Three dimensional modelling
64 theses under this subject heading
Duvar seramiklerinde üç boyutlu modüler uygulamalar
Yüzey kaplaması olarak kullanılan modüler seramik birimlerin oluşturulması ve kullanım alanları ile ilgili detaylı bilgi paylaşmayı amaçlayan bu araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde modül ve mekan kavramlarının tanımlamaları, modüler tasarımın genel özellikleri ve özellikle seramik sanatında modülerlik ile ilgili araştırmalara yer verilmiştir. İkinci bölümde ise modüler seramik yüzey kaplamaları ve üretim teknikleri, geçmişten günümüze kadar olan süreç örneklerle anlatılmıştır. Bu bölümün devamında ise iç ve dış mekânlarda yüzey kaplaması olarak kullanılan birimlerin özellikleri, mimari yapılarda kullanım alanları ve bu yapılara örnek verilerek detaylandırılmıştır. Son bölümde ise yapılan araştırma neticesinde geçmişten bugüne, modüler birim yaratma süreci yorumlanarak kişisel modül tasarımları ve uygulamalarına yer verilmiştir.
Aizanoi tiyatro-stadion yapı kompleksi dijital arkeoloji çalışmaları
Dijital Arkeoloji, kendi yöntemlerine ve değişen derecelerde arkeolojinin doğasını şekillendiren, sürekli değişen teknolojik, metodolojik, yazılım, donanım, malzeme ve cihazlara dayanmaktadır. Bu teknolojiler her geçen gün hızla gelişmekte ve değişmektedir. Arkeolojinin dijitalleşmesine bağlı olarak klasik arkeolojinin desteklenmesi, saha çalışmalarında kolaylaştırıcı teknolojilerin uygulanması ve elde edilecek sonuçların gelecek nesillere aktarılmasında istifade şekilleri önemli derecede gelişme kaydetmiştir. Kültürel mirasın aslına zarar verilmeden korunması yanında, buluntunun aranması aşamasından, ulaşılan bilgilerin paylaşılmasına kadar olan süreçte, teknolojik gelişmelerden istifade edilmesinin kaçınılmaz olduğu tüm dünya tarafından kabul edilmektedir. Bu çalışmada dijital teknolojik gelişmelerin arkeolojide kullanım alanları ve şekilleri incelenmiştir. Arkeolojik alanda bilgisayar programları, dijital teçhizat ve cihazların doğru bilgiye kısa zamanda ulaşmada vazgeçilmez hale geldiği anlaşılmıştır. Arkeolojide dijital sistemlerin kullanılması, zamanın verimli kullanılmasını sağlaması yanında eserlere zarar vermeden çalışma imkânı, saha araştırmasına imkân vermeyen bölgelerde de araştırma yapılmasını ve elde edilen bilgilerin gelecek nesillere aktarılmasında alternatifler sağlaması bakımından faydalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Teknolojide meydana gelen gelişmelerin arkeoloji disiplininde kullanılması "dijital cihaz ve teçhizatı kullanabilen arkeologlara" ihtiyaç göstermektedir. Arkeolojide teknolojiden istifade edilmesinin sadece bir ihtiyaç değil aynı zamanda zorunluluk haline geldiği söylenebilir. Dijital teknolojinin arkeolojiye yeni bir bakış açısı kazandırdığı düşünülebilir. Sonuç olarak, her geçen gün gelişen bilişim sistemleri ve dijital yöntemlerin hayatın her alanında olduğu gibi akademik disiplinlere de girdiği gerçeği genel olarak kabul gördüğü, önemli olanın arkeolojinin bilimsel temellerine zarar vermeden dijital teknolojilerden en iyi şekilde yararlanmaya çalışmak olduğu söylenebilir. Bununla birlikte teknolojik gelişmelerin arkeologlar tarafından da takip edilerek kendi alanlarında nasıl kullanılabileceğinin sürekli olarak araştırılmasının önemli olduğu düşünülmektedir.
Ortaokul beşinci sınıf görsel sanatlar dersinde üç boyutlu (Seramik çamuru) plastik uygulamalara ilişkin bir eylem araştırması
Değişen zamanla beraber sanat eğitiminde de bazı değişiklikler meydana gelmektedir. Sanat eğitiminde iki boyutlu çalışmaların yanı sıra farklı boyut, malzeme ve teknik olarak zenginleşme ve gelişme ihtiyacı ağır basmaktadır. Bu ihtiyaç doğrultusunda sanat temelli eğitim önemli bir işlev yerine getirmektedir. Bu araştırmanın amacı, 5.sınıf öğrencilerinin yapmış olduğu resim çalışmalarının seramik çamuruyla, kabartma (rölyef) ve üç boyut olarak şekillendirmeleri sürecinde iki boyutlu çalışmalardan üç boyutlu çalışmalara geçerken yaşadıkları problemler incelenmiştir. Bu amaçla araştırma, sanat temelli araştırma ve eylem araştırması ile desenlenmiştir. Araştırma 2014-2015 eğitim öğretim yılında Türk Eğitim Vakfı Zahide Zehra Garring Ortaokulu Görsel Sanatlar atölyesinde; Görsel Sanatlar dersi ve ders dışı etkinlikler kapsamında beşinci sınıflara uygulanmıştır. Çalışma 18 Kasım - 08 Aralık 2014 tarihleri arasında uygulanmıştır. Araştırma süresince üç etkinlik yapılmıştır. Her etkinlik öncesi uygulama hakkında tartışılmış ve ardından sanat ürünlerinin oluşturulması aşamasına gerçilmiştir.Toplam 4 haftalık bir süreç içinde araştırmanın uygulaması tamamlanmıştır. Gerçekleşen her uygulamada kamera ile görüntü alınmıştır. Süreç fotoğraflarla belgelenmiştir. Araştırmada yer alan her öğrenciye çalışma uygulanmıştır ve veriler toplanmıştır. Uygulamaya 13 öğrenci katılmıştır, iç örneklem yoluyla altı öğrenci odak öğrenci olarak uygulamaya katılmıştır. Her uygulama sonunda odak 6 öğrenci ile yarı yapılandırılmış sorular sorulup cevaplandırmaları istenmiştir. Araştırma sırasında veriler, ders video kayıtları, yarı yapılandırılmış sorular, araştırmacı günlüğü, fotoğraflar ve öğrenci ürünleri elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Sanat eğitimi, Plastik şekillendirme, Üç boyutlu çalışmalar
13. yy'a ait geç dönem Bizans kafataslarının 3 boyutlu yöntem ile restorasyonu ve dijital prototiplendirmesi
3 boyutlu modelleme ve yazıcıların sağlık alanında kullanımı gün geçtikçe artmaya ve geliştirilmeye devam etmektedir. 3 boyutlu modellemenin kullanım alanlarından biri de osteolojik materyal ve veriler üzerindedir. Anatomi, antropoloji, adli bilimler ve arkeoloji bilimleri açısından eski kemik kalıntılarının arşivlenmesi ve korunması, osteolojik materyaller üzerinde yapılacak çalışmalar için en önemli gerekliliklerden biridir. Eski ve yıllanmış kemik yapılar yıllar içerisinde deforme olmakta ve saklanmalarında zorluklar yaşanabilmektedir. Tez çalışmasında, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Osteoloji Koleksiyonu'nda yer alan 33 adet nispeten deforme olmuş ve 13. yy'a ait geç dönem Bizans kafatasları kullanılmıştır. Kafatasları kodlanıp, 3 boyutlu Hscan Prince Lazer tarayıcıyla modelleme yapılarak STL 3 boyutlu dosya formatında dijital arşiv olarak saklanmıştır. Deformiteler mümkün olduğunca restore edilip, eksik kemik yapılarının, mandibula hariç, yeniden modele eklenmesi gerçekleştirilmiştir. Deformitelerin restorasyonunda "Simetriye Dayalı Yeniden Yapılandırma" ve "Geometriye Dayalı Yeniden Yapılandırma" yöntemi kullanılarak, dijital restore edilmiş prototipler elde edilmiştir. Çalışmada ayrıca 3 boyutlu modellerden antropometrik noktalar arasındaki dijital ölçümler ile gerçek kemikler üzerindeki ölçümler karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmalarda SPSS istatistik yazılımı kullanılmıştır. Prototiplendirilmiş kafataslarının plastik örneklendirilmesinde Zaxe X1 yazıcı ve PLA türü plastik materyal kullanılmıştır. 3 boyutlu tarama ile elde edilen eski kafatası materyallerini, dijital ortamda ve basılı olarak prototiplendirip, arşivlendirip, gerçek kemiklere yakın morfometrik veriler alıp daha kalıcı, tekrar kullanılabilir, daha hassas materyal olarak araştırma ve eğitim amacıyla kullanmayı hedeflemekteyiz. Çalışmada aynı zamanda restore edilerek prototiplendirilmiş tarihi kafataslarından 3 boyutlu yazıcı ile çıktı alınması ve birer sert plastik örneklerinin de arşive ve eğitime kazandırılması hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Kafatası, 3 boyutlu modelleme, restorasyon, morfometri.
Kazık-zemin sistemlerinin dinamik davranışlarının sayısal olarak incelenmesi
Kazıklı temel sistemi uygulamaları son yıllarda giderek yaygınlaşmaktadır. Özellikle yüksek yapılarda çoğunlukla zorunluluk haline gelmektedir. Bu tez çalışmasında kazıklı sistemlerin dinamik yükler altındaki davranışları incelenmektedir. Çalışma üç aşamada yapılmıştır. Birinci aşamada eşdeğer lineer ve doğrusal olmayan zemin davranış analizleri bir ve üç boyutlu modeller üzerinde gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada doğrusal ve doğrusal olmayan model kazıklı sistemlerin statik ve dinamik yükler altındaki analizlerinin literatürdeki deneysel çalışma bulgularıyla kalibrasyonu yapılmıştır. Üçüncü aşamada ise literatürde kumlu zeminde bulunan tekil kazığın statik yatay yükler altında elde edilen P-Y eğrilerinin geliştirilen sayısal modellerden edinilen eğrilerle kalibrasyonu gerçekleştirilmiştir. Bu aşamada ayrıca farklı frekans ve genlikteki dinamik yükler altındaki tekil ve 3x3 grup kazık tepkilerinin irdelenmesi için sayısal modeller geliştirilmiş ve analizler gerçekleştirilmiştir. Eşdeğer lineer ve doğrusal olmayan zemin davranış analizlerinde izlenecek yol, kazıklı sistemlerde sayısal modelin oluşturulması için tanımlanabilecek etkileşim türleri ve grup kazıklarda kullanılan P-çarpanı parametresi ile ilgili kapsamlı açıklamalar tezde materyal ve yöntem bölümünde sunulmuştur. Üç boyutlu modellerin dinamik analizlerinde yansıtmayan sınırları temsil etmek için sonsuz elemanlar ve zeminin doğrusal olmayan davranışını tanımlamak için kinematik pekleşme modeli kullanılmıştır. Yapılan zemin davranış analizleri, statik ve dinamik etkiye maruz kazıklı sistem analizleri ışığında parametrelerin doğru kalibre edilmesi durumunda kinematik pekleşme modelinin zemin davranışını temsil edebildiği görülmüştür. Bunun yanında, kazık zemin arasında kullanılan etkileşim türünün yatay ve düşey taşıma kapasitesini olduğundan fazla veya az tahmin ettiği vurgulanmıştır. Son olarak, dinamik yükler altındaki 3x3 grup kazıklarda orta sıradaki kazıkların küçük genliklerde ön sıradakilere göre daha az yük aldığı ancak genlik arttıkça orta sıradaki kazıklara gelen yükün arttığı belirlenmiştir.
Tarihi eserlerin dokümantasyonunda çeşitli veri toplama yöntemlerinin incelenmesi
Tarihi eserler geçmişten günümüze gelene kadar, doğal ya da doğal olmayan birçok tahribata maruz kalmaktadır. Bu nedenle; kültürel mirasın korunması ve bir sonraki kuşakları, tarih hakkında bilgilendirmek amacı ile yapılan çalışmalar, tüm dünyada gün geçtikçe hızlanmakta ve önemi büyük ölçüde artmaktadır. Artan bu önem, kültürel miras üzerine yapılan bu çalışmaların daha kolay ve daha detaylı olması için teknolojiyi de teşvik etmekte, bu da kullanılan ölçme sistemlerinin gelişmesini sağlamaktadır. Tarihi yapıların bakım ve onarımı, korunması için altlık olacak verilerin (rölöve ve üç boyutlu model) hazırlanmasında fotogrametrik yöntemler uzun yıllardır kullanılmaktadır. Lazer tarayıcıların gelişmesi de bu yöntemlere zenginlik katmış, detay ve doğrulukta artışlar olmuştur. Bu çalışmada, tarihi eserlerin üç boyutlu (3B) modelinin hazırlanmasında yersel fotogrametri ve lazer ile tarama yöntemleri kullanılmıştır. Bu yöntemler, jeodezik ölçümler referans alınarak doğruluk açısından incelenmiştir. Çalışma alanı olarak Almanya-Karlsruhe?de bulunan tarihi bir bina seçilmiştir ve kültürel mirasın dokümantasyonu için yapılacak çalışmalara bir katkı sağlanması amaçlanmıştır.
Rotil parçasının soğuk dövme çekirdek kalıbı üzerindeki gerilmelerin sonlu elemanlar analizi
Soğuk dövme, iş parçasına oda koşullarında basma kuvveti uygulayarak kalıp denilen iş takım çelikleri arasındaki formun verilmesinin sağlandığı plastik şekil verme yöntemidir. Rotil gövdesi parçasının soğuk dövme prosesi oda sıcaklığında gerçekleştiğinden yüksek dövme kuvvetleri meydana gelmektedir. İş parçası ve kalıp temas yüzeyindeki basınç yüksek olduğundan, kalıp seti bileşenlerinin yüksek mekanik özellikler göstermesi istenmektedir.Rotil gövdesi parçasının soğuk dövme ile üretiminde kullanılan kalıpların ömürleri üretim maliyetlerine etki eden önemli faktördür. Kalıp maliyetlerini en aza indirmek, doğru kalıp malzemesi seçimi ile mümkündür. Bu çalışmada üç operasyonda üretilen rotil gövdesinin soğuk dövülmesi esnasında en çok kırılan kalıp bileşeni olan çekirdek kalıbı incelenmiştir. En çok kırılmanın yaşandığı, üretim verimliliğinin en düşük olduğu son operasyonda kullanılan kalıp bileşenlerine ve iş parçasına sonlu elemanlar analizi uygulanmıştır. Bu çalışma kapsamında kalıp çekirdeğinde patentli isimleri Caldie, Unimax, Formvar ve Orvar2m soğuk ve sıcak iş takım çeliklerine yüksek sıkılık uygulanarak kullanılmıştır. Aynı şartlarda imal edilen kalıp ve test numunelerine tahribatlı ve tahribatsız muayene yöntemleri ile test uygulanmıştır.Isıl işlemli ve ısıl işlemsiz takım çeliği numunelerine metalografik incelemelerde bulunulmuştur. Kalıp çeliklerine uygulanan testlerin sonuçları ve rotil gövdesi üretiminde kullanılan kalıpların ömürleri arasında ilişki kurulmuştur. Sonlu elemanlar analizi destekli gerçekleşen bu çalışma sonucunda malzeme seçimi, ısıl işlem ve mekanik özellikler belirlenmiştir. Kalıp maliyetinin düşük, üretim verimliliğinin ise yüksek olması sağlanmıştır.
Seramik malzemeler ile üç boyutlu modellemeler kullanılarak temel fen bilimleri derslerine katkılarının irdelenmesi
Bilim ve Sanatın temelinde doğayı anlama çabası yatmaktadır. İnsanın, doğa karşısında yerini bulma ve hakim olma kaygısı, insanın gelişim ve değişim sürecine etki etmiş günümüz teknolojilerinin oluşmasında ki en önemli gücü oluşturmuştur. Bu arayışta ilk kullandıkları araç toprak olmuştur. Toprak, kil olarak seramik malzemenin ana hammaddesini oluşturmaktadır. Bunun içindir ki, öğrenim çağındaki her öğrencinin bilim ve sanatın temel yapılarını öğrenirken kendi zekalarına uygun alanları tanımalarını sağlayıp, bireysel farklılıklarını ortaya koyarak, bireysel gelişimlerine katkı sunabilecek en uygun sanat malzeme seramiktir. Seramik malzeme, plastiklik özelliğiyle değişime ve dönüşüme en uygun olan malzemedir. Bu malzeme, doğada kolayca bulunması ve biçimlendirmelerde yalın ve kolay anlatımıyla öğrenmeleri destekleyici, öğrenmelerin bütünleyici bir parçası olarak uygulamada yer almaktadır. Seramik malzemenin biçimlendirmelerde sağladığı kolaylık, sanatsal olarak yaratıcılığı desteklemekte ve öğrencilerin bireysel farklılıklarını ortaya çıkarmaya yardımcı olmaktadır. Bu çalışmanın öğrencilerin bilgi ve becerilerini geliştirmeyi eğitim aldıkları diğer derslerle bağ kurmalarını sağlayıp, algılama ve kavrama düzeylerini yükseltmelerine yardımcı olarak, temel fen bilimleri derslerine katkılarının irdelenmesine yönelik uygulama çalışmasına kaynaklık edeceği düşünülmektedir.
Mevcut yapı zemininde sıvılaşma analizi ve sonlu elemanlar yöntemiyle modelleme
Bu tez çalışmasında, mevcut durumdaki bir yapının zemini jeolojik ve geoteknik açıdan incelenmiştir. Zeminin fiziksel ve mekanik özellikleri belirlemek için zemin çalışmaları yapılmıştır. Yapılan zemin çalışmalarından elde edilen parametreler kullanılmıştır. Bu parametreler kullanılarak Türkiye Bina ve Deprem Yönetmeliği 2018 dikkate alınarak yerel zemin sınıfı ZD olarak belirlenmiştir. Ayrıca zeminin taşıma gücü, oturma ve sıvılaşma hesapları yapılmıştır. TBDY 2018'e zeminin emniyetli taşıma gücü 337 kPa olarak hesaplanmıştır, toplam oturma 4,576 cm olarak hesaplanmıştır, yapılan sıvılaşma hesapları sonucunda yapı zemini sıvılaşmaya karşı güvensiz durumdadır. Sıvılaşma riskinden dolayı zemin iyileştirme gerekli duyulup jet grout uygulaması yapılmıştır. Temel çevresinde 13 metre uzunluğunda eğimli ve düz kolonlar imal edilmiştir ve bina zemini çevresinde geçirimsiz perde oluşturacak 18 metrelik kolonlar imal edilmiştir. İmal edilen kolonların tasarım hesapları yapılmıştır. 13 metrelik kolonların taşıma kapasitesi 61,3 ton hesaplanmıştır. 18 metrelik kolonların taşıma kapasitesi 88,9 ton olarak hesaplanmıştır. Jet grout uygulamasından sonra sıvılaşma hesabı yapılarak riskin giderildiği görülmüştür. İdealize edilen zemin profili sonlu elemanlar programı kullanarak üç boyutlu ve iki boyutlu olarak modellenmiştir. Üç boyutlu modelde, zeminde oluşan deplasman ve jet grout kolonlarının davranışı incelenmiştir. İki boyutlu modelde, proje binası zeminin deprem durumundaki davranışı incelenmiştir. Sıvılaşma durumu için sonlu elemanlar programında yapılan dinamik analiz sonucu ile sayısal hesaplamalar zemindeki sıvılaşma riskini varlığını ortaya koymaktadır. İyileştirme sonrası sayısal hesaplamalardaki riskin yok olması ve sonlu elemanlar yazılımının boşluk suyu basıncındaki azalış zeminin sıvılaşma durumunun iyileştiğini göstermektedir.
The effect of hyaluronic acid on the remodelling of alveolar bone during orthodontic tooth movement
Aim of this study is evaluation of high molecular weight hyaluronic acid (HMWHA) and low molecular weight hyaluronic acid (LMWHA) effects on alveolar bone remodelling and orthodontic tooth movement (OTM) velocity. In this study, 84 Wistar Albino rats were divided into six groups. Group 1 and 2 were divided into five subgroups according to time period (1,3,7,14 and 21 days) (n=6). In each of Group 3, 4, 5 and 6, six rats were studied only on day 21. In the first 3 groups orthodontic mesialization of maxillary first molars was achieved by nickel titanium closed coil springs on both sides. In Group 1 and 2, right side was injected with HMWHA and LMWHA respectively, while left side injected by normal saline. Group 3 received saline injection only on right side. Group 4 and 5 received only injection with HMWHA and LMWHA, respectively. Group 6 serves as negative control. OTM was measured on 3-dimensional digital models. Alveolar bone volume in the first molar intraradicular areas were evaluated by histomorphometric and immunohistochemical analysis of receptor activator of nuclear factor-κB ligand (RANKL), Osteoprotegerin (OPG), Alkaline phosphatase (ALP) and Osteocalcin (OCN). On day 14 and 21, osteoclasts number of experimental sides was higher than control in Group 1 and 2. In HMWHA injected group, OTM amount were 1.4 times greater than control On day 21. Both molecular weight of hyaluronic acid increased RANKL/OPG, and ALP level, but didn't altered OCN.Hyaluronic acid injection may accelerate OTM by decreasing alveolar bone density and enhancing osteoclastic activity.
Fotoğrafı çekilen parçaların CATIA CAD ortamında otomatik modellenmesi
Bu çalışmada, çeşitli parçalardan elde edilen fotoğraf görüntülerini kullanarak, CATIA CAD ortamında parçaların otomatik olarak modellenmesini sağlayan bir sistem geliştirilmiştir. Geliştirilen sistem, fotoğraf makinesi ile çekilen prizmatik veya silindirik parçaların fotoğrafları üzerinden kullanıcı seçimine bağlı olarak geometrik eleman tanımlamalarını (doğru, daire, yay ve serbest eğri) yapabilmektedir ve belirlenen geometrik elemanlara ait bilgileri CATIA CAD programının anlayacağı formatta dosyaya kaydedebilmektedir. CATIA CAD program arayüzünde oluşturulan menüler yardımıyla CAD modelinin elde edilmesi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen CAD modeli parametrik özelliklere sahip olup CATIA?nın bütün imkânlarının kullanımına açıktır. Sistemin geliştirilmesinde grafik özellikleri, kullanım kolaylığı, CATIA içerisinde VBA kısmı uyumluluğundan dolayı Visual Basic 6.0 programı tercih edilmiştir.
Mekatronik sistemlerde üç boyutlu iz takibi
Gelişen teknoloji ile birlikte akıllı Mekatronik Sistemler büyük önem kazanmıştır. Mekatronik sistemlerin büyük bir kısmını robotlar oluşturmaktadır. Robotlar otonom hareket edebilen sistemlerdir ve birçok çeşidi vardır. Bu tezde farklı robotik alanlarda kullanılan robot balık ve robot kol sistemleri için üç boyutlu iz takibi çalışılmıştır. Belirlenen sistemlerin davranışlarını analiz etmek ve kontrol edebilmek için modellenmesine ihtiyaç vardır. Robot balık sistemi Lagrange Mekaniği kullanılarak MATLAB/Simulink ortamında modellenmiştir. Robot kol sistemi ise SimMechanics ortamında modellenmiştir. Modellenen robot balık Oransal İntegral Türev Kontrol (PID) ve Kayma Kipli Kontrol (KKK) yöntemleri ile kontrol edilmiştir. Modellenen robot kol ise PID ve düz kinematik denklemlerden yararlanarak kontrol edilmiştir. Ayrıca robot balık konum vektörü yaklaşımından yararlanılarak ve robot kol ters kinematik denklemlerden yararlanılarak üç boyutlu iz takibi işlemi gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak farklı Mekatronik Sistemlere üç boyutlu iz takibi işlemi farklı kontrol algoritmaları ile uygulanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Üç Boyutlu İz Takibi, Mekatronik Sistemler, Robot Balık, Robot Kol, Oransal İntegral Türev Kontrol, Kayma Kipli Kontrol
Bina tasarım - denetim sürecinde e-belediye olanakları ve üç boyutlu kent modelinin oluşturulması
Gelişen teknolojiyle kentler gittikçe daha kompleks alt yapı ve üst yapı sistemlerinden oluşmaktadır. Değişen sistemlerin kontrolü ve yönetiminde geleneksel yöntemler yeterli olmamaktadır. Şehre ait yönetimlerin karar verme sürecinde yapı üretimi, belediye işleri, kentsel tasarım, afet yönetimi, eğitim, taşımacılık, kent güvenliliği gibi konularla, kompleks şehir mimarisini ilişkilendirmeleri gerekmektedir. Bu ilişkilendirmede, uzman kişi ve kurumlar arası bilgi alış verişine-koordinasyona ihtiyaç vardır. Günümüz Bilişim ve internet teknolojisi, kurumların ihtiyaç duydukları bilgilere eş zamanlı olarak, mekana bağlı kalmadan erişmelerine olanak sağlayabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, farklı yönetsel birimlerin kendileri ve diğer kurumlarla ilgili veri tabanına ulaşması için üç boyutlu kent bilgi sistemlerinin oluşturulmasına yönelik bir model önermektir. Bu çalışmada; Yapı tasarım denetim sürecinde yerel yönetimler veya onay veren kamu kurumlarının, yapının farklı tasarım profesyonelleri (mimar, inşaat müh., makine müh., vb) tarafından üç boyutlu olarak hazırlanmış olan 3D dijital bilgilerinin, tek bir kent modeli veya model parçaları üzerinde bir araya getirmeleri (disiplin katmanlı kent modeli) önerilmektedir.Oluşturulacak disiplin katmanlı 3D kent modeli; yapı kontrolü, afet yönetimi, ulusal güvenlik, alt ve üst yapı bakım onarımı gibi gerekli durumlarda ilgili kişi veya kurumların kullanımına sunularak, kentsel hizmetlerin ucuz hassas kolay ve hızlı yapılmasına imkân sağlanabilecektir.
3B kültür modelinden içgörüler: Doku sertliği ve matris bileşiminin tümör ilerlemesi üzerindeki sinerjistik etkisini keşfetmek
Extracellular Matrix (ECM) is a highly versatile network that regulates essential cellular processes. The matrix contains a wide array of proteins and carbohydrates, the composition and organization of which determines the mechanical and chemical signature of the ECM. The architecture of the ECM is tightly modulated in physiological events, whereas the chemical and mechanical properties are altered aberrantly during malignancy. The elevated stiffening of lung tissues due to excessive production of the matrix components, increased crosslinking, as well as the deregulation of enzymes involved in matrix remodeling and degradation accompany tumor progression. The aberrant increase in stiffness of tumor tissues is received through mechano sensitive receptors whose activation is required for the transmission of mechanical inputs into biochemical signals. As tumor tissues stiffen, elevated activation of surface receptors leads to epithelial to mesenchymal transition of cancer cells as well as promotes their stem cell like characteristics. Recapitulating the biochemical and biomechanical properties of the tumor microenvironment is of utmost importance in modelling cancer progression and enhancing the efficacy of therapeutic regimes. Hence, generating an in vitro model which enables alteration of tissue stiffening independently from ligand composition and concentration is of great value for examining the sole impact of stiffening on tumor progression. In addition, mimicking in vivo characteristics of tumor cells with respect to organ-specific cues in a 3D model where tissue stiffness is decoupled from other parameters enables comprehensive disease modeling. The impact of elevating tissue stiffness on modulating the malignancy of cancer cells in different ECM compositions has not been studied in an in vitro 3D culture model. In this study, a fully defined double network of alginate and two different matrices, decellularized healthy bovine lung ECM and tumorigenic basement membrane, is generated. Utilizing this model, it has been revealed that EMT activation and stemness abilities of cancer cells are promoted through synergic interactions between the stiffness of the microenvironment and tumorigenic composition of the matrix. In addition, the absence of PI3K gene, a well-known mediator of mechanotransduction process, is compensated through elevated stiffness of the tumor microenvironment.
Yaşa bağlı süt ikinci molar dişlerin fizyolojik kök rezorpsiyonlarının konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ile hacimsel olarak üç boyutlu değerlendirilmesi
ÖZET Amaç: Bu çalışmamızın amacı 7-11 yaş grubu arasındaki çocuk hastalardan çeşitli nedenlerle elde edilen Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi (KIBT) arşiv görüntülerini hacimsel olarak işleyebilen bir yazılım olan Mimics Research 17.0 üç boyutlu modelleme programı yardımıyla süt 2. molar dişlerin fizyolojik kök rezorpsiyonlarının hacim biriminde nicelik bakımından değerlendirilebilirliğini araştırmaktır. Gereç ve yöntem: Çalışma grubu, Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı arşivinin retrospektif olarak incelenmesi sonucu elde edilen ve 7-8 yaş, 8-9 yaş, 9-10 ve 10-11 yaş olmak üzere 4 yaş grubuna ayrılan, 18'i kız, 22'si erkek toplam 40 çocuk hastanın KIBT görüntülerinden oluşmaktadır. Alınan KIBT görüntüleri, Mimics Research 17.0 (Materialise, Leuven, Belçika) üç boyutlu modelleme programına aktarılarak, yaş gruplarına bağlı olarak süt 2. molar dişlerin kök hacimleri ölçülmüştür. İstatistiksel analizler için ise SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 21.0 programı kullanılmıştır. Bulgular: Yaş gruplarına göre süt dişi kök hacimleri değerlendirildiğinde; üst sağ süt 2. molar dişlerin kök hacimlerinin, üst sol süt 2. molar dişlerin kök hacimlerinin, alt sol süt 2. molar dişlerin kök hacimleri ve alt sağ süt 2. molar dişlerin kök hacimlerinin yaş gruplarına bağlı olarak azalışının istatistiksel olarak anlamlı bir fark gösterdiği bulundu. 7-8 yaş arasındaki çalışma grubunda süt molarların %50' sinde (20 tane) kök rezorpsiyonu görülürken, %50'sinde kök rezorpsiyonu (20 tane) görülmedi. 7-8 yaş grubundan sonraki tüm çalışma gruplarında yani 8 yaşından itibaren süt 2. molar dişlerde fizyolojik kök rezorpsiyonu görüldü. Sonuç: Geleneksel radyografik yöntemler ile süt dişi fizyolojik kök rezorpsiyonlarının niceliksel değerlendirmesinin yapılmasının mümkün olmadığı, KIBT verilerini hacimsel olarak işleyebilen üç boyutlu yazılım programları ile istenilen dokuların hacim hesaplamalarının yapılabildiği ve bireye özgü üç boyutlu modellerin oluşturulabileceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Fizyolojik kök rezorpsiyonu, KIBT, Mimics programı, hacim, niceliksel değerlendirme.
Maksiller sinüs hacminin farklı cinsiyet ve yaş gruplarına göre üç boyutlu olarak değerlendirilmesi
Maksiller sinüs, diş hekimliğinin birçok branşında yapılan tedavilerde çalışma sahasına giren önemli bir anatomik oluşumdur. Maksiller sinüs hacminin ölçülmesi için kadavralar, stereolojik yöntemler, iki boyutlu konvansiyonel radyografiler, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme gibi çeşitli yöntemler kullanılmıştır. Biyomedikal teknolojinin ilerlemesiyle karmaşık yapıdaki doku ve organların çevredeki anatomik oluşumlardan ayrılarak tek başına incelenmesini sağlayan, incelenen her bir alanı ayrı ayrı renklendirerek hacim–alan ölçümlerinin yapılmasına olanak veren, üç boyutlu modelleme yaparak preoperatif tedavi planlamasında hekimlere kolaylık sağlayan yazılımlar geliştirilmiştir. Çalışmamızın amacı, maksiller sinüs hacminin yaşa ve cinsiyete göre değişiminin bu üç boyutlu modelleme yapan yazılımlardan biri olan MIMICS 19.0 (Materialise's Interactive Medical Image Control System), (Materialise HQ Technologielaan, Leuven, Belçika) ile değerlendirilmesidir. Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı arşivinin retrospektif incelenmesiyle belirlenen 200 hasta ile çalışma grubu oluşturulmuştur. Hastalar 18-24, 25-34, 35-44, 45-54, 55 yaş ve üstü olmak üzere beş gruba ve cinsiyete göre iki gruba ayrılmıştır. Hastaların konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) görüntüleri MIMICS programına aktarılarak maksiller sinüs hacminin ölçümü yapılmıştır. İstatistiksel analiz için SPSS (Statistical Package for Social Sciences, versiyon 21) kullanılmıştır. Çalışmamızdan elde edilen bulgulara göre sağ ve sol maksiller sinüs hacmi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı, erkeklerdeki maksiller sinüs hacminin ise kadınlara göre anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmamızın bir diğer bulgusu ise yaş artışı ile birlikte maksiller sinüs hacminde azalma meydana gelmesidir. Özellikle 18-24 yaş grubundaki bireylerde erkeklerdeki sinüs hacminin kadınlara göre istatistiksel olarak anlamlı derece yüksek olduğu görülmüştür. Son yıllarda geliştirilen MIMICS programı ile maksiller sinüs yapısının etkin bir şekilde değerlendirilebildiği ve sinüs hacminin gerçeğe yakın bir değerde ölçülebildiği görülmüştür.
Yasak
Bu filmin hikayesi distopik gelecekte ve belirsiz bir yerde geçmektedir. Birbiriyle çatışmalı iki karakterin geçmiş yaşantılarını ve yüzleşmelerini konu edinmektedir. Filmin biçimsel anlatısı, resim sanatı ve bilgisayar destekli üç boyutlu animasyon tekniğinden yararlanılarak gerçekleştirilmiştir.
Maden işletmelerinin planlamasında üç boyutlu modelleme (3D) ve coğrafi bilgi sistemleri (CBS) uygulamaları
Tez kapsamında günümüz madencilik çalışmalarındaki bilgisayar uygulamalarına yer verilmiştir. Harita bilgisi, jeoistatistik, coğrafi bilgi sistemleri, üç boyutlu modelleme üzerine bilgiler verilmiş, Netcad ve Surpac programlarıyla uygulamalar yapılmıştır. Uygulamaların yapım yöntemleri ve uygulama evreleri görsel olarak gösterilmiştir. Harita üzerindeki verilerin mevcut koordinat sistemine uydurulup imalat haritası oluşturmadaki aşamaları değerlendirilmiştir. Bir topoğrafik haritanın sayısallaştırılarak üç boyutlu hale getirilmesi, şev ve basamak oluşturma çalışmaları yapılmıştır. Oluşturulan alan ve hacimlerin hesaplamaları yapılmış, üç boyutlu blok model tasarımları jeoistatistiksel yöntemlerle incelenmiş ve mevcut analiz sonuçlarına ve belirlenen kısıtlara bağlı raporlamalar yapılmıştır. Anahtar sözcükler: Üç boyutlu modelleme, Netcad, Surpac, CBS, rezerv hesabı, imalat haritası hazırlama, şev çizimi, jeoistatistik, harita bilgisi
Eğimli ve köşeli yapılan marjinal mandibulektominin kuvvet iletimine etkisinin üç boyutlu modelleme ve sonlu elemanlar analizi ile değerlendirilmesi
Çalışmanın amacı, köşeli ve eğimli hazırlanan marjinal mandibulektomi sonrası kemiğe gelen streslerin karşılaştırılması ve postoperatif dönemde patolojik kırık oluşma riskini azaltacak bir rezeksiyon formunun belirlenmesidir.Üç boyutlu sonlu eleman analizi kullanılarak bilgisayar ortamında iki adet solid mandibula matematiksel modeli elde edilmiştir. Modellere köşeli ve eğimli olmak üzere iki farklı osteotomi uygulanmıştır, Hazırlanmış olan bu matematiksel modellere mandibula alt kenarına dik olacak şekilde 150 N vertikal kuvvet ve 250 N oblik kuvvet uygulanmıştır. Osteotomi şeklinin stres oluşumuna etkileri ve modeller arasında kırık oluşma ihtimali değerlendirilmiştir.Köşeli olarak hazırlanan mandibula modelinde osteotominin arka alt kısmında daha fazla miktarda stres birikimi olmuştur. Stres birikimi özellikle horizontal ve vertikal osteotominin posterior kesişme noktasında lokalize olmuştur. Bunun yanında eğimli olarak hazırlanan mandibula modelinde ise stres yine osteotominin arka alt kısımda lokalize olmuştur ve daha geniş yayılım göstermiştir. Bunun yanında köşeli olarak hazırlanan rezeksiyona göre daha az stres oluşmuştur.Sonuç olarak eğimli hazırlanan osteotomi daha az stres birikimine neden olmaktadır ve postoperatif atrofik mandibula kırığı oluşma ihtimalini azaltabilecek bir faktördür.Anahtar Kelimeler: Eğimli osteotomi, Marjinal mandibulektomi
Mandibuler lateral defektlerde kilitli ve kilitsiz plak ve vida sistemlerinin üç boyutlu modelleme ve sonlu elemanlar analizi ile değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı,değişen uzunlukta lateral mandibula defektlerinde konvansiyonel ve kilitli plak sistemi dizaynlarının kemik, vida ve plak sistemleri üzerinde oluşan stres dağılımına etkisini analiz edip karşılaştırmaktır.Katı matematiksel mandibula modeli üç boyutlu sonlu elemanlara bölünerek oluşturuldu. Modellere iki farklı boyutta rezeksiyon uygulanarak 2.4 mm'lik iki farklı biyomekanik dizayndaki rekonstrüksiyon plakları yerleştirildi. Doğal kas kuvvetleri ve kas vektörleri taklit edilerek modellere kuvvetler uygulandı. Üç boyutlu sonlu elemanlar analizi gerçekleştirildi.Konvansiyonel sistemin uygulandığı modellerde kemik ve vidalar üzerinde biriken yüklerin daha fazla olduğu görüldü. Bu yüksek stresin özellikle kilitsiz sistemde daha çok proksimal segment tarafında oluştuğu gözlendi. Bunların yanında kilitli sistem uygulanan modellerde konvansiyonel sisteme göre kemik yüzeyindeki streslerin daha homojen dağıldığı ancak kilitli sistemde plak ortasında biriken yüklerin rezeksiyon uzunluğu arttıkça belirgin olarak arttığı saptanmıştır.Sonlu elemanlar analizi göstermektedir ki fonksiyonel yükler altında standart rekonstrüksiyon plağı kullanımıyla kemikteki elemanlar üzerinde çok fazla kuvvet oluşmaktadır. Bu yüzden kilitsiz sistem kullanımıyla biriken streslerin kemik rezorpsiyonuna yol açabileceği ve sonrasında da vida kaybına neden olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bunun yanında kilitli sistem kullanımıyla da özellikle büyük boyuttaki segmental rezeksiyonlarda plak ortasında kırılma yaşanabileceği düşünülebilir.Bu çalışmanın sonuçlarına göre rezeke çenelerin rekonstrüksiyonunda kilitli vida-plak sistemlerinin özellikle 25 mm kadar küçük defektlerde kullanımının avantajlı olacağı düşünülmektedir.
