Ankara Social Science University
Discipline

Philosophy and Religious Studies

Ankara Social Science University

1,547

Archived Theses

2

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Ahmet İnam felsefesinde gönül

Çağdaş Türk Felsefesinin önemli temsilcilerinden biri olan Ahmet İnam, 1990'lı yılların başında Gönül Felsefesi adını verdiği, Anadolu kültürünü ve Anadolu insanının hayatını merkeze aldığı bir felsefi inşaya girişmiştir. Gönül Felsefesi, İnam'ın evrensel sorunlara cevap ararken yerel olandan yola çıkması sonucu ortaya çıkan bir felsefedir. Gönül Felsefesini temellendirdiği "gönül" kavramı, başka dillerde karşılığı olmayan öz Türkçe bir kelimedir. İnam, felsefi inşasında gönül kavramını derinleştirmiş ve bu kav-ramı beden, duygu, akıl ve çevre ile birlikte irdelemiştir. Kendisini, arayan ve deneyen bir yolcu olarak betimleyen İnam, son yıllarda "can" kavramının gönle olan katkısını keş-fetmiş ve Gönül Felsefesini can kavramıyla zenginleştirmiştir. Can, gönlün ilk halidir. İnam'a göre birey can sahibi olmadan gönül sahibi olamaz. Araştırmamız giriş ve sonuç bölümü hariç dört ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın amacı, kapsamı ve önemi açıklanmıştır. Birinci bölümde Ahmet İnam'ın hayatı ve düşünce dünyası anlatılmıştır. İkinci bölüm; Gönül Felsefesi, gönül ve can kavramları ve Gönül Felsefesi Anadoluluk ilişkisinin açıklandığı bölümdür. Üçüncü bölümde İnam'ın etkilendiği kavram ve düşünürlere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde XIII. yüzyılda Anadolu-Türk bilgeliğinin temelinde olan varlığı içten dışa bir bütün ola-rak ele alan "nous" esaslı düşünüş tarzı ile rasyonel yetiyi esas alan "logos" esaslı düşü-nüş tarzı arasındaki fark Anadolu'yu mayalayan Yunus Emre ve Nasreddin Hoca'nın şahsiyetlerinde değerlendirilmiştir. Yine bu bölümde Gönül Felsefesinin Anadolu-Türk bilgeliğinin devamı olup olmadığı tartışılmıştır. Sonuç bölümünde ise bu araştırmadan elde edilen sonuçlara ve sonraki çalışmalar için önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gönül Felsefesi, gönül, can, kültür, nous, logos, Türk-Anadolu bilgeliği

CanFelsefi düşünceGönül+5
Oya Pedük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk toplumunda sekülerleşme ve toplumsal cinsiyet: Beden odaklı gündelik yaşam pratikleri üzerine bir araştırma

Bu araştırma, Türk toplumunda, sekülerleşme ve toplumsal cinsiyet olguları bağlamında beden odaklı gündelik hayat pratiklarine odaklanmaktadır. Din ve sekülerleşme kavramları odağından beden odaklı toplumsal cinsiyete bakarak kadınların ve erkeklerin beden odaklı gündelik hayatlarının dinî ve seküler yönünü irdelemektedir. Diğer taraftan toplumsal cinsiyet kavramından modernleşme, sekülerleşme, din gibi kavramlara bakarak kadınların ve erkeklerin bu kavramlar bağlamında nasıl konumlan(dırıl)dığını irdelemektedir. Araştırmada asıl olarak nitel yöntem kullanılmakla birlikte yer yer anlam bütünlüğü sağlayabilmek için nicel verilere de başvurulmaktadır. Bununla birlikte eleştirel teoriden de yararlanılmaktadır. Araştırmaya göre Türk toplumunun toplumsal cinsiyetle ilişkili beden odaklı gündelik hayat pratiklerinde dinî, kültürel ve seküler formların hem ayrı ayrı hem iç içe geçmiş şekilde örneklerinin olduğu tespit edilebilmektedir. Türk modernleşmesi süreci içinde kadının ve erkeğin nasıl konumlan(dırıl)dığı irdelendiğinde ise erkek modernleşmesinin genellikle ekonomi, kamu, üretim sınırları içinde bir derinliğe; kadın modernleşmesinin ise genellikle beden sınırları içinde bir yüzeyselliğe tekabül ettiği anlaşılmaktadır. Türk modernleşmesi, kadınlar açısından yüzeysel boyutlarda işlerken erkekler açısından daha derin boyutlara sahip gözükmektedir. Ayrıca sekülerliğin ve dindarlığın cinsiyetlendirilirek, sekülerliğin erkek ile dindarlığın kadın ile özdeşleştirildiği anlaşılmaktadır. Anahtar kelimeler: Din, sekülerleşme, modernleşme, toplumsal cinsiyet, beden, tüketim, gündelik hayat.

BedenDinGünlük yaşam aktiviteleri+4
Harun Tunç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kâtip Çelebi ve Galileo Galilei'nin din, bilim ve felsefe anlayışlarının karşılaştırılması

Çalışmamız XV-XVI. yüzyıllar arasında farklı coğrafyalarda yaşamış olan önemli iki bilim insanı Kâtip Çelebi ve Galileo Galilei özelinde din, bilim ve felsefe alanındaki görüşlerini disiplinler arası bir perspektifle ele alan karşılaştırılmalı bir incelemedir. "Kâtip Çelebi ve Galileo Galilei'nin Din, Bilim ve Felsefe Anlayışlarının Karşılaştırılması" başlıklı bu tezimizin amacı, Kâtip Çelebi ve Galileo Galilei'nin din, bilim ve felsefe anlayışlarının karşılaştırılması yapılarak çalışmayı, karşılaştırılmalı literatüre kazandırmaktır. Araştırma, Orta Çağ'da gerek İslâm gerekse Batı dünyasında din, bilim ve felsefe düşüncesinin dini otorite ve düşüncelerden beslendiği, etkilendiği ve etkilediği, bu doğrultuda din, bilim ve felsefe alanlarına açıklama getirildiği anlaşılmıştır. Bu çerçevede Kâtip Çelebi ve Galileo Galilei, bulundukları dönem içerisinde din, bilim ve felsefe hakkında kendi düşünce ve çalışmalarını biçimlendirdiği anlaşılmıştır. Araştırmada, dinin, dini düşüncenin, dini otoriterlerin, bilimin, bilimsel ve felsefi bakışın aynı zamanda siyasi gücün önemli birçok alanda etkisi ve etkinliği anlaşılmıştır. Böylelikle dine ait olduğu varsayılan veya din diye kabul edilen bağnazlıkların ve taassubun, ilerlemeyi ve yenilikleri geciktirdiğine dair çıkarımlar elde edilmiştir. Eleştirel bakışın ve düşüncenin önemi, boş inanç ve kabullerin nelere mal olduğu, bilgi ve bilimin değerinin önemi gibi bulgular ortaya çıkmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, İslâm ve Batı düşüncesinde din, bilim ve felsefe kavramlarının ne anlama geldiği ve işlevinin ne olduğu hakkında karşılaştırılma yapılarak ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Kâtip Çelebi ve Galileo Galilei'nin yaşadıkları dönem, ilmi kimlikleri ve din, bilim ve felsefe anlayışları karşılaştırılmalı olarak yer verilmiştir. Çalışmada, betimlemeli tarama modeli ve nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme ve içerik analizi kullanılmıştır. Böylece Kâtip Çelebi ve Galilei Galileo'nun hem dönemlerinin hem de iki bilim insanının din, bilim ve felsefe kavramları hakkındaki düşüncelerine tümevarımsal bir metotla ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Kâtip Çelebi, Galileo Galilei, Din, Bilim ve Felsefe

BilimBilim felsefesiDin+6
Sibel Köseni
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ataerkil dinler karşısında Tanrıça hareketi

"Ataerkil Dinler Karşısında Tanrıça Hareketi" başlıklı tezin hedefi 1800'lü yılların sonunda kadın kurtuluş hareketinin yükselmesiyle birlikte ortaya çıkan feminist eleştirinin, teolojik alana taşınmasıyla başlayan ve 1970'lerde ikinci dalga feminizmin etkisi, kadınların dindeki pozisyonları ile ilgili akademik araştırmaların artması, dişi bir ilaha tapan ilk anaerkil toplulukların ortaya çıkarıldığı arkeolojik ve antropolojik çalışmaların gelişmesi ve çeşitli ruhani hareketleri bünyesine katılmasıyla ortaya çıkan Tanrıça hareketinin, ataerkil dinler karşısındaki konumunu ve modern kadın için ne ifade ettiğini araştırmaktır.

AtaerkilDinlerDinler tarihi+3
Sümeyye Artuk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dindarlık yaşlılık ve ölüm paradoksu üzerine bir din sosyolojisi araştırması

Modern dönem ve sonraki süreçte özellikle teknoloji ve sağlık alanında yaşanan gelişmelere paralel olarak insanların ortalama ömür sürelerinde ciddi bir artış gözlenmeye başlamıştır. Ömür süresinde meydana gelen bu artışla birlikte insanların ortalama yaşam beklenti süresi de buna paralel olarak artış göstermiştir. Planlı, programlı ve uzun bir ömrün tahayyül edildiği bu süreç ölümün toplumsal bellekteki konumu üzerinde ciddi etkiler meydana getirmiştir. Adana ve çevresinde 50 yaş ve üzeri kişilerle 30-40 dk arası görüşmelerin gerçekleştirildiği bu araştırma, yaşlılık ve dindarlık ilişkisi bağlamında günümüz yaşlılığın ölüme bakışını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntem ve tekniklerinin kullanıldığı bu araştırmada katılımcılarla 30-40 dk arası görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma, yaşlılık kelimesinin ne anlama geldiğini, yaşlılıkla birlikte dine yönelimin boyutlarını, yaşlılık ve dindarlık ilişkisi bağlamında günümüz yaşlılığın ölüme bakışını ve bu düşüncelerin oluşmasına etki eden temel faktörlerin neler olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar kelimeler: Yaşlılık, Dindarlık, Ölüm, Sosyoloji

Din sosyolojisiDindarlıkYaşlılık+1
Ali Aksaç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Ahlâkî olgunluk-dindarlık ilişkisi: Adana örneği

Din ile ahlâk arasındaki ideal ilişki, davranışsal düzlemde her zaman karşılık bulmayabilmektedir. Dinî öğretilerin ahlâkî davranışlara aracılık etmesinde, bireylerin dindarlıkları ve çeşitli tutumlarının etkileri söz konusudur. Bu araştırmada ahlâkî olgunluk ile dindarlık arasındaki ilişki incelenmiş ve bu ilişkiyi etkileyebileceği düşünülen çeşitli faktörler araştırılmıştır. Araştırma, betimsel ve nicel desenli olup ilişkisel tarama modeli ile hazırlanmıştır. Araştırma örneklemi, Adana'da görev yapan öğretmenler, imam-hatipler, mühendisler ve Kur'an kursu öğreticilerinden 387 gönüllü katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler, katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin bilgi formu, Ahlâkî Olgunluk Ölçeği, Dinsel Yaşayış Ölçeği ve din-ahlâk ilişkisine yönelik tutumlara ilişkin likert tipi ek sorularla, anket tekniği aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS Statistics 22 ile SPSS Amos 24 uygulamalarından yararlanılmıştır. Araştırma sorularına yanıt bulabilmek adına, analiz tekniklerinden Pearson Moment ve Spearman Rho korelasyon analizi, Bağımsız Gruplar t-Testi, Mann-Whitney U Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Kruskal-Wallis H testi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Ayrıca dindarlığın ahlâk boyutu ile ahlâkî olgunluk arasındaki ilişkide ibadet boyutunun aracılık etkisini tespit edebilmek maksadıyla SPSS Amos uygulaması ile yapısal eşitlik modellemesi uygulanarak aracılık analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçları, ahlâkî olgunluk ile dindarlık arasında pozitif yönlü ve anlamlı, orta düzeyde ilişki bulunduğunu göstermektedir. Dindarlık-ahlâklılık ilişkisine yönelik tutumlardan "iki yapının birbirinden bağımsız olduğu" görüşünün ahlâkî olgunluğu %5 oranında negatif yönlü yordadığı görülmektedir. Dahası, dindarlığın ahlâk boyutu ile ahlâkî olgunluk arasındaki ilişkide ibadet boyutunun tam aracılık etkisi göstermesi, dikkat çekici bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sonuçlar, dindarların daha yüksek bir ahlâkî olgunluk ortalamasına sahip olduğunu ve çoğunlukla dindarlıktan bağımsız bir ahlâkî yaşamı onaylamadıklarını göstermektedir. Ayrıca ahlâkî olgunluk hususunda, dindarlığın ibadet boyutunun ahlâk boyutuna göre daha fazla belirleyici olduğu düşüncesi ön plana çıkmaktadır. Buna dayanarak dindarlık-ahlâkî olgunluk ilişkisini şekillendiren faktörler, farklı örneklem ve yöntemlerle incelenmeli ve muhtemel yeni dindarlık formları dikkate alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Ahlâkî olgunluk, dindarlık, inanç, ibadet, ahlâk psikolojisi.

AdanaAhlakAhlaki değerler+4
Ali Koçak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli mültecilerde kültürel uyum sürecinin dinî ve psikolojik boyutları (Kilis örneği)

Bu tez çalışmasının konusu; ülkelerinde çıkan iç savaş nedeniyle zorunlu olarak göç etmiş ve akabinde Kilis'e gelmiş olan Suriyeli mültecilerin kültürel uyum süreçlerinin ne şekilde ilerlediği, hangi kültürleşme stratejisine yöneldikleri ve psiko-sosyal uyum sürecine etki eden dinî ve psikolojik faktörlerin neler olduğunu belirlemektir. Araştırmamızda nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve durum çalışması yapılmıştır. Buradaki amacımız; gerçek yaşama ve güncel bir duruma ait olan konu hakkında gözlem ve mülakat tekniğine başvurarak o husus ile alakalı derinlemesine bilgi toplamak ve bu bilgiler ışığında değerlendirmeler yapmaktır. Araştırma sonucunda Kilis'te yaşayan Suriyeli mültecilerin, yerel halk ile iyi bir iletişim ve temasının olduğu anlaşılmaktadır. 19 katılımcıdan 18'inin Türkçe öğrenmiş olmasının kültürel uyum sürecine büyük katkı sağladığı gözlemlenmiştir. Kilis'in diğer illere oranla küçük bir şehir olması ve ekonomik açıdan yaşam koşullarının daha iyi olmasının mültecilerin kültürel uyumuna olumlu yönde etki ettiği tespit edilmiştir. İki kültür arasındaki benzerliklerin çok farkların az olması, daha önce kurulan akrabalık ve ticaret ilişkilerinin olması, şehrin muhafazakâr yapısı, insanların çoğunun aynı dine mensup olması ve yerel halkın dinî pratiklere önem vermesi gibi faktörlerin psiko-sosyal uyum sürecinde önemli motivasyon kaynağı olduğu anlaşılmaktadır. Katılımcıların yaşadıkları travmalar neticesinde sıklıkla olumlu dinî başa çıkma yöntemine başvurdukları gözlemlenmiştir. 8 katılımcı Türkiye'de kalmak istediğini belirtmiştir. 12 katılımcı ise geri dönmek için Suriye'deki savaşın bitmesini ve ülkelerinin her anlamda refaha kavuşmasını aksi halde geri dönmeyeceklerini ifade etmiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere katılımcıların Türkiye'de kalmak istemesinin kültürel uyum sürecinde önemli güdülenme kaynaklarından biri olduğu anlaşılmaktadır. Katılımcıların yaşadığı savaş, ölüm, bombalanma vb. durumların yarattığı travmalar neticesinde ise uyum sürecinin zorlaştığı gözlemlenmiştir. Kültürleşme stratejileri açısından bakıldığında 14 katılımcının entegrasyon stratejisine yöneldiği anlaşılmaktadır. 3 katılımcının ayrılma stratejisine yöneldiği tespit edilmiştir. 2 katılımcı ise Türk vatandaşlığı aldığı için kendilerini Türk gibi hissettiklerini ifade etmiş ve asimilasyon stratejisine yönelmiştir. Marjinalleşme stratejisine ise yönelen olmamıştır. Anahtar kelimeler: Suriyeli, Kilis, mülteci, dinî başa çıkma, kültürel uyum.

