Yield

170 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Su kısıtının farklı pamuk genotiplerinin verim ve lif kalite özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışma, tam ve % 50 kısıtlı sulama koşullarında, 21 pamuk genotipi (Astoria, BA-119 (Lider), BA-440, Candia, Carisma, Edessa, Fiona, Flash, Gloria, Lima, Lodos, Lydia, May-344, May-455, May-505, PG-301 (Kaira), PG-6041 (BA 1010), PGS-1510 (Lazer), ST-468, ST-498 ve Zena-1018) ile 2018 yılında yapılmıştır. Çalışmaya ilişkin deneme, bölünmüş parseller deneme deseni uyarınca 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Deneme, sulama konusu ana parsellere, genotipler ise alt parsellere gelecek şekilde düzenlenmiştir. Çalışma sonucunda, tam ve kısıtlı sulama koşulları arasındaki farklılıkların kütlü verimi, lif verimi, lif eğrilebilme yeteneği ve lif yeknesaklığı yönünden istatistiksel olarak %1, bitki boyu, 100 tohum ağırlığı, çırçır randımanı, lif uzunluğu, kısa lif oranı, lif esnekliği ve lif parlaklığı yönünden ise % 5 düzeyinde önemli olduğu saptanmıştır. Genotipler arasında bitki boyu, 100 tohum ağırlığı, kütlü verimi, çırçır randımanı, lif verimi, lif eğrilebilme yeteneği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif inceliği, kısa lif oranı, lif esnekliği, lif parlaklığı ve lif sarılığı özellikleri yönünden istatistiksel olarak % 1 düzeyinde önemli farklılık olduğu belirlenmiştir. Öteyandan, su kısıtı x genotip interaksiyonu değerleri arasındaki farklılıkların bitki boyu, 100 tohum ağırlığı, kütlü verimi, lif verimi ve kısa lif oranı özellikleri yönünden istatistiksel olarak % 1, lif uzunluğu özelliği yönünden ise % 5 düzeyinde önemli olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada en yüksek ortalama kütlü verimi Astoria, BA-119, BA-440 ve PGS-1510 genotiplerinden elde edilmiştir. Ancak, BA-119 ve PGS-1510 genotipleri tam ve kısıtlı sulama koşullarında da en yüksek kütlü verimi ile dikkat çekmektedir. Bu nedenle, bu iki genotip tam sulamanın yanında, kısıtlı sulamanın zorunlu olduğu durumlarda da önerilebilir.

Verim
Yusuf Emre Kılınç
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı sebzelerde atık sularla sulamanın kalite üzerine etkisi

Dünya nüfusunun hızla artması ve iklim değişiklikleri mevcut su kaynaklarına olan ihtiyacın artmasına sebep olmaktadır. Artan nüfus ve gelişen sanayi ile birlikte su ihtiyacı ve su kullanımı da nüfusun artışına paralel olarak artış göstermektedir. Kentsel atık sularının uygun stratejilerle yeniden kullanılması çevre sağlığı ve su kirliliğinin önlenmesine de katkı sağlamaktadır. Sınırlı su kaynakları ve artan su talepleri karşısında atık suların geri kazanılması ve yeniden kullanılması konusu, sadece yoğun kentsel alanlarda değil, aynı zamanda kırsal alanlarda da önem kazanarak yaygınlaşmaktadır. Bu bağlamda çalışmada, ekonomik anlamda önemli tarımsal ürünlerden olan kırmızı kapya biber ve patlıcan çeşitlerinin yetiştirilmesinde arıtılmış atık suların kullanımının fizyolojik ve morfolojik özellikler, verim, kalite özellikleri üzerine etkilerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Ayrıca hasat edilen ürünlerde gıda güvenliği açısından bazı ağır metal analizlerinin (Kadmiyum (Cd), Bakır (Cu), Kurşun (Pb), Çinko (Zn)) yapılarak insan sağlığına uygunluğunun da belirlenmesi amaçlanmıştır. Analiz sonuçları incelendiğinde; önemli bir parametre olan verim değerinde, arıtılmış atık su ile sulanan tür ve çeşitlerde şebeke suyu uygulamalarına göre %98,32'e varan bir artış olduğu, ham (arıtılmamış) atık su uygulaması ile şebeke suyu karşılaştırıldığında ise en yüksek %174,16 oranında verim artışı olduğu tespit edilmiştir. Verim parametrelerinde olduğu gibi diğer morfolojik ve kalite parametreleri açısından da ham atık su uygulamalarından daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Ağır metal içerikleri incelendiğinde; sadece ham atık su uygulaması ile üretilen Urfa İsot çeşidinde Pb değerinin sınır değerde olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler doğrultusunda biber ve patlıcan gibi meyveleri yenen sebzelerde atık sular ile sulamanın ağır metal içeriği yönünden herhangi bir sakınca oluşturmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak, sulama suyu olarak kullanılan arıtılmış atık su ve atık su uygulamalarının kapya biber ve patlıcan çeşitlerinde kullanılabilir olduğu ortaya konulmaktadır. Ancak evsel ve kentsel atık suların, kalitesi ve içeriğinin atıksuyun toplandığı havzaya ve mevsimlere göre farklılık gösterdiği unutulmamalıdır. Atık suların sulama suyu olarak kullanılmadan önce sulama yapılacak bitkiler için yönetmelikte verilen ilgili parametreler analiz edilmeli ve sulama uygulamalarının kontrollü ve denetlemeli yapılması gerekmektedir.

Atık suAğır metallerKalite+3
Ozan Zambi
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa ilinde Deveci armudu bahçelerinin toprak verimliliği ve bitki besleme durumları

Bursa ilinde deveci armudu yetiştirilen yirmi bahçenin verimlilik durumlarını toprak, bitki ve meyve analizleri ile belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bahçelerden Eylül ayında iki derinlikten (30 ve 60 cm) toprak ve bitkilerden yaprak ve meyve örnekleri alınarak besin elementi analizleri yapılmıştır. Elde edilen değerler sınır değerlerle karşılaştırılarak bitkilerin beslenme durumları tespit edilmeye çalışılmıştır. Toprakların orta kireçli, orta bünyeli ve hafif tuzlu sınıfına girdikleri tespit edilmiştir. Toprakların pH ortalamalarının derinliğe göre 8,12– 8,42 arasında değiştiği ve hafif alkali sınıfına girdikleri görülmüştür. Toprakların organik madde içerikleri ilk derinlikte ortalama % 2,21, ikinci derinlikte ise % 1,06 olarak belirlenmiştir. Toprak örneklerinin ilk derinlikte ortalama % 0,125 azot (N), 34,45 mg kg⁻¹ fosfor (P), 147,70 mg kg⁻¹ potasyum (K), 4160 mg kg⁻¹ kalsiyum (Ca), 241,54 mg kg⁻¹ magnezyum (Mg), 92,35 mg kg⁻¹ sodyum (Na), 17,55 mg kg⁻¹ demir (Fe), 20,37 mg kg⁻¹ bakır (Cu), 2,09 mg kg⁻¹ çinko (Zn), 6,63 mg kg⁻¹ mangan (Mn) ve 0,55 mg kg⁻¹ bor (B) içerdiği belirlenmiştir. Bahçelerden alınan yaprak örneklerinin ortalama % 2,08 N, % 0,15 P, % 1,26 K, % 1,58 Ca, % 0,29 Mg, % 0,10 Na, 105,22 mg kg⁻¹ Fe, 10,74 mg kg⁻¹ Cu, 46,16 mg kg⁻¹ Zn, 198,52 mg kg⁻¹ Mn ve 25,77 mg kg⁻¹ B içerdiği belirlenmiştir. Meyve örneklerinde N, P, K, Mg, Na, Cu, ve Mn yeterli seviyenin üzerinde, Ca, Fe, Zn ve B az ve fazla olarak tespit edilmiştir. Üreticilerin deveci armudu üretiminde toprak analizi yaptırmadan gübre uyguladıkları, dengesiz gübreleme sonucu bitki besleme sorunlarının ileride artarak verimde azalmaların yaşanabileceği sonucuna varılmıştır.

