Urban development
72 theses under this subject heading
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nin Süleymanpaşa ilçesi ekonomik gelişmesi üzerindeki etkileri: Öğrenci tüketim harcamaları özelinde bir değerlendirme
Üniversitelerin ekonomik büyüme, sosyal gelişme, rekabet edebilir mal üre-timi ve hizmetlerin sağlanması, kültürel kimlik oluşumu, sosyal bağın ve kültürün sürdürülmesi ve sonuçta yoksulluğa karşı mücadele ve barınma kültürünün destek-lenmesi gibi konularda çok önemli bir konuma sahip olduğu konusunda genelde uz-laşma olduğu görülmektedir. Üniversiteler bilim ve bilginin en etkili/kaliteli bir şekilde üretildiği ve bu birikimlerin işlendiği kurumların ilk sırasında yer almaktadır. Üniversiteler kuruldukları şehirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel olarak gelişmesine katkıda bulunurlar. Bu nedenle, pozitif dışsallık yaratmaktadır. Bu çalışmanın amacı üniversitelerin kuruldukları şehirlere yaptığı katkıları sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve demografik boyutlarda ele alarak; 2006 yılında kurulan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nin merkez ilçe Süleymanpaşa'ya olan sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve demografik katkılarını incelemektir. Bu amaçla çalışmanın analiz kısmında NKÜ öğrencilerine uygulanan anket verileri kullanılmıştır. Böylece öğrencilerin tüketim davranışlarını belirleyen etkenler analiz edilerek, üniversitenin merkez ilçe ekonomisine katkısı incelenmektedir. Anahtar kelimeler: NKÜ, Tüketim Davranışları, Eğitim
Smart cities, smarter management developing a smart framework for smart city projects management in Europe
The smart cities concept is currently considered one of the "hottest topics" in urban development, especially in Europe. Cities around the globe have been promoting and supporting smart city projects, reflecting the belief that integrating technology and infrastructure can enhance cities' livability, sustainability, services and competitiveness. Though a lot of research on the topic has been done, there are still limited insights into the managerial angle. This thesis research is thus undertaken to fill this gap by exploring the smart city through a lens of management in order to develop a deeper understanding of smart city projects. Also, it focuses more on the role of smart management in the smart city project success by viewing the smart city as a unique complex project and identifying smart city projects success practices and challenges. Through a quantitative correlational study, the thesis investigates the relationship between smart project management practices and smart city project success in different smart city projects located in Europe. Based on the analysis, a conceptual framework was proposed setting out a holistic view of smart city projects management.
Üniversite-Kent ilişkisi: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi örneği
Eğitim, dünyada çağdaş bir yaşam sürdürmenin en önemli gerekliliklerinden biridir. Eğitimin en üst halkasını oluşturan üniversiteler ise yenilik ve gelişmişliğin temel göstergelerindendir. Üniversiteler, kuruldukları tarihten günümüze kadar gelişip büyürken aynı zamanda bulundukları kentin toplumsal yaşamını da ekonomik, sosyal, kültürel ve teknolojik anlamda geliştirip değiştirmektedir. 1982 yılında kurulan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi kuruluşundan bugüne gelişip büyümekte aynı zamanda bulunduğu kenti de etkilemektedir. Bu çalışmada amaç, üniversite-kent ilişkisinin tarihsel gelişimini açıklamak, üniversitenin kente sunduğu hizmetin/hizmetlerin toplumun beklentilerini yeterli bir düzeyde karşılayıp karşılamadığını belirlemeye çalışmak, Ar-Ge ve danışmanlık hizmetlerinin yerel ekonomiye ve istihdama etkilerini yorumlamak ve üniversitenin kentin ekonomik, sosyal, kültürel alanlarda gelişimini açıklamaya çalışmaktır. Bu nedenle çalışmada 300 kent esnafına anket uygulaması yapılmış olup toplumu temsil eden farklı kesimler ile de (sivil toplum kuruluşları, siyasal partiler, yerel yöneticiler) görüşme tekniği kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre; üniversite, büyüyüp gelişirken aynı zamanda kenti de sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan oldukça geliştirmekte ve değiştirmektedir. Ancak kent merkezine olan uzaklığı üniversite-kent ilişkisini zayıflatmakta ve bunun doğal sonucu olarak kentin beklentilerini karşılama, Ar-Ge ve danışmanlık hizmetlerinde bulunma ve bilimsel çalışmaların kent ile paylaşılması gibi birçok önemli hizmeti sekteye uğratmaktadır. Bu nedenle üniversite-kent ilişkisini güçlendirmek için mekansal olarak kent merkezine olan uzaklık sorununu iyileştirmek amacıyla ulaşımın iyileştirilip çeşitlendirilmesi, yöre halkı ile iletişimi sağlamak, kentin üniversitesi olmak için ise kent sorunlarının çözümüne yönelik bilimsel çalışmalar ve uygulamaların arttırılması ve bu çalışmaların kent ile bir arada gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Üniversite, Kent, Üniversite-Kent İlişkisi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sayfa Adedi: 170 Tez Danışmanı: Doç. Dr. Suvat PARİN
Cumhuriyet Döneminde Tatvan (1950-1970)
Köklü bir tarihe ve kültürel bir zenginliğe sahip Van Gölü Havzası coğrafyası, 20. yüzyıl başlarında isyanların, savaşların ve göçlerin yaşandığı hareketli bir döneme sahne olmuştur. Özellikle Ermenilerin başlatmış olduğu isyanlar ve Rusların birçok ili işgal etmesi bunun kanıtıdır. Bölgede baş gösteren isyanlar ve yaşanan savaşlar ise, asayişsizliğe neden olmuştur. Akabinde bu sorunlar, yerel halkın başka yerlere göç etmesini de zorunlu hale getirmiştir. Yaşanan tüm bu olumsuz havaya rağmen Osmanlı Hükümeti'nin buraya atadığı Mustafa Kemal Paşa ve yerel halkın çalışmaları ile bölge düşman işgalinden kurtulmuştur. Nitekim Cumhuriyet'in ilan edilmesi ile birlikte yeni bir süreç başlamıştır. Bu yıllarda, savaşların yarattığı izler silinmeye çalışılmış ve tüm yurtta çeşitli yatırım planları hazırlanmıştır. Van Gölü Havzası da bu planlar kapsamına dahil edilmiştir. Bu bölgeden verimli bir biçimde faydalanmak için çeşitli tetkikler yapılmıştır. Bölgeye gönderilen heyetin yaptığı incelemeler sonucunda Van Gölü üzerinde ulaşımın daha modern ve hızlı bir şekilde sağlanabilmesi için Bitlis'in en büyük ilçesi olan Tatvan uygun görülmüştür. Buradan hareketle 1934 yılında Van Gölü İşletme İdare Merkezi, Van Gölü'ne yakın Muradiye İlçesi'ne bağlı Ernis Köyü'nden (bugün Ünseli Köyü), Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Bitlis'e bağlı Tatvan'a alınmıştır. İlçede gerçekleşen diğer atılımlar, 1945 yılında da devam etmiş; tersane, liman ve iskelelerin yapımına başlanmıştır. Bunların yanı sıra uluslararası bir proje olan, Muş-Tatvan-Van-Kotur Demiryolu hattının önemli bir durağı olarak Tatvan bölgesi seçilmiştir. 1957 yılında yapımına başlanan Muş-Tatvan-Van-Kotur Demiryolu projesi, CENTO (Merkezi Antlaşma Teşkilatı-Central Treaty Organization) programı kapsamında gerçekleşmiştir. Tatvan limanına ulaşan vagonlar, feribotlar vasıtasıyla Van'a ulaştırılmış; böylelikle ülkemizin en doğusu ile demiryolu ağı kurulmuştur. Karayolu, denizyolu ve demiryolu ulaşımı yönüyle Tatvan, 1960'ın başlarından itibaren hızlı bir gelişme dönemine girmiştir. İran'a uzanacak demiryolu hattının 1964 yılında Tatvan'a varması ile ilçenin ekonomik ve sosyal faaliyetleri de artış göstermiştir. Okul bahçesinde başlayan ve Doğu Anadolu'nun en önemli fuarlarından biri haline gelen Tatvan Doğu Anadolu Fuarı, on binlerce ziyaretçiyi ağırlamıştır. Çevre il ve ilçelerden gelen binlerce insanın ziyaret ettiği bu fuar, Tatvan'ın ekonomik ve sosyal hayatını canlandırmıştır. Geçmişten günümüze tarih sahnesinde önemli bir bölge olan Tatvan ilçesi, 1930'lu yıllarda küçük bir kasaba iken; kısa süre içerisinde gelişerek askeri, idari ve ulaşım merkezi durumuna gelmiştir. İlçe, 1970'li yıllara gelindiğinde çeşitli atılımlarla daha da ivme kazanmıştır. Bu çalışmada konumu itibariyle Bitlis'in ilçesi Tatvan'ın, 1950 yılından başlayarak 1970 yılına kadar gerçekleşen tarihi seyri detaylı bir şekilde ele alınarak incelenmiştir.
