Bursa Technical University
Discipline

Business Administration

Bursa Technical University

11,208

Archived Theses

33

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Endüstriyel ürün pazarlamasında kamu kurumlarının rekabet gücü açısından yeniden yapılandırılması TEMSAN örneği

Günümüzde artan rekabet koşullarında firmalar rakip firmalara göre rekabet üstünlüğü elde etmek ve bu üstünlüğü sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlamaktadır. Kamu kuruluşları faaliyet gösterdikleri pazarlar içerisinde özel kuruluşlarla rekabet etmek durumdadırlar. Çalışmaya konu olan Temsan bu kamu kuruluşlarından biridir. Bu çalışmanın temel amacı, Temsan firması için rekabet gücünü belirleyen faktörleri belirlemek ve bunu arttırmayı sağlayacak öneriler geliştirmektir. Bunun yanında araştırma sonunda ortaya konacak öneriler doğrultusunda enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için kurulan Temsan açısından rekabetçiliği arttırıcı yeniden yapılandırma seçenekleri sunabilmektir. Bir kamu kuruluşu olan Temsan'ın rekabet gücü açısından incelenmesini amaçlayan bu çalışma nitel bir araştırmadır. Nitel araştırmalarda amaç, insanların bulundukları çevre ve buradaki tecrübelerini nasıl algıladıkları ve nasıl yorumladıklarını analiz etmektir. Bu araştırmanın verilerini elde etmek için nitel araştırmalarda kullanılan veri toplama yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yardımıyla çözümlenerek temalar altında yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuç kısmında Temsan firmasının rekabet açısından sahip olduğu üstünlükler ve zayıflıklar açıklanmış, firmanın rekabet gücü elde etmesi için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Rekabet, Rekabet Gücü, Temsan, Endüstriyel Pazarlama.

Endüstriyel pazarlamaEndüstriyel ürünKamu kuruluşları+5
Onur Şaylan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal sürdürülebilirlik perspektifinde işletmelerin finansal performansının analizi ve yatırımcı davranışları üzerine bir araştırma: BİST Sürdürülebilirlik Endeksinde bir uygulama

Artan teknolojik gelişmeler ile birlikte günümüzde işletmelerin küresel rekabet ortamında varlıklarını sürdürmeleri, işletmelere bir takım avantajlar sağlamasının yanında sorunlar da getirmiştir. Karşılaşılan sorunlarla birlikte işletmelerin varlıklarını gelecekte nasıl sürdürebilecekleri konusunda tartışmalar ortaya çıkmış ve bunun sonucunda Sürdürülebilirlik kavramı doğmuştur. İşletmelerin var oldukları çevrelerine karşı bir takım sosyal ve çevresel sorumlulukları oluşmuştur. Günümüzde işletmelerin varlıklarını sürdürmelerinde ekonomik performanslarının yanında sosyal ve çevresel performansları da önemli hale gelmiştir. İşletmelerin varlıklarını sürdürülebilir kılmalarında sosyal, çevresel ve ekonomik performansları Kurumsal Sürdürülebilirlik kavramını ortaya çıkartmıştır. İktisadi bir kuruluş olan işletmelerin varlıklarını sürdürmelerinde kurumsal olarak sürdürülebilir çalışmalar yapmaları kaçınılmaz bir hale gelişmiştir. Bu bağlamda Türkiye'de Borsa İstanbul bünyesinde kurulmuş olan Sürdürülebilirlik Endeksi işletmelerin kurumsal sürdürülebilirlik çalışmalarına olanak sağlamaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de Borsa İstanbul BIST-Sürdürülebilirlik Endeksi'ne kote olan işletmelerin ekonomik açıdan kurumsal sürdürülebilirlikleri ile yatırımcı davranışları arasındaki ilişki istatistiksel analizler ve grafiksel çizimler yapılarak değerlendirilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda gelecekte yapılacak olan çalışmalara atıflarda bulunularak bir takım öneriler getirilmiştir.

Finansal performansKurumsal sürdürülebilirlikSürdürülebilir gelişme+2
Ali Kestane
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü ile bağlı 13 ilçe nüfus müdürlüklerinde hizmet kalitesinin Servqual analizi ile ölçülmesi

Günümüz piyasasının rekabet koşullarında insana ve onun ürettiği hizmete duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu sebeple, hizmet sektörü uluslararası pazarda önemli bir yer edinmeye başlamış, sektörün gelişimini sağlayacak en önemli unsur olan kalite düzeyinin ölçülmesi ve gerekli müdahaleler sonucunda artırılması için bir çok çalışma yapılmıştır. Çalışma kapsamında hizmet kavramı bu çerçevede ele alınmış; hizmet kalitesi, hizmet kalitesini etkileyen faktörler ve hizmet kalitesinin ölçümüne yönelik yöntemler işlenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde hizmet ve kalite kavramlarının kuramsal çerçevesi çizilirken, hizmet kalitesi kavramının tanımı ve boyutları ele alınmış; ikinci bölümde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü teşkilat yapısı ve hizmet anlayışı Kütahya İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü özelinden örnekler sunarak anlatılmış; üçüncü bölümde de Parasuraman, Zeithaml ve Berry tarafından geliştirilen Servqual hizmet kalitesi ölçüm modeli kullanılarak Kütahya İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü ile bağlı 13 ilçe nüfus müdürlüğünde bir alan araştırması yapılarak, beklenen ve algılanan hizmet kalite düzeyi ölçümüne yönelik istatistiki datalara yer verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde elde edilen bulgular değerlendirilerek, hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hizmet, Hizmet Kalitesi, Hizmet Kalitesi Boyutları, Beklenen Kalite, Algılanan Kalite, Servqual Ölçeği, Nüfus Müdürlükleri.

Algılanan kaliteHizmet kalitesiKalite+4
Zekiye Uğurlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Olgun örgütlerde iç girişimciliğin canlandırılmasında örgütsel zekânın rolü

Örgütlerin hayatlarındaki artan rekabet olgusu ve çıktı sundukları müşteri kitlesinin tercihlerindeki değişimler, örgütlerin kendilerini yenilemelerini zorunlu kılan sebeplerdendir. Örgütler kendilerini yenileyemedikleri sürece, tıpkı bir mamulün yaşam eğrisindeki gibi ömürleri sona erecektir. Tam tersine, yenilik faaliyetini içinde barındıran iç girişimcilik ise örgütü geleceğe hazırlayacak ve ayakta tutacak dinamizmi ona sunacaktır. Örgütlerin yaşamları çeşitli evrelerden oluşmaktadır ve olgunluk evresi de bunlardan birisidir. Örgütün olgunluk evresinin belirleyicileri; sektörün olgunluk evresine geçmiş olması, örgütteki çalışan sayısı, örgütün yaşı, büyüklüğü, büyüme oranı, satış oranları, merkezileşme derecesi, verimlilik ve nakit yapısı gibi kriterlerden oluşmaktadır. Örgütler için olgunluk evresini takip eden aşama 'yenilenme' ya da 'çöküş' aşamalarıdır. Bu çalışmada, olgun örgütlerin yitirdikleri ileri sürülen iç girişimciliklerinin tekrar canlandırılmasında, örgütsel zekânın oynadığı rol incelenmiştir. Bu amaçla özel bir bankanın bölge müdürlüğü ve bölge müdürlüğüne bağlı 39 banka şubesindeki toplam 317 banka çalışanı üzerinde yapılan uygulama sonuçları, SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Çalışmada örgütsel zekâ ve iç girişimcilik değişkenleri arasındaki etkiler bir model yardımıyla incelenmiştir. Değişkenler arasındaki etkiler incelendiğinde, alan yazındaki araştırmalara benzer bulgulara ulaşılmıştır. Yapılan alan araştırmasının analizleri sonucunda, örgütsel zekânın iç girişimcilik üzerinde pozitif yönlü bir etkisi bulunduğu, bazı örgütsel zekâ ve iç girişimcilik boyutlarının demografik faktörlere göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Araştırmada literatürde yeteri kadar incelenmemiş olan örgütsel zekâ değişkeni ile iç girişimcilik değişkeni arasındaki ilişki ortaya konulmuş ve alan yazına katkı sağlayacak yeni ilişkiler tespit edilerek, gelecekte araştırma yapacak kişilere öneride bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Olgun Örgüt, Örgütsel Zekâ, İç Girişimcilik, Stratejik Yenilik

GirişimcilikÖrgüt içi girişimcilikÖrgütsel zeka
Bayram Alamur
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal girişimcilik odaklı örgüt iklimi oluşturma: Dumlupınar Üniversitesi'nde bir uygulama

Sosyal girişimcilik birçok sektörde sosyal değer ve değişim oluşturmak ya da sosyal gerekleri karşılamak adına fırsatların peşinden gidildiği yenilikçi bir süreç olarak değerlendirmiştir. Yepyeni kaynaklar bulma ve bu kaynakları farklı bir şekilde birleştirmeyle ortaya çıkan sosyal girişimcilik, toplum için sosyal değer oluşturma çabasıdır. Örgüt iklimi kavramı ise çalışma çevresiyle ilgili olup örgütün daha çok psikolojik yönünü ifade etmektedir. Kurum içinde hâkim olan bu iklim çalışanların duygularını, davranışlarını ve tutumlarını etkilemekte dolayısıyla kurumların başarısında önemli bir etken olabilmektedir. Üniversiteler sosyal girişimciliğin toplum bazında gerçekleşmesinde son derece önemlidir. Dolayısıyla bu çalışmada öncelikli hedef üniversitelerde sosyal girişimciliği geliştirmek ve yaygınlaştırmak için nasıl bir örgüt iklimine sahip üniversite modeline ihtiyaç duyulduğunun araştırılmasıdır. Bu amaçla çalışma Dumlupınar Üniversitesi'nde görev yapan 182 akademik personel ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada değişkenler arasındaki ilişki ve etkileşim korelasyon analizi ve kurulan regresyon modellerine yönelik hipotezlerin test edilmesi ile belirlenmiştir. Yapılan analizler kurulan regresyon modellerini doğrulayarak değişkenler arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu göstermiştir. Örgüt ikliminin sosyal girişimciliği etkilediği tespit edilerek üniversitede hâkim olan samimi bir iklimin var olan yönetici desteği ile birlikte sosyal girişimliği pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Girişimcilik, Örgüt İklimi, Üniversite.

Sosyal girişimciÖrgüt iklimiÜniversiteler
Canan Kırmızı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Mobbing ve örgüt kültürü arasındaki ilişki: Dumlumpınar Üniversitesi'nde bir uygulama

Günümüz koşullarında örgütlerin sadece faaliyette bulunduğu alandaki başarısı, küresel rekabet ortamında yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle örgütler rakiplerden farklı ürün ve hizmet üretimi sırasında; misyon, vizyon, değer ve ilkeleri kapsayan güçlü bir örgüt kültürüne de ihtiyaç duymaktadırlar. Diğer taraftan örgütler çalışma ortamında da pek çok sorunla karşılaşmaktadırlar. Çalışanların uyumsuzluğu ve çalışma atmosferinin sağlıksız olması örgütün varlığını da tehlikeye sokmaktadır. Bu nedenle son zamanlarda yönetim psikolojisi alanında çalışanlara verilen önem ve değer, çalışanların sosyal ihtiyaçları ve özlük hakları vb. gibi konular önem kazanmış ve araştırmalara konu olmuştur. Sistematik, aşağılayıcı psikolojik baskı, haksız söz ve davranışlarını içeren mobbing davranışı, pek çok nedenden kaynaklanmaktadır ve cinsiyet fark etmeksizin hemen hemen her organizasyonda görülmektedir. Bu çalışmanın amacı mobbingi önleyebilmek için, mağdur ve yöneticilere yol göstermek ve mobbing ve örgüt kültürü arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde mobbing kavramı, tarihçesi, tanımı, nedenleri teorik çerçevede incelenmiş ve mobbingle mücadele yöntemleri ele alınmıştır. İkinci bölümde kültür ve örgüt kültürü kavramı ve örgüt kültürünü oluşturan ögeler tanımlanmış, örgüt kültürünü oluşturmada modeller açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise örgüt kültürü ve mobbing arasındaki ilişki Dumlupınar Üniversitesi'nde bir uygulama ile analiz edilmiştir. Bulgular sonuçları ile yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Yıldırma, Örgüt Kültürü, Kültür.

MobbingÖrgüt kültürüÜniversite personeli+1
Aslı Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversitelerde stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından analizi: Kamu üniversiteleri örneği

Stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından analizinde örgüt yapısının tasarımı, denetleme sisteminin tasarımı kurumsal yapıya bağlı olarak strateji, yapı ve denetim uyumunun belirli bir ahenk içinde olmasının sağlanması ve tüm bunlardan sonra da değişimin yönetimi ve hayata geçirilmesi kurumsal stratejik yönetim anlayışı sürecinin temel öğeleri olarak değerlendirilmelidir. Belirlenen amaçların gerçekleştirilmesinde uygulanacak seçeneklerin hedeflere yönelik olarak iç ve dış kaynakların neler olduğuna, iç ve dış koşulların neler olduğuna ve iç ve dış paydaşların koşullarıyla bağdaştırılması stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri üzerindeki etkileri stratejilerin belirlenmesi aşamasında önem kazanmaktadır. Bu çalışmada üniversitelerde stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından analizi ve uygulanabilirliği konusunda araştırmalara yer verilmiştir. Üniversitelerde stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından uygulanabilirliğine ilişkin stratejik yönetimin mahiyeti tanımı ve özellikleri ile ilgili kavramsal açıklamalara yer verilmiştir. Ayrıca üniversitelerde stratejik yönetim ve temel yönetim süreçleri açısından analizine yer verilmiştir. Stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından değerlendirilmesi için hazırlanan anketteki sorulan sorular, istatistiksel analizlerde elde edilebilir, ölçülebilir şekilde hazırlanmıştır.

Stratejik yönetimYönetimYönetim süreci+2
Hasan Başaran
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal zeka boyutları ile tükenmişlik boyutları arasındaki ilişki: Dumlupınar Üniversitesinde bir uygulama

Bu araştırmada ana amaç, iş yaşamında önemi giderek artan bir kavram olan ''sosyal zeka'' ile ''tükenmişlik'' konularını irdelemek ve sosyal zeka düzeylerinin tükenmişlik üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Araştırma örneklemini, 2014/2015 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Kütahya' da Dumlupınar Üniversitesi Evliya Çelebi ve Germiyan yerleşkelerinde bulunan fakülte ve meslek yüksekokulları akademisyenleri içerisinden 163 akademisyen oluşturmaktadır. Veri edinme araçları olarak Demografik bilgileri içeren form, Tromso Sosyal Zeka Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada veri edinmek için kullanılan Tromso Sosyal Zeka Ölçeği'nde Silvera Sosyal Zeka Modeli, Maslach Tükenmişlik Ölçeği'nde Maslach Tükenmişlik Modeli baz alınmıştır. Verilerin analizi SPSS 18.0.1 paket programı vasıtasıyla yapılmıştır. Hipotezlerin test edilmesi için bağımsız örneklemlerin tespiti için t testi, tek yönlü varyans (Anova) analizi, varyans analizine göre farklılıkların kaynağını tespit etmek için Scheffe çoklu karşılaştırma testi ile değişkenler arasındaki ilişkinin tespit edilmesi için Pearson korelasyon analizi gibi analizler kullanılmıştır. Birinci bölümde zeka kavramı, çoklu zeka kavramı ve sosyal zeka kavramı ve sosyal zeka modellerine yer verilmiş, ikinci bölümde, tükenmişlik kavramı ve tükenmişlikle ilgili diğer ayrıntılar, tükenmişlik modellerine yer verilmiş, üçüncü bölümde sosyal zeka ve tükenmişliğin birlikte ele alındığı, Dumlupınar Üniversitesi akademisyenlerinin yanıtladığı anketlerin analizi ile sonuç ve öneriler ele alınmıştır. Araştırma neticesinde, sosyal zeka düzeyi boyutlarından sosyal beceri ile tükenmişlik boyutlarından kişisel başarı hissinde azalma arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda negatif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Sosyal zeka düzeyi boyutlarından sosyal bilgi süreci ile tükenmişlik boyutlarından kişisel başarı hissinde azalma arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sosyal zeka düzeyi boyutlarından sosyal farkındalık ile tükenmişlik boyutlarından duygusal tükenme arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sosyal zeka boyutlarından sosyal farkındalık ile tükenmişlik boyutlarından duyarsızlaşma arasında yapılan korelasyon analizi sonucuna göre negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sosyal zeka boyutlarından sosyal farkındalık ile tükenmişlik boyutlarından kişisel başarı hissinde azalma arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sosyal zeka düzeyi boyutlarından sosyal beceri ile çalışma süreleri arasında yapılan tek yönlü varyans analizi sonucunda pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Tükenmişlik boyutlarından kişisel başarı hissinde azalma ile unvanlar arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Akademisyen, Zeka, Zeka Düzeyi, Sosyal Zeka, Tükenmişlik

AkademisyenlerSosyal zekaTükenmişlik+2
Metin Berk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

İşletmelerin sürdürülebilir rekabet gücü ve rekabet üstünlüğü sağlamada verecekleri stratejik kararların kaynak tüketim muhasebesi modeliyle doğrulanmasına yönelik amprik bir çalışma

Dünya çapında artan küreselleşme olgusu ile birlikte günümüzde faaliyet gösteren işletmeler, kendilerini şiddetli bir rekabet ortamının içinde bulmaktadır. İşletmelerin böyle bir ortamda hayatta kalabilmelerinin yolu rakip işletmeler ile rekabet edebilme yeterliliğine sahip olmalarından ve hatta rakipleri karşısında sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde edebilmelerinden geçmektedir. İşletmelerin rakiplerine karşı sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde edebilmelerini sağlayan temel argümalarından birisi de maliyet bilgileridir. Bu nedenle üretim işletmelerinde üretim süreci sonucunda ortaya çıkan maliyetlerin doğru, güvenilir, yeterli, gerçeğe uygun ve detaylı olarak saptanması ve üretilen mamul maliyetlerinin de benzer niteliklere sahip maliyet bilgilerine dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, geliştirilen maliyetleme modellerinin en temel amacı, üretilen mamullerin maliyetlerinin; doğru, güvenilir, yeterli, gerçeğe uygun ve detaylı olarak hesaplanmasını sağlamaktır. Ancak gerek geleneksel maliyetleme modelleri gerekse çağdaş maliyetleme modelleri istenilen nitelikte maliyet bilgilerini tam olarak üretmekte yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle çağdaş maliyetleme modellerinin eksikliklerini gidermek amacı ile kaynak tüketim muhasebesi modeli adı altında yeni bir maliyetleme modeli geliştirilmiştir. Bu çalışmanın temel amacı; geliştirilen kaynak tüketim muhasebesi modelini bir üretim işletmesinde kurmak, modelde üretilen maliyet ve yönetim muhasebesi bilgileri aracılığıyla, işletme yöneticilerinin sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamada verecekleri fiyatlandırma kararlarını desteklemektir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kavramsal çerçeve başlığı altında rekabet kavramı ve kaynak tabanlı yaklaşım kavramı ayrıntılı olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde kaynak tüketim muhasebesi modeli ve analize tabi diğer maliyetleme modelleri (geleneksel maliyetleme modeli, faaliyet tabanlı maliyetleme modeli ve zamana dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme modeli) açıklanmış ve karşılaştırmalı olarak ele alınıp değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde analize tabi maliyetleme modelleri (kaynak tüketim muhasebesi modeli, geleneksel maliyetleme modeli, faaliyet tabanlı maliyetleme modeli ve zamana dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme modeli) bir üretim işletmesinde uygulanarak sonuçlar alınmıştır. Alınan sonuçlar karşılaştırmalı olarak analiz edilerek değerlendirilmiştir. Son bölümde ise işletme yöneticileri tarafından verilecek fiyatlandırma kararları analize tabi maliyetleme modelleri kapsamında analiz edilmiştir.

MaliyetlemeMuhasebeRekabet+4
Kadir Tutkavul
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin girişimcilik eğilimlerinin belirlenmesi: Dumlupınar Üniversitesinde bir araştırma

Girişimci, değer yaratan ve toplumların ekonomik olarak refah seviyesini arttıran bir üretim faktörüdür. Girişimcilik, az gelişmiş ülkelerde oluşumun ve dönüşümün, gelişmiş ülkelerde ise bolluk ve rahatlığın yapı taşıdır. Girişimcilik, tüketimi fırsata dönüştürebilen öngörü olarak tanımlanabilir. Girişimcilik eğilimi ise eğitim, risk, inanç ve fırsatları fark edip değerlendirebilme yetisinin oluşturduğu bir fonksiyondur. Kişiler eğitim vasıtasıyla var olan özelliklerini geliştirerek başarılı olma ihtimallerini arttırırlar. Bu çalışmanın birinci bölümünde literatür çalışması yapılarak girişimcilik, girişimciliğin önemi ve girişimciliğe etki eden faktörlerin çerçevesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise girişimci kişilik ve girişimcilik eğiliminin kavramsal çerçevesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise bu kavramsal çerçeve doğrultusunda girişimcilik ile ilgili araştırmalar, yöntem ve bulgular belirlenmiştir. Bu bulgular ışığında lisans ve önlisans düzeyinde teknik ve sosyal eğitim alan öğrencilerin girişimcilik eğilimlerinin karşılaştırılmasına yorum ve sonuçlarla katkı vermek amaçlanmıştır. Çalışmanın sonucunda önlisans ve lisans düzeyinde eğitim alan son sınıf öğrencilerinin girişimcilik eğilimleri arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Yine teknik ve sosyal eğitim alan son sınıf öğrencileri arasında girişimcilik eğilimi bakımından anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Ancak, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde eğitim alan son sınıf öğrencilerinin girişimcilik eğilimlerinin, Mühendislik Fakültesinde eğitim alan son sınıf öğrencilerinin girişimcilik eğilimlerinden yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

GirişimcilerGirişimcilikÜniversite öğrencileri
Latif Özbay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsız denetimin kalite göstergesi olarak şeffaflık raporlaması ve denetim kalitesiyle ilişkisi üzerine bir araştırma

Bağımsız denetim gelişmiş ekonomilerde kurumsallaşmış kuruluşlarla yürütülmekte ve bu kuruluşların denetimi gittikçe önem kazanmaktadır. Günümüzde bağımsız denetim kuruluşlarının denetim standartlarına uygun bir denetim yapıp yapmadıklarının denetlenmesi, denetimle ilgili düzenlemeler yapan kuruluşların önemli sorunlarından biridir. Denetim kuruluşlarının denetlenmesiyle ilgili değişik yapılanmaların olduğu görülmektedir. Bu yapılanmalardan biri de şeffaflık raporlamasıdır. Şeffaflık raporu, kullanıcıları açısından denetimin kalitesi hakkında yargılarda bulunmak için değerli bir belgedir. Bu çalışmada; denetim kuruluşlarının şeffaflık raporunun içerik ve sunumunun denetim kalitesiyle ilişkisi kurulmuş, bu ilişki derecelendirilerek elde edilen not denetim faaliyetinin kalitesi hakkında denetim kuruluşlarına kalite kontrol sistemlerini geliştirmeye yönelik geri bildirim oluşturmaya çalışılmıştır. Türkiye'de faaliyette bulunan ve Kamu Gözetimi Kurumu'ndan bağımsız denetim yetkisi alan 28 denetim kuruluşunun 2014 yılı şeffaflık raporlarının içerik ve sunum şeklinden elde edilen bilgiler değerlendirilerek denetim kalite notları belirlenmiştir. Uyguladığımız dereceleme modeli, 28 denetim kuruluşuna farklı derece notu çıkardığından önerdiğimiz dereceleme modelinin geçerli olduğunu göstermiştir. Şeffaflık raporundaki bilgiler içerik ve sunum bakımından dört kategoride derecelendirilmiştir. Çalışmamızın Kamu Gözetimi Kurumu açısından, denetim kuruluşlarının kalite kontrol standartlarına uygunluklarının denetimine yönelik bir mekanizma olması beklenmektedir. Şeffaflık raporlaması derecesi puanı olması gereken puandan daha düşük olan denetim kuruluşları için kalite kontrol sistemlerinde neler yapması konusunda geri bildirim oluşturması, denetim kuruluşlarının asgaride kaliteli denetim yapmalarını sağlayacak yapıları oluşturması ve bu yapılara süreklilik sağlaması için yol göstereceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Bağımsız Denetim ġeffaflık Raporu, ġeffaflık Raporlaması, Denetim Kalitesi Derecelendirme

Bağımsız denetimBağımsız denetim kuruluşlarıDenetim+4
Ebru Sarica
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yıkıcı liderlik algısı ve tükenmişlik arasındaki ilişki: Bankacılık sektöründe bir inceleme

Son yıllarda çalışma hayatında daha sık gözlemlenen tükenmişlik sendromuna neden olan etmenler, kişinin kişisel özellikleri yanında örgütsel faktörlere göre de değişiklik gösterebilmektedir. Sosyal bir varlık olan bireyin grup olarak hareket etme isteğinin doğal bir sonucu olarak örgüt içerisinde bir lidere gereksinim duyulmaktadır. Liderinin örgüt içerisinde sergilemiş olduğu yıkıcı tutum ve davranışlar çalışanların tükenmişlik halini etkileyebilmektedir. Dolayısı ile bu çalışmanın amacı; yıkıcı liderlik algısının, tükenmişliğin bir öncülü olduğu varsayımından hareketle bankacılık sektörü çalışanlarında yıkıcı liderlik algısı ile tükenmişlik ilişkisini ampirik olarak belirlemektir. Bu bağlamda yıkıcı liderliğin alt boyutlarının, tükenmişliğin alt boyutları üzerindeki doğrudan etkileri araştırılacaktır. Bu kapsamda araştırma kamu ve özel banka çalışanlarına yönelik yapılmıştır. Araştırmaya, 81'i kadın 53'ü erkek olmak üzere toplam 134 kişi katılmıştır. Araştırma problemine uygun bir model seçilmiş olup, verilerin toplanmasında yansız örnekleme tekniklerine başvurulmuş ve verilerin analizinde parametrik ve non-parametrik testlerden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre ; yöneticilerin sergilemiş olduğu yıkıcı liderliğin alt boyutlarından aşırı otoriterlik ve liderlik için yetkin olmamanın, çalışanların tükenmişlik durumunu etkilediği tespit edilmiştir. Yöneticinin sergilediği yıkıcı liderlik özelliğinin diğer alt boyutları ise çalışanların tükenmişlik durumu üzerinde herhangi bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yıkıcı Liderlik, Tükenmişlik, Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma, Kişisel Başarım Hissinde Azalma, Aşırı Otoriterlik, Yetkin Olmamak, Etik Dışı Davranış, Adam Kayırma, Teknoloji Ve Değişime Direnme, Astlara Karşı Duyarsızlık

Banka çalışanlarıBankacılık sektörüBankalar+5
Mustafa Kıyıkcı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel vatandaşlık davranışı ve Whistleblowing ilişkisine yönelik bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, örgütsel vatandaşlık davranışı ve whistleblowing davranışı ile bu kavramlar arasındaki ilişkinin açıklanmasıdır. Çalışmada öncelikle geniş bir literatür taraması yapılarak örgütsel vatandaşlık davranışı ve whistleblowing kavramları teorik çerçevede sunulmuştur. İlk iki bölümde kavramların tanımı, boyutları, kavramları etkileyen faktörler, önceller ve bunların sonuçları ele alınmıştır. Son bölümde akademisyenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları ile whistleblowing davranışları arasında bir ilişki olup olmadığı araştırılmıştır. Her iki davranış da fazladan rol (extra-role) davranışlarıdır ve bu ortak noktalarından hareketle, yüksek derecede örgütsel vatandaşlık davranışı olan bireylerin aynı zamanda whistleblowing eğilimlerinin de artabileceği düşünülmüştür. Tezin araştırması Dumlupınar Üniversitesi'nde çalışan 226 akademik personelin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları akademisyenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı algı düzeylerinin oldukça yüksek olduğunu göstermiştir; akademisyenlerin içsel whistleblowing ve sessiz kalma algı düzeyleri yüksek, açıktan ifşa algı düzeyleri orta ve dışsal whistleblowing ve gizli ifşa algı düzeyleri düşük bulunmuştur. Yapılan korelasyon analizi sonucunda örgütsel vatandaşlık davranışının diğerkamlık, sivil erdem ve nezaket tabanlı bilgilendirme boyutları ile içsel ve açıktan ifşa boyutu arasında pozitif yönlü ilişki tespit edilirken dışsal ve gizli ifşa boyutları ile ilişkisi olmadığı bulunmuştur. Örgütsel vatandaşlık davranışının centilmenlik boyutu ile dışsal whistleblowing ve gizli ifşa boyutları arasında negatif yönlü, sessiz kalma boyutu ile arasında pozitif yönlü ilişki olduğu ancak içsel whistleblowing ve açıktan ifşa boyutu ile arasında ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

AkademisyenlerWhistleblowingÖrgütsel vatandaşlık+1
Bekir Alper Büyükarslan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

İşyerlerinde makyavelizm ve örgütsel sinizm arasındaki ilişki: Kütahya ili banka personeli üzerine bir uygulama

Amacın aracı meşrulaştırdığı bir kişilik özellği olarak karşımıza çıkan Makyavelizm, örgütsel politikaların önemli aktörlerindendir. Amacına ulaşmak için hiçbir kural tanımayan makyavelist yöneticiler tutumlarıyla personellerinin örgütsel sinizm yaşamalarına sebep olurken, makyavelist bireyler ise amaçlarına ulaşamamaları durumunda da örgütsel sinizm yaşayacaktır. Bu bağlamda yapılan araştırmanın amacı; uygulama kapsamına alınan sektördeki çalışanların Makyavelizm düzeyleri ile sinik tutumları arasındaki ilişkinin varlığının tespit edilmesidir. Araştırma kapsamında çalışmanın amacına uygun olarak Makyavelizm ve Örgütsel sinizm arasında ki ilişkiyi ölçmek adına anket yöntemine başvurulmuştur. Veriler; Kütahya ili ve ilçelerinde bulunan 16 farklı bankaya ait 69 adet şubede araştırmaya katılan 174 adet personelden elde edilmiştir. Araştırma sonuçları; frekans dağılımları, ilişkisiz ölçüm t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson korelasyon analizi ve çoklu regreson analizi kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma sonucunda Makyavelizm ile örgütsel sinizm ve örgütsel sinizmin alt boyutları arasında düşük ve orta düzeyde doğru yönlü anlamlı ilişkilerin var olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Makyavelizm, Sinizm, Örgütsel Sinizm, Örgütsel Politika, Örgütsel Politika Algısı.

Banka çalışanlarıBankalarMakyavelizm+4
Enes Şefik Aksoy
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal tüketicilerden faiz dışında alınacak ücret, komisyon ve masraflara ilişkin yönetmelik taslağının Borsa İstanbul'da işlem gören banka hisse senedi getirilerine etkisi

Türk bankacılık sektöründe, bankalar tarafından sunulan ürün ve hizmetler karşılığında finansal tüketicilerden alınan ücret, komisyon ve masraflar gerek kamuoyu, gerek medya, gerekse de tüketici hakem heyetleri vb. gibi pek çok platformda gündeme gelmiş, yoğun tartışmalara ve müşteri şikayetlerine konu olmuştur. Kamuoyunu uzun süre meşgul eden bu konu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 21 Ağustos 2014 tarihinde yayımlanan bir yönetmelik taslağıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Yukarıda sözü edilen yönetmelik taslağının kamuoyuna duyurulmasının, Borsa İstanbul'da işlem gören bankaların hisse senedi getirileri üzerindeki kısa vadeli etkilerinin incelenmesi ve Borsa İstanbul Pay Piyasası için yarı-güçlü formda piyasa etkinliği hipotezinin geçerli olup olmadığı, çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Bu çerçevede, olay çalışması metodolojisinin kullanıldığı çalışmada, 11 bankadan oluşan bir örneklem setinden yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, yönetmelik taslağı duyurusunun olay tarihinde ve sonrasındaki günlerde hisse senedi getirileri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı anormal bir tepki yaratmadığını, olay tarihi öncesindeki belirli günlerde ve dönemlerde istatistiksel anlamlılığa sahip anormal getirilerin elde edilebildiğini, olayın piyasa oyuncuları tarafından önceden tahmin edildiğini, öngörüldüğünü ve Borsa İstanbul Pay Piyasası'nın yarı-güçlü formda etkin olduğunu, göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Anormal Getiri, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Etkin Piyasalar Hipotezi, Olay Çalışması, Yarı-Güçlü Formda Piyasa Etkinliği.

Banka hisseleriBankacılık Düzenleme ve Denetleme KurumuBankacılık işlemleri+6
Ramazan Baş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kâr amaçsız örgütlerden vakıflarda iç denetim faaliyetinin uluslararası iç denetim standartları açısından incelenmesine yönelik bir araştırma

Vakıflar, toplumsal hayatın çoğu alanındaki işlevleri ile özel sektör ve kamu kesiminin ardından üçüncü sektörün içerisinde kâr amacı gütmeyen örgütlerdendir. Diğer örgüt ve organizasyonlarda olduğu gibi vakıflar da çeşitli denetimlere tabidir. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu ile ülkemizde uygulanmasına başlanılan vakıfların iç denetim faaliyetinin başarısında; uluslararası iç denetim standartlarına uyumun sağlanması, iç kontrol sistemlerinin kurulması ve kurumsal yönetim ilkelerinin hayata geçirilmesi önem arz eden hususlardır. İç denetim fonksiyonu, bir örgütün faaliyetlerinin geliştirilmesi ve onlara değer katılması amacını güden bağımsız ve objektif güvence veren ve danışmanlık sağlayan bir faaliyettir. İç kontrol sistemi ise, yönetimce oluşturulan organizasyon, prosedür ve süreçler ile iç denetimi de içeren mali ve diğer kontroller bütünüdür. Çalışmada, vakıflarda iç denetim mevzuatı uluslararası denetim standartları ile karşılaştırılarak vakıf yöneticilerinin iç denetim faaliyetleri hakkında farkındalıkları araştırılmıştır. Bu kapsamda, çalışmanın ilk bölümünde genel olarak vakıflar ile ilgili kavramsal çerçeve ve düzenlemeler açıklanmıştır. İkinci bölümde, iç denetim ve iç kontrol kavramları, ülkemizde gelişimi, iç kontrol sistemi, iç kontrol modelleri, iç denetim, iç kontrol ilişkisi ve iç kontrolün etkinliği hususları belirtilmiştir. Son olarak, uluslararası iç denetim standartları açısından vakıflarda iç denetim faaliyetleri karşılaştırılarak uyum düzeyleri, vakıflarda iç denetim ve iç kontrol yapıları ve vakıf yöneticilerinin farkındalıklarının belirlenmesine yönelik bir araştırma çalışması yapılmıştır.

DenetimKar amacı gütmeyen kuruluşlarStandartlar+3
Kerim Alaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Mobbing'in çalışan performansına etkisi: İnşaat mühendisleri üzerine uygulama

Hızla yaşanan küreselleşme nedeniyle işletmeler her geçen gün daha zor şartlar altında faaliyet göstermek zorunda kalmaktadırlar. İşletmenin başarılı ya da başarısız olmasında en büyük etkenin insan faktörü olduğu düşünüldüğünde bu durum da çalışanlara yansımaktadır. Çalışanların performanslarının yüksek olması işletmeler açısından istenen bir durumdur. Zaman zaman çalışanların duygusal açıdan yaralandığı veya baskı altında kaldığı durumlarda yönetimin de duyarsız olması nedeniyle çalışanlar mobbinge maruz kalmakta ve performansları düşmektedir. 1980'li yılların sonunda Heinz Leymann tarafından tanımlanan "mobbing" olgusu, iş yerleri için giderek büyük bir problem olmaktadır. Mobbing, oluşturduğu bireysel ve örgütsel sonuçlarla hiç kimsenin görmezlikten gelemeyeceği yıkıcı sonuçlara neden olabilir. Buradan hareketle çalışmada, Ankara İnşaat Mühendisleri Odasına kayıtlı olan ve bir kurum veya işletmede çalışan mühendislerin, mobbinge maruz kalıp kalmadıklarını ortaya çıkarmak ve bunun da çalışma performansını ne yönde etkilediğinin bulunması amaçlanmaktadır. Anket tekniğiyle toplanan veriler SPSS 18 paket programıyla analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, mobbingin boyutlarından kendini gösterme ve iletişim, sosyal ilişkiler, itibara saldırı, yaşam ve iş kalitesi boyutlarıyla çalışan performansı arasında anlamlı bir ilişkinin ve etkinin olmadığı, çalışan sağlığı ile negatif yönlü bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, çalışan sağlığının çalışan performansını etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

MobbingPerformansPerformans değerlendirme+2
Ergün Özdemir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Beş faktör kişilik özelliklerinin akıl hocalığı (Mentorluk) eğilimi üzerine etkisi (Psikolojik danışman ve rehber öğretmenler üzerinde bir araştırma)

Bilim insanları kişilik özelliklerinin tespiti konusunda genel olarak bir uzlaşma sağlamış ve büyük beşli ya da beş faktör kişilik özellikleri olarak adlandırabileceğimiz; nevrotiklik, dışa dönüklük, gelişime açıklık, uyumluluk ve öz-disiplin özelliklerinin insanlarda ortak kişilik özellikleri olduğu sonucuna varılmışlardır. Bireysel ya da kurumsal bilgi, tecrübe ve uygulama biçimlerinin yeni kuşaklara aktarılması konusunda yaşanan güçlükler uygulanmaya yönelik bilgi aktarımına olan ihtiyacı artırmıştır. Türkçeye akıl hocalığı olarak çevrilen mentorluk kavramı bu boşluğu doldurmak üzere kavramsallaştırılmış ve günümüzde birçok alanda uygulamaya konulmuştur. Beş faktör kişilik özelliklerinin akıl hocalığı eğilimi üzerine etkisini incelemeyi amaçlayan bu çalışmada evren, Türkiye'de mentorluk potansiyeline sahip meslek gruplarının başında gelen 3910 psikolojik danışman ve rehber öğretmenden oluşmaktadır. 6 farklı ilde 692 personele kolayda örnekleme yöntemi ile ulaşılmış ve anketler yüz yüze görüşülerek gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler, beş faktör kişilik özellikleri ile akıl hocalığı eğilimi alt boyutları arasında ilişki olduğunu göstermektedir. Akıl hocalığının kariyer geliştirme desteği ile psikolojik destek alt boyutlarının her ikisine de beş faktör kişilik özellikleri alt boyutlarından öz-disipilin, dışa dönüklük ve gelişime açıklık boyutlarının etkisinin olduğu, nevrotiktik ve uyumluluğun ise etkisinin olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Beş Faktör Kişilik Özellikleri, Mentorluk, Akıl Hocalığı, Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen.

