Acoustic

68 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ünlü-ünlü ses geçişleri ile oluşan kortikal n1 cevabını oluşturan akustik olayların incelenmesi

F2 formant frekansı değişim gösteren ünlü-ünlü hecelerdeki ses geçişlerinin akustik değişim kompleksi (ADK) adlı bir cevap oluşturduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. /ui/ uyaranı ile oluşturulan ADK cevabı dikkate alındığında bu cevaba uyarandaki akustik değişimi sağlayan /i/ uyaranının başlangıcının ve/veya /u/ sesinden /i/ sesine geçişte gerçekleşen f2 frekans rampasının toplam cevaba olan katkısı yapılan çalışmalarda incelenmemiştir. Yapılan bu çalışmada, "standart /ui/" uyaranı ile bu uyarandan /i/ sesinin tamamen çıkarıldığı /u rampa/ ve /i/ sesinin 0.05 ve 0.1 msn'lik kısımlarının oluşturduğu /ui/ uyaranları olmak üzere toplam 4 uyaran, 18-30 yaş arası 20 bireye 70 dB SPL şiddetinde sunulmuştur. Analizlerde /ui/ uyaranı ile elde edilen ADK N1 amplitüdleri (Md=-1.647), /u rampa/ uyaranı ile elde edilen ADK amplitüdlerinden (Md=-2.957) anlamlı derecede daha düşük çıkmış (p=0.029), /i/ sesi uyarana dahil oldukça ADK N1 amplitüdlerinde anlamlılık seviyesine ulaşmasa da kademeli düşüş olmuştur. ADK N1 latansları açısından karşılaştırıldığında ise /u rampa/ uyaranı en kısa ortanca latans değerine (Md=652) sahip olmuştur. /u rampa/ uyaranının en büyük amplitüd ve en kısa latans değerine sahip olması f2 formant frekans rampasının toplam değişim cevabına azımsanmayacak derecede katkısı olduğunu göstermektedir. İleriki çalışmalarda farklı f2 formant frekans değişikliklerinin olduğu rampa uyaranları da kullanılarak f2 rampasının işitsel ayırt etme sürecine olan katkısının incelenmesi ve koklear implant ve işitme cihazı kullanan bireylerde rampa cevabının toplam akustik değişim cevabına ne derecede etki ettiğinin araştırılması önerilebilir.

AkustikKonuşmaOdyoloji+1
Salih Sencer Açıkgöz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uyaran içerisindeki akustik komponentlerin akustik değişim kompleksi cevabına katkısı

Akustik değişim kompleksi (ADK), devam eden bir sesteki değişikliğe yanıt olarak ortaya çıkan kortikal işitsel uyarılmış potansiyeldir. /ui/ uyaranı ile oluşan ADK cevabı /i/ sesinin başlangıcı ve /u/ sesinden /i/ sesine geçişte gerçekleşen F2 formant frekansı değişiminden kaynaklanmaktadır fakat bu iki akustik olaydan hangisinin cevaba daha fazla etkisi olduğu daha önce araştırılmamıştır. Mevcut çalışma bu iki akustik olayın ADK cevabına katkısını araştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 18-30 yaş arası herhangi bir psikiyatrik ve nörolojik problemi, gürültü maruziyeti ve herhangi bir işitme patolojisi olmayan, enstrümantal müzikle profesyonel olarak uğraşmamış 11 kadın ve 10 erkek olmak üzere toplamda 21 gönüllü birey katılmıştır. Çalışmada sessiz koşul ve +5 dB SGO'da, maskeli koşul ve filtrelenmiş maskeli (2400 Hz yüksek frekans geçişli) koşul olmak üzere 3 farklı arka plan koşulunda /ui/ uyaranı sunulmuştur. ADK N1 latans değerlerinin ve ADK N1-P2 tepeden tepeye amplitüdlerinin koşullar arasında karşılaştırılması için tekrarlı ölçümlerde varyans analizi yapılmıştır. İkili karşılaştırmalar sonucunda ADK N1 latanslarının filtreli maskelenmiş koşulda sessiz koşula ve maskeli koşula göre anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür (sırasıyla p= .038 ve p=.022). Amplitüd değerleri açısından ikili karşılaştırmalarda filtrelenmiş maskeli koşul ADK N1-P2 ve maskeli koşula göre anlamlı derecede düşük olduğu bulunmuştur. (p= .000). Sessiz koşul ve maskeli koşul arasında latans ve amplitüd açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu bakımdan /i/ sesinin seçici olarak maskelendiği koşul cevap amplitüdlerinin ve latanslarının anlamlı derecede etkilendiği koşul olmuştur. Sonuçlar /i/ sesinin başlangıcının /ui/ uyaranı ile oluşan ADK N1 cevabını oluşturan temel akustik özellik olduğunu düşündürmektedir. İlerideki çalışmalarda davranışsal olarak belirlenen maske düzeylerinin ve filtre frekanslarının kullanılması, daha zorlayıcı dinleme koşullarının oluşturulması önerilebilir. Anahtar kelimeler; Akustik değişim cevabı, maskeleme, gürültü

AkustikAkustik algılamaGürültü+4
Sare Yıldırım Altay
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tinnitus frekansı ve işitme kaybı paternine göre tinnitus terapi yöntemlerinin karşılaştırılması

Tinnitus kulakta ya da kafa içinde hissedilen rahatsız edici bir semptomdur. Bu çalışmada bireylerin sosyal hayatını etkileyen tinnitusu tedavi etmeye yönelik müzik terapi, maskeleme terapisi ve TRT uygulanmıştır. Hastalar terapi öncesi psikosomatik ve psikoakutstik değerlendirmeye alınmıştır. Psikoakustik değerlendirmeden elde edilen verilere göre hastalar tinnitus frekanslarına göre gruplandırılmıştır. Amaç, bu terapi çeşitlerinin hastaların tinnitus frekansı ve işitme kaybı paternine göre etkinliğini değerlendirmektir. Çalışmaya en az 6 aydır tinnitus şikayeti olan, ek hastalığı bulunmayan, 18-65 yaş arası 22 kadın ve 30 erkek olmak üzere toplamda 52 hasta dahil edildi. Hastalara terapi öncesinde TEA ve BDÖ ile odyolojik değerlendirme yapıldı. Tinnitus frekansına göre alçak-orta ve orta-yüksek şeklinde gruplandırılan hastalara 6 ay terapi uygulandı. Müzik terapi uygulanan hastalara seçtikleri müzik ile tinnitus frekansına özel entegre edilen dar bant gürültülü akustik kayıtlar verildi. Maskeleme terapisi alan hastalara düzenli seanslar ayarlanarak kişiye özel ayarlanan akustik uyaran dinletildi. TRT alanlara ise danışmanlık ile kişiye özel ayarlanmış akustik terapi beraber uygulandı. Terapi sonrası yapılan değerlendirmelerde hastaların tinnitus algılarında belirgin düşüş gözlendi. Hastalara terapi sonrası psikosomatik değerlendirme yapıldığında TEA skorlarında düşüş gözlendi. Bu sonuç istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0,238, p=0,212; p<0,05). Terapi sonraso psikoakustik değerlendirme yapıldığında ise hastaların tinnitus şiddeti ve MMS'de düşüş gözlenmiştir. Fakat bu sonuç istatiksel olarak anlamlı değildi (p=0,634, p=0,740; p<0,05). İşitme kaybı türüne göre normal-hafif, orta ve ileri-çok ileri şeklinde gruplandırıldığında hastaların tamamı terapilerden fayda görmüştür (p=0,893, p=0,075, p=0,242; p<0,05). Sonuç olarak tinnitus frekansı ve işitme kaybı gözetmeksizin müzik terapi, maskeleme terapisi ve TRT fayda göstermektedir.