ArmutBesin elementleriBursa+2
Elif Öztürk
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Determination with correlation and path analysis of relationships between yield and yield components in alfalfa (Medicago Sativa L.) genotypes collected from the Bursa

This study was carried out Agricultural Application and Research Center of the Faculty of Agriculture of Bursa Uludağ University in 2018, the experiment with three replications using Randomized Complete Block Desing. As experimental material was used 307 different common alfalfa (Medicago sativa L.) genotypes from 14 different district collected and propagated as clonal, of Bursa in 2015. In the study, total dry matter yield, main stem length, main stem thickness, main steam number, leaf size, number of flowering days, dormancy rate, growth habit and number of cuts such as properties were examined and was made out determination with correlation and path analysis of relationships between yield and yield components.According to the research results; total dry matter yield 1,8-1600,2 g/plant, main stem length 31,94 -148,30 cm, main stem thickness 1,40 ve 6,95 cm, main steam number 8.0-171,3 pcs/plant, leaf size1,0-8,0, number of flowering days 177-269 days, dormancy rate 1,0-9,0, growth habit 1-5 and number of cuts 1-7 pcs/plant changed in alfalfa genotypes. As a result of correlation analysis, positive correlation between was determined total dry matter yield with main stem length (0.631**), main stem thickness (0,405**), main steam number (0,620**), leaf size (0,347**), dormancy rating (0,339**) and number of cut (0,625). As a result of path analysis, total dry matter yield was determined the highest directly affect main stem number (0,389) %61,29 with, and number of cut (0,332) % 50,29 with. Total dry matter yield was determined the highest indirectly affect leaf size (0,332) %13,15 with on main stem length.

CorrelationPath analysisYield+1
Sebiha Erol
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Buhar türbinlerinin kısmi yüklerdeki performans davranışlarının incelenmesi

Günümüzde hem dünyanın her yanına yayılmış irili ufaklı sanayi tesislerinin hem de gündelik hayatta insanların elektriğe bağımlılığının artmasıyla birlikte enerjiye olan ihtiyaç da hızla artmaktadır. Artan ihtiyaçların karşılanabilmesi ise ya daha büyük kapasiteli güç tesisleri yapılarak ya da mevcut tesislerin daha verimli hale getirilmesiyle mümkün olmaktadır. Güç üretim tesislerinin daha verimli çalıştırılabilmesi ise çalışma koşullarının tam olarak bilinebilmesine ve bu koşullar göz önünde bulundurularak yapılacak optimizasyonlara bağlıdır.Güç üreten tesislerin en önemli elemanlarından birisi olan buhar türbinlerinin dizayn koşulları belirli parametreler (giriş basınç ve sıcaklığı, güç ve debi miktarı, çıkış basıncı vb.) esas alınarak oluşturulur ve türbinin geometrisi, ölçüleri ve performansı bu değerlere göre hesaplanır. Dizayn koşullarında türbindeki kayıplar ve tersinmezlikler minimum, hız değerleri ve üretilen güç maksimumdur. Ancak, bir buhar türbini gerek talep edilen güç miktarının değişkenliği gerek türbin kayıpları gerekse sistemin diğer elemanlarından kaynaklanan kayıplardan dolayı dizayn şartlarında çoğu zaman çalışamaz yani daha düşük verimlerde çalışmak zorunda kalır.Bu çalışmada farklı yük koşullarında işletilen ve dizayn değerlerine sahip olduğumuz Çan Termik Santraline ait verilerden yola çıkılarak EES programında modellediğimiz sistemimizin hem termik verimi hem de türbin verimleri incelenmiştir. Yapılan analizler neticesinde tesisin yükü azaldıkça hem türbini hem de tesisin performans değerlerinin olumsuz etkilendiği görülmüştür.

Buhar türbiniElektrik santralleriKısmi yük+1
Asım Sinan Karakurt
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Karpuz yetiştiriciliğinde VA mikorizanın bitki gelişmesi, verim ve kalite üzerine etkisi

Araştırmada, Madera ve Crimson Trio karpuz çeşitlerinde farklı gübre dozları ve mikoriza aşılamasının tarla koşullarında karpuzun gelişmesi ve meyve özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaç için denemenin kurulduğu yerden toprak örnekleri alınarak toprakların doğal mikoriza potansiyeli ve çeşitli toprak özellikleri belirlenmiştir. Mikoriza fosfor etkileşimini incelemek amacıyla parsellere Go = 0 kg/da P205 ve N, Gı =5 kg/da P205 ve 2 kg/da N ve G2 = 10 kg/da P2O5 ve 4 kg/da N olmak üzere 3 farklı gübre dozu, toprak hazırlığı sırasında uygulanmıştır. Parsellerin yarısına mikoriza uygulanarak kurulan denemede, mikoriza uygulamasının karpuz bitkisinin gelişimine etkisini gözlemek için biri fide döneminde olmak üzere 4 farklı zamanda bitkisel ölçümler ve bu dönemlerde alınan köklerde mikoriza infeksiyonuna bakılmıştır. Denemenin sonunda parsellerden toplanan meyvelerle toplam verimler alınmış, ayrıca meyvelerin kalite özelliklerini belirleyebilmek amacıyla analizler yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre; gübre uygulaması, incelenen çoğu bitkisel özellikler, verimlilik ve meyve özelliklerine olumlu etkide bulunmuş; buna karşılık mikoriza uygulaması verim, meyve ağırlığı ve bitki kuru madde özelliklerini bir miktar artırmakla beraber istatistiksel anlamda etkili olmamıştır.Anahtar Kelimeler: Mikoriza (G. mosseae), Fosfor, Karpuz, Verim, Bitki Büyümesi, Besin Elementi Alımı.

Bitki gelişimiKaliteKarpuz+2
Özlem Bamyacıoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

VA mikorizanın şeker mısırında bitki gelişmesi, verim ve koçan özellikleri üzerine etkisi

1998 yılında Gazipaşa'da yapılan denemede gübre ve mikorizanın şeker mısırında bitki gelişmesi, verim ve koçanın kalite özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Denemenin kurulduğu yerden toprak örnekleri alınarak toprakların doğal mikoriza sayısı ve çeşitli toprak özellikleri belirlenmiştir. Çalışmada, Merit ve Golden Beauty hibrid şeker mısırı çeşitleri kullanılmıştır. Mikoriz x gübre etkileşimini incelemek amacıyla parsellere GO = 0 kg/da P2O3 ve N, Gl =5 kg/da P2O5 ve 2 kg/da N ve G2 = 10 kg/da P2O5 ve 4 kg/da N olmak üzere 3 farklı gübre dozu toprak hazırlığı sırasında uygulanmıştır. Parsellerin yarısına mikoriza uygulanıp, yansının da kontrol olarak bırakıldığı deneme 3 tekerrürlü olarak kurulmuş ve yürütülmüştür. Deneme boyunca 3 farklı zamanda biomass ölçümü yapılmış; ayrıca köklerde mikoriza infeksiyonuna bakılmıştır. Denemenin sonunda toplam verim alınmış, ayrıca koçan Özellikleri incelenmiştir. Hasat sonunda, parsellerden alınan toprak örneklerinde mikoriza spor sayılan saptanmıştır. Araştırma bulgulan; gübre uygulamasının çıkış tarihini, kök gelişimini, verimi ve erkenciliği artırdığı; mikorizanın ise önemli bir etki yapmadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Mikoriza (G. mosseae), Fosfor, Şeker Mısın, Verim, Besin Elementi Alımı.

