Siirt University
Discipline

Horticulture

Siirt University

1,139

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Antepfıstığında (Pistacia vera L.) matkap aşı uygulaması

Çalışmamız, Siirt ili Merkez ilçeye bağlı Gökçebağ beldesinde, Menengiç anacı üzerine Siirt çeşidinin aşılanmasıyla tesis edilmiş 40-45 yaş aralığında antepfıstığı ağaçlarının bulunduğu bir bahçede yürütülmüştür. Bahçedeki antepfıstığı ağaçlarını gençleştirmek amacıyla ağaçlara matkap aşı yöntemi uygulanmıştır. Aşılamalar, iki zamanlı olarak erken ilkbahar döneminde ve çiçeklenme döneminde gerçekleştirilmiştir. Her iki dönemde de üçer adet farklı antepfıstığı ağacına uç çapı 1-1,2 cm olan matkap ile üstünde iki tane sürgün tomurcuğu bulunan kalemlerle Siirt çeşidi aşılanmıştır. 01.05.2022 tarihinde yapılan kontrollerde her iki farklı zamanda da yapılmış olan aşıların sürgün gözlerinin uyandığı görülmüştür. Erken ilkbahar döneminde yapılan aşılamada 9 adet aşı kaleminden 5 adedinin (%55,5) ve 18 adet sürgün gözünden ise 9 adedinin (%50) uyandığı; çiçeklenme döneminde yapılan aşılamada ise aşılanan 9 adet aşı kaleminden 3 adedinin (%33,3) ve 18 adet sürgün tomurcuğundan 3 tanesinin (%16,6)uyandığı tespit edilmiştir. 06.06.2022 tarihinde yapılan ikinci kontrollerde 1. ve 2. aşı uygulamalarında aşı gözlerinin tümünün tamamen kuruduğu ve aşılama sırasında bitkide açılan yara dokularında yoğun zamk oluşumu ve zamk salgısının olduğu belirlenmiştir. Ağaç gövdelerinin ağırlıklı olarak mantar dokularından oluşması, matkap ucunun kalın olması, aşı deliği ve kalem çapının geniş yüzey alanına sahip olması zamk oluşumunu daha da artırmış ve aşılanan kalemlerin ağaç gövdesindeki kambiyum doku ile kaynaşma olasılığını önemli ölçüde olumsuz etkilemiştir. Bu nedenle 06.03.2024 tarihinde aynı bahçedeki ağaçların genç dallarına sadece erken ilkbahar döneminde 1-1,2 cm çapındaki matkap uçları yerine 0,6-0,8 cm çapındaki matkap uçları kullanılarak aşılama işlemi tekrarlanmıştır. 17.04.2024 tarihinde aşılar kontrol edilmiş ve aşılı 9 kalemden 4'ünün (%44,4) ve 18 sürgün gözünden 8'inin (%44,4) uyandığı görülmüştür. 17.05.2024 tarihinde yapılan son kontrollerde uyanan aşı gözlerinin bir kısmının kuruduğu, kalanların ise kuruma belirtileri gösterdiği gözlenmiştir. Yaptığımız çalışma sonucunda fıstık ağaçlarının odun dokusunda bulunan anaç ile kalem arasındaki boşluğu dolduran sakız salgısı nedeniyle kambiyum dokularının birbirine teması engellenmiş ve matkapla aşı uygulamaları başarılı olmamıştır.

Abdulhamit Kireç
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Batman ilinde sulu ve kuru koşullarda badem yetiştiriciliğinin karşılaştırılması

Badem, Batman ekolojisinde yetiştirilmeye uygun olan bir meyvedir. Maddi getirisi fazla olduğundan son yıllarda üreticiler tarafından tercih edilmekte ve badem yetiştiriciliği her geçen sene artmaktadır. Bu tez çalışması ile Batman'daki badem bahçelerinin sulu ve kuru koşullarda çiçeklenme, verim, meyve özellikleri belirlenmiş, ayrıca üreticilerin sosyo-ekonomik koşullarının geliştirilmesi için gerekli uygun bahçe büyüklükleri saptanmıştır. Çalışma 2022-2023 yıllarında yürütülmüştür. Batman'da 2 sulanan, 2 sulanmayan badem bahçesi seçilerek veriler alınmıştır. Batman'ın Oymataş köyünde seçilen sulanmayan (kuru) ve sulanan (sulu) bahçelerde Nonpareil badem çeşidi, Eymir köyünde seçilen kuru bahçede ve Kütüklü köyünde seçilen sulu bahçede Ferragnes çeşidi üzerinde çalışılmıştır. Batmanda sulanan koşullardaki Ferragnes çeşidi çiçeklenme süresi 16 Mart–3 Nisan tarihleri arasında, sulanmayan koşullardaki Ferragnes çeşidinde ise 13 Mart–30 Mart tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Batmanda sulanan koşullardaki Nonpareil çeşidinde çiçeklenme süresi 9 Mart – 28 Mart tarihleri arasında, sulanmayan koşullardaki Nonpareil çeşidinde ise 6 Mart–25 Mart tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Batman'daki sulanmayan bahçemizden ortalama 2023 yılında bir dekardan 283 kg badem elde edilmiştir. Bir kg bademin sektörde 55 TL'den işlem gördüğü belirtilmiştir. Bir dekar badem bahçesinden 2023 yılında elde edilen net gelir 11.093 TL (465 $) olmaktadır. Batman'da ortalama ailedeki birey sayısı 8 olduğundan yoksulluk sınırı 2023 yılında yıllık 560.400 TL (23.487 $) olmuştur. Buna göre Batman'da bir badem üreticisi ailesi geçindirebilmesi için 50,5 dekar kuru (sulanmayan) badem bahçesine ihtiyacı olacaktır.

Ebru Altan
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

F1 hibrit domates çeşit adaylarının agromorfolojik ve moleküler yöntemlerle tanımlanması

Bu tez çalışmasında, F1 hibrit domates (Lycopersicon lycopersicum) çeşit adaylarının morfolojik ve moleküler yöntemlerile tanımlaması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, 94 çeşit adayı üzerinde morfolojik ölçümler ve gözlemler gerçekleştirilmiştir. Bu ölçüm ve gözlem sonucunda belirlenen 52 çeşit adayı, Basit Dizi Tekrarı (SSR), Dizi İlişkili Çoğaltılmış Polimorfizm (SRAP) ve Ekleme-Silme Mutasyonu (INDEL) yöntemleriyle incelenmiştir. Bu süreçte Meloidogyne incognita, Tomato Mosaic Virus (ToMV), Tomato Yellow Leaf Curl Virus (TYLCV), Verticillium dahliae, Fusarium oxysporum f. sp. Lycopersici ve Tomato Spotted Wilt Virus (TSWV) karşı dayanıklılık seviyeleri belirlenmiş ve genetik tanımlamaları yapılmıştır. Morfolojik analizler sırasında, UPOV kriterlerinden yararlanılmış ve uygun bulunan özellikler üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Sera koşullarında yapılan ölçümler, büyüme tipi, yaprak duruşu, yaprak uzunluğu ve genişliği, yaprak ayası, çiçek salkımındaki çiçek sayısı, ilk boğumdaki çiçek salkımı ve meyvede yeşil omuz oluşumu gibi faktörleri kapsamıştır. Hasat sonrası meyveye yönelik gözlemler ise meyve boyutu, uzunluk/çap oranı, boyuna ve enine kesit şekli, perikarp kalınlığı, karpel sayısı, meyve sertliği, kuru madde içeriği, meyve rengi ve pH değeri gibi kriterler doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Tez çalışmasında, SSR, SRAP ve INDEL markörlerine ait veriler var/yok (1/0) şeklinde skorlanmış ve elde edilen veri seti DARwin programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, NJ (Neighbor-Joining) dendrogramı oluşturularak F1 hibrit domates çeşit adayları arasındaki genetik ilişkiler ortaya konulmuş ve çeşit adaylarının üç ana gruba ayrıldığı belirlenmiştir. Yapılan Mantel testi, uzaklık matrisi ile NJ dendrogramı arasında güçlü bir korelasyon olduğunu göstermiştir (r = 0.862). Ayrıca, F1 hibrit domates çeşit adaylarında bazı hastalıklara karşı dayanıklılık düzeyleri belirlenmiştir. İncelenen beş hastalık etmeni ve bir zararlıya karşı çeşit adaylarının dayanıklılık düzeyleri belirlenmiştir. Tomato Mosaic Virus (ToMV)'a karşı 20, Fusarium oxysporum f. sp.'ye karşı 17, Fusarium spp. ve Phytophthora spp.'ye karşı ise 15 çeşit adayı homozigot dayanıklı (RR) bulunmuştur. Tomato Spotted Wilt Virus (TSWV) etmenine karşı 9 çeşit adayı hassas (rr), 2 çeşit adayı ise heterozigot dayanıklı (Rr) olarak belirlenmiştir. Zararlılar arasında yer alan Meloidogyne incognita (kök ur nematodu)'ya karşı ise 17 çeşit adayının heterozigot dayanıklı (Rr) olduğu tespit edilmiştir. Yapılan genel değerlendirme sonucunda, 123x6, 103x10, 256x10, 222x10,105x4 numaralı çeşit adaylarının hastalık etmenlerine karşı 4 farklı dayanıklılık genini bir arada taşıdığı tespit edilmiştir. Sonbahar ve ilkbahar dönemi yapılan ölçümler ve gözlemler, temel bileşenler analizi (PCA) ile değerlendirilmiş ve sonbahar döneminde tek bir temel bileşen ekseni elde edilmiştir. Bu eksen, toplam varyasyonun %69,80'ini açıklamış, ilk beş temel bileşene ait score plot ve loading plot grafikleri oluşturulmuştur. Bahar döneminde ise bağımsız altı temel bileşen ekseni belirlenmiş, bu eksenler toplam varyasyonun %76,57'sini temsil etmiştir.

Banu Çiçek Arı
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay' klonal elma anaç adayının (Malus sylvestris L. mill. subsp. orientalis) in vitro şartlarda tuz stresine toleransının belirlenmesi

Tuz stresi, bitkilerin büyüme ve gelişimini olumsuz yönde etkileyen önemli bir çevresel faktördür. Meyve türleri arasında elma, tuz stresine en hassas bitkilerden biridir. Bu çalışmada, 'Hatay' klonal elma anaç adayının in vitro şartlarda tuz stresine toleransı incelenmiştir. Araştırmada farklı tuz konsantrasyonları (1/4 seyreltik MS, 1/2 seyreltik MS, MS (kontrol), MS + 1 g l-1 NaCl, MS + 2 g l-1 NaCl, MS + 4 g l-1 NaCl, MS + 6 g l-1 NaCl, MS + 8 g l-1 NaCl, MS + 10 g l-1 NaCl) kullanılmıştır. Tuz stresi sonucunda bitki boyu, yaprak alanı, stoma iletkenliği, bitki yaş ve kuru ağırlığı, köklenme oranı, kök sayısı, kök uzunluğu, kök yaş ve kuru ağırlığı ölçümleri yapılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre, en fazla bitki boyu MS (kontrol) ortamında elde edilirken, en düşük bitki boyu 1/4 MS ortamında belirlenmiştir. Bitki yaş ağırlığı ve bitki kuru ağırlığı bakımından en yüksek değerler MS + 1 g l-1 NaCl ortamında bulunurken, en düşük değerler 1/4 MS ortamında tespit edilmiştir. Yaprak alanı açısından en yüksek değer MS (kontrol) ortamında elde edilirken, en düşük değer MS + 1 g l-1 NaCl ortamında ölçülmüştür. Stoma iletkenliği en yüksek olan ortam 1/2 MS, en düşük olan ortam MS + 1 g l-1 NaCl'dir. Köklenme oranı bakımından en yüksek değer MS + 1 g l-1 NaCl, en düşük değer 1/4 MS ortamında bulunmuştur. Kök sayısı, kök uzunluğu, kök yaş ve kuru ağırlığı açısından genel olarak en iyi sonuçlar 1/2 MS, en düşük sonuçlar 1/4 MS ortamında tespit edilmiştir. MS + 2 g l-1 NaCl, MS + 4 g l-1 NaCl, MS + 6 g l-1 NaCl, MS + 8 g l-1 NaCl, MS + 10 g l-1 NaCl ortamlarında ise bitkicikler ölmüştür. Sonuç olarak, 'Hatay' klonal elma anaç adayının tuz stresine karşı hassas olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Elma anacı adayı, in vitro, Stres, Tuz stresi, Morfolojik özellikler

Mohammad Salım Mergen
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Karasal iklim koşullarında melatonin uygulamalarının farklı anaçlara aşılı 'black magıc' asmalarının fizyolojisi ve gelişmesine etkileri

Bağcılık kültürü ve çeşit zenginliği bakımından önemli avantajlara sahip olan ülkemiz, dünyada özellikle sofralık ve kurutmalık üzüm yetiştiriciliği bakımından ön sıralarda yer almaktadır. Ülkemizin yaklaşık her bölgesinde, yüzyıllardır süregelen yöreye özgü geleneksel yetiştiricilik teknikleri ile ekolojiye özelleşmiş üzüm çeşitlerinin birlikteliğinden günümüze ulaşan köklü bir üzüm yetiştiriciliği faaliyeti mevcuttur. Ancak, dünya bağcılığında olduğu gibi ülkemizde de tarımsal faaliyetleri baskılayan çevresel stres faktörleri verim ve kalitede önemli kayıplara neden olarak üzüm üretiminde sürdürülebilirliği olumsuz etkilemektedir. Artan çevresel stres faktörlerinin etkisi altında, dünya nüfusunun sürdürülebilir nitelikte beslenebilmesi için bitki gelişimini olumsuz etkileyen çeşitli stres faktörlerinin azaltılması ve bitkinin bu olumsuz şartlardan etkilenmesini en aza indirmeye yönelik çalışmalar yapılması önem arz etmektedir. Bu kapsamda melatonin, bitkilerde çeşitli abiyotik ve biyotik streslerle mücadelede hayati rol oynayan önemli bir moleküldür. Farklı bitki türlerinde melatonin uygulamalarının bitkileri çeşitli stres faktörlerine karşı korumada olumlu sonuçlar alınmıştır. Üzüm üretiminde ise melatonin uygulamasının oldukça sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Bağ Yetiştirme ve Islahı Anabilim Dalı Araştırma ve Uygulama Bağı'nda yürütülen bu çalışma kapsamında, 2023 yılında dikilen ve farklı anaçlara (41B ve Rupestris du Lot) aşılı 'Black Magic' asma fidanlarına yapraktan melatonin uygulamalarının asmaların fizyolojisi ve gelişmesine etkileri araştırılmıştır. Elde edilen genel bulgulara göre, karasal iklimin hüküm sürdüğü çoklu stres faktörlerinin (sıcaklık dalgalanmaları, düşük nem, yüksek pH gibi) etkisi altında ülkesel bağcılığımızın sürdürülebilirliği için melatonin uygulamaları hakkında öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır. Yaz sezonu boyunca yapraktan dört defa gerçekleştirilen melatonin uygulamaları, asmaların fizyolojik ve vejetatif özelliklerinin desteklenmesinde ve hücrelerde oksidatif stresin azaltılmasında olumlu etkiler göstermiştir. Araştırma da kullanılan dozlar içerisinde ise 200 µM melatonin birçok parametre bakımından ön plana çıkmıştır. İklim değişikliğinin etkisi altında stres faktörlerinin olumsuz etkilerine karşı asmaların desteklenmesine yönelik olarak sürdürülebilir bağcılıkta melatonin uygulamalarının önerilebileceği kanaatine varılmıştır.

