After 1980

131 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye'de uygulanan para politikalarının enflasyon üzerindeki etkisi

Türkiye ekonomisinde, enflasyon ile mücadele edebilmek adına farklı zamanlarda ülkenin o dönem şartları ve yapısına göre, farklı politika kanallarıyla çözüm aranmıştır. Özellikle, ülke ekonomisinde dışa açılma adımlarının atılmaya başladığı 1980 yılı sonrası için, uygulanan politikalar ve alınan kararlar ekonomik açıdan daha önemli hale gelmeye başlamıştır. Bu çalışmada, 1980'den 2023 yılı yarısına kadar, uygulanan para politikalarının içeriği ve enflasyon üzerindeki etkinliği araştırılmıştır. 1980 yılından, küresel finansal krizin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisinin azalmaya başladığı 2009 yılının başlarına kadar, Merkez Bankasının uyguladığı para politikalarının enflasyon üzerinde uzun dönemli bir etki sağlayamadığı görülmüştür. Fiyat istikrarının sağlanamama sebebi, en çok Türkiye ekonomisini, oldukça etkileyen yapısal sorunlardan kaynaklı krizlerin ve sonrasında alınan karar ve politikaların uzun vadede çözüm sağlayamamasının olduğu düşünülmektedir. Yapısal sorunların çözümü adına yapılan reformlar neticesinde para politikasının 2002-2007 yıllarına kadar enflasyon üzerinde etkinliği olumlu sonuçlar üretirken, küresel krizle bu denge tekrar bozulmuştur. Çalışmada Türkiye'de uygulanan para politikasının enflasyon oranı üzerindeki etkisi, 2009:01-2023:04 yılları arasındaki aylık veriler üzerinden birim kök testi ve sonrasında ARDL sınır testi yaklaşımıyla analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan değişkenler; dış ticaret dengesi, mevduat faiz oranı, toplam para arzı, toplam rezervler, tüfe bazlı reel efektif döviz kuru, büyüme oranları ve kukla değişken olarak, 2021 yılının Eylül ayında düşürülmeye başlanan faiz indirimleri olmuştur. Ulaşılan sonuçlara göre, mevduat faiz oranları, para arzı, rezervler ve sanayi üretim endeksi ile enflasyon arasında pozitif ilişki bulunmuştur.

1980 sonrasıARDL Sınır TestiEnflasyon+4
Nazmiye Çabak
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye'nin enerji politikası

1980 yılında imzalanan 24 Ocak Kararları ile birlikte neoliberalizm ve küreselleşmenin hız kazanması ve 1973'de yaşanan Petrol Krizi sonucunda petrolün güvenilir bir enerji kaynağı olmaktan çıkıp enerji kaynaklarının çeşitlilik kazanmaya başlamasıyla birlikte 1980 sonrası Türkiye'nin enerji politikaları farklılaşmaya başlamıştır. Ülkede özel sektörün de enerji piyasalarındaki varlığı güçlenmiştir. Özellikle doğalgazın enerji karışımına girmesiyle birlikte ülkenin enerjide dışarıya bağımlılığı giderek artmış ve kömür ve hidrolik enerji gibi ülkede potansiyel anlamında bol miktarda bulunan kaynaklardan yeterli düzeyde fayda sağlanamamıştır. Özel sektörün de enerji piyasalarındaki etkisi giderek artmış, ancak özelleştirmeler genel anlamda liyakat temel alınarak yapılmadığından bu durum verimlilik artışlarını beraberinde getirmemiştir. Bu çalışmada 1980 sonrası Türkiye'nin uyguladığı enerji politikaları incelenirken; öncesinde enerji politikalarını etkileyen faktörler ve yenilenemeyen ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geçmişten günümüze tüketim, maliyet ve çevresel etkiler anlamında dünyadaki genel durumu okuyucuya sunulmuş ve elde edilen bulguların Türkiye'nin uyguladığı enerji politikalarının değerlendirilmesinde yardımcı olması amaçlanmıştır. Sonrasında ise Türkiye'nin enerji kaynak ve potansiyelleri verilerek, bu veriler ve dünyadaki gelişmeler ışığında Türkiye'nin gelecekte yenilenebilir ve yenilenemeyen kaynaklar bağlamında uygulayabileceği enerji politikaları tartışılmıştır.

1980 sonrası24 Ocak 1980 kararlarıEnerji+6
Ceyhun Turan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tükiye'de 1980 sonrası liberalleşmenin işsizlik üzerindeki etkisi

24 Ocak Kararları ile Türkiye ekonomisinde önemli bir dönüşüm süreci başlamıştır. 1980 öncesi dönemde planlı kalkınmadan beklenen kararlı bir ekonomik büyümedir ancak kalkınma planları değişen konjonktürün de etkisiyle, beklenenin aksine büyük ekonomik bunalımları beraberinde getirmiştir. Bu ekonomik bunalımlara çözüm olarak ve dünyadaki gelişmelere paralel yeni politika kararları ile 1980-88 yılları arasında dışa açılma ve 1989 sonrası finansal serbestlik süreçleri başlamıştır. Bu yeni ekonomi politikalarının pek çok makroekonomik değişkene etkisi olmuştur. Bu makroekonomik değişkenlerin en önemlilerinden bir tanesi ise işsizlik olmuştur. İşsizlik olgusu bu dönüşüm sürecinden sonra daha dikkat çeken bir boyut kazanmıştır. Bu çalışmada 1980 sonrası gerçekleşen liberalleşmenin işsizlik üzerine etkisi incelenecektir. Bu amaçla ilk olarak emek piyasası ve işsizlik ile ilgili temel yaklaşımlar ele alınacaktır. Bu temel yaklaşımlar ele alınırken konu farklı okulların görüşleri çerçevesinde değerlendirilecektir. İkinci bölümde ise 1980 sonrası Türkiye ekonomisinde yaşanılan dönüşümün emek piyasasına etkisi incelenecektir. Bu bölümde ilk olarak 1980 dönüşümünün Türkiye için ne anlama geldiği kısaca anlatıldıktan sonra Türkiye'deki emek piyasasının yaşadığı değişim sendikalar, eğitim, cinsiyet ayrımcılığı ve esnek istihdam yapıları perspektiflerinden ele alınacaktır. Üçüncü bölümü oluşturan Türkiye'de işsizlik konusu incelenirken sayısal verilerden yararlanarak işsizlik konusunda Türkiye'nin Dünya ülkeleri arasındaki konumu araştırılacaktır. Çalışma genel bir değerlendirme ve Türkiye'nin işsizlik konusuna ilişkin politika önerileri ile sonuca ulaşmaya çalışacaktır. Anahtar Kelimeler: İstihdam, işsizlik, Emek Piyasası, Türkiye, Liberal Politikalar

1980 sonrasıEkonomik etkiLiberal ekonomi+5
Gökçe Dağlı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

1980 sonrası Türk sineması'nda zenginlik temsilleri üzerine bir alımlama çalışması

