Atatürk University
Discipline

Tarla Bitkileri Anabilim Dalı

Atatürk University

1,119

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Farklı gelişme dönemlerinde hasat edilen mısır tohumlarının çimlenme özelliklerinin belirlenmesi

Uygun zamanda tohum hasadı, tohumların canlılığına önemli oranda katkıda bulunmaktadır. Bu çalışma, farklı olgunluk aşamalarında toplanan mısır tohumlarının çimlenme özelliklerinin belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırma, Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri araştırma alanı ve laboratuvarlarında 2018 yılında yapılmıştır. Araştırmada üç mısır genotipi (Dekalp 6589 (FAO 700), Cadız (FAO 700) ve Bolson (FAO 600)) kullanılmıştır. Koçan püskülü oluşundan 20 gün sonra başlanarak koçan 5 gün aralıklarla toplanmıştır. Koçanlar 3 ay kurutulduktan sonra, çimlendirme ve hızlandırılmış yaşlandırma testine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda, farklı gelişme döneminde hasat edilen mısır tohumlarında incelenen tüm özellikler istatistiki açıdan önemli bulunmuştur. Çimlenme oranı, çimlenme indeksi ve çimlenme süresi,çeşitler açısından önemli bulunmuştur. Çimlenme oranı, çimlenme indeksi en yüksek Bolson çeşidinde bulunurken, kök uzunluğu, fide uzunluğu ve fide ağırlığı bakımından önemli bir değişiklik kaydedilmemiştir. Kök yaş ağırlığı, bin tane ağırlığı ve elektiriksel iletkenlik değerleri çeşitler arasında önemli farklılık göstermiştir. Hasat zamanı, çimlenme özellikleri üzerinde önemli etki yapmıştır. Elektiriksel iletkenlik hasat zamanı geciktikçe azalmıştır. Çimlenme oranı, çimlenme indeksi ve ortalama çimlenme süresi bakımından hasat zamanı çeşit interaksiyonu önemli bulunmuştur. Erken dönemde hasat, tohumun çimlenmesini etkilemediği; ancak tohum olgunluk aşamasında tohum canlılığı artmıştır. Mısır tane kalitesini kabul edilebilir sürelerle uygun saklama ve koruma mümkün olabilir. Bu nedenle, tanelerin uygun nem seviyesinde depolanması gerektiği sonucuna varılabilir.

Ayten Yağız
Hatay Mustafa Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Buğdayda kısıtlı sulamanın ve bitki organlarını gölgelemenin dane verimi ve verim öğelerine etkisi

Çalışmanın amacı, WANA agro-klimatik bölgede yetiştirilen ve dane dolum döneminde su stresine maruz kalan buğdayda, farklı organlarda (başak kısımları, bayrak yaprağı, alt yapraklar) gerçekleşen fotosentetik aktivitenin yanı sıra hızlı dane büyüme dönemine kadar olan sürede üretilen rezerv kuru maddenin dane büyümesine etkisini, dolayısıyla verim için önemini ortaya koymaktır. Çalışma, bir adet ekmeklik buğday (Triticum aestivum L) çeşidi (Masaccio) ile Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tayfur Ata Sökmen yerleşkesinde serada saksı (86x38x30 cm) ortamında tesadüf parsellerinde bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı yürütülmüştür. Çiçeklenmeye kadar tüm saksılara eşit sulama yapılmıştır. Çiçeklenmede üç farklı toprak su seviyesi (I1: tarla kapasitesinin %10'u, I2: tarla kapasitesinin %30'u, I3: tarla kapasitesinin %50'si kaybolduğunda kaybolan suyun yerine konması) ve beş farklı gölgeleme uygulaması (hiç gölgeleme yok, başağın, bayrak yaprağın, başak + bayrak yaprağın, tüm bitkinin gölgelenmesi) yapılmıştır. Ekim öncesi her saksılara 80 kg ha-1 saf besin maddesine eşdeğer azot fosfor ve potasyum içeren kompoze gübre (15-15-15) toprağa karıştırılarak verilmiştir. Azotun geri kalan kısmı sapa kalkma dönemi ortasında 60 kg ha-1 hesabına uygulanmıştır. Çalışma sonunda, birim alan fertil başak sayısı su stresi artıkça artmış, buna karşın, başak dane sayısı, bin dane ağırlığı, başak dane verimi ve birim alan verimleri ise su stresi arttıkça azalmıştır. Bitki organlarında gölgelenmede su stresinde olduğu gibi başak dane sayısı, bin dane ağırlığı, başak verimi ve birim alan verimini olumsuz etkilemiştir. Ayrıca başağın gölgelenmesi gerek bayrak yaprak, gerekse başak + bayrak yaprağın gölgelenmesine göre dane veriminde daha fazla kayba neden olmaktadır. Tüm bitkinin gölgelenmesi hiçbir gölgelemenin olmadığı duruma göre verimde %45,0 dolaylarında azalmaya neden olmuştur. Buna karşın, bu uygulamada hiçbir fotosentetik aktivitenin olmadığı düşünüldüğünde, sap rezervlerinin dane verimini yalnız başına oluşturmadığı görülmüştür. Bu durumda yaprak ve kök rezervlerinin de diğer önemli depo rezervleri olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bitki rezervlerinin dane veriminin oluşumunda ne kadar hayati bir role sahip oldukları bu çalışmayla bir kez daha teyit edilmiştir.

Meltem Balakan
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni geliştirilen bazı ileri pamuk hatlarının tarımsal ve teknolojik özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışma, TÜBİTAK tarafından desteklenen 214O086'nolu proje kapsamında geliştirilen, Verticillium solgunluğu hastalığına toleranslı, 35 ileri pamuk hattının tarımsal ve teknolojik özelliklerinin incelemek amacıyla Amik Ovası koşullarında yürütülmüştür. Çalışmaya ilişkin deneme, 2019 yılında Augmented deneme deseni uyarınca, 35 ileri hat tekerrürsüz ve 3 kontrol çeşit (BA-440, Lima ve May 455) 6 blokta tekrar edecek şekilde kurulmuştur. Çalışma sonucunda, kontrol olarak kullanılan çeşitler arasındaki farklılıkların yüz tohum ağırlığı, kütlü verimi, çırçır randımanı ve lif verimi özellikleri yönünden istatiksel olarak P<0.01; odun dalı sayısı yönünden P<0.05 düzeyinde önemli; incelenen diğer özellikler yönünden ise önemsiz olduğu saptanmıştır. Materyal olarak kullanılan tüm genotipler değerlendirildiğinde, incelenen özelliklerin tamamında genotipler arasında istatistiksel olarak önemli düzeyde farklılık olduğu tespit edilmiştir. LSD testi (%5) sonucunda, kütlü verimi yününden genotiplerin istatistiksel olarak birbirinden farklı 22; lif inceliği yününden 20; koza kütlü ağırlığı ve çırçır randımanı yününden 19; 100 tohum ağırlığı ve lif eğrilebilme yeteneği yününden 17; lif uzunluğu ve lif sarılığı yününden 15; koza sayısı yününden 14; bitki boyu, lif kopma dayanıklılığı ve kısa lif oranı yününden 13; meyve dalı sayısı yününden 11; lif parlaklığı yönünden 10; odun dalı sayısı yününden ise 7 grup oluşturduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bu sonuçlar, materyal olarak kullanılan ileri hatlar arasında incelenen özellikler yönünden geniş bir varyasyon olduğunu ortaya koymaktadır. Bu geniş varyasyon, ileride yapılması planlanan çeşit tescil çalışmaları için istenilen özellikler açısından uygun pamuk hatlarının seçilmesine olanak sağlayabilir.

Melek Büşra Kara
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Akdeniz şartlarında yetiştirilen tatlı sorgum (Sorghum bicolor (L.) Moench var. saccharatum) ve maş fasulyesi (Vigna radiata (L.) Wilczek)'nde farklı ekim yöntemleri ile karışım oranlarının yem ve silaj kalitesine etkileri

Bu çalışma tatlı sorgum ve maş fasulyesinde farklı ekim yöntemleri ve karışım oranlarının yem ve silaj kaitesine etkisini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Ekim yöntemleri olarak çift sıralı ekim (ÇSE) (20×55 cm sıra arası), dar sıralı ekim (DSE) (55 cm sıra arası) ve geleneksel sıralı ekim (GSE) (75 cm sıra arası) tasarımları kullanılmıştır. Karışımlar tatlı sorgum ve maş fasulyesinin bitki sıklıkları ve alternatif sıra sayıları üzerinden oluşturulmuştur. Ekimler 1 sıra tatlı sorgum 1 sıra maş fasulyesi (S1:1) ve 2 sıra tatlı sorgum ve 1 sıra maş fasulyesi (S2:1) alternatif sıralarına yapılmıştır. Tatlı sorgumun bitki sıklığı 14000 bitki da-1 (TS14) ve maş fasulyesinin bitki sıklığı 14000 (MF14), 21000 (MF21) ve 28000 (MF28) bitki da-1 şeklinde karışımlara dahil edilmiştir. Bu deneme iki faktörlü olarak (ekim yöntemleri ve karışımlar) planlanmış ve tesadüf blokları deneme deseninde bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak düzenlenmiştir. Araştırmada yem verim ve kalitesini değerlendirmek amacıyla yaş ot verimi (YOV), kuru ot verimi (KOV), kuru madde oranı (KMO), nötr ortamda çözünmeyen lif (NDF), asitli ortamda çözünmeyen lif (ADF), asitli ortamda çözünmeyen lignin (ADL), ham kül (HK), organik madde (OM), ham protein (HP), EE (eter ekstraktı), kondense tanen (KT), laktik asit bakteri (LAB) sayısı, enterobakteri (ENT) sayısı, maya sayısı, bitki pH'sı ve suda çözünebilen karbonhidrat (SÇK) özellikleri incelenmiştir. Ayrıca karışık ekim sistemleri AEO (alan eşdeğer oranı), kuru maddede tatlı sorgum ve maş fasulyesi oranı (TSOKM ve MFOKM) ve yaş otta tatlı sorgum ve maş fasulyesi oranı (TSOYO ve MFOYO) özellikleri üzerinden değerlendirilmiştir. Silaj fermentasyon kalitesi ve besin madde içeriğini değerlendirmek amacıyla KMO, kuru madde korunumu (KMK), NDF, ADF, ADL, HK, OM, HP, EE, KT, SÇK, nispi yem değeri (NYD), pH, amonyak azotu (NH3-N), LAB sayısı, maya sayısı, laktik asit (LA) içeriği, asetik asit (AA) içeriği, propiyonik asit (PA) içeriği, etanol (ETOH) içeriği ve LA/AA oranı özellikleri incelenmiştir. Bu çalışmanın sonuçlarına göre ot verimi, kalitesi ve besleme değeri yönünde ekim yöntemlerinden ÇSE ve DSE, karışımlardan Saf-MF21 yetiştiriciliği ile S2:1-TS14-MF14 karışık yetiştiricilik sistemleri önerilebilir. Ayırıca interaksiyon arasında DSE'de S1:1-TS14-MF21 yetiştiriciliği ile birlikte iyi sonuçların alınabileceği tespit edilmiştir. Yine çalışmadan elde edilen sonuçlara göre silaj kalitesi ve besin madde içeriği yönünden ekim yöntemleri arasında ÇSE ile DSE en iyi sonucu vermiştir. Karışımlar arasında en kaliteli silajlar saf tatlı sorgum yetiştiriciliği ile karışık yetiştiricilik sistemlerinden elde edilmesine rağmen, besin madde içeriği yönüde düşünüldüğü zaman S2:1-TS14-MF21 karışık yetiştiricilik sistemi tek başına önerilebilir. İkili interaksiyon bakımından silaj kalitesi ve besleme değeri yönünde GSE'de S2:1-TS14-MF21 karışık yetiştiricilik sistemi iyi sonuç vermiştir.

İbrahim Ertekin
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Amik ovası koşullarında II. ürün soya çeşitlerinin farklı dönemlerinde uygulanan demir ve çinkonun azot fiksasyonu ile verim ve kalite özelliklerine etkisi

Bu çalışmada, Amik Ovası koşullarında ikinci ürün olarak yetiştirilen soya bitkisinin (Glycine max L. Merr.) farklı gelişim dönemlerinde yapraktan uygulanan Zn ve Fe besin elementlerinin azot fiksasyonu ile verim ve kalite özelliklerine etkilerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma, 2018 ve 2019 yıllarında bölünen bölünmüş parseller deneme desenine göre üç yinelemeli olarak yürütülmüştür. Ana parsellere çeşitler (Arısoy, Bravo, Nazlıcan), alt parsellere gelişme dönemleri (V3, R1, R3) ve alt alt parsellere besin elementleri (kontrol, Zn, Fe, Zn + Fe) yerleştirilmiş ve çeşitli fenolojik, morfolojik ve kalite parametreleri incelenmiştir. En yüksek dekara verim Nazlıcan çeşidinden (517.80 kg/da) ve V3 döneminden (427.43 kg/da) elde edilmiştir. Besin elementleri içerisinde verim yönünden sıralama ise Zn + Fe (481.13 kg/da), Zn (435.52 kg/da), Fe (406.84 kg/da) şeklinde olmuştur. Kontrol grubu 369.81 kg/da değeriyle son sırada yer almıştır. Protein oranında en yüksek değer Nazlıcan çeşidinden (%34.33) ve R3 döneminden (%33.22) elde edilmiştir. Besin elementi uygulamalarında sırasıyla Zn (%33.61), Zn + Fe (%33.23) ve Fe (%32.97) uygulamaları öne çıkmıştır. Yağ oranları içerisinde en yüksek değer Arısoy çeşidinden (%21.50) ve R3 döneminden (%21.30) elde edilmiştir. Besin elementleri içerisinde protein oranında olduğu gibi Zn uygulaması (%22.02) öne çıkmış, onu sırasıyla Fe (%21.96) ve Zn + Fe (%21.49) uygulamaları takip etmiştir. Bütün faktörlerin iki yıllık ortalama protein oranı %33 ve yağ oranı %21.08 olmuştur. Bütün faktörlerin iki yıllık ortalamaları incelendiğinde yağ asitlerinin dağılımının linoleik asit %50.13, oleik asit %24.83, palmitik asit %11.82, linolenik asit %8.80 ve stearik asit %2.86 şeklinde olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Amik Ovası şartlarında toprağın kireç ve pH değeri yüksek olduğu için bitkinin Zn ve Fe alımının sınırlı olduğu görülmüş ve yaprak gübrelemesi ile besin elementlerinin soya bitkisinde gerek morfolojik gerekse de kalite özelliklerini olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.

