Walking

105 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında düşme sıklığı ve düşme risk faktörlerinin değerlendirilmesi

Multipl Skleroz (MS) hastalarının yarıdan fazlası ortalama 6 aylık zamanda düşerler. Düşmeler yaralanma, düşme korkusu ve aktivite kısıtlamaya neden olur. Bu çalışmada MS hastalarında düşme sıklığının ve düşmelerle ilişkili fizyolojik ve nöropsikolojik risk faktörlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 18-50 yaş arası desteksiz yürüyebilen 50 Relapsing- Remitting MS (RRMS) tanılı hasta ve 30 sağlıklı gönüllüden oluşan katılımcıların düşme sıklığı retrospektif olarak sorgulandı ve 6 ay prospektif izlendi. Hastaların fiziksel faktörlerini değerlendirmede Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği, 25 adım yürüme testi, MS yürüme ölçeği- 12 yapıldı. Katılımcıların Korebalance bilgisayarlı postürografi cihazında statik ve dinamik denge testi performansları ölçüldü. Nöropsikolojik faktörlerini değerlendirmede Beck Depresyon ölçeği, bilişsel işlev değerlendirmesinde Montreal Bilişsel Değerlendirme ve düşme korkusunu saptamada Uluslararası Düşme Etkinlik Skalası (UDES) uygulandı. Toplamda 24 hastada 48 düşme (%48), 6 aylık prospektif izlemde 17 hastada 32 düşme (%34) saptandı. Kontrol grubu ile RRMS hastalarında düşme varlığı, fizyolojik ve nöropsikolojik bulgular karşılaştırıldığında düşme sıklığı benzerdi, hastaların UDES ve statik denge skorları daha yüksekti (p<0,05). Düşen ve düşmeyen hastalar karşılaştırıldığında düşmeler MSWS ve UDES skoru yüksek olanlarda daha sıktı (p<0,05). Tüm katılımcılarda düşmeler UDES skoru yüksek olanlarda daha sıktı. Sonuç olarak RRMS olgularında yürüme ölçeğinde ve düşme korkusu ölçeğinde yüksek puan alanların düşme riskinin daha yüksek olduğu saptandı. Uygulaması da kolay olan bu testlerin düşmeleri öngörme ve hasta takibinde klinik pratikte kullanılması yararlıdır.

Düşme kazalarıDüşme kazalarıKorku+4
Nurşen Kurtuluş
Tekirdağ Namık Kemal University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Nazal polipozise bağlı kronik nazal obstrüksiyon egzersiz kapasitesi üzerinde etkili mi?

AMAÇ: Bilateral nazal polipler hastada kronik nazal obstrüksiyona neden olmakta bu da hastaların yaşam kalitesini etkilemektedir. Bu yaşam kalitesi çeşitli yaşam kalite ölçekleri ile değerlendirilebilmekte olup bu ölçekler subjektiftir. Biz çalışmamızda subjektif bir yaşam kalite ölçeği olan Sino-nazal Outcome Test 22'nin yanında objektif altı dakika yürüme testini kullanarak nazal polipozisin neden olduğu kronik obstrüksiyonun hastaların egzersiz kapasitesi üzerindeki etkisini, aynı zamanda akut bir obstrüksiyonun egzersiz kapasitesi üzerindeki etkisini inceledik. Çalışmamızda altı dakika yürüme testinin bir objektif yaşam kalite ölçeği olarak kullanılıp kullanılamayacağını göstermeyi amaçladık. YÖNTEM: Çalışmaya kliniğimizde endoskopik sinüs cerrahisi yapılmış 15 erkek 11 kadın hasta dahil edildi. 15 erkek 11 kadın sinonazal hastalığı bulunmayan kontrol grubu oluşturuldu. Hasta gruba preoperatif ve postoperatif 1. ve 3. aylarda Sino-nazal Outcome Test 22 anketi ve altı dakika yürüme testi uygulanıp sonuçları kaydedildi. Kontrol grubuna ise burun açık ve burun tıkalı olmak üzere altı dakika yürüme testi yapılarak sonuçları kaydedildi. BULGULAR: Hastaların preoperatif ve postoperatif 1. ay sonuçları kıyaslandığında altı dakika yürüme testi yürüme miktarı istatistiksel anlamlı olarak artmış olarak gözlendi. Aynı zamanda preoperatif ve postoperatif 3. ayda da yürüme miktarı istatistiksel anlamlı olarak artmıştı. Akut obstrüksiyon yaratılan kontrol grubunda burnu açıkken hastalar burnu tıkalıya göre istatistiksel anlamlı olarak daha fazla miktarda yürüdüler. SONUÇ: Nazal polipozisin neden olduğu kronik nazal obstrüksiyon altı dakika yürüme testi yürüme mesafesi yani egzersiz kapasitesi üzerinde etkilidir. Ve bu etki cerrahi sonrası 1. ve 3. Ayda azalmakta ve hastaların yürüme mesafesi artmaktadır. Biz altı dakika yürüme testinin nazal polipozis hastalarında bir yaşam kalite ölçeği olarak kullanılabileceğini düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Nazal Polip, Yaşam Kalite Ölçekleri, 6 Dakika Yürüme Testi

BurunBurun hastalıklarıEgzersiz+7
Bahar Aktaş Topuz
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Psöriatik artritli hastalarda hastalık aktivitesi ile sarkopeni ilişkisinin değerlendirilmesi

Amaç Sarkopeni, yaşlanmaya bağlı kas kütlesi ve fonksiyon kaybıdır. İnflamatuar yükün artmasına bağlı olarak görülme sıklığı artmaktadır. Psoriatik artrit (PsA) aksiyel ve periferik eklemleri tutan kronik yıkıcı inflamatuar bir artrittir. Bu çalışmada PsA hastalarında hastalık aktivitesinin sarkopeni tanısal parametreleri ile korelasyonunu araştırmayı amaçladık. Yöntemler: Yaşları ≥55 olan 43 PsA hastası ve yaşları ≥55 olan 31 sağlıklı yetişkin gönüllü bu çalışmaya dahil edildi. PsA hastaları daha sonra sarkopeni varlığına göre iki gruba ayrıldı. Tüm grupların demografik ve klinik verileri kaydedilmiş ve gruplar arasında karşılaştırılmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen PsA hastalarından 14'ü sarkopeni tanısı alırken, 29'u sarkopeni tanısı almadı. Sarkopeni tanısı alan hastaların ağırlığı anlamlı olarak daha yüksekti (p=0.009). Ayrıca, kortikosteroid kullanımı sarkopenik hastalarda anlamlı olarak daha sıktı (p=0,03). Psoriatik artritte hastalık aktivitesi (DAPSA) skorları sarkopenik PsA hastalarında sarkopenik olmayan hastalara kıyasla anlamlı derecede yüksekti (p=0,005). CRP ve ESR düzeylerinde iki grup arasında anlamlı bir fark yoktu. Yüksek DAPSA skorları sarkopeni riskini artırmıştır (OR: 0.06, %95 GA: 1.005-1.119 p=0.03). Ayrıca, DAPSA skorunun 5 kez otur-ayakta dur testi ile zayıf, el kavrama gücü, STAR skorları ve yürüme hızı ile orta düzeyde korelasyon gösterdiği bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızda DAPSA skoru ile sarkopeni ile ilişkili parametreler arasında anlamlı bir korelasyon bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Psoriatik artrit, Sarkopeni, El kuvveti, Yürüme hızı

Artrit-psoriatikEl kavrama kuvvetiHastalık şiddeti indeksi+3
Mehmet Akif Şirin
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnmeli bireylerde gövde kontrolünün alt ekstremite duyusu, denge ve yürüme ile ilişkisi

Bu çalışma, inmeli bireylerde gövde kontrolünün alt ekstremite duyusu, denge ve yürüme ile ilişkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya Ocak 2021 – Haziran 2021 tarihleri arasında SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesinde inme tanısıyla izlenen ve takip edilen Gaziantep sınırları içerisinde yaşayan, yaş ortalaması 52,2  14,4 olan 30 hasta alındı. Bireylerin çalışmaya dahil edilebilmesi için Hodkinson Mental Test, Brunnstrom evrelemesi ve Modifiye Ashworth skalası uygulandı. Honkinson Mental Test uygulanarak 7 ve üstü puan alabilenler, alt ekstremite fonksiyonları Brunnstrom motor iyileşmesi evrelerine göre 2 ve 6 arasında olanlar, Modifiye Ashworth Skalasına göre etkilenen alt ekstremite spastisitesi 4'ün altında olanlar ve 10 m bağımsız yürüyebilen bireyler çalışmaya dahil edildi. Daha sonra bireylerin demografik ve hastalık bilgileri kişisel değerlendirme formuna kaydedildi. Gövde kontrolünü değerlendirmek için Gövde Bozukluk Ölçeği (GBÖ) ve İnme Hastalarında Postüral Değerlendirme Ölçeği - PASS Türk (PASS-T), denge ve yürüyüşü değerlendirmek için Tinetti Denge-Yürüme Testi (TDYT) ve sadece yürüyüşü değerlendirmek için Tinetti Yürüme Testi (TYT) ile 10 m yürüme testi (OMYT) kullanıldı. Duyu; "Fugl Mayer Sensori-Motor Fonksiyon Testi" ölçeğinin alt ekstremite için, hafif dokunma ve propriosepsiyon alt skorları ile değerlendirildi. Ayrıca neglect, taban altı basınç duyusu (TABD) ve alt ekstremite için stereognozis değerlendirildi. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS for Windows version 24.0 paket programı kullanıldı ve p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Yapılan analizler sonucunda GBÖ ile TDYT-TYT ve FMSMFD arasında pozitif yönde, OMYT arasında negatif yönde güçlü korelasyonla anlamlı fark bulundu (p<0,05). PASS-T ile TDYT arasında pozitif yönde, OMYT negatif yönde çok güçlü; TYT ve FMSMFD arasında pozitif yönde güçlü korelasyonla anlamlı fark bulundu (p<0,05). GBÖ, PASS-T, TDYT-TYT değerleri, TABD ve stereognozis varlığında anlamlı yüksek; neglect varlığında anlamlı düşük bulundu (p<0,05). Sonuç olarak gövde kontrolü, alt ekstremite duyusu ile ilişkilidir ve denge ile yürümeyi etkilemektedir. Anahtar kelimeler: İnme; Gövde Kontrolü; Alt Ekstremite; Duyu; Yürüme

Alt ekstremiteDengeGövde kontrolü+2
Zehra Ekmekcioğlu
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Diskinetik serebral palsili çocuklarda gövde kontrolünün yürüyüşe etkisinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı; diskinetik serebral palsi (SP)'li çocuklarda gövde kontrolünün yürüyüşe etkisinin olup olmadığını belirlemektir. Çalışmaya Sanko Üniversitesi FTR bölümü bünyesi altında Gaziantep ilindeki Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri'nde aktif tedavi alan diskinetik SP tanısı almış , 11 erkek, 10 kız 21 çocuk (n=21) dahil edildi. Çalışma pediatrik rehabilitasyon alanında 5 yıl tecrübeli fizyoterapist tarafından yapıldı. Her çocuk aynı ortamda aynı şartlarda yapıldı. Çalışmadaki katılımcıuların arasında yaşları 4-6 arasında olanların yaş ortalaması 4 yıldır, 6-8 yaş grubunda olan çocukların yaş ortalaması 8 idi, 12-18 arasında olan çocukların yaş ortalaması ise 9 olarak belirlendi. Çocukların alt ekstrmite kaslarının MASH ölçümlerinin minimum değeri 1, maksimum değeri 3 olarak ölçüldü. MASH ölçümlerinin median değeri ise kalça fleksörleri için 1,6; kalça ekstansörleri için 1,4; gluteus medius için 1,4; tibialis anterior için 1.4; gastro için ise 1.6 olarak belirlendi. Çocuklarda KMFSS 1 seviyesinde olan 11 çocuk, KMFSS 2 seviyesinde olan 6, KMFSS 3 seviyesinde olan ise 4 çocuk dahil edildi. Çocukların demografik özelliklerini içeren kişisel bilgi formu, kaba motor fonksiyon seviyelerini değerlendiren Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi (KMFSS), alt ekstremite kaslarının spastisite değerlendirmesi için Modifiye Ashworth Skalası (MASH), gövde kontrolü için Gövde Kontrol Ölçüm Skalası (GKÖS) kullanıldı. Yürüme fonksiyonunun değerlendirilmesi için Gillette Fonksiyonel Yürüme Değerlendirme Anketi (GFYDA) kullanıldı. Katılımcıların KMFSS ile yaş arasındaki ilişki grafik olarak gösterildi. İstatiksel analizler için SPSS-24 programı kullanıldı. GKÖS ile GFYDA arasında bir korelasyon bulunmadı.(-0,319). Çalışmanın sonucunda diskinetik çocuklarda gövde kontrolü ile yürümenin ilişkili olmadığı belirlendi.(p>0,05) Anahtar kelimeler: Diskinetik Serebral Palsi; Gövde Kontrolü; Yürüyüş.

DengeGövde kontrolüPostural denge+4
İdris Çazım
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hipermobilitesi olan ve olmayan çocuklardaki düz tabanlığın statik ve kinetik açıdan yürüme analizi ile karşılaştırılması

Hipermobilite, çocuklarda tek başına ya da diğer hastalıklarla birlikte ortaya çıkabilen bir klinik durumdur. Bu çalışmanın amacı, hipermobilitesi olan ve olmayan çocuklardaki düz tabanlığın statik ve kinetik açıdan yürüme analizi ile karşılaştırılmasıdır. Araştırma Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yürütülmüştür. Çalışmaya 5-11 yaş aralığında (Ort ± SD = 8,14±1,91) 50 sağlıklı, 50 hipermobilitesi olan, 100 katılımcı dahil edilmiştir. Vücudun uzaydaki hareketi Adım analiz ve Yer Kuvveti Ölçümü (kuvvet levhaları) yöntemleri ile incelenmiştir. Gövdenin, pelvisin, bacakların ve ayakların her üç plandaki eklem açıları, lineer ve açısal hız ve ivmeleri ölçülüp, sayısal veri olarak kaydedilmiştir. Bir yazılım programı ile (Milletrix Applicazione, Diagnostic Support S.R.L.) hasta üzerindeki işaret cihazlarından yansıyan sinyallerin uzaydaki yer değişimi ile eklem açısındaki değişiklik hesaplanmıştır. Yürüme sırasında, bir zaman biriminden diğer zaman birimine olan yer değişiminden hız, hız değişiminden ise ivme hesaplanmıştır. Kinematik veriler, optik kameralar, üzerinde alıcılar bulunan yürüme yolları ve elektrogonyometreler kullanılarak kayıt edilmiştir. Pedobarografik incelemede ayağın basınç noktaları belirlenmiştir. Veriler bağımsız iki grup t testi, Welch'in t testi, Mann-Whitney U testi kullanılarak analiz edilmiştir (p<0,05). Hem normal hem de hipermobil çocukların her iki ayağında da ön ve arka ayağa binen yük miktarları arasında fark bulunmuştur (p<0,001). Tüm çocuklarda arka ayağa daha çok yük binmektedir. Hem sol hem de sağ ayakta, ayak ilerleme açısı bakımından normal ve hipermobil çocuklar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p=0,536; p=0,540). Çift adım uzunluğu ve adım genişliği bakımından normal ve hipermobil çocuklar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p=0,899; p=0,562). Hız ve kadans (ritim) bakımından da normal ve hipermobil çocuklar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p=0,072; p=0,051). Ancak, duruş ve salınım faz süresi bakımından normal ve hipermobil çocuklar arasında anlamlı bir fark vardır (p<0,001; p<0,001). Duruş faz süresi hipermobil çocuklarda daha fazla iken, salınım fazı süresi normal çocuklarda daha fazladır. Bu nedenle, hipermobilitesi olan çocuklarda, sağlıklı çocuklara göre duruş fazı uzamışken, salınım fazı kısaldığından denge bozukluğu olan çocuklarda süreler dikkatle değerlendirilmelidir.

DüztabanlıkHareketlilikPedobarografi+3
Celal Alp Vural
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sirotik hastalarda kardiyak ve solunumsal durumun değerlendirilmesi

Karaciğer sirozu, komplikasyonları göz önünde bulundurulduğunda multisistemik bir hastalıktır. Bu sistemler arasında kardiyopulmoner sistem de yer alır. Hastaların solunumsal semptomları, pulmoner ve kardiyak komplikasyonlarını detaylıca incelemek prognoz tayininde ve hastaların yaşam kalitesini iyileştirmede etkili olabilir. Bu çalışmada sirotik hastaların solunumsal semptomlarını, kardiyak durumlarını belirlemek ve efor kapasitesi ile ilişkisini değerlendirerek siroz prognozunu belirlemedeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu çalışmaya, siroz tanısı ile takip edilen 75 hasta dahil edilmiş, solunumsal semptomlarına yönelik olarak spirometre, 6 dakika yürüme testi, elektrokardiyografi ve transtorasik ekokardiyografi uygulanmıştır. Çalışmanın yürütüldüğü 9 ay içerisinde hastaların hastane yatışları, dekompansasyon ve eksitus durumu kaydedilmiştir. Buna göre dekompanse hastalarda kompanse hastalara oranla dispne (p<0.001), efor dispnesi (p:0.001), ortopne semptomu (p<0.001) daha fazla, mMRC (modifiye Medical Research Council) skalası (p:<0.001) anlamlı oranda daha yüksek spirometrede FEV1% (p:0.003), FVC% (p<0.001) anlamlı oranda daha düşük, 6 dakika yürüme mesafesi beklenene göre %14 daha kısa görülmüştür (p:0.001). 3 hastada hepatik hidrotoraks saptanmıştır. Spirometrede FVC<%70 olan hastalar restriktif olarak kabul edilmiş, restriktif sonuçları olan hastaların 6 dakika yürüme mesafesi ortalama 173 metre daha düşük bulunmuştur (p<0.001). 6 dakika yürüme testini semptomatik olması nedeniyle tamamlayamayan hastaların verileri ayrıca incelenmiştir. Mortalite ile ilgili yapılan regresyon analizinde 6 dakika yürüme testini tamamlayamamanın mortalite riskini 31 kat arttırdığı görülmüştür (OR: 31.00 [%95 GA;3.07-312.83], p:0.004). Hastalar kardiyolojik muayene, elektrokardiyografi ve transtorasik ekokardiyografi ile sirotik kardiyomiyopati açısından değerlendirilmiştir. Buna göre Dünya Gastroenteroloji Kongresi Sirotik Kardiyomiyopati Kriterleri'nin sistolik ve diyastolik disfonksiyon kriterleri baz alındığında 29 hastada (%38.7), 2020 Sirotik Kardiyomiyopati Konsorsiyumu Sirotik Kardiyomiyopati Kriterleri uygulandığında 3 hastada (%4) sirotik kardiyomiyopati saptanmıştır. Bu farklılık sirotik kardiyomiyopatinin rutin pratikte kolay uygulanabilir ve evrensel geçerli parametreleri içeren bir kriterinin henüz var olmadığını düşündürmektedir. Bu bağlamda, sirozun az bilinen ve atlanabilen solunumsal ve kardiyak komplikasyonları değerlendirilerek yanı sıra bir kardiyopulmoner egzersiz testi sayılabilecek 6 dakika yürüme testi kullanılarak bu testin sirozun prognozunda ve mortalitede anlamlı bir yol gösterici olduğu sonucuna varılmıştır.

Karaciğer sirozuKardiyomiyopatilerKomplikasyonlar+5
Burcu Gürbüz
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Parkinson hastalığı olan bireylerde skapular disfonksiyonun algısal postüral düzenlemeler ve yürüme üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışma Parkinson hastalığı olan bireylerde skapular disfonksiyonun varlığının algısal postüral düzenlemeler ve yürüme üzerine etkisini incelemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya yaş ortalaması 60,80±6,55 olan 10 sağlıklı birey, yaş ortalaması 62,36±8,49 olan 11 skapular disfonksiyonu ve Parkinson hastalığı olan birey ve yaş ortalaması 61,11±7,32 olan 9 skapular disfonksiyonu olmayıp Parkinson hastalığı olan birey katılmıştır. Katılımcıların demografik bilgileri ve hastalık durumları kaydedildikten sonra skapular disfonksiyon değerlendirmeleri, denge değerlendirmeleri (Zamanlı Kalk ve Yürü Testi, Tandem Duruş Testi, Fonksiyonel Uzanma Testi, Dinamik Yürüme İndeksi ile) ve yürüme hızları (10 Metre Yürüme Testi ile) değerlendirilmiştir. Ardından sağ ve sol adım alma sırasında algısal postüral düzenleme (APD) süresi (inersiyal ölçme ünitesi ile), adım alma ve yürüme sırasında skapula çevresindeki kasların aktivasyonları (yüzeyel elektromiyografi ile) değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda çalışmaya katılan Parkinson hastalarının %55'inde skapular disfonksiyon görüldü. Skapular disfonksiyonun, sağ ve sol APD süreleri ile negatif yönlü, yürüme hızı ile pozitif yönlü orta düzeyde ilişkiye sahip olduğu bulundu (sırasıyla r= -0,470, r= -0,588, r= 0,497, p<0,05). Üç grup karşılaştırmasında yürüme dengesi, sağ ve sol APD süreleri bakımından anlamlı fark olduğu bulundu (p<0,05). Sağlıklı grup ile skapular disfonksiyonu ve Parkinson hastalığı olan bireyler grubu karşılaştırıldığında yürüme dengesi, sağ ve sol APD sürelerinin anlamlı olarak farklı olduğu bulundu (p<0,017). Sonuç olarak çalışmamızda skapular disfonksiyonun Parkinson hastalığı olan bireylerde erken evrelerden başlayarak görülebileceği ve kas aktivasyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği düşünülmüştür. Parkinson hastalarında yürüme dengesi, yürüme hızı ve APD süreleri üzerinde de erken dönemlerden itibaren skapular disfonksiyonun bozucu etkileri olabileceği ortaya konulmuştur.

DuruşParkinson hastalığıPostural denge+4
Gamze Polat
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geriatrik bireylerde motor-motor ve motor-kognitif çift görev egzersizlerinin düşme üzerine etkisi

Çalışmamızın amacı; geriatrik bireylerde hem motor-motor hem de motor-kognitif çift görev egzersizlerinin düşme üzerine etkinliğini belirlemektir. 60 yaş üzeri, gönüllü 50 geriatrik birey çalışmaya dahil edildi. Değerlendirmeler tedavi öncesi ve sonrası uygulandı. Grup 1'e motor-kognitif çift görev egzersizleri, Grup 2'ye motor-motor çift görev egzersizleri uygulandı. Değerlendirmelerde Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği (UDEÖ), Berg Denge Ölçeği (BDÖ), Zamanlı Ayağa Kalk Yürü Testi (ZAKY), Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FBÖ) kullanıldı. Antigravite kas gücü ölçümü hand-held dinamometre ile, plantar duyu ölçümü monofilament (SWMT) ve diskriminatör ile yapıldı. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalamaları 67,72±7,33 idi. Her iki grupta da tedavi öncesi ile sonrası karşılaştırıldığında Berg Denge Ölçeği üzerinde olumlu gelişme gözlendi (p<0,05); ancak gruplar arası anlamlı bir fark bulunmadı (p=0.07). Hem grup içinde hem de gruplar arasında Uluslar arası Düşme Etkinlik Ölçeği ve Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği üzerinde anlamlı bir fark bulunmadı (p>0.05). Zamanlı Ayağa Kalk Yürü Testi'nde gruplar arası fark motor-kognitif grup lehine istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Kas gücü, plantar duyu ve iki nokta diskriminasyon değerlerinde gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Çalışmamızda, geriatrik bireylerde her iki çift görev egzersizlerinin de düşme üzerine olumlu etkileri bulunmuştur; ancak motor-kognitif çift görev egzersizlerinin zamanlı ayağa kalk ve yürü testine olan olumlu etkisi nedeniyle, geriatrik bireylerde bu egzersizlere öncelik verilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Çift görev, düşme, geriatri, zamanlı kalk ve yürü testi, kognitif.

BilişDengeDüşme kazaları+7
Hayrunnisa Akın
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Spastik serebral palsili çocuklarda femoral anteversiyonun gövde kontrolü ve yürüme üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışmada, spastik serebral palsili çocuklarda yüksek olan femoral anteversiyon (FA) açısının gövde kontrolü ve yürüme üzerine olan etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: 20 spastik serebral palsili çocuk çalışmaya alındı. Katılımcılar Gillette Fonksiyonel Yürüme Değerlendirme Anketi (GFYDA), Rivermead Görsel Yürüme Değerlendirme Anketi (RGYDA), Zamanlı Kalk ve Yürü Testi (ZKYT), 2 Dakika Yürüme Testi (2DYT) ve Gövde Kontrol Ölçüm Skalası (GKÖS) ile değerlendirildi. Bulgular: FA ve kalça addüktör spastisesi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulundu. FA ile yürüme parametreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu. FA ile GKÖS statik oturma, GKÖS dinamik uzanma ve GKÖS toplam arasında istatistiksel olaran anlamlı bir fark vardı. Sonuç: Bu çalışma yüksek femoral anteversiyon derecesinin gövdenin statik oturma ve dinamik erişim aktiviteleri ile kuvvetli bir bağ içersinde olduğunu kanıtlamıştır. Yüksek FA açışı gövdenin statik oturma ve dinamik erişim aktiviteleri üzerine etki eder. Anahtar Kelimeler: Femoral Anteversiyon, Gövde Kontrolü ve Yürüme, Spastik Tip Serebral Palsi

DengeFemurKas spastisitesi+4
Ozan Demirel
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin hemiplejik bireylerde beden-kitle indeksinin yürüme, denge, fiziksel performans ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Amaç: Çalışmamızın amacı inme sonrası hemipleji tanısı konan bireylerde beden kitle indeksinin (BKİ) yürüyüş, denge, fiziksel performans ve yaşam kalitesi üzerine etkilerini incelemektir. Yöntem: Çalışmaya, Özel Rom-Fiz Kanalboyu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Tıp Merkezine başvuran, ayaktan tedavi gören, 6 aydan uzun süreli hemipleji tanısı almış, 18 yaş ve üzeri, gönüllü 26 hemiplejik birey katıldı. Bireylerin demografik özellikleri ve inme öncesi son bir ay içerisindeki kiloları sorgulandı. Mevcut kilo ve boy ölçümleri yapıldı. İnme öncesi BKİ ve mevcut BKİ hesaplaması için mevcut boy uzunlukları baz alındı. İnme öncesi ve mevcut kilosu bilinen hastaların inme geçirdikten sonra değerlendirme tarihine kadar ki süreçte ne kadar kilo verdikleri hesaplandı. Hazırlanan değerlendirme formuna ek olarak yürüyüş için On Metre Yürüme ve Merdiven Tırmanma Yeteneği Değerlendirmesi, denge için Postural Simetri İndeksi ve Berg Denge Ölçeği (BDÖ), fiziksel performans için Modifiye Barthel İndeksi (MBİ) ve PASS-T(İnmeli Hastalar İçin Postüral Değerlendirme Ölçeği-Türkçe), yaşam kalitesi için İnme Etki Ölçeği (İEÖ 3,0), motor iyileşme düzeyi için Brunnstrom Motor İyileşme Skalası kullanıldı. Bulgular: 26 hemipleji hastasının brunnstrom alt ekstremite motor iyileşme evresi 3 ve üzeri değerlere sahipti ve bireylerin tamamı bağımsız ambule olabiliyordu. Hastaların inme öncesi %52,5'i obez sınıfında iken inme sonrası %23'ü obez sınıfında yer alıyordu. Ayrıca çalışmaya katılan bireylerin tamamı inme geçirdikten sonra kilo vermiştir. İnme öncesi ve mevcut vücut ağırlıkları karşılaştırıldığında veri grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulundu (p<0.05). Hastaların inme sonrası kilo kaybı oranı ile yürüyüşü değerlendiren On Metre Yürüme ve Merdiven Tırmanma Yeteneği Değerlendirmeleri karşılaştırıldığında her iki veri grubu ile arasında negatif yönde kuvvetli korelasyon ilişkisi gözlendi (p<0.05). Hastaların inme sonrası kilo kaybı oranı ile denge durumunu değerlendiren Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ve Postural Simetri İndeksi karşılaştırıldığında BDÖ ile pozitif yönde çok kuvvetli korelasyon olduğu(p<0.05) gözlenirken Postural Simetri İndeksi ile arasında herhangi bir ilişki saptanmadı (p>0.05). Hastaların inme sonrası kilo kaybı oranı ile fiziksel performans durumunu değerlendiren Modifiye Barthel İndeksi (MBİ) ve PASS-T ölçekleriyle ilişkisi incelendiğinde MBİ ile pozitif yönde çok kuvvetli korelasyon(p<0.05) ve PASS-T ölçeği ile pozitif yönde kuvvetli korelasyon olduğu gözlendi (p<0.05). Hastaların inme sonrası kilo kaybı oranı ile yaşam kalitesini değerlendiren inme etki ölçeği sonuçları karşılaştırıldığında aralarında pozitif yönde çok kuvvetli korelasyon olduğu gözlendi (p<0.05). Sonuç: İnme sonrasında kilo kaybı yaşayan hemiplejik bireyleri incelediğimizde yürüyüş, denge, fiziksel performans ve yaşam kalitesi düzeyleri kilo verme oranındaki artışa bağlı olarak artmaktadır. Tedavi programlarının hazırlanması ve uygulanması aşamalarında BKİ faktörünün özellikle yüksek kilolu ve obez bireylerde dikkate alınmasının fonksiyonel durum ve yaşam kalitesi üzerinde olumlu katkılar sağlayacağı kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Hemipleji, Beden Kitle İndeksi, Kilo Kaybı Oranı, Yaşam Kalitesi, Fiziksel Performans, Denge, Yürüyüş

DengeFiziksel performansHemipleji+5
Cumali Altundağ
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID 19 geçiren ve geçirmeyen bireylerde fiziksel uygunluk, egzersiz kapasitesi ve kardiyorespiratuar yanıtların karşılaştırılması

SARS-CoV-2 virüsünün neden olduğu COVID-19 salgını, hızla tüm dünyaya yayılmış ve koronavirüs ailesinin neden olduğu ilk pandemi olarak tespit edilmiştir. COVID-19 çoklu tutulum gösterebildiği gibi genellikle solunum sistemini etkileyen, hafif semptomlardan ağır klinik tablolara varabilen bir hastalıktır. Bu çalışmada COVID-19 hastalığını geçiren ve geçirmeyen bireylerin egzersiz kapasitelerini, kardiyorespiratuar durumlarını ve çeşitli fiziksel uygunluk skorlarını karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamız 30 COVID-19 geçmişi olan ve 30 COVID-19 geçirmeyen katılımcı gönüllülük esasına göre dahil edilerek yürütülmüştür. Katılımcılar Kütahya ilinde ikamet eden kişilerden rastgele seçilmiştir. Katılımcılara 6 dakika yürüme testi ve fiziksel uygunluk testleri uygulanmış, 6 dakika yürüme testi öncesinde ve sonrasında kardiyorespiratuar veriler kayıt edilmiştir. Katılımcılarımızın yaş ortalaması 29,22 olup vücut kitle indeksi ortalaması 23,76'dır. Değerlendirme sonunda 6 dakika yürüme testi skor ortalaması hastalık geçirenlerde 554,33 olup geçirmeyenlerde 581.27 olarak bulunmuştur. COVID-19 geçirmiş olma durumu ile 6 dakika yürüme testi skorları arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Test sonrası nabız değeri ve nabızda ortaya çıkan fark değeri ile hastalığı geçirmiş olma durumu arasında istatistiksel olarak yüksek düzeyde anlamlı fark tespit edilmiştir (p<0,001). Hastalık geçirmiş olma durumu ve test sonrası diyastolik kan basıncı, diyastolik kan basıncı fark değeri, test öncesi solunum frekansı ve solunum frekansı fark değeri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardır (p<0,05). Fiziksel uygunluk testleri ve hastalık geçmişi arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Çalışmamız sonucunda COVID-19 geçirmiş olma durumunun kardiyorespiratuar yanıtları etkilediği fakat fiziksel uygunluk parametrelerine aynı ölçüde etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

COVID 19EgzersizFiziksel uygunluk+5
Harun Reşit Akkaş
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Alt ekstremite amputasyonu olan bireylerde dinamik yürüme indeksinin (DGI) geçerlik ve güvenirliğinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, Dinamik Yürüme İndeksi'nin geçerlik ve güvenilirliğini araştırmak ve alt ekstremite amputelerinin değerlendirilmesinde pratik, tutarlı ve hızlı bir yöntem olarak kullanılıp kullanılamayacağını belirlemektir. Çalışmaya en az altı aydır aynı protezi kullanan, edinsel alt ekstremite amputasyonu olan 18-45 yaş arasında 20 birey dahil edildi. İndeks 20 ampute birey üzerinde iki fizyoterapist tarafından iki hafta arayla izlenen video kayıtlarının puanlanması ile uygulandı. İndeksin iç tutarlılığı, Chronbach's alpha katsayısı 0,833'tür. Test-tekrar test analizleri sonucu ICC 0,96 olarak bulundu. İki farklı fizyoterapist arasındaki uyuma baktığımızda ise ilk ICC sonucu 0,88 olarak, 2. ICC sonucu ise 0,99 olarak bulundu. Dinamik Yürüme İndeksinin uyum geçerliliği için, Zamanlı Kalk ve Yürü Testi (Timed Up and Go Test – TUG), Dört Adım Kare Testi (Four Square Step Test – FSST) ve Amputelerde Mobilite Belirleme Testi (Amputee Mobility Predictor Scoring – AMP) ile arasındaki korelasyon Spearman Sıra Korelasyon Katsayısı (rs) ile incelendi. DYİ'nin toplam puanı ile TUG arasında negatif zayıf ilişki (rs= -0,383), FSST arasında negatif zayıf ilişki (rs= -0,275) ve AMP arasında orta düzey ilişki (rs=0,560) bulundu. Çalışmamızın yapı geçerliliği analizi diyagram üzerinden Amos paket programı ile yapıldı. Çalışmamızın Ki-kare testi (Chi Square Index- CMIN/df) değeri 0,679, İyilik Uyum İndeksi (Goodness of Fit Index- GFI 0,873, Karşılaştırmalı Uyum İndeksi (Comparative Fit Index, CFI) değeri 1, Ortalama Hataların Karekökü (Root Mean Square Residual, RMR) değeri 0.024 ve Yaklaşık Hataların Ortalama Karekökü (Root Mean Square Error of Approximation, RMSEA) değeri ise 0'dı. Dinamik Yürüme İndeksinin alt ekstremite amputelerinde yürüme, dinamik denge ve düşme riskini değerlendirmede ve klinikte kullanım için güvenilir ve geçerli bir test olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Amputasyon, Dinamik Yürüme İndeksi, Geçerlik ve Güvenirlik

Alt ekstremiteAmpütasyonGüvenilirlik ve geçerlilik+4
Fırat İş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Danışmanlık hizmetinin etkilerinin vestibüler rehabilitasyon programına devam eden yaşlı bireylerde araştırılması

Bu çalışmada, yaşa bağlı dengesizlik hikayesi olan yaşlı bireylerde vestibüler rehabilitasyonla birlikte verilen Vestibüler Denge Rehabilitasyon danışmanlık hizmetinin etkileri incelendi. Kriterleri sağlayan gönüllü 21 yaşlı birey çalışmaya dahil edildi. Denge Bilgisayarlı Dinamik Postürografi ile Duyu Organizasyon Testi, MiniBEST Test, Tinetti Denge ve Yürüme Ölçeği ile, günlük yaşam aktiviteleri Vestibüler Bozukluklarda GYA ile, yaşam kalitesi Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi- Yaşlı Modülü değerlendirildi. Yaşlı bireylere vestibüler rehabilitasyon protokolü öncesi ortalama 45 dakika sürecek şekilde danışmanlık hizmeti verildi. Vestibüler rehabilitasyon eğitimi bilgisayarlı dinamik postürografide 8 hafta süreyle haftada 2 kez uygulandı. Eğitim sonrası, denge ve yürüme, günlük yaşam aktiviteleri, yaşam kalitesinin geliştiği görüldü (p<0.05). Bu sonuçlara göre VDR danışmanlık hizmetiyle birlikte verilen vestibüler rehabilitasyonun yaşlı bireylerin rehabilitasyon programında yer almasının denge, yürüme, günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kalitesinin gelişmesinde yararlı olabileceği sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Yaşlı; Danışmanlık; Denge; Yürüme; Yaşam Kalitesi

DanışmanlıkDanışmanlık hizmetleriDenge+7
Zehra Aydoğan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Halluks valgusu olan bireylerde plantar duyu eğitiminin ağrı, ayak postürü, fonksiyonel aktiviteler, yürüme ve denge parametreleri üzerine etkisinin incelenmesi

Çalışmanın amacı, halluks valguslu (HV) hastalarda plantar duyu eğitiminin halluks valgus açısı, ağrı, ayak postürü, fonksiyonel aktiviteler, yürüme ve denge parametreleri üzerine etkisinin incelenmesi olarak belirlendi. Dahil edilme kriterlerini karşılayan toplam 30 hafif ve orta şiddette HV'lu kadın çalışmaya dahil edildi. Katılımcılar, tabakalı randomizasyon kullanılarak çalışma ve kontrol grubu olarak iki gruba ayrıldı. Hastaların demografik bilgileri kaydedildikten sonra halluks valgus açısı, universal gonyometre ile; ağrı şiddeti, Vizüel Analog Skalası (VAS) ile; ayak postürü, ayak postür indeksi ile; ayak fonksiyonu, Amerikan Ortopedik Cerrahları Ayak ve Ayak Bileği Derneği (AOFAS)-ön ayak skalası ve Nil Çok Boyutlu Halluks Valgus Derecelendirme Ölçeği ile; hafif dokunma duyuları, Semmes-Weinstein Monofilament Testi (SWMT) ile; alt ekstremite fonksiyonelliği, alt ekstremite fonksiyonellik skalası ile; yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri GAITRite® bilgisayarlı yürüme yolu (CIR System INC. Clifton, NJ 07012) ile ve postüral salınım ve stabilite sınırı, Bertec Balance Check Screener (Force plate AM, Bertec, Columbus, OH) ile değerlendirildi. Kontrol grubu standart tedavi programına alınırken çalışma grubuna ek olarak plantar duyu eğitimi uygulandı. Altı haftalık rehabilitasyon programı sonucunda her iki grupta halluks valgus açısı, ağrı şiddeti, ayak postürü, ayak fonksiyonu, alt ekstremite fonksiyonelliğinde iyileşme olduğu görüldü (p<0,05). Çalışma grubunda ek olarak arkaya salınım sınırı, adım uzunluğu ve sallanma fazı yüzdesinin arttığı, duruş fazı yüzdesinin azaldığı, lateral orta ayak ve beşinci parmak duyusunun geliştiği belirlendi (p<0,05). Sonuç olarak, hafif ve orta şiddette HV'lu hastalarda 6 haftalık konservatif tedavinin semptomları azalttığı, ek olarak uygulanan plantar duyu eğitiminin plantar hafif dokunma duyusunu geliştirdiği görüldü. HV'lu hastaların rehabilitasyon programına plantar duyu eğitiminin eklenmesi önerildi.

AyakAyak deformasyonlarıAyak hastalıkları+7
Elif Kırdı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İdiyopatik skolyozda kortikal değişiklikleri etkileyen faktörlerin incelenmesi

Çalışmamızda idiyopatik skolyozlu (İS) bireylerde eğrilik paternine göre motor görev sırasında kontralateral hemisferde meydana gelen kortikal aktivasyonunun Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (FMRG) ile değerlendirilmesi ve sağlıklı bireylerle karşılaştırılması amaçlandı. Bununla birlikte İS' li bireylerde kortekste meydana gelen fonksiyonel değişiklikler ile ilişkili olabilecek olası faktörlerin (gövde kas enduransı, yürüyüşün zaman- mesafe karakteristikleri, statik- dinamik denge, kozmetik deformite algısı, yaşam kalitesi) belirlenmesi amaçlandı. Eğri paterni, yaş ve cobb açısına göre tabakalı randomizasyon yapılan 15 İS' li kadın birey (15.4±0.68 yıl) ile benzer yaş grubunda olan 5 sağlıklı kadın birey (14.6±0.8 yıl) dahil edildi. İS' li bireyler eğrilik paternine göre primer torasik (PT Grup), primer lumbar (PL grup) ve çift eğrilik (ÇE grup) olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Tüm bireylerin motor görev sırasında kontralateral hemisferde meydana gelen kortikal aktivasyonları FMRG ile bilateral olarak değerlendirildi. Bireylerin skolyoza ait özellikleri, spinal koronal parametreleri, aksiyal gövde rotasyonu, gövde kas enduransı, yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri, statik-dinamik denge, kozmetik deformite algılaması ve yaşam kalitesi sonuçları kaydedildi. Değerlendirme sonucunda, skolyozlu bireylerde eğrilik paternine bakılmaksızın belirli bir motor görev sırasında kontralateral hemisferde meydana gelen kortikal aktivasyonunun sağlıklı bireyler ile benzer olduğu (p>0.01) bulundu. Eğrilik paterninden bağımsız olarak, İS' de gövde fleksör ve ekstansör kas enduransının sağlıklı bireylere göre anlamlı şekilde azaldığı (p=0.008), ÇE grupta sağlıklı bireylere göre sol adım uzunluğunun anlamlı şekilde azaldığı (p=0.008), PT grupta diğer eğrilik paternine sahip bireyler ve sağlıklı bireylere göre, sol tek ayak üzerinde duruş süresinin anlamlı derecede azaldığı (p=0.008), eğrilik paternine bakılmaksızın dinamik denge parametrelerinden yer değiştirme miktarının İS' de sağlıklı bireylere göre daha fazla olduğu (p=0.008), deformite algısının ve yaşam kalitesinin eğrilik paternine göre değişmediği (p=0.109, p=0.574 sırasıyla) bulundu. Çalışmanın sonucunda İS' li bireylerde sağlıklı bireylere göre motor görev kortikal sinyallerde herhangi bir değişiklik olmadığı ve kortikal aktivasyonun eğrilik paternine göre farklılık göstermediği tespit edildi.

DengeManyetik rezonans görüntülemePostural denge+3
Zilan Bazancir Apaydın
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Multiple sklerozlu hastalarda teknoloji destekli görev odaklı eğitim ve telerehabilitasyonun etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma, Multiple Skleroz hastalarında teknoloji destekli görev odaklı eğitim ve mobil uygulama kullanılarak uygulanan telerehabilitasyonun; gövde, denge, ataksi semptomları, yorgunluk, fonksiyonel mobilite, yürüme, üst ekstremite fonksiyonları, yaşam kalitesi, katılım ve fonksiyonel aktivite kinematikleri üzerine olan etkilerini karşılaştırmalı olarak araştırmak amacıyla planlandı. Çalışmaya dâhil edilen 34 hasta randomize olarak iki gruba ayrıldı. Her iki gruptaki hastalar 8 hafta, haftada 3 gün, günde 60 dakika tedaviye alındı. Birinci gruba görev odaklı eğitim istasyonlar halinde uygulandı. Hastalar her istasyonda, 5 dakika egzersiz ve 1 dakikalık dinlenme periyotları halinde aktivite eğitimi aldı. Eğitim kapsamında 10 farklı aktivite kullanıldı. Aktivite istasyonlarının son üçü sanal gerçeklik oyunları ile uygulandı. İkinci gruba araştırmaya özgü geliştirilen mobil uygulama aracılığıyla videolar gönderilerek egzersiz yaptırıldı. Her iki grup için egzersizlerin zorluk seviyesi modifiye borg ölçeğine göre 3-5 olacak şekilde ayarlandı. Gövde, Gövde Bozukluk Ölçeği; denge, Berg Denge Ölçeği; ataksi semptomları, Uluslararası Kooperatif Ataksi Oranlama Ölçeği; yorgunluk, Yorgunluk Şiddet Ölçeği; fonksiyonel mobilite, Zamanlı Kalk Yürü Testi; yürüme, 12 Maddeli Multiple Skleroz Yürüme Ölçeği, üst ekstremite becerileri, Abilhand ve Minnesota testleri; yaşam kalitesi ve katılım, Multiple Skleroz Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Amaca Ulaşma Ölçeği; fonksiyonel aktivite kinematikleri ise 10 günlük yaşam aktivitesinde XSens MVN Awinda sensörler kullanılarak kör bir değerlendirici tarafından değerlendirildi. Çalışmayı 32 hasta tamamladı. Grupların yaş ortalamaları görev odaklı eğitim (T-GOE) grubunda 38,7+5,5 olarak, telerehabilitasyon (TR) grubunda 36±8,19 olarak bulundu. Grupların bütün klinik değerlendirmelerinde başlangıç değerleri benzerdi (p>0,05). T-GOE grubunda tedavi öncesi ve sonrası karşılaştırmalarda hastaların gövde, denge, ataksi semptomları, fonksiyonel mobilite, yürüme, üst ekstremite fonksiyonları, yaşam kalitesi ve katılım parametrelerinde gelişme görüldü (p<0,05). TR grubunda ise; gövde, denge, ataksi semptomları, fonksiyonel mobilite, üst ekstremite fonksiyonları, yaşam kalitesi ve katılım parametrelerinde gelişme görüldü (p<0,05). Gruplar arası karşılaştırmalarda T-GOE'nin kinetik fonksiyonlar, gövdenin dinamik dengesi, mental ve bilişsel sağlıkla ilişkili yaşam kalitesi ve tedavi sonrası amaca ulaşma düzeyini geliştirmede TR'ye kıyasla daha etkili olduğu görüldü (p<0,05). Alt ekstremiteye ve gövdeye yönelik kinematik değişkenler de T-GOE grubu lehine görülen klinik değerlendirmelerle benzer sonuçlara sahipti (p<0,05). Çalışmamızın sonuçları fizyoterapi yaklaşımlarına teknoloji entegrasyonunun Multiple Skleroz hastalarının yürüyüş, denge, üst ekstremite becerileri, fonksiyonel mobilite, yaşam kalitesi, katılım ve fonksiyonel aktivite kinematikleri bakımından olumlu etkilere sebep olduğunu gösterdi.

DengeFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+6
Mert Doğan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Erişkin kistik fibrozisli ve sağlıklı bireylerin fonksiyonel kapasite, yürüme ve solunum parametrelerinin karşılaştırılması.

Erişkin kistik fibrozisli (KF) bireylerin fonksiyonel kapasiteleri, yürüme ve solunum parametreleri etkilenebilir. Ancak bu parametrelerin sağlıklı bireylere göre ne düzeyde etkilendiği bilinmemektedir. Bu çalışmanın amacı, erişkin KF'li ve sağlıklı bireylerin fonksiyonel kapasite, yürüme ve solunum parametrelerini karşılaştırılmaktı. Çalışmaya 23 KF'li birey ile yaş ve cinsiyet olarak uyumlu 23 sağlıklı birey katıldı. Bireylerin fiziksel ve demografik özellikleri kaydedildi. Solunum fonksiyonlarının ölçümleri spirometre ile yapıldı. Birinci saniyedeki zorlu ekspiratuar volüm (FEV1), zorlu vital kapasite (FVC), FEV1/FVC ve maksimal ekspirasyon ortası akım hızı (FEF%25-75) değerleri kaydedildi. Solunum kas kuvvetleri (maksimal inspiratuar basınç-MIP, maksimal ekspiratuar basınç-MEP) ağız içi basınç ölçen cihaz ile ölçüldü. Sabit eşik yükünde (MIP'in % 60'ı) solunum kas enduransı değerlendirildi ve süre saniye cinsinden kaydedildi. Egzersiz kapasiteleri artan hızda mekik yürüme testi (AHMYT) ile değerlendirildi. Test öncesinde ve sonrasında ulaştıkları oksijen saturasyonu (SpO2), kalp hızı (KH), kan basıncı, kas oksijenasyonu (SMO2), modifiye Borg skalası ile dispne, quadriceps ve genel yorgunluk değerlendirildi. Yürüme parametreleri yürüyüş analiz cihazı ile değerlendirildi. Bireylerin altı dakika boyunca yürüme esnasındaki yürüme döngüsü (saniye), yürüme hızı (m/sn), maksimum yürüme mesafesi (m), adım uzunluğu (m), adım sayısı ve ambulasyon indeksini içeren çeşitli parametreleri kaydedildi. Çalışma sonucunda erişkin KF'li bireylerin solunum fonksiyonları sağlıklı bireylere göre düşük bulundu (p<0,05). MIP ve MEP değerlerinde iki grup arasında anlamlı bir fark yoktu (p>0,05). Erişkin KF'li bireylerin solunum kas enduransı sağlıklı bireylere göre düşük bulundu (p<0,05). AHMYT'inde erişkin KF'li bireylerin mesafe, test sonrası KH ve sistolik kan basıncı, test öncesi SpO2, test öncesi ve sonrası SMO2 değerleri erişkin KF'li bireylerde sağlıklı bireylere göre anlamlı derecede düşük bulundu (p<0,05). Test öncesi KH ve dispne değerleri erişkin KF'li bireylerde sağlıklı bireylere göre daha yüksekti (p<0,05). Erişkin KF'li bireylerin yürüme hızları sağlıklı bireylere göre düşük bulundu (p<0,05). Diğer yürüme parametreleri sonuçlarında iki grup arasında fark yoktu (p>0,05). Erişkin KF hastalarının solunum kas kuvvetleri korunmuştu. Solunum fonksiyonları, solunum kas enduransı, AHMYT mesafesi ve yürüme hızları sağlıklı bireylere göre düşüktü. Pulmoner rehabilitasyon programları planlanırken erişkin KF'li hastaların solunum enduransları, fonksiyonel kapasite ve yürüme parametreleri değerleri de göz önünde bulundurulmalı. Gerekli durumlarda uygun yaklaşımlar programa dahil edilmelidir.

Fonksiyonel yetkinlikKistik fibrozSolunum fonksiyon testleri+3
Rabia Bağcı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Az gören çoklu engelli çocukların postür, yürüyüş, denge ve fiziksel performanslarının katılıma olan etkisinin incelenmesi

Çalışmamızın amacı, az gören çoklu engelli çocukların postür, yürüyüş, denge ve fiziksel performanslarının katılım durumlarına etkisinin belirlenmesiydi. Bu kapsamda dahil edilme kriterlerine uygun 6-14 yaş aralığındaki 18 çoklu engelli ve 18 tipik gelişim gösteren çocuk değerlendirildi. Postür değerlendirmesinde "New York Postür Analizi Yöntemi", denge değerlendirmesinde "Gövde Kontrolü Ölçüm Skalası", fiziksel performans değerlendirmesinde ise "İki Dakika Yürüme Testi" kullanılmıştır. Yürüyüş değerlendirmelerinde "GAITRite Bilgisayarlı Yürüyüş Yolu" cihazı kullanıldı. Yürüyüş analizi çoklu engelli grupta hem sesli hem de taktil uyaran ile iki farklı şekilde değerlendirildi. Katılım değerlendirmelerinde çocukların ailelerinin doldurduğu "Çocuk ve Adölesan Katılım Anketi" kullanıldı. Çoklu engel grubu, tipik gelişim grubu ile kıyaslandığında: postür (Z=-4,065, p<0,001) denge, fiziksel performans (Z=-4,904, p<0,001), yürüyüş ve katılım değerlendirmesi sonuçlarının tipik gelişim grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (p<0,05). Çoklu engelli çocukların her iki yürüyüş analizi parametrelerinde yaşıtlarına göre daha yavaş yürüme hızına, kısa adım uzunluğuna ve artmış adım genişliğine sahip oldukları belirlendi. Bu çocukların çoğu yürüyüş parametresi değişim katsayısı, tipik gelişimli yaşıtlarına kıyasla daha büyük değerlere sahipti. Çoklu engelli çocukların postür (r=0,44, p=0,034), yürüyüş, denge, fiziksel performans (r=0,699, p=0,001) değerlendirmelerinin toplumsal katılım puanları ile korelasyonları incelendiğinde, istatistiksel olarak anlamlı ilişkiye sahip oldukları görüldü (p<0,05). Bu ilişki üzerinde, çoklu engelli çocukların duyusal ve zihinsel engelleri sebebiyle geliştirdikleri kompansatuar mekanizmaların etkisinin olabileceği belirlendi. Çalışmamızın sonuçlarının, fizyoterapistlerin çoklu engelli çocukların değerlendirme ve tedavi yaklaşımlarında yol gösterici olabileceğini düşünüyoruz.

DuruşEngelli kişilerGörme+4
Buse Büşra Şanlı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Parkinson hastalarında alt ve üst ekstremite becerilerinin çift görev ile değişiminin incelenmesi

Bu çalışma farklı evrelerdeki Parkinson hastalarının çift görev sırasındaki alt ve üst ekstremite becerilerini tek görev sırasındaki alt ve üst ekstremite becerileriyle karşılaştırmak ve farklı evrelerdeki Parkinson hastalarında alt ve üst ekstremite becerilerine çift görev etkisini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği (MoCA)'dan 21 ve üzeri puan alan, 62-68 yaş aralığında Modifiye Hoehn& Yahr Evreleme Ölçeğine (MH&Y) göre evre 1-2 (hafif evre) de yer alan 15, 64-72 yaş aralığında MH&Y göre evre 2,5-3 (orta evre) de yer alan 15 Parkinson hastası ve aynı yaş aralığında 15 sağlıklı birey dahil edildi. Hastaların demografik bilgileri kaydedildi ve değerlendirmeler hastalar "on" döneminde iken yapıldı. Çalışmada yürüme hızı 10 Metre Yürüme Testi (10MYT), fonksiyonel mobilite yeteneği Süreli Kalk Yürü Testi (SKYT) ile, el becerisi Purdue Pegboard Test (PPT) ile değerlendirildi. Bu değerlendirmeler tek görev ve çift görev sırasında yapıldı. Yaşam kalitesi Parkinson hastaları için Parkinson Hastalığı Anketi-8 (PHA-8), sağlıklı kontrol grupta ise Nottingham Sağlık Profili (NSP) kullanılarak değerlendirildi. Çalışmada Parkinson hastalarında çift görevin alt ve üst ekstremite becerilerine olumsuz etkisi olduğu, bu etkinin üst ekstremitede alt ekstremiteye göre daha erken başladığı ve daha fazla olduğu belirlendi (p<0.05). Ayrıca Parkinson hastalarının yaşam kalitelerinin erken evreden itibaren etkilendiği ve çift görev ile ilişkili olduğu bulundu (10MYT; rho=0.492, p=0.006), SKYT; rho=0.672, p<0.001, PPT; rho=-0.682, p<0.01). Parkinson'da erken evrede başlayan üst ekstremite becerilerindeki çift görev etkilenimi, tedavi programlarında üst ekstremiteye yönelik çalışmaların erken başlatılması gerekliliğini ortaya koymuş ve tedavinin başarısını ve hastaların yaşam kalitesini arttıracağı düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Parkinson, çift görev, denge, yürüme, el becerisi, yaşam kalitesi

Alt ekstremiteDengeEl+7
Elvan Özcan Gülşen
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Donma fenomeni olan ve olmayan Parkinson hastalarında vücut imajının denge ve yürüyüş üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışma donma fenomeni olan ve olmayan Parkinson hastalarında vücut imajı algısının denge ve yürüyüş üzerine etkisini incelemek üzere yapıldı. Bu amaçla çalışmaya Modifiye Hoehn&Yahr evreleme ölçeğine göre evre 2,5-3 arasında olan 17 donması olan (Grup I), 15 donması olmayan Parkinson hastası (Grup II) ve Parkinson hasta gruplarına yaş ve cinsiyet bakımından benzer 15 sağlıklı birey (Grup III) dahil edildi. Vücut imajı algısı, Subjektif Vizüel Vertikal (SVV), Subjektif Postüral Vertikal (SPV), Subjektif Haptik Vertikal (SHV) testleri, Vücut Farkındalığı Anketi (VFA) ve proprioseptif duyunun (boyun, gövde, diz, ayak bileği propriosepsiyonu) incelenmesi ile değerlendirildi. Dengenin değerlendirilmesi için, tandem duruş testi (TDT), Zamanlı Kalk Yürü Test (ZKYT), Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) ve Bilgisayarlı Dinamik Postürografi (BDP) kullanıldı. Yürüyüş ise 10 MYürüme Testi (10MYT) ve GaitRite ile değerlendirildi. Çalışmanın sonucunda, grup I ve grup II'nin tüm vücut imajı değişkenlerinin grup III'ten farklı olduğu görüldü. Grup I ve grup II'nin VFA, SPV, SPV Sol 300 ve SHV değerlerinin birbirlerinden farklı olduğu belirlendi (p<0,017). Hasta gruplarının tüm denge değişkenleri bakımından grup III'ten farklı olduğu, grup I ve grup II'nin ise yalnızca FUT değeri açısından değişiklik gösterdiği bulundu (p<0,017). Yürüyüş değişkenleri incelendiğinde mesafe karakteristikleri ve sağ adım süresi dışındaki zaman karakteristikleri bakımından grup I ve II'nin grup III'ten farklı olduğu belirlendi (p<0,05). Grup I ve grup II karşılaştırıldığında ise mesafe karakteristikleri bakımından gruplar arasında fark olmadığı, zaman karakteristikleri bakımından ise sadece sağ yürüyüş döngü süresi bakımından fark olduğu görüldü. Benzer olarak yürüyüşü değerlendirmek için kullanılan 10MYT sonuçları incelendiğinde sağlıklı kontrollerle hasta grupları arasında fark olduğu, hasta gruplarının kendi aralarında yapılan karşılaştırılmalarında ise fark olmadığı görüldü (p<0,017). Denge ve vücut imajı parametreleri arasındaki ilişki incelendiğinde grup I'de). ZKYT ile VFA ve diz propriosepsiyonu arasında; TDT ile gövde propriosepsiyonu ve SVV arasında; birleşik denge puanı ile SPV sağ 30 ve gövde propriosepsiyonu arasında; FUT ile SHV sol 45ve gövde propriosepsiyonu arasında ilişki olduğu belirlendi. Grup II'de ise TDT ile gövde propriosepsiyonu; birleşik denge puanı ile SPV sağ 30; FUT ile SHV 45 arasında; ZYKT ile SPV arasında ilişki olduğu bulunmuştur. Yürüyüşün zaman karakteristikleri ve vücut imajı algısı arasındaki ilişki incelendiğinde grup II'de herhangi bir ilişki bulunmazken, grup I'de ayak-bileği propriosepsiyonunun adım süresi hariç yürüyüşün tüm zamansal parametreleri ile ilişkisi saptanmıştır. Ayrıca SPV 00'in yürüyüş döngüsü ve kadans ile, VFA'nın sağ ve sol sallanma, duruş fazları ve yürüyüş hızı ile ilişkisi bulunmuştur (p<0,05). Yürüyüşün mesafe karakteristikleri incelendiğinde ise grup I'de VFA'nın tüm mesafe parametreleri ile, diz propriosepsiyonunun sağ ve sol adım uzunluğu ve çift adım uzunluğu ile ilişkili olduğu belirlenmiştir (p<0.005). Grup II'de ise yalnızca diz propriosepsiyonu ile sağ-sol çift adım uzunluğu arasında ilişki saptanmıştır (p<0,05). Parkinson hastalarının gruplara ayrılmadan yapılan korelasyon analizine göre VFA ile FUT; SVV ile ZKYT, somatosensorial ve tercih puanları hariç diğer denge değişkenlerinin; SPV'nin TDT, ZKYT, birleşik denge puanı ve vestibüler duyu puanı ile; SHV'nin tercih puanı ile; boyun ve gövde propriosepsiyonunun ise TDT, FUT, ve birleşik denge puanı ile ilişkili olduğu bulunmuştur (p<0,05). Yürüyüşün mesafe karakteristikleri bakımından fark olmadığı bulunmuşken zamansal karakteristiklerinden adım süresi ve yürüyüş döngü süresinin SVV ve SPV ile körele olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak grup I ve grup II'de SVV sapma değerlerinin benzer bulunup, SHV ve SPV sapma değerlerinin farklı bulunması, donma fenomeninin vestibüler ve vizüel duyunun entegrasyonundaki bozukluktan ziyade vestibüler ve proprioseptif duyunun entegrasyonunundaki bozukluktan kaynaklandığını düşündürmektedir. Buna rağmen grup I ve grup II arasında proprioseptif duyu değerlendirmelerinin benzer olması, donmanın izole olarak proprioseptif duyu bozukluğundan değil vestibüler duyu ile entegrasyonundaki bozukluktan kaynaklandığını desteklemektedir. Aynı zamanda gövde propriosepsiyonu ve SVV'nin donma fenomeni olan grupta denge üzerine ayırıcı bir etki oluşturduğu görülürken, ayak-bileği propriosepsiyonu, SPV ve VFA'nın yürüyüşün hızı ile ilgili parametrelerde, diz propriosepsiyonunun ve VFA'nın ise mesafe ile ilgili parametrelerde etkili olduğu dikkat çekmektedir. Çalışmamız, donma fenomeni olan hastalarda proprioseptif ve vestibüler ağırlıklı çoklu duyusal entegrasyon ve vücut imajı algısı ile ilgili eğitimlerin denge ve yürüyüş üzerinde yararlı sonuçlar açığa çıkaracağını desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Parkinson Hastalığı, Donma Fenomeni, Vücut imajı, Vertikalite, Denge, Yürüyüş

Beden imajıDengeParkinson hastalığı+3
Ayşegül Usta
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında motor ve kognitif ikili görevin yürüyüş ve postüral kontrol üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı Multipl Skleroz (MS) hastalarında motor ve kognitif ikili görevin yürüyüş ve postüral kontrol üzerine etkisini araştırmaktır. Hacettepe Hastaneleri Nöroloji Kliniğine başvuran, kesin MS tanılı, yaş ortalaması 30,47 ± 6,38 yıl olan, Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği (EDSS) puanı 5'ten az olan ve Standartize Mini Mental Test (SMMT) skoru 24'ün üzerinde olan ve bağımsız yürüyebilen 30 MS'li birey dahil edildi. Kontrol grubu olarak yaş ortalaması 29,47± 5,66 olan, herhangi bir ortopedik, nörolojik veya sistemik bir rahatsızlığı bulunmayan 30 sağlıklı birey dahil edildi. Bireylerin; tanımlayıcı özellikleri kaydedildi. İkili görevlerin postüral kontrol üzerine etkilerini incelemek amacıyla gözler açık ve kapalı sağ ve sol tandem duruş testi, zamanlı kalk ve yürü testi ve dört kare adım testleri sırasıyla; görevsiz, motor ikili görev ve kognitif ikili görev verilerek tekrarlandı. Yürüyüş değişkenliği ise Gait-trainer Biodex cihazı kullanılarak değerlendirildi. Motor ikili görev için; bir elinden diğerine objeyi geçirmesi, kognitif ikili görev için; 100' den geriye doğru 3'er 3'er sayması istendi. MS'li ve sağlıklı bireylerde motor ve kognitif ikili görevin dört kare adım testi ve zamanlı kalk ve yürü testi performans sonuçlarını kötüleştirdiği, kognitif yükün daha fazla görev yükü oluşturduğu görüldü. (p<0,05) Gözler açık ve kapalı pozisyonlarda sağ veya sol tandem dengenin, ne motor ne de kognitif ikili görevle etkilenmediği görüldü(p>0,05). MS'li bireylerin sağlıklılara göre, daha düşük hızda, daha az adım sayısına ulaştıkları, daha kısa sol adım mesafesi kullandıkları ve daha değişken adım uzunlukları ile yürüdükleri görüldü. Ayrıca MS'li bireylerin sağ ve sol adım uzunluklarının motor ikili görevle değişmediği, kognitif ikili görev verildiğinde ise uzadığı görüldü. Bu çalışma MS'li bireylerin, yürüyüş ve denge performanslarının motor ve kognitif görevlerle etkilendiğini, kognitif görevin daha fazla yük oluşturduğunu ve denge ile ilgili sonuçlarda sağlıklılarla benzer performans açığa çıkardıklarını gösterdi. Çalışmamız MS'li bireylerde en erken dönemden itibaren amaca yönelik tekrarlanan kognitif görevlerin verilmesinin bireyin postüral kontrol becerisine doğrudan katkı sağlayacağı düşünüldü. Anahtar kelimeler: Multipl skleroz, ikili görev, postüral kontrol, yürüyüş

Bilişsel işlevlerMotor becerilerMultipl skleroz+3
Aysun Katmerlikaya
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı konsantrasyonlara sahip sukroz-sukraloz solüsyonlarının yürüme performansına etkisi

Karbonhidratlı solüsyon ile ağız çalkalamanın, metabolik olmayan yanıtlarının egzersiz performansını etkilediği yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Egzersiz performansının, ödül sistemleri üzerinden kortikomotor aktivitenin artması ile değiştiği düşünülmektedir. Kalori değeri olan ve olmayan tatlandırıcılardan oluşan solüsyonlar ile ağız çalkalamanın egzersiz performansı üzerindeki etkisini inceleyen bir çalışmaya rastlayamadık. Bu çalışmada, sukroz ve sukralozun ikili ve karşılıklı kombinasyonlarından oluşan, total tatlılıkları benzer ve farklı olan solüsyonların yürüme performansına etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmaya rekreasyon amaçlı spor yapan 10 kişi dahil edilmiştir. Farklı sukroz-sukraloz oranlarına sahip 4 farklı solüsyon (%1 sukroz+%0,00186 sukraloz, %1 sukroz+0,00985 sukraloz, %6 sukroz+%0,00186 sukraloz, %6 sukroz+% 0,00985 sukraloz solüsyonları) ve bir kontrol solüsyonu hazırlanmıştır. Solüsyonlar 5 farklı günde, orta şiddette 60 dakikalık yürüme egzersizi sırasında ağız çalkalama yöntemiyle uygulanmıştır. Egzersiz yoğunluğu, katılımcıların maksimum kalp atış hızının %64-76'sına göre belirlenmiştir. Katılımcılardan, 60 dakikalık egzersizin her 7,5 dakikasında farklı bir 25 ml'lik solüsyonu ağızlarında çalkalayıp tükürmeleri istenmiştir. Yürüme egzersizi boyunca enerji tüketimi, kalp hızı, solunumsal değişim oranı ve algılanan zorluk derecesi ölçülmüştür. Egzersiz öncesi ve sonrasında katılımcıların iştah, yorgunluk ve susuzluk durumu değerlendirilirken, solüsyonların algısal değerlendirilmesi egzersiz sonunda kaydedilmiştir. Solüsyonların (%1 sukroz+%0,00186 sukraloz, %1 sukroz+%0,00985 sukraloz, %6 sukroz+%0,00186 sukraloz, %6 sukroz+% 0,00985 sukraloz ve kontrol) uygulanması ile gerçekleştirilen yürüme performanslarından elde edilen yürüme enerji tüketimi, kalp hızı, solunumsal değişim oranı, substrat oksidasyonu ve algılanan zorluk derecesi açısından solüsyonlar arasında istatistiksel olarak bir farklılık bulunmamıştır. Yürüme performansı boyunca iştah, susuzluk ve yorgunluk değerleri açısından solüsyonlar arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Total %7 ve %12 tatlılığa sahip solüsyonlar arasında algılanan tatlılık açısından anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Sukroz ve sukralozun ikili ve karşılıklı kombinasyonları ile oluşturulan benzer ve farklı total tatlılığa sahip solüsyonlarla yapılan ağız çalkalamanın 60 dakikalık dayanıklılık yürüme performansında incelenen fizyolojik parametreleri, iştah, susuzluk ve yorgunluk durumları üzerinde kontrol solüsyonuna göre farklı bir etkisi olmadığını ve solüsyonların artan konsantrasyonlarında benzer tatlılık oranlarına sahip olduğunu gözlemledik.

AerobikEgzersizGargaralar+5
Zeynep Altınkaya
Mersin University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Alzheimer hastalarında farklı bilişsel yük koşullarının spatiotemporal yürüyüş parametreleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada Alzheimer hastalarında ve aynı yaş grubundaki bilişsel olarak sağlıklı bireylerde; farklı bilişsel yük koşullarının spatiotemporal yürüyüş parametreleri üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğu karşılaştırılarak araştırıldı. Çalışmamıza 17 Alzheimer hastası ile 20 bilişsel olarak sağlıklı birey dahil edildi. Çalışma Necmettin Erbakan Üniversitesi, Karatay Belediyesi ve Türkiye Alzheimer Derneği işbirliği ile hizmet veren Konya Alzheimer Gündüz Yaşam Merkezi'nde gerçekleştirildi. Çalışmadaki olguların Sosyo-demografik Bilgileri alındı ve olgulara Mini Mental Durum Testi (MMDT), Süreli Kalk ve Yürü Testi (SKYT), Tinetti Denge ve Yürüme Testi (TDYT) ve Spatiotemporal Yürüme Analizi uygulandı. Spatiotemporal Yürüme Analizi vücut üzerinde taşınabilen bir akselerometre yardımıyla yapıldı. Olgulara üç farklı yürüme görevi verildi: bilişsel görev olmadan yürüme, düşük bilişsel görev koşulu olarak tanıdıklarının (yaşadığı çevredeki kişilerin) isimlerini söyleyerek yürüme, yüksek bilişsel görev koşulu olarak 100'den geriye doğru 3 çıkararak yürüme. Çalışma sonuçları incelendiğinde; Alzheimer grubunun, kontrol grubuna göre MMDT, TDYT Denge ve TDYT Yürüme puanları anlamlı derecede düşük bulunmuştur (p<0,05). SKYT puanları ise Alzheimer grubunda anlamlı derecede yüksek tespit edilmiştir (p<0,05). Yapılan üç farklı yürüme testinde de yürüme süresi ve adım süresi değerleri kontrol grubuna göre Alzheimer grubunda anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). Kadans, yürüme hızı ve çift adım uzunluğu parametre değerleri ise Alzheimer hastalarında anlamlı derecede düşük saptanmıştır (p<0,05). Yürüme döngüsünü oluşturan duruş fazı yüzdesi, salınım fazı yüzdesi, çift destek yüzdesi ve tek destek yüzdesi değerleri, yapılan yürüme testlerinde Alzheimer ve kontrol grupları arasında tutarsız sonuçlar göstermiştir. Görevler arası değişimlerde; yürüme hızı ve çift adım uzunluğu, Alzheimer hastalarında kontrol grubuna kıyasla daha fazla azalırken (p<0,05), yürüme süresi değerleri ise Alzheimer grubunda anlamlı derecede yüksek saptanmıştır (p<0,05). Kadans, adım süresi, duruş fazı yüzdesi, salınım fazı yüzdesi, çift destek yüzdesi ve tek destek yüzdesi değerleri açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Elde edilen sonuçlara göre, yürüme görevine bilişsel bir görev eklemenin, her iki grupta da spatiotemporal yürüme parametrelerinde değişikliğe yol açtığını ve bazı parametrelerdeki kötüleşmenin Alzheimer hastalarında daha fazla olduğunu ifade edebiliriz. Anahtar Kelimeler: Alzheimer hastalığı, bilişsel görev, ikili görev, spatiotemporal parametre, yürüme testi.

Alzheimer hastalığıBilişBilişsel işlevler+3
Muhammet Cihat Aslan
Necmettin Erbakan University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00

Related subjects