Bitki gelişimiFosforVerim+2
Burçin Çetiner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Mikoriza inokülasyonu, kompost ahır gübresi ve mineral gübrelemenin biber bitkisinin büyüme ve besin elementi alımı üzerine etkileri

Bu çalışma; mineral gübrelemeye alternatif olarak organik gübrelemenin (mikoriza, kompost ve ahır gübresi) biber bitkisinin verim ve bitki besin elementi alımı üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma iki yıl süreyle (Deneme I: 1996, Deneme II: 1997 yıllan) Çukurova Bölgesi koşullarında tarlada yürütülmüştür. Araştırma bulgularına göre, her iki yılda da mikorizal inokülasyon, kompost ve ahır gübresinin uygulaması, mineral gübreleme ve kontrole göre yaklaşık 2 katı kadar daha fazla verim artışı sağlamıştır. Biber verimi Deneme I'de kompost, Deneme II' de de mikoriza parsellerinde yüksek bulunmuştur. Besin elementi içerikleri yönünden ise kompost, mikoriza ve ahır gübresi uygulanmış parsellerde P, Zn, Cu, Fe ve Mn içeriklerinin mineral gübre uygulamasına göre genelde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mikoriza (G. caledenium), kompost, ahır gübresi ve mineral gübre, biber, verim, bitki büyümesi, besin elementi alımı

BiberBitki besin elementleriGübreleme+5
Ökkeş Köse
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Pamukta (Gossypium hirsutum L. ) yaprağa bor uygulamlarının verim ve lif kalitesine etkisi

Bu çalışma, 2002 yılında Çukurova Bölgesi koşullarında yaprağa bor uygulamalarının pamuğun verim ve lif kalite özelliklerine etkisini belirlemek amacıyla yürütiitaüştür. Bor uygulamaları, her uygulamada 0.15, 0.30, 0.45 ve 0.60 kg/ha olmak üzere taraklanma, ilk çiçeklerime ve çiçeklerime doruğu dönemlerinde yapılmıştır. En yüksek koza sayısı 0.90 kg/ha bor uygulamasında, en düşük koza sayısı ise kontrolda oluşmuştur. Koza kütlü pamuk ağırlığı ve çırçır randımanında, sırasryla, 1.80 ve 0.90 kg/ha bor uygulamaları ile önemsiz artışlar elde edilmiştir. Bor uygulaması koza ağırlığında kontrole oranla önemli düzeyde artışa yol açmıştır. En yüksek koza ağırlıkları 0.45 ve 1.35 kg/ha bor uygulamalarından elde edilmiştir. Bor uygulamaları ile kütlü pamuk ve lif veriminde önemli artışlar olmuştur. Gerek kütlü pamuk gerekse de lif veriminde düşük dozda (0.45 kg/ha) bor uygulamaları kontrolden farksız verim vermiştir. Bor uygulamalarının lif kalite özelliklerinde önemli etkisi gözlenmemiştir. Anahtar Kelimeler: Pamuk, yaprak gübrelemesi, bor, verim, lif kalitesi.

BorGübrelemeLif kalitesi+3
Abdulveli Yıldırım
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Sera koşullarında azotlu gübre, organik gübre ve mikoriza aşılamasının domateste verim, kalite ve besin elementleri alımına etkisi

Bu çalışma organik gübrelemenin, mikoriza inoküiasyonunun ve mineral gübre uygulamasının sera koşullarında domateste verime, kaliteye ve bitki besin maddesi alımına etkisini belirlemek amacıyla, sera koşullarında 2 yıl süreyle yürütülmüştür. Örtü altı sebzeciliğinin hızla ilerlediği bölgemizde çiftçilerin yoğun olarak mineral gübre kullanımı, artan gübre dozları sonucu, üründe kalite bozulmaları meydana gelmekte ve dayanıklılığında da düşmelere neden olmaktadır. Ayrıca bitkinin çevre streslerine ve hastalıklara karşı direnci azalmaktadır. Ancak, organik kaynaklı gübrelemede ise bitkinin topraktan makro ve mikro besin elementlerinden daha iyi yararlanabildiği bilinen bir gerçektir. Buna bağlı olarak da ürün kalitesi, dayanıklılığı, bitkinin çevre koşullan (hastalık ve zararlılara ) karşı direnci artmaktadır. Yukarıda sözü edilen parametrelerin belirlenmesi amacıyla denemede 0, 5,10 ton çiftlik gübresi, 0, 12, 24 kg da"1 azot, 12, 24, 36 kg da'1 potasyum ve 10, 20 kg da"1 fosfor dozları uygulanmışlar. Araştırma bulgularına göre verim değerleri 12280 kg da"1 ile 7543 kg da"1 arasında değişmiştir. Meyve ağırlığı 136,7-107,1 gram arasında, meyvede çap ve yükseklik değerleri sırasıyla 66,8-60,43 mm ve 56,26 ile 52,3 1 mm arasında bulunmuştur. Domateste kuru madde %5,807-5,135 bulunurken vitamin C değerleri sırasıyla ve 3 1,51- 26,09 mg/100 gram taze ağırlık olarak bulunmuştur. Deneme sonucu elde edilen değerler, organik gübrelemenin bu çalışma ile belirlenen kalite paraetreleri üzerine olumlu etkilerinin olduğunu göstermiştir. Ayrıca, organik gübre uygulanan parsellerde daha yüksek verim değerleri elde edilmiştir.Anahtar Kelime : Mineral gübreleme, organik gübreleme, mikoriza, domates, örtü altı yetiştiriciliği

Besin elementleriDomatesGübreleme+5
Kadir Yalı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Diyarbakır koşullarında ekim zamanı ve bitki sıklığının şeker pancarı (Beta vulgaris L.)'nda önemli tarımsal ve kalite özellikleri üzerine etkileri

Bu araştırma, 1999 ve 2000 yıllarında, Diyarbakır koşullarında farklı ekim zamanı ve ekim sıklığının şeker pancarında önemli tarımsal özellikler ve kalite üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Deneme; beş farklı ekim zamanı (5 Şubat, 20 Şubat, 7 Mart, 22 Mart ve 5 Nisan) ve sıra aralığı 45 cm olacak şekilde beş farklı sıra üzeri ekim aralıklarında (15, 20, 25, 30 ve 35 cm), bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Araştırma sonucunda; denemenin her iki yılında da, erken ekim ve dar sıra üzeri aralıklarda daha yüksek gövde ve şeker verimi elde edildiği belirlenmiştir. Denemenin ilk yılında; ekim zamanının gövde ve şeker verimi üzerine etkisi önemli olmamakla birlikte, en yüksek gövde ve şeker verimi, 5 Şubat tarihinde yapılan ekimlerde elde edilmiştir. Gövde ve şeker verimi üzerine ekim sıklıklarının etkisi ise önemli bulunmuş ve en yüksek gövde ve şeker verimi değerleri; 15, 20 ve 25 cm sıra üzeri aralıklarda yapılan ekimlerden elde edilmiştir. Denemenin ikinci yılında; ekim zamanı, ekim sıklığı ve ekim zamanı x ekim sıklığı etkileşimlerinin, gövde ve şeker verimi üzerine önemli etkide bulunduğu belirlenmiş ve en yüksek gövde ve şeker verimi değerleri, 5 Şubat tarihindeki 15 cm sıra üzeri aralığında yapılan ekimlerden elde edildiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Şeker pancarı, ekim zamanı, ekim sıklığı, verim, kalite özellikleri

DiyarbakırEkim sıklığıEkim zamanı+4
Tahsin Söğüt
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı dozlardaki Mg uygulamalarının pamuk bitkisinde verim ve kaliteye etkisi

Farklı dozlarda Mg uygulamasının, pamuk bitkisinde verim ve kaliteye olan etkisinin araştırıldığı bu çalışmada, Gossypium hirsutum L. türü içinde yer alan Çukuroval518 ve Laçhata pamuk çeşitleri ile Mg' un 4 farklı dozu materyal olarak alınmıştır. Denemeler, Tesadüf Blokları deneme desenine göre, 3 yinelemeli olarak kurulmuştur. Çalışmadan, uygulanan farklı Mg dozlarının, yapraklarda saptanan Mg miktarına, bitki boyuna, bitkideki koza sayışma, 100 tohum ağırlığına, şif oranına, meyve dalı sayısına ve kütlü pamuk verimine etkili olduğu; çeşitlerin, yapraklarda saptanan Mg miktarı, bitki boyu, bitki koza sayısı, şif oranı, lif inceliği, meyve dalı sayısı, lif kopma dayanıklılığı, lif uzunluğu, lif yeknesaklık indeksi ve kütlü pamuk verimi özellikleri yönünden birbirinden farklı olduğu; yapraklarda saptanan Mg miktarı yönünden çeşit x Mg interaksiyonunun önemli çıktığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Pamuk, Gossypium hirsutum L., Mg Dozları, Verim, Kalite

