Bilim tarihi
64 theses under this subject heading
Sosyal bilgiler dersinde argümantasyon temelli öğretimin öğrencilerin bilimsel değerlere ve yenilikçi düşünme eğilimlerine etkisi
Araştırma, ilköğretim 7.sınıf sosyal bilgiler dersi "Bilim, Teknoloji ve Toplum" öğrenme alanı dahilinde uygulanan Argümantasyon Temelli Öğretim yönteminin, öğrencilerin bilimsel ve yenilikçi düşünme eğilimleri üzerindeki etkisinin var olup olmadığını ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Aydın'ın Efeler ilçesindeki bir devlet okulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel ve nicel araştırma tekniklerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma deseninin açımlayıcı sıralı örnekleme yöntemiyle yürütülmüştür. Araştırma, araştırma ve referans gruplarında bulunan toplam 62 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Argümantasyon temelli öğretim yöntemin uygulanmasında, ünitenin konularıyla alakalı ders planları, etkinlikler ve dersin işlenişi tartışmacı bir ortam yaratabilmeye yönelik hazırlanmıştır. Referans grubuna ise, mevcut program kullanılarak dersler işlenilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda, bilimsel eğilim ölçeği ve yenilikçi düşünme eğilimi ölçeği ilk-ölçüm ve son-ölçüm olarak hem araştırma grubuna hem de referans grubuna uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise, araştırma grubu öğrencilerine uygulamayla ilgili yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Araştırmanın verilerinin analizine göre, araştırma grubunun bilimsel eğilim ölçeğinden aldıkları ilk-ölçüm ve son-ölçüm puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Referans grubunda da ilk-ölçüm ve son-ölçümlerde anlamlı bir farklılığın olmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, araştırma grubu ve referans grupları arasında bilimsel eğilim ölçeğinde son ölçümlerde araştırma grubuna yönelik anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Yenilikçi düşünme ölçeği üzerinde ise, araştırma grubunun ilk-ölçüm ve son-ölçüm sonuçları arasında anlamlı bir farklılığın olduğu gözlemlenmiştir. Referans grubunda ise, yenilikçi düşünme eğiliminde ilk-ölçüm ve son-ölçümleri arasında herhangi bir anlamlı farklılık gözlemlenmemiştir. Her iki grubun yenilikçi düşünme ölçeği üzerinde ise, araştırma grubunun referans grubuna göre son-ölçümlerde anlamlı bir farklılık gösterdiği ortaya konulmuştur. Yapılan görüşmelerde ise, öğrencilerin Argümantasyon Temelli Öğretim hakkında görüşleri genellikle pozitif yönde olmuştur. Araştırmanın bulguları ışığında, uygulamanın ortaokul öğrencilerinin bilimsel ve yenilikçi düşünme eğilimleri üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir.
Modern Türkiye'de felsefe-mantık ilişkisi-matematik tarihçisi Yavuz Aksoy merkezli bir inceleme-
Modern Türkiye'de Felsefe ve Mantık İlişkisini ülkemizin yetiştirdiği önde gelen bilim insanlarından birisi olan Yavuz Aksoy merkezli incelemeyi hedefleyen tez; önsöz, giriş, üç bölüm, sonuç ve kaynakçadan oluşmaktadır. Tezin giriş bölümünde, Felsefeyi Anadolu'da Yeninden Yurtlandırmak projesinin çalışmamızla olan bağlantısı kurularak Aksoy'un önemli katkılar yaptığı mantık, matematik ve müzik alanlarının önemi ortaya konulmuştur. Birinci bölümde Yavuz Aksoy'un hayatı hakkında detaylı bilgiler verilerek, akademik hayata geçiş süreci değerlendirilerek "sosyal felsefe"ye giriş yapılmaktadır. İkinci bölümde akademik kişiliğine yoğunlaşarak, Cumhuriyet Dönemi akademik hayatına yaptığı katkılar detaylı olarak incelenmektedir. Üçüncü ve son bölüm ise bilgi, bilim ve bilim felsefesi kavramlarına Aksoy'un verdiği anlamlar müzakere edilerek, ilimler tasnifine dair yaptığı ayrım incelenmiştir. Bu bölümde özellikle Yavuz Aksoy'un mantık matematik ilişkisine dair görüşleri tahlil edildi. Ayrıca bu bölüm Yavuz Aksoy'un müzik ve matematik ilişkisi ile ilgili görüşlerine ayrılmıştır. Sonuç kısmında mantık, matematik ve müzik alanlarında Yavuz Aksoy'un ülkemiz akademik birikimine olan katkıları değerlendirilmiş, bunun felsefe ve bilim tarihindeki yerine vurgu yapılmıştır. Anahtar Kavramlar: Yavuz Aksoy, Felsefe, Bilim Tarihi, Modern/Sembolik Mantık, Matematik
Başhoca İshak Efendi'nin Usûlü's-Siyâğa adlı eserine göre madenler ve top döküm aşamaları
Başhoca İshak Efendi'nin Usûlü's-Siyâğa adlı eseri top dökümüne dair bilgiler vermektedir. Eserin tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 1831-1833 tarihleri arasında basıldığı tahmin edilmektedir. Ateşli silahların yapımında kullanılan metaller, top döküm aşamaları ve madenler eserde ele alınmıştır. Özelde Kimya Tarihine genelde ise Bilim Tarihine katkıda bulunma düşüncesinden hareketle İshak Efendi'nin Usûlü's-Siyâğa adlı eserinde yer alan iki makalesi incelenmiştir. Bu doğrultuda top dökümüne dair bilgiler verilmiştir. Kitapta topun yapımında kullanılan metaller anlatılmış ve top döküm aşamaları bilimsel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılarak incelenmiştir. İshak Efendi doğu ve batı dillerini bildiğinden Divân-ı Hümâyûn'da tercümanlık yapmıştır. Ayrıca İshak Efendi modern bilimi Osmanlı'ya tanıtan kişi olmuştur. Mühendishâne baş hocalığı yapmıştır. Bu okullarda kimya ve metalurjiye ilişkin bazı bilgiler vermiştir. Top dökümünü anlatan Usûlü's-Siyâğa adlı eserin yayınlanmış olması bunu göstermektedir. Bu eser okullarda ders kitabı olarak okutulmuştur. Fransızca'dan adaptasyon yolu ile Türkçeye çevirdiği eserinin en önemli özelliği ise Osmanlı'da topçuluk ile ilgili yazılmış ilk eser olmasıdır. İshak Efendi eserde kendisinin lüzumsuz gördüğü kısımları çıkarttığını mukaddimesinde belirtmiştir. Usûlü's-Siyâğa'da ilk olarak topun yapımında kullanılacak olan demir, çelik, tunç, bakır ve kalay gibi madenler İshak Efendi tarafından detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Demir konusunu dövme demir ve dökme demir olarak detaylandırmıştır. Toprak kalıbı ve kum kalıbı yapımına da eserinde yer vermiştir. Devamında ise top dökümünün yapım aşamaları verilmiştir. İshak Efendi eserinde top yapımını anlatırken çoğu şeyi tecrübe yolu ile yaptığını belirtmiştir.
Osmanlı'da teknolojinin özendirilmesi bağlamında Resimli Gazete'de teknoloji ile ilgili seçilmiş makaleler üzerine bir inceleme
Bu tez kapsamında Resimli Gazete'de teknoloji konusunda yayınlanan makalelerin günümüz Türkçesine transliterasyonu yapılarak bu makalelere daha kolay ulaşım imkanı sunulacaktır. Ayrıca o dönemin sivil bir yayını olan Resimli Gazete'de Osmanlı halkına tanıtılan teknolojik icatlar konusunda bilgi sahibi olunabilecektir.
Bilim tarihi dersi veren öğretmenlerin bilimin doğasına ilişkin görüşlerinin incelenmesi ve alanlarına göre karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı bilim tarihi dersi veren öğretmenlerin bilimin doğası inanışlarını ve görüşlerinı incelemektir. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Çankırı ili merkezinde ve ilçelerinde bulunan okullarda ortaöğretim kademesindeki görev yapan 160 öğretmen oluşturmaktadır. Öğretmenlerin 100'ü doğa bilimleri (biyoloji, fizik, kimya) 60'ı ise sosyal bilimler (tarih) alanında gelmektedir. Elde edilen veriler öğretmenlerin bilim doğasına ilişkin inanışları genel düzeylerinin orta seviyede olduğunu ve cinsiyet, eğitim düzeyi, lisans eğitiminde bilim tarihi dersi alma durumu ve diğer derslerden yardım alma durumu gibi faktörlerin öğretmenlerin inanışları üzerinde belirgin bir fark yaratmadığını göstermiştir. Fakat öğretmenlerin bilimin doğası inanışları eğitim ve öğretim alanlarına göre farklılaşmaktadır. Ayrıca, doğa bilimleri ve sosyal bilimler alanlarından gelen öğretmenler arasında bilimin doğasına ilişkin birçok konuda görüş farklılıkları olduğunu tespit edilmiştir. İlk grup genellikle daha gerçekçi bir bakış açısına, ikincisi ise daha kabul edilebilir bir perspektife sahiptir. Çalışmadan elde edilen veriler dikkate alınarak araştırmacılar ve uygulayıcılar için farklı öneriler sunulmuştur. Bu öneriler, öğretmenlerin bilim doğası ile ilgili inançlarını ve görüşlerini iyileştirmeyi ve öğrencilere daha etkili eğitim sunmak için stratejiler geliştirmeyi amaçlamaktadır.
Avrupa merkezci bilim anlayışı
Geleceği iyileştirmenin yolu geçmişi doğru yorumlamaktan geçer. Tezimiz Avrupa merkezci bilim anlayışının yapay bir bilim anlayışı olduğunu hipotezini savunmaktadır. Bilim tarihi adına yapılmış olan çalışmalar kronolojik açıdan incelendiğinde özellikle Avrupa merkezci bir bilim anlayışı çerçevesinde bilimlerin tarihlerinin kurgulandığına şahit oluyoruz. Bilim tek bir milletin ya da medeniyetin ürünü olamayacak kadar geniş ve büyük bir birikime sahiptir. Bu disiplinin oluşmasında birçok kültürün ortak çabası söz konusudur. 19. yüzyılda pozitivist bir yaklaşımla tanımlanan bilimin dışında tarihte gerçekleştirilen faaliyetleri bilimin kapsamı dışına çıkarmak ne kadar doğru bir yaklaşımdır tartışılır. Çalışmamızın ilk bölümünde bilimin tanımına, sınıflandırılmasına ve Avrupa'da aydınlanma süreci ile başlayan bilim düşüncelerine değinilmiştir. İkinci bölümde oryantalizm ve oksidentalizm (Doğu ve Batı kavramlarına) düşüncelerine sonrasında Avrupa merkezci bilimin temellendirildiği ana argümanlara yer verilmiştir. Son bölümde ise bilim tarihinin içerisinde İslâm bilim tarihinin Avrupa merkezci bilim anlayışı açısından ne ifade ettiği konusu tarihsel ve düşünsel açıdan tekrar serimlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilim Tarihi, Oryantalizm, Bilim, Oksidentalizm
İslâm medeniyeti'nde 18. yüzyıla kadar ilimlerin sınıflandırılması eserlerinde matematiğin konumu
Bilim tarihinde 8. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar İslâm Medeniyeti'nin öncü bir role sahip olduğu görülmektedir. Antik medeniyetlerin mirasına sahip çıkılmış ve ayrıca bilime yeni alanlar ve gelişmeler ilave edilmiştir. İlimlerin sınıflandırılması meselesi İslâm bilim tarihindeki büyük atılımla zorunlu olarak değişikliklere uğramıştır. Tezimizin konusu ilimlerin tasnifi için kaleme alınmış İslâm Medeniyeti'ne ait eserlerde 18. yüzyıla kadar matematiğe nasıl bir konum ayırıldığı üzerinedir. Çalışmamızın ilk bölümünde İlk İslâm düşünürleri; Câbir Bin Hayyan, Kindî, Farabî, İhvân-ı Safâ, Âmirî ve Hârezmî'ye; ikinci bölümde; İbn Sinâ, İbnü'l Ekfânî, İbn Hazm, Gazzâlî ve İbn Haldun, Fahreddin er-Râzî, Nasîrüddin Tûsî, Kutbuddîn Şîrâzî gibi İslâm düşünürlerine ve son bölümde Osmanlı düşünürlerinden; Mehmed Şah Fenâri, Taşköprülüzâde Ahmed Efendi, Sadreddinzâde Mehmed Emin Efendi, Kâtip Çelebi ve Saçaklızâde Mehmed Efendi'nin ilimler tasnifine dair eserlerine ve bu eserlerde matematiğe olan yaklaşımları ele alınmıştır. Bu çalışmadaki amacımız İslam Medeniyeti'nde matematiğin konumunun diğer ilimlerin yanında yerini tespit edebilmektir.
Bilim tarihinde Doğu-Batı karşılaşması: Lale Devri örneği
17. yüzyıl ile birlikte Osmanlı yenileşme faaliyetlerinin arttığı görülmektedir. Özellikle Lale Devri (1718-1730 arası) olarak adlandırılan on iki yıllık dönem, Osmanlı Devleti'nin Batı bilim ve tekniğini tanımaya başladığı sürecin ilk adımlarının atıldığı bir zaman dilimi olduğu için önemlidir. Literatürden faydalanılarak yapılan bu araştırma ile Osmanlı ve Batı biliminin gelişim sürecine yönelik bir bakış açısı elde etmek amaçlanmıştır.
Konu temelli eleştirel düşünme öğretiminin öğretmen adaylarının akademik başarı, eleştirel düşünme eğilimine ve düzeyine olan etkisi
Bu çalışmada, bilişim teknolojileri öğretmen adaylarının eleştirel düşünme eğilimi ve düzeyine Bilim Tarihi dersinde konu temelli bir yaklaşımla öğretilen eleştirel düşünme programının etkisi araştırılmıştır. Araştırma, deneysel araştırma modellerinden biri olan ön test-son test kontrol gruplu deneme modeline göre desenlenmiştir. Çalışmada gruplar bir deney ve bir kontrol grubu desenine göre oluşturulmuştur. Araştırmacı deney ve kontrol grubunun dersine girmiştir.Araştırma, 2009-2010 öğretim yılı Güz döneminde Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü üçüncü sınıf örgün ve ikili öğretim öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda 39 Kontrol grubunda ise 35 öğrenci olmak üzere, toplam 74 öğrenci çalışma grubunda yer almıştır. Deney ve kontrol grubu yapılan kuraya göre belirlenmiş, kura sonucu örgün öğretim öğrencileri deney grubu, ikili öğretim öğrencileri ise kontrol grubu olarak araştırmada yer almıştır. Araştırmada, Deney grubu olan üçüncü sınıf örgün öğretim öğrencilerine ?Bilim Tarihi? dersinde konu temelli eleştirel düşünme programı uygulanmış, kontrol grubu olan ikili öğretim öğrencilerine ise herhangi bir uygulama yapılmadan ?Bilim Tarihi? dersi sadece düz anlatım yöntemiyle işlenmiş ve ölçme araçları uygulanmıştır.Araştırma sürecinde elde edilen veriler, SPSS 11.5 istatistik paket programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Verilerin aritmetik ortalamaları, standart sapmaları betimsel olarak verildikten sonra, tek yönlü varyans analizleri (Anova) ve kovaryans analizleri (Ancova) yapılmıştır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlar aşağıdaki gibi özetlenebilir:1.Konu temelli eleştirel düşünme programı uygulanan deney grubu ve kontrol grubunun California Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği (CCTDI) ön test puanları kontrol edildiğinde, son test puanları arasında deney grubunun lehine anlamlı bir fark bulunmuştur.2.Konu temelli eleştirel düşünme programı uygulanan deney grubu ve kontrol grubunun Ennis-Weir Eleştirel Düşünme Yazılı Testi(ENNIS-W) ön test puanları kontrol edildiğinde, son test puanları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.3.Konu temelli eleştirel düşünme programı uygulanan deney grubu ve kontrol grubunun konu alanı ön test puanları kontrol edildiğinde, son test puanları arasında anlamlı bir fark var bulunamamıştır.4.California Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği ile Ennis-Weir Eleştirel Düşünme Yazılı Testi arasında bir ilişki bulunamamıştır.
Bilim tarihi örnekleri ile destekli sorgulamaya dayalı hücre konusu öğretiminin 7. sınıf öğrencilerinin bilimsel sorgulamaya yönelik görüşlerine ve fen başarılarına etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı sorgulamaya dayalı olarak işlenen bilim tarihi örnekleri ile desteklenmiş hücre konusu öğretiminin 7. sınıf öğrencilerinin bilimsel sorgulamaya yönelik görüşlerine etkisinin belirlenmesidir. Materyal ve Yöntem: Eylem araştırması modeli ile yapılan çalışmada hücre konusu öğretimi; deney grubunda bilim tarihi örneklerinin yer aldığı, bilimsel sorgulamaya dayalı olarak hazırlanmış ders planı ile gerçekleştirilirken kontrol grubunda ise öğretim programı akışına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemini Aydın İli Efeler İlçesi'nde bulunan bir ortaokulda öğrenim gören 36 7. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma için veri toplama aracı olarak; 7 açık uçlu sorudan oluşan Bilimsel Sorgulamaya Yönelik Görüş Ölçeği-İlköğretim (VOSI-E; Views of Scientific Inquiry-Elementary), Bilimsel Bilgiye Yönelik Görüş Ölçeği ve ders planı kapsamında araştırmacı tarafından geliştirilen çalışma kâğıtları kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımlı örneklerler T-testi, bağımsız örneklermler T-testi ve betimsel analiz kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada elde edilen bulgular incelendiğinde öğrencilerin bilimsel bilgiye yönelik görüş ölçeğinden aldıkları puanlarda; deney grubu ve kontrol grubu ön test puanları (t (34) =-0,364 p> 0.05), kontrol grubu ön test - son test puanları arasında anlamlı (t (17) =-5,845, p> 0.05) fark bulunmadığı görülmüştür. Deney ve kontrol grupları son test puanları arasında (t (34) = 25,235, p <0.05) , deney grubu ön test-son test puanları arasında (t (46) = 1,649, p <0.05).) anlamlı fark bulunduğu tespit edilmiştir. Bilimsel sorgulamaya yönelik görüşler incelendiğinde ise bir bileşen hariç diğer bileşenlerde verilen cevaplarda bilinçsiz görüşlerin azalıp bilinçli ve eklektik görüşlerde artış olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç: Uygulama sonrasında deney grubu öğrencileri ve kontrol grubu öğrencilerinin bilimsel bilgiye yönelik görüş ölçeğine verdikleri cevaplarda anlamlı farklılık olduğu göze çarpmaktadır. Deney grubunda yer alan öğrencilerin bilimsel sorgulamaya yönelik görüşlerinde artış olduğu kontrol grubu öğrencilerinin ise görüşlerinde beklendiği gibi artış olmadığı görülmüştür. Bu durumda öğretim sürecinin etkinliğini saptamaktadır. Anahtar Kelimeler: Bilimsel Sorgulama, Bilimsel Sorgulamanın Doğası, Bilim Tarihi, Fen Eğitimi
Endülüs'te yetişen Müslüman bilim adamları ve bilim dünyasına katkıları
Târık b. Ziyad komutasındaki İslam ordularının 711 tarihinde Endülüs'ü fethiyle İslâm tarihinde yeni bir devir başlamıştır. Müslümanlar ilk defa yoğun bir yabancı nüfusun bulunduğu bir yere yerleştiler. Kısa sürede hâkimiyeti sağlayan Emevî yöneticileri "Endülüs Emevî Devleti"ni kurdular. Bu devlet kendine özgü özellikleriyle diğer İslâm Devletleri arasında farklılığını göstermiştir. Siyasî otoritenin yanı sıra, güçlü bir kültür ve medeniyet ortaya koyarak İslâm sancağını Avrupa'da başarıyla dalgalandırmışlardır. Kurtuba (Córdoba), Gırnâta (Granada), Tuleytula (Toledo), İşbîliye (Sevilla), Belensiye (Valencia), Mâleka (Málaga) gibi şehirleri birer bilim-kültür merkezi hâline getirdiler. Bu merkezlerde başlayan bilim-kültür faaliyetleri sonucunda, çok sayıda bilim adamını yetiştirdiler. Yetişen bu bilim adamları, başta Ortaçağ olmak üzere günümüze kadar uzanan bilim dünyasını derinden etkilediler. Özellikle Avrupa'da Rönesans, Reform ve Coğrafi Keşifleri başlamasına katkı sağlayarak dünya tarihinin çehresinin değişmesinde etkili oldular. Bu tezde dünya biliminin gelişmesinde mihenk taşı olan Endülüs'te yetişen Müslüman bilim adamları ve bilime neler kazandırdıkları ele alınacaktır.
Güneş merkezli evren kuramının tarihsel gelişiminin incelenmesi
Astronominin teorik anlamda gelişmesi Antik Yunan ile başlamıştır. Karmaşık problemlerle ilgilenen Antik Yunan bilim adamları, astronomiyi geometri ile temellendirmişler, gökcisimlerinin hareketleri üzerine birçok önemli çalışmaya yer vermişlerdir. Bunlardan en önemli Aristoteles tarafından gerçekleştirilmiştir. Ancak Aristoteles evren teorisi matematiksel yönden eksik olmasından dolayı, Ptolemaios ile beraber Yer'in evrenin merkezinde olduğu görüşü matematiksel temel almasıyla kabul edilmiştir. Bu önemli evren sistem,16. ve 17. Yüzyıla kadar geçerliliğini sürdürmüş ancak temel problemlere cevap veremediğinden dolayı yeni bir sisteme ihtiyaç duyulmuştur. Copernicus'un Güneş Merkezli Evren kuramıyla birlikte astronomi yeni bir sistem ile karşılaşılmış, gökyüzünün detaylı incelenmesiyle birlikte Güneş Merkezli Evren sistemi geçerli olmuştur. Bu çalışmada eski uygarlıklardan itibaren Güneş Merkezli evren kuramının ortaya çıkışı ve gelişimi ele alınacaktır.
Ortaöğretim kimya ders kitaplarında atom teorilerinin sunumunun bilim tarihi ve felsefesi açısından incelenmesi ve öğretmen görüşleri
Bu çalışmanın amacı, kimya ders kitaplarında sunulan atom teorilerinin tarihi ve felsefesi boyutlarını araştırmak ve bu konuyla ilgili öğretmenlerin düşüncelerini öğrenmektir. Çalışmanın diğer bir amacı da ders kitaplarındaki atom teorileri verilirken alternatif teorilerin verilip verilmediğini araştırmak, atom teorilerini öğretmenler öğrencilerine sunarken teorilerin tarihi ve felsefi boyutları hakkındaki düşüncelerini öğrenmektir.Araştırma iki basamakta planlanmıştır. Çalışmanın ilk basamağında Türkiye'deki liselerde kullanılan kimya ders kitaplarının atom teorileri ile ilgili kısımları içerik analizi metoduna göre incelenmiştir. Kimya ders kitaplarındaki atom teorilerinin tarihi ve felsefi boyutlarının nasıl sunulduğunu tespit etmek amacıyla kontrol listeleri hazırlanmıştır. Bu kontrol listelerine göre kitaplar analiz edildi. Çalışmanın ikinci basamağında ise Ankara'da değişik ortaöğretim kurumlarında görev yapan beş kimya öğretmeni ile mülakat yapıldı. Mülakat sonuçları içerik analizi metodu ile analiz edildi.Çalışma sonunda elde edilen bulgular ışığında, kimya ders kitaplarında sunulan atom teorilerinin arzu edilen tarihi ve felsefi boyutlarını yeterince yansıtmadığı söylenebilir. Mülakatlardan elde edilen bilgilere göre, öğretmenlerin atom teorilerinin tarihi ve felsefi boyutlarının öğrenciler için gerekli olduğunu düşündükleri söylenebilir. Bazı öğretmenlere göre öğretim programları ve üniversite giriş sınavları nedeniyle bilim tarihi ve bilim felsefesini sunmak için yeterli zamanları yoktur.
R.1325/m.1909 tarihli Nevsâl-i Bahrî'nin transkripsiyon ve değerlendirilmesi
Çalışma, Bahriye Kulübü'nün düzenlediği R.1325/M.1909 tarihli Nevsâl-i Bahrî'nin transkripsiyon ve değerlendirmesidir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde sâlnâme ve nevsâller hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde nevsâlde bulunan başlıklar konularına göre tasnif edilerek eserin değerlendirmesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise nevsâlin transkripsiyonu yer almaktadır. Yirmi dört başlıktan oluşan eser kuruluşundan 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi'ne kadar Osmanlı denizciliğinin tarihçesi ile başlamaktadır. Piri Reis donanmayı terk ettikten sonra Seydi Ali Reis'in Portekizlilerle mücadelesi de tarihçe içinde yer almaktadır. II. Abdülhamid döneminde donanmaya gereken önem verilmediği ve tersanenin iş görmez bir halde olduğu, bahriye personelinin niteliksiz olduğu ileri sürülmektedir. Osmanlı Devleti'nin hem siyasi hem askeri hem de ticari pek çok tehlikeye açık olduğu ve bu tehlikelerin önlenebilmesi için hangi tedbirlerin alınması gerektiği ifade edilmektedir. Eserde, devletin bahriyede görev alacak efradın ve zabitanın eğitim programı ve gündelik hayatları ile diğer devletlerde ve bilhassa İngiltere'deki bahriye okulları hakkında malumat içermektedir. İngiltere'nin bahriye eğitim programı ve gemi inşası gibi konularda çağdaş devletlerden önde olduğu ve İngiltere'de uygulanan metotların Osmanlı'da da tatbiki önerilmektedir. Bunun dışında eserde dönemin büyük devletlerinin donanmaları ve donanmalarında bulunan savaş gemileri hakkında detaylı bilgiler verilmektedir. Ayrıca torpidolar, balonlar ve uçaklar, Çoşima Muharebesi, telsiz telgraf teknolojileri, diğer devletlerin deniz gücü hakkında bilgiler yer almaktadır. Devletlerin deniz güçlerinin mukayesesi ve bütçeleri ve harcamaları gibi önemli bilgiler de vardır. Anahtar Kelimeler: Sâlnâme, Nevsâl, Torpido, Kruvazör, İngiltere Donanması, Balonlar, Makineler, Tersane.
Hibritleşme konusunun tarihi ve felsefi boyutunun kimya ders kitaplarında sunumu ve öğretmen görüşleri
Bu araştırmanın amacı, Kimya ders kitaplarının hibritleşme konusunu sunarken bilim tarihi ve bilim felsefesi boyutu içinde alternatif teorilerle bir bütün halinde sunulup sunulmadığının ve bu ders kitaplarından faydalanan öğretmenlerinde konunun sunumu sırasında bu boyutlara ne kadar önem verdiğinin yada önem verilmesinin gerekli olup olmadığı konusundaki düşüncelerini tespit etmektir.İki aşamalı olarak planlanan bu çalışmanın ilk aşamasında Türkiye'de ortaöğretim kurumlarında yaygın olarak kullanılan dört adet lise 3 kimya ders kitabında hibritleşme konusu üç farklı araştırmacı tarafından içerik analizi metodu ile incelenmiştir. Ders kitaplarında hibritleşme konusunun tarihi ve felsefi boyutunun nasıl sunulduğunu tespit etmek için kontrol listeleri hazırlanmış ve bu listeler kullanılarak ders kitapları değerlendirilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında ise Ankara ilindeki Fen lisesi, Anadolu lisesi ve Anadolu öğretmen liselerinde görev yapan öğretmenlerden rasgele seçilmiş 21 öğretmen ile mülakat yapılmış, elde edilen veriler içerik analizi metodu ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS bilgisayar programında değerlendirilmiş ve bulgular tablolaştırılarak sunulmuştur.Çalışma sonunda elde edilen bulgular ışığında ortaöğretimde okutulmakta olan ders kitaplarının hibritleşme kavramının tarihsel ve felsefi boyutlarını yansıtmadığı bulunmuştur. Mülakatlardan elde edilen verilerden ise öğretmenlerin bazılarının hibritleşme kavramının tarihi ve felsefi boyutunun gerekliliği hakkında yeterince bilgiye sahip olmadığı, bu boyutların ortaöğretim düzeyinde anlatılmasının gerekli olmadığı düşüncesine hakim olduğu tespit edilmiştir.
Karma yaklaşıma uygun öğretimin bilimsel bilgi ve özelliklerini anlamaya etkisi
Bilim ve teknolojideki gelişmeler hiç durmadan devam etmektedir. Bireyler bukoşullara ayak uyduracak donanıma sahip olmalıdır. Bu yüzden bilimi ve bilimsel bilgiyiiyi özümsemeleri gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; karma yaklaşıma göre uyarlananetkinliklerin, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin bilimsel bilgi ve özellikleri hakkındakidüşünceleri üzerine etkisini incelemektir. Bu çalışmada bilimsel bilginin kesin olmaması,öznel olması, gözlem ve çıkarım arasındaki fark, hayalci ve yaratıcı özelliklerini kapsayannitelikte on iki etkinlik bulunmaktadır. Bu etkinlikler bilimin doğası yaklaşımınıöğretmeye yarayan doğrudan, dolaylı ve tarihsel yaklaşımının yapıldığı çalışmalardanuyarlanmıştır. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinden toplam 21 öğrenci ile yürütülençalışmada ön-test ve son-test tek gruplu deneysel model (one-group pretest-posttest design)kullanılmıştır. Bu araştırma tasarımında bilimsel bilgi anketi ve bilimsel bilgiyi anlamaölçeği ile veriler elde edilmiştir. Etkinliklerin öğrenciler üzerindeki etkisi bilimsel bilgianketine bağımlı t testti uygulanarak ve bilimsel bilgiyi anlama ölçeği ise yeterli, eksik vehatalı olarak gruplandırılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, bilimsel bilgininözelliklerine yönelik uygulanan etkinliklerin öğrencilerin bilimsel bilgi özelliklerinikavrama düzeylerini arttırdığı ve öğrencilerin sahip olduğu ?hatalı? düzeydekidüşüncelerini azalttığını göstermektedir. Öğrencilerin bilimsel bilgi ve özelliklerihakkındaki düşüncelerini ?yeterli? yönde geliştirmiştir. Öğrencilerin bir kısmında ise?hatalı? yöndeki düşüncelerinde bir değişim olmamıştır. Çalışmada karma yaklaşımınkullanıldığı süreç sonunda öğrencilerin hatalı düşüncelerindeki azalma dolaylı ve tarihselyaklaşımın tek başına kullanıldığı çalışmalara göre daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Busonuçlar doğrultusunda, tek bir yaklaşıma bağlı kalmadan karma yaklaşım ait etkinliklerbir arada kullanılarak öğrencilerin bilimsel bilgiyi ve özelliklerini anlamalarına yardımcıolunmalıdır.
Modern bilimlerde fen bilimleri ile sosyal bilimler ilişkisi -fizik bilimi örneği-
Fen bilim ile sosyal bilim alanları bilimsel olgunun oluşmaya başladığı ilk dönemlerde bir bütün olarak kabul edilmiştir. Bu çalışmada başlangıçta iç içe olan fakat daha sonraları iki farklı alana ayrılan bu iki bilim dalının ayrılma nedenleri incelenmiş, bu sayede gözden kaçan ya da unutulan kısımlara değinilmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde teorileriyle ?bilimsel bir devrim? gerçekleştirdiği düşünülen Newton anlatıldı. Önce Newton'u önemli kılan sebeplere kısaca değinildi ardından Newton'un görüşleri ve geliştirdiği teorilerin sonuçları anlatıldı. Devamında Newton'un vardığı sonuçların modern bilimin oluşumuna olan katkılarına yer verildi. Bütün bunlara karşın Newton'un yetersiz kaldığı iki temel olgu üzerinde de duruldu. Bunlar: ?Görelilik Teorisi? ve ?Kuantum Teorisi?dir. Son bölümde fen bilimleri ile sosyal bilimlerin ayrıştığı noktalar vurgulanmaya çalışıldı.
Bilim tarihi temelli hikâyelerin ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin kuvvet ve hareket ünitesi kavramlarını anlama düzeylerine etkisi
Bu çalışma, bilim tarihi temelli hikâyelerle öğretimin ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin ?Fen ve Teknoloji? dersi öğretim programında yer alan ?Kuvvet ve Hareket? ünitesindeki konu ve kavramları anlama düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmanın amacına uygun olarak aksiyon araştırması yöntemi rehberliğinde araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda araştırmacının Fen ve Teknoloji öğretmeni olarak görev yaptığı bir kırsal ilköğretim okulunun 7. sınıfını oluşturan 15 öğrenci ile ?Kuvvet ve Hareket? ünitesine yönelik hazırlanan 5 bilim tarihi temelli hikâyenin uygulaması gerçekleştirilmiştir. Uygulamalar haftada 4 saat olan Fen ve Teknoloji derslerinde toplam 7 hafta sürmüştür. Bu süreç boyunca araştırmacı, günlükler, yarı yapılandırılmış mülakatlar, konu sonu değerlendirme testleri, başarı testi ve anket olmak üzere çoklu veri toplama araçlarından yararlanmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda bilim tarihi temelli hikâyelerin öğrencilerin ?Kuvvet ve Hareket? ünitesiyle başarıları düzeyleri üzerinde olumlu etkileri gözlemlenmiştir. Ayrıca bilim tarihi temelli hikâyelerin öğrencileri Fen ve Teknoloji dersine güdülediği ve derse olan ilgilerini arttırdığı da ifade edilebilir. Ulaşılan sonuçlar doğrultusunda gelecekte yapılacak çalışmalarda bilimin doğasına da yer verilmesi önerisinde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Bilim Tarihi, Hikâyeler, Kuvvet ve Hareket, Aksiyon Araştırması
Genel kimya ders kitaplarında Kuantum Sayıları konusunun sunumu: Bilim tarihi ve felsefesi açısından bir inceleme
Bu çalışmada Türkiye?de kullanılan genel kimya ders kitapları ile lise 10. sınıf kimya ders kitabındaki ?Kuantum Sayıları? konusu bilim tarihi ve felsefesi açısından incelenmiştir. Ayrıca yerli (Türkçe) genel kimya ders kitapları ile yabancı genel kimya ders kitaplarında sunulan kuantum sayıları konusu bilim tarihi ve felsefesi kriterleri açısından karşılaştırılmıştır. İncelemede Niaz ve Fernandez (2007) tarafından belirlenen kriterler kullanılmıştır. Kuantum sayılarının bilim tarihi ve felsefesi boyutları ile ilgili bu kriterler: 1-Kuantum Hipotezinin Kökeni, 2- Kuantum Mekaniğinin Alternatif Yorumları, 3- Orbital ve Elektron Yoğunluğu Kavramları Arasındaki Fark, 4- Klasik Mekanik ve Kuantum Mekaniği Arasındaki Farklılaşma ve İkisinin Karşılaştırılması ve 5- Elektron Yoğunluğuna Dayalı Kuantum Sayılarına Giriş olmak üzere beş tanedir. Çalışmada kimya ders kitaplarında yer alan kuantum sayıları konusunun bilim tarihi ve felsefesi boyutları içerik çözümlemesine tabi tutularak değerlendirme yapılmıştır. Bu ders kitaplarının arasından rastgele seçilen 8 ders kitabı belirlenen kriterlere göre araştırmacı ve uzman tarafından bağımsız olarak incelenmiş ikisi arasındaki uyuma bakılarak araştırmanın güvenirliği sağlanmıştır. Geriye kalan 22 ders kitabı ise araştırmacı tarafından incelenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular ışığında, lise 10. Sınıf kimya ders kitabı dâhil, ülkemizde kullanılan yerli ve çeviri genel kimya ders kitaplarının ?Kuantum Sayıları? konusunun bilim tarihi ve bilim felsefesi kriterleri bakımından yetersiz olduğu görülmüştür. Ayrıca yerli genel kimya ders kitaplarının kuantum sayıları konusunu bilim tarihi ve felsefesi ile birlikte sunmada yabancı genel kimya ders kitaplarının gerisinde kaldığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Bilim Tarihi, Bilim Felsefesi, Kimya Ders Kitabı, Kuantum Sayıları
Bilim ve düşünce tarihinde İlk Çağ Dönemi zaman kavramı ve ölçüm teknolojileri
Bu çalışmada, ilkçağ döneminde yaşayan uygarlıkların zaman kavramı ve zaman ölçüm teknolojileri konusundaki çalışmaları ve eserleri derlenerek sunulmuştur. Araştırmanın hedefi zaman konusunda farklı uygarlıklarda yapılan kavramsal ve teknolojik çalışmalar arasındaki ilişkileri, etkileşimleri ortaya koyabilmektir. İlkçağ uygarlıklarında zaman kavramı; zamanın ne olduğu, zamanın var olup olmadığı, döngüsel veya çizgisel oluşu, zamanın ezeli olup olmadığı eksenlerinde tartışılmıştır. Felsefeciler, içerisinde bulundukları toplum ve tarihsel sürecin gerçekleri doğrultusunda zaman kavramı konusunda farklı fikirler ortaya atmışlardır. Felsefecilerin ilkçağlarda başlattıkları bu tartışma ve görüşlerin 20. ve 21. yüzyıllar da dahi kesin bir sonuca ulaşmadığını fakat evren, madde ve zaman konusundaki bilgimizin arttığını söyleyebiliriz. Özellikle parçacık fiziğinde yaşanan gelişmeler evrenin yaradılışı, enerji ve madde arasındaki ilişkiler ile zaman konusunda insanlığın ufkunu her geçen gün genişletmektedir. 20. yüzyılda kuramsal fizikçiler tarafından geliştirilen big bang (büyük patlama) teorisi, 21. yüzyılda büyük oranda ispatlanmış, hatta evrenin yaradılışının küçük provası şeklinde denemeler yapılarak enerjiden maddeye dönüşümün izleri aranmaya başlanmıştır. Bu durum zaman konusundaki bir tartışmanın sonunu getirmektedir. Big bang teorisine göre, zamanın bir başlangıcı vardır ve günümüzden yaklaşık 13.5 milyar yıl önce büyük bir enerji alanının patlamasıyla evreni oluşturan madde açığa çıkmış ve zaman başlamıştır. Araştırmacılar Arno Penzias ve Robert Wilson zamanı başlatan ilk patlamanın ses kalıntılarını 1978 yılında kaydetmeyi başardılar ve Nobel Fizik ödülünü aldılar. Elbette bir başlangıcı olan zamanın bir de sonu olacaktır. Bu gerçek, zamanın ezeli olmadığı bir başlangıcı ve sonu olduğunu göstermektedir. Tez kapsamında, zaman ölçüm teknolojileri konusundaki gelişimler de değerlendirilmiştir. İlkçağ döneminde uygarlıklar, dünya zamanının ölçülmesi amacıyla takvim ve saatleri geliştirmişlerdir. Hemen hemen bütün uygarlıklar ay veya güneş esaslı takvimler kullanmışlardır. Bu kapsamda Türkler tarafından geliştirilen On İki Hayvanlı Türk takviminin önemli bir yeri vardır. Asya uygarlıklarının büyük kısmında tanınan bu takvimin etkileri halen hissedilmektedir. Bugün Türk Devletlerinde kutlanan Nevruz Bayramı, On İki Hayvanlı Türk Takvimi için yılbaşı olarak kabul edilmektedir. Ancak Türk Devletlerinin bu takvimi kullanmayı bırakmaları ve Çin'in geleneksel olarak kullanmaya devam ediyor olması, takvimin aidiyeti konusunda tartışmaları ortaya çıkartmıştır. Tez içerisinde bu tartışmalara da yer verilmiş ve takvim ile Türk kültürü arasındaki paralellikler ortaya konulmuştur. Zaman ölçümü konusunda, uygarlıkların geliştirdikleri diğer araç ise saatlerdir. Saatler gün içerisindeki zaman değişiminin ölçülmesi amacıyla kullanılan aygıtlardır. Saatlerin ilk örnekleri obeliskler ve güneş saatleridir. Dünyanın güneş etrafındaki hareketleri ve güneş açılarını kullanarak çalışan bu saatler, gün içerisindeki zamanın yanında takvim özelliği de taşımaktadırlar. Özellikle Antik Yunan, Anadolu, Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarının bu saatleri kullandıklarına dair birçok arkeolojik buluntu ortaya çıkartılmıştır. Ancak bulunan arkeolojik kalıntıların dışında, birçok uygarlığın bu saatleri kullanmış oldukları tahmin edilmektedir. Güneş saatlerinin temel sorunu, gece saatlerinde ve kapalı alanlarda çalışamamalarıdır. Bu soruna karşı uygarlıkların su saatlerini geliştirdikleri görülmektedir. Su saatlerinin çalışma prensibi; bir hacim içerisindeki suyun tahliye kanalından boşalma süresine dayanmaktadır. Su saatleri konusunda, Roma döneminde önemli gelişmeler yaşanmış ve mahkemelerde süre ölçümünde bu saatler kullanılmıştır. İlkçağ dönemi sonrasında mekanik saatlerin gelişmesiyle güneş ve su saatleri terk edilmiştir. Ancak ilkçağda geliştirilen güneş saatleri ve Ktesibios'un tasarladığı su saatleri, ilkçağ zaman ölçüm teknolojilerine damga vurmuş ve geleceğin teknolojilerine ilham vermiştir. Anahtar Kelimeler: Felsefe, zaman, takvimler, su saatleri, güneş saatleri
Erken modern ve modern dönemde (1644-1911) Çin'de bilimsel metin çevirilerinin gelişimi
Dil, kültürün güçlü bir yansımasıdır. Dolayısıyla çeviri olgusu, sadece diller arası değil kültürler arası olarak da gerçekleşen sözlü ve yazılı aktarımların tümüdür. Çin, köklü tarihi ve kültürünü diline yansıtan ülkelerin başında gelmektedir. Çeviri tarihi açısından ele alındığında Çin'de üç önemli çeviri dönemi göze çarpmaktadır. Bunların ilki Budizm'in Çin'e gelişiyle birlikte dini metin çevirileriyle başlamıştır. İkinci dönem, 16. ve 17. yüzyıllarda Cizvit misyonerlerin Katolik inancını yayma çabalarıyla devam etmiştir. Bu dönemde dini metinlerin yanı sıra bilimsel metin çevirileri de yapılmaya başlanmıştır. Üçüncü dönem 19. ve 20. yüzyıllarda ağırlıklı olarak Batı bilimsel metinlerinin çevrilmesinden oluşmaktadır. Böylece ülkede Batılılaşma/modernleşme sürecinin başladığı kabul edilmektedir. Merkez ülke anlamındaki "zhongguo (中国)" kelimesiyle Çinliler uzun yıllar kendilerini "göğün altındaki tek ulus", imparatorlarını "göğün oğlu" ilan etmiş ve Çinli olmayanlara "yabancı, el" anlamında "barbar" ifadesini kullanmışlardır. Tek ulus olduğunu iddia eden ülke, yabancılara ve onların fikirlerine de kendini kapatmıştır. Zamanla yönetimin zayıflaması ve savaşlarda alınan ağır yenilgiler ülkeyi dış dünyaya açılmaya zorlamıştır. Bu süreçte Çin, Batı bilimini kendi geleneksel değerleriyle harmanlayarak ondan faydalanmayı uygun bulmuştur. Kısacası Çin'in modernleşme sloganı "temel olarak Çin öğretisi, uygulama için Batı öğretisi" anlamında "Zhongti Xiyong (中体西用)" şeklinde ifade edilmiştir. Böylece erken modern ve modern dönemde (1644-1911), Çin'de bilimsel çalışma ve araştırmalarda ileri düzey gelişmeler yaşanmıştır. Yeni araştırmalar eski bilgilerin tekrar incelenmesine yol açmış, Çinliler bir dönem Batı öğretisini yaymak, sonraki dönem de Çin öğretisini savunmak için bilimin Çin kökenli olduğunu belirttikleri "Xixue Zhongyuan (西学中源)" iddiasını ortaya atmışlardır. Bu çalışmanın amacı, modern bilimin oluşumunu ve "西学中源" iddiasını Çin'de çeviri tarihi üzerinden ele almaktır. Bu amaca uygun şekilde çalışma araştırmasında konu ile ilgili basılı, online kitaplardan, tezlerden, veri tabanları ve açık kaynaklardan elde edilen bilgiler kullanılarak Çin'de bilimsel metin çevirilerinin gelişimi incelenmiştir. Bu doğrultuda, Çin'in çeviri aracılığıyla bilimde modernleşmeye başladığı, Batı'yı belirli çerçevede kendi özünü kaybetmeden kabullendiği ve "西学中源" iddiasını ilk olarak kendi gelenekselci halkına Batı bilimini kabul ettirme fikriyle ortaya attığı sonucuna varılmıştır.
Bilimin toplumsal işlevi açısından bilim tarihinin yeniden inşası: John D. Bernal
Çağdaş bilim felsefesinde bilimin ne olduğuna ilişkin yürütülen tartışmalar 20. yüzyıl başlarına kadar hep bilimsel bilginin neliği, bilimsellik ölçütü ya da sınırkoyma sorunu üzerine yapılmış ve bilimin ne için olduğuna veya yapılması gerektiğine ilişkin olarak bir şeyler söylenmemiştir. Bu çalışma bu problemi ele almak amacındadır. Çalışmanın birinci bölümünde bilim felsefesinde Sınırkoyma sorunu bağlamında büyük düşünürlerden Popper, Kuhn, Feyerabend ve Lakatos'un düşünceleri ele alınmıştır. Bu bağlamda bilim ile sahte-bilim arasında çizilen sınıra ilişkin görüşler ortaya konulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde bilimin antik, orta ve modern çağdaki yeri ile 20. yüzyılda insanın ve toplumun yaşadığı sorunlarla ilişkisi John Desmond Bernal'in düşünceleri ile paralel olarak incelenmiştir. Bu bağlamda Bernal'in perspektifinden bilimin ne için yapılması gerektiği belirtilmek suretiyle anlamı değeri ve insan ile toplum için önemi ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, yapılan çalışmada Bernal'in de öngördüğü gibi, bilimin insan ve toplum için yıkıcı değil yapıcı, onarıcı, kurtarıcı olması ve bilim ile insanın diğer değerleri arasındaki bağın hiçbir zaman koparılmaması gerektiği vurgulanmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Bilim, insan, ölçüt, sınırkoyma, toplum.
Farklı branşlardaki öğretmenlerin bilim tarihinin doğasına olan inançları ve epistemolojik inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, farklı branşlardaki öğretmenlerin bilim tarihinin doğasına olan inançları ve epistemolojik inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada araştırma yöntemi olarak nicel bir araştırma yöntemi olan tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Bitlis ili sınırları içerisinde görev yapmakta olan farklı branşlardan ulaşılabilirlik esaslı örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 492 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada veriler Conley vd. (2004) tarafından geliştirilen, Yalçın ve Yalçın (2017) tarafından Türkçeye çevrilen Epistemolojik İnanç Ölçeği ile Vansledright ve Reddy (2014) tarafından geliştirilen ve Türkçeye Bilim Tarihi Hakkında İnançlar Ölçeği olarak uyarlanan bir ölçek kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler istatiksel olarak analiz edilmiştir. Bulgular alan ayırımı yapılmadan gerçekleştirilen analizlerin sonucunda Sübjektivist Tarih Anlayışı alt boyutunda kadın öğretmenler lehine anlamlı düzeyde bir fark olduğunu göstermiştir. Ayrıca çalışmada alan ayrımı yapılmadan gerçekleştirilen analizlerin sonucunda öğretmenlerin epistemolojik inanç alt boyutlarının cinsiyet değişkenine göre sadece Bilimsel Bilginin Kaynağı alt boyutunda kadın öğretmenler lehine anlamlı düzeyde bir fark tespit edilmiştir. Fen alanından öğretmenler ve fen alanından olmayan öğretmenler için yapılan analizler sonucunda her iki ölçeğin alt boyutları arasında istatiksel olarak anlamlı bir düzeyde korelasyonlar tespit edilmiştir. Bazı korelasyonlarda bilginin kaynağı olarak bilim insanı, öğretmen ve ders kitabı faktörlerini benimseyen öğretmenlerin, tarihi kanıta göre temellendirmeyen yorumlama şeklinde bir bakış açısına sahip oldukları görülmektedir. Başka bir korelasyonda ise öğretmenlerin tarih anlayışlarının bir uzman, bir otorite tarafından gerçekleştirilen ve yorumlamaya ihtiyaç duymayan bir etkinlik olarak gördükleri tespit edilmiştir. Diğer bir korelasyonda ise öğretmenlerin bilginin deneye, kanıta ve yeni keşiflere dayalı olarak değişebileceği anlayışının güçlenmesiyle yoruma dayalı tarih inançlarının zayıflaması sonucu ortaya negatif bir korelasyonun çıktığı görülmektedir.
7. sınıf öğrencilerinin Türk-İslam medeniyetinde yetişen bilginlere ilişkin değerlendirmeleri
Geçmişte bilimsel gelişmelerin temelini oluşturacak nitelikte çalışmalar yürütmüş Türk-İslam Medeniyetinde yetişen bilginlerin bilime değerli ve önemli katkıları olmuştur. Eğitim sistemimizin merkezinde olan öğrencilerin, geçmişte yaşamış ve birçok başarıya imza atmış Türk-İslam bilginlerinin yaşamlarını, bilimsel çalışmalarını tanımaları ve öğrencilerin bu bilginlere ilişkin görüşlerinin bilinmesi önemlidir. Bu bilginlerin yaşamları, bilimsel çalışmaları öğrencilere aktarılmalıdır. Bu sayede öğrencilerin bu bilginlerin yaşamlarından ve kişisel özelliklerinden, başarılarından etkilenerek gelecek yaşamlarına yön vermeleri, bilimsel merak duygusuna sahip olmaları ve topluma faydalı bireyler olarak yetişmeleri sağlanabilir. Bu araştırma ile 7.Sınıf öğrencilerin Türk-İslam Medeniyetinde yetişen bilginlere ilişkin değerlendirmelerinin incelenmesi amaçlamıştır. Öğrencilerin; belirlenen Türk-İslam bilginlerine (Harezmi, Farabi, İbn-i Sina, Hazini, Cezeri, İbn-i Haldun, Ali Kuşçu, Fatih Sultan Mehmet, Piri Reis, Mimar Sinan, Katip Çelebi) ilişkin görüşleri ile bu bilginlerin yaşadıkları dönem ve bilimsel gelişmelere sağladıkları katkılara dair görüşleri de değerlendirilmiştir. Araştırma; nitel araştırma yöntemlerinden fenomoloji yani olgubilim desenine uygun olarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu; Denizli ili Mükerrem Mehmet Eke Ortaokulu 7.Sınıflarında eğitim gören, Sosyal Bilgiler dersi başarısı 85 puan ve üstü olan 30 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplamak için araştırmacı tarafından uzman onayı alınarak geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. 2019 yılı Şubat ayında gerçekleşen görüşmeler toplamda 1710 dakika sürmüştür. Görüşme kayıtları Microsoft Word Programı aracılığıyla bilgisayar ortamına aktarılmış ve elde edilen veriler, betimsel analize tabi tutularak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; araştırmaya dahil edilen yedinci sınıf öğrencilerinin, genel olarak Türk-İslam medeniyetinde yetişen bilim insanlarından Mimar Sinan, Ali Kuşçu, Piri Reis, Harezmi, Fatih Sultan Mehmet, İbn-i Sina ve Cezeri' nin özellikleri konusunda fikir sahibi oldukları görülmüştür. Ancak bazı öğrencilerin verdikleri cevaplara bağlı olarak; Katip Çelebi, Hazini, Farabi, İbn-i Haldun'un özellikleri konusunda yeterli fikre sahip olmadıkları ve yanlış bilgilere sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin Türk-İslam medeniyetinde yetişmiş bilginlere ilişkin fikirlerini genel olarak Sosyal Bilgiler derslerinden, ders öğretmenlerinden ve ders kitaplarından edindikleri görülmüştür. Ayrıca bu bilginlere dair bilgilerini internet, film, belgesel, çizgi film ve ailelerinden edindikleri sonucuna da ulaşılmıştır. Türk-İslam bilginlerinin ortak özelliklerine yönelik ifadeleri genel olarak; sabırlı, üretken, zeki, araştırmacı ve meraklı olmaları yönündedir. Ayrıca bazı öğrenciler de ülkelerini sevmeleri, ileri görüşlü olmaları, korkusuz, cesur, erkek ve Müslüman olmaları gibi özelliklerine dikkat çekmişlerdir. Öğrenciler, Türk-İslam bilginleri bugün yaşasaydı, gelişmiş ülkelerde yaşarlardı ve bilimsel çalışmalara devam ederlerdi görüşlerinde yoğunlaşmışlardır. Katılımcıların Türk-İslam Medeniyeti'nde yetişen bilginlerin bugünkü bilimsel gelişmelere katkı sağlayacak ve temel oluşturacak nitelikte çalışmalar yaptıkları görüşüne oldukları, bilime en çok katkı yapan Türk-İslam bilgininin ise İbn-i Sina olduğunu düşündükleri görülmüştür. Yine öğrencilerin görüşlerine göre günümüzde var olan bilimsel gelişmelerin temelinde en fazla etkili olan icat ya da buluş "0'' sayısının ve "X'' in bulunmuş olmasıdır. Sağlık alanındaki buluş ve icatların da öğrenciler tarafından önemli görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: 7. Sınıf Öğrencileri, Sosyal Bilgiler, Bilim, Türk-İslam Bilginleri, Türk-İslam Medeniyeti