Beş faktör kişilik modeliKişilik özellikleriMentorluk+2
Aydın Ak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Tedarikçi bölgelerinde kümelenme ve otomotiv sektöründen uygulamalar

Globalleşmenin firmalara, bölgelere ve kümelere sağladığı fırsatlar ve tehditlerle birlikte, son yıllarda kümelerin giderek tedarik zincirinin bir parçası haline gelmeleri de yadsınamayan bir gerçektir. Hemen hemen tüm sektörlerde tasarımdan tüketime ve geri dönüşümü de kapsayacak şekilde tedarik zinciri dünyanın farklı bölgelerine dağılmış ve farklılaşan tedarik yapısının bir parçası olan kümelerde yaşam alanları olan tedarik zincirleri içerisinde aktif rol oynamaya başlamışlardır. Günümüzde tedarik zincirlerinin bölgesel halkalarını kümeler olarak nitelendirmek mümkündür. Diğer taraftan firmaların ve kümelerin başarısında, faaliyet gösterdikleri bölgenin özellikleri de önemli bir faktördür. Bölgelerin üstün rekabetçi avantajlara sahip olabilmesi bu bölgelerde yer alacak firmaları ve kümeleri daha nitelikli hale getirebilmektedir. Bölgelerin rekabetçi güce sahip olabilmelerinin arkasındaki güç ise lojistik süreçler, ilişki düzeyi, satışlar, esneklik, inovasyon, ürün geliştirme düzeyi olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, tedarik zinciri yönetimi ve tedarikçi değerlendirme yaklaşımları açıklanmıştır. Ayrıca bu bölümde kavramlar arası ilişkilere yer verilerek tedarikçiler açısından değerlendirme yapılmıştır. İkinci bölümde, lojistikten kısmen bahsedilmiş ve otomotiv sektörü açısından değerlendirmesi yapılmıştır. Üçüncü, bölümde otomotiv sektörünün geldiği nokta hakkında bilgi verildikten sonra Tedarikçi Bölgeleri ve Kümelenme literatürüne değinilmiştir. Dördüncü bölüm de ise merkezi, Gebze'de bulunan Taşıt Araçları Yan Sanayicileri (TAYSAD) ve/veya Konya Otomotiv Sanayi İş Kümesine üye, işletmelerden elde edilen anket verileri analiz edilerek yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Otomotiv Lojistiği, Tedarik Zinciri, Tedarikçi Değerlendirme Yaklaşımları, Lojistik Süreç, İlişki Düzeyi, Satışlar, Esneklik, İnovasyon, AR-GE/ÜR-GE, Küme/Kümelenme.

KümelemeLojistikOtomotiv sektörü+2
Süleyman Tiryaki
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İçsel pazarlamanın, örgütsel bağlılık ve iş ahlakı üzerine etkisi

İçsel pazarlama, çalışanın bir iç müşteri olarak benimsenmesi durumunda, işletmeler etkin ve kaliteli hizmet sunabilmektedir. Çalışanın istek ve ihtiyaçlarının karşılanması, motivasyon arttırılması asıl amaç olan dış müşteri üzerinde etkili olmasını sağlamaktadır. Öte yandan örgütsel bağlılık ve iş ahlakı, laiki ile uygulanmış olan içsel pazarlama felsefesi çerçevesinde kabul ve yön bulmaktadır. Bu çalışma ile en üst düzeyden en alt düzeye kadar tüm otel çalışanlara içsel pazarlama, örgütsel bağlılık ve iş ahlakı ile ilgili yüz yüze anket çalışması uygulanmıştır. Ölçeklerin güvenirlik katsayıları SPSS 23.0 paket programıyla belirlenirken, geçerlik belirleme amaçlı yapılan doğrulayıcı faktör analizi için Mplus programı kullanılmıştır. Ölçeklerin geçerlik-güvenirlik analizlerinin yapılasının ardından alt problemler çerçevesinde yapısal eşitlik modeli çalışması yürütülmüştür. Güral Premier Tekirova Otelinde gerçekleştirilen araştırmanın sonucunda elde edilen tüm değerler incelendiğinde, araştırmanın bağımsız değişkeni olan içsel pazarlamanın örgütsel bağlılık ve iş ahlakı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ve oldukça yüksek bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Ahlakı, İçsel Pazarlama, Örgütsel Bağlılık.

PazarlamaÖrgütsel bağlılıkİç müşteri+2
Kudret Özgün
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üretici firmalarda e ticaretin rekabet gücüne etkisi; Keramika örneği

Dünya'daki her şeyin artık parmaklarımız ucunda olması neticesinde tüketiciler teknolojinin hayatımızın ayrılmaz bir hal almasından istifade ederek artık firmaların satış stratejilerini geliştirmek zorunda bırakmaktadır. Global piyasa ekonomileri ile yarışan yerli üretici firmalar, rekabet koşullarına uyum sağlamak ve hatta rekabet üstünlüğü sağlamayı hedeflemektedirler. Rekabet'in her geçen gün daha da zorlaştığı bir ortamda fark yaratabilen işletmeler ayakta kalabilecektir. Bunu başarmak için de kusursuz satış sonrası hizmet ve güven unsuru ile bu rekabet ortamından sıyrılabilen firmalar ortaya çıkacaktır. Çalışmaya konu olan Keramika, üretici olup satış kanallarından biri olarak e-ticareti kullanmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı; Keramika'da e-ticaretin rekabet gücüne etkisini belirlemek ve bunu artırmayı sağlayacak öneriler geliştirmektir. Bunun yanında araştırma sonucunda ortaya çıkacak öneriler doğrultusunda e-ticaret aracılığıyla rekabet ortamının Keramika'ya kattığı değer ve e ticaret ile yapılabilir proje seçenekleri sunabilmektir. Keramika'da e-ticaretin rekabet gücüne etkisinin incelenmesini amaçlayan bu çalışma nitel bir araştırma olup; amacı kişi ya da kişilerin içerisinde bulundukları çevre ve bu çevreden elde ettikleri tecrübelerini nasıl algıladıklarını, nasıl yorumladıklarını analiz etmektir. Araştırmanın verilerini elde etmek için veri toplama yöntemlerinden biri olan yarı yapılanmış görüşme yöntemi kullanılmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, içerik analizi yardımıyla çözümlenerek temalar altında yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda; Keramika firmasında, e-ticaretin üretici firma olarak rekabet gücüne etkisinin sahip olduğu üstünlükler ve zayıflıklar açıklanmış, firmanın mevcut durumuna göre öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: E-Ticaret, Rekabet, Rekabet Gücü, Keramika.

Elektronik ticaretRekabetRekabet gücü+2
Tuğba Öztürk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Tedarik zinciri risklerinin azaltılmasında işbirliği yaklaşımı: Üretim işletmelerinde bir araştırma

Tedarik zinciri riskleri son dönemde dünya ticaretinde ve ekonomilerinde yaşanan dalgalanmalardan dolayı tedarik zinciri yönetimi literatürünün en önemli konularından biri haline gelmiştir. Tedarik zinciri risk yönetiminde en önemli soru riskin ne olduğudur. Genel olarak tedarik zinciri riskleri dışsal riskler, tedarik zinciri boyunca ancak işletme dışı riskler ve işletme içi riskler olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Tedarik zinciri yönetiminde risk yönetimi süreci risklerin tanımlanması, ölçülmesi ve değerlendirilmesi, uygun risk yönetiminin seçilmesi, risk yönetimin stratejisinin uygulanması ve risklerin azaltılması şeklinde ifade edilmiştir. Uygun risk yönetim stratejisi sürecinin içeriğini tedarik zinciri zaaflarını giderilmesine yönelik uygun risk azaltma yönteminin bulunmasıdır. İşbirliği bu anlamda önleyici bir risk yönetim ve azaltma stratejisi olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada risk değişkenlik temelli bir yaklaşımla tedarik zincirinin hedeflerinden saplamalar olarak değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda operasyonel seviyede tedarik zinciri boyunca ancak işletme dışı riskler olarak adlandırılan; talep riskleri ve tedarik riskleri ele alınmıştır. Tedarik zincirlerinde işbirliği ise tedarikçi işbirliği ve müşteri işbirliği olarak ele alınmış ve talep ve tedarik riskleri ile ilişkilendirilmiştir. Türkiye'de yer alan sanayi işletmelerinin tedarik zincirleri boyunca operasyonel risklerinin azaltılmasında işbirliği faaliyetlerinin etkisinin ortaya konması çalışmanın ana amacıdır. Bu amaca yönelik olarak İstanbul Sanayi Odası tarafından 2014 yılına ilişkin belirlenen Türkiye'nin en büyük bin sanayi işletmesi uygulama alanı olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında anket uygulamasında Dumlupınar Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonundan proje desteği sağlanmıştır ve toplam 214 işletmeden anketler yoluyla veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri, Tedarik Zinciri Yönetimi, Tedarik Zinciri İşbirliği, Tedarikçi İşbirliği, Müşteri İşbirliği, Tedarik Zinciri Risk Yönetimi, Talep Riski, Tedarik Riski.

RiskRisk azaltma yöntemleriRisk yönetimi+4
Ali Çağrı Buran
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebede ihtiyatlılık ve kurumsal yönetim: Borsa İstanbul üzerine ampirik bir uygulama

Bu çalışmanın amacı, muhasebede ihtiyatlılık kavramının ve kurumsal yönetim anlayışının önemini ortaya koymaktır. Son yıllarda yaşanan küresel skandallar muhasebe uygulamalarına karşı bir güvensizliği de beraberinde getirmiştir. Muhasebe uygulamalarını etkileyen unsurlarından biri olan ihtiyatlılık kavramı kurumsal yönetim anlayışıyla beraber finansal tablolarda sunulan bilgilerin güvenilirliğini etkilemektedir. Çalışmada, Eviews programı kullanılarak Kamu Aydınlatma Platformu BİST 100 endeksine tabi şirketlerde ihtiyatlılığı etkileyen faktörlerin neler olduğu araştırılmaktadır. Bu kapsamda panel veri analiz yöntemi kullanılarak 2006-2013 yılları arasında şirketlerin ihtiyatlılık uygulamalarıyla ilgili değişkenler arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Bölümün sonunda, elde edilen bulgular ile bu ilişki hakkında genel bir değerlendirme yapılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Muhasebede İhtiyatlılık, Kurumsal Yönetim, Tahakkuk.

Kurumsal yönetimMuhasebeTahakkuk+1
Zeynep Gülben Polat
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik sözleşme ve işten ayrılma eğilimi arasındaki ilişkide algılanan örgütsel desteğin aracılık etkisi: Kütahya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünde bir uygulama

Bu araştırmanın temel amacı; psikolojik sözleşme ile işten ayrılma eğilimi arasındaki ilişkide algılanan örgütsel desteğin aracılık etkisinin tespit edilmesidir. Araştırmada öncelikle psikolojik sözleşme, algılanan örgütsel destek ve işten ayrılma eğilimi kuramsal olarak ele alınmış ve Kütahya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne müracaat eden işten ayrılma eğilimine sahip olduğu düşünülen 300 çalışan üzerinde bir anket çalışması uygulanmıştır. Araştırmada bağımsız değişken psikolojik sözleşmenin işlemsel ve ilişkisel alt boyutları, aracı değişken algılanan örgütsel destek ve bağımlı değişken olarak da işten ayrılma eğilimi arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılması amacıyla hiyerarşik regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca kontrol değişkenleri olan yaş, cinsiyet, öğrenim, meslek gibi çalışanların demografik özellikleriyle alakalı yukarıda sözü edilen değişkenlere ilişkin hipotezlerin test edilmesinde "t –Testi" ve "ANOVA" analizlerinden yararlanılmıştır. Psikolojik sözleşmenin alt boyutları ayrı ayrı hiyerarşik regresyon analizine tabi tutulmuştur. İşlemsel alt boyut işten ayrılma eğilimini anlamlı olarak etkilerken algılanan örgütsel desteğin analize dahil edilmesiyle anlamını yitirmiştir. Böylece algılanan örgütsel desteğin tam aracılık etkisi oluşmuştur. İlişkisel alt boyutun ise anlamlı etkisi devam etmiş ancak etki katsayısı azalmıştır. Böylece algılanan örgütsel desteğin kısmi aracılık etkisi oluşmuştur. Aracılık etkilerini teyit etmek amacıyla analizlere sobel testi yapılmış ve Sobel (z) anlamlı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sözleşme, Algılanan Örgütsel Destek, İşten Ayrılma Eğilimi.