KaliteMagnezyumPamuk+2
Mesut Durmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova koşullarında ketencik (Camelina sativa)'te farklı azot ve fosfor gübrelemesinin tohum verimi ve yağ oranına etkileri

Kasım 2001 - Mayıs 2002 tarihleri arasında Adana, ekolojik koşullarında yürütülen bu çalışmada, alternatif bir yağ bitkisi olan ketencik {Camelina sativa)'te farklı azot ve fosfor dozlarının tohum verimi ve yağ oranına olan etkileri incelenmiştir. Araştırmada aynı zamanda azot ve fosfor dozlarının bitki boyu, ilk dallanma yüksekliği, dal sayısı, harnup sayısı, harnuptaki tohum sayısı, bin dane ağırlığı gibi morfolojik özellikleri ile protein oranı üzerine olan etkileri de belirlenmiştir. 15 kg/da azot ve 10 kg/da fosfor uygulamalarına kadar tohum ve yağ verimlerinde artışlar sağlanmıştır. En yüksek yağ oranı (% 31) ile yağ verimi (72.39 kg/da) 15 kg/da azot ve 15 kg/da fosfor uygulamasından alınmıştır. Bölge için en uygun gübre miktarının 15 kg/da azot ve 5-10 kg/da fosfor olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Camelina sativa, Gübreleme, Verim

Azotlu gübrelerCamelina sativaCamelina sativa+5
Ahmet Karahoca
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Yerfıstığı (Arachis hypogaea L.) tarımında bakteri ve azotlu gübre uygulamasının verim ve kalite özelliklerine etkisi üzerinde bir araştırma

-60- ÖZET Bu çalışmış Ç"ü. Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Alanında İ99İ yılı ana ürün yetiştirme sezonunda yürütülmüştür.. Araştırma tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Bakteri ve farklı dozlardaki azot gübresinin Çukurova Bölgesinin yerel yerfıstığı çeşidi olan Çom'un verim ve kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Azot gübresi, ekim, maximum çiçeklenrne ve çiçeklenrne sonu olmak üzere üç.farklı samanda ve farklı dozlarda uygulanarak denenmiştir. Denemede incelenen özelliklere ait değerler aşağıda özetlenmiştir» ve Sayısı Bitki başına düşen meyve sayısına ait ortalama değerler 79.03-62.86 adet/bitki arasında değişerek dört farklı grup oluşturmuştur. En yüksek değer ekim, maximum çiçeklerime ve çiçeklenrne sonu olmak üzere üç farklı zamanda toplam 15 kg N/da uygulamasından, en düşük değer ise aynı zamanlarda toplam 25 kg N/da uygulamasından elde edilmiştir- Bitki başına meyve sayısı ile bitki başına meyve ağırlığı, meyve verimi, 100-tohum ve 100-meyve ağırlığı arasında önemli ve olumlu bir ilişki gözlenmiştir. Meyve Ağırlığı: Bitki başına düşen meyve ağırlığına ilişkin ortalama değerler dört farklı grup oluşturmuştur. En yüksek değer 109.07 gr/bitki ile üç farklı zamanda toplam 15 kg N/da uygulamasından, en düşük değer ise 90» SB gr/bitki ile aynı zamanlarda 25 kg N/da uygulamasından sağlanmıştır. Yüksek dozda uygulanan azot gübresi meyve ağırlığını en aza indirmiştir. Meyve ağırlığı ile 100-tohum ve 100-meyve ağırlığı arasında önemli ve olumlu bir ilişki vardır.-61- Kalite Sınıf laması s L Kalite meyve ağırlığı oranına, ilişkin en yüksek değer, ekim ve maximum çiçeklerime devresinde toplam 10 kg N/da uygulamasından en düşük değer ise kontrol parselden elde edilmiştir. Bütün uygulamalarda II kalite meyve ağırlığı oranları kontrolden düşük değerde bulunmuştur. Iskarta meyve ağırlığın? ilişkin en yüksek değer 5.52 ile kontrol parselden elde edilmiştir,, I " kalite meyve ağırlığına II. kalite ve ıskarta meyve ağırlıkları oranı1 sırasında önemli ve olumsuz bir ilişki saptanmıştır. " II o kalite meyve ağırlığı oranı ile I. kal it» meyve ağırlığı oranı arasında önemli ve olumsuz bir ilişki belirmiştir» Iskarta meyve ağırlığı oranı ile kabuk oranı arasında önemli ve olumlu, I» kalite meyve ağırlığı orranı arasında önemli ve olumsuz etkileşim saptanmıştır» İOO- Meyve Ağırlığım Azat. uygulamalarına göre 100-meyve ağırlığına ilişkin ortalama değerler beş faklı grup oluşturmuş, en yüksek değer 202 = 25 gr ile üç -farklı zamanda 15 kg N/da uygulamasından, en düşük değer ise 185,15 gr ile tohum aşılaması yapılan ve "O" azot dozu kullanılan uygulamadan elde edilmiştir. 100-meyve ağırlığı ile meyve verimi, meyve sayısı, meyve ağırlığı ve 100-tohum ağırlığı arasında önemli ve olumlu, kabuk oranı arasında önemli ve olumsuz bir ilişki saptanmıştır» İOO-Tohum Ağırlığı: 100-tohum ağırlığına ilişkin ortalama değerler dört -farklı grup oluşturmuştur» 85.22 ile ekim, maximum çiçeklenme ve çiçeklenme sonu 15 kg N/da en yüksek 5 80.52 ile ekimde bakteri aşılaması yapılan ve "0" azot dozu kullanılan uygulama en düşük değerleri oluşturmuşlardır. Meyvede tohum oranı ile meyve verimi, bitki başına meyve ağırlığı ve 100-meyve ağırlığı arasında önemli ve olumlu, kabuk oranı arasında önemli ve olumsuz bir ilişki saptanmıştır. Kabuk Oranı s Kabuk oranına ilişkin ortalama değerler altı -farklı grupta toplanmışlardır. En yüksek değer % 28» 88 ile üç -farklı zamanda (0+10=10+5) 25 kg N/da uygulamasından,-62- en düşük değer ise y.24.45 ile toplam 15 kg N/da uygulamasından elde edilmiştir. Kabuk oranı ile meyve verimi, meyve sayısı, 100-tohum ağırlığı ve 100-meyve ağırlığı arasında önemli ve olumsuz, ıskarta meyve ağırlığı arasında önemli ve olumlu bir ilişki vardır. Sleyve Verimi s Azot uygulamaları dekara meyve verimi değerleri bakımından beş grup oluşturmuştur. Dekara en yüksek verim 576.38 kg/da ile ekim, maximum çiçeklerime ve çiçeklenme sonu olmak üzere (6+5=5-1-5) toplam 15 kg N/da uygulamasından, en düşük verim ise 484» 68 kg/da ile aynı zamanlarda 25 kg N/da uygulamasından elde edilmiştir* Yüksek dozda uygulanan azot gübresi meyve verimi üzerine olumsuz etki göstermiştir. Dekara meyve verimi ile meyve sayısı, meyve ağırlığı, 10O- tohum ağırlığı ve 100-meyve ağırlığı arasında önemli ve olumlu, kabuk oranı arasında önemli ve olumsuz bir ilişki saptanmıştır. Yağı içeriğin En yüksek tohum yağ içeriği % 56.33 ile ekimde bakteri aşılaması yapılan ve "0" azot dozu kullanılan uygulamadan, en düşük yağ içeriği ise ekim, maximum çiçeklenme ve çiçeklenme sonu olmak üzere (0-1-10=5+5) üç.farklı samanda toplam 20 kg N/da uygulamasından elde edilmiştir. Protein içeriğin Tohumların protein içeriğine ilişkin uygulamalar arasında önemli fark bulunmuştur ve üç -farklı grup oluşmuştur. En yüksek değer 7. 28.23 ile ekim, maximum çiçeklenme ve çiçeklenme sonu olmak üzere toplam 25 kg N/da uygulamasından elde edilmiştir. Bütün uygulamalar tohumun protein içeriğinde kontrole göre bir artışa neden olmuştur.

