Unions
132 theses under this subject heading
Küreselleşme sürecinde Türkiye'de yoksulluk sorunu
Bu tezin amacı, küreselleşme ile yoksulluk arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve küreselleşme süreci ile birlikte Türkiye'de derinleşen eşitsizlik ve yoksulluk sorununu rakamsal verilerle irdelemektir. 1980 sonrasında küreselleşme paralelinde gelişen piyasa ve rekabet odaklı iktisadi yapı, Türkiye'de yoksulluğu arttırıcı etkiler meydana getirmiştir. Sıcak paraya dayalı büyüme politikaları, ithalat odaklı üretim stratejisinin hâkim olması, dış ülkelerle yoğun ticari ve finansal ilişkilerin artması işgücü piyasalarını olumsuz yönde etkilemiştir. İşgücü piyasalarının esnekleşmesi ve üretimin yapısında ortaya çıkan değişimler sonucu reel ücretler ve istihdam kapasitesi önemli ölçüde düşmüştür. Üretim ve işgücü maliyetlerinin düşürülmesi gelir dağılımının bozulmasına yol açmıştır. Ayrıca neo-liberal dönüşüm süreciyle birlikte reel ekonomiden transfer ekonomisine geçilmesi, yurtiçi kaynakların üretken alanlarda kullanılamamasına ve gelir eşitsizliğinin artmasında etkili olmuştur. Teknolojideki devasa gelişmeler nitelikli işgücü talebini arttırarak, nitelikli ve niteliksiz işgücü arasındaki ücret farklılıklarının açılmasına neden olmuştur. Tarımsal istihdam olanaklarının azalması sonucu kırdan kente göçün artmasıyla bu durum daha da belirgin bir hâl almıştır. Diğer taraftan, yabancı ülkelerden gelen göçmenlerin etkisiyle kentlerdeki nüfus artmış ve kayıt dışı istihdam yaygınlık kazanmıştır. Özelleştirme ve taşeron uygulamalarının artması sendikaların etkinlik alanlarının büyük ölçüde daralmasına yol açmıştır. Küresel düzen, iktisadi dengeleri altüst etmiş ve ülke ekonomisinde bir işsizlik-yoksulluk sarmalı oluşmuştur. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Yoksulluk, İşsizlik, Gelir Dağılımı, Sendikalar
İş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ile işyeri sendika temsilcisi arasındaki ilişki ve güvenceleri
Bu çalışmada, uluslararası alanda uzun yıllardır varlığını sürdüren, Türk İş Hukuku mevzuatında ise dönem dönem farklı isimlerde ve değişikliklerle yer alan iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisinin önemi ve sahip olması gereken hak, yetki ve yükümlülükleri incelenmekte; Türk İş Hukukundaki düzenlemeler uyarınca çalışan temsilcisinin yerini alan işyeri sendika temsilcisinin durumuna yer verilmekte ve çalışan temsilcisi ve işyeri sendika temsilcisinin güvenceleri açıklanmaktadır. Çalışmanın ilk kısmında öncelikle uluslararası belgelerde ve seçilen üç ülkenin mevzuatında çalışan temsilcisi üzerinde durulmuştur. Belgelerde yer alan çalışan temsilcisinin iş sağlığı ve güvenliği özelinde görev yapmasından çok genel yapısının, hak ve yükümlülüklerinin ve güvencelerinin değerlendirilmesine yer verilmiştir. Daha sonra, Türk İş Hukuku Mevzuatında iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ve işyeri sendika temsilcisinin nitelikleri, göreve gelmeleri, hak ve yetkileri ile işyeri sendika temsilcisinin iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi olarak görev yapması üzerinde durulmuştur. Son olarak, iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ile işyeri sendika temsilcisinin mevzuat ışığında yararlandığı güvencelere ve bu konuda mevzuattaki sorunlara değinilmiştir. Çalışma sonucunda, Türk İş Hukukunda iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilciliği ile ilgili olarak önemli değişiklikler yapılması gerektiği sonucuna varılmış, özellikle işyeri sendika temsilcisinin iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ile eşdeğer tutulamayacağının ve iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisine özel ve etkili bir güvence sağlanması gerekliliğinin önemle altı çizilmiştir. Anahtar Sözcükler: İş sağlığı ve güvenliği, çalışan temsilcisi, iş güvencesi, işyeri sendika temsilcisi, güvence, işçi temsilcisi.
Sivil toplum kuruluşu üyelerinin kurumsal itibara yönelik algılamaları: Eskişehir ili eğitim sendikaları üzerine bir araştırma
Kurumsal itibar, artan iletişim teknolojileri sonrasında bilgiye erişimin geçmişe nazaran daha kolay olduğu günümüzde, küresel rekabet ortamında kurumlar arasında önemi giderek artan bir kavramdır. Kurum kimliği, kurumsal imaj ve kurumsal reklam gibi pek çok kavramı bünyesinde barındıran kurumsal itibar, bir anlamda kurumun hedef kesim gözünde nasıl göründüğü ve müşterilerin kurum hakkındaki olumlu ya da olumsuz düşüncelerinin bir bütünü olarak, gerek kurumsal faaliyetlerde başarıya ulaşmada, gerekse yönetim ve rekabet avantajları sağlamada oldukça önemlidir.Sivil toplum kuruluşları bir anlamda, kurumlar ile çalışanlar arasında güven sigortası olarak düşünülebilen bir iletişim köprüsüdür. Öte yandan günümüzde, sivil toplum kuruluşlarının da kurumsal itibar yönetimine geçtikleri düşünülebilir. Bu nedenle bu araştırmada, sivil toplum kuruluşu üyelerinin sivil toplum kuruluşlarındaki kurumsal itibar algılamalarında eğitim sendikalarına aktif üye olup olmamalarına göre farklılığın olup olmadığı incelenmiştir.Araştırmada, eğitim sendikalarına üye olan, Eskişehir ilinde bulunan eğitim kurumlarında görev yapan toplam (n=181) kişiye, üye oldukları sendikanın kurumsal itibarını nasıl algıladıkları sorulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre tüm kurumsal itibar alt boyutu ortalamaları sendikada aktif görev yapan üyelerde yüksek bulunmuştur. Hizmet kalitesi, finansal sağlamlık, çalışma ortamı, duygusal çekicilik ve kurumsal etik ortalamaları için gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Yönetim kalitesi ve toplumsal sorumluluk boyutlarında ise gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0,05).Anahtar Kelimeler: Kurumsal İtibar; Sivil Toplum Kuruluşları; Kurumsal Kimlik
Eğitim çalışanlarının sendikaların mevcut durumuna ve sendikalardan beklentilerine ilişkin görüşleri
