Vergilendirme

260 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türk Hukukunda yükseköğretimin vergilendirilmesi

Türk hukukunda, yükseköğretim kurumlarına ve öğretim elemanlarına özel bir hukuki statü tanınmıştır. Bu tez kapsamında, öncelikle yükseköğretim kurumlarının ve öğretim elemanlarının hukuki statüleri tespit edilmiştir. Daha sonra, yapılan tespitlere bağlı olarak yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarının gelirleri belirlenmiş ve bu gelirlerin tabi olduğu vergi rejimi ele alınmıştır. Son olarak, yükseköğretim kurumlarının kurumsal olarak vergi hukuku karşısındaki durumları açıklanmıştır.

HukukHukuka uygunlukKamu hukuku+4
Yusuf Nusret Barutcu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de finansal kiralama işlemleri ve finansal kiralama işlemlerinin vergisel yönleri

Bu tez çalışmasında, alternatif bir finansman yöntemi ve yatırımların kiralanması yoluyla finansman sağlanması olarak tanımlayabileceğimiz finansal kiralama ve finansal kiralama kavramının Türkiye'deki vergisel uygulamaları incelenmektedir. Finansal kiralama kavramının dünyadaki ilk uygulaması 1960'lı yılların sonlarında Amerika Birleşik Devletlerin dedir. Ayrıca 1970'li yılları sonlarında Avrupa ve tasarruf yetersizliği nedeniyle gelişmekte olan ülke sınıfında bulunan Türkiye ve benzeri ülkelerde görülmüştür. 1980 sonrası Türkiye'de orta ve uzun vadeli fonlara ilişkin sermaye piyasası düzenlemeleri zorunlu olmuş ve 1985 yılında ilk Finansal Kiralama Kanunu çıkarılarak, finansal kiralama işlemleri düzenlenmiş, getirilen mali teşviklerle yerleşmesi ve gelişmesi sağlanmıştır. Dünyada önemli bir yere sahip olan finansal kiralama işlemleri Türkiye de 1985 yılından itibaren uygulanmaya başlamıştır. Uygulamada zamanla ortaya çıkan sorunlar, dünya ekonomisindeki kriz ve kredi problemleri sektörde yeni düzenlemeler gerektirmiştir. 2009 yılında yapılan çalışmalar ancak 2012 yılı sonu diğer finansal kuruluşlar ile ortak kanunla yürürlüğe girmiştir. 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunun vergisel yönleri bu çalışmanın başlıca amacını oluşturmaktadır. Türkiye'de finansal kiralama işlemlerinin işleyişinin incelendiği bu çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Son bölümde konuya ilişkin sonuç ve değerlendirmeler yapılmıştır.

FinansFinansal kiralamaVergilendirme+1
İhsan Canarslanlar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ticaret uygulamalarının işleyişi, vergilendirilmesi ve muhasebeleştirilmesi

Bilim dünyasındaki gelişmeler ve hızla ilerleyen teknoloji ticaret hayatını ve ticaretin şeklini değiştirmiştir. Teknolojik gelişmelerin ve internetin yoğunkullanımının sonucu elektronik ticaret kavramı giderek önemini arttırmıştır.Üç bölümden oluşan bu çalışmanın ?Elektronik Ticaret? başlıklı ilk bölümünde elektronik ticaret kavramı, araçları, tarafları, türleri, elektronik ticarette ödeme araçları, elektronik ticaret süreci, elektronik ticaretin avantaj ve dezavantajlarıele alınmıştır.?Elektronik Ticaretin Vergilendirilmesi? başlıklı ikinci bölümde elektronik ticaretin vergilendirilmesinde uyulması gereken prensipler, elektronik ticaret ve gelirüzerinden alınan vergiler, elektronik ticaret ve tüketim vergileri başlıklarına değinilmiştir.Çalışmanın ?Elektronik Ticarette Belge Düzeni ve Muhasebe İşlemleri? başlıklı son bölümünde elektronik ticarette belge düzeni değerlendirilerek elektronik ticarette muhasebe işlemleri örneklerle işlenmeye çalışılmıştır.

Elektronik ticaretMuhasebeMuhasebe işlemleri+2
Figen Canbay
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi harcamalarının gelişimi ve yükselen piyasalar: Türkiye ve Latin Amerika karşılaştırması

Toplumsal yapı; düzenini ve devamlılığını sağlamak adına egemenlik gücüne dayanan, çeşitli görev ve sorumlulukları ile toplumun idaresinden sorumlu en üst siyasi yapı olan devlete gereksinim duymaktadır. Devlet toplumun yaşamsal faaliyetlerinin sürdürülmesi için toplumsal düzeni sağlamak gibi çeşitli amaçlar doğrultusunda politikalar benimseyerek ekonomik, sosyal ve siyasi pek çok kamu hizmeti gerçekleştirmektedir. Devlet klasik işlevleri doğrultusunda sosyal yaşama adalet, güvenlik, eğitim, sağlık gibi alanlardaki hizmetleri ile dahil olmakla birlikte sosyal amaçların yanı sıra ekonomik ve siyasi pek çok amaç için de maliye politikalarına başvurmaktadır. Maliye politikaları kamu harcamaları ve kamu gelirleri gibi araçlardan yararlanarak uygulanmaktadır. Devlet gerçekleştirdiği kamu hizmetleri için bir finansmana ihtiyaç duymaktadır. Kamu hizmetleri için gereken bu finansmanın büyük bir kısmını devlet yine kamudan yani halktan aldığı vergiler yolu ile karşılamaktadır. Vergiler bir toplumun ve devletin vazgeçilmez bir unsuru olsa da vergilerin birey ve gruplar üzerinde oluşturduğu gelir azaltıcı etkiler ekonomik ve sosyal açıdan olumsuzluk teşkil edebilmektedir. Böyle durumlarda devlet birey ya da grupların üzerindeki vergi yüklerini hafifleterek gerek ekonomik gerekse sosyal amaçlarla topluma örtülü bir teşvik sağlamaktadır. Bu vergi harcamaları uygulamaları ile gerçekleştirilmektedir. Vergi harcamaları her ne kadar kamu harcaması niteliği taşıyan bir mali araç olsa da kamu harcamaları içerisinde yer almamaktadır. Vergi ayrıcalığı tanınan kişi ya da gruplara yönelik muafiyet, istisna ve indirim gibi uygulamalarla devlet, alacağı vergilerin bir kısmından vazgeçerek vergi harcama amaçlarını gerçekleştirmektedir. Toplumsal hizmetlerin maliyetini karşılamak için yararlanılan en önemli kaynak olan vergilerin de toplanma maliyeti bulunmaktadır. Devletler sorumlulukları gereği elde ettikleri gelirlerin bir kısmını dolaylı olarak sübvanse etmek yerine doğrudan alacağı vergilerden vazgeçme yoluna gidebilmektedir. Bu şekilde önce vergiyi alıp yeniden dağıtıma yönlendirmek yerine, bürokrasi ve maliyetleri devre dışı bırakarak alacağı vergilerden belirli ölçütlerle vazgeçmektedir. Vergi harcamaları kavramsal ve yapısal olarak her ülke için farklı anlam ve nitelendirmelere sahip olabilmekte ve farklı amaçlara hizmet eden bir araç olarak kullanılabilmektedir. Örneğin gelişmiş ülkeler vergi harcamalarını daha çok ekonomik istikrar amacı ile piyasada dengeyi sağlamaya yönelik kullanırken, gelişmekte olan ülkelerde yatırım ve harcama gibi ekonomik kararların etkilenmesi ve artması dolayısı ile ekonomide kalkınma sağlanması amacı ile kullanmaktadır. Ülkelerin vergi harcamalarına bakış açıları ya da hesaplama ve raporlama yöntemleri farklılık gösterebilmektedir. Bu çalışmada devletlerin kaynak dağılımı adaleti ile ekonomik refah gibi mali amaçları doğrultusunda en önemli gelir kaynaklarından biri olan vergilerden gönüllü olarak vazgeçerek uyguladıkları vergi harcama politikalarının yıllara göre uygulanma oranları incelenerek söz konusu politikaların amacına uygun sonuçlar doğurup doğurmadığı ve vergi adaleti ile kaynak dağılımında adalet üzerindeki etkileri araştırılmaktadır. Özellikle ülkemizin de içerisinde bulunduğu seçilmiş yükselen piyasa ekonomilerinde vergi harcamalarının incelenmesi ve vergi harcamalarındaki değişimlerin olumlu ya da olumsuz sonuçlarının analiz edilmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışma; "Vergi Kavramı Çerçevesinde Vergi Harcamaları", "Vergi Harcaması Kavramı Gelişimi ve Yükselen Piyasalar" ve "Yükselen Piyasalarda Vergi Harcaması Uygulamaları: Türkiye ve Latin Amerika Ülkeleri" olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde çalışmamızın ana kavramı vergi harcamalarına bir temel oluşturmak amacıyla vergi, vergi yükü gibi kavramlar ele alınacaktır. Sonra vergi harcamaları kavramının küresel anlamda ilk ortaya çıkışı ve gelişimi incelenerek vergileme ilkeleri ile uygunluk gösterip göstermediğine bakılacaktır. Sonrasında ülkemizin de içinde yer aldığı Yükselen Piyasa Ekonomileri kavramı ele alınacaktır. Yükselen piyasa sınıflandırması içerisinde ülkemizle benzerlik gösteren Latin Amerika ülkelerindeki vergi harcama kavramı ve gelişimi ele alınacaktır. Genel olarak seçili ülkeler ile ülkemizin karşılaştırılması ile Latin Amerika ülkeleri vergi harcamalarına daha fazla öncelik vermektedir.

