Bingol University
Discipline

Philosophy and Religious Studies

Bingol University

1,160

Archived Theses

2

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Molla Halil Es-Siirdî'nin mantık anlayışı

Çalışmamızda 18. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Molla Halil es-Siirdî'nin (1754-1843) mantık anlayışını İsagoci eseri bağlamında ele aldık. Tezimiz giriş ve üç bölümden oluşturmaktadır. Girişte araştırmamızın konusu, önemi ve amacını açıkladık. Birinci bölümde Molla Halil'in hayatı, ilmi şahsiyeti ve eserleri hakkında bilgi verdik. İkinci bölümde İslam dünyasında önemli bir yere sahip olan İsagoci geleneği üzerinde durduk. Bu doğrultuda İsagocinin önemli şerhlerinden de bahsettikten sonra Molla Halil'in İsagoci adlı eserini ele aldık. Üçüncü bölümde de Tasavvurat ve Tasdikat konuları bağlamında Molla Halil'in farklı yaklaşımlarını ortaya koyduk. Tezimizin sonunda da ulaştığımız sonuçları zikrettik. Anahtar Sözcükler Molla Halil, es-Siirdi, İsagoci, Mantık, Tasavvurat, Tasdikat.

18. yüzyılFelsefeMantık+4
Ayşe Serpen
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

El-Hûnecî ve el-Cümel fi'l-Mantık adlı eseri(Tahkik, tercüme ve değerlendirme)

Efdalüddîn el-Hûnecî XII. yüzyılın ikinci, XIII. yüzyılın ilk yarısında yaşamıştır ve devrinin en önemli mantıkçılarındandır. Dönemin, Mantık tarihi açısından en belirgin özelliği sonraki dönemlerde üzerine şerh ve haşiye yazılacak olan muhtasar metinlerin kaleme alınmış olmasıdır, bu bağlamda yazılan ilk metin el-Hûnecî 'nin el-Cümel fi'l-Mantık adlı eseridir. Bu tezde söz konusu eserin tahkiki tercümesi ve değerlendirmesi yapılmaktadır. Çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde, el-Hûnecî'nin yaşadığı dönem, o dönemde vuku bulan siyasi olaylar ve söz konusu dönemin kültürel durumuna ilişkin bilgiler verildi. Bu bilgilerden sonra yaşadığı bölgede gerek kişiliği gerek ilmi şahsiyeti gerekse mantık alanında yazmış olduğu metinler ile itibar edilen bir şahsiyet olan el-Hûnecî'nin hayatına, eserlerine ve kendisinden sonraki mantıkçılar üzerindeki etkilerine değinildi. İkinci bölümde, el-Hûnecî'nin, el-Cümel fi'l-Mantık adlı eserinin genel tanıtımı yapılarak baskıları üzerine yapılan şerhlere yer verildi ve eserin mantık tarihindeki önemine değinildikten sonra metnin tahkiki, tercümesi ve değerlendirmesine yer verilerek eser bilim hayatına kazandırılmaya çalışıldı. Sonuç bölümünde yukarıda verilmiş olan bilgiler ışığında el-Hûnecî'nin ve söz konusu eserinin mantık tarihindeki yeri ve önemiyle birlikte genel bir sonuca varılmaya çalışıldı.

12. yüzyılBiyografiEfdalüddin el-Huneci+6
Sümeyra Çimen Omaç
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İlk islam ahlak incelemeleri bağlamında ahlak sosyolojisi

Ahlak; teolojiden felsefeye, epistemolojiden etnolojiye, sanata, edebiyata, hukuka, psikolojiye ve sosyolojiye uzanan zengin bir muhteva ve disiplinler arası bir uzama sahiptir. Diğer disiplinlerle ilişkisi göz ardı edilemeyecek ölçüde ehemmiyetli olsa da ahlakın ifade bulabildiği yer kuşkusuz toplumsal zemindir. Ahlak incelemeleri ve ahlak felsefesi bize göstermektedir ki ahlak sosyal bir fenomendir. Bireysel ahlak örnekleri bulunmakla beraber ahlakın yaşam zemini ve anlam uzamı toplumsal gerçekliktir. Nitekim kimi düşünürlere göre toplumsalın dışında ahlakı aramak beyhude bir arayıştır. Dolayısıyla ahlak-sosyoloji ilişkisi (ahlak sosyolojisi) kaçınılmaz bir biçimde karşımıza çıkmaktadır. Ahlak sosyolojisi, her şeyden evvel insan davranışlarının ve insan ilişkilerinin ahlaki bir temele oturtulmasından kaynaklanmakta ve insanın gündelik sosyal ilişkilerini ve toplumsal davranışlarını ahlaki değer yargılarından hareketle bir temele dayandırmaya çalışmaktadır. Diğer yandan ahlak sosyolojisi, ahlaki davranışların birer sosyal davranış haline gelmesi ve sosyal davranışın temelinde, sorumluluk bilinci ile ahlaki değer yargıların bulundurulması noktalarından hareket etmektedir. Bir kavram, tez ya da bilim dalından bahsedilirken ilk etapta onun etimolojik kökeni ve tarihsel dayanaklarına bakılır ya da tarihsel kökeni ve dayanaklarına referansla izah edilmeye ve savunulmaya çalışılır. Bu araştırmanın temel amacı sosyolojik incelemelerin ve dolayısıyla sosyolojinin modern zamanlara ait bir ilmi disiplin olsa da bu alanın önemli bir kolu olan ahlak sosyolojisinin, ilk örneklerini yaklaşık bin yıl önce verdiği iddiasıyla ilk dönem İslam düşüncesinde bu örneklerin izini sürmektir. Sosyolojik yaklaşımın; kuralları, kuramları ve yöntemleriyle sistematik bir teşekküle sahip olmasa da ilk örneklerini İslam ahlak düşüncesinde, ahlak araştırmaları bağlamında meydana getirdiği söylenebilir. Yapılan çalışma teorik araştırma kapsamına girdiğinden ilk etapta alandaki özgün ve tali kaynaklar incelenmiş ardından, alanı dolaylı açıdan ilgilendiren kitap ve makalelerden yararlanılmıştır. Araştırmaya uygun düşmesi cihetiyle yaklaşım biçimi olarak yorumsamacı ve kimi yerlerde fenomenolojik yaklaşım tercih edilmiştir. Bazen düşünürlerin ifadeleri paranteze alınmak suretiyle bazen de bu ifadelerin onların zihin dünyalarındaki anlamlandırılma biçimleri dikkate alınarak değerlendirmelere gidilmiştir. Araştırmada varılan nokta ise şöyledir. İlk İslam ahlak incelmelerinde; toplumsal dinamikler, toplumsal ilişkiler, sosyal olay ve olgular hakkında birtakım ahlak nazariyeleri geliştirilmiş ve böylelikle ahlak-toplum ilişkisi kurulmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: ahlak, sosyoloji, sosyal ahlak, ahlak sosyolojisi, ilk ahlak incelemeleri

AhlakDin sosyolojisiDin-ahlak ilişkisi+3
Abdulbaki Kınsün
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ramazan ayının çocuğun dini eğitiminde bir imkân olarak değerlendirilmesi

Üç altı yaş dönemi çocuğun inanç gelişiminin başladığı, dini konulara yoğun bir ilgisinin görüldüğü dönemdir. Dinin bu güçlü etkisi fıtrattaki inanma duygusundan kaynaklanır. Çocukta öğrenme arzusunun en yüksek olduğu ve değerlerin kazanıldığı bu dönemde dini gelişim tesadüflere değil planlı dini faaliyete dayandırılmalıdır. Çünkü bu dönem çocuğun geleceğinin, dini kimlik ve karakterinin zeminini oluşturur. Bu kritik dönemin en iyi şekilde değerlendirilmesi çocuğun gelişim özellikleri doğrultusunda uygun ortam ve şartların oluşturulmasına bağlıdır. Ramazan ayı, eğitsel özellikleriyle çocuğun manevi gelişiminde, dini ve ahlaki değerleri kazanmasında önemli fırsatlar oluşturur. Bu ayın imkânlarının dini gelişimde planlı bir şekilde değerlendirilmesi tezimizin konusunu oluşturur. Bu ay, çocuğun inanç, tutum ve davranışlar edinmesinde önemli bir rol oynar. Çünkü bu ay, namaz, oruç, zekât ve Kur'an tilaveti ibadetleriyle birey, aile ve toplumda manevi yenilenmenin gerçekleştiği, şuurlarda Allah bilincinin aktifleştiği, dini duyguların yoğunlaştığı ve dine bağlılığın somutlaşarak görünür hale geldiği bir eğitim ayıdır. Çalışmada Ramazan ayının manevi ikliminde Allah sevgisi, doğruluk, yardımlaşma, sevgi, saygı, sorumluluk, iyilik, şükür, merhamet, hoşgörü ve temizlik gibi evrensel değerlerin etkinliklerle çocuklara planlı bir şekilde kazandırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çocuğun dönemini 3-6 yaş aralığı ile sınırlandırıp fiziksel, bilişsel, psikosoyal, ahlaki ve dini gelişim özelliklerini ortaya koyarak bu çalışma hazırlanmıştır. Giriş bölümü araştırmanın konusu, problemi, amacı, önemi, metodu, sınırlılıkları ve ilgili çalışmalardan oluşmaktadır. İlk bölümde eğitim, din eğitimi, aile, çocuğun gelişim özellikleri ve eğitimde oyunun rolü üzerinde durulmaktadır. İkinci bölümde Ramazan ayı ve bu ayda çocuklara kazandırılacak alışkanlıklar incelenmektedir. Üçüncü bölüm 3-6 yaş dönem çocuğuna yönelik eğlendirici ve eğitici etkinlikleri içermektedir. Üç-altı yaş dönemi oyun çağı olmasından dolayı eğlenmeyle birlikte öğrenme, merak, keşfetme duygularına hitap eden dini içerikli etkinlikler hazırlanmıştır. "Hoş Geldin Ramazan Ayı", "Sadaka Kutusu", "Ramazan Ayı Daveti", "Kandil Simidi", "Ramazan Ayı Balonları" gibi birçok eğlendirici etkinlikle çocuğun eğlenerek dini değer ve davranışları içselleştirmesi amaçlanmıştır. Alanında ilk olan bu çalışmanın çocukların dini ve manevi gelişiminde önemli bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir.

İsa Toruk
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlik döneminde dindarlık eğilimi ve riskli davranışlar arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı ergenlik döneminde dindarlık eğilimi ve riskli davranışlar arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Bu araştırmada ortaöğretime devam eden ergenlerin dindarlık eğilimleri ile riskli davranış düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, ders başarısı düzeyi, öğrenim görülen eğitim kurumu, anne-baba eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik düzey, anne-baba tutumu ve anne-babanın dindarlık düzeyi bağımsız değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Diyarbakır ilinde 2018-2019 eğitim-öğretim yılında eğitim-öğretime devam eden ortaöğretim öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubu, Diyarbakır ili merkez ilçelerinde ortaöğretime devam eden öğrencilerden tesadüfî örnekleme yoluyla seçilen 448 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma; öğrencilere uygulanan "Kişisel Bilgi Formu", "Ergenlerde Risk Alma Ölçeği" (Kıran, 2002) ve Dindarlık Eğilimi Ölçeği"(Elmas, 2017) kullanılarak elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Verilerin analiz edilmesinde SPSS 22.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Veriler ortalama, standart sapma, yüzde ve frekanslar verilerek özetlenmiştir. Guruplar arasındaki farklılığın tespiti için bağımsız guruplarda "t-Testi" ve "Anova (Tamhane) Testi" kullanılmıştır. Öğrencilerin dindarlık eğilimleri riskli davranışları arasındaki ilişkinin anlamlılık düzeyi ise pearson korelasyon analizi ile test edilmiştir. Bu çalışmada hata düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Araştırmamızda ergenlik döneminde cinsiyet, öğrenim görülen eğitim kurumu, öğrenim görülen sınıf düzeyi, ders başarısı düzeyi, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik düzey ve anne-baba dindarlık tutumu yönünden dindarlık eğiliminde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ancak anne-baba tutumu yönünden dindarlık eğiliminde anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ergenlik döneminde cinsiyet, öğrenim görülen eğitim kurumu, öğrenim görülen sınıf düzeyi, baba eğitim düzeyi ve anne-baba dindarlık tutumu yönünden riskli davranışlarda anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ancak ders başarısı düzeyi, anne eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik düzey ve anne-baba tutumu yönünden riskli davranışlarda anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

Ana-baba tutumuDin psikolojisiDin sosyolojisi+5
Müslime Erden
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Muş Surp Garabed Manastırı

Muş il sınırları içerisinde yer alan Muş Surp Garabed Manastırı şehir merkezinden 48 km uzaklıkta kuzeybatı dağ eteklerine inşa edilmiş, Muş (Daron)'un ilk ve en büyük Ermeni-Apostolik manastırıdır. Klagavank (Klag'ın manastırı), İnnagnianvank (dokuzgözlü pınar manastırı) , Çanlı Manastırı, Saint Charles Monastery, John the Baptist, Saint John the Precursor, the Holy Precursor, Surp Garabed gibi farklı isimlerle anılan manastır, günümüzde Çengelli Kilisesi olarak bilinmektedir. Aziz Krikor, Kayseri'den getirttiği Aziz Hovhannes Mıgırdiç'in kemiklerini "kutsal emanetler" olarak manastıra koymuştur. Kutsal emanetler nedeniyle manastıra dışardan pek çok dindar Hıristiyanların hac için gelip ziyaret ettikleri dini bir merkezdi. Pagan dönemi tapınakları olan Demeter ve Kisan harabeleri üzerine inşa edilen Muş Surp Garabed Manastırı, IV. Yüzyıldan XX. Yüzyıla kadar bölgede yaşayan Ermenilerin ruhani merkezi olarak varlığını korumuştur. Manastır, VIII. yüzyılın sonuna kadar, kabirleri orada bulunan Daron'lu Mamigonyan prenslerinin özel mülküydü. Mamigonyan hanedanlığının en ünlü üyeleri olan prensler; Muşeğ, Kayl Vahan, Sımpat ve Vahan Mamigonyan'ın mezar taşları, XX. Yüzyılın başına kadar görülebiliyordu. XX. Yüzyılın başlarına kadar cazibe merkezi olan Muş Surp Garabed I. Dünya Savaşı'na kadar varlığını sürdürmüştür.