Bu çalışmada toplumsal eşitsizliklerin en önemli belirleyicilerinden bir tanesi olan zenginliğin Türk sinemasındaki temsilleri ve bu temsillerin izleyiciler tarafından ne şekilde okunduğu ele alınmıştır. 1980'den günümüze Türk Sineması'nda ülkede değişen siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının, değişen zenginlik olgusunun ve zenginliği somut olarak gösteren yaşam tarzlarının nasıl temsil edildiğinin ve bu temsillerin sosyal bir özne olan izleyiciler tarafından nasıl anlamlandırıldığının araştırılması bu çalışmanın problemini oluşturmaktadır. Ele alınan filmlerde toplumsal dinamiklerin analizi ile zenginliğin toplumsal temsillerinin izleri sürülmeye çalışılmıştır. Çalışma kapsamında öncelikle tezin örneklemine giren filmlerin betimsel analizi yapılmıştır. Ardından bu filmler arasından seçilen üç film üzerine alımlama çalışması kapsamında kentli 50 yaş üzeri izleyicilerle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın alımlama analizi kısmı için Janet Staiger'ın tarihsel materyalist yaklaşımından yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda hem filmlerin analizi ve hem de izleyiciler ile yapılan görüşme birbirleriyle ilişkilendirilerek bulgulanmış ve yorumlanmıştır. Söz konusu bulguların hem Türk sinemasında farklı dönemlerdeki zenginlik temsilleri konusunda, hem de izleyici araştırmaları konusunda literatüre katkı getirmesi beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk Sineması, Temsil, Alımlama Çalışmaları, Zenginlik, Sinema ve İzleyici

12 Eylül 1980 Dönemi1980 sonrasıSinema+3
Nergiz Karadaş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

1980 sonrası İslamcı dergilerde kadının dini politik dönüşümü

"1980 Sonrasında İslamcı Dergilerde Kadının Dini Politik Dönüşümü" başlıklı tezimiz, giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Tezimizin giriş kısmında, araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi kavramsal çerçevesi, kapsam ve sınırlılıkları hakkında bilgiler bulunmaktadır. Tezimizin ana konusu İslamcılık düşüncesinin kadın meselesine yaklaşımını İslamcı dergiler üzerinden inceleyerek, bu yaklaşıma karşı oluşan yeni mütedeyyin kadın kimliğinin analizini yapmaktır. Çalışmamızın ortaya koymaya çalıştığı temel problem, dini politik olarak İslamcılığın kadın meselesine yaklaşımının altında yatan temel dinamikleri ve aynı zamanda mütedeyyin kadınların İslamcı hareket tarafından bu konumlandırılışlarına karşı oluşturdukları yeni söylem dilinin muhtevasını tespit etmektir. Varsayımımız ise 1980 sonrasında mütedeyyin kadınların "Türk Modernleşmesi" bağlamında yeni bir kadın kimliği inşa ettikleridir. Mütedeyyin kadınların kendi değerleri doğrultusunda moderni dönüştürerek oluşturdukları bu yeni kimlik aynı zamanda "nesne" konumundan "özne" konumuna evrilmelerinin en önemli göstergesi sayılabilir. Bu varsayıma göre dini ve politik kaygılarla toplumsal, siyasal ve ekonomik rol ve görevleri belirlenen mütedeyyin kadınlara dair düşüncelerin bu yeni oluşan söylem dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğidir. Tezdeki temel amacımız ise, temel problem ve varsayımımızı İslamcı dergiler ekseninde temellendirmektir. İslamcı dergiler ve dönemlerin İslamcı aktörlerinin kitap ve köşe yazılarıyla sınırlı tuttuğumuz çalışmamızda mütedeyyin kadınlar için belirlenen rol ve görevlerin dönüşümünü ortaya koymak için dönemsel analiz yöntemini kullandık. Bu analizi gerçekleştirirken Türkiye'de 1980 sonrasında oluşmaya başlayan mütedeyyin kadınların birey olma mücadelelerini incelemeye çalıştık. Bu tez birkaç sonuç ortaya koymaktadır. İlk olarak, İslamcılık düşüncesi tarafından esas rolü "anne", "eş" ve "davaya hizmet", mekânı da "ev" olarak belirlenen mütedeyyin kadınların toplumsal alanda rol ve görevlerini yeniden belirleyerek yeni bir mütedeyyin kadın kimliği oluşturmuş oldukları sonucuna vardık. İkinci olarak ulaştığımız sonuç ise, çoklu modernite teorisi bağlamında moderni içselleştirip kendi temel değerleriyle dönüştürerek oluşturduğu bu modern kimliğin özgül, özgür ve entelektüel bir yapıya sahip olduğudur.

1980 sonrasıDergilerDin-siyaset ilişkileri+5
Emine Yiğit
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye'de İslamcılık

İslamcılık düşüncesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun Batı karşısında gerilemeye başladığı bir dönemde, imparatorluğu yeniden eski gücüne kavuşturmak ve Müslümanlara yeniden eski dinamizmini kazandırmak için geliştirilmiş bir düşünce hareketidir. Bu düşünce hareketi, ana referans kaynağı olarak İslam'ı kabul etmektedir. Modern dönemde ortaya çıkmış olan İslamcılık düşüncesi, İslam'ı ana referans kaynağı olarak kabul etmiş; fakat modern düşünceden etkilenmesiyle yeni bir dini yorumu da beraberinde getirmiştir. İslam dinine yeni bir yorum getiren İslamcılık düşüncesi, Türk siyasal hayatı içinde kendisine yer açma çabası içine girmiş ve bunu büyük ölçüde başarmış bir harekettir. Bu çalışma, Türkiye İslamcılığının 1980 sonrası ve günümüze kadar gelen siyasal alan içindeki yerini incelemektedir. 1970 sonrasında Milli Görüş Hareketi ile birlikte siyasal alanda önemli bir ivme kazanan İslamcılık, erken gelen askeri darbe ile birlikte bir sarsılma sürecine girmiştir. 12 Eylül askeri darbesinin yarattığı siyasal boşluğu, Anavatan Partisi ile Özal doldurmuştur. Özal'ın uyguladığı liberal-muhafazakâr politikalar ve Türk-İslam sentezi düşüncesi, İslami kesim üzerinde bir değişim ve dönüşüm yaratmıştır. Bu süreçte İslamcılığın önü kısmen de olsa açılmıştır. Bu süreçte bazı İslamcı gruplar milliyetçi refleksler göstererek sisteme eklemlenirken; bazı İslamcı gruplar ise, İran'dan gelen bir İslamcı dalga ile yeni arayışlar içine girmiştir. Bir kitle partisi olma yolunda önemli adımlar atan Refah Partisi, bu İslamcı grupları kendisine takviye ederek sistemin merkezine taşıma çabası içine girmiştir. Ancak 28 Şubat post-modern darbesi, İslamcıların Özal ve Erbakan ile elde ettikleri kazanımları yok ederken diğer yandan da kısmen de olsa oluşan İslamcı bilinci akamete uğratmıştır. Akamete uğrayan bu yaralı bilinç, daha sonraki dönemlerde bir melezleşme ve sekülerleşme sürecini de beraberinde getirmiştir. AK Parti iktidarı döneminde İslamcılarda meydana gelen bu melezleşme ve sekülerleşme durumu, İslamcıların bir "rahatlama" ve "sığınma" arayışı olduğunu söyleyebiliriz. AK Parti iktidarı ile yeni bir evrilme sürecine giren İslamcılık, sistemin merkezine taşınmak suretiyle devlet ile bütünleşmiştir. İslamcılık devlet ile bütünleşirken; İslamcılar ise, devlet kadrolarında kendilerine yer bulma arayışına girmiştir. Özellikle son dönemlerde aktüel bir tartışmaya dönüşen İslamcılık düşüncesi; Türkiye İslamcılığını ve onun durduğu yeri anlama çabası olduğunu ifade edebiliriz. Anahtar Kelimeler: İslamcılık, Liberal-muhafazakârlık, Milliyetçilik, Değişim, Sekülerleşme

