After 1980
155 theses under this subject heading
1980 dönemi Türk romanında yenilik arayışları
1980-1990 arası yıllar edebiyatımızda roman türünün gelişimi açısından önemli bir kırılma ve yenilenme dönemidir. İlgili dönemin romanlarına yönelik eleştirilerde, dönem romanlarının genellikle 12 Eylül 1980 askerî darbesi ile ilişkilendirildiği görülür. Bu tespit yanlış olmamakla birlikte, büyük eksiklikleri de barındırır. Dolayısıyla 1980'li yıllarda yaşanan kültürel ve toplumsal gelişmeler, yeni edebî anlayışlar üzerine daha derin bir okuma yapılmasını gerektirir. Yeni yeni görülmeye başlayan postmodernizm, büyülü gerçekçilik, varoluşçuluk, Erich Fromm okumaları, fantastik ve masalsı anlatımlar, çoklu bakış açılarının öne çıkması ve yeni bir eleştiri anlayışının devreye girmesi dönem romanını anlamak için oldukça önemlidir. Bütün bunların yanı sıra, yazma sürecinin romanın mevzusu hâline getirilmesi de dönem romanlarının öne çıkan göstergeleri arasında yer alır. Söz konusu felsefi ve edebî anlayışlar, dönem insanının gerçekliği farklı farklı algılamasına sebep olurken, gerçeğin bireye göre çeşitlenmesi sanatçıları yeni arayışlara sevk eder. Bu tür yenilikler romanlarda, anlatıcı ve bakış açısı tekniklerinde de kendini gösterir. Dolayısıyla dönem zihniyetinde ortaya çıkan bu dönüşümün romanlara yansıması, anlatıcı ve bakış açısı merkezli bir okuma ile ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada dönemin edebiyat ortamı, sanat ve edebiyat yıllıkları, öne çıkan ödüller, ayrıca yeni eleştiri tutumları bir arada incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: 1980 Romanı, Yenilik, Arayış, Anlatıcı, Bakış Açısı
Kadın istihdamına yönelik uygulanan sosyal politikalar: 1980 sonrası Türkiye örneği
Bu çalışmada, Türkiye'de kadın istihdamının 1980 tarihinden günümüze kadar olan gelişimi araştırılmış ve kadın istihdamının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi toplumsal yapı çerçevesinde diğer ülkeler ile kıyaslanmıştır. İş gücü ve istihdam gibi kavramlar küreselleşme ile birlikte teknolojinin gelişimi ve sosyo-kültürel alanlarda yaşanan değişimler farklı sektörlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu süreçte emeğin yapısında meydana gelen değişimler, kadınların iş yaşamında farklı sektör ve iş alanlarına yönelmelerinin önünü açmıştır. Ülkemizin iktisadi büyüme hedefine ulaşabilmesi için, kadın istihdamının arttırılması ve sürdürülebilir olması ekonomik kalkınmanın önemli bir faktörü olarak görülmektedir. Ülkemizde kadın istihdamı sektörlere göre farklılık gösterdiği gibi bölgelere ve eğitim seviyesine göre değişimi istatistiki verilerden yararlanılarak analiz edilmiştir. Kadın istihdamının tarihsel süreci incelenmiş, sanayi devrimi sonrası süreçte yaşadıkları sorunlardan bahsedilmiş ve ülkemizde çalışan kadınların iş hayatında maruz kaldığı cinsiyete dayalı ayrımcılık, toplumsal yönden ele alınmıştır. Ülkemizde kırsal kesimde yaşayan eğitim almamış kadınların büyük bir kısmı ücretsiz aile işçisi olarak sosyal güvencesi olmaksızın çalışmaktadır. 1980'li yıllarda kadınlarda %80 seviyelerinde olan kayıt dışı istihdam, TÜİK verilerine göre 2006 yılında %76,8 seviyelerine inse de, beklenen düzeyde olmamıştır. Devletin düzenlemiş olduğu sosyal politikalar, kadınlara yönelik açılan sanat, girişimcilik kursları, devlet tarafından desteklenen projeler ve İŞKUR gibi uygulamalar sayesinde yükselişe geçmiştir. Zorunlu eğitim süresinin arttırılması, hizmet sektörünün yükselişe geçmesi ile 2017 Kasım ayında TÜİK istatistiki verilerine göre, kadınlarda kayıt dışı istihdam oranı %43,13 düzeyine inse de, gelişmiş ülkeler ile kıyaslandığında yetersiz kaldığı görülmektedir. Çalışmada Türkiye'de kadın istihdamının arttırılmasına yönelik uygulanan sosyal politikalar saptanarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın istihdamı, Sosyal Politika, Toplumsal Cinsiyet, İktisadi Büyüme.