Esra Samancı
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı melatonin dozlarının yüksek sıcaklık stresinde yetiştirilen bazı sofralık üzüm çeşitlerinin gelişimine etkileri

Asmalar, eski çağlarda kültüre alınan ve dünyada en fazla üretilen bahçe bitkilerindedir. Vitaminler, mineraller, fenol maddeler başta olmak üzere insan sağlığı için faydalı zengin besin içeriğine sahip olan üzümün, tanesi, çekirdeği, kabuğu, yaprağı ve çeşitli türevleri değerlendirilmektedir. Üzüm, yaş ve kuru haliyle, gıda sanayisinde işlenmesi ile şarap, üzüm suyu, pekmez, sirkenin yanı sıra birçok yerel ürüne dönüştürülerek zengin tüketim şekilleri olan bir üründür. Asmalar Anadolu'da yaklaşık 6000 yıldan bu yana yetiştirilmektedir. Türkiye asma genetik kaynaklarının korunması kapsamında "Milli Koleksiyon Bağı'nda 1500'e yakın çeşit/genotip bulunmaktadır. Bu köklü geçmişi ve zengin genetik çeşitliliği ile Anadolu, literatürde asmanın anavatanı coğrafyası içinde sayılmıştır. Ancak artan çevresel stres faktörlerinin etkisi altında, dünya nüfusunun sürdürülebilir nitelikte beslenebilmesi için bitki gelişimini olumsuz etkileyen değişik stres faktörlerinin azaltılması ve bitkinin bu olumsuz şartlardan etkilenmesini en aza indirmeye yönelik çalışmalar yapılması önem arz etmektedir. Bu kapsamda melatonin, bitkilerde çeşitli abiyotik ve biyotik streslerle mücadelede rol oynayan önemli bir moleküldür. Farklı bitki türlerinde melatonin uygulamalarının bitkileri çeşitli stres faktörlerine karşı korumada olumlu sonuçlar alınmıştır. Üzüm üretiminde ise melatonin uygulamasının oldukça sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Bağ Yetiştirme ve Islahı Anabilim Dalında cam serada yürütülen bu çalışma kapsamında, Rupestris du Lot anacına aşılı dört sofralık üzüm çeşidinin ('Müşküle', 'Mevlana', 'Hamburg Misketi' ve 'Razakı') yüksek sıcaklık stresi altında yapraktan melatonin uygulamalarına verdiği fizyolojik ve vejetatif tepkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada eşit miktarlarda ponza ve torf içeren katı hacimli topraksız kültür ortamında yetiştirilen asmalar kullanılmıştır. Melatonin, cam sera ortamında yüksek sıcaklık koşullarının (40 °C) başlangıcından itibaren üç hafta ara ile üç defa yapraktan 0.1, 1.0 ve 10 mM yoğunluklarında uygulanmıştır. Uygulamaları takiben stoma iletkenliği, yaprak sıcaklığı ve yaprak klorofil içeriği değerleri kaydedilmiştir. Büyüme dönemi sonunda ise bitkilerde gelişme özellikleri incelenmiştir. Yapraktan uygulanan melatonin, kullanılan doza ve genotipin tepkisine bağlı olarak birçok parametrede olumlu katkılar sağlamıştır. Uygulama dozları içerisinde 0.1 mM melatonin, kaydedilen birçok parametrede ön plana çıkmıştır. Sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde, Konya ve benzeri ekosistemlerde kıraç arazilerde yaygın karşılaşılan vejetatif gelişme yetersizliğine karşı asmaların desteklenmesinde yapraktan melatonin kullanımının tavsiye edilebileceği kanaatine varılmıştır.

Fatma Kaygısuz
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı klon anaçları ve bu anaçlar üzerine aşılı jeromine elma çeşidinin kuraklık stresi altında morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal tepkilerinin belirlenmesi

Elma dünyanın ekonomik açıdan en önemli meyvelerinden olup, kuraklık stresi küresel elma endüstrisinin gelişimini sınırlayan önemli bir faktördür. Bu çalışmada, 2020 ve 2022 yıllarında 3 farklı klonal elma anaçları ve bu anaçlar üzerine aşılı Jeromine elma çeşidinin kuraklık stresine verdiği morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal tepkiler değerlendirilmiştir. Çalışmada, kontrol grubu tam sulama (%100 tarla kapasitesi) altında yetiştirilirken, diğer grupta bitkiler susuz bırakılmıştır. Morfolojik bulgulara göre, MM111 ve MM106 anaçları, özellikle Jeromine ile kombinasyonlarında, kuraklık altında sürgün uzunluğu, sürgün çapı, yaprak alanı ve kök biyokütlesi gibi büyüme parametrelerini yüksek düzeyde korumuştur. MM111/Jeromine kombinasyonu her iki yılda da en yüksek sürgün uzunluğuna ulaşırken (23.23-20.50cm), M9 ve M9/Jeromine kombinasyonları stres şartlarında ciddi büyüme kayıpları yaşamıştır. Kök yaş ve kuru ağırlığı açısından da MM111 anacı güçlü kök gelişimiyle öne çıkmış, M9 anacı ise en zayıf kök kütlesi sergilemiştir. Fizyolojik değerlendirmeler, yaprak oransal su içeriği (YOSİ), özgül yaprak ağırlığı ve membran geçirgenliği gibi kuraklık stresine duyarlı parametreler üzerinden yapılmıştır. MM106/Jeromine ve MM111/Jeromine kombinasyonları, yaprak içi su dengesini ve hücre zarı bütünlüğünü koruma açısından en başarılı gruplar olmuş; M9 anacı ise en fazla su kaybı ve zar geçirgenliği artışı ile stresin etkilerine karşı en duyarlı anacı olarak belirlenmiştir. MM111 anacı ise zar stabilitesini en iyi koruyarak biyolojik bütünlüğünü sürdürmüştür. Biyokimyasal analizlerde, bitkilerin oksidatif strese karşı enzimatik savunma cevapları ölçülmüştür. Kuraklık uygulamaları ile süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (KAT) ve peroksidaz (POD) aktivitelerinde artış gözlenmiş; bu artışlar kombinasyonlara göre farklılık göstermiştir. MM106/Jeromine kombinasyonu her iki yılda da en yüksek SOD ve POD artış oranlarına ulaşarak oksidatif zarara karşı en aktif savunmayı oluşturmuştur. Öte yandan, MM111/Jeromine kombinasyonu, özellikle KAT aktivitesinde en yüksek değerleri vererek hücre içi hidrojen peroksit (H₂O₂) düzeylerini düşürmede etkili olmuştur. M9 ve M9/Jeromine ise hem enzim aktiviteleri, hem de H₂O₂ birikimi açısından stresle baş etmede en zayıf gruplar olmuştur. Kuraklık stresine toleranslı anacı tercihinde MM111 ve MM106 anaçları öne çıkmakta; bu anaçlar, kurak ve yarı kurak iklim şartlarında Jeromine elma çeşidinin sürdürülebilir yetiştiriciliği için tavsiye edilmektedir.

Cennet Özbek
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı demir kaynaklarının "ın vitro" şartlarda böğürtlenin gelişimi üzerine etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışma, demir eksikliğinin bitki gelişimi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla, farklı demir formlarının böğürtlen bitkileri üzerindeki etkilerini araştırmak üzere gerçekleştirilmiştir. Özellikle nanopartikül demirin, geleneksel demir kaynaklarına göre daha etkili olup olmadığının belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışma, sürdürülebilir tarım uygulamalarında yeni nesil gübrelerin potansiyel kullanımını değerlendirmek açısından önem arz etmektedir. Denemede Sequestrene® 330, FeSO4·7H2O, C10H12N2NaFeO8 ve Fe3O4 NP (0.01, 0.10, 1.00 mgL-1) formları kullanılmış; yaş ve kuru ağırlık, bitki boyu, yaprak sayısı, yaprak alanı, gövde çapı ve klorofil ile karotenoid içerikleri değerlendirilmiştir. Yaş ağırlık açısından en yüksek değer Sequestrene® 330'da 0.759 ± 0.004 g, en düşük değer kontrol grubunda 0.164 ± 0.001 g olarak bulunmuştur. Kuru ağırlıkta Sequestrene® 330 0.205 ± 0.000 g ile öne çıkmıştır. Bitki boyu 4.166 ± 0.030 cm, yaprak sayısı 9.169 ± 0.940 adet, klorofil-a 0.026 ± 0.006, karotenoid 0.056 ± 0.730 değerleriyle yine bu uygulamada en yüksektir. Fe₃O₄ NP (1.00 mg L-1) ise 2.694 ± 0.006 cm² ile en yüksek yaprak alanını sağlamıştır. Sonuç olarak, Sequestrene® 330 geleneksel demir kaynağı olarak biyokütle üretimi açısından en etkili uygulama olurken; Fe3O4 nanopartiküller özellikle yaprak alanı ve klorofil-a gibi fizyolojik parametrelerde dikkat çekici sonuçlar vermiştir. Bu bulgular, uygun dozaj ve formülasyonla nanopartikül demir kaynaklarının alternatif gübre olarak kullanılabileceğini, ayrıca bitki gelişimini destekleyerek biyokütle ve verim artışına katkı sağlayabileceğini göstermektedir. Gelecek çalışmalarda, nanopartikül demir dozlarının optimize edilerek toprak koşullarında test edilmesi önerilmektedir.

Burcu Turan
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çivril koşullarında yetiştirilen şeftalide farklı ürün yükü uygulamasının verim ve meyve kalitesine etkileri

Bu araştırma 2023- 2024 yılları arasında, Denizli İli Çivril İlçesinde Garnem anacına aşılı Red Haven şeftali çeşidinde farklı derecedeki ürün yükü uygulamalarının verim ve meyve kalite özelliklerine etkilerini saptamak amacıyla yapılmıştır. Şeftalinin büyümesi ve gelişimi sırasında tam çiçeklenmeden yaklaşık 40 gün sonra, gövde kesit alanına farklı meyve yükü uygulamaları ile bitki materyalleri dört uygulamaya ayrılmıştır. Uygulamalar sonucunda; meyve büyümesi ve gelişimi sırasında ağaçtaki meyve yükü azaldıkça meyvenin boyutunun, ağırlığının, renk kalitesinin artarken, suda çözünen kuru madde içeriğinin (SÇKM), meyve eti sertliğinin ve toplam asit içeriğinin kısmen değişiklik gösterdiği belirlenmiştir. Meyvelerin seyreltilmediği kontrol uygulamasıyla karşılaştırıldığında meyve ağırlıkları 3 meyve/cm² de yaklaşık % 91, 5 meyve/cm² de % 62, 7 meyve/cm² de ise % 37 artış gösterirken; dekardan alınan verim miktarlarında sırasıyla 3 meyve/cm² de % 37 ve 5 meyve/cm² de % 27 azalma olurken, 7 meyve/cm² de % 17 artış tespit edilmiştir. Sonuç olarak GKA (Gövde Kesit Alanı) farklı ürün yükü uygulamalarında meyve yükünün azalmasıyla meyve olgunlaşmasının ilerlediği, bazı uygulamalarda verim miktarlarında azalma olsa da meyve ağırlığının, meyve kalitesinin ve aromasının ürün yükünün azalmasına paralel olarak artış göstererek büyük ölçüde iyileştiği tespit edilmiştir.

Aysun Temiz
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Biberde uygulanan su kısıtının tohum verimi ve kalitesine etkisi

Küresel iklim değişikliği ile birlikte etkisini artıran kuraklık stresi bitkilerde büyüme ve gelişmeyi olumsuz yönde etkileyen en önemli abiyotik faktörlerden birisi olmuştur. Kuraklık stresinin bitkilerdeki etkileri değişmekle beraber, olumsuz etkilerini azaltmak için farklı yaklaşımlar sergilenmektedir. Biberde de kuraklık stresi verim ve kalite kayıplarına yol açmasının yanı sıra tohum kalitesi üzerine etkilerinin ne olduğu bilinmemektedir. Bu amaçla Burkalem sivri biber çeşidine bir tam sulama konusu (I100) ve iki stres konusu (tam sulama konusunun %75'si ile sulananlar-I75 ve tam sulama konusunun %50'si ile sulananlar-I50) olmak üzere üç sulama konusu uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, su stresi arttıkça hem karotenoid hem de protein içerikleri artmış ve en düşük karotenoid ve protein içeriği I100 uygulamasından elde edilmiştir. Bibere uygulanan su kısıtı, su stresinin şiddetine bağlı olarak verim ve verim unsurları üzerinde istatistiksel olarak önemli etkilere sahip olmuş, bitki başına en yüksek meyve verimi 191 g ile tam sulamadan elde edilirken, su kısıtı arttıkça verimde önemli kayıplar meydana gelmiştir. Bibere su kısıtı uygulaması tohum kalitesi üzerinde istatistiksel olarak önemli etkilere sahip olmuştur. Tam sulamadan bitki başına 2,99 g tohum elde edilirken, I50 konusundan 0,20 g tohum elde edilmiştir. En yüksek bin tohum ağırlığı tam sulama ve %25 açık sulama uygulamalarından sırasıyla 3,87 ve 3,45 g olarak elde edilmiştir. Ayrıca, su kısıtı biberde tohum çimlenmesini ve çıkış performansını önemli ölçüde kısıtlamıştır. Sonuç olarak, biber tohumu sektörü için tohum üretiminde, tohumlarda ortaya çıkan önemli kalite kayıpları nedeniyle bitkilerin su kısıtına maruz bırakılmaması gerektiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Abiyotik stres, Capsicum annum, küresel iklim değişikliği, fotosentez, tohum kalitesi

Belkıs Kaplan
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kısıntılı sulama şartlarında topraksız kültür ortamında farklı anaçlar üzerine aşılı Spil Karası sofralık üzüm çeşidinin fizyolojik ve vejetatif gelişmesine kaolin ve deniz yosunu (Ascophyllum nodosum) uygulamalarının etkileri

Sanayi devrimiyle birlikte hızla artmaya başlayan sera gazları, küresel ısınmayı tetikleyerek yeryüzünün ikliminde önemli bir sorun haline gelen değişimlere neden olmuştur. Bu değişimler dünyanın birçok bölgesinde farklı düzeylerde etkiler göstermiş ve diğer tarım kollarında olduğu gibi bağcılığı da etkilemiştir. Özellikle azalan yağış miktarı ve değişen yağış dağılımının bağcılığı birçok yönden etkileyeceği öngörülmektedir. Dünya bağ bölgelerinin genel olarak kurak ekolojilerde olması sebebiyle özellikle kurak ve yarı kurak tarım alanlarında, asmalarda verimliliği sınırlandıran başlıca faktörün su olduğu bildirilmektedir. Bu olumsuzlukları azaltmak amacıyla araştırmacılar, son yıllarda özellikle kuraklığın etkilerini hafifletmek için uygun bir çözüm bulmaya odaklanmışlardır. Bu amaçla, bu çalışmada tam ve kısıntılı sulama şartlarında, farklı anaçlara aşılı (1103 P, 5 BB ve 41 B) ve kendi kökü üzerinde yetiştirilen 'Spil Karası' üzüm çeşidinin kaolin ve deniz yosunu uygulamalarına fizyolojik ve vejetatif tepkileri araştırılmıştır. Çevre faktörlerinin etkilerini sınırlandırmak ve uygulamaların etkilerini daha doğru anlayabilmek amacıyla çalışma topraksız kültür ortamında (eşit hacimde torf ve perlit karışımı) örtü altı koşullarında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen fizyolojik bulgulara göre, kısıntılı sulama ortamındaki aşılı ve aşısız asmalarda klorofil değerleri, yaprak oransal su içeriği ve stoma iletkenliği azalırken, yaprak sıcaklığı, malondialdehit miktarı ve hücre membran geçirgenliği artmıştır. Vejetatif parametreler dikkate alındığında ise, yaprak sayısı, alanı, yaş ve kuru ağırlıkları ile sürgün uzunluğu, sürgün çapı ve odunsu sürgün uzunluğunun kısıntılı sulama ortamında tüm asmalarda azaldığı belirlenmiştir. Kısıntılı sulama şartlarına kaolin ve deniz yosunu uygulamalarının birkaç istisna dışında asmalarda fotosentez verimliliğinde, fizyolojik sürecin daha iyi yönetilmesinde ve dolayısıyla asmalarda stresin etkisinin azaltılmasında olumlu etkiler gösterdiği anlaşılmıştır. Tüm parametrelerde kaolin ve deniz yosununun asmalarda fotosentetik verimliliği arttırmış ve asma fizyolojisi ile vejetatif gelişimini olumlu etkilemiştir. Çalışmada kullanılan anaçlar arasında, 1103 P anacının en iyi fizyolojik ve vejetatif performans gösteren anaç olduğu ve kurak şartlarda önerilebileceği anlaşılmıştır. Bunun dışında genel olarak en iyi sonuçlar sırasıyla aşısız asmalarda, 41 B ve 5 BB anacına aşılı asmalarda görülmüştür. Bu araştırmada, tam ve kısıntılı sulama ortamlarında 1103 P anacının, üzerine aşılı olan 'Spil Karası' üzüm çeşidinin genel özelliklerini belirgin şekilde olumlu etkilediği belirlenmiştir. Kaolin ve deniz yosununun tam ve kısıntılı sulama ortamlarında anaçlara bağlı olarak değişmekle birlikte benzer oranlarda olumlu sonuçlar verdiği belirlenmiştir.

