Mersin University
Discipline

Business Administration

Mersin University

13,130

Archived Theses

34

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Kozmetik sektöründe dürtüsel satın alma davranışını etkileyen faktörlerin ürün sınıfına aşinalığın düzenleyici etkisi kapsamında incelenmesi

Kozmetik sektöründe dürtüsel satın alma davranışını etkileyen faktörlere bakıldığında, tüketicilerin anlık kararlar verirken veya ihtiyaçları olmamasına rağmen ürün satın alırken göz önünde bir çok faktör bulunmaktadır. Araştırmada bu faktörler, pazarlama ve tüketici davranışları açısından incelendi; Tüketicilerin dürtüsel satın alma davranışını tetikleyen önemli uyarıcılardan biri, dışsal uyarıcılardır. Örneğin, mağaza içi promosyonlar, indirimler, tüketicilerin aniden ürün satın alma isteği uyandırabilir. Kozmetik mağazalarının iç mekan tasarımı, aydınlatma, müzik ve kokular gibi unsurlar, tüketicilerin satın alma kararlarını etkileyebilir. Bazen de içsel uyarıcılar etkili olabilir. Tüketiciler, arkadaşlarının veya aile üyelerinin etkisi altında olabilirler. Başkalarının önerileri veya onayı, dürtüsel satın alma davranışlarını tetikleyebilir. Tüketicilerin belirli bir kozmetik markasına olan bağlılığı, dürtüsel satın alma davranışını tetikleyebilir. Kozmetik firmalarının reklam kampanyaları ve hızlı tüketim fırsatları, tüketicilerin anlık kararlar vermelerini kolaylaştırabilir. Tüketicilerin ruh hali, dürtüsel satın alma davranışlarını etkileyebilir. Bu çalışmada dürtüsel satın alma davranışını etkileyen; marka değeri, fiyat bilinci, mağaza düzeyindeki promosyonlar, mağaza atmosferi, hedonik tüketim, normatif etkiler gibi faktörlerin doğrudan etkileri incelenmiştir. Bununla birlikte ürün sınıfına aşinalık faktörünün dürtüsel satın alma davranışı üzerine düzenleyici rolünün olup olmadığı araştırılmıştır. Bu kapsamda literatür taraması sonucunda belirlenen ölçekler ile anket formu oluşturulmuştur. 550 adet anlamlı veri analiz edilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda nicel araştırma tasarımından yararlanılmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerini sınıflandırabilmek için tanımlayıcı analizler ve araştırmada Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) çeşitlerinden olan ve karmaşık modelleri analiz edebilen En Küçük Kareler Yöntemi (PLS-YEM) kullanılmıştır. Marka değeri, fiyat bilinci, mağaza düzeyindeki promosyonlar, hedonik tüketim, normatif etkiler ölçeklerinin dürtüsel satın alma davranışına doğrudan etkisi desteklenirken, mağaza atmosferi değişkeninin dürtüsel satın alma davranışına etkisi desteklenmemiştir. Bunun yanında marka değeri, fiyat bilinci, normatif etkiler'in dürtüsel satın alma davranışına olan etkisinde ürün sınıfına aşinalığın düzenleyici etkisi desteklenirken, mağaza düzeyindeki promosyonlar, hedonik tüketim, mağaza atmosferi değişkenlerinin dürtüsel satın alma davranışına olan etkisinde ürün sınıfına aşinalığın düzenleyici etkisi desteklenmemiştir.

Onur Karaaslan
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Otantik liderlik ve etkileşimsel adaletin psikolojik performans üzerine etkileri: Yönetsel öz-yeterliliğin aracı rolü

Küresel ölçekte değişen pazar ve çevre koşullarında yiyecek-içecek işletmeleri ve çalışanların her türlü hizmet ve üretim sunumunda rekabetçi avantaj elde edebilmeleri için önemli kaynaklardan biri de psikolojik performans olmaktadır. Ancak turizmde önemli paydaşlardan biri olan yiyecek-içecek işletmelerinde psikolojik performansı etkileyen faktörleri inceleyen sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Literatürde bu eksikliği gidermeye odaklanan çalışmanın amacı, otantik liderlik ve etkileşimsel adaletin psikolojik performans üzerine etkilerini ortaya koymak ve bu etkilerde yönetsel öz-yeterliliğin aracı rolü oynayıp oynamadığını saptamaktır. Araştırma örneklemini, Nevşehir ili ve ilçelerinde faaliyet gösteren yiyecek-içecek işletme çalışanları oluşturmaktadır (n=357). Bu çalışmanın verileri Walumbwa ve diğerleri (2008) tarafından tasarlanan otantik liderlik, Niehoff ve Moorman (1993) tarafından geliştirilen etkileşim adaleti, Van Vianen (1999) tarafından geliştirilen yönetsel öz-yeterlilik ve Lehr (1986) tarafından tasarlanan psikolojik performans ölçeklerinden oluşan bir anket vasıtasıyla elde edilmiştir. Araştırmanın model ve hipotezlerini test etmek için Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yardımıyla ölçüm modeli oluşturulduktan sonra Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre otantik liderliğin psikolojik performansı pozitif ama anlamlı olmayan şekilde etkilediği belirlenmiştir. Buna karşın hem etkileşim adaletinin hem de yönetsel öz-yeterliliğin psikolojik performansı pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği gözlenmiştir. Ayrıca etkileşim adaletinin yönetsel öz-yeterliliği pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği ortaya konmuştur. Öte yandan yönetsel öz-yeterlilik otantik liderlik ile psikolojik performans arasındaki ilişkiye aracılık etmektedir. Ancak yönetsel öz-yeterlilik, etkileşimsel adalet ile psikolojik performans ilişkisinde aracı rolü oynamamaktadır.

Etkileşimsel adaletLiderlikOtantik liderlik+6
Hatice Yılar
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Paradoksal lider davranışı ve farklı proaktif davranışların role dayalı performans üzerindeki etkileri: Algılanan motivasyon ikliminin aracı rolü

Rekabetçi koşullar ve çağın getirdiği karmaşıklık liderlerin bir takım çelişkili durumlar ve gerginliklerle karşılaşmalarına neden olmuştur. Bu karmaşık ortamlarda çelişkilerin ve gerginliklerin nasıl yönetilmesi gerektiği, çalışanların proaktif davranmaya nasıl teşvik edileceği gibi konular ile liderlere büyük sorumluluklar yüklenmektedir. Bu çalışmanın amacı, paradoksal lider davranışı ve farklı proaktif davranışların, role dayalı performans üzerindeki etkilerinin incelenerek, bu etkiye algılanan motivasyon ikliminin nasıl aracılık ettiğinin belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemini Kayseri ili imalat sanayinde faaliyet gösteren işletme çalışanları oluşturmaktadır (n=693). Veriler, Zhang vd. (2015)'nin tasarladığı paradoksal liderlik ölçeği, Wu vd. (2018) tarafından tasarlanan proaktif davranış ölçeği, Nerstad vd. (2013) tarafından tasarlanan algılanan motivasyon iklim ölçeği ve Welbourne vd. (1998)'nin tasarladığı role dayalı performans ölçeğinden oluşan bir anket yardımıyla elde edilmiştir. Araştırmanın model ve hipotezlerini test etmek için doğrulayıcı faktör analizi ile ölçüm modeli oluşturulduktan sonra yapısal eşitlik modellemesi yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre paradoksal liderliğin role dayalı performans üzerinde negatif ve anlamlı etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Buna karşın proaktif davranışlardan sadece inisiyatif alma ve özerkliğin role dayalı performansı pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca algılanan motivasyon ikliminin role dayalı performans üzerinde pozitif ve anlamlı etkiye sahip olduğu ortaya konmuştur. Öte yandan algılanan motivasyon ikliminin paradoksal liderlik ile role dayalı performans ilişkisinde aracı etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte algılanan motivasyon ikliminin sadece farklı proaktif davranışlardan inisiyatif alma ve özerklik ile role dayalı performans arasındaki ilişkide aracı etkiye sahip olduğu gözlenmiştir. Ayrıca hem paradoksal liderliğin hem de proaktif davranışın boyutlarından biri olan inisiyatif alma ve özerkliğin algılanan motivasyon iklimini negatif ve anlamlı şekilde etkilediği saptanmıştır. Son olarak çalışmaya ilişkin bazı çıkarımlarda bulunulmuş ve çalışmanın kısıtları olduğu belirtilmiş; imalat sanayi çalışanlarına ve gelecekte araştırma yapacaklara bazı önerilerde bulunulmuştur.

LiderlikMotivasyonMotivasyonel iklim+5
Burcu Maraşlıoğlu
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Katılımcı yönetim anlayışının bireysel yaratıcılık üzerindeki etkisi: Türkiye İş Kurumu örneği

Günümüzde örgütler, hızla gelişen teknoloji, artan rekabet ortamı ve değişen tüketici tercihlerinin bulunduğu küresel pazarlarda hizmet vermektedirler. Bu nedenle örgütler, insan faktörünün önemli bir unsur olduğunu fark ederek, çalışanların yönetimde söz sahibi olmasını ve yönetime katılımını sağlayarak bireysel yaratıcılıklarını artırmaya yönelik uygulamalara yönelmektedirler. Bununla birlikte alan yazınında katılımcı yönetim anlayışının bireysel yaratıcılık üzerindeki etkilerini inceleyen yeterli sayıda araştırmaya rastlanmamaktadır. Kamu kurum ve kuruluşlarında bu konuda bazı görgül çalışmalar olmasına karşın Türkiye İş Kurumu özelinde de bu konuyu ele alan araştırmaya rastlanmamaktadır. Bu çalışma alandaki bulgu eksikliğini gidermek için, katılımcı yönetim anlayışının bireysel yaratıcılığı nasıl ve ne yönde etkilediğini ortaya koymaya odaklanmaktadır. Araştırmanın evrenini, Türkiye İş Kurumu çalışanları oluşturmaktadır (n=8882). Araştırmada veriler, Gümüşlüoğlu ve İlsev (2007) tarafından Zhou ve George'in (2001) yaratıcılık ölçeğinden uyarlanan 13 maddelik ölçek ve Öğretici (2006) tarafından tasarlanan katılımcı yönetim ölçeğini kapsayan bir anket formuyla toplanmıştır. Araştırmanın model ve hipotezlerini test etmek maksadıyla toplanan veriler, SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) istatistik programı kullanılarak; korelasyon, basit regresyon ve çoklu regresyon analizlerine tabi tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda; katılımcı yönetim ve katılımcı yönetimin alt boyutları olan, vizyon belirleme, çalışma gruplarının oluşturulması, karar alma, çalışanların eğitimi, yaratıcı ortam, motive, değişim ve iletişimin, bireysel yaratıcılık davranışı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir etkiye sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Son olarak bu araştırmanın bazı sınırlılıklarına yer verilmiş, bu çalışmadaki tespitlerden yola çıkarak yöneticilere ve kuruluşlara yönelik bazı öneriler sunulmuş ve gelecekte konu ile ilgili araştırmacılara yönelik bazı önerilere yer verilmiştir.

YaratıcılıkYönetime katılmaÖlçekler+1
Şaban Selim Belada
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal risk kültürünün oluşturulmasında iç denetimin rolü: Türkiye örneği

Gelişen teknoloji, küresel krizler ve doğal afetler gibi faktörler nedeniyle işletmeler, çeşitli risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Olumsuz sonuçları önceden tahmin edip, bu risklere karşı uygun önlemleri almak ve etkin bir şekilde yönetmek, işletmelerin sürdürülebilirliği ve başarısı için son derece kritik bir öneme sahiptir. Bu durum, işletmeleri kurumsal risk kültürü kavramını geliştirmeye zorlamıştır. Böylelikle işletmeler risklerini daha kolay yönetebilmiş hatta öngörülen risklerden fayda sağlayabilir bir konuma gelmişlerdir. Riskleri yönetemeyen işletmeler ise ömürlerini tamamlamak zorunda kalmışlardır. Bu gerçeği görebilen işletmeler, kurumsal risk kültürünü oluşturmakta ve bu süreçte iç denetim birimi ile ortak faaliyet yürütmektedirler. Ancak kurumsal risk yönetimi faaliyetlerinin işletme kültürüne dönüştürülmesi günümüzde oldukça az sayıda işletme tarafından uygulanmakta ve sürecin oluşturulma aşamaları tam olarak bilinmemektedir. Benzer şekilde, iç denetimin kurumsal risk kültürünün oluşturulmasında ne şekilde rol oynayacağı tam olarak belirlenmemiştir. Bu nedenle, bu çalışmada kurumsal risk kültürünün oluşturulmasında iç denetimin rolünü belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, BIST 100 işletmelerinden 15 İşletmeyle yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak veriler elde edilmiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda, kurumsal risk yönetimi faaliyetlerinin tüm işletmede bir kültüre dönüşüm sürecinde iç denetim biriminin önemli faaliyetleri olduğu tespit edilmiştir. İç denetim birimi, risk yöneticisine risklerin belirlenmesinde yardımcı olmakta, risk değerlendirmesi yapmakta ve özellikle riskin işletme çapında tanıtılması için eğitimler vermektedir. Ayrıca, bu dönüşüm sürecinde risk kararlarının uygulanmasında da iç denetim aktif bir rol üstlenmektedir. Bu bağlamda, kurumsal risk kültürü oluşturulmadan önce, kurumsal risk kültürünün fiilen oluşturulma sürecinde ve kurumsal risk kültürü oluşturulduktan sonra iç denetim birimi risk yöneticisiyle birlikte iş birliği yapmaktadır. Sonuç olarak, kurumsal risk kültürü oluşturmak isteyen işletmeler, bu süreç için ön hazırlık yapmalı ve işletmenin içinde bulunduğu piyasa ve kurumsal yapıyı değerlendirerek riskleri belirlemeli ve tüm çalışanlara iç denetim tarafından eğitim verilmelidir. Eğitimler zaman zaman tekrarlanmalı ve çalışanların risk yönetimi konusundaki bilinci arttırılmalıdır. Risk kültürünün fiilen oluşturulma sürecinde iç denetim, sistemin hatalarını en aza indirmek için sürekli danışmanlık faaliyeti yürütmelidir. Dönüşüm süreci tamamlandıktan sonra ise sürecin düzgün ilerlediğine ve gerekli düzeltmelerin yapıldığına dair güvence hizmeti vermelidir. Anahtar Kelimeler: Risk, Kültür, İç Denetim, Risk Kültürü, Risk Yönetimi, Kurumsal Risk Kültürü, Kurumsal Risk Yönetimi, Örgüt Kültürü, Örgüt Kültürü Dönüşümü

Nurten Örgün
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik güvenlik ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide psikolojik iyi oluşun aracılık rolü: Nevşehir ili konaklama işletmelerinde bir araştırma

Bu çalışma, psikolojik güvenlik ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide psikolojik iyi oluşun aracılık rolünün Nevşehir ilinde yer alan T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı konaklama işletmelerinde araştırılması üzerinedir. Araştırma, Nevşehir ilinde yer alan konaklama işletmelerinde çalışan kişilere yönelik psikolojik güvenlik ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide psikolojik iyi oluşun aracılık rolünü ortaya koymayı amaçlamasından dolayı nedensel ve açıklayıcı niteliktedir. Araştırmanın örnekleminin oluşturan 425 katılımcıdan demografik özellikleri, Psikolojik Güvenlik Ölçeği, İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği aracılığıyla veriler toplanarak, elde edilen veriler SPSS 22 programı dahilinde analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistiklerden sonra hipotez testlerine ilişkin korelasyon, basit regresyon ve hiyerarşik regresyon analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda psikolojik güvenlik ile işten ayrılma niyeti arasında anlamsız ve negatif yönlü; psikolojik iyi oluş ile psikolojik güvenlik arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca psikolojik güvenlik ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide psikolojik iyi oluşun aracı role sahip olmadığı saptanmıştır. Bu çalışmanın örgütsel davranış literatürüne ve psikolojik güvenlik ortamının öncelikli olacağı bir kurumun oluşturulmasında yöneticilere önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Konaklama işletmeleriOtel personeliOteller+5
Ebru Uzel
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dayanıklılığın, duygusal emek üzerindeki etkisinde kişi-iş uyumu ve işe adanmışlığın aracılık rolü: Nevşehir'de balonculuk sektöründe bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, Nevşehir'deki sıcak hava balonculuğu sektörü çalışanlarının psikolojik dayanıklılıkları ile duygusal emek düzeyleri arasındaki ilişkide, kişi-iş uyumu ve işe adanmışlığın seri aracılık rolünün bulunup bulunmadığını tespit etmektir. Çalışma, Nevşehir'deki çekirdek Kapadokya şeklinde tabir edilen bölgedeki sıcak hava balonculuğu sektöründe faaliyet gösteren işletmelerdeki 261çalışandan yüz yüze anket tekniği ile toplanan verilerin analiz edilmesi ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, AMOS ve SPSS PROCESS Makro ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, sektör çalışanlarının dayanıklılık ve kişi-iş uyumu ve işe adanmışlık düzeyleri yüksek bulunmuştur. Duygusal emeğin boyutlarından; doğal davranma ve derinden rol yapmanın yüksek, fakat yüzeysel rol yapmanın orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Dayanıklılık ile duygusal emek arasındaki ilişkide, kişi-iş uyumu ve işe adanmışlığın seri aracılık rolünü belirlemek amacıyla yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre; dayanıklılığın duygusal emeğin boyutlarından derinden rol yapma ve doğal duygular üzerindeki etkisinde kişi-iş uyumu ve işe adanmışlığın seri aracılık rolünün bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak dayanıklılığın duygusal emeğin boyutlarından yüzeysel rol yapma üzerindeki etkisinde kişi-iş uyumu ve işe adanmışlığın seri aracılık rolüne ilişkin kurulan modelin anlamsız olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Dayanıklılık, Duygusal Emek, Kişi-İş Uyumu, İşe Adanmışlık, Yüzeysel Rol Yapma, Derinden Rol Yapma, Doğal Davranış

Nazlıcan Turan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

E-ticaret yöntemi ile faaliyet gösteren firmalarda tedarik zinciri için blockchain teknolojisi uygulaması ve seçimi: Bulanık çok kriterli karar verme yöntemleri ile bir uygulama

Günümüzde teknolojinin gelişmesi ve internet kullanımının hızla artmasıyla birlikte, insanların istek ve ihtiyaçlarını karşılama şekilleri de değişmektedir. Geleneksel alışveriş yöntemlerinin yerine çevrimiçi alışveriş yöntemi daha sık tercih edilen bir yöntem haline gelmiştir. İnsanların bu alışveriş yöntemini tercih etmelerinin başlıca nedeni, ürünlere 7/24 erişebilme, inceleme ve satın alma imkânına sahip olmalarıdır. Çevrimiçi alışveriş yöntemlerinin en sık kullanılanı elektronik ticaret (e-ticaret) olarak kabul edilmektedir. E-ticaret firmalarının en önemli sorunlarından biri, tedarik zincirinde yaşanan aksaklıkların müşteri memnuniyetsizliğine kadar etkilerinin olmasıdır. E-ticaret yöntemiyle müşterilere ürünlerin istenilen zamanda ve istenilen mekâna ulaşması gerekmektedir. Tedarik zincirinde güvenlik, şeffaflık ve hızın sağlanabilmesi için blokzincir teknolojisinin kullanılabileceği düşünülmektedir. Blokzincir, oldukça yeni bir teknoloji olmasına rağmen çeşitli alanlarda büyük avantajlar sunabileceği düşünülmektedir ve giderek daha popüler bir kavram haline gelmektedir. Blokzincir teknolojisinin özellikle tedarik zincirinde güvenlik açıklarını azaltma potansiyeli ve şeffaflık sağlama yeteneği, ürün ve hizmet süreçlerinin takip edilmesini kolaylaştırarak tedarik zincirinde önemli bir rol oynayabileceği görülmektedir. Bu çalışmada Türkiye' de en sık kullanılan ve her biri farklı sektörde faaliyet gösteren dört e-ticaret firmasının uzmanları ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, e-ticaret firmaları için en uygun blokzincir teknolojisinin seçimi ve uygulamasının incelenmesi amacıyla bütünleşik BWM-bulanık VIKOR ve bütünleşik bulanık AHP-bulanık VIKOR yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan 6 ana kriter ve toplamda 22 alt kriterin önem ağırlıklarını belirlemek amacıyla iki ayrı yöntem kullanılmıştır. Bu nedenle uzmanlardan aynı kriterler için iki farklı değerlendirme yapmaları istenmiştir. BWM ve bulanık AHP yönteminde kullanılan matrislerin ve ölçeklerin farklı olması kriterlerin önem ağırlıklarında farklılıklar ortaya koymuştur. Bulunan iki ayrı önem ağırlıkları bulanık VIKOR yöntemine dahil edilerek çalışmanın alternatiflerinin sıralaması elde edilmiştir. Sonuç olarak iki ayrı yöntem ile hesaplanan kriter ağırlıklarının dâhil edildiği iki ayrı bulanık VIKOR sonucunda da alternatiflerin sıralamasının aynı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bulanık VIKOR sonuçlarına göre alternatif sıralaması A1(kriptografi teknolojisi), A3(akıllı sözleşmeler), A2(dağıtık defter teknolojisi), A4(konsensus algoritması) şeklindedir. Analiz sonuçları değerlendirilerek, firmalara ve bu konu üzerine yapılacak çalışmalara yönelik bazı öneriler sunulmuştur.

Analitik hiyerarşi süreciBlok zinciri sistemiBulanık analitik hiyerarşi süreci+5
Aycan Kama
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Psikolojik personel güçlendirme ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide psikolojik sermayenin aracı rolü: Otel işletmelerinde bir araştırma

Bu araştırmanın amacı psikolojik sermayenin psikolojik personel güçlendirme ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide aracı rolünü analiz etmektir. Araştırmanın örneklemini Nevşehir ilinde faaliyet gösteren otel işletmeleri çalışanları oluşturmaktadır. Araştırma bulgularına göre psikolojik personel güçlendirmenin psikolojik iyi oluş üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde psikolojik personel güçlendirmenin özerklik ve etki boyutlarının da psikolojik iyi oluş üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Ancak psikolojik personel güçlendirmenin anlamlılık ve yeterlilik boyutlarının psikolojik iyi oluş üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadıgi ortaya konulmuştur. Diger yandan psikolojik personel güçlendirmenin psikolojik sermaye üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde psikolojik sermayenin de psikolojik iyi oluş üzerinde pozitif yönlü anlamlı etkiye sahip olduğu ortaya konulmuştur. Son olarak psikolojik sermayeyinin, psikolojik personel güçlendirme ile psikolojik iyi ooluş arasındaki ilişkide aracı rolü oynadığı tespit edilmiştir.

Barış İbrahim Dilek
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel çeviklik ve kurumsal sosyal medyanın örgüt yanlısı etik olmayan davranışlar üzerindeki etkisi; gelenekselliğin düzenleyici rolü

Bu çalışmanın amacı örgütsel çeviklik ve kurumsal sosyal medyanın, örgüt yanlısı etik olmayan davranışlar üzerindeki etkilerini ortaya koymak ve bu değişkenler arasındaki ilişkide gelenekselliğin düzenleyici rolü oynayıp oynamadığını tespit etmektir. Araştırmanın örneklemini İstanbul Sanayi Odasının her yıl belirlediği Türkiyenin en büyük ilk 500 Sanayi şirketlerinde çalışmakta olan yöneticiler oluşturmaktadır (n = 500). Bu çalışmada veriler Chen (2012) tarafından geliştirilen Örgütsel Çeviklik Ölçeği, Cai ve diğerleri (2018) tarafından tasarlanan Kurumsal Sosyal Medya Ölçeği, Umpress ve diğerleri (2010) tarafından geliştirilen Örgüt Yanlısı Etik Olmayan Davranışlar Ölçeği ve Thanissaro (2018) tarafından tasarlanan Geleneksellik Ölçeğinden oluşan bir anket yardımıyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler kısmi en küçük kareler yöntemi varyans temelli yapısal eşitlik modellemesi (KEKK-YEM) yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; örgütsel çevikliğin, örgüt yanlısı etik olmayan davranışlar üzerinde negatif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın kurumsal sosyal medyanın örgüt yanlısı etik olmayan davranışlar üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca gelenekselliğin, örgütsel çeviklik ile örgüt yanlısı etik olmayan davranışlar arasındaki ilişkide düzenleyici rolü oynamadığı gözlemlenmezken, yüksek geleneksellik düzeyine sahip yöneticilerin, kurumsal sosyal medya kullanımlarının artmasıyla örgüt yanlısı etik olmayan davranışlar sergiledikleri tespit edilmiştir. Bu sebeple gelenekselliğin, kurumsal sosyal medya ve örgüt yanlısı etik olmayan davranışlar arasında arttırıcı ve düzenleyici bir rolü olduğu belirlenmiştir. Son olarak araştırmanın bazı kısıtlarının bulunduğu vurgulandıktan sonra, hem şirket yöneticilerine ve çalışanlarına konu ile ilişkili araştırma bulgularına dayalı olarak bazı önerilerde bulunulmuş, hem de gelecekte benzer konularda yapılacak araştırmalara ilişkin öneriler sunulmuştur.

Tarık Karamolla
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Konaklama işletmelerinde psikolojik ayrıcalık ve iş yerindeki negatif dedikodunun ön büro personelinin bağlamsal performansı üzerine etkileri

Negatif iş yeri dedikoduları üzerine yapılan önceki çalışmalar dedikodunun hedef kişilerin pozisyonundan ve kişilik özelliklerinden kaynaklanabilecek farklılıkları ihmal etmiştir. Bu yüzden bu çalışma sosyal bilgi işleme teorisine dayanarak yöneticiler ve iş arkadaşları hakkındaki dedikodu, psikolojik ayrıcalık ve bağlamsal performans ilişkilerine odaklanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, psikolojik ayrıcalık aracılığıyla iş yerindeki negatif dedikodunun ön büro çalışanlarının bağlamsal performansı üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada veriler, Nevşehir ilindeki turizm belgeli konaklama işletmelerindeki 305 ön büro çalışanı ve yöneticisinden, Brady, Brown ve Liang'ın (2017) İş Yerinde Negatif Dedikodu, Campbell ve arkadaşlarının (2004) Psikolojik Ayrıcalık ve Van Scotter ve Motowidlo'nun (1996) Bağlamsal Performans Ölçeği'ni kapsayan yapılandırılmış bir anket yardımıyla toplanmıştır. Araştırmada ilk olarak ölçeklerin güvenilirlik ve geçerliliklerini test etmek için doğrulayıcı faktör analizi uygulanarak bir ölçüm modeli geliştirilmiştir. Daha sonra çalışmada değişkenler arasında hipotez olarak öne sürülen ilişkileri test etmek için kısmi en küçük kareler yapısal eşitlik modellemesi yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre yönetici hakkındaki negatif iş yeri dedikodusu ön büro çalışanlarının bağlamsal performansını negatif fakat anlamlı olmayan şekilde etkilemektedir. Buna karşın iş arkadaşı hakkındaki negatif iş yeri dedikodusu ön büro çalışanlarının bağlamsal performansını negatif ve anlamlı şekilde etkilemektedir. Ayrıca psikolojik ayrıcalık bağlamsal performansı pozitif ve anlamlı şekilde etkilemektedir. Aynı zamanda çalışmada hem yönetici hakkındaki negatif iş yeri dedikodusu hem de iş arkadaşı hakkındaki negatif iş yeri dedikodusu psikolojik ayrıcalığı pozitif ve anlamlı şekilde etkilemektedir. Öte yandan psikolojik ayrıcalık sadece iş arkadaşı hakkındaki negatif iş yeri dedikodusu ile bağlamsal performans arasındaki ilişkiye aracılık etmektedir. Son olarak bu çalışma bağlamsal performans üzerindeki negatif iş yeri dedikodularına ilişkin teorik çıkarımlar ve negatif iş yeri dedikodularının yönetimine ilişkin pratik çıkarımlar yapmaktadır. Aynı zamanda bu çalışmanın bazı sınırlılıklarını ve gelecekteki araştırmalara yönelik yeni öneriler sunmaktadır.

İşletmecilik
Şeyma Uğurlu
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Stratejik esneklik ve çevre yanlısı işyeri davranışlarının finansal olmayan performans üzerine etkileri: Örgütsel görev ortamının düzenleyici rolü

Küresel pazarlarda hızla değişen ve gelişen teknolojiler, artan belirsizlik, değişen müşteri talep ve beklentilerine yanıt verebilme ve çevreyi korumaya yönelik yeni işletmecilik anlayışı arayışları, işletmeleri esnek davranmaya, esnek stratejiler geliştirmeye ve esnek ve çevreye dostu yönetim teknikleri benimsemeye zorlamaktadır. Ancak Türkiye'deki imalat sanayi işletmelerinde stratejik esneklik ve çevre yanlısı işyeri davranışlarının yönetim kademelerinde finansal olmayan performans üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmesi ve yönetim literatüründe bu konuyla ilgili ampirik çalışmanın sınırlı olması bu çalışmanın arkasındaki itici faktörlerdir. Literatürdeki bulgu eksikliğini gidermeye odaklanan araştırmanın amacı, stratejik esneklik ve çevre yanlısı işyeri davranışlarının finansal olmayan performans üzerindeki etkilerini belirlemek ve bu değişkenler arası ilişkide örgütsel görev ortamının düzenleyici rolü oynayıp oynamadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini, Kırıkkale'de faaliyet gösteren imalat sanayi işletmelerinin sahip yöneticileri ile üst kademe, orta kademe yöneticileri ve alt kademe yöneticileri (teknik yöneticileri, ustabaşı, şef ve birim sorumlusu gibi) oluşturmaktadır (n=539). Araştırmada kullanılan veriler daha önce literatürde güvenilirliği ve geçerliliği test edilmiş ölçeklerden oluşan bir anket yardımıyla elde edilmiştir. Araştırmada doğrudan ilişkilerle ilgili hipotezleri test etmek için Yapısal Eşitlik Modellemesinden, düzenleyici değişken etkisini ortaya koymak için Aiken ve West (1991) tarafından önerilen düzenleyici değişkenli hiyerarşik regresyon analizinden ve modeldeki etkileşim terimleri etkilerini doğrulamak için Dawson (2014) tarafından önerilen simple slope analizinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre hem stratejik esneklik hem çevre yanlısı işyeri davranışlarının finansal olmayan performansı pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte sadece stratejik esnekliğin önleyici manevralar ve fırsatçı manevralar boyutlarının finansal olmayan performans üzerinde pozitif ve anlamlı etkiye sahip olduğu ortaya konmuştur. Diğer yandan örgütsel görev ortamının hem stratejik esneklik ile finansal olmayan görev performansı ilişkisinde hem de çevre yanlısı işyeri davranışları ile finansal olmayan görev performansı arasındaki ilişkisinde düzenleyici rolü oynadığı saptanmıştır. Ayrıca örgütsel görev ortamının sadece stratejik esnekliğin koruyucu manevralar boyutu ile finansal olmayan performans arasındaki ilişkide düzenleyici etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Son olarak araştırmanın bazı kısıtlarına yer verilmiş ve araştırma bulgularından bazı çıkarımlar yapılarak imalat sanayi işletmelerinin yöneticilerine yönelik bazı uygulamaya dönük öneriler geliştirilmiş olup gelecekte benzer konularda yapılacak araştırmalara yönelik bazı öneriler sunulmuştur.

Emine Gül Efe Yaman
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İç denetimin çalışanların performansına olan etkisinin belirlenmesi: İmalat işletmeleri üzerine bir araştırma

İç denetim yazında imalat sanayindeki yöneticiler, iç denetçiler ve çalışanlar açısından iç denetimin verimlilik boyutları ve niteliklerinin örgütsel ve bireysel çıktıları ile ilgili çalışmaların sayısı sınırlıdır. Literatürdeki bulgu eksikliğini gidermeye odaklanan bu araştırmanın amacı, iç denetimin imalat işletmelerindeki çalışanların performansına (görev performansı ve bağlamsal performans) etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemi, İç Anadolu bölgesinde faaliyet gösteren iç denetim birimi olan imalat sanayi işletmelerindeki çalışanlardan oluşmaktadır (n= 286). Bu çalışmada veriler, daha önce güvenilirliği ve geçerliği test edilmiş Onay (2021) ve Alzeban & Gwilliam (2014) tarafından geliştirilmiş olan iç denetimin etkinliği ölçeği ve Van Scotter & Motowidlo (1996), Goodman & Svyantek (1999) ve Pradhan & Jena (2017) tarafından geliştirilen çalışan performansı ölçeklerinden oluşan bir anket yardımıyla elde edilmiştir. Ölçeklerin güvenilirliği ve geçerliğini test etmeye yönelik ölçüm modelinin geliştirilmesi için Doğrulayıcı Faktör Analizi uygulanmıştır. Daha sonra bu ölçüm modeli esas alınarak araştırma hipotezlerini test etmek için Yapısal Eşitlik Modellemesinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre iç denetimin etkinlik boyutlarından iç denetimin genel etkinliği, iç denetimde yönetimin desteği ve iç denetimin bağımsızlığı görev performansını pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği ortaya konmuştur. Benzer şekilde iç denetimin etkinliği boyutlarından sadece iç denetimde yönetimin desteği bağlamsal performansı pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Son olarak çalışmanın bazı kısıtları vurgulanmış ve araştırma bulgularından çıkarımlar yapılarak iç denetim uygulamalarının imalat sanayi işletmelerindeki çalışan performansını nasıl iyileştirebileceğine dair öneriler ve gelecekteki araştırmalara yol gösterici tavsiyeler sunulmuştur.

Tuğba Pınar
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Profesyonel turist rehberlerinin destinasyon marka algılarının ve iş tatminlerinin kültürel miras korunmasındaki rollerine etkisi

İnsanlar tarih içinde farklı amaçlarla yaptıkları seyahatler zamanla çoğalarak bir turizm hareketine dönmüştür. Zaman içinde insanların beklentilerinin değişmesiyle turizm sektörü günümüzde; sürekli büyüyen, kazanç sağlayan, sosyal ve kültürel hayatı etkileyen, büyük istihdam ve gelişme imkânı sağlayan bir sektör halindedir. Bu büyük sektörün en önemli paydaşlarından biri birer kültür elçisi olarak ülkeleri hakkında pek çok görevi üstlenerek mesleklerini icra eden turist rehberleridir. Ziyaretçinin en çok vakit geçirdiği turizm paydaşı olan turist rehberleri, ziyaretçi memnuniyetini etkileyen en büyük etkenlerden biri olup ziyaretçi memnuniyetini etkileneceği söylenebilir. Günümüz rekabet dünyasında destinasyonların önemi arttıkça destinasyon markalaşmasının da önemi artmıştır. Destinasyonları markalaşması için kültürel miras değerleri önem arz eden, korunması gereken bir kavramdır. Hem destinasyon markalaşması için hem de kültürel miras korunması için vazgeçilmez unsur ise turist rehberleridir. Bu çalışmanın amacı; profesyonel turist rehberlerinin destinasyon marka algılarının ve iş tatminlerinin kültürel miras korunmasındaki rollerine etkisini tespit etmektir. Çalışmanın örneklemi, NERO'ya bağlı eylemli turist rehberleri üzerinde gerçekleştirilmiş, anketler online platformlar aracılığıyla uygulanmıştır. Turist rehberlerinin Destinasyon Marka Algılarını ölçmek için Doğanlı(2006), Çerçi(2013), Göker(2018), Benek(2015), Çelik(2018) ve İpar(2011)'ın çalışmalarından dertlenmiş anket kullanılmıştır. Turist rehberlerinin iş tatminlerini ölçmek amacı ile Weiss, Davis, England ve Lofguist (1967) tarafından geliştirilmiş, Baycan (1985) tarafından Türkçe'ye çevrilmiş Minnesota İş Tatmini Ölçeği'nden faydalanılmıştır. Turist rehberlerinin kültürel mirasa katkısını ölçmeye yönelik Moscardo(1996), Howard(2001), Rabotic(2011), Köroğlu(2013), Ar(2015), Güzel(2007), Toker(2011), Aslan ve Çokal(2016) ve Deniz(2019)'un çalışmalarında kullanmış oldukları ölçeklerin derlenmiş şekli kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezleri Smart PLS 4 programı kullanılmak suretiyle yapısal eşitlik analizi ile test edilmiştir. Profesyonel Turist Rehberlerinin destinasyon marka algılarının ve iş tatminlerinin, kültürel miras korunmasındaki roller üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür. Gelecekteki çalışmalarda, literatüre daha geniş katkı sağlamak için turizmin önemli bir paydaşı olan profesyonel turist rehberleri üzerine farklı değişkenlerle araştırmalar yapılması önerilmektedir.

Ayça Çolak
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel sosyalleşme ve bilgi paylaşımı arasındaki ilişkide çalışanın ahlaki kimliğinin düzenleyici ve örgütsel adanmışlığın aracılık rolleri

Örgütsel sosyalleşme süreci iş hayatında çalışanlar açısından kritik bir role sahiptir. Çalışanların sahip olduğu bilgiyi elde etmek, örgütte tutmak ve yeni bilgi yaratmak örgütsel devamlılığın sağlanmasında önemli bir husustur. Bu kapsamda çalışmanın amacı örgütsel sosyalleşmenin bilgi paylaşımı üzerindeki etkilerini ortaya koymak ve örgütsel sosyalleşmenin bilgi paylaşımı ile ilişkisinde örgütsel adanmışlığın aracılık ve çalışanın ahlaki kimliğinin düzenleyici rolünü belirlemektir. Çalışmanın örneklemini Türkiye'deki özel ve kamu sektöründeki çalışanlar oluşturmaktadır (n=470). Araştırmaya katılan çalışanlar kümeleme ve basit tesadüfi örneklem yöntemleri ile tespit edilmiştir. Araştırma verileri Chao ve diğerleri (1994) tarafından geliştirilen örgütsel sosyalleşme ölçeği, Vries, Hooff ve Ridder (2006) tarafından geliştirilen bilgi paylaşımı ölçeği, Aquino ve Redd II (2002) tarafından geliştirilen ahlaki kimlik ölçeği, Palmer ve Gignac (2012) tarafından geliştirilen örgütsel adanmışlık ölçeği ile toplanmıştır. Toplanan veriler, SPSS 25, AMOS 24 ve Haye's PROCESS macro paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda örgütsel sosyalleşmenin, bilgi paylaşımı ve örgütsel adanmışlık üzerinde pozitif etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Benzer şekilde örgütsel adanmışlığın, bilgi paylaşımı üzerinde pozitif etkiye sahip olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca örgütsel adanmışlığın, örgütsel sosyalleşme ile bilgi paylaşımı arasındaki ilişkide aracı rolü oynadığı tespit edilmiştir. Öte yandan çalışanın ahlaki kimliğinin, örgütsel sosyalleşmenin örgütsel adanmışlık aracılığıyla bilgi paylaşımı üzerindeki dolaylı etkisinde düzenleyici rolü oynamadığı belirlenmiştir. Son olarak kısıtlılıklar ile teorik ve uygulama önerileri verilmiş olup, araştırmanın bu konuda çalışma yapacak yönetici ve araştırmacılara fayda sağlayacağı varsayılmaktadır.

Ahlaki kimlikAngaje olmaBilgi paylaşımı+1
Fatma Duygu Büber
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital olgunluğun işletmelerin rekabet üstünlüğü üzerine etkisi: Bilgi yönetimi yöneliminin aracılık rolü

Günümüz bilgi çağında, teknoloji ve dijitalleşmenin işletmelerin rekabet üstünlüğü geliştirmelerinde önemli bir unsur olarak öne çıktığı görülmektedir. Bu bağlamda işletmelerin, dijital olgunluk düzeyleri de söz konusu rekabette belirleyici bir unsurdur. Ayrıca, dijitalleşme ve bilgi yönetimi yönelimi bir arada düşünüldüğünde her iki unsurun da işletmelerin performanslarını artırıcı etki edeceği alanyazındaki araştırmacıların ileri sürdüğü bir olgudur. Buradan hareketle bu araştırmada, dijital olgunluğun rekabet üstünlüğü üzerindeki etkisinde bilgi yönetimi yöneliminin aracılık rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini BİST'te işlem gören 254 işletme oluşturmaktadır. Bu işletmelerde üst düzey yönetici pozisyonunda yer alan; genel müdür yardımcısı, müdür ve müdür yardımcılarından araştırmanın verileri anket tekniği ile toplanmıştır. Veriler toplanır iken dijital olgunluk, bilgi yönetimi yönelimi ve rekabet üstünlüğünün (performans) ölçümünde yaygın kullanılan ölçeklerden yararlanılmıştır. Anketler, yüz yüze ve çevrimiçi yöntem ile yapılmıştır. Bu yolla elde edilen verilere uygun istatistiksel yazılımlar kullanılarak; doğrulayıcı faktör analizi, korelasyon analizi ve aracılık etkisinin test edilmesinde regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, örnekleme dâhil BİST'te işlem gören işletmelerin dijital olgunluk düzeyleri, bilgi yönetimi yönelimi ve performans göstergelerinin ortalamanın üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, dijital olgunluğun ve bilgi yönetimi yöneliminin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte dijital olgunluğun boyutlarından; stratejik yetenek, liderlik yeteneği, operasyonel yetenek, kültürel yetenek, yönetişim yeteneği ve teknolojik yeteneğin rekabet üstünlüğü üzerindeki etkisinde bilgi yönetimi yöneliminin aracılık etkisinin anlamlı olduğu ancak, pazar yeteneği ile çalışanlar ve uzmanlık yeteneğinin ise anlamlı olmadığı tespit edilmiştir.

Mustafa Cihan Yaralı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

Assessing the relationship between cultural dimensions and brand equity in middle-class consumers with a Technology Acceptance Model: A cross-cultural comparation study

This study aims to investigate the relationship between cultural dimensions and brand equity, employing the core variables of the technology acceptance model perceived ease of use and perceived usefulness as mediating factors. Furthermore, the study seeks to compare the cultural differences between Türkiye and Ethiopia. Data were collected from 1,074 respondents, with 501 from Türkiye and 573 from Ethiopia. The data analysis was conducted using partial least squares structural equation modelling (PLS-SEM). The findings indicate that power distance does not exert a direct influence on brand equity in either country. However, uncertainty avoidance, indulgence versus restraint, individualism versus collectivism, and long-term versus short-term orientation demonstrate a direct effect on brand equity in Türkiye, whereas these dimensions do not directly affect brand equity in Ethiopia. Conversely, the masculinity versus femininity dimension has a direct and significant impact on brand equity in Ethiopia, with no corresponding effect in Türkiye. Additionally, perceived ease of use and perceived usefulness exhibit significant mediating effects on the relationship between cultural dimensions and brand equity. A multi-group analysis was conducted to further investigate if there is a significant difference between the countries on the relationship between cultural dimensions and brand equity. The results reveal no significant differences between the countries in terms of the relationship between power distance, uncertainty avoidance, and brand equity. However, significant differences are observed between the countries concerning the relationships between masculinity versus femininity, indulgence versus restraint, individualism versus collectivism, long-term versus short-term orientation, and brand equity.

Zakarıa Abdıwalı Mohamed
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri ilişkileri ikliminin çalışan performansına etkisinde yönetime güvenin rolü: Nevşehir ili kamu çalışanları örneği

Literatürde işçilerin, işçi sendikalarının ve işletme yönetiminin karşılıklı ilişkilerinin şeklini ortaya koyan atmosfer ve tutumlara atıfta bulunan endüstri ilişkileri ikliminin çalışanların iş çıktıları üzerinde olumlu ya da olumsuz etkilerinin olup olmadığı konusunda tartışmalar devam etmektedir. Bu sorunun cevabı, genelde sendikanın örgütün yönetimi ile çatışmacı ya da işbirlikçi bir ilişkisi içinde olmasın bağlı olarak değişebilmektedir. Bu çalışmada yönetimde güven aracılığıyla endüstri ilişkileri ikliminin çalışanların iş performansı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Daha spesifik olarak, yönetime güven yoluyla çalışanların sendikalarının yönetim ile yapıcı bir ilişkiye sahip olmasının performansı destekleyip desteklemediği incelenmiştir. Bu araştırma, çalışanların endüstri ilişkileri iklimine ilişkin algılarının iş performanslarını nasıl etkilediğini açıklayarak ve sendikaların çalışanların iş performansını nasıl etkilediğine dair araştırmacıların bakış açısını geliştirerek literatüre katkıda bulunmaktadır. Çalışmada veriler, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 416 kamu çalışanından anket tekniği yardımıyla elde edilmiştir. Araştırmada ölçeklerin güvenilirlik ve geçerliliklerini test etmek için AMOS yardımıyla Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmış ve doğrudan etkiler ve aracılık etkiyi test etmek için SPSS PROCESS makrosundan yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre endüstri ilişkileri ikliminin çalışan performansını olumlu yönde ve anlamlı etkilediği saptanmıştır. Bununla birlikte yönetime güvenin endüstri ilişkileri iklimi ile çalışan performansı arasındaki ilişkiye aracılık ettiği ortaya konmuştur.

Endüstri ilişkileriÖrgütsel güvenİş performansı
Sena Nur Doğan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan kurumsal itibarın çalışan performansına etkisi: Aksaray ilindeki devlet okullarında görev yapan sınıf öğretmenleri üzerine bir araştırma

Araştırma, öğretmenlerin kurumsal itibar algıları ve bireysel performanslarını Aksaray il merkezi okullarında görev yapan 103 öğretmen üzerinde yapılan bir çalışma ile değerlendirmiş, sınıf öğretmenlerinin kurumsal itibar algıları ve bireysel performans algıları oldukça yüksek olarak ölçülmüştür. Çalışmanın odak noktası, kurumsal itibar algısının bireysel performans algısı üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin kurumsal itibar algıları arttıkça bireysel performans algıları da artmaktadır. İkinci olarak, öğretmenlerin kurumsal itibar algıları ile bireysel performans algılarının çeşitli demografik özellikler (cinsiyet, eğitim durumu, yaş, okuldaki çalışma yılı ve mesleki tecrübe) açısından farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, öğretmenlerin bireysel performans algılarının mesleki tecrübeleri arttıkça arttığı, öğretmenler arasında yapılan kurumsal itibar ve bireysel performans değerlendirmelerinde cinsiyet, eğitim durumu veya yaş gibi faktörlerin belirleyici olmadığı görülmüştür. Bu, kamu sektörü için önemli bir bulgu olup, kurumların öğretmenleri farklı demografik özelliklere sahip olsalar dahi benzer bir şekilde değerlendirdiğini ve teşvik ettiğini ortaya koymakta, kamu kurumlarının, şeffaf, adil ve hesap verilebilir bir yönetim anlayışı benimseyerek, öğretmenlerin ve diğer çalışanların kurumsal itibar algılarını güçlendirmelerinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma, kurumsal itibarın sadece bir tercih değil, aynı zamanda bir zorunluluk olduğunu ve kamu sektöründe çalışanların performansını doğrudan etkileyebileceğini göstermektedir. Kamu kurumlarının, çalışanların kurumsal itibar algılarını ve dolayısıyla performanslarını artırabilmek için stratejik ve etkin politikalar geliştirmeleri gerekmektedir.