Türk resim sanatında 1980 sonrası esinlenme
Bu araştırmada, Türk Resim Sanatı'ında, 1980 sonrası yapıt üreten sanatçıların esin kaynakları incelenmiştir. Esinlenme, sanatçılar için olarak olumlu yönleri de olan çok önemli bir kavramdır. Her sanatçının esin kaynakları vardır. Bunlar kültür, yerel kaynaklar ve sanatçıyı etkileyen somut ya da soyut varlıklardır. Sanatçıların esin kaynaklarını analiz etmemiz sayesinde sanatçı eserlerini daha iyi anlayabiliriz. Sanatçıların, esin kaynaklarından nasıl yaralandıklarını ve onların kendi çalışmalarını hangi yöntem ve teknikle sentezlediklerini öğrenmemiz, bizlere sanatçının eserlerindeki estetiği daha iyi anlayarak, yorumlamamızı sağlayabilir. Yapılan tez çalışmasında, nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Akademik yayınlar, dergiler, makaleler, kitaplar, süreli yayınlar ve sanal kaynaklardan yararlanılarak literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca sanatçı eserleri analiz edilerek esinlenme yönleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu araştırma, bölümlerden oluşmaktadır. Tez bütününde esinlenme ve beraberinde gelen kavramlar açıklanarak, resim sanatında üretim yapmış, yapmakta olan, sanatçı eserlerinden, esinlenme kaynakları sanatçıların kendileri veya eleştirmenlerce, ifade edilen eserler seçilmiştir. Çalışma, Türk sanatı içinde 1980 sonrası eser üreten on yedi sanatçıyla sınırlandırılmıştır. Seçilen sanatçıların eserlerinde, esinlenmenin varlığı görülmüştür. Esinlenme ilişkileri literatür bağlamında da açıklanmaya çalışılmıştır. Esinlenmelerinin genel analizi yapılmak istendiğinde genel bir yargıda bulunmanın mümkün olmadığı ancak, gelenekten yararlanmanın bir esinlenme kaynağı olarak etkili olduğu, sanatçıların esinlemelerine ragmen kendi sanat biçimlerini son derece özgünleştirdikleri söylenebilir.
Dış ticaretin ekonomik büyüme üzerine etkisi: 1980 sonrası Türkiye örneği
Bu çalışmada 1980-2019 yılları arasında Türkiye'nin dış ticaretinin ekonomik büyümesine bir etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmada Johansen Eşbütünleşme Testi ve Toda-Yamamoto Nedensellik Testleri kullanılmıştır. Test sonuçlarına göre büyümeden ihracata ve ithalata nedensel bir ilişki belirlenmemekle birlikte hem ithalat hem de ihracattan GSYİH'ye anlamlı bir nedensellik ilişkisi bulunmaktadır. Çünkü büyüme, cari açığı ve dış ticaret açığını artıran bir faktör. Dış ticaret ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkide, ilişkinin yönü ve önemi ülkeye ve döneme göre değişebilmektedir.
1980 sonrası Türk ekonomisinde sermaye tabanlı krizler ve sonuçları
Özellikle birkaç on yılda finansal serbestleşme ile beraber finansal krizler ile karşı karşıya kalan dünya, 90'lı yıllarda artan sayıda oluşan bankacılık krizleri ile mücadele etmek zorunda kalmıştır.Bu durum krizlerle ilgili tartışmaların artmasına neden olmuş, krizler ortaya çıktıkça, açıklayıcı yeni modeller oluşturulmuştur Bu çalışmada, yaşanan ekonomik krizlerin nasıl bir ortamda ortaya çıktığı, nedenleri ve etkileri araştırılmıştır. Dünya'nın bir çok yerin de 1980 yılı ile birlikte yayılmaya başlayan finansal küreselleşme akımı kriz kavramını daha da belirgin bir şekilde ortaya çıkarmış ve bu neden ile de krizlerin oluşum aşamaları, etkileri ,nedenleri bir çok iktisatçının birincil ilgi alanı olmuştur. Finansal karakterli ilk büyük kriz olma özelliğiyle Avrupa Döviz Kuru (Exchange Rate Mechanism; ERM) krizi, ülkelere uygun olmayan ekonomik programlar nedeniyle ortaya çıkan Latin Amerika krizi, ilk olarak Tayland'da başlayarak bölgedeki diğer ülkelere yayılan Güneydoğu Asya krizi ve bu krizin ortaya çıkardığı sonuçlardan etkilenen Rusya krizi dünyada deneyimlenen finansal krizlerden bazılarıdır. Ülkeler, bu krizler için çeşitli önlemler almakla birlikte bu önlemlerin bir bölümü işe yaramış bir bölümü ise mevcut durumu daha da kötüleştirmiştir Türkiye'de 1990 yılı sonrasında gelişen ekonomi politikaları ve yapısal dönüşüm uygulamaları incelenerek, yaşanan ekonomik krizler analiz edilmiştir.1990 sonrası ilk ciddi kriz olma niteliği taşıyan 1994,1998,2000,2001 ve 2008 yılı krizlerinin Türkiye'de ekonomik ve sosyal maliyeti çok yüksek olan kayıplara neden olduğu, uygulanan istikrar programlarının ise her seferinde yeniden başa dönülmesi gibi başarısız sonuçlar doğurduğu görülmüştür. Küresel ekonomiler için finansal krizlerin önemli bir yeri vardır. Meydana gelen küresel krizler ulusal ekonomiler için ciddi sorunlar yaratabilmektedir. Aynı zamanda uluslararası finansal piyasalar küreselleşme etkisi ile bütünleşmekte ve bu neden ile kriz diğer ülkelere hızlı bir şekilde yayılmaktadır. 2008 küresel krizi 1929 yılında meydana gelen krize göre etkileri daha yıkıcı ve büyük olmuş ve hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkeleri derinden etkisi altına almıştır. Anahtar Kelimeler:Finansal Krizler, Ekonomik Krizler , Krizlerin sebepleri, krizlerin etkileri, krizlerin sonuçları, Türkiye'deki krizler,2008 küresel Krizi, Dünya krizleri
