Artrit-romatoid

135 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Romatoid artrit tanılı hastalarda arteriyel damar sertliği ve kapilleroskopik bulgular arasındaki korelasyonun değerlendirilmesi

Romatoid artritli hastalarda arteriyel sertlik endotel hasarına bağlı oluşur ve kardiyovasküler riski belirlemede önemli prediktif değeri vardır. Arteriyel sertlik parametresi olan nabız dalga hızı (PWV) ve yükseltme indeksi (Alx) romatoid artritli hastalarda yüksek bulunmuştur. Kapilleroskopide incelenen tırnak yatağı bulguları ise nonspesifik olup, tortüozite, prominent subpapiller pleksus, filiform uzamış kapillerler ve neoanjigogenezin Romatoid artritte görülme sıklığı artmıştır. Çalışmamızda romatoid artritte sıklığı artmış olan kapilleroskopi bulgularının arteriyel sertlikle korelasyonu incelenerek, bu parametrelerin kardiyovasküler risk açısından prediktiflik değerini saptamaya çalıştık. Düzenli kapiller ektazi (dilatasyon), tortüozite, prominent subpapiller pleksus, filiform uzamış kapillerler ve neoanjigogenez sıklığını romatoid artritte artmış bulduk (sırasıyla p=0.001, p<0.001, p=0.004, p<0.001, p=0.001). Arteriyel sertlik parametreleri olan nabız dalga hızı, yükseltme indeksi, yansıtma büyüklüğü ve çevresel direnci romatoid artritli hastalarda anlamlı şekilde artmış bulduk (Sırasıyla p<0.001, p=0.048, p=0.014, p=0.011). Fakat bu kapilleroskopi parametreleriyle arteriyel sertlik parametrelerinin çapraz karşılaştırmalarında aralarında anlamlı ilişki saptayamadık. Çaprazlaşmış kapillerler romatoid artritli hasta grubunda yüksek çıksa da istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır. (p=0.052) Ancak çaprazlaşmış kapillerleri olan hastalarda yükseltme indeksi anlamlı olarak yüksek saptanmıştır. (p=0.011) Mikrohemorajisi olan romatoid artritli hasta grubunda nabız dalga hızı ve nabız basıncı istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek saptanmıştır (Sırasıyla p=0.048, p=0.004). Kapiller mikrohemorajinin ve çaprazlaşmış kapillerlerin kardiyovasküler risk açısından prediktif değerlerinin aydınlatılması için daha kapsamlı çalışmaların yapılmasını öneriyoruz.

ArterlerArtrit-romatoidAteroskleroz+2
Yahya Ürkmez
Gaziantep University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Romatoid artrit, ankilozan spondilit ve psöriatik artrit hastalarının tırnak bulgularının klinik ve dermoskopik olarak değerlendirilmesi ve psöriasis hastaları ile karşılaştırılması

Giriş ve Amaç: Psoriasis immün aracılı mekanizma ile oluşan kronik inflamatuvar (IMID grubu) bir hastalıktır ve psoriatik artrit, psoriasisin en sık görülen komorbiditesidir. Romatoid artrit (RA) ve Ankilozan Spondilit (AS) de IMID grubuna dahil olan ve psoriatik artrit ile klinik benzerlikleri bulunan hastalıklardır. Tırnak tutulumu psoriasis ve özellikle de psoriatik artrit için özel önem taşır. Tırnağın eklem sisteminin bir uç parçası olarak görülmesiyle birlikte RA ve AS gibi hastalıklarda da tırnak lezyonlarının görülebileceği düşünülmüştür. Bu çalışmada, RA ve AS hastalarında tırnak değişikliklerini araştırmayı ve psoriasis ile psoriatik artrit hastalarında görülen zengin tırnak bulguları ile karşılaştırmayı amaçladık. Yöntem: Çalışmaya 1.11.2020 ve 1.11.2021 tarihleri arasında Bezmialem Vakıf Üniversitesi Dermatoloji polikliniğine başvuran 25'er eklem tutulumu olan ve olmayan psoriasis hastası ile Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon polikliniğine başvuran 25'er romatoid artrit ve ankilozan spondilit hastası dahil edildi. Hastaların el tırnakları muayene edildi ve her elden ikişer tırnak ve çevresinin dermoskopik görüntüleri kaydedildi. Hastaların demografik ve klinik özelliklerinin yanında gözle görülen ve dermoskopik tırnak bulguları kaydedildi. Bulgular: Hastaların 35'i erkek, 65'i kadındı. Yaş ortalaması 43.59 ±12.69'di. Eklem tutulumu olan ve olmayan psoriasis hastaları arasında PASI ve NAPSI ortalamalarında fark bulunmadı (sırasıyla p=0.382, p=0.734). Psoriasis hastalarında hastalık süresi arttıkça NAPSI skoru da korele olarak artıyordu (p=0.02). Eklem tutulumu olmayan psoriasis hastalarında gözle görülebilen en sık tırnak bulgusu onikoliz (%88, n=22) ve yüksük tırnak (pitting) (%88, n=22) iken PsA hastalarında da bulgular benzerdi (onikoliz: %88, n=22; pitting: %80, n=20). Ankilozan spondilit grubunda en sık saptanan tırnak bulgusu ise (%56, n=14) lökonişi iken romatoid artrit grubunda en sık görülen tırnak bulgusu (%48, n=12) tırnakta dikey çizgilenme-trakinoişiydi. Lökonişi ve yatay çizgilenme-çöküklük bulgularında gruplar arasında istatiksel anlamlı fark saptanmadı (sırasıyla p= 0.56, p=0.05). Dermoskopide; Ps, PsA, RA ve AS hastalarında proksimal tırnak kıvrımında çok sıralı kapiller damarlanma sık görüldü. Megakapiller (%32, n=8), mikrohemorajik odak (%32, n=8), düzensiz, üst üste binmiş damar görünümü (%48, n=12) en çok ankilozan spondilit hastalarında görülürken; çarpık, dallanmış, morumsu damarlanma en çok (%20, n=5) romatoid artrit hastalarında saptandı. Psoriasis hastalarında (Ps: %76, n=19; PsA: %84, n=21) seyrek veya yaygın kümelenmiş noktasal damarlanma daha fazla görülürken (p<0.001), romatoid artrit hastalarında (%64, n=6) paralel kümelenmiş damarlar-kısa lineer damarlar daha fazla saptandı (p=0.01). Yine psödofiber işareti en çok PsA hastalarında görüldü (p=0.04). Sonuç: IMID grubu hastalıklarda patogenezdeki inflamasyon ve vasküler değişiklikler nedeniyle tırnak bulguları sık görülebilir ancak yine de RA ve AS hastalarında psoriasis hastalarındaki kadar zengin tırnak bulguları saptanmamıştır. Yüksük tırnak (pitting), onikoliz, splinter hemoraji ve subungual hiperkeratoz psoriasis tırnağında sık görülürken; lökonişi ve yatay çöküklük hastalığa özgün bulunmamıştır. Proksimal tırnak kıvrımında seyrek veya yaygın kümelenmiş noktasal damarlanma psoriasis tırnağını; paralel kümelenmiş, kısa lineer damarlanma ile düzensiz, dallanmış, morumsu damarlanma ise RA tırnağını düşündürebilir. Sonuç olarak; IMID grubu hastalıkların özellikle erken dönemde ayrımlarında dermatolojik muayene, detaylı tırnak muayanesi ve tırnak dermoskopisi büyük önem taşır.

Artrit-psoriatikArtrit-romatoidDermoskopi+4
Begüm Güneş
Bezmialem Vakıf University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yerleşmiş romatoid artrit hastalarında kardiyovasküler risk ile fonksiyonel yetersizlik ve hastalık aktivitesi arasındaki ilişki

Romatoid artrit (RA), fonksiyonel yetersizlik ve sakatlıkla sonuçlanan sistemik otoimmün bir hastalıktır. RA'da stabil anjina, koroner arter hastalıkları, miyokard infarktüsü, kalp yetmezliği ve inme gibi kardiyovasküler hastalıkları (KVH) en çok morbidite ve mortalite nedenidir. RA hastaların %40-50'sinin ölüm nedeni KVH'tır. KVH prevalansının, kronik inflamasyon ve immünolojik düzensizliğe bağlı olarak, kronik ve yerleşmiş RA hastalarında erken ve orta RA'ya göre daha fazla olduğu gösterilmiştir.Çalışmamızdaki birinci amaç romatoid artrit hastalarının hastalık aktivitesi ve fonksiyonel durum ile kardiyovasküler risk arasında ilişki olup olmadığının belirlenmesidir. İkinci amacımız Framingham risk skoru ile kardiyovasküler risk açısından RA hastalarını kontrol grubu ile karşılaştırmaktır.Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Kliniği'nde 1987 Amerikan Romatoloji Birliği kriterlerini karşılayan 74 RA hastası ve 39 kişilik de kontrol grubu alınmıştır. Yaş, sigara, diyabet, kolesterol ve kan basıncı ölçümleri değerlendirilerek Framingham risk skoru hesaplandı, RA hastalarına DAS-28 (Hastalık Aktivite İndeksi-28) ve Sağlık Degerlendirme Anketinin kısa formu (HAQ-DI) uygulandı.Vaka ve kontrol grubundaki olguların Framingham skoru arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Vaka grubundaki olguların ESH (eritrosit sedimentasyon hızı), sistolik ve diastolik kan basıncı ortalamaları, kontrol grubundaki olgulara göre anlamlı olarak yüksekti. CRP (C-Reaktif Protein) ve kolesterol düzeyleri açısından fark yoktu. Vaka grubundaki olguların DAS-28 ortalaması 3,855 ± 1,224; HAQ ortalaması 0,642 ± 0,705 olarak bulundu. Vaka grubundaki olguların DAS-28, HAQ, CRP, ESH ve hastalık süresinin Framingham skoru ile ilişkisi istatistiksel olarak anlamlı değildi.İnflamatuar artriti olan hastalarda, geleneksel risk faktörlerine ek olarak hastalığa özgü başka risk faktörlerini de içeren yeni risk skoru hesaplamalarına gereksinim vardır. Daha geniş örneklem grubunun alınması ve uzun süreli prospektif çalışmaların yapılmasıyla daha anlamlı sonuçlara ulaşılabilecektir.

