Bektaşilik

64 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İshak Efendi'nin Kâşifü'l- Esrâr ve Dâfiul'l-Eşrâr adlı eserinin İslam mezhepleri tarihi açısından değerlendirilmesi

Harputlu İshak Hoca'nın okumuş olduğumuz kitabı Bektaşîlerin 1871 yılında Hurufî kitaplarından olan Işknâme'yi yayınlamaları üzerine kaleme alınmıştır. Harputlu İshak Hoca padişaha onların durumunu anlatmak ve halkı uyarmak maksadıyla hem Hurufîlerde hem de Bektaşîlerde gördüğü yanlış inanç yapısını ve ibadet hayatları konusundaki eleştirilerini yazmıştır. Harputlu İshak Hoca, Osmanlı'nın son döneminde yetişmiş bir âlimdir. Bu bağlamda Osmanlı'nın son döneminde yaşanan bütün sıkıntılı durumlardan haberdar olan birisi olarak devletin desteğiyle özellikle inanç alanında üzerine düşen vazifeyi yerine getirmeye çalışarak Hıristiyanların misyonerlik faaliyetlerine karşı tepkisini göstermiş ve eserler hazırlamıştır. Bizim çalışmamızda incelediğimiz eserinde de Hurufîlerin ve Hurufîlerden etkilendiklerini söylediği Bektaşîlerin yanlış bulduğu inançlarını anlatmıştır. Özellikle Fazlullah Hurufî'ye ilahlık atfedildiğini Hurufîlerin kendi kitaplarından naklederek anlatmıştır. Biz de çalışmamızda İslam Mezhepleri Tarihi'nin tarafsızlık ilkesi gereği Hurufîlerin kitaplarını inceleyerek bu iddiaların doğru olup olmadığını ortaya koymaya çalıştık. Hurufîlerin eserleri olan Câvidânnâme, Işknâme, Hakîkatnâme'de bu konuya cevap aradık. Bektâşiler hakkında kısa bir malumat verdikten sonra Bektaşîlerin Hurufîlerden etkilenip etkilenmedikleri konusunda araştırma yaptık. İshak Hoca'nın hayatı, yaşadığı dönem ve eserleri hakkında bilgi verdik. Yine İshak Hoca'nın kitabında eleştirilen Fazlullah Hurufi'nin hayatı, eserleri ve kurmuş olduğu Hurufîlik hakkında malumat verdik. Kâşifü'l-Esrâr isimli eseri incelememizdeki sebep, geçmişten günümüze hiçbir zaman önemini kaybetmeden, bilakis ivme kazanarak tartışılmaya devam eden mezhep ya da tarikat benzeri birtakım oluşumlar hakkında Osmanlı ulemasının ne düşündüğünü anlamak, ne yaptığını görmektir. Harputlu İshak Hoca da, Osmanlı'nın son döneminde yaşamış bir âlim olarak, dönemin Osmanlı yönetiminin de teşvikleriyle bu çalışmalarda yer almış önemli bir şahsiyettir. Onun, Hurufilerin Bektaşîlik içinde kendilerini gizlediklerini söyleyip onlardan bahsetmesi, araştırmamıza sebep olan en önemli etkendir. Böylelikle bu meselenin, Osmanlı'nın kuruluşundan çöküşüne kadarki süreci hakkında bilgi elde etmemizi sağlamıştır. Çalışmamızın sonunda, İshak Hoca'nın Osmanlıca'dan Türkçe'ye aktarmaya çalıştığımız eserini sunduk. Anahtar Kavramlar: Harputlu İshak Hoca, Hurufîlik, Bektaşîlik, Câvidânnâme, Işknâme.

BektaşilerBektaşilikDürrü'l-Esrar+5
Zübeyde Kafesci
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vîrani Dede-Fakr-Name (inceleme-metin-dizin)

Bektaşilik hareketi, XIV. yüzyıldan itibaren Anadolu'da şekillenmeye başlamış,XVI. yüzyılda sistemleşerek günümüze kadar etkisini sürdürmüştür. Bu etkinin birsonucu olarak Bektaşilik öğretilerini işleyen birçok şair ve yazar ortaya çıkmıştır. XVI.yüzyılda yaşayan Vûrânû Dede de dönemin Bektaşû şairlerinden biridir.Çalışmamızda Vûrânû Dede'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir.Fakr-nâme isimli eseri, Arap alfabesinden Latin alfabesine aktarılmış ve eserinin din,tasavvuf, ahlâk yönünden incelemesi yapılmıştır.Vûrânû Dede bir Bektaşû ?Dede?sidir. Hem manzum hem de mensur eserleryazmıştır. Eserlerinde, Dinû-Tasavvufû Türk Edebiyatı'nın, Bektaşûliğin ve Hurûfûliğinbelirgin özellikleri görülmektedir.

BektaşilikTasavvuf
Bihter Ünal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu Alevi Bektaşi geleneğinde kadının konumu

Söylenmiş ve söylenecek çok sözü olan iki alan: biri din diğeri Alevilik. Alevilikte "Bizde kadın erkek eşittir" söylemi Sünni kadınlar baz alınarak söylenmiş olsa da bu eşitlik anlayışının kaynağının ne olduğu tezin öncelikli amacıdır. Dolayısıyla toplumsal zamanı çoklu ve çatışmalı bu toplumun tarihsel sürecine eşlik eden; Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden Türkiye Cuhuriyeti dönemine de yansıyan toplumsal hareketler içindeki konumu ele alınmıştır. Diğer yandan Alevilik İslam'ın içinde heterodoks bir mezhep olarak tanımlandığı için baskın kültürün ve dini otoritelerin heriki geleneğin kadınları "ikincil" kılan öğeleri "toplumsal cinsiyet" perspektifi üzerinden eleştirel feminist teoriye göre tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın ve Din, Toplumsal Cinsiyet, Ataerkillik, AleviBektaşilik, Ötekilik

AlevilerAlevilikAtaerkil+6
Emine Atalay
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Makbulden mülhidliğe: Değişen devlet-Bektaşi ilişkisi (1826-1922)

Yeniçeriliğin manevi yönünü temsil eden Bektaşilik; devlet destekli tek Gayrisünni tarikat olması, yasaklanmasına rağmen ortadan kaldırılamaması ve kendine özgü bir kültürel bir yapıya sahip olması gibi nedenlerden dolayı hâlâ tarih ve sosyoloji bilim dalları başta olmak üzere pek çok bilim dalının ilgisini üzerinde sürdürmektedir. Son yıllarda yine artan bu ilgiyle birçok çalışma ele alınmış, ancak Bektaşilikle ilgili bazı alanlarda eksiklikler doldurulamamıştır. Bunların başında değişen devlet-tekke ilişkisi bağlamında Balkan Bektaşilerinin sosyal, siyasal, ekonomik ve dini durumlarıdır. Söz konusu eksiklikler kapsamında din, devlet ve toplum ayağı olan bu uzun ve zorlu mücadelenin panoramik görüntüsü oluşturulması gerekmektedir. Bu meyanda devlet-tekke, tekke-toplum ilişkileri ele alınmış, kaldırılma sürecinin devlet ve toplum üzerindeki etkileri irdelenerek ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca Bektaşilerin tekkelerde yaptıkları faaliyetlerden dolayı, XX. yüzyılın başlarına kadar sürdürülen takibatlar ve Balkanlar'dan geri çekilme sürecinde Bektaşi tekkelerinin yaşadıkları savrulmalar, devletin Sünni-Hanefi resmi din anlayışı teorik çerçevesi üzerinden devlet-tarikat ilişkisini ortaya koymak hedeflenmiştir. Osmanlı Devleti'nin kendi varlığı için elzem gördüğü "resmi devlet dini" oluşturma politikası için ortadan kaldırılması hedeflenen Bektaşilik politikasının cumhuriyet kadrolarına miras kaldığı da görülmektedir. Nitekim Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte dini hayatı düzenlemek için yeni kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı'nda Sünni ve özelde Hanefi itikadının dışında Alevi-Bektaşi geleneğinin göz ardı edilip yer verilmemesi bunun en büyük göstergesidir.