Dini başa çıkmaDini değerlerDini olgu+7
Mahmut Metin Türkoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çağdaş felsefede geliştirilen doğalcı zihin kuramlarının etik ve teolojik içerimleri

Bu çalışma, insanın mahiyeti problemini konu edinmektedir. Günümüzde bu konu, zihin felsefesi içerisinde zihin-beden problemi başlığında ele alınmakta ve "Zihin nedir?" sorusu etrafında tartışılmaktadır. Söz konusu bağlamda bu çalışma, zihnin ne olduğu sorusuna çağdaş felsefede verilen yanıtları incelemekte ve bu yanıtlara hâkim olan doğalcılıktan kaynaklanan problemlere dikkat çekmektedir. Ayrıca doğalcılıktan kaynaklanan problemlerin aşılmasında plastisite kavramına başvurarak ve Chomskyci bir doğalcılık önerisi sunarak doğalcılığı revize etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, çalışmanın ilk kısmında, doğalcılığı ortaya çıkaran tarihsel süreçten; bilimcilik idealinden ve indirgemecilikten söz edilmektedir. Doğalcı yaklaşımın niteliklerini göstermek bakımından çağdaş felsefede geliştirilen altı zihin kuramı ele alınmaktadır. İkinci kısımda, çağdaş felsefede geliştirilen zihin kuramlarının doğalcı yapısının içerimlerinden söz edilmektedir. İçerimlerin etik ve teolojik bakımdan serimlenmesi neticesinde ortaya çıkan bazı problemler nedeniyle "Bir teist doğalcı olabilir mi?" sorusu cevap bekleyen bir soruya dönüşmektedir. Bu soru özelinde, bahsi geçen problemler özgür irade konusu etrafında tartışılmaktadır. Doğalcılığın indirgemeci ve belirlenimci nitelik arz eden biçimlerine alternatif bir bakış açısı olarak plastisite ve Chomskyci doğalcılık incelenmekte, doğalcılığa getirdikleri açılımlar serimlenmektedir. Böylece yeni bir doğalcılık önerisi sunulmaktadır. Bu öneriyle teizm ve doğalcılık arasında zorunlu bir çatışma olmadığı, indirgemeci ve belirlenimci olmayan bazı doğalcılık biçimleri olabileceği sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu sonucun, zihin çalışmalarına özgür irade konusu etrafında etik ve teolojik açıdan katkı sağlaması beklenmektedir.

Ahlak felsefesiBilim felsefesiDin felsefesi+5
Merve Koyuncu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk toplumunda Suriyeli göçmenleri kabul ve uyumda dindarlığın rolü (Gaziantep örneği)

Küreselleşmenin etkisinin hemen her alanda hissedildiği mal ve hizmetler kadar insan hareketliliğinin de arttığı bir çağdayız. Bu hareketliliğin önemli bir kesimini zorunlu göçler oluşturmaktadır. Bu çalışmanın konusu, Türk toplumunda Suriyeli göçmenleri "kabul ve uyumda" dindarlığın rolüdür. Göçle birlikte iki farklı ülkenin toplumu bir araya gelmiştir. Gaziantep örneğinde Suriyeli göçmenleri "kabul ve uyumda" dindarlığın inanç, sosyal etki-ahlak ve ibadet boyutlarında farklılaşma olup olmadığı temel problemimizi oluşturmaktadır. Çalışmamız, Suriyeli göçmenlerin "kabul ve uyumda" dinin ve dindarlığın rolünü ele alması ve ilgili literatüre mütevazı bir katkı sağlaması açısından önemlidir. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışma, literatür taraması ve alan araştırmasına dayanmaktadır. Bu amaçla ilgili literatüre dayalı olarak "dindarlık ölçeği" ve Suriyeli göçmenleri "kabul ve uyum" ölçeği geliştirdik. Çalışmamızın amacına ulaşmak için Gaziantep'in 116 mahallesinde tesadüfi örneklem yoluyla anket uygulanmıştır. Veriler SPSS programı çerçevesinde işlenmiş ve analizlere tabi tutulmuştur. Analizler sonucunda dindarlık ölçeğimiz inanç, sosyal etki- ahlak ve ibadet olmak üzere üç boyutlu olduğu tespit edilmiştir. Kabul ve uyum ölçeği kabul, uyum, yabancı düşmanlığı, insani tutum ve hak temelli yaklaşım olmak üzere beş boyutlu olarak tespit edilmiştir. Boyutlar arasında ilişkiler analiz edilmiştir. Sonuç olarak demografik değişkenlerle Suriyeli göçmenleri "kabul ve uyum" arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Siyasi tercihler arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Suriyeli göçmenleri "kabul ve uyumda" dindarlığın kolaylaştırıcı rolü olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, kabul, uyum, din, dindarlık,

Din sosyolojisiDindarlıkGaziantep+4
Ayşe Kesen Kurçak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Entegrasyon bağlamında kimlik mücadelesi: Avrupa'da Müslüman olmak (Hollanda örneği)

Çalışma, tanınma teorileri kuramsal zemininde, Avrupa'daki Müslüman göçmenlerin dini kimlik talepleri ile entegrasyonu arasındaki ilişkiyi konu edinmektedir. Müslüman göçmenlerin dini kimlik taleplerinin Avrupa toplumsal ve kamusal alanında gördüğü "kabul" ve "itibar" verileri hareket noktası alınarak, Müslüman göçmenlerin dini kimlik taleplerinin toplumsal entegrasyona etkisi çalışmanın odağını oluşturmaktadır. Avrupa toplumsal ve kamusal alanında artan Müslüman dini kimlik nitelikleri, toplumsal ilişkilerde belirleyici faktörler olarak tartışmaların odağını oluşturmaktadır. Bu bağlamda Müslüman göçmenlerin Avrupa toplumsal yaşamında kimliksel varlık "mücadelesi", entegrasyon çerçevesinde değerlendirilmektedir. Çalışmada nicel araştırma modeli kullanılmış, bunun yanında nitel araştırma tekniklerinden grup görüşmesi ve katılımcı gözlemden de faydalanılmıştır. Hollandalı bireyler ve Müslüman göçmenlere olmak üzere iki ayrı anket uygulanmış, derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulardan Hollanda toplumunda Müslüman dini kimlik taleplerinin entegrasyon bağlamında "sayılmadığı" ve "itibar" görmediği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan Müslüman göçmenlerin dini kimlik aidiyetlerinin yüksek olmasına karşın entegrasyon tutamlarının da yüksek olduğu görülmüştür. Tutumlar arası bu anlamlı ilişki, Müslüman göçmenlerin Avrupa toplumunda dini kimlikleri ile var olma istekleri olarak değerlendirilmiştir. Tanınma teorileri kavramsal çerçevesinde "kabul görmeyen", "sayılmayan" talepler, kimlik "mücadele"si olarak kendini göstermektedir. Müslüman göçmen grupların Avrupa toplumsal yapısına dini kimlik taleplerinden vazgeçmeden uyum sağlamak istedikleri sonucuna varılmıştır.

AvrupaAvrupa ülkeleriBütünleşme+6
Hasan Gökmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İbn Rüşd'ün din dili anlayışı

Tezimizde filozof İbn Rüşd'ün din dili anlayışını ortaya koymaya çalıştık. Çalışmamızda XIX. yüzyılda sistematik bir ilim olan din felsefesinin XX. yüzyıl temel meselelerinden biri olan din dili konusunu İbn Rüşd'ün temel eserlerinden hareketle tespit ederek bu konunun gerek İslâm düşünce geleneğinde gerekse günümüz din felsefesindeki yerini ve önemini belirlemeyi amaçladık. Düşünürümüzün konuyla ilgili görüşlerini ele alırken genel anlamda günümüz din dili tartışmalarının temel yaklaşım ve kavramlarının düşünürümüzde neye tekabül ettiğini veya onun düşünce dünyasındaki birtakım fikir ve kavramların modern din dili tartışmalarındaki karşılığını tespit ve izah etmeye çalıştık. Düşünürümüz, modern din dili tartışmalarından temsilî, teşbîhî, tenzîhî, mecazî, sembolik dil yaklaşımlarından bahsetmekte mi bahsetmekteyse nasıl bir perspektifle ele almaktadır, sorusunun cevabına ulaşmayı hedefledik. Aynı zamanda te'vîl, mecaz, remz, istiâre gibi İslâm düşüncesindeki "elfâz-ı şer'" (din dili) meselelerinin modern din dili tartışmalarında neye tekabül ettiğini karşılaştırmalı olarak inceledik. Ayrıca İbn Rüşd'ün din dili anlayışını incelerken felsefedeki "hermeneutik", "analoji" gibi meselelerin nüveleri görülmekle birlikte "dil oyunları", "doğrulama ilkesi", "yanlışlama ilkesi" gibi modern din dili teorilerine dair bir fikrin kabul edilmesine zemin oluşturacak argümanları tespit edemedik. İbn Rüşd, "elfâz-ı şer'" (din dili) meselesinde ilâhî metinlerin zâhirî ve bâtınî genel kabulünü benimsemekte; buradan hareketle din dili meselesini insanların anlayışlarının burhanî, cedelî ve hatabî şeklinde sınıflandırılması temelinde ele almaktadır. İlahî metinlerin genel itibariyle zâhirî olması dolayısıyla avamın bunları zâhirî olarak anlamaları gerektiği anlayışını benimser. Ancak az da olsa bir kısımının bâtınî olması dolayısıyla avamın bunları zâhirî olarak anlamaları, havasın ise bunları bâtınî olarak yorumlamaları gerektiğini düşünür. Ayrıca düşünürümüz, ilâhî metinlerin tamamen zâhirî veya tamamen bâtınî okunması kabul/perspektifini yanlış bulur. Böyle tek taraflı bir okuma kabul/perspektifinin ilâhî metinlerin yanlış anlaşılmasına neden olabileceği gibi aklî gerçeklere de uygun olmadığı kanaatindedir. Çünkü ona göre, ilâhî metinler genel itibariyle tüm insanlara hitâb eder bir yapıya sahipken diğer taraftan başta Allah'ın sıfatları, âhiret halleri ve metafiziksel bir takım konular olmak üzere bazı ayetlerin yalnızca burhan ehlinin anlayıp yorumlayabileceği bir özelliğe sahiptir. Dolayısıyla bu ilâhî metinlerin okunup anlaşılması ve anlamlandırılmasında indirgemeci bir okuma hataya sebep olur.

Din anlayışıDin diliDin felsefesi+3
Zafer Çaylı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Din ve sosyalleşme: Suriyeli göçmen kız çocukları örneği

2011 yılında Suriye'de iç savaşın başlamasıyla birlikte Türkiye yoğun bir şekilde göç almaya başlamıştır. Göçle birlikte çatışma, uyum, entegrasyon vb. süreçler yaşanmaya başlamıştır. Göç sürecinin en büyük maduru çocuklar olmaktadır. Kültürel kodlar göz önüne alındığında ise bu süreçten en çok etkilenenler hiç şüphesiz kız çocuklarıdır. Toplum içerisinde kadın olarak var olmak birtakım güçlükleri beraberinde getirmektedir. Hal böyleyken göçmen kadın ve üstelik kız çocuğu olarak toplum içerisinde var olabilmek başlı başına bir problemdir. Bu araştırma, göçmen kız çocukların sosyalleşme sürecinde dinin etkisini ele almayı amaçlamaktadır. Araştırmada veri toplama tekniklerine göre nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. 18 göçmen kız çocuğuyla 30-40 dk arası görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre göçmen kız çocukların sosyalleşme sürecinde dinin etkili olduğu noktalar aile ve akraba ilişkileri, sosyal medya, giyim kuşam, arkadaşlık ilişkileri, erken yaşta evlilik ve ibadet olmaktadır.

DinDin sosyolojisiGöçmenler+3
Şeyma Nur Dike
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Transpersonel bir unsur olarak zikrin psikolojik ve tasavvufî açıdan incelenmesi

Kalbin, bilincin ve zihnin uyanıklığını sağlayan ve nefsi daha üst mertebelere yönelik evrilmesini sağlayan zikir, tasavvuftaki en önemli sufi pratiğidir. Sufizmin kalbi olarak da görülen zikir farklı dînî geleneklerde farklı şekillerde kendisine yer edinmiş kadîm spiritüel bir uygulama olarak karşımıza çıkmıştır. Perennial felsefeden kök bulan, William James'in fikirleri ile beslenen ve fizikte devrim yaratan kuantum teorisi ile paradigmasını modern bilimle destekleyen transpersonel psikoloji, mâneviyat ve modern ruh bilimini sentezleme gayreti ile insanın aşkın boyutunu, mistik deneyimlerle ortaya çıkan doruk deneyimleri psikolojinin inceleme alanına dahil ederek, modern psikolojinin alanını genişleterek insanı holistik olarak incelemeye çalışmıştır. Zikir gibi spitiritüel pratiklerin insanın bilincini dönüştürmede ve geliştirmede önemli yöntemler olduğunu iddia eden transpersonel psikoloji, psikolojide tabu olarak görülen bilince dair çalışmaları ile bilincin gündelik bilinç ile sınırlı olmadığını ortaya koyarak psikolojiye farklı bilinç halleri kavramının girmesini sağlamıştır. Bu çalışmada zikir uygulamasının transpersonel psikoloji çerçevesinde ele alarak zikrin bilinci dönüştürücü etkisini irdeleyerek transpersonel psikoloji ve sufizm arasındaki bağı ortaya koyduk ve aralarındaki müşterek olguları ortaya ele aldık. Hem transpersonel psikolojinin hem sufizmin insanın aşkın varlık olduğunu vurguladığını, aşkınlığın insanın evrensel insan olma yolunda önemli bir etken olduğunu, insanın içine sıkıştığı modern dünyanın dayattığı varoluşsal kalıptan kurtulabilmesi, kendini aşması ve ruhsal-fizyolojik açıdan iyi oluşu için zikir önemli bir yöntem olduğunu elde ettiğimiz verilerle ortaya koyduk. Anahtar Kelimeler: Zikir, sufizm, transpersonel psikoloji, bilinç, perennial felsefe, sufi psikolojisi.