An approach for stent selection during endovascular aneurysm repair
In recent years, usage of computer ? aided systems has been increased tremendously in medical applications. The main purpose of these systems is to support the experts more qualified, efficient, accurate and fast way during patients' diagnosis and treatment. A 3D medical visualization application is one of the areas of computer-aided systems.In this dissertation, a measurement tool is developed to help experts on the treatment of abdominal aortic aneurysm. Different measurements are made on aorta vein to determine which stent?graft is used. The measurements are made with user interaction in 3D environments by the developed application.In this study, Computed Tomography images are examined and necessary steps for medical modeling; segmentation, edge detection, model construction, and surface construction phases are carried out. In order to make interactive measurements on the 3D model, required transformation is applied to the model. Contributions of this study are new surface construction method for tubular structures and measurement methods. Moreover, a new specialized measurement and evaluation tool is developed for abdominal aortic aneurysm. This specialized software will help to medical specialist in decision-making processes. To verify the accuracy and usability of the tool, the measurements are carried out on the selected patients' group by using manual methods and the tool. Obtained statistical results are evaluated and compared. It is proven statistically that the developed tool provides more reliable, more consistent, and more repeatable results.
Vibrasyon uygulamalarının ortodontik tedavi etkinliği üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı; non-invaziv fiziksel bir yöntem olan vibrasyon uygulamasının ortodontik diş hareketi üzerine etkisinin incelenmesidir. Yöntem: Klinik olarak mekanik vibrasyon uygulamak amacıyla FDA onaylı sınıf 2 medikal aygıt olan Acceledent Aura (Ortoaccel Technologies, Texas, USA) kullanılmıştır. Çalışmamızda sınıf 2 bölüm 1 malokluzyona sahip veya şiddetli çapraşıklığı bulunan ortodontik tedavi planlaması gereği birinci premolar dişlerin çekimi gereken 10 erkek, 10 kız olmak üzere 20 hasta dahil edilmiştir. Hastalar çalışma ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Kanin distalizasyonundan hemen önce ve boşluk kapatıldıktan sonra 3Shape TRİOS R700 (3Shape Inc., Copenhagen, Denmark) cihazı ile 3 boyutlu dijital modeller elde edilmiştir. Başlangıç ve bitim aşamasında kanin ve molar dişler arasındaki mesafeler ölçülmüşür. Elde edilen bulgular SPSS 23.0 program (İBM SPSS Statistic for Windows, NY, USA) kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Kontrol grubu için alt ve üst kaninlerde aylık diş hareket miktarı 1.06 mm olarak hesaplandı. Çalışma grubunda üst kaninlerin hareket hızı aylık 1.24 mm, alt kaninlerin ise 1.09 mm olarak hesaplandı. Sonuç: Araştırmamızın sonuçlarına göre Acceledent Aura (Orthoaccel Technologies, Texas, USA) uygulanmış grup ile kontrol grubu arasında kanin distalizasyon hızı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır.
Web GIS based infrastructure information system development
Definitely, universities are the institutions where information flow and share occurs at highest levels. Information related with new buildings and units which are constructed regarded with developments and needs of university are in continuous change. Evaluation, updating and acquiring information from those data is inevitable for institutions development. Therefore formation of systems based on information technologies is very important for universities to serve in modern administration point of view.As a reflection of transition period of information age; using information technologies for administration of spatial information came into prominence like Geographical information systems. Internet which is the most effective global mass medium brought a new dimension to usage style of spatial information of organizations and mapping applications began to be active on web.Computer medium is widespread preferred for getting faster information flow in rapid developing world. One part of this preference is performed by Geographical information systems (GIS). GIS is the whole of hardware and software system which have got many features like presenting data, developing models, analyzing, changing, correcting, managing, storing and gathering spatial data in the real world.GIS based Software has been developed in order that Geographical Information System enables spatial analysis and interrogation. Also, an internet based system in which foreign people can obtain spatial and visual information about campus and departments has been created. Users can reach the information about campus not with any GIS software but with internet scanner. It is aimed that more users can reach the information after study is transferred to the internet.
İnsan radius kemiğinin farklı medikal programlarla oluşturulan üç boyutlu modellerinin geometrik olarak karşılaştırılması
Bu araştırmada, medikal sektörde kullanılan ve dokuların üç boyutlu (3B) olarak oluşturulmasını sağlayan üç farklı programdan elde edilen insan Radius kemiğine ait veriler hem kendi aralarında ve hem de referans yöntemiyle oluşturulan veriler ile istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. Referans yöntemi tersine mühendislik yönteminde kullanılan cihazlardan birisi olan 3B lazer tarayıcı olarak belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan medikal programlar Mimics, 3D Slicer ve 3D Doctor olarak seçilmiştir. Çalışmada gerçekleştirilen istatistik analizde dört grubun kendi aralarındaki karşılaştırmaları Kruskal Wallis testi ile grupların ikili karşılaştırmalar ise Mann Withney U testi ile gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre her iki karşılaştırma sonucunda yöntemler arasında anlamlı bir fark (p<0.05) oluşmadığı görülmüştür. Bu sonuçlar bize araştırmamız dahilinde medikal alanda her üç programında birbirleri yerine kullanılabileceği sonucunu ortaya çıkarmaktadır.