Dinler tarihiErmenilerManastır+3
Rıza Beroje
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The sacrament of Baptism in the Syrian Kadim church

The subject of the study is "The Sacrament of Baptism in the Syrian Kadim Church". The subject was taken from the theology of the sacraments of the Syrian Kadim Church. The study benefited from a limited number of sources related to the subject, and was supported by interviews and observations with expert sources. The purpose of this study is to reveal the sacramental theology of baptism and the sacramental unity of the church from here. According to the results of this study, the Syrian Kadim Church is a church whose tradition is active. Sacramental theology develops in parallel with theology of early sacraments in early Christianity in Syriac Kadim Church. The Syrian Kadim Church accepts seven sacraments. The baptismal sacrament is both a belief and practice dimension that is considered important. It is believed that baptism lifts the original sins and other sins from the middle so that entrance into the new, sinless life is provided. It is accepted that one is joined to the death and resurrection of Jesus Christ by diving and dive into the baptismal water. In the ceremony of baptism at the Syrian Kadim Church baptism, repentance, murun and holy kurbono rituals are performed in succession. The size of baptismal practice is similar to that of other independent churches where tradition is active. The sacramental meanings of baptism are associated with the idea of the Messiah secret. It is believed that prayer, divine, symbols, objects, etc., read in the baptism, have absolutely all the symbolic meanings associated with the idea of Jesus Christ.

RitualChristianiesChurchs+2
Sevinç Aksin
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm medeniyetinde şehir ve erdem

İnsanoğlunun yaşadığı fizikî çevre hakikatte içinde bulunduğu sosyal çevreye bağlı olarak gelişmektedir. İnsan, içinde bulunduğu çevreyi kendi ihtiyaç ve istekleri doğrultusunda şekil verme yetisine/yeteneğine sahiptir. Bu nedenle sosyal çevre ve fizikî çevre birbiriyle iç içe yaşamaktadır. Nitekim bu uyumun muhafazası ve daha nitelikli hale gelebilmesinin çözümü insanın kendi varlığını daha iyi tanımasından geçmektedir. İnsanın yaşadığı mekânın onu ruhsal ve sosyal açıdan rahat ettirebilmesi ve birçok cihetle ihtiyaçlarına yeterli gelebilmesi gerekmektedir. İbn Haldûn, "İnsanı koşullandıran içinde yaşadığı ortamdır." derken sosyal ve fizikî kanunların uyumu gerçeğini göz ardı etmediği anlaşılmaktadır. Şehir; kültürdür, medeniyettir. Ruhun ve hayatın canlılık kazandığı ezelî merkezidir. İslâm şehri açısından önemli olan ahlâk ilkeleri ve dinin temel prensipleridir. İslâm medeniyetinin ruhu, esası, mayası tevhiddir. Şehir, tevhid ruhunu yansıtır. Tevhid; her şeyin yerli yerinde oluşunu ve Allah'ın iradesini gösteren bir düzenin tesis edilmesini ifade eder. Fârâbî, felsefe okumanın amacını, "Âlemin yaratıcısını tanımak, O'nun her şeyin hakiki fâili olduğunu bilmek, adâlet ve hikmetiyle bu dünyaya nizam verdiğini ve cömertliğiyle intizamın devamını sağladığını, Bir ve Yüce olduğunu bilmek; insanın kabiliyeti nispetinde Yaratıcıya benzemeye çalışması" olarak ifade eder. Fârâbî, Tanrı-evren ve insan analizini devlet, toplum ve fert ilişkileri bağlamında değerlendirip faziletli bir topluluğun olabilirliğini medenî ilimler bağlamında ortaya koymuştur. Fârâbî, Medinetü'l- Fâzıla (Erdemli Şehir) derken esasen bir şehir içinde yaşamasına rağmen idealize ettiği şehrin erdemle ileri ufuklara taşınabileceğine inanarak toplumları erdeme ve erdemli toplumlar oluşturmaya davet eder. Bu çalışma Tanrı/âlem/insan ile şehir/medeniyet/ütopya kavramlarını gerek İslâm filozofları gerek diğer kıymetli düşünürler çerçevesinde ele almaktadır. Türk düşünce ve İslâm geleneği iz'an ve irfanı bunu gerekli kılmaktadır. Çünkü Türk düşünce ve kültürü, Müslüman olan/olmayan öteki milletlerin düşünce ve kültürünü hiçbir zaman dışta bırakarak kendini merkeze almak suretiyle ifade etmemiştir. Bu soylu yaklaşım sebebiyle milletimiz asırlarca medeniyetlerin ilgi odağı olmayı hak etmiştir. Çalışmanın karmaşıklığı ise; konu ile sav dokuları gereği, çalışmamızı girift bir bölümlemeye tâbî tutma mecburiyetini doğurmuştur. Bu çalışma da İslâm düşüncesini derli-toplu, sistematik ve sonuç almaya yönelik öğrenme merakı olan ilgilileri asıl kaynaklarına tevcih etme gayesine matuftur.

Rukiye Karabulut
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Narman ve çevresi halk inanışlarının dinler tarihi açısından değerlendirilmesi

ÖZET NARMAN VE ÇEVRESİ HALK İNANIŞLARININ DİNLER TARİHİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ İnsanlar, tarihin her döneminde bir şeye inanma ihtiyacı duymuştur. Bu nedenle din de insanlık tarihine paralel olarak varlığını sürdürmüştür. Din ile iç içe yaşayan insanlar, kendi kültürel geçmişlerinden getirdikleri bazı inanış, gelenek ve davranış biçimlerini de din ile ilişkilendirmişlerdir. Bu şekilde oluşan halk inanışları zamanla toplumsal bir boyut kazanmış, toplumun ortak değeri ve pratiği haline dönüşmüştür. Bu sebeple halk inanışları, toplumları tanımaya ve anlamaya hizmet etmesi açısından önemlidir. Bir toplumu, inançları olmadan değerlendirmek önemli bir eksiklik olacağı için toplum, bir bütün olarak her yönüyle kapsamlı bir şekilde araştırılmalıdır. Bu bağlamda ''Narman ve Çevresi Halk İnanışlarının Dinler Tarihi Açısından Değerlendirilmesi'' adlı çalışmada söz konusu bölge halkının inanç ve adetleri ile bunlara bağlı uygulamalar tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır; Giriş Bölümünde; Araştırma konusu, amacı, metodu, kapsamı ile birlikte Narman ve çevresi hakkında genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde; Narman ve çevresi geçiş dönemleri ile ilgili inanış ve uygulamalara yer verilmiş, sözlü kaynaklardan derlenen bilgiler doğrudan aktarılmış olup Dinler Tarihi açısından değerlendirme yapılmıştır. İkinci bölümde ise Narman ve köylerinde bulunan ziyaret yerleri, türbeler ve muhtelif konularla alakalı inanış ve uygulamalar tespit edilip sözlü kaynaklardan derlenen bilgiler doğrudan aktarılmış ve Dinler Tarihi metotları kullanılarak deskriptif yöntemle değerlendirilerek çeşitli sonuçlara varılmıştır. Yapılan bu çalışma ile birlikte Narman ve çevresinin zengin bir kültüre sahip olduğu bu kültürün içerisinde yer alan halk inanışları ve uygulamalarının geçmişten günümüze kadar devam ettiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Narman, Halk inanışları, Doğum, Evlenme, Ölüm, Ziyaret

Kadir Bayrak
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Düşünce dünyamızda Babanzade Ahmed Naim ve felsefesi

Türk-İslam dünyasının yetiştirmiş olduğu en önemli şahsiyetlerden birisi olan Babanzade Ahmed Naim'in hayatı, eserleri ve felsefi düşüncelerinin incelendiği bu çalışmada, çağdaş bir Müslüman mütefekkirin düşünce serüvenin anlaşılması amaçlanmıştır. Ahmed Naim'in eserleri incelendiğinde, Onun batı kaynaklarını çok iyi bir şekilde analiz ettiği buna mukabil kendi kadim kültür ve medeniyetine de hakim olduğu ve iki dünya arasında dengeli bir bakış açısı geliştirdiği görülmüştür. Bu çalışmanın amacı modern Müslümanların Ahmed Naim'i daha yakından tanımalarına ve anlamalarına katkı sağlamaktır. Çalışma boyunca Ahmed Naim'in hayatı ve eserleri incenmiş felsefi düşünceleri özet bir şekilde sunulmuştur. Ahmed Naim'in düşüncelerinin temelinde Kur'an ve Sünnet vardır. Hiçbir düşünce, fikir ve felsefe bu ikisinden üstün olamaz. Batılı filozofların ortaya koymuş oldukları tüm güzel düşünceler, muhakkak İslam'da vardır. Çalışmadan elde edilen en önemli sonuç şudur; Ahmed Naim'e göre artık doğu ve batının tanışmaları gerekmektedir. Babanzade Ahmed Naim, kültür ve medeniyetimizde müstesna bir şahsiyet olmasına karşın ülkemizde yeterince tanınmamaktadır.

Emin Üzümcü
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de manevi danışmanlık ile ilgili hazırlanan lisansüstü tezlerin içerik analizi

İnsan, biyolojik bir varlık olmanın ötesinde, manevi ve ruhsal bir yapıya da sahiptir. Bu nedenle, bireyler hayatlarının çeşitli dönemlerinde karşılaştıkları problemlere çözüm bulabilmek için manevi danışmanlık hizmetine ihtiyaç duymaktadır. Son yıllarda, özellikle Batılı ülkelerde manevi danışmanlık ve rehberlik alanındaki çalışmalar dikkat çekici bir artış göstermiştir. Bu alandaki uygulamaların Batı'da belirli bir düzeye ulaştığı, sistemli bir şekilde yürütüldüğü ve kurumsallaştığı görülmektedir. Türkiye'de ise manevi danışmanlık alanının henüz yeni olduğunu söylemek mümkündür. Bu çalışmada, Türkiye'de Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Ulusal Tez Merkezi'nde erişime açık olan ve "manevi danışmanlık" konusunu ele alan lisansüstü tezlerin içerik analizi yöntemiyle incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, bu alandaki akademik birikimi derinlemesine incelemek ve gelecekteki çalışmalar için bir temel oluşturmak açısından önemlidir. Çalışmada, incelenen tezler türleri, yılları, araştırmacıların cinsiyeti, danışmanların unvanları, tezlerin hazırlandığı üniversiteler ve bölümler, kullanılan amaçlar, yöntemler, veri kaynakları, veri toplama araçları, analiz yöntemleri, örneklem yöntemleri, elde edilen sonuçlar ve öneriler açısından değerlendirilmiştir. Araştırmada nitel yöntem tercih edilmiş ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, Türkiye'de manevi danışmanlık ve rehberlik alanında doktora tez sayısının sınırlı olduğunu, bu alanda lisans ve lisansüstü düzeyde eğitimlere ihtiyaç duyulduğunu göstermiştir. Tezlerde genellikle nitel araştırma yöntemlerinin tercih edildiği, ancak bazı tezlerde veri toplama araçlarına dair bilgi eksikliği olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, manevi danışmanlık ve rehberlik alanında yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği ve disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesinin önemli olduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak, bu alandaki akademik programların genişletilmesi, doktora düzeyinde tez çalışmalarının teşvik edilmesi ve manevi danışmanlık hizmetlerinin gelişimine yönelik desteklerin artırılması önerilmektedir.

Emel Tıraş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İmam hatip lisesi Kur'an-ı Kerim derslerinin peygamber kıssalarıyla zenginleştirilmesi: Bir ünite örneği

Din eğitimi çocukluk döneminden başlayarak yetişkinlik dönemini de içine alan ve hayat boyu süren bir öğrenme sürecidir. Özellikle ergenlik dönemi için verilen din eğitimi özel bir hassasiyet gerektirir. Bu dönemde korkutan değil sevdiren bir tutumla, doğru bilgiye dayanan bilgilerle eğitim sürecinin sürdürülmesi ergenlik döneminde olan çocukların sağlıklı bir din algısı, anlayışı geliştirmelerinde büyük öneme sahiptir. Dini bilgi çocuğun bulunduğu gelişim dönemi ve ihtiyaçları da dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir. Bu noktada Kur'an-ı Kerim'in anlam ve muhtevasının çocuğa ulaştırılması önemlidir. Çocuğun anlayabileceği ve güncel hayatıyla bağlantılar kurabileceği bilgiler edinmesi süreci kolaylaştırır. Küçük yaşlardan itibaren öğrenile gelinen Kur'an Kıssalarının bu bağlamda etkisi büyüktür. Kur'an Kıssalarının Kur'an merkezli olarak din eğitimi sürecine dahil edilmesi bilginin kalıcılığı ve sürdürülebilirliği açısından önemli fırsatlar sunar. Bu çalışmanın temel problemi "İmam-Hatip Lisesi Kur'an-ı Kerim dersi aynı zamanda Kur'an Kıssalarının içerdiği inanç, düşünce, tutum ve davranışların işlendiği bir değerler eğitimi dersi niteliği taşımaktadır." kabulü etrafında şekillenmektedir. Kur'an Kıssalarının değer aktarımında etkili bir yöntem olarak çalışmaya dahil edilmesi de çalışmanın bilimsel ve eğitsel değerini önemini ortaya koymaktadır. Kıssalar yoluyla bazı değer ve düşüncelerin hedef kitlenin yaş ve bilişsel seviyesine uygun biçimde aktarılabileceği, inanç boyutunda da kıssaların güçlü bir yönlendirici olabileceği, anlam ve muhtevanın da kıssalar yoluyla İmam-Hatip Lisesi Kur'an-ı Kerim derslerine daha kapsamlı olarak dahil edilebileceği çalışmanın önemli sonuçları arasındadır. Bu kapsamda çalışmada; öncelikle Kur'an Kıssalarının temel özellikleri, amaçları ve eğitim açısından değeri kısaca ele alınmıştır. Ardından İmam-Hatip Liselerinin kuruluşundan itibaren oluşturulan öğretim programlarında Kur'an Kıssalarına, dolayısıyla anlam ve muhtevaya verilen yerin tespitine çalışılmıştır. Akabinde günümüzde uygulanan Kur'an-ı Kerim dersi öğretim programı değerlendirilmiştir. Son olarak ise yine Kur'an Kıssalarının günümüzde uygulanan Kur'an-ı Kerim öğretim programındaki yeri değerlendirilmiş ve 9-10-11-12. sınıf düzeyleri için özgün ünite örnekleri hazırlanarak kıssaların eğitim sürecine uygulanabilirliği ortaya konmuştur.