Din psikolojisiPsikolojiPsikolojik analiz+4
Sultan Akçiçek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tanrı'ya bağlanma ile dinî başa çıkma ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, bireylerin Tanrı'ya bağlanma stilleri ile dinî başa çıkma tarzları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Nicel desen ve ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmış olan araştırmanın örneklemi, Çukurova Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerinde eğitim alan 564 öğrencidir. Araştırmada, sosyodemografik değişkenler için Kişisel Bilgi Formu; Tanrı'ya bağlanma stilleri için Tanrı'ya Bağlanma Envanteri (TBE); dinî başa çıkma tarzları için ise Dinî Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (DBTÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde; t-test, ANOVA, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon ve çoklu karşılaştırma testlerinden LSD analizleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, Tanrı'ya güvenli bağlanma ile olumlu dinî başa çıkma arasında yüksek düzeyde, pozitif yönde, anlamlı bir ilişki; Tanrı'ya güvenli bağlanma ile olumsuz dinî başa çıkma arasında düşük düzeyde, pozitif yönde, anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Tanrı'ya kaygılı bağlanma ile olumsuz dinî başa çıkma arasında yüksek düzeyde, pozitif yönde, anlamlı bir ilişki bulunurken; Tanrı'ya kaçınmacı bağlanma ile olumsuz dinî başa çıkma arasında orta düzeyde, pozitif yönde, anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Tanrı'ya kaygılı bağlanma ve kaçınmacı bağlanma ile olumlu dinî başa çıkma arasında negatif yönde bir ilişki olsa da, bu ilişkiler anlamlılık düzeyinde bulunmamıştır. Ortaya çıkan sonuçlar literatür çerçevesinde yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Tanrı'ya Bağlanma, Başa Çıkma, Dinî Başa Çıkma

BağlılıkBaşa çıkmaDin felsefesi+4
Leyla Şen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaöğretim DKAB programındaki değer öğretiminin öğrenci bakış açısıyla incelenmesi: Adana ili örneği

Bu araştırmanın temel amacı, ortaöğretim lise kademesinde 9-10-11-12. sınıf düzeylerinde MEB 2010 Ortaöğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (ODKAB) dersi eğitim-öğretim programında yer alan değerlerin öğretimini, sosyal değerler kapsamında öğrencilerin bakış açısıyla incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Adana ili Seyhan, Çukurova, Yüreğir, Sarıçam ilçelerinde bulunan 9 okulun, 2018-2019 eğitim öğretim yılında 9, 10, 11, 12. sınıflarında öğrenim gören 15-18 yaş arası 1272 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma açımlayıcı sıralı karma yöntem desenindedir. Karma yöntemde nicel desen ve nitel desen birlikte kullanılır. Araştırma, nicel desende ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmada "Çok Boyutlu Sosyal Değerler Ölçeği (ÇBSDÖ)"nden elde edilen veriler, nicel modelde t- testi, anova, çoklu karşılaştırmalarda kullanılan scheffe testi, iki faktörlü manova ve çok değişkenli regresyon analizi ile SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulguların bu süreçte .05 düzeyinde anlamlılığı test edilmiş, betimsel istatistik verilerinden de yararlanılmıştır. ÇBSDÖ ölçeğinde yer alan sosyal değer maddeleri ile ilgili DKAB Programında yer alan sosyal değerlere yönelik lise öğrencilerinin cinsiyet, sınıf ve bölüm düzeyindeki sonuçları analiz edilip, incelenmiştir. Yapılan t- testi analiz sonuçlarına göre cinsiyet düzeyinde kız öğrenciler, anova analizi sonucuna göre sınıf düzeyinde 12.sınıflar ve alan düzeyinde Türkçe-Matematik alanında değerlerin daha olumlu yönde olduğu tespit edilmiştir. Yapılan Manova ve Regresyon analizi ile bu analiz sonuçlarının anlamlılığı test edilmiştir. DKAB programında bulunan üniteler, öğrenme alanları, kazanımları ÇBSDÖ ölçeğinde yer alan değer maddeleri çerçevesinde nitel modelde içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Değerler, sosyal değerler, değerler eğitimi, eğitim programı, lise din kültürü ve ahlak bilgisi (DKAB) dersi öğretim programı

Şadiye Korkmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Din ve güvenlik ilişkisi çerçevesinde semavi dinlerin kutsal metinlerinin incelenmesi

Din ve Güvenlik insanlık tarihi boyunca birbirini etkilemiş, birbirlerini kendilerine destekçi göstermişlerdir. Güvenlik bazen savaşların haklılığını, adilliğini bazen de barış yapmanın kutsal bir görev olduğunu belirterek dini kendi amaçlarına ulaşmada kitlelerin desteklerini almak için önemli bir gerekçe olarak kullanmıştır. Dinler ise takipçilerine güvende olma ihtiyaçlarını kullanarak bağlılıklarını arttırmayı hedeflemişlerdir. Bu çalışmada dinlerin savaşlar için bir sebep gösterildiği kadar barışı da desteklediğine dikkat çekilerek din ve güvenlik etkileşiminin anlaşılmasına katkı sağlaması beklenmektedir. Bu çalışmada güvenlikte savaş, barış, savunma, saldırı gibi konuların kutsal kitaplardan aldığı destek ortaya konmaya çalışılacaktır. Yahudi, Hıristiyan ve İslam'ın Kutsal Kitaplarında bu desteğin nasıl geçtiği, güvenlik konularından hangi durumlarda bahsedildiği incelenecektir. Metinlerde güvenlik, tehdit, risk, savunma, saldırı, barış ve savaş kelimelerinin kaçar defa kullanıldıkları sayısal veri olarak araştırılacaktır.Tezimizin konusunu oluşturan dinlerin kutsal metinleri referans alınırken güvenlik uygulamalarını destekleyen kullanımları gösterilecektir. Ayrıca her bölümde, dinlerin tarihsel süreçte güvenlik konularına yönelik teoride ve pratikte dini söylemlerinin nasıl kullanıldığı ele alınmıştır.

Ali Açıkgöz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortopedik engellilerde dinî başa çıkma: Hatay örneği

Bu çalışmanın amacı, engelli bireylerin dinî başa çıkma süreçlerini tespit etmek ve anlamaktır. Araştırmanın çalışma grubu, Hatay ili merkez ve ilçelerinde ikamet eden ortopedik engelli 9 Hristiyan (Ortodoks) ve 18 Müslüman (7 Alevi/Nusayrî ve 11 Sünnî) katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılarla görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, veriler içerik analizi ile açıklanmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular, katılımcıların görüşmelerde en çok Allah, sabır, dua, kader, kısmet, şükür, zor kelimelerini kullandığını ortaya koymuştur. Başa çıkılması çok zor bir travmatik durum ile karşı karşıya kaldıklarını ifade eden katılımcılar için başta aileleri olmak üzere arkadaş ve diğer gruplardan gelen sosyal ve dinî–manevî destek, engellerinin yarattığı travmalarını aşmalarında kilit rol oynamıştır. Travmanın yaşandığı ilk zamanlarda bilhassa aile fertlerinden gelen destek onları hayata bağlamıştır. Aile fertleri arasında ise anneleri ve annelerinin çabaları özellikle vurgulanmakta ve takdir edilmektedir. Evli ve bilhassa annesi ölmüş katılımcılar, anneleri ile beraber eşlerinin desteğini, kardeş, baba ve diğer geniş aile fertlerinin desteğine göre daha çok dile getirmişlerdir. Katılımcılar, çekirdek ve geniş aile desteği ile beraber engelliler dernekleri, mahalle, iş arkadaşları ve komşuları ile beraber sivil toplum kuruluşlarından oluşan diğer sosyal çevre desteklerine de oldukça önem vermektedirler. Tüm gruplar arasında en sık başvurulan dinî başa çıkma eylemi duadır. Duaların temel motifi daha kötüsüne düşmemektir. Sabır ve daha kötüsüne düşmemek için varolan hâline şükretmek de sıklıkla başvurdukları dinî başa çıkma eylemlerindendir. Engellerinin nedenini anlamlandırmalarında kader, imtihân ve çekilen sıkıntıların öteki dünyada karşılığını alacakları inancı temel rol oynamıştır. Bu süreçte psikolojik destek almak, katılımcıların engelliliklerinin ilk, orta ve ilerleyen süreçlerinde başvurmaya gerek duymadıkları ya da nadiren başvurduğu bir başa çıkma biçimi olmuştur. Nadiren alınan psikolojik desteğe rağmen, katılımcıların travmatik engellilik süreçleri genellikle kalıcı olmamış, bu süreç çoğunlukla engellilerin sorunlarını kabul etme, geleceğe dönük daha pozitif düşünceler geliştirme gibi yaklaşım ve engelliliklerinin yarattığı sorunlarla mücadele etme için çabalama eylemleri ile sonuçlanmıştır. Hristiyanlarda duadan sonra en çok atıf yapılan dinî başa çıkma etkinliği kader inancı ve mucize beklemek iken, Sünnîlerde kader, imtihân, engelini hayra yorma ve tevekkül motifleri dikkat çekmiştir. Alevi/Nusayrî katılımcılar ise dinî-manevî başa çıkma etkinlikleri ile beraber dinî olmayan etkinlikleri de vurgulamışlardır. Alevi/Nusayrîlerde engelin nedenine yönelik kader olduğu inancıyla beraber katılımcıların geçmiş hayatlarında (reenkarnasyon) günah işlemiş olabileceklerinden dolayı engelin bir cezalandırılma ve bedel olduğu inancı, Hristiyan ve Sünnî gruba göre daha fazla dile getirilmiştir. Aleviler de ayrıca Tanrı'nın ibret için kendilerini engelli yaratmış olabileceği motifi dikkat çekmiştir. Alevi/Nusayrîler, Sünnî ve Hristiyan gruplara kıyasla engellerini tıbbi sebepler ile daha fazla açıklamışlardır. Yine Alevi/Nusayrîler tıbben geliştirilecek bir tedavi ile engellerinden kurtulabileceklerini de daha fazla ifade etmişlerdir. Sünnîler, engellerinin nedenlerini kadere en çok bağlayan ve mucize beklentisi olmayan ya da çok az olan ve tıbbi desteği en az vurgulayan kesimdir. Hristiyanların daha çok seven-koruyan tanrı tasavvuruna sahip oldukları ve aynı zamanda duygu odaklı olumlu dinî başa çıkmaya Sünnî ve Alevi/Nusayrî gruba nispeten daha çok atıfta bulundukları ortaya çıkmıştır. Katılımcı kesimler arasında Sünnîler, duygu ve problem odaklı başa çıkma stratejilerinin herikisine birarada en fazla başvuran grup olmuştur. Engelliliğin ilk yıllarında isyanlarla kendisini gösteren olumsuz dinî başa çıkma aktiviteleri, engelliğin anlamlandırılmasından ve kabullenilmesinden sonra yerini olumlu dinî başa çıkma aktivitelerine bırakmıştır. Katılımcılar travmalarının ilerleyen yıllarında olumlu dinî başa çıkma aktivitelerine daha fazla başvurmuşlardır. Hristiyanların hemen hemen tamamı ise bu travmatik yaşam olayının etkilerine karşı halen mucize beklentisi içerisinde olduğundan dolayı duygu odaklı başa çıkmaya diğer iki kesime göre daha fazla başvurmaya devam etmektedir. Engellilerin travmalarının nitelikleri bireyden bireye değişmekle birlikte, başvurulan dinî başa çıkma unsurları, aktiviteleri ve yansımaları benzerdir. Din, başa çıkma sürecinde genel başa çıkmanın parçası, ürünü ve yardımcısı olmakta ve dolayısıyla olumlu yönde katkılarda bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Başa çıkma, dinî başa çıkma, Hatay, engel, ortopedik engel.

AlevilerBedensel engellilerDini başa çıkma+5
Ebru Güngör
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Semitik dinlerin kutsal metinlerinde toplumsal cinsiyet ve roller üzerine bir araştırma

Cinsiyet özellikleri, insanların doğuştan sahip olduğu biyolojik unsurlardır. Bir edim sonucu oluşmayan cinsiyet, modern tıp alternatifleri bir yana kişinin değiştirmesi mümkün olmayan bir durumdur. Cinsiyet özellikleri üzerinden oluşturulan kalıp yargılar ve kültürün atadığı cinsiyet rolleri ise toplumsal cinsiyet şeklinde ifade edilmektedir. Çeşitli coğrafyalar üzerinde doğan dinler, kültürü beslemekle birlikte cinsiyet rollerinin kapsamını ve sınırlılıklarını da çizebilmektedir. Dokümantasyon yöntemi kullanılan bu çalışma ile semitik dinler olan Yahudilik, Hıristiyanlık, İslamiyet dinleri ele alınarak metinlerinin toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında incelenmesi hedeflenmiştir. Elde edilen bulgular ile kişilerin hayatlarında büyük etkisi olan dini bilgilerin çoğu yerde kültürün etkisinde kalarak uygulanıldığı ya da dinin kültürden bağımsız bir yönde gelişmediğini göstermektedir. Toplumun kadınlık veya erkeklik kavramları ile ilgili bireylerden beklentileri dini bir düzleme oturtulmuş kutsal kitaplardan argümanlar ile desteklenmiştir. Dolayısıyla toplumun kültürü bilinmeden dinin bakış açısını çözmek zorlaşır. Aynı eksende, dinin toplum üzerindeki etkisinin de bilinmesi ve bu karşılıklı etkileşiminden doğan toplumsal cinsiyet rollerinin anlaşılmasında fayda sağlayacağı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Din, kutsal metinler, cinsiyet, cinsiyet rolü.

