alanlarınınneler olduğu ve sürecin tarihsel gelişim sürecinin nasıl olduğu incelenmektedir.Araştırmalara göre küresel dünya süreci ortaçağın bitişi ile birlikte başlayan değişimile tohumları atılmış bir süreçtir. Boyutları itibariyle ekonomik, siyasal, sosyo-kültürelolarak incelenmesi gereken küreselleşmenin başlıca aktörleri de çok uluslu şirketlerve küresel örgütler olarak ele alınmaktadır.Ulus-devlet yapılanmasına da önemli ölçüde etki eden küreselleşme süreciyönetsel anlamda birçok ülkede değişimin zorunlu olduğu bilincini yaratmıştır.Bürokrasi anlamında da sürekli devinim içerisinde olan ülkelerin yönetsel yapılarıküreselleşme süreci ile birlikte köklü değişimler ve yeniden yapılanma içine girmiştir.Osmanlı'dan günümüze kadar gelen yönetsel yapılarda da bahsedilendeğişimler süreklilik içermekle birlikte Cumhuriyet sonrası dönemde görülen bazıaksaklıklar nedeniyle sağlıklı olmayan bir süreçten geçmiştir. Bugüne kadar gelensüreçte halen Osmanlı'dan alınan bazı yönetsel yapılar kimi zaman büyük kimizaman da küçük rötuşlarla yapısal değişimler geçirmiştir. Bunların en büyüğü deküreselleşmenin yoğun olarak yaşandığı 20. yüzyılın son 10 yılından bugüne kadarolan süreçtir.Anahtar kelimeler; küreselleşme, bürokrasi, ulus-devlet, Osmanlı İmparatarluğu,Cumhuriyet Sonrası Türkiye.
Türk siyasal kültüründe millet algısı ve milliyetçilik
Bu çalışma, Türk siyasal kültürü içerisinde, millet ve milliyetçilik kavram-larının, bireyler tarafından algılanış farklılığının test edilmesi suretiyle bu yön-de sonuçlara gidilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Toplumun millet ve milliyetçi-lik kavramlarına atfettiği anlam irdelenirken, Osmanlı Devleti'nin Cumhuriyet Türkiyesi'ne bıraktığı siyasal kültür mirasının ve bu mirasın oluşumuna neden olan dinamiklerin incelenmesi ise, çalışmanın belkemiğini oluşturmuştur.Bu doğrultuda, ilk olarak, kültür ve siyasal kültür kavramları incelenerek Türk siyasal kültürünün ana hatları çizilmeye çalışılmıştır. Türk siyasal kültü-ründe önemli bir yere sahip olan millet ve milliyetçilik algısının belirlenebilme-si amacıyla, millet, milliyetçilik ve Türk milliyetçiliği kavramları tarihsel köken-leri ile birlikte, çeşitli kuramsal yaklaşımlar paralelinde detaylı olarak incelen-miş, özellikle Türk milliyetçiliğinin oluşumunda etkili olan unsurlar açıklanmış-tır.Çalışma, literatür taramasına dayalı betimsel bir çalışma olmakla birlik-te, aynı zamanda alan arştırmasını içermesiyle ampirik özellik de göstermek-tedir. Bu çerçevede çalışmanın son bölümü, Türk toplumunun millet ve milli-yetçiliğe ilişkin değerlerin analizinden hareketle bugünkü durumun bir tespitini yapma amacına yönelik bir alan araştırmasını içermektedir. Bu tespitin ya-pılmasındaki amaç ise; çalışmanın kuramsal kısmında yer alan millet ve milli-yetçilik ile ilgili argüman, söylem ya da yaklaşımların günümüz Türk toplu-munda var olup olmadığını, var ise hangi düzeyde olduğunu tespit etmek ola-rak belirlenmiştir. Bu belirlemenin de tarihsel bakış, devlet, din, muhafazakâr-lık, ordu, muhalefet, demokrasi, laiklik, dil, etnik yapı gibi kavramların yaş, cinsiyet, eğitim durumu, gelir düzeyi, yerleşim birimi, etnik köken gibi farklı bağımsız değişkenler tarafından nasıl düzenlendiği/oluşturulduğu üzerinden yapılması amaçlanmıştır.Söz konusu alan araştırması, anket yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araştır-manın evreni ise, Ankara'da yaşayan 18 yaşını bitirmiş ve hanelerde yaşayan erkek ve kadın vatandaşlar olarak tanımlanmıştır. Evrenin Ankara olarak be-lirlenmesinde; Ankara'nın başkent oluşu, kozmopolit bir şehir olarak Türki-ye'nin pek çok bölgesinden göç alması ve şehirlerde yaşayan nüfus oranının en yüksek olduğu il olması göz önünde bulundurulmuştur. Bu kapsamda, An-kara geneli, nüfus ve gelir dağılımı göz önünde bulundurularak 3 bölgeye ay-rılmış; Ankara genelinde elde edilecek verilerin, Türkiye genelini yansıtabile-ceği değerlendirilmiş ve hedef kitleye uygun olarak 410 anket üzerinden çö-zümleme yapılarak genellemelere gidilmiştir. Verilenrin analiz edilmesi sonu-cunda sorulara ait toplam 45 frekans tablosu ile birlikte birbiriyle ilişkili olan farklı soruların karşılaştırılması sonrasında anlamlı sonuçlar veren 15 tablo olmak üzere toplam 60 tablo üzerinden çözümlemeler yapılmıştır.
