Cointegration
170 theses under this subject heading
Ramsey modeli özelinde etkin büyüme ve tasarruf ilişkisi: Türkiye örneği
Bu çalışmada normatif büyüme modellerinden Ramsey Büyüme Modeli incelenmiştir. Etkin büyümeyi optimum tüketime dayandıran Ramsey, modelini kurarken dinamik optimizasyon metotlarından faydalanmıştır. Dolayısı ile çalışma dinamik optimizasyon metotlarının teorisini ve iktisadi uygulamasını da içermektedir. Ayrıca Ramsey Büyüme Modeli'ne göre Türkiye etkin iktisadi büyümeye veya denk bir soru olan optimum tüketime ulaşabilmiş midir soruları cevaplanmaktadır. Bu bakımdan kişi başı gayrisafi yurt içi hasıla serisi ile kişi başı özel tüketim nihai harcamaları serisine ait uzun dönemli ilişki zaman serisi analizi teknikleri ile araştırılmıştır. Ayrıca serilerin gelir grubu yüksek ülkeler için standart sapma değerleri ile Türkiye'nin ve aynı gelir grubunda bulunan Malezya'nın standart sapma değerleri karşılaştırılarak optimum tasarruf (tüketim) hakkında bilgi elde edilmiştir.
Doğrudan yabancı yatırımların seçilmiş bankaların karlılığı üzerine etkileri
Az gelişmiş ülkelerde sermaye faktörünün az bulunması, bu ülkeleri ekonomik kalkınma çabaları içerisine sokmaktadır. Ticari anlamda giderek küreselleşen dünyada statülerini korumak ve risklerini en aza indirmek isteyen ülkeler, serbest piyasa ekonomisinden yararlanarak az gelişmiş ülkelere yatırım imkânı bulmaktadır. Yabancı sermaye yatırımları dışsal etki ve makroekonomik açısından da ülke ekonomisinin büyük bir bölümünü ilgilendirmektedir. Öte yandan bankalar bir ekonomiye yön veren önemli finansal aracılardır. Sundukları bu aracılık hizmetleriyle piyasadaki fon arzını ve talebini arttırmaktadırlar. Bankacılık sektörünün karlılığı ekonomik yapı açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada doğrudan yabancı yatırımların (DYY) Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren seçilmiş bankaların karlılığına etkisinin belirlemesi hedeflenmiştir. Bu anlamda 2005-2019 yılları arası faaliyet gösteren, farklı sermaye sahipliği olan 3 bankanın verileri incelenmiştir. Veriler bankaların bilanço ve gelir tablolarından hazırlanmıştır. Bankalar, mevduat bankalarından en büyük aktif büyüklüğe sahip kamu, özel ve yabancı sermayeli banka olmak üzere 2019 3. çeyrek dönem finansal verileri baz alınarak seçilmiştir. Çalışmada analiz yöntemi olarak zaman serileri kullanılmıştır. Banka karlılığını belirleyen ölçüt olarak net faiz marjı, aktif karlığı, özsermaye karlılığı çalışmanın bağımlı değişkenlerini oluşturmuştur. Toplam doğrudan yabancı yatırımlar (TDYY) değişkeninin yanı sıra banka karlılığını etkileyen bankaya özgü (içsel) ve makroekonomik (dışsal) faktörler de analize dahil edilmiştir. Banka karlılığına etkisi olduğu düşünülen içsel faktör olarak bankaların aktif toplamı, makroekonomik faktör olarak genel fiyat düzeyi, reel faiz oranı, reel gayrisafi yurtiçi hasıla oranları seçilmiştir. Çalışmada Kwiatkowski Pihillips Schmidt Shin (KPSS) ve Augmented Dickey Fuller (ADF) birim kök testleri yapılarak değişkenlerin durağanlıkları ölçülmüştür. Farklı derecede bütünleşik değişkenler arasındaki ilişki için Autoregressive Distributed Lag Bound (ARDL) yaklaşımı ile analiz sonuçlandırılmıştır. Doğrudan yabancı yatırımların bankaların aktif karlılığına ve özsermaye karlılığına pozitif yönde etkisi, net faiz marjına ise olumsuz yönde etkisi görülmüştür.
Makro-ekonomik değişkenlerin Pakistan Karachi Borsası üstündeki etkileri
Bu çalışmada Pakistan Karaçi Borsası endeksi (KSE) ve temel makro-ekonomik değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi incelenmektedir. Çalışmada, 2005 Temmuz ayından 2014 Nisan ayına kadar olan zaman dilimindeki aylık veriler göz önüne alınmıştır. Enflasyon oranı (TÜFE), döviz kurları, GSYİH, faiz oranları ve altın ve petrol fiyatları çalışmada incelenen makro-ekonomik değişkenlerdir. Yöntem olarak, Johansen ve Juselius (1990) Eşbütünleşme Analizi, VECM çerçevesinde Granger Nedensellik Testi'nin yanı sıra Sims (1980) Varyans Ayrıştırması ve Etki Tepki Fonksiyonu Analizi kullanılmıştır. Bulgulara göre, çalışmada ele alınan makro-ekonomik değişkenler ve KSE arasında uzun vadede eş bütünleşme olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, uzun vadede tüm makro-ekonomik değişkenlerle KSE 100 arasında tek yönlü Granger nedensellik ilişkisi, kısa vadede ise sadece döviz oranları ile KSE 100 arasında tek yönlü Granger nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.
