Atatürk University
Discipline

Gazetecilik Anabilim Dalı

Atatürk University

388

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

1980'lerde Türkiye'de gazeteciliğin dönüşümünü Türk sinemasında gazeteci temsilleri üzerinden okumak

Geçmişten günümüze gazetecilik alanında birçok değişim yaşanmış ve bu değişimlerden birisi de 1980 sonrası uygulanan neoliberal politikalar sonucu basının medyaya dönüşmesidir. Özellikle, Turgut Özal döneminde alınan 24 Ocak Kararları'nın bu dönüşümde etkili olduğu bilinmektedir. Söz konusu kararların uygulanmaya başlaması, geleneksel gazeteci ailelerin sektörden uzaklaşması ve sonrasında ise bankacılık, müteahhitlik, inşaat, sanayi, finans gibi sektörlerde yatırımları olan sermaye gruplarının medya alanına girmesiyle sonuçlanmıştır. Bu bağlamda, 1980 sonrası başta gazetecilik mesleği ve sonrasında bu meslek grubu bünyesinde çalışan gazeteciler bu gelişmeden etkilenmiştir. Bu tez doğrultusunda, söz konusu değişimi ise Türk Sineması'nda gazeteci temalı filmlerde görebilmek mümkündür. Basından medyaya bu dönüşüm, Türk Sineması'nda 1980 öncesi ve sonrası yıllarda çekilmiş ve bu çalışma doğrultusunda seçilmiş, gazeteci temalı "Kral Arkadaşım (1964), Canavar Cafer (1975), Gazeteci (1979), Talihli Amele (1980), Skandal (1987) ve Gazeteci Kız (1988)" filmleri aracılığıyla ele alınmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türk Sineması'nda seçilen altı film aracılığıyla basının medyaya dönüşümünü, gazetecilik mesleği ve bu meslek grubunda çalışan gazeteciler üzerinden içerik analiziyle ortaya koymaktır. Çalışma sonucunda, Türk Sineması'nda yer alan gazeteci temalı filmlerde, öncelikle gazetecilik mesleğinin evrildiği ve bu meslek grubu bünyesindeki gazetecilerin haber yapma pratiklerinde, mesleki etik kodlarında, iş tanımlarında ve kullandıkları teknolojik aksesuarlarda değişimler olduğu ortaya koyulmuştur. Gazetecilerin ise idealist birer gazeteciden köşe dönen gazeteciye dönüştüğü; gazetelerde çalışan muhabir, foto muhabir, köşe yazarı gibi basın çalışanlarının görevlerinde farklılıklar olduğu saptanmıştır.

Türk sineması
Leman Serda Başaran
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin medya okuryazarlığı yeterliğinin çocukların sosyal medya kullanım düzeyine etkileri: Burdur ili örneği

Dijital teknolojiler hayatı kolaylaştırmanın yanı sıra çeşitli olumsuz etkilere de neden olmaktadır. Çocukların aşırı ve bilinçsiz sosyal medya kullanım durumları buna örnek gösterilebilir. Bu doğrultuda sunulan araştırmada ebeveynlerin sahip olduğu medya okuryazarlık düzeyinin çocukların sosyal medya kullanım düzeyine etkisi araştırılmaktadır. 3-12 yaş aralığında çocuğa sahip 404 ebeveyn araştırmaya katılım sağlamıştır. Analizler 383 sağlıklı veri üzerinden gerçekleştirilmiştir. İlişkisel tarama modeli üzerine inşa edilen bu araştırmada veriler regresyon, korelasyon ve fark testleri ile analiz edilmiştir. Ulaşılan bulgular ebeveynin sahip olduğu medya okuryazarlık düzeyinin çocuğun sosyal medya kullanım bozukluğu üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını göstermiştir. Bu bulgular çocukların sosyal medya kullanım alışkanlığı konusunda ebeveyn etkisinden bağımsız, bilişsel bir dünyaya sahip olduklarına işaret ediyor. Tüm bu önemli bulgulara rağmen veriler kesitsel toplandığı için sonuçlar tüm ebeveyn ve ilgili yaş kümesindeki çocuklar üzerine genellenememektedir. Çocukların sosyal medya kullanımlarını anlamada ebeveynlerin dijital okuryazarlığının rolünü anlama açısından sunulan tez önem taşımaktadır, bu konuda halen yeni araştırmalara ihtiyaç duyulduğu düşünülmektedir.

Sosyal medyaİnternet
Yaşar Esin
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet gazeteciliği ve Instagram haber sayfaları üzerine bir inceleme: Hürriyet, Sözcü ve En Son Haber örneği

İnternet ve dijital medya, günümüz habercilik pratiklerinin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. İnternetin yaygınlaşmasıyla ve dijital medyanın gelişimiyle habercilik pratikleri de yoğun olarak bu mecralar üzerinden gerçekleşmektedir. İnternet gazeteciliği kapsamında değerlendirilmesi gereken bu süreç, haber üretimini zenginleştirmekte ve okurun rolünü değişikliğe uğratmaktadır. Artık pek çok yayıncı kurum ve gazeteci, haber üretim faaliyetlerini internet ve sosyal medya uygulamaları üzerinden hızlı, güncel ve etkileşimli bir şekilde gerçekleştirmektedir. Kuşkusuz bu süreçte okur da rahatlıkla haberleri değerlendirebilmekte, paylaşabilmekte ve çeşitli sosyal sosyal paylaşım platformlarıyla içerik üretimine katılabilmektedir. Böylelikle internet gazeteciliği uygulamaları, internet ve dijital medya üzerinden gerçekleşen profesyonel olan ve olmayan tüm habercilik faaliyetlerini kapsamaktadır. Yayıncı kurumların ve medya şirketlerinin, internet gazeteciliği uygulamalarını profesyonel ekipleriyle ve deneyimli haber odalarıyla gerçekleştirmeleri beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı, internet gazeteleri ve bu gazetelerin Instagram hesaplarındaki haber üretim sürecinin internet gazeteciliğinin özellikleri doğrultusunda nasıl ve hangi yönlerden şekillendiğini ortaya koymaktır. Bu kapsamda, Türkiye'de en çok tıklanan gazetelerden olan hurriyet.com.tr, sozcu.com.tr ve ensonhaber.com ve aynı zamanda bu gazetelerin Instagram hesapları içerisinde yer alan haberler, 1 Mart-15 Mart 2024 tarihleri arasında içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Böylelikle çalışmada, her gazetenin internet gazeteciliği ve sosyal medya gazeteciliği uygulamaları üzerine değerlendirmeler yapılmış ve alana yönelik eksiklikler belirlenerek öneriler geliştirilmiştir. Çalışma sonunda gazetelerin internet sayfaları ve Instagram sayfaları karşılaştırıldığında; haberin paylaşımı, teması, yorum alması, sunuluş ve yönlendirme biçiminde farklılaşmalar olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İnternet Gazeteciliği, Sosyal Medya Gazeteciliği, İnternet Gazeteciliğinde Haber Üretim Süreci, Instagram Haberciliği

Gaye Demirel
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimi 2. tur adaylarının x paylaşımlarına yorum yapan kullanıcıların nefret söylemi üzerine bir inceleme

Sosyal medya platformlarının yaygınlaşması, siyasal iletişimin doğasını önemli ölçüde değiştirmiştir. Artık politikacılar, kampanya ekipleri ve vatandaşlar, fikirlerini ifade etmek, bilgi paylaşmak ve tartışmalara katılmak için sosyal medya araçlarını kullanmaktadır. Ancak, bu platformlar aynı zamanda nefret söylemi için de uygun zeminler haline gelmiştir. Çalışmada siyasal iletişim, sosyal medya ve nefret söylemi kavramı ele alınarak, nefret söyleminin sosyal medyada nasıl yayıldığı ve siyasal iletişim bağlamında nasıl kullanıldığı üzerinde durulmuştur. İnsanlar sosyal medya sayesinde çok kısa süreler içerisinde büyük kitlelere ulaşabilmekte ve fikirlerini açıklayabilmektedir. Bu durumda nefret söyleminin çok büyük kitlelere yayılarak benimsenmesini ve nefret söylemine hedef olan kişi veya grubu olumsuz etkileyebilmektedir. Sosyal medya üzerinde gerçekleşen bir nefret söyleminin çok hızlı bir yayılım alanı bulunduğundan ötürü oluşturduğu tehditte o denli büyük kabul edilmektedir. Çalışmanın amacı, X kullanıcılarının seçim sürecinde siyasi liderlerin paylaşımlarına yaptıkları yorumlarda oluşturduğu nefret söyleminin yayılımını ve etkilerini ortaya koymaktadır. Oluşan nefret söyleminin boyutları analiz edilerek nefret söyleminin oluşma biçimi ve etkisinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma 2023 Cumhurbaşkanı 2. Tur Seçimlerinde yarışan Cumhurbaşkanı adayları Recep Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun 14-28 Mayıs 2023 tarihleri arasında birbirlerine yönelik yaptığı X paylaşımlarına gelen yorumları kapsamaktadır. Araştırma kapsamında ele alınan paylaşımlar Van Dijk'ın söylem analizi kapsamında incelenmiştir. Araştırma sonucunda doğrudan hakaret ve küfür yerine, imalar, kelime oyunları ve suçlamalar yoluyla ifade edilen dolaylı nefret söyleminin yaygın olduğu ortaya koyulmuştur. İncelenen yorumlar üzerinde yapılan söylem analizi, siyasi aktöre karşı nefret söylemi içeren paylaşımların, siyasi aktörün savunucuları tarafından hedef alındığı ve gerek doğrudan kişiyi hedef alan gerekse savundukları siyasi aktörün söylemini destekleyen paylaşımlar yaptıkları gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Nefret Söylemi, Siyasal İletişim, Twitter, Sosyal Medya

Muhammed Ayber
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel algı kuramları bağlamında YouTube videolarının göstergebilimsel analizi: Metaverse örneği

İnsanoğlunun hemen hemen her evresinde artık teknoloji ve dijitalleşme temel yapı taşı haline gelmiştir. Teknolojik değişimlerle dijitallik günden güne evrim geçirerek daha da gelişmeye devam etmektedir. Dijitalliğin getirdiği farklı boyutlardan olan Metaverse evreniyle fiziksel bir evrenin ötesinde sanal bir yapıyla herkesin, her zaman, her yerde ve herkesle hayal ettiği her şeyi yapabileceği ortamlar hayata geçirilmiştir. Metaverse evreniyle birlikte algısal evren araçları olan Artırılmış Gerçeklik, Sanal Gerçeklik ve Karma Gerçeklik gibi kavramlar da gelişmeye başlamıştır. Günümüzde bu teknolojilerin en üstü kabul edilen Yapay Zekâ insanların zekasını taklit ederek artık pek çok alanda insanüstü bir seviyeye gelmiştir. Tüm bu evrenlerin bir de algılama yönü vardır ki o her insanda, her ortama ve şartlara göre değişiklik göstererek var olmaktadır. Tüm bunlar algının özellikleri konusunda etraflıca detaylandırılmıştır. Bu çalışma ile popüler Youtube videolarının dijital görüntü izleyicilerinin algısını arttırmadaki Göstergebilimsel göstergelerin ve Görsel Algı İlkerlerinin etkisi araştırılmıştır. Çalışmada Barış Özcan'ın Youtube kanalında 19 Eylül 2021 tarihinde yayınladığı "İnternetten Sonra Bu Gelecek! METAVERSE" isimli video ele alınmıştır. Videonun seçilen sekansları, Gestalt Algı Kuramı İlkeleri ve Roland Barthes'ın "Düz Anlam ve Yan Anlam" tekniğiyle analiz edilmiştir. Youtube videolarının dijital görüntü izleyicilerinin algısı üzerinde etkisi çerçevesinde temellendirilen çalışmanın amacı, Youtube videolarından yola çıkarak dijital görüntü izleyicilerinin görsel algısını nasıl şekillendirdiğini, Gestalt ve Göstergebilimsel analiz yöntemiyle ortaya çıkarmaktır. Bu çalışmanın Metaverse, Blok zinciri, Gestalt, Görsel Algı, Göstergebilim, Dijitalleşme, Artırılmış Gerçeklik, Sanal Gerçeklik, Karma Gerçeklik, Genişletilmiş Gerçeklik, Yapay Zekâ konularıyla ilgili çalışmalar yapmak isteyen araştırmacılara literatür katkısı sağlayabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Metaverse, Gestalt, Görsel Algı, Göstergebilim, Dijitalleşme, Artırılmış Gerçeklik, Sanal Gerçeklik, Karma Gerçeklik, Yapay Zekâ.

Seda Külcü Çolak
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin internet bağımlılığı ve sosyal medya kullanımına ilişkin bir araştırma: Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi örneği

İnternet ve sosyal medya, iletişimi köklü bir şekilde dönüştürmüş ve bireylerin yaşam tarzlarını ve sosyal etkileşimlerini yeniden şekillendirmiştir. Web 2.0 ile internet, yalnızca bir iletişim aracından dijital alanlara dönüşmüştür. Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin internet kullanım amaçlarını, sosyal medya bağımlılıklarını ve platform tercihlerini ele almaktadır. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi öğrencilerinin internet bağımlılığı, kullanım süreleri ve sosyal medya etkileşimlerinin demografik özelliklere göre dağılımlarıyla ilgili veriler, 298 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen bir anket çalışması ile toplanmış ve bu veriler tanımlayıcı istatistikler ve fark testleriyle analiz edilmiştir. Araştırmada gerçekleştirilen keşfedici faktör analiziyle araştırmaya katılanların internet kullanım davranışları "internet kullanıcılarının samimiyet algısı", "internet bağımlılık düzeyleri", "sahta sosyal hayat algısı" ve "bilgi edinme / haberdar olma" kavramlarıyla tanımlanmıştır. Çalışmada araştırmaya katılanların cinsiyet ve yaş düzeylerine göre bu kavramların oluşturduğu farklılıklar üzerinde durulmuştur. Bulgular cinsiyet gruplarının kullanıcı samimiyeti ve internet bağımlılığı düzeylerinde anlamlı farklılıklar oluşturduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca katılımcıların internet kullanım süreleri, sosyal medya bağımlılığı ve platform tercihleri gibi faktörlerin, cinsiyet ve yaş gibi demografik özelliklere göre farklılıklar gösterdiği görülmüştür. Araştırmada üniversite öğrencilerinin internet ve sosyal medya kullanımlarının bireysel davranışlar ve akademik pratiklere göre farklılıklar gösterdiği görülmüştür. Özellikle mobil cihazların internet erişiminde birincil araç olarak kullanılması, dijitalleşmenin ve mobil teknoloji bağımlılığının arttığını ortaya koymaktadır. Sahte mutluluk algısı, sosyal medya ilişkilerinin gerçekliği ve tatmin düzeyleri açısından önemli bulgular sunmaktadır. İnternet kullanım süresi arttıkça, kullanıcıların internetten aldıkları tatmin ve sosyal algılar değişmektedir. Öğrenciler, Instagram ve YouTube gibi görsel platformları tercih etmektedirler. Twitter ise öğrenciler açısından bilgi akışı sağlama konusunda önemli bir yere sahiptir. Dolayısıyla araştırmaya göre fiziksel aktiviteler ve arkadaşlarla vakit geçirme gibi etkileşimlerin hâlâ önemli olmasına raağmen dijital platformların sosyal hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiği söylenebilir. Bu sonuçlar, sosyal medya ve internetin gençler için vazgeçilmez bir araç haline geldiğini ve iletişim biçimlerini dönüştürdüğünü göstermektedir. Anahtar Kelimeler: İletişim, internet kullanımı, internet bağımlılığı, sosyal medya, sosyal medya araçları, sosyal ağlar, üniversite öğrencileri

Adalet Manış
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Olumlayıcı toplumsal gündem açısından yapıcı gazetecilik: Ulusal haber portalları üzerine bir inceleme

Araştırma, nitel bir içerik analizine dayalı olarak gerçekleştirilmiş ve Türkiye'deki çeşitli haber portalları (Aydınlık, Habertürk, Sözcü, Yeni Şafak, Milliyet) örneğiyle uygulanmıştır. Yapıcı gazetecilik, olumsuz olaylara ek olarak çözüm yollarını ve olumlu gelişmeleri ön plana çıkararak toplumsal faydayı artırmayı hedefleyen bir habercilik türüdür. Bu çalışmada Türkiye'deki medya pratikleri yapıcı gazetecilik açısından değerlendirilmiş ve bu tür gazeteciliğin ulusal haber portallarında nasıl yer aldığı ele alınmıştır. Araştırma, nitel bir içerik analizine dayalı olarak gerçekleştirilmiş ve Türkiye'deki çeşitli haber portalları (spor, ekonomi, toplumsal, teknoloji ve siyaset gibi kategoriler) üzerinde uygulanmıştır. Araştırma örneklemi olarak seçilen haber portallarındaki yapıcı gazetecilik örnekleri analiz edilerek, bu yaklaşımın toplumsal farkındalık yaratma potansiyeli değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler, yapıcı gazeteciliğin Türkiye'deki ulusal medya organlarında olumlu toplumsal değişimler yaratma potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca bu gazetecilik uygulamalarının, haber tüketicilerinin olumsuz duygulara kapılmasını azaltarak daha umut verici bir medya deneyimi sağladığı gözlemlenmiştir. Araştırmada incelenen farklı haber portallarından toplanan 25 haber içeriğinin analizi, yapıcı gazeteciliğin ne derece benimsendiğini göstermektedir. Bu sonuçlar, yapıcı gazeteciliğin Türkiye medyasında daha geniş bir kabul görebileceğine ve medya pratiğinde önemli bir dönüşüm yaratabileceğine işaret etmektedir. Anahtar bulgular, yapıcı gazetecilik ilkelerinin Türkiye'deki medya organları tarafından sınırlı bir şekilde benimsendiğini, ancak bu yaklaşımın toplumsal fayda sağlama açısından önemli bir potansiyel taşıdığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla medya kuruluşlarının yapıcı habercilik yöntemlerini daha fazla uygulaması gerektiği söylenebilir.

