
28
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Nöro-geribildirim antrenmanının bilişsel ve duyu-motor beceriler üzerine etkisinin incelenmesi
Amaç: Araştırmanın amacı 30 seanslık DMR NGBA bilişsel ve duyu motor becerilere etkisini incelemektir. Araştırmanın alt amacı ise DMR NGBA ile kazanılan somato-duyusal ve duyu-motor yolların kontrolünün kısa ve uzun süreli dönemlerde korunup korunmadığının belirlenmesidir. Yöntem: Çalışmaya Akdeniz Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda okuyan 21,59±1,62 yıl yaş ortalamasına sahip 39 erkek birey katılmıştır. Bireyler NGBA (n=12), YNGBA (n=13) ve KONT (n=14) olmak üzere 3 gruba ayrılmışlardır. Bireylere 30 seanslık DMR NGBA ya da YNGBA uygulanmış ve ön test, son test, 1. Takip ve 2. Takip olmak üzere 4 seans ölçüm yapılmıştır. Bireylere EEG kaydı ile bilişsel (dikkat, hatırlama ve uzamsal algı) ve duyu-motor (duyu-motor koordinasyon, hedefleme, reaksiyon sürati) becerilerini ölçen bilgisayar destekli testler kullanılmıştır. EEG değerlerinde bireylerin testler sırasındaki ve dinlenik haldeki DMR'leri incelenmiştir. Bulgular: Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, NGBA grubunun dikkat [F(3,33)=4.893, p<0.05] (2=.30), hatırlama [F(3,33)=5.804, p<0.05] (2=.34) ve DMK [F(3,33)=19.179, p<0.001] (2=.64), ön test, son test, 1. Takip ve 2. Takip ölçüm puanları arasında geniş etki düzeyinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Bu etki düzeyinin diğer gruplara kıyasla daha büyük olduğu belirlenmiştir. Diğer parametrelerde anlamlı farklılık gözlenmemiştir. EEG değerlerinde ise, hedefleme EEG değerleri dışında, yalnızca NGBA grubunda düşüş gözlenirken, diğer gruplarda EEG değerleri artış göstermiştir. Sonuç: Çalışma bulguları incelendiğinde, 30 seans DMR NGBAlarının bireylerin bilişsel becerilerine ve DMK becerisine olumlu etki ettiği gözlenmiştir. Ayrıca bireylerin EEG değerlerini ise düşürdüğü belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Duyu-motor ritim, nöro-geribildirim, dikkat, hatırlama, reaksiyon.
Zihinsel engelli çocukların motor beceri öğreniminde değişken uygulamaların edinim, transfer ve hatırlama süreçlerine etkisinin incelenmesi
Amaç; zihinsel engelli çocukların, motor beceri öğreniminde, değişken uygulamaların, edinim, transfer ve hatırlama süreçlerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmamızın alt amacı ise, zihinsel engelli çocukların fiziksel uygunluk düzeyleri ile motor becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir.Yöntem; araştırmanın evrenini, Antalya'da zihinsel engelli çocukların devam ettikleri iki okulda öğrenim gören, 10-15 yaş, kız ve erkek öğrenciler oluşturmuştur. Katılımcılar dört gruba ayrılmıştır; 1. grup; ?Rasgele Eğitilebilir Zihinsel Engelliler?, 2. grup; ?Rasgele Öğretilebilir Zihinsel Engelliler?, 3. grup; ?Blok Eğitilebilir Zihinsel Engelliler?, 4. grup; ?Blok Öğretilebilir Zihinsel Engelliler?. Blok gruplar; kontrol, rasgele gruplar ise deney grubu olarak değerlendirilmeye alınmıştır. Gruplara 8 hafta boyunca, haftada 3 gün, 60 dak./gün, hedef pas, top sürme ve nokta atışı becerilerine yönelik uygulama yaptırılmıştır. Program süresince, öğrenilecek beceriler tüm katılımcılar için sabit tutulmuş, ancak uygulamanın tasarımında farklılık yapılmıştır. Program uygulanmadan önce her bir katılımcıya, boy, ağırlık ölçümleri, Brockport fiziksel uygunluk testi ve basketbol beceri testi uygulanmıştır. Program sonunda, boy, ağırlık, fiziksel uygunluk testi, edinim, hatırlama ve transfer testleri, program sonunda tekrar uygulanmıştır. Uygulama bitiminden hemen sonra, basketbol becerilerine yönelik, transfer testi, 1 ay ve 3 ay sonra da hatırlama testleri uygulanmıştır. Blok ve rasgele yöntemin, motor beceriler üzerine etkisini belirlemek için Tekrarlı Ölçümlerde Varyans Analizi kullanılmıştır. Katılımcılar program boyunca 4 kez ölçüldüklerinden 2 x 4 (Grup x Ölçüm) tasarımı kullanılarak değerlendirme yapılmıştır. Gruplar arasındaki farkı karşılaştırmak amacıyla, bağımsız değişkenlerde iki ortalama arasında farkın anlamlılık testi kullanılmıştır. Motor beceriler ile fiziksel uygunluk bileşenleri arasındaki ilişki ise Spearman's rho korelasyon katsayısı hesaplanarak değerlendirilmiştir.Sonuç; eğitilebilir düzeyde zihinsel engele sahip çocukların, zamana bağlı değişim değerlerinde anlamlı fark yaratan ilerlemeler görülmesine rağmen, gruplar arası karşılaştırmalarda, hedef pas, top sürme ve nokta atış becerilerinin, edinim, hatırlama ve transfer süreçlerinde, bağlamsal karmaşa etkisi gözlenmemiştir. Öğretilebilir düzeyde zihinsel engele sahip çocukların, eğitilebilir düzey zihinsel engel grubuna benzer şekilde, zamana bağlı değişim değerlerinde anlamlı fark yaratan ilerlemeler görülmüş ancak, gruplar arası karşılaştırmalarda, hedef pas, top sürme ve nokta atış becerilerinin, edinim ve hatırlama süreçlerinde, bağlamsal karmaşa etkisi gözlenmemiştir. Transfer etkisine yönelik yapılan analizlerde ise sadece nokta atış becerisinde, bağlamsal karmaşa etkisinin ortaya çıktığı görülmüştür. Çalışmamızın alt amacını oluşturan, zihinsel engelli çocukların fiziksel uygunluk düzeyleri ile motor becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik yapılan ilk ölçümde, hedef pas ile sağ-sol el kavrama ve beden kütle indeksi, top sürme ile sağ-sol el kavrama, beden kütle indeksi ve modifiye mekik, nokta atış ile sağ-sol el kavrama ve modifiye mekik, son ölçümde ise hedef pas ile sağ-sol el kavrama ve modifiye mekik, top sürme ile sağ-sol el kavrama, modifiye mekik ve otur-eriş, nokta atış ile ile sağ-sol el kavrama ve beden kütle indeksi değişkenleri arasında pozitif ilişki olduğu gözlenmiştir.
Postmenapozal osteoporozlu kadınlarda tüm beden vibrasyon antrenmanının kemik mineral yoğunluğuna ve kas performansına etkisi
Tüm Beden Vibrasyonu Antrenmanı (TBVA), osteoporozlu bireylerde kemik mineral yoğunluğunu (KMY) korumak ve/veya artırmak ve kassal performansı arttırmak amacıyla kullanılan bir antrenman yöntemidir. Amaç: Postmenapozal osteoporozlu kadınlarda TBVA'nın KMY ve kas performansı üzerine kronik etkilerinin belirlenmesi, TBVA'nın klasik kuvvet antrenmanı yerine uygulanabilirliğinin ve antrenman bitimiyle birlikte yapılacak takiplerde detraining etkilerin değerlendirilmesidir. Materyal ve Metot: Katılımcılar Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniği'ne başvuran ve hekimler tarafından osteoporoz tanısı konan hastalardan seçilmiştir. Hastalar; vibrasyon antrenmanı grubu (n=12), kuvvet antrenmanı grubu (n=8) ve kontrol grubu (n=8) şeklinde rastgele 3 gruba ayrılmıştır. TBVA ve kuvvet antrenmanı programında dinamik ve statik kuvvet antrenmanı protokolü (squat, şınav, parmak ucu yükselme, geriye hamle ve yukarıya kol kaldırma) uygulanmış ve antrenman yoğunluğu, bireysel maksimum tekrar sayısının %50'si olarak belirlenmiştir. TBVA grubunda vibrasyon frekansı 30 Hz, vibrasyon genliği 2mm olacak şekilde sabit tutulmuştur. Antrenman programları her iki grupta 30 dk/gün, 2 gün/hafta sıklığında ve 6 ay süresince uygulanmıştır. Son durum ölçütleri; beden kompozisyonu (boy, ağırlık, beden kütle indeksi, vücut yağ yüzdesi, yağsız beden kütlesi), KMY (lomber t skoru ? KMY ve femur boynu t skoru ? KMY), denge/çabukluk (kısa fiziksel performans testi, zamanlı kalk-git testi), kuvvet (squat, şınav, parmak ucu yükselme, geriye hamle ve yukarıya kol kaldırma) ve aerobik dayanıklılık (6 dk yürüme mesafesi ve yoğunluğu) ölçümlerinden oluşmuştur. Verilerin istatistiksel analizi, SPSS 10.0 paket programlarında yapılmıştır. Sonuçlar: İstatistiksel analiz sonuçlarına göre; grupların, 6 dk mesafe sonuçları hariç, bütün ölçümlerde araştırmanın başlangıcında benzer değerlere sahip olduğu tespit edilmiştir. 24 haftalık süreç sonucunda, bazı kuvvet test sonuçlarında (statik parmak ucu yükselme, dinamik parmak ucu yükselme ve statik geriye hamle test) gruplar arasında istatistiksel olarak fark göstermiş, vibrasyon grubunun kontrol grubundan daha yüksek değerler aldığı ortaya çıkmıştır. Tartışma: Postmenapozal osteoporozlu kadınlarda vibrasyon antrenmanı ile bazı kuvvet parametrelerinde, yürüme hızında ve dengede artış sağlanırken, KMY'da gelişme sağlanamamıştır. Detraining sürecinde elde edilen kazançlar korunmuştur.Anahtar Kelimeler: Postmenapozal kadın, osteoporoz, tüm beden vibrasyon antrenmanı, kuvvet antrenmanı, kemik mineral yoğunluğu.