Cenk Burak Şahin
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Amik ovası koşullarında, organik kaynaklı toprak düzenleyicileri ile birlikte azaltılmış azotlu gübre uygulamalarının pamuğun (Gossypium hirsutum L.) verim ve lif teknolojik özelliklerine etkisi

Çalışmada kimyasal gübre kullanımını azaltmak ve doğal kaynaklı toprak düzenleyiciler ile yeterli verim ve kaliteye ulaşmak amaçlanmıştır. 2019 yılında Amik Ovası koşullarında tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre yürütülen bu çalışmada pamukta (Gossypium hirsutum L.) bazı verim ve kalite öğeleri incelenmiştir. Denemede ana parsellere toprak düzenleyiciler (leonardit ve zeolit), alt parsellere farklı azot dozları yerleştirilmiştir. İncelenen özellikler içerisinde bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, koza sayısı, koza kütlü ağırlığı, lif inceliği, mukavemet ve 100 tohum ağırlığı her iki faktörden de etkilenmemiş, ortalamalar arasındaki fark istatistiki olarak önemsiz bulunmuştur. Farklı azot dozları yalnızca çırçır randımanı üzerinde istatistiki öneme sahipken, verim ve lif uzunluğunda her iki faktörün interaksiyonu gözlemlenmiştir. Doğal kaynaklı toprak düzenleyicilerin sürdürülebilir tarım hususunda potansiyeli ortaya konmuştur.

Yusuf Ziya Aygün
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Su kısıtının reyhan (Ocimum basilicum L.) bitkisinde verim ve kaliteye etkisi

Çalışma, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü sera alanında 2018 yılında yürütülmüştür. Çalışmanın amacı; farklı seviyelerde su stresine maruz kalan fesleğen bitkisinde değişik dozlarda azot uygulamasının bitkide herba verimi ve verim unsurlarının yanı sıra, uçucu yağ oranı ve veriminde meydana gelebilecek değişiklikleri araştırmaktır. Çalışmada kullanılan fesleğen (Ocimum basilicum L) 3 tekerrürlü olarak 86 x 32 x 30 cm ebatlı ve tarla toprağı ile doldurulmuş saksılarda yetiştirilmiştir. Öncesinde viyollerde çimlendirilmiş ve her saksıya 6 adet bitki gelecek şekilde şaşırtılmıştış. Dikim öncesi saksılara farklı azot dozlarının (0 – 30 – 60 – 90 – 120 kg ha-1) yanısıra 60 kg fosfor, 60 kg potasyum uygulanmıştır. Çiçeklenme başlangıcına kadar tüm saksılar benzer sulamaya tabi tutulmuş olup, çiçeklenme ile birlikte tüm saksılar üç gruba ayrılarak olgunlaşmaya kadar üç farklı sulama seviyesi (tarla kapasitesi %90; %60; %30'a düşünce tarla kapasitesine gelene kadar su ilavesi) uygulanmıştır. Çalışma sonucunda; toprak su içeriğindeki azalmanın kontrole göre taze kök ağırlığı (TKA)'nda %5,05 artış, taze dal ağırlığı (TKA)'nda %31,92, drog kök ağırlığı (DKA)'nda %16,36, herba drog ağırlığı (DHA)'nda %29,37, drog biyomas ağırlığı (DBioA)'nda %20,11, bitki yaprak sayısı (BYS)'nda %30,42, tek yaprak alanı (TYA)'nda %23,30, bitki yaprak alanı (BYA)'nda %44,04, taze herba yağ oranı (THYO)'nda %20,5 ve taze herba yağ verimi (THYV)'nde %22,11 azalmaya neden olduğu saptanmıştır. Azot uygulamasının ise taze kök ağırlığı (TKA), taze dal ağırlığı (TDA), drog yaprak ağırlığı (DYA), drog herba ağırlığı (DHA), drog biyomas ağırlığı (DBioA), bitki yaprak sayısı (BYS), tek yaprak alanı (TYA), bitki yaprak alanı (BYA), drog herba yağ oranı (DHYO) ve drog herba yağ verimi (DHYV)'inde sırasıyla %11,96; %45,89; %63,14; %49,73; %37,63; %8,24; %78,57 ve %50,00 artışa neden olmuştur. Diğer yandan toprak su stresi taze herba ağırlığı (THA)'ında %3.05, taze biyomas ağırlığı (TBioA)'da %2,55 azalmaya neden olmuştur. Buna karşın azot uygulaması hem taze herba ağırlığı (THA), hem de taze biyomas ağırlığı (TBioA)'nda artışa yol açmıştır (%4,82 ve %4,99). Sonuç olarak; baharat amaçlı yetiştiricilikte su stresinin olmadığı veya hafif olduğu ortamda, yüksek azot uyulamasında ve yaşlanmadan hemen önceki dönemde hasadın yapılması, uçucu yağ amaçlı yetiştiricilikte ise kesinlikle yüksek sıcaklıkta kurutmanın yapılmaması, toprakta mümkün mertebe su stresine izin verilmemesi ve bitkinin maksimum habitusa ulaştığı dönemde hasatın yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

İlayda Sarıoğlan
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay ekolojik koşullarında çörek otu (Nigella sativa L.) bitkisinin farklı ekim zamanlarında verim ve verim unsurlarının belirlenmesi

Bu çalışma 2018-2019 yıllarında, Mustafa Kemal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi tıbbi bitkiler deneme alanında, Hatay ekolojik koşullarında farklı ekim dönemlerinde ekilen çörek otunun (Nigella sativa L.) verim ve verim unsurlarının belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Deneme; tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Denemede 15 Kasım, 1 Ocak, 15 Şubat, 1 Mart, 15 Mart, 1 Nisan, 15 Nisan, 1 Mayıs ve 15 Mayıs tarihlerinde ekim yapılmıştır. Çalışmada tarla denemesi sırasında ve hasat sonrasında fenolojik, bitkisel, verim ve verim unsurları ile ilgili bazı özellikler incelenmiştir. Alınan ölçümler sonucunda bitki boyu 19.03-54.00 cm, dal sayısı 8.80-3.78 adet/bitki kapsül sayısı 3.73-20.67 adet/bitki, bin tane ağırlığı 3.04-2.10 g, tohum verimi 3.65-51.81 kg da-1, yağ oranı % 22.47-32.07 değerler arasında bulunmuştur. Hatay ekolojik şartlarında yaz sıcaklıklarının erken artması nedeniyle, bu dönemlerde yazlık ekimde verim ve verime ilişkin değerler kışlık ekime göre azalmıştır. Bu nedenle, Hatay ekolojik koşullarında çörek otu için en uygun ekim zamanı olarak 1-15 Kasım tarihleri önerilmektedir

Yılmaz Eren
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Su kısıtının farklı pamuk genotiplerinin verim ve lif kalite özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışma, tam ve % 50 kısıtlı sulama koşullarında, 21 pamuk genotipi (Astoria, BA-119 (Lider), BA-440, Candia, Carisma, Edessa, Fiona, Flash, Gloria, Lima, Lodos, Lydia, May-344, May-455, May-505, PG-301 (Kaira), PG-6041 (BA 1010), PGS-1510 (Lazer), ST-468, ST-498 ve Zena-1018) ile 2018 yılında yapılmıştır. Çalışmaya ilişkin deneme, bölünmüş parseller deneme deseni uyarınca 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Deneme, sulama konusu ana parsellere, genotipler ise alt parsellere gelecek şekilde düzenlenmiştir. Çalışma sonucunda, tam ve kısıtlı sulama koşulları arasındaki farklılıkların kütlü verimi, lif verimi, lif eğrilebilme yeteneği ve lif yeknesaklığı yönünden istatistiksel olarak %1, bitki boyu, 100 tohum ağırlığı, çırçır randımanı, lif uzunluğu, kısa lif oranı, lif esnekliği ve lif parlaklığı yönünden ise % 5 düzeyinde önemli olduğu saptanmıştır. Genotipler arasında bitki boyu, 100 tohum ağırlığı, kütlü verimi, çırçır randımanı, lif verimi, lif eğrilebilme yeteneği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif inceliği, kısa lif oranı, lif esnekliği, lif parlaklığı ve lif sarılığı özellikleri yönünden istatistiksel olarak % 1 düzeyinde önemli farklılık olduğu belirlenmiştir. Öteyandan, su kısıtı x genotip interaksiyonu değerleri arasındaki farklılıkların bitki boyu, 100 tohum ağırlığı, kütlü verimi, lif verimi ve kısa lif oranı özellikleri yönünden istatistiksel olarak % 1, lif uzunluğu özelliği yönünden ise % 5 düzeyinde önemli olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada en yüksek ortalama kütlü verimi Astoria, BA-119, BA-440 ve PGS-1510 genotiplerinden elde edilmiştir. Ancak, BA-119 ve PGS-1510 genotipleri tam ve kısıtlı sulama koşullarında da en yüksek kütlü verimi ile dikkat çekmektedir. Bu nedenle, bu iki genotip tam sulamanın yanında, kısıtlı sulamanın zorunlu olduğu durumlarda da önerilebilir.

Verim
Yusuf Emre Kılınç
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı tek yıllık çim (Lolium multiflorum Lam.) çeşitlerinde azotlu gübrelemenin yem verimine ve kalitesine etkisi

Bu çalışma, tarla denemesi şeklinde, 2017-2018 vejetasyon döneminde, Hatay ekolojik koşullarında ve Mustafa Kemal Üniversitesi'ne bağlı Telkaliş Araştırma ve Uygulama Merkezi arazisinde (Reyhanlı/Hatay) yürütülmüştür. Tarla denemesi tesadüf Bloklarında Bölünmüş Parseller deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Buna göre ana parselde 5 farklı azot (Üre %46 N) dozuna [ 0 (kontrol), 5, 10, 15 ve 20 kg/da)] alt parselde ise 3 farklı tek yıllık çim (Lolium multiflorum Lam.) çeşidine (Hellene, Trinova ve Devis) yer verilmiştir. Araştırmada farklı azot dozlarının tek yıllık çim çeşitlerinin verim ve kalitesine etkisinin belirlenmesi için; bitki boyu, sap kalınlığı yeşil ot verimi, kuru ot verimi, ham protein oranı, protein verimi, ham kül içeriği, Nötrde Çözünmeyen Lif (NDF) ve Asitte Çözünmeyen Lif (ADF) İçeriği ile Nispi Yem Değeri (NYD) incelenmiştir. Azot dozlarının bitki boyuna etkisi önemsiz bulunmasına rağmen, artan azot dozu çeşitlerin bitki boyunda yükselişe neden olmuştur. Ayrıca artan azot dozuna bağlı olarak yeşil ve kuru ot veriminde artış olduğu görülmüştür. Bütün çeşitlerde ham protein oranları ile protein verimleri artan azot uygulamasıyla artmış ve en yüksek değerlere 15 kg/da N dozuyla ulaşılmıştır. Ancak çeşitlerin sap kalınlığının azotlu gübrelemeden etkilenmediği belirlenmiştir. Azotlu gübrelerin çeşitlerin ham kül miktarı, NDF ve ADF oranı ile NYD üzerinde de etkisinin olmadığı saptanmıştır. Araştırma verileri bir bütün olarak ele alındığında azotlu gübrelerin tek yıllık çim çeşitlerinde belirli bir seviyeye kadar verim ve kaliteyi arttırdığı, ancak daha yüksek azotlu gübre dozlarının (özellikle 20 kg/da N dozu) yem verimi ve kalitesini azatlığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle ekonomik sebepler de dikkate alınarak Hatay ekolojik koşullarında tek yıllık çim üretiminde 5-10 kg/da N dozunun önerilebileceği sonucuna varılmıştır. İncelenen birçok özellik üzerinde Devis çeşidinin diğer çeşitlerden daha üstün olduğu sonucuna varılmıştır. Trinova çeşidi ise ikinci tercih olabilir. Ancak NYD yönüyle Hellen çeşidi ön plana çıkmaktadır.

Muhammed Sait Akbaş
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mardin ili Kızıltepe mahallelerinde çayır mera kullanımı ve yem bitkileri tarımı ile ilgili sorunların saptanması

Bu araştırma, Mardin ili Kızıltepe ilçesinde bulunan Arıtepe, Başak, Büyüktepe, Elbeyli, Halkalı, Hocaköy, Karakuyu, Sevimli, Yaşar ve Yolüstü mahallelerinde Çayır mera kullanımı ve yembitkileri tarımı ile ilgili sorunların saptanması ve daha sonraki yıllarda bölgede yapılacak çalışmalara kaynak oluşturması amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik anket soruları hazırlanmış ve tesadüfen seçilen on mahallede yüz üretici ile yüz yüze görüşülerek anket yapılmıştır. Anketin yürütüldüğü işletmelerde, İşletme sahipleri ortalama %59 oranla yoğun olarak 50 ve 50 den daha büyük yaş grubunda olduğu bulunmuştur. Eğitim durumlarına bakıldığında, işletme sahiplerinin %33'ü ilkokul, %26'nın lise, %21'nin ortaokul, %16'nın üniversite mezunu oldukları saptanmıştır. %4'nün ise okuma yazma bilmedikleri saptanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, bölgede en önemli problemin işletmecilerin yembitkisi yetiştiriciliği hakkında yetersiz bilgiye sahip olması, yem fiyatlarının pahalı olması, çayır mera alanlarının yetersiz ve verimsiz olmasından dolayı işletmecilerin çoğunluğu hayvan beslemede saman ve fabrika yemi kullanmaktadırlar. İşletme sahiplerinin 4342 sayılı Mera Kanunu hakkında bilgi sahibi olmadıkları ve 4342 sayılı Mera Kanunundan faydalanıp, meralarının ıslah edilmesini istemektedirler. Ayrıca, Araştırmada üreticilere hayvan sağlığı konusunda eğitim verilmesinin yararlı olacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Veysel Dalmış
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Determining the response of some melez corn varieties (Zea mays L.) to plant density in single and twin row

This research was conducted to compare single and twin-row planting pattern and to determine optimum plant density for hybrid maize (DKC5364, P0573), commercially grown in West Blacksee condition of Turkey, during the main crop growing season in 2020. The experimental design was a randomized complete block in a split-plot arrangement with three replications. Main plots were plant densities of 8,000, 9000, 10 000, 11 000 and 12 000 plants/da. Split-plots were planting patterns (single row (70 cm) and twin row (70-20cm). In this study, tasselling period time, plant height, firs ear height, stem diameter, ears number per plant, ear length, ear diameter, ear weight, ear grain weight, thousand grain weight, hectoliter weight, protein ratio, fat ratio and grain yields were masured. The effect of planting pattern was statically important for grain yield. Grain yiled was observed a 1250.7 kg/da, and 1363.9 kg/da in single row and double-row respectively. It was observed that grain yield of twin row planting pattern was 9.5%more than single row planting. The highest grain yield was determined 10 000 plants/da in twin row planting.

Sadık Yalçın
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Pamuk f3 - f4 generasyonlarının verticillium solgunluğu hastalığına tolerans, verim ve lif kalite özellikleri yönünden incelenmesi ve anılan hastalıkla ilişkili bazı moleküler markörlerin doğrulanması

Bu çalışma, pamuk F3 ve F4 generasyonlarında Verticillium solgunluğu hastalığına tolerans, verim ve lif kalite özelliklerinin irdelenmesi ile anılan hastalıkla yakın ilişkili QTL bölgeleri üzerinde bulunan 18 SSR markörünün doğrulanması amacıyla 2016 ve 2017 yıllarında yapılmıştır. Çalışma pedigri yöntemi uyarınca yürütülmüştür. Denemeler, 2016 yılında (F3) döl sıraları, 2017 yılında (F4) ise birleşik familya blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Çalışmada kontrol olarak kullanılan genotipler [anaçlar (VD-4 ve Stoneville 468) ve standart çeşitler (Carisma, Flash ve Lydia)] tekerrürlü ve 4 sıralı olacak şekilde, tek bitkilerden gelen tohumlar ise ayrı sıralar halinde ekilmiştir. Çalışma sonucunda, her iki yılda da kontrol olarak kullanılan genotipler arasındaki farklılıkların, yaprak ve iletim dokusu semptomlarına göre hastalık indeksi yönünden istatistiksel olarak %1, lif esnekliği yönünden ise %5 düzeyinde önemli olduğu saptanmıştır. Buna karşın, çırçır randımanı değerlerinin 2016, lif eğrilebilme yeteneği değerlerinin ise 2017 yılında %1 düzeyinde önemli olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte F3 ve F4 generasyonlarına ilişkin popülasyonlara ait ortalama değerlerin, incelenen tüm özellikler yönünden istatistiksel olarak farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. İlaveten popülasyonların incelenen tüm özellikler yönünden geniş bir varyasyon sahip olduğu saptanmıştır. Ayrıca, moleküler çalışmalar sonucunda GH215 markörü ile Verticillium solgunluğu hastalığı arasında yakın bir ilişki olduğu saptanmıştır.

Pamuk
Tuğçe Hançer
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Mısırın (Zea mays L.) fizyolojik, morfolojik ve tarımsal özellikleri üzerine ekim zamanının etkisi

Çalışmada Amik Ovası koşullarında farklı ekim zamanlarında yetiştirilen mısırın fizyolojik, morfolojik ve tarımsal özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 2019 ve 2020 yıllarında HMKÜ Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Arazisi'nde tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Ana parselleri dört farklı ekim zamanı (EZ1, EZ2, EZ3, EZ4) ve alt parselleri üç farklı ticari hibrit mısır çeşidi (77MAY35, DKC6630, P2088) oluşturmuştur. Farklı ekim zamanlarında yetiştirilen çeşitlerin tarımsal özelliklerinin yanı sıra çıkış süresi, tepe püskülü çiçeklenme süresi ve koçan püskülü çıkış süresi ile gelişme dönemlerine (V6, V12, VT, R3, R5, R6) ulaşma tarihleri gibi morfolojik ve fenolojik özellikler belirlenerek bu gelişme dönemleri arasındaki büyüme derece gün (BDG) değerleri hesaplanmış, kuru madde miktarı, yaprak alan indeksi (YAİ), yaprak alan sürekliliği (YAS), bitki büyüme hızı (BBH), nisbi büyüme hızı (NBH) ve net asimilasyon hızı (NAH) gibi fizyolojik parametreler incelenmiştir. Çalışma sonucunda ekim zamanının gecikmesiyle bitkilerin daha kısa sürede fizyolojik olgunluğa ulaştığı fakat toplam BDG değerlerinin arttığı belirlenmiştir. Farklı gelişme dönemlerinde belirlenen kuru madde miktarlarının yanında incelenen tüm fizyolojik parametrelerin de ekim zamanlarından önemli derecede etkilendiği tespit edilmiştir. Tane veriminde istatistiksel olarak bir fark bulunmamakla birlikte en yüksek tane verimi ikinci ekim zamanında belirlenmiştir. Bölgemizde ve benzer ekolojik koşullarda çalışmada incelenen 1 Mart-15 Nisan tarihleri arasında mısır ekimi yapılabileceği belirlenmiştir. Fakat özellikle Mart ayı içerisinde gerçekleşen meteorolojik koşullar nedeniyle toprak işleme ve ekim gibi kültürel uygulamalarda zorlukların yaşandığı, bitkilerin daha uzun süre tarlada kaldığı, dolayısıyla fazladan girdi ve işgücüne ihtiyaç olduğunun da göz önünde bulundurulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Cem Tufan Akçalı
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır koşullarında yerel ve güncel makarnalık buğday genotiplerinde verim ve bazı kalite özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışma, bazı makarnalık buğday genotiplerinin bazı verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi amacıyla Diyarbakır ekolojik şartlarında yağışa dayalı koşullarda 2019-2020 üretim sezonunda yürütülmüştür. Deneme 4 tekerrürlü olarak Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre kurulmuş olup, 6 adet yerel makarnalık buğday çeşidi (Boğacak, Devedişi, Havrani, Menceki, M2-4 ve Sorgül) ve 6 adet tescilli makarnalık buğday çeşidi (Burgos, Fırat-93, Sena, Sümerli, Svevo ve Zühre) olmak üzere 12 adet makarnalık buğday genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Denemede incelenen genotiplerde; başaklanma süresinin 137.5-155.3 gün, SPAD değerinin 38.83-46.08, NDVI değerinin 0.630-0.783 bitki boyunun 87.38-145.8-cm, başak boyunun 5.73-8.03 cm, başakta tane sayısının 31.4-49.5 adet başak-1, başakta tane ağırlığının 1.89-2.42 g başak-1, başakçık sayısının 17.22-21.05 adet başak-1, tane veriminin 351.1-691.7 kg da-1, bin tane ağırlığının 40.38-54.48 g, hektolitre ağırlığının 83.63-88.88 kg, irmik renginin 14.18-16.73 ve protein oranının % 11.02-13.96 arasında değişiklik gösterdiği belirlenmiştir. Genel olarak yerel çeşitlerin daha geç başaklandığı, daha uzun boylu, daha uzun başaklı ve daha düşük verimli olduğu, ancak kalite yönüyle tescilli çeşitlerle benzer değerler gösterdiği söylenebilir.

Fatime Baykara
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Amik ovası koşullarında farklı azot dozu uygulamalarının aşotu varyetelerinde (Coriandrum sativum var. microcarpum ve Coriandrum sativum var. vulgare) verim ve verim unsurları ile kalite üzerine etkisi

Bu çalışmada 2020 kış yetiştirme sezonunda Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Telkaliş Araştırma ve Uygulama Alanında (36°15'14.6"N; 36°30'13.1"E) yürütülen bu çalışmada beş farklı azot ( 0, 3, 6, 9 ve 12 kg/da ) dozu uygulamasının AŞOTU (Coriandrum sativum var. vulgare L) bitkisinde verim ve verim komponentleri ile uçucu yağ oran ve verimine etkisi araştırılmıştır. Araştırma materyalleri ve varyantlar hakkında kısa bir bilgi verilmeli sonrasında sonuçlara geçilse daha iyi olur. Araştırma sonunda azot dozlarının incelenen tüm özelliklere istatistiki olarak önemli bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. En yüksek yaş herba verimi (827.74 kg/da) N0, en yüksek uçucu yağ verimi ( 0.438) ise, N6 uygulamasından elde edilmiştir. Araştırmada Coriandrum sativum var. microcarpum ait tohumlardan bitki elde edilemediği için sadece Coriandrum sativum var. vulgare varyetesine ait veriler değerlendirilmiştir.

Muhammet Ziya Marmara
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İç Anadolu Bölgesinin kuru koşullarında ileri kademe arpa (Hordeum vulgare L.) ıslah materyallerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Ankara ve Kırşehir illeri kuru koşullarına uygun olarak geliştirilen ileri kademe arpa hatları ve belirlenen tescilli çeşitler, bazı önemli verim ve kalite özellikleri yönünden fenotipik olarak incelenmiştir. Tarla denemelerinde, Burakbey, Sayım-40, Sinanbey, Tarm-92 ve Larende standart çeşitleri ile 19 adet iki sıralı ileri kademe arpa hattı kullanılmıştır. Denemede; bitki boyu, başak boyu, başakta tane sayısı, m2' deki başak sayısı, başaklanma tarihi, kış zararı, tane verimi, hektolitre ağırlığı, bin tane ağırlığı, tane iriliği, protein oranı gibi verim ve kalite özellikleri gözlemlenerek değerlendirilmiştir. Çalışmada kullanılan arpa hat ve çeşitlerinin genotipik performansı, bitki boyu, m2' deki başak sayısı, başaklanma gün sayısı, tane verimi, hektolitre ağırlığı, 1000 tane ağırlığı ve protein oranı bakımından, Ankara çevre koşullarında daha üstün olarak belirlenmiştir. Ancak, başaktaki tane sayısı, kış zararı ve tane iriliği yönünden, genotipik performanslar Kırşehir lokasyonunda daha iyi sonuç vermiştir. Tane verimi yönünden; Hat 2, Hat 3, Burakbey, Hat 9, Sayım 40, Hat 10, Hat 11, Hat 12, Hat 15, Hat 16, Hat 17 ve Hat 19' un genotipik performansları öne çıkmıştır. Buna karşılık, protein oranı bakımından; Hat 1, Hat 2, Hat 4, Hat 6, Hat 7, Hat 8, Sayım-40, Hat 18, Hat 19 ve Larende çeşidi üstün nitelikli olarak belirlenmiştir. Ankara ve Kırşehir lokasyonlarından elde edilen verilerin birleşik analizi neticesinde; Hat 3, Hat 4, Burakbey, Hat 7, Hat 8, Hat 9, Sayım 40, Hat 11, Sinanbey, Hat 15 ve Hat 19 tane verimi, verim unsurları ve tane kalitesi bakımından üstün verimli çeşitler/hatlar olarak belirlenmiştir.

Muhammed İbrahim Sayim
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı makarnalık buğday (T. durum L.) çeşitlerinde morfolojik ve fizyolojik özelliklerin belirlenmesi

Bu çalışma, Eskişehir kuru şartlarında tescili yapılmış bazı makarnalık buğday çeşitlerinin fizyolojik ve morfolojik unsurlar yönünden performanslarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, Kunduru-1149 (116,67 cm) en yüksek bitki boyunu vermiştir. Başak uzunluğunda Dumlupınar (9,02 cm) ve Yelken 2000 (8,67 cm) çeşitleri en yüksek başak uzunluğunu vermiştir. Başakta başakçık sayısı yönünden, Eminbey (22,70 adet) en yüksek başakta başakçık sayısını vermiştir. Başakta tane sayısı yönünden, Eminbey (48,70 adet) en yüksek başakta tane sayısını vermiştir. Başakta tane ağırlığı ortalamaları incelendiğinde, Altıntaş (1,89 gr) ve Eminbey (1,87 gr) çeşitleri en yüksek başakta tane ağırlığını vermiştir. Makarnalık buğday çeşitlerinin bin tane ağırlığında, Dumlupınar (43,83 gr) en yüksek bin tane ağırlığını vermiştir. Tane protein oranında, Kunduru (% 15,75) ve Dumlupınar (% 15,26) çeşitleri en yüksek tane protein oranını vermiştir. Hektolitre ağırlığı bakımından, Yelken 2000 (83,90 kg/hl) en yüksek hektolitre ağırlığını vermiştir. Çalışmada, makarnalık buğday genotiplerinin tane verimleri bakımından, en yüksek tane verimi sırasıyla Levent ve Altıntaş çeşitleri 511,83 kg/da ve 486,60 kg/da bulunmuştur. Çalışma sonucunda, değerlendirilen bütün özellikler dikkate alındığında Eminbey, Yelken, Dumlupınar çeşitleri en fazla performansa sahip çeşitler olarak belirlenmiştir.

