
556
Archived Theses
2
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Ters yüz sınıf modelinin ortaöğretim düzeyinde uygulanabilirliğinin öğretmen algılarına göre incelenmesi
Ters yüz sınıf modeli günümüz eğitim sisteminde önem kazanan yapılandırmacı yaklaşımla farklı öğretim stratejilerinin geliştirilmesinde önemli bir hale gelmiştir. Ters yüz edilmiş sınıfların eğitimde kullanımının avantaj ve dezavantajlarının araştırıldığı, ters yüz öğrenme uygulamalarını içeren örneklerin sunulduğu çalışmalara alanyazında rastlamak mümkündür. Ayrıca öğrenci ters yüz öğrenme hazırbulunuşluk düzeyinin belirlenmesine yönelik ölçek uyarlama çalışması örneği de Türkçe alanyazında yer almaktadır. Fakat ters yüz öğrenme modelinin farklı öğretim kademelerinde ne derece uygulanabilir olduğunu belirlemeye yönelik çalışmaya rastlanmamıştır. Bu tez çalışmasında ters yüz öğrenme modelinin ortaöğretimde uygulanabilirliğinin öğretmenlerin yaş, cinsiyet, branş, teknoloji okuryazarlığı düzeyleri, teknoloji kullanabilme yeterlilikleri, hitap ettiği hedef kitlenin özelikleri, öğretmenlerin çalıştıkları okulun özellikleri gibi değişkenlere göre incelenmiştir. Betimsel tarama modelinde yürütülmüş olan bu çalışma araştırmanın çalışma grubunu Van İli İpekyolu, Edremit ve Tuşba ilçelerindeki MEB ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenler oluşturmuştur. Araştırmacı tarafından geliştirilen dört adet ölçek formu ile nicel veriler toplanmıştır. Yapılan alanyazın taramasında çalışmanın amacına uygun ölçme ve değerlendirme aracına rastlanmadığından ölçeklerin geliştirilmesinde ölçek geliştirme süreci uygulanmıştır. Hazırlanan bu ölçekler çalışma grubundaki öğretmenlere uygulanmıştır. Nicel verilerin analiz işlemleri SPSS programında gerçekleştirilmiştir. Bulguların sunulması ve sonuçların değerlendirilmesi araştırma problemleri doğrultusunda ölçek özellikleri dikkate alınarak yapılmıştır.
Etkileşimli e-kitap oluşturulması, öğretmen adaylarının gelecekte etkileşimli e-kitap kullanımı hakkındaki düşünceleri
Bu çalışmanın amacı Bilişim Teknolojileri öğretmen adaylarının etkileşimli e-kitap oluşturulması sürecindeki deneyimlerini ve gelecekteki etkileşimli e-kitap kullanım durumlarına yönelik görüşlerini belirlemektir. Çalışma grubunu 2017-2018 döneminde Eğitimde Materyal Tasarımı ve Kullanımı dersini almış olan ve çalışmaya gönüllü olarak katılan 16 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışma grubundaki öğretmen adaylarına etkileşimli e-kitap oluşturmaya yarayan uygulama ve etkileşimli e-kitabın yapım aşamaları anlatılmıştır. Öğretmen adaylarından, 2018-2019 öğretim yılı güz dönemi içerisindeki Özel Öğretim Yöntemleri dersi kapsamında proje ödevi olarak etkileşimli e-kitap oluşturmaları ve kullanmaları istenmiştir. Öğretmen adaylarının etkileşimli e-kitap oluşturması ve kullanmasının ardından çalışma kapsamında yapılacak tüm aşamalar bittikten sonra, öğretmen adaylarının etkileşimli e-kitap hakkındaki görüşleri yapılandırılmış sorulardan oluşan bir görüş formu yardımı ile toplanmıştır. Bu formlardan elde edilen veriler detaylı olarak incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarının büyük bir çoğunluğu atandığında etkileşimli e-kitapları kendi derslerinde kullanacağını ifade etmiştir. Etkileşimli e-kitap hazırlarken karşılaşılan en büyük zorluğun kullanılan uygulamaya yabancılık çekmeleri ve en sıkıcı tarafının titiz bir tasarım ortaya koymanın olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca öğretmen adayları etkileşimli e-kitap hazırlamanın en eğlenceli yanının öğrenciler için faydalı ve özgün bir şey yapmak olduğunu ve etkileşimli e-kitap kullanılan derslerin ilgi çekici olduğunu düşünmektedirler. Aynı zamanda öğretmen adayları yazılı ve sözlü anlatımın yoğun olduğu pedagoji derslerinin etkileşimli e-kitap kullanmak için uygun olduğunu ve bu derslerde etkileşimli e-kitabın daha faydalı olacağı kanaatindedirler. Anahtar Sözcükler Eğitimde materyal tasarımı, etkileşimli e-kitap, z-kitap, proje tabanlı öğrenme
Bilgisayar ve öğretim teknolojileri öğretmen adaylarının STEM (FeTeMM) eğitimine yönelik görüş ve tutumları
Bu çalışmada Türkiye'de bir üniversitenin Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümünde 7. ders dönemine kayıtlı olan 30 öğretmen adayının 'Eğitim Ortamlarında Teknoloji Uygulamaları' dersinde bir dönem boyunca STEM (FeTeMM) eğitimi ve uygulamaları, mühendislik, teknoloji ve bu disiplinler arasındaki ilişkiye yönelik tutumlarını ve görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Öğretmen adaylarının STEM eğitimi ve uygulamaları hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla karma desen kullanılmıştır. Çalışmada veriler, uygulamalı ders öncesinde ve sonrasında demografik veri anketi, STEM tutum ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarının; cinsiyet, kişisel bilgisayar sahibi olma durumlarının STEM eğitimine yönelik tutumlarında anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Sadece 20 yaş grubundaki öğrencilerin STEM öntest ve fen öntest sonuçlarının 22 yaş grubuna göre anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna varılmıştır. STEM eğitimi ve uygulamaları sayesinde bu eğitime yönelik düşüncelerinin olumlu yönde değiştiği, önyargılarının azalıp bu alanlara yönelik ilgilerinin arttığı tespit edilmiştir. STEM eğitiminin öğretim programlarında yer alması gerekliliğini vurgulayıp, bu eğitimi alan öğretmenlerin; öğrencilerin eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmede, problem çözme becerilerinde ve derslere yönelik ilgilerini arttırmada önemli rol oynayacağını belirtmişlerdir. Öğretmen adayları mezun olduktan sonra STEM eğitimini kendi derslerinde de kullanmak istediklerini belirtmişlerdir.
Öğretim elemanlarının artırılmış gerçeklik teknolojisini ders materyali olarak kabullerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, yükseköğretimde Artırılmış Gerçeklik (AG) teknolojisinin ders materyali olarak kullanılmasına yönelik öğretim elemanlarının görüşlerinin Teknoloji Kabul Modeline (TKM) göre incelenmesidir. Yapılan araştırmada örneklem belirlenmesinde amaçlı örneklem yöntemi kullanılmıştır. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde görev yapmakta olan 11 öğretim elemanı örneklem olarak seçilmiştir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmışır. Veri toplamak için görüşme tekniği kullanılan çalışmada, yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme soruları, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış olan TKM ölçeğinde bulunan her bir faktörü anlam ve kapsam olarak temsil edecek şekilde hazırlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretim elemanları AG teknolojisi ile hazırlanmış öğretim materyallerini ders ortamlarında kullanabileceklerine dair olumlu görüş sunmuşlardır. Bununla birlikte elde edilen diğer bulgular araştırmanın sonuç ve tartışma bölümünde ele alınmıştır. Son olarak araştırmanın sonuçları doğrultusunda yükseköğretimde teknoloji kabulü ve AG kullanımı için öneriler sunulmuştur.
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylere yönelik eğitim teknolojisi alanında yapılan çalışmalar: Sistematik bir derleme
Bu araştırmanın amacı uluslararası düzeyde 2010 ve 2019 yılları arasında otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan bireylere yönelik eğitim teknolojisi alanında yapılmış ve SSCI dizinine giren hakemli dergilerde yayınlanmış akademik makaleleri sistematik bir şekilde incelemektir. Bu amaçla; eğitim teknolojilerinin OSB'li bireylerin farklı beceri alanları üzerindeki performanslarını değerlendiren 2010 ve 2019 yıllarında Web of Science dizini içerisindeki dergilerde yayınlanmış toplam 105 adet makaleye ulaşılmıştır. Ulaşılan makaleler içerisinde erişime kapalı olan 17 adet makale ile tam metin olmayan 27 adet makale, araştırma kapsamı dışında bırakılarak 61 adet makale ile araştırma tamamlanmıştır. Veri analiz yöntemi olarak içerik analizi yöntemi kullanılmış olup veriler derinlemesine incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda öne çıkan bulgular ise şöyledir; Eğitim teknolojileri konusunda en yoğun 2012 ve 2018 yıllarında çalışılmıştır. Çalışmalarda yoğun olarak erkek örneklem grubu tercih edilmiştir ve genellikle "1-3" örneklem büyüklüğü kullanılmıştır. Ağırlıklı olarak da "3-10" yaş aralığı tercih edilmiştir. Çalışmalar içerisinde tek denekli araştırma modeli en sık tercih edilen araştırma modeli olmuştur. Çalışmalarda yoğun olarak etkililiği incelenen bağımsız değişkenler "program ve uygulamalar" olup en çok tercih edilen yöntem "bilgisayar özelliği bulunan cihazlar aracılığıyla verilen eğitim" olmuştur. Ağırlıklı olarak tercih edilen öğrenme ortamları okul ortamları olmuştur. İncelenen makalelerde genel olarak "sosyal beceriler" üzerinde odaklanılmıştır. İncelenen çalışmalardan elde edilen tüm sonuçlar birleştirildiğinde eğitim teknolojilerinin ve bu doğrultuda gerçekleştirilen müdahale yöntemlerinin OSB'li bireyler üzerinde oldukça etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırma güncel akademik yayınları kapsaması, 2010-2019 yılları ve bu yıllar arasındaki SSCI dizinine giren dergilerde yayınlanan tüm akademik yayınları içermesi ve geniş kapsamlı olması nedeniyle alan yazındaki diğer çalışmalardan ayrılmaktadır.
Oyunlaştırma yöntemiyle tasarlanan blok tabanlı robotik ve kodlama eğitiminde ortaokul öğrencilerinin bilgisayarca düşünme becerileri ve kodlamaya ilişkin öz-yeterlik algılarının incelenmesi
Çalışmanın amacı, BTRK kursundaki kazanımlardaki konuları oyunlaştırma yöntemi ile öğrencilerin kodlamaya ilişkin bilgisayarca düşünme becerilerine ve öz-yeterlik algıları arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmaktır. Ayrıca araştırmaya katılan öğrencilerin cinsiyet değişkeni açısından incelenmesi de çalışmanın diğer amacı arasında yer almaktadır. Çalışmada, nicel araştırma yöntemlerinden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Van ilinin Muradiye ilçesinde yer alan Fatih Sultan Mehmet Ortaokulunda öğrenim görmekte olan 6.sınıf öğrencilerinden toplam 48 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma Muradiye Robotik ve Kodlama Atölyesinde BTY öğretmeni tarafından iki faklı grupla yapılmıştır. Araştırmanın katılımcıları kolay ulaşılabilir örneklem tekniği ile belirlenmiştir. Katılımcılar Halk Eğitim bünyesinde açılan BTRK kursuna kayıt yaptıran öğrencilerden gönüllü olarak çalışmaya katılım gösterenler arasından seçilmiştir. Araştırmanın deneysel uygulama süreci 2022-2023 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde Halk Eğitim bünyesinde açılan BTRK kursu kapsamında 6 hafta süresince planlar, etkinlikler, rozetler, madalyalar, unvanlar ve ödüllerle zenginleştirilmiştir. Çalışmada kodlama becerilerini öğretmek için eğitim sürecinin robotik öğretiminde Arduino tabanlı programlanabilir eğitim robotları tercih edilmiştir. Bu robotların programlanmasında ise Mblock 5 yazılımı kullanılmıştır. Çalışmada yer alan tüm çalışma grubu sınıflarda süreç aynı anda başlayıp aynı anda bitmiştir. Deney grubuna oyunlaştırma yöntemi kontrol grubuna ise geleneksel öğrenme yöntemi kullanılarak ders verilmiştir. Veri toplama aracı olarak çalışma grubunun demografik verilerinin elde edildiği kişisel bilgi formu, Korkmaz, Çakır ve Özden (2016) tarafından geliştirilen Bilgisayarca Düşünme Ölçeği ve Altun ve Kasalak (2018) tarafından geliştirilen "Blok Tabanlı Programlamaya İlişkin Öz-Yeterlik Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 26 paket programı aracılığıyla bağımlı örneklem t-testi, bağımsız örneklem t-testi, iki yönlü varyans analizi ve korelasyon testi kullanılmıştır. Yapılan deneysel işlem öncesinde deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin kodlamaya ilişkin öz-yeterlik algıları ve bilgisayarca düşünme becerilerinin ortalama puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Dolayısıyla deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin öğretim öncesi bilgisayarca düşünme becerilerinin ve kodlamaya ilişkin öz-yeterlik algıları benzer olabileceği varsayılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda deney grubu öğrencilerinin son test puanları kontrol grubu öğrencilerinin son test puanlarına göre anlamlı düzeyde artış göstermiştir (p<0,05). Bu durum oyunlaştırma yönteminin öğrencilerin bilgisayarca düşünme becerileri ve kodlamaya ilişkin öz-yeterlik algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu göstermiştir. Öğrencilerin deney-kontrol grubunda olmalarının ve cinsiyetlerinin öğrencilerin kodlamaya ilişkin öz-yeterlik algıları ve bilgisayarca düşünme becerileri üzerinde ortak etkisinin anlamlı düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır (p>0,05).