Diyete protein eklemesinin titreme antrenmanına bağlı kas kuvveti ve kitlesi değişimine etkisi
Tüm vücut titreşim egzersizi son yıllarda gittikçe popülaritesi artan bir kuvvet egzersizi yöntemi olarak ön plana çıkmaktadır. Tüm vücut titreşim egzersizinin kuvvet artışını oluşturma mekanizmalarından biri olarak kas hipertofisi olarak ileri sürülmektedir. Ancak bu konudaki sonuçlar birbiri ile çelişkilidir. Bu konudaki sonuçların çelişkili olmasında yapılan araştırmalarda diyetle protein alımının göz ardı edilmesi olası sebeplerden biri olarak görülmektedir. Bu çalışmanın amacı tüm vücut titreşim egzersizi sırasında diyete protein ilavesinin genç erkeklerde olası kas hipertrofisine ve kuvvet artışına etkisini incelemektir. İki gruba ayrılan gönüllülere haftada 3 gün olmak üzere, 3 ay süresince yaptırılan tüm vücut titreşim egzersizi sırasında, protein grubuna 1 gram/kg Whey protein, kontrol grubu olarak kabul edilen karbonhidrat grubuna 1 gram/kg nişasta izolatı verildi. Antrenman periyodu öncesi ve sonrası vücut yağ yüzdesi ve yağsız vücut kitlesi biyoelektrik impedans ve su altı tartım yöntemi ile ölçüldü. Kas kuvvetlerindeki olası değişimler ise dikey sıçrama testi, dinamometre ile pençe ve bacak kuvveti, izometrik ve izokinetik zirve bacak kuvvetleri ile değerlendirildi.Karbonhidrat grubunda üç aylık antrenman periyodu sonrası vücut yağ yüzdesiyağsız vücut kitlesi ölçümlerinde bir değişiklik yokken, kuvvet ölçümlerinin hepsinde istatistiksel anlamlı artış gösterdi. Protein grubunda ise biyoeletrik impedans yöntemi ile ölçülen vücut yağ yüzdesinde azalma ve yağsız vücut kitlesi ölçümünde artış olması yanında, su altı tartım yönteminde bu farklar bulunmamıştır. Protein grubunun kuvvet değişimleri ise dikey sıçrama ve izometrik fleksiyon zirve kuvveti dışındaki ölçümlerin hepsinde anlamlı artış göstermiştir. İki grubun ölçümlerinin tümü arasında yapılan kıyaslamalarda ise anlamlı fark bulunmamıştır. Biz çalışmamızın sonuçlarına göre tüm vücut titreşim antrenmanları sonrası kuvvet artışında kas hipetrofisi etkili mekanizmalarından biri değildir.Anahtar Kelimeler: Kuvvet, Tüm vücut titreşim antrenmanı, Protein, Hipetrofi
Taurinin yorgunluğu geciktirme zamanı üzerine etkisinin incelenmesi
Taurin, memeli hücrelerinde en çok bulunan, metiyonin, sistein ve homosisteini içine alan sülfür içeren aminoasit ailesinin bir üyesidir. Taurinin, safra asidi konjugasyonu, plazma membran stabilizasyonu, osmoregülasyon, nöromodülasyon, nörotransmisyon, antioksidasyon ve detoksifikasyon gibi farmakolojik ve fizyolojik rolleri olduğu belirtilmektedir. Taurin ve egzersiz performansı ile ilgili yeterli çalışma bulunmamakta ve taurin yüklemesinin, egzersiz süresince azalan iskelet kas taurin içeriğini koruyarak, kalsiyum homeostazızını düzenleyerek, egzersize bağlı oksidatif stresi azaltarak, egzersize bağlı kas hasarını azaltarak, egzersiz süresince kardiyak ve iskelet kas kontraktilitesini arttırarak, egzersize bağlı kan laktat üretimini engelleyerek, tüm vücut yağ oksidasyonunda anlamlı artışlar yaratarak, uzun süreli egzersizde kan glukoz konsantrasyonunu koruyarak egzersiz performansını artırabileceği ile ilgili bilgiler bulunmaktadır.Sağlıklı, aktif olmayan erkek bireylerde farklı doz taurin uygulamasının, akut egzersizde yorgunluğu geciktirme zamanı, toplam antioksidan-oksidan statüsü üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla planlanmış olan çalışmada, taurin yüklemesinin, 1.1. solunum değişim oranına ulaşma zamanını uzatacağı, 3 g ve 6 g yükleme dozları arasında fark olmayacağı hipotezi kurulmuştur.Çalışmaya yaş ortalaması 23.56 ± 0.56 yıl, boy ortalaması 176.26 ± 1.59 cm olan 21 birey katılmış, 1 haftalık plasebo, 3 g taurin ve 6 g taurin yükleme dönemi öncesinde ve sonrasında bireylere Bruce Testi yapılmıştır. Yapılan Bruce testlerinin oluşturabileceği antrenman etkisinin önüne geçebilmek amacıyla plasebo, 3 g taurin ve 6 g taurin yükleme sırası 7'şer kişilik üç gruba ardışık randomize edilerek uygulanmıştır.Sonuç olarak, plasebo, 3 g taurin ve 6 g taurin yükleme dönemlerinde ölçülen solunum değişim oranı, maksimal oksijen tüketimi, maksimal karbondioksit üretimi, metabolik eşitlik değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmazken (p>.05), 1.1 solunum değişim oranına ulaşma zamanı ve toplam test süresi, plasebo ve 3 g taurin yükleme sonrası değişmemiş, 6 g taurin yükleme sonrası anlamlı olarak artmıştır (p<.01). Toplam antioksidan statü, toplam oksidan statü ve glutatyon için, Bruce testi sonrası değerlerden Bruce testi öncesi değerler çıkarılarak elde edilen farklar karşılaştırıldığında, plasebo, 3 g taurin ve 6 g taurin yükleme dönemleri öncesi ve sonrası arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>.05).
Afyonkarahisar yerel kültürünün kolaj tekniğile anlatımı (1930-1960)
Kültür, geliĢme süreci içinde olan toplumların bütün maddi ve manevi değerlerini kapsar. Bu değerler kültür vasıtasıyla sonraki nesillere aktarılır. Kültür ayrıca bireylerin doğal ve toplumsal çevrelerine egemenliklerinin ölçüsünü gösteren araçların da bütünüdür. Kültürel değerlerini, zenginliklerini bilmeyen toplumların yavaş yavaş yok olması kaçınılmaz bir olgudur. Geçmişin bugüne mirası denilebilecek kültürden yoksun olan, geleceğe bakışı, gelecek hakkında düşüncesi bulunmayan kişi ve kitlelerin aslında en büyük sorunu bilmemektir -bilmediğini de bilmemektir. Tüm nesiller kültürel değerlerini tanımalıdır. Bu değerlerini gelecek nesillere tanıtamayan toplumlar, kültürel yozlaşmaya uğrayarak millî benliklerini ve kimliklerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Böylece toplumlar askeri anlamda savaĢa gerek kalmaksızın milletini, devletini ve vatanını kaybetme tehlikesiyle yüz yüze gelirler. Bu noktada geçmişten günümüze bu değerlerin izlerini taşıyan yapıtların korunması, değerlendirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması gerekmektedir. Bu tezde temel kaynaklardan birisi olan, gündelik hayatı, mekânsal örgütlenmeleri, toplumsal deneyim ve pratikleri doğrudan günümüze kadar yansıtan ve yansıtmaya da devam eden Taşpınar dergileri, toplumda kültür ve sanat bilincindeki gelişmeleri etkin bir biçimde ele almıştır. Özellikle fotoğraflarla anlatımı yapılan, kent mekânlarının zaman içerisindeki değişen yapısı geniş bir zenginlik taşımaktadır. Bu bağlamda, yapılan çalışma ile Taşpınar dergilerindeki araştırma ve inceleme yazılarında ele alınan yerel kültür ve bununla birlikte toplumda sanat bilincinin göstermiş olduğu gelişmenin önemine dikkat çekilecektir. Yaşatılması ve zenginleşrilmesi gereken kültürel ve sanatsal değerlerin yüceltilmesinin toplumda farkındalık yaratacağı ve toplumun gelişmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Afyonkarahisar, tanıtım, yerel kültür, dijital kolaj, Taşpınar dergisi.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin karşılaştıkları mesleki problemler: Bir sistematik derleme çalışması
Bireyler, doğduğu andan yaşamlarının sonuna dek birçok problem ile karşılaşmakta ve bu problemlere çözüm üretmek durumunda kalmaktadır. Gündelik hayatımızda beşeri ilişkiler gerektiren; iş, okul, aile, arkadaşlıklar vs. ile iletişim sürecinde pek çok problem ile karşı karşıya kalmaktayız. Bu problemlerin bazıları iletişim ile çözülebilse de çevresel etmenlere, durumlara ve süreçlere bağlı olarak gelişebilen problemler de hayatımızda yerini almaktadır. Bu çalışmada beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin meslek hayatlarında karşılaştıkları problemlere ışık tutulmak istenmiştir. Sistematik derleme yöntemi tercih edilen çalışmada belirlenen dâhil etme kriterlerine uygun olarak; Web of Science, Scopus, EBSCO – SportsDiscuss With Full Text ve Tr Dizin web tabanlarında yayımlanan makaleler incelenmiş ve birçok ülkede görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin karşılaştıkları problemler saydam bir şekilde raporlanmıştır. Dâhil etme kriterlerine uygun olarak web sitelerinden ayrıştırılan 20 makalede, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin genellikle; salgın hastalıklar döneminde ve sonrasında disiplin ve adaptasyon problemi yaşadıkları, müfredat ve eğitim sisteminin çelişmesinden ve sürekli değişmesinden kaynaklı ve lisans eğitiminde aldıkları yetersiz eğitim nedeniyle öğretim metotları, öğretim stratejileri, özel eğitim, pedagojik eğitim bilgisi eksikliğinden kaynaklı pek çok problem ile karşılaştıkları tespit edilmiştir. Aynı zamanda; ırkçılık, kültürel çatışma, okul zorbalığı ve cinsiyet eşitsizliğine karşı sınıf ortamında sorunların büyüdüğüne işaret eden öğretmenler, göreve yeni başladıkları süreçte yeterli desteğin alınamadığına dikkat çekmiş, görev yerlerindeki okulların fiziki yapısının elverişsiz olduğunu, malzeme ve tesis eksikliği nedeniyle dersin gerektirdiği uygulama faaliyetlerinin sınırlanarak dersin verimliliğinin azaldığını dile getirmiş ve mesleki yaralanma, çalışma koşulları ve çevresel etmenler nedenli pek çok problem ile karşılaştıklarını ifade etmişlerdir. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin karşılaştıkları problemlerden hareketle, ders için gerekli bütçenin ayrılması, lisans eğitiminde ders içeriğinin ve eğitimci desteğinin artırılması, uzman eğitimciler eşliğinde sıklıkla hizmet içi eğitimler verilmesi, meslektaşlarının, okul yönetiminin ve öğrenci velilerinin desteği ile koordineli hareket edilmesi için toplantılar düzenlenmesi ve eğitim sistemi ve müfredatın kafa karıştıracak şekilde sürekli değişime gitmesinin önüne geçilmesi önerilerinde bulunulmuştur