Nazlıhan Şimşekler
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel basında dijital haberciliğe dönüşüm süreci: Ege Bölgesi yerel basın örneği

Dijital teknolojilerle birlikte kitle iletişim araçlarının da dönüşüme uğradığı görülmektedir. Yaşanan bu değişim ortamında medyadaki değişimle birlikte haber ve habercilik alanında paradigmatik dönüşüm yaşanmaktadır. Habercilikteki bu dönüşüm başta habercilik pratikleri, haber üretim süreci, ekonomik giderler, istihdam gibi birçok alanda yeni anlayış ve uygulamaları beraberinde getirmektedir. Araştırma bağlamında dijitalleşme sürecinde yerel medyanın nasıl konumlandığının tespitine yönelik tasarım yapılmıştır. Bu kapsamda araştırmanın amacı, yerel gazetelerin dijitalleşme sürecine nasıl yaklaştıkları ve uygulama açısından neler kaydettiklerinin tespitini amaçlamaktadır. Bu süreçte araştırma verilerinin toplanması için nitel analiz tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırma alanı olarak Batı Ege Bölgesi belirlenmiş, bu çerçevede ulaşılabilirlik göz önünde tutularak İzmir, Denizli ve Manisa illerinde, hem dijital hem de basılı ortamda yayın hayatını sürdüren ve Basın İlan Kurumu tarafından resmi sayılan, resmi ilan ile reklam verebilecek niteliğe sahip gazete ve internet haber siteleri araştırma kapsamında değerlendirilmiştir. Bu kapsamda üç ildeki yerel basın ve internet haber sitelerinden gönüllülük esasına dayalı olarak görüşmeleri kabul eden gazetelerde görüşmeler gerçekleştirilmiş ve araştırma verileri elde edilmiştir. Bu veriler yazılı metinler haline getirilerek MAXQDA 2024 nitel analiz veri programı ile 'gazetecilik algısı, haber üretim süreci, teknolojik altyapı, insan kaynağı ve ekonomik yapı' temaları temel alınarak "tematik analiz" yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucu ulaşılan bulgular dijitalleşmenin yerel gazeteler üzerindeki çok yönlü etkilerini gözler önüne sermektedir. Bulgularda, dijitalleşmenin iller bazında farklı düzeylerde gerçekleştiği; dijital platformların haber üretim sürecine entegrasyonunda bazı illerin daha sınırlı kaldığı; dijitalleşmenin maliyet yönetimi ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından sağladığı fırsatlardan yararlanabilmek için çaba harcandığı; nitelikli insan kaynağına erişim açısından bazı illerin sorun yaşarken bazı illerin bunu daha sınırlı düzeyde hissettiğine ilişkin bir durum tespiti yapılmıştır.

Mehmet Pamuk
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Siber kültür bağlamında Z kuşağının haber tüketim davranışları üzerine nicel bir araştırma

Küreselleşme ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, insanları siber kültürün şekillendiği sanal dünyalarla tanıştırmıştır. Siber kültür, insanların dijital ortamda etkileşimlerini, değerlerini ve toplumsal normlarını belirleyen bir yaşam tarzı ve düşünce biçimi olarak ortaya çıkmıştır. Dijital çağ, insan ilişkileri ve kültürel etkileşim biçimlerinde köklü değişimlere yol açarak yeni sosyal dinamikler yaratırken dikkatleri üzerine çeken Z kuşağı, dijital teknolojilerle doğrudan etkileşim halinde olup, internet, sosyal medya ve akıllı cihazlarla şekillenen bir yaşam sürmektedir. Bu dinamikler üzerine tasarlanmış olan bu araştırma, Z kuşağının tercihlerini ve değerlerini ele alırken siber kültür kavramının etkilerini de incelemektedir. Bu araştırmanın amacı, Z kuşağının siber kültür ortamında haber tüketim tercihlerini nasıl şekillendirdiğine yönelik bir durum tespiti yapmaktır. Araştırmada evren olarak Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri seçilmiş olup kolayda örneklem yöntemi kullanılmış ve toplamda 365 öğrenciye anket uygulanmıştır. Veriler, nicel araştırma yöntemiyle oluşturulmuş bir anket formu kullanılarak toplanmış olup anket formu, siber kültür ve haber tüketim alışkanlıklarına yönelik sekiz başlıkta, beşli Likert ölçeği ile hazırlanmış; ayrıca katılımcıların demografik bilgilerini içeren 7 soru eklenmiştir. Toplanan veriler SPSS-26 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, Z kuşağının siber kültürün etkisiyle haber tüketim alışkanlıklarında çok yönlü bir dönüşüm yaşadığını göstermektedir. Z kuşağının dijital platformları yoğun biçimde kullanarak hızlı, görsel ve etkileşimli içeriklere yöneldiği; bireysel katılım ve kişiselleştirilmiş deneyimlere de önem verdiği tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, gelecekteki habercilik uygulamaları için değerli bilgiler sunmaktadır.

Nazlı Nur Pulat
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası medyada yapay zekâ destekli habercilik: Muhabir ve editörler üzerine bir araştırma

Son yirmi yılda özellikle bilişim alanında büyük bir devrim yaşanmaktadır. Yapay zekâ, bilgisayarların insan benzeri düşünme ve öğrenme yetilerini taklit etmesiyle birlikte, medya sektöründe köklü değişimlere yol açmıştır. Makine öğrenimi, derin öğrenme ve doğal dil işleme gibi teknolojilerin ilerlemesiyle beraber, daha hızlı bilgisayarlar ve geniş veri kümeleri sayesinde öğrenen algoritmalar her geçen gün daha da gelişmektedir. Yapay zekâ, medya sektörüne olduğu kadar habercilik alanına da büyük dönüşümlere yola çıkmaktadır. Günümüzde yapay zekâ destekli sistemler, büyük veri kümelerini analiz ederek haber üretimini hızlandırmakta, ayrıca haberin doğrulanması, dağıtımı, analizi ve kişiselleştirilmesi süreçlerinde de aktif olarak rol oynamaktadır. Bu araştırmanın amacı, uluslararası medya kuruluşlarında çalışan muhabir ve editörlerin yapay zekâyı haber üretim süreçlerinde nasıl kullandıklarına yönelik bir durum tespiti yapmaktır. Yapay zekânın haber üretimi, analizi ve dağıtımında üstlendiği rol, gazetecilik meslek pratiği üzerindeki etkileri ve editoryal bağımsızlığa yönelik olası sonuçları ele alınmıştır. Araştırma kapsamında, Ortadoğu, Avrupa, Avrasya ve Türkiye'de faaliyet gösteren uluslararası medya kuruluşlarında çalışan muhabir ve editörler incelenmiştir. Araştırma kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılan dokuz muhabir ve editörle yürütülmüştür. Veriler, uzaktan görüşme yapılarak toplanmış ve elde edilen veriler MAXQDA Analytics Pro (24.7.0) yazılımı kullanılarak, tematik analiz yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada ulaşılan bulgularda, muhabir ve editörlerin mesleki pratiklerinde yapay zekâyı sıklıkla kullandıkları ve bunun yanı sıra günlük yaşamlarında da bu teknolojiden yararlandıkları; muhabirlerin, yapay zekâ uygulamalarının doğrudan kullanımına ve sunduğu avantajlar ile dezavantajlarına odaklandıkları görülürken, editörlerin ise daha çok etik, doğruluk ve yapay zekânın bilgi düzeyi gibi konular üzerinde durdukları belirlenmiştir. Bu araştırma bulgularından hareketle önümüzdeki yıllarda haber üretim sürecinde yapay zekanın daha fazla yer almaya başlayacağı ve muhabirler, editörler ve yapay zekanın haber üretim sürecinde birlikte çalışacağıdır. Bu nedenle haber üretim süreci ve yapay zekâ içerikli araştırmaların yerel, uluslararası düzeyde artması ve bir tartışma ortamı oluşturulabilmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulurken, bu araştırmanın araştırmacılara yol gösterici ve öncü bir araştırma olması beklenmektedir.

Nareeman Fıras Ibrahım Ibrahım
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı'dan genç Cumhuriyet'e kadın gazetecilerin toplumsal cinsiyet odaklı yazıları üzerine bir analiz

Kadınlara tarih boyunca toplumsal bir çerçeve çizilmiş, "iyi evlat", "iyi eş" ve "iyi anne" rollerine sıkıştırılmışlardır. Uzun yıllar boyunca bu roller, toplumun her kesimindeki kadınlar tarafından içselleştirilmiş olmasına rağmen zamanla, sınıfsal farklılıkların da etkisiyle toplumsal yapı sorgulanmaya başlanmış ve bu sorgulama süreci reformlara, nihayetinde ise devrimci hareketlere zemin hazırlamıştır. Bu toplumsal dönüşümde, en güçlü destekçilerden biri kadınlar olmuş; zamanla kendi özgürlüklerini elde edebileceklerini fark ederek ataerkil düzene karşı durmayı seçmişlerdir. Bu araştırmanın temel amacı, Osmanlı İmparatorluğu' ndan Türkiye Cumhuriyeti' ne uzanan tarihsel süreçte, Fatma Aliye, Emine Semiye, Halide Edip Adıvar ve Sabiha Sertel gibi öncü kadın gazetecileri odağa alarak, onların toplumsal cinsiyet bağlamında yürüttükleri mücadeleyi ve bu konular odağında yayınladıkları yazılara nasıl yansıdığını ortaya koymaktır. Bu doğrultuda çalışma, söz konusu gazetecilerin kaleme aldıkları metinlerde ön plana çıkan "eğitim hakkı, çalışma yaşamına katılım, siyasal temsil, kamusal alanda var olma, annelik rolleri ve sosyal yaşam" gibi temalar üzerinden, dönemin kadın taleplerinin nasıl işlendiğini analiz etmeyi hedeflemektedir. Kadın gazetecilerin sadece tanıklık eden değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümde etken bir özne olarak nasıl konumlandıkları, araştırmanın merkezi odak noktasını oluşturmaktadır. Kadın yazarların kaleme aldıkları yazılar ikincil kaynaklardan elde edilmiş ve doküman analizi yöntemiyle sistematik olarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda, bu dört kadının yazılı basın yoluyla kadınların sesi haline geldikleri, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı kararlılıkla durdukları ve kendilerinden sonraki kuşaklara ilham veren bir mücadele mirası bıraktıkları ortaya konulmuştur. Bu yönüyle çalışma, kadınların tarihsel özgürlük mücadelesine ışık tutmayı hedeflemektedir.

Sıla Akkuş
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya ve siyasal katılım: Siyasal katılım davranışları üzerine tanımlayıcı bir araştırma

İletişim teknolojilerinin hızla gelişmesiyle birlikte sosyal medya, siyasal katılımın gerçekleştiği başlıca mecralardan biri hâline gelmiştir. Geleneksel siyasal katılım biçimlerinin yanı sıra sosyal medya aracılığıyla gelişen yeni katılım türleri, bireylerin siyasal yaşama dair tutumlarını, davranışlarını ve etkileşim biçimlerini dönüştürmektedir. Bu çalışma, sosyal medya kullanım pratiklerinin bireylerin siyasal katılım davranışlarıyla nasıl bir ilişki içinde olduğunu tanımlayıcı bir yaklaşımla ortaya koymayı amaçlamıştır. Araştırma, 2023 Genel Seçimleri ve 2024 Yerel Seçimleri sürecinde Isparta ilinde yaşayan bireylerin sosyal medya kullanım alışkanlıklarını ve bu kullanımın siyasal katılım davranışlarıyla olan ilişkisini incelemektedir. Isparta'da kolayda örneklem yöntemiyle 414 kişiyle çevrimiçi olarak gerçekleştirilen çalışmada, sosyal medya kullanımına ilişkin tutum ve davranışlar ile siyasal katılım biçimleri arasındaki ilişkiler nicel veri toplama teknikleriyle analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında bireylerin sosyal medya kullanımlarında dair üç temel faktör tanımlanmıştır. Bunlar, siyasal içerikleri takip etme, gündemi izleme amaçlı kullanıma dönük "Bilgi edinme", siyasal paylaşımları beğenme, yorum yapma, görüş bildirme davranışlarını tanımlayan "Katılım" ve çevrimiçi kampanyalara destek verme, dijital eylemlere katılma, kendi siyasal içeriklerini üretme davranışlarını ifade eden "Aktif katılım" kavramlarından oluşmaktadır. Yapılan analizlerde, bu üç faktörün farklı sosyo-demografik gruplarda nasıl değişkenlik gösterdiği ve siyasal katılım davranışlarının hangi alanlarda yoğunlaştığı ortaya konulmuştur. Elde edilen veriler, sosyal medyanın siyasal yaşama katılım açısından bireyler için çeşitli fırsatlar sunduğunu ve katılım biçimlerinin sosyal medya kullanım türlerine göre farklılaştığını göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, sosyal medya kullanımının siyasal katılımın yapısal dönüşümünde nasıl bir rol oynadığını anlamaya katkı sağlamaktadır.