Oğuzhan Çakıcı
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Orta anadolu bölgesinde yetiştirilen bazı ekmeklik buğday genotiplerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada kamu ve özel sektöre ait bazı buğday çeşitlerinin verim ve kalite özellikleri incelenmiştir. Tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak, Eskişehir ili, Çifteler ilçesi Yıldızören Mahallesi Nbc Tarım araştırma tarlasında, 2020-2021 sezonunda kurulan denemede 23 çeşit kullanılmıştır. Denemede Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından tescil edilen Karaduman, Ramisbey, Atay-85, Yunus çeşitleri; Ankara Tarla Bitlileri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından tescil edilen Ayten Abla, Çavuş, Demirhan çeşitleri; Konya Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen Ahmetağa, Selçuklu, Tuğra, Yavuz çeşitleri; Edirne Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen Abide, Albaşak, Anafarta, Damla, Eylül, Gelibolu, Yüksel çeşitleri ve Eskişehir Nbc Tarım Tarafından geliştirilen Çağdaş, Ezgi, Mesutözen çeşitleri kullanılmıştır. Çalışmada çeşitlere ait bitki boyu, başak boyu, başakçık sayısı, başakta tane sayısı, başak ağırlığı, başaklanma süresi, bin tane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, tane verimi, protein oranı, gluten miktarı, hasat indeksi, sertlik, nişasta, rutubet, zeleny sedimantasyon değerleri incelenmiştir. Araştırmada kullanılan çeşitlerin bitki boyu 66,2-96,3 cm arasında, başak boyu 6,5- 8,9 cm arasında, başakçık sayısı 10,9-15,5 adet arasında, başakta tane sayısı 20,2-33,6 adet, başak ağırlığı 0,8-1,8 g arasında, başaklanma süresi 188,6-201 gün arasında, bin dane ağırlığı 29,3-40,4 g arasında, hektolitre ağırlığı 74,7-81,5 kg/hl tane verimi 361-562,3 kg/da arasında, protein oranı % 10,5-12,8 arasında, gluten miktarı % 20,8-27,3 arasında, hasat indeksi % 25,7-33,3 arasında sertlik 27,3-66,4 arasında, zeleny sedimantasyon değeri 25,8- 39,34 ml arasında tespit edilmiştir. Denemede en yüksek tane verimini 562,33 kg/ da ile Çağdaş çeşidinden elde edilmiş olup, bunu sırasıyla 521,73 kg/da ile Ayten Abla, 506,33 kg/da ile Anafarta çeşidi takip etmiştir. Çevre şartlarının genotiplerin verim ve kalite özelliklerine olan etkisi dikkate alınarak seçim yapılması gerektiğinden kalite özelliklerinin yanında verimde makul seviyede olan Mesutözen ve Çavuş çeşitleri ön plana çıkmış olup Eskişehir bölgesi için uyum gösteren çeşitler olmuştur.

Yunus Küçükkaya
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gübre ve mikorizanın ikinci ürün silajlık mısırda verim ve kalite üzerine etkileri

Silajlık mısır kolay sindirilmesi, yüksek besin değeri ve lezzetli olması gibi özelliklerinden dolayı hayvanlar için sevilerek tüketilen ve tercih edilen önemli bir kaba yem bitkisidir. Mısırda azotlu gübrelerin kullanımını azaltmak için son yıllarda kullanımı yaygınlaşan mikoriza mantarları, bitkiler için gerekli besin elementlerinin topraktan alınmasında önemli rol oynamaktadırlar. İkinci ürün silajlık mısırda mikoriza ve azot gübrelemesinin hasıl verimi ve yem kalitesi özelliklerine etkisinin araştırıldığı çalışma Eskişehir ili ekolojik koşullarında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi deneme alanında 2022 yılında tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Bitki materyali olarak Simpatico (FAO 300) silajlık mısır çeşidi, mikoriza mantarı ve amonyum sülfat (%21 N) azotlu gübresi kullanılmıştır. Mikoriza uygulaması ekimi takiben yapılmış, azotlu gübreleme ise taban+üst gübre (kg/da) olacak şekilde planlanarak kontrol (0+0), 0+10, 5+5, 10+10, ve 0+20 kg/da olmak üzere 5 farklı şekilde uygulanmıştır. Çalışmada bitki boyu, hasıl verimi, kuru madde verimi, kuru madde oranı, yaprak oranı, sap oranı, koçan oranı, sap kalınlığı, ham protein oranı ve NDF-ADF oranları incelenmiştir. Çalışmada elde edilen verilere göre mikoriza uygulamasının Eskişehir ekolojik koşulları altında ikinci ürün silajlık mısırın verim ve kalitesi üzerine tek başına önemli bir etkisi olmamıştır. Farklı azotlu gübreleme uygulamalarının bitki boyu, kuru madde verimi ve yaprak oranı üzerine etkisi %1 seviyesinde önemli olurken, hasıl verimi, kuru madde oranı, ham protein oranı üzerine etkisi ise %5 seviyesinde önemli bulunmuştur. Farklı azotlu gübreleme uygulamalarında bitki boyu 250,0 cm ile 301,2 cm, hasıl verimi 6158,6-9713,6 kg/da, kuru madde verimi 1768,9-2577,9 kg/da, kuru madde oranı %24,6-28,0, yaprak oranı %16,1-19,4, sap oranı %39,1-43,7, koçan oranı %37,4-43,8, sap kalınlığı 23,0-24,5 mm, ham protein oranı %6,7-8,6, NDF oranı %47,6-49,3 ve ADF oranı %24,3-26,1 arasında değişmiştir. Çalışma bulgularına göre, Eskişehir ve benzeri ekolojik koşullarda erkenci çeşitlerle yapılan ikinci ürün silajlık mısır üretimi için taban+üst gübre olacak şekilde en az 5+5 kg/da azot uygulaması, en yüksek kuru madde verimi için de 0+20 kg/da azot uygulaması önerilebilir. Ancak elde edilen sonuçların doğruluğunun tespiti için çalışmada yıl tekrarının yapılması tavsiye edilir.

Safiye Kılıç
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mısır varyetelerinin kuraklık stresine morfolojik, fizyolojik, enzimatik ve moleküler tepkileri

Cin mısırı (Zea mays var. everta), şeker mısırı (Zea mays var. saccharata) ve atdişi mısır (Zea mays var. indentata) gibi ticari açıdan önemli mısır varyeteleri yaygın olarak üretilmekte ve tüketilmektedir. Mısır su talebi yüksek bir bitki olduğu için kuraklık mısır üretimini sınırlayan temel faktördür. Bu çalışmada, kuraklık stresinin mısır varyeteleri üzerindeki etkileri, bitki boyu, yaprak alanı, bitkinin taze ve kuru ağırlığı, klorofil içeriği, membran dayanıklılık indeksi, malondialdehit ve hidrojen peroksit içeriği, yaprak oransal su kapsamı, turgor kaybı, prolin içeriği, antioksidan enzim aktiviteleri ve HSP70 ve HSP90 gen ekspresyonu özellikleri bakımından araştırılmıştır. Artan kuraklık stresi altında bitki boyu, yaprak alanı, bitki yaş ve kuru ağırlığı, klorofil içeriği azalırken, elektrolit sızıntısı artmıştır. Farklı mısır türleri arasında bitki boyu en yüksek olan şeker mısırında kuraklık stresi bitki boyunda en fazla azalmaya neden olmuştur. Atdişi mısır orta dereceli kuraklık altında yaprak alanında en az negatif değişimi göstermiş, bunu şeker ve cin mısırı izlemiştir. Şiddetli kuraklık bitkilerde %50'nin üzerinde ağırlık kaybına neden olurken, at dişi mısır en az kuru madde kaybına uğramıştır. Ek olarak, atdişi mısır tüm sulama seviyelerinde en yüksek klorofil içeriğine sahip olmuştur. Şiddetli kuraklığın etkileri, nispeten yüksek su kapsamı ve turgor kaybına, membran hasarına, enzim aktivitelerine ve HSP90 gen ekspresyonuna sahip olan şeker mısırda daha belirgin olarak gözlemlenmiştir. Hem orta hem de şiddetli kuraklıkta su kapsamını ve turgorunu koruyabilen ve daha az MDA ve H2O2 birikimine rağmen antioksidan enzim aktivitelerini belirli bir düzeyde tutarak savunma mekanizmasını etkin bir şekilde kullanan atdişi mısır, nispeten yüksek kuraklık toleransı sergilemiştir. Cin mısırındaki yüksek MDA ve H2O2 seviyelerine rağmen, antioksidan enzim aktivitelerinin ve HSP70 gen ve protein ekspresyonunun yukarı regülasyonu, kuraklıkla başa çıkma mekanizmasının aktive olduğunu göstermektedir. Özellikle HSP70'in prolin ve HSP90'ın enzim aktiviteleriyle pozitif korelasyonu, HSP'ler ile diğer stres yanıt sistemleri arasındaki ilişkileri inceleyen çalışmalar için önemli bir sonuçtur. İncelenen tüm özellikler bir arada değerlendirildiğinde atdişi mısırının diğer mısır varyetelerine göre kuraklığa daha toleranslı olduğu görülmüştür.

Gökhan Eskiköy
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mera durum ve sağlık sınıfı belirlenmesinde kullanılacak program geliştirme, Arslanbeyli meraları örneği

Bu çalışmada, mera envanteri oluşturma sürecinin hızlandırılması, hesaplama hatalarının en aza indirgenmesi ve mera alanlarının koordinat sistemiyle kaydedilmesi amacıyla bir web uygulaması geliştirilmiştir. Dünya genelinde mera araştırmaları yapan araştırmacıların belirli mera alanlarındaki durumları inceleyip bilgi paylaşımı yapabileceği bir platform sağlanmıştır. Uygulamanın test edilmesi için Eskişehir İli Seyitgazi İlçesi'nde bulunan Aslanbeyli köyü mera alanlarında mera durum ve sağlık sınıfları incelenmiş, elde edilen veriler uygulama aracılığıyla işlenerek envanter oluşturulmuştur. Uygulamanın backend tarafında Go dili, Fiber Web framework ve PostgreSQL kullanılmıştır. Go dili, sunucu tarafında Java, JavaScript ve .NET gibi çözümlerden daha performanslı ve esnek bir geliştirme ortamı sunmuştur. Fiber web framework'ü, HTTP sunucularını geliştirmek için etkili bir çözüm sağlamıştır. Kullanıcıların uygulamaya giriş yapabilmeleri için Users tablosunda ID, name, E-Mail ve Password sütunları üzerinde bilgileri saklanır. Kullanıcı girişi yapıldığında eşleşen e-posta ve şifre kontrol edilir, ardından yeni bir JWT oluşturularak kullanıcıya gönderilmektedir. Uygulamanın frontend kısmında JavaScript, TypeScript, React, TailwindCSS, Vite ve Bun kullanılmıştır. Bu teknolojiler, önyüz geliştirmede tercih edilerek uygulamanın daha erişilebilir ve anlaşılır olmasını sağlamıştır. Elde edilen verilerin analizinde kullanılan Adagan Web uygulaması, elle hesaplama sürecini kısaltarak ve insan hatalarını azaltarak doğru sonuçlar vermiştir. Sonuçlar, otlatmanın kontrol altına alınmasıyla mera bitki örtülerinin durum ve sağlık sınıflarının ilerleyeceğini göstermektedir. Kontrolsüz kullanım altında meralarda çoğalıcı türlerin azaldığı, bu nedenle mera ıslah çalışmalarının önemli olduğu vurgulanmıştır. Bu çalışmanın ortaya koyduğu Adagan isimli web uygulaması, mera durum ve sağlık değerlendirmesi için önemli bilgiler sunmaktadır. Bu verilerin yorumlanarak her ekolojik bölge için mera yönetim ve geliştirme planlarının yapılması önerilmektedir.

Veli Erdemlioğlu
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Organik ve inorganik gübrelerin çörekotunda (Nigella sativa L.) verim ve verim öğelerine etkisi

2023 yılında Eskişehir'de gerçekleştirilen bu çalışma, çörek otu (Nigella sativa L.) çameli çeşidinin büyüme ve verim üzerine çeşitli gübre uygulamalarının etkisini kapsamlı bir şekilde incelemiştir. Çalışma, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde titizlikle planlanmış tarla denemeleri olarak gerçekleştirilmiştir. Denemelerde kullanılan gübreler; DAP gübresi, hektar başına 15 kg olarak uygulanmıştır. Sıvı gübre ise hektar başına 850 litre suya 2 litre oranında verilmiş ve sapa kalkma dönemi, çiçeklenme başlangıcı ve meyve dolum döneminde olmak üzere toplamda 3 kez uygulanmıştır. Humik asit ise sıvı formda, hektar başına 300 ml'lik çözelti olarak bitkinin büyüme sürecine destek olması amacıyla uygulanmıştır. Aminoasit içerikli gübre ise ekimden 25 gün, 40 gün ve 55 gün sonra olmak üzere 3 kez dönemsel olarak verilmiştir. Tüm bu uygulamalar, bitki gelişimi ve hava koşulları göz önünde bulundurularak titizlikle planlanmıştır. Aminoasit deneme grubunda bitki boyu 40.9-74.5 cm arasında, kapsül sayısı 3-13 adet, dal sayısı 3-8 adet ve bin dane ağırlığı 2.1-3.1 g arasında değişiklikler gözlemlenmiştir. Kontrol grubunda ise bitki boyu 43.7-78.3 cm, kapsül sayısı 4-20 adet, dal sayısı 3-8 adet ve bin dane ağırlığı 1.9-3 g arasında ölçümler yapılmıştır. Sıvı gübre grubunda bitki boyu 49-75.1 cm, kapsül sayısı 4-19 adet, dal sayısı ve bin dane ağırlığı 2-3.2 g arasında değişiklikler kaydedilmiştir. Humik asit uygulama grubunda bitki boyu 45-73.8 cm, kapsül sayısı 4-19 adet, dal sayısı 2-8 adet ve bin dane ağırlığı 2.2-2.9 g arasında sonuçlar elde edilmiştir. DAP uygulama grubunda ise bitki boyu 41.6-74.3 cm, kapsül sayısı 4-22 adet, dal sayısı 3-8 adet ve bin dane ağırlığı 2.2-3.1 g arasında değişimler gözlenmiştir.

Osman Taşkıran
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı azot dozlarının limon nanesi (Mentha citrata Ehrh) verim ve verim komponentleri üzerine etkisi

2023 yılında Eskişehir'deki ekolojik koşullarda Mentha citrata çeşidi kullanılarak gerçekleştirilen bu çalışmada, 4 farklı azot (N) dozu (0,5,10,15 kg/da) üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Deneme Eskişehir Orman Fidanlığı'ndaki tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Bu çalışmada, bitki boyu, yan dal sayısı, bitki başına yaş herba verimi, bitki başına kuru herba verimi, bitki başına kuru yaprak verimi, dekara taze herba verimi, dekara kuru herba verimi, dekara kuru yaprak verimi, uçucu yağ oranları üzerine etkileri araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre sırasıyla 35.14-42.63 cm, 12.9-17.4 adet bitki-1, 37.97-73.03 g bitki-1, 16.05-27.58 g bitki-1, 11.17-17.18 g bitki-1, 626.00-1193.83 kg/da, 200.97-498.27 kg/da,91.76-205.12 kg/da ve % 1.73-2.20 L da-1 arasında değişiklik göstermektedir. Bu araştırma sonuçlarına göre bitki boyunda, yan dal sayısında, bitki başına kuru herba veriminde, bitki başına kuru herba veriminde, bitki başına kuru yaprak veriminde, dekara taze herba verimi, dekara kuru herba verimi ve dekara kuru yaprak verimi çok önemli farklılıklar bulunmuştur. Yapılan çalışma sonucunda 15 kg doz N uygulamasından en yüksek sonuç elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Limon nanesi (Mentha citrata), verim, uçucu yağ, azot dozları

Özge Eşit
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı yabani ayçiçeği türlerinin (Helianthus spp.) in vitro ve in vivo koşullarda türler arası melez performanslarının araştırılması

Bu çalışma Bursa koşullarında yabani ayçiçeği genotipleri (Helianthus spp.) ve CMS hatlarıyla yapılan tür içi ve türler arası melezleme programı sonucu gelişen olgunlaşmamış embriyoların embriyo oluşturma performanslarının in vitro ve in vivo koşullarda araştırılması amacıyla 2019 yılında Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü, doku kültürü laboratuvarı, sera ve arazi koşullarında yürütülmüştür. Çalışmada kullanılan bitki materyali USDA-Amerika'dan temin edilen 4 adet yabani ayçiçeği genotipi ve Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nden 4 adet CMS hattan oluşmuştur. Araştırmada tür içi ve türler arası melezlemelerden elde edilen embriyolara 10-12 gün sonra embriyo kültürü uygulanmıştır. Melez bitkiler üzerinde yapılan morfolojik ölçümlerde (bitki boyu, tabla çapı, yaprak sayısı, yaprak eni, yaprak boyu, petiol uzunluğu, sap kalınlığı) önemli farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir. Arazi koşullarında F1 elde etmek amacıyla 4 adet CMS hat ile 4 adet yabani ayçiçeği genotipi kullanılmış ve toplamda 16 adet farklı kombinasyonda melezlemeler yapılmıştır. Tür içi ve türler arası melezlemeler sonucu 2517-A x H annuus (9), 2517-A x H argophylus (35), 6388-A x H argophylus (35), 9661-A x H annuus (17), 9661-A x H annuus (9) melez kombinasyonlarından tohum elde edilememiştir.

AyçiçeğiEmbriyo kültür teknikleriHelianthus annuus+2
Zehra Ölmez
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Güney Marmara koşullarında farklı azot dozlarının kavuzsuz arpa çeşidinin (Hordeum vulgare L. var. nudum Hook.ef.) verim ve verim öğeleri üzerine etkisi

Bu araştırma, Güney Maramara (Bursa ve Balıkesir/Manyas) koşullarında 2017-18 ve 2018-19 üretim yılında kışlık Yalın kavuzsuz arpa çeşidinin farklı azot seviyelerinin (0, 50, 100, 150, 200 ve 250 kg/ha) verim ve verim öğeleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Deneme tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada bitki boyu, başak boyu, başakta fertil başakçık sayısı, başakta tane sayısı, başakta tane ağırlığı, bin tane ağırlığı, hektolitre ağırlığı ve tane verimi incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; Bursa koşullarında uygulanan azot dozları, bitki boyu, başak boyu, başakta fertil başakçık sayısı, başakta tane sayısı ve tane verimi üzerine 0,01 olasılık düzeyinde, hektolitre ağırlığı üzerine 0,05 olasılık düzeyinde önemli etkide bulunmuştur. En fazla tane verimi 150 kg/ha N dozundan alınmış, ekonomik azot dozu seviyesi 17,02 kg/ha N olarak belirlenmiştir. Balıkesir/Manyas koşullarında ise azot dozları bitki boyu, başakta tane sayısı, bin tane ağırlığı ve tane verimi üzerine 0,01 olasılık düzeyinde etkili olurken, başakta fertil başakçık sayısı ve başakta tane ağırlığı üzerine 0,05 düzeyde önemli etkide bulunmuştur. En yüksek tane verimi 150 kg/ha N dozundan alınmış, ekonomik azot dozu seviyesi 24,25 kg/ha olarak belirlenmiştir. Hem Bursa, hem de Balıkesir/Manyas koşullarında azot dozundaki artışa paralel olarak tane verimi belli bir doza kadar artarken, daha sonra bir azalma meydana gelmiştir.

Barış Kilercioğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Ekmeklik buğday çeşitlerinde başaklanma döneminde uzaklaştırılan bazı fotosentez organlarının tarımsal özellikler üzerine etkisinin belirlenmesi

Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Uygulama ve Araştırma Merkezinde 2018-2019 yıllarında yürütülen bu çalışmada, ekmeklik buğdayda başaklanma döneminde bazı fotosentez organlarının uzaklaştırılmasının verim ve kalite özellikleri üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 2 ekmeklik buğday çeşidi (Pehlivan ve Golia) materyal olarak kullanılmış olup araştırma tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çeşitlerin başaklanma dönemlerinde kesilerek uzaklaştırılan fotosentez organlarının elde edilen sonuçlara göre bitki boyu, başak boyu, başakta başakçık sayısı, başakta tane sayısı, başakta tane ağırlığı, bin tane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, sedimantasyon değeri, gluten oranı ve hasat indeksi değerlerini önemli ölçüde azalttığı belirlenmiştir. Buna karşılık protein oranında artış gözlemlenmiştir. Kılçıklı bir çeşit olan Golia çeşidi uygulamalardan kılçıksız bir çeşit olan Pehlivan çeşidine göre daha fazla etkilenmiştir.

İlke Aybüke Büyükyatıkçı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekmeklik buğdayda (Triticum aestivum L.) diallel melez analizi ile bazı morfolojik ve tarımsal özelliklerin kalıtım durumlarının ve kombinasyon yeteneklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, buğdayda bazı tarımsal özelliklerin genetik yapı ve kalıtım durumlarını ortaya koymak, ıslah çalışmalarında kullanılabilecek en iyi performansa sahip ebeveyn ve melez kombinasyonlarını belirlemek amacıyla Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesinde yürütülmüştür. Yedi ebeveyn ve bunların yarım diallel melezleri bitki boyu, başak boyu, başakta başakçık sayısı, başakta tane sayısı başakta tane ağırlığı ve bin tane ağırlığı özellikleri açısından incelenmiştir. Elde edilen veriler, Griffing uyum yetenekleri analizi, Jinks-Hayman diallel melez analizi yapılmış ve heterosis-heterobeltiosis değerleri tespit edilmiştir. Araştırmada incelenen tüm özellikler için melezlerde yeterli varyasyonun oluştuğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre bitki boyu için hem eklemeli hem de eklemeli olmayan gen etkilerinin hakim olduğunu; başak boyu, başakta tane sayısı ve başakta başakçık sayısı karakteri için epistatik gen etkilerinin etkili olabileceği sonucuna varılmıştır. Başakta tane ağırlığı karakteri için eklemeli olmayan gen varyansının etkili olduğu, bin tane ağırlığı incelendiğinde ise; üstün dominantlığın etkili olduğu tespit edilmiştir. Dar anlamda kalıtım derecesi için en yüksek değer bitki boyu özelliği için (0,315), en düşük ise (0,029) başakta tane sayısında; geniş anlamda kalıtım derecesi için en yüksek değer (0,637) bitki boyu özelliğinde, en düşük geniş anlamda kalıtım derecesi (0,435) başakta tane ağırlığı özelliğinde tespit edilmiştir. Heterosis ve heterobeltiosis ortalama değerleri incelendiğinde bitki boyu, başakta tane sayısı, başakta tane ağırlığı ve bin tane ağırlığı özellikleri bakımından pozitif yönde heterosis; tüm özellikler açısından ise negatif yönde heterobeltiosis tespit edilmiştir.

Pervin Uzun
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı tuz konsantrasyonlarının bazı silajlık mısır ve şeker darısı çeşitlerinin çimlenme ve fide gelişimleri üzerine etkileri

Bu çalışma, farklı mısır (Zea mays L.) ve şeker darısı (Sorghum bicolor var. saccharatum) çeşitlerine ait farklı tuz konsantrasyonlarındaki çimlenme performanslarını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Deneme bitkisi olarak Larigal MF, Apex MF ve AGM 1644 MF silajlık mısır çeşitleri ile Erdurmuş, Uzun ve M81-E şeker darısı çeşitleri seçilmiştir. Araştırmada kontrol ve 6 farklı tuzluluk dozu (3, 6, 9 12, 15 ve 18 dS/m) hazırlanmış ve faktöriyel düzende tesadüf parselleri deneme desenine göre 3 tekrarlı olacak şekilde deney tasarımı gerçekleştirilmiştir. Tuz stresinin çimlenme oranı, sapçık uzunluğu, kökçük uzunluğu, kökçük ve sapçık yaş ve kuru ağırlıklarına olan etkisi gözlemlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre hem silajlık mısır hem de şeker darısı çeşitlerinin tamamında çimlenme ortamındaki tuz konsantrasyonu arttıkça kökçük uzunluğu, sapçık uzunluğu, kökçük ve sapçık yaş ve kuru ağırlıkları ile çimlenme oranında negatif etkiler görülmüştür. Tüm bu parametrelerde en yüksek değerlere kontrol gruplarında rastlanırken en düşük sonuçlar en yüksek tuz konsantrasyonuna maruz kalan çeşitlerde görülmüştür. Bitkilerin tuzluluğa toleransları incelendiğinde silajlık mısır çeşitlerinden AGM 1644 MF çeşidinin diğer iki çeşide göre daha yüksek bir tolerans gösterdiği çimlenme oranı başta olmak üzere tüm parametreler bazında görülmektedir. Sonuçlar incelendiğinde her 3 çeşit de tuz stresine tolerans gösterebilmekte ve gelişimini daha düşük verimle de olsa sürdürebilmektedir. Şeker darısı çeşitleri incelendiğinde M81-E çeşidinin tüm parametreler bakımından diğer çeşitlere göre daha yüksek performans gösterdiği görülmektedir. Özellikle çimlenme oranı bazında en yüksek tuzluluk derecesinde bile yüksek bir orana sahiptir. Şeker darısı çeşitleri artan her tuzluluk derecesinde olumsuz etkilenmiş fakat gelişimini daha düşük değerler sergileyerek devam ettirmişlerdir.

Tohum çimlenmesi
Mehmet Dilmenler
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı lokasyonlarda silajlık mısır çeşitlerinin verim ve bazı kalite unsurlarının belirlenmesi

Bu çalışma, Bursa, Karacabey, Mustafa Kemalpaşa ve Aydın Çine lokasyonlarında yetiştirilen Colonia, AGM1403, PR31Y43 ve DKC7240 silajlık mısır çeşitlerinin verim ve bazı kalite özelliklerini belirlemek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan araştırmada 3 farklı lokasyon ve 4 adet silajlık mısır çeşidi yer almıştır. Deneme her lokasyonda tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Bloklar ve parseller arasında 1 m mesafe bırakılmıştır. Ekim elle yapılmış, sıra arası mesafesi 70 cm ve sıra üzeri mesafe 15 cm tutulmuştur. Parsel boyu 5 m ve her parselde 4 sıra bulunmaktadır. Bitkiler 30-40 cm boya ulaştıklarında üre (% 46 N) gübresinden dekara 20 kg N gelecek şekilde gübreleme yapılmıştır. Bitkiler süt olum/hamur olum dönemlerine geldiğinde; bitki sayısı, bitki boyu, koçan / bitki oranı, yaprak / sap oranı, , çiçeklenme gün sayısı, yeşil ot ve kuru ot verimi gibi özellikler incelemiştir. Ayrıca Karacabey lokasyonunda kuru madde (%), ham protein (%), hazmolabilir ham protein (%), ham selüloz (%), NDF (Nötral deterjan lif), ADF (Asit deterjanda lif) ve ADL (Asit deterjan lignin) kalite parametrelerinin ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen veriler JMP Pro 13 istatistik programıyla analiz edilmiştir. Yapılan bu istatistiksel analizler sonucunda; yeşil ot verimi ve kuru ot verimi bakımından iyi performans göstermiş olan COLONIA çeşidi ham protein oranı bakımından da ortalama bir performans göstermiştir. Bu sonuçlardan hareketle 3 lokasyon için de COLONIA çeşidinin silajlık mısır üretiminde bölgenin iklim koşullarına adaptasyon gösterdiği ve tercih edilebilir bir çeşit olduğu görülmektedir.

Bilal Yılmaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Determination with correlation and path analysis of relationships between yield and yield components in alfalfa (Medicago Sativa L.) genotypes collected from the Bursa

This study was carried out Agricultural Application and Research Center of the Faculty of Agriculture of Bursa Uludağ University in 2018, the experiment with three replications using Randomized Complete Block Desing. As experimental material was used 307 different common alfalfa (Medicago sativa L.) genotypes from 14 different district collected and propagated as clonal, of Bursa in 2015. In the study, total dry matter yield, main stem length, main stem thickness, main steam number, leaf size, number of flowering days, dormancy rate, growth habit and number of cuts such as properties were examined and was made out determination with correlation and path analysis of relationships between yield and yield components.According to the research results; total dry matter yield 1,8-1600,2 g/plant, main stem length 31,94 -148,30 cm, main stem thickness 1,40 ve 6,95 cm, main steam number 8.0-171,3 pcs/plant, leaf size1,0-8,0, number of flowering days 177-269 days, dormancy rate 1,0-9,0, growth habit 1-5 and number of cuts 1-7 pcs/plant changed in alfalfa genotypes. As a result of correlation analysis, positive correlation between was determined total dry matter yield with main stem length (0.631**), main stem thickness (0,405**), main steam number (0,620**), leaf size (0,347**), dormancy rating (0,339**) and number of cut (0,625). As a result of path analysis, total dry matter yield was determined the highest directly affect main stem number (0,389) %61,29 with, and number of cut (0,332) % 50,29 with. Total dry matter yield was determined the highest indirectly affect leaf size (0,332) %13,15 with on main stem length.

CorrelationPath analysisYield+1
Sebiha Erol
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova koşullarında kış döneminde yetiştirilebilecek tahılların otlatılma olanakları üzerinde araştırmalar

Bu çalışma; Çukurova kıraç koşullarında arpa ve buğdayın kardeşlenme döneminde koyun ile otlatılabilme olanaklarını ve hangi otlatma düzeyinin uygun olduğunu saptamak, aynı zamanda otlatma sonrası dane verimindeki değişim ile bu iki tahıl cinsinin iki yönlü kullanım uygunluğunun karşılaştırılması amacıyla 1995-1996 kış dönemlerinde yürütülmüştür. Deneme Tesadüf Bloklarında Bölünmüş Parseller Deneme Desenine göre 3 tekrarlamak olarak düzenlenmiştir. Tahıl cinsleri (Arpa ve Buğday) ana parselleri oluştururken, 4 farklı otlatma düzeyi (0, 10, 15, 20 Koyun/da) alt parsel olarak ele alınmıştır. Araştırmada alt parsel büyüklüğü 200 m2 olarak düzenlenmiştir. Kardeşlenme döneminde arpa ve buğdayda Kontrol, 10, 15, 20 Koyun/da olmak üzere 7 gün sureyle otlatma yapılmış, otlatma sonrası iki yıllık ortalamalara göre arpadan 268.1 kg/da, buğdaydan ise 301.9 kg/da dane verimi elde edilmiştir. Artan otlatma baskısı düzeylerine paralel olarak kontrole göre heriki tahıl cinsinde de dane veriminde düşüşler saptanmıştır. Ancak buğday verimindeki azalış arpaya oranla daha belirgin ortaya çıkmıştır. İki tahıl cinsinin iki yıllık ortalama dane verimleri otlatma baskısı düzeylerine (0, 10, 15, 20 Koyun/da/gün) bağlı olarak sırasıyla 338.5 kg/da, 285.7 kg/da, 265.4 kg/d, 250.4 kg/da şeklinde gerçekleşmiştir. Dane verimini etkileyen karakterlerden başak uzunluğu, başak başına fertil başakçık sayısı ve hasat indeksi üzerinde otlatmanın olumsuz etkisi pek belirgin olmamakla beraber başakta dane ağırlığı, 1000 dane ağırlığı, hektolitre ağırlığı ve topraküstü bitkisel kitle verimi gibi değerlerde düşüşlere neden olmuştur. Dane verimindeki otlatma etkisiyle ortaya çıkan düşüşler, arpada buğdaya göre daha az olsa da buğday, veriminin ve pazar değerinin daha yüksek olmasıyla otlatma için daha uygun gözükmektedir. Otlatma baskısı düzeylerinden 10 koyun/da/gün bu araştırma sonucuna göre kontrole en yakın dane ürünü sağlaması ile önerilebilirse de diğer seçenekler de otlatma hızında yapılabilecek düzenlemelerle veya ekonomik değerlendirmelere bağlı olarak tercih edilebilir. Bu şekildeki uygulamalarda kullanılmak üzere uygun çeşitlerin araştırılması veya geliştirilmesi amacıyla veya tohumluk miktarı ve/veya gübrelemede yapılacak değişikliklerle verim kaybının azaltılmasına yönelik çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Kış mevsimiTahıllarTarla bitkileri+1
Esat Hasar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova koşullarında mürdümüğün (Lathrus sativus L.) değişik tahıl türleri ile karışım olarak yetiştirilmesi üzerinde araştırmalar

ÖZ YÜKSEK LİSANS TEZİ ÇUKUROVA KOŞULLARINDA MÜRDÜMÜĞÜN (Lathyrus sativus L.) DEĞİŞİK TAHIL TÜRLERİ İLE KARIŞIM OLARAK YETİŞTİRİLMESİ ÜZERİNDE ARAŞTIRMALAR KAĞAN KÖKTEN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARLA BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Veyis TANSI Yıl: 1998, Sayfa: 54 Jüri: Prof. Dr. Veyis TANSI Prof. Dr. Turan SAĞLAMTİMUR Prof. Dr. A. Emin ANLARSAL Çukurova koşullarında, mürdümüğün değişik buğdaygil türleri ile karışım halinde, kışlık ara ürün olarak, yeşil ot üretim amacıyla yetiştirilme olanaklarının belirlenmesi amacıyla yürütülen bu çalışma, 1997-98 yıllarında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Alanında yürütülmüştür. Araştırma, bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve karışıma giren buğdaygil türleri ana parselleri, karışım oranlan ise alt parselleri oluşturmuştur. Deneme, buğdaygil materyali olarak arpa (Hordeum vulgare), yulaf (Avena sativa (L.)) ve triticale (K.Triticosecale (Wittmack.)) türleri, karışım oranları olarak %75 Tahıl + %25 Mürdümük, %50 Tahıl + %5Q Mürdümük ve %25 Tahıl + %75 Mürdümük olacak şekilde düzenlenmiştir. Araştırma sonucunda, karışıma giren bitkilerin tek verimlerinin azaldığı, ancak toplam verimde artışlar olduğu bulunmuştur. Yeşil ot ve kuru ot verimi bakımından en yüksek değer 3160.38-1175.10 kg/da ile yulafın %75 oranında karışıma girdiği sistemlerden elde edilmiştir. Yulafın %25 oranında karışıma girmesiyle birim alandan elde edilen toplam ham protein verimi bakımından saf ekimlerden üstün değerler elde edilebileceği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Arpa, Triticale, Yulaf, Mürdümük, Karışım.

ArpaMürdümükYulaf+1
Kağan Kökten
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova koşullarında farklı buğday genotiplerinin hasat öncesi çimlenmeye duyarlılığı ve dayanıklılığının saptanması

Çukurova Bölgesi 'nde ticari olarak ekimi yapılan çeşitler ile farklı orijinlerden sağlanan ve Çukurova Bölgesi'ne adapte olmuş yüksek verimli buğday hatlarının, hasat öncesi çimlenmeye dayanıklılığının belirlenmesinin amaçlandığı bu araştırmada, İS ekmeklik ve 10 makarnalık buğday genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Araştırma sonunda, kırmızı daneli buğdayların hasat öncesi çimlenmeye diğerlerine göre tolerant olduğu vurgulanmış; başaklanması erken olan erkenci çeşitlerin, başaklanması geç olan çeşitlere oranla hasat öncesi çimlenmeye daha duyarlı olduğu saptanmıştır. Ayrıca çimlenmeyi teşvik eden alfa-amilaz aktivitesini belirleyici bir unsur olan düşme sayısının hasat öncesi çimlenmeye dayanıklılıkta bir kriter olarak kullanılabileceği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler : Ekmeklik buğday, makarnalık buğday, hasat öncesi çimlenme, dormanci, dayanıklılık, duyarlılık, katlanma.

BuğdayDayanıklılıkDuyarlılık+4
Bilge Bahar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu kaynaklı bazı yerel makarnalık buğday çeşitlerinin azot kullanım etkinliği yönünden karşılaştırılması

Makarnalık buğdayda (Triticum turgidum L. var. durum) azot alımı ve bunun (ianedeki paymı ifede eden azot hasat indeksi (NHI), azot kullanım etkinliğini belirleyen önemli bileşenlerdir. Yerel çeşitler bu yönden gen kaynağı olarak kullanılabilir. Güneydoğu Anadolu Bölgesinin yedi yerel çeşidi ile beş ıslah genotipi ele ahnarak Balçak (Adana) koşullarında 1993/94, 1994/95 ve 1995/% yetiştirme mevsiminde, dört azot uygulamasında (karınlanma öncesi SO ve 160 kg N ha~l ve çiçeklenmede 0 ve 60 kg N ha-1 takviyesi) azot kullanım etkinliği yönünden incelenmiştir. Azot kullanma etkinliği yönünden ilk yıl dikkat çeken farklılıklar saptanmamıştır, ikinci ve üçüncü yıllarda ise bitki tarafından alınmış olan toplam azot miktarı ve danedeki azot miktarı, erkenci, kısa boylu ve yüksek verimli ıslah genotiplerinde yerel çeşitlere göre daha yüksek olmuş; azot arttıkça farklar da artmıştır. Benzer şekilde NHI değerleri de ıslah genotiplerinde yerel çeşitlere göre daha yüksek bulunmuştur. Artan azot miktarı ile NHI azalmış; çiçeklenmede azot takviyesi ise, özellikle daha önceki dönemlerde azot miktarının düşük tutulduğu koşullarda NHTyi artırmıştır. Anahtar Kelimeler : Makarnalık buğday, biyolojik verim, dane verimi, azot alımı, Azot Hasat İndeksi

AzotBuğdayMakarnalık buğday+2
Celaleddin Barutçular
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova koşullarında hibrit cin mısırları (zea mays evarta sturt.)'nın yetiştirilme olanakları üzerine bir araştırma

Bu çalışma; tek melez cin mısın genotiplerinin verim ve diğer bazı özelliklerini belirlemek amacıyla 1997-98 vejetasyon döneminde Çukurova koşullarında yapılmıştır. Araştırmada bitki materyali olarak toplam 30 genotip kullanılmıştır. Deneme "Tesadüf Blokları Deneme Deseninde" 3 tekrarlaman olarak kurulmuştur. Ekim, sıra arası 70, sıra üzeri 20 cm olacak şekilde elle yapılmıştır. Denemede, bütün parsellere saf 6 kg/da P2O5 ve 20 kg/da N hesabıyla gübre verilmiştir. Fosforlu gübrenin tamamı ekimle birlikte, azotlu gübrenin ise % 50'si ekimle birlikte, % 50'si de bitkiler 40-50 cm'ye ulaştıktan zaman verilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen ortalama değerlere göre genotiplerin, tepe püskülü çıkarma süresi, 1. üründe 51.3-61. 7 gün, 2. üründe 45.0-51.7 gün; bitki boylan 1. üründe 143.5-183.2 cm, 2. üründe 149.5-192.5 cm; koçan boyu 1. üründe 13.3-16.8 cm; 2. üründe 13.1-16.1 cm; koçan çaplan 1. üründe 2.7-2.9 mm, 2. üründe 2.8-3.3 mm; koçanda tane sayısı 1. üründe 387-561 adet, 2. üründe 390 -541 adet; tek koçan verimleri 1. üründe 42.8-64.0, 2. üründe 64.0-107.7 g; bin tane ağırlıklan 1. üründe 104.2-135.8, 2. üründe 186.7- 208.3 g ; tane verimleri 1. üründe 96-587 kg/da, 2. üründe 386-638 kg/da arasında değişmiştir. Anahtar Kelimeler : Mısır, Cin Mısın, Tek Melez, Genotip

Cin mısırıMısırTarla bitkileri+1
Şükran Atay Doğrul
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Pamukta (Gossypium hirsutum L. ) yaprağa bor uygulamlarının verim ve lif kalitesine etkisi

Bu çalışma, 2002 yılında Çukurova Bölgesi koşullarında yaprağa bor uygulamalarının pamuğun verim ve lif kalite özelliklerine etkisini belirlemek amacıyla yürütiitaüştür. Bor uygulamaları, her uygulamada 0.15, 0.30, 0.45 ve 0.60 kg/ha olmak üzere taraklanma, ilk çiçeklerime ve çiçeklerime doruğu dönemlerinde yapılmıştır. En yüksek koza sayısı 0.90 kg/ha bor uygulamasında, en düşük koza sayısı ise kontrolda oluşmuştur. Koza kütlü pamuk ağırlığı ve çırçır randımanında, sırasryla, 1.80 ve 0.90 kg/ha bor uygulamaları ile önemsiz artışlar elde edilmiştir. Bor uygulaması koza ağırlığında kontrole oranla önemli düzeyde artışa yol açmıştır. En yüksek koza ağırlıkları 0.45 ve 1.35 kg/ha bor uygulamalarından elde edilmiştir. Bor uygulamaları ile kütlü pamuk ve lif veriminde önemli artışlar olmuştur. Gerek kütlü pamuk gerekse de lif veriminde düşük dozda (0.45 kg/ha) bor uygulamaları kontrolden farksız verim vermiştir. Bor uygulamalarının lif kalite özelliklerinde önemli etkisi gözlenmemiştir. Anahtar Kelimeler: Pamuk, yaprak gübrelemesi, bor, verim, lif kalitesi.

BorGübrelemeLif kalitesi+3
Abdulveli Yıldırım
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Üç farklı lif rengine (yeşil, kahverengi ve beyaz) sahip pamuk genotiplerinin (Gossypium hirsutum L. ) yaprak, lif, tohum kabuğu ile tohum iç kısmının, ağır metal - mikro besin elementi konsantrasyonlarının saptanması

Bu çalışma, üç farklı lif rengine (beyaz, kahverengi ve yeşil) sahip pamuk genotiplerinin (Gossypium hirsutum L.), yaprak, lif, tohum kabuğu ve tohum iç kısmının, kimi ağır metal-mikro besin elementi (Cu, Mn, Fe and Zn) konsantrasyonlarının saptanması amacı ile yürütülmüştür. Bakır konsantrasyonu, beyaz, kahverengi ve yeşil renkli liflerde, sırayla, 0.92, 1.23 ve 1.58 mg/kg. Mangan konsantrasyonu, beyaz, kahverengi ve yeşil renkli liflerde, sırayla, 4.73, 6.94 ve 11.20 mg/kg. Çinko konsantrasyonu, beyaz, kahverengi ve yeşil renkli liflerde, sırayla, 2.27, 2.94 ve 5.49 mg/kg. Demir konsantrasyonu, kahverengi, beyaz ve yeşil renkli liflerde, sırayla, 4.24, 7.29 ve 12.43 mg/kg. Demir konsantrasyonu, kahverenkli liflerde, 4.24 mg/kg ile en düşük. Çinko konsantrasyonları, beyaz ve kahverekli liflerde, sırayla 2.27 ve 2.94 mg/kg üe en düşük ve benzerdir. Fakat, yeşil renkli liflerde 5.49 mg/kg ile en yüksek değerdedir. Pamuk genotiplerinin, incelenen tasımlarında, ağır metal - mikro besin elementi konsantrasyonların, genelde beyaz lifli pamukta en düşük, buna karşılık yeşil lifli pamukta en yüksek, kahverengi lifli pamuktaki konsantrasyonlar ise beyaz ve yeşil lifli pamuktaki konsantrasyonlar arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Doğal renkli pamuk, micro besin elementi- ağır metal, lif, yaprak, pamuk tohumu

Ağır metallerLiflerMikrobesin elementleri+3
Kenan Boyacı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Pamukta (Gossypium hirsutum L. ) azot kullanım etkinliğinin damlama sulama ve salma sulama yöntemleri yönünden karşılaştırılması üzerine bir araştırma

Bu çalışma, Çukurova koşullarında, damlama sulama yöntemi ile sulanıp, dekara, 4, 8, 12 ve 16 kg azot ve karık yöntemi uyarınca sulanıp, dekara 16 kg azot gübrelemesi uygulamalarının, Çukurova-1518 ve Adana-98 pamuk çeşitlerinin verim ve lif kalite özelliklerine olan etkilerini incelemek amacı ile Ç.Ü. Pamuk Araştırma ve Uygulama Merkezi deneme alanında, 2000 ve 2001 yıllarında, tesadüf blokları deneme deseninde, 4 tekrarlamak olarak yapılmıştır. Araştırmadan, Çukurova-1518 çeşidinin; kütlü verimi, bitki boyu, bitkide koza sayısı, koza kütlü pamuk ağırlığı, 100 tohum ağırlığı, çenet sayısı, koza ağırlığı ve erkencilik oram yönünden Adana-98 çeşidinden daha üstün bir genetik potansiyele sahip olduğu; Adana-98 çeşidinin ise; çırçır randımanı, şif oranı, odun dalı sayısı, lif inceliği, lif kopma dayanıklılığı, lif uzunluğu, lif yeknesaklığı, kısa lif oram ve lif esnekliği yönünden Çukurova-1518 çeşidinden; daha üstün bir genetik potansiyele sahip olduğu saptanmıştır. Çalışmada, kütlü pamuk verimi, koza sayısı, çırçır randımanı, 100 tohum ağırlığı ve odun dalı say ismin, damlama sulama yöntemi ile dekara 8 ve 12 kg azot uygulamalarında artış gösterdiği; bu artışın damlama sulama yönteminin bitkilerin azot kullanım etkinliğini artırmasından kaynaklandığı; farklı uygulamaların lif kalite özellikleri üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Pamuk, karık usulü sulama, damlama sulama, azot dozu

Azot dozuDamla sulamaKarık sulama yöntemi+1
Petek Toklu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Pamukta (Gossypium hirsutum L.) in vitro rejenerasyon olanakları üzerinde araştırmalar

Bu çalışmada farklı pamuk çeşitlerinin farklı eksplantlanndan organogenesis ve somatik embriyogenesis yoluyla bitki elde edilmesinde farklı besi ortamlarının etkisi araştırılmıştır. Anter kültürü çalışmalarında, Gossypium hirsutum L. türünden Çukurova 1518, Coker 312, Nazilli 84, Erşan 92, Maraş 92, Adana 98 ve Sayar 314 pamuk çeşitlerinin anterleri; organogenesis çalışmalarında, Çukurova 1518, Coker 312 ve Erşan 92 pamuk çeşitlerinin 2 ve 5 haftalık in vitro fidelerinden elde edilen sürgün ucu ve kotiledon nodları, somatik embriyogenesis çalışmalarında, Çukurova 1518, Coker 312 ve Erşan 92 pamuk çeşitlerinin 5-7 günlük in vitro fidelerinden elde edilen hipokotilleri ve 14, 21 ve 28 günlük olgunlaşmamış zigotik embriyoları kullanılmıştır. Anter kültüründe, Coker 312 dışmda kullanılan çeşitlerde, genotiplere ve besi ortamlarına göre değişen oranlarda kallus elde edilmiş, kallus oluşumu açısından en yüksek değerler, 0.1 mgl kinetin ve 0.1 mg/1 2.4-D veya 0.1 mg/1 kinetin ve 0.5 mg/1 2.4-D içeren MS besi ortamlarında kültüre alman Adana 98 ve Erşan 92 çeşitlerinde sağlanmış, ancak farklı rejenerasyon ortamlarına aktarılan kalkışlardan bitki elde edilememiştir. Organogenesis çalışmalarında, kullanılan çeşitlerde, en uygun eksplantm sürgün ucu olduğu; eksplant reaksiyon tepkisinin besi ortamlarına göre değiştiği; Çukurova 1518 ve Erşan 92 pamuk çeşitlerinden 2 mg/1 kinetin ve 2 mg/1 BAP içeren MSB (B5 ortamı vitaminlerini içeren MS ortamı) besi ortamında diğer uygulamalara göre en yüksek sürgün sayılarının elde edildiği; ancak büyüme düzenleyicisi içermeyen MSB besi ortamında kültüre alman eksplantlardan çoğalma katsayısı düşük olmakla birlikte sağlıklı ve kısa sürede köklenen sürgünlerin elde edildiği gözlenmiştir. Somatik embriyogenesis çalışmalarında ise; 0.1 mg/1 kinetin ve 2 mg/1 NAA içeren MSB besi ortamında elde edilen embriyogenik kallusun büyüme düzenleyicisi içermeyen sıvı besi ortamında kültüre alınmasıyla Çukurova 1518 çeşidinin hipokotillerinden ve Coker 312 çeşidinin hipokotil ve 28 günlük embriyolarından somatik embriyolar elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gossypium hirsutum L., anter kültürü, organogenesis, somatik embriyogenesis

Şaire Ramiz Türkoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Kuraklık stresine dayanıklı pamuk ıslahında üstün ebeveyn ve melez kombinasyonlarının belirlenmesi

Bu çalışma, 2001 - 2002 yıllarında, amaç doğrultusunda seçilen 5 ana ve 3 baba pamuk (Gossypium hirsutum L.) genotipinin kullanılması ile Çoklu Dizi ( Line x Tester) kantitatif analiz yöntemi uyarınca oluşturulan populasyonda, incelenen özellikler yönünden, genetik yapıyı incelemek, F: melez gücünü saptamak, uygun anaç ve melez kombinasyonlarını belirlemek amacı ile T.C Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Güneydoğu Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü deneme alanında, tesadüf blokları deneme deseninde, 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Oluşturulan populasyonda incelenen; bitki boyu, yaprak alanı, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, koza sayısı, bitki kütlü pamuk verimi, ilk el kütlü oranı, lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı ve lif kopma uzaması özelliklerinin yönetiminde eklemeli; koza ağırlığı, koza kütlü pamuk ağırlığı, çırçır randımanı ve 100 tohum ağırlığı özelliklerinin yönetiminde eklemeli olmayan gen etkilerinin önemli olduğu; odun dalı sayısı, ilk el kütlü oranı, lif inceliği, lif kopma uzaması özellikleri için olumsuz; incelenen diğer özellikler için olumlu yönde heterosis oluştuğu; bitki boyu için Stoneville 453 ve Cabu CS 2-1-83; yaprak alanı için Kurak 2; odun dalı sayısı için Cabu CS 2-1-83 ve Blightmaster; koza sayısı için Stoneville 453; kütlü pamuk verimi için Blightmaster; ilk el kütlü oranı için Maraş 92 ve Cabu CS 2-1-83; çırçır randımanı için Erşan 92; lif uzunluğu ve lif kopma dayanıklılığı için Sicala 33; lif kopma uzaması için Blightmaster pamuk çeşitlerinin en iyi genel uyuşma yeteneği gösteren anaçlar olduğu; bitki boyu için Tamcot CD 3H x Stoneville 453 ve Cabu CS 2-1-83 x Stoneville 453; yaprak alanı için Blightmaster x Erşan 92; odun dalı sayısı ve lif kopma uzaması için Cabu CS 2-1-83 x Maraş 92; meyve dalı sayısı için Kurak 2 x Maraş 92; koza sayısı ve kütlü pamuk verimi için Blightmaster x Stoneville 453; ilk el kütlü oranı için Blightmaster x Maraş 92; çırçır randımanı için Tamcot CD 3H x Erşan 92; lif inceliği için Tamcot CD 3H x Stoneville 453; lif uzunluğu için Tamcot CD 3H x Maraş 92; lif kopma dayanıklılığı için Sicala 33 x Stoneville 453 melez kombinasyonlarının en ümitvar melezler olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Pamuk, kuraklık stresi, genel ve özel uyuşma yeteneği, heterosis,

Çetin Karademir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır koşullarında bazı kırmızı mercimek (Lens culinaris Medik.) çeşit ve hatlarında verim ve verimle ilgili özelliklerin saptanması üzerine bir araştırma

Güneydoğu Anadolu bölgesine uygun kışlık kırmızı mercimek çeşit/hatlannm tane verimi ve verimle ilgili özelliklerini saptamak amacıyla ele alınan bu araştırma 2003 yılı yetiştirme döneminde 25 mercimek genotipi ile kıraç arazi koşullarında tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekrarlamalı olarak bir yıl süreyle yürütülmüştür. Bu araştırmada ILL-7213 (252.9 kg/da), ILL-7686 (237.8 kg/da), ILL-8603 (228.4 kg/da), ILL-8189 (227.6 kg/da), ILL-7199 (221.9 kg/da), ILL-6789 (221.9 kg/da) hatları ve Seyran-96 (220.6 kg/da) çeşidi tane verimi ve erken çiçeklenme süreleri bakımından bölge koşullarında ümitli oldukları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mercimek, Çeşit, Verim, Kolerasyon

Lens culinarisMercimekVerim ögeleri
Murat Koç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Donar bitkilerin yetişme koşulları ve anterlere farklı sürelerle soğuk uygulamasının ekmeklik buğdayda haploid bitki rejenerasyonuna etkileri üzerinde bir araştırma

Ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) anter kültüründe genotip, ekim zamanı ve soğuk ön uygulama sürelerinin haploid bitki üretimine etkisini saptamak amacıyla yürütülen bu araştırmada, sera ve tarla koşullarında beş farklı ekim zamanında (15 ekim, 1 Kasım, 15 Kasım, 1 Aralık, 15 Aralık) ekimleri yapılmış olan 2 ekmeklik buğday çeşidine (Seri 82 ve GENÇ 99) ait bitkilerden alman başaklara +4 °C'de farklı süreli (kontrol, 3 gün, 6 gün ve 9 gün) soğuk ön uygulaması yapılmış ve soğuk ön muamele süreleri sonunda başaklardan izole edilen anterler P2 ortamında kültüre alınmışlardır. Kültüre alman arterlerde, reaksiyon gösteren anter oranı, 100 anter başına rejenere olan bitki sayısı, yeşil bitki sayısı ve albino bitki sayısı saptanmıştır. Araştırma sonuçlan, genotipin anterlerden haploid bitki rejenerasyonunu etkileyen en önemli faktör olduğunu ortaya koymuştur. Donor bitkilerin, sera koşullarında 15 Ekimden sonra, tarla koşullarında ise 1 Kasımdan sonra ekilmesi anter reaksiyon oranında önemli derecede azalmaya neden olmuştur. Tarla koşullarında 15 Ekim tarihinde ekilen bitkilerden alman anterlere 9 günlük soğuk uygulaması en yüksek bitki rejenerasyon oranı ( 37.5 bitki/100 anter) sağlayan kombinasyon olmuştur. Sera koşullarında yetişen bitkilerde soğuk uygulaması yeşil bitki rejenerasyon oranında önemli bir farklılık yaratmamasına karşılık, tarla koşullarında 6 günlük soğuk uygulaması kontrole göre yeşil bitki rejenerasyon oranında önemli artışa neden olmuştur. Faktör kombinasyonları, albino bitki rejenerasyon oranında önemli farklılık yaratmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara dayanarak, ekmeklik buğday ıslah programlarında anter kültüründen etkin bir şekilde yararlanabilmek için, ıslah programında yer alan her genotip için uygun donor bitki yetişme koşullarının ve anterlere soğuk uygulama süresinin saptanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler : Ekmeklik Buğday, Genotip, Donor Bitkilerin Yetişme Koşullan, Anter, Soğuk Uygulaması

AnterlerBitki rejenerasyonuBitki yetiştirme ortamları+2
Sevda Altıntaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova koşullarında sorgum-sudanotu (Sorghum bicolor x Sorhum sudanense) melezinde en uygun azot ve çinko gübre dozlarının saptanması üzerinde araştırma

Bu araştırma 2001-2002 yıllarında, Çukurova koşullarında Sorgum-Sudanotu melezinde en uygun azot ve çinko gübre dozlarını saptanmak için, Çukurova Tarımsal Araştırma Enstitüsünün araştırma alanında yapılmıştır. Bu araştırmada Sorgum-Sudanotu melezinin Grazer çeşidi kullanılmıştır. Denemede dekara saf olarak; 0, 7, 14, 18, 24 kg azot gübre dozları, 0, 0.5, 1.0 kg çinko gübre dozları kullanılmıştır. En yüksek yeşil ot verimi 3349.97 kg/da ile 1. biçimden N3-Znı uygulamasından elde edilirken, en düşük yeşil ot verimi ise 1665.03 kg/da değeri ile 2. biçimden No-Zno uygulamasından elde edilmiştir. En yüksek kuru madde verimi ise, 860.45 kg/da ile 1. biçimden N3-Znı uygulamasından elde edilirken, en düşük kuru madde verimi ise, 455.22 kg/da değeri ile 2. biçimden No-Zno uygulamasından elde edilmiştir. Azot ve çinko uygulamaları yeşil ot verimi ve kuru madde verimi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olmuştur. En yüksek ham protein oram %7.19 ile 1. biçimden N3-Z110 uygulamasından elde edilirken, en düşük ham protein oram ise, %5.50 değeri ile 2. biçimden No-Zn2 uygulamasından elde edilmiştir. En yüksek selüloz + lignin (ADF) oram %48.64 ile 2. biçimden Nı-Zn2 uygulamasından elde edilirken, en düşük selüloz + lignin (ADF) oram ise %40.96 değeri ile 1. biçimden No-Znı uygulamasından elde edilmiştir. Çinko uygulamaları olgunlaşmayı artırdığı için protein oranının azalmasına ve selüloz + lignin (ADF) oranının artmasına neden olmuştur. Azotlu gübre uygulaması yaprağın azot ve potasyum içeriğini artırmış. Çinko gübre uygulaması da yaprağın potasyum, özellikle hayvanlar üzerinde olumlu etkiye sahip olan çinko ve demir içeriklerini artırmıştır.Anahtar kelimeler : Sorgum-Sudanotu Melezi, Azot, Çinko

Emine Serap Kızıl
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yetişen arpa çeşitlerinde genetik çeşitliliğin ISSR basit dizilim tekrarları moleküler markör tekniği ile saptanması

Bu çal ma Türkiye orjinli 28 arpa çe idi içerisindeki genetik farkl l klarortaya ç karmak için yap lm t r. Genetik farkl l klar saptamak için fizyo-morfolojikbaz karakterler ile ISSR DNA Moleküler i aretleyi tekni i kullan lm t r. Arpaçe itleri, baz fizyo-morfolojik özellikleri incelemek için 2003-2004 yeti tirmey l nda Tarla Bitkileri Ara t rma ve Uygulama Alan na ekilmi tir. ncelemesonucunda hem iki s ral hemde alt s ral arpa çe itleri içersinde çe it baz ndafarkl l klar saptanamam t r.Arpa çe itlerinde DNA seviyesinde genetik çe itlili i saptamak için 64 ISSRprimerler ilk olarak 7 adet arpa çe idinde kullan lm ve 64 ISSR primer ndan 57tanesinin PCR ürünü üretti i saptanm t r. Polimorfizim oran na göre 10 ISSRprimer seçilmi tir. 28 arpa çe idinde kullan lan 10 ISSR primer toplam 75 adetband üretmi olup bunun 51 adedinin polimorfik oldu u görülmü tür. Polimorfizmseviyesinin göstergesi olan PIC de eri çal mada en yüksek 0.844, en dü ük 0.354olmak üzere ortalama 0.611 olarak bulunmu tur. Genetik uzakl k katsay s 0.05 ve0.37 s n rlar aras nda de i mi tir. Efes-2 ile Yesevi-93 çe itlerinin genetik olarakbirbirlerine en yak n, Karatay-94 ile Aday-4 çe itlerinin ise genetik olarak birbirineen uzak çe it oldu u tespit edilmi tir. Bu çal mada, arpa çe itleri aras ndakibenzerlik ve farkl l klar saptamada fizyo-morfolojik benzerliklerinkullan labilirli inin yetersiz, ?ISSR Markör Tekni i? ise yeterli oldu u sonucunavar lm t r.Anahtar Kelimeler : Arpa, Hordeum vulgare, ISSR, Genetik Çe itlilik

ArpaGenetik varyasyonHordeum vulgare+1
Deniz Yalım
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova bölgesi kıraç ve taban arazi koşullarında yetiştirilen biberiye (Rosmarinus officinalis L.) çeşitlerinin verim ve kalitesi üzerine araştırmalar

ÖZDOKTORA TEZÇUKUROVA BÖLGES KIRAÇ VE TABAN ARAZ KOŞULLARINDAYET ŞT R LEN B BER YE (Rosmarinus officinalis L.) ÇEŞ TLER N N VER MVE KAL TES ÜZER NE ARAŞTIRMALARMuzaffer KIRPIKÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜTARLA B TK LER ANAB L M DALIDanışman :Prof. Dr. Menşure ÖZGÜVENYıl-Sayfa :2005-97Jüri Prof. Dr. Menşure ÖZGÜVENProf. Dr. Halis ARIOĞLUProf. Dr. Saliha KIRICIProf. Dr. Atilla GÜRYrd.Doç. Dr. Abdulhabip ÖZELÇukurova Bölgesi kıraç ve taban arazi koşullarında yetiştirilen biberiye (Rosmarinusofficinalis L.) genotiplerinin verim ve kalitesini belirlemek amacıyla yapılan bu çalışma 2003-2004 yılları arasında, Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü denemealanında yürütülmüştür. Denemeler taban ve kıraç koşullarda olmak üzere farklı ikilokasyonda tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuş,denemelerde 15 farklı genotip 40 X 40 cm sıra arası ve üzeri mesafelerle dikilmiş veyetiştirilmesi sağlanmıştır.Yürütülen bu çalışmada, biberiye (Rosmarinus officinalis L.) genotiplerinin verim veverim komponentlerinden; bitki boyu, dal sayısı, taze herba verimi, kuru herba verimi, kuruyaprak verimi, kuru yaprak oranı, kuru madde oranı, uçucu yağ oranı, uçucu yağ bileşenlerive uçucu yağ verimi değerlerinin farklı yetiştirme koşullarına göre sulama sonucu değişimgösterdiği belirlenmiştir. Özellikle, taban koşullarda, kıraç koşullara göre daha yüksekdeğerler elde edildiği saptanmıştır. Ancak kıraç koşullarda elde edilen verilerinde tatminkardüzeyde olduğu belirtilmelidir.Anahtar Kelimeler: Biberiye, Taze, Kuru, Herba, Yaprak

Muzaffer Kırpık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Diyarbakır ekolojik koşullarında İzmir kekiği (Origanum onites L.)üzerinde agronomik ve teknolojik araştırmalar

Bu çalışma, 2002-2004 yılları arasında, Diyarbakır Ekolojik koşullarında, Origanum onitesL.'nin bazı agronomik ve teknolojik özelliklerini belirlemek amacıyla tarla koşullarındayürütülmüştür. Deneme, tesadüf blokları deneme desenine göre, 4 tekrarlamalı olarak kurulmuştur.Araştırmada, bir yılda yapılan iki biçimin ve dört farklı sıra üzerleri uygulamasının (20, 30, 40 ve 50cm) verim ve kaliteye olan etkisi incelenmiştir. Çalışmada, taze herba verimi, drog herba verimi, drogyaprak verimi, bitki boyu, bitki taç genişliği, drog yaprak / sap oranı, uçucu yağ oranı, α-pinen, β-pinen, α-terpinen, cineol, γ-terpinen, linalool, borneol ve carvakrol oranları gibi özelliklerincelenmiştir.Araştırma bulgularına göre, bir yılda yapılan iki biçim arasındaki fark, drog herba verimi hariç,diğer tüm özelliklerde istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Farklı sıra üzeri uygulamalarınınincelenen cineol ve γ-terpinen özelliklerinde önemli farklılıklar oluşturduğu; incelenen diğerözelliklerde ise istatistiksel olarak önemli fark oluşturmadığı, sıra üzeri x biçim interaksiyonunun isesadece carvakrol oranında istatistiksel olarak önemli fark oluşturduğu belirlenmiştir.Araştırma bulgularına göre, taze herba verimi, 1.biçimde 1381.7 kg/da, 2.biçimde 1199.4 kg/da;drog herba verimi, 1.biçimde 473.9 kg/da, 2.biçimde 428.7 kg/da; drog yaprak verimi, 1.biçimde 222.8kg/da, 2.biçimde 314.5 kg/da; drog yaprak / sap oranı, 1.biçimde % 47, 2.biçimde % 73; bitki boyu,1.biçimde 47.6 cm, 2.biçimde 25.9 cm; bitki taç genişliği, 1.biçimde 46.4 cm, 2.biçimde 42.4 cm;uçucu yağ oranı, 1.biçimde % 1.88, 2.biçimde % 1.59; α-pinen oranı, 1.biçimde % 0.67, 2.biçimde %1.09; β-pinen oranı, 1.biçimde % 1.64, 2.biçimde % 1.33; α-terpinen oranı, 1.biçimde % 1.56,2.biçimde % 1.36; cineol oranı, 1.biçimde % 5.98, 2.biçimde % 13.39; γ-terpinen oranı, 1.biçimde %5.49, 2.biçimde % 5.93; linlool oranı, 1.biçimde % 3.87, 2.biçimde % 2.38; borneol oranı, 1.biçimde% 1.60, 2.biçimde % 1.91; carvakrol oranı, 1.biçimde % 62.73, 2.biçimde % 45.12 olarak tespitedilmiştir.Anahtar Kelimeler: Origanum, Bitki sıklığı, Uçucu yağ, Uçucu yağ bileşenleri

Fethullah Tekin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Mısır bitkisinde (Zea mays L.)F1 ve F2 tohumlarının saf ve değişik oranlarda karıştırılarak ekiminin tane verimi ve bazı tarımsal özelliklere etkisi

ÖZYÜKSEK L SANS TEZMISIR B TK S NDE (Zea mays L.) F1 VE F2 TOHUMLARININ SAFVE DEĞ Ş K ORANLARDA KARIŞTIRILARAK EK M N N TANEVER M VE BAZI TARIMSAL ÖZELL KLERE ETK SSerhan SOYD NÇÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜTARLA B TK LER ANA B L M DALIDanışman: Prof.Dr. Ahmet Can ÜLGERYıl: 2005, Sayfa:Üye: Prof.Dr. Ahmet Can ÜLGERProf.Dr. Yusuf KIRTOKProf.Dr. Faruk EMEKS ZBu çalışma; Çukurova koşullarında, farklı yetişme sürelerine sahip üç mısırçeşidinin (P.31G98, Rx.9292 ve SELE); F1 ve F2 tohumlarının saf ve değişikoranlarda karıştırılarak (% 75 F1-% 25 F2, % 50 F1-% 50 F2, % 25 F1-% 75 F2)ekiminin, tane verimi ve bazı tarımsal özelliklere etkilerini belirlemek amacıyla,2003 yılı ana ürün mısır yetiştirme sezonunda tesadüf bloklarında bölünmüş parsellerdeneme deseninde yürütülmüştür. Denemede yer alan mısır çeşitleri arasındakifarklılıkların, tepe püskülü çiçeklenme süresi, koçan kalınlığı, koçan uzunluğu, ilkkoçan yüksekliği, koçanda tane sayısı, koçanda tane ağırlığı ve tane verimi özellikleriiçin istatistiki olarak önemli olduğu saptanmıştır. Farklı karışım oranlarının isesadece tane verimi üzerine etkisinin istatistiki olarak önemli olduğu saptanmıştır.Denemede yer alan farklı karışım oranlarında ve F2 generasyonunda, F1generasyonuna göre tane veriminin azaldığı belirlenmiştir. F1 generasyonundan 1246kg/da tane verimi elde edilirken, F2 generasyonundan 806 kg/da, % 75 F1-% 25 F2karışımından 1153 kg/da, % 50 F1-% 50 F2 karışımından 1083 kg/da, % 25 F1-% 75F2 karışımından 1039 kg/da tane verimi alınmıştır. Bu çalışmadan elde edilensonuçlara göre; yüksek tane verimi elde edebilmek için hibrit mısır çeşitlerintohumluğunun her yıl yenilenmesi gerektiği aksi takdirde verimin önemli ölçüdedüşeceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Mısır, Tane Verimi, F1 , F2, Karışım, Karışım OranlarıI

Serhan Soydinç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Fiğ (Vicia sativa L.)+arpa (Hordeum vulgare L.) karışımlarında türler arası ve türiçi rekabetin saptanması

Seher Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Ana ürün yerfıstığı yetiştiriciliğinde, farklı içerikli gübre uygulamalarının, verim ve bazı tarımsal özelliklere etkisi

ÖZYÜKSEK L SANS TEZANA ÜRÜN YERFISTIĞI YET ŞT R C L Ğ NDE, FARKLIÇER KL GÜBRE UYGULAMALARININ, VER M VE BAZITARIMSAL ÖZELL KLERE ETK Sbrahim Halil ÖNCELERÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜTARLA B TK LER ANA B L M DALIDanışman: Prof.Dr. H.Halis ARIOĞLUYıl: 2005, Sayfa: 76Üye: Prof.Dr. H.Halis ARIOĞLUYrd.Doç.Dr. Sezer S NANYrd.Doç.Dr. Tahsin SÖĞÜTBu çalışma, 2004 yılında, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi TarlaBitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama alanında yürütülmüştür. Deneme, ana ürünkoşullarında, tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak dizaynedilmiştir. Bu çalışmanın amacı, farklı içerikli gübrelerden, Triple süper fosfat,Diamonyum fosfat, 20.20.0, 15.15.15 taban gübreleri ile Üre, Amonyum Nitrat,Amonyum Sülfat üst gübrelerinin Osmaniye-2005 yerfıstığı çeşidinin tarımsalunsurlarına olan etkilerini belirlemektir. Araştırma sonucunda; uygulanan farklıiçerikli gübrelerden elde edilen dekara meyve verimleri, 569.8-702.5 kg/da arasındadeğişmektedir. En yüksek meyve verimi 702.5 kg/da ile 20 kg/da Triple süperfosfat+ (20+19) kg/da Amonyum Nitrat uygulamasından elde edilmiş olup, bunu 689.6kg/da ile 20 kg/da Diamonyum fosfat + 28 kg/da Amonyum Nitrat uygulamasıizlemiştir. En düşük meyve veriminin ise 569.8 kg/da ile 20 kg/da Diamaonyumfosfat + 45 kg/da Amonyum Sülfat uygulamasından elde edilmiştir. Ayrıca, farklıiçerikli gübre uygulamalarının; 100 tohum ağırlığı, 100 meyve ağırlığı, bitki başınameyve verimi ve yağ verimini etkilediği, incelenen diğer özellikler üzerine ise etkiliolmadığı saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Yerfıstığı, Osmaniye-2005, Farklı içerikli gübreler, VerimI

İbrahim Halil Önceler
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00