Bektaşi tekkesiBektaşilerBektaşilik+7
Mustafa Aslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Alevî-Bektâşî klasiklerinde sahabe algısı

Tasavvufî bir düşünce ve tarîkatözellikleri taşıyan Alevîlik-Bektâşîlik nitelemeli yapı,târihî seyir içerisinde önemli değişiklikler geçirmiştir.Yarı göçebe-göçebe bir sosyal yapıda olan ve daha çok Yesevî geleneğe mensup sûfîler kanalıyla İslamlaştırılan Alevî-Bektâşî nitelemeli gruplar yaşadıkları zaman ve coğrafyaya bağlı olarak farklı tesirlerden etkilenmişlerdir.Türkiye Diyanet Vakfı tarafından yayımlanan "Alevî-Bektâşî Klasikleri" içerisinde yer alan eserler Alevî-Bektâşî nitelemeli gruplara ait yazılı kaynakların tanınmasına vesile olmakta ve söz konusu değişim ve gelişimi ortaya koyması açısından da önem arzetmektedir. Çalışmamızda,TDV tarafından yayımlanan "Alevî-Bektâşî Klasikleri"nden hareketle geçmişte herbiri kendi ocağıyla anılan ama günümüzde Alevî-Bektâşî geleneği olarak tanımlanan yapıda sahabenin nasıl konumlandırıldığı ele alınmıştır.Giriş bölümünde, kullanılan meteodoloji ile kaynaklar hakkında bilgiler verilerek kaynak değerlendirmesi yapılmıştır.Birinci bölümünde Alevîlik ve Bektâşîlik kavramlarıyla sahabe tanımı, sahabenin önemi ve tabakaları açıklanmıştır. İkinci bölümde ise Alevî-Bektâşînitelemeli gruplarda öne çıkarılan sahabîler tespit edilerek öncelikle târihî hayatlarına temas edilmiş ve Klasiklerde sahabenin tanımlanması üzerinde durulmuştur. Sonrailgili gelenek içerisinde daha arka planda olansahabîler tespit edilerek hayatlarına temas etmeden eserlerde nasıl konumlandırıldıkları analiz edilmiştir.Sonuç olarak sahabe tanımlanırken kullanılan kavramlarıngenel bir kabulden ziyade Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Selmân-ı Fârisî gibi sahabîler etrafında şekillendiği, bazı Hurûfî-Bâtınî ve Şî'î-Safevî etkiler görülmekle birlikte sahabenin inanç unsuru olarak görülmediği, sahabeye karşı teberrî ve düşmanlık gibi yaklaşımların olmadığı tespit edilmiştir.

AlevilerAlevilikBektaşiler+6
Orhan Özkan
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Mecmua-i Bektaşiye: Metin-inceleme

Klasik Türk edebiyatında, son yıllarda üzerinde yapılan çalışmaların hızla arttığı şiir mecmuaları, bir antoloji niteliğinde olup derleyicinin şiir zevkini yansıtan bir mecmua olabileceği gibi belli bir görüşü yansıtmak amacıyla hazırlanmış mecmualardan da olabilmektedir. Nitekim bu teze konu olan Mecmua-i Bektaşiye de az önce sözü edilen ikinci tip mecmua türlerinden biridir. Çünkü söz konusu eser Alevi-Bektaşi gelenek ve kültürü çerçevesinde meydana getirilmiş bir mecmuadır. Bu çalışma, Ankara Milli Kütüphanede 06 Hk 687/1 arşiv numarasıyla kayıtlı Mecmua-i Bektaşiye isimli eser üzerinde yapılmıştır. İlk olarak giriş bölümünde Alevilik-Bektaşiliğin ne olduğu ve özellikleri hususunda bazı açıklamalar yapılmaya çalışılmıştır. Ardından Bektaşiliğin doğuşu, gelişimi ve Hacı Bektaş Veli hakkında kısa tarihsel bilgiler verilmiştir. Sonrasında mecmualarla ilgili çeşitli bilgiler verildikten sonra eserin nüsha tavsifi yapılmış, eserin muhtevası hakkında açıklamalarda bulunulmuştur. Muhteva ile ilgili olarak eserdeki şairler, nazım şekilleri ve vezinler hakkında tablolar halinde bazı sayısal verilere değinildikten sonra eserde sıklıkla geçen Alevilik-Bektaşilikle ilgili terim, kavram ve isimlere yer verilmiş, sonrasında eserin edebi değerlendirmesi yapılmaya çalışılmıştır. Son bölüm, eserin transkripsiyon alfabesiyle Latin harflerine aktarılmış metninden oluşmaktadır. Bu çalışmadan beklenen nihaî hedef, klasik Türk edebiyatındaki şiir mecmualarının öneminin fark edilmesini sağlamak ve şiir mecmuaları vasıtasıyla divan şiirine bir katkı sunabilmektir. Anahtar kelimeler: Mecmua, Şiir mecmuası, Alevilik, Bektaşilik, Mecmua-i Bektaşiye, İnceleme-Metin.

AlevilikBektaşilikDergiler+5
Zülfikar Gerdan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kaygusuz Baba (Abdal)'nın Budalanâme adlı eserinin incelenmesi

Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti devletlerinde sosyal yapının önemli radikal bir parçası olan Alevî-Bektaşî zümre tarih boyunca yaşadıkları bölgelerde kendilerini ifade etmeye çalışmışlardır. Bu ifadeler zaman zaman devlete karşı ortaya çıkan isyanlarla beraber, bazen de sözlü ve yazılı eserlerde kendini göstermiştir. Kaygusuz Baba (Abdal) Alevî-Bektaşî geleneğinin önemli bir şahsiyeti olmakla beraber, içerisinde bulunduğu sosyal çevrenin izahını eserlerinde yapan bir Alevî-Bektaşî şairidir. Alevî-Bektaşî inanışı ve yaşantısı hakkında geniş bilgiler verilen Budalanâme'de Allah'a ulaşmak için neler yapılması gerektiği öğütlerle ifade edilmiştir. Tarikat ve tarikat ehli için geniş bilgiler sunan bu eser hadisler ve Kur'an-ı Kerim'den ayetlerle desteklenmiştir. Eser aynı zamanda tarihi şahsiyetler ve peygamberlerin hayatları hakkında da geniş bilgiler vermektedir.Anahtar kelimeler: Alevilik, Bektaşilik, Kaygusuz Abdal, Budalanâme

