Joint stock companies
144 theses under this subject heading
Halka açık anonim ortaklıklarda ayrılma hakkına konu payların diğer pay sahipleri veya yatırımcılara önerilmesi ve hukuki sonuçları
Türk hukukunda ayrılma hakkına ilişkin ilk düzenlemeler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu madde 24 hükmü ile yapılmıştır. Ayrılma hakkı, ilk olarak 19. Yüzyılın ortalarında Anglo Sakson hukuk sistemi içerisinde yer alan ABD hukukunda ortaya çıkmıştır. Ayrılma hakkı ile azınlık pay sahibine, anonim ortaklıklarda oybirliğinden oy çokluğuna geçiş döneminde kaybettiği veto etme hakkına karşılık olarak, muhalif kaldığı önemli nitelikteki işlemi gerçekleştiren ortaklık bünyesinden payını adil bir değer üzerinden satarak ayrılma hakkı tanınmaktadır. Ayrılma hakkı ile sadece azınlık pay sahibinin menfaati değil, aynı zamanda ortaklığın işlem menfaati ile çoğunluk menfaati de korunmaktadır. Önemli nitelikteki işleme muhalif kalan ortağın ayrılma hakkını kullanmasıyla, ayrılma hakkına konu pay bakımından ortaklığın satın alma zorunluluğu doğmaktadır. Söz konusu satın alma zorunluluğu, ortaklık malvarlığı üzerinde önemli bir mali risk oluşturabilecektir. Mali riskin azaltılması ve ortaklık malvarlığının korunması amacıyla yabancı hukuk sistemlerinde belirli bazı durumlarda ayrılma hakkının kısıtlandığı, ayrılma hakkına konu payın ortaklığın belirlenmiş bir kaynağından karşılandığı ya da çalışmamızın ana konusunu da oluşturan önerilme imkânının tanındığı alternatifler öngörülmüştür. 7222 sayılı Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında Sermaye Piyasası Kanununun ayrılma hakkını düzenleyen hükümlerinde değişiklikler yapılarak ayrılma hakkına konu payın diğer pay sahipleri veya yatırımcılara önerilmesi imkânı getirilmiştir. Önerilme imkânına ilişkin usul ve esasları düzenleme yetkisi ise Sermaye Piyasası Kurulu'na verilmiştir. 7222 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ve piyasadan gelen talepler neticesinde Sermaye Piyasası Kurulu tarafından II-23.3 sayılı Önemli Nitelikteki İşlemler ve Ayrılma Hakkı Tebliği çıkarılmış, önerilme imkânına ilişkin usul ve esaslar Tebliğ ile düzenlenmiştir. Çalışmamızın ilk bölümünde ayrılma hakkı kavramı, tarihsel süreci, amaç ve fonksiyonu, benzer hukuki haklarla karşılaştırılması ve Türk hukukunda ayrılma hakkına ilişkin düzenlemeler anlatılmış; ikinci bölümde önerilme imkânının yabancı hukuk sistemlerinde ve Türk hukukundaki tarihsel süreci, hakkın özellikleri, kullanım süreci açıklanarak düzenlemeye ilişkin öneriler getirilmiş; son bölümde ise önerilme imkânı benzer hukuki kurumlarla karşılaştırılmıştır. Anahtar Sözcükler Halka Açık Anonim Ortaklık, Ayrılma Hakkı, Önemli Nitelikteki İşlemler, Sermaye Piyasası Kurulu, Önerilme İmkânı, Rüçhan Hakkı
Anonim şirketlerde şirket ele geçirmelerine karşı savunma mekanizmalarından biri: "Poison pills" ve Türk hukukunda uygulanabilirliği
Savunma mekanizmaları, sermaye piyasaları geniş ve derin yapılı olan Anglo-Amerikan hukukunun ürünü olan pay alım teklifleri yoluyla şirket kontrolünün ele geçirilmesini önlemek amacıyla geliştirilen yöntemlerdir. Uzlaşmasız bir ele geçirme tehditi altında olan hedef şirket kimi zaman ele geçirme amaçlı yapılan pay alım teklifini bertaraf edebilmek kimi zaman teklif şartlarının hedef şirket ve pay sahipleri lehine revize edilmesini sağlamak amacıyla çeşitli savunma mekanizmalarına başvurabilmektedir. Anılan savunma mekanizmalarından biri 'poison pills'tir. 'Poison pills' genel olarak mevcut ya da potansiyel bir ele geçirme teklifine karşı, kimi zaman kuruluşta esas sözleşmeyle kimi zaman genel kurul tarafından yetkilendirilen hedef şirket yönetim kurulu tarafından ihdas edilen ve ele geçirme girişiminin başlaması durumunda hedef şirket pay sahiplerine şarta bağlı haklar tanıyan bir yöntemdir. Karşılaştırmalı hukukta 'poison pills'in kullanımı her bir hukuk sisteminde farklılık arz etmekle birlikte 'poison pills'e yönelik eleştiriler genel olarak pay sahipleri arasındaki eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmesi hususunda toplanmıştır. Bundan hareketle bu çalışmada öncelikle öncelikle pay alım teklifleri yoluyla şirket kontrolünün ele geçirilmesi ve savunma mekanizmalarına genel yaklaşım, 'poison pills'in savunma mekanizmaları arasındaki yeri, çeşitleri, uygulanma şartları ve uygulama yetkisinin hangi şirket organına ait olduğu incelenerek ve Türk hukukunda 'poison pills'in uygulanabilirliği meselesi ortaya konulmuştur.
Anonim şirketlerde bağımsız denetim
Yeni Türk Ticaret Kanunu ile sermaye şirketleri denetime tabi tutulmuştur. Buna göre her yıl Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen ölçütler içinde kalan sermaye şirketleri denetlenecektir. Denetim bağımsız denetçiler tarafından yapılacaktır. Denetimin kapsamı hem uygunluk hem de faaliyet denetimini kapsayan finansal tablo denetimidir. Bu bağlamda sermaye şirketlerinin bilanço, gelir tablosu, nakit akış tablosu ve özkaynak değişim tablosu ile dipnotlarından oluşan finansal tablo seti yıllık faaliyet raporu ile birlikte denetlenecektir. Finansal tablo setinin tabi olduğu standartlar Türkiye Muhasebe Standartlarıdır. Denetim ise Türkiye Denetim Standartlarına Göre Yapılacaktır. Ülkemizde gerek bu standartların yayınlanmasından gerekse denetimin kalitesinden sorumlu gözetim kurumu Kamu Gözetim Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumudur. Bağımsız denetçilerin yetkilendirilmesi de aynı kurumun görev alanına girmektedir. Tez çalışması sermaye şirketlerinin denetimine getirilen yasal düzenlemeyi, anonim şirketler kapsamında incelemektedir. Anahtar kelimeler: Muhasebe, Denetim, Anonim Şirket
Türk Ticaret Kanunu'na göre anonim şirketlerde bağımsız denetçi
Bağımsız denetim faaliyetinin ana karakterini oluşturan bağımsız denetçi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'yla birlikte önemli değişikliklere uğramıştır. Düzenlenen yeni kanunla birlikte anonim şirketin denetlenmesi sistemi tamamen değiştirilmiş olup denetçi anonim ortaklığın bir organı olmaktan çıkarılmış, denetim görevi, ortaklığın dışında tamamen bağımsız kişilere verilmiştir. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, anonim şirketlerin denetlenmesinde görev alacak denetçinin 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'na uygun olarak ruhsat alması gerekmekte, ayrıca Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kanunu'nca yetkilendirilmesi gerekmektedir. Ekonomik bir birim olarak faaliyet gösteren anonim şirketlerde, bağımsız denetçi tarafından yürütülecek etkin bir bağımsız denetim süreci sonucunda elde edilen veriler, bağımsız ve tarafsız şekilde sunulan görüş raporları, yatırımcı vb. bilgi kullanıcılarının karar alma aşamasında büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, düzenlenen yeni Türk Ticaret Kanunu açısından bağımsız denetçi kavramı anonim şirket bazında ele alınarak detaylı bir incelemeye tabi tutulmuş, eksik ve tutarsız yönler ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır.
Anonim ve limited şirketlerde pay kavramı ve pay devri
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 124. maddesi uyarınca şirketler şahıs şirketleri ve sermaye şirketleri olmak üzere iki ayrı şekilde sınıflandırılmıştır. Kanunda anonim ve limited şirketler sermaye şirketleri olarak sayılmıştır. Sermaye şirketleri, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan şirketlerdir. Bu çalışmada anonim ve limited şirketlerde pay kavramı incelenmiştir. Paylar, anonim ve limited şirketin temelini ve pay sahipliği statüsünü oluşturmaktadır. Anonim şirketlerde payı temsilen ve paydan ayrı olarak ileri sürülemeyen pay senetleri bastırılmaktadır. Çalışmamızda anonim şirketlerde pay senetleri türleri ve payın devri konuları ele alınacaktır. Diğer yandan TTK'nın 595. maddesindeki düzenleme ışığında limited şirketlerde pay devri açıklanacaktır. TTK'nda her bir sermaye şirketi için pay devri konusunda ayrıntılı düzenleme yapılmıştır. İşbu çalışmada öğreti ve yargı uygulaması dikkate alınarak anonim ve limited şirketlerde pay devrine ilişkin usul ve esaslar ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Anonim şirket pay sahiplerinin vazgeçilemez nitelikteki hakları ve bu hakların ihlalinin hukuki neticeleri
Anonim şirket pay sahiplerinin vazgeçilemez nitelikteki hakları, bu terim açıkça kullanılarak ilk defa 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda esas sözleşmenin değiştirilmesinin sınırı bağlamında (m. 452) ve yönetim kurulu (m. 391/1.c) ile genel kurul kararlarının butlanını (m. 447/1.a ve b) gerektiren sebepler arasında düzenlenmiştir. Ne var ki anonim şirketler hukukuna özgü butlan sebeplerinin, daha özelde vazgeçilemez hakların, numerus clauses sayılmamış olması, hukuk güvenliği endişelerini de beraberinde getirmiştir. Butlan yaptırımının anonim şirketler hukukunda doğurabileceği ağır sonuçlar dikkate alındığında, vazgeçilemez hakların bütünsel olarak incelenmesi ve bu hakların ihlalinde özellik arz eden durumların tartışılması gerekmektedir. Anılan haklar her ne kadar her iki organ kararı bakımından "butlan" sebepleri arasında sayılmışsa da, temel olarak İsviçre öğretisince geliştirilen ve Türk hukukunda da yaygın olarak kabul edilen "nitelikli ihlal" öğretisi uyarınca, bu hakların yalnızca nitelikli ihlallerinde butlan yaptırımının uygulanması ve bu şartın da, "soyut-genel" içerikli bir kararın varlığı durumunda karşılanmış olacağı savunulmaktadır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, vazgeçilemez hakların, özellikle müktesep haklarla ilişkisi çerçevesinde, pay sahipliği hakları arasındaki konumu tespit edilmiş ve bu hakların anonim şirketler hukukunun temel ilkeleriyle ilişkisi incelenmiştir. İkinci bölümde, mevzuatta karmaşık bir görünüme sahip vazgeçilemez haklar, sistematik olarak incelenmiş ve "diğer" vazgeçilemez hakların tespitine ilişkin ölçütler ortaya konmuştur. Üçüncü bölümde ise, "vazgeçilemez hakların nitelikli ihlali" öğretisi uyarınca, bu hakların her iki organ eliyle ihlalinde özellik arz eden hususlar ve bu anlamda butlan ile iptal edilebilirlik yaptırımları arasındaki sınır, Türk ve İsviçre yargı kararları ışığında tartışılmıştır.
Anonim şirkette rüçhan hakkı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile anonim şirketlerde pay sahibine, dış kaynaklı sermaye artırımı sonucu ortaya çıkacak yeni paylardan öncelikli olarak alma hakkı tanıyan rüçhan hakkı düzenlenmiştir. Hem mali hem de kişisel haklar sağlayan rüçhan hakkı ile sermaye artırımı sonucu, yeni payların üçüncü kişilere satılmasının önüne geçilerek, pay sahiplerinin zarara uğramaları engellenmiş olmaktadır. Rüçhan hakkı kural olarak pay sahiplerine tanınmakla birlikte esas sözleşme veya genel kurul kararıyla diğer kişilere de tanınabilir. Mutlak nitelikte bir müktesep hak sağlamayan rüçhan hakkı esas sermaye sistemini kabul eden anonim şirketlerde genel kurul, kayıtlı sermaye sistemini kabul eden anonim şirketlerde ise yönetim kurulu tarafından sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Rüçhan hakkının kısıtlanabilmesi için haklı bir sebebin bulunmasının yanında kanunda yer alan diğer şartların da gerçekleşmesi gerekir. Anahtar Sözcükler: Rüçhan hakkı, sınırlama veya kaldırma, haklı sebep, müktesep hak, mali hak, kişisel hak, esas sermaye sistemi, kayıtlı sermaye sistemi
Anonim şirketlerde denetimin konusu ve kapsamı
Tezde, anonim şirketlerde denetimin konusu ve kapsamını incelenmektedir. Denetim; konusu ve kıstasları, denetçi niteliği, süreçleri, hak ve yükümlülükleri, sorumlulukları ile somutlaştırılmış hukuki bir kurumdur. Denetime ilişkin düzenlemelerin düşünsel temellerini, evrensel nitelikteki kurumsal yönetim ilkeleri ile pozitif hukukun parçası olan dürüst resim ilkesi oluşturmaktadır. Denetimin amacı, mesleki standartlara dayanarak finansal tabloların, hukuk ve muhasebe ölçüleri karşısındaki güvenilirliğine ilişkin güvence elde etmektir. Denetimin konu ve kıstası ile oluşturduğu bütüncül yapıda kapsamı doğru belirlenmezse öncelikle denetim ve buna bağlı olarak finansal tablolar sakatlanır. Tez denetimin konusunu ve kapsamını, denetimin bütüncül yapısı ve muhasebe yönü dışında hukuki boyutu ile konu edinmektedir.
Türk hukukunda anonim ortaklıkta denetim komitesi ve denetimin işlevi
Türk Anonim Şirketler Hukuku'nda monist yapılı bir yönetim kurulu yapısının belirlenmesinin sonucunda ve globalleşen kurumsal yönetim kavramı çerçevesinde ortaya çıkan denetim komitesi ve denetim işlevi; Türk Ticaret Kanunu, Sermaye Piyasası düzenlemeleri, Türk Bankacılık hukuku ile birlikte diğer hukuk sistemleriyle karşılaştırılarak ele alınmaktadır. Bu kapsamda öncelikle yönetim kurulu sistemleri ve yönetim kurulunun şirket ile ilişkileri ele alınmış, sonrasında kurumsal yönetim kavramı ve temel ilkeleri incelenmiştir. İşbu Çalışmanın ana konusu olan denetim komitesinin tarihsel süreçteki ortaya çıkışından günümüzdeki konumuna kadarki süreç ve konumu, diğer hukuk sistemleri ile birlikte değerlendirilmekte olup en son bölümde ise seçilen on farklı şirketin denetim komitesi çalışma yönergeleri karşılaştırılarak ideal çalışma yönergesinin nasıl olması gerektiği tartışılmaktadır.
Pay sahipleri sözleşmesinde ve esas sözleşmede yer verilen opsiyon haklarının etki ve sonuçları
Anonim şirketler bakımından pratikte oldukça yaygın olarak kullanılan pay sahipleri sözleşmeleri, şirketler hukuku açısından oldukça büyük önem taşımaktadır. Bunun en büyük nedenlerinden biri ise pay sahiplerinin birbiriyle aralarında olan hukuki ilişkinin, pay sahipleri ile ortaklık arasındaki ilişkinin veya ortaklığın tabi olacağı düzen belirlenerek şirketler hukuku düzeninin getirdiği katı kurallar karşısında daha esnek bir yapı sağlanması isteğidir. Pay sahipleri sözleşmesinin uygulamadaki önemi açısından öncelikle konumuzun kapsamı gereği opsiyon hakları ile pay sahipleri sözleşmesinin, ayrı ayrı özellikleri ve hukuktaki benzeri kavramlarla farkları incelenmiştir. Halka kapalı anonim şirketlerde pay sahipleri; yabancılaşmanın önlenmesi, ortaklığın kişiselleştirilmesi veya ortaklık ile ilişkilerinin güçlendirilmesi gibi amaçlarla payların yabancılara devredilmesini istemeyebilirler. Bu durumda da anonim şirketlere ilişkin "payın devredilebilirliği ilkesi" karşısında, devre sınırlama getirilebilmektedir. Ancak payların devrinin sınırlandırılması istisnai bir durum olup yalnızca kanunun izin verdiği ölçüde mümkündür. Anonim şirketlerde pay devrinin sınırlandırılmasına ilişkin hükümlere Türk Ticaret Kanunu'nda yer verilmiştir. Uygulamada da pay sahipleri sözleşmelerinde yer verilen pay devir kısıtlamalarına ilişkin düzenlemelere, esas sözleşmede sık sık rastlanılmaktadır. Böylece esas sözleşmeye yazılması istenen pay devrini sınırlayıcı hükümlere korporatif bir etki verilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmamızda, pay devir kısıtlamaları olarak da nitelendirebileceğimiz opsiyon haklarının, pay sahipleri sözleşmesinde ve esas sözleşmede yer verilmeleri durumları ayrı ayrı irdelenmiş, bu hakların esas sözleşmede yer verilmesi sonucunda, şirketler hukuku bakımından geçerli ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale gelip gelemeyecekleri sorunu üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte esas sözleşmede düzenlenerek korporatif etki kazanabilen türdeki opsiyon haklarının ihlali durumunda uygulanabilecek yaptırımlar konusu ele alınmıştır. Son olarak ise, pay sahipleri sözleşmesinde düzenlenmiş opsiyon haklarının ihlal edilmelerinin sonuçları yaptırımların türleri bakımından ve aynen ifa meselesi üzerinden incelenmiştir. Bu kapsamda uygulanabilecek yaptırımlar borçlar hukuku, şirketler hukuku ve bazı Yargıtay kararları açısından tartışılmıştır.
Limited şirketlere uygulanan hükümler
6102 sayılı Türk Kanunu'nda limited şirketlere ilişkin hükümler TTK m. 573-644 arasında düzenlenmiştir. Söz konusu hükümler içerisinde kanun koyucu limited şirketlerin kendi yapısına uygun hükümler getirmenin yanı sıra anonim şirketler ile benzer unsurlar ihtiva etmesinden dolayı da gerek gördüğü konularda anonim şirket hükümlerine atıfta bulunmuştur. Atıf yapılan bu hükümler ise TTK m. 644'te tek bir hüküm içerisinde ve TTK m. 573-644 arasında ise ilgili konu bağlamında dağınık bir şekilde yer almaktadır. Ancak her ne kadar ilgili konularda atıfta bulunmuşsa da limited şirketlere ilişkin hükümler bazı düzenleme eksiklikleri/ kanun boşluğu bulunmaktadır. Bu düzenleme eksiklikleri ise limited şirketlerin kişisel ögeleri barındıran bir sermaye şirketi türü olması sebebiyle şahıs şirketleri ve/veya sermaye şirketlerine özellikle de anonim şirketlere ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanması yoluyla giderilebilir. Çalışmamızda limited şirketlerin yapısı, anonim şirket hükümlerine yapılan atıflar ve kanun boşluğu bulunan konularda uygulanabilecek sermaye ve şahıs şirketi hükümleri incelenecektir.
Anonim şirketlerde kâr dağıtımı, vergilendirilmesi ve muhasebeleştirilmesi
Anonim şirketler, ortaklarının sorumluluğunun sermaye payları ile sınırlı olması, şirkete ortak olma ve şirketten ayrılmanın kolay olması gibi nedenlerle yaygın olarak tercih edilen bir şirket türüdür. Anonim şirketler, çok sayıda menfaat sahibini bir araya getiren, büyük miktarlardaki sermayenin toplanmasını ve sermayenin tabana yayılmasını sağlayarak ekonomi üzerinde çok önemli etkilere sahip olan bir şirket türüdür. Anonim şirketler halka açılmak yoluyla gereksinim duydukları finansman kaynağını temin ettikleri gibi küçük tasarruf sahiplerinin tasarruflarının yatırıma dönüştürülmesini sağlayarak sermayenin tabana yayılmasına aracılık ederler. Anonim şirketlerde elde edilen kârın dağıtılıp dağıtılmayacağı, dağıtılacaksa ortakların kârdan alacakları paylarının ne kadar olacağı, kârın ne kadarlık kısmının dağıtılmayıp işletmede bırakılacağı, şirket kârından devletin payı olan vergilerin nasıl hesaplanacağı konuları önem arz etmektedir.Bu tez çalışmasında, anonim şirketlerde, faaliyetlerden elde edilen kârın dağıtım aşamasının vergi boyutu da dikkate alınarak ayrıntılı olarak değerlendirilmesi, avans kâr payının hesaplanması, dönem kârından mahsubu ve muhasebeleştirilmesinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, halka açık olmayan anonim şirketlerde kâr dağıtımı, vergilendirilmesi ve muhasebeleştirilmesi işlemleri örnek uygulamalar ile açıklanmıştır
Anonim şirket faaliyet raporlarının mali analiz açısından önemi ve Türkiye'deki uygulama
Fikri mülkiyet haklarının anonim şirketlere ayni sermaye olarak getirilmesi
Sermaye, anonim şirketler için olmazsa olmaz unsurlardan biridir. Sermaye unsurunun sağlanması adına kullanılabilecek araçlardan biri de fikri mülkiyet haklarıdır. Teknolojinin gelişimiyle birlikte önem seviyesi daha da artan fikri mülkiyet hakları, önümüzdeki yıllarda anonim şirket sermayesinin oluşturulmasında da hak ettiği konumu alacaktır. Bu nedenle çalışma konumuzu, "Fikri Mülkiyet Haklarının Anonim Şirketlere Ayni Sermaye Olarak Getirilmesi" başlığıyla belirledik. Tezimizin ilk bölümünde, fikri mülkiyet kavramı, fikri mülkiyet haklarının özellikleri ve bu hakların sınıflandırılmasına ilişkin genel bilgiler verilmiştir. Anonim şirketlere sermaye olarak getirilecek olan fikri mülkiyet hakkı olduğu için, fikri mülkiyet haklarına konu ürün ve işaretler ile hakkın kendisi arasında bir ayrıma gidilmiştir. Konumuz açısından taşıdığı önem itibariyle, fikri mülkiyet haklarının aslen ve devren kazanılması bu bölümde incelenmiştir. İkinci bölümde, anonim şirketlerde sermaye kavramı incelenmiş, fikri mülkiyet haklarının sermaye içindeki konumu tespit edilmiştir. Daha sonra Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile fikri mülkiyet haklarına ilişkin mevzuat birlikte değerlendirilerek, anonim şirketlere ayni sermaye olarak konulabilecek ve konulamayacak fikri mülkiyet hakları ayrıntılı bir şekilde ortaya konulmuştur. Üçüncü ve son bölümde, fikri mülkiyet haklarının anonim şirket malvarlığına dâhil olma süreci incelenmiştir. Bu doğrultuda taahhüt ve tasarruf aşamaları arasında ayrıma gidilmiş, fikri mülkiyet haklarının kendi özellikleri de dikkate alınarak sonuçlara varılmıştır. Son olarak ayni sermaye olarak taahhüt edilen fikri mülkiyet haklarının ifasına yönelik alınabilecek önlemler, ifanın imkânsızlığı ve ifa edilmemenin sonuçları çeşitli ihtimaller göz önünde bulundurularak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fikri mülkiyet hakları, ayni sermaye, taahhüt, devren kazanım.