Türkan Çam
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce'deki Çerkez halk inanışlarının dinler tarihi açısından değerlendirilmesi

"Düzce'deki Çerkez Halk İnançlarının Dinler Tarihi Açısından Değerlendirilmesi" başlıklı tezimiz, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş Bölümünde, araştırma konusunun kapsamı, amacı ve metodu açıklanmakta; ayrıca Çerkezlerin Düzce'ye iskân süreci ve bölge hakkında genel bilgiler sunulmaktadır. Bu bölümde, Çerkez tarihine kısaca yer verilmekte bölgeye Çerkezlerin yerleşim süreci ile bu sürecin arka planı hakkında temel bilgiler sunulmaktadır. Birinci bölümde, Düzce Çerkezlerinin doğum, evlenme ve ölüm gibi hayatın önemli geçiş dönemlerine ilişkin geleneksel inanış ve uygulamaları incelenmiştir. Bu döneme ait ritüeller ve gelenekler, saha çalışmaları ve derlemeler ışığında ele alınmış ve sözlü kaynaklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. Bölüm sonunda Dinler tarihi perspektifinden karşılaştırma metodu kullanılarak farklı Çerkez boylarında ve Türk topluluklarında benzer uygulamalar ele alınış ve değerlendirmeler yapılmıştır. İkinci bölümde ise geçiş dönemlerinden halk hakimliği ve diğer muhtelif inanış ve uygulamalar ele alınmaktadır. Halk hekimliği ve diğer muhtelif inanış ve uygulamalar bölümleri sonunda karşılaştırmalı değerlendirmelerle ele alınarak gerek Çerkez toplumlarında gerek tarihsel bazda benzerlikler göz önüne serilmiştir. Yapılan çalışma sonunda Çerkezlerin kültürel miraslarının ve Kafkasya'dan getirdikleri gelenekleri sürdürme konusundaki kararlılıklarının varlığı tespit edilmiştir. Değişen dünya koşullarına rağmen, geçmişten günümüze kültürel kimliklerini koruma çabaları belirgin bir şekilde öne çıkmıştır. Çerkezlerin halk inanışları ve uygulamaları, diğer kültürel etkileşimlerden az etkilenmiş olup, bu durum onların kültürel özgünlüklerini koruma çabalarını sürdürdükleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Düzce, Çerkezler, Halk İnanışları, Doğum, Evlilik, Ölüm, Halk Hekimliği.

Gülsüm Gökçe
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İslam siyaset felsefesinde filozofların hürriyet anlayışları

Bu çalışma, İslam felsefesi bağlamında bireyin özgürlüğünü hem ahlaki hem de siyasal yönleriyle inceleyerek kavramın felsefi temellerini ve tarihsel dönüşümünü ortaya koymaktadır. Araştırma; Fârâbî, İbn Sînâ, İbn Haldûn, Gazâlî, Kindî ve Râgıb el-İsfahânî gibi düşünürlerin özgürlük anlayışlarını sistematik ve karşılaştırmalı biçimde ele almaktadır. Tezin temel soruları; İslam felsefesinde hürriyetin nasıl tanımlandığı, bireysel ve siyasal özgürlüğün hangi çerçevede yorumlandığı, kavramın tarihsel süreçteki dönüşümü ve klasik düşünceyle modern özgürlük anlayışı arasındaki bağlantılar olmuştur. Üç temel hipotez geliştirilmiştir: İslam filozofları özgürlüğü bireysel hakla sınırlamayarak ahlaki ve toplumsal sorumluluklarla birlikte değerlendirmiştir. Sistematik, karşılaştırmalı analiz, literatürde parçalı ele alınan hürriyet konusuna bütüncül bir bakış sağlar. Bu inceleme, günümüz özgürlük tartışmalarının yeniden değerlendirilmesine katkı sunar. Tezin ilk bölümleri felsefe kavramı ve alt disiplinlerine genel bir bakışla başlamakta; ardından İslam felsefesinin yapısı, siyaset ve ahlak ilişkisi incelenmektedir. Klasik düşünürler özgürlüğü erdemli yaşam, toplumsal düzen ve etik sorumluluk temelinde ele almış; bireyin özgürlüğü, devlet ve toplumla olan karşılıklı ilişki bağlamında tanımlanmıştır. Bu çerçevede "itaat", "adalet" ve "düzen" kavramları merkezi bir rol oynamıştır. Günümüz özgürlük tartışmaları ise daha çok bireysel haklar ve siyasal özgürlük eksenindedir; ancak klasik mirasın ahlaki boyutu hâlâ güncelliğini korumaktadır. Tez, hürriyet kavramını hem metafizik hem ahlaki hem de siyasal yönleriyle bütüncül biçimde ele alarak literatüre özgün bir katkı sunmaktadır. Ayrıca klasik İslam düşüncesinden hareketle modern özgürlük teorilerine ve güncel konulara değer temelli bir perspektif geliştirme potansiyeli taşımaktadır. Sonuç olarak, İslam filozoflarının hürriyet anlayışı, bireyin özgürlüğünü toplumsal sorumluluk ve etik ilkelerle dengeleyen derinlikli bir yaklaşım sunmakta ve modern özgürlük tartışmalarına zengin bir düşünsel zemin kazandırmaktadır.

Neslinur Doğu
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türk halk inanışlarında doğaüstü ve mitolojik varlıklar

İnsanlık tarihi boyunca insanlar, bilinmeyen karşısında bir anlam arayışına girmiş ve doğaüstü varlıklarla ilgili inançlar geliştirmiştir. Türk halk inanışlarında yer alan doğaüstü ve mitolojik varlıklar ise yalnızca hayal ürünü figürler olmayıp, toplumun ahlak anlayışını, doğa ile kurduğu ilişkiyi ve kültürel kimliğini yansıtan önemli göstergelerdir. Bu varlıklar, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde halkın korkularını, umutlarını ve değerlerini şekillendirmiştir. Bu çalışmada, Türk halk inanışlarında yer alan doğaüstü ve mitolojik varlıklar Dinler Tarihi disiplini çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, metodu, kapsamı ve özgün yanları ortaya konulmuş, ilgili literatürden yararlanılarak kuramsal bir çerçeve çizilmiştir. Birinci bölümde; cin, dabbetü'l-arz, deccal, melek, şeytan, ye'cüc ve me'cüc gibi dini nitelikli doğaüstü varlıklar incelenmiş, bu varlıkların halk inançlarındaki yeri ve işlevi değerlendirilmiştir. İkinci bölümde ise Alkarısı, Şahmaran, Bozkurt, Tepegöz, Umay, Gulyabani gibi mitolojik figürler ele alınmış; bu varlıkların halk kültüründeki yansımaları ve toplumsal işlevleri değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, Türk halk inanışlarında yer alan doğaüstü ve mitolojik varlıkların, toplumun tarihsel ve kültürel yapısının önemli bir parçası olduğu, halkın değerler dünyasını ve evren tasavvurunu şekillendirmede işlevsel bir rol üstlendiği görülmüştür. Ayrıca bu inançların, kültürel kimliğin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli bir miras olduğu sonucuna varılmıştır.

Demonik varlıklarEski Türk inançlarıMetafizik varlıklar+1
Kevser Betül Altundal
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Din kültürü ve ahlak bilgisi 6, 7 ve 8. sınıf ders kitaplarında Allah insan ilişkisi

Bu çalışma, Allah ve insan arasındaki ilişkiyi, bu ilişkinin boyutlarını, şekillerini ve nasıl olduğunu, ayrıca bu ilişkinin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitaplarında nasıl ele alındığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Eğitim, Din Eğitimi, Kelam, Genel Psikoloji, Din Psikolojisi konusunda yapılan çalışmalarla ilgili kaynaklarla sınırlandırılan bu çalışmada Allah-insan ilişkisinin yanı sıra bu ilişkinin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (6-8) ders kitaplarında nasıl işlendiği üzerinde duruldu. Çalışmada 6, 7, ve 8. sınıf DKAB ders kitapları incelendi ve temel olarak literatür taraması yöntemi kullanıldı. Araştırmada Allah-insan ilişkisinin ilk olarak Allah Teâla'nın insanoğlunu takdir etmesi ve yaratmasıyla başladığı, onları türlü kabiliyet ve meziyetlerle donattıktan sonra terk etmediği ve kendi haline bırakmadığı, bilakis kendini bulup bilmesi ve ayetlerini idrak etmesi için de onlara akıl, his ve duygular gibi işlerine yol bulmaya ve gayelerine ulaşmaya imkân veren güçleri bahşettikten sonra onlara elçiler ve kitaplar gönderdiği tespit edilmiştir. Yani Allah Teâla insanoğluyla sırası ile ontolojik, hidâyet, ibâdet ve ahlaki ilişki içinde olmuştur. Ayrıca Allah-insan ilişkisinin insanın Allah'a ibadet ve dua etmesiyle, Allah'ın da bu ibadet ve duaya icabet etmesiyle karşılıklı bir ilişkiye dönüştüğü ve aynı zamanda DKAB ders kitaplarında da, konuların genel itibariyle Allâh-insan ilişkisinin hidâyet, ibadet ve ahlaki boyutuyla ilgili olduğu saptanmıştır.

AllahDers kitaplarıDers programları+7
Abdulvahit Kamali
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İlk çocukluk döneminde çocuğun din eğitimi ve ailenin din eğitimine etkisi (Diyarbakır örneği)

Bu araştırmada, ilk çocukluk döneminde çocuklara din eğitimini verirken ebeveynin etkisine ait düşünce ve tutumlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Ebeveynlere uygulanan ölçme aracıyla elde edilen verilerden yola çıkılmıştır. Çocuğa din eğitimi verme sürecinde ebeveynlerin tutumları ve bu çerçevede yerine getirmeleri gereken sorumluluk ve görevleri incelenmiştir. Araştırmanın temel problemi, ebeveynlerin sahip olduğu dini bilgi ve eğitimin, ilk çocukluk döneminde çocuklarına verdikleri din eğitimine katkı sağlayıp sağlamadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini Diyarbakır'daki aileler oluşturmaktadır. Araştırmamızın örneklemini Diyarbakır merkez dört ilçe olan Kayapınar, Sur, Yenişehir, Bağlar ve nüfus yoğunluğu ve kozmopolit yapısından dolayı Bismil ilçesinde ikamet eden çocuk sahibi ebeveynler oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan ölçeğin pilot uygulaması yapılarak, geçerlik, güvenirlik ve faktör analizleri yapılmıştır. Yapılan ön uygulama sonucunda gerekli ön düzenlemeler yapıldıktan sonra dört boyuttan oluşan ölçme aracına son şekli verilmiştir. Anket verilerini toplamak için gerekli izinler valilikten alınmış ve örneklem olarak Diyarbakır'da 500 kişiye uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, ebeveynlerin din eğitimi konusundaki yeterlik düzeylerine ilişkin cevapları esas alınmıştır. Yapılan araştırma ilk çocukluk dönemi din eğitiminin önemini ortaya çıkarmıştır. Bu minvalde ebeveynler çocuk gelişimi ve eğitimi konusundaki varolan bilgilerini geliştirmeli özellikle de çocuğun din ve ahlak gelişimi konusunda bilinçlenmelidir. Ebeveyn ilk çocukluk dönemi çocuğunun din anlayışı hakkında bilgi sahibi olmalı, çocuktan bu yaşta ne gibi davanışlar ortaya çıkacağı bilinmelidr. Ebeveynlerin sağlıklı bir din eğitimi almış olmasının çocukta sağlıklı bir din eğitiminin alt yapısının oluşumuna katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.