Algılanan örgütsel destekPsikolojik sözleşmeÖrgütsel destek+1
Zeynep Demirci Tüzün
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Halkla ilişkilerin kurumsal itibar üzerindeki etkisine yönelik bir araştırma

Küreselleşen günümüz dünyasında ürün ve hizmetlerde çeşitlilik, hedef kitlenin internet vb. araçlar aracılığı ile giderek bilinçlenmesi kurumlar arasında rekabet ortamının doğmasına yol açmıştır. Kurumlar bu rekabet ortamında ürün ve hizmetlerini tüketicilere tanıtmak, kurumla ilgili hedef kitleye bilgi aktarmak ve hedef kitleden gelen geri beslemelerle bünyesinde faaliyette bulunduğu kuruma katkıda olumlu girdilerde bulunması amacıyla halkla ilişkiler birimlerini oluşturmuşlardır. Halkla ilişkiler birimleri uyguladıkları bir takım metodlarla bu rekabet ortamında kurumlarının bir adım önde olmasını sağlamak ve müşteri kitlesini arttırarak kuruluşun itibarını arttırmayı hedeflemektedirler. Bu çalışma kapsamında araştırma için oluşturulan hipotezler, korelasyon ve regrsyon analizleri yardımıyla test edilmiş ve çoklu regresyon analizi sonucunda kurumsal itibar üzerinde halkla ilişkiler boyutlarından "Tanıtma" ve "Tanıma", boyutlarının pozitif etkisinin olduğuna ulaşılmıştır. Bu çalışmada halkla ilişkilerin kurumsal itibar üzerindeki etkisine teorik olarak değinilmiş ve Kütahya Belediyesinde toplam 128 yönetici ve çalışan ile Kütahya Merkez İlçede yaşayan 410 vatandaşın katılımıyla yapılan anket çalışması ile bu iki kavramın birbiri üzerindeki etkisi korelasyon ve regresyon analizleriyle incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, İtibar ve Kurumsal İtibar,

Halkla ilişkilerKorelasyon analiziKurumsal itibar+2
Mesut Uğurlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankacılığında müşteri değeri oluşturma ve Kuveyt Türk katılım bankası: Kütahya örneği

Dünya'da faizsiz bankacılığın yaygınlaşması ile birlikte muhafazakâr müşteri kayıpları yaşayan ülkeler faizsiz bankacılığa yönelmeye başlamıştır. Türkiye'de 1980'li yıllarda faizsiz bankacılığa yönelmek istemiştir. Çünkü faizden hoşlanmayan müşterileri (tasarruf sahiplerini) kazanmak istemişlerdir. Faizsiz bankacılığı tercih eden tasarruf sahiplerinin fonları faizsiz bankaların olmamasından dolayı ülke ekonomisini olumsuz etkilemektedir. Bu olumsuzluğu ortadan kaldırmak adına ülkemizde faizsiz esasa göre çalışan Özel Finans Kurumlarının yasal çerçevesi 1983 yılında yürürlüğe girmiştir. Daha sonrasında sırasıyla teker teker diğer bankalar kurulmaya başlanmıştır. Özel finans kurumları adı 2005 yılında katılım bankaları olarak değiştirilmiştir. Bu çalışmamızda birinci bölümde banka, banka türleri, katılım bankalarına ve çeşitlerine değinilmiştir. İkinci bölümde ise değer kavramına, müşteri değeri kavramına ve özellikleri anlatılmıştır. Son bölümde ise Kütahya ilinde Kuveyt Türk katılım bankasında müşteri değeri üzerine anket çalışmasıyla katılım bankacılığında müşteri değerinin nasıl oluşturulacağına yönelik bir araştırma yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bankacılık, Katılım Bankacılığı, Müşteri Değeri.

BankacılıkBankalarKatılım bankacılığı+1
Selami Güner
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Entegre raporlamanın yatırımcılar açısından analizi ve entegre yatırım analizi algoritması

Entegre raporlama, şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkeleri temelinde, finansal ve finansal olmayan verilerin, sermaye ögeleri bağlamında kısa, orta ve uzun vadede değer yaratımını gösteren yeni bir raporlama sistemidir. Yatırımcılar açısından geleceğe yönelik tahminlerde bulunmak için değerli bir veri kaynağıdır. Bu çalışmada entegre raporun teorik bileşenleri olarak değer yaratma, genel ilkeler, bilginin niteliği ve rapor içeriği yatırımcılar açısından analiz edilmiştir. Türkiye'de henüz yayınlanmış bir rapor örneği bulunmadığından, dünyadaki başarılı olarak görülen dört şirketin 2015 yılı entegre raporları yatırımcı açısından analiz edilmiştir. Analiz sonucu şirketlerin sermaye ögelerinin ve iş modelinin şirket faaliyetlerine bağlı olarak farklılık gösterdiği ve sonuç olarak yaratmak istedikleri değerlerin de farklı olduğu görülmüştür. Raporlar içerik olarak aynı konuları ele alsa da entegre edilerek sunulma konusunda sorunlar olduğu entegre yatırım analizinin ve şirketlerin sektör içindeki rakipleriyle karşılaştırmalarının yer almamaktadır. Başarılı bir içerik ve sunuma sahip olan SAP şirketinin entegre raporundan yararlanarak entegre yatırım analizi modeli ve algoritması geliştirilmiştir. Çalışmamızın hazırlanacak entegre raporların yatırımcılar açısından entegre edilerek entegre yatırım analizi yapacaklara katkı sağlaması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Entegre Raporlama, Entegre Rapor, Sermaye Ögeleri, Entegre Yatırım Analizi, Değer yaratma

Değer yaratan faaliyetlerEntegre raporlamaYatırım analizi+2
Nafiye Damla Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Yükseköğretim kurumlarında güncel gelişmeler ve ilişkisel pazarlamanın kaynak avantajı teorisi bakış açısıyla yükseköğretim kurumlarında etkileri: Uşak Üniversitesi

Yükseköğretim kurumlarındaki güncel gelişmeler ve gelişen rekabet koşulları neticesinde etkin şekilde rekabet edebilmek için yükseköğretim kurumlarının en azından bazı ilişki ağlarında güvenilir bir kurum olması giderek önem kazanmaya başlamıştır. Kaynak avantajı teorisi çerçevesinde rekabet işletmelerin bazı pazar konumlarında rekabet avantajı elde etmelerini ve böylelikle üstün finansal performans göstermelerini sağlayacak olan kaynaklar için işletmeler arasındaki sürekli mücadele olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırmada, Uşak Üniversitesi eğitim işbirliği çerçevesinde ilişkisel pazarlama faktörleri ile yetkinlik temelli ve kaynak temelli bakış faktörlerinin konum avantajı, işbirliği başarısı ve kurum performansı üzerindeki etkileri ile birbirleri arasındaki karşılıklı etkileşimler kaynak avantajı teorisi çerçevesinde oluşturulan bütünleşik bir model içerisinde test edilmeye çalışılmıştır.

Eğitim pazarlamasıHizmet pazarlamasıPazarlama+6
Fatih Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Maddi olmayan duran varlıkların finansal performansa etkisi: Borsa İstanbul teknoloji şirketlerinde bir uygulama

Günümüzde bilgi ekonomisi ile birlikte maddi olmayan duran varlıklar önem kazanmaya başlamıştır. Maddi olmayan duran varlıklar; fiziksel bir varlık özelliği taşımayan, belirlenebilir, kontrol edilebilir ve gelecekte ekonomik yarar sağlayan iktisadi kıymetlerdir. İşletmelerin varlıkları içerisinde maddi olmayan duran varlıkların ağırlığı giderek artmakta ve işletmelerin gelişmesi açısından önemli yer tutmaktadırlar. Aynı zamanda maddi olmayan duran varlıkların kayıt, değerleme ve raporlaması ile şirketlerin finansal performansını nasıl etkilediği önemli bir konudur. Bu çalışmada; maddi olmayan duran varlıklarla ilgili genel bilgiler verilmiş, entelektüel sermaye arasındaki fark belirtilmiş, maddi olmayan duran varlıkların kayıt, değerleme, raporlamasının nasıl yapıldığı ve Borsa İstanbul'da işlem gören, Teknoloji (XUTEK) endeksinde yer alan 14 adet teknoloji ve bilişim şirketlerinin maddi olmayan duran varlıklılarının finansal performansı araştırılmıştır. Finansal performanslarının belirlenmesi için finansal oranlar belirlenmiş ve bu oranlar hesaplanarak TOPSIS (İdeal Çözüme Benzerlik Bakımından Sıralama Performansı Tekniği) yönteminde uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, şirketlerin finansal performans sıralamasına göre şirketlerin maddi olmayan duran varlık devir hızı, karlılık ve büyüme oranları yüksek çıkanlar gerek duran varlıklar gerekse varlıklar içerisinde maddi olmayan duran varlık ağırlık oranı yüksek olan şirketler, ilgili yılın en iyi finansal performans gösteren şirketleri olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Maddi Olmayan Duran Varlık, TMS (Türkiye Muhasebe Standartları) 38, TOPSIS (İdeal Çözüme Benzerlik Bakımından Sıralama Performansı Tekniği), Finansal Performans, Borsa İstanbul Teknoloji Şirketleri.

Borsa İstanbulFinansal performansFinansal performans+7
Mehmet Kaygusuz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmetkar liderliğin oluşmasında etkili olan unsurların belirlenmesine yönelik ampirik bir çalışma

Bu çalışmanın amacı, dikey hiyerarşi uygulanan kamu kurulum ve kuruluşlarında Hizmetkâr Liderlik anlayışının uygulanabilirliğinin sorgulanmasıdır. Bu bağlamda çalışmanın kapsamını; Hizmetkâr Liderlik davranışının liderler tarafından neden tercih edilmesi gerektiğinin kavramsal olarak ele alınması ve Hizmetkâr liderlik ölçeği boyutunda değerlendirilmesi oluşturacaktır. Araştırma kapsamında kullanılan veriler dikey hiyerarşi uygulanan bir kamu kuruluşunda iş görenler arasından 106 kişinin katılımı ile anket metodu yoluyla elde edilmiştir. Araştırmaya konu olan hizmetkâr liderlik boyutları; Ahlaksal Bütünlük, Eşit Olma, Kişiler Arası Destek, Topluluk Oluşturma ve Fedakârlık olarak belirlenmiştir. Anket verileri bu boyutlar ışığında değerlendirilmiştir. Yapılan korelasyon analizinde kullandığımız değişkenlerin hizmetkar liderlik özelliklerinin hepsinde bağlılık olduğu görülerek tüm değişkenler ile hizmetkâr liderlik özellikleri arasında çok kuvvetli aynı yönlü bir ilişki olduğu görülmüştür.

Hizmetkar liderlikLiderlerLiderlik+1
Namık Tuğyan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İştirak ve iş ortaklığı yatırımlarının TMS 28, TFRS 11 ve TFRS 12 kapsamında muhasebelestirilmesi ve MSUGT ile karşılaştırılarak temel finansal tablolarda sunumu

İşletmeler ellerindeki likidite fazlasını diğer işletmelerde değerlendirerek gelir elde edebilirler. İşletme diğer işletmeye borç vererek veya öz kaynağına katkıda bulunarak diğer işletmeye yatırım yapar. Verdiği borç karşılığında faiz geliri, diğer işletmenin öz kaynağına yaptığı katkı karşılığında ise temettü, yönetime katılma ve değer artışlarından gelir elde etmeyi bekler. Diğer işletmelere yapılan yatırımların sınıflandırılması, kayıtlarda izlenmesi ve değerlemesinde yatırımı yapan işletmenin bu yatırımı elinde tutmayı düşündüğü zaman, yatırım yapılan işletme üzerindeki kontrol gücü veya önemli etkisinin bulunması gibi konular önemlidir. Yatırım yapan işletme kısa vadeli, spekülatif, amaçlarla bu yatırımı yapmışsa, bu bir finansal varlıktır, TMS 32, TMS 39 veya TFRS 9 ve TFRS 7 standartları çerçevesinde sınıflanır, kayıtlanır, değerlenir, sunumu ve açıklamaları yapılır. İşletmenin diğer işletmenin öz kaynağına uzun vadeli yatırım yapıp bundan temettü, yönetime katılma ve değer artışı kazançları bekliyorsa bu durumda işletme üzerinden kontrol gücü veya önemli etkisinin varlığı önemlidir. İşletmenin yatırım yaptığı işletme üzerinde kontrol gücü varsa, bu bir bağlı ortaklılıktır ve TFRS 3, TFRS 10 TFRS 12 (düzenleyici tarafından gerekli görülüyorsa TMS 27) standartları doğrultusunda sınıflanır, kayıtlanır, değerlenir, sunumu ve açıklamaları yapılır. Diğer taraftan diğer işletme üzerinde önemli etki varsa bu iştirak veya iş ortaklığıdır. TMS 28, TFRS 11 ve TFRS 12 standartları doğrultusunda sınıflanır, kayıtlanır, değerlenir, sunumu ve açıklamaları yapılır. İşletmelere yapılan yatırımlar çok kapsamlı olduğundan çalışmamızda sadece iştirak ve iş ortaklıkların yapılan yatırımların Türkiye Muhasebe /Finansal Raporlama Standartları doğrultusunda sınıflandırılması, kayıtlanması, değerlenmesi ve sunumu konuları ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde; konuyu açıklayıcı temel kavramlara değinilmiş, ikinci bölümünde; iştirak ve iş ortaklığı yatırımlarının muhasebeleştirilmesi, finansal tablolarda sunumu ve dipnot açıklamalarına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise; iştirak ve iş ortaklığı yatırımının MSUGT ve TMS/TFRS uygulamalarını açıklayıcı örneklere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Önemli Etki, İştirak, Müşterek Anlaşma, İş Ortaklığı, Müşterek Faaliyet, TMS, TFRS.

Finansal tablolarMuhasebe Sistemi Uygulama Genel TebliğiMuhasebe işlemleri+7
Tuncay Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

İçsel markalaşma: marka tutumları, vatandaşlığı ve performansı ilişkisi üzerine yapısal eşitlik modellemesi analizi

Günümüzde ülkelerin ekonomik gücü sahip oldukları marka ve marka değeriyle ölçülür olmuştur. Aynı zamanda markalar ülkelerin zenginlik seviyelerini göstermektedir. Dolayısıyla, büyük bir ekonomiye sahip büyük bir ülke olmanın yolu büyük markalara sahip olmaktan geçmektedir. İşletmeler açısından bakıldığında marka, karlılığın artmasını, işletmelerin büyümesini, rekabet üstünlüğü kazanmasını ve itibar kazandırması sağlayan önemli bir unsurdur. Birçok işletme ve araştırmacı markalaşma sürecine müşteri odaklı yaklaşmasına karşın, özellikle hizmet işletmelerinde markalaşmayı sağlayan en önemli unsurun çalışanlar olduğu ortaya çıkmıştır. Bu da göstermektedir ki, başarılı bir markalaşma için müşteri odaklı yaklaşım tek başına yeterli değildir. Çalışanların markayı tanıması, bağlılık hissi duyması ve marka değerlerine uyun tutum ve davranışlar sergilemesini sağlayan içsel markalaşma yaklaşımına da gerek duyulmaktadır. İçsel markalaşma faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde pazarlama, yönetim ve insan kaynakları departmanları arasında işbirliğini tesis etmeleri gerekmektedir. İçsel markalaşmayla amaçlanan, içsel pazarlama ve markalaşma teknikleri kullanılmak suretiyle markayı organizasyon içerisinde bilinir hale getirmektir. Bu araştırmayla lojistik sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin içsel markalaşma çalışmaları incelenmesi, ayrıca içsel markalaşmanın marka tutumlarına, marka vatandaşlığına ve marka performansına olan etkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda elde edilen veriler SPSS 18.0 ve AMOS 16.0 programları kullanılarak analiz edilmiştir. Kurulan yapısal eşitlik modellemesi sonuçlarına göre, içsel markalaşma uygulamalarının çalışanların marka tutumları, marka vatandaşlığı ve marka performansını etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

Hizmet sektörüMarka bağımlılığıMarka değeri+7
Yavuz Selim Düger
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde insan kaynakları yönetimi ve yenilik ilişkisinin toplam kalite yönetimi uygulamalarında incelenmesi:Marmara Bölgesinde ampirik bir uygulama

Yenilik kavramı günümüzde işletmelerin rakiplerine karşı rekabette üstün olabilmek, yeni pazarlara girebilmek ve varlığını sürdürebilmek adına geçmişten günümüze kadar kullandıkları sistemlerin, süreçlerin ve teknolojilerin yenilenmesi süreci olarak tanımlanabilir. İşletmelerin en önemli rekabet aracı ve müşteri memnuniyetini sağlamada etkili bir yöntem olan yenilik kavramı işletmeler tarafından önemle üzerinde durulması gereken bir kavramdır. Yenilik sürecinin başarılı olması yeniliklere açık yetenekli ve donanımlı bireylerin işletmeye kazandırılması ile mümkün olmaktadır. İşletmeye seçilecek personellerin yeniliğe açık, araştırmacı, disiplinli, yetenekli ve günün bilgi ve teknolojilerini yakından takip eden bireyler olması çok önemli olmakla birlikte, işletmenin halihazırda çalışanlarının da yeniliğe teşvik edilmesi ve eğitimlerle desteklenmesi büyün önem arzetmektedir. Toplam kalite yönetimi anlayışını benimsemiş etkin bir insan kaynakları yönetimi, bağlı bulunduğu işletmenin yenilik süreçlerine katkı sağlamak adına işe yeni başlayan çalışanlara ve işletmede çalışmaya devam etmekte olan personellere etkili orantasyon eğitimleri vererek işletmenin verimlilik elde etmesine katkı sağlayabilir. Oryantasyon daha işin başında işi sıkı tutarak çalışanların sürekli gelişmesine katkı sağladığı için insan kaynakları yönetimi tarafından başarıyla sürdürülmesi gereken bir süreçtir.

Marmara bölgesiToplam kalite yönetimiYenilik+5
Yusuf Ceryan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisi: BİST 100 üzerinde bir uygulama

İşletmelerin daha fazla ekonomik kar elde etmek için doğal kaynakları tüketmesi, çevresel sorunları da beraberinde getirmiştir. İşletmelerin faaliyetlerini sürdürürken kar elde etmenin ötesinde, topluma ve çevreye karşıda sorumluluklarını yerine getirme çabası, kurumsal sosyal sorumluluk kavramı ile ifade edilmektedir. İşletmelerin çevre bilinci ile faaliyetlerini sürdürmesini esas alan kurumsal sosyal sorumluluk, işletmelerin kurumsal yönetim anlayışının bir parçası olarak görülmektedir. Dolayısıyla etkili bir kurumsal yönetime sahip işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluklarını etkin bir şekilde yerine getirmesi beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisini incelemektir. Çalışmada 2016 yılı Borsa İstanbul'da BİST100 endeksinde işlem gören 91 işletmeye ait veriler kullanılmıştır. İşletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisi İkili Lojistik Regresyon (Binary Logistic Regression) tekniği ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda Türkiye'de işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları ile kurumsal yönetim düzeyleri arasında istatiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca analizde kontrol değişkeni olarak; işletme büyüklüğü, endüstri profili, halka açıklık oranı, öz sermayenin defter değeri ve ekonomik performans değişkenleri kullanılmıştır. Kontrol değişkenlerinden işletme büyüklüğü, endüstri profili, halka açıklık oranı ve öz sermayenin defter değeri değişkenleri ile işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları arasında istatistiki açıdan anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Kurumsal Yönetim,

Borsa İstanbulKurumsal sorumlulukKurumsal sosyal sorumluluk+5
Erdoğan Kaya
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal güvenlik kurumunda hizmet kalitesinin servqual yöntemiyle ölçülmesi: Kütahya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nde bir uygulama

Hizmet sektörü son yıllarda ekonomik hayatın en önemli sektörlerinin başında gelmektedir. Günlük hayatın her alanında hizmet sektöründen farklı alanlarda yararlanılmaktadır. Bu nedenle daha kaliteli bir yaşam sürmenin temel etmenlerinden birisi de yararlanılan hizmetlerin kaliteli olmasına bağlıdır. Bu durum hizmet kalitesinin ölçülme gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu ülkemizde sosyal güvenlik hizmeti sunan en büyük kamu kurumudur. Hem bireysel hem de kurumsal olarak çok geniş bir kitleye hitap etmekte ve sunulan hizmetlerden toplumun geniş bir kesimi etkilenmektedir. Dolayısıyla Kurumun sunduğu hizmetlerin kalitesinin ölçülmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu noktadan hareketle bu çalışmada Serwqual hizmet kalitesi ölçüm modeli kullanılarak, kurumun sunmuş olduğu hizmetlerin kalitesinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak Kütahya SGK İl Müdürlüğünden sosyal güvenlik hizmeti alan kişilere yönelik olarak Serwqual hizmet kalitesi ölçeği kullanılarak anket uygulaması yapılmış ve öncelikle beklenen ve algılanan hizmet kalitesi ölçülmüştür. Ayrıca elde edilen bulgular, demografik değişkenlere göre analiz edilerek değerlendirmeler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, Kurumdan hizmet alanların hizmet kalitesine ilişkin algı ve beklenti düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Kurumdan hizmet alanların aldıkları hizmetlere ilişkin beklenti düzeyleri yüksek olmasına rağmen algı düzeylerinin tüm kalite boyutlarında düşük olduğu görülmüştür. Diğer bir ifadeyle, Kurumdan hizmet alanlara göre, Kurum tarafından sunulan hizmetlerin kalitesi düşük olarak algılanmakta ve tüm kalite boyutlarında beklentileri karşılayamamaktadır. Buna ek olarak, kurumdan hizmet alanların hizmet kalitesine ilişkin beklenti ve algılamaları arasında, cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık olmadığı, eğitim durumuna göre ise anlamlı farklılıklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Hizmet kalitesiKaliteKamu kuruluşları+4
Yunus Demir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Emlak pazarlamasında franchising firmalarının çalışma sistemleri ve franchisee'lere karşı tutumları

Bugün Türkiye ve dünyada çalışma sistemi olarak yer edinmiş, tercih edilirliği günden güne artmakta olan franchising sisteminin emlak pazarlamasındaki yerinin önemi ve bu sektördeki franchising şirketlerinin franchisee'lerini seçerken nelere önem verdikleri, bu konu hakkındaki tutumlarının nasıl olduğu üzerine durulmuştur. Bu çalışmanın uygulama alanı olarak İstanbul seçilmiştir. Bunun nedeni, İstanbul'un Türkiye'nin ticaret merkezi olması ve araştırma yapılan şirketlerin büyük bir kısmının burada yer almasıdır. Emlak pazarlama sektöründe faaliyet gösteren franchising şirketlerinin franchisee'lerini seçerken hangi hususların önemli olduğunu araştırmak amacıyla nitel bir araştırma yapılmış, içerik analizi uygulanan bu çalışma, franchisee'lerin seçiminde etkili olan bu faktörlerin, franchising sistemiyle yayılmayı planlayan firmalar için franchising sistemini anlamak ve taslak oluşturabilmek ihtiyacına paralel olarak oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Franchising Sistemi, Franchise Alan, Franchise Veren, Emlak Pazarlama.

EmlakEmlak piyasasıFranchising+3
Yelda Ertürk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin yeşil ürün satınalma eğilimlerinin belirlenmesi Dumlupınar Üniversitesinde bir araştırma

Doğal çevrenin korunması ve yeşil pazarlama hakkındaki gelişmelerin incelenmesi ve tüketicilerin çevreci bilgi, endişe, algılanan tüketici etkinliği ve çevre bilinçli tüketici davranışları ile yeşil ürün satın alma davranışları arasındaki ilişkilerin varlığının sorgulanması bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmada öncelikle çevrecilik ve yeşil pazarlama incelenmekte daha sonra ise bu iki olgunun etkilerinin görüldüğü tüketicilerin çevreci tutumları ve satınalma davranışları arasındaki ilişkiler incelenmektedir. Çalışmanın son bölümünde ise tüketicilerin çevreci satınalma davranışlarının araştırma sonuçlarına yer verilmektedir.

SatınalmaSatınalma davranışıTüketici davranışı+6
Sema Çınar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Y kuşağı mensuplarının iş değerlerinin ve kişilik özelliklerinin iş motivasyonları üzerindeki etkisi

Çalışanların işlerine olan bağlılıklarını ve performanslarını artırmak için iş motivasyonlarının yükseltilmesi çok önemlidir. Bunun yapılabilmesi iş motivasyonunu sağlayacak değişkenlerin ve faktörlerin belirlenmesi gerekir. Özellikle günümüz işgücünün yaklaşık yarısını oluşturan Y Kuşağı mensubu çalışanlar hakkında bu tür bilgilerin elde edilmesi daha da önemlidir. Çünkü Y Kuşağına mensup çalışanların beklentileri, inançları, değerleri, sadakat duyguları, işe ve insan ilişkilerine bakışları belki de bir önceki kuşağın (X Kuşağının) anlayamayacağı kadar farklıdır. Dolayısıyla önceki kuşaklardan farklı kişilik yapısına ve değerlere sahip olan Y Kuşağı mensuplarının iş motivasyonları da farklı yöntemler kullanılmasını gerektirmektedir. Bu araştırmanın amacı Y Kuşağı mensuplarının iş değerleri ile kişilik özelliklerinin iş motivasyonu üzerinde etkisi olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini Ankara'da sanayi ve hizmet sektöründe çalışan, 606 Y Kuşağı mensubu oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında kullanılan anket formunda demografik soruların yanı sıra üç farklı ölçek (İş Değerleri Ölçeği, Kişilik Ölçeği ve Motivasyon Ölçeği) yer almıştır. Veriler SPSS 20 ve Lisrel programları ile korelasyon ve regresyon yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda kişilik özelliklerinin ve iş değerlerinin iş motivasyonu üzerinde etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Deneyime açık, uyumlu ve dışadönük kişilik yapısına; güvenlik, başarı, çevre ve çeşitlilik değerlerine sahip Y kuşağı mensuplarının iş motivasyonlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kuşak Farklılıkları; Y Kuşağı; İş Değerleri; Kişilik; İş Motivasyonu

DeğerlerKişilik özellikleriMotivasyon+4
Serpil Gül Ersöz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