AkustikOdyolojiTedavi+3
Ecem İlayda Baştürk
Harran University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dikdörtgen plakların akustik davranışlarının incelenmesi

Tez kapsamında öncelikle plak titreşimlerinin tam olarak anlaşılması ve kullanılması gereken yöntemler gerekçeleriyle birlikte sunulmuştur. Ardından ise bu titreşimlerden kaynaklı ortaya çıkan açık alandaki ses basınçları ve seviyeleri hesaplanmış ve çeşitli yöntemlerle bu sonuçlar karşılaştırılmıştır. Çalışma kapsamında plak akustiği iki farklı sınır şartı altında incelenmiştir. Söz konusu sınır şartlarından birisi; plağın bütün kenarlarının basit mesnetli olması durumudur. Basit mesnetli halde titreşim ve akustik davranışları analitik olarak mevcut durumdadır. Burada literatüre katkı sağlaması açısından problemi monopole kaynaklar ile akustik alanı tekrar oluşturmak hedeflenmiş ve başarıya ulaşılmıştır. Yöntemin tutarlılığı ise bahsedilen mevcut analitik yöntemle karşılaştırılmıştır. İncelenen diğer sınır şartı ise bütün kenarları serbest plak durumudur. Bu durumda plak titreşimleri için analitik tam çözüm mevcut olmayıp yaklaşık yöntemlerin uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla yüzey titreşimlerinden yararlanılarak ortaya atılabilecek herhangi bir tam analitik akustik ifade söz konusu değildir. Bunları göz önüne alarak ve sadece bütün kenarları serbest plaklar için değil aynı zamanda Rayleigh Ritz yönteminde polinomlar kullanılarak ifade edilebilen bütün sınır şartlar için uygulanabilen sonuçlar üretilmiştir. Akustik yayılım formülleri, bir polinomun katsayı ve mertebelerine göre polinom terimlerinin katkılarının toplamı olarak ifade edilebilmiştir ve sonuçlar ANSYS ile birlikte MSC Actran Acoustics hazır sonlu elemanlar paket programlarının sonuçları ile karşılaştırılmıştır ve sonuçların tutarlılığı ortaya konulmuştur.

AkustikAkustik radyasyonLevhalar+6
Fırat Ertürk
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sualtı uygulamaları için çok katmanlı akustik yüzey tasarımı

Son yıllarda teknolojinin gelişmesiyle birlikte akustik konusu önem kazanmaya başlamıştır. Literatürde farklı türde malzemeler kullanılarak ses yutucu ve yansıtıcı özelliği olan çok katmanlı akustik panel tasarımları yer almakta ve ses yalıtımı amacıyla kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında, literatürde henüz yer almayan, katman dizilimi Cantor serilerine göre yapılmış, yeni çok katmanlı akustik paneller tasarlanmıştır. Bu tasarımlarda Cantor serisinin ilk üç kademesine göre yapılar oluşturulmuş ve güncel elastik ve gözenekli malzemeler kullanılmıştır. İncelemelerde analitik bir yöntem olan Transfer Matris Metodundan (TMM) yararlanılmış, oluşturulan panellerin ses yutma davranışları farklı yapısal parametreler için incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, Cantor serileriyle yapılan akustik panel tasarımlarının oldukça iyi yalıtım özellikleri gösterdiğini ve literatürde mevcut olanlara alternatif olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Cantor serilerine ek olarak aynı malzemelerle Fibonacci serilerinin dört, beş ve altıncı kademelerine göre yeni ve farklı akustik paneller tasarlanmış ve ses yutma davranışları incelenmiştir. Daha sonra Cantor ve Fibonacci dizilimli panellerin performansları kıyaslanmıştır. Tasarlanan paneller, denizaltı kaplama uygulamalarını modellemek üzere çelik malzeme üzerine uygulanarak, oluşan yüzeyin sesle etkileşimi incelenmiştir. Sonuç olarak, Cantor ve Fibonacci serileri ile hava ve su ortamında çalışmak üzere tasarlanan panellerin birçok farklı ses yalıtım uygulamalarında kullanılabileceği gösterilmiştir.

AkustikCantor, GeorgFibonacci dizileri+4
İrem Kaya
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gürültü maruziyetinin vokal yapılara etkisinin akustik ses analizi ile değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, gürültülü ortamda çalışmanın sesin genel parametreleri üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Çalışmamız, Otomotiv sektöründe sac kalıp üretimi yapan Dünya Kalıp Mak. ve Oto Sanayide gerçekleştirildi. Çalışmaya yaş ortalaması 37.8 olan, gürültülü atölye ortamında çalışan 40 erkek dahil edilmiştir. Tüm katılımcılara 3 saniye süreyle sessiz bir ortamda -a, -e, -ı, -i, -o, -ö, -u, -ü sesli fonemleri söyletilerek kayıt edilmiş, Praat programıyla akustik analiz yapılıp, temel frekans ve harmonikleri, % Jitter, % shimmer ve harmonik gürültü değerlendirilmiştir. Praat yazılımı, Amsterdam Üniversitesi Fonetik Bilimler Bölümünden Paul Boersma ve David Weenink tarafından geliştirilen ücretsiz bir yazılımdır. Ayrıca katılımcılara ses handikap indeksi anketi, algılanan stres ölçeği ve gürültü hassasiyet ölçekleri uygulanmıştır. Gürültülü ortamda çalışma süresi ile temel frekans (E, İ, O, Ö, U) ölçümleri arasında ve F2-I ölçümü arasında zayıf düzeyde negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Gürültülü ortamda 10 yıldan fazla çalışanlarda Jitter-A istatistiksel olarak anlamlı ve daha yüksek bulunmuştur (P=0,039). Gürültülü ortamda 10 yıldan fazla çalışanlarda F2-İ istatistiksel olarak anlamlı ve daha yüksek bulunmuştur (P=0.026). Sigara kullananlarda F2-A istatistiksel olarak anlamlı ve daha yüksek bulunmuştur (P=0,024). Sigara kullananlarda F2-I istatistiksel olarak anlamlı ve daha yüksek bulunmuştur (P=0,009). Gürültülü ortamda çalışma süresi ile stres arasında orta düzeyde negatif yönlü (rs = -0,454) istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Ses handikap anketi (VHI) ile F2-E ölçümü arasında zayıf düzeyde pozitif yönlü (rs = 0,356) istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. VHI ile Jitter E ölçümü arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Gürültü hassasiyet ölçeği (WGHÖ) ile Jitter-I ölçümü arasında zayıf düzeyde negatif yönlü (rs = -0,361) istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Stres ile Jitter-İ ölçümü arasında zayıf düzeyde pozitif yönlü (rs = 0,336) istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Yüksek arka plan gürültüsünün ses sorunları için risk faktörü olabileceği ve çalışanların bu konuda bilinçlenmelerine katkı sağlayacağı düşünüldü. Bu amaçla çalışanlara ses hijyen eğitimi verilerek ses kalitesini korumaya yönelik bilgilendirmeler yapılabilir. Ayrıca çalışma grubunun sayıca sınırlı olması ve sadece erkek bireylerden oluşması nedeniyle elde edilen veriler toplum genelini yansıtmamaktadır. Bu sebeple daha fazla sayıda kadın ve erkek katılımcı ile yapılacak çalışmalara ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.

AkustikGürültüGürültü analizi+4
İnci Yavuz Esen
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gürültünün ses başlangıç ve akustik değişimler ile oluşturulmuş kortikal cevaplar üzerindeki etkisinin karşılaştırılması

Sessiz ortamla karşılaştırıldığında gürültüde elde edilen kortikal potansiyellerin farklı amplitüd ve latans değerlerine sahip olduğu daha önceki çalışmalarda gösterilmiştir. Bu etki hem ses başlangıç hem de ses değişim cevapları için gözlenmiş, gürültünün etkisi kullanılan uyarana göre farklı olmuştur. Bu çalışma farklı uyaranlar ile uyarılmış ses başlangıç ve ses değişim cevaplarının farklı gürültü tiplerinden nasıl etkilendiğini incelemek için yapılmıştır. Normal işiten 24-33 yaş aralığında 20 yetişkinden (10 kadın, 10 erkek) sessiz ortam, +10 dB sinyal gürültü oranında beyaz gürültü ve konuşma sesi ile şekillendirilmiş gürültüde /ui/ ve /iu/ uyaranları ile oluşturulmuş ses başlangıç ve ses değişim N1 cevapları kaydedilmiştir. Analizlerde /ui/ için ses başlangıç amplitüdleri sessiz ortama göre beyaz gürültüde daha düşük, latansları ise her iki gürültü koşulunda daha geç elde edilmiştir. Ses değişim amplitüdleri ise sadece konuşma sesi ile şekillendirilmiş gürültüde daha düşük elde edilmiş, latansları gürültüden etkilenmemiştir. /iu/ için ise sadece ses başlangıç latansları her iki gürültüde daha geç elde edilmiştir. Aynı koşulda iki uyaran için oluşan cevaplar karşılaştırıldığında; ses başlangıç latansları sadece sessiz ortamda /ui/ için /iu/'ya göre daha geç elde edilmiş, diğer koşullarda /ui/ ve /iu/ için latans ve amplitüdleri farklı olarak elde edilmemiştir. /ui/ ve /iu/ için ses değişim cevapları ise sadece gürültü koşullarında latansları bakımından benzer olmuştur. Aynı koşulda ses başlangıç ve ses değişim cevapları karşılaştırıldığında ise bütün koşullarda her iki uyaran için ses değişim amplitüdleri daha küçük, latansları ise daha geç elde edilmiştir. Sonuç olarak gürültünün etkisi ses başlangıç ve ses değişim cevaplarını oluşturan uyaranlara ve kullanılan gürültü tiplerine göre değişiklik göstermektedir. İleriki çalışmalarda farklı formant geçişleri içeren uyaranlarla ve farklı gürültü tipleriyle kaydedilen ses başlangıç ve ses değişim cevaplarının gürültüden etkilenimlerinin gürültüde konuşmayı ayırt etme problemleri olan bireylerde incelenmesi önerilebilir. Anahtar kelimeler: İşitsel kortikal N1, gürültü, ses başlangıç cevabı, akustik değişim cevab