Artrit-romatoidAterosklerozKardiyovasküler sistem+1
Saadet Yazgan Umut
Bezmialem Vakıf University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kollajen doku hastalıklarında kardiyak bulgular

Artrit-romatoidKolajen hastalıklar
Neslihan Arca Seyrek
Çukurova University
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Sistemik lupus eritematozus ve romatoid artritte otoantikorlar ve sIL-2 reseptörünün araştırılması

ÖZET Sistemik Lupus Eritematozus ve Romatoid artrit gibi otoimmün kökenli romatizmal hastalıklarda hasta serumlarında çeşitli otoantikorlar ve bazı sitokinler gösterilebilmektedir. Çalışmamızda, hasta serumlarında ANA, anti-dsDNA, IgM-RF, AKA-IgG ve AKA-IgM ile anti-Sm gibi otoantikorlarla bir sitokin reseptörü olan SIL-2R düzeylerini göstermek için 24 SLE, 25 RA ve 29 kontrol olgusu incelendi. Bunun için mikroelisa test yöntemi uygulandı. ANA düzeyleri SLE hastalarının %95.8'inde, RA hastalarının ise %24'ünde müsbet bulundu. SLE'li hastaların ortalama serum ANA değeri kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı idi (P<0.001). RA'lı hastalarla kontrol grubu arasındaki fark ise anlamsız bulundu (P>0.05). Anti-dsDNA antikorları SLE'li hastaların hepsinde (%100) müsbet bulundu. RA'lı hastaların hiç birisinde anti-dsDNA müsbetliğine rastlanmadı. SLE'li hastalarla kontrol grubu arasındaki fark oldukça anlamlı idi (P<0. 001).RA'lı hastalarla kontrol grubu arasındaki fark ise anlamsız bulundu (P>0.05). IgM-RF antikorları SLE'li hastaların %16.6'sında RA'lı hastaların ise %80'inde pozitif bulundu. SLE ve RA hastalarının ortalama serum IgM-RF değeri kontrol grubuna göre oldukça anlamlı bir şekilde yüksek bulundu (P<0.01 ve P<0.00l). AKA-IgG antikorları SLE'li hastaların %33.3'ünde, RA'lı hastaların ise %16'sında pozitif bulundu. SLE ve RA'lı hastalarla kontrol grubu arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlı bulundu (P<0.05 ve P<0.01). AKA-IgM antikorları ise SLE'li hastaların %33.3'ünde RA'lı hastaların % 20 'sinde pozitif bulundu. SLE ve RA'lı hastalarla 47kontrol grubu arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlı bulundu (P<0.0İ ve P<0.01). Anti Sm antikorları SLE'li hastaların %50'sinde,RA'lı hastaların ise %12' sinde pozitif bulundu. Yapılan istatistiksel analizde SLE'li hastalarla kontrol grubu arasındaki fark oldukça anlamlı (P<0.001) RA'lı hastalarla kontrol grubu arasındaki fark ise anlamsız bulundu (P>0.05). SIL-2R düzeyleri SLE'li hastaların %79.16'sında RA'lı hastaların ise %44'ünde pozitif bulundu. SLE ve RA'lı hastalarla kontrol grubu arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlı bulundu (P<0.001 ve P<0.01). 48

Artrit-romatoidLupus eritematozus-sistemikOtoantikorlar+1
Ramazan Güneşaçar
Çukurova University · Institute of Health Sciences
1994
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Romatoid artritli hastalarda siklosporina ve methotreksat etkinliğinin karşılaştırılması

53 ÖZET ÇÜTF Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim dalında, Romatoid artritte, siklosporin A (CyA) ve metotreksat (MTX) tedavilerinin etkinliğini karşılaştırmak amacıyla yürütülen bu prospektif çalışmaya, 21 hasta katıldı. 10 hastaya oral CyA (ortalama yaş 45.4 yıl, hastalık süresi 1 1.2 yıl) ve 1 1 hastaya oral MTX (sırası ile 44.3, 8.5) verildi. Tüm hastalarda aktif hastalığı gösteren klinik ve laboratuvar bulguları mevcuttu ve tedavi grupları arasında bu indeksler açısından fark yoktu. Başlangıç dozları CyA için 2.5mg/kg/gün, MTX için 7.5mg/hafta şeklindeydi, yan etkiler ve tedaviye verilen yanıta göre doz ayarlaması yapıldı. Altıncı ayın sonunuda, MTX grubunda; sabah sertliği süresi, hastanın ağrı değerlendirmesi, Lee ve Ritchie indeksi, hassas ve şişmiş eklem sayısı, eritrosit sedimentasyon hızı (ESH), hastanın ve hekimin hastalık aktivitesini genel değerlendirmesi şeklindeki tüm kriterlerde belirgin iyileşme sağlanırken; CyA grubunda sabah serdiği süresi ve ESH' da düzelme görülmedi, ağrı skalasındaki değişiklik ise anlamlıya yakındı. Grupların birbiri ile karşılaştırmasında ise sadece ESH'da farklılık bulundu (p=0.003). CyA grubunda 4 kişide kan basıncı, 2 kişide serum kreatinin yükselmesi, MTX grubunda 2 kişide karaciğer fonksiyon testlerinde yükselme oldu. CyA tedavisi alan hastalarda hipertrikozis, hiperürisemi ve her iki grupta başağnsı, mukokutanöz reaksiyonlar ve gastrointestinal yakınmalar gözlendi. Yan etkilerin hepsi hafifıti ve tedavinin kesilmesini gerektirmedi. İleri evre RA'te; CyA'nın (2-4mg/kg/gün) etkinliğinin, ESH'ında meydana gelen değişiklik dışında, MTX'e (7.5-1 5mg/hafta) benzer olduğu sonucuna varıldı.

Artrit-romatoidMetotreksatSiklosporinler
Rengin Güzel (eren)
Çukurova University
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Romatoid artritli hastalarda insülin direnci ile serum interlökin 1α düzeyleri lipidler arasındaki ilişki çalışması

Romatoid artrit, birçok araştırmanın erken teşhis yöntemlerini bulmaya çalıştığı yaygın hastalıklardan biridir. Artrit hastalığının erken tedavisi önemlidir. Bu çalışmanın amacı, 8-OHDG, hsCRP, Interleukin 1α ve bazı biyokimyasal belirteçlerin konsantrasyonunu doğru bir şekilde ölçmektir. Romatoid artrit hastalarında 8-OHDG ve hsC-RP Interleukin 1α ve bazı biyokimyasal belirteçler arasındaki potansiyel ilişki incelendi. Çalışma iki grubu içermektedir. Birinci grup (A grubu) 55 sağlıklı (romatoid artriti olmayan) kişiyi içermektedir. İkinci grup ise 75 romatoid artrit hastalığı olan kişiyi içermektedir. Kimyasal testler olarak her iki grup için Serum 8-OHDG testi, Interleukin 1α, S. HDL, S. LDL, S. CRP, RF, hsC-RP ve insülin yapıldı. Sonuçlara göre RA ve 8-OHdG, insülin, Lipid profili ve IL-α1 arasında önemli bir fark çıkmıştır. Sonuçlar 8-OHdG ve insülin hastaları için daha fazla fayda göstermek ve romatoid artrit hastalıkları üzerindeki etkisini değerlendirmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu göstermektedir.