Arachis hypogaeaAzotlu gübrelerBakteri aşılama+4
Sevgi Selçuk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Sera hıyar (Cucumis sativus L.) yetiştiriciliğinde değişik dikim aralık ve mesafelerinin bitki gelişimi ve verimi üzerine etkileri

ÖZ Bu çalışma 5 sera hıyar yetiştiriciliğinde sonbahar ve İlkbahar yetiştirme dönemleri için en uygun bitki sıklığını saptamak için yapılmıştır. Araştırma Antalya ilinin Gazipaşa ilçesinde cam sera koşullarında yürütümüştür. Her iki yetiştirme döneminde} metrekareye verim, bitki başına verim, erkenci verim, meyve ağırlığı, meyve çapı, meyve uzunluğu, bitki boyu, yaprak sayısı, boğum arası uzunluk ve bitki çapları ölçüm ve tartımlarla hesaplanmıştır. Araştırma bulgularına göre sonbahar yetiştirme döneminde en yüksek verim metrekareden 14.21 kg/m* ile 100-30 ;.; 40 cm' 11 dikimden (3.85 bitki/m* ) elde edilmiştir. ilkbahar yetiştirme döneminde en yüksek verim ise 25.44 kg /m* ile.100-20 >ı 40 cm'li dikimden (4.16 bitki/m2) elde edilmiştir. Her iki yetiştirme döneminde bitki sıklığı metrekare veriminin dışında) bitki basına verim, yaprak sayısı ve gövde çapı özellikleri üzerine etkili, meyve uzunluğu üzerine etkisiz bulunmuştur. Sonbahar döneminde bitki sıklığı meyve çapı ve boğum arası uzunluğunu, ilkbahar döneminde ise erkenci verim, meyve ağırlığı ve bitki boyunu önemli düzeyde etkilememiştir.

Bahçe bitkileriBitki gelişimiCucumis sativus+5
Mehmet Yüksel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1992
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova koşullarında mısır (Zea mays L.)ve soya (Glycine max (L) Merrill)'nın birinci ve ikinci ürün olarak birlikte yetiştirilmesinin verim ve bazı tarımsal karakterlere etkisi üzerinde araştırmalar

ÖZET Adana'da mısır ve soyanın birinci ve ikinci ürün olarak değişik birlikte yetiştirme sistemlerinde tane verimine etkilerini saptamak amacı ile yapılan bu çalışma; 1990 ve 1991 yıllarında Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü uygulama arazisinde yürütülmüştür. Deneme; Kombine tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamak olarak kurulmuştur. Araştırmada uygulanan ekim sistemleri aşağıdadır. 1. Sal' mısır (70x20) 2. Saf soya (70x5.0) 3. 1M+ İS (20+2.5) 4. I M+ İS (20+5.0) 5. 1M+ İS (15+2.5) 6. 1M+1 S (15+5.0) 7. 1M+ IS (10+2.5) 8. 1M+1S (10+5.0) 9. 2M+2S (20+2.5) 10. 2M+2S (20+5.0) 11. 2M+2S (15+2.5) 12. 2M+2S (15+5.0) 13. 2M+2S (10+2.5) 14. 2M+2S (10+5.0) Birlikle yetiştirme sistemleri mısır ve soya yoğunluğuna bağlı olarak mısır bitkisinde verim artışına, soya bitkisinde verim azalmasına neden olmuştur. Birinci Ürün Mısır : Bitki boyu, bitki çapı ve ilk koçan yüksekliği birlikte yetiştirme sistemlerinde mısır sıklıklarından etkilenmemiştir. Tür içi rekabet nedeni ile koçan sayısı, koçan boyu, koçan çapı, koçan ağırlığı, bin tane ağırlığı, tane verimi ve ham134 protein veriminde mısır sıklıklarından etkilenmiş, bu etkileşimde artış görülmüştür. Artan mısır sıklığı ile olgunlaşma süresi uzamıştır. Mısır tane veriminden lM+lS(20+2.5) birlikte yetiştirme sistemlerinde %1 8.8 ile %35. 1 oranında artış gerçekleşmiştir. İkinci Ürün Mısır : Bitki çapı ve bin tane ağırlığı uygulamalarda mısır sıklıklarında etkileşimi olumsuz etkilenmiştir. Mısır bitkilerinin kendileri ile rekabeti sonucu diğer karakterleri mısır sıklıklarından olumlu şekilde etkilenmişlerdir. İkinci ürün mısır tane veriminin lM+lS(20+5.0) birlikte yetiştirme sisteminde artış oranı %0.53 ile %44.0 arasındadır. Birinci Ürün Soya : Dal sayısı, bakla sayısı, baklada tohum sayısı, tane verimi ve ham protein verimi tüm yetiştirme sistemlerinde soya ve mısır bitkisinin sıklığı ile gölgeleme etkisi saf yetiştirmeye göre olumsuz etkilenmişlerdir. Diğer tüm özelliklerde ise önemli artışlar gözlenmiştir. Mısır sıklığının artışı, gölgeleme ve olumsuz rekabeti artırmıştır. İkinci Ürün Soya : Bakla sayısı, baklada tohum sayısı, bitki başına tohum verimi, tane verimi ve ham protein verimi değerlerinin ekim sistemlerinde bitki sıklıklarından etkilenmediği, diğer karakterlerin ise ekim sistemlerini etkilediği saptanmıştır. Alan Eşdeğerlik Oranı : (LER) bakımından en yüksek değerin 1. ve 2. ürün olarak denemenin her iki yılında ve iki yıllık verilerde, tüm birlikle yetiştirilen sistemlerde yüksek bulunmuş olup, l.ürün 1990'da lM+lS(15+5.0) sisteminde 1.73, 1991'de 1.68, iki yıllık verilerde 1.66, 2. ürün 199()'da lM+LS(20+5.0) sisteminde 1.46, 1991'de 1M+1S ve 2M+2S( 15+2.5) sistemlerinde 1.30, iki yıllık verilerde lM+lS(20+5.0) sisteminde del.33 olarak saptanmıştır.

Birinci ürünEkim sıklığıMısır+5
Mustafa Okant
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1992
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı sulama yöntemlerinin pamukta verim ve su kullanımına etkileri