Adalet ve Kalkınma Partisi ve Türk Milliyetçiliği
Milliyetçilik akımının başlangıcı konusunda çeşitli fikirler mevcut olsa da dünya çapında bir şöhrete Fransız Devrimi ile kavuşmuştur. Çok sayıda etnik grubun birlikte yaşadığı Osmanlı Devleti ise bu akımdan en çok yara alan devletlerin başında gelmektedir. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Cumhuriyetin kurulması ve yapılan devrimlerle birlikte ülke, hem şekil olarak hem de zihinsel olarak köklü bir değişime gitmiştir. Modern anlamda bir ulus-devlet kurma gayreti ile girişilen yenilikler, kimi çevreler tarafından sıkı sıkıya benimsenmiş olsa da hala tartışmalar sürmektedir. Bu tartışmaların başında ise millet ve milliyetçilik konusu gelmektedir. AK Parti hükümeti ise etnik söylemlerden uzak durması ve ırk temelindeki bir milliyetçilik anlayışını reddettiklerini sıkça dile getirmeleri nedeni ile milliyetçi olmayan bir parti ya da milliyetçilik karşıtı bir parti izlenimi uyandırmış olsa da, aksine milliyetçi söyleme belirli noktalarda sahip çıkan bir partidir. AK Parti kendisini milliyetçi bir parti olarak tanımlamamaktadır. Fakat genellikle Osmanlı ve İslam temasına dayanan muhafazakâr bir milliyetçilik anlayışına sahip bir parti olduğu söylenebilir. AK Parti, Cumhuriyet döneminde uygulanan politikaların milletin birleştirici unsuru olan İslam faktörünü etkisizleştirdiğini ve ayrılıkçı hareketlere sebep olduğunu savunur. Özellikle, AK Parti'nin ilk kez iktidara geldiği 2002 yılında bir ekonomik krize ek olarak devraldığı Kürt sorunu, partinin milliyetçilik çerçevesinde kullandığı söylemlerde her zaman ağırlığını hissettirmiştir. Küresel güçlerin sürekli kaşıdığı Kürt sorunu, AK Parti tarafından Müslüman-Osmanlı kimliği kapsamında çözüme kavuşturulmaya çalışılmaktadır. Buradan hareketle AK Parti, etnik kimlik izlerini muğlaklaştırmaya çalışılırken İslam, birleştirici bir üst kimlik olarak kurgulanmakta ve Osmanlı ise ortak tarih unsuru olarak sunulmaktadır. Bu millet tahayyülüne hizmet etmek ise milliyetçiliğin özü ve en yücesi olarak kabul edilir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kimlik algısı
Bu tez, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşayan halkın kimlik algısını ele alan bir çalışmadır. Bu bağlamda, giriş kısmına müteakip üç bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde kimliğe ilişkin kavramsal bir çerçeveye yer verilmiş, ikinci bölümde ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde tarihî süreç içerisinde kimlik algısının oluşumuna tesir eden faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır. Saha çalışması ile güçlendirilen üçüncü ve son bölümde ise, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının kimlik algısı, bilhassa Türkiye ve Türk halkına ilişkin gerçek ve güncel fikirleri ekseninde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu bölümde kullanılan SPSS programı ile objektif birtakım sonuçların elde edilmesine gayret edilmiştir. Bu bağlamda genel olarak değerlendirildiğinde Kuzey Kıbrıs Türk halkının kimlik algısının 'Kıbrıslı Türk' kavramı etrafında şekillendiği, bu algının, halkın Türkiye'ye ilişkin fikirlerini de etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu hâliyle çalışmanın, konuyla ilgili başka çalışmalara ışık tutması umulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs, Kimlik, Türkiye, Kıbrıslı, Türk