Bu araştırmanın amacı, eğitim çalışanlarının görüşleri bağlamında eğitim sendikalarının yapmış olduğu çalışmalar ve eğitim çalışanlarının eğitim sendikalarından beklentilerini belirlemektir. Bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Gaziantep ilinde görev yapan; il milli eğitim müdürü, il milli eğitim müdür yardımcıları, ilçe milli eğitim müdürleri, şube müdürleri, maarif müfettişleri, okul müdürleri, okul müdür yardımcıları, şefler, memurlar ve yardımcı hizmetler sınıfı personelleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; eğitim sendikalarının sağlık, kültür, sosyal yaşam ve mesleki gelişime katkı sağlama, kadın eğitim çalışanları, eğitim çalışanı emeklileri, eğitim, öğretim ve müfredat, fırsat ve imkân eşitliği, özlük, sosyal ve mali haklar ile ilgili yasa ve yönetmelikler, milli, manevi ve kültürel değerler, din eğitimi, çalışma ortamlarının fiziki ve sosyal açıdan iyileştirilmesi, temel hak ve özgürlükler ve birlik, beraberlik ve iş birliği sağlama alanlarında çalışmalarının olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada eğitim sendikalarının en fazla sağlık, kültür, sosyal yaşam, mesleki gelişim ve eğitim-öğretim ve müfredat alanlarında çalışmalar yaptığı tespit edilmiştir. Eğitim sendikalarının en az çalışma yaptıkları alanların ise eğitim çalışanları emeklilerinin haklarını iyileştirme ve eğitim çalışanları arasında birlik, beraberlik ve işbirliği sağlama alanlarında olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim sendikalarından beklentiler de yukarıda belirtilen alanlar ile benzer şekildedir. Eğitim sendikalarından en fazla beklenti duyulan alanlar; sağlık, kültür, sosyal yaşam, mesleki gelişim ve eğitim çalışanları emeklilerine yönelik çalışmaların yapılmasıdır. Araştırmada elde edilen bulgulara ve sonuçlara göre; eğitim sendikaları üyeleri ile birlikte eğitim-öğretim ile ilgili, alanda ve uygulamada yaşanan sorunların tespitine ve çözümüne yönelik bilimsel çalışma ve projeler ile aktif rol almalıdır. Ayrıca eğitim sendikaları kendi aralarında işbirliği içinde hareket ederek çalışanların özlük, mali ve sosyal haklar gibi temel hak ve özgürlüklerini sağlamalı; öğretmenlerin mesleki ve sosyal gelişimlerini sağlayıcı etkinlikler düzenlemeli ve emeklilerin ve kadın öğretmenlerin haklarını ve beklentilerini dikkate alan çalışmalar yapmalıdır.
Eğitim sendikaları yöneticilerinin geçici koruma statüsündeki Suriyeli öğrencilerin eğitim öğretimleri konusundaki görüşleri: Gaziantep örneği
Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınan geçici koruma statüsündeki Suriyeli öğrencilerin eğitim öğretim faaliyetlerinin en önemli aktörü eğitim camiasıdır. Eğitim sendikaları eğitimcilerden oluşan ve eğitimcilerin temsilcileri konumundaki sivil toplum kuruluşlarıdır. Bu çalışma ile eğitim sendikalarının geçici koruma statüsündeki Suriyeli öğrencilerin eğitim öğretim faaliyetlerine dair bakışlarını ele almak ve sendikaların görüşlerinin varsa farklılıklarını ve benzerliklerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Birer sivil toplum kuruluşu olarak toplumun öncüleri ve şekillendiricileri sayılabilecek eğitim sendikaları temsil ettikleri üye potansiyeliyle eğitim camiasında hatta ülke genelinde önemli bir güç pozisyonundadırlar. Bu araştırma nitel araştırma desenlerinden çoklu durum deseninde yürütülmüştür. Örneklem olarak seçilmiş olan ve mevcut eğitim çalışanlarının %66'sını bünyesinde kayıtlı üye olarak barındıran dört büyük sendika Eğitim Bir Sen, Türk Eğitim Sen, Eğitim Sen ve Eğitim İş sendikaları yalnız eğitimle ilgili değil ülke genelindeki birçok konuda da politika üretebilmektedirler. Çalışma grubu örneklem seçimi, sendikaların Türkiye'deki tüm illerde etkin varlığı dikkate alınarak belirlenmiştir. Bu bağlamda, Eğitim Bir Sen, Türk Eğitim Sen, Eğitim Sen ve Eğitim İş sendikaları örneklem olarak belirlenmiştir. Veriler %17 oranıyla Suriyelilerin en yoğun olduğu ikinci il olan Gaziantep ilindeki sendika yöneticileri ile görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış sorular yordamıyla yapılan görüşmelerde elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda sendikaların aynı sorulara aynı cevaplar verdikleri gibi farklı cevaplar da verdikleri ortaya çıkmıştır. Sendikacılık yaklaşımları birbirine yakın görünen sendikaların farklı fikirlerinin olduğu, sendikacılık yaklaşımları örtüşmeyen sendikaların ise benzer fikirlerde olabildikleri ortaya çıkmıştır.
Kuruluşundan 12 Eylül 1980`e kadar Disk-siyaset ilişkisi
ÖZET Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 1967 yılında kuruldu. DİSK sosyalist bir sendikadır. DİSK, Türk sendikacılığına yeni bir çizgi kazandırdı. Kurulduğu tarihten itibaren büyük bir gelişme gösterecekti. DİSK, 12 Mart Muhtırası'na kadar Türkiye İşçi Partisi'ni (TİP) destekleyecekti. 12 Mart Muhtırası'ndan sonra TİP kapatılacaktı. DİSK'in gelişmesi 12 Mart Muhtırası'ndan sonra daha da arttı. DİSK 12 Mart'tan 12 Eylül'e kadar Cumhuriyet Halk Partisi'ni (CHP) destekleyecekti. Bu dönemde DİSK,CHP'yi hükümete getirmeye çalışacaktı. 12 Mart ortamının bitmesinden sonra DİSK gücünü gösteren büyük eylemler yapacaktı. Sağ hükümetlerin bazı icraatlarına karşı çıktı. 1976 yılından itibaren 1 Mayısların işçi bayramı olarak kutlanmasını sağladı. 12 Mart'tan sonra DİSK içinde Türkiye Komünist Partisi (TKP) yandaşları yer edinmeye çalıştılar. 1977'e kadar önemli mevkileri ele geçirdi ve DİSK'in eylemlerine yön verdiler. Bunlardan en önemlisi de Ulusal Demokratik Cephe (UDC) karan çıkartmak istemeleriydi. Bu karar kabul görmedi. Böylece TKP yandaşları 1978'den itibaren DİSK'ten uzaklaştırılacaktı. 1976 yılından itibaren de CHP'li sendikacılar DİSK içine girmeye başladılar. Bu sendikacılardan Abdullah Baştürk 1977 yılında CHP hükümetinin 1 Mayıs kutlamasına izin vermemesi üzerine DİSK ile CHP arasındaki ilişkiler bu tarihten sonra soğumaya başlayacaktı. 12 Eylül ile birlikte DİSK kapatıldı, mal varlığına el konuldu. Yapılan yargılama sonucu 1991 yılında beraat edecekti. Ancak sanıkların işkence iddiaları, uzun süre gözaltında tutulmaları, davanın uzun sürmesi buna rağmen davanın beraatla sonuçlanması tarihimize kara bir leke bırakacaktı.
