Eğitim sistemi

261 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Japonya ve Finlandiya'da öğretmen yetiştirme ve atama sisteminin Türkiye ile karşılaştırılması

Eğitim sistemini geliştirmeye yönelik yapılacak herhangi bir düzenlemede ilk akla gelen, eğitim sisteminin vazgeçilmez ve en önemli öğelerinden biri olan öğretmenlerin yetiştirilmesi, seçimi ve atanması ile hizmet içi eğitimi geliştirme gibi düzenlemelerdir. Bu araştırma, Japonya ve Finlandiya'da öğretmen yetiştirme, öğretmen yetiştiren eğitim kurumlarına öğretmen adayı seçme, atama ve hizmet içi eğitim sistemlerinin incelenmesi ve sonuçta da Türkiye'ye yönelik öneriler geliştirilmesi amacıyla yapılmıştır. Karşılaştırmalı eğitim araştırması olan bu betimsel çalışmada, Japonya ve Finlandiya'nın eğitimde yakaladıkları büyük başarı bakımından dünyanın önde gelen ülkelerinden olmaları ve bu başarının asıl sebebinin öğretmenler olarak gösterilmesi dikkate alınmış, bu ülkelerin araştırma için iyi bir örneklem olacakları düşünülmüştür. Çalışma kapsamında seçilen ülkelerin eğitim sistemleri ve öğretmen yetiştirme sistemleri ile ilgili ülke ve dünya alanyazınında internet ve üniversite kütüphanelerinden ulaşılan makale, tez, bildiri ve raporlar belge tarama modeli ile yatay yaklaşım kullanılarak ayrı ayrı paralel bir şekilde incelenmiş, güncel verilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Örnek olarak seçilen bu iki ülkenin eğitim sistemleri ayrı ayrı betimlenmiş, sonrasında bu ülkelerde ve Türkiye'de öğretmenlerin hizmet öncesi süreçte nasıl yetiştirildiği, mesleğe nasıl seçilip atandıkları, hizmet içi eğitim süreçleri ve meslek dahilinde sahip oldukları hak ve sorumluluklar benzer başlıklar altında paralel olarak incelenerek üç ülkedeki öğretmen yetiştirme, seçme, atama ve hizmet içi eğitim sistemi karşılaştırılmış ve tespit edilen benzerlik ve farklılıklar irdelenmiştir. Çalışma sonunda Japonya ve Finlandiya'daki öğretmen yetiştirme sistemine öğrencilerin Türkiye'de olduğu gibi tek bir sınav ile seçilmediği, ilk aşama olan sınavdan sonra mülakat ve uygulamalı sınavların da yapıldığı; hizmet öncesi verilen eğitimde uygulamaya çok önem verilerek Türkiye'den farklı olarak atama sürecinde yerel uygulamalara da gidildiği ve atama koşullarının daha fazla nitelik gerektirdiği saptanmış, hizmet içi eğitimin daha çok özendirildiği, öğretmenlerin ekonomik ve sosyal anlamda daha önde oldukları belirlenmiştir. Tüm bu bulguların ışığında Türkiye'de değişmesi önerilen hususlar ele alınmış ve daha sonraları bu konu üzerine yapılacak çalışmalar için öneriler geliştirilmiştir.

AtamalarEğitim sistemiFinlandiya+7
Eda Abbasioğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okullarındaki İngilizce öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarına ilişkin görüş ve önerileri

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim İngilizce Öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarına ilişkin görüş ve önerilerini belirlemektir. Araştırma, 2011-2012 eğitim öğretim yılında Eskişehir ili Tepebaşı ilçesinde kaynaştırma uygulaması yapan ilköğretim okullarındaki İngilizce Öğretmenlerinin görüşlerine dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada tarama modeli kullanılmış, 25 İngilizce Öğretmeni ile görüşülmüştür. Araştırmanın verileri, nitel veri toplama yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Verilerin sayısal çözümlemesinde frekans kullanılarak, bulgular nicel olarak sunulmuştur. Araştırma bulgularına göre; İngilizce Öğretmenlerinin çoğu, kaynaştırma öğrencilerinin normal sınıflarda bulunmasından memnun olmadıklarını belirtmişlerdir. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin kaynaştırma eğitimi konusunda bilgi eksikliklerinin olduğu ve uzmanlar tarafından bilgilendirilerek gerekli destek hizmetlerin sağlanması gerektiği tespit edilmiştir. Aynı zamanda, öğretmenlerin pek çoğunun hazırlamaları zorunlu olmasına rağmen BEP planı hazırlamadıkları ve sınıflarında bulunan kaynaştırma öğrencilerine İngilizce beceri ve kavramların öğretiminde kullandıkları yöntem ve teknikler konusunda güncel ve yeterli bilgiye sahip olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bunların yanında, lisans eğitimleri sırasında kaynaştırma eğitimine ilişkin ders almalarının gerekliliğine de dikkat çekmişlerdir. Ayrıca, öğretmenler okulların yetersiz fiziki koşulları, kalabalık sınıf mevcutları, zaman ve materyal eksikliği gibi sorunlarla karşılaştıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin bilgi ve uygulamadaki eksikliklerini gidermek amacıyla seminer ve hizmet içi eğitim programlarına ağırlık verilmesi önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Kaynaştırma Uygulaması, İngilizce Öğretmenleri, Kaynaştırmaya İlişkin Görüş ve Öneriler.

EğitimEğitim sistemiEğitim yöntemleri+6
Özge Zeybek
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bir ilkokuldaki öğretmenlerin kaynaştırma uygulamaları hakkındaki görüşleri

Bu araştırmada, Eskişehir ili Tepebaşı ilçesindeki bir ilkokuldaki öğretmenlerin kaynaştırma uygulamaları hakkındaki görüşlerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmanın verileri yarı-yapılandırılmış görüşme tekniğine uygun görüşme soruları hazırlanarak, gönüllü 17 öğretmen ile yapılan görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Görüşmelerde; görüşme kılavuzu, sözleşme, kişisel bilgi formu, ses kayıt cihazı ve görüşme soruları kullanılmıştır. Görüşmeler 5 ile 21 dakika arasında değişen sürelerde gerçekleşmiştir. Yapılan görüşmelerden sonra araştırma verileri betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Görüşme dökümleri sonucunda veriler frekansa dönüştürülerek sayısallaştırılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularda, öğretmenlerin özel eğitim gereksinimli öğrencilerin eğitimi ile ilgili bilgi sahibi oldukları fakat bilgilerin güncellenmesi amacıyla uygulamalı hizmet içi eğitim kurslarına gereksinim duyduklarını dile getirdikleri görülmektedir. Yasal düzenlemeler genel olarak olumlu ve yeterli bulunmakta fakat uygulamada sıkıntılar olduğu anlaşılmaktadır. Uygulamada yaşanan sıkıntıların giderilmesi amacıyla denetim ve rehberlik faaliyetlerinin ilgili kurumlarca yapılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Özel eğitim gereksinimli öğrencilerin eğitiminde yaşanan sıkıntılar daha çok sınıf mevcutlarının özel eğitim gereksinimli öğrencilere göre düzenlenmemesi, eğitsel değerlendirme, tanılama ve yerleştirmede problemlerin olması, süreç içerisindeki kişilerin yeterince bilgilendirilmemesi, velilerin çocuklarının özel durumlarını kabul etmemeleri, normal öğrencilerin özel eğitim gereksinimli öğrencilere karşı olumsuz tutum ve davranışlar sergilemeleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. BEP ile ilgili genel olarak bilgi sahibi olunduğu, BEP geliştirme sürecinde yapılması gereken çalışmaların yapıldığı, rehberlik servisi ve okul idaresinden gerekli desteğin sağlandığı ortaya çıkmıştır. Genel olarak özel eğitim gereksinimli öğrenciler ile ilgili olumlu atmosferin oluştuğu, çalışmaların olanaklar dâhilinde gerçekleştiği görülmüştür. Destek eğitim odasının aktif ve işlevsel olması, idarenin ve rehberlik servisinin konu üzerinde hassas olması konuya önem verildiği izlenimi vermektedir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular bazı önerileri ortaya çıkartmıştır; sınıf mevcutlarında azaltma, fiziksel, öğretimsel ve davranışsal düzenlemeler; eğitsel değerlendirme, yerleştirme ve tanılama işlemlerinin titizlikle yapılması, süreç içerisindeki herkesin bilgilendirilmesi, destek eğitim odalarının yaygınlaştırılması durumunda daha başarılı çalışmaların yapılacağı düşünülmektedir. Ayrıca normal gelişim gösteren öğrenciler ve velilerinin özel eğitim gereksinimli öğrenciler ile ilgili olumlu tutum ve davranışlar sergilemeleri üzerinde çalışmalar yapılması, kaynaştırma eğitimi uygulaması yapılan farklı eğitim kurumlarında araştırmalar yapılarak başarılı çalışmaların tespit edilmesi ve yapılan araştırmanın örneklemini geniş tutarak nicel değerlendirmelerle gerçekleştirilmesi önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Özel eğitimde yasalar, bireyselleştirilmiş eğitim programı, kaynaştırma eğitimi, öğretmen görüşleri, nitel araştırmalar.

EğitimEğitim sistemiKaynaştırma eğitimi+6
Engin Yılmaz
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kaynaştırma ve genel eğitim öğretmenlerinin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanımlarının incelenmesi

Okuma yazma becerileri, sosyal yaşamda var olabilmek ve akademik başarı elde edebilmek için kazanılması gereken en önemli becerilerin başında gelmektedir. Erken çocukluk döneminde gelişmeye başlayan ilk okuma yazma becerileri gelecekteki okuma yazma becerilerinin temelini oluşturmaktadır. Erken çocukluk döneminde okuma yazma becerierinin aile bireyleri, okul öncesi ve ilkokul öğretmenleri tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Özellikle okul öncesi dönem, çocukların gelecekte okuma yazma becerilerini sorunsuz bir şekilde edinmelerini sağlayacak temel becerilerin gelişimi için kritik bir dönemdir. Okul öncesi eğitim döneminde başta sesbilgisel farkındalık (phonological awareness) olmak üzere kelime dağarcığı (vocabulary), anlama (comprehension), alfabeye ilişkin bilgi (alphabetic knowledge), görsel algı, yazı bilinci, dinleme ve konuşma gibi okuma yazmaya hazırlık becerilerinin çeşitli etkinliklerle geliştirilmesi gerekmektedir. Özellikle okul öncesi dönemde gelişimi başlayan sesbilgisel farkındalık becerileri, ilk okuma yazma becerilerinin edinimi ve gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Erken çocukluk döneminde başlayan ve yaşam boyu devam eden okuma yazma sürecinde öğretmenlere önemli sorumluluklar yüklenmektedir. Öğretmenlerden, erken çocukluk döneminde ortaya çıkan ilk okuma yazma becerilerini çeşitli etkinliklerle geliştirmeleri ve öğretim programlarında bu etkinliklere yeterince zaman ayırmaları beklenmektedir. Bu bağlamda, bu araştırmanın amacı birinci ve ikinci sınıf öğretmenlerinin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini sınıfta ne kadar sıklıkla kullandıklarının değerlendirilmesidir. Eskişehir Merkez'e bağlı ilkokullarda gerçekleştirilen bu araştırmada, tekil ve ilişkisel tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki ilkokullarda görev yapan birinci ve ikinci sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Eskişehir Merkez ilkokullarında görev yapan 142 birinci ve ikinci sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen "Sesbilgisel Farkındalığa ilişkin Öğretim Etkinliklerinin Kullanım Sıklığı Anketi" kullanılmıştır. Ankette 20 çoktan seçmeli ve 3 açık uçlu soru bulunmaktadır. Açık uçlu sorulara verilen yanıtların analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesi sonucunda, öğretmenlerin 104'ünün sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanma sıklığının düşük olduğu, 38'inin yüksek olduğu belirlenmiştir. Sınıflarında işitme engelli kaynaştırma öğrencisi bulunan 16 öğretmenin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanma sıklığının düşük olduğu belirlenmiştir. Bu bulgudan yola çıkarak, sınıfında işitme engelli kaynaştırma öğrencisi bulunan öğretmenlerin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini diğer öğretmenlerden daha az kullandıkları sonucuna ulaşılabilir. Ayrıca araştırmaya katılan öğretmenlerin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanma düzeylerinde yaş, cinsiyet, hizmet yılı ve mezun oldukları üniversite açısından anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlar bağlamında, başta okul öncesi öğretmenleri olmak üzere özel eğitim ve ilkokul öğretmenlerinin okuryazarlığın geliştirilmesinde sesbilgisel farkındalığın önemine ilişkin bilinçlendirilmeleri gerektiği düşünülebilir. Ayrıca çocukların gelecekte iyi birer okuryazar olabilmeleri için öğretmenlerin sesbilgisel farkındalık becerilerine ilişkin yeterli bilgiye ve öğretim becerisine sahip olmaları gerekmektedir. Bu nedenle üniversitelerin sınıf öğretmenliği ve özel eğitim bölümü ders programları, sesbilgisel farkındalığın ve okuma-yazma becerilerinin önemini vurgulayacak şekilde zenginleştirilmelidir. Anahtar Sözcükler: Okuma-yazma becerileri, sesbilgisel farkındalık, öğretimsel etkinlikler, işitme engelli çocuk.

EtkinlikEğitim etkinliğiEğitim sistemi+7
Ceyda Emir
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen eğitimi programlarındaki etnopedagojik ögelerin incelenmesi: Kırgızistan örneği

Bu çalışmada, Kırgızistan'da öğretmen eğitimi programlarında etnopedagoji eğitiminin incelenmesi amaçlanmaktadır. Öğretmenlerin etnopedagojik açıdan yetiştirilmeleri ile ilgili Kırgızistan'da çalışmalar yapılıyor olması ve Türkiye'de henüz bu konuda örnek bir uygulama bulunmaması nedeniyle bu çalışma Kırgızistan'da gerçekleştirilmiştir. Öncelikle alan yazında öğretmen eğitiminde etnopedagoji eğitiminin gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar araştırılmış, bulunan önemli kaynakların Kırgızca'dan Türkçe'ye çevirisi yaptırılarak bu kaynaklardan yararlanılmıştır. Ayrıca, genel olarak etnopedagoji ile ilgili yapılan yayınlar taranarak etnopedagoji kavramının kapsamını açıklamaya yönelik tartışmalar yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda araştırmada, nitel araştırma deseni uygulanmıştır. Veriler doküman incelemesi ve görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırmanın gerçekleştirilmesi amacıyla araştırmacı 50 gün boyunca Bişkek, Kırgızistan'da kalmış, orada bulunduğu sürede gerekli dokümanlara ulaşmış ve görüşmelerin planlanması ve gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Görüşmeler, etnopedagoji konusunda çalışmaları bulunan ve öğretmen eğitimi programı kapsamında etnopedagoji dersini yürüten üç öğretim elemanı ve etnopedagoji dersini almış olan beş lisansüstü öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Doküman incelemesi ve görüşmeler sonucunda ortaya çıkan görüşler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda öncelikle Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi'nde öğretmen eğitimi programlarında verilen etnopedagoji dersi hakkındaki bilgiler ortaya konulmuş, daha sonra öğretim elemanlarının öğretmen eğitiminde etnopedagoji eğitimi konusundaki görüşleri ve öğretmen adaylarının etnopedagoji dersi hakkındaki görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Etnopedagoji, Halk Eğitimi, Öğretmen Eğitimi

EtnopedagojiEğitimEğitim programları+5
Yaprak Alagöz Hamzaj
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitim yönetiminde balanced scorecard kullanımı ve AÖS örneği

Çok hızlı bir değişimin olduğu küresel ekonomik sistemde kurumların değişime ayak uydurup ayakta kalabilmeleri için sürekli olarak doğru ölçme ve doğru değerlendirme yapabilmeleri gerekir. Sadece faaliyet raporları ve finansal tablolardan oluşan geleneksel ölçüm sistemleri, bunun için yetersiz kalmaktadır. Günümüzde, kurumların doğru ölçüm ve değerlendirme yapabilmeleri için kullanılan bir yöntem olan "Balanced Scorecard" sistemi, hızlı bir şekilde geleneksel ölçüm sistemlerinin yerini almaktadır. Bu çalışma, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sisteminde karma yöntemin en gelişmiş stratejisi olan "yakınsayan paralel karma yöntem deseni" kullanılarak bir uygulama olarak yapıldı. Çalışmanın evrenini 2014 ile 2018 yıllarındaki veriler oluşturdu. Çalışmada hem nicel hem de nitel yöntemler kullanıldı. 2014 ile 2016 yılları arasındaki veriler kurum çalışanları ile görüşmeler yöntemiyle elde edilirken, 2016- 2017 akademik yılı için mevcut veriler ile birlikte yeni anketler de yapıldı. Çıkan sonuçlara göre 2017-2018 yılı için tahminler yapılarak hedefler oluşturuldu. Bu araştırmada finansal boyut, öğrenciler boyutu, içsel süreçler boyutu ve öğrenme-gelişme boyutu olmak üzere Balanced Scorecard'ın dört boyutu kullanıldı. Bu boyutlar altında oluşturulan ölçütlerle sürekli bir iyileştirmenin olacağı geri bildirimli bir sistem kurulması amaçlandı. Anahtar Sözcükler: Uzaktan Eğitim, Balanced Scorecard, Açıköğretim Fakültesi