Türk kültürü dergisi ve milliyetçilik
Türk milletinin tarih sahnesine ilk çıktığı andan bu yana milliyetçiliğini ve kültürünü bilimsel araştırmalar çerçevesinde inceleyen birçok kurum ve kuruluş mevcuttur. Bu kurum ve kuruluşlar arasında bazıları vardır ki Türk milletini tekrardan ayağa kaldırmanın yolunun Türk kültüründe olduğunu işaret etmektedir. Türk Kültürü Araştırmaları Enstitüsü bu kurumlardan bir tanesidir. enstitü çıkardığı Türk Kültürü dergisi ile elinden geleni yapmaktadır. Türk milleti tarih boyunca dünyaya yön vermiş ve imkansız denilen başarılara imza atmıştır. Türk milletinin bu başarılara imza atabilmesi için en önemli özelliği genlerinde bulunan milliyetçilik duygusu ve köklü kültürüdür. Dünya 1789'da bu duyguya isim koyarken Türk milleti yüzyıllar evvelinden milliyetçilik duygusunu taşa kazımış ve devlet şiarı haline getirmiştir. Türk milletinin milliyetçiliğinin bu denli önemli ve büyük olmasının sebebi köklü kültüründen meydana gelmektedir. Türk milleti, kültürü ve milliyetçiliği ile yapacaklarıyla dünyaya yön vermeye devam edecektir.
Osmanlının son döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk Ocakları ve Türk Milliyetçiliğinin kurumsallaşmasına etkileri
Fransız devrimiyle ortaya çıkan milliyetçilik akımları ve Osmanlı İmparatorluğuna etkileri ele alındı.Osmanlı İmparatorluğunun dağılmasıyla ortaya çıkan siyasal akımlar,bu akımlardan Türkçülük ideolojisinin öne çıkması ve yeni Türkiye'nin kurulmasında birleştirici bir rol oynaması incelendi.Türk milliyetçiliğinin kurumsal örgütler kurarak cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk inkılaplarının kabul görmesindeki etkileri üzerinde duruldu. Osmanlıcılık, Batıcılık, İslamcılık, Türkçülük 19.Yüzyıl sonlarında dağılma sürecine giren imparatorluğu birleştirmeye yönelik ortaya çıkan siyasal akımlardı.Bu akımlardan Türkçülük diğer siyasi akım tezlerinin kendiliğinden yok olması ön plana çıktı.Türkçülük kurumsallaştı örgütlerini kurdu.Osmanlının genel halk kitlesini oluşturan Türk çoğunluğun Türk Ocaklarının oluşumundaki rolü ve önemi bu tezde vurgulandı.Türkçülük yeni Cumhuriyetin kurulmasını sağlayan en önemli siyasi akım oldu.Atatürk milliyetçiliği ise yeni Türkiye Cumhuriyet'inin yapısını şekillendiren ve inkılapları gerçekleştiren bir siyasi akım olarak cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren belirdi. Anahtar Kelimeler: Milliyetçilik, TürkMilliyetçiliği, Türkçülük, Osmanlıcılık, Batıcılık,İslamcılık, Atatürk Milliyetçiliği.
Erken Cumhuriyet Dönemi ulus inşası ve dilde milliyetçilik
Bu çalışmada dilin Osmanlı millet sistemi içerisinde ve erken Cumhuriyet döneminde ulus- inşa sürecindeki rolü açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. Dilin, Türk ulusal kimliğinin oluşum sürecindeki etkisini analiz edebilmek amacıyla öncelikle modernleşme, milliyetçilik, ulus- devlet, milliyetçilik türlerinden iradi milliyetçilik ve etnik milliyetçilik, dilde milliyetçilik gibi kavramların Batı'daki gelişim seyrine bakılmıştır. Bir sonraki aşamada aynı kavramların Osmanlı Devleti'ne ve yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti üzerindeki etkisi incelenmiş ve Cumhuriyet dönemindeki dil reformları ile yeni ulusal yapının bu süreçten nasıl etkilendiği açıklanmıştır. Buna göre Cumhuriyet'in kurucuları başlangıçta iradi ulusçuluktan yana tutum sergilemişlerdir. Yeni oluşturulmaya çalışılan ulusun Osmanlı kimliğinden sıyrılıp yeni Türk kimliğini benimsemesi amaçlanmış ve Türk kavramının içeriği kendini Türk olarak hisseden tüm etnik ve dini grupları kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Ancak Osmanlı Devleti'nden devralınan çok kültürlülük ve çeşitlilik zamanla sorun olarak görülmeye başlanmış iradi ulusçuluğun yerini zamanla etnik ulusçuluk almıştır. Çıkarılan kanunlarla resmi ideoloji halka benimsetilmeye çalışılmış ve Türkiye Cumhuriyet'in etnik yapısına yapılan vurgu artmıştır.
Sadri Maksudi Arsal'ın düşünce dünyasında liberal milliyetçi tema
Bu çalışmada Sadri Maksudi Arsal'ın düşünce dünyasında liberal milliyetçi temayı ortaya koymak amaçlanmıştır. Millet, milliyet, milliyetçilik, hukuk, tarih, dil gibi alanlarda uğraş verdiği görülen Arsal, Cumhuriyetin ilk yıllarında ulus devletin inşası sürecinde faaliyet göstermiş bir akademisyen ve siyasetçidir. Arsal'ın milliyetçilik yaklaşımının incelenmesi milliyetçilik alanında ve Türk siyasal yaşamı üzerinde yapılan araştırmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu kapsamda bir kavram olarak milliyetçilik, Türk milliyetçiliği ve gelişimi doküman incelemesi temel alınarak incelenmektedir. Çalışmanın sonucunda Sadri Maksudi Arsal'ın milliyetçilik teorileri içerisinde ve Türk milliyetçiliği içerisindeki yeri ortaya konmuştur. Arsal'ın milliyetçi yaklaşımında liberal milliyetçi temanın olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İngiliz belgelerine göre Turancılık
Türk kültürü ve tarihi coğrafyası için oldukça önemli olan Türkistan bölgesi yayılmacı devletlerin etkin güç olabilmek için uzun yıllar mücadele ettiği stratejik bir alan olmuştur. Bu çalışmada amaç, İngiltere'nin ekonomik ve politik üstünlük sağlamak için coğrafi konum itibariyle stratejik bir öneme sahip olan Türkistan coğrafyası üzerindeki faaliyetlerini ve bununla birlikte bölgedeki Turancı ideolojiye yaklaşımını ortaya koymaktır. Bu çerçevede Türklerin ve İngilizlerin tarihsel süreç içerisindeki ilişkileri tespit edilmiş ve İngiltere'nin dış politikasını şekillendiren temel dinamikler değerlendirilmiştir. Çalışmada özellikle I.Dünya Savaşı (1914-1918) sürecinde İngiltere için Osmanlı topraklarında ve Türkistan bölgesinde Turancılık ideolojisinin neden özel bir araştırma konusu haline geldiği ve bu bağlamda İngiltere'nin bölgede Turancılığı etkin bir politik güç olarak görmesinin nedenleri analiz edilmiştir. Nitekim İttihat ve Terakkinin yönetime gelmesiyle yöneticilerin Pan-Türkist idealler ile hareket etmesi İngiltere'nin bölgedeki Turancılık ideolojisini bir tehdit olarak görmesine neden olmuştur. Elde edilen bilgiler neticesinde dönemin genel algısı, anlayışı tespit ve analiz edilmeye çalışılmış, İngiltere'nin Türkistan politikasını ve küresel anlamda tüm kaynakları kullanarak Turancı ideolojiye olan yaklaşımı arşiv kaynakları kapsamında değerlendirilmiş ve dönemin tarihi sürecine farklı ve özgün bakış açısı getirmek amacıyla çalışma oluşturulmuştur.