Yapay zekâ uygulamaları ile kodlama eğitiminin algoritmik düşünme yeterlikleri ve derse yönelik tutumlara etkileri
Bu çalışmanın amacı yapay zekâ uygulamaları ile kodlama eğitiminin algoritmik düşünme yeterlikleri ve derse yönelik tutumlara etkilerini incelemektir. Bu çalışmada kontrol gruplu ön test son test yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Van ili Muradiye ilçesinde bir ortaokulda 2022-2023 eğitim-öğretim yılında 5. sınıfta eğitim gören 60 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubu deney ve kontrol grubuna ayrılmıştır. Deney grubu öğrencileri ile yapay zekâ uygulamalarından Pictoblox AI ve Mblock AI programları ile çalışılmıştır. Kontrol grubu öğrencileri ise MEB Bilişim ve Yazılım dersi programındaki etkinliklere dayalı olarak bilgisayarsız kodlama ve akış diyagramları kullanılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında Akkuş, Özhan ve Kan (2019) tarafından geliştirilen "Ortaokul Öğrencileri İçin Kodlamaya Yönelik Tutum Ölçeği", Gülbahar, Kert ve Kalelioğlu (2018) tarafından geliştirilen "Bilgi İşlemsel Düşünme Becerisine Yönelik Öz Yeterlik Algısı Ölçeği" ve öğrencilerin demografik bilgilerinin alındığı "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Kontrol ve deney grupları karşılaştırıldığında kodlamaya yönelik tutum ve algoritmik düşünme yeterlik ön test puanlarında fark gözlemlenmezken, son test puanlarında deney grubu lehine fark gözlemlenmiştir. Deney grubu öğrencilerinin algoritmik düşünme yeterlik ve kodlamaya yönelik tutum son test puanları, ön test puanlarından yüksek çıkmıştır. Kontrol grubu öğrencilerinin algoritmik düşünme yeterlik ve kodlamaya yönelik tutum ön test ve son test puanları arasında fark çıkmamıştır. Kontrol grubu öğrencilerinin cinsiyete göre algoritmik düşünme yeterlik ve kodlamaya yönelik tutumlarında ön test ve son test puanları arasında fark gözlemlenmemiştir. Deney grubu öğrencilerinin cinsiyete göre algoritmik düşünme yeterlik son test puanlarında erkekler lehine fark tespit edilse de kodlamaya yönelik tutumlarının cinsiyete göre ön test ve son test puanları arasında fark bulunmamıştır. Kontrol grubu öğrencilerinin BİT (bilgi ve iletişim teknolojileri) kullanma sürelerine göre algoritmik düşünme yeterlilik puanları arasında fark çıkmazken, BİT kullanma süreleri ile kodlamaya yönelik tutum puanları arasında son testte fark çıkmıştır. Bu farklılığın 1 yıl ile 4 yıl, 1-2 yıl ile 4 yıl ve 3 yıl ile 4 yıl arasında olduğu görülmüştür. Ancak BİT başında harcanan ortalama sürenin algoritmik düşünme yeterlik ve kodlamaya yönelik tutum puanları üzerinde bir fark bulunmamıştır. Deney grubu öğrencilerinin BİT kullanma sürelerine göre algoritmik düşünme yeterlik ve kodlamaya yönelik tutum ön test puanları arasında fark bulunmazken, son testte bir fark tespit edilmiştir. Bu farklılığın BİT kullanan öğrencilerin algoritmik düşünme yeterlik son test puanları 1 yıl ile 1-2 yıl, 1-2 yıl ile 4 yılları arasında görülürken, kodlamaya yönelik tutum son test puanlarında ise 1 yıl ile 4 yıl, 1-2 yıl ile 4 yılları arasında görülmüştür. Deney grubu öğrencilerinin BİT Başından harcanan ortalama süreye göre algoritmik düşünme yeterlik ön test-son test puanları arasında fark çıkmamıştır. Benzer şekilde kodlamaya yönelik tutum ön test-son test puanları arasında da fark gözlemlenmemiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda öğrencilerin algoritmik düşünme yeterlik ve kodlamaya yönelik tutum düzeylerinin arttırılması amacıyla eğitim programlarında yapay zekâ uygulamalarına daha fazla yer verilmesi önerilebilir. Anahtar sözcükler: algoritmik düşünme becerisi, kodlama, tutum, yapay zekâ
Üniversite öğrencilerinin çevrimiçi öğrenme ortamlarındaki duygu durumları ve işlemsel uzaklık algılarının incelenmesi: Bir karma yöntem araştırması
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin çevrimiçi öğrenme ortamlarındaki duygu durumları ve işlemsel uzaklık algıları incelenmiştir. Çalışmada sıralı açıklayıcı karma yöntem deseni kullanılmış ve çalışma için gerekli veriler 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde öğrenim gören 468 öğrenciden toplanmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda Online Dersler İçin Ergen Duygu Ölçeği ve Revize Edilmiş İşlemsel Uzaklık Ölçeğinin Uyarlama Çalışması, nitel boyutunda ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak veriler toplanmıştır. Toplanan nicel veriler SPSS 23 programı ile nitel veriler ise içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışma sonrasında elde edilen veriler doğrultusunda genel olarak öğrencilerin duygu durumları orta seviyededir. Kadın öğrencilerin kaygı düzeyleri erkek öğrencilere göre daha yüksek olarak bulunmuş ve yaşa bağlı olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Öğrencilerin çevrimiçi derste kullandıkları cihazın duygu durumları üzerinde etkisi gözlemlenmiş; bilgisayar kullanan öğrenciler genellikle daha olumlu duygular yaşarken akıllı telefon kullanan öğrenciler daha yüksek sıkıcılık ve umutsuzluk duygularını deneyimlemişlerdir. Kişisel bilgisayara sahip olan öğrenciler daha olumlu hissetmişlerdir. İşlemsel uzaklık algısı genel olarak yüksek düzeydedir; öğrenci-öğretmen etkileşimine yönelik işlemsel uzaklık seviyeleri en yüksek, öğrenci-öğrenci etkileşimine yönelik işlemsel uzaklık seviyeleri ise en düşük olarak belirlenmiştir. Ders materyalleri konusunda öğrencilerin genellikle olumsuz bulgular vermesi, iletişim problemleri, teknik sorunlar ve materyal eksikliği gibi faktörler öğrencilerin işlemsel uzaklık algılarını etkileyebileceğine işaret etmektedir.
Öğretmenlerin yapay zekaya yönelik farkındalık düzeyi ve algıları
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin YZ teknolojilerine yönelik farkındalık ve algı düzeylerini incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli çerçevesinde desenlenmiştir. Veri toplama aracı olarak, YZ farkındalığı ile algısına yönelik ifadeler içeren 51 maddelik Likert tipi " YZ Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışma grubunu, Türkiye'deki devlet ve özel okullarda görev yapan çeşitli branşlardan 440 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama süreci çevrim içi anket formu aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, SPSS 26.0 paket programı ile analiz edilmiş; betimsel istatistiklerin yanı sıra verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile değerlendirilmiştir. Değişkenler arası farkın test edilmesinde T testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Ayrıca, farkındalık ve algı puanları arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin YZ'ye yönelik farkındalıklarının branş değişkeninde ve kıdem yılı değişkeninde anlamlı farklılık gösterdiği; algı düzeylerinin ise cinsiyet ve öğrenim durumu gibi demografik değişkenlerden etkilenmediği bulunmuştur. Ayrıca, farkındalık ile algı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, öğretmenlerin hem teknik hem de pedagojik yönden donanımlarını artıracak, YZ okuryazarlığını destekleyecek hizmet içi eğitimlerin geliştirilmesi önerilmektedir.
Ortaöğretim öğrencilerinin dijital ayak izi farkındalıkları ve bilgi güvenliği farkındalıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim düzeyindeki öğrencilere yönelik olarak dijital ayak izi farkındalık ölçeği geliştirmek ve dijital ayak izi farkındalığı ile bilgi güvenliği farkındalığı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Dijital ayak izi, bireyin çevrimiçi ortamlardaki davranışlarının tamamının kayıt altına alınması ile birey adına oluşan sanal bir kimliktir. Bilinçsiz internet kullanımı ile olumsuz bir sanal kimlik oluşmakta ve bireyin hayatını farklı dönemlerde olumsuz anlamda etkileyebilmektedir. Olumlu sanal kimlik oluşmasın da farkındalığın artmasının önemi büyüktür fakat bu farkındalık düzeyinin ne seviyede olduğunun da bilinmesi de önem arz etmektedir. Bu kapsamda ortaöğretim düzeyindeki öğrencilere yönelik bir DAFÖ (dijital ayak izi farkındalık ölçeği) geliştirilmiştir. Ölçek kişisel veri paylaşımı farkındalığı, kişisel veri paylaşımı uygulaması, sosyal medya kullanım farkındalığı ve sosyal medya kullanım uygulaması olmak üzere dört alt boyuttan oluşmaktadır. Araştırmanın ikinci boyutu olan dijital ayak izi farkındalığı ile bilgi güvenliği farkındalığı arasındaki ilişkinin incelenebilmesi için Güldüren, Çetinkaya ve Keser (2016) tarafından geliştirilen ve gerekli izinleri alınan Ortaöğretim Öğrencilerine Yönelik Bilgi Güvenliği Farkındalık Ölçeği ile araştırmacı tarafından geliştirilen Dijital Ayak İzi Farkındalık Ölçeği farklı bir gruba birlikte uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında dijital ayak izi farkındalığı ve bilgi güvenliği farkındalığı arasındaki ilişkinin yüksek olduğu görülmüştür. Sosyal medya kullanımı ve veri paylaşımı konularında farkındalığa sahip olan katılımcıların bunu uygulama oranları da yüksektir. Araştırma sonuçları arasında en düşük sayılabilecek ilişkinin saldırı ve tehditler ile mahremiyet arasında olduğu görülmüştür.
Anımsatma istemlerinin öğrencilerin çevrimiçi akademik yardım arama davranışlarına etkisinin öğrenme analitikleri ile incelenmesi
Çevrimiçi öğrenmede, öz düzenleme süreçlerinin etkili kullanılabilmesi oldukça önemli görülmekte ve öğrenenlerin bu bağlamda desteğe ihtiyaç duydukları araştırma bulgularıyla desteklenmektedir. Akademik Yardım Arama (AYA), akademik başarı ile de ilişkilendirilen öz düzenlemeli öğrenme (ÖDÖ) stratejilerinden biridir ve bu stratejilerin desteklenmesinde, anımsatma istemlerinin etkili bir araç olduğunu araştırmalar ortaya koymaktadır. Ancak, mevcut araştırmalar gözden geçirildiğinde, öğrenme analitiklerine dayalı çalışmaların azlığı dikkat çekmektedir. Bu araştırmanın amacı, yüksek öğrenim öğrencilerinin, çevrimiçi AYA davranışlarını teşvik etmek amacıyla kullanılan anımsatma istemlerinin etkisini, öğrenme analitiklerine dayalı olarak incelemektir. Araştırma, deneysel araştırma deseni ile yürütülmüştür. Yüksek öğrenim lisans öğrencisi otuz dokuz katılımcı deney ve kontrol gruplarına rastgele atanmıştır. Çevrimiçi öğrenmede AYA davranışları bağımlı değişken, bu davranışları teşvik etmek amacıyla kullanılan anımsatma istemleri ise bağımsız değişken olarak ele alınmıştır. Çalışma kapsamında, belirli uygulama görevleri, deney grubu için anımsatma istemi eklenerek farklılaştırılmıştır. Araştırmanın veri seti, AYA davranışlarının vekil göstergesi olarak kabul edilen dijital iz verileri ve aynı bağlamda toplanan öz bildirime dayalı verilerden oluşmaktadır. Bulgular, öğrencileri yardım aramaya davet eden, yardım arayışında olanlara, yardıma daha hızlı ve kolay erişmeleri için yönlendirmeler sunan istemlerin, AYA davranışlarını teşvik ederek, çevrimiçi yardım kaynaklarından faydalanma durumunu olumlu etkilediğini, görevi tamamlama çabasını artırdığını ve görevin başarıyla tamamlanmasında etkili olduğunu desteklemektedir. Bulgular alanyazın temelinde tartışılmış, uygulama ve araştırmaya yönelik öneriler sunulmuştur.
Uzaktan eğitim ortamlarında deneyimlenen duyguların öğrenme sürecindeki rolünün incelenmesi
Bu tez çalışmasında uzaktan eğitim ortamlarında öğrencilerin deneyimledikleri duygular, çevrimiçi öğrenme ortamlarında öğrenci bağlılığı, çevrimiçi öğrenme hazır bulunuşluluğu ve üstbiliş arasındaki ilişkilerin modellenmesi ve test edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla uzaktan eğitim ortamlarında öğrencilerin deneyimledikleri duyguların, öğrenci bağlılığına etkisi, hazır bulunuşluluğun aracılık etkisi ve üstbilişin bu aracılık modeli üzerindeki düzenleyici etkisi modellenmiş ve test edilmiştir. Tezin çalışma grubunu Türkiye'deki bir devlet üniversitesinde öğrenim görmekte olan ve ölçme araçlarını gönüllü olarak yanıtlayan 1601 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler "uzaktan eğitim ortamında deneyimlenen duygular ölçeği", "çevrimiçi öğrenme hazır bulunuşluluk ölçeği", "çevrimiçi öğrenme ortamlarında öğrenci bağlılık ölçeği" ve "üstbilişler ölçeği" ile çevrimiçi toplanmıştır. Veriler SPSS PROCESS makrosuyla analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda öğrencilerin aktif olarak katılmadığı etkinliklerde en çok sıkılma, aktif olarak katıldığı etkinliklerde ilgi ve merak duygularını deneyimledikleri ortaya çıkmıştır. Çevrimiçi öğrenmeye yönelik hazır bulunuşluluğun olumlu, olumsuz ve keşfetmeye yönelik duyguların öğrenci bağlılığı üzerindeki etkisine aracılık ettiği saptanmıştır. Buna ek olarak üstbilişin olumlu ve olumsuz duygular modellerinde duyguların öğrenci bağlılığı üzerindeki etkisinde düzenleyici bir etkisi olduğu, keşfetmeye yönelik duygular modelinde düzenleyici bir etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Olumlu duygular ve keşfetmeye yönelik duygular modelinde çevrimiçi öğrenme ortamlarına öğrenci bağlılığındaki toplam varyansın %56'sı, olumsuz duygular modelinde toplam varyansın %57'si açıklanmıştır. Buradan hareketle öğrencilerin çevrimiçi öğrenme ortamlarına bağlılığını sağlamak için çevrimiçi öğrenmeye hazır bulunuşluluklarının ve üstbilişlerinin dikkate alınması gerektiği söylenebilir. Ayrıca öğrencilerin çevrimiçi öğrenme ortamlarında olumlu duygular deneyimlemesini sağlamaya yönelik stratejiler geliştirilmesi önerilebilir.
Çevrimiçi proje tabanlı infografik tasarlama etkinliklerinin özdüzenleme ve paylaşımlı üstbiliş becerilerine etkisi
Çevrimiçi derslerin yoğun bir şekilde kullanıldığı günümüzde, öğrencilerin özdüzenleme ve paylaşımlı üstbiliş becerilerinin gelişimi büyük önem taşımaktadır. Öte yandan bu becerilerin gelişimiyle ilgili olarak alanyazında proje tabanlı öğrenme etkinliklerine vurgu yapılmaktadır. Öğrenciler web 2.0 araçlarını kullanarak kolaylıkla infografik tasarım projeleri gerçekleştirebilmektedirler. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı çevrimiçi proje tabanlı infografik tasarlama (ÇePTİT) sürecinin öğrencilerin özdüzenleme ve paylaşımlı üstbiliş gelişimlerine etkisini belirlemektir. Araştırma 2021-2022 öğretim yılı güz döneminde 34 meslek yüksekokulu öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda öncelikle bir pilot çalışma yapılmış ve kazanılan deneyimler ışığında haftada 3 saatlik çevrimiçi dersler şeklinde 3 aşamadan oluşan 12 haftalık bir araştırma süreci tasarlanmıştır. Karma desen kullanılan araştırmanın nicel bölümünde ölçek verileri tek gruplu ön test–son test deneysel desen ile toplanarak analiz edilmiştir. Nitel bölümde ise katılımcılara bir gözlem formu uygulanmıştır. Daha sonra bir süreç değerlendirme formu ile öğrencilerin görüşleri alınmıştır. Verilere yönelik tematik analizler yapılmıştır. Gerçekleştirilen uygulamalardan sonra öğrenciler etkileşime yönelik özdüzenleme becerilerini anlamlı derecede geliştirmişlerdir. Ayrıca oluşturulan yakınsal gelişim alanı ile birlikte öğrencilerin paylaşımlı üstbiliş becerileri de gelişim göstermiştir.