Şehir coğrafyası açısından Vezirköprü (Samsun)
Tarihi süreç içerisinde Şinder (Şin: Köprü) ve Gedegra isimleriyle anılan Vezirköprü, Ankara devlet karayoluna 31 km'lik bir tali yol ile bağlanmaktadır. İlçenin kuzeyinde Durağan (Sinop), kuzeybatısında Saraydüzü (Sinop), güneybatısında Osmancık (Çorum), güneyinde Gümüşhacıköy (Amasya) ve Merzifon (Amasya), güneydoğusunda ve doğusunda Havza (Samsun), kuzeydoğusunda Bafra ve Alaçam (Samsun) ilçeleri bulunmaktadır. İlçe merkezi Vezirköprü Ovası'nın bitişiğinde, neojen havzası üzerine kurulu olup hafif meyilli bir topografyaya sahiptir. Şehir, 1. dereceden deprem kuşağında bulunmaktadır. Şehir içerisinden Uluçay ve Esenli çayları geçmektedir. İlçe merkezi deniz seviyesinden 300-390 m yükseklik aralığında bulunmaktadır ve 14,95 km²'lik bir alana sahiptir. Vezirköprü yöresi Karadeniz iklimi ile iç kısımların karasal iklim karakteri arasında geçiş kuşağında bulunmaktadır.Şehirsel fonksiyonları bakımından hizmet sektörünün ağır bastığı Vezirköprü şehir yerleşmesi, 2008 yılı adrese dayalı sayım sonuçlarına göre 25894 kişilik bir nüfusu barındırmaktadır. Nüfus, kırsal göçün ve doğurganlığın etkisiyle ? 11.77'lik bir artış hızına sahiptir. Şehirsel doku bakımından ışınsal dokunun etkisinde olan şehrin 21. yüzyılda, devlet yolunun etkisiyle doğrusal şehir dokusuna bürünmeye başladığı görülmektedir. Depremsellik ve zemin özellikleri, şehirsel gelişimde kısıtlılıklara neden olmaktadır. Vezirköprü şehir yerleşmesinde arazi kullanımı açısından konut alanları ve tarım alanları ön plandadır. Sanayi fonksiyonu bakımından ise orman ve tarıma dayalı sanayinin geliştiği şehirde geleneksel meslekler de mevcuttur.Bu araştırmada Vezirköprü yerleşmesinin Şehir Coğrafyası bakımından gösterdiği özellikler modern haritalama teknikleri ile desteklenerek araştırılmış ve yaşanan sorunlara çözüm üretilmeye çalışılmıştır.
Besni Şehri'nin mekânsal gelişimi ve şehirleşmeye bağlı problemler
Dünya genelinde şehirleşme hareketlerinin ortaya çıkış biçimleri ve dönemleri bir bütünlük arz etmemektedir. Sanayi Devrimi ile başlayan şehirleşme hareketi ülkemizde 1950 yılından sonra görülmeye başlanmış ve 1980 yılından sonra ise hızlı bir şekilde devam etmiştir. Şehirleşme hareketine bağlı olarak nüfusu artan yerleşmelerde yeni mekansal gelişim alanları ortaya çıkmasına bağlı olarak bazı yerleşmelerde şehrin mekansal gelişim yönünde de değişmeler görülmektedir. şehirleşme olayı meydana gelirken özellikle bazı bölgelerde hızlı bir şekilde gerçekleşmiş ve bu buna bağlı olarak plansız, çarpık yerleşmeler, gecekondular ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla şehirlerde sosyal hayata, kültüre, ekonomiye, çevreye, sağlık ve altyapıya dair sorunlar meydana gelmiştir. Bu çalışmada, Besni'nin ilk kurulmuş olduğu sahadan başlayarak, günümüze kadar gelen süreçte meydana gelen mekansal değişiklikler, fonksiyonel özellikler ve yerleşmenin şehirleşmesinde coğrafi özeliklerinin etkisi incelenmiştir. Ayrıca yeni mekansal gelişim alanları tarihi coğrafya perspektifiyle incelenmeye çalışılmış ve şehirleşme olgusu ile meydana gelen başlıca sorunlar değerlendirilmiştir. Çalışma sahası olan Besni yerleşmesi Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Adıyaman iline bağlı bir şehir merkezidir. Besni Şehri ilk çağlardan beri yerleşme alanı olarak ortaya çıkmış ve Mezopotamya Bölgesi içinde idari olarak önemli bir ilçe yerleşmesi konumundadır. 1927'de şehrin nüfusu 7014 kişi iken 2019 yılında 34584 olmuş ve genel olarak şehir nüfusu sürekli artış göstermiştir. Besni şehrinde hakim ekonomik fonksiyon hizmet sektörü olmakla birlikte sanayi ve inşaat sektörlerinin de payı azımsanmayacak kadar çoktur. Şehrin etki alanında bulunan kırsal nüfusun fazla olmasına bağlı olarak ticari iş yerleri ağırlıktadır. 2000 yılından sonra kırsal kesimden şehir merkezine doğru göçler artış göstermiş ve şehrin mekansal olarak batı yönüne doğru gelişimi hızlanmıştır. Şehrin ilk kuruluş nüvesini oluşturan Besni kalesi etrafında savunma fonksiyonu ön planda olan bir yerleşme olarak kurulmuştur. Kurulduğu arazi yapısının eğimli, dar ve engebeli bir yapıya sahip olmasına bağlı olarak zamanla yer değiştirmiştir. Buna bağlı olarak günümüzdeki şehir alanı eski şehir alanın 5 km kuzeyinde kurulmuştur. Yeni şehir alanına taşınmalar hızlı bir şekilde gerçekleşmiş; plansız, düzensiz büyümeye bağlı olarak Besni şehrinde de şehirsel sorunlar ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Şehir, Mekânsal Gelişim, Besni, Fonksiyon, Problemler
Etimesgut'ta şehirsel gelişim ve konut alanlarının morfolojik dönüşümü
Şehirlerin kuruluşu ve morfolojik gelişimi fiziki, beşeri ve ekonomik olmak üzere birçok değişkene bağlı olarak gerçekleşmektedir. Etimesgut şehri 1928 yılında Ankara şehir merkezinin batısında yer alan boş araziler üzerinde Cumhuriyet rejiminin modern yüzünü temsil etmesi amacıyla ve Bulgaristan'dan mübadele yoluyla ülkemize gelen vatandaşlarımızın iskanı için tarihi tren istasyonu yakınında örnek köy yerleşmesi olarak kurulmuştur. Etimesgut şehri, İç Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Sakarya Bölümü'nde bulunan Ankara iline bağlı bir ilçe merkezidir. Araştırma sahasını oluşturan Etimesgut şehri Ankara'nın batısında toplam 10.300 hektar yüzölçümüne sahip Ankara metropolünün merkez ilçelerinden biridir. Etimesgut şehri, idari olarak bağlı bulunduğu Ankara ili gibi ülkemizdeki şehirleşme hareketlerinden etkilenmiştir. Şehir tarımsal fonksiyon üzerine kurulmuş olmasına rağmen oldukça kısa bir süre içerisinde sağlık, askeri, sanayi ve hizmet sektörlerini de geliştirerek tarımsal fonksiyonundan sıyrılmıştır. Şehrin temelleri örnek köy kapsamında 52 hane ile birlikte atılmıştır. 1950'li yıllardan itibaren örnek köy ve çevresinde şehir gelişim göstermeye başlamıştır. Şehir 1990'lı yıllara kadar gecekondu yapıları ile birlikte bir gelişim gösterirken, 1990 ila 2010 yılları arasında gecekondu yapıları yerini apartman yapılarına bırakmıştır. Şehir yerleşmeleri canlı organizmaları gibi doğar, gelişir ve belli bir olgunluğa erişirler. Gerçekleştirilmiş olan bu çalışma ile şehrin fiziki, beşeri ve ekonomik yapısının yanı sıra, kuruluşundan günümüze kadar geçirmiş olduğu morfolojik dönüşüm aşamaları tespit edilerek değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimler: Şehirsel Gelişim, Şehirsel Fonksiyonlar, Morfolojik Dönüşüm, Etimesgut
A data-driven approach for understanding human behavior in urban studies
