Aydın Adnan Menderes University
Discipline

Public Finance

Aydın Adnan Menderes University

1,168

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessEN

Transportation network effects on economic and social development in Djibouti

Located at the mouth of the Red Sea, the Republic of Djibouti controls with Yemen the Strait of Bab-el-Mandeb between the Arabian Peninsula and the coasts of East Africa. This geostrategic position at the crossroads of two continents gives it the status of a meeting ground. The liberal commercial regime that applies there for a very long time relies on perfectly modern port infrastructures which allow to have a real commercial platform. The country plays the card of a natural bridge between an Africa, which abounds in raw materials, and an Arabian Peninsula whose investment capacity is one of the highest in the world. Thus, this dual membership of these two blocks is an undeniable advantage and the key to sustainable development. The Republic of Djibouti has made the development of the transport chain a national priority. From the beginning of the last century until the 1960s, the activity of the transport sector suffered a significant contraction in the 1980s and 1990s, due in particular to competition, and the weakness of port infrastructure and the last ten years Djibouti has developed their sector of servıces and 80importation and exportation pass through of Djibouti port nowadays the sectors Air Djibouti has not developed but recently in 2015 Air Djibouti start flying in different destination such as Addis Ababa, Yemen, and Somalia. Additionally, the sector road of Djıbouti has always a difficult to develop because of the truck Ethiopia and their experience in the market. Finally, the railways sector of Djibouti has started working in 2018 up now and this news sector activity will increase the development of the countries.

DjiboutiEconomic developmentSocio-economic impact+5
Roukıa Souleıman Abdı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Anali̇si̇ng the problems of determi̇ni̇ng arm's length price for transfer pri̇ci̇ng i̇n frame of Turki̇sh tax legi̇slati̇on

Global trade and the international markets have improved since the globalisation occured. Two-thirds of the global trade is consisting of the movements of multi-national companies. Since the mutual transfer of goods and services between connected sunjects use prices that the goverments have to tax, which affects the state incomer, caused a clash between different goverments taxation areas. Thus, goverments began to make arrangements on the transfer price that is going to be used between the connected subjects. Arrangements about ''Taxation of Institutions Act'' and '' Act of Income Taxation'' are written in the Turkish Taxation System. In this essay, the applications of USA, EU and OECD about the arrangement of transfer prices has been argued firstly, and then the situation in Turkey. Finally, the most important point about this issue, the aggreement on sample price has been argued and to conclude, some problems mentioned and some suggestions given.

European UnionPricingOECD countries+5
Abdullah Seven
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kırgızistan'da doğrudan yabancı yatırımlara yönelik teşvikler ve Orta Asya ülkeleri ile kıyaslanması

Dünyanın en ücra köşesine bile ulaşan küreselleşme her ne kadar farklı etki ve sonuçlara yol açsa da gün geçtikçe avantajlarından faydalanılmaması güçtür. Çok Uluslu Şirketlerin belirli sebeplerden dolayı tercih ettikleri ülkelerdeki doğrudan yabancı yatırımları da küreselleşmenin kısmi avantajlardan biri olarak görülmektedir. Yarattıkları olumsuz etkileri göz ardı edecek kadar önemli istihdam, üretim ve teknoloji transferi gibi dışsallıklar meydana getirdiklerinden dolayı potansiyel yatırım ülkelerinde aradıkları koşullara titizlikle davranılmaktadır. Bu koşulların sağlanması yönünde ülkeler bu yatırımları çekmek için çeşitli teşvik ve düzenlemelere gitmektedirler. Geçiş ekonomilerinin küresel ekonomiye dâhil olduklarında yaşadıkları ekonomik, siyasal ve yapısal değişimlerin beraberinde karşılaştıkları kaynak yetersizliği sorunlarını uygulamaya koydukları farklı politikalar yardımıyla bertaraf etmeye çalışmışlardır. Bu süreç içinde oluşturdukları izlenim ve ulaştıkları ekonomik durum çerçevesinde günümüzde yabancı yatırımlara olan bağımlılıkları eksilmemiştir. Bundan dolayı, Orta Asya ve özellikle araştırma odağı olan Kırgızistan'da doğrudan yabancı yatırımların teşviki ve bu yöndeki düzenlemelerin seyri önemli husus olarak gösterilebilir. Tezin birinci bölümünde doğrudan yabancı yatırımlar ve teşvik hususları ile ilgili teorik bilgiler ele alınmıştır. Bu bilgiler nezdinde tezin ikinci bölümünde geçiş ekonomilerinin bağımsızlıklarını elde ettiklerinden itibaren geçirdikleri yapısal ve ekonomik reformlar ve ortak özellikleri hakkında bahsedilerek Kazakistan, Özbekistan ve Tacikistan hakkında doğrudan yabancı yatırımlar, teşvik olanakları, vergi sistemleri ile ilgili bilgilere yer verilmesi amaçlanmıştır. Tezin son bölümünde ise, Kırgızistan'ın doğrudan yabancı yatırımlara yönelik vergi ve yasal mevzuatındaki gelişmeler ve ülkenin genel durumu itibariyle yatırım çekme potansiyeli açısından değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır. Ülkelerin güncel verileri, vergi sistemleri, teşvik tedbirleri ve yapısal özellikleri araştırılarak, genel ülke profili üzerinden siyasi ve ekonomik durum göz önünde bulundurularak bir kıyaslama yapılması hedeflenmiştir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıKırgızistanMali teşvik sistemi+6
Madina Pashalieva
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının idari ve yargı aşamalarında çözümünün karşılaştırılması ve 2010 yılı sonrası İzmir İli örneği

Vergi, devletin bireylerden kamu ihtiyaçlarını karşılamak için topladığı en önemli gelir kaynağıdır. Devlet, otoriter gücünü kullanarak topladığı vergiler, tek taraflı işlem olması sebebi ile mükellef ile işlemi gerçekleştiren vergi dairesi arasında çeşitli uyuşmazlıklar çıkması kaçınılmaz olmaktadır. Vergi idaresi ile mükellefler arasında gerçekleşen uyuşmazlıkların çözümünde mükellefin izleyeceği iki yol vardır. Bunların ilki olarak "Barışçıl yol" olarak da adlandırılan idari çözüm yoludur. Bu yolla mükellefler, uyuşmazlığı yargı yoluna taşımadan, idare ile kendi arasında çözmektedir. Bir diğer yol ise mükellefin uyuşmazlığı yargı yoluna taşımasıdır. Bu yolda mükellef idare ile bir çözüme varamaması durumunda söz konusu uyuşmazlığı yargı yoluna taşımasıdır. İdari çözüm yolu olarak mükelleflere sunulan seçenekler uzlaşma, cezalarda indirim, vergi hatalarının düzeltilmesi, üst makama başvuru, pişmanlık ve ıslah müesseseleridir. Mükellef bu yollardan herhangi birini seçerek vergi uyuşmazlığını gidermek için idare ile anlaşmaya varabilmektedir. Mükellefin uyuşmazlığı idari yollarda çözüme kavuşturamaması durumunda yargı yolunu tercih edebilir. Anayasanın 125. maddesince; "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." ifadesi mükellefin, idarenin tek taraflı gerçekleştirdiği idari işlem olan vergiyi, yargı yoluna taşıyabilme imkanı sağlamıştır. Çalışmanın ilk bölümünde, vergi uyuşmazlıklarının idari çözüm yollarına anlatılmaktadır. İkinci bölümünde ise vergi yargısı ele alınacaktır. Son bölümde ise, İzmir ili örneği ile iki çözüm yolu karşılaştırılacaktır. Anahtar Kelimeler: Vergi uyuşmazlıkları, İdari Çözüm Yolları, Yargı yolu, İzmir ili Örneği.

Vergi idaresiVergi mükellefiVergi uyuşmazlıkları+2
Doğancan Akata
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sigorta şirketlerinin ve hizmetlerinin vergilendirilmesi

Finans kesiminin temel aktörlerinden biri olan sigortacılık sektörü, bir ülkenin ekonomik bakımdan gelişmişlik düzeyinin en önemli göstergelerinden birini oluşturmaktadır. Sigortanın amacı; kişilerin tehlike olasılıklarını güvence altına almasının yanında kişilerden toplanan sigorta primleri ile büyük bir kaynak oluşturarak, yaratılan bu kaynakla ülke ekonomisinin kalkınmasında önemli bir katkıda bulunacak fonu yaratmaktır. Bunun sonucunda toplumun refah düzeyi yükselmiş olmaktadır. Ayrıca sosyal dayanışma sistemi de etkin hale gelmektedir. Sigorta şirketleri, sigorta sözleşmesi gereğince prim karşılığında doğabilecek rizikoyu üstlenip, bunun karşılığında teminat veren ve olayın gerçekleşmesi halinde tazminat ve sermaye ödemeyi taahhüt eden kurumlar olarak tanımlanmaktadır. Sigorta şirketlerinin öncelikli amacı, sigorta üretimini arttırmak ve bunun sonucunda kar elde etmektir. Türkiye'de sigortacılık sektöründe faaliyette bulunan sigorta şirketleri; yapmış olduğu hizmetler sonucunda elde ettiği gelirler ve yaptıkları sigorta faaliyetleri nedeniyle bazı vergi yüklerine tabi olmaktadırlar. Sigortacılık sektöründe vergilendirme, sigorta şirketlerinin vergilendirilmesi ve sunulan sigorta hizmetlerinin vergilendirilmesi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bir diğer sınıflandırmada ise sigorta şirketlerinin ödemekle yükümlü olduğu vergiler, dolaylı, dolaysız vergiler ve fonlar olmak üzere üç grup altında incelenmektedir. Gerek sigorta şirketlerinin gerekse de hizmet alanların vergilendirilmesinde devletin bir takım teşvikleri söz konusudur. Özellikle kişisel tasarrufların artması ve kişilere uzun dönemde gelir sağlanması amacıyla getirilen Bireysel Emeklilik sisteminde devletin vergisel açıdan önemli teşvikler sağladığı görülmektedir. Bu teşvikler sigorta sistemini daha da etkin hale getirebilecek nitelikte olmalıdır.

Bireysel emeklilikSigortaSigorta hizmetleri+6
Tuğçe Karkı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Çok uluslu şirketlerin vergilendirilmesi: Transfer fiyatlaması açısından bir değerlendirme

Küreselleşme süreci ile birlikte uluslararası ekonominin belirleyicisi haline gelen çok uluslu şirketlerin transfer fiyatlandırması manipülasyonuna başvurmaları başka bir ifade ile emsallerine nazaran yüksek veya düşük fiyat belirlemek suretiyle daha az vergi ödeme ya da hiç vergi ödememe yolunu tercih etmeleri ülkelerin vergi tabanlarının aşınmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda ilişkili kişiler arasında gerçekleşen işlemlerin fiyatlandırılması vergiye tabi kazancın doğru bir şekilde tespit edilebilmesi açısından önem arz etmektedir. Vergi gelirleri üzerindeki olumsuz etkileri göz önüne alındığında transfer fiyatlandırması kurallarının düzenlenmesi bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda gerek uluslararası kuruluşlar tarafından gerekse de ülkelerin vergi mevzuatlarında yer alan düzenlemeler ile bir yasal altyapı oluşturulmaktadır. Devletler vergi matrahı kayıplarını önleyebilmek için yasal alt yapı oluşturmalarına karşın etkin bir vergi denetimin sağlanamaması ve transfer fiyatlandırması manipülasyonları nedeniyle önemli miktarda vergi kayıplarıyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı; öncelikli olarak çok uluslu şirketlerin vergilendirmesi ve transfer fiyatlaması konusundaki düzenlemeleri güncel gelişmeleri de dikkate alarak irdelemek, sonrasında ise Türkiye'de ve seçilmiş ülkelerdeki transfer fiyatlandırmasına ilişkin vergi denetim süreçleri arasındaki ortak yönleri ve farklılıkları açıklığa kavuşturmaktır. Bu amaçla ülkelerin transfer fiyatlandırması denetimlerine yaklaşımları incelenirken ülkelerin gerek mevzuat farklılıkları gerekse de idari yapıları arasındaki farklılıklar ortaya konulmuştur. Bu noktada en önemli kısıt transfer fiyatlandırması denetim sonuçlarının vergi denetim sonuçları içerisinde yer alması ve ülkelerin mükellef hakları kapsamında bu noktada veri paylaşımında bulunmaya istekli olmamasıdır. Çalışmanın sonucunda ülkemizde transfer fiyatlandırması denetimlerinde karşılaşılan sorunlar ayrıntılı olarak ortaya konulmuş olup transfer fiyatlandırması denetimlerinde etkinliğin sağlanmasına yönelik öneriler çalışma kapsamında ele alınmıştır.