Yapay zekâ uygulamaları dersi müfredatına yönelik bilişim teknolojileri öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi
Yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı ilerlemeler, insan yaşamında köklü değişiklikleri sebep olurken eğitim gibi kritik alanlarda da çeşitli dönüşümler yaratmaktadır. Eğitimin bu yeni teknolojilerden etkilenmesi, hem öğretim yöntemlerini çeşitlendirme hem de öğrencilerin çağın gerektirdiği becerilerle donatılmasını gerektirmektedir. Bu araştırmanın amacı, 7. ve 8. sınıflar seçmeli ders havuzuna yeni eklenen "Yapay Zekâ Uygulamaları" dersi müfredatına yönelik bilişim teknolojileri öğretmenlerinin görüşlerini derinlemesine incelemektir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın verileri içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma, on bilişim teknolojileri öğretmeninin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Bulgular; altyapı sorunları, eğitim içeriği, eğitim paydaşları ve etik sorunlar temaları altında toplanmaktadır. Yapay zekânın eğitim süreçlerine entegrasyonu, öğrenme deneyimlerinin yeniden yapılandırılmasını sağlayarak öğrencilerin ihtiyaçlarına göre uyarlanmış yenilikçi müfredatların geliştirilmesini gerektirmektedir. Bu araştırmanın, yapay zekâ müfredat geliştiricilerine, uygulayıcılarına ve gelecek araştırmalara katkı sunması beklenmektedir.
Azerbaycan'da kitlesel açık çevrimiçi dersler; yükseköğretim bağlamında bir değerlendirme
Azerbaycan'da Kitlesel Açık Çevrimiçi Derslerin (KAÇD) kullanımı, bu kurslardan yükseköğretim gören öğrencilerin ne kadar faydalandıklarını, yükseköğretime nasıl entegre edilebileceğini ve öğretmen görüşlerini kapsayan bu çalışma nicel ve nitel veri toplama toplanarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya Azerbaycan'da 2024-2025 eğitim-öğretim yılında yükseköğretim gören 216 lisans ve yüksek lisans öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerden verilerin toplanmasında Kitlesel Açık Çevrimiçi Dersler Bağlılık Ölçeği Google Forms kullanılmıştır. Ayrıca nitel veri toplamak için beş öğretim üyesi ile ZOOM platformu üzerinden görüşülmüştür. Öğrencilerden elde edilen verilerin betimsel ve parametrik istatistiki yapılmıştır. Elde edilen bulgular cinsiyetin çevrimiçi derslere katılım üzerinde anlamlı etkisinin olmadığını ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra eğitim düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyinin, ortalama puanın çevrimiçi derslere katılımda etkili olmadığını yapılan analizlerle ortaya koymuştur. Araştırmada ölçek toplam puanı ve alt boyutların ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerlerine göre betimleyici istatistikleri tablolar halinde sunulmuştur. Yapılan ANOVA testi sonucunda ölçeğin alt boyutlarından olan duyuşsal bağlılığın ortalama puan üzerinde anlamlı fark yarattığı tespit edilmiştir. Bu bilgiler yorumlanmış ve post-hoc testleri EKLER kısmında verilmiştir. Öğretim üyelerinden elde edilen bilgilere göre Azerbaycan'daki yükseköğretim kurumlarında KAÇD'yi henüz gelişme aşamasında olduğu, yükseköğretime tam olarak entegre edilmediği görülmüştür. Ancak KAÇD'nin öğrencilerin başarılarına olumlu etki göstermesi, öğretim üyelerinin bu platformlara olumlu yönde bakması ve ek kaynaklar olarak her zaman kullanabilmeleri vb. değerli bilgiler araştırma kapsamında elde edilmiştir. KAÇD'nin Azerbaycan'da daha yaygın kullanılabilmesi için bulgular ve literatürdeki bilgiler doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.
Lise öğrencilerinin akademik başarılarının ChatGPT ve KNIME kullanılarak makine öğrenmesi modelleriyle tahmin sonuçlarının karşılaştırılması
Yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı gelişmeler yalnızca günlük yaşantıyı değil, eğitimde veri temelli karar verme süreçlerini de köklü biçimde dönüştürmektedir. Bu değişim, öğretmenlerin büyük hacimli öğrenci verilerini etkili biçimde analiz edebilmesini ve öğrenme ortamlarını kanıta dayalı olarak iyileştirmesini zorunlu kılmaktadır. Bu araştırmanın amacı, üretken yapay zekâ aracı ChatGPT ile geleneksel açık-kaynak platformu KNIME'ın, lise öğrencilerinin akademik başarılarını makine öğrenmesi yoluyla tahmin etmedeki performanslarını karşılaştırmalı olarak incelemektir. Çalışma, nicel-ilişkisel tarama yaklaşımıyla tasarlanmış; CRISP-DM sürecine bağlı olarak işletilmiştir. Veriler, Portekiz'de iki derse (Matematik n = 395 | Portekizce n = 649) ait 33 akademik ve sosyo-demografik değişkenden oluşan kamuya açık verilerden sağlanmıştır. Beş gözetimli algoritma (KA, RF, NB, KNN, SVM) her iki araçta da hem ikili hem de çoklu sınıflama amacıyla dört senaryoda (A-tüm değişkenler; B-Not2 hariç; C-Not1 hariç; D-Not1ve Not2 hariç) uygulanmış; doğruluk, hatırlama ve F1 skorları ZeroR taban değeriyle karşılaştırılmıştır. Bulgular; (i) KNIME, ikili sınıflamada ortalama F1 = 0,92→0,85 aralığıyla ChatGPT'nin 0,07-0,15 puan önünde seyrederken çoklu sınıflamada da micro-F1'de ~0,07 üstünlük sağlamıştır; (ii) Akademik not değişkenlerinin çıkarılması doğrulukta 10-15 puan düşüşe yol açmış, devamsızlık ile aile ilişkisi KNIME modellerinde, ebeveyn eğitim düzeyi ise ChatGPT modellerinde öne çıkmıştır. Sonuç olarak, akademik ve sosyo-demografik verilerden hareketle akademik başarı tahmini gerçekleştirmek mümkündür. Üretken yapay zekâ araçları şimdilik veri madenciliği yazılımlarından daha düşük performans gösterirken erken keşif ve hız kazanımı sağlayan tamamlayıcı bir rol üstlenebilir. Bu çalışmanın, eğitim verisi analitiği alanında yapay zekâ çalışanlarına, politika yapıcılara ve gelecekteki araştırmalara yol gösterici nitelikte katkılar sunması beklenmektedir.
Çoklu ortam öğrenme materyalinde öğreticinin duygu durumlarının öğrenenlerde oluşturduğu etkilerin göz takip yöntemiyle incelenmesi.
Özet Teknolojinin ilerlemesi ile elektronik öğrenme kaynaklarına ilgi artmış; çoklu ortamların özellikle eğitim dünyasında kullanımı artış göstermiştir. Gazeteler, kitaplar, bilgi kaynakları, dersler elektronik ortamlara aktarılmaktadır. Maliyet, zaman kısıtlılığı, daha çok kaynağa ulaşma noktasında çevrimiçi kaynaklara yönelim artmaktadır. Çoklu ortamların eğitimde kullanımındaki artış, etkili tasarımların ortaya koyulması için araştırmacıları daha çok değişkenin incelenmesine yönlendirmiştir. Modern eğitim uygulamaları üzerine çalışmalar ve dönüşümler hızlanmıştır. Öğrenmenin etkili olabilmesi için gerekli uygun uyarıcı ortamlar ve durumlar çalışılan konular arasında görülebilmektedir. Video içerikli öğretimin hız kazandığı günümüzde video içerikli öğretici kaynaklarda öğrenmeyi etkili kılacak temel birtakım ilkeler oluşturulması için çalışmalar yapılmaktadır. Hangi uyarıcı ortamda, nasıl bir duygu ile içeriğin sunulması gerekliliği bir inceleme alanı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, çoklu ortamlarda kullanılan sanal öğreticilerin sergiledikleri duygusal ifadelerin öğrenme, odaklanma, motivasyon ve pozitif- negatif duygular açısından değerlendirmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla pozitif ve negatif duygu ifadelerine sahip sanal öğreticilerin olduğu iki ayrı çoklu ortam tasarlanmıştır. Üniversite öğrencilerinden gönüllü olarak 68 katılımcının rastgele pozitif ve negatif gruplara atandığı deney sürecinde göz izleme cihazı ile kayıt alınmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden iki gruplu öntest-sontest deneysel model ve tarama yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılar İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa'nın farklı programlarından gönüllü 68 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak; öğrenme testi, Yükseköğretimde Öğretimde Motivasyon Ölçeği, Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği (PANAS) ve deneysel sürecin görüş kısmı kullanılmıştır. Her iki gruba da uygulama öncesinde ön test, uygulama sonrasında ise son test uygulanmıştır. Araştırma sonucunda; verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Pozitif duygudaki sanal öğreticinin anlatmış olduğu video içeriğini izleyen katılımcılar ile negatif duygudaki sanal öğreticinin anlatmış olduğu video içeriğini izleyen katılımcıların Pozitif-Negatif Duygu, Öğrenme Motivasyonu ve özel olarak izletilen konu içeriğiyle ilgili hazırlanmış olan Öğrenme Testi puanları arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Grupların uygulama öncesi ve sonrası duygu durumlarına bakıldığında, negatif duygudaki sanal öğreticinin anlatmış olduğu video içeriğini izleyen grubun uygulama sonrası negatif duygu puanlarının arttığı görülmüştür. Pozitif duygudaki sanal öğreticinin anlatmış olduğu video içeriğini izleyen grubun ise uygulama sonrası negatif duygularının azaldığı görülmüştür. Genel olarak pozitif duygudaki sanal öğreticinin olduğu video içeriğini izleyenlerin pozitif duygu ortalamaları negatif duygudaki sanal öğreticinin olduğu videoyu izleyenlerin pozitif duygularına oranla daha yüksek çıkmıştır. Grupların göz hareketleri incelendiğinde; negatif video içeriğini izleyen öğrencilerin sahnelerde öğreticiye daha fazla odaklandıkları görülmüştür. Öğrenme alanına odaklanmanın pozitif video içeriğini izleyen katılımcılarda daha fazla olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların öğrenme süreci ile ilgili görüşlerini almak üzere yapılan anket sonuçlarına göre, her iki grup da öğreticinin sanal olmasının kendilerini motive ettiğini belirtmişlerdir. Pozitif duygudaki içeriği izleyen katılımcılar öğreticiyi mutlu, öğretmeye hevesli, ilgili bulduklarını belirtmişlerdir. Negatif duygudaki içeriği izleyen katılımcılar öğreticiyi, sıkıcı, yorgun ve sinirli bulmuşlardır.
Bilişim teknolojisi öğretmen ve öğretmen adaylarının sayısal ayak izi kavramlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, bilişim teknolojisi öğretmen ve öğretmen adaylarının sayısal ayak izi kavramlarının incelenmesidir. Sayısal ayak izi çevrimiçi ortamlarda var olmanın doğal bir sonucudur ve çevrimiçi eylemlerin neticesinde izlenmesine izin verilen kişisel bilgilerden oluşan bir sanal kimliktir. Paylaşımların ya da bırakılan izlerin hayatı birçok açıdan etkileyeceğini bilmek ise bireylerin sahip olması gereken bir farkındalıktır. Bireylerin sanal bir temsilini oluşturduğu bu durum aslında çevrimiçi itibarın yönetilmesini bilmek ile yakından ilgilidir. Bu araştırmanın evrenini Türkiye'deki bilişim teknolojileri öğretmenleri ve öğretmen adayları oluşturmaktadır. Bu araştırmada elverişli örnekleme ile BT öğretmenlerine ve öğretmen adaylarına ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında, araştırma verileri 2019-2020 öğretim yılında görev yapan 78 Bilişim Teknolojileri öğretmeni ve 266 Bilişim Teknolojileri öğretmen adayından toplanmış ve 4 Bilişim Teknolojileri öğretmeni ile de nitel görüşmeler yapılmıştır. Çalışmada EAVI - Avrupa İzleyicileri Bilgilendirme Derneği ve DLEARN - Avrupa Sayısal Öğrenme Ağı tarafından geliştirilen "Sayısal Ayak İzi Farkındalık Anketi" kullanılmıştır. Söz konusu anket için kullanım izni onayı alınmış ve anket Türkçeye uyarlanmıştır. BT öğretmen ve öğretmen adaylarının sayısal ayak izlerini yönetebildikleri görüşü elde edilse de aslında verilerin silinmeme ihtimalini düşünenlerin az sayıda olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularının var olan durumu ortaya koyması bakımından önemli olduğu düşünülmektedir.
Dikkat ağlarının ve göz hareketlerinin hata ayıklama performansı üzerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Türkiye'de mesleki ve teknik liselere bağlı Bilişim Teknolojileri bölümlerinde okuyan öğrencilerin dikkat ağlarının hata ayıklama performanslarına etkisi ve hata ayıklarken göz hareketlerinin incelenmesidir. Bu çalışmada katılımcıların hata ayıklama performanslarını belirlemek üzere üç derleme zamanı hatası, üç çalışma zamanı hatası ve dört mantık hatası içeren on maddeden oluşan "Hata Ayıklama Performans Testi (HAPT)" geliştirilmiştir. Öğrencilerin dikkat ağları düzeyleri "Dikkat Ağı Testi" ve hata ayıklama performansları geliştirilen HAPT ile ölçülmüştür. Dikkat ağları düzeylerinin hata ayıklama performanslarını yordama durumunun incelendiği çalışmaya 108 öğrenci katılım göstermiştir. Daha sonra öğrencilerin hata ayıklarken göz hareketlerini belirlemek için Gazepoint GP3 göz izleme aracı kullanılmıştır. Göz izleme uygulamasına 51 öğrenci katılmıştır. Veriler Basit Doğrusal Regresyon, Çoklu Doğrusal Regresyon, Bilgi Kazancı, Kazanç Oranı ve Gini Katsayısı analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda genel dikkat ağı ve farklı dikkat ağları (uyarıcı dikkat ağı; yönlendirici dikkat ağı ve yürütücü dikkat ağı) düzeylerinin hata ayıklama performansının yordayıcısı olmadığı görülmüştür. Ayrıca, öğrencilerin hata ayıklama performanslarında önemli göz izleme davranışlarının hata türlerine göre değişiklik gösterdiği görülmüştür. Öğrencilerin sergiledikleri göz izleme davranışları incelendiğinde hata türlerinin yapısal özelliklerini yansıttığı söylenebilir.
