Alveolar kenar artırılması

64 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Kortikotomi uygulanan ve uygulanmayan hibrit apareylerle yapılan hızlı üst çene genişletme tedavisinin sonlu elemanlar analizi ile incelenmesi

Bu in-vitro çalışmada, kortikotomi uygulanan ve uygulanmayan hibrit apareylerle yapılan hızlı üst çene genişletme (HÜÇG) tedavisinin kraniyofasiyal yapılarda oluşturduğu stres dağılımı ve yer değiştirme miktarlarının sonlu elemanlar analizi ile incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda, Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı arşivinde bulunan 22 yaşında maksiller transversal darlığa sahip kadın hastanın konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntülerinden kraniyofasiyal kemiklerin ve maksiller dişlerin üç boyutlu sonlu elemanlar modeli elde edilmiştir. Bu model üzerinde, palatal kemik destekli iki mini vida ve iki molar diş destekli hibrit hyrax (Tip A), palatal kemik destekli iki mini vida, iki molar diş destekli hibrit hyrax ile birlikte kortikotomi uygulanmış (Tip B) ve geleneksel diş destekli hyrax ile birlikte kortikotomi uygulanmış (Tip C) olmak üzere 3 farklı hızlı üst genişletme modeli dizayn edilmiştir. Modellerde, hyrax vidası transversal yönde en az 0.25 mm aktive edilmiştir. Çalışma sonunda, kortikotomi uygulanan Tip B ve Tip C modellerde, Tip A modele göre daha fazla transversal hareket görülmüştür. Posterior dişlerde devrilme miktarı Tip A modelde daha fazla olmuştur ve bu modelde mini vida çevresinde diğer modellere göre yüksek stres görülmüştür. Ayrıca, Tip B modelde mini vidalardan dolayı üst çene plakalarının rotasyonu sınırlı kalmış olup daha paralel transversal genişleme elde edilmiştir. Sonuç olarak, Tip B ve Tip C modellerde ön bölgede Tip A modele göre daha fazla transversal genişleme göstermiştir. Tip B modelde üst çene plakalarının rotasyonu daha az görülmüştür. Sonuç olarak, mini vida destekli ve kortikotomi uygulanmış hibrit hyrax genişletme apareyi ile daha paralel ve daha etkin bir transversal genişletme elde edilmiştir. Ayrıca, yetişkinlerde HÜÇG tedavisinin cerrahi destekli olarak yapılması önerilebilir. Anahtar kelimeler: Hibrit aparey, hızlı üst çene genişletmesi, kortikotomi maksiller transversal darlık, sonlu elemanlar analizi.

Alveolar kenar artırılmasıMaksillaOrtodontik aygıtlar+2
İsmail Karayağlı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı sutur ossifikasyon derecesine sahip hastalarda, mini-vida destekli hızlı üst çene genişletmesinin; yüz, kafa tabanı ve temporomandibular eklem bölgesindeki etkilerinin 3 boyutlu sonlu elemanlar analizi ile incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada, farklı sutural ossifikasyon derecelerinde, mini-vida destekli hızlı üst çene genişletmesinin (MDHÜÇG) yüz, kafa tabanı ve eklem bölgesindeki stres ve yer değiştirme miktarlarının sonlu elemanlar analizi ile incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda farklı sutural ossifikasyon derecelerine sahip modellere MDHÜÇG yapılmıştır. Modellerimiz; Tip A: Tüm suturlardaki ossifikasyon tamamlanmamış bir model, Tip B: Tüm suturlardaki ossifikasyon kısmen tamamlanmış bir model, Tip C: Tüm suturlardaki ossifikasyon tamamlanmış bir model, Tip D: Midpalatal sutur ossifikasyonu kısmen tamamlanmış, çevresel sutur ossifikasyonu tamamlanmış bir model. Maksillaya transversal yönde 100 Newton kuvvet uygulanmış ve ortaya çıkan gerilme ve yer değiştirme miktarları değerlendirilmiştir. Analiz için Algor Fempro (ALGOR, Inc. 150 Beta Drive Pittsburgh, PA 15238-2932 USA) yazılımından yararlanılmıştır. Bulgular: Modellerdeki en yüksek stresler mini vidaların çevresinden sonra midpalatal suturda görüldü. Maksillanın çevresel suturlarında Tip D'nin Tip B den daha çok stres aldığı görülmüştür. Tip C ile Tip D grubunda ise oluşan stresler arasında çok büyük bir farklılık bulunmamıştır. Foramen ovaledeki en büyük stres Tip C ve Tip D grubunda görülmüştür. SOS'daki en büyük stresler ise Tip A ve Tip B grubunda görülmüştür. Midpalatal sutur transversal eksende, posteriorda anteriora oranla daha çok açılma gerçekleşmiştir. Kondil yukarı ve öne doğru hareket ettiği ve mandibulanın anterior rotasyon yaptığı görülmüştür. Sonuç: MDHÜÇG dik yön büyümesine sahip maksiller darlık gösteren hastalar için kullanılabilir. MDHÜÇG'nin farklı gelişim dönemlerinde kullanılmasında herhangi bir sakınca görülmemektedir. Ossifikasyon derecesi arttıkça kafa tabanında görülen stresler artmış olarak bulunsa da bu streslerin ihmal edilebilir düzeyde olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: mini-vida, hızlı üst çene genişletmesi, sutur ossifikasyon, sonlu elemanlar analizi

Alveolar kenar artırılmasıKafaKemik vidaları+5
Caner Büyükkaya
Gaziantep University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Dentoalveolar genişletme ihtiyacı olan hastalarda düz beta titanyum teli ile ters çevrilmiş nikel titanyum tellerinin etkinliğinin karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmada dentoalveolar genişletme ihtiyacı olan bireylerde, düz TMA teli ile ters çevrilmiş klasik ark formunda NiTi tellerinin klinik etkinliğinin ve ağrı hissi üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada 0,016*0,022" NiTi telleri ile seviyeleme ve hizalama işlemi sonrası dentoalveolar genişletme ihtiyacı olan rutin klinik hastaları arasından 48 hasta randomize olarak üç gruba (n=16) (0,017*0,025 ters çevrilmiş klasik ark formunda NiTi (I) , 0,017*0,025 düz TMA (T) , ve 0,017*0,025 standart NiTi grubu (K) ) ayrılmıştır. Tedavi başlangıcında (T0), birinci ay (T9), ikinci ay (T10) ve genişletmenin bittiği seansta (T11) interkanin, inter birinci premolar, inter ikinci premolar, intermolar mesafe ve birinci molar inklinasyon ölçümleri yapılmıştır. Katılımcılara VAS skalası (Tilk-T1-T2-T3-T4-T5-T6-T7-T8) verilerek ağrı düzeyleri karşılaştırılmıştır. Bulgular: Tüm zamanlarda maksiller interkanin, inter birinci premolar, inter ikinci premolar ve intermolar mesafe artışında I grubu ile T grubu arasında fark oluşmazken çalışma gruplarında, kontrol grubuna göre fazla bulunmuştur. Üst birinci molar diş inklinasyon artışında I grubunda ile T grubu arasında fark oluşmazken çalışma gruplarında, kontrol grubuna göre fazla bulunmuştur. Üç grupta da en yüksek ağrı düzeyine 1. Gün zamanında ulaşıldığı ve ağrının zamana bağlı olarak anlamlı miktarda azaldığı saptanmıştır. 6. Saat, 1. Gün ve 2. Gün VAS değerleri T grubunda K grubuna göre daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Ters çevrilmiş klasik ark formunda NiTi ile düz TMA teli, maksiller dental arkı standart NiTi grubuna göre başarılı bir şekilde genişletmiştir. Ters çevrilmiş klasik ark formunda NiTi ile düz TMA teli, maksiller birinci molar inklinasyonunu standart NiTi grubuna göre arttırmıştır. Tüm gruplarda ağrı düzeyi seviyesinin en fazla olduğu zaman 1. Gün olup, 7. Güne doğru kademeli olarak sıfıra yaklaşmıştır.