Kurumlar vergisiTransfer fiyatlandırmaUluslararası işletmeler+3
Pelin Mastar Özcan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Kümelenme faaliyetlerine yönelik mali teşvikler: Türkiye için bir model önerisi

Kalkınma politikalarının oluşturulması sürecinde bir mal veya hizmetin üretimine ilişkin değer zinciri üzerinde yer alan işletmelerin ve kurumların belirli yerlerde coğrafi yoğunlaşması olarak tanımlanabilecek kümelenme olgusu giderek daha fazla dikkate alınmaktadır. Bu durumun temel nedeni kümelenmelerin içersinde yer alan işletmelere sunduğu yüksek inovasyon kabiliyeti, nitelikli işgücü ve düşük maliyetle üretim gibi rekabet avantajlarıdır. Söz konusu rekabet avantajlarını doğuran faktörlerin bir kısmı (nitelikli işgücü gibi) kümedeki işletmelerin sayısı arttıkça kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Diğer bir kısım rekabet avantajı ise ancak kümeyi oluşturan işletmelerin ve kurumların (ortak ar-ge merkezi, altyapı gibi) bilinçli işbirliği faaliyetleri ile ortaya çıkabilmektedir. Kümelenme faaliyetleri olarak adlandırılan söz konusu işbirliği faaliyetleri asimetrik enformasyon ve dışsal ekonomiler gibi piyasa başarısızlıkları nedeniyle her zaman kendiliğinden ortaya çıkmamakta ve olması gerekenden düşük bir seviyede gerçekleşmektedir. Bu durum aralarında Türkiye'nin bulunduğu birçok ülkede kümelenme faaliyetlerine yönelik mali teşvikler düzenlenmesine neden olmuştur. Bu bağlamda tezimizin amacı Türkiye için kümelenme faaliyetlerini engelleyen piyasa hatalarını ortadan kaldıracak etkin ve etkili bir mali teşvik modelinin geliştirmektir. Çalışmamızın birinci bölümünde kümelenme kavramının kuramsal gelişimi, unsurları ve kümelenme faaliyetlerini engelleyen piyasa başarısızlıkları tanımlanmıştır. İkinci bölümde kümelenmeye yönelik kamu politikaları ve mali teşvik modelleri incelendikten sonra ülke uygulamaları analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde ise Türkiye'de ki mevcut kümelenme teşvikleri değerlendirilmiş ve kümelenme faaliyetlerine yönelik bir teşvik modeli önerisi sunulmuştur. Çalışmamızda ülkemizdeki kümelenmeye yönelik mali teşviklerin etkinliği ülke uygulamalarının karşılaştırmalı analizi ve kalitatif yöntemlerle yapılan saha çalışmalarından elde edilen bulgulara dayalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmamızda geliştirilen model üç unsurdan oluşmaktadır. Birincisi Kalkınma Ajansları tarafından her potansiyel küme için rekabet gücünü arttıracak faaliyetlerin fizibiliteleri ile birlikte tanımlanmasıdır. Ajanslar pro-aktif bir yaklaşımla kümelenme girişimlerini başlatmalı ve asimetrik enformasyonu ortadan kaldıracak "bilgi"yi üretmelidir. Aksi takdirde ne kadar cazip teşvik verilirse verilsin özel sektörün kümelenme faaliyetlerine yönelik harcamaları olması gerektiği düzeyde gerçekleşmeyecektir. Bu şekilde ajanslar mevcut ve bu çalışmayla önerilen teşviklerin öncelikli kümelenme faaliyetlerine koordineli bir şekilde tahsisini sağlayacaktır. İkinci önerimiz kamusal maliyeti yüksek hibe teşviklere alternatif kredi garantisi şeklinde bir teşvik düzenlemesi yapılmasıdır. Üçüncü ve son önerimiz ise ileri teknoloji kümelerinin gelişimi sağlamak üzere yenilikçi küçük işletmelere yatırım yapacak belirli sektörlerde ihtisaslaşmış girişim sermayesi şirketlerine yönelik teşvik düzenlemesi yapılmasıdır.

KümelemeMali teşvik sistemiTeşvikler
Haktan Sevsay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de serbest bölgelere tanınan mali teşviklerin değerlendirilmesi

Küreselleşmenin etkisiyle rekabet koşullarının değişmesi, yapılacak olan yatırımların ülke içi alanlarda veya serbest bölgelerde gerçekleşmesini sağlamak amacıyla devletlerin bir takım teşvikleri yatırımcılara sunmasının gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda Türkiye'de serbest bölgelere, gelir vergisi ve kurumlar vergisi istisnaları, damga vergisi ve harçlar muafiyeti, KDV istisnası, serbest kar transferi imkânı ve gümrük vergisi muafiyeti şeklinde mali teşviklerin tanınması, serbest bölgelerin yatırımcılar için cazibe merkezleri olarak görülmesini sağlamaktadır. Diğer yandan Türkiye'de ülke içi yatırımların teşviki için uygulanan yatırım teşvik programları da serbest bölgelerde yatırımcılara sağlanan desteklerle benzer yönleri olan şekilde gelişmektedir. Aynı zamanda Türkiye'de serbest bölgelere sağlanan teşvik unsurlarıyla dünyada seçili ülke örnekleri içinde yer alan serbest bölgelerde sağlanan teşviklerin ortak yönlerinin olduğu da görülmektedir. Bu tez çalışmasında öncelikle serbest bölgelerin ve mali teşviklerin, türleri ve ülke ekonomisine etkileriyle ilgili bilgiler verilmiştir. Ardından Türkiye'de serbest bölgelere sağlanan mali teşvikler ve Türkiye'de yatırımlara devlet tarafından sağlanan teşvikler değerlendirilmiştir. Son olarak da Türkiye'de serbest bölgelere tanınan mali teşviklerle seçili bazı ülkelerdeki serbest bölgeler mali teşvikler ve avantajlar açısından değerlendirilmiştir.

Mali teşvik sistemiSerbest bölgelerTeşvikler+1
Muhammet Yusuf Kiriş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde iyi yönetişim aracı olarak katılımcı bütçeleme: Belediyeler için bir model önerisi

Küreselleşme olgusunun tüm Dünya'yı sarması ile birlikte bilgi ve teknolojideki değişimler ve yaygınlaşan liberal ekonomik yaklaşımlar yeni yönetim anlayışlarını da beraberinde getirmiştir. Tek taraflı yönetim yerine çok taraflı ve birlikte yönetmeye dayalı bir yönetim modeline geçilmesi süreci başlamıştır. İyi yönetişim de bu sürecin ortaya koyduğu araçlardan birisidir. İyi yönetişim, kaynak kullanımında şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi ilkelere dayanan ve katılımı esas alan, dolayısıyla yönetimde temsile, denetime, etkin bir sivil toplumun varlığına, hukukun üstünlüğüne ve demokratikleşmeye önem veren bir anlayıştır. İyi yönetişim anlayışının özellikle yerel yönetim birimlerinde yaygınlaşması ile yerel düzeyde hizmet önceliklerin yönetim ile halk arasında ortak olarak belirlenmesine, yönetim içerisinde katılımcı demokrasi anlayışının yerleşmesine katkı sağlar. Bu durum özellikle belediye bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve denetimi süreçlerinde daha şeffaf, hesap verilebilir ve katılımcı bir yönetim anlayışını beraberinde getirecek, kıt kaynakların doğru ve yerinde harcanmasını sağlayacaktır. Bu çalışma, Brezilya'nın Porto Alegre Kenti'nde başlayan ve tüm dünyada giderek yaygınlaşan katılımcı bütçe modellerini önce teorik açıdan daha sonra uygulamalar dikkate alarak inceleme kapsamına almıştır. Örnek modeller referans alınarak Türkiye'ye özgü bir katılımcı model oluşturulmaya çalışılmıştır. Model sivil toplum örgütlerinin, halkın isteklerini dikkate almada belediye ile halk arasında aracı olması, katılımcılığı artırmaya yönelik bir takım araçların kullanılması, ilköğretimden üniversiteye katılımcı kültür bilincinin yerleştirilmesi ve Türkiye'nin kültür yapısı dikkate alınarak oluşturulmuştur. Anahtar kelimeler: Katılımcı bütçeleme, iyi yönetişim, katılımcı demokrasi, şeffaflık, hesap verebilirlik, belediye

BelediyelerHesap verebilirlikKatılımcı bütçeleme+4
Ahmet Arslan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu borçlarının Maastricht mali disiplin kriterleri çerçevesinde AB ülkeleri ile karşılaştırmalı analizi (2000-2014)

Avrupa Birliği, kuruluşundan itibaren birliğe üye olacak ülkelerin belirli şartları taşımasını öngören uygulamalar gerçekleştirmiştir. Özellikle beşinci genişleme döneminden sonra tam üyelik başvurusunda bulunan ülkelere belirli siyasi ve ekonomik kriterlere uyma şartı getirilmiş, topluluğa katılmak isteyen ülkelerden AB ekonomisine uyumunu sağlayacak olan gerekli ekonomik şartları sağlaması beklenmiştir. Tez çalışmasında , AB ile olan ilişkileri 1959 yılına dayanan ve 2005 senesinde ise AB'ye tam üyelik başvurusu kabul edilen Türkiye'nin, Maastricht Kriterleri çerçevesinde 2000 sonrası bütçe dengesi ve kamu borç stoku göstergelerinin AB ülkeleri ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmektedir. Özellikle Maastricht Kriterleri'nden mali disiplin konusunu ilgilendiren bütçe açığı ve borç stoku kriteri ele alınmaktadır. Çalışmada, Türkiye'nin 2000 - 2014 yılları arasında kamu maliyesi alanında gösterdiği gelişim ve uyguladığı stratejilerin ortaya konulmakta ve bu süreçte Maastricht Kriterleri'ne uyum çalışmalarının mali göstergeler üzerindeki etkisi incelenmektedir

Avrupa BirliğiKamu borçlarıKamu maliyesi+4
Osman Gülden
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekonomik istikrarın sağlanmasında maliye politikasının etkisi: Mali etki analizi ve Türkiye örneği

2008 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde başlayan ve tüm dünyaya hızla yayılan finansal krizin ilerleyen süreçte küresel düzeyde, reel ekonomiye sıçraması ile birlikte, küresel ekonomik istikrarın yanında ülke ekonomilerinin istikrarı da bozulmuştur. Ekonomik istikrardan uzaklaşılmış olması sonucunda ekonomik büyüme yavaşlamış ve hatta durmuş, işsizlik yaygınlaşmış, uluslararası ticaret yavaşlamış, yoksulluk artmış, mevcut gelir dağılımı adaletsizliği krizin yarattığı bu istikrarsızlık ile daha da büyümüştür. Yaşanan ekonomik istikrarsızlığın sonuçları sadece ekonomi üzerinde kendini göstermemiş; bunun yanında sosyal ve hatta siyasal birçok önemli problemin ve maliyetin ortaya çıkmasına neden olmuş ve ekonomik istikrarın önemini gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkeler açısından net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu doğrultuda ekonomik istikrarın yeniden sağlanması ve istikrarsızlığın ortaya çıkardığı problemlerin ve maliyetlerin ortadan kaldırılması için tüm ülkeler merkezinde maliye politikası uygulamalarının yer aldığı istikrar programları uygulamaya koymuşlardır. Bununla birlikte 1929 Bunalımı ve sonrasında maliye politikasının ekonomik istikrarın sağlanmasında ve sürdürülmesindeki etkisi günümüze kadar hem teorik olarak hem de uygulamada tartışmalı bir konu olarak varlığını sürdürmüştür. Bu bağlamda çalışmanın amacı maliye politikasının ekonomik istikrar üzerindeki bu tartışmalı etkisinin var olup olmadığını Türkiye örneği üzerinden 1980–2014 yıllarını kapsayan bir inceleme ile ortaya koymaktır. Bu doğrultuda çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde ekonomik istikrar ikinci bölümde ise maliye politikasına ilişkin teorik açıklamalar yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise maliye politikası ile ekonomik istikrar arasındaki ilişki literatürde daha önce uygulanmamış bütüncül bir bakış açısıyla ve maliye politikasının ekonomi üzerindeki net etkisini ortaya koyan mali etki analizinden hareketle Türkiye örneği üzerinden incelenmiştir.

Ekonomik istikrarFinansal etkiMaliye politikaları
Umut Tepekule
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Zararlı vergi rekabeti kapsamında vergi matrahı aşındırması ve sınır ötesi kar aktarımı uygulamalarının değerlendirilmesi

Son yıllarda hayatımıza yön veren küreselleşme kavramı, günümüzde etkisini en fazla ekonomik alanda hissettirmiştir. Artan küreselleşme, ticari sınırlamaların ve engellerin yok denecek kadar azalması, sermayenin hareketliliğinin artması ile birlikte şirketler de sınırlarını kaybederek çok uluslaşmışlardır. Şirketlerin uygun ticaret alanı belirlemelerindeki en temel etken karlarını maksimum yapacak ticaret alanlarıdır. Bu doğrultuda şirketler, şirket karları üzerinden ödeyecekleri vergiyi azaltmak için faaliyetlerini düşük vergi oranlı ülkelere aktaracaklardır. Bu çalışmada küreselleşme kavramı, uluslararası vergi rekabeti kavramı, çok uluslu şirketlerin vergi matrahını aşındırma ve kar aktarımı uygulamalarına yönelik önlemleri ele alınmaktadır.

Kar aktarımıKüreselleşmeVergi avantajı+4
Gamze Tosun
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi-harcama teorileri: G-7 ülkeleri üzerine ampirik bir analiz

Bu çalışmada G-7 ülkelerinde 1965-2021 dönemi için kamu gelirleri, vergi gelirleri ve kamu harcamaları verileri kullanılarak vergi-harcama teorilerinin geçerliliği araştırılmıştır. Vergi-harcama teorileri üzerine yapılan literatür incelemesi sırasında nedensellik ilişkisinin tespiti adına kurulan hipotezlerde gelir kavramını temsilen kimi zaman kamu gelirlerinin kimi zamanda vergi gelirlerinin değişken olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Her ne kadar kamu gelirlerinin büyük çoğunluğu vergilerden oluşuyor olsa da bu iki kavram oransal olarak benzer makroekonomik büyüklükleri ifade etmemektedir. Dolayısıyla geliri temsilen kullanılan değişkenlerin sonuca etkileyebilir ve yanlış politika önerilerinin geliştirilmesine neden olabilir. Ayrıca bahsi geçen değişkenler arasında geçici ve kalıcı nedensellik ilişkilerinin ortaya koyulması da önemlidir. Buna göre, G-7 ülkeleri bazında zaman alanı ve frekans alanı nedensellik testi kullanılarak vergi-harcama ve gelir-harcama hipotezleri test edilmektedir. Çalışma bulgularından elde edilen sonuçlara göre, analiz sürecinde makroekonomik değişkenlerin ve metodolojik yöntemlerin değişmesi elde edilen bulguları farklılaştırmaktadır.

Burcu Balsever
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki baskı gruplarının vergi mevzuatı oluşumuna etkileri

Temsili demokrasinin getirdiği katılım sorunlarının aşılmasında faaliyet gösteren baskı grupları, halk katmanlarının gruplar aracılığıyla yönetime katkıda bulunmasını sağlarlar. Çünkü; tek başına birey, kendi potansiyeli olmasına rağmen, teşkilatlı ve organize bir grup haline gelmedikçe, etkili bir güç olma ihtimali fazla değildir. Baskı grupları, dahil olduğu amaç çerçevesinde, temsil ettiği topluluklara aktivite kazandırır ve siyasal sisteme yönelik talepte bulunmalarını sağlar. Baskı grupları, dünyadaki her ülkede ve toplumun her kesiminde yıllardan beri var olmuşlardır. Her ülkenin siyasi ve sosyal yapısına göre farklılık göstermelerine rağmen baskı gruplarının var olmalarının ortak amacı ekonomik çıkarlara sahip olma isteğidir. Ekonomik çıkarlara sahip olmak amacıyla siyasal partilerle etkileşime girerler ve onları etkileri altına alabilmek için bir takım baskı metotları uygularlar. Baskı grupları; siyasal partileri etkileyebildiği gibi, aynı zamanda siyasal partilerden de etkilenebilirler. Çalışmamızın amacı, baskı gruplarını ayrıntılı bir şekilde incelemek ve baskı gruplarının vergi kanunlarının çıkarılması aşamasına nasıl etki ettiğini göstermektir. İki ana bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde; baskı gruplarının tanımı yapılmış, diğer gruplarla karşılaştırılmış, sınıflandırılması, uyguladıkları baskı metotları ve siyaset ilişkisine yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; baskı gruplarının kamu ekonomisi ile ilişkileri ve baskı gruplarının, Türkiye'de vergi mevzuatı oluşumuna örnekleri incelenmiştir.

Baskı gruplarıEkonomik etkiMevzuat+2
Nilay Akbulut
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Politik bölünmüşlüğün kamu maliyesi açısından değerlendirilmesi

Hükümet faaliyetlerinin finansmanı için gerekli olan enstrümanların seçimi, maliye politikası kapsamının oluşturulması, makroekonomik denge tesisi ile sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması politik aktörler tarafından gerçekleştirilir. 1970'li yıllarda meydana gelen krizler nedeniyle hükümetler tarafından yapılan vergi ve harcama politikalarının bir optimizasyon ve istikrar amacı güdüp gütmediği tartışma konusu olmuştur. Bu durum, maliye politikasının oluşturulmasında ve uygulanmasında politik bölünmüşlüğün önemini vurgulayan çalışmalara yol açmıştır. Bu çalışma, 22 OECD ülkesine ve 1995-2014 dönemine ait veriler yardımıyla oluşturulan panel veri analiz yöntemi ile politik bölünmüşlüğün kamu maliyesi üzerindeki etkisini araştırmaktadır. Politik bölünmüşlük temel olarak sayısal bölünmüşlük, ideolojik bölünmüşlük, kurumsal-yöntemsel bölünmüşlük ve zaman açısından bölünmüşlük şeklinde incelenmiştir. Çalışma, politik bölünmüşlüğün bütçe dengesi üzerinde negatif bir baskı oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Panel veri analizi yöntemi ile elde edilen ampirik bulgular incelendiğinde, iki veya fazla partiden oluşan koalisyon hükümetlerinin, azınlık hükümetlerinin ve geçici hükümetlerin, tek parti hükümetlerine göre kamu gelirlerinin tahsisi konusunda daha başarısız olduğu ve söz konusu hükümetlerin kamu harcamalarını arttırma eğilimi gösterdiği görülmektedir. . Kabinedeki bakan sayısında meydana gelen artışların kamu gelirleri üzerinde nispeten de olsa bir azalışa ve kamu harcamaları üzerinde bir artışa neden olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca, bakan sayısının artması, bakanların taleplerinin koordine edilmesini zorlaştırdığı ve bu durumun bütçe üzerinde olumsuz etkiler yarattığı sonucuna varılabilir. Çalışma, merkez görüşlü partilerin çoğunlukta olduğu bir hükümetin, sol ve sağ görüşlü hükümetlere nazaran kamu maliyesi açısından daha disiplinli olduğunu ortaya koymuştur. Son olarak, çalışmada, erken seçim, başbakanın istifası, askeri darbe veya hükümet içinde yaşanan anlaşmazlıklardan dolayı hükümet sürelerinde yaşanan kesintilerin bütçe açıklarını arttırdığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Maliyesi, Politik Bölünmüşlük, Bütçe Açıkları, Kamu Tercihi Teorisi, Panel Veri Analizi.

Bütçe açıklarıEkonomik faaliyetlerFinansman+7
Metin Nazlıoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde sosyal bütçe: Manisa Büyükşehir Belediyesi örneği

Merkezi yönetimler sosyal politikaların sağlanmasında başarılı olmak için halka en yakın kamu birimi olan yerel yönetimler ile işbirliği içinde çalışmaktadır. Adil ve insan onuruna yakışır bir hayatı, toplumun bütün kesimlerince yaşanabilir kılmak amacıyla uygulanan sosyal politikalar, yerel yönetimlerin başında bulunan belediyeler için büyük önem teşkil etmektedir. Toplumun yerel düzeydeki ortak ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan belediyelerin sosyal politika uygulamaları sosyal belediyecilik olarak adlandırılmaktadır. Bu politikaların uygulanmasına yönelik yapılan harcamalar ve kaynak sağlanması ise bir bütün olarak sosyal bütçe ile değerlendirilmektedir. Sosyal politikaların yerel düzeyde uygulanmasına örnek olarak sosyal bütçe kapsamında Manisa Büyükşehir Belediyesi'nin incelenmesi bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Buna bağlı olarak Manisa Büyükşehir Belediyesi'nde sosyal belediyecilik kapsamında yıllara göre yapılan harcamalar ve hizmetlere yönelik kaynak ihtiyacı durumu ve önemi açıklanmıştır. Yapılan analizler sonucu elde edilen bilgiler ile araştırmacılara belediye bütçesi ve sosyal harcamalar arasındaki etkileşim hakkında kapsamlı bilgiler vermek amaçlanmıştır.

BelediyelerBütçeBüyükşehir belediyeleri+6
Mustafa Doğukan Çakmak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu ekonomisi ve çevre üzerine üç deneme

Dünya tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde hızla ısınmaya devam etmektedir. Bu ise telafisi oldukça zor olan ekolojik dengesizlik gibi çevresel sorunlara bir diğer ifadeyle küresel ısınma ve iklim değişikliği problemlerine neden olmaktadır. Daha somut bir ifadeyle sürdürülebilirlik açısından çoğu ülke sürdürülmesi mümkün olmayan ekolojik açıklara sahiptir. Bu ise biokapasite düzeyinin ekolojik talebi karşılamaktan oldukça uzak olduğu anlamına gelmektedir. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz yüzyılın en büyük sorunlarından biri çevresel sürdürülebilirliktir. Çevresel sorunlarla mücadele etmek ve çevresel sürdürülebilirliği sağlamak adına gerek ulusal gerekse de uluslarararası düzeyde birtakım çevre politikası aksiyonları alınmaktadır. Bu kapsamda kamu ekonomisi araçlarının önemi ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı seçili kamu ekonomisi araçlarının çevresel kalite ve çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkililiğini ampirik kanıtlarla ortaya koymaktır. Çalışmada çevre vergileri, çevresel regülasyonlar ve çevresel koruma harcamalarının ekolojik ayak izi ve yük kapasitesi faktörü gibi çevresel kalite ve çevresel sürdürülebilirlik göstergeleri üzerindeki etkisi üç ayrı bağımsız deneme çerçevesinde analiz edilmektedir. İlk denemede diğerlerine nazaran göreli olarak daha katı bir çevre vergisi politikası izleyen 10 OECD ülkesinde çevre vergileri, ekonomik büyüme, yenilenebilir enerji ve çevresel teknolojinin ekolojik ayak izi üzerindeki etkisi güncel panel zaman serisi teknikleri kullanılarak araştırılmıştır. Seriler arasında uzun dönem eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiş ve uzun dönem katasayılar AMG tahmincisiyle hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular çevre vergileri ve yenilenebilir enerjinin ekolojik ayak izini azalttığını, ekonomik büyümenin ekolojik ayak izini arttırdığı ve son olarak çevresel teknolojinin istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olmadığına işaret etmektedir. Dolayısıyla çevre vergileri ve yenilenebilir enerji çevresel kirliliği azaltarak çevresel baskıyı hafifleten etkili politikalarken ekonomik büyüme süreci tam tersi bir etkide bulunmaktadır. Çevresel teknoloji ise beklentinin aksine çevre üzerinde etkili bir politika aracı değildir. Elde edilen bulgular DCCE ve CS-ARDL yöntemleriyle sağlamlık analizine tabi tutulmuş ve bulguların geçerli olduğu belirlenmiştir. İkinci denemede ise emsallerine ve içinde bulunduğu gruba nazaran daha farklı bir patika izleyen Türkiye'de çevresel regülasyonlar, ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerjinin ekolojik ayak izi ve yük kapasitesi faktörü üzerindeki etkileri EKC ve LCC hipotezleri çerçevesinde analiz edilmektedir. Yöntemsel olarak Fourier temelli ekonometrik metodoloji takip edilmiştir. Çevresel regülasyonlar hem genel olarak hem de kompozisyon olarak ayrı ayrı modellerde incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, Türkiye'de uygulanan piyasa temelli çevresel regülasyonlar hem çevresel baskıyı hafifletme hem de çevresel sürdürülebilirliği sağlamada etkili politikalardır. Diğer yandan teknoloji destek ve komuta ve kontrol regülasyonları her iki gösterge üzerinde etkili politikalar değildir. Yenilenebilir enerji politikalarının ise hem çevresel kirliliği azaltıcı hem de çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayan bir rolü belirlenmiştir. Son olarak Türkiye'de EKC ve LCC hipotezlerinin geçerliliği lehinde kanıtlara ulaşılmıştır. Bu kapsamda gelir düzeyi belirli bir noktaya kadar çevresel kaliteyi azaltmaktayken dönüm noktasının ardından çevresel kaliteyi arttırmaktadır. Elde edilen bulgular Fourier temelli yöntemlerle sağlamlık analizine tabi tutulmuş ve bulguların geçerli olduğu ortaya koyulmuştur. Üçüncü denemede ise gerek OECD gerekse AB ülkeleri arasında daha katı bir çevre koruma harcaması ve kaynak vergisi politikası güden Hollanda için inceleme yapılmıştır. Bu bağlamda çevre koruma harcamaları, kaynak vergisi, hükümet etkinliği, ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerjinin çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Yöntemsel olarak Fourier temelli ekonometrik metodoloji takip edilmiştir. Elde edilen bulgular, Hollanda'da uygulanan çevresel koruma harcamaları ve kaynak vergisi çevresel sürdürülebilirliği sağlamada etkili politikalar olduğunu ima etmektedir. Benzer şekilde yenilenebilir enerji politikaları ve hükümet etkinliğinin düzeyi çevresel sürdürülebilirliğe pozitif yönde katkı sağlamaktadır. Son olarak ekonomik büyüme süreci ise çevresel baskıyı arttırarak çevresel açıdan sürdürülebilirliği olumsuz yönde etkilemektedir. Ulaşılan bulgular Fourier temelli yöntemlerle sağlamlık analizine tabi tutulmuş ve bulguların geçerli olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonucundan elde edilen bulgular seçili kamu ekonomisi araçlarının çevre kirliliğini azaltıcı ve çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayıcı rolünü kanıtlamaktadır.Böylesi bir bulgu, iklim değişikliğiyle mücadelede kamu ekonomisi araçlarının veya bir diğer ifadeyle devletlerin önemli bir belirleyici olduğunu ima etmektedir. Ayrıca kurumsal kapasitenin vekili olarak kullanılan hükümet etkinliğinin çevre politikalarının başarısını arttırdığı düşünülmektedir. Yine çevre dostu yenilenebilir enerjinin çevre kalitesinin iyileştirici rolü ile ekonomik büyüme sürecinin arzu edilmeyen bir şekilde çevre kalitesini olumsuz yönde etkilediği teyit edilmiştir.

Çevre vergisi
Oğuzhan Bozatlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Vergi incelemelerinde ortaya çıkan sorunlar ve çözüm yolları (İzmir ili uygulaması)

Vergi, bir devletin en önemli gelir kaynaklarından biridir. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi ve bazı devlet politikalarının uygulanması açısından vergilerin zamanında toplanılması gerekmektedir. Devletin faaliyetlerini sürdürebilmesi için sorunsuz bir vergi denetim sistemine ihtiyaç duyulmaktadır. Dolayısıyla, vergi denetim sistemindeki sorunların çözülmesi; devlet gelirlerinin devamlılığının sağlanması böylece kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi ve devlet politikalarının uygulanması bakımından büyük önem arz etmektedir. Türkiye'de, vergi denetim sistemindeki sorunların giderilmesi için 2010 yılında 6009 sayılı kanunla yenilikler getirilmiş ve 2011 yılında 646 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile vergi denetimi yapan kurumlar tek çatı altında toplanmıştır. Söz konusu değişikliklerin ne dereceye kadar başarılı olduğunun incelenmesi çalışmamızın amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla, mükelleflere ve mali müşavirlere anket çalışması yapılmıştır. Söz konusu iki gruba da 10 farklı ifade yöneltilmiş ve bu ifadelere katılıp katılmadıkları sorulmuştur. Alınan yanıtlar neticesinde elde edilen veriler; frekans, çapraz tablo ve iki değişkenli korelasyon analizlerine tabi tutulmuştur. Sonuçlar tablolaştırılarak tarafımızca yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçlar çerçevesinde, 6009 sayılı kanunla ve 646 sayılı KHK ile yapılan değişikliklerin, vergi denetim sisteminde şeffaflığı arttırdığı ancak etkinliği arttırmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, mali müşavirlerle ve mükelleflerle yapılan bire bir görüşmelerden, vergi denetim sisteminde yapılan değişiklikler sebebiyle mükellef haklarında belli bir düzeyde ilerleme kaydedildiği belirlenmiştir. Vergi denetimi yapan kurumların tek çatı altında toplanması ve getirilen yenilikler sayesinde eski sisteme dair sorunların çözüldüğü görülmüştür. Ancak, yeni sistemde göz ardı edilen bazı noktalar nedeniyle yeni sorunlar ortaya çıkmıştır.