Hüseyin Yılmaz
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversitelerde öğrenim gören engelli ve engelli olmayan öğrencilerin eğitimde erişilebilirlik uygulamalarına yönelik örgütsel adalet algılarının incelenmesi

Bu araştırma, üniversitelerde öğrenim gören engelli ve engelli olmayan öğrencilerin eğitimde erişilebilirlik uygulamalarına yönelik örgütsel adalet algılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Eğitimde erişilebilirlik, her bireyin eşit şartlarda eğitim olanaklarına erişebilmesi için geliştirilen politika ve uygulamaları kapsamaktadır. Bu uygulamalar, özellikle engelli öğrencilerin eğitim süreçlerine etkin katılımını desteklemekte ve fiziksel, bilişsel veya sosyal engelleri en aza indirmeyi hedeflemektedir. Örgütsel adalet ise bireylerin, kendilerine sunulan süreç ve uygulamaların adil olup olmadığına dair algılarını ifade etmekte ve bu algılar öğrencilerin memnuniyet, motivasyon ve kuruma güven düzeylerini doğrudan etkilemektedir. Araştırmada, engelli ve engelli olmayan öğrencilere sınav ve değerlendirme süreçlerinde uygulanan farklı yaklaşımlar adalet algıları açısından incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemiyle yürütülen bu araştırmada, veri toplama sürecinde 2024 yılında Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesinde öğrenim gören 8 engelli ve 8 engelli olmayan öğrenci ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Katılımcıların dağıtım adaleti, işlem adaleti ve etkileşim adaleti algıları detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, engelli öğrencilerin erişilebilirlik ve adalet algılarında önemli zorluklarla karşılaştığını göstermiştir. Engelli öğrenciler, pozitif ayrımcılık algısını sıkça dile getirirken; görüşlerinin dikkate alınmaması, fiziksel düzenlemelerdeki eksiklikler ve süreçlerin şeffaf bir şekilde yürütülmemesi gibi konularda adalet algısının zedelendiğini ifade etmişlerdir. Özellikle sınav yöntemleri, puanlama süreçleri ve sosyal iletişim dinamiklerindeki eşitsizlikler, bu algıyı olumsuz yönde etkilemiştir. Ayrıca, sosyal destek ve psikolojik dayanıklılık gibi bireysel faktörlerin, engelli öğrencilerin eğitim süreçlerinde başarı ve motivasyonlarını artırdığı görülmüştür. Engelli olmayan öğrenciler ise adalet algısında vicdan ve empati boyutlarına daha fazla odaklanmış ve erişilebilirlik düzenlemelerinin bazen yanlış anlaşılmalara yol açabileceğini belirtmişlerdir. Bununla birlikte, bilgiye erişim ve şeffaflık gibi temaların tüm öğrenciler için memnuniyet kaynağı olduğu, ancak bireysel ihtiyaçlara yönelik düzenlemelerin tutarlı bir şekilde uygulanması gerektiği tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, üniversitelerdeki erişilebilirlik uygulamalarının yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda sosyal ve akademik destek boyutlarını da kapsaması gerektiğini ortaya koymaktadır. Öğrencilerin görüşlerinin dikkate alındığı daha katılımcı süreçlerin geliştirilmesi ve adalet algısını güçlendirecek politikaların hayata geçirilmesi önerilmektedir. Araştırma, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması, kapsayıcı bir eğitim ortamı oluşturulması ve engelli öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına uygun düzenlemelerin yapılması konusunda literatüre önemli katkılar sunmaktadır.

Engel algısıEngelli kişilerEngellilik+2
Nazmiye Uzlaşır
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Influencerlarda sürekli kaygının sosyal medya yorgunluğu üzerindeki etkisinde anı kaçırma korkusunun (FOMO) düzenleyicilik rolü

Teknolojinin gelişimiyle birlikte günbegün internet kullanımı yaygınlaşmaktadır. İnternet kavramının yaygınlaşması ile beraber iletişim ve sosyal hayat algısı değişmiş, sosyal medya üzerindeki platformlarda etkileşimler artmıştır. İnternetin yaygınlaşması hem yeni meslekleri hem de sosyal medya yorgunluğu, anı kaçırma korkusu (FOMO) yeni kavramları ortaya çıkarmıştır. Influncerların hem yaptıkları iş dolayısıyla hem de günlük hayatlarında yoğun şekilde sosyal medyayı kullanıyor olmaları hem bir kaygı sebebi hem de sosyal medya yorgunluğuna sebebiyet vermektedir. Bu çerçevede çalışmanın amacı, sürekli kaygının sosyal medya yorgunluğu üzerindeki etkisinde anı kaçırma korkusunun (FOMO) düzenleyici rolünü ortaya koymaktadır. Araştırmanın örneklemini, sosyal medya üzerinde özellikle Instagram üzerinden paylaşım yapan influencerlar oluşturmaktadır. Bu çalışmanın verileri anket tekniği yardımıyla toplanmıştır. Düzenleyici etki analizlerinde Hayes (2018) tarafından geliştirilen Process Makro kullanılarak bootstarp yöntemini esas alan regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; Influencerların sosyal medya yorgunluğu bakımından ne yorgun ne de yorgun olmadıkları yani kararsız kaldıkları görülmüştür. Örneklemde yer alan cevaplayıcıların anı kaçırma korkusunun ve sürekli kaygı düzeylerinin nispeten düşük olduğu görülmüştür. Öte yandan sürekli kaygı ile sosyal medya yorgunluğu arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişki tespit edilmiştir. Buna göre sürekli kaygı ile sosyal medya yorgunluğu birlikte hareket etmekte yani biri artarken diğeri de artmakta ya da biri azalırken diğeri de azalmaktadır. Sürekli kaygının, sosyal medya yorgunluğu üzerindeki etkisinde kişisel ve sosyal FOMO olmak üzere FOMO' nun her iki boyutunun da düzenleyici etkiye sahip olduğu görülmüştür. Başka bir deyişle hem kişisel hem de sosyal FOMO' nun orta veya yüksek düzeyde olması durumunda sürekli kaygının sosyal medya yorgunluğuna etkisi daha fazla olmaktadır ve bu durum sürekli kaygı-sosyal medya yorgunluğu arasındaki ilişkinin her iki FOMO türü tarafından düzenlendiği anlamına gelmektedir.

Hayriye Soytürk
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Eğitim sektöründe hizmet kalitesinin analizi: Kalite fonksiyon göçerimi ve çok kriterli karar verme yöntemlerinin entegrasyonu ile bir uygulama

Ülkelerin sosyal ve ekonomik gelişmişlik düzeyi, eğitim seviyesine bağlı olarak değişkenlik göstermekte ve sunulan eğitim hizmetlerinin kalitesiyle doğru yönlü bir ilişki içerisinde hareket etmektedir. Toplumların geleceklerini şekillendiren ve kalıtımsal bir miras niteliği taşıyan eğitim hizmetlerinin kalitesi, yüksek rekabetin hüküm sürdüğü günümüz dünyasında, eğitim kurumlarının ayakta kalabilmesi için bir ön koşul olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla eğitim kurumları, rekabetçi yapılarını koruyabilmek ve öğrenci beklentilerini karşılayabilmek için faaliyetlerini başarı odaklı bir bakış açısıyla geliştirmeyi ve öğrenci beklentilerine uygun biçimde dizayn etmeyi hedeflemektedir. Bu bakımdan, eğitim hizmetlerine ilişkin değerlendirmeler yapılarak iyileştirmelerin planlanması ve eğitim hizmetleri için tahsis edilmiş sınırlı kaynakların doğru biçimde dağıtılması önem arz etmektedir. Bu çalışmada, eğitim sektöründe hizmet kalitesinin, Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi (BAHP) ve Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) yöntemlerinin entegrasyonuna dayalı olarak değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Kullandığı yöntem ve uygulandığı sektör itibariyle neredeyse yok denecek kadar az sayıda örneği bulunan bu araştırmanın örneklemini, Türkiye'deki 25 farklı ilde bulunan yabancı dil kurslarında eğitim görmüş yükseköğretim seviyesindeki 250 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada, Parasuraman vd. (1986) tarafından geliştirilen hizmet kalitesi boyutlarına ek olarak "Dijital Dönüşüm" ün yer aldığı 6 boyutlu modifiye bir SERVQUAL ölçekten faydalanılmıştır. Söz konusu boyutların BAHP analizi ile ağırlıklandırılması neticesinde, en yüksek önem seviyesine sahip kriterin "Güvence" olduğu ve bu kriteri sırasıyla "Güvenilirlik", "Cevap Verebilirlik", "Empati", "Dijital Dönüşüm" ve "Fiziksel Olanaklar" boyutlarının takip ettiği tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca, BAHP yöntemine entegre bir KFG süreci yürütülerek çeşitli çıkarımlar yapılmış ve politika önerileri sunulmuştur. Tüm bunların yanı sıra, gelecekteki araştırmalarda geliştirilmek ve test edilmek üzere öğrenci beklentilerinin sınıflandırıldığı yeni bir model önerisinde bulunulmuştur. Bu model, beklentinin kimliğine dayalı bir sınıflandırma örneği sunmakta ve "Eğitmene İlişkin Beklentiler", "Müfredat ve Kaynaklara İlişkin Beklentiler", "Fiziksel Olanaklara İlişkin Beklentiler", "Kurum Kültürüne İlişkin Beklentiler", "Toplumsal Fayda Beklentileri" ve "Dijitalleşme Beklentileri" olmak üzere 6 başlıktan oluşmaktadır.

Bulanık analitik hiyerarşi süreciEğitim sektörüHizmet kalitesi
İbrahim Kadir Demir
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sektöründe otantik liderlik ve kariyer tatmininin astların görev performansı üzerine etkileri: Osmaniye ili örneği

Bankacılık sektöründe sunulan hizmetlerde sürdürülebilir rekabet avantajı elde edilmesi hem yönetim anlayışına hem de astların görev performansına ve kariyer tatminine bağlıdır. Fakat banka çalışanları perspektifiyle kariyer tatmini aracılığı ile otantik liderliğin görev performansına etkileri konusunda sınırlı sayıda çalışma mevcuttur. Bu konudaki bulgu eksikliği gidermeye yönelik arayışlardan biri olan çalışmanın amacı, Türk bankacılık sektöründe otantik liderliğin astların görev performansına etkilerini ortaya koymak ve bu iki değişken arasındaki ilişkide kariyer tatminin aracı rolünü tespit etmektir. Araştırmanın örneklemini Osmaniye ili ve ilçelerindeki kamu ve özel banka şubelerinde görev yapan astlar oluşturmaktadır (n=397). Araştırma verileri Walumbwa ve diğerlerinin (2008) otantik liderlik ölçeği, Greenhaus ve diğerlerinin (1990) kariyer tatmini ölçeği ve Goodman&Svyantek (1999)'in görev performansı ölçeğinden oluşan bir anket yardımıyla toplanmıştır. Çalışmada öncelikle her üç ölçeğin güvenilirlik ve geçerliğini test etmek için Doğrulayıcı Faktör Analizi vasıtasıyla bir ölçüm modeli geliştirilmiştir. Daha sonra bu ölçüm modeli esas alınarak araştırma modeli ve hipotezleri test etmek için Yapısal Eşitlik Modellemesi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre hem otantik liderliğin hem de kariyer tatmininin astın görev performansını pozitif ve anlamlı etkilediği tespit edilmiştir. Aynı zamanda otantik liderliğin astın kariyer tatminini üzerinde pozitif ve anlamlı şekilde etkiye sahip olduğu gözlenmiştir. Ayrıca otantik liderlik ile görev performansı arasındaki ilişkide kariyer tatmininin aracı rolü oynadığı saptanmıştır. Son olarak çalışmanın bazı kısıtları vurgulanmış, uygulamada bankalardaki astların görev performansını ve kariyer tatminini iyileştirmeye yönelik önerileri geliştirilmiş ve gelecekte bu konularda araştırma yapacak kişilere yol gösterici önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türk Bankacılık Sektörü, Otantik Liderlik, Astların Görev Performansı, Kariyer Tatmini,

Görev performansıKariyer tatminiOtantik liderlik+1
Zeynep Ceren Kasnık
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çevresel sürdürülebilirlik faaliyetlerinin yeşil marka değeri ve tüketici davranışına etkisi: Perakende ticaret sektörü üzerine bir araştırma

Sürdürülebilirlik bilinci, günümüz ihtiyaçları karşılanırken gelecek nesillerin ihtiyaçlarının göz ardı edilmemesini esas almaktadır. Bu doğrultuda çevresel sürdürülebilirlik kavramı, bireylerin ve işletmelerin çevreye duyarlı tutumlar geliştirerek hem doğaya karşı sorumluluklarını yerine getirmelerini hem de tüketicilerle olan ilişkilerini güçlendirmelerini sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, çevresel sürdürülebilirlik faaliyetlerinin yeşil marka değeri ve tüketici davranışları üzerindeki etkilerini, perakende ticaret sektörü özelinde incelemektir. Bu doğrultuda, çevresel sürdürülebilirlik bilincine sahip bireylerin yeşil markalara yönelik algıları ile çevreci tüketim eğilimleri analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, çevresel sürdürülebilirlik ile yeşil marka değeri ve tüketici davranışları arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişkiler tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkeni yalnızca çevresel sürdürülebilirlik düzeyinde anlamlı farklılık yaratırken, medeni durum ve yaş değişkeninin yeşil marka değeri ve tüketici davranışları üzerinde anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Eğitim ve gelir düzeylerine göre anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Elde edilen bulgular, sürdürülebilirlik odaklı marka stratejilerinin tüketici davranışları üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır. Çalışma literatüre katkı sağlamanın yanı sıra, markalar için stratejik öneriler sunmaktadır.

Gazi Emre Çetin
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Bağımsız denetim kalitesi boyutları ile kilit denetim konuları ilişkisi: BİST 100 endeksinde işlem gören işletmeler üzerine bir araştırma

Bağımsız denetim standartları, denetim süreçlerinin kalitesini güvence altına almada ve dolayısıyla ekonomik sistemin istikrar ve güvenilirliğini sağlamada önemli bir rol oynamaktadır. Bağımsız Denetim Standardı (BDS) 701 "Kilit Denetim Konularının Bağımsız Denetçi Raporunda Bildirilmesi"nin oluşturulma amacı, bağımsız denetim raporlarının şeffaflığını ve iletişim değerini artırmaktır. Bu standart, denetçilerin mesleki muhakemelerine dayanarak belirledikleri kilit denetim konularının denetçi raporlarında açıklanmasına ilişkin ilke ve kuralları içermektedir. Kilit denetim konuları, denetçilerin mesleki muhakemelerine göre belirledikleri konular olmasından dolayı çeşitli faktörlerden etkilenebilirler. Bu konuların bağımsız denetçi raporlarında açıklanması sürecinin etkin bir şekilde yönetilmesi, denetim raporlarının şeffaflığını artırarak denetim kalitesine olumlu katkılar sağlamaktadır. Dolayısıyla kilit denetim konularını etkileyen faktörlerin tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, bağımsız denetim kalitesine ilişkin bazı göstergelerin BDS 701 standardı kapsamında denetçi raporlarında yer alan kilit denetim konuları üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerini belirlemektir. Başka bir ifadeyle, bu çalışma, denetim kalitesiyle ilgili belirli faktörlerin, kilit denetim konularının belirlenmesinde nasıl etkili olduğunu analiz etmektedir. Bu bağlamda çalışmanın veri setini Borsa İstanbul (BİST) 100 endeksindeki işletmelerin bağımsız denetçi raporlarından ve faaliyet raporlarından elde edilen veriler oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı doğrultusunda verilerin test edilmesi için Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Analiz sonucu elde edilen bulgulara göre; denetim şirketi büyüklüğü ile kilit denetim konuları arasında negatif anlamlı; denetlenen işletmedeki denetim komitesi ile kilit denetim konuları arasında pozitif anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Bununla birlikte denetim şirketi büyüklüğü ile aracı değişken olarak belirlenen denetim komitesi arasında pozitif anlamlı ilişki bulunmuştur. Denetçinin sektör uzmanlığı ile denetim komitesi arasında ise negatif anlamlı ilişki bulunmuştur. Ayrıca, denetim şirketi büyüklüğü ve denetim ücreti değişkenlerinin, denetim komitesi aracılığıyla, kilit denetim konuları üzerinde pozitif anlamlı ilişkisi olduğu görülmektedir. Denetçinin sektör uzmanlığının ise denetim komitesi aracılığıyla, kilit denetim konuları üzerinde negatif anlamlı etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.