As digital tools and methods continue to alter the development and growth patterns of the cities, the relationship of the urbanites with the city and also the designers' tools and methods used to design the city; the use of data has become an essential focus in understanding and designing urban environments. Although cities have experienced several technological paradigm shifts, the current transformation defined with digitalization of information and related methods, approaches and practices have a remarkable impact on the cities, urbanites and designers. Consequently, the cities become defined, equipped, supported and represented with data and they have turned into major generators of data. In recent years, the rise of digital tools and methods has generated vast amounts of data that offer insights into the behavior of urbanites and the design of cities. Therefore, the notion of Big-Data, a key output of digitalization, has become a decisive spotlight in our efforts to comprehend cities. The emphasis of the thesis is to investigate the potential of Big Data as a valuable resource for urban studies and proposes a data-driven approach to better understand the human behavior. By introducing innovative model for leveraging Big Data within the frame of Urban Informatics, it examines the use of "Topic Modeling" to analyze user-generated data and seamlessly integrate interdisciplinary approaches. This model also aims to make a significant contribution to urban studies and emphasize the crucial role of data in shaping our cities concentrating on analyzing human behavior in urban environments. Keywords: big-data, urban informatics, data-driven urban studies, topic modelling
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa vakıfları: Yönetimi, kentsel gelişime katkıları ve iktisadi yapısı
Bu çalışma çeşitli kaynakların analizinden hareketle Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfı örneğinde Osmanlı vakıf sistemini yönetim, iktidar, kentsel gelişim ve ekonomi kavramları çerçevesinde uzun bir zaman aralığında incelemeyi ve bu sayede bütüncül bir yaklaşımla Osmanlı vakıf müessesesinde yaşanan dönüşüm ve kırılmaları ortaya koymayı hedeflemektedir.
Yenice-i Vardar'ın (Yunanistan) kent gelişimi ve Osmanlı eserleri
Evrenos Bey'in yaşadığı dönem, Balkanlar'ın Osmanlılar tarafından ele geçirilmeye başlandığı ve Osmanlı devletinin kendine özgü bir feodal sistemle bölgede yayıldığı döneme denk gelmektedir. Evrenos Bey bir akıncı, uc beyi, hacı ve çok sayıda hayır kurumunun kurucusu olmuştur. Odaklandığımız şehir, Evrenos'un isminin yüceltildiği, dini ve ticari niteliğe sahip olan Yenice-Vardar'dır. Şehir için en önemli kişi Evrenos Bey değil, kasabayı kültürel bir merkeze dönüştüren ve bizzat Evrenos Bey'in soyundan gelen Ahmed Bey'dir fakat kentin tarihini yorumlamak için öncelikle Evrenos Bey'in geride bıraktığı anıtların çözümlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın bir parçası da şehir kavramının ne olduğu ile ilgilidir, şehrin anlamı büyüktür çünkü insanoğlunu barbarlık seviyesinden medeniyete taşımıştır. Bu nedenle, medeniyet tarihini ilerlettiği için yeni bir kent oluşturulması önemlidir. Bu çalışmada İslam şehri, Osmanlı şehri veya Balkan şehri gibi terminolojilerin kenti görme biçimini, kentte yaşayan insanları, inşa ettikleri anıtları ve inşa etme nedenlerini nasıl etkilediklerini göreceğiz. Anahtar Kelimeler: Yenice-i Vardar, Gazi Evrenos Bey, Ahmed Bey, Zaviyeli İmaret, Vakıf, Akıncı Beyleri, Uç Beyleri
Mudanya'da kentleşme süreci ve kentsel gelişimi etkileyen faktörler
Kentleşme olgusu salt bir nüfus hareketi değildir. Bu hareketin sosyo-ekonomik ve kültürel boyutları söz konusudur. Etkileri ve sonuçları itibariyle toplumu büyük oranda değiştiren ve kalıcı olarak dönüştüren küresel bir olgu olan kentleşme, aynı zamanda modernleşmenin altyapısını oluşturan en önemli süreçlerden birisidir. Sanayi devrimine kadar işlevsel ve yapısal olarak çok az değişim gösteren kentler sanayileşmeyle beraber hızla büyümüş ve dünya sistemine eklemlenerek yeni medeniyetin şekillendiği mekânlar haline gelmiştir. Sanayileşmenin ortaya çıktığı İngiltere başta olmak üzere sanayileşmiş bütün ülkelerdeki kentsel gelişim birbirine paralel özellikler göstermektedir. Türkiye'deki kentleşme hareketi gecikmeli de olsa dünyadaki kentleşme süreçlerini takip etmiş, farklılıkları olmakla beraber büyük oranda kentleşmenin temel özellikleri bakımından benzer bir süreç izlemiştir. Cumhuriyet dönemini incelediğimizde kentleşme sürecini belirleyen faktörlerin bütün dünyada olduğu gibi ekonomik, teknolojik, siyasal ve sosyo-psikolojik etmenlerin olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye kentleşme sürecinde dönemsel farklılıklar yaşanmıştır. 1923-1950 aralığını kapsayan ilk dönemin en belirgin özelliği yatay ve dikey nüfus hareketliliğinin durağanlığıdır. Ayrıca kapalı ekonomiye bağlı modern olmayan üretim süreçleri, sınırlı ulaşım ve iletişim olanaklarının varlığı, kentsel alanlardaki yapısal dönüşümlerin eksikliği, yetişmiş insan kaynaklarının ve kentleşme sürecinin ana belirleyeni olan ekonomik gücün eksikliği gibi faktörler döneme rengini veren olgular olmuştur. 1950 – 1980 aralığını kapsayan ikinci dönemin en belirgin özelliği ülke içerisindeki yatay ve dikey nüfus hareketliliğinin hız kazandığı bir dönem olmasıdır. 1950'lerle birlikte hızlanan toplumsal ve ekonomik dönüşüm sürecinde kentsel ve kırsal nüfus alanlarındaki nüfus artış hızının ivme kazandığını görmekteyiz. Bu dönem aynı zamanda kapalı ekonomik modelden kısmen de olsa ayrılıp batı ile bütünleşme hareketlerinin güçlenmeye başladığı bir dönemdir.1980 sonrasından günümüze kadarki zaman dilimini kapsayan üçüncü dönem ise kentleşme sürecini etkileyen faktörler açısından bir önceki döneme göre benzerlikler göstermektedir. Ancak süreci etkileyen yeni ve farklı dinamikler de ortaya çıkmıştır.Gerek dünyadaki küreselleşme süreci ve bunun Türkiye'ye doğrudan ya da dolaylı yansımaları, gerekse de Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinde meydana gelen turizm sektörünün gelişimi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki terör hareketleri, ülkedeki yeni politik şekillenmeler ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan yeni ekonomik yapılanmalar gibi sosyo-ekonomik ve politik süreçler bu farklılığı ortaya çıkaran başlıca etmenler olmuştur. Mudanya'nın kuruluşu Anadolu'nun batı kıyılarında ticaretle uğraşan şehir devletlerinin Marmara Denizi koylarında koloniler oluşturduğu sürece rastlar.Marmara Denizinin güneyinde sahil şeridi boyunca uzanan Mudanya'nın geçmişi M.Ö. 7.yy'a kadar gitmektedir. 2600 yıllık tarihi bir geçmişe sahip olan Mudanya Lidya, Pers, Bithynia, Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır. Mudanya'daki kentleşme süreci coğrafi konumu, jeomorfolojisi, iklim özellikleri, doğal bitki örtüsü gibi faktörlere göre şekillenmiştir. Ayrıca Mudanya'daki kentleşme alanının fiziki değişiminde ulaşım sistemleri, tarım alanları, Lozan anlaşması ve mübadele göçleri, sit alanları gibi beşeri faktörler de etkili olmuştur. Türkiye'deki kentleşme dinamiklerinden bağımsız düşünemeyeceğimiz Mudanya'daki kentleşme süreci kendine özgü karakteristik özellikler taşımaktadır. Son yüzyılda Mudanya'nın nüfusu çarpıcı bir şekilde renk değiştirmiştir. Nüfusun demografik yapısı ile beraber sosyo-kültürel yapısı da büyük oranda değişmiştir. 20.yy'ın başına kadar Hıristiyan inancına bağlı, Rum kökenli nüfusun egemen olduğu kent, Cumhuriyetle beraber yerini farklı bir inanç ve kültüre bırakmıştır. Nitekim 1902 yılı nüfus verilerine göre 18.193 olan Mudanya nüfusunun 13.329 kişisini gayrimüslimler oluşturmaktaydı. Bununla birlikte, Osmanlı'nın son döneminde yaşanan savaşlar ve Kurtuluş savaşı sürecinde bütün Anadolu'da olduğu gibi Mudanya'da da nüfus kaybı yaşanmıştır. Mübadele göçleri sonucunda ortaya çıkan nüfus kaybı da eklenince 1927 yılına gelindiğinde geçen 25 yıllık sürede toplam nüfus artmamış aksine 4.327 kişilik bir azalma söz konusu olmuştur. Gayrimüslim nüfusun büyük bir kısmı Mübadelelerle Mudanya'yı büyük oranda terk etmiştir. Kenti terk eden kültüre ait mimari yapı ve kentsel doku başta olmak üzere birçok kültürel unsurun halen varlığını sürdürdüğünü gözlemlemek mümkündür. 1927 yılına gelindiğinde Mudanya nüfusunun 13.866 kişi olduğu tespit edilmiştir. Anadolu ve Rumeli'den gelen göçler sonucunda 1927-1935 yılları arasında ilçede nüfus ‰ 43 oranında artmış ve 1935 itibariyle 19.496 kişiye çıkmıştır. Yaşanan bu nüfus artışının kırsal alanlarda yaşandığını görmekteyiz. 1927-1935 yılları arasında kentsel nüfusta sadece 41 kişilik bir artış gözlenirken kır nüfusunda 5.589 kişilik bir artış görülmektedir. Bu durum, gelen mübadillerin kırsal alanlara yerleştirildiği ve doğal nüfus artışının kırsal alanlarda daha fazla olduğu gerçeğini göstermektedir. Osmanlı devletinin son döneminde Bursa'nın Avrupa'ya açılan kapısı konumunda olan ve ipekböcekçiliği ticaretinde önemli bir role sahip olan Mudanya'da Cumhuriyetinin ilanından sonraki dönemde demiryolunun atıl duruma düşmesi ve ipekböcekçiliğin önem kaybetmesi kentsel nüfusta yaşanan durağanlığın temel sebebidir. Bu dönemde ipek böceği üretimini yerini zeytin üretimine bırakmaya başlamıştır. Toplam nüfus 1945-50 yılları arasında ‰ 26'lik bir artış göstermesine rağmen, 1950-55 yılları arasında ‰ 6'lık bir artış göstermiştir. 1985 yılına kadar durağan bir seyir izleyen Mudanya kent nüfusunun artış hızında da bu tarihten sonra hareketlilik başlamıştır. 1985 yılında 12.152 olan Mudanya kent nüfusu, 1990 yılında 17.196'ya yükselmiştir. 1964 yılında kurulan kablo fabrikasının dışında önemli bir sanayi üretimi olmayan Mudanya bu tarihe kadar tarım kenti özelliğindeydi. 1990 yılından sonra ise ulaşım sistemlerindeki gelişmelere paralel olarak gelişen turizm faaliyetleriyle birlikte kentsel nüfusta önemli artışlar gözlenmiştir. Bu tarihten sonra Mudanya'nın kent merkezi işlevini gören Rum mahallesi ve Osmanlı zamanında kurulan Türk mahallesi (Bugünkü Hasanbey Mahallesi) ile sınırlı olan kentsel alan Bursa-Mudanya yoluna paralel doğuya doğru genişlemiştir. Bu gelişim aksında kıyıdan hemen başlayan yükseltilerin de rolü büyüktür. Ancak kentsel alanlar ile zeytinlik alanları sınır haline gelmiş bu durum kentin büyümesi önünde çeşitli hukuksal sorunlar yaratmaktadır. Kentsel gelişimde bir başka önemli sınırlayıcı etki ise sit alanlarıdır. Bugün şehrin tam orta yerinde kalan, aynı zamanda Mudanya'nın kuruluş yeri olan hisarlık tepe mevkii ve yakın çevresi birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilmiş ve bu bölgede kentsel yapılaşma durdurulmuştur. Mudanya'da ulaşım sistemlerinin gelişmesi, turizm sektörüne bağlı olarak yapılan ikincil konutların hızlı artışı gibi faktörler kente yaşanan göçü hızlandırmıştır. Bunun sonucunda 2007 yılında kentsel nüfus % 48,7 'lik oranla Mudanya tarihinin en yüksek düzeyine ulaşmıştır. 2007 yılına kadar kırsal-kentsel nüfus dağılımında meydana gelen değişimleri belirleyen ana faktörler doğal nüfus artışı ve göçlerle ortaya çıkan nüfus hareketliliği olmuştur. Ancak bu tarihten sonra yapılan yasal düzenlemeler kentsel-kırsal nüfus oranlarında doğal olmayan sonuçlar ortaya çıkarmıştır. İlk 2007-2010 arasındaki artışta bazı köylerin merkeze bağlanması etkili olmuştur. Bunun sonucunu 2008 yılı verilerinde net olarak görmekteyiz. 2007 yılında % 48,7 olan kentsel nüfus oranı bir yıl gibi kısa bir zaman diliminde % 71,5'e çıkmıştır. 30 Mart 2014 tarihinde kabul edilen Bütünşehir Yasası ile Mudanya'ya bağlı Trilye Beldesi ve 36 köy mahalle statüsüne alınarak merkeze bağlanmıştır. Bu dönemden sonra Mudanya'da kırsal nüfus ortadan kalkmıştır. İlk çağlardan günümüze kadar işlevselliğini sürdüren Mudanya limanı Bursa'yı İstanbul ve Avrupa'ya bağlayan en kısa denizyolu bağlantısıdır. Bursa, geniş hinterlandındaki ekonomik ve ticari potansiyelini dünya pazarlarına tam kapasite taşıyabilecek uluslararası ulaşım imkânlarından yoksundur. Bu potansiyeli küresel pazarlara ulaştırabilecek en önemli kapıların başında Mudanya gelmektedir. Osmanlı döneminde Mudanya'da başta gelen ekonomik faaliyetlerden birisi ipekböcekçiliğiydi. İran'dan gelen ve Bursa'da da üretilen ham ipeğin Mudanya iskelesine ulaştırılmasında ana işlevi Mudanya-Bursa tarihi demiryolu hattı görmekteydi. Mudanya'nın kentsel fonksiyonları zamanla değişim göstermiştir. İlk çağdan beri tarım, ticaret ve ulaşım kenti olan Mudanya 1960'lı yıllardan itibaren sanayi fonksiyonuna da sahip olmuştur. Günümüzde bunlara turizm fonksiyonu da eklenmiştir ve bu fonksiyonu giderek daha çok ön plana çıkmaktadır. Eskiden Bursa'nın en güzel sayfiye yerlerinin başında gelen Mudanya, doğal güzellikleri, eşsiz kentsel mimarisi ile gözde bir rekreasyon ve eğlence alanıyken sanayileşme sürecinde bu özelliklerini kısmen yitirmiştir. Son 30 yılda Türkiye'de turizm sektörünün gelişimine paralel olarak, gelişen ulaşım sistemlerinin de etkisiyle Mudanya'nın turizm potansiyeli yeniden ortaya çıkmış ve kent turizm kenti kimliğini giderek güçlendirmiştir.