Üniversite öğrencilerinin serbest zaman katılımına serbest zaman motivasyonu, engelleri ve engellerle baş etme stratejilerinin etkisi
Amaç: Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin egzersiz davranışlarını belirleyebilmek için serbest zaman ilgilenimleri, serbest zaman engelleri, serbest zaman engelleri ile baş etme stratejileri ve serbest zaman motivasyonlarını yordayan bir ilişki modelini test etmeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Araştırmanın evrenini Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Fakültelerde, Yüksekokullarda ve Meslek Yüksekokullarında öğrenim gören 31816 öğrenci oluştururken örneklemi ise toplam 440 (Ortyaş=21.19±3.46) öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Egzersiz Davranışı Değişim Basamakları Anketi, Serbest Zaman İlgilenim Ölçeği, Boş Zaman Engelleri Ölçeği, Serbest Zaman Engelleri ile Baş Etme Stratejileri Ölçeği ve Boş Zaman Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde, egzersiz değişim basamaklarının serbest zaman ilgilenim ölçeklerinden aldıkları puanlar arasında istatistiksel fark olup olmadığını belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi kullanılmış ve farklılığı tespit etmek amacıyla Post-Hoc testlerinden Tamhane's T2 testi uygulanmıştır. Serbest zaman ilgilenimi, serbest zaman engelleri, engeller ile baş etme stratejileri ve motivasyon boyutları ile kurgulanmış modelin test edilmesi için Hiyerarşik Regresyon Modeli analizi gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Katılımcıların ilgilenim düzeylerine göre egzersiz değişim basamakları incelendiğinde, en yüksek puanın devamlılık basamağında ve en düşük ilgilenim düzeyi puanının ise hareket basamağında olduğu tespit edilmiştir. Etki boyutları incelendiğinde ilgilenim düzeyi üzerinde en büyük etkiyi motivasyonun, en düşük etkiyi ise serbest zaman engelleri boyutlarının gösterdiği tespit edilmiştir. Alt boyutların ilgilenim düzeyine etki boyutları incelendiğinde, ilgilenim düzeylerine en yüksek etkiye sahip alt boyutun motivasyonun alt boyutu olan bilmek ve başarmak olduğu, en düşük etkiye sahip olan boyutun, serbest zaman engelleri alt boyutu olan zamanın olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç: İlgilenim düzeylerine etki eden en yüksek boyutun motivasyon olduğu ve motivasyonu yüksek olan bireylerin engel olarak gördükleri tüm sebepleri de baş etme stratejileri ile daha iyi yönettiği ve serbest zaman egzersize katılımında arttığı söylenebilecektir. Böylece serbest zaman faaliyetlerine aktif olarak katılım gerçekleştirmesi beklenen bireyler için motivasyonu yönetmenin oldukça önemli olduğu belirlenmiştir.
Futbol taraftar kimliği envanterinin geliştirilmesi ve psikometrik niteliklerinin incelenmesi
Amaç: Bireylerin bir takımın taraftarı olarak rollerine yükledikleri anlamın anlaşılmasında yardımcı olduğundan, taraftar kimliğini daha fazla araştırmak için paydaş teorisinin çalışmanın önemli bir noktasında olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda araştırmanın temel amacı; futbol taraftar kimliği envanterinin geliştirilmesi ve psikometrik niteliklerinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırmanın amacı ve kapsamında ölçek geliştirme yöntemlerinden en yaygın olarak kullanılan Rensis Likert'in "dereceleme toplamlarıyla ölçekleme" modeli kullanılacaktır. Bu modelin seçilmesinin nedeni ölçek oluşturmadaki işlemler bakımından diğer modellerden daha ekonomik olmasıdır. Ölçek geliştirme aşamasında madde havuzu, uzman görüşü, deneme ölçümü, açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve psikometrik niteliklerin incelenmesi sırası ile yapılmıştır. Bulgular: Araştırmanın ilk bölümünde kompozisyonlar ile birlikte 96 maddeden oluşan madde havuzu ile uzman görüşüne gidilmiştir. Uzman görüşü sonucu 75 madde ile deneme ölçümü gerçekleştirilmiştir. Deneme ölçümü sonucu 19 madde çıkarılarak 56 maddelik form oluşmuştur. Açımlayıcı faktör analizi için tekrar veri toplanmış ver gerçekleştirilen analiz sonucunda 22 maddeden oluşan nihai envanter elde edilmiştir. Elde edilen 22 madde ile doğrulayıcı faktör analizi gerçekleştirilmiş ve futbol taraftar kimlik envanteri 22 madde ile doğrulanmıştır. Ayrıca geliştirilen ölçeğinin psikometrik nitelikleri incelenmiş ve futbol taraftarları kimlik incelemeleri için geçerli ve güvenilir bir envanter olduğu desteklenmiştir. Sonuç: Futbol taraftar kimliğinin geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğunu söylemek mümkündür. Yapılan analizler sonucunda futbol taraftarlarını daha iyi anlayabilmek adına futbol taraftar kimlik envanterinin kullanılmasının fayda sağlayacağı düşünülmektedir.
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin liderlik tarzlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Spor Bilimleri Fakültesinde okuyan öğrencilerin liderlik kavramlarının incelenmesidir. Araştırmanın amacı kapsamında araştırmaya Akdeniz Üniversitesi Spor Bilimleri öğrencileri tarafından oluşan 111'i kadın 89'u erkek olmak üzere, 200 birey katılmıştır. Verilerin toplanması amacıyla Chelladuria ve Saleh'in geliştirdiği (1980), Tiryaki'nin Türkiye uyarlamasını yaptığı Spor için Liderlik Ölçeği; (SLÖ) liderlik formu kullanılmıştır. Ölçek maddeleri "5'li Likert Tipi Ölçek" formundadır. Likert seçenekleri "Çok Sık", "Sıklıkla", "Ara sıra", "Nadiren", "Hiçbir Zaman" biçiminde sıralanmış ve analizlerde buna göre yapılmıştır. İstatiksel analizde frekans dağılımları, tanımlayıcı istatistikler, verilerin analizinde ve bulguların oluşturulup tablo halinde sunulmasında SPSS istatistik programı karşılaştırmaları kullanılmıştır. Genel olarak araştırmamızın amacına baktığımızda, Spor Bilimleri Üniversitesinde Okuyan Öğrencilerin bölümlerine göre aldıkları eğitimlerin Liderlik Tarzlarına olan etkisini saptamaktır. Sorulara verilen cevaplara bakıldığında: İyi performansların ödüllendirilmesi, grup üyelerinin planlama yapması, grup içindeki çatışmaları çözme, üyelerin kapasiteleri ölçüsünde çalışmalarının uygunluğu konularında iki bölüm öğrencileri arasında benzerlikler vardır. Üyelerinin standartlara ve kurallara bağlı kalmalarının gerekliliğine inanma, yapılacaklar konusunda gruba danışmanın önemli olduğu, grup üyelerinin kendi başarılarını değerlendirmelerine müsaade etmek istemeleri, üyelerinin doğru karar verebileceğine inançları konularında her iki bölüm öğrencilerinde yakın benzerlik bulunmaktadır. Cevaplar arasında çıkan ilginç bir sonuçta ise iki bölüm öğrencileri gruplarının sözcüsü olmak istememekte ve arka planda bulunmayı tercih etmektedir. Grup üyelerine karşı mesafeli olma, kendi fikirlerinin gruba daha faydalı olacağı, grubun temsilcisi olma konusunda, problem çözmede kendi çalışanların kararlarına müsaade etme konularında iki bölüm öğrencileri zıtlık göstermektedirler. Çalışmanın sonucuna bakıldığında, bölümler arası liderlik ve davranışsal benzerlikler aynı zamanda da farklılıklar bulunmaktadır. Bu benzerlik ve farklılıkların alınan derslerde bulunan ufak farklardan, dersi anlatan öğretim görevlisinin liderlik anlayışından veya öğrencilerin kişisel özelliklerinden kaynaklandığı söylenebilir.
