
1,395
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Okul öncesi öğretmenlerinin iş doyumlarının ve özel eğitim anaokullarında görev yapmaya ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırma özel eğitim anaokullarında görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin iş doyumlarının ve özel eğitim anaokullarında görev yapmaya ilişkin görüşlerinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunun çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Türkiye'deki resmi özel eğitim anaokulunda görev yapan 227 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Nitel boyutunun çalışma grubunu da Ankara ilinde bulunan iki özel eğitim anaokulunda görev yapan 10 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak nicel araştırma kısmında sekiz soruluk demografik bilgiler formu ve "Minnesota İş Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel araştırma kısmında da uzman görüşleri alınarak geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA analizi; nitel verilerin analizinde de içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bulgulara göre özel eğitim anaokulunda görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin dışsal doyumlarının yüksek, içsel doyumlarının orta ve genel doyumlarının ortalamanın üzerinde olduğu görülmektedir. MİD ölçeği ile özel eğitim anaokullarında görev yapmaya ilişkin görüşleri arasındaki ilişki incelendiğinde olumlu yanlarına daha çok vurgu yapan öğretmenlerin iş doyumlarının daha yüksek olumsuz yanlarına daha çok vurgu yapan öğretmenlerin iş doyumlarının daha düşük olduğu görülmektedir. Alt problemlerde ise okul öncesi öğretmenlerinin mesleki kıdemlerinin ve eğitim düzeylerinin artmasının iş doyumlarını olumlu yönde etkilediği ve 20-25 yaş aralığındaki öğretmenlerin iş doyumlarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Diğer alt problemlere ilişkin sonuçlar incelendiğinde okul öncesi öğretmenlerinin özel eğitim anaokuluna ilişkin görüşlerinin en çok eğitsel yönde olduğu görülmektedir.
"El Ele 1-2-3" etkinlik kitaplarının okul öncesi eğitim programına ve öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırmada, MEB tarafından okul öncesi eğitim kurumlarına eğitim materyali olarak gönderilen El Ele kitap setinin, Milli Eğitim Bakanlığı 2013 Okul Öncesi Programı'na uygunluğu ve okul öncesi öğretmen görüşlerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem izlenmiştir. Buna göre, çalışmada hem nitel hem de nicel veriler toplanmıştır. El Ele kitaplarının incelenmesinde doküman analiz yöntemi kullanılarak içerik analizi yapılmıştır. El Ele kitapları hakkında okul öncesi öğretmen görüşlerinin alınmasında tarama modeli ve fenomenolojik desen kullanılmıştır. Araştırma kapsamında amaçlı örnekleme ve kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi seçilmiştir. Nitel veriler 13 katılımcı, nicel veriler ise 211 katılımcıdan toplanmıştır. Araştırmada üç farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Öğretmen görüşlerine ilişkin nitel veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 10 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Ayrıca öğretmen görüşlerinin toplanması için kullanılan bir diğer veri toplama aracı ise araştırmacı tarafından literatür kaynaklardan uyarlanarak hazırlanan "El Ele 1-2-3 Kitap Anketi" kullanılmıştır. Geliştirilen bu anket 5 demografik soru, 43 ana sorusundan oluşmaktadır. El Ele 1-2-3 kitaplarının değerlendirilmesi amacıyla Akgül Alak (2016) tarafından geliştirilen "Program Temel Özelliklerini Değerlendirme Envanteri, Kazanım ve Göstergeler Envanteri, Kavram Değerlendirme Envanteri, Yönerge ve Resim Değerlendirme Envanteri" araştırmaya uyarlanarak kullanılmıştır. Bu envanterler kullanılarak programın temel özellikleri, kazanımlar, kavramlar, yönerge ve resimler açısından El Ele 1-2-3 kitap seti incelenmiştir. Araştırmada elde edilen veriler kodlanarak içerik analizi, yüzde ve frekanslar hesaplanarak istatiksel analiz yapılmıştır. Araştırma sonuncunda El Ele kitaplarının MEB 2013 OÖEP'nın özelliklerini yeterli düzeyde taşımadığı, tüm gelişim alanlarına, kavramlara, kazanım-göstergelere yeterli sayıda yer verilmediği, okul öncesi öğretmenlerinin de eksik bulduğu ve revize edilmesini istediği tespit edilmiştir. El Ele kitaplarının kullanımına geliştirilerek, güncellenerek, yaş gruplarına ayrılarak ve eksiklikler giderilerek devam edilmesi önerilmektedir.
Okul öncesi öğretmenlerinin çevre okuryazarlığına ilişkin yeterliliklerinin incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi öğretmenlerinin çevre okuryazarlığına ilişkin yeterliliklerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında Artvin merkez ve ilçelerinde görev yapan okul öncesi öğretmenleri ile karma yöntem kullanılarak uygulanmıştır. Karma yöntemlerden açımlayıcı (açıklayıcı) sıralı desen tercih edilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin çevre okuryazarlığı konusunda yeterliliklerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmanın nicel bölümünde Artvin ilinde görev yapan 106 okul öncesi öğretmeni örnekleme dâhil edilmiştir. Nitel bölümde ise toplam 15 okul öncesi öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Verilerin elde edilmesinde, çevreye yönelik duyuşsal eğilimler ölçeği, çevre davranış ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu olmak üzere 3 bölümden oluşan anket kullanılmıştır. Bu çalışmada elde edilen veriler, SPSS 22 programı ile çözümlenmiştir. Uygulama verileri ilk olarak betimsel istatistiklere daha sonra ise çıkarımsal istatistiklere tabi tutulmuştur. Uygulama sonuçlarının normal dağılım göstermesi nedeniyle iki kategorili değişkenler için bağımsız örneklemler t testi, ikiden fazla kategorili değişkenler için ise tek yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmanın ana problemi doğrultusunda okul öncesi öğretmenlerinin çevreye yönelik duyuşsal eğilimler sonuçlarının genel ortalamasının 3,95 olduğu, en düşük verilen görüşün 1,75 düzeyinde olduğu ve en yüksek belirtilen görüşün ise 4,63 olduğu belirlenmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin çevre davranış ölçeğine verdikleri yanıtların genel ortalamasının 3,50 olduğu, en düşük verilen görüşün 1,78 düzeyinde olduğu ve en yüksek belirtilen görüşün ise 4,69 olduğu belirlenmiştir.
Okul öncesi dönemde fen eğitimine yönelik geliştirilen materyal tasarımlarının öğretmen adaylarının eleştirel, yaratıcı ve yenilikçi düşünme becerilerine etkisi
Bu çalışmada okul öncesi dönemde fen eğitimine yönelik geliştirilen materyal tasarımlarının öğretmen adaylarının eleştirel, yaratıcı ve yenilikçi düşünme becerilerine etkisi incelenmiştir. Araştırmaya bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinde bulunan 85 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırma sürecinde nicel araştırma yaklaşımlarından olan yarı deneysel desen tercih edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak eleştirel, yaratıcı ve yenilikçi düşünme becerilerini ölçen üç farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırma sürecinde öğretmen adaylarına altı hafta boyunca materyal tasarımları yapmaları sağlanmıştır. Uygulama öncesinde ön test uygulama sonrasında ise son test uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler nicel veri analizine tabi tutulmuştur. Bu kapsamda betimsel ve çıkarımsal istatistik teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okul öncesi öğretmen adaylarının eleştirel, yaratıcı ve yenilikçi düşünme becerilerinin son testler lehine anlamlı farklılıklar oluşturduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda öğretmen adaylarının materyal tasarımı yapmaları sonucunda eleştirel, yaratıcı ve yenilikçi düşünme eğilimlerinin arttığı ifade edilebilir.
İlkokul ders kitaplarının çevre etiği yaklaşımları açısından incelenmesi
Bu araştırma, İlkokul ders kitaplarında çevre etiği yaklaşımlarının yer alma durumlarını belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Veri kaynağı olarak 2022-2023 eğitim öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ilkokullarda ücretsiz dağıtılan ders kitapları kullanılmıştır. Verilerin analizinde kullanılmak üzere dördüncü bölümde yer alan çevre etiği yaklaşımları sınıflandırılarak tablo haline dönüştürülmüştür. Ders kitaplarında çevre etiği yaklaşımlarını yansıtan söz öbekleri, cümleler ve görseller seçilerek ders ve sınıf düzeyleri baz alınarak tablolar oluşturulmuş ve en son tüm ders kitaplarının frekans ve yüzde değerleri bir tabloda toplanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre 1. ve 4. sınıf Müzik ders kitaplarında hiçbir veriye rastlanmazken 2. ve 3. sınıf Müzik ders kitaplarında rastlanan veriler %100 oranında insan merkezli olmayan yaklaşımlardır. İnsan Hakları Demokrasi ve Yurttaşlık ders kitabı ise %100 insan merkezli yaklaşımları içermektedir. Hayat Bilgisi (%57), Sosyal Bilgiler (%77) ve Matematik (%85) ders kitaplarında insan merkezli yaklaşımlar daha çok yer alırken Türkçe (%67,2), Trafik Güvenliği (%53) ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (%67) ders kitaplarında ise insanı merkeze almayan yaklaşımlar çoğunluğu oluşturmaktadır. Genel olarak ilkokul ders kitapları insan merkezli yaklaşımları daha çok içermekle birlikte 3. Sınıf ders kitapları geneline bakıldığında insanı merkeze almayan yaklaşımları nispeten daha çok içermektedir. Bu sonuçlar ışığında çevre duyarlılığına sahip bireyler yetiştirebilmek için ders kitaplarında doğa merkezli yaklaşımların daha çok yer alması gerekmektedir.
Sınıf ve sosyal bilgiler öğretmen adaylarının kültürlerarası duyarlılıkları ve iç-dış kontrol odağı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf ve sosyal bilgiler öğretmen adaylarının kültürlerarası duyarlılıkları ile iç-dış kontrol odağı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Kastamonu Üniversitesi'nin sınıf ve sosyal bilgiler eğitimi anabilim dalının 1., 2., 3. ve 4. sınıfında öğrenim gören 343 öğretmen adayı ile ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sınıf ve sosyal bilgiler öğretmen adaylarının kültürlerarası duyarlılık düzeyleri ile iç-dış kontrol odağı düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla kişisel bilgi formu, Chen ve Starosta (2000) tarafından geliştirilen ve Üstün (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan "Kültürlerarası Duyarlılık Ölçeği" ile Rotter (1966) tarafından geliştirilen ve Dağ (1991) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan "Rotter İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS istatistik programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre hem sınıf öğretmenlerinin hem de sosyal bilgiler öğretmen adaylarının kültürlerarası duyarlılık düzeylerinin yüksek olduğu ve güçlü olmasa da iç kontrol odağına sahip oldukları tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda kültürlerarası duyarlılık ve kontrol odağı üzerinde bazı değişkenlerin etkisi tespit edilmiş ancak kültürlerarası duyarlılık ile kontrol odağı arasında anlamlı bir ilişki gözlemlenmemiştir. Toplumsal değişim ve gelişmenin lokomotifi olacak öğretmen adaylarının üniversitede aldıkları eğitimin onların kültürlerarası duyarlılıklarını ve iç denetim odaklarını güçlendirecek bir şekilde yapılandırılması önerilmektedir.
Sınıf öğretmeni adaylarının sosyobilimsel konulara yönelik tutumları ile çevresel okuryazarlık düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Bu çalışma sınıf öğretmeni adaylarının sosyobilimsel konulara yönelik tutumları ile çevresel okuryazarlık düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 226 sınıf öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmada ögretmen adaylarının sosyobilimsel konulara yönelik tutumlarını ölçmek amacı ile Topçu (2010) tarafından geliştirilen Sosyobilimsel Konulara Yönelik Tutum Ölçeği ve çevresel okuryazarlık düzeylerini belirlemek amacıyla Atabek Yiğit, Köklükaya, Yavuz ve Demirhan (2014) tarafından geliştirilen Yetişkinler İçin Çevre Okuryazarlığı Ölçeği (ELSA) uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmen adaylarnın sosyobilimsel konulara yönelik tutumlarnın orta üstü düzeyde olduğu, çevresel okuryazarlık düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Sınıf ögretmeni adaylarının sosyobilimsel konulara yönelik tutumları sınıf düzeyi ve bilimsel yayın ya da dergi takibi değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterirken; cinsiyet, mezun olunan lise türü ve anne-baba eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Öğretmen adaylarının çevresel okuryazarlık düzeyleri cinsiyet değişkenine göre kızlar lehine anlamlı farklılık göstermektedir. Ögretmen adaylarının çevresel okuryazarlık düzeyleri bilimsel yayın ya da dergi takibi değişkenine göre çevresel farkındalık alt boyutunda anlamlı farklılık göstermektedir. Sınıf düzeyi, mezun olunan lise türü ve anne/baba eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık bulunamamıştır.
Okul öncesi eğitimde bütünleştirilmiş Türkçe ve fen etkinliklerinin çocukların çevre algısına etkisi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde bütünleştirilmiş Türkçe ve fen etkinliklerinin çocukların çevre algısına etkisini belirlemektir. Bu amaca ulaşmak için araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Karma yöntemin nitel boyutunda fenomenolojik desen, nicel boyutunda ise yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini deney grubunda 10 çocuk, kontrol grubunda 10 çocuk olmak üzere 20 çocuk oluşturmaktadır. Deneysel işlemin ilk aşaması olarak deney ve kontrol grubundaki çocuklarda bir çevre resmi çizmeleri istenmiş ve çocuklarla yaptıkları çizimler hakkında birebir görüşmeler yapılmıştır. Çizimler Bir Çevre Çiz Test Rubriği (Draw An Environment Test-Rubric, DAET-R) ile değerlendirilmiş ve ilgili rubrik sarı ve mavi renk tonları ile nitel hâle evrilmeye çalışılmıştır. Ayrıca çocukların rubrik puanları SPSS 23 paket programına aktarılmış ve gerekli analizler yapılmıştır. Araştırmanın uygulama kısmında deney grubuna 9 tane bütünleştirilmiş Türkçe ve fen etkinliği 9 hafta süresince uygulanmıştır. Her etkinlikte farklı bir resimli çocuk kitabı kullanılmış ve etkinlik bu kitaplar çerçevesinde geliştirilmiştir. Kontrol grubu ise okul öncesi eğitim programında yer alan günlük eğitim akışlarına devam etmiştir. Deneysel kısmın son aşaması olarak deney ve kontrol grubundaki çocuklardan tekrar bir çevre resmi çizmeleri istenmiş ve çizimlerle ilgili çocuklarla birebir görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, resimli çocuk kitapları ile geliştirilen bütünleştirilmiş Türkçe ve fen etkinliklerinin uygulandığı deney grubundaki çocukların çevre algılarındaki değişimin kontrol grubundaki çocuklara göre geliştiği ve daha belirgin olduğu belirlenmiştir.
