İstihbarat
65 theses under this subject heading
Terörizmin finasmanı ile mücadelede finansal istihbaratın rolü
Bilgi teknolojilerindeki gelişmeler, toplumsal hayatın birçok alanında olduğu gibi finansal piyasalarda da birtakım yenilikler meydana getirmiştir. Söz konusu yenilikler, ticari hayata ve finans sektörüne hız, kolaylık, düşük maliyet, vb. avantajlar sunmakla birlikte, çeşitli suç örgütleri yanında terör örgütleri açısından da cazip araçları ortaya çıkarmıştır. Özellikle 11 Eylül 2001 terör saldırılarından sonra önem kazanan terörizmin finansmanı ile mücadele konusu, terörizmle mücadele sürecine yeni bir anlayış sunmuş; mücadelenin yönünü, teröristlerin elimine edilmesinden, terör örgütlerinin finansal kaynaklarının yok edilmesine çevirmiştir. Terör örgütleri açısından, finansal kaynaklar hayati önem taşımaktadır. Yasal ve yasal olmayan yöntemlerle finansman sağlayan terör örgütleri, elde ettiği fonları çeşitli yöntemlerle transfer edebilmekte; böylece eylemlerini ve örgütsel varlıklarını devam ettirebilmektedir. Bu kapsamda, önceden beri karapara aklama başta olmak üzere çeşitli suç gelirleriyle mücadele etmekte başvurulan finansal istihbaratın çalışma alanı, terörizmin finansmanı ile mücadeleyi de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Terörizmle mücadelede, özellikle de terörizmin finansmanı ile mücadelenin ne derece önemli olduğu ve bu süreçte finansal istihbaratın nasıl katkı sunduğu konularını araştırmak üzere yürütülen bu çalışmada, terörizmle mücadelede bilgi ve tecrübe sahibi uzman ve akademisyen şahıslara uygulanan yarı biçimsel mülakat yöntemiyle elde edilen veriler, betimsel sistematik analiz yöntemiyle incelenmektedir. Elde edilen sonuçlara göre, terörizmin finansmanı ile mücadelenin çok önemli bir işleve sahip olduğu, ancak bu konuda henüz ulusal ve uluslararası alanda yeterli seviyede koordinasyon ve işbirliğini içeren bir eşgüdümün bulunmadığı zamanların olabildiği, bunda terörizmin tanımının net olarak yapılmamasının da etkili olduğu, finansal istihbarat alanında faaliyet gösteren kamu görevlilerinin muhasebe ve finansman konuları başta olmak üzere çeşitli bilgi birikimleri, tecrübe ve kişisel bazı özellikler doğrultusunda daha faydalı olabileceği, finansal istihbarat birimlerinin daha esnek, dinamik, özerk, proaktif ve multi-disipliner bir yapıda faaliyetlerini yürütmelerinin daha başarılı sonuçlar doğurabileceği gibi sonuç ve değerlendirmelere ulaşılmıştır.
Kamu güvenliği açısından istihbaratın önemi ve istihbarat toplama yöntemleri
Bölgemiz ve coğrafyamız açısından istihbarat üretmek, istihbarat için teknik imkânlar sunmak, istihbarata karşı koymak için verdiğimiz mücadele ülkemiz ve bölgemiz için büyük önem arz etmektedir. Stratejik açıdan önemli bir konumda olan Türkiye'de tehdit ve tehlikelere karşı savunma da, yabancı casusların faaliyetlerini engelleme de, istihbarat teşkilatına önemli görevler düşmektedir. Bu tezin amacı kamu güvenliği açısında istihbaratın önemini ortaya koymak, istihbarat çeşitleri ve yöntemlerinin anlaşılmasını sağlamaktır. Çalışmada; istihbarat çeşitleri, ülkemizde ki istihbarat yapısının doğuşu, gelişimi, önemi, istihbarat toplama yöntemleri ile kamu güvenliğinin sağlanmasında istihbaratın önemi, hem ülkemiz hem de dünyada ki istihbarat örgütleri ile birlikte değerlendirilmiştir. Bunun yanında 21. yüzyılda ki istihbarat algısı ve değişen dünya konjektöründe istihbarat toplamada teknolojik kolaylıklar ile teknolojinin verdiği zararlar birlikte ele alınmıştır. Bu teorik bilgileri destekler nitelikte olabilecek sayısal veriler ile birlikte şekil tablo gibi görseller de kullanılarak anlaşılırlığı kolaylaştırmaya çalışılmıştır. Ayrıca ülkemizde ki istihbarat faaliyetlerini icra eden kurumların, taşıdıkları amaç ve ileriye dönük vizyonları, tarihten aldıkları miras ile harmanlanarak günümüze entegre edilmesi ve istihbarat başarılarının ülkemiz açısından kıymeti değerlendirilmiştir
İstihbaratın bir alt disiplin olarak gelişimi ve Türkiye'de istihbarat çalışmaları: Algılar, sorunlar ve çözüm önerileri
Kadim bir olgu olan istihbarat, bilgi çağının da etkisiyle 2. Dünya Savaşı sonrasında başta ABD olmak üzere Anglosfer ülkelerinde bilimsel bir alan haline geldi. Filizlendiği Anglosfer'de istihbarat aynı zamanda çağın imkân ve kabiliyetlerini de kullanarak hızlıca büyüdü. İstihbarat girmiş olduğu bu yeni mecrada, Akademyanın Fildişi Kulesi olarak taçlandı. Kendine bilimsel alanda yüksek bir kule inşa etmeyi başaran istihbarat ne var ki özünde barındırdığı gizlilik unsuru nedeniyle Anglosfer'de yeni şişelere eski şarap misali artık birbirini tekrarı olan ve devlerin omuzlarında yükselemeyen bir literatür olarak son dönemde rutin bir çizgi izlemeye başladı. Nitekim bu stabil durum geçmişi anlayan, bugünü anlamlandıran ve geleceği öngörmek gibi geniş bir vizyona sahip olan istihbaratın akademideki tamamlayıcısı olan İstihbarat Çalışmaları için de yeni arayışların kapısını araladı. Tez çalışması da tam bu noktada, alanın bu arayışından ve akabinde yolculuğun hangi yöne evrilebileceğinin bir nevi merakıyla doğdu. Çalışma, alanının ilerlemeye devam edebileceği yeni akademik durağı için örneklem olarak seçilen Türkiye'deki İstihbarat Çalışmalarının akademik seyrini izledi. Anglosfer'in Türkçe istihbarat literatürü üzerinde oldukça fazla etkisinin bulunduğu ve neticede özgün bir literatürün de oluşturulamadığı görüldü. Bu ahval ve şeraitin Türkiye'de, istihbaratın akademide yerleşik bir disiplin olmasına olanak vermediği gibi istihbarat ile ilgili bir akademik camianın da oluşumuna engel teşkil ettiği tespit edildi. Ülkede alanın gelişimini menfi yönde etkileyen faktörlerin ise iç dinamikler olan istihbarat algısı ve istihbarat sisteminin sorunları olduğu bulgusuna ulaşıldı. Ardından İstihbarat Çalışmalarının, Türkiye'de ve Anglosfer'deki seyri arasında benzerliklere rağmen ülkenin farklı politik ve sosyokültürel gelişim süreçlerinin de etkisiyle Türkiye'de alanın geriden geldiği sonucuna varıldı. Araştırma sırasında bu iç dinamiklerden kaynaklanan sorunların benzer şekillerde birçok ülkede yaşandığı ve Türkiye'ye özgü problemler olmadıkları saptandı. Araştırma biraz derinleştirildiğinde, ülkede gerek akademik alanda gerekse istihbarat alanında yaşanan değişim ve ilerlemelerle Anglosfer ile farkın hızla kapanabileceği dair emarelere rastlandı. Farkın kapanabilmesi içinde çalışmada, İstihbarat Çalışmalarının akademik konumlanışının Uluslararası İlişkiler disiplini çatısı altında olması gerektiği savunuldu ve salt akademik yazın veya akademisyenler anlamında değil eğitim ve müfredat yönünden de akademik perspektifin takip edilmesinin önemine vurgu yapıldı. İlave olarak, son yıllardaki istihbarat eğitimine verilen ehemmiyetin aynı şekilde yükseköğretimdeki sivil alanda verilen eğitimlere de gösterilmesinin gerektiğinin altı çizildi. Araştırma, bazı çözüm önerilerine yer verilmesiyle birlikte sonlandırıldı. Anahtar Kelimeler: Anglosfer Ülkeleri, İstihbarat Çalışmaları, İstihbarat Eğitimi, Türkiye, Uluslararası İlişkiler Disiplini.