AileAileAile eğitimi+7
Ahmet Çın
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Düalist dinlerde tanrı ve kozmos inancının Katharlar'a yansımaları

Düalist dinî gelenekler, evreni ve insanı açıklarken, genellikle iyi ile kötü, ruhsal ile maddî, ışık ile karanlık gibi karşıt iki ilkeyi varoluşun temelinde konumlandıran özgün metafizik sistemler ortaya koyarlar. Tarihsel süreç içerisinde farklı kültürel bağlamlarda biçim değiştirerek gelişen bu düalist yaklaşımlar, özellikle Maniheizm, Zerdüştîlik (Mecusilik) ve Sâbiîlik gibi doğu kökenli geleneklerde belirginleşmiştir. Zerdüştîlik'te Ahura Mazdā ve Angra Mainyu arasında süre giden kozmik mücadele; Maniheizm'de ışık ile karanlığın ezelî çatışması ve ruhun karanlıktan kurtuluşuna dayalı öğreti; Sâbiîlik'te ise Işık Âlemi ile maddî âlem arasındaki hiyerarşik ayrım, bu geleneklerin düalist niteliğini ortaya koyar. Bu düşünsel miras, zamanla Batı'da, özellikle Orta Çağ Avrupa'sında Katharizm gibi Hıristiyanlıkta heretik olarak kabul edilen yapılar aracılığıyla yeniden yorumlanmıştır. Orta Çağ Avrupa'sının dinî ve düşünsel tarihinde, egemen Hıristiyan doktrininin karşısında şekillenen düalist inanç sistemleri hem teolojik hem de kozmolojik düzeyde özgün yaklaşımlar sergilemiştir. Bu çerçevede Katharlar, Tanrı tasavvurları ve evren anlayışlarıyla Batı Avrupa'daki heterodoks düşünce geleneklerinin en dikkat çekici ve sistematik örneklerinden biri olarak öne çıkar. Kathar inancı, temelini oluşturan öğreti bakımından, iyilik ve kötülük arasında ontolojik düzeyde düalist bir ayrım benimser. Bu ayrım ise varlığın doğasına ilişkin köklü bir metafizik yaklaşıma işaret eder. Bu düalist düşünce geleneğinin tarihsel ve teolojik yönleri incelenirken, modern dönemde bu mirasın nasıl yorumlandığı da ayrıca önem taşımaktadır. Türkiye'de bu konuda dikkat çeken örneklerden biri, Mine G. Kırıkkanat'ın Gülün Öteki Adı: Kathar Şövalyelerinden Şeyh Bedreddin Yiğitlerine adlı eserinde ortaya koyduğu yorumdur. Kırıkkanat, Katharizm ile Şeyh Bedreddin hareketi arasındaki benzerliklere dikkat çekerek iki hareket arasında tarihsel ve düşünsel bir süreklilik bulunduğu iddiasını öne sürmektedir. Ancak söz konusu paralellikler incelediğinde bu iki hareketin farklı teolojik temeller ve metafizik sistemler üzerine inşa edilmiş birbirinden bağımsız yapılar olduğu ortaya çıkmaktadır.Düalist dinî gelenekler, evreni ve insanı açıklarken, genellikle iyi ile kötü, ruhsal ile maddî, ışık ile karanlık gibi karşıt iki ilkeyi varoluşun temelinde konumlandıran özgün metafizik sistemler ortaya koyarlar. Tarihsel süreç içerisinde farklı kültürel bağlamlarda biçim değiştirerek gelişen bu düalist yaklaşımlar, özellikle Maniheizm, Zerdüştîlik (Mecusilik) ve Sâbiîlik gibi doğu kökenli geleneklerde belirginleşmiştir. Zerdüştîlik'te Ahura Mazdā ve Angra Mainyu arasında süre giden kozmik mücadele; Maniheizm'de ışık ile karanlığın ezelî çatışması ve ruhun karanlıktan kurtuluşuna dayalı öğreti; Sâbiîlik'te ise Işık Âlemi ile maddî âlem arasındaki hiyerarşik ayrım, bu geleneklerin düalist niteliğini ortaya koyar. Bu düşünsel miras, zamanla Batı'da, özellikle Orta Çağ Avrupa'sında Katharizm gibi Hıristiyanlıkta heretik olarak kabul edilen yapılar aracılığıyla yeniden yorumlanmıştır. Orta Çağ Avrupa'sının dinî ve düşünsel tarihinde, egemen Hıristiyan doktrininin karşısında şekillenen düalist inanç sistemleri hem teolojik hem de kozmolojik düzeyde özgün yaklaşımlar sergilemiştir. Bu çerçevede Katharlar, Tanrı tasavvurları ve evren anlayışlarıyla Batı Avrupa'daki heterodoks düşünce geleneklerinin en dikkat çekici ve sistematik örneklerinden biri olarak öne çıkar. Kathar inancı, temelini oluşturan öğreti bakımından, iyilik ve kötülük arasında ontolojik düzeyde düalist bir ayrım benimser. Bu ayrım ise varlığın doğasına ilişkin köklü bir metafizik yaklaşıma işaret eder. Bu düalist düşünce geleneğinin tarihsel ve teolojik yönleri incelenirken, modern dönemde bu mirasın nasıl yorumlandığı da ayrıca önem taşımaktadır. Türkiye'de bu konuda dikkat çeken örneklerden biri, Mine G. Kırıkkanat'ın Gülün Öteki Adı: Kathar Şövalyelerinden Şeyh Bedreddin Yiğitlerine adlı eserinde ortaya koyduğu yorumdur. Kırıkkanat, Katharizm ile Şeyh Bedreddin hareketi arasındaki benzerliklere dikkat çekerek iki hareket arasında tarihsel ve düşünsel bir süreklilik bulunduğu iddiasını öne sürmektedir. Ancak söz konusu paralellikler incelediğinde bu iki hareketin farklı teolojik temeller ve metafizik sistemler üzerine inşa edilmiş birbirinden bağımsız yapılar olduğu ortaya çıkmaktadır.

Tuba Kanca
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hint kökenli yeni dini akımlardan Brahma Kumaris

Yeni Dinî Hareketler, özellikle modern çağda ortaya çıkan ve geleneksel dinlerin dışında farklı inanç sistemleri ve uygulamalar geliştiren topluluklardır. Bu hareketler, bireylerin ruhsal arayışlarına yanıt vermek ve toplumsal yapılar içinde alternatif manevi kimlikler oluşturmak amacıyla şekillenmiştir. Yeni Dinî Hareketlerin ortaya çıkışı, hem toplumların sosyolojik dönüşümleriyle hem de dinlerin tarihsel gelişim süreçleriyle bağlantılıdır. Ayrıca bu hareketlerin bazılarında kadınların daha aktif ve görünür liderlik rolleri üstlendiği, toplumsal cinsiyetin ise belirleyici bir unsur hâline geldiği dikkat çekmektedir. Brahma Kumaris, Hinduizm kökenli Yeni Dinî Hareketlerden biri olarak öne çıkmaktadır. 20. yüzyılın başlarında Hindistan'da kurulan bu hareket, ruhsal gelişim, meditasyon ve ahlaki disiplinlere dayanan bir inanç sistemi sunmaktadır. Brahma Kumaris, Tanrı anlayışı, reenkarnasyon, karma ve manevi kurtuluş gibi temel kavramları Hinduizm'den farklılaşan yorumlarla benimsemektedir. Hareket, eğitim, çevre ve kişisel gelişim alanlarında da çeşitli faaliyetler yürütmektedir. Günümüzde uluslararası çapta etkin olan Brahma Kumaris, özellikle bireyin içsel dönüşümüne ve toplumsal barışa katkı sağlamayı amaçlayan bir harekettir.

Feyza Çam
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mutluluğa ulaşmada olumlu bir kişilik özelliği olarak sekine kavramı

Kişilik, psikolojinin en ilginç ve aynı zamanda en karmaşık konularından olduğu görülmektedir. Kişiliğin ne olduğu hakkında üzerinde ittifak edilmiş bir tanımı bulunmamaktadır. Zira kişilik bireysel farklılık olduğuna göre bireylerin sayısı kadar kişiliğin olduğu ileri sürülmektedir. Her insanın özellikleri, istekleri ve davranışları farklı olduğu gibi karakter ve kişiliklerinin de farklı oldukları düşünülmektedir. Fakat herkesin arzuladığı en önemli şeyin, mutluluğa ulaştıracak bir kişilik geliştirmek olduğu belirtilmektedir. İnsan tabiatı üzerinde çalışmalar yapan her kişi ve kuramcının, olumlu kişilik ya da başka bir deyimle ideal kişi ile ilgili farklı düşünceleri ve onu geliştirme ile ilgili birtakım yöntemlerinin olduğu kabul edilmektedir. Bu konuda duygusal kontrol ve ahlaki bir değeri ifade eden sekinenin olumlu bir kişilik, mutlu ve huzurlu bir hayatın yöntemini sağlayabileceği bu araştırmada belirtilmeye çalışılmaktadır. İslami literatürde olumlu kişilik birçok kavram gibi sekine kavramıyla da ifade edilmektedir. Teorik bir araştırmanın ürünü olan bu çalışmada, mutluluğu ifade eden kavramlardan biri olan sekinenin Kur'an, hadis ve bazı düşünürlerin açıklamasından yola çıkarak mutlu, huzurlu yani ideal kişiliğin yolları aranmıştır. Varılan sonucu ise şöyle açıklamak mümkündür: Sekine bireyi nefsanî ve şeytani duygu ve davranışlardan koruyan bir oto-kontrol görevini sağlamaktadır. Kur'an ve hadiste temel erdemlerden biri olarak kabul gören sekine düşünce, duygu, inanç ve davranışlarda doğru bir duruş olarak değerlendirilmektedir. Sekinenin insanın manevi kişiliğini geliştirerek onu hakikate ulaştıran bir aydınlık; bireyi basiretli ve bilinçli yapan, olumsuz tutum ve davranışlardan koruyan bir canlılık; bireye doğruluk, dürüstlük, istikrar ve kendini kontrol etme gibi olumlu kişilik özelliklerini kazandıran bir güç kaynağı olduğuna inanılmaktadır. Sekine, fazla hareket ve istikrarsızlığın zıddı olup bireyin kalbinde, azalarında ve sözlerinde sakin olmayı ifade eden, Allah'ın inananlara önermiş olduğu önemli bir kişilik özelliği olduğu düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler Kişilik, Sekine, Duygu, Değer, Mutluluk

Din psikolojisiKişilik özellikleriKur'an-ı Kerim+6
Emrullah Akça
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Müslüman Ermeniler: Muş ve Sason örneği

19. yüzyılın son çeyreğinde başlayan, ulus-devlet inşası sürecinin sertleşen askeri ve siyasi getirileriyle Türkiye'de Ermeniler hakkındaki araştırmalar, politik bir zaviyeden ve çoğunlukla 'Ermeni Sorunu' perspektifinde yoğunlaşmıştır. Bu nedenle akademik alanda Ermeniler konusu yoğun bir şekilde siyasi tavır alışların gölgesinde kalmıştır. Sosyo-dini bir grup olarak Müslüman Ermenilerin toplumsal ve gündelik hayatı, islamlaşma süreci sonrasında içinde yaşadıkları toplumla kurdukları kültürel ve dinî ilişkiler üzerine ciddi araştırmalar yapılmamıştır. Müslümanlaşmış Ermenileri konu edinen akademik çalışmalarda da genelde politik bir bakış açısı hâkim olmuştur. Bu da Türkiye'deki Müslüman Ermeniler üzerine din sosyolojisinin imkânlarıyla çalışma ihtiyacını doğurmuştur. Böyle bir ihtiyaçtan hareketle yapılan bu çalışmada Muş ve Sason'da yaşayan Müslüman Ermenilerin, etnik, dinî ve kültürel hayat örüntülerini sosyolojik açıdan irdelemeye gayret edilmiştir. Araştırma alanında sayıca bir azınlık olarak yaşayan etno-dinî bir topluluğun, dindarlık gibi dinsel yaşamlarını ve gündelik hayat pratiklerini konu edinen bu çalışma, araştırma sorularını yönlendiren konular etrafındaki teorik tartışmalar ekseninde, saha çalışması verilerine dayandırılmıştır. Bu çerçevede araştırma; Muş ve Sason'da yaşayan Müslüman Ermenilerin dini hayatını ve kendilerini ifade etme biçimlerini, sihir, büyü, türbe ziyaretleri, nazar gibi popüler dindarlık inanış ve biçimlerini, eski inanç, kültür ve geleneklerini yeni dini kimliklerinde ne şekilde sürdürdüklerini nitel araştırma yöntemiyle anlamayı amaçlamıştır. Dinsel hayatın, anlamayı ve yorumlamayı gerektiren yapısı nedeniyle araştırma konusu, derinlikli görüşmeler yoluyla elde edilen veriler üzerinden analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede yapılan bu çalışmada, bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Muş ve Sason'da Ermeniler, çoğu insan tarafından Hıristiyanlıkla eş değer görülmektedir. Araştırma alanında yaşayan Müslüman Ermenilerin çok azının bilerek ve isteyerek Ermeniliklerini ifade edebildikleri, bu çalışmanın ulaştığı bir diğer sonuç olmuştur. Muş ve Sason'da azınlık durumunda yaşayan Müslüman Ermeniler, kendileri için Ermeni isminden ziyade çoğunlukla Müslimin ismini kullanmayı tercih etmişlerdir. Müslüman Ermenilerin dindarlıkları hakkında ulaşılan en temel sonuç, bu etno-dinsel grubun toplumun büyük kesimi tarafından dindar olarak görülmeliridir. Anahtar Kelimeler: Din, Etnik Kimlik, Kültür, Gelenek, Popüler Dindarlık, Müslüman Ermeniler.

Batman-SasonDin sosyolojisiDindarlık+4
Mehmet Ozan Ahnas
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Modern Ortodoks Yahudilik

Tez çalışmasının konusu "Modern Ortodoks Yahudilik"tir. Çalışma giriş, üç bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Giriş kısmında, tez araştırmasının konusu, sınırları, amacı ve önemi anlatılmıştır. Birinci bölümde, "Modern Ortodoks Yahudiliğin Tarihçesi" işlenmiştir. Ayrıca tarihsel süreçte, ilk dönemden modern döneme kadar Yahudi mezhepleri ele alınmıştır. İkinci bölümde, "Modern Ortodoks Yahudilikte İnançlar" ele alınmıştır. Son bölümde ise, "Modern Ortodoks Yahudilikte Uygulamalar" işlenmiştir. Sonuç bölümünde ise çalışmanın genel değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmanın amacı önce inanç ve uygulamalarıyla Modern Ortodoks Yahudiliği ortaya koyarak diğer mezheplerden ayrılan özelliklerini, ana hedef olarak ise Yahudiliğin ana çizgisini oluşturduğunu ortaya koymaktır. Çalışmada Modern Ortodoks Yahudiliğin ilk dönemde Ferisilik, Ortaçağ döneminde ise Rabbani Yahudilik mezhebiyle geleneksel Yahudilik anlayışını benimsemesi açısından birçok alanda benzerlik gösterdiğini ve günümüzde Modern Ortodoks mezhebi adını aldığı tespit edilen noktalardandır. Modern Ortodoks Yahudiliğin inanç ve uygulama hususunda diğer Yahudi mezheplerine oranla çok az değişiklik gösterdiği ve geleneksel Yahudilik çizgisini koruduğu görülmüştür. Ayrıca Modern Ortodoks Yahudiliğin modern zamana ayak uydurmak için temel sayılmayacak noktalarda esneklik gösterdiği gözlemlenmiştir.

