Hasan Kalyoncu University
Discipline

Nursing

Hasan Kalyoncu University

2,327

Archived Theses

22

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Sistoskopi işlemi sırasında hastalara yapılan sıcak uygulamanın ağrı, anksiyete ve konfor düzeyine etkisi

Amaç: Bu araştırma, sistoskopi işlemi sırasında hastalara yapılan sıcak uygulamanın ağrı, anksiyete ve konfor düzeyine etkisini belirlemek amacıyla yapılan randomize kontrollü deneysel tipte bir araştırmadır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemini, bir devlet hastanesinin Sistoskopi biriminde Kasım 2023 ile Haziran 2024 tarihleri arasında atışı yapılan, 31 girişim ve 31 kontrol grubu olmak üzere 62 kişi oluşturmuştur. Veriler, 'Birey Tanıtım Formu', 'Görsel Kıyaslama Ölçeği (GKÖ)', 'Veri Kayıt Formu', 'Durumluk Anksiyete Ölçeği' ve 'Genel Konfor Ölçeği Kısa Form 'ile toplanmıştır. Araştırmada, elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar, ki kare analizi, bağımsız t testi, bağımlı t testi, varyans analizi fark yaratan aşamayı bulmak için Bonferroni testi kullanılmıştır. Bulgular: Girişim ve kontrol grubu ile ağrı puan ortalamaları arasında işlem sırası ve sonrasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu, işlem öncesi ve sonrasında Durumluk Anksiyete Ölçeği ile Genel Konfor Ölçeği ve alt boyut puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır. Sonuçlar: Sistoskopi işlemi sırasında hastalara yapılan sıcak uygulamanın ağrıyı azaltmada uygulanabilecek etkili bir yöntem olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Anksiyete, Konfor, Sıcak Uygulama, Sistoskopi

Emine Karakaya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

18-64 yaş arası erişkinlerin pandemide aşı tereddütleri, yüz maskesi algıları ve sosyal medya bağımlılıklarının belirlenmesi

Araştırmada Manisa il merkezinde yaşayan 18-64 yaş arası erişkinlerin pandemide aşılama konusunda sahip oldukları aşı tereddüdünü belirlemek; COVID-19 ve diğer hastalıkları önlemek için önerilen yüz maskesi kullanımı ile ilgili kişilerin algılarını saptamak ve sosyal medya bağımlılıklarının belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma tanımlayıcı, ilişki arayıcı tipte bir çalışma olup, Manisa' da araştırmacının çalıştığı Şehir Hastanesi'nde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklem büyüklüğü ise, Epi Info 2000 programında hesaplanmıştır. Araştırma kapsamına; kolayda örnekleme ile Manisa'da yaşayan ve herhangi bir nedenle Şehir Hastanesi ayaktan polikliniklerine başvuru yapan gönüllü erişkinler alınmıştır. Kasım – Aralık 2021 tarihlerde hastaneye başvuruda bulunan ve gönüllü olan erişkinler araştırmaya dahil edilmiştir (n=384). Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Pandemilerde Aşı Tereddüttü Ölçeği, Yüz Maskesi Algı Ölçeği ve Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği ile yüz yüze, araştırmacı tarafından sosyal mesafe kurallarına uyularak, hastanede toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler "Statistical Package for Social Sciences (SPSS-21)" programında analiz edilmiştir. Araştırmaya Sağlık Bakanlığı'ndan, Etik Kurul'undan etik onay ve İl Sağlık Müdürlüğünden izin alındıktan sonra başlanmış ve erişkinlerden gönüllü olur formu eşliğinde yazılı onam alınmıştır. Araştırmaya katılan erişkinlerin yaş ortalaması 39,04±13,17 (Min:18-Maks:64) olup; %58,3'ü kadındır. Erişkinlerin %42,8'inin kendisinin COVID-19 geçirdiği ve %43'ünün karışık tipte aşılardan iki ve daha fazla doz aşı olduğu bulunmuştur. Erişkinleri pandemi döneminde aşılara karşı olan genel tereddüt düzeyleri orta seviyede bulunmuştur. Erişkinlerin %42,4'ü yüz maskesi kullanma durumunu her zaman olarak belirtmiş, %89,6'sı cerrahi maske kullandığını, %48,7'si maskeyi sadece bir kere en fazla üç saat kullandığını ifade etmiştir. Yüz maskesi algısında konfor, fayda, rahatsızlık hissi ve bağımsızlık algılarının ortanın üzerinde olduğu belirlenmiştir. Araştırma grubunu oluşturan erişkinlerin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ortanın üzerinde (yükseğe yakın) tespit edilmiştir. Aşıya tereddüt, yüz maskesi algısı pozitif yönde ilişkili, sosyal medya bağımlılığı ile ters ilişkilidir. Sosyal medyanın yaygın kullanımı ile bu alanda oluşacak bilgi kirlilikleri ve yanlış/hatalı haberlere yönelik önlemlerin aşılar konusunda oluşan tereddüt sorunu da yardımcı olacağı düşünülmektedir.

Aşı uyuşmasıBağımlılıkCOVID 19+3
Behlül Köse
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hemiplejik hastalara bakım veren aile üyelerine uygulanan progresif gevşeme egzersizlerinin bakım verme yükü ve hayatın anlamı üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışma, hemiplejik hastalara bakım veren aile üyelerine uygulanan progresif gevşeme egzersizlerinin bakım verme yükü ve hayatın anlamı üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmış deneysel tipte bir araştırmadır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemini, Temmuz 2023- Nisan 2024 tarihleri arasında iki farklı devlet hastanesinin fizik tedavi servislerinde yatan 30 girişim ve 30 kontrol grubu olmak üzere toplam 60 hemiplejik hastanın bakım verenleri oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında 'Hasta ve Hasta Yakını Formu', 'Cheltanham'ın Hasta Sınıflama Ölçeği', 'Bakım Verme Yükü Ölçeği' ve 'Hayatın Anlam ve Amacı Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin analizinde sosyodemografik özellikleri tanımlamak için sayı, yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler yapılmıştır. Tanımlayıcı özellikler açısından homojenliğini test etmek için ki kare analizi uygulanmıştır. Normal dağılıma sahip verilerde iki grup arasındaki fark için bağımsız t testi, iki bağımlı aşama karşılaştırılmasında ise paired t testi uygulanmıştır. Normal dağılıma sahip olmayan verilerde iki grup arasındaki fark için Mann Whitney U testi, Wilcoxon testi uygulanmıştır. Bulgular: Kontrol grubunun bakım verme yükü ölçeğinin 15.gün ve 30.gün puanlarının, girişim grubuna göre daha fazla olduğu, aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmektedir (p<0,05). Girişim grubunun hayatın anlam ve amacı ölçeğinin 15.gün ve 30.gün puanlarının, kontrol grubuna göre daha fazla olduğu, aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmektedir (p<0,05). Sonuçlar: Bakım verenlere uygulanan progresif gevşeme egzersizlerinin, bakım verenlerin bakım yükü ve hayatın anlamı üzerine etkisinin olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hemipleji, Progresif Gevşeme Egzersizi, Bakım Yükü, Hayatın Anlamı, Bakım Veren

Bakım verenlerHemipleji
Funda Aktürk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde çocuk hemşirelerinde mesleğe bağlılık ile iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişki ve etkileyen değişkenlerin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada, pandemi sürecinde çocuk hemşirelerinde mesleğe bağlılık ile iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişki ve etkileyen değişkenlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Analitik ve kesitsel tipteki araştırma, İzmir S.B.Ü Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini pandemi döneminde görev yapan 213 hemşire oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, Hemşire Tanıtım Formu, Hemşirelikte Mesleğe Bağlılık Ölçeği ve McCloskey ve Mueller İş Doyum Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler yapıldı. Verilerin normal dağılıma uygunluğuna Kolmogorov Simirnov normallik testi ile bakıldı (Hemşirelikte mesleğe bağlılık ölçeği K-S: 0,101; p: 0,000; McCloskey ve Mueller iş doyumu ölçeği K-S: 0,075; p: 0,006). Veriler normal dağılım göstermediğinden Mann Whitney U, Kruskal Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya katılan 213 hemşirenin yaş ortalamasının 32,42±5,48, aylık nöbet sayısı ortalamasının 7,63±3,12, günlük dinlenme süresi ortalamasının 2,36±1,17 olduğu bulundu. Hemşirelerin %78,9'unun kadın, %42,3'ünün yoğun bakım ünitesinde çalıştığı, %52,1'inin servis hemşiresi olarak görev yaptığı, %91,1'inin çalışma şeklinin gece ve gündüz olduğu, %78,4'ünün mesleği isteyerek tercih ettiği, %74,6'sının çalışılan bölümü isteyerek tercih ettiği, %56,3'ünün işten memnun olduğu, %56,8'inin mesleği değiştirmeyi düşündüğü, %54,9'unun sigara/alkol/madde kullanmadığı, %64,3'ünün gelirinin gidere denk olduğu belirlendi. Hemşirelerin hemşirelikte mesleğe bağlılık ölçeği ortalama puanı 70,52±13,96 olarak bulundu. Hemşirelerin McCloskey ve Mueller iş doyumu ölçeği ortalama puanı 2,57±0,72 olarak belirlendi. Sonuç: Araştırma sonucunda, pandemi döneminde çalışan çocuk hemşirelerinin mesleğe bağlılık ve iş doyumlarının orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Pandemi, COVID-19, Hemşirelik, Mesleğe bağlılık, İş doyumu

PandemilerÇocuk hemşireliği
Gizem Şencan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuğu hastanede yatan ebeveynlerin aşı konusundaki bilgi ve tutumlarının incelenmesi

AMAÇ: Bu araştırma ile çocuğu hastanede yatan ebeveynlerin aşı bilgileri ve tutumları incelenmesi amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırma kesitsel ve analitik bir çalışmadır. 0-6 yaş arasındaki hastanede çocuğu yatan ebeveynlerin aşı konusundaki tutumlarını incelemeye yönelik verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde, demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler yapılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğuna Kolmogorov Simirnov normallik testi ile bakılmıştır (Aşı Tutum Ölçeği K-S: 0,090; p=0,000). Veriler normal dağılım göstermediğindenMann Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi analizi kullanılmıştır. Çalışmaya Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesinde Ekim 2023- Aralık 2023 tarihleri arasında 0-6 yaş aralığında olan çocukların ebeveynlerikatılmıştır. Verilerin toplanmasında 'Tanıtıcı Bilgi Formu' ve 'Aşı Tutum Ölçeği' kullanılmıştır. Cronbach alfa katsayıları; Aşı kabulü alt boyutu 0,928 – Yan etki boyutu 0,750 – Aşı tereddütü alt boyutu 0,764 – Aşı tutum ölçeği 0,768 BULGULAR: Ebeveynlerin %50,8'inin bebeğinin cinsiyetinin erkek olduğu, bebeğinin yaş ortalamasının 2,50±1,88, %56,2'sinin bebeğinin 2 yaş ve üzerinde olduğu, %90'ının bebeğinin beden kitle indeksinin zayıf olduğu, %35,7'sinin tek çocuğa sahip olduğu, %95,7'sinin aile tipinin çekirdek aile olduğu, %49,5'inin il merkezinde yaşadığı, %71,4'ünün gelirinin gidere eşit, %100'ünün anne olduğu, annelerin yaş ortalamasının 30,42±5,13, %53'ünün 30 yaş ve altında olduğu, %63'ünün çalışmadığı, %35,1'inin ise üniversite mezunu olduğu belirlendi. Ailelerin %93,8 i düzenli aşı yaptırırken %6,2 si yaptırmamıştır. Düzenli aşı yaptırmanı nedeni olarak ailelerin %52,3 ü hastalıklardan koruduğunu, %39,8 i aşıların yararlı olduğu, %3,8 i herkes aşı yaptırdığı, %3,2 si aşıların zorunlu olmasından ve %1 ide diğer bir nedenden dolayı yaptırdığını ifade etti. Ebeveynlerin %93,8'inin bebeğe/çocuğa aşıların düzenli yapıldığını bildirdiği, düzenli aşı yaptırma nedeni sorusuna verilen yanıtların %52,3'ünün bebeği/çocuğu hastalıklardan koruması olduğu, bebeğe/çocuğa düzenli aşı yaptırmama kararını etkileyen kişiler sorusuna verilen yanıtların %46,9'unun kendileri olduğu, bebeğe/çocuğa düzenli aşı yaptırmayı reddetme nedeni sorusuna verilen yanıtların %62,8'inin aşılara bağlı gelecekte başka problem çıkabileceğinden korkma olduğu, %91,4'ünün aşıların yan etkisi/zararlı etkisi olduğunu düşünmediği, aşılar hakkında bilgiye ulaşma sorusuna verilen yanıtların %55,6'sının sağlık çalışanları olduğu, %76,2'sinin aşı yaptırmayı istemediklerinde sağlık çalışanlarının aşı hakkında bilgi verdiği, aşı hakkında bilgi alan ebeveynlerin %62,1'inin bilgiyi yeterli bulduğu, %65,4'ünün aşı/bağışıklama ile ilgili sağlık kuruluşlarından daha çok bilgi almak istedikleri bulundu. Faktörler altında yer alan tüm maddelere ait katsayılar istatistiksel olarak anlamlı elde edildi. SONUÇLAR: Bu araştırmada annelerin çoğunlukla çocuklarına aşıları tam yaptırdığı görüldü; bunun sonucunda annelerin bağışıklamanın önemli olduğunu algıladıkları ve çocuklarının sağlığını koruma hususunda hassas olduklarını gösterdi.

Çocuk hemşireliği
Nasuh Ertuğral
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Medyadaki aşı karşıtı haberlerin çocukluk çağı aşıları hakkında ebeveynlerin tutumlarına etkisinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada, medyadaki aşı karşıtı haberlerin çocukluk çağı aşıları hakkında ebeveyn tutumlarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma kesitsel tipte bir araştırmadır. Çalışma örneklemini, Çocuğu, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Birimlerinde (Servis 1, Servis 2 ve Polikliniklerde), Çocuk Acil Servisinde, Çocuk Cerrahisi Servisinde yatarak ya da ayaktan tedavi gören, 5 yaş veya daha küçük olan çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Araştırmanın verileri; Tanıtıcı Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Aşıları Hakkında Ebeveynlerin Tutumları Ölçeği ve Ebeveynlerin Aşı tutumlarına Belirlemeye Yönelik soru formu ile toplandı. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler, Kolmogrof Siminnnov, Mann Whitneyy U Testi, Kuruskal Wallis Testi ve Ki Kare Testi kullanıldı. Bulgular: Görüşme yapılan ebeveynlerin %65,7'sinin anne, yaş ortalaması 32,89 dur. Çocuklarının yaş ortalamasının 2,44±1,53 bulundu. %97,1'inin evli, %50'sinin üniversite mezunu, %64,2'sinin gelirin gidere denk olduğu belirlendi. Ebeveynlerin aşı tutumlarına yönelik görüşleri incelendiğinde; %61,1'inin aşılar hakkında bilgiye sağlık kuruluşundan ulaşmalarına rağmen %22,3'ün medyadan ulaştıkları belirlendi. Ebeveynlerin, çocukluk çağı aşılarını yaptırmak zorunlu olmasaydı, yaptırılan aşıları yine yaptırmayı isteme durumu incelendiğinde %14,2'sinin "emin değilim" ve %10,3'ünün ise "istemezdim" yanıtı verdiği bulundu. Sosyal medya veya radyo televizyonda çıkan aşı karşıtı haberlerin-bilgilerin aşı yaptırmalarını etkileme düzeyi incelendiğinde ise, ebeveynlerin %44,1'inin 3 puan üzerinde olduğu belirlendi. Ebeveynlerin çocukluk çağı aşıları hakkında ebeveyn tutumları, değerlendirildiğinde, %23'ünün aşı tereddütünün olduğu bulundu. Sonuç: Araştırma sonunda aşı karşıtı olan ebeveynin medyadan etkilendiği saptandı.

Aşı reddiSosyal medyaÇocuk hemşireliği
Gamze Koçyiğit
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

0–6 yaş grubu çocuğu olan ebeveynlere ev kazalarında ilkyardım konusunda verilen planlı eğitimin bilgi ve uygulamalarına etkisi

Amaç: Bu araştırmada, 0–6 yaş grubu çocuğu olan ebeveynlere ev kazalarında ilkyardım konusunda verilen planlı eğitimin bilgi ve uygulamalarına etkisi incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Randomize kontrollü deneysel tipteki araştırma, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Birimlerinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, Çalışma Grubu (n=50) ve Kontrol Grubu (n=50) olarak 0–6 yaş grubu çocuğu olan toplam 100 ebeveyn oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında; "Ebeveyn Tanıtım Formu", "Çocuğun Tanıtım Formu" ve "İlkyardım Bilgi Düzeyi Ölçme Formu" olmak üzere üç form kullanılmıştır. Çalışma grubuna alınan ebeveynlere eğitim öncesi anket formu uygulanmıştır. Araştırmacı tarafından verilen "Ebeveynlere Yönelik Ev Kazalarında İlkyardım" konulu planlı eğitiminden sonra taburculuk öncesi aynı anket formu eğitimin etkinliğini değerlendirmek için tekrar uygulanmıştır. Kontrol grubuna alınan ebeveynlere de anket uygulanmıştır. Ancak ev kazalarında ilkyardım eğitimi verilmeden, aynı anket formu taburculuk öncesi tekrardan uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin değerlendirilmesinde; demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler, grupların homojenliğini değerlendirmede Ki-Kare testi yapıldı. Verilerin normal dağılımına Shapiro Wilk testi ile bakıldı. Normal dağılan verilerde bağımlı gruplarda t testi, normal dağılmayan verilerde ise Mann Whitney U testi, Wilcoxon Signed Ranks kullanıldı. İlkyardım Bilgi Düzeyi Ölçme Formu için eğitim öncesi ve sonrası Kuder Richardson 20 güvenirlik Katsayısı hesaplandı. Bulgular: Araştırma kapsamına alınan Çalışma ve Kontrol grubu ebeveynler ve çocuklarının sosyodemografik özelliklerine göre karşılaştırıldığında, iki grup arasında istatiksel olarak anlamlı fark olmadığı saptandı. Çalışma ve Kontrol grubundaki ev kazası yaşayan çocukların kaza ile ilişkili bilgileri karşılaştırıldığında, iki grup arasında istatiksel olarak anlamlı fark olmadığı bulundu. Çalışma ve Kontrol grubu ebeveynlerin gruplar arası ilkyardım bilgi düzeyi ölçme formu eğitim öncesi ortalama puanları arasında anlamlı fark olmadığı ancak eğitim sonrası ortalama puanları arasında anlamlı fark olduğu belirlendi. Çalışma grubundaki ebeveynlerin ortalama puanlarının, Kontrol grubundaki ebeveynlerin ortalama puanlarından daha yüksek olduğu bulundu. Sonuç: 0–6 Yaş grubu çocuğu olan ebeveynlerin planlı eğitim ile ev kazalarında ilkyardım konusunda bilgi ve uygulamalarının arttığı ve planlı eğitimin ebeveynler üzerinde etkili olduğu görüldü. Anahtar Kelimeler: 0-6 Yaş Çocuk, Ebeveyn, Ev Kazaları, İlkyardım, Eğitim

Ev kazalarıOkul öncesi çocuklarÇocuk hemşireliği+1
Halil Dönmez
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Prostatektomi yapılan hastalarda taburculuk eğitiminin cerrahi iyileşme, cinsel işlev ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

ÖZET Doktora Tezi Dilruba ÇELEBİ Manisa Celal Bayar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Hemşirelik Anabilim Dalı Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Dilek ÇEÇEN ÇAMLI Araştırma; prostatektomi yapılan hastalarda taburculuk eğitiminin cerrahi iyileşme, cinsel işlev ve yaşam kalitesini belirlemek amacıyla yapıldı. Yarı deneysel olarak yapılan bu araştırma 30.03.2022-31.03.2023 tarihleri arasında Manisa ilindeki bir üniversite ile bir özel hastanenin Üroloji servisinde yürütüldü. Bu çalışmada örneklem büyüklüğünün belirlenmesinde G-Power analizi kullanıldı. Girişim grubu=44, kontrol grubu=44 olmak üzere 88 hasta sayısı belirlendi. Taburculuk sonrası araştırmacı tarafından hastalara verilen taburculuk eğitimi sonrasında girişim ve kontrol grubu hastalara hastanede kaldıkları süreçte, taburculuk sonrası 2., 4., 8., ve 12. haftalarda görüşmeler yapıldı. Verilerin analizinde, demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler, grupların homojenliğini belirleme de ki kare testi, bağımsız gruplarda t testi ve Mann Whitney U testi yapıldı. Verilerin normal dağılımına Shapiro Wilk testi ile bakıldı. Normal dağılan verilerde, bağımsız gruplarda t testi ve tekrarlı ölçümlerde tek yönlü varyans analizi kullanıldı. Normal dağılmayan verilerde ise Mann Whitney U testi, tekrarlı ölçümlerde Friedman varyans analizi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanıldı. Girişim ve kontrol grubu hastaların gruplar arası taburculuk öncesi cerrahi iyileşme ortalama puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05), girişim grubundaki hastaların ortalama puanlarının kontrol grubundaki hastaların ortalama puanlarından daha düşük olduğu belirlendi. (2: 165,772, p<0,001). Girişim ve kontrol grubu hastaların gruplar arası ameliyat sonrası Uluslararası Cinsel işlev İndeksi ortalama puanları arasında anlamlı fark olmadığı bulundu (p>0,05). Girişim grubundaki hastaların yaşam kalitesi ortalama puanlarının kontrol grubundaki hastaların ortalama puanlarından daha düşük olduğu bulundu. Girişim grubuna göre kontrol grubunda genel yaşam kalitesi azalma miktarının daha fazla olduğu görüldü. Prostatektomi sonrası verilen taburculuk eğitiminin cerrahi iyileşme ve yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkilerinden dolayı önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Prostatektomi, taburculuk eğitimi, yaşam kalitesi, cerrahi iyileşme, cinsel işlev. 2024, 168 sayfa

Cerrahi-ürolojik
Dilruba Çelebi
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin katı atık ve geri dönüşüme yönelik tutumları ile ekolojik ayak izi farkındalıklarının karşılaştırılması

Amaç: Çalışmada hemşirelerin katı atık ve geri dönüşüme yönelik tutumları ile ekolojik ayak izi farkındalıklarının karşılaştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tiptedir. Araştırmanın evreni Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesinde çalışan hemşirelerdi (N=288). Örneklemini ise EpıInfo 2000 programında %50 bilinmeyen prevelans 0.04 sapma ve %99 güven aralığında ulaşılması gereken en küçük sayı olan (n=202), Temmuz 2023 –Kasım 2023 tarihlerinde veri toplama araçlarını tam dolduran 206 hemşireler oluşturdu. Veri toplama araçları; Kişisel Bilgi Formu, Katı Atık Ve Geri Dönüşüme Yönelik Tutum Ölçeği (KAGTÖ), Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği (EAİFÖ) idi. Verilerin analizi SPSS 25 paket programında yapıldı. Bulgular: Araştırmada hemşirelerin %94,2'si geri dönüşüm şeklini tanıdığını, %97,1'i geri dönüşümün çevreye ve 93,7'si de ülke ekonomisi için yararlı olduğunu ifade etti. Hemşirelerin %89,3'nün atıkların geri dönüşümüne yönelik bilgi sahibi olduğu saptandı. Hemşirelerin Katı Atık Ve Geri Dönüşüme Yönelik Tutum Ölçeği puan ortalaması 121,27±16,37, Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği puan ortalaması ise 199,34± 15.78, olarak belirlendi. Hemşirelerin Geri Dönüşüme Yönelik Bilgi Puanı ile Katı Atık Ve Geri Dönüşüme Yönelik Tutum Ölçeği puan ortalamaları ve Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği puan ortalamaları arasında pozitif yönde zayıf düzeyde korelasyon (r: 0,357, p=0,000; r: 0,203, p=0,003), hemşirelerin Katı Atık Ve Geri Dönüşüme Yönelik Tutum Ölçeği ve Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği puan ortalamaları arasında ise pozitif yönde orta düzey korelasyon saptandı (r: 0,523, p=0,000 ). Sonuç: Araştırmada hemşirelerin katı atık ve geri dönüşüme yönelik tutumları ile ekolojik ayak izi farkındalıkları arasında pozitif yönde bir ilişki olduğunu söylemek mümkündür. Hemşirelerin katı atık ve geri dönüşüme yönelik tutumlarını ve ekolojik ayak izi farkındalıklarının artırılması ile topluma rol model olan hemşirelerin toplumda değişimi sağlamada önder olacağı düşünülmektedir.

Ekolojik ayak iziEvsel atıklarHalk sağlığı hemşireliği+4
Yasemin Erdem
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Erişkinlerin kolorektal kanserden korunmaya yönelik sağlık inançlarının sağlık arama davranışları ile ilişkisi

Amaç: Bu çalışma erişkinlerin kolorektal kanserden (KRK) korunmaya yönelik sağlık inançlarının sağlık arama davranışları ile ilişkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki bu araştırmaya Türkiye'nin batı bölgesi'ndeki bir şehir hastanesine 50-70 yaş arası KRK tanısı ve kolorektral şikayetler ile başvurmayan 435 hasta alındı. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, KRK'den Korunmaya Yönelik Sağlık İnanç Modeli Ölçeği, Sağlık Arama Davranışı Ölçeği (SADÖ), SF-12 Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Avrupa Sağlık Etki Ölçeği-EUROHIS (WHOQOL-8.Tr) ile toplandı. Bulgular: Bireylerin herhangi bir hastalık durumunda öncelikle profesyonel sağlık arama davranışını tercih ettiği saptandı. Sağlık Arama Davranışı Ölçeği toplam puanı ile güven-yarar algısı (rs=0,579, p<0,001) ve sağlık motivasyonu algısı (rs=0,322, p<0,001) alt boyut puanı arasında pozitif yönde orta düzeyde, duyarlılık algısı (rs=0,175, p<0,001) ve ciddiyet algısı (rs=0,119, p=0,013) alt boyut puanı arasında pozitif yönde düşük düzeyde ilişki belirlendi. Online sağlık arama davranışı puanındaki artışın güven-yarar algısı, duyarlılık algısı ve sağlık motivasyonu puanını da artırdığı belirlendi. Ayrıca profesyonel sağlık arama davranışı puanındaki artışın duyarlılık algısı ve sağlık motivasyonu algısı puanlarını artırdığı, SADÖ toplam puanı arttıkça duyarlılık ve ciddiyet algısı puanlarının da arttığı görüldü. Sonuç: Araştırma sonucunda bireylerin kolorektal kanserden korunmaya yönelik sağlık inançlarının sağlık arama davranışlarını etkilediği saptandı. Bireylerin KRK'den korunmaya yönelik sağlık inançlarının artırılması için hemşireler ve diğer sağlık profesyonelleri tarafından danışmanlık, eğitim, tarama ve izleme programlarının geliştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kolorektal kanser, sağlık arama davranışı, sağlık inanç modeli, farkındalık, kanser taraması

Cerrahi hemşirelikKolorektal neoplazmlar
Sezer Özen
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Jinekolojik kanser tanısı alan ve kemoterapi uygulanan hastalara verilen online hemşirelik eğitiminin yaşanan semptomlar, yaşam kalitesi ve hasta memnuniyetine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada jinekolojik kanser tanısı alan ve kemoterapi uygulanan kadınlara verilen online hemşirelik eğitiminin etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Randomize kontrollü ve deneysel olarak yürütülen bu çalışma 1 Aralık 2021- 1 Haziran 2024 tarihleri arasında Balıkesir ilinde bir kamu hastanesinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini 90 kadın (girişim=45, kontrol=45) oluşturmuştur. Kemoterapi tedavisi gören girişim grubundaki kadınlara online hemşirelik eğitimi verilmiştir. Çalışmada kadınların tanıtıcı özellikleri soru formu, hastalık ve tedaviye ilişkin soru formu, Avrupa Kanser Araştırma ve Tedavi Organizasyonu Yaşam Kalitesi Ölçeği, Nightingale Semptom Değerlendirme Ölçeği, hemşire takip formu ve hasta memnuniyet anketi kullanılmıştır. Veriler dört aşamada, üç kür kemoterapi süresince toplanmıştır. Araştırmada girişim ve kontrol grubunda olan kadınların tanıtıcı özellikleri açısından istatistiksel anlamlı fark bulunmamıştır. Kadınların üçüncü izlemde Avrupa Kanser Araştırma ve Tedavi Organizasyonu Yaşam Kalitesi Ölçeği genel iyilik hali puan ortancası girişim grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel anlamlı olarak yüksektir. Üçüncü izlemde girişim grubunun yorgunluk, bulantı ve kusma, ağrı, uykusuzluk, iştahsızlık, kabızlık ve diyare puan ortancası kontrol grubundan istatistiksel anlamlı olarak düşüktür. Üçüncü izlemde Nightingale Semptom Değerlendirme Ölçeği fiziksel ve psikolojik iyilik hali puan ortancası girişim grubunda olan kadınlarda kontrol grubuna göre istatistiksel anlamlı olarak düşük belirlenmiştir. Verilen online hemşirelik eğitiminden memnuniyet puan ortalaması 10 üzerinden 9,1±0,8 olarak saptanmıştır. Araştırmada jinekolojik kanser tanısı alan ve kemoterapi uygulanan hastalara sunulan online hemşirelik eğitiminin yaşanan semptomlar, yaşam kalitesi ve hasta memnuniyetine etkisi olduğu bulunmuştur. Anahtar kelimeler: jinekolojik kanser, kemoterapi, yaşam kalitesi, semptom yönetimi, tele hemşirelik

Ayşegül Beyazpınar Kavaklıoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesanlarda obezite ve hipertansiyonun uyku kalitesine etkisi

Tezin Başlığı: Adölesanlarda Obezite ve Hipertansiyonun Uyku Kalitesine Etkisi Amaç: Bu çalışmada, adölesanlarda obezite ve hipertansiyonun uyku kalitesine etkisinin belirlenmesi ile olgu kontrol tipte bir araştırmanın yapılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Olgu – kontrol tipteki araştırma, Manisa Şehir Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Polikliniği ve Spor Hekimliği Polikliniği biriminde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, Olgu Grubu (n=60) obezite ve hipertansiyon tanısı alan, Kontrol Grubu (n=60) spor lisansı için başvuran, Beden Kitle İndeksi (BKİ) normal ve kardiyak rahatsızlığı olmayan 10-19 yaş aralığındaki toplam 120 adölesan oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında; "Kişisel Bilgi Formu" ve "Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ)" olmak üzere iki form kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından çalışmaya katılmayı kabul eden adölesanların boy, kilo ve kan basıncı ölçümleri yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin değerlendirilmesinde; sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler, Ki Kare testi ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma kapsamına alınan adölesanların yaş ortalaması 14,08±2,06, %50,8'i kız, BKİ ortalaması 24,18±5,22, %50,8'inin spor yapmadığı, %85,7'sinin diyet yapmadığı, %80'inin kafein içeren yiyecek/içecek tükettiği, %33,3'ünün yüksek tansiyon tanısı aldığı, günlük uyku süresi ortalamasının ise 8,23±1,41 saat bulunduğu belirlenmiştir. Olgu 1, Olgu 2, Olgu 3 ve Kontrol Grubu Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ve bileşenleri ortalama puanları ve uyku kalitelerine göre karşılaştırıldıklarında ise gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır. Sonuç: Araştırma sonucunda, adölesanlarda obezite ve hipertansiyonun uyku kalitesini etkilemediği bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Adölesan Dönem, Obezite, Hipertansiyon, Uyku, Çocuk Hemşireliği 2024, 94 Sayfa

Pittsburg uyku kalitesi ölçeğiÇocuk obezitesi
Halide Yılmaz Güleç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi hemşirelerinin yaşlılık algısı ve yaşlı hastaya yönelik tutumlarının incelenmesi

Amaç: Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin yaşlılık algıları ile yaşlı hastaya yönelik tutumlarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi'nde 10 Eylül 2023- 10 Şubat 2024 tarihleri arasında cerrahi birimlerde çalışan (n=202) hemşireler ile yapılmıştır. Araştırmanın verileri Hemşire Bilgi Formu, Kogan Yaşlılara Karşı Tutum Ölçeği ile Yaşlanmaya ve Yaşlılığa Yönelik Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Hemşirelerin yaş ortalamasının 31,41±6,13, %57,9'unun 31 yaş ve altında, %63,9'unun kadın, %61,4'ünün evli, %74,7'sinin lisans mezunu, %37,1'inin meslekte çalışma süresinin 11-20 yıl arasında olduğu bulundu. Hemşirelerin YKTÖ ortalama puanı 96,53±12,90 olarak bulundu. Hemşirelerin YYYTÖ ortalama puanı 145,55±24,73, yaşlılığı kabullenme zorluğu alt boyutu ortalama puanı 38,71±8,25, sosyal yıpranma algısı alt boyutu ortalama puanı 46,71±8,14, yaşamla baş etme zorluğu alt boyutu ortalama puanı 35,03±6,74, olumsuz imge alt boyutu ortalama puanı ise 25,08±4,49 olarak belirlendi. Çekirdek aile yaşayan cerrahi hemşirelerin Yaşlılara Karşı Tutum Ölçeği puan ortalaması ev arkadaşı veya geniş aile ile yaşayan cerrahi hemşirelerin puanlarının ortalamasına göre daha yüksek düzeyde tespit edildi(p<0,05). Hemşirelerin yaşları ile yaşlılığı kabullenme zorluğu alt boyutu ortalama puanı arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05), ortalama puanların 31 yaş üzerindeki cerrahi hemşirelerde daha düşük olduğu bulundu. Sonuç: Araştırma sonucunda cerrahi hemşirelerin yaşlılık ve yaşlanmaya yönelik bakışlarının yaşlılara karşı tutumu etkilediği saptanmıştır. Cerrahi hemşirelerin yaşlılık ve yaşlanmaya bakışlarının olumsuz, yaşlılara karşı tutumlarının olumlu olduğu görülmüştür. Cerrahi hemşirelerin yaşlılık ve yaşlanmaya dair bilgi düzeylerinin artırılmasının yaşlılık ve yaşlanmaya bakışlarını iyileştireceği ve bu sayede yaşlılara karşı tutumu daha olumlu hale getirebileceği düşüncesiyle yaşlılık ve yaşlanmaya yönelik eğitimlerin artırılması önerilmektedir.

Cerrahi hemşirelikPozitif tutumYaşlanma+1
Ali Rıza Yanar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuğu yoğun bakımda yatan annelere verilen bilişsel duygu düzenleme eğitiminin etkisi

Bu çalışmanın amacı; çocuğu yoğun bakımda yatan annelere verilen bilişsel duygu düzenleme eğitiminin etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 3 Ekim 2022 – 1 Eylül 2023 tarihleri arasında İzmir Demokrasi Üniversitesi Buca Seyfi Demirsoy Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesinde takip edilen 64 hasta yakını oluşturmuştur. 32 anne Kontrol grubu, 32 anne Girişim grubu olarak alınarak randomize kontrollü araştırma tipinde yapılmıştır. Çocuğun yoğun bakıma yatışının ilk 10 dakikasında anneler görüşme odasına davet edilerek sırasıyla Sosyodemografik Veri Toplama Formu, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, Anksiyete Ölçeği STAI-I, Sürekli Anksiyete Ölçeği STAI-II verilerek doldurması beklenmiştir. Formlar doldurulduktan sonra Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği alt boyutlarından aldığı puanlar hemen o an hesaplanmış ve kullandığı uyumsuz stratejiler belirlenmiştir. Ardından bilgilendirme aşamasına geçilmiştir. Bilgilendirme görüşmesi tüm anneler için ortalama 45 (±5) dakika yapılmıştır. Böylelikle çocuğun yoğun bakıma yatışının ilk 1 saati içerisinde bilgilendirme yapılması sağlanmıştır. Bilgilendirmeden 1 saat sonra Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği ve Durumluk Anksiyete Ölçeği STAI-I annelere tekrar uygulanmıştır. Bu aşamada ölçeğin kullanım alanı gereği Sürekli Anksiyete Ölçeği STAI-II tekrar edilmemiştir. Veriler Kolmogorov Smirnov testi, Shapiro Wilks testi, Student-t testi, Eşleştirilmiş Örnek-t testi, Yates Düzeltmeli Ki-Kare testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Annelere uygulanan bilgilendirme sonrasında uyumsuz stratejilerin kullanımının azaldığı Durumluk Anksiyete puanlarının da düştüğü sonucuna ulaşılmıştır (p<0,001; p<0,01). Aynı zamanda uyumlu stratejilerin kullanımının da arttığı görülmüştür. Sonuçlar doğrultusunda, annelere uygulanan bilişsel duygu düzenleme stratejileri bilgilendirmesi daha kapsamlı bir eğitim programına dönüştürülerek kliniğe ve literatüre katkı sağlayabilir.

Psikiyatrik hemşirelikÇocuk hemşireliğiÇocuk-hastaneye yatırılmış
Hasret Günay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi hemşirelerinin profesyonel değerleri ile brikolaj aktivitelerinin ve bireysel yenilikçilik davranışlarının incelenmesi

Amaç: Araştırma cerrahi hemşirelerinin profesyonel değerleri ile brikolaj aktivitelerinin ve bireysel yenilikçilik davranışlarını belirlemek amacıyla planlandı Gereç yöntem: Çalışma tanımlayıcı kesitsel tiptedir. Araştırmaya Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesindeki cerrahi klinikler, ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri ve acil servisinde çalışan 200 hemşire alındı. Veriler Hemşire Tanılama Formu, Hemşirelerin Profesyonel Değerleri, Brikolaj Aktiviteleri ve Bireysel Yenilikçilik Ölçekleri ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanıldı. Verilerin analizinde, demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler yapıldı. Verilerin normal dağılıma uygunluğuna Kolmogorov Simirnov normallik testi ile bakıldı. Veriler normal dağılım göstermediğinden Mann Whitney U, Kruskal Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Hemşirelerin yaş ortalamasının 31,87±6,38, %69'unun kadın, %52'sinin lisans mezunu, %39,5'inin 11-20 yıl arasında meslekte çalıştığı, %77'sinin mesleği isteyerek seçtiği saptandı. Hemşirelikte profesyonel değerleri ölçeği (HPDÖ) ortalama puanı 120,61±22,10, brikolaj aktiviteleri ölçeği ortalama puanı 32,17±4,73, bireysel yenilikçilik ölçeği ortalama puanı 65,18±8,20 olarak belirlendi. Hemşirelerin profesyonel değerleri ölçeği ve alt boyutları ile brikolaj aktiviteleri ölçeği arasında pozitif yönde orta düzeyde korelasyon olduğu bulundu. Hemşirelerin profesyonel değerleri ölçeği alt boyutları ve bireysel yenilikçilik ölçeği (BYÖ) arasında pozitif yönde zayıf korelasyon olduğu saptandı. Sonuç: Yapılan istatistik analizler sonucunda; Profesyonel değerleri ortalama puanı ve alt boyutlarının ortalama puanı yüksek olan hemşirelerin, brikolaj aktiviteleri ortalama puanının yüksek olduğu saptandı. Hemşirelikte profesyonel değerleri, sorumluluk, insan onuru, harekete geçme ve otonomi boyutları ile fikir önderliği ve risk alma alt boyutları arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki bulundu. Hemşirelikte profesyonel değerleri ve alt boyutları ile bireysel yenilikçilik ölçeği arasında pozitif yönde zayıf düzeyde ilişki bulundu. Anahtar Kelimeler: Profesyonel değerler, Brikolaj aktivitesi, Bireysel yenilikçilik, İnovasyon, Cerrahi hemşiresi. 2024,71 sayfa.

Beyza Ergün
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Merhamet yorgunluğunun çocuk hemşirelerinin ilaç hatası yapma durumlarına etkisi

Amaç: Bu çalışmada çocuk hemşirelerinin merhamet yorgunluğu ile ilaç hatası yapma eğilimleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çocuk hastaların, hemşirelerin merhamet yorgunluğu nedeniyle yaptıkları ilaç uygulama hatalarından zarar gördüğü ve hemşirelerin bilgi düzeylerinde eksiklikler bulunduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın amacı, merhamet yorgunluğunun sağlık çalışanları üzerindeki etkilerini anlamak, farkındalığı artırmak ve hemşirelik pratiğinde iyileştirmeler yapmak için bilimsel çalışmaların sürekli güncellenmesi ve devamlılığının sağlanması gerektiğini vurgulamaktır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma tanımlayıcı ve kesitsel bir araştırmadır ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi'nde görev yapan çocuk hemşireleri ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama sürecinde "Pediatri Hemşirelerinin Demografik Bilgileri İçin Soru Formu", "Merhamet Yorgunluğu Kısa Ölçeği" ve "Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgular: Hemşirelerin ağır iş yükü ve uzun çalışma saatlerinin merhamet yorgunluğunu ve tıbbi hata eğilimlerini artırabileceğini göstermektedir. Merhamet yorgunluğunun tıbbi hata eğilimleri ile zayıf bir negatif korelasyon gösterdiği, ancak diğer bazı sosyodemografik faktörlerin etkisinin belirgin olmadığı saptanmıştır. Klinik memnuniyeti yüksek olan hemşirelerin bazı tıbbi hata alt boyutlarında daha düşük puanlar aldığı gözlemlenmiştir. Sonuç: Hemşirelerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, stres yönetimi stratejilerinin geliştirilmesi ve sürekli mesleki eğitimlerin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu stratejiler, hemşirelerin merhamet yorgunluğunu azaltabilir ve tıbbi hata oranlarını düşürebilir, böylece hasta bakım kalitesini artırabilir. Anahtar Kelimeler: Merhamet yorgunluğu, İlaç hatası, Çocuk hemşireleri, Tıbbi hata eğilimi.

Alev Koç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi dönemi sonrasında yaşlı bireylerin algıladıkları sosyal destek düzeyinin diyabet öz yönetimine etkisi

Bu çalışmanın amacı pandemi dönemi sonrasında yaşlı bireylerin algıladıkları sosyal destek düzeyinin diyabet öz yönetimine etkisini değerlendirmektir.Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan çalışma İzmir'in Menderes ilçesinde bulunan 1 No'lu Aile Sağlığı Merkezi'nde Temmuz 2023-Aralık 2023 tarihlerinde gerçekleştirildi. Örneklemi belirlenen tarihlerde Menderes 1 No'lu Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran, dâhil edilme kriterlerine uygun ve katılmaya gönüllü olan 334 kişi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Sosyodemografik Form, Diyabet Öz Yönetim Ölçeği ve Kronik Hastalıklarda Sosyal Destek Ölçeği-TR kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır.Katılımcıların %58.4 ü kadın, %61,7 si ise 65 yaş üstündedir. Katılımcıların %61,7 si eşiyle yaşamaktadır. Diyabet öz yönetim puanı kadınlarda 183,22; kronik hastalıklarda sosyal destek ölçeğinde ise kadınlarda 60,24 olarak saptanmıştır. Sosyal desteğin diyabet öz yönetimine etkisi %16'dır. Kronik hastalıklarda sosyal destek ve diyabet öz yönetimi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05).Yapılan çalışmada pandemi dönemi sonrası algıladıkları sosyal destek düzeyinin diyabet öz yönetimine pozitif yönde etki ettiği tespit edilmiştir. Katılımcıların kronik hastalıklarda sosyal destek puanlarının yüksek olduğu ancak diyabet öz yönetim ölçeği puanlarının düşük olduğu belirlenmiştir. Kadın katılımcıların sosyal destek ve diyabet öz yönetimi konusunda puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Kronik hastalığı olan bireylerin sosyal destek sistemlerini güçlendirerek hastalığı yönetme becerileri geliştirilebilir. Böylece yaşlı bireylerin sağlığının korunması mümkün olabilecektir.

Algılanan sosyal destekHalk sağlığı hemşireliğiÖzbakım
Zehra Yıldırım
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuğu hastanede yatan annelere enfeksiyon bulaşma yolları hakkında verilen hemşirelik eğitiminin etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, çocuğu hastanede yatan annelere enfeksiyon bulaşma yolları hakkında verilen hemşirelik eğitiminin etkinliğinin değerlendirilmesidir. Randomize kontrollü deneysel çalışma tipindeki araştırma, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Birimlerinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, çalışma grubu (n=39) ve kontrol grubu (n=37) olarak hastanede çocuğu yatan toplam 76 anne oluşturmuştur. Araştırma verileri "Hasta Çocuk ve Ebeveyn Tanıtım Formu" ve "Enfeksiyon Bulaşma Yolu Eğitim Anketi" ile toplanmıştır.

Büşranur Elmas
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerde sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile eş desteği arasındaki ilişki

Amaç: Bu çalışmada, gebelerde sağlıklı yaşam davranışları ve eş desteği arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tiptedir. Araştırmanın evrenini İzmir-Torbalı 11 No'lu ve 12 No'lu Aile Sağlığı Merkezine kayıtlı gebeler oluşturdu (N=272). Araştırmanın örneklemi Epı Info programında %50 bilinmeyen prevelans 0.05 sapma ve %99 güven aralığında ulaşılması gereken en küçük sayı (n=194) olarak hesaplandı. Eylül-Aralık 2023 tarihlerinde veri toplama araçlarını tam dolduran 195 gebe araştırmanın örneklemini oluşturdu. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Sağlıklı Yaşam Biçim Davranışları Ölçeği II (SYBD) ve Eş Destek Ölçeği (EDÖ) ile toplandı. Veri analizinde SPSS 25.00 (Statistical Package For Social Science) paket programı kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan gebelerin yaş ortalamaları 30,59±5,26 (min.=19, maks.=45), %41'i lise mezunu, %60'ı çalışmıyor, %61'inin geliri giderine eşittir. Gebe kadınların %66,7'si evde eşi ve çocukları ile yaşamaktaydı. Gebelerin, gebelik haftası ortalamaları 24,93±7,18 (min=6, maks=38) ve %45,6'sının ilk gebeliği idi. Gebelerin Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II puan ortalaması 131,46±18,2, Eş Destek Ölçeği puan ortalaması ise 61,25±11,75 olarak belirlendi. Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II ve Eş Destek Ölçeği puan ortalamaları arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki saptandı (r: 0,412, p=0,001 ). Sonuç: Araştırmada gebelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile eş desteği arasında pozitif yönde bir ilişki bulundu. Gebelere eşleri tarafından verilecek destek sonucunda gebelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları arttırılabilinir. Anahtar Kelimeler: Gebelik, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları, Eş Desteği, Gebelikte Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları, Gebelikte Eş Desteği

Eş desteğiGebelikSağlık+1
Zeynep Bulut
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinde hasta bakım sürecinin uygulanmasında kaçış odasının etkisi

Amaç: Bu çalışma, hemşirelik öğrencilerinde hasta bakım sürecinin uygulanmasında kaçış odası yönteminin etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın tipi son-test tek gruplu araştırma tasarımı şeklinde gerçekleştirildi. Araştırma, Temmuz-Aralık 2023 tarihlerinde Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde 2. sınıf hemşirelik bölümünde öğrenim gören 60 öğrenciyle gerçekleştirildi. Veriler, Birey Tanılama Formu, Zaman, İpuçları ve Puan Çizelgesi ve Memnuniyet Anketi ile toplandı. Kaçış odası 6 kişiden oluşan toplam 10 grup ile gerçekleştirildi ve her grup sadece bir defa aktiviteye katıldı. V erilerin değerlendirilmesinde, SPSS 21.0 paket programı kullanıldı. V erilerin analizinde, demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler yapıldı. Gruplardaki n sayısı 30'un altında olduğundan Mann Whitney U, Kruskal Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya katılan öğrencilerin memnuniyet puanlarını incelendiğinde, çoğunun (%85,2) kaçış odası yönteminin uygulanmasından memnun olduğu saptandı. Grupların toplam işlem süresi ortalaması 20,85±5,15, toplam puan ortalaması ise 56,80±2,50 olarak saptandı. Öğrencilerin gruplara göre toplam işlem süresi ve toplam puanları karşılaştırıldığında, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı belirlendi (p>0,05). Grupların hepsi (%100) 1-3 ipucu kullandı. Öğrencilerin toplam işlem süreleri ile toplam puanları arasında pozitif yönde zayıf korelasyon olduğu belirlendi. Öğrencilerin kaçış odası yönteminin uygulanması sırasında kullandıkları süre, toplam puanları ve memnuniyet düzeyleri arasında ilişki olmadığı saptandıSonuç: Öğrencilerin hepsi verilen süre içerisinde oyunu tamamladı. Çoğu yüksek puan aldı, çok az ipucu kullandı ve çoğu oyundan memnun kaldılar. Öğrenciler kaçış odası yönteminin uygulanmasında kendilerini motive ettiğini, öğrenmelerine, el becerilerinin ve problem çözme becerilerinin gelişmesine yardımcı olduğunu, uygulamadan keyif aldıklarını, teori bilgilerini pratiğe aktardıklarını bildirdiler ve bu tür uygulamalara hemşirelik eğitiminde yer verilmesini önerdiler. Anahtar Kelimeler: Kaçış odası, oyunlaştırma, hemşirelik eğitimi, öğrenci, bakım 2024, 76 sayfa