DenetimDönüşüm sorunuMali hukuk+7
Özge Önkan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi denetiminin kurumsal gelişimi: Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı

Vergi matrahlarının tespit edilmesi sürecinde olağan (beyan usulü) ve olağanüstü (ikmalen, re'sen ve idarece tarhiyat usulü) şeklinde iki usul yer almaktadır. Türk vergi sisteminin temeli de modern vergi sistemlerindeki gibi beyan esasına dayanmaktadır. Beyan esası sistemine dayalı vergi sistemlerinde vergi denetimi modern vergi düzeninin sağlanabilmesi bakımından oldukça önem arz etmektedir. Bu doğrultuda vergi mükellefleri vergi idaresine beyan etmiş olduğu matrah esas alınarak vergilendirmeye tabi tutulur. Vergi idaresi mükellefin beyan etmiş olduğu matrah üzerinden öncelikle vergiyi tarh eder ve nihai olarak tahsil eder. Kişiler pek çok sebep dolayısıyla vergiye tabi matrahlarını en aza indirme gayreti göstererek kanunen kabul edilen sınırların dışına çıkabilmektedirler. Vergi mükelleflerin kanun dışı yollara başvurması, vergi kayıp ve kaçaklarının miktarının artmasına neden olarak devletin tahsil etmesi gereken kamu gelirlerinin azalmasına neden olmaktadır. Vergi denetim araçları olan yoklama, vergi incelemesi, arama ve bilgi toplama gibi yollar ile devlet söz konusu kanunların çizdiği çerçevenin dışına çıkmış olan mükellef davranışlarını tespit ederek gerekli cezai yaptırımlar uygulanması sağlanır. Bu çalışmada, denetim, vergi denetimi, vergi idaresinin mükellefi denetleme yolları, vergi denetiminin amacı ve tarihçesi ve son olarak 10.07.2011 tarihinde 646 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile hayata geçirilerek vergi denetim kurumlarını tek çatı altında toplamış olan Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı incelenmiştir. Gerçekleştirilen araştırmalar neticesinde Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'nın karşılaştığı sorunlar tespit edilerek yetersiz kaldığı noktalara çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.

DenetimKayıt dışı ekonomiKurumsal yapı+3
Abdullah Marufoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsızlık sonrası Azerbaycan'da doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının gelişimi

Gelişmekte olan ülkelerde yaşanan tasarruf yetersizliği, iktisadi büyümenin önündeki en büyük engellerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu yüzden doğrudan yabancı sermaye yatırımları, gelişmekte olan ülkelerde kalkınmanın ve ekonomik büyümenin sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır.1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılması sonrasında, Azerbaycan bağımsızlığını kazanmış ve merkezi planlamaya dayalı ekonomiyi terk ederek piyasa ekonomisi şartlarına göre belirlenen reformlar yapmıştır. Bu reformlardan en önemlisi yabancı sermayenin ülkeye girişini sağlayan "Asrın Mukavelesi"dir. Ülkenin sahip olduğu petrol ve doğal gaz kaynakları yabancı sermayenin ilgisini çekmiş ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülke ekonomisine akımını başlatmıştır. Bu çalışmanın amacı, bağımsızlık sonrası Azerbaycan ekonomisinin, piyasa ekonomisine geçiş sürecinde uyguladığı politikaları ve yabancı sermaye yatırımlarının yıllar itibari ile ülke ekonomisinde gelişimini araştırmaktır. Bu tez iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının teorik alt yapısı, sınıflandırılması, çokuluslu şirketler ele alınmıştır. Daha sonra, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının belirleyicileri ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ekonomik etkileri araştırılmıştır. İkinci bölümde, öncelikle doğrudan yabancı yatırımlarının dünyadaki genel görünümü incelenmiştir. Son olarak, Azerbaycan Cumhuriyeti hakkında genel bilgiler verilerek, Azerbaycan'ın piyasa ekonomisine geçiş süreci ve yatırım iklimi ve Azerbaycan ekonomisine yapılan yatırımlar araştırılmıştır. Azerbaycan ekonomisinin bağımsızlık sonrası ekonomik görünümü ve Azerbaycan ekonomisine yönlendirilen yatırımların gelişimi, resmi rakamlardan faydalanılarak tarafımca oluşturulan tablolar ve grafikler ile incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Piyasa Ekonomisine Geçiş Süreci, Bağımsızlık Sonrası Uygulanan Reformlar, Asrın Mukavelesi.

AzerbaycanBağımsızlıkDoğrudan yabancı sermaye yatırımları+6
Rashid Majıdlı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı'dan günümüze Mali Anayasa uygulamaları

Ekonomide adaletin, mali disiplin ve sürdürülebilirliğin sağlanması için o ekonominin mali sorumluluk bilinci ile yönetilmesi gerekmektedir. Mali sorumluluk beraberinde etkin kaynak kullanımını ve dolayısıyla mali verimi getirecektir. Tüm bunların temelinde ise mali kurallardan oluşan mali anayasa yatmaktadır. Bahsedilen mali kurallar devletin mali verimsizliğe sebep olacak ihtiyari davranışlarını engellemek, mali disiplini ve sürdürülebilirliği sağlayabilmek amacıyla ortaya atılmıştır. Bu çalışma da Osmanlı'dan günümüze kadar olan süreçteki çeşitli dönemlerde uygulanan mali anayasa uygulamaları ve buna bağlı olarak oluşturulan mali kuralların hangi belgelerde geçtiğini, bu belgelerde geçen sınırlamaların içeriğinin hangi kurala dayandığını ve bahsedilen kuralları ne kadar kapsadığını ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Osmanlı Devleti'nde çeşitli belgelerle padişahın vergi yetkisinin kısıtlandığı, Türkiye'de ise anayasalar, yasalar, programlar ve anlaşmalar ile birtakım mali kural uygulamalarının olduğu belirlenmiştir. Ancak bu mali kuralların katı kararlarla belirlenmediği sonucuna varılmıştır. Türkiye'nin ekonomik göstergelerine bakılarak mali kural önerileri getirilmiştir.

AnayasaEkonomi tarihiMali disiplin+7
Aslıhan Küden
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de 1980-2010 arası seçim ekonomisi uygulamalarının bütçe açıkları üzerine etkisi

Bu çalışmada 1980-2010 yılları arasında Türkiye'de gerçekleştirilen milletvekili genel seçimlerindeki, seçim ekonomisi uygulamalarının bütçe açıkları üzerindeki etkisi ekonomik analiz edilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde seçim ekonomisi kavramı ve seçim ekonomisinin uygulanma şekilleri incelenmiştir. İkinci bölümde bütçe açıkları ile ilgili olarak teorik bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise politik konjonktür dalgalanma teorileri açıklanmıştır. Ayrıca 1980-2010 yılları arasındaki seçim dönemlerinde kamu harcamaları, kamu gelirleri ve bütçe açığı değişkenleri ele alınarak seçim ekonomisi uygulamaları ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. 1980-2010 yılları arası ekonomik analiz yapılırken seçim dönemleri genelde beşer yıllık dönemler itibariyle alınmıştır. Böylelikle seçim öncesi ve seçim sonrası dönemlerdeki değişkenler net olarak görüldüğünden, o dönem hakkındaki seçim ekonomi uygulaması hakkında daha gerçekçi bilgiler vermiştir. Gerek kamu harcamaları gerekse kamu gelirleri bileşenleri itibariyle analiz edildiğinde her seçim döneminde farklı sonuçlar elde edilmiştir. Bununla birlikte seçim dönemlerinde kamu harcamaları kullanılarak popülist politikalar uygulanmıştır. Kamu harcamaları içerisinde özellikle seçim dönemlerinde transfer harcamaları ve cari harcamaların artırılması en tipik seçim ekonomisi uygulaması olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte bazı seçim dönemlerinde kamu gelirleri araçları da seçim ekonomisi uygulaması olarak iktidarlar tarafından kullanılmıştır. Özetle seçim dönemlerinin çoğunda iktidarlar kamu harcamalarını artırıp kamu gelirlerini azaltma yoluyla seçim ekonomisi uygulamışlardır.

BütçeBütçe açıklarıEkonomi politikaları+5
İsmail Ciğerci
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ticaretin vergilendirilmesinde sorunlar ve çözüm arayışları

Esra Gençay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de vergi aflarının vergilemede etkinlik ve adalet üzerindeki etkileri

ÖZETVergi sistemlerinin oluşmasında en önemli kavramlar adalet ve etkinliktir.Adalet ve etkinliğin olmadığı vergi sistemlerinde başarı neredeyse imkansızdır.Adalet kavramı vergiciliğin tarihinin başlangıcından bu yana tartışılmıştır.Temel vergilendirme ilkelerinden olan adalet ilkesi çeşitli nedenlerden ötürüzedelenebilir. Bu etkenlerden biri de vergi affıdır. Vergi afları mükelleflerarasında eşitsizlik yaratacağından vergilemede adalet ve eşitlik ilkelerinetamamıyla ters düşmektedir.Vergilemede etkinlik kavramı mali ve idari etkinlik olarak karşımızaçıkmaktadır. Etkinlik Dünya'da çeşitli ülkelerde süregelen çalışmalardaperformans ölçüm modelleri yardımıyla ölçülmeye çalışılmış fakat tamanlamıyla başarılamamıştır. Vergilemede mali etkinlik açısından vergiafları,vergi gelirinin arttırılmasında kısa dönemde gelir artışı sağlasa da uzundönemde vergiye gönüllü uyumu azaltacağından vergiden kaçınmaya nedenolur. Denetimin etkinliğini azaltır. Vergi gelirinin uzun vadede azalmasına nedenolur.Bu çalışmada, vergi aflarının teorik temelleri ele alınmış, Türkiye veDünya uygulamalarından bahsedilmiş, vergi aflarının adalet ve etkinliküzerindeki etkisi ele alınmıştır. Türkiye'de vergi aflarının vergi gelirleri üzerindeyaptığı değişiklikler ele alınmıştır. Vergi aflarının vergi adaleti ve mükellefdavranışları üzerinde yaptığı olumsuz etki Manisa Merkez İlçe'de 240 gelirvergisi mükellefine yapılan anket çalışmasıyla analiz edilmiştir. Çalışmamız da ;vergi aflarının adalet ve etkinlik üzerinde olumsuz etki oluşturduğu savımızanket çalışması ile de desteklenmiştir.

Güneş Çetin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde IMF istikrar politikalarının etkinliği "Türkiye örneği"

ÖZET³.UHVHOOHúPH VUHFL YH ,0) LVWLNUDU SROLWLNDODUÕQÕQ HWNLQOL÷L´ DGOÕ GRNWRUD WH]LQGH|QFHOLNOH NUHVHOOHúPH ROJXVX GLNNDWH DOÕQDUDN L]OHGL÷L VUHo WDNLS HGLOPLúWLU.UHVHOOHúPH EXJQ KHU DODQOD LUWLEDWODQGÕUÕODQ |QHPOL ELU NDYUDP RODUDN NDUúÕPÕ]GDGXUPDNWDGÕU .UHVHOOHúPHQLQ EX WH] LoHULVLQGH HVDV DOÕQDQ WDQÕPÕQGDQ KDUHNHWOHHNRQRPLN ER\XWX |QH oÕNDUÕOPÕúWÕU 7H]LQ DGÕQGD LIDGH HGLOHQ YXUJXODU VÕUDVÕ\OD WH]LQVLVWHPDWL÷L HVDV DOÕQDUDN LQFHOHQPLúWLU øON |QFH NUHVHOOHúPHQLQ JHOGL÷L ER\XW GLNNDWHDOÕQDUDNEXQXQODEHUDEHUONHOHULQNHQGLLoSD]DUODUÕQÕGÕúGQ\DLOHHQWHJUHoDEDODUÕGD\LQHEXoDOÕúPDLoHULQGH|QFHOLNOLNRQXRODUDNLQFHOHQPLúWLU.UHVHOOHúPHYXUJXVXQGDQVRQUD ,0) JHoPLúL GH HVDV DOÕQDUDN EXJQ XODúWÕ÷Õ QRNWD\D NDGDU RODQ VHUYHQLDUDúWÕUÕOPÕúWÕU g]HOOLNOH ¶OL \ÕOODUÕQ RUWDVÕQGDQ LWLEDUHQ KÕ]ODQDUDN JQP]H NDGDUJHOHQNUHVHOOHúPHVUHFL\OHEHUDEHUXOXVODUDUDVÕNUL]OHUHNDUúÕ|QHVUOHQ,0)o|]P|QHULOHULQGH GDKD |QFHNL X\JXODPDODUGDQ D\UÕODQ |QHPOL DQOD\Õú YH WXWXPODUJ|]OHPOHQPLúWLU,0) GDKD |QFH |GHPH JoO÷QH GúHQ ONHOHUH PDOL GHVWHN VD÷OD\DUDN |GHPHOHUGHQJHVLQGH UDKDWODPD VD÷ODUNHQ LQFHOHQHQ G|QHPGH EX NODVLN J|UHYLQL DúDUDN DGHWDONHOHULQHNRQRPLOHULQLGÕúGQ\D\DHQWHJUHHWPH\HYD]LIHOLNRQXPDJHOPLúWLU8OXVDOHNRQRPLOHULQ NUHVHOOHúPHVL \D GD ELU EDúND GH\LúOH OLEHUDOOHúWLULOPHVL DQOD\ÕúÕQÕQgerisinde QHROLEHUDO HNRQRPLN J|Uú \DWPDNWDGÕU %XJQ LWLEDUL\OH NUHVHOOHúPH YH\DOLEHUDOOHúPH GH\LQFH ONHOHULQ SL\DVD PHUNH]OL HNRQRPLN VUHFH GDKLO ROPDODUÕDQODúÕOPDNWDGÕU+HQ]EXVUHoWDPDPODQPDPÕúWÕU,0)LOHELUOLNWHJQGHPHJHOHQELUEDúND NRQX LVH HNRQRPLN LVWLNUDU YH\D LVWLNUDUVÕ]OÕN ROPDNWDGÕU *HOLúPHNWH RODQONHOHULQPDUX]NDOGÕNODUÕNUL]OHUYHEXQODUODEDúDoÕNPD\D \|QHOLN GX\GXNODUÕ GHVWHNNUHVHOOHúPH VUHFLQGH \R÷XQODúPÕú J|]NPHNWHGLU $QFDN JHOLúPHNWH RODQ ONHOHUGHNUL]OHUHNDUúÕX\JXODQDQ,0)SURJUDPYHSROLWLNDODUÕX\JXODQGÕ÷ՁONHOHUDUDVÕQGDEDúDUÕEDNÕPÕQGDQ ED]Õ IDUNOÕOÕNODUÕ LoHUPHNWHGLU .ODVLN ,0) LVWLNUDU SROLWLNDODUÕ LNWLVDWoÕODUDUDVÕQGD GD J|Uú IDUNOÕOÕ÷ÕQD VHEHS ROPDNWDGÕU .ÕVDFD JHOLúPHNWH RODQ ONHOHU YH EXDUDGD 7UNL\H¶GH X\JXODQDQ VRQUDVÕ ,0) LVWLNUDU SROLWLNDVÕ X\JXODPDODUÕQÕQHWNLQOL÷LED]ՁONH|UQHNOHULQGHQKDUHNHWOHDUDúWÕUÕOPDNWDGÕU

Cuma Çataloluk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukukunda kamu alacaklarının korunması

Sosyal refah devleti anlayışının sonucu olarak artan kamu hizmetleri, kamu harcamalarının da artmasına neden olmaktadır. Devlet, kamu hizmetlerini yerine getirmek için gerek duyduğu finansmanı kamu gelirleri ile sağlamaktadır. Bu nedenle kamu alacaklarının zamanında ve eksiksiz tahsil edilmesi, kamu hizmetlerinin aksamaması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, kamu alacaklarının tahsili özel alacaklardan farklı olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile düzenlenmektedir.6183 sayılı Kanun'da kamu alacaklarının tahsilinde etkinliğin sağlanması ve kamu alacaklarının korunması amacıyla bazı uygulamalar öngörülmektedir. Buna göre, kamu alacaklarının korunması ve güvence altına alınması bakımından başlıca yöntemler; teminat, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk, rüçhan hakkı, iptal davası ve sorumluluk gibi müesseseler olarak karşımıza çıkmaktadır.Bu çalışmada, Türk Vergi Hukukunda kamu alacaklarını doğrudan koruma altına alan müesseseler ile dolaylı olarak koruma altına alan müesseseler incelenmiş ve uygulamada karşılaşılan durumlar hakkında bilgi verilerek tartışmalı konuların çözümü noktasında öneriler sunulmuştur.

Alacak hakkıKamu alacaklarıKamu hizmetleri+7
Ali Sağır
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınmada çevresel kamu mali politikalarının etkileri: Seçilmiş OECD ülkeleri üzerine ampirik bir analiz

Sürdürülebilir kalkınma kavramı; çevre, ekonomi ve sosyal boyutuyla geniş bir alanı kapsamaktadır. Günümüzde sürdürülebilir kalkınmanın, ekonomik boyutundan ziyade çevresel boyutu üzerinde durulmaktadır. Özellikle son yıllarda iklim değişiklikleri ve küresel ısınma gibi olumsuz gelişmeler ile çevresel sürdürülebilirlik için yapılabileceklerin daha fazla ön planda olduğu görülmektedir. Küresel arenada birçok ülkenin, sürdürülebilirlik için çevre sorunlarını önlemeye yönelik faaliyetlerde bulunduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, günümüzde sürdürülebilir kalkınmanın çevresel olarak sağlanması konusunda yaşanan endişeler doğrultusunda, çeşitli kamu mali politikalarının çevre sorunlarını gidermede ne derece etkili olduğunu ampirik olarak araştırmak ve elde edilecek sonuçların ışığında, bazı mali politika önerilerinde bulunmak amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda 24 OECD ülkesi için 1995-2021 döneminde kamu mali politika araçlarının çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkisi ampirik olarak araştırılmıştır. Çalışmada çevre vergileri, çevre koruma harcamaları gibi mali araçların çevre kirliliğinin bir göstergesi olan ekolojik ayak izi üzerindeki etkileri farklı modeller ile analiz edilmiştir. Daha açık bir ifade ile bu çalışmada çevre vergileri, çevre koruma harcamaları, ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerji tüketiminin ekolojik ayak izi üzerindeki etkiler araştırılmıştır. Ampirik araştırma sonuçları çevre vergileri ve yenilenebilir enerjinin ekolojik ayak izini azalttığına, ekonomik büyümenin ekolojik ayak izini artırdığına ve son olarak çevre koruma harcamalarının istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığına işaret etmektedir. Dolayısıyla çevre vergileri ve yenilenebilir enerjinin çevresel kirliliği azaltarak çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasına katkılarının olduğunu söyleyebiliriz. Daha açık bir ifade ile ampirik sonuçlar, seçilen mali araçlardan çevre vergilerinin çevre kirliliğini azaltıcı ve çevresel sürdürülebilirliği sağlayıcı etkisini kanıtlamaktadır. Bu sonuç, kamu mali araçlarından çevre vergilerinin çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasında önemli olduğunu göstermektedir. Sonuçlara göre yenilenebilir enerjinin de çevre sorunlarını iyileştirici bir etki yaratarak çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasında etkili olduğunu söylemek mümkündür. Yine ampirik sonuçlara göre ekonomik büyümenin çevresel kirliliği arttırarak çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasını engellediğini; çevre koruma harcamalarının ise beklenenin aksine çevre üzerinde etkili bir politika aracı olmadığını söylemek mümkündür.

Kamu maliyesiSürdürülebilir gelişmeÇevresel sürdürülebilirlik
Esin Güzhan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Elektrikli otomobillere yönelik mali teşvikler: Türkiye ve seçilmiş ülke uygulamalarının karşılaştırılması

Küresel iklim değişikliği, fosil yakıtlara bağımlılık ve şehirlerde artan hava kirliliği, ulaşım sektöründe temiz enerjiye dayalı çözümleri zorunlu hâle getirmiştir. Elektrikli otomobiller, düşük emisyon seviyeleri ve yüksek enerji verimliliği avantajlarıyla bu dönüşümün merkezinde yer almaktadır. Ancak elektrikli araçlardaki yüksek satın alma maliyeti, sınırlı menzil ve yetersiz şarj altyapısı gibi engeller, elektrikli otomobillere yönelimi sınırlı kılmaktadır. Bu nedenle de çoğu ülkede mali teşvik politikaları oluşturulmaktadır. Bu çalışma, elektrikli otomobillere yönelik mali teşvik politikalarını Türkiye ile seçilmiş ülkeler üzerinden karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Çalışmada seçilmiş ülkelerde uygulanan vergi indirimleri, alım hibeleri, düşük faizli kredi imkânları ve şarj altyapısı yatırımları gibi çeşitli teşvik mekanizmaları incelenerek, Türkiye'deki durum değerlendirilmiş ve Türkiye için mali teşvik önerileri sunulmuştur. Türkiye'nin elektrikli otomobillere yönelik mevcut teşvik sistemi değerlendirildiğinde, uluslararası uygulamalarla karşılaştırıldığında kapsam ve süreklilik açısından sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Türkiye'de daha çok üretime yönelik destekler olduğu, bu desteklerin proje bazlı uygulandığı ve diğer ülkeler ile kaşılaştırıldığında sahipliğe ve kullanıma yönelik desteklerin sınırlı kaldığı görülmüştür. Özellikle doğrudan alım hibeleri, uzun vadeli finansman destekleri ve yaygın şarj altyapısının geliştirilmesi konularında iyileştirmelere ihtiyaç duyulduğu görülmüştür. Bu kapsamda, Türkiye'nin elektrikli araçlara yönelik teşvik politikalarının hem kapsam hem de süreklilik bakımından güçlendirilmesi gerektiği önerilmektedir.

Elektrikli otomobillerMali teşvik sistemi
Sema Özdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Yargılama Hukukunda re'sen araştırma ilkesinin kapsamı ve işlevi

Taraflarca hazırlanma ilkesinin geçerli olduğu medeni yargılama hukukundan farklı olarak, ceza yargılamasında ve idari yargılama hukukunda re?sen araştırma ilkesi geçerlidir. Özellikle idari yargı içinde yer alan vergi yargılamasında tarafların eşit olmadığı varsayımı altında, mükellef/sorumlu olan davacı tarafın ulaşmasının mümkün olmadığı bazı bilgi ve belgelerin yargı gücünün kullanılarak temin edilebilmesini ya da kamu düzeninden olan ancak tarafların mevcut bilgi ve görgüsüyle her zaman tespit edemediği hukuka aykırılıkların yargı yerince tespitine imkan sağlayan ilke ?re?sen araştırma? ilkesidir. Vergi yargı organları, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu?nun 20. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ?Danıştay ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler?? hükmüne göre, davayı sevk ve idare etmekle, her türlü incelemeyi ve araştırmayı kendiliğinden yapmakla görevlendirilmektedir.Çalışmada belirtilen özellikleri nedeniyle re?sen araştırmanın, vergi uyuşmazlıklarının yargısal çözümünde önemli bir yere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple çalışmamızda, re?sen araştırma ilkesinin vergi yargılama hukukundaki yeri ve uygulamada çıkan sorunlar: Adil yargılanma hakkına ve yargılama hukukuna hakim olan ilkeler ile vergi yargısından beklenilen işlevler ve erkler ayrılığı hususları göz önünde bulundurularak incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda, aynı zamanda bir yetki olan re?senaraştırmanın yargı yerlerince kanuni sınırlarının dışında kullanılması; bu ilkenin kendisiyle ilgisi bulunmayan yargılama faaliyetlerine gerekçe edilmesi; bazı kanuni sınırların da bu ilkenin uygulanabilirliğinin önünde engeller oluşturması, gibi temel sorunların varlığıyla karşılaşılmıştır.Nihayetinde yapılan bu tespitlere göre, özellikle çalışmada ayrıntılı bir şekilde değinilen ulusal ve uluslararası yargılama hukuku ilkelerine ve işlevlerine ulaşmak adına, ideal hukuk ve pozitif hukuk kuralları bakımından çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler:1. Hukuk Devleti, 2. Re?sen Araştırma, 3. Yargılama Hukuku, 4. Adil Yargılanma, 5. Kapsam

Adil yargılanmaHukuk devletiResen araştırma+3
Recep İbiş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de global vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörlerin OECD ülkeleri ile karşılaştırmalı olarak analizi

Türkiye'de global vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörlerin belirlenmesi bu çalışmanın ana amacını oluşturmaktadır. Diğer taraftan vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörler değerlendirilirken OECD ülkelerinden örneklerle uluslararası karşılaştırma yapma imkanı sunulması amaçlanmaktadır. Bu amaçla birinci bölümde vergi yüküne ilişkin temel tanımlardan sonra OECD ülkelerinde vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörlerden bahsedilmiş, ikinci bölümde ise birinci bölüme paralel şekilde Türkiye'de vergi yükü ve vergi yüküne etki eden faktörler incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Türkiye-OECD vergi yükü değerlendirmesi yapıldıktan sonra Türkiye'deki temel sorunlar ile vergi yükünün artırılmasına ilişkin önerilere yer verilmiştir. Sonuç olarak tüm bu değerlendirmeler ışığında Türkiye'de vergi yükü düşük olup, artırılması gerekmekle birlikte temel sorun doğru politika bileşenleri ile birlikte algının yönetilmesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

OECD ülkeleriVergi bilinciVergi gelirleri+6
Zahide Erdoğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de akaryakıt üzerindeki vergiler ve analizi

Petrol, önemli bir enerji kaynağıdır. Teknolojik gelişmelere paralel olarak petrole olan bağımlılık ve talep her geçen gün artmaktadır. Özellikle akaryakıt ürünleri gerek üretim gerekse tüketimde vazgeçilmezdir ve tüm sektörlerde temel girdi konumundadır. Özellikle de ulaştırma sektörü akaryakıta bağımlı olarak faaliyet göstermektedir. Keza dünya ham petrol tüketiminin yarıdan fazlasını ulaşım amaçlı akaryakıt ürünleri oluşturmaktadır. Akaryakıt hem ekonomik hem de çevresel gerekçelerle vergilendirilmektedir. Dünyada farklı oranlarda ve biçimlerde vergilendirilen akaryakıt, Türkiye?de bütçelerin önemli bir gelir kaynağıdır. Özellikle akaryakıttan alınan ÖTV ve KDV, yüksek vergi hasılatı sağlamaktadır. Bu vergiler akaryakıt üzerinde önemli bir vergi yükü de oluşturmaktadır. Türkiye akaryakıt vergilerinden dolayı, dünyada en pahalı akaryakıt kullanan ülkeler arasında yer almaktadır. Yüksek vergi yükü, beraberinde pek çok sosyal ve ekonomik olumsuzluğu da getirmektedir. Anahtar Kelimeler: 1. Akaryakıt 2. KDV 3. ÖTV 4. Vergi Yükü 5. Kayıt Dışılık

AkaryakıtKatma değer vergisiOECD ülkeleri+1
Cem Barlas Arslan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de motorlu taşıtların vergilendirilmesinin analizi ve değerlendirilmesi

Motorlu taşıtlar gerek harcamalar üzerinden alınan ÖTV ve KDV gibi vergilerin, gerekse servet üzerinden alınan bir vergi olan MTV?nin kapsamında vergiye tabi tutulmaktadır. Çalışmanın amacı, motorlu taşıtlardan alınan söz konusu vergilerin ve vergi benzeri diğer ödemelerin incelenmesi ve değerlendirilmesidir. Amaç doğrultusunda motorlu taşıtların kapsamı ortaya konulup, bazı AB ülkelerinde motorlu taşıtların vergilendirilmesi incelenmiş; ülkemizde uygulanan ÖTV, KDV ve MTV ile motorlu taşıtlardan alınan benzer ödemeler analiz edilerek değerlendirilmiştir. Çalışma çerçevesinde motorlu taşıtların vergilendirilmesinde çeşitli açılardan karşılaşılan sorunlar ortaya konularak çözüm önerileri geliştirilmiştir. Bu doğrultuda özellikle vergi ilkelerine uygun bir şekilde vergilemenin sağlanması bakımından motorlu taşıtların kapsamının doğru biçimde belirlenmesi, çifte vergilemenin önlenmesi ve vergileme kriterlerinin gözden geçirilerek AB uygulamasına da paralel biçimde çevreye duyarlılık ilkesi benimsenerek vergileme yoluna gidilmesi gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Motorlu Taşıtlar Vergisi 2. Özel Tüketim Vergisi 3. CO2 Emisyonu 4. Çevre Kirliliği 5. Avrupa Birliği

Merve Ahsen Demir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de banka kredileri üzerindeki vergi yükünün ve ekonomik etkilerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi

Bankalar, mevcut kaynaklarını ve piyasadan sağladıkları mevduat vb. kaynakları piyasa olanaklarına göre değerlendirerek karını maksimize etmeye ve rakipleri ile rekabet etmeye çalışırlarken, kısacası ekonomik birimlerin ihtiyaç duyduğu finansal araçları sunarak fonksiyonlarını yerine getirirken bir yandan da devletin kamusal nitelikli vergi ve mali yük ve ödevlerine maruz kalmaktadır. Bankaların gelirleri; kaynaklarını plase ederek kazandıkları faiz geliri ve bankacılık hizmet gelirleri olan operasyonel gelirlerden oluşmaktadır. Birer ticari işletme olan bankalar, karlarını maksimize edebilmek için kaynak maliyetlerini minimize ve gelirlerini maksimize etmek durumundadırlar. Tamda bu noktada devletin bankalara yüklediği vergi ve mali yüklerle karşılaşmaktadır. Karşılaştıkları bu yükler, bankaların operasyonel maliyet ve yüklerini artırdığı gibi, bir yandan da kaynak maliyetini ve piyasa ürün (kredi) fiyatlarını yükseltmektedir. Bankalar bu yüklerin bir kısmını direkt müşterilerden tahsil ederek, bir kısmını da verginin yansıması kuralları çerçevesinde, piyasa şartlarının elverdiği ölçüde ürün fiyatlarına yansıtarak karını artırmaya çalışırlar. Ancak, globalleşen dünyamızda finans piyasasında, vergi ve mali yükler açısından yükü fazla olan piyasalardan, gerek iç gerekse dış piyasalara kaçış meydana gelmektedir. Dolayısıyla tasarrufların doğru kanallara yönelmesi ters yönde etkilenmektedir. Finans piyasası üzerine yüklenen vergi ve mali yükler, kredi fiyatlarını her halde etkileyeceğinden, enflasyon, yatırımlar, ekonomik büyüme, ekonomik büyüme ve daralma, bütçe gelirleri ve sektörel birçok olumsuz yansımalar meydana getirir. Para politikası aracı olarak kullanılan bazı vergi ve mali yükler bu maksatla kullanılabilmektedir. Çalışmamızda bankacılık sektörü üzerindeki vergi ve mali yükler ortaya konularak, bunların kredileri üzerine nasıl yansıtıldığı ve bunun ülke ekonomisi üzerine etkileri araştırılmış ve ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız sonucunda; bankacılık sektörü, dolayısıyla banka kredileri üzerinde çok fazla vergi ve mali yük olduğu, bu durumun bankacılık sektörünü gerek operasyonel olarak gerekse kredi fiyatlaması açısından çok fazla etkilediği ortaya çıkmaktadır. Bankaların kaynak amaçlı gönüllü tahsilatları da eklendiğinde devletin topladığı vergi ve mali yükler tamamen bankalar üzerinden tahsil edileceği düşünülebilir. Krediler üzerine yansıyan söz konusu vergi mali yüklerin azaltılması, ülke ekonomisi ve yatırımlar üzerinde olumlu etkilerinin olacağı muhakkaktır. Oluşan vergi kaybı ise genişleyen ekonomi, artan yatırımlar ve istihdam sonucunda telafi edilebileceği düşünülmektedir. Mali işlemlerden alınan vergilerin indirilmesi yoluyla fon edinme maliyetlerinin düşürülmesi, bütçe dengesi gözetilmek kaydıyla, kısa vadede sonuç verebilecek bir önlem olarak görünmektedir. Anahtar Kelimeler: 1. Banka ve Krediler 2. Vergi ve Mali Yük 3. Vergi ve Mali Yük Yansıması 4. Kredi de fiyatlama 5. Ekonomik etkiler

Sadık Ünlü
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal bütçe harcaması olarak yükseköğretim ve ekonomik kalkınma ilişkisi

80'li yıllardan günümüze kadar geçen sürede bilgi toplumu ve bilgi teknolojileri yapılarının gelişmesi, ekonomik kalkınmanın beşeri sermaye ve teknoloji ile birlikte anılmasına sebep olmuştur. Yükseköğretim sektörü, bilginin üretilmesi ve donanımlı bir işgücünün oluşturulmasına yaptığı katkı ile ekonomik kalkınma sürecinde belirleyici bir role sahiptir. Ekonomik kalkınma yoksunluğu, toplumlarda başta işsizlik ve yoksulluk olmak üzere pek çok sosyal dışlanmanın kaynağını oluşturur. Sosyal yapılarda ortaya çıkan risk ve ihtiyaçları takip eden, dinamik yapıya sahip sosyal devletlerin, ekonomik kalkınma problemine çözüm üretmek amacına yönelen sosyal bütçe uygulamaları, bilgi toplumu yapısının gerekliliklerini gözetmek durumundadır. Çalışmanın amacı, yükseköğretimin kamusallığı bağlamında sosyal bütçe öğesi olma niteliğini ve yükseköğretim sektörü Ar-Ge harcamalarına yönelen finansman kaynakları farklılıklarını dikkate alarak tespit etmektir. Bu bağlamda yükseköğretim Ar-Ge harcamalarının finansman kaynağı farklılıklarına göre toplam faktör verimliliğine olan etkisi ekonometrik tahmin yöntemleri ile tespit edilecektir. Ekonometrik analizde ise 2000-2017 yılları arası, toplam 27 ülke örneği veri setine sahip, panel veri analizi uygulanmıştır. Ekonometrik model, eşbütünleşme ve hata düzeltme modeli ile tahmin edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre yükseköğretim Ar-Ge harcamaları içerisinde kamusal kaynaklarının payının artması, toplam faktör verimliliğini etkilememektedir. Özel sektör ve yurtdışı fon kaynaklı yükseköğretim Ar-Ge harcamaları ise toplam faktör verimliliğine olumlu etki etmesine rağmen istatiksel anlamlılık tespit edilememiştir.

Araştırma-geliştirmeEkonomik kalkınmaOECD ülkeleri+4
Serdar Dumlupınar
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Katılım finansında kamusal müdahale yöntemi olarak kamu girişimciliği ve yeni bir model önerisi

Kişi ve kurumların finansmana erişim ihtiyacı, finansal sistemlerin kurulmasını zorunlu kılmıştır. Finansal sistemde kredi (borç) sistemi ve ortaklık sistemi olmak üzere iki tip finansman modelinden bahsedilebilir. Geleneksel finans anlayışı daha çok borç sistemine dayanmakta olup, aynı zamanda sistemin sürekli kriz üretmesinin de başlıca nedenleri arasındadır. Katılım finans anlayışının ortaklık finansmanını teşvik eden yapısı, ekonomik sistemin sürekli kriz üretmesine yönelik önemli bir çözüm sunmaktadır. Mevcut katılım finans uygulamaları daha çok kredi sistemini çağrıştırsa da, katılım finansın özündeki mesaj, ortaklık sistemine işaret etmektedir. Ancak mevcut katılım finans uygulamalarına bakıldığında, "kopyala-yapıştır" anlayışının ötesine geçilemediği ve öze değil şekle odaklanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla, bu çalışmada finans teorisinin üç temel sac ayağı olan bankacılık, sigortacılık ve sermaye piyasaları özelinde bu taklitçi yapıya yönelik tespitler, piyasa başarısızlıkları dikkate alınarak sunulacaktır. Akabinde, faiz ile kar payı arasındaki korelasyonu kıran ve kar payının, faiz yerine ticari karı kıstas (benchmark) ölçüsü olarak kullandığı ve kredi sistemi yerine ortaklık sistemine dayalı bir model önerilecektir. Bu modelin işlerliği devletin düzenlemesine ve desteğine ihtiyaç duymaktadır. Kurulacak sistemin temelinde devlet yer alacaktır. Dolayısıyla, önerilecek sistemin kamu ekonomisi ilkelerini benimsemesi ve kamusal müdahale yöntemlerinden kamu girişimciliğine dayanması gerekecektir.

Devlet müdahalesiKamu girişimciliğiKatılım bankacılığı+2
Yasin Laçinbala
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mükellef hakları ve yükümlülüklerinin bilinmesinde ve korunmasında Vergi İletişim Merkezi Müdürlüğünün önemi

İnsanlık tarihinde eski çağlardan beri bulunan vergi kavramı, günümüz toplumları açısından da önemli bir kavram olmaya devam etmektedir. Vergi koyma ve toplama yetkisini elinde bulunduran otorite ile vergi vermekle yükümlü olan mükellefin ilişkisi pek çok düzenlemeye konu olmuştur. Bu kapsamda; mükellef hak ve sorumlulukları ile çeşitli ilkeler ortaya konmuş, kanun, tüzük, genelge veya özelge gibi yasal düzenlemeleri yapılmış ve bunların yanı sıra, vergi idareleri ve bu idarelere bağlı çeşitli kurumlar oluşturulmuştur. Çağımızda yaşanan sosyal ve ekonomik gelişmeler doğrultusunda yaygınlaşmaya başlayan mükellef odaklı bakış açısı ise vergi idarelerini daha açık, erişilebilir ve mükellefle güven temelinde ilişki kuran kurumlar olmaya yönlendirmektedir. Vergi İletişim Merkezi (VİMER), ülkemizde bu tür bir anlayışın sonucu olarak oluşturulmuş olan bir kurumdur. Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı olarak faaliyette bulunan VİMER temelde bir iletişim merkezidir. VİMER ile sunular hizmetler sayesinde mükelleflere kesintisiz hizmet sunulmasının yanı sıra, vergilerin zamanında, doğru ve kolay bir biçimde ödenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmada mükellef hakları ve yükümlülüklerinin bilinmesinde ve uygulanmasında VİMER'in öneminin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda VİMER, i) bir iletişim merkezinin bileşenleri, ii) mükellef hakları, iii) mükellef sorumlulukları ve iv) diğer ülkelerdeki vergi iletişim merkezleri açılarından ele alınmıştır.

Mükellef haklarıVergi mükellefiVergi İletişim Merkezi+2
Elif Cansu Kesim
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Vergi incelemesinde kurumsal etkinlik değerlendirmesi: Türkiye için bir model önerisi

Verginin, demokrasinin bir aracı olmaya başlaması ile birlikte, doğru miktarda verginin ödenmesi daha fazla önem arz etmeye başlamıştır. Modern vergi sistemleri beyan esasına dayanmaktadır. Bu esasın önemli bir unsuru da mükellef tarafından beyan edilen ve ödeneceği bildirilen verginin doğruluğunun araştırılmasıdır. Vergi incelemesi, mükellef tarafından ödenmesi gereken verginin doğruluğunun araştırılması, tespit edilmesi ve sağlanması eylemini içeren faaliyetler bütünüdür. Bütün ülkeler etkin bir vergi inceleme sistemi uygulamaya koymayı amaçlamaktadırlar. Etkin bir vergi inceleme sistemi, bu faaliyetten amaçlanan sonucun gerçekleştirilmesini sağlayacaktır. Vergi incelemesinden amaç, inceleme ile mükelleflerin vergi kaçırma faaliyetlerine engel olma ve bu anlamda caydırıcılıktır. Kamu alanında geçerli olan etkinliğin ölçülmesi sorunu, vergi incelemesinde etkinliğin ölçülmesin konusunda da karşımıza çıkmaktadır. Bu etkinliğin varlığı konusunda, denetim elemanı sayısı, inceleme sonuçları gibi çeşitli istatistikler kullanılmakla birlikte her bir istatistiği çevreleyen unsurların dikkate alınması gerekmektedir. Vergi incelemesinde etkinlik bir sistem konusudur. Mevcut durumda Türkiye'de vergi inceleme sisteminde değişiklik yapılması gerekmektedir. Var olan durumu değerlendirdiğimizde, Türkiye'de vergi inceleme sistemi, denetim biriminin kendi planlamasını yapamayarak iş yükü altında ezildiği, standart iş yapış tarzına sahip olunmayan, mükelleflerin her bir müfettişin farklı uygulamalarına muhatap olabildiği, bireysel nitelikte, öngörülemez ve maliyetli bir süreç olduğu hususları karşımıza çıkmaktadır. Bütün bu sorunların çözümü bütüncül bir konsept değişikliğini gerektirmektedir. Konsept değişikliğinde ana unsur teknoloji kullanımı olmalıdır. Teknolojik gelişmelerle birlikte vergi inceleme sisteminin müfettiş odaklılıktan sistem odaklı hale gelen, ekip çalışmasına yatkın, bilgi işlem teknolojileri konusunda da yetkin denetim elemanlarının olduğu, kurumsal, öngörülebilir ve daha az maliyetli bir sisteme dönüşmesi gerekmektedir. Ayrıca "her işe uygun" denetim elemanı yaklaşımından, uzmanlaşmanın geçerli olduğu bir sisteme geçilmesi, vergi kaybının yüksek olduğu sektörler ile vergi gelirininin önemli kısmını ödeme kapasitesi olan büyük mükelleflere odaklanılan, standart denetimlerin farklı bir birim tarafından gerçekleştirildiği, teknoloji yoğun bir denetim modeli kurgulanması gerekmektedir.

DenetimKurumsal etkinlikVergi denetimi+3
Hüseyin Karakum
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık politikası aracı olarak sigaranın vergilendirilmesi: Türkiye uygulamasının analizi ve değerlendirilmesi

Tütünün ilk kullanımı tıbbi, tedavi edici ve keyif verici amaçlarla olmuştur. Ancak zamanla sigara olarak tüketilmeye başlanması ile birlikte sağlığa zararları anlaşılmış ve sigara tüketimi mücadele edilmesi gereken bir alan haline dönüşmüştür. Sigara tüketimi sadece tüketen bireye değil yaydığı negatif dışsallık ile topluma da bir maliyet yüklemektedir. Sigara tüketimi birçok hastalık için risk faktörü olup, her yıl 8 milyon insan sigara tüketimi nedeni ile hayatını kaybetmektedir. Sigaraya olan talebinin azaltılmasında birçok farklı politika önlemi bulunmaktadır. Sigara üzerinden alınan vergilerin arttırılması da bu politika önlemlerinden birisidir. Sigaranın vergilendirilmesinde sadece ad valorem vergi, sadece spesifik vergi veya her iki vergi türünün ortak kullanıldığı yapılar söz konusudur. Türkiye en çok sigara tüketilen 10 ülke arasında yer almakta olup, sigaranın vergilendirilmesinde 2003 yılından itibaren karma bir yapı hakimdir. Bu yapı Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) adı altında minimum tabanlı bir spesifik vergi ve ad valorem vergiden oluşmaktadır. Ayrıca sigara üzerinden Katma Değer Vergisi (KDV) alınmaktadır. Sağlık politikası aracı olarak sigaranın vergilendirilmesinde ilk amaç sigara tüketimini azaltmak iken ikinci amaç ise toplam vergi gelirini koruyabilmektir. Bu sayede elde edilen gelir de sağlık harcamalarının finansmanı veya sigara ile mücadelede kullanılabilecektir. Bu çalışmada WHO TaXSiM modeli kullanılarak Türkiye'de sigaranın vergilendirilmesi ile ilgili farklı vergi oranlarının (ad valorem, spesifik, KDV) simülasyonu yapılmıştır. Oluşturulan senaryolarda ad valorem vergi oranının düşürülüp, spesifik vergi tutarlarının (maktu ve asgari maktu vergi) ve KDV'nin yükseltilmesi ile sigara tüketimi azaltılırken toplam vergi gelirinin ise arttırılabileceği görülmüştür.

BenzetimKatma değer vergisiSağlık politikası+4
Arzu Polat
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

AİHM ve AYM kararları çerçevesinde mülkiyet hakkı ile vergilendirme ilişkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışma ile öncelikli olarak mülkiyet hakkının tarihçesi incelenerek tarih boyunca kişilerin bir şekilde mülkiyete sahip olduğu, ancak bu hakkın sınırsız olmadığı ve mülkiyet hakkına çeşitli sınırlandırmaların getirildiği sonucuna ulaşılmıştır. İkincil olarak verginin tarihçesi mülkiyet hakkı bağlamında ele alınmış ve vergi ile mülkiyetin tarih boyunca aldığı biçimlerden bağımsız olarak verginin her halükarda mülkiyet hakkı açısından bir sınırlandırma/müdahale olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tarih boyunca vergiler kişilerin mülklerinden bir şekilde alınmış, günümüzde de alınmaya devam etmektedir. Üçüncül olarak tarih boyunca vergi nedeniyle yaşanan tecrübeler neticesinde adil bir vergilendirmenin yapılabilmesi için geliştirilen ve maliye teorisi tarafından sistemleştirilen vergilendirme ilkeleri mülkiyet hakkı bağlamında ele alınmış ve mülkiyet hakkına yapılan vergisel müdahalelerin meşru sınırlar içerisinde kalıp kalmadığının test edilmesinde kullanılan ve AİHM ile AYM yargılamaları ile geliştirilen (hukukilik/kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük olmak üzere) üç kriter ile arasındaki ilişki incelenmiştir. Son olarak ise üç kriter, AİHM ve AYM kararları ışığında açıklanmıştır. Tez kapsamında ulaşılan sonuç vergilendirmenin mülkiyet hakkına her halükarda bir sınırlandırma teşkil ettiği, bu nedenle yapılan vergilendirmenin mülkiyet hakkına haksız bir müdahale teşkil etmemesi için dikkate alınabilecek iki araç olduğu, bunların vergilendirme ilkeleri ve üç kriter olduğudur. Yapılan vergilendirme hem vergilendirme ilkeleri yönünde hem de üç kriter yönünden test edildiğinde benzer sonuçları vereceği, vergilendirme ilkeleri ile üç kriter arasında hem amaçsal olarak hem de tarihsel olarak bir uyum söz konusu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa MahkemesiAnayasa hukukuAvrupa insan hakları hukuku+7
Furkan Buyan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu hizmetlerinden memnuniyet ile vergi uyumu arasındaki ilişki: Geçici koruma altındaki Suriyeli sığınmacılar üzerine bir araştırma

Türkiye, jeopolitik ve tarihi konumu dolayısıyla yoğun göç alan ülkelerden birisidir. Bu noktada Suriye'de 2011 yılında başlayan iç savaş nedeniyle 6,8 milyon kişi yerinden edilmiş, dünya tarihindeki en büyük kitlesel göç hareketlerinden birinin yaşanmasına neden olmuştur. Bu göç hareketinden en çok etkilenen ülke ise Türkiye olmuştur. Türkiye yerinden edilen Suriyeli sığınmacıların yarısından fazlasına ev sahipliği yapmaktadır. Bu durum, eğitim, sağlık, barınma, sosyal hizmetler vb. gibi birçok ihtiyacı da beraberinde getirmekle birlikte, ihtiyaçların giderilmesi amacıyla kamusal nitelikte hizmetlerin üretiminin gerçekleştirilmesini de zorunlu kılmaktadır. Kamusal nitelikteki hizmetlerin üretimi ise önemli düzeyde kamu harcamasının yapılmasını beraberinde getirmekte olup, çalışmada söz konusu hizmetlerin sunumunda gerçekleştirilen harcamalar veriler ekseninde değerlendirilmiştir. Çalışmanın konusu, Türkiye'de yaşayan geçici koruma altındaki Suriyeli sığınmacıların kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri ile vergi uyumları arasındaki ilişkinin analiz edilmesidir. Çalışmanın temel amacı ise Türkiye'deki geçici koruma altındaki Suriyeli sığınmacıların vergi uyumlarının artırılmasında kamu hizmetlerinden memnuniyetlerinin rolünü, hangi kamusal hizmetlerden memnuniyetin vergi uyumunu artırmada önemli olduğunun tespit edilmesidir. Çalışmanın politika yapıcılarına ve literatüre katkı sağlaması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda Türkiye'de çalışan 892 geçici koruma altındaki Suriyeli sığınmacıya anket uygulanmıştır. Analiz bulgularına göre, sağlık kuruluşları, eğitim, sağlık, güvenlik güçleri, iş piyasası, tercümanlık, belediye, sosyal yardım ve mahkeme ve adli sistem hizmetleri ile vergi uyumu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir.

Fonksiyonel maliyeKamu maliyesi
Kübra Sayaner Ak
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu harcamalarının gelir eşitsizliği üzerine etkisi: OECD örneği

Gelir dağılımı, toplumsal refahı ve sosyal istikrarı doğrudan etkileyen temel bir gösterge olmakla birlikte adil bir dağılım, ekonomik eşitsizliklerin azaltılmasına olanak sağlayarak toplumsal barışı ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmektedir. Gelirin birincil dağılımında ortaya çıkan eşitsizliklerin neden olduğu dağılım sorunsalı, toplumun bazı kesimlerinin fırsat ve kaynaklara daha fazla erişmesine, kalan kesimin ise yoksulluk ile karşı karşıya kalmasına neden olabilmektedir. Bu durumda kamu müdahaleleri aracılığıyla gelirin yeniden dağılımı sağlanarak eşitsizlik sorununa müdahale etmek mümkündür. Çalışmada 2008-2022 dönemini kapsayan yıllık veriler kullanılarak seçilmiş 32 OECD ülkesinde kamu harcamalarının gelir dağılımı üzerindeki etkisi sistem GMM tahmincisi kullanılarak dinamik panel veri metoduyla analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular kamu harcamalarındaki 1 birimlik artışın, gelir eşitsizliğinde yaklaşık %0.107'lik bir azalma meydana getirerek eşitsizliği anlamlı bir şekilde iyileştirdiğini göstermektedir. Çalışmada ayrıca gelir eşitsizliğini etkileyecek olan diğer makroekonomik faktörlerden olan kişi başı gelir, işsizlik ve dış ticaret verilerinin gelir eşitsizliği ile ilişkisi de incelenmiş, kişi başı gelir ve işsizlik oranlarındaki artışın gelir eşitsizliğini anlamlı bir şekilde derinleştirdiği gözlemlenmiştir. Buna karşın dış ticaretin gelir eşitsizliğini azaltmaya yönelik etkisi görülmüş olsa da istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Çalışma, kamu harcamalarının gelir eşitsizliklerini azaltma konusunda önemli bir araç olduğunu ancak kişi başı gelir ve işsizlik gibi diğer faktörlerin de gelir dağılımı üzerinde belirleyici rolünü göstermektedir. Elde edilen sonuçlar literatürde yapılan birçok çalışmayı destekler nitelikte kanıtlar sunmakla birlikte literatüre katkı sağlamayı hedeflemektedir.

Başar Arslantürk
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşil kamu alımları: Avrupa Birliği ve Türk ihale mevzuatı çerçevesinde bir değerlendirme

Kamu ihaleleri, kamunun mal ve hizmet ihtiyacı ile yapım işlerine yönelik gereksinimlerinin karşılanmasına yönelik işlemlerdir. Yaklaşık son otuz yıla kadar daha çok bu klasik fonksiyonu özelinde değerlendirilen kamu ihaleleri, günümüzde kamu politikası aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu kapsamda değerlendirilen eğilimlerden biri olan yeşil kamu alımları yaklaşımı, kamu ihale süreçleri içerisine çevresel sürdürülebilirlik faktörünün entegre edilmesi anlayışıdır. Başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere birçok ülke, bu anlayışın yaygınlaştırılmasına yönelik politika önlemlerine sahiptir. Bu çalışmanın amacı, Türk ihale sisteminde yeşil kamu alımlarına yönelik mevcut düzenlemelerin incelenmesi ve ihale sürecine çevresel kriterlerin entegre edilmesi noktasında politika önerileri sunulmasıdır. Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümünde yeşil kamu alımlarına yönelik teorik bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde, yeşil kamu alımları noktasında başarılı bir aktör olarak gösterilen Avrupa Birliği'ndeki mevzuat incelenmiş ve uygulama örnekleri ile yeşil kamu alımlarının ihale sürecine entegre edilmesine yönelik mekanizmalara yer verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise öncelikli olarak Türk kamu ihale mevzuatı içerisinde yeşil kamu alımları yaklaşımına yönelik düzenlemelerin mevcudiyeti ele alınmıştır. Daha sonra ise Türk ihale mevzuatına yeşil kamu alımları yaklaşımının entegre edilmesine yönelik söylem ve politika içeren belgelere yönelik doküman incelemesi yapılmıştır. Çalışma sonucunda, Türkiye'de kamu ihalelerinin çevresel politikaları destekleme noktasında yetersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda Avrupa Birliği mevzuatı ve uygulamaları emsal alınarak Türk ihale mevzuatına yönelik politika önerileri sunulmuştur.

Halime Avcı Yıldız
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışmaya teşvik mi, bağımlılık mı? OECD ülkelerinde sosyal yardım politikalarının istihdam etkisi

İşsizliğe yönelik sosyal yardım politikaları, refah devletlerinin hem sosyal koruma hem de işgücü piyasası hedeflerini aynı anda gözetmek zorunda olduğu temel politika alanlarından biridir. Bu politikalar, bireyleri işsizlik riskine karşı koruyarak gelir kaybını telafi etmeyi amaçlarken, aynı zamanda istihdam davranışları üzerindeki olası etkileri nedeniyle çalışmaya teşvik mi, yoksa bağımlılık mı yaratmaktadır? sorusunu gündeme getirmektedir. Özellikle sosyal yardımların bireyleri istihdamdan uzaklaştırabileceği ya da işgücü piyasasına dönüşü geciktirebileceği yönündeki tartışmalar, bu politikaların etkinliğinin ampirik olarak sorgulanmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışma, 2000–2021 dönemi için 33 OECD ülkesinde, işsizliğe yönelik sosyal harcamaların istihdam üzerindeki uzun dönem etkisini incelemektedir. Analizde öncelikle ülkeler arası karşılıklı etkileşimleri dikkate almak amacıyla yatay kesit bağımlılığı test edilmiş, ardından bu bağımlılığı dikkate alan CIPS panel birim kök testi ile serilerin durağanlık özellikleri incelenmiştir. Değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki Gengenbach–Urbain–Westerlund (GUW) eşbütünleşme testi ile analiz edilmiş, uzun dönem katsayıları ise Augmented Mean Group (AMG) tahmincisi kullanılarak elde edilmiştir. Bu yöntemsel çerçeve, ülkeler arasında heterojen uzun dönem ilişkilerin varlığını dikkate alan bir analiz sunmaktadır. Panel geneline ilişkin bulgular, işsizliğe yönelik sosyal harcamaların istihdam üzerinde uzun dönemde negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Sosyal harcamalara ait uzun dönem katsayısının -2.199 olması, OECD ülkeleri genelinde bağımlılık hipotezinin baskın olduğunu ortaya koymaktadır.

Selen Pesen
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel kalkınmada organize sanayi bölgelerinin rolü: Zonguldak iline yönelik bir analiz

Sanayi devrimi ile birlikte gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler, gelişmişlik düzeyi ile birlikte toplumsal bütünlüğünü de etkileyebilen bölgelerarası gelişmişlik farkının azaltılmasına yönelik sanayileşme hareketlerine büyük önem vermişlerdir. Sanayinin hızlı bir şekilde gelişmesi sonucunda bazı bölge ve merkezlerde plansız çoğalan işletme sayısı ve karmaşık yapıda kümeleşen sanayi bölgeleri kent merkezlerinin içerisinde kalmış ve bu durum birçok problemi de beraberinde getirmiştir. Bu problemleri ortadan kaldırmak, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını azaltmak amacı, sanayi faaliyetlerinin planlı bir şekilde, belirlenen alanlarda, organize bir yapıda toplanması gerekliliği ve önemini ortaya çıkarmıştır. Organize olmuş ve belirli bir plan içerisinde oluşturulmuş sanayi bölgelerinin uluslararası rekabet gücü, teknolojik gelişim, yerel kaynakların değerlendirilmesi, istihdam ve üretimde artış, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması gibi birçok konuda kalkınmaya etki etmektedir. Sanayinin planlı bir yapıda oluşturulması girişimlerine bağlı olarak Organize Sanayi Bölgesi kavramı ortaya çıkmış, ilk kez ABD'de özel sektörün kar elde etmesi, İngiltere'de bölgelerarası gelişmişlik düzeyindeki farklılıkların azaltılması ve istihdamın arttırılması amacı ile kurulan bölgeler, organize sanayi bölgeleri uygulamalarının ilk örnekleridir. Türkiye'de, 1962 yılında Bursa OSB'nin kurulmasıyla organize sanayi bölgesi uygulamaları başlamış ve gelişerek devam etmiştir. Bu çalışmada bölgesel kalkınma kavramı ve organize sanayi bölgeleri kavramları açıklanmış, OSB'lerin bölgesel kalkınmaya etkisi yerel veriler çerçevesinde incelenmiş ve son olarak Zonguldak ilindeki organize sanayi bölgelerine ait veriler dış ticaret, istihdam, üretim, faaliyet alanı gibi ekonomik göstergeler açısından irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Organize Sanayi Bölgesi, Sanayileşme, Kümelenme, Kalkınma

Bölgesel kalkınmaMekansal kümelenme
Cihangir Aktaş
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu harcamalarının ve vergilerin iç göç üzerindeki etkileri: Türkiye örneği

Göç olgusu, yalın bir tabirle bireylerin yaşadıkları bölgeden başka bir yerleşim bölgesine gitmesiyle ortaya çıkan nüfus hareketleridir. Nüfus hareketlerinin kalkınma süreci başta olmak üzere birçok alanda önemli etkileri vardır. Göç, bireysel çıkar motivasyonu ile hareket edildiği varsayımı altında göçmen için faydalı olsa da bir bütün olarak topluma faydalı olmayabilir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde göç, şehirlerin kalabalıklaşmasına, işsizlik sorunlarına ve bölgesel dengesizliklere neden olabilmektedir. Dolayısıyla iç göçün belirleyicileri incelenmesi gerekli bir konudur. Bu çalışmada, kamu harcamaları ve vergilerin iç göç üzerindeki etkileri, Türkiye'deki Düzey 2 bölgeleri açısından incelenmiştir. 26 Düzey 2 bölgesine ilişkin olarak yapılan dinamik panel veri analiz sonuçlarına göre, kamu harcamaları ile iç göç arasında istatistiksel olarak açıdan anlamlı bir ilişki kurulamamış iken; vergi gelirleri ile iç göç arasında ise negatif bir ilişki tespit edilmiştir. Kamu harcamalarına fonksiyonel sınıflandırma açısından bakıldığında ise güvenlik ve savunma harcamaları ile net göç hızı arasında ters yönlü bir ilişki bulunmuştur.

GöçlerKamu harcamalarıPanel veri modelleri+4
Furkan Tosuner
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Engellilere yönelik kamusal hizmetler: Zonguldak ili memnuniyet algısı

Türkiye'de engelli bireylere yönelik sunulan kamusal hizmetler ile bu hizmetlerin sosyal alanda uygulanabilirliği konusunda farklı sorunlar yaşanmaktadır. Gerek merkezi gerekse de yerel idareler engelli bireylerin sosyal hayata katılımlarını amaçlayan kamusal politikalar yürütmüştür. Bununla birlikte günümüzde engellilere yönelik kamusal politikaların etkin bir şekilde yürütülmesi büyük önem arz etmektedir. Başka bir anlatımla engelli bireylerin diğer tüm insanlar gibi mesleki eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve siyasal haklardan tam ve eşit şekilde yararlanabildiği ve toplumsal yaşam alanındaki tüm hizmetlere kolaylıkla ulaşabildiği bir ortamın oluşturulması gerekmektedir. Türkiye'de engellilerle ilgili son yıllarda yapılmış hukuki düzenlemeler dikkate alındığında, engellilere yönelik fırsat eşitliği sağlamak adına kamu idarelerine birçok yasal yükümlülüğün getirildiği görülmektedir. Birçok hukuki düzenlemeye karşın engellilerin yaşadığı sorunların devam ediyor olması, bu sorunların sadece düzenleme boyutundaki eksiklikten kaynaklanmadığını göstermektedir. Bu itibarla engellilere yönelik kamusal politika düzenlemelerinin sosyal hayatta kararlılıkla uygulanması bu politikaların etkinliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Zonguldak iline ait seçili bazı belediyelerin Zonguldak'ta ikamet eden engelli bireyler için uyguladığı yerel kamusal hizmetlerden memnuniyet derecesini ölçmek amacıyla Mayıs-Temmuz 2019 tarihlerinde yapılan anket çalışmasına yer verilmiştir.

Engelli kişilerEngelli ortamKamu hizmetleri+3
Elif Kırıkoğlu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal belediyecilik: Zonguldak Belediyesi örneği

Günümüzde birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede belediyeler sosyal belediyecilik anlayışı ile sosyal politikada etkin rol oynamaktadır. Sosyal belediyecilik, toplumdaki dezavantajlı grupları (yoksul, yaşlı, engelli, hasta, kadın, çocuk vb. kişileri) korumak, toplumun refahını arttırmak, toplumun sosyalleşmesine katkı sağlamak, yerel ekonominin gelişmesi ve yerel kalkınmayı sağlamak amacıyla belediyelere birçok konuda görev ve sorumluluk veren bir anlayıştır. Bu tezin amacı, Zonguldak Belediyesi'nin sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında yaptığı hizmetlerin ortaya koyulması, bu hizmetlerden yararlananların bu hizmetler hakkındaki değerlendirmeleri ve vatandaşların Zonguldak Belediyesi'nin sosyal belediyecilik faaliyetlerinden memnuniyetlerinin belirlenmesidir. Çalışmada Zonguldak Merkez ilçesi mahallelerinde ikamet eden vatandaşlara yönelik anket çalışmasının verileri IBM SPSS Statistics 22 programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada frekans ve çapraz tablo (crosstab) analizleri yapılmıştır. Sosyal yardım ve hizmetlerden yararlanan katılımcılar, bu faaliyetleri değerlendirirken, başarılı seçeneğini daha yüksek oranda işaretlemişlerdir. Bunun yanı sıra katılımcılar Zonguldak Belediyesi'nin sosyal belediyecilik kapsamındaki faaliyetlerini yetersiz bulduklarını belirtmiştir. Yine katılımcıların belediyenin hizmetlerinden haberdar olamaması ve vatandaşların belediyenin hizmetleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması gibi sorunlar da tespit edilmiştir.

BelediyelerRefah devletSosyal devlet+3
Kubilay İşgör
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımlı nüfusun kamu maliyesi üzerine etkisi: OECD örneği

Nüfus yaş yapısındaki değişimin yarattığı nüfus yaşlanması, mali sürdürülebilirlik üzerinde önemli etkilere sahiptir. Azalan işgücü sonucu daralan vergi tabanı kamu gelirlerinde azalma yaratırken, artan yaşlı bağımlı nüfus kamu gider kalemlerinde (sağlık, sosyal güvenlik, emeklilik, tıbbi bakım vb.) artışlara sebep olmaktadır. Bu doğrultuda çalışma, nüfus yaş yapısındaki değişim neticesinde gerçekleşen yaşlı bağımlılık oranı artışının kamu mali sistemi üzerindeki etkisine yönelik nicel bir analiz gerçekleştirmektedir. Analiz, nüfus yaş yapısındaki değişimin kamu gelir ve gider kalemlerinde gözlemlenen maliyet ve gelir değişimleriyle oluşturulmuş metodolojiye dayanmaktadır. Araştırmada, dinamik panel veri analizi sistem-GMM yaklaşımı benimsenmiştir. Analiz sonuçlarına göre; yaşlı bağımlı oranı ile bütçe açıkları arasında %1 düzeyde pozitif bir ilişki mevcuttur. Diğer taraftan yaşlı bağımlılık oranlarının kamu harcamalarını pozitif yönde etkilediği ve anlamlı ilişki içerisinde olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Nüfus Yaş Yapısı, Yaşlanma, Bütçe Açıkları, Mali Sistem, Bağımlılık Oranları

BağımlılıkBütçe açıklarıDemografi+6
Hanifi Kaymak
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de post Keynesyen istihdam modelinin geçerliliği

Post Keynesyen ekonomi, neoklasik analize bir tepki olarak ortaya çıkmış olan bir düşünce okuludur. Keynes'in Genel Teori'sine dayanan bu yaklaşımda, ekonominin değişen ve büyüyen doğası, ekonomik süreçteki aktörlerin davranış kalıplarına dayalı olarak analiz edilmektedir. Ekonomik olayların analizi tarihsel süreç, belirsizlik, bölüşüm ve efektif talep gibi ilkeler bağlamında ele alınmaktadır. Post Keynesyen iktisatçılar, istihdam düzeyinin efektif talep ile artacağı görüşünü temel almaktadır. Bu kapsamda çalışmada, 2003-2020 yılları arasında Türkiye verileri ile Post Keynesyen ekonomik görüş çerçevesinde istihdam analizi yapılmıştır. Çalışma, birim ücret başına otonom harcamalar ve istihdam arasındaki ilişkinin nedenselliğini araştırmaktadır. Toda-Yamamoto nedensellik analizi sonucuna göre birim ücretlerden istihdama doğru bir nedensellik ilişkisi bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Efektif Talep, Reel Ücretler, İstihdam, İşsizlik, Emek Piyasaları

Post-Keynesyen ekonomiÜcretİstihdam+3
İlayda Aydın
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı gelişmekte olan ülkelerde ve Türkiye'de ekonomik krizler ile iç-dış borçlanma ilişkisi

1929 Büyük Buhranı ve sonrasında yaşana ekonomik krizler, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini olumsuz etkilemiştir. Genellikle siyasi, ekonomik ve teknolojik değişimlerin etkileriyle ortaya çıkan ekonomik krizler, üretimde azalma, işsizlikte artış, enflasyon, deflasyon veya stagflasyon şeklinde kendini göstermiştir. Ekonomik kriz dönemlerinde değişime uğrayan diğer önemli makroekonomik değişken, iç ve dış borçlanmadaki artıştır. Bu bağlamda çalışmanın konusu, bazı gelişmekte olan ülkelerde iç ve dış borçlanmayı etkileyen faktörleri ve Türkiye'de bu faktörlerden ekonomik krizler ile iç-dış borçlanma ilişkisini ele almasıdır. Çalışmanın amacı, bazı gelişmekte olan ülkelerde iç ve dış borçlanmayı etkileyen faktörler ve Türkiye'de ekonomik krizler ile iç ve dış borçlanmanın etkileşiminden hareketle ilerde yaşanabilecek ekonomik krizleri ve/veya borçlanma krizlerini önceden tahmin edebilmektir. Bu çalışma, bazı gelişmekte olan ülkelerde iç ve dış borçlanmayı etkileyen faktörleri ve Türkiye özelinde ekonomik krizler ile iç ve dış borç ile ilişkini ele alması bakımında literatüre katkı sağlayacaktır. Değerlendirmelere göre bazı gelişmekte olan ülkelerde iç ve dış borçları etkileyen faktörler; kamu kesimi açıkları, faiz oranı, enflasyon oranı ve döviz kuru, yatırım-tasarruf açıkları, finansal kesimin büyüklüğü, ekonomik büyüme ve ekonomik krizlerdir. Türkiye'de 1990 sonrası yaşanan ekonomik krizler için, 1994 ekonomik kriz yılı öncesi iç ve dış borç miktarı artmış, 1994 yılında azalmış ve kriz sonrası tekrar artış göstermiştir. 2001 krizinde dış borç miktarı iç borç miktarına oranla kriz öncesi dönemde azalmış 2001 yılı ve sonrasında artmıştır. 2008 küresel krizinde ise iç borç ve dış borç miktarı kriz yılı öncesi, 2008 yılı ve kriz yılı sonrasında artış yaşandığı söylenebilir.

BorçlanmaDış borçlanmaEkonomik kriz+2
Cansu Aydın
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00