İşkolu esasına göre sendikalaşma
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, mülga 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nda olduğu gibi sendikalaşmada zorunlu işkolu esasını tercih etmiştir. İşkolu esası ilk bakışta sendikanın kuruluş ve örgütlenmesiyle ilgili olsa da işçinin hangi sendikaya üye olacağının belirlenmesinden toplu iş sözleşmesinde yetkili sendikanın tespitine kadar fiilen pek çok sendikal özgürlüğün kullanılmasını doğrudan etkiler. Bu nedenle işkolu kavramının açıklığa kavuşturulması ve işçinin çalıştığı işyerinin girdiği işkolunun tespitinin taşıdığı önem, bizi bu konuda çalışma yapmaya yönlendirmiştir. Bu çalışmada işkolu esasına göre sendikalaşma ilkesi mülga kanunlarda yer alan düzenlemelerle karşılaştırmalı olarak, öğretideki görüşler ve yargı kararlarıyla birlikte etraflıca incelenecektir. Konu incelenirken geniş bir literatür taraması yapılmış, konuyla ilgili uluslararası sözleşmelere değinilerek, ülkemizdeki yargı organlarının kararlarına da sık sık atıfta bulunulmuş ve konu tüm yönleriyle ele alınmıştır. Konunun yüksek lisans tezi düzeyinde incelenmesi sonucu uygulamada, yargılama aşamasında yaşanan sorunlarda işçi ve işverenler ile onların sendikalarının yanı sıra, idari aşamada işkolu tespitini yapan idari birimlere de yardımcı olması amaçlanmaktadır.
Sendikaların kurumsal imajı
Bu araştırma Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu (Türk Eğitim-Sen) ve Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim Bir-Sen) ilçe temsilcilerinin kendi sendikaları ile ilgili kurumsal imaj algılarını ölçmek amacı ile yapılmıştır. Araştırmada Türkiye geneli ilçe temsilcilerine internet üzerinden anket doldurabilecekleri internet adresi gönderilmiş ve temsilcilerin yanıtları alınmıştır. Bu yanıtlar SPSS programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesi tablolar halinde gösterilmiş ve yorumlanmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm imaj ve kurumsal imaj tanımlarını kuramsal çerçevesini içermektedir. İkinci bölüme sendika tanım ve Türkiye'de sendikacılık konusunun kuramsal çerçevesi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise araştırmanın modeli, amacı ve alt amaçları, veri toplama teknikleri ve verilerin analizi ve yorumu verilmiştir. Sendikaların ilçe temsilcileri sendikaların yöneticileri olduğu düşünüldüğünde beklenen düzeyde sendikaların kurumsal imajları yüksek olmadığı fark edilmiştir. ANAHTAR KELİME: Sendika, Türk Eğitim-Sen, Eğitim Bir-Sen, İmaj, Kurumsal İmaj
Sendikaların sundukları hizmetlere yönelik kalite algısı, tutum ve üye olma davranışının değerlendirilmesi
Günümüzde sendikalar gittikçe önem kazanan kuruluşlar arasında yer almaktadır. Sendikalar kuruluş amaçları doğrultusunda çalışanların çalışma koşullarını iyileştirme çabasında olmalılardır. Sendikaların bir iş yerinde söz sahibi olabilmeleri için o iş yerinde üye çoğunluğuna sahip olmaları gerekmektedir. Bir iş kolunda birden fazla sendika bulunmaktadır ve çalışanlar istedikleri sendikaya üye olma konusunda özgürdürler. Bu sebeple sendikalar gerek üyelerine gerekse diğer çalışanlara en iyi hizmeti sunmak durumundadırlar ve sundukları bu hizmetleri çalışanlara anlatarak, onları bu konuda bilgilendirmelilerdir. Bu çalışmada çalışanların, ileride çalışma ihtimali bulunan kişilerin ve önceden çalışmış kişilerin sendikaların sundukları hizmetlere yönelik kalite algıları ve bu algı neticesinde geliştirdikleri tutumları ve tutumun neticesinde sendikalara üye olma davranışını gerçekleştirip gerçekleştirmedikleri araştırılmaya çalışılmıştır. Araştırma Ankara ilinde yaşayan ve kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen 18 yaş üstü 400 kişiye ulaşılarak gerçekleştirilmiştir. Veriler 2021 yılının şubat ayından başlayarak mayıs ayına kadar yüz yüze anket yöntemiyle ve Google docs yöntemiyle toplanılmıştır. Elde edilen veriler Statistical Package for Social Sciences (SPSS) 25.0 for Windows paket programı ile analiz edilerek sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda kalite algısı unsurlarından güvenilirlik faktörünün tutum üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunduğu, kalite algısı unsurlarından isteklilik faktörünün tutum üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı, kalite algısı unsurlarından fiziki görünüm faktörünün tutum üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı, kalite algısı unsurlarından güvenilirlik faktörünün davranış üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunduğu, kalite algısı unsurlarından isteklilik faktörünün davranış üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı, kalite algısı unsurlarından fiziki görünüm faktörünün davranış üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı, tutumun davranış üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Örgütsel demokrasi ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkide etik liderliğin düzenleyici etkisi
The main purpose of this study is to determine the regulatory role of ethical leadership perception between union members in the relationship with perception of union democracy and union loyalty. The study was conducted as a quantitative field research and the population of the research consists of the members of the Union of Agriculture-Forestry Employees (Toç Bir-Sen), which operates in the Agriculture and Forestry Service Branch and is the authorized union in the service branch. In this context, data were collected from the union members by questionnaire method. The sample of the research consists of 2128 employees who are members of Toç Bir-Sen. Within the scope of the research, questionnaires consisting of ready-made scales were used. The participant questionnaire was created by using the "Organizational Commitment Scale" consisting of 18 questions developed by Meyer et al. (1993) and translated into Turkish by Dağlı et al. (2018) to measure members' organizational commitment, the "Organizational Democracy Scale" consisting of 28 questions developed by Geçkil and Tikici (2013) to measure members' perceptions of organizational democracy, and the "Ethical Leadership Scale" consisting of 10 questions developed by Brown et al. (2005) and translated into Turkish by Tuna et al. (2012) to measure members' perceptions of ethical leadership. The answers given to the questionnaires were interpreted through SPSS package program. As a result of the research, it was determined that there is a positive and significant relationship between union members' perceptions of organizational democracy and organizational commitment, there is a significant and positive relationship between their perceptions of ethical leadership and organizational commitment, and there is a significant and positive relationship between their perceptions of organizational democracy and their perceptions of ethical leadership. In addition, it was determined that ethical leadership has a significant and positive moderating effect on the relationship between union members' perceptions of organizational democracy and organizational commitment. Therefore, all hypotheses of the study were confirmed. According to these results, union leaders' displaying ethical behaviors, taking care that their decisions and practices comply with ethical rules, and displaying democratic attitudes and behaviors in all management and decision-making processes will positively affect union members' union loyalty. It is thought that the results of the study will contribute to the literature as they support the results of the literature studies examining the relationship between organizational commitment and ethical leadership and the relationship between organizational democracy and organizational commitment. In addition, the fact that there are no studies in the literature examining the relationship between ethical leadership and organizational democracy and whether ethical leadership has a regulatory effect on the relationship between organizational democracy and organizational commitment makes the results of this study even more important in terms of its contribution to the literature. It is thought that the results of the research will also be guiding for unions, one of the most important organizational structures of working life. Keywords: Organizational democracy, organizational commitment, ethical leadership, union
İnsan kaynakları yönetiminin ihmal edilen fonksiyonu çalışma ilişkileri: Manisa-İzmir alan araştırması
Çalışmanın temel amacı, insan kaynakları ve sendika yöneticilerinin kapsamlı değerlendirmeleriyle, mevcut şartlar altında çalışma ilişkilerinin ihmal edildiğine yönelik bulgular elde etmektir. Çalışmada; "(1) Sendikaların olmadığı bir sistemde çalışma ilişkileri nasıl ihmal edilmektedir? (2) İnsan kaynakları yönetimi anlayışının sendikasız bir çalışma ilişkileri sisteminde etkinliği nedir? (3) Sendikaların taraf kabul edildiği işletmelerde insan kaynakları yetkilileri ve sendikaların çalışma ilişkilerinde etkinliği nedir?" sorularına cevap aranmaktadır. Bu üç soru çatısı altında katılımcıların sisteme yönelik algılarını ölçmek için yöneltilen sorular, tarafların etkinliği ve çalışma ilişkilerinin hangi açılardan ihmal edildiğinin değerlendirmeler ışığında ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde "İnsan Kaynakları Yönetimi" ve ikinci bölümde "Çalışma İlişkileri" kavramsal açıdan incelenmiştir. Üçüncü bölümde, çalışma ilişkileri konusu bir insan kaynakları fonksiyonu olarak ele alınmış, sendikalı ve sendikasız işletmelerde çalışma ilişkilerinin yürütülmesi ve tarafların ilişkileri üzerine çalışılmıştır. Dördüncü bölümdeyse, işletmelerin insan kaynakları yetkilileri, sendika şube yöneticileri ve işyeri sendika temsilcileriyle yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular belirtilmiştir. Çalışmada, Manisa ve İzmir'de faaliyet gösteren sendikalı/sendikasız işletmelerin insan kaynakları yöneticileri, sendika şube yöneticileri ve işyeri sendika temsilcileriyle derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Olgubilimsel araştırma deseniyle hazırlanan çalışmada, insan kaynakları yetkililerine sendikalı/sendikasız işletmelerde çalışmalarına göre, sendika şube yöneticilerine ve işyeri sendika temsilcilerine pozisyonlarına uygun olarak hazırlanmış soru formlarıyla gidilmiş ve derinlemesine görüşme yöntemiyle çalışma ilişkilerine yönelik algıları araştırılmıştır. Çalışmada, katılımcıların yaptığı değerlendirmeler, düşük sendikalaşma oranları ve görüşme talebimize olumsuz cevap veren 68 insan kaynakları yöneticisinin 56'sının sendikasız işletmelerde yetkili olması, endüstriyel demokrasi ve hak arama mücadelesi açısından yürüttüğümüz alan dâhilinde çalışma ilişkilerinin göz ardı edildiğini göstermektedir. Yapılan görüşmelerde literatürdeki çalışmaları destekler nitelikte veriler elde edilmiştir. Sendikalaşma ihtimalini önlemeye yönelik politikaların işletmelerde hâkim olduğu görülmüştür. İşçilerin yasal dayanak yetersizliği, işçi karşısında güçlü işletme politikaları ve işletme politikalarının yürütücüsü olarak insan kaynakları yetkililerince çalışma ilişkilerinin sıradan bir insan kaynakları fonksiyonu olarak değerlendirilmesinin sendikasızlaştırma eylemlerine zemin hazırladığı ve işçilerin sürece ortak edilmediği bir sistemde çalışma ilişkilerinin araştırma alanı dâhilinde ihmal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Sendikalı işletmelerde çalışan insan kaynakları yetkilileri ise çalışma ilişkilerinde sendikaların olması gerektiğini ve toplu sözleşmenin temel dayanak olduğunu belirtmişlerdir. Çalışmada ulaşılan bir diğer sonuç, tarafların bakış açılarının ve sergiledikleri tutumların çalışma ilişkilerinin sağlıklı şekilde yürütülmesinde etkili olduğudur. Bu sonuç sendikalı/sendikasız işyerlerinde çalışan insan kaynakları yöneticileri açısından değişmemektedir. Ancak çalışmada görülmüştür ki, işletme yöneticilerinin sendikalara bakışı ve işletme politikaları çalışma ilişkileri üzerinde etkilidir. Ayrıca sendikalı işletmelerde çalışan İK yetkilileri, sendikanın çalışma ilişkilerinde sergilediği tavrın sistemin sağlıklı yürütülmesi ve ilişkilerde önemli olduğunu ifade etmektedir. Sendika tarafı ise, işletme yöneticilerinin sendikalara yaklaşımının etkili olduğunu kabul etmekle beraber, insan kaynakları yöneticisinin karakteri ve bakış açısının çalışma ilişkilerinin yürütülmesinde önemli olduğunu belirtmişlerdir.
Eğitim çalışanlarının sendikalara ilişkin görüşlerinin belirlenmesi
Sendikalar üyelerinin; ücret, çalışma şartları, ekonomik ve sosyal pozisyonlarını geliştirme amacı güden kuruluşlardır. Bu araştırmada; sendikaların tanımına ve geçmişteki kazanımlarına uygun olarak, eğitim çalışanlarının günümüzdeki sendikalara ilişkin görüşleri ve beklentileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini 2018/2019 eğitim öğretim yılında İstanbul ilindeki resmi okullarda görev yapan öğretmen ve müdür yardımcıları oluşturmaktadır. Buna göre araştırmanın katılımcıları, eğitim iş kolunda faaliyet gösteren ve AÇSHB'nın 07.07.2018 tarihli resmi gazetede yayımlanan 2018 Temmuz istatistiklerine göre, üye sayıları en fazla olan Eğitim Bir-Sen, Türk Eğitim-Sen, Eğitim-Sen, Eğitim-İş sendikalarının İstanbul'daki üyeleri arasından seçilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup, katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilmiş yarı yapılandırılmış altı soru yöneltilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler; içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırmada öne çıkan en önemli sonuçlardan birisi; eğitim iş kolundaki sendikaların ekonomik, sosyal ve özlük hakları konusunda ve eğitimin sorunlarının çözümü konusunda daha geniş kesimleri içine alacak ortak çalışmalar yapmaları önerilebilir. Diğer bir önemli sonuç ise; eğitim çalışanlarının sendikalara üye olmadan önce sendika tüzüklerini okumaları, sendikaların sendikal duruş, faaliyet, kazanım ve etkililiklerini öğrendikten sonra belirli bir sendikal bilinç üzerinden sendikalara üye olmaları önerilebilir. Anahtar kelimeler: Sendika, Örgütlenme, Kamu Sendikaları, Eğitim Sendikaları, Toplu iş sözleşmesi
Türkiye'de sendikaların örgütlenme ve temsil sorunları
ÖZET Sendikacılık, temel yapısal değişim faktörleri olan toplumsal, ekonomik yapılar ve üretim tekniklerindeki değişimlerle daima etkileşim içindedir. Özellikle son yıllarda yaşanan bu değişimler sendikaların örgütlenme gücünü ve üyelerini temsil etmedeki yeterliliklerini zorlamış, 19.yüzyılın geleneksel sendika görüntüsünü yok ederek sendikal harekete yeni boyutlar getirmiştir. Küreselleşme olarak adlandırılan bu değişim süreci dünyada ve Türkiye'de istihdamın yapısı ve kullanımı üzerinde gözlemlenebilir değişimler meydana getirmiştir. Yeni teknolojilerin devreye girmesiyle işgücü talebinin biçimi değişmiş, niteliksiz işgücünün yerini, bilgi düzeyi yüksek, eğitilmiş işgücü almıştır. İstihdamın yapısındaki bu değişim çalışma biçim ve koşullarının değişmesiyle daha da artmıştır. Endüstride istihdam azalırken, daha çok nitelikli işgücü gibi sendikaya çok az ilgi duyanların yer aldığı hizmet sektöründeki istihdam artışı ve ortaya çıkan yeni çalışma türleri (esnek zamanlı, kısmi zamanlı çalışma gibi), sendikalar için geçmişte olduğundan daha etkili bir örgütlenme sorununu ortaya çıkarmıştır. Bu yapısal değişiklikler, sendikaların varolan üyelerinin hak ve menfaatlerini koruma ve geliştirme güçlerini de zayıflatmıştır. Özelleştirme ve alt işveren uygulamaları da, sendikaların Örgütlenme alanlarım daraltmaktadır. Devlet, işveren rolünden giderek uzaklaşmakta, bu durum kamu kesiminde büyüyen ve gelişen sendikacılığı bir varolma savaşıyla karşı karşıya bırakmaktadır. Diğer taraftan sendikaların, hem işyeri koşullan hem de çalışanların niteliklerinin değişmesi sonucu ücret ve çalışma koşullarının esnekleştirilmesi gibi yeni toplu pazarlık konulan ile karşı karşıya kalması, özel kesimdeki işçi-işveren uzlaşmazlıklarım da arttırmaktadır. Yaşanan tüm bu değişimler, Türkiye'deki sendikal yapılarda köklü bir değişiklik yapılmasını zorunlu hale getirmiştir. Eski sendikal yapılanmalar günümüz sendikalarının örgütlenme ve temsil sorunlarına çözüm üretmekte yetersiz kalmaktadır. Sendikaların birer sivil toplum örgütü olarak üzerlerine düşen görevleri yerine getirebilmeleri ancak bu değişimle mümkün olabilir. Ill
Türk hukukunda kamu görevlilerinin sendikal hakları
Sendikaların amacı ortak ekonomik, sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumaktır. Bu amaca ulaşılabilmesi için çalışanların ve işverenlerin sendika kurması gerekmektedir. Ancak çalışanlar olarak kamu görevlilerinde sendika kurma ve sendikalaşmanın getirdiği haklar farklılaşmaktadır. Kamu görevlilerin durumlarından, yaptıkları görev ve hizmetlerinde dolayı kaynaklanan bu farklılaşmalar uluslararası belgede ve ulusal kaynaklarda dikkat çekmektedir. Gelişmiş ülkelerde bu farklılaşma en az düzeye indirilmek istense de diğer çalışan gruplarına sağlanan sendika hakları kadar özgürlükçü olamamıştır. Ülkemizde de bu konuda ciddi farklılaşma görülüp, konunun detaylandırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmamızda öncelikle kamu görevlisi ulusal mevzuat kapsamında değerlendirilmiş ve sendika kavramı uluslararası belgelerle ve tarihsel verilerle belirtilmiştir. Bunun yanında sendikaların; temel faaliyet oluşum unsurları ve türleri geniş bir şekilde incelenip sonrasında gelişmiş ülkelerle ve ülkemiz dahilinde tarihi süreç içerisinde kamu görevlileri sendikacılığı anlatılmıştır. Daha sonrasında ise ulusal mevzuatımızdaki kamu görevlilerinin sendika kurma, üye olma, toplu sözleşme yapma ve uyuşmazlık durumlarında neler yapıldığı gibi konular kanunlarla anlatılıp, olağanüstü hâl dönemde çıkarılan kararnamelerle kamu görevlileri sendikalarında yapılan değişiklikler belirtilmiştir.
