History of science
75 theses under this subject heading
Erken modern Osmanli literatüründe biyoçeşitlilik: Bitkiler
Bu tez çalışmasında Osmanlıların biyolojik çeşitlilik konusunda bitkiler özelinde ne tür bir bilgiye sahip oldukları, bilginin referans kaynaklarının neler olduğu ve bu bilgiyi hangi alanlarda kullandıkları sorularına cevap aranmıştır. Bu çalışma Erken Modern Dönemi (15-18. Yüzyıllar) kapsamaktadır ve coğrafi alan olarak Türkçe konuşan nüfusun yoğun yaşadığı Diyâr-ı Rûm bölgesine odaklanılmıştır. Bu bölgede yaşayan ortalama okur-yazar kitlenin ulaştığı metinler esas alındığı için ağırlıklı olarak Osmanlı Türkçesinde telif edilmiş metinler tercih edilmiştir. Bu dönemde bilim dili olarak Arapçanın etkisi halen mevcut olmakla birlikte Osmanlı Türkçesi de özellikle 17. ve 18. Yüzyıldan itibaren bilim çevrelerinde önemli ölçüde tercih edilmiştir. Erken Modern Dönem, dünyada yeni keşiflerin yapıldığı ve Antikite bilgisinin yerinin yeni bilgi arayışlarıyla dolduğu bir dönemdir. Bu dönemde dünyada var olan bitki çeşitliliği bilgisi artmış ve bazı bitkiler de hızla küresel ticaretin bir metası haline gelmiştir. Osmanlıların Avrupa'da başlayan doğanın keşfi rüzgarına ne kadar yelken açtığı ve nereye kadar gidebildiği bu tezin aradığı bir diğer cevaptır. Osmanlı müellifleri klasik dönemde Orta Çağ İslam literatürünü miras alıp kendilerine uyarlamış ve ihtiyaçları ve merakları çerçevesinde bu mirası şekillendirmiştir. Avrupa'da keşiflerin neticesinde üretilen yeni bilgilere de yine merak ve ihtiyaçları ölçüsünde ilgi göstermiş ve onları kendi paradigmaları çerçevesinde yorumlayıp kullanmıştır. Sonuçta Osmanlı'daki bilim üretimi, eklektik ve pragmatik özellikleri haizdir. Bu alanda bu çalışmada Osmanlıların bilim devrimi olgusunda nasıl bir sınav verdiğinin tartışması yapılmıştır. Bitki çeşitliliği bilgisi alanında Osmanlıların kendilerini ne ölçüde güncelledikleri de tespit edilmeye çalışılmıştır.
Matematik tarihinin matematik ders kitaplarında ne derecede ve ne şekilde bulunduğunun incelemesi
Son yıllarda matematik tarihinin matematik eğitiminde kullanımı en önemli konulardan biri olmuştur. Ülkemizde ve diğer birçok ülkede, ders kitaplarının içeriğinde matematik tarihi bilgilerine rastlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2019-2020 eğitim öğretim yılında kullanılan ders kitaplarında matematik tarihinin ne derecede ve ne şekilde kullanıldığını incelemektir. Bu sebeple çalışmada ilk olarak ders kitaplarının hazırlanma ilkelerinin ve dağıtım usullerinin neler olduğundan bahsedilmiştir. Ayrıca bazı Avrupa ülkelerinde ders kitaplarının nasıl belirlendiği ve dağıtım usüllerinin neler olduğu konusu araştırılmıştır. Daha sonra, araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yaklaşımlarından döküman analizi yöntemi kullanılarak Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilgili eğitim öğretim yılı için önerdiği onaltı adet ortaöğretim matematik ders kitabı incelenmiştir. Ders kitaplarında bulunan matematik tarihi bilgileri belirlenen sorular doğrultusunda incelenmiş ve çıkan sonuçlar kapsamındaki niceliksel veriler grafik ve tablolarla sunulmuştur. Araştırmada elde edilen bulguların, ortaöğretim matematik ders kitaplarının hazırlanmasına ve geliştirilmesine yönelik katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Intellectual virtues of an Ottoman ʿālim: Madrasa education and the making of a scholar in late Seventeenth- and eighteenth-century Istanbul
This thesis delves into the question of what it meant to be anʿālim in late seventeenth and eighteenth-century Ottoman Istanbul, exploring it as a history of scholarly self. It conceptualises the making of an alim as a process of moulding into a specific scholarly selfhood through the cultivation of various intellectual virtues. The study's methodological focus is on an ʿālim's educational processes. It examines Ottoman discussions on higher education and theoretical discourses on learning primarily through the works of prominent scholars of the period, including Sājaqlīzāda Muhammad al-Marʿashī (d.1732), Dāwūd al-Qārsī (d.1756) and Muhammed al-Mīmī al-Basrī (d.1749). Equally crucial to this study is the content analysis of educational materials, engagement with which is considered as technologies of scholarly self-formation. For this purpose, I utilise the works of tartīb, Ottoman accounts of educational curricula. The study introduces malaka as the Ottoman concept for intellectual virtues, arguing that the key virtue was istiḥḍār, tentatively translated as semantic fluency. Furthermore, it presents muṭāliʿ as a case study of an Ottoman scholarly self and attempts a detailed reconstruction of this unique intellectual selfhood, primarily based on Müneccimbāşī Ahmed Dede's (d.1702) account. While not a central argument, the study proposes an additional historiographical intervention by arguing for the presence of an Ottoman "pedagogical turn" manifested in the rise of müderris-alim figures and the emergence of new pedagogical genres during the period under investigation.
Sıradışı bir Osmanlı alimi nazarından Avrupa bilim, askeri devrim ve aydınlanması: Şanizade Mehmed Ataullah Efendi'nin (v. 1826) Vesâyânâme-i Seferiyye ve Müfredât-ı Külliyye Fî Sevâhili'l-Bahriyye adlı eserleri
Şanizade Ataullah Efendi (d. 1826) was a traditionally trained alim/religious and legal scholar. However, he was no prototypical member of the classical Ottoman ilmiye corps. Thanks to his foresighted intellectual pursuit of contemporary European learning enabled by his peerless mastery of European languages. He is best known as a pioneer of modern European medical knowledge among Ottoman Muslim elites and as an official court historiographer/vakanüvis. His history covering the first dozen years of Sultan Mahmud II's rule, Tarih-i Şanizade -a part of the classical Ottoman historiographical tradition in many ways- was also unique with its critical socio-political analyses providing a window into the author's mentality. In this thesis however, I study the lesser known works of Şanizade in the domain of military-engineering and its auxiliary disciplines, geography and mathematics. These were a product of the 'technology' policymaking of the Nizam-ı Cedid/New Order reformist cadres under Sultan Selim III in the first decade of the 19th century. Two specific translation works in manuscript form from this early career period of Şanizade when he was affiliated with the Imperial School of Engineering/Mühendishane provide the main data for this thesis investigating how an Ottoman Islamic scholar regarded and retold what historiographically are defined as modern science-technology, warfare, and European politics. I first produce an explicated critical edition of Şanizade's Vesayaname-i Seferiyye, a translation of the book General-Principia vom Kriege by the Prussian King Frederick II on warfare and logistics. Then, the thesis provides an annotated transcription of Şanizade's book on naval geography and navigation, Müfredat-ı Külliyye fi Sevahili'l-Bahriyye, largely based on English geographer-cartographer John Hamilton Moore's The New Practical Navigator. Keywords: Friedrich II, Historiography, Military Reform, Nizam-ı Cedid, Ottoman Geography, Şanizade.
Bilim tarihinden örneklerle Francis Bacon'ın "Novum Organum" adlı eseri üzerine eleştirel bir inceleme
Bu çalışmanın amacı, Francis Bacon'ın "Novum Organum" adlı eserinde ortaya koyduğu üç temel iddiayı irdelemek ve Bacon'ın bu iddialarında haklı olmadığına ilişkin tarihsel bir değerlendirme öne sürmektir. Bacon, Aristoteles yöntemini eleştirirken; savunduğu yöntemin "tek" olduğunu ileri sürmüş ve kendi yönteminin geleneksel yöntemin yerini alacağını iddia etmiştir. Bu çalışmada Aristoteles'in yöntemine yapılan eleştirilere Bacon'dan önceki dönemde yaşayan bazı düşünürlerin yaptıkları çalışmalardan örnekler vererek bu iddianın geçersiz olduğu gösterilmektedir. İkinci olarak Bacon, kendisinden önceki dönemde ortaya konulan bilimsel çalışmalarda gerçek anlamda deney ve gözlemin olmadığını öne sürmektedir. "Yeni bilim anlayışı"ndan önce, "uygulayıcı, deneysel ve gözlemsel bir metoda dayalı" bilimsel bir çalışmanın olmadığını savunan Bacon'ın bu iddiasına karşı çıkmak amacıyla bu çalışmada bilim ve astronomi tarihinden deney ve gözleme ilişkin örneklere yer verilmiştir. Seçilen örnekler dikkatle incelendiğinde bu deney ve gözlem örneklerinin modern bilim açısından da değerli oldukları görülecektir. Son olarak Bacon, "Novum Organum"da önerdiği yöntemin bilimsel çalışmalarda herkes tarafından kabul edilecek ve kullanılacak bir yöntem olduğunu ileri sürmektedir. Bacon'ın bu iddiasına da modern bilimin simgelerinden biri olan idealleştirme yönteminin kullanılmasını örnek göstererek karşı çıkılacaktır.
Carl Sagan'a göre din-bilim ilişkisi
Din ile bilim arasındaki ilişki Galileo'nun meşhur mektubundan bugünün öncü düşünürlerine kadar uzanmaktadır. Din ile bilim ilişkisinin seyrini bilimsel gelişmeler oldukça etkilemiştir. Bunun yanında Ian Barbour'un da ifade ettiği gibi din ile bilim arasındaki ilişkiyi en çok etkileyen bilimsel materyalizm ve dini literalizmdir. Din ve bilim ilişkisi temelde dört yaklaşımdan oluşmaktadır. Bunlar çatışmacı yaklaşım, bağımsızlık yaklaşımı, uzlaşmacı yaklaşım ve dinselleştirmedir. Günümüzde bu yaklaşımların bir tanesini tercih edip diğerlerinin görmezden gelinmesi şeklindeki indirgemeci yaklaşımın benimsenmesini uygun görmemekteyiz. Popüler bilim adamlarından biri olan Carl Sagan, dinsel anlatıların önemine saygı duyan bir bilim adamıdır. Kutsal metinler hakkındaki ansiklopedik bilgisiyle, tartışmalarda çoğunlukla muhatabını şaşırtan bir bilgindir. Onun amacı halkın bilimsel girişimlerin farkında olmasını sağlamak ve kuşkucu yaklaşımı kullanmanın, kanıt aramanın önemini tüm insanlara duyurmaya çalışmaktır. Sagan, dini konularda sadece bilimsel yöntemi kullanmayarak kendi felsefi yorumlarını da dile getirmektedir. Kanıtların sorgulamadan bir dini inanca sahip olunmasını eleştirmektedir. Sagan, eserlerinde ısrarla kuşkucu yaklaşımın önemine dikkat çekerek Tanrı'nın varlığı gibi konularda bu yöntemi tercih etmiştir. Sagan, birçok kitabında din-bilim ilişkisine değinmiştir. Sagan, din ile bilimi tek başına yetinemeyecek alanlar olarak görerek, aralarında çatışmadan ziyade uzlaşma olması gerektiğini savunmaktadır.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının bilim tarihi algısına Bilimin Sultanları Sergisinin etkisi
Fen Bilgisi Öğretmenliğinin mesleki gereksinimlerinden biri fen bilgisi derslerinde bilim tarihi eğitimi vermek olduğundan, öğretmen adaylarının meslek öncesi eğitimde İslam bilim tarihi ile ilgili de belirli bir donanım elde etmesi gerekmektedir. Bu araştırmada Fen Bilgisi Öğretmen adaylarının mesleki eğitime başladıkları dönemdeki bilim tarihi algılarına, İslam bilim tarihini tanıtmak amaçlı tasarlanmış interaktif bir sergi olan Bilimin Sultanları sergisinin uzun süreli etkisi araştırılmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji desenine uygun olarak yürütülmüş, çalışma grubunu Fen Bilgisi Öğretmenliği 1. sınıf öğrencilerinden 14 katılımcı oluşturmuştur. Araştırma kapsamında sergi ziyareti öncesi öğretmen adaylarının bilim tarihi algılarının anlaşılması için 2016-2017 yılı bahar ayında yarı yapılandırılmış bireysel görüşmeler yapılmış, daha sonra katılımcılar Konya Bilim Merkezi-Bilimin Sultanları sergisine toplu olarak götürülmüştür. Ziyaretten 7 ay sonra 2017-2018 güz döneminde ikinci görüşmeler yapılmış, katılımcıların sergi ziyareti sonrası bilim tarihine yönelik bilgi, duygu ve düşüncelerindeki değişimler araştırılmıştır. Ses kaydı altına alınan görüşmeler toplamda yaklaşık 21 saat sürmüş, elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda Bilimin Sultanları sergi ziyareti öncesi öğretmen adaylarının İslam bilim tarihi ile ilgili bilgi birikimlerinin az olduğu tespit edilmiş, bilim tarihine yönelik algılarının bilimi daha çok batılıların geliştirdiği şeklinde olduğu gözlemlenmiştir. Bilimin Sultanları sergisinin katılımcıların İslam bilim tarihi hakkında kalıcı bilgiler edinmesini sağladığı ve algılarının Türk-İslam dünyasının da bilime birçok katkısı olduğu yönünde değiştiği sonucuna ulaşılmıştır.
Nizâmeddin en-Nîsâbûrî'nin Şerhu Sî Fasl adlı eserinin tahkik ve değerlendirilmesi
Gezegenler, yıldızlar ve gök cisimleri yani genel bir ifadeyle astronomi her zaman insanlar için merak konusu olmuştur. İnsanlar ilk dönemlerden itibaren sürekli gökyüzünü incelemişler ve belirli hesaplamalar yaparak işlerini buna göre düzenlemişlerdir. Öyle ki yapılan gözlemler sonucunda zamanı, bulundukları konumu, yönleri ve daha pek çok şeyi hesaplamışlardır. Bu sayede tarımdan ticarete, ibadet vakitlerinden günlük yaşamlarına kadar pek çok konuda hayatlarını kolaylaştırmışlardır. Astronomi insan hayatında her zaman çok önemli bir yere sahip olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Tezimizin konusu olan Nîsâbûrî'nin Şerhu Sî Fasl adlı eseri de astronomi alanında yazılan önemli eserlerden biridir. Biz bu eseri tahkik edip değerlendirmesini yaparak bilim dünyasına kazandırmak istedik. Bu eser otuz bölümden oluşmaktadır. Her bölüm astronomi, takvimler ve astroloji ile ilgili temel bilgiler içermektedir. Unutulmamalıdır ki özellikle bilim tarihinde yapılan tahkikler, hem eski dönemlerde yapılan bilimsel çalışmaları gün yüzüne çıkartmakta hem de bu bilgilerden yararlanarak çeşitli karşılaştırma ve incelemeler yapılmasına imkan sağlamaktadır.
Türkiye'de teknoloji tarihçiliğinin kuruluşu
Bu çalışmamız 19. yüzyıl ortası ve 20. yüzyılın başında ülkemizde üretilen sanayi ve teknoloji tarihi konularını içeren gazete, mecmua yazıları ile kitapları konu almıştır. 1851 ve 1928 yılları arasını merkeze aldığımız bu tezimizde Osmanlı Devleti'nin modern teknoloji öncesi durumunu ve modern teknoloji ile karşılaşma süreçlerini belirtmeye ve ayrımlarını anlamaya çalıştık. Bunu yaparken klasik dönemden modern döneme geçiş ve önemli uluslararası sergileri tarihlerine göre bir dönemlemede gerçekleşen olayları ve yaşanan süreçler ile üretilen yazılı malzemenin bir dökümünü yapmaya gayret ettik. Bunu yaparkende Osmanlı aydınlarını düşüncelerini yansıtmak ve ayrıca tarihsel süreç içinde teknoloji tarihinin Osmanlı toplumundan Cumhuriyet Türkiye'sine kadar ki geçen süredeki macerasını gösterebilmeye amaçladık.
Mehmed Ali'nin "Otomobil Motorları ve Sûret-i İstî'mali" adlı eseri ve incelemesi
Bu tez çalışmamızda, Osmanlı vatandaşı ve askeri Mehmed Ali'nin "Otomobil Motorları ve Sûret-i İstî'mali" adlı eserinin 1912 yılında yayımlanmış olan ilk baskısı konu edilmiş olup değerlendirilmesi ve transliterasyonu yapılmıştır. Bu eser kendi alanında Türkçe kaleme alınmış ve -muhtemelen- ilk telif eser olma özellikleriyle öne çıkmıştır. Tez çalışmamızda Mehmed Ali hakkında detaylı bir biyografi yazmak mümkün olmamıştır. Ancak Mehmed Ali'ye ait olduğu tespit edilmiş eserlerde yer almış olan ön sözlerden hareketle onun hakkında bazı bilgilere ulaşılmıştır. Otomobil Motorları ve Sûret-i İstî'mali eserinin 1912'deki ilk baskısında, yazar "sanayi mülazımı" unvanını kullanmıştır. 1924'teki ikinci baskıda ise, kıdemli yüzbaşı olarak artık emekliye ayrılmış olduğu saptanmıştır. Mehmed Ali, Avrupa fabrikalarına gönderildiğini ve orada içten yanmalı motorlar hakkında birçok eser okuduğunu belirtmiştir. Bu eserin yazılış amacının ise; vatan evlatlarının, otomobiller hakkında teorik ve pratik bilgi edinmesini sağlamak olduğunu ifade etmiştir. Eser hakkında yapılmış olan değerlendirme sonucunda çeşitli yorumlarda bulunulmuştur. Son olarak, Mehmed Ali'ye ait başka kitaplar da bu tez çalışmamız sonucunda bulunmuştur. Bulunan eserler sıralandığında ise dil öğrenimi kitaplarından, otomobil motorları ile ilgili bir telif eserden ve Almanca-Türkçe sözlüklerden oluşan bir liste ortaya çıkmıştır.
İlm-i ruh'tan modern psikolojiye: İmparatorluktan Cumhuriyete psikolojik bilginin serencamı (1908-1937)
Psikoloji bilimi ve psikolojik bilgi, 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılda insan bilgisine dair olan tanımlamaları ve algılamaları başlı başlına değişime uğratmıştır. İnsanın bireysel ve toplumsal doğasının anlaşılmasına olan ilgi modern zamanların bir olgusu olarak algılanabilir ancak bilginin gelişiminde var olan gri tonlar ve çizgisel olmayan süreç, psikolojik bilginin gelişim sürecinde de gözlemlenmektedir. Nitekim bu bir birikim sürecidir ve psikolojik bilginin gelişim aşamalarında süreklilikleri ve kopuşları da süreç olarak içerisinde barındırmaktadır. Bu bakımdan, psikolojik bilginin gelişiminin tarihselleştirilmesinde çeşitli kaynakların ve belirleyenlerin etkisi yadsınmamalıdır. Böylesi bir tarih yazımı ayrıca dini, geleneksel ve metafizik bilgi kaynaklarından beslenen insan bilgisinin yerine rasyonel ve ampirik olarak nitelenen deneysel/uygulamalı psikolojinin teleolojik bir şekilde ikame edilmesi olarak sınırlanan kalıplaşmış ve ana akım haline gelmiş alanın dışına çıkarak söz konusu gri tonların tespit edilmesine yarar sağladığı gibi süreklilik ve kopuşların belirlenmesinde de fayda sağlamaktadır. Bu çerçevede, bilimsel bilginin gelişim sürecini tarihsel olgular ile ilişkilendirmek bunun yanında da bilimsel gelişimde politik, toplumsal ve özellikle de zihniyet etkilerini incelemek etkili bir tarih yazımını ortaya koyacaktır. Türkiye, psikoloji biliminin ve psikolojik bilginin gelişmesinde gerek imparatorluğun son dönemlerinde gerekse de cumhuriyetin erken dönemlerinde geçirdiği tarihsel süreç göz önüne alındığında yukarıda sözü edilen tarih yazımı için uygun ve özgün koşulları sunmaktadır. Bu tarih yazımının ilk teması, insana ve ruhuna yapılan psikolojik tanımlamaların teolojik, metafizik ve geleneksel düşünce ögelerini bir bilgi kaynağı olarak ele almasıdır. Avrupa'da modern psikoloji bilgisinin gelişim sürecine bağlı olarak değişen ve yaygınlaşan tercüme faaliyetleri felsefi bir yapıda psikoloji bilgisinin tekrardan üretilmesine uygun bir ortam hazırlamıştır. Bu duruma ek olarak da bu iki olgunun bir aradalığı ise bu tarih yazımının genel temasını karakterize etmiştir. Bu çalışmadaki ikinci ana tema ise yukarıda düalist bir biçimde şekillenen gelişim çizgisinin farklı siyasi ve sosyal işlevler çerçevesinde epistemolojik nitelikler kazandığını ihtiva etmektedir. Bu çerçeve, çeşitli tarihsel olayların ve koşulların sonuçlarının etkileri dahilinde belirlenen olguları, yine bu etkiler dahilinde psikolojik bilginin tespit edilen gelişim sahaları ve kaynakları bütünsel bir çerçevede zamansal akışa yerleştirilmeye çalışılmıştır. İkinci Meşrutiyet Devri'nin toplumsal, siyasi ve entelektüel dünyası, Büyük Savaş, Savaş Sonrası ve Mütareke Dönemi, Bağımsızlık Savaşı ve son olarak da Erken Cumhuriyet Dönemi'nin toplumsal ve kültürel sorunları bu çalışmada tarihsel dönemde ortaya çıkan önemli başlıklardır ve psikolojik bilgi ile ilişkisi incelenerek bilimsel değişim ve gelişim konu edinilmiştir.
Bilim tarihi ve felsefesi bağlamında düşünce deneyleri
Bilimsel düşünce deneylerinin nasıl ele alınması ve değerlendirilmeye tabi tutulması gerektiğine dair tartışma hala güncelliğini muhafaza etmekte ve üzerine yeni perspektifler sunulmaya da devam etmektedir. Biz de bu tez çalışmasında mevcut tartışma ortamında kendimize bir pozisyon belirleyerek deneyselci yaklaşıma dair bir savunma gerçekleştireceğiz. Pozisyonumuzu tez çalışmamızdaki üç ana bölüm altında gerekçelendirerek adım adım ilerleyeceğiz. İlk bölümde bilimsel düşünce deneylerine giriş yaparak bu yöntemin nasıl ortaya çıktığını, ne gibi işlevlere sahip olduğunu, idealizasyon problemini, deney kavramı çerçevesinde nasıl tanımlanması gerektiğini gösterecek ve son noktada da literatüre dair bir tartışma yürüteceğiz. İkinci bölümde ise bilim tarihine başvurarak başta Galileo olmak üzere Newton ile birlikte bilimsel düşünce deneylerinin kullanımlarını incelemeye alacağız. Bu bölümde özellikle Galileo üzerinden bilimsel düşünce deneylerinin ne amaçla ve nasıl kurgulandığını, kullanımının bilim tarihinde nasıl bir etkiye yol açtığını, doğru bir şekilde kurgulanan bilimsel düşünce deneyinin ne denli bir güce sahip olduğunu göstereceğiz. Son olarak üçüncü bölümde ise bir taksonomi oluşturarak bilimsel düşünce deneylerinin nasıl değerlendirildiği üzerine bir tartışma yürüteceğiz. Bu bölümde ilk etapta hem geçmiş hem de güncel perspektifler incelemeye alınacak, ikinci etapta ise söz konusu perspektiflerin bizim açımızdan eksik ve hatalı noktaları gösterilecektir. Akabinde de bilimsel düşünce deneylerinin nasıl ele alınıp değerlendirilmesi gerektiğine dair deneyselci alternatife yönelik bir savunma gerçekleştirilecektir.
A critical perspective on scientific and technological input in late Ottoman cotton cultivation, 1840–1876
This thesis examines the role of scientific and technological input as a transformative and driving force in Ottoman cotton cultivation between 1840 and 1876. These two entities, with their controversial coexistence, make an alternative view in historiography demandable. The new cotton production methods and techniques, emerged in parallel with the perception of science that started to be institutionalised in the nineteenth century, shaped cotton cultivation and production patterns with a sense of association rather than a societal understanding. These associations exhibit a dynamic nature rather than the static structures often encountered in different social science theories, rendering all human-centred approaches that accept the agent as exclusively human and based on the world-human duality ineffective. Focusing on the dynamic partnerships of local and foreign actors/objects that were established, disintegrated, reunited, and transformed, this thesis explores the structures that remoulded the Ottoman cotton production process in "non-radical chaotic systems" created by non-human agents through the combination of scientific and technological input engendered by various partnerships, not based on a single intermediary, supply-demand, and a state-centred approach. Thus, especially during the years of the American Civil War, the agents directing cotton production in the Ottoman Empire and the networks of these agents become visible. The thesis proposes to evaluate these non-/human agents under three categories: sensory, entrepreneurial, and transmitter actors. These actors' fluid decisions, behaviours, and actions have shaped and transformed the cotton production process in the late Ottoman era.
Historical evolution of scientific knowledge in Turkey: The discipline of economics from the 1930s to the 1960s
This dissertation analyzes the historical evolution of the economics discipline through the publications of Istanbul University Faculty of Economics and Ankara University Faculty of Political Sciences in between the 1930s and the 1960s. This period, from the foundation of the Faculty of Economics till the new mainstream was established by the neoclassical synthesis, represents a blurred era during when the discipline of economics was shaped by various social and political factors both locally and internationally. In formation of the teaching of economics and economic thought at the university level, this study concentrates on the roles of academic economists who appeared as the main actors in the translation process of the current economic theories and the precepts of various schools of thought into local. Based on a detailed textual analysis on the university publications, this study examines in what ways and to what degree this translation was materialized in the local context, as well as how the economic knowledge, the scope and the components of the discipline of economics were conceptualized by academic economists in the zeitgeist. This dissertation argues that this reception/translation process that shaped the evolution of economics at the educational field went beyond an effort of imitating the experience of developed countries, but shaped by the utilization of eclectic methods within the context of local peculiarities, which reflects the influence of the value-added by academic economists.
Sosyal bilgiler dersinde argümantasyon temelli öğretimin öğrencilerin bilimsel değerlere ve yenilikçi düşünme eğilimlerine etkisi
Araştırma, ilköğretim 7.sınıf sosyal bilgiler dersi "Bilim, Teknoloji ve Toplum" öğrenme alanı dahilinde uygulanan Argümantasyon Temelli Öğretim yönteminin, öğrencilerin bilimsel ve yenilikçi düşünme eğilimleri üzerindeki etkisinin var olup olmadığını ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Aydın'ın Efeler ilçesindeki bir devlet okulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel ve nicel araştırma tekniklerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma deseninin açımlayıcı sıralı örnekleme yöntemiyle yürütülmüştür. Araştırma, araştırma ve referans gruplarında bulunan toplam 62 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Argümantasyon temelli öğretim yöntemin uygulanmasında, ünitenin konularıyla alakalı ders planları, etkinlikler ve dersin işlenişi tartışmacı bir ortam yaratabilmeye yönelik hazırlanmıştır. Referans grubuna ise, mevcut program kullanılarak dersler işlenilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda, bilimsel eğilim ölçeği ve yenilikçi düşünme eğilimi ölçeği ilk-ölçüm ve son-ölçüm olarak hem araştırma grubuna hem de referans grubuna uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise, araştırma grubu öğrencilerine uygulamayla ilgili yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Araştırmanın verilerinin analizine göre, araştırma grubunun bilimsel eğilim ölçeğinden aldıkları ilk-ölçüm ve son-ölçüm puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Referans grubunda da ilk-ölçüm ve son-ölçümlerde anlamlı bir farklılığın olmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, araştırma grubu ve referans grupları arasında bilimsel eğilim ölçeğinde son ölçümlerde araştırma grubuna yönelik anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Yenilikçi düşünme ölçeği üzerinde ise, araştırma grubunun ilk-ölçüm ve son-ölçüm sonuçları arasında anlamlı bir farklılığın olduğu gözlemlenmiştir. Referans grubunda ise, yenilikçi düşünme eğiliminde ilk-ölçüm ve son-ölçümleri arasında herhangi bir anlamlı farklılık gözlemlenmemiştir. Her iki grubun yenilikçi düşünme ölçeği üzerinde ise, araştırma grubunun referans grubuna göre son-ölçümlerde anlamlı bir farklılık gösterdiği ortaya konulmuştur. Yapılan görüşmelerde ise, öğrencilerin Argümantasyon Temelli Öğretim hakkında görüşleri genellikle pozitif yönde olmuştur. Araştırmanın bulguları ışığında, uygulamanın ortaokul öğrencilerinin bilimsel ve yenilikçi düşünme eğilimleri üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir.
Aristoteles'in mantığının biyoloji çalışmalarındaki rolü
Düşünce ve bilim tarihinin bilinen ilk sistematik mantıkçı ve biyoloğu olan Aristoteles (MÖ. 384-322) yüzyıllar boyunca neredeyse tüm filozofları ve bilimsel akımları etkilemiştir. Biyoloji eserlerinde bulunan deney, gözlem ve incelemeleri de genellikle alanın ilk çalışmalarıdır. Yapılacak çalışma şudur: Önce Aristoteles'in eserlerindeki mantığa ait olan tür-cins-ayrım-özgülük-ilinti ve cevher gibi kavramlar incelenecektir. Sonra bu kavramların yine onun biyoloji çalışmalarındaki yeri/rolü ve günümüz modern biyoloji çalışmalarına katkısı tespit edilecektir. Yapılacak tespitler ışığında biyoloji biliminde canlılar ile ilgili hala çözüm bekleyen birçok konuda Aristoteles mantığı kullanılarak ve çağdaş yorumlardan da yararlanarak yeni çözüm önerileri sunulacaktır. Anahtar kelimeler: Aristoteles, Mantık, Biyoloji, Tür, Bilim
Modern Türkiye'de felsefe-mantık ilişkisi-matematik tarihçisi Yavuz Aksoy merkezli bir inceleme-
Modern Türkiye'de Felsefe ve Mantık İlişkisini ülkemizin yetiştirdiği önde gelen bilim insanlarından birisi olan Yavuz Aksoy merkezli incelemeyi hedefleyen tez; önsöz, giriş, üç bölüm, sonuç ve kaynakçadan oluşmaktadır. Tezin giriş bölümünde, Felsefeyi Anadolu'da Yeninden Yurtlandırmak projesinin çalışmamızla olan bağlantısı kurularak Aksoy'un önemli katkılar yaptığı mantık, matematik ve müzik alanlarının önemi ortaya konulmuştur. Birinci bölümde Yavuz Aksoy'un hayatı hakkında detaylı bilgiler verilerek, akademik hayata geçiş süreci değerlendirilerek "sosyal felsefe"ye giriş yapılmaktadır. İkinci bölümde akademik kişiliğine yoğunlaşarak, Cumhuriyet Dönemi akademik hayatına yaptığı katkılar detaylı olarak incelenmektedir. Üçüncü ve son bölüm ise bilgi, bilim ve bilim felsefesi kavramlarına Aksoy'un verdiği anlamlar müzakere edilerek, ilimler tasnifine dair yaptığı ayrım incelenmiştir. Bu bölümde özellikle Yavuz Aksoy'un mantık matematik ilişkisine dair görüşleri tahlil edildi. Ayrıca bu bölüm Yavuz Aksoy'un müzik ve matematik ilişkisi ile ilgili görüşlerine ayrılmıştır. Sonuç kısmında mantık, matematik ve müzik alanlarında Yavuz Aksoy'un ülkemiz akademik birikimine olan katkıları değerlendirilmiş, bunun felsefe ve bilim tarihindeki yerine vurgu yapılmıştır. Anahtar Kavramlar: Yavuz Aksoy, Felsefe, Bilim Tarihi, Modern/Sembolik Mantık, Matematik
Başhoca İshak Efendi'nin Usûlü's-Siyâğa adlı eserine göre madenler ve top döküm aşamaları
Başhoca İshak Efendi'nin Usûlü's-Siyâğa adlı eseri top dökümüne dair bilgiler vermektedir. Eserin tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 1831-1833 tarihleri arasında basıldığı tahmin edilmektedir. Ateşli silahların yapımında kullanılan metaller, top döküm aşamaları ve madenler eserde ele alınmıştır. Özelde Kimya Tarihine genelde ise Bilim Tarihine katkıda bulunma düşüncesinden hareketle İshak Efendi'nin Usûlü's-Siyâğa adlı eserinde yer alan iki makalesi incelenmiştir. Bu doğrultuda top dökümüne dair bilgiler verilmiştir. Kitapta topun yapımında kullanılan metaller anlatılmış ve top döküm aşamaları bilimsel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılarak incelenmiştir. İshak Efendi doğu ve batı dillerini bildiğinden Divân-ı Hümâyûn'da tercümanlık yapmıştır. Ayrıca İshak Efendi modern bilimi Osmanlı'ya tanıtan kişi olmuştur. Mühendishâne baş hocalığı yapmıştır. Bu okullarda kimya ve metalurjiye ilişkin bazı bilgiler vermiştir. Top dökümünü anlatan Usûlü's-Siyâğa adlı eserin yayınlanmış olması bunu göstermektedir. Bu eser okullarda ders kitabı olarak okutulmuştur. Fransızca'dan adaptasyon yolu ile Türkçeye çevirdiği eserinin en önemli özelliği ise Osmanlı'da topçuluk ile ilgili yazılmış ilk eser olmasıdır. İshak Efendi eserde kendisinin lüzumsuz gördüğü kısımları çıkarttığını mukaddimesinde belirtmiştir. Usûlü's-Siyâğa'da ilk olarak topun yapımında kullanılacak olan demir, çelik, tunç, bakır ve kalay gibi madenler İshak Efendi tarafından detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Demir konusunu dövme demir ve dökme demir olarak detaylandırmıştır. Toprak kalıbı ve kum kalıbı yapımına da eserinde yer vermiştir. Devamında ise top dökümünün yapım aşamaları verilmiştir. İshak Efendi eserinde top yapımını anlatırken çoğu şeyi tecrübe yolu ile yaptığını belirtmiştir.
İlhanlı Dönemi bilim faaliyetleri
İlhanlı Dönemi bilim faaliyetlerini incelendiğinde bu dönemin İslâm bilim tarihinde hem kendinden önce kurulmuş olan uygarlıkların birikimini görebileceğimiz hem de kendisinden sonrasında yapılmış olan faaliyetleri gözlemleyebileceğimiz bir dönem olarak karşımıza çıkmakta olduğunu görürüz. Bu dönemde etkisini oldukça görebileceğimiz Nasîruddîn Tûsî ve Reşiddüddin Fazlullah'ın yetiştirmiş oldukları âlimler ve kurdukları yapıların günümüzdeki pek çok bilim faaliyetlerinin temelini oluşturduğunu görmekteyiz. ''İlhanlı Dönemi İlmi Hayatı'' adlı yüksek lisans tezimizde bu âlimlerin ortaya koyduğu eserleri ve faaliyetleri inceleyeceğimiz gibi bu faaliyetlerin dünyayı nasıl etkilediğine değineceğiz.
Kadim Türklerde kimya tarihi
The subject of the study is the chemistry applications of the ancient Turks up to the Uighur state through the development of chemistry within the framework of science and history of science. Firstly, the meaning of science, the limits and the understanding of what is understood as a science, then the special place of chemistry as a field of science and its history is examined, and as a result of the development of the history of the Ancient Turks and the material that today is directly applied to the framework of the application of this science and the material of the people in the past tried to be placed. As a consequence of resources and working conditions, they are specifically used for the purposes of a nomadic-settlement analysis, which is necessary to discuss the construction of a direct linear history. The blacksmithing activities were supported by analyzes such as SEM and EDS, especially through its relations with its neighbors. Information is also given about a number of methods used. The results showed that settlement findings were reached as a result of the isotope analyzes conducted in the regions where Turks lived, and that in the area of blacksmithing, the population and the region could have an impact on the iron production methods as well. More systematic isotope analyzes, SEM and EDS analyzes on the history of the ancient Turks, where the sources seem insufficient, can illuminate a number of issues that remain in the dark. Key words: chemistry, AncientTturks, science, history of science, ironrworking
Fen alanında bilime yön vermiş Türk-İslam alimlerinin hayatının mobil artırılmış gerçeklik temelli öğrenme ortamında öğretimi
Bilim tarihi, öğrencilere bilimsel düşüncenin evrimini, bilim insanlarının buluşlarını anlatan bir disiplindir. Ancak, bu konuların bazıları soyut ve zor anlaşılır olabilir. Teknolojinin kullanımı, bilim tarihi öğretimini daha etkili, ilgi çekici ve erişilebilir hale getirmektedir. Bu çalışma ile fen alanında bilime yön vermiş Türk-İslam âlimlerinin hayatının araştırılması, Mobil Artırılmış Gerçeklik (MAG) temelli öğrenme ortamında öğretilmesini destekleyecek bir uygulamanın tasarlanması ve geliştirilmesi, geliştirilen MAG temelli öğrenme ortamının, ortaokul öğrencilerinin Türk-İslam âlimlerine yönelik bilgileri ve bilimsel tutumları üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada karma yöntem kullanılmış ve karma yöntem desenlerinden biri olan çok aşamalı desen çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma, toplamda üç aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada doküman analizi yapılarak, 2018 Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı ve 2020-2021 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na (MEB) bağlı ortaokullarda okutulan sekiz ders kitabı incelenmiştir. Bilime yön vermiş çok sayıda Türk-İslam âliminin olduğu ancak ders kitaplarında İslam âlimlerine ayrılan bölümün yeterli olmadığı, fen kitaplarında ve medya organlarında sıkça adı geçen bilim insanlarının Batı kökenli olduğu tespit edilmiştir. İkinci aşamada, farklı zamanlarda gerçekleştirilen odak grup görüşmeleri ve bireysel görüşmeler yoluyla 10 fen bilimleri öğretmeninin ve beş ortaokul öğrencisinin duygu, düşünce ve bakış açıları göz önünde bulundurularak Türk-İslam âlimlerinin yaşamlarına ve bilimsel katkılarına odaklanan TISAR-3D isimli MAG uygulaması geliştirilmiştir. İkinci aşamada, tasarım tabanlı araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın ikinci aşaması; tasarım tabanlı araştırmanın döngüsel yapısı göz önünde bulundurularak analiz basamağı, tasarım basamağı, geliştirme-uygulama-değerlendirme basamağı ve raporlama basamağı olmak üzere dört basamaklı olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın üçüncü aşamasında, TISAR-3D isimli MAG uygulamasının ortaokul öğrencilerinin Türk-İslam âlimlerine yönelik bilgileri ve bilimsel tutumları üzerindeki etkisi deneysel olarak test edilmiştir. Elazığ ilindeki bir devlet okulunun 7. sınıfında öğrenim gören 90 öğrenciyle gerçekleştirilen bu aşama, bir deney grubu ve bir kontrol grubu ile sekiz hafta boyunca yürütülmüştür. Deney grubunda TISAR-3D uygulaması, kontrol grubunda ise okuma metinleri kullanılmıştır. Nicel veri toplama aracı olarak Türk-İslam Âlimleri Bilgi Testi ve Bilimsel Tutum Ölçeği kullanılırken, nitel veri toplama aracı olarak odak grup görüşmeleri ve bireysel görüşmeler esnasında alınan notlar, görüntü ve ses kayıtları ile yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Çalışmada, nicel verilerin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmış, ANCOVA uygulanmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, deney grubunun akademik başarılarında kontrol grubuna göre anlamlı bir artış görülmüş, ancak bilimsel tutumlarda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. TISAR-3D uygulaması kullanılarak ortaokul öğrencilerinin bilim tarihini etkileşimli olarak öğrenmesi sağlanabilir.
John Brian Harley'in haritacılık düşüncesinde bilgi-güç ilişkisi
Bu yüksek lisans tezi, haritaların kartografya tarihi içerisinde yalnızca nesnel bilgi aktaran araçlar olmadığını, aynı zamanda ideolojik, kültürel ve toplumsal unsurları yansıtabildiğini ele almaktadır. Konuya dair 1980-1990 yılları arasında yapılan tartışmalarda, bazı coğrafyacılar haritaların salt bilimsel araçlar olmadığını, ideolojik, kültürel ve toplumsal parametreleri taşıyabileceği düşüncesini benimsemişlerdir. Bu dönemde haritaların doğası üzerindeki tartışmaların merkezinde, John Brian Harley'in 1987 yılında The Nature of Maps adlı eserini oluşturan makaleleriyle getirdiği dikkat çekici yaklaşımlar bulunmaktadır. Harley, haritaların sadece nesnel bilgi kaynakları olmadığını, aynı zamanda ideolojik ve politik araçlar olduğunu savunmaktadır. Bu bağlamda, Harley bilim tarihçileri için harita incelemelerinde farklı bir yorum getirmektedir. Harley haritaların doğasında saklı bulunun unsurları açığa çıkarmak için felsefe ve sosyolojiye özellikle Foucault ve Derrida'ya başvurur. Çalışmamızın odak noktasını pozitivist bakış açısına alternatif bir yorum sunan Brian Harley'in haritacılık düşüncesi oluşturmaktadır. Harley'in düşüncesi, haritaların sadece coğrafi bilgi aktaran araçlar olmadığını, aynı zamanda ideolojik ve politik araçlar olduğunu vurgulamaktadır. Bununla birlikte Harley'in düşüncesine dayanarak 19. yüzyılda kullanılan sömürgeci söylem içeren örnek haritaların analizi sunulmaktadır. Bu analizde, Harley'in yorumu ışığında, bu haritaların nasıl bir ideolojiyi yansıttığı, kültürel ve toplumsal unsurları nasıl taşıdığı incelenmektedir.
Adnan Adıvar'ın bilim tarihi yazıcılığı: Bilim ve kültür ilişkisi
Bu çalışma, modern Türkiye'nin kurucu isimlerinden Adnan Adıvar'ın bilim tarihi yazıcılığını, özellikle bilim ve kültür arasındaki ilişkiyi nasıl kavradığı bağlamında incelemektedir. Araştırmanın temel sorunsalı, Adıvar'ın bilimsel düşünceyi hem evrensel bir insani faaliyet hem de medeniyetin temel bir unsuru olarak nasıl konumlandırdığını ve bu yaklaşımının onun entelektüel faaliyetine nasıl yansıdığını analiz etmektir. Bu bağlamda bilim tarihi disiplininin dünyada ve Türkiye'deki kurumsallaşma süreci ele alınmış, Adıvar'ın bu süreçteki yeri tartışılmıştır. "Yeni Hümanizm" ve "Bilgi Cumhuriyeti" yaklaşımları çerçevesinde bilimin kültür ile ilişkisine dair görüşleri değerlendirilmiş, ideal bilim insanı tipine ilişkin yaklaşımı gösterilmiştir. Çalışmada, Adıvar'ın Tarih Boyunca İlim ve Din, Osmanlı Türklerinde İlim gibi temel eserleri ile gazete makaleleri birincil kaynak olarak kullanılmıştır. Bu kaynaklar, nitel araştırma yöntemlerinden olan metin analizi yöntemiyle incelenmiştir. Adıvar'ın düşünsel çerçevesini ve uluslararası bilim tarihi camiası içindeki yerini belirlemek amacıyla George Sarton, Bertrand Russell ve Alfred North Whitehead gibi etkilendiği veya diyalog halinde olduğu düşünülen düşünürlerin görüşleri ile kendi metinleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca, Aydın Sayılı gibi Türkiye'deki diğer önemli bilim tarihçilerinin yaklaşımlarıyla yapılan mukayeselerle Adıvar'ın özgünlüğü ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, Adıvar'ın bilim anlayışı dolayısıyla tarihçiliği, bilimsel bilgiyle kültürel kimlik arasında köprü kurmayı amaçlayan eleştirel bir tutuma sahiptir. Bu bilim tarihçiliği kamusal sorumlulukla şekillenmiş kültürel bir projedir. Adıvar bu bakımdan Türk düşünce tarihinde kurucu bir rol üstlenmektedir.
Osmanlı'da teknolojinin özendirilmesi bağlamında Resimli Gazete'de teknoloji ile ilgili seçilmiş makaleler üzerine bir inceleme
Bu tez kapsamında Resimli Gazete'de teknoloji konusunda yayınlanan makalelerin günümüz Türkçesine transliterasyonu yapılarak bu makalelere daha kolay ulaşım imkanı sunulacaktır. Ayrıca o dönemin sivil bir yayını olan Resimli Gazete'de Osmanlı halkına tanıtılan teknolojik icatlar konusunda bilgi sahibi olunabilecektir.