Okul öncesi öğretmenlerinin yaratıcılığı destekleme davranışlarının farklı değişkenlere göre incelenmesi
Bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içerisindeki yaratıcılığı destekleme davranışlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Bu kapsamda kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılarak örnekleme ulaşılmıştır. Örneklemi Ağrı ilinde çalışan 223 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada Soh (2007) tarafından geliştirilen Akar (2014) tarafından Türkçeye çevrilen ve geçerlik güvenirlik çalışması yapılan indeks kullanılmıştır. 6'lı likert türünde 45 maddeden ve 9 alt boyuttan oluşan bu indeksten alınabilecek en yüksek puan 270 ve en düşük puan 45'tir. İndekste ters madde bulunmamaktadır. Alt boyutlarda en düşük Alpha katsayısı 0.68'dir. Tüm indeksin güvenirlik katsayısı ise .95 olarak hesaplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ardından araştırmanın alt problemleri doğrultusunda istatistikler yapılmıştır. Anlamlılık değeri p<0,05 kabul edilmiştir. Araştırmanın verileri normal dağılım sağlamadığı için parametrik olmayan analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu bağlamda Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin sınıf içerisinde yaratıcılığı destekleme davranışları ile yaş ve öğretmenlerin yaratıcılık eğitimi alıp almama değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Mesleki kıdem değişkeninde yargılama ve değerlendirme alt boyutlarında 6 yıl ve üstü mesleki kıdem yönünde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Çocuğun olup olmaması durumu değişkeninde entegrasyon, sorgulama, fırsatlar ve hayal kırıklığı alt boyutlarında çocuğu olmayan okul öncesi öğretmenleri yönünde anlamlı farklılık bulunmuştur. Çalışılan okulun konumu değişkeninde sorgulama, değerlendirme, fırsatlar ve hayal kırıklığı alt boyutlarında şehir merkezinde çalışan öğretmenler yönünde anlamlı farklılık bulunmuştur. Öğretmen olmaktan alınan memnuniyet değişkeninde bağımsızlık, motivasyon, yargılama ve değerlendirme alt boyutlarında ve toplam yaratıcılık puanında kararsız kalan okul öncesi öğretmenleri yönünde anlamlı farklılık bulunmuştur.
Güneş, dünya, ay ve yıldız kavramlarının öğretiminde kavram karikatürü kullanımının ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin kavram yanılgılarının giderilmesine etkisi
Araştırmada birinci sınıf öğrencilerinin Dünya, Güneş, Ay ve yıldız kavramlarıyla ilgili var olan kavram yanılgıları belirlenmiş ve bu doğrultuda kavram karikatürleri hazırlanarak kavram yanılgılarının giderilmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2022-2023 eğitim öğretim yılında Batı Karadeniz Bölgesinde yer alan bir ile bağlı ilçede bulunan ilkokulda birinci sınıflarla gerçekleştirilmiştir. Çalışma uygun örnekleme yöntemiyle belirlenen 18 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada tek grup ön test son test deneysel desen kullanılmıştır. Veri toplama aracı Güneş, Dünya, Ay ve yıldız kavramlarına yönelik kavram doğrultusunda olarak araştırmacı tarafından geliştirilen kavram yanılgılarını belirleme aracı kullanılmıştır. Veri toplama aracı ilgili literatür taraması ve uzman görüşleri doğrultusunda şekillendirilmiştir. Ders materyali olarak kavram karikatürleri araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Kavram karikatürleri aracılığıyla ders işlenmiştir. Kavram yanılgılarını belirleme aracı tüm öğrencilere ilk olarak ön test şeklinde uygulanmıştır. Daha sonra kavram karikatürleri ile işlenen derslerin ardından kavram yanılgılarını belirleme aracı, son test olarak uygulanmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kavram karikatürleri ile ders işlemenin öğrencilerin kavram yanılgılarını gidermede etkili olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda öğrencilerin astronomi kavramlarının öğretiminde kavram karikatürü kullanmanın ve görselleştirmenin yapılmasının etkili olacağı noktalarında öneriler getirilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Kavram Karikatürü, Kavram Yanılgısı, Dünya, Yıldız, Ay, Güneş.
Okul öncesi öğretmenlerinin geleneksel oyun ve dijital oyun algılarının metaforlar yoluyla incelenmesi
Bu araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin eğitim sürecinde kullandıkları, geleneksel oyun ve dijital oyun kavramlarına yönelik bilişsel yapılarının metaforlar aracılığıyla incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma modelinden olgu bilim (fenomenoloji) ve durum çalışması (case study) deseniyle çalışmanın niteliği, geçerlik ve güvenirliğini artırma yoluyla yöntemsel ve veri çeşitleme tekniklerinden faydalanılmıştır. Çalışmanın katılımcı grubuna, amaçlı örnekleme teknikleri içerisindeki ölçüt (kriter) örnekleme yöntemiyle karar verilmiştir. Katılımcılar 2022-2023 eğitim öğretim yılında Şanlıurfa ili Viranşehir ilçesinde MEB'e bağlı okullarda çalışan 160 okul öncesi öğretmeninden oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan bir veri toplama formu kullanılmıştır. Birinci bölümde "Geleneksel Oyun ………………. gibidir. Çünkü……. ." sorusu, ikinci bölümde "Dijital oyun …………… gibidir. Çünkü …………… ." sorusu, üçüncü bölümde "Geleneksel oyun ve dijital oyun konusunda düşüncelerinizi kısa bir kompozisyon olarak belirtiniz." sorusuna yer verilmiştir. Hazırlanan ölçme aracının geçerlik ve güvenirliğinin tespitine yönelik pilot uygulama gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan toplanan verilerin analizinde ve yorumlanmasında içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın güvenirliğine yönelik uzmanlar arası uyum katsayısı birinci bölüm için %94.15, ikinci bölüm için %92.21 ve üçüncü bölüm için % 97.40 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel istatistiklerden frekans değerleri ve yüzdelik değerleri hesaplanarak tablolaştırılmıştır. Veri toplama formunun ilk bölümünde okul öncesi öğretmenleri tarafından oluşturulan metaforlar ortak özellikleri göz önünde bulundurularak 8 kavramsal kategoriye ayrılmıştır. Bu bağlamda okul öncesi öğretmenlerinin geleneksel ve dijital oyun kavramlarıyla ilgili metaforlarının en fazla "duygu anlatımlarını içeren" kategorisinde yoğunlaştığı görülmüştür. İkinci bölümde geleneksel ve dijital oyun kavramları, benzer ve farklılaşan metaforlar kategorileri içinde farklı temalar bağlamında ele alınmıştır. Oluşturulan temalarda her iki oyun türünde de metaforların olduğu görülmüştür. Üçüncü bölüm altında incelenen kompozisyonların ortak özellikleri dikkate alınarak 6 kavramsal kategori altında yoğunlaştıkları tespit edilmiştir. Bu kapsamda okul öncesi öğretmenlerinin oyun kavramlarıyla ilgili kompozisyonların en fazla "bilinçli farkındalık" kategorisinde toplandıkları belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan veri toplama aracındaki tüm bölümlerde öğretmenlerin bilişsel yapılarını rahatlıkla, yeterli ve ayrıntılı bir biçimde ifade ettikleri görülmüştür.
Okul öncesi dönem çocuklarının farklı ekosistemlerdeki ögelere ilişkin farkındalıklarının belirlenmesi
Bu araştırmanın temel amacı okul öncesi dönem çocuklarının sucul ve karasal ekosisteme yönelik farkındalıklarını belirleyip, bu farkındalıklarını var olduğunu ifade ettikleri canlı-cansız ögelerin betimlenmesi ve bu ögeler arasında kurdukları ilişkiler açısından değerlendirmektir. Araştırmanın bir diğer amacı ise çocukların sahip olduğu temel bilimsel süreç becerilerinin, ekosistemlerdeki ögeler arası ilişkileri kurarken ne oranda etkilediğini ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın örneklemi 2021-2022 eğitim-öğretim yılı Van il sınırlarında bağımsız anaokuluna devam eden 5 yaş öğrencilerinden oluşmaktadır. Seçkisiz kolay ulaşılabilir örneklem ile belirlenen 60 öğrenci araştırmaya dahil olmuştur. Yapılan araştırma karma desenli olup; çalışmanın nitel boyutunda tarama modeli kullanılarak öğrencilerin boş kağıda yaptıkları denizel ve karasal ekosisteme ait çizimleri Bir Çevre Çiz Test Rubriği ile (Draw An Environment Test-Rubric, DAET-R, DAME-R) betimsel analiz yapılarak temalara ayrılmış, nicel boyutunda ise öğrencilerin temel bilimsel süreç becerileri ve çevrede var olan canlı-cansız varlıklar arası ilişki kurabilme düzeyleri arasındaki yakınlık durumlarını belirlemek üzere korelasyonel (ilişkisel) bir çalışma yapılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde öğrencilerin denizel ekosistem çizimlerinde en sık kullandıkları ögeler; insan figürü (f=35), ahtapot (f=47), yosun (f=27), köpekbalığı (f=16), güneş (f=37) ve bulut (f=15) olurken, karasal ekosistem çizimlerinde en sık kullandıkları ögeler; ağaç (f=40), çimen (f=37), çiçek (f=23), kelebek (f=14) olmuştur. Hem sucul hem karasal ekosistem çizimlerinin incelenmesi sonucunda öğrenciler canlı ve cansız ögelere yer verirken, bir sistem anlayışı içerisinde yani iki veya daha fazla gruba ait varlıklar arasında bağlantı kuramamış olmaları, çalışma grubundaki öğrencilerin doğal ortamlarda bir sistem anlayışı olduğunun yeterince farkında olmadıklarını ortaya koymaktadır. Öğrencilerin rubrik puanları ve bilimsel süreç beceri puanları arasında yapılan t testi sonucunda aldıkları toplam puan açısından anlamlı farklılıklar gözlenirken, süreç becerileri alt basamaklarında değişimler görülmektedir. Elde edilen veriler ayrıntılı bir şekilde sunulmuş, bu bilgiler ışığında önerilerde bulunulmuştur.
Okul öncesi dönem matematik eğitiminde sayı kavramı ile ilgili Türkiye'de yayımlanan lisansüstü tezlerin incelenmesi
Bu araştırma, Türkiye'de okul öncesi dönem matematik eğitiminde sayı kavramı ile ilgili yazılmış yüksek lisans ve doktora tezlerini belirli değişkenler (düzey, yıl, üniversite, amaç, araştırma deseni ve yaklaşımı, katılımcı, veri toplama aracı, veri analiz yöntemi, birbirine benzer amaçla yazılmış tezler arasında benzerlikler veya farklılıklar, amaç, bulgular, sonuç) açısından analiz ederek, bu lisansüstü tezler hakkında genel çıkarımlar yapmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma nitel veri araştırma yöntemi kullanılarak yürütülmüş, sistematik literatür tarama deseni tercih edilmiştir. Veri analiz yöntemi olarak ise doküman analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya dahil edilecek olan lisansüstü tezlerin belirlenmesi için YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanına 'sayılar', 'sayı kavramı', 'sayı hissi', 'sayı duyusu', 'okul öncesi', 'erken çocukluk', 'matematik' gibi anahtar kelimeler kullanılarak tarama yapılmıştır. Tarama sonucunda kriterlere uygun çalışmalar araştırmaya dahil edilmiş ve 29 adet yüksek lisans tezi, 3 adet doktora tezi olmak üzere 32 lisansüstü tezin analizi yapılmıştır. Okul öncesi dönem matematik eğitiminde sayı kavramı ile ilgili lisansüstü tezler en çok 2016-2020 tarihleri arasında ve Gazi Üniversitesi'nde yazılmıştır. Tezlerin çalışma grubunu en çok okul öncesi dönem çocukları oluştururken çalışma grubunun yaş dağılımını 60-72 ay çocuklar oluşturmaktadır. Çalışmalarda yer alan örneklem grubu büyüklüğünde en çok 31-100 katılımcı aralığının tercih edildiği sonucuna ulaşılmıştır. İncelenen tezlerde en çok nicel araştırma yöntemi kullanılırken araştırma deseni olarak yarı deneysel desen tercih edilmiştir. Veri toplama aracı olarak en çok tanılayıcı testler kullanılmıştır. Lisansüstü tezlerde en çok tercih edilen veri analiz yöntemi t-testi ve non-parametrik testler olmuştur. Tezler amaçları bakımından incelendiği zaman çoğunlukla yöntem-tekniklerin sayı kavramına etkisi amacına yönelik araştırmalar yapıldığı görülmektedir. Araştırmaya dahil edilen tezlerden birbirine benzer amaçla yazılan 12 adet tez olduğu görülmüştür. Bu benzer amaçlı tezlerin yılları birbirinden farklılık göstermektedir. İncelenen lisansüstü tezlerin bulgular açısından özelliklerine bakıldığında farklı yöntem-teknikler ve farklı matematik programları geliştirmeye veya uygulamaya yönelik çalışmalara ağırlık verildiği gözlemlenmiştir. Araştırma kapsamında incelenen lisansüstü tezlerde çoğunlukla farklı yöntem ve teknik değişkeni ile ilgili pozitif yönlü sonuçlar elde edildiği, cinsiyet değişkeni ile ilgili ise anlamlı bir fark ortaya çıkmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İncelenen lisansüstü tezlerin uygulamaya yönelik önerilerinde en çok eğitimcilere eğitim/seminer verilmesi gerektiği, araştırmacıya yönelik önerilerinde ise en çok örneklem sayısı/ düzeyi ile ilgili düzenlemeler yapılarak yeni araştırmalar düzenlenebileceği ortaya konulmuştur.