Medikal istihbaratın ulusal güvenlik üzerindeki etkisi
Bu araştırmada; günden güne değişen güvenlik algısıyla birlikte, devletin varlığının temeli olan ulusal güvenliğin sağlanmasında Medikal İstihbarat faktörünün tartışılmaz önemi araştırılmıştır. Araştırmada öncelikle 'güvenlik' kavramının farklı tanımlarına yer verilerek ortak bir tanıma ulaşılmak amaçlanmış; güvenlik ve tehdit arasındaki ilişki incelenerek sonuca varılmaya çalışılmıştır. 'Tehdit' kavramının çok boyutlu ve asimetrik bir olgu haline geldiği anlatılmış, ulusal güvenliği etkileyen medikal tehditlerin genel çerçevesi çizilmiştir. Tarih boyunca kimi zaman ciddi olayların seyrini değiştirebilecek asimetrik etkiye sahip salgın hastalıklardan örnekler verilmiş; günümüzde biyoteknolojik ve medikal tehditlerin insan güvenliğini, sağlığını ve dolayısıyla ulusal güvenliği tehdit ettiği örneklendirilerek anlatılmıştır. İnsan ve doğa sağlığına ciddi zararlar verebilen salgınların doğal yollarla oluşup oluşmadığının kolaylıkla tespit edilemeyecek kadar derin etkilere sahip olduğu açıklanmıştır. 'Medikal tehdit' veya 'medikal istihbarat' olgularının kötüye kullanılmasıyla, bireysel veya ulusal güvenliğe karşı oluşturduğu ciddi tehditler örneklendirilmiş; bu tehditler neticesinde devletlerin yeni güvenlik tedbirleri almak zorunda kalmasıyla daha da önem kazanan 'medikal istihbarat' kavramı analiz edilmiştir. 'Medikal istihbarat' faaliyetlerinin, devletlerin ulusal güvenliklerini sağlayabilmesi, sınırlar içinde veya dışındaki bulaşıcı hastalıkları, sağlığı tehdit edebilecek birçok tehdidi önceden tespit edip vaktinde uyarmasıyla ne denli önleyici bir güç olabileceği açıklanmıştır.
İstihbarat yönetiminin geleceğinde özel istihbarat şirketlerin rolünün analizi
İstihbarat yaşanan zamanın şartlarına uygun olarak geliştirilen bilinmezliğe karşı önceden tedbir almak, muhtemel sorunlarla mücadele etmek ve yön vermek için elde edilen verinin akıl, zekâ süzgecinden geçerek ortaya çıkarılmasıyla elde edilen üründür. Literatürde istihbarat akıl, zekâ, anlayış, malûmat, vukuf, işitilen, alınan, toplanan haberler ve bilgiler olarak tarif edilmektedir. Ancak teknik olarak incelediğimizde istihbarat kelimesinin kapsamı ham bilgilerin işlenmesi, tasnif, kıymetlendirme, yorum ve analiz sonucu üretilen ürün şeklindedir. Bu ürün plânlama, araştırma, deliller toplama, çeşitli aklî ve tecrübî ilmî metotlar ile onları değerlendirip bir sonuç istihsal edilmesi ve en uygun kullanma yöntemini içine alan faaliyetler bütününden oluşur. Soğuk Savaş döneminin bitmesi ve 11 Eylül saldırılarından sonra uluslararası arenada güvenlik ve istihbarat alanında önemli değişimler yaşanmıştır. Reel politik düşüncenin etkisi ile devletlerin hâkimiyet ve varlıklarını sürdürme mücadelesinde asli görevi olan güvenlik ve istihbarat alanında yaşanan teknolojik gelişmelerin hız kazanması ve hegemon devletlerin kamufle stratejileri istihbarat yönetiminde değişimleri ortaya çıkarmıştır. Bu değişimlerin en önemlilerinden biri devletlerin küresel ölçekte etkili olan özel istihbarat şirketlerini kullanmaya başlamalarıdır. Özel istihbarat şirketlerin kullanılmasındaki artış ve yaşanan durumlar uluslararası ilişkilerde yeni bir tartışmayı da beraberinde getirmiştir. İstihbarat yönetiminde özel şirketlerin kullanılmasının devletlere etkileri ve hizmet verdikleri bölgelerdeki uygulamaları sorgulanır hale gelmiştir. Sonuç olarak bu çalışmada Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Rusya Federasyonun (RF) istihbarat sistemleri ve bu devletlerle ilintili uluslararası alanda ön plana çıkan özel şirketleri ele alınmak suretiyle, reel politik paradigma kapsamında özel istihbarat şirketlerinin istihbaratın geleceğindeki rolü analiz edilmiştir.
Türkiye'de mali tahlil ve istihbarat çalışmalarının Basel II standartlarına uyumu ve katılım bankaları üzerinde bir uygulama
2004 yılında Basel II Standartlarının yayınlanmasıyla birlikte birçok Avrupa ülkesinde faaliyet gösteren bankalar bu standartlara uyum konusunda yoğun çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. 2006 yılında bankaların Basel II standartlarına uyma zorunluluğu AB müktesebatına dahil edilmesiyle, AB'ye üyelik yolunda olan ülkeler için bu standartlara uyum zorunlu hale gelmiştir. Temel amacı bankaları krizlere karşı daha dirençli hale getirmek olarak ifade edilen Basel II standartlarına uyum konusu, Türkiye'de yasal, siyasi ve ekonomik birçok nedenden dolayı tartışılmış ve ilk başta 2008 yılında uygulanması planlanan standartlar belirtilmeyen bir süreye ertelenmiştir. Fakat AB üyeliği konusunda çalışmaları devam eden Türkiye'nin Basel II standartlarına uyum çalışmalarına hız kesmeden devam edeceği belirtilmiştir. Her ne kadar Basel II standartlarında asgari sermaye yeterlilik hesaplamaları öne çıksa da, Basel II standartları etkileri geniş ve derin olan standartlardır. Türkiye açısından bakıldığında kredilendirmedeki yöntem ve süreç değişikliği büyük önem arz etmektedir. Basel II standardıyla birlikte kredilendirmede firma için verilen derecelendirme (rating) notu, kredi limitinin tespit edilmesinde, kredi fiyatlamasında ve teminat yapısının belirlenmesinde ana faktör olarak kabul edilecektir. Günümüzde kredilendirme ise bankalarca yapılan mali tahlil ve istihbarat (MTİ) çalışmalarına göre yapılmakta olup, bu çalışmaların bankacılık sektörü açısından önemi, Basel II standartlarına uyumu ve MTİ çalışanlarının derecelendirme sistemine bakış açılarına ilişkin literatürde fazla kaynak bulunmamaktadır. Bu çalışmayla; bankacılık sektörünün üzerinde durduğu en hassas faaliyetlerden biri olan kredilendirme sürecinin MTİ çalışmaları ve bu çalışmaların temel dayanakları incelenmiş ve bu sürecin Basel II standartlarının sonucu olan derecelendirme sistemine uyumu tartışılmıştır.Bu bağlamda Türkiye'de faaliyet gösteren 4 katılım bankasının 83 MTİ uzmanına anket uygulanmıştır. Sonuçlara göre; MTİ çalışmalarıyla, Basel II standartlarının yapılmasını ön gördüğü uygulamalar arasında temel farlılıklar olmadığı, hem Basel II standartlarının önerdiği derecelendirme sisteminde hem de mali tahlil çalışmalarında firmaların kredi değerliliğini belirleyen ana faktörün firma mali verileri olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında firma mali verilerine olan güvenin az olduğu, bu nedenle derecelendirme sistemine olan güvenin de düşük olduğu görülmüştür. Basel II standartlarına uyum konusunda eğitim alan personelin az olduğu ve alınan eğitimin personelin tamamını tatmin etmediği tespit edilmiştir. Sonuç kısmında; yapılan bu çalışmanın bulgularından bahsedilmiş ve önerilerde bulunularak literatüre katkı sağlanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Basel II, Mali Tahlil ve İstihbarat, BIS, Kredi, Risk, Sermaye, KOBİ, Katılım Bankası
Vergilendirilebilir gelirin tespitinde vergi istihbaratının önemi ve işlevi
Bu çalışmada daha az vergi ödemek ya da hiç vergi ödememek amacıyla vergiye tabi gelirin gizlenmesi, bunun yöntemleri, geliri gizlemenin hukukî sonuçları ile gizlenen gelirin tespiti amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan vergi istihbarat faaliyetleri ve bunların sonuçları incelenmiştir.Türk vergi sisteminde kaynak ve net artış teorilerinin sentezi benimsenerek bütün gelirler kavranmaya ve vergilendirilmeye çalışılmaktadır. Beyan esasının geçerli olduğu ülkemizde mükellefler de doğal olarak vergiye karşı direnç algısıyla elde edilen gelirlerini gizlemeye çalışmaktadır. Devlet ile mükellef arasındaki bu çıkar çatışması ortamında, Gelir İdaresi hukuksal yaptırım gücü ile birlikte gelişen teknolojinin de imkânlarını kullanarak gizlenen geliri ortaya çıkarmak ve bunun üzerinden vergi almak çabası içerisindedir.Gerçek ve tüzel kişiler hakkında açık ya da gizli bilgilerin yürürlükteki mevzuat çerçevesinde toplanarak anlamlı bir bütünlük içerecek düzeyde ve vergi incelemesine done teşkil edecek şekilde analiz edilmesi süreci olarak tanımladığımız vergi istihbarat faaliyetleri sonucunda, vergi incelemelerinin verimliliğinin arttığı, kayıt dışı ekonomik faaliyetlerde azalma sağlandığı ve mükelleflerin vergiye karşı dirençlerinin azalarak vergiye gönüllü uyum düzeyinin arttığı gözlemlenmiştir.
ulusal güvenliğin sağlanması açısından iç güvenlik istihbaratının önemi
Devletlerin var olma süreçlerinde iç ve dış tehditlere karşı, ulusal güvenliklerinin teminat altına alınmasında, istihbarat faaliyetlerinin önemli ve ayrıcalıklı bir yeri olduğu şüphesizdir. İstihbarat, çok disiplinli ve geniş çalışma alanlarını bir arada barındıran bir kavram olup ulusal güvenlik stratejilerinin de temel yapı taşlarındandır. Ulusal güvenliğin sağlanmasında, devletin iç ve dış her türlü tehlikelerden korunmuş olarak varlığının devamı, bu tehdit ve tehlikelerin önceden bilinmesi ve tedbirler alınmasıyla mümkündür. Dünyada güçlü devletlerin siyasi stratejilerini evrensel ortamda kabul ettirmek için etkili istihbarat yöntemleri uyguladıkları görülmektedir. Ancak ülkemizde istihbarat faaliyetlerine verilen önem, hak ettiği konumda değildir. Bu kapsamda ülkemizde istihbaratın akademik yönden araştırılması, istihbarat yöntemleri konusunda iyi yetişmiş istihbarat elemanları ve sağlam organize edilmiş istihbarat örgütlerinin varlığı, bağımsızlık ve güvenliğimizin teminatı olması yönüyle gereklidir. Ulusal güvenliğine ilişkin olarak güvenlik ile ilgili ve İstihbarata ait temel kavramların araştırılması, güvenlik ve istihbaratın kesişen noktasında ulusal güvenliğin sağlanması açısından iç güvenlik istihbaratının incelenmesi ve öneminin vurgulanmasına çalışılacaktır. Ulusal Güvenlik ve İstihbaratın tez konusu olarak seçilmesi, araştırmanın kamu yararına olması ve konu ile ilgilenen akademik personel ve araştırmacılara fayda sağlayabilmesi hasebiyledir.
21. yüzyıl dış politikasının vazgeçilmez aktörü gizli servisler: Ortadoğu ölçeğinde ABD, Türkiye ve İsrail gizli servisleri örneği
Gizli Servisler, 1. Dünya Savaşı'nda İngiltere, Almanya ve Fransa gibi gelişmiş ülkelerin Ortadoğu coğrafyasını yeniden düzenleme sürecinde, en az ülkelerin silahlı kuvvetleri kadar etkin bir rol oynamışlardır. Gizli servisler, savaş dönemlerinin yanı sıra barış zamanlarında da hasım ülkenin silahlı kuvvetleri hakkında teknik bilgi elde etmenin yanı sıra psikolojik harekat kapsamında, mücadele içerisinde bulunulan ülkenin etnik, sosyal ve ekonomik yapısında var olan kırılganlıkları tespit ederek, ayrışmalar yaratmak üzere hamleler yapmaktadır. Bu sayede, gizli servisler bağlı bulunduğu ülkedeki karar alıcılar uluslararası arenada elinin güçlenmesini sağlayacak verilere ulaşması için gayret sarf etmektedirler. Günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hükümetleri izledikleri dış politikalarında, gizli servislerin geçmişten gelen deneyimleri, birikimleri ve elde ettikleri bilgilere büyük önem atfetmektedirler. Yapılan bu çalışma, dünyada birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülke olmakla birlikte, spesifik olarak Ortadoğu'da etkin, proaktif bir siyaset izleyen, hâlihazırda dünyada süper güç olma özelliğini koruyan ABD, bölgesel güç olma iddiasında olan ve bu yönde dış siyaset izleyen İsrail ve Türkiye ile sınırlandırılmıştır. Özellikle Soğuk Savaş sonrasında, iki kutuplu bir dünyadan çok kutuplu bir dünyaya geçiş döneminde, Ortadoğu merkezli olarak yeniden düzenleme hareketi gerçekleşmektedir. Realist yaklaşımın küreselleşmeye evrildiği dünya düzeninde, süper güç ABD, Ortadoğu'yu kendisine "vadedilmiş toprak" olarak gören İsrail, Ortadoğu'da Osmanlı'nın bakiyesine sırtını dönemeyeceğini anlayan Türkiye'nin, gizli servis yapılanmaları, gizli servisler aracılığıyla bölgede attıkları adımlar, bölgedeki sorunlara bakış açıları ve müdahale yöntemlerindeki farklılıklar detaylı şekilde incelenecektir. Anahtar kelimeler: Gizli servisler, Ortadoğu, ABD, dış politika
Terörizm ve istihbarat etkileşimsel dönüşüm
Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle 1990'lı yıllardan itibaren terörizm basit bir kavram ve olgu olmaktan çıkarak küresel ve siyasi bir aktöre dönüşmüştür. Küreselleşme olgusu terörizmi küresel bir güce dönüştürmüş, bunun karşısında ise istihbarat küresel bir misyona, vizyona ve stratejiye sahip olmak durumunda kalmıştır. Bu durumun sonucu olarak 'terörizm ve istihbarat' kavramları küresel terörizm olgusunun güç kazanmasıyla beraber birbirinden ayrılmaz bir yapıda faaliyet göstermeye başlamıştır. Bu faaliyetlerin sonucunda istihbarat ile terörizm arasında döngüsel bir diyagram ortaya çıkmıştır. Terörizm ruhu, mantalitesi, dinamikleri itibariyle bütün klasik istihbarat algılarını ve yaklaşımlarını adeta yerle bir etmiş, istihbarat devrimi kaçınılmaz bir süreç olarak ortaya çıkmıştır. İstihbaratın bu dönüşüm sürecinin her aşamasında bilim ve teknolojinin etkileri görülmüş; araştırma, geliştirme ve inovasyon faaliyetleri ağırlık kazanmıştır. Bu çalışma ile terörizmin etkisiyle istihbaratın yaşadığı dönüşüm sürecinin tüm dinamiklerinin ve bileşenlerinin analiz edilerek sürecin anlamlandırılması amaçlanmıştır. Böyle bir çalışmanın ülkemiz istihbarat disiplinine akademik derinlik katacağı, istihbarat disiplinin gelişimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: terörizm, istihbarat, küreselleşme, teknoloji, analiz.
Hibrit savaşta infodemik sosyal medyanın meydan okuması: Libya iç savaşı örneği
İstihbarat geçmişten günümüze devletlerin en önemli araçlarından ve kurumlarından biri olmuştur. İstihbarat disiplini birden fazla tekniğin kullanılarak elde edilen bilginin, ilgili makamlarca o konuyla alakalı politika ve eylem planı oluşturulmasının ilk adımıdır. Büyük savaşların, insan gücünün, kitlesel silahların yapabileceği etki, elde edilecek olan bir istihbarat ile diğer yöntemlere nazaran çok daha maliyetsiz, yıkımsız ve kayıpsız çok daha küçük bir bilgi ile yapılabilir. İstihbarat teşkilatları günümüzde dijital mecraların ve teknolojik imkânların gelişmesi, sosyal medya kullanımının yayılmasıyla birlikte yeni bir faaliyet alanı bulmuştur. Bu faaliyet alanı da başta sosyal medya olmak üzere farklı aparatların kullanımına yol açmıştır. Bir ülke hakkında, seçilen bir konu üzerine istihbarat çalışması yapılırken, sosyal medya kullanıcıları üzerinden okumalar yapmak, o konuyla alakalı toplumun vereceği genel tepkileri saptamak mümkündür. Akabinde o konuya dair nasıl yönlendirme yapılacağı ve hatta toplumun hassas noktaları üzerine gidilerek nasıl provoke edileceği konusunda ciddi bilgiler edinilebilir. Ülkemizde ve dünyada yaşanan birçok olayda, sosyal medyanın olayları yönlendirme veya provoke etme gücüne eriştiğini görülmektedir. Bu bağlamdan yola çıkılarak sosyal medyanın toplumların yönlendirilmesi ve eğilimlere erişim bağlamında başat bir istihbarat yöntemi olduğu, elde edilen veriler ve cereyan eden hadiseler ışığında ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çalışma kapsamında bu konu Libya İç Savaşı özelinde derinlemesine anlatılacaktır. Anahtar Kelimeler: İstihbarat, Sosyal Medya, Dijital İstihbarat, Libya, Trablus, Bingazi, 17 Şubat, Kaddafi, Halife Hafter.
Terörist yapıların marjinalleştirmesinde siber istihbarat: DAEŞ örneği
Bu çalışma, terörle mücadeleye yönelik ilgililere bakış açısı kazandırması amacıyla, siber istihbaratın teröristle mücadelede oynayacağı rolün ortaya koyabileceği sonuçlarını gerek kavramsal gerekse yapısal olarak araştırmaktadır. İstihbarat ve terörizmin siber uzay boyutlarına odaklanmak suretiyle tarihsel bir bağlamda ele almakta ve tahlil etmektedir. Bu doğrultuda ilk olarak istihbarat ve terörizmin tarihsel serüveni incelenerek siber uzaya bağlı değişim ve dönüşümü ele alınmaktadır. Devamında ise siber istihbaratın teröristle mücadele ve yürütülen istihbarat faaliyetleri kapsamında yeterli düzeyde kavramsallaştırılabilmesinin etkileri değerlendirilmektedir. İkinci olarak siber istihbaratın mevcut durumunun uygulamalarla resmedilerek teröristle mücadelede belirlenmiş (doğruluk, isabet ve devamlılık) parametrelerle ölçülmesi sonrasında, kavramlarla ulaşılmak istenen nihai duruma katkısı (kuvvet çarpanı, maliyet etkin teröristle mücadele ve sert mücadeleye katkı) ölçülmeye çalışılmaktadır. Üçüncü ve son olarak da mevcut durumun incelenmesi esnasında tespit edilen parametreler, DAEŞ'in bir vaka olarak ele alınmasıyla ulaşılmak istenen nihai duruma katkısı sorusuna cevap aranmaktadır.