Cinsiyet rolleriDinlerDinler tarihi+6
Şifa Demir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni bir Nurcu oluşum olarak "Hayalhanem"

Toplumsal bağlam ile teknolojik bağlamın her geçen gün iç içe geçtiği sosyal hayat, yeni çağda hızlı bir değişim sergilemektedir. Din ile sosyal medyanın kesiştiği noktada dinî gruplaşmanın "nasıl"ının ve "neden"inin peşine düşüldüğü bu saha araştırmasında "dijital Nurcu" bir oluşum sayılabilecek "Hayalhanem" derneği incelenmiştir. Çalışma; nitel araştırma yaklaşımı benimsenerek etnografik desen ile hazırlanmış, yer yer nicel verilere de başvurulmuştur. Dinî dijitalleşme olgusuna eleştirel yaklaşılmış, grubun kullandığı dinî söylem medya bağlamında irdelenmiştir. Sonuçta postseküler toplumun yapısal dindarlığından yararlanan yeni bir dinî oluşumla karşılaşılmıştır. Bu yeni oluşumun "modern kült" organizasyonlara benzeyen bir küçük grubu ve bir de söylemin kadraja indirgendiği "dijital cemaat" boyutu vardır. Gelenekten farklı olma iddiasında, iktisadi yapıdan güç alan, arz-talep denge noktasında üretilen bir grup imajı söz konusudur. Üstelik "Hayalhanem" ve benzeri ağ tabanlı Nurcu oluşumların bir dinî kolektiviteye dönüştükleri görülmüştür. Yeni medyanın genç youtuber'ları eşliğinde, slaktivizmin gölgesinde, Türkiye'nin kendine mahsus konjonktüründen hareketle ortaya çıkan "marka sunumlu" bu gruplar dinî piyasayı canlandırmaktadır. Varlığını sosyal medyaya borçlu olan dijital kolektivite renk ve kabuk değiştirmiş olsa da dillendirilen söylemin geleneksel Nurculardan farklı olmadığı tespit edilmiştir. Ancak İslami düşünce, yeni örgüt formları ile dijitalde varlık kesbederken yaşam dünyasına sızan bir araç konforu; üyelik, mekân, dünya görüşü, hareket ve sosyalleşme tarzını etkilemektedir.

CemaatlerDini gruplarHayalhanem+7
Hasan Sarı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Din anlayışı açısından 1982 sonrası yayımlanan din öğretimi ders kitapları

Eğitim tarihinin başlangıç noktasının aynı zamanda din eğitimi tarihinin de başlangıcını oluşturduğu söylenebilir. Ne var ki binlerce yıldır bilimsel anlamda dönüşüp gelişerek gelen eğitim tarihi sürecine karşılık din eğitimi bu süreçleri aynı ivmede gerçekleştirememiştir. Bunun temel nedenlerinin başında din eğitiminin içinde bulunduğu ülkenin tarihsel, kültürel, siyasal ve ekonomik gelişim süreçlerinden doğrudan etkilenmesidir. Ülkemizde de 1982 yılından sonra zorunlu olarak ilk ve ortaöğretim düzeyinde okutulmaya başlayan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin içinde bulunduğu dönemin siyasal ve kültürel atmosferden etkilenip etkilenmediği sorusu akıllara gelmektedir. Dolayısıyla bu etkinin açık ve anlaşılır şekilde ortaya konulabilmesi için, birebir öğrencinin de muhatap olduğu ders kitaplarındaki din anlayışlarının tespit edilmesi gerekmektedir. Çalışmamızda da bu bağlamda öncelikle 1982'den günümüze kadar yayımlanmış ve okullarda okutulan DKAB ders kitaplarından bir örneklem oluşturulmuş, bu kitaplardaki din anlayışları üzerinden dönemsel dönüşümün ortaya konması hedeflenmiştir. Çalışma, amaç, önem, literatür, yöntem ve din anlayışlarıyla ilgili tasnifleri içeren bir giriş ve ilkokul, ortaokul ile lise ders kitaplarının din anlayışı açısından incelenmesini içeren iki ana bölümden oluşmaktadır. Din anlayışları ve dönemsel ayrımlar bağlamında yapılan bu çalışmada, belirli dönemlerde belirli din anlayışlarının nispeten daha ön planda tutulduğu sonucuna varılmış, dönemin siyasal, kültürel ve bilimsel altyapısının ders kitaplarına doğrudan yön verdiği tespit edilmiştir.

Ders kitaplarıDin anlayışıDin eğitimi+1
Ahmet Düzenli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de laiklik anlayışının dönüşümü: Ali Fuat Başgil örneği

Bu araştırmada Türk toplumundaki laiklik anlayışı ve dönüşümü Ali Fuat Başgil'in din ve laiklik anlayışı çerçevesinde incelenmiştir. Araştırmanın amacı, laikliğin Türkiye'deki tarihsel gelişimini Osmanlı ve modernleşme hareketlerinden itibaren ortaya çıkan gelişmeler ışığında ele alarak Türk toplumundaki laiklik anlayışının dönüşümünde Ali Fuat Başgil'in rolünü ortaya koymaktır. Ayrıca demokratik bir hukuk devletinde laikliğin, din hürriyetinin ve diğer tüm hürriyetlerin teminatını sağlayacak müesseselerin ne olduğunu ortaya koymak çalışmanın bir diğer amacıdır. Başgil 'in laiklik ve din anlayışı hakkında yapılan çalışmalara bakıldığı zaman ortaya koyduğu laiklik modeli sistemsel olarak incelenmiş fakat bu laik sistemi demokratik bir hukuk devletinde neyin ayakta tutacağına ve hürriyetlerin teminatı olacak kurumların ne olduğuna değinilmemiştir. Bu açıdan çalışma alandaki eksikliğin giderilmesi ve tartışmalara katkı sağlanması adına önemlidir. Yöntem olarak nitel araştırma yöntemlerinden doküman taraması kullanılmıştır. Elde edilen veriler ise çözümlenerek araştırmanın amaçlarına uygun bir şekilde başlıklandırılmıştır. Elde edilen veriler ışığında, laikliğin dinsizlik olmadığı, ülkelere göre farklılıklar taşıdığı ve ibadet, iman, yayın, talim ve tedris başta olmak üzere dini alandaki özgürlüklerin teminatı olduğu anlaşılmıştır. Din ve devletin, birbirlerinin özgürlük ve egemenlik alanlarına müdahale etmeden birlikte var olabilecekleri görülmüştür. Demokratik sistemlerde, hürriyetlerin sağlanması noktasında laiklik ve din hürriyetinin yasalar tarafından tanımlanmasının yeterli olmadığı ve çoğunluğun gücünü elinde tutan ideolojik hükümet sistemi karşısında hürriyetleri koruyacak kurumlardan en önemlisinin Anayasa Mahkemesi olduğu görülmüştür. Başgil'in fikirleri, eserleri ve mücadelesiyle ortaya koyduğu teorik ve pratik boyuttaki öneri ve çözümlemelerinin geçmiş, günümüz ve gelecek adına önemi üzerine vurgu yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Din, Laiklik, Anayasa Mahkemesi, Din Hürriyeti, Ali Fuat Başgil

Yasin Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Nurettin Topçu'nun din anlayışı, ahlâkî-manevî değerler ve tasavvufî hayat ile ilgili görüşleri üzerine psikolojik bir araştırma

Tarihi süreçte yaşamış önemli şahsiyetleri anlamanın, insanların hayat çizgilerini belirlemede etkili olduğu düşünülmektedir. Bir ruh ve gönül adamı olan Nurettin Topçu da Anadolu topraklarında yetişmiş inanç, irade, düşünce ve hareket bileşimini oluşturarak iz bırakmış önemli şahsiyetlerdendir. Buradan hareketle bu araştırmada, insanın kurtuluşunu dinî, ahlâkî ve manevî değerlerin yükselişinde gören Topçu'yu, yazdığı eserlerden yola çıkarak psikolojik açıdan anlamaya ve yorumlamaya çalışmak amaçlanmıştır. Bu kapsamda bir yandan eserlerinde din, ahlâk, değer ve tasavvuf ile ilgili ortaya koyduğu görüşleri psikolojik perspektiften ele alınırken, bir yandan da bizzat kendisinin yaşamış olduğu dinsel değişim incelenmiştir. Topçu, Türk-İslâm düşünce dünyasında önemli olan şahsiyetlerden biri olmasına rağmen ağırlıklı olarak felsefî ve sosyolojik yönü araştırılmış, psikolojik yönünün ise çok fazla ele alınmadığı fark edilmiştir. Bu sebeple onun dinî ve tasavvufî düşüncelerini, ahlâkî değerlere bakışını anlamanın, dinî ve psikolojik kavramları ele alış biçimini yorumlamanın, çizdiği ideal insan modelinin ne olduğu ve nasıl ulaşılması gerektiğini bilmenin en iyi yolu, eserlerinin içerik analizini yapmaktır. Onun çok sayıdaki eseri uygun bir veri kaynağı olmaktadır. Nitel araştırma yöntemiyle yapılan bu çalışmada araştırma soruları oluşturulmuş ve bunlara cevaplar aranmış, görüşme, doküman ve içerik analizi teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde fenomenolojik bir yaklaşım sergilenmiştir. Psikolojik bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde, Topçu, eserlerinde dinî ve ahlâkî değerleri benimsemiş, şahsiyetini olgunlaştırmış ideal bir insanın nasıl olması gerektiğini ayrıntılarıyla açıklamaktadır. Aşkın bir dinî tecrübeyi model olarak gözler önüne sermekte, dinin özellikle tecrübe boyutuna vurgu yapmaktadır. Ahlâkî ve manevî değerleri ise insana kişisel farkındalık sağlayan, onun değişim potansiyelini kolaylaştıran bir unsur olarak ele almaktadır. Hemen her psikolojik kavramı iman ile ilişkilendirmekte ve tasavvufu Allah'a ulaşmada basamak olarak görmektedir. Topçu'nun Fransa'ya gitmeden önce başlayan anlamlandırma ihtiyacı ve hakikat arayışı, Fransa yıllarında da mistisizm merakı ile devam etmiştir. Fransa'dan döndükten sonra yaşadığı toplumda dinin anlaşılması ve uygulanması ile ilgili yanlışlıkların onu rahatsız ettiği yazılarında hissedilmektedir. Onun daha ulvî bir dinî hayat arzu etmesi, arayış içinde olması ve aklındaki sorulara cevap araması, tasavvufu benimsemesine ve içsel olarak dinî yoğunluğunun artmasına yani dinsel değişimine işaret etmektedir. Topçu, içinde yaşadığı topluma karşı sorumluluk duygusu taşıdığından kendi dinsel değişimini yeterli görmeyerek toplumun hatta insanlığın da olumlu yönde değişimini ve kurtuluşunu arzu etmektedir.

Ahlaki değerlerDin psikolojisi
Fatma Kirman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Özgürlük, mahkûmiyet ve dinî hayat

Bu çalışmanın amacı özgürlük ve mahkûmiyet süreçlerinin bireylerin dinî hayatını nasıl etkilediğini anlamak ve açıklamaktır. Araştırmanın çalışma grubu Adana, Gaziantep ve Osmaniye illerinde ikamet eden ve mahkûmiyet yaşamış olan 31 bireyden oluşmaktadır. Araştırmada nitel yöntem desenlerinden olan fenomenolojik desen kullanılmıştır. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanmak suretiyle derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilerek elde edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Verilere içerik analizi uygulanırken QSR NVivo 10 programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre düşük eğitim seviyesi, yetersiz ekonomik şartlar, suç geçmişi olan yakın çevre ve kalabalık bir ailede büyüme mahkûmiyet yaşanmasında etkili olmuştur. Bireyler mahkûm olduklarında pişmanlık, dine sığınma ve dinden güç alma durumlarını yaşamıştır. Katılımcıların çoğunluğunda özgürlüğünü kaybettikten sonra yaratıcıya yaklaşma, ibadet ederek süreçle baş etme, psikolojik olarak inanılan dinden destek alma, manevî açıdan yükselme ve Allah'a bağlılık artışı yaşama durumları tespit edilmiştir. Mahkûm olduktan sonra ibadetlerde ve dinî uygulamalarda artış, davranışlarda dinî hassasiyet ve dinî bilgi öğrenme arzusu meydana gelmiştir. Bunun yanında katılımcılarda olgunlaşma, sabırlı olma, sakinleşme, empati yapma ve duygusallaşma gibi değişimler yaşandığı görülmüştür. Tekrar özgürlüğe kavuşan bireylerde dine bağlılık artışının gerekçeleri; özgürlükten dolayı yaratıcıya şükretme, yeni yaşamın yaratıcının hediyesi olarak görülmesi ve mahkûmken yaşanan dine yaklaşma durumlarıdır. Özgür olduktan sonra ibadetlerde yaşanan azalmanın sebepleri rahatlığa kavuşma, boş zaman azlığı ve günlük hayattaki meşguliyetlerdir. İnanılan dinin öğütlerine göre davranma, dinin kurallarına uyma ve yaratıcının rızasını kazanma amacıyla davranış sergileme durumu özgür olduktan sonra davranış noktasında yaşanan değişimlerdir. Ayrıca kitaplar, sosyal medya ve televizyon vasıtasıyla dinî bilgi seviyesini arttırma, özgürlükten sonra devam eden durumlardır. Katılımcıların cezaevinden çıktıktan sonra cezaevine girmelerine sebep olan fiili tekrar yapmama kararlarında dinen uygun olmaması, Allah korkusu, kişilikte değişim ve yaşanan zaman kaybı etkili olmuştur. Araştırma sonucunda ortaya çıkan bulgular doğrultusunda mahkûmiyet sürecinin bireylerin duygu, düşünce ve davranış noktasında dine yönelmelerine pozitif etki ettiği tespit edilmiş, elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve yorumlanmıştır.

İbrahim Yıldırım
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu ve batı düşüncesinde varoluşçuluk ve din"Seyyid Ahmet Arvasi ve Rollo May'in karşılaştırılması"

Bu çalışmada, Doğu kültüründen ve geleneğinden beslenen Müslüman düşünürler ile Batı kültüründen ve geleneğinden beslenen Hristiyan düşünürlerin varoluşçuluğa bakışı arasındaki benzerlikler ve farklılıklar analiz edilmiştir. Varoluşçuluk, insanın hayatını anlamlandırmasını sağlayan felsefi bir akımdır. 19. yy.ın ikinci yarısından itibaren, Sanayi Devrimi ile gelen bilimsel ve teknolojik gelişmeler, insanı doğadan koparmış, kendi emeğini insana yabancılaştırmış, makine karşısında acizlik hisseden insan kendine olan inancını kaybetmeye başlamıştır. Bu durumun ortaya çıkardığı mutsuzluk ve bunalıma klasik tekniklerle çözüm bulamayan psikoterapistler varoluşçuluğu felsefeden psikolojiye transfer etmişlerdir. Yeni bir ekol iddiasında olmadığı gibi belli bir sistem ve tekniği de olmayan varoluşçuluk dünyanın çeşitli yerlerinde birbirlerinden haberi olmayan düşünürler tarafından ortaya çıkarılmıştır. Bu nedenle varoluşçu düşünür kadar varoluşçuluk tanımı bulunmaktadır. Çalışmada ilk olarak bu tanımlar incelenerek varoluşçuluğun tarihsel gelişimi ele alınmıştır. Doğulu ve Batılı düşünürlerin varoluşçulukları genel hatlarıyla ortaya konulmuştur. Daha sonra Hristiyan varoluşçu psikolog Rollo May'in genel olarak insana bakışı, din ve dindarlık karşısındaki tutumu ile insanın varoluşunu anlamlandırma süreci üzerine ortaya koyduğu düşünceleri incelenmiştir. Ardından Müslüman düşünür Seyit Ahmet Arvasi'nin insana bakışı, din ve dindarlık görüşleri ile varoluşçuluğa bakışı tahlil edilmiştir. Son bölümde bu iki düşünürün beslendikleri kültür de göz önüne alınarak, varoluşçuluk düşünceleri din ve maneviyat boyutlarıyla ele alınmak suretiyle karşılaştırılmış, benzerlikler ve farklılıklar ortaya konulmuştur.