Gelişmekte olan piyasalarKarşılaştırmalı analizLatin Amerika ülkeleri+4
Rabia Kapucu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Son gelişmeler ışığında karşılaştırmalı olarak Avrupa Birliği ve Türkiye'de özel tüketim vergileri

Bu tezin amacı, Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde Türkiye'nin vergilendirme alanındaki en önemli müzakere başlıklarından birisi olan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) alanındaki Avrupa Birliği Müktesebatına uyumda yaşanılan sorunların anlaşılması ve bunlarla ilgili sağlıklı değerlendirme yapılabilmesi için konuyla ilgili Avrupa Birliği müktesebatını ve 4760 sayılı ÖTV Kanunu mevzuatını genel hatları ile karşılaştırmalı olarak ele almaktır.Tezin kavramsal çerçevesi olan ilk bölümde genel hatları ile vergi kavramı ve temel özellikleri ile özel tüketim vergisinin tanımlanması, özellikleri ve gelişimi ele alınmıştır. İkinci bölümde ise, Avrupa Birliği'nde vergi uyumlaştırması olgusu ve bu çerçevede özel tüketim vergisi alanındaki uyumlaştırma, tarihsel gelişim, yasal dayanak, uyumlaştırma nedenleri ile sonuçları etrafında aktarılmıştır. Avrupa Birliği'nde özel tüketim vergisinin ele alındığı bu bölümde ayrıca bu alandaki müktesebata geniş bir şekilde yer verilmiş; daha sonra ise alkol, tütün ve enerji alt başlıkları etrafında bu alanlardaki mevzuat, vergilendirme rejimi ve güncel tartışmalardan bahsedilmiştir. Türkiye'deki özel tüketim vergisi uygulamasının ele alındığı üçüncü bölümde; özel tüketim vergisinin tarihsel süreci, geçiş nedenleri, 4760 sayılı Kanun öncesi ve sonrası dönemde özel tüketim vergilerinin temel özellikleri aktarılmıştır.Dördüncü bölümde ise Avrupa Birliği ve Türkiye'deki özel tüketim vergisi uygulamaları alt başlıklar itibari ile karşılaştırmalı bir şekilde ele alınmış, üyelik sürecinde ÖTV'nin uyumlaştırılması ile ilgili gelinen aşama hakkında bilgi verildikten sonra genel değerlendirme yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Özel Tüketim Vergisi, Dolaylı Vergiler, Vergi Uyumlaştırması, Vergilendirme

Avrupa BirliğiFinansTüketim vergileri+4
Abdullah Türkmenoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türev finansal ürünlerin vergilendirilmesi ve Türkiye örneği

1970'lerden sonra piyasalar hızlı bir değişim süreci içerisine girmiştir. Bu dönemde ulusal ve uluslararası mali piyasalar üzerindeki sınırlamalar azalırken eş za manii olarak ulusal piyasalar ve uluslar arası gelişmelerden daha da fazla etkilenmeye başlamışlardır. Özellikler Bretton Woods sisteminin yıkılışı piyasalardaki dalgalanmaları art tırmış bu gelişme ise finans piyasalarında para ve faiz oram dalgalanmalarım da berabe rinde getirmiştir. Bu gelişme ise piyasa aktörlerini riskten korunma arayışlarına itmiş neticede çalışmamızın konusunu oluşturan türev finansal ürünler çeşitlenerek gelişmeye başlamıştır. Türev finansal ürün mal fiyatlarına, dövize, faize ve borsa endeksine dayalı finansal ürünlerdir. Bu ürünler organize borsalarda işlem görebildikleri gibi bankalarla müşterileri arasında da işlem görebilen ürünlerdir. Forward, futures, opsiyon ve swap işlemleri en çok bilinen türev ürünleridir. Başlangıçta riskten korunma aracı olarak ortaya çıkmışlarsa da zaman içinde kar elde etme ve kar fırsatları yaratma amacma(spekülatif) yönelik olarak da kullanılmaya başlanmışlardır. Ülkemizde ise geçmişleri oldukça yenidir.Daha çok bankalar tarafından kullanılmaktadırlar. Yeni olmaları hukuki boyutları ve vergi hukuku açısından bazı tartışmaları beraberinde getirmektedir. Özellikler bu alanda yasal ve vergisel alanda önemli boşluklar bulunmaktadır. Vergi mevzuatımızda swap, future ve forward sözleşmeleri ile yapılan işlemler arbitraj işlemi kabul edilmekte bu nedenle de vergisel açıdan istisna kapsamına alınmaktadırlar. Bu nedenle de önemli miktarda vergi ziyaı oluşmaktadır.

Finansal ürünlerSwapVadeli işlem piyasaları+2
Lütfi Cebeci
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Vergilemede adalet ilkesi açısından Türk vergi sisteminin incelenmesi

Vergi kamu harcamalarını sağlamak için devletin egemenlik gücüne dayanarak cebren elde ettiği gelirler toplamıdır. Vergiler yapısı itibariyle iktisadi politikalara konu olacak niteliktedir. Bugün iktisadi açıdan hiçbir teknik bilgisi olmayan sıradan bir vatandaşa vergiler nasıl olmalıdır diye sorulsa: alınacak cevap vergilerin adaletli olması gerektiğidir. Türkiye'de vergiler kanunla konulur, değiştirilir ve kaldırılır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 73.Maddesinde ''vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının temel amacıdır '' denilmiştir. Vergi adaletinin sağlanması Türk Vergi Sisteminin sosyal amacıdır. Araştırma içerisinde öncelikle birinci bölümde vergi ve vergi adaleti ile ilgili kavramlar ele alınıp, vergi adaletini etkileyen faktörler açıklanmıştır. Bu faktörlerin vergi adaletine olumlu ve olumsuz etkileri incelenmiştir. İkinci bölümde Türk Vergi Sisteminin genel yapısı ve özelliklerinden, anayasal çerçevesinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde Türk Vergi Sisteminde yer alan vergilerin türlerine göre gelir, harcama ve servet üzerinden alınan vergiler olarak gruplandırılmış ve vergi adaleti bakımından incelenmiştir. Ayrıca vergiler dolaylı ve dolaysız vergiler olarak gruplandırılmıştır. Vergi gelirlerinde dolaylı vergilerin ağırlığı incelenmiş ve bu durumun düşük ve sabit gelirli bireylerin üzerindeki vergi yükünü arttırdığı tablolarla desteklenerek anlatılmıştır. Son olarak dördüncü bölümde Türk Vergi Sisteminde adalet ilkesini etkileyen unsurlar ele alınmış, olumsuz faktörler sıralanarak vergi yükünün adaletli dağıtımı açısından alınacak tedbirlerden söz edilmiştir. Anahtar kelimeler: Vergi Adaleti, Vergi Yükü, Türk Vergi Sistemi

AdaletAdalet kuramlarıTürk vergi sistemi+3
Gamze Ateş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan halkının bütçe hakkı algısı: Gence ili özelinde bir araştırma

Demokratik ulusların en temel göstergelerinden biri bütçe hakkıdır. Bütçe hakkının doğru şekilde algılanmaması ve yahut benimsenmemesi ise kamusal hizmetlerde etkinsizlik, kaynak tahsisinde yolsuzluk gibi negatif olaylara sebebiyet verebilir. Bu yüzden Gence ilinde yaşayan genç bireylerin bütçe hakkı algılarının hangi düzeyde olduğunu ölçmek amaçlanmıştır. Araştırma anket tekniği kullanılarak Azerbaycan'ın Gence ilinde uygulanmıştır. Çalışmada bütçe hakkı algısıyla ilgili üç ifade bağımlı değişken olarak alınarak, demografik değişkenler üzerinden varyans analizine tabi tutulmuştur. Araştırmada üç ifade, 6 demografik değişken açısından incelenmiş ve hipotezler de bu bağlamda oluşturulmuştur. Her üç ifade için toplam 6 hipotez tanımlanmıştır. Hipotezlerin test edilmesi için t testi ve ANOVA analizi kullanılmıştır.

AzerbaycanAzerbaycan-GenceBütçe+3
Ruslan Ahmadov
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de optimal vergileme arayışı: Bir model ve uygulaması

Vergilerin kamu finansmanının temel yapı taşı olması yönüyle ideal bir vergi sistemi tasarımı, sürdürülebilir kamu maliyesi ilkeleri arasında öncelikli bir hedeftir. İdeal bir vergi sistemi, vergilendirmenin arzu edilen çeşitli niteliklerini dengeleyen bir sistemdir. Bu niteliklere göre vergiler; ihtiyaç duyulan geliri sağlamalı, piyasadaki sapmaları en aza indirecek şekilde uygulanmalı ve mükellef ile vergi idareleri üzerinde aşırı maliyetlere yol açmamalıdır. Bu ve benzeri niteliklerin en azından bazılarının analiz edilmesini konu alan yaklaşımlardan biri de optimal vergilendirme olarak adlandırılan bir araştırma alanıdır. Optimal vergileme, kaynakların en etkin ne şekilde tahsis edileceği ve adil gelir dağılımının nasıl sağlanacağına ilişkin politikalar geliştiren ve refah iktisadının standart araçlarına dayanan normatif bir yaklaşımdır. Optimal vergi teorisinde, etkinlik ve adalet arasındaki denge gözetilirken, kamu finansman ihtiyacını karşılayacak yeterli vergi gelirinin elde edilmesi amacıyla optimal vergi oranları için farklı formüllere odaklanılmıştır. Zira ekonomilerde sürdürülebilir kalkınma hedefleri için optimal vergi oranlarının belirlenmesinde temel faktör optimal olarak belirlenmiş vergilerdir. Bu kapsamda optimal vergi ve vergi oranları, toplumun sürdürülebilir kalkınmasını ve refahını sağlamak için önemli bir kaldıraçtır. Sözü edilen bu bilgiler doğrultusunda çalışmada 1980-2019 dönemine ilişkin Türk vergi sisteminde maliye politikalarının optimallik sorunu, Laffer eğrisi perspektifinden ele alınarak vergi oranı ile vergi geliri arasındaki ilişkinin analiz edilmesi ve Türkiye'nin gerçek Laffer eğrilerinin çizilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda vergi oranları, vergi gelirleri, kriz dönemleri, işsizlik oranları, reel ücretler gibi makroekonomik değişkenler kullanılmıştır. Mevcut değişkenler ekonometrik paket programı yardımıyla analize dahil edilmiştir. Zaman serileri kapsamında vergi oranının vergi gelirleri üzerindeki etkisi Johansen ve ARDL eşbütünleşme yaklaşımları kullanılarak araştırılmıştır. Yapılan analizlerden elde edilen bulgularda Türkiye'de toplam ve dolaylı vergi oranlarının Laffer eğrisinin sağında kaldığı, diğer bir ifadeyle Laffer eğrisinin tepe noktasını aştığı; dolaysız vergi oranlarının ise Laffer eğrisinin solunda kalarak optimal vergi oranlarının altında gerçekleştiği tespit edilmiştir.

Laffer eğrisiOptimal vergilendirmeTürk vergi sistemi+5
Gamze Çimen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Tax expenditure practices in the 19th century Ottoman public finance system

This thesis examines how the tax expenditure, which is consisted of tax exemption, tax reduction, tax refund, tax deferral, and rate relief, was used in the 19th century Ottoman State public finance system as a tax policy tool. It begins by sketching the definition and arguments against and in favor of tax expenditure, focusing first on the importance, effects, and views concerning this concept. The next part charts the general outlook of the Ottoman State Public Finance system by discussing the Post-Tanzimat public finance case, changes in perception within the Ottoman fiscal mind, developments in fiscal administration, and developments in taxation. The thesis goes on to investigate the reasons behind the tax expenditure practices by using the archives, which compiled from the Ottoman Archives and the National Archives, as well as British newspaper articles, under the headings of economic, fiscal, social, political, and religious issues, and then on practices in the context of county experiences s, which are Britain, Russia, Germany, and France. It, in the end, makes a general assessment regarding all these explanations. In retrospect of the practices of the tax expenditure, these practices have been used in such a deep and wide manner as a fiscal policy tool for different purposes since the establishment of the Ottoman State. There were essential debates on the purpose and amount of tax expenditure in the archives, particularly during the post-Tanzimat Era. These debates were at the center of the reform movements introduced in this period. Within the context of these debates, tax expenditure practices have become a prominent tax policy tool in providing an equitable distribution of the tax burden, in the establishment of social justice, and in suppressing adverse social issues in Ottoman society.

19. centuryReligionReligious elements+6
Şahin Yeşilyurt
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Optimal vergileme açısından Türk vergi sisteminin değerlendirilmesi

Optimal vergi, adalet ile etkinlik arasındaki tercihi en iyi yansıtan ve aynı zamanda sosyal refah düzeyini maksimum seviyeye çıkaran vergi yapısıdır. Bu bağlamda optimal vergilemenin tarihsel gelişimine, ulaşılmak istenen amaçların neler olduğuna yer verilmiştir. Çalışmanın amacından hareketle, Türkiye özelinde vergi sisteminde yer alan vergilerin etkinlik ve adalet ilkelerine uygunluğunun tespiti yapıldı. Ramsey, Mirrlees gibi optimal vergilemeye ilişkin yaklaşımları olan kişilerin optimal vergilemeye ulaşmak için önerileri ile Adolf Wagner, Adam Smith ve modern maliyecilerin optimal vergileme ilkelerinin neler olmasını gerektiğine ilişkin çalışmalarına yer verilmiştir. Bu çalışmaların neler olduğu bu çalışmada yer almaktadır. Optimal vergi bileşimine nüfus, sermaye ve uluslararası hareketlere göre sürekli kendini güncellemesinden dolayı kesinlik belirten sınırlar çizilemese de elde edilen bilgilere göre Türk vergi sisteminde yer alan dolaysız vergilerin optimal vergileme ilkelerine etkinlik ve adalet açısından uygun olmadığına, dolaylı vergilerden katma değer vergisinin kısmen de olsa optimal vergilemenin etkinlik ilkesine uygunluk gösterdiğine ancak hem katma değer vergisinin hem de Özel Tüketim Vergisinin optimal vergilemenin adalet ilkesine uygunluk göstermediği tespit edildi. Anahtar kelimeler: Optimal vergileme, optimal vergilemenin amaçları, verginin tarihçesi, optimal vergileme ilkeleri, Türk vergi sistemi.

Optimal vergilendirmeTürk vergi sistemiVergi sistemi+2
Gökhan Doğan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat işletmelerinde maliyet hesapları ve vergi ilişkileri

İnsanlık tarihi kadar eski olan ve her türlü insan ve işletme ihtiyaçlarını karşılayan yapı oluşturma faaliyetlerini içeren inşaat işleri, son yıllarda tüm dünya ülkelerinin ekonomilerinde itici güç, başka sektörlere sağladığı büyük katkılar nedeniyle önemli bir sektör olma özelliğini sürdürmektedir. Bununla birlikte inşaat işlerinde üretim sürecinin 1 yılı aşması maliyetleri biriktirmeyi gerektirdiğinden bu özelliği nedeniyle de inşaat işletmeleri diğer sanayi ve ticaret işletmelerinden ayrılmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü inşaat kavramını, inşaat çeşitlerini, inşaat işlerinin ayrımını, yıllara yaygın inşaat taahhüt ve onarım işletmelerinde yaygın bir uygulama olması nedeniyle teminat kavramını kapsamaktadır. İkinci bölümde ise. İnşaat muhasebesi ve özellikleri, inşaat işletmelerinde karı belirleme yöntemleri, defter düzeni, inşaat işletmelerinin tek düzen muhasebe sistemine göre kullanmaları gereken maliyet hesaplan (fiili * ve önceden saptanmış maliyet yöntemlerine göre) inşaat maliyetinin unsuru olarak direkt ilk madde ve malzeme giderleri, direkt işçilik giderleri, taşeron giderleri, genel üretim giderlerini ve dağıtımı yasalarca belirlenmiş müşterek giderler, yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri yapan işletmeler ve özel (yap- sat) inşaat işletmeleri açısından ayrı ayrı ele alınmaktadır. Son bölümde ise inşaat işletmelerinin inşaat faaliyetlerinden elde ettikleri kazançların vergilendirilmesi, gelir vergisi ve kurumlar vergisi yönünden şahıs işletmeleri ve kurumlar vergisi mükellefi işletmeler açısından incelenmiştir. Ayrıca inşaat işletmelerinin geçici vergi, katma değer vergisi, damga vergisi, gelir vergisi stopajı ve diğer vergi ve harçlar açısından vergi ilişkilerini kapsamaktadır. ANAHTAR KELİMELER : İnşaat, Taahhüt, İnşaat Muhasebesi, Vergiler, Maliyet.

Maliyet hesabıMaliyet sistemleriVergilendirme+1
Mehmet Şenlik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Enflasyon ve vergileme

SUMMARY The aim of this paper is to show the results that the effects of inflation cause on tax exemptions (exclusion, deduction etc.) from the point of view of taxpayers' and government's point of view. Inflation is an sensible and steady increase on the general level of prices. Therefore, the purchase impact of money decreases in the inflationary periods. Since tax isa monetary value and unless an adjustment e s being done, i t loses some functions, such as ability-to-pay principle, efficient and equitable income distribution principle. As to this condition yields various results for taxpayers and government while inflation proves government to' obtain more tax revenue by disturbing the structure of the progressive personal income tax, it entails government to come out the revenue loses because of administrative lags in the system of personal income tax. That is, inflation has got two important contradictions to one another from the point of view of taxpayers and government: 1. Increasing of Tax Burden Revenue 2. Effects of Administrative Lags 1. Increasing of Tax Burden Revenue A progressive income tax system is affected by inflation both with respect to the real value of tax allowances and to the structure of tax brackets and progressive rates. As inflation will reduce substantially the real value of most tax allowances in the system of income taxation, this will lead to a more progressive effect on income taxation, even in the case of a proportional structure of tax rates. If moreover, the rate structure of income taxation is progressive, nominal increases inIncome may move taxpayers Into higher tax brackets, thus leading an increases real tax burden. But in this situation government can obtain more tax revenue. This is the concept of inflation as a form of or as an alternative to taxation with respect to the function of transferring real purchasing power to the public sector. 2. Effects of Administrative Lags The other effect of inflation on the tax system has been a massive eroison of real tax revenues. Together with legal lags there may be illegal delays in payment. The higher the rate of inflation and the less inflation-adapted the penalties for these illegal transfers, the more tax loses are from the point of view of government. But taxpayers pay less money, as inflation reduce purchasing power of money in the long term. In this paper, the first chapter is a theorical statement- explained above- In the second chapter, the impact of inflation on the institutions of Turkish Personal Income Tax is intensively analyzed to explain with a lot of examples and measures. Inflation disturbs income distribution to related with its effects of on the tax system. We made a measure to show this situation for Turkey. According to this, the tax loses that government comes out from a person who receives minimum wage who pays his/her tax on the average 1,5 months later - Because the time between earning his income and paying his tax is 1;5 months- Be cause the time between earning his/her income and paying his/her tax is 1,5 months- and a merchant who pays his/her tax on the average 12,5 months later. We have developed a model that measures the tax loses of goverment as a result of these delays, According to results of measure that we made, the tax burden of a person who earns minimum wage is heavier than others. That is,while goverment faced 11.2% tax loses from a person who earns minimum wage, it faced an 51.2% tax loses from a mercant in Turkey in 1994. In third chapter, it is explained that the forms of solution in Turkey's practice to eliminate the negative effects of inflation and besides that some solutions are propesed by us. Some of these are: indexation, shortening administrative lags (i.e. Paying the tax one every 3 months), widening tax brackets as parallel to the rate of inflation, using the inflation accounts, etc. Inflation reduces real value of minimum living allowance, limits of exclusions and therefore, it increases the tax burden of person who benefit from these. xii

EnflasyonFinansVergilendirme
Birsen Nacar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Gelir Vergisi Kanunu'na göre tarımsal kazançların vergilendirilmesi

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ TÜRKİYE' DE GELİR VERGİSİ KANUNU' NA GÖRE TARIMSAL KAZANÇLARIN VERGİLENDİRİLMESİ Kemalettin TAŞDAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Şinasi AKDEMİR Yıl: 1997, Sayfa: 135 Jüri: Prof. Dr. Şinasi AKDEMİR Doç. Dr. Necat ÖREN Yrd. Doç. Dr. İbrahim YILMAZ Gelişmekte olan ülkelerde tanım sektörü ekonomik gelişmeye diğer sektörlere kaynak aktarımı yolu ile katkı yapmaktadır. Kaynak aktarımının çeşitli yolları vardır. Bunlardan birisi de tarımsal vergiler, özellikle de tarımsal gelir vergileridir. Türkiye' de tarımsal kazançlar vergilendirilmektedir ve tarımsal gelirlerin vergilendirilmesinde yasal açıdan olduğu kadar teknik ve ekonomik açıdan da önemli sorunlar bulunmaktadır. Bu çalışmada, gelir vergisi kanunu içerisinde tarımsal gelirler ile ilgili mevzuat incelenmiş, sorunlar üzerinde durulmuş ve çözüm önerileri getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Vergi, Tarımsal Vergi, Muafiyet, Stopaj.

Gelir vergisiTarım ekonomisiVergilendirme
Kemalettin Taşdan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Vergiye gönüllü uyumu artırmaya yönelik uygulamaların Anayasal vergilendirme ilkeleri bağlamında değerlendirilmesi

Vergi, devlet harcamalarının finansmanı temeline dayanmakla birlikte ekonomik ve sosyal müdahale amacıyla da kullanan bir araç haline dönüşmüştür. Devlet egemenlik gücüne dayanarak vergi toplamakta ve hukuki çerçevesi belirlenmiş cebirle bu yetkisini kullanmaktadır. Vergi, Anayasal bir ödev ve zorunlu bir mali yükümlülük olarak tanımlansa da toplumda vergi bilinci arttıkça; vergi vermek ortak hedeflere ulaşma amacına hizmet eden gönüllü bir görev olarak benimsenmektedir. Gönüllü vergi uyumunun kısa vadeli önemli sonucu; mükelleflerin ödevlerini aksatmadan yerine getirmeleriyle birlikte verginin tam ve eksiksiz tahsil edilebilmesi olarak görülmektedir. Uyumun süreklilik arz etmesi ise vergi bilincine sahip bir toplum meydana getirerek vergi politikalarının sosyal ve hukuki adalet içinde yürütülmesini sağlayacaktır. Bu noktada vergi politikalarının mükellefleri gönüllü uyuma teşvik edici yönü önem kazanmaktadır. Vergi verme sorumluluğu bulunan mükellefler günümüzde çok daha bilinçli tutumda olsalar da vergi bilincinin ve uyumunun gelişmesi için kanuni düzenlemelerin ve vergi idaresi uygulamalarının da titizlikle yürütülmesi gerekmektedir. Gönüllü uyuma yönelik uygulamalar hayata geçirilirken dikkate alınması gereken bir diğer husus ise bunların Anayasal vergilendirme ilkeleriyle uyumlu olması gerektiğidir. Hem bireylerin hak ve özgürlüklerinin hem de devletin vergilendirme yetkisinin kaynağı Anayasa'dır. Dolayısıyla genel olarak vergilendirme süreç ve işlemlerinin ve tüm vergi düzenlemelerinin Anayasa'ya ve Anayasal ilkelere bağlı kalınarak yapılması gerekmektedir. Çalışmada ise gönüllü uyuma yönelik düzenlenmiş bazı uygulamaların Anayasal çerçeveden doğan vergilendirme ilkeleri ile uygunluğu ele alınmıştır. Ülkemizde özellikle son yıllarda mükellef odaklı anlayış benimsenerek, vergi uyumuna yönelik yasal düzenlemelerin ve uygulamaların gelir idaresi tarafından hayata geçirildiği gözlenmiştir. Ayrıca bu konuda görüş, öneri ve olası sonuçları konu edinen makale, akademik çalışma ve mesleki yayınlarda da artış olduğu görülmüştür. Bu çalışmada öncelikle vergi kavramları, vergilendirme ilkeleri ve Anayasal vergilendirme ilkeleri hakkında bilgi aktarılmıştır. Ardından vergi uyumu kavramı incelenerek gönüllü vergi uyumuna yönelik yapılan düzenleme ve uygulamaların neler olduğu ortaya koyulmuştur. Çalışma sonucunda, bu uygulamaların ve düzenlemelerin her birinin ayrı ayrı Anayasal vergilendirme ilkeleriyle ilişkisi ve uygunluğu ortaya konulmuştur.

AnayasaAnayasal ekonomiTürk Anayasa hukuku+4
Fatma Şule Mutlu
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Vergilendirilebilir gelirin tespitinde vergi istihbaratının önemi ve işlevi

Bu çalışmada daha az vergi ödemek ya da hiç vergi ödememek amacıyla vergiye tabi gelirin gizlenmesi, bunun yöntemleri, geliri gizlemenin hukukî sonuçları ile gizlenen gelirin tespiti amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan vergi istihbarat faaliyetleri ve bunların sonuçları incelenmiştir.Türk vergi sisteminde kaynak ve net artış teorilerinin sentezi benimsenerek bütün gelirler kavranmaya ve vergilendirilmeye çalışılmaktadır. Beyan esasının geçerli olduğu ülkemizde mükellefler de doğal olarak vergiye karşı direnç algısıyla elde edilen gelirlerini gizlemeye çalışmaktadır. Devlet ile mükellef arasındaki bu çıkar çatışması ortamında, Gelir İdaresi hukuksal yaptırım gücü ile birlikte gelişen teknolojinin de imkânlarını kullanarak gizlenen geliri ortaya çıkarmak ve bunun üzerinden vergi almak çabası içerisindedir.Gerçek ve tüzel kişiler hakkında açık ya da gizli bilgilerin yürürlükteki mevzuat çerçevesinde toplanarak anlamlı bir bütünlük içerecek düzeyde ve vergi incelemesine done teşkil edecek şekilde analiz edilmesi süreci olarak tanımladığımız vergi istihbarat faaliyetleri sonucunda, vergi incelemelerinin verimliliğinin arttığı, kayıt dışı ekonomik faaliyetlerde azalma sağlandığı ve mükelleflerin vergiye karşı dirençlerinin azalarak vergiye gönüllü uyum düzeyinin arttığı gözlemlenmiştir.

BeyannameGelirlerVergi denetimi+5
Mehmet Çiftçi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de iklim değişikliği politikaları ve ekolojik vergileme

İklim değişikliği, Birleşmiş Milletler genel sekreteri Antonio Guterres'in ifadesi ile varoluşsal bir sorun olarak kabul edilmektedir. Etkisi ve büyüklüğü her geçen gün artan ve küresel ölçekte, insanlığın ortak çözüm aradığı bu sorun, Birleşmiş Milletler gündemine alınmış Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında yer almıştır. İklim değişikliği sorununun belli bir dönem ile sınırlandırılamaması ve mücadele edilse bile etkilerinin uzun yıllar ortadan kaldırılmasının mümkün olmaması, bu sorunun günümüzde diğer temel sorunlardan ayıran belirleyici yönünü ortaya koymaktadır. Günümüzde iklim değişikliğinin risk ve tehditlerinin artışı aynı zamanda, ülkeleri, iklim değişikliğine karşı alınacak önlemlerin ulusal politikalara, stratejilere ve planlara entegre etmesini zorunlu hale getirmiştir. İklim değişikliğinin etkilerine karşı ülkeler farklı etkilense de, gelir düzeyi düşük, yoksul ülkelerin iklim değişikliğine karşı daha kırılgan olduğu görülmektedir. Bu açıdan ülkeler, Paris Anlaşmasında yer alan hedefler çerçevesinde iklim değişikliği ile mücadelenin gerçekleştirilmesine ve sonuçta küresel ölçekte iklim sorununa çözümüne yönelik katkı sağlamaya çalışmaktadırlar. Anlaşma, iklim değişikliğinin kaynağı olarak görülen sera gazı emisyon oranlarının düşürülmesini konusunda ülkelerin emisyon hedeflerini belirlemesi yerine getirmesini istemektedir. Sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda teşvik mekanizmaları yanında vergisel uygulamalarda bulunmaktadır. Emisyon kaynağı olan sektörler üzerinde vergisel yükün azaltılması yanında enerji üretiminde, yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması da önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin iklim değişikliği politikaları ve ekolojik vergileme konusu ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, iklim, iklim değişikliği kavramı, nedenleri ve etkileri kavramsal olarak açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, iklim değişikliğini etkileyen argümanlar, iklim değişikliği konusunda çaba gösteren uluslararası kuruluşlar, konferanslar ve sözleşmeler ele alınmış buna ek olarak Türkiye'de İklim değişikliğine yönelik kurumsal yapı ve mevzuata yer verilerek iklim değişikliği politikalarında Türkiye'nin mevcut durumu açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümde ekolojik vergilerin genel ve teorik çerçevesi verilerek Türkiye'de uygulanan ekolojik vergiler açıklanmıştır. Ayrıca Merkezi Yönetim ve Mahalli İdarelerin Bütçeleri kapsamında ekolojik açıdan değerlendirmesi yapılmıştır. Son olarak, Türkiye'de ekolojik vergiler ile kirlilik arasında ilişkiyi tespit etmek amacıyla, Augmented Dickey-Fuller (ADF) ve Philips-Perron (PP) birim kök testleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinin belirlenmesinde Toda-Yamamoto nedensellik analizinden faydalanılmıştır. Analiz sonucunda, kirlilik ve çevresel vergiler arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu, ayrıca enerji tüketiminden kirliliğe ve enerji tüketiminden çevresel vergilere doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgulardan hareketle kirliliğin çevresel vergiler üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu, çevresel vergilerin de kirlilik üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu ortaya konulmuştur.

Ekolojik vergilerKarbon vergisiPolitik ekoloji+7
Özcan Karatay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel dijital teknoloji şirketlerinin vergilendirilmesi

Günümüzde, küreselleşme ve dijitalleşme kavramları, ekonomik, sosyal ve kültürel yapıları kökten değiştirmiştir. Bu değişim, dijital ekonomi adı verilen yeni bir ekonomik yapıyı ortaya çıkarmıştır. Bu ekonomik dönüşümün belirleyici aktörleri arasında küresel dijital teknoloji şirketleri bulunmaktadır. Bu şirketler, internet üzerinden iş yapma modeliyle küresel çapta faaliyet göstermekte ve genellikle bulundukları ülkelerin sınırlarını aşarak gelir elde etmektedirler. Bununla birlikte, bu şirketlerin vergilendirilmesi konusunda sorunlar ortaya çıkmaktadır. Geleneksel vergi sistemleri genellikle fiziksel varlıklara dayalı olarak tasarlanmıştır ve dijital ekonomide faaliyet gösteren şirketlerin bu sisteme uyum sağlaması zor olabilmektedir. Özellikle internet üzerinden satış yapan şirketlerin vergilendirilmesi konusunda uluslararası düzeyde standartlaşmış bir yaklaşım bulunmamaktadır. Çalışmada küresel dijital teknoloji şirketlerinin vergilendirilmesi konusu ele alınmaktadır. Bu kapsamda çalışmada, uluslararası alanda önemli ve güncel bir tartışma konusu olan küresel dijital teknoloji şirketlerinin vergilendirilmesi sorunu ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Bu soruna yönelik uluslararası ve ulusal alanda yapılan çalışmalar ve sorunlara ilişkin çözüm önerileri kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca çalışmada, küresel dijital teknoloji şirketlerinin vergilendirilmesine ilişkin sorunlara çözüm olarak, Türkiye özelinde yenilikçi bir model niteliğinde Dijital Varlık Temelli Kurum Vergisi önerilmektedir.

Dijital teknolojilerDijitalleşmeUluslararası vergi anlaşmaları+6
Begüm Kireşci
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de elektronik devlet uygulamalarının vergilendirme işlemlerine yansımaları

Bu çalışmada küreselleşen dünyada sürekli gelişen bilgi teknolojileriyle birlikte ekonomik sistem içerisinde birçok sektörde olduğu gibi kamu sektöründe de bilişim teknolojilerine ayak uydurarak kendi iç işleyişi ve vatandaşlarla olan iletişimin ağ teknolojileri yardımıyla geliştirmesinin nasıl olduğuna ve bunun vergisel sistemde etkilerine değinilmiştir. Devletler kamu hizmetlerini sunarken ve ayrıca kamu gelirlerini sağlarken bunu en etkin, en hızlı şekilde ve en az maliyetle sağlama hedefi içerisindedir. Bu anlamda elektronik devlet kavramı günümüzde ortaya çıkmış ve önemi de her geçen gün artmaktadır. Elektronik devlet vatandaş-devlet ilişkilerinin karşılıklı olarak ağ ortamında sağlandığı bir yapılanmadır. E-devlet alanındaki uygulamalar kısa zamanda vergilendirme alanında kullanılmaya başlanmıştır. Elektronik vergileme, devleti vergi tahsilatları sırasında ağır iş yükü ve maliyetlerden kurtarmakta; mükellefin de vergi görevlerini yerine getirirken daha basit ve karmaşıklıktan uzak hızlı bir şekilde bunun uygulamasını sağlanmakta, devlet ve birey arasındaki iletişim kalitesini de artırmaktadır.

Elektronik devletElektronik vergilendirme sistemiTürk vergi sistemi+1
Ömer Admiş
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto paralardan elde edilen kazançların vergilendirilmesi

Satoshi Nakamoto, "A peer to peer cash system" (Uçtan uca ödeme sistemi) adıyla 2008 yılında yayımladığı makalesinde, ilk kripto para olan Bitcoin'i duyurmuştur. Herhangi bir merkezi otorite veya banka tarafından desteklenmeyen bu sıradışı dijital varlık, anonimlik özelliğinden dolayı da birkaç yıl içinde yasa dışı ticaretin ilgi odağı olmuştur. Bitcoin bu ilgi ile birlikte, yasa dışı elektronik ticaret sitesi olan Silk Road (2013 yılında) operasyonuyla merkezi otoritelerin kara listesine girse de, kullandığı dağıtık ağ yapısı birçok teknoloji şirketinin ilgisini çekmeye devam etmektedir. 2008 yılından bu yana yaygınlaşan blockchain ekosistemindeki kripto para türünün dört bin adedi aştığı görülmektedir. Bu paraların işlem gördüğü çevrimiçi takas platformların sayısı ise on binleri bulmaktadır. Her geçen gün daha fazla kullanıcı tarafından ilgi gören kripto paralar, artık merkezi otoriteler tarafından da daha sıkı takip edilmektedir. FED, BIS, ECB gibi merkezi otoriteler çeşitli raporlar yayımlayarak bu teknolojiyle ilgili düzenlemeler yapılmasını önermektedirler. Merkezi otoritelerin bu çağrıları ile bazı ülkeler düzenlemeler yapsa da, kripto paraların tanımı konusunda hemfikir olma durumu söz konusu değildir. Bu karmaşıklık, düzenlemelerle yasallaştırılan kripto varlıkları, vergilendirilme sorunsalı ile karşı karşıya bırakmaktadır. Yasal bir tanıma kavuştuğu ülkelerde vergilendirilme süreçleri ilerlese de varlıklarının tanımı yapılmadığı veya yapılamadığı ülkelerde ise vergilendirilme süreci sağlıklı ilerlememektedir. Birçok ülke veya teknolojinin girişimcisi kripto paraları bir ödeme aracı olarak görse de merkezi otoritelerin farklı yaklaşımları konunun vergi boyutunu tartışmalı duruma sokmaktadır. Bu çalışmada ödeme araçlarının tarihi ve blockchain ekosistemindeki kripto paralar incelendikten sonra bu dijital paraların ülkelere göre çeşitlilik gösteren vergilendirme süreci veya vergilendirilme sürecinin önündeki engeller tartışılmaktadır. Çalışmada bu tartışmalı varlıkların vergisel süreci özellikle elde edilen kazançlar açısından incelenmektedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Blockchain, Kripto Paralar, Vergi, Bitcoin

BitcoinBlockchainKripto para birimi+2
Süleyman Girgin
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet reklamcılığı ve Türkiye'de internet reklamcılığının vergilendirilmesi

İnternetin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesi, akıllı telefon, tablet vb. taşınabilir cihazların kullanımına bağlı internet erişiminin yaygınlaşması, sosyal medya platformlarına olan ilgi geleneksel pazarlama ve reklamcılık anlayışında önemli değişikliklere yol açmıştır. Yoğun rekabetin olduğu bir dünyada geleneksel reklamcılık anlayışının yerine, önemli avantajları bulunan internet reklamcılığı işletmelerce tercih edilmeye başlanmıştır. İnternet reklamcılığı, işletmelerin veya firmalarının ürün ve hizmetlerini çevrimiçi olarak kullanıcılara ulaştırabildikleri bir reklamcılık türüdür. Dijital faaliyetlerin kısıtlanamaz biçimde coğrafi sınırları ortadan kaldırması, sanal bir ortamda gerçekleştirilen bu reklamcılık faaliyetinin nasıl vergilendirileceği konusunda gerek yerel gerekse uluslararası kurumları harekete geçirmiştir. Bu gelişmeler dünyada olduğu gibi ülkemizde de yakından takip edilmekte, bu alandaki kazançların kavranılması ve vergilendirilmesi konusunda düzenlemeler yapılmaktadır. Ülkemizde dijital hizmetler ve bu bağlamda internet reklamcılığının vergilendirilmesi konusunda son iki yılda yapılan düzenlemeler ile hem internet reklamcılığı hem de dijital hizmet sağlayıcısı firmaların kazançlarının vergilendirilmesi ve bu alandaki kayıt dışılığın azaltılması yönünde önemli adımlar atılmış, uluslararası alanda yapılan düzenlemeler ile eş zamanlı hareket edilmiştir. Bununla birlikte, teknolojik gelişmelerdeki değişikliklere ticari hayatın hızlı biçimde adapte olması, dijital hizmetlerin ve internet ile buna bağlı uygulamaların sürekli değişim göstermesi gelecekte yeni değişimlere hazırlıklı olmayı gerektirmektedir.

ReklamcılıkReklamlarVergilendirme+3
Şeyma Demirel
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1980 sonrası kalkınma planlarında yer alan vergi politikalarına ilişkin hedeflerin gerçekleşmeleri

Kalkınma kavramı gelişme, ilerleme ve modernleşme gibi anlamlara gelmekte olup özellikle 1940'lardan sonra iktisadi bir içerik kazanmıştır. İktisadi anlamda kalkınma kavramı, iktisadi büyüme gibi nicel bir ölçüme dayalı değişime ek olarak ülkedeki sosyal, kültürel, siyasal ve demografik değişimleri de dikkate alan bir gelişmişlik düzeyini ifade etmektedir. İktisadi kalkınma kavramı zaman içerisinde daha da önem kazanarak iktisadi planlama kavramı ile birlikte kullanılmaya başlamıştır. İktisadi planlama, kalkınma için belirlenen amaçların belirlenen göstergeler ile karşılaştırılması ve etkinlik değerlendirmesinin yapılabilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde iktisadi kalkınmanın sağlanması bakımından iktisadi planlamaya duyulan ihtiyaç, iktisadi planların etkinlik değerlendirmesinin yapılabilmesi açısından önem taşıması nedeniyle artmıştır. Türkiye'de planlamaya dayalı iktisadi kalkınmanın ilk örneğini 1934 yılında uygulamaya konulan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı oluşturmaktadır. İlerleyen yıllarda devam eden planlama girişimleri sonunda 1961 yılında Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulmasıyla birlikte Beş Yıllık Kalkınma Planları uygulamaya konulmuştur. Beş Yıllık Kalkınma Planlarında iktisadi büyüme, sektörel büyüme, istihdam, yaşam koşulları, adalet vb. birçok konulara yer verilmektedir. Ülkelerin ileriki dönemde izleyecekleri politikalar için yol haritası niteliği taşıması bakımından önemi büyüktür. Türkiye'de uygulanan Beş Yıllık Kalkınma Planlarında vergi politikalarına da geniş ölçüde yer verilmekte olup genel olarak belirlenen hedefler; vergi hasılatının artırılması, vergi adaletinin sağlanması ve verginin tabana yayılması gibi başlıklarda toplanmaktadır. Bu tez çalışmasında ise 1980-2018 yılları arasında uygulanan Beş Yıllık Kalkınma Planlarında yer alan vergi politikaları hedefleri ve bu hedeflerin gerçekleşme durumları değerlendirilmiştir. İlk olarak her plan kapsamında plan dönemine ilişkin hedefler ayrı ayrı değerlendirilmiş ve son olarak öne çıkan vergi politikası hedefleri çerçevesinde bütüncül bir yaklaşımla genel durum ortaya konmuştur.

1980 sonrasıEkonomik kalkınmaKalkınma politikaları+6
Ebru Aksoy
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yerel yönetimlerin finansman kaynaklı mali sorunlarına mali özerklik ve vergilendirme yetkisi bakımından çözüm arayışları

Devletler sınırları içerisinde yaşayan fertlerin genel nitelikli ihtiyaçlarını kamu hizmetleri yolu ile sağlamaktadır. Çağdaş kamu yönetimi anlayışı yerel halk tarafından talep edilen kamu hizmetlerinin yerel yönetimler tarafından sağlanmasını öngörmektedir. Yerel yönetimler görevlerini ifa ederken çeşitli sorunlarla karşılaşmaktadır. Bunlardan en önemlisi mali sorunlardır. Yerel yönetimlerin mali sorunları denilince akla ilk gelen finansal kaynak yetersizliği ve merkezi yönetime olan bağımlılıktır. Yerel yönetimlerin finansman sağlarken merkezi yönetime bağımlılığın artması hem mali özerkliği hem de idari özerkliği tehlikeye sokmaktadır. Kendi kendini yöneten, demokratik ve etkin bir yerel yönetim yaratmanın en önemli koşulu, yerel yönetimlerin mali yönden özerk bir yapıya kavuşturulmasıdır. Bu nedenle, yerel yönetim birimlerinin kendi finansman kaynaklarını geliştirebileceği yapıların oluşturulması, yerel yönetimlerin finansman kaynakları içerisinde yoğunluğun öz gelirlere verilmesi ve yerel yönetimlerin kaynak yaratma ve vergilendirme konusunda geniş yetkilerle donatılması gerekmektedir. Üniter yapılı bir ülke olan Türkiye'de yerel yönetim finansman sistemi, esas olarak merkeze bağımlı bir yapıdadır ve bu durum birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Ülkede yaşanan gelişmeler ile birlikte artan hizmet yükü sonucunda yerel yönetim birimlerinin özellikle yetki alanı genişliği, üstlendikleri hizmetler ve nüfus yoğunluğu ile birlikte değerlendirildiğinde belediyelerin harcama düzeylerinde artışa sebep olmaktadır. Fakat ülkede yerel yönetimlere, görev ve sorumluluklarıyla orantılı finansman kaynağı sağlanamamaktadır. Türkiye'de yasal mevzuattaki eksikler nedeniyle mevcut gelir potansiyelini etkin bir şekilde değerlendiremeyen, vergilendirme yetkisine sahip olmayan, kendilerine alternatif yeni gelir kaynakları oluşturamayan, genel bütçe vergi gelirleri tahsilatından aktarılan paylara yüksek derecede bağımlı olan yerel yönetim birimleri, etkin ve verimli hizmet birimleri olma çizgisinden uzaklaşmakta ve mali özerklik sonucu elde edilebilecek muhtemel faydalardan mahrum kalmaktadır. Bu çerçevede çalışmada, başta nüfus yoğunluğu, yetki alanı, etkin demokratik yapısı ve hizmet yoğunluğu dikkate alındığında yerele hizmet sunumunda en önemli role sahip olan belediyeler olmak üzere yerel yönetimlerin yaşadığı finansman kaynaklı mali sorunlar mali özerklik ve vergilendirme yetkisi bakımından değerlendirilip, yerel yönetimlerin daha etkin, verimli ve vatandaş memnuniyetini artıran yapıya kavuşturulması için çeşitli öneriler geliştirilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, mali özerklik, vergilendirme yetkisi, devlet, yerel yönetim

Finansal kaynaklarFinansal sorunlarFinansman+3
Emine Kaya Güngör
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yıllara yaygın inşaat taahhüt ve onarım işlerinin muhasebeleştirilmesi, vergilendirilmesi ve örnek bir uygulama

ÖZET Yüksek Lisans Tezi Yıllara Yaygın İnşaat Taahhüt ve Onarım İşlerinin Muhasebeleştirilmesi, Vergilendirilmesi ve Örnek Bir Uygulama Zekerya SİNAN Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı Gelir Vergisi Kanunu'nun 1.maddesinde gelirin tanımı, gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır denilmektedir. Bundan da anlaşılıyor ki gelirin tespitinde takvim yılı esas alınmaktadır. Genel olarak gelir vergisinin belirlenmesinde kural bu olmasına rağmen bunun dışında başka özel durumlar da bulunmaktadır. Buna örnek yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri verilebilir. Yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri ile ilgili olarak işin bitim tarihinin birden fazla yıla yayılması, gelir ve giderlerin takvim yılı içerisinde tespit edilebilmesindeki zorluklar nedeniyle, Türk vergi mevzuatında, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 42 nci maddesinde; "Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterilir." hükmüne yer verilmiştir. Bir işin Gelir Vergisi Kanunu'nun 42 nci maddesi kapsamına girmesi için, faaliyet konusu işin, inşaat ve onarma işi olması, işin taahhüde bağlı olarak başkaları hesabına yapılması ve birden fazla takvim yılına sirayet etmesi gerekmektedir. Aynı Kanunun "İnşaat ve onarma işlerinde işin bitimi" başlıklı 44 üncü maddesinde, inşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarihin; diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarihin bitim tarihi olarak kabul edileceği ve bitim tarihinden sonra bu işlerle ilgili olarak yapılan giderler ve her ne nam ile olursa olsun elde edilen hasılatın, bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın elde edildiği yılın kâr veya zararının tespitinde dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında vergi kesintisi yapmak zorunda olanlarca kurumlara avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben yapılan ödemeler üzerinden vergi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmıştır. Mevzuattaki bu düzenlemeler kazancın tespit edilmesindeki zorluğu ortadan kaldırmış ancak başka belirsizlik ve tartışmalara yol açmıştır. Bu çalışmanın amacı yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinin vergilendirilmesi sırasında karşılaşılan sorunların ortaya konulması ve çözüm yollarının ne derece yerinde olduğunu örneklerle desteklenerek sorgulanmasıdır. Bu amaçla, yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinin mevcut Tek Düzen Muhasebe Sistemi çerçevesinde muhasebeleştirilerek vergilendirilmesi örnek bir uygulama ile açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: 1) Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım, 2) Muhasebe, 3) Vergi

MuhasebeOnarımVergilendirme+4
Zekerya Sinan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00

Related subjects