Torakotomi yapılan hastalarda elastik göğüs bandı aracılığıyla yapılan dirençli egzersizlerin respiratuar kas kuvveti ve fonksiyonel kapasite üzerine etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, torakotomi yapılan hastalarda elastik göğüs bandıyla yapılan 8 haftalık dirençli egzersizlerin respiratuar kas kuvveti ve fonksiyonel kapasite üzerine olan etkisinin incelenmesidir. Yöntem: Bu çalışmada, torakotomi ameliyatı yapılan 67 hasta(41 erkek, 26 kadın), randomize olarak kontrol (n=31) ve deney (n=36) gruplarına ayrılmış ve 8 haftalık çalışmaya katılmışlardır. Kontrol grubu torakotomi sonrası rutin pulmoner rehabilitasyon uygulanan hastalardan, deney grubu ise rutin rehabilitasyon uygulamalarına ek olarak dirençli elastik bant egzersizleri uygulanan hastalardan oluşmuştur. Çalışmada, respiratuar kas kuvveti, maksimal inspiratuar ve ekspiratuar basınçlar (MİP ve MEP) değerlendirilerek yedi farklı dönemde ; solunum fonksiyonları, (FEV1, FVC, FEV1/FVC) spirometre ile altı farklı dönemde ; fonksiyonel kapasite, altı dakika yürüme testi mesafesi değerlendirilerek altı farklı dönemde ve yaşam kalitesi SF-36 ölçeğiyle üç farklu dönemde değerlendirilmiştir. Bulgular: Hem kontrol hem de deney grubunda respiratuar kas kuvveti (MİP ve MEP) ve solunum fonksiyonları (FEV1, FVC, FEV1/FVC) değerleri operasyon öncesine göre OPS-0 döneminde anlamlı ölçüde azalmasına rağmen (p<0.05), bu değişkenler her iki grup içinde geçerli olmak üzere operasyon sonrası diğer dönemlerde artış sergilemektedir. Bununla birlikte, özellikle OPS-4h ve OPS-8h dönemlerinde respiratuar kas kuvveti (MİP ve MEP) ve solunum fonksiyonlarındaki (FEV1, FVC) artış oranının deney grubunda kontrol grubuna göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, OPS-4h ve OPS-8h dönemlerinde fonksiyonel kapasitede kaydedilen artış oranlarının da kontrol grubu ile karşılaştırıldığında deney grubunda daha fazla olduğu belirlenmiştir. Buna ek olarak, OPS-8h döneminde yaşam kalitesine ilişkin birçok değişkeninde kontrol grubuna göre deney grubunda daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Buradan hareketle, elastik göğüs bandı aracılığıyla yapılan dirençli egzersizlerin, torakotomi sonrası uygulanan rutin pulmoner rehabilitasyon programının bir parçası olarak kullanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Torakotomi, egzersiz, elastik bant
Farklı ortamlarda uygulanan tabata yüksek şiddetli interval antrenmanın aerobik ve anaerobik performansa etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı sağlıklı, orta düzeyde aktif bireylerde karada ve derin su içerisinde uygulanan Tabata yüksek şiddetli interval antrenmanın aerobik ve anaerobik performansa etkisinin ortaya konulmasıdır. Yöntem: Araştırmaya 18-25 yaş aralığında 45 erkek 46 kadın 91 katılımcı gönüllü olarak katıldı. Katılımcılar demografik bilgileri, antropometrik ölçüm testleri, anaerobik performans (wingate) ve aerobik performans (mekik koşusu) testleri sonrasında rastgele örnekleme yöntemine göre kara grubu n=33 (erkek:17 kadın:16), havuz grubu n=31 (erkek:15 kadın:16) ve kontrol grubu n=27 (erkek:13 kadın:14) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Kara ve havuz grubundaki katılımcılara toplamda 8 hafta süreyle haftada 3 gün olacak şekilde kalistenik, pliometrik direnç egzersizlerinden oluşan Tabata yüksek şiddetli interval antrenman metodu uygulandı. Araştırmaya katılan deney ve kontrol grubundaki katılımcıların başlangıç değerleri incelendiğinde antropometrik ölçümler, aerobik ve anaerobik performans ölçümlerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı belirlendi. Grupların ön–test son–test değerleri arasında anlamlı bir farkın olup oluşmadığına, "Eşleştirilmiş iki grup (Paired–samples "t" test)" testi ile bakılmıştır. İkiden fazla bağımsız değişkenler arasında fark olup olmadığı Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılarak belirlenmiştir. Anlamlılık değeri p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre 8 hafta sonrasında kara ve havuz grubu kadın ve erkek katılımcılarının anaerobik performans değerlerinde anlamlı artışlar meydana geldi. Aerobik performans değerleri ise kara grubu kadın ve erkek katılımcıları ile havuz grubu kadın katılımcılarında anlamlı artış gösterirken, havuz grubu erkeklerinde yüzdesel bir atış olsada bu artışın anlamlı olmadığı görüldü. Sonuç: Orta düzeyde aktif kadın ve erkek bireylerde karada ve derin suda toplamda 8 hafta, haftada 3 gün süreyle uygulanan kalistenik, pliometrik direnç egzersizlerinden oluşan Tabata yüksek şiddetli interval antrenman metodu aerobik ve anaerobik performansın geliştirilmesinde etkilidir.
Dirençli pliometrik antrenmanın sporcularda fiziksel performans ve ağrı parametreleri üzerine etkisi
ÖZET Amaç: Bu çalışmanın amacı 12 haftalık dirençli pliometrik antrenman programının, basketbolcularda fiziksel performans ve ağrı parametrelerine etkisinin araştırılmasıdır. Yöntem: Çalışmaya yaş ortalamaları 15,8±0,8 yıl olan ve en az 4 yıldır düzenli basketbol antrenmanı yapan 60 erkek, gönüllü olarak katıldı. Çalışmada kontrol (K), pliometrik (P) ve dirençli pliometrik (DP) olarak üç grup oluşturuldu. On iki hafta süresince, gruplar haftada 5 gün, standart basketbol antrenmanlarına devam ettiler. K grubu sadece standart basketbol antrenmanı yaparken, P grubu haftada 3 gün pliometrik sıçrama, DP grubu ise "Vertimax© " cihazı kullanarak, haftada 3 gün dirençli pliometrik antrenman çalışması yaptı. Tüm sporcuların fiziksel özellikleri (yaş, spor yaşı, boy, kilo, uyluk uzunluğu), fizyolojik ölçümleri (nabız, kan basıncı), performans parametreleri (esneklik, çeviklik, 10 ve 20 m sprint koşu süresi, anaerobik kapasite ve izokinetik kas kuvveti), ve ağrı parametreleri (basınç, soğuk ve elektriksel ağrı eşiği, ağrı toleransı, RIII eşiği ve temporal sumasyon) çalışmanın başlangıcında ve 12. haftanın sonunda ölçüldü. Bulgular: Antrenman öncesi dönemde, fiziksel özellikler bakımından gruplar arasında istatistiksel farklılık bulunmadı. On iki haftalık antrenman programının P ve DP grubunda esneklik ölçümünü, çeviklik puanını, 20 m koşu süresini ve dominan bacak fleksör izokinetik kas kuvvetini 60º ve 180º açılarda ilk ölçüme göre arttırdığı saptandı. Antrenman programının P ve DP grubunda basınca bağlı ağrı eşiği ve toleransını arttırdığı, P grubunda elini soğuk suda tutabilme süresini uzattığı, elektriksel uyarım sonucu elde edilen eşik akım değerini ise etkilemediği gözlendi. Sonuç: Sonuç olarak, bu çalışmada elde edilen bulgular, 12 hafta boyunca uygulanan dirençli pliometrik antrenman programının, fiziksel performans parametrelerinde ve farklı modaliteler kullanılarak ölçülen ağrı parametrelerinde farklılıklara yol açtığını ortaya çıkardı. Anahtar Kelimeler: basketbol, adolesan, izokinetik kas kuvveti, çeviklik, ağrı
Otizmli çocuklarda eğitsel oyunların fiziksel uygunluk parametreleri üzerine etkisi
Araştırmada 12 hafta süreyle haftada 2 gün 45 dakikalık seans olarak uygulanan eğitsel oyunların 6-9 yaş arasındaki otizmli erkek çocukların fiziksel uygunluk parametreleri üzerine etkileri amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni İstanbul'daki otizm spektrum bozukluğu erkek öğrenciler, araştırmanın örneklemi Kartal ilçesinde PG Sports merkezinde bulunan yaş ortalama değerleri 7,66 ±1,13 yıl, vücut ağırlığı 26,6±6,00 kg, boy 123±7,78 cm, , vücut kitle indeksi 17,28±3,40 kg/m²v12 erkek otizm spektrum bozukluğu olan çocuktan oluşmaktadır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tek gruplu ilk test-son test deneysel desen kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi SPSS 22.0 istatistik paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde Wilcoxon testi kullanılmıştır Analizlerde anlamlılık değeri p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Çalışmaya katılan otizmli çocuklara Eurofit test bataryasında bulunan flamingo denge, disklere dokunma, otur-eriş, durarak uzun atlama, dikey sıçrama, 30 saniye mekik testleri uygulanmıştır. Flamingo denge değerleri ön test 19,41±5,16 tekrar, son test 11,91±4,71 tekrar olduğu tespit edilmiştir. Disklere dokunma değerleri ön test 52,16±6,71 saniye, son test 38,58±4,77 saniye olduğu tespit edilmiştir. Otur-eriş değerleri ön test 16,69±6,71 cm, son test 16,84±6,26 cm olduğu tespit edilmiştir. Durarak uzun atlama değerleri ön test 48,82±15,40 cm, son test 79,79±21,44 cm olduğu tespit edilmiştir. Dikey sıçrama değerleri ön test 7,66±3,70 cm, son test 13,91±4,71 cm olduğu tespit edilmiştir. 30 saniye mekik değerleri ön test 7,91±4,35 tekrar, son test 13,66±4,86 tekrar olduğu tespit edilmiştir. Otizmli çocuklara uygulanan flamingo denge, disklere dokunma, durarak uzun atlama, dikey sıçrama, 30 saniye mekik testlerinde istatiksel olarak anlamlı farklılık gözlemlenmiştir. Otur-eriş testinde istatiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Sonuç olarak eğitsel oyunların otizmli çocukların fiziksel uygunluk düzeyi üzerine olumlu etkisi olduğu görülmüştür.