Eğitim sendikalarına ilişkin sosyal bilgiler dersine giren öğretmenlerin görüşleri
Bu araştırmanın amacı Kastamonu il merkezinde Sosyal Bilgiler Dersi'ne giren öğretmenlerinin eğitim sendikalarına ilişkin görüşlerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın çalışma grubunu; 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Kastamonu il merkezinde bulunan ortaokullarda görev yapan üç yüz ilkokul ve ortaokullarda görev yapan Sosyal Bilgiler Dersi'ne giren öğretmenler ve yöneticiler oluşturmuştur. Bu araştırmanın verileri Akbulut'un" Sendikalar ve Motivasyon İlişkisi: Eğitim Sektörü Üzerine Bir İnceleme'' isimli araştırmasında geliştirmiş olduğu 5'li likert tipi "Sendika ve Sendikalaşmaya Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Yapmış olduğumuz araştırmada veri toplama amacıyla kullanılmış olan anket, üç bölümden oluşmaktadır. Anketin birinci bölümünde araştırmanın uygulandığı öğretmenlere yönelik kişisel bilgilerden oluşan 14 soru yer almaktadır. İkinci bölümde eğitim sendikalarına ilişkin Sosyal Bilgiler Dersi'ne giren öğretmenlerin görüşleribelirlemek amacıyla 5'li likert tipi ölçekte 21 soru bulunmaktadır. Ölçeğe katılanların eklemek istedikleri, görüş ve düşüncelerini belirtmeleri bölüm anketinin üçüncü bölümünü oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı, bizzat araştırmacı tarafından Kastamonu İli merkez ilçe belediye sınırları içerisinde yer alan 59 resmi ilkokul ve ortaokullarda görev yapan Sosyal Bilgiler Dersi'ne giren öğretmen ve yöneticileri ziyaret edilerek, araştırmanın amacı anlatılarak dağıtılmıştır. Gönüllülük esasına göre dağıtılan veri toplama araçları öğretmenlerin iş yoğunluğu göz önünde bulundurularak birkaç gün sonra elden ve okulyöneticilerinden yardım alınarak toplanmıştır. Uygulanan anketleri veri toplama aracı ile elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programı aracılığıyla analiz edilmiş olup, verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotlar (standart sapma, ortalama, sayı, yüzde) kullanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Tek yönlü (One way) ANOVA ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişki Pearson korelasyon ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmada kullanılan likert ölçek için kişilerin verilen önermelerle ilgili görüşlerini, çok olumludan çok olumsuza kadar sıralanan seçeneklerden belirtmeleri istenmiştir. Buna göre; (5) kesinlikle katılıyorum, (4) katılıyorum, (3) kararsızım, (2) katılmıyorum, (1) kesinlikle katılmıyorum şeklinde bir ölçek kullanılmıştır. Ölçek sonuçları 5.00-1.00=4.00 puanlık bir genişliğe dağılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre; Sosyal Bilgiler Dersi'ne giren öğretmen ve yöneticilerin; branş, aynı kurumda çalışma süresi, sendikalara üye olma durumu, arkadaşına sendikalı olmayı önerme durumu boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin sendika ve sendikalaşmaya ilişkin görüşlerinin sosyal bilgiler öğretmenlerinden daha olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kurumdaki çalışma sürelerine ilişkin tutum puan ortalamaları incelendiğinde de 6 ile 10 yıl arasında görev yapmakta olan öğretmenlerin sendikaya yönelik tutumlarının 16 yıl ve üzerinde görev yapmakta olan öğretmenlerin sendikaya yönelik tutumlarına göre daha olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal Bilgiler Dersi'ne giren öğretmen ve yöneticilerin; sendikalara ilişkin görüşleri arasında "cinsiyet, yaş, görev, mesleki kıdem, medeni durum, öğrenim durumu, farklı sendikaları tanıma durumu, sendikalara üye olma yılı, farklı sendikalara üye olma durumları, ailede sendikalara üyelik durumu" bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Sendika, Sosyal Bilgiler Öğretmeni, Sınıf Öğretmeni
Sınıf öğretmenlerinin eğitim, öğretim ve bilim hizmet kolunda faaliyet gösteren sendikalarla ilgili görüşleri: Elazığ ili örneği
Bu çalışmanın amacı, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Elazığ ilinde ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin öğretim ve bilim hizmet kolunda faaliyet gösteren sendikalardan beklentilerini ve sendikalara bakış açılarını belirlemektir. Araştırma kapsamında seçilen örneklem grubu Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Elazığ ilinde bulunan ilkokullarda sınıf öğretmeni olarak görev yapan 137 kişiden oluşmaktadır. Nicel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen araştırmada sendikalardan sendikal yapı, sosyal faaliyetler, mesleki gelişime katkı, siyasi faaliyetler ve özlük haklarına yönelik görüşleri belirlemeyi amaçlayan 25 maddelik ölçek uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 programı kullanılarak bağımsız gruplar t testi, Mann Whitney U ve tek yönlü ANOVA testleri ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin sendikalara ilişkin görüşlerinin çeşitli değişkenler açısından farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mesleki Gelişime Katkı, Öğretmen, Özlük Hakları, Sendikal Yapı, Siyasi Faaliyetler, Sosyal Faaliyetler
Sosyal forumlar ekseninde yeni küresel politika arayışlarının sendikal hareketteki değişime etkisi
Bu çalışmanın konusunu, küreselleşme sürecinde, neo-liberal politikalara karşı, Sosyal Forumlar şeklinde gelişen yeni küresel politika arayışlarının sendikal hareket ile ilişkisinin ve etkileşiminin incelenmesi oluşturmaktadır.Çalışma, küreselleşmenin tanımını, boyutlarını ve aktörlerini, bu süreçte ortaya konulan neo-liberal politikaları, alternatif küreselleşme yaklaşımlarını, endüstriyel ilişkilerde ortaya çıkan değişimi, küresel sosyal sorunları, sendikaların geliştirdiği stratejileri ve Sosyal Forumlar sürecinde sendikaların etkisini ve etkilenmesini ele almaktadır. Çalışma, yerli ve yabancı literatür taraması üzerinden yapılmıştır.Bu çalışmadan çıkan temel sonuçlar şunlardır: Neo-liberal politikaların etkisini artırması karşısında, bu politikaları dizginleyecek alternatif yaklaşımlar ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Gerek endüstriyel ilişkilerde yaşanan değişimin gerekse küresel sosyal sorunların ulaştığı boyut karşısında sendikalar kendilerini yeniden konumlandırmakta, yeni stratejiler geliştirmektedir. Bu süreçte, Sosyal Forumlar, neo-liberal politikaların eleştirildiği temel adres haline gelmekte, sendikal hareket, Sosyal Forum sürecine katılarak, Sosyal Forumlara katkı yapmakta ve yeni ittifaklar oluşturarak ve sosyal konulara dikkat çekerek hem Forumlardan etkilendiği hem de Forumlardan yararlandığı bir süreç yaşamaktadır.
