Emotion

170 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Duygusal zekâ temalı etkileşimli ortamın ortaokul öğrencileri üzerindeki etkileri ve ortam hakkında öğrenci görüşleri

Bu araştırma ile duygusal zekâ destekli çevre eğitim yazılımının öğrenme süreçlerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak geleneksel metotlarla çevre eğitimi verilen kontrol grubu oluşturulmuş ve böylece duygusal zekâ destekli çevre eğitiminin etkisinin daha net belirlenmesi amaçlanmıştır. Nicel ve nitel yöntemlerin beraber kullanıldığı karma yöntemde olan araştırma, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel modeldedir. Nicel verilerin toplanmasında çevresel davranış, çevresel tutum, çevre başarı testi ve Bar-On duygusal zekâ ölçeği çocuk ve ergen formu (EQ-i(YV)) ölçekleri, nitel verilerin toplanmasında ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Hatay ili Kırıkhan ilçesinde 5.sınıfta öğrenim gören 56 deney grubu ile 52 kontrol grubu öğrencisinden oluşmuştur. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi SPSS.25 programında analiz edilmiştir. Verilerin yorumlanmasında Betimsel İstatistikler, Bağımsız Gruplar t Testi, Kovaryans analizi, Korelasyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgularda deney grubunun duygusal zekâ, çevresel davranış, çevresel akademik başarılarında anlamlı değişimler olduğu belirlenirken çevresel tutum puanlarında anlamlı bir değişim saptanmamıştır. Ayrıca çevresel tutum ile çevresel davranış arasında, çevresel davranış ile duygusal zekâ arasında, çevresel tutum ile duygusal zekâ arasında, çevresel akademik başarı ile çevresel tutum arasında anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Öğrenci görüşlerinden elde edilen bulgulara göre ise çevre eğitim yazılımının eğitim sürecini kolaylaştırdığı, dersi eğlenceli hale getirerek derse ilişkin motivasyonu artırdığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çevre eğitimi, bilgisayar destekli eğitim, duygusal zekâ

Bilgisayar destekli eğitimDuyguÇevre eğitimi
Sinan Köse
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal hareketleri duygu sosyolojisiyle yeniden düşünmek: Temsil açmazında yas ve melankolinin siyasal imkanları

Toplumsal hareketler analizlerine duyguları da dahil eden bu tez, literatürde duyguların dışarıda bırakılışını sorunsallaştırmaktadır. Burada toplumsal hareketler sosyolojisinin, bireysel anlatıları, duyguları daha çok odağına alması gerektiği iddia edilmektedir. Diğer yandan duyguların da sosyolojik olarak soruşturulabileceği en uygun alanlardan birinin toplumsal hareketler olduğu tartışılmaktadır. Mevcut toplumsal hareketler literatüründeki görme biçimlerinin görünmez kıldığı alanlara temsil ve duygular ekseninde bakmaya çalışılmıştır. Temsil, temsil düzeneği, temsil edilemezlik kavramları ile toplumsal hareketlerin eylem repertuvarı, protestocuların kaynak ve motivasyonları arasında belirli hatlar kurulmuştur. Farklı disiplinler içinden duygu üzerine yapılmış kuramsal ve pratik çalışmalar taranarak, etik ve pratik bir duygu kuramının imkânları aranmıştır. Tüm bu kuramsal tartışmaları arkasına alarak, Türkiye'den bazı toplumsal hareket örneklerini duygu ve temsil eksenli analiz etmeye çalışan bu tez, daha geniş kapsamlı olarak duygusal bir şiddet tertibatı olan Zorla Kaybetmeler'e ve ardından ortaya çıkan Cumartesi Anneleri hareketinin duygu dolaşımına odaklanıyor.

Cumartesi AnneleriDuyguDuygu sosyalizasyonu+2
Anıl Derkuş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Duyguların performansa etkisi: Bankacılık sektöründe bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, duyguların performans üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmanın örneklemi, Ankara'da değişik bankalarda çalışan 200 personelden oluşmaktadır. İşyerinde hissedilen duyguları ve performansı ölçmeye yönelik 2 adet anket hazırlanmış ve değerlendirme yapılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarında, olumlu duyguların performansını artırıcı (pozitif) bir yönü olduğunu ortaya koyarken, olumsuz duyguların da performansı azaltıcı(negatif) etkileri olduğu gözlemlenmiştir. Her duygunun performansa etkileri ayrı ayrı incelenmiş ve sonuçları açıklanmıştır.

BankacılıkBankacılık sektörüDuygu+2
Semih Soran
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Postmenopozal kadınlarda rekreasyon amaçlı yüzme egzersizinin emosyonel durum üzerine etkisi

Bu araştırma, postmenopozal kadınların rekreasyon amaçlı yüzme egzersizinin emosyonel durum üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, postmenopozal dönemde olan 34 deney ve 34 kontrol grubu olmak üzere toplam 68 kadın katılmıştır. Araştırma ön-son test deney-kontrol gruplu karşılaştırmalı deneysel tipte yapılmıştır. Postmenopozal kadınların haftada iki gün ve günde bir saat olmak üzere toplam 8 haftalık rekreatif etkinlik olan yüzme uygulaması yapılarak öncesi ve sonrası fiziksel ölçümleri alınmıştır. Çalışmada postmenopozal kadınların emosyonel durumlarını belirlemek amacıyla''Beck Umutsuzluk Ölçeği, Oxford Mutluluk Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği''kullanılmıştır. Verilerin analizinde, BUÖ, OMÖ-KF ve ön test KPSÖ puan değerleri için non-parametrik testlerden Mann-Whitney U, Kruskal Wallis Test İstatistiği ve Sperman Korelasyon analizi yapılırken, grupların KPSÖ son test puanı için parametrik testlerden T testi, Anova, Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada analizler %95 anlamlılık düzeyinde (p<0.05) incelenmiştir. Deney grubundaki postmenopozal kadınların egzersiz sonrası antropometrik ölçüm değerlerinde anlamlı düzeyde azalmıştır. Deney grubundaki kadınların egzersiz öncesi umutsuzluk düzeyleri daha yüksek iken egzersiz sonrası umutsuzluk düzeyleri anlamlı şekilde azalma olmuştur. Deney grubundaki kadınların egzersiz sonrası mutluluk ve psikolojik sağlamlık düzeylerinde de anlamlı artış saptanmıştır. Grup içi ve gruplar arası postmenopozal kadınların ön ve son test puanları bakıldığında umutsuzluk derecesi azaldıkça, mutluluk ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Deney grubunda postmenopozal kadınların emosyonel durumları ile bağımsız değişkenler arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Postmenopozal kadınlara uygulanan rekreatif amaçlı yüzme egzersiz proğramının, katılımcıların fiziksel ve psikolojik sağlık durumlarına önemli bir etkiye sahip olduğu ve bu dönemdeki kadınların emosyonel duygu durumlarına yardımcı bir tedavi aracı olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

DuyguKadınlarMenopoz+6
Gamze Güney
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İnfertil kadınlarda stigma algısının emosyonel sorunlara etkisi