İsmet Özel İslamcılığında Türk algısı üzerine bir inceleme
Modern bir olgu olan ulus devlet fikriyle birlikte bir çok konuda olduğu gibi kimlik tanımlamaları da farklı bir boyut kazanmıştır. Bu doğrultuda Türklük kimliği de Cumhuriyetin ilanı ile birlikte modern Türk ulus devleti bağlamında yeniden tanımlanmıştır. İsmet Özel ezber bozucu bir yaklaşımla günümüze kadar yapılmış olan Türklük tanımından farklı bir Türklük tanımı ortaya koymuştur. Özel yeni Türklük tanımının bağlamını modern ulus devlet ideolojisinden değil İslam ve İslam'ın tarihsel süreçte yayılmasına öncülük edenlerden aldığını iddia etmektedir. Özel söz konusu Türklük tanımı ile birlikte Türk kimliğine yönelik yeni tartışmaların da kapısını aralamıştır. Bu bağlamda Özel yapmış olduğu yeni tanım ile Türk kimliğine bakışta farklı bir perspektif ortaya koymuştur. Özel en genel anlamıyla etnik ve kültürel bir temelden uzak, İslami değerler üzerine inşa ettiği Türklük tanımıyla küffara, kapitalizm ve emperyalizme karşı bir cephe oluşturmayı hedeflemektedir. Tezin odak noktası İsmet Özel'in Türklük anlayışıdır. Özel'in Türklük düşüncesinin ve tanımının merkezinde İslam vardır. Bu anlamda üçüncü bölümde Özel'in Türklük düşüncesi üzerine yoğunlaşılmış ve bu düşüncenin ortaya çıkmasına sebebiyet veren siyasi, ekonomik ve toplumsal olgular üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Bu araştırmada Türklük çıkışı ile dikkatleri kendi üzerine çekmeyi başaran yazar ve şair İsmet Özel'in dini/İslami temelden hareketle yaptığı Türklük tanımının temel dayanak noktaları tespit edilmeye çalışılmıştır. Akabinde Özel'in Türklük tanımının sınırlarının neler olduğu ve söz konusu bu tanımın siyasi, ekonomik ve kültürel çağrışımlarının neler olduğunu analiz etmek yine bu çalışmanın temel hedefleri arasında yer almaktadır.
Mehmet Saffet (Arın) Engin'in modern Türk siyasal düşüncesine katkıları üzerine bir inceleme
Mehmet Saffet (Arın) Engin, tek-parti devrinden başlayıp 1970'li yılların sonlarına kadar otuzdan fazla kitap ve çok sayıda makale kaleme almış bir Cumhuriyet aydınıdır. Amerika'da sosyoloji ve felsefe alanlarında öğrenim gördükten sonra Türkiye'ye dönen ve çeşitli okullarda öğretmenlik yapan Engin, bir taraftan da eski Türk tarihi ve dili üzerine eserler yazmıştır. Bu eserleriyle Atatürk'ün dikkatini çeken Engin, zaman zaman onun Çankaya sofrasındaki davetlerine katılmıştır. Atatürk'ten gördüğü bu teveccüh neticesinde Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumu'nun ilk üyeleri arasında yer alan Engin, 1930'lu yılların Türkiye'sinde Atatürk'ün girişimleriyle şekillenen tarih ve dil tezlerinin hazırlanmasında da görev almıştır. Engin, 1942 yılında öğretmenlik mesleğinden ayrılmasının ardından hiçbir resmî görev almamış ve vefatına kadar eski Türk tarihi ile Kemalizm'i anlatan eserler yazmıştır. Soğuk Savaş ortamında "anti-komünist" niteliği haiz yazılar kaleme almış olan Engin'in, 1950'li yıllardan itibaren "Türkçü" vasfı biraz daha ön plana çıkmıştır. "Öz Türkçe" olarak yazdığını ifade ettiği kitaplarında ırkçılığa varan görüşler öne sürmüş, Türkiye'de sol ideolojilerin yükselişe geçtiği 1960 sonrasında ise sert bir komünizm aleyhtarı olarak dikkat çekmiştir. Bu çalışma, Engin'in düşünce dünyasını özetleyen üç ana düşünce olan Kemalizm, milliyetçilik ve anti-komünizm bağlamında kendisinin modern Türk siyasal düşüncesi içerisindeki yerini tespit etmeyi amaçlamaktadır.