Artrit-romatoidLipidlerİnsülin direnci+1
Bılal Arrak Mohammed Mohammed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Romatoid artritte antioksidanlar ve inflamatuar biyobelirteçler

In curent study which aimed to determine if individuals with rheumatoid arthritis (RA) have elevated inflammatory or antioxidant markers. The study was carried out between January to April 2021 in teaching hospitals and private clinics in Iraq. The study included 81 patients previously diagnosed with RA and 50 healthy controls (HCS). All participants underwent tests for the Biochemical Parameters which are: Adiponectin (ADP), Malondialdehyde (MDA), Protein carbonyls (PC), Catalase (CAT), and Superoxide dismutase (SOD). The results showed that there were significant increased in comparison between RA patients and HCS in ADP, MDA, and PC. while there were significant decreased in CAT and SOD concentrations. The ROC curve showed that the area under the curve (AUC) of ADP and MDA was very high. while the AUC of PC and SOD was fair and the AUC of CAT was poor. The study concluded that there were no effects of age, gender, and BMI on the studied parameters. Low levels of antioxidants can lead to elevate the levels of oxidative stress and this elevated may be related to an increase in the production of reactive oxygen species (ROS). ADP and MDA is an excellent prognostic indicator for RA. PC and SOD can considered a fair prognostic indicator. CAT is a poor prognostic indicator for RA.

AdiponectinAntioxidantsArthritis-rheumatoid+6
Ahmed Fadhıl Yasır Al-zaıdı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Erken artritli hastaların klinik ve laboratuvar yönünden tanımlanması ve başlangıç laboratuvar değerlerinin prognoza etkisi

Amaç: Erken artrit klinik ve radyolojik hasarın görülmediği dönemdir. Bu dönemin süresi kesin olmamakla beraber semptom süresi iki yıl ve altında olarak kabul edilmektedir. Erken artrit çoğunlukla romatoid artrit ile ilgilidir. Romatoid artrit (RA) nedeni bilinmeyen, karakteristik özelliğini daha çok periferik eklemlerde gösteren, kronik, progresif, eroziv artrit ile seyreden, otoimmün, inflamatuar artritler arasında en sık görülen sistemik bir hastalıktır. Hastalık eklemlerde ciddi deformiteler ve sakatlıklar meydana getirerek yaşam kalitesini azaltmakta ve erken ölümlere neden olmaktadır. Hastalığın erken tanısı ve tedavisi ile eklem hasarının durdurulabileceği gösterilmiştir. Bundan dolayı son dönemde yapılan çalışmaların çoğu bu ciddi sonuçları olan hastalığın radyolojik hasar gelişmeden önce tanımlanması ve erken tedavisi üzerine yoğunlaşmıştır. Biz bu çalışmamızda, bilim dalı polikliniğimize başvuran erken artrit hastalarının, klinik ve laboratuvar tanımlanması, tanı konulma süreleri, gecikme süresi, tanı gecikme nedenlerini ortaya koymayı ve içlerinde RA tanısı alan hastaların başlangıç laboratuvar değerleri, bunların prognoza etkisini ortaya koymayı amaçladık.Gereç ve Yöntem: Bu prospektif çalışmamıza 70'i RA hastası olmak üzere 112 erken artrit hastası dahil edilmiştir. Hastaların başlangıç semptomu, semptom süresi, sabah tutukluğu, ekstremite başlangıç şekli ve dağılımı, semptom başlangıç, kliniğe başvuru ve tedavi tarihi, gecikme nedenleri, eşlik eden hastalıklar, aile, sigara, ilaç kullanma öyküsü sorgulandı. Başlangıç vizitte CRP, ESR, anti-CCP, RF, ANA, CBC çalışıldı, el grafileri değerlendirildi. Hastalar en az bir yıl olmak üzere iki yıl takip edildi. Tedavinin en az birinci yılında kontrol anti-CCP ve RF düzeyine bakıldı.Bulgular: Hastalık daha çok üst ekstremiteden, kronik, poliartrit, simetrik şeklinde başlamaktadır. Hastaların % 52,9'unda RF, % 65,7'sinde anti-CCP, % 15,7'sinde ANA, % 64,3'ünde CRP, % 72,9'unda ESR pozitifliği ve % 64,3'ünde radyolojik değişiklik bulunmuştur. Tanı gecikmesi ortalama 21 hafta olup daha çok hastaların geç başvurularından kaynaklanmaktadır. Tedavi ile RF'de % 64,5, anti-CCP'de % 11,4 oranında düşüş saptandı.Sonuç: Anti CCP ve RF varlığı, sigara kullanımı, başlangıçta yüksek CRP ve ESR, poliartiküler eklem tutulumu ile hastalığın başlangıcı ve bir saatten uzun süren sabah katılığı olan hastaların takip sonunda radyolojik hasarı daha fazla bulundu. Üç aydan daha kısa sürede tedavinin başlandığı hastalarda radyolojik hasar daha azdı. Üç aydan daha geç tanı konulup tedavi alan hastalarda radyolojik hasar 4,5 kat daha fazla görüldü.Anahtar sözcükler: Erken artrit, romatoid artrit, otoantikorlar, 2010 EULAR/ACR RA sınıflandırma kriterleri

Artrit-romatoidPrognozRomatizmal hastalıklar+1
Nebahat Paşa
Çukurova University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Juvenil romatoid artritli hastalarda doğal seyir ve prognoz

Juvenil romatoid artrit, çocukluk çağının en sık görülenromatizmal hastalığı olup bir çok sistemdeki klinik bulguların yanı sıra en önemli özelliği idiopatik kronik enflamatuar sinovitistir (1,2). Böylece hastalarımızın mevcut durumu ile hastalıklarının yaşam kalitesine ve vücut işlevsel fonksiyonlarını değerlendirerek ne oranda yapısal zarar meydana getirdiğini belirlemektir. Böylece diğer toplumlarla arasındaki ortak ve farklı durumlarını ortaya koymak mümkün olacaktır.Amaç: Juvenil romatoid artiritli hastaları değerlendirirerek bölgemizdeki hasta popülasyonunun demografik, klinik ve laboratuar olarak özelliklerini ortaya koymak ve bu uzun soluklu hastalığın uzun dönem takibiyle ne gibi sonuçlar ortaya çıktığını belirlemektirMetod: Bu çalışma Uluslararası Romatoloji Birliği kriterlerine (3) göre tanı almış juvenil romatoid artiritli hastalar arasında yürütülmüş retrospektif bir çalışmadır. Çalışmada 124 hastanın dosyası incelendi ve 97 hasta çalışmaya dahil edildi. Takip süresi en az bir yıl olanlar çalışmaya dahil edildi. Hastaların cinsiyeti, aile öyküsü, hastalığın başlangıç yaşı, hastalığın tanı yaşı, hastaların takip süreleri, takip türesince aldığı tedaviler, hastaların tam kan sayımları eritrosit sedimentasyon hızı, C-reaktif protein, anti nükleer antikor, romatoid faktör, tetkik sonuçlarına bakıldı. Takibi esnasında insan lökosit antijen -B27 değerlendirmesi yapılan hastaların sonuçları kayıt edildi. Hastalar vizitlerdeki muayenesinde çocukluk çağı sağlık değerlendirme anketi (childhood health assesment questionaire-disability index Turkish version) (1), yine poliklinik muayenelerinde görsel ağrı skorlaması hastaya ve doktora göre belirlendi (98). Hastaların ilk tanı anındaki ve son müracaatlarındaki hastalık aktivite skoru (Disease activity score ) hesaplandı ve karşılaştırıldı.Bulgular: Bu hastaların 36'sı (%37,1) erkek, 61'i (%62,9) kızdı. Kız:erkek oranı yaklaşık olarak 3:2 idi. Bu hastaların 35'i (%36,0) oligoartiküler, 38'i (%39,1) poliartiküler, 8'i (%8,2) sistemik, 7'si (%7,2) entesitle ilişkili artrit, 9'u (%9,4) diğer artirit grubunu oluşturmaktadır. Hastalığın başlangıç yaşı ortalama 5,6±3,9 yıl, hastalığın tanı yaşı ortalama 7,05 ±4,03 yıldır. Ortalama takip süresi 5,1±3,2 yıldır. Hastaların onikisinde (%12,4) anti nükleer antikor pozitifliği mevcut olup en yüksek antinükleer antikor pozitifliği oligoartikülerdir. Hastaların 3'ünde (%14,5) insan lökosit antijeni-B27 pozitif bulunmuştur. Hastaların 13'ü (%13,4) tam remisyonda, 56'sı (%57,7) parsiyel remisyonda, 28'i (%28,9) aktif olarak bulundu. Hastaların çocukluk çağı sağlık değerlendirmesi ve yetersizlik indeksi (Childhood healt assesment questionaire- disability index) frekans dağılımına göre %53,1'inde günlük yaşamsal aktiviteler yönünden herhangi bir zorluk yok iken, %17,7'sinde hafif düzeyde, %21,9'unda orta düzeyde, %7,3'ünde ağır düzeyde zorluk mevcuttur.Sonuç: Bu çalışmada, bizim bölgemiz hasta populasyonuyla diğer toplumlar ve ülkemizin diğer bölgelerindeki juvenil romatoid artiritlili hastaların klinik bulgular karşılaştırıldığında benzer ve farklı durumlar mevcuttur. Çalışmamız sonucu alt grup dağılımında diğer toplumlarla farklılıklar ve hastalık süreci boyunca düşük üveit ve düşük anti nükleer antikor pozitifliği sıklığı olarak bulunmuştur. Tanı anındaki hastalık aktivite skoru yüksek olan hastalarda, hastalığın aktivasyonu arasında doğru orantılı bir ilişki mevcuttur. Prognoz oligoartiküler grup için ve entesit ilişkili artrit için daha iyi bulunmuştur. Bu çalışmamız juvenil romatoid artrit seyrinde genetik ve çevresel faktörlerin de rol alabileceğini göstermiştir.Anahtar kelimeler: çocuklar, juvenil romatoid artrit, prognoz, remisyon

ArtritArtrit-jüvenilArtrit-romatoid+2
Ali Tunç
Çukurova University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Romatoid artrit, skleroderma ve ankilozan spondilitli hastalarda D vitamin düzeyinin hastalık aktivasyonu ile ilişkisi

Amaç: 25 (OH) Vitamin D3 düşüklüğünün Romatoid Artrit, Behçet Hastalığı, SLE, Tip I Diyabet, Multiple Skleroz gibi otoimmün hastalıklarda hastalık aktivasyonuyla ve bu hastalıkların oluşum riskinde artışla ilişkili olduğuna dair çalışma mevcut olmakla beraber tartışmalar devam etmektedir. RA, Skleroderma ve Ankilozan Spondilitli hastalarda Vitamin D düzeyinin hastalık aktivasyonu ile ilişkisini ortaya koymak amacıyla bu çalışma yapıldı.Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya prospektif, 49 romatoid artrit?li, 43 ankilozan spondilit?li, 62 sklerodermalı hasta ile romatolojik ve metabolik kemik hastalığı bulunmayan 52 sağlıklı katılımcı alındı. Hastalık aktivasyon kriteri olarak RA?da DAS 28 skoru, AS?de BASDAİ ve sklerodermada Valentini kriterleri esas alındı. İstatistiksel analiz ayrıca RA?da düşük, orta ve yüksek aktiviteli, AS?de düşük ve yüksek aktiviteli, sklerodermada remisyonda ve aktif hastalık gruplarında değerlendirildi. Tüm katılımcıların 25 (OH) Vitamin D3 düzeyleri HPLC( high-pressure liquid chromatography) yöntemiyle ölçüldü. Serum vitamin D düzeyleri, 10ng/ml?nin altındaVitamin D eksikliği, 10-30ng/ml arasında Vitamin D yetersizliği, 30ng/ml?nin üzerindeyeterli olarak gruplandırıldı. ESR, CRP, rutin biyokimyasal tetkikler tüm hastalarda değerlendirildi. Sklerodermalı hastalarda ayrıca ANA, Anti Scl-70, ACA bakıldı. EKO ile PAB, SFT ile DLCO, FEV1, FVC ve HRCT ile akciğer bulguları, endoskopi ile de GİS bulguları değerlendirildi. Bulgular: RA?lı hastaların %26,5?inde Vitamin D eksikliği, %63,3?ünde vitamin D yetersizliği; sklerodermalı hastaların %50?sinde Vitamin D eksikliği, %46,8?inde vitamin D yetersizliği; AS?li hastaların %14?ünde Vitamin D eksikliği, %60,4?ünde vitamin D yetersizliği; kontrol grubunun %7,7?sinde Vitamin D eksikliği, %88,5?inde vitamin D yetersizliği saptandı. AS?li ve RA?lı hastalar kontrol grubu ile Vitamin D ortalamaları yönünden karşılaştırıldığında anlamlı bir fark saptanmadı. DAS 28 ile Vitamin D arasında ters korelasyon olmasına rağmen anlamlı bulunmadı ( r = - 0,246, p=0,088). Sklerodermalı hastaların kontrol grubuna göre vitamin D ortalamaları anlamlı olarak daha düşük saptandı (p=0,003). Sklerodermada aktif hastalığı olanların Vitamin D düzeyleri remisyonda hastalığı olanlara göre anlamlı olarak düşük bulundu (p<0,0001). Bununla birlikte Vitamin D eksikliği olan grupla, Vitamin D yetersizliği ve vitamin D düzeyleri normal olan gruplar karşılaştırıldığında Vitamin D eksikliği olan grupta, Valentini skorları anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0,0001). Sklerodermalı hastalarda hastalık aktivasyonu ve Vitamin D düzeyleri arasında negatif yönde güçlü düzeyde anlamlı bir korelasyon saptandı. Lineer regresyon analizinde iseValentini değerleri yükseldikçe Vitamin D düzeylerinin anlamlı olarak düştüğü gözlendi ( %95 Cl [-5,110- -2,112], t= -4,852, p<0,0001). AS?de yüksek aktiviteli hastalar düşük aktiviteli hastalar ile karşılaştırıldığında yüksek aktiviteli hastaların 25 (OH) Vitamin D ortalamaları anlamlı olarak daha düşük saptandı (p=0,008). 25 (OH) Vitamin D XIIIdüzeyleri ile BASDAİ arasında negatif yönde güçlü düzeyde anlamlı bir korelasyon saptandı (r = -0,507, p<0,001 ). Lineer regresyon analizinde BASDAİ değeri yükseldikçe D vitamini düzeyinin anlamlı şekilde düştüğü saptandı(%95 Cl [ -4,635- -0,371 ], t= -2,374 p=0,023). RA?lı hastalarda Vitamin D ve CRP düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir korelasyon saptandı (r = -0,334, p=0,019).Sonuç: Tüm gruplarda düşük düzeylerde serum 25 (OH) vitamin D seviyeleri bulundu. Bu çalışmada AS ve Sklerodermalı hastalarda serum 25 (OH) Vitamin D düzeyleri ve hastalık aktivasyonları arasında ters korelasyon bulundu. Serum 25 (OH) Vitamin D düzeyleri ile RA hastalık aktivasyonu arasında bir ilişki bulunamadı. Anahtar Kelimeler: Romatoid Artrit, Skleroderma, Vitamin D, DAS28, Valentini, BASDA

Artrit-romatoidSkleroderma-sistemikSpondilit-ankilozan+2
Özgür İhsan Varol
Çukurova University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yogun bakımda takip edilen romatolojik hastaların demografik ve klinik bulguları ile bu bulguların sağkalımla ilişkileri

ÖZETAmac: Bu çalışma Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahiliye Yoğun Bakım ünitesinde izlenen romatolojik hastaların yatışındaki klinik ve laboratuar özelliklerinin belirlenmesi ve bu parametrelerin mortalite ilişkisinin ortaya konması amacı ile yapılmıştır.Gerec ve yöntemler: Çalışmamıza 2003-2012 tarihleri arasında Dahiliye Yoğun Bakımda yatan romatolojik hastalar alındı. Hastaların demografik, klinik ve laboratuar değerleri retrospektif olarak kaydedildi. İstatistiksel frekansları hesaplandı daha sonra bu verilerin mortalite üzerine etkisi araştırıldı.Bulgular: Bu çalışmaya ortanca yaşı 38 olan 69'u bayan 31'i erkek toplam 100 hasta alındı. Hastaların tanıları 42'si (%42) Sistemik lupus eritromatozis (SLE), 26'sı (%26) Romatoit artrit (RA), 9'u (%9) Wegener granulomatozis (WG), 6'sı (%6) Behçet hastalığı (BH), 5'i (%5) Skleroderma'idi (SCL). Hastaların yoğun bakım ihtiyacı 55 hastanın (%55) pulmoner problemler ve şok nedeniyle sonra sırasıyla nörolojik problemler 27 (%27) ve diger nedenlerden 18 (%18) oldu. Hastaların ortanca Akut Fizyolojik ve Kronik Sağlık Değerlendirilmesi (APACHE II )değeri 21'idi(5-45). Hastaların 63'ü öldü (%63).Yapılan tek degişkenli analizde yatış nedeni pulmoner problem ve şok olanlar ( p=0.002), yaş (p=0.040), yoğun bakıma yatışında enfeksiyon (p=0. 005), akciğer enfeksiyonu (p=0.017), sepsis ( p=0. 01) ve şok (p=0.001) olanlar ile trombosit sayısı (p=0.032) , c-reaktif protein (CRP) (p=0.012), prokalsitonin (PCT) (p=0.008) ve APACHE II (p=0.001) mortalite ile ilişkili bulunuldu. Multivariant analizde sadece APACHE II değeri istatistiksel olarak mortalite üzerine anlamlı bulundu(p=0.009).Sistemik lupuslu eritromatozisli 42 hastasının %63'ü öldü. Tek degişkenli istatiksel analizde yaş (p=0.002), sepsis (p=0.028), APACHE II (p=0.006), PCT (p=0.046) , mortalite üzerine anlamlı bulundu. Romatoit artrit hastalarının %73'ü öldü, yapılan tek değişkenli istatistikte sadece CRP (p=0.028) mortalite üzerine anlamlı bulundu.Sonuc: Yoğun bakımda takip edilen romatolojik hastalar yüksek ölüm oranına sahiptir. Yoğun bakımdaki romatoloji hastalarının mortalitesi açısından en önemli risk faktörü APACHE II'dir.

Artrit-romatoidDemografiLupus eritematozus-sistemik+4
Ahmet Gök
Çukurova University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ankilozan spondilit ve romatoid artrit hastalarında wingless/beta-catenin yolağı inhibitörlerinin düzeyi ve anti-TNF tedaviler ile ilişkisi

Amaç: Bu çalışmadaki öncelikli amacımız ankilozan spondilit (AS), romatoid artrit (RA) hastalarında ve sağlıklı kontrollerde Dickkopf-1 (dkk-1) ve sklerostinin düzeylerini karşılaştırmaktı. İkincil amacımız anti-tümör nekrozis faktör- (anti-TNF-) tedavilerinin serum dkk-1 ve sklerostinin serum düzeylerine olan etkisini değerlendirmekti. Son olarak dkk-1/sklerostin düzeyleri ile ankilozan spondilit hastalık aktivite skoru arasında herhangi bir ilişki olup olmadığını değerlendirmeyi amaçladık. Yöntem: Çalışmamıza 70 AS (35 anti-TNF- tedavi alan, 35 anti-TNF- naive), 60 RA (30 anti-TNF- tedavi alan, 30 anti-TNF- naive) ve 31 sağlıklı kontrol alındı. Serum dkk-1, sklerostin, C-reaktif protein ve eritrosit sedimentasyon hızı ölçüldü. ASDAS, Bath Ankilozan Spondilit Hastalık Aktivite Skoru (BASDAİ), Bath Ankilozan Spondilit Metroloji İndeksi (BASMİ), Bath Ankilozan Spondilit Fonksiyonel İndeksi (BASFİ), Hastalık Aktivite Skoru-28 (DAS-28) hesaplandı. Radyografiler hasta bilgilerine körleştirilmiş deneyimli bir radyolog tarafından modifiye Stoke Ankilozan Spondilit Spinal Skoru (mSASSS) ve Sharp/van der Heijde yöntemlerine göre skorlandı. Bulgular: AS-anti-TNF- tedavi alan hastalarda BASMI ve mSASSS skorları AS- anti-TNF- naive hastalara göre anlamlı olarak yüksekti. AS ve RA hastalarında serum dkk-1 ve sklerostin düzeyleri sağlıklı kontrollere göre anlamlı derecede düşüktü. AS hastalarında dkk-1 düzeyleri ile ASDAS ve BASMİ arasında ters yönlü bir korelasyon vardı. Dkk-1 ve sklerostin düzeyleri ile mSASSS arasında korelasyon yoktu. AS hastalarında BASMİ skoru ile mSASSS arasında anlamlı bir korelasyon vardı. RA hastalarında dkk-1 düzeyleri ile lomber toplam, kalça toplam ve femur boyun kemik mineral yoğunluğu arasında ters yönlü bir korelasyon vardı. Sonuç: AS hastalarındaki dkk-1 düzeyleri ile BASMİ arasında ters yönlü bir korelasyon vardı, diğer yandan BASMİ ve mSASSS skorları arasında güçlü bir korelasyon vardı. Bu nedenle, bu bulgular ankilozan spondilit hastalarındaki düşük dkk-1 seviyelerinin yeni kemik oluşumunda rol oynayabileceğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Ankilozan spondilit, Dickkopf-1 (dkk-1), sklerostin, anti-TNF tedavi, yeni kemik oluşumu

Artrit-romatoidKateninKemik rejenerasyonu+6
Ahmet Akyol
Gaziantep University
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Anti-tnf tedavisi gören romatoid artritli hastaların periodontal durumlarının değerlendirilmesi

Periodontal hastalıklar ve romatoid artrit (RA), klinik ve patolojik özellikleri açısından benzerlik gösteren kronik enflamatuar hastalıklardır. Bu iki hastalığın patogenezinde benzer sitokin genotiplerinin ve protein kodlamasının olduğunu gösteren kanıtlar bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, RA tedavisinde kullanılan ilaçların periodontal ve biyokimyasal parametreler üzerine etkisini araştırmaktır. Bu amaçla 100 RA ve Anti- TNF kullanan, 100 RA ve konvansiyonel ilaç (DMARD) kullanan ve 100 sistemik sağlıklı birey çalışmamıza dahil edildi. Bireylerin plak indeksi (Pİ), gingival indeksi (Gİ), sondlamada kanama indeksi (BOP), sondlama cep derinliği (SCD) ve klinik ataşman seviyesi (KAS) ölçülüp, tükürükte TNF-α seviyeleri değerlendirildi. Anti-TNF grubunda 8, DMARD grubunda 11 ve kontrol grubunda 23 kişiye periodontitis teşhisi konuldu. Klinik periodontal parametreler incelendiğinde SCD ve KAS değerlerinin kontrol grubuyla RA'lı gruplar arasında istatistiksel olarak farklı olduğu, ancak Pİ, Gİ ve BOP'un istatistiksel anlamlı fark göstermediği görüldü. TNF-α seviyeleri incelendiğinde, Anti-TNF grubunda en az olmasına rağmen, gruplar arasında istatistiksel olarak fark bulunmadığı görüldü. Bizim bu çalışmamız kapsamında çıkan sonuca göre, RA tedavisinde kullanılan ilaçların periodontal dokularda ataşman kaybını önleyici etkisinin olduğu söylenebilir. Ancak, bu konuyla ilgili daha kapsamlı, randomize ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Artrit-romatoidPeriodontal hastalıklarPeriodontitis+3
Hatice Umay Hoşgören
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Romatoid artritli hastalarda ayak refleksolojisinin ağrı ve uyku kalitesine etkisi

Romatoid Artrit (RA) hastaları en çok ağrı ve uykusuzluktan yakınmaktadırlar. Tedavide ana amaç; ağrıyı ve enflamasyonu azaltmak, eklem hasarını minimalize etmek, distabiliteyi önlemek, hastanın fonksiyonlarını korumak, iyileştirmek ve yaşam kalitesini arttırmaktır. Bu çalışma, Romatoid Artrit (RA) tanısı alan hastalarda ayak refleksolojisinin ağrı ve uyku kalitesi üzerine etkisini incelemek üzere planlandı. Araştırma için Gaziantep Üniversitesi Etik Kurul onayı ve hasta onayı alındı. Araştırmanın evrenini Ocak-Temmuz 2015 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne başvuran, en az altı aydır "RA" tanısı almış hastalar oluşturdu. Örneklemine ise; belirtilen evren içinden 18 yaş ve üzeri, il merkezinde ikamet eden, RA için ilaç tedavisi alan, alt ekstremitelerde damar hastalığı olmayan, ayakta ülseri, enfeksiyonu olmayan, ayağa cerrahi operasyon uygulanmayan, alt ekstremitede kemiklerde kırık, burkulma veya yaralanması olmayan, gebe olmayan, diyabet tanısı olmayan ve çalışmaya katılmayı kabul eden toplam 60 hasta seçildi. Hastalar ayak refleksolojisi (n=30) ve kontrol (n=30) grubu olmak üzere iki gruba ayrıldı. Her iki gruba da ilk görüşmede yüz yüze sosyo demografik verileri içeren anket formları, Pittsburgh Uyku Kalitesi indeksi (PUKİ) ve Görsel Ağrı Ölçeği (VAS) uygulandı. Ayak refleksolojisi uygulaması konu ile ilgili eğitim almış sertifikalı araştırmacı tarafından yapıldı. Ayak refleksolojisi grubuna toplamda 6 kez (haftada bir uygulama) 30 dk süren ayak refleksolojisi uygulandı. Bu araştırma sonucuna göre, Ayak refleksolojisi uygulanan hastaların ağrı ortalaması ve uyku kalitesinde iyileşme saptandı. Ayrıca uyku kalitesi alt bileşenleri arasında da anlamlı ölçüde pozitif fark saptandı. (p<0.05). Anahtar Kelime: Ağrı, Romatoid Artrit, Ayak Refleksolojisi, Uyku Kalitesi, Hemşirelik

Artrit-romatoidAyakAğrı+7
Ercan Bakır
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Romatoid artritli hastalarda steroid ve metotreksat tedavisinin kalp fonksiyonları üzerine etkileri

Romatoid Artritli Hastalarda Steroid ve Metotreksat Tedavisinin Kalp Fonksiyonları Üzerine Etkileri Amaç: Romatoid artritte (RA) kardiyovasküler tutulum sıklığı artmıştır ve mortaliteyle ilişkilidir. Romatoid artrit hastalarında verilen antiinflamatuar tedavinin kalp fonksiyonlarına etkileriyle ilgili veriler kısıtlıdır. Bu çalışmada yeni tanı alan RA hastalarında steroid ve metotreksat (Mtx) tedavisinin kalp fonksiyonları üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Ocak 2014- Nisan 2016 tarihleri arasında Romatoloji Kliniği'ne başvuran, yeni RA tanısı alan hastalar dahil edildi. Ekokardiyografi, doppler ve doku doppler parametrelerine 3 kere; tedaviden hemen önce, 1 ay steroid tedavisi sonrası ve Mtx tedavisinden 3 ay sonra bakıldı. Ekokardiyografi ve Doppler parametrelerinin değişimi tek yönlü ANOVA testi ile değerlendirildi. İstatistiksel olarak 0.05'den düşük p değeri anlamlı kabul edildi. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 52,66 olup %72,2'si kadın idi. Çalışmamızda tedavi sonrası inflamatuar belirteç (ESR ve CRP) değerlerinde anlamlı azalma izlendi (p<0,05). Tedavi sonrası hastaların elektrokardiyografik parametrelerinde anlamlı değişim saptanmadı. Ekokardiyografik veriler karşılaştırıldığında B ve M-mod parametrelerinde anlamlı bir değişiklik tespit edilmedi (p>0,05). Sol ventrikül doku doppler lateral s dalgası, septal s dalgası, bu ikisinin ortalaması olan mitral doku doppler s dalgasında anlamlı artış izlendi (p<0,05). Doku Doppler triküspit a dalgasında anlamlı azalma saptanırken, triküspit E/e' oranı ve triküspit doku doppler e/a oranında anlamlı artış saptandı (p<0,05). Anlamlı değişikliklerin özellikle Mtx tedavisi sonrası daha belirgin olduğu dikkati çekmektedir. Sonuç: Bu çalışmada, romatoid artrit hastalarında verilen steroid ve Mtx tedavisi ile, sol ventrikül sistolik ve sağ ventrikül diyastolik fonksiyonlarıyla ilişkili olan doku doppler parametrelerinde anlamlı iyileşmeler olduğunu gözlemledik. Daha kesin sonuçlar için, daha fazla hastanın dahil edildiği ve daha uzun takip sürelerinin olduğu çalışmalar gerekmektedir. Anahtar sözcükler: Romatoid artrit, Doku Doppler, mitral s dalgası, Steroid, Metotreksat,Diyastolik disfonksiyon

Artrit-romatoidDiastolKalp fonksiyon testleri+4
Mustafa Gök
Çukurova University
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Romatoid Artrit (RA) ve Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) hastalarında bor bileşenlerinin Treg ve Th17 hücre popülasyonuna olan etkisi

Amaç: Bor bileşenlerinin anti-inflamatuvar, immünmodülatör etkisi olduğu bilinmektedir. Pek çok hayvan ve insan araştırmaları Borik Asit (BA) ve Kalsiyum Fruktoborat (CaF)'ın otoimmünitede yardımcı T hücreler üzerinde etkisi olduğuna işaret etmektedir. Çalışmamızda Romatoid Artrit (RA) ve Sistemik Lupus Eritematozis (SLE) hastalarının periferik kan örneklerinden izole edilen mononükler hücrelerde BA ve CaF'ın Treg (CD4+Foxp3+) ve Th17 (CD4+Ror-γt+) hücre popülasyonuna olan etkisi ve ilişkili sitokinlerdeki değişiklikleri değerlendirmek amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmamıza yeni tanı SLE (n=5), RA (n=10) hastaları ve Sağlıklı bireyler (n=9) dahil edilmiştir. Gönüllüler üç gruba ayrıldı: SK (Sağlıklı Kontrol) Grubu, SLE Grubu, RA Grubu. Çalışmaya katılan tüm bireylerden gönüllü onam formu alındı ve kan örnekleri alınıp periferik kan mononükler hücre (PKMH)'ler izole edildi. İzole edilen hücreler kültür ortamında düşük doz (100 uM BA ve 250 uM CaF) ve yüksek doz (1000 uM BA ve 2500 uM CaF) olmak üzere BA ve CaF'ya maruz bırakıldı. 48 saat maruziyet sonrası flow sitometri ile Treg ve Th17 hücre popülasyonu incelendi. Kültür ortamındaki IL-2, IL-6, IL-17, IL-23, TNF-α ve TGF-β düzeyleri ELİSA yöntemi ile test edildi. Bulgular: Çalışmanın sonunda yüksek doz BA Treg popülasyonunu artırma eğilimindedir. BA sağlıklı bireylerde Th17 hücre popülasyonu azaltıcı etki gösterdi. Ancak hem BA hem CaF farklı dozlarda RA ve SLE Gruplarında Th17 popülasyonu artırıcı etki göstermiştir. Sağlıklı kontrollerde yüksek doz BA Treg/Th17 oranını artırmıştır ancak RA ve SLE grubunda aynı etkiyi gösteremediği bulundu. Farklı doz BA ve CaF uygulaması değişken düzeyde sitokin ağına etki etmiştir. Sonuçlar: BA ve CaF CD4+ T hücrelerde hem Foxp3 hem Ror-γt düzeylerine etki ederek otoimmün hastalıklarda Yardımcı T hücre farklılaşmasına ekti edebilmektedir. Bu alandaki ilk bulgularımız BA ve CaF'ın düşük dozlarda TNF-α düzeyini azaltmıştır ve bu sonuç onların otoimmün hastalıkların tedavisine olumlu katkı sağlayabileceğini göstermektedir.

Artrit-romatoidBor bileşikleriBorik asit+7
Rehime Yapar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Romatoid artritte KIR genleri polimorfizminin hastalıkla ve hastalığın klinik özellikleri ile ilişkisinin araştırılması

Romatoid artritte KIR genleri polimorfizminin hastalıkla ve hastalıgın klinik özellikleri ile ilişkisinin araştırılması Amaç:KIR genlerinin özellikle transplantasyon reddi ve hastalıklarla iliksisini gösteren çalışmaların sayısının artmasıyla birlikte tüm toplumlarda KIR genleri,genotipleri ve allellerinin belirlenmesine yönelik populasyon taramalarıyapılmaya başlanmıştır. KIR genlerini kodlayan genler çok yüksek bir polimorfizm sergilerler, bu da popülasyonlar arasında önemli ölçüde çeşitlilik olduğunu gösterir. Bu da akraba olmayan iki farklı kişide aynı KIR genotipini bulmanın çok zor olduğunugöstermektedir1. Bu karakteristik özelliklerden dolayı KIR genleri iyi bir popülasyon genetik belirleyicisi olarak değerlendirilebilinir.Ülkemizde de bazı otoimün hastalıklarla KIR genlerinin ilişkisini gösteren çalışmalar yapılmaktadır. Çalışmamız Türkiyede Romatoid artritli hastalarda KIR gen frekanslarının, haplotip ve genotip oranlarının değerlendirildiği ilk çalışmadır. Çalışmamızda buldugumuz oranların diğer populasyonlarla karşılaştırılarak bölgemizin genotip yapısının belirlenmesi, Romatoid artrit hastalarında hastalığın patogenezinde rol oynayabilecek immunogenetik belirteçlerden 16 farklı KIR geninin ortaya konması ve KIR genleri ile RA hastalarının klinik özellikleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem:Çalışmaya Romatoid Artrit hastalığı sınıflandırma kriterlerini karşılayan ve rastgele seçilen 120 Romatoid artrit hastası dahil edilmiştir. Yaş ve cinsiyet açısından hasta grubu ile uyumlu, herhangi bir sağlık problemi ve RA ile ilgili herhangi bir bulgu öyküsü olmayan 120 gönüllü kontrol grubunu oluşturmuştur. KIR tiplendirmesi SSOP yöntemi ile yapılmıstır (Luminex100, Tepnel Lifecodes). Bu yöntem; isaretli tek sarmallı PCR ürünlerinin SSO problarına hibridizasyonuna dayanmaktadır.Hasta ve kontrol gruplarında KIR genlerinin oranlarının karşılaştırılmasında Minitab 17 istatistik programı ile iki oran karşılaştırma testi ve Fisher'in kesin Ki-kare testleri kullanıldı Bulgular:Sağlıklı ve hasta grubu karşılaştırıldığında, hasta grupta aktivatör genlerden KIR2DS5 geni sağlıklı gruba göre daha anlamlı olarak fazla bulunmuşken, sağlıklı grupta inhibitör genlerden 3DL1 geni anlamlı olarak daha fazla bulunmuştur. Tüm grubu genotipler açısından incelediğimizde AA genotipi taşıyan bireylerin sayısının 33 (% 27,4), BX genotipi taşıyan bireylerin sayısının 87 (%72.6) olduğu gözlemlenmiştir. Çalışma sonucu 6 yeni genotip elde edilmiştir. Hasta grup içinde DAS28, CRP ve RF degerleri açısından anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Anti-CCP negatifligi olanlarda Anti-CCP pozitif olan gruba göre KIR2DS4 geninde anlamlı bir fazlalık saptanmıştır. KIR2DS4 geninin Anti-CCP negatif grupta fazla olması şiddetli hastalıktan koruyucu bir rolü olabileceğini düşündürmüştür. Sonuç: Yapılan çalışmalar sonucunda genel olarak RA hastalarında sağlıklı gruba göre aktivatör genlerden bazılarının daha anlamı olarak fazla bulunduğu gözlemlenmiştir. Farklı populasyonlarla karşılaştırmalarda farklı sonuçlar elde edilmiştir. Çalışamalar arası farklılıkların nedenı etnik farklılık ve yeterı kadar fazla olmayan hasta sayısı olabilir. Anahtar sözcükler: Romatoid artrit, KIR, klinik, polimorfizm

Artrit-romatoidEklem hastalıklarıGenler+2
Fırat Kocabaş
Çukurova University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Romatoid artritte CRP gen polimorfizm sıklığının ve hastalığın klinik belirtileriyle ilişkisinin araştırılması

Romatoid Artritte CRP Gen Polimorfizm Sıklığının ve Hastalığın Klinik Belirtileriyle Ilişkisinin Araştırılması Amaç: Serum CRP düzeyi, Romatoid artrit (RA) hastalarında hastalık aktivitesini değerlendirmek için yaygın olarak kullanılır ve hastalık aktivite skorunun (DAS28) bir parçasıdır. CRP'nin RA patogenezi ve klinik karar verme sürecinde, genotip dağılımlarındaki farklılıklar RA'lı hastalarda patogenez için önemli etkilere sahiptir. CRP seviyeleri genetik etki altındadır ve CRP geninde ve haplotiplerinde tek nükleotid polimorfizmleri, aktif inflamasyonda CRP seviyeleri ile ilişkilendirilmiştir. Çalışmamız Türkiyede RA hastalarında CRP gen polimorfizminin değerlendirildiği ilk çalışmadır. Çalışmamızda CRP geninde tanımlanmış rs1205, rs1130864, rs1800947 tek nükleotid polimorfizmlerinin RA hastalarında ve sağlıklı kontrol grubundaki sıklığını, hasta grubunda CRP gen polimorfizmleri ile serum CRP seviyesi ve DAS28 skoruyla ilişkisini ve kliniğe yansımasını araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Romatoid Artrit hastalığı sınıflandırma kriterlerini karşılayan ve rastgele seçilen 120 Romatoid artrit hastası dahil edilmiştir. Yaş ve cinsiyet açısından hasta grubu ile uyumlu, herhangi bir sağlık problemi ve RA ile ilgili herhangi bir bulgu ve öyküsü olmayan 100 gönüllü kontrol grubunu oluşturmuştur. DNA örnekleri, Taq Man sistemi kullanılarak rs1205, rs1130864 ve rs1800947 için genotiplendirildi. Bulgular: CRP gen polimorfizmlerin sıklığı açısından hasta ve kontrol grupları arasında rs1130864 polimorfizmi hasta grubunda TT Homozigot ve CT Heterozigot oranı sağlıklı kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur (p:0,002). Rs1205 polimorfizmi ve rs1800947 polimorfizmi ile çalışma grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Akciğer tutulumu olan hastalarda olmayan hastalara göre rs1130864 polimorfizmi açısından TT homozigot vakaların oranı daha yüksek, CT heterozigot ve CC homozigot bireylerin oranı daha düşük bulunmuştur (p:0,017). CRP polimorfizmlerinin, aktif hastalıkta serum CRP seviyesi ve DAS28 skoru ile arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. RA'nın diğer klinik ve laboratuvar bulguları ile polimorfizmler arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır. Sonuç: Yapılan çalışmalar sonucunda RA hastalarında CRP polimorfizmlerinin CRP seviyesi ve DAS28 skoruna etkisi olmadığını saptadık. Hastalığın klinik bulgularından akciğer tutulumu olan hastalarda olmayan hastalara göre rs1130864 TT homozigot polimorfizmi ile anlamlı ilişki bulunmuştur. Bu konuyla ilgili daha net sonuçlar elde edebilmek için çalışmaların daha büyük hasta grubunda yapılması gerekmektedir. Anahtar sözcükler: Romatoid artrit, CRP, polimorfizm, DAS28, klinik

Artrit-romatoidBelirti ve semptomlarC reaktif protein+3
Sedat Biter
Çukurova University
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Romatoid artritli bireylerde egzersiz eğitiminin diz eklemipropriosepsiyonu, ağrı, fiziksel fonksiyon ve yaşam kalitesine etkisi

Bu çalışma romatoid artrit (RA)'lı bireylerde egzersiz eğitiminin; diz eklemi propriosepsiyonu, izokinetik kuvveti, ağrı, fonksiyonellik, performans, düşme korkusu, günlük yaşam aktiviteleri, biyopsikososyal durum ve yaşam kalitesine etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü olarak gerçekleştirildi. 19 RA tanılı kadın birey (10=Eğitim, 9=Kontrol) katıldı. Değerlendirmeler egzersiz programının başında ve sonunda gerçekleştirildi. Eğitim grubuna (EG) 12 hafta boyunca telerehabilitasyon ile BETY (Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı) uygulandı. Kontrol grubuna (KG) müdahale yapılmadı. Propriosepsiyon ve izokinetik kuvvet ölçümleri Biodex Dinamometre cihazı ile gerçekleştirildi. McGill Ağrı Anketi Kısa Formu, Zamanlı Kalk ve Yürü Testi (TUG), 10 Basamak Merdiven Testi, Western Ontario and McMaster Üniversitesi (WOMAC) Osteoartrit İndeksi, 6 dakika Yürüme Testi, Sağlık Değerlendirme Anketi (HAQ), Düşme Etkinlik Ölçeği (DEÖ), BETY-Biopsychosocial Questionnaire (BETY-BQ), Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği (HADS), ve Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği-Kısa Form (WHOQOL-BREF) değerlendirilmelerde kullanıldı. EG´nin 60˚'de sağ (p=0,003) ve sol (p=0,033) diz proprioseptif hatası kontrol grubundan azdı. Tedavi sonrasında proprioseptif hata değeri; KG içinde sağ diz 60˚'de (p=0,035), EG´de sağ diz 30˚ ve 60˚'de KG`ye göre azaldı (sırasıyla p=0,028 ve p=0,024). Peak tork değerleri; EG´nda KG´na göre yükseldi (p<0,05), KG içinde ise azaldı (p<0,05). EG´nun VKİ, 6 dakika yürüme mesafesi, TUG, merdiven testi, WOMAC, BETY ve WHOQOL skorlarında anlamlı iyileşmeler (p<0,05) gözlendi. RA yönetiminde BETY'nin fonksiyonel etkiler yanında psikolojik ve sosyalleşme etkileriyle de yaşam kalitesini iyileştirdiği sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Romatoid artrit, diz eklemi, egzersiz tedavisi, propriosepsiyon, biyopsikososyal model.

Artrit-romatoidBiyopsikososyal yaklaşımDiz eklemi+1
Ayşen Akgöz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Romatoid artritli hastalarda otoimmün tiroidit sıklığı ve kliniğe etkisi

Amaç: Romatoid Artrit(RA) etiyolojisi bilinmeyen, eklem ve çevresindeki dokularda erozyon ve deformitelere yol açabilen kronik, sistemik, immün aracılı inflamatuar bir hastalıktır. Hem adaptif hem de doğal immün yanıtları bu hastalığın ilerlemesinde rol oynar. Otoimmün elementlerin, tiroid otoimmünitesi ve RA'nın ortak özellikleri olabileceği göz önüne alındığında, her iki hastalığın da bazı hastalarda birlikte bulunabileceği muhtemeldir. Amacımız kliniğimizde takip ettiğimiz, polikliniğe gelen RA'lı hastalarda otoimmün tiroiditin sıklığına ve kliniğe etkisine bakmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışma grubuna Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Anabilim Dalı Polikliniği' nde takipli olan, Uluslararası Çalışma Grubu' nun Romatoid Artrit hastalığı sınıflandırma kriterlerini karşılayan ve rastgele seçilen 150 Romatoid artrit hastası dahil edildi. Hasta yaşı, hastalık süresi, tiroid hastalığı varlığı, kullandığı ilaçlar, aktivite kriteri (DAS28), laboratuvar bulguları (Hemogram, ESH, CRP, RF, ANTİ-CCP, ANA, TSH, ST4, ST3, Anti-TPO, Anti-Tg) ve Sağlık Değerlendirme Anketi (HAQ= Health Assessment Questionnaire) gibi verileri içeren bir Hasta Takip Formu düzenlenerek, çalışmaya alınan tüm bireyler için doldurulmuştur. Çalışmaya katılan tüm hastalara Nükleer Tıp A.B.D tarafından Tiroid USG yapılıp, katılımcıların tiroid bezi boyutları, parankim ekojenitesi, vaskülaritesi ve nodül varlığı değerlendirilmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 23.0 paket programı kullanıldı. Tüm testlerde istatistiksel anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alındı. Bulgular: Çalışmamızda RA'lı hastalarımızın % 81,3 (n: 122)'ünü ve otoimmün tiroid hastalığı olanlarında %93,3 (n:14)'ünü kadınlar oluşturuyordu. 150 RA'lı hastamızda diğer çalışmalara benzer şekilde Anti-TPO (% 20,7, n: 31) ve Anti Tg (% 12, n: 18) sıklığı artmıştı. Çalışmamızda RA'lı hastalarda otoimmün tiroidit sıklığı %10 (n:15) saptandı. Anti-CCP ile Anti-TPO ve Anti-Tg arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0,05). Bizim çalışmamızda OİTH tanılı hastalarda, olmayanlara göre DAS 28 CRP, DAS 28 ESR, HAQ skoru yüksekliği istatistiksel açıdan anlamlı bulundu (p<0,05). Bu sonuçlar RA aktivitesinin, tiroid otoantikor varlığı ile ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Çalışmamızda levotiroksin kullanımının hastalık aktivitesine herhangi bir etkisi gözlenmedi. Sonuç: RA ve OİTH'nın birlikteliği sıktır ve bu nedenle RA'lı hastalar, tiroid hastalığı açısından dikkatli takip edilmelidir. Sonuçlarımız OİTH birlikteliğinin RA hastalık aktivitesini arttırabileceğini düşündürmektedir. Bu bulgu RA hastalarının klinik değerlendirmesinde faydalı olabilir. Anahtar sözcükler: Romatoid artrit, otoimmün tiroid hastalığı, sıklık, DAS 28

Artrit-romatoidOtoimmüniteTiroid hastalıkları+2
Erkan Kayar
Çukurova University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Romatoid artrit hastalarının takibinde hastalık aktivitesi değerlendirilmesinde serum beta 2 mikroglobulin düzeylerinin önemi

Amaç: Romatoid Artrit ilerleyici eklem hasarı ve yeti kaybına sebep olan multifaktöriyel, sistemik, otoimmün bir hastalıktır. Bu çalışmanın amacı Romatoid Artrit hastalarında hastalık aktivitesi ile serum Beta 2 Mikroglobülin seviyeleri arasında ilişki olup olmadığını araştırmaktır. Gereç ve yöntem: Çalışmaya Ağustos 2019 ve Nisan 2020 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Anabilim Dalına başvuran 119 RA hastası dahil edilmiştir. RA grubu 3 alt gruptan oluşmaktadır: DMARD tedavisine yeni başlanan, Biyolojik ajan tedavisine yeni başlanan ve aldığı mevcut tedavi ile remisyonda izlenen hastalar. Hastaların hastalık aktiviteleri değerlendirildi. Laboratuvar parametrelerine ve Beta 2 Mikroglobulin düzeyine bakıldı. Hastalardan sağlık değerlendirme anketi doldurmaları istendi. Bulgular: Beta 2 Mikroglobulin düzeyleri aktif gruplarda, remisyon grubundan belirgin olarak yüksekti. RA hastalık aktivasyon değerlendirmesinde diğer parametreler ile ilişkisi tüm gruplarda anlamlı bulundu (p<0,05). Hastalığın şiddetini tahmin etme konusunda belirlenen cut off değerine göre %66,67 sensitif, %75,61 spesifik olduğu görüldü. Bu etkinlik istatistiksel olarak anlamlı saptandı (p>0,001). Sonuç: Serum Beta 2 Mikroglobulin seviyeleri RA hastalarında hastalık aktivitesini göstermekte kullanılabilir bir parametredir. Beta 2 Mikroglobulin diğer değişkenler göre CRP ile en güçlü korelasyonda olduğu gözlendi. Hastalık aktivitesini öngörmede kullanılabilir bir parametre olabilir. Anahtar Kelimeler: Beta 2 Mikroglobulin, Romatoid Artrit, Hastalık Aktivitesi

Artrit-romatoidBeta 2 mikroglobülinHasta takibi+2
Helin Yesin
Çukurova University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Romatoid artritli kadın hastalarda ayak ve ayak bileği değerlendirmesi: Morfolojik ve izokinetik çalışma

Çalışmamızın amacı kadınlarda romatoid artrit (RA) hastalığının ayak bileği izokinetik kuvvetine ve ayak morfometrik ölçülerine etkilerini araştırmaktır. Çalışmamızda RA tanılı 60 kadın hasta ile bu hastaların yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi (VKI) ve dominant ekstremitesi ile benzer 60 sağlıklı kontrol değerlendirmeye alındı. Çalışmaya katılan tüm bireylere ayak ve ayak bileği morfometrik ölçümleri ve izokinetik kuvvet ölçümü yapıldı. RA grubunda Disease Activity Score in 28 joints (DAS28) ile Foot Function Index (FFI) uygulandı ve hastalık süresi kaydedildi. RA hastalarında sağlıklı kişilere kıyasla ayak uzunluğu, lateral ayak uzunluğu değerleri daha büyük, ayak parmak uzunluk değerleri daha küçük bulundu. RA hastalarındaki caput ossis metatarsi I ve V yükseklikleri sağlıklı kişilere kıyasla daha büyüktü. Bimalleoler çevre ölçümü değeri RA hastalarında daha yüksek bulundu. RA hastalarında ölçülen malleolus medialis ve lateralis yükseklik değerlerin sağlıklı kişilere kıyasla daha küçük tespit edildi. Ayrıca RA hastalarında 1. metatarsophalangeal açı değeri sağlıklı kişilere kıyasla daha büyük bulundu. Ayak bileği izokinetik kuvvet ölçüm değerlerinde RA hastalarının değerleri sağlıklı kişilerden daha düşüktü. RA'lı hastaları remisyon, düşük hastalık aktivitesi, orta hastalık aktivitesi olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Bu gruplar arasında hastalık süresi, FFI skorları ve izokinetik ölçüm parametreleri değerleri anlamlı farklılık göstermedi. İzokinetik kuvvet değerleri ile DAS28 skorları ve FFI değerleri arasında negatif anlamlı korelasyonlar saptandı. Çalışmamızın sonucunda elde edilen bulgular, RA hastalığının ayak morfolojisinde değişikliklere sebep olduğunu, ayak bileği kas kuvvetinde anlamlı derecede azalmaya neden olduğunu gösterdi.

AntropometriArtrit-romatoidAyak+4
Bilge Türkmen
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Romatoid artritli hastaların tedavisinde ev egzersizleri ve fizyoterapist eşliğinde yapılan egzersizlerin etkinliğinin karşılaştırılması

Amaç: Çalışmamızın amacı, Romatoid Artrit (RA) hastalarının tedavisinde uygulanan fizyoterapist eşliğinde ve ev egzersiz programı şeklinde yapılan egzersizlerin; kas kuvveti, eklem hareket açıklığı, ağrı ve elin fonksiyonelliğini tedavi öncesi ve tedavi sonrası olmak üzere etkinliğini saptamak ve daha sonra bu iki grubu kendi aralarında karşılaştırarak yapılan egzersizlerin hangi grupta daha verimli olduğunu saptamaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya; MCBÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Polikliniği ile, kliniğine gelen ve ilgili hekim tarafından RA tanısı konulan 18-65 yaş arası 60 kadın hasta dahil edildi. Hastalar; 30 kişi Ev Egzersizi Grubu ve 30 kişi Gözetimli Grup olmak üzere rastgele seçilen ve aynı tedavi protokolü uygulanan 2 gruba ayrıldı. Çalışmaya katılan bireylerin el bileği eklem hareket açıklığı gonyometre ile; kavrama kuvveti dijital el dinamometresi ile ölçüldü. Ağrı şiddeti görsel ağrı skalası (VAS) ile; el becerisi, ince motor ve üst ektremite fonksiyonelliği Motor Performans Serisi (MLS) ile değerlendirildi. Bulgular: Çalışmanın sonunda RA hastalarında egzersiz ile her iki grupta da, eklem hareket açıklığı, kas kuvveti, ağrı ve ince motor beceri gibi bireyin günlük yaşam fonksiyonlarında önemli rol oynayan parametrelerin olumlu yönde etkilendiği bulundu. Gruplar arası değerlendirmede ise; ağrı, sağ el kavrama kuvveti, sağ ve sol el bileği fleksiyon açısı, sağ ve sol el bileği radial deviasyon açısı, sağ el bileği ulnar deviasyon açısı, sağ ve sol el metakarpofalangiyal eklem açısı, sağ ve sol el proksimal interfalangiyal eklem açısı, sağ ve sol el distal interfalangiyal eklem açısı, sağ ve sol el sabitlik, sağ ve sol el hat izleme, sağ el hedefe yönelme, sağ ve sol el vuruş değerlerinde anlamlı fark saptandı (p<0,05). Sonuç: Egzersizin her iki grup için olumlu sonuçlar verdiği saptandı, bunun yanı sıra gözetimli grupta daha etkin olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: El fonksiyonu, egzersiz, romatoid artrit.

Artrit-romatoidEgzersizEgzersiz tedavisi+3
Hamit Baş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2021
00

Related subjects