
233
Archived Theses
2
DOIs Assigned
1%
DOI Rate
Discipline
Kuantum paradigmasından okula bakış ölçeğinin geliştirilmesi
Bilgi toplumu ve eğitimdeki yeni gelişmeler, nitelikli insan kaynağının örgütler için dolayısıyla da okullar için büyük önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Günümüz toplumu, klasik eğitim anlayışından kuantum anlayışa doğru evrilmektedir. Hayatın her alanında etkisini gösteren kuantum felsefesinin eğitim kurumlarına da etki etmesi olağan bir durumdur. Bu çalışmanın amacı, kuantum felsefesi bağlamında yeni bir kavramsal çerçeve oluşturmak ve kuantumun kabul ve öngörülerinin eğitim kurumlarına yansımasını ortaya çıkaracak bir ölçek geliştirmektir. Bu amaçla öncelikle alan yazın taraması yapılarak kuantum okullar adıyla kavramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. Daha sonra ölçek geliştirme yöntemine uygun olarak ifade geliştirme, ölçek yapılandırma ve değerlendirme çalışmaları yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep Şehitkamil ve Şahinbey merkez ilçelerinde bulunan ve seçkisiz örneklem kapsamında araştırmaya dahil edilen ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Bu çalışmada nicel analiz tekniklerinden yararlanılmıştır. Veri toplama araçları ile elde edilen veriler SPSS 21 programına aktarılarak geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmıştır. Kapsam geçerliliği kapsamında uzman görüşüne sunulan ölçek, daha sonra 10 farklı okulda görev yapmakta olan öğretmenlere ön uygulama kapsamında uygulanmıştır. Ön uygulamadan alınan dönütler ile ölçeğe son şekli verildikten sonra ölçek, önce AFA için 436 kişilik örnekleme ardından doğrulayıcı faktör analizi (DFA) için 497 kişilik ayrı bir örnekleme ulaşılmış ve ölçek uygulanmıştır. Açıklayıcı faktör analizi sonucunda kavramsal çerçeve ile uyumlu beş boyutlu yapı oluştuğu görülmüştür. Kuantum paradigmasından okula bakış ölçeğine ilişkin beş boyutlu yapı (öğrenci davranışında bağlamsallık, öğretmen davranışında bağlamsallık, fraktal, durumsallık ve kestirilemezlik) toplam varyansın % 67,1'ini açıklamıştır. AFA'ya tabi tutulan ölçek daha sonra ikinci bir örnekleme uygulanmıştır. İkinci uygulamanın çalışma evrenini, Gaziantep ili merkez ilçelerinde bulunan ilk ve ortaokullar oluşturmuştur. Ölçek, bu okullardaki 497 katılımcıya uygulanmış ve yapı geçerliği için DFA yapılmıştır. DFA öncesinde toplam varyansın %80.55'ini açıklayan ve beş faktörden oluşan bir yapı oluştuğu görülmüştür. DFA sonucu elde edilen ortalama hata kök değeri (RMSEA) 0.051 ve karşılaştırmalı uyum indeksi (CFI) ise 0.97 olarak hesaplanmıştır. DFA sonuçları, beş faktörlü yapının yeterli uyuma sahip olduğunu göstermiştir. Geliştirilen ölçeğin iç tutarlılık güvenirliğine ilişkin hesaplanan cronbach alfa katsayısı 0.869 ve eşdeğer yarılama yöntemi sonucu .933 olarak bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda, " Kuantum Paradigmasından Okula Bakış Ölçeği"nin geçerli ve güvenilir olduğu kabul edilmiş ve okulları kuantum paradigması bağlamında ölçebilecek bir ölçek olduğuna karar verilmiştir.
Örgütsel sinizm, öğretmen failliği ve sınıf içi etkili iletişim becerileri arasındaki ilişkiler
Bu araştırma öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeyi, öğretmen failliği ve sınıf içi etkili iletişim becerileri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeyleri, öğretmen failliği ve sınıf içi etkili iletişim becerileri cinsiyet, yaş, mesleki kıdem ve okul türüne göre değerlendirilmiştir. Betimsel tarama modeli ile ilişkisel tarama modeli kullanılan bu çalışmada, veri toplama sürecinde çeşitli ölçekler kullanılmıştır. Veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın örneklemini, Zonguldak ilinde farklı ilçelerde görev yapan 368 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın bulguları, Zonguldak'ta öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeyinin düşük olduğu, öğretmen failliği ve sınıf içi etkili iletişim becerileri ortalamalarının yüksek olduğunu göstermektedir. Örgütsel sinizm ve öğretmen failliği düzeylerinde cinsiyete göre anlamlı fark tespit edilememiş, iletişim becerilerinde ise anlamlı fark tespit edilmiştir. Örgütsel sinizm, öğretmen failliği ve sınıf içi etkili iletişim becerileri düzeyleri yaşa, mesleki kıdeme ve okul türüne göre incelendiğinde farklı boyutlarda anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Örgütsel sinizm genel puanıyla öğretmen failliği genel puanı arasında negatif yönlü orta düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin sinizm düzeyi ve sınıf içi etkili iletişim becerileri arasındaki ilişkide ise negatif yönlü zayıf bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada, öğretmen failliğinin örgütsel sinizmi %11 oranında yordadığı ancak sınıf içi etkili iletişim becerilerinin örgütsel sinizmi yordamadığı tespit edilmiştir.
Türkiye'nin kalkınma serüveninde özgün bir yüksek öğretim deneyimi: Zonguldak Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi (1975-1982)
Zonguldak Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk üniversitesi kabul edilen Zonguldak Mühendis Mektebi Alisi'nden (1924-1932) süregelen bir ekolün devamı niteliğindedir. Zonguldak'ta 1975-1982 yılları arasında eğitim veren, refah devletleri dönemine denk düşen tarihsellikte sosyal devlet ilkesini temel alan ve kamusal eğitimi olabildiğince yaygınlaştırma politikası güden bir yükseköğretim deneyimi olarak Zonguldak Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi'ni, dönemin eğitim politikaları ile ilişkisinde ele almak; özgün bir eğitim deneyimi olarak bu akademinin şehir ve ülke kalkınmasına katkılarını ortaya koyarak günümüzün yükseköğretim politikalarına dair dersler çıkarmak bu araştırmanın genel amacını oluşturmaktadır. Araştırma tarihi bir dönemi ele alması nedeniyle, sözlü tarih ve doküman analizi yöntemlerinin kullanıldığı bir nitel araştırma olarak kurgulanmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla kitap, makale, fotoğraf gibi dokümanlardan, yarı yapılandırılmış ve yapılandırılmamış görüşme formlarından, ses ve görüntü kayıtlarından yararlanılmıştır. Sözlü tarih kapsamında görüşme yapılan çalışma grubu 1975-1982 yıllarında Zonguldak Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi'nde eğitim gören altı öğrenci, üç akademik personel ve iki idari personelden oluşmaktadır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda şu sonuçlara ulaşılmıştır: Akademinin fiziki yapı, laboratuvar imkanları ve lojmanlar bakımından bir üniversite ile aynı imkanlara sahip olduğu; devlete ait Ereğli Kömür İşletmeleri'nin (EKİ) olanaklarını da kullanabildiği için özellikle uygulamalı eğitimlerde altyapı sorunu yaşamadığı görülmektedir. Gerek yer altı kaynaklarının sanayileşme ve kalkınma bakımından önemi nedeniyle, gerekse de bu okulda sunulan eğitim imkanları nedeniyle okulun şehirdeki kültürel ve sosyal yaşama, ayrıca şehir ve ülke ekonomisine önemli katkıları olduğu anlaşılmıştır. 1980 sonrası YÖK Kanunu'yla birlikte bu okul öğrenci ve personelin fikri alınmaksızın Hacettepe Üniversitesi'ne bağlandığı; beraberinde halihazırda varlık gösteren 13 Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisinin de çeşitli üniversitelere bağlanmak ya da başka kurumsal yapılarla birlikte üniversiteye dönüştürülmek suretiyle kapatıldığı tespit edilmiştir. Dönemin tanıklarıyla yapılan görüşmelerde Akademilerin kapatılmasının doğru bir karar olmadığı görüşü öne çıkmıştır. Dönüşüm öncesinde kendi bütçesi ve ödeneği olan akademinin, Zonguldak Mühendislik Fakültesi olarak Hacettepe Üniversitesi'ne bağlanması sonucu özerklik ve ekonomik özgürlüğünü kaybettiği, uzayan bürokratik süreçlerin Fakülte'nin sorunlarını daha da çözülmez hale getirdiği ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademileri, Eğitim Politikaları, YÖK Kanunu
Bilim sanat merkezleri okul yöneticisi ve öğretmenlerinin eğitim ve eğitim yönetiminde toplumsal cinsiyet eşitliğine dair görüşleri
Bu çalışmanın amacı Bilim Sanat Merkezlerinde (BİLSEM) görev yapan yönetici ve öğretmenlerin eğitim ve eğitim yönetiminde toplumsal cinsiyet eşitliğine dair görüşlerinin değerlendirilmesidir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 15 BİLSEM okul yöneticisi ve öğretmeninden oluşmuştur. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla zoom üzerinden yapılan görüşmeler yoluyla toplanmış, veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, BİLSEM okul yöneticisi ve öğretmenlerinin teorik düzlemde toplumsal cinsiyete dair kavramsallaştırmalarının bilimsel tanımlarla uyumlu olduğunu ancak "kadın duygusu", "kadın sorumluluğu" ve "kadın şefkati" gibi ifadelerle uygulamada toplumsal cinsiyet eşitsizliğini anlamlandıramadıklarını göstermektedir. BİLSEM okul yöneticileri ve öğretmenleri, eğitim ve eğitim yönetimindeki toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini toplumsal eşitsizliklerle ilişkilendirmekte, eğitimin toplumsal eşitsizliklerin sürdürülmesinde ve yeniden üretilmesinde rol oynadığını düşünmektedir. Devletin bir siyasi/eğitim politikası olarak eğitimde ve eğitim yönetiminde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak amacıyla pozitif ayrımcılık içeren politikaların benimsenmesi gerektiğini düşünen okul yöneticisi ve öğretmenler, buna ek olarak cinsiyet eşitliği konusundaki farkındalıkların artırılması için toplumda ve eğitimde daha fazla eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yapılmasına da ihtiyaç olduğunu belirtmişlerdir.
Kolektif öğretmen yeterliği, algılanan yönetici desteği ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı kolektif öğretmen yeterliği, alglanan yönetici desteği ve problem çözme becerileri arasındaki ilişki düzeylerini araştırmaktır. Örgütsel yapılar içerisinde en önemli etkiye sahip olan bireylerin öneminin arttığı günümüz koşullarında bireylerin örgütteki varlıklarını koruyabilmeleri önemli görülmektedir. Bireylerin günün koşullarına ayak uydurabilecek yeterlik ve tecrübeye sahip olması gerekmektedir. Örgüt yöneticileri bireylerin eksik olan veya geliştirilmesi gereken yönlerin tespit etmesi ve bu eksiklerin giderilmesi için hizmet içi eğitimler, kurs ve seminer programları ve tecrübeli çalışanların desteklerinin de alınarak giderilmeye çalışılmalıdırlar. Yeni olay ve durumlara alışma ve kabullenme durumları her bireyde aynı zaman kavramı içerisinde oluşmamaktadır. Bazı bireyler teknolojiye ayak uydurma noktasında sorun yaşarken bazı bireyler ise tecrübe eksikliği nedeniyle sorunlar yaşamaktadırlar. Yeni olay ve durumlar ile baş edebilme becerisinin bireylere kazandırılması gerekmektedir. Yöneticiler bu noktada iş görenlerin işe karşı tutum ve davranışlarını gözlemlemeli problem durumunda çalışanlarına destek olmalı, yeni sürecin çabuk kabullenilmesine ve kriz durumlarının en kısa sürede atlatılması için yönetici rehberliği önemli görülmektedir. Bu çalışmada nalışmada nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2023-2024 ve 2024-2025 eğitim öğretim yıllarında Zonguldak il ve ilçelerinde görev yapan 6722 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini Zonguldak il ve ilçelerinde görev yapan okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim kademesinde görev yapan 450 öğretmen oluşturmaktadır. Bireylerin belirlenmesinde seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla öğretmenlere "Kolektif Yeterlik Ölçeği, Algılanan Yönetici Desteği Ölçeği ve Yetişkinler İçin Problem Çözme Becerileri Ölçeği" olmak üzere üç adet ölçek uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Verilein analizinde yüzde ve frekans, ortalama ve standart sapma analizleri kullanılmıştır. Gruplar arası ortalamaların karşılaştırılmasında hangi istatistiklerin kullanacağını belirlemek amacıyla puan dağılımları incelenmiştir. Kolmogorov–Smirnov testi, çarpıklık ve basıklık katsayıları incelendiğinde puan dağılımların normal dağılım sergilediği görülmüştür. Bundan dolayı öğretmenlerin kolektif öğretmen yeterliği, algılanan yönetici desteği ve problem çözme becerileri algıları incelenirken parametrik testlere başvurulmuştur. Son olarak öğretmenlerin kolektif öğretmen yeterliği ve problem çözme becerileri algılanan yönetici desteğini olumlu yönde ve anlamlı olarak yordadığı belirlenmiştir.
Öğretmenlerin proaktif davranışları, yenilikçi iş davranışları ve okul iklimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Yapılan bu araştırmanın amacı, öğretmen algılarına göre öğretmenlerin proaktif davranışları, yenilikçi iş davranışları ve okul iklimi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Nicel yöntemle gerçekleştirilen araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni, 2024-2025 eğitim öğretim yılında Zonguldak ilinin Ereğli ilçesinde okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Katılımcı olarak 442 öğretmenin destek verdiği araştırmada, öğretmenler seçkisiz olmayan (non-random) yöntemlerden uygun örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgi Formu, Proaktif Davranış Ölçeği, Yenilikçi İş Davranışı Ölçeği ve Okul İklimi Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizinde SPSS v27.0.1 programı kullanılmıştır. Araştırma soruları doğrultusunda sırasıyla; bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (One-Way ANOVA), korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, öğretmenlerin proaktif davranışı "Çoğunlukla Katılıyorum"; yenilikçi iş davranışını "Sık Sık"; okul iklimini "Çoğunlukla" düzeyinde algıladıkları saptanmıştır. Bununla birlikte, öğretmenlerin cinsiyete göre proaktif davranış algıları ile okul iklimi algılarında anlamlı farklılık tespit edilirken; yenilikçi iş davranışı algılarında ise anlamlı farklılık bulunmamıştır. Ayrıca, öğretmenlerin yaş gruplarına ve mezun olduğu fakültelere göre sadece okul iklimi algılarında; çalıştığı okul kademelerine göre ise tüm algılarında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ancak öğretmenlerin eğitim durumlarına ve mesleki kıdemlerine göre hiçbir algılarında anlamlı fark saptanmamıştır. Bunun yanında, öğretmenlerin proaktif davranış ile yenilikçi iş davranışı algıları arasında pozitif ve güçlü; proaktif davranış ile okul iklimi algıları arasında pozitif ve orta; yenilikçi iş davranışı ile okul iklimi algıları arasında da pozitif ve orta düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Son olarak, öğretmenlerin proaktif davranış ile yenilikçi iş davranışı algılarının, okul iklimini anlamlı bir şekilde yordadığı da saptanmıştır.
Ortaöğretim rehber öğretmenleri ve okul yöneticilerinin okul rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerine yönelik görüşlerinin değerlendirilmesi
Okullarda PDR hizmetlerinin sağlıklı yürütülmesi için rehber öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin hizmetleri algılama yaklaşımları bu hizmetlerin kalitesinde belirleyici rol oynamaktadır. Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim kurumlarında görev yapan okul rehber öğretmenleri ve okul yöneticilerinin okullarda yürütülen rehberlik ve psikolojik danışma (PDR) hizmetlerine yönelik görüşlerinin değerlendirmesini ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2024-2025 eğitim öğretim yılında Zonguldak ili Ereğli ilçesinde resmi ortaöğretim kurumlarında görev yapmakta olan 6 rehber öğretmen ve 6 okul yöneticisi olmak üzere 12 katılımcı oluşturmuştur. Bu çalışmada kartopu örneklemeden yararlanılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, verilerin analizinde betimsel ve içerik analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, rehber öğretmenler ve okul yöneticilerinin okul PDR hizmetlerinin yararlı ve etkili olduğunu düşünmelerine karşın okul PDR hizmetlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için gerekli olan kaynak, bütçe ve personel yeterli bulmadıklarını düşündüklerini göstermektedir. Bununla birlikte, rehber öğretmenler ve okul yöneticilerinin çoğunun okul PDR hizmetlerinin öğrencilerin akademik, sosyal, duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarını tamamen karşılamadığı yönünde hem fikir oldukları, okul PDR hizmetlerinin yürütülmesinde okul bileşenleri arasında işbirliği olsa da bu durumun istenilen ideal boyutta olmadığı görüşünde oldukları araştırmanın ulaştığı sonuçlar arasındadır. Rehber öğretmenler ve okul yöneticilerine göre, okul PDR hizmetlerinin etkili olması için gerekli kaynağın sağlanması, öğrencilerin ihtiyaçlarının karşılanması, okul bileşenleri arasında işbirliğinin olması ve PDR programlarının eğitim sistemi içindeki rolünün artırılması gerektiği yönünde önerilerde bulunmuşlardır.
Öğretmenlerin proaktif davranışları, öz-yeterliği ve örgütsel adanmışlık davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin proaktif davranışları, öz-yeterlik algıları ve örgütsel adanmışlık düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri, Zonguldak ilindeki kamu ve özel okullarda görev yapan öğretmenlerden elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Öğretmen Öz-Yeterlik Ölçeği", "Proaktif Davranış Ölçeği" ve "Örgütsel Adanmışlık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin proaktif davranış düzeyleri, öz-yeterlik algıları ve örgütsel adanmışlık düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişkiler bulunmaktadır. Ayrıca, proaktif davranışlar ve öz-yeterlik algıları, örgütsel adanmışlık düzeylerinin anlamlı bir yordayıcısı olarak tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, öğretmenlerin iş yerlerinde daha fazla inisiyatif almasının, kendilerine olan güvenlerinin ve örgüte olan bağlılıklarının artmasının eğitim-öğretim sürecine olumlu yansımalar sağlayabileceğini göstermektedir. Araştırma bulguları, okul yöneticilerine, eğitim politikası yapıcılarına ve öğretmen gelişim programlarına yönelik önemli öneriler sunmaktadır. Bu bağlamda, öğretmenlerin bireysel farkındalıkları, mesleki gelişime yönelik motivasyonları ve örgütsel aidiyetleri, eğitim ortamının niteliğini doğrudan etkileyen önemli unsurlar olarak değerlendirilmektedir. Çalışma, özellikle öğretmenlerin mesleki yeterliklerinin artırılmasının ve okul kültüründe proaktif tutumların desteklenmesinin, örgütsel bağlılık ve performansa katkı sağlayabileceğini göstermektedir. Bu çalışma, öğretmenlerin örgütsel davranışları ile bireysel özellikleri arasındaki ilişkileri ortaya koyması açısından literatüre katkı sağlamaktadır.
Açık uçlu sorularla öğrenci akademik başarısını değerlendirmeye ilişkin öğretmen görüşleri
Bu araştırmanın amacı, açık uçlu sorularla öğrenci akademik başarısının değerlendirilmesine yönelik öğretmenlerin görüşlerini belirlemektir. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışması yöntemiyle yürütülen çalışmanın verileri, Zonguldak ilinde görev yapan 18 ortaokul öğretmeniyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmış ve içerik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular, açık uçlu soruların öğretmenler tarafından ölçme değerlendirme sürecine çok boyutlu katkılar sunduğu yönündedir. Öğretmenler, açık uçlu soruların öğrencilerin akademik başarısını ayrıntılı ve etkili değerlendirme sağladığını, kavram yanılgılarının tespitinde ve üst düzey düşünme becerilerinin ölçümünde etkili olduğunu belirtmişlerdir. Buna karşılık, açık uçlu soruların hazırlanması ve puanlanmasının zaman alıcı olması, kapsam geçerliğinin azalması ve nesnel puanlamada yaşanan güçlükler öğretmenlerce açık uçlu soruların olumsuz yanları olarak görülmektedir. Açık uçlu soruların kullanımında, öğretmenler öğrencilerin yazma becerilerindeki eksiklikler, zaman yönetimi sorunları ve merkezi sınav siteminde açık uçlu soru kullanımının olmamasını karşılaştıkları zorluklar olarak değerlendirmişlerdir. Öğretmenler, süreç değerlendirmede açık uçlu sorulardan yararlanmakla birlikte, kalabalık sınıflar, kapsamlı müfredat gibi engellerden dolayı öğrencilerin özgün düşünme becerisini ölçemediklerini ifade etmişlerdir. Sonuç olarak, açık uçlu soruların öğrencilerin hem bilişsel hem sosyo-psikolojik yönlerine katkı sağladığı hem de öğretmenlerin bu süreci dikkatli planlama, uygun soru hazırlama ve farklı öğrenci düzeylerine göre yapılandırma yönünde çaba sarf ettiği belirlenmiştir.
II. Meşrutiyet dönemi eğitim politikalarında modernleşme: Beyânü'l-Hak Gazetesi örneği
II. Meşrutiyet Dönemi Türk modernleşmesi açısından yeni bir aşamayı temsil etmektedir. Bu dönemde meydana gelen gelişmeler, bir yönü ile Osmanlı Devleti'nin son evresini göstermesi diğer yönüyle de erken Cumhuriyet Dönemi'nin habercisi olması bakımından ayrıca önemlidir. Beyânü'l-Hak Gazetesi, II. Meşrutiyet Dönemi'nde yayım hayatına başlamış ve yazar kadrosu büyük oranda Osmanlı ilmiye sınıfına mensup kişilerden oluşmaktadır. Türk eğitim hayatında modernleşme her ne kadar çok daha erken bir devirde başlamış olsa da klasik Türk eğitim kurumu olan medreselerin modernleşmesi oldukça geç sayılabilecek II. Meşrutiyet Dönemi'nde mümkün olabilmiştir. II. Meşrutiyet Dönemi eğitim politikalarında modernleşme yönelimini ortaya koymayı amaçlayan bu çalışma, Beyânü'l-Hak Gazetesi'nde yer alan makaleler çerçevesinde gazete yazarlarının modern eğitimin politik nitelikleri olan merkezi, laik, zorunlu, ücretsiz, standart, denetlenen, disiplinli, senkronize ve uzmanlaşmış eğitim konularında görüşlerini ortaya koymaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden tarihsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada Beyânü'l-Hak Gazetesi yazarlarının eğitim politikalarına dair görüşlerini, Fransız devriminin kavramları olan hürriyet, eşitlik, kardeşlik gibi kavramları kendi ideolojik bağlamlarında yeninden üreterek oluşturdukları iddia edilmektedir. Buna bağlı olarak Beyânü'l-Hak Gazetesi yazarları merkezi, zorunlu, ücretsiz, standart, denetlenen, disiplinli, senkronize ve uzmanlaşmış eğitim konularında müspet bir tavra sahipken laik eğitim bahsinde farklı bir görüş içerisindedir. Araştırma, Türk eğitim sisteminin modernleşme tecrübesine gelenek ve modern arasında sentez arayışını temsil etmesi ve araştırmacıların döneme ilgisini artırması bakımından alana katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: II. Meşrutiyet, Beyânü'l-Hak Gazetesi, Modern Eğitim, Medrese, İslamcılık.
Mesleki öğrenme topluluğu oluşturmada okul müdürünün rolü
Bu araştırmanın amacı, mesleki öğrenme topluluğu oluşturmada okul müdürünün rolünü yine okul müdürlerinin görüşlerine dayalı olarak incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş ve fenomonoloji deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2025-2026 eğitim öğretim yıllarında Zonguldak ilinde görev yapan ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 17 okul müdürü oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma verilerine, okul müdürleriyle yapılan yüz yüze görüşmeler yoluyla ulaşılmıştır. Araştırmanın bulguları şu şekildedir: Okul müdürleri mesleki öğrenme topluluklarını, öğretmenlerin birbiri arasında bilgi ve deneyim alışverişinde bulunduğu, sahip oldukları iyi tecrübeleri birbirine aktardıkları, iyi örneklerin birbiriyle paylaştıkları, görüş alışverişinde bulunarak karşılan sorunları çözdükleri gruplar olarak tanımlamışlardır. Okul müdürleri mesleki öğrenme topluluğu uygulamalarında yaşadıkları engelleri, zaman, isteksizlik, değişime kapalı olma, gelişme kapalı olma, eleştiriye kapalı olma, bakış açısı farklılığı ve görev algısı olarak ifade etmişlerdir. Mesleki öğrenme topluluğu çalışmalarının geliştirilmesi ve desteklemesine ilişkin öneriler kapsamında; ders programlarının düzenlenmesi, rehberlik ve uzman desteği sağlanması, işbirliğine teşvik edilmesi, başarılı uygulamaların paylaşılması ve çalışmaların planlanması konuları ortaya çıkmıştır. Elde edilen bulgular ışığında, mesleki öğrenme topluluklarının, hizmet içi eğitimler, uzman desteği ve ödüllendirmelerle desteklenenip geliştirilebileceği söylenebilir
Eğitim amaçlı göçler bağlamında ailelerin göç nedenleri, yaşadıkları sorunlar ve çözüm önerileri
Göç, farklı nedenlerle bir yerden başka bir yere doğru hareketlilik yanı sıra tarihsel bir olgudur. Eğitim göçü de göç olgusu içerisinde büyük bir paya sahiptir. Araştırma, çocuklarının eğitimi için göç eden ailelerin eğitim göçünden beklentileri, eğitim göçü sürecinde yaşadıkları sorunlar ve eğitim göçünün önlenebilmesine dair olası çözüm önerilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmış, araştırmada ölçüt örnekleme ve kartopu örnekleme türlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Karabük İli Yenice İlçesinden çocuklarının eğitim alması amacıyla göç etmiş 15 farklı kişiden oluşturmuştur. Araştırma verileri, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Görüşme yoluyla elde edilen veriler içerik analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma verileri, eğitim göçünün nedenleri, sonuçları, eğitim göçünün ailelerin yaşantılarındaki değişime etkisi, eğitim göç süreci deneyimleri ve eğitim göçünün önlenebilmesine dair çözüm önerileri olmak üzere beş tema altında yapılandırılmaıştır. Araştırma sonuçları, ailelerin eğitim göçünü çocuklarının daha iyi alma isteği, yaşadıkları yerdeki okulları yetersiz bulmaları, okul türünün fazla olmaması gibi nedenlerle gerçekleştirdiklerini göstermektedir. Ailelerin çoğunluğu eğitim göçüyle amaçlarına ulaştıklarını, eğitim göçüyle birlikte ikamet yerlerinin tamamıyla değiştiğini, eğitim göçüyle duygusal, ekonomik, sosyo-kültürel sorunlar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Eğitim göçünün önlenebilmesi için aileler, politika yapıcılardan öğretmenler için uzun süreli ikamet etme zorunluluğu getirilmesini, okul türlerinin artırılmasını, eğitimin nitelikli hale getirilmesini çözüm olarak önermektedir. Aileler, okul yöneticilerinden okulun fiziki olanaklarının artırılmasını, öğretmenlerden uzun süreli ikamet etmelerini, rekabet edebilmelerini ve okullarına karşı aidiyet duygusu geliştirmelerini sorunun çözümü için önermektedir.
Öğretmen failliği, örgütsel tükenmişlik ve okul iklimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu tez çalışmasının amacı, öğretmen algılarına dayalı olarak öğretmen failliği, örgütsel tükenmişlik ve okul iklimi arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yaklaşımlarından genel tarama modeli benimsenmiştir. Çalışmanın örneklemini, Zonguldak ili ve ilçelerinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan ve uygun örnekleme yöntemiyle seçilen 327 öğretmen oluşturmaktadır. Veriler, Öğretmen Faillik Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Envanteri–Eğitimci Formu ve Okul İklimi Ölçeği aracılığıyla toplanmış; elde edilen veriler SPSS istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veri setinin dağılım özellikleri Kolmogorov–Smirnov testi ile birlikte çarpıklık ve basıklık değerleri üzerinden incelenmiş ve verilerin normal dağılım varsayımını karşıladığı belirlenmiştir. Bu doğrultuda analiz sürecinde parametrik testlerden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde ve frekans dağılımları, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmış; değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson momentler çarpımı korelasyon analizi ile belirlenmiştir. Ayrıca, değişkenlerin birbirlerini yordama düzeylerini ortaya koymak amacıyla çoklu regresyon analizi uygulanmıştır. İki grup arasındaki farkların belirlenmesinde bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma bulguları, öğretmenlerin örgütsel tükenmişlik ve okul iklimi algılarının öğretmen failliğinin anlamlı yordayıcıları olduğunu göstermektedir. Okul iklimi algısının öğretmen failliğini pozitif yönde etkilediği, örgütsel tükenmişliğin ise faillik algısını olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir. Olumlu bir okul iklimi algısı ve düşük tükenmişlik düzeyinin, öğretmenlerin sorumluluk alma, inisiyatif kullanma ve iş birliği içinde çalışma kapasitelerini artırarak okulun etkililiği ve öğrenci başarısına katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmen algılarına göre liderlik stilleri, etkili okul ve okulda şeffaflık arasındaki ilişkinin incelenmesi: Zonguldak ili örneği
Bu çalışmanın amacı öğretmen algılarına göre liderlik stilleri, etkili okul ve okulda şeffaflık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın evreni 2020-2021 eğitim öğretim yılında Zonguldak ili Alaplı, Çaycuma, Ereğli, Gökçebey ve Merkez ilçelerinde görev yapmakta olan anasınıfı, ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenlerinden oluşmaktadır. Katılımcı sayısının 412 öğretmenden ibaret olduğu çalışmada, öğretmenler seçkisiz olmayan (non-random) yöntemlerden tabakalı örneklem yöntemiyle belirlenmiştir. Verilerin toplama aracı olarak "Okul Müdürleri Liderlik Stili Ölçeği (OMSLÖ)," "Etkili Okul Ölçeği" ve "Okulda Şeffaflık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin araştırma sorularına göre analiz edilebilmesi için t-testi, ANOVA, Pearson korelasyonu ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Öğretmen algılarına göre liderlik stilleri, etkili okul ve okulda şeffaflığın yüksek seviyede olduğu tespit edilmiştir. Okul müdürlerinin liderlik stilleri incelendiğinde ise daha çok dönüşümcü liderlik stilini sergiledikleri görülmüştür. Liderlik stillerinden sürdürümcü liderlik stilinde kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere göre okul müdürlerini daha çok sürdürümcü lider olarak algıladıkları tespit edilmiştir. Hem dönüşümcü liderlik alt boyutunda hem de liderlik stilleri genel puanında 30-39 yaş arası öğretmen algılarının 50 yaş ve üzeri öğretmenlere göre daha fazla olduğu görülmektedir. Etkili okulun "öğretmenler, öğrenciler, okul çevresi ve veliler" boyutları ile "etkili okul genel puanında" ilkokulda görev yapan öğretmenlerin algıları ortaokul ve lisede görev yapan öğretmenlere göre daha yüksektir. Etkili okulun okul ortamı ve eğitim süreci boyutunda ise yine ilkokulda görev yapan öğretmenlerin algıları ortaokulda görev yapan öğretmenlere göre daha yüksektir. Çalışmada öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin liderlik stilleri, okulda şeffaflık ve etkili okul arasında yüksek düzeyde pozitif ve anlamlı ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak liderlik stilleri ve etkili okulun okulda şeffaflığı yordayabildiği görülmektedir.
Meslek liselerinde okul terkinin nedenleri, sonuçları ve önlemeye yönelik çözüm önerileri
Bu araştırmanın amacı, meslekî ve teknik liselerde görev yapmakta olan yönetici ve öğretmenler ile meslek lisesini terk eden katılımcıların görüşleri çerçevesinde okul terkinin nedenleri, sonuçları ve okul terkinin önlemesine yönelik önerilerin ortaya konulmasıdır. Araştırmada, eş zamanlı olarak okul terkine ilişkin yönetici ve öğretmenlere ölçeklerin uygulandığı, öğrencilerin ise görüşlerinin alındığı karma yöntem deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel çalışma grubunu, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Zonguldak il ve ilçelerindeki meslekî ve teknik liselerde görev yapmakta olan 57 eğitim yöneticisi ve 305 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda ise son üç yıl içinde öğrenim gördüğü meslek lisesini terk etmiş olan 20 katılımcı yer almaktadır. Araştırmanın nicel verileri, Küçükarslan (2019) tarafından geliştirilmiş olan "Meslek Liselerinde Öğrencilerin Okul Terki Üzerinde Rol Oynayan Faktörler Ölçeği" ve "Meslek Liselerinde Öğrencilerin Okul Terkini Önlemeye Yönelik Stratejiler Ölçeği" olmak üzere iki ölçek kullanılarak toplanmıştır. Nitel veriler ise araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan tam yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmada nicel veriler, SPSS 20.0 paket programı kullanılarak, öğretmen ve yöneticilerin ortalama puanları Bağımsız Gruplar için t Testi ile karşılaştırılmıştır. Okulu terk etmiş katılımcılardan elde edilen nitel veriler ise, NVivo10 Nitel Analiz Programı kullanılarak içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinden elde edilen sonuçlara göre; yönetici ve öğretmenler öğrencilerin ders çalışma alışkanlığının olmaması, okul terki sürecinde ailelerin yeterli çaba göstermemesi, okul devamsızlığının yüksek olması, aile içi şiddet ve geçimsizlik, meslek liselerine yönelik toplumsal algının düşük olması, aile ile okul arasındaki iletişim eksikliği ve ailenin ekonomik durumunun düşük olması, meslekî eğitim veren liseleri tanıtıcı yeterli bilgi olmaması nedenleri ile okulu terk ettiğini belirtmişlerdir. Ayrıca öğretmen ve yöneticiler, meslek liselerini cazip hâle getirecek hem okul içi hem de okul dışı eğitim stratejilerinin geliştirilmesi ile okul terkinin önüne geçileceğini belirtmişlerdir. Araştırmanın nitel verilerinden elde edilen bulgular, okulu terk eden katılımcıların okul terk nedenlerini kendileri ile ilgili durumlarla ilişkilendirdiğini göstermektedir. Araştırmanın nitel verileri; öğrenci, okul, öğretmen ve aile kaynaklı okul terk nedenleri olmak üzere dört tema altında değerlendirilmiştir. Nitel araştırma sonuçlarına göre okul terki bireylerde pişmanlık, üzüntü, kızgınlık, çökkünlük hissedilmesine yol açmaktadır. Okul terki sadece okulu terk eden bireyi değil, ebeveynleri de etkilemektedir. Okulu terk eden katılımcıların önemli bir kısmı okulu kendi istekleri ile terk ettikleri için okul terkinin önlenmesi konusunda herhangi bir öneri sunamayacağını belirtmektedir. Bazıları ise okul kurallarının düzenlenmesi, devamsızlık süresinin esnetilmesi, okuldaki rehberlik hizmetlerinin artırılması gibi yollarla okul terkinin azaltılmasının mümkün olacağını ifade etmektedir. Okul terki yalnızca bireyin yaşamını etkileyen bir durum olarak değil, tüm toplumu etkileyen bir durum olarak ele alınmalıdır. Okul terkinin önüne geçilecek çeşitli stratejilerin uygulanması uzun vadeli eğitim politikaları ile mümkündür. Özellikle okul, aile, toplum bağının güçlendirilmesi ve erken yaşlardan itibaren meslekî rehberlik hizmetlerinin bu bağlamda ele alınması sorunun ortaya çıkmadan önce önlenmesine olanak sağlayabilecektir.
Okul kültürü ve kolektif öğretmen yeterliği arasındaki ilişki (Zonguldak ili örneği)
Bu araştırmada öğretmenlerin okul kültürü algıları ile kolektif yeterlik algıları arasındaki ilişki incelenmiştir. İlişkisel tarama modelindeki bu araştırmanın örneklemini 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Zonguldak ili ve ilçelerinde bulunan kamu ilkokul ve ortaokul kurumlarında görev yapan 337 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem seçiminde çalışmanın yürütüldüğü dönemin Covid-19 salgın dönemine denk gelmesi nedeniyle zaman ve seyahat engelinin en aza indirilmesi için basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri "Okul Kültürü Ölçeği" ve "Kolektif Öğretmen Yeterliği Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılarak aritmetik ortalama, t-Testi, ANOVA, pearson korelayon analizi ve çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin okul kültürü algıları yüksek düzeyde çıkmıştır. Ayrıca öğretmenlerin okul kültürü algılarının cinsiyet, okul türü, eğitim durumu ve yaş göre anlamlı düzeyde fark bulunurken mesleki kıdeme göre anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırmanın diğer değişkeni olan öğretmenlerin kolektif yeterlik algıları da yüksek düzeyde çıkmıştır. Ayrıca öğretmenlerin kolektif yeterlik algılarının cinsiyet ve okul türüne göre anlamlı düzeyde fark bulunurken eğitim durumu, yaş ve mesleki kıdeme göre anlamlı düzeyde fark bulunamamıştır. Araştırmanın korelasyon analizi sonucunda okul kültürü ile öğretmenlerin kolektif yeterlik algıları arasında pozitif yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Son olarak regresyon analiz sonucunda öğretmenlerin okul kültürü algılarının öğretmenlerin kolektif yeterlik algılarını anlamlı bir şekilde yordadığı tespit edilmiştir.
Okul müdürlerinin öğretimsel denetim davranışlarının öğretmenlerin mesleki profesyonellik düzeyine etkisi
Bu araştırmanın amacı, "Okul Müdürlerinin Öğretimsel Denetim Davranışlarının Öğretmenlerin Mesleki Profesyonellik Düzeyine Etkisi" öğretmen görüşleri doğrultusunda belirlenmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile yürütülmüştür. Araştırma 2020-2021 eğitim öğretim yılında Zonguldak il merkezi ve Alaplı, Çaycuma, Devrek, Ereğli, Gökçebey, Kilimli ve Kozlu ilçelerinde görev yapmakta olan 2327 öğretmen içinden tabakalı örneklem yöntemi kullanılarak seçilen 334 kişi ile yürütülmüştür. Araştırmada veriler, Yılmaz ve Altınkurt (2014) tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Mesleki Profesyonelliği Ölçeği" (ÖMPÖ) ile Özdemir (2019) tarafından geliştirilen "Okul Müdürlerinin Ders Denetimi ve Dönütleri Ölçeği" (OMDDDÖ) kullanılarak elde edilmiştir. Öğretmenlerin mesleki profesyonellik ölçeği; dört alt boyut ve toplamda 24 maddeden oluşan 5'li likert tipi ölçektir. Ölçeğin güvenilirlik katsayısı uygulama grubu için Cronbach's Alpha değeri 0,90 olarak bulunmuştur. Öğretimsel denetim ölçeği ise; dokuz maddeden oluşan 5'li likert tipi ölçektir. Verilerin analizinde, Tek yönlü varyans analizi, Mann Whitney- U testi, Spearman Sıra Farkları Korelasyon Kat Sayısı testi, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi ve betimsel analizler için yüzde ve frekans kullanılmıştır. Okul müdürlerinin öğretimsel ders denetimi davranışının öğretmenlerin mesleki profesyonelliğine etkisine ilişkin öğretmen görüşlerine göre, kuruma katkı,duygusal emek, kişisel gelişim ile mesleki duyarlılık alt boyutlarında cinsiyet değişkenine göre farklılık ortaya çıkarken; kıdem, branş ve eğitim durumu değişkenlerine göre farklılık çıkmamıştır. Araştırmada kullanılan yöntemlerin bu alanda çalışan araştırmacılara ve öğretmenlere kuramsal ve uygulamaya dönük katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Okul müdürlerinin bilgi ve becerilerini geliştirmek için uzun süreli ve uygulamaya dayalı hizmet içi eğitimler düzenlenmelidir. Okul müdürleri eğitim yönetimi alanında ve öğretmenlerin kendi alanlarında tezli-tezsiz yüksek lisans yapmaları konusunda teşvik edilmelidir. Bu konuda MEB ile üniversiteler arasında protokol düzenlenebilir.
İlkokullarda kaynak yaratma sürecine dair okul yöneticilerinin deneyim ve görüşleri: Zonguldak örneği
Bu araştırmanın amacı, ilkokullarda kaynak yaratma sürecine dair okul yöneticilerinin deneyim ve görüşlerinin çözümlenmesidir. Araştırmanın çalışma grubu 2020-2021 Eğitim Öğretim yılında Zonguldak merkez ve 7 ilçesinde bulunan ilkokullarda görev yapan on üç okul müdüründen oluşmaktadır. Araştırmanın deseni, nitel araştırma yöntemlerinden olan durum çalışmasıdır. Verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formlarından yararlanılmış; görüşmeler uzaktan iletişim platformu üzerinden ve yüz yüze yapılmıştır. Ayrıca görüşme yapılan okul müdürlerinin kimliklerinin gizli kalması için her okul müdürüne bir kod verilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre ilkokulların faturalar, büyük onarım gibi giderlerinin merkezi bütçeden karşılandığı ve giderlerin gelirlerden daha fazla olduğu görülmüştür. Temizlik, yakacak ve kırtasiye giderlerinin öncelikli giderler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okul müdürlerinin bağışlar, kermes, sanayi kuruluşları, çekiliş gibi yollar ile kaynak yarattıkları anlaşılmıştır. Okulun bulunduğu çevrenin sosyal ve ekonomik durumunun kaynak yaratma sürecini doğrudan etkilediği görülmüştür. Okul müdürlerinin görüşlerine göre velilerin çoğunlukla okul bütçesine katılmak istemedikleri; okul bütçesine bağış yapan ya da yapmayan velilerin ortak kaygılarının olduğu anlaşılmıştır. Okul müdürlerin ilkokulların finansmanı için doğrudan merkezden bütçe verilmesini istedikleri görülmüştür.
Özel yetenekli öğrencilere yönelik bireyselleştirilmiş eğitim programlarına ilişkin okul bileşenlerinin görüşleri: Zonguldak Ereğli örneği
Bu araştırmanın amacı, özel yetenekli öğrencilere yönelik hazırlanan bireyselleştirilmiş eğitim programının geliştirilmesi ve uygulanmasında okul bileşenlerinin gözlemleri, deneyimleri, karşılaştıkları güçlükler; bu güçlüklerin aşılması için sundukları önerilerin ortaya konulmasıdır. Araştırmada nitel araştırma türlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Zonguldak ili Ereğli ilçesinde özel yetenekli öğrencisi olan ve kaynaştırma uygulaması yapılan resmi ilköğretim okullarının birinci kademesinde bu öğrencilerin eğitiminde sorumluluğu bulunan dokuz okul yöneticisi, dokuz sınıf öğretmeni ve sekiz psikolojik danışman/rehber öğretmen olmak üzere 26 katılımcı oluşturmuştur. Araştırma verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu; verilerin analizinde ise betimsel analiz tercih edilmiştir. Araştırma sonucunda; katılımcıların çoğunluğun özel yetenekli öğrencilerin belirgin bilişsel, davranışsal, sosyal ve duygusal özelliklerine ve diğer öğrencilerden ayrılan gereksinimlerine ilişkin yeterli bilgiye sahip oldukları görülmüştür. Katılımcıların birçoğunun özel yetenekli öğrencilere yönelik BEP'lerin hazırlanması ve uygulanmasında yeterli deneyime ve bilgiye sahip olmadıkları; BEP süreçlerinde sınıf mevcutlarının fazla, ders süresinin yetersiz ve farklı seviyede birçok öğrencinin olması gibi olumsuz durumlarla karşılaştıkları görülmüştür. Destek eğitim odalarının özel yetenekli bireylerin gereksinimlerini karşılayacak fiziki mekan, araç-gereç ve materyale sahip olmadığı; özel yetenekli öğrencilere olumlu ve olumsuz yansımaları olduğu tespit edilmiştir. Katılımcılar, okul içinde özel yetenekli öğrencilerin eğitim olanaklarının çeşitlendirilmesi için birtakım önerilerde bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Özel yetenekli öğrenciler, bireyselleştirilmiş eğitim programı, destek eğitim odası.
Meslek liselerinin COVID-19 sürecindeki rolünün okul yöneticilerinin görüşlerine göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Covid-19 pandemi krizi sürecinde meslek liselerinin rolünün meslek liselerinin işleyişine yön veren okul yöneticilerinin gözünden çok boyutlu incelemesini yapmaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 22 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Görüşme yoluyla elde edilen veriler içerik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma verilerinden elde edilen kodlar dâhilinde mesleki eğitimdeki sorunlar, meslek liselerinin etkililiği, pandemi sürecinde üretim, kriz yönetim yaklaşımları, sosyo-ekonomik ve psiko-sosyal destek ve meslek liselerinin güçlendirilmesine ilişkin eğitim politikaları şeklinde altı tema altında yapılandırılmıştır. Elde edilen bulgular belirlenen kodlar, kategoriler, temalar üzerinden, katılımcıların cevaplarından birebir alıntı yapılarak yorumlanmıştır. Araştırmanın bulgularında okul yöneticilerinin kriz dönemi olan Covid-19 sürecinde üretime dâhil olma ve üretilen malzemeler aracılığıyla alınan önlemlere katkı sağlama adına özverili davrandıkları görülmüştür. Yapılan üretim faaliyetlerinin, kaynakları yeterli ve donanımlı meslek liselerinde yoğunlaştığı bulunmuştur. Meslek liseleri kaynakları doğrultusunda Covid-19'la mücadelede ihtiyaç duyulan maske, tulum, siperlik, dezenfektan, temizlik malzemeleri, dezenfektan ayaklığı vb. gibi malzemeler üretmişlerdir. Üretimi gerçekleştirilen bu malzemeleri gerek kendi okullarında gerekse diğer okul, kurum ve kuruluşlarda kullanılmasını sağlayarak pandemi krizini kendileri için fırsata dönüştürdükleri sonucuna ulaşılmıştır.
Ebeveynlerin okul öncesi eğitimi tercih etme nedenleri: Zonguldak ili örneği
Okul öncesi eğitim çağı bireyin yaşamındaki en değerli dönemdir, dolayısıyla bu dönemde alınacak eğitim de kritik bir öneme sahiptir. Yapılan araştırmalar, eğitime çok küçük yaşlarda başlanılmasının gerekli olduğunu ortaya koymuştur. Fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı bireyler yetiştirebilmek için okul öncesi eğitim kurumları ve ebeveynlerin birbirlerinin beklentilerinin farkına varmaları ve ortak bir noktada hemfikir olmaları gerekmektedir. Bu çalışma ebeveynlerin okul öncesi eğitimi tercih etme nedenlerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bunun yanı sıra ebeveynlerin okul öncesi eğitimden beklentileri ve okul öncesi eğitim idealleri de incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi, 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılında Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki kamu okulöncesi eğitim kurumlarına devam eden 3-6 yaş grubu çocukların ebeveynlerinden oluşmuştur. Karma yöntemle çalışılan bu araştırmanın nicel boyutuna 313 ebeveyn, nitel boyutuna ise 25 ebeveyn katılmıştır. Araştırmada veriler anket ve yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistiklerden, nitel verilerin analizinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Bu çalışmada elde edilen bulgular ebeveynlerin okul öncesi eğitimi önemsediğini ve çocuklarının hayata ilk adımlarında gerekli gördüklerini göstermektedir. Bununla birlikte, ebeveynler okul öncesi eğitimin zorunlu ve ücretsiz olması gerektiğini düşünmektedir. Ebeveynler okul öncesi eğitim kurumunun evine ya da iş yerine yakın olmasını, öğretmenlerin okul öncesi eğitim programına hâkim olmasını ve öğretmenlerin çocuklarına karşı şefkatli olmalarını, kurumun fiziksel koşullarının okul öncesi dönem çocuğuna uygun ve güvenli olmasını, uygulanan eğitim programının çeşitlilik göstermesini beklemektedir. Ebeveynlerin okul öncesi eğitimi tercih etme nedenleri çocukların iletişim becerisi ve özgüven kazanması, üst öğrenime hazırlanması ve sosyalleşme olduğu tespit edilmiştir.
Arka mahallede öğrenci olmak: Bir okul etnografisi
Araştırmada, kozmopolit bir mahalle yerleşimi ile bu yerleşimdeki göç, suç, şiddet ve yoksulluğa dair yaşantıların, öğrencilerin öğrenim hayatını nasıl etkilediğini; okulda kazandırılmaya çalışılan kültürel kodlar ile öğrencilerin yaşamları arasındaki ilişkiyi Bourdieu'nun 'kültürel sermaye, habitus ve yeniden üretim' kavramları bağlamında derinlemesine incelemek amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden etnografi deseninde yapılmıştır. Çalışma grubu olarak, araştırmacının kendi öğretmenlik yaptığı okulda amaçlı örneklem metotlarından maksimum çeşitlilik tekniği ile 7 öğretmen ve 6 veli seçilmiştir. Öğretmen ve veliler ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak veriler toplanmıştır. Bu çalışmada araştırmacı, bizzat katılımcı gözlem rolü ile araştırmayı yürütmüştür. Elde edilen bulgular düzenlenip, neden sonuç ilişkileri irdelenerek betimsel analiz yolu ile yorumlanmıştır. Okulun bulunduğu mahalle profili, küresel dünyanın kentleşmeye yansımasının bir ürünü olan getto alan ile birebir uyuşmaktadır. Geniş, parçalanmış ve çekirdek aile yapılarının yaygın olduğu mahallede herhangi bir sosyal, kültürel, sportif faaliyet bulunmamaktadır. Aile içi iletişim zayıftır. Araştırma sonucuna göre ailelerin göç, suç, şiddet, yoksulluk vb. yaşantıları ile kültürel sermayeleri, öğrencilerin okul hayatını olumsuz yönde etkilemektedir. Öğrencilerin okul başarısı her geçen sene düşmektedir. Üniversiteye giden öğrenci sayısının çok az olduğu mahallede örnek alınabilecek iyi eğitimli insan olmadığından lise eğitimi genellikle meslek liseleri ya da açık lisede tamamlanmaktadır. Bu yaşantılar, maddi imkânsızlıklarla mücadele eden ebeveynleri hayli yıpratmaktadır. Getto alan olarak nitelendirilebilecek kozmopolit bir mahallede yer alan okulda görev yapan öğretmenler donanım ve materyal açısından kendi okullarını diğer okullara kıyasla yetersiz görmektedir.
Okul yöneticilerinin liderlik tarzları, okul iklimi ve öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi: Zonguldak ili örneği
Bu araştırmanın amacı Zonguldak ilinde görev yapan okul yöneticilerinin liderlik tarzlarının görev yaptıkları okul iklimine ve birlikte çalıştıkları öğretmenlerin tükenmişlik düzeyine etkisini ortaya konulmasını sağlamaktır. Yapılan araştırmada nicel araştırma yönetmlerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Zonguldak iline bağlı Çaycuma, Gökçebey ve Devrek ilçelerinde 2021-2022 eğitim öğretim yılında görev yapan okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinden rastgele seçilen 478 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında kişisel bilgi formu, liderlik tarzı davranış ölçeği, okul iklimi ve desteği ölçeği, tükenmişlik düzeyi ölçeği kullanılmıştır. Analiz yapılırken veriler SPSS 20,0 (Statistical Package for Social Sciences) programı ile tahlil edilmiştir. Araştırmada öğretmenlerin okul yöneticilerinin liderlik tarzlarından etkilendikleri tespit edilmiştir. Yöneticilerin liderlik tarzlarının, okul ikliminin belirlenmesinde etkisinin olduğu görülmüştür. Görev yapılan okuldaki genel iklimin, okul yöneticilerinin etkisine göre oluştuğu, ayrıca öğretmenlerin tükenmişlik duygusuna kapılmasında okul yöneticilerinin de etkisinin olduğu belirlenmiştir. Okul yöneticilerinin yönetim tarzı ve liderlik konularında Milli Eğitim Bakanlığının çalışma yapması gerektiği bu konunun önemli bir durum ortaya çıkardığı başat öneriler olarak ortaya konulmuştur.
Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye ve örgütsel tükenmişlik algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algıları ile tükenmişlik algıları arasındaki ilişki incelenmiştir. İlişkisel tarama modelindeki bu araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Zonguldak ili ve ilçelerinde bulunan kamu ilkokul ve ortaokul kurumlarında görev yapan 365 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada, basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri "Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği" ve "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, t-Testi, ANOVA, korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algılarının çok yüksek düzeyde olduğunu göstermektedir. Ayrıca öğretmenlerin genel pozitif psikolojik sermaye algı düzeyleri, cinsiyet, yaş ve mesleki kıdeme göre anlamlı olarak farklılaşmazken, pozitif psikolojik sermayenin alt boyutlarında cinsiyet ve yaşa göre anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Araştırma, öğretmenlerin tükenmişlik algılarının düşük düzeyde olduğunu göstermektedir. Öğretmenlerin genel tükenmişlik algısı, cinsiyet, yaş ve mesleki kıdeme göre anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Araştırmanın korelasyon analizi öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algıları ile tükenmişlik algıları arasında ters yönlü anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Pozitif psikolojik sermaye ile tükenmişliğin alt boyutlarından olan duygusal tükenmişlik ve duyarsızlaşma arasında negatif yönlü, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Yine pozitif psikolojik sermaye ile tükenmişliğin diğer alt boyutu olan düşük kişisel başarı arasında negatif yönlü, orta düzeyde ve anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Araştırmada, pozitif psikolojik sermaye algısının, örgütsel tükenmeyi anlamlı biçimde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına dayanılarak, öğretmenlerin sahip olduğu pozitif psikolojik sermaye algısını artırmaya yönelik önlemlerin alınmasının tükenmişlik algısını azaltmaya yardımcı olacağı söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Pozitif psikolojik sermaye, tükenmişlik, öğretmen
COVID-19 pandemisi sürecinde öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları, mesleki motivasyonları ve örgütsel iletişim iklimi düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı COVID-19 pandemisi sürecinde öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları, mesleki motivasyonları ve örgütsel iletişim iklimi düzeylerini araştırmaktır. Bu genel amaçla birlikte öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları, mesleki motivasyonları ve örgütsel iletişim iklimi algıları demografik değişkenlere göre değerlendirilmiştir. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bu bakımdan araştırmada nicel araştırma desenlerinden olan tekil tarama ve ilişkisel tarama modelleri kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 öğretim yılında Zonguldak ili merkez ilçesinde okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde görev yapmakta olan, COVID-19 Pandemisi süresince uzaktan eğitim yoluyla eğitim-öğretim etkinliklerini sürdüren 400 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgiler Formu", "Uzaktan Eğitim Tutum Ölçeği", Mesleki Motivasyon Ölçeği" ve "Örgütsel İletişim İklimi Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzde ve frekans, ortalama ve standart sapma analizleri kullanılmıştır. Gruplar arası ortalamaların karşılaştırılmasında hangi istatistiklerin kullanacağını belirlemek amacıyla puan dağılımları incelenmiştir. Çarpıklık ve basıklık katsayıları incelendiğinde puan dağılımların normal dağılım sergilediği görülmektedir. Bundan dolayı parametrik testlere başvurulmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları düşük düzeyde, mesleki motivasyonları yüksek düzeyde ve örgütsel iletişim iklimi algıları yüksek düzeydedir. Öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarında genel olarak mesleki kıdeme göre farklılık olduğu; mesleki motivasyonlarında genel olarak mesleki kıdeme ve uzaktan eğitimi kullanım süresine göre farklılık olduğu; örgütsel iletişim iklim algılarında ise genel olarak demografik değişkenlere göre farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları ve mesleki motivasyonları arasındaki ilişki olmadığı; uzaktan eğitime yönelik tutum ile örgütsel iletişim iklimi algıları arasında ilişki olmadığı görülmüştür. Son olarak öğretmenlerin mesleki motivasyon algılarının örgütsel iletişim iklimi algılarını olumlu yönde ve anlamlı olarak yordadığı belirlenmiştir.
Covid-19 pandemisi sürecinde öğretmenlerin mesleki kimlik algıları ve uzaktan eğitime yönelik tutumları ile okul kültürü arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı COVID-19 pandemisi döneminde öğretmen algılarına göre mesleki kimlik algıları, uzaktan eğitime karşı tutumları ve okul kültürleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Nicel olarak yürütülen bu çalışmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evreni 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Zonguldak ili Merkez, Ereğli, Alaplı, Çaycuma ve Kozlu ilçelerinde görev yapmakta olan anasınıfı, ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenlerinden oluşmaktadır. Katılımcı olarak 504 öğretmenin katılım gösterdiği bu çalışmada, öğretmenler seçkisiz olmayan (non-random) yöntemlerden amaçsal örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak "Mesleki Kimlik Algıları Ölçeği", "Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği" ve "Okul Kültürü Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin, mesleki kimliği sıklıkla, uzaktan eğitimi katılmıyorum düzeyinde, okul kültürünü çoğunlukla düzeyinde algıladıkları saptanmıştır. Bununla birlikte uzaktan eğitim ve mesleki kimlik algıları ile uzaktan eğitim ve okul kültürü arasında anlamlı olmayan bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ancak okul kültürü ile mesleki kimlik algıları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin okul kademesine göre mesleki kimlik algısı, uzaktan eğitim tutumu ve okul kültürü algısı; yaş ve mesleki kıdeme göre uzaktan eğitim tutumları; mezun olunan fakülteye göre okul kültürü algıları; mesleki kimlik algılarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı olarak farklılık gösterdiği saptanmıştır. Aynı zamanda öğretmenlerin uzaktan eğitim tutumlarının okul kültürü algıları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.
Okul müdürlerinin teknolojik liderlik davranışı ve kriz yönetimi becerileri ile öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmen görüşlerine göre okul müdürlerinin teknolojik liderlik davranışı ve kriz yönetimi becerileri ile öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının incelenmesidir. Bu nicel çalışmada genel tarama modeli kullanılmış olup, araştırmanın evreni 2020/ 2021 Eğitim-öğretim yılında Zonguldak ilinde bulunan resmi ve özel temel eğitim okullarında görevli 270 sınıf ve kültür öğretmeninden oluşmaktadır. Öğretmen görüşlerine göre İlköğretim Okulu Yöneticilerinin Teknoloji Liderliği Rolleri Ölçeği, İlköğretim Okulu Müdürlerinin Kriz Yönetim Becerileri Anketi ve Öğretmenlerin Uzaktan Eğitime Yönelik Tutumları Ölçeği olmak üzere üç ölçme aracı kullanılmıştır. Çalışmanın analizleri sonucunda, öğretmen görüşlerine göre okul müdürlerinin teknolojik liderlik rolleri ve okul yöneticilerinin kriz yönetim becerileri yüksek düzeyde olduğu ve öğretmenlerin uzaktan eğitim tutumlarının düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişki incelendiğinde; öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile okul müdürlerinin teknoloji liderliği rolleri ve öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile okul müdürlerinin kriz yönetim becerileri aralarında anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Regresyon analizinden elde edilen sonuçlar incelendiğinde, okul müdürlerinin teknolojik liderlik rolleri ile kriz yönetim becerilerinin öğretmenlerin uzaktan eğitme yönelik tutumlarının anlamlı bir yordayıcısı olmadıkları tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkenine göre uzaktan eğitim tutum genelinde erkek öğretmenler lehine, medeni durum değişkenine göre kriz öncesi dönem alt boyutunda bekar öğretmenler lehine, okul türün değişkenine göre uzaktan eğitim tutum geneli ve avantaj alt boyutu ile kriz öncesi dönem alt boyutlarında özel okullar lehine, okul kademesine göre teknoloji liderliği geneli ve destek ve birey merkezlilik alt boyutları ile kriz yönetim becerileri geneli ve kriz dönemi alt boyutu anaokulları aleyhine çıkmıştır. Branş ve ilçe değişkenlerine göre anlamlı bir fark oluşmamıştır.
Okul müdürlerinin dağıtımcı liderlik davranışları ile okul aile bağlantısı arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin dağıtımcı liderlik davranışları ile okul-aile bağlantısı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın evreni 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Zonguldak ili Merkez, Alaplı, Çaycuma, Devrek ve Ereğli ilçelerinde görev yapmakta olan ortaokul öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmada basit rastlantısal örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcı sayısının 310 öğretmen olduğu çalışma, ilişkisel tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Veri toplama aracı olarak "Dağıtımcı Liderlik Ölçeği (DLÖ)" ve "Okul-Aile Bağlantısı Ölçeği (OABÖ)" kullanılmıştır. Covid-19 salgını nedeniyle veriler elektronik formlar aracılığıyla toplanmaya başlamış, salgının seyrine göre basılı bir şekilde de öğretmenlere uygulanmıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Verilerin araştırma sorularına göre analiz edilebilmesi için t-testi, ANOVA, Pearson korelasyonu ve basit doğrusal regresyon analizleri yapılmıştır. Öğretmenlerin algılarına göre okul müdürlerinin dağıtımcı liderlik davranışlarının yüksek düzeyde, okul-aile bağlantısının ise orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin algılarına göre okul müdürlerinin dağıtımcı liderlik davranış düzeyi ve okul-aile bağlantısı düzeyinin cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim düzeyi, okulda çalışma süresi ve müdürüyle çalışma süresine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Araştırmada öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin dağıtımcı liderlik davranışları ile okul-aile bağlantısı arasında orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre okul müdürlerinin dağıtımcı liderlik davranışları arttıkça okul-aile bağlantısının da arttığı ifade edilebilir. Araştırmada ayrıca okul müdürlerinin dağıtımcı liderlik davranışlarının okul-aile bağlantısını anlamlı bir şekilde yordadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dağıtımcı Liderlik, Okul-Aile Bağlantısı
Okul yöneticileri ve öğretmenlerin gözünden Avrupa Birliği e-öğrenme topluluğu eTwinning
Araştırmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından desteklenen, Avrupa ve çevresinde birçok okul ve öğretmen tarafından tercih edilen, Avrupa Birliği e-öğrenme topluluğu eTwinning hakkında yönetici ve öğretmen görüşlerinin araştırılmasıdır. Araştırma durum çalışmasıyla desenlenmiş nitel bir çalışma olup çalışma grubunu Zonguldak ilinde "eTwinning Okul Etiketi" almış okullarda görev yapan altı okul yöneticisi ve onbir öğretmen oluşturmuştur. Çalışma grubuyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilerek elde edilen veriler, betimsel analiz yoluyla incelenmiştir. Araştırma sonucunda okul yöneticilerinin eTwinning'i okullarının gelişimleri açısından olumlu buldukları, projelerde önderlik yaptıkları, çalışmalar için okul içi ve dışı tüm alanların kullanıldığı, okulların, misyon ve vizyon ifadeleri ile eTwinning'in ortaya koyduğu hedeflerinin paralellik gösterdiği tespit edilmiştir. eTwinning projesi gerçekleştirenlere atamalarda geçerli ek puan verilmesinden sonra yönelimin arttığı, eTwinning'in öğretmenler arası mesleki etkileşim, iletişim ve ilişkiyi arttırdığı, eTwinning çalışmalarının öğretmenlerin mesleki gelişimlerine katkı sağladığı, Web 2.0 araçlarını kullanma becerisi edindikleri, öğrencilerin kendilerini keşfedip kendilerine güven duymalarını sağladığı, yaratıcı becerilerini ortaya çıkardığı, öğretmen-öğrenci-veli iletişimi sağladığı, kültürler arası etkileşimle dil gelişimine katkıda bulunduğu, Web 2.0 araçlarını kullanma becerisi ve güvenli internet konularında bilgi sahibi oldukları görülmüştür. Ancak, eTwinning yaygınlaştırma aşamalarının yorucu olduğu, velilerin çalışmalara kayıtsız kaldıkları, öğrencilerin ekran karşısında fazla kalmasına neden olduğu, okulların internet ve teknik alt yapı eksiklilerinin engel teşkil ettiği, projeler için okul bütçesinin yetersiz olması ve projeler kapsamında okul hareketliliğinin bulunmaması topluluğun eksik yönleri olarak tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda projelerde görev alan öğretmenlerle öğrencilerin ödüllendirilmesi, eğitimciler için hizmet içi eğitimlerin düzenlenmesi, gerekli maddi desteğin sağlanması, öğretmen-öğrenci hareketliliği getirilmesi, görünürlük için yeni bir portal oluşturulması ve teknik altyapı eksiklilerinin giderilmesi gibi önerilerde bulunulmuştur.
Öğretmenlerin okul iklimi ve mesleki imaj algılarının örgütsel bağlılık üzerindeki rolü: Karadeniz Ereğli örneği
Bu araştırmanın amacı, Zonguldak ili Karadeniz Ereğli ilçesinde görev yapan öğretmenlerin okul iklimi ve mesleki imaj algılarının, örgütsel bağlılık üzerindeki rolünü ortaya çıkartmaktır. Nicel araştırma yöntemi ile yürütülen bu çalışmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Zonguldak ili Ereğli ilçesinde resmi ilkokul, ortaokul, lise bünyesinde görev yapan ve tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen 350 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmadaki veriler için; "Okul İklim Ölçeği", "Öğretmenlik Mesleği İmaj Ölçeği", "Öğretmenler İçin Örgütsel Bağlılık Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler SPSS 20.0 programı ile analiz edilmiş; t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizleri kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre; öğretmenlerin okul iklimi algılarının yüksek, mesleki imaj ve örgütsel bağlılık algılarının ise orta düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin okul iklimi ve mesleki imaj algıları arasında pozitif yönde anlamlı orta düzeyde, okul iklimi ve örgütsel bağlılık algıları arasında pozitif yönde anlamlı güçlü düzeyde, mesleki imaj ve örgütsel bağlılık algıları arasında ise pozitif yönde anlamlı ve orta düzeyde ilişki olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin okul iklimi ve mesleki imaj algılarının, örgütsel bağlılığı pozitif yönde anlamlı bir şekilde yordadığı, öğretmenlerin okul iklimi ve mesleki imaj algılarının örgütsel bağlılık algılarını %55 oranında açıklayabildiği görülmüştür.
Okul müdürlerinin teknolojik liderlik davranışları ile öğretmenlerin dijital okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırma, okul müdürlerinin teknolojik liderlik davranışları ile, öğretmenlerin dijital okur yazarlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi öğretmen algılarına dayalı olarak ortaya koymayı amaçlayan betimsel bir çalışmadır. Araştırma tarama modelinde, nicel araştırma yöntemiyle desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Zonguldak ili ve ilçelerindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan 2232 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem alma yoluna gidilerek, 346 öğretmen çalışmaya dahil edilmiştir. Örneklem seçiminde seçkisiz örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Durnalı (2018) tarafından geliştirilen "Okul Müdürü Teknolojik Liderlik Davranış Ölçeği" ve Ng (2012) tarafından geliştirilen ve Üstündağ, Güneş ve Bahçivan (2017) tarafından Türkçeye uyarlama çalışması yapılan "Dijital okuryazarlık Ölçeği" kullanılmıştır. Her iki ölçek için de izin alınmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin araştırma sorularına göre analiz edilebilmesi için ANOVA, Kruskal Wallis-H testi, Pearson korelasyonu ve basit doğrusal regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmenler, okul müdürlerinin teknolojik liderlik davranışlarını yeterli düzeyde görmektedir. Bu sonuca ilişkin öğretmen algılarının, öğretmenlerin mesleki kıdemi ile görev yaptıkları okul türüne göre anlamlı bir farklılık göstermezken, görev yaptıkları okullardaki görev süreleri bağlamında anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Buna göre görev süresi 1 yıl olan öğretmenler bu düzeyi 2 yıl olanlara oranla daha yüksek algılamaktadır. Araştırmada ayrıca öğretmenlerin kendi dijital okuryazarlık davranışlarını yeterli düzeyde gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, okul müdürlerinin teknolojik liderlik davranışları ile öğretmenlerin dijital okuryazarlık düzeyleri arasında düşük düzeyde pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, araştırma bulguları, okul müdürlerinin teknolojik liderlik davranışlarının öğretmenlerin dijital okuryazarlık düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı bir yordayıcısı olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Okul müdürleri, teknolojik liderlik, dijital okuryazarlık
Okul yöneticilerinin öğretimsel liderlik davranışları ile öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişki
Okul yöneticilerinin öğretimsel liderlik davranışları ile öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemeyi hedefleyen bu çalışma, betimsel bir çalışma olup ilişkisel tarama modelinde, nicel araştırma modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemini 2020- 2021 eğitim-öğretim yılında Zonguldak İli ve İlçelerinde bulunan resmî orta öğretim kurumlarında görev yapmakta olan 363 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak ''Öğretimsel Liderlik Ölçeği'' ve ''Bireysel Yenilikçilik Ölçeği'' kullanılmıştır. Orijinallerinde geçerlik güvenirlik yapısı mevcut olan her iki ölçek için yine bu çalışma ait geçerlik güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Çalışmada öncelikle normal dağılıma uygunluk testleri yapılmış ve parametre dışı testlerde iki grubun birbiri ile kıyaslarken Mann-Whitney U testi, ikiden fazla grup arasındaki farklılığı ölçerken de Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Öğretimsel liderlik ve bireysel yenilikçilik arasındaki ilişkinin incelenmesi için Spearman's rho Korelasyon Katsayılarına bakılmıştır. Araştırma bulgularına göre, okul yöneticileri yüksek oranda öğretimsel liderlik davranışları sergilemektedir ve bu düzey cinsiyet faktörüne göre erkek öğretmenlerin lehine olacak şekilde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Sonuçlara göre katılımcıların bireysel yenilikçilik düzeylerinin düşük ve kendilerinin ''sorgulayıcı'' kategoride yer aldıkları bulunmuştur. Araştırma bulgularına göre bireysel yenilikçilik ve bireysel yenilikçiliğin bazı alt boyutlarında cinsiyet, yaş aralığı, eğitim düzeyi ve mesleki kıdem faktörlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu çalışmaya göre, yöneticilerin öğretimsel liderlik davranışları ile öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyleri ile arasında pozitif yönlü, anlamlı ancak zayıf bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğretimsel Liderlik, Bireysel Yenilikçilik, Öğretmen Algıları
Temel eğitim kademelerinde gerçekleştirilen okul temelli hizmet içi eğitim faaliyetlerinin yönetici ve öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Yönetici ve öğretmenlerin okullardan uzaklaşmadan, ilgi, istek ve ihtiyaçlarına göre iş başında, mesleki bilgi ve becerilerini arttırması için okul temelli hizmet içi eğitim (OTHE) faaliyetlerine katılması gerekmektedir. Bu araştırmada, temel eğitim kademelerinde gerçekleştirilen okul temelli hizmet içi eğitim faaliyetlerinin yönetici ve öğretmen görüşlerine göre incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemi bağlamında durum (örnek olay) çalışması deseni benimsenmiştir. Durum çalışması desenine uygun yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında Zonguldak ili Alaplı ilçesinde temel eğitim kademelerinde görev yapan ve amaçlı (yargısal) örnekleme yöntemi ile seçilmiş 15 yönetici, 21 öğretmen olmak üzere toplam 36 eğitimci oluşturmuştur. Katılımcılar ile yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen veriler içerik analizi tekniğiyle ayrıntılı çözümlenmiştir. Araştırmanın bulgularına baktığımızda; eğitimcilerin aynı zaman dilimlerinde, genellikle birlikte Web 2 araçları, ilk yardım, akıl zekâ oyunları gibi hizmet içi eğitimler aldıkları görülmektedir. Kursların eğitim personelinin kişisel ve mesleki yaşantılarına olumlu katkı sağladığı, bilgi ve teknoloji çağına ayak uydurmasına yardımcı olduğu, okul kültürünün oluşmasında ve eğitimde verimliliğin sağlanmasında etkili olduğu görülmektedir. Araştırma sonucunda; eğitimcilerin okul ve sosyal yaşantıda gelişimlerini sağlayacak kurslara ilgi gösterdikleri görülmektedir. OTHE faaliyetlerinin ilgi ve ihtiyaçlar doğrultusunda genellikle sene başı ve sene sonu seminerlerinde planlanması gerektiği vurgulanmaktadır. Hizmet içi eğitimlerin yüz yüze verilmesi, eğitimcinin alanında uzman olması, eğitim konularının güncel belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mesleki Gelişim, Hizmet İçi Eğitim, Yönetici, Öğretmen.
Mesleki ve teknik ortaöğretim kurum yöneticilerinin teknik liderlik becerileri ile öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, katılımcıların görüşlerine göre mesleki ve teknik ortaöğretim kurum yöneticilerinin teknik liderlik becerileri ile öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu nicel çalışmada genel tarama modeli kullanılmış olup araştıranın evreni 2022/2023 eğitim öğretim yılında Ankara ilinde bulunan mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında çalışmakta olan 405 meslek ve kültür dersleri branş öğretmenlerinden oluşmaktadır. Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Okul Yöneticilerinin Teknik Liderlik Beceri Ölçeği ve Örgütsel Vatandaşlık Davranış Ölçeği olmak üzere iki ölçek kullanılmıştır. Çalışma sonucu elde edilen verilerin aritmetik ortalama ve standart sapmaları incelendiğinde mesleki ve teknik ortaöğretim okul müdürlerinin teknik liderlik becerilerinin ve öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranış düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Değişkenler arası ilişkiler incelendiğinde ise eğitim durumu, yöneticilik deneyimi ve okuldaki görev değişkenlerine göre anlamlı ilişkiler görülmüştür. Regresyon analizinden elde edilen sonuçlar incelendiğinde, mesleki ve teknik ortaöğretim okul yöneticilerinin teknik liderlik becerilerinin öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışlarının anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Örgütsel vatandaşlık genelinde; yöneticilik deneyimi değişkenine göre 6-10 yıl arası yöneticilik deneyimine sahip öğretmenler aleyhine, okuldaki görev değişkenine göre ise müdür yardımcısı olarak çalışmakta olan öğretmenler aleyhine anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır.
Okul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik davranışlarının öğretmenlerin mesleki gelişimlerine etkisi
Bu araştırma, ortaöğretim kurumlarında "okul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik davranışlarının öğretmenlerin mesleki gelişimlerine etkisini" öğretmen görüşlerine dayalı olarak ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu araştırmada nicel araştırma modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni, 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Zonguldak ili Çaycuma, Devrek, Ereğli, Gökçebey ve Merkez ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerden oluşmuştur. Araştırmanın örneklemini de olasılıklı örnekleme yöntemlerinden tabakalı oranlı örnekleme yöntemi kullanılarak, ilçelerin farklı okul türlerinden belirlenmiş olan 578 öğretmen oluşturmaktadır. Evreni temsil eden örneklemin büyüklüğünün alt sınırı 278 dir. Araştırmanın değişkenlerine ilişkin veriler, kişisel bilgilerin yer aldığı form ve standardize edilmiş ölçekler aracılığıyla elektronik ortamda toplanmıştır. Okul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik davranışlarına ilişkin veriler Balyer (2012)'in uyarladığı "Dönüşümcü Liderlik Özellikleri Ölçeği" ile; öğretmenlerin Mesleki Gelişim algısına ilişkin veriler Özdemir (2020)'in uyarladığı "Mesleki Öğrenme Etkinlikleri Ölçeği" ile ve katılımcılara ait kişisel bilgiler "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Araştırmadaki veriler, SPSS programına aktarılıp analiz edilmiştir. Verilerin analiz edilmesinde yüzde, sayı, standart sapma ve ortalama gibi betimleyici istatistiki metotlar kullanılmıştır. Bağımsız örneklem T-Test Tekniği çözümlemesi yapılmıştır. Tek Yönlü Varyans Tekniği çözümlemesi -ANOVA yapılmıştır. Pearson Korelasyon Katsayısı uygulanmıştır. Basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgularda, okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik davranışlarının ve öğretmenlerin mesleki gelişim düzeylerinin öğretmenlerin cinsiyetine, mesleki kıdemine, eğitim durumuna, okul türüne ve okul müdürü ile çalışma sürelerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşturmadığı sonucuna varılmıştır. Okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik davranışları ile öğretmenlerin mesleki gelişim düzeyleri arasında pozitif yönlü ve yüksek düzeyde bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca okul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik davranışlarının öğretmenlerin mesleki gelişimleri üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülmüştür.
Dezavantajlı okullarda öğretmen liderliğinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı sosyoekonomik açıdan dezavantajlı okullarda öğretmen liderliğinin okul gelişimine katkısını öğretmen görüşlerine göre incelemektir. Bu araştırmada araştırma deseni olarak nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışma grubu Zonguldak iline bağlı Alaplı, Devrek, Çaycuma ve Ereğli ilçelerindeki dezavantajlı ortaokullarda görev yapan 25 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yapılan görüşmelerle toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş ve araştırmanın bulgularına ulaşılmıştır. Öğretmenlerin görüşlerine göre öğretmen liderliği dağıtımcı, öğretimsel ve dönüşümcü liderlik temaları altında tanımlanmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar şu şekildedir: Öğretmenlerin görüşlerine göre lider öğretmenler; bireysel destek sunan, yeni durumlara ön ayak olan, amaçlar belirleyip paylaşan, olumlu sınıf iklimi oluşturan ve karizmatik kişilerdir. Lider öğretmenlerin okul gelişimine katkısı konusunda öğretmen görüşlerinin çoğunluğu; okullarda lider öğretmenlerin olmasının öğrenci başarısını, öğrenci motivasyonunu, okul iklimini ve öğretmen motivasyonunu olumlu yönde etkileyeceği yönündedir. Öğretmen liderliğinin oluşmasını engelleyen unsurlar; veli engeli, meslektaş baskısı, mevzuat, idare tarafından desteklenmeme, izin engeli, öğrenci isteksizliği olarak ifade edilmiştir. Ortaya çıkan engellerin veli eğitimi, kararlılık ve mesleki itibarın artırılması yoluyla çözülebileceği düşünülmektedir. Öğretmen liderliği; okul yönetiminin desteği, eğitici seminerler, üst yönetim birimlerinin desteği ve ödüllendirme yoluyla geliştirilip desteklenebilir.
Okul müdürlerinin dağıtımcı liderlik davranışları ile öğretmenlerin yenilikçi uygulamaları ve öğretmen işbirliği arasındaki ilişkiler
Bu araştırma, okul müdürlerinin dağıtımcı liderlik davranışları, öğretmenlerin yenilikçi uygulamları ve öğretmen işbirliği düzeyleri arasındaki ilişkileri öğretmen algılarına dayalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında nicel araştırma yöntemlerine başvurulmuştur. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde, nicel araştırma yöntemleri kullanılarak yürütülmüştür. Araştırma, Zonguldak İli ve ilçelerindeki 433 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında, Dağıtımcı Liderlik Envanteri, Öğretmenlerin Yenilikçi Uygulamları ve Öğretmen İşbirliği Ölçekleri kullanılmıştır. Dağıtımcı Liderlik Davranışları, Öğretmenlerin Yenilikçi Uygulmaları ve Öğretmen İşbirlikçi düzeyi ile öğretmenlerin; cinsiyetlerine, eğitim düzeylerine, mesleki kıdemlerine, çalıştıkları kuruma ve çalıştıkları kurumun müdürü ile çalışma süreleri arasındaki farklar incelenmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bulgulara göre; öğretmen işbirliği ile eğitim düzeyi değişkeni arasında anlamlı fark olup, bu durum yüksek lisans yapan öğretmenlerin lelinedir. Öğretmenlerin yenilikçi uygulamaları ile çalıştığı kurum değişkeni arasında anlamlı bir farka rastlanmış, okulöncesi öğretmen algılarının ortaokul öğretmenlerinin algılarından daha yüksek, ortaokul öğretmen algılarının ise lise öğretmenlerinin algılarından daha yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmen işbirliği düzeyi ile çalıştığı kurum değişkeni arasında anlamlı bir fark vardır; okulöncesi öğretmen algılarının ortaokul öğretmenlerinin algılarından daha yüksek, ortaokul öğretmen algılarının ise diğer değişkenden yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Okul müdürünün dağıtımcı liderlik davranışları öğretmenlerin müdürleri ile çalışma süresi düzeyleri arasında anlamlı bir fark vardır. Okul müdürü ile 6 yıl ve üzeri süre aralığında çalışan öğretmenlerin, okul müdürü ile 1 yıldan daha az sürede çalışan öğretmenlere oranla daha yüksek bir algı düzeyine sahip olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğretmen işbirliği ile dağıtımcı liderlik davaranışları, öğretmen işbirliği ile öğretmenlerin yenilikçi uygulamaları ve dağıtımcı liderlik davaranışları ile öğretmenlerin yenilikçi uygulamaları arasında orta düzey pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür. Bu araştırmada ele alınan değişkenlerin çeşitlendirilerek okul müdürlerinin liderlik davranışlarıı ile öğretmenlerin sınıf içi uygulamalarına yönelik karma modelde farklı araştırmaların yapılması önerilmektedir.
Çok programlı Anadolu Lisesi okul yöneticilerinin okulun fiziki kaynaklarının yeterliliği ve etkili kullanımına ilişkin görüşleri
Bu çalışmanın amacı Çok Programlı Anadolu Lisesi (ÇPAL) okul yöneticilerinin, okulun fiziki kaynaklarının yeterliliği ve etkili kullanımına ilişkin görüşlerini alarak, bu okulların fiziki anlamda yeterliliklerini, eksikliklerini ortaya koyabilmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmış olup, araştırmanın çalışma grubunu Zonguldak ili genelinde bulunan toplam 8 Çok Programlı Anadolu Lisesi'nden 14 okul yöneticisi (6 okul müdürü ve 8 okul müdür yardımcısı) oluşturmaktadır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmış, Covid-19 pandemi krizi sebebiyle zoom uygulaması yardımıyla uzaktan görüşme yoluyla elde edilen veriler içerik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma verilerinden elde edilen bulgular katılımcıların cevaplarından alıntılar yapılarak yorumlanmıştır. Araştırmanın bulgularında ÇPAL'lerinin genellikle nüfusun az olduğu küçük ilçelerde ve beldelerde kurulduğu, bu okulların binalarının genellikle ÇPAL olarak yapılmak yerine bölgedeki atıl durumda bulunan misafirhane, belediye binası, eski ilkokul, ortaokul veya genel lise binasının Çok Programlı Anadolu Lisesi'ne dönüştürülmesi yoluyla açıldığı tespit edilmiştir. Fiziki olarak Anadolu Lisesi, Anadolu Meslek Lisesi ve Anadolu İmam Hatip programlarında eğitim vermeye yeterli olmayan bu okullardan bazılarının bünyelerin de özel eğitim ve okul öncesi alanlarında da eğitim verildiği görülmüştür. Derslik, atölye ve ibadethanesi olmayan bu okulların ayrıca sosyal, sportif ve kültürel faaliyetlerini gerçekleştirileceği çok amaçlı salon/konferans salonu, spor salonu, resim/müzik atölyesi vb. alanlarının da olmadığı görülmüştür. Bu eksiklikler ise okul yöneticileri ve çevre imkânlarıyla standartlara uygun olmasa da giderilmeye çalışılmıştır. Atölyelerin kurulmaya çalışıldığı, derslikten devşirme çok amaçlı salonlarının yapılmaya çalışıldığı, resim/müzik, şiir dinletisi vb. çalışmaların da bodrum, koridor gibi alanlarda yapılmaya çalışıldığı sonucuna varılmıştır.
Okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin uzaktan eğitim süresinde eğitim yönetimi hakkındaki görüşleri
Bu çalışmanın amacı okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin uzaktan eğitim süresinde eğitim yönetimi hakkındaki görüşlerini incelemek ve uzaktan eğitim sürecinde eğitim yönetiminin iyileştirilmesi için önerilerde bulunmaktır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomonoloji (olgubilim) deseni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 5 okul yöneticisi ve 10 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Görüşme yoluyla elde edilen veriler içerik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma verilerinden elde edilen kodlar dâhilinde uzaktan eğitimin öğrenim süreçlerine etkisi, uzaktan eğitimde notlandırma süreci, uzaktan eğitimde öğretmen yeterlilikleri, uzaktan eğitimin olumlu yönleri, uzaktan eğitimin olumsuz yönleri, uzaktan eğitimi daha verimli kılmak için öneriler, uzaktan eğitimde Milli Eğitim Bakanlığı'nın uygulamaları hakkındaki görüşler, uzaktan eğitimde eğitim yönetiminin kalitesini etkileyen faktörler şeklinde sekiz tema altında yapılandırılmıştır. Elde edilen bulgular belirlenen kodlar, alt temalar, temalar üzerinden, katılımcıların cevaplarından birebir alıntı yapılarak yorumlanmıştır. Araştırmanın bulgularında okul yöneticileri ve öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecinin başlarında eğitim yönetiminde zorlandıkları görülmüştür. Bu zorlanmanın nedenleri ise materyal eksikliği, yeni yönteme uyum sorunu, teknolojik alt yapı yetersizliği ve öğrencilerin derslere aktif katılamaması olarak görülmüştür. İlerleyen süreçlerde bu sorunların bazılarının çözüme kavuştuğu belirtilse de yüz yüze eğitime kıyasla uzaktan eğitimin eksiklerinin olduğu belirtilmiştir. Uzaktan eğitimin etkili ve verimli yönetilmesi için önerilerde bulunulmuştur. Eğitim yönetimi açısından uzaktan eğitimden kriz durumlarında telafi eğitimi, diğer zamanlarda ise yüz yüze eğitimin destekleyicisi olarak yararlanılabileceği fakat uzaktan eğitimin yüz yüze eğitim kadar etkili olamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Temel eğitim kurumu yöneticilerinin stratejik liderlik yaklaşımları ve kriz yönetim becerileri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, öğretmen algılarına göre temel eğitim kurumu yöneticilerinin stratejik liderlik yaklaşımları ve kriz yönetim becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu nicel araştırmada, betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2023-2024 eğitim öğretim yılında Zonguldak ili ve ilçelerinde bulunan temel eğitim kurumlarında görev yapmakta olan ve tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen 328 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Stratejik Liderlik Ölçeği", "Kriz Yönetim Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi için frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma değerleri dikkate alınmış, Pearson Korelasyon ve Basit Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, öğretmenlerin okul yöneticilerinin stratejik liderlik ve kriz yönetim becerilerine ilişkin algılarının olumlu olduğu görülmüştür. Stratejik Liderlik Ölçeği' nde en yüksek ortalama etik uygulamalar alt boyutu iken, en düşük ortalamanın yönetimsel uygulamalar alt boyutuna ait olduğu gözlemlenmiştir. Stratejik Liderlik ile etik, iletişimsel ve dönüşümsel alt boyutları arasında yüksek oranda pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Kriz öncesi faaliyetler ile yönetimsel, etik ve iletişimsel uygulamalar arasında düşük oranda pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Temel eğitim kurumu yöneticilerinin stratejik liderlik yaklaşımları kriz yönetim becerilerini pozitif yönde anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Yöneticilerin stratejik liderlik yaklaşımları arttıkça kriz yönetim beceri düzeyleri de arttığı sonucuna varılmıştır.
Kaynaştırma öğrencilerinin yaşadığı sorunların çözümünde yönetici ve öğretmen görüşleri: Zonguldak Alaplı örneği
Okullarda verilen eğitimden, normal gelişim gösteren bireylerin yanında, özel gereksinime ihtiyacı olan bireyler de faydalanmaktadır. Normal sınıf ortamında, akranlarına göre yavaş öğrenen, öğrenme güçlüğü yaşayan özel gereksinimli bireylerin eğitim görmesine kaynaştırma eğitimi denilmektedir. Araştırmada ilkokullarda görev yapan yönetici ve sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine yönelik görüşlerini saptamak ve kaynaştırma uygulamalarına çözüm önerilerini incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemi bağlamında durum deseni benimsenmiş, yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında Zonguldak ili Alaplı ilçesinde ilkokullarda görev yapan ve amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilmiş 24 eğitimci oluşturmuştur. Araştırmanın bulgularında; eğitimcilerin kaynaştırma uygulamaları hakkında genellikle bilgi sahibi olduğu, bazı donanımsal eksikliklerin olduğu, BEP planı hazırlama vb. konularda işbirliği yapılarak beceri kazanılmasına değindikleri görülmektedir. Genellikle toplumsal ve kültürel sorunların ön plana çıktığı, kaynaştırma öğrencilerinin dışlanmışlık duygusu, mevcut durumunu kabullenememe problemleri yaşadığı görülmektedir. Araştırma sonucunda; kaynaştırma eğitimi hakkında gerekli hizmet içi eğitim ve seminerler düzenlenerek eksikliklerin giderilmesi, lisans döneminde kaynaştırma eğitimi verilmesi, ailelelerin ve normal gelişim gösteren öğrencilerin kaynaştırma eğitimi konusunda bilgilendirilmesi, her okula rehber öğretmen ataması yapılması, tam zamanlıdan yarı zamanlı kaynaştırma uygulamasına geçilmesi, sınıf mevcutlarının düşürülmesi, ailelere maddi destek sağlanması gibi sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma Eğitimi, Özel Eğitim, Yönetici, Öğretmen.
Öğretmen algılarına göre lider-üye etkileşimi ve okul yöneticilerinin çatışma yönetimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, öğretmen algılarına göre okul yöneticilerinin çatışma yönetimi stratejilerinin lider-üye etkileşimi üzerindeki rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Bunun yanında, öğretmen algılarına göre okul yöneticilerinin çatışma yönetim stratejileri ve lider-üye etkileşimi düzeyinin katılımcıların demografik özelliklerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi de hedeflenmiştir. Bu doğrultuda bu nicel araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Bahçelievler ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapmakta olan öğretmenler arasından kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilen toplam 400 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma verileri, demografik bilgi formu, Çatışma Yönetimi Stratejileri Ölçeği ve Lider Üye Etkileşimi Ölçeğini içeren çevrimiçi bir anket formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizi SPSS v26 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada gerçekleştirilen çok değişkenli regresyon analizi sonucunda öğretmen algılarına göre okul yöneticilerinin çatışma yönetimi stratejisi olarak hükmetme ve kaçınma stratejileri kullanmalarının lider üye etkileşimi üzerinde negatif yönde ve anlamlı yordayıcı rolünün olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan, okul yöneticilerinin çatışma yönetimi stratejisi olarak uyma/uzlaşma stratejisini kullanmalarının lider üye etkileşimi üzerinde pozitif yönde ve anlamlı bir yordayıcı rolünün olduğu belirlenmiştir. Demografik değişkenlere yönelik analizlerde ise kaçınma stratejisi ve lider üye etkileşiminde yaşa göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Diğer taraftan, öğretmen algılarına göre okul yöneticilerinin çatışma yönetim stratejileri ve lider-üye etkileşimi düzeyinin öğretmenlerin cinsiyet, eğitim durumu, mesleki kıdem, görev yapılan eğitim kademesi, mevcut yöneticiyle çalışma süresine göre anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Lider-Üye Etkileşimi, Çatışma Yönetimi, Öğretmen, Okul Yöneticileri
Üniversite öğrencilerinin akademik aidiyetleri ile akademik erteleme davranışları arasındaki ilişki
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin akademik aidiyetleri ile akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel olarak yürütülen araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmış olup araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 511 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Akademik Erteleme Davranışı Ölçeği ve Akademik Aidiyet Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Spss 29.0 programı kullanılmış ve t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon analizi ve resgresyon analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğrencilerin akademik aidiyetleri ve akademik erteleme davranışlarının orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca akademik aidiyet düzeyleri öğrencilerin cinsiyet ve sınıf seviyelerine göre anlamlı bir farklılık göstermezken öğrenim görülen bölüm ve herhangi bir kulübe veya öğrenci topluluğuna üyelik durumuna göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Akademik erteleme davranışları ise öğrencilerin bölüm, sınıf ve üyelik durumuna göre farklılık göstermezken cinsiyete göre erkek öğrenciler lehine farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda akademik aidiyet ile akademik erteleme arasında negatif yönde, orta düzeyde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Akademik aidiyetin, akademik erteleme davranışlarındaki değişimin %14' ünü açıklayabildiği görülmüştür Son olarak üniversite öğrencilerinin akademik aidiyet düzeylerinin akademik erteleme davranışları üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu olduğu tespit edilmiştir.
Öğretmen algılarına göre hizmet içi eğitim, örgütsel bağlılık ve örgütsel sinizm düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı öğretmen algılarına göre hizmet içi eğitim, örgütsel bağlılık ve örgütsel sinizm düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaçla ilgili değişkenlerin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, mesleki kıdem, okul kademesi ve okul mevcudu değişkenlerine göre ilişkisi ele alınmıştır. Bununla birlikte ilgili değişkenler arasındaki ilişki değerlendirilmiş ve son olarak da öğretmenlerin hizmet içi eğitim ve örgütsel bağlılık algılarının örgütsel sinizm algılarını anlamlı olarak yordayıp yordamadığı incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Zonguldak ili Ereğli ilçesinde okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise ve diğer kademelerde görev yapmakta olan 241'i kadın 159'u erkek olmak üzere toplam 400 öğretmenden oluşmaktadır. Katılımcılara ait veriler "Kişisel Bigi Formu", "Hizmet-İçi Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği", "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" ve "Örgütsel Sinizm Ölçeği" aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzde ve frekans, ortalama ve standart sapma analizleri kullanılmıştır. Çarpıklık ve basıklık değerleri incelendiğinde veriler normal bir dağılım gösterdiği için parametrik testler kullanılmıştır. Bu kapsamda; bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson momentler çarpımı korelasyon analizi ile çoklu regresyon analizi uygulanmıştır. Verilerin analizi sonucunda öğretmenlerin hizmet içi eğitime yönelik genel algılarının katılıyorum düzeyinde, örgütsel bağlılık genel algılarının orta düzeyde katılıyorum ve örgütsel sinizm genel algılarının katılmıyorum düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişki incelendiğinde hizmet içi eğitim ile örgütsel bağlılık arasında pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki, hizmet içi eğitim ile örgütsel sinizm arasında negatif yönde çok zayıf düzeyde anlamlı olmayan bir ilişki, örgütsel bağlılık ve örgütsel sinizm arasında ise negatif yönde zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Son olarak yapılan çoklu regresyon sonucunda; hizmet içi eğitim algısının öğretmenlerin örgütsel sinizm algılarını anlamlı olarak yordamadığı bunun yanında örgütsel bağlılık algısının öğretmenlerin örgütsel sinizm algılarını olumsuz yönde ve anlamlı olarak yordadığı saptanmıştır.
Küresel dönemde uluslaşma-eğitim ilişkisinin ideolojik konumu ve Türkiye'ye yansımaları
Bu çalışma, küresel dönemde eğitim ve ideoloji arasındaki ilişkiyi uluslaşma bağlamında incelemiştir. Araştırmada, modern dönemde ulus-devlet yapılanmasında ulusun oluşturulmasında ideoloji aracılığıyla eğitime yüklenen işlevlerin temel nedenleri irdelenmiş ve devlet, ideoloji, ulus ve eğitim olguları arasında diyalektik ilişki kurulmuştur. Çalışmanın Türkiye boyutunda öncelikli olarak 18. yüzyıldan itibaren Türk uluslaşma süreci irdelenmiş ve Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte sürecin Kemalimle bağlantılısı kurulmuştur. Küresel dönemde ise eğitimin ideolojik konumuna ilişkin meydana gelen değişimleri ortaya koyabilmek için kapitalist sistemde meydana gelen değişimler ile küreselleşmenin evrensele ve yerele yaptığı vurgu ön plana çıkarılmıştır. Bu doğrultuda küreselleşmenin ideolojisi yeni liberalizm ve alt yapısını oluşturan post-modernizm açıklanarak bunların eğitim üzerine etkileri ortaya konmuş ve bu çerçevede sürecin Türkiye'ye olan yansımaları tartışılmıştır.
Rehber öğretmenlerde benlik saygısı ile örgütsel güven algısı arasındaki ilişki: Ankara ili örneği
İnsanlar, fiziksel, duygusal, bilişsel ve bunların dışında pek çok bakımdan gelişmek, yaşamını sürdürmek için diğer bireylere ihtiyaç duyarlar. Sosyal bir varlık olan insanın diğerleri ile karmaşık ilişkiler içerisinde olması dünyanın bulunduğu gelişmişlik düzeyi bakımından kaçınılmaz ve zorunludur. Bu bağlamda özel ve örgütsel yaşamda bireyin kurduğu ilişkilerin sağlıklı olması bir yandan kişinin kendini gerçekleştirmesine katkıda bulunurken diğer yandan üyesi olduğu örgütün devamlılığını da sağlamaktadır. Diğer bireyler ile kurulan ilişkilerin biçimi ve niteliği ise muhataplarının algıları ile şekillenmektedir. Yaşamın ilk yıllarından itibaren kendine ve çevresine yönelik bir takım tutumlar geliştiren bireylerin bu tutumları, olaylara ve durumlara karşı algısını belirlemektedir. Başka bir deyişle, kişinin kendine, diğerlerine, hayata, olaylara, olgulara yüklediği anlam algıları ile şekillenmektedir. Bu doğrultuda bireyin kendine ilişkin algısını, beğeni ve kabul durumunu, kendine karşı olumlu ya da olumsuz bakış açısını ifade eden benlik saygısı, diğer bireylerle ilişkilerinde güvenme veya güvenmeme eğilimini de belirlemektedir. Bireyleri ve örgütleri birbirine bağlayan, ilişkilerin devamlılığını, gücünü ve yoğunluğunu belirleyen anahtar kavramlardan biri olan güven, tüm ilişki biçimlerinde temel duygu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ortak amaçlar için bir araya gelen insanların oluşturdukları örgütlerde güvenin bulunması işbirliği, motivasyon, bağlılık, iş doyumu, gibi pek çok örgütsel unsurun olumlu yönde gelişmesini sağlamaktadır. Özellikle toplumun eğitim ihtiyacını karşılamak için kurulmuş okullarda kurumsal başarının sağlanmasında güven çok önemli bir faktördür. Rehber öğretmenler öğrenci ve velilere danışmanlık, öğretmen ve okul yöneticilerine rehberlik hizmeti veren bir yardım mesleğini gerçekleştirmektedirler. Yapılan işin doğası gereği rehber öğretmenlerin benlik saygısı ve örgütsel güven algısının yüksek olması, istenilen özelliklerdir. Ancak alan yazında, rehber öğretmenlerin benlik saygısı ile örgütsel güven algısı arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırma mevcutdeğildir. Bu özelliği ile ilk olan araştırmanın alana katkı sağlaması ve sonraki araştırmalara veri sağlaması hedeflenmiştir. Bu amaçla gerçekleştirilen araştırma dört bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, araştırma problemi tanımlanarak bu doğrultuda çalışmanın, amacı, alt amaçları, önemi, sayıltıları, sınırlılıklarına yer verilmiştir. Araştırma yönteminde ise araştırmanın evren ve örneklem bilgileri, veri toplama araçları, verilerin toplanması ve yorumlanmasına ilişkin bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, benlik saygısı kavramının çözümlemesi yapılarak, kişilik ve benlik arasındaki ilişki aktarılmış, benlik kavramına ilişkin çeşitli kuramların yaklaşımlarına yer verilmiştir. Benlik saygısı kavramı ve benlik saygısını etkileyen bir takım unsurların da aktarıldığı bu bölümde ayrıca yüksek benlik saygısına ve düşük benlik saygısına sahip bireylerin özelliklerine ilişkin bilgiler ve benlik saygısı ile ilgili yapılmış araştırmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, örgütsel güven kavramının çözümlemesi yapılmıştır. Öncelikle güven kavramının örgütsel ve kişilerarası boyutlarına ilişkin kavramsal çerçeve çizilmiş ve örgütsel güven kavramı yöneticiye, meslektaşlara ve örgüte güven alt boyutları ile ele alınarak açıklanmıştır. Güvenilir bireylerin özellikleri ve güven düzeyi yüksek kurumların kazanımlarına ilişkin bilgiler ve örgütsel güven kavramı ile ilgili açıklamalar yapılmıştır. Üçüncü bölümün sonunda örgütsel güven kavramına ilişkin alan yazında yer alan çeşitli araştırmalar yer almaktadır. Dördüncü bölüm, araştırmanın son bölümünü oluşturmaktadır. Bu bölümde çalışmanın amacına uygun olarak gerçekleştirilen araştırmada ulaşılan bulgular, bu doğrultuda yapılan yorumlar, sonuç ve öneriler yer almaktadır.değildir. Bu özelliği ile ilk olan araştırmanın alana katkı sağlaması ve sonraki araştırmalara veri sağlaması hedeflenmiştir. Bu amaçla gerçekleştirilen araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, araştırma problemi tanımlanarak bu doğrultuda çalışmanın, amacı, alt amaçları, önemi, sayıltıları, sınırlılıklarına yer verilmiştir. Araştırma yönteminde ise araştırmanın evren ve örneklem bilgileri, veri toplama araçları, verilerin toplanması ve yorumlanmasına ilişkin bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, benlik saygısı kavramının çözümlemesi yapılarak, kişilik ve benlik arasındaki ilişki aktarılmış, benlik kavramına ilişkin çeşitli kuramların yaklaşımlarına yer verilmiştir. Benlik saygısı kavramı ve benlik saygısını etkileyen bir takım unsurların da aktarıldığı bu bölümde ayrıca yüksek benlik saygısına ve düşük benlik saygısına sahip bireylerin özelliklerine ilişkin bilgiler ve benlik saygısı ile ilgili yapılmış araştırmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, örgütsel güven kavramının çözümlemesi yapılmıştır. Öncelikle güven kavramının örgütsel ve kişilerarası boyutlarına ilişkin kavramsal çerçeve çizilmiş ve örgütsel güven kavramı yöneticiye, meslektaşlara ve örgüte güven alt boyutları ile ele alınarak açıklanmıştır. Güvenilir bireylerin özellikleri ve güven düzeyi yüksek kurumların kazanımlarına ilişkin bilgiler ve örgütsel güven kavramı ile ilgili açıklamalar yapılmıştır. Üçüncü bölümün sonunda örgütsel güven kavramına ilişkin alan yazında yer alan çeşitli araştırmalar yer almaktadır. Dördüncü bölüm, araştırmanın son bölümünü oluşturmaktadır. Bu bölümde çalışmanın amacına uygun olarak gerçekleştirilen araştırmada ulaşılan bulgular, bu doğrultuda yapılan yorumlar, sonuç ve öneriler yer almaktadır.