1980 sonrasıDin-siyaset ilişkileriMilliyetçilik+3
Mustafa Kaplan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de 1980 sonrası kültürel değişim ve popüler kültür inşası (Popüler müzik örneğinde)

V ÖZET Toplum ve birey açısından toplumsal değerlerin aktarımı basit bir transfer işlemi değildir. Bu sosyal realiteden hareketle, kültür ve özellikle popüler kültürle ilgili ana soruların Türkiye'nin toplumsal formasyonuna nasıl bir anlam kattıklarını saptamak önemlidir. Bu anlamda, kültür ve popüler kültür ile temel toplumsal görüntülerin anlaşılması gerekmektedir. Popüler kültür pratiklerinden belki de en önemlisi olarak kabul edilebilecek popüler müzik ise bu görüntülerin en önemli verilerini sunmaktadır. Günümüz dünyasında popüler kültür sadece belli malları, kullanışları, etkinlikleri popüler yapmamış, bunlarla birlikte gelen, bunlarla iç içe olan belli dünya görüşlerini ve biçimlerini de popülerleştirmiştir. Popüler kültür sorunsalı, genel şeyleşme ve yabancılaşma olgularını da kapsayacak genişlikte bir çerçeveye oturtularak ele alınmayı gerektirmektedir. Bu anlamda popüler kültür tabiler ile güçsüzlerin kültürüdür, bu yüzden de içerisinde daima toplumsal sistemin, dolayısıyla da toplumsal deneyimin merkezinde yer alan egemenlik altına alma ve tabi kılma güçlerinin izlerini, iktidar ilişkilerinin göstergelerini taşır. Popüler kültür aynı zamanda bu izleri en belirgin bir biçimde popüler müzikte gösterir. Türkiye'de ise özellikle 1980 sonrası dönemde kendisini göstermiştir. 80'li yıllarda "arabesk" ve 90'lı yıllarda "pop" müzik bu göstergelerin en önemli kanıtıdır. 1980 sonrası yaşanan hızlı değişim ve bu değişimin ortaya koyduğu kültürel form oldukça önemli değişimler geçirmiştir. Bu değişimlere ise, çoğu şeyin "popülerleştiği" günümüz Türkiye'sinde, kendisini yine her aşamada, bir "yeniden oluşturma" ve "yeniden inşa" etme mekanizmalarıyla direnilmiştir. Bu yeniden inşa edilen olgular ise, öyle çok da azımsanacak olgular değil, genelinde, tüm yaşamı anlamlı kılan "kültür", özelinde ise "popüler kültür" ve "popüler müzik" olmuştur.

1980 sonrasıKültürMüzik+5
Işılay Yiğit
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası kalkınma sürecinde ekonomik büyüme ve liberalizasyon: Türkiye ve Latin Amerika ülkeleri karşılaştırması

Bu çalışmanın amacı Türkiye ve Latin Amerika ülkelerinin kalkınma sürecinde ekonomik büyümede izlenen politikaları ve liberalizasyonun etkilerini inceleyerek bir durum değerlendirmesi yapmaktır. Bu doğrultuda panel veri analiz tekniği ile Türkiye ve 7 Latin Amerika ülkesi arasında karşılaştırma yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; Latin Amerika tipi ülkelerde ihracat büyüme ve ithalat üzerinde, büyüme ihracat ve ekonomik özgürlük üzerinde, serbest sermaye yatırımları büyüme üzerinde anlamlı etkiler yaratmaktadır. Türkiye'de ise ithalat büyümenin etkisi altında iken; politik haklar, istihdam ve ekonomik özgürlük büyüme üzerinde; büyüme, sabit sermaye yatırımları, politik haklar ve istihdam üzerinde; ithalat ise ihracat üzerinde anlamlı etkiler yaratmaktadır.

1980 sonrasıEkonomik büyümeEkonomik kalkınma+3
Veysel Koç
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türk seramik sanatında üç isim: Çizer, Yoleri ve Güngör

Bu araştırmada sanatçı-akademisyenler Sevim Çizer, Halil Yoleri ve Candan Güngör'ün sanatsal çalışmaları ve kariyerleri üzerinden modern Türk seramik sanatının 1980 sonrası dönemi ele alınmaktadır. Bu doğrultuda seramik sanatının teknik yönüne ve tarihsel gelişimine ilişkin bilgiler verilmiş, Cumhuriyet devri Türk seramik sanatı ve endüstrisinin genel görünümü ve özellikle yakın geçmişi üzerinde durulmuştur. Bu çerçevede adı geçen sanatçılarla yapılan söyleşiler ile eser görselleri ve bilgilerini içeren dökümlere yer verilmiştir. Böylelikle söz konusu isimler 80 sonrası çağdaş Türk seramik sanatının genel görünümüyle bir arada ele alınmıştır. Bu araştırmada önce adı geçen isimlerin sanatsal çalışmalarının belgelenmesi ve görüşlerinin kayıt altına alınması, sonra da bu veriler üzerinden 1980 sonrası Türk seramik sanatının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Seramik, Sanat, Sevim Çizer, Halil Yoleri, Candan Güngör

1980 sonrasıGüngör, CandanSeramik sanatı+3
Buket Alper
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Evliya Çelebi seyahatnamesinde geçen tarım ürünleri ve dağılışlarının Türkiye sınırları dâhilinde değerlendirilmesi

Bu çalışmada Evliya Çelebi'nin seyahatnamesi ele alınmıştır. XVII. yüzyılda yaşamış olan Evliya Çelebi coğrafyacı olmamasına karşın seyahatnamesinde gezdiği yerleri anlatarak, yaşamış olduğu dönemin kültürel, siyasi, tarihi yapıları, gerçekleşen coğrafi olayları, halkın geçim kaynakları, o dönemde yetişen tarım ürünleri gibi pek çok konuda bilgiler vermektedir. Yaptığı seyahatler ile coğrafya bilimine de katkı sağlayan Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi o günün tarım faaliyetlerinin neler olduğu bilgilerinin öğrenilmesi bakımından çok önemli bir kaynak durumundadır. Seyahatnamede gezdiği yerleri anlatırken anlatılarında dönemin tarımsal faaliyetlerine özellikle yetiştirilen ürünler bağlamında yer vermiştir. En azından tarım ürünlerinin adları, tüketim durumları ve özellikleri hakkında bazı bilgiler bulunmaktadır. Böylelikle çalışmada Osmanlı İmparatorluğu'nun bugünkü Türkiye sınırları içinde yer alan bölümünde yetişen tarım ürünlerine dair, dağılış, ürün çeşitliliği ve ticareti gibi konular ele alınmıştır. Bahsi geçen ürünlerin yetişme alanları ve çeşitlilik bakımından değişim durumları incelenmiştir. Seyahatnamenin yazıldığı XVII. yüzyıldan günümüze tarım ürünleri çeşitliliğinde artış olduğu görülmüştür. Bunun nedeni, Türkiye'ye daha sonraları getirilen ve yetiştiriciliği yapılan ürünlerdir. Elde edilen ürün miktarlarında da gelişen teknoloji ve diğer şartlar sayesinde artışlar kaydedilmiştir. Aynı zamanda o dönemde yaygın olan meyan kökü, eğir kökü gibi bazı ürünlere verilen önemin günümüzde azaldığı belirlenmiştir. Çalışmanın dönem çalışmaları için bir kaynak olması düşünülmektedir.