Oyunlaştırılmış İngilizce dersinde başarı, tutum ve motivasyon değişkenlerinin incelenmesi
Oyunlaştırma, oyun bileşenlerinin oyun olmayan ortamlarda kullanılması olarak tanımlanmaktadır. Yapılan çalışmaların çoğu eğitimde oyunlaştırmanın öğrenen başarısı üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koysa da anlamlı bir fark yaratmadığını söyleyen çalışmalar da mevcuttur. Bu yüzden oyunlaştırmanın öğrenen başarısı üzerindeki etkisini derinlemesine inceleyen araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışma oyunlaştırılmış bir öğrenme ortamının öğrencilerin akademik başarısı, motivasyonu ve tutumu üzerinde etkisinin olup olmadığı ve oyunlaştırmanın farklı başarı düzeyindeki öğrencilerin üzerindeki etkisinin değişip değişmediğini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma tek gruplu ön test - son test zayıf deneysel desende planlanmıştır. Çalışma kapsamında, bir vakıf üniversitesinin ön lisans programları birinci sınıfında okuyan 36 öğrenci ile yürütülen İngilizce dersinin 5 haftası oyunlaştırılmıştır. Veri toplama aracı olarak 20 soruluk bir başarı testi, oyunlaştırılmış uygulamaya dair sorular içeren bir anket, motivasyon ölçeği ve tutum ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar oyunlaştırmanın başarı üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde olumlu olduğunu ortaya koymuştur. Bu etkinin öğrencilerin başarı düzeyine göre bir fark göstermediği bulunmuştur. Öğrencilerin oyunlaştırılmış derse ve oyun bileşenlerine dair tutumları olumludur, tutum ve motivasyon puanları yüksektir. Öğrencilerin tutum ve motivasyon puanları da ders başarı düzeylerine göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Öğrenci görüşlerine dayalı olarak, oyunlaştırılmış dersin içerdiği rekabetin olumlu karşılandığı, öğrenciler tarafından ilgi çekici ve eğlenceli bulunduğu; oyunlaştırmanın öğrencileri motive etmede, öğrenmelerine destek olmada, sosyalleşmelerini sağlamada, özgüvenlerini artırmada ve derse katılmalarında etkili olduğu söylenebilir. Anahtar sözcükler: oyunlaştırma, başarı, tutum, motivasyon, oyun bileşenleri
Yabancı dil eğitimi için geliştirilmiş bir mobil e-kitabın kullanılabilirlik durumunun hedef kitle deneyimi üzerinden incelenmesi
Bu araştırmanın amacı yabancı dil eğitiminde kullanılan e-kitapların kullanılabilirlik durumlarının ve öğrencilerin memnuniyet düzeylerinin incelenmesidir. Bu amaçla, Ankara'da bir vakıf üniversitesinden İngilizce eğitim gören gönüllü 16 öğrenci ve bu kurumda kullanılan, tabletlere yüklü bir e-kitap seçilmiştir. Çalışma kapsamındaki e-kitaplar, Android tablete yüklü, video ve ses dosyalarını içeren, çevrimiçi ve çevrimdışı çalışabilen e-kitaplardır. Kullanılabilirlik, Uluslararası Standartlar Örgütü'nün, kullanılabilirliğin tanımlamalarında yer alan etkililik, verimlilik ve kullanıcı memnuniyeti kriterlerine göre ölçülmüştür. Çalışma grubundan nicel ve nitel yöntemler kullanılarak toplanmıştır. Nicel veriler, katılımcı bilgi formu ve kullanıcı testi ile, nitel veriler yüz yüze görüşme yolu ile toplanmıştır. Sonuçlar betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Kullanıcı testi görevlerden oluşmaktadır. Kullanıcılar bu görevleri tamamlarken izlenmiş, her görev için tamamlama durumu, tamamlama süresi ve yapılan hata sayısı not edilmiştir. Bu verilere göre e-kitabın etkililik ve verimlilik durumu değerlendirilmiştir. Yüz yüze görüşme yönteminde katılımcılara 8 soru yöneltilmiştir ve memnuniyet düzeyi sorulara verilen cevaplar derlenerek çıkartılmıştır. Araştırma sonucunda e-kitabın etkililik düzeyinin genel olarak yüksek, verimlilik düzeyinin e-kitabın kullanılan özelliğine göre değişkenlik gösterdiği görülmüştür. Katılımcıların e-kitapla ilgili öne çıkan memnuniyetsizlikleri, sanal kalemi etkili bir şekilde kullanamamalarıyla ilgilidir. Memnuniyet düzeylerini olumlu etkileyen etkenlerden biri ise çoklu ortam araçlarıdır. İleride yapılacak çalışmalarda, kullanıcı testi dışında başka yöntemler uygulanarak kullanılabilirlik değerlendirilebilir. E-kitap kullanımının gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Bu araştırmanın başka e-kitapların kullanılabilirlik değerlendirmesine öncülük edeceği düşünülmektedir.
Video dönüt uygulamasının algılanan dönüt kalitesi, dönüt kullanım düzeyi ve motivasyona etkisi
Bu çalışmanın amacı video dönüt uygulamasının öğrencilerin algıladıkları dönüt kalitesi, dönüt kullanım düzeyi ve derse karşı motivasyonlarına etkisinin incelenmesidir. Çalışma 2019/2020 öğretim yılı bahar döneminde bir devlet üniversitesinin Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü'nde öğrenim gören 43 lisans öğrencisi ile "Bilişim Etiği ve Güvenliği" dersi kapsamında 10 hafta boyunca uzaktan eğitim biçiminde yürütülmüştür. Karma araştırma yöntemlerinden yakınsak paralel desene göre gerçekleştirilen çalışmanın ilk 6 haftasında video grubundaki öğrenciler haftalık ödevlere video tabanlı dönüt, metin grubundaki öğrenciler ise metin tabanlı dönüt almışlardır. Her bir haftalık ödevden sonra öğrencilere "Biçimlendirici Geri Bildirim Algı Ölçeği" uygulanmıştır. Öğrencilerin dönüt kullanım düzeyleri ise araştırmacı tarafından geliştirilen bir form ile belirlenmiştir. 6. haftanın sonunda öğrencilerin motivasyon düzeylerini belirlemek için "Motivasyon Ölçeği" uygulanmıştır. Çalışmanın 6-8 haftaları arasında tüm öğrencilerin video ve metin dönütleri deneyimleyebilmesi için video ve metin grupları yer değiştirilmiş ve bu kapsamda iki adet haftalık ödev daha verilerek sürece devam edilmiştir. Bunun ardından ise gönüllü öğrencilerden video dönüt uygulaması hakkında görüşler toplanmıştır. Çalışmanın nicel bulgularına göre video dönüt uygulamasının dönüt kullanım düzeyi ve algılanan dönüt kalitesi değişkeninin teşvik etme alt boyutu üzerine anlamlı etkisi gözlenmiş, diğer değişkenler için ise video grubu lehine sonuçlar ortaya çıkmasına rağmen bu farklılıkların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı saptanmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda ulaşılan bulgular nitel bulgular ile de birleştirilmiştir. Çalışmanın nitel bulguları video dönütlerin metin dönütlere göre dönütün anlaşılır olması, geliştirmeye olanak tanıması ve düzeltmeye teşvik etmesi açısından daha avantajlı olduğunu göstermektedir.
Programlama öğretiminde bilgisayımsal düşünme becerilerinin geliştirilmesine yönelik oyun tabanlı bir tasarım modeli önerisi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin bilgisayımsal düşünme becerilerinin gelişimine yönelik oyun programlama etkinlikleri temelli bir öğrenme ortamının tasarlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve bu tür ortamlara ilişkin tasarım ilkelerinin üretilmesidir. Tasarım tabanlı araştırma yaklaşımının benimsendiği çalışmada, öğrenciler için inşacılık temelli bir öğrenme ortamı tasarlanmıştır. Bu kapsamda, öğrenme sürecinde öğrencilerin parçalara ayırma, örüntü tanıma, soyutlama, algoritma tasarımı ve hata ayıklama becerilerine ilişkin çeşitli etkinliklere katılarak ürünler (hikâyeler, hikâye tahtaları, oyunlar vs.) oluşturdukları ve süreç sonunda görsel bir programlama aracı (Kodu Game Lab) kullanarak kendi oyunlarını tasarladıkları atölyeler düzenlenmiştir. İki yıl boyunca katılımcılarla işbirliği içinde gerçekleştirilen dört yinelemeli döngü ile tasarım iyileştirilmiştir. Nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı araştırmada, çalışma grubu ortaokul altıncı sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından çalışma kapsamında geliştirilen beceri testi, çalışma yaprakları, rubrikler, görüşme formu ve öz değerlendirme formu kullanılmıştır. Nicel ve nitel veri analiz yöntemleri ile hem eğitsel çıktılar hem de uygulama süreci değerlendirilmiş ve sonuçlar sistematik bir biçimde raporlanmıştır. Sonuç olarak, öğrenmenin etkililiğini artıracak ve inşacılık temelli oyun programlama sürecinde bilgisayımsal düşünme becerilerinin gelişimine yardımcı olabilecek, tasarım süreci ve yapıldığı bağlamla ilişkili tasarım ilkeleri geliştirilmiştir. Ayrıca, geliştirilen öğrenme deneyimi tasarımının bilgisayımsal düşünme becerilerinin gelişiminde olumlu etki yarattığı görülmüştür. Böylece, inşacılık temelli oyun programlama etkinliklerinin bilgisayımsal düşünme becerilerinin geliştirilmesindeki önemi ve katkısı hakkında hem teorik hem de pratik kanıtlar elde edilmiştir. Anahtar sözcükler: bilgisayımsal düşünme, bilgi-işlemsel düşünme, oyun programlama, problem çözme, inşacılık, tasarım tabanlı araştırma
Oyunlaştırılmış işe özgü çevrimiçi öğrenme ortamının geliştirilmesi ve etkisinin değerlendirilmesi: İş sağlığı ve güvenliği örneği
Araştırmada tren teşkil işine özgü oyunlaştırılmış bir çevrimiçi iş sağlığı ve güvenliği öğrenme ortamının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bunun için tasarım tabanlı araştırma yöntemi çerçevesinde araştırmacı tarafından oluşturulan model takip edilmiştir. Model üç adımdan oluşmaktadır. Birinci adımda tren teşkil görevlilerinin çevrimiçi öğrenme hazırbulunuşlukları ve öğrenme ortamından beklentileri belirlenmiştir. Hazırbulunuşluk araştırmasına 256, beklentilerin belirlenmesi için yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelere ise 10 tren teşkil görevlisi katılmıştır. Araştırmanın tasarım ve geliştirme adımında ise ilk adımdaki bulgular dikkate alınarak 4B-ÖT modeli ve mesleki yeterlilikler çerçevesinde tren teşkili içeriği tasarlanmıştır. Öğrenme ortamının oyunlaştırılması ve tasarım eskizlerinin oluşturulması bir mockup programı yardımıyla yapılmıştır. Daha sonra tren teşkili işinin videoları uzmanların gözetiminde aksiyon kamerasıyla çekilmiştir. Videolar tren teşkili işinin adımlarına göre düzenlendikten sonra SCORM uyumlu içerik geliştirilmiştir. Araştırmanın uygulama ve değerlendirme adımında ise güvenli tren teşkili öğrenme ortamına (GTTÖO) yönelik kullanılabilirlik analizi yapılmış ve çeşitli kullanılabilirlik sorunları adreslenmiştir. GTTÖO'nun değerlendirilebilmesi için ise ön-test son-test kontrol gruplu deneysel araştırma planlanmıştır. Araştırmanın deney grubuna 78, kontrol grubuna 87 kişi katılım göstermiştir. Buna göre, GTTÖO'dan İSG eğitimi alan katılımcıların öğrenme performansları, yine araştırmacı tarafından geliştirilen video temelli öğrenme ortamına (VTÖO) göre anlamlı derecede yüksek çıkmıştır. Kurumun halihazırda kullandığı PowerPoint temelli öğrenme ortamı (PTÖO) da araştırmaya dahil edilerek üç öğrenme ortamındaki memnuniyet düzeyleri karşılaştırılmıştır. GTTÖO'dan İSG eğitimi alan katılımcıların genel memnuniyet düzeyleri, öğrenme motivasyonları ve çevrimiçi öğrenme deneyimleri PTÖO'ya göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Katılımcıların VTÖO'daki çevrimiçi öğrenme deneyimleri ise PTÖO'ya göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara ve geliştirme sürecinden edinilen tecrübeye dayanarak oyunlaştırılmış çevrimiçi öğretim tasarımı modeli önerilmiştir.
Üniversite öğrencilerinin öğretim programı dışı etkinliklere yönelik deneyimlerinin incelenmesi
Bu çalışmada programlama eğitiminde program dışı etkinliklerin kullanılmasına yönelik öğrenci deneyimleri incelenmiştir. Araştırmada nitel ve nicel tekniklerin birlikte kullanıldığı sıralı dönüşümsel karma yöntemi kullanılmıştır. Nicel veri toplama sürecinde "Program Dışı Etkinliklere Yönelik Tutum Ölçeği", "Katılım Motivasyonu Ölçeği" ve "Program Dışı Etkinliklerin Sağladığı Katkılar Anketi" kullanılırken, nitel kısım için yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubununu, İç Anadolu Bölgesindeki bir devlet üniversitesinde Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü'ne bağlı "Temel Programlama" dersini alan 2.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmaya toplam 37 kişi katılmıştır. Öte yandan nitel araştırma yöntemlerinden amaçsal örneklemeye bağlı tipik örnekleme yönteminin kullanıldığı çalışmada toplam 12 kişi ile gerçekleştirilen görüşmede öğrenci görüşleri derinlemesine incelenmiştir. Verilerin analizinde nicel boyut için istatistiksel analiz programları kullanılırken, nitel boyut için içerik analizi tercih edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; program dışı etkinliklerin kullanılmasına yönelik öğrenci tutumlarının ve katılım motivasyonlarının (durumsal güdülenme) yüksek olduğu anlaşılmıştır. Öğrenciler program dışı etkinliklerin kullanılmasının, derse karşı ilginin artması, kariyer planlaması, yetkin insanlar ile etkileşim, sosyalleşme ve eğlenme gibi birçok katkıyı kendilerine sağladığını düşünmektedir. Bu durum nitel veriler ile örtüşmektedir.
Çevrimiçi öz-düzenlemeli öğrenme süreci ve üstbilişsel yargı eğitiminin performans ve üstbilişsel yargılara etkisi
Üstbiliş, kişinin kendi öğrenme süreçlerinin ve bilgisinin farkında olması ve bunu kontrol edebilmesidir. Üstbilişsel yargı ise bireylerin bilişsel etkinliklerini izleyerek ve yansıtarak değerlendirme yapmalarını sağlayan, üstbilişsel izleme süreçlerinin sonuçlarını ölçmek için kullanılan bir araçtır. Üstbilişsel yargı ile ilgili yapılan çalışmalar, öğrencilerin çoğu zaman gerçek performanslarının farkında olmadığını ortaya koymuştur. Bu durum öğrencilerin herhangi bir konu hakkında kendilerine aşırı güven göstermelerine neden olmaktadır. Aşırı kendine güven, üstbilişsel becerileri eksik olan öğrencilerin, sahip oldukları bilgilerin nesnel olarak doğru ve eksiksiz olup olmadıklarına bakmaksızın performansları konusunda kendilerinden emin olmalarıdır. Alan yazında öz-düzenlemeli öğrenme süreçlerinin üstbilişsel beceriler üzerinde olumlu ve kalıcı etkileri olduğu bilinmektedir. Öz-düzenlemeli öğrenme kişinin kendi öğrenme sürecini ve bu sürecin sonuçlarını etkili kontrol edebilmesi anlamına gelmektedir. Bu çalışma, çevrimiçi öz-düzenlemeli öğrenme sürecinin öğrencilerin performans ve üstbilişsel yargılarına (ön-yargı ve mutlak doğruluk) olan etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, 48 üniversite öğrencisi ile Öğretim Tasarımı dersi kapsamında 16 hafta süreyle gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak 35 soruluk bir başarı testi, üstbilişsel yargı testi, görüşme, öz-düzenlemeli öğrenme dokümanları, proje raporları ve akran değerlendirme formları kullanılmıştır. Çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Öğrencilerin sınav performansları ve üstbilişsel yargıları nicel yöntemler kullanarak analiz edilirken, öz-düzenlemeli öğrenme süreci hakkındaki görüşlerini analiz etmek için nitel yöntemler kullanılmıştır. Sonuçlar, çevrimiçi öz-düzenlemeli öğrenmenin performans ve üstbilişsel yargılar üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde olumlu olduğunu ortaya koymuştur. Öğrenci görüşlerine dayalı olarak çevrimiçi öz-düzenlemeli öğrenme süreçlerinin görev dağılımı yapma, plana uymak için çaba gösterme, eksiklerini görme, kontrollü ilerleme ve kendilerinden ne beklendiği konusunda fikir sahibi olmalarını sağlaması açısından faydalı olduğu söylenebilir.
Dönüt türünün içsel motivasyon, performansa yönelik öz-yeterlik ve dönüte yönelik yarar algısı üzerine etkisi
Bu tez çalışmasında üniversite öğrencilerine biçimlendirmeye dönük değerlendirmede sadece detaylı dönüt ve duyuşsal dönütle birlikte verilen detaylı dönütün öğrencilerin duruma yönelik içsel motivasyon, dönüte yönelik yarar ile öğrenme ve performansına yönelik öz-yeterlik algısı üzerine etkisi incelenmiştir. Araştırma yöntemi olarak zayıf (statik) kontrol gruplu sontest deseni kullanılmıştır. Çalışmaya "Eğitimde Araştırma Yöntemleri" ve "Bilimsel Araştırma Yöntemleri" dersini alan 74 üniversite öğrencisi katılmıştır. Kullanılan veri toplama araçları, Bilimsel Araştırma Yöntemleri Başarı Testi, Durumsal İçsel Motivasyon Ölçeği, Dönüte Yönelik Yarar Algısı ve Öğrenme ve Performansa Yönelik Öz-Yeterliği Ölçeğidir. Durumsal İçsel Motivasyon Ölçeği ve Dönüte Yönelik Yarar Algısı Ölçeği Türkçeye uyarlanma çalışması yapıldıktan sonra kullanılmıştır. Uyarlama çalışmasına 84 üniversite birinci sınıf öğrencisi katılmış ve doğrulayıcı faktör analizi ile model test edilerek geçerlik ve güvenirlik sonuçları raporlanmıştır. Verilerin analizi için bağımsız örneklem t testi, Mann-Whitney U analizi ve Kruskal-Wallis H analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda dönüt türü (sadece detaylı dönüt ve duyuşsal dönütle birlikte verilen detaylı dönüt) ve öğrencilerin ön bilgi seviyesinin öğrencilerin duruma yönelik içsel motivasyon, dönüte yönelik yarar ile öğrenme ve performansına yönelik öz-yeterlik algısı puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratmadığı görüşmüştür.
Tasarım odaklı düşünmenin gelişimi için çevrimiçi proje tabanlı bir öğretimin tasarımı ve etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin tasarım odaklı düşünme becerisini geliştirmek üzere yapılandırmacı öğrenme tabanında çevrimiçi, işbirlikli, proje tabanlı bir ortam ve süreç tasarlamak ve uygulamanın etkililiğini sınamaktır. Araştırmada tasarım odaklı düşünme becerisi, senaryo yazımı ve animasyon oluşturma üzerine kurulu süreçlerle çevrimiçi ortamda geliştirilmeye çalışılmıştır. Tasarım odaklı düşünmenin doğası gereği disiplinlerarası işbirlikli çalışmaya ihtiyaç duyulduğundan çalışma; 7 tarih, 7 coğrafya ve 8 sosyal bilgiler öğretmeninden oluşan bir katılımcı grupla ve 6 takımla yürütülmüştür. Araştırmacı tarafından, öğretmenlere 2019-2020 yaz döneminde 12 gün, günlük 90 dakikadan toplam 1080 dakika çevrimiçi proje tabanlı tasarım odaklı düşünme öğretimi verilmiştir. Araştırma iç içe gömülü kompleks karma yöntemler araştırma deseni ile tasarlanmıştır. Araştırmada; nicel veriler uygulamanın başında ve sonunda toplanırken, nitel veriler ise; uygulama öncesi, esnası ve sonunda toplanmıştır. Çalışmada veri toplama araçları olarak tasarım odaklı düşünme ölçeği, materyal geliştirme kılavuzu değerlendirme ölçeği, memnuniyet formu, çalışma seyir defteri, video kayıtları, web portalı forum kayıtları ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada beş alt probleme cevap aranmıştır. Öne çıkan bulgular: Süreçte etik ihlalleri yaşanmış olmasına rağmen tasarım odaklı düşünme ölçeği etik boyutu ön test ve son test değerleri oldukça yüksek sonuçlanmış; geliştirilen takım ürünlerinin niteliği, akran ve öğretici değerlendirmeye göre bilimsellik boyutunda farklılık oluşturduğu saptanmış; süreç sonunda kendi animasyonunu üretebilme, tasarım odaklı düşünmeye dair yol haritası ve proje fikirleri, disiplinlerarası ve takım çalışması, dijital teknoloji kullanımına yönelik özgüven artışı gibi mesleki gelişime dair katkılar elde edildiği görülmüştür. Araştırmanın bulgularının, tasarım odaklı düşünme öğretimi açısından alanyazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Zeki öğretim sistemlerinde hibrit bir modelin tasarlanması ve geliştirilmesi
Bu çalışma kapsamında Zeki Öğretim Sistemi (ZÖS) öğrenci modelinin tasarlanması ve geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu hedef doğrultusunda öğrencilerin bireysel özelliklerine göre farklı öğretimsel destek ihtiyaçları söz konusu olabileceğinden hareketle çalışmada öğrencilerin gereksinimlerine dayalı bir ZÖS tasarımı nasıl olmalıdır sorusuna gelişimsel araştırma (developmental research) yönetimi ile cevap aranmıştır. Öğrenci modeli için ilk aşamada öğrencilerin ihtiyaçları incelenmiş ve ZÖS'ün bileşenleri alan yazının taraması ile birlikte ortaya konulmuştur. Yapılan çalışmada bir yazılım gerçekleştirme söz konusu olduğu için ortaya konulacak ZÖS'ün tasarım ve geliştirilmesine yönelik yazılım geliştirme modellerinden Hızlı Prototipleme Modeli temel alınmıştır. Çalışma kapsamında öğrenci modeline odaklanılsa da ZÖS'te yer alan tüm bileşenler işe koşulmuştur. Bu sebeple geliştirilen ZÖS'ün alan modelinde ayrık bilgi bileşenler yaklaşımı, öğretici modelinde ise işbirlikçi filtreleme yöntemlerinden Ağırlıklandırılmış Jaccard tekniği kullanılmıştır. Öğrenci modelinde ise Bayes, Katman ve Stereotip (BaKaSt) öğrenci modellerinin bir arada bulunduğu hibrit bir öğrenci modeli ortaya konulmuştur. Geliştirilen ZÖS, BaKaSt olarak adlandırılmıştır. BaKaSt'ın değerlendirilmesi amacıyla deneysel bir araştırma yürütülmüş olup araştırmaya 58 kişi deney, 46 kişi kontrol grubu olmak üzere toplamda 104 lisans öğrencisi katılmıştır. Kontrol grubunda öğrenciler soru çözerken karşılaştıkları zorluklarda öğretimsel desteği kendilerinin seçtiği sistemi kullanmışlardır. BaKaSt'ı kullanan deney grubunda ise öğretimsel destek sistem tarafından sunulmuştur. Yapılan deneysel işlemler sonucu BaKaSt'ı kullanan öğrencilerin alternatif sistemi kullanan öğrencilere göre akademik başarısının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca BaKaSt'ı kullanan öğrencilerin alternatif sistemi kullanan öğrencilere göre daha fazla öğretimsel destek aldıkları ve daha az yardım arama davranışlarında bulundukları belirlenmiştir. Son olarak BaKaSt'ı kullanan öğrencilerin a) geliştirilen sistemden memnun oldukları, b) sistem tarafından sunulan öğretimsel destekleri olumlu karşıladıkları, c) sistem kullanımının kolay ve eğlenceli olduğu, d) soru çözümünde yardımcı olduğu ve e) diğer öğrencilere önerebileceklerini belirtmişlerdir.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların bilişsel ve sosyal becerilerinin geliştirilmesinde mobil sosyal öykü haritaları kullanımı
Bu araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı konulmuş çocukların bilişsel ve sosyal becerilerini geliştirecek mobil teknoloji tabanlı bir öğrenme ortamı geliştirmek ve etkililiğini sınamaktır. Bu amaçla, sosyal öyküler üzerine kurulu öykü haritası yönteminin kullanıldığı bir tablet uygulaması geliştirilmiştir. Bilişsel beceriler kapsamında dinlediğini anlama, sosyal beceriler kapsamında ise sosyal iletişim becerisi üzerinde durulmuştur. Mobil sosyal öykü haritası, animasyonlu anlatı ve animasyonsuz anlatı desteği ile sunularak, iki yöntemin hem dinlediğini anlama becerisi hem de sosyal iletişim becerisi üzerindeki etkililik ve verimlilikleri karşılaştırılmıştır. Araştırmada tek denekli deneysel modellerden olan dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, yaşları 6-7 arasında değişen ve OSB tanısı konulmuş üç çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada etkililik, verimlilik ve sosyal geçerlik verileri toplanmıştır. Araştırma bulguları, mobil sosyal öykü haritasının OSB olan çocukların dinlediğini anlama ve sosyal iletişim becerilerinin gelişimine katkısı olduğunu göstermiştir. Mobil sosyal öykü haritalarının animasyonlu anlatı ya da animasyonsuz anlatı destekli sunulması, etkililik açısından farklılık oluşturmamıştır. Verimlilik açısından değerlendirildiğinde ise iki sunuş yöntemi arasında bir katılımcıda farklılık görülmezken, iki katılımcıda animasyonlu anlatı destekli mobil sosyal öykü haritalarının daha verimli olduğu görülmüştür. Çalışma sonunda hem aileler hem çalışmaya katılan öğretmen, gerçekleştirilen uygulamanın çocuklara katkı sağladığı yönünde olumlu görüş belirtmişlerdir.
Kitlesel açık çevrimiçi derslerle ilgili yapılan araştırmaların incelenmesi: Tematik içerik analizi çalışması
Bu çalışmanın amacı, kitlesel açık çevrimiçi derslerle (KAÇD) ilgili olarak son 10 yılda yapılan araştırmaların sonuçlarını toparlayıcı bir bakış açısıyla bütünleştirebilmek ve böylece genel eğilimleri belirleyebilmek, ayrıca elde edilen bulgulardan hareketle KAÇD alan yazınının gelişimine katkıda bulunacak ileriye dönük öneriler geliştirebilmektir. Dolayısıyla nicel bir bakış açısıyla yürütülmüş olan bu araştırmada KAÇD'ler hakkında bir içerik analizi çalışması yapılmıştır. Bu çalışmada, bir içerik analizi türü olarak tematik içerik analizi kullanılmıştır. Web of Science veritabanı üzerinden yapılan taramada, ulaşılacak olan makalelerin SSCI, AHCI, SCI-E ve ESCI atıf indekslerinde taranması beklenmiştir. İnceleme sonucunda elde edilen 123 makale, belirlenen ölçütler bakımından ele alınmış ve içerikleri analiz edilerek sınıflandırılmıştır. Araştırma bulguları KAÇD çalışmalarının çoğunlukla üniversite öğrencileriyle veya KAÇD eğitimcileriyle gerçekleştirildiğini ortaya koymuştur. Bu araştırmada, genellikle küçük ölçekli ve daha az açık olan KAÇD'ler ile çalışmalar yapıldığı, bu KAÇD'lerin 200-500 öğrenen ile sınırlı olduğu görülmüştür. KAÇD araştırmalarında genellikle kuramsal temellerin vurgulanmadığı bulgusuna ulaşılmış, bu bulgu alan yazınla da desteklenmiştir. KAÇD araştırmalarında genellikle tarama türünde görgül araştırmaların yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulguya paralel olarak, araştırmalarda çoğunlukla betimsel istatistiklerin kullanıldığı ortaya konmuştur. KAÇD çalışmalarının % 20'sinin tasarım nitelikli çalışmalar olduğu görülmüştür ve burada tasarımdan kastedilenin KAÇD'lerin tasarlanması süreci olduğu bilinmektedir. Son olarak bu araştırmanın tarama sürecine dâhil edilen KAÇD çalışmaların çoğunluğunun henüz hiç atıf almamasından hareketle, alan yazında daha nitelikli araştırmalara gereksinim duyulduğu ifade edilebilir.