The Islamic State between facts and exaggeration & the role of U.S. intelligence and secretive agencies in the war against terrorist organizations
The Islamic State (IS), The Islamic State of Iraq and al-Sham (ISIS), or its most used version in English-speaking countries as The Islamic State of Iraq and Levant (ISIL) is wildly known for its barbaric and oppressive practices. Still, it is also known for promoting such practices in the media in general and on social media, which is mainly considered and used as a tool of psychological warfare against the enemy and as a source of funding. This work deals with ISIS and its foundation. It examines the origins, background, ideology, and propaganda used and the cyber activities of this terrorist group. It also touches on the U.S. intelligence and secretive agencies and their way of handling the battle against these Jihadis. Therefore, this dissertation focuses on ISIS propaganda and the types of off-line and online activities (real space and cyberspace activities) conducted since its creation to examine the extent of its threat to the security services, governments, and international bodies, besides studying the level of severity of its offensive strategy and how security and intelligence agencies, governments and international bodies work to protect and safe the global information infrastructures before the cybernetic assaults, and the lives of civilians against terrorists' active targeting. So, this work aims to understand and analyze the deep reasons behind the emergence of such a movement and to understand its nature and thus understand its structure and method of expansion. This work also discusses and re-analyses the missteps and moves of the American security servers in their dealings with Al-Qaeda, which caused the emergence of a more violent movement such as ISIS. The dissertation uses a secondary research method, based on past data and longitudinal studies to review, re-analyze, and interpret events and facts spanning different periods, mainly between the 1980s and 2019, in addition to relying on historical references dating back to the 1200s. The data presented in this work are on an official and professional basis. Thus, it provides a large scope of expertly gathered and processed information. This research has represented conclusions that revolve mainly around these points; the ISIS ideology is not a spur of the moment, but it goes back to the era of the 1200s, and there is a clear gradation in violence and terrorism. International laws and American security services dealt with suspicious methods and double standards which worsened the security situation in the Middle East, specifically in Iraq and Syria, which contributed to the expansion and incursion of extremist terrorist ideology, and the phenomenon of ISIS. This work contributes to understanding the roots, references, and backgrounds of Sunni terrorist movements, to avoid the birth of similar movements shortly or at least facilitate the understanding of its intellectual and field ideology.
Sultan Baybars dönemi Berîd Teşkilatı
Memlükler Devleti'nde (648-923/1250-1517) Bahrî Memlükler (648-784/1250-1382) özellikle Baybars Devri (658-676/1260-1277) siyasî, idârî ve askerî teşkilâtların oluşturulduğu ve biçimlendirildiği bir devre olarak ön plana çıkmaktadır. el-Melik ez-Zahir Rükneddin Baybars el-Bundukdari, Haçlılar ve Moğollar ile sürdürdüğü etkili savaşlar, hasımlarının kendi aralarında anlaşmasını önlemek için sergilediği başarılı diplomatik faaliyetler ve iç politikada getirdiği yeni düzenlemeler sayesinde Memlük Devleti'nin asıl kurucusu sayılmaktadır. Yaptığı düzenlemelerden en hayatî olan müessese berîd müessesesidir. İzleri kaybolmak üzere olan Abbâsî berîdinin üzerine Asya bozkır kültürünü nakşederek atlı süvarileri kullanmış, güvercin postası ve işaret kuleleri gibi erken uyarı yöntemlerini fonksiyonel bir şekilde sisteme dâhil ederek müesseseyi kendine özgü bir yapılanma ile tesis etmiştir. Baybars berîdinin başarısının altında çeşitli iletişim yöntemlerinin tek bir kalem altında kullanılması ve tek bir haberin hızlı ve mümbit bir şekilde iletilmesi için üç sistemin birleştirilmesi gibi sebepler yatmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı İslam coğrafyasında şekillenen haberleşme ve istihbarat kurumunu Baybars özelinde inceleyerek dönemin farkını ortaya koymaktır. Çalışmanın giriş bölümünde ana hatlarıyla Memlük Devleti teşkilâtı hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde berîdin İslam tarihindeki seyri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde araştırma konusu olan Baybars dönemi berîd teşkilatına öncesi ve sonrasıyla yer verilmiş, Baybars berîdinin teşekkülü, işleyişi ve finansman kanallarından bahsedilip önemi vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Berîd, Baybars, Memlük, istihbarat
Terörizmle mücadelede istihbarat kullanımı: Türkiye ve PKK terör örgütü örneği
Etnik sorunlar, başlangıçta iç politikanın bir parçası olarak ortaya çıksalar da kısa sürede uluslararası politikanın bir parçası haline gelerek devletlerin ulusal ve bölgesel varlığını tehlikeye atmaktadırlar. Etnik temelli terör örgütleriyle mücadele etmek zorunda kalan devletler, bu çatışmaların sona ermesi için çeşitli parametreleri kullanmaktadır. Başlangıçta askeri yöntemlere başvurularak belirli bir düzeyde başarı elde edilebilse de klasik terörle mücadele süreçlerinin etnik terörden kaynaklanan çatışmaların çözümünde yetersiz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, etkin bir mücadele için sorunun temel nedenleriyle bütüncül bir şekilde mücadele etmek gerektiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda, bilgiye olan ihtiyaç ve bu bilgiye erişme kapasitesi için oluşturulan istihbarat kurumlarının hayati öneme sahip olduğu açık bir gerçektir. Bu nedenle çalışmanın temel amacı, Türkiye'de terörizmle mücadelede istihbaratın rolünü ve istihbarat sağlayan kurumların tarihsel süreç içindeki yapısal, yasal ve teknolojik gelişimini açıklamaktır. PKK terör örgütü vaka olarak ele alınmış ve örgütün kuruluşundan bugüne kadar olan süreçte Türk istihbarat kurumlarının yapısal, yasal ve teknolojik değişiklikleri incelenmiştir. Araştırma, geleneksel güvenlik sistemlerinin, askeri veya istihbarat teşkilatlarının asimetrik tehditlerle etkili bir şekilde mücadele edemediğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, terörizmle mücadele eden ülkelerin başında gelen Türkiye'nin, istihbarat kapasitesini artırmak ve güvenlik sistemlerini sürekli geliştirmek zorunda olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca, araştırma Türkiye'nin terörizmle mücadelesinde istihbarat ihtiyaçlarının değiştiğini, askeri ve istihbarat kurumları arasındaki görev ve yetki dağılımının yeniden şekillendiğini, yeni sorumlulukları yerine getirecek organizasyon yapılarının oluşturulduğunu ve teknolojik gelişmelerin istihbarat kurumlarına entegre edilmeye çalışıldığını göstermektedir. Ayrıca, teknolojinin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan yapay zekâ destekli modelleme ve simülasyon çalışmalarının, terörizmle mücadelede kullanılabileceği gibi istihbarat kurumlarının gelişimi ve eksikliklerinin belirlenmesinde de kullanılabileceği vurgulanmaktadır. Böylece çalışma, terörizmle mücadele stratejileri ve istihbarat kurumlarının gelişimine katkı sağlamayı hedeflemektedir.
Cumhuriyet Dönemi istihbarat örgütleri
Modern anlamda ilk istihbarat teşkilatının kurulması, Osmanlı Devletinin son dönemlerine denk gelmektedir. Mütareke ve Milli Mücadele dönemlerinde Türk bağımsızlık mücadelesine ciddi destek veren çok sayıda gizli (istihbarat) gruplar kurulmuştur. Bu istihbarat grupları çok kısa ömürlü olmuşlardır. Genelde amaçları, İstanbul?dan Kurtuluş Savaşı?nın sürdüğü Anadolu?ya nitelikli asker ve silah aktarmak olarak şekillenmiştir. 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti?nin kurulmasından çok kısa bir süre sonra ?devlet çapında istihbarat? yapacak modern bir istihbarat teşkilatına gereksinim doğmuştur. 1926 yılına gelindiğinde Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti?nin kurulma çalışmaları başlamıştır. Bu teşkilat ülke içi ve dışı istihbarat çalışmalarını konu edinmiştir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin gelişimine paralel olarak da büyümesini sürdürmüştür. Türkiye Cumhuriyeti devleti geliştikçe birçok dünya ülkesinde olduğu gibi Türkiye?de de başka istihbarat birimlerinin kurulmasına ihtiyaç duyulmuştur. Bu ihtiyaç kapsamında, 1937 yılında Emniyet Teşkilatı Kanununda yer alan Polis İstihbarat Birimi kurulmuştur. Kuruluş amacına ilişkin faaliyetlerine ancak 1951 yılında başlayabilmiştir. Genel amacı ülke seviyesinde, suç ve suç örgütleriyle mücadelede önleyici tedbirler almak olarak belirlenmiştir. Böylelikle polis içinde kriminal bir istihbarat birimi oluşmuştur. Çalışma esnasında, istihbaratın ?gizlilik? ilkesinin, istihbarat arşivlerine de yansıdığı görülmüştür. Bu bilgi ve belgeler azami ölçüde değerlendirilmiştir. Çalışmanın bütünlüğüne ışık tutacak istihbaratla alakalı ana konulara kısa temas yapılacaktır. Osmanlı?nın son döneminde kurulan Yıldız İstihbarat Teşkilatı ve Teşkilat-ı Mahsusa?nın yaşadığı tarihi süreçten bahsedilecektir. Bu istihbarat birimlerinin kuruluşuna bakıldığında, sadece ülke içi, sadece ülke dışı veya hem ülke içi hem de dışına yönelik istihbarat ile meşgul oldukları görülür. Bu nedenle iç ve dış istihbarat kavramlarına temas edilmiştir
İstihbarat ve karşı istihbarat hizmetlerinin aralarındaki ilişkiler
Günümüzde şirketlerin ve devletlerin varlığı, elde ettikleri istibaratı kullanma ve karşı istihbarat uygulamlarına bağlıdır. Tarih içerisinde bu konuda birçok farklı örnek mevcuttur. Fakat incelenen olaylar ve durumlar değerlendirildiğinde ifadeler ve uygulamalar arasında farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu nedenle bu çalışmada, istihbarat ve karşı istihbaratın mevcut tanımları ve uygulamaları değerlendirilmiş ve mevcut duruma göre tanımlamalar yapılmaya çalışılmıştır. Ayrıca yapılan tanımlamalar esas alınarak mevcut modeller değerlendirilmiş ve devletler bağlamında istihbarat, karşı istihbarat uygulamaları için yeni bir model teorisi ortaya konulmuştur.
Siber tehdit istihbaratıyla özgün tehdit aktörleri veri kümesi oluşturma ve sınıflandırma
Siber uzayda bilgi işleyen teknoloji ve veri varlığının artışıyla birlikte gelişmiş sürekli tehdit aktörü olarak tanımlanan gruplar ortaya çıkarak endüstriyel casusluk, sabotaj ve hırsızlık suçlarını işlemektedirler. Kuruluşlar veri varlığını korumak için siber güvenlik süreçlerini iyileştirme amacıyla siber savunma faaliyetleri ve bu faaliyetlerin yerine getirilmesi için gerekli savunma teknolojilerine yatırım yapmaktadırlar. Siber tehdit istihbaratı ise bu savunma faaliyetleri içerisinde daha bilinçli izleme, tespit ve müdahale adımlarını güçlendirmek amacıyla faydalandıkları bir alandır. Bu çalışmada kurum ve kuruluşların savunma faaliyetleri kapsamında tespit ve önleme kabiliyetlerini arttırılması amacıyla tehdit istihbaratından elde edilen zararlı göstergelerle tehdit aktörlerine ait veri kümesi oluşturulması ve sınıflandırılması hedeflenmiştir. İnternet üzerinden tehdit aktörlerine ve siber saldırılara ait zararlı göstergelerin toplanarak oluşturulacak olan veri kümesi ile daha önceki benzer siber saldırı aktivitelerinin çıkarılması hedeflenmektedir. Olay müdahale süreçlerinde elde edilen zararlı göstergeler veri kümesinde yer alan özniteliklerle karşılaştırılarak tehdit aktörü veya bir siber saldırıya ait tehdit istihbaratı ilişkisi çıkarabilir. Çalışma sonucunda zararlı gösterge ile ilişkili siber saldırı veya tehdit aktörünün daha önceki saldırılarda kullandığı zararlı göstergelerin çıkarımı sağlanacaktır. Oluşturulan veri kümesi ile tespit edilen bulgunun tehdit aktörü ilişkisi konusunda çıkarım yapılmasını sağlayacaktır. Örneğin, Olay müdahale çalışması ile tespit edilen IP adresi hakkında servis sağlayıcı ve IP bloğu bilgisi ile oluşturulan veri kümesi içerisinde yer alan IP adresi benzerlik ilişkisine bakılarak ilişki kurulan bir siber saldırı veya tehdit aktörü hakkında bilgi edinilebilir.
Erken Dönem İslam dünyasında Berid Teşkilatı ve istihbarat
İlk çağlardan itibaren insanoğlunun en önemli ihtiyaçlarından biri haberleşmedir. İnsanlar Bu ihtiyacın giderilmesi için çeşitli organizasyonlar oluşturmuşlardır. İslam tarihinde posta ve haberleşme sistemi olarak karşımıza Berid teşkilatı çıkmaktadır. Müslümanlar Hz. peygamber döneminden itibaren haberleşme faaliyetleri içinde bulunmuşlardır. Hz. Ömer zamanında devlet yönetimi alanında görülen kurumsallaşma faaliyetleri haberleşme faaliyetlerini de yakından etkilemiştir. Emeviler döneminde posta teşkilatı daha çok bir haber alma servisi şeklinde faaliyet göstermiştir. Abbasiler zamanında haberleşme faaliyetleri `'Divanü'l-Berid'' adı altında kurumsallaşmıştır.Berid teşkilatı, yolları, tesisleri ve çalışanları olan büyük bir organizasyondu. Çok fonksiyonel bir yapıya sahip olan Berid teşkilatı aynı zamanda bir haber alma servisiydi. Teşkilatın bünyesinde çok sayıda casus çalıştırılmıştır. Berid teşkilatı adeta halifenin gören gözü işiten kulağıydı. Bu teşkilatta çalışanlar hiyerarşik bir düzen içinde sıralanmışlardı. Haberleşme araçları olarak binek hayvanları, yaya postacılar, posta güvercinleri, ateş kuleleri ve gemiler kullanılmıştır. Posta teşkilatının kullandığı belli başlı yollar ve rotalar vardı. Bu yollar üzerinde habercilerin dinlenebileceği ve yorulan atlarını değiştirebilecekleri posta istasyonları bulunmaktaydı.Anahtar Kelimeler: Berid, İstihbarat, Hz. Peygamber, Hz. Ömer, Emeviler, Abbasiler
Kredi verme sürecinde mali analiz tekniklerinin kullanılması ve önemi
Bankacılık sektörünün gelişmiş ülkelerde ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonomideki lokomatif olma özelliği tartışmasız olarak kabul edilmektedir. Temel işlevi kredi mekanizmasıyla fon fazlası olan kişi ve kurumlardan söz konusu fonları belirli bir getiri karşılığında alıp, bu fonları piyasadaki fon ihtiyacı olan kişi ve kuruluşlara yine belirli bir getiri karşılığında satmak olan bankalar yüksek derecede kredi riski başka bir deyişle kredinin geri ödenmeme riski ile karşı karşıyadırlar. Ticari bankaların etkin bir şekilde kredi riskini yönetebilmesi kredi yönetim anlayışının da etkinliğine bağlıdır. Etkin bir kredi yönetimi ise kredi başvurusu ile başlayıp kredi geri ödemesi ile son bulan kredilendirme süreci ile yüksek bir korelasyona sahiptir.Kredi verme süreci çalışmada kredi başvurusu, kredi analizi, kredinin yapılandırılması, kredinin izlenmesi ve kontrolü şeklinde dört ana başlık altında incelenmiştir. Tezin konusunu da yakından ilgilendiren ve kredilendirme sürecinin bir aşaması olan kredi analizi etkin bir kredi yönetiminin can damarıdır. Kredi kullandırımları sırasında iyi yapılacak bir kredi analizi sayesinde başvuru sırasında firmanın kredibilitesinin düşük olduğu tespit edilebilecek ve batık bir kredi belki de erkenden önlenecektir. Kalitatif ve kantitatif analiz olarak özetleyeceğimiz kredi analizinde kalitatif analiz işin daha çok lafzi kısmı iken kantitatif analiz mali tabloların, çalışmada da ayrıntılarıyla ele alındığı gibi, çeşitli analiz teknikleriyle analizini ve yorumlanmasını kapsamaktadır. Ancak hem kalitatif analiz hem de kantitatif analiz birbirini tamamlayan iki farklı öğedir. Çalışmada da bunların üzerinde durulmaya çalışılmış ve bu tekniklerin kredi geri ödemelerinde ve firmaların kredibilitelerini tespit etmedeki önemleri vurgulanmıştır.
Ulusal güvenlik ve istihbarat: Türkiye ve ABD üzerine kavramsal bir çerçeve
ÖZET Ulusal güvenlik ve istihbarat birbiri ile kaçınılmaz bir şekilde yakından ilgilidir. Bilgi-eylem ilişkisi içerisinde zamanında, yeterli ve doğru "haberalma" yanında; dış politikanın eylem çıktısı olarak uygun "gizli ve örtülü müdahale yöntemlerinin seçilmesi ve yönetilmesi"; "propaganda" ile hedefin ikna edilmesi; öte yandan bilgi ve eylemlerin gizlenmesi/örtülü hale getirilmesi ve güvenliğinin sağlanması için gerekli olan "koruyucu güvenlik"; politika oluşturma ve uygulama süreci içerisinde döngüsel olarak sürekli etkileşim içinde birer faaliyet alanıdır. İstihbarat fonksiyonları, sadece karar verme sürecine doğru, zamanında ve faydalı bilgi ve değerlendirmeler sunmak ile sınırlı değildir. Uluslararası arenada söz konusu olabilecek ve geçmişte de yaşanmış güvenlik riskleri devletler arası açık veya gizli savaşlar olabilir. Bu savaş sadece diplomasi veya askeri güçle kazanılmaz. Böyle bir mücadele iç ve dış politikada hedef birlikteliği sağlayacak hiyerarşik-kurumsal bir disiplin içerinde yürütülecek bir gizli (açıkça ilan edilmemiş) savaş veya mücadele ile yürütülür. Böyle bir mücadele ise bilgi-eylem bileşkesi boyutları ile büyük ölçekte istihbarat fonksiyonları ile yürütülebilir. Güvenlik ve istihbarat ilişkisi uluslararası arenada yeni aktör, yöntem ve vasıtalar kazanmıştır, istihbarat fonksiyonları artık sadece gizli servislerin istihbarat üretimi ile sınırlı değildir. Yeni aktör ve yöntemler ile hedef ülkelerdeki ulus-devlet yapısı ve egemenliği, kısa devre edilerek; "Demokrasi", "Çağdaşlaşma" ve "Kalkınma" gibi modeller örtüsü altında, Finans Kurumları-NGO-Vakıf-Enstitü-Araştırma Merkezi-Çokuluslu Şirket gibi yapılar aracılığıyla, hedef ülkedeki kurumlar ve kitlelerle doğrudan ilişkiye geçmesi, toplum ile iktidar arasında bir ağ örülmesi hedeflenmektedir. Ülkelerin iç düzenlerinde toplumla devlet arasına giren bir örgütlenme sağlayarak, devlet egemenliğine paralel bir egemenlik kurulmaktadır.Paralel yönetimin oluşturulma süreci, içine sızılan devlet bürokrasisinin de yardımıyla, yaygın bir "medyatik" ve "entelektüel" yedek güç oluşumu ve "manifacturing public perception" denilen "kamu-oyunun algılama dizgesini üretme" sürecinde, ülke insanlarının, aslında kendilerine benimsetilmiş olan düşünceleri, ya da eylem planlarını, bizzat kendi kurumlarının, kendi beyinlerinin ürünüymüş gibi algılayıp, uygulamaya geçmeleri sağlanmaktadır. Bu süreçte, örgütlenme, kurumsallaşma ve uygulama birlikte yürütülerek, başka ülkelerin siyasal ortamına kolayca dalmak, ikili ilişkileri bozmadan sisteme nüfuz etmek üzere yeni örgütler oluşturulmaktadır. Sonuç olarak, demokrasi; etnik ve dinsel ayırımlar temelinde toplumsal ve siyasal alanda istikrarsızlıklar ve krizler yaratmak için ideolojik yönlendirmeleri de kapsayan bir müdahale aracı haline dönüştürülmektedir. Yeni stratejik güvenlik ortamında artık ulusal çıkarların askeri olmayan yollarla elde edilme ihtiyacı, askeri seçeneklerin en son başvurulacak yöntemler olması çeşitli istihbarat fonksiyonları ile desteklenen yeni ulusal güvenlik politikalarına olan gerekliliğin temel nedenidir. Ulusal güvenlik ve istihbaratın iç içeliği; sadece istihbarat üretimi değil ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkilerin örtülü yönlerini kullanmak, alternatif yöntemler bulmak ve dışarıdan bize yöneltilen eylemlere karşı korunmak için gerekli bir konsept sağlamalıdır. Ulusal güvenliği sağlamanın ve korumanın en etkili yolu, istihbarat fonksiyonlarımızın uluslararası güvenlik politikalarımızı destekleyecek şekilde yapılandırılması ve geliştirilmesidir. Türkiye, başkaları tarafından dayatılan değil, kendi stratejik projeksiyonlarını, uygulayacak çok yönlü ve menfaatlerinin bulunduğu her coğrafyayı kapsayacak bir istihbarat ağı ile, propaganda ve örtülü operasyon gücü ve yöntemlerini geliştirmek ve bu faaliyetlerini yeterli bir koruyucu güvenlik sistemi ile desteklemek zorundadır.