DinlerDinler tarihiMezhepler+4
Hüseyin Akdemir
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya bağımlılığının ergenlerde dini tutum ve davranışlarla ilişkisi

Bu çalışmada lise ve üniversitede örgün öğrenim gören ergenlerin sosyal medya bağımlılığı ile dini tutum ve davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca lise ve fakültede örgün öğrenim gören ergenlerin sosyal medya bağımlılığı ve dini tutum ve davranış düzeylerinin cinsiyet, yaş, fakülte, lise, sınıf, kaldığı yer ve ailenin gelir düzeyi değişkenlerine göre aralarında anlamlı düzeyde farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Bu araştırmadaki evrenimizi 2018-2019 eğitim öğretim yılında Siirt İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı liseler ile Siirt Üniversitesinde öğrenim gören ergenler oluşturmaktadır. Örneklemi ise 2018-2019 eğitim öğretim yılında Siirt merkezde bulunan 6 lise ile Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve diğer fakültelerde öğrenim gören ve yaşları 14-22 arası değişen 416'sı kız ve 405'i erkek toplam 821'e kişi oluşturmaktadır. Sonuç olarak 821 katılımcı üzerinde yaptığımız araştırmada dini tutum ve davranış ölçeği ile sosyal medya bağımlılığı ölçeği puan ortalamaları arasında yüksek düzeyde anlamlı ve negatif yönde ilişki tespit edilmiştir. Bu durumda sosyal medya bağımlılığı arttıkça dini tutum ve davranışlarda düşüş meydana gelmektedir. Anahtar sözcükler Din, Dini Tutum, Dini Davranış, Ergenlik, Sosyal Medya, Bağımlılık

BağımlılıkDin psikolojisiDini davranışlar+2
Mehmet Nafih Baydarman
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde psikolojik iyi olma ve şükür arasındaki ilişki üzerine bir araştırma Diyarbakır örneği

Bu çalışmanın amacı ergenlerin psikolojik iyi olma durumları ile şükretme davranışı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma ilişkisel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim – öğretim yılında Diyarbakır ilindeki bazı ortaöğretim kurumlarında eğitim gören 601 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Psikolojik İyi Olma Ölçeği ve Takdir Etme ve Şükür Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 22.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma verilerine göre ergenlerin psikolojik iyi olma düzeyleri ve şükretme arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Araştırmanın ilk bölümünde araştırmayla ilgili genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde psikolojik iyi olma, şükür ve ergenlik kavramları ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkilere ait bilgiler yer almıştır. Dördüncü bölümde bulgular, ilgili araştırmalar ışığında tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Din psikolojisiDiyarbakırErgenler+3
Fatma Betül Ekti
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ebü'l-Fazl Celâlüddîn Abdurrahmân b. Ebî Bekr es-Suyûtî'nin mantık eleştirisi

Bu çalışma, 15. yüzyıl İslâm ilimlerinin her dalında eser vermiş olan Suyûtî'nin hayatını, eserlerini, ondan önceki âlimlerin mantık aleyhine eleştirilerini ve onun, mantık hakkında yazdığı eserleri ele almaktadır. Yaşadığı dönemde Mısır'da Memlükler hüküm sürüyordu. Suyûtî, ülkenin siyasi, ekonomik ve sosyal durumunun zayıfladığı bir dönemde yaşamıştır. Yaptığımız kaynak taramasında Suyûtî'nin tefsir, hadis, fıkıh, kelam, dil, edebiyat ve tarih alanında söz sahibi olacak kadar büyük bir âlim olduğu anlaşılmıştır. Bu alanlarda yüzlerce eser telif etmiştir. Ayrıca mantık alanında Savnü'l-mantık ve'l-kelâm ve el-Kavlü'l maşrik fi'tahrim'il- mantık isimli iki eser yazmış olup e-Hâvî li'l-fetâvâ adlı eserinde ise mantık aleyhine fetva vermiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde Suyûtî'nin hayatı, hocaları, talebeleri ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Suyûtî öncesi âlimlerin mantık ilmi hakkındaki görüşleri incelenmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise Suyûtî'nin mantığın hangi konularını eleştirdiği ve fetvasında mantık ilmi hakkındaki görüşlerini ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Suyûtî, Mantık, Eleştiri, Fetva, Sav'nül-Mantık

Celaleddin es-SuyutiFelsefeFetvalar+3
Abdullah Gül
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır'da Hıristiyan misyonerliği ve misyonerlere bakış

Anadolu, Hıristiyanlık dininin temel taşlarının atıldığı topraklardan biri olduğu için tarihi büyük bir öneme sahiptir. Hıristiyanlık, Anadolu'da 19 asırlık geçmişe sahiptir. Bu topraklardan biri de Diyarbakır'dır. Diyarbakır, M.S. I.yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık ile tanışmıştır. Hıristiyanlık, Diyarbakır'da ilk dönemlerde sistematik olmayan bireysel misyonerlik faaliyetleriyle yayılmıştır. 639 yılından itibaren İslam devlet ve beyliklerin hâkimiyetine geçtikten sonra Diyarbakır'da İslam'a girenlerde artış olmuştur. Hıristiyanlar tüm Türkiye'de olduğu gibi Diyarbakır'da da sayılarını artırmak için misyonerlik faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Şehirde özellikle Katolik ve Protestan misyonerliği faaliyetlerini sürdürmüştür. Son dönemlerde Koreli misyonerler şehirde misyonerlik çalışmaları artırarak sürdürmektedirler. Çalışmamda Diyarbakır'da Hıristiyan misyonerliği ve misyonerlere bakış tarihsel süreçler eşliğinde değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme özellikle şehirde son dönemlerde artan Protestan misyonerliğin çalışmaları esas alınarak yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Diyarbakır, Misyoner, Hıristiyanlık, Hıristiyan Misyonerliği

Dinler tarihiDiyarbakırHristiyanlar+3
Ayşe Can
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Molla Muhammed Bakır Kürdistânî'nin önerme anlayışı

Bu çalışma XIV yy. İslâm düşünürlerinden Sa'düddîn et-Teftâzânî'nin Tehzîbü'l-mantık eserine yazılmış bir şerh olan el-Mantık'ul-mehdevî adlı eserin önermeler bahsini konu edinmektedir. Bu eserin yazarı miladi 20. yüzyılda yaşamış Molla Muhammed Bakır Kürdistânî'dir. Molla Muhammed Bakır bugün İran sınırları içerisindeki Merivan şehrinin Çur Bölgesinde yaşamış Kürt kökenli bir âlimdir. Teftâzânî ile arasında yaklaşık 6 asır gibi bir zaman farkı vardır. Molla Muhammed Bakır Tehzîbü'l-mantık'ta anlatılan konuları örnekler vererek açıklamış ve konuların anlaşılır olabilmesi için gayret sarf etmiştir. Molla Muhammed Bakır tasdikat konusunu tasavvurat konusundan daha geniş işlerken, özellikle önermeler kısmını ayrıntılı bir şekilde ele almıştır. Çalışmamızda, önermeler bahsi ele alınmakta özellikle de kitapta diğer konulara göre daha geniş yer verilen kipli önermeler kısmı ayrıntılarıyla işlenmiştir. Molla Muhammed Bakır'ın önermeler bahsi ile Ali b. Ömer Kâtibî'nin er-Risaletu'ş-şemsiye'si ve Kutbüddin Râzî (ö.1365)'nin Tahrîrü'l-kavâʿidi'l-mantıkıyye fî şerhi'r-Risâleti'ş-şemsiyye adlı eseriyle karşılaştırdık. Bu çalışmamızı Seyyid eş-Şerîf el-Cürcânî (ö.1413)'nin haşiyesiyle de destekledik. Çalışmamız bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; çalışmanın konusu, sınırları, önemi, amacı ve yöntemini ele aldık. Birinci bölümde; mantık ilminin tarihsel süreci ile Molla Muhammed Bakırın hayatı ve eserlerine yer verdik. İkinci bölümde; Molla Muhammed Bakır'ın yüklemli ve şartlı önermeler konusu, üçüncü bölümde ise kipli önerme konularını ele aldık. Anahtar Sözcükler: Teftâzânî, Molla Muhammed Bakır, Mantık, Tasdik, Önerme

Bakır, MuhammedBiyografiDin felsefesi+4
Gülistan Güvener
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Günlük yaşamda dindarlığın psiko-sosyal sonuçları

Bu çalışmada, günlük yaşamda dindarlığın psiko-sosyal sonuçları ele alınmaktadır. Ele alınan konu sosyal psikolojik bir konu olduğu için birçok kaynağın yanında hem din psikolojisinin hem de din sosyolojisinin kaynaklarından yararlanılmıştır. Çalışma, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Girişte her araştırmada olduğu gibi çalışmanın önem ve amacı anlatılmıştır. Buna ek olarak çalışmanın temel taşları olarak görülmesi gereken din, dindarlık, günlük yaşam ve psiko-sosyal kavramları açıklanmıştır. Birinci bölümde Tanrı inancının biyolojik ve psikolojik temelleri, dinin bireysel yaşamdaki fonksiyonu ve günlük yaşama etkisi, dindarlık kriterleri, dindarlığın boyutları ve dindarlık tipleri incelenmiştir. Biyolojik temeller içerisinde Andrew Newberg'ün ve Dean Hamer'ın çalışmalarına yer verilmiştir. Psikolojik temeller içerisinde de Freud'un ideal imgesi, Jung'un arketipleri ve Piaget'nin bilişsel gelişim kuramı inançla ilişkilendirilerek ele alınmıştır. İkinci bölümde din ve sosyal uyum üzerinde araştırmalar yapılmıştır. Daha sonra yaşanılan çevrenin dindarlık olgusu üzerinde ne tür değişiklikler meydana getirdiği ile ilgili analizler yapılmıştır ve geleneksel dindarlık ile kent dindarlığı karşılaştırmalı olarak açıklanma çalışılmıştır. Daha sonra da geleneksel/kırsal dindarlıktan kent dindarlığına geçişte önemli bir aktör olan teknolojik gelişmeler ele alınmış ve bu tür dindarlıkların teknolojik gelişmelerden ne şekilde etkilenmiş olabilecekleri anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Din, Dindarlık, Günlük Yaşam, Psiko-Sosyal.

Din psikolojisiDin sosyolojisiDindarlık+2
Bilal Kartal
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yahudi ve İslâm kaynaklarına göre Hz. Nûh ve Tûfan

Bu tezde, bütün kültürlerin ortak bir öğesi olan tûfan olayı, Yahudi ve İslami bakış açısıyla ele alınmıştır. Bu kapsamda tûfanın sebepleri, sonuçları, bu felaket sonrası insanlığın yeniden türeyişi ve ırklara ayrışması anlatılmıştır. Ayrıca günümüze yansıyan muhtelif tûfan algıları, Nûh'un gemisini arama çalışmaları ve bu esnada etkin olan siyasi, dini, kültürel düşünceler de ortaya koyulmuştur. Bütün bunlar, günümüze kadar yapılan bazı çalışmaların analiziyle sağlanmıştır. Birinci bölümde, su kültü, hayat suyu, su tapımları, su ile temizlenme simgeciliği ve tûfanın etimolojik, mitolojik ve tarihsel anlamları aktarılmıştır. İkinci bölümde tûfan, Nûh'un kişiliği ve ailesinin yanı sıra, tûfanın sebepleri, aşamaları ve sonrasında insanlığın devamı gibi konular Yahudi dinî literatürünün bakış açısıyla sunulmuştur. Üçüncü bölümde İslami literatürde Hz. Nûh, tûfan ve sonrasındaki gelişmeler İslam literatürüne göre anlatılmıştır. Bu bağlamda konuyla ilgili Kur'an âyetleri, rivayetler tefsir, hadis ve tarih kaynaklarındaki yorumlarıyla beraber incelenmiştir. Ayrıca bu bölüm sonunda, Yahudilik ve İslam'daki tûfan anlatımı ve algıları arasında kısa bir karşılaştırma yapılmıştır. Dördüncü bölümde Nûh ve tûfan konusu üzerinde yapılan çağdaş tartışmalar üzerinde durulmuştur. Tûfanın anlamı literal ve mecaz olarak değerlendirilmiş, tûfana kozmik bir felaket olarak bakılmış, yerel olup olmadığı tartışılmış, Nûh'un gemisinin konumu hakkındaki dinî-siyasi polemikler aktarılmış ve konuyla ilgili tarihi, arkeolojik ve bilimsel araştırmalar hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Sonuç olarak bütün kültür, mitoloji ve dinlerde tûfan anlatımlarının ortak noktasının büyük bir su tûfanı, tanrıların seçtiği üstün bir insanın bir gemi yapması ve hayvanlarla bir takım insanların bu gemiye alınıp tûfandan kurtulmaları, diğerlerinin ise yok olması olduğu ortaya konmuştur. Tûfan anlatımlarındaki farklılıkların ise zamanla kültürel ayrışmalar sonucunda oluştuğu belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Nûh, Tûfan, Yahudilik, İslamiyet, Nûh'un gemisi, Semanin Köyü, Su kültü.