Pay sahibi haklarının korunması kapsamında anonim şirket yönetim kurulu kararlarının butlanı
Anonim şirketlerde gün geçtikçe gücü artan yönetim kurulu karşısında pay sahiplerinin korunması için Türk ve İsviçre hukukunda çeşitli hukuki yollara başvurulduğu görülmektedir. Fakat bu yollar dahi yönetim kurulunun gücü karşısında pay sahiplerinin korunmasında yeterli olamamaktadır. Bu noktada, yönetim kurulu kararlarının hükümsüzlüğü özel bir öneme sahiptir. TTK m. 391'de ve OR Art. 714'ün atfı ile 706b'de yönetim kurulu kararlarının butlanı sebepleri, sınırlı sayıda olmamak üzere düzenlenmiş, yönetim kurulu kararlarının iptali düzenlemesine ise ilgili kanunlarda yer verilmemiştir. TTK m. 391 gereği, "Yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; Eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır". Butlan sebepleri sınırlı sayıda olmadığından başkaca butlan sebepleri de mevcuttur. Özellikle, genel hükümlere (BK m. 27), anasözleşme hükümlerine, potansiyel pay sahiplerinin, alacaklıların ve şirket çalışanlarının haklarını koruyan hükümlere, şekle ilişkin hükümlere ve yönetim kurulu üyelerinin kişisel haklarına ilişkin hükümlere aykırı yönetim kurulu kararları da batıldır. Butlan iddiası, meşru menfaati olan herkes tarafından herhangi bir süre ile sınırlı olmaksızın dava veya itiraz yolu ile ileri sürülebileceği gibi, konu kamu düzenini ilgilendirdiğinden hâkim tarafından re'sen göz önünde bulundurulur. Yönetim kurulu kararlarının süresiz olarak butlan yaptırımına tabi olması ticari yaşamı ve hukuk güvenliğini tehdit eder. Bu sakınca sebebiyle mahkemelerin ayrıntılı ve çok yönlü değerlendirmeler sonucu butlan kararlarını vermeleri gerekmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre şirketin kendi paylarını iktisap etmesi
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, anonim ve limited şirketlerin kendi paylarını iktisap etmesi konusunda, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu?nda benimsenen kural olarak şirketin kendi paylarını iktisap edememesine ilişkin sistemi bertaraf etmiş ve anonim ve limited şirketlerin kendi paylarını iktisap etmesine Kanunda belirtilen şartlara ve sınırlamalara uymak şartıyla izin vermiştir. Ayrıca Kanun, anonim şirketlerle ilgili düzenlemelerde, payların iktisabının bir nevi zorunluluk arz ettiği durumlar açısından, anonim şirketin kendi paylarını iktisap etmesinin sınırlandırmalarına ve şartlarına ilişkin bir kısım istisnalar kabul etmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, bu sistemi esas itibariyle, Avrupa Ekonomi Topluluğu?nun 13 Aralık 1976 tarihli 77/91 sayılı İkinci Şirketler Yönergesi?ndeki kurallardan esinlenerek kabul etmiştir. Anonim şirketin kendi paylarını iktisap etmesi, Kanunun 379 ilâ 389 uncu maddeleri arasında düzenlenmiştir. Limited şirketin kendi paylarını iktisap etmesi ise, Kanunun 612 nci maddesinde ele alınmıştır. Bu çalışmada, anonim ve limited şirketlerin kendi paylarını iktisap etmesinin şartları, istisnaları ve sonuçları ele alınmıştır. Bu konular incelenirken ihtiyaç duyuldukça, mehaz düzenlemelere değinilmiştir. Ayrıca bir şirketin kendi paylarını iktisap etmesinin sebepleri ve sağladığı faydalar, şirketin kendi paylarını iktisap etmesi durumunda ortaya çıkabilecek sakıncalar ile şirketin kendi paylarını iktisabının hangi yollarla gerçekleşebileceği ele alınmıştır. Tüm bunlar ele alınmadan önce, anonim ve limited şirketler açısından pay ve pay senetleri hakkında, çalışmanın konusu açısından faydalı olabileceği düşüncesiyle, çalışma konusu kapsamında olmak üzere kısa bilgiler sunulmuştur.
Sermaye şirketlerinde payın miras yoluyla geçmesi
Sermaye şirketlerinde pay, satış, bağışlama, trampa gibi bir iradi işlemle kazanılabileceği gibi miras, cebri icra, mal rejimi hükümleri uyarınca kanun gereği de kazanılabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) payın kanuni bir hüküm uyarınca edinilmesi, iradi devirle iktisap edilmesinden farklı şekilde düzenlenmiştir. Tezimizde, sermaye şirketlerinde payın, kanuni intikal hallerinden biri olan miras yoluyla geçmesi inceleme konusu yapılacaktır. Konunun incelenmesi, istenmeyen mirasçının pay sahibi olmasına engel olunarak, şirketin kendine has niteliklerini ve bağımsızlığını koruma, yabancılaşmaya karşı koruma gibi menfaatleri karşısında; payı miras yoluyla iktisap eden kişinin Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet ve miras hakları arasında adil bir dengenin kurulması açısından büyük bir öneme sahiptir. Anahtar Kelimeler: Sermaye şirketleri; nama yazılı pay; pay devri; miras; kaçış klozu.
Sermaye Piyasası Kanunu'na göre anonim ortaklıkta ayrılma hakkı
Anonim ortaklık genel kurulunda alınan bazı önemli nitelikteki işlemlere ilişkin kararlara muhalif kalan azınlık pay sahiplerine, paylarını adil bir bedel üzerinden ortaklığa satarak ayrılma hakkı tanınmıştır. Böylece payını hukuki, fiili ya da iktisadi engeller sebebiyle devredemeyen pay sahibine yatırımını likide etme imkanı sağlanmıştır. Ayrılma hakkı, hukukumuzda ilk kez halka açık anonim ortaklıklar bakımından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 24 ile düzenlenmiştir. Ayrıca kendisine tanınan yetkiye dayanarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından da, II-23.1 sayılı Önemli Nitelikteki İşlemlere İlişkin Ortak Esaslar ve Ayrılma Hakkı Tebliği çıkarılmıştır. Çalışmamızda, ayrılma hakkının tarihsel gelişimi, benzer anonim ortaklık kavramlarından farkı açıklanmış; ayrılma hakkının özellikleri, hakkı doğuran önemli nitelikteki işlemler, ayrılma hakkının kullanımı ve işleyiş süreci gibi konular karşılaştırmalı hukuk ekseninde incelenmiştir.
Sermaye piyasası mevzuatında anonim ortaklıkların pay devri sınırlamaları
Kural olarak anonim şirketlerde pay serbestçe devredilebilir. Bununla birlikte, ekonomik nedenler ve sermaye piyasasının gereksinimleri, anonim şirketin kendisini veya hissedarlarını korumak ve istenmeyen kişilerin pay sahibi olmasının önlenmesi gibi amaçlarla bu serbestlik sınırlandırılabilir. Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu'nda payın serbestçe devredilebilirliği kuralına birtakım sınırlamalar getirilmiştir. Sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişini sağlamak amacıyla, sermaye piyasasında faaliyet gösteren anonim şirketlerin pay devirlerine sınırlamalar getirilmiştir. Bu çalışmada, sermaye piyasası mevzuatı ile sermaye piyasasında faaliyet gösteren anonim şirketlerin pay devirlerine getirilen sınırlamalar araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anonim şirket, Pay, Anonim Ortaklıklarda Pay Devri, Payın Serbestçe Devredilmesi, Pay Devri Sınırlamaları, Sermaye Piyasası ve Sermaye Piyasası Kanunu.
Anonim ve limited şirketlerde pay, kȃr payı ve yedek akçelerinedinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında tasfiyesi
743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi'nde eşler arasında aksi kararlaştırılmadığı sürece yasal mal rejimi olarak "mal ayrılığı rejimi" kabul edilmiş, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Yeni Yasa'da ise yasal mal rejimi "edinilmiş mallara katılma rejimi" olarak değiştirilmiştir. Bu rejim değişikliği taraflar arasındaki mal rejiminin tasfiyesinde köklü değişiklik ve sonuçları da beraberinde getirmiştir. Bu esaslı değişiklik, eşlerin sahip oldukları şirket pay ve gelirlerine ilişkin olarak da önemli etkiler doğurmuştur. Çalışmamız, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi kapsamında Anonim ve Limited Şirketler bakımından şirket pay ve gelirlerinin tasfiyesine ilişkin değerlendirmelerle sınırlandırılmıştır. Çalışmamızın ilk bölümünde ticaret hukuku kapsamında şirket sermaye, pay, kâr payı ve yedek akçe kavramlarına ilişkin değerlendirmelere yer verilmiş, ikinci bölümde ise medeni hukuk kapsamında edinilmiş mallara katılma rejimine ilişkin düzenlemeler, kişisel mal niteliğindeki şirket pay ya da gelirleri, edinilmiş mal niteliğindeki sermaye, pay, kar payı ve yedek akçeler, sermaye artırımı halinde edinilen şirket payları, şirketlerde edinilmiş mal niteliğindeki mal varlığının tasfiyesi, ticaret hukuku ve işletme bölümü kapsamında şirket değerlemeleri ile gerek doktrin gerekse Yargıtay içtihatları nazara alınarak konu incelenmeye çalışılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde anonim şirket birleşmelerinde pay sahiplerinin ve alacaklıların korunması
Birleşme, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ticaret şirketlerinin gerçekleştirebilecekleri yapısal değişiklik türlerinden biri olarak düzenlenmiştir. Birleşmenin türleri açık olarak belirtilmemekle birlikte, "devrolma yoluyla birleşme" ve "yeni kuruluş yoluyla birleşme" şeklinde iki hukuki türünün olduğu kabul edilmektedir. Öte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda özellikle devralma yoluyla birleşmeye ilişkin düzenlemeler yapıldığı görülmektedir. Birleşme sonucunda birleşmeye taraf şirketlerden en az birinin tasfiyesiz dahi olsa sona erecek olması ve külli halefiyet gibi sonuçları sebebiyle birleşmenin şirket pay sahipleri ve alacaklıları üzerinde büyük etkisi vardır. Bu sebeple de çalışmamızda, anonim şirketlerin birleşmesiyle sınırlı olarak, birleşmede pay sahipleri ve alacaklıların korunması konusu incelenmiştir. Pay sahiplerinin ve alacaklıların korunması konularına geçmeden önce öncelikle birleşmenin tanımı, nedenleri ve türleri üzerinde durulmuştur. Daha sonra da birleşmede pay sahiplerinin korunması hususu incelenmiştir. Pay sahiplerinin korunması bakımından "ortak olma durumunun devamı ilkesi", bununla bağlantılı olarak payların değişim oranı, bilgi edinme ve inceleme hakkı, devralma yoluyla birleşmede devralan şirketin sermayesini artırma zorunluluğu dâhil pek çok husus irdelenmiştir. Daha sonra da birleşmede alacaklıların korunması hususu, alacaklıların hem kurumsal hem de bireysel korunması şeklinde ayrıma gidilerek incelenmiştir.
Anonim ortaklığın haklı sebeple feshi
Çalışmamızda azınlığın korunmasında en etkili araçlardan birisi ve anonim ortaklığın sona erme hallerinden birisi olan ortaklığın haklı sebeple feshi tüm yönleri ile ele alınmış ve incelenmiştir. Yöntem olarak bir bütün halinde söz konusu hukuki kurumun detaylı şekilde incelenerek varılan sonuçların ortaya konulması yolu tercih edilmiştir. Türk Hukukunda anonim ortaklıkların haklı sebeple fesih kurumu ilk kez 6102 sayılı ve 2012 tarihli Türk Ticaret Kanunu'nun 531. maddesi ile düzenlenmektedir. Hükmün mehazını 1936 tarihli İsviçre Borçlar Kanunu m. 736 b. 4 teşkil eder. TTK. 531'de bu hak ortaklık sermayesinin onda birini elinde bulunduran azınlığın kullanabileceği bir dava hakkı olarak düzenlenmiştir. Azınlık mahkemeye başvuracak ve mahkeme haklı sebeplerin var olduğuna kanaat getirir ise ortaklığın feshine karar verebilecektir. Madde kapsamında anonim ortaklığın feshine yol açacak haklı sebeplerin neler olduğunun belirlenmesi çalışmanın temel konularından birisidir. Gerek İsviçre gerekse Türk Hukukunda hâkime ortaklığın feshi yanında uygun ve kabul edilebilir çözümlere de hükmetme yetkisi tanınmış olup bu çözüm yolları ve sonuçları da çalışmanın önemli bir bölümünü oluşturur. İsviçre hukukundan ayrılan bir nokta ortaklığın feshi yanında hakime tanınması öngörülen azınlık pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılması imkanının TTK. 531'de açıkça zikredilmesi olmuştur. Uygun ve kabul edilebilir alternatif çözüm yöntemlerinden en önemlisi olan bu hukuki kurum ve sonuçları üzerinde de çalışmamızda önemle durulmuştur.
Anonim şirketlerde azınlık hakları ve azınlığın korunması
Bir tür sermeye şirketi olan anonim ortaklıklara hakim olan ilke çoğunluk ilkesidir. Halka açık anonim ortaklıklarda birçok ortak vardır. Bu nedenle pay sahiplerinin genel kurul toplantılarına olan ilgisi azalır ve gerekli teknik bilgiye sahip olmayan küçük ortaklar genel kurul toplantılarına katılmaz. Bu durumda, şirketlerde bir güç boşluğu vardır. Çoğunluğun kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesi halinde azınlık hakları da ihlal edilebilir. Bu nedenle çalışmamız, çoğunluk hissedarlarına karşı azınlık hissedarlarının korunması için tanınan hakları inceleyecektir. TTK'ye göre azınlık hakları herhangi bir sınıflandırmaya tabi değildir. Çalışmamızda azınlık hakları doktrinin olumlu ve olumsuz azınlık yorumuna göre incelenecektir.
Anonim şirketlerde azınlık hakları
Anonim şirketler kural olarak çoğunluk ilkesine göre yönetilir ve kararlar genel kurulda çoğunluğun olumlu oyu ile alınır. Bu durum azınlığın ve şirketin menfaatlerini çoğunluğun gölgesi altında bırakır. Bu sorunun çözümü için azınlığa bir takım haklar tanınmış ve azınlık çoğunluğun baskısından korunmuştur. Halka açık olmayan anonim şirketlerde sermayenin %10'una sahip hissedarlar ile halka açık anonim şirketlerde sermayenin %5'ine sahip hissedarlar azınlığı oluşturur. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun azınlığa tanıdığı hakların kullanılabilmesi için pay sahibi ya da pay sahiplerinin şirketin türüne göre belirtilen orana ulaşması gerekir. 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda azınlığa kimi haklar tanınmıştır fakat 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ile uygulamada azınlığın karşılaştığı sorunlara ilişkin çözümler getirilmiş ve azınlığa daha geniş haklar tanınmıştır. Bu çalışmada 6102 Sayılı Kanun'da azınlığa tanınan haklar olumlu azınlık hakları ve olumsuz azınlık hakları başlığı altında incelenmiştir.