AlevilikBektaşilikBudalaname+4
Burcu Erdem Yıldırım
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk mitolojisinin Alevi-Bektaşi menkıbelerindeki izleri

İnsanoğlunun var olduğu tarih öncesi zamanlarda kâinatı anlamlandırmaya dair birtakım çabalar sarf edilmiştir. Sırlarla dolu kâinatı anlamlandırma çabaları, tahayyülün tüm sınırlarına vakıf olan mitleri ve sembolik uygulamaları ihtiva eden ritüelleri oluşturmuştur. Kâinatın ve kâinattaki varlıkların yaratılışını konu edinen mitler, sözlü kültür ürünleriyle yaşamını sürdürmüş ve kolektif bilincin tarih öncesi dönemlerdeki unsurlarını günümüze kadar getirmiştir. Bu işlevlere sahip olan mitler yaşamın her alanında varlığını korumuştur. Bugün Türk milletinin benimsemiş olduğu İslamiyet ve İslamiyet kapsamındaki Alevi-Bektaşi inancı, söz konusu alanlardan sadece biridir. İslamiyet kapsamındaki Alevi-Bektaşilik hem inanç sistemi açısından hem de bünyesinde geliştirdiği edebî ürünler açısından mitlerin varlığını koruduğu geniş bir alandır. Alevi-Bektaşi inanç kapsamında gelişen edebiyatın büyük bir bölümünü, topluma dinî ve hayati her yönden önderlik eden velilerin kerametlerini konu edinen menkıbeler oluşturmuştur. Velayetname ve menakıpname gibi eserlerde toplanan bu menkıbeler, Türk mitolojisine ait birçok unsuru ihtiva etmektedir. Bu eserlerin Türk mitolojisi ile ilişkisi, Ehlibeyt'in Orta Asya'ya göç edip burada kültürel bir etkileşime girmesinden gelmektedir. Ehlibeyt'in çeşitli sebeplerden ötürü Orta Asya'ya göç etmesi, buradaki Gök Tanrı inancını ve bu inanç kapsamındaki Şamanizmi benimsemiş olan Türklerin Alevi-Bektaşi inancını benimsemesini sağlamıştır. Bundan ötürü Şamanizm kökenli bir Alevilik inancı oluşmuş ve bu senkretik yapılı inanç biçimi Türklerin Anadolu'ya göçü ile günümüze kadar ulaşmıştır. Özellikle Anadolu coğrafyasındaki Aleviliğin etkisiyle oluşan, asırlarla nesiller arasında bir köprü işlevi gören ve Türk mitolojisinden izler taşıyan menkıbeler mitolojik anlamda yoğun bir motif yapısına sahiptir. Bu çalışmada Alevi-Bektaşi inanç kapsamında oluşmuş menkıbelerin Türk mitolojisine ait unsurları mitolojik, sembolik ve arketipsel yönlerden değerlendirilecektir. Dolayısıyla Alevi-Bektaşi inancının Türk mitolojik kökenleri gün yüzüne çıkarılmış olacaktır. Anahtar Kelimeler: Mit, Türk Mitolojisi, Alevi-Bektaşi İnancı, Menkıbe, Motif, Sembol

AlevilikAleviyyeBektaşilik+7
Muhammet Faruk Ekici
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pir ve talip ilişkileri bağlamında Balkanlardan Anadolu'ya Ali Koçlular

Bu çalışma, Ali Koçlular olarak adlandırılan Ali Koç Baba'nın evlatları ve talip topluluklarını pir ve talip ilişkileri bağlamında konu edinmektedir. Ali Koç Baba seyittir ve Koyun Baba'nın halifelerindendir. Anadolu'dan Balkanlara gelmiş önce Vidin'e yerleşmiş Niğbolu'da vefat etmiştir. Osmanlı Devleti ile Ruslar arasında yaşanan 93 Harbi sonrası Ali Koçlular'ın önemli bir kısmı Anadolu'ya göç etmek zorunda kalmış ve Eskişehir'e iskân edilmişlerdir. Ali Koç Baba'nın evlatları ve talip toplulukları hem Balkanlarda hem de Anadolu'da varlıklarını hâlen sürdürmektedirler. Ali Koçlular, Balkanlarda seyit soyu devam eden son aile olarak kabul görmektedirler. Ali Koçlular'a dair literatür incelendiğinde yaşamış oldukları göçün, aile yapılarına ve ocak sistemlerine ne tür etkilerinin olduğu üzerine çalışma ile karşılaşılamamıştır. Literatürdeki eksikliğin giderilmesi amacıyla bu tez ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, lisansüstü düzeyde Ali Koçlular'ı konu edinen ilk çalışmadır. Alana derinlemesine nüfuz edebilmek için nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Bu kapsamda alan araştırmaları organize edilmiştir. Tezin örnekleminin belirlenebilmesi için amaca yönelik örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmanın örneklemini, Eskişehir'de ikamet eden Ali Koçlular oluşturmaktadır. Alan araştırmaları zamana ve farklı mekânlara yayıldığı için veri kazanımı sabit bir görüşme formu yerine, belirli konular odağında sorular yöneltilerek sağlanmıştır. Esas veriler ise katılımcı gözlem ile elde edilmiştir. Ailenin, Balkanlardan Anadolu'ya yaşamış oldukları göçün pir ve talip ilişkilerine etkilerinin neler olduğunun tespiti için 2017 yılında göçtükleri ve hiç gitmedikleri yerlere yani bugün Bulgaristan sınırında kalan köylerine seyahat düzenlenmiştir. Bu seyahat sürecinden 2022 yılına kadar çeşitli zamanlarda katılımcı gözlem ile alan araştırmaları düzenlenmiştir. Ayrıca Ali Koçlular'ın kendi aralarında tuttuğu önemli kaynaklar ve ilgili Osmanlı Devleti arşiv belgelerinden de faydalanılmıştır. Alandan elde edilen veriler doyum noktasına ulaştıktan sonra analizleri gerçekleştirilmiş ve böylelikle Balkanlardan Eskişehir'e göç eden bir ailenin, ocak sistemlerinin esası olan pir ve talip ilişkilerinin sekteye uğradığı, farklı coğrafyalara dağıldığı ve bu parçalanmanın günümüzde de artarak devam ettiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Balkanlarda yolu ve erkânı kendi soyu eliyle devam eden son ocak olan Ali Koç Baba ocağı, temsilcileri ve talip toplulukları akademik literatüre kazandırılmıştır. Bunun yanı sıra da yaşamış oldukları göç sürecinin aile yapıları ve ocak sistemleri üzerindeki etkilerinin yaratmış olduğu sonuçlara dikkat çekilmiştir.