Rukiye Demir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Erken ergenlikte Tanrı anlayışının oluşmasında din eğitiminin etkisi üzerine fenomenolojik bir çalışma

Araştırmada erken ergenlik döneminde Tanrı anlayışının oluşmasında alınan din eğitimi etkisini incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve fenomenoloji (olgu bilim ) deseni kullanılmıştır. Araştırmada çalışma grubu 12, 13 ve 14 yaşlarında bulunan ortaokul öğrencilerinden 24 öğrenci ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örneklem yönteminden ölçüt belirleme tekniği kullanılmıştır. Verilerin toplanması için yarı yapılandırılmış görüşme soruları geliştirilmiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda henüz erken ergenlik döneminde bulunan öğrenciler Tanrı ile ilgili olumlu duygularının yanı sıra bazen olumsuz duygular hissettiklerini ifade etmişlerdir. Okulda ve okul dışında almış oldukları din eğitiminin Tanrı anlayışları üzerinde bilişsel ve duyuşsal etkilerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcılar Tanrı anlayışlarını etkileyen diğer faktörleri ailenin teşvikinin ve din eğitimcisinin olumlu tutumlar olarak belirtmişlerdir. Bu nedenle ergenlerin Tanrı ile ilgili duygu ve düşüncelerinin oluşmasında okulda alınan din eğitimin yanında ailenin ve din eğitimcilerinin tutum ve davranışlarının etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Erken ergenlik, dini gelişim, tanrı anlayışı, din eğitimi.

Arzu Bütün
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Din eğitimi bağlamında 14-18 yaş öğrencilerinin dini içerik üreten youtuberlarla ilgili görüşleri

İnsan doğduğu andan itibaren çeşitli gelişimsel dönemleri ve bu dönemlerin gerektirdiği gelişim ödevlerini yaparak gelişir ve ilerler. Ergenlik dönemi bu gelişim süreçlerinin en sancılı ve fırtınalı dönemidir. Bu süreçte ergen aile, okul ve akran gruplarıyla sürekli hem iletişim hem de mücadele halindedir. Aslında bu mücadele kendi iç dünyasında yaşanmaktadır. Ergeni bu süreçte sosyalleşme, kimlik ve kişilik arayışları oldukça zorlamaktadır. Bir yandan içinde bulunduğu toplumun bir parçası olmak bir yandan da kendi bireyselliğini ortaya koymak için çeşitli yollara başvurmaktadır. Yaşam boyu gelişim sürecinde ergenlik dönemi yukarıda da belirttiğimiz üzere birçok kimlik arayışının yer aldığı bir dönemdir. Bu kimlik arayışı sürecinde ergen içinde bulunduğu toplumun dini inancını ve dini kimliğini belirlerken birçok faktörden etkilenir. Bu faktörlerin başında aile, okul, arkadaş grubu yer alırken son yıllarda hızla gelişen teknoloji ve buna bağlı sosyal medya mecraları hayatımızda yadsınamaz bir şekilde yer almaya başlamıştır. Ergenlerin dini kimlik arayışında sosyal medya mecralarının başında gelen Youtube kanalları ve konumuzla alakalı olarak da dini içerik üreten Youtuberların 14-18 yaş arası ergenlerin dini hayatlarına ne gibi etkilerinin olduğu araştırılmak istenmiştir. Bu çalışmada dini içerik üreten Youtuberların ergenler üzerinde din eğitimi anlamında etkileri ele alınmıştır. Bu araştırma yapılırken 14-18 yaş ergenlerin dini içerik üreten Youtuberlarla ilgili ne düşündükleri ve kendilerine nasıl etki ettikleri nitel araştırma metodolojisi içerisinde araştırılmış ve yapılan mülakatlardan elde edilen veriler ışığında din eğitimcilerine ergenlerin dünyasını anlama ve dini kimlik oluşum sürecinde daha verimli bir destek sunma noktasında öneriler ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırma nitel araştırma metodolojisi içerisinde durum çalışması deseninde yürütülmüştür. Bu araştırma Adana ili Seyhan ilçesini kapsayan çeşitli liselerde öğrenim gören 14-18 yaş arası ergenleri kapsamaktadır. Araştırmanın birinci kısmında araştırmanın konusu ve kapsamı, araştırmanın problemleri, amacı, önemi, konumuzla benzerlik gösteren bazı çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde gelişim ve gelişimin doğası, ergenlik dönemi özellikleri, sosyal medya ve önemi, Youtube da var olan üyelik açısından popüler 10 dini içerikli kanallar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise, araştırmanın yöntemi, deseni, çalışma grubu ile veri analizi hakkında bilgiler verilmiştir. Araştırmanın dördüncü bölümünde ise mülakat sorularına katılımcıların verdikleri cevaplar ve bu cevaplardan yola çıkılarak literatüre ve yapılan ilgili çalışmalara değinilerek araştırmadan elde edilen bulgulara ve yorumlara yer verilmiştir. Bu süreçte katılımcıların verdikleri cevapların birebir dökümü yapıldığı için, dilbilgisi açısından herhangi bir müdahale yapılmadan olduğu gibi yazılmıştır. Son olarak sonuç bölümünde, araştırmada elde edilen bulgulardan yola çıkılarak sonuçlara ve bazı önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, gelişim, din eğitimi, sosyal medya, Youtube

Ayşe Yalaza
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Geçmişte ve günümüzde Hint dinlerinde kadının konumu

Bu çalışma, Hint dinlerinde kadının geçmişten günümüze kadar süregelen yerini, toplumsal ve dini bağlamda ele alarak derinlemesine bir inceleme sunmaktadır. Hinduizm, Budizm, Caynizm ve Sihizm gibi Hint alt kıtasında önemli yere sahip dinlerin kadına yönelik yaklaşımları, dini metinler, ritüeller ve toplumsal uygulamalar ışığında değerlendirilmiştir. Çalışma, tanrıça inancının ve mitolojik kadın figürlerinin, kadının dini ve sosyal yaşamında nasıl bir motivasyon kaynağı olduğunu analiz ederek, Hint dinlerinde kadının yeri hakkında yeni bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır. Kadının dini liderlik, aile hayatı ve toplumsal rollerine dair mevcut uygulamaların kökenlerini ve dönüşüm süreçlerini incelemek, bu çalışmanın temel hedeflerindendir. Bu bağlamda, Hint dinlerinde kadın figürleri hem ilahi hem de toplumsal bir kimlik taşıyan güçlü semboller olarak ön plana çıkmaktadır. Çalışmada, Hinduizm'de tanrıçalar üzerinden kadına atfedilen güç, bilgelik, sadakat ve şefkat gibi niteliklerin ön plana çıkarıldığı, buna karşılık Caynizm ve Sihizm gibi dinlerde kadının rolünün daha sınırlı bir çerçevede ele alındığı tespit edilmiştir. Kadının dini liderlikteki yeri, kast sistemi, evlilik, annelik, dul kadının durumu gibi meseleler, Hint dinlerindeki kadın algısının toplumsal normlarla nasıl şekillendiğini ortaya koymaktadır. Özellikle, kadının ritüel ve ibadetlerdeki yerinin, mitolojik figürlerle desteklenen bir manevi rehberlik rolü içerdiği, ancak toplumsal eşitsizlikler nedeniyle bu rollerin sınırlandığı vurgulanmıştır.

Mehmet Emin Alp
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler için din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretim programının öğretmen görüşleri doğrultusunda incelenmesi

Bu araştırma, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan öğrencilere yönelik uygulanan DKAB öğretim programının öğretmen görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Araştırmada DKAB dersine giren DKAB öğretmenleri veya DKAB öğretmeni bulunmayan okullarda ise bu derse giren özel eğitim sınıf öğretmenleri ve branş öğretmenlerinin programın uygulanması sürecinde yaşadıkları deneyimlere dayalı görüşleri, eğitim programının dört temel ögesi çerçevesinde ele alınmıştır. Öğretmenlerin görüşlerini tespit etmeye çalışan bu çalışma, nitel bir araştırmadır ve durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunu, Adana ilinde görev yapan DKAB ve özel eğitim öğretmenleri oluşturmaktadır. Toplamda 31 öğretmen ile görüşülmüştür. Veriler, yüz yüze gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen nitel veriler içerik analizi tekniğiyle incelenmiştir. Bulgular, eğitim programının dört temel ögesi olan amaç, içerik, öğrenme-öğretme süreci ve ölçme-değerlendirme temaları çerçevesinde ele alınarak alt temalar oluşturulmuştur. Literatürde yer alan benzer çalışmaların bulgularıyla öğretmenlerin eğitim programlarına dair görüşleri, uygulamada yaşadıkları zorluklar ve çözüm önerileri de detaylı bir şekilde tartışılmıştır. Çalışma sonucunda öğretmenler, mevcut DKAB öğretim programının OSB'li bireylerin ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını belirtmişlerdir. Programın OSB'li öğrenciler için soyut ve karmaşık içeriği, zihinsel engelli ve otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler için ortak bir öğretim programının olması, materyal eksikliği, sınıf ortamlarının yetersizliği ve öğretmenlerin özel eğitim alanındaki bilgi eksiklikleri vb. etkenlerin öğretim sürecini olumsuz etkilediği görülmüştür. Ayrıca ders kitabının öğrenciye uygun şekilde geliştirilmesi ve OSB'li öğrenciler için hazırlanan programın güncellenmesi gerektiği önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Din Eğitimi, Özel Eğitim, Otizm Spektrum Bozukluğu, Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Öğrenciler için Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Öğretim Programı.

Şeyma Aktaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Eski Mısır'da monoteizm ve panteizm üzerinden hakikat arayışları - Aton ve Amon'un tektanrıcılık serüveni

Eski Mısır, inanç ve ihtişamı yansıtan bir çağın karşılığı olarak tanınmaktadır. Binlerce yıl süren bu yüksek kültüre, sayısı en az 1500'ü bulan tanrılar tarafından hükmedilmiştir. Bu uzun tanrılar listesinde iki ilah özel alakaya tabi tutulmalıdır; Aton ve Amon. Aton, tarihte monoteizmin ilk tanrısı olarak bilinmektedir. Amon ise, Ramsesler döneminde (MÖ 1292- MÖ 1070) panteist bir yaklaşımla biçimlenmiş bir tanrı modeline evirilmiştir. Bu tezin araştırma konusu, bahsi geçen her iki tanrının tek tanrı inancına uzanan yolun üzerinde atılan adımlardır. Yeni Krallık döneminde yaşayan ve 18. hanedanlığın bir üyesi olan Akhenaton (MÖ 1351-MÖ 1335) Aton dinini tasarlayan kişidir. Bu dinde yeni bir teolojik anlayış benimseyen firavun, güneş diski ve ışınları dışında başka hiçbir sureti bulunmayan güneş tanrısını tek tanrı olarak kabul etmiştir. Firavun, tanrısı Aton uğruna geleneksel tanrılara savaş açmış ve bu tanrıların başta Amon olmak üzere isimlerini tapınaklardan sildirmiştir. Amarna dönemi sona erince, Aton kültü de terk edilerek yeniden eski geleneklere dönülmüş ve Amon da yine panteonun başına getirilmiştir. Ancak tanrıların kralı Amon için yeni bir çağ başlatılır ve ruhban sınıfı Amon'a dair teolojiyi geliştirir. Dönemin ilahi ve dualarında da fark edilen bu teoloji Amon'a giderek panteist bir karakter kazandırır. Bu dînî anlayış Ramsesler dönemine de hâkim olur. Sonuç olarak, Amon hakikattir, diğer tanrılar da onun uzuvlarıdır; onlarla birlikte ışık, hava ve su elementleri de Amon'un bedenine aittirler. Hatta tüm dünya Amon'un ba-ruhunun bir tecellisidir. Anahtar kelimeler: Eski Mısır, Tanrı, Aton, Amon

Seçil Şirikçi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocuklukta dini sembollerin anlamı: Cami örneği

Erken çocukluk dönemi olarak isimlendirilen 2-6 yaş dönemi gelişim açısından insan hayatında önemli bir zaman dilimini içerir. Çocuklar bu dönemde duyuşsal bilgiyi fiziksel eylemle bir araya getirir ve dünyayı mevcut anlamının ötesinde algılar. Kelimeler, imgeler ve çizimler yoluyla sembolik düşünceyi kendi dünyasında inşa eder. İnsanoğlu problemlerin üstesinden gelmeyi Allah ve yarattıkları arasında kurduğu bağ ile de öğrenir. Bu bağ sembolik dil vasıtasıyla insanoğlu tarafından geliştirilir. Erken çocukluktan itibaren aile ve din eğitimi veren diğer kurumlar bu bağın gelişmesine etki etme gücüne sahiptir. Aynı zamanda çocuğun öğrendiği her yeni bilgi ve karşılaştığı her nesne zihninde şematik bir varlık gösterir. Her şema bir önceki şema ile ilişki içerisindedir. Çocuk büyüdükçe ve nesne duyarlılığı arttıkça ilişki kurduğu şey ve temsil ettiği anlam arasındaki ilişkiyi kavrayabilme yetisi de artar. Böylelikle karşılaştığı sembolleri anlayabilmesine ve anlamlandırabilmesine zemin hazırlanmış olur. Bu bağlamda camiler de çocukların karşılaşabilecekleri ve ilişki içerisinde bulunabilecekleri İslam dinine ait önemli somut sembollerden biridir. Çocukların cami sembolü ile karşılaştıklarında geliştirdikleri duygu ve düşüncelerin, yetişkinlik döneminde hatırı sayılır bir yere sahip olması beklendiğinden bu ilişkinin içeriğinin tespit edilmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada da erken çocukluk dönemi çocuklarının zihin dünyalarında sembolik düşüncenin gelişimi araştırılmıştır. Çocukların dini duygu ve düşüncelerinin gelişiminde İslam'ın somut sembollerinden olan caminin rolü ortaya konmak istenmiştir. Anahtar kelimeler: Din Eğitimi, Erken Çocukluk, Dini Gelişim, Dini Sembol, Cami

Zeynep Şahin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Değişim sürecinde taziye geleneği ve yemekli mevlit törenlerinin sosyolojik analizi

Bu araştırma, taziye geleneği ve bu gelenek içinde icra edilen yemekli mevlitleri konu edinmiştir. Araştırmanın amacı, taziye geleneğinin nasıl yaşandığını, süreç içerisinde ne tür değişimlere sahne olduğunu, söz konusu gelenek içinde icra edilen yemekli mevlit törenlerinin ölü yakınları tarafından nasıl deneyimlendiğini, gelenek ve törenlerin toplumsal etkilerinin neler olduğunu saha verileri temelinde analiz etmektir. Nitel yönteme uygun olarak desenlenen bu araştırma, herhangi bir teorinin doğrulanması veya yanlışlanmasına dayanmayan temellendirilmiş kuram yaklaşımıyla ele alınmıştır. Bu yaklaşımla, saha verileri üzerine temellenen birtakım kavramlara ulaşma gayesi güdülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu, Osmaniye ili Kadirli ve Sumbas ilçelerinde ikamet eden ve son 10 yılda birinci derecede herhangi bir yakınını kaybeden ve bu nedenle de yemekli mevlit töreni düzenleyen 45 yaş üstü 38 kişiden oluşmuştur. Gözlem tekniğinin de kullanıldığı bu araştırmada katılımcılara yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmış ve elde edilen veriler 21 başlık altında analiz edilmiştir. Araştırmada, "Sembolik çağrı", "Rutin bozucu eylem", "Can çekişen gelenek", "Sanal (Mış gibi) ritüel", "Toplumsal medcezir alanı", "Zorunlu informal", "Duygusal ateşleyici", "Gıyabi eylem", "Çelişik fonksiyon", "Üçüncü gün ritüeli", "El' etkisi", "Toplumsal ayıplanma", "Toplumsal kör noktalar", "Toplumsal rota belirleyici" gibi çok sayıda kavrama ulaşılmıştır. Nihayetinde din dışı çeşitli faktörlerin etkisi olsa da genel manada taziye geleneğinde hâkim unsurun din ve geride kalanları yaşatmak olduğu, sözü edilen gelenek içinde icra edilen yemekli mevlit törenlerinde ise "el etkisi" ve "toplumsal ayıplanma"nın belirleyici unsur olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Taziye geleneği, Yemekli mevlit, Din, Toplumsal medcezir alanı, Gıyabi eylem

Abdulkerim Yalçın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İlahiyatçı dindarlığı: Nicel bir araştırma

Bu araştırma, Türkiye'deki ilahiyat programlarından mezun olan ya da halen eğitim görmekte olan, toplumda "ilahiyatçı" olarak adlandırılan bireylerin dindarlığını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, günümüz ilahiyatçı dindarlığının kitabi dindarlığı mı yoksa halk dindarlığını mı temsil ettiği problemini ele almaktadır. Araştırmada, bu iki dindarlık biçimine yönelik eğilimlerin tespit edilmesi ve bu eğilimlerin çeşitli sosyo-demografik değişkenlerle ilişkilerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemleri kullanılmış ve katılımcıların dindarlık algılarını ölçmek amacıyla "Dini Temsiliyet Ölçeği" geliştirilmiştir. Bu ölçek, Kitabi Dindarlık ve Halk Dindarlığı olmak üzere iki alt boyutta yapılandırılmıştır. Geçerlik ve güvenirlik testleri sonucunda, ölçeğin genel güvenirlik katsayısı Cronbach Alpha değeri ",785" olarak bulunmuştur. Geçerlilik analizlerine göre, ölçekten bazı maddelerin çıkarılması uygun görülmüştür. Katılımcıların öznel dindarlık algıları ve dine verdikleri önem, tek soruluk ölçeklerle değerlendirilmiştir. Araştırmanın evreni, 1992-2023 yılları arasında Türkiye'deki ilahiyat, İslami ilimler, İslam bilimleri, İslam ve din bilimleri ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) lisans ve ön lisans programlarına yerleşen toplam 602.809 kişiden oluşmaktadır. Cochran'ın örneklem belirleme formülü ile %99 güven düzeyinde %5 hata payı dikkate alınarak minimum 663 kişilik bir örneklem hesaplanmış; geçerlilik ve güvenilirliğin artırılması amacıyla örneklem büyüklüğü 1005 katılımcıya çıkarılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Bu nedenle analizlerde parametrik istatistiksel yöntemler tercih edilmiştir. Demografik değişkenlere ilişkin frekans analizlerinin yanı sıra, gruplar arasındaki farkları belirlemek amacıyla bağımsız örneklemler için t-testi ve tek yönlü ANOVA uygulanmış, değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek üzere Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Korelasyon analizlerine göre, "Kitabi Dindarlık" ile "Dine Önem Verme" arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki saptanmış, "Halk Dindarlığı" ile "Kitabi Dindarlık" arasında ise zayıf düzeyde pozitif bir ilişki bulunmuştur. Araştırmanın bulguları, ilahiyat eğitimi almış bireylerin dindarlık algısının daha çok kitabi temele dayalı olduğunu göstermektedir. Ancak halk dindarlığına yönelik pratiklerin de ilahiyatçı dindarlığında önemli bir yer tuttuğu gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Din sosyolojisi, ilahiyatçı dindarlığı, dini temsiliyet ölçeği, kitabi dindarlık, halk dindarlığı.

Ali Aksaç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Çalışma ahlakı, zihniyet ve din: Adana'daki hisse senedi yatırımcıları örneği

Din ile ekonomi arasındaki ilişki, tarih boyunca pek çok araştırmacının üzerinde durduğu, karmaşık ve çok boyutlu bir tartışma konusu olarak ön plana çıkmış ve bu ilişki, toplumsal ilişkilerin analizinde çok önemli bir yere sahip olmuştur. Bu çalışma da söz konusu ilişkiye odaklanmakta ve dinin ekonomik gelişmeye engel olup olmadığı sorusu bu çalışmanın temel problemini oluşturmaktadır. Çalışmanın temel amacı ise çalışmaya ve kazanmaya yönelik rasyonel tutumların geleneksel tutumlardan daha çok ön plana çıktığını ve dinin ekonomik gelişmeye engel olmadığını ortaya koymaktır. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini Adana ilinde ikamet eden 222.898 hisse senedi yatırımcısı oluştururken örneklemini ise olasılık dışı örneklem yöntemlerinden amaçlı örneklem kullanarak ulaştığımız 506 yatırımcı oluşturmaktadır. Çalışmada öncelikle problem tespit edilerek literatür taranmış, sonrasında veriler toplanıp SPSS programına işlenerek betimsel analizlerle Ki-Kare analizleri yapılmış ve elde edilen bulgular ilgili literatürle karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Dinin her ne kadar çalışma ahlakı, zihniyet ve yatırım anlayışı üzerinde belirleyici etkisi söz konusu olsa da özellikle kredili işlem yapma, yatırımı dinden bağımsız düşünme ve katılım endeksine yatırım yapma konularında dinin etkisi azalmakta ve seküler ve rasyonel anlayışlar bu sürece eşlik etmektedir. Dolayısıyla katılımcıların daha fazla kazanabilmek için dini değerlerden taviz verdiğini ve piyasada tutunabilmek için yatırım sürecine sekülerleşerek eklemlendiğini söylememiz mümkündür. Bununla birlikte katılımcıların geleceği planlayarak finansal özgürlük idealine sahip olması, kanaatkar tutumları bir kenara iterek daha fazlasına sahip olmak için kredili işlem yapması, katılım endeksi haricindeki hisselere yönelmesi, yatırımı dinden bağımsız olarak değerlendirmesi, özellikle zenginlik konusunda Allah'ın takdirinden ziyade kişinin süreç içerisindeki rolüne daha fazla vurguda bulunması ve herhangi bir şarta bağlı olmaksızın zenginliği her halükarda onaylaması dinin ekonomik gelişmeye engel olmadığını gösteren bulgular olarak ön plana çıkmıştır. Yatırım anlayışı temelinde çalışma ahlakı, zihniyet ve dinle ilgili bulgular, çalışmanın tartışma ve yorum başlığı altında özetlenmiştir. Bu bağlamda, örneklem grubumuz özelinde çalışma ahlakıyla ilgili "ihtiyaç odaklı", "güvence odaklı", "değer odaklı" ve "haz odaklı" çalışma ahlakı tipolojisi; yatırım anlayışıyla ilgili "hesapsız", "ölçülü", "temkinli" ve "profesyonel" yatırım anlayışı tipolojisi; zihniyetle ilgili olarak ise bu iki tipolojik analizi de içerecek şekilde "yetinmeyi bilen kanaatkar zihniyet", "dengeyi gözeten orta yolcu zihniyet" ve "daha fazlasını isteyen rasyonel ve seküler zihniyet" tipolojisi oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çalışma ahlakı, din, yatırım anlayışı, sekülerleşme, zihniyet tipolojisi.

Faruk Fındık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Clınebell'in Gelişim Danışmanlığı'nın analizi ve Türkiye'de MDR alanında uygulanabilirliği

Bu tez, Howard Clinebell'in "Gelişim Danışmanlığı" yaklaşımını Türkiye'deki Manevi Danışmanlık ve Rehberlik (MDR) hizmetlerinin kuramsal ve uygulamalı ihtiyaçları bakımından yeniden değerlendirerek yerel bağlama uyarlanabilirliğini tartışır. Türkçe alan yazınında modeli merkeze alan kapsamlı bir incelemenin bulunmaması ve Diyanet İşleri Başkanlığı çatısı altında gelişen MDR'nin bütüncül, önleyici ve gelişimsel bir çerçeveye duyduğu gereksinim çalışmanın hareket noktasıdır. Bu yönüyle çalışma, Türkiye literatüründe kuramsal düzeyde özgün bir katkı üretmeyi ve boşluğu doldurmayı ayrıca böylece amaçlamaktadır. Çalışma teorik ve yorumlayıcı bir tasarımla yürütülmüştür. Clinebell'in birincil eserleri ve seçilmiş ikincil kaynaklar ile Türkiye'de MDR'ye ilişkin akademik literatür üzerinde metin okuması, sistematik tarama ve içerik analizi yapılmıştır. Bulgular, Clinebell'in yaklaşımı ile Türkiye'deki MDR uygulamaları arasında karşılaştırmalı okuma üzerinden yapılandırılmış; sahadan nicel veri toplanmamış, ancak uygulama örnekleri somutlaştırıcı vaka ve program taslakları olarak incelenmiştir. Bulgular, modelin Türkiye bağlamında uygulanabilir olduğunu; ilişki merkezli ve eylem odaklı müdahalelerin, krizlerin gelişim fırsatı oluşu ve "gelişim grupları" gibi bileşenlerin MDR pratiğini güçlendirebileceğini göstermektedir. Çok boyutlu gelişim çerçevesi ve salujenik din anlayışını önceleyen teolojik temel, dinî duyarlılıkları gözeten önleyici ve geliştirici programların tasarımına dayanak sunar; dua, kutsal metin okumaları ve ritüellerin ölçülü kullanımı ilkeli bir uygulama zemini sağlar. Sonuçta tez, Clinebell modeline ilişkin sistematik bir sentez ve yerelleştirme önerileri sunar; DİB personelinin eğitim ve süpervizyonuna gelişim odaklı modüllerin eklenmesini, ADR Merkezlerinde grup temelli önleyici programların pilot uygulanmasını ve gönüllü destek ağlarının yapılandırılmasını önerir. Sınırlılık, verilerin metin ve ikincil kaynaklara dayanması, geniş örneklemli saha verisi ve etki analizlerinin bulunmamasıdır; genellenebilirlik bu nedenle sınırlıdır. Gelecek çalışmalar için ölçme araçları, boylamsal değerlendirmeler ve etki analizleri önerilmektedir.

Din psikolojisiDini danışmanlıkDini rehberlik
Adem Köroğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Radikal İslamcı söylemin dergilerde yansıması Şûra, Tevhid ve Hicret örneği

Çalışma, genel itibariyle Türkiye'de İslamcılığın 1970-1980 yılları arasında kazandığı çeşitliliği sosyolojik bir yaklaşımdan yola çıkarak anlamaya dairdir. Büyük bir paradigma değişimi olan modernleşmeyle birlikte sosyal hayatta ortaya çıkan soru ve sorunlara İslamiyet'e uygun bir cevap üretme çabası içine girmiş kişi ve grupların oluşturduğu birbirinden farklı söylem alanları mevcuttur. Özel olarak bu çalışmada, İslamcı düşüncenin radikalleşmesindeki etkisini kavramak amacıyla Şûra, Tevhid ve Hicret dergilerinin benimsediği radikal İslamcı söylem "şeriat", "kavmiyetçilik" ve "rejim" kavramları çerçevesinde söylem analizine tabi tutulmuştur. Söz konusu dergilerin dönemi içinde farkı ortaya koyularak İslamcı düşüncenin teşekkülünde taşıdığı öneme dikkat çekilmiştir.

DergilerDini yayınlarHicret dergisi+7
Sevgi Tufan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu ilinin Azdavay yöresinde evlilik fenomeni

Bu çalışma, Kastamonu ili sınırları içerisinde yer alan Azdavay yöresi evlilik fenomeni üzerine yapılmış bir çalışmadır. İnsan hayatının, doğumdan ölüme kadarki süreçte geçirdiği önemli evreler vardır. Halk biliminde bunlara geçiş dönemi adı verilmektedir. Geçiş evreleri ana hatlarıyla doğum, evlenme ve ölüm şeklinde üç bölüme ayrılabilir. Bu çalışmada ise evlilik evresi ele alınacaktır. Kastamonu ili yedi bin yıllık kesintisiz tarihi ile Hitit, Roma ve Bizans İmparatorluğuna, Danişmentler, Selçuklular, Candaroğulları, İsfendiyaroğulları, Osmanlı İmparatorluğu gibi pek çok devlete ev sahipliği yapmıştır. Etnik ve dini farklılıklara sahip bu devletler bölgeye zengin kültürel miras bırakmıştır. Kastamonu'nun köklü tarihi içerisinde Azdavay da önemli bir yere sahiptir. Evlenme geleneğinde farklı uygulamalara rastlansa da genel yaygın uygulama kız isteme, söz, nişan, kına, düğün günü şeklinde sıralanmaktadır. Yöreye ait çalışmamızda evlilik sürecinin her aşamasını barındıran düğün öncesi, düğün sırası ve düğün sonrasında yer alan geleneksel uygulamalara yer verilecektir. İnançların, toplumdaki kültürel değerleri oluşturmada güçlü etkisi vardır. Hayatın geçiş dönemlerinden biri olan evlenme törenleri hem sözlü kültür ürünlerini hem de ritüelleri içerir. Bu çalışmayla, Azdavay yöresi evlilik geleneğinin bundan yaklaşık 70-80 yıl önceki durumunu saha araştırması ile tespit edip, o dönemdeki gelenek ve göreneklerini ortaya koymak amaçlanmıştı.

DüğünEvlilikGelenekler+4
Fatma Karabeyin
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dini yönelim biçimleri, Enneagram kişilik tipleri ve Enneagram temelli dini kişilik tipolojileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bireyi diğerlerinden ayıran, tutarlı ve yapılanmış özellikler bütünü olarak tanımlanan kişilik kavramı uzun yıllardır Din Psikoloji alanına konu olmuştur. Son zamanlarda kişilik boyutlarıyla ilgili yapılan çalışmaların arttığı ve çeşitli değişkenlerle aralarındaki ilişkinin incelendiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı ise Enneagram kişilik tipleri ile dini yönelim biçimleri arasındaki ilişkinin ortaya konulmasıdır. Ayrıca maneviyatı reddetmeyen bir yapıda olan Enneagram modelinden yararlanılarak Enneagram temelli dini kişilik tipolojisi geliştirilmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte demografik değişkenlere göre (cinsiyet, lise türü, fakülte türü, sosyoekonomik durum, yerleşim yeri, doğum sırası ve öznel dindarlık algısı), araştırmanın temel değişkenleri (kişilik tipleri, dini kişilik tipleri, dini yönelim biçimleri) arasında ilişkinin ya da farklılaşmanın olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın evrenini Kastamonu Üniversitesinde öğrenim gören lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi 304 kişiden oluşmaktadır. Çalışmada katılımcıların kişilik tiplerinin belirlenmesinde Demir ve arkadaşları tarafından geliştirilen Nil Enneagram Kişilik Testi ve katılımcıların dini yönelimlerinin belirlenmesinde Ercan tarafından revize edilen Yeniden Yapılandırılmış Müslüman Dini Yönelim Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların dini kişilik tiplerinin belirlenmesinde araştırmacı tarafından Enneagram kişilik modelinden yararlanılarak hazırlanmış olan Enneagram Temelli Dini Kişilik Tipolojisi Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Enneagram kişilik tipleri ile Enneagram temelli dini kişilik tipolojileri arasında zayıf düzeyde ilişki tespit edilmiş, dini yönelim biçimleri ile herhangi bir ilişki tespit edilememiştir. Dini kişilik tipolojileri ile dini yönelim biçimleri arasında ise pozitif ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca Enneagram kişilik tipleri, Enneagram temelli dini kişilik tipolojileri ve dini yönelim biçimleri çeşitli demografik değişkenlere göre istatiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermektedir.

Din psikolojisiDini eğilimlerEnneagram+2
Hakan İsgilip
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Belçika'daki İslamofobi ve COVID-19'dan sonra İslamofobi

İslamofobi, İslam korkusu anlamına gelmektedir. İslamofobi son yıllarda yükselişe geçmiş olsa da geçmişi eskillere uzanan bir kavramdır. Covid-19 döneminde dünyadaki eşitsizlikler konusunda bilinç arttığı için İslamofobi'nin durumu araştırılmıştır. Avrupa'da İslamofobi'nin görüldüğü ülkelerden birisi olan Belçika özelinde araştırma yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı Belçika'da İslamofobi'nin araştırılmasıdır. Çalışmada anket uygulaması yönteminden yararlanılmış, uygulanan ankete 183 Müslüman, 70 Gayrimüslim katılmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre Müslümanların İslamofobi ile ilgili korku düzeyleri yaş, cinsiyet, eğitim durumu ve medeni durum değişkenlerine göre benzerdir. Gayrimüslimlerin İslamofobi düzeyleri yaş, cinsiyet, medeni durum için benzer olmakla birlikte eğitim düzeyinin artmasının İslamofobi düzeyinin düşmesine neden olduğu yönünde sonuçlar elde edilmiştir. Çalışmada ulaşılan sonuçlar, Müslümanlara yönelik genel korku ve çevre etkisi ile Gayrimüslimlere yönelik İslamofobi arasında istatistiksel olarak ilişki olmadığını ortaya koymuştur. Bu sonuçlar 183 Müslüman ve 70 Gayrimüslim katılımcının verdiği yanıtlarla sınırlıdır.

BelçikaCOVID 19Müslümanlar+3
Rahime Zambur
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dini tutum, öz düzenleme, özgür irade ve belirlenimcilik arasındaki ilişkinin incelenmesi

Geçmişten günümüze kadar insan davranışlarının sebep ve sonuçlarını incelemek için pek çok araştırma ve çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar bireyin ortaya koyduğu davranışlarının bazılarının kalıtsal olduğunu bazılarının ise çevresel etkilerle şekillendiğini ifade etmektedir. Bireyler bazı davranışlarını kendisi planlayıp tasarlarken bazılarının ise kendiliğinden ortaya çıkan bir ürün olduğuna inanmaktadırlar. Bireylerin davranışlarının önceden belirlenmiş olabileceği veya kendi iradesi ile ortaya koymuş olabileceği göz önüne alındığında bireylerin inanç yapıları, tutumları ve kendilerini düzenleme becerilerinin bu davranışlar üzerinde etkili olabileceği düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı dini tutum ve dini yaşamın gösterge düzeylerinin öz düzenleme, özgür irade ve belirlenimcilik arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bununla birlikte demografik değişkenlere göre bu durumun farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de yaşayan tüm yetişkin bireyler oluşturmaktadır. 216 kişilik bir örneklem grubuna online olarak yapılan anketler ile araştırma yürütülmüştür. Katılımcılardan Alper ve Sümer tarafından uyarlanan 'Özgür irade ve belirlenimcilik ölçeği', Aydın ve arkadaşları tarafından uyarlanan 'Öz düzenleme ölçeği', Ok tarafından geliştirilen 'Dini tutum ölçeği' ve Dini yaşamın göstergeleri anket sorularını cevaplamaları istenmiştir. Yapılan çalışmanın sonucunda bireylerin öz düzenleme, özgür irade belirlenimcilik düzeyleri ve dini tutumları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca yaş, eğitim düzeyi ve sosyo ekonomik düzeye göre bireylerin dini tutumu, öz düzenleme, özgür irade ve belirlenimcilik düzeyleri farklılaştığı, cinsiyete göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir.

DeterminizmDini davranışlarDini tutumlar+5
Pınar Çelik
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Ilgaz ilçe merkezi ve çevresindeki dini ziyaret yerleri

Coğrafi konumu itibariyle Ilgaz ilçesi çok eski devirlerden bu yana farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmış bir yerleşim yeri olmuştur. Bu farklı uygarlıkların izlerini halen taşımakla birlikte Ilgaz ilçesi, 1071 Malazgirt Zaferi sonrasında Anadolu'nun Türkleşmesi sürecinde erken dönemlerden itibaren Türkleşen beldeler arasında yer almaktadır. Tarihi kaynaklarda Çankırı iline bağlı Ilgaz bölgesinin de içinde bulunduğu; Çankırı, Kastamonu ve Sinop illerinin 1082 tarihinde Selçuklu sultanı Süleyman Şah'ın komutanlarından olan Emir Karatekin tarafından fetih olunduğu ve o tarihten sonra hiçbir zaman işgale uğramadan kalan ender Türk beldelerinden biri olma özelliğini korumuştur. Bu özelliği itibariyle Orta Asya'dan gelen Horasan Alperenlerinin, Buhara âlimlerinin, Türk büyüklerinin ilk izlerini taşmakla birlikte türbe, yatır, mezar, ziyaret, tepe, ağaç ve şifalı su gibi dini ziyaret yerleri bakımından da zenginlik arz etmektedir. Bu çalışmamızda Ilgaz ilçe ve köylerinde bulunan türbe, mezar, yatır, evliya mezarı, ağaç, tepe vb. dini ziyaret yerleri tespit edilmiştir. Bu yerlerin bazılarının halk tarafından kutsallaştırıldığı, bazılarının ise zaman içinde atfedilen kutsallığını kaybettiği görülmektedir. Ilgaz köyleri ziyaret edilerek dini ziyaret niteliği taşıyan yerler tespit edilmiş ve o yörede yaşayan kişilerle birebir yaptığımız mülakatlar ile söz konusu ziyaret yerlerine dair bilgiler derlenerek ve fotoğrafları çekilerek kayıt altına alınmıştır. Araştırmamız genel hatlarıyla bu çerçevede olup, yazılı kaynakların yetersizliği sebebiyle, kaynak şahıslardan elde edilen veriler objektif olarak yorumlanmaya çalışılmıştır. Araştırma giriş, tanımlar, Ilgaz ilçe merkezi ve çevresindeki dini ziyaret yerleri ve resimleri, olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında teorik bilgi birinci bölümde tanımlara, İkinci bölümde Ilgaz ilçe merkezi ve çevresindeki dini ziyaret yerleri ve resimleri, açıklanmıştır. Sonuç bölümünde de elde edilen bilgilerin bir değerlendirmesi yapılmıştır. ANAHTAR KELİMELER:Ilgaz, Dini Ziyaret, Ziyaret Fenomeni, Türbe

TürbelerZiyaret yerleriÇankırı-Ilgaz
Murat Elvan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mustafa Rahmi Balaban'da din ve ahlâk anlayışı

Bu tez; psikoloji, pedagoji, felsefe, ahlâk, Türk dili, çocuk edebiyatı, medeniyet ve kültür tarihi gibi alanlarda telif ve tercüme faaliyetlerinde bulunan, Mustafa Rahmi Balaban'ın din ve ahlâkla ilgili görüşlerini ortaya koymaya çalışmaktır. Balaban'ın kırk üç yıl süren eğitim ve idarecilik çalışmaları yanında yazım faaliyetleriyle de ülkesinin gelişmesinde ve Batı kültür ve değerinin tanıtılmasında önemli etkisi olmuştur. Mustafa Rahmi Balaban, cumhuriyetin ilk döneminden itibaren önemli ansiklopedistlerden biri olmuş, ahlâk ve din alanında öncülük etmiştir. Düşünürümüz, Eski Çağda kabul edilen sadece dine dayalı ahlâkı yanlış gördüğü gibi, Modern Çağda kabul edilen yalnızca bilime dayalı ahlâkı da yanlış görmektedir. Ona göre ahlâkın ikisini bir arada oluşturmak en faydalı olanıdır. Bilime dayalı ahlâk nasıl kusurluysa, dine dayalı ahlâk da kusurludur. Bazı dini hükümlerin çağlara göre değiştirilmesini ve bunun bilimle desteklenmesini savunmakta olduğu görülmektedir.

AhlakAhlak felsefesiBalaban, Mustafa Rahmi+6
Ayşenur Yılmaz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Edebiyat dergiciliğinde din ve toplum: Mavera dergisi örneği

Bu çalışmada genel itibariyle, "Mavera Dergisi'nde dini ve toplumsal ögeler nasıl işlenmiştir? İşlenen dini ögeler hangi bakış açısıyla değerlendirilmiştir? Sosyal değişim, modernleşme kavramları nasıl ele alınmıştır?" Sorularına nitel araştırma yöntemi ve söylem analizi tekniği kullanılarak yanıt aranmıştır. Dönem itibariyle Türkiye'de toplumsal değişimin hızlandığı bir süreçte yayın yapan Mavera Dergisi, kendisini "muhafazakar fikir ve edebiyat dergisi" olarak tanımlamıştır. 1970'li yılların sonu, 1980'ler ve 1990 yılı boyunca yayın hayatını sürdüren dergi, çeşitli dini ve toplumsal konuları kendi gündemi yapmış ve okuyucularına sunmuştur. Çalışmaya girizgah mahiyetinde Mavera Dergisi hakkında bilgilendirmelerle başlanmıştır. Akabinde Mavera Dergisi'nde din olgusu işlenmiştir. Ardından Mavera Dergisi'nin temel yaklaşımlarını oluşturan dört temeli izah edilmiştir. Son olarak Mavera Dergisi'nde sosyal değişim ve modernleşme işlenmiş ve çalışma genel sonuca bağlanmıştır. Ulaşılan sonuç itibariyle Mavera Dergisi, dini işlevsel perspektiften bakarak değerlendirmiş ve toplum ve birey için iyi yönlerini ortaya çıkarmıştır. Derginin bu işlevselci yaklaşımlarının ardında ümmetçilik ve tasavvuf yer almaktadır. Toplumsal anlamda gerek sosyal değişmeyi gerek ise modernleşmeyi gündemine almışlar ve batı kaynaklı değişimi reddetmişlerdir. Değişimin veya modernleşmenin karşıtı olmadıklarını ifade etmişler ve değişimin, modernleşmenin ancak İslam ve İslam medeniyeti ile mümkün olabileceğini savunmuşlardır.

DergilerDinDin anlayışı+7
Yusuf Emre Baltacı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni dini hareketlerde eşcinsellik yaklaşımları

1950'lerden itibaren yaşanan sosyolojik, siyasi ve ekonomik olaylar dünya çapında büyük yankı uyandırmış ve bu olaylar sonucunda toplumlarda büyük değişimler meydana gelmeye başlamıştır. Özgürlük ve bağımsızlığın 'din' tarafından sekteye uğratılması düşüncesi, mevcut durumda sorularına yanıt bulamayan gençleri yeni arayışlara yöneltmiştir. Bu arayış neticesinde ortaya çıkan psikolojik, sosyal, siyasi ve ekonomik yönleri de bulunan düşünce tarzları, ilgili gruplar tarafından inanç sistemi olarak kabul edilmiş ve "dini" yapı olarak adlandırılmıştır. Eşcinsellik; sosyolojide toplumsal bir grup olarak, psikolojide psikolojik bir vaka olarak incelenmektedir. Dinler tarihinde ise eşcinsellik, yeni dini hareketler içerisinde, yeni dini hareketlerin ortaya çıkışında, değişimde ya da dönüşümünde önemli bir etkiye sahip olması sebebiyle bir grup özelliği olarak değerlendirilebilir. Dinler tarafından kabul görmeyen, reddedilen ya da dışlanan eşcinsel bireyler, yeni arayışlara girmiştir. Kimileri mevcut inançlarını terk ederek yeni bir oluşum arayışına girmiş kimisi de mevcut inançları içinde eşcinsel yaşamları ile kabul görmeye çalışmıştır. Son dönemlerde ortaya çıkan yeni dini hareketlerin önemli bir unsuru olarak eşcinsellik konusu karşımıza çıkmaktadır. Yeni dini hareketlerin vadettiği sınırsızlığın, en önemli taraftar toplama yöntemi olduğunu söylemek mümkündür. Özellikle cinsellik konusunda özgürlük tanıyan ve eşcinselliği meşru kabul eden hareketler daha fazla dikkat çekmekte ve daha hızlı bir şekilde taraftar toplamaktadırlar. Eşcinselleri destekleyen yeni dini hareketler olduğu gibi karşı çıkan hareketler de vardır. Bu sebeple yeni dini hareketlerin eşcinselliğe bakışını ele aldığımızda bu konuyu 2 başlık altında inceledik: Eşcinselliğe karşı çıkan hareketler (Moonculuk, Yehova Şahitleri vb.) ve eşcinselliği kabul eden ve destekleyen hareketler. (Rael Hareketi, Tavşan Tanrısı grubu vb.)