Türkiye'de yol işçileri: Kamuda çalışan yol işçilerinin sosyokültürel profili
Bu çalışma Türkiye'deki yol işçilerinin örgütlenme ve mücadele geçmişi ile bugünkü koşulları esas alınarak hazırlanmıştır. Buna ek olarak yol işçilerinin sosyokültürel profilini daha net ortaya koymak amacıyla, kamuda çalışanlar arasında bir araştırma yapılarak desteklenmiştir.Tez dört ana başlıktan oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın kavramsal çerçevesi çizilmiş ve daha sonra sanayi devriminin etkisiyle beraber ortaya çıkan kapitalist süreç ve bu sürecin devamında kendini sendikalar aracılığı ile ifade etmeye çalışan işçi sınıfı; İngiltere, Almanya, ABD ve Fransa örnekleri ile ele alınmıştır. Birinci bölümün son kısmında ise Türkiye'de işçi sınıfının ortaya çıkışı ve gelişimi Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet dönemi olarak iki ana başlıkta incelenmiştir.İkinci bölümde; bir olgu olarak yol ve yol işçiliği analiz edilerek, Türkiye'deki yol işçilerinin gelişimi, örgütlenmesi ve mücadele süreci anlatılmıştır. Yine bu bölümde sanayileşme hamleleri ve yatırımların artmasının doğal sonucu olarak işçilerin sayısındaki ve yasal düzenlemelerinde desteğiyle ortaya çıkan sendikaların sayısındaki artış incelenmiştir.2010 yılı esas alınarak, Türkiye'deki yol işçilerinin hem kişisel hem de örgütsel davranışları ile profilleri ortaya çıkarılmıştır. Kamuda çalışan yol işçileri içerisinde (646 işçi ile) anket çalışması yapılmış, bu şekilde topluluğun sosyokültürel yapısı belirlenmiştir. Bu anket çalışmasının detaylı sonuçları üçüncü bölümde anlatılmıştır.Çalışmanın dördüncü bölümünde ise, yol işçilerinin cinsiyeti, kuşak farklılığı, doğum yerinin kentsel ölçeği, eğitim durumu, çalıştığı kurum ve internet kullanıcılığı gibi belli başlı özellikleri esas alınarak, karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve kendi aralarındaki benzerlikler ile farklılıklar ortaya konulmuştur.Çağımızda yaşanan hızlı değişim sürecini daha iyi anlamaya çalışmak ve sahip olduğumuz veriler ışığında bu değişime pozitif bir katkı koymak toplumsal bir sorumluluktur. Bu çalışma ile genelde Türkiye tarihine özelde ise işçi sınıfı tarihine çalışmanın boyutları içerisinde katkı koymak hedeflenmiştir. 2010 yılına kadar Türkiye'de yol işçiliği hakkında hiçbir araştırma bulunmamaktadır. Bu yönüyle bu çalışma, türünün ilk ve şimdilik son örneğidir.Anahtar Sözcükler1. Yol İşçileri2. İşçi Sınıfı3. İşçi Sendikası4. Sosyokültürel Profil5. Türkiye Yol, Yapı ve İnşaat İşçileri Sendikası
Sosyal zekânın öğrenen örgüt yapısına etkisi: Sendika işyeri temsilcileri üzerine bir araştırma
Sendikal faaliyetlerde insan ilişkilerinin önemi; üye kazanmak ve üyelerinin menfaatlerini korumak anlamında özellikle işçi temsilcileri bakımından büyüktür. O halde işçi temsilcilerinin üye kazanmak ve üye menfaatlerini etkin şekilde korumak için insan ilişkilerini arttırıcı özellikleri taşıması gerekmektedir. Çalışmamız, insan ilişkilerinde başarılı bir süreci mümkün kılan sosyal zekâya ve sosyal zekânın hammaddesi olan bilgiye yani örgütsel açıdan öğrenen örgüt yapısına odaklanmaktadır. Sosyal zekâ kavramı, insanı anlama ve insan ilişkilerinde profesyonelce davranma şeklinde tanımlanmaktadır. Öğrenen örgüt kavramı ise örgüt üyelerinin yeni bilgiyi üretmeleri, bu bilgiyi paylaşmaları, bu bilgiyi örgütün ortak bilgisi haline getirmeyi ve bu şekilde sorunların üstesinden gelmeyi ifade eden bir kavramdır. Çalışmamız sosyal zekânın var olan düzeyi ile örgütün öğrenme sürecine ilişkin etkiyi ortaya koymak üzerine şekillenmiştir. Bu bakımdan 108 sendika iş yeri temsilcisine ulaşılarak 3 boyutlu sosyal zekâ ölçeği ve 12 boyutlu öğrenen örgüt ölçeği uygulanmıştır. Araştırma yöntemi olarak Kısmi En Küçük Kareler (KEKK) yaklaşımı ile Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) benimsenmiştir. Benimsenen araştırma yöntemi ile yapılan yol analizi sonucunda; sosyal zekâ ölçeğinin sadece sosyal bilgi süreci boyutu; yol modelinde öğrenen örgütün hatalara hoşgörü, katılım, bağlılık, güven, karşılıklı destek ve iyimserlik boyutlarına etki ettiği görülmektedir.
Toplu iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu 7 Kasım 2012 tarihinde, 28460 sayılı Resmi Gazete' de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Çalışma yaşamı için önem arz eden toplu iş sözleşmelerinin geçerliliği Kanun'da yer alan şartlara bağlanmıştır. Toplu iş sözleşmesi yapabilme ehliyetine haiz olmak, toplu iş sözleşmesi akdedebilme yetkisine sahip olmak ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca verilecek yetki belgesine haiz olmak bu kapsamda Kanun'da belirtilen şartlardandır. Tez, 6356 sayılı STİSK kapsamında, toplu iş sözleşmesi kavramı ve toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi konusu ile sınırlılık göstermektedir. Çalışmada amaç, toplu iş sözleşmesi süreci ile özellikle toplu iş sözleşmesi yapma yetkisine yönelik uygulamada var olan aksaklıkların belirlenerek, öneriler sunmaktır. Tez, üç kısımdan oluşmaktadır. İlk bölümde, toplu iş sözleşmesi sürecine ilişkin genel bilgilendirmelere yer verilmiştir. Bu bölümde konunun rahatlıkla anlaşılması için toplu iş sözleşmesi kavramı tanımlanmıştır. Toplu iş sözleşmesinin hukuki niteliğine ve içeriğine ilişkin mevzuat kaynaklarından yararlanarak açıklamalar yapılmıştır. Toplu iş sözleşmesinin türlerinden bahsedilerek, toplu iş sözleşmesinde yetki konusuna zemin oluşturulmuştur. İkinci bölümde, toplu iş sözleşmesi yapılması için ehliyet ve yetkinin şartları ifade edilmiştir. Toplu iş sözleşmesi ehliyeti ve toplu iş sözleşmesi yetkisi arasındaki ilişkiye yer verilmiştir. Yetki belgesinin alınmasına kadar olan süreç Yargıtay kararlarıyla açıklanarak konu bu doğrultuda irdelenmiştir. Son bölümde ise, yetki itirazının işleyişine ve işleyişte ortaya çıkan sorunlara değinilmiştir. Olumlu ve olumsuz yetki tespitine itiraz konuları açıklanmıştır. Sonuç bölümünde sorunların çözümlerine yönelik öneriler sunularak literatüre katkıda bulunmak çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır.
Kollektif sendika hürriyeti
Kollektif sendika hürriyetinin özünü sendikaların varlıklarının ve faaliyetlerinin güvence altına alınması oluşturur. Kollektif sendika hürriyeti, sendikaların kuruluş ve işleyişlerinde bağımsız olmalarını öngörmesi nedeniyle çağdaş sendikacılık açısından önemlidir. Sendikaların kurulma,tüzüklerini düzenleme,yöneticilerini seçme, şube açma, üst kuruluşlar kurma, uluslararası kuruluşlara üye olma,faaliyetlerini yürütme, yönetim, etkinlik ve iş programlarını düzenleme serbestisi ile idari kararla faaliyetten men edilememe ve kapatılamaması bu hürriyet kapsamındadır.Kollektif sendika hürriyeti vazgeçilmesi mümkün olmayan ekonomik ve sosyal haklardan biri olarak pekçok uluslararası sözleşme ile sendika hürriyeti kapsamında güvence altına alınmıştır. Türkiye'de de kollektif sendika hürriyeti ulusal mevzuatta yer alan düzenlemelerin yanısıra uluslararsı belgelerde yer alan düzenlemeler çerçevesinde şekillenmektedir.