Bu çalışma infertil kadınlarda stigma algısının emosyonel sorunlara etkisinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı kesitsel tipte yapılmıştır. Araştırma, Çorum Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezi (ÜYTM)'nde, Ekim 2019-Aralık 2019 tarihleri arasında olasılıksız örnekleme yöntemlerinden rastlantısal örnekleme yöntemi ile seçilen toplam 120 primer infertil kadın oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu (KBF)", "İnfertilite Damgalanma Ölçeği (İDÖ)", "Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ)", "Durumluk ve Sürekli Anksiyete Ölçeği (DSAÖ)" uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Mann Whitney U, T, Kruskal Wallis ve Spearman's rho korelasyon testi kullanılmıştır. Çalışmamızda, İDÖ ölçeği puan ortalamasına göre infertil kadınların orta düzeyde damgalanma (47,34±21,91) hissettikleri belirlenmiştir. İnfertil kadınların İDÖ alt boyut puan ortalamalarına ilişkin dağılımlar incelendiğinde ise toplumsal damgalanma (14,78±8,24) ve sosyal geri çekilme (13,28±5,84) alt boyutlarına ilişkin puan ortalamalarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Kadınların %67,5'inin minimal depresyon, %56,7'sinin orta derecede durumluk anksiyete ve %71,7'sinin orta derecede sürekli anksiyete yaşadığı tespit edilmiştir. İnfertil kadınların İDÖ toplam puan ortalaması ve İDÖ alt boyut puan ortalamaları ile BDÖ, DAÖ ve SAÖ puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, çalışmamızda infertil kadınlarda stigma algısı ile BDÖ, DAÖ ve SAÖ puan ortalamaları arasındaki ilişkinin güçlü derecede pozitif yönlü olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Anahtar Kelimeler: İnfertil kadın, stigma algısı, depresyon, anksiyete

AlgıDamgalamaDuygu+4
Dilek Bingöl
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek riskli gebeliği olan kadınlarda emosyonel sorunlar ve etkileyen faktörler

Bu araştırma, yüksek riskli gebelik tanısı almış gebelerin yaşadıkları emosyonel sorunları ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma örneklemi 18-35 yaşları arasında, Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim Araştırma Hastanesi' nin Perinatoloji servisi ve polikliniğine 08.06.2022-29.01.2023 tarihleri arasında başvuran yüksek riskli gebelik tanısı almış ve daha önce herhangi bir psikolojik destek almamış 135 gebe tarafından oluşmuştur. Etik Kurul İzni, Kurum İzni ve kullanılacak olan ölçeklerin izinlerinin alınmasının ardından veri toplamaya başlanmıştır. Veri toplama aracı olarak, 'Gebe Değerlendirme Anketi (GDA)' 'Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ)' 'Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ)' 'Gebelik Stresini Değerlendirme Ölçeği (GSDÖ) kullanılmıştır. Veri analizi yapılırken Independent Sample T Testi, One Vay ANOVA Testi, ve Pearson Korelasyon Testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan gebelerin %17,8'i hipertansif hastalıklar, % 8,1'i pyelonefrit, %5,2'si şiddetli hiperemezis gravidarum, %11,9'u preterm eylem, %3,0'ü kilo alımında anormallikler, %1,5'i postterm gebelik, %3,7'si intrauterin gelişim geriliği, %2,2'si çoğul gebelik, % 8,1'i polihidroamniyoz ve oligohidroamniyos, % 3,7'si akut cerrahi problemler, %4,4'ü RH uyuşmazlığı, %5,9'u prezentasyon anomalileri, %9,6'sı DM, %1,5'i uygun olmayan fundus yüksekliği, %13,3'i antenatal kanama tanılarını almıştır. Yapılan istatistik sonuçlarına göre ölçeklerin ortama ve standart sapma değerleri BDÖ (16,78±8,45), BAÖ (19,25±10,82) ve, GSDÖ (63,06±17,48) şeklinde elde edilmiştir. Anksiyete, depresyon ve gebelik stresine etki eden faktörler incelendiğinde gebelerin obstetrik özelliklere göre parite arttıkça gebelik stresinde azalma olduğu, abortus arttıkça depresyon ve anksiyetede artış olduğu, kürtaj sayısı arttıkça gebelik stresinde azalma olduğu, görülmüştür. Gebelik takiplerine düzenli gitmeyen gebelerde ise depresyon ve anksiyete düzeyleri daha yüksek bulunmuştur(p<α=0,05). Evlilik ilişkilerinin emosyonel sorunlara etkilerine bakıldığında evlilik hayatı kötüye yakın gebelerin ve cinsel hayatı olumsuz etkilenen gebelerin anksiyete ve depresyon düzeyleri daha yüksek bulunmuştur (p<α=0,05). Sosyodemografik özelliklerin etkilerine bakıldığında gebelerin eğitim düzeyi azaldıkça depresyon düzeyi artmıştır. Geliri giderinden az olanların anksiyete ve gebelik stresi düzeylerinin daha yüksek, sosyal güvencesi olmayan bireylerin anksiyete ve depresyon düzeylerinin daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır(p<α=0,05). Gebelerin meslek gruplarının, eşiyle aralarındaki akrabalık durumlarının, evlenme yaşının, gebelerin çalışma durumlarının, alınan tıbbi tanının depresyon, anksiyete ve gebelik stresi ile ilgili ilişki varlığı tespit edilememiştir (p>0,05). Pearson korelasyon analizi sonucuna göre BDÖ ile BAÖ arasında istatistiksel olarak anlamlı, orta derecede ve pozitif yönde bir ilişkinin olduğu anlaşılmıştır (p<0,05, r=,627). Sonuç olarak bu çalışmaya göre, yüksek riskli gebeliği olan kadınlarda görülen anksiyete depresyon ve gebelik stresi gibi emosyonel sorunlar sosyodemografik özelliklerden etkilendiği tespit edilmiştir.

AnksiyeteDepresyonDuygu+4
Tuğçe Döndü Savaşır
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı duyguları tanımada ciddi serbest zamana katılımın ve işitme engelinin rolü (kişilik ve duygusal zeka boyutlarıyla)