AçıköğretimAçıköğretim FakültesiAçıköğretim sistemi+6
Aisha Mohamoud Sharif Abdinor
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenci-öğretmen-veli bağlamında sanat eğitimi

Günümüzde üreten, eleştiren, sorgulayan ve farklı düşüncelere saygı duyan bireylerin yetişmesi, onların hem bilişsel hem de duyuşsal alanların gelişimine odaklanan bir eğitimle mümkün olur. Görsel Sanatlar dersi çocukların, bireysel gelişim hızına uygun olarak yapılan araştırma, inceleme, keşfetme, yorumlama ve yaratıcı bir ürün ortaya koyma etkinlikleri sonunda dengeli bireyler olarak yetişmesini sağlayan önemli alanlardan biridir. Bu araştırmanın amacı öğrenci, öğretmen ve velilerin görüş ve deneyimlerine dayalı olarak ilkokul Görsel Sanatlar dersinin niteliğini etkileyen faktörler, yapılan etkinlikler, karşılaşılan sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerinin olgubilimsel bir yaklaşımla incelenmesidir. Araştırmada, nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde olgubilim araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Gaziantep ilinde bulunan ilkokullardaki 4.sınıfta öğrenim gören altı öğrenci ve onların öğretmen ve velilerinden oluşturulmuştur. Araştırma verileri, iki oturum olarak yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler, öğrenci günlükleri ve ders planlarından toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilerek yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, öğrenci, öğretmen ve velilerin Görsel Sanatlar dersinin gerekli ve önemli olduğunu düşündüğü, ancak bu dersin amaçları ve çocuklara sağladığı yararlar hakkındaki düşüncelerinin sınırlı kaldığı görülmüştür. Sınıf öğretmenleri Görsel Sanatlar dersini işlemeye yönelik kendilerini yetersiz görmekte; ders saati, ortam, araç-gereç yetersizliği ve diğer derslerin yoğunluğu gibi sorunlardan dolayı derste yapılan etkinlikler resim çalışmalarıyla sınırlı kalmakta ve bu nedenle Görsel Sanatlar dersinin amaçlarına ulaşılamamaktadır. Öğrenci, öğretmen ve veliler karşılaştıkları sorunların çözümüne yönelik olarak ders saatinin artırılması, dersin içeriğinin değiştirilmesi, dersi branş öğretmenleri vermesi, okullarda atölye düzenlenmesi, sınıf mevcudunun azaltılması, öğretmen kılavuz kitapları geliştirilmesi, lise ve üniversite giriş sınavlarında Görsel Sanatlar dersine yer verilmesi gibi önerilerde bulunmuşlardır. Anahtar Sözcükler: Sanat Eğitimi, İlkokul, Görsel Sanatlar Dersi, Veli, Sınıf Öğretmeni, Olgubilim.

Aile içi ilişkilerAna-baba-genç ilişkileriEğitim sistemi+7
Nurgül Çakmak
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Mesleki ve teknik anadolu lisesi öğrencilerinin sosyal hareketliliğine ilişkin profilleri: Eskişehir ili örneği

Araştırmanın amacı, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında eğitim gören öğrencilerin sosyal hareketlilik beklentileri ile mesleki ve teknik ortaöğretim süreci arasındaki ilişkileri Eskişehir örneğinde incelemektir. Araştırmada nicel ve nitel yöntemler bir arada kullanılmıştır. Veriler, Eskişehir'de 7 mesleki ve teknik Anadolu lisesinden 12. sınıf öğrencisi 797 kişiden anket, 8 öğrenci, 8 mezun, 9 öğretmen olmak üzere 25 kişiden yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla elde edilmiştir. Nitel ve nicel araştırma verileri, eş zamanlı toplanmış ve analiz edilmiş, iki veri grubuna da eşit düzeyde ağırlık verilmiştir. Sosyoekonomik ve sosyokültürel özellikleri bakımından kısıtlı imkânlara sahip ailelerden gelen öğrencilerin meslek liselerine, kısa zamanda meslek ve gelir elde etme beklentisiyle yöneldikleri ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin, mesleki becerilere dayalı sermaye biçimine yatkınlık geliştirme, akademik becerilere dayalı sermaye biçimine mesafe koyma eğilimlerinin güçlü olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin, meslek liselerini tavsiye etme eğilimlerinin zayıf ancak fırsat verildiğinde tekrar tercih etme eğilimlerinin güçlü olduğu ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin, kısa sürede çalışma hayatına atılmayı kolaylaştırma ve iş gücü piyasasında tercih edilmeyi sağlama olasılığı bakımından meslek liselerini bir sığınak olarak algıladıkları tespit edilmiştir. Öğrencilerin, çalışma koşulları rahat, prestij ve gelir düzeyi yüksek işler kazandırma ve yüksek öğretime geçişi kolaylaştırma olasılığı bakımından meslek liselerini bir tuzak olarak algıladıkları ortaya çıkmıştır. Sığınak ve tuzak şeklinde betimlediğimiz algı formlarının iç içe geçtiği, kesiştiği ve birbirini dışlamadığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin sosyal hareketlilik beklentilerinin yatay yönde, sınırlı düzeyde olduğu ve bu beklentilerin şekillenmesinde mesleki eğitimin, tek başına olmasa da etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin beklentileri ile mevcut toplumsal koşullarının da önemli düzeyde örtüştüğü tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Eğitim, mesleki ve teknik eğitim, eğitim sosyolojisi, sosyoloji, sosyal hareketlilik, toplumsal tabakalaşma.

EskişehirEğitimEğitim sistemi+7
Çağdaş Ümit Yazgan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversitelerde akademik ve idari personel arasındaki statü kaynaklı çatışmanın incelenmesine yönelik bir araştırma

Ülkemizde son yıllarda artan üniversite sayısına bağlı olarak akademik ve idari personel sayısında artış yaşanmaktadır. Çeşitli kültür ve çevrelerde yetişmiş insanların bir araya gelmesi doğal olarak farklılığı da beraberinde getirmiştir. Bu farklı görüşler, tutumlar, kültürler ve kişilikler personel ilişkilerinde çeşitli sorunlar yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmada bu sorunlar ele alınmış çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır.Çalışmanın literatür kısmı iki bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde; Türkiye'de eğitim sisteminin yapısı, yaygın ve örgün eğitimin tanımları, üniversite kavramı, tanımı, tarihçesi gibi konular ele alınmıştır. Bu bağlamda Türk eğitim sistemi içerisindeki yükseköğrenimin Türkiye'deki ve Dünya'daki durumu ilgili kaynaklar taranarak incelenmiştir. İkinci bölümde; örgütsel çatışma, örgütsel çatışmanın kaynakları, çatışma süreci, türleri, çatışma yönetiminde başvurulan stratejiler gibi konular ele alınarak çatışma kavramının performansa olan etkileri irdelenmiştir.Çalışmanın üçüncü bölümü ise Doğu Anadolu Bölgesi'nde 1980 yılından önce kurulan Atatürk, Fırat, İnönü üniversitelerinde ve yine aynı bölgede 2005 yılından sonra kurulan üniversitelerinde uygulanmıştır. Uygulamanın amacı; ana kütlede yer alan üniversitelerde farklı statüde (akademik ve idari) çalışanlar arasındaki iş ilişkilerinde yaşanan çatışmalar ve bu çatışmaların performanslarına etkilerini incelemektir.Bulgular ışığında, akademik ve idari kadro faktörünün çatışmayı algılamada anlamlı bir farklılık gösterdiği, personel arasındaki statü farklılığının çatışmaya neden olduğu, yaşanan çatışmaların performansı olumsuz yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.

Akademik personelEğitim sistemiMesleksel statü+5
Berat Çiçek
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim II. kademe demokrasi eğitimi konuları üzerine Türk ve Alman eğitim sistemlerinde öğretmen görüşlerinin karşılaştırılması: Osnabrück-Muş örneği

Bu araştırmamızın amacı, Almanya'daki ve Türkiye'deki demokrasi eğitimi ile ilgili dersleri veren ortaokul öğretmenlerinin İlköğretim II. Kademe demokrasi eğitimi konuları üzerine görüşlerini karşılaştırmaktır. Bu nedenle Survey (Tarama) Modeli, Nitel Görüşme Tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, Almanya'nın Osnabrück kentindeki 11 ortaokul öğretmeni ile Türkiye'nin Muş kentinde bulunan 11 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplamak amacıyla nitel görüşme (mülakat) gerçekleştirilmiştir. Görüşmede toplam 6 soru her iki ülkedeki öğretmenlere aynı şekilde sorulmuştur. Görüşmede kayıt cihazı kullanılmış, kayıtlar daha sonra metin haline dönüştürülmüştür. Elde edilen verilerin analizi için betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Alman öğretmenlerin cevapları, A1-A11, Türk öğretmenlerin cevapları, T1 - T11 gibi kodlarla belirlenmiştir.Çalışmamızın sonunda, öğretmenlerin demokrasi algılarında ve demokrasi eğitimi ile ilgili uygulamalarında farklılıklar olduğu gözlenmiştir. Almanya'da demokrasi eğitimi ile ilgili uygulamaların daha fazla olduğu ve öğrencilerin okul ve ders ile ilgili işlere katılımının sağlanmaya çalışıldığı belirlenmiştir. Alman öğretmenler, sınıf meclisleri uygulamasını gerçekleştirmekte ve Öğretim materyali seçimini düzenlemektedirler. Almanya'daki okullarda, demokrasi eğitimi için yeterli alan sağlanmaktadır. Buna karşın, Türkiye'de, demokrasi eğitimi için, okullarda yeterli alan olmadığı belirtilmiştir. Türkiye'deki öğrencilerin katılım bilincinin yeterli derecede kazandırılmadığı, demokrasi eğitimi verilirken yeterli derecede uygulamaların yapılmadığı derslerin genellikle teorik olarak işlendiği ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Demokrasi, eğitim, demokrasi eğitimi

AlmanyaAlmanya-OsnabrueckDemokrasi+9
Şükrü Bilici
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ruhsal liderliğe ilişkin kuramsal bir inceleme

Teknolojik imkanların ve bilimsel gelişmelerin hayatımızı her yönden kuşattığı ve hemen her boyutuyla yaşantımızı kaçınılmaz biçimde etkilediği, çoğu durumda `sürekli değişmemizi' zorunlu kılan gelişmelerin ortaya çıktığı bir çağda, toplumsal yapılar, örgütler ve elbette liderlik anlayışı da metamorfoz geçirmelidir. Günümüzde, insanların sahip olduğu maddi olanakların genişliğine ve ulaşılmak istenen bilgiye `birkaç tıkla' ulaşılabilmesine rağmen, elde edilenin `anlamının', örgütlerin ve genel anlamda hayatın `anlamının ve amacının' sorgulandığı bir gerçektir. Bugün, örgütlerin özü ve ruhu insanlar olduğundan, değişen paradigmalara uyum sağlayacak ve onların manevi ihtiyaçlarını da dikkate alacak liderlik yaklaşımlarını öngörmektedir. Maddi gereksinimlerin ve kazanımların ötesinde, izleyenlerin ve liderin ruhsal gereksinimlerine odaklanan ve ruhsallığı evrensel ve birleştirici bir unsur olarak değerlendiren ruhsal liderlik, bu liderlik yaklaşımlarından biridir.Bu araştırmanın amacı ruhsal liderliği her yönüyle incelemek ve alanyazındaki mevcut birikimi bilimsel analiz ve sentez yoluyla ortaya koyabilmektir. Bu amaçla, yerli ve yabancı alanyazın taranmış ve ruhsal liderliğe ilişkin veriler araştırma alt problemlerine yanıt sunacak biçimde çözümlenmiştir. Ruhsal liderliğe ilişkin var olan durum olduğu gibi ortaya konulduğundan bu çalışma betimsel bir araştırmadır.Araştırmanın sonucunda, ruhsal liderliğin dinsel ve laik / seküler olmak üzere iki farklı açıdan ele alındığı görülmüştür. Dinsel açıdan konuyu işleyen kaynaklarda `kuram' kelimesi geçmemekte, ancak laik yönetim anlayışının hakim olduğu örgütler açısından ruhsallık ve ruhsal liderlik konusunu değerlendiren kaynaklarda `ruhsal liderlik kuramı' ifadesi yer almaktadır. Her iki yaklaşım değerlendirildiğinde, liderlik tanımlarının farklılık göstermesine rağmen, lider özelliklerinin pek çok ortak noktası olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Ruhsal boşluk, psikolojik sorunlar, izolasyon, bunalım, yalnızlık, anlamsızlık, belirsizlik, ben-merkezcilik gibi sorunlara çözüm olacak biçimde ruha ve ruhsallığa odaklanan ruhsal liderlik ve özellikle ruhsallık, eğitim örgütleri için de öğrenci başarısı, öğretmen ve yöneticilerin iş doyumu, öğrenmenin ve öğretim etkinliklerinin `anlamlandırılması' boyutlarında uygulanabilir ve `fayda getirici' bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.Araştırma bulgularına dayalı olarak, ülkemiz açısından yeni bir kavram olan ruhsal liderliğe ait temel kaynakların Türkçeye kazandırılması, ruhsal liderlikle ilgili mevcut ölçme araçlarının Türk eğitim sistemine ve Tük kültürüne uyarlamasının yapılması, yeni ölçme aracı geliştirme çalışmalarının yapılması ve ruhsal liderliğin diğer örgütsel etmenlerle ilişkisini ortaya koyacak araştırmaların yapılması önerilebilir.

Eğitim sistemiEğitim yönetimiLiderlik+3
Ali Korkut
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümlerinin yeterliliği hakkında öğretmen görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümlerinin yeterliliği hakkında öğretmen görüşlerini incelemektir. Araştırma modeli olarak nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin aynı zamanda kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırma yöntemleri nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni benimsenirken nicel araştırma yöntemlerinden ise betimsel yöntem benimsenmiştir. Araştırma grubunu, nitel araştırmalar için maksimum çeşitlilik örneklemesine göre Malatya ilinde Milli Eğitim İl Müdürlüğünde görev yapan 20 beden eğitimi öğretmeni oluştururken nicel araştırmalar için 283 beden eğitimi öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak nitel veri toplamada, araştırmacı tarafından geliştirilen 18 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılırken nicel veri toplamada ise araştırmacı tarafından geliştirilen ?Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümlerinin Yeterliliği Ölçek (BESÖBYÖ)? kullanılmıştır. Ölçek öğretim programı yeterliliği, öğretim elemanı yeterliliği ve tesis yeterliliği olmak üzere 3 alt boyuttan meydana gelmiştir. Veri analizlerinde nitel veriler için içerik analizi yapılmışken nicel veriler için Kruskal Wallis H testi ve Mann Whitney U testi yapılmış ve anlamlılık düzeyi olarak ?=0,05 seçilmiştir. Araştırmanında nitel bulgularında beden eğitimi öğretmenlerinin beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümlerinin yeterliliği ile ilgili görüşleri öğretim programı yeterliliği, öğretim elemanı yeterliliği ile tesis ve sosyal imkân yeterliliği olmak üzere üç ana kavram altında toplanmıştır. Araştırmada ?Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümlerinin Yeterliliği Ölçeği (BESÖBYÖ)? geliştirilmiştir. Ölçeğin Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) sonuçlarına göre ölçek, öğretim programı yeterliliği, öğretim elemanı yeterliliği ve tesis yeterliliği olmak üzere üç alt boyutlu olduğu anlaşılmıştır. Araştırmanın nicel bulgularında beden eğitimi öğretmenlerin yaşlarına, mezun oldukları yıllarına, öğretmenlik hizmet yıllarına ve okullarındaki beden eğitimi öğretmen sayılarına göre beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölüm yeterliliklerine ilişkin puanları arasında istatistikî anlamda fark (p<0,05) bulunurken öğretmenlerin cinsiyetlerine, eğitim durumlarına ve okullarındaki öğrenci sayılarına göre beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölüm yeterliliklerine ilişkin puanları arasında istatistiki anlamda fark (p>0,05) bulunmamıştır. Sonuç olarak beden eğitimi öğretmenleri mezun oldukları beden eğitimi ve spor öğretmenliği programının Milli eğitim bakanlığı okulları şartlarıyla paralellik göstermediğini düşünmektedirler. Öğretmenler, öğretim elemanlarını, sayısal ve nitelik bakımından yetersiz görmektedirler. Beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümlerinin tesis ve sosyal imkânlar açısından problemlerin var olduğu tespit edilmiştir.

Beden eğitimiEğitimEğitim sistemi+4
Sinan Uğraş
İnönü University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Avusturya ve Türkiye'deki ortaokullarda demokrasi eğitimi içeriğine ilişkin öğretmen görüşlerinin karşılaştırılması (Viyana-Diyarbakır örneği)

Bu çalışmanın amacı, Avusturya ve hızla demokratikleşen Türkiye?deki ortaokullarda demokrasi eğitimi içeriğinin yeterliliğini öğretmen görüşleriyle belirleyip, karşılaştırabilmektir.Çalışma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması temelli yapılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu, 2012-2013 öğretim yılında Diyarbakır il merkezinde yer alan ortaokullarda görev yapan sosyal bilgiler öğretmenleri ile Viyana şehir merkezinde yer alan ortaokullarda görev yapan, toplam 100 tarih ve sosyal bilgiler dersi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada, çalışma grubunun seçilmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Çalışma grubunu oluşturan Türkiye ve Avusturya?daki tarih ve sosyal bilgiler öğretmenlerinin demokrasi eğitimine ilişkin, görüşlerini belirlemek amacıyla on bir açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre ulaşılan bazı sonuçlar özetle aşağıda verilmiştir:Türkiye ve Avusturya?daki öğretmenlerinin demokrasi kavramına ilişkin algıları birbirinden farklı olsa da genelindeki algılarının ?ifade özgürlüğü? ekseninde birleştikleri saptanmıştır. Türkiye?de ortaokullarda yer alan öğretim programlarında demokrasi eğitimini temele alan kazanımların öğretmenler tarafından yetersiz bulunduğu, Avusturya?da ortaokullarda hazırlanıp uygulanan öğretim programlarında demokrasi eğitimini temele alan kazanımların öğretmenler tarafından yeterli bulunduğu belirlenmiştir. Avusturya?da ortaokullarda demokrasi eğitimine yönelik kazanımların, değerlerin daha çok sosyal öğrenme kuramına dayalı olarak öğrenciye aktarılmaktadır. Türkiye?de demokrasi eğitimine yönelik olarak öğrenciye aktarılması gereken nitelikleri aktarmada öğretmenlerin yeterlilik olarak eksiklikleri olmasına rağmen Avusturya?da böyle bir durumun çok fazla olmadığı saptanmıştır. Türkiye?de demokrasi eğitimine yönelik olarak hazırlanan programlarda içeriğin yeterli olmadığı, Avusturya?da ise içeriğin yeterli olduğu görülmüştür. Türkiye?de demokrasi eğitiminin daha çok değerlere, Avusturya?da ise bilgiye yönelik olduğu belirlenmiştir. Avusturya?da demokrasi eğitimi ile ortaokullarda daha çok bireysel farklılıklara saygı, Türkiye?de ise düşünce farklılıklarına saygı değerlerinin öğrenciye kazandırılmaya çalışılmaktadır. Demokrasi eğitimine yönelik olarak hazırlanan içerik soyut olduğundan somutlaştırılarak aktarıldığında öğrenci başarısının, anlamlı ve kalıcı öğrenmesini hem Türkiye?de hem de Avusturya?da arttıracağına yönelik sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Demokrasi, Demokrasi Eğitimi, Eğitim, Sosyal Bilgiler

AvusturyaDemokrasiDemokrasi eğitimi+7
Özcan Ekici
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de COVID-19 pandemisi sürecinde eğitimde yaşanan dönüşümün analizi: Sorunlar, fırsatlar ve eşitsizlik

2019 yılında Çin'in Wuhan şehrinde ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi ile birlikte hayatın her alanında olduğu gibi eğitim alanında da hızlı bir şekilde tedbirler alınmaya başlamıştır. Salgın ortaya çıktıktan sonra eğitim-öğretime ara verilmiş ve ardından ara verilen eğitim-öğretim faaliyetlerine uzaktan eğitim yoluyla devam edileceği açıklanmıştır. Alınan önlemler çerçevesinde okulların kapatılması öğrencileri dijital ortamlarda eğitim görmek durumunda bırakmıştır. Yeni ve alışık olunmayan bu durum hem bazı fırsatları hem de sorun ve tartışmaları beraberinde getirmiştir. Bu çalışma kapsamında Covid-19 pandemi sürecinde uzaktan eğitim alan üniversite öğrencilerinin görüşleri ve uzaktan eğitim sistemine yönelik bakış açıları değerlendirilerek pandemi sürecinde eğitimde yaşanan dönüşümün analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, pandemi sürecinde uzaktan eğitim alan 300 üniversite öğrencisine iki bölümden oluşan anket uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin, uzaktan eğitim sürecinde başarılı oldukları, notlarının yüksek olduğu, ancak bu süreçte alınan derslerde kendilerini kısmen yetkin gördükleri tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin yaşanan bağlantı ve internet sorunlarında aldıkları teknik desteği de kısmen yeterli buldukları belirtilmiştir. Bununla birlikte pandemi sonrasında da uzaktan eğitimin tercih edilme oranının da az olduğu görülmektedir. Çalışmada uzaktan eğitime yönelik tutum, imkân ve memnuniyet, öğretim üyelerine yönelik tutum, online sınava yönelik tutum, iletişim ve erişime ilişkin tutum ile kıyaslamaya yönelik tutumlar incelenmiştir. Bulgular sonucunda her bir faktörün ise anlamlı derecede yüksek sonuçlar oluşturduğu belirlenmiştir.

COVID 19DeğişimEğitim+6
Şimal Aşan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

eTwinning faaliyetleri ve 21. yüzyıl eğitim ve öğretim becerileri ilişkisi

21. yüzyıl, hızlı teknolojik gelişmeler, bilginin hızla yayılması, ekonomik ve kültürel değerlerin küreselleşmesi, artan hareketlilik ve esneklik, azalan güvenlik ve belirsizlik çağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çağın öğrencileri tam olarak belli olmayan bir geleceğe hazırlanmak durumundadırlar ve teknolojik yeniliklerin hızla büyümesi göz önüne alındığında, eğitimin bu yeniliklere uyum sağlaması gerekmektedir. Yaratıcılık, eleştirel düşünme, esneklik, medya ve bilgi iletişimine hazırlık, olağanüstü değişime uyum sağlama, değişimi yönlendirme gibi yetkinlikler ön plana çıkmaktadır. Teknolojik okuryazarlık gibi temel beceriler de dâhil olmak üzere bireylerin 21. yüzyıl becerilerinde ustalaşmaları gerekmektedir. eTwinning örneğine benzer şekilde, proje tabanlı çalışmaların eğitim öğretim sürecinde yürütülmesi, öğretim alanlarının zenginleştirilmesini sağlayıp öğretmenlerin ve öğrencilerin yeni yüzyıl becerilerini destekleyerek, ihtiyaç duyulan yetkinliklerin eğitimle bütünleşmesini kolaylaştıracağı düşünülmektedir. Öğrencilerin günlük yaşamlarını kolaylaştırmak ve onları yarının iş dünyasına hazırlamak eğitimin en önemli hedeflerinden biridir. Bu bağlamda öğretmenler, 21. Yüzyıl becerilerini geliştirmek ve ölçmek için kullanabilecekleri araç ve yöntemler konusunda desteklenmelidir. eTwinning Faaliyetlerine katılan eğitimcilerin 21.yüzyıl eğitim ve öğretim becerilerine sahip olma düzeyininin belirlenmesini hedefleyen bu çalışmada deneysel olmayan araştırma yöntemlerinden Betimsel (Tarama) Kesitsel deseni kullanılmıştır. Araştırmada Valtonen ve diğerleri (2017) tarafından geliştirilmiş olan ve Alpaslan ve diğerleri (2021) Türkçeye uyarlanmış, geçerlilik ve güvenirliği test edilmiş, 21-59 yaşları arasındaki öğretmenlere uygulanmak üzere geliştirilen "21. Yüzyıl Becerileri Kapsamında Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek; 38 soru ve 6'lı likert (1=Bilgi eksikliğim çok fazla, 6=Bilgi düzeyim çok iyi) olmak üzere yedi alt boyuttan oluşmaktadır. Verilerin düzenlenmesinde Microsoft Excel 2016 programı, verilerin analizinde Microsoft SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygun olup olmadıklarına bakmak için Kolmogorov Smirnov testi sonuçları, Shapiro-Wilks Testi sonuçları, çarpıklık ve basıklık değerleri ve histogram grafikleri incelenmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre Bursa ilinde aktif olarak eTwinning projeleri yürüten öğretmenlere uygulanan 21. Yüzyıl Becerileri Kapsamında TPAB ölçek sonuçlarının "yüksek derecede güvenilir" olduğu tespit edilmiştir Araştırma bulgularına göre öğretmenlerin 21. yüzyıl becerileri kapsamında TPAB düzeylerinin iyi düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin demografik verileri incelendiğinde büyük bölümünün (%57,7) 36-45 yaş aralığında olduğu tespit edilmiştir. Çalışmaya katılan öğretmenler arasında 46-55 yaş aralığında bulunanların Pedagojik Bilgilerinin, lise kademesine görevlilerin Pedagojik Alan Bilgisi düzeylerinin ve Alan Bilgisi düzeylerinin ileri seviyede olduğu tespit edilmiştir. En yüksek TPAB düzeyine sahip öğretmenlerin, demografik değişkenlar bazında, 46-55 yaş aralığında, sınıf öğretmeni ve ilkokul kademesinde görev alan öğretmenler olarak belirlenmiştir.

BeceriEtwinningEğitim+7
Feride Başak Başar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sahn-ı Semân Medreseleri ve eğitim sistemi

Sahn-ı Semân Medreseleri, Osmanlı eğitim-öğretim sistemi içerisinde önemli bir yere sahip olmuştur. Bu önem, İslâmiyet'in doğuşundan itibaren ortaya konulan eğitim-öğretim ve kültür faaliyetlerinin özümsenmesinden ve bunların üzerine bina edilmesinden kaynaklanmıştır. Çalışmamızda ilk medreselerin doğuşundan Fatih Sultan Mehmed dönemine kadar olan gelişim süreci ve uygulamalarından kısaca bahsedilmiştir. Bununla beraber hem Fatih Sultan Mehmed dönemine hem de sonraki dönemlere olan tesirleri üzerinde de durulmuştur. Ayrıca araştırmamız açısından büyük öneme sahip olan Fatih Sultan Mehmed'in hayatına, eğitim-öğretimine, hocalarına ve Fatih külliyesinin diğer birimlerine değinilmiştir. Daha sonra, asıl üzerinde durmak istediğimiz Sahn-ı Semân Medreseleri'nin kuruluşu, fiziki yapısı, sosyal yapısı, idari yapısı, işleyişi, müderrisleri, talebeleri, okutulan dersler, eğitim-öğretimin programları, metodu, dili, zihniyeti ve toplumsal hayata olan katkıları araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sahn-ı Semân, Medrese, Eğitim sistemi, Fatih, Külliye

EğitimEğitim kurumlarıEğitim programları+7
Kamran Süleymanov
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'ne katılım sürecinde havayolu ve havacılık işletmelerinde insan kaynaklarının eğitim ve geliştirilmesine yönelik standartların analizi

Havayolu ve havacılık isletmeleri bakım organizasyonlarında yer alançalısanların, havacılık teknolojisindeki hızlı degisimde yeterliliklerini gelistirme vefarklı hava araçlarının bakım standartlarına uyum saglamalarında en önemli faktöregitimdir.Gerek havacılık sektörünün uluslararası bir nitelik tasıması ve gerekse ülkelerinhavacılık alanında yapmıs oldugu anlasmalar geregi uluslararası standartlarınolusturulması ve bu standartlara uyum havacılık emniyeti açısından son derece önemlibir konudur.Ülkemizin AB sürecinde bulundugu bu dönemde, havayolu ve havacılıkisletmeleri bakım organizasyonlarında yer alacak çalısanların, Avrupa HavacılıkStandartları çerçevesinde olusturulmus bir bakım egitim organizasyonunda, yine ilgilistandartlar çerçevesinde bir egitim ve gelisim sürecinden geçirilmesi çok yararlıolacaktır.Bu çalısmanın ilk bölümünde KY, KY'nin fonksiyonları ve KY'de egitim vegelistirme ile ilgili kavramlar açıklanarak incelenmistir.kinci bölümde, sivil havacılıgın tanımı ve faaliyetleri, sivil havayolu vehavacılık isletmeleri, sivil havacılık faaliyetlerini düzenleyen ulusal ve uluslararasıkuruluslar ile ülkemizde havacılık faaliyetleri hakkında yapılmıs yasal düzenlemelerinneler oldugu incelenmistir.Çalısmanın üçüncü ve son bölümünde ise; Avrupa Birligine katılım sürecinde,havayolu ve havacılık isletmelerinde uygulanan hava aracı bakım egitimi faaliyetlerininAvrupa Havacılık Standartları'nda uygulanabilmesi için olusturulması gereken yapı vesüreç incelenerek, degerlendirme ve önerilerde bulunulmustur.

Avrupa BirliğiAvrupa standartlarıEğitim+5
Osman Nuri Sunar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

4+4+4 eğitim sistemi uygulamasının ilkokul matematik öğretim-öğrenim süreci üzerindeki etkileri

Dünyada ekonomik alanda, teknolojik yapıda, sosyal alanda ve kültürel yaşamda her geçen gün ortaya çıkan yeni gelişmeler ülkeler arasındaki sınırları kaldırmakta, kültürler ve toplumlar arasında çok hızlı ve yoğun bir etkileşim süreci yaşanmaktadır. Nitekim bu hızlı gelişim ve değişimin karşısında toplumların ve kurumların durağan kalmasını beklemek çok zordur. Bu etkileşimler ve süregelen gelişmeler ülkemizde birçok alanda olduğu gibi eğitim alanında da yenilikleri ve gelişmeleri beraberinde getirmiştir. 2012-2013 eğitim- öğretim yılında 4+4+4 eğitim sistemi olarak adlandırılan 12 yıllık kesintisiz kademeli yeni bir eğitim sistemi uygulanmaya başlamıştır. Bu eğitim sistemi ile zorunlu eğitim süresi 8 yıldan 12 yıla çıkmış, ilkokul 5 yıldan 4 yıla inmiş ve yeni eğitim sisteminde müfredat değişikliklerine de gidilerek öğrencilerin bilgi ve becerileri doğrultusunda öğretim ve öğrenim süreci oluşturulmaya çalışılmış ve sonuçta Türk eğitim sisteminde yeni bir dönem başlamıştır. Araştırmada yeni sistemin bugünün Türkiye şartlarına uyumunu, matematik eğitimi, başarısı üzerine etkisi ve yapılan anket çalışması ile de Marmara Bölgesi'ndeki çoğunlukla Bursa'daki sınıf öğretmenlerinin sistemle ilgili bilgi düzeyleri ve kabulleniş oranlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. İstatistik yöntemler kullanılarak sistemin başarısında hangi faktörlerin etkili olduğu analiz edilmiş ve en etkili faktörler sırasıyla; müfredatın uyumu, matematik öğretim kalitesi, fiziki koşulların uyumu, paydaşların bilgilendirilmesi olarak elde edilmiştir. Anketlerinin analiz sonuçları ile birlikte öğretmen olan araştırmacının gözlemleri ve katılımcılara sorulan açık uçlu soruda belirtilen öğretmen görüşleri birlikte değerlendirilerek çıkan bulgular yorumlanmış ve bunun uzantısı olarak yaşanan uyum sürecine ilişkin öneriler geliştirilmiştir. Günümüz bilgi toplumunda eğitim sisteminde katı programlardan esnek programlara, öğretmenin program başlatma ve yönetmesinden, öğrencinin başlatmasına ve gurup planlamasına, bağımlı içerikten bağımsız içeriğe geçiş sağlanmalı ve eğitim yöntemlerine bireysellik ön plana çıkmalı, bireyin kendi yetenek ve potansiyelini keşfetmesini ve ilgi duyduğu alanlara yönelmesini sağlayan esnek programlar geliştirilmeli, gurup ve bireysel çalışmalarla geleceğin kalıcı olmayan organizasyonlarına hazırlamalıdır. Sonuç olarak; üçüncü dünya ülkelerinde uygulanan sekiz yıllık kesintisiz eğitim yerine, öğrencileri kabiliyetleri istikametinde belli bir hedefe yönlendirecek olan yeni, kesintili sistem bu bağlamda ileriye doğru bir ümit ışığı olarak değerlendirilmiştir, bu sistem ile fırsat eşitliği sağlanmış, yaş ve fiziksel uyumsuzluk sorunu ortadan kalkmış, mesleki eğitime erken yönlendirmenin önemi anlaşılmıştır. Bunların yanında, sistemin eksikliklerinin okul öncesi eğitime yönelik olduğu, sınıf öğretmenlerinin norm fazlası durumuna düşmesi durumu, erken yaşta başlanan ilkokulda matematik öğretiminde öğrenme zorluklarının yaşandığı ve fiziksel şartların sisteme hazır olmadığı sonuçlarına da varılmıştır. Anahtar kelimeler: 4+4+4 Eğitim sistemi, ilkokul matematik eğitimi, Türk eğitim sistemi

4+4+4 eğitim sistemiEğitim sistemiMatematik eğitimi+4
Ramazan Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Temel eğitimde vizyon ve konsensüs arayışları toplam kalite yönetimi modeli ve bir anket uygulaması

ÖZET Günümüzde bilgi teknolojisi ile birlikte, hızlı bir değişim yaşanmaktadır. Ancak, bu değişime hazırlıklı olan, değişimde belirleyici olan örgütler ayakta kalabilmektedir. Ekonomik sosyal ve kültürel gelişmede, ülkemiz için, büyük önem taşıyan ve eğitim sisteminin ilk basamağını oluşturan temel eğitimimiz, öğretim süresi ve eğitim kalitesi yönünden yetersizdir. Klasik örgüt yapısı ve yönetim anlayışı ile, kıt kaynaklar verimli ve etkili kullanılmamaktadır. Savurganlıklar önlenememektedir. Temel eğitimimiz, bugünkü mevcut yapısı ile, bilgi toplumu olmamızı sağlayacak, 21. Yüzyıl insanını yetiştirecek yapı ve yönetimden uzaktır. Temel eğitimde verimliliğin, kalitenin, sağlanması, çevresindeki değişimlere uyabilen, araştırıcı,' öğrenmeyi ' öğrenebilen, doğru düşünebilen, yaratıcı, üretici, girişimci, kendini ülkesini ve toplumu sürekli geliştirmeye çalışan, iletişim kurabilen, insanların yetiştirilebilmesi için, öncelikle temel eğitimin reorganizasyonu şarttır. Üretim ve hizmet işletmelerinde başarıyla uygulanan Toplam Kalite Yönetimi'nin temel eğitim örgütlerinde de uygulanması ile 21. Yüzyılın bilgi toplumunu meydana getirecek olan bireylerin yetişmeleri sağlanabilir. Temel eğitimde TKY'e geçilmesi için, öncelikle temel eğitimin mevcut yapı ve organizasyonu TKY uygulamalarına uygun biçimde yeniden yapılandırılmalı, Toplam Kalite eğitimine hemen başlanılmalıdır. En akılcı yatırım, insana yapılan yatırımdır.

Eğitim sistemiKütahyaMilli Eğitim Bakanlığı+3
Hüseyin Demirdaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
DoctorateOpen AccessTR

Akreditasyonun etkilerinin sistem öğeleri açısından incelenmesi

Bu araştırma akreditasyonun okul sisteminin girdi, süreç, çıktı, geribildirim ve çevre öğeleri üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlayan nitel bir çoklu durum çalışmasıdır. Veriler 2020-2021 eğitim-öğretim yılında, Uluslararası Bakalorya Organizasyonu'nun (International Baccalaureate-IB) İlk Yıllar Programı (Primary Years Programme-PYP) akreditasyonuna sahip üç özel ilkokuldan görüşme, gözlem ve doküman analizi yapılarak toplanmıştır. Veri analiz yöntemi olarak tematik analizden faydalanılmıştır. Veri analizi çerçevesi olarak Katz ve Kahn'ın "Açık Sistem Teorisi" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular; önce her bir durum için tek tek verilmiş, sonra durumlar karşılaştırılarak akreditasyonun okul sisteminin öğeleri üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; üç okuldan birbirine çok benzer bulgular elde edilmiştir. Okulların birbirinden farklı özelliklerine rağmen, PYP'nin okulun sistem öğeleri üzerinde yarattığı etkilerin benzer olduğu görülmektedir. Yönetici ve öğretmenler akreditasyonun okul sisteminin girdi, süreç, çıktı, geribildirim ve çevre öğeleri üzerinde olumlu etkileri olduğunu düşünmektedirler. Ancak bu olumlu etkilerin oluşmasında ve programın başarıyla uygulanmasında; öğrenciler, veliler ve tüm çalışanlardan oluşan okul topluluğunun akreditasyon programına yönelik tutumuyla birlikte, kadronun PYP uygulayıcısı olmadaki mesleki yetkinliği, değişime uyumlanma, iletişim ve takım olma becerileri gibi konuların belirleyici rolü olduğu görülmektedir. PYP okullarında görev yapan öğretmen ve yöneticilerin; ulusal müfredatla PYP'yi örtüştürme, akademik başarı beklentileriyle programın kazanımlarını dengeleme arasında gerilim yaşadıkları görülmektedir. Akredite okulların ulusal eğitim sistemi ve sınav baskısı ile programın hedef ve kazanımları arasında yaşadıkları ikilemi yönetmek için stratejiler geliştirmeleri gerekmektedir. Ayrıca akredite olmak isteyen okulların vizyonları, ekonomik koşulları ve velilerin okuldan beklentileri açısından kendi bağlamlarını çok iyi analiz etmeleri önemlidir. Bu okulların sürdürülebilirlik, fayda-maliyet ve okul topluluğunun hazır oluşu gibi kriterler üzerinden yapacağı değerlendirmeler sonucunda akreditasyon çalışmalarını başlatmaları önerilebilir. Anahtar sözcükler: Akreditasyon, IBPYP, Eğitimde kalite, Açık sistem teorisi.

AkreditasyonAçık sistemlerEğitim kalitesi+7
Hatice Adıyaman
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme durumuna ilişkin beklenti ve gözlem düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmada eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyini yönetici ve öğretmen görüşleri aracılığı ile incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Bursa ili Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım ilçelerinde kamuya bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan 412 öğretmen ve yönetici oluşturmuştur. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Çalışmada kullanılan veri toplama aracı "Eğitim Sistemlerinin Amaçlarının Gerçekleşme Düzeyi Ölçeği" adıyla araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçek kişisel bilgiler, eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyine yönelik gözlem görüşleri ve eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşmesi ile ilgili beklenti görüşleri olarak üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın verilerinin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis H testi, Mann Whitney U testi ve Index yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamındaki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan öğretmen ve yöneticilerin genel olarak eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyine ilişkin gözlem görüş düzeyleri; ideolojik boyutta en yüksek düzeyde(x̄ =4,69, Ss=1,64), siyasi boyutta (x̄ =4,48, Ss=1,66) ve ekonomik boyutta en düşük düzeyde (x̄=3,99, Ss=1,74) belirlenmiştir. Ayrıca görüşlerine başvurulan aynı grubun genel anlamda eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeylerine yönelik beklenti görüşleri; ekonomik boyutta en yüksek düzeyde (x̄ =6,33, Ss=1,29), siyasi boyutta (x̄ =6,22, Ss=1,36) ve ideolojik boyutta en düşük düzeyde (x̄ =6,18, Ss=1,38) ölçülmüştür. Kamuya bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan öğretmen ve yöneticilerin görüşlerinin analiz sonuçlarına göre; "Siyasal Amaçlar" parametresine ait değerler, Gİ (Gözlem İndeksi) = 4,49, Bİ (Beklenti İndeksi) =6,22 ve GGİ (Gerçek Gözlem İndeksi) =%50; "İdeolojik Amaçlar" parametresine ait değerler, Gİ=4,72, Bİ=6,18 ve GGİ=%54 ve "Ekonomik Amaçlar" parametresine ait değerler, Gİ=4,00 Bİ=6,32 ve GGİ=%44 şeklinde hesaplanmıştır. Eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyine yönelik görüşlerinegöre erkek katılımcılar eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyini kadın katılımcılardan daha yüksek bir düzeyde algılamaktadır. Aynı amaçlar eğitim düzeyi değişkeniyle ele alındığında gruplar arasında herhangi bir istatistik fark görülememiştir. Görev bazında bakıldığında ise, okul müdürleri öğretmenlere göre eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleşmesine ilişkin daha yüksek düzeyde gözlemlere sahiptir. Araştırmaya katılanların branşları ile eğitim sistemleri amaçlarına yönelik gözlem görüşleri arasındaki ilişkiye bakıldığında, bütün anlamlı ilişkilerde sınıf öğretmenlerinin, diğer branş öğretmenlerinden daha yüksek ortalama değere sahip olduğu görülmektedir. Kıdem düzeyi değişkenine yönelik bulgulara göre, anlamlı ilişki çerçevesinde elde edilen ortalamalar incelendiğinde, 6 – 10 yıl arası kıdeme sahip katılımcılar eğitim sistemleri amaçlarının en yüksek düzeyde gerçekleştiği görüşüne sahiptir.

EkonomiEğitim sistemiSiyaset+2
Gülşah Polat
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler öğretmenlerinin Türk eğitim sistemine ilişkin görüşleri: Güncel sorunlar ve önerilen çözümler (Mardin ili örneği)

Sosyal bilimlerin tecrübelerinden birey kendisini ve toplum yapısını kavrayan, birlikte yaşayabilen ve sağlıklı kişilerin yetişmesi açısından yeni nesillere aktarılması gerekir. Bu çalışma; sosyal bilgiler öğretmenlerinin gözünden sosyal bilgiler eğitimine ilişkin mevcut sorunlar irdelenerek çözüm yolları sunulması amaçlanmıştır. Türk Eğitim Sistemi'nin sosyal bilgiler dersiyle ilgili sorunların değerlendirilmesi ve çözüm üretilebilmesi açısından sosyal bilgiler öğretmenlerinin görüşleri ve çözüm önerileri mevcut sorunlara ışık tutması araştırmanın yapılış gerekçesidir. Araştırmada şimdi veya gelecekteki problemleri ortaya koymak hedeflendiğinden nitel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma gurubunu Mardin ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim okullarında görev alan ulaşılabilme durumuna göre seçilen 50 Sosyal Bilgiler öğretmeni oluşturmaktadır. Nitel araştırma yaklaşımlarından söylem çözümlemesi ve içerik çözümlemesi teknikleri kullanılmıştır. Söylem çözümlemesiyle görüşlerin derinlemesine incelenerek bazı durumlarda eleştirel bakış açısı kullanılmış olunup, içerik çözümlemesindeyse araştırmadaki genel eğilimler ve görüşler betimsel olarak ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, okulun, öğrencinin hazır bulunuşluğunu, motisavyonunu etkilediği, öğrencinin genetik/mental durumu, velinin öğrenciyi nasıl yönlendirdiği, çocuğun içinde bulunduğu maddi koşulların eğitimiyle doğru orantılı olduğu, öğrencinin yetiştiği çevrenin başarısında etkili olduğu görülmektedir. Öğrencinin yardımcı kaynaklara ulaşabilmesi başarıyı etkileyen diğer bir unsurdur. Öğretmenlerin çoğu ders kitaplarının kaliteli basılmadığını belirtmişlerdir. Veli tutumunun, sosyo-ekonomik koşulların önemli olduğu, ebeveynlerde eğitim farkındalığı oluşturulması gerektiği, velilerin okulla işbirliği yapması ve aile ziyaretlerinin artırılması sonucuna varılmıştır. Ders esnasında öğretmenler; akıllı tahtayı, soru cevap yöntemini ve sunuş yolunu sıklıkla kullanmaktadırlar. Okulların müfredatla uyumlu, fiziki açıdan desteklenmesi gerektiği ayrıca okullara bütçe ayrılmalıdır. Eğitim sistemi tasarlanırken tüm mesleklerle görüşülüp ihtiyaca uygun bir şekilde düzenleme yapılmalıdır. Eğitim sisteminin tüm kademeleri; öğretmenlerin görüşleri geri dönütleri doğrultusunda düzenletilmelidir.

Eğitim sistemiMardinSosyal bilgiler+5
Merve Sağlam
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerine yönelik kapsayıcı eğitim tutum ölçeğinin geliştirilmesi

Kapsayıcı eğitim anlayışı dil, etnik köken, cinsiyet, ekonomik düzey, özel gereksinim vb. açılardan farklılıkları olan bireyleri odak noktasına almaktadır. Bu farklılıklar kendi içerisinde dezavantajlar barındırmakta ve dışlanmaya sebep olabilmektedir. Bu durum farklı olan bireylerin sınıf ortamlarında zengin bir eğitim almalarını engellemektedir. Tüm bireyler ihtiyaçlarına cevap verebilecek zengin bir eğitimi hak etmektedir. Farklılıkları olan bireylerin zengin bir eğitim almasını sağlayacak anlayış ise kapsayıcı eğitim anlayışıdır. Bu araştırmanın amacı ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin kapsayıcı eğitim tutumlarını çok boyutlu olarak ölçmeye yönelik güvenilirliği ve geçerliliği test edilmiş bir ölçek geliştirmektir. İlk olarak ölçeğin kapsam geçerliliğini test etmek amacıyla uzman görüşüne başvurulmuştur. Yapı geçerliliğine yönelik Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Açımlayıcı Faktör Analizi grubunun verileri Gaziantep'te bulunan 4. sınıfta öğrenim gören toplam 234 öğrenciden elde edilmiştir. Açımlayıcı Faktör Analizi sonucunda 21 maddeden oluşan beş faktörlü bir yapıya ulaşılmıştır. Bu faktör yapılarına "ekonomik düzey", "göç ve etnik köken", "dil", "özel gereksinim" ve "cinsiyet" adları verilmiştir. Oluşan faktör yapılarının Cronbach Alpha değerleri sırasıyla ".784, .680, .656, .607, .602" olarak hesaplanmıştır. Uygulamanın Doğrulayıcı Faktör Analizi aşamasında ise AFA sonucunda ortaya çıkan faktör yapıları test edilmiştir. Doğrulayıcı Faktör Analizi Grubunun verileri Gaziantep'te bulunan ve dördüncü sınıfta öğrenim gören toplam 221 öğrenciden elde edilmiştir. Yapısal eşitlik modellemesi oluşturulmuş ve uyum indeksleri kontrol edilmiştir. Bu uyum indekslerine göre; CNMI/DF, IFI, AGFI, RMSEA ve RMR değerleri mükemmel uyum gösterirken GFI, CFI ve NNFI/TLI değerleri kabul edilebilir uyum göstermiştir. Modifikasyon sonrasında uyum göstermeyen değer kalmamış ve Doğrulayıcı Faktör Analizi aşaması başarı ile gerçekleştirilmiştir. Tüm bu bilgilerin ışığında söylenebilir ki ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin kapsayıcı eğitim tutumlarını ölçmek amacıyla yapılan bu ölçek geliştirme çalışmasının güvenilirliği ve geçerliliği kanıtlanmıştır.

EğitimEğitim sistemiKapsayıcı eğitim+2
Ömer Alper Türkmenoğlu
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Almanya ve Türkiye'de okul öncesi eğitim sisteminin karşılaştırılması

Okul öncesi eğitim, çocukların gelişiminde kritik bir rol oynayan önemli bir aşamadır. Araştırmalar sonucunda okul öncesi eğitimin, çocukların gelecekteki akademik başarıları ve sosyal becerilerini etkilediğini göstermektedir. Bu araştırmada; Alman ve Türk okul öncesi eğitim sisteminin yapı, amaç, benimsenen yaklaşım, bütçe, personel, okullaşma oranı ve akademik başarıya katkısı bakımından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu karşılaştırmalı eğitim çalışmasında, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi metodu, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Veriler betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma, okul öncesi eğitimdeki amaçlar bakımından Türkiye'de anadilde konuşmaya vurgu yapılırken, Almanya'da ise ekip çalışması ve yaratıcı ifade becerilerine vurgu yapıldığını göstermiştir. Yapısal olarak Türk ve Alman eğitim sistemleri devlet ve kurum özerkliği ve merkezi kontrol açısından farklılıklar göstermektedir. Benimsenen yaklaşımlar bakımından iki ülke arasında Almanya'da Waldorf yaklaşımının benimsenmesi ve Türkiye'de MEB tarafından hazırlanan farklı yaklaşımların bir kombinasyonu olan eğitim yaklaşımının uygulanması açısından farklar bulunmuştur. Araştırma; okullaşma oranında, okul öncesi eğitimdeki personel sayısında ve eğitime ayrılan bütçe miktarında Türkiye'nin Almanya'nın gerisinde olduğunu göstermiştir. Araştırma; eğitime ayrılan bütçenin öğretmen sayısını, eğitimin kalitesini ve başarısını etkilediğini göstermiştir. Araştırma; okul öncesi eğitime devam eden Alman ve Türk öğrencilerin akademik başarılarında fark olduğunu göstermiştir. Daha uzun okul öncesi eğitime katılma sürelerine sahip olan Almanya'da öğrencilerin sonraki eğitim kademelerinde matematik ve fen başarıları daha yüksektir. Türkiye'nin okul öncesi okullaşma oranında geçmişe göre artış göstermesine rağmen, PISA ve TIMMS değerlendirmelerinde halen OECD ortalamalarının altında kaldığı görülmüştür. Araştırmada, bu genel sonuçlar doğrultusunda Türkiye'de okul öncesi eğitime yönelik çeşitli iyileştirmeler önerilmiştir. Araştırmanın konu alanındaki çalışmalara ve uygulamalara ışık tutması umulmaktadır.

AlmanyaErken eğitimEğitim sistemi+6
Reyhan Acar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects