Akdeniz University
Discipline

Gerontology

Akdeniz University

49

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

49 Theses
Master'sOpen AccessTR

Demans dostu girişimleri hayata geçirme: paydaşların algıladıkları bariyerler ve kolaylaştırıcılar üzerine bir durum araştırması

Amaç: Demans dostu girişimler, demansı olan kişilerin ve bakım verenlerinin yaşam kalitelerini artırmak amacıyla toplumda farkındalık yaratmayı ve uygun destek hizmetlerini sunmayı hedefler. Demansı olan kişilerin ve onlara bakım verenlerin topluma dahil edilerek saygın bir şekilde hayatlarına devam edebilmeleri için Türkiye'de de demans dostu girişimleri hayata geçirme yönünde paydaşların görüşlerini değerlendirmeye ihtiyaç vardır. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı demans dostu girişimlerin oluşturulmasında paydaşların algıladıkları bariyerlerin ve kolaylaştırıcıların ortaya konulmasıdır. Yöntem: Demans dostu girişimlerin oluşturulmasında paydaşların algıladıkları bariyerlerin ve kolaylaştırıcıların ortaya konulması amacıyla nitel araştırma yöntemi seçilmiştir. Demans dostu girişimlerin hayata geçirilme sürecine dair spesifik detayların ve etkileşimlerin ortaya çıkarılmasına odaklanıldığı için de nitel araştırma türlerinden olan durum araştırması bu çalışma için seçilmiştir. Yarı yapılandırılmış sorular profesyoneller, informal bakım verenler ve sivil toplum örgütü üyelerinden oluşan 3 ayrı odak grup görüşmesinde toplam 15 katılımcıya yöneltilmiştir. Toplanan veriler ATLAS.ti nitel veri analizi uygulamasında tematik analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Verilerin tematik analizinden elde edilen 3 ana tema araştırmanın bulgularını oluşturmuştur: farkındalığı güçlendirici araçlar, desteği arttırmak: kurumlar ve paydaşlar, demansın sosyal boyutu: koruyucu çevre. Sonuç: Bu çalışma, demans dostu girişimlerin hayata geçirilmesinde farkındalık yaratmanın ve eğitimin en önemli kolaylaştırıcılar olduğunu, finansal zorluklar ve paydaşlar arasındaki iş birliği eksikliğinin ise en büyük bariyerler olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, birey merkezli bakım perspektifi ve bakım verenlerin destek alabileceği alanların varlığı, demans dostu uygulamaların başarısını artırmak için kritik öneme sahiptir. Toplumda demans konusunda anlayış, saygı ve hoşgörünün artırılması, bu girişimlerin başarısını destekleyecek diğer önemli faktörler olarak ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, Demans Dostu Girişim, Demansı Olan Kişiler

Jülide Yılmaz
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşlanma sürecinde aşkınlık deneyimlerinin otobiyografik anlatılar üzerinden incelenmesi:Tazelenme Üniversitesi "Yaşlanmayı Aşma Atölyesi" örneği

Amaç: Bu çalışmada, 60+ Tazelenme Üniversitesi öğrencilerinde yaşlanma sürecindeki aşkınlık deneyimlerini Geroaşkınlık Teorisi üzerinden incelemek ve "Yaşlanma sürecinde geroaşkınlık deneyimleri otobiyografik anlatılar üzerinden nasıl ifade edilmektedir?" sorusuna yanıt bulmak amaçlanmıştır. Böylece, yaşlanma sürecindeki spiritüel gelişimi birincil deneyimler yolu ile öğrenilmesine katkı sağlanmış olacaktır. Yöntem: Akdeniz Üniversitesi 60+ Tazelenme Üniversitesi öğrencileri arasından ulaşılabilir örneklem tekniği ile, 24 katılımcıya ulaşılmıştır. Veriler, atölye tekniği ile, Geroaşkınlık Teorisi'ne özgü Rehberli Otobiyografi temaları hazırlanarak 5'er haftalık atölyeler yoluyla toplanmıştır. Katılımcıların otobiyografileri, MAXQDA 2024 Analiz programı kullanılarak biyografik vaka yeniden yapılandırılması metodu ile analiz edilmiştir. Bulgular: Dönüm noktaları, deprem, dönemin siyasal atmosferinden etkilenme, ve Tazelenme Üniversitesi'ne kayıt olmanın çeşitli geroaşkınlık alt boyutlarının ortaya çıkmasında belirleyici olduğu görülmüştür. Bunun yanında bazı katılımcıların geroaşkınlığa ilişkin deneyimlerinin tersine yönde oluştuğu görülmüştür. Geroaşkınlık temaları ile gerçekleştirilen Rehberli Otobiyografi atölyesine ilişkin görüşlerinin ise olumlu olduğu, bazı katılımcıların sonraki süreçte yaşam öyküsünü yazma ve yayınlama konusunda teşvik edici olduğu, ayrıca yaşamı gözden geçirme ve pozitif sonuca ulaşmaya katkı sağladığı öğrenilmiştir. Sonuç: Spiritüel yaşlanmayı geroaşkınlık odağında ve otobiyografik anlatılar üzerinden inceleyen bu çalışmada, geroaşkınlığa doğru gelişimin sürekli, kültüre ve zamana özgü olduğu görülmüştür. Oluşturulan geroaşkınlık temalı Rehberli Otobiyografi Atölyesi'nin sonraki süreçte serbest zaman, eğitim ya da müdahale metaryali olarak kullanılabileceği çalışmalar, sonraki süreçte bu alana katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: geroaşkınlık, rehberli otobiyografi, anlatı gerontolojisi, biyografik yaşlanma, anımsama

OtobiyografiOtobiyografik anı aktarımıOtobiyografik bellek+1
Deniz Pamuk
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlığın teşviki ve geliştirilmesi kapsamlı eğitim müdahalesinin bakım veren yaşlı aile üyelerinin kırılganlık düzeyleri üzerine etkisi

Amaç: Bu araştırmada, kırılganlık sürecindeki 60 yaş üstü bakım veren aile üyelerine uygulanan, "Sağlığın Teşviki ve Geliştirilmesi" kapsamlı eğitimin katılımcıların kırılganlıkları, sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve yaşam kaliteleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma randomize kontrollü çalışma olarak yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini 17 Temmuz 2023 ve 15 Mart 2024 tarihleri arasında Antalya Merkez Kepez Devlet Hastanesine bağlı evde sağlık biriminde kayıtlı bakım alıcıların 75 bakım veren aile üyesi oluşturmuştur (müdahale:38, kontrol:37). Verilerin toplanmasında "Katılımcı Bilgi Formu", "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları II Ölçeği", "FRAİL Kırılganlık Ölçeği" ve "Dünya Sağlık Örgütü Yaşlılar için Yaşam Kalitesi Modülü" kullanılmıştır. Müdahale grubuna Pender'in sağlığı geliştirme modeline göre geliştirilmiş eğitim müdahalesi uygulanmıştır. Araştırmada, bağımsız grupların karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t testi, ikiden fazla grubun karşılaştırmasında tek yönlü ANOVA testi ve grupların kendi ön test-son test puan karşılaştırmalarında bağımlı örneklem t testi uygulanmıştır. Bulgular: Bağımsız grupların ön test ve son test puan karşılaştırmalarında, müdahale grubunun tüm bağımlı değişkenlere ait puanlarında bir artış saptanırken "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları II" puanları için anlamlı bir farklılık (p˂0,05) ve güçlü bir etki (d=1,0) elde edilmiştir. Grupların bağımlı değişken ön test ve son test puanlarının karşılaştırılması sonucunda ise müdahale grubunda tüm bağımlı değişkenler için anlamlı bir farklılık (p˂0,05) ve güçlü etki (d> 0,8) elde edilmiştir. Sonuç: Araştırmada müdahalenin katılımcıların FRAIL kırılganlık ölçeği puanları "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları II" ve "Dünya Sağlık Örgütü Yaşlılar için Yaşam Kalitesi Modülü" ölçek puanları üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Bu sonuç; yaşlı ya da yaşlanan nüfusun sağlığına yönelik gerontolojik müdahalelerin değerini ortaya koymaktadır. Gerontologlar tarafından sağlığın geliştirilmesine yönelik müdahaleler tasarlanırken; sadece yaşlı bireyler değil bunlar içinde bakım verenler gibi sağlık açısından daha riskli gruplar ele alınmalı, sahip oldukları sınırlılıklar gözönünde bulundurulmalı ve uygulama sonuçları değerlendirilmelidir. Değerlendirme sonucu uygulamalı gerontoloji alanı için en iyi ve etkin modeller yaygınlaştırılmalıdır.

Fatma Banu Demirdaş
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapılandırılmış bakıcı destek programının alzheimer hastasına informal bakım verenlerin bakım yükü, psikolojik iyi oluş ve psikolojik sağlamlık düzeylerine etkisinin değerlendirilmesi

ÖZET Amaç: Bu araştırmanın amacı, bakım verenleri desteklemek için Yapılandırılmış Bakıcı Destek Programı (YBDP) oluşturmak ve bu programın Alzheimer hastalarına bakım veren informal bakıcıların bakım veren yükü, psikolojik iyi oluş ve psikolojik sağlamlık düzeylerine etkisini değerlendirmektir. Yöntem: Araştırmada, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinden oluşan karma desen kullanılmıştır. Nicel boyut randomize kontrollü, deneysel bir çalışma olarak tasarlanmış ve ön test, son test düzeni kullanılmıştır. Buna göre çalışmaya müdahale grubu (n=25) ve kontrol grubu (n=25) olmak üzere 50 bakım veren katılmıştır. Nitel boyutta ise fenomenolojik yaklaşım kullanılmış ve üç odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir (n=14). Bulgular: Araştırmanın nicel bulguları YBDP'nin bakım veren yükü, psikolojik iyi oluş ve psikolojik sağlamlık düzeylerini iyileştirmede kontrol grubuna kıyasla müdahale grubunda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yarattığını göstermektedir (p<0.05). Gruplar arası son test karşılaştırmalarından elde edilen etki büyüklükleri 0.921 ile 2.134 arasında bulunmuş ve "büyük" etki büyüklüğüne (d > 0.80) sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tematik analiz sonucunda araştırmanın nitel bulgularında; "bir müdahale programına ihtiyaç", "müdahale programının değiştirdikleri" ve "müdahale programının değerlendirilmesi" olmak üzere üç ana tema ortaya çıkmıştır. Nitel bulgular, müdahale grubundaki bakım verenler için YBDP'nin faydalarına ve önemli bir destek hizmeti olduğuna işaret etmektedir. Sonuç: YBDP, müdahale gerontolojisi alanında örnek bir uygulama sunmaktadır. Özellikle sağlık ve bakım hizmetlerinde çalışan gerontologlar için pratik bir müdahale programı olarak kullanılabilir. YBDP, kolay uygulanabilir ve ucuz maliyetlidir. Bu anlamda merkezi ve yerel yönetimlere, politika yapıcı ve uygulayıcılara, kolay uygulanabilir ve ucuz maliyetli örnek bir müdahale programı olarak sunulabilir. Anahtar Kelimeler: Alzheimer, bakım veren yükü, uygulamalı gerontoloji, müdahale gerontolojisi, karma desen araştırma

Hande Kırışık
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı birey-çevre uyum ölçeği: Ölçek geliştirme, geçerlik ve güvenirlik çalışması

Amaç: Ev ve yaşam çevresi özellikleri, bireysel maddi kapasite ve mahalle özellikleri, sosyal ağlar, hareketlilik gibi yaşlının yaşam çevresi ve iyi olma durumunu etkileyecek çevresel özelliklerin bütüncül bir şekilde ele alınarak Yaşlı Bireyler İçin Birey-Çevre Uyum Ölçeğinin geliştirilmesidir. Bu sayede birey çevre uyumunu ölçebilecek bir ölçekle, literatüre ve konuda yapılacak ulusal araştırmalara katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Yöntem: Genel amaç doğrultusunda Türkçe ve ingilizce eserler taranmış, elde edilen bilgiler değerlendirilmiş ve birey çevre uyumunu açıklayabilecek boyutlar elde edilmiştir. Bu özelliklerden hareketle 66 maddelik soru havuzu oluşturulmuştur. Ölçeğin kapsam geçerliliği için yapılan uzman değerlendirmeleri ve yapı geçerliliği için yapılan faktör analizleri doğrultusunda 66 maddelik soru önermesinden, 28 soru önermeli ölçek son haline getirilmiştir. Bulgular: 28 maddeden ve beş alt boyuttan oluşan ölçeğin örneklem grubu üzerinde uygulanması ile ölçeğin toplam varyansın %64,68'ini açıklayabildiği ve güvenirlik analizi ile elde edilen Cronbach's Alpha değerinin 0,94 olduğu sonucu elde edilmiştir. Ölçeğe ait alt boyutların faktör yükleri, korelasyon analizi ve uyum değerleri incelenmiştir. Sonuç: Oluşturulan ölçeğin farklı örneklem grupları üzerinde uygulanması ile elde edilecek bulguları desteleyeceği ve çalışmanın yapılabilecek yeni araştırmalarla alana katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, Yaşlı Birey-Çevre Uyumu, Ölçek Geliştirme

YaşlanmaYaşlılarYaşlılar
Halil İmancıoğlu
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlılarda bilişsel fonksiyonun fiziksel aktivite, fonksiyonel durum ve toplumsal katılım ile ilişkisi

Amaç: Yaşlanma sürecinde bilişsel fonksiyonlardaki değişiklikler oldukça dikkat çekicidir. Bununla birlikte fiziksel aktivite, fonksiyonel durum ve toplumsal katılım düzeyinde de değişiklikler beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı yaşlılarda bilişsel fonksiyonun fiziksel aktivite, fonksiyonel durum ve toplumsal katılım ile ilişkisinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırma, Antalya İli, Döşemealtı İlçesi, Kuzeykent Aile Sağlığı Merkezi ile Özel Termessos Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi'nde, 65 yaş ve üzeri 123 katılımcı ile yapılan kesitsel ve nicel bir çalışmadır. Çalışma kapsamında "Demografik Bilgi Formu", "Standardize Mini Mental Test", "Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği", "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi", "Timed Up and Go Testi", "10 metre Yürüme Testi", "Keele Katılım Değerlendirmesi", "Katılım ve Otonomi Etki Anketi" ile toplanan veriler "IBM SPSS Statistics Base v23" sürümü ile analiz edildi. Bulgular: Katılımcıların yaş aralığı 65-91 ve yaş ortalaması 69,5±4,6'dır. Katılımcıların %46,3'ü kadın, %78,9'u evli, %57,7'si ilkokul mezunudur. Katılımcıların %33,3'ü düşük fiziksel aktivite düzeyindedir. Bilişsel fonksiyonlar ile fonksiyonel durum, fiziksel aktivite düzeyi ve toplumsal katılım arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde ilişki bulunmaktadır. Fonksiyonel durum ve fiziksel aktivite düzeyi ile toplumsal katılım arasında da pozitif yönlü orta düzeyde ilişki bulunmaktadır. Sonuç: Yaşlılarda bilişsel zayıflamaya bağlı olarak başta demans olmak üzere çeşitli nörodejeneratif hastalıklar ortaya çıkmakta ve gelecekte de söz konusu hastalıkların insidansının artacağı öngörülmektedir. Yaşlı popülasyonda bilişsel fonksiyonların korunması açısından fonksiyonelliğin geliştirilmesi, fiziksel aktivite düzeyi ve toplumsal katılım düzeyinin arttırılması, bilişsel bozukluklara karşı önemli bir müdahale ve önleme girişimi olarak değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, bilişsel fonksiyon, fiziksel aktivite, toplumsal katılım.