İşyeri nezaketsizliğinin işe adanmaya etkisinde psikolojik sermayenin rolü

Huzurlu ve işbirlikçi bir örgüt oluşumunu engelleyen işyeri nezaketsizliği yerli yazında kısa süredir çalışılan ve henüz gereken önemin verilmediği bir konudur. İşyeri nezaketsizliği ile bireylerin performansları üstünde önemli bir etkiye sahip olan işe adanma arasında olumsuz yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmesine karşılık, etkileşimin gücü ve bu ilişkiye aracılık eden değişkenler konusunda literatürde eksiklik olduğu görülmüştür. Bu nedenle öncelikle işyeri nezaketsizliğinin işe adanma üzerinde ne kadar etkili olduğu ve daha sonra işe adanmanın öncülleri arasında yer alan psikolojik sermaye ve bileşenlerinin işyeri nezaketsizliği ile işe adanma arasındaki ilişkide aracılık rolü üstlenip üstlenmediği incelenmiştir. Farklı kaynaklar aracılığı ile ortaya çıkan işyeri nezaketsizliği bu araştırma kapsamında çalışma arkadaşlarından ve yöneticiden kaynaklanın işyeri nezaketsizliği olarak iki açıdan değerlendirilmiştir. Araştırmaya, Kütahya'daki özel eğitim kurumlarında görev yapan 338 öğretmen dahil edilmiştir. Elde edilen veriler kullanılarak geliştirilen model IBM SPPS 20.0 programına eklenti olarak kullanılan Process Makro yardımı ile test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre hem çalışma arkadaşlarından kaynaklanan hem de yöneticiden kaynaklanan işyeri nezaketsizliğinin işe adanma üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğu görülmüştür. Çalışma arkadaşlarından kaynaklanan işyeri nezaketsizliği ile işe adanma arasındaki ilişkide psikolojik sermaye, öz yeterlilik ve umudun; yöneticiden kaynaklanan işyeri nezaketsizliği ile işe adanma arsıdaki ilişkide ise psikolojik sermaye, öz yeterlilik, umut ve iyimserliğin farklı etki büyüklükleri ile aracılık rolüne sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlara göre çalışma arkadaşları ya da yöneticisi tarafından nezaketsiz davranışlara maruz kalan bireylerin psikolojik sermaye ve bileşenleri azalmakta ve bu azalma sonucunda da işe adanma düzeyleri düşmektedir.

Hilal Baran
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İç kontrol sisteminde risk yönetiminin, anonim şirketlerde incelenmesi

Dünya genelinde yaşanan ekonomik krizler, ABD başta olmak üzere ortaya çıkan muhasebe hile ve skandalları, yatırımcıların piyasaya olan güveninin azalmasına neden olmuştur. Yaşanan bu gelişmeler Geleneksel Risk Yönetimini (GRY) anlayışının firma istek ve ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz olduğumu ortaya koymuştur. Bu gelişmeler ışığında yeni bir yaklaşım olan Kurumsal Risk Yönetimi (KRY) üzerine çalışmalar başlamıştır. Kurumsal risk yönetimi; firmaların karşılaşabileceği bütün riskleri yönetmeyi amaçlayan, risklerin fırsat ve tehdit yönlerini birlikte ele alan aynı zamanda bu süreçte yönetim kurulu, yöneticiler ve diğer bütün çalışanların yer alması gerektiğini savunan risk yönetim sürecidir. Kurumsal risk yönetiminin rekabet avantajı sağlaması ve firma değerini artırması beklenmektedir. Bu çalışma kurumsal risk yönetiminin firma performansı üzerinde etkisi olup olmadığını belirlemeyi amaçlamıştır. Çalışmada Borsa İstanbul'da (BİST) İmalat sanayinde yer alan 179 işletmenin 2017 2013 yıllarını kapsayan beş yıllık veriler ile 895 işletme/yıl verisi kullanılmıştır. Kurumsal risk yönetiminin firma performansı üzerindeki etkileri Panel Veri Tekniği ile analiz edilmiştir. Çalışmanın bağımsız değişkenleri ilgili literatürde sıklıkla kullanılan kurumsal risk yönetimi-firma performansı ilişkisini etkileyen faktörler içinden belirlenmiştir. Bu faktörler; risk yönetimi komitesi, yönetim kurulunda yer alan finans/muhasebe uzmanlar, kurumsal risk yöneticisi, denetim komitesi büyüklüğü ve yönetim kurulu büyüklüğü oluşturmaktadır. Çalışmada kontrol değişkeni olarak satışların büyüklüğü kullanılmıştır. Bağımlı değişken olarak ise finansal performans göstergesi olan aktif karlılık oranını seçilmiştir (Return on Assets-ROA). Araştırmanın vi sonucunda kurumsal risk yöneticisi ve firma büyüklüğü değişkenleri firma performansını pozitif yönde etkilediği görülmüştür. Denetim komitesi büyüklüğü değişkeni ise firma performansını negatif yönde etkilemektedir. Dolayısıyla kurumsal risk yöneticisi ve firma büyüklüğü değişkenlerinde meydana gelebilecek bir değişim aktif karlılık oranını aynı yönde etkilerken, denetim komitesi büyüklüğü değişkeninde meydana gelen değişim ters yönde etkileyecektir. Anahtar Kelimeler: Risk, Kurumsal Risk Yönetim, Firma Performansı

İlknaz Özdemir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital korsanlıkta planlı davranış teorisi ve etik kavramının etkisi

Dijitalleşme, her alanda etkisini artan oranda hissettirmektedir. Rekabetten, iletişime; sağlıktan sosyal mecralara kadar uzanan derin bir etkiye sahiptir. Böylesi bir mecrada, dijital ürünlerin sayısı ve satış rakamları da küresel ve yerel ülke ekonomileri açısından önemli seviyelere ulaşmıştır. Dijital ürün, dijital format şeklinde oluşturulan 0 ve 1'lik kodlama sistemlerine sahip ürünlerdir. Dijitalleşme, büyük yararlarken sağlarken, bir yandan da "Dijital Korsanlık" olarak adlandırılan; telif hakkına sahip yazılımların ya da dijital ürün olarak adlandırılan çeşitli ürünlerin izinsiz olarak kullanılması, paylaşılması ve dağıtılması problemini gündeme getirmiştir. Bu çalışma ile Türkiye'de farklı tür ve formattaki dijital ürünleri kullanan bireylerin, dijital korsanlıkla ilgili davranışlarına etki eden faktörlerin, bütünleşik modeli oluşturan planlı davranış teorisi ve etik modeller çerçevesinde incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, değişkenler arasında yapıyı ortaya koymak ve ilişkiyi gösterebilmek için ilişkisel araştırma modelinden yararlanılmıştır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde, yapılandırılmış anket kullanılmış; araştırma birimlerine kolayda örnekleme yoluyla ulaşılmış ve araştırma verilerinin analizinde tek ve çok değişkenli istatistiksel analiz yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırma hipotezlerinin test edilmesinde, yapısal eşitlik modeli ve yol analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde, alışkanlık ve algılanan davranışsal kontrol faktörlerinin bireyin davranışını etkilemediği, niyet faktörünün etkilediği; tutum ve subjektif norm faktörlerinin niyeti ve niyet faktörünün de bireyin davranışlarını etkilediği görülmektedir. Genel etik teorisi kapsamında teleolojik etiği oluşturan algılanan yarar faktörünün bireyin niyetini etkilemediği görülürken, algılanan risk ile birlikte tutumunu etkilediği; deontolojik etiği oluşturan ahlaki yükümlülük ve adalet faktörlerinin subjektif normu ve ahlaki yükümlülük faktörünün de, bireyin niyetini etkilediği kabul edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dijital Korsanlık, Planlı Davranış Teorisi, Genel Etik Teori

Dijital aşırmacılıkEtikPlanlı Davranış Kuramı
Mehmet Ozan Karahan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik sermayenin tükenmişlik sendromu üzerinde etkisi: Sağlık çalışanları üzerinde bir araştırma

Bu çalışmada, psikolojik sermaye yaklaşımı ile tükenmişlik sendromu hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın temel amacı sağlık çalışanlarının psikolojik sermaye düzeylerinin tükenmişlik sendromu üzerine olan etkisini saptayabilmektir. Çalışma Bursa ili Gemlik ilçesinde bulunan özel ve kamusal alanda faaliyet gösteren sağlık kurumlarında çalışan 228 sağlık çalışanı üzerine gerçekleştirilmiştir. Araştırma için kişisel bilgi formu, Luthans Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeğinden oluşturulmuş 55 sorudan meydana gelen bir anket uygulaması yapılmıştır. SPSS 22 programı yardımı ile frekans ve güvenirlilik analizleri ile psikolojik sermayenin tükenmişlik sendromuna etkisi için regresyon analizi ve psikolojik sermaye ile tükenmişlik sendromu arasındaki ilişkinin belirlenebilmesi için korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, sağlık çalışanlarının psikolojik sermaye düzeylerinin tükenmişlik sendromunu anlamlı ve negatif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu sonuca göre, çalışanların psikolojik sermaye düzeyleri arttıkça tükenmişlik düzeylerinde azalışlar beklenmektedir.

Pozitif psikolojiPsikolojik sermayeSağlık kuruluşları+5
Anıl Yaşar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yükseköğrenim yurtlarındaki hizmet kalitesinin öğrenci memnuniyetine etkisine ilişkin bir araştırma: Kütahya ili örneği

Yükseköğrenimde eğitim gören öğrencilerin, yaşadıkları şehirler dışındaki üniversiteleri kazanmaları beraberinde barınma sorunlarını da getirmektedir. Öğrencilerin istek ve beklentileri, asıl amacı kaliteli ve verimli hizmet sunmak olan yurtların verdikleri hizmetlerden duydukları memnuniyet düzeyleri oldukça önemlidir. Öğrenciler, kaldıkları yerlerin kalabalık olması, fiziki imkanlardaki sorunlar, beslenme hizmetleri, yurt kuralları, idareci öğrenci ilişkileri, arkadaş ilişkileri ve ekonomik zorluklardan kaynaklanan problemler yaşamaktadırlar. Bu problemler, öğrencilerin yurt hizmetlerinden memnuniyetlerini de etkilemektedir. Çalışmamız; Kütahya Hüsnü Özyeğin Kız Yurdu İle Kütahya Güzelyurt Öğrenci Köyü erkek yurdundaki öğrencilerin beklentisi ve memnuniyet derecelerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında 267 öğrencinin memnuniyet düzeyleri SPSS 18.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz bulgularında, öğrenci memnuniyetinin hizmet kalitesiyle doğru orantılı olduğu ve öğrencilerin genel anlamda kaldıkları yurttan memnun olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca yapılan araştırmada öğrenci memnuniyetinin arttırılabilmesi için, yurtların yapabilecekleri düzenlemeler hakkında öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yüksek Öğrenim Yurtları, Memnuniyet, Öğrenci Memnuniyeti, Hizmet, Hizmet Kalitesi

Hizmet kalitesiKütahyaYüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu+3
Aygül Öztürk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Mobil bankacılık uygulamalarını kullanmaya yönelik tutumların teknoloji kabul ve planlı davranış teorisiyle incelenmesi

Günümüzde, akıllı telefon ve tabletlerin kullanımının artması, bu mobil araçlara çeşitli uygulamaların indirilebilmesi, uygulamaların kolay kullanımıyla birlikte kullanıcılara yer ve zaman farketmeksizin birçok hizmetin ulaştırılabilmesi mümkün hale gelmiştir. Bankacılık sektörü de bu mobilitenin farkına varmış ve müşterilerine hizmetlerini mobil uygulamalar üzerinden sunmaya başlamıştır. Bu nedenle müşterilerin bu uygulamaları kullanma davranışının incelenmesi önemlidir. Bu kapsamda çalışmanın amacı, bireylerin mobil bankacılık uygulamalarını kullanmaya yönelik tutum ve kullanma niyetleri üzerinde etkili olan değişkenlerin teknoloji kabul modeli ve planlı davranış teorisi çerçevesinde oluşturulan bütünleşik modelle incelemektir. Yapısal modelin örneklem (Türkiye ve İngiltere) grubuna göre farklılaşıp farklışmadığının değerlendirilmesi için çok gruplu yol analizi kullanılmıştır. Çok gruplu yol analizi sonucu elde edilen sonuçlar öne sürülen araştırma modelinin ülke grupları açısından farklılaştığını göstermektedir. Araştırmanın genel modelinde mobil bankacılığa yönelik tutumun açıklanma oranı Türkiye örneklemine göre biraz daha fazla iken, İngiltere örneklemine göre daha azdır. Benzer şekilde genel modelde yer alan mobil bankacılığı kullanma niyetinin de mobil bankacılığı kullanmaya yönelik tutum, öznel norm ve algılanan davranışsal kontrol değişkenleri tarafından açıklanma oranı İngiltere'ye göre daha az iken, Türkiye'ye göre daha yüksektir.