Dilek Çardak
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İşgören sessizliği ve iş yeri arkadaşlığının yenilik kapasitesine etkileri: Hizmet ikliminin aracı rolü

Bu çalışma yenilik kapasitesi bakımından Türkiye'deki sivil havacılık endüstrisindeki kamu kuruluşları ve firmaların global düzeydeki rakiplerinin gerisinde kalma nedenleri olarak işgören sessizliği, iş yeri arkadaşlığı ve hizmet ikliminin etkilerini belirlemeye yönelik bir arayıştır. Bununla birlikte araştırma modelimizdeki değişkenler arasındaki ilişkileri ele alan sınırlı sayıda çalışma olmasından dolayı yazındaki bulgu ve bilgi eksikliğini gidermeye odaklanmaktadır. Araştırmanın amacı, hizmet iklimi araclığıyla işgören sessizliği ve iş yeri arkadaşlığının yenilik kapasitesi üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini Türk sivil havacılık endüstrisinde faaliyet gösteren kamu ve özel işletmelerde görev yapan uçuş ve yer personeli oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, literatürde daha önce güvenilirliği ve geçerliliği test edilmiş değişkenlere ilişkin ölçeklerden oluşan yapılandırılmış bir anket yardımıyla toplanmıştır. Araştırmada ilk önce bahsi geçen ölçeklerin güvenilirlik ve geçerliliklerini test etmek için doğrulayıcı faktör analizinden yararlanılarak bir ölçüm modeli geliştirilmiştir. Daha sonra, bu ölçüm modeli esas alınarak varsayılan ilişkileri test etmek için yapısal eşitlik modellemesi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre işgören sessizliği boyutlarından sadece kabullenici sessizliğin yenilik kapasitesini negatif ve anlamlı şekilde etkilediği ortaya konmuştur. Buna karşın, iş yeri arkadaşlığı ve hizmet ikliminin yenilik kapasitesini pozitif ve anlamlı yönde etkilediği gözlenmiştir. Ayrıca kabullenici sessizlik hizmet iklimi üzerinde negatif ve anlamlı etkiye sahip iken, iş yeri arkadaşlığı hizmet iklimi üzerinde pozitif ve anlamlı etkiye sahiptir. Öte yandan araştırma bulgularına göre kabullenici sessizlik ile yenilik kapasitesi ilişkisinde hizmet ikliminin tam aracı etkiye sahip olduğu anlaşılmıştır. Buna karşın hem korunmacı sessizlik ile yenilik kapasitesi arasındaki ilişkide hem de korumacı sessizlik ile yenilik kapasitesi arasındaki ilişkide hizmet ikliminin aracı rolü oynamadığı ortaya konmuştur. Bununla birlikte iş yeri arkadaşlığı ile yenilik kapasitesi arasındaki ilişkide hizmet ikliminin tam aracılık görevi gördüğü tespit edilmiştir. Son olarak, çalışma teorik ve yönetsel uygulamalara yönelik çıkarımlarda bulunmakta, araştırma bulgularıyla ilgili sınırlamaları tartışmakta ve bu konuyla ilgili gelecekteki araştırmalara yol göstermektedir.

Yeşim Tüm Kılıç
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İşyeri nezaketsizliği ve örgütsel mağduriyetin işe tutkunluk üzerine etkisi: İşgören avukatlığının aracı rolü

Bu araştırmanın amacı; işyeri nezaketsizliği ve örgütsel mağduriyetin, işe tutkunluk üzerindeki etkisinde işgören avukatlığının aracı rolünü analiz etmektir. Araştırmanın örneklemini, Kayseri Organize Sanayi Bölgesi imalat sektöründeki işletmeler oluşturmaktadır (n=403). Araştımada verileri, literatürde güvenirlirliği ve geçerliliği test edilmiş olan ölçeklerden oluşan bir anket yardımıyla toplanmıştır. Araştırmada ilk önce bahsi geçen ölçeklerin güvenilirlik ve geçerliliklerini test etmek için doğrulayıcı faktör analizinden yararlanılarak bir ölçüm modeli geliştirilmiştir. Daha sonra, bu ölçüm modeli esas alınarak varsayılan ilişkileri test etmek için yapısal eşitlik modellemesi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, iş yeri nezaketsizliğinin, işe tutkunluğu negatif yönde ve anlamlı bir şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Benzer şekilde, örgütsel mağduriyetin de işe tutkunluğu negatif yönde ve anlamlı bir şekilde etkilediği ortaya konmuştur. Diğer yandan, işgören avukatlığının işe tutkunluğu pozitif yönde ve anlamlı şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, işyeri nezaketsizliğinin işgören avukatlığını negatif yönde ve anlamlı şekilde etkilediği ancak, örgütsel mağduriyetin işgören avukatlığını negatif yönde ama anlamlı olmayan şekilde etkilediği gözlemlenmiştir. Ayrıca, işgören avukatlığının, işyeri nezaketsizliği ile işe tutkunluk arasındak ilişkide tam aracı rolü oynadığı ortaya konulmuştur. Ancak, işgören avukatlığının, örgütsel mağduriyet ile işe tutkunluk arasındaki ilişkide aracıroü oynamadığı araştırma bulguları arasında yer almaktadır. Son olarak, çalışma teorik ve yönetsel uygulamalara yönelik çıkarımlarda bulunmakta, araştırma bulgularıyla ilgili sınırlamaları tartışmakta ve bu konuyla ilgili gelecekteki araştırmalara yol göstermektedir.

Aynur Karagöz
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde risk iştahı ve finansal stres endeksinin kripto para piyasalarına etkisi

Kripto paralar, dünya genelinde 502 milyondan fazla kullanıcıya ulaşarak hem spekülasyon hem de yatırım aracı olarak benimsenmiştir. Bu yaygın kullanım, kripto para yatırımcılarının kararlarını şekillendiren makroekonomik değişkenlerin etkisini incelemeyi önemli hale getirmektedir. Bu çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkelerde risk iştahı ve finansal stres endeksinin kripto para piyasasına etkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemi, Morgan Stanley Capital International (MSCI) tarafından belirlenen Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi'nde yer alan 23 ülkeden oluşmaktadır. Çalışmanın dönemi Ocak 2015- Aralık 2023 yılları arasındaki aylık verilerden oluşmaktadır. Çalışmada analizin güvenirliğini artırmak maksadıyla kripto para piyasası 5 farklı coin ile temsil edilmiştir. Farklı teknik özelliklere ve yatırımcı kitlesine sahip ve fiyat bilgisine en kapsamlı şekilde ulaşılabilen coinlerden olan Bitcoin (BTC), Ripple (XRP), Docecoin (DCC), Litecoin (LTC) ve Ethereum(ETR)'un kapanış fiyatları kripto para piyasasıveri setini oluşturmaktadır. Bununla birlikte, finansal stres endeksi her bir ülkenin finansal piyasalarından elde edilen veriler ile hesaplanmıştır. Risk iştahının temsilcisi olarak ise Küresel Volatilite Endeksi (VIX) analize dâhil edilmiştir. Risk iştahı ve finansal stres endeksinin kripto para piyasalarına etkisi incelenirken, daha tutarlı bulgular elde etmek amacıyla çalışmadaki modellere S&P500 kapanış fiyatları, Altın fiyatı, Brent petrol fiyatı, Dow Jones endeksi, MSCI Gelişmekte Olan Piyasa Endeksi kontrol değişkeni olarak dahil edilmiştir. Çalışma kapsamında verilerin analiz edilmesinde panel veri analiz tahmincilerinden Sistem Genelleştirilmiş Momentler (Sistem-GMM) tahmincisi ve Seemingly Unrelated Regression (SUR) tahmincisi kullanılmıştır. Analiz sonucunda, kripto para fiyatları ile Finansal Stres Endeksi (FSE) arasında negatif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Piyasalarda yaşanan stres dönemlerinde finansal stres endeksindeki (FSE) artış, kripto para piyasasında düşüşe neden olmaktadır. Ancak volatilite endeksinin (VIX) etkisi değişken olup, Docecoin (DCC), Litecoin (LTC) ve Ethereum (ETR) kripto paralarında risk iştahındaki düşüşe paralel olarak değer kaybına gözlemlenirken, Bitcoin (BTC) ve Ripple(XRP) kriptolarında ise spekülatif talep nedeniyle artış gözlemlenmektedir. Söz konusu iki endeksin kripto para piyasalarına etkisi, yatırımcılar ve düzenleyici kuruluşlar açısından oldukça önemlidir. Yatırımcıların finansal stres dönemlerinde, risk yönetim stratejisi olarak portföy çeşitlendirmesini benimsemeleri önemli bir etkendir. Kripto para piyasasında işlem gören coinlerin her birinin dayandığı projeyi iyi analiz etmek ve yaşanabilecek sektörel veya genel kriz dönemlerinde portföyün riskini minimize edebilecek şekilde çeşitlendirme yapmak yatırımcıyı koruyan etkenler arasındadır. Düzenleyici kurumlar tarafından bu tür dalgalanmalara karşı koruma sağlayacak ve piyasa içerisinde likidite kayıplarını engelleyecek mekanizmaların geliştirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, kripto para regülasyonunun hazırlanması, kripto para birimlerinin daha güvenli bir kullanım alanına sahip olmasını sağlayacaktır. Yatırımcılar, risk yönetim stratejisi olarak portföy çeşitlendirmesi yapsalar da regülasyonların hazırlanması, kripto paraların hukuki statüsünün belirlenmesi ve denetim mekanizmasının sağlamlaştırılması, yatırımcının korunması açısından büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte; kripto para piyasalarındaki aşırı volatilite finansal piyasada stres seviyesini etkileyerek belirsizlik ver riski artırmaktadır. Düzenleyici finansal kurumlar tarafından daha şeffaf ve uygulanabilir düzenlemelerin getirilmesi piyasadaki aşırı oynaklığı sınırlayarak piyasa istikrarını sağlayabilir.

Finansal stres endeksiKripto para birimiRisk iştahı endeksi
Halime Önk
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Denetim ekibinin iş yükünün ve dijitalleşmenin denetçinin iş performansı ve denetim kalitesi üzerine etkisi

İşletmelerin kendilerini geliştirmek ve rekabet üstünlüğü sağlamak istediği günümüz iş dünyasında etkin bir finansal yapı oluşturmaları gerekmektedir. Bu etkin finansal yapı ise ancak işletmelerin kendilerini geliştirerek çağın gerekliliklerine ayak uydurması sonucunda oluşmaktadır. Finansal piyasaların küreselleşmesi işletmelerin güvenilir bilgi gereksinimlerini artırarak bağımsız denetimin de önemini arttırmıştır. Bağımsız denetimde güvenilir ve şeffaf bilgiye kolaylıkla ulaşmayı sağlamanın yollarından biriside dijitalleşmedir. Dijitalleşme ile denetim süreçlerinde meydana gelen değişikliklerin denetim ekiplerini ve denetim kalitesini de etkilediği düşünülmektedir. Bu kapsamda çalışmanın amacı bağımsız denetim şirketlerinde denetim ekibinin iş yükünün ve dijitalleşmenin iş performansı ve denetim kalitesi üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de faaliyet gösteren denetim şirketlerindeki denetim ekipleri oluşturmaktadır (n=534). Bu çalışmada veri toplamada kullanılan ölçeklerin güvenilirlik ve geçerliliğini test etmek maksadıyla bir ölçüm modeli geliştirmek için Doğrulayıcı Faktör Analizinden (DFA) yararlanılmıştır. Daha sonra bu ölçüm modelinden hareketle denetim ekibinin iş yükünün ve dijitalleşmenin denetçinin iş performansı ve denetim kalitesine etkilerine dair model ve hipotezleri test etmek için Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre iş yükü, iş performansını negatif ama anlamlı olmayan şekilde etkilemektedir. İş yükünün denetim kalitesi ile olan ilişkisine bakıldığında ise iş yükü denetim kalitesini negatif ve anlamlı şekilde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Dijitalleşmenin ise hem iş performansını hem de denetim kalitesini pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Son olarak, araştırmanın kısıtlılıklarıyla birlikte öneriler sunulmuş olup bu bağlamda, çalışmanın gelecekte benzer konularda çalışan yöneticilere ve araştırmacılara katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

Bağımsız denetimDijitalleşmeİş performansı+1
Ayşe Özge Öz
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Etik liderlik ve bilgi paylaşımı arasındaki ilişkide çalışanların ahlaki farkındalığının aracı ve politik becerilerinin düzenleyici rolü

Bu çalışmanın temel amacı etik liderliğin, bilgi paylaşımı üzerindeki etkisini incelemek ve ahlaki farkındalığın bu ilişikide aracı ve politik becerinin ise düzenleyici bir role sahip olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini Türkiyede kamu ve özel sektörde çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırmadaki veriler anket yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırmada Brown, Trevino ve Harrison (2005) tarafından geliştirilmiş 10 maddeden oluşan Etik Liderlik Ölçeği, Vries, Hoff ve Ridder (2006) tarafından oluşturulan ve 8 maddeden oluşan Bilgi Verme ve Bilgi Toplama Ölçeği, Ferris ve arkadaşları (2005) tarafından oluşturulan ve 18 maddeden oluşan Politik Beceri Ölçeği ve Arnaud (2010) tarafından oluşturulan ve 30 maddeden oluşan Etik İklim Ölçeği kullanılmıştır.Elde edilmiş olan veriler korelasyon ve regresyon analizleri ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde etik liderlik ve bilgi paylaşımı arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu, çalışanın ahlaki farkındalığının, etik liderlik ile bilgi paylaşımı arasındaki ilişkide aracılık rolü olduğu, etik liderlik ve bilgi paylaşımı arasındaki ilişkide ahlaki farkındalığın da aracı olduğu dolaylı ilişkide politik becerilerin pozitif yönlü anlamlı düzenleyici rolü olduğu belirlenmiştir. Ayrıca "Çalışanın politik becerileri, çalışanların ahlaki farkındalığı ile bilgi paylaşımı arasındaki ilişkide düzenleyici rol oynayacaktır." ifadesinin doğru olmadığı anlaşılmıştır. Bu çalışmanın, etik liderlik, bilgi paylaşımı, ahlaki farkındalık ve politik beceri arasıdaki ilişkiyi inceleyerek hem literatürdeki boşlukları dolduracağı hem de organizasyonlardaki etik liderlik uygulamalarının bilgi paylaşımının arttırılmasına yönelik katkıda bulunacağı düşünülmektedir.

Taha Sıtkı Çalışır
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal medyada gerilla reklamcılık, marka imajı, plansız satın alma ve E-WOM etkileşimi

Gerilla reklamcılık, sıra dışı, yaratıcı ve beklenmedik mesajlarla tüketicilerin dikkatini çekerek marka ile güçlü bir ilk temas kurulmasını sağlamaktadır. Bu temas, olumlu marka imajının oluşmasına katkıda bulunmakta ve tüketici güveni ile duygusal bağlılığı destekleyerek marka tercihinde etkili olmaktadır. Sosyal medyada karşılaşılan çarpıcı gerilla reklam içerikleri ise tüketicide anlık tepkiler oluşturabilir ve plansız satın alma davranışlarını tetikleyebilir. Bu davranışlar genellikle duygusal tepkilere dayanmakta ve reklamın ani etkisiyle ilişkilidir. Ayrıca, sosyal medya kullanıcılarının deneyimlerini hızla paylaşabilmesi, gerilla reklam içeriklerinin E-WOM yoluyla geniş kitlelere ulaşmasını sağlamaktadır. Bu durum hem marka bilinirliğini artırmakta hem de diğer tüketicilerin satın alma kararlarını dolaylı olarak etkilemektedir. Sonuç olarak, sosyal medyada uygulanan gerilla reklamlar; marka imajı, plansız satın alma ve E-WOM arasında çok yönlü bir etkileşim oluşturmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın başlıca amaçları; Sosyal medyada gerilla reklamların plansız satın almaya etkisini belirlemek, sosyal medyada gerilla reklam boyutlarından yeniliğin, uygunluğun, açıklığın, sürpriz etkinin ve mizahın plansız satın almaya etkisini belirlemek, sosyal medyada gerilla reklamların marka imajına etkisini belirlemek, marka imajının plansız satın almaya etkisini belirlemek, sosyal medyada gerilla reklamların plansız satın almaya etkisinde marka imajının aracı rolünü belirlemek, sosyal medyada gerilla reklamların E-WOM'a etkisini belirlemek, E-WOM'un plansız satın almaya etkisini belirlemek, sosyal medyada gerilla reklamların plansız satın almaya etkisinde E-WOM'un aracı rolünü belirlemektir. Araştırmanın amaçları doğrultusunda, Beşli Likert Ölçeğine göre hazırlanan anket formu, Google Forms üzerinde online olarak hazırlanmıştır. Anket linki, çeşitli sosyal medya ortamları (Whatsapp, Instagram ve Telegram) aracılığıyla araştırma grupları ve yakın çevreler ile paylaşılmıştır. 391 katılımcıdan kullanılabilir veri elde edilmiştir. SPSS, SPSS Process ve AMOS programları ile araştırmanın amaçları doğrultusunda elde edilen veriler analiz edilmiştir. Demografik özelliklerin tespiti için tanımlayıcı istatistiklerden yararlanılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucu sosyal medyada gerilla reklam boyutları yenilik, uygunluk, sürpriz etki, açıklık ve mizahtır. Sosyal medyada gerilla reklam boyutları için uyum iyiliği değerlerinin iyi uyum değerleri içerisinde ve anlamlı olduğu görülmektedir. Korelasyon analizi sonucuna göre değişkenler arası ilişkilerin kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Regresyon analizi sonuçlarına göre, sosyal medyada gerilla reklamların plansız satın alma üzerinde anlamlı ve pozitif etkisi vardır. Sosyal medyada gerilla reklam boyutlarından, uygunluk, sürpriz etki ve yenilik boyutları istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Buna karşılık, mizah ve açıklık boyutları p değerine göre anlamlı değildir. Etki yönü açısından değerlendirildiğinde; uygunluk ve sürpriz etki boyutları gerilla reklamın etkisini pozitif yönde, yenilik boyutu ise negatif yönde etkilemektedir. Sosyal medyada gerilla reklamların marka imajı üzerinde anlamlı ve pozitif etkisi vardır. Marka imajının plansız satın alma üzerinde anlamlı ve pozitif etkisi vardır. Sosyal medyada gerilla reklamların plansız satın almaya etkisinde marka imajının aracı etkisi vardır. Sosyal medyada gerilla reklamların E-WOM üzerinde anlamlı ve pozitif etkisi vardır. E-WOM'un plansız satın alma üzerinde anlamlı ve pozitif etkisi vardır. Sosyal medyada gerilla reklamların plansız satın almaya etkisinde E-WOM'un aracı etkisi vardır. Araştırma bulguları doğrultusunda, sosyal medyada gerilla reklamların plansız satın alma üzerinde doğrudan ve dolaylı etkiler yarattığı görülmektedir. Özellikle "uygunluk" ve "sürpriz etki" boyutlarının pozitif katkısı öne çıkarken, "yenilik" boyutunun olumsuz etkisi dikkat çekmektedir. Marka imajı ve E-WOM'un da bu süreçte aracı rol oynadığı belirlenmiştir. Bu çerçevede, sosyal medya stratejileri oluşturulurken gerilla reklam unsurlarının hedef kitleye uygun, dikkat çekici ve şaşırtıcı biçimde tasarlanması önem arz etmektedir. Ayrıca, marka imajını güçlendirecek ve olumlu elektronik ağızdan ağıza iletişimi teşvik edecek içeriklerin geliştirilmesi plansız satın alma davranışlarını olumlu yönde etkileyebilir. Bu nedenle, pazarlama faaliyetlerinde bu unsurlar dikkate alınarak bütüncül ve hedef odaklı kampanyaların yürütülmesi önerilmektedir.

Elektronik ağızdan ağıza iletişimGerilla pazarlamaMarka imajı+1
Özge Güney
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğrenme temelli iş iklimi ve hizmetkâr liderliğin proaktif iş davranışına etkisinde psikolojik dayanıklılığın aracı rolü

Günümüz iş dünyasında işletmeler hızlı değişim, yoğun rekabet ve sürekli yenilik gereksinimi ile karşı karşıyadır. Bu koşullarda çalışanların proaktif davranış gösterebilmesi, işletmenin ayakta kalması ve uyum sağlayabilmesi için kritik hale gelmiştir. Bu nedenle proaktif iş davranışını artıran örgütsel ve bireysel faktörlerin belirlenmesi gerekmektedir. Araştırmanın amacı, öğrenme temelli iş iklimi ve hizmetkâr liderliğin proaktif iş davranışı üzerindeki etkisini ortaya koymak ve bu etkide psikolojik dayanıklılığın aracı rolünü saptamaktır. Bu bağlamda öğrenme temelli iş iklimi, hizmetkâr liderlik, proaktif iş davranışı ve psikolojik dayanıklılık konuları ayrıntılı olarak incelenmiştir. Araştırmanın değişkenleri Sosyal Öğrenme Teorisi ve Kaynakların Korunması Teorisi'ne dayanmaktadır. Araştırma örneklemini, Nevşehir ili ve ilçelerinde faaliyet gösteren otel işletmesi çalışanları oluşturmaktadır (n=400). Araştırmada kullanılan veriler daha önce literatürde güvenilirliği ve geçerliliği test edilmiş ölçeklerden oluşan bir anket yardımıyla elde edilmiştir. Araştırma hipotezlerini test etmek için Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Araştırma bulguları sonucunda öğrenme temeli iş ikliminin proaktif çalışma davranışını pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği ortaya konmuştur. Ayrıca hizmetkâr liderliğin proaktif çalışma davranışını pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Aracı değişken bulgularına bakıldığında ise öğrenme temelli iş ikliminin proaktif çalışma davranışı üzerindeki etkisinde psikolojik dayanıklılığın kısmi aracılık etkisine sahip olduğu görülmektedir. Benzer şekilde psikolojik dayanıklılığın, hizmetkâr liderliğin proaktif çalışma davranışı üzerindeki etkisinde kısmi aracılık etkisine sahip olduğu tespit edilmiştir. Son olarak araştırmanın bazı kısıtları olduğu belirtilmiş, çalışmada yapılan tespitlerle ilişkili olarak otel işletmelerinin yöneticilerine yönelik bazı önerilerde bulunulmuş ve gelecekte bu konuda çalışacak araştırmacılara yönelik bazı öneriler sunulmuştur.

Emine Yakut
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik ayrıcalık aracılığıyla dijital olgunluğun görev performansına etkisi: Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı üst düzey yöneticileri örneği

Kamu sektöründe dijital olgunluğun hem üst yöneticilerin performansına hem kamudaki hizmet sunumuna etkileri önemli inceleme alanlarından biridir. Ancak kamu sektöründe psikolojik ayrıcalığın, dijital olgunluğun bireysel iş çıktıları üzerindeki etkilerini nasıl şekillendirdiği konusunda henüz yeterli sayıda araştırma bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışma dijital olgunluğun çıktıları literatüründeki bulgu eksikliğini gidermeye odaklanmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı üst düzey kamu yöneticileri için dijital olgunluğun görev performansı üzerindeki etkilerini ortaya koymak ve dijital olgunluk ile görev performansı arasındaki ilişkide psikolojik ayrıcalığın aracı rolünü incelemektir. Veriler, Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu'nda çalışan 361 üst düzey kamu yöneticisinden anket yoluyla toplanmıştır. İleri sürülen hipotezleri test etmek için veriler Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, kamu sektöründe dijital olgunluğun hem görev performansı hem de psikolojik ayrıcalık üzerinde pozitif etkileri olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte bulgular psikolojik ayrıcalık ile görev performansı arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğunu da göstermektedir. Ayrıca dijital olgunluğun dijital okuryazarlık, strateji, liderlik, insan ve teknoloji boyutları görev performansı üzerinde pozitif ve anlamlı etkiye sahiptir. Aksine çalışmanın bulguları dijital olgunluğun liderlik, operasyonlar ve kültür boyutlarının görev performansı üzerinde negatif ve anlamlı etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Ancak dijital olgunluğun pazar ve yönetişim boyutları görev performansını etkilememiştir. Öte yandan sonuçlar psikolojik ayrıcalığın dijital olgunluk ile görev performansı arasındaki ilişkiye aracılık ettiğine işaret etmektedir. Sonuçlar ayrıca psikolojik ayrıcalığın dijital olgunluğun bazı boyutları (strateji, liderlik, kültür ve teknoloji) ile görev performansı arasındaki ilişkiye aracılık ettiğini göstermektedir. Bu çalışmanın bulgularına dayanarak teorik ve pratik çıkarımlar yapılmakta ve gelecekteki araştırmalara yönelik öneriler tartışılmaktadır.

Performans
Cansu Küçükarslan Ünlü
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital liderlik ve örgütsel yabancılaşma arasındaki ilişkide teknostresin aracılık rolü

Bu çalışmanın temel amacı dijital liderliğin, örgütsel yabancılaşma üzerindeki etkisini tespit etmek ve teknostresin bu ilişkide aracı bir role sahip olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini Türkiyede sivil havacılık sektöründe çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırmadaki veriler anket yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırmada Zeike, Bradbury, Lindert ve Pfaff (2019) tarafından geliştirilen dijital liderlik ölçeği, Mottaz (1981) tarafından geliştirilen örgütsel yabancılaşma ölçeği ve Alam (2015) tarafından geliştirilen 14 maddelik teknostres ölçeği kullanılmıştır. Elde edilmiş olan veriler betimsel istatistik, korelasyon, basit ve hiyerarşik regresyon analizleri ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde dijital liderlik ile örgütsel yabancılaşma arasında pozitif yönlü, dijital liderlik ve teknostres arasında pozitif yönlü, örgütsel yabancılaşma ve teknostres arasında da pozitif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca dijital liderlik ve örgütsel yabancılaşma arasındaki ilişkide teknostresin aracı role sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmanın, dijital liderlik, örgütsel yabancılaşma ve teknostres arasıdaki ilişkiyi inceleyerek hem literatürdeki boşlukları dolduracağı hem de yöneticilere teknostresin etkilerini azaltma konusunda önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Sümeyya Kıymet Bayrakçeken
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Aşırı iş yüklenmenin (Heavy Work Investment) bankacılık sektörü çalışanları üzerindeki olumlu ve olumsuz sonuçları üzerine bir araştırma

Aşırı iş yüklenme (Heavy Work Investment, AİY), çalışanların işlerine artan saatler ve yoğun çaba ayırarak mesleki faaliyetlerine ve günlük görevlerine daha fazla odaklanmalarıyla ortaya çıkan ve giderek daha sık gözlemlenen bir kavramdır. Literatürde aşırı iş yüklenmenin olumlu ve olumsuz davranışsal sonuçlarının bulunduğu ileri sürülmektedir. Bu araştırmada aşırı iş yüklenmenin olumlu sonuçlarından iş performansı ve iş tatmini ile olumsuz sonuçlarından işte varolamama ve tükenmişlik üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın verileri 390 kişiden oluşan bankacılık sektörü çalışanlarından anket tekniği ile toplanmıştır. Çalışmanın değişkenleri arasındaki ilişkiler ve hipotez testleri kovaryans temelli yapısal eşitlik modellemesi (YEM) yardımı ile test edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre aşırı iş yüklenmenin zaman taahhüdü ve çalışma yoğunluğu boyutlarının işte varolamama ve tükenmişliğin boyutlarından duygusal tükenme ve duyarsızlaşma üzerinde olumlu yönde ve anlamlı etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Diğer yandan AİY nın zaman taahhüdü boyutunun iş performansı ve düşük başarı hissi üzerinde herhangi bir anlamlı etkisinin olmadığı çalışma yoğunluğu boyutunun ise iş performansı ve tükenmişliğin boyutlarından düşük başarı hissi üzerinde olumlu ve anlamlı bir etki gösterdiği görülmüştür. Ancak aşırı iş yüklenmenin her iki boyutunun birden iş tatmini üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Evren Arı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

A robust optimization model for leagile closedloop supply chain design under uncertainty

Purpose: This study aims to design a leagile closed-loop supply chain (CLSC) for a durable product by integrating reverse logistics into the forward supply chain (SC) network. The proposed framework is developed in alignment with circular economy (CE) principles to enhance both economic and environmental performance under uncertainty. Design/Methodology: A multi-tier, single-product, single-period CLSC network is proposed under uncertain conditions. A single-objective mixed-integer linear programming (MILP) model is formulated to minimize the total system cost. The model addresses strategic, tactical, and operational decisions, including facility location, allocation quantities, return levels, recovery rates, and overall network configuration. To effectively manage uncertainty, robust optimization techniques are employed by integrating possibilistic and probabilistic programming approaches. The validity of the proposed model is demonstrated through numerical examples and a case study. Findings: The results provide optimal decisions regarding network configuration, material flows, recovery operations, and cost minimization. The findings indicate that the proposed CLSC model adopts a cost-efficient strategy by preserving the core capacity of the forward supply chain while integrating a centralized reverse logistics (RL) structure. Operational efficiency is achieved through strategic facility location decisions, enabling a balance between cost reduction and system performance. Moreover, the results confirm that the implementation of a CLSC enhances resource utilization and environmental sustainability while maintaining economic feasibility. Originality/Value: This study contributes to the literature by presenting a comprehensive leagile CLSC model that simultaneously considers uncertainty and CE objectives. The proposed framework offers practical insights for decision-makers seeking to design costeffective and environmentally sustainable CLSCs.

Circular economyRobustnessSupply optimization+3
Rawan Alı Ahmad Saleh
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İşyerinde zorbalık ve ayrılma niyeti: Algılanan örgütsel desteğin moderatörlük etkisi

Bu tez çalışmasında işyerlerinde oldukça sık karşılaşılan sorunlardan birisi olan işyeri zorbalığının işten ayrılma niyetine etkisi ve algılanan örgütsel desteğin bu etkide moderatör etkisinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda araştırmanın örneklemi, Konya ilinde hizmet sektöründe faaliyet gösteren bir kamu kurumundan seçilmiştir. 423 personelin katıldığı çalışmada veriler, anket yöntemiyle toplanmıştır. Anketler aracılığıyla toplanan verilerin güvenirlik ve normallik analizleri yapılmış olup teorik olarak oluşturulan hipotezlerin test edilmesi noktasında korelasyon ve regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Gerçekleştirilen hipotez testleri neticesinde işyeri zorbalığının işten ayrılma niyetini pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra ulaşılan bulgular; algılanan örgütsel desteğin işten ayrılma niyetini negatif yönde etkilediğini göstermiştir. Moderatör değişken rolüne ilişkin gerçekleştirilen hipotez testinde; işyeri zorbalığı ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide algılanan örgütsel desteğin düzenleyici değişken rolü üstlenmediği yani moderatör etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca çalışma yapılan kurumda işyeri zorbalığına maruz kalma oranı, 30,9 olarak bulunmuştur. Alan yazında bahsi geçen değişkenlerin birlikte ele alındığı çalışmaların az sayıda olması, araştırmanın önemini artırmakta olup; bulguların, konu hakkında çalışma yapacak olan araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Algılanan örgütsel destekDüzenleyici etki analiziModeratör+2
Hatice Bütün
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İslami finans eğitiminde yaşanan zorluklar ve çıkış yolları: Yükseköğretim programları açısından ampirik bir değerlendirme

Sektörel gelişimine paralel olarak, Türkiye'de İslami finans eğitimine son yıllarda yoğun bir ilgi söz konusudur. Bununla birlikte eğitim sürecinde yaşanan birçok sorun ve zorluk bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, yükseköğretim düzeyinde yaşanan bu sorunları tespit etmek ve çözüm yollarını ortaya koymaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş olup, veriler mülakat yöntemi ile elde edilmiş ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışmanın amacı kapsamında Konya, İstanbul, Bursa, Sakarya ve Ankara gibi İslami finans eğitimlerinin ön planda olduğu illerdeki üniversitelerde bu alanda eğitim gören öğrenciler ve eğitim veren akademisyenler ile toplamda 30 görüşme yapılmıştır. Veri analiz sürecinde MAXQDA 2022 programı kullanılmıştır. Sonuçta, a) Ders materyali eksikliği, b) Standart ve kademeli bir eğitim müfredatının bulunmaması, c) Akademik çalışmalardaki tek düzelik/benzerlik, d) Eğitmenlerin niteliği ve sayısındaki yetersizlikler, e) Öğrenci profili (heterojen) ve kalitesi, f) Mezuniyet sonrası istihdam sorunu ve g) Alana yönelik ideolojik bakış olmak üzere 7 sorun kategorisi belirlenmiştir. Çözüm yolları ise; a) Standart ve kademeli bir eğitim müfredatının hazırlanması, b) Eğitimcilerin eğitimi ve yetkinliğinin artırımı, c) Sektör-kamu – üniversiteler arası ortak çalışma platformlarının oluşturulması ve bilimsel yayın sayısının artırılması, d) Ulusal ve uluslararası akademik faaliyetlerin yaygınlaşması ve lisans/lisansüstü program sayısının artırılması, e) Verilen eğitimlerin pratik olması; sektöre, piyasaya, insanlara dokunması ve sorunlara çözüm sunması, f) Alana yönelik farkındalık yaratımı, finansal okuryazarlık ve siyasi destek sağlanması, g) Alanın akademik unvan ve atamalarda ayrı bir disiplin olarak kabulü, h) Lisans programları için denklik verilmesi olmak üzere 8 kategoride ifade edilmiştir. Bulguların, yükseköğretim kurumlarının yetkili birimlerinin, sektör temsilcilerinin ve ilgili kamu otoritelerinin alana yönelik kararlarına değer katması beklenmektedir.

EğitimEğitim programlarıFinansal eğitim+3
Zülfiye Kaynar
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

BIST imalat sektörü şirketleri için finansal oranların temel eksen faktör analizi ile sınıflandırılması

Finansal analizin firmalar için kaçınılmaz bir gereklilik olduğu söylenebilir. Bir firmanın, yönetim kurulu, yatırımcıları, kreditörleri ve firma ile ilgilenen her kimse, firmanın gerçek finansal durumunu ortaya çıkarmak için finansal analize başvurabilir. Finansal analiz yapmak için çeşitli yöntemler vardır, bunlardan en yaygın olanı finansal oranların incelenmesidir. Literatürde yer alan birçok finansal oran vardır ve bunların çoğu arasında korelasyon söz konusu olmaktadır. Ayrıca, çok fazla sayıda finansal orana başvurmak doğru ve güvenilir sonuçlar anlamına gelmez. Değişkenler topluluğun varyansının büyük bir kısmını açıklayacak az sayıda yeni değişkenleri türetmek istatiksel analizler için daha avantajlıdır. Bu çalışma BIST İmalat Sektörü Şirketleri için finansal oranların temel eksen faktör analiziyle sınıflandırılmasını ve bağımsız yeni değişkenler olarak ifade edilmesini amaçlamaktadır. Bu amaca ulaşmak için finansal analizden bahsedilip, faktör analizine dair bilgiler verilmiştir. Bunun yanında, imalat sektöründe faaliyet gösteren 186 firmanın verileri derlenerek, SPSS programında temel eksen faktör analizini kullanarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak, temel eksen faktör analiz yöntemi kullanılarak beş faktör çıkarılmış ve 22 finansal oran bu beş faktöre dağıtılmıştır. Bu faktörler örneklemin toplam varyansının %67,24'ünü açıklamaktadır. Varimax yöntemi kullanılarak ortogonal döndürme işlemi gerçekleştirildikten sonra faktör doygunluğu sonuçları okunarak, örneklem büyüklüğüne uygun doygunluk elde edilen finansal oran sayısının 16 finansal oran olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ilgili taraflara BIST'te işlem gören herhangi bir imalat sanayi şirketinin finansal durumunu analiz ederken bu çalışmada elde edilen 16 oranın kullanılması önerilebilirken, farklı sektörler arasında karşılaştırmalı bir çalışma yapılması ve bu sektörlerdeki varyansı mümkün olduğunca açıklayan uygun oranların bulunması da çalışmayı zenginleştirecektir.

Borsa İstanbulFaktör analiziFinansal analiz+2
Raad Hasan Abdo Najı Al-galal
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bitcoin fiyat hareketliliğinin makine öğrenmesi ile tahmin edilmesi

Bitcoin, dijital bir para birimi olarak finansal piyasalarda önemli bir yer edinmiştir. Ancak, Bitcoin'in belirgin bir özelliği olan yüksek volatilite problemi, hem yatırımcılar hem de akademisyenler için dikkat çekici bir konudur. Bitcoin'in fiyatında ani ve büyük ölçekli değişimler olabilmektedir. Bu durum, yatırımcıların karar alma süreçlerini etkileyebilir ve piyasa analizlerini daha zor hale getirebilir. Bu çalışma, Bitcoin'in fiyat hareketlerini etkileyen faktörleri belirleyerek Bitcoin fiyatını tahmin etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, iki farklı kategoride veri kaynakları kullanılmıştır. Birincisi, kripto para sistemine ait olan ve Bitcoin ile diğer kripto paraları içeren 350 farklı değişkeni olan verilerdir. İkinci kategori ise dünya endekslerine ait olan ve 46 farklı değişkeni içeren verilerdir. Bu veriler, Tradingview ve Yahoo Finance gibi popüler finansal veri kaynaklarından elde edilmiştir. Kripto para sistemine ait veriler ağ bilgileri, kripto borsa işlemleri, adres verileri, fiyat verileri ve sosyal medya verileri gibi başlıklar altında toplanmıştır. Dünya endekslerine ait veriler ise tahvil endeksleri, dövizler, volatilite endeksi ve hisse senedi endeksleri gibi başlıklar altında sınıflandırılmıştır. Araştırma kapsamında, 2022-10 ile 2022-12 tarihleri arasındaki 90 günlük dönemi kapsayan veriler kullanılarak Bitcoin'in fiyatının tahmin edilmesi amacıyla makine öğrenimi algoritmaları kullanılmıştır. Bu veriler, %85'i eğitim ve %15'i test verisi olarak ayrılarak analiz edilmiştir. Eğitim aşamasının ardından, test verileri üzerinde yapılan tahminler görselleştirilerek sunulmuştur. Elde edilen sonuçlar, modelin 0.909 R² skoru ile genel anlamda başarılı bir performans sergilediğini ve tahminlerinin gerçek değerlere oldukça yakın olduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgular, makine öğrenimi algoritmalarının Bitcoin fiyat tahmininde etkili bir araç olarak kullanılabilirliğini desteklemektedir.

BitcoinBlockchainBlok zinciri sistemi+4
Ahmet Akusta
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sermaye yapısı kararlarının bankaların finansal performansı üzerine etkileri: Afganistan bankacılık sektörü üzerine bir uygulama

İşletmelerin sermaye yapısı, işletmelerin kullandığı sermaye kaynaklarına bağlı olarak oluşur. Bir işletme sermaye elde etmek için öz sermaye, borç veya her ikisini de kullanabilir. İşletmenin sermaye yapısı, kullanılan öz sermaye ve borç kombinasyonuna dayanır. Finansman kararları, işletmenin performansıyla önemli ölçüde ilişkilidir. Bu çalışmada, 2015-2020 yılları arasında Afganistan'daki bankacılık sektöründe yer alan bankaların sermaye yapısının finansal performansı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmada, bankaların finansal performansını değerlendirmek için kullanılan aktif karlılığı (ROA), özsermaye karlılığı (ROE) ve net faiz marjı (NIM) gibi göstergeler bağımlı değişkenler olarak ele alınmış; sermaye yapısını yansıtan borç oranı ve borç/özkaynak oranı ise bağımsız değişkenler olarak değerlendirilmiştir. Verilerin analizi için SPSS yazılımı kullanılarak normallik testi, tanımlayıcı istatistiksel analizi ve regresyon analizi uygulanmıştır. 2015-2020 yılları arasındaki Afganistan bankacılık sektörü verilerine dayanarak elde edilen sonuçlar, sermaye yapısının bankaların finansal performansı üzerindeki etkisinin farklılık gösterdiğini göstermektedir. Aktif karlılığı (ROA) ve net faiz marjı (NIM) üzerinde sermaye yapısının anlamlı etkisi olduğunu ve özsermaye karlılığı (ROE) üzerinde anlamlı etkisi olmadığını göstermektedir.

Bashır Ahmad Sadeq Oghlo
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplum 5.0 yapılanmasında dijital dönüşüm ile örgüt kültürü etkileşiminin yeri: Bir alan araştırması

Bireyler ve toplumlar, pek çok değişim ve dönüşümle karşı karşıya kalmaktadırlar. 2011 yılında Endüstri 4.0 ile başlayan teknolojik değişim ve dönüşümün sonuncusu 2016 yılında Japonların ortaya attığı Toplum 5.0 kavramıdır. Temelinde teknolojik değişimlerin ve dönüşümlerin insanların yararına kullanılması vardır. Dijital dönüşüm ise daha çok üretim eksenli olup tüm iş süreçlerini, teknolojiyi ve insanı etkileyen bir kavramdır. Diğer yandan teknolojik gelişmeler yaşandıkça kültürel bazı değişikliklerin de beraberinde yaşanması kaçınılmazdır. Örgüt kültürü bağlamında düşünüldüğünde hem dijital dönüşümün hem de Toplum 5.0 anlayışının yerleşmesi için örgüt kültürünün değişmesi gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, Toplum 5.0 yapılanmasında dijital dönüşüm ve örgüt kültürü arasındaki etkileşimin incelenmesidir. Bu araştırmada yöntem olarak karma yöntemlerden açıklayıcı-sıralayıcı desen kullanılmıştır. Bu kapsamda çalışmanın örneklemini amaçlı örnekleme uygun olarak orta ve büyük işletme sahip ve üst düzey yöneticileri, akademisyenler ve kamu çalışanları oluşturmaktadır. Bu çerçevede 415 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın nicel analiz kısmında frekans, açıklayıcı faktör, doğrulayıcı faktör, korelasyon, Yapısal Eşitlik Modeli ve ANOVA analizleri kullanılmıştır. Nitel analiz kısmında ise içerik analizi yöntemi kullanılarak 46 kişiyle yarı yapılandırılmış sorular sorularak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda kod ilişkileri analizi uygulanmıştır. Tüm veriler, SPSS 25, AMOS 24 ve MAXQDA 20 programları kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, nicel analiz kısmında dijital dönüşüm ve örgüt kültürü boyutlarının birbirlerini etkilediği, alt boyutlar olarak tüm boyutların yine birbirileri üzerinde bir etki oluşturduğu, ANOVA sonuçlarında gruplar arasında sadece dijital yetenekler alt boyutunda anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Nitel analiz kısmında ise Toplum 5.0 ve alt boyutlarının hem dijital dönüşüm hem de örgüt kültürü ve alt boyutlarını etkilediği, Toplum 5.0 anlayışının yerleşmesi için dijital dönüşümün gerçekleşmesi ve örgüt kültürünün değişmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.

Dijital liderlikKarma yöntemlerSayısal dönüşüm+4
Abdullah Zübeyr Akman
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel bağlılık ve kurumsal kültür ilişkisi: Hizmet sektöründe çalışanlar üzerine bir araştırma

Örgütsel bağlılık, çalışanların çalıştıkları örgütün amaçları ile değerlerini kabul ederek bu amaçlar ve değerler uğruna çaba sarf etmesi ve örgütte kalmayı istemesi olarak tanımlanmaktadır. Kurumsal kültür ise işletmedeki çalışanların zamanla geliştirdikleri birtakım grup normlarıdır. Bu grup normları, çalışanların alışılagelmiş davranış biçimleri olup herkes tarafından farkına varılmadan gerçekleştirilen eylemlerdir. Aynı zamanda kurumsal kültür, kurum çalışanlarına farklı bir kimlik kazandırıp çalışanların kuruma olan aidiyetlerinin artmasına yardım ederek çalışanlar tarafından paylaşılan değer, tutum, inanç ve varsayımlar ile çalışanların beklentilerini, duygularını ve etkileşimlerini ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amacı, Konya ili merkez ilçelerdeki belediyeler ile otel işletmelerinde çalışan orta ve üst düzey yöneticilerin örgütsel bağlılıkları ile kurumsal kültürleri arasında anlamlı bir ilişkiye sahip olup olmadığının araştırılmasıdır. Örgütsel bağlılık ile kurumsal kültür arasındaki ilişkinin araştırılmasına yönelik olarak yapılan bu çalışmada kurumsal bir özellik arz eden belediyeler yine kurumsal yapıdaki dört ve beş yıldızlı olan otel işletmeleri tercih edilmiştir. Konya ili merkez ilçelerde bulunan belediyeler ile otel işletmelerinde çalışan orta ve üst düzey yöneticiler olmak üzere toplam 402 adet anket uygulanmıştır. Araştırmada kurum kültürü ile örgütsel bağlılığın personelin cinsiyetine göre değişmediği saptanmıştır. Ancak kurum kültürünün alt boyutları ile örgütsel bağlılığın alt boyutları arasında değişik etki ilişkileri olduğu araştırma neticesinde tespit edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda araştırmadaki katılımcıların çalışma sektörüne göre kurumsal kültürleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı tespit edilmiştir. Belediyelerde çalışan orta ve üst düzey yöneticiler ve otel işletmelerinde çalışan orta ve üst düzey yöneticilerin kurumsal kültür düşünceleri arasında önemli farklılık bulunmazken, bu işletmelerin çalışanlarının örgütsel bağlılıkları arasında önemli farklılık bulunmuştur. Aynı zamanda belediyelerde çalışan orta ve üst düzey yöneticilerin örgütsel bağlılıklarının otel işletmesi çalışanlarına oranla daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Araştırmaya katılan çalışanların örgütsel bağlılık ve kurumsal kültürleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur.

BağlılıkBelediyelerHizmet sektörü+6
Merve Küçükkeskin
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların dijital dönüşüme bakış açısının, motivasyon ve performansa etkisi

Dünya genelinde büyük bir hızla gelişme gösteren dijital çağ, tüm sektörlerde dijital dönüşüm yaşanmasına yol açmaktadır. Dijital çağın gereği her alanda yaşanılan bu hızlı dönüşüme işletmelerde ayak uydurmak zorundadırlar. Dijital çağın işletmelere sağladığı çeşitli avantajların yanı sıra Covid-19 pandemi süreci gibi beklenmeyen etkenler sürdürülebilirlik için dönüşümün artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu göstermiştir. Sürdürülebilirlik için işletmelerde dijitalleşme temelli bir dönüşüm yol haritası belirlenmesi, tüm iş süreçlerinin ve tüm paydaşlarla ilişkilerin revize edilmesi gerekmektedir. İç paydaşlar olan çalışanların tüm iş süreçlerinde aktif olabilmeleri için dijital dönüşüme bakış açılarının belirlenmesi gerekmektedir. Eksikliklerin belirlenerek tamamlanması ile çalışan motivasyonunun ve performanslarının arttırılması sayesinde, sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlanmasına destek olunabilecektir. Bu araştırmada işletme çalışanlarının dijital dönüşüme bakış açısının, motivasyon ve performansa etkisi araştırılmıştır. Araştırmaya 350 beyaz yakalı çalışan katılım sağlamıştır. Temel amaca bağlı olarak araştırma modeli ve hipotezleri oluşturulmuştur. Temel amaç doğrultusunda Bolu İlinde faaliyet gösteren Sanayi ve Ticaret Odası'na kayıtlı işletmelerden nicel araştırma yöntemi tekniklerinden anket tekniği ile veriler toplanmıştır. SPSS programı ile veriler analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda araştırma başında geliştirilen hipotezlerin doğru olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın neticesinde dijital dönüşümün çalışanların motivasyon ve performanslarına pozitif yönde etki ettiği görülmüştür.

MotivasyonPerformansSayısal dönüşüm+3
Emel Doğan Kahraman
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aile işletmelerinde yönetim sorunları: Konya örneği

Genel olarak dünyada ve ülkemizdeki işletmeler incelendiğinde, aile işletmelerinin payının diğer işletmelere göre yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Aile işletmelerini kısaca; bünyesinde aile, mülkiyet, işletme kavramlarını barındıran, sosyal yapılar olarak tanımlayabiliriz. Günümüzde aile işletmeleri diğer işletmelere göre daha büyük bir paya sahipken; hayat seyirleri açısından ise devamlılıklarının kısa olduğu gözlemlenmiştir. Bu durumun en önemli sebeplerinden birisi de yönetim fonksiyonlarından kaynaklanan sorunlardır. Farklı araştırmalarda farklı yönetim fonksiyonları ön plana çıkarılmış; bu çalışmada tüm yönetim fonksiyonlarının yanında işletmelerin sürdürülebilirliğine ilişkin önemli sorunlardan kuşak çatışması ve kurumsallaşmaya dikkat çekilmiştir. Aile işletmelerinin ülkelere göre farklı şekilde ekonomiye katkıları bulunmaktadır. Literatürde aile işletmeleri ile alakalı yapılmış pek çok çalışmada kurumsallaşma, finansal odaklı olma, verimlilik artışı gibi birçok soruna ışık tutan çalışma mevcuttur. Bu çalışmada, aile işletmelerinde yönetim sorunlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Konya Sanayi Bölgesindeki aile işletmelerinde ampirik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada 5'li Likert ölçeğiyle hazırlanmış anket tercih edilmiştir. 411 kişiyle yüz yüze görüşülerek anket yöntemi ile toplanmış olan veriler SPSS AMOS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizden elde edilen bulgular ışığında, aile işletmelerinde pek çok yönetim sorunları olduğu ve bu sorunların yönetim fonksiyonları ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Aile İşletmeleri, Kurumsallaşma, Kuşak Çatışması, Yönetim Fonksiyonları.

Ahmet Kaynar
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde değişimin gerekliliği ve örgütsel değişim yönetiminde insan kaynakları yönetiminin rolü üzerine su ve kanalizasyon işletmelerinde bir araştırma

Kuruluşların küreselleşmeyle beraber değişen çevreye adapte olması ve rekabet üstünlüğü sağlayabilmesi amacıyla örgüt içinde birtakım değişiklikler yapması gerekmektedir. Örgütün etkinliği ve verimliliği için de örgütteki bütün çalışanın bu değişim sürecine etkili bir şekilde katılması beklenmektedir, ancak örgütlerin yapmaya çalıştığı bu değişimlere karşı çalışanlar genelde dirençle cevap vermektedir. Bu nedenle değişimin başarıyla sonuçlanması için burada İnsan Kaynakları Yönetimi önemli bir rol üstlenir. İKY'den örgüt içinde yapılan değişimlere göre yeniden örgütün iK politikalarını düzenlemesi ve çalışanlara karşı bu dönemde maddi ve manevi açıdan daha hassas yaklaşması ve bu değişim sürecini gerektiği gibi başarıyla yönetmesi beklenir. Örgütlerde değişimin gerekliliği ve örgütsel değişim yönetiminde insan kaynakları yönetiminin rolü üzerine su ve kanalizasyon işletmelerinde bir araştırma adlı bu çalışmanın birinci bölümünde örgütlerde değişim ve değişime direnç, ikinci bölümde insan kaynakları yönetimi işlenmiş ve çalışmanın uygulama kısmında ise araştırma çerçevesinde insan kaynakları yönetiminin örgütsel değişim yönetimi üzerine etkisinin ölçülmesi için betimsel analizler, basit doğrusal ve çoklu regresyon analizleri uygulanmış olup sonuçlar değerlendirilerek araştırma doğrultusunda yorumlanmıştır. Araştırma 20 büyük şehir belediyesi su ve kanalizasyon idaresi genel müdürlüğünde yapılmış olup ana kütle büyüklüğü ortalama 20.000 kişidir. %5 hata payı, %95 güven düzeyi bağlamında 390 anket yapılmıştır. Anket uygulama yöntemi olarak yüz yüze ve telefonla anket yöntemi kullanılmıştır. Anket uygulaması ortalama 20 dk sürmüştür. Yapılan analizler sonucunda değişim yönetiminde insan kaynakları yönetimi işlevlerinin etkinliği arasında anlamlı bir ilişki görülmüştür. Bu çalışma, Literatürde insan kaynakları yönetimi ve değişim yönetimi arasındaki ilişkiyi su ve kanalizasyon işletmelerinde inceleyen ilk çalışma olması sebebiyle gelecek çalışmalara ilham kaynağı olup ışık tutması açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Değişim, Değişime Direnç, Değişim Yönetimi, İnsan Kaynakları Yönetimi, Su ve Kanalizasyon İşletmeleri

Gözde Koru Kaynar
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çok katlı pazarlama sisteminde satış temsilcilerinin memnuniyet düzeyleri: Togo örneği

Doğrudan pazarlamanın en aktif yöntemlerinden biri olan ve ağ pazarlaması olarak da bilinen çok katlı pazarlama, insanların günlük yaşamlarının bir parçasıdır ve günümüzde dünyanın geri kalanında olduğu gibi Afrika'da da geniş bir uygulama alanına sahiptir. Afrika'da çok katlı pazarlamanın hızlı gelişimini destekleyen faktörler arasında kentleşme, işsizlik oranı, yarı zamanlı çalışma olanakları, gelir düzeyleri, iletişim araçları ve altyapı faktörleri yer almaktadır. Bu çalışma, distribütörlerin bu faaliyeti benimseme nedenlerini ve algılarını memnuniyet açısından analiz etmiş, bu sistemde çalışan distribütörlerin hedeflerine ayrılan süre içinde ulaşılamamasının ardından memnuniyet açısından bağlılıklarını incelemiştir. Araştırma sounucu elde edilen verilere göre, Togo'da daha çok orta yaş grubunun ve erkeklerin ağırlıklı olarak bu pazarlama sisteminde çalıştığı bulunmuştur. Aynı zamanda distribütörlerin çoğu bekâr ve eğitim seviyelerinin yükseköğretim olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonuçları ayrıca pazarlanan ürün grupları arasında en çok bakım ürünlerinin ve gıda takviyelerinin olduğunu göstermiştir. Çok katlı pazarlamanın bu kadar çok tutulmasının nedeninin, sadece giderek daha fazla insanın pasif bir gelir kaynağı ve gelirlerini tamamlamanın bir yolunu araması değil, aynı zamanda finansal özgürlüğün yanında düşük fiyatlarla ürünleri satın alma arzuları da yer almaktadır. Diğer önemli bir tespit ise distribütörlerin büyük bir çoğunluğunun bu pazarlama sisteminde elde ettiği gelir ise yaklaşık 100 ABD Doları kadardır. İstatistiksel olarak, distribütörlüğü yapılan ürünlerin günlük hayatta tüketildiği, kullanılan ürünlerin şirkete olan bağlılığı artırdığı, distribütörler için sponsor desteğinin oldukça önemli olduğu ve şirkette statü olarak ilerleme konusunda katkı sağladığı sonuçları bulunmuştur. Beklentiler ve gerçeklik arasındaki uyumsuzluk gibi bu faaliyette karşılaşabilecekleri sorunlara rağmen, distribütörler arasında çok katlı pazarlama'ya belirli bir bağlılık kaydedilmiştir.

DistribütörDoyum düzeyiPazarlama+3
Madjıwanı Djado
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yönetim 4.0 öngörüsü bağlamında çevresel, kültürel ve teknolojik değişimlerin yönetim fonksiyonlarına etkisinde endüstri 4.0'ın rolü: ISO 1000 işletmeleri üzerine bir araştırma

Değişen çevre koşulları, yaşanılan kültürel değişimler ve ilerleyen teknolojik gelişmeler ile birlikte yönetim fonksiyonlarında gelişmeler meydana gelmektedir. Açımlayıcı sıralı karma desenine göre yürütülen bu tezin amacı; çevresel değişimler, kültürel değişimler ve teknolojik gelişmeler gibi etmenler ile hem Endüstri 4.0 teknolojileri aracılığıyla yönetim fonksiyonları üzerindeki etkisini belirlemek hem de elde edilen nitel bulguların altında yatan unsurları derinlemesine incelemektir. Araştırma problemine açıklık getirmek amacıyla nicel kısımda 401 katılımcı, nitel kısmına toplamda 10 katılımcı ile çalışma yürütülmüştür. Nitekim Yönetim 4.0 öngörüsü üzerine bir tartışma gerçekleştirilmiş ve bu öngörünün gerçekliği tartışılmıştır. Yeni bir yönetim anlayışının olması gerektiği ve yönetsel paradigma değişimleri yaşandığı çıktısına ulaşılmıştır. Nihai araştırma sonucuyla Türkiye'de Endüstri 4.0 teknolojileri kullanım alanının yaygınlaşmadığı çıktısı elde edilmektedir. Fakat Türkiye'deki işletme yöneticileri Endüstri 4.0 teknolojileri kullanım gereksinimin bilincinde olduğu ortaya çıkmaktadır.

Endüstri 4.0Teknoloji kullanımıYönetim 4.0+2
Aylin Yılmaz Gezgin
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticaret işlemlerinin uluslararası muhasebe ve finansal raporlama standartlarına göre muhasebeleştirilmesi

Günümüzde, uluslararası ticaret büyük bir ilgi odağı haline gelmiştir. İşletmeler, artan rekabet koşullarında yerel pazarlara alternatif olarak yurtdışı piyasaları en iyi seçenek olarak değerlendirmektedir. Aynı zamanda, devletler dış ticareti desteklemede ve bununla ilerlemekte olan ülkelerde ödemelerdeki açıklık bu şekilde kapatılmaya çalışılmaktadır. Dünya ticaret hacmine bakıldığında, sürekli olarak artan bir eğilim gösteren Dünya ihracat hacmi, uluslararası ticarete verilen önemin arttığını göstermektedir. Bu çalışmada, ülkemizde dış ticaret işlemlerinde öncelikli olarak kullanılan bazı standartlar incelenmiştir. Bu standartlar arasında, stokların muhasebeleştirilmesini düzenleyen UMS 2, kur değişim etkilerini ele alan UMS 21, borçlanma maliyetlerini kapsayan UMS 23 ve müşteri sözleşmelerinden kaynaklanan hasılatı düzenleyen UFRS 15 yer almaktadır. Bu standartlar, yapılan işlemlerin bu standartlara uygun bir şekilde nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiğini belirlemeyi amaçlamaktadır. İncelenen standartlar, dış ticaret işlemlerinin finansal raporlamasında uygulanması gereken kuralları ve yönergeleri sunar. Bu standartların amacı, işlemlerin doğru ve şeffaf bir şekilde kaydedilmesini, finansal tablolarda tutarlılık ve karşılaştırılabilirlik sağlanmasını sağlamaktır. Bu şekilde, dış ticaret işlemlerinde finansal raporlama ve muhasebe uygulamalarının standartlara uygun ve tutarlı bir şekilde gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, Uluslararası Muhasebe Standardı, Uluslararası Finansal Raporlama Standardı, Stoklar Standardı, Kur Değişimleri Etkisi Standardı, Borçlanma Maliyeti Standardı, Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat standardı.

Finansal raporlama standartlarıMuhasebeStandartlar+4
Arteekoh Kama
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Stratejik insan kaynakları yönetiminde kurumsallaşma ve örgütsel bağlılık: Gıda sektöründe bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, gıda ürünleri imalatı yapan işletmelerdeki üst yönetimin stratejik insan kaynakları yönetimi uygulamalarını, kurumsallaşma algılarını ve örgütsel bağlılık düzeylerini belirlemek, ayrıca kurumsallaşma ve örgütsel bağlılık ilişkisini çalışanlar perspektifinde incelemektir. Araştırma evrenini 2019 yılı içerisinde İSO İlk 1000'de yer alan 194 gıda ürünleri imalatı yapan işletme oluşturmaktadır. Ancak bu dönemde COVID-19 Pandemisi nedeniyle 39 işletmeye ulaşılmış olup 17 işletmeden olumlu dönüş alınmıştır. 17 üst kademe yöneticiden yarı yapılandırılış mülakat tekniğiyle ve bu işletmelerdeki 784 çalışandan anket tekniği ile veriler elde edilmiştir. Çalışanların bakış açısını içeren nicel analizlerde yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre kurumsallaşmanın tüm alt boyutlarının örgütsel bağlılğın alt boyutları üzerinde etkili olduğu, ancak profesyonelleşme ve örgüt yapısının duygusal bağlılık üzerinde istatistiksel açıdan olumlu etkisi olmadığı belirlenmiştir. Yöneticilerin bakış açısını içeren nitel analizlerde elde edilen verilen Maxqda 2022 ile analiz edilmiştir. Elde edilen verilere göre stratejik insan kaynakları yönetimi uygulamalarına yönelik insan kaynaklarının stratejik uygulamaları (8 kod) ve işletme stratejilerinin belirlenmesi (5 kod) alt temalara sahip olduğu, kurumsallaşmanın 9 kod ile açıklandığı, örgütsel bağlılığın literatüre uygun şekilde duygusal bağlılık (4 kod), devam bağlılığı (4 kod) ve normatif bağlılık (4 kod) boyutlarıyla açıklandığı tespit edilmiştir.

Gıda sektörüKurumsallaşmaStratejik yönetim+2
Esin Ceylan Şaşmaz
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00