Denemeler farklı sulama yöntemlerinin pamuğun verim ve su tüketimine etkisinin araştırılması amacıyla 1990 ve 1991 yıllarında yapılmıştır. Çalışmalar, Ç.ü. Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar Sulama Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanında, tesadüf blokları deneme desenine göre ve 3 yinelemeli olarak düzenlenmiştir. Araştırmada Çukurova 1518 pamuk çeşidi kullanılmıştır. Denemede karık, damla ve yağmurlama olmak üzere 3 farklı sulama yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca her sulama yönteminin farklı sulama biçimleri de araştırmaya dahil edilmiştir. Buna göre, karık sulama yöntemi; göllendirmeli ardışık karık (GAK), serbest drenajlı karık (BK) ve göllendirmeli sürekli sulanan karık (GSK) olmak üzere 3 ayrı biçimde uygulanmıştır. Damla sulama yöntemi ise 30 ve 60 cm almak üzere iki ayrı damlatıcı aralığı ile geleneksel ve çift sıralı ekim olmak üzere farklı iki ekim şekli kullanılmıştır. Buna göre damla sulama yönteminde 4 alt konu oluşmuştur. Bunlar tek sıralı ekim, 30 cm damlatıcı aralığı (Dtto); tek sıralı ekim 60 cm damlatıcı aralığı (DT*o); çift sıralı ekim 60 cm damlatıcı aralığı (Dç&o) ve çift sıralı ekim 30 cm damlatıcı aralığı (D^to). Yağmurlama sulama yönteminde, farklı son sulama tarihleri ile farklı su alma düzeyleri ele alınmıştır. Böylece anılan yöntemde 24 alt konu oluşturulmuştur. Deneme parsellerinde ilk sulama, 120 cm toprak derinliğindeki kullanılabilir nem kapasitesi %40 düzeyine düştüğünde tüm konularda aynı anda yapılmıştır. Karık ve yağmurlama sulama yönteminde sulama zamanına serbest drenajlı karıkta yapılan nem gözlemlerine göre karar verilmiştir. Sulama suyu miktarı anılan konuda mevcut nem açığını tarla kapasitesine getirecek şekilde hesaplanmıştır. Damla sulama yönteminde sulama aralığı 7 gün olarak alınmıştır. Sulama suyu miktarı, 7 günde oluşan serbest su yüzeyi buharlaşmasının, gölgeleme oranı (%P) ve bitki gelişim katsayısı (kc) ile düzeltilmesi sonucu bulunmuştur. Toprak profil indeki nem değişimleri gravimetrik ve nötronmetreyöntemi birlikte kullanılarak izlenmiştir. Karık sulama yönteminde ilerleme ve çekilme verileri karık içirişinde her 10 m de bir oluşturulan istasyonlarda izlenmiştir. Serbest drenajlı parsellerde oluşan yüzey akış karık sonuna yerleştirilen bir parshall savağı kullanılarak ölçülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlar aşağıda özetlenerek verilmiştir. - Konulara denemenin her iki yılında da farklı miktarlarda su uygulanmıştır. 1990 yılında, 894 mm ile en fazla sulama suyu SK konusuna ve en az 181.5 mm ile Dt60 konusuna verilmiştir. 1991 yılında yine aynı konulara en çok 1398 mm ve en az 168 mm su uygulanmıştır. - Mevsimlik su tüketimi yıllara göre değişim göstermiştir. Karık sulama yönteminde 1990 yılında 610 ile 885 mm arasında değişirken 1991 yılında 609 ile 972 mm arasında değişmiştir. Damla sulama yönteminde, ilk yıl 619-865 mm arasında ve ikinci yıl 456-646 mm arasında değişmiştir. Yağmurlama sulama yönteminin yeterli su alan konusunda ilk yıl 985 mm, ikinci yıl 938 mm su tüketimi oluşmuştur. - Karık sulama yönteminde sulamalardan elde edilen gerçek infiltrasyon parametreleri kullanılarak her sulama için düzeltilmiş infiltrasyon denklemi hesaplanmıştır. - En yüksek nem depolanması karık sulama yönteminde göllendirmeli sulanan konularda meydana gelmiştir. - Karık sulama yönteminde mevcut nem eksiğinin ilerleme ve çekilme fazlarını etkilediği anlaşılmıştır. - En yüksek verim, iki yıllık ortalamaya göre 326 kg/da ile GSK konusunda alınmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerde sulama yöntemlerinin verime etkileri arasında önemli farklar bulunamamıştır. - Deneme sonuçlarında elde edilen su tüketimi ve verim değerlerinden yararlanarak su-üretim fonksiyonları elde edilmiştir.Belirlenen fonksiyonlardan, konuların su. tüketimi değerleri ile verimleri arasında doğrusal bir ilişki olduğu saptanmıştır. - Konulara ait verim fonksiyonları kullanılarak oransal verim tepki etmenleri (Ky) hesaplanmıştır. Ky değeri, karık sulamada 0.93 olurken damla sulamada 0.86 olarak bulunmuştur. Yağmurlama sulama yönteminde sulama sayısına göre 0.448 ile 0.852 arasında; su alma düzeylerine göre 0.281 ile 3.002 arasında değişmiştir.

Bitki su tüketimiDamla sulamaPamuk+4
M. Yetiş Yavuz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova koşullarında örtü altı (alçak tünel) kavun yetiştiriciliğinde Malç'ın (şeffaf Pe) ve değişik budama şekillerinin erkencilik, verim ve kalite üzerine etkisi

-90- 6. ÖZET Bu araştırmada, Çukurova koşullarında yetiştirici 1 iğ-i son yıllarda yaygınlık kazanan, Macdimon Fi hibrit kavun çeşidi, alçak plastik tünel ve alçak plastik tünel+malç ortamlarında 5 değişik budama şekli uygulanarak yetiştirilmiştir (kontrol hariç). Araştırmalar 1992 ve 1993 yıllarında ç.ii. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü deneme ve uygulama arazisinde 2 yıl süreyle yürütülmüştür. Budama uygulamalarının ve malç'm kavunların erkencilik, verim ve kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar aşağıda özetlenmiştir. 1992 yılında meydana gelen don zararından malçlı ortamdaki bitkiler daha az zarar görmüş (kayıp %15), bu zarar malçsız tünellerde daha fazla olmuştur (kayıp %65). Araştırmanın 2. yılında tünel ve tünel+malç ortamlarında tünel içi hava sıcaklıkları ( + 20 cm) 2 termohigrograf yardımıyla sıcaklık ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre malçlı ortam malçsız ortama göre ortalama sıcaklığı geceleri 1.1 °C, gündüzleri 2.9 °C artırmıştır. Bu artış günlük sıcaklıkta ise ortalama 1.8 °C olarak gerçekleşmiştir. Kavun bitkilerinde en erken ilk erkek çiçek açma zamanı malçlı ortamda belirlenmiş, bu açıdan malç uygulaması 2-3 gün kadar avantaj sağlamıştır. Bu parametre açısından budama uygulamalarının hiç bir etkisi olmamıştır. En erken dişi çiçek açma zamanı ve kol atma zamanı budama ve malç uygulamalarının tek ve kombine hallerinde olmuştur. Tepe budaması yapılan bitkiler yapılmayanlara göre 3 ile 7 gün kadar daha erken dişi çiçek açmış ve kol atmaya başlama zamanı 6-7 gün kadar daha önce gerçekleşmiştir. Bu erkencilik şeffaf plastik malç kullanımıyla daha da öne alınmıştır. Bitkilerdeki kol uzunluğunda budama ve malç uygulamalarının tek ve kombine halleri etkili olurken en uzun kollara 3. (2 kol) ve 4. (2 kol+uç alma) uygulamalar sahip olmuş, diğer uygulamalar ise benzer etki göstermişlerdir. Malç kullanımı ortalama kol uzunluğunu daha da artırmış, malçlı ortamdaki bitkilerin kolları, malçsız ortamdaki lere göre 11.95 ile 15.59 cm daha fazla ölçülmüştür.-91- Tepe budaması yapılmayan bitkilerde belirlenen kol sayısı malçlı uygulamalarda daha fazla olmuştur. Bitkilerin gövde kalınlığı üzerine budama uygulamalarının bir etkisi olmamış, malçsız ortamda ortalama 15.14 mm olarak ölçülen bu değer malçlı ortamda ortalama 17.1 mm'ye yükselmiştir. Bitkilerin kök gelişimi üzerine (kök uzunluğu, kök boğazı kalınlığı, kök yaş ağırlığı ve kök kuru ağırlığı) en olumlu etki malçlı tünellerde elde edilmiştir. Budamalar ise kök gelişimini önemli düzeyde değiştirmemiştir. Erkenci ve toplam verim tepe alma ve uç alma budaması yapılmış uygulamalarda artış göstermiş, bu artış malçlamayla daha da yükselmiştir. Budama uygulamaları toplam verimi malçsız ortamda %19. 58-25. 94, malçlı ortamda %14. 21-44. 06, erkenci verimi ise malçsızlarda %76. 32-101. 78,malçlılarda ^40.43-118.73 arasında artırmıştır. Malç kullanımıyla toplam ve erkenci verim sırasıyla %52. 37-54. 13 ve %59. 3-87.4 arasında artmıştır. Meyve sayısı budama ve malç uygulamalarının tek ve kombine hallerinde artış göstermiştir. Budama uygulamaları meyve sayısını malçsız ortamda %30. 7-40. 69, malçlı ortamda %25. 03-36. 37 artırmış; malç kullanımıyla bu değer malçsız ortama göre %24. 06-47. 21 daha fazla ölçülmüştür. Meyve ağırlığı üzerine budama uygulamalarının etkisi olmaz iken malçlı tünellerden daha ağır meyveler elde edilmiştir. Meyve çapı üzerine uygulamaların etkisi olmaz iken meyve boyu malçlı ortamda daha fazla ölçülmüştür. Uygulamaların meyve kabuk kalınlığı üzerine etkisi olmamış, meyve eti kalınlığı malçlı tünellerden elde edilen meyvelerde daha fazla ölçülmüştür. Uygulamaların çekirdek evi çapı, çekirdek evi uzunluğu, meyve suyundaki pH, meyve tadı ve meyve olgunlaşma süresi üzerine önemli etkileri olmamıştır. Suda çözünebilir toplam kuru madde üzerine uygulamaların çok farklı bir etkisi olmamakla beraber en yüksek değer malçlı tünellerden elde edilmiştir. Malçsız ortamda ortalama 8.67- 8.9 arasında olan bu değer malçl ı larda ortalama 8.83-9.13 arasında ölçülmüştür.