Hayri Aktaş
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Rasyonel seçim teorisi ve yaşam durumu tezi çerçevesinde 60+ bireylerin sağlığa ilişkin tutum ve davranışlarının incelenmesi: Koruyucu sağlık hizmet modeli önerisi

Amaç: Bu araştırmada, yaşlılıkta sağlık davranış ve tutumlarının yaşam durumu ile ilişkisinin araştırılması; Yaşam Durum Tezi (YDT) ve Planlı Eylem Teorisine (PET) dayalı yaşlılara yönelik koruyucu sağlık hizmet modeli önerisi yapılması amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı, kesitsel keşifsel özellikteki bu araştırmada, Antalya Tazelenme Üniversitesinde eğitim almakta olan 60 yaş ve üzeri 400 kişiden sosyo-demografik, YDT ve PET ile ilgili 6 bölümden oluşan veri toplama formu ile elde edilen veriler; tanımlayıcı, nedensellik ve ilişki testleri ile analiz edilmiştir. Bulgular: Tez kapsamında oluşturulan "Yaşlılar için YD-PET-KSHM" adlı modelde, koruyucu sağlığa dair YDT boyutları ile PET yapılarının kavramsal çerçevesi belirlenmiştir. YDT belirleyici kavramları finansal kaynaklar, barınma koşulları, sağlık, sosyal, kültürel, mesleki, eğitim, öğretim, bakım ve desteğe erişimdir. Araştırmada, yaşlıların davranışsal tutumların (uyku, ilaç-kullanımı, sosyal ilişkiler/aktivite, beyin/zihin eğitimi, zararlı madde kullanımı, doğa/çevre), öznel algı normlarının (bakım teminatı, dini/manevi topluluklar, sağlık profesyonelleri, aile bireyleri, eğiticiler, topluluk ve toplumun yaşlı sağlığına ilişkin normatif algıları) ve eylem kontrolü algılarının (rutin fiziksel aktivite, beslenme, uyku, stres yönetimi, fiziksel sınırlarını ayarlama, aile/mahalleden desteği) koruyucu sağlığa dair niyet ve eylemleriyle ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda "düzenli fiziksel ve sosyal aktivitesi ve sağlık kontrolleri yaptırma, zihinsel yetenek ve işlevlerini koruma" niyetleri olan yaşlıların; "egzersiz ve diyet, uyku ve stres yönetimi, sosyal ve zihinsel aktivitelerine" yönelik olumlu eylemlerde bulunması beklenmektedir. Sonuç: Çalışmada, yaşlıların koruyucu sağlığa yönelik niyet ve eylemlerinin PET yapıları ve YDT boyutlarına göre belirlendiği "Yaşlılar için YD-PET-KSHM" adlı model oluşturulmuştur. Model yaşlı bireyler, başta Gerontoloji olmak üzere ilgili tüm bilimsel disiplinler ve çalışmanın sonuçlarıyla ilgilenen kurum ve kuruluşların kullanımına sunulmuştur.

Işıl Kaleli
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

65 yaş ve üzeri informal bakım veren kadınların geroaşkınlık deneyimlerinin incelenmesi

Amaç: Bu tezin amacı informal bakım verme işini yapan 65 yaş üzeri kadınları anlamak, onların geroaşkınlık deneyimlerini ve bakım verme eyleminin hissettirdiği duyguları incelenmektir. Yöntem: Araştırma; 2022'nin Aralık ve 2023 yılının Mart aylarıında Antalya'nın Konyaaltı ilçesinde yürütülmüştür. Kartopu örneklemi yolu ile erişilen Konyaaltı'nda ikâmet etmekte olan yaşları 65 yaş ve üzeri olan 11 kadın katılımcı çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Görüşmeler analiz yaparken kolaylık sunması açısından ses kaydına alınmıştır. Tümevarımsal yolla bulgular analiz edilirken tematik analiz metodu kullanılmıştır. Çalışma insanların deneyimlerine, olay ve olgulara nasıl anlamlar yüklediklerine odaklanan fenomenolojik yaklaşım ile yorumlanmıştır. Bulgular: Kodlamalar sonucunda "bakımın kadın profili ve zorlukları" , "duygular" , "geroaşkınlık bulguları" olmak üzere 3 ana tema ve bu ana temalara bağlı toplam 15 alt tema elde edilmiştir. Sonuç: Bu çalışmada katılımcıların informal bakım vermelerinin sebebi olarak toplum öğretilerinin yadsınılamaz olmasına karşın bakım verdikleri kişilere duydukları "sevgi" araştırmanın özünü oluşturmaktadır. Bakım veren kadınlarda geroaşkınlık bulgularına rastlanmaktadır. Öte yandan bakımın zorlukları ve boş vakitlerinin neredeyse olmayışı 65 yaş ve üzeri kadınların geroaşkınlık belirtilerini sınırlandırmaktadır. Anahtar Kelimeler: yaşlı kadın, bakım verme, geroaşkınlık

Kübra Özden
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşlılarda gönüllü etkinliklerin biyopsikososyal kazanımlarına ilişkin bir ölçek geliştirme çalışması ve gönüllülüğün planlı eylem teorisi çerçevesinde incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada yaşlı yetişkinlerin gönüllü etkinliklere katılımlarının biyopsikososyal kazanımlarına ilişkin bir ölçek geliştirmek ve Planlı Eylem Teorisi çerçevesinde son bir yıl içinde gönüllü olan ve olmayan yaşlı bireylerin gönüllülüğe ilişkin davranışsal tutum, öznel norm ve öznel eylem kontrolü ile niyetlerini karşılaştırmalı olarak değerlendirmek amaçlanmıştır. Yöntem: Örneklem, 60+ Tazelenme Üniversitesi Antalya Kampüsü öğrencileri arasından amaçlı örnekleme yöntemiyle bağımsız iki grup şeklinde oluşturulmuştur. Biyopsikososyal kazanımların belirlenmesi için ölçek geliştirme aşamaları izlenmiştir. Gönüllülüğe ilişkin davranışsal tutum, öznel norm ve öznel eylem kontrolü, gruplar arasında karşılaştırılmıştır. Araştırmanın istatistiksel analizlerinde açımlayıcı faktör analizi, parametrik testler olan Bağımsız Grup t Testi ile One Way ANOVA, parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U ile Kruskal-Wallis testleri kullanılmıştır. Bulgular: Yaşlılarda gönüllülüğün biyopsikososyal kazanımlarına ilişkin 6 faktörlü, 38 maddeli bir ölçek geliştirilmiştir. Bu faktörler, Ruhsal-Gelişimsel Durum, Manevi Tatmin, Toplumsal Bütünleşme, Algılanan Fiziksel Sağlık, Bilişsel Öğrenme ve Kendilik Algısı olarak isimlendirilmiştir. Yaşlı yetişkinlerin gönüllü etkinliklere katılarak belirlenen faktörler yönünden farklı düzeylerde kazanımlar elde ettikleri tespit edilmiştir. Son bir yıl içinde gönüllü etkinliklere katılan ve katılmayan yaşlıların, Planlı Eylem Teorisi çerçevesinde değerlendirilen davranışsal tutum, öznel norm ve öznel eylem kontrolü değerlendirmeleri arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Sonuç: Çalışmada geliştirilen "Yaşlılarda Gönüllülüğün Biyopsikososyal Kazanımları Ölçeği" ile gönüllülüğün kazanımları belirlenmiştir. Gönüllülük deneyimlerine ve çeşitli kazanımlarına rağmen gönüllüler, gönüllü etkinliklere katılma niyetinin öngörücüleri yönünden gönüllü olmayanlar ile benzer yaklaşıma sahip görünmektedir. Yaşlı gönüllülüğü, toplumun ve gönüllülerin yararına güçlü bir potansiyele sahiptir. Anahtar Kelimeler: Yaşlı gönüllülüğü, formal gönüllülük, ölçek, biyopsikososyal model, Planlı Eylem Teorisi.

YaşlılarYaşlılık
Saadet Tiryaki
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı çalışanlar ve işverenlerin ileri yaşta istihdam edilebilirlikte dijital teknoloji kullanım deneyimleri

Amaç: Yaşlanma tüm yönleriyle toplumun ilgilendiren bir demografik dönüşüm olgusudur. Bu demografik dönüşüm çalışma hayatında, yaşlı bireylerin daha uzun süre kalmalarını etkileyebilen bir durumu da ifade etmektedir. Ancak günümüzde teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte iş dünyası dijitalleşmiş; bu durum, dijital teknoloji kullanım becerilerini çalışma hayatında hem işe kabul sürecinde hem de iş yapma yeterliliğinde belirleyici bir unsur hâline getirmiştir. Buna göre istihdam edilebilme sürecinde işverenlerin ve yaşlı çalışanların perspektifinden dijital teknolojilerin rolünün nasıl olduğunu ortaya koymak amaçlanmaktadır. Yöntem: İstihdam edilebilirlik sürecinde dijital teknolojilerin rolü, iş gücünün paydaşları açısından çok yönlü bir durumu ifade etmektedir. Buna nedenle araştırmada dijital teknolojilerin, iş gücünün paydaşları için yarattığı bu durumunun anlaşılması için nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni uygun görülmüştür. Araştırmada amaçlı örneklem yöntemiyle 13 katılımcı dahil edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde tematik analiz yöntemi kullanılarak dijital teknolojilerin istihdam sürecinde nasıl bir rol aldığı MaxQDA 2018 Pro Analiz programıyla açıklanarak temalar oluşturulmuştur. Bulgular: İstihdam edilebilme sürecinde dijital teknolojilerin rolü; istihdamda seçicilik, yaşam boyu öğrenmenin desteklenmesi ve dijital dönüşüme entegrasyon süreci olmak üzere üç ana tema olarak açıklanmıştır. Sonuç: Dijital teknolojiler, işverenler açısından yaşlı çalışanların yeniden çalışma hayatına dâhil olmalarının önünde, eşitsizliğe dayalı bir bariyer oluşturmaktadır. Buna karşın, iş bulma sürecini geçmiş ve aktif olarak çalışan yaşlı bireyler için dijital teknolojiyle sürekli temas halinde olmak, yaşam boyu öğrenme süreçlerini desteklemektedir. Ek olarak yaşlı bireylerin işletme içinde entegrasyonlarının sağlanması, dijital eğitimlerle mümkün olabileceğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: yaşlı iş gücü, dijital teknolojiler, istihdam edilebilirlik, durum çalışması

Mustafa Berk Armağan
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerin dijital hazırbulunuşluk bağlamında işitme cihazı kullanım deneyimleri

Amaç: Yaşla birlikte ortaya çıkan işitme kaybı bireylerin sosyal, psikolojik ve bilişsel açıdan etkilenmelerine yol açmakta, işitme cihazı kullanımı bu etkileri hafifletmede önemli bir araç olarak görülmektedir. Teknolojik cihazların kullanımına yönelik bireysel tutumlar ve dijital yeterlilikler bu süreci etkileyebilmektedir. Bu nedenle bu araştırmada, yaşlı bireylerin dijital hazırbulunuşluk bağlamında işitme cihazı kullanım deneyimlerinin anlaşılması amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırma kapsamında yer alan ve yaşa bağlı işitme kaybına sahip olmalarına rağmen işitme cihazı kullanmayan ve işitme cihazı kullanan yaşlıların bireylerin deneyimlerinin derinlemesine anlaşılması için nitel tasarım seçilmiştir. Bu kapsamda veriler yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla toplanmıştır. Veriler, tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiş; Braun ve Clarke'ın altı aşamalı yaklaşımı doğrultusunda analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırma sonucunda dört ana tema ve bunlara bağlı alt temalar belirlenmiştir. Ana temalar; "İşitme Cihazı Kullanımına Yönelik Duygusal ve Sosyal Yaklaşımlar", "İşitme Cihazı Kullanımına Yönelik Tutumlar ve Deneyimler", "İşitme Cihazı Kullanımıyla İlgili Güçlükler" ve "Bireylerin Dijital Hazırbulunuşluk Deneyimleri" şeklindedir. Bu temaların, katılımcı deneyimlerinde karşılıklı etkileşim içinde ortaya çıktığı görülmüştür. Katılımcılar, işitme cihazlarının sosyal izolasyonu azalttığını ve iletişim becerilerini geliştirdiğini ifade etmiş; ancak teknik sorunlar ve fiziksel rahatsızlıkların süreci zorlaştırdığını belirtmişlerdir. Ayrıca dijital teknolojiye yatkınlık ve destek kaynaklarına erişimin, bireylerin dijital hazırbulunuşluk bağlamında işitme cihazı kullanım deneyimlerini etkilediği görülmektedir. Sonuç: Elde edilen bulgular, işitme cihazı kullanımının bireylerin yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkiler yarattığına işaret etmektedir. Ancak bu olumlu etkinin sürdürülebilirliği için dijital yeterliliklerin desteklenmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, yaşlı bireylerde dijital hazırbulunuşluk bağlamında işitme cihazı kullanım deneyimlerinin artırılmasının, cihaz kullanımının etkinliğini ve bireyin yaşam kalitesini destekleyebileceği öngörülmektedir.

Seçil Nisan
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı depremzedelerde yerinde yaşlanma: Sivil toplum örgütlerinin alana etkisi ve iyileştirme stratejileri

Amaç: Bu çalışma, Türkiye'deki yaşlı depremzedelerin yerinde yaşlanma süreçlerini ve sivil toplum örgütlerinin bu süreçteki etkinliğini incelemeyi amaçlamaktadır. 65 yaş ve üstü depremzede bireylerin ihtiyaçlarını belirleyip, sivil toplum örgütlerinin sağladığı hizmetlerin etkinliğini değerlendirerek, yerinde yaşlanma sürecini destekleyecek stratejiler geliştirmeyi hedeflemektedir. Ayrıca, afet gerontolojisine katkı sağlayarak yaşlı bireylerin afetlere karşı dayanıklılığını artırmayı amaçlamaktadır. Yöntem: Bu çalışma, Osmaniye Devlet Hastanesi'nde 65 yaş ve üstü depremzede bireylerin yerinde yaşlanma ve STK algılarını incelemek amacıyla kesitsel bir nicel araştırma olarak yapılmıştır. Veriler, basit tesadüfî örneklemle seçilen katılımcılardan toplanmış ve IBM SPSS 27 programı ile demografik değişkenlere göre Mann-Whitney-U ve Kruskal-Wallis-H testleriyle analiz edilmiştir. Bulgular: Cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum ve yaş grubu gibi değişkenlere dayalı analizler, katılımcılar arasında istatistiksel anlamlı farklar ortaya koymuştur. Özellikle deprem sonrası bağımsızlık, kişisel bakım ve güvenlik algılarında cinsiyet ve medeni durum değişkenlerine bağlı istatistiksel anlamlı farklılıkları dikkat çekmiştir. Kadınlar ve erkekler, evli ve bekâr bireyler arasında bu algılarda belirgin farklar gözlemlenmiştir. Ayrıca, STK'ların deprem sonrası sağladığı hizmetlerin etkinliği de cinsiyet ve yaş grubu değişkenleri bağlamında istatistiksel anlamlı farklılıklar göstermektedir. Sonuç: Bu çalışma, afet sonrası yaşlı bireylerin deneyimlerinin sadece fiziksel değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik boyutlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini ortaya koymaktadır. Ampirik veriler kadınlar, bekârlar, eğitim düzeyi düşük ve yaşlı grupların daha dezavantajlı, olduklarına ve STK'ların müdahalelerinin ise yeterli olmadığına işaret etmektedir. Bu, afet sonrası daha kapsayıcı ve sürdürülebilir müdahale politikalarının gerekliliğini göstermektedir.

