Vergilendirme
Bu konu başlığı altında 314 tez
Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı ve ticari bankalardaki uygulaması
Küreselleşme ile birlikte uluslararası ticaretin boyutu hızla artmaya devam etmektedir. Bu durum uluslararası vergi hukuku alanına giren ekonomik faaliyetlerin artmasına neden olmuştur. Ülkelerin sahip olduğu vergilendirme yetkilerinin çakışması vergi sistemlerine yeni düzenlemeler getirilmesini zorunlu hale getirmiştir.Türk Vergi Sistemine dâhil edilen transfer fiyatlandırması bu düzenlemelerden biridir. Ulusal ve uluslararası işlemleri konu olan transfer fiyatlandırması uygulaması Kurumlar Vergisi Kanunu'nda ve Gelir Vergisi Kanunu'nda yerini almıştır.Bu çalışmada transfer fiyatlandırması uygulaması ayrıntılı şekilde ele alınmaya çalışılacaktır. Uygulamanın ilk olarak cereyan ettiği ve bu açıdan önemli olması nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri düzenlemeleri başta olmak üzere, OECD düzenlemeleri ve Türk Vergi Sisteminde yer alan düzenlemeler çalışmaya dâhil edilmiş bulunmaktadır.
Türkiye'de sağlık turizminin ekonomik potansiyeli ve vergi düzenlemeleri
Tüm dünya ülkeleri için turizm, milli gelire olan katkısı, sağladığı döviz gelirleri, istihdam ve ödemeler dengesine olan katkısıyla çok önemli bir sektördür. Uluslararası açıdan turizm, ülkelerin refah seviyelerine olumlu katkılar sağlar. Döviz rezervelerini arttrıcı etkisiyle ülkeler için adeta bacasız sanayidir. Günümüzde turizm denilince akla deniz, kum, güneş gelirken insan ihtiyaçları, teknolojik alanda gelişmelere bağlı olarak artan olanaklar ve diğer tüm faktörler turizmde alternatif türlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu alternatif turizm türlerinin başında ''sağlık turizmi'' gelmektedir. Son yıllarda tüm dünyada gelişen sağlık turizmi tüm ülkelerin önem verdiği bir hizmet sektörü haline gelmiştir. Çalışmamızda Türkiye'de sağlık turizminin ekonomik potansiyeliyle buna bağlı olarak yapılan vergi düzenlemeleri ve teşvikler diğer ülkelerle karşılaştırılarak güçlü, zayıf yönleri, fırsatlar ve tehditler SWOT analizi yardımı ile değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Turizmi, SWOT analizi, Vergi düzenlemeleri
İşletmelerde kurumlar vergisi kanunu kapsamında vergi planlaması
Vergi planlaması, işletmelerin kamu finansmanına katılım amacıyla ödemiş oldukları vergileri en aza indirmelerinin yasal çerçevede gerçekleştirilmeye çalışılmasıdır. İşletmelerin temel amaçlarından birisi olan kârı maksimize etme amacının bir sonucu olarak işletmelerce maliyet ya da gider unsuru kabul edilen ve kârı azaltan vergi yükünün düşürülmesi büyük önem taşır. Küreselleşme olgusu ile beraber ülkeler arası sermaye hareketleri de büyük hız kazanmıştır. Vergi planlaması yapmak isteyen çok uluslu şirketler için sadece ulusal mevzuat kapsamında değil uluslararası vergi mevzuatı da dikkate alınarak planlama stratejisi geliştirme gerekliliği ortaya çıkmıştır. Tüm vergi türleri için planlama yapılabilmektedir. Çalışmada, kurumlar vergisi esas alınarak dört ana başlık altında vergi planlaması anlatılmaya çalışılmıştır. Vergi planlaması ve alternatif yollardan bahsedilmiş, işletmeler açısından vergi planlamasının önemi ve yöntemleri üzerinde durulmuş, Türk Kurumlar Vergisi kapsamında uluslararası vergi planlaması stratejilerine değinilmiş ve son olarak da kurumlar vergisi kanununda vergi planlamasına sınırlama getiren uygulamalar açıklanmaya çalışılmıştır.
Vergi yargısında istinaf kanun yolu incelemesi
Kamusal kaynakların en önemli kalemlerinden olan vergilerin toplanması, konulması ve vergilendirmeye ilişkin yapılan her türlü işlem toplumsal hayatta her anlamda bir etki doğurmaktadır. Bu nedenler vergiye ilişkin oluşumlarda yapılacak değişikliklere toplumlar hassasiyet geliştirmişlerdir. Vergiye ilişkin oluşumlarda olduğu gibi adalet sisteminde yapılan değişiklikler de toplumda hızlı ve etkin şekilde olumlu veya olumsuz tepki doğurmaktadır. Bu çalışma da yargı sisteminde yapılan önemli değişikliklerden birinin vergi yargısı üzerine etkileri ve benzeri uygulamaların farklı ülkelerde ve yargı kollarında görünümleri incelenmiştir. Tüm bu inceleme ile hedeflenen yapılan yargısal değişikliğin kısa zaman içerisinde istenilen sonuca ulaşılamasa bile beklenen faydayı sağlayıp sağlamadığının belirlenmesine ilişkindir.
Vergilerin kooperatifler bağlamında yorumu Türkiye için bir değerlendirme
Bireylerin günlük yaşamı için ihtiyaç duyduğu yiyecek, giyecek ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını, daha verimli ve rasyonel şekilde sağlamak için oluşturulan işbirlikleri kooperatifçiliğin temellerini oluşturmuştur. Endüstri devrimi 19. Yüzyılda modern kooperatifçilik hareketinin doğmasını ve yaygınlaşmasını sağlamıştır. Türkiye'de kooperatifçilik hareketi Osmanlı Devleti döneminde Mithat Paşa'nın "Memleket Sandıkları" ve Cumhuriyet döneminde Atatürk'ün bir numaralı üyesi olduğu "Ankara Memurin Erzak Kooperatifi" ile gerçekleşmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren kooperatiflerin ekonomi içerisinde istenilen seviyede aktif hale gelmesi için kooperatifçilik ilke ve hedefleri de dikkate alınarak, mevzuat düzenlemeleri yapılmıştır. Söz konusu mevzuat düzenlemeleri, başta vergi hukuku olmak üzere pek çok konuda tartışmalı ve yoruma açık hususlar ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmada, kooperatiflerin muafiyet şartlarına ilişkin olarak, ortak dışı işlemlerin neler olduğu, ortak içi sayılan işlemler ve iktisadi işletme müessesinin nasıl uygulanacağıyla ilgili görüş ve öneriler bulunulacaktır. Yine kooperatif özel kanunları, katma değer vergisi ile diğer vergi ve harç kanunlarında kooperatiflere yönelik düzenlemelere ilişkin uygulamada karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri açıklanmıştır.
Özel inşaat işlerinde vergilendirme
Türkiye'de inşaat sektörü, hem istihdamı artırmayı hem de büyüme rakamlarına katkıda bulunmayı sağlayan öncü sektörlerden biridir. Bu sektör, kendisi ile ilgili yaklaşık 200'den fazla alt sektörün ürettiği ürünlere talep ve işgücü yaratmada stratejik bir öneme sahiptir. İnşaat işlerinin, vergi hukukundaki yeri özel inşaat ve yıllara sari inşaat ayrımına göre belirlenmektedir. Çalışmanın konusu Türkiye'de özel inşaat işlerinin vergilendirilmesi olup, konu hukuki anlamda hem özel hukuk hem de vergi hukuku alanındaki mevzuat ile iç içedir. Bu bağlamda öncelikle inşaat kavramlarının özel hukukta ve vergi hukukundaki anlamları üzerinde durulmuştur. Özel inşaat, kişilerin kendi kişisel ihtiyaçları için yapılabileceği gibi, kazanç elde etmek amaçlı da yapılabilir. Bu inşaat hizmetleri, kendi arsası üzerine inşaat veya başkasının arsasına sözleşmeye dayanarak yapılan arsa payı karşılığı inşaat veya hasılat paylaşımlı inşaat şeklinde gerçekleştirilebilir. Özel inşaat işlerinde vergilendirme, bu inşa faaliyetlerinden dolayı elde edilen kazancın gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi ve diğer vergiler (emlak vergisi, tapu harcı vb.) kapsamında vergiye tabi olup olmadığı, vergiye tabi olması durumunda vergilendirme sürecinin nasıl olduğunun belirlenmesidir. Bu tanım, çalışmanın özü olup, konu ile ilgili literatürdeki çalışmalar, vergi idaresi yorumları, özelgeleri, düzenleyici işlemleri ve yargı kararları irdelenerek sorunun tespiti ve çözüm önerileri oluşturulmuştur.
Doğrudan yabancı yatırımların vergilendirilmesi: Türkiye örneği
Çalışmanın konusunu doğrudan yabancı yatırımların vergilendirilmesinde Türkiye uygulamaları oluşturmaktadır. Söz konusu yatırımların büyük ölçüde çok uluslu şirketler tarafından gerçekleştiriliyor olması ise konuyu daha geniş bir perspektiften ele almayı gerektirmektedir. Zira çok uluslu şirketler, devletlerin vergi uygulamalarını dolanabilme yeteneklerine sahip olup ekonomik büyüklükleri sebebiyle vergi egemenliğini de etkileme potansiyeline sahiptir. Türkiye açısından ise doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin hukuki sınır 4875 sayılı Kanun ile çizilmiş olup söz konusu Kanun vergi uygulamaları bakımından da temel oluşturmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada hukuken doğrudan yabancı yatırım statüsünde olan yatırımların elde ettikleri kazançların Türk vergi sistemi içerisindeki konumu ele alınmaktadır.
Türkiye'de asgari geçim indirimi uygulaması ve gelirin yeniden dağılımı üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışma, ücret kazancı elde edenler için Türk Vergi Sisteminde yapılan değişikliklerin gelir dağılımı ve vergi adaleti üzerindeki etkisini analiz etmektedir. Çalışmada, vergileme teorileri, ödeme gücü yaklaşımı ve asgari geçim indirimi kavramları teorik olarak açıklanmış ve Türkiye'deki uygulama örnekleri incelenmiştir. Çalışmada, 2008-2015 yılları arasındaki dönem TÜİK verileri ile değerlendirilmiştir. Türkiye'deki asgari geçim indirimi uygulamasının vergileme tarihini, uluslararası karşılaştırmalarını ve gelir dağılımı ve vergi adaleti üzerindeki etkisini analiz etmektedir. Çalışmada, Gini katsayısı ve fark analizi yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada, asgari geçim indiriminin vergi adaletini sağlamadaki rolü ve zorlukları tartışılmıştır. Sonuç olarak TÜİK GYK araştırması kapsamında hane bazında bağlı bulunan aile durumları detaylıca çalışma kapsamında değerlendirilerek ücret kazancı elde edenler için hesapladığımız AGİ neticesinde gelir dağılımında 2008 ve 2015 yıllarında gözle görülür bir iyileşme olduğu saptanmış, uygulamanın bu iyileştirmedeki etkisini artıracak öneriler sunulmuştur.
Vergi kolaylıkları
Vergi kolaylıkları, vergilendirme yetkisini vergi dışı bırakma ya da vergi yükünü azaltma yönünde kullanıldığı yöntemlerin genel adıdır. Geçmişte belirli bir toplumsal gruba imtiyaz tanımak için kullanılan bu yöntemler, günümüzde meşru kabul edilen ekonomik ve sosyal nedenlere dayanılarak anayasal ilkelere uygun şekilde kanunla düzenlenmektedir. Muaflık, istisna ya da indirim şeklinde düzenlenen bu yöntemlerin muhataplarının ekonomik ve sosyal hayatına yönelik kolaylıklar sağladığı, öğretide de bu yöntemlerin vergi kolaylıkları olarak nitelendiği görülmektedir. Tezin ilk bölümünde vergi kolaylıkları kavramı tanımlanmış, benzer kavramlardan farkı ve anayasal vergilendirme ilkeleri bakımından önemi ortaya konulmuştur. Böylece, vergi kolaylıkları kavramının vergilememe yetkisinin kullanılmasını sağlayan yöntemlerin genel adı olduğu ve hukukla sınırlandırılmasının önemi vurgulanmak istenmiştir. Vergi kolaylıklarının vergilememe yetkisinin bir yöntemi olarak hem ulusal hukukta hem de uluslararası hukukta düzenlenmesi açıklanarak, konunun ne kadar geniş bir alanı ilgilendirdiği ortaya konmak istenmiştir. Bu amaçla hem Türk hukukunda hem de modern devletlere örnek olan ülkelerin hukukunda konuyla ilgili anayasal gelişmeler ile uluslararası örgütler ve Avrupa Birliği'ndeki uygulamalara yer verilmiştir. Türk Vergi Hukuku'nda vergi kolaylıkları, sosyal ve ekonomik nedenler temelinde ele alınmıştır. Bu kapsamda, vergi kolaylıklarının kanunlarda hangi süreçlerden geçerek nasıl düzenlendiğine, idarenin düzenleyici işlemlerine konu olmalarına ve mahkeme kararlarında nasıl ele alındığı incelenmiştir. Buradaki amaç, vergi kolaylıklarının anayasal ilkeler çerçevesinde kanunla düzenlenmesinin ve idarenin düzenleyici işlem yapma yetkisinin sınırlanmasının önemini izah etmektir.
Katma değer vergisinde matrah
Türk Vergi Sisteminde vergiler, konu unsuru bakımından, gelir üzerinden alınan vergiler, servet üzerinden alınan vergiler ve harcamalar üzerinden alınan vergiler olarak sınıflandırılmıştır. Harcamalar üzerinden alınan vergilerin en gelişmiş ve modern türü katma değer vergisidir. Katma değer vergisinde matrah, mal teslimi, hizmet ifası, ithalat ve diğer işlemlerde farklılık göstermektedir. Mal teslimi ve hizmet ifasında katma değer vergisinin matrahını, işbu işlemlerin karşılığı olan mal ya da hizmetin bedelidir. Katma değer vergisinin matrahına eklenen ve eklenemeyen unsurlar, vergi matrahına açıklık getirmek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Ancak verginin matrahının tespitinde birçok sorunla karşılaşılmaktadır. Çalışmamızda öncelikle katma değer vergisinin konusu, mükellefi ve sorumlusu, vergiyi doğuran olay, verginin istisna ve muafiyetleri, belge ve kayıt düzeni hakkında bilgi verilmiştir. Ardından ise katma değer vergisinde matrah konusu üzerinde ayrıntılı olarak durulmuş; bu doğrultuda, teslim ve ifada matrah, ithalatta matrah, özel matrah şekilleri, matraha eklenen ve eklenmeyen unsurlar ile emsal bedel ve ücret konularına değinilerek uygulamada ortaya çıkan sorunlar incelenmiştir. Genel itibariyle katma değer vergisinde matrah konusunda gerek kanunda yer alan boşluk sebebiyle gerekse uygulama esnasında ortaya çıkan sorunların, idare ve yargı organları tarafından çözümlenmesi sırasında anayasal ilkeler ve vergilendirmenin temel ilkelerine uyulup uyulmadığı noktasında idari ve yargı makamlarının konuya yaklaşımları incelenerek çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.
Türkiye'de vakıfların vergi ve muhasebe uygulamaları açısından değerlendirilmesi
Günümüzde ülke ekonomisine yön veren kamu ve özel sektör dışında üçüncü bir sektör olarak sivil toplum kuruluşlarının önemi gittikçe artmıştır.Vakıflar, bu sivil toplum kuruluşları içerisinde, ülke ekonomisine ve toplum hayatına sağladığı faydalar düşünüldüğünde önemli bir yere sahip olmuştur.Vakıflar, insan yararına hizmet ederek hayır amacı sağlamayı benimsemişlerdir.Vakıfların, amaçlarına uygun olarak işlevlerini yerine getirmeleri sırasında, ülke ekonomisi içerisinde bulunmaları nedeniyle bir takım vergisel yükümlülükleri de yerine getirme zorunlulukları ortaya çıkmıştır.Vakıfların, vergisel yükümlülükleri konusunda, diğer işletmelerden bir farklarının bulunmadığı görülmüştür.Vakıfların, vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeleri aynı zamanda iyi bir muhasebe sistemlerinin bulunması zorunluluğunu da beraber getirmiştir.Vakıfların, hayır amacına yönelik kuruluşlar olması, bunlarda uygulanan muhasebe sisteminin diğer ticari işletmelerden farklı olması sonucunu doğurmuştur.Bu çalışmada, vakıfların işlevlerini yerine getirirken, Türk Vergi Kanunları karşısındaki durumu değerlendirilmiş ve vakıflarda muhasebe sisteminin işleyişi uygulamalarla beraber anlatılmaya çalışılmıştır.
Evaluation of taxation in Afghanistan in comparison to Turkey
Tax is an effective way for influencing the behaviours of buyers. This is both an advantage, on account of utilizing Taxes to discourage, or encourage to support the utilization of some goods, additionally a disadvantage as a consequence of the negative motivation impacts that redistributive taxes creates. The support for Tax may be absolutely powerful, when taxation is welfare making strides. Anyway, when the support for tax strategy is in light of contemplation of correspondence countries, the optimal of such tax gets to be more an issue of qualities. It is a also well-established fact that the government bureaucracy in many developing countries is large, difficult to understand, non-transparent and time-conamounting, Afghanistan is also among those countries which experiments a huge bureaucracy, especially in collecting taxes however, procedures sometimes have little to do with how firms or individuals actually go about when dealing with the government bureaucracy. Also a comparison between two countries at different stages of development is always a difficult task. Indeed, drawing lessons from one country does not mean a simple application of procedures that have proved to be successful in a foreign land. In fact, taxation may play the central role in building and sustaining the power of states, and shaping their ties to society. However, is not to claim that taxation is an unambiguously and universally positive activity; much depends on the way in which states and the societies either achieve or fail to negotiate revenue generation. There are only a very limited number of instruments at a government's disposal when it tries to stimulate long-run growth, and one of these instruments is tax system. That is why it's very important to analyze the way in which taxation influence economic growth. This problem is especially vital for the countries suffering very low growth (Afghanistan is among them). Unfortunately, there was no significant change in Afghanistan tax system during past 30 years but the present system needs changing badly, because it lacks both economic efficiency and social equity. Keywords: Taxation, Afghanistan Taxation Policy,Turkey Taxation Policy,Income and Expense Evaulation,GDP and Tax effection in Income.
Teknokentlerde vergi uygulamaları
Globalleşen dünyada bilgiye erişim kolaylaşmış ve bu bağlamda bilginin üretime dönüşmesi meselesi uygarlıkların bir yarış sahasına dönüşmüştür. Dünyada birçok ülke bu yarışta söz sahibi olabilmek için teknolojiye yatırım yapmakta ve girişimcilere birçok teşvikler sağlamaktadır. Bu teşvikler çerçevesinde birçok ülke, teknoloji geliştirme bölgeleri kurulmasını teşvik etmiş ve bu bölgeleri mümkün olduğu kadar cazip birer yenilik merkezine dönüştürmeyi bir devlet politikası haline getirmiştir. Ülkemizde teknoloji geliştirme merkezleri karşımıza teknoparklar ya da teknokentler olarak çıkmaktadır. Bu çalışmada önemi gittikçe artan Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin Türkiye'de kuruluş aşamalarını ve ülke ekonomisi açısından sosyoekonomik etkileri ile uygulanan vergi istisnaları ve muafiyetleri ile yatırımcıların teşvik edilmesine olan katkıları incelenmiştir.
Teknoparklarda işletmelere sağlanan vergisel avantajlar ve bir uygulama
Günümüz ekonomisinde, ulusların gelişmişlik düzeyi teknoloji alanında sahip oldukları yerle doğru orantılıdır. Bilgi ve Teknolojiyi üreten ve bu alanlara yatırım yapan ülkeler, bunları transfer eden ülkelere göre her aşamada daha üstündürler. Bilgi çağında küreselleşme ile ağırlaşan rekabet ortamında ülkelerin pazar paylarını koruyup genişletebilmeleri için yenilikçi fikirlere duyulan ihtiyaç daha da artmıştır. Bu çalışmada, devlet-üniversite ve sanayi üçgeninde yenilikçi fikirlerin ticari olarak değerlendirilmesi, beyin göçünün önlenmesi, teknoloji transferi yerine üretimin öncelenmesi amacıyla kurulan TEKNOPARK'lar da faaliyet gösteren işletmelere değinilecektir. Bu bağlamda, Teknoloji Geliştirme Bölgelerinden yer alan işletmelere devlet tarafından sağlanan vergisel avantajlara ve uygulayıcılar tarafından bu avantajların nasıl muhasebeleştirilip, ne şekilde beyanname düzenlenmesi gerektiği konusuna örneklerle değinilecektir.
Özel öğretim kurumlarının vergilendirilmesi ve denetlenmesi
Türkiye'de okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim yaşında bulunan öğrencilerin azımsanmayacak bir kısmı 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyette bulunan özel okul öncesi eğitim, özel ilköğretim ve özel orta öğretim kurumlarında eğitim görmektedir. Türk Vergi mevzuatında, her geçen gün sayıları artan özel eğitim kurumlarını ilgilendiren çok sayıda düzenleme mevcuttur. Gelir Vergisi Kanunu'nda ve Kurumlar Vergisi Kanunu'nda yer alan eğitim öğretim kazançları istisnası bunların en önemlileri arasında sayılabilir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de özel öğretim kurumlarının tarihi gelişimi, vergilendirilmesi ve denetim boyutlarını incelemektir. Ayrıca, özel öğretim kurumlarının vergilendirilmesi ve denetlenmesindeki mevcut durumunu tanıtmak ve geleceğe yönelik bazı öngörülerde bulunmak da hedeflenmiştir. Çalışmada; birinci bölümde, özel öğretim kurumları tanımlanacak, ayrıca Türkiye'deki özel öğretim kurumların tarihi gelişimi anlatılacaktır. İkinci bölümde, özel öğretim kurumlarının vergilendirilmesi hakkında incelemede bulunulmuştur. Üçüncü bölümde, özel öğretim kurumlarının denetimi (vergisel yönden) konusunda bilgi verilmiş ve karşılaşılan bazı sorunlar ve çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Sonuç bölümünde ise; özel öğretim kurumları ile ilgili değerlendirmeleri içeren önerilere yer verilmiştir. Çalışmada birinci bölümde özel öğretim kurumları tanımlanacak ayrıca Türkiye'deki özel öğretim kurumların tarihi gelişimi anlatılacaktır. İkinci bölümde özel öğretim kurumlarının vergilendirilmesi hakkında incelemede bulunulmuştur. Üçüncü bölümde özel öğretim kurumlarının denetimi (vergisel yönden) konusunda bilgi verilmiş ve karşılaşılan bazı sorunlar ve çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Sonuç bölümünde ise özel öğretim kurumları ile ilgili değerlendirmeli içeren önerilere yer verilmiştir.
İnşaat sektöründe maliyet hesaplamaları ve vergisel analizi
Yıllara yaygın inşaat ve onarım faaliyetleri, Sektörel bazda inşaat firmalarının devam eden faaliyetlerindeki finansal yapı sistemleri, makro ölçüde hareketliliğin çeşitliliği ile inşaat muhasebesini de bir uzmanlık muhasebesi haline getirmiştir. Vergi uygulamalarının kapsamının çok fazla olmasından dolayı inşaat muhasebesi vergisel düzenlemeler ve maliyet hesaplarının genel yapısı açıklanmıştır. İnşaat sektöründe inşa sı süren yapıların birden fazla takvim yılına sarkması ve sürecin işleyişinin uzaması dolayısıyla gerek muhasebe temel kavramları gerekse vergisel süreç bakımından geçerli olan "dönemsellik kavramı" Vergisel hesaplamaların düzenlemeleri bakımından farklılık oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Maliyet Hesaplamaları, Vergisel Analiz, İnşaat Sektörü
Elektronik ticaret sektörünün gelişimi ve vergilendirme koşulları
Geleneksel ticaret yöntemi hızlı bir şekilde güç kaybederken; elektronik ticaret faaliyetleri hızla büyümektedir. Özellikle internetle birlikte gelişen elektronik ticaret alışverişlerin daha kolay, daha hızlı ve daha az maliyetle gerçekleşmesinin önünü açmıştır. Tüketiciler de doğal olarak elektronik ticareti tercih etmeye başlamıştır. Gelecek dönemde geleneksel ticaret yöntemlerinin azalan ivmeyle kendinden daha az söz ettireceği ortadadır. Elektronik ticaret ivmesi ise hem ulusal hem de uluslararası arenada hızla yükselmektedir. E-ticaret, gelişimi doğrultusunda vergilemeye dâhil olmaya başlamıştır. İnternet öncesi dönem için vergilendirmeden bahsetmek mümkün değilken bugün e-ticaretin oluşturduğu açıklar bulunmaya çalışarak gelirler vergilendirilmeye çalışılmaktadır. Elektronik ticaretin gelişmesiyle birlikte birçok sorun da ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlisi doğrudan kamuyu etkileyen vergi gelirlerinin düşmesidir. Devletler ticaretin şekil olarak evirildiği bu dönemde vergi kayıplarını en aza indirmek için kanunlar aracılığıyla önlemler almaktadır. E- ticarette en çok konuşulan ve tartışılan konu ise vergilendirme şeklidir. Sınır ve engel tanımayan e- ticaret işlemlerinden elde edilen kazançların nasıl ölçüleceği, e- ticaret yoluyla mal ve hizmet teslimlerinde Gelir/Kurumlar vergileri ve Katma Değer Vergisinin kim tarafından ve nasıl ödeneceği ciddi sorunlar teşkil etmektedir. Sanal mağazalar fiziki bir mekân olmadığı için vergilendirme güçleşmektedir. Elektronik ticarette vergilendirme koşulları geleneksel ticaret metotlarının vergilendirilmesi karşısında zayıf kalmaktadır. Özellikle sanal mağazaların kaynağının tespit edilmesindeki güçlükler ve internet ile Dünya'nın diğer ucundaki sanal bir mağazaya ulaşma imkânı bu durumu ortaya çıkarmaktadır. Bu sebeple kamu kesiminin bu sektörü hedef almak yerine geliştirmesi zorunlu bir döneme girilmektedir. Doğal olarak vergilendirme ve diğer çabalar bu nesnel koşullara göre ele alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Elektronik Ticaret, Sanal Mağaza, Dijital Vergiler, E-Ticaretin Vergilendirilmesi
Sermaye şirketlerinde kar dağıtımı, vergilendirilmesi ve muhasebesi
Kar dağıtımı kararının verilmesi ve uygulanmasının ilke, kural ve aşamalarını TTK oluşturmakla birlikte bunu Sermaye Piyasası Mevzuatı, Vergi Mevzuatı ve MSUGT tamamlamaktadır. Bu nedenle doğru bir kar dağıtımı yapılabilmesi veya cezai bir yaptırımla karşılaşılmaması için belirtilen mevzuatın tamamı birlikte değerlendirilmelidir. Çalışmamızda kar dağıtımı uygulamasında sıklıkla kullanılan kavramlar çeşitli mevzuat çerçevesinde açıklanmış, daha sonra kurum kazancının belirlenmesi, sermaye şirketlerinde kar dağıtımı, kar dağıtım tablosu ve kar dağıtımının muhasebesi konuları bir bütün olarak ele alınarak, sermaye şirketlerinde karın oluşum sürecinden kar payı dağıtımına, muhasebesine ve özetlenmesine kadar oluşan süreç sistematik olarak değerlendirmiş, önerilerde bulunulmuş ve konuya dair bir uygulama yapılmıştır. Ayrıca kar dağıtımı konusu sermaye şirketlerinde dağıtılabilir aşamaya gelen karın vergilendirilmesi, gelir tevkifatı uygulaması ve kar payı elde edenlerin vergilendirilmesi açılarından da irdelenerek olası vergi ihtilaflarının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Karın elde edildiği dönemden karın dağıtım aşamasına ve sonrasında kar payı elde edenlerin vergilendirilmesine kadar uzanan süreçte gerek vergi mevzuatının gerekse TTK ve Sermaye Piyasası Mevzuatı gibi farklı mevzuatın etkili olması, kar dağıtımında yasal, idari ve yargı aşamaları ile uygulama yönünden görüş farklılıklarına neden olmaktadır. Bu nedenle kar dağıtımı konusu bir bütün olarak değerlendirilerek yasal mevzuat birbiriyle uyumlu, uygulamada tereddüt oluşturmayacak ifadelerle düzenlenmelidir.
Türk vergi sisteminde ücret gelirlerinin vergilendirilmesinin vergilemede adalet ilkesi açısından değerlendirilmesi ve bir model önerisi
Çalışmamızda özetle; vergilendirmede adalet ilkesinin öneminden hareketle Türk Vergi Sistemi'nde ücret gelirlerinin vergilendirilmesinin adil olup olmadığı, tespit edilen veriler ışığında karşılaştırmalı olarak ortaya konulmuştur. Çalışmamızın birinci bölümünde literatür taraması yapılarak, adalet ve vergi adaleti kavramlarının teorik ve yasal temelleri araştırılmıştır. Sonrasında yine aynı bölümde vergi adaletini ilgilendiren teorik diğer kavramlar üzerinde durulmuş, tarih boyunca uygulanan tekniklerden bahsedilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ücret gelirlerinin ülkemizde nasıl vergilendirildiği konusunda yasal düzenlemelere yer verilerek mevcut uygulama incelenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise Türkiye'de vergi gelirlerinin en önemlilerinden olan Gelir Vergisi'nin büyük oranda ücret geliri elde edenlerden kaynakta kesinti yoluyla alındığı ortaya konulmuş, ücret geliri elde edenlerin aslında en düşük gelir düzeyinde yer alan kesim olduğundan bahsedilmiştir. Devamında dolaylı vergilerin ağırlığından hareketle ücret geliri elde edenlerin üzerindeki vergi yükünün bir hayli fazla olduğu kanıtlanmış, OECD ülkeleri ile karşılaştırılarak çağdaş vergi sistemlerinde olması gerektiği gibi yeni bir model önerisinde bulunulmuştur. Ayrıca vergilendirmede adaleti engelleyen sorunlar da ortaya konularak çeşitli çözüm önerileri sunulmuştur. Sonuç ve öneriler kısmında ise çalışmamızın üçüncü bölümündeki verilerden hareketle neler yapılması gerektiği anlatılmış, netice itibariyle Türkiye'de gelir vergisi tarifesinin yeniden oluşturularak emek geliri elde edenler ile sermaye geliri elde edenlerin ayırma kuramı doğrultusunda birbirlerinden farklı şekilde vergilendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu noktada Almanya'da uygulanmakta olan gelir vergisi tarifesinden hareketle asgari ücretin yıllık toplam tutarı üzerinden %0 oranında vergi alınması, bir başka anlatımla ücretli çalışanların elde etmiş olduğu gelirin yıllık asgari ücretin tutarı kadar olan gelirlerinin vergi dışı bırakılması gerektiği savunulmuştur. Ayrıca vergilendirmede adaleti engelleyen diğer sorunlardan da bahsedilmiş ve genel olarak dolaysız vergi gelirlerinin artırılması ile buna bağlı olarak dolaylı vergilerin ağırlığının düşürülmesine yönelik çeşitli çözüm önerileri de sunulmuştur.
Türkiye'de vergi denetiminin etkinliği kapsamında dolaylı ve dolaysız vergilerin incelenmesi ve öneriler
Vergi kavramı devletlerin kamu harcamalarını finanse etmek üzere vatandaşlarından karşılıksız olarak aldıkları kamusal gelir olarak tanımlanmaktadır. Türk Vergi Sistemi'nde vergiler, dolaylı ve dolaysız vergi olmak üzere iki ana başlıkta tasnif edilmektedir. Dolaylı vergilere katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, özel iletişim vergisi, gümrük vergisi, damga vergisi ve şans oyunları vergisi örnek olarak verilebilir. Dolaysız vergiler ise gelir vergisi, kurumlar vergisi, veraset ve intikal vergisi, emlak vergisi ve motorlu taşıtlar vergisi olarak sayılabilir. Etkin bir vergi denetimi devletin kamu harcamalarının finansmanı için gerekli gelirin elde edilmesi, kamusal hizmetlerin aksatılmadan sürdürülmesi ve her bir vergi mükellefinin kamu harcamalarının finansmanına adaletli bir biçimde katılımının sağlanması bakımından önem taşımaktadır. Çalışmada özetle; Türkiye'de vergi denetiminde etkinlik kavramı açıklanarak vergi denetiminde etkinliği belirleyen faktörlere yer verilmekte ve etkinliğin sağlanabilmesi için alınabilecek tedbirler açıklanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda; Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın faaliyet raporlarından alınan geçmiş yıllara ait istatistiksel veriler üzerinden merkezi yönetim vergi gelirleri içerisinde dolaylı ve dolaysız vergi ağırlıkları ile vergi incelemelerinin vergi türü bazında sonuçları dikkate alınarak vergi denetiminde etkinliği artıracak hususlar vurgulanmaktadır. Sonuç olarak vergi gelirleri içerisinde dolaylı vergilerin ağırlığının vergi denetiminin etkinliğini azalttığı ifade edilerek mükellefler üzerindeki dolaylı vergi yükünün hafifletilmesi ve dolaysız vergilerin ağırlık kazanması gerektiği savunulmuştur. Bu kapsamda vergi incelemelerinin vergi türleri bazındaki durumuna, incelemelerde caydırıcılığa, uzlaşma müessesesinin işlevine, vergi affı ve matrah artırımı gibi uygulamaların sürdürülebilirliğine ve maliye idaresindeki örgütsel yapıya ilişkin konularda bir takım çözüm önerilerine yer verilmiştir.
Gelir ve kurumlar vergisinde "vergi entegrasyonu" uygulamasının milli gelir üzerindeki etkisi: Amerika Birleşik Devleti ve Çin Halk Cumhuriyeti örnekleri
Vergiler, devletin, kanunlara dayanarak, kamu gücüne veya zora dayalı olarak, karşılıksız ve kamu harcamalarını finanse etmek maksadıyla, egemenliği altındaki bireylerden ve hükmi şahıslardan, ödeme güçlerine göre aldığı parasal değerleri ifade eder. Devletlerin, sundukları kamu hizmetlerinin finansmanı için son derece önemli olan vergiler, yalnızca devlet açısından değil, iktisadi hayatın içinde olan veya ekonomiye taraf olan tüm aktörlerin iktisadi kaderini tayin edebilecek kadar önemli bir kurumsal müessesedir. Ekonomilerde gelir üzerinden alınan en önemli iki vergi, gelir ve kurumlar vergisidir. Gelir ve kurumlar vergilerinden de ekonominin tüm muhatap taraflarının maksimum verim veya fayda sağlayabilmesi; bu iki verginin dengeli, koordine ve organizasyonel biçimde salınması ile mümkündür. Bu noktada, gelir ve kurumlar vergisinin hem bireysel hem de toplumsal vergi yükünü en aza indirmek ve bu iki verginin ortak matrahlar üzerinden alınmasını, yani çifte vergilemeyi engellemek büyük önem arz etmektedir. Gelir ve kurumlar vergisinde vergi entegrasyonunu kısmen veya tamamen sağlayabilmek, hem bireysel ve toplumsal vergi yükünü azaltacak, hem de çifte vergilendirmeyi asgari düzeye indirecek bir araç niteliğinde olacaktır. Yapılan bu çalışmada, örnekleme yöntemiyle, Amerika Birleşik Devleti ve Çin Halk Cumhuriyeti ülkelerinin araştırılarak, bir ekonomideki veya ülkedeki gelir ve kurumlar vergilerindeki vergi entegrasyonu uygulamalarının, o ekonomideki veya ülkedeki milli gelir üzerinde etkisinin olup olmadığı; ekonominin ve toplumun egemenliği altında olduğu siyasal egemen iktidarın niteliğinin ve türünün veya devlet rejiminin, vergi entegrasyonu ile milli gelir ilişkisine etkisinin olup olmadığı incelenmiştir.
Türk vergi uyuşmazlıklarında idari çözüm yolları
Devletin başlıca gelir kaynağı olan vergiler, kamu giderlerinin finansmanı için karşılıksız olarak yasalara uygun biçimde cebren alınmaktadır. Devlet, vergi gelirlerini eksiksiz olarak bir an evvel hazinesine aktararak gelirlerini arttırmak istemekte iken vergi mükellefleri de genel itibariyle vergiyi hiç ödememek veya daha az ödemek suretiyle kendi gelirlerini arttırmak istemektedir. Verginin tarafları arasındaki bu çıkar çatışmasından kaynaklanan birtakım uyuşmazlıklar meydana gelebilmektedir. Bu uyuşmazlıklar, barışçıl çözüm yolu olarak da adlandırılan idari çözüm yolları ile yargı yolu olmak üzere iki şekilde çözümlenmektedir. Bu çalışmada, öncelikle vergilendirme işlemlerinden kaynaklanan vergi uyuşmazlıklarından bahsedilecek olup, vergi uyuşmazlıklarının yargısal çözümüne kısaca değinilerek, vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözümlenmesi incelenecektir.
Kripto paraların vergilendirilmesi
Mal ve hizmetlerin değişimi için kullanılan para birimleri madenler karşılığında basılmaları ortadan kalktıktan sonra ekonomiyi etkileme aracı olarak kullanmaya başlamaları, parayı daha önemli konuma getirmiştir. 2008 yılındaki küresel finansal krizden sonra hayatımıza bitcoin ile girmeye başlayan kripto paralar, kişiden kişiye transfer edilebilmeleri, işlem maliyetlerinin düşük olması, merkeziyetsiz yapıda olmaları gibi özellikleriyle para tanımına ve kavramına yeni bir boyut kazandırmıştır. Kripto paralar, bazı ülkelerde yasaklanmış olmaları veya kısıtlı bir kullanım alanına sahip olmaları, ülke idarecilerin sert eleştirilerde bulunmalarına rağmen; Birleşmiş Milletler (BM), DB (Dünya Bankası), International Money Fund (IMF), Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD) gibi uluslararası kuruluşların raporlarında gelecekte kabul edilmeleri yönünde tespitler olması, her geçen gün yasakların ve kısıtlamaların azaltılması, merkez bankalarının kripto paraların var olduğu blokzincir teknolojilerine uyum çalışmaları gösteriyor ki kripto paralar ilk günkü gibi kalmasa da var olmaya devam edeceklerdir. Ülkemizde kripto paralar, kripto varlık şeklinde tanımı yapılmış, kripto varlıklara yatırım yapmaya izin verilmiş fakat kripto varlıkların mal/hizmet alım ve satımlarda kullanılmasına izin verilmemiştir. Ülkemizde de kripto varlıklar hakkında yapılan araştırmalar ve çalışmalar gösteriyor ki gelecek yıllarda kripto varlıklar ekonomi içerisinde kullanılacaktır. Yaptığımız çalışmada, para, kripto paralar ve kripto paraların var olduğu blokzincir teknolojilerinin teknik boyutlarından bahsedilmektedir. Diğer bölümlerde ülkelerin ve uluslararası kuruluşların kripto paralar hakkındaki çalışmalarına ve değerlendirmelerine değinilmiştir. Ülkemizde mevcut yasalar kaşısında kripto varlıkların vergilendirilmesinin nasıl olacağı açıklandıktan sonra kripto varlıklar için genel hatlarıyla vergilendirme rejimi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kripto para, Vergilendirme
Tanzimat'ın Bursa'da uygulanması (1839-1863)
Bu tezin temel amacı Tanzimat'ın ilanından 1863 yılına kadar Osmanlı merkezinin taşrada gerçekleştirdiği uygulamalar Bursa örneği üzerinden incelemektir. Tezin ilk bölümünde 1839-1850 yılları arasında taşrada ekonomik reformun nasıl yürütüldüğü; ikinci bölümünde 1857-1859 yılarında Bursa'da gerçekleştirilecek olan emlak sayımın nasıl yapıldığı; son bölümünde ise Tanzimat'ın altyapı yarımlarından olan Gemlik-Bursa yolunun nasıl meydana getirildiği ortaya çıkarıldı. Yapılacak incelemelerde merkez ve taşra ayrı ancak birbiriyle bağımlı birer mevcudiyet olarak düşünüldü. Tez boyunca reformların merkezde nasıl planlandığı ve taşrada zaman içinde nasıl şekillendirildiği ayrıntılarıyla ortaya konuldu ve reformların Osmanlı taşrasının dünya kapitalist ekonomisiyle nasıl bütünleştirdiğini tartışıldı.