Vestibular function tests
56 theses under this subject heading
Sağlıklı bireylerde farklı frekanslarda tone burst ve chirp uyaranları ile elde edilen servikal vestibüler uyarılmış myojenik potansiyellerin karşılaştırılması
Çalışmamızda sağlıklı bireylerde farklı frekanslarda tone burst ve chirp uyaranları ile elde edilen cVEMP yanıtlarının saptanması ve bu bulguların karşılaştırılması hedeflenmiştir. Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'nun 22.03.2016 tarihli ve 27/04 sayılı kararı ile etik kurul açısından uygun bulunmuştur. Çalışma, 19-65 yaş arası toplam 65 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmamıza herhangi bir otolojik, nörootolojik ve vestibüler sistem ile ilgili şikâyet ve hastalığı olmayan, normal dış kulak yolu ve timpanik membrana sahip, elektroakustik immitansmetri değerlendirilmesinde, orta kulak basıncı ±50 daPa sınırlarında ve TipA timpanograma sahip ve saf ses ortalaması 125-8000 Hz arasında 15 dB ve daha iyi olan bireyler dâhil edilmiştir. VEMP'in ilk pozitif (P1) ve onu takip eden negatif dalgasının (N1) latansları ve bu iki dalganın tepe noktaları arasında kalan P1-N1 amplitüdleri ve VEMP Asimetri Oranı (VAR) karşılaştırılmıştır. 500 Hz Tone burst uyaran için; P1 latans ortalaması 12.89 ± 0.81 (ms), N1 latans ortalaması 21.13 ± 1.65 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 104.99 ± 36.85 (µV)' dir. 500 Hz Frekansa-spesifik chirp uyaran için; P1 latans ortalaması 7,79 ± 0.86 (ms), N1 latans ortalaması 16.16 ± 1.67 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 129.32 ± 41.25 (µV)' dir. 1000 Hz Tone burst uyaran için; P1 latans ortalaması 11.72 ± 0.85 (ms), N1 latans ortalaması 19.54 ± 1.62 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 88.39 ± 29.65 (µV)' dir. 1000 Hz Frekansa-spesifik chirp uyaran için; P1 latans ortalaması 8.7 ± 0.88 (ms), N1 latans ortalaması 16.7 ± 1.75 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 110.07 ± 35.77 (µV)'dir. İki farklı frekansta (500 ve 1000 Hz), chirp uyaran ile tone burst uyaran P1 (ms), N1 (ms) ve P1-N1 (µV) değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05). Bu çalışma ile her iki frekansta chirp uyaran ile tone burst uyarana kıyasla dalga latansları daha erken, amplitüdleri daha yüksek ve morfolojik açıdan daha net dalgalar elde edilmiştir.
OVEMP'te uygulanan farklı uyaranların ('KLİK', 'tone-burst', 'CHIRP') farklı yaş gruplarındaki sağlıklı bireyler üzerinde karşılaştırılması
ÖZET oVEMP'te Uygulanan Farklı Uyaranların ('klik', 'tone-burst', 'chirp') Farklı Yaş Gruplarındaki Sağlıklı Bireyler Üzerinde Karşılaştırılması Çalışmamız Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi KBB kliniği odyoloji bölümünde gerçekleştirilmiştir. Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi Etik Kurulu tarafından 22.03.2016 tarih ve 27/06 numaralı kurul kararı ile çalışmanın uygunluğuna karar verilmiştir. Çalışmamızda farklı yaş gruplarında normal işiten sağlıklı yetişkin kişiler de 'klik','chirp','tone-burst' uyaranlar ile elde edilen oVEMP yanıtlarının amplitüd ve latans açısından karşılaştırılması hedeflenmiştir. Çalışma 19-60 yaş arası 66 gönüllü ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya daha önce vestibüler rahatsızlık yaşamamış, otoskopik muayene bulguları normal, hava yolu saf ses ortalaması (500-2000 Hz) 15 dB'den az olan,akustik immitansmetri sonuçlarında Tip A timpanogram elde edilen ve akustik refleks eşikleri normal olan bireyler dahil edilmiştir. Uygulama sırasında ortaya çıkan ilk negatif dalga (N1) devamında ortaya çıkan pozitif dalga (P1) latansları ve bu iki dalganın tepe noktaları arasında kalan (P1-N1) amplitüdleri karşılaştırılmıştır. Yapılan uygulamalar sonucu Chirp uyaran ile sağ kulak N1 5,9+/- 0,9 ms P1 11,06+/-0,92 ms P1-N1 10,51+/-7,2(μV);sol kulak N1 6,03+/-1,05ms P1 11,3+/-1,07ms P1-N1 11,93+/-7,33(μV) olarak elde edilmiştir. Klik uyaran ile sağ kulak N1 8,68 +/- 1,44 ms P1 12,73+/-1,8 ms P1-N1 2,77+/-2,05(μV); sol kulak N1 8,63+/-1,47ms P1 12,68+/-1,86ms P1-N1 2,86+/-1,94 olarak elde edilmiştir. Tone-burst uyaran ile sağ kulak N1 10,01+/-0,86 ms P1 14,89+/-1,21 ms P1-N1 7,09+/-5(μV) ; sol kulak N1 10,08+/- 0,88 P1 15,09+/-1,17 ms P1-N1 7,5+/-3,5(μV) olarak elde edilmiştir. Elde edilen N1(ms),P1(ms) ve P1-N1(μV) ortalamalarında her üç uyaran tipi arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur.(p<0,05) Yaptığımız çalışma ile tone-burst ve klik uyarana göre chirp uyaran ile oVEMP sonuçlarının daha kısa latans , yüksek amplitütte ve morfolojik olarak daha net dalgalara sahip olduğu chirp uyaranının güvenilir ve kullanılabilir bir uyaran olduğu gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: chirp, click, oVEMP, tone-burst
Benign paroksismal pozisyonel vertigoda vestibüler uyarılmış myojenik potansiyel (VEMP) ve video head ımpuls (VHIT)test bulguları
BPPV en yaygın periferik vestibüler sistem hastalığıdır. Kanalolitiazis ve kupulolitiasiz kabul edilen iki teoridir. BPPV'de vestibüler testlerin klinik önemi bilinmektedir. Çalışmamızda posterior kanal BPPV'de cVEMP, oVEMP ve vHIT bulguları incelenmiş ve Epley manevrasının bu testlerde oluşturduğu değişiklikler değerlendirilmiştir. Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi KBB Kliniği'nde, yürütülen çalışmaya Dix-Hallpike testi (DHT) ile posterior kanal BPPV tanılı 36 hasta alındı. Otolojik ve nörootolojik hastalık hikâyesi olmayan 42 gönüllüden kontrol grubu oluşturuldu. Çalışma ve kontrol grubuna tedavi öncesi cVEMP, oVEMP ve vHIT'leri yapıldı. Testlerden sonra hasta gruba Epley manevrası uygulandı. Manevra sonrası iyileşme gözlenen hastalara testler tekrar edildi. cVEMP testinde; P1 ve N1 dalgaların latansları, P1-N1 amplitüdleri ve iki kulak arasındaki asimetri oranları analiz edildi. oVEMP testinde N1 ve P1 dalgaların latans ve amplitüdleri değerlendirildi. vHIT'de ise; infrared kamera kullanılarak etkilenen posterior kanaldaki kazançlar, tedavi sonrası ve normatif veriler ile karşılaştırıldı. cVEMP testinde tedavi öncesi ile sonrasındaki değerler kontrol grubuna göre karşılaştırıldığında P1ve N1 latanslarında anlamlı farklılık bulunmadı. Tedavi öncesi 84,75 μV ve sonrası 89,64 μV olan P1-N1 amplitüdü kontrol grubundaki 110,39 μV olan P1-N1amplitüdüne göre anlamlı şekilde düşük bulundu. (p<0.05). oVEMP testinde; tedavi öncesi ile tedavi sonrasında N1 latansı, N1P1 amplitüd ve asimetri değerleri kontrol grubuna göre farklılık göstermemesine rağmen, 14,59 ms olan tedavi öncesi P1 latansına göre 15,11ms olan tedavi sonrası P1 latansında anlamlı uzama görüldü (p<0.05). vHİT'de ise; tedavi öncesi ve sonrası kazanç değerlerinde hasta ve kontrol grupları arasında istatistiksel farklılık elde edilemedi. Vestibüler rehabilitasyon başarısını ölçmede VEMP yardımcı bir yöntem olarak kullanılabilir, ancak vHIT'te BPPV'nin tanı ve takibinde destek sağlayacak ek bilgi elde edilememiştir. Anahtar Kelimeler: BPPV, cVEMP, oVEMP, vHIT
Tek taraflı ve bilateral sensörinöral işitme kaybı olan yetişkin hastalarda vestibüler fonksiyonların araştırılması
Tek Taraflı ve Bilateral Sensörinöral İşitme Kaybı OlanYetişkin Hastalarda Vestibüler Fonksiyonların Araştırılması Koklea ve işitme sinirinde meydana gelen bozulmalar vestibüler sistemi de etkileyebilmektedir. Çalışmamızda amacımız sensörinöral işitme kaybı olan yetişkin bireylerde vestibüler fonksiyonların değerlendirilmesidir. Çalışmaya 19-50 yaş aralığında tek taraflı S/N işitme kaybı olan 20 kişi, bilateral S/N tip işitme kaybı olan 20 kişi ve normal işitmeye sahip 20 kişi olmak üzere toplam 60 gönüllü birey katılmıştır.Sağ ve sol servikal VEMP ve oküler VEMP latanslarında ve servikal VEMP sağ-sol P1-N1 amplitüd farkında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür (P>0.05). oVEMP testinde sol P1-N1 amplitüd farkında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). VHIT lateral semisirküler ortalama kazanç değerlerinde ve asimetri oranlarında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmamıştır (P>0.05). Sağ ve sol anterior ve posterior semisirküler kanal ortalama kazanç değerleri ve anterior semisirküler kanal asimetri oranlarında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur (P>0.05). Sağ ve sol posterior kanal asimetri oranlarında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p<0.05). Sakkad testte sol gözde sağa ve sola bakışta doğruluk yüzdesinde, pursuit testte 0.2 Hz'de sağa bakışta asimetri oranında ve optokinetik testte sağ gözde sağa bakışta kazançta gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark elde edilmiştir (p<0.05). Kalorik testte kanal parezisinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark elde edilmiştir (P<0.05). BDEA'da gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark elde edilmemiştir (p>0.05). Kısa form 36 (KF-36) da genel sağlık parametresinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark elde edilmiş (P<0.05), diğer parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0.05). Çalışmamızda, S/N işitme kayıplı bazı yetişkinlerde vestibüler sistem fonksiyonlarının etkilendiği saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Baş dönmesi engellilik anketi, Kısa Form 36 Yaşam Kalitesi Ölçeği, Sensörinöral İşitme Kaybı, Vestibüler Fonksiyon, Vestibüler Uyarılmış Kas Potansiyelleri, Videonistagmografi, Video Baş İtme Testi.
Relapsing remitting multiple skleroz hastalarinda odyo-vestibüler bulgular
Multiple skleroz, işitme ve denge sistemlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Amacımız, relapsing remitting multiple skleroz (RRMS) hastalarında lezyon tutulumuna göre odyo- vestibüler bulguların araştırılmasıdır. 25 RRMS hastası (10 supratentorial ve 15 supratentorial+infratentorial lezyonlu-50 kulak) ve 30 sağlıklı birey (60 kulak) çalışmaya alınmıştır. Tüm bireylere Baş Dönmesi Engellilik Anketi (BDEA), Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği, Odyometrik, İmmitansmetrik Değerlendirme, Distortion Product (DPOAE) ve Transient Otoakustik Emisyon (TEOAE), İşitsel Beyin Sapı Cevabı (İBC), Vestibüler Uyarılmış Kas Potansiyelleri (VEMP) ve Videonistagmografi testleri uygulanmıştır. Hava yolu (250-6000 Hz ve 12500-16000 Hz) ve kemik yolu işitme eşikleri ve akustik refleks decay görülme sıklığı RRMS'li olgularda (500,1000, 2000 Hz) kontrol grubundan anlamlı şekilde yüksek elde edilmiştir (p>001). Bazı frekanslarda TEOAE ve DPOAE cevabı ve SNR oranında gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). İBC'de I, III, V. dalga mutlak latansları ve I-III, I-V, III-V dalgalar arası latanslarında supratentorial+infratentorial grupta anlamlı şekilde uzama saptanmıştır (p<0,01). sVEMP'de P1 ve P1-N1 latansında RRMS hastalarında anlamlı uzama elde edilmiştir (p<0,05). VNG'de; sakkad, pursuit, pozisyonel ve kalorik testte supratentorial+infratentorial grupta anormallikler saptanmıştır. BDEA fonksiyonel alt skorunun supratentorial+infratentorial grupta en yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). RRMS hastalarında kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, santral etkilenimi destekleyen işitsel ve vestibüler bulgular elde edilmiştir.. Anahtar Kelimeler: İnfratentorial, işitme, relapsing remitting multiple skleroz, supratentorial, vestibüler,
Obstrüktif uyku apne sendromlu hastalarda işitme ve denge sisteminin akustik ve psikosomatik testlerle değerlendirilmesi
Dünyada ve ülkemizde önemli bir halk sağlığı problemi olan OUAS basit bir uyku problemi olmayıp, vücuttaki bütün sistemleri etkileyebilen sistenik bir hastalıktır. OUAS tanı ve tedavisinde; KBB, Göğüs hastalıkları, nöroloji, kardiyoloji ve dahiliye uzmanları ve uyku fizyologlarının multidisipliner bir şekilde çalışması gerekmektedir. Bu çalışmada OUAS' da oluşan hipoksi ve hiperkapni ataklarının işitme ve denge sistemi üzerine olan etkilerini psikosomatik ve akustik testlerle araştırıldı.Bu çalışma İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi İnsan Araştırmaları Etik Kurulunun izni alındıktan sonra, İnönü Üniversitesi Odyoloji Laboratuvarında gerçekleştirildi. Çalışmada toplam 95 olgu dahil edildi. Bu olguların 71'i OUAS'lı hasta grubunu, 24 `ü ise kontrol grubunu oluşturmaktaydı. Çalışmaya katılan tüm bireylerin KBB muayeneleri yapıldı. Anamnezinde odyovestibüler patoloji geçirmeyeneler ve kulak patolojisi saptanmayan olgular çalışmaya dahil edildi. Çalışma için tüm olgulara odyoloji labaratuvarında timpanometri, saf ses odyometri, yüksek frekans odyometri, otoakustik emisyon testi, Kalorik test ve ENG testi yapıldı. Aynı zamanda tüm olgulara Tinnitus engellilik Anketi, Beck Depresyon Ölçeği, Vizüel Analog Skalası anketi uygulandı. Sonuçlar istatiksel olarak değerlendirildi.OUAS hastalarda yüksek frekans odyometri ile saptanan değerler hem kontrol grubuna hemde hafif OUAS'lu gruba göre anlamlı farklılıklar saptandı. Ağır OUAS' lı hastaların BDÖ ölçek puanlaması hem kontrol grubuna göre hemde hafif OUAS hastalarına göre anlamlı farklılıklar saptandı. Diğer parametrelerde istatiksel olarak analmalı fark tespit edilmedi.Sonuç olarak; OUAS' lı hastalarda yüksek frekanslarda işitme kaybı olduğu görüldü.Anahtar kelimeler: Obstrüktif Uyku Apne Sendromu, Odyolojik değerlendirme, Vestibüler sistem, Psikosomatik anket
Multipl skleroz hastaları üzerinde odyovestibüler değerlendirme
Bu araştırma Multipl Skleroz (MS) hastaları üzerinde işitsel ve vestibüler fonksiyonları, hastaların içinde bulunduğu psikososyal durumlar da göz önünde bulundurularak bilişsel işlevleriyle değerlendirmek amacıyla yapıldı. Çalışma Mayıs-Kasım 2018 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalına başvuran MS tanılı hastalar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Görüşmeye katılan hastalarla yüz yüze görüşme sağlanmıştır. Prospektif vaka-kontrol tipinde olan bu çalışmanın örneklem grubunu işitme ve denge problemi yaşamayan bireyler oluştururken, deney grubunu MS tanısı konulmuş, son iki aydır atak geçirmemiş olan, 18 yaş üstü, 60 yaş altı hastalar ile yaş, cinsiyet bakımından benzer özellik gösteren bireyler oluşturmuştur. 15 sağlıklı birey ile 15 hasta birey olmak üzere toplam 30 hastanın katılımı sağlanmıştır. Deney ve hasta gruplar üzerinde odyolojik ve vestibüler testler sağ ve sol kulağa ayrı ayrı uygulanmış olup bu iki gruptan alınan veriler karşılaştırılmıştır. Eş zamanlı olarak hastalara empedans odyometri testi yapılarak orta kulak basıncı ve stapes refleks eşikleri kontrol edilmiştir. Vestibüler testler uygulanarak hastaların vizüel, derin duyu sistemleri ve bunlar arasındaki bağlantılar, varsa bağlantılar arasında patolojiler tespit edilmeye çalışılmış ve bu patolojilerin periferik veya santral olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Hem kontrol grubuna hem de hasta grubuna Beck Depresyon Ölçeği uygulanıp hasta formu dolduruldu. Hasta grubun yaş ortalamasının 38,80 ± 9,14 olduğu görüldü. Hastaların büyük çoğunluğunu Relapsing Remitting Multipl Skleroz ve Relapsing Progresif Multipl Skleroz (%40 oranında RPMS, %40 oranında RRMS) oluşturmuştur. Bu çalışma ile MS hastalarının işitme eşiklerinin yüksek frekanslarda etkilenmiş olduğu tespit edilmiş, bazı hastalarda kortikal potansiyellerde latans gecikmesi gözlenmiştir. Bazı hastalarda lateral kanallarda vestibülooküler reflekslerin kazançlarında düşme gözlenmiştir. Hasta ve kontrol grubuna uygulanan testlerden elde edilen veriler SPSS analizine tabi tutulmuş, sonuçlar tartışılmıştır. Hastalığın aynı zamanda yaş ve cinsiyete bağlı olup olmadığı da yine yapılan analizler sonucu tartışılmıştır. Aynı zamanda MS hastalarında bilişsel işlevin bozulduğu ortaya konulmuştur. Elde edilen veriler sonucunda "İşitsel Beyin Sapı Cevapları (ABR)" testinde click uyaran sıklığı saniyede 20 ve 70 iken istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edilmemiştir. Uygulanan vestibüler testler sonrasında kulaklar arasında istatistiksel olarak anlamlılık gözlenmiştir. Saf ses odyometri testi uygulanan hastaların birçoğunda işitme kaybı saptanmıştır. Çalışma grubunun kontrol grubu ile yaş, cinsiyet, medeni durum bakımından benzerlik gösterdiği görülmüştür. MS hastalarının daha içe dönük ve depresif, kontrol grubunun ise daha az depresif olduğu gözlendi. Hasta grubuna uygulanan ölçekler sonrasında değişik derecelerde depresyon tespit edilmiştir.
Şelasyon tedavisi uygulanan beta talasemi hastalarında işitsel ve vestibüler fonksiyonların değerlendirilmesi
Ülkemizde işitme kaybı ve vestibüler sistem bozuklukları her yaş grubunda görülen hastalıklardır. Bu çalışmada şelasyon tedavisi alan beta talasemi hastalarının işitsel ve vestibüler fonksiyonlarının değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışmamıza 2019 Temmuz-2020 Kasım yılları arasında Çukurova Üniversitesi Pediatrik Hematoloji Bölümü tarafından beta talasemi tanısıyla takip edilen, düzenli kan transfüzyonu ve şelasyon tedavisi alan hastalar (n=40) dahil edildi. Tüm testler Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Odyoloji Ünitesinde uygulandı. Katılımcıların yaşı, cinsiyeti, timpanogram eğrileri, akustik refleksleri, saf ses ortalamaları, sensörinöral işitme kayıpları, iki kulakta da bulunan her semisirküler kanalın VOR kazancı, yine her iki kulağın p1-n1 dalga latansları, eşikleri ve latans asimetrileri incelendi ve istatistiksel analizi yapıldı. Tüm bu değerler kontrol grubu (n=25) ile kıyaslandı. Çalışmamıza dahil edilen 40 hastanın (17 kadın, 23 erkek) ortalama yaşının 18,7 olduğu (median 17,5) belirlendi. İşitsel fonksiyonları değerlendirmek için saf ses ortalaması olan 0,5 kHz 1 kH 2 kHz ve 4 kHz frekanslarının ortalaması incelendi. V-HIT ile VOR kazançları incelendi. C-VEMP testi ile dalga latansları, eşikler ve latans asimetri değerleri incelendi. Kontrol grubuyla kıyaslandığında vestibüler testler, timpanogram ve akustik refleks testlerinde anlamlı bir fark gözlenmezken, sensörinöral işitme kaybı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Sonuç olarak; şelasyon tedavisinin vestibüler fonksiyonlar üzerine istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı bulundu. Fakat sensörinöral işitme kaybı açısından değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlendi. Ayrıca şelasyon tedavisi alan hastaların yaş, cinsiyet gibi demografik özelliklerinin işitsel ve vestibüler sisteme etkisinin olmadığı da bulundu. Anahtar Kelimeler: Beta Talasemi, Vestibüler Fonksiyon, İşitsel Fonksiyon, Şelasyon Tedavisi, Video Head Impulse Test
Kronik böbrek yetmezliğinin vestibüler fonksiyonlar üzerine etkilerinin değerlendirilmesi
Kronik Böbrek Yetmezliği (KBY) birçok organda fonksiyon bozukluğuna neden olabilen oldukça sık görülen sistemik bir rahatsızlıktır. KBY'nin iç kulağı da etkilediği bilinmektedir. Bu nedenle çalışmamızda KBY'nin işitsel ve vestibüler fonksiyonlar üzerine etkisini incelemeyi amaçladık. Çalışmamıza 1 Ocak 2019 - 1 Eylül 2021 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Nefroloji Bölümü tarafından KBY tanısıyla takip edilen, düzenli hemodiyaliz(HD) tedavisi alan(n=19), konservatif tedavi alan Prediyaliz (PD) (n=19) ve renal transplantasyon(RTx) olan hastalar (n=18) dâhil edildi. Tüm testler Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Odyoloji Biriminde uygulandı. Katılımcılara akustik empedans, PTA, C-VEMP, V-HIT ve biyokimya testleri uygulandı. Elde edilen bulgulara istatistiksel analiz yapıldı. Tüm bu değerler kontrol grubu (n=22) ile kıyaslandı.Çalışmamıza dâhil edilen 19 HD hastasının 11'inde (%57,8), 19 PD hastasının 11'inde (%57,8), 18 RTx hastasının 9'unda (%50), 22 kontrolden 1'inde (%4,5) işitme kaybı görüldü. KBY olan hasta grupların hepsinde işitme kaybı oranı kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksekti. 19 HD hastasının 7'sinde (%36,8); 19 PD hastasının 6'sında (%31,6); 18 RTx hastasının 5'inde (%27,8) ve kontrol grubunun 2'sinde (% 9,1) C-VEMP yanıtları elde edilemedi. Hasta gruplarda C-VEMP yanıtlarının negatifliği açısından yüksek olmasına rağmen istatistiksel fark görülmedi. Çalışmamız KBY olan hastalarda vestibüler sistem fonksiyonlarının V-HIT ile değerlendiren ilk çalışmadır.V-HIT değerlendirilmesinde gruplar arasında SSK'nın VOR kazançları açısından anlamlı farklılık yoktu. Ancak HD grubunda toplam SSK'dan 14'ünde (%12,2), PD grubunda toplam SSK'dan 9'unda (%7,9), RTx grubunda toplam SSK'dan 8'inde (%7,4) ve kontrol grubunda toplam SSK'dan 2'sinde (%1,5)'inde VOR kazanç düşüklüğü olan kanal bulunmuştur. Hasta gruplarda kontrol grubuna göre anlamlı derecede etkilenmiş SSK sayısı vardı. Biyokimya bulgularında (Na hariç); işitme kaybı ve C VEMP sonuçları arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Sonuç olarak çalışmamızın verilerine göre hem işitsel hem de vestibüler sistem KBY'nin farklı aşamalarında etkilenebilmektedir.
Kronik otitis medialı hastalarda vestibüler fonksiyonların değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı kronik otitis media ve cerrahisi uygulanan hastalardaki vestibüler sistem tutulumunun incelenmesidir. Bu çalışmaya Kasım 2019 - Aralık 2021 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalında KOM tanısı alıp cerrahi planlanan, yaşları 17-63 arasında toplam 45 hasta(21 erkek 24 kadın) dahil edildi. Hastalar uygulanan cerrahi işleme göre tip 1 timpanoplasti (n:26) ve canal wall up mastoidektomi (n:19) grubu olarak iki alt gruba ayrıldı. Tüm hastalar preoperatif ve postoperatif (1. ay) olmak üzere Video Head İmpulse Test ile değerlendirildi. Hastalar ameliyat öncesi ve sonrası olarak değerlendirildiğinde, patolojik ve sağlam kulaklar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı. Ayrıca her iki cerrahi grupta ameliyat öncesi ve sonrası VOR kazançlarında istatistiksel olarak bir farklılık saptanmadı (p>0,05). Sonuç olarak KOM hastalarının cerrahi öncesi ve sonrasında VOR kazançları normal sınırlarda elde edildi. KOM'lu hastalarda vestibüler disfonksiyonu net olarak ortaya çıkarabilecek; hasta sayısının arttırıldığı, ilave kantitatif verilerin dahil edildiği ve iki değişken arasında güçlü bir korelasyonu doğrulayan çalışmalara ihtiyaç vardır. Ayrıca KOM tanısı alan hastalarda ameliyat öncesi ve sonrası vestibüler değerlendirmede düşük frekanslı SSK fonksiyonlarının ve otolitik organların değerlendirilebildiği testlerin VHIT ile birlikte kullanılmasının yararlı olabileceğini düşünmekteyiz.
Vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyellerde normatif veriler ve test retest değişkenliği
Vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller, periferik vestibüler sistemin uyarılması ile tetiklenen miyojenik refleks cevaplarının ölçülmesi temeline dayanan bir elektrofizyolojik test yöntemidir. Refleks cevabı sternokleidomastoid kas üzerinden ölçülüyorsa servikal VEMP, ekstraoküler kaslar üzerinden ölçülüyorsa oküler VEMP olarak isimlendirilir. Servikal VEMP'in sakkül ve inferior vestibüler sinir kaynaklı vestibülokollik refleksin aktivasyonunu, oküler VEMP'in ise vestibülooküler refleks aktivasyonu gösterdiği belirtilmiştir. Bu çalışmanın amacı servikal VEMP'e ait normatif verilerin elde edilmesi ve test retest değişkenliğini değerlendirilerek standardizasyona katkı sağlanması ile test güvenirliğinin ortaya konulmasıdır. Çalışmada sağlıklı katılımcılar her grupta 30 kişi olacak şekilde yaş gruplarına göre üçe ayrılmış (1. Grup:10-17 yaş arası, 2. Grup: 18-59 yaş arası, 3. Grup: 60 yaş ve üzeri) ve herbirine ortalama 12 gün ara ile iki kez servikal VEMP testi uygulanmıştır. Testler baş rotasyonu metodu kullanılarak 80, 85, 90 ve 95 dB uyaran şiddetlerinde ve 500, 1000 ve 2000 Hz tone burst uyaran ile yapılmıştır. Her iki kulak ayrı ayrı test edilmiştir. Test parametrelerinin ortalama değerleri hesaplandığında P1 latansı 18,43±3,09 ms, N1 latansı 25,77±3,5 ms, P1-N1 interlatansı 7,34±2,53 ms ve amplitüd 32,84±28,81 μV olarak saptanmıştır. Kulak tarafı ve cinsiyet açısından ölçülen parametreler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. P1 latansı, N1 latansı, P1-N1 interlatansı ve amplitüd değerleri gruplar arasında karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı farklılıkların olması yaş gruplarına göre ayrı normatif verilerin belirlenmesi gerektiği kanısına varılmıştır. Test ve retest karşılaştırıldığında latans süreleri ve amplitüd değerlerinde anlamlı fark olmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak; bu çalışma ile servikal VEMP'in tekrarlanabilir bir test olduğu gösterilmiş olup tanı testi olarak güvenilir bir test olduğu görülmüştür. Standardizasyon için her kliniğin kendi normatif değerlerini belirlemesi ve bunun için yaş gruplarını da dikkate alması yerinde olur. Amplitüd değerlerindeki geniş dağılım ve standart sapmanın fazla olması nedeniyle test sonuçlarının değerlendirilmesinde amplitüdten çok latans değerlerinin dikkate alınması daha uygundur.
İdiyopatik ani sensörinöral işitme kayıplı hastalarda vestibüler sistemin değerlendirilmesi
Koklea ve vestibüler organlar arasındaki yakın ilişki nedeniyle koklear fonksiyon bozukluklarına vestibüler bozukluklar da eşlik edebilir. Bu çalışma ile idiyopatik ani sensorinöral işitme kayıplı hastalarda vestibüler fonksiyonların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, idiyopatik ani sensorinöral işitme kaybı tanılı 18-55 yaş arası 33 hasta ile işitme ve denge sorunu saptanmayan 30 gönüllü birey alındı. Hastalara tedavi öncesi, tedavinin 10. günü ve 30. gününde odyometri, cVEMP, oVEMP, kalorik test ve VNG testleri yapıldı. Ayrıca hastaların başvuru süresi, işitme kaybının derecesi ve konfigürasyonu, eşlik eden vertigo, tinnitus ve kulak dolgunluğunun işitme düzelme durumlarına etkisi değerlendirildi. Çalışma grubundaki 33 olgunun 19(%57,6)'u erkek, 14(%42,4)'ü ise kadın olup yaş ortalaması 40,24±13,05 idi. Kontrol grubundaki 30 bireyin 19(%63,3)'u erkek, 11(%36,7)'i kadın olup yaş ortalaması 39,53±13,03 idi. Ani sensorinöral işitme kaybı görülme sıklığında cinsiyet ve yaş açısından anlamlı bir fark olmadığı ve kadın hastalarda prognozun daha iyi olduğu gözlendi. Tedaviye erken başvurunun iyi prognoz, çok ileri derecede işitme kaybı ve bilateral işitme kaybının kötü prognoz olduğu gözlendi. Yükselen tip odyogram konfigürasyonu olan hastalarda prognoz daha iyi iken; düz, alçalan ve total işitme kaybı olan hastalarda prognozun daha kötü olduğu gözlendi. Vertigo, tinnitus, kulak dolgunluğu ve geçmişte işitme kaybı varlığının prognoza etkisinin olmadığı gözlendi. Çok ileri derecede işitme kayıplı ve total işitme konfigürasyonu olan hastalarda anormal kalorik yanıtın daha yüksek olduğu gözlendi. cVEMP ve oVEMP P1-N1 latanslarında tedavi sonrasında kısalma olduğu gözlendi. Anormal yanıtın en yüksek sırasıyla oVEMP, cVEMP ve kalorik testte olduğu gözlendi. Ayrıca, tedavi sonrasında anormal yanıtlarda düşüş gözlendi. Sonuç olarak; çalışmamızda idiyopatik ani sensorinöral işitme kayıplı hastalarda vestibüler fonksiyonun etkilendiği gözlendi. Bu sonuçlara göre, ani sensörinöral işitme kayıplı hastaların prognozunun tahmininde vestibüler sistemin değerlendirilmesinin önemli olduğunu düşünmekteyiz. Bu konuda daha fazla hasta serilerini içeren çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: İdiyopatik ani sensörinöral işitme kaybı, Vestibüler disfonksiyon, oVEMP, cVEMP, Kalorik test.
İşitme ve görme engelli bireylerde vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller
Denge görsel, somatosensöriyel ve vestibüler sistemlerden gelen uyaranların integrasyonuyla sağlanır. Görsel, vestibüler ve somatosensör sistemi etkileyen patolojiler denge bozuklukları ile sonuçlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, işitme ve görme engelli bireylerde denge sistemini vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyelleri kullanarak değerlendirmektir. Çalışmaya 18-50 yaş arası, normal işitme ve görmeye sahip 21 sağlıklı gönüllü birey (kontrol grubu), 21 işitme engelli birey (işitme engelli grubu) ve 21 görme engelli birey (görme engelli grubu) alındı. Bütün bireylere vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel testi öncesinde saf ses odyometri, konuşma odyometrisi, akustik immitansmetri testleri uygulandı. Vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel testinde p13- n23 dalga varlığı, yokluğu, p13- n23 dalga latansı, interpeak amplitüd değerleri değerlendirildi. İşitme engelli bireylerde 95 ve 105 dB HL?de p13 dalga latansının kontrol grubu ve görme engelli grubuna göre anlamlı derecede uzadığı (p< 0.05); görme engelli grup ile kontrol grubu arasında anlamlı farklılığın olmadığı saptandı (p>0.05). İşitme engelli ve görme engelli gruplarda kontrol grubuna göre n23 dalga latansında anlamlı fark saptanmadı (p<0.05). İşitme engelli bireylerde sakkulus fonksiyonlarında azalma olduğu ve subklinik etkilenmenin olabileceği gözlendi. VEMP testinin görme engelli bireylerde denge sistemini değerlendirmede iyi bir alternatif olabileceği düşünüldü. Anahtar Kelimeler: VEMP, İşitme engelli, Görme engelli.
Sağlıklı bireylerde videonistagmografik bulguların değerlendirilmesi
Videonistagmografi (VNG), vestibüler sistemi değerlendiren, bu sistemde meydana gelen patolojinin santral kökenli mi, periferik kökenli mi, olduğunu gösteren önemli bir laboratuar testidir.Bu çalışmanın amacı, Gazi üniversitesinin Odyoloji kliniğinde, VNG testine ilişkin normatif veriler elde etmek ve sağlıklı kişilerde spontan nistagmus insidansını, sakkadik ve pursuit göz hareketleri anomalitesini ve optokinetik asimetriyi belirlemektir.Bu amaçla calışmamızda, 40 normal olgu değerlendirilmiştir, önce anket formları doldurtulmuş ve daha sonra odyolojik testler ve VNG testi yapılmıştır.Yapılan değerlendirmeler sonucunda hiçbir olguda spontan nistagmus ve pozisyonel nistagmusa rastlanmamıştır.Test sonuçlarında cinsiyet açısından bir fark olup olmadığı araştırıldığında kalorik test FI'de erkek-kadın arasında anlamlı fark bulunmuştur.Test sonuçlarında yaş açısından bir fark olup olmadığı araştırıldığında grup I ve grup II arasında FI ve post kalorik nistagmus yavaş faz hızında anlamlı fark bulunmuştur.Sakkadik test latans değerleri sağ göz abd: 126,45 ± 27,68 msn (67?187 msn) sağ göz add: 128,23 ± 27.20 msn (76?197 msn), sol göz abd: 134,40 ± 23.38 msn (72?178 msn), sol göz add: 134,53 ± 29.15 msn (82?203 msn) olarak bulunmuştur. Pursuit testi kazanç kriteri ortalama değeri 0,1 Hz'de sağ göz için 0,89 ± 0,15, sol göz için 0,87 ± 0,15, 0,2 Hz'de sağ göz için 0,91 ± 0,12, sol göz için 0,89 ± 0,13, 0,4 Hz'de sağ göz için 0,90 ± 0,13,sol göz için 0,88 ± 0,19 olarak bulunmuştur. Pursuit testi faz kriteri ortalama değeri 0,1 Hz'de sağ göz için 3,06 ± 3,34, sol göz için 3,49 ± 3,91, 0,2 Hz' de sağ göz için 8,28 ± 5,86, sol göz için 7,33 ± 4,27, 0,4 Hz'de sağ göz için 15,28 ± 6,91, sol göz için 14,10 ± 7,06 olarak bulunmuştur. Optokinetik test kazanç kriteri ortalama değeri TN sağ göz için 0,66 ± 0,34 (0?1,13), sol göz için 0,69 ± 0,30 (0?1,21), NT sağ göz için 0,73±0,24 (0?1,19), sol göz için 0,62±0,34 (0?1,18) olarak bulunmuştur. Optokinetik test asimetri indeksi sağ göz için 0,48±0,21 (0?1,00), sol göz için 0,56 ± 0,22 (0?1,00) olarak bulunmuştur. Kalorik test uyarılma farkı (KP) %16,92 ± 11,99 (1?41). Yön üstünlüğü %18,72 ±1 3,60 (1?52), fiksasyon indeksi; sıcak uyaranda sağ kulak için 31,82 ± 27,97 (1?119), sol kulak için 49,33 ± 46,09 (3?182), soğuk uyaranda sağ kulak için 50,46 ± 36,39 (0?209), sol kulak için 61.46 ± 60,95 (12?262) olarak bulunmuştur.
Periferik vestibüler sistem hastalıklarında vestibüler uyarılmış myojenik potansiyeller(VEMP)
Uyarılmış vestibüler myojenik potansiyeller(VEMP) testi periferik vestibüler hastalıkların tanısında kullanılabilecek yeni bir vestibüler test olduğu bildirilmektedir. VEMP'lerin, sakkül ve/veya inferior vestibüler sinir fonksyonunu ortaya koyan klinik bir testtir. Bu çalışmanın amacı, VEMP'lerin, Meniere Hastalığında (MH) ve rekürrent vestibulopatide (RV) tanılarındaki yerini ve bu hastalıklarda sakkül ve inferior vestibüler sinirin hangi oranlarda tutulum gösterdiğini belirlemektir.Kontrol grubu için 21 hastanın 42 kulağı, MH tanısı almış 32 hastanın 45 kulağı ve RV tanılı 35 hastanın 47 kulağı çalışmaya dahil edilmiştir.RV grubunda 11 kulakta (%22)VEMP cevabı alınamamış, 4 kulakta (%8)asimetri oranı yüksek bulunmuş, 15 kulakta(%35) p13 ve/veya n23 latans uzaması,4 kulakta (%8) interaural latanslarda uzama saptanmış ve 13 (%28) kulakta normal VEMP cevabı elde edilmiştir. MH grubunda ise 23 (%51)kulakta VEMP cevabı elde edilememiş, p13 ve /veya n23 latans uzamaları 9 kulakta, interaural latans uzamaları ise 5 kulakta kaydedilmiş ve 8 kulakta normal VEMP cevabı elde edilmiştir.VEMP testi, periferik vestibüler rahatsızlıkları olan hastalarda uygulaması kolay bir tanı testtir. MH hastalarında sakküler hidropsa bağlı patolojik VEMP cevapları gözlenirken, RV grubunda daha çok inferior vestibüler sinir tutulumunu belirtebilecek latans uzamaları gözlenmiştir.
Tıkayıcı uyku apne sendromlu hastalarda vestibüler fonksiyonların değerlendirilmesi
Uyku, organizmanın dinlenmesini sağlayan, vücudu güne yeniden hazırlayan bir hareketsizlik hali ve yenilenme dönemidir. Uyku kalitesinin bozulması birçok olumsuz tabloyu beraberinde getirebilmektedir. Uyku bozukluklarına sebep olan uyku ile ilişkili solunum bozuklukları arasında en sık tıkayıcı uyku apne sendromu (TUAS) görülmektedir. Uyku yoksunluğu posterior parietal korteksi ve vestibüler bilgilerin işlenmesini etkilemektedir. Bu çalışmada TUAS olan hastalarda periyodik hipoksi nedeniyle vestibüler reflekslerde ve proprioseptif algıda olası etkilenmenin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 18-65 yaş aralığında dahil edilme kriterlerine uygun polisomnografi testi uygulanmış orta ve ağır TUAS tanısı almış 40 birey çalışma grubuna ve 21 sağlıklı birey kontrol grubuna dahil edildi. Tüm bireyler Baş Dönmesi Engellilik Envanteri (BDEE), Epworth Uykululuk Ölçeği (EUÖ), oküler vestibüler miyojenik potansiyel (oVEMP), servikal vestibüler miyojenik potansiyel (cVEMP), video head impulse test (vHIT), videonistagmografi (VNG), sportKAT 3000, yatak başı testleri ile değerlendirildi. Baş dönmesi engelilik envanteri puanları açısından hem toplam puan hem de fiziksel, duygusal ve fonksiyonel alan puanları orta ve ağır TUAS gruplarında kontrol grubuna göre daha yüksek elde edildi (p<0.05). Video head impulse testinde anterior SSK VOR ve posterior SSK VOR kazanç ortalamaları gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p<0.05). Tıkayıcı uyku apne sendromu gruplarındaki hastaların lateral kazanç asimetrisi ve RALP kazanç asimetrisi ile uyanıklık kan O2 düzeyi arasında negatif yönlü korelasyon saptandı. Video head impulse testinde lateral SSK değerlendirilmesinde tespit edilen sakkadlar açısından gruplar arasında fark saptandı (p<0.05). Servikal VEMP 100 dB nHL ve oVEMP 100-110 dB nHL'de dalga cevap oranları açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p<0.05). Tıkayıcı uyku apne sendromu ve kontrol gruplarının statik ve dinamik denge skorları değerlendirildiğinde her ikisi açısından da gruplar arasında fark saptandı (p<0.05). Tıkayıcı uyku apne sendromu ve kontrol gruplarının VNG ve yatak başı değerlendirilmesinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0.05). Çalışmamızdan elde edilen bulgular doğrultusunda orta ve ağır TUAS olan hastalarda periyodik / kronik hipoksi nedeniyle vestibüler reflekslerde ve proprioseptif algıda etkilenme olabileceği sonucuna varılmıştır.
Unilateral periferik vestibüler yetmezlikte video head impulse test (VHIT) ve fonksiyonel head impulse test (fHIT) sonuçlarının karşılaştırılması
Bu çalışmada, unilateral kronik periferik vestibüler yetmezliği olan hastaların; (1) tüm SSK'larda farklı baş akselerasyonlarında VOR'daki fonksiyonel bozulma durumunun fonksiyonel head impulse test (fHIT) ve VOR yolunun bütünlüğünün video head impulse test (vHIT) ile değerlendirilmesi, (2) Kanal parezi düzeyi ile fHIT'de elde edilen toplam ortalama doğru cevap yüzdesi (DCY) ve vHIT'de elde edilen VOR kazançları arasındaki ilişkinin belirlenmesi, (3) bu test sonuçlarının sağlıklı kontrollerin sonuçlarıyla karşılaştırılması ve, (4) Baş Dönmesi Engellilik Envanteri (BEE)'nden elde edilen subjektif baş dönmesi engellilik algı düzeyinin, DCY ve VOR kazancıyla korelasyonunun incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma, 'unilateral kronik periferik vestibüler yetmezlik' tanısı alan ve yaş ortalaması 48,42±13,05 olan 48 hasta (deney grubu) ile herhangi bir sağlık problemi olmayan, yaş ortalaması 46,06±12,57 olan 35 sağlıklı kişinin (kontrol grubu) katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Deney grubu, ayrıca bitermal kalorik test sonucunda elde edilen kanal parezi yüzdesine göre, hafif, orta ve ileri düzey kanal parezisi olmak üzere üç alt gruba ayrılmıştır. Deney ve kontrol gruplarına sırasıyla vHIT ve fHIT yapılmıştır. Deney grubuna ayrıca, BEE uygulanmıştır. Standart fHIT Sonucu (3000-6000 °/sn2 baş akselerasyon aralığındaki toplam doğru cevapların oranı)'na göre, deney grubunun horizontal SSK'da etkilenen ve sağlam tarafının toplam DCY arasında anlamlı düzeyde fark elde edilmiştir (p<0,05). Vertikal (anterior ve posterior) SSK düzleminde ise, iki kulak arasında anlamlı bir fark çıkmamıştır (p>0,05). Ayrıca, her SSK'da deney grubunun baş akselerasyonu 3000'den 6000 °/s2'ye arttıkça, DCY düşmeye başlamıştır. Kanal parezi düzeyi ile DCY arasında horizontal SSK düzleminde negatif yönlü düşük düzeyde (r=-0,289), vertikal SSK düzleminde ise negatif yönlü ve orta düzeyde (r=-0,370 ve r=-0,490) anlamlı bir korelasyon bulunmuştur. Deney grubunun etkilenen tarafının fHIT ve vHIT sonuçları arasında, lateral ve posterior SSK'larda pozitif yönlü ve orta düzeyde; anterior kanalda pozitif yönlü ve zayıf düzeyde istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştır (p<0,05). BEE toplam puanı ile vHIT ve fHIT sonuçları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı korelasyon saptanmamıştır (p>0,05). Kontrol grubunun fHIT ve vHIT sonucu, tüm SSK'lar düzleminde, deney grubunun etkilenen tarafına göre anlamlı düzeyde yüksek elde edilmiştir (p<0,05). Bu sonuçlar, unilateral kronik periferik vestibüler yetmezliği olan hastalarda, baş akselerasyonları arttığında ve kanal parezi düzeyi yükseldiğinde, fHIT'in VOR fonksiyonelliğindeki bozulmaya işaret ettiğini göstermektedir. vHIT VOR yolunun bütünlüğünü, fHIT ise VOR fonksiyonelliğini değerlendirdiği için, VOR değerlendirmesinde birbirini tamamlayıcı testler olarak klinik uygulamada yer alması yararlı olacaktır. Her iki test de subjektif baş dönmesi engellilik algısıyla ilişkili bulunmadığı için, bu algıyı arttıran psikolojik faktörlerin de incelenmesinin, daha kapsamlı bir değerlendirme sağlayabileceği görüşündeyiz. Anahtar Kelimeler / Keywords: Functional Head Impulse Test (fHIT); Video Head Impulse Test (vHIT); Kalorik Test; Baş Dönmesi Engellilik Envanteri
Fonksiyonel baş savurma testinin yaş ile korelasyonu
Bu çalışmada, sağlıklı bireylerde fonksiyonel head impulse test (fHIT) ile elde edilen doğru cevap yüzdesi (DCY)'nin yaş değişkeni ile korelasyonunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmaya 18 – 70 yaş aralığında 50 erkek ve 55 kadın olmak üzere toplam 105 gönüllü birey katılmıştır. Yapılan kulak burun boğaz muayenesiyle odyolojik ve vestibüler değerlendirme sonucu sağlıklı olan bireyler çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmada Beon Solution, Zero Branco (TV), Italya marka fHIT sistemi kullanılmıştır. Çalışmamızda tüm semisirküler kanallarda (SSK) yaş artışıyla beraber ortalama DCY'de azalma gözlendi. Yaş değişkeni ile ortalama DCY arasında lateral semisirküler (SSK)'da istatistiksel olarak negatif yönde orta düzeyde (-0,311), posterior SSK'da negatif yönde düşük düzeyde (-0,257) anlamlı bir ilişki gözlendi (p<0,05). Anterior SSK'da yaş ile ortalama DCY arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gözlenmedi (p>0,05). Yaş grupları arasında inceleme yapıldığında ise üç SSK'da da 36-54 yaş grubu ortalama DCY'nin, 55-70 yaş grubu ortalama DCY'den yüksek olması istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). 18-35 yaş grubu ortalama DCY'nin 55-70 yaş grubu ortalama DCY'den yüksek olması lateral ve posterior SSK'da istatistiksel olarak anlamlı bulunurken (p<0,05), anterior SSK'da 18-35 yaş grubu ortalama DCY'nin 55-70 yaş grubu ortalama DCY'den yüksek olması istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0,05). 18-35 yaş grubu ortalama DCY ile 36-54 yaş grubu ortalama DCY arasındaki fark ise üç SSK'da da istatistiksel olarak anlamlı elde edilmedi (p>0,05). Lateral, anterior ve posterior SSK'larda 1000 o/sn2'den 7000 o/sn2'ye akselerasyon artmasıyla beraber tüm SSK'larda DCY'de düşüş gözlendi. fHIT fonksiyonel açıdan vestibülo-oküler refleksi (VOR) dolaylı yoldan değerlendiren, kolay uygulanabilir bir test bataryasıdır. Mekanizması VOR fonksiyonelliğinin DCY üzerinden dolaylı ölçümüne dayanan fHIT cihazı, diğer test bataryaları ile birleştirildiğinde tanı ve rehabilitasyon süreçlerinde hızlı ve daha güvenli sonuçlar elde edilmesine yardımcı olmaktadır. fHIT değerlerinin yaş ile ilişkisini incelediğimiz çalışmamızda, tüm SSK'larda yaş artışıyla VOR'u fonksiyonel açıdan yansıtan ortalama DCY'de azalma gözlenmiştir. Yaptığımız bu çalışma çeşitli hasta gruplarında yapılacak çalışmalarda karşılaştırma yapmak açısından ve patolojik sonuçları fonksiyonel açıdan belirleme adına da önemli bir yol gösterici olacaktır. Anahtar Kelimeler: Yaş; fonksiyonel head impulse test (fHIT); semisirküler kanal; VOR
Hemodiyaliz hastalarında oküler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller bulguları
Amaç: Kronik böbrek yetmezliği nedeni ile diyalize giren hastalarda, vestibüler sistem fonksiyonlarını ve olası vestibüler etkilenmeyi göstermede oVEMP testi bulgularının ortaya konması çalışmanın hedefidir. Plan: Vaka kontrol çalışması Yer: Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Yöntem: Çalışma 40 adet sağlıklı gönüllü̈ birey (kontrol grubu) ve 40 adet hemodiyaliz tedavisi gören kronik böbrek hastası (çalışma grubu) ile yürütüldü. Çalışmaya katılan bireylere kulak burun boğaz muayenesini takiben diyapozon testleri yapıldı. Diyapozon testinde iletim tipi işitme kaybı bulgusu olmayan hastalar çalışmaya dahil edildi. Katılımcılara hava yolu ses uyaran ile oküler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller (oVEMP) testi uygulandı. Katılımcıların demografik özellikleri belirlendi; ölçümlerde tespit edilen n1 latans, p1 latans, amplitüd değerleri ve kulaklar arası asimetri oranları her iki grup arasında ve kendi içerisinde karşılaştırıldı. Bulgular: Kontrol grubuna 40 birey (19 kadın, 21 erkek), çalışma grubuna 40 hasta (22 kadın, 18 erkek) dahil edildi. Kontrol grubunun yaş ortalaması 45.17±13.54, çalışma grubunda ise 47.68±11.02 yıl idi. p1 latans değeri kontrol grubunda 14.88±3.28 ms, çalışma grubunda ise 14.90±3.70 ms idi (p=0.976). n1 latans değeri kontrol grubunda 9.94±2.33 ms, çalışma grubunda 10.74±3.15 ms idi. n1 latans değeri çalışma grubunda istatistiksel olarak anlamlı uzamış bulundu (p=0.013). Amplitüd değerleri kontrol grubunda 10.59±7.87 μV, çalışma grubunda ise 5.5±3.71 μV olarak bulundu. Kontrol grubunda amplitüd değeri çalışma grubuna göre anlamlı yüksek bulundu (p=0.001). Kulaklar arası asimetri oranı değerleri her iki grupta da 0.35'in altında idi. Her iki cinsiyet için parametrelere bakıldığında, her iki grupta da istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Çalışma grubunu diyalize girme süresine göre ikiye ayırdığımızda, oVEMP parametreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi (p>0.05). Sonuç: oVEMP, vertigosu olan hastalarda son yıllarda sıklıkla kullanılan, kısa sürede yanıt veren, noninvaziv bir testtir. Kronik böbrek yetmezliğinde sık karşılaştığımız vestibüler yakınmalar hastaların hayat kalitesini azaltmaktadır. Bu hastalarda oVEMP testi güvenle yapılabilecek, kısa sürede yanıt veren ve diğer vestibüler tanı testleriyle beraber kullanılabilecek bir test bataryasıdır.
Elli beş yaş ve üzeri erişkinlerde vestibüler fonksiyon ile görsel-mekansal yetenek arasındaki ilişki
Bu çalışmada, 55 yaş ve üzeri erişkinlerde vestibüler fonksiyon ile görsel-mekânsal yetenek arasındaki ilişkiyi araştırmak ve Mini Mental Durum Testi skorlarına göre iki gruba ayrılmış 55 yaş ve üzeri erişkinler arasında vestibüler fonksiyon açısından fark olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmamıza, 55 yaş ve üzeri Mini Mental Durum Testi skorları 20-24 olan erişkinler ve Mini Mental Durum Testi skorları 25 ve üzerinde olan erişkinler dahil edilmiştir. Katılımcılara Servikal Vestibüler Uyarılmış Miyojenik Potansiyeller (sVEMP) Testi, Oküler Vestibüler Uyarılmış Miyojenik Potansiyeller (oVEMP) Testi, Videonistagmografi (VNG), Video Baş İtme Testi (vHIT) ve Zihinsel Döndürme Testi uygulanmıştır. Gruplar arasında Zihinsel Döndürme Testi cevap zamanı açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Kontrol grubunun Zihinsel Döndürme Testi doğru cevap sayısı çalışma grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek elde edilmiştir (p=0.001). sVEMP ve oVEMP testlerinde 110 dB nHL'de sağ kulakta ve sol kulakta P1 latansı, N1 latansı, P1-N1 interlatansı, P1-N1 amplitüdü, kulaklar arası amplitüd asimetri oranı açısından ve dalga cevap oranları açısından gruplar arasında anlamlı farklılık elde edilmemiştir (p>0,05). sVEMP testinde çalışma grubunda 110 dB nHL'de sol kulak P1-N1 amplitüdü ile Zihinsel Döndürme Testi cevap zamanı arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede pozitif yönlü ilişki elde edilmiştir (r=0.571, p=0.013). Kontrol grubunda sol kulak N1 latansı (r=0.473, p=0.035) ve sağ kulak P1 latansı (r=0.539, p=0.012) ile Zihinsel Döndürme Testi cevap zamanı arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. oVEMP testinde çalışma grubunda 110 dB nHL'de sol kulak P1-N1 interlatansı ile Zihinsel Döndürme Testi doğru cevap sayısı arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede negatif yönlü ilişki vardır (r=-0.638, p=0.047). Kontrol grubunda sol kulak P1-N1 interlatansı ile Zihinsel Döndürme Testi cevap zamanı arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede negatif yönlü ilişki bulunmuştur (r=-0.650, p=0.006). Videonistagmografide, her iki grupta, sakkadik latans, doğruluk ve hızı , pursuit test kazanç ve asimetrisi, optokinetik test, sola ve sağa doğru 30°/sn hızda akan uyaranlara karşı, sağ ve sol göz kazancı değerlendirilmiş, her iki grup arasında sol göz sağa (p=0.008) ve sağ göz sağa bakış (p=0.014) sakkadik göz hareketlerinin doğruluk yüzdesi ortalaması dışında değerlendirilen parametreler açısından anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Çalışma grubunda sağ göz sağa bakış (r=0.428, p=0.029) ve sağ göz sola bakışta (r=0.396, p=0.045) sakkadik göz hareketlerinin latans değerleri ile Zihinsel Döndürme Testi doğru cevap sayısı arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Çalışma grubunun pursuit testinde, 0,1 Hz (r=0.429, p=0.029) ve 0,4 Hz'de (r=0.433, p=0.027) sağ göz kazanç değeri ile Zihinsel Döndürme Testi cevap zamanı arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede pozitif yönlü ilişki vardır. 0,1, 0,2 ve 0,4 Hz'de sol göz, 0,1 ve 0,2 Hz'de sağ göz asimetri yüzdeleri ile Zihinsel Döndürme Testi cevap zamanı arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede negatif yönlü ilişki vardır (p<0.05). 0,2 Hz'de sol göz, 0,2 Hz ve 0,4 Hz'de sağ göz kazanç değerleri ile Zihinsel Döndürme Testi doğru cevap sayısı arasında negatif yönlü ilişki bulunmuştur (p<0.05). 0,2 Hz, 0,4 Hz'de sol göz asimetri yüzdeleri ile Zihinsel Döndürme Testi doğru cevap sayısı arasında da pozitif yönlü ilişki saptanmıştır (p<0.05). Kontrol grubunun pursuit testinde, 0,1 Hz'de sol göz asimetri yüzdesi ile Zihinsel Döndürme Testi cevap zamanı arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede negatif yönlü ilişki vardır (r=-0.434, p=0.027). Kontrol grubunda, sağa doğru 30°/sn hızda akan uyaranlara karşı sol göz (r=0.507, p=0.008) ve sağ gözdeki kazanç değerleri (r=0.561, p=0.003) ve sola doğru 30°/sn hızda akan uyaranlara karşı sağ gözdeki kazanç değerleri (r=0.503, p=0.009) ile Zihinsel Döndürme Testi cevap zamanı arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede pozitif yönlü ilişki vardır. Video Baş İtme Testi'nde (vHIT) lateral ve vertikal kanal VOR kazanç ortalamaları açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık elde edilmemiştir (p>0,05). Çalışma grubunda sol anterior SSK VOR kazancı ile Zihinsel Döndürme Testi cevap zamanı arasında arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede negatif yönlü ilişki vardır (r=-0.504, p=0.009). Sağ posterior SSK VOR kazancı ile Zihinsel Döndürme Testi doğru cevap sayısı arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede pozitif yönlü ilişki vardır (r=0.459, p=0.018). Kontrol grubunda sağ lateral SSK VOR kazancı ile Zihinsel Döndürme Testi doğru cevap sayısı arasında anlamlı derecede negatif yönlü ilişki vardır (r=-0.407, p=0.039). Sonuç olarak çalışmamızda, Mini Mental Durum Testi skorları 20-24 arası olan ve 25 ve üzerinde olan erişkinler arasında sol göz sağa ve sağ göz sağa bakış sakkadik göz hareketlerinin doğruluk yüzdesi ortalaması dışında vestibüler fonksiyon açısından fark bulunmamıştır. Literatürde değerlendirdiğimiz vestibüler test parametreleri ile Zihinsel Döndürme Testi cevap zamanı ve doğru cevap sayısı arasındaki ilişkinin değerlendirildiği çalışma bulunmamaktadır. Bulguların doğru bir şekilde yorumlanabilmesi için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Bu çalışma, vestibüler ve bilişsel sistem ile ilgili güncel literatüre katkı sağlayacaktır.
Hemodiyaliz tedavisi gören kronik böbrek yetmezliği hastalarında işitme ve denge sisteminin değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Kronik Böbrek Yetmezliği (KBY) tanısı ile hemodiyaliz tedavisine alınan erişkin hastalarda işitme ve denge sisteminde oluşan değişikleri KBY hastalığı olmayan bireylere kıyasla incelemektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, KBY tanısı olan, 18-50 yaş arası ve haftada üç gün hemodiyaliz tedavisine alınan 35 hasta ile 35 sağlıklı bireyden oluşmaktadır. Bütün katılımcılara odyovestibüler sistem bütünlüğünün değerlendirilmesi için saf ses odyometrisi, Video Head Impulse test (vHIT), Post Head Shake Nistagmus test ve baş dönmesi engellilik anketi (DHI) uygulamıştır. Veriler uygun istatistiksel yöntemler ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışma kapsamındaki hasta grubunun yaş ortalaması 33.09 ±6.8(yıl); Hasta grubunun 16 kişisi erkek (%45.5) 19 kişisi kadındır (%51.4). Kontrol grubunun 17 kişisi erkek (%51.5), 18 kişisi ise kadındır (%48.6). Normal bireylere kıyasla hemodiyaliz hastalarında saf ses ortalamalarının hem konuşma frekanslarında hem yüksek frekanslarda anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p=0,001). DHI skoru açısından hasta gruplarının kontrol gruplarına oranla skorları daha yüksektir (p=0,001). vHIT testinde her iki taraf semisirküler kanallar için kazanç (gain) asimetri açısından hasta ve kontrol grupları arasında asimetri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktur(p<0,05). Çalışma ve kontrol grupları arasında sol ve sağ lateral kanallarda sakkad varlığı ayrı ayrı Ki-Kare test ile incelenmiştir ve istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir (ᵪ²=6.56, p=0,03). Hastaların %17,1'inde hem sol hem sağ lateral sakkad var iken; kontrol grubunda lateral kanallarda sakkad görülmemiştir. Hasta ve kontrol gruplarının post-Head shake testi sonrası nistagmus varlığı açısından yapılan Ki-Kare test sonucunda istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p=0,025). Araştırma kapsamındaki hemodiyaliz hastaların ölçülen kan parametreleri ile sakkad varlığı arasındaki, ilişki incelenmiştir. LARP (Sol Anterior Sağ Posterior) sakkad varlığı ile BUN/kreatinin oranı arasında ters ilişki; RALP (Sağ Anterior Sol Posterior) sakkad varlığı ile kreatinin yüksekliği arasında doğru ilişki tespit edilmiştir. Hemodiyaliz hastalarının hastalık süresi artıkça vHIT testinde sakkad varlığının anlamlı olarak arttığı da gözlenmiştir. Sonuç: vHIT testi, hemodiyaliz tedavisi alan KBY hastalarında vestibüler sistemin değerlendirilmesinde kolaylıkla kullanılabilecek önemli bir testtir. Kreatinin yükseldikçe ve hastalık süresi arttıkça vHIT testinde overt ve covert sakkadların anlamlı olarak arttığı bu çalışma ile tespit edilmiştir. KBY hastalarında kreatinin yüksekliği ve hastalık süresinin vestibüler yan etkilerini vHIT ile takip etmede klinik kullanımının yaygınlaştırılması, ileride yapılacak çalışmalar ile mümkün olabilir.
Sağlıklı erişkin bireylerde okuler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel ( OVEMP) normal değerleri
Kuvvetli ses ve vibrasyon gibi uyaranlar, baş hareketi olmaksızın refleks oküler hareketleri başlatabilirler. Yakın zamanda kullanıma giren okuler vestibüler uyarılmış myojenik potansiyel testi, noninvaziv olarak inen (assenden ) vestibüler yolu ve beyin sapında çaprazlanan vestibülooküler refleksi değerlendirmektedir. Bu çalışmanın amacı sağlıklı erişkin bireylerde oküler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel normal değerlerini belirlemektir.Çalışma, Başkent Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı'nda kulak şikayeti olmayan 38 adet gönüllü, sağlıklı birey ile yürütülmüştür. Çalışmaya katılan bireylere KBB muayenesini takiben odyolojik değerlendirim, pozisyonel testler uygulanmıştır. Saf ses ortalamaları 20 dB'den iyi olan, pozisyonel testlerinde nistagmus saptanmayan bireyler çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcılara oküler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel testi yapılarak, elde edilen dalgaların latans ve amplitüd değerleri saptanmıştır.Çalışmaya alınan 38 (76 kulak) sağlıklı bireyin 18'i erkek, 20'si kadın; yaş ortalaması 40,2± 11.6 (22-58) idi. N1 latansı sağ kulak için 9,8±2,1 msn, sol kulak için 9,3±1,9 msn (p=0,312) idi. Sağ kulakta P1 15,0±2,3 msn, sol kulakta 14,7±2,2 msn (p= 0,651) idi. Amplitüd değerleri sağ kulakta 3,3±1,5 µV, sol kulakta 3,3±1,1 µV (p= 0,919) bulundu. Her iki cinsiyet için parameterlere bakıldığında latans ve amplitüd değerleri arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Yaş ve oküler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel testi ilişkisine bakıldığında, N1 değerleri ile yaş arasında pozitif bir korelasyon saptandı(r=242, p =0,0359). Aynı şekilde P1 değerleri ile yaş arasında da pozitif bir korelasyon saptandı(r=250, p=0,030). Ancak yaş ile amplitüd arası anlamlı ilişki yoktu (r=052, p=0,633). Elde edilen bulgulara göre cinsiyet ve kulak yönü test sonuçlarını etkilemediğinden toplam 76 kulak için test parametreleri hesaplandı. Buna göre, N1 latansı 9,62±2,02 (4,30-16,00) msn; P1 latansı 14,90 ±2,33 (9,0-21,00) msn idi. Amplitüd ortalaması 3,36 ±1,36 (1,06-8,48) µV idi.Okuler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel latans değerleri literatüre benzer olarak saptanmıştır. Elde edilen değerler, kliniğimizin yetişkin normatif değerleri olarak belirlenmiştir. Sonuçlar vestibüler hastalıkların değerlendiriminde kullanılacaktır.Anahtar Kelimeler: Vestibulookuler refleks, okuler vestibuler miyojenik cevap, normatif veri
Septorinoplasti olgularında vestibüler sistem fonksiyonlarının değerlendirilmesi
Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV) en sık görülen periferik baş dönmesi nedenidir ve nörootoloji kliniğine baş dönmesi ile başvuran tüm hastaların %25-30'u BPPV tanısı alır. Vakalar sıklıkla tek taraflıdır. Bilateral tutulumun sıklıkla kafa travması sonrası olabileceği öne sürülmektedir. BPPV'nun kafa travmasında daha fazla görüldüğü literatürde çeşitli çalışmalar ile ortaya konmuştur. Özellikle osteotomi içeren cerrahi girişimler utriküldeki otolitlerin dökülmesine yol açar bu da serbest yüzmekte olan partiküllerin posterior semisirküler kanala girişine olanak sağlar.Vestibular Evoked Myogenic Potentials (VEMP) testi de otolit organlardan biri olan sakkülün fonksiyonlarını kontrol etmede kullanılan bir test olarak BPPV'de faydalı bilgiler sağlayabilmektedir. Literatürde BPPV hastalarında olası sakküler fonksiyon bozukluğu VEMP ile saptanmıştır.Dix-Hallpike manevrası bir prokatif manevra olup nistagmusun değerlendirilmesi ile BPPV' nin klinik olarak tanısını destekler. Bu test, posterior semisirküler kanalda görülen BPPV'nin tipik nistagmusunu gözlemek için yapılır.Çalışmamızın hipotezi, BPPV gibi vestibüler rahatsızlıklar ile potansiyel kafa travması oluşturduğu düşünülen septorinoplasti cerrahisi arasında, vestibüler fonksiyonların etkilemesi açısından bir ilişki kurulup kurulamayacağıdır. Bu amaçla cerrahi sırasında osteotomi, kesme ve törpüleme işlemine maruz kalan rinoplasti olguları ile bu travmaya maruz kalmayan septoplasti olgularının operasyon öncesi ve sonrası dönemlerinde VEMP, Dix-Hallpike ve Pozisyonel testlerinin sonuçları karşılaştırılmıştır.Bu amaçla, Temmuz 2011 ve Ocak 2012 yılları arasında Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Ankara Hastanesi KBB Kliniğine, burun ameliyatı için başvuran septorinoplasti yapılacak hastalar arasından ?Hasta değerlendirme formunu?nu dolduran ve bunun sonucunda kriterlere uygun görülen 65 olgu çalışmaya alınmıştır. Çeşitli nedenlerle 15 olgu çalışma dışı bırakılmıştır. 50 olgunun içerisinden operasyon öncesi testleri değerlendirilen, nazal cerrahi sırasında osteotomi ve törpüleme gibi travmatik müdahaleye gereksinim duyulan 25 olgu çalışma grubu olarak belirlenmiştir. Kontrol grubu olarak da cerrahi sırasında osteotomi işlemi uygulanmayan, ancak çalışma kriterlerine uygun 25 olgu çalışmaya dahil edilmiştir. Bu araştırmada osteotomi işlemine maruz kalan septorinoplasti ameliyatı sonrası sadece bir olgu da BPPV'ya yol açacak klinik bulgulara rastlanılmıştır.Sonuç olarak sunulan çalışma septorinoplastiye bağlı operasyon travmasının BPPV etyolojisindeki rolünü VNG ve VEMP gibi mevcut en objektif testlerle araştıran ilk prospektif çalışmadır. Bununla birlikte fizyopatolojik mekanizması anlaşılmış olan BPPV'nun literatürdeki cerrahi kaynaklı olgu bildirimleri nedeniyle henüz maksillofasiyal girişimlerin yol açabileceği bir komplikasyon olarak tanımlanamamıştır. Bu nedenle daha geniş serilerde prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.
Sağlıklı erişkinlerde kemik yolu iletimli ses uyaranlı oküler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel testi normalizasyon değerleri
Amaç: Bu çalışmanın amacı, kemik yolu ile verilen ses uyaranlarına cevap olarak elde edilen oküler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyellerin (oVEMP) sağlıklı erişkinlerdeki normal değerlerini saptamaktır. Plan: Prospektif, klinik çalışma Yer: Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Kliniği Yöntem: Çalışma 42 adet gönüllü, sağlıklı birey ile yürütüldü. Çalışmaya katılan bireylere kulak burun boğaz muayenesini takiben odyolojik değerlendirme yapıldı; pozisyonel testler uygulandı. Saf ses işitme eşiği ortalamaları 20 dB'den iyi olan, pozisyonel testlerinde nistagmus saptanmayan bireyler çalışmaya dahil edildi. Gönüllülere hem hava yolu iletimli ses uyaranlı oVEMP testi, hem de kemik yolu iletimli ses uyaranlı oVEMP testi yapıldı. Gönüllülerin demografik özellikleri belirlendi; ölçümlerde tespit edilen n1 ve p1 dalga amplitüdleri ile latansları tespit edilerek birbiriyle karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan 42 sağlıklı bireyin (84 kulak) 18'i erkek, 24'ü kadın idi. Yaş ortalaması 39,74±11.28 (20-60) yıl idi. n1 latansı sağ kulak kemik yolu için 9,9±1,94 ms, sol kulak kemik yolu için 10,08±1,82 ms (p=0,66) idi. Kemik yolu uyarımı için sağ kulakta p1 latansı 12,69±1,44 ms, sol kulakta p1 latansı 12,81±1,4 ms (p=0,69) idi. Amplitüd değerleri sağ kulakta kemik yolu için 5,05±1,98 μV, sol kulakta kemik yolu için ise 5,08±1,99 μV (p=0,95) bulundu. Her iki cinsiyet için parameterlere bakıldığında latans ve amplitüd değerleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). n1, p1 latans ve amplitüd değerleri ile yaş arasında korelasyon yoktu (p>0,05). Elde edilen bulgulara göre cinsiyet ve kulak yönü test sonuçlarını etkilemediğinden toplam 84 kulak için test parametreleri hesaplandı. Buna göre, ortalama n1 latansı 9,9±1,87 (6,33-15,00) ms; p1 latansı 12,75±1,41 (9,67-15,67) ms olarak bulundu. Amplitüd ortalaması 5,06±1,97 (2,93-11,12) μV idi. Sonuç: Sağlıklı erişkinlerde kemik yolu ses uyaranları ile elde edilen oVEMP dalgalarının amplitüd ve latans değerleri belirlenmiştir. Elde edilen bulgular yurtdışı literatürdeki bulgularla uyumludur. Tespit edilen veriler, sağlıklı yetişkinler için normatif değerler olarak kabul edilecek ve ileride yapılacak çalışmalara temel oluşturacaktır. Anahtar Kelimeler: Vestibülooküler refleks, vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller, oküler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller, hava yolu, kemik yolu, n1 dalgası, p1 dalgası, amplitüd, latans