Nuriye Yılmaz
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İleri yaşlı bireylerin iyi oluşlarının perma yaklaşımı bağlamında incelenmesi: Nitel bir çalışma

Amaç: Yaşlı bireylerin yaşamları, ilerleyen yaşlarıyla birlikte giderek daha karmaşık hale gelmektedir. Bu kapsamda, psiko-sosyal anlamda iyi oluş durumlarını nasıl sürdürdükleri veya iyi olmayı nasıl deneyimlediklerinin tam olarak anlaşılması önemli olabilmektedir. Bu çalışma ileri yaştaki bireylerin iyi oluş kavramını nasıl deneyimlediklerini ya da PERMA modeli kapsamında iyi oluşu destekleyen unsurların ne olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Yapılan araştırma doğrultusunda, her yaş grubundan bireyin, iyi oluşunu destekleyecek ve yaşlılık döneminde bireylere daha pürüzsüz bir yaşamı sağlayabilecek bilgilerin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Yöntem: Araştırma nitel araştırma türlerinden, yorumlayıcı fenomenolojik desende yapılmıştır. Bireylerin iyi oluşuna ilişkin deneyimleri, bakış açıları ve fikirleri PERMA modeli çerçevesinde anlaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmada çalışmaya katılmayı kabul eden, beklenen yaşam süresini aşmış 13 birey ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile veriler toplanmış ve tematik analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Bulgular: İleri yaştaki bireylerin iyi oluş durumlarına ilişkin araştırmada "İleri Yaşta İyi Oluş" incelenen fenomendir. Çalışma; "toplumsal katılım ve anlamlı yaşam", "aile ve kuşaklararası bağlar", "anlam arayışı ve içsel yolculuk", "bağımsız yaşlanma arzusu ve mekânsal düzen" ve "yaşlılıkta emek ve emeğin sonlanışı" olmak üzere beş alt tema ile oluşturulmuştur. Sonuç: İleri yaştaki bireylerin iyi oluşlarını sürdürebilmelerinde; zamanı hobi ve uğraşlarla anlamlı kılarak yaşlanmak, sosyal ilişkiler ve toplumsal bağlar kurmak, aile ve özellikle torunlarından duygusal destek almak, içsel anlam arayışıyla manevi doyuma ulaşmak, bağımsız yaşam arzusu ve uygun yaşam alanlarında yaşamak ile mesleki kimliklerini ve toplumsal rollerini değerlendirmek belirleyici olmuştur. Bu unsurlar, yaşlı bireylerin yaşamlarına değer katmakta ve iyi oluşlarını çok boyutlu olarak şekillendirmektedir. Anahtar Kelimeler: ileri yaş, iyi oluş, PERMA modeli

Ebru Acarbaş
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Alzheimer demansı olan hastalarla ilgilenen aile üyelerinin bakım yükünün incelenmesi

Amaç: Bu tezin amacı Alzheimer hastası yakınlarına bakım veren bireylerin bakım yüklerinin ve ilişkili faktörlerin incelenmesidir. Yöntem: Antalya ilinde özel nöroloji muayenehanelerinde tedavi gören Alzheimer hastası yaşlılara bakım veren aile üyeleri arasından 400 kişi seçilmiştir ve bunlarla görüşmeler yapılmıştır. Takibi yapılan yakınlarına bakım veren 392 kişi üzerinde kesitsel bir anket çalışması olarak gerçekleştirilen çalışmada Bakım Yükü Envanteri (Caregiver Burden Intentory), Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği Kısa Formu, araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyo-demografik Bilgi Formu uygulanmıştır. Bulgular: Kadınlar, tüm psikolojik kategorilerde erkeklerden daha olumsuz bir profil sergilemiştir. "Orta" düzeyde depresyon ve anksiyete kategorilerinde her iki cinsiyet benzer bir dağılım göstermiştir; ancak "ileri" ve "çok ileri" kategorilerde kadınlarda oranlar önemli ölçüde daha yüksektir (Depresyon ve anksiyete 2,2-2,3 kat, stres düzeyi ise erkeklere kıyasla 1,6 kat daha yüksek). Hastalık evresi, zaman bağımlılığı, gelişimsel, fiziksel ve genel bakım yükü ile zayıf ama dikkate değer korelasyonlar göstermiştir. Gelişimsel yük ile fiziksel yük (0,778), gelişimsel yük ile toplam bakım yükü (0,877) ve fiziksel yük ile toplam bakım yükü (0,856) arasında güçlü korelasyonlar gözlenmiştir. Bu, yük türlerinin birbiriyle ilişkili olduğunu ve birinin artmasının diğerlerini de artırabileceğini göstermektedir. Zaman bağımlılığı ile toplam yük (0,595), sosyal yük ile toplam yük (0,681) ve duygusal yük ile toplam yük (0,540) arasında orta düzeyde korelasyonlar bulunmuştur. Zaman bağımlılığı ile sosyal yük (0,115) ve duygusal yük (0,021) arasındaki zayıf korelasyonlar, zaman bağımlılığının psikolojik etkisinin daha az olduğunu göstermektedir. Sonuç: Alzheimer hastalarına bakım vermek bakım süreci, hastalığın seyri, destek ağları gibi birçok psikososyal ve tıbbi konuyla ilişkili karmaşık bir sorundur ve hasta yakınlarının durumunu anlamak için kapsamlı çalışmalara ve destek ağlarının geliştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Alzheimer, bakım yükü, bakım veren

Sanam Asadı Faezı
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Erken yaşta demans tanısı almış kişilerin aile bireylerinin deneyimleri : Nitel bir araştırma

Amaç: Bu çalışmanın amacı erken yaşta demans tanısı almış kişilerin aile bireylerinin bu hastalıkla hayatlarında nasıl değişikler meydana geldiğini ve bu süreçte yaşadıkları duyguları, düşünceleri ve deneyimleri ortaya çıkarmak ve bunu derinlemesine analiz etmektir. Türkçe literatürde erken yaşta demans tanısı almış bireylerin aile bireylerinin deneyimleri konusunda herhangi bir araştırma bulunmamaktadır. Bu çalışma ile alandaki mevcut duruma katkı sunmak amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışma nitel olarak tasarlanmıştır. Çalışmaya erken yaşta demans tanısı almış kişilerin onlarla aynı evde yaşayan aile bireyleri olma özelliğine sahip 12 katılımcı dahil edilmiştir. Gönüllü katılımcılar ile yüz yüze görüşme tekniği kullanılmış olup veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Bu araştırmada, nitel veri analizinde sıkça kullanılan tematik analiz ve içerik analizi tekniği benimsenmiştir. Bulgular: Bu çalışmada erken yaşta demans tanısı alma sürecinin zor olduğu, tanı alındıktan sonra aile bireylerinin durumu kabullenmelerinin uzun sürdüğü ve aile bireylerinin en çok yaşadıkları hissin üzüntü olduğu saptanmıştır. Erken yaşta demans tanısı alan kişiler hayatta aktif rol aldıkları için tanıdan sonra onların rollerini aile bireylerinin üstlendiği ve aile bireylerinin sorumluluklarının arttığını gözlemlenmiş, hastalık hakkında bilgi ve destek ihtiyaçlarının arttığı saptanmıştır. Sonuç: Erken yaşta demans tanısı aile bireyleri tarafından kabul edilmesi zor ve üzüntü veren bir durumdur. Erken yaşta demans tanısı almak yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olarak değil; aile yapısını, rollerini ve duygusal dengeleri etkileyen çok yönlü bir durum olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle hem tanı sürecinde hem de sonrasında aile bireyleri için bilgilendirici, psikolojik ve sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Erken yaşta demans, nitel araştırma, demans hastasıyla yaşamak, demans hastası ailesi

Ayşenur Kütük Yalıç
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Katılımcı kırsal değerlendirme ile kırsal bölgede uygulamalı gerontolojik hizmet modeli tasarımı: antalya ili ibradi örneği

Amaç: Bu çalışma, kırsal bölgede yaşayan yaşlı bireylerin özgün ihtiyaçlarına uygun, sürdürülebilir nitelikte olan etkili hizmetlerin sunulmasını ve buna uygun bir Uygulamalı Gerontolojik Hizmet Modeli geliştirmeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Bu çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden olan durum çalışması deseninde gerçekleştirilmiştir. Katılımcı Kırsal Değerlendirme Teknikleri'nden yarı yapılandırılmış görüşme, sosyal haritalandırma ve Venn Şeması kullanılmıştır. Araştırma, Antalya ilinin İbradı ilçesinde gerçekleştirilmiştir. Örneklem için, maksimum örneklem çeşitlemesi yöntemiyle; 14 yaşlı ve 8 profesyonel bireye ulaşılmıştır. 30 gönüllü katılımcı ile sosyal haritalandırma ve Venn diyagramı olarak veriler toplanmıştır. Değerlendirmeler; tematik analiz, betimsel yöntem ve SWOT analizi kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Verilerin analizine göre, derinlemesine görüşmelerde yaşlılarda; yaşam durumu, temel ihtiyaçları, İbradı'da yaşam, bakım problemleri ve hizmete erişebilirlik ve ulaşılabilirlik, profesyonellerde ise; İbradı hakkında görüşleri, yaşlıların yaşam durumu, yaşlıların ihtiyaçları ve hizmetlere ve etkinliklere katılım vurgulanmıştır. Risk faktörleri olarak değerlendirilen bulgular arasında ise düşük eğitim seviyesi, yalnızlık, yaşlı nüfusu sayısının fazla olması ve bakıma muhtaçlık durumu bulunmaktadır. Sonuç: Uygulamalı Gerontolojik Model, Fayda Teorisi ile Çevre ve Kişi Uyum Teorisi çerçevesinde, yaşlıların sağlık, psikolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve çevresel gereksinimleri dikkate alınarak müdahale alanları oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda kırsal alandaki yaşlılar, sınırlı sağlık hizmetleri, düşük ulaşılabilirlik, yalnızlık ve sosyal izolasyon gibi çok boyutlu zorluklarla karşı karşıyadır. Model, yerel kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde hizmet çeşitliliğini, erişilebilirliğini ve kalitesini artırmayı hedeflemektedir. Ayrıca yaşlı bireylerin kendi çevrelerinde kalmaya devam ederek hem aile desteğinden hem de profesyonel bakım hizmetlerinden yararlanmaları esas alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: yaşlılık, kırsalda yaşlanma, uygulamalı gerontoloji, bakıma muhtaçlık, gerontolojik hizmet modeli

Özlem Özgür
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik böbrek hastalığı olan yaşlılarda ev tabanlı egzersizin sarkopeni riski, fonksiyonel kapasite, depresyon, yorgunluk, uyku ve yaşam kalitesine etkisi

Amaç: Bu çalışma, 65 yaş ve üzeri, kronik böbrek hastalarında ev tabanlı egzersizin; sarkopeni riski, fonksiyonel kapasite, depresyon, yorgunluk, uyku ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, hasta takibini kolaylaştırmak amacıyla geliştirilen internet sitesi aracılığıyla, telesağlık hizmetlerinin uygulanabilirliği incelenmiştir. Yöntem: Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde takipli 28 birey egzersiz ve kontrol grubuna ayrılarak katılımcılara "Sosyodemografik Form", "Mini Nütrisyonel Değerlendirme Kısa Form", "SARC-F", "FACIT Yorgunluk Ölçeği", "Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği", "Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi", "Böbrek Hastalığı Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu", fonksiyonel kapasite testleri ve el kavrama gücü ölçümü yapıldı. Egzersiz grubuna fizyoterapist tarafından 12 haftalık ev egzersiz programı verildi ve egzersize uyumları "Egzersize Uyum Derecelendirme Ölçeği" ile değerlendirildi. Çalışma sonunda ölçümler tekrarlanarak sonuçlar karşılaştırıldı. Bulgular: Egzersiz grubunda sarkopeni riski azalırken, fonksiyonel kapasite, depresyon, yorgunluk, uyku ve yaşam kalitesi skorlarında anlamlı iyileşmeler gözlendi (p<0,05). Ayrıca katılımcıların %26,7'si egzersize iyi uyum sağladı. Kontrol grubunda ise yorgunluk ve depresyon düzeyleri artarken; uyku kalitesi ve fonksiyonel kapasite azaldı. Yaşam kalitesi skorlarında anlamlı değişiklik saptanmadı. MNA-SF skorlarında ise gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Sonuç: Bu çalışma, kronik böbrek hastalığı olan yaşlı bireylerde ev tabanlı egzersiz programının, sarkopeni riskini azaltmada, fonksiyonel kapasite, yorgunluk, depresyon, uyku ve yaşam kalitesini iyileştirmede etkili ve uygulanabilir olduğunu; ayrıca telesağlık hizmetlerinin entegrasyonunun hasta takibini kolaylaştıran ve egzersizin uygulanabilirliğini artıran yenilikçi bir yaklaşım sunduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: kronik böbrek hastalığı, egzersiz, sarkopeni, yaşam kalitesi, telesağlık.

Büşra Yıldırım Uz
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşam Polikliniğine başvuran 80 yaş ve üzeri bireylerde kırılganlık ve günlük yaşam aktiviteleri durumunun gerontolojik değerlendirmesi: Ardahan ili örneği

Amaç: Bu çalışmada, Ardahan ilinde yaşayan ve Ardahan Devlet Hastanesi Yaşam Polikliniği'ne başvuran 80 yaş ve üzeri bireylerin, günlük yaşam aktiviteleri ile klinik kırılganlık durumunu araştırmak ve gerontolojik perspektiften değerlendirmek amaçlanmaktadır. Yöntem: Bu araştırmada, nicel bir çalışma tekniği olan ölçek yöntemi ile veriler toplanmıştır. Veri toplama araçları; Sosyo-demografik Bilgi Formu, Katz Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği ve Rockwood Klinik Kırılganlık Skalası'ndan oluşmaktadır. Çalışma, ardışık örnekleme yöntemiyle seçilen 154 gönüllü birey ile yürütülmüştür. Veriler yüz yüze görüşmelerle toplanmış ve bilgilendirilmiş onam alınmıştır. IBM SPSS 23 programı ile analiz edilen verilerde, normallik sağlanmadığından non-parametrik testler (Mann Whitney U, Kruskal-Wallis H, Spearman korelasyonu) kullanılmıştır. Bulgular: Katz Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği ile Rockwood Klinik Kırılganlık Skalası arasında negatif yönlü ve güçlü bir ilişki bulunmuştur; yani kırılganlık arttıkça fonksiyonel bağımsızlık düzeyi azalmaktadır. Ayrıca, yaş ilerledikçe GYA puanlarının düştüğü ve kırılganlık skorlarının arttığı saptanmıştır. Kadınlarda kırılganlık seviyesinin erkeklere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Eğitim düzeyi düşük olan bireylerde GYA bağımlılığının daha fazla olduğu gözlemlenip, medeni durumun da hem GYA hem kırılganlık skorları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkisi olduğu bulunmuştur. Sonuç: Yaşlı bireylerde kırılganlığın çok boyutlu olduğu ve sadece tıbbi boyut olarak değil, gerontolojik değerlendirmenin de temelinde yer alan biyo-psiko-sosyal bağlamdaki faktörlerden de etkilendiği gösterilmiştir. Bu bulgular ışığında, gerontolojik değerlendirmede bütüncül bir yaklaşımın önemi vurgulanmakta; yaşlı bireylerin GYA ve kırılganlık durumlarının incelenip değerlendirilmesine olanak sağlayan YAŞAM merkezlerinin sayısının artırılmasının, erken tespit ve müdahaleyi kolaylaştırarak yaşlıların yaşam kalitesine olumlu katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Melek Yavuz Durak
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

60+ bireylerin fiziksel aktivite engelleri, egzersiz sağlık inançları, fiziksel uygunlukları ile fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Tazelenme Üniversitesi örneği

Amaç: Bu çalışma, 60 yaş ve üzeri bireylerin fiziksel aktivite düzeyleri ile egzersiz sağlık inançları, fiziksel aktiviteye yönelik algıladıkları engelleri ve fiziksel uygunluk düzeyleri arasındaki ilişkileri kapsamlı bir şekilde incelemek amacıyla gerçekleştirildi. Yöntem: Kesitsel ve ilişkisel tarama deseninde yürütülen çalışmada, Antalya ilinde yaşayan ve Tazelenme Üniversitesi'ne düzenli olarak katılım sağlayan toplam 213 yaşlı birey yer aldı. Veriler; Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Fiziksel Aktivite Ölçeği (PASE), Egzersiz Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (ESİMÖ), Fiziksel Aktivite Engelleri Ölçeği (FAEÖ) ve Senior Fitness Test bileşenleri aracılığıyla toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ile değişkenler arası ilişkileri incelemek için Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. İki grup karşılaştırmalarında bağımsız örneklem t-testi, çoklu grup karşılaştırmalarında One-Way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular: Katılımcıların ortalama fiziksel aktivite düzeyi (PASE Puanı) 67,30 ± 29,82 olarak saptandı. Fiziksel aktivite düzeyi ile algılanan engeller arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönlü ve zayıf bir ilişki (r = -0.156, p < .05) bulundu. Fiziksel aktivite düzeyi ile fiziksel uygunluk parametrelerinden otur-kalk (r = .270, p < .001), kol kıvırma (r = .268, p < .001), 2 dakika adım (r = .379, p < .001) ve sandalye otur-uzan (r = .198, p = .004) testleri arasında pozitif, Kalk ve Yürü (r = -0.316, p < .05) testi ile negatif anlamlı ilişkiler gözlendi. Buna karşın, egzersiz sağlık inançları ile fiziksel aktivite düzeyi arasında anlamlı bir ilişki saptanamadı (p > .05). Sonuç: İncelenen yaşlı grubun fiziksel aktivite düzeyinin düşük seviyede olduğu ve fiziksel aktivite davranışını belirlemede, olumlu sağlık inançlarından ziyade algılanan engellerin ve mevcut fonksiyonel kapasitenin daha baskın olduğu sonucuna varıldı. Bu durum, yaşlılara yönelik fiziksel aktivite müdahalelerinin, yalnızca bilgi vermeye değil, bireyselleştirilmiş engelleri aşmaya ve fonksiyonel kapasiteyi artırmaya odaklanması gerektiğini göstermektedir.