Bahçe bitkileriBudamaErkencilik+6
Ertan Sait Kurtar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova koşullarında farklı tohum miktarlarının iki keten (Linum usitatissumum L.) çeşidinde (Ceres ve Kreola) verim ve verim karakterlerine etkisi üzerine bir araştırma

Çukurova koşullarında iki keten çeşidinde farklı tohumluk miktarlarının önemli agronomik ve fizyolojik özelliklerine olan etkileri ve bunların verimle olan ilişkilerinin inccelendiği bu çalışma Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Alanında 1992-93 yetiştirme sezonunda, Bölünmüş parsellerdeneme deseninde üç tekerrürlü olarak yapılmıştır. Tohumluk miktarları 3 kg/da, 6 kg/da, 9 kg/da ve 12 kg/da olarak alınmıştır. Parsel boyu uzunluğu 5 m ve her parselde 8 sıra olacak şekilde ekim yapılmıştır. Araştırma sonuçları aşağıda özetlenmiştir; 1. Bitki Boyu (cm): Yapılan istatistik! analiz neticesinde bitki boyu üzerine tohumluk miktarının etkisinin önemli çıkmadığı, çeşitlerin kendi aralarında önemli farklılıklar olduğu saptanmıştır. Çeşitlerin ortalama değerlerine göre en uzun bitki boyu Kreola çeşidinde 81,75 cm ve Ceres çeşidinde ise 79.425 cm bulunmuştur. Fakat bitki boyu tohumluk miktarı artarken yükselmiş ve belli bir sıklıktan sonra azalmaya başlamıştır. 2. Teknik Sap Uzunluğu (cm): Teknik sap uzunluğu üzerine hem çeşit hemde tohumluk miktarı etkili olmuştur. Çeşitler ortalamasına göre Ceres'te 60.35 cm ve Kreola'da 62 cm uzunluk bulunmuştur. Tohumluk miktarı ortalamalarına göre ise en yüksek değer 9 kg/da tohumluk miktarında 63.2 cm ve en düşük değer ise 3 kg/da tohumluk miktarında 58.7 cm olarak bulunmuştur. 3. Dal Sayısı (adet/bitki): Dal sayısı üzerine tohumluk miktarı etkili olmuştur. Tohumluk miktarlarının ortalamasına göre en fazla dal sayısına 3 kg/da tohumluk miktarında 4.25 adet/bitki ile ve en düşük dal sayısına 2.75 adet/bitki ile 12 kg/da tohumluk miktarında ulaşılmıştır. 4. Kapsül Sayısı (adet/bitki): Kapsül sayısı üzerine tohumluk miktarı etkili olmuştur. Tohumluk miktarlarının ortalamalarına göre en fazla kapsül sayısı 64.85 adet ile 3 kg/da tohumluk miktarında ve en düşük kapsül sayısı ise 36.47 adet ile 12 kg/da57 tohumluk miktarında bulunmuştur. 5. Kapsüldeki Dane Sayısı (adet/kapsül): Kapsüldeki dane sayısı üzerine tohumluk miktarı etkili olmuştur. Tohumluk miktarlarının ortalamalarına göre en fazla dane sayısı 3 kg/da tohumluk miktarında 8.60 adet ve en düşük dane sayısı ise 12 kg/da tohumluk miktarında 7.25 adet olarak bulunmuştur. 6. Bin Dane Ağırlığı (gr): Bin dane ağırlığı üzerine tohumluk miktarı etkili olmuştur. En yüksek bin dane ağırlığına 6 ve 9 kg/da tohumluk miktarlarında 7.7 gram olarak ve en düşük ağırlığı ise 12 kg/da tohumluk miktarında 7.3 gram olarak bulunmuştur. 7. Yağ Oranı (%): Yağ oramna çeşit ve tohumluk miktarının istatistiki olarak önemli etkisi görülmemiştir. Tüm tohumluk miktarlarında yaklaşık %38 yağ içeriği bulunmuştur. 8. Biyolojik Verim (kg/da): Biyolojik verime tohumluk miktarları önemli etkide bulunmuştur. En yüksek biyolojik verime 419.5 kg/da ile 9 kg/da tohumluk miktarında ve en düşük rakam ise 343.4 kg/da ile 3 kg/da tohumluk miktarında tespit edilmiştir. 9. Sap Verimi (kg/da): Sap verimi üzerine tohumluk miktarları önemli etkide bulunmuştur. En yüksek sap verimine 12 kg/da tohumluk miktarında 318.1 kg/da ve en düşük verim ise 3 kg/da tohumluk miktarında 240.5 kg/da olarak tespit edilmiştir. 10. Dane Verimi (kg/da): Dane verimi üzerine hem çeşit hem de çeşit x tohumluk miktarı interaksiyonu önemli çıkmıştır. En yüksek dane verimine 132.9 kg/da ile KREOLA çeşidinde 9 kg/da tohumluk miktarında ve en düşük dane verimi ise 56.38 kg/da ile CERES çeşidinde 12 kg/da tohumluk miktarında tespit edilmiştir. Sonuç olarak; yaptığımız bu çalışma neticesinde en yüksek dane verimine 132.9 kg/da ile 9 kg/da tohumluk miktarında KREOLA çeşidinde ulaşılmıştır. Ancak yapılan istatistiki analiz neticesinde 6, 9 ve 12 kg/da tohumluk miktarları aym grupta değerlendirildiğinden ekonomik açıdan 9 kg/da tohumluk miktarı yerine 6 kg/da değeri kullanılabilir. Çeşitlerden Kreola, Ceres çeşidine göre daha verimli olmuştur.

KetenTarla bitkileriTohumlar+2
Mehmet Özüstün
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Değişik azot ve çinko dozlarının buğday bitkisinde büyüme ve verim üzerine etkisi

Çinko (Zn) noksanlığı bitkide, insanda ve hayvanda sorunlara neden olan yaygın bir mikro element noksanlığıdır. Çinko noksanlığında bitkide verim ve bitkisel ürünlerin besleme kalitesinde düşüşler görülmektedir. Çinko ayrıca bitkide protein sentezi için gereklidir ve bir çok enzimin fonksiyonlarında yaşamsal roller oynamaktadır. Çinko eksikliğindeki bitkilerde protein sentezinin gerilediği ve buna bağlı olarak bitkide amin ve amino asitler gibi çözünür azot (N) formlarının biriktiği bilinmektedir. Çinko ve N arasındaki bu ilişki, farklı Zn (0.00, 0.02, 0.10 ve 5.00 mg kg-1) ve N (25, 75 ve 225 mg kg-1) uygulamalarının, Seri-82 ekmeklik buğday çeşidinin kuru madde ve dane verimiyle yeşil aksamdaki ve tanesindeki Zn, N, NO3 - ve amino asit konsantrasyonları üzerine etkisini saptayarak sera koşularında belirlenmiştir. Toprağa yapılan 25 mg N kg-1 (kontrol) uygulamasına göre, 75 ve 225 mg N kg-1 N uygulamalarının Seri-82 çeşidinin kuru madde verimini sırasıyla % 19.4 ve % 38.5 oranında arttırdığı bulunmuştur. Çinko verilmeyen kontrol uygulamasına (0.00 mg Zn kg-1) göre, diğer Zn uygulamalarının (0.02, 0.10 ve 5.00 mg kg-1) verimi sırasıyla % 14.4, % 27.6 ve % 67.4 oranında arttırdığı belirlenmiştir. Bitkinin N'la beslenme düzeyi iyileştikçe Zn'nun bitkisel verim üstündeki etkisi daha da belirgin olmuştur. Örneğin en düşük N uygulamasında Zn ile sağlanan verim artış oranları % 4.6 - % 29.3 arasında değişirken aynı değerler 75 mg kg-1 N uygulamasında % 25.9 - % 90.3 arasında değiştiği görülmüştür. Aynı şekilde, bitkinin Zn beslenme düzeyi iyileştikçe N uygulamalarının da verim üstündeki etkisi daha büyük olduğu gözlenmiştir. Azot uygulamaları bitkinin yeşil aksamındaki ve tanedeki Zn, N, NO3 -1 ve amino asit konsantrasyonlarını arttırmıştır. Buna karşılık Zn uygulamaları bitkinin yeşil aksamdaki ve tanesindeki Zn konsantrasyonlarını arttırırken genelde N, NO3 -1 ve amino asit konsantrasyonlarını azaltmıştır. Örneğin N uygulamaları dikkate alınmaksızın toprağa Zn verilmediği durumda, bitkinin yeşil aksamdaki amino asit konsantrasyonu 9738 mg kg-1 iken Zn'nun 0.02, 0.10 ve 5.00 mg kg-1 verildiği durumda yeşil aksamdaki amino asit konsantrasyonunun sırasıyla 5302, 4036 ve 1990 mg kg- 1 olduğu saptanmıştır. Bu bulgular Zn eksikliğinde buğdayda yeşil aksam ve tanede NO3 -1 ve amino asit birikimi olduğunu ortaya koymuştur. Bu da olasılıkla Zn eksikliğinde bitkide protein sentezindeki gerilemeyle ilişkili olabileceği düşünülmüştür. Sonuç olarak, beslenme ortamında Zn ve N düzeyi optimize edildiğinde bitkinin büyümesinde ve veriminde artışlar olabildiğini ve bitkide aynı zamanda çözünür N bileşiklerinin de indirgenebildiğini göstermektedir. Bu nedenle bitkilerin Zn ve N gereksinim düzeylerinin belirlenmesi oldukça önemlidir. Anahtar kelimeler: Çinko, azot, verim, amino asit ve protein

AzotVerimÇinko
Gönül Bozbay Taşdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Kahramanmaraş koşullarında farklı gübre dozlarının değişik mısır çeşitlerine etkisinin saptanması ve ceres-maize bitki büyüme modelinin değerlendirilmesi

Bu çalışma, Kahramanmaraş koşullarında, 2004 ve 2005 yıllarında, farklı gübre dozlarının değişik mısır çeşitlerine etkisinin saptanması ve CERES-Maize bitki büyüme modelinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, Borja, Girona ve Donana hibrid mısır çeşitlerinde üç farklı azot dozu (15, 25 ve 35 kg/da N) kullanılarak, bölünmüş parseller deneme desenine göre, 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Uygulama sonucunda genotipler arasında elde edilen verim ve verim unsurları bakımından istatistiki olarak önemli farklılıklar oluşmuştur. Bitki boyu, yaprak alanı, yaprak alanı indeksi, ilk koçan yüksekliği, koçanda tane sayısı, bin tane ağırlığı, tane verimi uygulanan azotlu gübre miktarının artmasıyla artarken, tepe püskülü çiçeklenme süresi azalmış ve yukarıdaki parametreler için en yüksek değerler ise 35 kg/da N uygulamasında elde edilmiştir. CERES-Maize programı düşük N düzeylerinde gözlenen değerlere yakın tahmin yaparken, yüksek N düzeylerine ise duyarsız kalmıştır. Çalışmanın ikinci yılında tahmin edilen değerler birinci yıla göre daha yüksek ve gözlenen değerlere daha yakın olmuştur. Anahtar Kelimeler: Mısır, Fizyolojik özellikler, Verim, Verim Unsurları, Ceres- Maize bitki büyüme modeli.

VerimVerim ögeleri
Cengiz Yürürdurmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Bitki sıklığı ve pix (Mepiquat chloride) uygulamalarının pamuk büyümesi, verimi ve lif kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışma bitki sıklığı ve Pix bitki büyüme düzenleyicisi uygulamalarının, pamuk bitkisinin büyümesi, verimi ve lif kalitesi üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada m2'ye 12.5, 8.30 ve 6.25 bitki sıklıklarında ekilen pamuğa, taraklanma başlangıcında 25 cc/da ve çiçeklenme başlangıcında 75 cc/da Pix uygulaması yapılmıştır. Ekimden 70 ve 100 gün sonra vejetatif kuru madde ağırlığı, generatif kuru madde ağırlığı, sap kuru madde ağırlığı, yaprak kuru madde ağırlığı, koza kuru madde ağırlığı, toplam kuru madde ağırlığı, yaprak alan indeksi (LAI), bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, boğum sayısı, koza sayısı gibi vejetatif ve generatif büyüme özellikleri saptanmıştır. İncelenen tüm özellikler yönünden bitki sıklığı x Pix uygulamaları interaksiyonu önemsiz bulunmuştur. Bitki sıklığı uygulamalarının bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, boğum sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, lif yeknesaklığı ve lif kopma dayanıklılığı; Pix uygulamalarının ise bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, kütlü pamuk verimi, koza ağırlığı ve lif verimi özelliklerinde farklılık oluşturduğu; bitki sıklığı ve Pix uygulamalarının koza sayısı, koza kütlü pamuk ağırlığı, çırçır randımanı, lif uzunluğu, kısa lif indeksi, lif esneme oranı, lif inceliği ve lif rengi özelliklerinde etkisinin önemli olmadığı belirlenmiştir.

Bitki sıklığıPamukVerim
Ali Karataş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Kahramanmaraş koşullarında farklı süs biberi (Capsicum frutescens L.) populasyonlarında damla sulamanın verim ve kalite özelliklerine etkisi

Bu araştırma, Kahramanmaraş ekolojik koşullarında farklı süs biberi populasyonlarında damla sulamanın bazı verim özellikleri ve capsaisin oranı üzerine etkisini belirlemek amacıyla, bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak 2003 ve 2004 yıllarında yürütülmüştür. Denemede sulama uygulamaları ana parselleri, populasyonlar alt parselleri oluşturmuş ve materyal olarak C. frutescens 37, C. frutescens M9, C. frutescens M5, C. frutescens M2, C. frutescens 35 populasyonları kullanılmıştır. Sulamalara ait uygulamalar 4 saat/hafta, 5 saat/hafta ve 6 saat/hafta olarak uygulanmıştır. Sonuç olarak; denemeye aldığımız süs biberi populasyonlarında, ortalama bitki boyu uzunlukları 44.60-70.77 cm, dal sayısı 5.44-8.44 adet/bitki, meyve eni 0.68-0.95 cm, meyve boyu 4.35-6.85 cm, meyve sayısı 75.93-156.93 adet/bitki, yaş meyve verimleri 33.30-73.79 kg/da, kuru meyve verimleri 10.11-21.39 kg/da, kuru/yaş ağırlık oranları %22.76-37.98 ve capsaicin oranı 0.345-3.650 mg/g arasında değişim göstermiştir. En yüksek verim özellikleri ve capsaicin oranı 5 saat/hafta sulama uygulamasından elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Biber (C. frutescens L), Damla Sulama, Verim, Capsaicin

Damla sulamaVerim
Gülnihal Alparslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır koşullarında bazı kırmızı mercimek (Lens culinaris Medik.) çeşitlerinde önemli bitkisel ve tarımsal özelliklerin belirlenmesi üzerine bir araştırma

Güneydoğu Anadolu Bölgesine uygun kışlık bazı kırmızı mercimek çeşit ve hatlarının önemli bitkisel ve tarımsal özelliklerinin belirlenmesi amacıyla ele alınan bu araştırma 2005 yılı yetiştirme döneminde 20 mercimek genotipi ile kıraç arazi koşullarında tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak bir yıl süreyle yürütülmüştür. Ele alınan hatlarda bazı önemli bitkisel ve tarımsal özellikler saptanmıştır. Bu araştırmada ele alınan çeşit ve hatlarda tane verimi 214.61-345.00 kg/da arasında değişmekle birlikte, ilk sıraları paylaşan ve kontrol çeşitlerden daha yüksek tane verimine sahip olan F 95-29 L, F 96-17 L ve F 98-2 L hatları Diyarbakır koşullarında ümitvar olarak saptanmıştır. İncelenen özellikler arası ilişkilere göre, tane verimi ile 1000 tane ağırlığı ve bitkide bakla sayısı arasında önemli ve olumlu; ana dal sayısı ile önemli ve olumsuz ilişkiler saptanmıştır.

KorelasyonLens culinarisMercimek+1
Ercan Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00

Related subjects