HadisHz. NuhKur'an-ı Kerim+5
Zeynep Yiğit
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Federal Almanya Kuzey Ren Westfalya'da İslam din dersleri

Federal Almanya Kuzey Ren Westfalya'da Islam Din Dersi Hakkında Bir Değerlendirme. Bu araştırmanın amacı, öğrenci ve öğrenci velilerinin Almanya Kuzey Ren Westfalya'daki Islam Din Dersi hakkındaki düşünce ve beklentilerini tesbit etmek, elde edilecek veriler çerçevesinde dersin daha verimli hale getirilebilmesi için teklifler sunmaktır. Öğrencilerin % 96,09 u ve velilerin 90,2 si İslam Din Dersi'nin Almanca olmasını anlayışla karşılamaktadırlar. Öğrenciler dinlerini Kur'an ve sünnete uygun ve konunun uzmanı olan (ilahiyatçı) öğretmenlerden öğrenme arzusundadırlar. Türk ve diğer Müslüman ailelerin çoğu Alman vatandaşlığına geçmiş bulunmaktadır. Araştırmamız, İslam Din Dersi'nin, müslüman öğrencilerin Alman toplumuna entegrasyonuna katkı sağladıgını göstermiştir. Şu ana kadar verilen İslam Din Bilgisi Dersi (Islamkundeunterricht), (anayasada ifadesini bulan) Islam Din Dersi (Islamischer Religionsunterricht) için iyi bir temel oluşturmuştur. Anahtar kelimeler: Federal Almanya, Kuzey Ren Westfalya, Nordrhein Westfalen, Islam Dersi, Din Dersi, Almanya`da Islam.

AlmanyaDin eğitimiFederal Almanya+1
Ali Topcuk
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Dini motifli terör örgütlerinin "Şahadet" (Şehitlik) kavramını anlama biçimlerini felsefi açıdan incelenmesi

Hakikatin yalnızca belli zümreye ait olduğuna dair yapılan açıklamalar, şiddet ve terör eylemlerinin meşrulaştırılması için farklı gruplar tarafından kullanıldığı görülmektedir. Dini motifli terör örgütleri de bu eylemlerinin kabul görmesi için en çok "şehitlik" kavramını istismar etmektedirler. Bu kapsamda çalışmada, intihar saldırılarının, sosyolojik, dini ve ideolojik temelleri açıklanarak "şehitlik" anlayışının bu örgütlerce nasıl istismar edildiği analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada öncelikle terörizme kavramsal olarak yaklaşılmış, ardından bu kavramın uluslararası hukuktaki tanımlarına yer verilmiştir. Daha sonra terörizmin diğer suçlardan ayrılan özellikleri belirtilmiş ve terörizmin amaçlarının neler olduğu, hangi etmenlerin terörizme yol açtığı ve bunların sonucunda terörizmin doğurduğu sonuçlar, psikolojik, sosyo-kültürel, siyasal ve ekonomik yönden ele alınmıştır. Ardından dini motifli terörizm, köktencilik, radikalizm ve fundamentalizm kavramları açıklanmıştır. Bunlara istinaden radikalleşmeye neden olan laiklik-teokrasi, İslami modernizm ve muhafazakârlık, sekülerizm-köktencilik kavramlarının radikalleşmeye etkileri belirtilmiştir. Akabinde köktenci hareketlerin tarihsel gelişimi anlatılarak, el-Kaide ve benzeri terör örgütlerinin modern dönemde nasıl kurumsallaştığı ve Vehhabilik anlayışının dini motifli terörizme olan etkisi açıklanmıştır. İntihar eylemi gerçekleştiren kişilerin "cihad ve şehadet" kavramlarını istismar ederek, Kur'an-ı Kerim'in tarihi, siyasi, sosyal yönlerinin hiçbirini hesaba katmadan, yüzeysel bir okuma anlayışı ile subjektif anlayışlarını, mutlak doğru olarak ileri sürdükleri, Kur'an anlayışlarında ise, Selefi/Vehhabi yaklaşımın zahirci yaklaşımından önemli oranda etkilendikleri görülmüştür. Ayrıca intihar saldırıları sonucu dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan Müslümanların, gerçekleşen bu bombalı saldırılar ile geçmişten gelen ibadet ve kişi hakları ile ilgili kazanımlarında kısıtlayıcı tedbirler gerçekleştirildiği ve bu saldırıların İslamafobiya'yı tetiklendiği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Terör, radikalizm, cihad, şehadet, intihar saldırısı.

CihadDin felsefesiDini motifler+7
Mustafa Görgün Bulut
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik sağlamlığın kazanılmasında dini duygu ve düşüncenin rolü ve önemi

Bu çalışmada ahlaki, bireysel ve toplumsal yönden bireyin duygu,düşünce, davranış ve tutumlarının belirlenmesinde sahip olduğu inanç ve değerlerin, insanın psikolojik yönden sağlamlığının oluşmasındaki önemi vurgulanmıştır. Ayrıca insanın yaşamdaki zorluklar karşısında dini inançtan nasıl destek aldığı ve bu sayede psikolojik sağlamlık kazanması üzerinde durulmuştur. Dinin bireye kazandırdığı olumlu dirençle insanın bir çok yönden esnek hareket etmesindeki rolü ve önemi belirtilen çalışmamızda dini inancın fiziksel ve ruhsal yönden insana pozitif katkılar sağlayarak olaylarla baş etmedeki önemine de değinilmiştir. Birinci bölümde, araştırmayla ilgili temel kavramlar ve günümüzde psikologların esneklik kavramı üzerinde önemle durma sebeplerine dair açıklamalar yer almaktadır. İkinci bölümde dini duygu, düşünce, davranış ve tutumları etkileyen yaş, cinsiyet, aile, kırsal-kent yaşantısı, sosyo-ekonomik düzey, eğitim ve cinsellik gibi değişkenler üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise psikolojik sağlamlığın gelişimindeki risk ve koruyucu faktörler, dinin olumlu ve olumsuz etkileri ve psikolojik sağlamlığın ortaya çıktığı durumlar ele alınmıştır. Olumlu dini duygu ve düşünce; manevi çöküşü önleyici bir faktör olmasının yanı sıra, olumlu dini algıların da insanı yaşama bağlayan ve psikolojik sağlığı destekleyen bir direnç olduğunu belirtebiliriz. Anahtar Kelimeler: 1) Psikolojide sağlamlık, 2) Dini Duygu ve Düşünce, 3) Esneklik

Din felsefesiDini davranışlarDini duygular+2
Betül Yurttaş
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Göç bağlamında kadının dinsel dönüşümü (Diyarbakır örneği)

Göç köklü toplumsal değişim süreçlerinden biridir. Dolayısıyla göç ve kentleşme sürecinde diğer toplumsal olgularda meydana gelen değişimle birlikte dindarlığın teorik(inanç), pratik(ibadet) ve sosyal boyutlarında da farklılaşmalar olmaktadır. Türkiye bir göç ülkesi olarak kabul edilmesine rağmen, göç kadın bağlamıyla çok az ele alınmaktadır. Bu çalışmada kadının göç bağlamında yaşadığı dinsel dönüşüm Diyarbakır ölçeğinde incelenmiştir. Göç olgusunun neden olduğu olumsuz sonuçları en fazla yaşayan toplumsal grup kadınlardır. Bununla birlikte göç kadınlar için çeşitli yönlerden modernleşme fırsatları da doğurmaktadır. Ancak bu fırsatların değerlendirilebilmesi kadının din ve dindarlık anlayışı, aile içindeki konumu ve ekonomik şartlarla yakından ilişkilidir. Diyarbakır'da göç, son 15?20 yılda yaşanan yoğun şiddet ortamının da etkisi ile, çok ölçüsüz biri biçimde gelişmiş ve bu yoğun göçle birlikte kent yeniden şekillenmiştir. Araştırma sonucuna göre Diyarbakır'a göç eden kadınların dindarlıklarında nisbi bir artış olmuştur. Özellikle gönüllü olarak göç etmiş, ekonomik durumu iyi olan ve herhangi bir cemaat veya tarikata devam eden kadınlar, dindarlığın sosyal boyutunda diğerlerine göre daha dindardırlar. Orta yaş ve üstü göçmen kadınlar modern anlayış ve uygulamalara daha mesafeli davranırken daha genç olanlar ise bu tür inanç ve uygulamalara karşı daha olumlu bir tavır sergilemektedirler. Kadınlar kırsaldaki popüler inanç ve uygulamaları göçle birlikte kente taşımaktadırlar. Hatta bu tür inanç ve uygulamalarda, göç etmiş kentli kadınlar arasında, çeşitli nedenlerden dolayı (örneğin boş zamanın artması, ulaşımın kolaylaşması, beklentilerin artması vs) bir artış olmuştur. Kadının göç sonrasında geliştirdiği politik tavırları onun dindarlığını da etkilemektedir. Seküler söylemlere sahip oluşumlara katılan kadınların dindarlığında düşüş olmaktadır.

Abdussamet Kaya
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Töre cinayetleri:Diyarbakır'da göç sonrası töre

Toplumsal yapıyı düzene koyan ve birçok olumlu işleve sahip gelenekler, dünyanın birçok yerinde uzun bir tarihsel geçmişi olan namus temelli ölüm cezalarının da kaynağı olmuştur. Özellikle toplumsal değerlerden sapmalara karşı çok katı ve kesin cezalar içeren bu gelenekleri ifade eden töreler, akrabalık dayanışmasının yüksek, eğitim oranının düşük düzeyde olduğu, dışa kapalı toplumlarda kendiliğinden oluşan yasalardır. Aile dayanışmasının erkek otoritesini mutlak hale getirdiği bu tip ortamlarda kadın da otorite altında olan ve erkeğin gücünü namus koduyla taşıyan bir varlık konumunda olmuştur. Cinsel saflığı simgeleyen namus olgusu, toplumda aksi yönde bir kanı uyandıracak her durumu, kadını ortadan kaldırmak için meşru bir gerekçe saymıştır. Bir yöntem olarak şiddetin bütün türleriyle ortak bir paydada buluşan namus cinayetleri kadın-erkek eşitsizliğini çok daha acımasız bir halde ortaya koyduğu için ayrı bir anlama sahiptir. Eğitim imkânlarının yaygınlaşması ve artan şehirleşme oranlarıyla bir düşüş eğilimine girse de namus cinayetleri ataerkil kültürün köklü tarihi üzerinde varlığını hala korumaktadır. Bununla beraber gelişen iletişim teknolojileri, yükselen insan hakları ve kadın özgürlüğü bilinci cinayetlerin eskiye oranla daha çok görünür olmasını ve üzerinde daha çok konuşulmasını sağladı. Namus cinayetleri, geleneksel yaşam tarzının sürdüğü dünyanın bazı bölgelerinde olduğu gibi araştırma alanımız olan Diyarbakır'ın da içinde olduğu ülkemizin doğu bölgelerinde bir gelenek olarak varlığını hala korumaktadır. 90'larda başlayan göç sürecinin yaşattıkları ise bir anda şehre dolan insanların geleneksel değerlerinde bir değişimin başlatıcısı olmuştur. Değişimi yetişkinlere göre daha erken yaşamaya başlayan genç kuşağın isteklerinin ortaya çıkardığı birçok durum ilk zamanlar töre cinayetlerini arttırmış; fakat ekonomik ve sosyal destek ortamlarından olmakla birçok sıkıntı yaşayan göçmenlerin değer yargıları da yavaş yavaş aşınmaya, namus cinayetine gerekçe olabilecek çoğu manzara normal hale gelmeye başlamıştır.

Esra Aslan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Nakşibendilikte kadın (Ulaşlı köyü örneği)

Bilge, Emine, ?Nakşibendilikte Kadın (Ulaşlı Köyü Örneği)? Yüksek Lisans Tezi, Tez Danışmanı, Doç.Dr. Ahmet Taşğın, 154 s.Birey ve toplum hayatını etkileyen en önemli unsurlardan biri din olmuştur. Tarikat en yaygın dini gruplaşma şekillerinden birisidir. Nakşibendilik, sufi geleneğe bağlı bir tarikattır. Nakşibendi tarikatı ülkemizde yaygın bir tarikat olarak varlığını sürdürmeye devam etmektedir.Nakşibendi tarikatı, oldukça eski ve köklü geleneksel kültüre, felsefi ve mistik söyleme sahip olmakla birlikte tarih boyunca farklı yansıma biçimleriyle bireysel ve sosyal yaşamın bir parçası olmuştur.Sosyal bir grup olarak tarikatlar, sosyal bir harekettir. Tarikatlara yönelmenin sosyolojik etkilerinin en önemlisi bireyin ihtiyaç duyma, problem edinme ve bu problemi çözme isteğidir. Bu çalışmada dinden doğan grup olarak tasavvufi mistik yaşayış ve onun teşkilatlanmış şekli olan tarikatın sosyal tezahürleri incelenecektir.Nakşibendi tarikatının kurucu ve isim babası Bahaeddin Nakşibend'dir. Nakşibendi tarikatının Türkiye'de en yaygın kolu Mevlana Halid-i Bağdadi'ye nisbet edilen Halidiye koludur. Halidiye kolunun en geniş etkisi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görül mektedir.Bugüne kadar kadın, din, tasavvuf konularında birçok araştırma yapıldığı halde tasavvufi bir tarikat olan Nakşibendilik bağlamında kadın konusu Din Sosyolojisi açısından araştırılmaya açık bir alan olarak durmaktadır. Nakşibendiliğin kadının sosyal yaşamı üzerinde ne tür etkisinin olduğu ve toplumumuzu tanımamız açısından bu çalışmanın sosyal gerçekliği biraz daha netleştirmesi düşünülmektedirKadınların dini ve sosyal hayatla ilgili istek ve ihtiyaçları Nakşibendi tarikatına yönelmede etkileyici bir faktör olmaktadır. Tarikat, kadınlar için sosyal bir çevre sağlamakta, kadının toplumsal yaşamdaki konumunu meşrulaştırmaktadır.Nakşibendiliğin kadının sosyal, kültürel ve dini yaşamına ilişkin çerçeveyi anlamak için geliştirdiğimiz 81 soruluk anket formu, tarikat hayatı ile birlikte kazanılan inanç bilgi ve tecrübelerin kadının sosyal yaşamı üzerindeki sosyolojik yansımalarını anlamaya yöneliktir. Tarikat ve tarikat liderine olan bağlılık çerçevesinde referans olarak yapılan her türlü tutum ve davranış bunun kapsamı içine girmektedir.Batman'ın Ulaşlı Köyü örneğinden yola çıkarak kırsal alanda gerçekleştirdiğimiz bu çalışmanın Türkiye'deki Din Sosyolojisi çalışmalarına katkı yapması düşünülmektedir.

Emine Bilge
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Tevrat İnciller ve Kur'an'da çatışma ve çözüm

"Tevrat İnciller ve Kur'an'da Çatışma ve Çözüm" adlı çalışmamızda bu kutsal metinlerin çatışma ve çözüme bakışı incelenmiş ve dini kaynaklı çatışmaların ortaya çıkmasında ve çözümünde olası rolleri tartışılmıştır. Bu çalışma Giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde genel olarak çatışma ve çözüm kavramlarından bahsedilirken, birinci bölümde Tevrat'ta Çatışma ve Çözüm halleri incelenmiştir. İkinci bölümde İncillerde Çatışma ve Çözüm ile ilgilidir. Üçüncü ve son bölüm ise Kur'an'da Çatışma ve Çözüm adını taşımaktadır. Çalışmada dikkat çekilen husus, dini kaynaklı olduğu iddia edilen bir çok çatışmanın esasen kutsal metinlerden kaynaklanmadığı bilakis bu kutsal metinlerin çözüme ve barışa ilişkin bir çok hüküm ihtiva ettiğidir.

Kur'an-ı KerimTevratÇatışma+2
Esma Çakır
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Felsefe ve din arasındaki ilişki bağlamında klasik İslam felsefesi'nin rönesans düşünürü Pico Della Mirandola'nın düşüncesinin oluşumuna etkisi

Bu çalışmada klasik İslam filozoflarının Rönesans düşünürü Giovanni Pico della Mirandola'nın düşüncesi üzerindeki etkileri üzerinde durulmaktadır. Etkisi altında kalınan İslam filozoflarının eserleri Latince'ye çevrilmiştir. Mirandola, hümanist teorisini ve metafizik görüşlerini, felsefe ve din arasındaki ilişkiyi temel alarak oluşturmuştur. Bu doğrultuda Mirandola, İslam felsefesinden etkilenmiştir. Rönesans filozofları genel olarak eski Yunan felsefesini canlandırma hedefi gütmüştür. Rönesans filozofları arasında bulunmasından dolayı Mirandola da eski Yunan düşüncesini İslam düşüncesi temelinde incelemiştir. Bu çalışmada, büyük Müslüman filozofların Rönesans düşünürü Pico della Mirandola üzerindeki etkilerini inceleyeceğiz. Birinci bölümde Mirandola'nın hayatı, eserleri, Grek felsefesiyle, Ortaçağ Hristiyan felsefesiyle ve Rönesans felsefesiyle olan ilişkileri ortaya konmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde Mirandola'nın insan anlayışı incelenmiş ve hümanist düşünceleriyle İslam felsefesi arasındaki bağ tespit edilmiştir. Son bölümde ise Mirandola'nın metafizik görüşleri ile İslam felsefesinin kavramları arasındaki benzerlik ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Hümanizm, Metafizik, İnsan, Felsefe, Din.

DinDin felsefesiFelsefe+5
Tuğçe Şensöz
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Modern bilimlerde fen bilimleri ile sosyal bilimler ilişkisi -fizik bilimi örneği-

Fen bilim ile sosyal bilim alanları bilimsel olgunun oluşmaya başladığı ilk dönemlerde bir bütün olarak kabul edilmiştir. Bu çalışmada başlangıçta iç içe olan fakat daha sonraları iki farklı alana ayrılan bu iki bilim dalının ayrılma nedenleri incelenmiş, bu sayede gözden kaçan ya da unutulan kısımlara değinilmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde teorileriyle ?bilimsel bir devrim? gerçekleştirdiği düşünülen Newton anlatıldı. Önce Newton'u önemli kılan sebeplere kısaca değinildi ardından Newton'un görüşleri ve geliştirdiği teorilerin sonuçları anlatıldı. Devamında Newton'un vardığı sonuçların modern bilimin oluşumuna olan katkılarına yer verildi. Bütün bunlara karşın Newton'un yetersiz kaldığı iki temel olgu üzerinde de duruldu. Bunlar: ?Görelilik Teorisi? ve ?Kuantum Teorisi?dir. Son bölümde fen bilimleri ile sosyal bilimlerin ayrıştığı noktalar vurgulanmaya çalışıldı.

Bilim tarihiBilimsel yöntemFen bilgisi+5
Sevil Soysal
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın akademisyenlerin din algılarının sosyolojik tahlili: Dicle Üniversitesi ve Mardin Artuklu üniversitesi örneği

Bu araştırma, kadın akademisyenlerin dini algılayış biçimleri ile teorik ve pratik anlamda dinin akademik cinsiyet eksenli görünümlerini açığa çıkarma, kadın olma ve buna eklemlenmiş akademik kimliğin dini algılamada farklılıklar gösterip göstermediğini, yaş, cinsiyet, medeni durum, sosyal aidiyet gibi değişkenlerin akademik kimlik ile birlikte dini algıda meydana getirdiği değişmeleri incelemektedir. Bu bağlamda Dicle Üniversitesi ve Mardin Artuklu Üniversitesi'nde görev yapan kadın akademisyenlerin dini tutum ve algı düzeyleri tespit edilmiş ve bunların yaş, doğum yeri, medeni durum, gelir düzeyi, akademik kariyer, kendisini feminist olarak görme, her hangi bir sivil toplum kuruluşunun faaliyetine katılma, siyasi parti veya mesleki derneğe üyelik gibi faktörlere göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırma, anılan temel alanlara ilişkin varsayımlardan elde edilen sorun alanlarından oluşturulan soru formu ve anketin uygulanması ile gerçekleştirilmiştir. Sorular, sosyo ekonomik durum, kişisel bilgiler ve kadın akademisyenlerin din algılarının genel dini tutum, inanç ve ibadet boyutlarını ölçmeye yönelik diğer konuları içermiştir. Araştırmanın evreni, Dicle Üniversitesi ve Mardin Artuklu Üniversitesi'nde görev yapan kadın akademisyenlerden oluşmuş ve anket toplam 50 kadın akademisyen üzerinde uygulanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde, SPSS tekniği ile varyans analizi, t testi kullanılmıştır.

DinDin algısıDin anlayışı+4
Nazife Gürhan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Etik açıdan Sokrates ve Platon felsefesinde kendini bilme sorunu

Kendini bilme problemi felsefe tarihinde oldukça fazla yer bulan bir konu alanıdır. Kendini bilme kavramı, Platon ve Sokrates felsefesinde de oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu araştırma tezinde 'kendini bilme' probleminin ya da kavram olarak 'kendini bilme'nin, Platon ve Sokrates felsefesindeki yerinin anlaşılması amaçlanmıştır. Kendini bilme problemi'nin bu felsefedeki yerini daha kapsamlı görebilmek için, Platon ve Sokrates felsefesinde önemli yeri olan erdemler, yine bu felsefede önemli olan 'iyi' ve 'mutluluk' kavramları incelenmiştir. Ayrıca bu kavramlarla 'kendini bilme' kavramı arasında kurulan bağlantılar irdelenmiştir. Ek olarak kendini bilme kavramına yakın anlamlı olduğu düşünülen kavramlar ele alınmıştır.Bu çerçevede ,'kendini bilme' kavramının bu felsefe alanındaki yeri araştırılmış, yine 'kendini bilme' kavramının Platon ve Sokrates felsefesinde temel olarak benimsenen kavramlarla bağlantısı açık şekilde ortaya konmuştur. Araştırma sırasında mutluluk, iyi, bilgelik, cesaret, adalet, ölçülülük gibi kavramlarla 'kendini bilme' kavramı arasında kurulan bağlantılar önemli görülmüş ve ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Tüm bu bağlantılar araştırmayı daha anlamlı hale getirmiştir. Sonuç olarak, Platon ve Sokrates felsefesinde kendini bilme kavramının; insan yaşamını anlamlandıran, insanın kendi yaşamını sorgulamasını sağlayan, hedef ve süreç bazında insanın gelişimi için önemli kriterler sağlayan bir fonksiyonunun olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca kendini bilmek, ahlaki anlamda insanın üstün bir varlık olma özelliğini ortaya çıkarması için; araç olma özelliği taşıyan bir kavram olarak karşımıza çıkmıştır.

ErdemKendini bilmekMutluluk+2
Hidayet Evirgen
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlılık döneminde yalnızlıkla başa çıkmada dinin rolü

İnsanoğlunun yaşamını anlamlandırabilmesinde ve açıklayabilmesinde felsefenin, sosyolojinin, psikolojinin, biyolojinin, edebiyatın ve dinin fonksiyonelliğinin bulunduğu bilinmektedir. Öyle ki söz konusu bu alanlarda gerçekleştirilmiş olan çalışmaların insanların yaşamlarını anlamlı kılmalarında önemli katkıları olmuştur. Nitekim "yaşlılık döneminde yalnızlıkla başa çıkmada dinin rolü" konulu çalışmamızda bu alanların rehberliğinde yaşlılık dönemi, yalnızlık, başa çıkma ve din kavramları çalışma konumuzu ilgilendiren boyutları ile ayrıntılı bir biçimde açıklanmaya çalışılmıştır. Bu çalışma, yaşlılık döneminde yalnızlıkla başa çıkmada din fenomeninin işlevselliğini açıklayabilmeyi ve böylece yaşlılık dönemi ile ilgili din psikolojisi alanında yapılmış çalışmalara katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Yaşlılık dönemine yönelik farklı kaynaklarda olumlu ve olumsuz bakış açılarını yansıtan değişik tanımlamalar ve açıklamalar bulunmaktadır. Bu evreye ilişkin yapılan tanımlama ve açıklamaların nihai varış noktası, bu dönemin insanın varoluş basamaklarının sonunu oluşturduğu ve insanın bu sonun bilincine ulaşmasının onun varoluşunun psikolojik ve dinsel boyutlarına farklı yansımalarının olduğu yönündedir. Yaşlılık döneminde yalnızlık olgusuyla daha fazla karşılaşan ve bunun yaşantılarındaki yansımalarını en aza indirme düşüncesinde olan bireyler, dini başa çıkma olgusundan etkin bir biçimde yararlanmaktadırlar. Bu bağlamda, dini başa çıkma olgusuyla yakından ilişkili olduğu bilinen Allah sevgisi, namaz ibadeti, dua, aile ilişkileri, sıla-i rahim, arkadaşlık ilişkileri, komşuluk ilişkileri ve hasta ziyaretlerinin yaşlılık dönemindeki bireyin yalnızlığı ile başa çıkabilmesindeki rolü ulusal ve uluslararası literatürde yer alan kaynaklar ışığında açıklanmaya çalışılmıştır. Nihayetinde, yaşlılık döneminde yalnızlıkla başa çıkabilmede bu fenomenlerin olumlu rolünün bulunduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, Yalnızlık, Din, Başa Çıkma.

Başa çıkmaDinDin psikolojisi+6
Semra Sarı Çam
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Din ve moda

Moda Fransız ihtilalında aristokratların ayrıştırma aracı; Sanayi Devrimi'nde kapitalist patronların tüketimi artırma aracı, küreselleşme ile birlikte dünya milletlerini tek tipleştirme aracı olmuştur. Tekelci kapitalist gruplar moda ile dünya milletlerini tek tipleştirerek seri üretimleri için uygun hale getirmek istemektedir.Bu hedefte önlerine çıkan en önemli engel dindir. Çünkü dinler, başka dinden olanlara benzemeyi yasaklar. Dinler ayrıca modanın israf, lüks, müstehcen tarzıyla da çatışır.Dini değerleri çıkarlarına ters bulan moda sektörü, din ile girdiği mücadelede dini öğeleri küçük düşürmekte ve kendini yücelterek iktidarı ele geçirmek istemektedir. Modanın Kutsal olanla savaşı sanıldığı gibi bir özgürlük savaşı değildir. Kapitalist bir unsur olarak modanın tek savaşı `para'dır. Bu amaçla basın yayını kullanarak insanlar üzerinde psikolojik baskı kurmaktadır.Çoğu insan küresel modaya teslim olurken, kimileri tamamen teslim olmak yerine modern moda ile uzlaşmaya çalışmıştır. Bu durum dindar modası denen modernize edilmiş dini bir yaşam tarzını ortaya çıkarmıştır.Öte yandan moda dünyasında özellikle son zamanlarda dini öğelerin sıklıkla kullanıldığı görülmektedir. Çalışmalarında dini öğelere yer veren modacıların az bir kısmı bunu inançlarının bir yansıması olarak değerlendirirken çoğunluğu dinlere bir mit olarak yaklaşmaktadır. Çeşitli mitlerden ve kültürel öğelerden faydalanan modacılar, dini öğeleri de mitolojik bir nesne gibi kullanmak istemektedir.Bu çalışma moda ve din arasındaki bu tür ilişkileri konu etmekte ve dini yaşamla modanın birbirlerini nasıl ve ne kadar etkilediğini araştırmaktadır.Anahtar Kelimeler: Din, Moda, Sosyoloji

DinDin sosyolojisiModa
Şahin Gönül
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bir eğitim kurumu olarak Şark Medreseleri: Mardin yöresi örneği

Araştırmada, Doğu-Güneydoğu Medreseleri'nin bir eğitim kurumu olarak niteliği tespit edilmeye çalışılmıştır. Buna göre araştırmada, söz konusu medreselerin terminolojik tanımları, kurumsal yapıları, idari organizasyonları, fiziki/bina yapıları, ekonomik kaynakları, günlük işleri, tatil günleri, sosyal aktiviteleri, eğitim-öğretim amaçları, eğitim-öğretimin temel unsurları olan eğitimcileri, öğrencileri, müfredatı ve okutulan eserleri, ders öğretim/öğrenim yöntem ve teknikleri, eğitim-öğretim dilleri, eğitim-öğretim süresi, mezuniyet törenleri ve medreselerin toplum ile ilişkileri gibi konular üzerinde durulmuştur.2010-2011 yılları arasında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde faaliyet gösteren medreselerin evreni oluşturduğu araştırmada, örneklem alanı olarak Mardin il, ilçe merkez ve kırsalında aktif olarak faaliyet gösteren medreselerden, `maksimum çeşitlilik örneklemesi' yöntemine göre tespit edilen ve kendileriyle görüşme talebine olumlu yanıt veren 8 medrese ele alınmıştır.Araştırma sürecinde, araştırmanın inandırıcılık, aktarılabilirlik, tutarlık ve teyit edilebilirlik gibi özelliklerinin sağlanması için; örneklem çeşitlemesi, uzun süreli etkileşim, görüşme, gözlem, derinlik odaklı veri toplama, betimsel analiz ve katılımcı teyidi gibi yöntemler kullanılmıştır. Ayrıca görüşmelerin yapıldığı medreselerdeki 162 öğrenciye, kendilerine ve medrese kurumuna dair sorular içeren bir anket uygulanmış; anket verilerinin çözümlenmesinde SPSS programı ile deskriptif-frekans analizi, çoklu karşılaştırma testi ve ilişki testi kullanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Din, Sosyoloji, Eğitim, Medrese, Osmanlı, Şark, Doğu, Güneydoğu.

Din eğitimiDin eğitimi kurumlarıDin sosyolojisi+5
Sabahattin Bala
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

9-11 yaş arasındaki çocuklarda mantığın kullanımı

Bu araştırmada, somut işlemler dönemini yaşayan 9-11 yaş arasındaki 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin mantığı kullanma becerisini ölçmek ve dönemin özelliği olan somut düşünme yeteneğinin mantığı kullanma yetisi üzerindeki etkiyi incelemek amaçlanmıştır.Çalışmada 9-11 yaş arasındaki çocukların mantıksal çıkarım yapabilme düzeyi ile farklı sosyo-ekonomik ve kültürel çevrede eğitim gören çocukların mantığı kullanabilme düzeylerindeki farklılıklar belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun için, farklı sosyo-ekonomik ve kültürel çevrelerde bulunan okullarda eğitim gören çocuklara, uzmanlar gözetiminde hazırlanan mantıksal zeka testi uygulanmış ve sonuçlar Post-Hoc LSD analizine tâbi tutularak değerlendirilmiştir.Yapılan analizler sonucunda farklı sosyo-ekonomik ve kültürel çevrelerde bulunan okullarda eğitim gören öğrencilerin mantığı kullanabilme düzeyleri arasında anlamlı derecede farklılık olduğu belirlenmiştir. Araştırma bulgularından hareketle yorum ve önerilerde bulunulmuştur.Anahtar KelimelerMantık, Bilişsel Gelişim, Zihinsel İşleyiş

MantıkMantıksal düşünmeÇocuklar+1
Nurhüda Sözen
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Meşrûtiyetin sosyal kabulü: Diyarbakır ve çevresi örneği

Bu çalışmada II. Meşrutiyet'in İlanı'nın -Diyarbakır ve çevresinde- sosyal kabulü ele alınmıştır. II. Meşrutiyet, Osmanlı Devletinin yarı demokratik yönetime geçtiği bir dönemdir. Bu dönemde İstanbul'da siyasal ve toplumsal hareketlilikler görülmüştür. Bu politik ve toplumsal hareketlilikler birçok araştırmacı tarafından incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde "Meşrutiyet" hakkında genel bilgiler ve Meşrutiyetin arka planı olarak Osmanlı Devlet idaresi ele alınmıştır. Bunun yanında Osmanlı Devletinin 17. ve 18. yüzyılda ki yenilenme faaliyetleri Meşrutiyete hazırlayıcı faaliyetler olarak düşünülmüş ve ele alınmıştır. İkinci bölümde Osmanlı Vilayat-ı Şarkiyesi ve Diyarbakır Vilayeti ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde ise II. Meşrutiyetin Diyarbakır ve çevresindeki yansımaları ele alınmıştır.Anahtar Sözcükler II. Meşrutiyet, Diyarbakır Vilayeti, Sosyal Kabul

DiyarbakırMeşrutiyet IISosyal kabul
Faruk Evrenk
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir levantenleri ve kültürel etkileri

ÖZETİZMİR LEVANTENLERİ VE KÜLTÜREL ETKİLERİLevantenler, 18. ve 19. yüzyıllarda İzmir'in sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarında etkin bir rol oynamışlardır. Bu çalışmada Levantenlerin İzmir tarihi, İzmir'i tercih etme sebepleri, İzmir'e olan katkıları, yaşam biçimleri, ekonomik ve sosyal ilişkileri, dini anlayışları ve eğitim faaliyetleri irdelenmiştir.Birinci bölümde; Levanten kavramı üzerine yapılan değerlendirmeler, ait oldukları kimlik yapıları, İzmir'de Levanten hayatın başlangıç aşamaları, İzmir'i tercih etme nedenleri genişlemesine araştırılarak, bir veri elde edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, Levantenlerin daha çok hangi milletlerden oldukları da incelenerek, gerek Türklerle ve gerekse birbirleriyle olan ilişkileri anlatılmıştır.İkinci bölümde; daha çok Levantenlerin Eğitim ve Ekonomi alanındaki çalışmaları ele alınırken, öncelikle Türk Eğitim Tarihinde yabancı okulların genel durumundan bahsedilerek bir çerçeve çizilmiştir. Daha sonra diğer azınlıkların ve Levanten toplumların eğitim faaliyetleri hakkında farklı kaynaklardan bilgiler verilerek, çeşitli görsellerle desteklenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda, Levantenlerin İzmir eğitiminde oldukça etkin bir rol oynadığını görmek mümkündür.Üçüncü bölümünde ise; Levantenlerde Dini ve Sosyo-Kültürel Hayat Anlayışı konularına değinilmiştir. Dini ayinler, ibadethaneler ve diğer toplumlarla olan dini münasebetlerden bahsedilmiştir. Araştırmalarımız sırasında, Avrupalı doğulular diye de bahsedilen Levantenler ile Rumlar arasında dini açıdan birçok anlaşmazlıkların ve kavgaların çıktığını görüyoruz. Bu anlaşmazlıklar zaman zaman diğer yabancı toplumları etkisi altına almış, bu durum çeşitli çatışmaları da beraberinde getirmiştir.Son bölümde ise, İzmir'in Levanten yapıları üzerinde durulmuştur. Levanten evleri, İzmir'in mimarlık tarihinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Günümüze ancak bir kısmı ulaşmış olan, çoğu Bornova ve Buca'da bulunan bu yapıların bazıları son yıllardaki yenileme çalışmalarıyla eski görkemlerine kavuşmuşlardır.ANAHTAR KELİMELERLevanten, Yunan, Osmanlı, Ermeni, Bornova, Kolej, İzmir

AzınlıklarDin anlayışıDini yapı+7
Salih Narin
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bulanık mantık

Bu tez çalışmamızda akıl, mantık ve zihinsel faaliyetler bakımından insanın akıl yürütme ve karar verme süreçleri olan mantık bilimi ile mantık-dil ilişkisi ve yeni fizik teorileri ile bulanık mantık düşüncesine nasıl ulaşıldığı vurgulanacaktır.Çalışmamızın birinci bölümünde iki değerli klasik mantığı ve sembolik mantığı inceledik. İkinci bölümde de bilim ve zihinsel faaliyetlerimiz açısından dil, düşünce ve matematik bağlamında mantık konusu ile birlikte bulanık mantığın düşünsel bir paradigma değişimi olarak ortaya çıkmasını sağlayan yeni fizik araştırmaları ve neticesinde ortaya atılan kuantum fiziği teorileri de bir diğer basamağımız oldu. Üçüncü bölümde de bulanık mantığı kavramsal açıdan ele alarak bulanık mantık sisteminin genel özellikleri ile felsefi olarak düşünce dünyamızda yaptığı değişimleri inceledik. En son olarak da bulanık mantık fikrinin teknoloji alanında uygulanması ile ilgili birtakım bilgiler verdik.Anahtar Sözcükler :Mantık, Kıyas, Bulanık Mantık, Kuantum Fiziği, Dil ve Zihin

Bulanık mantıkKuantum fiziğiKıyas+1
İbrahim Karataş
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye-Avrupa birliği ilişkilerinde dinin rolü

Türkiye'nin "uzun ince bir yol" benzetmesiyle nitelendirilen AB'ye üyelik serüveninde, ilişkilerin resmi olarak başladığı 1959 yılından bugüne çok büyük bir mesafe alındığını öne sürmek mümkün değil. Türkiye'nin üyeliğine pratik nedenlerle (ülkenin büyüklüğü, yoksulluk, kırsal yapı, komşu ülkelerin istikrarsızlığı gibi) yapılan itirazların yanı sıra, kültürel-dinsel yapıyı temel alan itirazlar da yükselerek artmış, "Türkiye'nin Avrupa'nınkinden farklı bir kültürel-dinsel tarihe ve uyumsuz değerler sistemine sahip olduğu" iddiası siyasi ve dini birçok çevre tarafından yüksek sesle ifade edilir olmuştur. Türkiye'nin AB ülkeleri ile kıyaslandığında sahip olduğu farklılıklar, ya da AB ülke vatandaşlarının farklılık olarak gördüğü değerler, Türkiye'nin AB üyeliğinin her yönüyle –özellikle kültürel, dinsel ve ekonomik boyutu– tartışılmasına yol açmaktadır. Bu çalışmayla amacımız Türkiye'nin AB üyelik sürecinin önündeki en önemli engellerden biri olduğunu düşündüğümüz kültürel ve dini farklılıkların, Türkiye-AB ilişkilerini siyasi ve sosyal alanda etkileme düzeyini ortaya koymaktır. Bu bağlamda, Türkiye'nin Avrupa normlarına uyumu konusunda, kültürel faktörlerin, özellikle de dinin, üyelik sürecinde oynadığı rolün ortaya konması, ilişkilerin seyrini anlamak açısından gerekli görünmektedir. Bu gereklilikten dolayı, Türkiye-AB arasındaki ilişkilerde "tarafların sahip oldukları dini inançların, bütünleşme müzakerelerine ne ölçüde etki ettiği ve kamuoyunu ne düzeyde etkilediği" tarihsel bellekteki imgelerin de etkisiyle ele alınmıştır. Bu gereksinimden hareketle din faktörünün Avrupa kimliği içindeki önemi, üyelik sürecine etkisi ve Türkiye'nin farklı dini ve kültürüyle bu kimliğe potansiyel katkısı, bu çalışmada ele alınan başlıklar arasındadır. Bu yönüyle tez, Türkiye'nin farklı dini/kültürel geleneği ile AB normlarına uyum sağlayabilmesi konusunda bir analiz sunmayı, Türkiye-AB ilişkilerinde dini kanaatler ve tercihlerin tarafların karar verme süreçleri üzerindeki etkilerinin bir değerlendirmesini yapmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Avrupa Birliği, Din, Kimlik, Kültür, Modernleşme, Küreselleşme, Sekülerleşme

Avrupa BirliğiDinDin felsefesi+6
Bekir Emiroğlu
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yapılandırmacı yaklaşımın 7E öğrenme modeline göre Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi 6. sınıf İslam'ın sakınılmasını istediği bazı davranışlar ünitesinin örnek ders işlenişleri

Bu çalışmada yapılandırmacı yaklaşımın 7E öğrenme modeline göre din kültürü ve ahlak bilgisi dersi 6. sınıf İslam?ın sakınılmasını istediği bazı davranışlar ünitesinin örnekleri geliştirilmiştir. Çalışma Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmenleri için yapılandırmacı yaklaşımın 7E öğrenme modeline göre ders işleniş örneklerini göstermeyi amaçlamaktadır. Çalışmada ünite konuları için örnek etkinlikler ve çalışma yaprakları yer almaktadır. Yapılandırmacı yaklaşımın 7E öğrenme modeline göre din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde uygulanabilecek bir yöntem olduğu tespit edilmiştir. Öğrenenin aşamalı olarak öğrendiği ve her basamağında öğrenmede aktif yer aldığı bir öğrenme modelidir. Anahtar Kelimeler: Yapılandırmacı yaklaşım, 7E Öğrenme Modeli, İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi

Ahmet Çın
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yapılandırmacı yaklaşımın 7E öğrenme modeline göre Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi 8. sınıf islam dinine göre kötü alışkanlıklar ünitesinin örnek ders işlenişleri

Çalışmada 8. sınıf İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ?İslam Dinine Göre Kötü Alışkanlıklar? ünitesi için 7E öğrenme modeline göre ders işleniş örnekleri geliştirilmiştir.Çalışma Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmenleri için yapılandırmacı yaklaşımın 7E öğrenme modeline göre ders işleniş örneklerini göstermeyi amaçlamaktadır. Çalışmada ünite konuları için örnek etkinlikler ve çalışma yaprakları yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Yapılandırmacı Yaklaşım, 7E Öğrenme Modeli, İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi

Din eğitimi
Kazim Selek
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00