Farklı uyarı hızı, egzersiz şiddeti ve deneyim düzeyinin badmintonculardaki sezinleme zamanı performansı üzerine etkisi
The purpose of this study was to examine the effects of stimulus speed, exercise intensity, and experience level (experienced, novice, & sedentary) on coincidence-anticipation timing performance of adolescent badminton players. 139 participants consist of experienced (n=42), novice (n=43) badminton players, and sedentary (n=54) with the age range of 11 to 17 years old voluntarily participated in the presented study after ethical approval. Coincidence anticipation timing scores was evaluated by Bassin Anticipation Timer apparatus at 1 mph (low), 3 mph (middle) and 5 mph (high) stimulus speeds using an incremental running protocol under different exercise intensities a) Rest, b) 70%, and c) 90% Heart Rate Reserve on a treadmill. The results (Raw scores) were converted into two types of errors (Absolute & Variable Errors), representing accuracy and variability, correspondingly. Mixed model ANOVAs demonstrated that badminton players performed significantly better than sedentary participants for both absolute and variable errors, also experienced players performed better than beginner badminton players and sedentary participants. The results also showed that there were significant differences among stimulus speeds of both groups in 70 % exercise intensity. Additionally, there was no significant difference between experienced and novice players in 90% exercise intensity. The findings of this study concluded that novice players and sedentary participants had some difficulties anticipating high stimulus speed in rest conditions and high exercise intensity compared to experienced badminton players. So, the outcomes of the presented study offer that badminton trainers should make training sessions of novice players working with each other at high speeds. Keywords: sport participation, coincidence anticipation timing, sedentary, exercise intensity, stimulus speed
Beden eğitimi ve spor öğretmen adaylarının kişilik özellikleri ile öğretim tekniklerini seçme yeterlikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmen adaylarının kişilik özellikleri ile öğretim tekniklerini seçme yeterlikleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada nicel yöntem takip edilmiş ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Örneklem grubu, Bayburt ve Gümüşhane Üniversitesinde 2023-2024 yılları arasında Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği programında eğitim gören 213 öğretmen adayından oluşmaktadır. Verilerin analizinde parametrik yöntemler kullanılmış olup fark testleri ve korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analize göre katılımcıların kişilik özellikleri ve öğretim tekniklerini seçme yeterlikleri ile ilgili yapmış oldukları değerlendirmelerin yaş faktörüne, okudukları üniversiteye, daha önce eğitmenlik yapma durumlarına, aylık kişisel gelir düzeylerine, aylık aile geliri düzeylerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı benzer algılara sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Cinsiyet değişkenine göre katılımcıların kişilik özellikleri ile ilgili yapmış oldukları değerlendirmelerde kadınlar lehine farklılaşırken öğretim tekniklerini seçme yeterlikleri üzerinde cinsiyet özelliğinin belirgin bir farklılık oluşturmadığı sonucu tespit edilmiştir. Katılımcıların sınıf özelliği, kişilik özellikleri ile ilgili değerlendirmelerde anlamlı farklılık oluşturmazken; öğretim tekniklerini seçme yeterlikleri değerlendirmelerinin sınıf özelliğine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Düzenli spor yapma durumunun katılımcıların kişilik özellikleri ve öğretim tekniklerini seçme yeterlikleri ile ilgili değerlendirmeleri etkilediği sonucu ortaya çıkmıştır. Son olarak kişilik özellikleri ile öğretim tekniklerinin seçimine ilişkin yeterlik algısı arasında yüksek düzeyde pozitif ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi ve spor, kişilik özellikleri, öğretim tekniklerini seçme, öğretmen adayları.
Süper Lig Futbol takımlarının performans verilerine göre lig sıralamasının incelenmesi
Günümüzde futbol, spor biliminin en üst düzeyde kullanıldığı branşlardan birdir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; 2017/2018 Türkiye süper ligi futbol takımlarının fiziksel performans verilerine göre 17 hafta sonunda oluşan lig sıralamasına etkisinin olup olmadığını araştırılmasıdır. Bu çalışmaya, Türkiye süper liginde bulunan 18 futbol takımı dahil edilmiştir. Takımların koşu mesafesi, 20 km/s üstü koşu mesafesi, öne doğru 20 km/s üstü koşu mesafesi, geriye doğru 20 km/s üstü koşu mesafesi, takım boyu ortalaması, topu kazanma süreleri, topa sahip iken 20 km/s üstü koşu mesafesi, top rakipte iken 20 km/s üstü koşu mesafesi, topa sahip iken oynanan alan, top rakipte iken oynanan alan, top ile kat edilen mesafe, top rakipte iken kat edilen mesafe, takım defans derinliği gibi kriterlere bakılarak 17 hafta sonunda oluşan puan durumuna göre hangi takımın hangi kriterleri iyi yada kötü yaptığına bakılarak bir sonuç gözlemlenmeye çalışılmıştır. Bu veriler, süper lig takımlarına hizmet veren İnstat Sentio Sports firmasından alınmıştır. Araştırmada, takımların kat ettikleri mesafesi ile ligdeki sıralaması arasında negatif yönde ve yüksek düzey güçte ilişki olduğu, topla kat edilen mesafesi fazla olan takımların daha yüksek düzeyde ilk sıralarda yer aldığı tespit edilmiştir (r=-0,791, p=0,01). Diğer fiziksel performans parametrelerinin de lig sıralaması arasında anlamlı düzeyde ilişki olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Sonuç olarak, 13 farklı fiziksel performans parametrelerinden sadece top ile kat edilen mesafe ile toplam kat ettikleri mesafe lig sıralamasına etkisi olduğu görülmüştür. Bu çalışmadan ve literatürdeki sınırlı sayıda yapılan çalışmalardan gördüğümüz kadar ile futbolun sadece fiziksel performans verilerinin lig sıralamasına etki etmeyeceği birçok teknik taktik ve dışsal faktörlerin de önemli bir parametre olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Futbol, maç analizi, lig sıralaması
Cerebral palsy: The effect on function of game education
Objective: Aim of this study is to determine the effect of game based motor activity program on gross motor function, physical fitness level, balance and functional independence level in children with cerebral palsy. Method: The research from cerebral palsy were diagnosed 6-10 years, gross motor function classification system (GMFCS) ranging from I-III, 19 (Game Based Motor Activity Group (OG) n = 9, the control group (CG) n = 10) were included children. The pre and post-test design was used in this study. In a 14-week program before and after evaluation, the presidential physical fitness test, timed up and go test , the single leg balance, GMFM, WeeFIM is used. Game based motor activity program which took 90 minutes was applied regularly to game group for 14 weeks and two days a week. Results: Istatistical analyses revealed that; in baseline measurement, participant had similar physical fitness level, balance skills, GMFM and WeeFIM score (p>.05). After 14 week period, there was group differences in abdominal strenght, subtitle E of GMFM, totally GMFM and self-care, WeeFIM totally score (p<.05). Conclusion: we can say that the game based motor activity program, it could be used in addition to physical theraphy and rehabilitation of children with cerebral palsy. Key words: Cerebral palsy, GMFM, WeeFIM, Game
4.Erkekler ve Bayanlar Plaj Hentbol Dünya Şampiyonası yaralanma epidemiyolojisi; spor yaralanması sıklığı ve mekanizmalarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 4. Erkekler ve Bayanlar Plaj Hentbol Dünya Şampiyonasında oyununun özelliklerine uygun tanımlayıcı ve analitik epidemiyoloji çalışması ile yaralanma sıklığı ile mekanizmalarının incelenmesidir. Beş gün sürmüş olan şampiyonada, müsabık takım doktoru ya da fizyoterapisti günlük yaralanma raporları, turnuva sağlık ve gözlem ekibi müsabaka gözlem yaralanma raporları, video kayıt analiz ve raporları olarak üç farklı yöntem uygulanmıştır. Ancak sadece video gözlem asıl veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Çalışmada, 12 kadın, 12 erkek takımından toplamda 240 sporcu 112 maçta yer almıştır. Video gözlemlerinde tüm müsabakaların % 76'sı, saha gözlemlerinde % 89' u değerlendirilmiştir. Bütün maçlarda ve raporlandırmada eğitimli ve uzman personel çalışmıştır. Maçlar, saha gözlemcileri tarafından anında değerlendirilmiştir. Kameramanlar, görüntüleri kayıt altına almış, oluşan yaralanmalar video klipler halinde 8 gözlemci tarafından raporlandırılmıştır. Maruz kalma-risk verişi için, her oyuncunun maç ve katılım saati temel alınmıştır. Sonuçların istatistik yöntemi olarak, frekans, cross tabulations, tanımlayıcı istatistik ve gruplar arasındaki farklılık için chi square testi uygulanmış, p< 0.05 düzeyinde anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmanın sonuçları, video gözlemlerine göre, organizasyonda maruz kalma riskine sahip tüm oyuncuların, % 19.1' i, kadınların % 18.5'i, erkeklerin % 18.8'i yaralanma yaşamışlardır. Maç başı yaralanma oranı kadınlarda 1.47 (% 95 GA:1.10-1.84), erkeklerde 1.58 (% 95 GA:1.20-1.96) iken toplamda 1.53 (% 95GA: 1.27-1.79) bulunmuştur. Her 1000 oyuncu maçındaki yaralanma oranları toplamda, 191 (% 95 GA= 158-224), kadınlarda 185 (% 95 GA=139-231), erkeklerde ise 198'dir (% 95 GA:151-245). Her 1000 oyuncu saatinde oran, toplamda, 574 (% 95 GA:493-655), kadınlarda 554 (% 95 GA: 416-692), erkeklerde 594 (% 95 GA:453-735) olarak bulunmuştur. Bütün sporcularda en fazla oranda baş-yüz, ardından üst ekstremite yaralanırken en az oranda gövde yaralanmıştır. Plaj hentbolcuları baş-yüz yaralanmalarına en çok savunmada maruz kalırken, üst ekstremiteler hücum pozisyonunda zarar görmüştür. İBKE ve diğer tıbbi müdahale uygulanan kadın sporcuların sayısı erkeklere göre daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Plaj hentbolcuları en fazla yerle temas halindeyken yaralanmışlar. Kadınlar erkeklere göre topa sahip iken, erkekler de daha çok topa ulaşma çabasında iken yaralanma geçirmişlerdir. Kadın hentbolcularda hücumda, erkeklerde savunmada daha fazla yaralanma yaşanmıştır. Artistik hücum ya da savunmada kadınların daha fazla yaralandığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Plaj hentbolu, Yaralanma epidemiyolojisi, Yaralanma sıklığı, Cinsiyet farklılığı.
Kinetik beyin egzersizi programının, motor beceri, koordinasyon, reaksiyon süresi, dikkat ve denge özellikleri üzerine etkisinin incelenmesi
Araştırmamızın amacı, kinetik beyin egzersizi programının, motor beceri, koordinasyon, reaksiyon süresi, dikkat ve denge özellikleri ile akademik başarı üzerine etkisinin, gelişim dönemindeki çocuklarda incelenmesidir. Araştırmaya, yaşları 9-10 olan, deney grubunda 14, kontrol grubunda da 13 olmak üzere toplam 27 erkek çocuk katılmıştır. Haftada 2 gün ve 30 dakika olmak üzere, toplam 24 seanslık kinetik beyin egzersizi programının etkisi incelenmiştir. Araştırma başlamadan önce antropometrik (yaş, boy, ağırlık ve beden kütle indeksi) özellikleri açısından incelenmiş ve hedefe top atma testi ile motor becerileri, el-göz koordinasyonu testi ile koordinasyonları dikkat konsantrasyon testi ile dikkatleri, dominant ve resesif elleri ile reaksiyon süreleri, flamingo denge testi ile dengeleri test edilmiştir. Ayrıca çocukların eğitim öğretim birinci dönem ve ikinci dönem sonundaki ders notları e-okul sisteminden alınmıştır. Testler 24 seanslık kinetik beyin egzersizi programından sonra da tekrar edilmiştir. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre; başlangıçta çocukların yaş, boy, ağırlık ve BKİ değerleri incelendiğinde iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Koordinatif özelliklerde başlangıç değerlerinde, resesif el reaksiyon süresi dışında, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Kinetik beyin egzersizi programından sonra, deney grubunun hedefe top atma ve el-göz koordinasyonu hata sayısı ve süresinde, ön ve son test değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Hedefe top atma ve el-göz koordinasyonu puanı deney grubunda yükselirken kontrol grubunda düşüş göstermiştir. Dikkat değişkeni değerlendirildiğinde, doğru retlerin süresi, isabetlerin süresi, toplam işlem süresi ve hata sayısının düştüğü; bunun yanında dikkat puanının yükseldiği görülmüştür, ancak istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0,05). Akademik başarı değerlendirmesinde, deney grubunun ortalamaları kontrol grubundan daha fazla yükselmiştir. Ön test ve son test fark değerleri incelendiğinde de deney grubunda hedefe top atma ve el-göz koordinasyon puanı istatistiksel olarak anlamlı biçimde gelişirken, resesif el reaksiyon süresi anlamlı biçimde gerilemiştir. Sonuç olarak kinetik beyin egzersizi programı çocukların motor beceri, el-göz koordinasyonu hata sayısı ve süresi istatistiksel olarak anlamlı biçimde geliştirmiştir.
14 haftalık fiziksel aktivite programının down sendromlu çocukların motor gelişimleri ve günlük yaşam aktiviteleri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Araştırmanın amacı; Test of Gross Motor Development (TGMD-2)'yi kullanarak, 14 haftalık bir fiziksel aktivite programının DS'li çocukların motor becerileri ve günlük yaşam aktiviteleri üzerindeki etkisini incelemektir.Yaşları 6 ? 10 yıl arası değişen katılımcılar, zihinsel engel düzeyi açısından eşit dağılım göstermesi koşulu ile rastgele örneklem tekniğine göre deney grubu ve kontrol grubu olmak üzere iki eşit gruba ayrılmışlardır ve deney grubu 14 hafta süre ile haftada 3 gün ve günde 1 saat olmak üzere, motor beceri gelişimine yönelik planlanan fiziksel aktivite programına katılırken, kontrol grubu bu süreçte hiçbir aktiviteye katılmamıştır.Çalışmanın başlangıcında tüm katılımcılara zihinsel özür değerlendirmesi yapılmıştır. Grupların, başlangıç ölçümlerinde boy, ağırlık, fiziksel uygunluk, motor beceri ve fonksiyonel bağımsızlık düzeyleri açısından benzerliği incelenmiştir. Çalışmanın başlangıcı, 7. ve 14. haftasında olmak üzere katılımcıların motor becerileri ve fonksiyonel bağımsızlık düzeyleri 3 kez değerlendirilmiştir.İstatistiksel analiz sonuçlarına göre; grupların fiziksel uygunluk, motor beceri ve günlük yaşam becerisi açısından benzer değerlere sahip olduğu tespit edilmiştir (p>.05) 14 haftalık süreç sonunda deney grubunun motor becerilerinde, günlük yaşam becerisi alt alanları olan özbakım ve toplam günlük yaşam becerilerinde zaman değişimi ve zaman x grup etkileşimi olduğu ve başlangıç ölçümü dışındakilerde grup farklılıklarının olduğu bulunmuştur. Günlük yaşam becerilerinin diğer alt alanları olan bilişsel becerilerde ise zamana bağlı anlamlı fark olduğu ancak bilişsel beceriler ve hareket becerilerinde gruplar arasında anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir.Sonuç olarak, 14 haftalık fiziksel aktivite programının deney grubunda yer alan katılımcıların, motor beceri ve günlük yaşam becerilerini geliştirdiği belirlenmiştir. Ayrıca bu araştırma ile ülkemizde TGMD-2 testinin Down Sendromlu çocukların motor gelişimlerinin izlenmesi ve desteklenmesi yönünden kullanışlı bir test olduğu düşüncesine varılmıştır.
Tüm beden vibrasyon antrenmanının kuvvet performansına etkisi ve kombine antrenmanlardaki yeri
Araştırmanın amacı, tüm beden vibrasyon antrenmanıyla kombine edilen farklı kuvvet antrenmanlarının kuvvet performansına etkisinin değerlendirilmesi ve kazanılan performansın sürdürülme sürecinin belirlenmesidir.Çalışmada, katılımcılar üniversite öğrencilerinden seçilerek rastgele beş gruba ayrıldı: vibrasyon ve statik kuvvet (VS), vibrasyon ve dinamik kuvvet (VD), dinamik kuvvet (D), statik kuvvet (S) ve kontrol (K). İki ay süren antrenman programında dinamik ve statik kuvvet antrenman protokolü (Skuat), 3 gün/hafta sıklıkta yapıldı. Antrenman yoğunluğu, bir maksimum tekrarın %80'iydi. VS ve VD gruplarının vibrasyon frekansı 50 Hz ve amplitüdü 4 mm olarak uygulandı. Son durum ölçütü olarak izokinetik kuvvet ölçümü (bacak kuvveti) çalışmanın başında, antrenman süresince her ay ve antrenman bitiminden sonraki 4.ayda yapıldı.Grupların yaş, boy, ağırlık, beden kitle indeksi (BKİ), vücut yağ oranı (%Yağ), yağsız beden kütlesi (FFM), toplam beden suyu (TBW), uyluk uzunluğu ve baldır uzunluğu değerleri ile izokinetik kuvvet değerlerinin, çalışmanın başlangıcında benzer değerlere sahip olduğu tespit edildi (p>.05). 8 haftalık süreç sonucunda kuvvet performansının özellikle VS ve VD gruplarında anlamlı bir şekilde arttığı tespit edildi.Sonuç olarak, 8 hafta uygulanan kuvvet antrenman protokollerinin kuvvet artışında etkili olduğu, bu artışın gruplar arasında farklılık gösterdiği ve kuvvetin en çok VS ve VD gruplarında değişim ve gelişim gösterdiği ancak detraining dönemde kaybedildiği belirlendi.
Eğim antrenmanlarının sprint performansının süratte devamlılık evresi üzerine etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, eğimli yüzeyde uygulanan sprint antrenmanlarının, sprintin süratte devamlılık evresi üzerine olan etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya, rekreasyonel olarak aktif 34 erkek birey katılmıştır. Bireyler 5 gruba ayrılmıştır: kontrol (K), tepe çıkışı (Tç), tepe inişi (Ti), kombine (Ti+Tç) ve yatay zeminde antrenman (Y) grubu. Tç, Ti ve Ti+Tç gruplarına, 4° eğim içeren tartan yüzeyde, Y grubu ise düz tartan zeminde, 8 hafta boyunca, haftada 3 gün, sprint antrenmanı uygulanmıştır. Sprint antrenmanı çalışmanın ilk 4 haftasında 4 tekrar ve 4 set olarak uygulanmış, 5-8. haftalarda tekrar sayıları bir arttırılarak, 8. haftanın sonunda 5 tekrar ve 4 set olarak tamamlanmıştır. Çalışmada 100 m sprint testi ve kinematik ölçümler başlangıç, 4.hafta ve 8.hafta olmak üzere toplam üç kez ölçülürken, aerobik kapasite ve anaerobik güç ölçümleri başlangıç ve 8.hafta olmak üzere iki kez ölçülmüştür. Aerobik kapasite ölçümü, Bruce protokolü kullanılarak koşu bandında oksijen tüketiminin ölçülmesiyle, anaerobik güç ölçümü ise Margaria Kalamen testi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. 100 m sprint performansı, video kayıt yöntemiyle kaydedilmiş, elde edilen veri, hem 100 m'nin tamamında, hem de 50-100 m arası 10'ar metrelik dilimlere bölünerek, hız, adım uzunluğu, adım frekansı parametreleri yönünden analiz edilmiştir. Sonuçlar ortalama + standart sapma olarak sunulmuş, gruplar arasındaki istatistiksel analizde Kruskal Wallis testi, ölçümler arası karşılaştırmalarda ise Wilcoxon testi kullanılmıştır. İstatistiksel önem düzeyi, p<0.05 olarak belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçları, deney gruplarına ait 100 m ve 50-100 m sprint performanslarının, 8 haftalık antrenman sonunda istatistiksel olarak değişmediğini ortaya koymuştur. Ancak, 8 haftanın sonunda antrenman gruplarının maksimal koşma hızı artmış ve maksimal hızın korunması evrelerinde gelişme olduğu saptanmıştır. Gelişme Ti ve Ti+Tç gruplarında adım uzunluğu, Tç grubunda adım frekansı, Y grubunda ise hem adım uzunluğu, hem de adım frekansı artışına bağlı olarak gerçekleşmiştir. Sprint antrenmanı tüm grupların aerobik kapasitesini, Y grubunda ise ek olarak anaerobik kapasitesini de arttırmıştır. Sonuç olarak bu çalışma, eğimli ve yatay yüzeyde uygulanan 8 haftalık sprint antrenmanlarının, bireylerin daha iyi sprint performansı göstermesine yol açmadığını, ancak maksimal süratin korunmasında olumlu etki gösterdiğini ortaya koymuştur.
Engelli bireylerin egzersize katılımına ilişkin algılarının incelenmesi
Bu çalışma, engelli bireylerin egzersize katılımlarına ilişkin algılarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Ankara ilinde yer alan engelli derneklerinde, spor kulüplerinde, rehabilitasyon merkezlerinde 18-69 yaş aralığında ortopedik, görme ve işitme engelli kadın ve erkekler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 145 (%45,2) kadın, 176 (%54,8) erkek toplam 321 engelli birey katılmıştır. Katılımcıların 143'ü (%44,5) ortopedik engelli, 105'i (%32,7) görme engelli, 73'ü (%22,7) ise işitme engelli bireylerden oluşmaktadır. Katılımcıların egzersize ilişkin algılarını belirlemek amacı ile Sechrist, Walker ve Pender (1987) tarafından geliştirilen "Egzersiz Fayda Engel Ölçeği (EFEÖ)" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, 2 bağımsız gruptan oluşan alt problemlerde bağımsız örneklem t-testi, 2'den fazla bağımsız gruptan oluşan alt problemlerde ortalama farkı testi için ANOVA yapılmıştır. ANOVA yapmadan önce varyans homojenliği ise Levene testi yardımı ile kontrol edilmiştir. Ayrıca fark çıkan analiz sonuçlarında, farkın hangi gruptan kaynaklandığı Kruskal Wallis testi ile belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak Ankara ilinde yaşayan ortopedik, görme ve işitme engelli bireylerin egzersiz katılımına ilişkin algılarının cinsiyet, yaş, engel türü ve egzersiz yapıp yapmama durumuna göre farklılık gösterdiği söylenebilir.
Futbolcuların zihinsel dayanıklılık düzeyleri ile sporda mücadele ve tehdit algılarının belirlenmesi
Bu çalışmanın birincil amacı, Sporda Mücadele ve Tehdit Ölçeği'nin Türkçe geçerlik ve güvenirliğinin yapılması, ikincil amacı ise zihinsel dayanıklılığın mücadele ve tehdit algısına olan etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya Türkiye Futbol Ligi'ndeki 4'ü Süper Lig, 3'ü TFF. 1. Lig olmak üzere toplamda 7 futbol takımından 196 (X=19.64; Ss=2.72) profesyonel erkek futbolcu gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılara, Sporda Mücadele ve Tehdit Ölçeği, Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri ve Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Sporda Mücadele ve Tehdit Ölçeği'nin yapı geçerliği için Doğrulayıcı Faktör Analizi'nden yararlanılmıştır. Katılımcıların mücadele ve tehdit algıları ile zihinsel dayanıklılıkları arasındaki ilişkiyi belirlemek için ise Adımsal Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Ölçeğin güvenilirlik düzeyini belirlemek için Cronbach alfa iç-tutarlılık katsayıları hesaplanmıştır. Yapılan doğrulayıcı faktör analiz sonuçlarına göre modelin uygunluğu için hesaplanan değerler χ²/sd=1.58, GFI=0.90, CFI=0.91, RMR=0.04, SRMR=0.07, RMSEA=0.07, IFI=0.91, TLI=0.88 olarak bulunmuştur. Analizler sonucunda, "Tehdit" alt boyutu için faktör yükleri 0.56 ile 0.75 arasında; "Mücadele" alt boyutu için 0.61 ile 0.77 arasında olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonuçları, kendine güven alt boyutu mücadele alt boyutunun belirleyicisi (R=0.15; R2=0.02; F(1.193)=4.42; p<0.05) olduğunu ve aralarındaki ilişkinin pozitif olduğunu (β=0.40; p<0.05) göstermiştir. Öte yandan, kendine güven (β=0.34; p<0.05) ve kontrol (β=0.31; p<0.05) alt boyutları (R=0.29; R2=0.09; F(1, 194)=9.058; p<0.05) tehdit alt boyutunun negatif yönde belirleyicisi olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Sporda Mücadele ve Tehdit Ölçeği'nin Türkçe versiyonunun Türk sporcuların mücadele ve tehdit algı düzeylerini belirlemede kullanılabileceğini göstermektedir. Bunun yanı sıra, futbolcuların zihinsel dayanıklılık düzelerinin mücadele ve tehdit algılarını etkilediğini söyleyebiliriz.
Buz hokeycilerinde çeviklik, sürat, kuvvet ve denge arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma buz hokeycilerinde çeviklik, sürat, kuvvet ve denge özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Türkiye Buz Hokeyi Federasyonuna bağlı Ankara'da faaliyet gösteren spor kulüplerinde oynayan 27 buz hokeyci (yaş: 18.46 ±4.41 yıl, boy: 175.96±9.34 cm, vücut ağırlığı: 71.19±12.76 kg, yağ: 13.45±7.61 %) gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcıların çeviklik düzeyi buz üzerinde "Çeviklik S-Testi" ile belirlenirken, sürat düzeyleri yine buz üzerinde 30 metre ileri ve 30 metre geri sürat testleri ile belirlenmiştir. Katılımcıların zirve izokinetik konsantrik diz ekstansiyon ve diz fleksiyon kuvvet düzeyi sağ ve sol bacaktan 2 farklı hareket hızında (600s-1 ve 1800s-1) belirlenirken, denge düzeyleri statik ve dinamik denge olarak belirlenmiştir. Yapılan Pearson Çarpım Momentler Korelasyon analizi sonuçları katılımıların çeviklik ile 30 metre ileri sürat (r=0.652; p=.000) ve 30 metre geri sürat (r=0.768; p=.000) değerleri arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Katılımcıların çeviklik ile izokinetik diz kuvveti değerleri arasındaki ilişkiye bakıldığında, çeviklik ile 600s-1 ve 1800s-1hızlarda belirlenen zirve diz ekstansiyon ve fleksiyon kuvvetleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür (p>0.05). Yine benzer şekilde çeviklik ile denge arasındaki ilişkiye bakıldığında çeviklik ile statik e-ve dinamik denge arasında anlamlı bir ilişki belirlenmemiştir (p>0.05). Benzer şekilde 30 metre ileri ve 30 metre geri sürat değerleri ile 600s-1 ve 1800s-1hızlarda belirlenen zirve diz ekstansiyon ve fleksiyon kuvvetleri arasında ve statik ve dinamik denge değerleri arasında da anlamlı bir ilişki belirlenmemiştir (p>0.05). Son olarak buz hokeycilerin 600s-1 ve 1800s-1hızlarda belirlenen zirve diz ekstansiyon ve fleksiyon kuvveti değerleri ile statik ve dinamik denge değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki belirlenmemiştir (p>0.05).