Sarmad Aydn Abdulhadı Abdulhadı
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Salisilik asit uygulamalarının topraksız kültürde kısıntılı sulama şartlarında cardinal ve victoria asmalarının fizyolojisi ve gelişimine etkileri

Artan çevresel stres faktörlerinin etkisi altında dünya nüfusunun sürdürülebilir nitelikte beslenebilmesi için, bitki gelişimini olumsuz etkileyen çeşitli stres faktörlerinin yönetimi ve bitkinin bu olumsuz şartlardan etkilenmesini en aza indirmeye yönelik çalışmalar önem arz etmektedir. Bu kapsamda salisilik asit (SA), bitkilerde çeşitli abiyotik ve biyotik streslerle mücadelede rol oynayan önemli bir moleküldür. Farklı bitki türlerinde SA uygulamalarının bitkileri çeşitli stres faktörlerine karşı korumada olumlu sonuçlar alınmıştır. Literatür bulgularına göre, bağcılıkta SA uygulamasının oldukça sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Bağ Yetiştirme ve Islahı Anabilim Dalı'na ait cam serada yürütülen bu çalışma kapsamında, Rupestris du Lot anacına aşılı 'Cardinal' ve 'Victoria' sofralık üzüm çeşidinin tam sulama (TS; tarla kapasitesi) ve kısıntılı sulama (KS; tarla kapasitesinin %50'si) şartlarında yapraktan SA uygulamalarına verdiği fizyolojik ve vejetatif tepkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada eşit miktarlarda ponza ve perlit içeren katı hacimli topraksız kültür ortamında yetiştirilen asmalar kullanılmıştır. SA uygulamaları, cam sera ortamında gün ortası sıcaklığının 40 °C'ye ulaştığı ve sürgün uzunluğunun yaklaşık 40 cm olduğu yaz başlarından itibaren bir ay ara ile üç defa yapraktan 0.5 mM yoğunluğunda uygulanmıştır. KS koşulları, asmalarda yaprak oransal su içeriği ve stoma iletkenliğinde azalma; bitkilerde fizyolojik stres maddelerinden malondialdehit ve elektrolit sızıntı değerlerinde ise artışlara neden olmuştur. KS, asmaların vejetatif gelişme özelliklerini de önemli oranda olumsuz etkilemiştir. Diğer taraftan, yapraktan uygulanan SA, özellikle KS şartlarında asmaların fizyolojik aktiviteleri ile vejetatif gelişiminde önemli artışlar sağlamıştır. Bu nedenle yapraktan SA uygulamaları, iklim değişikliğinin etkisinde artan kuraklık şartlarında sürdürülebilir bağcılık için önerilebilecek bir kültürel uygulama olarak değerlendirilmiştir.

Mahmud Allahverdıyev
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kayısıda kültür öncesi bor ve kalsiyum uygulamalarının mikroçoğaltım başarısına etkisi

Bu çalışmada materyal olarak, Konya'da yapılan önceki çalışmalar sonucunda anaçlık özellikleri bakımından üstün bulunan 42-25 kayısı genotipine ait, Selçuk Üniversitesi Bahçe Bitkileri Bölümü'nde mikroçoğaltma ile elde edilmiş 3 yaşındaki fidanlar kullanılmıştır. Kayısı genotipinde eksplant alınacak bitkilere kültür öncesi uygulanan bor (150 ve 300 ppm), kalsiyum (%1 ve %2 CaCl₂) ve bunların kombinasyonlarının in vitro mikroçoğaltma ve köklendirme başarısına etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Kültür öncesinde belirlenen dozlarda Ca ve B püskürtülen bitkiden alınan çelikler, sterilizasyon işlemlerinden geçirilmiş ve MS besi ortamına aktarılmıştır. Çoğaltma aşamasında eksplantlar, yeterli sayıya ulaşıncaya kadar düzenli olarak alt kültüre alınmış ve bu süreç toplam yedi alt kültür boyunca devam etmiştir. Her alt kültürde sağlıklı gelişim gösteren sürgünler bir sonraki ortama aktarılmıştır. Bu aşamada bitki canlılığı, sürgün sayısı, sürgün uzunluğu ve camlaşma oranı değerlendirilmiştir. Köklendirme aşamasında ise köklenme oranı, kök sayısı, kök uzunluğu ve apikal nekroz oranları incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre sürgün sayısı en fazla kontrol grubunda (9,40 adet/eksplant) belirlenmiştir. Sürgün uzunluğu ise en yüksek 300 ppm B uygulamasında kaydedilmiştir. Camlaşma oranı en yüksek yine 300 ppm B'de gözlenmiş ancak %1 CaCl₂ ve bazı kombinasyonlarda tamamen engellenmiştir. Köklenme oranı kontrol dahil tüm uygulamalarda %100 gerçekleşirken, kök sayısı özellikle %1 CaCl₂ ve kontrol'de öne çıkmıştır. Kök uzunluğu %1 CaCl₂ ve kombinasyonlarında en yüksek seviyelere ulaşmıştır. Ayrıca apikal nekroz oranı en düşük %1 CaCl₂ uygulamasında kaydedilmiş ve bu uygulamanın önemli bir baskılama etkisi yaptığı belirlenmiştir.

Aysun Arar
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Erkenci domates hatlarında bazı biyokimyasal özelliklerin belirlenmesi

Bu çalışmada Enza Zaden Tarım Ar-Ge Taş. ve Tic. Şirketi'nin gen bankasında bulunan; Domates Mozaik Virüsü (ToMV), Domates Sarı Yaprak Kıvırcıklık Virüsü (TYLCV), Domates Lekeli Solgunluk Virüsü (TSWV), Nematod (Mi), Verticillium dahlie (Vd), Fusarium (Fol) ve Domates Yaprak Küfü (Clad) gibi hastalıklara dayanıklık kazandırılmış 20 erkenci domates saf hat kullanılmıştır. Bu hatların meyve kabuk rengi, pH, toplam karoten ve ksantofil, titre edilebilir asitlik, briks, toplam fenolik, toplam şeker, indirgen şeker, askorbik asit (C vitamini), likopen ve β-karoten gibi özellikleri üzerinde durulmuştur.Yürütülen bu tez çalışmasında, ıslah programlarında verim, hastalıklara ve zararlılara dayanıklılık gibi konuların yanında meyve kalite özelliklerinin önemi vurgulanmıştır. Biyokimyasal özellikleri bakımından üstün hatların belirlenmesi ile daha sonra yapılacak çalışmalarda kaliteli ticari çeşitlerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada kullanılan hatların bitki başına verimleri 2.5-9.2 kg arasında değişirken, ortalama meyve ağırlıklarının 86-246 g arasında değiştiği saptanmıştır. Çalışma sonucunda domates meyvelerindeki L*değerleri 30.87-45.35, a* değerleri 8.36-21.48, b* değerleri 15.28-42.17 arasında değişim göstermiştir. Domates meyvelerindeki toplam karoten içeriğinin 80.2-197.5 mg/100 g, toplam ksantofil içeriğinin 115.3-256.6 mg/100 g, titre edilebilir asitliğin %0.27-0.40, pH'nın 3.75-4.95, briks değerlerinin %2.60-6.30, C vitamini içeriğinin 10.50-28.78 mg/100 g, likopen içeriğinin 1.6-4.09 mg/100 g arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Toplamve indirgen şeker içerikleri ise sırasıyla 7.31-17.51 mg/g ve 2.46-6.57 mg/g arasında bulunmuştur. Bu değerlerin incelenmesi sonucunda H7, H17 ve H3 hatlarının biyokim yasal özellikleri bakımından üstün hatlar olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bu veriler genetik kaynaklar ile geliştirilecek yeni çeşitlere yarar sağlaması ümit edilmektedir.

Canan Doğan
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Oksalik asit uygulamalarının marulda verim ve kalite üzerine etkileri

Bu araştırmada, marul yetiştiriciliğinde farklı dozlarda oksalik asit uygulamasının verim, kalite ve bitki besin elementleri üzerine olan etkilerini belirlemek hedeflenmiştir. Bu amaçla çalışmada bitkisel materyal olarak Yedikule 5107 çeşidi kullanılmış ve marul bitkilerine yapraktan 4 farklı dozda (0, 2, 4 ve 6 mM) oksalik asit uygulaması gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda marulda uygulamalara göre bitki ağırlığının 343.02-432.57 g/bitki, bitki boyunun 28.0-30.35 cm, bitki çapının 26.67-28.72 cm, yaprak uzunluğunun 21.23-22.44 cm, kök boğazı çapının 19.11-21.49 mm ve yaprak sayısının 47.57-55.63 adet/bitki arasında değiştiği saptanmış ve en yüksek verim değerlerinin 2 mM oksalik asit uygulamasından elde edildiği tespit edilmiştir. Çalışmada klorofil SPAD değeri ve toplam fenolik madde içeriği sırasıyla; 37.47-39.31 SPAD ve 67.35-103.98 mg/100g arasında değişim göstermiştir. En yüksek klorofil SPAD değeri 2 mM oksalik asit dozundan elde edilirken; en yüksek fenolik madde değeri 4 mM oksalik asit dozundan elde edilmiştir. Çalışma sonucunda uygulamalara göre L*, a*, b* ve C* değerlerinin sırasıyla; 47.43-48.76, -17.55- -18.26, 27.89-28.68 ve 32.95-34 arasında değişim gösterdiği tespit edilmiş ve en yüksek L* değerine 2 mM oksalik asit uygulamasında, en yüksek a*, b* ve C* değerlerine ise 2 mM ve 4 mM oksalik asit uygulamalarında ulaşılmıştır. Ayrıca marul yapraklarındaki antiradikal değerleri %42.36-82.64 arasında değişirken; P, K, Mg, Fe ve Mn değerlerinin sırasıyla; 7.39-8.40 g/kg, 54.4-75.4 g/kg, 2.13-2.71 g/kg, 161-202 mg/kg ve 38.3-48 mg/kg arasında değişim gösterdikleri saptanmıştır. Sonuç olarak tüm bu parametreler incelendiğinde oksalik asit uygulamalarının marulda verim, kalite ve besin elementi içeriklerini olumlu yönde etkilediği saptanmıştır.

KaliteMarulOksalik asit+1
Büşra Sonkaya
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı beef tipi domates hatlarının morfolojik, verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Bu araştırmada 20 adet beef tipi domates hattının verim, bazı kalite özellikleri, bazı zararlı ve hastalıklara karşı dayanımlarının ortaya konulması ve bu hatlarda bazı morfolojik özelliklerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada UPOV kriterlerine göre yapılan gözlem ve değerlendirmelerin sonucunda; hatların tamamında hipokotilde antosiyan oluşumunun olduğu ve bitki büyüme tipinin sırık (indeterminate) olduğu belirlenmiştir. Çalışmada Bd 24 hattı dışındaki tüm hatlarda meyve olgunluk renginin kırmızı ve meyve olgunluk aşamasından önce yeşil omuz oluşumunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada Tomato Brown Rugose Fruit Virus dayanıklı bir hat tespit edilememesine karşılık; 5 domates hattının (Bd 3, Bd 9, Bd 11, Bd 16 ve Bd 24) Fusarium oxysporum f. sp. radicis-lycopersici etmenine karşı dayanıklı olduğu tespit edilmiştir. Gerçekleştirilen çalışma sonucunda domates hatlarının toplam verim, ortalama meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, suda çözünebilir kuru madde miktarı, askorbik asit miktarı, likopen, ß-Karoten ve toplam fenolik madde miktarlarının sırasıyla; 6.60-14.93 ton/da, 200.80-384.00 g, 71.95-98.29 mm, 53.68-75.05 mm, %6.10-9.60, 20.03-25.57 mg/100 g, 4.69-9.68 mg/100 g, 0.83-2.17 mg/100 g ve 13.28-30.72 mg/100 g arasında değişim gösterdikleri tespit edilmiştir.

DomatesKaliteMorfolojik özellikler+1
Özlem Demir
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı biyostimülant uygulamalarının öküzgözü üzüm çeşidinde verim ve kalite üzerine etkileri

Bağlarda yoğun sentetik kimyasal kullanımı ile doğal dengenin bozulması, çevre kirliliklerinin oluşması ve canlılarda hayati tehlikelerin ortaya çıkması sürdürülebilir bağcılık tekniklerinin ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Sürdürülebilir bağcılık kapsamında uygun maliyetli, çevre dostu tekniklerden biri de biyostimülant uygulamalarıdır. Bu çalışmada biyostimülant uygulamalar kapsamında Colostrum (hayvansal amino asit), Vulcano (bitkisel amino asit) ve BlackJak (humik asit) ticari isimli preparatların Öküzgözü çeşidinde verim ve kalite üzerine etkileri incelenmiştir. Biyostimülant uygulamaların etkileri tane eni, boyu, 100 tane ağırlığı, salkım eni, boyu, ağırlığı, verim, pH, SÇKM, titrasyon asitliği, olgunluk indisi, renk değerleri, toplam fenolik madde, toplam flavanoid miktarı, antosiyanin ve L-askorbik asit değerlerinin saptanması ile belirlenmiştir. Biyostimülant uygulamaları arasında salkım boyu, tane L değeri, titrasyon asitliği, olgunluk indisi, SÇKM ve L- askorbik asit değerlerinde önemli farklılıklar belirlenmiştir. Salkım boyu en yüksek değeri Colostrum (HA=21.99 cm) uygulamasında, tane L değeri (33.67) BlackJak (HU) uygulamasında tespit edilmiştir. En yüksek SÇKM değeri Vulcano (BA=17.37°Brix), Kontrol (17.22°Brix) ve Colostrum (HA=17.10°Brix) uygulamalarında belirlenmiştir. Titrasyon asitliği Kontrolde (5.82) en düşük, BlackJak+Colostrum (HU+HA=7.98) ve Colostrum (HA=7.73) uygulamalarında en yüksek değerleri almıştır. Tanelerde en yüksek antosiyanin miktarı BlacJack+Colostrum da (HU+HA=1396.20 mg/100g TA) olurken L- askorbik asit değeri Vulcano uygulamasında (BA= 8.47 mg/100g TA) belirlenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular genel olarak göz önünde bulundurulduğunda üretim sırasında yapraktan uygulanan biyostimülantların asmalarda verim ve kalitenin arttırılmasına yönelik olarak tavsiye edilebileceği sonucuna varılmıştır.

AsmaBiyostimülatörKalite+2
Aydın Kurt
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn potansiyeli yüksek bazı domates hatlarının verim ve meyve kalite niteliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma Enza Zaden Tarım Ar-Ge Taş. ve Tic. Şirketi'nin gen havuzundaki beef, salkım ve tekli özellik gösteren oturak ve sırık domates (Solanum lycopersicum) grubuna ait genotipler kullanılarak yapılmıştır. Yürütülen bu tez çalışmasında, ıslah programlarında en önemli kriterler arasında yer alan; verim, hastalık ve zararlı dayanıklılığı gibi konuların yanısıra meyve kalite nitelikleri de ön planda tutulmuştur. Genotiplerde morfolojik ve agronomik özellikleri değerlendirmek için bitki ve meyveden fenotipik gözlemler alınmıştır. Boğum arası uzunluk, bitki boyu, toplam verim, ortalama meyve ağırlığı, meye çapı, meyve kabuk rengi, meyve sertliği, SÇKM, titre edilebilir asitlik, pH, EC değerleri, duyusal analizler ve toplam fenolik, toplam antioksidan, Vitamin C, likopen, B-karoten gibi özellikler bakımından tüm genotipler değerlendirilmiştir. Biyokimyasal özellikleri bakımından üstün olan genotiplerin belirlenmesi ile gen havuzundaki varyasyon görülmüştür. Bu sonuçlardan elde edilen bilgiler melezleme çalışmalarında ebeveyn seçiminde kullanılacak olup kaliteli ticari çeşitlerin geliştirilmesine olanak sağlayacaktır. Bu çalışmada kullanılan genotiplerin bitki başına verimleri 1.20-5.24 kg/bitki arasında değişim gösterirken ortalama meyve ağırlıklarının 60.22-579.5 g arasında değiştiği görülmüştür. Çalışma sonucunda domates meyvelerindeki L* değerlerinin 34.43-45.68, a* değerleri 23.67-39.82, b* değerleri 15.62-46,84 arasında değişim gösterdiği görülmüştür. Meyvelerdeki, titre edilebilir asitliğin %0.21-0.56, pH'nın 3.70-4.81, SÇKM miktarının %2.50-4.91, C vitamini içeriğinin 5.48-15.39 mg/100 g, likopen miktarının 3.90-12.89 mg/100 g, B-karoten miktarının 0.65-3.10 mg/100g, toplam fenolik madde içeriğinin 0.74-3.13 mg/g, antioksidan kapasitesinin ise %22.61- 67.11 arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Bu kalite niteliklerinin incelenmesi sonucunda TBT2110, TBT2115, TBT2133, TBT2147, TBT2188 numaralı genotiplerinin biyokimyasal içerik yönünden üstün özellikte olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bu veriler mevcut genetik kaynaklar ile geliştirilerek yeni çeşit eldesine katkıda bulunması beklenmektedir.

Biyokimyasal özelliklerGenotipLikopen+2
Kevser Tosun
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Melez armut (Pyrus communis L.) popülasyonunda ağaç ve meyve kalite özelliklerinin kombinasyon kabiliyetleri ve bu özelliklerin genetik parametre tahminleri

Bu çalışma, armutta hedef odaklı ıslah çalışmalarının planlanabilmesi maksadı ile yürütülmüş olup, çalışma sonucunda fenolojik, pomolojik, kimyasal ve morfolojik özelliklere ait genetik parametreler ile ebeveyn çeşitlerin incelenen özellikler yönünden damızlık değerleri hesaplanmıştır. İncelenen tüm özelliklerin kantitatif yapıda olduğu tespit edilirken, tam çiçeklenme zamanının (%31) kalıtımında, genotip etkisi, hasat zamanı (%83) ve tam çiçeklenmeden hasada geçen süreye (%86) göre çok daha düşük düzeyde tespit edilmiştir. Meyve eni ve meyve boyu özelliklerinin dar anlamlı kalıtım dereceleri sırası ile %11 ve %10 olarak hesaplanırken, armudun piriform şeklinden dolayı meyve ağırlığının kalıtım derecesi (%38) daha yüksek düzeyde bulunmuştur. İncelenen kimyasal özelliklerin dar anlamlı kalıtım dereceleri ise titre edilebilir asit (%17) < suda çözünebilir kuru madde (%23) ve pH (%27) şeklinde sıralanmıştır. Ağaç özelliklerinden dallanma açısı, sürgün uzunluğu ve boğum sayısı özellikleri ise sırası ile %35, %40 ve %52 düzeylerinde dar anlamlı kalıtım derecesine sahip bulunmuştur. Erkenci genotiplerin eldesinde, 'Akça' çeşidi hem ana (204.88 gün) hem de tozlayıcı (211.32 gün) olarak ön plana çıkarken, geçci genotiplerin geliştirilmesinde ise benzer sonucu ana ebeveyn olarak 236.11 gün ile 'Kieffer', tozlayıcı olarak 'Ankara' (239.09 gün) göstermiştir. Meyve ağırlığının arttırılması bakımından ana ebeveyn olarak 'Kieffer' (109.53 g), tozlayıcı olarak ise 'Williams' (137.63 g) ön plana çıkmıştır. Melezlerinde yanak oluşumu yönünden ana ebeveyn olarak 'Kieffer' (73.49), tozlayıcı olarak ise 'Moonglow' (68.54) ümitvar sonuçlar sergilemiştir. 'Ankara' hem şeker (%15.67) hem de asit miktarı (%0.39) yüksek genotiplerin ıslahında tozlayıcı olarak üstün performans göstermiştir. 'Maggness' (%15.71) şeker, 'Kieffer' ise (%0.39) asitlik bakımından ana ebeveyn olarak dikkat çekmiştir.

ArmutFenolojiGenetik+3
Kerem Mertoğlu
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı anaçlar üzerine aşılanan J.H. Hale şeftali çeşidinde aşı kaynaşma mekanizmasının anatomik ve biyokimyasal olarak incelenmesi

Bu araştırmada, aşı uyuşmazlığı mekanizmasının farklı yöntemler ile açıklanması ve erken tespit edilebilmesi amacıyla metodolojik protokollerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bitkisel materyal olarak J.H.Hale şeftali çeşidi ile şeftali çöğürü, Garnem, GF 677, badem çöğürü ve Myrobolan 29C anaçları kullanılmıştır. Uyuşur homograft ve heterograft aşı kombinasyonları ile uyuşmaz heterograft aşı kombinasyonlarında anatomik-histolojik incelemeler, biyokimyasal analizler ve morfolojik gözlemler yapılmıştır. Tüm aşı kombinasyonlarında, kallus dokusunun meydana geliş zamanı ve nekrotik alan yoğunluğu aşı elemanları arasındaki uyuşma/uyuşmazlığa ve homograft/heterograft olma durumlarına göre farklılıklar göstermiştir. Aşılamadan 24 ay sonra J.H.Hale/Myrobolan 29C aşı elemanlarının birbirinden kesin bir çizgi ile ayrıldığı, diğer aşı kombinasyonlarının ise tek bir bitki formunu aldıkları gözlemlenmiştir. Toplam fenolik ve toplam flavonoid madde miktarlarının aşılı bireylerde, aşısızlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Aşılamadan 24 ay sonra toplam fenolik madde miktarı en düşük J.H.Hale/Şeftali çöğürü (32.97 mg/g), en yüksek J.H.Hale/Myrobolan 29C (68.14 mg/g) kombinasyonlarında, toplam flavonoid madde miktarı ise en düşük J.H.Hale/Şeftali çöğürü (15.19 mg/g), en yüksek J.H.Hale/Myrobolan 29C (39.34 mg/g) kombinasyonlarında belirlenmiştir. Uyuşmaz heterograft J.H.Hale/Myrobolan 29C kombinasyonunda Rf=50 bandı, uyuşur homograft J.H.Hale/Şeftali çöğür kombinasyonunda Rf=46 bandı bulunmuştur. En yüksek peroksidaz aktivitesi uyuşmaz J.H.Hale/Myrobolan 29C kombinasyonunda (7.8 ΔAg-1dk-1), en düşük peroksidaz aktivite değeri ise J.H.Hale/Şeftali çöğürü kombinasyonunda (4.1 ΔAg-1dk-1) belirlenmiştir. Aşılamadan sonra tüm kombinasyonların fotosentetik pigmentlerinde azalma görülmüştür. Aşılamadan 24 ay sonra toplam klorofil-klorofil a değerleri en yüksek J.H.Hale/GF 677 (1.73 mg/g-1.08 mg/g), en düşük J.H.Hale/Myrobolan 29C (0.42 mg/g-0.29 mg/g) kombinasyonlarında tespit edilmiştir. Morfolojik gözlemlerde, J.H.Hale/Myrobolan 29C fidanlarının diğer aşı kombinasyonu fidanlarına göre zayıf gelişim gösterdiği belirlenmiştir.

Aşı uyuşmazlığıFlavonoidlerKallus kültürü+2
Funda Özüsoy
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı elma çeşitlerinde hasat sonrası kuşburnu esansiyel yağı ve kalsiyum klorür uygulamasının muhafaza süresi ve meyve kalitesine etkisi

Bu çalışmada, 'Starkrimson Delicious', 'Golden Delicious' ve 'Granny Smith' elma çeşitleri meyvelerinde derim sonrası kalsiyum klorür (CaCl2), kuşburnu esansiyel yağı (KEY), ve CaCl2 ile KEY'ının kombinasyon şeklindeki yenilebilir kaplama uygulamalarının meyvelerin depo ömrü ve depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, meyveler derim sonrası 4 gruba ayrılmış, 1. gruptaki kontrol meyveleri saf suya daldırılmış, 2. gruptaki meyvelere %1.5 CaCl2, 3. gruptaki meyvelere %2 KEY ve 4. gruptaki meyvelere de CaCl2 (%1.5) ile KEY'nın kombinasyon (%2) şeklindeki yenilebilir kaplama uygulamaları yapılmıştır. 'Starkrimson Delicious' çeşidinde en düşük ağırlık kaybı (%2.59) CaCl2 + KEY kombine uygulamasında, 'Golden Delicious' çeşidinde (%0.80) KEY uygulamasında saptanmıştır. 'Starkrimson Delicious' ve 'Golden Delicious' çeşitlerinde depolama sonunda en yüksek meyve eti sertliği (sırasıyla 7.90 ve 6.05 lb) KEY uygulamasından elde edilmiştir. 'Granny Smith' çeşidinde KEY uygulaması (%56.48) meyve sertliğini diğer uygulamalara göre daha iyi korumuştur. 'Starkrimson Delicious' ve 'Granny Smith' çeşitlerinde titre edilebilir asitlik kaybı en az (sırasıyla %8.20 ve %40.21) CaCl2 uygulamasında, 'Golden Delicious' çeşidinde KEY uygulamasında (%21.9) olmuştur. 'Starkrimson Delicious' ve 'Granny Smith' çeşitlerinde depolama sonunda en düşük solunum hızı KEY uygulamasında (sırasıyla 43.02 ve 44.64 µLCO2/kg.s), 'Golden Delicious' çeşidinde CaCl2 + KEY kombine uygulamasında (35.27 µLCO2/kg.s) kaydedilmiştir. 'Starkrimson Delicious' ve 'Granny Smith' çeşitlerinde meyve kabuğu rengini ve canlılığını en iyi koruyan uygulama KEY olmuştur. Sonuç olarak tüm bu parametreler incelendiğinde 'Starkrimson Delicious', 'Golden Delicious' ve 'Granny Smith' elma çeşitleri meyvelerinde derim sonrası CaCl2, KEY, ve CaCl2 ile KEY'nın kombinasyon şeklindeki yenilebilir kaplama uygulamalarının depolama boyunca meyvelerin kalite özelliklerinin korunmasında olumlu katkılarının olduğu saptanmıştır.

ElmaHasat sonuKoruma+2
Emine Korkmaz
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı organik uygulamaların elmada (Malus communis L.) meyve kalitesi ve biyokimyasal içeriklerine etkileri

Çalışmada, 'Jeromine' elma çeşidinde, tam çiçeklenme döneminde ağaçlara bitki büyümesini teşvik eden uygulamaların kalite ve biyokimyasal içerikler üzerine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla ağaçlara, bitki büyümesini teşvik eden rizobakteriler (PGPR) (%3), alg ekstraktı (%15) ve Vermikompost (10 kg ağaç-1-%2) uygulanmıştır. Genel anlamda uygulamaların kalite özelliklerini arttırdığı ayrıca meyvelerde biyokimyasal içerikler üzerine pozitif etkilerde bulunduğu, toplam antioksidan, fenolik madde ve flavanoid içeriklerinde Kontrol uygulamasına göre artış sağladığı saptanmıştır. Çalışmada en yüksek meyve ağırlığı PGPR+Vermikompost uygulamasından (346.8 g), en yüksek meyve eni Vermikompost uygulamasından (82.32 mm), en yüksek meyve boyu Vermikompost+Alg uygulamasından (78.23 mm) ve en yüksek meyve eti sertliği (78.99 N) Alg uygulamasından elde edilmiştir. Alg uygulamasının biyokimyasal içerikler üzerine önemli derecede etkili olduğu, bu uygulamanın en yüksek toplam antioksidan aktivite (92.29 %inhibisyon mg 100g-1), toplam fenolik madde içeriği (121.72 mg GAE 100g-1) ve suda çözünebilir kurumadde miktarı (SÇKM) (%14.10) içeriğine sahip olduğu belirlenmiştir. En yüksek flavonoid içeriği PGPR+Vermikompost+Alg uygulamasında (38.01 mg catechin 100g-1) saptanmıştır. En yüksek asitlik (pH) Kontrol uygulamasında (3.79), en yüksek titre edilebilir asitlik ise PGPR+Vermikompost+Alg uygulamasında (%0.40) saptanmıştır. Meyve renk değerlerinde en yüksek L* değeri Kontrol (48.38), en yüksek a* değeri Alg (24.76), en yüksek b* ve c* değeri PGPR+Alg (sırasıyla, 19.27-30.36), en yüksek h° değeri PGPR+Vermikompost+Alg (45.80) uygulamasından elde edilmiştir.

Bahçe bitkileriBitki büyüme düzenleyicileriElma
Mehmet Çakır
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Derim öncesi salisilik asit uygulamasının depolama boyunca taze kekiğin (Origanum onites L.) bazı kalite özellikleri üzerine etkisi

Çalışma, 2021-2022 yıllarında, Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü ve Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Derim Sonrası Fizyolojisi Laboratuvarı'nda yürütülmüştür. Araştırmada, kekik (Origanum onites L.)'te derim öncesi salisilik asit (SA) uygulamasının ürünün depolama süresi ve kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla tam çiçeklenmeden 10 ve 20 gün önce 1.5 mM SA uygulaması yapılan kekikler, tam çiçeklenme döneminde derilerek, vakit kaybetmedenden laboratuvara getirilmiştir. Modifiye atmosfer paketleme (MAP) için geliştirilen poşetlere yerleştirilen kekik örnekleri 1°C sıcaklık ve %90±5 oransal nem koşullarında 25 gün süre ile normal atmosfer (%21 O2 ve %0.03 CO2) koşullarında depolanmıştır. Depolama boyunca 5 gün aralıklarla depodan çıkarılan kekiklerde kalite analizleri (ağırlık kaybı, yaprak rengi, MAP içi gaz bileşimi, solunum hızı, etilen üretimi, duyusal değerlendirme, uçucu yağ miktarı ve uçucu yağ bileşenleri) yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, genel olarak SA uygulamaları kontrole göre daha iyi sonuçlar vermiştir. Salisilik asit uygulamasıyla kekiklerde solunum hızı, etilen üretim miktarı, uçucu yağ miktarı, uçucu yağ bileşeni miktarı ve dış görünüş bakımından olumlu sonuçlar alınmıştır. Sonuç olarak derim öncesi SA uygulamasının, MAP koşullarında kekiklerin depolanması sırasında kalite kayıplarının geciktirilmesi bakımından, ucuz ve kolay uygulanabilir yöntemlerden biri olabileceği ortaya konmuştur.

KekikOriganum onitesSalisilik asit+2
Serhat Akyüz
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

OHxF 97 ve OHxF 333 armut klon anaçlarının mikroçoğaltımı

Bu çalışmada, OHxF-97 ve OHxF-333 armut (Pyrus spp.) klon anaçlarında büyüme düzenleyici madde kombinasyonlarının mikroçoğaltım üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırmanın çoğaltma aşamasında büyümeyi düzenleyici maddelerden BAP'ın farklı dozları, karbon kaynağı olarak sakkaroz ve glikoz ile gümüş tiyosülfatın etkileri araştırılmıştır. Çoğaltma aşamasının ilk denemesinde hem OHxF-97 hem OHxF-333 anaçlarında MS besin ortamına 2 mg/l BAP+0.5 mg/l IBA ilavesinin en yüksek eksplant başına sürgün sayısını (sırasıyla, 5.2 ve 2.1 adet/eksplant) verdiği belirlenmiştir. Çoğaltmanın 2. denemesinde ise OHxF-97 anacında karbon kaynağı ve gümüş tiyosülfatın eksplant başına sürgün sayısı ve sürgün uzunluğu üzerine etkileri önemsiz bulunmuştur. OHxF-333 anacında ise besin ortamına glikoz ve glikoz+5 µM gümüş tiyosülfat ilavesinin kontrole göre eksplant başına sürgün sayısını (sırasıyla, 2.6 ve 2.5 adet/eksplant) önemli oranda artırdığı belirlenmiştir. Köklendirme aşamasının ilk denemesinde, IBA ve aktif kömür kombinasyonlarının etkisi belirlenmiştir. Buna göre en yüksek köklenme oranı her iki anaçta da 2 mg/l IBA içeren aktif kömürsüz ½ MS ortamında meydana gelmiştir. Besin ortamına aktif kömür ilave edilmesinin köklenme oranını kontrole göre azalttığı saptanmıştır. Köklendirmenin ikinci denemesinde ise 2 mg/l IBA + 100 ya da 150 mg/l organik demir (Fe-EDDHA) uygulamasının etkisi incelenmiş olup en yüksek köklenme oranı her iki anaçta da 2 mg/l IBA+150 mg/l demir ilave edilniş ½ MS ortamında gerçekleşmiştir. Sonuçta, besin ortamına organik demir ilavesinin köklenme oranını arttırdığı tespit edilmiştir.

Aktif kömürArmutDemir+2
Yunus Emre Tuncel
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı elle seyreltme uygulamalarının Fuji ve Granny smith elma çeşitlerinde meyve kalitesi ve verim üzerine etkisi

Bu çalışma Denizli ili Tavas ilçesi Kızılcabölük mevkisinde bulunan Ülkü Meyvecilik San. Tic. A.Ş'ye ait ticari elma bahçesinde 2021 yılında yapılmıştır. 'Granny smith' ve 'Fuji' elma çeşitlerinin elle seyreltme uygulamalarının bazı meyve kalite özellikleri (meyve boyu, meyve eni, tane ağırlığı, meyve eti sertliği, suda çözünür kuru madde miktarı, ağaç başına düşen verim, pH, titre edilebilir asitlik oranı, kabuk ve et renkleri) üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Kontrol grubu olarak hiç seyreltme yapılmayan bir uygulama kullanılmıştır. Her bir uygulamada 3 tekerrür bulunmaktadır. Araştırma sonuçları incelendiğinde meyve en (77.54 mm), meyve boy (71.61mm), tane ağırlık (217.6 g) ve verim (55.00 kg ağaç-1) bakımından en iyi sonuçları Granny smith elma çeşidi vermiştir. Sonuçlar uygulamalar açısından değerlendirildiğinde özellikle ağaç başına verim açısından 3 meyve uygulamasının daha iyi sonuç verdiği görülmektedir. Deneme sonucunda meyve seyreltme uygulamasının ticari elma bahçesinde meyvelerin kalite özellikleri ve verim üzerinde etkili olduğu saptanmıştır.

Elle şekillendirmeElmaFuji modeli+2
Emre Ateş
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Denizli bölgesinde yetiştirilen bazı Trabzon hurması çeşitlerinin pomolojik özellikleri ile taze ve kurutulmuş meyvelerde biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada Denizli bölgesinde yetiştirilen bazı Trabzon hurması çeşitlerinin fenolojik ve morfolojik gelişimleri ile bazı meyve kalite özellikleri ve kurutulduktan sonra meyvelerde meydana gelen biyokimyasal değişimlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada bütün çeşitlerin nisan ayında tomurcuk patlaması evresini gerçekleştirdiği ve mayıs ayında tam çiçeklenme dönemine ulaştığı tespit edilmiştir. Tam çiçeklenmeden beş ay sonra ekim ayında tüm çeşitler hasat olumuna ulaşmış ve hasat edilmiştir. Ağaç özelliği bakımından en kuvvetli gelişim gösteren çeşit 'Hana Fuyu', en zayıf gelişim gösteren çeşit ise 'Fuyu' olmuştur. Meyve özellikleri bakımından en iri meyvelerin Hachiya çeşidine ait olduğu tespit edilmiştir. Trabzon hurmalarının meyve sularında yapılan analizler sonucunda suda çözünebilir kuru madde miktarının %13.00 (Hana Fuyu) ile %20.63 (Fuyu), pH değerinin 5.64 (Fuyu) ile 5.90 (Hana Fuyu), titre edilebilir asit %0.14 (Hana Fuyu) ile %0.28 (Rojo Brillantee), L* değerinin 64.00 (Fuyu) ile 66.76 (Hana Fuyu), a* değerinin 6.25 (Hachiya) ile 22.97 (Rojo Brillantee), b* değerinin ise 61.89 (Rojo Brillantee) ile 70.34 (Hana Fuyu) arasında değiştiği tespit edilmiştir. Kurutma işlemi sonrası tanen içeriğinde Haciha ve Rojo Brillantee çeşitlerinde %33.00, Hana Fuyu ve Fuyu çeşitlerinde ise %40.00 oranında azalmanın olduğu saptanmıştır. Kurutulmuş Hachiya, Hana Fuyu ve Fuyu meyvelerinin, taze meyvelerden daha yüksek flavonoid madde içerdiği tespit edilmiştir. Flavonoid madde içeriğinde en fazla artışın %302 oranla Hana Fuyu çeşidinde gerçekleştiği belirlenmiştir. Rojo Brillantee çeşidinde ise flavonoid içeriğinde azalmanın olduğu saptanmıştır. Trabzon hurması meyvelerinde kurutulduktan sonra toplam fenolik madde içeriği, antioksidan aktivite ve fenolik bileşenlerin azaldığı ancak yine de yüksek oranda antioksidan madde içerdiği tespit edilmiştir.

Antioksidan kapasiteBiyokimyasal özelliklerDenizli+3
Cuma Nur Kılıç
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Lisyantus (Eustoma grandiflorum) bitkisinde in vitro mikro çoğaltım olanaklarının araştırılması

Lisyantus çiçeklerinin uzun süre canlı kalması, birbiri ardına tomurcuklarının çiçeklenmesi ve gösterişli çiçekleri nedeniyle tercih edilen bir kesme çiçekli süs bitkisidir. Tüm dünyada hızla sektöre giren bitkinin üretimi ağırlıklı olarak hibrit çeşitlerin tohumlarından fide elde edilmesi ve bunların seralarda yetiştirilmesi yoluyla yapılmaktadır. Tohumlar ise yurt dışından ithal edilmektedir. Lisyantus'ta ıslah çalışmalarının başlatılması ve yerli ticari çeşitlerin geliştirilmesi önem taşımaktadır. In vitro çoğaltım teknikleri, ıslah döngülerini hızlandırmak için yardımcı olmaktadır. Lisyantusta in vitro mutasyon ve genetik transformasyon çalışmalarına zemin oluşturmak üzere doku kültürü yoluyla çoğaltım sistemini optimize etmek, bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. In vitro koşullarda çimlendirilen lisyantus tohumlarından gelişen fidelerden yaprak eksplantları hazırlanarak 20 farklı bileşime sahip MS temel besin ortamında kültüre alınmıştır. Sitokinin olarak BAP ve TDZ'nin 5'er dozu (0.5, 1.0, 2.0, 3.0 ve 4.0 mg/L) ile bunların 0.5 mg/L NAA ile hazırlanan kombinasyonları kullanılmıştır. Kontrol ortamı olarak hormonsuz MS kullanılmış olup, bu ortamda sürgün gelişimi meydana gelmemiştir. BGD içeren tüm besin ortamlarında organogenesis elde edilmiştir. Eksplant başına 7.22-15.6 arasında sürgün sayısı elde edilmiş, MS4 ve MS9 ortamları (3'er mg/L BAP veya TDZ) gelişim, sürgün sayısı özellikleri bakımından dikkati çekmiştir. TDZ'nin 3 ve 4 mg/L dozunda kullanıldığı ortamlarda eksplant başına 15.5 adet sürgün elde edilirken, BAP'nin 2 ve 3 mg/L dozunda kullanıldığı ortamlarda da buna benzer (15.1 sürgün/eksplant) sonuçlar alınmıştır. Bu çalışma ile lisyantus yaprak eksplantlarından başarıyla mikro çoğaltım yapılabilmesi için gerekli aşamalar tam olarak optimize edilmiştir. Sistem, hızlı çoğaltım veya in vitro ıslah yöntemlerinin kullanımına hazır hale getirilmiştir.

Doku kültürüEksplantEustoma grandiflorum+2
Gizem Gökçe Akkaya
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı çarliston tipi biber hatlarının morfolojik, verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Çalışmada 20 adet çarliston tipi biber hattının bazı morfolojik özelliklerinin, bazı hastalıklara karşı dayanımlarının, verim ve bazı kalite özelliklerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Çalışmada biber hatlarında gerçekleştirilen gözlem ve değerlendirmelerin sonucunda; 20 hattın tamamında hipokotilde antosiyonin oluşumunun yok olduğu, meyve duruşunun sarkık olduğu, meyve uzunlamasına kesit şeklinin dar üçgen olduğu ve meyve tadının tatlı olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada 2 hattın (Ch 2 ve Ch 17) Tobacco mosaic virüs, 6 hattın (Ch 1, Ch 4, Ch 8, Ch 13, Ch 17 ve Ch 18) ise Tomato spotted wilt virus dayanıklı oldukları tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda biber hatlarının meyve eni, meyve boyu, ortalama meyve ağırlığı, bitki başına verimi, askorbik asit miktarı, toplam fenolik madde miktarı, toplam ve indirgen şeker miktarlarının sırasıyla; 3.28-4.43 cm, 16.03-22.03 cm, 25.58-88.30 g, 346.3-3481.7 g/bitki, 74.39-101.02 mg/100 g, 46.30-78.55 mg/100 g, 6.28-14.24 mg/g ve 2.73-6.15 mg/g arasında değişim gösterdikleri tespit edilmiştir.

Meyve kalitesiMeyve verimiYeşil biber
Betül Doğan
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Deniz yosunu ve spirulina uygulamalarının biberde verim ve kalite üzerine etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışma, yapraktan deniz yosunu ve spirulina uygulamalarının biber (Capsicum annuum L.) yetiştiriciliğinde verim ve kalite üzerine olan etkilerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, 3 farklı dozda (2000, 4000 ve 6000 ppm) deniz yosunu, 3 farklı dozda (2, 4 ve 6 g/l) spirulina ve kontrol olacak şekilde toplamda 7 farklı uygulama üzerinde durulmuştur. Deniz yosunu ve spirulina uygulamalarının meyve eti kalınlığı, indirgen şeker, L*, -a*, b*, C* ve h° üzerine etkileri istatistiki olarak önemsiz bulunurken; verim, meyve sayısı, ortalama meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, gövde çapı, klorofil, titre edilebilir asitlik, toplam fenolik, beta-karoten, toplam şeker ve vitamin C değerleri üzerine olan etkileri önemli bulunmuştur. En yüksek verim (g/bitki) değerleri tüm spirulina uygulamalarında elde edilmiştir. Meyve sayısı ve klorofil (SPAD) değerleri en yüksek 2 g/l spirulina uygulamasında tespit edilmiştir. 4 g/l spirulina uygulamasında en yüksek ortalama meyve ağırlığı (g) ve meyve eni (mm) değerleri saptanırken; 6 g/l spirulina uygulamasında ise en yüksek meyve boyu (cm) değeri elde edilmiştir. Gövde çapı, toplam şeker ve titre edilebilir asitlik değerleri incelendiğinde en yüksek değerler sırasıyla; 2000 ppm deniz yosunu ve kontrol; 2000 ppm deniz yosunu, kontrol ve 6 g/l spirulina; kontrol uygulamalarında bulunmuştur. Toplam fenolik ve beta-karoten bakımından uygulamalar karşılaştırıldığında en iyi sonuç 4000 ppm deniz yosunu ve kontrol uygulamalarında saptanmıştır. En yüksek vitamin C değeri ise 4000 ppm deniz yosunu uygulamasında tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda tüm parametreler incelendiğinde deniz yosunu ve spirulina uygulamalarının biberde verim ve kalite özelliklerini olumlu yönde etkilediği saptanmıştır.

Capsicum annuumKaliteSpirulina platensis+1
Emine Seğmen
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Oksalik asit ve kitosan uygulamalarının biberde verim ve kalite üzerine etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, oksalik asit ve kitosan uygulamalarının biberde verim ve kalite üzerine olan etkilerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu amaçla, 3 farklı dozda oksalik asit (1, 3 ve 5 mM), 3 farklı dozda kitosan (150, 300 ve 450 ppm) ve kontrol olacak şekilde toplamda 7 uygulama fide dikiminden itibaren 21 gün aralıklarla 3 kez yapraktan uygulanmıştır. Çalışmada oksalik asit ve kitosan uygulamalarının meyve çapı, meyve eti kalınlığı, gövde çapı, b*, C* ve h° ve beta karoten üzerine etkilerinin istatistiki olarak önemsiz olduğu bulunmuştur. Kontrol uygulaması ile kıyaslandıklarında oksalik asit ve kitosan uygulamalarının klorofil, titre edilebilir asitlik, askorbik asit, toplam fenolik ve toplam şeker değerlerini düşürdükleri ya da kontrol uygulaması ile benzer etki gösterdikleri tespit edilmiştir. Çalışmada en yüksek verim değeri 450 ppm kitosan uygulamasında elde edilmesine karşılık diğer uygulamaların da verim değerlerini kontrol uygulamasına göre artırdığı tespit edilmiştir. Meyve sayısı, meyve ağırlığı ve meyve uzunluğu değerleri incelendiğinde en yüksek değerlerin sırasıyla; 450 ppm ve 150 ppm kitosan; 450 ppm kitosan ve 5 mM oksalik asit; 5 mM oksalik asit uygulamalarında yer aldığı saptanmıştır. En yüksek indirgen şeker değeri 300 ppm kitosan uygulamasında tespit edilmiştir. 1 mM ve 3 mM oksalik asit uygulamalarında en yüksek L* değerleri saptanırken; 1 mM, 3 mM oksalik asit ve 150 ppm kitosan uygulamalarında en yüksek a* değerleri elde edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda biber yetiştiriciliğinde yapraktan oksalik asit ve kitosan uygulamalarının olumlu etkileri görülmüş olup özellikle verim parametreleri açısından 450 ppm kitosan dozunun ön plana çıktığı tespit edilmiştir.

Capsicum annuumKitosanOksalik asit+1
Nuran İrem Durmuş
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı kiraz ve kokteyl domates hatlarının biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesi

Domates dünya genelinde en çok üretilen sebezlerden biridir ve domates ile ilgili ıslah çalışmalarıda gün geçtikçe yeni bir boyut kazanmakta, yeni taleplere cevap vermektedir. Birçok araştırmayla da belirlendiği gibi, insan vücudunun ihtiyaç duyduğu birçok faydalı bileşiği önemli miktarda içermektedir. Piyasada nispeten yeni olan renkli domateslerin yanı sıra yaygın olarak tüketilen kırmızı mini domatesler de bu çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmada, aynı koşullarda yetiştirilmiş kokteyl ve kiraz tipli, kırmızı, kırmızı-yeşil kırçıllı, sarı ve turuncu domateslerin mineral içeriği, C vitamini, likopen, ß-karoten miktarları, antioksidan aktiviteleri, fenolik ve flavonoid madde miktarları tespit edilmiştir. Hem insan sağlığı hemde bitkilerin gelişme ve adaptasyon yetenkleri için birçok açıdan faydalı olan bu bileşiklerden askorbik asit (4.91-60.09 mg/100 g) sarı ve turuncu domateslerde daha düşük bulunurken koyu renkli domatesler yüksek değerler göstermiştir. Flavonoid madde miktarları 4.42-35.40 mgC/100 g arasında değişmekte olup benzer şekilde koyu renkli domateslerde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu durum antioksidan kapasiteleri (0.28-0.71 mmolTE/100 g) içinde geçerli olup fenolik madde miktarları (30.25-80.91 mgGAE/100 g) ise boyutlara bağlı olarak kiraz domateslerde daha yüksek bulunmuştur. Likopen (0.31-18.6 mg/100 g) ve ß-karoten (0.75-6.29 mg/100 g) miktarları ise renklere bağlı olarak değişebilmekte olup sarı-turuncu domateslerin ß-karoten açısından zengin olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlara dayanarak albenisi yüksek bu farklı renklerdeki domateslerin tüketimi ve ıslah çalışmalarının artırılması önerilmektedir.

AntioksidanlarDomatesFenolik maddeler+1
Gülnur Aydın
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

OH×F 333 ve OH×F 97 armut klon anaçlarının tuz stresine tepkilerinin ın vıtro koşullarda belirlenmesi ve silisyum uygulamasının etkileri

Bu çalışmada OH×F 333 ve OH×F 97 armut klon anaçlarının tuz stresine gösterdiği tepkiler ve Si uygulamalarının tuz stresinin azaltılmasındaki etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla 2 farklı deneme yapılmıştır. 1. denemede OH×F 333 ve OH×F 97 armut klon anaçlarının in vitro bitkileri kademeli olarak artırılan farklı konsantrasyonlarda tuz (0, 50, 100, 150 ve 200 mM NaCl) içeren ½ MS ortamında kültüre alınmıştır. 2. Denemede ise ½ MS ortamına bitkilerin kısmen zarar gördüğü 100 mM NaCl konsantrasyonuna ilave olarak 0.5, 1.0 ve 2.0 mM konsantrasyonlarında Na2O7Si3 ilave edilmiş ve bitkiler toplam 8 hafta bu ortamlarda inkübasyona tabi tutulmuştur. Deneme 1'de in vitro koşullarda tuz konsantrasyonları arttıkça, rejenerasyon oranı ve sürgün sayısı değerleri azalmış, zararlanma derecesi ise önemli derecede artmıştır. 200 mM NaCl uygulamasında çoğu sürgünün canlılıklarını yitirdikleri tespit edilmiştir. Artan tuz konsantrasyonlarının biyokimyasal parametreler üzerindeki etkisi incelendiğinde toplam fenolik madde, toplam flavonoid madde, prolin ve çözünebilir protein içeriklerinin azaldığı, lipid peroksidasyon içeriğinin ise tuz konsantrasyonlarına paralel şekilde arttığı belirlenmiştir. Ancak toplam fenolik ve flavonoid madde içeriklerinde 150 mM NaCl uygulamasında tekrar bir yükselişin olduğu tespit edilmiştir. Deneme 2'de ise Si uygulamalarının tuz stresinin olumsuz etkilerinin giderilmesi yönünde önemli bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Deneme 2'de toplam fenolik ve toplam flavonoid madde içerikleri artan Si konsantrasyonuna paralel olarak OH×F 333 anacında artarken, OH×F 97 anacında azalmıştır. Her 2 anacın lipid peroksidasyon içeriği Si konsantrasyonuna paralel olarak azalırken, prolin içeriğinin nispeten arttığı görülmüştür.

AnaçlarArmutSilisyum+2
Elif Uyduran
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Topraksız domates (Solanum Iycopersicum) yetiştiriciliğinde mikoriza ve Trichoderma aşılamasının bitki gelişimi, verim ve meyve kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışmada, Hindistan cevizi lifi ortamında mikoriza, Trichoderma, mikoriza+Trichoderma kombinasyonunun bitki gelişimi, verim ve meyve kalitesi üzeine etkileri araştırılmıştır. Mantarlar, bitki fidelerinin kök bölgelerine dikimden hemen sonra uygulanmıştır. Mikoriza aşılamalarında bitki başına 0.1 gr ve Trichoderma aşılamalarında bitki başına 0.2 gr aşılama yapılmıştır. Sonuçlara göre, mikoriza uygulaması kontrol grubuna kıyasla toplam meyve sayısında (93.46 adet/bitki), bitki başına verimde (10.376 kg/bitki), bitki boyunda (3.76 m) ve kök ağırlığında (221.3 g) önemli ölçüde artış sağlamıştır. Aynı zamanda Trichoderma ve mikoriza+Trichoderma uygulamaları, likopen (11.65 mg/100g), ß-karoten (3.78 mg/100g) ve Vitamin-C (15.68 mg/100g) değerlerinde önemli artışlar sağlamıştır. Ayrıca mikoriza+Trichoderma uygulaması yaprakta klorofil ve karotenoid ortalamasında kontrol grubuna göre daha yüksek değerlere ulaşmıştır. Edinilen veriler, topraksız tarımda mikoriza aşılamasının verimlilik, Trichoderma aşılamasının ise meyve kalitesi açısından önemli faydalar sağlayabilecek alternatif yöntemler olarak değerlendirilebileceğini göstermiştir.

MikorizaSolanum lycopersicumTopraksız tarım+1
Yunus Hor
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dikey tarım (Kule) sisteminde ve toprak koşullarında yetiştirilen marulun (Lactuca sativa) verim ve kalite bakımından karşılaştırılması

Bu araştırmada, dikey tarım (kule) sistemi ile geleneksel tarım yöntemleri kullanılarak marul bitkisinde verim, kalite ve bitki besin içeriği üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Caipira (Lactuca sativa) çeşidi bitkisel materyal olarak kullanılmış ve dikey tarım sistemi ile toprak koşullarında yetiştirilen bitkiler kıyaslanmıştır. Çalışma sonucunda uygulamalara göre bitki ağırlığının 111.58-216.18 g/bitki, kök + yeşil aksam uzunluğunun 14.76-16.80 cm, yaprak uzunluğunun 12.72-16.11 cm, kök boğazı çapının 12.80-15.90 mm ve yaprak sayısının 20.50-24.97 adet/bitki arasında değiştiği saptanmıştır. Bitki kök ağırlığı ise 22.02-43.58 g arasında bulunmuştur. En yüksek verim değerinin 4323 kg/da ile dikey tarım sisteminden elde edildiği tespit edilmiştir. Antioksidan madde içeriği 0.72-0.78 mmolTE/g arasında değişim göstermiş, en yüksek değer 0.78 mmolTE/g ile dikey tarım kule sisteminde belirlenmiştir. Çalışmamız sonucunda elde edilen toplam klorofil değerleri 0.53-0.76 mg/g aralığında belirlenmiş olup en yüksek değer 0.76 mg/g ile dikey tarımda saptanmıştır. Çalışma sonucunda uygulamalara göre L*, a* ve b* değerlerinin sırasıyla; 50.51-52.51, -18.29 ile -18.60 ve 31.80-31.88 arasında değişim gösterdiği tespit edilmiş ve en yüksek L*, a* ve b* değerlerine dikey tarım sisteminde ulaşılmıştır. Ayrıca marul yapraklarındaki K, Mg, Ca ve S değerlerinin dikey ve saksı olmak üzere sırasıyla; % 3.88-5.13, % 0.20-0.37, % 0.77-1.24 ve % 0.22-0.26 arasında değişim gösterdikleri saptanmıştır. Cu, Mn, Fe ve Zn değerleri ise sırasıyla şu şekilde tespit edilmiştir; 6.27-8.60 mg/kg, 23.72-51.28 mg/kg, 40.22-67.72 mg/kg ve 21.46-42.32 mg/kg. Çalışma sonucunda, dikey tarım sistemlerinin marulun verim, kalite ve besin elementi içeriklerini olumlu yönde etkilediği ortaya konulmuştur. Bu bulgular, dikey tarım sistemlerinin kabul edilebilir ürünler elde edilebilen güvenilir yetiştirme yöntemleri olabileceğini göstermektedir.

HidroponikMarul
Mustafa Demirel
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı hünnap (Ziziphus jujuba Mill.) genotiplerinde meyvelerinin yenilebilir üç farklı olum döneminde pomolojik ve biyokimyasal özelliklerinin değişimi

Bu çalışma, 2021 yılında, Çivril/Denizli ekolojisinde ticari bir hünnap bahçesinde bulunan ve tohumdan yetişmiş 15 hünnap genotipinin meyvelerinin farklı olgunluk dönemlerinde kalite özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Bunun için meyvelerin yenilebilir üç farklı olgun döneminde (yeşil-beyaz, yarı kırmızımsı ve tam kırmızımsı) alınan örneklerinde, bazı pomolojik ve antioksidan özellikler araştırılmıştır. Genotiplerin meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, meyve eti sertliği, L*, h*, C*, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir asitlik (TEA), toplam fenolik madde, toplam flavonoid ve toplam antioksidan aktivite değerleri: sırasıyla yeşil-beyaz olgun dönemde 7.33-20.35 g, 23.88-35.32 mm, 24.23-40.95 mm, 2.89-5.61 lb, 71.55-81.98, -73.92- -66.51, 39.15-47.88, %7.35-17.37, 0.071-0.241 g/100ml, 16.49-28.90 mg GAE/g DW ve 1.68-6.69 mg CE/g DW arasında; yarı kırmızımsı olgun dönemde 8.16-23.61 g, 24.77-35.03 mm, 24.28-44.88 mm, 2.28-5.19 lb, 72.93-80.29 (yeşil-beyaz kabuk) ve 35.58-45.21 (kırmızımsı kabuk), -78.85- -67.73 (yeşil-beyaz kabuk) ve 41.80-66.98 (kırmızımsı kabuk), 39.76-47.18 (yeşil-beyaz kabuk) ve 27.48-39.04 (kırmızımsı kabuk), %14.90-22.80, 0.122-0.330 g/100ml, 16.21-29.02 mg GAE/g DW, 1.58-6.33 mg CE/g DW ve 1.58-3.24 mmol TE/g arasında; tam kırmızımsı olgun dönemde 7.82-21.94 g, 23.90-34.56 mm, 23.11-43.52 mm, 2.46-4.74 lb, 34.16-41.79, 37.27-59.40, 24.54-36.45, %15.90-25.85, 0.14-0.35 g/100ml, 10.90-20.34 mg GAE/g DW, 0.67-4.22 mg CE/g DW ve 0.17-1.27 mmol TE/g arasında değişmiştir. Olgunluk ilerledikçe SÇKM ve TEA içerikleri artmıştır. Buna karşın toplam fenolik, toplam flavonoid ve toplam antioksidan aktivite içerikleri azalmıştır. Sonuçta, hünnap meyvelerinin taze tüketimi için fenolik, antioksidan, tat ve lezzet bakımından yarı kırmızımsı olgun dönemde tüketilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır.

HünnapOlgunlukPomoloji
Murat Ekmekci
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Perfect red ve Malatya kayısı çeşitlerinde hasat öncesi oksalik asit uygulamasının meyve kalitesi ve antioksidan özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışma, 2023 yılı vejetasyon döneminde, Isparta ekolojik koşullarında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, oksalik asit (OA) uygulamasının kayısıda meyve kalite ve antioksidan özellikleri üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bunun için 'Perfect Red' ve 'Malatya' kayısı çeşitlerinin ağaçlarına hasat öncesinde iki kez (16 Mayıs-6 Haziran) 2 mM OA uygulaması yapılmıştır. Ticari hasat döneminde alınan meyve örneklerinde bazı pomolojik ve biyokimyasal özellikler analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, OA uygulamasının meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu ve meyve eti sertlik değerleri üzerine etkisi önemli bulunmamıştır. Ancak OA uygulamasında meyve ağırlığı (52.78 g) ve meyve eni (46.81 mm) değerleri nispeten yüksek saptanmıştır. OA uygulaması 'Perfect Red' çeşidinde meyve kabuk a* değerini kontrole göre önemli derecede artırmıştır (%65.00). OA uygulaması kontrole göre meyvelerin toplam flavonoid içeriğini (%17.61) önemli düzeyde; toplam fenolik ve toplam antioksidan kapasite özelliklerini ise nispeten artırmıştır. Çeşitler arasında önemli fark çıkmış ve 'Perfect Red' çeşidi en iri (57.87 g ve 49.06 mm meyve eni) ve en renkli meyveleri vermiştir. Sonuçta, hasat öncesi çevreyle dost OA uygulamaları hasatta kayısı meyvelerinin kalite ve antioksidan özelliklerini artırmada doğal bir yol olabilir.

AntioksidanlarHasat öncesiKalite+2
Suat Mutcu
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı organik materyal uygulamalarının kirazda verim, kalite ve biyokimyasal içerik üzerine etkileri

2020 ve 2021 yıllarında yürütülen bu çalışmada, '0900 Ziraat' kiraz çeşidinde vermikompost, bakteri ve alg ekstraktı kullanımının verim, kalite ve biyokimyasal özellikler üzerine etkileri tespit edilmiştir. Çalışmada, ağaca alg ekstraktı (AA), toprağa alg ekstraktı (AT), hem ağaca hem de toprağa alg ekstraktı (AAT), ağaca bakteri (BA), toprağa bakteri (BT), hem ağaca hem de toprağa bakteri (BAT) ve toprağa vermikompost (VT) uygulamalarının yanısıra, VT+AAT, VT+BAT ve BAT+AAT kombinasyonları da uygulanmıştır. Toprak uygulamaları, tomurcuk kabarması döneminde 1 defa, ağaç uygulamaları ise tam çiçeklenme ve tam çiçeklenmeden 15 gün sonra olmak üzere 2 defa yapılmıştır. Çalışma sonunda, VT+AAT uygulamasının sürgün uzunluğunu, AAT uygulamasının ise yaprak alanını arttırdığı tespit edilmiştir. Uygulamaların, meyve eni, boyu, meyve eti/çekirdek oranı, meyve eti sertliği, a* renk değeri, toplam antosiyanin miktarı ve verim üzerine etkisinin olmadığı görülmüştür. 2020 yılında kontrole göre AA uygulaması meyve tutumunu %13.5, 2021 yılında VT+BAT uygulaması %19.92 oranında arttırmıştır. 2020 yılında AA uygulaması klorofil a içeriği üzerine olumlu etki yaparken, 2021 yılında tüm uygulamalar klorofil a içeriğini arttırmıştır. 2020 yılında AT uygulaması, 2021 yılında ise VT+BAT uygulamasının kiraz meyvelerinde çatlamayı azalttığı tespit edilmiştir. 2020 ve 2021 yıllarında AAT uygulaması yapılan kirazların toplam fenolik madde içerikleri sırasıyla 80.56 ve 91.04 mg GAE 100 g-1 olarak bulunmuştur. AA uygulamasının meyvelerde toplam flavonoid içeriğini arttırdığı saptanmıştır. Her iki yılda da BT uygulamasının klorogenik asit içeriğini arttırdığı gözlenmiştir. Uygulamaların yapraklardaki fosfor ve potasyum miktarlarını azalttığı veya etkilemediği belirlenmiştir. 2020 yılında AAT uygulamasının magnezyum ve demir, 2021 yılında ise AA uygulamasının kalsiyum ve mangan içeriğini olumlu etkilediği tespit edilmiştir.

AlglerKirazVerim+1
Berna Çelik
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Denizli çivril bölgesindeki hünnap tiplerinde ağaç gelişimi ve bazı meyve özelliklerinin belirlenmesi

Araştırma Denizli/Çivril bölgesinde meyve ve verim özellikleri bakımından öne çıkan 15 adet hünnap genotipinde ağaç gelişimi ve bazı meyve özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Genotiplerin tomurcuk kabarma, ilk çiçeklenme, tam çiçeklenme, ilk ben düşme ve hasat tarihlerinin yıllara göre farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Araştırmada her iki yılda da 5 nolu genotip hem gövde çevresi hem de taç genişliği bakımından en yüksek değerlere sahip olmuştur (sırasıyla, 2021 yılı 65 cm, 599 cm; 2022 yılı 66 cm, 625.50 cm). Araştırmada meyve ağırlığı 2021 yılında 5.59 g (14 nolu genotip) – 19.91 g (10 nolu genotip), 2022 yılında 5.14 g (4 nolu genotip) – 17.36 g (8 nolu genotip), meyve eti sertliği 2021 yılında 1.79 Ib (14 nolu genotip) – 3.05 Ib (10 nolu genotip), 2022 yılında 4.04 Ib (11 nolu genotip) – 7.23 Ib (12 nolu genotip), ağaç başı verim 2021 yılında 15.65 kg/ağaç (11 nolu genotip)- 100.40 kg/ağaç (5 nolu genotip), 2022 yılında 13.60 kg/ağaç (14 nolu genotip) – 66.95 kg/ağaç (5 nolu genotip), suda çözünür kuru madde miktarı 2021 yılında % 18.15 (7 nolu genotip) - % 30.70 (8 nolu genotip), 2022 yılında % 18.37 (5 nolu genotip) – % 33.60 (7 nolu genotip), toplam fenolik madde miktarı 2021 yılında 0.669 mg GAE/100 g (5 nolu genotip) – 3.131 mg GAE/100 g (10 nolu genotip), 2022 yılında 0.837 mg GAE/ 100 g (5 nolu genotip) – 3.914 mg GAE/100 g (10 nolu genotip), toplam flavonoid içeriği 2021 yılında 0.509 mg CE/100 g ( 7 nolu genotip) – 0.885 mg CE/100 g ( 10 nolu genotip, 2022 yılında 0.728 mg CE/100 g (7 nolu genotip) – 1.266 mg CE/100 g (10 nolu genotip), toplam antioksidan kapasitesi 2021 yılında 0.415 mmol TE/ g (7 nolu genotip) – 0.855 mmol TE/g (2 nolu genotip), 2022 yılında 0.836 mmol TE/g (7 nolu genotip) – 1.580 mmol TE/g (10 nolu genotip) arasında değişmiştir.

Antioksidan aktiviteAskorbik asitFenolik bileşikler+4
Veli İnanır
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Golden Delicious elma çeşidinde etilen, 1 -metilsiklopropen ve 1-n- naftilfitalamik asit uygulamalarının depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkisi

Çalışma 2021-2022 yıllarında Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü Derim Sonrası Fizyolojisi Laboratuvarı'nda yürütülmüştür. Çalışmada, Golden Delicious elma çeşidinde derim sonrası bazı uygulamaların meyve kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu kapsamda elmalar 4 gruba ayrılarak ilk gruba, oda koşullarında 12 saat süreyle 625 ppb 1-MCP, ikinci gruba ise 3 dakika süre ile 0.5 g/L etilen uygulanmıştır. Üçüncü gruba, kombine uygulama için 3 dakika 1 μg/L 1-N-naftilfitalamik asit ve 12 saat süreyle 625 ppb 1-MCP uygulaması yapılmıştır. Kontrol grubu ise diğer uygulamalarda olduğu gibi 0.1%'lik Tween 20 içeren saf suya daldırılmıştır. 12 saat süreyle meyvelerin üzerindeki fazla suyun uzaklaştırılması sağlanmış, meyveler plastik kasalara yerleştirilmiş ve normal atmosfer bileşimine sahip soğuk odada; 0℃ ve %90-95 oransal nemde, 6 ay süreyle muhafaza edilmiştir. Depolama boyunca elmalarda kabuk rengi, ağırlık kaybı, solunum hızı, meyve eti sertliği, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir asitlik (TEA), etilen üretim miktarı ve duyusal özelliklerdeki değişim belirlenmiştir. Raf ömrü çalışmaları için soğukta muhafazadan çıkartılan elmalar 7 gün boyunca 20ºC ve %60±5 oransal nemde bekletilerek aynı analizler yinelenmiştir. Çalışmada Golden Delicious elma çeşidinde 1 -MCP uygulamasının kalite kriterlerini önemli derecede koruduğu, NPA+1 -MCP uygulamasının 1-MCP'ye göre bariz üstünlüğünün bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, 1-MCP uygulanmış Golden Delicious elma çeşidinin 0℃ ve %90-95 oransal neme sahip normal atmosfer koşullarında 6 ay süreyle başarılı bir şekilde muhafaza edilebileceği görülmüştür

ElmaGıda kalitesi
Murat Çöne
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Maviyemiş (Vaccinium corymbosum L.)'in in vitro çoğaltımında biyoreaktör kullanım olanaklarının araştırılması

Maviyemiş, güçlü antioksidanlar içermesi, yapraklarından köklerine, çiçeklerinden meyvelerine kadar ilaç ve kozmetik sanayisinde kullanılması hatta son yıllarda süs bitkisi gibi birçok farklı alanda da kullanım olanaklarına sahip olması açısından gün geçtikçe değerlenen bir bitkidir. Bu tez çalışmasında maviyemişin O'Neal ve Misty çeşitlerinde in vitro klonal çoğaltım sistemini optimize etmek ve yeni nesil doku kültürü tekniği olan geçici daldırma sistemi biyoreaktörleri (TIS) kullanarak çoğaltım katsayısını ve köklendirme oranını artırmak hedeflenmiştir. Denemelere geleneksel doku kültürü teknikleriyle başlanmış, çoğaltım ve köklendirme aşamalarında TIS biyoreaktörü de çalışmaya dahil edilerek tamamlanmıştır. İlk çoğaltma aşamasında 2 çeşit: O'Neal ve Misty; 4 temel besin ortam çeşidi: MS, DKW, WPM ve AN; 2 BBD: Zeatin ve 2-IP; 4 pH: 4.5, 5.0, 5.5, 5.7 ve 6.0 kombinasyonları uygulanmıştır. Eksplant başına sürgün sayısı, sürgün uzunluğu, nod sayıları not edilerek analize tabi tutulmuştur. Ayrıca klasik yöntemde DKW ve WP besin ortamlarının eşit oranda karıştırıldığı çalışmada her iki çeşit için ölçülen değerler yüksek çıkmıştır. TIS içerisinde 2 mg/L zeatin içeren DKW, pH 5.0 ortamında çoğaltılan iki çeşite ait bitkilerden elde edilen sonuçlar agarlı ortam ile karşılaştırılmış; O'Neal çeşidinde eksplant başına sürgün sayısı agar ve TIS'te sırasıyla 1.72;5.74 iken Misty çeşidinde ise 0.87;2.79 olmuştur. Köklendirme aşamasında TIS içerisinde çoğaltılmış bitkilerin yine TIS içerisinde köklendirildiği ½ DKW 0.8 mg/L IBA 30 g/L sukroz içeren pH 5.0 olan ortam %74 köklenme yüzdesi ile en etkili sonucu vermiştir. Çalışma yeni nesil biyoreaktör sisteminin maviyemişin in vitro çoğaltımında, yüksek çoğaltma kapasitesi ve sağlıklı sürgünler elde etme açısından agarlı ortamlara göre daha olumlu sonuçlar verdiğini ortaya koymuştur.

Ebru Akyüz Çağdaş
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı ozon uygulamalarının kuru incirde soğukta depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkisi

Çalışmada, kurutulmuş Sarı Lop incir çeşidinde farklı ozon uygulamalarının soğukta depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Denemenin I. ve II. yılında kuru incirler 5 gruba ayrılmıştır. İlk yıl incirlere 4 ppm ozon (suda çözünmüş, yüksek basınç altında ve suda çözünmüş+yüksek basınç altında) ve kontrol uygulamaları yapılmıştır. İkinci yıl ise 4 ppm ozon (havada, yüksek basınç altında ve hava+yüksek basınç altında) ve kontrol uygulamaları yapılmıştır. Her iki yılda da uygulamalardan sonra incirler, 1 kg'lık köpük tabaklara yerleştirilerek gaz geçirgenliği olmayan poşetler içerisinde 0.8 bar vakum altında ambalajlanmıştır. Ambalajlanmış kuru incirler 0°C ve %55-60 oransal nemde 12 ay boyunca depolanmıştır. Kuru incirlerde kalite değişimini belirlemek için muhafaza boyunca 2'şer ay aralıklarda çeşitli analizler (toplam kuru madde miktarı, ağırlık kaybı, su aktivitesi, sertlik, yapışkanlık, renk, suda çözünür kuru madde miktarı, pH değeri, titre edilebilir asitlik miktarı, UV renk testi, toplam maya-küf yükü, toplam bakteri yükü, aflatoksin, şekerlenme, dış görünüş ve tat) yapılmıştır. Muhafaza boyunca kuru incirlerin kalitesi üzerine uygulamaların etkisi farklı olmuştur. Gaz geçirgenliği olmayan vakumlu ambalaj içerisinde ve 0°C'de depolanan kuru incirlerde muhafaza süresince ağırlık ve nem kaybı olmaması bariz bir şekerlenmenin ortaya çıkmasını engellemiştir. Toplam maya-küf yükünün azaltılmasında havada (H-Ozon) ve suda çözünmüş (S-Ozon) ozon uygulamaları en etkili uygulamalar olarak belirlenmiştir. Duyusal kalite bakımından ilk yıl ozon uygulamalarının bariz bir olumlu etkisi görülmezken, ikinci yıl H-Ozon uygulaması en iyi sonucu vermiştir. Kuru incirlerde derim sonrası meyve kalitesinin korunması ve kalite kayıplarının geciktirilmesi bakımından en etkili uygulama H-Ozon uygulaması olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak kurutulmuş Sarı Lop incir çeşidinin gaz geçirgenliği olmayan vakumlu ambalajlar içerisinde 0°C'de 12 ay boyunca başarılı bir şekilde muhafaza edilebileceği belirlenmiştir.

DepolamaKuru incirOzon+2
Şükrü Karagül
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Afyonkarahisar/Dinar yöresinde yetiştirilen bazı badem çeşitlerinin (P. amygdalus L.) meyve özellikleri ile biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesi

Bu çalışma 2023-2024 yıllarında Afyonkarahisar İli Dinar İlçesi'ndeki kapama badem bahçesinde yürütülmüştür. Çalışmada Ferragnes, Ferraduel ve Nonpareil badem çeşitlerinin meyve özellikleri ile biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, tomurcuk kabarması Mart ayının ilk haftası (Nonpareil) ile Mart ayının ikinci haftası (Ferraduel), tomurcuk patlaması Mart ayının ikinci haftası (Nonpareil) ile Mart ayının üçüncü haftası (Ferraduel), ilk çiçeklenme Mart ayının son haftası (Nonpareil) ile Mart ayının son haftası (Ferraduel), tam çiçeklenme Nisan ayının Mart ayının son haftası (Nonpareil) ile Nisan ayının ilk haftası (Ferraduel) ve hasat ise Eylül ayının ikinci haftası (Nonpareil) ile Eylül ayının üçüncü haftası (Ferraduel) olarak gerçekleşmiştir. Çalışmada kabuklu meyve ağırlıkları 2.01 g (Nonpareil)-5.18 g (Ferragnes), kabuklu meyve eni 19.87 mm (Nonpareil)-26.65 mm (Ferragnes), kabuklu meyve boyu 32.66 mm (Nonpareil)-39.72 mm (Ferragnes), kabuk kalınlıkları 1.75 mm (Nonpareil)-3.58 mm (Ferraduel), iç badem ağırlıkları 1.07 g (Nonpareil)-1.69 g (Ferragnes), iç badem eni 12.89 mm (Nonpareil)-16.20 mm (Ferragnes), iç badem boyu 22.54 mm (Nonpareil)-28.40 mm (Ferragnes), iç badem kalınlığı 6.45 mm (Nonpareil)-7.65 mm (Ferragnes), iç oranı %27.29 (Ferraduel)-%53.40 (Nonpareil) arasında değişmiştir. Çalışmada toplam yağ içerikleri %44.84 (Ferraduel)-%49.02 (Ferragnes), toplam fenolik madde içeriği 361.02 mg GAE/100 g (Nonpareil)-429.2 mg GAE/100 g (Ferragnes), toplam flavonoid madde içeriği 30.49 mg CAE/100 g (Nonpareil)-68.64 mg CAE/100 g (Ferragnes), toplam antioksidan içeriği %87.00 (Ferraduel)-%82.98 (Nonpareil) toplam protein içeriği %16.64 (Ferragnes)-%19.16 (Ferraduel) arasında belirlenmiştir.

Çiçeklenme
Yavuz Karakuyu
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Zambak (Lilium spp.)'ın soğan pulları ile çoğaltılması

Bu çalışmada zambağın soğan pullarının in vitro koşullarda çoğaltımı, köklendirilmesi, organik gübrelemenin ve farklı katı yetiştirme ortamlarının, lilyum bitkisinin soğan gelişimi üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda çalışmada, Oriental hybrid Lilium spp.'ye ait soğan pullarının in vitro koşullarda çoğaltılması amacıyla 24 farklı besin ortamı kullanılmıştır. Denemelerde temel besin ortamı olarak MS ortamı tercih edilmiş ve bu ortama farklı oranlarda NAA (0.5-1 mg.l-1), BAP (0.1-0.5 mg.l-1) ve TDZ (0.2-0.5 mg.l-1) ilave edilmiştir. Çalışmada aynı zamanda farklı dikim şekilleri (soğancık, pul, yapraklı) karşılaştırılmıştır. Çalışmada en iyi sonuçlar dördüncü alt kültürde tespit edilmiştir. Buna göre soğancık şeklinde dikimde, 1.0 mg.l⁻¹ NAA + 1.0 mg.l⁻¹ TDZ içerikli ortam, yaprak sayısı (37 adet), soğan çapı (19.09 mm) ve pul sayısı (37 adet) açısından en yüksek değerleri sağlamıştır. Tek başına pul dikilen pullarda 0.5 mg.l⁻¹ NAA + 0.2 mg.l⁻¹ TDZ içerikli ortam, bitki boyu (40.83 mm), yaprak sayısı (11.67 adet), soğan çapı (12.75 mm) ve pul sayısı (14 adet) bakımından en iyi sonuçları göstermiştir. Yaprak parçasıyla birlikte dikilen pullarda ise, 0.5 mg.l⁻¹ NAA + 0.5 mg.l⁻¹ TDZ içerikli ortamda yaprak sayısı (12.33 adet) ve pul sayısı (13.33 adet) açısından en yüksek değerler elde edilmiştir. Ancak, soğan çapı (12.66 mm) açısından 2.0 mg.l⁻¹ NAA + 0.2 mg.l⁻¹ TDZ içerikli ortam en iyi sonucu vermiştir. Köklendirme sonuçlarına göre, bitki boyu (48,62 mm), köklenme oranı (%100) ve kök uzunluğu (40,32 mm) bakımından en iyi sonuçlar, 10 numaralı ortamdan (½ MS + 1 mg.l-1 IBA) tespit edilmiştir. Sonuç olarak 1mg.l⁻¹ NAA + 1 mg.l⁻¹ TDZ içerikli ortamda soğancık olarak dikimin ve köklendirme açısından ½ MS + 1 mg.l-1 IBA içerikli ortamın etkili olduğu tespit edilmiştir.

Besin ortamıBitki yetiştirme ortamlarıFertilizasyon-in vitro+4
İlknur Eskimez
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Muğla bölgesinde yetiştirilen bazı pitaya çeşitlerinin pomolojik özellikleri ile biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Muğla bölgesinde yetiştirilen Vietnam White ve Siam Red pitaya çeşitlerinin pomolojik ve biyokimyasal özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada Vietnam White çeşidinin ortalama meyve ağırlığı 232.20 g, meyve eni 68.884 mm, meyve boyu 102.92 mm, meyve kabuk ağırlığı 77.29 g, meyve kabuk kalınlığı 3.32 mm ve meyve eti sertliği 1.41 kg/cm2 olarak belirlenmiştir. Siam Red çeşidinde ise sırasıyla 203.55 g, 65.63 mm, 84.50 mm, 54.53 g, 2.69 mm ve 0.57 kg/cm2 olarak ölçülmüştür. Kimyasal analizlerde, Vietnam White çeşidinde suda çözünebilir kuru madde oranı %12.57, pH 4.46 ve titre edilebilir asitlik oranı %0.36 olarak belirlenmiştir. Siam Red çeşidinde ise sırasıyla %10.94, 4.60 ve %0.45 olarak saptanmıştır. Renk analizi sonuçlarına göre, Vietnam White çeşidinin kabuk L* değeri 41.54, a* değeri 35.37 ve b* değeri 11.03; meyve eti L* değeri 74.62, a* değeri 10.22 ve b* değeri 4.33 olarak belirlenmiştir. Siam Red çeşidinde ise kabuk L*, a* ve b* değerleri sırasıyla 39.70, 37.74 ve 13.35; meyve eti L*, a* ve b* değerleri sırasıyla 33.67, 45.73 ve-2.14 olarak tespit edilmiştir. Biyokimyasal analizlerde, toplam fenolik madde içeriği Vietnam White çeşidinde 406.42 mg GAE/100g, Siam Red çeşidinde 432.77 mg GAE/100g, toplam flavonoid madde içeriği Vietnam White çeşidinde 20.10 mg kateşin/100g, Siam Red çeşidinde ise 22.99 mg kateşin/100g ve toplam antioksidan aktivitede, Vietnam White çeşidinde 79.40 % inhibisyon mg/100g, Siam Red çeşidinde ise 73.74 % inhibisyon mg/100g olarak kaydedilmiştir. Sonuç olarak, Vietnam White ve Siam Red çeşitleri arasında pomolojik, kimyasal ve biyokimyasal özellikler bakımından önemli farklılıkların olduğu ve bu farklılıkların çeşit seçiminde dikkate alınabileceği belirlenmiştir.

Alp Gökhan Balcı
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Doku kültürü ile üretilmiş aronya (Aronia melanocarpa michx Elliot) üretim materyallerinin tüplü fidan gelişim performanslarının belirlenmesi

Bu çalışma Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi uygulama serasında yürütülmüştür. Bitki materyali olarak Aronya bitkisinin Viking çeşidi kullanılmıştır. Bitkiler doku kültürü ile üretilmiş olup saksılara farklı yetiştirme ortamları bulunan saksılara fidan yetiştirme amacıyla dikilmiştir. Deneme 3 tekerrürlü olarak ve her tekerrürde 10 bitki olacak şekilde gerçekleştirilmiştir. 6 farklı yetiştirme ortamı (%100 Toprak (kontrol); %50 Torf+ %50 Kum; %50 Perlit + %50 Torf; %50 Cocopeat + %25 Torf + %25 Perlit; %50 Torf + %50 cocopeat; %50 Perlit + %50 cocopeat) kullanılmıştır. Bu yetiştirme ortamlarına 4 farklı bitki besleme uygulaması yapılarak etkileri gözlemlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre incelenen parametreler açısından en iyi sonuçların solucan gübresinin bulunduğu kombinasyonlardan elde edildiği görülmüştür. Bu durum, solucan gübresinin aronya fidanı üretimine önemli bir katkı sağladığını ve bitki gelişimi üzerinde olumlu etkiler sunduğunu ortaya koymaktadır. Bunun yanı sıra, yetiştirme ortamlarının bitki gelişimi üzerindeki etkileri de incelenmiştir. Bitki uzunluğu bakımından Torf+Cocopeat (%50+%50) ve Torf+Cocopeat+Perlit (%50+%25+%25) ortamları, Sürgün sayısı bakımından Torf+Cocopeat (%50+%50) ortamı, Sürgün uzunluğu bakımından Cocopeat +Perlit (%50+%50) ve Torf+Cocopeat+Perlit (%50+%25+%25) ortamları ve Bitki çapı bakımından Cocopeat +Perlit (%50+%50) ve Torf+Cocopeat+Perlit (%50+%25+%25) ortamları iyi sonuçlar vermiştir. Sonuç olarak, aronya fidanı üretiminde solucan gübresinin kullanımı ve uygun yetiştirme ortamlarının seçimi, bitki gelişimini desteklemek için önemli unsurlar olarak belirlenmiştir.

Ünzile Varol
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hasat öncesi farklı dozlarda yapraktan uygulanan hümik asitin domatesin (Solanum lycopersicum) hasat sonrası meyve kalitesi ve depo ömrü üzerine etkileri

Bu çalışma, hasat öncesi yapraktan farklı dozdaki hümik asit uygulamalarının domates meyvelerinin depolama süresi boyunca kalite özellikleri ve depo ömrü üzerindeki etkilerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, 'Mercan F1' domates çeşidinde, yapraktan farklı dozlarda (0, 2 ve 4 ml/L) uygulanan humik asitin depolama boyunca meyvelerin kalitesi ve depo ömrü üzerine etkileri incelenmiştir. Hasat edilen meyveler 5±1°C sıcaklık ve %90±5 oransal nem koşullarındaki depoda 28 gün boyunca depolanmıştır. Araştırma kapsamında depolama boyunca ağırlık kaybı, meyve rengi, suda çözünebilir kuru madde içeriği, titre edilebilir asitlik, pH, meyve sertliği, çürüme, kaliks kuruması/kopması, duyusal (dış görünüş, tat-aroma), likopen, beta karoten ve toplam fenolik madde parametreleri incelenmiştir. Çalışma sonucunda hasat öncesi hümit asit uygulamalarının domates meyvelerinin depolanması boyunca ağırlık kaybının azaltılmasında, meyve parlaklığı ve rengi, SÇKM, TA içeriğinin korunmasında, çürümenin geciktirilmesinde kontrol grubuna göre başarılı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, domates meyvelerinin kalikslerinin tazeliğinin, duyusal kalite özelliklerinin, likopen, beta karoten ve toplam fenolik madde içeriklerinin korunmasında hümik asit uygulamalarının olumlu etkileri olduğu görülmüştür. Sonuç olarak pratiğe aktarılabilir ve çevreci bir uygulama olarak hasat öncesi yapraktan hümik asit uygulamasının, domateslerin hasat sonrası kalitesinin korunmasında tavsiye edilebilir bir uygulama olduğu düşünülmektedir.

DepolamaDomatesHümik asit+1
Habibe Biçer
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Domates ve marulda derim sonrası bazı uygulamaların depolama ve raf ömrü üzerine etkileri

Bu çalışmada, pembe olum döneminde hasat edilen 'Komutan F1' domates ve 'Presidential' marul çeşidinde, hasat sonrası uygulanan kalsiyum klorür dihidrat (CaCl2.2H2O), hekzanal, portakal kabuğu esansiyel yağı (PKEY) ve üzüm çekirdeği yağı (ÜÇY) uygulamalarının kalite, depo ve raf ömrü üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışmada domates ve marullar, %6 ve %8 CaCl2.2H2O, 2 mM ve 4 mM hekzanal, %2 ve %4 PKEY, %2 ve %4 ÜÇY çözeltilerine daldırılmış, fazla suyu süzdürülen domatesler ve marullar delikli polietilen kasalara konulmuş, domatesler 5°C sıcaklık ve %90–95 oransal nem koşullarında 35 gün depolanmış ve 7 günlük aralıklarla analizler yapılmıştır. Marullar 4°C sıcaklık ve %90-95 oransal nem koşullarında 20 gün depolanmış ve 4 günlük aralıklarla analizler yapılmıştır. Domates ve marul örnekleri her analiz döneminde depodan çıkarılarak 20°C sıcaklık ve %60-65 oransal nem koşullarında 2 günlük depolama sonunda raf ömrü analizleri yapılmıştır. Soğuk depo ve raf ömrü koşullarında her analiz periyodunda ağırlık kaybı (AK), suda çözünür kuru madde (SÇKM) miktarı, titre edilebilir asit (TEA), toplam flavonoid madde miktarı (TFMM), toplam fenolik madde içeriği (TFMİ), toplam antioksidan aktivitesi (TAA), meyve ve yaprak rengi (L*, C* ve h°), çürüme oranı ve dış görünüş; ayrıca domateste meyve sertliği, likopen ve β-karoten içeriği, marulda ise SPAD ve genel kabul edilebilirlik analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak, 2 ve 4 mM hekzanal ile %4 ÜÇY uygulamalarının domatesin AK'ını azalttığı, sertlik, renk, duyusal kalite, TEA, SÇKM ve biyokimyasal kaliteyi koruduğu; marulda ise TEA, SÇKM, TFMM, TFMİ, TAA, renk, SPAD, C* ve h°, dış görünüş ve çürüme açısından diğer uygulamalara kıyasla daha olumlu etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.

Abdul Saboor Dawlatzaı
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Antalya Serik bölgesi keçiboynuzu (Ceratonia siliqua L.) genotiplerinin nokta seleksiyonu ve moleküler karakterizasyonu

This thesis, conducted from 2022 to 2024, aimed to identify superior genotypes from the naturally growing carob (Ceratonia siliqua L.) population in the Serik district of Antalya Province, based on fruit and seed characteristics. A total of 45 carob genotypes were selected from eight different locations within the district, focusing on traits associated with productivity, snack quality, and industrial suitability. Phenological, morphological, pomological and biochemical properties of the selected genotypes were determined. Additionally, molecular characterization of these genotypes was performed. According to three years of averaged data, the genotypes' fruit weights ranged from 6.01 to 24.13 g; fruit thickness, from 4.42 to 10.11 mm; fruit pulp yield, from 59.00 to 95.45%; seed number, from 4.70 to 13.73; and seed weight, from 0.86 to 2.00 g. The seed yield ranged from 4.54% to 40.99%, and the seed weight ranged from 0.86 to 2.64 g. According to the two-year average data, the total sugar amount of the genotypes varied between 35.91-66.23%, total phenolic substance amount between 683.94-1615.14 mg GAE/100 g, total flavonoid amount between 17.73-77.53 mg CAE/100 g and antioxidant amount between 83.17-91.86%. Fruit peel color was measured using a colorimeter to determine the L*, a*, and b* parameters. Chrome* and hueo angle values were then calculated. The genotypes with the highest scores were selected as promising based on the modified weighted-rankit method conducted for both snacking and industrial use. In the molecular characterization study conducted with ISSR markers, a total of 51 scoreable bands were obtained. Three of the bands obtained were monomorphic, and 48 were polymorphic. The polymorphism rate was 94.11%

Keçiboynuzu
Ayşe Vildan Pepe
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Derim sonrası melatonin ve salisilik asit uygulamalarının taze börülcede depolama sırasında kalite değişimi üzerine etkisi

Çalışmada derim sonrası salisilik asit (SA) ve melatonin (MEL) uygulamalarıyla taze börülce baklalarının depolama boyunca kalite özellikleri ve biyokimyasal içeriğinin korunması ve üşüme zararının engellenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla derilen taze börülce baklaları farklı dozlarda SA (1 ve 2 mM) ve MEL (100 ve 200 µmol L-1) içeren çözeltilere daldırılmıştır. Kontrol grubu ise sadece saf suya daldırılmıştır. Daldırma işlemlerinden sonra, baklalar 1 kg'lık köpük kaselere yerleştirilmiş ve üzeri streç filmle kaplanmıştır. Streçlenen kaseler 4±1°C ve %90±5 oransal nem koşullarında 16 gün süreyle depolanmıştır. Raf ömrü çalışmaları için soğukta muhafazadan çıkartılan taze börülce baklaları 2 gün 20±1°C ve %60±5 oransal nem koşullarında bekletilmiştir. Baklalarda depolama başlangıcında ve 4'er gün aralıklarla kalite değişimlerini belirlemek için bazı fiziksel ve kimyasal kalite analizler ile duyusal değerlendirmeler yapılmış ve aynı analizler raf ömrü koşullarında da yinelenmiştir. SA ve MEL uygulamalarının, baklalarının ağırlık kaybının azaltılmasında ve solunum hızını baskılanmasında oldukça etkili olduğu saptanmıştır. Uygulamaların, baklaların toplam fenolik madde miktarı ve askorbik asit içeriği üzerine anlamlı bir etkisi saptanamamıştır. Dış görünüşünün korunması ve üşüme zararının azaltılmasında SA ve MEL uygulamaları kontrol uygulamasına oranla daha etkili olmuş ve özellikle MEL uygulamalarının etkisi daha dikkat çekici olmuştur. Genel olarak incelendiğinde, SA ve MEL uygulamalarının özellikle MEL uygulamasının taze börülce baklaların muhafazasında kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

DepolamaMelatoninSalisilik asit
Esra Mersinli
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Derim sonrası salisilik asit uygulamasının eşme ayva çeşidinde depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkisi

Ayvanın da dahil olduğu klimakterik meyvelerde olgunlaşma metabolizması büyük ölçüde etilen biyosentezinden etkilenmektedir. Bu meyvelerde olgunlaşma sırasında etilen sentezi önemli ölçüde artar. Etilen sentezini baskılamaya yönelik uygulamalar meyvelerde olgunlaşma ve yaşlanmayla ilgili süreçleri de yavaşlatarak derim sonrası kalite kayıplarını geciktirmektedir. Salisilik asidin (SA) meyve muhafazası sırasında bilinen en önemli faydaları arasında etilen biyosentezini baskılaması, çürüme oranını ve meyve eti kararmasını azaltması/engellemesi gelmektedir. Çalışmada Eşme ayva çeşidine derim sonrası SA uygulanarak (0, 1 ve 2 mM) depolama sırasında meyvelerdeki kalite değişimi ile et kararması incelenmiştir. Uygulamalardan sonra ayvalar 0±1°C ve % 90±5 oransal nem içeren normal atmosfer (NA) koşullarında 180 gün depolanmıştır. Raf ömrü çalışmaları için ise her analiz döneminde soğuk odadan çıkartılan meyveler, 7 gün 20°C ve % 60±5 oransal nem koşullarında bekletilmiştir. Çalışmada SA uygulamalarının, incelenen bazı kalite parametreleri (meyve eti sertliği, ağırlık kaybı, etilen üretim miktarı ve solunum hızı) üzerine kontrol uygulamasına göre olumlu etkileri olduğu saptanmıştır. Özellikle 1 mM'lik SA uygulamasının meyve eti kararması, meyve kabuk kararması ve üşüme zararını azalttığı belirlenmiştir. Ancak SA uygulamalarının etkileri tür ve çeşit bazında değişiklik gösterebileceği için farklı çeşitlerde değişik dozlar uygulanarak yürütülecek çalışma sayısının arttırılması gerektiği düşünülmektedir.

AyvaKaliteSalisilik asit
Melike Çevik
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00