AkustikAkustik impedans testleriGürültü+3
Ayşe Nur Balaban
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

An approach for developing road traffic noise annoyance prediction model

The main objective of "Assessment and Management of Environmental Noise (2002/49/EC)" Directive (The European Parliament and The Council of The European Union, 2002) is to define a common approach intended to avoid, prevent or reduce the harmful effects, including annoyance, due to exposure to environmental noise. To that end, noise mapping, informing the public and action planning shall be implemented. The term, 'annoyance' is defined in the Directive as 'the degree of community noise annoyance as determined by means of field surveys'. Lden and Lnight are defined as noise indicators for annoyance and for sleep disturbance, respectively. Noise annoyance dose-effect relations are to be established for these given indicators. It is stated in the Directive that each action plan should contain estimates in terms of reduction in number of people annoyed and sleep disturbed. Although the main purpose of the Directive and of noise control studies over the world is to reduce noise annoyance, the implementation is focused mostly on reducing noise levels, not annoyance, because annoyance levels are directly linked to noise levels in dose-effect relationships. Dose-effect relationships linking Lden and Lnight noise indicators to annoyance levels are provided by European Commission Working Groups. The dose-effect relationships were created from socio-acoustic surveys, made in countries of North Europe, North America and Australia. These relationships do not necessarily apply to other countries to consider social factors of annoyance. In some studies it is concluded that in dose effect relationships, social, psychological or economic factors, are far more important than acoustic or physical factors. On the other hand, many studies have shown that the indicators used, such as A-weighted values or Lden and Lnight, do not reflect many aspects of annoyance. A more efficient and accurate way to determine annoyance might be to eliminate global noise indicators and to create local models which use all the information collected for noise mapping as input, and provide annoyance levels as a direct output, taking into account physical and non-physical factors. To that end, this study is designed to create an approach for developing a road traffic noise annoyance prediction model. This approach allows authorities to develop their own annoyance prediction models, taking into account characteristics of traffic, urban development and population. The objective of this approach is to create an accurate local road traffic noise annoyance prediction model which considers not only acoustical aspects but also social aspects, without using noise indicators. The approach to develop the model includes well known methods such as noise maps, socio-acoustic surveys, sound insulation measurements, sound recordings and listening tests. Using all of these methods together, provides detailed information on noise sources, urban propagation conditions and people's responses to certain types of noise heard inside their homes, which help to create an accurate model. Using an accurate annoyance prediction model may provide cost effective action plans which focus on decreasing annoyance levels, and not only noise levels. Planning actions against annoyance may be easier to organize because the model helps to understand the factors which effect annoyance levels. There are some limitations to this approach. The approach is only for road traffic noise sources, but further studies may be used to implement the approach for other noise sources. This approach is for general noise annoyance and not sleep disturbance, because this study does not include awakening, motility or health effects. Meteorological effects are not taken into account because of the negligible attenuation in urban conditions. In this thesis, the approach is implemented to create an annoyance prediction model in the urban area of Besiktas in Istanbul city of Turkey, for road traffic noise. All the steps of the approach, noise maps, socio-acoustic surveys, sound insulation measurements, sound recordings, sound clips and listening tests are used to develop and to validate the model.

AcousticAcoustic perceptionNoise+4
Mine Dincer
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Giydirme cam cepheli farklı fonksiyonlara sahip binaların, ses yalıtımı açısından değerlendirilmesi

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte hafif ve şeffaf konstrüksiyon malzemelerinin bina cephelerinde kullanılması büyük bir hız kazanmıştır. Bu kullanım, çevre kontrolü ve yapı teknolojileri bakımından birçok problemi beraberinde getirmiştir. Giydirme cam cephe sistemlerinin yapıda kullanılması ısı, aydınlatma gibi konfor problemlerini ortaya çıkarmasının yanı sıra gürültü açısından da birçok probleme sebep olmaktadır. Çağdaş mimari eleman olan giydirme cam cephe sistemlerinin bilinçsizce kullanımı sonucunda iç mekânda gürültü problemleri meydana gelmektedir. Çalışmanın konusu bu problemleri en aza indirmeyi sağlayacak uygulamaların mimarlar ve tasarımcılar için belirlenmesini ve çözüm önerilerinin ortaya konulmasını sağlamaktır. Çalışmada giydirme cam cephe sistemlerinin sıkça kullanıldığı farklı fonksiyona sahip bina tiplerinin, 31 Mayıs 2017 tarihli "Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik"ine uygun ses yalıtımı elde edilebilmesi için, giydirme cam cephelerde kullanılması gereken cam çeşitlerinin belirlenmesini ve çözüm önerilerinin ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. Çalışmada öncelikle ülkemizde sıkça kullanılan giydirme cam cephe sistemlerindeki 31 adet cam detayının bilgileri "INSUL Versiyon 7" programı ile elde edildi. Program ile elde edilen giydirme cam cephelerin akustik performans değerleri, İstanbul'da yer alan 3 ayrı gürültü bölgesindeki ses seviyelerinin farklı fonksiyona sahip bina tipleri üzerindeki etkileri akustik yazılım programı olan "SON Architect" ile değerlendirildi. Elde edilen son değerler 31 Mayıs 2017 tarihli "Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik"i ile karşılaştırılarak giydirme cam cephe sistemlerinde seçilecek olan camların yönetmelikte karşıladığı sınıf değerleri belirlendi. Bu sonuçlar, Türkiye'de standart olarak kullanılan cam çeşitlerinin 65dBA'lık bir gürültü bölgesinden daha yüksek bir gürültü seviyesine sahip olan bölgelerde kullanılması durumunda yönetmelikten eski yapılar için geçer sınıf olan D sınıfını dahi sağlayabilmesinin oldukça zor olduğunu gösterdi. Yönetmelikten daha yüksek sınıf değerlerinin elde edilebilmesi için en ağır ve en maliyetli camların kullanılması gerektiği sonucuna varıldı. Gürültü seviyesi 75dBA'yı geçtiği durumlarda ise standart olarak kullanılan camlardan hiçbirinin çalışmada değerlendirilmiş fonksiyona sahip bina tipinden geçer sınıfı elde edemediği gözlemlendi.

AkustikBina cephesiCam cepheler+3
Durul Şan Yüzgeç
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı akustik uyaranların akustik stapedial refleks özellikleri üzerindeki etkileri

Bu çalışmanın amacı farklı özelliklerdeki akustik uyaranların, Akustik Stapedial Refleks (ASR) özelliklerini nasıl etkileyeceğini değerlendirmek, akustik refleks sisteminin farklı akustik uyaranlara vereceği refleksif tepkileri incelemektir. Çalışmaya normal işitmeye sahip 18-50 yaş arası 30 gönüllü yetişkin birey (16 kadın, 14 erkek) yetişkin birey katılmıştır. Geniş Bant Timpanometre kullanılarak değerlendirmeler yapılmıştır. Bireylerin timpanometrik değerlendirmesinde 250 Hz, 500 Hz, 1000 Hz, dar band (narrowband) ve konuşma (speech) uyaranları kullanılarak, akustik stapedial refleks (ASR) ve refleks decay (RD) eşik değerleri incelenmiştir. Tanımlayıcı ve karşılaştırma istatistikleri yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, özellikle 250 Hz, 500 Hz ve 1000 Hz frekanslarında elde edilen ASR ve RD eşik değerleri, dar band ve konuşma uyaranlarına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermişti (p<0.05). Ayrıca 1000 Hz uyaranı, en yüksek ortalama ASR (78.33 dB) ve RD (82.92 dB) eşik değerlerini üretmiştir. Buna karşılık, dar band ve konuşma uyaranlarının daha düşük refleks eşik değerleri dikkat çekmiştir. Bu sonuçlar, uyaran türünün akustik stapedial refleks eşikleri ve refleks decay eşik değerleri üzerinde belirleyici bir etkisi olabileceğini ve özellikle konuşma uyaranının daha düşük eşik düzeyleri ile refleks ölçümlerinde klinik açıdan farklılaşabileceğini ortaya koymaktadır. Böylece, odyolojik değerlendirmelerde hangi uyaran türünün kullanıldığına yönelik seçimlerin test sonuçlarını doğrudan etkileyebileceği anlaşılmaktadır. Gelecek çalışmalarda; refleks ölçümlerinde uyaran türlerinin karşılaştırılması geniş örneklemlerle yapılıp, uyaran seçiminin klinik yansımaları daha ayrıntılı araştırılabilir. Konuşma uyaranının tanısal katkısı farklı gruplarda incelenebilir.

AkustikOdyolojiRefleks-akustik
Sema Yeni
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Eğitsel iletişim ortamlarında, ses boyutu ve akustiğin işlevi

AkustikEğitimFiziksel çevre+2
Ergin Aykol
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1986
00
DoctorateOpen AccessTR

İç mekân tekstillerine yönelik çok katlı dokuma yapılı kumaşların ses yutum özelliklerinin geliştirilmesi

Bu çalışmada, iç mekân tekstillerine yönelik çok katlı dokuma kumaşların ses yutum davranışını geliştirmek amacıyla yeni yöntem ve yeni malzemeler kullanılarak ses yutum davranışı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Öncelikle farklı lif çaplarına sahip iplikler ile farklı örgüler kullanılarak iki katlı dokuma kumaşlar üretilmiş ve üretilen kumaşların lifli ve gözenekli yapısını arttırabilmek için farklı pasajlarda şardonlama mekanik bitim işleminden geçirilmiştir. Pasaj sayısının ses yutum davranışı üzerindeki etkisi incelendiğinde iki pasaj sayısının en uygun seviye olduğu tespit edilmiştir. Şardonlama işlemi ile etkili ses yutum aralığının, düşük frekanstan yüksek frekans bölgesine doğru değiştiği tespit edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, dokuma kumaş yapısı içerisinde kompakt lif demetlerini daha hacimli bir hale dönüştürmek ve homojen lifli gözenekli yapıyı dokuma sırasında elde etmek için farklı hav uzunluğu, farklı lif kesiti ve farklı lif çapına sahip şönil iplikler ile tek katlı, iki katlı, üç katlı bezayağı ve panama örgüde dokuma kumaşlar tasarlanmıştır. Genel olarak şönil iplik hav uzunluğu arttıkça ve lif çapı azaldıkça ses yutum özelliğinin arttığı tespit edilmiştir. En iyi ses yutuculuk bikomponent 72 filament 16 dilimli pasta kesitli kumaşta elde edilmiştir. Bunu 600 filamentli dairesel kesit takip etmiştir. Aynı lif çapında kesitler karşılaştırıldığında en iyi ses yutum performansı, kanal kesit, içi boş kesit, çokgen ve dairesel kesit olarak sıralanmaktadır. Örgüler karşılaştırıldığında bezayağı kumaşların düşük frekansta, panama kumaşların yüksek frekansta ses yutum değerleri daha yüksek elde edilmiştir. Kumaş kat sayısı karşılaştırıldığında kat sayısı arttıkça etkin ses yutum aralığı rezonans tip davranış sebebiyle düşük frekanslarda görülmektedir.

AkustikDokuma kumaşlarGürültü azaltma+1
Yasemin Dülek
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Parkinson hastalığında ses ve konuşmanın akustik analizi

Bu çalışma İdiyopatik Parkinson hastalığına sahip bireylerin ünlü artikülasyonu,konuşma hızı ve ses özelliklerini akustik analiz yöntemleriyle inceleyerek sağlıklı grupla ve hastalığın evrelerine göre karşılaştırmayı ve konuşma özellikleri arasındaki ilişkileri belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda 15 erken evre, 15 ileri evre Parkinson hastalığına sahip bireyden ve 30 kişiden oluşan yaş ve cinsiyet eşleştirmeli sağlıklı kontrol grubundan veri toplanmıştır. Ünlü artikülasyonunu incelemek için Üçgen Ünlü Alanı, Dörtgen Ünlü Alanı ve F2i/F2u oranı; konuşma hızı için Konuşma Hızı ve Artikülasyon Hızı, ses için F 0 , Jitter, Shimmer ve Gürültü-harmonik oranı parametreleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar Parkinson hastalığında Üçgen Ünlü Alanı, Dörtgen Ünlü Alanı ve F2i/F2u oranında anlamlı ölçüde düşüş olduğunu, konuşma hızı ve ses parametrelerinde anlamlı fark olmadığını göstermektedir. Erken evre ve ileri evre hasta grupları arasında hiçbir bağımlı değişkende fark bulunmamıştır. Parkinson hasta grubunda tüm ünlü artikülasyonu parametreleri ve konuşma hızı parametreleri arasında negatif yönde korelasyon bulunmuştur. Hem sağlıklı grupta hem de hasta grubunda kadınların üçgen ve dörtgen ünlü alanları erkeklerden daha geniş, F2i/F2u oranı daha yüksek bulunmuştur.

AkustikAkustik impedans testleriBazal ganglia hastalıkları+5
Elif Meryem Ünsal Akkaya
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkçe konuşan sağlıklı yetişkin popülasyonda sesin akustik ve aerodinamik özellikleri norm çalışması

Bu araştırmada, Fonatauar Aerodinamik Sistem (PAS) ses değerlendirme aracı kullanılarak Türkçe konuşan sağlıklı yetişkin popülasyonda sesin akustik ve aerodinamik özelliklerine dair normatif veri oluşturmak ve elde edilen ölçümler üzerinde yaş ve cinsiyetin etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma deseni, gruplar arası karşılaştırma yapan prospektif araştırma modelidir. Araştırmaya katılımcı olarak yaşları 18-87 arasında değişen 206 sağlıklı yetişkin (106 kadın, 100 erkek) dahil edilmiş ve bu katılımcılar üç yaş grubuna ayrılmıştır (18-39, 40-59, 60+). Katılımcılara PAS protokollerinden, Vital kapasite, Maksimum sürdürülen fonasyon, Rahat sürdürülen fonasyon, Ses basınç düzeyi değişiklikleri ve Sesleme yeterliliği protokolleri 3 er kez uygulanmış ve elde edilen verilerin ortalaması alınarak 45 fonatuar aerodinamik ve akustik ölçüm için normatif veri elde edilerek istatistiksel analiz yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre 30 ölçüm üzerinde cinsiyet değişkeninin (Örneğin; En yüksek SBD, En yüksek ekspiratuar hava akım süresi), 19 ölçüm üzerinde yaş değişkeninin (Örneğin; En yüksek SBD, Ekspiratuar hacim) ve 6 ölçüm üzerinde yaş*cinsiyet etkileşiminin (Örneğin; Ortalama perde, En düşük SBD) istatistiksel olarak anlamlı etkisi bulunurken; 10 ölçüm üzerinde yaş ve cinsiyet değişkenlerinin anlamlı etkisi bulunmamıştır. Sonuç olarak çalışmada 35 fonotuar aerodinamik ve akustik ölçüm üzerinde yaş ve cinsiyet değişkeninin anlamlı etkisi bulunmuştur. Dolayısıyla PAS kullanılarak yapılan ses değerlendirmelerinde yaş ve cinsiyet değişkenlerinin etkisi dikkate alınmalıdır.

Aerodinamik özelliklerAkustikKonuşma+4
Ayşegül Şen
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Tinnituslu normal işitmesi olan bireylerde akustik uyaran varlığında ve uyaran olmaksızın stroop test t-bag form performansının değerlendirilmesi

ÖZET Tinnituslu Normal İşitmesi Olan Bireylerde Akustik Uyaran Varlığında ve Uyaran Olmaksızın Stroop Test T-Bag Form Performansının Değerlendirilmesi Bu çalışmanın amacı; subjektif tinnituslu hastaların akustik uyaran varlığında ve akustik uyaran olmaksızın Stroop test TBAG formu (ST-TBAG) performanslarının karşılaştırılmasıdır. Aynı zamanda tinnitus hastalarının Stroop test TBAG formu performanslarının sağlıklı bireyler ile karşılaştırılarak tinnitusun dikkat süreçleri üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. 18-54 yaşları arasında 40 subjektif tinnitus hastası (Çalışma Grubu) ve 40 sağlıklı birey (Kontrol Grubu) çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya katılan tüm bireylere kulak burun boğaz muayenesi, odyolojik değerlendirme, Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve Mini Mental Test uygulandı. Çalışma grubuna Tinnitus Engellilik Anketi (TEA), Vizüel Analog Skalası (VAS) ve tinnitus ölçümleri uygulandı. Tinnitus ölçümleri kapsamında tinnitus eşiği, pitch, loudness, minimal maskeleme seviyesi (MMS) ve rezidüel inbibisyon (Rİ) ölçümleri yapıldı. Tüm bireylere akustik uyaran olmaksızın ya da akustik uyaran ( NB / 75 dB / 1000 Hz) varlığında ST-TBAG formu uygulandı. Çalışma grubunda bireyler, sessiz ortamda ST-TBAG testinde kontrol grubundan anlamlı şekilde kötü performans sergiledi (p<0.05). Çalışma grubunun akustik uyaran eşliğinde yapılan ST-TBAG formu performanslarının, akustik uyaran olmaksızın yapılan test performanslarından anlamlı şekilde iyi olduğu saptandı (p<0.05). Kontrol grubunda da akustik uyaran eşliğindeki ST-TBAG test performanslarının akustik uyaran olmadan yapılan test sonuçlarından iyi olduğu gözlendi (p<0.05). Sonuç olarak tinnituslu bireylerde tinnitusun, dikkat süreçlerini olumsuz etkilediği saptandı. Test esnasında verilen akustik uyaranın, dikkat dağıtıcı bir unsur olarak varsayılan tinnitusu baskılayarak, ST-TBAG test performansını iyileştirdiği gözlendi. Sağlıklı bireylerde de akustik uyaranın, dikkatin toplanmasında olumlu etki sağlayarak ST-TBAG test performansını iyileştirdiği saptandı. Anahtar Kelimeler: Akustik uyaran, dikkat, gürültü, stroop test tbag formu, tinnitus

AkustikDikkatGürültü+3
Zeynep Aslıhan Karahan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ses yalıtımı yapılmış bir okulda ortamın akustik kalitesinin değerlendirilmesi: Bir durum çalışması

Son yarım asır eğitim yapılarında ses ve gürültüye kamuoyunun ve akustik bilimcilerin ilgisi giderek artmaktadır. Öğrenme ortamlarında gürültünün yarattığı olumsuz koşullar başta öğrenci ve öğretmenler olmak üzere toplumun çok geniş bir kesimini etkilemektedir. Bu nedenle okulların akustik koşulları ile yakından ilgilenenler arasında pedagoglar, psikologlar, akustik danışmanlar, eğitim kurumları ve aynı zamanda sigorta kurumları sıralanmaktadır. Yapılan araştırmalar öğrenci ve öğretmenlerin okulda yoğun  Bu yüksek lsans tezi, TÜBİTAK 1001 programı tarafından desteklenen 114K738 nolu "Okulda Gürültü Kirliliği: Nedenleri, Etkileri ve Kontrol Edilmesi" projesi kapsamında gerçekleştirilmiştir. olarak gürültü kirliliğine maruz kaldığını ortaya koymaktadır. Yoğun gürültüye maruz kalma, okuduğunu anlama, bilişsel işlem yapabilme becerisi, dikkat süresi ve bilgilerin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarımını olumsuz yönde etkilediğini ortaya koymaktadır. Gürültü konuşmaları maskeleyerek ve konuşmanın anlaşılabilirliğini düşürmekte, okul iklimini bozmakta, öğrenci ve öğretmenleri işitsel, ruhsal ve fiziksel açıdan olumsuz etkileyerek, daha çabuk yorulmaya ve derse olan ilginin azalmasına yol açmaktadır. Ülkemizde eğitim yapılarında gürültü ve akustik ne yazık ki, tasarım aşamasında ele alınan bir konfor parametresi olmamıştır. Bu çalışmada ses yalıtımı yapılmış bir okulun akustik paremetreleri (ses düzeyi, reverberasyon süresi), okuldaki paydaşların okulun işitsel konforu hakkındaki görüşlerini ve araştırmacı gözlemlerine dayalı olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu araştırma, durum çalışması desenlerinden, bütüncül tekli durum çalışması deseni çerçevesinde yürütülmüştürr. Akustik paremetre verileri, gözlem ve görüşme verileriyle desteklenmiştir. Araştırmada dört öğretmen, bir müdür ve müdür yardımcısından oluşan altı kişilik bir çalışma grubu belirlenmiştir. Çalışma grubunu belirlerken, nitel araştırma örneklemlerinden tipik durum örneklemi seçilmiştir. Araştırmanın veri toplama sürecinde, araştırmacı tarafından yarı-yapılandırılmış gözlem ve görüşme formları kullanılmıştır. Katılımcıların görüşlerini ortaya koyabilmek için görüşmeler yazıya dökülmüş ve tematik olarak analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analizleri sonucunda akustik konfor parametrelerinden arka plan gürültü düzeyi 33-36 dB(A) aralığında bulunmuştur. Bu bulgular yönetmelik sınır değeri olan 39 dB(A) altındadır. Okul öğrenci, öğretmen, yönetici ve diğer personel tarafından aktif kullanılırken ölçülen gürültü düzeyi 34-55 dB(A) aralığında ölçülmüştür. Bina kullanılırken ölçülen bu değerler, literatürde yapılan araştırmalarla karşılaştırıldığında oldukça düşük gürültü düzeyleridir. Reverberasyon (çınlanım) süresi ise dersliklerde 0.9 sn, koridorlarda vii 1.55 sn, yemekhanede ise 0.7 sn ölçülmüştür. Ölçülen bu değerler yönetmelik sınır değerlerine oldukça yakındır. Bu sonuçlardan seçilen okulun akustik konfor açısından iyi örnek teşkil edecek nitelik taşıdığını görülmektedir. Yapılan görüşmelerde yönetici ve öğretmenler okulun işitsel konforundan oldukça memnuniyet duydukları anlaşılmaktadır. Daha önce çalıştıkları okullar ile karşılaştırma yaparak bir öğretmen, okulun akustik ortamını "emsal kabul etmez" şeklinde tasvir etmiştir. Araştırmacının okulda yapmış olduğu gözlemleri, okul içinde genel bir sükûnet ve sakinlik atmosferi hâkim olduğu şeklindedir. Dışarıdan okul binasına giriş yapıldığında, kulağa gelen ses basınç düzeyinde ciddi bir düşme hissedilmektedir. Ders aralarında zil kullanılmadığı, bunun yerine arka fonda iletişimi olumsuz etkilemeyecek düzeyde dinlendirici müzikler çaldığı tespit edilmiştir. Yapılan gözlemlerde okulun tamamının asma tavan üzeri akustik panel ile kaplanmış ve yerler linolyum ile döşenmiş olduğu görülmüştür. Gözlem ve görüşme verilerinden, okulun işitsel konforunun öğretmenlerin ve yöneticilerin okula olan aidiyet duygusu ve çalışma motivasyonunu olumlu yönde etkilediği çıkarımına ulaşılmıştır. Aahtar Sözcükler: İşitsel konfor, okul akustiği, okulda gürültü, öğrenme ortamı, reverberasyon

AkustikEğitim ortamıGürültü+6
Jonida Kelmendi Tuncal
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Orta ve ağır tıkayıcı uyku apne sendromlu hastalarda sesin akustik ve spektral özelliklerinin incelenmesi

Uyku esnasında tekrarlayan kısmi veya tam üst solunum yolu tıkanıklığı atakları ile karakterize olan, son yıllarda prevalansı giderek artan ve sosyal hayata katılımı önemli derecede kısıtlayan tıkayıcı uyku apne sendromu, özellikle larenks ve farenksi hedef alan birçok sebep ve semptom ile ortaya çıkmaktadır. Tıkayıcı Uyku Apne Sendromu (TUAS) olan hastada üst solunum yolu yapısı ve fonksiyonu sürekli değişim içindedir; dolayısıyla ses üretimi, rezonansı olumsuz etkilenmektedir. Bu nedenle çalışmamızda, obezite, sigara ve alkol kullanımı, larengofarengeal reflü gibi risk faktörlerinin ekarte edilmesi ile sesin akustik ve spektral özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. 18-65 yaş arası; Apne-Hipopne İndeksi (AHİ) 15'ten büyük olup orta ve ağır derecede tıkayıcı uyku apne sendromu tanısı almış; risk faktörleri dışlanan 40 birey çalışmaya dahil edilmiştir. TUAS'ın bireyler üzerinde emosyonel, fiziksel ve fonksiyonel durumlarının değerlendirilmesi amacıyla her bireye akustik ses kaydı sonrası Ses Handikap İndeksi ve Sesle İlişkili Yaşam Kalitesi Ölçeği uygulanmıştır. Orta ve ağır tıkayıcı uyku apne sendromu olan bireylerin akustik ve spektral ses özellikleri, risk faktörleri ekarte edilmeyen çalışmalara kıyasla, normatif verilere oldukça yakın bulunmuştur. Yaptığımız anketler sonucu, sadece tıkayıcı uyku apnesi sendromunun hastaların günlük yaşamda sesle ilişkili şikayete sebep olmadığı görülmüştür. Orta derecede TUAS olan bireylerde Oksijen Desatürasyon İndeksi parametre ortalama değeri, ağır derecede TUAS olanlara göre anlamlı şekilde düşük bulunmuştur. AHİ ile sesin akustik ve spektral parametre verileri arasındaki korelasyona bakıldığında, erkek ve kadın TUAS olan bireylerde sadece /o/ foneminin f1 formant frekansı ile anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Bulgularımız doğrultusunda, sadece TUAS'ın sesin akustik ve spektral özelliklerine etki etmediği sonucuna varılmıştır.

AkustikAkustik özelliklerOdyoloji+5
Soner Türüdü
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Acoustic properties of pistachio shell additive polyester resin

The discovery and production of numerous new environmentally friendly materials have been made possible by the technology's quickening pace of development. This prompts research into the use of polymer composites in the sector, which stands out for its benefits and keeps growing daily. When it comes to environmental protection, polymers made from recycled PET are a key component of these composites.In this context, the polymer composition enriched with pistachio shells will hold a significant place in the area. The mechanical and acoustical properties of polymers obtained by adding pistachio shell powder in specific ratios were examined. Sound absorbing, Tensile, bending and Izod-Charpy Impact strength tests were conducted sequentially on moulded composite specimens. Additional to the mechanical and acoustical test, SEM analyses were conducted to produce complex, high- magnification images of the surface topography of all samples prepared. The outcomes demonstrated that the prepared composite offered effective mid-frequency sound absorption, which can be used as membrane absorbers. Additionally, the mechanical properties of the pistachio shell filling are improved, lengthening the lifespan of the composite panel.

AcousticComposite panelsMechanical behavior+2
Tesnim Safadi Erdemli
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

'İşitsel peyzaj?soundscape' kavramı ile kentsel akustik konforun irdelenmesinde yeni bir yaklaşım

Kentler, kent kullanıcıları için çeşitli açılardan konfor koşullarının bütünleşik olarak sağlanmasına yönelik olarak tasarlanmalı, biçimlendirilmeli ve/ya da yeniden yapılandırılmalıdır. Kentlerde akustik konfor, bu yönde süregelen çalışmaların önemli öğelerinden biridir.Kentlerde akustik konforun sağlanması amacıyla günümüzde ağırlıklı olarak kabul gören ve kullanılan gürültü ölçütü, eşdeğer sürekli ses düzeyidir (LAeq). Ancak çeşitli çalışmalar bu kavramın tek başına ses ortamını tanımlamakta, çevresel gürültü rahatsızlığını ve akustik çevre kalitesini değerlendirmede yetersiz olduğunu göstermektedir.İşitsel peyzaj (soundscape), birden fazla ses kaynağı ve çevresel etkileşim sonucunda oluşan işitsel ortamın -olumlu ya da olumsuz yargılardan bağımsız olarak- saptanması şeklinde tanımlanmaktadır. İşitsel peyzaj (soundscape) yaklaşımı, ses kaynağı - etki ortamı - alıcı arasındaki çoklu etkileşim üzerine kurgulanmıştır ve son yıllarda kentsel akustik konforun değerlendirmesi amacıyla yapılan çok sayıda çalışmaya konu olmuştur.Konuyla ilgili yayınlanan araştırmalar, çalışmalardaki farklı alan uygulamalarının yanı sıra `amaç', `değerlendirme ölçütü', dolayısıyla `yöntem' ile ilgili oldukça geniş çeşitliliğin olduğunu ortaya koymaktadır. Kaynak taraması sonucunda işitsel peyzaj (soundscape) çalışmalarında, öznel ve nesnel verinin özellikleri, elde etme ve değerlendirme yöntemleri ile bunları ilişkilendirmede kullanılacak istatistiksel yöntemler gibi pek çok konuda bir uzlaşma bulunmadığı görülmüştür. Bu irdeleme üzerinden, `işitsel peyzaj (soundscape) kavramının kentsel akustik konforun değerlendirilmesinde, korunmasında ve iyileştirilmesinde kullanılabilmesi için bir yaklaşım önerisi geliştirmek' amacıyla bu tez çalışması yapılmıştır. Çalışmanın hipotezi `işitsel peyzaj (soundscape) kalitesi sembol sesin algılanabilirliği üzerinden nesnel olarak değerlendirilebilir'dir.Çalışmanın kavramsal çerçevesini, kentsel boşlukların ses ortamının nesnel ve öznel değerlendirmesi oluşturmakta, alandaki işitsel peyzajın (soundscape) anlamsal değerlendirme sonuçları nesnel değerlendirme ile ilişkilendirilmektedir. Çalışmanın hipotezinin geçerliliğini araştırmak amacıyla oluşturulan yöntem, alan çalışması üzerinden kurgulanmakta, sınanmakta ve değerlendirilmektedir. Çalışma sırasıyla; aşağıda belirtilen bölümler üzerinden yürütülmüş ve tamamlanmıştır.Bölüm 1'de literatür özeti, tezin amacı, kapsamı, hipotezi ve sağlayacağı yararlar ortaya konmuştur.Bölüm 2'de gürültü, gürültü birimleri ve göstergeleri, çevresel gürültü ve kentsel akustik konfor değerlendirmesi ile ilgili bilgiler verilmiş, işitsel peyzaj kavramı ve bileşenleri açıklanmış ve işitsel peyzaj üzerine yapılan çalışmalar detaylı bir şekilde irdelenmiştir.Bölüm 3'te literatür araştırmasına bağlı olarak belirlenen çalışmanın kavramsal modeli ve uygulama yöntemi tüm adımları ile açıklanmıştır.Bölüm 4'te kurulan teorik modelin pratik uygulamasını yapmak amacıyla çalışmanın amacına yönelik alan uygulamalı bir yaklaşım önerisi çalışması; alan ve laboratuvar çalışmaları ile ilgili ses ortama ait nesnel ve öznel veri eldeleri, bu verilerin tekil ve karşılaştırmalı olarak istatistiksel analizleri, elde edilen sonuçların ilişkilendirilmesi ve genel bir değerlendirme ile bir yaklaşım önerisi taslağının geliştirilmesi şeklinde belirlenen adımlarda verilmiştir.Bölüm 5'te geliştirilen taslak öneri, öncelikle geliştirme sürecinde kullanılan ilk çalışma alanları üzerinden kuramsal, daha sonra yeni belirlenen çalışma alanlarında uygulamalı olarak sınanmış ve sonuçlar tartışılarak yaklaşım önerisinin son durumu ortaya konmuştur.Bölüm 6 ise sonuçların tartışılması ve geleceğe yönelik önerileri kapsamaktadır.Bu tez çalışması kapsamında yapılan çalışmalardan elde edilen veriler ile tezin hipotezi sınanmış, yapılan değerlendirme ve yorumlamalar ile amaca uygun bir yaklaşım önerisi geliştirilerek hipotezin geçerliliği ortaya konmuştur. Böylece sembol ses ve ses ortam memnuniyet durumları arasında doğrudan bir ilişki olduğu belgelenmiştir. Kentsel akustik konforun değerlendirilmesi, korunması ve/ya da iyileştirilmesi yönünde katkı sağlama hedefinde olan yaklaşım önerisi, uluslararası ve/ya da ulusal eylem planları ile kent kullanıcısı arasında etkileşimli döngü oluşturma yönünden yenilikçi bir bakış açısı sunmaktadır. Geliştirilen önerinin kullanımı ile alandan elde edilen nicel veri, laboratuvar ortamında nicel değerlendirme ve metrik açıklayıcılığı bulunan her sıfat çifti için listelenen denklemler aracılığıyla nitel yorumlama olanağı sağlanmaktadır.

AkustikMimari akustik
Aslı Özçevik
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Akustik yankı giderimi

Telekomünikasyon sistemlerinde ses kalitesinin önemi giderek artmaktadır. Ses kalitesi, sesin iletişim sırasında gürültü, yankı ve içinde bulunulan ortamdan bağımsız olmasına bağlıdır. Ses işlenmesi alanında yazılımsal olarak gelişmeler mevcuttur, sesin iletimi sırasında kullanılan çeşitli algoritmalarla sisteme eklenen istenmeyen veriler giderilebilir. Akustik yankı sesin içinde bulunulan ortamın akustik yapısı nedeniyle şekillenen yankı çeşididir. İletişim ortamının durağan, hareketli, açık veya kapalı olmasına göre farklılıklar gösterir. Akustik yankı gidericiler, uyarlamalı yankı giderici, çift taraflı konuşma algılayıcı ve doğrusal olmayan işlemci olmak üzere 3 ana bölümden oluşur. Ses iletimi sırasında karakteristik yapısı bilinmeyen ve sürekli değişen ortam parametreleri uyarlanabilir süzgeç algoritmaları kullanılarak modellenir ve sisteme giren yankı sinyali kestirimi yapılarak akustik yankı giderilir.Bu tez çalışmasında, uyarlamalı süzgeç algoritmaları LMS (Least Mean Square-En Küçük Ortalama Kareler), NLMS (Normalized Least Mean Square-Normalize En Küçük Ortalama Kareler ), RLS (Recursive Least Square-Özyinelemeli En Küçük Kareler) , VSLMS (Variable Step Size Least Mean Square-Değişken Basamak Adımlı En Küçük Ortalama Kareler) ve VSNLMS (Variable Step Size Normalized Least Mean Square-Değişken Basamak Adımlı Normalize En Küçük Ortalama Kareler) algoritmaları ve NCC (Normalized Cross Correlation-Normalize Çapraz İlişki) çift taraflı konuşma algılayıcısı kullanılmış. Farklı gürültülü ortamlarda sistem test edilmiş ve sonuçların başarım analizi ERLE (Echo Return Loss Enhancement-Yankı Geri Dönüş Kaybı İyileştirmesi), MSE (Mean Square Error-Ortalama Karesel Hata) ve işlemsel karmaşıklık bazında incelenmiştir.

AkustikUyarlama algoritması
Mehmet Onur Alkara
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Fırçasız doğru akım motorunun ses ve titreşim seviyesinin düşürülmesi

Beyaz eşya sektöründe son yıllarda hızla artan rekabet ortamına katılabilmek için sürekli olarak yeni teknolojiler piyasaya sunulmakta ve bununla birlikte ses ve titreşim problemleri ortaya çıkmaktadır. Beyaz eşya ürünlerinin kalite kriterlerinden bir tanesi olan ses ve titreşim, özellikle son yıllarda önemini artırmıştır ve rekabetin ana unsurlarından biri haline gelmiştir. Bu kapsamda literatürde beyaz eşya ürünleri ile ilgili çeşitli firmalar tarafından hazırlanmış birçok ses ve titreşim konulu yayına rastlanmaktadır.Beyaz eşya ürünlerindeki tüm komponentlerin birbiri ile etkileşim içerisinde olması ve birbirleri üzerine dinamik kuvvetler uygulamaları normal şartlarda zaten kaotik olan konunun daha da karmaşık bir hal almasına neden olmaktadır. Elektrik motorlarını bu sistemin merkezi olarak düşünürsek, titreşime sebep olan ilk etkiler bu bölgede oluşmaktadır. Motor ile makineye ait parçalar arasındaki izolasyonu artırmak etkin bir çözüm yöntemi iken motorun kendi içinde detaylı bir biçimde çalışılması ve her bir parçanın birbirine uyguladığı dinamik etkilerin minimum seviyeye indirilmesi gerekir.Bu tez kapsamında elektronik kart kontrollü bir motor ile ilgilenilmiştir. Bu tip motorlarda, sürücü algoritması ve elektronik kart tasarımı ile ses ve titreşim seviyelerinde iyileşme sağlananan çalışmalar bulunmaktadır; ancak bu tezin konusunu mekanik yapı üzerinde, modal davranış odaklı çalışmalar oluşturacaktır.

AkustikBeyaz eşyaDoğru akım motorları+5
Murat Yılmaz
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Cerrahi destekli hızlı üst çene genişletmesi yapılan hastalarda ses değişikliklerinin incelenmesi

Sesin oluşumu temelde üç ayrı fonksiyonel komponent olan respiratuar, vibratör ve rezonatör alanların birlikte fonksiyon görmesiyle gerçekleşmektedir. Solunum sistemi kaynaklı hava akışı vibratör alan olarak adlandırılan ses tellerini titreştirmekte ve oral kavitenin de içinde bulunduğu rezonatör alanda ses, karakteristik özelliğini kazanmaktadır. Çeşitli çalışmalar, büyüme-gelişimin etkisiyle anatomik yapıların konum ve boyutlarının değişmesi, ortognatik cerrahi sonrası ya da hormonsal nedenlere bağlı seste değişiklikler meydana geldiğini belirtmiştir. Üst çene darlığı, sendromlu ve sendromsuz hastalarda sıklıkla rastlanan bir maloklüzyondur. Cerrahi destekli ya da konvansiyonel hızlı üst çene genişletmesi ile maksiller kaide genişlemekte, nazal kavitenin hacim ve şekli değişmekte, damak kubbesi derinliği azalmakta, dental değişiklikler görülmektedir. Nazal kavitenin tabanı ve oral kavitenin tavanında gerçekleşen morfolojik değişikliklerin yanı sıra, dilin konumu değişmekte ve daha anteriorda konumlanmaktadır. Bu nedenle maksiller genişletmenin sesin karakteri üzerinde etkisi olduğu varsayılmaktadır. Hızlı üst çene genişletmesinin ses üzerinde meydana getirdiği değişiklikleri inceleyen çalışma sayısı literatürde oldukça kısıtlıdır. Bazı çalışmalar genç yaştaki bireyler üzerinde gerçekleştirildiğinden, büyüme ve hormonlara bağlı meydana gelebilecek ses değişiklikleri göz ardı edilmiştir. Araştırmalarımıza göre yetişkin bireyler üzerinde cerrahi destekli hızlı üst çene genişletmesinin etkilerini inceleyen tek çalışma sadece 6 birey üzerinden yürütülmüştür. Çalışmamızın amacı büyüme gelişimin seste meydana getirebileceği potansiyel etkileri elimine etmek adına, yetişkin hastalarda cerrahi destekli hızlı üst çene genişletmesinin tüm Türkçe sesli harflerinin akustik özellikleri üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Hipotezimiz yetişkin bireylerde cerrahi destekli hızlı üst çene genişletmesiyle değişen ses yolu anatomisine bağlı sesin akustik özelliklerinde değişiklikler meydana geleceği yönündedir. Çalışma kapsamında yaşları 17-31 arasında değişen 5 erkek 14 kadın toplam 19 bireyden aparey takılmadan önce (T0), aparey takıldıktan hemen sonra (T1), cerrahi işlemden 5 gün sonra (T2), retansiyon süreci (ortalama 5,2 ay) sonunda (T3), aparey sökümünden hemen sonra (T4) ve aparey sökümünden ortalama 5,8 hafta sonra (T5) olmak üzere 6 zamanda ses kaydı alınmıştır ve elde edilen ses örnekleri Praat version 6.0.43 (Paul Boersma Amsterdam Üniversitesi, Hollanda) programı ile analiz edilmiştir. Hastalara sesli harfler izole olarak 3 saniye boyunca ve kelime içinde geçen şekilleriyle seslendirtilmiştir. Ses örneklerinin; F0, F1, F2, F3, Shimmer, Jitter ve NHR parametreleri incelenmiş, tedavi sürecindeki 6 zamanda kaydedilen veriler kendi aralarında karşılaştırılmıştır. Ayrıca bu veriler ortodontik tedavi görmeyen 19 kişiden oluşan kontrol grubundan toplanan ses kayıtları ile karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, izole ve kelime içinde geçen a[a], e [ɛ], ı[ɯ], i[i], o[ɔ], ö[œ] u[u] ve ü[y] seslerinin F0, F1, F2, F3, Shimmer, Jitter ve NHR parametrelerinin hiçbirinde T0 ve T5 kayıt zamanları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık bulunmamıştır. İzole a[a] sesinin F1 ölçümünde genişletme apareyinin takılmasının düşüşe sebep olduğu, fakat zaman içinde başlangıç değerlerine doğru adaptasyon olduğu gözlenmiştir. İzole u[u] ve ü[y] seslerinin ise F2 frekansında, izole i[i] sesinin NHR parametresinde genişletme apareyinin sökümünden hemen sonra daha yüksek değerler kaydedilmiştir. Zaman içinde başlangıç değerlerine doğru adaptasyon olduğu gözlenmiştir. Kelime içinde geçen i, o, ö seslerinin F2 frekansı değerleri ve i, o seslerinin F3 frekansı değerleri genişletme apareyinin takılmasına bağlı olarak düşüş göstermiştir. Ancak başlangıç ve bitiş kayıtları arasında fark olmamasıyla zaman içinde adaptasyon olduğunu göstermiştir. İzole olarak kaydedilen a[a] sesinin F1 frekansında, e[ɛ] sesinin F2 frekansında, i[i] sesinin Jitter ve NHR parametrelerinde, o[ɔ] NHR parametresinde ve u[u] sesinin F0 ve F1 değerlerinde gerçekleşen değişim miktarı kontrol grubuna göre daha fazladır. Yine kelime içinde geçen e[ɛ] sesinin NHR parametresinde ve i[i] sesinin Shimmer parametresinde gerçekleşen değişim kontrol grubuna göre daha fazladır.

AkustikAkustik özelliklerAlveolar kenar artırılması+2
Onur Erdem Erdur
Bezmialem Vakıf University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Sınıf III maloklüzyonun cerrahi-ortodonti iş birliği ile tedavisinin ses üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi

Konuşma; solunum, fonasyon, rezonasyon, artikülasyon ve nörolojik entegrasyonu içeren dinamik ve karmaşık bir süreçtir. Nefes verirken akciğerlerden gelen hava larinkste yer alan ses tellerini titreştirerek ham sesi oluşturur. Bu ham ses boğaz, burun ve ağız boşluklarında şekillenerek her insana özgü olan ses tonunu oluşturur. Bu sesler daha sonra dudaklar, dişler, dil, damak ve alveolün artikülasyonu ile anlamlı konuşmalara dönüştürülür. Ortognatik cerrahinin rezonans sistemini oluşturan orofasiyal yapılarda değişikliklere neden olduğu düşünüldüğünde, cerrahiye bağlı fonksiyonel değişikliklerin konuşmayı etkilemesi ve hastada ses ayarlamalarına ihtiyaç duyması beklenmektedir. Bu nedenle, bu yapıların ses üretimi ile olası ilişkilerini anlamak önemlidir. Ortognatik cerrahi ile meydana gelen ses değişikliklerini inceleyen çalışma sayısı literatürde oldukça kısıtlıdır, büyük çoğunda kontrol grubu bulunmamaktadır ve çalışmaların örneklem sayıları azdır. Bu çalışmada, ortognatik cerrahiyle tedavi edilen Sınıf III hastalarda meydana gelen akustik değişiklikleri tanımlamak ve akustik parametreler ile iskeletsel parametreler arasındaki korelasyonu ölçmek amaçlanmıştır. Hipotezimiz yetişkin bireylerde ortognatik cerrahi ile değişen ses yolu anatomisine bağlı olarak sesin akustik özelliklerinde değişiklikler meydana geleceği yönündedir. Yaşları 18-34 arasında değişen 7 erkek 18 kadın toplam 25 hastadan ameliyattan hemen önce T0, ameliyattan 6 ay sonra T1 olmak üzere 2 zamanda ses kaydı ve sefalometrik röntgen kaydı alınmıştır. Ses örnekleri Praat version 6.0.43 (Paul Boersma Amsterdam Üniversitesi, Hollanda) ile analiz edilmiş, röntgenler aydınger kâğıdı üzerinde manuel olarak çizilmiştir. Hastalardan tüm Türkçe sesli harfleri (a[a], e [ɛ], ı[ɯ], i[i], o[ɔ], ö[œ] u[u] ve ü[y]) izole olarak 3 saniye boyunca ve kelime içinde geçen şekilleriyle seslendirmeleri istenmiştir. Hastaların ses örneklerinin F0, F1, F2, F3, Shimmer, Jitter ve NHR parametreleri incelenmiş, kendi içinde ameliyat öncesi ve sonrası olarak karşılaştırılmıştır ayrıca daha sonra 19 kişiden oluşan kontrol grubu ile gruplararası karşılaştırmaları yapılmıştır. Sefalometrik röntgendeki yapısal değişiklikler ile akustik değişiklikler arasındaki korelasyon değerlendirilmiştir. Ortognatik cerrahi grubunda e[ɛ] (p = 0.026) sesinin F1 değerinde, ı[ɯ] sesinin F2 (p=0.029) ve Shimmer (p=0.028) değerlerinde, ö[œ] sesinin F1 (p=0.004) ve F2 (p=0.000) değerlerinde ve ü[y] sesinin F1 (p=0.018) değerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ameliyat sonrası ölçümler öncesine göre daha düşük bulunmuştur. Öte yandan, u[u] sesin F3 (p=0.000) parametresi ilk ölçümlere kıyasla önemli ölçüde daha yüksektir. Kontrol grubu ile karşılaştırmada, o[ɔ] sesinin Δ F3 (p=0.028), u[u] sesinin Δ F3 (p=0.015) değerinde ve ü[y] sesinin (p=0.035) ΔF1 değerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ayrıca e[ɛ] (p=0.036), ı[ɯ] (p=0.022), i[i] (p=0.031), o[ɔ] (p=0.032), u[u] (p=0.040) ve ü[y] (p=0.034) seslerinin ΔShimmer değerlerinde ve o[ɔ] (p=0.031) sesinin ΔNHR değerinde anlamlı değişiklikler bulunmuştur. Pearson korelasyon analizi, bazı yapısal değişikliklerin bazı akustik parametreleri önemli ölçüde etkilediğini göstermiştir; ı[ɯ] ve ö[œ] sesleri için ΔSNA ve ΔF2 arasında anlamlı zayıf düzeyde negatif doğrusal ilişki, ü[y] sesi için ΔHBV ve ΔF1 arasında anlamlı zayıf düzeyde pozitif doğrusal ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ortognatik cerrahi, Sınıf III Maloklüzyon, Ses değişiklikleri, Akustik analiz, Formant frekans

AkustikCerrahi-diş hekimliğiKonuşma+6
Şerife Şahin
Bezmialem Vakıf University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Konuşma amaçlı hacimlerde kaynak konumu değişiminin hacim akustiği parametreleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Konusma amaçlı hacimlerde isitsel konforun sağlanması anlasılabilirliğin yüksek olması ile mümkün olmaktadır. Anlasılabilirliğin sağlanması ise hacim, dinleyici ve konusmacıyı kapsayan öznel ve nesnel birtakım etmenlere dayanmaktadır. Bunlardan konusmacının konumu, dinleyici açısından önemli bir kriter olarak sayılabilir. Konusma amaçlı hacimlerde, kaynağın yer değistirmesi, sesin doğrultusunu ve dolayısıyla hacim akustiği parametrelerini değistireceğinden, dinleyicilerin anlasılabilirliğini etkileyecektir. Bu çalısmada öncelikli olarak anlasılabilirlik ve anlasılabilirliği etkileyen hacim akustiği parametrelerine değinilmis ve belirlenen üç farklı plan tipinde ve değisik yüzey yutuculuklarında, kaynak konumu değisimi ile hacim akustiği parametrelerindeki değisim incelenmistir. ?ncelemede akustik simülasyon programı Odeon kullanılmıstır. Programa veri olarak, hacimlerin üç boyutlu çizimleri, kaynak konumları, yüzey gereçleri ve dinleyici noktaları girilerek hacimlerde, konusmacının yer değistirmesinin hacim akustiği parametrelerine etkisi, optimum durum (optimum yansısım süresinin elde edildiği durum) yanı sıra farklı yüzey yutuculuklarında incelenmistir. Dinleyici noktalarında, belirlenen hacim akustiği parametrelerinin (RT, EDT, D50, STI ve SPL(A)), farklı kaynak konumu nedeni ile olusan değer ayrımları ve uygun aralıklarda olup olmadığı hazırlanan grafikler ve krokiler yardımı ile çalısma kapsamında incelenmistir. Çalısmada konusma amaçlı salonlarda, konusmacının yer değistirmesinin akustik konfor kosulları açısından etkisi ortaya konmaya çalısılmıstır. Anahtar Kelimeler: Akustik, hacim akustiği, konusmanın anlasılabilirliği, kaynak konumunun değisimi

Akustik
Özge Şahin
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00

Related subjects