Ahmet Murat Baykara
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kullanıcıların kişiselleştirilmiş çevrimiçi haberlere bakışı: Algoritmik medya farkındalığı üzerine bir çalışma

Günümüz dünyasında yapay zeka ve algoritmalar iletişim teknolojileri de dahil olmak üzere birçok alanda yaygın şekilde kullanılmaktadır. İnternet ortamında kişiselleştirme algoritmaları içerik tabanlı benzerlik, işbirlikçi benzerlik, içerik tabanlı çeşitlilik olarak tanımlanan filtreleme sistemlerini kullanarak büyük veri havuzu içerisinde kullanıcıların ilgisini çekebilecek içerikleri onlara önermekte ve aşırı bilgilendirme sorununu hafifletmektedir. Ancak bu filtreleme sistemleri şeffaf olmama, önyargılı içerikler üretme, kişisel verileri ihlal etme gibi etik sorunlara da neden olmaktadır. Bu nedenle kişiselleştirme algoritmalarına yönelik farkındalık dijital çağda bir gereklilik halini almıştır. Bu çalışmada kullanıcıların sosyal medya, haber uygulama platformları, haber siteleri vb. mecralardaki algoritmalara yönelik farkındalık düzeyleri, algoritma haberciliğine ve kişiselleştirilmiş haber öneri sistemlerine ilişkin tutumları analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve anket tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma Konya ilinde yer alan Selçuk Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Konya Teknik Üniversitesi, KTO Karatay Üniversitesi ve Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi'nde eğitim gören 1221 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilere göre üniversite öğrencilerinin algoritmik medya içeriklerine ve benzerlik temelli haber öneri sistemlerine ilişkin farkındalıkları orta düzeyin üzerindedir. Çevrimiçi haber okuma sürecinde katılımcıların benzerlik temelli öneri sistemlerine yönelik farkındalıkları, çeşitlilik temelli öneri sistemlerine kıyasla daha yüksektir. Öğrencilerin algoritmik medya içerik farkındalıklarıyla sosyal medya kullanım motivasyonları, algoritmik gazetecilik temelli haberlere ilişkin düşünceleri ve haber öneri sistemlerine yönelik tutumları arasında pozitif bir ilişki bulunmaktadır.

Esra Gargalık
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Online haber bağımlılığının belirleyicileri olarak gelecek kaygısı, sosyal merak ve gelişmeleri kaçırma korkusu (FoMo): Azerbaycan örneği

Bu araştırma - "Online Haber Bağımlılığının Belirleyicileri Olarak Gelecek Kaygısı, Sosyal Merak ve Gelişmeleri Kaçırma Korkusu (FoMO): Azerbaycan Örneği" online haber bağımlılığı ile gelecek kaygısı, sosyal merak ve gelişmeleri kaçırma korkusu (FoMO) arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Dönemin dijital çağına damgasını vuran internetin haber tüketimindeki artış, bireylerin haberlere erişimini kolaylaştırırken, aynı zamanda aşırı haber tüketimiyle ilişkilendirilen çeşitli psikolojik etkileri de beraberinde getirmiştir. Günümüzde pek çok insan, özellikle de gençler, neredeyse tüm işlerini internet üzerinden yapmaya çalışmaktadır. Bireyler interneti hem iletişim kurabilmek, hem de eğlence ve oyunlar için kullandıkça, sanal dünyaya adapte olmaktadırlar ki, bu da sosyal medya bağımlılığı ve FoMO adlandırdığımız Gelişmeleri Kaçırma Korkusu durumunu arttırmaktadır. Bu araştırma, online haber bağımlılığı ile gelecek kaygısı, sosyal merakla beraber gelişmeleri kaçırma korkusu (Fair of Missing Out – FoMO) arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra internetin yarattığı psikolojik davranışların öğrencileri nasıl etkilediğini sunmak da araştırmanın amaçlarındandır. Online Haber Bağımlılığı ile Gelecek Kaygısı, Sosyal Merak ve FoMO-nun da aracılık rolünün ele alınacağı bu araştırmanın evrenini, özellikle azerbaycanlı öğrenciler oluştururken, araştırmanın örnekleminde Baküde yaşayan üniversite öğrencileri tercih edilmiştir. Araştırmada internet kullanan ve haberleri aralıksız olarak internet üzerinden izleyen öğrencilere öncelik tanınmıştır. Araştırmaya katılımcı sayısı 4 üniversiteden internet kullanıcısı olan 430 öğrenci ile sınırlandırılmıştır. Günümüz gençleri zamanlarının büyük bir bölümünü internette geçirmekte ve günden güne internete ayırdıkları zamanı artırmaktadır. Bu durum gençleri fiziksel sağlık ve psikolojik sağlık yönünde olumsuz etkilenmekle beraber okul başarısını ve sosyal yaşamını da bu çerçevede şekillendirmektedir. Özellikle de üniversite gençlerinin zamanlarını akademik başarı ve sosyal aktivitelerle vb. gibi kendine değer katabilecek şeylerle değerlendirmek yerine internetten asılı kalarak geleceği düşünmek ve FOMO durumuna düşmesi nedeniyle gençlerin bu bağımlılığının nedenlerinin sorgulanması, sonuçların ortaya konulması ve bu doğrultuda olası çözüm önerilerinin geliştirilmesi önem arz etmektedir.

Agharza Hasanguliyev
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İslam düşüncesinde iletişim biliminin gelişimi ve önemi

Bu çalışma, İslam düşüncesi çerçevesinde iletişim biliminin gelişimi ve önemini, tarihsel süreç bağlamında kavramsal zemini ve çok yönlü işleyişiyle birlikte iletişimi oluşturan anlam ve yöntemleri inceleyerek kavramsal analiz yapmayı amaçlamaktadır. İslam geleneği içerisinde dilin mahiyeti, kelam ilminin fonksiyonu, felsefi düşüncenin etkisi ve iletişim argümanlarının oluşumu, iletişim bilimlerinin temel dinamikleriyle karşılaştırmalı biçimde ele alınmıştır. Araştırma konusu olan İslam düşüncesinde iletişim biliminin gelişimi ve kavramsal temellerinin, geçmişten günümüze nasıl biçimlendiğini anlayabilmek adına literatür taraması yöntemi tercih edilmiştir. Bu bağlamda çalışma klasik İslam düşünürlerinin orijinal eserlerini ve bu eserler üzerinde gerçekleştirilmiş modern dönem akademik çalışmalarında yer alan yorumları kapsamaktadır. Bu çalışma İslam'ın ilk dönemlerinden itibaren iletişimin her yönüyle var olduğu ve yalnızca bir aktarım süreci olmanın ötesinde anlam inşası, ikna, temsil, ahlaki tutum ve bireyin yaratıcıyla olan iletişimi üzerinden çok katmanlı bir iletişim sitemi olarak şekillendiğini ortaya koymaktadır. Çalışmanın temel çıkış noktası, İslam düşüncesinde iletişim olgusunun, felsefi, dilbilimsel, kelami ve hatabi boyutlarıyla bir bütün olarak ele alınmasıdır. Bu bağlamda, iletişim kavramı hem bireylerarası hem bireyin içsel dünyasında hem de bireyin yaratıcıyla kurduğu ilişkiler ağı içerisinde değerlendirilerek, içsel iletişim metotları, hitabet, ikna, sezgi ve üslup gibi unsurlar üzerinden yapılandırılmıştır. İletişimin mahiyeti üzerine sorular sorularak İslam düşüncesinin sunduğu cevaplar sistematik biçimde analiz edilmiştir. Tezin kuramsal çerçevesinde, başta Farabi, İbni Sina, Gazali, İbni Arabi ve İbni Haldun olmak üzere bir çok İslam düşünürlerinin dil, anlam, ifade, kavram ve hitabet konuları üzerine görüşleri değerlendirilmiştir. Bu bağlamda düşünürlerin, dilin yapısı, kavramların oluşumu ve anlamın zihinsel temsili konusundaki yaklaşımları; iletişim bilimi İslam geleneği kapsamında köken bakımından çözümlenmiştir. İfade, lafız, kelam, kavl, tasavvur, tasdik, mecaz, ibdain, hadsiyyat gibi kavramlar üzerinden İslam düşüncesinin iletişim bilimlerine olan özgün katkıları ortaya konmuştur. Aynı zamanda İslam düşüncesinde yer alan iletişim pratikleri, kavramlar ve düşünsel yaklaşımlar sistematik bir bütünlük içerisinde ele alınmıştır. Burada elde edilen veriler, modern iletişim kuramlarıyla karşılaştırılarak kavramsal örtüşmeler ve ayrışmalar ortaya konmuştur. Bu sayede İslam düşüncesinde iletişimle ilgili kavramsal bir harita ortaya koyulurken beraberinde bu haritanın modern bilimsel bağlamlarla ilişkilendirilmesi sağlanmıştır.

Toplumdilbilimİletişim
Rümeysa Topcu
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki teyit sitelerinin haber analizleri üzerine bir inceleme

Günümüz dijital çağında bilgiye ulaşım hızı arttıkça sahte ve yanıltıcı içeriklerin yayılma potansiyeli de aynı oranda yükselmiştir. Bireyler gerçeği aramakla meşgulken sahte bilgiler içerisinde çevresi sarılmıştır. Bu çevreyi oluşturan yer mutlak suretle sosyal medya ve internet araçları olmuştur. Sosyal medya ile hızlı yayılan ve hızlı üretilen haber doğruluktan kopmaktadır. Nesnel gerçekliğin önüne geçen sahte/ yalan haber kavramı, doğru bilgi karşısında insanların rasyonel algılarını karıştırarak gerçeğin silikleşmesine yol açmaktadır. Söz konusu çalışmada geçen araştırma bu sahte haberler karşısında mücadele veren Teyit sitelerini incelemektedir. Sahte haberler karşısında mücadele gösteren platformlar kasıtlı olarak yayılan bu haberlerin doğruluğunu ve yalanlanabilir olduğunu gösterme görevini üstlenmiştir. 2024 yılı içerisinde Mayıs- Kasım ayları aralığında yer alan AA Teyit Hattı, Teyit.org ve Doğruluk Payı siteleri 331 haber ile çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma kapsamında haberler, Instagram siteleri ile sınırlandırılmıştır. Bu çerçevede, teyit sitelerinin en çok hangi kategorilerde haber yaptığı ve bu haberleri sunum şekilleri ile nasıl görünür kılındığına değinilmiştir. Kullanıcı etkileşimlerinin, teyit sitelerine katılımının ne ölçüde olduğu da çalışmanın temel problemleridir. Söz konusu araştırmada elde edilen bulgular, haber türlerinin siyaset, güvenlik/terör ve göç konularına ağırlık verildiğini ortaya çıkarmıştır. Bu durum teyit sitelerinin güncel konulara değindiğini göstermektedir. Aynı zamanda çalışmada haber içeriklerine katılımın okuyucular tarafından yoğun olmadığı tespit edilmiştir. Son olarak araştırma kapsamında incelenen platformların görsel, metin, ses gibi farklı medya türlerinin haber içerisinde sunum biçimi daha fazla etkileşim alarak, sadece içeriğin değil iletişim yönteminin de belirleyici olduğunu göstermektedir. Teyit siteleri içerik seçimleri ile hangi bilgilerin görünür olacağına karar veren bir içerik aktörü konumunda yer almaktadır.

Aleyna Şişginoğlu
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Politik okuryazarlığın sosyal medyada siyasal katılım üzerindeki etkisi: 2023 genel seçimleri örneği

Demokrasi ile yönetilen topluluklarda vatandaşların siyasal süreçlere aktif olarak katılması demokrasinin başarılı bir şekilde işleyebilmesi açısından önemlidir. Vatandaşların demokratik yaşamın gerekliliklerini sağlayacak bilgi ve becerilere sahip olması için politik okuryazarlık eğitimi almış olması gerekmektedir. Politik okuryazarlık düzeyleri yüksek bireyler; politik süreçler hakkında bilgili ve bu süreçler üzerinde söz sahibi, hak ve sorumluluklarının bilincinde, aktif olarak katılım gösteren vatandaşlardır. Yaşanan teknolojik gelişmeler sayesinde siyasal iletişim değişim ve dönüşüm geçirmiştir. İnternet ile hayatımıza giren sosyal medya, bireylerin eşzamanlı olarak birbirleriyle iletişim kurmaları, küreselleşen dünyada sesini kitlelere hızlı bir şekilde ulaştırmaları ve siyasi süreçler hakkında söz sahibi olmaları açısından en etkili kitle iletişim aracı konumundadır. Bu bağlamda sosyal medya, vatandaşların siyasal süreçlere aktif olarak katılımını motive edecek potansiyele sahiptir. Fakat sosyal medya kullanımının yaygınlaşması vatandaşların siyasi propagandalara daha fazla maruz kalmasına neden olmuştur. Bundan dolayı politik okuryazarlık düzeyi yüksek bireyler, siyasal süreçleri kavrayabilmek ve bilinçli tercihlerde bulunabilmek açısından daha çok önem kazanmaktadır. Bu araştırmada, seçmenlerin politik okuryazarlık düzeylerinin sosyal medyada siyasal katılım üzerindeki etkilerini tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırma, Konya ili merkez sınırlarında yaşayan 400 katılımcıyla 2023 Cumhurbaşkanlığı Genel Seçimleri öncesinde saha araştırması yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yüz yüze anket tekniğiyle toplanılan verilerden elde edilen sonuçlara göre, katılımcıların politik okuryazarlık düzeylerinin yüksek olduğu ve politik okuryazarlık düzeyleri arttıkça siyasal kampanya ve süreçlere ilgi ile ülke sorunlarına ilgi düzeyinin de arttığı belirlenmiştir. Çalışmaya katılan seçmenlerin en sık kullandığı sosyal medya platformları WhatsApp ve Instagram olmuş, siyasal karar süreçlerinde en çok etkilendikleri kitle iletişim araçları ise internet ve sosyal medya olarak gözlemlenmiştir.

Nahide Nur Akdan
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu diplomasisi perspektifinden uluslararası yayıncılık: TRT Arabi üzerine bir inceleme

Küresel ölçekte devletlerin dış politikalarını şekillendiren kamu diplomasisi, uluslararası yayıncılık aracılığıyla kültürel ve diplomatik bağların güçlendirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'nin Arap dünyasıyla ilişkilerini derinleştirme çabaları TRT Arabi'nin Yeni Sabah, Mozaiq ve Kıssa ve mâ fîhâ programları üzerinden nitel içerik analiziyle değerlendirilmiştir. Çalışma, programların yayın planlarından tematik içeriklerine, görsel ve dilsel anlatılarından kamu diplomasisi hedeflerine kadar uzanan bir çözümleme sunarak, Türkiye'nin yumuşak gücünü artırma stratejilerini ortaya koymuştur. Bulgular, Yeni Sabah'ın modern yaşam temalarıyla dinamik bir Türkiye imajı oluşturduğunu, Mozaiq'in sanatsal anlatılarla kültürel mirası öne çıkardığını ve Kıssa ve mâ fîhâ'nın tarihî öykülerle Türk-Arap ilişkilerini derinleştirdiğini göstermektedir. Bu programlar, kültürel çeşitlilik, sanatsal ortaklıklar ve tarihî bağlar aracılığıyla kitlelerle güçlü bağlar kurarak Türkiye'nin uluslararası görünürlüğünü olumlu yönde şekillendirmektedir. Ayrıca, yayın saatlerinin bölgesel alışkanlıklara uyarlanması, içeriklerin teknoloji ve çağdaş iş birlikleriyle zenginleştirilmesi ile dijital platformların daha etkin kullanımı, TRT Arabi'nin etkisini daha da artırabilir. Çalışma, TRT Arabi'nin Türkiye'nin kamu diplomasisi hedeflerine katkıda bulunduğunu kanıtlamış ve bu alandaki stratejilerin başarısını ortaya koymuştur. Gelecekte, bu başarıyı daha da pekiştirmek için dijital entegrasyon ve içerik çeşitliliği üzerine odaklanan yeni araştırmalar yapılabilir.

DiplomasiKamuKamu Diplomasi Enstitüsü+3
Salma Barraq
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital çağda demokratik katılım ve 2023 seçimleri: Sosyal medya kullanımı, siyasal tutumlar ve siyasal katılım ilişkisi

Dijitalleşme, siyasal katılım biçimlerini değiştirmiş ve çeşitlenmiştir. Akıllı telefon ve bilgisayarın yaygın kullanımı ile bireylerin siyasi ilgi, bilgi ve etkinlik doğrultusunda sosyal medya aracılığıyla siyasal katılım sağlamaları kolaylaşmıştır. Siyasal katılımda yaşanan dönüşüm kuşaklardaki seçmen gruplarında farklı şekilde görülmektedir. Kuşak farklılıkları ve dijital araçları kullanım motivasyonları seçmenlerin dijital siyasal katılımlarını etkilemektedir. X, Y ve Z kuşağındaki seçmenlerin sosyal medya kullanımlarının siyasal katılım davranışlarına olan etkisini 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri bağlamında ele alan bu çalışma Konya'nın Selçuklu, Meram ve Karatay ilçelerinde yaşayan ve oy kullanacak 505 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları, farklı kuşaklardaki seçmenlerin siyasal katılım noktasında anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymaktadır. Katılımcılardan X kuşağındaki seçmenler, en yüksek dijital siyasal katılım, siyasal etkinlik, siyasal ilgi ve siyasal bilgi düzeyine sahiptir. Bu sonuç, X kuşağının, siyasal bilgi ve ilgi temelinde aktif bir siyasal katılım sağladıklarını ve dijital araçları bu doğrultuda kullandıklarını göstermektedir. Genel anlamda, katılımcıların siyasal ilgi, bilgi ve etkinlik düzeylerinin yüksek olması dijital siyasal katılıma doğrudan yansımaktadır. Elde edilen veriler, siyasal ilgi ve bilgi düzeyinin dijital siyasal katılım üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı etkisinin olduğunu göstermektedir. Katılımcıların sosyal medya kullanımının arttıkça siyasal etkinlik düzeylerinin de artması sosyal medyanın aktif bir şekilde siyasal eylem alanı olarak kullanıldığını ortaya koymaktadır.

Elif Kaya Güler
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Seçmenlerin sosyal medyada yerel adayları takip davranışları: 31 mart 2024 yerel seçimleri ankara örneği

Bu çalışma, dijitalleşmenin siyasal iletişim dinamikleri üzerindeki ilişkisini 31 Mart 2024 yerel seçimleri sürecinde Ankara örneği üzerinden incelemektedir. Sosyal medya, günümüz siyasal iletişiminde yalnızca teknik bir araç değil; seçmenle doğrudan temas kurmaya olanak tanıyan stratejik bir alan olarak öne çıkmaktadır. Bu kapsamda araştırma, yerel seçim döneminde yerel adayların sosyal medya platformlarını hangi sıklıkla, ne tür içeriklerle ve nasıl bir stratejik yaklaşımla kullandıklarını analiz etmektedir. Özellikle adayların mesaj dili, görsel kullanım biçimi, kriz yönetim stratejileri ve seçmenle arasındaki iletişim pratikleri çalışmanın odak noktalarını oluşturmaktadır. Araştırmanın saha aşaması, 18 yaş ve üzeri seçimlerde oy kullanan, çeşitli sosyo-kültürel geçmişe sahip katılımcılarla yapılan yarı yapılandırılmış mülakatlardan oluşmaktadır. Bu yaş grubunun sosyal medyaya yönelik algısı, yerel adayların dijital performanslarını nasıl değerlendirdikleri ve dijital içeriklerin oy tercihleri arasındaki ilişkiyi tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Katılımcıların büyük bölümü sosyal medyada aktif kullanıcı olmasa da, seçim dönemlerinde bu mecraları gündemi takip etmek, liderleri değerlendirmek ve toplumsal duyarlılık içeren kampanyalara katılmak amacıyla kullandıklarını belirtmiştir. Bu durum, sosyal medyanın siyasal bilinçlenme ve aday imajı üzerinde önemli bir mecra olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, sosyal medyada yürütülen dijital kampanyaların, seçmenlerin güven, samimiyet ve temsil duygularını etkileyerek, siyasi tercihlerini yeniden şekillendirdiğini göstermektedir. Özellikle Ankara özelinde yürütülen kampanyalarda, adayların yerel sorunlara duyarlılık gösteren, sade ve doğrudan iletişim dili kullanmaları, seçmenle daha güçlü bir bağ kurmalarını sağlamıştır. Araştırma sonuçları, sosyal medyanın sadece genç seçmenler değil; 18 yaş ve üzeri katılımcılar için siyasal katılımı kolaylaştıran ve adaylarla iletişim kurma imkânı sunan bir alan olduğunu göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, dijitalleşen siyasal alanın yerel düzeydeki pratiklerini anlamaya katkı sunarken; siyasi aktörler için de hedef kitleye duyarlı stratejik öneriler geliştirme imkânı yaratmaktadır.

Şirin Zehra Dalyan
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel basında dijital dönüşüm ve etkileri: Konya örneği

ÖZET İletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, pek çok alanda olduğu gibi medya sektöründe de köklü değişimleri beraberinde getirmiştir. Bu teknolojik yeniliklerden en fazla etkilenen mesleklerden biri de gazeteciliktir. Türkiye'de yerel basın üzerine gerçekleştirilen çalışmalarda, yerel medya kuruluşlarının dijitalleşme sürecine uyum sağlama konusunda önemli bir ivme yakaladığı görülmektedir. Bu durum, özellikle son yıllarda dijital dönüşümün yerel basın üzerindeki yansımalarını ele alan araştırmalarda ön plana çıkmaktadır. Söz konusu araştırmalarda, dijitalleşmenin yerel basın kurumlarına sağladığı avantajlar ile ortaya çıkardığı sorunların bütüncül bir şekilde değerlendirilmiştir. Konya ili özelinde yapılan bu çalışmada, ilk olarak yerel basın ve özellikleri tanımlanırken dijitalleşmenin boyutları, gelişim süreçleri ve yerel basın üzerindeki etkileri açıklanmıştır. Aynı zamanda dijitalleşme ile birlikte değişen gazetecilik pratiklerinin Konya yerel basını üzerindeki etkileri de araştırılmıştır. Bu amaçla yerel basın kuruluşlarındaki gazete sahipleri, yöneticileri ve çalışanları ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yerel gazetelerin dijital dönüşüme uyum süreçleri ve etkileri üzerine yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular betimsel analiz yöntemi kullanılarak değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Yerel Gazetecilik, Dijital Dönüşüm, Yerel Basında Dijital Dönüşüm

Osman Keskin
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bireylerin sosyal medyadaki kimlik profillerinde toplumsal cinsiyet farklılıkları: Afganistan ve Türkiye facebook kullanıcıları üzerinde karşılaştırmalı biranaliz

Bu araştırmada sosyal medyada temsil edilen sahte kimliklerin Toplumsal Cinsiyet bağlamında değerlendirilerek, Afganistan ve Türkiye'de Facebook kullanıcıları üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Afganistan ve Türkiye modernleşme sürecinin farklı aşamalarında olan gelişmekte olan toplumlar olarak incelenmektedir. Söz konusu ülkelerin mevcut geleneksel ve modern toplumsal değerleri, yaşayan kişilerin kimliklerini oluşturmakta önemli rol oynamaktadır. Bu yüzden önce toplumdaki farklar belirlenmektedir. Geleneksel toplumlardaki insanlar günümüzde de aile ve yerel kültürlere bağlı olarak yaşamaktadırlar. Dolayısıyla geleneksel ülkelerde toplumları etkileyen herhangi bir değişim, halk tarafından hızla kabul edilmemektedir. Ancak bu durum ülkelerin modernleşme seviyelerine göre değişmktedir. 21. yuzyılda sosyal medya, küreselleşme sürecini destekleyen araç olarak bütün ülkelerde yayınlaşmıştır. Teknolojik değişimler insanların hayatında büyük değişimlerin yaşanmasına sebep olmuştur. İlk olarak İnternet teknolojisi insanlara olumlu destek olarak yansımış, ancak insanlar düşünce, yaşam tarzı, kültür, dini inançları ve ülke durumu açısından farklı toplumda bulunduklarından, teknoloji kullanımında da büyük farklılıklar görülmektedir. Bu nedenle yeni bilgi teknolojileri herkesin hayatında yararlı olmamıştır. Günümüzün postmodern dönem koşullarında kimlik kavramları da değişmiştir. Postmodern dönemin bir özelliği, kimliklerin aniden değişimi ve yenilenmesidir. Teknolojiler ve sosyal medya bu kimlik yenileme sürecine kolaylık sağlamaktadır. Günümüzde, Facebook, kullanılarının kimliklerini her türlü etkilemektedir. Sanal kimlikler gerçek kimliklerden farklı olarak ortaya çıkmaktadır. Sanal ortamlardaki sahte hesaplar çoğu araştırmaların odak noktası haline gelmiştir. Bu çağın kimlik krizinde önemli nedenlerinden biri olan sosyal medya, hukuki açıdan büyük problemlere sebep olmuştur. Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birçok ülke de sahte kimlik kullanımı söz konusu olmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada; Afganistan ve Türkiye'deki sahte kimlik oluşturma nedenleri, cinsiyet farklılıkları ve etkileri incelenmektedir. Araştırma sonucunda, diğer ülkelerde olduğu gibi Afganistan ve Türkiye'de de bazı Facebook kullanıcılarının sahte kimlikleri bulunmakta ve sahte hesap oluşturma nedenlerinin farklılaştığı görülmektedir.

AfganistanCinsel kimlikCinsiyet+6
Laıly Habıb
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Barış gazeteciliği perspektifinden Türkiye gazetelerinde Suriye sorunu

Kitle iletişim araçlarından biri olan gazetelerin günümüzdeki önemi herkes tarafından kabul gören bir gerçekliktir. Bu bağlamda gazeteler dünyamızda baş veren olayları geniş kitlelere aktarmakta üzerine düşen görevi yapmakla, insanları bilgilendirmek adına çok önemli işlevi icra etmektedir. Son yıllarda literatüre dahil olan barış gazeteciliği kavramı bu alanda çalışan insanlar tarafından tartışılmaktadır. İster sahada, isterse de teorik olarak barış gazeteciliğinin uygulanabilirliği konusunda farklı görüşler mevcuttur. Bazı kesimler kesinlikle barış gazeteciliğinin yapılması gerektiğini ve bunun mümkünlüğünden bahsederken, bazı kesimler de gazetecinin üzerine düşen görevi gerektiği gibi yapacağı takdirde zaten barış gazeteciliğine gerek kalmayacağına ve barışa hizmet edileceğini bildirmektedirler. Biz bu çalışmada 2010 yılında ortaya çıkan "Arap Baharı" sürecinin Suriye Arap Cumhuriyeti'ni nasıl etkilediğini ele aldık. "Arap Baharı" sürecinin 2011 yılında Suriye'ye sıçramasının temel nedenleri ve günümüzdeki yansımaları hakkında bilgiler vermeye çalıştık. Çalışmanın analiz kısmında içerik analizi metoduyla Suriye haberlerinin Türk yazılı basınında nasıl ele alındığını göstermeye çalıştık. Oluşturduğumuz tablolarla haber yansımalarını, haberlere konu olan Suriye sorununun ulusal basında verilme şeklini değerlendirdik. Anahtar kelimeler: Barış Gazeteciliği, Savaş Gazeteciliği, Suriye Sorunu, Cumhuriyet, Hürriyet, Yeni Şafak

BarışBarış gazeteciliğiCumhuriyet gazetesi+6
Kamal Salimov
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir siyasal iletişim aracı olarak sosyal medya kullanımı: 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri Twitter örneği

Günümüzde iletişim teknolojilerinde yaşanan baş döndürücü gelişmeler, toplumsal hayatın her alanında birtakım değişikliklere yol açmıştır. Bu alanlar arasında yer alan siyaset olgusu da öne çıkan konular arasında yerini almış bulunmaktadır. İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte siyaset yapma biçimlerinde ve siyasal kampanya faaliyetlerinin yürütülmesinde de önemli değişiklikler medyana gelmektedir. Özellikle Web 2.0 ile birlikte gelişmeye başlayan sosyal medya araçlarının getirdiği yenilikler, siyasal aktörler tarafından siyasal kampanya dönemlerinde yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Gün geçtikçe toplumsal hayattaki yerini sağlamlaştıran sosyal medya araçları, kullanıcılarına hem kendi içeriklerini üretebilecekleri hem de zaman ve mekân kısıtlaması olmadan iletişime geçebilecekleri bir ortam sunmaktadır. Bu durum siyasal aktörlerin ilgisini çekmekte siyasal aktörler de bu araçları, siyasal kampanya sürecinde aktif bir biçimde kullanmaktadır. Buradan hareketle bu çalışmada, Türkiye'deki siyasal aktörler tarafından yoğun bir şekilde kullanılan bir ortam olan Twitter, bir siyasal iletişim aracı olarak ele alınmıştır. Siyasal iletişimde sosyal medya kullanımını Twitter üzerinden değerlendiren bu çalışmada, 24 Haziran 2018'de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimine katılan 6 adayın, Twitter'dan ne şekilde yararlandıkları ve yararlanma düzeyleri içerik analizine tabi tutularak değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, Cumhurbaşkanlığı seçimine katılan siyasal aktörlerin Twitter'ı genellikle bilgi paylaşımı ve aday propagandası yapmak amacıyla kullandığı ve söz konusu aktörlerin sosyal medyayı kampanya süreci boyunca geleneksel medya organlarının bir uzantısı olarak değerlendirdiği tespit edilmiştir. Siyasal aktörler, Twitter'ın sunduğu çift yönlü iletişim fırsatını yeterince değerlendirememiş, seçmenlerle karşılıklı etkileşimde bulunmak yerine tek yönlü bilgi paylaşımını ve monolog iletişim tarzını sürdürmüş ve seçmeni kampanya sürecine dâhil etmemiştir. Anahtar Kelimeler: Siyasal İletişim, Yeni Medya, Sosyal Medya, Twitter.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiCumhurbaşkanıSeçimler+5
Süleyman Aldemir
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada gözetim: Facebook veri politikasına yönelik kullanıcıların gizlilik endişeleri ve gözetim farkındalığı üzerine bir araştırma

Gözetim, geçmişten günümüze kadar panoptik yapısından dönüşüm geçirmiştir. Panoptikon, mekân ve zaman sınırlamasına bağlıdır, bedene yöneliktir ve zorlayıcı bir yapısı vardır. Post panoptik gözetim ise dijital ortamlarda gerçekleştiği için zaman ve mekân sınırlamasından bağımsızdır. Post panoptik gözetimin odak noktası bedenler değil onlardan elde edilen verilerdir ve gözetlenenler, gözetime gönüllü bir şekilde katılırlar. Gözetim sosyal medyada "veri gözetimi" olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal medya platformları içinde en çok kullanıcı sayısına sahip olan Facebook'tur. Facebook, kullanıcılardan elde ettiği verileri reklamcılık faaliyetleri için kullanmakta ve bu şekilde sermaye birikimini gerçekleştirmektedir. Facebook sitesinde veri ilkesini, çerez ilkesini ve hizmet koşullarını açıklamaktadır. Facebook'a kaydolmak, kullanım şartları ve gizlilik politikalarını kabul etmek anlamına gelmektedir. Facebook'un kullanıcılar hakkında topladığı veriler ise çok geniş bir alana yayılmaktadır. Messenger mesaj içerikleri, Instagram kullanım davranışları, WhatsApp hesap bilgisi, cihaz bilgisi ve üçüncü taraf ortaklardan elde edilen veriler toplanan verilere dahildir. Bu çalışmada kullanıcıların Facebook Veri Politikasına yönelik gizlilik endişeleri ve gözetim farkındalıkları araştırılmıştır. Araştırma sonucunda kullanıcıların gözetim farkındalıklarının düşük, gizlilik endişelerinin ise yüksek olduğu bulunmuştur. Gözetim farkındalıkları ve gizlilik endişeleri farklı değişkenler temelinde karşılaştırılmış ve anlamlı farklılıklara ulaşılmıştır.

FacebookFarkındalıkGizlilik+3
Burçin İvren
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Obezite kamu spotlarının alımlanması; kalitatif bir çalışma

Modern tıbbın rasyonaliteye dayanması sağlık anlayışının tek boyutlu olmasına yol açmıştır. Bir iktidar odağı olan tıp, hem hastalıkların tedavi yöntemlerinde hem de bir hastalığı tanımlamada tek tip bir söylem ortaya koymaktadır. Çalışmanın ilk kısmında yer alan Michel Foucault'nun biyo-iktidar kavramı modern tıp pratiklerinin anlaşılması açısından önemli bir kavramdır. Bireyin sağlıklı olması için tek sorumlu kendisi olamaz. Sağlık politikaları, devletler, uluslararası örgütler sağlıktan sorumlu iktidar organlardandır. Modern tıbbın bileşenlerinden olan tüm organlar arasında sağlıklı beden algısının tek bir biçim olarak tariflenmesi hususunda konsensüs mevcuttur. Biyo- iktidar, modernizmle beraber bireyler üzerinde tek tip bir doğruya işaret ederek bedenüzerinde tahakkümü ifade etmektedir. Sağlık, güzellik ve zayıflık temelli olduğundan beden denetimi bu doğrultuda şekillenmektedir. Sağlığın tanımında yer alan ruhsal ve sosyal açıdan iyi olma hâlini yok eden toplumsal algı, obeziteyi diğer hastalıklardan farklı kılmaktadır. Birçok hastalık kişinin toplumdan soyutlanmasına neden olabilmektedir ancak obezite doğrudan kişinin dış görünüşüyle ilgili olduğundan ve hastalık şikayetinin başlıca nedenlerinden birisinin estetik kaygı olmasından dolayı sosyal izolasyon, damgalanma gibi toplumsal etkileri daha fazla barındırmaktadır.Obezite kampanyalarının bu sosyal izolasyonu yeniden üretecek nitelikte olması obeziteye karşı farkındalık oluşturma ve bireylerde davranış değişikliği yaratma amacının önünü kesmektedir. Eğitim materyallerinin sosyolojik boyut göz önüne alınmadan üretilmesi; amacın tam tersi bir sonucun doğmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Obezite toplumsal boyutu göz ardı edilerek ele alınamaz. Toplumsal algıya ve modern tıbbın sağlıklı beden algısına müdahale olmaksızın obezitenin önüne geçmek mümkün değildir. Bu yüzden çalışmada obezitenin dünyada ve Türkiye'de artmasına değinilerek, Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın Obezite ile Mücadele Programı kapsamında ürettiği üç kamu spotunun hedef kitle tarafından nasıl alımlandığı, gelecekte üretilecek olan kamu spotlarına ışık tutması hedefiyle incelenmiştir. Farklı yaş, cinsiyet, BKİ ve eğitim seviyesi gruplarından 30 katılımcı ile yapılan derinlemesine görüşmeler ve odak grup görüşmeleri sonucuna göre izlenen kamu spotlarına dair farklı kod açımları yapılmasına rağmen kamu spotlarındaki unsurlar yüksek oranda negatif olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca yapılan görüşmelerdeki verilere göre kamu spotlarında sağlıklı beslenme konusundan bahsedilmesine rağmen, sağlıklı besine ulaşma meselesine yer verilmemesi; aynı şekilde fiziksel aktivitenin öneminden bahsedilmesine rağmen, imkânlara değinilmemesi eksiklik olarak görülmektedir. Dolayısıyla ortaya çıkan genel kanaat; kamu spotlarının tek başına bir davranış değişikliği yaratamayacağıdır. Anahtar Kelimeler: Modern tıp, biyo-iktidar, sağlık, kamu spotu, obezite, sağlık iletişimi.

BiyoiktidarKalitatif analizKamu spotları+6
Burcu Güner Diri
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal bellek ve kitlesel yasın medyada temsili: Soma maden faciası örneği

Bellek inşası, toplumların geçmiş ile bugün arasında bağ kurmasını sağlaması açısından önemlidir. Birbirinden farklı görüşlere ve ekonomik güce sahip olan bireylerin geçmişe dair kurdukları ya da öğrendikleri bellekler, farklı bilgiler etrafında inşa edilmektedir. Bu doğrultuda kitle iletişim araçlarının toplum üzerinde önemli bir etkisi vardır. Medya, toplumsal belleği inşa ederken çoğu zaman, belli çerçeveler doğrultusunda anlamlar/ söylemler inşa ederek hafızayı biçimlendirmektedir. Bu söylemlerin inşasında ideolojiler, ihtiyaç ve menfaatler medya kuruluşlarının yayın politikalarını belirlemektedir. Bu nedenle farklı ideolojilere, ihtiyaç ve çıkarlara sahip yayın kuruluşlarının söylemleri de çeşitlilik göstermektedir. Kolektif belleğin inşasında ölümün ve ölü bedeninin etkisi önemlidir. Kitlesel ölümler ardında tutulamayan yas, izin verilmeyen ritüel, travmalara ve melankoliye neden olmaktadır. Yaşanan ölümler ardında yasın tutulup tutulmadığı, kamusal alanda kabul görüp görülmediği gazete haberleri aracılığıyla analiz edilebilmektedir. Dolayısıyla toplumsal bellek ve kitlesel yas incelenirken, medya kuruluşlarının olayı nasıl temsil ettikleri/ haberleştirdiklerinin analizi önemli veriler sunmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de yaşanan en büyük iş cinayetlerinden biri olan Soma Maden Faciası örnekleminden yola çıkarak, toplumsal bellek ve kitlesel yasın medyada nasıl temsil edildiği, tema analizi tekniğiyle incelenmiştir. Farklı ideolojilere sahip medya kuruluşlarından olan Cumhuriyet, Hürriyet ve Sabah gazetelerinin bir hafta boyunca Soma Maden Faciası hakkında hangi söylemler doğrultusunda haberler ürettikleri, sosyal grupların toplumsal belleklerini nasıl biçimlendirdiklerinin analizi çalışmanın amacını ve gereğini oluşturmaktadır. Yapılan analizler doğrultusunda gazetelerin, ideolojik yönelim gözetmeksizin, Soma Maden Faciası'nı kamusal bir yas olarak tanıdıkları, bununla birlikte faciaya dair söylemlerin çeşitlilik gösterdiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Bellek, Kitlesel Yas, Ölüm, Medya, Soma Maden Faciası, Tema Analizi

Manisa-SomaMedyaMedya sektörü+6
Gönül Morsünbül
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadına yönelik şiddet olgusu ve yazılı basında temsili üzerine bir araştırma

Kadın cinayetlerinin her geçen gün daha da yaygınlaşması ve yazılı basında bu konunun otosansüre dikkat etmeksizin, daha fazla tiraja ulaşmak kaygısıyla çarpıcı şekilde ve manşetlerden verilmesi, bu konuda basında çıkan haberler mi şiddeti körüklüyor şeklinde soruları da akla getirmektedir. Bu soruya cevap oluşturacak şekilde, yazılı basından beş gazetenin seçilmesiyle, bu gazetelerin kadın şiddetine yönelik haberleri ele alış biçimi incelenmek istenmektedir. "Kadına Yönelik Şiddet Olgusu ve Yazılı Basında Temsili Üzerine Bir Araştırma" başlıklı çalışmada, ulusal ve bölgesel basında kadına yönelik şiddet haberlerinin ele alınış biçimi, haberin büyüklüğü, sayfada ve gazetenin tamamında kapladığı yer, kullanılan başlığın büyüklüğü, fotoğraf kullanımı, hangi sayfalarda ağırlıklı olarak yer aldığı gibi konularda inceleme yapılmıştır. Ulusal basından fikir gazetesi olarak Cumhuriyet Gazetesi ile yaygın medyayı temsil etmek üzere en yüksek tiraja sahip üç ulusal gazete Hürriyet, Sabah ve Habertürk ele alınmıştır. Bölgesel gazete olarak da Ege Bölgesi'nde yayınlanan Yeni Asır Gazetesi seçilmiştir. Araştırmanın başlangıcı olarak ise 07.10.2011 tarihli Habertürk Gazetesi'nde "Kadına şiddette son nokta" başlıklı haberin yayınlandığı tarih alınmıştır. Araştırmada içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Ekim, Kasım ve Aralık 2011, Ocak Şubat ve Mart 2012 tarihlerinde her aydan 5'er gün olmak üzere, 5 gazetede yer alan haberler arasında kadına şiddet haberleri ele alınarak, hangi gazetede bu konuya daha fazla yer verildiği, hangisinin fotoğrafı daha fazla kullandığı, hangi sayfalarda yer verildiği gibi incelemeler ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Tablolar ve grafiklerle gazeteler arasında mukayese yoluna gidilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kadın, Şiddet, Yazılı Basın, Kadına Şiddet

GazetelerKadınlarYazılı basın+1
Şirin Yörük
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni medyada sağlık iletişimi ve sağlık haberciliği: Beden politikaları üzerinden kadın sağlığı haberlerinin anlambilimsel incelemesi

"Yeni Medyada Sağlık İletişimi ve Sağlık Haberciliği: Beden Politikaları Üzerinden Kadın Sağlığı Haberlerinin Anlambilimsel İncelemesi" başlıklı tez araştırmasında, beden sağlığı politikaları doğrultusunda, ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik bakımından günümüzde önemli konuma taşınan, "Yeni Medya'nın (New Media)", kadın sağlığı haberlerini beden politikaları üzerinden nasıl inşa edildiğine odaklanmaktadır. Araştırmada, Yeni medyada yer alan haberler üretim süreçleri ve haber yapıları, "başlık, spot ve ara başlık kullanımları" üzerinden ele alınarak incelenmekte ve haberde uygulanan dil stratejileri bağlamında, sağlık haberlerinin kadın bedeni tüketimi ve söz konusu haberlerin tıbbileştirilmesi üzerinde durulmaktadır. Bu doğrultuda, kadın sağlığı sayfalarında, kadın bireyler ile ilişkilendirilen hangi kategorilerinin bulunduğu, sağlık haberleri ve sağlık iletişimi kuramları arasındaki kurulan olası bağlar, sağlık haberlerinde dil yapıları, sağlık gazeteciliği ve muhabirliği vb. gibi konular ön plana çıkarılmaktadır. Araştırmada seçilen 3 haber sitesinin (en çok tıklanan), hurriyet.com.tr, milliyet.com.tr, sabah.com.tr üzerinden, 2018 yılı Ocak ve Şubat aylarında yayınlanan kadın sağlığı haberlerinin analizi anlambilimsel olarak incelenmektedir.

BedenHaberlerKadın sağlığı+5
Zeliha Kurban
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk modernleşmesi bağlamında gündelik hayatın inşa edildiği bir alan olarak dergicilik: 1957-1958 dönemi Hayat dergisinin analizi

Bu tez çalışmasının konusunu Türk Modernleşme hareketinde gündelik hayat pratiklerinin basın yoluyla halka sunumu ve dönemin modern gündelik hayat pratiklerinin inşası oluşturmaktadır. Çünkü basın toplumsal değişimleri yansıtması, empoze etmesi, kabul ettirmesi ve kamuoyu oluşturma özelliği bakımından bu dönemde hayati bir önem taşımaktadır. Modernizmde verilmek istenilen mesajı iletmek için en uygun araç medyadır. Günlük yaşam pratiklerine modernist uygulamaların etkisi tartışılmazdır. Bu bağlamda Türkiye'de gündelik hayat ve kültür oluşumu ilişkisi çok partili dönem ve Cumhuriyet dönemleri boyunca incelenmiş ve örneklendirilmiştir. Mekân, toplumsal cinsiyet, moda ve beden, spor, tüketim kültürü, kentlilik gibi kültürel kodlar bakımından başlıklara bölünerek dergilerin gündelik yaşam pratiklerini hangi kamusal alanlarda temsil ettiği irdelenmiştir.

DergilerGünlük yaşamHayat dergisi+1
Begüm Beşkazalıoğlu
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli mültecilerin Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) sosyal medyasına karşı memnuniyet düzeyleri: Türkiye –Ürdün örneği

Suriye savaşı sürecinde komşu ülkelere sığınan sığınmacıların sayısının milyonlarca olduğu bilinirken, iç savaş nedeniyle de daha fazla insanın ülkesini terk edeceği düşünülmektedir. Günümüzde Suriyeli sığınmacıların sorunu, bugün dünya kamuoyunun önündeki en karmaşık sorunlardan birisidir. BMMYK, dünyanın her tarafındaki, ırk, din, ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın ve tarafsız bir şekilde Suriyeli sığınmacıların ve diğer insanların ihtiyaçlarını karşılamayı sağlamaktadır. Sosyal medya günümüzde herkes tarafından etkili kullanılmasının yanısıra Suriyeli sığınmacılar için de ayrı bir önemi bulunmaktadır. Suriyeli sığınmacıların çoğu eğitimli ve şehirlerde yaşayan kişilerdir. Dolayısı ile akıllı telefon elde etme ve sosyal medyayı kullanma yeteneğine sahiptir.Bu araştırmanın amacı, Suriyeli Sığınmacıların Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Sosyal Medyasına Karşı Memnuniyet Düzeylerinin ölçülmesidir. Bu bağlamda; Türkiye'deki ve Ürdün'deki kamplar dışında yaşayan Suriyeli sığınmacıların söz konusu sosyal medyaya karşı memnuniyetleri 300 kişiyi kapsayan bir araştırma ile ölçülmüş ve karşılaştırılmıştır. Araştırmamızdaki bağımsız değişkenlerimiz; yaş, cinsiyet, eğitim durumu iken, bağımlı değişkenlerimiz Suriyeli sığınmacılar tarafından Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) sosyal medyasının kullanım sıklığı, en çok paylaşılan konular, yaygın olarak kullanılıp kullanılmadığı, etkinliği ve memnuniyet durumlarıdır. Yapılan araştırma sonucunda Suriyeli sığınmacıların BMMYK sosyal medyasının rolünden memnun olmadıkları ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda hem Ürdün hem de Türkiye'de kamplar dışında yaşayan Suriyeli sığınmacıların demografik özellikleri ne olursa olsun(cinsiyet, yaş, eğitim, meslek ..) ile BMMYK sosyal medyasına karşı memnuniyet düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek KomiserliğiDoyum düzeyiMülteciler+3
Muath Mohammad Zıad Atef Al Hashlamoon
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni medya düzeni ve dijital habercilik: Kaynak ve alıcı bağlamında bir araştırma

Yeni medya kavramı, yeni iletişim teknolojileri ile ilişkili sosyal ilişkileri, iletişim becerilerini arttıran araçları ve bu araçlarla şekillenen sosyal toplulukları ifade etmektedir. Günümüzde yeni medya kavramı ve onun sunduğu imkanların hayatımıza girmesiyle birlikte sosyal yaşamımız, iletişim biçimlerimiz ve medya tüketim alışkanlıklarımız önemli derecede değişmiştir. Özellikle internet, küresel düzenin iletişim mecrası olarak bu gelişmelerin en üst sırasına oturmuş ve yeni dünya düzeninin yeni kamusal alanı olarak görülmeye başlanmıştır.Yeni medya gazeteciliği özellikle okur için çok önemli avantajları beraberinde getirmiştir. Geleneksel gazetecilikte pasif kalan gazete okurları dijital gazetecilik ile birlikte çok daha aktif bir konuma geçmişlerdir. Okurlar aynı zamanda gazeteler için de önemli bir görev üstlenmişlerdir. Günümüzde her okur aynı zamanda gazeteciler için birer haber kaynağı haline gelmiştir. Okurlar adeta birer muhabir gibi okudukları gazetelere haber yollamaktadırlar. Bireyselleşmenin de etkisiyle okuyucu istediği haberi kendi seçmekte, bunun farkına varan medya kuruluşları da okuyucuya istediği haberi sunabilmektedir. Bunun için de sayısal temelli yeni medya teknolojilerinden yararlanmaktadırlar.İletişim teknolojilerinin haber üretim sürecinde yarattığı değişikliklerle, geleneksel medyada alıcı konumundaki kitlenin yeni medyada geçirdiği dönüşümün ve aktif bir kullanıcı boyutuna geçmesindeki etken dinamiklerin ve sonuçlarının incelendiği bu çalışma, bilişim teknolojilerindeki gelişmelerin ürünü olan yeni medya teknolojilerinin haber üretim süreci bağlamında kaynak ve alıcı boyutunda gerçekleştirdiği dönüşümü ortaya koymayı amaçlamıştır.

EtkileşimGazetecilikHaberler+2
Petek Durgeç Aydoğan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya ve toplumsal ilişkiler: Sosyal medyanın toplum üzerindeki kutuplaştırıcı etkisi

Bu tez enformasyon teknolojileri ile birlikte ortaya çıkan sosyal medyanın toplum üzerindeki kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı etkisini ortaya koyabilmek amacıyla yazılmıştır. Sosyal medyanın sağladığı imkanlar dahilinde ortaya çıkan nefret, önyargı ve ayrımcı ifadeler içeren söylemler, toplum içerisinde uygulanan ötekileştirme ve dışlama politikalarının gündemde kalmasına neden olmaktadır. Türkiye gibi geniş bir tarihsel arka plana bulunan ve bu tarihsel arka plan içerisinde çok sayıda etnik ve inanç grubunun bir arada yaşadığı ve demokrasinin yeterince gelişmediği ülke toplumlarında bulunan ayrıştırıcı, ötekileştirişi politikaların sosyal medya ile birlikte etki alanını genişletmesi toplum içerisinde bulunan mevcut kutuplaşmaların artmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada bir sosyal ağ sitesi olan Twitter'da kutuplaşmaların nasıl meydana geldiği ve toplum üzerinde ne gibi etkisi olduğu incelenecektir. Anahtar kelimeler: Sosyal Medya, Teknoloji, Toplum, Toplumsal Kutuplaşma, Twitter

KutuplaşmaMedyaSosyal etki+5
Harun Güney Akgül
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz haberciliği bağlamında deprem haberlerinin incelenmesi: 2020 İzmir Depremi örneği

Medyanın dijitalleşmesi ve dünyanın küreselleşmesiyle birlikte artık bir yerde meydana gelen herhangi bir olay yerel, ulusal ve uluslararası ölçekte dünya toplumlarının ilgi ve merakını çekmekte, onları olumlu ya da olumsuz anlamda etkileyebilmektedir. Bu etkilerin başında, herhangi bir zamanda herhangi bir nedenden dolayı oluşabilen krizler gelmektedir. Meydana gelen krizlerin kamuoyuna aktarımını yapan habercilerse, kriz habercileri olarak tanımlanabilir. Kriz anlarında insanların ilgi, merak ve bilgi alma ihtiyaçlarını karşılayan, bu nedenle krizlerin insanlara aktarımını yapan, ilk bilgileri halkla paylaşan kriz habercileri, oldukça önemli bir yerde durmaktadırlar. Bu çalışma, gazetecilik açısından kriz kavramını ele alacak, deprem ve medya ilişkisini tartışacak, 30 Ekim 2020 tarihinde meydana gelen İzmir Depremi özelinde kriz haberciliğine odaklanacaktır. 30 Ekim 2020 ve 30 Kasım 2020 tarihleri arasında sınırlandırılan çalışmanın kapsamını 3 mecradan 15 farklı medya kurumu oluşturmaktadır. Araştırmada basılı medyayı Sabah, Hürriyet, Sözcü, Türkiye, Milliyet gazeteleri; TV medyasını Fox TV, Show TV, Kanal D, Star TV, TRT 1 ana haber bültenleri; İnternet medyasını ise Ensonhaber.com, Habertürk.com, Haberler.com, Haber7.com, İnternethaber.com internet haber siteleri seçilmiştir. Söz konusu medya kurumlarında yayınlanan İzmir depremi ile ilgili haberler niceliksel içerik analizi yöntemiyle incelenecektir. Çalışma sonucunda deprem haberlerinin yayınlandığı mecralar farklı olsa da, haberlerin yayınlanma sıklığı, haberlerde yer verilen aktörler, haberlerin temel konuları gibi başlıkların benzerlik taşıdığı görülmüştür.

Basın ahlakıDepremDoğal afetler+7
Devrim Sancı
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Internet gazeteciliğinde iklim haberciliği

Dijitalleşme ve yeni iletişim teknolojileri ile gelişen ve değişen aktivist pratikler, medya aracılığıyla gündeme gelmektedir. Dijital aktivist pratikler, iklim aktivizmi konusunda etkileşim, hız, zamana ve mekâna bağlı kalmaksızın iletişimin sağlanmasını mümkün kılmıştır. Öyle ki iklim aktivistleri seslerini farklı yeni medya platformları ve projeler ile duyurmaya çalışmaktadır. Medya zaman zaman küresel ve güncel olaylar arasında yer alan iklim değişikliği, küresel ısınma ve çevre haberlerine ilişkin daha uzak bir yaklaşım sergileyebilmektedir. İklim haberleri alan hakkında uzmanlaşmanın gerekli olduğu bir yönelimdir. Bilimsel verilerin kamuoyunun anlayabileceği sade ve anlaşılır bir dil ışığında kullanılması gereklidir. Bu noktada haber dili okuyucuda çaresizlik hissettirmemesi, harekete geçmesini sağlaması bağlamında önemlidir. İklim haberleri, gazetecilerin ve editöryal süreçlerin haberin çerçevesini belirlemesi ile oluşmakta ve haberler ulusal basının internet gazetelerinde de farklılıklarla yer almaktadır. Çalışmanın amacı, küresel ısınma ve iklim değişikliği konulu haberlerin ulusal basının resmi internet sitelerinde hangi benzerlik ve farklılıklarda, hangi sıklıkta yer aldığını ve haberlerdeki sistematik içeriği ortaya koymaktır. Bu çalışmanın iklim haberciliğinin, çevre haberleri alt başlığı altında sunulmadan, mevcut bir tür olarak kabul görmesi yönündeki tartışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: İklim Haberciliği, İklim Aktivizmi, Yeni Medya

AktivizmGazetecilikGazeteler+6
Sümeyye Polat
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni medyada nefret söylemi: Mersin ili örneği

Son dönemlerde bireyler, teknolojiyi daha aktif kullanmaktadır. Bilgi alma, gündemi takip etme ve gündeme dâhil olma konusunda yeni medyanın birçok özelliğinden faydalanılmaktadır. Toplumsal enformasyon hareketliliklerine bakıldığında, daha çok yeni medyanın ve sosyal medya mecralarının bu konularda önemli yer tuttuğu, bunun yeni enformasyon akışının oluşmasında etkili olduğu görünmektedir. Yeni medyanın her türlü dönüt ve etkileşime olanak tanıması, yeni medyanın geleneksel medya karşısındaki farkını göstermektedir. Ulusal ve yerel basın da teknolojinin dijital bir dönüşüme girmesinden dolayı yeni medyadaki rollerini arttırmaya başlamıştır. Fakat yeni medya ortamlarında denetim ve düzenleyici, kapsayıcı bir kanun yönündeki boşluklar, yeni medyada kullanıcıların daha serbest hareket edebilmesine, hatta nefret söylemi üretip yayabilmesine aracı olmaktadır. Bu durum, mülteciler ve azınlıkta olan diğer grupları etkilemektedir. Nefret söylemi yerel basının resmi internet sitelerindeki haberlerinde de gözlenmektedir. Bu nedenle bu tezde, yoğun göç alan Mersin ilinde yayın yapan yerel gazetelerin resmi internet sitelerindeki bazı haberler incelenmiş, bu şekilde haber dilinde nefret söylemi araştırılmıştır.

MersinNefret suçuNefret söylemi+6
Fatih Orhan
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinin yerel medya çalışanları üzerindeki etkileri: Güneydoğu Anadolu Bölgesi örneği

Geçmişten günümüze çok sayıda can kaybı ile birlikte fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olan salgın hastalıklar, her zaman evrensel bir sorun olmuştur. Bugünlerde bir halk sağlığı meselesi olarak tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını medya sektörü çalışanlarını da etkilemiş, bu dönemde meslek profesyonellerinin yüksek risk taşıyan meslek gruplarından olduğu gözlemlenmiştir. Toplumu bilgilendirme, haberdar etme misyonu olan gazeteciler salgın sürecinde gerek salgının seyri gerekse tedavi yolları ve önleyici tedbirler konusunda kamuoyunu aydınlatmıştır. Kent ile ilgili haberler veren, kamuoyunu medyada taşıyan, bilgilendirmeler yapan, belli bir lokasyonda yaptığı işlerle toplumu eğlendiren, eğiten yerel medya organları COVID-19 sebebiyle zorluklar yaşamıştır. COVID-19 pandemisi her ne kadar evrensel bir ölçekte olsa da gazetecilik faaliyetlerine engel olmuş öte yandan hem yerel hem de ulusal medyanın gündeminde yer almıştır. Bu olağanüstü durumun çalışma koşullarından en çok etkilenen kesim medya çalışanları olarak karşımıza çıkmaktadır. COVID-19 salgını sebebiyle salgının başladığı günden bugüne kadar devam eden süreçte dünya çapında 2 bin gazeteci hayatını kaybetmiştir. Türkiye'de kayıtlara yansıyan gazeteci ölüm sayısı ise 30 olmuştur. Bu çalışma, COVID-19 salgın sürecinde yerel medya çalışanlarının karşılaştığı sorunları anlama ve gerekli çözüm önerilerini hem kamuoyu hem de yerel medya çalışanlarına aktarmayı amaçlamaktadır. Söz konusu bu amaç doğrultusunda Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde görev yapan yerel medya çalışanlarının COVID-19 döneminde yaşadıkları sorunları ortaya koyabilmek adına bir anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Öte yandan meslek örgütleri ile gazetecilerin yaşadığı sorunlar üzerine yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Söz konusu saha çalışmaları ile COVID-19 salgınının medya sektörü ve gazeteciler üzerindeki etkileri güncel verilerle ilk elden ortaya koyulmuştur. Bu araştırma ile bölgedeki yerel medya çalışanlarının meslek örgütlerinden yeterli desteği alamadığı ve COVID-19 sürecinde hem fiziksel hem de psikolojik olarak önemli oranda etkilendikleri tespit edilmiştir.

COVID 19Güneydoğu Anadolu bölgesiMesleki sorunlar+4
Kadir Devir
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Z kuşağının yeni medya ortamındaki habitusları

Yeni iletişim teknolojilerinin gelişimine bağlı olarak ortaya çıkan sosyal medya platformları modern toplumsal hayatta birçok alanı etkisi altına almaktadır. Modern üretim tüketim ilişkileri sistemi içerisinde yer alan, iletişim teknolojisi araçlarına sahip olan çoğu kullanıcıların sosyal medya ağlarını kullandığı ve bu sosyal ağ ortamlarından kültürel birikim sağladıkları görülmektedir. Z kuşağının sosyal medya ortamlarında sürekli çevrimiçi olarak yoğun zaman geçirmesi, aynı zamanda kültürel sermaye birikimlerini bu platformlar üzerinden sağlamalarına yönelik dijital alışkanlıkları ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla Z kuşağının yeni medya ortamlarından (sosyal medya platformlarından) kültürel sermaye edinimi konusunda; Pierre Bourdieu'nün yapı ve eğilim (sosyal medya ve dijital yatkınlıklar) perspektifi kapsamında bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda araştırma kapsamında gerçekleştirilen çevrimiçi anket çalışması ile 12 devlet üniversitesinde 18-25 yaş aralığında olan Z kuşağı bireylerine ulaşılarak; kültürel donanımlarını arttırma, entelektüel bir kişilik kazanma, sosyal hayatlarında tercih edilen bir statüde olma ve kazanmış oldukları kültürel birikimlerini ekonomik sermayeye dönüştürebilme yetkinliği açısından yeni medya ortamlarındaki kültürel sermaye biriktirme habitusları ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırmada; Z kuşağının kültürel sermaye birikiminde (sosyal uzamlarında entelektüel birikimleri ve konumlarını belirlemede) sosyal medya ağlarında ne türden habituslar (alışkanlıklar -toplumsal öznellikler) yarattıkları ve Z kuşağının yeni medya ortamlarında (sosyal medya platformlarında) edinmiş oldukları kültürel sermaye birikim habituslarının; cinsiyet, doğup büyüdüğü yer, eğitim alınan bölüm ve aylık gelir durumu olmak üzere dört bağımsız değişken özelinde oluşturulan araştırma sorularına göre farklılaşıp farklılaşmadığının anlamlandırılması amaçlanmıştır. Elde edilen analizler sonucunda Z kuşağı bireylerinin kültürel sermaye birikim konusunda sosyal medya ağlarından, web sitelerinden, dijital veri kaynaklarından ve popüler video yayınlarından faydalandıkları, kültürel içerik hesaplarını takip ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Kırsalda doğup büyüyen Z kuşağı bireylerinin kent merkezinde doğup büyüyenlere göre ve alt gelir grubu ile düzenli geliri olmayan ailelere mensup Z kuşağı bireylerinin üst gelir grubuna mensup Z kuşağı bireylerine göre yeni medya ortamlarından kültürel sermaye ediniminde daha fazla habituslara sahip olduğu görülmüştür. Sosyal medya platformlarrından kültürel sermaye birikimine yönelik ise; dijital ansiklopedilerden yararlandıkları, beğeni ve düşüncelerine göre değişen alanında uzman kişilerin video yayınlarını takip ettikleri, ücretli dijital platformlardan yararlandıkları, sosyal medyanın gündelik kamusal, sosyal ve magazinsel paylaşım akışından yararlandıkları sonucuna ulaşılmıştır.

Aykut Arslan
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital medya okuryazarlığı bağlamında dijital oyunlar ve e-spor faaliyetleri: Üniversite gençleri örneği

İletişim teknolojilerindeki hızlı ve dönüştürücü gelişmeler, küresel toplumu şekillendirmekte ve değiştirmektedir. Bu teknolojiler, insanların dünya genelinde birbirleriyle iletişim kurma, bilgiye erişme, sosyalleşme, zaman geçirme gibi yaşam pratiklerini kökten dönüştürmektedir. İletişim alanında yaşanılan bu değişim ile birey dijital medya ortamında merkezde yer almaktadır. Dijital medya, kişisel ve kitlesel iletişimi zamansal ve mekânsal anlamda sınırsız kılan, tüm multimedya özelliklerin bir arada bulunduğu çoklu ortamları ile etkileşimin anlık olarak gerçekleşmesini sağlayan bir yapıya sahiptir. Dijital medya ortamı sağladığı bu olanakların yanı sıra riskleri de barındırmaktadır. Bireyin bu riskler karşısında zihinsel kalkan oluşturması, medya mesajlarını doğru algılayabilmesi, yorumlayabilmesi, analiz edebilmesi, üretim sürecine bilinçli bir şekilde katkı sağlayabilmesi için dijital medya okuryazarlığı beceri ve yetkinliğine sahip olması gerekmektedir. Tüm medya mesajları ve içeriklerini kapsayan dijital medya okuryazarlığı özellikle genç bireyler arasında son derece popüler olan dijital oyunlar için de bir gerekliliktir. 21. yüzyılın hızla değişen iletişim teknolojileri, dijital dünyanın kapılarını e-spor gibi yepyeni oyun ortamlarına açmıştır. Bu teknolojiler, geleneksel oyun anlayışını dönüştürerek, rekabetçi e-sporun sadece bir hobi değil, aynı zamanda bir profesyonellik ve büyük bir izleyici kitlesiyle tanınan bir spor dalı olmasına olanak tanımıştır. Geleneksel sporların dijital dünyada yepyeni bir kimlik kazandığı, e-sporun hızla büyüdüğü bir dönemde e-spor; oyuncuları dijital arenalarda bir araya getirirken, aynı zamanda sosyal, psikolojik ve fiziksel açıdan etkileyen bir deneyim sunmaktadır. Bu bağlamda araştırma kapsamında gerçekleştirilen anket çalışması ile 18-26 yaş aralığındaki e-sporcu üniversite gençlerine ulaşılarak dijital medya okuryazarlık düzeyleri ölçülmeye çalışılmıştır. Ayrıca verilerin desteklenmesi ve farklı perspektiflerden değerlendirilmesi amacıyla e-spor kulüp antrenörleri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma bağlamında e-sporcuların oyun ortamlarındaki eleştirel düşünme becerileri, internet etik bilinci, çevrimiçi güvenlik farkındalığı, dijital içeriklere erişim ve teknoloji kullanma becerileri, hak ve sorumluluk bilinci, bilgi araştırma ve doğrulama beceri düzeylerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Elde edilen analizler sonucunda dijital oyun ortamlarında bireyin olanak ve riskler ile karşı karşıya olduğu, karşılaşılan olanak ve risklerin kullanımı veya alınan önlemleri bireyin dijital medya okuryazarı beceri/yetkinliklerine bağlı olduğu saptanmıştır. Ayrıca oyuncuların oyun süreci içerisinde manipülasyon, dezenformasyon, propaganda, dijital gözetim, gerçek-kurgu farkındalığı, oyun anlatısı içinde mesajların arka planının farkındalığı, internet tuzakları, çevrimiçi güvenlik, sahte kimlik, virüs saldırıları, bağımlılık, asosyallik, fiziksel sorunlar (göz ve eklem ağrıları) gibi riskler ile karşı karşıya kalabildiği saptanmıştır.

Hayrettin Acar
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital dönüşümün resmi ilan dağıtımında yerel basın üzerine yansımaları: Bursa, Kocaeli ve Yalova illeri örneği

Bu tez, iletişim teknolojileri ve medya sektöründeki evrimi detaylı bir şekilde inceleyerek yerelde çevrimiçi gazeteciliğin gelişimini ve resmi ilanların dijitalleşme sürecini araştırmaktadır. İnternetin gazetelerdeki dijital dönüşüme etkileri vurgulanarak, çevrimiçi gazetelerin çoklu ortam gibi imkanları sayesinde bilgi iletimini hızlandırdığı ve iletişim teknolojilerinin gazetecilik pratiğinde köklü değişikliklere neden olduğu bilinmektedir. Bu dönüşüm sürecinde resmi ilanların dijitalleşmesi, aslında çevrimiçi gazetelere Basın İlan Kurumu (BİK) tarafından resmi ilan geliri elde edilebilir hale gelmesini ve BİK'in de dijitalleşmesini mümkün kılarak, resmi ilan sunumlarının, dijital platformlar ile farklılaşmasına yol açmıştır. Tez, "Resmi İlanların Dijitalleşmesi" konusunu Castells'in Ağ Toplumu ve Rogers'ın Yeniliklerin Yayılması kuramları bağlamında; Bursa, Kocaeli ve Yalova illerindeki yerel çevrimiçi gazetelerle yapılan derinlemesine görüşmeler ile resmi ilanların yerel çevrimiçi gazetelere dijital yolla dağıtılma sürecinin sektöre olan etkilerini derinlemesine analiz etmektedir. Araştırma dijitalleşen resmi ilan yayıncılığı pratiğinin yanı sıra bu dönüşüm etkisiyle yaşanan sorunların çözümü için yasal ve etik çerçevelere de odaklanmış; Bursa, Kocaeli ve Yalova illerindeki gazetelerle yapılan derinlemesine görüşmeler ise tezin sosyo-ekonomik, kültürel ve teknolojik etkilerini daha da derinleştirmiştir. Araştırma, yerel gazetelerin dijitalleşme sürecini, resmi ilanların dijitalleşme etkilerini, pandemi sürecindeki sorunları ve dijital resmi ilanların geleceği üzerine odaklanarak önemli bulgulara ulaşmıştır. Bulgu temaları altında yapılan analizler, yerel gazetelerin dijital platforma geçişinin, resmi ilanların dijitalleşmesinin ve pandeminin gazetecilik üzerindeki derin etkilerinin vurgusunu yapmaktadır. Özellikle, pandeminin medya sektöründeki dijitalleşmeyi hızlandırdığı ve gazetelerin operasyonel pratiklerinde önemli değişikliklere yol açtığı belirtilmiştir. Ayrıca, pandemi sonrasında basılı gazetelere olan talebin azaldığı, dijitalleşmenin ise arttığı vurgulanmıştır. Bu bağlamda, tez, yerel gazetecilik ile resmi ilanların önemli dönüşümlerini ve pandemi sürecinin etkilerini detaylı bir şekilde ele almaktadır.

Orhan Mert Güzelahmetler
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki göç sorunu kapsamında medyanın Türkiye dış göç politikasına bakışı: Türkiye'deki yabancı medya kuruluşları örneği

Günümüzün en büyük problemlerinden biri haline gelen uluslararası göçün küresel boyuttaki artışı, bu konuya ilginin artmasına ve göç konusunda daha fazla çalışma yapılmasına neden olmuştur. Göç konusundaki ulusal ve uluslararası kuruluşların iş birliği artmış, küresel düzeyde anlaşmalar imzalanmıştır. Türkiye'ye gerçekleşen ulus ötesi göçlerde, komşu ülkeler (Suriye, Afganistan, İran, Irak) başta olmak üzere Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK, 2023) verilerine göre 6 milyona yakın Suriye vatandaşı ve 340.000 civarında farklı ülkelerden gelen kayıtlı mülteci ve sığınmacı bulunmakta, Suriyeli mültecilerin %98'inden fazlasının ise Türkiye genelinde 81 kentte yaşamını sürdürdüğü belirtilmektedir. Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında yapılan çeşitli anlaşmalar ile sığınmacıların Avrupa'ya geçişleri kısmen de olsa durdurulmuş ve bu yolla bir çözüme gidilmiştir. Ancak 28 Şubat 2020 tarihinde Suriye'nin İdlib kentinde 36 Türk askerinin şehit olmasıyla, Türkiye'nin batıya gitmeye çalışan sığınmacıları durdurmayacağını açıklaması üzerine bu çözüm durma noktasına gerilemiştir. Bu dönemde, medyadan kamuoyuna yansıyan birçok spekülatif haber üretilmiş ve medyada bir bilgi kirliliği yaşanmıştır. Bu bilgi kirliliğinin yaşanmasının sebebi, Türkiye ile AB arasındaki bu çatışmada medya kuruluşları ideolojik gerekçelerle birbirlerinden farklı pozisyon almalarından kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de yayın yapan yabancı medya kuruluşlarının haber sitelerinde, Türkiye'nin göç politikasına yönelik yapılan haberler çerçeveleme kuramı kapsamında incelenmektedir. Söz konusu haberler, eleştirel söylem analizi çerçevesinde analiz edilecektir. Çalışmanın örneklemini Amerika Birleşik Devletleri merkezli Voice Of America (VOA) Türkçe, Rusya Federasyonu merkezli Sputnik Türkiye, İngiltere merkezli British Broadcasting Corporation (BBC) Türkçe, Almanya merkezli Deutsche Welle (DW) Türkçe ve AB merkezli Euronews Türkçe haber siteleri oluşturmaktadır. Bu çalışmada haber sitelerinin Türkiye'nin göç politikaları ile ilgili tutumlarının saptanması ve bu politikalar kapsamında yaptıkları haberlerin, merkezlerinin bulunduğu ülkelerin söz konusu politikaları dahilinde izledikleri politikayla benzerliklerinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Farklı ülkelerde yayın yapan haber sitelerinin Türkiye'nin göç politikaları ile ilgili haberlerinin tarafsızlığının incelenmesi, çalışmanın önemini oluşturmaktadır. Araştırmanın sonucunda yabancı medya kuruluşlarının, haber içeriklerinde bulundukları ülkelerin göç politikalarıyla paralellik bulunduğu saptanmıştır.

Eleştirel söylem çözümlemesiUluslararası göç
Vahap Yüce
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de nefret söyleminin yeni medyada yayılımı: Suriyeli sığınmacılar örneği

Bu tez, 2023 Türkiye seçimleri sırasında Yeni Medya aracılığıyla yayılan Nefret Söylemi'nin dinamiklerini ve etkilerini, özellikle Suriyeli sığınmacılar bağlamında incelemektedir. Araştırma, Nefret Söylemi'nin toplumsal ilişkiler, politik gündemler ve medya pratikleri üzerindeki etkilerini ele almaktadır. Türkiye'de Suriyeli sığınmacılara yönelik artan endişeler, özellikle işsizlik, sosyal uyum, güvenlik ve ekonomik kaynakların dağılımı konularında medya ve toplumda suçlayıcı ve düşmanca tutumların oluşmasına zemin hazırlamıştır. Tez, siyasi liderlerin ve partilerin, seçim stratejilerinde toplumun Suriyeli sığınmacılara yönelik tepkilerini ve ön yargılarını nasıl kullandıklarını inceler. Sosyal Temsiller ve Sosyal Kimlik teorileri, bu sürecin anlaşılmasında temel bir rol oynadığı düşünülmektedir. Araştırma, Gazetelerin ve Sosyal Medya'nın, özellikle Twitter (X) üzerindeki hashtag'ler, toplumsal algıların şekillenmesinde ve Nefret Söylemi'nin yayılmasında oynadığı rolü incelemeyi ele almaktadır. Tezin metodolojisi olarak, Eleştirel Söylem Analizi kullanılmıştır. Bu yaklaşım, Nefret Söylemi'nin medyadaki temsilini ve Sosyal kimlikler ile Sosyal Temsiller üzerindeki etkisini detaylı bir şekilde incelemekte ve sonuç bölümünde elde edilen bulgularla Nefret Söylemi'nin toplumsal etkileri ve bu konuda atılması gereken adımlar tartışılmaktadır. Bu çalışma, Nefret Söylemi'nin temellerini ve Yeni Medya aracılığıyla nasıl yayıldığını, aynı zamanda Sosyal Temsiller ve kimlik teorileriyle nasıl ilişkilendirilebileceğini kapsamlı bir şekilde ele almayı hedeflemektedir.

Nefret söylemiSosyal medyaYeni medya
Emek Ezgi Kıdış
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de sakatların sosyal medya kullanım pratikleri: Tarihsel materyalist bir yaklaşım

Sosyal medyanın birbirimizle nasıl iletişim kurduğumuz konusunda hayati bir unsur haline geldiği açıktır. Ağlar, akıllı telefonların yaygınlaşması ve artık bu platformların birçoğunun belkemiğini oluşturan sosyal medya uygulamalarının entegrasyonu yoluyla günlük yaşamlarımıza giderek daha fazla entegre olmaktadır. Sosyal medya hayatımızın giderek daha önemli bir parçası haline gelirken, sakat insanlar üzerindeki etkisi büyük ölçüde incelenmemiş durumdadır. Bu nedenle, sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle oluşan süreçlerdeki kullanım pratikleri sakat kullanıcılar özelinde odaklanmayı gerektirmektedir. Tarihsel bir analiz metodolojisini kuramsal çerçesvesinde temel alan bu eleştirel tez, kapitalizmin tarihsel dönemle ilişkili sosyal, ekonomik, politik, kültürel ve entelektüel gelişmelerinin, çağdaş toplumda varlığını sürdüren engelleyici baskı biçimlerinin çoğuna nasıl yol açtığı görüşüne sahiptir. Böylesi bir zeminden hareketle, bu çalışmada, sakatlığın kapitalist politik ve ekonomik ilişkiler çerçevesinde oluştuğu düşüncesiyle hareket etmektedir. Kapitalizm olarak ortaya çıkan tarihi dönemin günümüz toplumunda varlığını sürdüren engelli biçimlerinin çoğuna nasıl yol açtığını incelerken, geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek arasındaki bağlantıları çeken tarihsel bir bakış açısı benimsenmiştir. İlk kısımda, sakatlığa dair sosyal bilimsel bir tartışmanın hangi yaklaşımlar etrafında şekillendiği ve kapitalizm aracılığıyla toplumsal alanda yeti yitimi olan kişilerin engelleyici politikalarla nasıl 'sakat' vatandaşlara dönüştüğü ele alınmaktadır. Sakatlık üzerine kapitalizm eleştirisini gerekli gören bu çalışma tarihsel bir metodoloji ile kapitalizmin doğulundan günümüz yeni iletişim teknolojilerininin yükselişine kuramsal bir seimleme yapmaktadır. İkinci kısım ise mevcut kapitalist toplumsal ilişkiler içerisindeki sakat kişilerin sosyal medya kullanım pratiklerine yönelik alan araştırması bulunmaktadır. 268 Bu çalışmanın ilk araştırma kısmı,derinlemesine görüşme ile veri toplama tekniğine dayanmaktadır. Veriler yüz yüze, derinlemesine görüşme yöntemi ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Görüşmeler, 15 katılımcının demografik bilgileri alındıktan sonra gündelik hayat pratiklerini, kamusal alana katılımlarını, erişim sorunları ve toplumsal hayattaki durumlarını da öğrenmeyi hedeflemiştir. Bu konularda edinilen bilgiler ile sosyal medya kullanım pratiklerinin hayatlarındaki etkilerini de görmemize yardımcı olması amaçlanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında katılımcılardan rastgele seçilen beş Twitter kullanıcısının Twitter paylaşımlarının incelenmiştir. Bu paylaşımlardan elde edilen nicel veriler ve nitel veriler, sakat bireylerin kullanım pratiklerini toplumsal durumları ile birlikte görme fırsatı sunmuştur. Araştırmanın üçüncü aşamasında ise Maxqda programı aracılığıyla çekilen tweet bilgilerinden oluşmaktadırç Program aracılığıyla 'engelli' ve 'engellilik' kelimeleri taranarak elde edilen tweetler nicel olarak kategorize edilmiştir. Mevcut yeni iletişim teknolojilerinin ve sosyal medyanın potansiyellerini reddetmemekle birlikte kapitalist toplumun yarattığı engelleri aşmada sınırlı kaldığı görülmüştür.