The historical interaction of the city with its mahalles: Ottoman Edirne in the late seventeenth and early eighteenth centuries
This study analyzes the spatial, demographic, and socio-economic structures of Edirne –the second capital of the Ottomans- in the 1700s. The main aim of this dissertation is to understand the Ottoman city in the case of Edirne (Adrianople), taking its mahalles as the main unit of analysis. In doing this, I, based on a relational approach to the city, examine different layers of city life simultaneously, e.g. its physical, demographic, and socio-economic structures on the basis of the socio-spatial dimension of the mahalle. I analyze the primary sources such as avârız and kefâlet (surety) registers of Edirne through quantitative methods including hierarchical clustering, correspondence analysis and through GIS (Geographic Information Systems) applications. In this study, I focus on a single city and study it in a detailed manner with a methodology through which I will be able to, in the future, compare its socio-economic and topographic structures and historical development with those of other cities. I try to interpret the attributes derived from the archival sources, such as titles, occupations, ethno-religious identities, gender, and properties of the people in relation to the city spaces and to describe the ecological position of the city by focusing on the spatial neighborliness/conjunctions or distinctiveness of these attributes. In other words, I was able to reveal how these attributes concentrate at the mahalle level and how mahalles differ in terms of these attributes. Accordingly, mahalles got multi-definitions constituting certain zones or sectors with other mahalles on the basis of qualitative resemblance to each other different than the conventional districts (semt) defined by on the basis of topographical neighbourhood. Besides, I was also able to visualize the change undergone by the city of Edirne in two different periods –1686 and 1703 – via different attribute profiles in two successive phases. This was an opportunity both to see what changed in the city and what did not and to interpret the interaction of the inner changes with the general historical context of the period under study. In this way, important developments were actualized in the relational methodology regarding the problem of following continuity, discontinuity and the change routes of different time series (sequences), which is among the most important methodological problems of historical studies.
Civil society participation and weak institutions: The case of urban expansion in Istanbul
Istanbul has experienced a multifaceted transformation between 2009 and 2019 with the introduction of various urban mega projects. During this period, the urban expansion through the northern parts of the city has accelerated with the introduction of three mega projects, i.e., the 3rd Bridge and the North Marmara Highway projects, the 3rd Airport project, and the Canal Istanbul project. This led to tensions between the state and the civil society over the top-down decision-making processes, the possible environmental costs of the projects, and the fate of the Northern Forests in Istanbul. Analyzing the period between 2009 and 2019, this thesis seeks answer to the question how the participatory prospects of environmental civil society organizations (CSOs) in the environmental governance of Istanbul has changed and what are implications of this change on the rise of the informal environmental movement organizations (EMOs) in the city. This thesis utilizes the data conducted from semi-structured interviews with the members of CSOs and extended document research. Based on this data, this thesis concluded that the civil society actors have experienced unprecedented difficulties in trying to reach the decision-making processes in the case of this three mega projects because of the increasing weaknesses of formal participatory institutions. The institutional gridlocks they encountered have changed their capacities and strategies as well as encouraged the pursuit of political participation through more contentious forms of mobilization.
Kentlerin sürdürülebilirliği için birleşmiş milletler odaklı gelişme modeli önerisi
Aldo Leopold'ün 1949'da hazırladığı "A Sand County" isimli almanak, insanoğlunun doğaya etkisi konusundaki ikazlar üzerinden, insan ve çevre arasındaki etkileşimi inceleyen ilk örneklerdendir. Gelişirken çevresini ne ölçüde etkilediğini tartışan "The Limits of Growth" 1968 senesinde yayınlanır ve yaklaşan çevresel tehlikeleri haber verme çabasında görünür. Teknolojinin, kitlelere daha rahat erişimi sağlayan ilerlemesi, insanoğlunun medeniyet taşlarını bu dönemde örerken bir yandan da yıktığı çevre düzeni hakkında küresel bir farkındalık yaratmaya başlamıştır. Ekoloji biliminin ön planda olduğu ilk yüksek katılımcılı küresel konferans, 1972'de yeni kurulan Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın düzenlediği Stockholm'deki İnsan Çevresi Konferansı olmuştur. Bu organizasyon ile devam eden bir çok fikir alışverişi, çeşitli kurumlar ve düzenledikleri organizasyonlarla devam etmiştir. 1987'de Brundtland Raporu'nda ilk defa geçen "sürdürülebilir gelişme" kavramı ile artık insanlık varoluşunu ancak gelecek kuşaklara bırakabileceği sağlıklı bir çevre ile devam ettirebileceğini ortaya koymuştur. Sürdürülebilir gelişmeyi anlamak ve çevresel sorunlarla baş edebilmek adına her sene sayısız organizasyon düzenleniyor olsa da en geniş katılımı ve küresel bakış açısı ile Birleşmiş Milletler Dünya ve Çevre Zirveleri bir üst akıl oluşturmayı başarmıştır. Araştırma evrenine de konu olan 1972, 1992, 2002 ve 2012'de düzenlenen konferanslar ile dünyadaki çevre gündemini belirlenmiş ve hem resmi hem de sivil birçok kurum ve kuruluşu küresel bazda hareket etmeye davet edilmiştir. Çevre bakanlıkları gibi resmi kurumları, bağımsız enstitü ve kuruluşlar ile birçok sivil toplum örgütünü, binlerce çevreci ve aktivist ile bir araya getiren bu organizasyonlar sürdürülebilir gelişme için fikirler ve politikalar üretmiş, eylem planları geliştirmiştir. Bu tez çalışması, 2022 yılında 50. yılına girmiş olacak ve küresel çapta uluslararası katılım ile sürdürülebilir gelişme hakkında ortaya konan politika ve uygulamaların değerlendirildiği Dünya Zirveleri'nin, 1972'den beri kentlerin sürdürülebilirliği hakkında görünenin ötesindeki alt metinlerinde