Okul müdürlerinin yönetsel süreçlere ilişkin öğrenme pratikleri: Nitel bir çözümleme
Günümüzde okul başarısının sağlanması ve artırılmasında müdür çok önemli bir etken olarak görülmektedir. Okulların başarısı ve mükemmelliğinin okul yöneticilerine bağlı olduğu söylenebilir. Eğitim sistemi içerisinde okul müdürlerinin oynadığı kritik rol, eğitim kurumlarının etkinliğini ve başarısını doğrudan etkileyen önemli bir faktördür. 'Etkili Okul'' kavramıyla birlikte ise çocuğun akademik başarısında okul müdürünün etkisinden bahsedilmeye başlanmıştır. 2000'li yılların başından itibaren alanda popülerliği giderek artan okul liderliği kavramı ile beraber, okul müdürünün yönetsel davranışlarının birçok liderlik kuramıyla açıklanmaya başlanmasına rağmen müdürün en önemli görevi elbette öğretim liderliğidir. Bununla birlikte kültür değişimini sağlayan, çocuğa kültür aşılayan ve çocuğu sosyalleştiren, toplumun insan gücü ihtiyacını karşılayan en önemli kurum okuldur. Okul yönetiminin görevi de bu noktada okulu amaçlarına uygun olarak etkili ve verimli bir şekilde yönetmek olduğuna göre okul müdürlerinin nasıl seçildiği, atandığı ve görevleri sırasında nasıl geliştikleri üzerine yapılan çalışmalar büyük bir öneme sahiptir. Bu araştırma, okul müdürlerinin, okul müdürlüğünü nasıl öğrendiğine odaklanmaktadır. Araştırmanın amacı, okul müdürlerinin göreve başladıktan sonra yönetsel süreçlere ilişkin öğrenme kaynaklarının neler olduğunu, bu doğrultuda hangi öğrenme pratiklerine başvurduklarını kendi görüşlerine dayalı olarak ortaya koymaktır. Araştırma, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Zonguldak ilinde resmi okullarda görev yapan okul müdürleriyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunun 4 okulöncesi, 8 ilkokul, 8 ortaokul ve 5 lise kademesinde görev yapan müdür olmak üzere toplam 25 kişiden oluştuğu söylenebilir. Araştırmaya katılan okul müdürlerinin seçiminde öncelikle gönüllü olarak katılmak isteyen okul müdürleri arasından kademe dağılımı ve görev yapılan ilçe/bölge dikkate alınarak maksimum çeşitlilik göz önünde bulundurulmaya çalışılarak belirlenmiştir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomonoloji) deseni kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma verileri, araştırmaya katılan okul müdürleriyle yapılan yüz yüze ve çevrimiçi görüşme yoluyla toplanmış, verilerin analizinde, içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaya çıkan bulgular arasında; okul müdürlerinin yönetsel süreçleri öğrenmelerinde tecrübeli müdürlerin çok önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. Okul müdürlerinin müdürlüğe atandıklarını öğrendiklerinde heyecan, korku, endişe, mutluluk ve gurur duygularını yaşadıkları araştırma kapsamında elde edilen bulgular arasındadır. Bunun yanında okul müdürlerinin göreve başladıktan sonra en çok personel ile iletişim, fiziki ve finansal konularda zorluk çektikleri anlaşılmaktadır. Okul müdürlerinin ayrıca yönetsel süreçleri öğrenmelerinde okul paydaşlarının ve çağımızın getirdiği sosyal medya hesapları ve kanallarının da yer almaya başladığı görülmektedir. Dolayısıyla okul müdürlerinin öğrenmeleri için planlama yapılırken tecrübeli müdür ve sosyal medya etkenleri gibi önemli sayılabilecek etkenleri eğitimlerde dikkate alarak planlama yapılmasının, okul müdürlerinin mesleki gelişiminde daha etkili olacağı araştırma kapsamında önerilmektedir.
İlköğretim okullarında görev yapan okul müdürlerinin okulda gösterdikleri liderlik stilleri ile öğretmenlerin iş doyumu arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin işten aldıkları tatmin düzeylerinin ne kadarının okul müdürlerinin liderlik stilleri ile açıklanabileceğinin gösterilmesidir. Araştırma, betimsel araştırma modeline göre ilişkisel ve nedensel araştırma modellerine göre tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2011-2012 öğretim yılında Ankara ili Büyükşehir sınırları içindeki merkez ilçelerde resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada tabakalı örnekleme yoluyla örneklem seçilmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu, Ankara ili Büyükşehir sınırları içerisinde bulunan 7 merkez ilçede, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında görev yapan ilköğretim öğretmenleri arasından random tekniği kullanılarak seçilen 400 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada okul müdürlerinin dönüşümcü ve etkileşimci liderlik davranışlarını belirlemek için Bass ve Avolio (1985) tarafından geliştirilen Çok Faktörlü Liderlik Anketi (MLQ), öğretmenlerin iş doyum düzeylerini belirlemek için ise Prof. Dr. Ali Balcı tarafından yapılan ve geçerlik ve güvenirliği test edilen ?Eğitim yöneticisinin iş doyumu? adlı anket uygulandı. Verilerin analizinde betimsel istatistik yöntemlerinden aritmetik ortalama ( x ), standart sapma (s), yüzde (%), frekans (f) işlemleri, Pearson moments çift yönlü korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi tekniklerinden kullanılmıştır. Örneklem grubundaki öğretmenlerin cevapları doğrultusunda ortaya çıkan araştırma sonuçlarına göre, okul müdürlerinin çoğunlukla dönüşümcü liderlik davranışlarını sergiledikleri, öğretmenlerin en çok kişiler arası ilişkiler, en az ise çalışma şartları boyutunda doyuma ulaştıkları görülmüştür. İş doyumu, dönüşümcü liderlik davranışı ile pozitif yönde anlamlı ilişki içerisinde iken, etkileşimci liderlik davranışının laissez-faire boyutu dışında pozitif yönde anlamlı ilişki içerisindedir. Etkileşimci liderliğin laissez-faire boyutu ile iş doyumu arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Dönüşümcü ve etkileşimci liderlik ile iş doyumu arasında regresyon ilişkisine baktığımız zaman, dönüşümcü liderliğin idealleştirilmiş etki (davranış), telkinle güdüleme, entelektüel uyarım ve bireysel destek boyutlarının iş doyumunun anlamlı yordayıcıları oldukları, etkileşimci liderliğin koşullu ödül, istisnalarla yönetim (aktif) ve istisnalarla yönetim (pasif) değişkenlerinin iş doyumu üzerinde anlamlı yordayıcılar olduğu sonucu elde edilmiştir.
Öğretmenlerin algısal mobbing düzeylerinin örgütsel sosyalleşme, örgütsel bağlılık ve örgütsel yalnızlık ile ilişkisi
Bu araştırmanın genel amacı, öğretmenlerin algısal mobbing düzeylerinin örgütsel sosyalleşme, örgütsel bağlılık ve örgütsel yalnızlık düzeyleri ile ilişkisini belirlemektir.Araştırma, ilişkisel tarama modeli doğrultusunda tasarlanmış olup araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim öğretim yılında Elazığ iline bağlı ortaöğretim kurumlarında görev yapan 1022 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma gönüllük esasına dayalı olduğu için 600 öğretmenden geri dönüş olmuştur. Bu 600 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Ölçekler kontrol edildiğinde 43 ölçeğin analizler için uygun olmadığı tespit edilmiş ve analizden çıkartılarak kalan 557 ölçek üzerinden analizler yapılmıştır. Bu araştırma kapsamında örneklemde yer alan öğretmenlerin demografik bilgilerini ölçmeye yönelik Kişisel Bilgi Formu, örgütsel sosyalleşmelerini ölçmek amacıyla "Örgütsel Sosyalleşme Ölçeği", örgütsel bağlılıklarını ölçmek "Örgütsel Bağlılık Ölçeği", örgütsel yalnızlıklarını ölçmek için "İş Yaşamında Yalnızlık Ölçeği" uygulanmıştır. Öğretmenlerin algısal mobbing düzeylerini ölçmek için 19 maddelik madde havuzu hazırlanmış, 7 maddesi uzman görüşü alınarak madde havuzundan çıkartılmış kalan 12 maddeye önce Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) uygulanmış madde sayısı 6'ya düşürülmüştür. Daha sonra Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) uygulanarak ölçeğin yapı geçerliliği kontrol edilerek 6 maddelik Algısal Mobbing Ölçeği (AMÖ) oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizi SPSS (Statistical Package fort the Social Sciences) 22.0 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin demografik bilgilerini istatiksel olarak açıklayabilmek için yüzde, frekans, ortalama ve standart sapma analizi teknikleri kullanılmıştır. Öğretmenlerin Algısal mobbing ile örgütsel sosyalleşme, örgütsel bağlılık ve örgütsel yalnızlık alt boyutları arasındaki ilişkinin yönünü ve düzeyini belirlemek amacıyla Pearson Çarpım Momen Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 kabul edilmiştir. Algısal mobbing ile cinsiyet ve branş değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için bağımsız iki örnek t testi; kıdem, yaş ve kadro türü değişkenleri ile ilişkiyi belirlemek için ise de tek yönlü varyans analizi testi (ANOVA) uygulanmıştır. Örgütsel sosyalleşme, örgütsel bağlılık ve örgütsel yalnızlık alt boyutları ile cinsiyet ve branş değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için bağımsız iki örnek t testi; yaş ve kıdem sürekli değişkenleri ile arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Çarpım Momen Korelasyon analizi ve kadro türü değişkeni ile ilişkiyi belirlemek için ise de tek yönlü varyans analizi testi (ANOVA) uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; algısal mobbing ile örgütsel sosyalleşmenin tüm alt boyutları arasında anlamlı ve negatif yönde bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Algısal mobbing ile örgütsel yalnızlığın duygusal yoksunluk boyutu ile anlamlı ve pozitif bir ilişinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Algısal mobbing ile sosyal arkadaşlık boyutu ile anlamlı ve negatif bir ilişki olduğu, örgütsel bağlılığın devam bağlılığı arasında ise anlamlı ve negatif bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Algısal Mobbing, Öğretmen, Örgütsel Sosyalleşme, Örgütsel Bağlılık, ÖrgütselYalnızlık.
Genel lise öğrencilerinin algılarına göre okul tahripçiliği ile okul iklimi arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, genel lise öğrencilerinin algılarına göre okul iklimi ile okul tahripçiliği arasındaki ilişkileri belirlemek ve elde edilen verilere göre çözüm önerileri geliştirmektir.Araştırmada kullanılan veri toplama aracı üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kişisel bilgiler; ikinci bölümde Acarbay (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 76 maddeden ve 15 boyuttan oluşan ?Okul İklimi Anketi? nin 51 maddesi ve 9 boyutu; üçüncü bölümde Oruç (2008) tarafından geliştirilen ve 26 maddeden oluşan ?Okul Tahripçiliği Anketi? 2 madde daha eklenerek kullanılmıştır.Araştırmada kullanılan anketler, evren olarak belirlenen Sincan İlçesi'nde bulunan altı genel lisenin tümünde 1228 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırmanın alt problemleri çözümlenirken, t-testi, Tek Faktörlü Anova (varyans analizi) ve Pearson Korelasyon Katsayısı uygulanmış; frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır.Genel lise öğrencilerinin okul iklimi ile ilgili olumlu algılama düzeyleri ile ?sınıf düzeyi?, ?ailedeki birey sayısı?, ?ailenin gelir düzeyi?, ?annenin eğitim düzeyi? ve ?babanın eğitim düzeyi? değişkenleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre, ilgili değişkenlerin düzeyi arttıkça öğrenciler, okul iklimi ile ilgili olumlu algılama düzeylerinin arttığını belirtmektedirler. Okul iklimi konusundaki görüşler ?cinsiyet? değişkenine göre de farklılaşmakta, erkek öğrenciler, kız öğrencilere göre ?öğrenciler arası ilişkiler?boyutunda okul iklimini daha olumlu değerlendirmektedirler.Genel lise öğrencilerinin tahripçilik davranışını algılama düzeyleri ile ?sınıf düzeyi?, ?ailedeki birey sayısı?, ?annenin eğitim düzeyi? değişkenleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre, ilgili değişkenlerin düzeyi arttıkça öğrenciler tahripçilik davranışının daha az yaşandığını belirtmektedirler. Tahripçilik konusundaki görüşler ?cinsiyet? değişkenine göre de farklılaşmakta, kız öğrenciler, erkek öğrencilere göre okulda daha çok tahripçilik yaşandığını ifade etmektedirler. Tahripçilik ile ?ailenin gelir durumu? ve ?babanın eğitim durumu? değişkenleri arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır.Genel lise öğrencilerinin algılarına göre, okul iklimi boyutları ile okul tahripçiliği arasında düşük düzeyde, negatif ve anlamlı ilişkiler vardır. En yüksek ilişki düzeyinin %4 ile ?tahripçilik? ve ?öğrenciler arası ilişkiler? boyutları arasında; en düşük ilişki düzeyinin ise %09 ile ?tahripçilik? ile ?okul ve çevre ilişkisi? boyutları arasında olduğu saptanmıştır. Bu durum ise tüm okul paydaşları tarafından ortak bir anlayış çerçevesinde geliştirilen ve yaşatılan sağlıklı bir okul ikliminin, okulda yapılan eğitim-öğretim çalışmalarına zarar veren tahripçilik davranışının önlenmesinde önemli bir rol üstlendiğini göstermektedir.