Üniversite öğrencilerinin öğrenme nesneleri kullanımlarının öğrenme nesnesi kabul modeline göre incelenmesi
2000'li yıllardan bugüne çevrimiçi öğrenme ortamlarındaki gelişmelerle birlikte, yükseköğretim kurumları e-öğrenme ortamlarında, önemi günden güne artan öğrenme nesnelerinin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin çevrimiçi öğrenme ortamlarının öğretim materyalleri olan öğrenme nesnelerini kullanma eğilimlerine etki eden değişkenleri tespit etmek ve bu değişkenler arasındaki nedensel ilişkileri incelemektir. Çalışma grubu 427 üniversite birinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Bu çalışmada, Lau ve Woods (2008a) tarafından geliştirilen Teknoloji Kabul Modelinin (Davis, 1989) genişletilmiş versiyonu olan Öğrenme Nesnesi Kabul Modeli-ÖNKM (Learning Object Acceptance Model - LOAM) Türkçe'ye uyarlanarak araştırmada kullanılmıştır. Araştırma kapsamında Türkçe'ye uyarlanan ölçeğe ilişkin bulgular incelendiğinde, Öğrenme Nesnesi Kabul Ölçeği'nin (ÖNKÖ), 35 madde ve 7 faktörden oluştuğu bulunmuştur. ÖNKÖ; "pedagojik kalite", "teknik kalite" ve "içerik kalitesi" harici değişkenleri ile "yarar algısı", "kullanım kolaylığı algısı", "davranışsal niyet" ve "gerçek kullanım" asıl değişkenlerinden oluşmuştur. Ölçeğin genel Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0,93 olarak elde edilmiştir. Araştırma modeli Lisrel 8.0 kullanılarak oluşturulan yapısal eşitlik modeli (YEM) ile sınanmıştır. Araştırmanın bulguları, yarar algısının doğrudan ve kullanım kolaylığı algısının dolaylı olarak öğrenme nesnelerinin kullanım niyetinin belirleyicileri olduğunu göstermektedir. Kullanım kolaylığı algısının, öğrenme nesneleri kullanımı için doğrudan niyet üzerinde bir etkisi olmadığı görülmektedir.
Öğretmenlerin dijital hikâye anlatımı üzerinden mesleki kendini anlayışları ve öğretmen adaylarınca alımlanması
Bu çalışmada, öğretmen ve öğretmen adaylarının mesleki kendini anlama süreçlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle 28 Bilişim Teknolojileri öğretmeni ile mesleki yaşantılarına ilişkin dijital hikâye anlatımı atölyeleri yürütülmüştür. Sonrasında bu atölyelerde anlatılan dijital hikâyelerin (DH) öğretmen adayları tarafından nasıl alımlandığı incelenmiştir. Alımlama sürecine, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü'nde öğrenim gören 15 öğretmen adayı katılmıştır. Çalışmada etnografik araştırma tekniklerinden yararlanılmıştır. Veriler, yarı yapılandırılmış odak grup görüşmeleri, ses kayıtları, DH'ler ve gözlem notları yoluyla toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda, öğretmenlerin mesleki kendini anlama süreçlerinde daha çok mesleki yaşamda karşılaştıkları sorunların rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Özellikle öğretmenlerden teknik her işin yapılması istenerek teknik eleman gibi çalışmaları, dersin bölünerek başka işlerin yapılmasının istenmesi, beklentinin yüksek olması ve öğretim programının yetersiz olması sorunları karşısında öğretmenlerin çabalayan, araştıran, kendini geliştiren öz-imaja sahip oldukları; öz-saygılarına ilişkin yılma-bıkkınlık yaşadıkları; iş-motivasyonu konusunda işlerinden soğudukları; görev algılarını sorguladıkları ve gelecek bakış açılarına ilişkin ise branş değişikliği isteme, idareci olarak devam etme durumlarının olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmen adayları ise DH'lerin mesleki yaşantıda karşılaşabilecekleri sorunlara nasıl çözüm yolu bulabilecekleri konusunda yol gösterici olduğunu ve gerçek yaşamdaki sınıf yönetimi konusunda haberdar olduklarını belirtmişlerdir. Bu noktada DH'lerle öğretmen eğitiminde kuram ve uygulama arasında bağ kurulabildiği söylenebilir.
Web tabanlı dinamik değerlendirme sisteminin tasarımı, geliştirilmesi ve etkililiğinin sınanması
Bu çalışmada ortaokul düzeyindeki öğrencilerin matematik öğrenmelerine yönelik olarak web tabanlı dinamik değerlendirme sisteminin nasıl tasarlanacağının ve geliştirilen sistemin etkililiğinin irdelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin; matematik dersi konularını öğrenmeye yönelik internet teknolojileri aracılığıyla zaman ve mekândan bağımsız kendilerini test edebilecekleri bir öğretim ortamı hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında geliştirilen dinamik değerlendirme algoritması ile birlikte, dinamik değerlendirme ve oyunlaştırma ilkelerini birleştiren web tabanlı bir ortam geliştirilmiştir. Ayrıca ortamın etkililiği deneysel bir çalışma ile sınanmıştır. Bu araştırmada benimsenen web tabanlı dinamik değerlendirme sistemi, bir kek türü müdahaleci (interventionist) dinamik değerlendirme olarak tasarlanmıştır. Deneysel çalışma 558 ortaokul 5.sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Ayrıca sistemi kullanan 12 öğrenci ile odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, ortaokul öğrencilerinin sistemle etkileşim durumları, sistemin etkililiği, öğretimsel yönlendirme durumları ile lag ardışık analizleri neticesinde web tabanlı statik değerlendirme sistemine kıyasla web tabanlı dinamik değerlendirme sistemini kullanan öğrencilerin tutarlı öğrenmeler gerçekleştirdiği, belli bir noktadan itibaren yardım almadan öğrenme performansı ortaya koyduğu, başarılarını artırdığı ve daha etkili öğrenme ve değerlendirme yaşantıları geçirdikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Öğrenciler bilemediği sorularda soruları çözerken sistem tarafından doğru çözüme yönlendirildiklerini, çözüm için öğretimsel yönlendirmelerin çok yardımcı olduğunu, sistemde bulunan görsel öğelerin (maymun, robot ve muz) ilgi çekici, eğlenceli ve güzel olduğunu ve diğer dersler içinde bu sistemi kullanmak istedikleri belirtilmiştir. Bu çalışmada sunulan öğretimsel yönlendirmeler sadece 5. sınıf matematik dersi ile sınırlı kalmayıp diğer sınıflara yönelik tüm dersleri kapsayacak şekilde daha bütüncül bir yapıda ve videolar, animasyonlar, konu anlatımları, vb. içerik tasarımları da geliştirilerek öğrencilere sunulabilir.
Nesneye yönelik ve robot programlamanın öğrenci başarısına, soyutlamaya, problem çözmeye ve motivasyona etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada nesneye yönelik (karşılaştırma) ve robot (deney) programlamanın öğrenci başarısına, soyutlamaya, problem çözmeye ve motivasyona etkileri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Katılımcı grubunu 81 onuncu sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Gömülü deneysel araştırma deseninin benimsendiği çalışmada veriler ardışık iki durum çalışmasından elde edilmiştir. On iki hafta süren ilk durum çalışmasına 41 öğrenci (20 deney, 21 karşılaştırma); sekiz hafta süren ikinci durum çalışmasına ise 40 öğrenci (21 deney, 19 karşılaştırma) katılmıştır. Uygulamaların öncesinde katılımcılara programlamaya yönelik başarı testi, problem çözme ölçeği, formal ve betimsel soyutlama testleri uygulanmıştır. Uygulamaların sonrasında ise katılımcılara bu araçlara ek olarak motivasyon ölçeği uygulanmıştır. Çalışmada ders günlükleri, problem çözme taslakları, sesli düşünme ve odak grup görüşme kayıtları gibi nitel veriler de kullanılmıştır. Uygulamaların sonrasında hem deney hem de karşılaştırma gruplarının programlama puanları istatistiksel olarak anlamlı şekilde artmıştır. Ancak bu artış yöntemler arasında anlamlı şekilde farklılaşmamıştır. Uygulamalar sonrası karşılaştırma grupları formal ve betimsel soyutlama puanlarında anlamlı bir değişiklik bulunmazken, deney gruplarının formal (sadece ikinci durum çalışmasında) ve betimsel soyutlama puanlarında anlamlı bir artış gerçekleşmiştir. Yöntemler arası soyutlama puanları karşılaştırıldığında sadece ikinci durum çalışmasında betimsel soyutlama puanları açısından deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Uygulamalar sonrası grup içi ya da gruplar arası problem çözme puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Her iki durum çalışmasında da deney grupları motivasyon puanlarının karşılaştırma gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğu bulunmuştur.
Lise öğrencilerinin bilgi güvenliği farkındalığı ile dijital okuryazarlığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinin bilgi güvenliği farkındalığı ile dijital okuryazarlığı arasındaki ilişkiyi incelemek ve elde edilen sonuçlardan hareketle ileriye dönük öneriler geliştirmektir. Araştırmanın değişkenleri bilgi güvenliği farkındalığı, dijital okuryazarlık durumu ve araştırma grubunun diğer özellikleri olarak belirlenmiştir. Araştırmada öğrencilerin bilgi güvenliği farkındalık durumları, dijital okuryazarlık durumları, diğer özellikleri (cinsiyet, İnternet kullanımı, sosyal medya kullanımı, çevrim içi araçları kullanmada kendini yeterli hissetme) ve bu değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu lise düzeyinde öğrenim gören 187 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilere çevrimi içi ortamlarda gönüllülük esasına göre ulaşılmıştır. Bu araştırmanın yöntemini nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel araştırma modeli oluşturmaktadır. Çalışmaya veri toplamak için "kişisel bilgi formu", "bilgi güvenliği farkındalık ölçeği" ile "dijital okuryazarlığa ilişkin bir anket" kullanılmıştır. Verilerin analizi sürecinde nicel verileri analiz etmek için bir elektronik istatistik programı kullanılmıştır. Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinin bilgi güvenliği farkındalığı ile dijital okuryazarlığı arasındaki ilişkiyi incelemek ve elde edilen sonuçlardan hareketle ileriye dönük öneriler geliştirmektir. Araştırmanın değişkenleri bilgi güvenliği farkındalığı, dijital okuryazarlık durumu ve araştırma grubunun diğer özellikleri olarak belirlenmiştir. Araştırmada öğrencilerin bilgi güvenliği farkındalık durumları, dijital okuryazarlık durumları, cinsiyet, İnternet kullanımı, sosyal medya kullanımı, çevrim içi araçları kullanmada kendini yeterli hissetme gibi diğer özellikleri ve bu değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu lise düzeyinde öğrenim gören 187 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilere çevrimi-içi ortamlarda gönüllülük esasına göre ulaşılmıştır. Bu araştırmanın yöntemini nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel araştırma modeli oluşturmaktadır. Çalışmaya veri toplamak için "kişisel bilgi formu", "bilgi güvenliği farkındalık ölçeği" ile "dijital okuryazarlık anketi" başlıklı bir anket" kullanılmıştır. Verilerin analizi sürecinde nicel verileri analiz etmek için bir elektronik istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçek ve anketten elde edilen veriler, değişken türlerine göre yüzde, frekans, ANOVA, korelasyon ve Man Whitney-U testi kullanılarak analiz edilmiştir. Bu analizlerden sonra elde edilen bulgulardan hareketle ulaşılan sonuçlara göre bilgi güvenliği farkındalığı ile dijital okuryazarlık durumu arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Öte yandan, öğrencilerin bilgi güvenliği farkındalığı cinsiyete göre farklılık göstermektedir. Cinsiyete göre farklılaşma ölçekte yer alan "saldırı ve tehditler" alt boyutunda olmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre öğrencilerin bilgi güvenliği farkındalığının iyi durumda olduğu anlaşılmıştır. Çevrim içi araçları kullanma konusunda kendini yeterli görmede erkek öğrenciler lehine bir fark bulunmaktadır. Bu konu hakkında çalışmak isteyen araştırmacılar için farklı eğitim kademeleri ve farklı değişkenler kullanılarak araştırma yapılması önerilmiştir.
Bilgi-işlemsel düşünme becerisinin geliştirilmesine yönelik veri görselleştirmenin tasarlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi
Bilgi-işlemsel düşünme, 21. yüzyılda insanların öğrenmeleri gereken önemli bir beceri olarak giderek daha fazla kabul görmüştür. Ortaöğretim düzeyi ise çocuklara bilgi-işlemsel düşünmeyi tanıtmak için kritik bir aşamadır. Veri görselleştirme, ortaöğretim düzeyi öğrenciler arasında bilgi-işlemsel düşünmeyi teşvik etmenin umut vadeden bir yoludur. Veri görselleştirme, karmaşık verilerin etkili bir şekilde görsel olarak sunulmasını amaçlayan bir yöntemdir. Bu çalışmanın amacı, öğrencilerin bilgi-işlemsel düşünme becerilerinin gelişmesine katkı sağlayabilecek bir veri görselleştirme uygulamasının tasarlanması, geliştirilmesi ve değerlendirilmesidir. Bu amaçla çalışma, sentezlenmiş tasarım tabanlı araştırma yöntemiyle (Van Wyk ve de Villers, 2014), ortaöğretim düzeyi 2018-2019 öğretim yılı Güz ve Bahar dönemlerinde 11. sınıf öğrencileriyle (n=51) iki ayrı uygulama şeklinde gerçekleştirilmiştir. Her bir uygulama bir döngü içinde olup, döngüler kendi içinde "problem analizi", "çözüm tasarlama", "çözüm geliştirme" "uygulamada değerlendirme" ve "yansıma" evrelerini barındıracak şekilde iki döngüden oluşmaktadır. Döngülerin sonlarında tasarlanan veri görselleştirme uygulamaları ve alınan görüşler "uygulamada değerlendirme ve yansıma" döngülerinde değerlendirilmiş ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda veri görselleştirme uygulama süreci yeniden düzenlenmiştir. Araştırma bulguları, araştırmacılar tarafından geliştirilen "Veri Görselleştirmede Bilgi-işlemsel Düşünme Rubriği", "Öğrenci Görüşme Formu", "Öğretmen Görüşme Formu" kullanılarak ortaya çıkarılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin bilgi-işlemsel düşünme becerilerinin algoritmik düşünme, problem çözme, yaratıcılık değişkenlerinin veri görselleştirme uygulamaları ile desteklenebileceği görülmüştür. Bu bulguya göre, araştırmada döngüler halinde gerçekleştirilen tasarım tabanlı araştırma modeli ile geliştirilen veri görselleştirme uygulama sürecinin bilgi-işlemsel düşünme becerileri üzerinde etkililiği ortaya koyulmuştur.