1980 sonrasıAfyonkarahisarBedel+7
Yeliz Temiz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi gelişim sürecinde cumhuriyet sonrası Türk polisi ve 12 Eylül 1980'den günümüze polis-basın ilişkileri

1980 sonrasıBasınGüvenlik güçleri+3
Aziz Bayır
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Güneydoğu ve Doğu Anadolu'dan göç edenlerin kimliklerinin yeniden inşasında eğitim sürecinin rolü; Adana örneği

Bu araştırmada, 1980 sonrası Güneydoğu ve Doğu Anadolu'dan Adana'ya göç edenlerin sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi uyarlamaları sonucu oluşan kimlik inşa sürecinde formel eğitimin rolü araştırılmıştır.Araştırma çerçevesinde, hem literatür çalışması hem de alan araştırması yapılmıştır. Veri kaynağını, araştırmacı tarafından hazırlanan 51 soruluk görüşme formunun uygulandığı, Adana'da yaşayan Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan göç etmiş, farklı yaş, cinsiyet, gelir ve eğitim gruplarından, toplam 170 hane üyesi oluşturmaktadır.Araştırma verilerini incelediğimizde, eğitim düzeyine bağlı olarak göçmenlerin siyasal, sosyal ve ekonomik uyarlanmalarında farklılıklar olduğu görülmüştür. Formel eğitimin göçmenlerin kimlik inşa sürecinde etkili olduğu saptanmıştır. Eğitim seviyesine paralel olarak, göçmenlerin kendilerini tanımlama unsurları, konuşulan dil, kendini ötekilerden farklı hissetme, geleneklere bağlılık, farklı gruplara hissedilen yakınlık gibi davranışlarda değişiklik olduğu görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Göç, Eğitim, Kimlik, Sosyal Uyarlanma

1980 sonrasıAdanaEğitim+7
Ruken Macit
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1980 sonrası kalkınma planlarında yer alan vergi politikalarına ilişkin hedeflerin gerçekleşmeleri

Kalkınma kavramı gelişme, ilerleme ve modernleşme gibi anlamlara gelmekte olup özellikle 1940'lardan sonra iktisadi bir içerik kazanmıştır. İktisadi anlamda kalkınma kavramı, iktisadi büyüme gibi nicel bir ölçüme dayalı değişime ek olarak ülkedeki sosyal, kültürel, siyasal ve demografik değişimleri de dikkate alan bir gelişmişlik düzeyini ifade etmektedir. İktisadi kalkınma kavramı zaman içerisinde daha da önem kazanarak iktisadi planlama kavramı ile birlikte kullanılmaya başlamıştır. İktisadi planlama, kalkınma için belirlenen amaçların belirlenen göstergeler ile karşılaştırılması ve etkinlik değerlendirmesinin yapılabilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde iktisadi kalkınmanın sağlanması bakımından iktisadi planlamaya duyulan ihtiyaç, iktisadi planların etkinlik değerlendirmesinin yapılabilmesi açısından önem taşıması nedeniyle artmıştır. Türkiye'de planlamaya dayalı iktisadi kalkınmanın ilk örneğini 1934 yılında uygulamaya konulan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı oluşturmaktadır. İlerleyen yıllarda devam eden planlama girişimleri sonunda 1961 yılında Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulmasıyla birlikte Beş Yıllık Kalkınma Planları uygulamaya konulmuştur. Beş Yıllık Kalkınma Planlarında iktisadi büyüme, sektörel büyüme, istihdam, yaşam koşulları, adalet vb. birçok konulara yer verilmektedir. Ülkelerin ileriki dönemde izleyecekleri politikalar için yol haritası niteliği taşıması bakımından önemi büyüktür. Türkiye'de uygulanan Beş Yıllık Kalkınma Planlarında vergi politikalarına da geniş ölçüde yer verilmekte olup genel olarak belirlenen hedefler; vergi hasılatının artırılması, vergi adaletinin sağlanması ve verginin tabana yayılması gibi başlıklarda toplanmaktadır. Bu tez çalışmasında ise 1980-2018 yılları arasında uygulanan Beş Yıllık Kalkınma Planlarında yer alan vergi politikaları hedefleri ve bu hedeflerin gerçekleşme durumları değerlendirilmiştir. İlk olarak her plan kapsamında plan dönemine ilişkin hedefler ayrı ayrı değerlendirilmiş ve son olarak öne çıkan vergi politikası hedefleri çerçevesinde bütüncül bir yaklaşımla genel durum ortaya konmuştur.

1980 sonrasıEkonomik kalkınmaKalkınma politikaları+6
Ebru Aksoy
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin enerji politikaları: 1980-2014 dönemi analizi

Enerji, ülkelerin ekonomik ve sosyal hayatlarında daima belirleyici bir rol üstlenmiştir. Aynı zamanda sektör için de önemli girdilerden biri olduğundan önemlidir. Yapılan araştırmalar enerjinin sürdürülebilir kalkınmanın ön şartı olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca enerji; eğitime bilimsel çalışmalara katkıda bulunurken, ısıtma, ışıklandırma ve ulaşım yoluyla hayatı kolaylaştıran sosyal gelişmeler açısından da öne çıkmaktadır. Enerji kaynaklarına ulaşma, enerji akışını sürdürme ve yönetme yeteneği, bu nedenle, uzun vadeli hedeflerin çoğunlukla enerji rezervleri üzerinde konumlandırılması, etkin bir yönetim ile gerçekleştirilmesi hayati önem taşımaktadır. Bu yüzden devletler, başta kömür, petrol ve doğalgaz olmak üzere birincil veya fosil kaynaklar gibi enerji kaynakları konusunda çıkar çatışmasına girmiş ve siyasal arenada dünya savaşları ortaya çıkmıştır. 1980'lerden itibaren, enerji politikaları, ulusal çıkarlar kadar ekonomik, sosyal, güvenlik, çevre politikaları ile de çok ilgili hale gelmiştir. Birçok ülkenin artan mali açıdan kırılganlığı, onları dünya çapında yatırım fırsatları sunan çok uluslu şirketlere izin vermeye itti. 1970'lerin sonunda "finansal derinleşmenin" boyutu arttığından devletlerin rolü ekonomide ve enerji sektöründe azalan bir eğimde seyretmiştir. 1980'lerin neo-liberal dalgası, kamu kuruluşlarının özelleştirilme hacmi arttıkça büyük enerji alt sektörlerinde "deregülasyon" oluşturdu. Bu çalışmada ilk bölümde Türk enerji politikalarının gelişim süreci ele alınacak, Türk enerji sektöründe devlete yönelik enerji politikaları ve serbest piyasa yönetimi anlatılacaktır. Elektrik, doğalgaz, petrol, kömür ve yenilenebilir/alternatif enerji kaynakları 1980'lerden sonraki Türkiye'nin enerji politikaları kapsamında ayrı başlıklar halinde detaylarıyla sunulacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde Türkiye'nin enerji profili çizilecek olup dünyadaki enerji trendleriyle karşılaştırması yapılacaktır. Bu kapsamda enerji politikalarının uygulanmasında bölgesel risklerin neler olduğu tartışmaya açılacak, Türkiye'nin bir enerji merkezi olarak rolü ve bölgedeki etkinliğini artırabilmek amacıyla politik öneriler sunulacaktır. Yine ikinci bölümde Türkiye'nin değişen enerji stratejisi kapsamında ulusal enerjinin zenginleştirilmesi, yenilenebilir enerji ve nükleer enerji kaynaklarının neler olduğu ve kapsamı sunulacak olup Türkiye'nin enerji ticaret merkezi olma konusundaki istikrarlı ilerleyişi, ulusal ve uluslararası arenadaki etkinliklerinden bahsedilecektir. Özellikle Türk-AB ilişkileri kapsamında bir değerlendirme yapılacak ve TEİAŞ VE ENTSO-E Arasında Uzun Vade Sözleşmesi Türkiye'nin enerji politikaları açısından kararlılığını ortaya koyan bir hukuki akit olarak ele alınacaktır.