Esra İnce
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bourdieu ve yeni medya seçkinleri: Nüfuzlular ve gazeteciler

Bu çalışmada Türkiye'de sosyal medya izleyicilerini etkileme ve yönlendirme gücüne sahip olduğu kabul edilen nüfuzlu olma pratikleri Bourdieu'nun kavramsal araçlarıyla çözümlenmiş ve geleneksel medyanın sembolik seçkinleri ile aralarındaki benzerlik ve farklılıkları göz önüne alarak, nüfuzluların toplum üzerindeki sembolik karşılığı incelenmiştir. Bu amaçla örneklemin nüfuzlular kısmında Danla Bilic, Enes Batur, Reynmen, Sude Alkış ve Damla Altun, gazeteciler kısmı için Ece Vahapoğlu, Seda Akgül, Ayşe Arman, Cüneyt Özdemir, Murat Güloğlu olarak belirlenmiştir. Örneklemdeki kişilerin tüm dijital izleri ve çevrimiçi platformlardaki hesaplarından toplanan veriler nitel içerik analizine tabi tutulmuştur. Yapılan nitel içerik analizi sonucunda nüfuzluların yeni bir seçkin türüne dahil olmadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte Bourdieu'nun habitus kavramı ile yorumlandığında çevrimiçi platformlarda "sembolik seçkinlerin" nesnel ilişkilerdeki, piyasa ilişkilerindeki ve iktidarla olan ilişkilerinde hakimiyetini kaybetmesi, habitusun kendisini yenileyerek oluşan şartlara uygun yeni bir seçkin türü doğuracağını işaret etmektedir. Nüfuzluların elde ettiği sembolik güçten yola çıkarak, habitusun beğeni yoluyla inşa edilen yeni bir seçkin türüne doğru evrilebileceği görülmüştür. Bu yeni seçkin türünün de en önemli adayının nüfuzlular olduğu düşünülmektedir

Dijital etkileyenlerGazetecilerNüfuz+5
İlke Atik Taşkıran
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni medya okuryazarlığı düzeyinin sosyal medyaya güven algısına etkisi

Bu araştırma, sosyal medya okuryazarlığının giderek artan önemine ve günlük hayatımızdaki etkisine odaklanarak, bireylerin medya okuryazarlığı becerilerinin sosyal medyadaki güven algıları üzerindeki etkisini anlamak üzere bir inceleme sunmaktadır. Araştırma, öncelikle yeni medya okuryazarlığı kavramını tanımlayarak, işlevsel tüketim, eleştirel tüketim, işlevsel üretim ve eleştirel üretim başlıklarında bilgiye erişim, içerik değerlendirme, eleştirel düşünme, etkili iletişim, etik içerik üretme gibi becerileri, medya okuryazarlığının tarihçesini, kapsamını ve boyutlarını irdeleyerek değerlendirmektedir. Ardından, sosyal medya hakkında yapılan güvenilirlik çalışmalarını inceleyen bu araştırma, sosyal medyada güven algısının oluşmasını sağlayan, kaynak güvenilirliği, bilgi güvenilirliği, bilgi sunumu, araç güvenilirliği gibi faktörleri değerlendirmektedir. Tarama yöntemiyle tamamı Z kuşağından oluşan 562 öğrencinin katılımıyla gerçekleşen araştırmada katılımcıların demografik bilgileri, yeni medya okuryazarlık düzeyleri ve medyaya duydukları güven algıları ölçülmüştür. Araştırmanın sonuçları, yeni medya okuryazarlığı düzeyi yüksek olan bireylerin sosyal medyaya daha fazla güven duyduğunu göstermektedir. Araştırmanın bulguları, katılımcıların sınıf, fakülte, anne-baba eğitim durumu, coğrafi özellikler gibi demografik bilgileri ile sosyal medya okuryazarlık düzeyleri ve medyaya duydukları güven arasında bağıntı bulamamıştır. Bu araştırma, günümüzdeki yeni medya okuryazarlığı eğitiminin ve kuramsallaştırılmasının güven algısını pekiştirerek daha çok yeni medya kullanımına yol açtığını saptamıştır. Tarihçesine bakıldığında, medya eğitiminin temellerini liberal yaklaşımlardan aldığı, eleştirel düşünceyi sistemine dâhil etmeye çalışsa bile eleştirel bakış açısını basitleştirdiği ve indirgediği görülmektedir. Yeni medya okuryazarlığı eğitimi, medya tüketimini ve üretimini teşvik eden bir yapıdadır. Yüksek okuryazarlık düzeyi, medyaya duyulan güvenden hareketle daha yüksek sosyal medya kullanımına yol açarak sosyal medya üzerinden kapitalist güç odaklarının kendilerini yeniden üretmelerine yol açmaktadır. Yeni medya okuryazarlığı eğitiminin eleştirel düşünceyi ve teknolojik gelişmeleri merkezine alarak yeniden oluşturulması gerekmektedir. Toplumlara güç verecek yeni medya okuryazarlığı eğitim programı oluşturulurken, egemen kurumsal yapıların yanı sıra üniversiteler, çeşitli muhalif kuruluşlar ve toplumsal hareketlerle desteklenmelidir. Anahtar Sözcükler: yeni medya, yeni medya okuryazarlığı, sosyal medya okuryazarlığı, güvenilirlik algısı, medya güvenilirliği, medyaya güven

GüvenGüvenilirlikMedya okuryazarlığı+2
Nehir Devrim
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Alternatif medyada çalışan gazetecilerin sınıf bilinçleri bağlamında haber üretimi

Üç bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde toplumsal sınıfların görünümü ele alınmış, sınıf kavramının önemini yitirmekten ziyade hala güncelliğini koruduğu Türkiye ve dünyadan örneklerle ortaya konmuştur. Ardından sınıf kavramının Marksizm ve Marksizmden türeyen yaklaşımlarca nasıl ele alındığı incelenerek öznel sınıf oluşum süreçleri detaylı bir biçimde tartışılmış, bu süreci sekteye uğratabilecek belli başlı unsurlara yer verilmiştir. Bölüm, 21. yüzyılda değişen-dönüşen sınıf yapılarının incelenmesiyle son bulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde ise yeni medya kavramı ele alınmış, alternatif medyanın gelişim sürecine kapı aralayan belli başlı olaylar tartışılmıştır. Son olarak alternatif medyaya yönelik kavramsal çerçeve oluşturma çabaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise alternatif medya kavramsallaştırmasına uyan beş kurum tespit edilmiş, bu kurumlarda farklı yaş ve pozisyonlardaki yirmi gazeteciyle derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşme soruları, materyalist tarihsel bir perspektifle hazırlanmış, sınıf bilinci gibi zor bir olguyu anlamak adına sınıf kimliği, sınıf çıkarları ve ortak kültürel pratikler gibi çeşitli öznel unsurlara yer verilerek, alternatif medyanın sınıf eksenli bir haber üretimi için uygun bir ortam olup olmadığı incelenmiştir. Derinlemesine görüşme kayıtlarının analizi, derin yorumsamacı yöntemle yapılmış, böylelikle anlamın mevcut güç/iktidar ilişkilerindeki rolü ortaya konmuştur. Gazetecilerin kimliklerinin belirlenmesinde sınıf olgusunun etkili bir unsur olmadığı görülmüş, ortak bir sınıf kültürü oluşturamadıkları ve hegemonik-kapsayıcı bir sınıf bilincinden ziyade ekonomik korporatif düzeyde bir bilinç geliştirdikleri tespit edilmiştir. Bu doğrultuda sınıf bilinci ile haber üretimi arasındaki ilişkinin oldukça düşük olduğu görülmüş, gazetecilerin sınıf temelli haberler yapma eğiliminde olmadıkları tespit edilmiştir. Bu durum ağırlıklı olarak gazetecilerin anaakım liberal gazetecilik ilkelerini benimsemesinden kaynaklanmaktadır. Sınıf temelli haberler yapmak ve sınıf bilincini haberlere yansıtmak "tarafsızlık" ve "doğruluk" ilkelerine zarar vereceğinden ötürü pek uygun karşılanmamaktadır. Sınıf sadece belli başlı nedenlerle (iş yeri ölümleri, grevler, işten çıkarmalar gibi) haber konusunu teşkil edebilmektedir. Bu doğrultuda alternatif medyada gazetecilerin sınıf bilinçlerini haberlerine yansıtma eğilimi taşımadıkları, "tarafsızlık","nesnellik" gibi etik ilkelerin benimsenmesi ile mevcut güç, iktidar ilişkilerinin yeniden kurulmasına hizmet ettikleri anlaşılmaktadır.

Mehmet Türkcan
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kazak kimliğinin yaratılmasında iletişimin rolü: Cumhurbaşkanın ulusa sesleniş konuşmalarına dair inceleme

Bu çalışmada Kazakistan'ın kurucu devlet başkanı N. Nazarbayev'in bir ulusal kimlik yaratma çabasının hangi yollardan geçtiğini derleyip nitel analiz yöntemiyle sunulması amaçlanmıştır. Bu amaçla ulusa sesleniş konuşmaları kronolojik olarak takip edilerek analiz yapılmıştır. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bağımsız devletlerin kurulması, yeni ulusal kimlik paradigmaları yaratmıştır. Küreselleşme sürecinde ulusal kimlik ve ulusal öz bilinç konuları yabancı bilim adamlarının araştırmalarında ele alınmakta; azınlıkların çok etnikli ülkelerde ezilebileceği vurgulanmaktadır. Nazarbayev de bu gerçekten hareketle bir Kazakistan Cumhuriyeti milli kimliği yaratmak için birtakım politikaları benimsediği anlaşılmaktadır. Bu politikaları ulusa sesleniş konuşmalarında belirli bir stratejide ortaya çıkmaktadır. N. Nazarbayev'in ulusa sesleniş konuşmalarında Kazakistanlı kimliğin ön planda tutarken makale ve kitaplarında Kazak kimliğine dair açık ve belirgin vurguları daha sık yapmaktadır. Ulusa seslenişinde sivil kimliği ön planda tutarken harici çalışmalarında Kazak etnik kimliğinin ön planda olduğunu söylenebilir. N. Nazarbayev, Kazak dili ve kültürü üzerine vurgular yaparken Kazak dili ve kültürü üzerine yapılan vurgular zamanla sıklaşmış ve daha açık belirgin hal almıştır. Zamanla kültürel ve dil anlamında Kazak etniğinin alttan üste doğru yükselişini görülse de diğer anlamlarda demokrasi ve hukukun üstünlüğü ile sivil kimliğin koşulları sağlanmıştır. Uzun süren liderin politik hareketleri, süreklilik gösteren istikrar ve barış ülkede sivil kimliği güçlendirmiştir. Nazarbayev'in konuşmalarına bütüncül bir bakış açısıyla analiz edildiğinde, sonuç olarak, Kazak kimliği ile değil, Kazakistan kimliği ile karşılaşılmıştır. Liderin tasarlamış olduğu kimlik bir kazak kimliğinden daha çok, "Kazakistan ulusal kimliği" olduğu söylenebilir. Sonuç olarak liderin ulusal konuşmalarında vurguladığı ve algılamış olduğu milli kimlik Kazak kimliği değil "Kazakistanlı" kimliğidir.

CumhurbaşkanıEtnik kimlikKazaklar+6
Dınmukhammed Kassymbek
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk gazetelerinde Afrika'nın çerçevelenmesi

Medya, konuların belirli yönlerini vurgularken diğerlerini görmezden gelirken, olayları çerçeveleyerek izleyicilerin yorumlarını ve algılarını etkileyebilirdir. Afrika'yı çerçeveleme üzerine önceki araştırmalar, Afrikalı olmayan medyanın çoğunun Afrika'yı haksız ve zayıf bir bağlamda çerçevelediğini göstermektedir. Bu tez çalışması, Türk gazetelerinde Afrika'nın genel çerçevelemesini, Türk gazeteleri tarafından yayımlanan Afrika haberlerinin türlerini, Afrika haberlerinin özelliklerini ve Kuzey ile Sahra Altı Afrika arasındaki kapsama ve çerçeveleme farklılıklarını araştırmak için hem niceliksel hem de niteliksel içerik analizinin yanı sıra çerçeveleme analiz yöntemlerini kullanmaktadır. Bu tez çalışmasının bulgularına göre, Türkiye gazeteleri sorumluluk çerçevesini en çok Afrika haberlerinde kullanmaktadır, sorumluluk çerçeve tüm Afrika haberlerinin %44,3'ünü oluşturmaktadır. Analiz ayrıca, Türk gazetelerinde en çok yayımlanan Afrika haberlerinin siyasal haberler olduğunu ve Türk gazetelerindeki Afrika haberlerinin %99'undan fazlasının olayları kapsadığını ortaya koymaktadır, %1'den daha azı gazetenin araştırmaları sonucunda çıkan haberleri içermektedir. Kuzey Afrika ile Sahra Altı Afrika arasında da kapsama farklılıkları vardır ve Kuzey Afrika, Sahra Altı Afrika'dan daha fazla kapsama alanı almaktadır. Sorumluluk çerçevesi Kuzey Afrika haberlerinde daha sık kullanılırken insan ilgisi çerçevesi en çok Sahra Altı Afrika haberlerinde kullanılmaktadır.

AfrikaGazetelerHaberler+6
Rıdhaa Hamısı Korongo
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Medyada temsil ve gerçeklik: Ağrı İsyanı'nın Türk basınına yansıması (1929-1930)

Anaakım yaklaşımlara göre medya, toplumsal gerçekliği olduğu gibi yansıtma potansiyeline sahip olsa da eleştirel yaklaşımlar bu tezi çeşitli şekillerde çürütmüştür. Bu paradigmaya göre gerçeğin aynası olmak bir yana medya, gerçekliği inşa etme, kurgulama işlevine sahip bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Medya, toplumsal olgulara dair geliştirdiği söylem biçimleriyle gerçekliğe dair bir imge yaratmakta, bir inşa sürecine dahil olmaktadır. Dilin anlamlandırma pratiklerinden faydalanarak olgulara dair inşa ettiği gerçekliği mutlak bir hakikat olarak sunmaktadır. Bu çalışmada, yazılı basının 1926-1930 yılları arasında gerçekleşmiş olan Ağrı İsyanına dair nasıl bir gerçeklik inşa ettiğinin, nasıl bir söylem ürettiğinin ve nihayetinde Kürt sorununa dair nasıl bir algı oluşturduğunun açığa çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmada Cumhuriyet, Akşam, Vakit, Son Posta ve Milliyet gazetelerinin Haziran- Eylül 1930 tarih aralığında yayımlanmış haberleri incelenmiştir. Haber metinleri Teun A. van Dijk'ın eleştirel söylem analizi metodu kullanılarak analiz edilmiştir. Söz konusu dönemde yazılı basının isyanı ilk ve temel olarak hırsızlık vakaları olarak çerçevelediği görülmektedir. İsyancılar ise eşkıya, şaki, haydut gibi sıfatlarla anılmaktadır. Buna ek olarak isyanın dış güçler tarafından organize edildiği, irticai bir faaliyet olduğu ve nihayetinde bir Kürt isyanı olduğu ifade edilmektedir. Fakat bu temaların da eşkıyalık, haydutluk vurgusuyla verilmekte olduğu görülmüştür. İsyan ve isyancıların sürekli olarak olumsuz temsiliyle karşılaşılırken hükümet ve ordunun olumlu temsilleriyle karşılaşılmaktadır. Basın, Ağrı İsyanına dair inşa ettiği bu gerçekliği sürekli olarak yeniden üretmiş ve hegemonik bir söyleme dönüştürmüştür.

AğrıAğrı Dağı İsyanıBasın+6
Dilan Kızılyıldız
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ta azınlık medyası: Türkmen basının tarihsel gelişimi

Azınlık kavramının kesin bir tanım verilmemiş ancak içerdiği anlam zaman içinde hızla genişlemiş ve yeni özellikler eklenmiş. Azınlık kavramı sosyolojik, hukuksal, siyasal farklı yorumlar yapılmıştır ancak batı litaratünde etnik, dini, dilsel ve kültürel faktörlerin etkisiyle ele alınırken osmanlı başta olmak üzere bazı toplumlarda din temel belirleyici faktördür. Dolayısyla azınlık kavramı içeriği ve kapsam konusunda kesin bir uzlaşma yoktur. Azınlık kavramı hukuksal ve sosyolojik yönden değerlendirilir; azınlık türleri ise etnik azınlık,dini azınlık, dil azınlığı ve ulusal azınlık olarak türlere ayrılır.azınlıklar için kitle iletişim araçları çok önemlidir çünkü kendi kültürel ,dinsel,dilsel ve etnik yapıların korunması özerk iletişimsel alanların yaratılması yolu ile olur ve varoluşların anlamladırmasında büyül role sahiptir .Azınlık olarak Türkmenlerin basın faaliyetlerin ise Irak'ın kuruluşundan günümüze kadar var olma mücadelesi vermiştir. kraliyet döneminde yayın yapan üç gazete var Kerkük gazetesi, İleri gazetesi ve Afak gazetesidir.Cumhuriyet döneminde ise (1958 -2003) Beşir gazetesi ,Kardeşilk dergisi,Tükmeneli gazetesidir.2003 işgal sonrası dönem ise yayını gümüze kadar devam eden gazeteler şöyledir;(Türkmeneli,Aksu,İnci Diyale,TEBA).devam eden dergiler ise (Kardeşlik,Elfanar,Kurtuluş,Muharip,Elkatip Altukmanı).ancak kısa dönem yayın yapan sonra kapatılan gazeteler ise,Kerkük,Altın Köprü,karar,Alsadık,Almesir,Meclis, ufuk ,Almizan,Türkmen Times,zahab El Esvet,Ayna,Tercüman,El-wefa,babagürgür,şafa babagürgür,El-Beşir,Kale).

Azınlık basınıAzınlık haklarıAzınlıklar+6
Zeynep Aksu
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00