Dinler tarihiİlahi dinler
Meryem Başkavak
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Zeynizâde Mehmet Hâzık'ın ahlak anlayışı

Cumhuriyetin ilanından önce, Osmanlı son dönemlerinde çok sayıda mütefekkir yetişmiştir. Felsefenin birçok alanında eser telif etmiş bu mütefekkirler, özellikle ahlak alanında resmi bir devlet politikası bağlamında çalışmalar yapmışlardır. Zeynizâde Mehmet Hâzık Efendi, Osmanlı'nın son dönemlerinde yetişmiş bir mütefekkir ve düşünürdür. Özellikle ahlak felsefesi alanında yaptığı çalışmalar ve eserleriyle dikkat çeken bir isimdir. Onun, ahlak felsefesini rasyonel ve bütüncül bir perspektifle ele alması ve akli temellere dayanması, Zeynizâde Mehmet Hâzık'ı diğer düşünürlerden ayıran önemli bir özelliktir. Zeynizâde Mehmet Hâzık Efendi'nin eserleri, o dönemdeki eğitim kurumlarında ders kitabı olarak okutulacak kadar değerli görülmüştür. Tezimizde Zeynizâde Mehmet Hâzık'ın hayatı, ilmi kişiliği ve eserleri hakkında öncelikle bilgi verilmiştir. Zeynizâze, Ahlak alanında ele aldığı konuları sistematik bir şekilde işlemiş ve düşüncelerini açık ve anlaşılır bir şekilde ifade etmiştir. Onun ahlak alanındaki görüşlerini özellikle Malumat-ı Medeniye ve Ahlakiye, Malumat-ı Medeniye (Vazaif-i Vataniye) ve Terbiye adlı eserleri çerçevesinde ele aldık. Zeynizâde'nin ahlak görüşlerini klasik ahlak felsefesi bağlamında değerlendirdik. Değerlendirmelerimiz esnasında farklı ahlak görüşleriyle karşılaştırmalar yaptık.

Din-ahlak ilişkisi
Muhammet Koca
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakırlı Mehmet Said Paşa'nın Tabsıratü'l-İnsan eserinin sadeleştirilmesi ve ahlak görüşü

Diyarbakırlı Mehmet Said Paşa, 19. Yüzyıl' da Osmanlı Dağılma Döneminde yaşamış önemli bir devlet ve ilim adamıdır. Memuriyet hayatında çok yönlülüğü sayesinde farklı alanlarda eserler yazmıştır. Tez çalışmamız, Diyarbakırlı Mehmet Said Paşa'nın hayatı, Ahlak alanında yazdığı Tabsıratü'l-İnsan adlı eserinin sadeleştirilmesi ve eserin incelenip değerlendirilmesinden ibarettir. Bu kapsamda tezimiz üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Osmanlı dönemi ahlak çalışmaları hakkında bilgiler ve Mehmet Said Paşa'nın hayatı ve eserleri hakkında bilgiler bulunmaktadır. İkinci bölümde Tabsıratü'l-İnsan eserinin sadeleştirilmesi ve üçüncü bölümde eserin değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu tez çalışmasında Diyarbakırlı Mehmet Said Paşa'nın ahlak kavramını nasıl değerlendirdiği ve ahlak hakkında neler düşündüğü anlatılmaya çalışılarak, Ahlak Felsefesine bir katkı sağlamak amaçlanmıştır.

Din-ahlak ilişkisi
Menzile Bayır
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde doğruluk-dürüstlük değerinin öğretimi

Bu tezin amacı, Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde doğruluk-dürüstlük değer öğretiminin din eğitimi açısından nasıl yapılmasının planlandığı ve bu planlamanın ders kitaplarında nasıl ele alındığını, yeterince ele alınmadıysa eksik yönleri ortaya koymaktır. Çalışmamız Giriş, Değerler Eğitimi, Ortaokul Din kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde doğruluk-dürüstlük değeri, Tartışma, Sonuç ve Öneri kısımlarından oluşmaktadır. Giriş kısmında, doğruluk-dürüstlük değerinin kuramsal çerçevesi, araştırmanın önemi, amacı ve yönteminden bahsedilmiştir. Bunun yanında literatür taraması ve doğruluk-dürüstlük değerleriyle ilgili kavram değerlendirmesi yapılmıştır. Ayrıca ortaya konulan tespitler neticesinde elde edilen veriler, değer eğitimi yaklaşımları, yapılandırmacı yaklaşım çerçevesinde değerlendirilmiştir. İkinci bölümde ise İlköğretim (Ortaokul) Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde doğruluk-dürüstlük değeri bölümünde, İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretim Programı ve ders kitaplarındaki doğruluk-dürüstlük değerinin öğretimi ile ilgili etkinlikler, yaklaşımlar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu çalışma sonucunda İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretim Programında doğruluk-dürüstlük değeri yer almasına rağmen ders kitaplarında tüm ünitelere yansıtılacak şekilde aynı düzeyde olmadığı tespit edilmiştir. Bir başka deyişle doğruluk-dürüstlük değerinin öğretimi konusunda öğretim programı ile ders kitaplarındaki üniteler arasında bir uyumsuzluk olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu bölümde İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretim Programı ve ders kitaplarında doğruluk-dürüstlük değeri kavram çerçevesinde değerlendirilmiştir. Son bölümde ise yaptığımız çalışmada ulaştığımız sonuçlar ile bu sonuçlar çerçevesinde tartışma ve önerilerimiz sunulmuştur.

Orhan Karaman
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Namaz konusunda, oyun ve etkinlik temelli öğretim yönteminin 6. sınıf öğrencilerinin akademik başarısına, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine karşı tutumuna ve namaz alışkanlığı edinmeye etkisi

6. sınıf öğrencilerinin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine ilişkin tutumlarında, akademik başarılarında ve namaz ibadetinin gündelik hayata yerleştirilmesinde dersin işleniş biçimi büyük önem taşımaktadır. Özellikle geleneksel yöntemlerin dışında kullanılan öğrenci ilgisini çeken, eğlenceli ve öğrenci merkezli eğitim yöntemleri Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde öğrencilerin daha fazla başarılı olmasına imkân tanımaktadır. Oyun ve etkinlik temelli öğretim yöntemi öğrencilerin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine yönelik tutumlarını olumlu yönde etkileyen, akademik başarılarını artıran ve ibadetlerin günlük hayatta uygulanmasını sağlayan eğitim yöntemlerinin başında gelmektedir. Bu sebeplerden dolayı çalışmamızda oyun ve etkinlik temelli öğretim yöntemine yer verilmektedir. Bu çalışma Kozcağız İmam Hatip Ortaokulu 6. sınıf öğrencilerinin namaz konusundaki akademik başarılarının artmasını, derse yönelik olumlu tutumların geliştirilmesini ayrıca öğrencilerin namaz kılma alışkanlığı edinmesini amaçlamaktadır. Araştırma bu doğrultuda yarı deneysel yöntem, istatistik analiz ve yarı yapılandırılmış araştırma yöntemleri içeren bir karma metodoloji barındırmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemi ile oluşturulan toplamda 40 öğrenci bulunan deney grubuna oyun ve etkinlik temelli yöntemle namaz konusu anlatılırken kontrol grubuna geleneksel öğretim yöntemi uygulanmıştır. Bu öğrencilere ön test, son test ve kalıcılık testi yapılmıştır. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Tutum Ölçeği ile ön test son test gerçekleştirilmiştir. Ayrıca 6 öğrenci uygulama öncesi ön görüşme ve uygulama sonrası son görüşme yöntemine tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarından elde edilen bulgulara göre oyun ve etkinlik temelli öğretim yöntemi uygulanan deney grubu öğrencilerin akademik başarılarında artış ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine yönelik olumlu tutum artışı meydana gelmiştir. 6 öğrenci ile gerçekleştirilen görüşme yöntemi sonunda öğrencilerin namaz kılma davranışında olumlu gelişmeler olmuştur. Öğrencilerin %83,3 oranında namaz alışkanlığı edinmiştir.

Esra Türker
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Charles Darwin'in evrim anlayışı ile Henr Bergson'un yaratıcı tekâmül anlayışının mukayesesi

Bu çalışmanın amacı evrimin sadece Charles Darwin'in görüşleri bağlamında değerlendirilemeyeceği onun yanında evrende yaratıcı bir tekâmülün varlığını sunan Henri Bergson'un da bilinmesi gerektiğidir. Bu çalışma, günümüz evrim anlayışına ve çalışmalarına farklı açılardan bakılması gerektiğini ele almıştır. Çalışmanın konusu ise Charles Darwin ile Henri Bergson'un evrim anlayışlarını karşılaştırmaktır. Evrim konusu, ilk yazılı kaynaklardan önce dahi efsaneleşmiş bir şekilde insanoğlunun sürekli merak ettiği hayatın kaynağı ve var olan varlıkların nereden nasıl geldiği soruları üzerine verilen cevaplardan oluşmuştur. Bu çalışmada evrim konusu yukarıda bah-sedilen iki filozofun düşünceleri ile sınırlı olarak ele alınmıştır. Bu sınırlılık bu konu ile ilgili karşılaştırmalı çalışmaların azlığından kaynaklanmaktadır. Evrim konusunun kapsamının çok geniş olmasından dolayı konunun tamamını burada işlemek takdir edilir ki oldukça güç bir durumdur. Çalışmada Darwin'in evrim teorisi ve yasaları, bu yasaların bilimsel olarak ne kadar kesinlik taşıdığı, Darwin'in evrim teorisinin biyoloji alanında değişmez yasalardan oluşup oluşmadığı irdelenmiştir. Bergson'un, evrim alanına, farklı bir bakış açısı olan tekâmül anlayışı ile nasıl baktığı irdelenmiştir. Çalışmamızın ilerleyen bölümlerinde ise Darwin ve Bergson'un evrim anlayışları karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Bu karşılaştırmada filozofların, canlılarda yaşanan değişimin nasıl ve ne yönde ilerlediği, yaşanan bu değişimlerin bir amacının olup olmadığı evrimin ilahi bir güç tarafından mı yoksa tamamen tesadüf sonucu mu olduğuna da değinilmiştir. Çalışma literatür taraması ve filozofların eserlerinin taranması yöntemiyle gerçekleşmiştir. Çalışmada ulaşılan sonuçta evrim anlayışının hiçbir bilim insanının ve filozofun teorisinin tahakkümü altında alınamayacağının yanı sıra her bir düşünce aslında hakikati bulma çabası olarak değerlendirilmelidir. Darwin'in teorisi ile Bergson'un tekâmül anlayışı bazı noktalarda ortak kabullerde birleşse de büyük oranda farklı fikirler taşımaktadır. Darwin'in evrim teorisi materyalist, mekanist bir çizgide ilerlerken Bergson'un tekâmül anlayışı ise özgürlüğe doğru canlı hamlelerle yol alan süreci anlatmaktadır. Anahtar Kelimeler: Evrim Teorisi, Tekâmül, Yaratıcı Tekâmül, Canlı, Doğal Seçilim.

Bergson, HenriDarwin, Charles RobertDarwinizm+6
Ali Sinan Bektaş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ'da yerel bir dini grup: Halit Çakmak ve topluluğu üzerine bir araştırma

Halit Çakmak ve Topluluğu'nun mensuplarının yaşamları üzerindeki etkileri hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu eksiklik, cemaatin üyelerinin inanç ve pratiklerinin, bireysel ve toplumsal düzeydeki sonuçlarını anlamayı zorlaştırmaktadır. Bu araştırma, bu bilgi boşluğunu doldurarak, cemaatin bireyler üzerindeki etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, Elazığ'da yerel bir dini grup olan Halit Çakmak ve Topluluğu'nun mensuplarıyla yapılan görüşmeler yoluyla, bu cemaatin bireylerin yaşamları üzerindeki etkilerini anlamaktır. Araştırma, cemaatin üyelerinin inançlarını, günlük yaşam pratiklerini ve toplumsal ilişkilerini nasıl şekillendirdiğini incelemeyi hedeflemektedir. Bu çalışmanın yöntemi nitel, deseni kültür(etnografi) analizidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu kartopu örneklem metoduyla ulaşılmış 18 erkek topluluk mensubu oluşturmaktadır. Toplanan veriler içerik analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen veriler birbirleriyle ilişkilendirilerek yorumlanmıştır. Yapılan görüşmeler ve araştırmalar sonucu topluluğun oluşumunun bir süreç halinde olduğu, herhangi bir cemaat oluşturma isteği bulunmadan sevildiği ve sayıldığı için Halit Çakmak'ın etrafında kendiliğinden bir topluluk oluştuğu şeklinde yorumlanmıştır. Halit Çakmak'ın karizmatik bir lider olarak bulunduğu şehri, görüşleri ve yönlendirmeleriyle etkilediği tespit edilmiştir. Vefatına kadar ortak buluşma noktası olan dergâh olarak isimlendirilen yerin aktif olarak kullanıldığı, vefatıyla beraber topluluk bütünlüğünde oluşan kopukluklardan dolayı haftada bir defa veya dini gün ve gecelerde kullanılmak üzere nadiren ve eskiye oranla daha az kişi toplandığı gözlemlenmiştir.

Şeyma Ergen
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası bakalorya uygulanan İmam Hatip Liselerinde eğitim

Bu araştırmanın amacı, Türkiye'deki Uluslararası Bakalorya programı yürütülen İmam Hatip Liseleri'nin dönüşüm süreçlerini öğretmenler, öğrenciler, okul ve program açısından değerlendirmektir. Çalışma, nitel araştırma deseni olarak belirlenmiştir. Araştırmanın verilerini, Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi, Uluslararası Murat Hüdavendigar Anadolu İmam Hatip Lisesi, Nilüfer Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Tenzile Erdoğan İmam Hatip Lisesi'ne ait bakalorya organizasyonu dokümanları oluşturmaktadır. Verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmış ve verilerin hazırlanması, kodlanması, kodların bir araya getirilmesi, temalar oluşturulması ve verilerin şekil, tablo sürecinde MAXQDA24 programından faydalanılmıştır. Doküman analizinin uygulanacağı dokümanların seçiminde ise amaçlı örneklemeye gidilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; IB programı uygulanan İmam Hatip Liselerinde farklılıkları merkeze alan, geniş ve dengeli bir bilimsel bilgi içeriğinde, kültür temelli ve çok yönlü program amaçları yer almaktadır. Barışçıl bir dünya oluşturma sürecinde öğrencilere rehberlik etme, öğrencilere ilham ve motivasyon verme, bütüncül bir eğitim vizyonu uygulama, öğrenciyi merkeze alarak yaşam boyu öğrenme fırsatları sunma ve değişen dünya koşullarına adapte olma gibi programın toplumsal ve küresel kapsamını öne çıkaran değerlere vurgu yapılmıştır. Bu değerlerin din eğitiminin amaçları ile de uyumlu olduğu söylenebilir. Ölçme ve değerlendirme süreçleri açısından; değerlendirmede süreklilik, ölçütlere göre değerlendirme, dış değerlendirme, programın kalitesini ve öğrenci başarısını objektif bir şekilde değerlendirmeyi amaçlama gibi değerlendirme öğelerini kapsamaktadır. Sonuç olarak; programın günlük eğitim pratiğine ne ölçüde yansıdığının değerlendirilmesi gerektiği, alan gözlemleri yapılarak uygulanan pedagojik yöntemlerin yerinde analiz edilmesi gerektiği, öğrenci, öğretmen, veli ve kurum yöneticileri ile görüşmeler yapılarak farklı açılardan sürecin analiz edilmesi gerektiği önerilmiştir. Programın uygulanmasında meslek dersleri öğretmenlerinin aktif rol almadığı gözlemlenmiştir. IB programının bu okullarda daha çok Fen ve Kültür dersleri alanında ağırlıklı olarak uygulandığı görülürken İslami İlimler alanında uygulanmadığı gözlemlenmiştir.

Din
Ufuk Engin
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00