neleri gerçekten önerdiğini sayısal veri analizi ile araştırıp sonuçları bir model olarak sunmaktadır. Araştırma, seçilen dört ana konferansı, düzenleyici kurumun resmi otoriteler tarafından kabul görmesi, katılımcı sayısının yüksek olması ve periyodik olarak konunun on yılda bir ele alınması gibi parametrelerden dolayı örneklem evreni içerisine katarken, benzer kurumların daha yerel yahut tek bir kıtayı içine alan organizasyonlarını, bu çalışmanın altkümeleri konumunda kalacağından dolayı bilinçli olarak dışarıda bırakmıştır. Araştırma, yöntem olarak içerik analizi ile seçili veri grubunun hangi sıklıkta ne tip politik söylemler üretildiğini çözümlemiştir. Ele alınan kapsamlı çevre ve gelişme konferansları sonucunda ortaya çıkan söylemler sayısal olarak kod, kategori ve temalarına ayrıştırılmıştır. Küresel ölçekte Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın altmetninde nasıl bir sürdürülebilir gelişme modeli önerdiği bu yöntemle aranmıştır. Bu kırk yılı aşkın bilgi birikiminin ortak paydasından oluşturulan gelişme modeli, günümüz şehirlerinde ve sürdürülebilirlik çerçevesindeki yerel yönetimlerde bulduğu karşılık mevcut modellerle yapılan karşılaştırmalar ile irdelenmiştir. Araştırma sonucu önerilen gelişme modeli, tarihsel ve süreç odaklı olup karşılaştırıldığı mevcut sürdürülebilirlik modellerinden daha kapsayıcı olduğu ortaya çıkmıştır. Modelin çevresel ve toplumsal yanının ekonomik yanından daha çok söylem ürettiği ve uygulayıcı aktörlerin model için önemli bir bölüm olduğu görülmüştür. Model kentlerin sürdürülebilir olma eğilimlerinde kurulacak olan yönetimsel sistemlere bir altlık oluşturma noktasında yön gösterici olabilir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir gelişme, sürdürülebilirlik politikaları, çevre konferansları, sürdürülebilir gelişme modelleri
Türkiye üniversitelerinin çevre işlevleri ve kentsel gelişmeye katkıları
Bu Araştırma, Türkiye'de üniversitelerin çevre işlevleri ve kentsel gelişmeye katkıları açısından bir çözümlemeyi ve değerlendirmeyi içermektedir. Bu çözümleme ve değerlendirme şu üç ana konuya göre yapılmıştır: (1) Çevre ve Kentlilik Eğitimi, (2) Kent Ortamında Çevrenin Korunması ve Çevre Kirlenmesinin Önlenmesi ve (3) Çevre Duyarlı Örnek Kentsel Oluşumlar. Bu konulara yönelik yapılan çözümleme ve değerlendirmede ise üniversitelerin şu birimleri esas alınmıştır: (1) Araştırmanın örneklem alanını oluşturan 20 (yirmi) üniversitenin Çevre Mühendisliği Bölümleri, (2) Bu 20 üniversite içinde yer alan 6 (altı) üniversitenin Şehir ve Bölge Planlama Bölümleri, (3) Üniversitelerin ?çevre ve kentsel gelişme? ile doğrudan ilgili araştırma ve uygulama merkezleri, (4) ?Çevre ve kentsel gelişme? ile doğrudan ilgili öğrenci toplulukları. Bu birimlerle ?görüşme soru kağıdı?na dayanılarak yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen bilgiler, üniversitelerin kendi web sitelerinde yayımlanan çalışma raporları ve yürütülen öteki çalışmalar araştırmanın altyapısını oluşturmuştur. Elde edilen ve işlenen veriler ve bilgilerden yola çıkılarak önce Türkiye üniversitelerinin çevre ve kentsel gelişme konularındaki varolan durumlarının ve faaliyetlerinin ayrıntılı bir dökümü yapılmıştır. Bunlara dayalı olarak şu iki öbek öneri geliştirilmiştir: (1) Varolan olanakları ve örgüt yapılarıyla Türkiye üniversiteleri çevre ve kentsel gelişme konularında neler yapabilirler? (2) Çevre ve kentsel gelişme yönelimli (veya bilinçli) bir Türkiye üniversite modeli nasıl örgütlenebilir?Anahtar Kavramlar: Üniversite, Çevre Eğitimi, Çevre Kirlenmesi, Çevre Korunması ve Kentsel Gelişme.
Organize sanayi bölgelerinin kent ekonomisine katkısı: Malatya örneği
Sanayi, ülkelerin gelişmesinde ve ekonomik kalkınmada önemli rol oynamaktadır. 18.yüzyılda İngiltere'de başlayan ve kısa zamanda Avrupa'ya yayılan sanayileşme, Avrupa'da ve dünyada önemli değişikliklere yol açmıştır. Öncelikle toplumsal sınıfların yapısında önemli bir değişiklik yaşandı ve Burjuva-İşçi Sınıfı ayrımı derinleşmeye başladı. Sanayinin gelişmesi kentlerde nüfusun artmasına neden olmuş, kentleşmeyi etkilemiştir.Bir başka açıdan hızla sanayileşen ve üreten ülkeler, büyümeye başlamış ve uluslar arası alanda söz sahibi olmuşlardır. Sanayinin kalkınmada öncelikli olduğu kanıtlanmıştı. Bu durum ise, sanayinin daha planlı ve programlı yürütülmesi gerektiğini gösterdi. Bu planların başında Organize Sanayi Bölgeleri'ni yaygın hale getirmek vardı. Çünkü Organize Sanayi Bölgesi ile sanayi belirli bir alanda toplanmış olacak ve özellikle kentleşme açısından önemli katkı sağlayacaktı. Ayrıca yatırımcılara ekonomik kolaylıklar ve fırsatlar sunmaktaydı.Bu çalışmada öncelikle sanayinin ortaya çıkışı, sanayi bölgelerinin oluşturulması, sanayi bölgelerinin Organize Sanayi Bölgesi haline gelmesi konuları üzerinde durulmuştur. Çalışmada ayrıca, Malatya Organize Sanayi Bölgesi hakkında gerekli bilgiler aktarılarak sonuç bölümünde Organize Sanayi Bölgeleri'nin gelişimi için önerilerde bulunulmaktadır.
Gentrification in cihangir by the film industry: The role of art and artists
This dissertation takes a look at the process of gentrification carried out by the film industry in the neighborhood of Cihangir in Istanbul, Turkey. Furthermore, it focuses on the role that the film art and artists played there as key gentrifiers. Branded as one of the most cosmopolitan quarters on the European side of Istanbul, Cihangir remains equal to itself in spite of gentrification and urban renewal projects began in the 1980s. Although Cihangir was and is being gentrified, the arrival of the gentrifiers thereat did not visibly impact on its social structure at all. Based on this argument, this study tries to understand motivations and reasons that led the film industry to sit in Cihangir. It is also explained that gentrification did not occur in Cihangir as a result of a deteriorated area, but rather because of its proximity to Yeşilçam sokağı on Beyoğlu district; Yeşilçam sokağı which served as headquarter in the 1970s for the Turkish popular cinema. The essay will consist of two major parts. The first part starts with an overview of some of key terms and provides existing definitions and theories of gentrification. The second part will shed light on the process of gentrification itself as it evolved in Cihangir and reveal factors and effects sparked by the artistic involvment. The essay will conclude with a summary of investigations and interviews conducted on the ground.