Türkiye'de telekomünikasyonun gelişimi ve talebinin ARDL yaklaşımı ile analizi
Günümüzde telekomünikasyon hizmetleri hem sosyal hem de iş yaşamının zorunlu bir parçası haline gelmiştir. Telekomünikasyondaki gelişmeler, küreselleşmedeki hızlanmanın nedenlerinden biridir. Ancak küreselleşme, telekomünikasyon talebini artırmıştır. 1980'lerden sonra telekomünikasyon sektöründe yapılan yasa ve yönetmelik değişiklikleriyle ülkemizde telekomünikasyon sektörü serbestleşmiş, telekomünikasyon piyasası rekabete açılmış ve bu da zaman içerisinde sabit hat talebini etkilemiştir. Bu çalışmada, önce sektörün tarihsel gelişimi incelenmiş ve daha sonra esas olarak Türkiye'de sabit hat telekomünikasyon talebinin 2009 – 2015 aralığındaki fiyat, gelir ve çapraz fiyat esnekliklerinin kısa ve uzun dönemde ekonometrik model ile tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın birinci bölümünde telekomünikasyon tarihi ve gelişimi ele alınmış, ikinci bölümde esneklikler açıklanmış olup, üçüncü bölümünde ise görgül bir analiz yapılmıştır. Çalışmada TT sabit telefon talep denklemi oluşturulmuş ve bu talep modelin uzun ve kısa dönem ilişkilerinin araştırılmasında Pesaran vd. (2001) tarafından geliştirilen ARDL (Sınır Testi) yaklaşımı kullanılmıştır. Elde edilen ARDL model sonuçları için CUSUM ve yineleme katsayıları kararlılıkları testleri yapılmıştır. Test sonuçları tahmin edilen değişkenlerin uzun döneminde istikrarlı olduğunu göstermektedir. Elde edilen en önemli sonuç sabit hat hizmeti talebinin fiyat esnekliğinin beklenilenin aksi bir işarete sahip olduğu görülmekte olup, istatistiksel olarak açıklayıcı temel değişkenin mobil hat fiyatı olduğu ve sabit ile mobil hat mallarının tamamlayıcı mal olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda gelir arttıkça talebin daha teknolojik olan mobil hatta kaydığı görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Telekomünikasyon, Telekomünikasyon talebi, Esneklik,Eşbütünleşme, ARDL
Savings rates in Turkey: The prospects for a sustainable growth
The objective of this study is firstly to explain the development process of savings rates and to reveal particularly the reasons for decline in domestic savings in recent years in Turkey. The second objective of the study is to investigate the effect of domestic savings on sustainable economic growth by employing time series analysis over the period 1975-2014. According to results of the study, domestic savings in Turkey remain considerably lower than world average and different income groups. Also, Turkey's economic growth is found to have long run relationship with total domestic savings, private savings and public savings by using vector autoregressive (VAR) approach of Johansen co-integration analysis. In addition, based on the vector error correction model (VECM), it is found that there is a bilateral Granger causality relationship between economic growth and total domestic savings, private savings and public savings in the long-run. In the short-run, main finding based on the VECM is that there is a unilateral Granger causality running from economic growth to total domestic savings, private savings and public savings. It is also seen that impulse response and variance decomposition analyses are consistent with the results based on VECM. Key Words: Sustainable Economic Growth, Vector Autoregressive Model, Johansen Cointegration Test, Vector Error Correction Model, Granger Causality Test
Parasal aktarım mekanizması içerisinde varlık fiyatları kanalının işleyişi:Türkiye uygulaması
Bu çalışmanın ana amacı parasal aktarım mekanizması içerisinde varlık fiyatları kanalının Türkiye'de teori ile eş değer ilerleyip ilerlemediğini incelemektedir. Çalışmanın ikinci kısmında parasal aktarım mekanizması kanalları incelenmiştir. Mekanizmayı daha iyi incelemek amacıyla faiz kanalı, varlık fiyatları kanalı, döviz kuru kanalı, kredi kanalı ve beklentiler kanalı açıklanmıştır. Çalışmanın asıl amacını oluşturan varlık fiyatları kanalı üçüncü kısımda açıklanmıştır. Dördüncü kısımda ise varlık fiyatları kanalının Türkiye'deki tarihsel gelişimi ve Türkiye verileri aracılığı ile gerçekleştirilen ekonometrik analiz yer almaktadır. Bu anlamda 2002: Ocak – 2016: Ekim dönemine ilişkin Türkiye verilerini kullanarak tahmin edilen modelde Johensan eş bütünleşme testi ve Vektör Hata Düzeltme Modeli kullanılmıştır. Para arzı, faiz oranı, hisse senedi fiyatları, yatırım hacmi ve üretim hacmi gibi değişkenler kullanılarak bu değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bu anlamda etki-tepki fonksiyonlarından elde edilen sonuçlara göre Türkiye'de modelin teori ile eş değer bir şekilde işlediği gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Parasal Aktarım Mekanizması Kanalları, Varlık Fiyatları Kanalı, Vektör Hata Düzeltme Modeli
Türkiye'de turizmin seçilmiş makroiktisadi değişkenlerle ilişkilerinin ekonometrik analizi
Türkiye'de turizm talebi ile uluslararası ticaret, diğer sektörlere ait faaliyet gelirleri ile istihdam ve enflasyon arasındaki ilişkilerin analiz edildiği bu tez üç makaleden oluşmaktadır. Birinci makalede uluslararası turizm talebi ve uluslararası ticaret arasındaki ilişkiler, Balcılar, Arslantürk ve Özdemir (2010) tarafından geliştirilen Zamanla Değişen Nedensellik yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. İkinci makale uluslararası turizm talebinin diğer sektör faaliyet gelirleri üzerindeki uzun dönem etkileri, Maki (2012) çok kırılmalı eşbütünleşme testi yardımıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Üçüncü makale ise toplam, yabancı ve yerli turist geceleme sayılarının bölgesel ve sektörel istihdam ile bölgesel enflasyon üzerindeki etkileri Swamy (1970) tarafından geliştirilen Rassal Katsayılar Regresyonu ile tahmin edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre, uluslararası ticaret ile uluslararası turizm talebi arasında zamanla değişen nedensel ilişkiler vardır. Uluslararası turizm talebi, diğer sektör faaliyet gelirleri üzerinde uzun dönemde, çok yüksek olmayan etkiler yaratmaktadır. Toplam, yabancı ve yerli turist geceleme sayılarının bölgesel istihdam ve enflasyon üzerinde, bölgeden bölgeye değişen anlamlı etkileri vardır. Elde edilen sonuçlar, Türkiye'de turizm talebini etkilemeye dönük turizm politikalarının yeniden gözden geçirilmesi ve daha etkin politikaların yaşama geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Turizm Talebi, Zamanla Değişen Nedensellik,Maki Çok Kırılmalı Eşbütünleşme Testi, Swamy Rassal Katsayılar Regresyonu
Stratejik ticaret politikası teorileri ışığında ihracat teşviklerinin performansı: Türkiye örneği
Dış ticaret politikaları kapsamında bir takım teşvik veya kısıtlamalarla serbest rekabetçi koşullar aksamaktadır. Her ülke kendi çıkarları çerçevesinde sürece müdahale ettikçe reaksiyon göstermeyen ülkeler aleyhine bazı kazanımlar elde edebilmektedir. Stratejik ticaret politikaları, oligopolistik piyasalarda oluşan aşırı karların daha yüksek seviyede ülkeye aktarılması için firmaların desteklenmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Bu çalışma 2006-2020 yıllarını dikkate alarak, Türkiye'de uygulanan ihracat teşviklerinin küresel ihracat pazar payını nasıl etkilendiğini zaman serisi analizi ile açıklamaktır. Kurgulanan model sonucunda, ihracat teşviklerinin istatistiki olarak anlamlı ve iktisadi olarak pozitif yönde küresel ihracat pazar payını etkilediği tespit edilmiştir. Küresel ihracat pazar payı 2023 İhracat Stratejisi Belgesi'nde yer alan 2019 yılı ülke hedeflerinin altında gerçekleşmiştir. Bu durum belgedeki tedbirlerin tam olarak hayata geçmediği ve ihracat teşviklerinin miktarının artırılması gerektiği şeklinde yorumlanabilir. Ülkelerin çoğunluğunun yararına olacak uzun dönemli etkin çözüm; serbest ticaret ortamında, küresel rekabete ayak uyduracak makul tedbirlerin alınması şeklinde olacaktır.
Kripto paralar ve BIST100 arasında eşbütünleşme ilişkisi: ARDL sınır testi yaklaşımı
Bu çalışmada son yıllarda popülaritesi ve buna paralel olarak kullanım alanı oldukça artan kripto paralar ile Borsa İstanbul'un en temel göstergesi kabul edilen BİST 100 endeksi arasındaki eşbütünleşme ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Bitcoin, Ethereum, Binance Coin, Tether ve Cardano olmak üzere 31.12.2021 tarihinde en yüksek piyasa değerine sahip olan 5 adet kripto para birimi ve BİST 100 endeksine ait 01.01.2018-31.12.2021 zaman aralığında günlük veriler kullanılmıştır. Kripto para birimlerinin bağımsız ve BİST 100 endeksinin bağımlı değişken kabul edildiği çalışmada daha anlamlı sonuçlara ulaşabilmek adına USD/TL ve US500 endeksi kontrol değişkeni olarak çalışmaya eklenmiştir. Çalışmada farklı düzeyde durağan serilerle analiz yapmaya imkan sağladığından analizlerde ARDL yaklaşımı tercih edilmiştir. Analizler Eviews istatistik paket programı kullanılarak yapılmıştır. 1001 günlük gözlemden oluşan zaman serilerine 01.01.2018-31.12.2021 ve pandemi sonrası 01.04.2020-31.12.2021 dönemleri için ayrı ayrı olmak üzere toplamda 24 adet ARDL testi uygulanmıştır. Test sonuçları Pesaran, Shin ve Smith (2001) ve Narayan (2005) 'ın önerdiği referans değerler ile karşılaştırılmış ve anlamlı sonuç bulunamadığından kripto paralar ile BİST 100 arasında eşbütünleşme ilişkisi olmadığı yargısına varılmıştır.
Döviz kurlarının çeşitli borsa endeksleri ile ilişkisi: BİST üzerine bir uygulama
Döviz kurları, yoğun uluslararası ticaret yapan şirketler başta olmak üzere bütün şirketlerin kararlarında etkili olan ön önemli faktörlerden biridir. Bu çalışmanın amacı, farklı borsa endeksleri ile döviz kurları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmada, Borsa İstanbul ana endeksi olan BİST 100 ve yanı sıra Gıda, Metal, Kimya, Sanayi, Teknoloji, Tekstil ve Turizm Endeksi olmak üzere farklı sektörlerden seçilmiş yedi alt endeks bağımlı değişken olarak analize dahil edilmiştir. Bağımsız değişken olarak ise ülkemizde uluslararası ticarette en sık kullanılan Dolar/TL ve Euro/TL döviz kurları seçilmiş ve 2008 yılı Ocak ayı ile 2018 yılı Aralık ayı arasındaki döneme ait aylık veriler analiz edilmiştir. Döviz kurları ile hisse senedi fiyatları arasındaki ilişkiyi inceleyen literatürde birçok çalışma bulunmakla beraber ilişkinin varlığı ve boyutlarıyla ilgili fikir birliğine varılamamıştır. Bu çalışmada ise daha önce yapılan çalışmalarda nadiren kullanılan FourierEşbütünleşme yöntemiyle değişkenler arasındaki ilişki ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda seçilen döviz kurları ile BİST 100 ve diğer sektör endeksleri arasında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisinin varlığına dair hipotez kabul edilmiştir. Katsayılara bakıldığında ise Dolar/TL döviz kuru ile metal, kimya, sanayi, teknoloji, tekstil ve turizm endeksi arasındaki ilişkinin anlamlı olduğu BİST 100 ve gıda endeksi arasındaki ilişkinin anlamsız olduğu görülmüştür. Ayrıca katsayılara göre Euro/TL döviz kuru ile yalnızca turizm endeksi arasındaki ilişki anlamlı bulunurken, diğer endeksler arasındaki ilişki anlamlı çıkmamıştır. Anahtar Kelimeler: Hisse Senedi Piyasası, BİST 100 Endeksi, Döviz Kuru, Fourier Eşbütünleşme Testi
Paranın gelir dolanım hızı ve Türkiye ekonomisi üzerine bir uygulama
Paranın gelir dolanım hızı, birim paranın kaç defa el değiştirmesi sonucu mevcut gelirin oluştuğunu gösterir. Bu yönüyle, para stoku ile gelir akımı arasındaki ilişkiyi ortaya koyan önemli bir göstergedir. Doğrudan kontrolü mümkün olmadığı için dolanım hızının etkilenmesi, onu belirleyen değişkenlerin tespit edilmesi vasıtasıyla gerçekleştirilebilir. Bu faktörlerin bilinmesi, iktisat politikasının belirlenmesi bakımından da önemlidir. 1600'lü yıllardan beri tartışılan dolanım hızının uzun süre boyunca, zaman içinde değişme hızı çok yavaş olan bir takım kurumsal faktörler tarafından belirlendiği ileri sürülmüş ve istikrarlı (sabit) bir yapıya sahip olduğu kabul edilmiştir. Geleneksel yaklaşımlar çerçevesinde milli gelirin ve faiz oranının bir fonksiyonu olarak ele alınan dolanım hızı, zamanla sergilediği oynaklık sonucu daha detaylı incelenmeye başlanmış ve bu oynaklığın ortaya çıkmasında dünyada görülen finansal yeniliklerin bir payının olduğu öne sürülmüştür. Ayrıca gelişmiş kapitalist ülkeler dışında kalan ülkelerde görülen para ikamesi olgusunun, ulusal paraya olan talebi etkileyerek, dolanım hızı üzerinde belirleyici olduğu da ileri sürülmektedir. Türkiye üzerine yapılan bu çalışmada da, paranın gelir dolanım hızının hem milli gelir ve faiz gibi geleneksel faktörlerden, hem de finansal yenilikler ile para ikamesi olgusu gibi çağdaş faktörlerden etkilendiği düşünülerek, ilgili değişkenlerle arasındaki uzun dönemli ilişki, Johansen Eşbütünleşme Testi ile sınanmıştır. Çalışmanın sonucunda, uzun dönemde gelir ve faiz oranı gibi geleneksel değişkenlerle dolanım hızının aynı yönde hareket ettiği görülmüştür. Para ikamesini temsilen modele eklenen döviz kuru değişkeni de dolanım hızıyla aynı yönde hareket etmektedir ve bu durum para ikamesinin var olduğuna işaret etmektedir. Finansal yenilikleri gösteren, kredi kartıyla yapılan toplam işlem hacmi değişkeninin ise dolanım hızıyla ters yönde hareket ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Para talebi, paranın gelir dolanım hızı, finansal yenilikler, para ikamesi, Johansen eşbütünleşme analizi.
The econometric analysis of seasonal time series: Applications on some macroeconomic variables
In this paper, it has been mainly aimed to treat the scope of the seasonality - which is an important component of time series - in all its bearings by making analyses on some macroeconomic time series (such as inflation, growth, unemployment, consumption, gdp, exports etc.) to evaluate the structural properties of these series under seasonality. The conducted analyses include Seasonal Autoregressive Integrated Moving Average (SARIMA) modelling, seasonal integration tests based on the study of Ilmakunnas (1990), seasonal unit root tests for quarterly and monthly data under the various auxiliary regression models, deterministic and stochastic seasonality tests and seasonal cointegration. The analyses of seasonal unit roots have been conducted fundamentally with the most popular approach developed by Hylleberg, Engle, Granger and Yoo called HEGY apart from the OCSB, DHF tests. There are some important implications of the results obtained for these applications: firstly, if a series has unit roots at which frequencies, filters corresponding to those frequencies should be applied to the series in interest in order to make it stationary. On the other hand, monthly HEGY seasonal unit root applications have revealed that even though the data are available on monthly basis, they may not include any seasonal unit roots at seasonal frequencies. In addition, it is not certain to say that all Turkish macroeconomic series display only one type of seasonal behaviour. Thus, they can have both a deterministic and stochastic structure. Keywords: HEGY procedure, seasonal unit roots, deterministic-stochastic seasonality, seasonal integration, seasonal cointegration
Türkiye ile İtalya arasındaki dış ticaretin ekonometrik analizi
Çalışmanın amacı, Gümrük Birliği sonrası, Türkiye- İtalya ihracat ve ithalat talep fonksiyonlarının eş bütünleşme analizi ile tahmin edilmesidir. Çalışmanın birinci bölümünde çalışmanın içeriği özetlenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde dış ticaret teorileri açıklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde literatür taraması özetlenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde ekonometrik teoriler açıklanmıştır. Çalışmanın son bölümünde ekonometrik analiz yapılmıştır. İthalat ve ihracat fonksiyonlarının belirleyicileri olarak, gelir ve göreli fiyatlar alınmıştır. İhracat ve ithalat fonksiyonları, 1996 - 2015 dönemi için yıllık veriler kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan Engle- Granger ve Johansen Eş bütünleşme analizleri sonucunda, değişkenler arasında uzun dönemli ilişki bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, ithalatın ve ihracatın ülkelerin GSYİH içinde paylarının yüksek olduğu ve fiyat değişmelerine duyarlı olduğu anlamına gelmektedir.
Doğrusal olmayan ARDL yaklaşımı ile eşbütünleşme ve bir uygulama
Doğrusal birim kök ve eşbütünleşme testleri ekonometri literatüründe yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak iktisadi değişkenleri modellemede doğrusal modeller her zaman yeterli olmamaktadır. Değişkenlerin asimetrik davranışlarının araştırılmasında doğrusal olmayan yöntemlerin kullanılması daha uygun olmaktadır. Bu tezde araştırma konusunun amacı ve öneminin ele alındığı giriş bölümünden hemen sonra, ikinci bölümde doğrusal birim kök ve eşbütünleşme testleri ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise öncelikle doğrusal – doğrusal olmama kavramları tanıtılmakta ve doğrusal olmama için ön testler açıklanmaktadır. Daha sonra literatürde yaygın olarak kullanılan doğrusal olmayan birim kök ve eşbütünleşme testleri ele alınmaktadır. Doğrusal olmayan eşbütünleşme testleri arasında sınıflandırılan doğrusal olmayan ARDL (NARDL) yaklaşımı doğrusal ARDL modelinin üstünlüklerine ek olarak kısa ve uzun dönem asimetrik etkileri de dikkate almaktadır. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise litaratüre yeni kazandırılmış olan NARDL yaklaşımı ile Türkiye'de Fisher Hipotezi'nin geçerli olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmada karşılaştırma amacıyla doğrusal ve doğrusal olmayan ARDL modelleri ile analiz yapılmaktadır. Her iki yaklaşımda da nominal faiz oranları ve enflasyon oranları arasında uzun dönemli bir ilişki bulunmuştur. Doğrusal ARDL yaklaşımı enflasyon oranındaki pozitif ve negatif değişmelere nominal faiz oranlarının kısa ve uzun dönemde aynı tepkiyi vereceği varsayılırken doğrusal olmayan ARDL yaklaşımı ile yapılan analiz sonucunda ise enflasyondaki pozitif ve negatif değişimlere nominal faiz oranlarının farklı tepki verdiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Taylor Kuralı: Türkiye için asimetrik etkilerin testi
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) para politikası kurulu kararlarında genellikle fiyat istikrarı odaklı bir para politikası duruşu göstermeye çalışmıştır. Bu bağlamda para politikası belirlemede en önemli politika aracı olan faiz oranından yararlanılmaktadır. 2010 yılından sonra, Merkez Bankası fiyat istikrarı hedefine ek olarak finansal istikrarı da gözeten bir politika anlayışını benimsemiştir. Politika belirlemede kullanılan en önemli araç durumundaki faiz oranının hangi değişkenlerden etkilendiğini belirlemek önem taşımaktadır. Bu çalışmada Taylor Kuralı çerçevesinde Türkiye için enflasyon ve çıktı boşluğunun faiz oranına etkilerinin simetrik mi yoksa asimetrik mi olduğu incelenmiştir. Birinci bölümde araştırma konusunun genel çerçevesi, amacı ve önemi ele alınmıştır. İkinci bölümde para politikası ve Türkiye'de para politikaları uygulamalarına değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde Taylor Kuralı genel hatlarıyla sunularak, dördüncü bölümde doğrusal ve doğrusal olmayan yaklaşımlar tartışılmıştır. Bu bölümde literatürde sıkça kullanılan doğrusal birim kök ve eşbütünleşme testleri ile doğrusal olmayan modeller ve eşbütünleşme testleri ele alınmıştır. Sonraki bölümlerde Taylor Kuralı çerçevesinde enflasyon ve çıktı boşluğunun politika faiz oranına (Mevduat Faiz Oranı) etkileri hem doğrusal hem de doğrusal olmayan ARDL yöntemi ile test edilmiştir. Doğrusal modelde enflasyon anlamlı çıktı boşluğu anlamsız bulunmuştur. Doğrusal olmayan ARDL modelinde ise hem enflasyonun hem de çıktı boşluğunun pozitif ve negatif etkileri anlamlı çıkmıştır. Enflasyon ve çıktı boşluğunun uzun dönemde faiz oranına etkilerinin asimetrik olduğu, yani bu değişkenlerdeki yükseliş ve düşüşlerin faiz oranı üzerindeki etkilerinin farklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Benzer şekilde enflasyon ve çıktı boşluğunun faiz oranına kısa dönem etkileri asimetrik bulunmuştur.
Ar-Ge harcamalarının makroekonomik değişkenler üzerine etkisi
Ar-Ge harcamaları, teknolojide dışa bağımlılığının azaltılmasında, ülke ekonomisinin büyümesinde ve gelişmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada Ar-Ge Harcamalarının makroekonomik değişkenler üzerine etkisi araştırılmıştır. Türkiye de 1990-2018 dönemi temel alınarak Ar-Ge harcamalarının Ekonomik Büyüme ve İhracat değişkenleri arasındaki ilişki eşbütünleşme ve hata düzeltme modelleri vasıtasıyla sınanmıştır. Uzun dönem bulgularına göre Ar-Ge harcamalarının hem ekonomik büyüme hem de ihracat üzerinde pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Kısa dönem bulgularından elde edilen analiz sonuçlarına göre hata düzeltme mekanizmasının çalışmakta olduğu tespit edilmiş olup uzun dönem bulgularını desteklemektedir. ANAHTAR KELİMELER: Ar-Ge Harcamaları, GSYH, İhracat, Engle-Granger Eşbütünleşme Analizi, Hata Düzeltme Modeli
Türkiye de döviz kuru-dış ticaret açığı ilişkisi: 2010 yılı sonrası
Küreselleşen dünyada ekonomilerin birbirini etkilemesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Dış ticaret yapılırken döviz kurunda meydana gelen değişimler ülkelerin birbirini etkilemesinin yönünü belirlemektedir. Dış ticaret dengesi bir ülkenin ithalatı ve ihracatı arasındaki dengedir. İhracat miktarı, yurtdışına satılan malların değerleri toplamına eşitken; ithalat miktarıysa yurtdışından ülkeye giren malların değerleri toplamına eşittir. Bu kalemler döviz kuruyla yakından ilişki içerisindedir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde dış ticaret açığı kronik bir sorun haline gelmiştir. Bu bağlamda dış ticaret açığı ile döviz kuru arasındaki ilişki çalışmalara konu olmaya devam etmektedir. Reel efektif döviz kuru ile dış ticaret arasındaki nedensellik ilişkisinin yönü Granger Nedensellik analizi kullanılarak belirlenmiştir. Bu çalışmanın hipotezi reel efektif döviz kuru ile dış ticaret arasında bir nedensellik bağının olduğudur. Genel beklentiler doğrultusunda reel efektif döviz kurunun düşmesi yani TL'nin değer kaybetmesi, dış ticaret dengesinde iyileşme sağlanacağını öngörmektedir. Bu çalışmanın amacı 2011: 01-2020: 04 yılları arasında reel efektif döviz kuru ile dış ticaret dengesi arasındaki ilişkiyi, Eviews 9 programında, VAR modeli tahmin edilerek, Johansen Eşbütünleşme, Granger Nedensellik, Etki-Tepki ve Varyans Ayrıştırması analizleriyle ortaya koymaktır. Johansen Eşbütünleşme analizi kullanılması sonucunda gözlemlene ilişkinin varlığı ve reel döviz kuru ile dış ticaret arasındaki nedensellik ilişkisinin yönü Granger Nedensellik analizi kullanılarak belirlenmiştir. Sonuçlar teorik beklentilerle uyumludur.
Faiz ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin McKinnon Shaw Hipotezi bağlamında incelenmesi: Türkiye örneği
Bu çalışmada Türkiye için faiz ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki Mckinnon Shaw hipotezi kapsamında incelenmiştir. 2005Q4-2020Q4 dönemi temel alınarak faiz ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi açıklayan Mckinnon Shaw hipotezinin geçerliliğini araştırmak için değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinin yönünü belirlemek amacıyla vektör hata düzeltme modeline dayalı (VECM) Granger Nedensellik yöntemi ile incelenmiştir. VECM Granger nedensellik analizi sonucuna göre faiz oranı ve ekonomik büyüme arasında pozitif çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Ayrıca analize toplam tasarruf ve toplam yatırım değişkenleri dahil edilmiştir. Toplam tasarruflardan reel faiz oranına pozitif yönlü tek nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Gtoplam yatırımdan toplam tasarrufa pozitif yönlü tek nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Toplam yatırım ve ekonomik büyüme arasında pozitif çift nedensellik ilişkisi varlığına ulaşılmıştır. Ayrıca ekonomik büyüme ile toplam tasarruf arasında da pozitif yönlü çift nedensellik ilişkisine rastlanmıştır. Seriler arasındaki eşbütünleşme ilişkisi Engle Granger (1987) yöntemiyle araştırılmış ve seriler arasında eşbütünleşme ilişkisinin var olduğu tespit edilmiştir. Engle Granger eşbütünleşme uzun dönem bulgularına göre reel faiz oranı, toplam tasarruf, toplam yatırımın ekonomik büyümeyle pozitif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Kısa dönem analizinde elde edilen sonuçlarda hata düzeltme terimi negatif ve anlamlıdır. Bu durum uzun dönem analizi destekleyerek kısa dönem sapmalarının yaklaşık olarak 4,5 ay sonra ortadan kalkacağını göstermektedir. Dolayısıyla belirlenen dönemde Türkiye ekonomisi için Mckinnon ve Shaw hipotezi geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de banka kredilerinin ekonomik büyüme üzerine etkisi
İktisat teorisi, finansman mevcudiyetinin ekonomik büyümeyi desteklemek için temel bir koşul olduğunu ortaya koymaktadır. Finansal gelişme, yatırım ve büyüme sürecini destekleyen kurumların, araçların ve pazarların kurulmasını ve genişletilmesini içermektedir. Finansal aracıların oynadığı rol, daha karlı projelere sahip şirketlere kredi şeklinde kanalize etmek için toplumdan kaynakları ele geçirmek ve böylece daha fazla ekonomik büyümeyi teşvik etmektir. Finansal sektör krediler yoluyla ekonomik büyüme girişiminde ve sermaye birikiminin oluşumunda önemli ve kritik bir role sahiptir. Bu hususta krediler, bu tasarruflardan elde edilen fonların reel yatırımlara yönlendirilmesini sağlamaktadır. Ülkelerde ekonomik gelişme ve büyüme için finans sektörünün reel sektör ile paralel gelişmesi zorunludur. Yatırımcılar için kullanılabilir fonların dolaylı yoldan ve minimum maliyetle transferi, finans sektörünün sağlıklı işlemesine bağlıdır. Bu nedenle, finansal gelişmenin ve banka kredisi mevcudiyetinin ekonomik büyüme üzerindeki rolü, araştırmacılar tarafından daha kapsamlı bir şekilde araştırılmaktadır. Çalışmada banka kredileri ile ekonomik büyüme arasındaki doğrudan ilişki incelenmiştir. Bu hususta amaç, Türkiye'de banka kredilerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini 2003 ve 2020 yılları arasında ortaya koymaktır. Bahsi geçen yıllar dahilinde çeyreklik veriler kullanılarak Engle-Granger Eşbütünleşme yöntemi yardımıyla analiz gerçekleştirilmiş ve elde edilen sonuçlarda banka kredilerinin hem uzun hem de kısa dönemde ekonomik büyüme üzerinde pozitif ve anlamlı etkileri olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca elde edilen sonuçlar, ampirik literatür ile desteklenebilir niteliktedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Banka Kredileri, Ekonomik Büyüme, Türkiye Örneği, Ampirik Analiz, Eşbütünleşme Yöntemi
İhracatın ithalata bağımlılığının incelenmesi: Otomotiv sektörü üzerine bir uygulama
1980'li yıllarda dünya ekonomisindeki artan küreselleşme eğilimlerine paralel olarak Türkiye de liberal politikalar ile dışa açık ekonomi politikalarını benimsemiştir. Dolayısıyla Türkiye ihracata dayalı sanayileşme modeliyle birlikte yabancı yatırımları ülkeye çekmeye yönelik politikalara hız vermiştir. Bu bağlamda, Türkiye'de çeşitli sektörlerden çok sayıda yabancı sermayeli şirket kurulmuştur. Bu yatırımların büyük bir bölümü otomotiv sektörüne yapılmıştır. Bundan dolayı otomotiv sektörü Türkiye'nin ihracat açısından lokomotif sektörü olmuştur. Bunun yanında Türkiye'nin 2000 yılından sonra ihracata dayalı bir büyüme sürecine girmesinin yanında ithalatında da önemli bir artış görülmüştür. Bu gelişmeler Türkiye'de ihracat ve ithalatın birbirine bağımlı olup olmadığını veya bir bağımlılık varsa bu bağımlılığın nedenlerinin incelenmesinin gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Otomotiv sektörü son yıllarda Türkiye ekonomisi için stratejik önem kazanmasının yanında yüksek oranda katma değer sağlayan sektörlerden biri olmuştur. Bunun sonucunda teknolojik gelişmelere bağlı olarak ithalata bağımlı (ara mallarda) sektörlerden biri haline gelmiştir. Bunun nedeni teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesi ve rekabetin artması sonucu maliyetleri minimize etmek için bu girdilerin ana firmanın bulunduğu ülkelerden ithal edilmesine bağlıdır. Sonuç olarak otomotiv sektöründe girdi ithalatı ve dışa bağımlılık artmıştır. Bu bağlamda Türkiye ihracatında, lider konumda olan otomotiv sektöründe ihracatın ithalata bağımlığını ölçmek Türkiye ekonomisi için büyük önem arz etmektedir. Otomotiv sektöründe ihracatın ithalata bağımlılığı 1992-2019 yılları için ekonometrik yöntem kullanılarak analiz edilecektir. Yapılan çalışma ile otomotiv sektörünün durumu gözlenerek ihracat oranlarındaki ithalat bağımlılığı ortaya çıkarılarak, sektörün ithalata olan bağımlılığını azaltma amacıyla nelerin yapılması konusunda görüş önerileri sunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, İthalat, İhracat, Otomotiv Sektörü, Dışa Bağımlılık, Eşbütünleşme, ARDL
Türkiye'de altın fiyatları, döviz kuru, faiz oranı, BİST100 endeksi ve enflasyon arasındaki ilişkinin incelenmesi: Yapısal kırılmalar altında eşbütünleşme ve nedensellik analizi
Bu tez Türkiye'de altın fiyatları ile enflasyon oranı, faiz oranı, döviz kuru ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (BİST100) endeksi arasındaki dinamik ilişkiyi ve bu değişkenlerin uzun vadede altın fiyatları üzerindeki etkisini, büyüklüğünü ve yönünü analiz etmeyi amaçlanmıştır. Çalışmada, aylık seriler kullanılarak ilgili değişkenler arasındaki uzun dönem ve nedensellik ilişkisi araştırılmıştır. Çalışmamızın veri seti 2000:06-2019:12 örneklem dönemini kapsamakta olup toplam 234 gözlem içermektedir. Çalışmada geleneksel ve yapısal kırılmalı birim kök testleri, Gregory-Hansen ve Arai Kruzomi eşbütünleşme testleri uygulandıktan sonra değişkenlerin katsayı büyüklüğünü ve yönünü belirlemek için Dinamik En Küçük Kareler (DOLS), nedensellik ilişkisi için Fourier Toda-Yamamoto yaklaşımıyla incelenmiştir. Çalışmanın bulgu sonuçlarında altın fiyatları ile enflasyon oranı ve BİST100 arasındaki ilişkinin pozitif ve anlamlı, faiz oranlarıyla negatif ve anlamlı, enflasyon ve faiz oranı arasında ise tek yönlü bir nedensellik tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada kukla değişken olarak kullanılan 2008 küresel ekonomik krizin yansımalarının Türkiye'de altın fiyatlarına etkisi pozitif ve anlamlı bulunmuştur. Anahtar Kelimler: Altın, Enflasyon Oranı, Yapısal Kırılma, Eşbütünleşme, Fourier Toda-Yamamoto
Küresel piyasa koşullarında Türk sermaye piyasası ile uluslararası sermaye piyasaları arasındaki eşbütünleşme: İMKB örneği
Bu çalışmanın amacı, Türkiye hisse senedi piyasası ile ABD, Almanya, Arjantin, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Kore, Hollanda, İngiltere, İsviçre, Japonya, Malezya, Meksika, Singapur, Tayvan, Viyana, Yunanistan'ın hisse senedi piyasaları arasında uzun dönemli bir ilişkinin olup olmadığını belirlemektir. Yöntem olarak, Genişletilmiş Dickey-Fuller ve Phillips Peron birim kök testleri, Johansen eşbütünleşme testi, VECM modeli, Varyans Ayrıştırması ve Granger nedensellik testi kullanılmıştır. Ayrıca analize başlamadan önce ülkelerin tanımlayıcı istatistikleri ve korelasyon katsayıları incelenmiştir. Veriler Ocak 2000'den Ekim 2012'ye kadar olan dönem boyunca finance.yahoo internet adresinden ve İMKB'nin internet sitesinden elde edilen aylık hisse senedi endeksleridir. Analizler için bu dönem Ocak 2000-Mayıs 2006, Haziran 2006-Ekim 2012 olarak iki alt dönem şeklinde incelenmiştir.Yapılan analizler sonucunda, Türkiye'nin incelenen ülkeler ile uzun dönemde finansal açıdan eşbütünleşik olduğu bulunmuştur. Ayrıca ilk dönem Türkiye'nin 5 ülke ile, ikinci dönemde 6 ülke ile arasında çift yönlü nedensellik olduğu tespit edilmiştir. Piyasaların aynı yönde hareket etmesi yatırımcılar için minimum risk seviyesinde maksimum getiri elde etme olanağını engellemektedir. Küreselleşmeyle oluşan finansal eşbütünleşme sonucunda portföy çeşitlendirme fırsatları gitgide azalmaktadır.Anahtar Kelimeler: Finansal Eşbütünleşme, Hisse Senedi Piyasaları, Uluslararası Çeşitlendirme, Portföy Yatırımları, İMKB.
Seçilmiş makro ekonomik değişkenlerin hisse senedi fiyatları üzerindeki etkisi
Hisse senedi fiyatları genel ekonomik durum açısından önemli bir gösterge niteliğinde olduğundan, hisse senedi fiyatlarını etkileyen makro ekonomik değişkenler önemli bir araştırma konusu olmuştur. Bununla beraber, araştırma bulguları ülkeler arasında ve aynı ülke için farklı dönemleri kapsayan dönemlerde farklılık göstermektedir. Bu çalışmada, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören hisse senedi fiyatları ile dolar kuru, Tüketici Fiyat Endeksi, Tüketici Güven Endeksi ve faiz oranları arasındaki ilişki Çoklu Doğrusal Regresyon Modeli, Granger Nedensellik Testi ve Johansen Eşbütünleşim Analizi yöntemi ile incelenmiştir. Veri seti olarak 2004 yılının Ocak ayından 2009 yılının Aralık ayına kadar olan aylık veriler kullanılmıştır. Çoklu Doğrusal Regresyon Modeli sonuçlarına göre dolar kuru ve faiz oranları İMKB hisse senedi endeksini negatif, TÜFE ve Tüketici Güven Endeksi ise pozitif yönde etkilemektedir. Granger Nedensellik Testi sonuçlarına göre, dolar kurundan İMKB hisse senedi endeksine ve İMKB hisse senedi endeksinden Tüketici Güven Endeksine doğru tek yönlü bir nedensellik görülmüştür. Çalışmanın son bölümünde ise değişkenler arasındaki ilişki Johansen Eşbütünleşim Analizi yöntemi ile ele alınmış ve analiz sonuçlarına göre TÜFE ve Tüketici Güven Endeksi ile İMKB hisse senedi endeksi arasında bir ilişki tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: İMKB 100 endeksi, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi,Granger Nedensellik Testi, Johansen Eşbütünleşim
Menkul kıymet borsaları arasındaki koentegrasyon
Globalleşen dünya ekonomisinde artan finansal liberalizasyon sonucu, ülkelerde oluşan politik ve ekonomik gelişmeler, ilişkili oldukları diğer ülkeleri ve borsaları da çok kısa sürede hatta eş zamanlı olarak etkileyebilmektedir. Yatırımlarda riski azaltmak amacıyla çeşitlendirme yapmak için oluşturulan portföylerde, farklı yatırım araçlarına veya farklı menkul değerlere yatırım yönlendirilerek bu çeşitlendirme yapılmaktadır. Bununla birlikte, uluslararası yatırımlarda da çeşitlendirme yapılarak ülke risklerinden korunmak mümkündür. Bu amaçla uluslararası yatırım portföyleri oluşturulurken yatırım yapılacak olan borsalar arasında eşbütünleşik bir ilişkinin bulunmaması, yatırımcıların riskten korunmaları açısından önem arz etmektedir. Bu kapsamda Türkiye menkul kıymetler borsası (BİST) ile gelişmiş menkul kıymetler borsaları arasındaki koentegrasyon ilişkisi incelenmiştir. Koentegrasyon ilişkisinin ölçülmesinde Johansen koentegrasyon testi kullanılmış olup, borsalar arasındaki nedensellik ilişkileri Granger nedensellik testi ile gösterilmiştir. Bununla beraber bu ülkeler arasındaki tanımlayıcı istatistikler tablo olarak sunulmuştur.Bu araştırmanın amacı, menkul kıymetler borsaları arasındaki koentegrasyon (eşbütünleşme) ilişkisinin test edilmesidir.