Bankacılık sektörüBankalarMobil bankacılık+2
Cevat Söylemez
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel vatandaşlık davranışı ve örgütsel yenilikçiliğin toplam kalite yönetimi uygulamaları üzerindeki etkileri: TR33 Zafer Kalkınma Ajansı bölgesindeki işletmelerde bir örnek uygulama

Bu araştırmanın amacı Örgütsel Vatandaşlık Davranışı (ÖVD) ve Örgütsel Yenilikçilik (ÖY) ile Toplam Kalite Yönetimi (TKY) Uygulamaları arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırma için; Örgütsel Vatandaşlık Davranışı Ölçeği, Örgütsel Yenilikçilik Ölçeği ve Toplam Kalite Yönetimi Uygulamaları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 2010-2017 yılları arasında TR33 Zafer Kalkınma Ajansı'ndan destek, hibe ve teşvik almış işletmelerdeki beyaz ve mavi yakalı 397 çalışandır. Araştırmada istatistiksel analizler için SPSS (18.0) ve AMOS (16.0) kullanılmıştır. SPSS ile demografik verilerin dağılımı, Açımlayıcı Faktör analizleri, Geçerlilik ve Güvenilirlik analizleri, t testleri, ANOVA testleri, Korelasyon ve Regresyon analizleri yapılmıştır. AMOS ile ölçeklerin Doğrulayıcı faktör analizleri ile Yol analizleri yapılmıştır. Araştırmada Örgütsel Vatandaşlık Davranışı ve Örgütsel Yenilikçilik ile TKY Uygulamaları arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca Örgütsel Vatandaşlık Davranışının alt boyutları (Diğerkâmlık, Nezaket, Sivil Erdem, Vicdanlılık ve Centilmenlik) ve Örgütsel Yenilikçiliğin alt boyutları (Davranışsal Yenilik, Ürün/hizmet Yeniliği, Pazar Yeniliği, Stratejik Yenilik ve Süreç Yeniliği) ile TKY Uygulamaları arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Vatandaşlık Davranışı, Örgütsel Yenilikçilik, Toplam Kalite Yönetimi

Bölgesel kalkınma ajanslarıToplam kalite yönetimiYenilikçilik+4
Dursun Boz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Beş faktör kişilik kuramına göre muhasebe ve finansman öğretmenlerinin alan yeterliklerinin kişilik özellikleriyle ilişkisinin incelenmesi ve bir uygulama

İnsanların birbirlerinden farklı olduğu varsayımı ile insanların yaşadığı kültür, kalıtım çevre, yaşantı ve gelenek görenek gibi değişkenler insanların farklı özelliklerde ve birbirlerinden farklı olmalarına neden olmaktadır. Bu durum da insanların karşılaştığı durumlar karşısında farklı tepkiler ve davranışlar göstermesine neden olmaktadır. Bu araştırmanın amacı beş faktör kişilik kuramına göre kişilik boyutları olan; yumuşak başlılık, dışadönüklük, deneyime açıklık,sorumluluk ve duygusal dengesizlik olguları baz alınarak farklı özelliklerde ve farklı kültürde yaşayan ve çalışan Muhasebe ve Finansman Öğretmenlerinin performanslarına etkisinin incelenmesidir. Milli Eğitim Bakanlığının, Muhasebe ve Finansman Öğretmenleriyle ilgili olarak belirlemiş olduğu özel alan yeterlilikleri baz alınarak oluşturulan 87 soruluk anket ve Prof. Dr. Hasan BACANLI'nın geliştirmiş olduğu 40 soruluk beş faktör kişilik testi Ankara, Eskişehir ve Kütahya illerinde Mesleki Teknik Anadolu Liselerinde görev yapan 195 alan öğretmenine uygulanarak veriler toplanmıştır. Yapılan çalışmalarda kişiliğin bazı boyutları yüksek çıkan bireylerde kendi alanlarıyla ilgili farklı konularda birbirlerinden daha başarılı olduğu kanıtlanırsa daha geniş düzeyde hangi alanın hangi kişilik özelliğine sahip bireyler tarafından verilmesi gerektiği ortaya çıkarak daha verimli iş bölümü yapılabileceği düşünülebilir.

Beş faktör kişilik modeliBranş öğretmenleriFinansal eğitim+5
Süleyman Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan tüketici riski ile elektronik ağızdan ağıza iletişim arama motivasyonları ilişkisi: Dumlupınar Üniversitesi öğrencileri üzerine bir uygulama

Tüketicilerin satın alma kararlarını etkileyen ekonomik, demografik, sosyokültürel ve psikolojik faktörlerle birlikte ağızdan ağıza iletişimin etkisi de her geçen gün artmaktadır. Ağızdan ağıza iletişim gelişen teknoloji ve iletişim ile internete taşınmıştır. Bu yeni durum ağızdan ağıza iletişimi elektronik ağızdan ağıza iletişim (eWOM) haline dönüştürmüştür. Bu dönüşüm tüketicileri algılanan risklerini düşürmek ve doğru satın alma kararı vermek için internet ortamında eWOM davranışına yöneltmiştir. İnternet ortamı ve sosyal medya platformları eWOM sağlayanları ve eWOM arayanları iç içe bulundurmaktadır. Tüketiciler eWOM arama davranışı ile ürün veya hizmet hakkında performans bilgisi, ürün kullanım bilgisi, ürünün kabul görmüşlüğü hakkında birçok veriye sosyal medya platformlarında ulaşabilmektedir. eWOM birçok tüketicinin karar aşamasında başvurduğu ve çok daha fazla yayılmaya başladığı iletişim türüdür. eWOM arayanlar da sağlayanlarda belirli motivasyonlar ile hareket etmektedir. eWOM arama motivasyonları tüketicilerin neden eWOM' a yöneldiğini açıklamaktadır. eWOM sağlama motivasyonları ise bilgi sağlayan tarafın motivasyonlarını açıklamaktadır. Tüketicinin algılanan riski ve eWOM arama davranışı arasındaki ilişki riskin düşürülmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada tüketicinin algılanan riski ile eWOM arama motivasyonları ilişkisi incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tüketici, Algılanan risk, Sosyal Medya, WOM, eWOM, eWOM Arama Motivasyonları

Ağızdan ağıza iletişimElektronik ağızdan ağıza iletişimRisk algılaması+5
Zeynep Bakır
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İçsel pazarlama yaklaşımının örgütsel bağlılık üzerine etkisinin değerlendirilmesi: Sağlık işletmelerine yönelik bir uygulama

Günümüzde sağlık işletmelerinde sağlık hizmet sunumlarının daha etkin ve verimli yürümesi, kalitenin artırılması, maliyetlerin düşürülmesi ve çalışan örgütsel bağlılığının sağlanması etkin içsel pazarlama çalışmasına bağlı bulunmaktadır. Etkili içsel pazarlama sağlık sektöründe yaşanan çok hızlı bilişim ve teknolojik gelişmeler, hastaların taleplerinde görülen farklılıklar, kaynakların ayrımında kullanılan vb. tür gelişmeler, sağlık çalışanlarının daha zor ve karmaşık görevleri ile karşı karşıya kalmaları sonucu geliştirilen bir yaklaşım biçimidir. Bu tez çalışmasında; sağlık sektöründe görev yapan sağlık çalışanlarının içsel pazarlama yaklaşımının örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi konusunda görüş düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma'nın evrenini Balıkesir İlinde T.C. Sağlık Bakanlığı'na bağlı olarak faaliyette bulunan Balıkesir Devlet Hastanesi ve Özel Sevgi Hastanesi'nde çalışan 450 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini 262 sağlık oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Ankette çıkan sonuçların analizi için SPSS programlarından yararlanılmıştır. Veri analizinde frekans, yüzde değerler, t testi ve anova istatistiksel yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, sağlık çalışanlarının kadın (%82,1), 35-45 yaş arası (%34,7), evli (%68,3), Önlisans (%45,0), toplam mesleki deneyimi 1-4 yıl (%28,4), diğer servislerde çalışan (18,7) ve hemşire (%71,8) oldukları tespit edilmiştir. Yine çalışmada sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılık algı düzeylerinin eğitim durumu, içsel pazarlama algı düzeylerinin deneyim süresi, içsel pazarlama ve örgütsel bağlılık algı düzeylerinin çalıştıkları birim gruplarına göre anlamlı farklılık gösterdiği, içsel pazarlama ile örgütsel Bağlılık arasındaki ilişkinin anlamlı olmasından hareketle içsel pazarlamanın örgütsel bağlılığa anlamlı bir katkı yaptığı söylenebilir.

HastanelerSağlık hizmetleriSağlık işletmeleri+5
Arzu Çetindere
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

BİST sanayi işletmelerinde maliyet yönetim sistemlerinin işletme karlılığına etkisi

Geleneksel maliyet sistemlerinin yetersiz kalmasından dolayı, maliyetlerin yönetimi ve kontrolü, maliyetleri düşürme çabaları, işletmeleri yeni maliyet yaklaşım sistemlerine yönlendirmiştir. İşletmelerin maliyet yönetimini gerçekleştirememesi durumunda karlılığını dolayısıyla da varlığını sürdürmesi mümkün olmayacaktır. Bu tez çalışmasının amacı, Borsa İstanbul (BİST) İmalat Sanayi Sektöründe yer alan işletmelerin, maliyet yönetim sistemlerinin tespit edilmesi ve tercih ettikleri maliyet yönetim sistemlerinin işletme karlılığına etkisinin araştırılmasıdır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, maliyet kavramı, maliyet sistemleri ve maliyet yönetimi kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde maliyet yönetim sistemlerinden; Faaliyet Tabanlı Maliyetleme, Hedef Maliyetleme, Kaizen Maliyetleme, Kalite Maliyetleme, Mamul Yaşam Dönemince Maliyetleme ve Tam Zamanında Üretim ile ilgili ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, BİST sanayi işletmelerinde tercih edilen maliyet yönetim sistemleri ve bu sistemlerin işletme karlılığı üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Çalışmada, veriler, BİST'te yer alan sanayi işletmelerine uygulanan anket yöntemi ile elde edilmiştir. Hem mail hem de telefonla ulaşılan işletmelerden 44'ü anket sorularını yanıtlamayı kabul etmiştir. Dolayısıyla örneklem sayısı 44 olarak gerçekleşmiştir. Anket çalışması, SPSS 15 programında parametrik olmayan testlerden Kruskall Wallis Yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda örneklemde yer alan işletmelerden, 18'i Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Sistemini ve 14'ü de Tam Zamanında Maliyetleme Sistemini kullandığı belirlenmiştir. Hedef Maliyetleme Sistemini kullanan işletme sayısı 4, Kaizen Maliyetleme Sistemini kullanan işletme sayısı 4 ve Kalite Maliyetleme Sistemini kullanan işletme sayısının 1olduğu tespit edilmiştir. Herhangi bir sistem kullanmayan işletme sayısı ise 3'tür. Kruskal Wallis Test Yöntemi ile yapılan analiz sonucunda işletmelerdeki maliyet yönetim sistemleri ile sektörleri, net satışları ve net karları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir.

Aktiviteye dayalı muhasebeBorsa İstanbulEndüstri endeksi+7
Ümmühan Kalay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Toplam Kalite Yönetimi temelli İnsan Kaynakları yönetimi ve Yenilik kavramı ilişkisinin analizi

Toplam kalite yönetimi (TKY), insanların taleplerini karşılayabilmek adına kullanılmakta olan iş, insan, ürün ya da hizmet kalitelerinin sistemli bir yaklaşıma dayalı şekilde çalışanların katkı sağlaması ile gerçekleşmektedir. TKY dönemin gereksinimlerini yenilik ve ihtiyaçlar kapsamında talep ve isteklerin her zaman değişken olduğu müşteri potansiyelinde, müşteri ihtiyaçlarının belirlenmesi ve karşılanmasını ilkle edinmektedir. TKY'ye geçişte, bütün çalışanların kapsanacağı bir biçimde indirgenemeyen değişim çalışmalarının beklenen neticeyi vermesi de mümkün olmamaktadır. TKY, gelişme algısı ile müşterilerin beklentilerini tam anlamıyla karşılayabilmeyi amaç edinerek bu yönde bir yaklaşım benimsemiş olan ve insan odaklı bütün çalışmaların merkez noktasında yer alan bir çalışma şeklidir. İK ise bütün dünya da olduğu hali ile ülkemizde de gerektiği önemi görmeye başlamaktadır. İnsan kaynakları alanında son 10 sene içinde bir çok firma, konularını daha güçlü hale getirerek, maddi hedeflerinin yanı sıra, insan kaynaklarında da büyük ilerleme sağlamıştır. Küresel rekabet içinde yer alan güçlü insan kaynakları bu yarışın önemli bir parçasıdır. Performans değerlendirme sistemleri de özellikle İK kullanımı ile işverenler tarafınca oldukça sık kullanılmakta olan bir yöntem haline gelmiştir. İşletmelerin, küreselleşmekte olan ekonomilerinde, rekabet ortamının artışı hedeflerine en hızlı ve düzgün biçimde ulaşmalarında insan kaynaklarına ihtiyaçları ortaya çıkmıştır Anahtar Kelimeler: TKY, insan kaynakları, performans değerlendirme.

Performans değerlendirmeToplam kalite yönetimiYenilik+2
Aslı Hamiye Türkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00