AileAlevilikAli Koçlular+6
Hakkı Taşğın
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya Abdal Musa Dergahı ve etki alanı: Menkıbevi kuruluş, tarihçe, deniz aşırı ilişkiler

On dördüncü yüzyılda yaşadığı bilinen Abdal Musa, Bektaşiliğin erken dönemlerinde etkili olmuş Rum Abdallarındandır. Orhan Gazi devrinde, yeniçeri ocağının kurucu pir olarak Hacı Bektaş Veli'ye bağlanmasında önemli rol oynadığı tahmin edilmektedir. Bektaşi erkânında on iki posttan on birincisi ona ithaf edilmiştir. Alevi toplulukları arasında büyük saygınlığa sahiptir ve kurduğu dergâh Bektaşiliğin tarihte bilinen en büyük dergâhlarından biri haline gelmiştir. Çalışmada Abdal Musa'nın tarihi kişiliği ve kurduğu dergâhın etki alanı farklı boyutlarıyla araştırılmıştır. İlk bölümde literatür değerlendirmesinin ardından, Abdal Musa'yı yaratan derviş geleneğinin tarihsel arka planı ele alınmıştır. Ardından Abdal Musa hakkında kroniklerde mevcut bilgi değerlendirilmiştir. Menâkıbnâmeler izlenerek söylenceler analiz edilmiş, tarihsel gerçeklikle bağları araştırılmıştır. Söylence-mekân ilişkisi üzerinde özellikle durulmuş, bölümler alanda okunarak Tekke Köyü sakinlerinin görüşlerine başvurmak suretiyle bazı sonuçlara varılmıştır. İkinci bölümde dergâhın tarihsel gelişimi araştırılmaktadır. Osmanlı-Safevi geriliminin dergâh ve derviş geleneği üzerinde yarattığı dönüşümün üzerinde durulmuş, sonuçları tartışılmıştır. Dergâh'ın kurulduğu alanın tarih boyunca ticaret yolları üzerinde yer aldığı tespit edilmiş, güvenlik ve konaklama ihtiyacının karşılanması yoluyla Osmanlı sosyal ve ekonomik sistemine entegrasyon süreci aydınlatılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölüm Bektaşiliğin Doğu Akdenizde yayılışı konusuna ayrılarak Abdal Musa Dergahı'nın bu gelişmeye etkisi ele alınmış, Mısır ve Girit Bektaşi gelenekleri ile Antalya arasındaki tarihsel bağlar araştırılmıştır. Abdal Musa'nın Mirası adlı dördüncü bölümde, Alevi Bektaşi geleneğinde Abdal Musa, Halk şiirinde Abdal Musa, Tekke Köyü ve Değirmenköy'ün özgünlüğü, Akçaeniş Tahtacı Türkmen ve Yörük belleğinde Abdal Musa konularına yer verilmiştir. Son olarak Batı Akdeniz ve Ege bölgesinde Abdal Musa'nın izleri alanda araştırılmış, çalışma sonuç ve genel bir değerlendirme ile tamamlanmıştır.

14. yüzyılAbdal MusaAntalya+6
Murat Küçük
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hacı Bektaş-ı Veli'ye göre "İnsan" kavramı

Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgili birçok çalışma yapılmış ve yapılmaya da devam edilecektir. Ancak biz bu çalışmamızda Hacı Bektaş-ı Veli'nin akıllı ve ahlaklı bir varlık olarak insana bakışını ele aldık ve insanın yaratılışına dair felsefi bir bakış açısı yakalamaya çalıştık. Hacı Bektaş-ı Veli'nin insana bakışını ele aldığımız bu çalışmamız iki bölümden meydana gelmiştir. Birinci bölümünde insan, beden ve nefsin tanımı, insan bedeni ve evren arasındaki ilişki ele alınmıştır. Ayrıca Hacı Bektaş-ı Veli'nin dört kapı kırk makam anlayışının evrenin yaratışında etkin olan dört temel unsurla ilişkisine değinilmiştir. İkinci bölümde insanın hem akıllı hem ahlaki olması bakımında özelliklerine değinilmiş ve bu konuda Hacı Bektaş-ı Veli'nin başta Makalat olmak üzere günümüze ulaşan eserleri incelenmiş ve bu doğrultuda insana düşen ödevler ele alınmıştır.

AhlakAkılBektaşilik+3
Gözde Etik Acar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal ve dini yaşam açısından Osmancık Aleviliği

Osmancık ve çevresinde yaşayan Alevi/Bektaşilerin, inanç, ibadet ve sosyal kimliklerine ilişkin tutum ve davranışların ortaya çıkarılmasını hedefleyen bu araştırma, üç bölümden oluşmaktadır.Girişte, araştırma konusu, problemi, amacı, önemi, evren ve örneklemi, kapsam ve sınırlılıkları ve yöntemi hakkında bilgi verdik.Birinci bölümde, kavramsallık açısından Osmancık ve kültürel değerleri, Alevilik/Bektaşilik ve Kızılbaşlık kavramlarını ele aldık.İkinci ve Üçüncü bölümde Alevi/Bektaşilerin olgusal kimlikleri ve tutumlarına yönelik çalışma yaptık.Sonuç bölümünde ise, Osmancık ve çevresinde yaşayan Alevi/Bektaşilerin inanç, ibadet, kimlik anlayışı ve sosyal hayat kimliklerinde farklılaşmaların olduğunu fakat derin bir ayrıma işaret etmediğini, eğitim ve sosyal imkânların artmasıyla sosyal ilişkilerin artacağı düşüncesine ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler1- Alevilik2- Osmancık3- Dedelik4- Cem5- Bektaşilik

AlevilikBektaşilikCem+4
Reyhan Demirkaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığlı halk şairi Kul Mansur (Hayatı, sanatı ve şiirlerinden örnekler)

Türkler, tarihi süreç içerisinde farklı gelenek ve kültür değerini yaşatarak günümüze kadar devam ettirmişlerdir. Bu kültürel değerler, toplumsal bir yaşamın sonucunda oluşmuştur. Böylesine köklü bir kültürün en önemli geleneklerinden biri de âşıklık geleneğidir. Âşıklık geleneği, geçmişten günümüze farklı aşamalardan geçerek ulaşmıştır. Orta Asya'da kökenleri kam ve baksıya kadar dayanan, ozanlıkla devam edip, âşıklıkla son halini alan zengin bir gelenektir. Anadolu sahasında farklı inanç yapılarınınn oluşması ve âşık tarzı şiirin bu yapılar içerisinde yeniden ele alınması yeni kültürlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu kültürlerden biri de Alevi- Bektaşi ozanlarının oluşturmuş olduğu âşıklık geleneğidir. Alevi- Bektaşi inancıyla benzerlikler taşıyan âşıklık geleneği, bu alanda güçlü âşıkların ortaya çıkmasına da neden olmuştur. Çünkü bu inanç dairesinde bulunan birey doğduğu andan itibaren saz ve sözle iç içedir. Aleviliğin önemli ibadet şekillerinden olan cem törenindeki on iki görevden biri olan zakirlik, âşıklığın protipi şeklindedir. Âşıklar günümüzde, varlığını canlı bir şekilde devam ettirmektedirler. Bu geleneği Elazığ'da icra eden ise Kul Mansur'dur. Alevi- Bektaşi inancına sahip olan Kul Mansur'un, bu inanç dairesinde âşıklığa başlaması ve Elazığ'da âşıklık geleneğinin temsilcisi olması oldukça önemlidir. Anahtar Kelimeler: Âşık, Kul Mansur, Elazığ, âşıklık geleneği, Alevi- Bektaşi kültürü

AlevilikAşık edebiyatıBektaşilik+7
Oğuz Doğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Âşik Taki Koçak'in hayatı, sanatı ve edebi kişiliği

Bu arastırmanın amacı, Âşık Taki Koçak'ın hayatını, sanatını ve edebi kişiliğini incelemektir. Yöntem olarak yazılı kaynaklara ve Âşık Taki Koçak'ın eserlerine başvurulmustur. Âşık ile röportaj yapılmıştır.Çalışmanın başında; Âşık Taki Koçak'ın yetiştiği mühit olan Kalecik ve Elmapınar köyü tanıtılmıştır. Âşıklık geleneğinin gelişimi, günümüzdeki durumu ve Âşık Taki Koçak'ın bu gelenek içindeki yerine değinilmiş, bugünkü âşıklar içindeki yeri dile getirilmiştir. Âşıklık geleneği üzerine düşünceleri verilmiştir. Taki Koçak ile ilgili çıkan yazılar ve aldığı ödüller verilmeye çalışılmıştır.Tezde Âşık Taki Koçak hayatı ve edebi şahsiyetini etkileyen durumlar tanıtılmaya çalışılmıştır. Şiirlerinde kullandığı nazım şekilleri ve nazım türleri hakkında çıkarımlarda bulunulmuştur. Şiirlerinin dil özellikleri, söz sanatları, incelenmiştir. Âşık Taki Koçak'ın sanatını oluşturan başlıca unsurların; din ve tasavvuf, sosyal duygu ve sevgili olduğuna değinilmiştir. Aşığın kullandığı metaforlar hem tasavvufi yönüyle hem de Âşık Taki Koçak'ın kullandığı şekliyle ele alınmıştır.Son olarak Âşık Taki Koçak'ın şiirleri alfebetik sırayla verilmiştir.Anahtar Kelimeler:1. Âşık Taki Koçak2. Âşık edebiyatı3. Âşıklık Geleneği4. Bektaşilik5. Metafor

AlevilikAnkara-Kalecik-ElmapınarAşık Taki Koçak+7
Özlem Yıldırım
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kadimi Divanı

Kadîmî mahlasıyla şiirler yazan Ali Rıza Öge, 1881 yılında Tekirdağ'ın Malkara ilçesinde doğmuştur. Karaağaç dergâhında Hüseyin Zeki Baba'dan nasib alarak mürşid olmuştur. Talat Paşa gibi önemli kişilerle birlikte çalışan başarılı bir polistir. Ermeni tehcirinin olduğu dönemde siyasi şubede ermeni masasına bakmıştır. Bu dönemdeki mücadelesinden dolayı ermeni teröristlerin hedefi olmuş, ölümden kıl payı kurtulmuştur. Öge, 14 Nisan 1957'de Bursa'da vefat etmiştir.Alevi-Bektaşi geleneğine bağlı kalarak vatanperver bir hayat süren Kadîmî, şiirlerinde nefes, ilahi, divan ve mersiye gibi Bektaşilerin tercih ettiği nazım türlerini seçmiştir. Kadîmî, şiirlerinde Alevilerin hassas oldukları konuları işlemiştir. Hz. Hüseyin'in şehit edildiği Kerbela olayından bahsetmiştir. Hz. Hüseyin'i şehit edenlere lanetler yağdıran şair, zulme uğrayan Hz. Peygamber soyuna da övgülerde bulunur. Bunun yanında Hacı Bektaş Veli gibi bu geleneğin önde gelen isimleri şiirlerinde sıkça övülmüştür. Kadîmî, kendisiyle aynı geleneğe mensup olan dostlarına da şiirlerinde övgüler yağdırmıştır. Divan sahibi olan şair, bir de şiir antolojisi hazırlamıştır. Bunun yanında polislik anılarını anlattığı bir kitabı bulunmaktadır. Kadîmî, açık ve sade bir dil kullanır. Benimsediği gelenekten dolayı halk söyleyişlerine yer vermiştir.Anahtar Sözcükler:1.Alevilik2.Bektaşilik3.Ali Rıza Öge4.Ermeni Tehciri5.Kerbela

AlevilikBektaşilikDivan edebiyatı+5
Yakup Orkun Demirci
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya Kale yöresi Alevi-Bektaşi inançlarının tespit ve değerlendirilmesi

?Malatya Kale Yöresi Alevi-Bektaşi İnançlarının Tespit ve Değerlendirilmesi? adlı yüksek lisans çalışmamız, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde ilçenin tarihi ve coğrafyası hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Kale'de yaşayan Alevilerin inanç ve ibadet hayatları, ikinci bölümde ise Kale'de yaşayan Alevilerde yaygın halk inanışları hakkında bilgi verilmiştir.Araştırmamızda konu ile ilgili kaynak eserler, gözlem ve mülakat yoluyla tespitlerden faydalanılarak elde edilmiştir..Anahtar Kelimeler: Kale, Alevi İnancı, Halk inanışları, Dini hayat

AlevilerAlevilikBektaşiler+4
Akın Özbakır
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Alevî-Bektaşî kültüründe Kur'ân-ı Kerim anlayışı

Alevî-Bektaşîlik günümüz Türkiye'sinde üzerinde en çok konuşulan ve tartışılan meselelerden biridir. Üzerinde bu kadar çok tartışma yapılmasına ve toplumun gündeminden düşmemesine rağmen, bu sosyo-kültürel yapının net ve herkesçe kabul edilen bir tanımından bahsetmek mümkün değildir. Günümüz Türkiye'sinde söz konusu yapılanmayı İslam özü, İslam'ın gerçek yorumu, Anadolu Müslümanlığı diye tarif edenlerin yanında, ayrı bir din, İslam dışı kültürel bir yapı ve dinsizlik diye tarif edenler de bulunmaktadır. Üzerinde bu kadar çok fikir ayrılığı bulunan bir geleneğin Kur'an'a bakış açısını objektif ve kaynaklar çerçevesinde ortaya koymak ise kanaatimizce oldukça önemlidir.Biz de bu çalışmamızda Alevî-Bektaşî kültüründe Kur'an'ın yerini, nüzulü ve korunmuşluğu hakkındaki görüşleri, Kur'an sevgisini bu kültürün kaynakları çerçevesinde belirlemeye gayret ettik. Ayetlerin kaynaklarda yer alan yorum ve tefsirlerini klasik tefsir kaynaklarındaki bilgilerle karşılaştırarak mevcut benzerlik ve farklılıkları ortaya koymaya çalıştık. Kur'an-ı Kerim'in geleneğin inanç, ibadet ve ahlak yapısına, adap ve erkân anlayışına etkisini tespit etmeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: Alevî, Bektaşî, Kur'an-ı Kerim, Tefsir.