Geleneksel kentsel dokulardaki atıl alanların kamusal mekana dönüşüm potansiyellerinin incelenmesi: Bursa, Hisar örneği
Sanayi devrimiyle birlikte kentlerde hızlı bir kentsel değişim ve dönüşüm gözlemlenmektedir. Yaşanan bu değişimlere katalizör etkisi oluşturan planlama ve tarihi kültürel miras koruma politika ve stratejilerinin yetersizliği kentlerde derin izler bırakmıştır. Alt yapısız, sağlıksız ve kimliksiz kentlerin oluşmasına neden olmuş, kentlilerin fiziksel, sosyo-kültürel ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak zorlaşmış ve sonuç olarak yaşam kalitesi düşmüştür. Bu değişimlerin yaşandığı, kültürel mirasın yoğun olarak gözlemlendiği alanların özgün yapısı bozulmuştur. Bu alanlar pek çok tehditle karşı karşıyadır. Sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kentsel gelişme kavramlarının dünya gündeminde yerini almasıyla sürdürülebilir miras koruma ve yönetimi çalışmaları da başlamıştır. Tarihi, kültürel miras değeri olan kentsel alanların sağlıklı bir şekilde korunması ve günün şartlarına uygun bir şekilde yaşatılarak geleceğe aktarılması amaçlanmaktadır. Bu çalışma ile, tarihi ve kültürel miras niteliği taşıyan kentsel alanların, hızlı kentleşme sürecinde sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için, atıl kent alanlarının kamusal mekan potansiyellerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, tezin alan çalışması için, Bursa ili, Osmangazi ilçesi sınırları içerisinde gündelik yaşamın izlerini taşıyan ve tarihsel alan niteliğinde olan Hisar Bölgesi seçilmiştir. Tez kapsamında, Hisar Bölgesi atıl alanlarının türleri belirlenmiş ve sürdürülebilir koruma ve miras yönetiminin sağlanabilmesine destek olmak için belirlenmiş olan atıl alanların kamusal alan potansiyellerini ortaya çıkarmaya yönelik çalışmalar yapılmıştır. Katılımcı bir yöntemle gerçekleştirilen çalışmada bir odak grup toplantısı yapılmıştır. Atıl alanların bölge ihtiyaçlarına uygun kamusal kullanım alternatifleri bölge halkının da katılımıyla belirlenmiştir. Elde edilen sonuçların bölgede yapılan miras koruma çalışmalarında değerlendirilebileceği ve diğer tarihi kültürel miras alanlarındaki çalışmalara yol göstereceği düşünülmektedir.
Kentsel dönüşüm ve gelişimi, sosyal boyutu, kentsel dönüşümden doğan hukuki sorunlar
Sanayileşme sonrasında yaşanan hızlı iç göç sonucunda kentlerde çarpık yapılaşma ve çöküntü alanları meydana gelmiştir. Çöküntü alanlarının dönüştürülmesi ve yeniden kazanımı kentsel dönüşüm ile mümkündür. Bu çalışmada, kentsel dönüşüm tanımlanmakla birlikte, sosyal ve hukuki boyutları da incelenmiştir. İnceleme dâhilinde kentsel dönüşüm yapılan alanlarda yaşayan kişiler ve dönüşümü gerçekleştiren belediyelerle iletişime geçilerek saha çalışması yapılmıştır. Özellikle 6306 sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi" kanunu incelenmiş ve eksikliklerinin tespit edilmesine de odaklanılmıştır. Kentsel dönüşüm uygulaması yapanların bu çalışmadan faydalanması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Eski Binalar, Kentsel Dönüşüm, Sosyal ve Hukuki Boyut.
Tarihsel açıdan Gaziantep'in kentsel gelişimi
YÜKSEK LİSANS TEZİ TARİHSEL AÇIDAN GAZİANTEP'İN KENTSEL GELİŞİMİ Murat ÇETİN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ PEYZAJ MİMARLIĞI ANA BİLİM DALİ Danışman : Doç. Dr. Zerrin SÖĞÜT Yıl : 2001, Sayfa : 145 Jüri : Doç. Dr. Zerrin SÖĞÜT Üye :Prof. Dr. Erdoğan Gültekin Üye : Yrd. Doç. Dr. Mustafa Atmaca Bu araştırma, Gaziantep Kenti'nin Tarihi Gelişimini ve bugüne çeşitli şekillerde yansımalarını saptamak amacıyla yürütülmüştür. Tarihi gelişimin, günümüz toplum yaşayışına, kültürel değerlerine, insan yerleşimlerine ve şehir planına getirdikleri araştırılmıştır. Anıtlar Yüksek Kurulunca, "Sit Alanı" ilan edilen Han ve Hamamlar ile Gaziantep Eski Evlerinin mimari yapısının, günümüze ulaşmış şekliyle insan yaşamının ihtiyaçlarına ne şekilde cevap verdiği irdelenmiştir. Korumaya alınmış evler içinde ortak birim olan avlunun; estetik ve işlevsel yönü, avlu içindeki bitkisel ve yapısal elemanların kullanımı, avlu-sokak, avlu yapı ilişkisi ve bu sistemi yönlendiren, kullanım şekli saptanmıştır. Gaziantep kenti tarihi gelişimi içerisinde, korunmaya alınmış evlerin ne derecede korunabildiği, koruma için alman kararların ne şekilde uygulandığı gözlemlenmiştir. Görkemli tarihinden günümüze kadar kalabilen pek az eserin korunmadığı taktirde, önümüzdeki yıllarda tümüyle kaybolacağı ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler : Avlu, Gaziantep Eski Evleri, Gaziantep Tarihçesi, Avlunun Bahçe Olarak Kullanımı.
Karaisalı ilçesinin kentsel gelişim potansiyeli içinde yeşil alan gereksinimleri
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ KARAİSALI İLÇESİNİN KENTSEL GELİŞİM POTANSİYELİ İÇERİSİNDE AÇIK VE YEŞİL ALAN GEREKSİNİMLERİ Elif BOZDOĞAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ PEYZAJ MİMARLIĞI ANABİLİM DALI DANIŞMAN : Prof.Dr. Erdoğan GÜLTEKİN Yıl : 2002, Sayfa : 134 Jüri : ProfDr. Erdoğan GÜLTEKİN Prof.Dr. M.Faruk ALTUNKASA Yrd.Doç.Dr. Mustafa YEĞİN Araştırma alanı, Adana' nın en eski yerleşimlerinden olup, günümüzde çağdaş kent normlarından uzak bir fiziksel gelişme görünümü içerisindedir. Alanda kırsal yerleşim karakteri büyük ölçüde korunduğu için açık ve yeşil alanlarda sistemli bir planlamaya gerek duyulmamıştır. Kentin yavaş da olsa sosyo-ekonomik ve fiziksel yönden bir gelişim sürecine gireceği bununla birlikte bir açık ve yeşil alan sistemine ihtiyaç duyacağı olasıdır. Bu araştırma ile kentin sosyo-kültürel açıdan gereksinim duyduğu açık ve yeşil alan miktarlarının ve sistemlerinin planlama ilkelerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma sonucunda belirlenen ilkeler doğrultusunda Karaisalı İlçesi açık ve yeşil alan sistemi oluşturulmuştur. Anahtar Sözcükler Açık ve yeşil alan, kent, gelişim
İslam medenı̇yetı̇nı̇n ortaya çıkışı, gelı̇şı̇mı̇ ve dı̇ğer medenı̇yetlerden farkları çağlar boyunca (El-Raşı̇dı̇, Emevı̇ler ve Abbası̇ler H. 590 yılına kadar)
Arap-İslam medeniyetinin incelenmesi, hem önceki hem de sonraki tüm diğer medeniyetler üzerindeki gelişimini ve hayatın çeşitli yönlerindeki ustalığını gölgede bırakan bir milletin tarihini içerdiğinden, en önde gelen ve geniş kapsamlı konulardan biridir. Bunun birinci nedeni, sağlam temellerini ve kurallarını Allah'ın Kutsal Kitabı'ndan ve O'nun Resûlü'nün biyografisinden almasıdır. Bu, önceki medeniyetlerden benimsediği bazı temellere ek olarak, hakiki İslam dinine uygun olanı alarak. Ve İslam medeniyetinde yazı her konuda olduğu gibi bazı problemlerde olmalıdır. Medeniyet ve en önemli dayanakları nelerdir? İkinci eksen, İslam medeniyetinin gelişimi etrafında döner, peki İslam medeniyetinin refah zirvesine ulaşana kadar geçirdiği aşamalar nelerdir, üçüncü eksen ise İslam medeniyetinin diğer Arap ve diğer medeniyetlerden farkı ile temsil edildi. -Arap, peki İslam medeniyeti ile diğer medeniyetler arasındaki fark noktalarının özü nedirVe İslam medeniyetinde yazı her konuda olduğu gibi bazı problemlerde olmalıdır. Medeniyet ve en önemli dayanakları nelerdir. İkinci eksen, İslam medeniyetinin gelişimi etrafında döner, peki İslam medeniyetinin refah zirvesine ulaşana kadar geçirdiği aşamalar nelerdir, üçüncü eksen ise İslam medeniyetinin diğer Arap ve diğer medeniyetlerden farkı ile temsil edildi. -Arap, peki İslam medeniyeti ile diğer medeniyetler arasındaki fark noktalarının özü nedir. Bu çalışma, İslam medeniyetinin ortaya çıkışının temellerini, şartlarını, özelliklerini, özelliklerini ve siyasi, idari, fikri ve kentsel açıdan gelişimini bilmeyi amaçlamaktadır. Şunu belirtmekte fayda var ki, İslam medeniyeti konusunda İslam sistemleri kitapları da dahil olmak üzere yazılmış bazı çalışmalar vardır ve bunların üniversite edebiyat, tez ve edebiyat çalışmaları da dahil olmak üzere kaynak ve referanslar listesinde oluşturduğumuz pek çok çalışma vardır. Araştırmacı Marwan bin Şuş'un Selçuklular dönemindeki ilmî hareketler ve İslam Doğusu üzerindeki etkileri üzerine yazdığı yüksek lisans tezinden bahsettiğimiz araştırma, Selçuklu dönemindeki ilmî hareketi diğer devirlerden bağımsız olarak sadece ele almıştır. Bu çağda bilimsel hareketin gelişimi için temel ve araştırmacı Ammar Abdel Rahman tarafından Şam'daki İslam mimarisi; Diğer İslam şehirlerinden değil, Şam'daki kentsel manzaralardan memnun olan.
İllerin gelişiminde altyapı yatırımlarının önemi ve İller Bankası'nın rolü
İllerin gelişimine etki eden en önemli faktörlerden biri kentsel altyapı yatırımlarıdır. Çünkü kentsel altyapı yatırımları, doğrudan ve dolaylı etkileri ile illerin sosyo-ekonomik gelişimi üzerinde belirleyici olmaktadır. Doğrudan etki; içmesuyu, kanalizasyon, harita ve imar planı, katı atık gibi yatırımlarda kendini göstermektedir. Bunlar temel altyapı yatırımları olarak adlandırılarak, bir ilin yaşanılabilir hale gelmesine doğrudan katkıda bulunurlar. Dolaylı etki ise; üstyapı yatırımlarında ve altyapı yatırımlarının özel sektör yatırımlarına olumlu dışsallık sunmasında ortaya çıkar. Üstyapı yatırımlarının gerçekleştirilebilmesi için, öncelikli olarak altyapının sağlam olması gerekmektedir. Çünkü altyapının sağlam olmasından sonra, üstyapı yatırımlarında istenilen sonuçlara ulaşılabilir. Tüm bu yatırımlar tam olduğunda ise, özel sektör faaliyette bulunmaya başlayacaktır. Dolayısıyla altyapı yatırımları, farklı etki kanalları ile illerin gelişimine son derece önemli katkılarda bulunmaktadır. Kentsel altyapı yatırımlarının gerçekleştirilmesinde dünyada olduğu gibi Türkiye'de de esas sorumlu kurum belediyelerdir. Ancak birçok belediye teknik, mali veya personel yetersizliğinden dolayı bu yatırımları kendisi gerçekleştirememektedir. Bu durumda devreye İller Bankası girmektedir. Güçlü kurumsal kimliği ve yıllardır sahip olduğu tecrübeyle belediyelerin eksik olduğu alanlarda, onlara destek olmaktadır. Bu desteğin esas olarak, mali ve teknik olmak üzere iki ayağı vardır. Mali destek; yatırımların gerçekleştirilmesi için mali gücü yeterli olmayan belediyelere kredi açılmasında ve genel bütçe vergi gelirlerinden belediyelere aktarılan paylara Banka'nın aracılık etmesinde ortaya çıkmaktadır. Teknik destek ise; gerek ihale aşamasında, gerekse de yapılan işi kontrol eden teknik personel yoluyla kendini göstermektedir. Tüm bu değerlendirmelerden sonra çalışmanın ortaya koyduğu sonuç; altyapı yatırımları ile illerin gelişimi arasında paralel bir ilişki olduğu ve bu ilişkiye katkıda bulunan en önemli kurumun İller Bankası olduğudur. Anahtar Kelimeler: Altyapı Yatırımları, Üstyapı Yatırımları, İller Bankası, İllerin Gelişimi.
Koza Arena Stadyumunun Adana kentsel gelişimine ve doğal yapıya etkilerinin belirlenmesi
Dünya üzerinde ve ülkemizde stadyumlarda oynanan müsabakalara özellikle de futbola yoğun ilgi duyulmaktadır. Artan bu ilgi sonucunda, kapasitesini arttırmak veya daha gösterişli yapılar oluşturmak amacıyla stadyumlar restore edilmekte veya yeni stadyumlar yapılmaktadır. Bu çalışmada, Adana ili Sarıçam ilçesi Çarkıpare Mahallesi'nde yapımına başlanan Koza Arena Stadyumu'nun; kentsel gelişime katkıları ve etkileri ile stadyum ve etkileşim alanındaki doğal yapıya etkilerinin belirlenmesi, önlenmesi veya iyileştirilmesi için önerilerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma alanında yıllara göre değişimi belirlemek için uydu görüntüsü kullanılarak alan kullanım haritaları oluşturulmuştur. Stadyum kaynaklı gürültü ölçümleri, Koza Arena Stadyumu belirlenen tarihte faaliyete geçmediğinden dolayı projeksiyon yapabilmek için, Adana mevcut stadyumu olan 5 Ocak Stadyumu'nda 3 farklı günde gürültü ölçümleri yapılmıştır. Görüntü kirliliğini belirlemek için arazi çalışmaları ve anket verilerinden yararlanılmıştır. Stadyuma ulaşım durumunu değerlendirmek için, stadyuma bağlanan dört ana yol ele alınmıştır. Koza Arena Stadyumu kararı alınmadan önceki İmar Planı ile mevcut İmar Planı değerlendirilmiştir. Alan kullanım haritaları ve imar planları değerlendirildiğinde Koza Arena Stadyumu ile birlikte kentsel gelişimin doğal yapıya etkileri araştırılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda; oluşabilecek çeşitli çevre sorunlarının önlenmesi ve/veya azaltılması için öneriler geliştirilmiştir.