Eğitsel oyunlarHemşirelik bakımıÖğrenciler-hemşirelik
Ezgi Taşkın
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Aile sağlığı merkezlerindeki sağlık çalışanlarının otizm spektrum bozukluğu ile ilgili bilgi tutum ve farkındalıklarının incelenmesi

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) duygusal ve sosyal iliĢkilerde yetersizlik, iletiĢimde bozukluk, yineleyici davranıĢlara yatkınlık ve ilgi alanının kısıtlılığı ile karakterize nörogeliĢimsel bir bozukluktur. OSB son dönemlerde artan prevalansı nedeniyle önemli bir halk sağlığı problemidir. Günümüzde en sık görülen geliĢimsel bozukluklar arasında yer almaktadır. OSB'nin belirti ve bulguları erken çocukluk döneminde ortaya çıkıp etkileri yaĢam boyu sürmektedir. OSB'nin klinik seyrinde erken tanı ile birlikte en erken zamanda özel eğitime ve davranıĢçı tedaviye baĢlanması prognozu olumlu yönde etkilemektedir. Bu nedenle geliĢimsel izlem ve taramaların yapıldığı aile sağlığı merkezinde (ASM) görev yapan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarına (ASE) OSB'nin erken tanısı ile ilgili önemli roller düĢmektedir. Bu çalıĢmada OSB'nin erken tanısında büyük görevleri olan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının OSB ile ilgili bilgi tutum ve farkındalıklarının incelenmesi amaçlanmıĢtır. AraĢtırmanın örneklemini Niğde aile sağlığı merkezinde görev yapan 90 aile hekimi ve 88 aile sağlığı elemanı oluĢturmaktadır. Veriler; sosyodemografik veri formu, OSB Bilgi ve Tutum Ölçeği ve OSB Farkındalık Anketi içeren soru formu internet ortamında xi katılımcılara uygulanarak elde edilmiĢtir. Aile hekimlerinin farkındalık düzeyi ASE'lerden daha yüksek bulunmuĢtur. 35 yaĢ ve üzerinde olan ASE'lerin, kadın ASE'lerin, uzman aile hekimlerinin, evli ve çocuk sahibi olan ASE'lerin, lisans mezunu ASE'lerin, 21 yıl ve daha fazla süre çalıĢan aile hekimleri ve ASE'lerin bilgi düzeyi daha yüksek bulunmuĢtur. 35 yaĢ ve üzerinde olan aile hekimlerinin, 18-24 yaĢ arası ASE'lerin, evli ASE'lerin, çocuk sahibi olan aile hekimlerinin, lisans ve yüksek lisans mezunu ASE'lerin ise farkındalık düzeyi daha yüksek bulunmuĢtur. Bu sonuçlardan yola çıkarak ASM'lerde çalıĢan aile hekimleri ve ASE'lerin OSB ile ilgili bilgi tutum ve farkındalıklarında eksiklikler olduğu saptanmıĢtır. OSB'nin belirtileri, erken tanı ve müdahalesi ile ilgili eğitimlerin düzenlenmesi, OSB ve erken tanısının önemini vurgulayan seminerler, programlar ve etkinlikler düzenlenmesi, ASM'lerde izlem ve taramalarda 18-36 ay arasındaki çocukların OSB açısından değerlendirilmesi için aile hekimleri ve ASE'lerin farkındalıklarının artırılmasının OSB'nin erken tanılanmasında katkı sağlayacağı düĢünülmektedir. Haziran 2021, 78 Sayfa Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, aile sağlığı merkezi, sağlık çalıĢanı, bilgi, tutum, farkındalık

Aile sağlığı merkeziBilgiFarkındalık+4
Betül Türker
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan topuk kanı taramasında görev alan sağlık çalışanlarının konu ile ilgili bilgi düzeyleri

Yenidoğan topuk kanı taramaları; protein, karbonhidrat ve yağ asitlerinin sentezinde veya katabolizmasında meydana gelen hatalar sonucunda ortaya çıkan, beyin hasarı, zeka geriliği gibi geri dönüşümsüz kayıplara neden olan hatta ölümle sonuçlanabilen patolojik tablonun erken tespit edilebilmesi amacıyla uygulanan koruyucu sağlık hizmetleridir. Topuk kanı taraması, Ulusal Yenidoğan Tarama Programı (UYTP) kapsamında canlı doğan her bebeğe uygulanmaktadır. Ülkemizde topuk kanından, Fenilketonüri (FKU), Konjenital Hipotiroidi (KH), Biyotinidaz Eksikliği (BE), Kistik Fibrozis(KF) ve Konjenital Adrenal Hiperpilazi (KAH) olmak üzere toplam beş Doğumsal Metabolik Hastalığın (DMH) taraması yapılmaktadır. Bu araştırma yenidoğan topuk kanı taramalarında görev alan sağlık çalışanlarının konu ile ilgili bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. xi Araştırma Kırşehir ilinde ve ilçelerinde topuk kanı örneği alınan birinci ve ikinci basamak sağlık kuruluşlarında, topuk kanı taramasında görevli, çalışmaya katılmaya gönüllü 147 sağlık çalışanıyla 10.02.2021-10.03.2021 tarihleri arasında yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanan soru formu kullanılmıştır. Toplanan verilere sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma analizleri yapılmıştır. Araştırmaya katılan sağlık çalışanlarının 59'unun hekim, 51'inin hemşire ve 37'sinin ebe olduğu görülmüştür. Katılımcıların %55.1'i DMH'lar ile ilgili bir eğitim aldığını belirtmiştir. Sağlık çalışanlarının çoğunluğu topuk kanının alınması, saklanması ve transferine yönelik sorulara doğru cevap vermişlerdir. DMH' ların tanımı, bulguları ve sonucu şüpheli çıkan hastaların nereye sevk edileceği ile ilişkili sorularda sağlık çalışanlarının yeterli bilgiye sahip olmadıkları görülmüştür. Sağlık çalışanlarının, erken teşhis edildiklerinde tedavi ve beslenme ile kontrol altına alınabilen hastalıklar konusunda yeterli bilgiye sahip olmaları taramaların aksatılmadan yapılabilmesi açısından önem arz etmektedir. Evlilik öncesinde genetik danışmanlıktan başlayıp hastalık tanısı alan bebeğin bakımı ve ailenin eğitimine kadar birçok konuda sağlık çalışanlarına önemli sorumluluklar düşmektedir. Haziran 2021, 85 Sayfa Anahtar Kelimeler: Yenidoğan, topuk kanı taraması, doğumsal metabolik hastalık, sağlık çalışanı

Bebek-yenidoğmuşBebeklerBilgi düzeyi+4
Rabia Bayrak
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin çocukluk çağı örselenme yaşantıları ve mutluluk düzeyleri

Çocukluk çağı örselenmesi dünyada ve ülkemizde yaygın bir şekilde görülen, bıraktığı izlerle bireyin tüm yaşamını etkileyen ve olumlu duyguların azalmasına neden olan çocuk sağlığının önemli bir sorundur. Araştırma hemşirelik öğrencilerinin çocukluk çağı örselenme yaşantıları ve mutluluk düzeylerini incelemek amacıyla nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma araştırma deseni ile yapılmıştır. Araştırmanın nicel kısmının örneklemini bir üniversitenin Hemşirelik Bölümü öğrencilerinden araştırmaya katılmayı kabul eden 349 öğrenci, nitel kısmının örneklemini ise araştırmanın ilk basamağına katılan, ikinci basamağına da katılmayı kabul eden 25 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın nicel kısmında veriler Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu ve Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu, nitel kısmında ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Nicel verilerin değerlendirilmesinde SAS 9.4 paket programı ile tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U, Kruskal Wallis ve Spearman Korelasyon testi kullanılmıştır. Nitel verilerin değerlendirilmesinde ise MAXQDA 2020 paket programı kullanılmış, tematik analiz yapılmıştır. Nicel araştırma sonucunda; Çocukluk çağında erkek öğrencilerin fiziksel olarak daha fazla ihmal edildiği, gelir durumu düşük olan öğrencilerin daha fazla örselendiği, eğitim düzeyi düşük olan anneye sahip olan öğrencilerin daha faza fiziksel ihmale maruz kaldığı, kardeş sayısı arttıkça örselenmenin de arttığı, otoriter ebeveyn tutumuna sahip ebeveynleri olan öğrencilerin daha fazla örselendiği, örselenme yaşantısı olanların yetişkinlik döneminde daha fazla psikiyatrik rahatsızlığa sahip olduğu, çocukluk çağı örselenmesi ve mutluluk düzeyinin ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nitel araştırma sonucunda ise öğrencilerin ihmal-istismar, ebeveyn kaybı, savaş, göç, hastalık ve erken yaşta çalışma yaşamına başlama gibi örselenme deneyimlerinin mevcut olduğu görülmüştür. "Çocukluk Örselenmesi", "Çocukluk Örselenmesinin Etkileri", "Çocukluk Örselenmesi ile Baş Etme", "Travma Sonrası Büyüme", "Gelecekteki Self-Ebeveynlik Algısı", "Hemşirelik Eğitimi ile Güçlenme" başlıklarını içeren 6 tema ve 17 alt tema belirlenmiştir. Bu karma yöntem araştırması sonucunda katılımcıların ihmal-istismar olgularından farklı olarak pek çok çocukluk çağı örselenme deneyimi olduğu, örselenmenin yetişkinlik dönemi üzerine yansımalarının olduğu görülmüş ve kavramlar hemşirelik bakış açısıyla açıklaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocukluk Çağı Örselenmesi, Hemşirelik Öğrencileri, Mutluluk, Karma Yöntem

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Selin Söyünmez
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde COVID-19 fobisi ve uyku kalitesi

COVID-19 pandemisiyle birlikte bireylerin yaşamlarını etkileyen birçok değişiklik ortaya çıkmıştır.Pandemide alınan önlemler ile ergenlerin rutinleri bozulmuş ve yaşam tarzları değişmiştir.bu değişim ergenlerin fobik reaksiyonlarına ve uyku kalitelerini etkileyebilir. Bu çalışmada ergenlerin COVID-19 fobisinin uyku kalitesiyle ilişkisini belirlemek amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipe olan bu araştırma Kırşehir'deki devlet liselerinde yapılmıştır. Araştırmanın verileri 20.01.2021-24.02.2021 tarihleri arasında ''Öğrenci Tanıtım Formu'', ''Koronavirüs 19 Fobisi Ölçeği'' ve ''Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi'' kullanılarak toplanmıştır.Araştırma 406 lise öğrencisiyle yapılmıştır. Araştırmaya katılan ergenlerin Pittsburgh Uyku Kalitesi toplam puan ortalaması 5,97±3,53, 'Koronavirüs 19 Fobisi toplam puan ortalaması 46,97±13,59'dur. Ergenlerin %49,5'inin uyku kalitesinin kötü olduğu saptanmıştır. Ergenlerin uyku kaliteleri düşük ve COVID-19 fobileri yüksek bulunmuştur. Akademik başarısını kötü algılayan, geniş aileye sahip olan, anemiye, mide yada bağırsak rahatsızlığına sahip olan, menstruasyon problemi yaşayan, sürekli ilaç kullanan, günlük internet/sosyal medya kullanımı 5 saat ve üzeri olan, hafta içi ve hafta sonu uyku saati 22.00'dan sonra olan, arkadaşlarından biri COVID-19 'a yakalanmış olan, ergenlerin uyku kaliteleri daha kötü bulunmuştur. Mesleki ve teknik anadolu lisesine giden ergenlerin ise uyku kaliteleri daha iyi bulunmuştur. Anne eğitim durumu ve baba eğitim durumu ortaokul olan, 3 ve üzeri kardeş sayısına sahip olan, aile gelir durumu geliri giderinden az olan, spor/egzersiz yapmayan ergenlerin COVID-19 fobileri yüksek bulunmuştur. Ayrıca cinsiyeti kadın olan, COVID-19 sebebiyle kendini stres altında hisseden, COVID-19 sebebiyle hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını düşünen, ergenlerin COVID-19 fobileri yüksek uyku kaliteleri düşük bulunmuştur. Ergenlerin uyku kaliteleri düşük ve COVID-19 fobileri yüksek bulunmuştur. COVID-19 fobisi ve uyku kalitesinin birbirlerini etkilediği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ergen, COVID-19, COVID-19 fobisi, fobi, uyku

COVID 19ErgenlerErgenler+7
Yeşim Zülkar
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetici hemşirelerin profesyonel değerleri

Yönetici hemşirelerin profesyonel değerlerini belirlemek amacı ile tanımlayıcı olarak yapılan bu çalışma, Adana ilinde bulunan iki üniversite ve bir devlet hastanesinde çalışan 98 gönüllü sorumlu hemşire ile yapılmıştır. Çalışmada literatür taranarak geliştirilmiş olan kişisel bilgi formu ile Weis ve Schank tarafından 2000'de geliştirilmiş, Türkçe uyarlaması Orak tarafından 2005'te yapılmış, beşli likert tarzda olan Hemşirelerin Profesyonel Değerleri Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma için gereken tüm izinler ve etik kurul onayı, katılımcılardan sözel onam alınmıştır. Veriler araştırmacı tarafından 15.09.2018-15.01.2019 tarihleri arasında, yüzyüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS Statistics 24 paket programı kullanılmıştır. Verilerin değerlendirmesinde frekans çizelgeleri, tanımlayıcı istatistikler, independent sample-t, ANOVA, Tukey, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H testleri kullanılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 40,09±5,69 yıl olup %93,9'unun kadın, %71,4'ünün lisans mezunu olduğu belirlenmiştir. Katılımcı hemşirelerin profesyonel değerleri ölçeğinin toplam puan ortalama değeri 123,23±18,54 olarak tespit edilmiştir. Çalışmada ölçeğin iç tutarlılık katsayısı 0.91, insan onuru boyutu 0.89, sorumluluk boyutu 0.87, harekete geçme 0.85, güvenlik 0.88 ve otonomi alt boyutu 0.87 bulunmuştur. Sosyo-demografik ve mesleki özellikleri ile profesyonel değerleri arasında yaş hariç herhangi bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Hemşirelerin profesyonel değerleri ölçeğinin insan onuru ile sorumluluk, harekete geçme ve otonomi alt boyutları arasında pozitif yönde, yüksek derecede ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Hemşirelerin profesyonel değerleri ölçeği toplam puanı ile de diğer tüm alt boyutlar arasında pozitif yönde, yüksek derecede ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Hemşirelerin profesyonel değerler ölçeğinden aldıkları puanın yüksek olduğu ve ölçek üzerinde sadece yaşın etkili olduğu tespit edilmiştir.

DeğerlerHemşirelerHemşirelik+5
Merve Keser
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelikte sağlıklı yaşam davranışlarının depresyon üzerine etkisinin incelenmesi

Gebelik, kadının biyopsikososyal açıdan önemli değişimler yaşadığı ve sağlıklı yaşam davranışları ile ruhsal durumun gebelik sonuçlarını doğrudan etkilediği kritik bir dönemdir. Bu bağlamda, gebelikte sağlıklı yaşam davranışları ile depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı gebelikte sağlıklı yaşam davranışları, depresyon belirtileri, etkileyen faktörler ve aralarındaki ilişkinin belirlenmesidir. Çalışma Manisa ilinde bir devlet hastanesinin Non Stress Test Polikliniğine başvuran 373 gebe ile yürütülmüştür. Veriler kadınların tanıtıcı özellikleri soru formu, Gebelikte Sağlıklı Yaşam Davranışları Ölçeği (GSYDÖ) ve Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ile toplanmıştır. Araştırmada GSYDÖ toplam puan ortalaması 116,7±11,1'dir. GSYDÖ toplam puan ortalaması kadınların ve eşlerinin eğitim düzeyi yüksek olan, çekirdek ailede yaşayan, doğum yapmayan ve çocuğu olmayanlarda yüksek belirlenmiştir. Bununla birlikte, beslenmelerine dikkat eden, gebeliğinde egzersiz yapan ve gebelikten önce düzenli jinekolojik muayeneye giden kadınlarda GSYDÖ toplam puan ortalaması yüksektir. Eşi ile ilişkisi çok iyi olduğunu ifade eden kadınların GSYDÖ toplam puan ortalaması istatistiksel anlamlı yüksek bulunmuştur (p<0,05). Araştırmada gebelerin BDÖ puan ortalaması 11,7±6,5 olup, %62,7'sinde minimal düzeyde depresyon bulunmuştur. Çalışmada düşük eğitim düzeyine sahip eşi olan, beş yıl ve üzeri evli olan, eşi ile ilişkisi orta olduğunu ifade eden kadınların BDÖ'nden yüksek puan almışlardır. İstemeyerek gebe kalan, ölü doğum öyküsü olan, gebelikte sağlıkla ilgili eğitim almayan ve gebeliği süresince egzersiz yapmayanların BDÖ puan ortalaması istatistiksel anlamlı olarak yüksektir (p<0,05). Çalışmada kadınların BDÖ puanları ile GSYDÖ puanları arasında negatif ve orta düzeyde korelasyon belirlenmiştir (r=-0,317, p<0,001). Araştırma bulguları sağlıklı yaşam davranışları olan kadınlarda depresyon semptomlarının daha az görüldüğünü göstermektedir. Bu nedenle, bu davranışların antenatal bakımda vurgulanması önem taşımaktadır.

Beck Depresyon ÖlçeğiDepresyonDoğum öncesi+4
Saliha Nur Yeşil Demir
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık alanında eğitim alan üniversite öğrencilerinin üreme sağlığı tutumları ve etki eden faktörlerin incelenmesi

Bu çalışmada sağlık alanında eğitim alan üniversite öğrencilerinin üreme sağlığı tutumları ve etki eden faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu araştırma 1 Şubat 2024 ile 31 Mayıs 2024 tarihleri arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören hemşirelik, ebelik, fizyoterapi ve rehabilitasyon ve sosyal hizmet öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini 1231 öğrenci oluşturmuştur. Veriler öğrencilerin tanıtıcı özellikleri soru formu ve Üreme Sağlığı Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmada Üreme Sağlığı Ölçeği toplam puan ortalaması 155,8±14,0 bulunmuştur. Üreme Sağlığı Ölçeğinin alt boyutları eş (partner) seçimi, koruyucu davranışlar geliştirmedeki değerler, cinsel eşle (partnerle) iletişim, danışma, güven ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmadır. Üreme sağlığı konusunda bilgi alan, anne ve babasıyla bu konuyu konuşan, üreme sağlığı ile ilgili ders alan ve eğitime katılan öğrencilerin Üreme Sağlığı Ölçeği puan ortalaması istatistiksel anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Bu çalışmada öğrencilerin %92,4'ü üniversite eğitiminden önce cinsellik ve üreme sağlığı eğitiminin verilmesini ve üniversitede danışmanlık biriminin olmasını istediğini belirtmiştir. Öğrencilerin üreme sağlığı hizmetleri sunan sağlık profesyonellerinden önyargısız, anlayışlı, güvenilir ve donanımlı profesyoneller olmalarını istedikleri belirlenmiştir.

Adolesanlar
Nurseli Can Çelik Koca
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin sosyal destek algıları ve umut düzeylerinin doğurganlık motivasyonuna etkisi

Hemşirelik mesleği; stresli, yoğun vardiya usulü çalışan ve tatil kavramı diğer mesleklere göre farklılaşan bir meslek grubudur. Çalışma ortamı, koşulları ve şekli nedeniyle çocuk bakımıyla ilgili sorunlar oluşabilmekte, sosyal desteğe ihtiyaçları artmakta ve bu durumun doğurganlık motivasyonlarını etkileyebileceği düşünülmektedir. Tanımlayıcı ve analitik tipteki bu araştırma ile hemşirelerin sosyal destek algıları, umut düzeyleri ve doğurganlık motivasyonlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini bir eğitim ve araştırma hastanesinde çalışan 396 hemşire oluşturmuştur. Araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 216 hemşire, araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma öncesinde Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği ve Kırşehir İl Sağlık Müdürlüğü'nden gerekli izinler ve Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Girişimsel Olmayan Etik Kurulundan etik kurul izni alınmıştır. Veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), Sürekli Umut Ölçeği (SUÖ) ve Çocuk Sahibi Olma Motivasyonları Ölçeği (ÇSOMÖ) ile yüz yüze olarak Şubat-Mart 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Veriler SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiş, verilerin sunulmasında tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu basıklık ve çarpıklık değerleriyle incelenmiş, normal dağılım gösterdiği bulunmuş ve analizlerde Bağımsız T testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Pearson Korelasyon testleri, Çoklu Doğrusal Regresyon analizi ve ileri analizler için Post-Hoc analizler yapılmıştır. Araştırma kapsamına alınan hemşirelerin %69'u kadın, %33,8'i 20-25 yaş aralığında, %54,6'sı evli, %72,7'si lisans mezunu, %65,7'sinin geliri giderine eşittir. Hemşirelerin %98,1'inin annesi sağ, %53,8'i farklı illerde ikamet ediyor ve %64,6'sı annesi ile yakın ilişki içinde olduğu, %86,1'inin babası sağ iken, %59,1'i babasıyla aynı şehirde yaşadığı, %59,6'sı babası ile yakın ilişki içinde olduğu belirlenmiştir. Çalışmaya katılan hemşirelerin çalışma yılına bakıldığında %28,7'si 16 yıl ve üzerinde olduğu bulunmuştur. Hemşirelerin ÇBASDÖ ölçek toplam puan ortalaması 70,01±13,61, SUÖ ölçek toplam puan ortalaması 51,65±7,93, Olumlu ÇSOMÖ alt ölçek toplam puan ortalaması 79,11±20,55, Olumsuz ÇSOMÖ alt ölçek toplam puan ortalaması 39,71±15,24'tür. Hemşirelerin ÇBASDÖ alt ölçek ve ölçek toplam puan ortalamalarında medeni durum, eşin çalışma durumu ve ebeveynlerle ilişki biçiminin; SUÖ alt ölçek ve ölçek toplam puan ortalamalarında yaş ve ekonomik durumun; ÇSOMÖ alt ölçekleri olan Olumlu ÇSOMÖ alt ölçeğinde cinsiyet ve eşin mesleğinin, Olumsuz ÇSOMÖ alt ölçeğinde ise cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi ve eşin çalışma durumunda gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır (p< ,05). ÇBASDÖ ile SUÖ arasında düşük düzeyde (r= ,287), ÇBASDÖ ile Olumlu ÇSOMÖ arasında düşük düzeyde (r= ,264) pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur (p< ,05). ÇBASDÖ değişkeninin Olumlu ÇSOMÖ üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır (t= 3,833, p< ,05). ÇBASDÖ değişkenindeki bir birimlik artış, Olumlu ÇSOMÖ üzerinde 0.399'luk artışa sebep olmaktadır (β= ,399). Olumlu ÇSOMÖ üzerindeki değişimin %7'sini açıklandığı görülmektedir (R^2= ,070). Araştırma bulgularına göre hemşirelerin sosyal destek algıları, umut düzeyleri ve çocuk doğurma motivasyonlarının birbirini düşük düzeyde etkilediği söylenebilir ve ileri düzey araştırmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğurganlık motivasyonu, hemşire, sosyal destek, umut.

Algılanan destekAlgılanan sosyal destekFertilite+5
İbrahim Baykal
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1-12 yaş arası malnütrisyonlu çocuklarda anemi sıklığının retrospektif incelenmesi

Malnütrisyon, bir ya da birden fazla besin maddesinin yetersiz alınımı sonucunda vücut dengesinin bozulması ile karakterize olan bir durumdur. Tüm çocuk ölümlerinin %45'i malnütrisyonla ilişkilidir. Malnütrisyona akut solunum yolu enfeksiyonu, diyare, kızamık, sıtma gibi hastalıklar eşlik ettiği zaman çocuklarda ölüm riskini arttırdığı ortaya çıkmıştır. Malnütrisyonun çocuklar üzerinde; enfeksiyonlar, hipoglisemi, devamlı ya da tekrarlayan diyare, hafif-orta-ağır dehidratasyon, anoksi, kalp yetmezliği, vitamin ya da minarel eksikliği gibi birçok komplikasyonu bulunmaktadır. Bunun yanında en önemli komplikasyonlarından bir tanesi de anemidir. Anemi; hemoglobin, hematokrit ya da eritrosit değerlerinin yaşa göre normal kabul edilen ortalama değerlerinin, 2 standart sapmanın altında olmasıdır. Anemi çocukluk çağı mental ve fiziki gelişimi açısından önemli bir etkiye sahip olduğu için hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için küresel bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırma tanımlayıcı bir araştırma olup 1 - 12 yaş arası malnütrisyonlu çocuklarda anemi sıklığının incelenmesi amacıyla retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları servisinde 31 Mayıs 2018 - 31 Mayıs 2021 tarihleri arasında yatırılarak takip edilen 1-12 yaş arası değişen toplam 450 (%54 erkek, %46 kız) malnütrisyonlu çocuk araştırmaya dahil edilmiştir. Hastalar yaş gruplarına göre 1-2 yaş (12-23 ay), 2-5 yaş (24-59 ay), 5-9 yaş (60-107 ay), 9-12 yaş (108- 143 ay) ve12 yaş (144-156 ay) olmak üzere 5 gruba ayrılmıştır. Olguların malnütrisyon tespitinde hem rölatif tartı hem de Gomez Sınıflaması kullanılmıştır. Hastalar Gomez sınıflamasına göre hafif, orta ve ağır malnütrisyon olmak üzere üç dereceye ayrılmıştır. Bu sınıflandırmada çocuğun yaşa göre ağırlığı %90 ve üzeri ise beslenme durumu normal, %75 - %89 arasında ise hafif malnütrisyon, %60- %74 arasında ise orta malnütrisyon, %60'dan az ise ağır malnütrisyon olarak tespit edilmiştir. Malnütrisyonu tespit edilen çocuklar Dallman Kriterleri'ne göre anemi varlığı yönünden değerlendirilmiştir. Gomez sınıflamasına göre hastaların %87,3 hafif, %10,9 orta ve %1,8 ağır malnütrisyon olarak tespit edilmiştir. Malnütrisyonu tespit edilen hastaların % 28'inde anemi tespit edilmiştir. Hem malnütrisyonu hem anemisi olan hastaların %35.7'sinde DEA, %1,60'ında vitamin B12 eksikliği görülürken folat eksikliği görülmemiştir. Malnütrisyonla beraber görülen aneminin büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu çocukluk döneminde ortaya çıkması çocuk sağlığını olumsuz etkilemektedir. Çocuklarda malnütrisyon tespit edilerek komplikasyonu olan aneminin varlığı yönünden değerlendirilmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Malnütrisyon, nütrisyon, anemi, çocuk

AnemiBeslenmeMalnütrisyon+2
Çiğdem Sapmaz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin COVID-19 pandemi sürecinde algıladıkları stresin gündüz uykululuk durumuna etkisi

Tüm dünyayı ve Türkiye'yi etkisi altına alan COVID-19 pandemisi adölesanlarda endişe, korku ve strese neden olurken pandemi döneminde alınan önlemler adölesanların algıladıkları stres düzeyinin artmasına, uyku problemleri yaşamasına ve gündüz uykululuğuna neden olmaktadır. Bu araştırma Kırşehir il merkezinde bulunan liselerde öğrenim gören adölesanların COVID-19 pandemi sürecinde algıladıkları stresin gündüz uykululuk durumuna etkisini ortaya çıkarmak amacı ile yapılmıştır. Tanımlayıcı türde olan bu araştırma Kırşehir merkezinde bulunan devlet liselerinde 396 öğrenci ile yapılmıştır. Veriler "Tanıtıcı Özelliklere İlişkin Bilgi Formu", "Algılanan Stres Ölçeği" ve "Epworth Uykululuk Ölçeği" kullanılarak 08.11.2021-28.11.2021 tarihleri arasında online ve yüz yüze olarak toplanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin Algılanan Stres Ölçeği toplam puan ortalaması 29,35±7,34, "Epworth Uykululuk Ölçeği" puan ortalaması ise 5,56±4,31 olarak saptanmıştır. Öğrencilerin %17,9'unun gündüz uykululuk problemi yaşadığı belirlenmiştir. Öğrenim görülen lise türü ve kafeinli içecek tüketiminin gündüz uykululuğunu artırdığı ancak algılanan stresi etkilemediği saptanmıştır. COVID-19 aşısı yaptırma durumu, COVID-19'a yakalanma durumu, COVID-19 sebebi ile şüpheli hasta olarak evde veya hastanede karantina uygulaması yapma durumu ve COVID-19 olmaktan korktuğu için uyuyamama durumunun algılanan stres ve gündüz uykululuğu ortalamasını etkilemediği belirlenmiştir. Ekonomik durum algısını kötü-orta düzey olarak belirten ve son zamanlarda etkilendikleri bir olay yaşadıklarını belirten öğrencilerin algıladıkları stresin daha yüksek olduğu ancak gündüz uykululuk durumunun etkilenmediği tespit edilmiştir. Cinsiyeti kız olanların algılanan stres ve gündüz uykululuğu ölçek puanı yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak lise öğrencilerinin COVID-19 pandemi sürecinde algıladıkları stres düzeyi arttıkça gündüz uykululuğunun da arttığı saptanmıştır.

KoronaKorona virüs enfeksiyonlarıKorona virüsler+3
Gözde Tevrat Yıldırım
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuklarının ateş yönetimlerine ilişkin durumlarının incelenmesi

Ateş, vücudun doğal bir savunma mekanizması olmasına rağmen ailelerde endişe ve korkuya sebep olur. Bu araştırmanın amacı; bir il merkezinde yaşayan ebeveynlerin çocuklarının ateş yönetimlerine ilişkin durumlarının incelenmesidir. Araştırma, kesitsel ve tanımlayıcı tiptedir. Araştırmanın örneklemi, %95 güven düzeyi ve %80 güçle 156 olarak hesaplanmış, araştırma kapsamında 167 ebeveyne ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri literatürden yararlanılarak hazırlanan anket formu ve Ebeveyn Ateş Yönetim Ölçeği ile toplanmıştır. Veriler, çevrimiçi ortamda, kartopu örnekleme yöntemi ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan ebeveynlerin %55,1'i anne, %44,9'u üniversite mezunu, %33,5'i memurdur. Ebeveynlerin Ebeveyn Ateş Yönetim Ölçeği ölçek puan ortalaması 32,94±4,9'dur. Ebeveynlerin Ebeveyn Ateş Yönetim Ölçeği ölçek puan ortalaması ile ebeveynin eğitim durumu, mesleği, haneye giren aylık gelir, çocuğun ateş öyküsü, daha önce ateş nedeniyle hastaneye götürme, daha önce ateşe bağlı havale geçirme ve daha önce ateş nedeniyle hastanede yatma durumu ile ebeveynin daha önce ateşli çocuğa yaklaşımla ilgili eğitim alma durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0.05). Araştırmada ebeveynlerin ateş yönetiminde korkulu ve endişeli davrandığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda daha büyük örneklem gruplarında benzer çalışmaların tekrarlanması ve ateş yönetimi konusunda bilgi, tutum, davranış ve farkındalık geliştiren ebeveynlere yönelik eğitim programlarının planlandığı çalışmaların yapılması önerilir. Temmuz 2022, 49 Sayfa. Anahtar Kelimeler: Ateş, Ateşli çocuğa müdahale, Ebeveyn, Hemşirelik.

Ana-babaAteşHemşirelik+2
Gülcan Maraş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir sağlık kuruluşunda doğan bebeklerin emzirilme süreleri ve etkileyen faktörler

Emzirme, bebeklerin hem anatomik ve fizyolojik gelişimine hem de psikolojik gelişimine katkı sağlayan önemli bir beslenme biçimidir. Uluslararası kuruluşlara göre tüm bebekler doğumu takip eden ilk altı ay yalnızca anne sütü ile beslenmeli ve emzirme, iki yaşına değin sürdürülmelidir. Bu araştırmanın amacı, bir sağlık kuruluşunda doğum yapmış annelerin bebeklerini emzirme sürelerinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Araştırma kesitsel tiptedir. Araştırmanın evrenini Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 01.01.2018-31.12.2019 tarihleri arasında doğum yapmış olan 4203 kadın oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, bilgisayar ortamında, 0.2 etki büyüklüğü, %95 güven düzeyi, %80 güçle 200 olarak hesaplanmıştır. Veriler, sağlık kuruluşu kayıtlarından telefon numaraları alındıktan sonra yapılan telefon görüşmeleri yoluyla toplanmıştır. Veriler bilgisayar ortamında; sayı, yüzde, ortalama, ortanca, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis analizleri ile değerlendirilmiştir. Araştırmada annelerin %56.5'inin bebeğini 24 aydan daha kısa süre emzirdiği belirlenmiştir. Annelerin çalışma durumu ile emzirme süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Buna göre çalışmayan annelerin emzirme süresinin daha uzun olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda; emzirmenin sağlıklı biçimde başlatılması ve sürdürülmesi için gebelere emzirme eğitimi ve danışmanlığı verilen çalışmaların planlanması önerilir.

Ana-çocuk sağlığıBebek-yenidoğmuşBebekler+4
Ertuğrul Dağlı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin yenilikçilik özellikleri ile tıbbi yapay zekâ hazırbulunuşlukları arasındaki ilişki ve etkileyen faktörler

Amaç: Bu çalışmanın amacı hemşirelik öğrencilerinin yenilikçilik özellikleri ile tıbbi yapay zekâ hazırbulunuşlukları arasındaki ilişki ve etkileyen faktörlerin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma tanımlayıcı nitelikte bir çalışmadır. Çalışma örneklemini Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde eğitim gören 616 hemşirelik bölümü öğrencisi oluşturdu. Veriler Öğrenci Tanıtım Formu, Bireysel Yenilikçilik Ölçeği ve Tıbbi Yapay Zekâ Hazırbulunuşluk Ölçeği ile toplandı. Verilerin analizinde, sayı, yüzde dağılımı, tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U, Kruskal Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Tıbbi yapay zekâ hazırbulunuşluk ölçeği ortalama puanı 75,77±12,63 ve öğrencilerin tıbbi yapay zekâ hazırbulunuşluk düzeyleri orta düzeyin üzerinde saptandı. Bireysel yenilikçilik ölçeği ortalama puanı 64,23±8,47, öğrencilerin bireysel yenilikçilik düzeylerinin düşük seviyede yer aldığı ve bireysel yenilikçilik ölçeği puanına göre değerlendirildiğinde ise 'kuşkucu' ve 'sorgulayıcı' grupta yer aldıkları saptandı. Öğrencilerin bireysel yenilikçilik ölçeği sınıflandırılmasına göre, %35,5'inin sorgulayıcılar ve kuşkucular, %18,6'sının gelenekçiler, %8,9'unun öncüler, %1,5'inin ise yenilikçiler grubunda yer aldıkları belirlendi. Öğrencilerin bireysel yenilikçilik sınıflaması ile tıbbi yapay zekâ hazırbulunuşluk ölçeği ortalama puanı arasında anlamlı fark olduğu bulundu (p <0,05). Sonuç: Öğrencilerin tıbbi yapay zekâ hazırbulunuşluk düzeylerinin orta düzeyin üzerinde olduğu, bireysel yenilikçilik düzeylerinin düşük seviyede yer aldığı ve bireysel yenilikçilik ölçeği puanına göre değerlendirildiğinde ise düşük düzeyde yenilikçiler, yüksek düzeyde sorgulayıcılar ve kuşkucular grubunda yer aldığı saptandı. Bireysel yenilikçilik ölçeği ile tıbbi yapay zekâ hazırbulunuşluk ölçeği arasında pozitif yönde zayıf korelasyon olduğu bulundu. Anahtar Kelimeler: Hazırbulunuşluk, hemşirelik, öğrenci, yapay zekâ, yenilikçilik

Özlem Öztürk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuğu yoğun bakım ünitesinde yatan ebeveynlerin depresyon, anksiyete ve stres düzeyleri

Çocuğun hastalanarak yoğun bakım ünitesine yatması ebeveynlerin çocuğun sağlığıyla ilgili kaygı yaşaması ile birlikte günlük rutinlerini ve rollerini yerine getirmede zorlanmalarına ve bu süreçte duygusal olarak yıpranmalarına yol açabilmektedir. Tanımlayıcı türde yapılan bu araştırma ile çocuğu yoğun bakım ünitesinde yatan ebeveynlerin stres, anksiyete ve depresyon düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi'nde yatan çocukların ebeveynleri oluşturmuştur (n= 152). Veriler, Çocuk ve Ebeveyn Bilgi Formu ve Depresyon-Anksiyete- Stres Ölçeği-21 kullanılarak, 04.12.2021-15.05.2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Cronbach Alfa, Kolmogrow Smirnow, Mann Whitney U, Kruskal Wallis H ve Pearson Korelasyon testi ile ileri analizler için Bonferroni testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamdaki ebeveynlerin stres puan ortalaması 5,78±3,78, anksiyete puan ortalaması 5,56±3,84 ve depresyon puan ortalaması ise 6,64±3,85'tir. Ebeveynlerin anksiyete düzeyinin uğraş ve yakınlık durumuna göre; depresyon düzeyinin ise gelir durumu ve hastanede kaldıkları yere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık yarattığı tespit edilmiştir (p<0,05). Bu araştırma sonucunda çocuğu yoğun bakım ünitesinde yatan ebeveynlerin hafif düzeyde anksiyete ve depresyon yaşadıkları söylenebilir. Bu sonuçlar ışığında hemşirelerin yoğun bakım ünitesinde tedavi edilen çocuklar kadar, ebeveynlerini de kapsayan aile merkezli bütüncül bakım sunması önerilebilir.

Ana-babaAnksiyeteDepresyon+4
Duygu Aktaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin çevre bilinci ve iklim anksiyetesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Amaç: Hemşirelerin çevre bilinci ve iklim anksiyetesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Ağustos 2024- Kasım 2024 tarihleri arasında bir devlet hastanesinde çalışmakta olan dahil edilme kriterlerine uyan toplam 302 hemşire ile yüz yüze görüşmeyle yapılan anket verilerine dayanmaktadır. Tanımlayıcı tipte ilişki arayıcı bir çalışmadır. Veri toplama aracı: Sosyodemografik form, Hemşirelik Çevre Bilinci Ölçeği ve İklim Anksiyetesi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde, demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Veriler normal dağılım gösterdiğinden bağımsız gruplarda t testi, tek yönlü varyans analizi; ayrıca pearson korelasyon analizi ve çoklu regresyon modeli kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %85,1'i kadın, %74,5'i evli olup; %88,7'si çevre konusunda eğitim almamıştır. Çevre Bilinci-Hemşirelik Farkındalık Ölçeği sağlıkla ilişkisi alt boyutunda, 40 yaş üzeri hemşirelerin puan ortalamalarının yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.05). Kadın olanların ve çevre eğitimi alanların Çevre Bilinci – Hemşirelerin Mesleki Ekolojik Davranış Ölçeği davranış alt boyutu puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Çevre eğitimi alan hemşirelerin Çevre Bilinci - Hemşirelerin Mesleki Ekolojik Davranış Ölçeği davranış alt boyutu puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). İklim Değişikliği Anksiyetesi Ölçeği ile Çevre Bilinci ölçeği davranış ve zorluk alt boyutları arasında düşük düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur (sırasıyla r =0,23, p<0.01; r= 0,149, p<0.05; r= 0,194 p<0.05). Sonuç: Hemşirelerin çevre bilinci ve iklim anksiyetesi arasındaki ilişkinin düşük düzeyde ve anlamlı olduğu bulunmuştur. Katılımcılardan 40 yaş üstü kadın hemşirelerin iklim değişikliği anksiyetesinin yüksek olduğu; meslekte çalışma yılının artmasıyla çevre duyarlılığının arttığı gözlenmiştir. Hemşirelerin 40 yaş üstü ve evli olanlarının, mevcut çevre bilinçlerini sağlık sistemiyle ilişkilendirebildikleri bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Çevre Bilinci, İklim Değişikliği Anksiyetesi, Sürdürülebilirlik, İklim Değişikliği

Rabia Türkmen Bayar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Uyku apneli hastalarda uyku kalitesi ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırma uyku apne problemi olan hastaların uyku kaliteleri ile yaşam kalitelerini karşılaştırmak amacıyla uygulanmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışma kesitsel tipte, tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Çalışma evreni uyku bölümüne kabul edilen 123 hastadan oluşmaktadır. Hastalara sosyodemografik form, Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi, EUROHIS-QOL Yaşam Kalitesi formu doldurulmuştur. Analizlerde test tekniklerinden bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans testi ve Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Ayrıca istatistiksel olarak anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılanların 34'ü kadın (%27,6), 89'u erkek(%72,4) hastadan oluşmaktadır. Katılımcıların sosyodemografik bilgilerine ilişkin bulgular incelendiğinde çoğunluğunun erkek olduğu, 41-60 yaş arasında olduğu, evli olduğu, ilkokul mezunu olduğu belirlenirken meslek açısından ise işçi, memur, serbest çalışma, emekli ve ev hanımının dağılımı birbirine yakındır. Katılımcıların çoğunluğu alkol kullanmadığını, geceleri terlemediğini, sigara kullandıklarını, uyku atakları geçirdiklerini, uykuya dalmada zorluk çektiklerini, gece boyu uyandıklarını, sabah erken kalktıklarını ve uyku apnesi yaşadıklarını ifade etmiştir. Sonuç: Katılımcıların yaşam ve uyku kaliteleri arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik olarak yapılan analizde Puki ile yaşam kalitesi arasında istatistiksel olarak negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0.01). Buna göre Puki skoru arttıkça yaşam kalitesi azalmaktadır. Dolayısıyla uyku kalitesi azaldıkça yaşam kalitesi de azalmaktadır. Anahtar kelimeler: Uyku Apnesi, Uyku Kalitesi, Yaşam Kalitesi, CPAP

Pittsburg uyku kalitesi ölçeği
Pelin Keskin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi hemşirelerinde afet deneyiminin merhamet yoğunluğu, hayatın anlamı ve mesleğe yönelik tutumlarına etkisi

Amaç: Bu çalışma, cerrahi hemşirelerinin afet deneyimlerinin, merhamet yorgunluğu, hayatın anlamı ve mesleğe yönelik tutumları üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla planlandı. Gereç Yöntem: Tanımlayıcı ve fenomonolojik tipte olan araştırma, Kasım 2023- Kasım 2024 tarihleri arasında Manisa Şehir Hastanesi, Merkez Efendi Devlet Hastanesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yürütüldü. Araştırmanın evrenini bu hastanelerin cerrahi birimlerde çalışan hemşireler (N=400), örneklemini ise, araştırmaya katılmayı kabul eden ve dahil edilme kriterlerine uyan n= 240 hemşire oluşturdu. Tüm hemşirelere; Hemşire Bilgi Formu, Merhamet Yorgunluğu Kısa Ölçeği, Hayatın Anlamı ve Amacı Ölçeği, Mesleğe Yönelik Tutumları Ölçekleri uygulandı. Deprem bölgesine gönüllü giden cerrahi hemşirelere (n=60) ise bunlara ek olarak yarı yapılandırılmış hazırlanan "Afet Bölgesinde Çalışmaya Yönelik Deneyimler" soru formu uygulandı. Veri analizinde SPSS 21.00 paket programı kullanılarak sayı yüzde, parametrik- non parametrik ve korelasyon analizleri yapıldı. Hemşirelerin afet deneyimine yönelik görüşleri ise nitel veri analiz yöntemi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Hemşirelerin Merhamet Yorgunluğu Kısa Ölçeği ortalama puanı 54,33±21,92 Hayatın Anlam ve Amacı Ölçeği ortalama puanı 67,87±9,10 ve Hemşirelik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği ortalama puanı 159,53±14,80 olarak saptandı. Araştırma, n=60, deprem bölgesine giden ve n= 180 gitmeyen hemşirelerden oluştu. Deprem bölgesine giden afet deneyimi yaşayan hemşirelerin Merhamet Yorgunluğu Kısa Ölçeği ortalama puanı 52,41±22,23, Hayatın Anlam ve Amacı Ölçeği ortalama puanı 69,18±9,53 ve Hemşirelik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği ortalama puanı 161,21±14,08 saptandı. Hemşirelerin afet deneyimi ile hayatın anlam ve amacı alt boyutu ortalama puanı arasında anlamlı fark olduğu belirlendi (p<0,05). Sonuç: Araştırmadan elde edilen sonuçlar; hemşirelerin afet deneyimlerinin hayatın anlamına dair algılarını değiştirdiğini, merhamet yorgunluğunu ve mesleğe yönelik tutumlarını etkilemediğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Afet Deneyimi, Merhamet Yorgunluğu, Mesleki Tutumlar, Cerrahi Hemşireler, Hayatın Anlam ve Amacı

Ahmet Kılıç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyni şizofreni hastası olan bireylerin çocukluk çağı deneyimleri: Fenomenolojik bir çalışma

Ruhsal hastalıklar arasında şizofreni, karmaşık doğası nedeniyle önemli bir yere sahiptir. Ebeveyni şizofreni hastası olan çocukların hayatı çok boyutlu olarak değişmekte, çocuğun sosyal, fiziksel ve duygusal gelişimi üzerinde olumsuz etkileri olmakta ve bu durum hem çocukluk çağında hem de yetişkinlik döneminde ruhsal bozuklukların oluşma riskini arttırmaktadır. Araştırma ebeveyni şizofreni hastası olan bireylerin çocukluk çağı deneyimlerini incelemek amacıyla nitel araştırma deseni olan fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini araştırmaya katılamaya kabul eden ve dahil edilme kriterlerine uyan 26 katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada veri toplamada araştırmacılar tarafından hazırlanan "Tanıtıcı Özellikler Soru Formu" ve "Yarı Yapılandırılmış Derinlemesine Bireysel Görüşme Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinin tamamlanmasının ardından tema ve alt temalar oluşturulmuştur. Yapılan derinlemesine görüşmelerin ardından," Şizofreni Hakkındaki Görüşler, Şizofren Bir Ebeveynle Büyümek, Çocukluk Çağı Deneyimleri, Nasıl Baş Ettim, Yarım Kalan Hayaller, Yetişkinliğe Yansımaları" olarak altı tema ve 31 alt tema belirlenmiştir. Bu nitel araştırma sonucunda ebeveyni şizofreni hastası olan çocukların katılımcıların ihmal, istismar, depresyon, çocuk işçiliği, damgalanma ve yalnızlık gibi fiziksel, ruhsal, ekonomik ve sosyal yönlerden bir çok zorlukların bulunduğu çocukluk çağı deneyimleri edindikleri ve bu zorlukların yetişkinlik dönemine de yansıdığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çocukluk çağı, deneyim, şizofreni ebeveyn

Ana-babaDeneyimPsikiyatrik hastalar+4
Nermin Kılıç
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Parapleji hastalarının kendi kendine uyguladıkları temiz aralıklı kateterizasyona ilişkin uygulamalarının belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı parapleji tanılı hastaların TAK uygulamasına yönelik uygulamalarını belirlemektir. Tanımlayıcı tipte olan araştırma, Ekim 2021-Nisan 2022 tarihleri aralığında Kozaklı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi'nde yatmakta olan parapleji tanılı kendi kendine TAK uygulayan, 18 yaş ve üzerinde olan hastalarda gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak literatür doğrultusunda hazırlanan soru formu kullanılmıştır. Veri toplama, yüz yüze görüşerek gerçekleştirilmiştir. Hazırlanan anket soruları, 06-09.10.2021 tarihlerinde hastanede yatmakta olan parapleji tanılı TAK uygulayan bireylere uygulanarak araştırmanın ön uygulaması yapılmıştır. Bu uygulama sonrasında soruların anlaşılırlığı ve etkinliği test edilmiştir. Uygulama sonucunda bireyler tarafından aynı anlamda algılanmayan, açık olmayan, güç anlaşılan soru ifadeleri değiştirilmiş ve anket formu düzenlenerek uygulamaya hazır hale getirilmiştir. Sonraki aşamada ise; güncellenen anket formu ile araştırma kapsamındaki bireylerle çalışma yapılmıştır. Araştırmada kullanılan anket, beş bölümden oluşmaktadır. Toplamda 39 soru bulunmaktadır. Anket formunu, bireylerin tanıtıcı ve TAK kullanımına ilişkin özellikleri ile TAK'a ilişkin işlem öncesi, esnası ve sonrası basamaklara yönelik uygulamalarını belirleyecek olan sorular oluşturmaktadır. Araştırmaya örneklem grubu olan 145 kişi katılmıştır. Elde edilen veriler frekans, yüzde, ortalama, standart sapma analizleri yapılarak değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında yer alan örneklem; araştırmaya katılmayı kabul eden, üst ekstremitesini kullanabilen, en az okuryazar olan hastalardan oluşmaktadır. Hastaların yaş ortalamaları 36.43±13.29'dur. TAK uygulama süresleri minimum 3 ay, maximum 20 yıldır. Bir günde TAK uygulama sayısı 1-8 arasındadır. TAK numaralarında en çok; kadınlar Hydrophilic Catheter (CH) 12/20cm, erkekler CH 14/40cm olan kateterleri tercih etmektedir. Hastaların hepsi hidrofilik kateter tipini kullanmaktadır. Kateter ilerletilme mesafesi çoğunluk tarafından, kateterin tamamı girene kadar gerçekleştirilmektedir. Aynı kateterle birden fazla TAK uygulayan hasta sayısı azımsanmayacak düzeydedir. İdrar torbası kullanımı, idrar boşaltma kabına oranla daha çok tercih edilmektedir. İşlem öncesi ve sonrası basamaklarda mesane dolgunluk kontrolü büyük çoğunluk tarafından yapılmamaktadır. Düzenli el yıkama oranları düşük olmakla birlikte, işlem öncesine kıyasla işlem sonrası el yıkama oranı daha yüksektir. İşlem esnasında genital bölge temizliği çoğunluk tarafından düzenli olarak sağlanamazken, işlem sonrasında genital bölge temizliğini sağlayanların da yeterli düzeyde olmadığı belirlenmiştir. Anormal durum tespitinde sağlık çalışanlarına haber verme durumu çoğunluk tarafından düzenli olarak sağlanmamaktadır. Parapleji tanılı TAK uygulayan hastaların işlem öncesi, esnası ve sonrası basamaklarına yönelik uygulamaları belirlenmiş olup, yeterli düzeyde bilgi sahibi olmadıkları sonucuna varılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda; parapleji tanılı TAK uygulayan hastalara hastanede yatış süreleri boyunca işlem basamaklarına ilişkin eğitimlerin planlanması, TAK uygulamasında işlem basamaklarına dair yeterlilik düzeyinin belirlenmesine yönelik ölçeklerin geliştirilmesi, hemşirelerin TAK'a ilişkin bilgi düzeylerine bakılarak yapılabilecek çalışmalar önerilmektedir.

HemşirelikHemşirelik bakımıKateterizasyon+2
Muteber Yağmuroğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Medikal onkoloji servisinde yatan meme kanserli hastalarda kulak tıkacı ve göz maskesi kullanımının uyku kalitesine etkisi

Medikal Onkoloji Servisinde Yatan Meme Kanserli Hastalarda Kulak Tıkacı ve Göz Maskesi Kullanımının Uyku Kalitesine Etkisi Uyku kalitesi, kişinin dinlenmiş ve yeni güne hazır oluşunu ifade etmektedir. Hastanede yatarak tedavi gören hastaların uyku kalitesi gürültü ve ışık gibi çevresel faktörler nedeniyle etkilenmektedir. Bu çalışma, medikal onkoloji servisinde yatan meme kanserli hastalarda kulak tıkacı ve göz maskesi kullanımının uyku kalitesine etkisinin araştırılması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yarı-deneysel olan araştırma Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi Medikal Onkoloji Servislerinde yatarak tedavi gören 30 hasta ile yapılmış olup araştırmanın verileri; "Bilgi Formu", "Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi" ve "Vizüel Analog Skala" kullanılarak toplanmıştır. Araştırma için Çukurova Üniversitesi Etik Kurul ve Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi'nden gerekli izinler alınmıştır. Verilerin istatiksel analizinde SPSS 24 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kulak tıkacı ve göz maskesi kullanımının, VAS memnuniyet puanına göre uyku kalitesini olumlu olarak etkilediği, öznel uyku kalitesi, uyku latensi ve PUKİ toplam puanının medeni duruma göre farklılık gösterdiği, uyku latensinin ve gündüz işlev bozukluğunun eğitim düzeyine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan hastaların %70,0'i evli, %76,7'si çocuk sahibi, %36,7'si ortaöğretim mezunu ve yaş ortalamaları 49,77±14,03 olarak belirlenmiştir. Hastaların %46,7'sinin 5 yıldan fazla süredir hastalığının olduğu, %60,0'ının 3.evre meme kanseri, %44,0'ünün kemoterapi aldığı, %53,3'ünün 3 gün ve daha fazla süredir hastanede yattığı, %53,3'nün iki kişilik odada kaldığı, %25,8'nin hastane ortamında sık sık uyandığı, %30,4'ünün hastanenin fiziki koşullarından dolayı uyku düzeninin bozulduğu ve PUKİ toplam puan ortalamalarının 10,7 ± 3,21 olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda hastane ortamında gürültü ve ışık nedeniyle uyku problemi yaşayan hastalarda kulak tıkacı ve göz maskesinden yararlanılabileceği düşünülmektedir.

Kanser hastalarıKulak tıkacıMaskeler+6
Yasemin Çiçek Öztürk
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelikte yaşanan semptomların kadınların günlük yaşam aktiviteleri ve uyku kalitesine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı gebelikte yaşanan semptomların kadınların günlük yaşam aktiviteleri ve uyku kalitesine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu çalışma 2022 yılında İzmir ilinde bir özel hastanenin Nonstress test Polikliniği'ne başvuran 310 gebe ile yürütülmüştür. Veriler kadınların tanıtıcı özellikleri soru formu, Gebelik Semptom Envanteri ve Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi ile toplanmıştır. Araştırmada gebelerin son bir ayda yaşadıkları semptomlar (GSE 1. bölüm) ve semptomların günlük yaşam aktivitelerini kısıtlama (GSE 2. bölüm) puan ortalaması sırasıyla 24,5±11,2 ve 50,9±6,2' dir. GSE 1. ve GSE 2. bölüm puan ortalaması ilköğretim mezunu gebelerde üniversite mezunu olanlara göre, GSE 2. bölüm puan ortancası obez grupta fazla kilolu gruba göre, GSE 1. ve 2. bölüm puan ortancası günde ortalama 9 saat ve üzeri uyuyan kadınlarda diğer grupta olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Obez gebelerin uyku bozukluğu puan ortancası normal kilolu gebelere göre istatistiksel anlamlı olarak yüksektir. PUKİ toplam puan ortalaması 9,6±3,2 (min:2 maks:17) saptanmıştır. Öznel uyku kalitesi puan ortancası eşi ilköğretim ve üniversite mezunu olanlarda, alışılmış uyku etkinliği eşi üniversite mezunu olanlarda ve gündüz işlev bozukluğu eşi lise mezunu olan gebelerde istatistiksel anlamlı olarak yüksek saptanmıştır. PUKİ toplam puan ortancası kafein tüketenlerde ve ölü doğum öyküsü olanlarda yüksek belirlenmiştir. Gebelerin son bir ayda yaşadığı semptomların uyku kalitesini zayıf düzeyde etkilediği, alışılmış uyku etkinliği ile uyku bozukluğu puan ortalaması arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.

Kevser Karagöz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hipotiroidizmli bireylerin hastalığa uyumları ve fiziksel aktivite engelleririnin belirlenmesi

Amaç: Araştırmanın amacı hipotiroidizmli bireylerin hastalığa uyumları ve fiziksel aktivite engellerinin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışma tanımlayıcı-kesitsel türde bir araştırma olarak yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Manisa'da bir ilçe devlet hastanesinin Dahiliye Polikliniği'ne bir yılda ayaktan başvuran yaklaşık 3000 hipotiroidizmli birey oluşturmaktadır. Örneklemi ise, çalışmanın yürütüldüğü tarihler arasında polikliniğe başvuran ve örnekleme dahil edilme kriterlerini karşılayan 344 hipotiroidizmli bireyden oluşmuştur. Araştırmada veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, Kronik Hastalığa Uyum Ölçeği ve Fiziksel Aktivite Engelleri Ölçeği ile yüz yüze elde edilmiştir. Çalışmanın yürütülmesi için etik kurul onayı, kurum izni ve bireysel onam alınmış; tüm aşamalarda Helsinki Bildirgesi ilkelerine uyulmuştur. İstatistiksel verilerin analizi için IBM SPSS Statistics 27.00 paket programı kullanılmış; tanımlayıcı istatistikler, normal dağılım analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H Testi, ileri analiz için Bonforenni Testi, değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için Spearman Korelasyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hipotiroidizmli bireylerin yaş ortalaması 50,79±15,17 (Min-Max: 18-84 yaş)'dir. Katılımcıların %89,5'inin kadın, %90,1'inin evli, %57,3'ünün ilköğretim mezunu olduğu; %42,7'sinin 11 yıldan uzun süredir hipotiroidizm hastası olduğu, %84,9'unun ilaç kullandığı, %57,3'ünün başka bir kronik hastalığının bulunduğu bulunmuştur. Kronik Hastalığa Uyum Ölçeği toplam puan ortalaması 71,16± 11,80 (Min-Max:33-112) ve Fiziksel Aktivite Engelleri Ölçeği toplam puan ortalaması 53,80±14,45 (Min-Max :21-105)'dir. Kronik Hastalığa Uyum Ölçeği toplam puanı ve Fiziksel Aktivite Engelleri Ölçeği toplam puanı ile arasında negatif yönlü zayıf düzeyde ilişki olduğu saptanmıştır (s=−0,192, p<0,001). Sonuç: Hipotiroidizmli bireylerin kronik hastalığa uyum düzeyleri ve fiziksel aktivite engel düzeyleri orta düzeyde bir eğilim göstermektedir. Fiziksel aktivite engelleri azaldıkça kronik hastalığa uyumun arttığı belirlenmiştir. Bu bulgular ışığında, hipotiroidizmli bireylerin fiziksel aktiviteye katılımını artırmaya yönelik bireysel engellere yönelik stratejiler ve uyumlarını destekleyici programların geliştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Hipotiroidizm, Kronik Hastalık, Uyum, Fiziksel Aktivite, Fiziksel Aktivite Engelleri

Fiziksel aktiviteHalk sağlığı hemşireliğiHasta uyumu+1
Leyla Carık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin kültürel farkındalık ve kültürlerarası duyarlılık düzeylerinin incelenmesi

Hemşirelik öğrencilerinin farklı kültürlere sahip sağlıklı/hasta bireylere bakım verirken farklı kültürlerden gelen öğrenci arkadaşları ve yurtdışında farklı kültürlerde tanıştıkları insanlar ile iletişim kurarken belli düzeyde kültürel farkındalık ve kültürlerarası duyarlılıklara sahip olması gerekir. Ayrıca öğrencilik yıllarından itibaren hemşirelik öğrencilerinin kültürel farkındalık ve kültürlerarası duyarlılık düzeyleri belirlenirse hemşirelik eğitimi bu doğrultuda şekillenebilir. Bu doğrultuda yapılan bu araştırmanın amacı, hemşirelik öğrencilerinin kültürel farkındalık ve kültürlerarası duyarlılık düzeylerini belirlemektir. Tanımlayıcı nitelikteki bu araştırma, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde okuyan 616 hemşirelik öğrencisi üzerinde yapılmıştır. Araştırma verileri; Tanıtıcı Özellikler Formu, Kültürlerarası Farkındalık Ölçeği (KFÖ) ve Kültürlerarası Duyarlılık Ölçeği (KDÖ) ile toplanmıştır. Veriler toplanmadan önce çalışmanın yapıldığı kurumdan kurum izni, etik kurul izni ve öğrencilerden onam alınmıştır. Veriler; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, cronbach alfa katsayısı, Kolmogrow Smirnow ve Shapiro Wilk testi, bağımsız gruplarda t testi, One Way ANOVA ve pearson korelasyon analizleriyle değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin çoğunun kadın (%66.4), Türkiye Cumhuriyeti uyruğuna mensup (%93.5), 1. Sınıf (%31.7), 21-25 yaş aralığında (%53.1), bekar olduğu (%96.9), gelirinin giderini karşıladığı (%55), en uzun süre İç Anadolu bölgesinde yaşadığı (%43.5), il merkezinde oturduğu (%56.5), Türkçe dışında yabancı dil bilmediği (%66.9), yurt dışında bulunmadığı (%90.6) ve yurt dışında çalışmak istediği (%60.4) belirlenmiştir. Öğrencilerin çoğunun kültürlerarası hemşirelik kavramını bildiği (%74.3), yabancı uyruklu arkadaşlarının var olduğu (%70.3), onlarla iletişim kurma isteğine sahip oldukları (%84.9), herhangi bir sağlık kuruluşunda staj yapmış (%68.3), stajlarda yabancı uyruklu hastalarda iletişim kurma (%81.7) ve onlara hemşirelik bakımı hizmeti sunma isteğine sahip olduğu (%73.4) belirlenmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin kültürel farkındalık düzeyleri (33.42±4.90) çok yüksek olmamakla birlikte orta düzeyin üzerindedir. Kadınların, Türkiye Cumhuriyeti'ne mensup olanların, son sınıf öğrencilerinin, yaşı daha genç olanların, boşanmış/ayrı yaşayan bireylerin, Marmara bölgesinde yaşayanların, ilçede oturanların ve yurt dışında çalışmak isteyenlerin diğer gruplara göre KFÖ puan ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Bu çalışmadaki öğrencilerin kültürlerarası duyarlılık düzeyleri (84.14±8.00) çok yüksek olmamakla birlikte orta düzeyin üzerinde bulunmuştur. Kadınların, Türkiye Cumhuriyeti uyruğuna mensup olanların, son sınıfların, yaşı büyük ve gelir durumu fazla olanların, ilçede oturan öğrencilerin kültürel duyarlılık düzeyleri diğerlerine göre daha yüksektir. Öğrencilerin kültürel farkındalık ile kültürlerarası duyarlılık arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin kültürel farkındalık düzeyleri arttıkça kültürlerarası duyarlılıklarının da arttığı saptanmıştır. Bu doğrultuda; hemşirelik bölümü müfredatlarında 1. sınıftan itibaren bu kavramların açıklandığı dersler, ders konularının daha fazla yer alması, öğrencilerin yabancı uyruklu öğrencilerle daha fazla bir araya gelmelerini, çalışma ve projeler yapmalarını sağlamaları için Mevlâna ve Erasmus gibi programlardan daha fazla yararlanması konusunda destek olunmalıdır. Ayrıca öğrencilerin kültürel farkındalık ve kültürlerarası duyarlılık düzeyleri düzenli aralıklarla ölçülmeli, bu konuya yönelik nitel ve müdahale araştırmaları yapılabilir. Anahtar kelimeler: Kültürel farkındalık, kültürlerarası duyarlılık, öğrenci hemşire, kültür.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Noor Kheder Abbas Abbas
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin problem çözme yeteneklerine güven düzeylerinin, iş tatmini ve örgütsel bağlılıkları üzerine etkisi

Sağlık profesyonellerinin etkili, güven verici ve kaliteli uygulamalar yapabilmeleri, uygulamalarında ortaya çıkan sorunlara uygun çözümler bulabilmeleri ve bakım kalitesini artırabilmeleri için problem çözme becerilerine sahip olmaları ve bu becerileri geliştirmeye çaba göstermeleri kritik öneme sahiptir. Araştırma hemşirelerin problem çözme yeteneklerine olan güvenlerinin, iş tatmini ve örgütsel bağlılıkları üzerine etkilerini belirlemeyi ve bu değişkenlerin birbirleri arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılmasını amaçlayan tanımlayıcı ve ilişki arayıcı modeldedir. Araştırmanın evreni Kırşehir merkezindeki bir özel hastanede görev yapan, araştırmaya katılmayı kabul eden ve dahil edilme kriterlerine uyan hemşireler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri tanıtıcı bilgi formu, Kişilerarası Problem Çözme, İş Doyumu ve Örgütsel Bağlılık ölçekleri ile toplanmıştır. Araştırmada hemşirelerin problem çözme yeteneklerine olan güvenleri ile iş doyumu ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi araştırmak için Yapısal Eşitlik Modeli analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Kişiler Arası Problem Çözme değişkeninin, Örgütsel Bağlılık (γ= 0,82) ve İş Doyumu (γ= 0,89) değişkenleri üzerinde yüksek düzeyde etkisinin olduğu saptanmıştır. Çalışmanın sonunda hemşirelerin problem çözme yetkinliklerini, iş tatminlerini ve örgütsel bağlılıklarını artırabilecek hizmet içi eğitimler, uygulamalar ve farklı çalışmalara yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Hemşire, örgütsel bağlılık, iş tatmini, problem çözme.

BağlılıkGüvenHemşireler+4
Omar Abed Alı Alah Alı Alah
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

GROW modeline dayalı koçlukla desteklenen oryantasyon programının hemşirelerde işten ayrılma niyeti, örgütsel bağlılık ve performans düzeyine etkisi

Amaç: Bu çalışma, GROW modeline dayalı koçlukla desteklenen oryantasyon programının hemşirelerde işten ayrılma niyeti, örgütsel bağlılık düzeyi ve performans düzeyine etkisinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Gereç yöntem: Girişim ve kontrol gruplu yarı deneysel olarak Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Mart 2023-Ocak 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada hemşirelerle görüşmeler yapılarak koçluk öncesi hazırlık oryantasyon eğitimi konuları belirlendi. Kuruma yeni başlayan hemşirelerden 35 deney, 35 kontrol grubu çalışmaya alındı. Hem kontrol hem girişim grubunda oryantasyon eğitimine başlamadan önce Bilgi Formu ve Uyum Performans Ölçeği uygulandı. Her iki gruptaki hemşirelerin üç ay sonra tanımlayıcı verileri, İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği, Örgütsel Bağlılık Ölçeği ve Çalışan Performans Ölçeği uygulanarak toplandı. Girişim grubu hemşirelerine koçluk destekli oryantasyon eğitimi, yüzyüze koçluk seansı ve telefon görüşmesi yapıldı. Veri analizinde, tanımlayıcı istatistikler, ki-kare testi, normal dağılmayan verilerde, Mann Whitney U testi yapıldı. Sosyodemografik özelliklerle ölçek puan ortalamaları arasında Sperman Korelasyonuna bakıldı. Ölçeklerin Cronbach alfa değerleri hesaplandı. Bulgular: Çalışan Performans Ölçeği puan ortalaması girişim grubu hemşirelerde kontrol grubu hemşirelere göre anlamlı düzeyde yüksekti (p<0,05). İşten Ayrılma Niyeti ve Örgüte Bağlılık Ölçeği puan ortalamalarında gruplar arasında fark yoktu (p>0,05). Sonuç: GROW Modeline dayalı koçluk destekli oryantasyon eğitiminin hemşirelerde çalışan performansını olumlu etkilediği saptandı. Hemşirelerin oryantasyonunda koçluk destekli eğitimlerin verilmesi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Hemşire, koçluk, çalışan performansı, örgütsel bağlılık, işten ayrılma

Emine Sarıoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinde sosyal medya kullanımının sağlık davranışlarına etkisi

Ergenlerin sosyal medya kullanımı son on yılda önemli ölçüde artmıştır. Günlük hayatta sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte, ergenlerin sağlık davranışları da değişebilmektedir. Bu araştırma, Ortaokul öğrencilerinde sosyal medya kullanımının sağlık davranışlarına eksini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı türde yapılmıştır. Araştırmanın verileri 15.11.2023-25.12.2023 tarihleri arasında ''Öğrenci Tanıtım Formu'', "Sosyal Ağların Gerçekliğinin Ergenlerin Sağlık Davranışlarının Üzerindeki Etkisi Ölçeği'' kullanılarak toplanmıştır. Araştırma 169 Ortaokul öğrencisiyle yapılmıştır. Veriler yüz yüze toplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin %50.3'ü kadın, %50.3'ü 16-18 yaş aralığında, %57,4'ünün ortalama ekonomik düzeyde olduğu, %59.8'inin sosyal medya ağını kullanmaya ilgi duyduğu, %70'inin sosyal medyaya erişim için cep telefonu kullandığı ve %30.8'inin Facebook kullandığı belirlenmiştir. Sosyal ağların gerçeklik anketinin ergen sağlığı davranışlarına etkisi ölçeği genel puanı 88.76 ± 19.57 olarak bulunmuştur. Alt ölçeklerin puan ortalamaları karşılaştırıldığında en yüksek puan ortalamasının (42.66 ± 11.83) fiziksel sağlık alt boyutunda elde edilirken, en düşük puan ortalamasının (13.28 ± 2.88) cinsel sağlık alt boyutunda elde edildiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin ölçek genel puan değerlendirmesine göre sağlık davranışlarının (%59.2) orta derecede etkilendiği belirlenmiştir. Öğrencilerin cinsiyeti, yaşı, ekonomik durumu, kullandığı cihazlar, sosyal medya ağını kullanmaya yönelik ilgi, sosyal medya uygulamaları kullanımları ve sosyal paylaşım sitelerinin etkisi arasında anlamlı bir etki olduğunu göstermiştir (p<0.05). Sonuç olarak sosyal medya kullanımının öğrencilerin fiziksel, psikolojik ve cinsel sağlıklarını etkilediği bulunmuştur.

Ibtıhal Noorı Abed
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğanda Hepatit-B aşısı sırasında uygulanan nazik insan dokunuşu, kanguru bakımı ve emzirmenin ağrı düzeyi, ağlama süresi ve fizyolojik parametrelere etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Bu çalışmanın Nazik İnsan Dokunuşu (Gentle Human Touch-GHT), Kanguru Bakımı (Ten Tene Temas) ve Emzirme yöntemlerinin yenidoğanlarda uygulanan Hepatit-B aşısı öncesinde, sırasında ve sonrasında ağrı, ağlama süresi ve fizyolojik parametreler üzerindeki etkilerini incelemeyi ve bu yöntemlerin etkinliğini karşılaştırmayı amaçlanmaktadır. Bu çalışmada etik kurul, kurum izni ve ebeveyn onamı alınmıştır. Çalışma Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde randomize kontrollü deneysel bir tasarımla yürütülmüştür. Nazik İnsan Dokunuşu (n=40), Kanguru Bakımı (n=40) ve Emzirme grubu (n=40) olmak üzere üç gruba ayrılmıştır ve gruplara alınan bebekler gestasyon yaşı ve doğum kilosu değişkenleri benzer şekilde seçilmiştir (p >0,05). Gestasyon yaşı 38-42 hafta, doğum kilosu 2000 gram ve üzeri olan 120 sağlıklı yenidoğan dâhil edilmiştir. Veriler anne ve bebeklere ilişkin tanıtıcı bilgi formu, NIPS, kalp tepe atımı, oksijen satürasyonu ve ağlama süresi zamanı ölçülerek toplanmıştır. Hepatit-B aşısı uygulaması sırasında yenidoğanlara Nazik İnsan Dokunuşu ve Emzirme toplanda 5 dakika s ile süre uygulanmıştır. Aşı uygulaması öncesinde, sırasında ve sonrasında NIPS ağrı skoru, ağlama süresi ve fizyolojik değişimler ölçülmüş, gruplar arasındaki farklar Shapiro-Wilk normallik testi, Kruskal-Wallis testi, Tek Yönlü ANOVA, Tukey HSD testi ve Ki-kare testi gibi istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Müdahale sırasında ve sonrasında NIPS skorları, ağlama süresi ve kalp tepe atımı açısından gruplar arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,05). Nazik İnsan Dokunuşu uygulanan yenidoğanlarda müdahale sırasında NIPS skoru en düşük (5,55 ± 0,90), ağlama süresi en kısa (0,09 ± 0,02), kalp tepe atımı en stabil (150,48 ± 13,51) ve oksijen satürasyonu en yüksek (96,73 ± 1,21) olarak ölçülmüştür. Kanguru Bakımı grubunda ise müdahale sırasında NIPS skoru 6,35 ± 0,73, ağlama süresi 0,14 ± 0,03 , kalp tepe atımı 159,23 ± 13,81 ve oksijen satürasyonu 95,55 ± 1,43 olarak bulunmuştur. Emzirme grubunda müdahale sırasında NIPS skoru en yüksek (6,83 ± 0,44), ağlama süresi en uzun (0,19 ± 0,03), kalp tepe atımı en yüksek (168,33 ± 14,18 ) ve oksijen satürasyonu en düşük (95,45 ± 1,13) olarak bulunmuştur. Bulgular, Nazik İnsan Dokunuşu uygulanmasının yenidoğanlarda aşı kaynaklı ağrıyı azaltmada en etkili farmakolojik olmayan müdahale olarak belirlenmiştir. Bu nedenle, sağlık çalışanları ve hemşirelerin farmakolojik olmayan ağrı yönetimi stratejilerini klinik uygulamalara entegre etmeleri önerilmektedir.

EmzirmeHepatit BKanguru bakımı+1
Derya Yıldırım
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gürültünün genel cerrahi yoğun bakım ünitesinde yatan hastaların yaşam bulguları ve kaygı düzeyleri üzerine etkisinin incelenmesi

Gürültü, belirgin bir yapısı olmayan, kişiyi bedensel veya psikolojik olarak etkileyebilen rahatsız edici seslerdir. Özellikle yoğun bakımlar için gürültü önemli bir sorundur. Bu araştırma GCYBÜ'nde yatan hastalarda gürültünün yaşam bulguları ve kaygı düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı olarak yapılan araştırmanın örneklemini, T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneler Kurumu Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi GCYBÜ'nde yatmakta olan, araştırma kriterlerine uyan ve katılmayı kabul eden, güç analizi yapılarak belirlenen 77 hasta oluşturmuştur. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Araştırmaya başlamadan önce Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu ve Adana İli Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliğinden izinler alınmıştır. Verilerin toplanmasında hastaların tanıtıcı özelliklerini içeren 'Hasta Tanıtım Formu', hastaların kaygı düzeylerini ölçen 'Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği', hastaların ağrı düzeylerini belirleyen 'Visual Analog Skala' ve hastaların yaşam bulguları ve gürültü düzeyi ölçüm kayıtlarının yer aldığı 'Yaşam Bulguları ve Ses Seviyesi Ölçüm Formları' kullanılmıştır. Hastaların yaşamsal bulgularını ölçmede hasta başı monitörlerden ve timpanik termometreden faydalanılmış, ses seviyesi ölçer kullanılarak ortamın gürültü düzeyi kaydedilmiştir. Araştırma sonucunda ortalama gürültü düzeyleri saat 09.00'da 54.1±3.4 dB, saat 15.00'da 53.9±3.9 dB, saat 21.00'da 53.6±5.0 dB ve 03.00'da 51.7±4.5 dB olarak ölçülmüştür. Bu ölçümler DSÖ' nün önerdiği değerin üstündedir. GCYBÜ'de monitör sesleri gürültüye neden olan faktörler arasında birinci sıradadır. Gürültü ile sürekli/durumluk kaygı, sistolik/diastolik basınç, nabız, solunum, vücut ısısı arasında anlamlı (p ˃ 0.05) korelasyon bulunmamıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda hastanelerde gürültü ölçümlerinin yapılmasına ve gürültü düzeylerinin uluslararası değerlere göre düzenlenmesine, gürültüye neden olan faktörlerin en aza indirilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Gürültü, hemşire, kaygı, yaşam bulguları, yoğun bakım

AnksiyeteGenel cerrahiGürültü+5
Serap Güngör
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üriner inkontinansı olan kadınların konfor düzeyi ve öz bakım gücünün belirlenmesi

Bu çalışma, üriner inkontinansı olan kadınların konfor düzeyi ve özbakım gücünün belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel yapılan çalışma, Şubat 2016- Nisan 2018 tarihleri arasında, Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kadın Doğum Servisinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kadın Doğum Servisinde yatan, üriner inkontinans tanısı alan kadınlar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini Kadın Doğum servisinde yatan, henüz üriner inkontinans sebebiyle cerrahi operasyon geçirmemiş, 18 yaş ve üzerinde, iletişim güçlüğü ve mental yetersizliği olmayan, Türkçe bilen ve araştırmaya katılmayı kabul eden 124 kadın oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", ''Üriner İnkontinans & Sıklık Konfor Skalası'' ve ''Özbakım Gücü Ölçeği'' kullanılmıştır. Veriler, yüzyüze görüşülerek toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizleri SPSS Windows version 24.0 paket programında yapılmıştır. Üriner inkontinansı olan kadınların Üriner İnkontinans & Sıklık Konfor Skalası toplam puan ortalaması 3,35±0,59 ve Öz Bakım Gücü Ölçeği toplam puan ortalaması 88,09±14,59 olarak saptanmıştır. Kadınların idrar kaçırma çeşidi, idrar kaçırma süresi ve idrar kaçırma sıklığı ile Üriner İnkontinans & Sıklık Konfor Skalası puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). İdrar kaçırma süresi ve idrar kaçırma sıklığı ile Öz Bakım Gücü Ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Üriner İnkontinans & Sıklık Konfor Skalası ile Öz Bakım Gücü Ölçeği arasında, istatistiksel olarak pozitif yönde orta şiddette anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,479 P=0,001). Araştırmada üriner inkontinansı olan kadınların konforlarının orta düzeyde olduğu ve öz bakımlarını gerçekleştirmede bağımsız ve yeterli oldukları belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Konfor, Özbakım, Üriner İnkontinans

GaziantepKadınlarKonfor+2
Meltem Oyman
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ameliyathane çalışanlarının hasta güvenliğine ilişkin tutumlarının incelenmesi

Ameliyathaneler hastanelerin en karmaşık çalışma ortamlarından biridir. Ameliyathanelerde sağlık bakımında standardizasyonu sağlamak için hasta güvenliği unsurlarının yerine getirilmesi son derece önemlidir. Bu araştırma, ameliyathane çalışanlarının hasta güvenliği tutumlarının incelenmesi amacı ile yürütülmüştür. Araştırma Şubat 2017-Ekim 2017 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi ve Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi merkezi ameliyathane çalışanları ile tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılmıştır. Çalışmanın evrenini ameliyathane birimi sağlık çalışanları oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeyerek, tüm evrene ulaşılması hedeflenmiştir. Araştırmaya katılmayı kabul eden ve kriterlere uyan 254 kişiye ulaşılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak, çalışanların tanıtıcı özelliklerini belirleyen Kişisel Bilgi Formu ve ameliyathane çalışanlarının hasta güvenliğine ilişkin tutumlarını değerlendirmek için Güvenlik Tutumları Ölçeği (GTÖ) (Ameliyathane Versiyonu) kullanıldı.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 20 paket program kullanılmıştır. Sonuçlar % 95 güven aralığında, p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirildi. Çalışanların GTÖ puan ortalamaları incelendiğinde; toplam puan ortalamaları 49,58±12,67; ekip işbirliği alt boyut puan ortalamaları 58,52±13,63; iş memnuniyeti alt boyut puan ortalamaları 59,82±22,41; yönetimle ilgili düşünceler alt boyut puan ortalamaları 44,35±22,99; güvenli ortam alt boyut puan ortalamaları 50,97±15,21; çalışma koşulları alt boyut puan ortalamaları 51,35±25,01; stres düzeyinin belirlenmesi alt boyut puan ortalamaları 36,83±16,14 olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, ameliyathane çalışanlarında hasta güvenliği tutumları orta seviyede bulunmuştur. Hasta güvenliği tutumunun iyileştirilmesi için gerekli eğitimlerin verilmesi ve farkındalıklarının arttırılması önerilmektedir.

Ameliyathane hemşireliğiAmeliyathane teknisyenleriAmeliyathaneler+4
Birgül Belgin
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2018
00