Alveolar kemikAlveolar kenar artırılmasıNikel titanyum+3
Yasin Topcu
Gaziantep University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Geleneksel ve modifiye hızlı üst çene genişletme apareylerinin çiğneme kasları üzerindeki etkilerinin ultrasonografi ile değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı; üst çenesinde transversal yönde darlığı olan hastalarda geleneksel ve modifiye hızlı üst çene genişletme apareylerinin çiğneme kasları üzerindeki etkilerini ultrasonografik ve shear wave elastografisi ile değerlendirmektir. Çalışmaya Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı'na tedavi amacıyla başvurmuş olan, iskeletsel maksiller darlığa sahip, yaşları 8-15 yıl arasında değişen, kliniğin rutin hastası olan birey dahil edildi. Randomize olarak seçilen 31 birey iki gruba ayrıldı: Grup 1; Geleneksel Hyrax RME (HRME) apareyi (n=15), Grup 2; Akrilik Capli Modifiye RME (AcRME) apareyi uygulanan hastalar (n=16). Bireylerden T0 (aparey uygulaması öncesi), T1 (aktivasyon sonu) ve T2 (aktivasyonun tamamlanmasını takiben 3.ay) dönemlerinde ultrasonografi ve elastografi kayıtları alındı. Alınan kayıtlar aracılığı ile masseter, anterior temporal ve lateral pterigoid kaslarının kalınlıkları ve sertlik değerleri analiz edildi. Hem AcRME hem HRME gruplarında, ortalama kalınlık ve sertlik değerlerinin zamanlar arası karşılaştırmalarında anlamlı farklılık gözlenmezken; sağ-sol ayrımı yapılarak analiz edildiğinde her iki apareyin de kasları anlamlı olarak etkilediği görüldü. Çalışmada en çok etkilenen kaslardan olan lateral pterigoid kasın farklı zamanlarda ölçülen kalınlık ve sertlik değerleri AcRME grubunda daha fazla idi. Bu durumun AcRME apareyinin dizaynındaki okluzyon yüksekliği farklılığından kaynaklandığı düşünüldü.

Alveolar kenar artırılmasıDental aygıtlarElastografi+3
Leyla Tezcan
Gaziantep University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Sınıf III hastalarda Alt-RAMEC protokolü ile iskeletsel vediş destekli protraksiyon yöntemlerinin etkinliklerininkarşılaştırılması

Bu çalışma maksiller protraksiyon için hibrit hyrax ve RME apareyine sahip, alt-Ramec protokolü uygulanan ve uygulanmayan hastaları eş zamanlı değerlendirerek, farklı ankraj ünitelerinden destek alan apareyler arasında yapılan tercihin ve genişletme protokolü seçiminin üst çene protraksiyonuna etkisini göstermeyi amaçlamıştır. Araştırmada Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı'na sınıf III maloklüzyon tedavisi görmek için başvuran hastaların lateral sefalometrik radyografileri kullanılmıştır. Hibrit hyrax apareyi ve alt-RAMEC grubu 15 (HH-Alt), RME apareyi ve Alt-RAMEC grubu 15 (RME-Alt), hibrit hyrax apareyi grubu 15 (HH) ve RME apareyi grubu 15 (RME) olmak üzere toplam 60 hastanın, tedavi öncesi ve sonrası 120 lateral sefalometrik filmi üzerinde açısal ve doğrusal analizler yapılmıştır. Normal dağılan parametrelerin dört grupta karşılaştırılmasında Oneway Anova ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Tukey HDS testi kullanılmıştır. Değişkenlerin grup içi karşılaştırılmasında ise paired sample t testi, niteliksel verilerin karşılaştırılmasında ise Ki-Kare testi kullanılmıştır. Çalışmadan edinilen bulgulara göre HH-Alt grubunun maksillanın öne getirilmesini en çok arttıran ve overjet düzeltimini en hızlı sağlayan grup olduğu görülmüştür. Bunu sırasıyla HH ve RME-Alt grupları takip etmektedir. HH grubu RME-Alt grubuna göre vertikal boyutta sağladığı kontrol ve daha az dental yan etkiye sahip olması nedeniyle ikinci en başarılı grup olarak görülmüştür. Dört tedavi kombinasyonu içerisinde iskeletsel etkinliği en az ve dental yan etkisi en fazla olan grubun RME grubu olduğu görülmüştür. Sonuçlar değerlendirildiğinde hibrit gruplarının konvansiyonel gruplara göre maksillayı daha hızlı ve etkili protrakte ettikleri, aynı zamanda maksillanın rotasyonunu azaltarak vertikal kontrolü de iyileştirdikleri görülmüştür. Alt-RAMEC prosedürünün maksillanın ilerletilmesine ve hızına katkı sağlarken, vertikal kontrol üzerinde bir iyileştirme yapmadığı görülmüştür. Maksillada görülen değişimler üzerinde apareyin hibrit veya konvansiyonel olmasının, alt-RAMEC protokolü uygulanıp uygulanılmamasından daha fazla önem taşıdığı fark edilmiştir.

Alt-RAMEC protokolüAlveolar kenar artırılmasıAnkrajlar+5
Tuğçe Ergül
Gaziantep University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı büyüme tiplerine göre mini vida destekli hızlı palatal genişletme apareyi'nin yerleştirileceği bölgelerdeki kemik kalınlığının konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada farklı büyüme tiplerine göre mini vida destekli hızlı palatal genişletme apareyinin (MARPE) yerleştirileceği bölgelerdeki kemik kalınlığının konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: KIBT arşivinden dahil edilme kriterlerini karşılayan radyografiler randomize seçildi. Sefalometrik radyografiler dijital olarak analiz edilerek büyüme paternlerine göre üç gruba (düşük, normal ve yüksek açılı) ayrıldı (n=34). KIBT taramaları üzerinden yapılan ölçümler midpalatal düzlemin 3 mm ve 6 mm lateralinde olacak şekilde her iki tarafta yapıldı. Transversal kesitte, ön bölgedeki ölçüm noktaları 1.premoların distalinden, arka bölgedeki ölçüm noktaları 1.moların distalinden geçecek şekilde ayarlandı. Ölçümler sagittal kesitte, ön bölgede 30-45-90º açılarda, arka bölgede dik açıda palatal kortikal kemikten nazal taban kortikal kemiğine kadar 16 noktada yapıldı. Bulgular: Palatal kemik kalınlığı açısından büyüme paternleri arasında anlamlı farklılıklar bulundu (p<0.05). Düşük açılı grubun palatal kemik kalınlığı daha fazlaydı ve her iki tarafta midpalatal düzlemin 3 ve 6 mm lateralinde posterior bölgede 90º açıyla yapılan ölçümlerde anlamlı olarak yüksekti. Sonuç: Palatal kemik kalınlığının cinsiyet, büyüme paterni, yerleştirme açısı gibi birçok değişkenden etkilendiği ve yüksek oranda bireysel farklılıklar gösterdiği düşünüldü. Bu sebeple, MARPE apareyi üretilmeden önce hastanın KIBT görüntüleri üzerinden ölçümler yapılarak hazırlanması tavsiye edilebilir.

Alveolar kenar artırılmasıAnkrajlarCerrahi-diş hekimliği+4
Özgecan Öcal Öztoprak
Gaziantep University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Değişik enerji seviyelerinde diyod lazer uygulamasının ekspanse edilmiş midpalatal sutur üzerindeki etkilerinin histomorfometrik olarak incelenmesi

Araştırmamızda, sıçanlarda midpalatal ekspansiyon sonrasında uygulanan düşük doz (InGaAsP) lazerin, 940 nm dalga boyunda sutural faaliyet üzerine olan etkilerini hücresel düzeyde histomorfometrik olarak incelemeyi amaçladık. Araştırmamızda 80 adet 11-12 haftalık 180-220 gram ağırlığında erkek Wistar cinsi sıçanlar kullanılmıştır. Deneklere Biolase Epic İndiyum Galyum Arsenit Fosfor (InGaAsP) Diyod Lazer (dalga boyu 940 ± 10nm, güç çıkışı 0,1 W, sürekli mod, frekans 50/60 Hz) cihazı kullanılarak ışın verilmiştir. Denekler kontrol grubu, düşük doz lazer grubu (18 J), orta doz lazer grubu (42 J), yüksek doz lazer grubu (60 J) şeklinde oluşturulmuştur. 7. günde her gruptaki deneklerin yarısı sakrifiye edilip kalan deneklere aynı lazer uygulama prosedürü 21. gün sonuna kadar devam ettirilmiştir. Ekspansiyon apareyi ile sıçanların maksiller keserlerine lateral yönde 70 gram kuvvet uygulanmıştır. Histolojik değerlendirme sonucunda, maksiller genişletme sonrası düşük doz lazer uygulanan grupta diğer gruplara göre kemik iyileşmesi üzerinde lazerin biyostimülatif bir rol oynadığı tespit edilmiştir. İstatistiksel değerlendirme sonucunda, düşük doz lazer grubunun osteoblast, osteosit, yeni kemik oluşum değerlerin arttığı saptanmıştır. Bu bilgiler ışığında düşük düzeyli lazer uygulamasının ortodontide en büyük sorunlardan biri olan pekiştirme tedavi süresini kısaltabilmesi mümkün olabilir.

Alveolar kenar artırılmasıHistolojiHistolojik teknikler+3
Gül Taş
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı yarık tipine sahip dudak damak yarıklı hastalarda üst çene genişletmesinin oluşturduğu stres alanlarının fem analizi ile incelenmesi

DDY'li hastalarda sıklıkla kollabe maksillaya bağlı çapraz kapanış görülür ve bu sebeple hızlı üst çene genişletme işlemi uygulanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, transversal yönde maksiller yetersizlik görülen farklı tipte yarığa sahip DDY'li hastada genişletme işlemi sonucunda oluşan değişikliklerin üç boyutlu sonlu elemanlar yardımı ile değerlendirilmesidir. Çalışmada genç adolesan dönemde, üst çene darlığı olan tek taraflı, çift taraflı komple dudak damak yarığı ve izole damak yarığı olmak üzere 3 farklı tipte yarığa sahip hastanın tomografi görüntülerinden elde edilen üç boyutlu sonlu elemanlar modeli kullanılmıştır. 0,2 mm'lik genişletme sonucu von Mises gerilme dağılımı ve 5 mm'lik genişletme sonucu yer değiştirme dağılımları incelenmiştir. Transversal yöndeki değişiklikler incelendiğinde en fazla ekspansiyonun çift taraflı yarığa sahip modelde gerçekleştiği gözlenmiştir. Benzer miktarda genişleme tek taraflı yarığa sahip modelin yarık içeren tarafında izlenmiştir. Daha az genişleme izole yarığa sahip hasta modelinde ve daha da az miktarda ise tek taraflı yarığa sahip hastanın yarık içermeyen tarafında kaydedilmiştir. Antero-posterior yönde tek taraflı yarığa sahip modelde incelenen yapıların posterior yönde yer değişimi eğilimi gösterdiği gözlenmiştir. İzole damak yarıklı modelde, orta hatta yer alan yapılar anterior yönde yer değiştirme eğilimi gösterirken, lateral bölgedeki yapıların ise posterior yönde yer değiştirme eğilimi gösterdiği gözlemlenmiştir. Çift taraflı komple dudak damak yarıklı modelde ise anterior yönde yer değiştirme eğilimi gözlenmiştir. Vertikal yönde çift taraflı yarığa sahip modelde anatomik yapıların inferior yönde yer değişimi eğilimde olduğu, izole damak yarığına sahip modelde ve tek taraflı yarığa sahip modelde orta hatta yakın yapıların inferior yönde yer değiştirme eğilimi gösterirken, lateral bölgedeki yapıların superior yönde yer değiştirme eğilimi gösterdiği saptanmıştır. İzole damak yarığına sahip hasta modelinde, stres en fazla nazal bölge civarında gözlenirken tek taraflı yarıklı hasta modelinde sutura zigomatikomaksillaris bölgesinde, çift taraflı yarığa sahip hasta modelinde ise sutura zigomatikotemporalis ve sutura zigomatikomaksillaris bölgelerinde biriktiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tek taraflı dudak damak yarığı; Çift taraflı dudak damak yarığı; İzole damak yarığı; Hızlı üst çene genişletmesi; Sonlu elemanlar analizi.

Alveolar kenar artırılmasıDamakDudak+5
Esra Bölükbaşı
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Hızlı üst çene genişletmesinde kullanılan üç farklı apareyin kraniyofasiyal sistem üzerine etkilerinin sonlu elemanlar analizi ile incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, hızlı üst çene genişletmesinde kullanılan hyrax, fan type ve çift menteşeli genişletme apareylerinin kraniyofasiyal ve dentoalveolar sistem üzerine olan etkilerini sonlu elemanlar analizi ile değerlendirmektir. Çalışmamızda üst çene genişletme ihtiyacına sahip 12 yaşında bir hastanın tomografi görüntülerinden elde edilen üç boyutlu sonlu elemanlar modeli oluşturulmuştur. İncelenen modeller yaklaşık 2750000 düğüm noktasına sahip 1800000 tetrahedral elemandan oluşmaktadır. 0,2 mm'lik genişletme sonucu von Mises gerilme dağılımı ve 5 mm'lik genişletme sonucu yer değiştirme dağılımları incelenmiştir. En yüksek gerilmeler her üç apareyde de sutura zigomatikomaksillaris bölgesinde gözlenmiştir. Özellikle pterigomaksiller fissür, medial ve lateral pterigoid plakların kraniyal tabana yakın bölgeleri, nazal bölgeye yakın yapılarda stres artışı gözlenmiştir. Anatomik yapılar genel olarak değerlendirildiğinde, gerilme dağılımları en yüksek hyrax genişletme apareyinde görülürken, en düşük fan type genişletme apareyinde bulunmuştur. Her üç apareyde de maksiller genişleme kama şeklinde meydana gelmiştir. Transversal yönde, posteriorda en fazla genişleme hyrax apareyinde olurken, anteriorda çift menteşeli apareyde olmuştur. Her üç apareyde de maksilla aşağı ve ileri hareket etmiştir. Maksillanın aşağı yönde yer değiştirmesi hyrax apareyinde daha fazla bulunurken, ileri doğru yer değiştirmesi çift menteşeli apareyde daha fazla bulunmuştur. Hyrax ve fan type apareylerinde maksillanın posterior rotasyonu gözlenirken, çift menteşeli apareyde paralel hareket gözlenmiştir. Hyrax apareyinde dental bölgelerde posterior yönde yer değişimleri görülürken, fan type apareyle ve özellikle çift menteşeli apareyle anterior yönde yer değişimleri görülmüştür. Vertikal yönde anatomik yapılar değerlendirildiğinde hyrax apareyi ile inferior yönde hareketin baskın olduğu gözlenmiştir.

Alveolar kenar artırılmasıDentoalveolar yapıKraniyofasiyal yapı+4
Merve Sucu
Bezmialem Vakıf University
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı lazerlerin ortodontik aparey altındaki antibakteriyel etkilerinin değerlendirilmesi

Ortodontik tedavi sırasında üst çenenin genişletilmesi amacıyla hastanın gereksinimine göre sıklıkla akrilik içeren apareyler kullanılmaktadır. Apareyin dişlere simante edilmesi sebebiyle, hasta apareyi çıkartıp temizleyemeyeceği için ağız bakımı aparey altında yetersiz kalmakta ve bölgede anaerob bir ortam oluşmaktadır. Çalışmamızda apareyin uzun süreli kullanımına bağlı olarak oluşan anaerob ortamdaki periodontopatojen ve karyojenik bakterilerin hastalara verebileceği zararı minimalize etmek için son yıllarda gelişmekte olan lazer teknolojisinin antibakteriyel/bakterisidal etkinliği araştırılmıştır. Porphyromonas gingivalis ATCC33277 ve Streptococcus mutans ATCC25175 bakterilerinden polimetilmetakrilat diskler üzerinde anaerob şartlarda biyofilmler oluşturulmuştur. Farklı dalga boylarındaki lazer uygulamalarının bakteri sayısını azaltmadaki etkinliğini belirlemek için Nd: YAG (1064 nm), diyot(810 nm) ve diyot (445 nm) olmak üzere farklı dalga boyuna sahip lazerler 2 farklı güçte (1,5W; 2W) uygulanarak 6 adet çalışma grubu oluşturulmuştur. Ayrıca lazer uygulaması yapılmayan bir kontrol grubu oluşturulmuştur. Üzerlerinde biyofilm oluşturulmuş polimetilmetakrilat diskler anaerob ortam sağlayan kaplar içerisine konulmuş, kapların kapakları akrilik ile benzer özellikteki polimetilmetakrilat malzeme ile değiştirilmiştir. Kapak yüzeyinden üzerlerinde bakteri biyofilmi olan disklere belirtilen ayarlarda lazer uygulaması yapılmıştır. S. mutans için Mitis Salivarius Basitrasin agarda, P. gingivalis için ise Brucella kanlı (Vit K+ hemin) agarda anaerob ortamda 37 C'de 72 saat inkübasyon sağlanmıştır. Oluşan koloniler sayılarak cfu/ml cinsinden hesaplanmıştır. Ek olarak her bir çalışma grubu ve kontrol grubundan birer disk alınarak taramalı elektron mikroskobu (scanning electron microscope) (SEM) analizi ile oluşan bakteri biyofilmlerinin görüntüleri elde edilmiştir. Sonuç olarak çalışmamızda Nd: YAG (1064 nm), diyot (810 nm) ve diyot (445 nm) lazerlerin belirli ayarlarda S. mutans ve P. gingivalis biyofilmleri üzerindeki antibakteriyel/ bakterisidal etkileri belirlenmiştir. Her iki bakteri üzerinde de en fazla etkiye sahip olan lazerin 810 nm dalga boyuna sahip diyot lazerin 2 W 30 sn CW modda uygulandığı ayar olduğu saptanmıştır.

Alveolar kenar artırılmasıGingival hastalıklarHastane araç-gereç ve donanımları+7
Gülşah Ünal Kundakçıoğlu
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortodontik tedavi görmemiş bireylerde midpalatal sutur matürasyonunun bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesi

Bu retrospektif çalışmanın amacı; ortodontik tedavi görmemiş bireylerde midpalatal sutur matürasyonunu değerlendirmek, hızlı üst çene genişletmesi (RME) gereken bireylerde midpalatal sutur (MPS) dışında en fazla direnç gösteren zygomatikomaksiller sutur (ZMS) matürasyonunu değerlendirmek, sfenooksipital sinkondrosis (SOS) kapanma derecesini ve ZMS, SOS ve MPS yapılarının olgunlaşma derecesi arasında korelasyon varlığı araştırılmasıdır. Ayrıca çalışmaya palatinal kemik kalınlığı ve palatinal kemik uzunluğu (ANS-PNS) ölçümlerinin MPS matürasyonu ile korelasyon varlığının doğrulanmasıdır. Çalışmada Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Radyoloji Bölümünde çekilmiş paranazal sinüs bilgisayarlı tomografi (BT) arşiv görüntüleri kullanılmıştır. Arşiv bilgilerine dayanarak 7-30 yaş aralığında 312 hastanın verileri değerlendirilmiş ve hastalar yaş aralıklarına göre 6 gruba ayrılmıştır. 1. grup 7-10 yaşlarındaki bireyler, 2. grup 11-13 yaşlarındaki bireyler, 3. grup 14-16 yaşlarındaki bireyler, 4. grup 17-20 yaşlarındaki bireyler, 5. grup 21-25 yaşlarındaki bireyler ve 6. grup 26-30 yaşlarındaki bireylerden oluşmaktadır.Tüm hastaların BT görüntülerinde MPS, ZMS ve SOS matürasyon dereceleri sınıflandırılmıştır ve palatainal kemik kalınlığı ile palatinal kemik uzunluğu ölçülmüştür. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows programı kullanılarak analiz edilmiştir. MPS, ZMS matürasyonu ve SOS kapanma derecesi arasında pozitif ilişki bulunmuştur (MPS-ZMS r=0.816, MPS-SOS r=0.736, ZMS-SOS, r= 0.868, p=0,000<0.05) Çalışmada varılan bir diğer sonuç; palatinal kemiği kalın ve kısa olan bireylerin maksillofasiyal sutur matürasyonlarının gecikmesi ve iskeletsel yaşının kronolojik yaşına göre geriden geliyor olmasıdır (MPS-Palatal bone thickness r=0,405, MPS-Palatal bone length r=0,387, p=0,000<0,05). Çalışmada adolesan dönem sonrası (17 yaş üstü) bireylerde sutur gelişimi ya da iskeletsel yaş açısından cinsiyetler arası fark bulunmamıştır (p>0,05). Adölesanlarda ve öncesinde iskeletsel olarak kızların erkeklerden en az 1 yıl daha önce olgunlaştığı ve sutur matürasyonlarının daha erken gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak MPS matürasyonunun, ZMS matürasyonu, SOS kapanma derecesi ve palatinal kemik morfolojisi ile ilişkili olduğu bulunmuştur.

Alveolar kenar artırılmasıDamakKraniyal sütürler+6
Gökçen Yeşil
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Cerrahi destekli hızlı üst çene genişletmesi yapılan hastalarda ses değişikliklerinin incelenmesi

Sesin oluşumu temelde üç ayrı fonksiyonel komponent olan respiratuar, vibratör ve rezonatör alanların birlikte fonksiyon görmesiyle gerçekleşmektedir. Solunum sistemi kaynaklı hava akışı vibratör alan olarak adlandırılan ses tellerini titreştirmekte ve oral kavitenin de içinde bulunduğu rezonatör alanda ses, karakteristik özelliğini kazanmaktadır. Çeşitli çalışmalar, büyüme-gelişimin etkisiyle anatomik yapıların konum ve boyutlarının değişmesi, ortognatik cerrahi sonrası ya da hormonsal nedenlere bağlı seste değişiklikler meydana geldiğini belirtmiştir. Üst çene darlığı, sendromlu ve sendromsuz hastalarda sıklıkla rastlanan bir maloklüzyondur. Cerrahi destekli ya da konvansiyonel hızlı üst çene genişletmesi ile maksiller kaide genişlemekte, nazal kavitenin hacim ve şekli değişmekte, damak kubbesi derinliği azalmakta, dental değişiklikler görülmektedir. Nazal kavitenin tabanı ve oral kavitenin tavanında gerçekleşen morfolojik değişikliklerin yanı sıra, dilin konumu değişmekte ve daha anteriorda konumlanmaktadır. Bu nedenle maksiller genişletmenin sesin karakteri üzerinde etkisi olduğu varsayılmaktadır. Hızlı üst çene genişletmesinin ses üzerinde meydana getirdiği değişiklikleri inceleyen çalışma sayısı literatürde oldukça kısıtlıdır. Bazı çalışmalar genç yaştaki bireyler üzerinde gerçekleştirildiğinden, büyüme ve hormonlara bağlı meydana gelebilecek ses değişiklikleri göz ardı edilmiştir. Araştırmalarımıza göre yetişkin bireyler üzerinde cerrahi destekli hızlı üst çene genişletmesinin etkilerini inceleyen tek çalışma sadece 6 birey üzerinden yürütülmüştür. Çalışmamızın amacı büyüme gelişimin seste meydana getirebileceği potansiyel etkileri elimine etmek adına, yetişkin hastalarda cerrahi destekli hızlı üst çene genişletmesinin tüm Türkçe sesli harflerinin akustik özellikleri üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Hipotezimiz yetişkin bireylerde cerrahi destekli hızlı üst çene genişletmesiyle değişen ses yolu anatomisine bağlı sesin akustik özelliklerinde değişiklikler meydana geleceği yönündedir. Çalışma kapsamında yaşları 17-31 arasında değişen 5 erkek 14 kadın toplam 19 bireyden aparey takılmadan önce (T0), aparey takıldıktan hemen sonra (T1), cerrahi işlemden 5 gün sonra (T2), retansiyon süreci (ortalama 5,2 ay) sonunda (T3), aparey sökümünden hemen sonra (T4) ve aparey sökümünden ortalama 5,8 hafta sonra (T5) olmak üzere 6 zamanda ses kaydı alınmıştır ve elde edilen ses örnekleri Praat version 6.0.43 (Paul Boersma Amsterdam Üniversitesi, Hollanda) programı ile analiz edilmiştir. Hastalara sesli harfler izole olarak 3 saniye boyunca ve kelime içinde geçen şekilleriyle seslendirtilmiştir. Ses örneklerinin; F0, F1, F2, F3, Shimmer, Jitter ve NHR parametreleri incelenmiş, tedavi sürecindeki 6 zamanda kaydedilen veriler kendi aralarında karşılaştırılmıştır. Ayrıca bu veriler ortodontik tedavi görmeyen 19 kişiden oluşan kontrol grubundan toplanan ses kayıtları ile karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, izole ve kelime içinde geçen a[a], e [ɛ], ı[ɯ], i[i], o[ɔ], ö[œ] u[u] ve ü[y] seslerinin F0, F1, F2, F3, Shimmer, Jitter ve NHR parametrelerinin hiçbirinde T0 ve T5 kayıt zamanları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık bulunmamıştır. İzole a[a] sesinin F1 ölçümünde genişletme apareyinin takılmasının düşüşe sebep olduğu, fakat zaman içinde başlangıç değerlerine doğru adaptasyon olduğu gözlenmiştir. İzole u[u] ve ü[y] seslerinin ise F2 frekansında, izole i[i] sesinin NHR parametresinde genişletme apareyinin sökümünden hemen sonra daha yüksek değerler kaydedilmiştir. Zaman içinde başlangıç değerlerine doğru adaptasyon olduğu gözlenmiştir. Kelime içinde geçen i, o, ö seslerinin F2 frekansı değerleri ve i, o seslerinin F3 frekansı değerleri genişletme apareyinin takılmasına bağlı olarak düşüş göstermiştir. Ancak başlangıç ve bitiş kayıtları arasında fark olmamasıyla zaman içinde adaptasyon olduğunu göstermiştir. İzole olarak kaydedilen a[a] sesinin F1 frekansında, e[ɛ] sesinin F2 frekansında, i[i] sesinin Jitter ve NHR parametrelerinde, o[ɔ] NHR parametresinde ve u[u] sesinin F0 ve F1 değerlerinde gerçekleşen değişim miktarı kontrol grubuna göre daha fazladır. Yine kelime içinde geçen e[ɛ] sesinin NHR parametresinde ve i[i] sesinin Shimmer parametresinde gerçekleşen değişim kontrol grubuna göre daha fazladır.

AkustikAkustik özelliklerAlveolar kenar artırılması+2
Onur Erdem Erdur
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Pterigo-maksiller bileşke yapısının cerrahi destekli maksiller genişletme işlemine etkisinin sonlu eleman analiziyle incelenmesi

Amaç: Cerrahi destekli maksiller genişletmede pterigo-maksiller bileşkeye yaklaşım ile ilgili kesin bir fikir birliği yoktur. Bölgeyle ilişkili önemli nöro-vasküler yapıların varlığı nedeniyle bazı araştırmacılar tarafından pterigo-maksiller osteotomi önerilmezken diğer bir grup araştırmacıysa bu bölgenin üst çene genişletmesi için ciddi bir direnç noktası oluşturacağı ve ayrılması gerektiğini savunmaktadır. Bu çalışmada, pterigomaksiller bileşkenin morfolojik karakteristiği radyolojik olarak belirlenmiş ve sonlu elemanlar analizi ile üst çene genişletme paternine etkileri incelenmiştir. Materyal- Methot: Bezmialem Diş Hekimliği Fakültesi radyoloji arşivinde mevcut olan 18-30 yaş arasındaki tam dişli sağlıklı bireylere ait olan 240 maksilla tomografisi incelenerek pterigomaksiller bileşkenin 3 boyutlu morfolojisi her boyut ( derinlik, kalınlık, uzunluk) için ayrı ayrı ölçülmüştür. Elde edilen boyutsal değerler kullanılarak birinci çeyrek, ortanca, üçüncü çeyrek değerleri hesaplanmıştır. Bu değerler kullanılarak sonlu elemanlar analizi yöntemiyle 7 farklı maksilla modeli oluşturulmuştur. Oluşturulan modellerde cerrahi destekli genişletme işlemi simüle edilerek, pterigomaksiller bileşkede ve ilişkili diğer direnç bölgelerinde oluşan stres değerleri incelenmiştir. Bulgular: Maksillanın genişletilmesiyle birlikte pterigomaksiller bölgede oluşan stresi en fazla arttıran unsurun derinlik olduğu ve bunun kalınlık ve yüksekliğin takip ettiği görülmüştür. Pterigomaksiller bölge yüksekliğin artması stresin azalmasına yol açmıştır. Ayrıca pterigomaksiller bileşkenin boyutlarının daha büyük olduğu modellerde zigomatik ark, frontozigomatik sütur, medial pterigoid plate gibi alanlarda oluşan stresler artmıştır. Pterigo-maksiller bileşkenin boyutsal olarak artışı transversal genişlemede posterior bölgeye gittikçe azalmayla sonlanmıştır. Sonuç: Bu çalışmanın sonuçlarına göre, transversal darlığın özellikle posterior maksillayı da içerdiği durumlarda, pterigomaksiller bileşkenin derinlik ve kalınlığının artışının bu bölgede osteotomiye olan ihtiyacın belirlenmesinde kritik faktörler olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sonlu elemanlar analizi, pterigo-maksiller bileşke, SARPE

Alveolar kenar artırılmasıCerrahi-diş hekimliğiMaksilla+1
Melis Haydarpaşa
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hızlı maksiller ekspansiyon protokolünde farklı cerrahi tekniklerin kraniofasial yapılar üzerine etkilerinin sonlu elemanlar analizi ile karşılaştırılması

Üst çene darlığı oldukça sık gözlenen malokluzyonlardan biridir. Üst çene darlığının tedavisinde kullanılan bir çok farklı genişletme metodu bulunmaktadır. Üst çene genişletilmesi amacıyla sadece dişlerden destek alan yada hem diş hem de kemikten destek alan aygıtlar kullanılabilmektedir. Ayrıca genişletme ihtiyacı fazla olan yetişkin hastalarda cerrahi destekli üst çene genişletmesi ve daha az invaziv olan kortikomi uygulamaları yapılabilir. Sonlu Elemanlar Analizi kullanılarak, transversal olarak üst çene yetmezliği olan hastalarda uygulanan genişletme protokolü ile dişler, periodontal ligament, kemik, suturlar ve çevre dokular üzerinde oluşturacağı olası stres dağılımı ve dislokasyon durumu tespit edilip klinik uygulama için bir öngörü oluşturulabilmektedir. Bu çalışmanın amacı kemik destekli, diş destekli ve hem kemik hem de diş destekli apareyden oluşacak 15 farklı grubun üst çene genişletmesi sonucunda kraniofasial yapılara olan etkisinin karşılaştırmaktır. Bu çalışma ile bilgisayar ortamında elde edilen üç boyutlu modelin Sonlu Elemanlar Methodu ile simülasyonu gerçekleştirilerek klinisyenlere bir öngörü sağlanması hedeflenmektedir

Alveolar kenar artırılmasıCerrahi-diş hekimliğiDental stres analizi+6
Nihal Kaya
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınıf III maloklüzyona sahip bireylerde hızlı üst çene genişletmesi ile birlikte uygulanan yüz maskesi ve carriere class III motion® apereyinin iskeletsel ve dental etkilerinin değerlendirilmesi

Carrière Motion® Sınıf III apareyi alt dişlerin distalizasyonu amacıyla kullanılmaktadır, ancak literatürde bu aygıtın çocuk hastalar üzerindeki etkilerini yüz maskesinin etkileriyle karşılaştıran bir çalışma mevcut değildir. Amacımız Sınıf III maloklüzyona sahip bireylerde yüz maskesi ve Carrière Motion® III apareyinin etkilerinin karşılaştırılmasıdır. Sıfır hipotezimiz hızlı üst çene genişletmesini takiben uygulanan bu iki aygıtın etkilerinin aynı olacağı yönündedir. 6-9 yaşlar arasındaki 28 bireyden tedavi öncesi (T0) ve yüz maskesi veya Carrière Motion® uygulaması bitiminden sonra (TS) alınan lateral sefalometrik röntgenler üzerinde iskeletsel, dental ve yumuşak doku parametreleri belirlenerek değerler kaydedilmiştir. Sefalometrik analizler Nemoceph® (Copyright© NEMOTEC, Madrid-İspanya) programı ile gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir, analizler MedCalc Statistical Software version 12.7.7 (MedCalc Software bvba, Ostend, Belçika; http://www.medcalc.org; 2013) programıyla gerçekleştirilmiştir. SNA, A-Nasionperp ve Co- A değerlerinin hem yüz maskesi, hem de Carrière Motion® III apareyi uygulanan gruplarda anlamlı artış gösterdiği tespit edilmiştir ve gruplar arası karşılaştırmada anlamlı fark bulunmamıştır. Co-Gn, Wits, ANB°, S-N ve artiküler açı parametrelerinde her iki grupta da tedavi başlangıcı ile sonu arasında gözlenen artış istatistiksel olarak anlamlıdır. SNB° değeri ise sadece Carrière Motion® grubunda T0'dan TS'ye anlamlı olarak azalmıştır. Vertikal değerlendirmede yüz maskesi grubunda maksillanın daha fazla anterior rotasyonu tespit edilirken, Carrière Motion® III apareyi grubunda daha az anterior rotasyon bulunmuştur. Alt yüz yüksekliği Carrière Motion® III grubunda az miktarda anlamlı azalma gösterirken, yüz maskesi grubunda anlamlı artış kaydedilmiştir. Tedavi öncesi ve sonrası overjet ve molar ilişki açısından her iki grupta da anlamlı fark bulunmuştur. Yumuşak doku parametrelerinden üst dudak-E çizgisi arası mesafe yüz maskesi grubunda azalmış, Carrière Motion apareyinin yumuşak dokular üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. Sıfır hipotezi reddedilmiştir, ancak Carrière Motion® III apareyinin erken dönem Sınıf III maloklüzyonun tedavisinde etkili olmuştur. Özellikle alt yüz yüksekliğinin artmasının istenmediği ve alt keserlerin eğiminin korunmasının önemli olduğu vakalarda tedavi alternatifi olabileceği düşünülmektedir.

Alveolar kenar artırılmasıMaloklüzyonMaloklüzyon-angle sınıf III+2
Melike Polat
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Lokal uygulanan simvastatin'in periosteal distraksiyon üzerine etkisi

Diş kayıpları herhangi bir yaşta travma, çürük, periodontal kayıp ve diğer sebepler ile meydana gelebilen bir durumdur. Diş çekimi yapıldıktan sonra hastaların alveol kemiğinde rezorbsiyon oluşur. Oluşan bu rezorbsiyon protetik rehabilitasyon ve implant cerrahisi uygulamasında zorluklar oluşturmaktadır. Alveol kemiğinde yeniden kemik oluşturmaya yönelik işlemlerden biri de periosteal distraksiyon prosedürüdür. Bu işlemde periostun distraksiyonu bir aygıt ile sağlanarak periosttaki kemik oluşturacak hücrelerin bölgeye ulaşması ve kemik oluşturması amaçlanır. Bir kolestrol ilacı olan simvastatin'in kemik arttırımı sağladığını kanıtlayan bir çok çalışma yayınlanmıştır. Simvastatinin lokal ve sistemik olarak kullanımı mümkündür. İlacın periosteal distraksiyonda kullanımı üzerine literatürde herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Bu tez çalışmasındaki amacımız yeni tasarladığımız periosteal distraktör aygıtının lokal simvastatin uygulaması ile kemik oluşumuna etkisini değerlendirmektir. Deneysel çalışmamızda 20 adet Yeni Zelanda tavşanı kullanılmıştır. Ağız dışı girişim ile her hayvanın mandibulasına çalışmamız için üretilen periosteal distraktörler (Synthes İsviçre) ve distraktörlerin altına kollajen sünger yerleştirilmiştir. Deney grubuna ait 10 hayvanda kollajen süngere 0,2 ml simvastatin (Zocor®) emdirilirken, kontrol grubunda kollajen sünger boş bırakılmıştır. Distraksiyon işleminin latent periyodu için 7 gün beklendikten sonra günde 0,5 mm, 10 gün boyunca distraktörler aktive edilmiştir. Konsolidasyon periyodu için 30 gün beklendikten sonra tavşanlar sakrifiye edilmiştir. Alınan örnekler radyografik ve histomorfometrik analizlere tabii tutularak yeni oluşan kemik istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak yeni bir tasarıma ve avantajlara sahip olan periosteal distraktör kemik oluşumunu sorunsuz bir şekilde sağlamıştır. Lokal olarak simvastatin emdirilen grubun sonuçları bir parametre dışında istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermemiştir. Anahtar Sözcükler: Periosteal distraksiyon, periost, simvastatin, alveoler augmentasyon, periosteal distraktör

Alveolar kenar artırılmasıDikkat dağıtmaDiş dökülmesi+7
Onur Evren Kahraman
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Ratlarda sagital suturdaki hızlı genişletme ile birlikte uygulanan düşük doz lazer terapisinin yeni kemik oluşumu ve relaps üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, sagital suturunda hızlı genişletme yapılmış ratlarda düşük doz lazer terapisinin, sutur bölgesinde yeni kemik oluşumuna ve relaps üzerine etkisini histolojik ve radyografik olarak incelemektir. Çalışmamızda kullanılan 36 adet 6-8 haftalık Wistar erkek ratta 100 gram kuvvet uygulayan bir ekspansiyon apareyi ile 7 gün ekspansiyon yapıldı. Daha sonra rast gele 3 gruba (kontrol, lazer + retansiyon, lazer ) ayrılan denklerden kontrol ve lazer + retansiyon grubuna bir retansiyon apareyi takılarak 7 gün retansiyon uygulandı. Lazer grubuna ise herhangi bir retansiyon apareyi uygulanmadı. Yedi günlük retansiyon sırasında lazer + retansiyon ve lazer grubuna düşük doz lazer terapisi uygulandı. 14. günün sonunda tüm gruplardaki deneklerin yarısı histolojik inceleme için sakrifiye edildi. Kontrol ve lazer + retansiyon grubundaki kalan deneklerin retansiyon apareyi çıkarıldı. Tüm denkler relaps için 7 gün bekletildi. 21. günün sonunda kalan tüm denekler sakrifiye edildi. Tüm deneklerden ekspansiyon öncesi (T0), ekspansiyon sonrası (T1), retansiyon sonrası (T2) ve relaps sonrası (T3) BT görüntüleri alındı. Histolojik incelemeler sonucunda, lazer + retansiyon ve laser grubunda osteoblast sayısında ve yeni kemik alanıdaki artış kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Radyografik incelemelerde, lazer + retansiyon grubunun relaps oranının kontrol ve lazer grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı ölçüde düşük olduğu bulundu. Bulgularımıza göre, hızlı genişletme sonrası, retansiyon protokolü ile birlikte uygulanan düşük doz lazer terapisi yeni kemik formasyonunu hızlandırarak retansiyon süresini kısaltabilir ve relaps oranını düşürebilir. Anahtar sözcükler: düşük doz lazer terapisi, hızlı genişletme, relaps, sagital genişletme, yeni kemik formasyonu

Alveolar kenar artırılmasıKemik rejenerasyonuKemik ve kemikler+4
Kadriye Ebru Ademci
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Cerrahi yardımlı hızlı maksiller genişletme vakalarında konvansiyonel dönel aletler ve piezoelektrik cerrahi aletinin maksiller osteotomiler sonrası fasiyal ödem, ağrı, hasta memnuniyeti ve operasyon süresi açısından karşılaştırılması

Transversal maksiller yetmezlikler, ortodontik tedavi ihtiyacı duyan yetişkin hastalarda sıklıkla görülen iskeletsel bozukluklardır. Cerrahi yardımlı hızlı maksiller genişletme (CYHMG), iskeletsel gelişimi tamamlanmış, transversal maksiller yetmezliği bulunan ve ortodontik konvansiyonel hızlı maksiller genişletmenin mümkün olmadığı yetişkin bireylerde endike bir tekniktirCerrahinin her alanında amaç; en az doku travması yaratarak daha az potansiyonel komplikasyona yol açmak, hastalara daha az ağrılı ve daha rahat bir cerrahi sonrası dönem garanti etmektir. Piezoelektrik cerrahi, piezoelektrik ultrasonik titreşimler kullanarak güvenli ve etkili osteotomiler yapılmasını sağlayan, doku travmasını ve hasta morbiditesini en aza indirgeyen yeni bir tekniktirBu çalışmada CYHMG için opere edilen hastalarda piezoelektrik cerrahi cihazı ve konvansiyonel dönel aletlerin kullanımı sonrası ağrı, ödem, hasta memnuniyeti ve uygulanan iki tekniğin operasyon sürelerinin karşılaştırılması amaçlanmıştırFasiyal ödem ortalamaları ve VAS ağrı skorları karşılaştırıldığında maksiller osteotomiler için konvansiyonel dönel aletlerin kullanımı sonrası meydana gelen ödem ve ağrı istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur. Hasta memnuniyetinin piezoelektrik cerrahi tekniği kullanımı sonrası daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Operasyon süreleri karşılaştırıldığında piezoelektrik cerrahi tekniğinde operasyon süresi tekniğin göreli düşük kesim etkinliğine bağlı olarak daha uzun bulunmuşturSonuç olarak, bu çalışma doku travmasının ve hasta morbiditesinin azaltılmasında piezoelektrik cerrahi tekniğinin çok etkin ve güvenli bir teknik olduğu göstermektedir. CYHMG işlemi ile tedavi edilen hastalarda operasyon içi ve sonrası konfora bağlı olarak hasta memnuniyeti piezoelektrik cerrahi tekniğiyle anlamlı şekilde artmaktadır.

Alveolar kenar artırılmasıAğrıCerrahi-oral+3
Mehmet Kağan Değerliyurt
Gazi University · Institute of Health Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Üç farklı maksiller genişletme apareyinin kök rezorpsiyonuna etkisi

Bu çalışmanın amacı hızlı üst çene genişletmesi (HÜÇG), yarı hızlı üst çene genişletmesi (YHÜÇG) ve yavaş üst çene genişletmesi (YÜÇG) sonunda meydana gelen iskeletsel, dentoalveolar etkilerini incelemekle birlikte tedavi sırasında destek üst birinci küçük azı dişlerinde meydana gelen kök rezorpsiyonlarının Mikro-BT tarama yöntemi kullanarak incelemek ve karşılaştırmaktır. Üst çene genişletmesi ve üst birinci küçük azı dişin çekimi gerekli olduğu 30 birey, hızlı, yarı hızlı ve yavaş genişletme olmak üzere 10' ar bireyden oluşan üç gruba bölünmüştür. Lateral ve PA radyografiler tedavi başında (T1), genişletme sonunda (T2) ve pekiştirme sonunda (T3) alınmıştır. HÜÇG grubunda hyrax vidalı birinci küçük azı ve birinci büyük azı dişleri bantlı genişletme apareyi günde iki kere ¼ tur aktive edilmiştir. YHÜÇG grubunda akrilik bonded hyrax apareyi sutur açılana kadar sabah ve akşam ¼ tur, sutur açılması ile birlikte yeterli maksiller genişletme yapılana kadar her iki günde bir ¼ tur aktive edilmiştir. YÜÇG grubunda ise quad helix apareyi uygulanmış ve bireyler kliniğe gelerek aparey 20 günde bir aktiflenmiştir. 12 hafta süren pekiştirme periyodu sonunda üst birinci küçük azı dişleri çekilmiştir. Örnek dişler Mikro-BT (SkyScan 1172, Kontich, Belgium) ile taranıp ve görüntülerin analizi için yüksek kapasiteli bir çalışma istasyonu (Dell Precision T5500) rezorpsiyon krater hacimleri belirlemek için kullanılmıştır. HÜÇG grubunda ortalama aktivasyon 20±5 gün sürmüştür. YHÜÇG grubunda ortalama aktivasyon süreleri 43±7 sürmüştür. YÜÇG grubunda bireylerin ortalama aktivasyon süreleri 87±4 günlük bir periyot sonunda tamamlanmıştır. Kök yüzeyi total hacim olarak 8 grupta, bölgesel hacim olarak 12 grupta incelenmiştir. Bütün örneklerde diş köklerinin bukkal yüzeylerinde rezorpsiyon kraterlerinin yoğunlaştığı bulunmuştur. Total rezorpsiyon hacminde en fazla rezorpsiyon krater hacmi HÜÇG grubunda, devamında YHÜÇG grubunda ve en az resorpsiyon krater hacmi YÜÇG grubunda izlendi. Sefolometrik incelemede 21 parametreye bakılmış ve sagital değişikliklerde üç grup arasında önemli farklılıklar izlenmemiştir. PA grafi incelemede 8 parametreye bakılmış ve transversal yönde her üç grupta genişleme meydana geldiği ve gruplar arasında anlamlı farklılıklar izlenmiştir. Destek dişlerin kök yüzeylerinde daha fazla kuvvete maruz kaldığından HÜÇG grubunda en fazla rezorpsiyon görülmüştür. Bunu sırasıyla YHÜÇG ve YÜÇG grupları takip etmiştir. Rezorpsiyonun en fazla görüldüğü yerler kök yüzeylerinin sırasıyla bukkal, palatinal, distal ve meziyal olarak izlenmiştir.

Alveolar kenar artırılmasıDental aygıtlarKök rezorpsiyonu+3
Refika Topal Kaya
Dicle University · Institute of Health Sciences
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Modifiye hızlı üst çene genişletme apareyinin iskeletsel ve dental etkilerinin sonlu elemanlar yöntemiyle incelenmesi

Maksiller darlık en sık görülen iskeletsel anomalilerden biridir. Maksiller darlığın sebep olduğu posterior çapraz kapanışın görülme sıklığı %2,7 ile %18,2 arasındadır. Tek taraflı posterior çapraz kapanış çift taraflıya oranla daha sık görülmektedir. Posterior çapraz kapanışın tedavisi yaş, anomalinin şiddeti gibi pek çok faktöre bağlı olarak hastadan hastaya farklılık göstermektedir. Bununla birlikte iskeletsel posterior çapraz kapanışın en yaygın tedavisi, midpalatal süturun ayrılarak maksiller kemik kaidesinin genişletildiği hızlı maksiller genişletmedir (Rapid Mxillary Expansion, RME). Bu çalışmanın amacı geleneksel bonded RME (G-RME) apareyi, Full cap splint RME (F-RME) apareyi ve asimetrik modifiye RME (M-RME) apareyinin etkilerini sonlu elemanlar analizi ile karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Üç senaryoda kullanılan üç farklı model şu şekildedir; 1) Molar ve premolar dişlerin akrilikle kaplandığı G-RME apareyi, 2) Palatinal mukoza açıkta kalacak şekilde tüm dişlerin akrilikle kaplandığı F-RME apareyi, 3) Sağ tarafta tümdişlerin sol tarafta premolar ve molar dişlerin akrilikle kaplandığı asimetrik M-RME apareyi. Bütün modellerde RME vidasına horizontal düzlemde 5 mm yer değiştirme uygulandıktan sonra oluşan stres seviyeleri ve yer değiştirmeler sonlu elemanlar stres analizi yöntemi ile incelenmiştir. Posterior dişler G-RME apareyi ile F-RME apareyine göre daha fazla genişlemiştir. M-RME apareyiyle ise posterior dişler, premolar ve molar dişlerin akrilikle kaplandığı tarafta tam kaplama olan tarafa göre daha fazla genişlemiştir. Anterior dişler F-RME apareyi ile G-RME apareyine göre daha fazla genişlemiştir. M-RME apareyi ile anterior dişler, tam kaplama olan tarafta diğer tarafa göre daha fazla genişleme olmuş ve orta hat tam kaplama olan tarafa kaymıştır. M-RME apareyi ile sapmış olan orta hat düzeltilebilir ve posterior bölgede tek taraflı genişleme sağlanabilir. Anahtar Sözcükler: Modifiye RME Apareyi, Hızlı Maksiller Genişletme, Sonlu Elemanlar Analizi

Alveolar kenar artırılmasıAraç-gereçlerDental aygıtlar+1
Merve Keser
Karadeniz Technical University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Hızlı üst çene genişletmesinin intrakraniyal basınç üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı; posterior çapraz kapanışla karakterize üst çene darlığı bulunan bireylerde rutin olarak yapılan hızlı üst çene genişletmesinin kafa içi basıncı üzerindeki etkisinin ultrasonografi eşliğinde optik sinir kılıf çapı ölçümü ile değerlendirilmesidir. Çalışmaya çift taraflı posterior çapraz kapanışa sahip, 11-15 yaş aralığında, toplam 25 hasta dâhil edilmiştir. Tüm hastalara hızlı üst çene genişletmesi amacıyla akrilik cap splint tipi aparey uygulanmıştır. İlk vida aktivasyonundan hemen önce (T0), hastalar monitörize edilerek vital bulguları kaydedilmiş ve ultrasonografi eşliğinde optik sinir kılıf çapı ölçümü yapılmıştır. Vida, araştırmacı tarafından 1 çeyrek tur çevrildikten 1 dakika sonra (T1), 10 dakika sonra (T2), ve 60 dakika sonra (T3) sonra aynı ölçümler tekrarlanmıştır. Hastaların vida aktivasyonu sırasındaki ağrı algısı (T1,T5) 4 kategorili sözel derecelendirme ölçeği (VRS-4) ile değerlendirilmiştir. Tedavinin aktif ekspansiyon fazının son seansında, ilk aktivasyon seansındaki ölçüm protokolü tekrar uygulanmıştır (T4,T5,T6,T7). Çalışma sonucunda vida aktivasyonundan 1 dakika sonra (T1,T5) ultrasonografik olarak ölçülen optik sinir kılıf çapı ölçüm değerlerinde, vida aktivasyonundan önce (T0,T4) ölçülen optik sinir kılıf çapı ölçüm değerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı artış tespit edilmiştir (p<0.01). İlk vida aktivasyonundan önce yapılan ölçümlerle son vida aktivasyonundan 60 dk sonra yapılan ölçümler (T0-T7) değerlendirildiğinde aralarındaki ilişki anlamsız bulunmuştur (p>0.01). Sonuç olarak hızlı üst çene genişletme tedavisi gören hastalarda, vida aktivasyonunun hemen ardından ultrasonografik olarak ölçülen optik sinir kılıf çapı değerinde kritik değerin üzerine çıkmayan artış saptanmış, bu artışın bir saatlik zaman dilimi içerisinde giderek azaldığı ve bu durumun tekrarlayan aktivasyonlardan etkilenmediği tespit edilmiştir.

Alveolar kenar artırılmasıOptik sinirUltrasonografi+1
Zeynep Mazlum
Karadeniz Technical University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Piezocerrahi sistemi kullanılarak yapılan krestal yaklaşım maksiller sinüs ogmentasyonu sırasında kemikte oluşan sıcaklık artışının değerlendirilmesi: in vitro çalışma

Günümüzde diş eksikliklerinin tedavisinde yaygın olarak kullanılan dental implantların, sinüs tabanının sarkması ve alveol kemiğinin rezorpsiyonu sonucunda kemik yüksekliğinin yetersiz olduğu maksiller posterior bölgede uygulanması hekimlere zorluk yaratmaktadır. Mevcut kemik yüksekliğinin 6 mm ve daha fazla olduğu durumlarda önerilen krestal yaklaşım sinüs ogmentasyon tekniğinde geleneksel olarak osteotomlar kullanılırken, piezocerrahi cihazların da bu amaçla kullanılması gündeme gelmiştir. Ultrasonik titreşimlerle çalışan bu cihazlarda, kesici ucun kemik ile temasında ortaya çıkan sıcaklık artışı dışardan soğutma sistemi kullanılarak kontrol altına alınabilmektedir. Kemik dokuda meydana gelebilecek sıcaklık artışı 10 °C' yi aştığında, kemiğin nekroz potansiyeli artmakta, bunun sonucunda kemik homeostazı değişebilmekte veya gecikebilmektedir. Piezocerrahi sistemlerde, kesici ucun kemik içindeki çalışma derinliği arttıkça soğutmanın etkin şekilde ilgili bölgeye ulaşamamasından dolayı kemikte sıcaklık artışı meydana gelebileceği düşüncesiyle bu in vitro çalışma kurgulanmıştır. Çalışmamızda, kuzu pelvis kemiğinden hazırlanan uç kısmında 1 mm'lik kortikal kemik bulunan 6 mm (Grup 1; n=15) ve 8 mm'lik (Grup 2; n=15) spongioz kemik modeller kullanıldı. Osteotomiye üretici firmanın talimatları doğrultusunda piezocerrahi sisteminin kesici uçları ile spongioz kemikten başlanarak maksiller sinüs tabanını temsil eden kortikal kemik kaldırılıncaya kadar devam edildi. Bu süreçte kemik modellerde oluşan sıcaklık artışı termal kamera yardımıyla ölçülerek değerlendirildi. Ortalama maksimum sıcaklık artış değeri 1. grupta 83.33 °C, 2. grupta 88.72 °C olarak saptandı (p>0.05). İki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı olmasa da çalışma derinliği arttıkça ortalama maksimum sıcaklık değerinin arttığı ve her iki grupta da ölçülen sıcaklık artışının nekroz gelişimi açısından bildirilen kritik değerlerin oldukça üzerinde olduğu gözlendi.

Alveolar kenar artırılmasıDental implantlarKemik ve kemikler+4
Yusuf Karatepe
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Erken karışık dişlenme dönemindeki hastalarda yavaş üst çene genişletmesinin iskeletsel, dental ve yumuşak doku etkilerinin değerlendirilmesi

Posterior çapraz kapanış erken dönemde tedavi edilmediğinde, ilerleyen dönemde daha komplike problemlere neden olabilmektedir. Bu çalışmada erken karışık dişlenme dönemindeki hastalarda uygulanan Leaf Ekspansiyon Apareyinin dentofasiyal yapılara olan etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tedavi grubuna 7 – 10 yaş aralığında tek taraflı posterior çapraz kapanışı olan 12 hasta, kontrol grubuna ise benzer yaş aralığındaki posterior çapraz kapanışı olmayan 12 hasta dahil edilmiştir. Tedavi başında (T1) ve tedavi sonunda (T2) alınan dijital tarama modelleri, panoramik, ve sefalometrik filmler üzerinde yapılan ölçümler, grup içinde ve gruplar arası olacak şekilde karşılaştırılmış olup iskeletsel, dental ve yumuşak doku değişimleri değerlendirilmiştir. Tedavi sonunda yapılan model analizine göre palatal yüzey alanı, intermolar genişlik, ark çevresi, molar açı ve rugaların transvers ölçümlerinde anlamlı bir artış gözlenmiştir. Kontrol grubuna kıyasla tedavi sonundaki Alan 1, Alan 2 ve interlateral ruga genişlikleri anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Tedavi sonunda yapılan lateral sefalometrik analizlerde maksillanın anlamlı düzeyde öne ve aşağı doğru yer değiştirdiği, üst kesici dişlerin aşağı yönde hareket ettiği, anterior yüz yüksekliğinde anlamlı bir artış meydana geldiği gözlenmiştir. Kontrol grubuyla tedavi sonundaki bu ölçümler arasında anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Yumuşak doku ölçümlerinden olan UL-Ver mesafesinin tedavi başındaki değeri kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde düşük iken tedavi sonu değeri ile kontrol grubu arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Tedavi sonunda yapılan posteroanterior sefalometrik analizlerde ölçülen tüm iskeletsel ve dental genişliklerde anlamlı bir artış görülse de bu ölçümlerle kontrol grubu değerleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Üst daimi kaninlerin pozisyonu ve eğiminin değerlendirildiği panoramik filmler üzerinde yapılan ölçümlerde T2-T1 gözlem döneminde ve tedavi sonu ile kontrol grubu değerleri arasında önemli bir değişim tespit edilmemiştir. Çalışmamız sonucunda erken dönemde uygulanan Leaf Ekspansiyon Apareyinin dental etkilerle birlikte bir miktar iskeletsel etki de gösterdiği, fasiyal yumuşak dokuları ve üst kanin dişlerin eğimini önemli oranda değiştirmediği tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Leaf Ekspansiyon Apareyi, Posterior Çapraz Kapanış, Karışık Dişlenme, Yavaş Üst Çene Genişletmesi

Alveolar kemikAlveolar kenar artırılmasıDiş çıkarma+4
Özgür Kocaali
Karadeniz Technical University
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Karma dentisyon döneminde modifiye HAAS ve hafızalı genişletme apareyleri ile yapılan maksiller genişletmenin etkilerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı; her ikisi de süt dişlerinden destek alan, hızlı ekspansiyon apareyi modifiye Haas ve yavaş maksiller ekspansiyon apareyi olan Ni-Ti Memory Leaf expander ile karma dişlenme döneminde yapılan üst çene genişletmesinin dental ve iskeletsel etkilerinin karşılaştırılması ve birinin diğerine üstün olup olmadığının değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya kliniğimizde 2016- 2020 yılları arasında modifiye Haas veya hafızalı genişletme apareyleri ile tedavi edilmiş toplam 38 hastanın tedavi başı ve sonu lateral ve posteroanterior sefalometrik filmleri ile dental modelleri dahil edilmiştir. Kullanılan genişletme apareyine göre hastalar 2 gruba ayrılarak incelenmiştir- Grup 1 (modifiye Haas grubu) 18 ve Grup 2 (Ni-Ti Memory Leaf-Expander grubu) 20 bireyden oluşmuştur. Tedavi başı (T0) ve genişletme tedavisi sonrası aparey sökümünde (T1) alınmış dijital sefalometrik radyografların analizleri Dolphin Imaging yazılımı ile yapılırken dental modellerin 3Shape 3D tarama cihazı ile dijital görüntüleri elde edilerek bu modellerin ölçümleri Blender 2.90 Version Software ile yapılmıştır. Tedavi grupları arasında farkların önemliliği Student's testi ile veya Mann Whitney U testiyle değerlendirilmiştir Bulgular: Gruplar arasında demografik özellikleri bakımından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Lateral sefalometrik analizlerde hem ekspansiyon sonrası meydana gelen değişiklikler hem de meydana gelen değişiklik miktarları açısından, gruplar arası anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Posteroanterior film ölçümlerinde internazal, interjugular ve antegoniyal çentikler arası mesafelerde her iki grupta anlamlı artış izlenmiş, artış miktarları bakımından gruplar arasında bir farka rastlanmamıştır (p>0,05). Model ölçümlerinde ise total alan, anterior alan, orta alan, posterior alan, molar devrilme açısı, üst intermolar, alt intermolar ve ark çevresinde istatistiksel olarak anlamlı artış gözlenmiştir. Grup 1'de anterior alan ve molar devrilme açısında daha fazla artış gözlemlenmiştir (p= 0.010 ve p=0.009). Sonuç: Her iki aparey sistemi ile benzer ve etkili genişletme sağlanmıştır. Yeni hafızalı genişletme apareyi, erken dönem maksiller ekspansiyon hastalarında, hasta/veli kooperasyonu gerektirmemesi nedeniyle kovansiyonel genişletme apareyleri yerine güvenli ve etkili bir alternatif olarak tercih edilebilir.

Alveolar kenar artırılmasıMaksillaOrtodonti+1
Bahar Uluğ
Başkent University · Institute of Health Sciences
2021
00

Related subjects