Vestibular function tests
72 theses under this subject heading
Psoriasis hastalarındaki tırnak tutulumu ile vestibüler sistem ilişkisinin incelenmesi
Psoriasiste, iç kulak tutulumunun olduğu bilinmektedir. Özellikle psoriatik artriti bulunan hastalarda vestibüler sistemin ciddi şekilde etkilendiğine dair kanıtlar vardır. Psoriatik artrit hastalarının %32 ila %97'sinde tırnak tutulumu olduğu bilinmektedir. Distal interfalengeal eklem ile tırnağın yakın komşulukta olması nedeniyle benzer şekilde tırnak tutulumunun vestibüler sistemi etkilediği yönünde önemli bir bulgu olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle çalışmamız psoriasis hastalarındaki tırnak tutulumunun vestibüler sistem üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmamız prospektif, randomize paralel çift kollu (1:1) deneysel çalışma olarak tasarlandı. Çalışmamızı Mayıs 2024 ile Mayıs 2025 tarihleri arasında Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Polikliniğine başvuran ve psoriasis tanısı alan hastalar oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi 18-65 yaş aralığındaki bilinen işitme ve denge sistemi patolojisi bulunmayan ve son altı ay içerisinde fototerapi, asitretin ve metotreksat tedavisi almamış 31 tırnak tutulumu olan ve 30 tırnak tutulumu olmayan (kontrol grubu) hastadan oluşmaktadır. Dermatoloji polikliniğine başvuran hastalar psoriasis açısından kapsamlı bir şekilde değerlendirildi. Değerlendirmede Psoriasis Takip Formu, psoriasis şiddetini belirlemek için Psoriasis Alan Şiddet İndeksi (PAŞİ) ve tırnak tutulum şiddetini belirlemek için Tırnak Psoriasisi Şiddet İndeksi (NAPŞİ) kullanıldı. Ardından kulak burun boğaz hekimi tarafından hastalar değerlendirildi. Dahil edilme kriterlerini karşılayan hastaların vestibüler değerlendirmesi Cervikal Vestibüler Uyarılmış Miyojenik Potansiyel testi (cVEMP), oküler Vestibüler Uyarılmış Miyojenik Potansiyel testi (oVEMP) ve Video Baş İtme Testi (vHIT) ile gerçekleştirildi. Hastaların gruplara atanmasında polikliniğe başvurma zamanı göz önünde bulundurularak rastgelelik sağlandı. Çalışmamız sonucunda cVEMP test sonuçlarında tırnak tutulumu ve kotrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı tespit edildi (p>0.05). oVEMP testinde, tırnak tutulumu ve kotrol grubu arasında sağ P1 Latans (p=0.009), sağ P1-N1 Latans farkının (p=0.043) ve sol P1-N1 Latans farkının (p=0.017) kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde azaldığı tespit edildi. oVEMP testinde sol P1 Latans süresi ile PAŞİ skoru arasında negatif yönlü zayıf bir ilişki saptandı (p<0.05). vHIT test sonuçlarında tırnak tutulumu ve kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu (p>0.05). Çalışmamızda, psoriasis hastaları arasında tırnak tutulumunun subklinik vestibüler sistem patolojiler için önemli bir bulgu olduğu sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda tırnak tutulumu olan hastaların, düşme gibi vestibüler sistem patolojilerin olası sonuçları açısından değerlendirilmesi önerilir.
Baş dönmesi olan hastaların vestibüler rehabilitasyonunda aktivite eğitiminin etkisi
Bu çalışma kronik baş dönmesi olan hastalarda, aktivite eğitim programının baş dönmesi, denge problemleri ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık düzeyi üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya 18-65 yaş arası, kronik periferik vestibüler bozukluğu olan ve vestibüler rehabilitasyon endikasyonu bulunan 75 birey dahil edildi. Hastalardan aktivite grubu, egzersiz grubu ve kontrol grubu olmak üzere rastgele yöntemle 25'er kişilik 3 grup oluşturuldu. Her üç gruba eğitim programı verildi. Aktivite grubuna ek olarak aktivite programı, egzersiz grubuna ise ek olarak Cawthorne-Cooksey egzersiz programı verildi. Terapiler ev programı şeklinde verildi ve hastalardan programlarını 4 hafta boyunca, her gün ve günde bir kez uygulamaları istendi. Çalışmaya katılan bireylerin demografik bilgileri alındıktan sonra, değerlendirmeler tedavi programına başlamadan ve tedavi programı sonunda (4 hafta sonra) uygulandı. Baş dönmesi şiddeti; Vizüel Analog Skalası (VAS) ile günlük yaşam aktiviteleri Vestibüler Bozukluklarda Günlük Yaşam Aktiviteleri Değerlendirme Ölçeğiyle (VGYA) ve denge; Duyu Organizasyon Testi (DOT) ile değerlendirildi. Aktivite ve egzersiz grubunun kontrol grubuna göre VAS, VBGYA toplam ölçek puanı ile fonksiyonel ve enstrümental alt ölçek puanlarında ve DOT puanlarında (DOT 5, DOT 6 ve DOT birleşik) iyileşme olduğu bulundu (p<0,05). DOT 5, DOT 6 ve DOT (birleşik) skorları açısından aktivite grubunda egzersiz grubuna göre artış olduğu görüldü (p<0,05). Çalışmanın sonuçları standart aktivite temelli ev rehabilitayon programının kronik periferal vestibüler bozukluğu olan hastalarda standart egzersiz temelli ev rehabilitasyon programına göre ev yönetimi aktivitelerinde, mesleki aktivitelerde ve dengeyi düzeltmede daha etkin olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Baş dönmesi, kronik periferal vestibüler bozukluklar, ergoterapi, aktivite temelli vestibüler rehabilitasyon terapisi
Yaşlı bireylerde denge ve yürütücü işlev ilişkisinin değerlendirilmesi
Vücudun en önemli yeteneklerinden biri hem dinlenme hem hareket halindeyken yer çekimine göre konumunu korumaktır. Yürüme ve denge kontrolünde yürütücü işlev önemli bir bilişsel faktördür. Yürüme performansı için farklı yürütücü işlev bileşenlerinin etkileşimi gereklidir. İnsanların yaşlanma süreciyle birçok yapı ve organ yaşa bağlı değişiklikler gösterir. Yaşlanmaya bağlı olarak denge sistemi bileşenlerinin ve yürütücü işlevlerin zayıflaması yürüme ve dengeyi etkileyebilir, düşme riskini artırabilir. Bu çalışmanın amacı yaşlı bireylerde denge ve yürütücü işlev becerilerinin ilişkisini incelemektir. Çalışmaya 60 yaş ve üstü toplam 84 sağlıklı birey dahil edilmiştir. Çalışmada bireylere Zamanlı Kalk Yürü Testi, Mini-BESTest, Digit Symbol Substition Test (DSST), İz Sürme Testi A ve B (İST-A, İST-B) Yaşlılar için Fiziksel Aktivite Ölçeği, Geriatrik Depresyon Ölçeği uygulandı. Elde edilen bulgulara göre Mini-BESTest ve Zamanlı Kalk Yürü Testi sonuçları ile DSST, İST-A, İST-B sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki çıkmıştır (p<0.05). Yaşlanma ile hem denge becerilerinde hem de yürütücü işlev becerilerinde azalma görülmüştür (p<0.05). Geriatrik Depresyon Ölçeği ile Zamanlı Kalk Yürü Testi arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır (p<0.05). Yaşlılar için Fiziksel Aktivite Ölçeği ile hem Mini-BESTest hem Zamanlı Kalk Yürü Testi arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır (p<0.05). Bulgularımız doğrultusunda denge becerileriyle yürütücü işlev becerileri arasında düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Denge becerileri yüksek olan bireylerin düşük olanlara göre daha iyi yürütücü işlev becerisi gösterdiği çalışmamızda sunulmuştur. Çalışmamızdan elde edilen sonuçlara göre denge ve yürütücü işlevlerin birbirleriyle ilişkili olduğu, bu ilişkiye fiziksel aktivite ve depresyonun katkı sağladığı görülmektedir.
Tek taraflı işitme kaybında bilişsel yükün çoklu duyusal sistem üzerine etkisinin araştırılması
Amaç: Çalışmada, tek taraflı işitme kaybının postural denge üzerindeki etkileri kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Statik ve dinamik denge, çeşitli test protokolleri kullanılarak değerlendirilmiş ve işitme kaybı tarafının postural stabilite üzerindeki olası etkilerinin ortaya konması hedeflenmiştir. Ek olarak, çift görev paradigmasıyla bireylere sağlanan bilişsel yükün postural kontrol üzerinde sağlayacağı potansiyel farklılıkların belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya, sol tek taraflı işitme kaybı olan (n=15, yaş=34,1±14,1), sağ tek taraflı işitme kaybı olan (n=15, yaş=36,1±14,7) ve sağlıklı işiten bireyler (n=15, yaş=28,1±10,2) dahil dilmiştir. Denge değerlendirmesi için tüm bireylere Flamingo Denge Testi (FDT), Zamanlı Kalk ve Yürü Testi (TUG) ve Bilgisayarlı Dinamik Postürografi (BDP) testi uygulanmıştır. Çalışmada uygulanan çift görev paradigması, gürültü ve sözel akıcılık testi varlığında gerçekleştirilmiştir. BDP testindeki tüm dinamik denge değerlendirmeleri her iki durum için (temel durum ve bilişsel durum) ayrı ayrı gerçekleştirilmiştir. BDP ile kompozit denge parametrelerinin değerlendirilmesine ek olarak aynı zamanda bireylerin vücut yerçekimi merkezi (COG) toplam yer değiştirmesi de ayrı olarak formülize edilip değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmada, tek taraflı işitme kaybı olan bireylerin postural denge performansları normal işiten bireylere kıyasla daha kötü bulunmuştur. Buna göre, sol işitme kaybı olan bireyler daha kötü statik dengeye sahiptir (p<0,05). Dinamik denge bağlamında ise sağ işitme kaybı olan bireyler, ek bilişsel görev olmadığında daha fazla COG salınımı gösterirken (p<0,05), sol işitme kaybı olan bireyler ek bilişsel görev sağlandığında daha fazla COG salınımı göstermiştir (p<0,05). Ek olarak, normal işiten bireyler, ek bilişsel görev sırasında (sabit gürültü kaynağı varlığı dahilinde), tek taraflı işitme kaybı olan bireylere göre anlamlı derecede daha az postural salınım göstermiştir (p<0,05). Sonuç: Çalışmada, tek taraflı işitme kaybının, bireylerin bilişsel performansını ve çoklu duyusal işlemleme gerektiren postural kontrol mekanizmasını etkileyebileceğini göstermiştir. Ayrıca, tek taraflı işitme kaybının postural denge özelinde değerlendirilmesinde, bireylerin COG salınımının incelenmesinin, kompozit denge skorlarına ve performans tabanlı testlere kıyasla daha ayrıntılı veriler sunabileceği gösterilmiştir.
Benign paroksismal pozisyonel vertigo hastalarında repozisyon manevraları öncesi ve sonrası otolit fonksiyonlarının karşılaştırılması
Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo,başın açısal hareketleriyle tetiklenen ani başlangıçlı kısa süreli ataklarla karakterize bir hastalıktır. BPPV patofizyolojisi çoğu zaman idiopatik olmakla birlikte kafa travması, viral enfeksiyon ve jelatinöz membranda yaşa bağlı değişiklikler sonucu otokonyaların utrikül makulasından ayrılıp semisirküler kanala geçmesi sonucu baş dönmesi, mide bulantısı ve dengesizlik semptomları meydana gelmektedir. Vestibüler test bataryalarından biri olan VEMP otolit organ fonksiyonlarını değerlendirmek için kullanılan bir EMG kaydıdır. Bu çalışmada repozisyon manevrası öncesinde ve sonrasında c-VEMP ve o-VEMP testi kullanılarak BPPV'li hastalarda repozisyon manevrasının otolit organ fonksiyonlarına etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 18-60 yaş aralığında dahil edilme kriterlerine uygun BPPV tanısı almış 33 birey dahil edildi. Tüm bireyler BDEE, VAS, VNG, c-VEMP ve o-VEMPtestleri ile değerlendirildi. Araştırmada 18'i (%54,55) kadın, 15'i (%45,45) erkek bireyden oluşan 33 BPPV'li hasta yer aldı. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 48 ± 6,81'dir. BPPV'li hastaların repozisyon manevrası öncesi BDEE ve alt gruplarından aldıkları puanlar repozisyon manevrası sonrasına göre istatistiksel olarak yüksek saptandı (p<0,05).BPPV'li hastaların repozisyon manevrası öncesi VAS puanları repozisyon manevrası sonrasına göre istatistiksel olarak yüksek saptandı (p<0,05).BPPV'li hastaların hem c-VEMP hem de o-VEMP değerlendirmelerinde patolojik ve normaltaraf dalga varlıklarında manevra öncesi ve sonrası arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı (p>0,05).Ek olarak bu değerlendirmelerde patolojik ve normal taraflarında P1 latans, N1 latans, P1-N1 interpeak latans ve asimetri oranı değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı (p>0,05). BPPV'li hastaların patolojik taraflarında repozisyon manevra sonrası c-VEMP P1-N1 interpaek amplitüd değerleri repozisyon manevrası öncesine göre istatistiksel olarak yüksek saptandı(p<0,05).BPPV'li hastalarınhem c-VEMP hem de o-VEMP değerlendirmelerindepatolojik taraflarında repozisyon manevra sonrası P1-N1 interpaek amplitüd değerleri repozisyon manevrası öncesine göre istatistiksel olarak yüksek saptandı (p<0,05).BPPV'li hastaların repozisyon manevrası öncesi normal taraf c-VEMP ve o-VEMP P1-N1 interpeak amplitüd değerleri patolojik taraftan istatistiksel olarak yüksek saptandı(p<0,05).Çalışmamızdan elde edilen bulgular doğrultusunda BPPV'li hastalarda utriküler ve sakküler makula dejenerasyonu nedeniyle VEMP sonuçlarının etkilenebileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca BPPV'li hastaların repozsiyon sonrası takibi için VEMP değerlendirilmesi önerilmektedir.
Vibrotaktil geri bildirim: Giyilebilir sensörlerin denge üzerine etkisi
Giriş ve Amaç: Bilateral Vestibüler Hipofonsiyon (BVH), her iki iç kulakta tam bir vestibüler fonksiyon kaybıdır. BVH'li bireyler, özellikle karanlıkta veya düz olmayan yüzeylerde yürürken dengeyi korumakta zorluk yaşamaktadır. Bu durum düşme riskinde artış, görsel bulanıklık, baş dönmesi, dengesizlik ve genel fiziksel durumda bozukluğa neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı denge kemerinin günlük yaşam aktiviteleri (GYA) ve yaşam kalitesi üzerine etkilerini incelemekdir. Yöntem: Çalışmaya Barany kriterlerine göre Bilateral Vestibülopati tanılı 18-65 yaş arası 22 birey dâhil edildi. Çalışmaya katılmadan önce vestibüler sistem değerlendirilmesinde yüksek hızlı video-okülografi (Vhit 1085 ICS Impulse için kullanılan prototip) kullanılarak test yapıldı. Çalışmaya katılan bireylerde vertigo, dizziness şiddetini ve sıklığını değerlendirmek için Vizüel Analog Skalası (VAS),SF-36 Yaşam Kalitesi Anketi (SF-36), vestibüler sistem hastalıklarındaki emosyonel, fiziksel ve fonksiyonel sonuçlar için Baş Dönmesi Engellilik Envanteri, statik denge ve postüral stabilite için Hur Smart Balance Statik Denge cihazı kullanılarak, bireyler çalışma öncesi ve sonrası değerlendirildi. Hur Statik Smart Balance cihazı ile yapılan değerlendirmede olguların statik denge puanı, propriosepsiyon puanı, görsel puanı, vestibüler puanı, stabilite limiti (LOS) sonuçları incelendi. Denge kemerinin nasıl kullanıldığına dair bireylere kısa bilgi verildi. Denge kemeri, kullanıcının eğildiği yönü algılayarak vücut pozisyonunu uyararak titreşimli geribildirim sağladı. Denge kemerini bireyler 4 hafta boyunca günlük yaşam aktivitelerinde (otururken, ayaktayken, hareket halindeyken) ve vestibüler rehabilitasyon sırasında kullanıldı. Vestibüler Rehabilitasyon programı, 4 hafta süresince haftada 2 gün toplamda 8 seans denge kemeriyle tamamlandı. Denge kemeri kullanımı sonrası, objektif ve subjektif denge puanları denge kemeri kullanımı öncesi sonuçları ile karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya yaş ortalaması 48,59±9y, toplam 22 birey alındı. Cinsiyet dağılımları 15'i (%68,2) kadın, 7'si (%31,8) erkek şeklindeydi. Denge kemeri kullanımı sonrasında denge puanlarının karşılaştırmasına baktığımızda; prorpiosepsiyon puanlarında (p=0,040*), görsel puanlarında (p=0,014*), vestibüler puanlarında (p=0,002**) istatiksel olarak anlamlı artış olduğu gözlenirken, yalnızca statik denge puanında istatiksel olarak anlamlı fark olmadığı belirlendi (p>0.05). Denge kemeri kullanımı sonrasında LOS skorlarının karşılaştırılmasına baktığımızda; LOS arka test skorunda (p=0,001**), LOS sol test skorunda (p=0,001**) istatiksel olarak anlamlı bir artış olduğu gözlenirken, LOS ön test skoru ve LOS sağ test skorunda istatiksel olarak anlamlı fark olmadığı belirlendi (p>0.05). Denge kemeri kullanımı sonrasında VAS vertigo frekansı (p=0,001**), VAS vertigo şiddeti (p=0,001**), baş dönmesi frekansı (p=0,001**), baş dönmesi şiddeti (p=0,001**) skorlarında istatistiksel olarak anlamlı azalma olduğu gözlendi. SF-36 (p=0,001**). Baş Dönmesi Engellilik Envanteri skorlarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalış olduğu gözlendi (p=0,001**). (**p<0.01 için karşılaştıma anlamlıdır. *p<0.05 için karşılaştırma anlamlıdır) Sonuç ve Öneriler: Denge kemerinin, somatosensoriyel girdiyi arttırıp vibrotaktil geri bildirim ile vestibüler rehabilitasyona katkı sağladığı ve yaşam kalitesini arttırdığı dikkati çekti. Çalışmamızın sonucunda denge kemeri kullanan Bilateral Vestibülopatili bireylerde, denge puanlarında anlamlı farklılıklar oldu. Bilateral Vestibülopatili kişiler denge kemeri kullanarak, başkalarına veya yürüme yardımcılarına ihtiyaç duymadan serbestçe hareket ettiği gözlendi. BVH'li bireylerde denge kemerinin vücut pozisyonu ve dengesi hakkında dokunsal geri bildirim sağlayarak bağımsızlığı yeniden kazanmaya yol açtığı, aktif ve sosyal bir yaşam tarzı sürdürülmesi sağladığı görüldü. Bilateral Vestibülopatili bireylerin fiziksel aktivite düzeyini arttıracak yaklaşımlara yer verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Farklı kaygı düzeylerinin postüral stabilite üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; farklı kaygı düzeylerine sahip olan bireylerin postüral stabilite etkilenimlerinin araştırılmasıdır. Çalışmaya 18 yaş üstü baş dönmesi/denge bozukluğu şikayeti olmayan Yaygın Anksiyete Bozukluğu Ölçeği (YAB-7) ile anksiyete düzeyi hafif olan (5-9 puan aralığı) 20 birey çalışma grubu I'e, orta olan (10-14 puan aralığı) olan 20 birey çalışma grubu II'ye, 5 puanın altında olan 20 birey ise kontrol grubuna tek kör yöntemi ile dahil edildi. Denge değerlendirmesinde, Modifiye Denge Duyu İnteraksiyonu Klinik Testi, Stabilite Sınırları Testi, Düz Yürüme Testi, Tandem Yürüyüş Testi yapıldı. Ayrıca subjektif denge değerlendirmesi için Denge/Baş Dönmesi Engel Ölçeği (DEÖ), kaygı değerlendirmesi için Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği kullanıldı. Çalışmada gruplar arasında Stabilite sınırları testi parametrelerden sol lateral ve sol anterior hareket hızı parametrelerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark elde edildi (p<0,05). Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği'ne göre düzenlenen gruplarda ise anterior reaksiyon zamanı, sağ posterior ulaşılan son nokta ve posterior hareket hızı parametrelerinde gruplar arasında istatistilsel olarak anlamlı fark elde edildi (p<0,05). Post-Hoc testlerde kaygı düzeyinin artışının hafif kaygı düzeyinden orta kaygı düzeyine geçildiğinde sol anterior ve sol laterale doğru olan hareketlerde hareket hızını azalttığını, Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeğine göre düzenlenen kontrol grubu ile yüksek kaygı grubu arasındaki değerlere bakıldığında anterior yönünde reaksiyon zamanının azaldığını ve sağ posterior yönünde ulaşılan son nokta parametresinde azalma olduğu gözlendi. Sonuçlar dengenin Stabilite Sınırları Testinde hareket hızı, reaksiyon zamanı ve ulaşılan son nokta parametrelerinin farklı kaygı düzeyine bağlı olarak etkilenebileceğini desteklemektedir. Denge ve anksiyete çok faktörlü ve karmaşık bir yapıya sahiptir. Yaygın Anksiyete Bozukluğu, Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçekleri bireylerin farklı anksiyete durumlarını yansıtmaktadır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, anksiyete ve denge etkileniminin belirlenmesinde planlanacak çalışmalarda kaygı düzeyinin belirlenmesinde Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği değerlerinin kullanılmasının Yaygın Anksiyete Ölçeği değerlerine göre daha etkili olacağı sonucuna varılmıştır.
Kistik fibrozis hastalarında işitme ve vestibüler sistemin değerlendirilmesi
Kistik Fibrozis (KF) hastalarında meydana gelen akut pulmoner alevlenmelerin tedavisinde sıklıkla aminoglikozit grubu antibiyotikler kullanılmaktadır. Aminoglikozitler serbest oksijen radikalleri oluşturmakla iç kulaktaki tüylü reseptör hücreleri tahrip ederek, işitme duyusu ve vestibüler sistemde bozukluğa sebep olur. Çalışmamız Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakultesi (HÜTF) Çocuk Göğüs Hastalıkları bölümünde KF tanısı ile takipli 6-18 yaş arası 43 hastanın işitme ve vestibüler sistemlerinin değerlendirilmesinin yapıldığı prospektif çalışmadır. İşitme sistemini değerlendirmek için saf ses odyometri (SSO) ve Yüksek frekans odyometri (YFO), vestibüler sistemi değerlendirmek için video head impulse test (vHIT) ve dinamik görsel keskinlik (DGK) testleri yapıldı. Çocuk Göğüs Hastalıkları bölümü tarafından hastaların çalışma tarihine kadar aldığı antibiyotik çeşitleri ve miktarı belirlendi. İnhaler aminoglikozit alan ve almayan, intravenöz aminoglikozit alan ve almayan, genel olarak aminoglikozit alan ve almayan gruplar oluşturularak işitme ve vestibüler test sonuçları karşılaştırıldı. Test sonuçlarını etkileyecek olan iletim tipi işitme kaybı (İTİK) olan hastalar çıkarıldıktan sonra, geriye kalan 37 hastanın sonuçları değerlendirildiğinde 125 -8 kHz frekanslardakı SSO'da sadece bir hastada 8kHz'de 35 dB düşüş bulundu. Geri kalan tüm SSO testleri normal sonuçlandı. 37 hastanın YFO'sunda 26 sonuç normal, 11 hastada patolojik eşikler belirlendi. Bunlardan 7'sinde bilateral, 4'ünde tek kulak eşikleri v bozulmuştu. vHIT sonuçları değerlendirmeye dahil edilen 42 hastanın hepsinde normal sonuçlandı. DGK ise 42 hastanın 5'inde patolojik bulundu. Çalışmamızı COVID-19 pandemisine kadar elde ettiğimiz test sonuçlarıyla yaptık. Bu nedenle gruplarda hasta sayısı yüksek olmadı ve gruplar arasında istatiksel anlamlı fark bulunmadı. Fakat KF hastalarında aminoglikozit kullanımına bağlı işitme ile yanaşı vestibüler sistemi de değerlendiren çalışma sayısı az olduğu için, çalışmamızın verileriyle literatüre katkı sağlamış olduk. Dizin Terimleri Kistik Fibrozis, Yüksek Frekans Odyometri, vHIT, Dinamik görsel keskinlik, Ototoksisite, Aminoglikozid
Efüzyonlu Otitis media' nın pediatrik yaş grubunda vestibüler sistem üzerindeki etkisinin tüp tatbiki öncesinde ve sonrasında bilgisayarlı dinamik posturografi duyu organizasyon testi ile değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, efüzyonlu otitis media' lı çocuklardan oluşan çalışma grubu ile yaş ve cinsiyet uyumlu kontrol grubu arasında vestibüler sistem bozuklukları açısından herhangi bir fark olup olmadığını ve ventilasyon tüp tatbikinin bu durumu etkileyip etkilemediğini araştırmak ve aynı zamanda hem dinamik denge testi hem de klinik statik denge testinin sonuçlarının birbirleriyle korelasyonunu değerlendirmektir. Böylece çalışmamızın sonuçlarını literatür ile karşılaştırarak sonraki çalışmalara yardımcı olmayı ve literatüre katkıda bulunmayı amaçlamaktayız. Efüzyonlu otitis media, çocukluk çağının en yaygın görülen hastalıklarından biridir. En sık işitme kaybına neden olmakla birlikte çocuklarda denge problemlerine yol açabilmektedir. Hatta efüzyonlu otitis media' nın pediatrik yaş grubunda vertigo ve vestibüler bozuklukların en yaygın nedenlerinden biri olduğu düşünülmektedir. Bilgisayarlı dinamik posturografi günlük hayatta karşılaşılan çeşitli yüzey ve denge durumlarını taklit ederek bireyin ayakta denge kontrolü fonksiyonunu nicel olarak ölçen kombine objektif bir test protokolüdür. Çalışmamızda çocuklara statik bir klinik denge testi olan tek bacak/ ayak üzerinde durma testi ve vestibüler sistemi objektif olarak değerlendirmek amacıyla bilgisayarlı dinamik posturografi yapıldı. Çalışma grubuna ilk test operasyondan hemen önce ve ikinci test operasyondan 2 ay sonra olmak üzere iki kere; kontrol grubuna ise bir kere yapıldı. Çalışmamıza yaşları 4 yaş ile 12 yaş arasında değişen çalışma grubunda 30 çocuk, kontrol grubunda da 30 çocuk olacak şekilde toplam 60 çocuk dahil edilmiştir. Gruplar içerisinde ayrı ayrı cinsiyet ve yaş dağılımlarına bakıldığında çalışma grubunun 21' ini erkek çocukları (%70), 9' unu kız çocukları (%30) oluşturmaktadır. Çalışma grubundaki çocukların yaş aralığı 4 yaş 9 ay- 11 yaş 2 ay arasında olup yaş ortalaması 6.45' tir. Kontrol grubunun ise 18' i erkek çocukları (%40), 12' si kız çocukları (%60) oluşturmaktadır. Kontrol grubundaki çocuklarında yaş aralığı 4 yaş 10 ay- 11 yaş 5 ay arasında olup yaş ortalaması 6.2' dir. Çalışma grubunun tüp tatbikinden önce durum 5, durum 6 ve birleşik denge puanı ile kontrol grubunun durum 5, durum 6 ve birleşik denge puanı arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık mevcuttu (Bağımsız gruplar t testi, p=0.008, , p=0.024, , p=0.038). Çalışma grubunda vestibüler bozuklukla ilişkili semptomlar ile Head İmpulse testi arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p< 0.05). Semptom tarifleyenlerin çoğunda (%87) Head İmpulse testi pozitif iken semptom tariflemeyenlerin tamamında Head İmpulse testi negatifti. Çalışma grubunun tek ayak/bacak testi ölçüm sonuçlarıyla preoperatif Duyu Organizasyon Test' inin 6 durumun herbiri için hesaplanan denge puan ortalamaları ve birleşik denge puan ortalaması sonuçları arasındaki ilişki Pearson Korelasyon testi uygulanarak belirlenmeye çalışıldı. Tek ayak testi ve preoperatif birleşik denge puan ortalaması, preoperatif durum 5 ve preoperatif durum 6 puan ortalaması arasında pozitif yönlü, güçlü bir ilişki mevcuttu (r= 0,744, r=0,752, r=0,766). Çalışma grubunun preoperatif ve postoperatif Duyu Organizasyon Testi' nin tüm koşullarının ve birleşik denge puanının ortalamaları karşılaştırıldığında elde edilen durum 5, durum 6 ve birleşil denge puan ortalamalarının sonucu istatistiksel olarak anlamlıydı (p< 0,05). Klinisyenlerin efüzyonlu otitis media' nın çocuklarda vestibüler fonksiyon üzerindeki olası olumsuz etkisinin farkında olmaları gerekmektedir ve klinisyenler ebeveynlere denge bozukluğu semptomları hakkında daha açıklayıcı olmalıdırlar. Efüzyonlu otitis media' nın vestibüler fonksiyonlar üzerine olan bu olumsuz etkisine karşı ventilasyon tüpü tatbiki yaparak denge bozukluğunun düzelmesine yardımcı olabiliriz. Anahtar Kelimeler: Efüzyonlu otitis media, bilgisayarlı dinamik posturografi, pediatrik vestibüler bozukluklar
Unilateral vestibüler kayıplı bireylerde subjektif vestibülo-spinal refleks testlerinin sensitivitesinin araştırılması
Vestibüler sistemin etkin bir şekilde değerlendirilmesini sağlayan Videonistagmografi kliniklerde henüz yaygın olarak kullanılmazken, klinik kullanımı kolay, masrafsız, hızlı ve sarf malzemesi içermeyen subjektif Vestibülo-Spinal Refleks (VSR) testleri sıklıkla kullanılmaktadır. Bu testlerin Unilateral Vestibüler Kayıp (UVK) tanısındaki duyarlılıkları konusunda çalışma sayısı kısıtlı olup hangi test yönteminin tercih edilmesi gerekliliği bilinmemektedir. Bu çalışmanın amacı; UVK'li bireylerde subjektif VSR testlerinin sensitivitelerini araştırmaktır. Çalışmaya 18-60 yaş arasında toplam 70 birey dahil edildi. Kalorik Test sonucunda kanal parezisi asimetri oranı %24 ve üzerinde olan 40 birey çalışma grubu; baş dönmesi/denge bozukluğu şikayeti olmayan 30 birey ise kontrol grubu olarak dahil edilmiştir. Tüm katılımcıların değerlendirmesinde subjektif VSR testlerinden Fukuda, Babinski Weil, Tandem Yürüme ve Past Pointing testleri kullanıldı. Kullanılan testler arasından Fukuda Testi, UVK tanısında sensitivitesi en yüksek test olarak elde edilmiştir. Diğer testlerin sensitivite değerleri ise büyükten küçüğe Babinski Weil, Tandem Yürüme ve Past Pointing şeklinde sıralanmıştır. Tandem Yürüme Testi ve Past Pointing Testin spesifiteleri birbirine eşit ve diğer iki testten daha yüksek elde edilmiştir. Kalorik Test kanal parezisi yönü sağ olan bireyler için, Kalorik Test kanal parezisi asimetri yüzdesi ile Fukuda sapma derecesi arasında pozitif yönlü, orta dereceli korelasyon elde edilmiştir (p<0,05). Babinski Weil, Tandem Yürüme ve Past Pointing test sonuçları ile Kalorik Test kanal parezisi asimetri yüzdeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon elde edilmemiştir (p>0,05). Bulgularımız doğrultusunda objektif vestibüler değerlendirme yöntemlerinin mevcut olmadığı koşullarda Fukuda Testinin öncelikli olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Erişkin koklear implant kullanıcılarında duyu, istemli motor ve fonksiyonel limitasyonların değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı; koklear implant kullanıcılarında duyu, istemli motor ve fonksiyonel limitasyonların etkilerini araştırmaktır. Çalışmaya 18 yaş üstü en az 12 aydır koklear implant kullanan 20 birey ve koklear implant kullanıcısı olmayan normal işitmeye sahip 20 birey dahil edildi.Denge değerlendirmesinde, Modifiye Denge Duyu İnteraksiyonu Klinik Testi, Stabilite Sınırları Testi, Ritmik Ağırlık Aktarma Testi, Ağırlık Aktarma/Çömelme Testi, Tek Taraflı Duruş Testi, Otur-Kalk Testi, Düz Yürüme Test, Tandem Yürüyüş Test, Adım/Hızlı Dönme Testi, Adım Yukarı/Aşağı Testi, Öne Hamle Testi yapıldı. Ayrıca subjektif denge değerlendirmesi için Baş Dönmesi Engellilik Envanteri (BEE), Vestibüler Bozukluklarda Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği (VGYA) ve Berg Denge Ölçeği kullanıldı.Çalışma ve kontrol grubu arasında Modifiye Denge Duyu İnteraksiyonu Klinik Testi, Stabilite Sınırları Testi, Ritmik Ağırlık Aktarma Testi,Tek Taraflı Duruş Testi, Düz Yürüme Testi, Tandem Yürüyüş Testi, Adım/Hızlı Dönme Testi, Adım Yukarı/Aşağı Testi, Öne Hamle Testleri sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık elde edildi (p<0,05).Kullanılan ölçeklerden Berg Denge Ölçeği ve Baş Dönmesi Engellilik Envanterinin fiziksel ve fonksiyonel alt parametrelerinde; gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı fark elde edildi (p<0,05). Bu çalışma ile koklear implant kullanıcılarının genellikle vestibüler sistem etkilerini yansıtan duyu, istemli motor ve fonksiyonel limitasyonların kompanse edilmiş yetersizlikleri gösterilmiştir.Sonuç olarak, koklear implant adaylarının ameliyat öncesi ve sonrası değerlendirilerek olası denge problemlerinin belirlenmesi ve erken dönemde rehabilitasyon programının uygulanmasının etkili olacağı düşünülmüştür. Anahtar kelimeler: Koklear İmplant, Vestibüler Fonksiyon, Vestibüler Bozukluklar, Postürografi, Denge
Total uyku kaybında dinamik görsel zayıflık ve otomatik motor yanıtların değerlendirilmesi
Denge sistemi hareket ile ilişkili en önemli duyusal sistemdir. Denge sistemi; görsel, somatosensör ve vestibüler sistemden gelen uyarılarla kontrol edilir. Uyku, insanlarda bir günlük süre içerisinde belirli aralıklarla tekrarlanan davranışsal bir durumdur. Değişen dünya ile birlikte kişilerin uyku düzenlerinde değişiklik meydana gelmiştir. Yetişkinlerde yetersiz uyku süresinin genel prevalansı %20 olarak tahmin edilmektedir. Bu çalışma ile total uyku kaybı olan bireylerdeki dinamik görsel zayıflık ve otomatik motor yanıtları değerlendirmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 18-36 yaş aralığında sağlıklı 31 genç erişkin dahil edilmiştir. Çalışmaya katılan tüm bireyler Duyu Organizasyon Testi, Adaptasyon Testi, Statik Görsel Keskinlik Testi, Minimum Algılama Zamanı Testi, Dinamik Görsel Keskinlik Testi ve Bakış Stabilizasyon Testi ile değerlendirilmiştir. Bireylere yapılan tüm testler günlük uyku döngüsünün bozulmadığı normal bir günde (normal durum) ve 24 saatten daha uzun süre total uyku kaybı yaşadığı bir günde (total uyku kaybı durumu) olmak üzere iki farklı zamanda uygulanmıştır. Normal ve total uyku kaybı durumları arasında Duyu Organizasyon Testi değerlendirmesine göre görsel öncelik skoru dışındaki duyu analizi oranlarda ve Minimum Görsel Algılama Zamanı değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir (p<,05). Total uyku kaybı durumunda somatosensör oran, görsel oran ve vestibüler oranın normal duruma göre daha düşük olduğu ve görsel algılama zamanının total uyku kaybı durumunda uzadığı tespit edilmiştir. Duyu Organizasyon Testi Durum 1 skorlarında, Adaptasyon Testi, Bakış Stabilizasyon Testi, Statik ve Dinamik Görsel Keskinlik testlerinde elde edilen değerlerde iki farklı durum arasında anlamlı bir fark elde edilememiştir (p>,05). Sonuç olarak total uyku kaybının postüral dengeyi ve görsel algılama zamanını etkilediği, postüral adaptasyon ve dinamik görsel performansları azaltmasına rağmen önemli derecede etkilemediği belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: total uyku kaybı, postüral denge, duyu organizasyon testi, dinamik görsel keskinlik, görsel algılama zamanı
Genç yetişkinlerde video head impulse test (VHIT) normalizasyon çalışması
Demirtaş, B Genç Yetişkinlerde Video Head Impulse Test (Vhıt) Normalizasyon Çalışması , Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Odyoloji Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019. Periferik ve santral patolojilerin ayırımında önemli bir klinik değere sahip olan Head Impulse Test (HIT), Halmagyi ve Curthoys tarafından 1988 yılında geliştirilmiştir. Sayısal bir veri taşımaması ve değerlendirilmesinin subjektif olması nedeniyle HIT testi, sınırlılıkları olan bir değerlendirme aracı olmuştur. Teknolojik gelişmeler, yüksek hızlı video kayıtlarının alınabilmesi ve göz pozisyonlarının hassas şekilde belirlenmesinin önünü açmış böylece HIT ölçümlerinin sayısal olarak ifade edilebilmesine olanak sağlayan, video head impulse test (v-HIT) geliştirilip kullanılmaya başlanmıştır. Video head impulse test, uygulanması kolay, objektif, altı semisirküler kanalın(SSK) değerlendirilmesine ve vestibülo-oküler refleks(VOR )sırasında meydana gelen gizli sakkadların görülebilmesine olanak sağlayıp, değerlendirmede sayısal verilerin elde edilmesine imkan tanıyan önemli bir testtir. Çalışmaya genç yetişkin (18-30 yaş aralığında) bireylerin normalizasyon değerlerinin belirlenmesi amacıyla 130 kişi dahil edilmiştir. Verilerin analizinde tüm bireylerde sağ ve sol kulak lateral SSK kanallarda kazanç açısından anlamlı fark elde edilmezken (p>0.05), vertikal kanallarda anlamlı fark elde edilmiştir (p<0.05). Kadın ve erkek bireylerden elde edilen verilerin analizinde ise sağ anterior kanalda anlamlı fark elde edilmiştir(p<0.05). Klinik kullanımda normatif veri olması açısından değerli olan çalışma bulguları, vestibüler patolojisi bulunan bireyler için de önemli bir temel veri oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Head Impulse Test, Video Head İmpulse Test, VOR,Vestibüler sistem
Benign paroksismal pozisyonel vertigo tanılı olgularda tedavi öncesi ve sonrası vestibüler uyarılmış potansiyellerin değerlendirilmesi
Amaç: Benign paroksismal pozisyonel vertigo (BPPV), dönmesinin en sık nedenidir. Hastalığın tanısında pozisyonel manevralar en değerli tanı araçlarıdır. Bu tezde hastalığın patogenezinin değerlendirilmesinde objektif bir test olan vestibüler evoked myojenik potansiyeller (VEMP) kayıtlamalarının tedavi öncesi ve sonrası yanıtlarının ortaya konması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem : Çalışmamız Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi (EÜTFH) Nöroloji kliniğinde nörosensöryel birimimizde yapıldı. Servikal VEMP testi incelemesi Synergy Elektromyografi (EMG) (Medelec; Viasys Healthcare UK Ltd 2009) kullanılarak yapıldı. Test sırasında her 2 kulaktan ayrı ayrı 110 desibel (dB) klik şeklinde ses uyaranı verildi. Bu uyarılar 100 milisaniye aralıklarla kayıtlanarak 250 kez averajlama yapıldı. Ölçümler için 3 elektrod (aktif, referans ve toprak) kullanıldı. Aktif elektrod ipsilateral sternokleidomastoid (SKM) kasının orta 1/3 noktasına, yapıştırıldı. Sağlam ve hasta grubun kayıtlamaları ile P13, N23 latansları ve düzeltilmiş amplitüd değerleri kaydedildi. İstatistiksel analizleri yapıldı. Bulgular: Tedavi edilmeden önce yapılan kayıtlamada P13 latansı 13.51 ± 1.99 milisaniye (msn) , N23 latans değeri ise 22.44 ± 2.22 ve düzeltilmiş amplitüd değeri 6.44 ± 3.49 olarak kaydedildi. Kontrol grubu ile kıyaslandığında P13 ve N23 latanslarında uzama görüldü. Tedavi sonrası P13 latansı 12.87 ± 1.65, N23 latans 121.97 ± 1.95 düzeltilmiş ampltiüd ise 5.75 ± 2.5 görüldü. Tedavi sonrası yanıtlarda ise sadece P13 latansında düzelme olduğu , N23 ve amplitüd de değerinde ise tedavi öncesi ve sonrası farklılık olmadığı görüldü. Sonuç: BPPV hasta grubunda VEMP testi noninvaziv, düşük maliyetli ve pratik bir test olup otolit organları ile efektör kaslar arasında beyin sapı boyunca seyreden vestibule-oküler ve vestibule-spinal yolların değerlendirilmesine imkan sağladığını düşünmekteyiz
Erken dönem multiple skleroz hastalarının tanı aşamasında vestibüler testlerin, uyarılmış potansiyellerin ve oftalmolojik değerlendirilmenin yeri
Giriş ve Amaç: Multiple skleroz (MS) genç erişkinlerde klinik özürlülüğün en önemli nedenlerinden biridir. Bu nedenle hastalığın erken tanınması, uygun tedavi ile hastaların doğru yönetimi çok önemlidir. Klinik olarak çok geniş spektruma yayılabilmektedir. Bu nedenle tanı sürecinde klinisyeni zorlayabilmektedir. Bu gibi durumda yardımcı tanı yöntemlerine başvurulmaktadır. Çalışmamızda, erken dönem multiple sklerozis hastalarının tanı aşamasında vestibüler testlerin, uyarılmış potansiyellerin ve oftalmolojik değerlendirmenin yerinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne başvuran 60 birey alındı. Bu bireylerin 30'u,12'si (%40) erkek ve 18'i (%60) kadın olmak üzere 2 yıldan eski nörolojik semptomu olmayan erken dönem MS hastalarıydı. 30 birey, 12'si (%40) erkek ve 18'i (%60) kadın olmak üzere kontrol grubu olarak alındı. Hasta grupta yaş dağılımı ortalama 30 (19-48), kontrol grubunda yaş dağılımı ise ortalama 30 (18-45) olarak görüldü. Tüm normal kontrol ve hasta bireylere vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller (VEMP), görsel uyarılmış potansiyeller (VEP), somatosensöriyel uyarılmış potansiyeller (SEP), beyin sapı işitsel uyarılmış potansiyeller (BAEP), pür ton odyometri, kalorik test ve renk görme, görme keskinliği ve kontrast duyarlılık testlerini içeren nörooftalmolojik bakı yapıldı. Bulgular: Hasta ve kontrol grubu karşılaştırıldığında sadece VEP p100 latansları istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p <0.001). Normal kontrol grubu değerlerine göre oluşturulan limitlere göre (+2,5 SD), hasta grubun %30'unda VEMP anormalliği, %86'sında VEP anormalliği, %30'unda SEP anormalliği ve %13,3'ünde BAEP anormalliği saptandı. VEP ile görme keskinliği, kontrast duyarlılık ve renk görme arasında korelasyon yoktu. VEMP ile MRG'de beyin sapı lezyonu varlığı arasında korelasyon yoktu. Sonuçlar: Normal kontrol grup ve hasta grubu verilerinin karşılaştırılması sonucu sadece VEP p100 latansı istatistiksel olarak anlamlı saptanmıştır (p <0,001). Bu nedenle sonuçlar VEP'in MS erken tanısında yardımcı inceleme olarak kullanılabileceği düşünülmüştür. Diğer parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı sonuç elde edilmemiştir. VEMP ile MRG'de beyin sapı lezyonu arasında korelasyon bulunmamıştır.
Ani işitme kaybı olan hastalarda vestibüler bulguların olmasının işitme kaybının düzelmesine etkisi
Amaç: Ani işitme kaybı (AİK) nedeniyle tedavi edilen hastalarda vestibüler yakınmaların varlığının, işitme kaybı tipi ve şiddetinin AİK prognozu üzerine etkisini araştırmak. Gereç ve Yöntem: Mart 2019- Nisan 2022 tarihler arasında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümüne AİK nedeni ile başvuran 130 hasta incelendi. Bu hastalardan dahil etme kıstaslarına uyan 40 tanesi çalışmaya alındı. Hastalar başvuru sırasında vestibüler yakınmaları olan (Grup A) olmayanlar (Grup B) olarak iki gruba ayrıldı. Hastalar işitme seviyesine göre sınıflandırıldı. Tanı sırasında hastalar odyometri, videonistagmografi ve vHIT ile değerlendirildi. Videonistagmografik değerlendirme sırasında kalorik test yapıldı. Sistemik kortikosteroid tedavi bitiminden bir ay sonra odyometrik değerlendirme tekrarlandı. Bulgular: Vestibüler yakınması olan Grup A 29, olmayan Grup B ise 11 hastadan oluşmaktaydı. Grupların tedavi öncesi ve sonrası işitme dereceleri ve konuşmayı ayrıt etme skorlarında anlamlı düzelme izlenirken, işitme konfigürasyonu, tinnitus ve kulakta basınç hissinde anlamlı bir fark izlenmedi. Modifiye Siegel kriterlerine göre grupların işitme derecelerine bakıldığında, hafif derecede işitme kaybı olan hastalarda tam düzleme olduğu görüldü. Vertigosu olan hastalarda AİK olan kulakta kalorik yanıt zayıftı. Ayrıca hızlı fazı sağlam kulağa doğru vuran nistagmus saptandı. Gruplar arası işitme derecelerine göre vHIT testin sonuçları karşılaştırıldığında anlamlı bulgular bulunamadı. AİK olan tarafta kanal kazanımları zayıftı. Sonuç: Ani işitme kaybı olan hastalarda işitme kaybı derecesi arttıkça hastalarda vertigo yakınma ve bulgularının görülme oranı artmaktadır. Bu klinik tabloya sahip hastaların tedaviye yanıtları daha düşük olarak bulunmuştur. Anahtar kelimeler: ani işitme kaybı, kalorik test, vertigo, vestibüler fonksiyon testi, vHIT
Sağlıklı bireylerde farklı frekanslarda tone burst ve chirp uyaranları ile elde edilen servikal vestibüler uyarılmış myojenik potansiyellerin karşılaştırılması
Çalışmamızda sağlıklı bireylerde farklı frekanslarda tone burst ve chirp uyaranları ile elde edilen cVEMP yanıtlarının saptanması ve bu bulguların karşılaştırılması hedeflenmiştir. Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'nun 22.03.2016 tarihli ve 27/04 sayılı kararı ile etik kurul açısından uygun bulunmuştur. Çalışma, 19-65 yaş arası toplam 65 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmamıza herhangi bir otolojik, nörootolojik ve vestibüler sistem ile ilgili şikâyet ve hastalığı olmayan, normal dış kulak yolu ve timpanik membrana sahip, elektroakustik immitansmetri değerlendirilmesinde, orta kulak basıncı ±50 daPa sınırlarında ve TipA timpanograma sahip ve saf ses ortalaması 125-8000 Hz arasında 15 dB ve daha iyi olan bireyler dâhil edilmiştir. VEMP'in ilk pozitif (P1) ve onu takip eden negatif dalgasının (N1) latansları ve bu iki dalganın tepe noktaları arasında kalan P1-N1 amplitüdleri ve VEMP Asimetri Oranı (VAR) karşılaştırılmıştır. 500 Hz Tone burst uyaran için; P1 latans ortalaması 12.89 ± 0.81 (ms), N1 latans ortalaması 21.13 ± 1.65 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 104.99 ± 36.85 (µV)' dir. 500 Hz Frekansa-spesifik chirp uyaran için; P1 latans ortalaması 7,79 ± 0.86 (ms), N1 latans ortalaması 16.16 ± 1.67 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 129.32 ± 41.25 (µV)' dir. 1000 Hz Tone burst uyaran için; P1 latans ortalaması 11.72 ± 0.85 (ms), N1 latans ortalaması 19.54 ± 1.62 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 88.39 ± 29.65 (µV)' dir. 1000 Hz Frekansa-spesifik chirp uyaran için; P1 latans ortalaması 8.7 ± 0.88 (ms), N1 latans ortalaması 16.7 ± 1.75 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 110.07 ± 35.77 (µV)'dir. İki farklı frekansta (500 ve 1000 Hz), chirp uyaran ile tone burst uyaran P1 (ms), N1 (ms) ve P1-N1 (µV) değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05). Bu çalışma ile her iki frekansta chirp uyaran ile tone burst uyarana kıyasla dalga latansları daha erken, amplitüdleri daha yüksek ve morfolojik açıdan daha net dalgalar elde edilmiştir.
OVEMP'te uygulanan farklı uyaranların ('KLİK', 'tone-burst', 'CHIRP') farklı yaş gruplarındaki sağlıklı bireyler üzerinde karşılaştırılması
ÖZET oVEMP'te Uygulanan Farklı Uyaranların ('klik', 'tone-burst', 'chirp') Farklı Yaş Gruplarındaki Sağlıklı Bireyler Üzerinde Karşılaştırılması Çalışmamız Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi KBB kliniği odyoloji bölümünde gerçekleştirilmiştir. Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi Etik Kurulu tarafından 22.03.2016 tarih ve 27/06 numaralı kurul kararı ile çalışmanın uygunluğuna karar verilmiştir. Çalışmamızda farklı yaş gruplarında normal işiten sağlıklı yetişkin kişiler de 'klik','chirp','tone-burst' uyaranlar ile elde edilen oVEMP yanıtlarının amplitüd ve latans açısından karşılaştırılması hedeflenmiştir. Çalışma 19-60 yaş arası 66 gönüllü ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya daha önce vestibüler rahatsızlık yaşamamış, otoskopik muayene bulguları normal, hava yolu saf ses ortalaması (500-2000 Hz) 15 dB'den az olan,akustik immitansmetri sonuçlarında Tip A timpanogram elde edilen ve akustik refleks eşikleri normal olan bireyler dahil edilmiştir. Uygulama sırasında ortaya çıkan ilk negatif dalga (N1) devamında ortaya çıkan pozitif dalga (P1) latansları ve bu iki dalganın tepe noktaları arasında kalan (P1-N1) amplitüdleri karşılaştırılmıştır. Yapılan uygulamalar sonucu Chirp uyaran ile sağ kulak N1 5,9+/- 0,9 ms P1 11,06+/-0,92 ms P1-N1 10,51+/-7,2(μV);sol kulak N1 6,03+/-1,05ms P1 11,3+/-1,07ms P1-N1 11,93+/-7,33(μV) olarak elde edilmiştir. Klik uyaran ile sağ kulak N1 8,68 +/- 1,44 ms P1 12,73+/-1,8 ms P1-N1 2,77+/-2,05(μV); sol kulak N1 8,63+/-1,47ms P1 12,68+/-1,86ms P1-N1 2,86+/-1,94 olarak elde edilmiştir. Tone-burst uyaran ile sağ kulak N1 10,01+/-0,86 ms P1 14,89+/-1,21 ms P1-N1 7,09+/-5(μV) ; sol kulak N1 10,08+/- 0,88 P1 15,09+/-1,17 ms P1-N1 7,5+/-3,5(μV) olarak elde edilmiştir. Elde edilen N1(ms),P1(ms) ve P1-N1(μV) ortalamalarında her üç uyaran tipi arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur.(p<0,05) Yaptığımız çalışma ile tone-burst ve klik uyarana göre chirp uyaran ile oVEMP sonuçlarının daha kısa latans , yüksek amplitütte ve morfolojik olarak daha net dalgalara sahip olduğu chirp uyaranının güvenilir ve kullanılabilir bir uyaran olduğu gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: chirp, click, oVEMP, tone-burst
Benign paroksismal pozisyonel vertigoda vestibüler uyarılmış myojenik potansiyel (VEMP) ve video head ımpuls (VHIT)test bulguları
BPPV en yaygın periferik vestibüler sistem hastalığıdır. Kanalolitiazis ve kupulolitiasiz kabul edilen iki teoridir. BPPV'de vestibüler testlerin klinik önemi bilinmektedir. Çalışmamızda posterior kanal BPPV'de cVEMP, oVEMP ve vHIT bulguları incelenmiş ve Epley manevrasının bu testlerde oluşturduğu değişiklikler değerlendirilmiştir. Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi KBB Kliniği'nde, yürütülen çalışmaya Dix-Hallpike testi (DHT) ile posterior kanal BPPV tanılı 36 hasta alındı. Otolojik ve nörootolojik hastalık hikâyesi olmayan 42 gönüllüden kontrol grubu oluşturuldu. Çalışma ve kontrol grubuna tedavi öncesi cVEMP, oVEMP ve vHIT'leri yapıldı. Testlerden sonra hasta gruba Epley manevrası uygulandı. Manevra sonrası iyileşme gözlenen hastalara testler tekrar edildi. cVEMP testinde; P1 ve N1 dalgaların latansları, P1-N1 amplitüdleri ve iki kulak arasındaki asimetri oranları analiz edildi. oVEMP testinde N1 ve P1 dalgaların latans ve amplitüdleri değerlendirildi. vHIT'de ise; infrared kamera kullanılarak etkilenen posterior kanaldaki kazançlar, tedavi sonrası ve normatif veriler ile karşılaştırıldı. cVEMP testinde tedavi öncesi ile sonrasındaki değerler kontrol grubuna göre karşılaştırıldığında P1ve N1 latanslarında anlamlı farklılık bulunmadı. Tedavi öncesi 84,75 μV ve sonrası 89,64 μV olan P1-N1 amplitüdü kontrol grubundaki 110,39 μV olan P1-N1amplitüdüne göre anlamlı şekilde düşük bulundu. (p<0.05). oVEMP testinde; tedavi öncesi ile tedavi sonrasında N1 latansı, N1P1 amplitüd ve asimetri değerleri kontrol grubuna göre farklılık göstermemesine rağmen, 14,59 ms olan tedavi öncesi P1 latansına göre 15,11ms olan tedavi sonrası P1 latansında anlamlı uzama görüldü (p<0.05). vHİT'de ise; tedavi öncesi ve sonrası kazanç değerlerinde hasta ve kontrol grupları arasında istatistiksel farklılık elde edilemedi. Vestibüler rehabilitasyon başarısını ölçmede VEMP yardımcı bir yöntem olarak kullanılabilir, ancak vHIT'te BPPV'nin tanı ve takibinde destek sağlayacak ek bilgi elde edilememiştir. Anahtar Kelimeler: BPPV, cVEMP, oVEMP, vHIT
Tek taraflı ve bilateral sensörinöral işitme kaybı olan yetişkin hastalarda vestibüler fonksiyonların araştırılması
Tek Taraflı ve Bilateral Sensörinöral İşitme Kaybı OlanYetişkin Hastalarda Vestibüler Fonksiyonların Araştırılması Koklea ve işitme sinirinde meydana gelen bozulmalar vestibüler sistemi de etkileyebilmektedir. Çalışmamızda amacımız sensörinöral işitme kaybı olan yetişkin bireylerde vestibüler fonksiyonların değerlendirilmesidir. Çalışmaya 19-50 yaş aralığında tek taraflı S/N işitme kaybı olan 20 kişi, bilateral S/N tip işitme kaybı olan 20 kişi ve normal işitmeye sahip 20 kişi olmak üzere toplam 60 gönüllü birey katılmıştır.Sağ ve sol servikal VEMP ve oküler VEMP latanslarında ve servikal VEMP sağ-sol P1-N1 amplitüd farkında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür (P>0.05). oVEMP testinde sol P1-N1 amplitüd farkında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). VHIT lateral semisirküler ortalama kazanç değerlerinde ve asimetri oranlarında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmamıştır (P>0.05). Sağ ve sol anterior ve posterior semisirküler kanal ortalama kazanç değerleri ve anterior semisirküler kanal asimetri oranlarında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur (P>0.05). Sağ ve sol posterior kanal asimetri oranlarında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p<0.05). Sakkad testte sol gözde sağa ve sola bakışta doğruluk yüzdesinde, pursuit testte 0.2 Hz'de sağa bakışta asimetri oranında ve optokinetik testte sağ gözde sağa bakışta kazançta gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark elde edilmiştir (p<0.05). Kalorik testte kanal parezisinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark elde edilmiştir (P<0.05). BDEA'da gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark elde edilmemiştir (p>0.05). Kısa form 36 (KF-36) da genel sağlık parametresinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark elde edilmiş (P<0.05), diğer parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0.05). Çalışmamızda, S/N işitme kayıplı bazı yetişkinlerde vestibüler sistem fonksiyonlarının etkilendiği saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Baş dönmesi engellilik anketi, Kısa Form 36 Yaşam Kalitesi Ölçeği, Sensörinöral İşitme Kaybı, Vestibüler Fonksiyon, Vestibüler Uyarılmış Kas Potansiyelleri, Videonistagmografi, Video Baş İtme Testi.
Relapsing remitting multiple skleroz hastalarinda odyo-vestibüler bulgular
Multiple skleroz, işitme ve denge sistemlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Amacımız, relapsing remitting multiple skleroz (RRMS) hastalarında lezyon tutulumuna göre odyo- vestibüler bulguların araştırılmasıdır. 25 RRMS hastası (10 supratentorial ve 15 supratentorial+infratentorial lezyonlu-50 kulak) ve 30 sağlıklı birey (60 kulak) çalışmaya alınmıştır. Tüm bireylere Baş Dönmesi Engellilik Anketi (BDEA), Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği, Odyometrik, İmmitansmetrik Değerlendirme, Distortion Product (DPOAE) ve Transient Otoakustik Emisyon (TEOAE), İşitsel Beyin Sapı Cevabı (İBC), Vestibüler Uyarılmış Kas Potansiyelleri (VEMP) ve Videonistagmografi testleri uygulanmıştır. Hava yolu (250-6000 Hz ve 12500-16000 Hz) ve kemik yolu işitme eşikleri ve akustik refleks decay görülme sıklığı RRMS'li olgularda (500,1000, 2000 Hz) kontrol grubundan anlamlı şekilde yüksek elde edilmiştir (p>001). Bazı frekanslarda TEOAE ve DPOAE cevabı ve SNR oranında gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). İBC'de I, III, V. dalga mutlak latansları ve I-III, I-V, III-V dalgalar arası latanslarında supratentorial+infratentorial grupta anlamlı şekilde uzama saptanmıştır (p<0,01). sVEMP'de P1 ve P1-N1 latansında RRMS hastalarında anlamlı uzama elde edilmiştir (p<0,05). VNG'de; sakkad, pursuit, pozisyonel ve kalorik testte supratentorial+infratentorial grupta anormallikler saptanmıştır. BDEA fonksiyonel alt skorunun supratentorial+infratentorial grupta en yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). RRMS hastalarında kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, santral etkilenimi destekleyen işitsel ve vestibüler bulgular elde edilmiştir.. Anahtar Kelimeler: İnfratentorial, işitme, relapsing remitting multiple skleroz, supratentorial, vestibüler,
Obstrüktif uyku apne sendromlu hastalarda işitme ve denge sisteminin akustik ve psikosomatik testlerle değerlendirilmesi
Dünyada ve ülkemizde önemli bir halk sağlığı problemi olan OUAS basit bir uyku problemi olmayıp, vücuttaki bütün sistemleri etkileyebilen sistenik bir hastalıktır. OUAS tanı ve tedavisinde; KBB, Göğüs hastalıkları, nöroloji, kardiyoloji ve dahiliye uzmanları ve uyku fizyologlarının multidisipliner bir şekilde çalışması gerekmektedir. Bu çalışmada OUAS' da oluşan hipoksi ve hiperkapni ataklarının işitme ve denge sistemi üzerine olan etkilerini psikosomatik ve akustik testlerle araştırıldı.Bu çalışma İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi İnsan Araştırmaları Etik Kurulunun izni alındıktan sonra, İnönü Üniversitesi Odyoloji Laboratuvarında gerçekleştirildi. Çalışmada toplam 95 olgu dahil edildi. Bu olguların 71'i OUAS'lı hasta grubunu, 24 `ü ise kontrol grubunu oluşturmaktaydı. Çalışmaya katılan tüm bireylerin KBB muayeneleri yapıldı. Anamnezinde odyovestibüler patoloji geçirmeyeneler ve kulak patolojisi saptanmayan olgular çalışmaya dahil edildi. Çalışma için tüm olgulara odyoloji labaratuvarında timpanometri, saf ses odyometri, yüksek frekans odyometri, otoakustik emisyon testi, Kalorik test ve ENG testi yapıldı. Aynı zamanda tüm olgulara Tinnitus engellilik Anketi, Beck Depresyon Ölçeği, Vizüel Analog Skalası anketi uygulandı. Sonuçlar istatiksel olarak değerlendirildi.OUAS hastalarda yüksek frekans odyometri ile saptanan değerler hem kontrol grubuna hemde hafif OUAS'lu gruba göre anlamlı farklılıklar saptandı. Ağır OUAS' lı hastaların BDÖ ölçek puanlaması hem kontrol grubuna göre hemde hafif OUAS hastalarına göre anlamlı farklılıklar saptandı. Diğer parametrelerde istatiksel olarak analmalı fark tespit edilmedi.Sonuç olarak; OUAS' lı hastalarda yüksek frekanslarda işitme kaybı olduğu görüldü.Anahtar kelimeler: Obstrüktif Uyku Apne Sendromu, Odyolojik değerlendirme, Vestibüler sistem, Psikosomatik anket
Baş dönmesi şikayetiyle başvuran yetişkinlerde depresyon, anksiyete ve somatizasyon test sonuçlarının vestibüler test bulgularıyla karşılaştırılması
Psikolojik duygu durumları ve vertigo arasındaki aşikar ilişki nedeniyle çalışmamızda baş dönmesi şikâyetiyle başvuran yetişkinlerde depresyon, anksiyete ve somatizasyon bulgularının, vestibüler test bulguları ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamıza, 18'i (%30) erkek, 42'si (%70) kadın olan, 18-65 yaş aralığında 60 baş dönmeli hasta dahil edilmiştir. Tüm hastalara Videonistagmografi (VNG), Video Head Impulse Test (vHIT) ve Vestibülospinal testler uygulanmıştır. Baş dönmesi şikâyeti ile başvuran ve bu vestibüler testlerden en az birinden pozitif bulgu elde edilen 30 birey I. Gruba, baş dönmesi şikâyetiyle başvuran ve tüm vestibüler test bulguları normal elde edilen 30 birey II. Gruba dâhil edilmiştir. Tüm bireylerden Baş Dönmesi Engellilik Anketini (BDEA), Beck Depresyon Envanteri (BDE), Beck Anksiyete Envanteri (BAE) ve SCL-90'ın alt testi olan Somatizasyon (SOM) testlerini doldurmaları istenmiştir. Bu testlerin (BDE, BAE, SOM) sonuçları ile vestibüler test bulguları ve BDEA arasındaki ilişki incelenmiştir. Gruplar arasında depresyon, anksiyete ve somatizasyon açısından anlamlı fark saptanmamıştır (p<.05). Grup II'de baş dönmesi engellilik düzeyinin, grup I'den yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Her iki grupta da baş dönmesi engellilik düzeyi ile depresyon ve anksiyete arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak; baş dönmesi engellilik anketinin başdönmeli hastalarda değerlendirme bataryasına eklenmesi gereklidir. Ayrıca, baş dönmesinin altında yatan psikojenik bir neden araştırılmadan önce de hastalar için anksiyete ve depresyon ölçekleri kullanılması faydalı olabilir.
Kronik otitis media tanılı hastalarda vestibuler fonksiyonların video head impulse test ile değerlendirilmesi
Amaç: Kronik otitis media (KOM), iç kulakta fonksiyonel hasara yol açarak sensörinöral işitme kaybı ve diziness'a neden olabilmektedir. Kronik otitis media hastalarının %54'ü, kolesteatomlu hastaların ise %40'ında diziness görülmektedir. Biz bu çalışmamızda kronik otitis media tanılı hastalarda Video Head Impulse Test ile vestibuler fonksiyonları değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Şubat 2018-Kasım 2018 tarihleri arasında tek taraflı kronik otitis media tanısı almış 30 hasta ile kontrol grubunu oluşturmak üzere 30 sağlıklı gönüllü dahil edildi. Hastaların ayrıntılı kulak burun boğaz ve otoskopik muayeneleri yapıldı. Odyometri ve temporal kemik bilgisayarlı tomografi tetkikleri elde edildikten sonra hastalar odyometrik ve radyolojik bulguları göz önünde bulundurularak basit KOM, mukozal KOM ve kolesteatomlu KOM olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Tüm hasta ve sağlıklı gönüllülere vestibuler sistemi değerlendirmek amacıyla v-HIT uygulandı. Aynı zamanda katılımcıların tümüne vestibuler sistem patolojisinin yaşam kalitesi üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla Diziness Engellilik Ölçeği (DEÖ) uygulandı. Bulgular: Kronik otitis media tanılı 30 hastanın 11'inde (%36,7), kontrol grubunu oluşturan 30 sağlıklı gönüllünün 2'sinde (%6.7) patolojik v-HIT saptandı. Hasta ve kontrol grupları karşılaştırıldığında lateral kanal ortalama kazançlarında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanırken, anterior ve posterior kanal ortalama kazaçları açısından gruplar arasında anlamlı fark yoktu. Basit KOM grubuyla, kolesteatomlu KOM grubu karşılaştırıldığında lateral kanal ortalama kazançlarında anlamlı fark saptandı. Sonuç: Biz bu çalışmamızda elde ettiğimiz bulgularla kronik otit hastalarında vestibuler sistemin anlamlı derecede etkilendiğini gösterdik. Bu anlamda çalışmamız literatür ile uyumludur. Vertigo ve dengesizlik hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilediğinden, kronik otit hastalarında vestibuler sistem değerlendirmesi önemlidir. v-HIT, bu amaçla kullanılabilecek pratik bir test olup diğer testlerden farklı olarak orta kulak patolojilerinden etkilenmemesi ve her üç semisirküler kanalın ayrı ayrı değerlendirilebilmesi nedeniyle kronik otit hastalarında tercih edilebilir. Anahtar Kelimeler: Kronik otitis media (KOM), Video Head Impulse Test (v-HIT), kolesteatom