Genç futbolcularda çeviklik, sürat, güç ve kuvvet arasındaki ilişkinin yaşa göre incelenmesidir
Bu çalışma genç futbolcularda çeviklik, sürat, güç ve kuvvet arasındaki ilişkinin yaşa göre incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla çalışmaya Spor Toto Süper Lig?de yer alan bir futbol kulübünün U15 (n=20), U16 (n=19), U17 (n=18) ve U18 (n=18) yaş kategorisine ait alt yapısındaki genç futbolcular gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada katılımcıların çevikliğinin belirlenmesinde 505 çeviklik testi, süratin belirlenmesinde 20 metre sürat ve hızlanmalı 20 metre sürat testleri ve gücün belirlenmesinde skuat ve aktif sıçrama testleri kullanılmıştır. Katılımcıların zirve izokinetik konsantrik diz ekstansiyon ve diz fleksiyon kuvvetleri sağ ve sol bacaktan iki farklı hareket hızında (600s-1 ve 1800s-1) belirlenmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre U15 genç futbolcularda çeviklik ile 600sn-1 sağ diz ekstansiyon kuvveti (r=-0.619; p=0.004) arasında ve U17 genç futbolcularda çeviklik ile 1800sn-1 sol diz fleksiyon kuvveti (r=0.526; p=0.028) arasında anlamlı bir ilişki vardır. U16 ve U18 genç futbolcularda ise çeviklik ile farklı hızlardaki izokinetik diz kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmemiştir (p>0.05). Çeviklik ile sürat değişkenleri arasındaki ilişkiye bakıldığına U15, U16, U17 ve U18 genç futbolcularda bu ilişkinin anlamlı olmadığı görülmüştür (p>0.05). Bunların yanında U15, U16 ve U17 yaş kategorisindeki genç futbolcularda çeviklik ile güç değerleri arasında istatistiksel yönden anlamlı bir ilişki belirlenmezken (p>0.05), U18 genç futbolcularda çeviklik ile aktif Gmaks (r=-0.509; p=0.031) ve skuat Gmaks (r=-0.474; p=0.047) değerleri arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Sürat ile kuvvet arasındaki ilişkiye bakıldığında U15 genç futbolcularda anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür (p>0.05). U16 yaş kategorisinde ise sürat ile 600sn-1 sağ ekstansiyon (r=-0.664; p=0.002) ve 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=-0.554; p=0.014) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiş, U17 genç futbolcularda sürat ile 600sn-1 sol ekstansiyon (r=-0.543; p=0.020) ile 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=-0.562; p=0.015) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. U18 genç futbolcularda ise süratin sadece 600sn-1 sağ fleksiyon kuvveti (r=-0.490; p=0.39) ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. U15 ve U18 genç futbolcuların hızlanmalı 20m süratinin hiçbir izokinetik diz kuvveti değişkeniyle ilişkili olmadığı görülmüştür (p>0.05). U16 yaş kategorisinde hızlanmalı 20m sürat ile 600sn-1 sağ diz ekstansiyon (r=-0.491; p=0.033), 600sn-1 sağ diz fleksiyon (r=-0.683; p=0.001) ve 1800sn-1 sol diz fleksiyon (r=-0.544; p=0.016) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. U17 genç futbolcularda ise hızlanmalı 20 m süratin , 600sn-1 sağ diz ekstansiyon (r=-0.802; p=.000), 600sn-1 sağ diz fleksiyon (r=-0.700; p=0.001), 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=-0.858; p=0.000), 1800sn-1 sağ fleksiyon (r=-0.569; p=,014), 1800sn-1 sol ekstansiyon (r=-0.669; p=0.002) ve 1800sn-1 sol fleksiyon (r=-0.518; p=0.028) kuvveti ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. U15 ve U16 genç futbolcuların skuat ve aktif sıçrama değerlerinin 20m ve hızlanmalı 20m sürat değerleriyle ilişkili olmadığı görülmüştür (p>0.05). U17 genç futbolcularda ise skuat sıçrama ile 20m sürat (r=-0.666; p=0.003) ve hızlanmalı 20m sürat (r=-0.781; p=0.000) arasında, aktif sıçrama ile yine 20m sürat (r=-0.702; p=0.001) ve hızlanmalı 20m sürat (r=-0.729; p=0.001) arasında, skuat sıçrama Gmaks ile 20m sürat (r=-0.581; p=0.011) ve hızlanmalı 20m sürat (r=-0.852; p=0.000) arasında, aktif sıçrama Gmaks ile 20m sürat (r=-0.632; p=0.005) ve hızlanmalı 20m sürat (r=-0.870; p=0.000) arasında istatistiksel yönden anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. U18 genç futbolcularda ise sadece aktif sıçrama ve 20m sürat değerleri (r=-0.489; p=0.040) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur, U15 ve U18 genç futbolcuların izokinetik diz kuvveti ile skuat sıçrama değerleri arasında istatistiksel yönden anlamlı ilişki belirlenmemiştir (p>0.05). U16 genç futbolcularda ise sadece 1800sn-1 sağ ekstansiyon kuvvet ile skuat sıçrama (r=0.475; p=0.040) arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. U17 genç futbolculara bakıldığında skuat sıçrama ile 600sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.492; p=0.040), 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.570; p=0.013) ve 1800sn-1 sağ fleksiyon kuvveti (r=0.513; p=0.030) arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Aktif sıçrama ile izokinetik diz kuvveti değerleri arasındaki ilişkiye bakıldığında U15 ve U16 genç futbolcularda aktif sıçrama ile izokinetik diz kuvveti arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür (p>0.05). U17 genç futbolcularda aktif sıçrama ile sadece 1800sn-1 sağ ekstansiyon kuvveti (r=0.508; p=0.031) arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. U18 genç futbolculara bakıldığında ise aktif sıçrama ile anlamlı ilişkinin 600sn-1 sağ fleksiyon (r=0.557; p=0.016) kuvveti arasında olduğu görülmüştür. U15 genç futbolcularda skuat Gmaks ile izokinetik diz kuvveti arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken (p>0.05), U16 genç futbolcularda skuat Gmaks ile 600sn-1 sol ekstansiyon (r=0.594; p=0,007), 600sn-1 sol fleksiyon (r=0.570; p=0.036) ve 1800sn-1 sağ fleksiyon (r=0.482; p=0.036) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. U17 genç futbolculara skuat Gmaks ile 600sn-1 sağ ekstansiyon (r=-0.670; p=0.002), 600sn-1 sağ fleksiyon (r=0.649; p=0.004), 600sn-1 sol ekstansiyon (r=0.554; p=0.020), 600sn-1 sol fleksiyon (r=-0.559; p=0.016), 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=,716; p=,001), 1800sn-1 sağ fleksiyon (r=0.627; p=0.005) ve 1800sn-1 sol fleksiyon (r=0.429; p=0.036) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. U18 genç futbolcularda skuat Gmaks ile 600sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.539; p=0.021), 600sn-1 sağ fleksiyon (r=0.537; p=0.022), 600sn-1 sol fleksiyon (r=0.475; p=0.046), 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.503; p=0.033) ve 1800sn-1 sağ fleksiyon (r=0.647; p=0.004) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. U15 genç futbolcularda aktif Gmaks ile 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.520; p=0.019) ve 1800sn-1 sol ekstansiyon (r=0.486; p=0.030) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenirken, U16 genç futbolcularda aktif Gmaks değerleri ile 600sn-1 sol ekstansiyon (r=0.575; p=0.010), 600sn-1 sol fleksiyon (r=0.619; p=0.005) ve 1800sn-1 sağ fleksiyon (r=0.532; p=0.019) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. U17 genç futbolcularda aktif Gmaks ile 600sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.662; p=0.003), 600sn-1 sağ fleksiyon (r=0.570; p=0.013), 600s-1 sol ekstansiyon (r=0.537; p=0.021), 600sn-1 sol fleksiyon (r=0.490; p=0.039), 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.717; p=0.001), 1800sn-1 sağ fleksiyon (r=0.578; p=0.012) ve 1800sn-1 sol fleksiyon (r=0.487 p=0.041) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Son olarak U18 genç futbolcularda ise aktif Gmaks değerleri ile 600sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.541; p=0.020), 600sn-1 sağ fleksiyon (r=0.582; p=0.011), 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.508; p=0.031) ve 1800sn-1 sağ fleksiyon (r=0.688; p=0.002) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Sonuç olarak, genç futbolcularda çeviklik, sürat, güç ve kuvvet arasındaki ilişkinin yaşa göre farklılaştığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Genç futbolcu, çeviklik, sürat, güç, kuvvet, yaş
Tekrarlı sprint yeteneğinde cinsiyet farklılığının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; tekrarlı sprint testinde ve tekrarlı sprint testine verilen fizyolojik ve metabolik yanıtlarda cinsiyet farklılığının incelenmesidir. Bu amaçla, çalışmaya yaşları 18-30 arasında değişen ve üniversite okul takımlarında futbol, basketbol ve voleybol oynayan 20 kadın ve 20 erkek gönüllü olarak katılmıştır. Sporcular 24 saniye dinlenme aralıklarıyla bisiklette yapılan 5x6 saniye tekrarlı sprint testine katılmışlardır. 5x6 saniye tekrarlı sprint testi sonucunda katılımcıların performans yanıtları olarak relatif zirve güç, relatif toplam zirve güç ve performans düşüş yüzdesi belirlenirken; metabolik yanıtlar olarak maksimal laktik asit konsantrasyonu; fizyolojik yanıtlar olarak ise maksimal kalp atım hızı ve maksimal algılanan zorluk derecesi belirlenmiştir. Ayrıca relatif zirve güç değerlerine ve relatif ortalama güç değerlerine sprint sayısının, cinsiyetin ve sprint sayısı x cinsiyet etkileşiminin etkileri de belirlenmiştir. Yapılan bağımsız örneklerde t-testi analizi sonuçları 5x6 saniye tekrarlı sprint testi sonucunda relatif zirve güç (t(38)=7.82; p=0.000) ve relatif toplam zirve güç (t(38)=7.88; p = 0.000) değerlerinde kadın ve erkek sporcular arasında istatistiksel yönden anlamlı bir fark olduğunu göstermiştir. Performans düşüş yüzdesine bakıldığında ise kadın ve erkek sporcular arasında istatistiksel yönden anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). 5x6 saniye tekrarlı sprint testi sonucunda ulaşılan maksimum laktik asit değerlerinde kadın ve erkek sporcular arasında istatistiksel yönden anlamlı bir fark olduğu belirlenirken (t(38)=3.50; p=0.001), maksimum kalp atım hızı ve algılanan zorluk derecesi değerlerinde anlamlı bir fark belirlenmemiştir (p>0.05). Tekrarlı ölçümlerde varyans analizi sonuçları 5x6 saniye tekrarlı sprint testi süresince her sprint tekrarı sırasında ulaşılan zirve güç değerlerinde sprint sayısı etkisi (F(4,35)=10.68;p=0.000) ile cinsiyet etkisinin anlamlı olduğunu göstermiştir (F(1,38)=62.08; p=0.000). Ancak sprint sayısı x cinsiyet etkileşimi istatistiksel yönden anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Yine tekrarlı ölçümlerde varyans analizi sonuçları 5x6 saniye tekrarlı sprint testi süresince her sprint tekrarı sırasında ulaşılan relatif ortalama güç değerlerinde sprint sayısı etkisi ile (F(4,35)=13.41; p=0.000) cinsiyet etkisinin anlamlı olduğunu göstermiştir (F(1,38)=54.67; p=0.000). 5x6 saniye tekrarlı sprint testi süresince her sprint sırasında elde edilen relatif ortalama güç değerlerinde sprint sayısı x cinsiyet etkileşimi ise istatistiksel yönden anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Sonuçlar tekrarlı sprint testi sonucu elde edilen zirve güç ve ortalama güç değerlerinde erkekler lehine bir cinsiyet farklılığı olduğunu gösterirken, maksimum laktik asit değerlerinin de erkeklerde daha yüksek olduğunu göstermiştir. Ayrıca performans düşüş yüzdesi, maksimum kalp atım hızı ile algılanan zorluk derecesi değerlerinde bu farkın ortadan kalktığı da belirlenmiştir. Tekrarlı sprint testi süresince ortaya konan performanslar incelendiğinde ise tüm sprint tekrarlarında erkeklerin kadınlardan daha yüksek performans değerlerine sahip olduğu ve erkeklerde en yüksek performans değerinin birinci sprintte kadınların ise en yüksek performans değerine ikinci sprintte ulaştığı belirlenmiştir.