Analiz
73 theses under this subject heading
Havayolu marka kişiliği algısının yüzyüze görüşme ve nöropazarlama yöntemlerinden EEG ile karşılaştırılması: Bir uygulama
Günümüze kadar döngüsel bir gelişim gösteren pazarlama anlayışı, zaman içerisinde geçirdiği değişiklikler ile ürün odaklı yaklaşımdan (pazarlama 1.0 ), akıl ve duygusal açıdan insanı anlamaya çalışan değer odaklı (pazarlama 3.0) yaklaşıma dönüşmüştür. Klasik pazarlama dönemlerindeki değişimler, zaman içerisinde insanı odak noktası alarak insana dair ihtiyaçların belirlenmesini ve insan duygularının satın alma davranışları üzerindeki etkisinin tespit edilmesini daha önemli hale getirmiştir. Bu kapsamda, araştırmalarda nöropazarlama tekniklerinin uygulanması tüketicilerin gerçek duygularını, düşüncelerini ve bilinç dışı tepkilerini ortaya çıkarmak için en doğru ve tutarlı yollardan biri olarak düşünülmektedir. Bu çalışmada, Türk Havayolları'nın ve Pegasus Havayolları'nın marka kişiliği özellikleri yüz yüze görüşme tekniği ve nöropazarlama yöntemlerinden olan EEG analiz yöntemi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Çalışmanın ilk safhasında; 32 gönüllü katılımcıya her iki havayoluna ait Aaker'in geliştirdiği 42 adet marka kişiliği sıfatları slayt olarak gösterilerek EEG analiz yöntemi ile tepkileri ölçülmüştür. Çalışmanın ikinci safhasında ise; aynı gönüllü katılımcılara yüz yüze görüşme tekniği uygulanmış ve 42 adet marka kişiliği sıfatını işaretlemeleri istenmiştir. Sonra her iki yöntemden elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda; her iki yöntemden elde edilen bulguların büyük oranda farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.
Konaklama işletmelerinin yönetim muhasebesi ve finansal analiz kapsamında değerlendirilmesi
Her işletme gibi konaklama işletmeleri de hem hayatiyetlerini hem de karlılıklarını sürdürebilmek için müşteri memnuniyetini üst düzeyde tutmak zorundadırlar. Bunu sağlamak için de kendilerine rekabet üstünlüğü sağlayacak yöntem ve araçları kullanmaları gereklidir. Bu çerçeve içerisinde, konaklama işletmelerinin; gelecek için yön gösterebilecek bir yönetim muhasebesine, verimlilik ve karlılıklarını değerlendirebilmek içinde finansal analiz uygulamalarına ihtiyaçları vardır. Böylece iyi ve güçlü bir muhasebe sistemiyle yöneticilerin desteklenmesi, işletme amaçlarına ulaşmada doğru kararlar alınmasını sağlayabilecektir.Çalışmamızda, yönetim muhasebesi ve finansal analiz tekniklerinin, konaklama işletmelerine özgü şartlara nasıl uyarlanabildikleri ve böylece, işletme yönetimlerine nasıl fayda sağlayabilecekleri gösterilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda çalışma üç bölümden oluşmuştur.Birinci bölümde, turizm sektörü ve konaklama işletmeleri tanımlanmış, sınıflandırılmış ve organizasyon yapıları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, yönetim muhasebesi ve finansal analiz hakkında temel bilgiler verilmiş ve genel çerçeveleri çizilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise, öncelikle konaklama işletmelerinin farklı özellikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Daha sonra, finansal analizin temel tekniği rasyo analizine yer verilmiştir. Burada, konaklama işletmelerinin özellikleri dikkate alınarak, maliyetlerinin belirlenmesinde ve performanslarının ölçülmesinde rasyolardan nasıl faydalanılabileceği gösterilmeye çalışılmıştır.
Hidrolik pres ile üretilen 5754 malzemesinin aısı 4140 ve 6061 t6 kalıplarında deneysel ve sayısal olarak avantajlarının incelenmesi
Havacılık, uzay, otomotiv vb. gibi endüstrilerde hafif araçlar üretmek her geçen gün önemini arttırmaktadır. Bu bağlamda endüstride hafif malzemenin kullanımı kadar, bu malzemelerin şekillendirme yöntemlerinin hızı önem kazanmaktadır. Sac levhalar şekillendirilirken belirli kurallara ve kabullere göre şekillendirilmekte ve belirli bir süreçten geçmektedir. Bu çalışmada savunma sanayi, beyaz eşya, uzay ve havacılık gibi sektörlerde de kullanılabilecek olan sac metal levhaların şekillendirilmesi işleminin daha kısa sürede, daha az maliyetle ve daha uzun ömürlü ürünler elde edilebilmek için çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmada kullanılan yöntem; hidrolik preslerde bir levhanın şekillendirilebilmesi için gerekli olan kalıp tasarımı, üretimi ve işletme koşullarındaki basınca uygun olarak analizinin yapılarak diğer metotlara göre avantajlarının belirlenmesidir. Yapılan analizler ile parça üretimine en yakın basınçlar seçilmiştir. Daha sonra bu basınçlarda iki farklı kalıpta üretilen parçaların CMM ile ölçümü yapılmıştır. Ölçümü yapılan parçalar asıl parça ile karşılaştırılarak yüzde olarak benzerlik oranı ifade edilmiştir. Sac levha olarak 2 mm kalınlığında 5754 alüminyum, kalıp malzemesi olarak ise 6061 T6 ve AISI 4140 çelik malzemeler kullanılmıştır. Yapılan ölçümler sonucunda en uygun kalıbın 6061 T6 ve en uygun basıncın 200 bar olduğu görülmüştür.
Balanced scorecard aracılığıyla performans analizi ve Kütahya Gediz Devlet Hastanesinde bir model denemesi
Finansal muhasebe ölçümlerine dayanan performans ölçüm yöntemlerinin artık eskimesi, geçerliliğini yitirmesi ve Balanced Scorecard'ın ortaya çıkışı performans ölçme ve strateji belirleme üzerine yeni bir çığır açmıştır. Bir kurumun faaliyetlerinin hedeflenen sonuçlara ulaşılıp ulaşılmadığı, hizmetlerin verimli, etkin ve karlı bir düzeyde gerçekleşip gerçekleşmediği konuları Balanced Scorecard ile daha iyi ölçülmüş ve planlanmıştır.Bu çalışmanın yapılma nedeni Balanced Scorecard'ın sağlık işletmelerinde ve yönetiminde kullanılarak performans, verimlik ve hizmet kalitesinin arttırılması, örgütsel değişime ayak uydurulması, kurum içi işleyişin iyileştirilmesi, öngörülen misyon ve vizyonun fiziksel ölçüler haline dönüştürülerek bu kalıplara göre sürekli gelişim ve değişimi sağlayarak stratejik hedeflere ulaşılması, hasta ve hasta yakınlarının beklentilerinin saptanarak onlara en iyi sağlık hizmetinin verilmesi, hastane personelinin eğitimi ve gereksinimlerinin karşılanarak hizmet kalitesi ve personel memnuniyetinin ve performansının arttırılması ve sıraladığımız bu boyutlar arasında dengeyi sağlayarak stratejik planlama ve yönetim üzerindeki etkilerinin nasıl gerçekleştirildiğine dair bilgi toplamaktır.Kütahya Gediz Devlet Hastanesi'nde uygulanan model neticesinde kurumun ilk önce vizyon ve misyonu doğrultusunda Balanced Scorecard'ın dört boyutunu da kapsayan stratejik amaçları belirlenmiştir. Kurumun çalışma prensibi, sahip olduğu tıbbi ve fiziki yapısı, kurumdan hizmet alan hasta ve hasta yakınları ve kurum çalışanları (kurumun; finansal, ?müşteri?, iç işlemler ve öğrenme, gelişme boyutları) belirlenen stratejik amaçlar kapsamında değerlendirilip başarı ve performansı ölçülmeye çalışılmıştır. Ölçümleme ve değerlendirmeler neticesinde kurumun başarılı ve başarısız, güçlü ve zayıf yönleri tespit edilerek öneri ve eleştirilerde bulunulmuş, stratejik yönetim açısından önemli bulgulara ulaşılmıştır.
TS-EN ISO 9001:2000 kalite yönetim sistemi uygulamasının çalışan verimliliği ve kurumsal performans üzerine etkisi: Eskişehir Sağlık Müdürlüğü uygulaması
Son yıllarda, dünyada genel kabul görerek uygulanan ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi Standardı ülkemizde TS-EN ISO 9001:2000 adı altında olduğu gibi Türkçeye çevrilerek Türk Standardı haline getirilmiştir. TS-EN ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi'nin Ülkemizde birçok firmada başarılı uygulamaları mevcuttur. Bu standardın son yıllarda kamu kurumlarında da uygulamaları görülmektedir. Bu yönetim sisteminin kamu kurumlarımızın sahip olduğu yanlış kaynak yönetimi, verimsizlik, performans düşüklüğü gibi birçok probleme de büyük ölçüde çözüm getireceği muhakkaktır.Özellikle son yirmi yılda ekonomik ve sosyal hayatta yaşanan gelişmeler sonucu müşteri tercihlerinde gözlenen sürekli değişim ve işletmeler arasında yaşanan rekabet, işletmeleri müşteri ihtiyaçlarını anlamaya ve sürekli değişen şartlara uyum sağlayacak şekilde yeniden yapılandırmaya zorlamaktadır.Müşteri kavramının değiştiği, kurum çalışanları da dahil olmak üzere hizmet veya üründen etkilenen ve beklentisi olan herkesin, müşteri olarak kabul edildiği günümüzde, müşteri tatmininin sürekliliği ve kuruluşun etkin ve verimli çalışmasını sağlayarak, tüm paydaşlar için fayda sağlamak ve sistemin sürekli iyileştirilmesi için süreç yaklaşımı ve müşteri talep ve beklentilerine uyum güvencesi dahil olmak üzere, sistemin etkin bir şekilde uygulanması sonucu müşteri tatminini sağlamak Kamu kurumlarında da ön plana çıkmaktadır.Bu çalışmada örnek uygulama olarak ele alınan Eskişehir Sağlık Müdürlüğü'nde yürütülen Kalite Yönetim Sistemi çalışmalarının getirdiği değişiklikler ve Bu bağlamda Kalite Kavramı, ISO standartları, Kalite Yönetim Sistemi Standardı, Verimlilik, Performans ve aralarındaki ilişkiler hakkında bilgi verilerek, Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü Çalışanları üzerinde bir alan araştırması yapılmış ve yapılan anket ile araştırmanın nicel verileri elde edilmiş ve elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 13.0 for Windows programında faktör analizi yapılarak Kalite Yönetim Sistemi uygulamasının; Standart'ı yeni uygulamaya başlayan Eskişehir Sağlık Müdürlüğü ve çalışanlarının üzerinde neden olacağı verimlilik ve kurumsal performansa dayalı değişiklikler ile yaşanan değişimleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kalite, Kalite Standartları, Kalite Yönetim Sistemi, Performans, Performans Yönetimi
Hardy uzaylarında genelleştirilmiş öteleme operatörü ile ilgili singüler integral operatörler
Bu tez, altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, klasik Hardy uzayları ile ilgili özet bilgi ve Hardy uzaylarının tarihçesi verilmiştir. İkinci bölüm, konu ile ilgili bazı temel kavramlara ayrılmıştır. Üçüncü bölümde, singüler integral operatörlerin\\genel tanımı verilerek en önemli singüler integral operatör olan Riesz dönüşümleri verilmiştir. Dördüncü bölümde, Laplace-Bessel diferansiyel operatörüne bağlı reel değişkenli Hardy uzaylarının tanımı verilmiştir. Burada, Laplace Bessel diferansiyel operatörüne bağlı maksimal fonksiyonların tanımı verilerek $ H_{\triangle_{\nu}}^{p}$ Hardy uzayında bu maksimal fonksiyonların karakterizasyonu incelenmiştir. Daha sonra, $p>1$ için $ H_{\triangle_{\nu}}^{p}$ Hardy uzayı ile $L^{p}_{\nu}$ Lebesgue uzayı arasındaki ilişki verilmiştir. Beşinci bölümde, $ H_{\triangle_{\nu}}^{p}$ Hardy uzayında, en önemli singüler integral olan Laplace-Bessel diferansiyel operatöre bağlı genelleştirilmiş öteleme ile elde edilen yüksek mertebeli Riesz-Bessel dönüşümlerinin sınırlılığı ile ilgili teorem verilmiştir. Bu teoremin ispatı için $ H_{\triangle_{\nu}}^{p}$ Hardy uzayında, atomik parçalanma kullanılmıştır. Böylece, konvolüsyon tipli bu operatörün $0Anahtar Kelime: Analiz = Analysis
Modification and solution of the dynamical system of COVID-19
On January 30, 2020, the first instance of COVID-19, a new coronavirus disease for 2019, was found. The most dangerous coronavirus, later known as COVID-19, is the name of the virus. This thesis aims to make predictions about disease control and disease regression in the future. This thesis uses the COVID model considered by Shaikh et al. (2020). The modification of this model is accomplished by utilizing the iterative Laplace transform method and a comparative study of different fractional differential operators. The impacts of various biological parameters on the transmission dynamics of COVID-19 are investigated where the medical model is. Where the medical model is, we will modify it, find the equilibrium point, and test the stability, and according to Hartmann's theory, they have the same behavior. We will then solve the modified model by the Sumudu transformation method. The results obtained will be graphically illustrated.
Stratejik planlama ve uygulanabilirliği: Milli Eğitim Bakanlığı örneği
Stratejik planlama, kuruluşun bulunduğu nokta ile ulaşmayı arzu ettiği durum arasındaki yolu tarif eder. Kuruluşun ortak amaç ve hedefleri ile bunlara ulaşmayı mümkün kılacak yöntemleri ifade eder. Stratejik planlama sayesinde yönetimin edineceği ?stratejik düşünme ve davranma? özelliği, kamu yönetimine etkinlik kazandıracaktır. Girdiler ve çıktılar yerine sonuçlara ve performansa odaklanma, hesap verme sorumluluğu ve katılımcılık, ihtiyaçlara cevap veren bir araç olarak stratejik planlama, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile kamu idareleri için zorunlu hâle getirilmiştir. Bu tezin amacı; Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2010 ? 2014 yılları arasında uygulanmakta olan stratejik planlamanın değerlendirmesi yapılarak, yöneticilerin stratejik planlama sürecindeki tutum ve davranışları, çalışan personelin süreçteki yeri ve yeterliliği, sürecin uygulanması sırasında karşılaşılan sorunlar ve çözüm yolları ortaya konulmaya çalışılmıştır.Bu çalışma hazırlanırken; literatür araştırması yapılmış, uygulama uzmanlarından bilgi alınmış, yerinde uygulama yöntemleri incelenmiş, Milli Eğitim Bakanlığı?nda rastgele yöntemle seçilen personellere anket uygulanmış ve kişisel değerlendirmeler yapılmıştır.Sonuç olarak stratejik planlamanın belirlenen hedef ve amaçlar doğrultusunda uygulanabilmesi için, uygulayıcıların yeterli düzeyde eğitim alması ve planlamanın tüm aşamalarında yöneticilerin tam desteğinin sağlanması gerektiği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler : Stratejik Planlama, Stratejik Planlama Yöntemleri, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 2010 – 2014 MEB Stratejik Planı
Gıda, yem ve tohumda multipleks GDO tarama testi geliştirilmesi ve validasyon çalışmaları
Genetiği değiştirlmiş organizma (GDO) kısaca modern biyoteknolojik yöntemler kullanılmak suretiyle gen aktarılarak elde edilmiş organizma olarak tanımlanır. GDO'ların ticari olarak üretime başlandığı 1996 yılından günümüze kadar üretim alanları ve miktarları artarak sürmüştür. GDO'ların artışı birçok soruyu ve endişeyi de beraberinde getirmiştir. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de GDO konusu gündemi meşgul etmektedir. Tüketicilerin ilgisini ve merakını çeken bu konu hakkında medyada yer alan tartışmalar tüketicileri etkilemektedir. GDO'ların yaygınlaşması ile birlikte ülkeler kendi mevzuatlarını oluşturmaya başlamışlardır. Türkiye'de de 2010 yılında 5977 Sayılı Biyogüvenlik Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile GDO kontrol analizleri özel ve kamu labaratuvarlarında yapılmaya başlanmıştır. GDO kontrol analizlerinin ilk aşamasında GDO tarama analizi yer almaktadır. Bu analiz sonrasında gerekiyorsa ileri analizlere, yani miktar ve tiplendirme analizlerine gidilir. Bu nedenle ilk aşamanın sağlıklı olması ve doğru sonuç vermesi çok önemlidir. GDO'lu ürünlerin %90'ından fazlasında genetik modifikasyonu gösteren bölgeler 35S promotor, NOS terminator, FMV promotor bölgeleridir. Ticari kitler de genel olarak bu bölgeleri taramak için üretilmiştir. Bu bölgeler tarandığında daha az ileri analize ihtiyaç duyulmaktadır. Ticari kitlerde bu bölgelerin multipleks olarak taranması kullanıma hazır olması kullanıcıya pratiklik sağlamaktadır. Bu nedenle laboratuvarlar tarafından tercih edilmektedir. Ancak ticari tarama kitleri GDO tarama analizlerindeki asıl maliyet kalemini oluşturmaktadır. Özellikle genel olarak laboratuvarlarda kullanılan yurtdışı menşeli kitler GDO analizlerinin yüksek ücretlerle yapılıyor olmasının sebeplerinden biridir. Analiz ücretlerinin yüksekliği GDO analizi yaptırmak durumunda olan müşteriler tarafından zaman zaman şikâyet konusu edilmektedir. Bu çalışma ile GDO tarama analizi için gereken reaktiflerin ayrı ayrı temin edilerek laboratuvar ortamında birleştirilmesi sonucu oluşturulacak tarama testinin ticari kit ile aynı hassasiyet ve doğrulukta yapılmasının sağlanması amaçlanmıştır. Multipleks test materyalinin laboratuvar içi metot olarak hazırlanması ile maliyetin mümkün olduğunca düşürülmesi hedeflenmiştir. Ticari kit olarak satılan test materyali, kullanıma hazır olması nedeni ile yüksek ücretlere mal olmaktadır. Yüksek GDO analiz ücretlerinin düşürülmesi için analiz reaktiflerinin laboratuvar ortamında hazırlanarak kullanılması gerekliliği bu çalışmanın gerekçesini oluşturmuştur. Planlanan bu çalışma sonucunda LOD (tespit limiti) seviyesi 10 DNA kopyası olan hassas ve analiz maliyeti ticari kite oranla daha düşük multipleks GDO tarama testi geliştirilmiştir. Validasyon çalışmalarının da tamamlanması sebebiyle GDO analiz laboratuvarlarında rutin GDO analiz çalışmalarında kullanılabilecektir.
Bankalarda karlılık analizi: Türk bankacılık sektörü üzerine bir uygulama
Bankacılık sektörü bir çok ülkede olduğu gibi, Türkiye ekonomisinde de önemli bir role sahiptir. Bankacılık sektörünün etkin ve verimli çalışması ülke ekonomisinin gelişmesi açısından büyük önem arzetmektedir. Dolayısıyla bankacılık sektörünün karlılığını etkileyen faktörlerin araştırılması, sadece banka yönetimi ve sahipleri açısından değil, devlet ve diğer finansal otoriteler açısından da son derece önemlidir. Bu sebeple, bankaların karlılıklarına etki eden faktörlerin neler olduğunun belirlenmesi, özellikle bankacılık alanında çalışan araştırmacıların, uzun bir süreden beri ilgilerini çeken konuların başında gelmektedir. Bu çalışma, Ocak 2003-Mayıs 2010 tarihleri arasında, Türkiye'de faaliyet gösteren mevduat bankalarının karlılıklarını etkileyen faktörleri araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışmda, çoklu doğrusal regresyon yöntemi ile, mevduat bankalarının net faiz marjı ve aktif karlılıklarına etki eden faktörler, bankalara özgü ve makro ekonomik değişkenler ile açıklanmaya çalışılmıştır.Bankacılık sektörünün karlılığını açıklamaya çalışan araştırmalara bakıldığında, bankaların karlılık ölçütlerinin;bankaların aktif karlılığı, net faiz marjı ve özsermaye karlılığı olduğu görülmektedir. Bahsedilen karlılık ölçütlerini açıklayan değişkenlerin ise; bankalar tarafından kontrol edilebilen mikro değişkenler, genel çevre ve ekonomik koşulların yönlendirdiği makro değişkenler ve yerleşik finansal sistemin özelliklerini temsil eden finansal yapı değişkenleri olduğu belirtilmektedir. Bu üç grup açıklayıcı değişken içinde de, araştırmacıların seçtiği değişkenler oldukça farklılık gösterebilmektedir.Bu çalışmada, En Küçük Kareler tahmin yöntimi kullanılarak, 2003-2010 yılları arasında, makro ekonomik ve bankalara özgü değişkenlerin, ülkemizdeki mevduat bankalarının net faiz marjı ile aktif karlılıklarının üzerindeki etkilerinin araştırılması sonucunda; aktif karlılığının, toplam kredilerin toplam mevduata oranı ve faiz dışı gelirlerin toplam aktiflere oranından olumlu yönde; faiz dışı giderlerin net kara oranından ise olumsuz yönde etkilendiği görülmüştür. Mevduat bankalarının net faiz marjının ise, toplam kredilerin toplam mevduata oranından, faiz dışı gelirlerin toplam aktiflere oranından ve takipteki alacak karşılıklarının takipteki kredilere oranından aynı yönde etkilendiği ortaya çıkmıştır. Takipteki alacaklar karşılığının takipteki alacaklara oranı ve para arzındaki büyüme ile mevduat bankalarının aktif karlılığı arasında, ayrıca faiz dışı giderlerin net kara oranı ve para arzındaki büyüme ile net faiz marjı arasında istatistiksel olarak anlamlı sonuçlara ulaşılamamıştır. Sonuçlar topluca incelendiğinde, mevduat bankalarının karlılık performanslarında, yapılan diğer çalışmalar ile uyumlu olarak, kendi mali bünyelerinin ve operasyonel başarılarının oldukça önem taşıdığı görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Aktif Karlılık, Net Faiz Marjı, Mevduat Bankaları, EKK Tahmin Yöntemi, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi
Yeşilırmak, Kızılırmak ve Konya kapalı havzalarında kurak ve ıslak dönem karakteristiklerinin farklı kuraklık indisleri ile incelenmesi
Within the scope of this thesis, drought analyses were conducted using the SPI, RDI, SPEI, and SRI methods based on a total of 38 meteorological stations in the Yeşilırmak, Kızılırmak, and Konya closed basins. The SPI method was employed for drought analysis at 1, 3, 6, 9, 12, and 24-month accumulations. The Weibull and Generalized Extreme Value (GEV) distributions were determined as the most suitable distributions for the SPI index. In the analyses conducted using the RDI method, low correlations were observed, leading to the conclusion that the RDI index is not entirely reliable. For the analyses conducted using the SPEI method, critical situations were initially not detected, and D values were used to determine the most appropriate distribution methods. It was observed that the Generalized Extreme Value (GEV) distribution was generally suitable for SPEI 3 and 12-month accumulations. The SRI method was applied to a limited number of streamflow stations, and significant results could not be obtained due to data insufficiency. After the completion of drought analyses, correlation calculations were performed to understand the relationships between the meteorological stations. Histograms were obtained for the 3-month and 12-month drought indices based on the classifications. Additionally, distribution maps of drought indices throughout the basin were created using the Inverse Distance Weighting (IDW) method. Trend analyses were conducted on precipitation data for meteorological stations using the SPI, RDI, and SPEI drought analysis results. Trend results were obtained using the Mann-Kendall (MK) and Innovative Şen Trend Analysis (ITA) methods and presented with maps. Magnitude-Duration-Frequency (MDF) analyses were performed to characterize drought and estimate the duration of drought magnitudes. MDF graphs revealed comparisons between stations for each method. Basin-specific MDF comparison maps were obtained, indicating higher drought magnitudes in the northern regions.
Comparison of the automotive bumper produced with different composite materials using the finite elements method
In recent years with the developing technology, the automotive industry and composite material production have also developed. The vehicle lightening issue, which emerged with the aim of saving fuel in the automotive sector, has increased the competition. In parallel with the developments in the automotive sector, studies have increased in the production of composite materials used to lighten vehicles. Composite materials have become widespread in the production of automotive parts with the features they offer. Composite materials are used in vehicle bumpers due to their strength and lightness. In this study, composite materials that can be used on the vehicle bumper were researched. Due to its low cost and easy processing, composite materials consisting of glass fiber and polyester are mostly used in vehicle bumpers. In the study, carbon fiber reinforcement and vinyl ester matrix, which can be an alternative to glass fiber reinforcement material and polyester matrix, were used. 6 different composite materials were created and used with 2 different reinforcement elements and 2 different matrix elements. The mechanical properties of 6 different composite materials were determined by the tensile test. The results were entered into the ANSYS program and the results of the static analysis on the buffer were compared.
Muvakkıt Mustafa B. Ali Rumi'nin Hall-i Daire-i Muaddil'i(Çeviri yazılı metin gramer incelemesi )
Bu çalışmada Manisa İl Halk Kütüphanesi Yazma Eserler Bölümünde ?45 Hk 1479? numarada kayıtlı olan Muvakkıt Mustafa Bin Rumi tarafından 16. yüzyılda yazılmış Hall-i Daire-i Muaddil incelenmiştir. Hall; karışık bir işi sona erdirme, çözme anlamına gelir. Muaddil de düzelten, denkleştiren anlamına gelir. Eserde müellif tarafından; gök cisimlerinin hareketlerinden yola çıkılarak hesaplamalar yapılmış, bu hesaplamalara göre de namaz ve sahur vakitleri belirlenmeye çalışılmıştırSanat kaygısıyla yazılmadığından ve öğretme amacı güttüğünden eserin dili oldukça sade ve yalındır. Astronomi alanıyla ilgili ve kısmen de bilimsel bir eser olması nedeniyle çok sayıda terim kullanılmıştır. Arapça ve Farsça o dönemde Türkçe üzerinde tesirli olduğu için eserde çok sayıda Arapça ve Farsça terim vardır.Bu çalışmada Hall-i Daire-i Muaddil'in çeviri yazısı yapıldıktan sonra eserin imla özellikleri, biçim bilgisi ve ses bilgisiyle ilgili özellikleri incelenmiştir. Çalışmanın asıl amacı, 16. yüzyılda astronomi alanında yazılmış bir metnin gün ışığına çıkarılmasıdır ve o döneme ait bilimsel bir eserin dil ve imla özelliklerinin de ortaya konulmasıdır.
Şeker pancarı genomunda bZIP genlerinin biyoinformatik analizleri ve kuraklık - sıcaklık stres koşullarında ifade profilleri
Lösin fermuar (bZIP) transkripsiyon faktörü ailesi, bitkilerdeki en büyük ve en çeşitli transkripsiyon faktörü ailelerinden biridir. Bitki büyümesini ve gelişimini düzenlemesine ek olarak biyotik ve abiyotik streslere yanıtta önemli rol oynamaktadır. Şeker pancarı (Beta vulgaris L.) taksonomik olarak, Amaranthaceae ailesine ve Beta cinsine aittir. Bu çalışmada, şeker pancarı genomunda 251 adet bZIP geni belirlenmiştir. BvbZIP genlerinin kromozomal dağılımları incelendiğinde en çok genin 7. kromozomda yer aldığı görülmüştür. Tahmini gen yapısı analizine göre 28 adet BvbZIP geninin intron içermediği saptanmıştır. Arabidopsis, soya, çeltik ve kavak bitkilerindeki bZIP genleri ile karşılaştırmalı fiziksel haritalara bakıldığında en çok ortolog gene sahip bitkinin soya olduğu görülmüş ve en yakın ayrılma süresi kavak bitkisindeki genler ile belirlenmiştir. Ayrıca BvbZIP genleri için filogenetik ilişkileri, korunmuş amino asit motifleri, gen ontolojileri, bZIP genlerini hedefleyen miRNA'ları, tahmini üç boyutlu yapıları farklı biyoinformatik araçlar kullanılarak belirlenmiştir. Bunlara ilaveten, açık veri tabanlarından elde edilen transkriptom verileri kullanılarak bu genlerin farklı koşullardaki ifade profillerinin incelenmesi yapılmış olup seçilen genler kuraklık toleranslı ve kuraklık hassas şeker pancarı çeşitlerinin yaprak dokularında RT-PZR analizi ile incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda şeker pancarında BvbZIP-31, BvbZIP-54, BvbZIP-59 ve BvbZIP-63 genlerinin abiyotik stres direncinde rol aldığı düşünülmektedir. Ayrıca BvbZIP-59 geninin her iki çeşitte de tüm streslerde ifade seviyelerinin belirgin bir şekilde arttığı görülmüştür. Böylece 2014 yılında şeker pancarının tüm genom dizisi çıkarılmış olsa da şeker pancarı genomunda ilk kez bu tez çalışması kapsamında bZIP genlerinin belirlenmesi, karakterizasyonu ve sıcaklık, kuraklık, sıcaklık-kuraklık kombine strese karşı yanıtlarının incelenmesi ve bu stresler altında oluşan moleküler mekanizmalar hakkında önemli bilgiler elde edilmiştir. bZIP gen ailesine ait elde edilen bilgiler ışığında, sıcaklık, kuraklık ve kombine stres koşullarına dayanıklı şeker pancarı ve diğer tarım bitkilerinin üretilmesine katkı sağlayacak önemli verilerin elde edileceği düşünülmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Şeker Pancarı, bZIP, Biyoinformatik Analizler, Sıcaklık, Kuraklık ve Kombine Stresi, Gen Ekspresyon Analizi
Geleneksel konutların onarımı ve yeniden kullanılması aşamasında malzeme analizinin önemi: Düzce-Konuralp örneği
Artan üretim olanakları, beraberinde getirdiği yapılaşma hızı, kentsel ve kırsal mimarinin sınırlarının iç içe geçmiş olması sebebiyle Anadolu'nun dört bir yanında farklı özellikleriyle karşımıza çıkan geleneksel konutlarımız, kültürel miras aktarımı ve mevcudiyetlerini sağlıklı bir şekilde sürdürme konusunda sıkıntılar ile karşı karşıya kalmıştır. Geleneksel yapılarda oluşan hasarları gidermek için, onarım ve iyileştirme süreçlerinde alınan bazı yanlış kararlar ve hatalı uygulamalar, yapıların sağlıklı bir şekilde hayatta kalmalarından ziyade, onarımda kullanılan malzemeler ile birlikte yapıya daha çok zarar vermektedir. Bu çalışma ile özgün yapısal özelliklerini koruyarak günümüze ulaşmış olan Düzce ili, Konuralp mahallesinde geleneksel konut dokusu özelliklerini yansıtan iki adet tescilli yapıdan tuğla, harç, sıva ve ahşap örnekleri alınarak, alınan malzemelerin fiziksel, kimyasal, mekanik ve petrografik analizleri yapılmıştır. Bu analizler doğrultusunda, geleneksel yapıların onarım ve yeniden kullanım süreçlerinde seçilecek malzeme özelliklerine dair bilimsel bir taban oluşturulmuş, Konuralp geleneksel yapılarına özgü malzemelerin analizlerine yönelik öneriler getirilmiştir.
Bir uçağın dikey kuyruk kesitinin genetik algoritma ile optimizasyonu
Bu çalışmada, tek turboprop motora sahip, iki kişilik bir eğitim uçağının dikey kuyruk bölümünün yapısal tasarımı, yapısal analizi ve genetik algoritma (GA) metodu ile yapısal optimizasyonu ele alınmıştır. Uçak yapılarında ağırlığın azaltılması, hem uçağın performansını (örn. irtifa ve manevra kabiliyetlerini) artırdığı, hem de maliyetleri düşürdüğü için oldukça önemlidir. Bu nedenle, çalışmaya ait optimizasyon probleminde esas alınan hedef fonksiyon, yapının toplam ağırlığıdır. Dikey kuyruk sonlu elemanlar modeli, MSC/PATRAN programı kullanılarak tasarlanmış, bu program ön ve son işlemci olarak, sonuçları gözlemleyebilmek için kullanılmıştır. Sonlu elemanlar modeli bölümlere ayrılarak her bölümdeki yapısal elemanlara etkiyen yükler belirlenmiş ve modele girilmiştir. Yaygın analiz yaklaşımlarına dayalı formüller, Microsoft Excel programına girilerek her bir elemanın mukavemeti, ilk ve son değerler için kontrol edilmiştir. GA ile optimizasyon için MATLAB programlama dili ile yazılan kod kullanılmıştır. İlk ve son değerler için sonlu elemanlar analizi, MSC/NASTRAN programı kullanılarak yapılmış ve bu sayede sonuçların tekrar kontrol edilmesi sağlanmıştır.
Fırçasız doğru akım motorun tasarımı ve denetimi
Sabit Mıknatıslı Fırçasız Doğru Akım (FDAM) motoru diğer motorlara göre sanayide yaygın kullanılan motordur. Bu motor genel olarak küçük ve orta güçlerde kullanılır. FDAM motorların birçok alanlarda tercih edilme nedeni; kollektör olmaması, yüksek verime, küçük boyutta sahip olması, daha az bakım gerekmesi ve yüksek hızlarda çalışmasıdır. Bu çalışmadan amaç, dağıtılmış sargı sarımlı, bir prototip FDAM motoru imal etmek ve hız kontrolünü gerçekleştirmektedir. Üstelik kütle başına maksimum güç ve moment yoğunluğu, az mıknatıs malzeme kullanılması ve düşük maliyetli sürücüsünün tasarımı ek amaçlardandır. Bu çalışmada, FDAM motorların tasarımı için gereken motor boyut, manyetik eşdeğer devre ve elektrik eşdeğer devre parametreler analitik olarak hesaplanmıştır. Elde edilen parametreleri kullanarak güç kaybı, çıkış güç ve çıkış moment değerleri belirlenmiştir. Analitik tasarımdan belirlenen motorun boyutlarının optimizasyonu için Genetik Algoritma (GA) kullanılmıştır. Motorun analizi için sonlu elemanlar yöntemine dayalı, Ansys-2D Maxwell programı kullanılmış. Fırçasız DA motorun (FDAM), alan yönlendirmeli kontrolü, motorun moment kontrolü için yaygın olarak kullanılan yöntemlerinden birisidir. Bir FDAM sürücü sistemi, AYK temel alınarak tasarlanmış ve simülasyonu gerçekleştirilmiştir. Sistemde kullanılan parçaların, yani FDAM ve sürücüsünün matematiksel modelleri kullanılarak tüm sürücü sistemi Matlab/Simulink ile simülasyonu elde edilmiştir.
2012 Londra Olimpiyat Oyunları Bayanlar Voleybol Avrupa Kıta Elemeleri final etabı müsabaklarında bazı fiziksel ve teknik değişkenlerin başarı ile ilişkisi
2012 LONDRA OLİMPİYAT OYUNLARI BAYANLAR VOLEYBOL AVRUPA KITA ELEMELERİ FİNAL ETABI MÜSABAKALARINDA BAZI FİZİKSEL VE TEKNİK DEĞİŞKENLERİN BAŞARI İLE İLİŞKİSİBu çalışmada, 2012 Londra Olimpiyat Oyunları Bayanlar Voleybol Avrupa Kıta Elemeleri Final Etabı Müsabakaları'nda mücadele eden 8 takımın (Türkiye, Polonya, Almanya, Rusya, Bulgaristan, Hollanda, Sırbistan Hırvatistan) başarısına etki eden fiziksel ve teknik değişkenlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır.Takımların Londra Olimpiyat Oyunları Bayanlar Voleybol Avrupa Kıta Elemeleri Final Etabı Müsabakaları'nda oynadıkları 15 karşılaşmanın müsabaka analizi raporları, Türkiye Voleybol Federasyonu'ndan (T.V.F.) alınmıştır. Takımların yaş, boy, vücut ağırlığı, hücum yüksekliği ve blok yüksekliği gibi değerleri Avrupa Voleybol Konfederasyonu'nun (C.E.V.) resmi internet sitesinden elde edilmiştir. Yaş, boy, vücut ağırlığı, hücum ve blok yüksekliği değerleri `'Microsoft Excel'' programında ortalamaları alınarak grafik haline getirilmiştir. `'Data Volley 2007 Professional 3.4.0'' programında, müsabaka anında elde edilen değerlerle oluşturulan müsabaka analiz raporlarındaki veriler kullanılarak her değişken için takımlara ait ortalamalar bulunmuştur. Bulunan bu ortalamaların `'SPSS 16`' programında `'Spearman's rho'' testi uygulanarak başarı ve birbirleri ile olan ilişkilerine bakılmıştır. Araştırmada hata payı p<0,05 ve p<0,01 olarak kabul edilmiştir.Başarı ile ilişkisine bakılan 25 değişkenden; takımların break-point ortalamaları (r=-,929**) ile başarı arasında negatif yönde yüksek düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bunun yanında, takımların servis sayı ortalamaları (r= ,810*), savunmadan çıkan topları sayıya çevirme (transation) oranları (r= ,810*) ve mükemmel servis karşılama oranları (r= ,881*) ile başarı arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir.Sonuç olarak takımların fiziksel özellikleri ile başarı arasında anlamlı herhangi bir ilişki olmadığı görülmüştür. Ayrıca mükemmel servis karşılamanın, break-pointin, servisten sayı kazanmanın ve savunmadan çıkan topları sayıya çevirmenin (transation) voleybolda müsabaka kazanmada doğrudan etkili olduğu saptanmıştır. Değişkenlerin birbirleriyle olan anlamlı ilişkilerinin de müsabaka kazanmada doğrudan olmasa bile dolaylı olarak etkili diğer bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.Anahtar Kelimeler: Voleybol, olimpiyat elemeleri, müsabaka analizi.
Modern çözümleme yöntemlerinin şiir çözümleme becerisine etkisi ve şiir öğretiminde kullanılabilirliği
Bu araştırmanın amacı, modern çözümleme yöntemlerinin, öğrencilerin şiir çözümleme becerisine etkisini ve şiir öğretiminde kullanılabilirliğini incelemektir. Bunun yanı sıra modern çözümleme yöntemleri ile şiir çözümlemenin, öğrencilerin, şiire karşı tutum, estetik duyarlılık, eleştirel düşünme, problem çözme ve yaratıcı düşünme becerileri üzerinde, uygulamalar öncesi ve sonrasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığını araştırmaktır.Bu araştırmada, ön test ve son teste dayalı deneysel desen ile karma yöntem araştırması kullanılmıştır. Karma yöntem araştırması, araştırmacının nicel ve nitel araştırma tekniklerini tek bir çalışma içerisinde birleştirdiği araştırma olarak tanımlanmaktadır. Buna göre nicel ve nitel veriler ayrı ayrı toplanmış, analiz edilmiş ve elde edilen veriler, sonuçta bir araya getirilmiştir.Araştırma, 2011-2012 eğitim-öğretim döneminde Ahi Evran Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü 2. sınıf öğrencileri (N=71) ile yürütülmüştür. Araştırmacı, 12 haftalık süreçte, Deney grubunda modern çözümleme yöntemleriyle, Kontrol grubunda ise geleneksel yöntem dediğimiz yazar merkezli inceleme yöntemiyle şiir çözümlemeleri yapmıştır. Uygulama öncesinde ve sonrasında öğrencilerin, şiire karşı tutumları, şiir çözümleme becerileri, estetik duyarlılıkları, eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme ve problem çözme becerilerini belirlemek amacıyla farklı veri toplama araçları kullanılmıştır. Bunlar Şiir Tutum Ölçeği, Şiir Çözümleme Becerisi Ölçeği, Estetik Duyarlılık Ölçeği, Eleştirel Düşünme Becerisi Ölçeği, Yaratıcı Düşünme Becerisi Ölçeği ve Problem Çözme Becerisi Ölçeğidir. Ayrıca süreç boyunca öğrencilerin çözümledikleri şiirleri değerlendirmek amacıyla Şiir Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Üniversitelerde görev yapan öğretim üyelerinin şiir öğretimi ve şiirle ilgili kuram ve yaklaşımlarla ilgili görüşlerini almak için Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır.Bulgular, hem modern çözümleme yöntemlerinin hem de geleneksel yöntemin, öğrencilerin şiire karşı tutum, şiir çözümleme becerisi, estetik duyarlılık, eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme ve problem çözme becerileri üzerinde olumlu etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun dışında öğrencilerin uygulama öncesinde şiir çözümleme becerilerinin yetersiz düzeyde olduğu, uygulama sonrasında ise olumlu yönde bir değişimin gerçekleştiği görülmektedir. Deney ve Kontrol gruplarının şiir çözümleme becerileri karşılaştırıldığında ise özellikle son dönem şiirlerinin çözümlenmesinde, Deney grubu lehine anlamlı bir farklılığın olduğu saptanmıştır.Öğretim üyelerinin, şiir öğretimi ve şiirle ilgili kuram ve yaklaşımlar hakkındaki görüşleri incelendiğinde şiirle ilgili kuram ve yaklaşımların, şiir öğretiminde kullanılması gerektiği yönünde görüş bildirdikleri görülmektedir. Şiirle ilgili kuram ve yaklaşımların, şiir öğretiminde kullanılmasının, öğrencilere şiirden zevk alma, şiirin anlam dünyasına girme ve farklı bakış açıları geliştirme gibi özelliklerin kazandırılması adına önemli olduğu bu görüşlerin arasındadır. Bunun yanı sıra kullanılacak yöntemin, metnin niteliği ya da dönemin özelliklerine göre seçilmesi gerektiği, bazı öğretim üyeleri tarafından özellikle bir koşul olarak aranmaktadır.
Karayolları 13. bölge yol ağı trafiği karakteristiği ve modellenmesi
T.C. Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), 13. sorumluluğunda bulunan otoyol, devlet ve il yolları Karayolu Kontrol Kesimi (KKK) noktalarında sabit, seyyar ve özel olmak üzere üç farklı yöntem ile trafik ölçümleri yapmaktadır. En yaygın olarak kullanılmakta olan Otomatik Taşıt Sayım (OTS) cihazlarıyla sadece taşıt adetleri, Ootomatik Taşıt Sınıflandırma Sayımları (OTSS) cihazlarıyla ise taşıt adetlerine ek olarak ağırlık, dingil türü, akslar arası mesafe gibi özelliklerine göre taşıt sınıfları belirlenmektedir.Bu tez çalışmasında; 2004-2008 yılları arasında Antalya ile çevre il ve ilçelerini kapsayan KGM 13. Bölge Müdürlüğü sınırları içerisindeki 52 adet KKK noktasında ölçülen trafik verileri kullanılmıştır. Bu veriler, sürekli ve kalıcı düzenekle kurulmuş noktalarda taşınabilir MetroCount (MC) taşıt sayım cihazları ile yapılan mevsimsel 7 gün ve 24 saatlik OTSS1 trafik ölçümleri ile elde edilmiştir. Mevsimsel etkiler belirlenerek, yıllık ve mevsimsel bazda ortalama günlük trafik değerleri ile ortalama araç hızları elde edilmiştir. Bölge ağı içindeki tüm kesimler tek bir küme halinde alınması yanında mevcut trafik verileri, kümeleme ve ayrıştırma analizleri yardımıyla kesimler düşük, orta ve yük trafik yoğunluğuna ilaveten düşük ve yüksek işletme hızına göre 3, 4, 5, 6 ve 7 farklı sınıflandırılmış, iteratif gruplandırma ve tahmin işlemleri altında irdelenmiştir. Ayrıca geliştirilen yaklaşımlar ile yol ağı araç trafiği modellenerek, trafik ölçüm verileri bulunmayan yol kesimlerinin sınıfı ve trafik bilgileri elde edilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler : Ula?ım Mühendisliği, Yol Ağı Trafiği Modeli, Ta?ıt Sayımı
1929 krizi ve 2008 küresel ekonomik krizlerinin karşılaştırmalı analizi
2007 yılında ABD konut kredisi piyasasında patlak veren paniğin, 2008 yılında derinleşerek küresel bir krize dönüşmesiyle başlayan 2008 Küresel Ekonomik Krizi, çıkış özellikleri nedeniyle birçok ekonomist tarafından, Büyük Bunalım'ın çıkış sürecine benzetilmiş ve 2008 Küresel Ekonomik Krizi'nin başlamasıyla birlikte ?yine 1930'lardaki gibi büyük bir bunalım yaşanır mı? sorusu gündeme getirilmiştir. Her iki de kriz çıkış süreci yönünden birbirine benzese de, krize karşı alınan önlemler bakımından ve her iki krizin ortaya çıkmış olduğu dönemlerin özellikleri itibarıyla önemli farklılıklar sözkonusudur.Her iki krizin sözkonusu benzerlikleri ve farklılıkları, yani Büyük Bunalım ve 2008 Küresel Ekonomik Krizi'nin karşılaştırmalı analizi, bu tez çalışmasının ana eksenini oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında, her iki krizin de ortaya çıkış süreçlerinin, gelişiminin, derinleşmesinin detaylı olarak incelenmesi ve benzerlikleri ve farklılıklarıyla her iki krizin karşılaştırmalı analizinin incelenmesi amaçlanmıştır.2008 Küresel Ekonomik Krizi'ndeki birçok makroekonomik veri, Büyük Bunalım'daki makroekonomik verilerle benzerlik göstermektedir. Bununla birlikte, her iki krizin de ABD kaynaklı olması ve ABD'de başladıktan sonra küresel bir kriz haline gelmesi, her iki krizden önce de; bankaların ve finansal kuruluşların tehlikeli finansal faaliyetler içerisine girmiş olmaları, yetersiz düzenleme ve denetleme sisteminin varlığı, ABD'de menkul kıymet arz faaliyetlerinin artmış olması ve bu nedenle de finans piyasalarında spekülatif bir balonun oluşmuş olması, başlıca önemli benzerliklerdir.Büyük Bunalım döneminin öncesinde, yatırımcıların borçlanarak hisse senedi piyasasında yatırım yapması şeklinde kendisini gösteren spekülatif faaliyetler, 2008 Küresel Ekonomik Krizi'nde konut kredilerine dayanarak çıkarılan türev ürünlerin, denetime tabi olmaksızın tüm sisteme yayılması şeklinde kendisini göstermiştir.Anahtar Sözcükler:1- Büyük Bunalım,2- 2008 Küresel Ekonomik Krizi,3- Konut Kredisi,4- Deflasyon,5- New Deal Politikaları.
Genelleştirilmiş ideal yakınsaklık
Bu çalışmada sayı dizilerinin ideal yakınsaklığı ve konuya ilişkin bazı temel özellikler incelenmiştir.Beş bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümü olan giriş bölümünde istatistiksel ve ideal yakınsaklığın tarihsel gelişimi, ikinci bölümünde ideal yakınsaklık ile ilgili temel kavramlar verilmiştir.Üçüncü bölümünde, reel terimli bir x=(xn) dizisi için I-liminf x ve I-limsup x kavramları ve bunlara ait bazı temel özellikler ele alınmıştır.Dördüncü bölümünde fark dizilerinin I-yakınsaklığı, beşinci bölümde A^I-istatiksel yakınsaklık ve ideal A-toplamabilme kavramları incelenmiştir.Anahtar kelimeler: İstatistiksel yakınsaklık, ideal yakınsaklık, fark dizisi.
Siyasette liderlik olgusu: Muhsin Yazıcıoğlu örneği
Liderlik, taşımış olduğu nitelikler itibariyle gerek özel sektör ile gerekse siyasal yaşam ile çok yakından ilişki içerisinde olan bir kavramdır. Toplumu ve kitleleri yönetebilmesi ve etkileyebilmesi açısından siyasi liderlik, son yıllarda daha çok ilgi gören bir kavram haline gelmeye başlamıştır. Liderin, toplumsal yaşamın bir düzenleyicisi olarak görülmesi de siyaset ile liderliği daha ilişkili duruma getirmiştir. Bu doğrultuda bakıldığında ise, Türkiye'de birçok siyasi liderin, özellikle de iktidarda bulunmuş siyasi liderlerin liderlik özelliklerini ortaya koymak amacıyla çeşitli çalışmalar yapıldığı görülmüştür. Çalışmanın amacı, siyasi lider Muhsin Yazıcıoğlu'nun liderlik özelliklerini ortaya koymaktır ve çalışma nitel araştırma yöntemi esas alınarak yürütülmüştür. Esas alınan bu yönteme bağlı olarak Muhsin Yazıcıoğlu'nun siyaset içerisinde birlikte yer aldığı, kartopu örnekleme yöntemi ile belirlenen 20 kişi ile nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak görüşme yapılmış, bu görüşmelerden elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde Muhsin Yazıcıoğlu'nun siyasette yer aldığı dönemlerde sabit ve tek bir liderlik özelliği göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. 1980 öncesinde ani ve tek başına karar almasıyla, teşkilata hizmet edenleri değerlendirip, hizmet etmeyenleri görevden almasıyla ağırlıklı olarak otoriter lider özelliklerini yansıttığı görülmüştür. 1980 sonrasında ise istişareye çok önem vermesiyle, çalışma arkadaşlarına karşı dostane davranışlarıyla, güvenilir bir lider olmasıyla, ülkücü camia nezdinde olumlu bir imaj yaratmasıyla, çalışma arkadaşlarının onun ideolojisini benimsemesiyle, siyasi başarıdan daha çok insanlara hizmet etmeyi kendine vazife edinmesi sebebiyle daha çok karizmatik, demokratik, paternalist, dönüşümcü ve hizmetkâr lider özelliklerini gösterdiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Siyasi Liderlik, Muhsin Yazıcıoğlu, Nitel Araştırma, Betimsel Analiz
Aydınlatma amaçlı LED matrisi üretimi ve ısıl özelliklerinin çözümlenmesi
Günümüzde hızla gelişen teknoloji ile aydınlatmada yeni yöntemler kullanılmaya başlanmıştır. Bunlardan son zamanlarda en fazla ilgi göreni led aydınlatmadır. Bu tez çalışmasında, led'lerin matris bağlanması ile yapılan aydınlatma yönteminde ortaya çıkan sorunlar tespit edilerek bu sorunları ortadan kaldırmak veya en aza indirmek için yapılabilecek işlem ve yöntemler incelenmiş ve denenmiştir. Bu çalışmada denetleyici olarak PIC16F877 kullanılmıştır. Deneyler için 10x10 led matris, matris sürücü devresi ve mikrodenetleyici devresi oluşturulmuş, deneyler dış ortam etkilerini bertaraf etmek için kapalı kabin içerisinde gerçekleştirilmiştir. Deneylerde; gerilim, tarama frekansı, tarama yöntemi, görev periyodu ve ortam sıcaklığı değişkenleri donanımsal ve programsal olarak değiştirilerek alınan veriler kaydedilmiş ve tartışılmıştır.