1980 sonrasıEnerjiEnerji analizi+1
Aytaç Gelgeç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1980 - 2013 yılları arasında yaşanan bazı siyasi olayların Türkiye ekonomisine etkileri

1983Son yıllarda yaşanan ve tüm kamuoyunun dikkatini üzerine çeken siyasi kaynaklı olayların ekonomiye etkisi göz ardı edilemeyecek kadar büyük olmuştur. Gerek dolar kurundaki dalgalanmalar gerekse de diğer ekonomik değişkenlerin siyasi olaylarla ilişkilerinin ortaya konması gerekmektedir. Çalışmamızda Türkiye Ekonomisini yer yer derinden etkileyen 1980 Sonrası siyasi kaynaklı olaylardan önce ve sonra ekonomik göstergeleri karşılaştırıp bu iki faktörün birbirine bağımlı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği anlatılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın tüm ilgililere yararlı olmasını dilerim. Anahtar Kelimeler: Siyasi Kaynaklı Olaylar, 1980 Sonrası Ekonomi

12 Eylül müdahalesi1980 sonrasıEkonomik değişkenler+3
Mehmet Selahattin Özbay
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi affı uygulamaları ve mükellefler üzerine etkilerinin incelenmesi (1980 sonrası Türkiye örneği)

Bu çalışma, Türkiye'de 1980 sonrası çıkarılan vergi afları, amaçları ve uygulama sonuçları hakkında bilgi vermek ve afların mükellefler üzerine etkilerini incelemek amacıyla yapıldı. Tezin yazımında, literatür tarama yöntemi ile Google Akademik, YÖK Tez, Science Direct, Scopus gibi veri tabanlarına Türkçe olarak "Vergi affı" ve "Mükellef" anahtar kelimeleri, İngilizce olarak "Tax Amnesty" and "Taxpayer" kelimeleri girilerek yararlanılacak kaynaklara ulaşıldı. Derlemenin amacına uygun ve tam metin hallerine ulaşılabilen makalelerden yararlanıldı. Ayrıca Kütüphane katologları taranarak bu alanda yazılmış kitaplar incelendi. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde, çeşitli kaynaklarda yer alan af kavramı tanımları, vergi affının çıkarılma nedenleri siyasi, ekonomik/ mali, idari ve teknik nedenler başlıkları altında ele alındı. Ayrıca vergi affını savunanların görüşleri ile vergi affına karşı çıkanların görüşleri incelendi. İkinci bölümde, Cumhuriyet tarihi boyunca ülkemizde çıkarılan vergi afları incelendi, gerekçe ve uygulama esaslarına yer verildi. Üçüncü bölümde ise, vergi aflarının mükellefler üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri incelenmiştir

1980 sonrasıAfMükellef+2
İbrahim Toprak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

1980 sonrası Türk edebiyatında bilimkurgu romanları üzerine bir inceleme

Bu çalışmada 1980 sonrasında Türk edebiyatında yayımlanmış bilimkurgu romanları ele alınmıştır. Bilimkurgunun Türk edebiyatında ortaya çıkışı, gelişimi hakkında bilgi verilmiş, yayımlanmış bilimkurgu romanları alt türler açısından değerlendirilerek bilimkurgunun 1980 sonrasında Türk edebiyatındaki gelişim süreci ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışma, 5 bölümden oluşmuştur. İlk bölümde yer alan Giriş'in ardından; 2. bölümde, bilimkurgunun tanımı, tarihçesi ve diğer türlerle ilişkisi incelenmiştir. 3. bölümde, 1980 sonrası Türkiye'de yayımlanmış bilimkurgu romanlarının değerlendirmesi yapılmıştır. 4. bölümde ise değerlendirilen romanlar için hazırlanan dizin verilmiştir. Çalışmanın son kısmını ise Sonuç oluşturmuştur. 1. bölümde, çalışmanın konusu, kapsamı, amacı, sınırları, varsayımları, araştırmanın temel kavramları, yöntemi belirtilmiş, çalışmayla ilgili açıklamalar yapılmıştır. 2. bölümde, bilimkurgunun tanımı yapıldıktan sonra bilimkurgunun dünya ve Türk edebiyatındaki gelişimi hakkında bilgi verilmiştir. Ardından bilimkurgu ile alakalı terimler verilip bilimkurgunun diğer tür ve alanlarla ilişkisi aktarılmaya çalışılmıştır. 3. bölümde, 1980 sonrasında yayımlanmış bilimkurgu romanlar türlerine göre sınıflandırılmış ve incelenmiştir. 4. bölümde, bilimkurgu romanlar için oluşturulan dizin yer almıştır. Dizin kısmı hem kronolojik hem de sanatçı ve eser adına göre ayrıntılı verilerek o dönemde yayımlanan romanlara kolaylıkla ulaşılması hedeflenmiştir. Çalışmanın 5. ve son bölümünü oluşturan Sonuç'ta, elde edilen veriler ışığında bilimkurgu değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Bilimkurgu, alt tür, bilim, teknoloji, Türk edebiyatı

1980 sonrasıBilim-kurguRoman+2
Yılmaz Açık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1980 yılından sonra Türkiye'de uygulanan tarımsal destekleme politikaları ve ekonomik etkileri

Tarım sektörü içerisinde birçok unsuru barındıran bir mozaiktir. Sektör; başta canlıların beslenme ihtiyaçlarını karşılama olmak üzere, belirli bir nüfusa istihdam sağlama, farklı sektörlere hammadde tedarik etme, bütçe ve dış ticaret gibi alanları etkileme gibi birçok faktörü içerisinde barındırmaktadır. Bu unsurlarla aslında diğer sanayi ve hizmet sektörlerinde, sosyal, ekonomi ve hatta siyasal alanlarda önemini ve ağırlığını bir kez daha ortaya koymaktadır. Tarımın önemini artıran bu sebepler tarım sektörünün geliştirilmesini ve bu doğrultuda desteklenmesini gerekli kılmıştır. Tarım sektöründe uygulanan ve uygulanmak istenen politikaları yakın tarih açısından düşünürsek Cumhuriyet'le birlikte daha fazla gündeme gelmiş ve önem kazanmıştır. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum da göz önünde tutulup, daha dışa kapalı bir ekonomi modeli çizilmesine rağmen tarım ile ilgili uygulanan politikalar ve politikaların başarı durumu o yıllarda GSYH, istihdam ve dış ticaret verilerinde kendini göstermektedir. 1980'li yıllardan itibaren ise tarım ve diğer sektörler adına daha serbest, korumacı politikaların azaltıldığı ve neoliberal politikaların gündemimizde daha fazla yer kapladığı bir süreç başlamıştır. Türkiye'de her daim önemini koruyan, ancak zaman zaman bunun bilincinde olunmayıp istemeden de olsa yanlış politika kararları alınan, ya da iyi sonuçlar almak isterken hüsranla karşılaşılan bir sektör konumundadır aslında tarım. 1980'li yıllardan itibaren ülkemizde birçok alanda etkisini hissettiren değişimler serbestleşmenin büyük pay sahibi olduğunu göstermektedir. Fakat bu özgürleşmenin etkileri farklı alanlarda kendini farklı şekillerde göstermiştir. Tarım sektöründe 1980 öncesi görülen sert ve müdahaleci anlayış ile, daha sonra uygulanan daha özgür ve yumuşak politika anlayışının çok farklı sonuçları olmuştur. Müdahaleci olmayan anlayış ile birçok kısıtlama ortadan kaldırılmış fakat ithalat hacmi yükselmiş ve dış ticaret verilerinde tablo kötü bir yere doğru gitmiştir. 1980'li yıllar ve sonrası ülkemizde uluslararası kuruluşların da etkisini ciddi derecede hissettiğimiz ve belki de en çok tarım sektörünün etkilendiği bir dönemin kapısını açmıştır. 2000'li yıllar ve sonrasında günümüze kadar olan süreçte ise tarım politikaları ve bu yönde uygulanan desteklemeler daha planlı ve programlı yapılmaya çalışılmış ve daha iyi bir noktaya gelinmiştir. Fakat birçok gelişmekte olan ülkede olduğu gibi Türkiye'nin de tarım alanında kendine özgü problemleri bulunmaktadır. Bu çalışma Türkiye'de tarım sektörünü üç başlık altında incelemiştir. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'de tarım sektörünün GSYH, istihdam ve dış ticaret verilerinde nerede olduğu, hangi yüzdelik dilimlere sahip olduğu tablolar yardımıyla aktarılmaya çalışılmış ve tarımsal desteklemelerin tarihçesi, amaçları ve temel araçlarına değinilmiştir. İkinci bölümde ise özellikle 1980'li yıllardan itibaren tüm dünyada ve ülkemizde tarım, ekonomi ve dış ticaret alanlarında vermiş oldukları kararlar ile gündeme gelen IMF, Dünya Bankası, DTÖ ve AB gibi kurum ve kuruluşların ülkemizi nasıl ve ne yönde etkiledikleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Türkiye'de uygulanan tarımsal destekleme politikaları adeta bir kronolojik sıraya göre günümüze kadar aktarılmaya çalışılmış, bu politikalar ve ekonomik etkileri çeşitli tablo ve grafiklerle desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tarım Sektörünün Özellikleri, Tarım Politikaları, Tarımsal Destekler, Devlet Müdahaleleri, Tarımsal Destekleme Politikalarının Ekonomik Etkileri

1980 sonrasıDevlet desteğiDevlet müdahalesi+5
Özgecan Doğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1980'den günümüze Türk yazılı basınında doğu Türkistan