Türkiye'deki terörle mücadele bağlamında modern istihbarat tekniklerinin incelenmesi
Terörizm sorununun uluslararası camiada kabul gören bir tanımının yapılamaması ve terörizmle ortak mücadele edilememesi sonucu terör örgütleri ortaya çıkmaktadır. Terör örgütleri, kullandıkları araçları ve yöntemleri teknolojik gelişmelere bağlı olarak değiştirmektedirler. Değişen araç ve yöntemler bu sorunla mücadele edilmesini daha da zorlaştırmaktadır. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak değişen terör eylemleri insanlara ve yaşamsal kaynaklara ciddi zararlar vermektedir. Askeri yöntemlerle sürdürülen klasik terörle mücadele süreçleri terör eylemlerinin verdiği zararları engellemekte yetersiz kalmaktadır.Terörle mücadele süreçlerinde askeri operasyonların ve demokratik açılımların, tek başına bu sorunun üstesinden gelemedikleri görülmüştür. Kısa süreli siyasi çıkar amaçlı çözümlerin, sorunu daha da kötü bir hale sokup, işin içinden çıkılmaz bir hal almasına sebebiyet verdiği ortadadır. Stratejik istihbarat, sorun çözmede sağlam temeller kurarak, analizler yapması ve uygulamada koordineyi sağlaması sebebiyle, terörle mücadele süreçlerinde etkin bir mücadele yöntemi olarak kullanılmalıdır.Terörle mücadele sürecinde modern istihbarat teknikleri, terörizmin temelinde yatan sorunların en ince ayrıntısına kadar ortaya çıkarılmasında kullanılır. Modern istihbaratın bir gereği olarak kurgulanan Stratejik istihbarat yapılanması, olayların bir elden kontrol edilmesini gerektirir. Devletin gelişmesini engelleyen sorunların çözülmesi için gerekli tüm çalışmalar bu oluşum içerisinde organize edilir. Stratejik istihbarat oluşumu bünyesinde özel olarak yetiştirilmiş, alanında uzman personel ile birlikte toplumsal, ekonomik, psikolojik ve siyasi alanlardaki sorunların çözülmesi yolunda emin adımlarla yürünecektir. Stratejik istihbarat, sağlam bir yapı çerçevesinde kurgulanır ve terörle mücadele süreçlerine tam olarak entegre edilebilirse, insani ve ekonomik açıdan verilen kayıpların en düşük seviyeye düşürülebileceği ve toplumun kalkınması önündeki çoğu engelin kaldırabileceği görülecektir. Anahtar Sözcükler: Strateji, İstihbarat, Terörizm, Örgüt, Mücadele, Koordine, Başarı
İslam öncesi dönemde Türklerle Çinliler arasında casusluk faaliyetleri (Hunlar örneği)
Orta Asya'da ilk dönem Türk devletleri ile Çin Hanedanlığı uzun süreler sınır komşusu olarak yaşamışlardır. Hunlardan başlayarak Göktürkler ve Uygurlar da dâhil olmak üzere dönemin Türk devletleri, yerleşik bir tarım toplumu olan Çin'den ihtiyacı olan malzemeleri temin etmek amacıyla zaman zaman bu ülkeye yağma hareketlerinde bulunmuşlardır. Türkler, zamanla Orta Asya'da güçlenmiş ve Çin için önemli bir rakip olmuştur. Çin yönetimi bu güçlü rakip ile savaşarak baş edilemeyeceği kanaatine vardığında farklı yöntemlere başvurarak bu durumdan kurtulmanın çarelerini aramaya başlamıştır. Türkleri önce yıpratma, sonrada dağıtıp parçalama yoluna gidilmiştir Çin İmparatorları Hun ülkesine gönderdiği prenses, seyyah, din adamı, tüccar, hekim ve elçi vb. kılıklarındaki özel görevli casuslar vasıtasıyla yoğun bir istihbarat faaliyetlerine girişmişlerdir. Hunların da Çinliler kadar yoğun olmasa da benzer şekilde casusluk ve istihbarat faaliyetlerine önem verdikleri görülmektedir. Casusluk faaliyetleri insanlık tarihi boyunca her zaman var olmuştur. Dolayısıyla bu dönemde de gerek Çin Sarayı gerekse Hun Türkleri kendi adına çalışan casuslardan gelen istihbarata dair bilgilere göre dış diplomasilerine yön vermişlerdir. Bu dönemde iki toplum arasında yaşananlar değerlendirildiğinde Çinlilerin, Hun Türklerini önce iki parçaya böldüğü, sonrada ikiye ayırdığı bu parçaları birbirine karşı kışkırttığı görülmektedir. Bu sayede Çin hanedanlıları Hunların büyük fedakârlıklar ile kurdukları devleti casusluk ve istihbarat faaliyetlerini etkin kullanarak yine kendilerine yıktırmışlardır. Tüm bunları gerçekleştirme adına Hun topraklarında adeta cirit atan ve Türklerin her attığı adımı sıkı sıkıya takip eden Çinli casuslar önemli bir rol oynamıştır.
"Harpte Fransız İstihbarat Şubesi'nin Dahili Faaliyeti" başlıklı kitabın transkript ve değerlendirmesi
Haber kelimesinden türetilmiş olan istihbarat terimi alınan haber, elde edilen bilgi gibi anlamlar taşır. Bu kavramı devlet tarafından kullanılan bir terim olarak incelediğimizde ise önemi daha da artmakta ve çok yönlü çıktıları olan bir durum haline gelmektedir. Devletlerin bekalarını tesis etmede istihbaratın önemi çok büyük olup hem barış hemde savaş zamanlarında sıklıkla başvurulan bir merci olmuştur. Diğer yandan bu faaliyet hem ülke içinde hemde uluslararası anlamda karşılığı olan bir haber alma örgütünüde beraberinde getirmiştir. İstibaratın önemi özellikle savaş dönemlerinde daha da öne çıkar. Nitekim esirlerin konuşturulması gibi yöntemler çok eskiden beri kullanılan bir haber alma kaynağı iken teknolojinin gelişimiyle beraber istihbari bilgi elde edilen araçlarda çoğalmıştır. Çalışmamıza temel teşkil eden ve Charles Paquet tarafından kaleme alınan "Harpte Fransız İstihbarat Şubesinin Dahili Faaliyeti" adlı eser özellikle Birinci Dünya Savaşında kullanılan yeni istihbarat faaliyetleri üzerinde durmaktadır. Diğer yandan bu eserde elde edilen ham bilginin nasıl işlenmesi ve hangi yolla kullanılacağıda detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. Bu eser Aziz Hüdai Bey tarafından dilimize kazandırılmış ve Şehzadebaşı Evkaf İslamiye Matbası tarafından basılmıştır. Eserin tercüme edilmesindeki temel hedef Türk istihbarat faaliyetlerine bir yöntem kazandırma çabasıdır. Aziz Hüdai Beyin istihbaratçı kimliği onun bu eseri tercüme etme maksatını da göstermektedir.