Eşli programlamada çeşitli bireysel farklılıkların grup uyumu, akış ve kodlama performansına etkisi
Bu tez çalışmasının amacı eşli programlamada eşlerin bireysel farklılıklar açısından homojen ve heterojen olmasının grup uyumu, akış ve kodlama performansına etkisini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda tez çalışmasında eşli programlamada, eşlerin belirlenmesinde kullanılmak üzere "cinsiyet, öğrenme stili, arkadaşlık, kişilik özelliklerinden dışa dönüklük ve sorumluluk bileşenleri, kodlama öz-yeterliği ile kodlama ön bilgisi" şeklinde yedi bireysel farklılık değişkeni belirlenmiştir. Karma desende tasarlanan bu tez çalışması bir çoklu durum çalışmasıdır. Tez çalışmasının nicel kısmında son testli eşit olmayan kontrol gruplu deneysel desenden yararlanılmıştır. Tez çalışmasına, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı güz döneminde büyük bir devlet üniversitesinin BÖTE bölümünde seçmeli "Bilişim Yönetim Uygulaması" dersini alan 64 gönüllü 3. ve 4. sınıf lisans öğrencisi katılmıştır. Araştırma sonucunda bütün bireysel farklılık durumlarında grupların homojen veya heterojen eşleştirilmelerinden bağımsız olarak grup uyumunun ve akışın yüksek, kodlama performansının ise orta seviyede olduğu bulunmuştur. Ayrıca, öğrenme stili durumunda homojen grubun daha yüksek düzeyde akış deneyimledikleri görülmüştür. Öte yandan arkadaşlık durumunda homojen grup daha yüksek düzeyde akış deneyimlerken, heterojen grup daha yüksek düzeyde kodlama performansı ortaya koymuştur. Kişilik özelliklerinden sorumluluk bileşeni durumunda heterojen grup daha yüksek düzeyde kodlama performansı göstermiştir. Öğrenciler eşli programlamada çeşitli nedenlerle arkadaşlık ve kodlama ön bilgisi düzeyine göre homojen veya heterojen olarak eşleşmeyi tercih etmektedirler. Ayrıca, görev sorumluluğu yüksek öğrencilerle eşleşmek de tercih edilmektedir. Bu şekilde öğrenciler, daha yüksek grup uyumu, akış ve kodlama performansı elde edeceklerini düşünmektedirler. Bu bağlamda eşli programlamada akış deneyimini artırmak için öğrenme stili ve arkadaşlığa göre homojen, kodlama performansını artırmak için ise kişilik özelliklerinden sorumluluk bileşenine ve arkadaşlığa göre heterojen grupların oluşturulması önerilebilir.
Harmanlanmış e-öğrenme ortamı bilgi sistem kalitesinin öğrencilerin psikososyal algılarına etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, harmanlanmış e-öğrenme ortamlarında, bilgi sistem kalitesinin öğrencilerin ortama yönelik psikososyal algılarına etkisini incelemektir. Bu amaçla, harmanlanmış e-öğrenme ortamının, öğrencilerin psikososyal algılarına etkisini test etmek için Walker (2003) tarafından geliştirilen uzaktan eğitim öğrenme ortamları ölçeğinin Türkçe versiyonu DELES-TR (Özkök vd, 2009) ve Dağhan ve Akkoyunlu (2016) tarafından Türkçe'ye uyarlanan bilgi sistemleri başarı modeli (DeLone ve McLean, 2003; Chang, 2013) ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, uluslarararası statüye sahip yarı özel bir devlet üniversitesinde lisans ve yüksek lisans öğrenimi gören 536 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri 2017-2018 öğretim yılı güz döneminde toplanmıştır. Kurulan hipotetik model yapısal eşitlik modeli ile sınanmıştır. Araştırma bulgularıyla, Moos'un (1976) sosyal ortam kuramı temel alınarak kurulan hipotetik model doğrulanmıştır. Araştırma sonucunda, hizmet kalitesi, bilgi kalitesi ve sistem kalitesinin öğretmen desteği, öğrenci etkileşimi ve işbirliği, bilgi kalitesi, özgün öğrenme, aktif öğrenme ve öğrenci özerkliği değişkenlerini doğrudan açıklayabildiği ve ortaya çıkan modelin geçerli, güvenilir ve iyi bir uyum sağladığı görülmüştür. Araştırma modeline göre; öğretmen desteği değişkeninin %51'inin ve öğrenci etkileşimi ve işbirliği değişkeninin %20'sinin hizmet kalitesi değişkenince açıklanabildiği, kişisel ilgi değişkeninin %79'unun, otantik öğrenme değişkeninin %72'sinin ve aktif öğrenme değişkeninin %42'sinin bilgi kalitesi değişkenince açıklanabildiği, öğrenci özerkliği değişkeninin ise %47'sinin sistem kalitesi değişkenince pozitif ve anlamlı açıklanabildiği görülmüştür.
Harmanlanmış öğrenme ortamlarının etkileşim değeri ölçeğinin geliştirilmesi
Yüz yüze ve çevrimiçi öğrenme ortamlarının üstün yönlerinin bütünleştirildiği harmanlanmış öğrenme uygulamalarının etkin biçimde gerçekleşmesi için çeşitli harmanlanmış öğrenme ortamları kullanılmaktadır. Bununla birlikte, harmanlanmış öğrenme ortamlarının sağladığı etkileşimin öğrenen algısı açısından düzeyi diğer bir deyişle harmanlanmış öğrenme ortamlarının etkileşim değerinin belirlenmesine yönelik ölçme araçlarıyla ilgili alanyazında eksiklik saptanmıştır. Bu nedenle çalışmanın amacı; öğretmen adaylarına göre harmanlanmış öğrenme ortamlarının etkileşim değerini ölçmeyi hedefleyen geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Alanyazından ve uzman görüşlerinden yararlanılarak ilk hali 36 madde olan aday ölçek, ön uygulamanın ardından 266 Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümü öğrencisine uygulanmıştır. Açımlayıcı faktör analiziyle son şekli 27 madde olan ölçek; Çaba beklentisi, Kullanma niyeti, Sosyal etki, Performans beklentisi şeklinde dört faktörlüdür. Ölçeğin Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı ise 0,97 olarak bulunmuştur. İstatistiksel analizlerle, Harmanlanmış Öğrenme Ortamlarının Etkileşim Değeri Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Harmanlanmış ve/veya uzaktan öğrenme-öğretme uygulamalarıyla ilgilenen araştırmacılar ve uygulayıcılar açısından kullanışlı ve yararlı olacağı düşünülmektedir.
Matematik öğretmen adaylarının çevrimiçi animasyon oluşturma süreçlerinin incelenmesi
Bu araştırmada, matematik öğretmen adaylarının GoAnimate programını kullanarak öğretim programına yönelik materyaller geliştirmesi amaçlanmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının bu programını kullanarak animasyon hazırlama sürecini incelenmiş ve matematik dersinde bu teknolojiyi nasıl entegre edebileceklerine ilişkin görüşlerinin analizi yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu EGE Üniversitesinde 2016-2017 yılı Matematik Formasyon grubu "Özel Öğretim Yöntemleri" dersini alan 39'i Kadın 16'i erkek olmak üzere toplam 55 öğretmen adayı oluşturmuştur. GoAnimate programının eğitimi üç hafta, toplamda 12 saat olarak verilmiştir. Eğitim araştırmacı tarafından yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak öğretmen adaylarının teknolojiye yatkınlıklarını ölçmek için Teknolojik pedagojik alan bilgisi anketi ön/son test olarak uygulanmıştır. Şahin (2011) tarafından hazırlanan likert tipi ölçek ile öğretmen adaylarına ilişkin hem betimsel hem de teknoloji kullanımı ve yatkınlıklarına yönelik bilgiler toplanmıştır. Ayrıca eğitimin sonunda öğretmen adayları, hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formunu Google Drive üzerinden çevrimiçi doldurmuşlardır. Elde edilen verilerden öğretmen adaylarından yalnızca birisinin animasyon hazırlama deneyimi olduğu, teknoloji kullanma düzeylerinin genel olarak orta düzeyde olduğu görülmektedir. Öğretmen adayları ile yapılan görüşmede verilen cevapların analizinin sonucunda animasyon hazırlama sürecinin öğretmen adayları için çok eğlenceli ve zevkli olduğunu ancak zaman zaman zorlayıcı ve uğraştırıcı olabileceğini göstermektedir. Matematik öğretmen adayları en çok videoları kaydetme, giriş ve çıkış sürelerini ayarlama ve karakterlerin seslendirmelerini yapmakta zorlandıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca GoAnimate ile hazırlanan animasyonların ilkokul ve ortaokul için daha verimli olabileceğini ancak daha yüksek düzeyler için uygun olmadığını vurgulanmıştır. Bazı öğretmen adayları GoAnimate programının daha çok yaygınlaştırılması gerektiğini söylemişlerdir. Bazılarına göre ise programın matematik eğitimi alanında daha verimli olabilmesi için konular ile ilgili daha çok obje eklenmesi ve GoAnimate programın daha da geliştirilmesi gerektiğini önermişlerdir. Öğretmen adaylarının çoğu matematik eğitiminde animasyonların kullanımının öğrencilere dersi daha eğlenceli ve ilgi çekici hale getirebileceğini, matematikte ki soyut kavramların öğretiminde somutlaştırmaya yardımcı olabileceğini ve öğrencilerin matematik dersine karşı ön yargılarını kırabileceğini ifade etmişlerdir.
8.sınıf öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerilerine yönelik özyeterlik algılarının incelenmesi
Dijital dünyanın giderek büyüdüğü günümüzde bilgisayarlar ve mobil cihazlar daha kolay ulaşabildiğimiz, günlük yaşantımızın vazgeçilmez öğeleri haline gelmişlerdir. Bu gelişim zaman içerisinde toplumda ekonomik ve sosyal yaşamda derin etkiler yaratmıştır. Bu gelişimin bir sonucu olarak bugün; her yaştaki bireyin teknolojideki gelişmelere paralel olarak bazı temel bilgisayar becerilerine sahip olması beklenmektedir. Geleceğe hazırladığımız öğrencileri, problemleri çözmek için teknolojiyi kullanma yetkinliğine sahip bireyler olarak hazırlamalıyız. Bu araştırmanın amacı ortaokul 8. Sınıf öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerilerine yönelik öz yeterlik algı düzeylerini belirlemek ve bilgi işlemsel düşünme becerisine yönelik öz yeterlik algı düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırmalar bilgi işlemsel düşünmede olumlu tutum ve algının önemli olduğunu ve insanların bilgisayar bilimi hakkında daha fazla öğrenme isteklerinin oluşması gerektiği üzerinde durmaktadır. Çalışmada ayrıca öğrencilerin; Matematik, Fen ve Teknoloji, İngilizce, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük" derslerindeki başarı notları ile bilgi işlemsel düşünme öz yeterlik algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu sayede ortaokul öğrencileri için bilgi işlemsel düşünme becerilerine yönelik öz yeterlik algılarının hangi alan türündeki derslerdeki başarılarıyla ilişkili olduğu belirlenecektir. Araştırma nicel tarama modelinde ve tekil tarama deseninde yürütülmüştür. Gülbahar, Kalelioğlu ve Kert(2018) tarafından geliştirilen ortaokul öğrencilerine yönelik Bilgi İşlemsel Düşünme Becerilerine Yönelik Öz Yeterlik Algı Ölçeği (BİDBÖA) kullanılmıştır. 2018-2019 eğitim-öğretim yılında İzmir ilinde öğrenim gören 1147 kız ve 1100 erkek olmak üzere, toplam 2247 ortaokul 8.sınıf öğrencisi araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Yapılan analizler sonucu ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerilerine yönelik öz yeterlik algı puan ortalaması, 108 toplam ölçek puanı üzerinden 80,01 puan olarak ortalamanın üzerinde bulunmuştur. Katılımcıların cinsiyet değişkenine göre öz yeterlik algılarının kız öğrenciler lehine farklılaştığı tespit edilmiştir.
Kesir öğretimine yönelik geliştirilen dijital materyalin öğrencilerin öğrenme ve tutumlarına etkisi
Bu çalışmanın amacı kesirler konusunda geliştirilen öğretim materyalinin ilköğretim 4. sınıflar düzeyindeki öğrencilerin akademik başarıları, matematik ve bilgisayara yönelik tutumlarına etkilerinin incelenmesidir. Çalışma ön test - son test kontrol gruplu desende planlanmıştır. Çalışmanın katılımcıları 2012 yılında İzmir ili Karabağlar ilçesindeki bir devlet okulunda öğrenim gören 60 öğrencidir. Uygulanan ön test sonucunda okuldaki A ve E şubelerinin başarı puanları arasında farklılık gözlenmediğinden bu şubeler çalışmaya dâhil edilmiştir. Sınıf mevcudu 32 olan A şubesi seçkisiz olarak deney grubu olarak belirlenmiştir. Katılımcıların %55'i (n=33) erkek, %45'i (n=27) kadın öğrencilerden oluşmaktadır. Kesirler konusu deney grubuna kesir saydamlarının Flash programı kullanılarak bilgisayar ortamına aktarılmasıyla hazırlanmış öğretim materyali ile anlatılmıştır. Kontrol grubunda geleneksel öğretim uygulanmıştır. Öğrenciler materyali sadece ders sırasında ve sınıf bilgisayarında kullanmışlardır. Çalışma 4 hafta (16 ders saati) süresince uygulanmıştır. Çalışma verileri, araştırmacılar tarafından oluşturulan başarı testi, matematik tutum ölçeği (Nazlıçiçek ve Erktin, 2002) ve bilgisayara yönelik tutum ölçeği (Aşkar, 1987) ile toplanmıştır. Verilerin analizi sonucunda öğrencilerin akademik başarı son test puanlarının anlamlı farklılaşmadığı gözlenmiştir. Ek olarak, deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerin bilgisayara yönelik tutumlarında da anlamlı farklılaşma bulunmamıştır. Fakat, deney ve kontrol gruplarının matematik tutumları arasında anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: İlköğretim, kesirler, öğretim materyali, dijital kesir saydamı
Görsel veya sözel öğrenme stiline göre düzenlenen öğretimin akademik başarıya etkisi
GÖRSEL VEYA SÖZEL ÖĞRENME STİLİNE GÖRE DÜZENLENEN ÖĞRETİMİN AKADEMİK BAŞARIYA ETKİSİ Bu araştırma görsel veya sözel öğrenme stiline göre düzenlenmiş olan öğretimin öğrenci akademik başarısına etkisinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma ön test - son test kontrol gruplu desende gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklemesi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, üç devlet okulunda okumakta olan 4. sınıf öğrencileri ile 2014-2015 eğitim - öğretim yılı güz döneminde altı haftalık bir uygulama yapılmıştır. Bu bağlamda, öğrenciler için, 4. sınıf Sosyal Bilgiler dersi kapsamında görsel veya sözel öğrenme stilini destekleyecek şekilde öğretim planlanmış ve öğretmenin anlatım yöntemine ek görsel veya sözel çoklu ortam öğeleri kullanılmıştır. Çalışma kapsamında 4. sınıf öğrencilerinin Sosyal Bilgiler dersinde, "Sözel veya Görsel Baskın Öğrenme Stilini Belirleme Ölçeği" (Akgün, Küçük, Çukurbaşı ve Tonbuloğlu, 2014) kullanılarak görsel veya sözel öğrenme düzeyleri belirlenmiş, öğrencilerin sözel veya görsel öğrenme düzeylerinin öğrencilerin akademik başarılarına olan etkisi "Sosyal Bilgiler Dersi Yaşadığımız Yer Ünitesi Akademik Başarı Testi" ile incelenmiştir. Çalışma sonunda, görsel veya sözel baskın öğrenme stiline göre düzenlenen öğretimin öğrencilerin akademik başarıları üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür. Bu anlamlı farklılığın baskın öğrenme stili görsel olan deney grubu ile baskın öğrenme stili görsel olan kontrol grubu arasında deney grubu lehine; baskın öğrenme stili sözel olan deney grubu ile baskın öğrenme stili sözel olan kontrol grubu arasında kontrol grubu lehine olduğu görülmüştür.