1980'den sonra ulusal basında Doğu Türkistan sorunu nasıl ele alınmıştır? Soruna ulusal basının bakışı ne olmuştur? Konuyla ilgili haberler, yorumlar ve tahliller nelerdir? Tezimizin sonunda varılan sonuçlar nelerdir? Soğuk Savaş döneminde Asya'da Rus ve Çin yayılmacılığı hız kazandı. Ruslar Batı Türkistan'a Çin'in ise Doğu Türkistan'a hakim olmaya çalıştı. Buna karşılık Doğu Türkistan'da Çin hakimiyetine karşı mücadele edildi. Bu mücadelede Türkiye'ye göç eden Doğu Türkistanlıların kurdukları dernekler önemli bir yer kaplar. Kurulan derneklerin yaptıkları faaliyetler sorunun Türkiye gündemine gelmesinde etkili oldu. Türkiye'de 1980'den sonra ulusal basında sınırlarımız dışındaki Türk topluluklarının sorunlarına ilginin artması, bu konudaki basın yayın faaliyetleri Doğu Türkistan meselesinin gündeme gelmesinde kamuoyu oluşumunda etkili oldu. 1980'li yılların ortalarında Türk Çin ilişkilerinin gelişmesi Doğu Türkistan'a yapılan ziyaretler buradaki Türklerin tanınması açısından önemli gelişmedir. 1989 yılında Berlin Duvarı'nın yıkılması, 1991'de Sovyetler Birliği'nin parçalanması ile Orta Asya'daki Türk topluluklarının bir kısmı bağımsız oldular. Bu durum Doğu Türkistan için de ümit kaynağı oldu. Ancak Çin beklendiği gibi parçalanmadı. Ülkedeki etnik ve dini azınlıklar ayrılmadı. Batı ülkelerinin Rus egemenliğindeki toplulukların bağımsızlığı için verdiği destek Doğu Türkistan için söz konusu olmadı. Ancak Doğu Türkistan dernekleri ve sivil toplum kuruluşları 1990'lı yıllardan sonra da çalışmalarına hız verdi. 4-6 Şubat 1997 Gulca Katliamı'na dünya basını ve ulusal basında büyük tepki oldu. 1990'ların sonu ve 2000'li yılların başında Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa devletleri, Avustralya ve diğer hür dünya ülkelerinde çalışmalarını yoğunlaştırdılar. Doğu Türkistan sorununun uluslararası kuruluşlarda gündeme gelmesinde etkili oldular, kamuoyu oluşturarak insan hakları ihlallerini gündeme getirdiler. Basın yayın araçları ile Doğu Türkistanlıların sesini dünyaya duyurmaya çalıştılar. Amerika'dan Japonya'ya kadar dünyanın farklı ülkelerinde dernek ve sivil toplum örgütleri kurdular. Amerika'da 11 Eylül 2001 tarihinde New York şehrindeki saldırılar sonrası Doğu Türkistan üzerinde Çin baskısı daha da arttı. Buna karşılık Doğu Türkistanlılar mücadeleyi bırakmadı. 2004 yılında Amerika'da Sürgünde Doğu Türkistan Hükümeti ilan edildi. 2008 Pekin Olimpiyatları öncesinde Doğu Türkistan'da yargısız infaz ve baskılar daha da arttı. Uluslararası kuruluşlar, Doğu Türkistan dernekleri ve insan hakları örgütleri Çin'e tepki gösterdi. 5 Temmuz 2009 tarihindeki Urumçi Katliamı dünya basınında ve ulusal basında tepkiyle karşılandı. Türk ulusal basınında 1980'den sonra yer alan haber, makale, yorum, yazı dizisi, röportaj vb çalışmaları kamuoyu bilgisine sunmayı ve değerlendirmeyi amaçladık. Doğu Türkistan ile ilgili ulusal basında çıkan haberler oldukça fazla olup tüm bunların tamamına tez çalışmamızda yer vermemizin imkânsızlığı nedeniyle çalışmamızı 1980'den sonra ele alarak konuyu sınırlandırmak ve daha sağlıklı değerlendirmeyi hedefledik. 1980 sonrasında Çin'in uluslararası durumu, Türk-Çin ilişkileri ve Türkiye'nin sınırları dışındaki Türkler'e o dönemki bakışı ve kamuoyunda dış Türkler hakkındaki algının da yer aldığı tez çalışmasında konuyla ilgili haber, yorum, makale, yazı dizisi, röportaj vb çalışmalarını inceleyip değerlendirdik. Tez çalışmamızda 1980'den sonra dünyadaki, siyasi, askeri, ekonomik, kültürel ve düşünsel gelişmeler ile Türkiye'nin 1980 sonrası değişim ve gelişimini de göz önünde bulundurmaya çalıştık. Doğu Türkistan konusunda çalışmalarımızı Türkiye'de faaliyette bulunan dernekler ve uluslararası alanda çalışmalarda bulunan dernek, sivil toplum kuruluşları alt başlıklarında ele aldık. Bu alanda Türkiye'de yapılan faaliyetler ve uluslararası alanda yapılan faaliyetlere yer verildi. Bu dönemdeki basın arşivleri teferruatlı tarandı. Konuyla ilgili dernekler, sivil toplum kuruluşları, kütüphaneler ve arşivler değerlendirildi. Ayrıca 1980'den günümüze basın-yayın hayatına devam eden gazete, dergi vb materyaller ile o dönemde yayınlanan daha sonra yayın hayatına son veren basın organlarına da yer verildi. Bu haberler verilirken ulusal basında konunun ele alınışı, kamuoyuna etkileri ortaya konuldu. Olaylar karşısında Türk basınının takındığı tutum verilmeye çalışıldı. Doğu Türkistan ile ilgili Türkiye dışında dünyanın farklı ülkelerinde kurulan sivil toplum kuruluşları ve derneklerin faaliyetleri ve basındaki yankıları ele alındı. Dünyada insan haklarına ilginin artması, iletişim teknolojileri ve basın alanındaki gelişmeler, dünyada gelişen siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmeler Doğu Türkistan meselesinin dünya kamuoyuna duyurulmasını zorunlu kılmıştır. Bu nedenle başta Avrupa ülkeleri olmak üzere ABD ve dünyanın diğer ülkelerinde kurulan Doğu Türkistan ve Uygur dernekleri ve sivil toplum kuruluşları ile ilgili haber, makale, konferans, yürüyüş vb etkinliklere yer verildi. Doğu Türkistan'a yönelik Çin'in siyasi, sosyal, kültürel politikaları ve insan hakları ihlalleri ile bu politikalara karşı tepkilerin ulusal basındaki yansımalarını vermeye çalıştık. Doğu Türkistan'a karşı Çin'in siyasi, sosyal, kültürel ve tarihi emelleri ve Türk halkının var olma mücadelesi ile bölgenin ekonomik potansiyeli ve Çin'in bu potansiyele sahip olma mücadelesinin basındaki yansımalarını ele aldık. Doğu Türkistan'daki insan hakları ihlalleri ve bu konudaki haber, yorum, makale, basın açıklaması, bildiri, röportaj ve yayınlar ele alındı. Bu yayınların Türkiye kamuoyundaki yankıları ve dünya kamuoyundaki yansımalarını vermeye çalıştık. Doğu Türkistan mücadelesinde ön planda yer alan dernekler, kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve liderlerin çalışmalarının ulusal basında hedeflenen karşılığı bulmasına yönelik faaliyetler meselenin uluslararası boyuta taşınmasında etkili oldu. Türkiye'deki faaliyetler dışında uluslararası basındaki haber, yorum, makale, basın açıklamaları vb faaliyetler de sorunun çözümüne yönelik ümitleri arttırdığı gibi Çin'in uluslararası kuruluşların uyarılarını dikkate almasında ve bölge halkının yalnız olmadığı mesajı verilmesi yönünde etkili oldu.

1980 sonrasıBasınDernekler+7
İsmail Şentürk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası benimsenen liberal politikalar bağlamında Türkiye'de konsolide bütçe harcamalarının analizi

IV ÖZET Dünya ekonomisinde 1970 ve sonraki yıllar gerek teorik gerekse pratik yönden Neo-Liberal iktisat akımlarının etkilerini arttırdığı yıllar olmuştur. Temelinde ekonomik piyasa çözümleri,serbest piyasa ekonomisine geçiş ve devletin ufaltılması gibi hedefler olan bu akımlar pek çok ülkede benimsenmiştir. Bu ülkelerde devletin görev ve fonksiyonları sorgulanmış,Müdahaleci Sosyal Refah Devleti anlayışı ve bunun sebep olduğu sorunlara bir tepki olarak Sınırlı Devlet anlayışı amaçlanmıştır. Bu gelişmeler devletin ekonomik hayattaki rolü konusunda bir dönüşümü ifade etmektedir. Türkiye de bu gelişmelerden etkilenmiş ve 24 Ocak 1980 de alınan kararlarla bu yönde bir tercihi ifade etmiştir. Tezimizde Türkiye'de »benimsenen Sınırlı Devlet Anlayışı yönünde bir gelişmenin sağlanılıp-sağlanamadığının analizini Konsolide Bütçe Harcamalarından yararlanarak yapmaktayız. Analizimize öncelikle devletin büyüklük göstergelerinden birisi olarak kabul edilen Konsolide Bütçe Harcamalarının GSMH içerisindeki oranından başladığımızda, bu oranın benimsendiği yönde ufaltılamadığı sonucuna ulaşabiliriz. Ayrıca Konsolide Bütçe Harcamalarında genel bir artış eğiliminin yaşandığım da belirtebiliriz. Konsolide Bütçe Harcamaları Ekonomik ve Fonksiyonel Harcamalar bazında incelendiğinde de genel olarak pek çok harcama çeşidin de arzulanan yönde bir değişimin tam olarak sağlanabildiğini söylemek mümkün değildir. Konsolide Bütçedeki dönem içi çok önemli bir eğilim bütçenin giderek asli görevlerden, hızla transferlere yani tahsis ve istikrar fonksiyonundan bölüşüme doğru kayması, açık ve gizli transferlerin ağırlığının artması ve bütçenin finansmanında yoğun olarak borçlanmaya yönelinmesi olarak belirtilebilir. Tüm bu gelişmeler siyasal karar alma sürecinde halk yerine ekonomik çıkar ve baskı gruplarının egemenliğini arttırmakta olmasıyla, kamu harcamalarının miktar ve bileşimi üzerinde bu grupların etkilerinin önemli boyutları ifade etmesi ile ilişkilendirilebilir. Sonuç olarak, Türkiye de benimsendiği yönde değişimi önleyen karışık bir düzen mevcuttur. Özel çıkar gruplarının değişimi önleme gücü değişimin önündeki önemli bir engel durumundadır.

