Ana-baba

259 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de babalığın kuşaklararası aktarımı: Nitel bir çalışma

Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de babalığın kuşaklararası aktarımını üç kuşak babanın deneyimleri ve algıları üzerinden derinlemesine incelemektir. Bu çalışmada babaların deneyimlerini ve babalığa yönelik algılarını ortaya çıkarmak amacıyla, üç ayrı kuşakta yer alan babalarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Katılımcıları seçmek için amaçlı örnekleme tekniklerinden ölçüt örnekleme tekniğinden yararlanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu ile Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu uygulanmıştır. Görüşmeler yüz yüze veya çevrimiçi bir biçimde gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Veri analizi sürecinde uzman görüşüne başvurulmuş, tek kodlayıcı güvenirliği hesaplanmıştır. Araştırma bulguları genel olarak değerlendirildiğinde, babaların disiplin sağlayıcı ve öğretici yönlerinde kuşaklararası aktarımın gerçekleştiği; ancak, kuşaklar arasında disipline etme yolları ve öğretilen konu alanlarının değişime uğradığı belirlenmiştir. Ek olarak, üçüncü kuşağa doğru geçildiğinde, babalığın evin geçimini sağlayan yönüne yapılan vurgunun azaldığı; çocuğa yönelik duygusal desteklerin, çocuk bakımına ve ev işlerine katılımların artış gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca, üç kuşaktan babanın da kendi babalarından gördükleri babalığın olumsuz veya eksik olduğunu düşündükleri yönlerini telafi etmeye çalıştıkları; olumlu ve uygun değerlendirdikleri babalık davranışlarını ise rol model aldıkları belirlenmiştir. Özellikle, ikinci kuşakta yer alan babaların telafi davranışları görece daha yüksek düzeyde ortaya çıkarken; üçüncü kuşak babaların olumlu rol model alma davranışlarında söylem frekansları artış göstermiştir. Çocuk yetiştirme sürecinde babaların eşleri ile nasıl hareket ettiklerine ilişkin görüşleri ele alındığında ise anne temelli çocuk yetiştirme süreçlerinin sürdüğü; ancak, üçüncü kuşağa gelindiğinde çocuk yetiştirme sürecine ilişkin baba katılımı ve iş birliğinin arttığı belirlenmiştir. Ayrıca, üç kuşaktan babanın da babalığın anlamını; olumlu duygular hissetme, sorumlulukların artması, hayatın anlamı ve aile birlikteliği olarak nitelendirdikleri öğrenilmiştir. Yaşanılan yerin, sosyal çevrenin, ekonomik durumun, kültürel ve ahlaki değerlerin, mesleki özelliklerin, kişilik özellikleri ve deneyimlerin, çocuğun cinsiyeti ve çocuğun davranışlarının babalığı etkileyen faktörler olarak öne çıktığı belirlenmiştir. Araştırma bulguları raporlanmış, ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.

Ana-babaAna-baba tutumuBaba katılımı+2
Elif Çay
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde veli katılım ölçeğinin spora uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu çalışmada, eğitimde veli katılımı ölçeğinin spora uyarlanarak psikometrik özelliklerinin geçerlik ve güvenirlik ölçütlerini sağlayıp sağlamadığı incelenmiştir. Orijinal ölçek Gürbüztürk ve Şad (2010a) tarafından geliştirilmiştir. Veli Katılımı Ölçeği, 5 seçenekli (Her zaman-Hiçbir zaman) Likert tipi bir ölçek olup velilerin çocuklarının eğitimlerine katılım düzeylerini ölçmeyi amaçlayan toplam 8 alt ölçek ve 39 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin uyarlanmasında sırasıyla kapsam geçerliliği, yapı geçerliliği, yakınsak geçerlilik, ıraksak geçerlilik ve ölçüt geçerliliği analizlerine tabii tutulmuştur. Çalışmada NFI, CFI, GFI, RMSEA uyum indeks değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca ölçeğin güvenirliliği iç tutarlılık katsayısı ve test tekrar test güvenirlik katsayısı hesaplanarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak veri toplama aracının spora uyarlanmış versiyonu için güvenilir ve geçerlik ölçütü olan, uyum indeks değerlerine göre de 36 madde ve 8 faktör olarak iyi uyum gösterdiği tespit edilmiştir.

Ana-babaBeden eğitimiEğitim+5
Ezgi Karaali
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Epilepsi tanılı çocuk hastaların ebeveynlerindeki anksiyete durumunun nöbet sıklığına etkisi

Giriş ve Amaç: Epilepsi, tekrarlayan nöbet ile karakterize pediatrik yaş grubunda en sık görülen kronik nörolojik hastalıdır. Nöbetler hastalığın temel belirtisi olup epilepsi tedavisinin başarısını belirleyen temel faktörlerden biridir. Bu çalışmadaki amacımız, epilepsili çocuk hastaların ebeveynlerinde anksiyete bozukluğu sıklığını ve ebeveynlerdeki bu anksiyete bozukluğunun çocuklarının epilepsi tedavisi üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Hastanemiz çocuk nöroloji polikliniğine başvuran, 1-18 yaş aralığında ve en az 6 ay epilepsi tanısı ile takip edilen hastalar çalışma grubuna alındı. Hastaların epidemiyolojik özellikleri, fizik muayene bulguları, epilepsi tipi, EEG bulguları, radyolojik bulguları, kullandığı ilaçlar, başlangıçta nöbet sıklığı ile şu anki nöbet sıklığı geriye dönük olarak incelenip kayıt altına alındı. Ebeveynlerdeki psikopatolojiyi tanımlamak için ebeveynlere Beck Anksiyete Ölçeği uygulandı. Bulgular: Hastalarımızın %54,2'si kız, %45,8'i erkek ve yaş ortalaması 8,46±4,41 yıl ve epilepsi süresi ortalama 3,81±3,5 yıl bulundu. Beck Anksiyete Ölçeği sonuçlarına göre ebeveynlerin %69'unda anksiyete mevcuttu. Ayrıca annelerdeki anksiyete düzeyinin babalara göre anlamlı yüksek olduğu görüldü (15,81±11,73 p=0,033). Ebeveynlerdeki anksiyete düzeyi ile nöbet sıklığı arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p=0,475). Sonuç: Çalışmamızda epilepsi tanılı çocukların ebeveynlerinde anksiyete düzeyinin normal popülasyona göre yüksek olduğu ve annelerin babalara nazaran daha fazla kaygı bozukluğu yaşadığı saptandı. Sonuç olarak; epilepsi tanılı çocuk hastanın yönetiminde epileptik çocuğa sahip ebeveynlerin ruhsal açıdan desteklenmesi ve bu durumun olguların tedavisinin yönetimindeki etkisinin göz ardı edilmemesinin hem daha başarılı hem de daha ekonomik bir yaklaşım olacağı kanısındayız. Anahtar Sözcükler: Anksiyete, ebeveyn, epilepsi,

Ana-babaAnksiyeteEpilepsi+2
Süleyman Mengüllüoğlu
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuğu olan anne-babaların kaygı düzeyi ve başa çıkma stratejilerinin değerlendirilmesi

Araştırma engelli çocuğa sahip anne babaların kaygı düzeylerini belirlemek ve bu kaygı ile başa çıkma stratejilerinin değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır.Araştırmanın evrenini Malatya ili merkezinde Milli Eğitime bağlı 15 rehabilitasyon merkezine kayıtlı olan 1163 engelli çocuğun ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmada 405 engelli çocuğa sahip ebeveyne ulaşılmıştır.Verilerin toplanmasında Tanıtıcı bilgi formu, Sürekli-Durumluk Kaygı Envanteri ve Başa Çıkma Stratejisi Ölçeği (BÇSÖ) ölçeği kullanılmıştır. Veriler Eylül 2011- Aralık 2011 tarihlerinde toplanmıştır. İstatistiksel değerlendirmede SPSS 18 paket programı, verilerin analizinde sayı, yüzdelik, ortalama, ki-kare, t testi ve ANOVA varyans analizi testleri kullanılmıştır.Araştırmaya alınanların %78.5 anne, %21.5 babalar oluşturmaktadır. Ebeveynlerin yaş ortalaması 38.00±9.1 olup en düşük 18, en yüksek 65 yaşında oldukları belirlendi. Araştırmaya alınan ebeveynlerin engelli çocuklarının %42.2'sinin 7-14 yaş grubunda, %55.3'ünün erkek, engellilerin %57'sinin zihinsel engelli türündedir. Engelli çocuğa sahip ebeveynlerin %70.1'i çocuğunun engelli olmasından dolayı hiç kimseyi suçlamadığı, %23'ünün çevresi tarafından suçlandığı, %24.2'sinin yaşadıkları sıkıntılarla baş etmek için psikiyatrik destek aldığı saptandı.Bu sonuçlara göre engelli çocuğa sahip ebeveynlerin demografik verileri ile kaygı düzeyleri arasında istatistiksel olarak önemli bir fark saptanmıştır. Engelli çocuğa sahip ebeveynlerin çocuklarının çevre tarafından kabul görme, psikiyatrik destek alma, sıkıntılarını paylaşma durumu ile kaygı düzeyleri arasında pozitif yönde önemli bir ilişki saptanmıştır.Engelli çocuğa sahip ebeveynlerin; yaş, ekonomik durum, ebeveyn cinsiyeti ile başa çıkma stratejileri arasında istatistiksel olarak önemli bir ilişki saptanmıştır.Araştırmada engelli çocuğa sahip ebeveynlerin kaygı düzeyleri ile kaçınma stratejisi arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır.Çalışmanın sonuçlarına göre; engelli çocuğa sahip ebeveynlerde psikolojik ve sosyal destek alan bireylerin kaygıları ile baş etme düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır.

Ana-babaAnksiyeteEngelli kişiler+3
Ümmühan Aktürk
İnönü University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Beden eğitimi ve spor dersinin ortaokul öğrencilerinin sosyalleşmelerine etkisine ilişkin veli görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, beden eğitimi dersinin öğrencilerin sosyalleşmelerine olan etkisine ilişkin veli görüşleri incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim yılında Çorum il merkezinde bulunan 4 ortaokul oluşturmuştur. Araştırma ortaokul öğrenci velileri üzerinde yürütülmüş olup araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Anket 611 öğrenci velisine uygulanmış, ankete katılanların 263'ü erkek 343'ü ise kadın velilerden oluşmuştur. Velilerin öğrenim durumlarına göre yüzdelik dağılımları ise şu şekildedir: Okuryazar olmayanlar %1,6 okuryazar olanlar %4,6 ilköğretim mezunu olanlar %44,5 lise mezunu olanlar %27,0 üniversite mezunları %19,0 ve lisansüstü eğitim mezunları %3,3 şeklinde belirlenmiştir. Öğrenci velileri gönüllülük esasına göre rastgele (random) yöntemle seçilmişlerdir. İstatiksel çözümler için SPSS 20 paket programı kullanılmış olup kullanılan bu programda, anket sonuçlarına göre frekans, yüzde ve değişkenler arasındaki farkların bulunması için Ki-kare testi yapılmıştır.Ankette yer alan maddelerin iç tutarlılık katsayısı (Cronbach alpha) α=0,92 çıkmıştır. Cronbachalpha değeri .70'in üzerinde olması anketin güvenilir olduğunu göstermektedir. Araştırma sonucunda öğrenci velilerinin en çok katıldıkları ilk üç madde "Kaybetmeyi kabullenme ve kazananı takdir etme alışkanlıklarını kazandırmada etkisi vardır", "Öğretim süreci esnasında öğrencilerin birbirleriyle iletişim kurmalarına etkisi vardır" ve "Öğrencilerin arkadaşlarıyla iletişim kurmasına etkisi vardır'' maddeleri olmuştur. Katılımcıların en az katıldıkları üç madde "Diğer öğretmenlerle iletişim kurmasında etkisi vardır.'' "Öğrenci-aile ilişkilerinin gelişmesinde etkisi vardır." "Öğrencilerin bir topluluk içinde rahatça söz alıp konuşabilmelerine etkisi vardır.''maddeleridir. Öğrenci velilerinin öğrenim durumlarına göre "Beden eğitimi derslerinin öğrencilerin bir topluluk içinde rahatça söz alıp konuşabilmelerine etkisi vardır" ve "Beden eğitimi dersinin öğrencilerin diğer öğretmenlerle iletişim kurmasına etkisi vardır" maddelerine verdikleri yanıtların puan ortalamaları da yüksektir. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi, Öğrenci, Öğrenci velileri, Sosyalleşme.

Ana-babaBeden eğitimiBeden eğitimi ve spor dersi+4
İsmail İlker Yurt
Hitit University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi çocukların beslenme sürecinde anne tutumlarının değerlendirilmesi

Çocukların beslenme alışkanlıklarının kazanılmasında rol oynayan annelerin çocuklarını besleme süreciyle ilgili tutumlarını değerlendirmek önemlidir. Bu çalışma ile okul öncesi çocuğu olan annelerin beslenme süreci tutumlarının değerlendirilmesi ve bu tutumların çocukların beden kütle indeksi (BKİ) üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan bu araştırma, 2019-2020 tarihleri arasında İç Anadolu Bölgesinde yer alan bir ilde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı tüm bağımsız anaokullarında bulunan, örneklem seçim kriterlerine uyan 4-6 yaş arasındaki çocukların anneleri (n=322) ile yürütülmüştür. Veriler, "Annenin Tanıtıcı Özelliklerini, Çocukların Tanıtıcı Özelliklerini ve Çocukların Beslenme Özelliklerini İçeren Bilgi Formu" ile "Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği (BSATÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Ayrıca tüm çocukların BKİ'leri (kg/m2) belirlenmiştir. İstatistiksel analizlerde SPSS paket programı kullanılmış, uygun istatistiksel değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmada okul öncesi çocuğu olan annelerinin BSATÖ toplam puan ortalaması 60,09±17,60 olup, annelerin beslenme sürecine dair göstermiş olduğu tutumlar ile ilgili sorunlar orta düzeydedir. Araştırmada 1000-2000, 2000-3000, 3000-4000 ve 4000-5000 gram doğan çocukların annelerinin BSATÖ puan ortalamalarının sırasıyla; 74,25±22,69, 64,07±16,91, 58,47±17,00, 52,79±17,77 olduğu belirlenmiştir. Çocukların doğum ağırlıkları ile annelerin BSATÖ toplam puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p=0,004). Araştırmadaki çocukların BKİ'ye göre %19,4'ünün zayıf, %10,0'ının zayıflık riski, %47,6'sının normal, %10,5'inin hafif şişman, %12,0'ının şişman olduğu belirlenmiştir. Çocukların BKİ'leri ile annelerin BSATÖ puan ortalamaları arasındaki farkın ileri düzeyde anlamlı oluğu görülmüştür (p<0,001). Sonuç olarak beslenme sürecindeki olumsuz anne tutumlarının çocuklarda büyüme ve gelişmenin göstergesi olan BKİ'sini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Bu doğrultuda çocuk hemşirelerine; çocuklarda büyüme gelişmenin takibi, değerlendirilmesi, aynı yaştaki çocuklarla karşılaştırılması, normalden sapmaları erken dönemde belirleyerek anneleri bilgilendirmeleri ve olumlu tutum geliştirmeleri için annelere danışmanlık sağlamaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi çocuk, hemşire, beslenme, anne, tutum.

Ana-babaAna-baba tutumuAnneler+5
Tuğba Cengiz
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanede çocuğu yatan ebeveynlerin hemşire destek düzeyleri ve sağlık bakım memnuniyetleri

Ebeveynlere, çocuklarının hastanede yatışı sırasında sağlanan hemşirelik desteği, hemşirelik uygulamasının hayati bir bileşenidir. Hemşireler hastanede çocuğu yatan ebeveynlere destek olduklarında, ebeveynlerin hastanede kalma sürecini daha iyi yönettiği, sağlık bakım memnuniyet düzeylerinde artış olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada, hastanede çocuğu yatan ebeveynlerin hemşire destek düzeyinin ebeveyn memnuniyeti ile ilişkisinin ölçülmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı ve kesitsel olan bu araştırma, Aralık 2019-Şubat 2020 tarihleri arasında, bir eğitim ve araştırma hastanesi genel çocuk servislerinde çocuğu yatan ve çalışmaya katılmayı kabul eden ebeveynler (f=143) ile yürütülmüştür. Araştırma verileri "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Hemşire Ebeveyn Destek Ölçeği (HEDÖ)" ve "PedsQL Sağlık Bakımı Memnuniyet Ölçeği (PedsQL-SBMÖ)" ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde; tanımlayıcı istatistikler, Cronbach's Alpha, bağımsız gruplarda t-testi (student t-test); tek yönlü varyans analizi (ANOVA) Mann-Whitney U testi, Kruskall-Wallis ve Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan ebeveynlerin yaş ortalamaları 32,30∓6,16 olup, ebeveynlerin HEDÖ ile PedsQL-SBMÖ toplam puan ortalamalarının sırasıyla; 64,16±20,75; 55,22±24,22 olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin yaşlarına göre HEDÖ kaliteli bakım verme desteği alt boyutundan aldıkları puan ortancaları ve ebeveynlerin öğrenim durumuna göre PedsQL-SBMÖ teknik beceri alt boyutundan aldıkları puan ortancaları arasındaki fark anlamlıdır (p<0,05). Araştırmaya katılan çocukların akut ya da kronik hastalığa sahip olma durumuna göre HEDÖ toplam puan ortancaları ile alt boyutlarından aldıkları puan ortancaları arasındaki fark anlamlıdır (p<0,05). Ebeveynlerin HEDÖ ile PedsQL-SBMÖ toplam puan ortalamaları arasındaki ilişki yüksek düzeydedir (r=0,755; p<0,001). Çocuğu hastanede yatan ebeveynlerin hemşire ebeveyn destek düzeyleri ve sağlık bakım memnuniyet düzeyleri orta düzeydedir. Ebeveynlerin hemşirelerden aldıkları destek düzeylerinin ve ebeveyn sağlık bakım memnuniyetinin istendik düzeyde olması için konu ile ilgili hizmet içi eğitimlerin verilmesi gereklidir.

Algılanan destekAna-babaHasta bakımı+7
Gülay Öztaş Sarı
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Orta öğretim düzeyindeki tek ebeveynli sporcu öğrencilerin 12 haftalık sportif etkinliklerinin saldırganlık ve şiddet eğilimi düzeylerine etkilerinin incelenmesi

Varhan, Tek Ebeveynli Orta Öğretim Öğrencilerinin 12 Haftalık Sportif Etkinliklere Katılımının Saldırganlık ve Şiddet Eğilimleri Üzerine Etkisinin Araştırılması. Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı. Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2016. Bu çalışmanın amacı, tek ebeveynli orta öğretim öğrencilerinin 12 haftalık sportif etkinlikleri öncesindeki saldırganlık ve şiddet eğilimlerinin, uygulanan sportif etkinlikler sonrası değişip değişmediğinin araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, 2015-2016 eğitim öğretim yılı içerisinde Afyonkarahisar'da orta öğretimde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise evrenden seçilen 109 tek ebeveynli öğrenciden oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak yukarıda belirtilen tek ebeveynli öğrencilerden oluşan örneklem gurubuna eş zamanlı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", İpek İlter (Kiper) tarafından geliştirilen "Saldırganlık Envanteri" (Kiper 1984), Göka, Bayat ve Türkçapar (1995) tarafından geliştirilen "Şiddet Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. İstatiksel analizlerde; Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmıştır. Kolmogorov-Smirnov testi sonucunda, p>0.05 bulunduğu için verilerin çözümlenmesinde, parametrik istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde, çok değişkenli frekans ve yüzde dağılımlarına ilişkin çapraz tablodan (Crostab) yararlanılmıştır. Çalışma öncesi ve çalışma sonrası tek ebeveynli öğrencilerin saldırganlık ve şiddet eğilimi durumların karşılaştırılmasında Eşleştirilmiş Örneklem t Testi kullanılmıştır. Sonuç olarak, tek ebeveynli öğrencilere yaptırılan 12 haftalık sportif etkinlikler sonucunda genel saldırganlık ve şiddet eğilim düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Tek ebeveyn, Öğrenci, Spor, Saldırganlık, Şiddet

Ana-babaOrtaöğretim öğrencileriSaldırganlık+3
Şerife Varhan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Anne baba ilgisinin okul öncesi dönem çocuklarının öz düzenleme becerisi üzerindeki etkisi

Bu çalışma, anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerisi üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla araştırmaya katılan çocukların anne babalarına anne baba ilgisini geliştirmeye yönelik eğitim programı örneği hazırlanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında Bura İli Nilüfer İlçesinde MEB'e bağlı bağımsız bir anaokuluna devam eden 40 çocuk ve onların anne (40) babaları (40) olmak üzere toplam 120 kişi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak; "Çocuğa Yönelik Anne Baba İlgisi Ölçeği" ve "Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (OÖDÖ)" kullanılmıştır. Ayrıca katılımcılara yönelik bilgi edinmek için "Genel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışmada ön test, son test ve kalıcılık testi kontrol gruplu yarı deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde deney ve kontrol grubu karşılaştırmaları için "İlişkili Ölçümler İçin Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan çocukların Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği'nden elde ettikleri puanların cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğine "Mann-Whitney U Testi", anne babanın yaşı, öğrenim durumu, evdeki birey sayısı, kaçıncı çocuk, aile gelir düzeyi değişkenleri ile arasındaki ilişkiyi incelemek için "Kruskall-Wallis H Testi" kullanılmıştır. Anne baba ilgisi de aynı değişkenler açısından incelenmiş ve aynı analizler uygulanmıştır. Bulgular ışığında; anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerisi üzerinde etkisi olduğu, olumlu anlamda gözlenen bu etkinin ise anne baba ilgisindeki artıştan kaynaklı olduğu görülmüştür. Öz düzenleme becerileri ve anne baba ilgisindeki artışın etkisinin uzun süreli olup olmadığını incelemek için son testten bir ay sonra kalıcılık testi uygulanmış ve analizinde anlamlı bir farklılık görülmüştür. Sonuç olarak; anne baba ilgi puanları ve öz düzenleme becerisi puanları arasındaki Korelasyon Testi Analizleri de dikkate alındığında; anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerilerine olumlu etkisinin olduğunu göstermekle birlikte anne baba ilgisine geliştirmeye yönelik verilmeye çalışılan eğitiminde anne baba ilgisini geliştirmede etkili olduğuna dikkat çektiği söylenebilir.

Ana-babaAna-baba tutumuAna-çocuk etkileşimi+4
Saliha Eren
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin çocukluk çağı travmatik yaşantıları anne baba tutumları ve madde kullanan bireylere yönelik tutumları ile etkileyen değişkenler

Bu çalışma, lise öğrencilerinin çocukluk çağı travmatik yaşantıları anne baba tutumları ve madde kullanan bireylere yönelik tutumları ile etkileyen değişkenleri belirlemek için tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini, Eylül-Aralık 2020 tarihleri arasında, Muş Milli Eğitim Bakanlığına bağlı liselerde okuyan 643 öğrenci oluşturdu. Araştırma verileri 'Kişisel Bilgi Formu', 'Anne Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ)', 'Çocukluk Çağı Travmaları (ÇÇTÖ)', 'Bağımlılık Yapıcı Madde Kullanan bireylere Yönelik Tutum Ölçeği (BYM-TÖ)' kullanılarak toplandı. Veriler SPSS'de sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, Kruskal Wallis testi, Mann Whitney U testi analizleri yapılarak değerlendirildi. Araştırmaya katılan öğrencilerin %75'inin erkek olduğu, %44.9'nun ekonomik durumunun yeterli olduğu, %31.4'ünün babasının ilkokul mezunu ve %35.3'ünün annesinin okuma yazma bilmediği saptandı. ABTÖ alt ölçekleri toplam puan ortalamalarının; kabul/ilgi 28.85±4.47, psikolojik özerklik 21.24±4.69, denetleme/kontrol 27.33±4.74, ÇÇTÖ toplam puan ortalamasının 44.89±10.93, BYMTÖ toplam puan ortalamasının 84,14±17,74 olduğu belirlendi. Öğrencilerin çocukluk çağı travma yaşantılarının düşük, bağımlılık yapıcı madde kullanan bireylere yönelik tutumlarının olumlu olduğu ve öğrencilerin anne baba tutumlarından en fazla kabul/ilgiyi algıladıkları sonra sırasıyla denetleme/kontrol ve psikolojik özerkliği algıladıkları belirlendi. Cinsiyet, sınıf değişkeni, , aile tipi, anne eğitim düzeyi, sigara, alkol ve günlük internet kullanma durumuna göre ÇÇTÖ, ABTÖ ve BYM-TÖ arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptandı (p<0.05). Bu sonuçlara göre madde kullanımının en fazla görüldüğü lise döneminde, çocukluk çağı travmatik yaşantıları, anne baba tutumları ve madde kullanan bireylere yönelik tutumları ile etkileyen değişkenler belirlenerek psikoeğitimlerin planlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Lise öğrencileri, çocukluk çağı travmaları, anne baba tutumu, bağımlılık yapıcı madde kullanan bireylere yönelik tutum.

Ana-babaAna-baba tutumuLise öğrencileri+4
Ahmet Aytepe
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Aile değerlerinin aşı kabul ve reddine etkisi

Dünyada 20 yıl önce ortaya atılan aşı kararsızlığı-aşı reddi kavramları giderek artan aşılamada düşüşlere neden olmuştur. Türkiye'de aşılama 2016'da %98 2017'de %96'ya gerilemiştir. Çocuklarına aşı yaptırmak istemeyen ailelerin sayısı; 2011'de 183, 2013'te 980, 2015'te 5 bin 400, 2016'da 12 bin düzeyine yükselmiş, 2018'de 23 bin düzeyine ulaşmıştır. Çalışma; ebeveynleri aşı kararsızlığına-aşı reddine götüren nedenlerin tespiti, aile değerlerinin aşı karşıtlığına etkisini saptamak için yapılmıştır. 2020 yılı Ocak-Şubat ayları arasında Gaziantep Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Poliklinikleri'ne başvuran 8433 kişiden çalışmayı kabul eden, 0-24 ay arası çocuğu olan, Türkçe bilen 930 ebeveynle yüz yüze görüşme ile anket uygulanmıştır. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Aile Değerleri Ölçeği ile toplanmış, Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Bağımsız değişkenlerin karşılaştırılmasında x² testi kullanılmıştır. Katılımcıların %78'inin memleketi Gaziantep, %68'inin geliri gidere denktir. Katılan annelerin %74,7'si ev hanımıdır. Katılımcılardan %87,4'ü aşı kartına sahip, aşı kartı olmayan %12,6'dır. Katılımcıların %90,1'i aşıyı gerekli derken, %61,8'i aşıların mikroplara karşı direnç kazandırdığını söylemiş, %9,9'u aşı gereksiz demiştir. Katılımcıların %89,9'u çocuklarına aşı yaptırdığını, %10,1'i yaptırmadığını belirtmiştir. Katılımcıların %91,9'u aşıların yan etkisi olduğunu %8,1'i olmadığını söylemiştir. Aşı yaptırmayanların nedenlerine; %5,7'si aşısı yapılan hastalıklar artık görünmüyor, %5,2'si sağlık kurumları evime uzak, %4,4'ü doğal bağışıklığa inanıyorum, %4,1'i bebekler aşılama için küçük, %4,1'i aşıya götürecek zamanım yok. %3,2'si aşılar güvenli değil, %2,6'sı dini inançlar, %1,7'si aşılar otizme yol açıyor, %1'i Aşılar aşı firmalarını zengin etmek için yapılıyor demiştir. Katılımcıların %0,5'i çocuğumun kısır olmasından korkuyorum demiştir. Ebeveynler; aşılar, aşılanmazsa riskler, zararlar konusunda aydınlatılmalı; aşı reddi konusunda derinlemesine araştırmalar yapılmalıdır. Anahtar kelimeler: Aşı, Aşı Reddi, Aile, Aile Değerleri, Ebeveyn

AileAna-babaAşı reddi+3
Ömer Abiç
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

YouTube çocuk kanallarında anne-baba rollerinin sunumu ve buna yönelik ebeveyn görüşlerinin değerlendirilmesi

İktisadi yapıdaki değişimlerle bütünleşen teknoloji, iletişimi değiştirmekte ve geliştirmektedir. Anne ve babaların çocuklarının ilgi alanlarına yönelik içerikler üreterek sosyal medyanın bir parçası haline geldikleri gözlemlenmektedir. YouTube çocuk kanallarını yöneten ebeveynlerin sosyo-kültürel yaşamlarının da bu çerçevede şekillendiği söylenebilir. Bu çalışma, YouTube çocuk kanallarında, anne ve baba rollerinin eğlence ve tüketim olgularının etkisiyle beraber nasıl birer magazinsel eyleme dönüştüğünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada yeni medya ile ilgili metinler arası okuma yapılarak, magazinleşme ve eğlence kültürü ile yeni medya ilişkisini çözümlemek amacıyla literatür taraması yapılmıştır. İkinci aşamada kotalı örneklem alma tekniği ile seçilmiş olan YouTube çocuk kanallarındaki içerikler (Like Nastya TR, Aslıyarence ve Korayzeynep) önce nicel, ardından nitel içerik analizine (göstergebilim) tabi tutulmuştur. YouTube kanallarının her birinden 100'er video olmak üzere toplamda 300 video örnekleme dahil edilmiştir. Videolar, IBM SPSS 22 programı kullanılarak tablolaştırılmıştır. Ardından 300 video içerisinden seçilen 50 video ise nitel içerik analizi (göstergebilim) yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın üçüncü aşamasında ise 13 yaş altında çocuğu bulunan 15 ebeveyn ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş ve bu görüşmeler betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda YouTube çocuk kanalları kullanıcısı ebeveynlerin eğlence ve tüketim odaklı magazinsel eylemde bulundukları gözlemlenmiştir. Ebeveynlerle gerçekleşen görüşmelerden oluşan izlenim sonrası ise izleyici konumunda bulunan çocuklarının olumsuz etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır.

Ana-babaEbeveynlerEbeveynlik rolleri+6
Ali Okan Demir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Günübirlik ortopedik cerrahi geçirecek çocukların ebeveynlerinin anksiyete düzeylerinin değerlendirilmesi

Araştırma, günübirlik cerrahi girişim uygulanan 0-18 yaş grubundaki çocukların ebeveynlerinin anksiyete düzeylerini değerlendirmek amacıyla, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte planlanmış bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini, İstanbul'da T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin Ağustos-Şubat 2019 tarihleri arasında, Ortopedi Kliniği'ne günübirlik ortopedik cerrahi girişim nedeniyle başvuran çocukların ebeveynleri, örneklemini ise; araştırmaya katılmayı kabul eden (91) ebeveynler oluşturdu. Verilerin toplanmasında; "Ebeveyn Bilgi Formu" ve "Durumluk ve Süreklik Kaygı Ölçeği" kullanıldı. Verilerin analizi, bilgisayar ortamında SPSS 22.00 paket programı ile tanımlayıcı ve ilişki arayıcı istatistikler kullanarak yapıldı. Ebeveynlerin %51,6'sının 35 yaş ve altında, %59,3'ünü annelerin olduğu, %41,8'inin ev hanımı, %94,5'inin evli, %48,4'ünün lise mezunu ve %54,9'unun çalıştığı; çocukların ise, %28,6'sının 12-15 yaş arasında olduğu, %75,8'inin okula gittiği ve %31,9'unun lisede eğitim gördüğü belirlendi. Ebeveynlerin Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği'nden aldıkları puan ortalamaları sırasıyla 54,62±8,65 ve 43,09±6,99 olduğu belirlendi. Annelerin Sürekli Kaygı puan ortalamalarının, babaların Sürekli Kaygı puan ortalamalarından yüksek olduğu saptandı (p<0,01). Anestezi hakkında bilgilendirilen ebeveynlerin Durumluk Kaygı puan ortalamaları, bilgilendirilmeyen ebeveynlerin Durumluk Kaygı puan ortalamalarından yüksek olduğu belirlendi (p<0,01) Sonuç olarak, ebeveynlerin Durumluk ve Sürekli Kaygı puanlarına göre, orta düzeyde anksiyete deneyimledikleri belirlendi. Ebeveynlerin, günübirlik ortopedik cerrahi girişim öncesinde anksiyete düzeylerini etkileyen bazı bireysel faktörler olduğu saptandı. Bu doğrultuda, hemşirelerin günübirlik ortopedik cerrahi girişim uygulanacak ebevenlerinin anksiyete düzeylerini azaltmak amacıyla, gereksinim duydukları eğitimi planlaması, duygu ve düşüncelerini paylaşabilecekleri destek gruplarını sağlaması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Günübirlik cerrahi girişim, ortopedi ve travmatoloji, ebeveyn, Durumluk- Sürekli Kaygı Envanteri, anksiyete, hemşirelik bakımı

Ana-babaAnksiyeteAyaktan cerrahi işlemler+5
Şeyma Nur Sert
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatmakta olan ve oksijen desteği alan yenidoğanların ebeveynlerinin stres ve kaygı düzeylerinin belirlenmesi

Bu çalışma, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatmakta olan ve oksijen desteği alan yenidoğanların ebeveynlerinin stres ve kaygı düzeylerini belirlemek amacıyla kesitsel tanımlayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. 1 Ağustos 2020-1 Mayıs 2021 tarihleri arasında özel bir vakıf üniversitesi hastanesinin yenidoğan yoğun bakım ünitesinde uygulanmıştır. Çalışma örneklemini 123 ebeveyn oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında "Ebeveyn Bilgi Formu", "Bebek Bilgi Formu", "Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği", "YYBÜ Anne Baba Stres Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için Bezmialem Vakıf Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan etik kurul izni ve araştırmanın yürütüleceği Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden yazılı kurum izni alınmıştır. Araştırma verileri 22.0 SPSS programıyla analiz edilmiş ve geçerlik güvenilirliği kanıtlanmıştır. Araştırma sonucunda ebeveynlerin durumluk kaygı puanı ortalamaları 48,26±10,21 ve sürekli kaygı puanı ortalamaları 47,52±8,46 olarak her ikisinde de algılanan "orta düzeyde kaygı" olduğu belirlenmiştir. YYBÜ Anne-Baba Stres Ölçeği toplamından aldıkları puan ortalamaları 104,38±31,58; ölçeğin alt boyutlarından Görüntü ve Sesler puan ortalaması 16,21±6,12; Bebeğin Görünümü ve Davranışları puan ortalaması 52,53±19,19; Bebeğinizle İlişkiniz puan ortalaması 35,62±13,42 bulunmuş olup, ölçek toplam ve alt puan ortalama değerlerinin "orta derecede stresli" olduğu söylenebilir. Ebeveynlerin sahip olduğu çocuk sayısı, çalışma durumu, bebeğin cinsiyeti, doğum şekli, yoğun bakım ortamının özellikleri, ebeveynlerin sağlık personelleriyle iletişimi, bebeğin sağlık durumu gibi özelliklerin ebeveynlerin stres ve kaygısını etkilediği bulunmuştur. Bu süreçte aile merkezli yaklaşım ile yenidoğanların en değerlileri olan ebeveynlere destek olunması önerilmektedir.

Ana-babaAnksiyeteBebek-yenidoğmuş+7
Gamze Güney
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve hastalıkları polikliniğine başvuran hastaların ebeveynlerinin COVİD-19 aşıları hakkında düşünceleri

Giriş: 2019'un Aralık ayında Çin'de başlayan ve küresel bir sorun haline gelen Covid-19 pandemisi, dünyanın neredeyse tüm ülkelerini ve insanları etkileyen bir süreç başlatmıştır. Tüketim alışkanlıklarından tercihlere değin birçok değişikliğe neden olan Covid-19 pandemisinin ilk başlarda sadece temizlik, mesafe ve maske ile "önlenebileceği" düşüncesi, pandeminin hızla ve etkili bir şekilde yayılım göstermesi ile birlikte dördüncü bir aktöre de ihtiyaç duyulması gerçeğine evrilmiştir. Çok kısa sürede, antikor artışını destekleyen normal aşılar ve mRNA aşıları, bu süreçte başat ülkeler tarafından piyasaya sürülmüş ve etkinliğine paralel olarak dünya genelinde kullanımları teşvik edilmiştir. Onlarca farklı ülkede farklı kampanya ve teşvik süreçleri hayata geçirilse de, aşı karşıtlığı, maalesef toplu çözüm mekanizmaların sekteye uğramasına neden olmuştur. Elbette aşı karşıtlığının birçok nedeni, faktörü ve parametresi vardır. Ancak bu çalışmada, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Poliklinikleri'ne başvuran hastaların ebeveynlerinin çocuklara Covid-19 aşısı uygulanması konusundaki düşünceleri üzerinden bir okuma gerçekleştirerek, aşı karşıtlığının temel dinamiklerini demografik özellikler bağlamında ele almayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Poliklinikleri'ne başvuran hastaların ebeveynlerinin düşünceleri üzerinden değerlendirme yapmak üzere, Kılınçarslan vd., (2020) tarafından Türkçeye çevrilen Aşı Karşıtlığı Ölçeği-AKÖ formu, uzun ve kısa form olarak örneklem gruba uygulanmıştır. AKÖ, 1 ila 5 puan arasında ölçeklendirilerek (puanlandırılarak) katılımcılara yöneltilen soruların cevapları baz alınarak değerlendirmeye alınmıştır. ''Ebeveynlerinin Çocuklara Covid-19 Aşısı Uygulanması Konusundaki Düşünceleri'' ölçeği araştırmanın verileri için kullanılmıştır. Bu ölçekte puanlandırma arttıkça aşı karşıtlığı/tereddüdü artıyor olarak değerlendirilmektedir. Demografik özellikler baz alınarak ve toplam 47 soru üzerinden değerlendirme yapılmak üzere 18-75 yaş arasındaki 397 ebeveyn ile yüzyüze anket şeklinde bir çalışma yürütülmüştür. Verilerin ilk değerlendirme sürecinde Shaprio wilk testi incelenmiştir. 2 bağımsız gruba ayrılan ebeveynler Student T testi ile normal dağılıma sahip şekilde ele alınırken, normal dağılmayan özelliklerin 2 bağımsız grupta karşılaştırılmasında Mann Whiney u testi kullanılmıştır. Bununla birlikte Tek yönlü Varyan Analizi (ANOVA) ve LSD Çoklu Karşılaştırma Testlerine en olarak Kruskal Wallis testi ve Dunn Çoklu Karşılaştırma Testi kullanılmıştır. Nitel değişkenler Ki kare testi ile değerlendirmeye alınmıştır. Bu bağlamda SPSS Windows Version 24.0 paket programı kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada 18-75 yaş arasında 397 ebeveyn örneklem grup olarak seçilmiştir. Örneklem grubun 112'sini (%28,2) anneler oluştururken, 285'ini (%71,8) anneler oluşturmuştur. Ebeveynlerin yaş ortalaması 36,64±5,75 çocukların yaşları ortalaması 7,69±3,99 'dir. Çocukların %53,7 si kız, %46,3'ü erkektir. Ailelerin ekonomik düzeyleri incelendiğinde; 35 (%8,8) iyi, 320 (%80,6) orta ve 42 (%10,6) kötü gelire sahiptir. Diğer özellikler tabloda belirtildiği gibidir. Çalışmaya katılan bireylerden 219'u (%55,2) Covid-19 geçirmiş, 96'ünün (%24,2) çocuğu Covid-19 geçirmiş, 24'ünün (%6) çocuğu vefat etmiştir. 66'sının (%16,6) ailesinde Covid-19 nedeniyle yatış olurken, 27'sının (%6,8) ailesinde Covid-19 nedeniyle ailesinde ölüm görülmüştür. Katılımcılardan 275'i (%69,3) çocuğunu düzenli olarak çocuk doktoruna götürürken, 386'sının (%97,2) çocuğuna Sağlık Bakanlığı aşılarını yaptırdığı ve 169'unun (%42,6) çocuğuna özel aşılar yaptırdığı gözlenmiştir. Aşı Karşıtlığı Ölçeği puan değerlendirmesinde örneklem grubun cinsiyetleri ile AKÖ puanları arasında anlamlı düzeyde farklar gözlenmiştir. Erkeklerin AKÖ puanlarında anlamlı düzeyde daha düşük değerler gözlemlenmiştir (p<0,05). Katılımcıların AKÖ puanlarının anne eğitim düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p=0.016). Dunn testi kullanılarak gerçekleştirilen post hoc değerlendirmeler sonucunda, eğitim seviyesi yükseldikçe aşı karşıtı puanlarında anlamlı düzeyde düşüşler gözlenmiştir (p<0,05). Benzer ilişki baba eğitim düzeyi ile AKÖ puanları arasında da gözlenmiştir. Çalışan annelerin, Akraba evliliği olmayan ailelerin AKÖ puanlarının anlamlı düzeyde daha düşük değerler aldığı gözlenmiştir (p<0,05). Katılımcıların "Aşı ile Covid-19'un kontrol altına alınabileceği" önermesine verdikleri yanıtlar, AKÖ puanları ile anlamlı düzeyde farklılıklar göstermiştir (p<0). Bunda özellikle aşının yan etkisi, doz ve gerekli olup olmadığına (aşı vurmanın) yönelik soru işaretleri etkili olmuştur. Covid-19 aşısı yaptırmayı düşünenlerin daha yüksek sıklıkla, ailesinde Covid-19 nedeniyle yatış olanlar olduğu gözlenmiştir (p=0,019). Sonuç: Çalışmamızda, özel olarak Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Poliklinikleri'ne başvuran hastaların ebeveynlerin gözünden, çocuklarına Covid-19 aşısı uygulanması konusundaki düşünceleri temel parametreler olarak ön plana çıksa da, genel olarak amacımız, ebeveynlerin, çocuklarına, demografik özellikleri baz alınarak aşı tereddüdünün arka planında yatan esas nedenlerin AKÖ üzerinden değerlendirmesini yapmak ve bu bağlamda bir sonuç ortaya çıkarmaktı. Sonuç olarak, farklı demografik özelliklerin, ebeveynlerin, çocukları için en azından önümüzdeki kısa süre içerisinde, aşı yaptırmaları üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Bunda çoğunlukla aşının türü, dozu, etkinliğine yönelik tereddütler ve sonrası süreçler etkili olmuştur. Sonuç olarak ebeveynler, en azından ülkemizde halen büyük oranda aşı tereddüdü ve Covid-19 özelinde bir bilgi eksikliği yaşamaktadır. Bu bağlamda, hem ebeveyn ve çocuklarına yönelik teşvik ve kampanyalar hem de bilgilendirici ve etkili eğitimler eşliğinde uygulamalar, aşı tereddüdünü önlemede yardımcı olabilir. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Aşı, Ebeveyn, AKÖ, Değerlendirme

Ana-babaAşılamaAşılar+3
Çekdar Seyit Rıza Taş
Bezmialem Vakıf University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yenidoğan taraması ile tanı alan ve almayan kistik fibrozis hastalarının klinik mikrobiyolojik ve ebeveynlerinin psikolojik durumunun karşılaştırılması

Amaç̧: Kistik fibrozis (KF), yaşam süresi ve kalitesi üzerinde olumsuz etkisi olan kalıtsal bir hastalıktır. Yeni doğan tarama testleri, tüm dünyada halk sağlığı programları bağlamında ciddi bir öneme sahip olan koruyucu sağlık hizmetleri arasında yer almaktadır. Bu çalışmada amacımız; kliniğimizde izlenen tarama pozitif ve tarama negatif KF hastalarının klinik, mikrobiyolojik ve ebeveynlerinin psikolojik durumunu değerlendirilmesi karşılaştırılması planlandı. Materyal ve Metot: Çalışmamızda, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Polikliniğinden takipli yenidoğan tarama programı (YTP) başlangıcı olan 2015 ve sonrası doğumlu KF tanısını alan 71 hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Olgular tarama pozitif KF (grup I) ve tarama negatif KF (grup II) olarak 2 gruba ayrıldı. Katılımcılara çocuklarının yaşı, ne kadar süre ile tanı aldıkları, hastane yatışı ve ilaç kullanımı öyküsü̈, annenin yaşı, annenin eğitim durumu, ailedeki çocuk sayısı, ekonomik ve sosyal destek alıp almadıkları sorgulanarak veri toplama formuna kaydedildi. Hastaların primer bakım verici olan annelerine ise PHQ-9 (Patient Health Questionnaire; Hasta sağlık anketi) ölçeği ve GAD-7 (Generalized Anxiety Disorder Questionnaire; Yaygın anksiyete bozukluğu) ölçeği kullanılarak anket formu uygulandı. İstatistiksel analizler IBM SPSS Statiktikse 27.0 paket programı kullanılarak yapıldı. Klinik sonuç ölçütleri, pozitif ve negatif YT olan KF'li hastalar ve ebeveynleri arasında karşılaştırıldı. Bulgular: Tüm çalışma popülasyonu, 51'i YT pozitif grubunda ve 20'si YT negatif grupta olmak üzere 71 olgu içeriyordu. YT negatif grupta tanı anındaki medyan yaş daha büyüktü (p<0.001), YT pozitif olan hastaların yaş medyan değeri 4(2-6) yıl, YT negatif olan hastaların yaş medyan değeri 5(3-5) yıl olarak saptandı. YT pozitif grupta asemptomatik olma durumu başvuru anında daha yüksekken, YT negatif grupta başvuru anında önemli ölçüde hasta gelişme geriliği, diyare, solunum semptomları olduğu görüldü (p=0,004) (p<0,001) (p=0,029) (p=0,002). Gruplar arasında güncel takiplerde ağırlık z skoru (p = 0,843) ve boy z skoru (p = 0,712) açısından istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. YT pozitif grupta IRT-1, IRT-2 ve kantitatif ter testi medyan değerleri anlamlı derecede yüksek bulundu. Tüm hastalara genotipleme yapıldı ve %93 hastada mutasyon tanımlandı. En yaygın mutasyon %20 alelik frekans ile deltaF508 idi, bunu %7 oranı ile 2183AA->G izlemekteydi. Ebeveynlerin gruplar arasında GAD-7 ölçeğine göre anksiyete puanı ve PHQ9 ölçeğine göre depresyon puanı istatistiksel açıdan anlamlı fark saptanmadı (p=0,142) (p=0,247). Demografik özelliklerin hiçbiri, depresyon veya anksiyete ile ilişkisi tanımlanmadı. Hastalar ayrıca semptomatik ve asemptomatik olarak ikiye ayrıldı. Ebeveynlere yapılan iki ölçeğin semptomatik ve asemptomatik grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark saptandı (p<0,001). Sonuç̧: Çocuklarda YTP ile KF hastaları erken tanı almakta, tedavilerine erken başlanabilmekte, hastaların yaşam kaliteleri ve yaşam klinik iyileşmeleri belirgin düzelmektedir. Bu süreçte kronik hastalık olarak tanımlanan çocuklara multidisipliner yaklaşımda bulunmak ve gereklilik halinde ebeveynlerinin ruhsal açıdan desteklenmesi önem arz etmektedir. Anahtar kelimeler: Kistik Fibrozis, Yenidoğan tarama programı, anksiyete, depresyon

Ana-babaAnksiyeteBebek-yenidoğmuş+5
Hanife Buşra Küçük Bilici
Bezmialem Vakıf University
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of the relationship between oral health and parental education levels among children aged 8-10years

This research aims to assess the relationship between children's oral health and parents' education levels. The research was completed with the participation of 235 children between the ages of 8-10 and their parents who attended the Specialized Dental Center and Sumer Dental Center in Nasiriyah, Iraq between 05/01/2022 and 30/9/2022. Sociodemographic data of the parents and child was recorded. Child Perception Questionnaire (CPQ) 8-10 age scale was used to assess the child's oral health. According to the oral health evaluations of the children; It was seen that 5.5% had very good oral health, 27.7% was good, 33.2% was fair and 33.6% was poor, and all children had fair oral health in general (60.32±20.84). Oral symptoms, functional limitations and emotional well-being were found to be fair (11-15), social well-being was poor (16-20) and these evaluations did not change according to age (p>0.05). When the sociodemographic characteristics of children and parents related to oral health are examined; general oral health was found to be positively related to the economic status and education level of the family (p< 0.001; p< 0.001, respectively)), (r = .746;-.834). Our study shows the importance of educating parents in order to improve children's oral health.

ParentsParents educationMouth diseases+5
Amjed Hamad Hammood Hammood
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

0-36 aylık çocuğu olan ebeveynlerin okuma inançlarının incelenmesi

Çocuklar bazı tutum ve davranışları kendiliğinden öğrenirken, bazılarını ebeveynlerinin rehberliğiyle içselleştirip öğrenmeye başlarlar. Okuma inancı ebeveynlerin rehberliğinde gerçekleşen kalıcı izli davranış yaşantılarıdır. Ebeveynler çocuklara çeşitli okuma deneyimleri sunarak çocuklarda olumlu okuma inançları oluşmasında rol model olmaktadırlar. Ebeveynlerin okuma inançları çocukların okuryazarlık ve dil becerisi gelişimlerini desteklemektedir. Bu araştırma 0-36 aylık çocuğu olan ebeveynlerin okuma inançlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada genel tarama modellerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evrenini, 2021-2022 yılları arasında İç Anadolu Bölgesinde bir il merkezinde yaşayan ve 0-36 aylık çocuğu olan kolay örnekleme yöntemi ile belirlenen 204 ebeveyn (155-anne, 49-baba) oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı; DeBaryshe ve Binder (1994) tarafından geliştirilen, orijinal ismi Parent Reading Belief Inventory olan "Ebeveyn Okuma İnanç Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanmış "Ebeveyn-Çocuk Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma gibi betimsel istatistikler ile Kruskal Wallis H ve Mann-Whitney U değerler kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; ebeveynlerin genel olarak okuma inanç puanlarının yüksek olduğu, olumlu okuma inancına sahip olduğu görülmüştür. Ölçeğin genelinde çocuğun yaşının, cinsiyetinin, doğum sırasının ve ebeveynin çocuk sayısı ile ebeveynlerin yaşının anlamlı farklılık göstermediği ancak ebeveynlerin eğitim düzeyleri ve ortalama gelir durumlarına göre anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Ebeveynlerin eğitim düzeylerine ilişkin okuma inançlarında olumlu yönde ilişki saptanmış olup, bu konuyla ilgili özellikle dezavantajlı konumda olan ailelere yönelik eğitimlerin verilmesi önerilmektedir.

Ana-babaKitap okumaOkul öncesi dönem+3
Fatma Elmalı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocukluk çağı aşılarına yönelik tutumları ile sağlık kontrol odağı arasındaki ilişki

Aşılama hizmetleri küresel düzeyde önemli başarılar sağlanan bir halk sağlığı hizmetidir. Ancak, başarılı girişimlere rağmen bireyler bir dizi faktörden etkilenerek aşı tereddüdü yaşamaktadır. Aşı tereddüdü yaşanmasında önemli faktörlerden biri bireysel özelliklerdir. Sağlık kontrol odağı (SKO) bu özelliklerden biridir. Ebeveynlerin çocuklarına aşı yaptırmada hangi faktörlerin etkili olduğunu belirlemek önemlidir. Bu tez çalışmasının amacı ebeveynlerin çocukluk çağı aşılarına yönelik tutumları ile sağlık kontrol odağı arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini Kırıkkale İli Yahşihan ilçesinde bulunan aile sağlığı merkezlerinde 0-6 yaş arası çocuklarının aşı takibini yaptıran ebeveynler oluşturmuştur. Veri; Sosyo-demografik Özellikler Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Aşıları Hakkında Ebeveyn Tutumları (PACV) Ölçeği ve Çok Boyutlu Sağlık Kontrol Odağı Ölçeği (ÇBSKOÖ) aralığıyla toplanmıştır. Araştırmaya 220 gönüllü ebeveyn katılmıştır. Veri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (sayı, yüzde, medyan, ortalama, standart sapma) kullanılmıştır. Kolmogrov-Simirnov testine göre normal dağılım göstermeyen verinin değerlendirilmesinde nonparametrik testler kullanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki fark için Mann Whitney U testi, ikiden fazla grup karşılaştırmalarında Kruskal Wallis H testi, fark yaratan grubu bulmak için düzeltilmiş Bonferroni, bağımlı değişkenler arasındaki ilişki için Spearman's korelasyon analizi uygulanmıştır. Katılımcıların %1.8'i çocuğunun aşılarını tam olarak yaptırmamış ebeveynlerin %11'4'ü aşı tereddüdü yaşamaktadır. Ebeveynlerin PACV ölçeği ortalaması 18,15±21,93'tür. ÇBSKOÖ alt boyutları için puan ortamaları; İç SKO 21,46±4,18, Şans SKO 13,84±7,01, Güçlü Diğer Kişiler SKO 23,37±6,34'tür. Şans SKO ile PACV Ölçeği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir Sağlık yönelimi Şans SKO ve Güçlü Diğer Kişiler SKO yüksek olan ebeveynlere eğitim ile destekleme çalışması yapılarak sağlık yönelimlerini İç SKO olarak olumlu bir yönelime yaklaştırılabilir.

Ana-babaAşı reddiAşı tereddüdü+6
İrem Argana
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynlerin çocuklarının oyunlarına katılımları ile çocukların gelişim düzeylerinin incelenmesi

Araştırmada 3-6 yaş aralığında çocuğu olan ebeveynlerin çocuklarının oyunlarına katılımları ile çocukların gelişim düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Çankırı'da ikamet eden 237 çocuk ve 328 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırma verileri "Aile-Çocuk Bilgi Formu", "Oyuna Katılım Ölçeği" ve "Denver II Gelişim Tarama Testi" ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda annelerin çocuklarının oyunlarına katılımı ile çocuğun doğum sırası, annenin yaşı, annenin eğitim durumu, annenin çocuğuyla günlük oyun oynama süresi, annenin oyunun çocuğun gelişimine katkı sağladığını düşünmesi, annenin çocuğuyla özgün oyun tasarlaması ve ailenin gelir düzeyi arasında, babaların çocuklarının oyunlarına katılımı ile sahip olunan çocuk sayısı, çocuğun doğum sırası, babanın yaşı ve babanın çocuğuyla günlük oyun oynama süresi arasında, çocukların gelişim düzeyleri ile anne-babanın yaşı, anne-babanın eğitim durumu, annenin çalışma durumu, annenin oyunun çocuğun gelişimine katkı sağladığını düşünmesi, annenin çocuğuyla özgün oyun tasarlaması ve ailenin gelir düzeyi arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Ayrıca ebeveynlerin çocuklarının oyunlarına katılımları ile çocukların gelişimleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu, ebeveynlerin çocuklarının oyunlarına katılımlarının çocukların gelişim düzeyini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ana-babaAnne katılımıBaba katılımı+6
Gülsün Deveci Kahraman
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

3-6 yaş arasında çocuğu olan annelerin erken ebeveynlik tutumları ile çocukların psikososyal durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmada Erken Ebeveynlik Tutumları Ölçeği'nin Türkçeye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılması ve 3-6 yaş arasındaki çocukların psikososyal durumları ile annelerin erken ebeveynlik tutumlarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı anaokullarında eğitim alan 3-6 yaşları arasında çocuğu olan anneler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise bu okullar arasından basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen beş anaokulunda çocuğu eğitim alan 266 anne oluşturmuştur. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu" , "Erken Ebeveynlik Tutumları Ölçeği" ve "3-6 Yaş Çocuklar için Psikososyal Durum Değerlendirme Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerinin analizinde t testi, ANOVA, Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Türkçeye uyarlaması yapılan ölçeğin yapı geçerliğini incelemek için açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmış, güvenirliğini belirlemek için Cronbach's Alpha katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda erken ebeveynlik tutumları ölçeğinin Türk kültürü için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca araştırmada annelerin erken ebeveynlik tutumları ile yaş, eğitim durumu, eş eğitim durumu, çalışma durumu, sahip olunan çocuk sayısı, çocuğun yaşı, doğum sırası ve ebeveynlik algısı arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<.05). Çocukların psikososyal durumları ile doğum sırası, sahip olunan çocuk sayısı, annelerin ebeveynlik algısı ve çocuğun mizacını tanımlama durumu arasında anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır (p<.05). Ayrıca 3- 6 yaş çocuklar için psikososyal durum öçeği ile erken ebeveynlik tutumları ölçeğinin erken öğrenme alt boyutu arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Erken ebeveynlik, Psikosoyal durum, Ebeveyn tutumları, Ölçek uyarlama.

Ana-babaAna-baba tutumuAnneler+3
Umutcan Gören
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Parents' experience during the diagnostic process of autism spectrum disorder in the Shatra city_Iraq

This study aimed to assess the parents' experience of diagnosing autism spectrum disorder in the city of Shetra, Iraq. A cross-sectional descriptive study was conducted between July and December 2022 at the Autism Center in the city of Shatra / Iraq. The study population consisted of parents of children with autism who were admitted to these hospitals. The study sample consisted of 100 fathers and mothers who agreed to participate in the study at the time of data collection. The "Sociodemographic Factors for Parents Model" and "Autism Information Questionnaire" were used to collect data. The mean age of the study group was 30.32 ± 9.82, 72% were female, 58% were married, 54% were low-income, 43.0% were high school graduates. It was determined that the sum of the parents' knowledge scores, the gender variable, the educational level variable, and the Autism Information Questionnaire variable were higher for females, Master/PhD graduates, and those with Master/PhD compared to the other groups, and the difference was statistically significant (p≤0.05). The results of the study showed that the parents' experience in Diagnosis of autism spectrum disorder in the city of Ashtra, Iraq, in general affected by variables such as gender, educational level, number of children

ParentsExperienceIraq+4
Mustafa Alı Adıl Al-rufaye
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

3-6 yaş grubu çocuğu olan ebeveynlere verilen cinsel eğitimin ebeveynlerin bilgi düzeylerine etkisinin incelenmesi

Araştırmada 3-6 yaş aralığında çocuğu olan ebeveynlere verilen cinsel eğitimin ebeveynlerin çocuğun cinsel gelişim ve eğitimi hakkındaki bilgi düzeylerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma örneklemini, Artvin ilinin Hopa ilçesinde yer alan, uygulamanın gerçekleştirildiği okulda öğrenimine devam eden 3-6 yaş grubu çocuğu olan 104 anne, 14 baba oluşturmuştur. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından düzenlenen "Okul Öncesi Cinsel Eğitim Anketi" ve "Demografik Veri Formu" aracılığı ile toplanmıştır. Araştırma, ilk anket uygulandıktan sonra ebeveynlere cinsel eğitimin aktarılması ve sonrasında anketin tekrarlanması şeklinde yürütülmüştür. Tek bir grubun ön test ve son testte verdikleri cevaplar analiz edilmiştir. Araştırmanın analizi SPSS-25 programı ile yapılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde, katılımcıların demografik özellikleri ve cinsel eğitim bilgilerine ait frekans ve yüzde değerleri tabloları, ebeveynlerin bilgi düzeylerindeki değişimi tespit etmek için bağımlı gruplar t testi ve ilgili değişimlerde farklı değişkenlerin grup*zaman etkisini ölçmek için ise karışık desenler ANOVA analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğrenim düzeyi yüksek olan ebeveynlerin son test ölçüm puanlarının, öğrenim düzeyi düşük olan ebeveynlere kıyasla anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Daha önce çocuk cinselliği ile ilgili cinsel eğitim alan ebeveynlerin ön test ölçüm puanınlarının, cinsel eğitim almayan ebeveynlere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir. Cinsel eğitim ile ilgili kaynak sahibi olan ebeveynlerin olmayanlara kıyasla ön test ölçüm puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, eğitim öncesi ve sonrası ebeveynlerin anket sorularına vermiş oldukları yanıtlar incelendiğinde her bir anket sorusu için farklı oranlarda, istendik yönde sonuçlar elde edilmiş, ebeveynlere verilen cinsel eğitim ile ebeveynlerin konu ile ilgili bilgi düzeylerinde artış görülmüştür.

Ana-babaAnketlerCinsel eğitim+4
Begüm Evirgen
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin human papilloma virüs (HPV) aşısı hakkındaki bilgi, tutum ve inançlarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu tez çalışmasının amacı, 10-18 yaş arası kız çocuğuna sahip ebeveynlerin HPV aşısı hakkındaki bilgi, tutum ve inançlarını değerlendirmektir. Yöntem: Kasım 2020 ve Ocak 2021 tarihleri arasında yürütülen kesitsel tipteki çalışmanın evrenini, Çankırı İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Cumhuriyet ve Aksu Aile Sağlığı Merkezlerine başvuran, 10-18 yaş arasında kız çocuğuna sahip ebeveynler oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeyerek veri toplama tarihlerinde çalışmaya katılmayı kabul eden 150 ebeveyn çalışmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda ebeveynlerin sosyo-demografik özelliklerini, aşılama tutumlarını ve HPV aşılama davranışları hakkındaki bilgi ve uygulamalarını belirlemeye yönelik hazırlanan 'Bilgi Formu' ve 'Karolina HPV Aşılama Tutumları ve İnançları Ölçeği' (KHATİÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma grubunun %74'ü kadın, %26'sı erkek olup yaş ortalaması 38.27±8.26'dır. Ebeveynlerin, %62'sinin bir, %29.3'ünün iki ve %8.7'sinin üç ve üzeri kız çocuğuna sahip olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin %73.3'ünün HPV aşısı hakkındaki bilgileri yeterli değildir. Araştırma grubunun %60.7'si HPV ve HPV aşısı hakkında eğitim almak istemektedir. Ebeveynlerin kız çocuklarına HPV aşısı yaptırma oranı %9.3'tür. KHATİÖ "zararlar, engeller, etkiler ve belirsizlik" alt boyut puan ortalamaları sırasıyla "14.20±3.46, 8.36±2.41, 4.76±1.56, 4.75±1.17"dir. Aşıyla ilişkili potansiyel zararlar algısını gösteren "Zararlar" alt boyut puanının; ilköğretim mezunu olan, HPV aşısı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını belirten, kendisine HPV aşısı yaptırmayan ve çocuğuna HPV aşısı yaptırmayı düşünmeyen ebeveynlerde, HPV aşısının genital siğillere ve serviks kanserine karşı korumasındaki etkinliğine yönelik algılarını gösteren "Etkiler" alt boyut puanının; lisansüstü eğitime sahip, yaşamını en uzun süre ilde geçiren ve çocuğuna HPV aşısı yaptırmayı düşünen ebeveynlerde ve HPV aşısı ve toplum aşılama normlarına yönelik algıyı ölçmeyi hedefleyen "Belirsizlik" alt boyut puanında HPV ve aşısı hakkında eğitim alma isteği olan ebeveynlerde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p≤0.05). Sonuç ve Öneriler: Araştırmaya katılan ebeveynlerin, önemli bir kısmının HPV aşısı hakkında bilgi sahibi olmadığı ve kız çocuklarına HPV aşısı yaptırmadığı belirlenmiştir. Ebeveynlerin, HPV aşısına yönelik zarar, engel ve belirsizlik algılarının yüksek olduğu, HPV aşısının etkinliğine yönelik algılarının ise orta düzeyde olduğu saptamıştır. Ebeveynlerin yarısından fazlasının konuya yönelik eğitim alma isteği vardır. Bu nedenle, konuya yönelik bilgilendirme ve eğitimlerin yapılması önemlidir. Bu doğrultuda, HPV aşısının toplumda yaygınlaştırılması için öncelikle önemli bilgi kaynağı olan hemşire ve ebelerin bu konuda bilgilendirilmelerinin sağlanması önem arz etmektedir. Ebeveynlerin HPV aşısına yönelik zarar, engel, belirsizlik ve aşının etkinliğine yönelik algılarının olumlu yönde değişmesi için sağlık profesyonelleri tarafından verilecek eğitimlerde HPV aşısına yönelik doğru bilgilendirmelerin yapılması ve HPV aşısının güvenlik profilinin vurgulanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Bilgi, Ebeveyn, HPV, HPV aşısı, İnanç, Tutum

Ana-babaAşı tereddüdüAşılar+7
Esin Atlı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00

Related subjects