Ezgi Pektaş
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İleri yaşlı bireylerin yaşam öykülerinin yaşam seyri perspektifinden incelenmesi

Amaç: Bu çalışma, ileri yaşlı bireylerin yaşam öykülerinde öne çıkan deneyimleri ve yaşam kalitesi düzeyi yüksek ile düşük gruplar arasında anlatılara yansıyan plastisite farklılıklarını incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Bu araştırma, nitel yönü baskın karma yöntem yaklaşımıyla, eş zamanlı iç içe geçmiş tasarım kullanılarak yürütülmüştür. Nitel veriler, yaşam öyküsü çalışması kapsamında yarı yapılandırılmış görüşmelerle; nicel veriler ise Yaşlılar İçin Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Modülü ile toplanmıştır. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi YAŞAM Polikliniği aracılığıyla ulaşılan, 80 yaş ve üzeri ve Mini Mental Durum Testinden 25 ve üzeri puan alan 19 katılımcı, amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Nitel veriler tematik analiz ve ikinci düzey kuramsal analizle değerlendirilmiş ve nicel veriler, bağımsız bir istatistiksel analize tabi tutulmadan, nitel bulguların yorumlanmasında tamamlayıcı bir unsur olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırma, ileri yaşlı bireylerin yaşam öykülerinde maddi koşullar, toplumsal ilişkiler, göç, emeklilik ve özerklik arayışlarının belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Servet kaybının zamanı, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri, aile ve sosyal çevreyle ilişkiler, göç kararlarının yeniden yorumlanması ve emekliliğe verilen farklı anlamlar yaşamın yönünü etkilemektedir. Bu deneyimlerin başa çıkma biçimleri ve dayanıklılık düzeylerine göre farklılaştığı; yüksek yaşam kalitesine sahip bireylerin plastisiteyle zorlukları fırsata çevirdiği, düşük yaşam kalitesine sahip bireylerin ise geçmişe takılı kalma ve amaç kaybı yaşadığı görülmektedir. Sonuç: Bu çalışma, yaşam öykülerinin yalnızca geçmiş deneyimlerin birikimi değil, aynı zamanda özerklik, toplumsal cinsiyet, sosyal destek ve plastisite üzerinden yeniden şekillenen dinamik süreçler olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, yaşlılık politikalarının maddi desteklerin ötesine geçerek bireylerin özerkliklerini, sosyal katılımlarını ve psikososyal dayanıklılıklarını güçlendirecek şekilde tasarlanması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yaşam öyküsü, ileri yaşlılık, plastisite, yaşam kalitesi, gerontoloji

Barkın Dere
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Morusinin insan fibroblast hücre hattında matriks metaloproteinaz-1 üzerine etkisinin ın-vitro araştırılması

Amaç: Morusinin insan fibroblast Hs68 hücre hattında, MMP-1 üzerine etkisi in-vitro olarak araştırmaktır. Yöntem: Hs68 hücreleri çoğaltılıp Tripsin-EDTA ile kaldırılarak 96 kuyucuklu plaklara bölünmüştür. 24 saatlik inkübasyon süresi sonunda morusin 32- 0,015625 μM/mL konsantrasyon aralığındaki dozlar hücrelere uygulanmıştır. 24, 48 ve 72 saatlik inkübasyonları sonunda hücre proliferasyonu üzerine etkileri WST-1 kiti ile çalışılmıştır. Çoğaltılan hücreler bu sefer 6 kuyucuklu plaklara bölünmüştür. 24 saatlik inkübasyon süresi sonunda morusin 4 - 0,5 μM/mL konsantrasyon aralığındaki dozlar hücrelere uygulanmıştır. 24, 48 ve 72 saatlik inkübasyon süreleri sonunda MMP-1 salınımına etkisi MMP-1 kiti ile çalışılmış ve absorbans değerleri ELISA okuyucuyla alınmıştır. Bulgular: Morusin'in Hs68 hücre hattına uygulanan 32, 16 ve 8 μM/mL konsantrasyonları hücrelerin tamamına yakınını öldürdüğü görülmüştür. 4 ve 2 μM/mL konsantrasyonlarında anlamlı bir sitotoksik etki, 1 ve 0,5 μM/mL konsantrasyonlarda daha az sitotoksik etki gösterdiği belirlenmiştir. MMP-1 miktarı, uygulanan morusin konsatrasyonuna bağlı olarak 24 saat inkübasyon süresi sonunda 4 μM/mL'de %1,64 ve 0.5 μM/mL'de %1,72 artmış; 2 μM/mL'de %2,80 ve 1 μM/mL'de %8,70 azalmıştır. MMP-1 miktarı 48 saat sonra 4 μM/mL'de %1,90; 2 μM/mL'de %11,90 ve 0.5 μM/mL'de %4,12 azalmış, 1 μM/mL'de ise %1,67 artmıştır. MMP-1 miktarı 72 saat sonra 4 μM/mL'de %10,64; 2 μM/mL'de %8,26; 1 μM/mL'de %21,78 ve 0.5 μM/mL'de ise %12,80 artmıştır. Sonuç: Morusinin uygulanan konsantrasyonları Hs68 hücreleri için sitotoksik ve hücre proliferasyonunu azaltıcı özellik göstermiştir. Kullanılan morusinin zamana bağlı olarak sadece 2 konsantrasyonu MMP-1 miktarını azaltması, hücreler için yaşlanma karşıtı bir sonuç ortaya koyarken diğer konsantrasyonlarının yaşlanmayı hızlandırıcı bir etki gösterdiği görülmüştür.

Deri yaşlanmasıEkstrasellüler matriksFibroblastlar+7
Serhat Bozkurt
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemi döneminde 60+ bireylerin kas iskelet sistemi rahatsızlıkları, yorgunluk düzeyleri ve fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada, COVID-19 pandemisi döneminde 60 yaş üstü bireylerin kas iskelet sistemi rahatsızlıkları, yorgunluk düzeyleri, fiziksel aktivite düzeyleri ve sosyodemografik özellikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırmada, nicel bir çalışma tekniği olan ölçek yöntemi ile veriler toplanmıştır. Veri toplama araçları; Sosyo-demografik Bilgi Formu, Cornell Kas İskelet Sistemi Rahatsızlığı Ölçeği, Yorgunluğu Çok Boyutlu Değerlendirme Ölçeği ve Yaşlılar İçin Fiziksel Aktivite Ölçeğinden oluşmaktadır. Çalışmaya katılacak bireyler gönüllülük esasına göre belirlenmiş olup ölçekler hem yüz yüze hem de online olarak toplanmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için SAS 9.4 programı kullanılmıştır. Veriler; tanımlayıcı istatistikler, Shapiro-Wilk testi ve çarpıklık katsayılarının incelenmesi, parametrik testler, t testi, Varyans Analizi (F testi), Pearson korelasyon analizi kullanılarak değerlendirmeye alınmıştır. Bulgular: Boyun ağrı risk skoru ile fiziksel aktivite düzeyi arasında negatif yönde zayıf düzeyde istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Yorgunluk düzeyi ile boyun, bel, sağ omuz, sol diz, sağ alt bacak, sol ayak ağrı risk skorları arasında pozitif yönde zayıf düzeyde, sağ/sol üst bacak, sağ diz ağrı skorları arasında da pozitif yönde orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Fiziksel aktivite düzeyi ile yorgunluk düzeyi arasındaki istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. Sonuç: COVID-19 pandemisinin getirmiş olduğu sosyal izolasyon önlemlerinin ve salgın sürecinin belirsiz durumunun uzun vadeli olumsuz etkileri, yaşlı bireylerin biyopsikososyal rezervlerini olumsuz etkilemektedir. Bu olumsuz etkilerin giderilmesi, yaşlı bireylerin sağlıklı, aktif yaşlanmasını teşvik etmek ve onlara katılım alanları sağlamak için yeni araştırmaların yapılmasını ve stratejilerin geliştirilmesi önerilmektedir.

COVID 19Fiziksel aktiviteKas-iskelet hastalıkları+6
Barış Kılıç
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bakımında erkek bakıcıların deneyimleri: Bir inşacı gömülü teori araştırması

Amaç: Bakım toplumsal hayatın önemli bir gerçekliğini oluşturmaktadır. Bakım hizmetinin önemli bir bileşenini oluşturan informal bakım verenler literatürün ilgi odağındadır. Fakat informal bakım veren öznesi olarak sadece kadınların deneyimleri incelenmiştir. Bu durum hem informal bakım verenleri bütünsel olarak anlamayı zorlaştırmaktadır hem de ileride yapılması planlanan sosyal politikalara kısıtlayıcı bir bilgi tanımaktadır. Ayrıca Türkiye örnekleminde de informal bakım veren erkeklerin çok az çalışılması sebebiyle bu araştırmada informal erkek bakım verenlerin deneyimleri anlaşılması amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışmada informal bakım veren erkeklerin deneyimlerinin derinlemesine anlaşılması için öncelikle nitel tasarım seçilmiştir. Yaşlı bakımı veren erkekler hakkında kabul görmüş bir teori olmadığı için spesifik olarak nitel dizaynın alt türlerinden biri olan inşacı gömülü teori kullanılmıştır. Bu kapsamda veriler yarı yapılandırılmış soru formlarıyla toplanmıştır. Toplanan veriler sırasıyla öncü, eksenel ve odaklı kodlama aşamalarına göre analiz edilmiştir. Bulgular: Öncü kodlama sonucu 53 koda, eksenel kodlama sonucu 23 kategoriye ve son olarak odaklı kodlama sonucu 5 çekirdek kategoriye yani temaya ulaşılmıştır. Bunlar Bakım Sürecinin Kişiselleştirilmesi, Kaynaklar, Uygulamalar, İhtiyaçlar ve Yeniden Yapılanma'dır. Temalar arasında direkt sebep sonuç ilişkisi olmaktan ziyade kümülatif olarak bakım verme sürecinde ortaya çıktıkları görülmektedir. Sonuç: Teorik olarak tek bir yaklaşımın bakım veren erkeklerin deneyimlerini anlamaya ve açıklamaya yetmediği ortaya konulmuştur. Yapılan çalışmalarda var olan bakış açıları eklektik bir biçimde kullanılmalıdır. Uygulamalı olarak ise her sosyal konumda bulunan erkekler için özelleşmiş ve erişilebilir formal hizmetler oluşturulmalıdır. Hizmetler bakım verene bakım desteği, süreç hakkında bilgi, psikolojik/fiziksel/ekonomik hizmetleri içermelidir. Anahtar Kelimeler: yaşlı bakımı, bakım veren erkekler, informal bakım, inşacı gömülü teori

Bakım verenlerGeriatriGömülü teori+6
Nisa Yıldız
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalarına bakım veren bireylerin bilinçli farkındalık düzeylerinin bakım veren yükü ve yaşam kalitesi ile ilişkisinin incelenmesi

Amaç: Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığının bakım sürecinde informal bakım verenler önemli bir rol oynamaktadır ve hastalığın zorlu doğası nedeniyle bakım verenler bakım yüküne sahip olmaktadır. Araştırma kapsamında ALS hastalarına özellikle ileri yaştaki bakım verenlerin bilinçli farkındalık düzeyleri ve bakım yükleri değerlendirilerek kişilerin bilinçli farkındalık düzeylerinin bakım veren yükü ve yaşam kalitesi ile ilişkisinin incelenmesi temel amaçtır. Yöntem: ALS Derneği Antalya Şubesine kayıtlı olan 57 bakım veren bireyle görüşüldü. Çalışmada "Demografik Bilgi Formu", "Bilinçli Farkındalık Ölçeği", "Bakım Veren Yükü Ölçeği", "Yaşam Kalitesi Ölçeği" kullanılarak veriler toplandı. Elde edilen verilerin analizinde SPSS yazılımının SPSS Statistics Base v23 sürümü kullanıldı. Tüm analizlerde anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Araştırmaya katılan bakım verenlerin %26,3'ü (15 kişi) 60 yaş ve üzeri kişilerden oluşmaktadır. Bu kişilerin %66,7'si kadın, %73'ü ilkokul mezunu, %86,6'sı ekonomik olarak zorlanmakta, %60'ı kronik bir hastalığa sahiptir. İleri yaştaki bakım verenlerin bakım yükü düzeyi puan ortalamalarının 46,2 olması ileri derecede bakım yüküne sahip olduklarını göstermektedir. Araştırmaya katılan tüm bakım verenlerin bilinçli farkındalık düzeyi ile bakım yükü düzeyi arasında zayıf ve negatif yönde bir ilişki bulunmuştur. Sonuç: Gelişen teknoloji ile ALS hastalığının yönetiminin giderek iyileşmesi hastaların yaşam süresini uzatmaktadır ve bakım verenler hasta ile uzun yıllar zaman geçirebilmektedir. Böylece yaşlı bakım verenlerin sayısının da giderek artacağı düşünülmektedir. Bakım verenlerin bakım yükünün azalması bilinçli farkındalık düzeyinin artması ile ilişkili olabileceği düşünüldüğünden bilinçli farkındalık temelli gerontolojik müdahaleler, hizmetler geliştirilebilir ve uygulanabilir. Anahtar Kelimeler: Amyotrofik lateral skleroz (ALS), mindfulness, bilinçli farkındalık, bakım yükü, bakım veren yükü, informal yaşlı bakım veren

Amyotrofik lateral sklerozBakım verenlerBakım verme yükü+3
Lutfiye İpek
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Orta ve ileri yetişkinlik dönemindeki kardeş ilişkilerinin kuşaklararası ilişki ve iletişime etkisi

Amaç: Kardeş ilişkileri üzerinde diğer ilişki türlerine kıyasla daha az bilimsel çalışma yapılmıştır. Halbuki kardeş ilişkileri insanın yaşamındaki en uzun süreli ilişkilerden biridir. Türkiye nüfusunun yaşlanması toplumda çok kuşaklı aile yapısının yaygınlaşacağına ve aile içi ilişkilerde değişime yol açacağına işaret etmektedir. Bu noktadan hareketle tasarlanan araştırmanın amacı örneklem dahilinde 50 yaş ve üzeri orta ve ileri yetişkinlik dönemindeki kişilerin kardeş ilişkilerini çeşitli değişkenler çerçevesinde incelemek, kuşaklararası ilişki ve iletişim çerçevesinde tartışmaktır. Yöntem: Araştırmacı tarafından hazırlanan soru formu kullanılmış, kesitsel, nicel, keşfedici bir araştırmadır. Araştırmadaki değişkenler; kardeşlerin ebeveynlerine bakım vermesine, kardeşlerin kardeşlere bakım vermesine, yaşlandıkça kardeş ilişkilerinin değişimine, kardeşlerin ebeveyn olmasına, kardeş türlerinin kardeş ilişkilerini şekillendirmesine yönelik katılımcıların tutumları ve yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, kardeş sayısı değişkenleridir. Katılımcıların tutumlarını ölçmek için 5'li Likert tipi sorular sorulmuştur. Kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılar araştırmaya çevrimiçi olarak "Google Formlar" üzerinden katılmıştır. Veriler IBM SPSS Statistics 26 yazılımında Ki-Kare, Spearman Korelasyon ve Log-Lineer Model Analizleri ile analiz edilmiştir. Bulgular: Yaş ile katılımcıların yaşlandıkça kardeşleriyle aralarındaki paylaşım/yakınlık hissinin artması ve rekabetin azalması arasında pozitif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. Katılımcıların kardeşleriyle görüşme sıklığı ile yaş arasında negatif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. Eğitim düzeyi, medeni durum, kardeş sayısı ve cinsiyete göre kardeş ilişkilerinin özellikleri farklılaşmaktadır. Sonuç: Elde edilen veriler literatürdeki bilgilerden hareketle tartışılmış, yaşamın ilerleyen dönemlerinde kardeş ilişkilerinin özelliklerine ve farklı kardeş türlerinin varlığına dikkat çekilmiştir. Anahtar Kelimeler: orta yetişkinlik, ileri yetişkinlik, kardeş ilişkileri, kuşaklararası ilişkiler

Aile içi iletişimAile içi ilişkilerAkrabalık ilişkileri+6
Süheyla Sönmez
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye yaşlı nüfusunda bilişsel gerileme ile D vitamini yetersizliği ilişkisi: Sistematik bir inceleme

Amaç: Türkiye'de yaşlı popülasyonunda D vitamini yetersizliği ile bilişsel bozukluk ve demans, Alzheimer (AH) ve Parkinson hastalığı (PH) ilişkisini konu alan araştırmaların sistematik derleme yapılarak incelenmesi sonucu kanıta dayalı bilimselliği ispatlanmış verilerin elde edilmesi ve literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır. Yöntem: Türkiye'deki yaşlılarda D vitamini yetersizliği ile bilişsel durum ve demans, Alzheimer ve Parkinson hastalıkları ilişkisini içeren daha önce yapılmış literatürdeki araştırmalar sistematik derleme ile taranmış ve incelenmiştir. Araştırma konusundaki ikincil veriler Google Akademik, Pubmed Health, DergiPark, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Ulusal Tez Merkezi veri tabanlarında araştırılmıştır. Literatürde 1965-2021 ve 1970 – 2021 yılları arasında yayınlanmış, araştırmalar PRISMA ile önceden karalaştırılmış kriterlere göre ayıklanmış ve değerlendirilmeye kabul edilmiştir. Bulgular: Kriterleri karşılayan 6 araştırma makalesi ve 4 tez olmak üzere toplam 10 çalışma değerlendirmeye kabul edilmiştir. Bu çalışmalar yöntem, denek sayısı, D vitamini eşik değerleri, bilişsel ölçüm testleri açısından detaylı olarak değerlendirilmiştir. Demans, AH ve PH olan bireylerin D vitamini düzeylerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. D vitamini yetersizliği özellikle bakım merkezlerinde yaşayan bireyler için hayati önem taşımaktadır. Sonuç ve Tartışma: Türkiye'de ve dünyada ileri yaştaki bireyler arasında demans, AH ve PH gibi hastalıklar artmaktadır. Araştırmalar bilişsel bozukluk ile D vitamini eksikliği/yetersizliği arasındaki ilişkinin önemini göstermektedir. Araştırmalarda kullanılan yöntem ve eşik değerleri, denek sayısı gibi farklılıklar karşılaştırmanın güvenirlilik istatistiksel açıdan düzeyini azaltmaktadır. Hastalık teşhisinde D vitamini biyobeliteç olarak kullanılabilir. Bazı araştırma sonuçları D vitamini düzeyi ve bilişsel işlev arasındaki ilişki olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte güçlü kanıtlar için detaylı araştırmalara ihtiyaç vardır.

Alzheimer hastalığıBiliş bozukluklarıBilişsel işlevler+7
Ferda Çakıroğlu
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gökçeada'da yaşayan rumların yaşlanma ve yaşlılık deneyimleri üzerine nitel bir araştırma

Amaç: Gökçeada'da yaşayan yaşlı Rumların yaşlanma süreçlerini ve yaşlılığını nitel olarak araştırmak ve azınlıkların yaşlanmasıyla ilgili nicel araştırmalar için denenebilir hipotezler ortaya çıkarmaktır. Azınlık nüfusta da gözlenen demografik değişim dikkate alınarak, Rum azınlık örneğinde azınlıkların yaşlılık dönemindeki "yaşam durumu" hakkında ampirik bilgi elde etmek amaçlanmaktadır. Yöntem: Araştırmada nitel yöntem kullanılmıştır. Katılımcılar 60 yaş ve üzeri olan erkeklerden, yaşlılığın "tipik örnekleri" arasından bilinçli olarak seçilmiştir. Veri toplama/üretme tekniği olarak yarı-yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılmıştır. Sahada yaşama deneyiminin katkısıyla yapılan gözlemler de ilave edilmiştir. Rum vatandaşlarımızın yaşlanma biyografileri incelenerek "biyografik araştırma yöntemi" kullanılmıştır. Bunun için gerekli olan verinin toplanması için "problem merkezli" görüşmeler yapılmış ve "nitel içerik analizi" ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmada yaşlı Rum bireylerin yaşlılık algılarının sosyal, fiziksel ve psişik yönlerden farklılık gösterdiği; İmroz'un bilişsel şemalarında aidiyet ile eşleştiği, birlikte yaşam kültürlerini yansıttığı, çevresel faktörler olarak pozitif ve negatif durumlar barındırdığı; genç kuşaklarla sosyal, fiziksel ve teknolojik farklılıklarının olduğu, bakıma muhtaçlığı fiziksel ve sosyal yeterlilikten yoksunluk olarak algıladıkları ve Ada'nın temel sorununun ulaşım ve sağlık hizmetleri olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Gökçeada'da yaşayan yaşlı Rumların bilişsel dünyasında yaşlanma ve yaşlılık; sosyal, psikolojik ve fiziksel anlamda iyi olma hali ile tasvir edilmektedir. Azınlık olmalarının yaşlanma süreçlerine etkisi olduğuyla ilgili doğrudan anlamlı bir veriye rastlanmamış olmakla beraber, 1964 yılı MGK kararları, Gökçeada Rumları üzerinde sosyal ve psikolojik etkiler bırakmıştır. Ayrıca dinî ya da kültürel olarak farklı bir yaşlanma stillerinin olmadığı, öncelikli sorunlarının ulaşım ve sağlık hizmetleri (bakımevi ve tam teşekküllü hastane) olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: azınlık, gökçeada, imroz, rum, yaşlılık.

AzınlıklarDeneyimRumlar+3
Serkan Yükcü
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya-ibradı ilçesi örneğinde yaşlıların yerel yaşam durumlarına bağlı profilleri

Amaç: Antalya ili İbradı ilçesinde yaşayan 65 yaş üstü yaşlıların yaşam durumlarını belirleyerek yaşam durumunun heterojen yapısını ortaya çıkarmak, avantajlı ve dezavantajlı yaşam durumu profillerini belirlemektir. Bu amaca ulaşmak için araştırma kapsamında belirlenmiş olan temel hedef, yaşlılığın profilini yerel düzlemde çizmektir. Yöntem: Araştırmanın evrenini Türkiye'deki yaşlılar, örneklemini ise Antalya ili İbardı ilçesinde yaşayan 161 katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada çoktan seçmeli toplamda 75 maddelik anket formu kullanılmış tarama modelinde yapılmış saha çalışmasıdır. Verilerin analizinde SPSS 29 paket programı kullanılmıştır. Anket formunda yaşlılıkta yaşam durumunun boyutları; gelir, maddi koşullar, sosyal ilişkiler, eğitim ve katılım, sağlık, sosyal destek ağı demografik bilgiler ve yaşam memnuniyeti çerçevesinde incelenmiştir. Bulgular: Toplamda 97 erkek 64 kadın olmak üzere 161 gönüllü yaşlı çalışmaya katılmıştır. Demografik verilerle yaşam durumu boyutlarını analiz edilmiş, sonuçları 36 adet tablo ile sunulmuştur. Araştırma sonucunda katılımcıların %67'sinin yaşamından memnun olduğu, %12'sinin ise memnun olmadığını belirtmiştir. Yaşam memnuniyeti düzeyi ve yaşamayı arzu ettikleri yaşam süresi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Yaşam memnuniyeti ile yaş, cinsiyet ve medeni durum arasında anlamlı ilişkilerin olmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların eğitim düzeyleri ve sağlık durumları arasında yüksek düzeyde istatistiksel ilişki tespit edilmiştir. Sonuç: Bu çalışma literatür gözden geçirildiğinde yerelde yaşam durumunun tüm yönleriyle araştırıldığı ilk saha çalışması özelliğini taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Yaşam Durumu, Yaşam Memnuniyeti, Yaşlanma, Yaşlılık, Gerontoloji

Şengül Şenel
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlılıkta kadının yalnızlığı: 60+ tazelenme üniversitesi Akdeniz Üniversitesi kampüsünde eğitime katılan kadınlar örneğinde

Amaç: Ortalama yaşam süresinin kadınlarda erkeklerden daha uzun olması, yaşlı kadınların toplumda daha fazla görünür olmaları gerektiği beklentisini yaratsa da cinsiyet rolleri, ekonomik sınırlılıklar ve aile içi sorumluluklar gibi faktörler yaşlı kadınların sosyal etkinliklere katılımını kısıtlamaktadır. 60+ Tazelenme Üniversitesi ülkemizde yaşlı kadınlara topluma katılım olanağı oluşturarak yalnızlık duygusunu azaltma stratejilerinden biri olmuştur. Bu bağlamda toplumsal katılıma olanak sağlayan 60+ Tazelenme Üniversitesinde eğitime katılan yaşlı kadınların yalnızlık duygusu, sosyal izolasyon ve beklentileri karşılamayan sosyal ilişkiler bağlamında incelemek hedeflenmiştir. Yöntem: Bu araştırmada "yalnızlık duygusu", "sosyal izolasyon" ve "beklentileri karşılamayan sosyal ilişkiler" bağlamında korelasyon analizi ve yol analizi yöntemi kullanılarak analiz edildi. Bulgular: Bireyin sosyoekonomik profiline yaşı, medeni durumu, sosyal güvenliği ve ikamet durumu etki etmezken, eğitim düzeyi ve gelir durumu, istatistiksel açıdan manidar düzeyde etki ettiği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra deneklerin demografik özelliğinin dördü ile demografik yaşam profili arasında istatistiksel manidar ilişki saptanmıştır (yaş grubu, medeni durum, ikamet durumu ve gelir durumu). Sonuç: Araştırmada, yaşlı kadınlarda yalnızlık duygusunun iki ana faktörden etkilendiği varsayılmıştır. Sosyal izolasyonun yalnızlık duygusuna katkıda bulunduğu, ancak kişinin görece geniş sosyal çevresi olmasına rağmen beklediği desteği ve tatmini alamaması durumunda da yalnızlık hissedilebileceği varsayılmıştır.

Şule Sidrenur Öztürk
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Demans dostu toplum için farkındalık eğitim programının yerel yönetim çalışanları üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın temel amacı; Yaş Dostu Kentlere Doğru: Hızla Yaşlanan Bir Toplumda Yaş Dostu Çevreler ve Hizmetler Yaratmak(Arun, 2019) projesi kapsamında oluşturulan Demans Farkındalık Eğitim Progamı'nın etkililiğini ölçmektir. Çalışma kapsamında, "Yaş Dostu Kentlere Doğru: Hızla Yaşlanan Bir Toplumda Yaş Dostu Çevreler ve Hizmetler Yaratmak" araştırması kapsamında oluşturulan DFEP'nin uygulanması sonucu elde edilen veriler kullanılarak ikincil veri analizi gerçekleştirilmiştir. İkincil veri analizi kapsamında Muratpaşa Belediyesi bünyesinde yer alan; Sosyal Yardım İşleri, Zabıta ve Park ve Bahçeler Müdürlüğü birimlerine uygulanan DFEP'nin; cinsiyet ve çalışılan birim bağlamında etkililiği değerlendirilmiştir. Gerçekleştirilen analizler sonucunda, DFEP'yi oluşturan her bir modülün katılımcıların bilgi ve farkındalık düzeyinde olumlu anlamda fark yarattığı görülmüştür. Alan yazınına bakıldığında, demans farkındalığına dair geliştirilen eğitim programlarının ağırlıklı olarak tıbbi bakım olduğu görülmektedir. Bu açıdan sosyal bilimler bakış açısıyla geliştirilen DFEP'inin; sosyal bakım, sosyal ve ekonomik koruma, kişisel özerkliğin korunması, yaş dostu çevre ve demans dostu toplum gibi konuları içerisinde barındırması dolayısıyla alana katkı sağlayacağı düşünülmüştür.

Aile dostu uygulamalarBelediyelerDemans+5
Tuğçe Keleş
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve sosyo-demografik faktörlerin iyi olma hali ile ilişkisi: Antalya kent örneği

Bu araştırmanın amacı Antalya ili Kepez, Muratpaşa ve Konyaaltı ilçelerinde yaşayan 60 yaş ve üzeri bireylerin sosyo-demografik faktörleri ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının iyilik haline etkisini değerlendirmektir. Bireylerin iyilik hali durumları arasındaki farklılıkların nedenleri ele alınmış ve bu farklılıkları etkileyen faktörlerin neler olduğu, sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile demografik faktörlerin ne derece etkili oldukları araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemi, evreni bilinen örneklemden %5 hata payı ve %95 güven aralığı ile belirlenmiştir. Toplamda 211 kadın, 189 erkek katılımcı ile görüşme yapılmıştır. Olasılıklı örneklem tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler gönüllülük esasına dayalı olup, ilçelerin halka açık alanlarında park, bahçe, pazar yerlerinde ve hanelerde gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel analizler, Statistical Package for the Social Sciences25 (SPSS 25.0) programı ile yapılmıştır. Veri analizine başlamadan önce eksploratif veri analizi ile veri kaydı kontrolü yapılmıştır. Toplanan veriler betimsel istatistik, bağımsız iki grup için T-testi, çoklu karşılaştırmalar için One Way ANOVA ve gruplararası ilişki için korelasyon testleri uygulanarak analiz edilmiştir. Anlamlılık düzeyi olarak p <.05 kabul edilmiştir. Anlamlı farkın hangi gruplar arasında olduğunu tespit edebilmek için TukeyHSD değerleri inelenmiştir. Sosyo-demografik bilgiler kapsamında cinsiyet, yaş, ikamet edilen ilçe, medeni durum, eğitim durumu, algılanan gelir durumu ve sosyal güvence varlığı gibi bilgiler ele alınmıştır. Ayrıca sağlıkla ilişkili olarak boy, kilo değerleri (BKI), algılanan sağlık, kronik hastalık ve düzenli ilaç kullanımı, alkol ve sigara kullanımı, engel durumu ve medikal cihaz kullanımı gibi değişkenler incelenmiştir. Sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeği ve iyilik hali ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda cinsiyet, eğitim durumu, algılanan gelir durumu ve benimsenen sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının iyilik hali ile ilişkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: iyilik hali, sağlıklı yaşam biçimi davranışları, sosyo-demografik faktörler, yaşlanma

AntalyaDavranışSağlıklı yaşam+4
Nazmiye Tuğba Bahar
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

60+ tazelenme üniversitesi öğrencilerinin başarılı yaşlanma durumlarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma 60 + Tazelenme Üniversitesi (TAÜ) öğrencilerinin başarılı yaşlanma parametrelerinden olan; sağlıklı yaşam biçimi ve sorunlarla mücadele etme durumunu değerlendirmek ve başarılı yaşlanma durumunu ortaya koymak, değişkenlerin sosyo-demografik özellikleri ile ilişkisini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma evreni Akdeniz Üniversitesi bünyesinde bulunan TAÜ okuyan öğrencilerin arasından olasılıklı olmayan kartopu örneklem yöntemi ile seçilmiş olan 270 ve TAÜ okumayan 270 kişiye anket yöntemi ile uygulama yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak kullandığımız anket formunda; sosyo-demografik özellik bilgi formu ve Başarılı Yaşlanma Ölçeği yer almıştır. Elde edilen verilere Kolmogorov Smirnov normallik testi uygulanarak normal dağılım göstermediği saptanmıştır (p < 0,05). Toplanan verilerin analizine Mann Whitney U ve Kruskal Wallis varyans analizi yapılmıştır. Bulgular: TAÜ okuyan katılımcıların yaş ortalaması 66.3 'tür.Yaşlıların %48,9'u 60-65 yaş aralığında olup, yaşlıların eğitim düzeyleri göz önüne alındığında üniversite mezunlarının oranı %43,3'tür. Başarılı yaşlanma ölçeğine ilişkin katılımcılardan TAÜ okuyanların ortalaması 57,64' dür. TAÜ okumayan katılımcıların yaş ortalaması 66,6 dır. Yaşlıların %44,1'i 60-65 yaş aralığında olup yaşlıların eğitim düzeyleri göz önüne alındığında lise mezunlarının oranı %37,4'tür. Başarılı yaşlanma ölçeğine ilişkin katılımcılardan TAÜ okumayanların ortalaması 27,30'dur. Sonuç: Yaşlıların başarılı yaşlanma ölçeğine ilişkin genel puan ortalamasına bakıldığında TAÜ okuyan yaşlı bireylerin TAÜ okumayanlara göre yüksek düzeylere daha yakın olduklarını görülmektedir. Anahtar Kelimeler: tazelenme üniversitesi, başarılı yaşlanma, sağlıklı yaşam

GerontolojiSağlıklı yaşamSağlıklı yaşlanma+3
Burhan Budak
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

60+tazelenme üniversitesi öğrencilerinin geronteknolojik ürünleri kullanımına yönelik tutumları: Antalya örneği

Amaç: Araştırma yaşam boyu eğitim programı olan 60+Tazelenme Üniversitesi'ne katılan 60 yaş ve üzeri bireylerin geronteknolojik ürünleri kullanım oranlarının ne düzeyde olduğu, hangi faktörlerin etkili olduğu ve geronteknolojik ürünleri kullanıma yönelik tutumlarının nasıl olduğu öğrenmek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırmada nicel araştırma yöntemi ve veri toplama tekniği olarak anket kullanılmıştır. Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testleri yapılmıştır. Katılımcıların geronteknolojik ürün kullanımına yönelik tutumlarını belirlemek için faktör analizi uygulanmıştır. Geronteknolojik ürün kullanımı ile geronteknolojik araçlara yönelik tutumlar arasında ilişkiyi belirlemek amacıyla korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Geronteknolojik ürün kullanımında en fazla kullanılan ürünlerin; ev günlük yaşam teknolojilerinden %95,9 uzaktan kumandalı cihazların, iletişim teknolojilerinden %98.4 mobil telefon/cep telefonu, sağlık teknolojilerinden %73,3 elektrikli tansiyon aleti, eğitim ve rekreasyon teknolojilerinden %62,9 dijital kamera kullanımının çoğunluğu oluşturduğu görülmektedir. Faktör alt bileşenlerinden «Düzeltemeyeceğim bir hata yapma korkusuyla teknoloji kullanmaktan uzak duruyorum» en yüksek ortalamaya sahip bileşendir. Sonuç: Geronteknolojik ürün kullanımında en çok kullanılan araç ve gereçler; cep telefonu, uzak-tan kumandalı cihazlar, elektrikli tansiyon aleti ve dijital kameradır. Geronteknolojik ürün kullanımında yaş, eğitim durumu, ekonomik durum, çalışma durumu ve sağlık durumu ile ilişkili olduğu görülmüştür. Geronteknolojik ürün kullanımına yönelik tutumlarında; teknolojide algılanan kullanışlılık, teknolojiyi kullanma algısı, teknolojiye erişim ve ulaşım ve teknoloji kullanımına yönelik kaygı olmak üzere dört ana ortaya çıkmıştır. Geronteknolojik ürün kullanımının fazla olduğu ve ürün kullanımı arttıkça teknoloji kullanımına yönelik kaygının da arttığı ortaya çıkmıştır.

AntalyaGeronteknolojiGerontoloji+4
Özlem Özgür
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı hastaların son dönem bakımı: Bir palyatif bakım merkezi üzerine fenomenolojik bir araştırma

Amaç: Bu tezin amacı, yaşlısı bir palyatif bakım merkezinde palyatif bakım hizmeti alan hasta yakınlarının, palyatif bakım deneyimlerini ortaya koymak ve hem hasta yakınlarının hem de palyatif bakım hizmeti veren sağlık personellerinin deneyimleri ışığında bir palyatif bakım merkezini anlamaktır. Yöntem: Araştırma, Ocak 2020 ve Haziran 2021 tarihleri arasında Antalya TEV Kamile Cephanecioğlu Palyatif Bakım Merkezi'nde yürütülmüştür. Bu tarihler arasında kurumda çalışan 10 sağlık personeli ve 65 yaş üstü hastasına refakat eden 10 hasta yakını araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş, katılımcılar ile yüz yüze ve yarı yapılandırılmış soru formu ile görüşülmüş, görüşmeler ses kaydına alınmış, sahada bulunulan süre boyunca alan notları tutulmuştur. Ses kayıtlarının transkripsiyonu ve saha notları tümevarım kodlama yöntemiyle kodlanmış, veri seti elde edilmiştir. Veriler analiz edilirken Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz yaklaşımı benimsenmiştir. Bulgular: Kodlamalar sonucunda; "merkeze geliş süreci", merkezde kalış süreci" ve "merkezden ayrılış süreci" olarak 3 ana kategori ve bu kategorilere bağlı 7 alt kategori oluşturulmuştur. Sonuç: Palyatif bakım merkezinde hasta yakınlarının personeller ve birbirleri ile olan ilişkilerinin, palyatif bakım merkezini ve bakım deneyimini anlamlandırmada birincil etken olduğu görülmüştür. Hasta yakınları, yakınlarının hastalıkla tanışma sürecine göre merkezi "korku verici bir yer" veya "rahatlatıcı bir yer" olarak tanımlamaktadır. Palyatif bakım merkezi, yarı formel bakıcılar için bir iş merkezi iken, hasta yakınları için bakım hizmeti aldıkları, yeni sosyal ilişkiler inşa ettikleri, sosyalleştikleri ve manevi destek ağları geliştirdikleri bir mekan anlamı taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: palyatif bakım merkezi, yaşlılık, mekanın anlamı

GeriatriHasta bakımıHasta yakınları+4
Melis Aslan
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Taze yol arkadaşlarının kendi aralarında ve ebeveynleri veya çocukları arasındaki kuşak çatışmasının incelenmesi

Amaç: Bu araştırma kapsamında, Bebek Patlaması kuşağı, X kuşağı ve Y kuşağı olmak üzere 3 farklı kuşağı temsil eden 60+ Tazelenme Üniversitesi öğrencilerinin, Tazelenme Üniversitesi öğrencilerinin çocuklarının, Gerontoloji Bölümü öğrencilerinin ve Gerontoloji Bölümü öğrencilerinin ebeveynlerinin, kuşaklar arası çatışmalara ilişkin duygu, düşünce ve algılarının ortaya konularak incelenmesi amaçlanmaktadır. Yöntem: Bu çalışma kapsamında, nitel araştırmalarda kullanılan fenomenoloji (olgu bilim) deseni kullanılmıştır. Araştırma kapsamında veri toplamak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve 5 odak grup çalışmasında toplamda 19 katılımcı ile görüşülmüştür. Verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Bulgular: Kuşaklar arası çatışmalar en çok uzlaşımsal ve işlevsel dayanışma kategorilerindeki bulgularda ortaya çıkmıştır. Bebek Patlaması ile X kuşağı katılımcılarının birbirine daha yakın düşünceler ortaya koyduğu, Y kuşağı katılımcılarının ise bu düşüncelere karşıt sayılabilecek düşüncelere sahip olduğu ve Y kuşağı katılımcılarının 1980'li yıllarda doğan üyeleri ile 1997 sonrası doğan üyeleri arasında da bariz bir düşünce farklılığının olduğu görülmüştür. Sonuç: Kuşaklar arası çatışmanın toplumumuzda en çok toplumsal değerler üzerinden gerçekleştiği ve azalan sosyalizasyon oranının kuşak çatışmasında önemli bir faktör olduğu bulgular tarafından desteklenmiştir. Tazelenme Üniversitesi'nin bir gerontolojik müdahale olarak bireylerde azalan sosyalizasyon oranını arttıracak yönde etki yaptığı ve bu sayede kuşak çatışmasını yapıcı bir zemine taşıyabildiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: kuşaklar arası çatışma, kuşaklar arası dayanışma, taze yol arkadaşım projesi

DayanışmaGeriatriKuşak çatışması+6
Barkın Dere
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir soya ait üç kuşağı oluşturan kadınların yaşam öyküsü karakterlerinin değerlendirilmesi: Fethiye ilçesi örneği

Amaç: Bu çalışmada Muğla ili Fethiye ilçesinde yaşayan bir soya ait üç kuşağı oluşturan kadınların (kız-anne-anneanne), yaşam öyküsü karakterlerinin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Yaşam öyküsü karakterlerinin üç kuşağı oluşturan kadınlarda ne gibi farklılıklarının olduğunu ve hangi faktörlerin bu farklılığa sebep olduğunu ortaya koymak amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırmada karma (nitel-nicel) araştırma yöntemi kullanılmıştır. Karma yöntemin kullanılma gerekçesi Genişletme (Expansion)'dir. Araştırma kısmen karma eş zamanlı baskın statülü tasarım şeklindedir. Nitel yöntemin baskın olduğu nicel verilerinde yer aldığı karma yöntem çalışmada, nitel ve nicel veriler eş zamanlı olarak elde edilmiştir. Araştırma deseni olgubilim (fenomenoloji)'dir Araştırma Muğla'nın Fethiye ilçesinde yaşayan 45 kadın katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Örneklem seçimi amaçlı örneklem türünden tabakalı amaçlı örneklemdir. Katılımcılarla görüşme yapılmış elde edilen nicel veriler SPSS 18.0 programı ile nitel veriler MAXQDA programı ile analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizinde gruplar arası farklılığın analizinde nonparametrik test olan Kruskal-Wallis Test hangi gruplar arasında farkın olduğunu anlamak için Post Hoc Test Tamhane's T2 analizi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi p< 0.05 kabul edilmiştir. Bulgular: Yaşam öyküsü kapsamında yaşanılan çevre, beslenme şekli ve yaşam tarzının üreme davranışı ile ilişkisi incelenmiştir. Üç kuşağı oluşturan katılımcıların; menarş yaşları, evlilik yaşları, çocuk sahibi oldukları yaşlar, çocuk sayısı karşılaştırılmıştır. Katılımcıların çocuk sahibi oldukları yaş değerlendirmesi, çocuk sahibi olmayı planlamaları ve doğum kontrolü hakkındaki görüşleri, hamilelik dönemleri karşılaştırılması, yaşlanma dönemi bakış açıları incelenmiştir. Sonuç: Araştırma sonucunda bir soya ait üç kuşağı oluşturan bireylerin yaşam öyküsü karakterlerini, yaşadıkları çevre, beslenme şekilleri, eğitim durumları ve genetik faktörlerin etkilediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: yaşam öyküsü, yaşam öyküsü karakterleri, kuşak kavramı

Beslenme alışkanlıklarıEğitim düzeyiKadınlar+6
Meliha Güçlü
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 döneminde Antalya il merkezinde yaşayan 60+ bireylerde algılanan yaşlı ayrımcılığı ve psikolojik sıkıntı düzeyleri arasındaki ilişki

Amaç: Bu çalışmada, COVID-19 döneminde Antalya il merkezinde yaşayan 60 yaş üstü bireylerin psikolojik sıkıntı seviyeleri, algıladıkları yaşlı ayrımcılığı ve sosyodemografik faktörleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırmada, nicel bir çalışma tekniği olan anket yöntemi ile veriler toplanmıştır. Araştırmada olasılıklı örnekleme yöntemlerinden biri olan tabakalı örnekleme tekniği kullanılmış ve toplamda 400 birey araştırmaya katılmıştır. Çalışmaya katılacak bireyler gönüllülük esasına göre belirlenmiş olup anketlerin kamuya açık alanlarda yüz yüze uygulanması planlanmıştır. Fakat içinde bulunulan pandemi döneminin getirdiği koşullar nedeniyle veriler, eş zamanlı olarak internet üzerinden de toplanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS 23 (Statistical Package for the Social Sciences 23) programı aracılığıyla yapılmıştır. Veriler; betimsel istatistik, korelasyon analizi, Ki-Kare testi ve Mann Whitney U testi uygulanarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Algılanan yaşlı ayrımcılığı ile psikolojik sıkıntı düzeyi arasında ilişkinin olduğu; algılanan yaşlı ayrımcılığı arttıkça psikolojik sıkıntı düzeyinin de arttığı belirlenmiştir. Meslek, sigara kullanımı, COVID-19 döneminde alınan önlemlerden etkilenme, alınan önlemlerden "sosyal, psikolojik, ekonomik ve fizyolojik" olarak etkilenme ve psikolojik sıkıntı seviyesi arasında anlamlı ilişkinin olduğu görülmüştür. Algılanan gelir, hanede yaşayan kişi sayısı ve kısıtlamaların olduğu dönem (18.11.2020 ile 02.03.2021 arası) ile algılanan yaşlı ayrımcılığı arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Sonuç: COVID-19 döneminde yaşlı ayrımcılığı söylemlerinin artış göstermesi yaşlı yetişkinleri psikolojik olarak olumsuz etkilemektedir. COVID-19'da riskli kişiler kategorisinde bulunan yaşlı yetişkinleri hastalığın olumsuz etkilerinden korumak amaçlı birtakım önlemler alınmıştır. Alınan önlemler nedeniyle hayatları sosyal, psikolojik, ekonomik ve fizyolojik alanlarda etkilenen yaşlılar için gerekli çalışmaların yapılması hayati önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: COVID-19, yaşlı ayrımcılığı, psikolojik sıkıntı, yaşlılık

AntalyaAyrımcılıkCOVID 19+3
Deniz Akkaya Kozak
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

60+tazelenme üniversitesi öğrencilerinin kayıp ve yas üzerine tutumları: Ölçek geliştirilmesi ve uygulanması

Amaç: Mevcut araştırma, Akdeniz Üniversitesi 60+Tazelenme Üniversitesine kayıtlı 60 yaş üstü bireylerin yaşadıkları bir kaybın ardından gelen yas sürecinde gelişen tutumlarını incelemeyi konu edinmektedir. Bu doğrultuda araştırma, 60+Tazelenme Üniversitesi'nde eğitim gören 60 yaş ve üzeri bireylerin, yas sürecinde yaşadıkları kayba karşı tutumlarını öğrenmek ve bu kişilerin tutumları arasındaki farkı ortaya koymayı amaç edinir. Yöntem: Araştırmada nicel araştırma yönteminden ve verilerin elde edilmesinde anket uygulamasından yararlanılmıştır. Anket formunda; sosyo-demografik özellikler bilgi formu, kayba ilişkin bilgiler formu ve Kayıp Sonrası "Yas Süreci Değerlendirme Ölçeği" yer almaktadır. Verilere Kolmogorov Smirnov normallik testi uygulanmış ve normal dağılıma rastlanılmamıştır (p<0,05). Analiz için Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testleri uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan katılımcıların yaş ortalaması 66,31±4.25 (min:60; max;95) olarak hesaplanmıştır. Araştırma analizinde sosyo-demografik bilgiler ve kayba ilişkin özellikler ile yas sürecinde gelişen tutumların ilişkisi incelenmiştir. Cinsiyet değişkeni hariç diğer sosyo-demografik özellikler ve yas arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Vefat olayına ilişkin özelliklerde ise yakın zamanda bir vefat deneyimi olması, vefatın ani ya da beklenen bir durum olması, vefattan bu yana geçen süre, hayatın anlamı, profesyonel yardıma veya tıbbi ilaç desteğine başvurma ile yas arasında anlamlı bir ilişki olduğuna ulaşılmıştır. Sonuç: Demografik değişkenler değerlendirildiğinde kaybın ardından gelişen olumsuz yas reaksiyonları üzerinde cinsiyet değişkeni önemli bir risk faktörüdür. Kadınların erkeklere nazaran ölümle sonuçlanan kayıplardan daha çok etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Vefata ilişkin değişkenlere bakıldığında, yakın zamanda yakınlarından birisinin kaybını yaşayıp yaşamaması durumu, ani kayıp olup olmaması, vefatın üstünden geçen süre, hayat görüşünün değişmesi, profesyonel yardım alımı ve tıbbi ilaç kullanımı gibi değişkenler yas sürecinde geliştirilen olumsuz tutumlar için önemli bir risk oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yas, Kayıp, Ölüm, Yaşlılık, Kayıp Sonrası Davranış Bozuklukları

Davranış bozukluklarıKayıpYas+5
Aslıhan Karatağ
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bakım sürecinde geronteknolojinin etkin kullanımı: Bakım verenlerin algılarına ilişkin nitel bir çalışma

Yaşlanma ve yaşlılık, son yüzyılın en önemli toplumsal olaylarından birisi olarak küresel çapta etkisini göstermiştir. Türkiye ise bu yaşlanma trendinin dışında kalmamış ve bu süreci dünyanın en hızlı yaşayan ülkelerinden birisi hâline gelmiştir. Yaşam seyri içindeki toplumsal cinsiyet, yaş, eğitim, yoksulluk gibi kişisel ve yapısal faktörlere bağlı olarak hastalık, engellilik ve bakıma muhtaçlık durumlarının yaşlılar arasında görülme sıklığı artmıştır. Bakım konusu hem bakım alan hem de bakım veren için fiziksel, psikolojik, sosyal ve ekonomik anlamda birçok meseleyi de gündeminde barındırmaktadır. Teknoloji ise bu sorunların çözümü noktasında kritik bir yere konumlanmaktadır. Bu bağlamda geronteknolojik çalışmalar, sorunların çözümü ve bakım kalitesinin arttırılması yönünde önem kazanmaktadır. Nitel araştırma deseniyle tasarlanan ve görüşmelerin mülakat tekniğiyle gerçekleştirildiği bu çalışma, bakım verenlerin geronteknoloji farkındalığı, geronteknolojinin bakım süreçlerine entegrasyonu ve etkin kullanımı, mevcut geronteknolojik altyapı ve bu ürünlerin bakımda rol alan aktörlere avantaj ve dezavantajları bağlamında bakım veren perspektifini içermektedir. Çalışma kapsamında informel ve formel bakım veren 30 katılımcı ile görüşülmüştür. Katılımcıların %73,3'ü kadınlardan oluşmaktadır. Bakım verenlerin %93,3'ünde kronik, fiziksel veya ruhsal açıdan en az birisine ilişkin sağlık sorunu mevcuttur. Buna ek olarak %86,7'si sağlık sorunlarını, üstlendiği bakım rolüyle ilişkilendirmektedir. Bakım verenlerin tamamı geronteknolojik ürünlerin yaşadıkları birçok soruna çözüm sağlayacağını düşünse de bu ürünlerden etkin şekilde faydalanılmadığı tespit edilmiştir. Bunun en başta gelen sebeplerini ise bilgisizlik, düşük sosyoekonomik statü ve alım gücünün yetersizliği, bakım ortamının fiziki uygunsuzluğu ve ürünlere erişilebilirlik yönündeki eşitsizlikler oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında geronteknolojinin bakım süreçlerine entegre edilememesinin şiddet, istismar ve ihmalin yeni bir türü olabileceği görülmüştür. Bakım literatüründe daha önce hiç değinilmeyen bu konu, gelecek yıllarda yaşlanma ve yaşlılık çalışmalarında geronteknolojik yoksunluk kavramıyla yerini alacaktır. Anahtar Kelimeler: Bakıma Muhtaçlık, Bakım Veren, Geronteknoloji, Geronteknolojik Yoksunluk

GeronteknolojiGerontolojiYaşlı bakım hizmetleri+2
Veli Özkurt
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yaş gruplarına göre zaman kullanımı tercihlerini etkileyen faktörler:Birleşik Krallık ve Türkiye üzerine karşılaştırmalı bir analiz

Amaç: Türkiye ve Birleşik Krallık'ı bireylerin zaman kullanımınları açısından kıyaslayarak, farklı kültür ve dinamiklere sahip toplumlarda, toplumsal cinsiyet temelinde farklılıkları ve benzerlikleri değerlendirerek ulusal literatüre özgün bir çalışma sunmak ve politika üretilirken kullanılabilecek bir kaynak oluşturmak. Yöntem: Çalışma nicel bir metodolojik yaklaşıma sahiptir. Türkiye Zaman Kullanımı Araştırması 2014-2015 (TÜİK, 2015) ve Birleşik Krallık Zaman Kullanım Araştırması 2014-2015 (CTUR, 2015) mikro verileri ile ikincil veri analizi gerçekleştirilmiştir. "Türkiye'de ve Birleşik Krallık'da bireylerin zaman kullanımı tercihlerini etkileyen faktörler nelerdir? sorusuna yanıt verebilmek adına her iki ülkenin zaman kullanımları ve zaman kullanımlarının alt boyutları karşılaştırmalı olarak SPSS programı aracılığıyla tanımlayıcı istatistikler, t-test, ANOVA ve çoklu doğrusal regresyon teknikleri ile analiz edilmiştir. Bulgular: Birleşik Krallık ve Türkiye'de bireylerin zaman kullanımlarını etkileyen faktörler 3 temel başlık altında toplanmaktadır. Bu başlıklar Kişisel Özellikler, Haftalık Çalışma Süresi ve Hane Halkı Gelir Düzeyi'dir. Kişisel özellikler yaş, toplumsal cinsiyet ve medeni durumdur. Türkiye ve Birleşik Krallık'ta Psikolojik Alan, Aile Alanı, Toplumsal Alan, Kişisel Alan ve Seyahat Alanı arasında modellerin açıklama oranları ve etkili faktörler farklılıklar göstermektedir. Türkiye'de birçok yaşam stratejisi alanında en etkili olan faktör toplumsal cinsiyet olmuştur. Birleşik Krallık'ta ise haftalık çalışma süresi birden fazla alanda en etkili faktördür. Sonuç: Çalışma sonucunda Birleşik Krallık ve Türkiye'de zaman kullanımı tercihlerini etkileyen faktörlerin farklılıklar barındırdığı görülmüştür. Bu durum öne sürülmüş olan zaman kullanımının farklı sosyal yapılara sahip kültürlerde farklı eğilimlerinin olduğu savını desteleklemektedir. Sosyal politikalarda sosyal yapı içerisinde tespit edilmiş olan toplumsal eşitsizliklere yönelik düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: zaman, zaman kullanımı, zaman kullanım alanları, karşılaştırmalı ikincil veri analizi, toplumsal eşitsizlik

Birleşik KrallıkEşitsizlikGünlük yaşam+5
Elif Güngör
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde sosyoekonomik statüye göre serbest zaman alışkanlıklarının ve geriatrik depresyonun değerlendirilmesi

Amaç: Farklı sosyoekonomik statüye sahip yaşlıların; serbest zamanlarını nasıl değerlendirdiklerini öğrenmek, sosyoekonomik statünün, serbest zaman alışkanlıklarını ve geriatrik depresyonu nasıl etkilediğini tespit etmek, farklı sosyoekonomik statüye sahip bireyler için farklı serbest zaman alışkanlıklarının kazandırılmasının önemini vurgulayarak geriatrik depresyonu azaltmaya katkıda bulunmak araştırmanın amaçlarındandır. Yöntem: Kütahya ilinde yaşayan 55 yaş ve üzeri bireylerden kolayda örneklem tekniği ile seçilen 100 katılımcıya anket tekniği uygulanarak yapılan nicel bir araştırmadır. Bulgular: Katılımcıların sosyoekonomik statüsü ile internet kullanımı, aile, akraba bireyleri ya da arkadaşları ile vakit geçirme şekli, seyahat etme, müzeye gitme, dernek-vakıf etkinlikleri ile uğraşma, spor yapma, gazete okuma, kitap okuma, sinemaya gitme, tiyatroya gitme, televizyon izleme, el sanatları ile uğraşma ve depresyon görülme sıklığı ve depresyon şiddeti ki-kare testi ile test edilmiştir. Buna göre katılımcıların sosyoekonomik statüsü ile internet kullanımı, seyahat etme, müzeye gitme, dernek-vakıf etkinlikleri ile uğraşma, spor yapma, gazete okuma, kitap okuma, sinemaya gitme, tiyatroya gitme, el sanatları ile uğraşma arasında istatiksel olarak anlamlı bir bağlantı vardır. Ayrıca katılımcıların sosyoekonomik statü ile geriatrik depresyon varlığı arasında da istatiksel olarak anlamlı bir bağlantı vardır. Sonuç: Katılımcılarda sosyoekonomik statü, serbest zaman alışkanlıklarını ve geriatrik depresyon varlığını etkilemektedir. Sosyoekonomik statü arttıkça; katılımcılarda internet kullanımı, seyahat etme, müzeye gitme, dernek-vakıf etkinlikleri ile uğraşma, kitap okuma, sinemaya gitme, tiyatroya gitme artarken, geriatrik depresyon varlığı azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: yaşlı, sosyoekonomik statü, serbest zaman, geriatrik depresyon

Boş zamanDepresyonGeriatri+2
Buket Öden
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnformal yaşlı bakımında kadın emeğinin toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında değerlendirilmesi

ÖZET Amaç: Türkiye'de yaşlı bakımı daha çok informal olarak aile üyeleri tarafından yapılmaktadır. Aile üyeleri içinden de kadınlar birincil bakım veren konumundadır. Araştırmanın amacı, yaşlı bakımı ile ilgili toplumsal cinsiyet rollerinin aile içinde nasıl şekillendiğini kadın emeği bağlamında ortaya koymaktır. Yöntem: Bu tezde, bakım emeği feminist bir yaklaşımla ele alınmaktadır. Katılımcıların bakımla ilgili deneyimleri, toplumsal cinsiyetle ilgili anlamlandırmaları, bakım emeği ile ilgili algıları ele alınacağından görüşme tekniğine dayalı bir nitel araştırma yapılmıştır. Bu sebeple araştırma kapsamında yaşlı bakımı yapan beş kadın beş erkek aile üyesi ile görüşmeler yapılmıştır. Bulgular: Elde edilen verilerin analizinde yaşlı bakımı konusunda; bakım süreci, bakımda işbölümü ve bakım emeği olmak üzere üç ana tema belirlenmiştir. Bu kapsamda, ev işlerinin bakım işleri ile bütünleşmesinin kadınları fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan olumsuz etkilediği görülmüştür. Bir diğer önemli bulgu, aile içinde yaşlı bakımı yaparken kadın ve erkek arasında eşitsiz ve adil olmayan bir işbölümü olduğudur. Sonuç: Kadınların ve erkeklerin bakım verirken yaptıkları işler niceliksel ve niteliksel olarak farklılık göstermektedir. Öte yandan bakım emeği karşılığında maddi bir beklenti bulunmamaktadır. Ayrıca, yaşlı bakımına manevi bir anlam yüklenmektedir. Bu sebepler kadın emeğinin görünmezliğini arttıran unsurlar olarak ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: informal yaşlı bakımı, görünmez kadın emeği, toplumsal cinsiyet, feminist kuram, nitel araştırma

Bakım verenlerCinsel kimlikEmek+6
Hande Kırışık
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerin aktif yaşlanma stratejileri: Büyükşehir belediyelerinin faaliyet raporları üzerinden aktif yaşlanma stratejilerinin incelenmesi

Amaç: Değişen demografik yapı ile birlikte yaşlı nüfusun dünya genelinde artması sonucu meydana gelen toplumsal değişim, yaşlılık anlamında ele alınacak sağlık sosyal, ekonomik ve kültürel politikaları zorunlu hale getirmektedir. Yaşlanma sürecindeki bireylere sağlık, katılım ve güvenlik açısından fırsatlar sunmayı hedefleyen aktif yaşlanma politikaları, söz konusu soruna çözüm yolları arayan ve bireylerin aktif, başarılı yaşlanmalarını sağlayan yaklaşımdır. Bu bağlamda çalışmanın amacı yerel yönetimler düzeyinde büyükşehir belediyeleri tarafından sunulan hizmetlerin faaliyet raporları özelinde incelenerek aktif yaşlanma alanında yapılan girişimleri belirlemek ve bu alanda literatüre katkı sağlamaktır. Yöntem: Çalışmada araştırmanın amacına uygun olarak içerik analizi kullanılmıştır. Büyükşehir belediyelerine ait faaliyet planları, gerçekleştirilen hizmetler ve belirtilen hedefler bağlamında sağlık, katılım ve güvenlik başlıkları altında incelenmiştir. İncelenen belediye raporlarında belirtilen hizmetler hangi başlıklar altında toplanmış ise bulgular kısmında da aynı başlık altında verilmiştir. Bulgular: Belediyeler tarafından sunulan hizmetler incelendiğinde büyük oranda Sağlık başlığı altında hizmetler sunulduğu gözlemlenmiştir. Bu hizmetlerin dışında evde bakım hizmetlerinde de artış olduğu, bu hizmetler kapsamında sağlık hizmetlerinin yanı sıra fiziksel ortamın iyileştirilmesine yönelik hizmetlerin sağlandığı da belirlenmiştir. Sonuç: Çalışmadan elde edilen sonuçlar yerel yönetimlerin yaşlılara sunduğu çeşitli hizmetleri ortaya koymaktadır. Ancak sunulan bu hizmetler hızla artan yaşlı popülasyonu için yeterli değildir. Sağlık ve güvenlik hizmetleri yerel yönetimler tarafından en sık sunulan hizmetlerdir. Diğer yandan katılım boyutunda kurslar büyük bir alanı kapsamakla birlikte bireylerin aktif katılımlarını arttırmak için bu hizmetler çeşitlendirilmelidir. Anahtar Kelimeler: yaşlılık, yerel yönetimler, aktif yaşlanma

Aktif yaşlanmaAktif yaşlanmaBüyükşehir belediyeleri+4
Ezgi Uyral
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Birey-çevre uyumu bağlamında demans dostu çevreler yaratmak ve yerel yönetimlere öneriler

Çalışmanın temel amacı Muratpaşa merkezinde yaşayan 65 yaş üstü bireylerin ikamet ettikleri konutların fiziksel uygunluğunu incelemek ve konutlarında onları sınırlayan yapısal özellikleri ve nedenlerini tespit etmek, yerel yönetimler ve kent sakinleri için konutlar açısından Demans Dostu Çevre oluşturma sürecinde bir yol haritası oluşturmaya katkı sunmaktır. Çalışma kapsamında, birey-mekân uyumunu ele almak üzere tasarlanan araştırma modelini uygulamak için "Yaş Dostu Kentlere Doğru: Hızla Yaşlanan Bir Toplumda Yaş Dostu Çevreler ve Hizmetler Yaratmak" araştırmasının mikro verileri kullanılarak ikincil veri analizi gerçekleştirilmiştir. İkincil veri analizi kapsamında, Muratpaşa ilçesinde ikamet eden yaşlıların konut içi alanlarının ve genel konut alanın risk değerlendirmeleri yapılmış ve mahallelerin nüfus yoğunluklarına göre demans dostu çevre bağlamında konut-içi erişilebilirlik üzerine risk haritalandırmaları gerçekleştirilmiştir. Birey- konut ilişkisi bağlamında, bireylerin hanehalkı yapıları ve demans risk durumlarına dayalı olarak konut riskleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Yapılan analizler ile kent merkezi içerisindeki konut alanlarının demans dostu çevre değerlendirmesi sonucunda riskleri barındırdığı tespit edilmiştir. Türkiye'de özellikle yerinde yaşlanma kavramı önerileri sosyo-politik düzlemde sıklıkla gündeme getirilirken yaşlı bireylerin var olan koşullarına ilişkin bir değerlendirme yapılmamaktadır. Özellikle demans gibi yalnızca bireyi değil aileyi ve toplumu etkileyen hastalıklarda da yerinde yaşlanmanın önerilebilir olması için bireylerin ilk engel ile karşılaştıkları konutlarının erişilebilirliğinin sağlanması önemlidir. Kapsayıcı tasarım ilkelerine bağlı kalınarak kent alanlarının iyileştirilmesi ve kilit hizmetlere erişimin kolaylaştırılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: demans dostu çevre, yerinde yaşlanma, kentleşme, konut-içi erişilebilirlik, çevre gerontolojisi, birey-çevre uyum modeli.