AlevilerBektaşilerBektaşilik+5
Hatice Ergün
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Alevî-Bektaşî kaynaklarında yer alan fıkhî bilgiler

Alevî-Bektaşîlik, üzerinde çeşitli spekülasyonlar yapılan, ideolojik ve siyasî tartışmaların odağında yer alan bir konudur. Toplumun gündemini bu kadar çok meşgul eden bir düşünce yapısının temel kaynaklarında yer alan ve İslam Hukukuyla ilgili bilgileri, objektif şekilde ve yorumlamalardan kaçınarak ortaya koymak oldukça önemli ve gereklidir. Bu çalışma da, Alevî-Bektaşî geleneğinin temel kaynaklarında yer alan fıkhî bilgi ve görüşleri ilmî bir usulle bir arada toplama amacıyla gerçekleştirilmiştir.Alevî-Bektaşîliğin kaynakları fıkhî açıdan incelendiğinde, bu geleneğin ileri gelenleri ve mensuplarının Ehl-i Sünnet-Hanefî mezhebini benimsedikleri görülmektedir. İbadetlerini bu mezhebin görüşlerine göre eda ettikleri ve muamelat ile ilgili meselelerde de yine bu mezhebe göre hareket ettikleri sonucu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla İmamiyye mezhebi ile ilgili görüşler, Hacı Bektaş-ı Veli'nin yaşadığı dönem, Bektaşî tarikatının kurulma aşaması ve bu tarikatın ilk dönemleri itibariyle Alevî-Bektaşî geleneği içerisinde mevcut değildir. Binaenaleyh İmamiyye ile ilgili görüşlerin sonraki dönemler itibariyle bu geleneğe girmiş olduğu ve bu mezhebe aidiyet ile ilgili söz konusu söylemlerin sadece sözde kalan ve uygulama alanı bulmayan söylemler olduğu anlaşılmaktadır.

AlevilikBektaşilikİslam Hukuku+1
Mustafa Ergün
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Âşık Aşur Uygur'un hayatı - sanatı ve eserleri

Tezimiz, Türk edebiyatı içerisinde âşıklık geleneğinin mahiyeti, Çankırı kültürü, Çankırı âşıklık geleneği ve halk şairlerinden başlayarak Çankırılı Âşık Aşur'un hayatı, sanatı ve şiirlerini incelemeye yönelik hazırlanmıştır. Sanat eserlerinin yaratıcılarının yaşadıkları coğrafyanın etkisinde olduklarının, bu etkinin şüphesiz eserlerine de yansıyacağından hareketle giriş kısmında Çankırı ile ilgili coğrafya, tarih, kültür, dil v.b. yönlerden genel bilgiler verilmiştir. Girişin son kısmı âşıklık geleneğinin tarihi gelişimi, Çankırı âşıklık geleneği ve halk şairlerine ayrılmıştır. Birinci bölümde âşığın hayatı, şahsiyeti, yetiştiği kültür ortamının âşık üzerindeki etkisi ve gelenek içinde yer alışı anlatılmıştır. İkinci bölümde şiirler, şekil ve tür özellikleri, dil özellikleri, edebi sanatlar, anlatım özellikleri ve konuları bakımından değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise şiirler toplu olarak verilmiştir.Âşık Aşur, 1941 yılında Çankırı Şabanözü'nün Çapar köyünde doğmuştur. Âşık Aşur'un, âşıklık geleneği ve sazla tanışması kendisi gibi âşık olan abisi Murat Uygur sayesinde olmuştur, ilkokuldan sonra, 12 -13 yaşlarında iken abisinin sazını kendi kendisine çalmaya çalışır. Abisi bu durumdan memnuniyet duymuş ve kendisine yol göstermiştir. ?Cem?lerde sanatını icra eden, zakirlik yapan Murat Uygur katıldığı cemlere kardeşini de götürmeye başlamış, ona zakirlikle ilgili bilgiler vermiştir. İlk nefeslerini 16 - 17 yaşlarında söylemeye başlayan Aşur o zamanlar usta malı nefesler söylemiştir. Bir kalem şairi olan Aşur irticalen şiir söylemez, katıldığı cemlerde, defterine yazmış olduğu kendi şiirlerini ve usta malı deyişleri saz eşliğinde okur. Âşık Aşur çağrıldığı ayin- i cemlere katılıp cem zakiri olarak sanatını icra etmektedir. Şiirlerinin büyük bir kısmında ?Bektaşî adap ve erkânı? nı işlemiştir. Çalışmamızda aşığımızın şiirlerinde bu unsurları tespit ettik ve bu unsurların âşığımızın şiir dünyasına nasıl yansıdığını gösterdik.Âşık Aşur'un şiirleri Alevî - Bektaşî kültür öğelerinin zenginliği bakımından önemli bir kültür hazinesidir.Âşığın 81 şiirini inceledik. Bu şiirleri hece ölçüsü bakımından 8'li, 11'li ve ölçü bakımından sorunlu şiirler olarak gruplandırdık. Şiirlerde durak kullanılmıştır ve bazı şiirler de serbest duraklıdır. Genellikle halk şiirinde olduğu gibi Aşur'un şiirlerinde de kafiye çeşidi olarak yarım kafiye kullanılmıştır. Ancak ahenk kafiyeden ziyade rediflerle ve tekrarlarla sağlanmaya çalışılmıştır. Nazım biçimleri açısından ise âşığımızın en çok koşma biçimini kullandığını tespit ettik. Aşur'un şiirlerinde konuları gruplandırdığımızda şiirlerinin çoğunda dinî - tasavvufî konuları işlediği görülmektedir. Ayrıca Aşur'un şiirlerinde Çankırı'nın yöresel ağız özelliklerini de tespit ettik. Bu ağız özelliklerini yansıtması bakımından şiirleri yazıya geçirirken şiirlerin ses özelliklerini aslına bağlı kalarak verdik. Aşur'un dili sade halk dilidir. Yöresel sözcükler şiirlerde sık sık kullanılmıştır.Âşık Aşur, yazları Çankırı'da köyünde, kışları ise Ankara - Bağlum'daki evinde geçirmektedir. Çağrıldığı ayin-i cemlere giderek sanatını icra etmeye devam etmektedir.Anahtar Kelimeler1.Çankırı2. Alevîlik3. Bektaşîlik4. Âşıklık geleneği5. Aşur Uygur

Aşık edebiyatıBektaşilikÇankırı
Ömer Özbey
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Hâmî Dîvânı

Hâmi 19. yy.da yaşamış bir divan şâiridir. 1815'te doğmuştur. Maraşlıdır. Hâmi, 1892'de ölmüştür. Hayatı ve edebî kişiliği hakkında çok az bilgiye sahibiz.Hâmi Nakşî ve Bektaşî meşreb bir zattır. Hâmi'nin Divân'ı dinî ve tasavvufî konular içerir. Hami bu eserindeki bütün konuları ehl-i sünnet düşüncesi çerçevesinde ele alır. Şâir genellikle vahdet-i vücûd, insan-ı kâmil, vahdet-kesret ve şeyhe bağlılığın önemi üzerinde durmaktadır. Hâmi'nin Divân'ı, daha çok dinî-tasavvufî yönüyle dikkat çektiğinden incelemede bu konular üzerinde durulmuştur.Hâmi, genellikle Arapça, Farsça fiiller ve isim terkipleri kullanmıştır. Şiirlerinin tamamını aruz vezni ile yazmıştır. Hâmi'nin tek eseri çalışmamıza konu olan Divân'dır. 119 varaktan oluşur. Divân'da beş kaside, 298 gazel, 1 tane 12'li, 1 mütessa, 1 müsemmen, 1 müsebba, 10 müseddes, 9 muhammes, 9 tahmis, 5 murabba, 7 nazm vardır.Anahtar Kelimeler: Hâmî, Divan Edebiyatı, Nakşîlik, Bektaşîlik.

BektaşilikDivan edebiyatıDivan edebiyatı+4
Adem Altay
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

15. yüzyıl Bektaşi nefeslerinde ve menakıbnamelerinde tarihi olaylar

Ahmet Yesevi ocağından aldığı ilhamla, Horasan'dan Anadolu'ya manevi bir fatih olarak gelen Hacı Bektaş Veli'nin, kaynağını İslam tasavvufundan alarak felsefesini oluşturduğu Bektaşilik, 15.yüzyıldan itibaren tarikat sürecine girmiştir. Hacı Bektaş'tan sonraki dönemlerde, zaman zaman merkezi otoriteyle bir çatışma içerisine girmişse de, bu durum, Bektaşiliğin temel felsefesinden kaynaklanmamıştır. Zira Hacı Bektaş Veli'nin fikirlerinde, insanların barış,sevgi ve hoşgörü içinde yaşamaları için tavsiyeler yer alır. Hacı Bektaş Veli'nin ortaya koyduğu düşünce yapısını iyi anlamak için Bektaşi nefes ve menakıbnemelerinde geçen tarihi olaylar değerlendirilmiş ve Bektaşiliğin İslam tasavvufunu referans aldığı görülmüştür. Bu tarihi olayların, nefeslerde ve menakıbnamelerde; kutsal kitaplarda geçen peygamber kıssaları, Anadolu'nun 13. Ve 15. Yüzyıllardaki iktisadi.sosyal ve siyasi yapısı, tasavvuf büyükleri ile din filozoflarının hayatları ve bunların çevrelerinde gelişen olaylar şeklinde işlendiği görülmüştür. Tam bir tarihi kaynak sayılmamalarına rağmen Bektaşi Menakıbnamelerinden; bir dönemin aydınlatılmasında, bir tarikat hakkında bilgi edinmek veya ortaya çıkan bir tasavvuf cereyanının anlaşılması noktasında yararlanılmıştır. Biz de bu çalışma esnasında 15.yüzyıl Bektaşi nefes ve menakıbnamelerinde geçen tarihi olayları inceledik ve Bektaşiliğin günümüzde objektif bir biçimde değerlendirilmesine katkıda bulunmak istedik.

15. yüzyılBektaşilikHacı Bektaş-ı Veli+1
Cemil Turgut
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
DoctorateOpen AccessTR

Çamiçi beldesinde dini hayat: Alevilik üzerine sosyolojik araştırma

r ÖZET Doktora Tezi Çam içi Beldesinde Dini Hayat; Alevilik Üzerine Sosyolojik Bir Araştırma Recep CENGİZ Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı Bu araştırma için, Alevi kültür sahası diyebileceğimiz bir bölge ele alınmış, anket, gözlem ve mülakat adı verilen tekniklerle bu bölgedeki araştırma bizzat tarafımızca, yürütülmüştür. Toplam 300 kişiye anket uygulanarak Aleviliğin grup içi ve grup dışı nitelikleri, bakış açılan değerlendirilmiştir. Bu bağlamda Alevi inanç sisteminin sosyolojik açıdan tarafsız bir yorumu için önce bu tür cemaatlerin, grupların genel sosyoloji içinde teorik açıklamasını yapmak amacıyla kuramsal çerçeve içinde sosyolojik açıdan din ele alınarak incelenmiştir. Yine kuramsal çerçeve içinde ele alınan Alevilik bir Türk heteroksisi olarak hem kendi kimliksel açılımıyla, hem de sosyolojik bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Bir tür heterodoks inanç sistemi oluşturan ve kendisini ortodoksiye göre mukayese eden Aleviliği açıklamak amacıyla Sünnilik ile ilgili açıklamalara yer verilmiş, bu karşılaştırmadan doğan farklılıklar ve bakış açısı önce teorik, sonra da ampirik olarak tespit edilmiştir. Gerek Aleviliğin gerekse Sünniliğin bu tür teorik açılımlarını daha iyi anlaşılır hale getirmeye yönelik olarak Aleviliğin tarihi gelişimi içinde önce Hz. Peygamber döneminden başlayarak Anadolu ya gelinceye kadar olan gelişmeler teorik çerçeve içinde kısaca özetlenmiştir. Özel bir konuma sahip olan Anadolu Aleviliği ise, Türk-İslam etkileşimi içinde ayrıca ele alınarak kısaca değerlendirilmeye çalışılmıştır. Hacı Bektaşi Veli'nin, tarihi bir dinsel grup lideri olarak, sahip olduğu misyon Anadolu yönü ağırlıklı olarak açıklanmıştır. Sözü edilen bu kuramsal ve kavramsal açıklamalardan sonra, anket mülakat, ve gözlem sonuçlarından elde ettiğimiz veriler ışığında; 1) Alevi-Bektaşiliğin sosyo-kültürel referans kaynakları (grup içi dinamikler) çerçevesinde; Alevi-Bektaşiliği belirleyen temel kriterler olarak, Aleviliğin bilgiII temelinde, başta aile olmak üzere dedelik kurumunun geleneksel sözlü anlatımda önemli bir işleve sahip olduğu belirlenmiştir. Dini ve sosyal törenlerin cinsiyet ayırımına dayanmaksızın performe edildiği, cem törenlerinin bir ritüel ortam olarak ?/ önemini koruduğu, araştırmanın ampirik bulgularından anlaşılmaktadır. Söz konusu dini cemaatin, kimliği kurma ve korumaya ilişkin tutumlarında ise; özellikle kendilerini tanımlarken, Bektaşi olmaktan çok Alevi ya da hem Alevi hem de Bektaşi olduklarını ifade ettikleri belirlenmiştir. Kızılbaşlık ifadesi ise, kimliğin belirlenmesinde kullanılmamaktadır. Toplumda kendileri için oluşturdukları kimliği rahatça ortaya koyabilme yeterliliğine sahip oldukları görülmektedir. Eş seçiminde gösterilen hassasiyetin gittikçe bir tabu olmaktan çıkarıldığı ve sivil toplum kuruluşlarına ihtiyatla yaklaşıldığı burada yapılan tespitlerden yine bazıları olmuştur. Alevilerin temel dinsel kurumlarını, musahiplikten düşkünlüğe hatta dedeliğe kadar sorguladıkları görülmektedir. Aleviliğin temel dinsel motifleri; Kur'an'a bakış, mitolojik unsurlara inanç, cami-cemevi, namaz-niyaz benzeştirilmeleri tarzında tipik göstergelere yaslanmaktadır. 2)-Aleviliğin kendini ayrıştırması (grup dışı dinamikler) ise; Sünniliğin algılanmasına bağlı olarak gerçekleşmektedir. Tarihsel ve dinsel ayrışma, birbirini tamamlayarak rasyonalize edilmektedir. Sünniliğe getirilen tanımlardan, Sünnilik için oluşturulan ön yargılardan, Sünnilerle ilişkilerin sosyal etkileşim yoğunluğuna kadar pek çok bakış, Alevi inanç sisteminin geleneksel izleriyle doludur. Alevi-Bektaşiliğin hukuki-siyasi yelpazesinde ise; merkezi otoritenin, dinsel bir beklenti olarak tarihi söylemlerle yadsındığı, ülke sorunlarına bakışta, geleceğe ilişkin kaygılarda, tüm toplumla uyuştuğu, kendine özgü bir siyasi yapılanma arzusu içinde bulunduğu, kadın- erkek eşitliğinin miras bölüşümü ile bir kez daha onaylandığı görülmektedir. Anadolu Aleviliğinin temel hareket noktası, gerek tarihsel gerekse yaşanan boyutu ile Hz. Ali taraftarlığı ve büyük üstad Hacı Bektaşi Veli ve onun takipçilerinin görüş ve düşünceleri üzerine inşa edilmiştir. Aleviler bu anlamda bizim tarihimizin, kültürümüzün, soyumuzun ve toplum değerlerimizin oluşturduğu tarihi kültürel dokumuzun bir tonudur. Bu nedenle Alevi inanç sistemine, kendi inanç sistemimiz gibi yaklaşmamız gerektiği unutulmamalıdır.

AlevilikBektaşilikDini hayat
Recep Cengiz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
DoctorateOpen AccessTR

Tenasühün kökeni ve bâtıni mezheplere etkisi

Ölüm ve ölüm ötesiyle ilgili düşünceler insanlık tarihi kadar eskidir. Ölüm sonrasında yokluğu kabul etmeyen insan aklı ve vicdanı çeşitli teori ve inançlarla bunu izah etmeye çalışmıştır. Tenasüh inancı da insanoğlunun bu arzusuna paralel olarak geliştirdiği bir düşüncedir. Tez çalışmamızın giriş kısmında, ölüm, ruh, ölüm ötesi hayat ve yeniden diriliş üzerine kavram ve teoriler incelenmiştir. Bu bağlamda tenasühün çeşitli inançlar ve kültürler yoluyla iran Platosu‟ndan Hindistan‟a, Mısır‟dan Antik Yunan‟a ve Uzak Doğu‟ya kadar yaptığı yolculuğun genel hatları ortaya konmaya çalışılmıştır. İlgili konuların tarihsel zeminini oturtmak için özellikle Bâtınilik konusunda araştırmalar yapılmış ve Ezoterizm, Hermetizm, Gnostisizm, Orfizm ve ruhçuluk gibi akımlar ele alınmıştır. Giriş bölümünde ayrıca, İslam toplumlarında Bâtınilik, öncesi ve ortaya çıkış sebepleri değerlendirilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde tenasühün kavramsal ve tarihi boyutları incelenmiştir. Kavramsal bir çalışma yapıldığından tenasühle benzeşen sözcükler gerekli görüldüğü ölçüde tanıtılmıştır. Yapılan ön tespitler ışığında tenasühün kültürel-dini bir olgu olduğu ve toplumsal etkileşim sonucunda da medeniyetler arasında yayıldığı kanaati oluşmuştur. Ancak bu ilk tespitin geçerli olup olmadığı eski Helen, Hint, İran ve Mısır medeniyetleri hakkında yapılan okumalarla tetkik edilmiştir. ikinci bölümde tenasüh inancının islam kültürüne ve mezheplerine nasıl sirayet ettiği araştırılmıştır. Araştırma Nusayriler, Yezidiler, Dürziler ve Alevi- Bektaşiler bağlamında yapılmıştır. Kısmen başka bâtınî fırkalardan da örnekler verilmiştir. Genel anlamda bâtınî mezheplerde tenasühün çeşitli versiyonlarının olduğu görülmüştür. Bunun sebebi her birinin farklı kadim din ve kültürlerden etkilenmesidir. Çalışmada bu inanışın bâtınî mezheplere geçişi ele alınıp hangi mezhepte nasıl ifade bulduğu ortaya konulmuştur. Bunların tespiti bâtınî mezheplere bütüncül bakmayı, kadim din ve kültürlerden ne derece faydalanıp kendilerine neler kattıklarını görmeyi kolaylaştıracaktır. Anahtar Kelimeler: Tenasüh, Hulûl, Bâtınilik, Nusayrilik, Yezidilik, Dürzilik ve Alevi-Bektaşilik

AlevilikBatınilikBektaşilik+7
Kadriye Yanmış
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Resmi Ali Baba ve Divanı

ÖZET: Resmi Ali Baba Giritli olup XVIII. Asırda yaşamış bir Bektaşi şairidir. Girit'te yaşadığına dair kesin bir bilgiye ulaşılamamıştır. Yunanistan ve Türkiye'de bulunduğunu bilmekteyiz. Mezar taşı İstanbul Davutpaşa'dadır. Vefat ettiği sene 1789'dur. Resmi Ali Baba Bektaşi tarikatına mensup bir şairdir. Divanından Yunanistan Dimetoka'daki ünlü Bektaşi dergahı, Seyyid Ali Sultan dergahından icazet aldığını anlıyoruz. Şair, Hz. Ali'ye, on iki imama, Hacı Bektaş-ı Veli'ye ve mürşidine derin bir muhabbet beslemektedir. Şiirlerinde onlara olan sevgisini ve bağlılığını sık sık dile getirmektedir. Divanda Resmi Ali Baba'nm Bektaşi inanışlarını, kültürünü ve sevgisini ifade eden şiirleri ağırlıktadır. Bu şiirlerin haricinde Klasik Divan şiiri tarzında da başarılı şiirleri vardır. Bilhassa gazel ve murabbaları döneminin Divan şiiri estetiğini çok güzel bir şekilde yansıtmaktadır. Resmi Ali Baba Divanı'nın Türkiye'de 5; Almanya'da 1 olmak üzere toplam 6 nüshası mevcuttur. Almanya'daki nüshanın varlığından geç haberimizin olması nedeniyle tenkitli metin diğer 4 nüshadan oluşturulmuştur. Bu nüshalardan biri, Resmî Ali Baba'nın müstensihi olduğu bir "Şiirler Mecmuası" dır. Şair bu mecmuaya kendi şiirlerini de dahil etmiştir. Diğer nüshaların bulunduğu kütüphaneler ise şunlardır: Süleymaniye Kütüphanesi, Yapı Kredi Sermet Çifter Kütüphanesi, Atatürk Kitaplığı, Milli Kütüphane. Resmi Ali Baba'nın Divanı dışında iki eseri daha vardır: Uyûnü'l- Hidâye ve Bektaşilik Risalesi. Uyûnü'l- Hidâye mensur olup tasavvufı bir eserdir. Eserin tespit edebildiğimiz 20 nüshası vardır. Bektaşilikle ilgili inanışların anlatıldığı Bektaşilik Risalesi'nin ise 3 nüshası mevcuttur. Resmi Ali Baba ve Divanı, Girit'teki Türk edebiyatı ve Bektaşi kültürünün varlığını ortaya koyması açısından son derece mühim bir çalışmadır.

18. yüzyılAlevilikBektaşilik+7
Saime Arslan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00

Related subjects