Kamu kesiminde çalışan işçilerin sendikalaşma bilinci üzerine sosyolojik bir araştırma: Şeker-İş Sendikası Elazığ Şubesi örneği
Bu çalışma, «Kamu Kesiminde Çalışan İşçilerin Sendikalaşma Bilinci Üzerine Sosyolojik Bir Araştırma: Şeker-İş Sendikası Elazığ Şubesi Örneği" isimli bir alan araştırmasıdır. Çalışma yüksek lisans tezi hazırlamak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın amacı, sendika üyelerinin, sendikalaşma bilincini ortaya koymaktadır. Bunun için, önce sendikal örgütler hakkında gerekli araştırmalar yapılmıştır. Sonra, üyelerin; sendikaların tesbit edilen kuruluş gerekçeleri ve diğer amaçları doğrultusundaki, tutum, bilgilenme (öğrenme) ve faaliyetleri, sendikal bilinçlerini ölçmekte kullanılmıştır. Bunun için, üyelerle görüşmeler yapılarak ve anket formları dağıtılarak, veriler elde edilmiştir. Sonra bu veriler tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Veriler ışığında genel olarak şu sonuçlara varılmıştır: Öncelikle işçiler için sendikalaşmanın ilk hedefinin, işverenden elde edecekleri hak ve menfaatlere yönelik olduğu tesbit edilmiştir. İşverenden en önemli taleplerinin de, psiko-sosyal içerikli talepler olduğu görülmüştür. Bulgulardan, üyelerin örgütsel etkileşimlerinin zayıf olduğu; buna karşın, yönetimin daha iyi yapılandığı görülmüştür. Fakat, örgüt içi gruplaşma ve eğitim faaliyetlerinin katılımı arttırıcı yönde olduğu sonucuna varılmıştır. Sendika üyelerinin, örgüt dışı sosyo-ekonomik alana ait duyarlılıklarının ise, oldukça iyi oluğu tesbit edilmiştir. Çalışma bu bulgulara vararak son bulmuştur.
Öğretmenlerin toplu sözleşme algıları: Diyarbakır-Yenişehir örneği
Bu çalışmamızın amacı öğretmenlerin, örneklemden yola çıkarak tüm evrene genelleyebilecek olan, Toplu Sözleşme Algılarını ölçmek ve Toplu Sözleşmenin geliştirilebilmesi için gerek sendikalara gerekse işveren durumunda olan ilgili kurumlara bir fikir vermektir. Araştırmanın kapsamı Diyarbakır ili Yenişehir ilçesinde bulunan 44 ortaokul ve İmam hatip ortaokulunda çalışan öğretmenlerdir. Yenişehir İlçesinde yaklaşık 3500 öğretmen bulunmaktadır. Araştırma evrenimiz olan ortaokullarda ise 1150 öğretmenin olduğu tespit edildi. Evrenin yüzde 10'u örneklem seçilmiştir. Kahramanmaraş merkezli, 6.02.2023 tarihli, depremin olması ve araştırma alanımız olan Diyarbakır ilinin de ciddi şekilde etkilemesi sebebiyle, yaptığımız anket 123 kişiyle sınırlandırılmıştır. İlgili öğretmenlere Google form aracılığıyla 21 sorudan oluşan nicel ölçme aracı olan anket gönderilmiştir. Alınan sonuçlar spss (İngilizce açılımıyla: Statistical Package For the Social Sciences) aracılığıyla analiz edilmiştir. Sendikanın il başkanlarıyla derinlemesine görüşme yapılmıştır. Görüşme sonucu rapora eklenmiştir. Öğretmenler, Toplu Sözleşme Görüşmelerini önemli kazanım olarak değerlendirmektedirler. Sendika farkı gözetmeksizin öğretmenlerin tamamı, Toplu Sözleşme Görüşmelerini, özlük hakları açısından bir zorunluluk olarak görmektedir. Memurların Toplu Sözleşme Görüşmeleri vasıtasıyla çok sayıda hak ve özgürlüğe kavuştuklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Toplu Sözleşme primi benimsemekle beraber prim için getirilen baraj şartı red edilmektedir. Hakem Heyeti ve Türkiye İstatistik Kurumuna karşı ciddi bir tepki oluşmuş ve her iki kurumun tarafsız olmadığı anlayışı hâkim durumda olduğu tespit edilmiştir. Tüm bu aksaklıklara karşı promosyonlar, hac ve umre gibi sosyal kazanımlar bu sürecin kazanımı olarak değerlendirilmektedir. Sendikaların varlığı öğretmenler tarafından sorgulanmasına karşın, sendika gerçekliliği olmadan bazı haklara sahip olunmayacağının farkında olan öğretmenler, sendikacıların özlük hakları ile kendi özlük haklarının aynı paralelde olmadığını belirtmekte ve bundan rahatsız olmaktadırlar. Sendikacı maaşlarının objektif ve şeffaf olarak kamuoyuna paylaşılması gerektiği konusunda görüş birliği olduğu tespit edilmiştir. Hac ve Umre konularında ise öğretmenlerin ideolojik bir ayırışıma gittikleri görülmektedir. Muhafazakâr ve dindar öğretmenler ile dindar olmamakla beraber nötr davranan öğretmenler, bu kazanımları değerli bulurken aksi ideolojiye sahip öğretmenlerin ise dini simgelere sahip kazanımlara ilgisiz kaldığı gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Sendika, Toplu Sözleşme, Grev, Görüşme, Enflasyon
Türkiye'de bir baskı grubu olarak sendikaların 1960 sonrası ekonomi ve siyaset üzerindeki etkisi
Sendika synic teriminde gelmektedir. Synic, birliğin temsili sağlamakla görevli kimseler olarak ifade edilir. Dünya'da sendikal haklar elde edebilmek için büyük mücadeleler vermişler ve bu büyük mücadeleler sonunda sendikal hakları elde etmişlerdir. Türkiye'de ise sendikal haklar bir savaş neticesinde değil Anayasal haklarla millete armağan edilmiştir. Sendikaların ilk ortaya çıkışı ile gelinen süreçte siyasi otoriteye karşı direnmişlerdir. Sonrasında siyasi partilerle kurulan ilişkiler, sendikaların siyasi faaliyetlerinde tartışma konusuna yol açmıştır. Sendikaların yasallığı ile birlikte siyasi partiler sendikalara ilgisiz kalamamıştır. Bu hem Türkiye için, hem de diğer ülkeler için geçerlidir. Sendikaların ekonomiye etkileri üzerine çok araştırma yapılmış değildir. Ancak bakıldığı zaman sendikalar daha çok işsizliğin artmasına toplu pazarlık yoluyla neden olabilmektedirler. Grevler yoluyla, işgünün kayıp olmasına yol açmaktadırlar. Toplu iş sözleşmesiyle de iş garantisi yakalamak istemişlerdir, ancak bu etmenler ekonomiyi olumsuz yönde etkilemişlerdir.