1980 sonrasıEkonomiKonsolide bütçe harcamaları+2
Birol Kovancılar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye ve IMF ilişkilerinin maliye politikası boyutuyla değerlendirilmesi

IMF, parasal konularda uluslararası işbirliğini güçlendirmek, uluslararası ticaretin dengeli büyümesini sağlamak ve ödemeler dengesi sorunlarını çözmek için oluşturulmuştur. Ancak, dünya ekonomisinde yaşanan gelişmelere bağlı olarak IMF'nin rolü de değişmiştir. 1980'li yıllara kadar daha çok ödemeler dengesi sorunlarını gidermeye yönelik politikalar üreten IMF, 1980 sonrasında yapısal uyum programlan adı altındaki uygulamaları denetleme yolu ile etkinliğini giderek artırmış, küreselleşme sürecine bağlı olarak yaşanan son finansal krizlerde son ödeme mercii rolünü üstlenmiş, kendisini finansal kriz durumunda son ödünç verme mercii ve kriz yönetici olarak görmüştür. Bu çalışma, Türkiye'de uygulamaya konulmuş IMF-Destekli İstikrar Programlarını (1958, 1970, 1978-79, 1980, 1994, 1999 ve 2001 yıllarında) maliye politikası boyutuyla değerlendirmeyi amaçlamıştır. Bunun sonucu olarak çalışmada Türkiye ve IMF arasında imzalanan Stand-By Düzenlemelerinin de üzerinde durulmuştur.

1980 sonrasıIMFMaliye politikaları+1
Serkan Cura
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Tekstil sanayinin endüstrilerarası bağlılık ve ekonomik etkilerinin girdi-çıktı analizi yardımıyla değerlendirilmesi (1980 sonrası)

ÖZET Bu çalışmada; tekstil ve konfeksiyon sanayiinin 1980'den sonraki dönemde Türkiye Ekonomisi içindeki rolü ve endüstriler arası bağlılığı incelenmiştir.. Türkiye tekstil ve konfeksiyon sanayi incelemeden önce; dünya tekstil ve konfeksiyon sanayiinin genel dudumu değerlendirilmiştir. İncelemede tekstil ve konfeksiyon sanayii dış ticaretini düzenlemeye yönelik uluslararası anlaşma ve kuruluşları etkileri de gözden geçirilmiştir. Tekstil denince, dar anlamda konfeksiyon sanayiinde kullanılan kumaş akla gelir. Geniş bir tarihi geçmişe sahip bulunan tekstil ve konfeksiyon sanayiini hem dünya ticaretinin hem de Türkiye'nin en önemli ürünleri arasındadır. Dünya ve AB dış ticareti içinde önemli bir paya sahip olan Türkiye tekstil ve konfeksiyon sanayiinin içinde bulunduğumuz son dönemlerde başta uygulanan teşviklerin azalması ve gümrük birliği sonrası dış piyasada zorlu rekabet koşullan ile karşı karşıya kalması, bu sanayii dalının ekonomik etkinliğini belirli ölçüde sınırlandırmıştır. Buna rağmen halen dış ticaretimizin en önemli ürünü konumunda bulunan tekstil ve konfeksiyon sanayiinin diğer sanayi dalları arasındaki ilişkinin boyutu da dikkat çekicidir. Araştırmanın sonunda ele aldığımız modellerde.tekstil ve konfeksiyon sanayiinin endüstriler arası bağlılığının derecesi belirlenmiş, elde edilen sonuçlar dikkate alınarak, bu sanayi dalının ekonomik etkinliği vurgulanmaya çalışılmıştır.

1980 sonrasıEkonomik etkiGirdi-çıktı analizi+5
İlkay Dilber
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1980 sonrası yaşanan krizlerin dış ticarete etkileri: Ekonometrik bir uygulama

Türkiye ekonomisi 1980'den itibaren küresel piyasalara eklemlenmeyi hedeflemiş ve bunu başarmayı teminen dışa açılma politikalarını benimsemiştir. Küreselleşmenin olumlu katkıları yanında olumsuz katkıları da vardır. Bunlardan birisi de uluslararası piyasalarda yaşanan ekonomik dengesizliklerin iç piyasaları hızlı bir şekilde etkilemesidir. Türkiye ekonomisi de dışa açılmasının sonucunda bu olumsuz sonuçlardan etkilenmiştir. Özellikle 2001 ve 2007 yıllarında gerçekleşen küresel durgunluk Türkiye'yi de olumsuz etkilemiş ve 2001 ve 2008-2009 ekonomik krizleri küresel piyasalardaki dengesizliğin yansıması olarak yaşanmıştır. Türkiye ekonomisinde, 1980, 1994 ve 2001 krizlerinde devalüasyon gerçekleştirilmiştir. 2008-2009 krizinde ise uluslararası piyasadaki durgunluk dış ticareti ve reel sektörü olumsuz etkilemiştir.Bu çalışmada kriz kavramı, nedenleri ve Türkiye'de 1980 sonrasında yaşananiktisadi krizlerin dış ticarete etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca döviz kurlarının dış ticarete etkisinin olup olmadığı VAR modeli kullanılarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Analiz sonucunda döviz kurlarıyla dış ticaret arasında kuvvetli bir bağın olmadığı görülmüştür. Ancak ihracat ve ithalat arasında korelasyon tespit edilmiştir.

1980 sonrasıEkonometrik analizEkonomik kriz+6
Fatih Yumuş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye'de ekonomik krizler ve istikrar programları

Türkiye, 1970'lerden itibaren krizlere yabancı değildir. Türkiye ekonomisi 24 Ocak 1980 Kararları ile yeni bir iktisat politikası arayışı benimsemiştir. İthal ikameci iktisat politikası yerine ihracata dönük sanayileşme politikası uygulamaya başlamıştır. Finansal serbestleşmeyi 32 Sayılı Karar ile sağlayan Türkiye ekonomisi, 1994 yılı ile birlikte ciddi yeni bir krize girmiş, ardından da 5 Nisan 1994 Kararları'nı uygulamaya koymuştur. Türkiye ekonomisi 1997 Güneydoğu Asya, 1998 Rusya Krizleri ve 1999 Marmara depreminin ardından yeni bir krize maruz kalmıştır. Bunun sonucunda 9 Aralık 1999'da IMF ile yeni bir Stand-by Anlaşması yapmıştır. Kasım 2000 ve Şubat 2001 Krizleri'nin ardından ``Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'' uygulamaya konulmuştur. Bu kapsamda fiyat istikrarını sağlamaya yönelik Enflasyon Hedeflemesi Rejimi benimsenmiştir. Son olarak da 2008 Mortgage Krizi, dünyanın gelişmiş ülkeleri kadar olmasa da Türkiye'yi de etkilemiştir.Çalışmanın amacı; 1980 sonrası dönemde Türkiye ekonomisinde ortaya çıkan krizleri analiz etmek, bu krizlerle mücadele etmek amacıyla uygulamaya konulan istikrar programlarını açıklamak ve muhtemel krizlere karşı çözüm önerileri geliştirebilmektir.

1980 sonrasıAsya kriziEkonomik kriz 1994+7
Hatice Dilek Uyan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Related subjects