1980'lerden günümüze moda ve Türkiye'de moda fotoğrafçılığı
Cumhuriyetin ilanı ve kılık kıyafet devrimiyle beraber Türk halkının giyimi ve buna bağlı yaşam tarzında dünya modasına uygun çizgide değişiklikler meydana gelmiştir. Ayrıca Cumhuriyet döneminde kadının statüsünün değişmesi, birey olma hakkını elde etmesi ve kamusal alanda da yer edinmeye başlamasıyla beraber Türk modasında batı tipi gelişme daha da hız kazanmıştır. Cumhuriyet'in başlamasıyla Batı ile kültürel uyumu sağlamanın en doğru yollarından biri de dünya modasını tüm ülke olarak takip etmek kabul görmüştür. Dünyanın ünlü giyim markaları büyük kentlerde peş peşe mağazalarını açmakta, bu markaları taşıyan kıyafetlerle dolaşmak bir statü sembolü sayılmaktadır. 1980'lerde shirt, sweat-shirt, tight gibi İngilizceden dilimize yerleşmiş pek çok giyim eşyası, saç bantları, lastik ayakkabılar, eşofmanlar moda olmuştur. Kadınlar ise geleneksel olarak erkek egemenliğinde olan iş dünyasına el atmışlar, etek ya da pantolonla giydikleri abartılı vatkalarla kaldırılmış omuz ceketleri, kravatları ile genel moda resmine güçlü, profesyonel iş kadını imajına ait yeni kıyafetler sokmuşlardır. Moda artık elbiselerin stillerine bağlı olmaktan çıkmış, kumaş çeşitliliği modanın demode olma sürecini hızlandırıcı bir rol üstlenmiştir.1980'li yıllarda punk, vintage, kitsch gibi akımların popüler olduğunu görmekteyiz. Ayrıca kendi modasını özgürce yaratan toplum bireyleri sayesinde kendi modanı kendin yarat tarzı ortaya çıkmıştır.1990'lı yıllar da ise popülerlik kazanan akımlar; feminen, androjen, retro, bohem ve gotiktir. Sade ve vücudu kavrayan formlar, 90'lara damgasını vurmuştur. Dönemler ve giysiler yeniden sunulmakta, giyim parçaları kullanımdan kullanıma yer değiştirmekte, feminen diye kabul görmüş bir kumaştan yapılmış erkek ceketi, lüks parlak malzemeden yapılmış bir spor ayakkabı, gece elbisesinin üstünde altı çizilerek kullanılan teknik bir detay... Artık hiçbir malzeme tek bir cinse özel değildir! 1980–2000 dönemi imaj çağı olarak tarihe damgasını vurmuştur. Günümüzde bilim ve teknolojideki gelişmelerle ülkemizde moda ve moda fotoğrafçılığı birbirini destekleyen birer endüstri şeklini oluşturmuştur. Moda ve moda fotoğrafçılığının 1980 dönemiyle Türkiye'de nasıl bir gelişim sürecine girdiğini aydınlatmak ve bu ikilinin içerdiği konulardan söz etmek amacıyla bu çalışma ortaya çıkarılmıştır. İlerleyen zaman içerisinde moda ve moda fotoğrafçılığı ile ilgili yapılacak çalışmalara yol gösterilmesi düşünülmektedir.
1980 sonrası neo-liberal politikaların Türk tarımına etkileri ve Türkiye'de köycülüğün evrimi
Türkiye sahip olduğu jeopolitik konumunun getirmiş olduğu sayısız avantajlar açısından tarımsal üretimde öncü ülkeler sınıfında bulunmaktadır. Bu gerçekten hareketle Türkiye'de tarım sektörünün geliştirilmesi ülke sanayisinin geliştirilmesi kadar önem arz eden bir meseledir. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Halkçılık ilkesinin temel başlıklarından biri olan "Köycülük" ideolojisi ve onun siyasal yansımaları ise bu minvalde geliştirilmiş siyasi, ekonomik ve sosyal boyutları olan mühim politik motiflerden biridir. Dünya ölçeğinde 1980 sonrası gelişen neo-liberal politikalar hemen her alanda etkili olan büyük değişimlere yol açmıştır. Kısaca liberalizmin küreselleşmesi olarak izah edebileceğimiz neo-liberal politikalar, 70'lerin sonlarından itibaren birbiri ardınca yükselen sanayi devrimleri eşliğinde suni ve sentetik bir dünya inşa etmiştir. Türkiye tüm dünyanın aktığı bu yöne 1980 sonrası yöneldiği neo-liberal politikalar nihayetinde dâhil olmuştur. Türkiye'nin, 1980 sonrası neo-liberal politikalara geçiş süreci iktisadi, siyasi ve sosyal hemen her alanda büyük dengesizlikler doğurmuştur. 1980 sonrası gelişen bu neo-liberal politikalar nihayetinde Türkiye; iktisadi kalkınma bağlamında tarım endüstrisi gelişmiş köyler, sosyal bağlamda yerleşik, uzmanlaşmış ve her anlamda refah seviyesi yükselmiş bir köy toplumu inşa edemediği gibi, yerleşik, uzmanlaşmış ve her anlamda refah seviyesi yükselmiş bir şehir toplumu da inşa edememiştir. Anahtar Kelimeler: Neo-Liberalizm, Türkiye'de Tarım Politikaları, Köycülük
1980'den günümüze sanatta postmodern yönelimler ve çağdaş Türk sanatına etkileri
1980'li yıllar postmodernizmin yoğun bir şekilde irdelendiği yıllardır. Aynı dönem gerek sanatçılar gerekse teorisyenler modernitenin krizinde hem fikirdir. Kriz ortamında gelişen postmodernizmi ve postmodern sanat kuramlarını araştırmak bugünün sanatını anlamak açısından oldukça önemlidir. Postmodernizmin mihenk noktalarını işaret edebilmek temelde çok çeşitli referansların bir araya getirilmesi ve bunlar arasında düşünsel bir bağlamın kurulabilmesini gerektirir. Böyle bir yaklaşımla geliştirilen bu tezin ilk amacı 1980'li yıllardan itibaren sanata damgasını vurmuş düşün insanlarının fikirleriyle birlikte gelişen yeni sanat anlayışlarına eğilmektir. İkinci amacı ise Dünya'da yaşanan sanatsal değişimle birlikte Türkiye'deki sanatsal değişimlere bakabilme olanağı sağlamaktır.