İlkokul öğrencilerinin problem çözme becerilerinin yaşam becerilerini yordama gücünün incelenmesi
Bu araştırmada ilkokul öğrencilerinin yaşam becerileri ile problem çözme becerileri ve bu beceriler arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin yaşam becerileri ile problem çözme becerilerinin incelenmesi ve bu iki değişken arasındaki ilişkinin belirlenmesi, diğer bir deyişle mevcut durumun ortaya konması amaçlandığından ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya ilkokul dördüncü sınıfta bulunan toplam 118 öğrenci katılım sağlamıştır. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin yaşam becerilerinin belirlenebilmesi amacıyla Yayla-Eskici (2017) tarafından geliştirilen "Yaşam Becerileri Ölçeği", problem çözme becerilerinin belirlenebilmesi için ise Serin vd. (2010) tarafından geliştirilen "Çocuklar için Problem Çözme Envanteri" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin yaşam becerileri ve problem çözme becerileri düzeylerinin belirlenebilmesi amacıyla betimsel istatistiklerden yararlanılmıştır. İlkokul öğrencilerinin yaşam becerileri ve problem çözme becerilerinin; cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğinin tespit edilebilmesi amacıyla bağımsız gruplar t-testi, anne ve baba eğitim düzeylerine göre değişiminin belirlenebilmesi amacıyla tek yönlü varyans analizinden (ANOVA) yararlanılmıştır. İlkokul öğrencilerinin yaşam becerileri ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin tespiti için ise Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Son olarak ilkokul öğrencilerinin problem çözme becerilerinin yaşam becerilerini yordama düzeylerinin belirlenebilmesi amacı ile basit doğrusal regresyon analizine başvurulmuştur. Araştırma sonucunda ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin yaşam becerileri ölçek puanları orta puanının üzerinde bulunmuştur. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin problem çözme becerileri de ölçek orta puanının üzerinde olduğu tespit edilmiştir. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin yaşam becerileri, cinsiyete, anne ve baba eğitim düzeylerine göre bazı alt boyutlarda anlamlı olarak farklılık göstermiştir. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin problem çözme becerileri de cinsiyete ve anne eğitim düzeylerine göre anlamlı bir farklılık göstermiş, baba eğitim düzeyi üniversite ve üstü olan öğrencilerin problem çözme becerilerinin anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. İlkokul öğrencilerinin yaşam becerileri ile problem çözme becerileri arasında da pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu ve problem çözme becerilerinin yaşam becerilerinin yordayıcısı olduğu belirlenmiştir.
Ters yüz edilmiş sınıf modeline dayalı hayat bilgisi öğretiminin öğrenci başarısına etkisi
Bu çalışmanın amacı ters yüz edilmiş sınıf modeline dayalı hayat bilgisi öğretiminin öğrenci başarısına etkisini ve modele ilişkin öğrenci görüşlerini incelemektir. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde İstanbul'daki bir devlet okulunda 3.sınıf düzeyinde deney grubu (n=30), kontrol grubu (30) olmak üzere, toplam 60 öğrenci ile yapılmıştır. Dersler deney grubunda ters yüz edilmiş sınıf modeli ile kontrol grubunda ise mevcut öğretim programı ile yürütülmüştür. Araştırmada karma araştırma yöntemlerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda ön test son test deney kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "3.Sınıf Hayat Bilgisi Dersi Doğada Hayat Ünitesi Başarı Testi" ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada nicel veriler SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Nitel verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre ters yüz edilmiş sınıf modeline dayalı öğretimin öğrencilerin akademik başarılarını artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Bulgular ayrıca öğrencilerin modele ilişkin öğrencilerin olumlu görüşlere sahip olduklarını, sınıf içi etkinlikleri çok sevdiklerini, ters yüz edilmiş sınıf modelinin bundan sonraki derslerde uygulanabilir olduğunu göstermiştir.
Sınıf öğretmenlerinin ilkokul öğrencilerindeki matematiksel kavram yanılgılarına yönelik görüşleri
Bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin ilkokul öğrencilerinde bulunan matematik dersi kavram yanılgılarına yönelik görüşlerinin incelenmesinin amaçlandığı nitel bir çalışma olup, araştırmada temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023, 2023-2024 öğretim yılında Kastamonu ilinde devlet ve özel okullarda görev yapan 40 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Bu araştırmada veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış soru formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler tümevarımsal bir yaklaşım izlenerek içerik analize tabi tutulmuştur. Verilerin analizinde NVIVO 11 yazılımından yararlanılmıştır. Ulaşılan bulgulara göre sınıf öğretmenleri, öğrencilerde matematiksel kavram yanılgıları olduğunu belirtmiştir. Öğrencilerde karşılaşmış oldukları kavram yanılgılarına yönelik çözüm önerilerinin de bazı değişkenlere bağlı olarak farklılıklar gösterdiği gözlemlenmiştir. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin matematik dersi öğrenme alanlarındaki kavram yanılgılarına yönelik görüşlerinin literatürdeki çalışmalarla paralellik gösterecek şekilde olduğu tespit edilmiştir.
Doğa deneyimine dayalı çevre eğitimi programının okul öncesi dönem çocuklarının çevresel farkındalıklarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, geliştirilen doğa deneyimine dayalı çevre eğitimi programının okul öncesi dönem çocuklarının çevresel farkındalıklarına etkisini incelemektir. Araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemlerini içeren karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunu durum çalışması, nicel boyutunu ise ön test- son test tek grup deneysel desen oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Tokat ilindeki bir anaokula devam eden daha önce çevre eğitimi almamış olan, 60-72 aylık 4 kız 6 erkek olmak üzere 10 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada çalışma grubuna belirlenen ormanlık alanda 9 hafta süresince haftada bir günlük eğitim planı şeklinde doğa deneyimine dayalı çevre eğitimi programı etkinlikleri uygulanmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ve "Çocuklar İçin Çevre Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın nitel verileri içerik analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Ön test ve son test puanları arasındaki farklılaşma ise bağımlı örneklemeli t-testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda çocukların doğa deneyimine dayalı çevre eğitimi programı öncesi ve sonrası görüşleri karşılaştırıldığında çocukların çevre, çevre kirliği, çevrenin korunması, canlılar, geri dönüşüm kavramları ile ilgili bilgi düzeylerinin ve farkındalıklarının artış gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan deneysel çalışma sonrasında öğrencilerin son test puan ortalamalarının ön test puan ortalamalarından anlamlı olarak daha yüksek çıkmıştır. Bu sonuç doğa deneyimine dayalı çevre eğitimi programının okul öncesi dönem çocuklarının çevresel farkındalıkları üzerinde olumlu etkisi olduğuna işaret etmektedir. Elde edilen mevcut araştırma sonuçları ilgili alan yazın ışığında tartışılmış, öğretmenlere ve araştırmacılara öneriler sunulmuştur.
İlkokul öğrencilerinin çevre algılarının öğrenci çizimleri aracılığıyla değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, ilkokul öğrencilerinin çevre algılarını fenomenolojik bir yöntemi yapılandırmacı çerçevede kullanarak araştırmaktır. Araştırma, tüm sınıf düzeylerinden 100 ilköğretim öğrencisini kapsamaktadır ve öğrencilerden çevre anlayışlarını çizimler aracılığıyla ifade etmeleri istenmiştir. Niteliksel grafik verilerini nicel değerlere dönüştüren Bir Çevre Çiz Test Rubriği (BÇÇT-R), bu ifadeleri ölçülebilir sonuçlara dönüştürmek için kullanılmıştır. Dört boyut üzerinden değerlendirilen BÇÇT-R puanları, her biri 0 ile 4 arasında değişen bir skala üzerinden hesaplanmakta ve toplam puan 0 ile 16 arasında değişebilmektedir. BÇÇT-R 'den alınan yüksek puanlar, çocuğun çevre hakkındaki karmaşık ve bilimsel açıdan sağlam zihinsel modellerinin göstergesi olarak yorumlanmaktadır. Araştırma bulguları, öğrencilerin çizimlerinin %86'sında yer alan biyotik faktörlere ağırlık verdiğini ortaya koymaktadır. Abiyotik faktörler ise daha az ölçüde temsil edilmekte olup çizimlerin %71'inde yer almaktadır. Ayrıca öğrencilerin çoğunluğunun (%35) insanları çevresel temsillerine dahil etmedikleri görülmüştür. Bu durum, çocukların ekosistem içinde insanların oynadığı rol hakkındaki algılarında olası bir kopukluğa işaret etmektedir. Çalışmanın sonuçları, çevre eğitimi için önemli çıkarımlar içermektedir. Müfredat içeriğinin biyotik ve abiyotik unsurları birbirine bağlayan ve insan kaynaklı etkileri ekolojik sistemler üzerinde açıklayan bir yaklaşımla entegre edilmesi gerekliliğine dikkat çekmektedir. Araştırma, çocukların çevre hakkındaki zihinsel temsillerindeki güncel önyargılara dikkat çekerek, genç öğrenciler arasında daha kapsamlı ve bilimsel açıdan anlamlı bir çevre anlayışını geliştirmek için eğitim stratejilerinin önemini ortaya koymaktadır. Araştırma, çocukların çevre algılarının nüanslarını ortaya çıkararak, öğrencilerin çevreleri hakkındaki farkındalıklarını artırmayı amaçlayan hedefli eğitim yaklaşımlarının önünü açmakta ve insan etkileşimini de içeren daha bütünleşik bir doğal dünya görüşünü teşvik etmektedir.
Yaratıcılık ve yaratıcı matematik eğitimi etkinlikleri eğitiminin okul öncesi öğretmenlerinin sınıfta uyguladıkları matematik etkinliklerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerine yönelik verilen "Yaratıcılık ve Yaratıcı Matematik Eğitimi Etkinlikleri Eğitimi"nin, öğretmenlerin sınıfta uyguladıkları matematik etkinliklerine etkisini incelemektir. Araştırma sürecinde karma yöntem tercih edilmiştir. Araştırmanın nicel uygulamalarında kişisel bilgi formu ve anket kullanılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı alanlarda ise görüşme ve gözlem formları kullanılmıştır. Araştırma grubunu, çeşitli okullarda görev yapan 12 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Bu öğretmenlere 7 haftalık "Yaratıcılık ve Yaratıcı Matematik Eğitimi Etkinlikleri Eğitimi" verilmiştir. Eğitim öncesi ve sonrası öğretmenlerle anket uygulaması ve yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerde, öğretmenlerin yaratıcılık kavramı, matematik eğitimi kavramı ve daha önce aldıkları eğitimler hakkındaki görüşleri alınmıştır. Ayrıca, sınıf içi uygulamalarına ilişkin gözlemler de yapılmıştır. Araştırma verileri betimsel ve çıkarımsal istatistiklere tabi tutulmuştur. Nitel uygulama verileri ise içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler, kategoriler altında sınıflandırılmıştır. Araştırma sonuçları, "Yaratıcılık ve Yaratıcı Matematik Eğitimi Etkinlikleri Eğitimi"nin öğretmenlerin yaratıcılık ve matematik eğitimi kavramlarına bakış açılarında olumlu değişiklikler yarattığını göstermektedir. Eğitim sonrası öğretmenlerin özgün düşünme, farklı fikirler üretme ve hayal gücünü kullanma konularında daha bilinçli oldukları ve sınıf içinde daha yaratıcı matematik etkinlikleri uyguladıkları belirlenmiştir. Öğretmenlerin matematik eğitimi kavramını daha geniş bir perspektiften değerlendirdikleri ve günlük yaşam becerileri ile ilişkilendirdikleri gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, öğretmenlerin yaratıcılık ve matematik eğitimi konusundaki bilgi ve becerilerini sürekli olarak güncellemeleri için düzenli hizmet içi eğitim programları düzenlenmesi önerilmektedir. Ayrıca, eğitim programlarının uygulamalı eğitimler içermesi ve öğretmenler arasında iş birliği ve deneyim paylaşımını teşvik eden platformlar oluşturulması gerekmektedir.
Süleyman Bulut'un eserlerinin çocuk hakları açısından incelenmesi
Süleyman Bulut'un çocuklar için yazdığı eserlerde çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarına ne düzeyde yer verildiğini belirlemek amacıyla yapılan bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında doküman analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Süleyman Bulut'un roman, öykü ve derleme türlerinde yazdığı on dört kitap oluşturmaktadır. Kitaplardan elde edilen verilerin incelenmesinde içerik analizi ve betimsel analiz tekniklerinden yararlanılmıştır. İncelenen kitaplarda en fazla çocukların gelişme, yaşama ve katılım hakkı ile ilgili anlatımlara yer verildiği görülmüştür. Bu çerçevede çocukların hakları konusunda bilinçlenmesi ve okullarda çocuk hakları eğitiminin pekiştirilmesi açısından çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarını içeren kitapların okullarda önerilen kitaplar arasında olması faydalı olacaktır. Ayrıca çocuk kitaplarında çocukların yaş düzeyine uygun bir şekilde korunma haklarına dair anlatımlara yer verilme düzeyinin artırılması çocuk haklarının tüm boyutları ile öğrenilmesine yardımcı olacaktır.
Sınıf öğretmeni adaylarının çevreye yönelik tutum ve duyarlılıkları ile çevre sorunlarına ilişkin bilgi düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının çevreye yönelik tutum ve duyarlılıkları ile çevre sorunlarına ilişkin bilgi düzeylerini incelemektir. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2023-2024 akademik yılı güz döneminde Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi lisans programında öğrenim görmekte olan toplam 173 öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları olarak "Çevre Tutum Ölçeği", "Çevreye Duyarlı Davranış Ölçeği" ve "Çevre Sorunları Bilgisi Testi" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler SPSS 25.0 istatistik paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Bu doğrultuda, verilerin analizi işlemlerinde bağımsız gruplar için t-testi ve çoklu karşılaştırmalar için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, sınıf öğretmeni adaylarının çevreye yönelik tutumlarının genel anlamda olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının çevre tutum ölçeği puanları her sınıf düzeyinde cinsiyet değişkeni bakımından karşılaştırıldığında ikinci sınıfta öğrenim gören kadın öğretmen adayları ile erkek öğretmen adaylarının puanları arasında kadın öğretmen adayları lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Diğer sınıf düzeylerinde tutum ölçeği puanları arasında cinsiyet değişkeni bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf öğretmeni adaylarının çevreye duyarlı davranış ölçeğinden aldıkları puanlar incelendiğinde, katılımcıların büyük çoğunluğunun çevreye duyarlı davranışlara sahip oldukları belirlenmiştir. Sınıflar düzeyinde çevreye duyarlı davranış ölçeği puanları cinsiyet değişkeni bakımından karşılaştırıldığında kadın ve erkek öğretmen adaylarının çevreye duyarlı davranış ölçeği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çevreye duyarlı davranış ölçeği puanları sınıf düzeyi değişkeni bakımından incelendiğinde, ikinci sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarının puanları ile diğer sınıf düzeylerindeki öğretmen adaylarının puanları arasında ikinci sınıftaki öğretmen adaylarının lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Sınıf öğretmeni adaylarının çevre sorunları bilgisi testi puanları incelendiğinde, öğretmen adaylarının çevre sorunlarına ilişkin ortalama düzeyde bilgiye sahip oldukları belirlenmiştir. Sınıf öğretmeni adaylarının çevre sorunları bilgisi testi ortalama puanları cinsiyet değişkeni bakımından karşılaştırıldığında, kadın ve erkek sınıf öğretmeni adaylarının ortalama puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf öğretmeni adaylarının çevre sorunları bilgisi testi ortalama puanları arasında sınıf düzeyi değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Yapılan analizler neticesinde, dördüncü, üçüncü ve ikinci sınıflarda öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının birinci sınıftaki öğretmen adaylarına göre çevre sorunlarına ilişkin bilgilerinin daha yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar genel olarak irdelendiğinde, sınıf öğretmeni adaylarının çevreye yönelik tutumlarının yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, öğretmen adaylarının çevreye duyarlı davranışlarının da yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Fakat araştırmaya katılan sınıf öğretmeni adaylarının çevre sorunları bilgi düzeylerinin yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Değişkenlik teorisi Bianshi modeline dayalı matematik öğretiminin ilkokul öğrencilerinin akademik başarı ve temsiller arası geçiş becerilerine etkisi
Bu araştırmada değişkenlik teorisi Bianshi modeline göre geliştirilen matematik öğrenme ortamının, ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin akademik başarı ve temsiller arası geçiş becerisine etkisi incelenmiştir. Araştırma ön test-son test deney ve kontrol gruplu yarı deneysel desende tasarlanmıştır. Araştırma İstanbul ili Zeytinburnu ilçesinde bir devlet okulunda 21 deney ve 21 kontrol grubu olmak üzere toplamda 42 öğrencinin katılımıyla yürütülmüştür. Deneysel işlem öncesinde ve sonrasında öğrencilere iki aşamadan oluşan akademik başarı ve temsiller arası geçiş becerisi testi uygulanmıştır. Deney grubuna Değişkenlik teorisi Bianshi modeline dayalı olarak geliştirilen öğrenme ortamında eğitim verilirken, kontrol grubuna Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanan matematik ders kitabında yer alan Doğal Sayılar ve İşlemler öğrenme alanından toplama ve çıkarma işlemi kazanımları verilmiştir. Öğrencilerin ön test puanlarının denkliğinin incelenmesinde bağımsız gruplar t testi ve ön test son test ölçümleri arasında deney ve kontrol gruplarının akademik başarı ve temsiller arası geçiş becerilerindeki değişimin incelenmesinde tekrarlanmış ölçümler için ANOVA testi yapılmıştır. Verilerin analizi ise SPSS 22 istatistik paket programı gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları akademik başarı ve temsiller arası geçiş becerisi açısından deney grubu lehine anlamlı farklılık olduğunu göstermektedir. Buna göre değişkenlik teorisi Bianshi modeline dayalı matematik öğretiminin akademik başarı ve temsiller arası geçiş becerisi üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. MATH taksonomisine göre hazırlanan sorularda deney grubu doğru yanıt verdiği soru sayısını anlamlı şekilde artmış, üst düzey becerileri geliştirmede etkili olmuştur. Temsiller arası geçiş becerisinde ise hem deney hem de kontrol grubunda artış olmasına rağmen deney grubundaki artışın, kontrol grubuna göre oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda ise Değişkenlik Teorisi Bianshi modeli ile geliştirilen matematik öğrenme ortamları ve materyallerinin ilkokul kademesi öğrencileri için etkili olduğu gözlenmiştir.
Düşünme izleri stratejisinin okuma motivasyonu ve okuduğunu anlama üzerindeki etkisi
Bu araştırma, Düşünme İzleri Stratejisinin ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin okuduklarını anlama ve okuma motivasyonları üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, ön ve son test kontrol gruplu gerçek deneme modeli kullanılmıştır. Araştırma, 2020-2021 ders yılında Düzce ili Gölyaka ilçesinde bulunan bir İlkokulu'nun üçüncü sınıfında öğrenim gören 67 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bu gruptan rastgele seçilen (n=34) öğrenci deney grubunu, diğer öğrenciler (n=33) ise kontrol grubunu oluşturmaktadır. Araştırma 8 hafta sürmüştür. Birinci haftada ön test, sekizinci haftada son test uygulanmıştır. Düşünme İzleri Stratejisinin uygulaması, haftalık toplamda 4 saatlik ders süresi olacak şekilde günlük 2 ders saati olarak planlanmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencileri İlkokul 3. sınıf Türkçe dersi müfredatına göre derslerine devam ettiler. Deney grubundaki öğrencilere ise araştırmacı tarafından derslere ek olarak Düşünme İzleri Stratejisi uygulanmıştır. Okullar Covid-19 pandemisi nedeniyle kısmi açık olduğundan dolayı deney grubu öğrencileri ile sadece okula geldiği günlerde uygulama yapılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında, okuduğunu anlama verileri için "Okuduğunu Anlama Testi"; okuma motivasyonu için ise "Okuma Motivasyonu Profili Formu" kullanılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde, Bağımsız Örneklemler t Testi ve ANCOVA kullanılmıştır. Son test puanlarına ait farklar incelendiğinde deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Ancak okuma motivasyonu puanları açısından anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir. Araştırma sonucunda ise genel olarak, Düşünme İzleri Stratejisinin ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin okuduklarını anlama performanslarına pozitif yönde katkı sağladığını söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Düşünme İzleri Stratejisi, Okuduğunu anlama, Okuma motivasyonu
Argümantasyon destekli kavram karikatürlerinin ilkokul öğrencilerinin kavramsal anlayışları, argüman kurma becerileri ve fene yönelik tutumları üzerine etkisi
Bu araştırmada, argümantasyona dayalı hazırlanan kavram karikatürü etkinliklerinin öğrencilerin kavramsal anlayışlarına, argüman kurma becerilerine, fen tutumlarına ve görüşlerine olan etkililiğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Planlanan argümantasyon etkinlikleri 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Düzce ilinin Yığılca ilçesine bağlı bir devlet okulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu ilkokul dördüncü sınıfta öğrenim gören 38 öğrenciden (19 kız, 19 erkek) oluşmaktadır. Fen bilimleri dersi "Madde ve Doğası " konu alanı kapsamında gerçekleştirilen argümantasyon destekli kavram karikatürü etkinlikleri yedi hafta boyunca uygulanmıştır. Karma araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmada, eş zamanlı iç içe geçmiş desen kullanılmıştır. Nicel veri toplama araçlarını Kavram Yanılgısı Başarı Testi ve Fen Tutum Ölçeği; nitel veri toplama araçlarını ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ve gözlem notları oluşturmaktadır. Deney grubunda sınıf içinde aktif olarak araştırmacı yer alırken kontrol grubunda araştırmacı rehberliğinde mevcut sınıf öğretmeni yer almıştır. Deney grubunda argümantasyon destekli kavram karikatürleri etkinlikleri, kontrol grubunda ise MEB tarafından önerilen uygulamalar yapılmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen veriler betimsel ve yordayıcı istatistik aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmacı tarafından hazırlanan 30 maddeli doğru/yanlış olarak hazırlanan kavram yanılgısı başarı testi ve referans olarak alınan fen tutum ölçeği süreç başında ön test, süreç sonunda ise son test olmak üzere iki kez uygulanmıştır. Araştırma sonucunda deney ve kontrol grubu öğrencilerinin Kavram Yanılgısı Başarı Testi ve Fen Tutum Ölçeği son test ortalama puanlarında artış olmasına rağmen bu değişimin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Yapılan etkinlikler neticesinde deney grubundaki öğrencilerin mevcut kavram yanılgıları azalırken, argüman kurma becerilerinin gelişimine olumlu etki ettiği bulunmuştur. Aynı zamanda, deney grubu öğrencilerinin fen dersine ilişkin tutumları sontest lehine anlamlı bir etki sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin görüşlerinden elde edilen kod ve kategoriler argümantasyon dayalı kavram karikatürü uygulamalarının fen bilimleri dersini eğlenceli kıldığı, öğrenmeye teşvik edici olduğu ve derse aktif katılımı sağladığı yönünde olumlu etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca elde edilen bulgular neticesinde, ilkokul kademesinde argümantasyona dayalı hazırlanabilecek etkinlikler özelinde eğitimcilere önerilerde bulunulmuştur.
Dijital okul dışı öğrenme ortamlarına dayalı etkinliklerin ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin bilimsel yaratıcılıklarına etkisi
Bu araştırmada, dijital okul dışı öğrenme ortamlarına dayalı etkinliklerin 3. sınıf öğrencilerinin bilimsel yaratıcılıklarına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2021-2022 Eğitim-Öğretim yılında Ankara ili Ayaş ilçesinde bulunan bir ilkokulun 20 tane 3. Sınıf öğrencisi ile gerçekleşmiştir. Araştırma zayıf deneysel desene dayalı, nitel ve nicel veri toplama araçlarının kullanıldığı, karma yöntem desenlerinden açıklayıcı desen ile gerçekleştirilmiştir. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmanın nicel yöntem boyutunda tek grup ön test-son test zayıf deneysel desen kullanılırken nitel yöntem boyutunda ise durum çalışması deseni kullanılmıştır. Nicel verileri toplamak için Hu ve Adey (2002) tarafından geliştirilen Deniş Çeliker ve Balım (2012) tarafından da Türkçeye uyarlanan geçerliği ve güvenirliği sağlanmış "Bilimsel Yaratıcılık Testi" kullanılmıştır. Nitel verileri toplamak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme tekniği, kullanılmıştır. Araştırma sonucunda nicel verilerin analizinden elde edilen bilgiler doğrultusunda öğrencilere ait bilimsel yaratıcılık son test puanlarının ön test puanlarından anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir [t20=-8.415. p<0.05)]. Akıcılık ön test puanı (X) 2.51 iken son test puanı (X) 4.79 olmuştur. Esneklik ön test puanı (X) 1.95 ölçülmüşken son test puanında artış gözlenmiş ve (X) 3.39 olarak bulunmuştur. Orijinallik ön test ve son test verilerine bakıldığında ön test puanı (X) 2.80 bulunurken son test puanında artış gözlenmiş ve son test puanı 5.13 bulunmuştur. Toplam bilimsel yaratıcılık puanları incelendiğinde son test puanları lehine bir artış gözlenmiştir. Bu doğrultuda dijital okul dışı öğrenme ortamında yürütülen ders ve etkinlikler çalışma grubunda yer alan öğrencilerin bilimsel yaratıcılık becerilerine anlamlı ve olumlu yönde bir etki oluşturduğu saptanmıştır. Nitel verilerin analizinde görüşme sorularına verilen cevaplardan yola çıkılarak üç tema ortaya çıkmıştır. Bu temalar: "Bilime Olan Merak", "Bilimsel Yaratıcılık" ve "Okul dışı öğrenme" şeklinde oluşturulmuştur. Yapılan analiz sonucunda öğrencilerin dijital okul dışı öğrenme ortamında uygulanan derslere dair olumlu görüşe sahip oldukları ve söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Okul Dışı Öğrenme, Dijital Okul Dışı Öğrenme, Yaratıcılık, Bilimsel Yaratıcılık Becerisi
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin öz düzenleyici öğrenme stratejileri ile öğrenci-öğretmen ilişkisi ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, ilköğretim düzeyindeki dördüncü sınıf öğrencilerinin öz düzenleyici öğrenme stratejileri ile öğrenci-öğretmen ilişkisi ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek hedeflenmiştir. Araştırma, ilişkisel tarama modeli adı verilen bir nicel araştırma yöntemi kullanılarak tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini, ilkokulda eğitim gören 377 çocuk ve bu çocukların öğretmenleri (N: 19) ile ebeveynleri (N: 377) oluşturmaktadır. Araştırmada, katılımcıların demografik bilgileri "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla elde edilmiştir. Ek olarak, öğrencilerin öz düzenleyici öğrenme stratejilerini (öz düzenleme becerileri) ölçmek için "Öz Düzenleme Ölçeği", ebeveyn davranışlarını ölçmek için "Ebeveyn Davranışları Ölçeği" ve öğretmenlerin öğrencileriyle ilişkilerini ölçmek amacıyla "Öğrenci-Öğretmen İlişki Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin işlenmesi ve yorumlanması için SPSS 25 (Statistical Package for Social Sciences) programı kullanılmıştır. İlişkisel bir model kullanıldığından, öz düzenleyici öğrenme stratejileri, ebeveyn davranışları ve öğrenci-öğretmen ilişkisi arasındaki ilişkiyi saptamak için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon tekniği kullanılmıştır. Öz düzenleyici öğrenme stratejileri, ebeveyn davranışları ve öğrenci-öğretmen ilişkisi düzeylerinde demografik değişkenlere bağlı olarak aralarındaki ilişkileri belirleyebilmek amacıyla t testi ve tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin öz düzenleyici öğrenme stratejilerinin hedef belirleme ve plan yapma alt boyutları cinsiyetlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Ancak, öğrencilerin öğrenme stratejisi, çaba harcama ve öz değerlendirme alt boyutları cinsiyete bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermiştir. Öğrencilerin öz düzenleme becerilerinin alt boyutları, okul türüne ve yerleşim yerine göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Velilerin ebeveyn davranışları ölçeği alt boyutlarından sadece olumlu ebeveynlik ve dayakla cezalandırma özellikleri cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Okul türü ve ekonomik durum gibi faktörlere bağlı olarak velilerin ebeveyn davranışları ölçeği alt boyutlarında anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Ancak, çocukla ilgilenme özelliği alt boyutu yerleşim yerine bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Eğitim durumu ise yalnızca dayakla cezalandırma özelliği alt boyutunda anlamlı bir farklılık göstermektedir. Öğretmenlerin öğrenci-öğretmen ilişki ölçeği alt boyutlarından çatışma ve yakınlık özellikleri cinsiyet ve okul türüne bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Yakınlık özellikleri ise yerleşim yerine bağlı olarak anlamlı bir farklılık gösterirken, çatışma özellikleri bakımından anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Öğretmenlerin öğrenci-öğretmen ilişki ölçeği alt boyutlarından çatışma ve yakınlık özellikleri, öğretmenlerin statüsü, kıdem yılları ve yaşlarına bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Ancak, okul türü ve cinsiyete bağlı olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Araştırmada, öğretmenlerin öğrenci-öğretmen ilişki ölçeği alt boyutlarından çatışma ve yakınlık özellikleri, cinsiyet ve okul türüne göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Ancak, yakınlık özellikleri yerleşim yerine bağlı olarak anlamlı bir farklılık gösterirken, çatışma özellikleri açısından anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Öğretmenlerin öğrenci- öğretmen ilişki ölçeği alt boyutlarından çatışma ve yakınlık özellikleri, öğretmenlerin statüsü, kıdem yılları ve yaşlarına bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Ancak, okul türü ve cinsiyete bağlı olarak anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Öz düzenleyici öğrenme stratejileri (öz düzenleme becerileri), ebeveyn davranışları ve öğrenci-öğretmen ilişkisi arasındaki ilişkinin belirlenmesi için gerçekleştirilen Pearson Korelasyon analizi sonuçlarına göre, tüm özellikler ve alt boyutlar arasında düşük düzeyde pozitif veya negatif yönde ilişkiler bulunmaktadır. Ancak, öğrencilerin mükemmeliyetçi özellikleri ile kendi değerini yadsıma alt boyutu arasında pozitif doğrultuda yüksek düzeyde bir ilişki gözlenmektedir. Bu da, öğrencilerin yetersizlik duyguları arttıkça mükemmeliyetçi özelliklerinin de arttığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn davranış özellikleri, Öğrenci-öğretmen ilişkisi, Öz düzenleyici öğrenme stratejileri (öz düzenleme becerileri).
Yapay zeka tabanlı dil modelleri ile ilgili öğretmen görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmada; yapay zeka tabanlı dil modelleri ile ilgili öğretmen görüşlerinin incelenmesini amaçlamaktadır. Eğitimin paydaşlarından biri olan öğretmenlerin yapay zeka uygulamaları hakkındaki görüşleri doğrultusunda çalışmalar yürütülerek yapay zekanın eğitime entegrasyonu sağlanabilir. Bu bakımdan araştırma önemli görülmektedir. Ayrıca bu araştırmanın nitel veriler sunacağından literatüre katkı sağlayacaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 öğretim yılı bahar döneminde, Düzce'de merkeze bağlı altı farklı ilkokulda görev yapmakta olan 11 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Durum çalışması deseni olarak yürütülen bu araştırmada öğretmenlerin görüşleri ele alınmıştır. Araştırma kapsamında araştırmacının; bir öğretim görevlisi ve yedi öğretmenin görüşleri doğrultusunda oluşturduğu "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin toplanması aşamasında örnekleme türlerinden olan kolay ulaşılabilir durum örneklem yöntemi kullanılmış ve belirlenen altı farklı ilköğretim okulunda çalışmakta olan gönüllü on bir sınıf öğretmeni ile yüz yüze yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşme öncesinde katılımcıların izinleri alınarak görüşmeler ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmıştır. Katılımcıların yanıtlarından elde edilen veriler, içerik analiz tekniği ile incelenerek tema ve kategoriler belirlenmiştir. Araştırmanın geçerliği ve güvenirliği arttırmak amacıyla katılımcıların ifadeleri doğrudan alıntılar ile sunulmuş ve araştırmaya katılan öğretmenlere bir harf ve rakam verilerek katılımcılar kodlanmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan bulgulara bakıldığında, sınıf öğretmenlerinin yapay zeka tabanlı dil modellerine ilişkin bilgilerinin sınırlı olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin görüşlerinden yararlanarak yapay zeka tabanlı dil modellerinin öğrenci ve öğretmenlere zaman tasarrufu sağlayarak avantaj oluşturacağı ve bu uygulamaların tembelleştirme ve etkisizleştirme gibi dezavantajlarının olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda yapay zekanın kişilerarası iletişimin zayıflatacağını ve bireylerin sosyal becerilerinin etkileneceği de görülmüştür. Gelecekte önemli yere sahip olacağı düşünülen bu teknolojik araca ilişkin öğretmenlerin çok fazla bilgiye sahip olmadığı görüldüğünden öğretmenler bu konuda araştırmalar yaparak kendilerini geliştirebilirler. Yine aynı zamanda yapay zekanın okullarda yaygınlaşması hedeflendiğinde öğretmenlere bu programlar hakkında hizmetiçi eğitimler ve seminerler verilerek öğretmenlerin farkındalığı arttırılabilir. Anahtar Kelimeler: ChatGPT, Doğal dil işlemleme, Öğretim teknolojileri, Yapay zeka, Yapay zeka tabanlı dil modelleri.
Mesleğe yeni atanan okul öncesi öğretmenlerinin öğrenme merkezlerindeki deneyimleri
Bu araştırma, mesleğe yeni atanmış okul öncesi öğretmenlerinin öğrenme merkezlerindeki deneyimlerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş ve fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul İli Avcılar, Bayrampaşa, Güngören ve Sultanbeyli ilçelerinde 2020-2021 eğitim öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı anaokulu, ilkokul ve ortaokul bünyesindeki anasınıflarında görev yapan, 13 kadın ve 2 erkek olmak üzere mesleğe yeni atanan toplam 15 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri "Öğrenme Merkezlerine Yönelik Görüşme Formu" ve "Öğrenme Merkezlerini Değerlendirme Formu" ile toplanmıştır. Görüşmeler online video konferans yazılımı olan Zoom ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, betimsel ve içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Bulgulara göre, mesleğe yeni atanan öğretmenlerin olumlu deneyimlerin yanı sıra daha çok olumsuz deneyimlerle karşılaştıkları belirlenmiştir. Olumsuz deneyimler öğrenme ortamı, çocuk ve ebeveyn kaynaklı problemler olarak belirlenmiştir. Bu problemlerin kaynağı yönetimsel, sınıfsal, ailesel ve çocuksal faktörler olarak ortaya çıkmıştır. Problemlerin üstesinden gelme yöntemleri; kendi, yönetim, iletişim, materyal sağlama, meslektaş-aile, geçici ilgi merkezi kurma ve medya desteği olarak tespit edilmiştir. İlk deneyimleri sırasında duygu durumu olarak olumsuz, olumlu ve umutlu olma/azim yönünde ifadeler saptanmıştır. Deneyimleri sırasında en çok etkilendikleri olay/durumun ise çocuk, öğrenme ortamı ve öğretmen kaynaklı olduğu belirlenmiştir. Karşılaşılan problemleri yakın çevre ve uzak çevre olarak paylaşırken, anlatma nedenleri ise rahatlama odaklı ve çözüm odaklı olduğu bulunmuştur. Araştırma sonucunda ise genel olarak, mesleğe yeni atanan okul öncesi öğretmenlerinin öğrenme merkezlerindeki deneyimlerinde karşılaştıkları problemlerin mesleki yaşamlarına olumsuz olarak yansıdığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Deneyim, mesleğe yeni atanma, okul öncesi öğretmeni, öğrenme merkezleri.
Matematiksel modelleme etkinliklerinin 4. sınıf ölçme öğrenme alanındaki başarıya ve öğrencilerin matematik kaygılarına etkisi
Yapılan çalışmada matematiksel modelleme etkinliklerinin dördüncü sınıf öğrencilerinin ölçme öğrenme alanındaki akademik başarısı ve matematik kaygısı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel ön test-son test deseni ile tasarlanan araştırmada Gaziantep ili Şehitkamil ilçesinde öğrenim gören 72 dördüncü sınıf öğrencisi katılım sağlamıştır. Öğrencilerin akademik başarıları ve deney- kontrol grubu sayıları benzerlik göstermektedir. Araştırmada ön test ve son test olarak uygulanan başarı testi, MEB tarafından yayımlanmış olan çalışma fasiküllerinden ölçme öğrenme alanına ait olan sorulardan alınmıştır. Matematik kaygı ölçeği olarak Mutlu ve Söylemez (2018) tarafından geliştirilen İlkokul Öğrencileri İçin Matematik Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmacı deney grubunda matematiksel modelleme etkinlikleri ile öğretime devam ederken kontrol grubu öğrencileri mevcut öğretim uygulamalarına devam etmiştir. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre başarı testinin uygulanan ön-test sonucunda gruplar arası anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Matematiksel modelleme etkinliklerinin uygulanması sonrasında uygulanan başarı testinin son-test analizinde gruplar arası anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Farklılığın deney grubu lehine olduğu söylenebilir. Etki büyüklüğü incelendiğinde sürecin sonuç üzerinde yüksek etkiye sahip olduğu görülmüştür. İki gruba da uygulanan matematik kaygı ölçeği ön-testinde gruplar arası anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Matematiksel modelleme etkinliklerinin uygulanması sonrasında uygulanan matematik kaygı ölçeği son-test sonucunda gruplar arası anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Farklılığın deney grubu lehine olduğu söylenebilir. Etki büyüklüğüne bakıldığında sürecin orta düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Elde edilen verilere göre matematiksel modelleme etkinliklerinin öğrencilerde ölçme öğrenme alanında akademik başarıyı artırdığı, matematik kaygı seviyesini ise düşürdüğü sonucuna ulaşılmıştır.
İlkokul 4. sınıf Fen Bilimleri dersinde uygulanan sanal laboratuvar uygulamalarının öğrencilerin akademik başarılarına ve öğrenmenin kalıcılığına etkisi
Bu çalışmada Fen Bilimleri dersi 4. Sınıf Yer Kabuğu ve Dünyamızın Hareketleri ünitesinde yer alan Dünyamızın Hareketleri konusu kapsamında uygulanan sanal laboratuvar uygulamalarının öğrencilerin akademik başarılarına ve öğrenmenin kalıcılığına etkisi araştırılmıştır. Araştırma Tek gruplu ön test son test zayıf deneysel desen ile yürütülmüştür. Araştırmada dersler araştırmacı tarafından sanal laboratuvar kullanılarak işlenmiştir. Araştırmada ölçme aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen ve kazanımları kapsayan 10 adet sorudan oluşan, Cronbach's Alpha güvenirlilik katsayısı ,727 olan başarı testi kullanılmıştır. Geliştirilen başarı testi uygulama öncesi sınıf öğretmenleri tarafından öğrencilere uygulanarak öğrencilerin ön bilgileri tespit edilmiştir. Ardından araştırmacı tarafından deneysel uygulama başlamış, ders başlangıcında ders kitabı takip edilerek derse hazırlık ve giriş aşaması yapılmış, sonrasında EBA üzerinden etkinliklerle derse dikkat çekme sağlanmıştır. Son olarak konu 'Mozaweb' sitesinde hazırlanmış olan sanal uygulamalarla işlenmeye devam edilmiş, tüm öğrencilerin dünyanın güneş etrafında ve kendi etrafında ki hareketlerini gözlemlemeleri ve uygulama etkinlikleriyle gerçekleştirmeleri sağlanmıştır. Çalışma grubunu Samsun İli Yakakent İlçesindeki devlet okullarında öğrenim gören, kolay ulaşılabilir örneklem seçimi ile çalışmaya dâhil edilen 65 4. Sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan uygulamalar araştırmacı tarafından 1 haftalık süreç içerisinde konuya giriş yapılıp uygulama gösterildikten sonra sınıf öğretmeni tarafından kazanımlara göre yıllık plan doğrultusunda 2 hafta, 6 ders saati daha kullanılarak konu tamamlanmıştır. Ünite sonunda ünite başarı testi öğrencilere uygulanmış sonuçları analiz edilmiştir. Uygulama bittikten 6 ay sonra ise aynı ünite değerlendirme testi öğrencilere uygulanmış ve uygulamanın öğrenme kalıcılığa etkisi saptanmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda sanal laboratuvar uygulamalarının öğrenci başarısını artırmada ve kalıcılığı sağlamada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İlkokul dördüncü sınıf fen bilimleri öğretim programının ve uygulamaların öğrencilere üst düzey düşünme becerilerini kazandırma durumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ilkokul 4. Sınıf Fen Bilimleri öğretim programının ve uygulamaların öğrencilere üst düzey düşünme becerilerini kazandırma durumlarının öğretmen görüşlerine göre incelenmesidir. Araştırmada üst düzey düşünme becerileri yaratıcı düşünme becerisi, eleştirel düşünme becerisi ve problem çözme becerisi ile sınırlandırılarak araştırmaya ilişkin üç alt amaç oluşturulmuştur. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2018-2019 öğretim yılında Gaziantep ili Nizip ilçesinin Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi uygulanarak belirlenmiş on iki okulda görev yapan yirmi sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Belirlenen öğretmenlerle yapılan görüşmeler kayıt altına alınmış ve elde edilen veriler içerik analizi tekniği uygulanarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda araştırmaya katılan ilkokul dördüncü sınıf öğretmenlerinin büyük çoğunluğu ilkokul dördüncü sınıf Fen Bilimleri öğretim programının öğrencilerin yaratıcı düşünme, eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirdiğini ifade etmişlerdir. İlkokul dördüncü sınıf Fen Bilimleri öğretim programının, ders kitabının ve öğretmen uygulamalarının; yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmede öğrencileri meraka yönlendirdiği, hazırbulunuşluklarına cevap verdiği ve keşfetmelerine olanak sağladığı tespit edilmiştir; eleştirel düşünme becerilerini geliştirmede öğrencilerin bilgiyi sorgulayabilmesine, analiz edebilmesine, değerlendirebilmesine ve çıkarımlar yapabilmesine olanak sağladığı; problem çözme becerilerini geliştirmede ise öğrencilerin yaparak yaşayarak öğrenmesine fırsat tanıdığı ve öğrencileri araştırmaya yönlendirdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Fen Bilimleri Öğretim Programı, Üst Düzey Düşünme, Yaratıcı Düşünme, Eleştirel Düşünme, Problem Çözme
Öğretmenlerin kadın yöneticilere yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı kadın yöneticilere yönelik öğretmen tutumlarını belirlemektir. Bu çalışma nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yöntem modelinde betimsel niteliktedir. Araştırmanın nicel bölümünün örneklemini 2018-2019 öğretim yılında Şanlıurfa ilinde bulunan ve Akçakale, Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü ilçelerinde yer alan 30 ilkokulda görev yapan 511 öğretmen oluşturmaktadır. Öğretmenlerin tutumlarını belirlemeye yönelik nicel veriler Berkman(2005) tarafından geliştirilen 'Kadın Yöneticilere Yönelik Tutum Ölçeği' ile toplanmıştır. Nitel bölümün katılımcıları, nicel verilerin toplandığı okullarda görev yapan 20 ilkokul öğretmeninden oluşmaktadır. Nitel veriler, ilkokul öğretmenleri ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler sonucunda toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde, parametrik analiz teknikleri; nitel verilerin analizinde ise, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları öğretmen tutumlarının yaş ve kıdem değişkenine göre anlamlı şekilde farklılaştığını diğer değişkenlere göre farklılaşmadığını göstermiştir. Nitel bölümde öğretmenlerin verdikleri cevaplar çeşitli kodlara dönüştürülmüş ve araştırma bulguları sonunda çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Kadın, kadın yöneticilik, kadın yöneticilere yönelik tutum
Çokkültürlü yapıya sahip okullarda sınıf öğretmenlerinin karşılaştığı zorluklar ve çözüm önerileri
Bu araştırmanın amacı, çokkültürlü yapıya sahip okullarda sınıf öğretmenlerinin karşılaştığı zorlukların belirlenmesi ve çözüm önerilerinin incelenmesidir. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımlarından olgubilim deseni esas alınarak hazırlanmıştır. Araştırma grubunu 2023-2024 yılında İstanbul ili Bağcılar ilçesinde devlet okulunda görev yapan 20 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Seçilen katılımcılar uygun örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacının hazırladığı yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu 9 sorudan oluşmaktadır. Veri analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir; Araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerin yarısından fazlasının çokkültürlülük ile ilgili eğitim almamasına karşın kendilerini orta düzeyde yeterli hissettiklerine ve çokkültürlü eğitimden beklentilerini ise eğitimi alacakları kişilerin tecrübeli olmasını istedikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Çokkültürlü sınıflarda karşılaşılan sorunların dil/iletişim problemi, kültürel farklılıklar, etkileşim problemleri, öğrencilerin şiddet eğilimi, aile ilgisizliği, öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeylerinin az olmasından kaynaklandığı bulgusuna ulaşılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin ihtiyaçlarının tercüman, aile desteği, hazırbulunuşluk düzeylerinin yükseltilmesi, öğrencilerin arkadaşları tarafından kabul görmesi, eğitim materyalleri ve psikolojik destek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Sığınmacı öğrencilerin ihtiyaçlarının anlama ve anlaşılma, arkadaş edinme, gruba dahil olma ve ciddiye alınma olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin sınıfta karşılaştıkları zorluklara karşı sorumluluk bilincine sahip olduğuna ulaşılırken, rehber öğretmeni, müdür, aile ve bakanlıklardan destek beklemektedirler. Sınıf ortamında karşılaşılan sorunların çözülmesi için öğrenci ve velilerin Türkçe öğrenmeleri gerektiğine, aile eğitimlerinin ve kültürel uyum eğitimlerinin hazırlanması ve uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcı öğretmenlerin karşılaştıkları sorunları çözmek için oyun ve empati etkinlikleri, görsellerden ve teknolojiden faydalanma, aile desteği uyum çalışmaları yaptıkları bulgusuna ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmeni adaylarının sosyal problem çözme sürecinde sosyal problem çözme ve bilişsel farkındalık stratejilerini kullanma durumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının sosyal bir probleme yönelik çözüm önerileri geliştirme süreçlerini bilişsel farkındalık açısından incelemektir. Nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin beraber kullanıldığı çalışmanın örneklemini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Gaziantep Üniversitesi'nde öğrenim gören 234 sınıf öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Çalışmada nicel ve nitel verilerin toplanması sürecinde Bilişötesi Farkındalık Envanteri, Gözden Geçirilmiş Sosyal Sorun Çözme Envanteri-Kısa Formu, Sosyal Problem Senaryoları ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde sınıf öğretmeni adaylarının sosyal problem çözme beceri düzeyleri ile bilişsel farkındalık düzeyleri arasındaki ilişkinin düzeyi korelasyon analizi yapılarak tespit edilmiştir. Daha sonra ise sosyal problemlerin çözümünde yüksek ve düşük düzeyde başarı gösteren 20 sınıf öğretmeni adayı ile görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerde öğretmen adaylarından hazırlanan sosyal problem senaryosuna yönelik çözüm önerileri geliştirmeleri istenmiş ve elde edilen veriler içerik analizine tabii tutulmuştur. Araştırma sonucunda sınıf öğretmeni adaylarının sosyal problem çözme beceri düzeyleri ile bilişsel farkındalık düzeyleri arasında olumlu yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Ayrıca sosyal problem çözme beceri düzeyi yüksek olan sınıf öğretmeni adaylarının; problemi derinlemesine analiz etme, birden fazla alternatif çözüm önerisi geliştirme ve geliştirilen çözüm önerilerinin olası sonuçlarını düşünme davranışlarını daha yüksek oranlarda sergilediği ve bilişsel farkındalık sistemini işletmenin bu davranışların sergilenme olasılığını artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Sosyal Problem Çözme, Bilişsel Farkındalık, Problem Çözme Stratejileri
Yapay zekâ uygulaması kullanımının okul öncesi öğretmen adaylarının akademik yazım becerilerine etkisi
Bu araştırma, yapay zekâ (YZ) destekli yazım araçlarının okul öncesi öğretmen adaylarının akademik yazım becerileri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntemle gerçekleştirilen bu çalışmada, deney ve kontrol grubu olmak üzere iki grup oluşturulmuş ve toplam 126 katılımcı yer almıştır. Deney grubundaki öğretmen adayları altı hafta boyunca yapay zekâ destekli bir yazım uygulamasını akademik metin hazırlama sürecinde aktif olarak kullanmıştır. Nicel veriler ön test ve son test değerlendirme formu ile toplanmış; nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. SPSS programı aracılığıyla analiz edilen nicel veriler, yapay zekâ uygulamasının akademik yazım performansında anlamlı gelişmelere yol açtığını göstermiştir. Nitel bulgular, katılımcıların YZ uygulamalarını yazım sürecinde destekleyici, hata farkındalığını artırıcı ve yazma özgüvenini geliştirici olarak değerlendirdiğini ortaya koymuştur. Araştırma, öğretmen yetiştirme programlarında yapay zekâ tabanlı araçların bilinçli entegrasyonunun, akademik yazım becerilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini göstermektedir. Çalışma, eğitim teknolojilerinin etik ve pedagojik temellere dayalı kullanımının önemine de dikkat çekmektedir.
Etkileşimli okuma uygulamalarının kültürlerarası duyarlılığa etkisi
Bu araştırmanın amacı, etkileşimli okuma uygulamalarının üçüncü sınıf öğrencilerinin kültürlerarası duyarlılığına etkisini araştırmaktır. Araştırma 2020-2021 öğretim yılında Düzce ili Merkez ilçesinde bir devlet okuluna devam eden 44 üçüncü sınıf öğrencisinin katılımı ile yürütülmüştür. Araştırmada yarı deneysel desen tercih edilmiş ve uygulamalar birbirine denk iki grup ile gerçekleştirilmiştir. İki sınıfta gerçekleştirilen araştırmada bir sınıf deney grubu bir sınıf ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Her iki sınıfta da 22 öğrenci bulunmaktadır. Araştırmanın uygulama süreci 8 hafta sürmüş ve bu süre zarfında ulusal ve uluslararası alanlarda okunan, uzmanlar tarafından seçilen toplam 8 resimli çocuk kitabı etkileşimli okuma uygulamaları dâhilinde kullanılmıştır. Öğrencilerle etkileşimli kitap okuma etkinlikleri uygulanmadan önce deney ve kontrol grubundaki öğrencilere ön test; etkinlikler uygulandıktan sonra son test uygulanmıştır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak Çocuklar için Kültürlerarası Duyarlık Ölçeği kullanılmıştır. Çocuklar için Kültürlerarası Duyarlık Ölçeği (ÇKDÖ) likert tipi 10 sorudan oluşmaktadır. Cevaplar 1 (hiç) – 5 (tamamen) aralığındadır. Araştırmanın verileri SPSS 26 paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizi kapsamında elde edilen bulgulara göre deney ve kontrol grubu öğrencilerinin ÇKDÖ son test puanları arasında anlamlılık olup olmadığını belirlemek üzere uygulanan nonparametrik Mann Whitney-U testi sonucunda, gruplar arasında istatistiksel açıdan anlamlılığa rastlanmıştır (z=-5,690; p<.05). Etkileşimli okuma uygulamalarının kültürlerarası duyarlılığa olumlu yönde katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Okuma çemberi uygulamasının ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin konuşma kaygısına etkisi
Bu araştırmada okuma çemberi uygulamasının, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin konuşma kaygısına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desende çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Düzce il merkezinde bulunan, iki farklı devlet okulundan dördüncü sınıfa giden öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma, deney grubunda 8 öğrenci ve kontrol grubunda 6 öğrenci olmak üzere, toplam 14 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırma ön test ve son test uygulamaları ile 12 hafta sürmüştür. Seçilen deney ve kontrol gruplarının denkliği gerekli testlerle incelenmiş ve grupların birbirine denk olduğu bulunmuştur. Yapılan 10 haftalık okuma çemberi uygulaması oturumları sonunda deney ve kontrol gruplarına son test uygulamaları yapılmıştır. Araştırmanın verileri Konuşma Kaygısı Ölçeği ile toplanmıştır. Deney grubunun ön test son test puan karşılaştırmalarında ve kontrol grubunun ön test son test puan karşılaştırmalarında Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. 12 hafta süren okuma çemberi uygulamalarının sonucunda deney grubu öğrencilerinin ön test son test puanları arasında anlamlı bir farklılık oluştuğu gözlenmiştir. Kontrol grubu öğrencilerinin ön test son test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Elde edilen bulgulara göre okuma çemberi uygulamasının ilköğretim dördüncü sınıf öğrencilerinin konuşma kaygıları üzerinde olumlu etkilerinin olduğu gözlenmiştir. Yapılan araştırmanın sonucunda okuma çemberi uygulamasının konuşma kaygısını azalttığı sonucuna ulaşılmıştır.
Anaokulunda öz düzenleme becerisinin geliştirilmesinde etkinliklerin etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, ana sınıfına devam eden 60-72 aylık çocukların öz düzenleme becerilerinin gelişimine yönelik olarak farklı beceri alanlarında uygulanan etkinliklerin etkisi incelenmiştir. Araştırmada, okul öncesi dönemde farklı beceri alanlarına yönelik etkinliklerin çocukların öz düzenleme becerileri üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. 2024-2025 eğitim-öğretim yılı içerisinde, İstanbul ili Esenler ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Tacirler Eğitim Vakfı İlkokulu bünyesinde öğrenim gören toplam 60 çocuk (30 deney, 30 kontrol grubu) araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırmadan elde edilen nicel verilerin analizinde, SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Veriler, iki aşamalı olarak toplanmış ve nicel veri toplama aracı olarak "Öz Düzenleme Becerisi Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre deney grubunda yer alan çocukların Öz düzenleme Beceri Ölçeği ön test ve son test puanları karşılaştırıldığında, özellikle 14, 18, 23, 27 ve 28. maddelerde yüksek artışlar gözlenmiş; toplam puan ortalamasının 4.40 üzeri seviyelere ulaştığı tespit edilmiştir. Buna göre deney grubunda yer alan çocukların ön test ve son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Bu sonuç, farklı beceri alanlarında planlanan ve uygulanan öz düzenleme becerisini destekleyici etkinliklerin, çocukların öz düzenleme becerilerinin gelişiminde etkili olduğunu göstermektedir. Çalışmanın bulgularının özellikle okul öncesi öğretmenleri, alanda çalışan araştırmacılar, eğitimciler, ebeveynler ve konuya ilgi duyan diğer paydaşlar için faydalı olacağı değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, yapılandırılmış ve öz düzenleme temelli etkinliklerin, okul öncesi çocukların öz düzenleme becerilerinde sistematik ve olumlu etkiler yarattığı görülmüş; bu tür programların erken çocukluk eğitiminde müfredata dâhil edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuma stratejilerini kullanım durumlarına göre okuma becerilerinin incelenmesi
Bu çalışmada, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuma stratejilerini kullanım durumlarına göre okuma becerileri incelenmiştir. Okuma becerileri olarak, öğrencilerin okuduğunu anlama, akıcı okuma becerileri (okuma hızı, prozodi ve doğru okuma) ve okumaya ilişkin tutumlarına bakılmıştır. Araştırma, 2019-2020 eğitim öğretim yılının birinci yarıyılında, Gaziantep ilinde bulunan merkez okullardan orta sosyo-ekonomik düzeydeki dört okuldan, 160 öğrenci ile yapılan bir nedensel karşılaştırma çalışmasıdır. Öğrencilerin okuma stratejilerini kullanım durumları, "Okuma Stratejileri Ölçeği" ile belirlenmiş, puanlarına göre sıralanıp alt (N=40) ve üst (N=40) gruplar oluşturulmuştur. Grupların, akıcı okuma becerilerinin tespiti için, öğrencilere bir okuma metni okutulmuş, ikişer dakikalık ses kayıtları alınmıştır. Ses kayıtları araştırmacı ve bir uzman tarafından dinlenerek, okuma hızı, okuma hataları belirlenmiş ve prozodi ölçekleri doldurulmuştur. "Okumaya İlişkin Tutum Ölçeği" ile de tutum puanları belirlenmiştir. Ölçeklerden ve kayıtlardan elde edilen veriler SPSS 20 programında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, okuma stratejilerini kullanım düzeyi yüksek olan grubun, okuduğunu anlama başarı puanları, akıcı okuma beceri puanları ve okuma tutum puanları, okuma stratejilerini kullanım düzeyi düşük olan gruptan yüksek çıkmıştır. Gruplar arasında yapılan bağımsız gruplar t testi sonucunda, okuduğunu anlama, okuma hızı, prozodi ve okumaya ilişkin tutum puanlarında, üst grup lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir.
Matematik dersinde web 2.0 uygulamaları kullanımının öğrencilerin matematik kaygılarına ve matematik motivasyonlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı matematik derslerinde Web 2.0 araçları ile hazırlanan etkinliklerin kullanımının ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin matematik motivasyonlarına ve matematik kaygılarına etkisini incelemektir. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında Düzce ili Merkez ilçesinde bulunan bir devlet okulunda öğrenim gören 5. Sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya 22'si deney ve 22'si kontrol grubu olmak üzere 44 öğrenci katılmıştır. Araştırmanın yürütüleceği okulun seçiminde kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Sınıfların seçiminde ise gruplar arasında olasılığa dayalı örnekleme yöntemlerinden rastgele örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Deney grubunda Web 2.0 araçları ile hazırlanan etkinliklerden oluşan dersler işlenirken kontrol grubunda ders kitabında yer alan etkinliklerle dersler işlenmiştir. Araştırma 8 hafta sürmüştür. Araştırmanın verileri "Matematik Motivasyon Ölçeği" ve "Matematik Kaygı Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25 programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular araştırma problemlerine sadık kalınarak yorumlanmıştır. Araştırma sonucuna göre Web 2.0 araçları ile hazırlanan etkinliklerin uygulandığı deney grubu öğrencilerinin matematik motivasyonlarında ve matematik kaygılarında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Deney grubu öğrencilerinin matematik motivasyonları artarken matematik kaygıları da düşmüştür.
Kültürel sermaye ve erken okuryazarlık ilişkisinde kelime bilgisinin aracılık etkisi
Bu araştırma, Düzce örnekleminde okul öncesi eğitimi almaya devam eden 60-72 aylık çocukların erken okuryazarlık becerileriyle annelerin kelime bilgi düzeyleri ve kültürel sermayeleri arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda oluşturulan aracılık modeli ile çocukların erken okuryazarlık becerilerine annelerin kültürel sermaye birikimleri ile kelime bilgi düzeylerinin etkileme durumu tespit edilmiştir. Oluşturulan aracılık modelinde çocukların erken okuryazarlık becerisi içsel değişken, annelerin kültürel sermaye birikimleri dışsal değişken, yine annelerin kelime bilgi düzeyleri aracı değişken olarak ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemini Düzce il merkezinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı anaokulu ve ana sınıfına devam eden 60-72 aylık 170 çocuk ve anneleri oluşturmaktadır. Araştırma verileri Kişisel Bilgi formu, EGBA (Erken Okuryazarlık Gelişimini Belirleme Aracı), Kültürel Sermaye Ölçeği ve Anne Kelime Bilgisi Testi ile toplanmıştır. Toplanan verilerin analiz sürecinde betimsel istatistiklerden ortalama, standart sapma; normallik dağılımı için çarpıklık ve basıklık katsayıları, çoklu normallik için Mardia's katsayısı dikkate alınmıştır. Nedensel ve ilişkisel analizler doğrusal regresyon, aracılık analizleri ve Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) çerçevesinde incelenmiştir. Verilerin analizinde JASP kullanılmıştır. Çalışmadaki değişkenlerin arasındaki aracılık durumuna farklı analizlerle bakılmıştır. İlk olarak kelime bilgisinin aracılık etkisinin tam olarak belirlenebilmesi için Baron ve Kenny'nin klasik regresyondan yola çıkarak ön gördüğü koşullar test edilmiştir. Daha sonra JASP içerisindeki aracılık testi kullanılarak, doğrudan dolaylı ve toplam etkiler hesaplanmıştır. Son olarak ise yine JASP içerisindeki Lavaan modülü ile analizlere devam edilerek, aracılık durumuna ait yol katsayılarına ve yol grafiğine ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ilk adımda, kültürel sermaye ile erken okuryazarlık becerileri arasında anlamlı bir ilişkiye ulaşılmıştır. Ancak modele kelime bilgisinin eklenmesiyle bu anlamlı ilişkinin ortadan kalktığı görülmüştür. Bu durumda kelime bilgisinin, kültürel sermaye ile erken okuryazarlık becerileri arasında tam aracı rolde olduğu söylenebilir. Sonuç olarak ebeveynlerin kültürel sermayeleri onların kelime bilgileri üzerinde oldukça belirleyicidir. Ebeveyn kelime bilgisinin ise çocukların erken okuryazarlık becerilerinin gelişimine olumlu katkılar sağladığı ileri sürülebilir. Dolayısıyla, araştırmadaki aracılık modeli ile sınırlı kalmak koşuluyla, kültürel sermayenin erken okuryazarlık becerilerinin gelişimi üzerindeki katkısının kelime bilgisi değişkeni ile gerçekleştiğini söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Erken okuryazarlık, Kelime bilgisi, Kültür, Kültürel sermaye
Farklı metin türlerinde okuduğunu anlama becerilerinin zihin kuramı becerileri açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı farklı metin türlerinde okuduğunu anlama becerilerinin zihin kuramı becerileri açısından incelenmesidir. Bu doğrultuda çalışmaya zihin kuramı ve okuduğunu anlama becerisinde etkisi olduğu bilinen kelime hazinesi, sözel çalışma belleği ve dikkat becerileri dâhil edilmiştir. Çalışmanın bağımlı değişkenleri hikâye edici ve bilgi verici metinlerde okuduğunu anlama becerisi; bağımsız değişkeni ise zihin kuramı, kelime hazinesi, sözel çalışma belleği ve dikkattir. Çalışma ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 148 ilkokul üçüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Yanlış Analiz Envanteri, Kelime Bilgisi Ölçeği, Zihin Kuramı Görevleri, Anlamsız Sözcük Tekrarı Listesi ve Bourdon Dikkat Testi kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 24 yazılımı kullanılarak basit doğrusal regresyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analiziyle yapılmıştır. Basit doğrusal regresyon analizinin sonucuna göre zihin kuramı değişkeni tek başına hikâye edici metinlerde okuduğunu anlama becerisindeki değişimin %27'sini bilgi verici metinlerde okuduğunu anlama becerisindeki değişimin ise %09'unu açıklamaktadır. Ayrıca zihin kuramı hikâye edici ve bilgi verici metinlerde okuduğunu anlama becerisinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmektedir. Çoklu doğrusal regresyon analizinin sonucuna göre ise hikâye edici metinde okuduğunu anlama becerisinde meydana gelen değişimin %39'u, bilgi verici metinde okuduğunu anlama becerisinde meydana gelen değişimin ise %30'u bağımsız değişkenler tarafından açıklanmaktadır. Kelime hazinesi, zihin kuramı ve dikkat değişkenlerinin hikâye edici metinde okuduğunu anlama becerisinin, kelime hazinesi ve sözel çalışma belleği ise bilgi verici metinde okuduğunu anlama becerisinin anlamlı birer yordayıcısı olduğu görülmektedir. Ancak sözel çalışma belleği, hikâye edici metinde okuduğunu anlama becerisinin, zihin kuramı ve dikkat değişkenleri ise bilgi verici metinde okuduğunu anlama becerisinin anlamlı birer yordayıcısı değildir. Değişkenler arası ilişkiler incelendiğinde ise hikâye edici metinde okuduğunu anlama becerisi ile zihin kuramı arasında, bilgi verici metinde okuduğunu anlama becerisi ile kelime hazinesi değişkeni arasında diğer değişkenlere kıyasla daha yüksek bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Okuduğunu anlama becerileri, zihin kuramı becerileri, kelime hazinesi, sözel çalışma belleği, dikkat
İnsan ve çevre ünitesindeki çevre dostu stem uygulamalarının 4. sınıf öğrencilerinin fen bilimlerine yönelik başarılarına ve bilgilerinin kalıcılığına etkisi
Bu araştırma İnsan ve Çevre ünitesindeki Çevre Dostu STEM uygulamalarının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersindeki akademik başarısına etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2024- 2025 eğitim-öğretim yılı güz dönemi Batı Karadeniz'de bir ilin ilçesinde bulunan bir devlet okulunda ilkokul 4. sınıfa devam eden 51 öğrencinin katılımıyla ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen ile yapılmıştır. Veriler Başarı Testi ile elde edilmiştir. Araştırmanın veri toplama sürecinde Başarı Testi kontrol ve deney grubuna ön test, son test ve kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Ön test, son test ve kalıcılık puanlarını karşılaştırmak amacıyla parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Deney grubuyla haftada 2 ders saati olmak üzere 3 hafta boyunca STEM uygulamalarıyla desteklenmiş ders planı doğrultusunda dersler işlenmiştir. Kontrol grubuyla ise yine haftada 2 ders saati olmak üzere 3 hafta boyunca dersler işlenmiş ayrıca bir eğitim verilmemiş, öğretim programında verilen etkinliklerle devam edilmiştir. Uygulama öncesi kontrol grubu ve deney grubunun ön test akademik başarı puanları belirlenmiş, iki grubun da hazırbulunuşluk düzeyinin benzer olduğu görülmüştür. Deneysel uygulama süreci tamamlandıktan sonra uygulanan son testlerde STEM uygulamalarıyla desteklenen anlatımın yapıldığı öğrencilerin Başarı Testinde anlamlı bir artış görülmüştür. Öğretim programında verildiği gibi fen eğitimi alan kontrol grubu öğrencilerin akademik başarılarında da artış olmasına karşın son test akademik başarı puanları arasında ise deney grubunun lehine daha anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Kalıcılık testi puanları incelendiğinde hem deney hem de kontrol grubunda kalıcılığın sağlandığı söylenebilir. Bu verilerden yola çıkılarak STEM etkinlikleriyle desteklenen fen öğretiminin akademik başarı üzerinde olumlu bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılabilir.
Okul öncesi fen eğitiminde somut materyal kullanımının çocukların fen kavramlarını öğrenmelerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi fen eğitimi çalışmalarına katkı sağlamak aynı zamanda da fen eğitiminde somut materyal kullanımının çocukların fen kavramlarını öğrenmelerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında devlet okuluna bağlı bir anasınıfının 2 ayrı şubesinde öğrenim gören 60-72 aylık toplam 38 çocuktan oluşmaktadır. Bu çocuklardan 19 'u kontrol grubunu, 19 'u deney grubunu oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından iç organlar ve gezegenlerle ilgili resim analizleri ve değerlendirme formları veri toplama araçları hazırlanmıştır. Her iki gruba da ön testlerin uygulanmasının ardından araştırmacı tarafından hazırlanan ilgili etkinlik planları 2 gün 2 etkinlik zamanı sürecince uygulanmıştır. Kontrol grubuna düz anlatım yöntemiyle ve görsellerle desteklenerek bir anlatım yapılmıştır. Deney grubuna ise, düz anlatım yöntemiyle anlatılmasıyla birlikte hem görsellerle hem de materyallerle anlatım gerçekleştirilmiştir. Uygulamanın sonunda ise her iki gruba da aynı ölçüm araçları son test olarak yeniden uygulanmıştır. Uygulanan veri toplama araçlarında puanlama değerlendirme formunda yanıtın tam, yarım ve eksik olmasına göre 1, 2 ve 3 puan olarak derecelendirilmiştir, resim analizinde ise organların ve gezegenlerin varlığı, benzerliği ve yokluğuna göre 1, 2 ve 3 puan olarak derecelendirilmiştir. Araştırma yarı deneysel bir çalışmadır. Verilerin analizi SPSS 25.0 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, son test puanlarında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu gözlemlenmiştir. Düz anlatım yöntemiyle, görsellerle ve somut materyallerle uygulama yapılan deney grubunun son test puanlarında düz anlatım yöntemiyle ve görsellerle uygulama yapılan kontrol grubuna kıyasla daha yüksek bir artış olduğu söylenebilir.
Problemli teknoloji kullanımının okul öncesi eğitim alan çocukların gelişimine etkisi: Uykunun aracı rolü
Bu araştırma, problemli teknoloji kullanımının okul öncesi eğitim alan çocukların gelişim alanları üzerindeki etkilerini ve bu etkide uykunun aracı rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Erken çocukluk dönemi, bireyin bilişsel, dilsel, sosyal-duygusal ve motor gelişiminin en hızlı ve en duyarlı olduğu dönemlerden biridir. Bu kritik dönemde teknolojik araçlara aşırı ve kontrolsüz maruz kalma, gelişimsel açıdan risk teşkil edebilmektedir. Literatürde çocuklarda artan ekran süresi ve dijital medya kullanımının gelişimsel çıktılar üzerindeki olumsuz etkileri vurgulanmakta, ancak bu ilişkinin altında yatan olası aracı mekanizmalar sınırlı şekilde ele alınmaktadır. Bu bağlamda, araştırma kapsamında uykunun, problemli teknoloji kullanımı ile çocuk gelişimi arasındaki ilişkide üstlendiği olası aracı rolün açıklığa kavuşturulması hedeflenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modeline dayalı olarak yürütülmüştür. Çalışma grubu, okul öncesi dönem çocuğu bulunan ve çevrim içi anket formunu gönüllü olarak dolduran 115 ebeveynden oluşmaktadır. Veriler, "Çocuklar İçin Problemli Teknoloji Kullanımı Ölçeği", "Çocuklar İçin Uyku Alışkanlıkları Ölçeği" ve "Milli Eğitim Bakanlığı Gelişim Kontrol Listesi" aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler Spearman korelasyon analizi ve mediatörlük testleriyle istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, problemli teknoloji kullanımı ile çocukların bilişsel, dil, motor ve sosyal-duygusal gelişim düzeyleri arasında negatif yönlü düşük anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Özellikle dil gelişimi alanında en güçlü negatif korelasyon tespit edilmiştir. Bununla birlikte, problemli teknoloji kullanımı ile uyku alışkanlıkları arasında pozitif yönlü yüksek anlamlı bir ilişki bulunmuş; bu bulgu, yoğun teknoloji kullanımının çocukların uyku düzenlerini bozduğunu ortaya koymuştur. Mediatörlük analizleri sonucunda ise, uyku alışkanlıklarının problemli teknoloji kullanımı ile çocukların gelişim alanları arasındaki ilişkide kısmi aracı bir rol üstlendiği saptanmıştır. Araştırma bulguları, problemli teknoloji kullanımının çocuk gelişimini olumsuz yönde etkilediğini ve bu etkinin bir kısmının uyku bozuklukları yoluyla gerçekleştiğini göstermektedir. Elde edilen sonuçlar hem ebeveynler hem de eğitimciler için teknoloji kullanımına ilişkin farkındalık oluşturulması ve çocuklarda sağlıklı uyku alışkanlıklarının desteklenmesi gerekliliğine işaret etmektedir.
Anaokullarında uygulanan okullarda orman programı etkinliklerinin çocukların çevreye yönelik tutum ve farkındalıklarına etkisi
Anaokullarında uygulanan Okullarda Orman Programı, çocukların doğayla doğrudan etkileşim kurmalarını sağlayan ve onlara çevresel farkındalık ve doğa sevgisi kazanmalarını amaçlayan bir eğitim yaklaşımıdır. Program açık hava etkinlikleri, keşif gezileri ve doğa temelli öğrenme süreçlerini içerir ve böylece çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimleri desteklenmesine katkıda bulunur. Bu araştırmanın temel amacı, anaokullarında uygulanan Okullarda Orman Programı etkinliklerinin çocukların çevreye yönelik tutum ve farkındalıkları üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın desenini öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini, bağımsız anaokullarına devam eden 24'ü deney, 24'ü kontrol grubunda yer alan toplam 48 çocuk oluşturmuştur. Deney grubuna 9 ay boyunca Okullarda Orman Programı temelli çevre eğitimi etkinlikleri uygulanırken, kontrol grubuna mevcut okul öncesi eğitim programı dışında herhangi bir özel çevre eğitimi sunulmamıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, Soydan ve Samur (2017) tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Çocuklar İçin Çevresel Farkındalık ve Tutum Ölçeği" (EAASPC) aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen nicel verilerin analiz edilmesinde SPSS paket programı kullanılırken, gruplar arası farkların belirlenmesinde ise bağımsız örneklem t testi uygulaması yapılmıştır. İstatistiksel analizler sonucunda, deney grubunda öntest ve sontest puanları arasında çevresel tutum ve farkındalık düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı ve yüksek düzeyde bir artış gözlenmiştir. Kontrol grubunda ise öntest ve sontest sonuçları karşılaştırıldığında, istatistiksel olarak anlamlı fakat daha sınırlı düzeyde bir artış gözlemlenmiştir. Cinsiyet değişkeni açısından yapılan analizlerde ise hem çevresel tutum hem de çevresel farkındalık ölçeklerinde öntest ve sontest sonuçları karşılaştırıldığında, istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir.
36-72 aylık çocukların riskli oyun tercihleri ve okul öncesi eğitim kurumları açık alanlarının risk durumları açısından incelenmesi
Bu araştırmada erken çocukluk dönemindeki çocukların gelişim süreçlerinde önemli bir yer tutan riskli oyunların rolü, çocukların "risk kavramı" algısı ve okul bahçelerinin bu oyunlara ne ölçüde fırsat sunduğu incelenmiştir. Araştırmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarının bahçelerinde çocuklara sunulan oyunu alanlarının riskli oyunlara ne kadar olanak tanıdığını değerlendirmek ve bu ortamların çocukların gelişimini nasıl katkıda bulunduğunu ortaya koymaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden yararlanılmış ve İstanbul ili içerisinde üç okulun bahçeleri gözlemlenerek veriler toplanmıştır. Çocukların "risk algısını" incelemek amacıyla, 4-5 yaş grubundaki okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 12 (7 oğlan- 5 kız) çocuğa Sicim ve Bapoğlu (2020) tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ve çocukların çizimlerinden yararlanılarak incelenmiştir. Araştırmalar sonucunda yeniden yapılandırılmış okul bahçelerinin çocukların gelişimsel olarak katkı sağlayacak riskli oyunlara önemli fırsatlar sunduğu görülmüştür. Araştırma, okul bahçelerini daha işlevsel hale getirilmesi ve riskli onun eğitim politikaları içinde daha çok yer bulması gerektiğini ortaya koymaktadır. Çocukların "risk" kavramının kelime anlamını bilmedikleri fakat oyunları içerisinde riskli durumları ifade ettikleri ve bu oyunları oynamayı tercih ettikleri belirlenmiştir. Çocukların ifadelerinde ve çizimlerinde yer alan riskli oyunlar (yüksek hız, tırmanma alanları, denge parkurları, itiş-kakış vb. oyunlar gibi) oyunlarının doğal bileşenlerinden olduğundan, okul bahçelerinde bu oyunlara yer verilmesinin onların yaparak yaşayarak deneyimleme fırsatını arttıracağı ve gelişimsel olarak olumlu sonuçlar gözlemlenmesi açısından önemli bir yere sahip olduğu düşünülmektedir.
Okul öncesi öğretmen adaylarının ekoloji kavramlarını anlama durumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmen adaylarının ekoloji ile ilgili kavramları anlama durumlarını incelemektir. Günümüzde çevre sorunlarının artmasıyla birlikte ekolojik okuryazarlık, bireylerin doğayla olan ilişkilerini anlamaları ve sürdürülebilir bir yaşam biçimi benimsemeleri açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, öğretmen adaylarının ekoloji kavramlarını nasıl algıladıklarını ortaya koymak, çevre eğitimi uygulamalarının niteliğini artırmak adına gereklidir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışması kullanılmıştır. Veriler, kelime ilişkilendirme testi ve çizme-yazma tekniği aracılığıyla toplanmıştır. Bu teknikler, bireylerin zihinsel modellerini ortaya koyma ve kavramsal bağlantıları analiz etme açısından etkili yöntemlerdir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023– 2024 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Kastamonu Üniversitesi'nin Okul Öncesi Öğretmenliği programına kayıtlı 58 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veriler içerik analizi yoluyla çözümlenmiştir. Bulgular, öğretmen adaylarının ekolojik kavramlara yönelik bilgilerinin çoğunlukla yüzeysel düzeyde kaldığını, bazı temel kavramları ise eksik veya hatalı algıladıklarını göstermektedir. Ayrıca bazı öğretmen adaylarının çizimlerinde doğa-insan ilişkisine yer verdikleri görülse de, büyük çoğunluğunun insan unsurunu dikkate almadığı ve ekosistem öğeleri arasındaki ilişkileri eksik ve yüzeysel bir şekilde yansıttığı gözlemlenmiştir. Araştırma sonuçları, çevre eğitiminin okul öncesi öğretmen yetiştirme programlarında daha bütüncül, uygulamalı ve doğayla etkileşim temelli bir şekilde ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, öğretmen adaylarının ekolojik farkındalıklarını geliştirmeye yönelik programların çeşitlendirilmesi ve artırılması önerilmektedir.
Okul öncesi dönem çocuklarının sosyo-bilimsel olaylara yönelik bilimsel muhakeme yaklaşımları
Bu araştırmada, okul öncesi dönemdeki çocukların sosyobilimsel konuları nasıl yorumladıkları ve bu olaylara ilişkin yürüttükleri bilimsel muhakeme süreçlerini ortaya çıkarmaktır. Araştırma, nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışmasına uygun olarak yürütülmüştür. Durum içerisindeki olay kronolojik olarak hikayelendirilmiş olup, çocukların olayları tanımlaması ile analizi arasında içsel bir tartışma yaşamaları sağlanmıştır. Çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Kastamonu ilinde bulunan bir anaokulunda eğitime devam eden 5 yaş grubu 12 çocuk oluşturmaktadır. Katılımcılar, ulaşılabilir örneklem yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmada demografik bilgi formu, hikaye formu ve yarı yapılandırılmış görüşme olmak üzere üç farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Elde edilen veriler söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Analizler, çocukların çevre ve insan kaynaklı konulara yönelik bazı çözüm önerileri geliştirebildiklerini ve zaman zaman bilimsel dil ile terminolojiye yer vererek neden-sonuç ilişkileri kurabildiklerini ortaya koymuştur. Bulgular, çocukların bilgi kaynakları arasında medya ve aile etkileşiminin etkili olabildiğini; bilimsel muhakeme süreçlerinin ise bilişsel gelişim düzeyleriyle ve içinde bulundukları sosyoekonomik çevreyle ilişkilendirilebileceğini göstermektedir. Bu bağlamda, erken yaşlarda bilimsel düşünme becerilerinin desteklenmesinin, özellikle eğitimli aile yapısı ve zenginleştirilmiş öğrenme ortamlarıyla bir araya geldiğinde, çocukların sosyobilimsel konulara yönelik farkındalık ve muhakeme becerilerinin gelişimine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.
2023 ve 2024 Hayat Bilgisi dersi öğretim programlarının karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı 2023 ve 2024 Hayat Bilgisi dersi öğretim programlarını programı oluşturan unsurlar açısından karşılaştırmaktır. Bu araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması modeline göre tasarlanmıştır. Bu araştırmada veriler belgesel tarama ile elde edilmiştir. Elde edilen nitel veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Bu bağlamda bu çalışmada, 2023 ve 2024 Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programları temel yaklaşım, özel amaçlar, yapı, kazanımlar, beceri ve değer eğitimi gibi boyutlar açısından karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Her iki program da öğrenci merkezli, değer temelli ve bireysel farklılıklara duyarlı yapılar sunmakta olup, yaşamla ilişkili öğrenme yaşantılarını merkeze almaktadır. Ancak 2024 yılı programı, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda daha sistematik, uygulamaya dönük ve bütüncül bir tasarımla öne çıkmaktadır. Sosyal-duygusal öğrenme, dijital okuryazarlık, STEAM yaklaşımı ve disiplinler arası etkileşim gibi çağdaş bileşenler bu programda belirginleşmiştir. 2023 yılı programı daha çok kavramsal beceriler ve genel yeterlilikler üzerinden yapılandırılmışken; 2024 programı davranışsal, uygulamalı ve yaşamsal becerilere odaklanmaktadır. Ayrıca öğrenme çıktısı sayısının azaltılması, ölçme-değerlendirme sürecinin aşamalı ve çeşitli araçlarla desteklenmesi, beceri ve değerlerin öğrenme sürecine entegrasyonu 2024 yılı programının yenilikçi yönlerini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, 2024 Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programı, bilişsel, sosyal ve duyuşsal gelişimi bütüncül biçimde destekleyen, çağdaş eğitim yaklaşımlarına uygun, uygulama temelli ve esnek bir yapı sunmaktadır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, öğretmenlerin sosyal-duygusal öğrenme, dijital okuryazarlık ve disiplinler arası yaklaşımlar konusunda hizmet içi eğitimlerle desteklenmesi; 2024 programında yer alan ölçme araçlarının uygulama örnekleriyle tanıtılması önerilmektedir.