DemansKentleşmeSağlıklı yaşlanma+6
Hatice Karakaş
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ilçe belediyelerinin gerontolojik bakım hizmetlerinin değerlendirilmesi

Amaç: Yerelleşme politikaları çerçevesinde yaşlılığa yönelik yerel politikaların değerlendirilmesi, uygulamada karşılaşılan sorunlar/olanakların ortaya konması ve yerel yönetimlerde yaşlı bakım hizmetlerine yönelik önerilerin geliştirilmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırmada, nitel araştırma metoduna dayalı bir yöntem izlenmiştir. Araştırmanın yöntemi, uygulamalı gerontolojiye dayalı olarak sosyal politika yönelimli betimleyici durum araştırmasıdır. Araştırma Antalya iline bağlı 19 ilçe belediyesiyle yapılmıştır. İlçelerin tamamı araştırmaya dâhil edilmiştir. Bulguların analizinde betimleyici nitel analiz yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçları 19 ilçeden 11'inin yaşlılara yönelik gerontolojik bakım hizmetinin olduğunu, sekizinin ise yaşlılara yönelik herhangi bir hizmetinin olmadığını göstermiştir. Belediyelerin gerontolojik bakım hizmetlerinin Kurum Hizmeti, Evde Bakım Hizmeti ve Evde Sağlık Hizmeti adı altında toplandığı görülmüştür. İlçe belediyeleri gerontolojik hizmetlere ilişkin genel olarak organizasyon, denetim, alt yapı, donanım eksikliği, bütçe yetersizliği gibi sorunlar yaşamaktadır. Sonuç: İlçe belediyelerinin genelini hizmetleri profesyonel olarak yürütmediği ve yaşlı çalışmaları konusunda fikir olarak desteğe ve yönlendirmelere ihtiyaçları olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: yaşlılık, bakım hizmetleri, yerel yönetimler.

AntalyaBelediyelerGeriatri+4
Arife Gizem Uyğun
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Psikotik rahatsızlığı olan yaşlı bireylerin erikson'un psikososyal gelişim teorisi açısından incelenmesi: İstanbul yatılı bakım merkezleri örneği

Amaç: Bu çalışma psikotik rahatsızlığa sahip bireylerin yaşadıkları psikotik rahatsızlıkları ile gelişim dönemi çatışmaları arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: İlişkisel tarama yöntemi kullanılarak İstanbul ili sınırları içerisinde bulunan yatılı bakım merkezlerindeki ve Toplum Ruh Sağlığı Merkezine kayıtlı hanelerdeki psikotik tanısı almış 50-71 yaşları arasında bulunan 53 bireye uygulanan Psikolojik Belirti Tarama Testi (SCL 90-R), Değiştirilmiş Psikososyal Gelişim Dönemleri Ölçeği (MEPSI) ve araştırmacı tarafından hazırlanmış yarı yapılandırılmış Demografik Bilgi Toplama Envanteri'nden elde edilen bulgular doğrultusunda bireylerin yaşadıkları psikotik rahatsızlıkları ile gelişim dönemi çatışmaları arasındaki ilişki ortaya koyulmuştur. Bulgular: Çalışmada araştırmaya katılan bireylerin yaşadıkları psikotik bozuklukların tamamı ile gelişim dönemi çatışmalarının tamamına yakını arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu, cinsiyet değişkeni ile bireylerin yaşadıkları psikotik rahatsızlıklar arasında da negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Erkeklerin kadınlara göre depresyon, paranoid düşünce, psikotizm ve uyku-yemek yeme bozukluğuna daha fazla sahip oldukları anlaşılmaktadır. Sonuç: Çalışmada gelişim dönemi çatışmalarından güven ve bağımsızlığın bireylerin yaşadıkları psikotik rahatsızlıkların tamamına yakınını yordadığı görülmüştür. Bunun yanı sıra kimlik kazanma çatışmasının fobik anksiyete rahatsızlığını yordadığı ve yakınlık çatışmasının da paranoid bozukluğu yordadığı, başarı, üretkenlik ve bütünlük çatışmalarının herhangi bir psikotik rahatsızlığı yordamadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, Psikotik Bozukluk, Gelişim Dönemi, Çatışma

Murat Aktuğ
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kır ve kentte yaşayan yaşlıların yaşam kalitelerinin depresyona etkisi: Altınkum ve Adrasan mahalleleri üzerine bir araştırma

Bu çalışmada kırsalda ve kentte yaşayan yaşlıların yaşam kalitesi düzeyi ve cinsiyet, yaşanılan yer, eğitim durumu, yaş grupları, gelir, medeni durum, evde kalınan kişi, sağlık ve yaşlılık algısı gibi değişkenlerden oluşturulan modellerin depresyona etkisinin olup olmadığı sorusuna yanıt aranmıştır. Söz konusu araştırma sorularına yanıt bulmak amacıyla Antalya şehir merkezinde ve kent tanımı çerçevesinde yer alan Altınkum Mahallesi Aile Sağlığı Merkezi ile kırsal alan tanımı içerisinde bulunan Adrasan Mahallesi Aile Sağlığı Merkezinden birinci basamak sağlık hizmeti alan 65 yaş ve üzeri 254 kişiyle bir çalışma yürütülmüştür. Bu çalışma kapsamında katılımcılara WHOQOL-OLD.TR ( Dünya sağlık örgütü yaşlı yaşam kalitesi ölçeği Türkçe versiyonu), Geriatrik depresyon ölçeği ve Katılımcı bilgileri anket formu uygulanmıştır. Araştırmaya, kentten 139 kişi, kırsaldan da 115 kişi katılmış olup araştırmaya katılan tüm katılımcıların Yaşam Kalitesi ortalaması 83,6339 + 10,95498 puan olarak bulunmuştur. Araştırmaya katılanların yaşam kalitesine kır ve kent bağlamında bakıldığında ise kırsalda yaşayan yaşlıların yaşam kalitesi ortalaması (86,4957 + 12,10363) kentte yaşayanlara göre (81,2662 + 9,30215) daha yüksek çıkmıştır. Ayrıca erkeklerin yaşam kalitesi ortalamasının (84,2721 + 11,56333) kadınların (82,8983 + 10,20842) ortalamasından daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmaya katılan tüm katılımcıların depresyon skoru ortalaması 9,0906 + 7,32879 olarak bulunmuş olup kırsalda yaşayan yaşlıların depresyon skoru ortalaması 10,1739 + 8,30479, kentte yaşayan yaşlıların depresyon skoru ortalaması 8,1942 + 6,30146 olarak bulunmuştur. Cinsiyet bağlamında, kadınların depresyon skoru ortalaması 11,2542 + 7,39159 iken erkeklerin depresyon skoru ortalaması 7,2132 + 6,75761 olarak bulunmuştur. Depresyon, kesme skoru olan 14'e göre sınıflandırıldığında katılımcıların 63'ünde (%24,8) depresyon olduğu bulunmuştur. Depresyon bulunan kişiler arasında kadınların sayısının ve oranının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmada depresyon skoru üzerindeki etkileri değerlendirilmek üzere altı adet model oluşturulmuştur. Bunlar: • Model 1: yaşam kalitesi ölçeğinin alt boyutları, • Model 2: yaşam kalitesi skoru, cinsiyet ve yaşanılan yer değişkenleri, • Model 3: yaşam kalitesi skoru, cinsiyet, yaşanılan yer, eğitim durumu, yaş ve gelir bağımsız değişkenleri (sosyo-ekonomik durum modeli), • Model 4: yaşam kalitesi skoru, cinsiyet, yaşanılan yer, medeni durum ve evde kalınan kişi bağımsız değişkenleri (aile yapısı modeli), • Model 5: yaşam kalitesi skoru, cinsiyet, yaşanılan yer ve sağlık bağımsız değişkenleri (sağlık modeli), • Model 6: yaşam kalitesi skoru, cinsiyet, yaşanılan yer, eğitim durumu ve yaşlılık algısı bağımsız değişkenleri (yaşlılık modeli) bulunmaktadır. Hem kırsalda hem de kentte yaşayan yaşlıların yaşam kalitesi düzeyinin depresyon skorunu etkilediği bulunmuştur. Analizler sonucunda yaşam kalitesi ölçeğinin sosyal katılım, özerklik ve geçmiş, bugün, gelecek faaliyetleri alt boyutlarından oluşan modelin (Model 1: %45) depresyon üzerinde etkisi olduğu, model dışında bırakılan diğer boyutların etkisinin olmadığı bulunmuştur. Ayrıca yukarıda sıralanan diğer modellerin de çeşitli oranlarda depresyon skoru üzerinde etkisi olduğu bulunmuştur (Model 2: %27,2, Model 3: %36,6, Model 4: %28,6, Model 5: %42, Model 6: %43,6).

AntalyaDepresyonGerontoloji+6
Bülent Yasemin
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal, psikolojik ve fiziksel çevrenin yaşlılıkta yaşam kalitesi üzerine etkisi: Antalya örneği

İlerleyen yaş ile beraber, bireylerin yaşamının çeşitli alanlarında, çeşitli düzeyde değişim ve kayıplar meydana gelebilmektedir. Söz konusu değişim ve kayıplar, fiziksel, ekonomik, duygusal, psikolojik ya da sağlığa yönelik olabilmektedir. Bu gibi durumlar ise bireylerin çevresel etkilere daha fazla açık hale gelmelerine neden olmaktadır. Bireylerin, ileri yaşta çevre ile ilişkisi ve uyumunu inceleyen alan Çevre Gerontolojisi'dir ve bu çalışmada da, çevre gerontolojisi perspektifinden, yine söz konusu alanının bir alt kolu olan "şehirde yaşlanma" kavramını, Antalya şehir merkezinde yaşayan yaşlıların fiziksel, sosyal ve psikolojik çevre algılarının, yaşam kalitesi algılarına etkisini analiz ederek değerlendirmek amaçlanmıştır. Ve bu amaç doğrultusunda, "Yaşlıların yaşadıkları sosyal, fiziksel ve psikolojik çevreye ilişkin algıları, yaşam kalitesini nasıl etkilemektedir?" sorusuna yanıt aranmıştır. Söz konusu araştırma sorusunu değerlendirmek üzere, Antalya şehir merkezinde yaşayan 65 yaş ve üzeri 204 yaşlı bireye demografik ve sağlığa ilişkin bilgileri içeren bir anket ve bunun yanında, mahalle yürüyebilirlik ölçeği, sosyal sermaye ölçeği, mahalleye bağlılık ölçeği ve yaşam kalitesi ölçeği uygulanmıştır. Veri toplama ve istatistiki analizler neticesinde, çevresel boyutlar olan sosyal sermaye, mahalleye bağlılık ve mahalle yürüyebilirliğinin yaşam kalitesi üzerinde etkisi olduğu, bunun yanında, sosyal sermayenin, fiziksel çevre ve gelir değişkenlerinin yaşam kalitesi üzerindeki etkisinde mediator rol oynadığı, mahalleye bağlılık değişkeninin ise, mahalle yürüyebilirliği ve sosyal sermayenin yşam kalitesi üzerindeki etkisi üzerinde mediator rol oynadığı görülmüştür. Sonuç olarak, çevrenin çeşitli boyutları, yaşam kalitesi üzerindeki etkileri değerlendirildiğinde, yalnızca doğrudan değil, ayrıca dolaylı etki düzeylerine sahiptirler. Ve söz konusu etkileşim, çevresel faktörlerin yaşam kalitesini hangi yolla etkilediklerini daha ayrıntılı görme olanağı sağlamaktadır.

AntalyaFiziksel çevreGerontoloji+5
Deniz Pamuk
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de dijital eşitsizlik: Yaşlanma sürecinde eşitsizliğin farklılaşan deneyimleri

Türkiye'de özellikle 2008 yılından bu yana kamusal hizmetlerin yeni iletişim teknolojileri ile sağlanması, yurttaşların internet üzerinden devlete direk erişim sağlayabildiği etkin hizmet kanaati üzerine kurgulanmıştır. Oysaki Türkiye'de en temel bilgi ve iletişim teknolojileri gereksinimlerini bile karşılayamayan kesimlerin nüfus içerisindeki yoğunluğundan söz etmek mümkündür. Dolayısıyla dijital mecrada demokratik katılım üzerine yapılandırılan bu hizmetlerin basitçe şeffaflık ve erişebilirlik sağladığı söylenemez. Aynı zamanda, hükümet programları gündem maddelerinde, toplumsal uzamdaki potansiyel yatkınlıkların politika belirleyicilerin kanaatlerinde hâkim olmadığı görülebilir. Bu anlamda, Türkiye'de muhtelif ihtiyaçları olan kesimlerin belirlenmesi için dijital mecra ve konvansiyonel eşitsizliklerin beraber ele alındığı yeni araştırmalara ihtiyaç vardır. Eşitsizlikler öylece kendilerini görünür kılmazlar. Avantajlı ve dezavantajlı kesimler, kuşaklarlar boyunca aktarılan toplumsal terbiye üzerinde kendilerini daha görünür ve muhtelif kılmaya meyillenir. Bu kapsamda yaş ve cinsiyet kesişimselliğinin kritik bir etkiye sahip olduğunu söylemek mümkündür. Bu tez çalışması kapsamında, "Türkiye'de sosyal eşitsizliklerin görünür olduğu bir dijital alanının varlığından söz edilebilir mi" sorusu etrafında niceliksel yanıtlar aranmaktadır. Türkiye'deki beşeri eşitsizlikler, dijital mecrada en belirleyici ayrışmaları ortaya koymaktadır. Bunun yanında yaşlanma süreci boyunca eşitsizliklerin farklı deneyimleri dijital mecrada kadın ve erkek bireyleri BİT imkânları üzerinde zıt kutuplara sürüklemektedir. Erkeklerin nispeten dijital mecraya özgü eşitsizlikleri deneyimlediği görülebilirken, kadınlar için sadece dijital mecraya özgü bir dezavantajın var olduğunu söylemek mümkün değildir

Bilgisayar teknolojisiEşitsizlikKuşaklar+6
Çağrı Elmas
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00