Sermaye hareketleri, 1980 sonrası gelişmekte olan ülkeler üzerinde etkisi ve Türkiye özelinde incelenmesi
1980 sonrası hız kazanan küreselleşme yarışıyla birlikte sermaye hareketlerinin önündeki engellerin de kalkmasıyla gelişmekte olan ülkelere yapılan yatırımlar ciddi artış göstermiştir. Dünya ekonomisinde yaşanan küreselleşme olgusunun etkisiyle, gelişimini tamamlamakta olan devletlerin gereksinim duydukları sermayeleri yabancı yatırımlar ile karşılama yollarına gittikleri bilinmektedir. Liberalleşme akımına hazırlıksız yakalanan gelişmekte olan ülkelerde sermaye hareketleri, özellikle portföy yatırımları, ülke ekonomisine zarar vermiş ve bazı ülkeleri krize sürüklemiştir.24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Kararları ile Türkiye bu yarışa katılmış ve 1989 yılında çıkarılan 32 Sayılı Kararname ile tamamen finansal serbestleşme içine girmiştir. Bu çalışmada Türkiye'ye gelmekte olan doğrudan yabancı yatırımların Türkiye ekonomi göstergelerinden olan enflasyon, işsizlik ve sanayi üretimi arasındaki ilişki VAR modeliyle analiz edilmiştir. Yapılan Johansen eş bütünleşme testi, etki – tepki analizi ve varyans ayrıştırma analizleriyle değişkenlerin arasındaki ilişki değerlendirmiştir. Çalışmanın sonucunda ise sermaye hareketlerinden doğrudan olan yabancı yatırımların ülkelerin ekonomilerine olumlu yönde etkilerinin olduğu, portföy yatırımların ise üretime yöneltildiği takdirde ekonomiye olumlu katkısı olduğu aksi durumda aniden ülkeyi terk etmesi sonucu kırılganlığı artırıp ekonomik krize neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye'de yabancı sermaye yatırımlarının arttırılması için uygun şartların yaratılması, ekonomik, siyasi ve hukuki istikrarın sağlanması, yabancı sermayeyi teşvik edici düzenlemelerin gerçekleştirilmesine yönelik politikaların izlenmesi gerekmektedir.
1980'lerden günümüze video oyunları ambalajlarının grafik tasarım açısından incelenmesi
Grafik tasarım meslek alanı birçok sektörde kullanılmaktadır ama son yıllarda, özellikle video oyun üretimi alanında ihtiyaç duyulmaktadır. Oyun sektöründeki arz ile birlikte, ürünlerde iletişim aracı olarak grafik tasarım kullanımı artmıştır ve bu grafik tasarım için önemli bir uygulama ve disiplin alanına dönüşmüştür. Tasarlanan yeni oyun türleri, farklı grafik tasarım ürünlerinin geliştirilmesini sağlamıştır. Araştırma temelinde, 1980 ve 2020 yılları arasında her on yıl için video oyun örneklemleri seçilerek incelenmesi yapılmış ve yıllara göre oyun kültürünün dijitalleşmesiyle beraber ambalaj değişiminin önemi gösterilmiştir.
1980 sonrası Türkiye'de spor giyimin gelişimi ve spor giysi tasarımında çağdaş yaklaşımlar
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de 1980 ve sonrasındaki popüler kültürü, tüketim toplumunu, Türkiye'de ki gençlik kültürünü ve spor giyimin gelişimini, medya alanındaki gelişmeleri ele alarak bunların günlük yaşama etkilerini ve moda sektörüne etkilerini spor giyimin temeline dayandırarak spor giyim tarafından incelenmektedir. Ancak günümüzde ise spor giyimin ortaya çıkması ve spor yapmak ile kısıtlı olmayan kullanım şekilleri tasarımcılar tarafından ele alınmış, bilinen dışında yeni bir giyinme biçimi olarak tercih edilir hale gelmiştir. Odak noktası 1980 ve daha öncesinde spor giyim kavramının sadece insanlar tarafından ihtiyaç olarak tercih edildiği, bu yıllarda erkeklerin ata binme, avcılık, balık tutma gibi kırsal alanlarda yapılan aktivitelerde spor giyimi kullandıkları ya da spora giderken tercih ettikleri bir giyim tarzı olduğu görülmüştür. 1980 ve sonrasında popüler kültürün gelişimiyle beraber spor giyim yaygınlaşmıştır, tüketiciler medyanın gelişmesiyle beraber giyim davranışlarını taklit etmeye başlamış ve yeni giyim tarzlarını oluşturdukları görülmüştür. 1980'de yaşanan dönüşümlerle beraber ise spor giyim günlük yaşamın bir parçası haline gelmiş ve günlük giyimi etkileyecek şekilde giyim davranışlarına dahil olmuştur. İnsanlar yalnızca spora giderken değil, günlük yaşamalarında rahat edebilmek için alışılagelmiş giysi tüketim biçimini ortaya koymuştur. Sporun günlük yaşama dahil olması ve spor giyimin ise amacı dışında modaya dönüşmesi günümüz tasarımcılar tarafından yeniden ele alınmış ve yeni giyim türlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
İçsel büyüme modelleri ve 1980 sonrasında Türkiye'de kalkınma politikaları
Bu çalışmada, iktisat biliminin ortaya çıktığı dönemden günümüze kadar geliştirilmiş olan iktisadi büyüme ve iktisadi kalkınma modelleri ile birlikte 1980 sonrası Türkiye ekonomisinde uygulanan kalkınma politikaları incelenmiştir. Özellikle 1980 sonrasında ortaya çıkmış olan İçsel büyüme modelleri çerçevesinde Türkiye'de uygulanan kalkınma politikaları ele alınmıştır.Çalışmanın oluşturulmasında öncelikle, iktisadi büyüme ve iktisadi kalkınma kavramalarını açıklamaya yönelik literatürde yer alan modeller hakkında teorik bilgi verilmiştir. Çalışmanın devamında, 1980 sonrasında Türkiye ekonomisinde uygulanan kalkınma politikaları içsel büyüme modellerinde öne çıkan kavramlar olan beşeri sermaye, teknolojik gelişme ve kamu politikaları kavramları doğrultusunda ele alınmıştır. Uygulanan kalkınma politikaları, 1980 sonrasında uygulanan kalkınma planları dönemleri itibariyle belirlenmiştir.Yapılan çalışmayla, 1980 sonrasında Türkiye'de uygulanan kalkınma politikalarında teknolojik gelişmeye ve eğitime yeterli önem verilmediği için beşeri sermaye verimliliğinde yeterli artışın sağlanamadığı ve kamu politikalarının ekonomik büyümeyi sağlayıcı yönde uygulanmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Büyüme Modelleri, İçsel Büyüme Modelleri, Kalkınma Politikaları, Maliye Politikası, Para politikası, Teşvikler, Türkiye'de Kalkınma Politikaları
1980 sonrası Türk siyasetindeki askeri müdahalelerin, sahiplik yapısı değişen ana akım gazetelerin köşe yazarlarının söylemine yansımaları
Medya ve siyaset arasındaki ilişki genellikle tekelleşme paralelinde ilerler. Özellikle 1980 sonrasında gelişen çeşitli ekonomik ve politik süreçlerden sonra büyük sermaye grupları medyada etkili olmaya başlamış ve kamuoyu oluşturma gücünü bünyesinde toplamışladır. Zamanla iktidarla yakınlık çıkar ilişkisine dönüşmüş, medya patronları ve iktidar sahipleri birlikte hareket ederek her iki tarafında yararına olacak şekilde haber içeriklerinde değişikliğe gidilmiştir. Bu anlamda gazetenin belkemiği olan köşe yazarları da bu çıkar ilişkisi çerçevesinde tarafsızlığını koruyamamıştır. Bu çalışma 1980 sonrasında sahiplik yapısı değişen gazetelerin söylemlerinin de nasıl değiştiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu nedenle, beş gazeteden toplam 50 köşe yazarı, Teun A. Van Dijk'ın Eleştirel Söylem Analizi çerçevesinde incelenmiş, söylemlerinin ne yönde değiştiği analizi yapılmıştır. Yapılan çalışma sonunda sahiplik yapısının köşe yazarlarının düşüncelerine önemli ölçüde yön verdiği sonucuna ulaşılmıştır.
1980 sonrası Türkiye'de yaşanan ekonomik krizler ve krizlerin işsizliğe etkisi
Çalışmada, 1980 Sonrası Türkiye'de Yaşanan Ekonomik Krizler incelenmiştir. Kriz sonrası dönemlerin işsizlik üzerine etkileri ele alınmıştır. Tez çalışmasının birinci bölümünde kavram açıklamalarına yer verilmiştir. Ekonomik kriz, istihdam, işsizlik ve ücret kavramları açıklanmıştır. İkinci bölümde ise yaşanan ekonomik krizler ele alınmadan önce Türkiye Ekonomisi üç döneme ayrılarak incelenmiştir. Dönemlerden yola çıkılarak krizlerin oluşum ve nedenleri açıklanmıştır. Yaşanan her krizin Türkiye Ekonomisi'ne etkileri de ele alınarak sonuçlandırılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise krizlerin işsizliği nasıl etkilediği sorusuna cevap bulunmuştur. İstatistiki veriler yardımıyla işsizlik verileri dönemler itibariyle incelenmiştir. İşsizlik ile mücadelede etkin rol alan istihdam kavramı birlikte değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, yaşanan her kriz sonrasında işsizliğin arttığı görülmüştür. Her geçen gün daha büyüyerek gelen ve ülke ekonomisi için önemli bir mücadele konusu olan işsizliğin istihdam artırıcı politikalar ve istihdam olanaklarının desteklenmesi, işsizliğin azalmasına noktasında en önemli araç olacaktır. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Kriz, İşsizlik, İstihdam, Ücret, Türkiye Ekonomisi
Kent dönüşümlerinin 1980 sonrası Türk sinemasında temsili: Beyoğlu örneği
Bu çalışmada, kentsel mekân ve öteki kavramları çerçevesinde, kent dönüşümlerinin Beyoğlu örneklemi üzerinden sinemada nasıl temsil edildiği incelenmektedir. Türk Sineması için İstanbul gerek doğal fon olarak gerekse toplumsal değişimlerin göstergesi olarak her zaman önemli bir konumda yer almaktadır. Toplumsal dönüşümleri en etkili biçimde yansıtan sanat olma özelliği gösteren sinemada, kentin temsili ise toplumun içerisinde bulunduğu siyasal, kültürel ve ekonomik yapıya göre değişim göstermektedir. Siyasi politikalar sonucunda toplumsal süreçte yaşanan sosyo-ekonomik değişimler, kentsel mekanları da dönüşüme uğratmaktadır. İstanbul'un en eski yerleşim bölgelerinden biri olan Beyoğlu, içerisinde her dönem farklı 'öteki' kimliklerini barındırması ile toplumsal dönüşümün yansımalarını en fazla yaşayan mekân olma özelliği ile karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle tezde araştırılmak üzere Beyoğlu'nun farklı dönemlerini ele alan üç film seçilmiş ve incelenmiştir. Güz Sancısı filmi ile ötekileştirilen gayrimüslimler, Muhsin Bey filmi ile göç ile ortaya çıkan ve elit tabaka tarafından hor görülen arabesk kültür ve Gece, Melek ve Bizim Çocuklar filmi ile toplumsal normlara uymayan travestiler, eşcinseller, hayat kadınları ile toplum tarafından öteki olarak adlandırılan cinsel kimlikler değerlendirilmiştir. Tezde, nitel veri analiz türlerinden biri olan betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Amaçlı örneklem ile seçilen filmler incelenmiş ve elde edilen veriler önceden belirlenmiş temalara göre özetlenip yorumlanmıştır. Lefebvre ve Harvey'in kente dair görüşleri araştırmanın kuramsal çerçevesini oluşturmakta ve analiz kısmından önce mekan ve öteki kavramları açıklanarak, bu kavramlar çerçevesinde veriler ,temalara uygun şekilde yorumlanmıştır. Sonuç olarak siyasi politikaların toplumsal örgütlenmeye, kültür ve cinsiyet politikalarına ve bu olguların sonucunda yerleşim alanları olan kentsel mekanlara nasıl etki ettiği araştırmanın kapsamını oluşturmaktadır.
Türkiye'de 1980 sonrası dönemde Patriyarka, vatandaşlık ve kitle medyası: Toplumsal cinsiyet eksenli bir değerlendirme
Bu çalışmada, Türkiye'de neoliberal dönemde kanunlarla ilgili tartışmaların kitle medyasında ele alınışının analizi, vatandaşlık hakları ve demokrasi eksenli bir okumayla feminist eleştirel söylem çözümlemesi yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamına, 1980-2015 yılları arasında geleneksel kitle medyasını temsilen Cumhuriyet, Milliyet, Türkiye ve Yeni Şafak basılı gazetelerinden seçtiğim, kanun değişikliği dönemlerindeki haberler ve köşe yazıları alınmıştır. Kavramsal arka planın sunulduğu bölümde, vatandaşlık, kamusal alan, demokrasi kavramlarına ilişkin teorik çerçeve sunulmuştur. Kavramsal arka planda sunulan teoriler ekseninde bu kavramların feminist içerimleri ele alınmıştır. Bir başka deyişle feminist perspektif, kavramsal arka planda ele alınan anahtar kavramlar çerçevesinde oluşturulmuştur. Oluşturulan bu çerçeve, analiz bölümünde işe koşulmuştur. Çalışma sonucunda, Türkiye'de 1980-2015 yılları arasında kadınları doğrudan ilgilendiren kanun değişikliklerinin gerçekleştirildiği dönemlerde kitle medyasındaki ilgili tartışmaların seyrinin erkek aktörler tarafından belirlendiğini, bu eksende kadın bedeninin ve ahlâkın öne çıkarıldığı gözlemlenmiştir. Çalışmanın gerçekleştirildiği periyodlarda kadınların vatandaşlığının müzakere edildiğine işaret eden tartışmaların analiz edilmesi yoluyla, muhafazakâr, liberal ve sosyal demokrat/merkez sol perspektiflerden doğrudan kadınları ilgilendiren kanun değişikliklerinin eril bakışla tartışıldığını, dolayısıyla kitle medyasında eril vatandaşlık normlarının işletildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla, patriyarkanın salt toplumsal ve/ya da salt siyasal ve/ya da salt kurumsal bir mesele olmadığının, bütün bu eksenleri kesen iletişimsel bir mesele olduğuna dikkat çekilerek, bu alanlardaki konum alışların ve pratiklerin doğrudan iletişimsel bir hatta gerçekleştiğinin örnekleri sunulmuştur.
1980 sonrası Türkiye'de çocukluğun yeniden inşası: Oyun ve oyuncak üzerinden bir okuma
1980'li yıllar, Türkiye'de sosyal, ekonomik ve kültürel gibi birçok alanlarda köklü değişimlerin yaşandığı bir zaman dilimine denk gelmektedir. 24 Ocak Kararları ve 12 Eylül Askeri darbesi ile birlikte ekonomik yapı bütünüyle değişmiş, darbe yönetimi siyasal hayatı silbaştan dizayn etmiş, gündelik hayat ve kültür büyük ölçüde değişmiş ve olumlu/olumsuz yönleriyle birlikte önceki on yıldan çok farklı bir Türkiye, oldukça kısa zaman içinde ortaya çıkmıştır. Bu çalışma anılan dönüşüm sürecinin çocuklar ve çocukluk üzerindeki etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. 1980 sonrasında Türkiye, yönünü tam olarak Batılı kapitalist sisteme dönüp, neo-liberal politikaların da etkisi neticesinde hızlı ve hareketli bir döneme girmiştir. Modernleşmenin serbest piyasa ekonomisi ile bütünleştiği bu yıllarda ülkemize yoğun bir şekilde giriş yapan ürünlerden birisi de oyuncaklardır. Oyuncaklar 1980 sonrasında modernleşmenin simgelerinden birisi halini almıştır. İşte bu tezin konusu 1980 sonrasında küresel ekonomik piyasa içinde yer alan Türkiye'de, çocukların oyuncaklar üzerinden nasıl tüketim ekonomisine dâhil edildiği, yerel çocukluk kültüründen küresel boyutlara ulaşan çocukluk anlayışına nasıl geçildiği, modernleşme ile birlikte çocukluğa dair anlayışın 1980 sonrasında nasıl boyutlandırıldığı ve oyuncakların bir ideolojik araç ve kültürel bir meta olarak işlev gördüğü bu tezin konusunu oluşturmaktadır
1980 sonrası dönemde Kütahya ve Afyonkarahisar'da seçmen davranışı: CHP örneği
CHP, Türkiye'de siyasal sistemin kurulmasının ve çok partili siyasal hayatın inşa sürecinin en önemli aktörüdür. Devlet kuran parti olarak da önemli bir misyonun taşıyıcısıdır. Cumhuriyetin kurulma sürecinde gerçekleştirilen devrimler CHP aracılığıyla gerçekleştirilmiş ve CHP, modern bir toplumun ve Türk demokrasisinin inşa sürecinde doğrudan yer almış bir tek siyasal parti olma ayrıcalığını üstlenmiştir. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında temel bir görev üstlenen ARMHC'nin kadroları üzerinde yükselen CHP, kuruluşundan 1950 yılında gerçekleştirilen seçimlere kadar olan yaklaşık 27 yılda, ülkeyi tek başına yönetmiştir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, devlet inşa etmiş önemli bir siyasal aktörün, bugün geldiğimiz noktada etkisiz bir konuma evrilmesinin altında yatan nedenleri araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, Afyonkarahisar ve Kütahya'da CHP'ye oy veren seçmenle, oy vermeyen seçmenin CHP algıları çözümlenmeye çalışılmıştır. Her iki seçmen kitlesinin CHP algıları üzerinden, özellikle 1980 Askeri Darbesi sonrasında yaşanan değişim ve dönüşümlerin, seçmen tercihlerini belirlemedeki etkileri analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda seçmenlerin CHP'ye ilişkin düşünceleri üzerinden güncel kutuplaşma ve neredeyse sabitlenmiş oy oranları çözümlenmeye çalışılmaktadır.
"Cut the kids in half": new urban childhoods in Turkey through the lens of the mainstream media, 1977-1997
This thesis questions how the concept of childhood was redefined by the mainstream media in the aftermath of the fiscal crisis of the late 1970s. The research was based on popular daily newspapers representing the centre, social democratic left, and conservative right. Some important characteristics of this new era were the erosion of the traditional structures of modernity, persistent inequalities which were especially visible in cities, and social responses to increasing social insecurity in the forms of anxiety and fear aggression. This study uses the term "new childhood" with a concern similar to the scholars who have concocted new concepts such as neo-liberalism, new globalisation, advanced capitalism, and liquid modernity to comprehend the profound social, political, economic, and cultural transformations that took place in this period. The introductory chapters where I briefly outline the theoretical framework, describe children's living conditions in the period, explain my methodology, and introduce my sources are followed by three main chapters. First, I discuss the economic and political pressures that shaped news media, and explain how new trends in journalism changed the social meanings of news. Second, I question how the media reassessed conventional meanings childhood, and claim that traditional social responsibilities over children's well-being were allocated to families and children themselves. Third, I turn to the media's responses to persistent and increasingly visible inequalities, and demonstrate the different standards and distinct sets of values journalists employed when making news about unequal childhoods. I conclude that the traditional definition of childhood as a shared life stage was shattered, and "new childhood" was constructed as an exclusive privilege.
Core theoretical debates in the post-1980 feminist movement in Turkey: The subject of feminism and the (im)possibilities of feminist politics
This thesis examines the transformation of feminist and women‟s movements in Turkey in the post-1980 period in relation with the existing theoretical debates among scholars of feminism and gender studies. It has been discussed how feminist and women‟s movements in Turkey can be conceptualized through the debates of four main political theorists, namely Iris Marion Young, Seyla Benhabib, Judith Butler and Nancy Fraser. To that end, this thesis examines the brief history of feminist and women‟s movements in Turkey prior to the 1980s and later on attempts to understand how these movements were transformed in relation to such theoretical discussions. In order to analyze this issue, this thesis concentrates on three distinct movements and reactions of feminist and women‟s organizations to these political movements. The movements analyzed in post-1980 context of Turkey are Kurdish women‟s and feminist movement, Islamist women‟s movement, and the Lesbian, Gay, Bisexual and Trans (LGBT) movement.
Pursuit of new antagonist discourses: Politics in poetry of the 1980s
The thesis is about the relationship between politics and Turkish poet-ry in the decade from 1980 to 1990. This decade is characterized by the 12 September 1980 coup d'état and the incorporation of the coun-try to the global economy. This study interrogates changes in the cul-ture and literature of Turkish society in this new context. Turkish po-etry of the Republican period carried political and social references - except for movements such as "Second New" - until the 1980s. The military coup, I argue, facilitated the rise of a new abstract poetry with its own micro-politics. In this poetry, political content swung towards individualism, and form changed along with the content. The present dissertation analyzes the changes in the purpose, theme and represen-tation of post-1980s poetry along with changes in its socio-political environment.
1980 sonrası Türkiye'de toplumsal değişme ve Refah Partisi
1980 ve sonrası Türkiye'nin sosyolojik, siyasi, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik gelişim ve değişiminde önemli bir dönüm noktasıdır. Türkiye'nin tarihsel ve sosyolojik gerçekliğinde bu denli önemi haiz bir sürecin şüphesiz önemli toplumsal ve siyasal aktörleri, yeni kimlikleri ve siyasi partileri de olacaktır. İşte bu dönem içerisinde aktör ve siyasi partilerin en önemlilerinden biri Refah Partisi'dir. Parti, 1980'lerin ilk yıllarından 1990'lı yılların sonlarına kadar Türkiye'nin kendine özgü sosyolojik, tarihsel ve siyasal gerçekliğinde bir mihenk taşı olmuştur. Bu çalışmada Milli Görüş Hareketi'nin üçüncü siyasi partisi olan RP'nin özellikle 1990'lı yıllarda yerel ve genel seçimlerdeki başarısının altında yatan sosyolojik, siyasi, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik faktörler seçim sonuçlarına dayalı bir biçimde incelenecektir. Bu çalışma bir seçim sosyolojisi çalışmasıdır. Bu nedenle Milli Görüş Hareketi partilerinden ve RP'nin öncülü sayılan Milli Selamet Partisi'nin girdiği son seçimlerle RP'nin ardılı sayılan Fazilet Partisi'nin girdiği ilk seçim sonuçlarına da değinilmiştir. Böylece hareketin tarihsel ve sosyolojik sürekliliğinden kopmadan 1984 ile 1995 yılları arasındaki altı seçim sonucu Türkiye'nin siyasal gerçekliğinde değerlendirilecektir.
1980 sonrası batı resminde figür ve mekân
Bu eser metninde öncelikle mekân kavramı üzerine durulmuştur. Tarih öncesinden modernizme dek akımlar ve üsluplar bazında figür ve mekân kullanımına genel olarak değinilmiştir. Modernizm ile derinlik kazanmaya başlayan çalışmada 20. Yüzyılın ilk yarısı genel itibari ile ele alınmıştır. 1960'lı yıllarda modernizmden postmodernizme geçiş süreci incelenmiş, günümüz sanatçılarının önde gelen figüratif eserleri mercek altına alınmıştır. Zaman içinde geçişler yapılmış, özellikle 80'li yılları yaratan 60'larda soyut ve figüratif çatışmasının eridiği yeni figürasyon sergilerine, Londra Okulu'na ve 80'ler bazında Yeni Dışavurumculuğa ağırlık verilerek gerek bir akım içinde, gerek bireysel çalışan sanatçıların çağdaş eserleri incelenmiştir. Ayrıca 90'lı yıllarda Leipzig'de eğitim gören sanatçıların 2000'lerde ortaya çıkmasıyla gündeme gelen Leipzig Okulu ve son dönemlerde figüratif resimde görünür olan farklı ülkelerden sanatçıların uluslararası karma sergileri etrafında biçimlenen çalışmada, günümüz sanatçıları seçtikleri konular göz önüne alınarak belirli kategorilerde incelenmiştir. Bu bağlamda bir çok önemli sanat manifestosu, sanatçıların kendi söylemleri, inisiyatifler, okullar ve bunları takip eden sergiler, oluşumlar ve yayınlardan faydalanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Figür, Mekân, Çağdaş Sanat, Postmodern, Resim
1980 sonrası Türk eğitim sisteminin paradigma dönüşümü açısından çözümlenmesi
Son yıllarda yaşanan köklü politik ve ideolojik değişimler dünyada paradigma dönüşümüne yol açmıştır. Yaşanan bu paradigma dönüşümü ülkelerin eğitim sistemlerinin şekillendirilmesinde de önemli bir rol oynamıştır. Türkiye'yi son 40 yılda derinden etkileyen paradigma dönüşümü Türk eğitim sisteminde köklü değişimlere neden olmuştur. Bu çalışmanın amacı 1980 sonrası Türk Eğitim Sisteminde yaşanan paradigma dönüşümünü incelemek ve ortaya koymaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden tarihsel araştırma metodu kullanılmıştır. Belgesel tarama ile politika belgelerinden elde edilen veriler eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, erken Cumhuriyet döneminde Türk eğitim sisteminde hakim olan pozitivist ve halkçı paradigmaların 1980 sonrasında etkisini kaybettiği görülmüştür. 1980'den itibaren Türkiye'de eğitim politikalarında, yükseköğretimde, öğretmen eğitiminde, mesleki ve teknik eğitimde ve din eğitiminde din, dindarlık, din okulları, erken yaşta din eğitimi, din dersleri, öğretmenler ve dindarlık, din ve kültür ilişkisi, milliyetçilik, milliyetçilik ve dindarlık ilişkisi, küreselleşme, entegrasyon, yaşam boyu öğrenme, standardizasyon, rekabetçilik, tabakalaşma, kalkınma, özelleşme, piyasalaşma, girişimcilik, meslek edinme ve edindirme gibi temaların ön plana çıktığı tespit edilmiştir. İlgili metinlerde piyasacı, rekabetçi, girişimci, tüketici, hayat boyu öğrenmek zorunda kalan, tek tip, geçmişte yaşayan, itaatkar, dindar ve muhafazakar bireyler yetiştirme hedeflerinin ön plana çıktığı görülmüştür. Dünyada son 40 yılda hakim olan paradigmalar olan küreselleşme, neo-liberalizm ve yeni sağ paradigmaları Türk eğitim sistemini şekillendirmiştir.