Bu çalışmanın amacı; serbest zamana ciddi olarak katılan işitme engelli milli sporcularla (amatör); spor yapmayan engelli bireyler (halk), profesyonel engelsiz bireyler (profesyonel) ve spor yapmayan engelsiz bireyler (halk) ile kişilik ve duygusal zeka boyutları açısından duygu tanımlamaları arasında bir ilişkinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Çalışmanın örneklem grubunu; 18-24 Temmuz 2016 tarihinde Samsun ilinde düzenlenen İşitme Engelliler Dünya Şampiyonasına katılmış olan ve dövüş sporlarında mücadele eden toplam 64 milli sporcu (Xyaş=26,15+/-2,86), İzmir Karşıyaka İşitme Engelliler Dayanışma Derneğine üye olan 55 sedanter işitme engelli birey (Xyaş=28,76+/-4,23), Kütahya-Afyon-Eskişehir ve İzmir illerinde ikamet eden ve dövüş sporlarında en az 2 yıl milli düzeyde mücadele etmiş 60 milli sporcu (Xyaş=24,25+/-1,24) oluşturmuştur. Son olarak sedanter normal bireylerin örneklem grubunu da son 2 yıldır düzenli olarak spor yapmayan 52 birey oluşturmuştur (Xyaş=21,36+/-2,12). Seçilen tüm örneklem kolayda örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Çalışmada Somer, Tatar ve Korkmaz (2001) tarafından geliştirilmiş ve Tatar (2005) tarafından kısa formunun geçerliği ve güvenirliliği yapılmış olan 5 Faktör Kişilik Envanteri, Schutte ve arkadaşları (1998) tarafından geliştirilen ve Tatar ve arkadaşları (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Schutte Duygusal Zeka Ölçeği ve SuberLap 5 ile dizayn edilen POFA testi ölçme aracı olarak kullanılmıştır (177, 169, 191). Veriler Windows Excel'de düzenlenmiş ve SPSS 22.0 programı yardımıyla analiz edilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda ciddi serbest zamana katılan engelli milli sporcuların normal engellilere ve normal işiten sedanterlere oranla duyguları tanıma noktasında daha başarılı olduklarını, engelli milli sporcuların duyguları tanıyarak tepki verme hızlarının engelli sedanterlere göre oldukça yüksek olduğunu, profesyonel sporun duyguları tanıma noktasında önemli bir değişken olduğunu, duyguların tanımlanması noktasında farklı gruplarda bireylerin kişilik ve duygusal zeka boyutlarından etkilendiğini, farklı duyguların farklı gruplarda tanınması noktasında duygusal zekanın ve kişilik özelliklerinin rolünü ve farklı duyguların benzer duygularla karıştırıldığı bulgularına ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçları, bize engellilerin spor ortamındaki yetilerini spor yapan engelliler vasıtasıyla göstermiştir. Duyguları tanıyarak renkli tuşlar yoluyla bu duyguları hatırlamak engellilerin görsel hafızalarının yüksek olduğunun da bir göstergesidir. İşitme engellilerin katılmış oldukları rekreatif faaliyetler; sağlıklı bireylerin sahip olduğu kişilik özelliklerine, duygusal zeka düzeyine ve onun paralelinde ki bazı kazanımların sağlanmasına neden olmuştur. Engellilerin sağlıklı sedanter bireylerden bile daha başarılı bir şekilde duyguları tanımlamış olmaları onların bu yetilerini spor ortamında daha geniş çaplı kullanmalarının yolunu açabilir.

Boş zamanları değerlendirmeDuyguDuygu hayatı+6
Utku Işık
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Nef'î Dîvânı'nda duygular

Duygu sözcüğü, İngilizce'de ?emotion? kelimesi ile karşılanmaktadır. Emotion, hareket halindeki enerji anlamına gelmektedir. Bu tanıma göre duygular insanların yaşamlarını sürdürmelerini sağlayan enerji olarak nitelendirilmektedir. Duyguların tek başlarına değil, diğer duygularla birlikte kendilerini ifade etikleri görülmüştür. Duygular arasında sürekli bir bağlantı bulunmaktadır. Nef'î, XVII. yüzyılın en büyük şairlerindendir. Dîvân edebiyatının altı büyük şairinden biri olarak gösterilmektedir. Türk edebiyatında Sebk-i Hindî'i temsil eden şairlerden biri olarak kabul edilmektedir. Kendisine has bir şiir tarzı geliştirme başarısını gösteren Nef'î'nin asıl adı Ömer'dir. Erzurum'un Pasinler (Hasankale) ilçesinde doğmuştur. Oldukça lirik gazelleri bulunmakla birlikte belirgin bir yeniliği göze çarpmayan Nef'î, Dîvân edebiyatının en güçlü kaside şairi olarak bilinir. Kasidelerinde ise iki önemli özellik göze çarpmaktadır. Bunlar; methiye ve hicviyedir.Nef'î Dîvânı'nda, genel olarak belli başlı birkaç duygu göze çarpmaktadır. Şairin kişiliği, çocuk yaşta babasının kendisini terk etmesi ve doğuştan getirdiği kendisine olan aşırı güveni bu duyguların sebepleri olarak sıralanabilir. Nef'î Dîvânı'nda, özellikle kasidelerinde, aşırı derecede kendini övme, bencillik, kibir gibi duygular yoğun şekilde kendini gösterir. Gazellerinde ise, divan şiirinde gazellerin esas konusu olan aşk duygusuna da yer vermiştir.Anahtar kelimeler: Nef'î, Dîvân Edebiyatı, Duygu, Bencillik, Kibir, Fahriye(övünme).

17. yüzyılDivan edebiyatıDuygu+4
Tolgahan Gönültaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde ahlak öğretimi yoluyla duygu eğitimi

Tezimizin incelediği ana tema okul öncesi dönemde çocuğun gelişim özelliklerine bağlı kalarak ahlak öğretimi yoluyla duygu eğitimidir. Okul öncesi dönemde çocuğun duygularının ahlak gelişimini nasıl etkilediği araştırmamız için büyük önem arz etmektedir. Duygu ve ahlak eğitiminin birey yaşamında her dönemde etkisini göstermesinden dolayı çalışmamızı 4-6 yaş ile sınırlandırmış bulunmaktayız. Çalışmamızda genel olarak cevabını aradığımız soru, okul öncesi dönemde ahlak öğretimi yoluyla duygu eğitiminin hangi yollar ile verilmesi gerektiği ve bu süreçte çevresel faktörlerin ne tür etkide bulunacağı / bulunması gerektiğidir. Tezimizde nitel araştırma yöntemi kullanılmış, mevcut durum ve olması gereken durum tartışılmıştır. Ayrıca çocuğun yaşlara göre farklı gelişim özellikleri göstermesi ve her çocuğun kendi içerisinde özel bir kişilik yapısı geliştirmesi dikkate alınarak ahlak bağlantılı duygu eğitiminin verilmesi gerektiği izah edilmiştir. Aynı zamanda bu dönemde soyut kavram ve olayların somut materyaller ile desteklenmesinin gerekliliği ve bu materyallerin neler olabileceği tespit edilmeye çalışılmıştır. Okul öncesi dönemde çocuğun duygu bağlantılı ahlaki ilkelere uygun davranışlar sergilemesinde etkili faktörler örneklerle izah edilmeye çalışılmıştır. Çocuğun sergilediği tutum ve davranışlar karşısında ebeveynlerin ve öğretmenlerin nasıl bir tutum sergilemesi gerektiği, bu çerçevede çocukta ölçülü bir sevgi bağını diri tutarak rehberlik sürecindeki etkili unsurların ahlaki tutum ve davranışlarda ne tür etkiler oluşturabileceği üzerinde durulmuştur.

Ahlak eğitimiAhlak öğretimiDuygu+3
Nur Demir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal hareketlere katılımda duyguların rol ve etkileri

Bu araştırma, toplumsal hareketleri ve bu hareketler içerisinde yer alan kişilerin (aktivistler) profillerini, sahip oldukları duygular üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda araştırma çeşitli toplumsal hareketlere katılmış gönüllülük esasına dayalı olarak 181 kişi ile yürütülmüştür. Veriler; Sosyal Kişilik Özellikleri (SKÖ), Bireysel Özellikler, Güven Duygusu, Öfke Duygusu, Dışlanmışlık ve Hayal Kırıklığı Duygusu, Umut(suzluk) Duygusu, Korku Duygusu, Güncel Politika/Siyasete İlgi Konusu, Toplumsal Duyarlılık/Farkındalık ve Toplumsal Hareketler ölçekleri ile elde edilmiştir. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla SPSS (Statistical Package for the Social Sciences Version 25.0.0; SPSS Inc., Chicago, IL, ABD) programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda katılımcıların yaşı ve cinsiyetinin SKÖ, bireysel özellikler, öfke duygusu, dışlanmışlık ve hayal kırıklığı duygusu, umut(suzluk) duygusu, korku duygusu ve güncel politika/siyasete ilgi konusu gibi hususlarda grup ortalama düzeylerini etkilediği görülmüştür. Ayrıca katılımcı bireyin çalıştığı sektörün; sosyal kişilik özelliklerini, umut(suzluk) duygusunu ve toplumsal hareketler grup ortalama düzeylerini etkilerken; gelirin, SKÖ ve toplumsal hareketlerin grup ortalama düzeylerini de etkilediği ve yaşanılan şehrin, toplumsal duyarlılık/farkındalık bakımından grup ortalama düzeyleri üzerinde yine benzer şekilde etkili olduğu görülmüştür. Bunun yanında medeni durumun, SKÖ, öfke duygusu ve güncel politika/siyasete ilgi konusunda grup ortalama düzeylerini etkilediği görülmüştür. Ek olarak ailedeki kişi sayısı ve eğitim durumunun ise hiçbir değişkeni etkilemediği tespit edilmiştir.

DuyguDışlanmışlıkGüven+7
Nur Baştiryaki
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Emotional influences of color in the design of interior spaces

Design researches and its association with emotions are new research in the world. There is an apparent lack in Iraq of research dealing with the emotional aspect of design. Selections of colors for interior spaces were usually accomplished either by the designer or by the investor based on imported formulas, especially in fast food restaurants. This was the main problem addressed in this research. One of the most important objectives of the research was to determine the emotional values of the primary and secondary colors based on the choices of samples from Iraqi society. The researcher examined color and its relationship with emotions in a theoretical framework. In addition, previous studies are reviewed and discussed. A survey study was conducted to reach the research data. The most important of these is the design of two questionnaires to determine the emotional vocabulary for each color based on the culture of Iraqi society. One of the questionnaires was created for abstract colors and the other for the interiors of fast-food restaurants. Participants in the questionnaire were students of the Department of Design, University of Baghdad. The research reached a number of results, the most important results were: a) each color has an emotional value that varies based on time, place, and society's culture. b) It is preferable to use yellow, separately or as a dominant color, in fast food interiors in Iraq, as it has achieved the highest emotional vocabulary, Acceptable and Attractive, followed by violet color.

LightingEmotionFast food restaurant+5
Mohanad Mohammed Alı Al-qaysı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin sosyal girişimcilik öncülleri ile duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin sosyal girişimcilik öncülleri ile duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Bursa Teknik Üniversitesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi'nde öğrenim gören 268'i kadın, 52'si erkek toplam 320 katılımcı üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular, duygusal zekânın alt boyutu olan öz kontrol düzeyinin 41 yaş üzerindekilerde 18-25 yaş aralığındakilerden daha yüksek olduğunu, girişimcilik öyküsü olanların sosyallik düzeylerinin daha yüksek olduğu, girişimcilik konusunda rol modeli olanların öznel iyi oluş ve duygusallık düzeyleri ile toplam duygusal zekâ puanlarının rol modeli olmayanlara göre daha yüksek olduğu, kadınların sosyal girişimcilik öncüllerinin alt boyutlarından empati düzeylerinin erkeklerden, 18-25 aralığındakilerin ise 41 yaş üzerindekilerden daha yüksek olduğu, girişimcilik öyküsü bulunmayanların empati düzeylerinin girişimcilik öyküsü bulunanlardan daha yüksek, girişimcilik öyküsü bulunanların algılanan sosyal destek düzeylerinin ise girişimcilik öyküsü bulunmayanlardan yüksek olduğu, sosyal girişimcilik öncüllerinin girişimcilik rol modeli olup olmamasına göre farklılık göstermediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca duygusal zekâ ile sosyal girişimcilik arasında pozitif yönlü ancak zayıf bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca her değişkenin alt boyutları arasındaki korelasyonel ilişkiler de çalışma kapsamında incelenmiş ve bulgularına yer verilmiştir. Bu araştırma nicel olarak kurgulanmış, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizleri SPSS for Windows paket programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların kişisel özelliklerini belirlemek üzere demografik soruların yanı sıra Sosyal Girişimcilik Öncülleri Ölçeği ve Duygusal Zekâ Özelliği Ölçeği kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygu, duygusal zekâ, empati, girişimcilik, sosyal girişimcilik

DuyguDuygusal zekaEmpati+3
Fatma Ecehan Ermanonuk
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

BALB/c farede sinir sisteminin farklı kritik gelişim pencerelerinde NMDA reseptör blokajının yetişkin dönemde çevresel faktörlere bağlı beynin bilişsel ve duygusal işlevleri üzerine etkisi

Amaç: Çalışmamızda, sinir sisteminin farklı kritik gelişim dönemlerinde NMDA reseptör sistem hipofonksiyonunda zengin çevrenin yetişkin dönem lokomotor, duygusal ve bilişsel ilişkiler üzerine etkisi değerlendirilmiştir.Gereç ve yöntem: Bu amaçla, üç gelişim penceresi 5-10. günler birinci gelişim penceresi; 15-20. günler ikinci gelişim penceresi; 25-30. günler üçüncü gelişim penceresi model olarak alınmıştır. Bu gelişim pencerelerinde MK-801 (5 gün süre ile 0,25 mg/kg günde iki kez, periton içine) ile NMDA reseptör hipofonksiyonu oluşturulmuştur. MK-801 uygulanan, standart ve zengin nesnel çevre koşullarında yetişen Balb/c farelerde yetişkin dönemde duygusal davranışları açık alan testi, yükseltilmiş artı düzenek testi ve aydınlık-karanlık tercih testinde, bilişsel işlevler Morris su havuzunda değerlendirilmiştir.Bulgular: Birinci gelişim penceresinde nesnel zengin çevre koşulları, NMDA reseptör blokajı ile bozulan lokomotor aktiviteyi, duygusal ve bilişsel işlevleri onarmamıştır. İkinci gelişim penceresinde, MK-801 açık alan, yükseklik ve ışıkla tetiklenen korku yanıtlarını etkilememiş ve nesnel zengin çevre koşulları, MK-801'in uzaysal araştırıcı davranış, risk değerlendirme ve bilişsel işlevlerdeki bozucu etkisini onarmıştır. Üçüncü gelişim penceresinde nesnel zengin çevre, MK-801 ile azalan risk değerlendirmeyi onarırken, bilişsel işlevlerdeki bozulmayı etkilememiştir.Sonuç: Nesnel zengin çevre koşulları, yalnızca ikinci gelişim penceresinde NMDA reseptör hipofonksiyonuna bağlı duygusal ve bilişsel işlevlerdeki bozulmayı onarabilmektedir. Pratik olarak, nesnel zengin çevre koşulları, erken çocukluk döneminde NMDA reseptör sistem bozukluklarını onarabilir.Anahtar Kelimeler: Kritik gelişim dönemi, MK-801, Balb/c fare, Zengin nesnel çevre, Duygusal ve bilişsel işlevler

BeyinBilişsel işlevlerDuygu+3
Kübra Akıllıoğlu
Çukurova University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Resimli kitaplardaki karakterlerin duygu durumlarının incelenmesi

Bu araştırmada, 2001-2010 yılları arasında 3-6 yaş çocukları için ülkemizde yayımlanmış resimli kitaplardaki karakterlerin, metin ve resimlemelerde hangi tür duygu durumlarına sahip olduklarının incelenmesi amaçlanmıştır. Piyasada bulunan, farklı yayınevi, yazar ve resimleyene ait resimli kitaplar arasından seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden ?kolay ulaşılabilir durum örneklemesi? yöntemi ile ulaşılabilen 752 kitap araştırmanın evrenini oluşturmuştur. Evren içerisinden rastgele sayılar tablosu yoluyla seçilen 112 kitap örneklemi oluşturmuştur. Araştırmada veriler, literatür taraması sonuçlarına ve uzman görüşlerine dayanılarak araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kitap Künye Formu?, ?Metinde Duygu İnceleme Formu? ve ?Resimde Duygu Tanımlama Formu? aracılığıyla toplanmıştır. Bu formlar ile her bir resimli kitapta yer alan duygu durumlarının resimlemede ve ?sözcük-sözcük grubu-cümle? olarak metinde var olup olmadığı saptanmıştır. Ayrıca resimli kitaplarda yer alan duygu durumlarının metinde ve resimlemedeki kullanım sıklığı belirlenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 17,0 programıyla analiz edilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda; metinde sözcük ve sözcük grubu olarak ifade edilen duygu durumlarından ?sevmek, sarılmak, mutlu olmak, sevinmek, kızmak, sinirlenmek, ağlamak, üzülmek, korkmak? gibi okulöncesi dönemindeki çocukların anlayabileceği sözcüklerin yanı sıra, ?gurur duymak, bayılmak, koklaşmak, haykırmak, içi içine sığmamak, yerinde duramamak, şok geçirmek, gözlerine inanamamak, homurdanmak, içini çekmek, yakınmak, hayıflanmak, ürkmek? gibi okulöncesi çocukların anlayamayacağı ifadelere de rastlanmıştır. Metinde yer alan bu ifadelerin resimlemelerle desteklenerek çocuk tarafından anlamlandırılabileceği düşünülmüştür.Örneklemi oluşturan resimli kitaplardaki karakterlerin en fazla sahip olduğu duygu durumunun metinde ve resimlemede ?Sevinç? duygusu olduğu tespit edilmiştir. Metinde ?Şaşkınlık?, resimlemede ise ?Öfke? duygusunun en az olduğu saptanmıştır. Okulöncesi çocukların resimli kitaplarda farklı duygu durumlarıyla karşılaşmaları noktasından hareketle, daha az yer verilen duygu durumlarının da resimli kitaplarda yer alması gerektiği düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Okulöncesi Eğitim, Çocuk Edebiyatı, Resimli Kitap, Duygu

DuyguDuygudurumOkul öncesi eğitim+5
Tümay Alper
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin kaynaştırma eğitimindeki yeterlikleri ile kaynaştırma eğitimine ilişkin duygu, tutum ve kaygılarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı kamuya ait ilkokul ile ortaokullarda sınıfında kaynaştırma öğrencisi olan öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimindeki yeterlikleri ile kaynaştırma eğitimine ilişkin duygu, tutum ve kaygılarını incelemektir. Çalışma betimsel nitelikte olup tarama modelleri esas alınarak yapılmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan sınıf öğretmenleri ile ortaokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışmada Google form üzerinden 590 öğretmenden veri toplanmış, tam ve doğru dolduran 490 katılımcının verileri analiz edilmiştir. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Kaynaştırma Uygulamalarında Öğretmen Yeterliği Ölçeği ve Kaynaştırma Eğitimi ile İlgili Duygular, Tutumlar ve Kaygılar Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem T testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis H testi, Korelasyon Analizi ve Tukey HSD kullanılmıştır. Çalışmada öğretmenlerin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterliklerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterlikleri ile kaynaştırma eğitimiyle ilgili duygu, tutum ve kaygıları arasında düşük düzeyde, pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterlikleri cinsiyet, eğitim durumu, daha önceki yıllarda kaynaştırma öğrencisinin olup olmaması ve mesleki kıdem yılına bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermezken; kaynaştırmayla ilgili eğitim alma, kaynaştırma eğitimiyle ilgili herhangi bir yayın okuma ve branşa bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermiştir. Kaynaştırmayla ilgili eğitim alan ve kaynaştırmayla ilgili herhangi bir yayın okuyan öğretmenlerin kaynaştırma eğitimindeki yeterlikleri kaynaştırmayla ilgili eğitim almayan ve kaynaştırmayla ilgili herhangi bir yayın okumayan öğretmenlerden daha yüksektir. Öğretmenlerin kaynaştırma eğitimiyle ilgili duygu, tutum ve kaygılarının orta düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine yönelik duygu, tutum ve kaygıları cinsiyet, eğitim durumu, daha önceki yıllarda kaynaştırma öğrencisinin olup olmaması, kaynaştırma eğitimiyle ilgili eğitim alıp almaması, kaynaştırma eğitimiyle ilgili herhangi bir yayın okuyup okumaması, branş ve mesleki kıdem yılına bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir.

DuyguKaygıKaynaştırma eğitimi+7
Ünal Salah
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Duygular ve din duygusu

İnanç hissinin insanda belirmesine eşlik eden duygu ve heyecanlar olarak ifade edilebilen dinî duygular, bireysel dinî yaşayışın karakterinin belirlenmesinde önemli rol oynarlar. Duygu ve heyecanlar, dinsel yaşayışa yön verirken, dinsel yaşayış da bireyin duygu dünyasında geniş yer kaplamaktadır. Temel duygu ve heyecanlar, dinî tecrübelerle birlikte ortaya çıktıklarında, bu yönde bir karakter kazanmaktadır. Bu çalışmada "inancın duygusal bir karakter taşıyıp taşımadığı" ve din duygusunun insandaki kökenlerine dair sorulara cevap aranmaktadır. Aynı zamanda temel duygu ve heyecanların "dinî" boyut kazanmasındaki etkenlere yer verilmektedir. Bu bağlamda Psikoloji literatüründe yapılan çalışmalar incelenmiş ve kutsal metinlerde geçen bazı duygu unsurlarına yer verilmiştir. Sonuç olarak insanın yüce bir varlığa inanmaya yatkın bir yapıyla dünyaya geldiği; ancak aile, yetiştirilme tarzı ve eğitim gibi bazı faktörlerle inancın açığa çıkarak belirginleştiği fikri benimsenmiştir. Aynı zamanda, dinî inancın tecrübe edilmesinde duyguların rolüne dikkat çekilmiştir. Dinsel yaşayışta bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçler bir arada bulunarak, dinî tecrübelere bütüncül bir anlam kazandırmaktadır.

DinDin psikolojisiDini duygular+3
Ali Koçak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun kendine zarar verici davranışlarla ilişkisinin değerlendirilmesi: Depresyon grubu ile kontrollü çalışma

Amaç: Çalışmamızda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) grubunu, kendine zarar verme davranışı (NSSI) ve duygu düzenleme güçlüklerinin (ED) sık çalışıldığı (öyküde) depresyon tanısı olan kontrol grubu ile karşılaştırarak, DEHB'nin kendine zarar verme davranışını nasıl etkilediğini incelemek amaçlanmıştır. Kapsam: Depresyonda ED'ın NSSI'a zemin hazırladığı bilinmektedir. Son yıllarda DEHB üzerine yapılan çalışmalarda içsel huzursuzluk, ED, aşırı zihinsel gezinme gibi öznel deneyimler öne çıkmıştır. Günümüzde kullanılan tanı sistemlerinde yer almayan bu belirtiler DEHB' de yeterince çalışılmamıştır. DEHB' de ED, NSSI ve intihar riskini artırmaktadır. Gereç ve Yöntem: 45 DEHB tanılı hasta ile 48 (öyküde) depresyon tanılı kontrol grubu çalışmaya alınmıştır. Katılımcılara sosyodemografik veri formu, turgay formu, kendine zarar verme davranışı değerlendirme envanteri, duygu düzenleme güçlüğü ölçeği ve aşırı zihinsel gezinme ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Her iki grupta NSSI ve ED benzerdir. Zihinsel gezinme, DEHB grubunda daha fazladır ve DEHB belirtileri ile güçlü düzeyde ilişkilidir(p< 0,01 r= 0,705). DEHB grubunda kontrollere göre çocuklukta ev kazası, akademik sorunlar yaşama (sınıf tekrarı, disiplin cezası) ve erişkin hayatta da devam eden sorunlar (trafik cezası alma) daha fazladır (p< 0,01). Sonuç: DEHB tanı ve tedavisinde temel belirtilerin yanı sıra emosyonel belirtiler ve kendine zarar verme davranışı ele alınmalıdır. NSSI ile başvuranlarda dürtüsellik ve emosyonel belirtiler altta yatan DEHB tanısını maskeleyebilir. Depresyon, kişilik bozukluğu (borderline, antisosyal) gibi klinik durumların yanında DEHB tanısı da akılda tutulmalıdır.

DepresyonDuyguDuygu regülasyonu+6
Sema Çağal
Manisa Celal Bayar University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Takım ve bireysel sporla uğraşan antrenörlerin kendi duygularını yönetme beceri düzeylerinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı; takım ve bireysel spor antrenörlerinin, kendi duygularını yönetme beceri düzeylerinin belirlenmesi ve aralarında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olup olmadığının karşılaştırılmasıdır. Bu tez çalışmasında `Tarama Modeli` kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Adana, Gaziantep, Hatay, Mersin, Osmaniye'deki 70 takım sporu antrenörü ve 87 bireysel spor antrenörü olmak üzere toplam 157 antrenör oluşturmaktadır. Çalışmada yer alan antrenörlerin 103'ü erkek, 54'ü kadındır. Araştırmada veri toplamak amacı ile "Duyguları Yönetme Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler SPSS 25 istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan normallik testi sonucunda, araştırma sorularına ait değişkenlerin analizinde non-parametrik testlerden Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri uygulanmıştır. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar; bireysel branş antrenörlerinin cinsiyet değişkeninde Başa Çıkma alt boyutunda (p=0,03<0,05) ve sosyo-ekonomik durum değişkeninde Duyguları Sözel Olarak İfade Etme alt boyutunda (p=0,04<0,05), takım branş antrenörlerinde ise yaş değişkeninde Başa Çıkma alt boyutunda (p=0,05=0,05), branş değişkeninde Öfke Yönetimi alt boyutunda (p=0,01<0,05) ve sosyo-ekonomik durum değişkeninde Başa Çıkma alt boyutunda (p=0,02<0,05) istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmuştur. Bu çalışmadan elde edilen diğer sonuçlar; takım spor branşı antrenörlerinin duyguları yönetme becerisine ait ortalamasının, bireysel spor branşı antrenörlerinden yüksek olduğu, antrenörlerin genelinde ve bireysel branş antrenörlerinin yaş ile duyguları yönetme beceri düzeylerinin paralel bir şekilde artmakta olduğu, antrenörlerin genelinde evli olmanın, duygu yönetiminde daha becerikli olmayı sağladığı, antrenörlerin sosyo-ekonomik seviyesinin artması ile duyguları yönetme becerilerinin de arttığı sonuçları ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Antrenör, Duygu Yönetimi, Takım ve Bireysel Spor Branşları. .

AntrenörBireysel sporlarDuygu+5
Asiye Aysun Tosun
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal algı bağlamında grafik tasarım ürünlerinde tasarlama yaklaşımlarının incelenmesi

Gelişen teknoloji, insanların beklentilerinin, değer yargılarının değişmesi ve firmalar arası artan rekabet tasarım dünyasını etkilemiş ve tasarım alanında kullanıcıların ihtiyaçlarının anlaşılması önemli hale gelmiştir. Bu durum tasarım alanında farklı araştırmalar yapılmasına sebep olmuştur. Bu araştırmalar sonucunda kullanıcının/ hedef kitlenin, somut ihtiyaçlarının (kullanılabilirlik ve işlevsellik gibi) yanında soyut ihtiyaçlarının da (duygular ve değerler) önem kazandığı, kullanıcıyı ve kullanıcı deneyimini merkez alan yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşımlardan bazıları günümüzde; Kullanıcı Deneyimi (User Experience, UX), Deneyim Tasarımı (Experience Design, ED), Kullanıcı Deneyimi Tasarımı (User Experience Design, UXD), Kullanıcı Odaklı Tasarım (User Centered Design, UCD), İnsan Odaklı Tasarım (Human Centered Design, HCD) vb. olarak tanımlanmaktadır. Sıralanan yaklaşım biçimlerinden biri olan Kullanıcı Deneyimi (User Experience UX) başlığı altında yer alan Kullanıcı Odaklı Tasarım (User Centered Design, UCD), bir ürünün planlanması, tasarlanması ve geliştirilmesi yoluyla kullanıcılara odaklanan tasarım yaklaşımıdır. Süreçleri ve stratejileri, tasarım projesinin türüne bağlı olarak değişir, ancak genellikle araştırma ve UX tasarım faaliyetlerinin bir kombinasyonuna dayanır. Kullanıcı Odaklı Tasarımın, kullanılabilirlik ve işlevselliğin yanı sıra duygusal beklentileri de karşılamaya yönelik bileşeni Duygusal Tasarım (Emotional Design) yaklaşımı olarak tanımlanmaktadır. Duygusal Tasarım, tasarım ürünlerinin tüketiciler üzerinde yaratabileceği duygusal etkilere ve tasarlama süreçlerinde bu etkiyi yaratabilecek duygusal ihtiyaç ve beklentilere odaklanan bir yaklaşımdır. Duygusal etkilerin tasarlama sürecine dahil edilmesi her ne kadar Duygusal Tasarım yaklaşımıyla birlikte bugün literatürde tanımlanmış olsa da, tasarımcılar sezgisel bir şekilde, tarihsel süreçte duygusal etkileri kullanmış ve hatta bu etkilerle oluşturulan tasarım ürünleriyle algı yönetimi yapabilmişlerdir. Grafik tasarım disiplini, tasarım elemanları ve ilkeleriyle oluşturulan tasarım ürünlerinde yer alan mesajın yarattığı duygusal etkilerle algı yönetimi yapılabilen bir alandır. Yukarıda açıklanan tasarım yaklaşımları ile tasarlama süreçlerindeki yenilikler ve bu yeniliklerin tasarım alanlarındaki önemine ilişkin güncel bir Türkçe kaynak oluşturulması amacıyla "Duygusal Algı Bağlamında Grafik Tasarım Ürünlerinde Tasarlama Yaklaşımları" başlıklı bu tez çalışmasının yapılması gerekli görülmüştür. Tezin birinci bölümünde çalışmanın problemine, amacına ve önemine yer verilmiştir. İkinci bölümünde; Duygusal tasarım yaklaşımı, duygusal algı, algı kavramı, duygu kavramı, duygusal çekicilikler ve algı yönetimi incelenmiştir. Üçüncü bölümünde, grafik tasarımda ürün tasarlama süreci grafik tasarım ilke ve elemanları incelenmiştir. Dördüncü bölümünde ise; tarihsel süreçte duygusal etkiyle algı yönetimi yapıldığı düşünülen bazı tasarımlara yer verilmiştir.Bu başlıklar altında hazırlanan tez çalışmasında sonuç olarak; günümüzde birçok tasarım alanında oldukça önemli hale gelen Duygusal Tasarım yaklaşımının duygusal algı bağlamında grafik tasarım ürün oluşturma sürecine etkisi araştırılmış, çekicilikler ve grafik tasarım ilkelerinin bu tasarım yaklaşımıyla kullanım ölçütleri belirlenmeye çalışılmıştır.

DuyguDuygudurumDuygusal tutum+4
Burçak Salman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir okul öncesi kurumundaki yapı ve uygulamaların çocukların duygusal, sosyal, düşünsel ve fiziksel hakları bağlamında incelenmesi

Tüm haklarına rağmen çocuklar toplumda yıllarca yetişkinlere bağımlı ikinci sınıf bir yer edinmişlerdir. Yetişkinler tarafından yaşamın dışına itilen ve görünmez insanlar haline gelen çocuklarımız kalıplara sıkıştırılmışlardır. Okul öncesi dönemdeki çocukların yaşama ve gelişme, eğitim ve korunma gibi en temel haklarına dair birçok hak ihlaline maruz kaldıkları görülmektedir. Bu araştırmanın amacı bir okul öncesi eğitim kurumundaki uygulamaları çocukların duygusal, sosyal, düşünsel ve fiziksel hakları bağlamında incelemektir. Araştırma 2016-2017 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde yaklaşık bir buçuk ay süresince Adana ili Sarıçam İlçesinde bulunan bir üniversite anaokulunda gerçekleştirilmiştir. Nitel bir çalışmadır. Bir durum çalışması olan bu araştırmanın çalışma grubunu anaokulu personeli ve çocukları oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak doküman analizi, gözlem ve görüşme kullanılmıştır. Veri toplama süreci yaklaşık olarak bir buçuk ay sürmüştür. Araştırmacı bu süreç içerisinde, okulun fiziksel yapısı ve sınıf içi uygulamaları ile ilgili gözlemler yapmıştır. Okul öncesi kurum yöneticisi, dokuz okul öncesi öğretmeni, rehberlik öğretmeni, okul hemşiresi, her sınıftan bir kız bir erkek olmak üzere toplamda on sekiz çocuk, anaokulu iki mutfak ve üç temizlik personeli ile birebir yarı yapılandırılmış görüşmeler yapmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmacı daha önceden veri analizi için bir çerçeve oluşturmuştur. Bu çerçeveye göre verilerin hangi temalar altında değerlendirilip, sunulacağı belirlemiş ve daha önce oluşturulan çerçevelere göre araştırmacı elde ettiği verileri okumuş ve düzenlemiştir. Bu çalışma dört temel çerçeveden oluşmaktadır. Bunlar; Duygusal Haklar, Sosyal Haklar, Düşünsel Haklar ve Fiziksel Haklardır. Araştırma sonucunda anaokulunda çocukların fiziksel ve düşünsel haklarının ön planda gözetildiği, sosyal ve duygusal haklarının ise daha geri planda tutulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitiminde çocuk hakları, duygusal haklar, sosyal haklar, düşünsel haklar, fiziksel haklar.

DuyguDuygusal özerklikDüşünme+7
Duygu Kabakcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn yetkinliğine göre duygu yönetme becerileri ilişkisi

Bu araştırmanın amacı, anne ve babaların ebeveyn yetkinlik düzeyleri ile duygu yönetme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya 530'u anne, 302'i baba olmak üzere toplam 832 kişi katılmıştır. Araştırmanın örneklemi Adana ili merkezÇukurova, Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam ilçelerinde okula devam ortaokul öğrencilerinin anne ve babaları olup, örneklem tabakalı ve seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmaya katılan anne ve babalara ait kişisel bilgiler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", ebeveyn yetkinliği ile ilgili veriler Demir ve Gündüz ( 2015) tarafından Türkçe'ye uyarlanan, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan "Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği", duygu yönetme becerileri ile ilgili veriler ise Çeçen (2002) tarafından geliştirilen " Duyguları Yönetme Becerileri " ölçeği ile toplanmıştır. Duygu Yönetme becerilerine göre ebeveyn yetkinliğinin farklılaşıp farklılaşmadığını anlamak için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Bunun öncesinde bağımsız değişken olan ebeveyn yetkinliği kategorik değişken haline getirilmiştir. Üç kategoriye ayrılan ebeveyn yetkinlik ölçeği puanları Tek yönlü varyans analizi uygulandıktan sonra gruplar arasında anlamlı bir farklılık çıktığından, farkın hangi gruplar olduğunun anlaşılması için Post-Hoc teknikleri kullanılmıştır. Duygu yönetme becerileri ölçeğinin "sözel olarak ifade edebilme, duyguları olduğu gibi gösterebilme, başa çıkma, öfke yönetimi" alt ölçekleri ile ebeveyn yetkinlik düzeyi puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı bir fark vardır. Duygu yönetme becerileri ölçeğinin olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebilme alt ölçeği ile ebeveyn yetkinlik düzeyi puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Anahtar kelimeler: Ebeveyn Yetkinliği, Duygu Yönetme Becerileri.

DuyguDuygu yönetimiEbeveynler+2
Sultan Karakuş Gül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an kıssalarında bahsedilen kadınların duygu ve düşünce yansımaları

İnsan maddi ve manevi varlığıyla özellikle de iç dünyasını ifade eden ruhsal yaşantısıyla çok yönlü karmaşık bir yapıya sahiptir. Onu diğer varlıklardan farklı ve değerli kılan akıl, irade, düşünce ve duygu gibi birtakım ruhsal donanımları ve bunların davranışlarla ilişkisi bilimsel araştırmalara konu olmuştur. Bu bağlamda bilimsel verilerin yanında ilahi kaynaklı dini metinlerin içerikleri de önemli bir inceleme alanı oluşturmaktadır. Biz bu çalışmada İslam dininin temel kaynağı Kur'an-ı Kerim'de yer alan ve insan psikolojisini anlamada önemli bir fonksiyonu olduğunu düşündüğümüz kıssalar üzerinden kadınların ruh dünyalarını anlamaya ve anlamlandırmaya yönelik bir araştırma yaptık. Kıssalarda bahsi geçen kadın karakterleri inceleyip onların davranışlarına etki eden düşünce ve duygu unsurlarını tespit etmeye çalıştık. Kavramsal zeminde insana özgü yaşamın duygu, düşünce ve davranış boyutlarının birbirini dönüşümlü olarak etkileyen örüntülü bir yapıda olduğu ve şartlara göre birbirini tetiklediği fikri benimsenmiştir. Ruhsal yapıda erkeklerin mantıksal, kadınlarınsa duygusal yönlerinin ağır bastığı ileri sürülmüştür. Kıssalarda bahsi geçen kadınların öne çıkarılan tutum ve davranışları incelendiğinde psikolojik arka planda onları besleyen birçok duygu ve düşünce unsurlarının yer aldığı görülmüştür. Kadınların dini tecrübe ve yaşayışlarında duygu faktörünün oldukça etkili olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Kur'an kıssaları, Kadın psikolojisi, Duygu, Düşünce, Tutum, Davranış

DuyguKadınlarKur'an-ı Kerim+3
Ayşe Zenbilci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Acil serviste çalışan hemşirelerin duygu yükleri ve duygu yönetim becerilerinin belirlenmesi

Acil servisler farklı nedenlerle gelen vakaların aynı anda bakıldığı, olguların yaşamları ile ilgili kritik kararların kısa zamanda verildiği, mortalitenin yüksek olduğu birimlerdir. Bundan dolayı çalışanlar açısından oldukça stresli bir servistir. Acil serviste çalışanlar vaka yoğunluğu nedeni ile çoğu kez yeme-içme gibi fizyolojik gereksinimlerini dahi karşılayamamakta, bitkinlik derecesinde yorgunluk yaşamakta, bu da çalışanlarda gerginlik yaratabilmektedir. Kritik halde acile getirilen vakaların aileleri, yakınları, arkadaşları belirsizlik, endişe ve korku yaşamakta; tedavi konusunda fazla beklenti içinde olunması, maddi sorunlar, tedaviye rağmen bazen hastanın kurtarılamaması vb. gibi nedenlerle acil servis çalışanları rahat bir şekilde suçlanabilmekte, sözlü ya da fiziksel şiddette bulunabilmekte; bu duruma ünitede çalışanların yorgunluk, gerginlik, anlayışsızlık ve düşük toleransları da eklendiğinde saldırganlığın şiddeti artabilmektedir. Bu araştırma acil servislerde çalışan hemşirelerin olumlu-olumsuz duygu yüklerini belirlemek ve duygu yönetimlerini incelemek amacıyla 10.02.2017-10.08.2017 tarihleri arasında Suruç ilçe Devlet Hastanesi acil servisinde çalışan 30 hemşire ile tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmadaki veriler araştırmacı tarafından geliştirilen "Sosyo Demokrafik Özellikler Formu", "Duyguları Yönetme Becerileri Ölçeği" ve ''Pozitif-Negatif Duygu Ölçeği'' kullanılarak toplandı. Veriler SPSS (Statistical Package for Social Science for Windows) 18.0 paket programı kullanılarak değerlendirildi. Tanımlayıcı değişkenler ortalama ve yüzdelik değerlerle sunuldu. Sosyo-demografik özelliklere göre oluşturulan gruplar (cinsiyet, medeni durum vb.) arası karşılaştırmalar normal dağılımlar için İki Ortalama Arasındaki Farkın Önemlilik Testi (İndependent Samples T test) analizleri kullanıldı ve normal olmayan dağılımlar için Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis Testi kullanılarak analiz edildi. Araştırmada p<0.05 değeri istatistiksel anlamlılık sınırı olarak kabul edildi. Araştırmanın sonucunda Olumsuz Bedensel Tepkiler Ortalaması erkek hemşirelerde (13.50±2.78), mesleği isteyerek seçmeyen hemşirelerde (13.67±2.18), hizmet içi eğitimlere hiç katılmayan hemşirelerde (14.50±2.889) daha yüksek çıkmıştır ve sözel ifade edebilme alt boyut puan ortalaması çalıştığı bölüme atamayla gelen hemşirelerde (24.44±5.04) daha yüksek çıkmıştır. Gruplar arsındaki farkın istatiksel olarak anlamlı olduğu saptandı. Pozitif-Negatif Duygu Ölçeğinde; Pozitif Duygu Yükü Ortalaması, ön lisans mezunu hemşirelerde (46.67±19.40) ve negatif duygu yükü ortalaması sürekli gecede çalışan hemşirelerde (38.00±14.14) daha yüksek çıkmıştır. Gruplar arsındaki farkın istatiksel olarak anlamlı olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Duyguları Yönetme Becerisi, Pozitif-Negatif Duygu, Hemşire

Acil hemşirelikAcil servis-hastaneAcil tıp servisleri+7
İlhami Ülger
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bir devlet hastanesinin COVİD-19 aşı polikliniğine başvuran bireylerin hastalığa ilişkin duygu, düşünce ve davranışları ile yaşam kalitelerinin belirlenmesi

Amaç: Çalışmada bir devlet hastanesinin COVID-19 aşı birimine başvuran bireylerin hastalığa ilişkin duygu, düşünce ve davranışları ile yaşam kalitelerinin belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan çalışma Manisa'da bir devlet hastanesinin aşı polikliniğinde Aralık 2021 - Şubat 2022 tarihlerinde gerçekleştirildi. Örneklemi, belirlenen tarihlerde COVID-19 aşı polikliniğine başvuran, dahil edilme kriterlerine uyan ve katılmaya gönüllü 360 bireyden oluştu. Veri toplama aracı; Bireysel Bilgi Formu, Çok Boyutlu COVID-19 Ölçeği ve COVID-19'un Yaşam Kalitesine Etkisi Ölçeği'dir. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 20.0 paket programında yapıldı. Bulgular: Katılımcıların %73,9'unun tanı almadığı, %69,2'sinin yakınlarının tanı aldığı, %66,7'sinin COVID-19 testi yaptırdığı, %23,3'ünün hastalık nedeniyle yakınını kaybettiği ve %51,7'sinin COVID-19 aşısının yararına tamamen inandığı saptandı. Çok Boyutlu COVID-19 Ölçeği ortalama puanı 80,50±18,14, COVID-19'a ilişkin Duygu ve Davranışlar alt boyutu ortalama puanı 30,60±8,57, COVID-19'a ilişkin Düşünceler alt boyutu ortalama puanı 30,46±6,27, COVID-19'a ilişkin alınan Önlemler alt boyutu ortalama puanı 19,43±4,84 saptandı. COVID-19'un Yaşam Kalitesine Etkisi Ölçeği ortalama puanı 3,16±1,00 bulundu. Sonuç: Çok Boyutlu COVID-19 Ölçeği COVID-19'a ilişkin Duygu, Davranış ve Düşünceler alt boyutları ile COVID-19'un Yaşam Kalitesine Etkisi Ölçeği arasında pozitif ilişki belirlendi. COVID-19'a ilişkin alınan Önlemler alt boyutuyla COVID-19'un Yaşam Kalitesine Etkisi Ölçeği pozitif yönde zayıf ilişkili saptandı. Toplumun COVID- 19 a yönelik algılarının ve pandemi sürecinin yaşam kalitesine etkisinin farkında olarak hemşireler ve diğer sağlık profesyonelleri tarafından yapılan eğitimlerin COVID-19 a ilişkin koruyucu önlemlerin devamlılığını etkileyebileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: COVID-19, Duygu, Düşünce, Davranış, Yaşam kalitesi

COVID 19COVID 19 aşılarıDavranış+5
Ceren Can
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2022
00

Related subjects