Bilişim teknolojileri öğretmenlerinin görsel programlama dilinin (Scratch) programlama öğrenimine katkısına yönelik algıları ölçeğinin geliştirilmesi
Programlama öğretimini kolaylaştırmak için geliştirilen araçlardan biri olan Scratch, programlamaya yeni başlayanlara yönelik yaygın kullanılan blok tabanlı görsel programlama dilidir. Bununla birlikte, alanyazında bu dilin, programlama öğretimine katkısı konusunda bilişim teknolojileri (BT) öğretmenlerinin algılarına ilişkin yeterli sayıda çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle, çalışmada BT öğretmenlerinin programlama öğretiminde Scratch'in katkısına yönelik algılarını Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli çerçevesinde ölçen bir ölçek geliştirmek amaçlanmıştır. Çalışmanın örnekleminde; MEB'e bağlı ortaokullarda görev yapmakta olan ve dersinde Scratch programını kullanmış olan 265 BT öğretmeni yer almaktadır. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre, blok tabanlı görsel programlama dilinin (Scratch) programlama öğrenimine katkısına yönelik algı ölçeğinin (GPD-PÖK) son şekli 28 maddeden oluşmaktadır. GPD-PÖK ölçeğinin Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı ise 0.97'dir. Programlama öğretiminde Scratch vb. blok tabanlı görsel programlama dillerinin katkısını BT öğretmenlerinin gözünden anlamlandırmak isteyen uygulayıcılar; bu katkıyı çeşitli değişkenler açısından incelemek isteyen araştırmacılar ve programlama öğretim programlarında Scratch kullanımı konusunda karar alıcılar için geliştirilen ölçeğin yararlı olacağı düşünülmektedir.
Ortaöğretim öğrencilerinin mobil cihaz kullanım alışkanlıkları ve mobil öğrenme araçlarını kullanma öz-yeterlik inançlarının incelenmesi, İzmir Karabağlar örneği
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin mobil cihaz kullanım alışkanlıklarını belirleyerek mobil öğrenme araçlarını kullanma öz-yeterlik inançlarını çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında İzmir'in Karabağlar ilçesinde 19 ortaöğretim kurumunda öğrenim gören 16509 öğrenci oluşturmaktadır. Tabakalı örnekleme yolu ile belirlenen örneklem, 6 ortaöğretim kurumundan toplam 796 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada öğrencilerin mobil cihaz kullanım alışkanlıklarını belirlemek amacıyla tarama modellerinden tekil tarama, mobil öğrenme araçlarını kullanma öz-yeterlik inanç düzeylerini çeşitli değişkenler açısından karşılaştırma amacıyla da ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak 5 maddeden oluşan "Öğrenci Bilgi Formu", araştırmacı tarafından geliştirilen 18 maddeden oluşan "Mobil Cihaz Kullanım Alışkanlıklarını Belirleme Anketi" ve 27 maddeden oluşan "Mobil Öğrenme Araçlarını Kullanma Öz-yeterliği Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaöğretim öğrencilerinin %95,9'unun mobil cihazı olduğu, %84'ünün günde 1 saatten fazla mobil cihaz kullandığı, %70'inin mobil internet ve mobil yazılımları en çok internet, iletişim uygulamaları, sosyal paylaşım uygulamaları ve uygulama indirme araçları ile ilgili kullandıkları görülmüştür. Katılımcıların mobil öğrenme araçlarını kullanma öz-yeterlik inançlarının, mobil cihazlarla e-posta kullanabilme ve dosya paylaşabilme, bir mobil öğrenme ortamıyla beraber sosyal paylaşım / anlık iletişim uygulamaları kullanabilme ve mobil cihazlarla ders etkinlikleri yapabilme öz-yeterlik inançları çok yüksek düzeyde olduğu görülürken; mobil cihazlarla elektronik bilgi kaynaklarını kullanabilme ve mobil cihaz kullanabilme öz-yeterlik inançları ise yüksek düzeyde bulunmuştur. Araştırma sonucunda ortaöğretim öğrencilerinin mobil öğrenme araçlarını kullanma öz-yeterlik inançlarının, mobil cihazlarla e-posta kullanabilme ve dosya paylaşabilme öz-yeterlik inançlarının, bir mobil öğrenme ortamıyla beraber sosyal paylaşım / anlık iletişim uygulamaları kullanabilme öz-yeterlik inançlarının, mobil cihazlarla ders etkinlikleri yapabilme öz-yeterlik inançlarının ve mobil cihazlarla elektronik bilgi kaynaklarını kullanabilme öz-yeterlik inançlarının sınıf düzeyine, lise türüne, ailenin ortalama aylık gelirine ve mobil internet paketine sahip olma durumuna göre farklılaştığı görülmüştür. Ortaöğretim öğrencilerinin mobil cihaz kullanabilme öz-yeterlik inançlarının ise sınıf düzeyi, lise türü, ailenin ortalama aylık geliri ve mobil internet paketine sahip olma değişkenleri ile birlikte cinsiyet değişkenine göre de anlamlı derecede farklılaştığı görülmüştür.
E-öğrenme ortamlarında oyunlaştırma kullanımının öğrenenlerin akademik başarısına ve derse katılım durumuna etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, e-öğrenme ortamlarında oyunlaştırma yaklaşımının kullanılmasının öğrencilerin akademik başarısına ve derse katılım durumuna etkisinin incelenmesidir. Çalışmada, Eğitimde Bilişim Teknolojileri-I dersi kapsamında gösterilen Elektronik Tablolama Programı kullanımı konusu oyunlaştırılmış e-öğrenme ortamında sunulmuştur. Araştırmanın modeli, ön test-son test kontrol gruplu seçkisiz modeldir. Çalışma sürecinde, deney grubu öğrencileri oyunlaştırılmış e-öğrenme ortamını kullanırken, kontrol grubu öğrencileri geleneksel e-öğrenme ortamını kullanmışlardır. Araştırmaya 2015-2016 eğitim öğretim yılı güz yarıyılında Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümünde öğrenim gören 46 birinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Çalışmada araştırmacı tarafından geliştirilen akademik başarı testi, yarı yapılandırılmış görüşme formu ve Moodle ÖYS kayıtları veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Çalışma sürecinde, geliştirilen akademik başarı testi, her iki gruba da ön test, son test ve izleme testi olarak uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, her iki gruba ait ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir artış bulunmuştur. Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin son test ve izleme puanları arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Deney grubu öğrencilerinin son test puanları ile izleme testi puanları arasında anlamlı bir düşüş bulunmuşken, kontrol grubu öğrencilerine ait son test ve izleme testi puanları arasında anlamlı fark bulunmamaktadır. Oyunlaştırılmış ortamı kullanan deney grubu öğrencilerinin, ortamı kullanmayan kontrol grubu öğrencilerinden derse daha yüksek katılım oranına sahip oldukları tespit edilmiştir. Moodle ÖYS kayıtlarından elde edilen bulgular sonucunda deney grubu öğrencilerinin kontrol grubu öğrencilerinden daha yüksek sayfa görüntüleme ve gönderi sayısına sahip olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra, deney grubu öğrencileri not karşılığı olmayan eğitsel etkinliklere kontrol grubu öğrencilerinden daha yüksek katılım göstermişlerdir. Son olarak, deney ve kontrol grubu öğrencileri e-öğrenme sürecine yönelik olumlu görüşler bildirmişlerdir. Buna ek olarak, oyunlaştırılmış e-öğrenme ortamını kullanan öğrencilerden toplanan görüşler sonucunda, oyunlaştırma kullanımının öğrencilerden olumlu tepki aldığı görülmüştür. Oyunlaştırılmış ortamı kullanan öğrenciler, e-öğrenme ortamının oyunlaştırılmasında kullanılan unsurların, motive edici, ilerlemelerini takip etmelerini kolaylaştıran ve etkinlikleri tamamlamaya yönelten bir yapıya sahip olduklarını ifade etmişlerdir.
Harmanlanmış öğrenme ortamlarında bilgisayar cebiri sistemlerinin matematik öğretimine etkisi
Bu araştırmanın amacı, harmanlanmış öğrenme ortamlarında kullanılan Bilgisayar Cebiri Sistemlerinin (BCS), belirli integral konusunun öğretiminde öğrencilerin akademik başarıları, kavramsal anlamaları, işlemsel becerileri ve problem çözme becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma için BÖTE Bölümü birinci sınıf öğrencilerinden 43 kişi seçilmiş ve genel matematik konularına yönelik hazır bulunuşlukları ve matematiğe yönelik tutumları denk seviyede olan 21 ve 22'şer kişilik iki grup belirlenmiştir. Harmanlanmış öğrenme ortamlarında BCS'nin etkisini araştırmak amacıyla deney grubuna yapılandırmacı yaklaşım ilkelerine göre BCS destekli öğretim yapılırken, kontrol grubuna ise sadece yapılandırmacı yaklaşım ilkelerine göre öğretim yapılmıştır. 7 haftalık (28 ders saati) uygulama sonucunda Belirli İntegral Testi ve tutum ölçeği uygulanmış, elde edilen nicel ve nitel veriler analiz edilerek yorumlanmıştır. Belirli İntegral Testi ve bu testin alt boyutlarının değerlendirilmesi sonucu deney grubundaki öğrencilerin kontrol grubundaki öğrencilerden istatistiksel olarak daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Matematiğe yönelik tutuma ise BCS desteğinin istatistiksel olarak olumlu bir etkisi olmamıştır.
Öğretmenlerin sosyal medya kullanım endişeleri ve farkındalıkları
Bu çalışma, günlük yaşamda yoğun olarak kullanılan sosyal medyayı öğretmenler açısından incelemeyi amaçlamıştır. Bu doğrultuda öğretmenlerin sosyal medya kullanım durum ve alışkanlıkları, sosyal medya konusundaki düşünceleri ve bu araçlar hakkındaki farkındalık düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çevrimiçi anket aracılığıyla nitel ve nicel veri toplanmıştır. Nicel veriler kodlanarak istatistiksel analiz programına girilmiş, nitel veriler de tematik analiz yöntemlerinden içerik analizi yapılarak incelenmiştir. Araştırmaya Türkiye genelinden 382 öğretmen katılmıştır. Çalışmada ulaşılan genel sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: Öğretmenler din, siyaset, milliyet gibi konularda sosyal medyada bilgi paylaşmaktan ve bu gibi grupları takip etmekten çekinmektedirler. Öğretmenlerin sosyal medyada duygu ve düşüncelerini rahatlıkla dile getirme konusunda kararsız olduklarını ve paylaşım yaparken sonrasında ne olur, ötekileştirilme gibi endişeler nedeniyle paylaşım yapmaktan çekindikleri görülmektedir. Katılımcılar isim, cinsiyet, yaşadığı şehir, doğum günü gibi toplum tarafından bilinmesinde herhangi bir risk olmadığını düşündükleri bilgilerini sosyal medyada daha çok paylaşmaktadırlar. viii Katılımcılar, öğretmenlerin bir öğretmen olarak sosyal medya kullanması gerektiği konusunda görüş ayrılığı yaşamakta ancak çoğunluk öğretmenlerin sosyal medya kullanması gerektiği yönünde görüş bildirmektedirler. Katılımcılar genel olarak sosyal medyadaki gizlilik ile ilgili gelişmeleri takip ettiklerini ve yaygın olarak profillerinin sadece arkadaşlarına açık olduğunu belirtmişlerdir. Sosyal medya hesaplarını kapatmayı düşünen katılımcıların birçoğu bu ortamları bir zaman kaybı olarak nitelendirmiş, diğer katılımcılar da bu ortamlardan izlendiğini, rahatsız edildiğini vb. nedenlerle sosyal medya hesaplarını kapatmayı düşündüklerini belirtmişlerdir. Sosyal medya araştırmaya katılan öğretmenler için bir alışkanlık haline gelmiştir. Genel olarak katılımcılar sosyal medyanın kullanım amacına bağlı olarak yararlı ya da zararlı olarak tanımlanabileceğini düşünmektedirler.
Mobil ölçme sistemi geliştirilmesi ve kullanılabilirlik analizinin yapılması
Araştırmada mobil ölçme sistemi geliştirilmesi ve kullanılabilirlik analizinin yapılması amaçlanmıştır. Mobil ölçme sistemi; mobil uygulama, web sitesi ve veri tabanı olmak üzere üç bileşenden oluşmaktadır. Mobil uygulama iOS işletim sistemi için, Xcode tümleşik geliştirme ortamı ve Swift programlama dili kullanılanılarak geliştirilmiştir. Mobil uygulamada öğrenci ve öğretim elemanları için iki ayrı modül bulunmaktadır. Sistemin işleyişini sağlamak, kullanışlılığını artırmak ve tanıtımını yapmak amacıyla bir web sitesi tasarlanmıştır. Öğretim elemanları web sitesinde bulunan soru yazım editörü aracılığıyla sorularında matematik formüllerini kullanabilmektedir. Araştırma amacı doğrultusunda Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği lisans programı birinci sınıfında öğrenim gören, Matematik II dersine kayıtlı 12 öğrenci ve Eğitim Fakültesi'nde görev yapan 2 öğretim elemanından oluşan çalışma grubu oluşturulmuştur. Ek olarak, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümünden 3 öğretim elemanı buluşsal değerlendirme sürecinde uzman olarak yer almıştır. Araştırma modeli olarak biçimlendirici kullanılabilirlik çalışması seçilmiş ve geliştirilen mobil ölçme sisteminin kullanılabilirlik durumu değerlendirilmiştir. Sistemin kullanılabilirliği etkililik, verimlilik ve memnuniyet boyutları bakımından değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Mobil ölçme sisteminin etkililiği, görevlerin tamamlanma oranlarıyla; verimliliği, görevlerin ortalama tamamlanma süreleriyle; memnuniyet düzeyi ise katılımcıların beklenti ve ihtiyaçlarının karşılanma düzeyi ve mobil ölçme sistemini kullanmaya yönelik istekleri ile açıklanmaya çalışılmıştır. Tasarımı yapılan mobil ölçme sistemi hem test aşamasında hem de analiz aşamasında değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Test aşamasında, kullanılabilirlik konusunda uzman üç öğretim elemanı ile buluşsal değerlendirme tekniği uygulanmıştır. Uzmanların önerileri doğrultusunda sistemde düzeltmeler yapılarak analiz aşamasına geçilmiştir. Analiz aşamasında öğrenci ve öğretim elemanlarıyla görev analizi tekniği uygulanmıştır. Görev analizi aşamasında katılımcılara verilen görevlere ilişkin metrikler web tabanlı görev takip aracı ile kayıt altına alınmıştır. Bununla birlikte, görev analizi tekniğinin bir parçası olarak katılımcılarla görüşme yapılmıştır. Görüşme sürecinde katılımcıların mobil ölçme sistemine ilişkin memnuniyet durumları ve görüşlerine dair veriler toplanmıştır. Çeşitli veri toplama araçlarıyla elde edilen verilerin analizi neticesinde; geliştirilen mobil ölçme sisteminin, etkililik, verimlilik ve memnuniyet boyutlarını karşılamak suretiyle, kullanılabilirliğinin sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır.