Caregiver burden

192 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Grieving schizophrenia: Impacts and coping with ambiguous loss among parents of adults diagnosed with schizophrenia

The aim of this study is to explore in depth how parents who care for their adult child with schizophrenia experience and cope with ambiguous loss, which is seen as one of the caregiver burdens experienced by caregivers. For this purpose, in-depth interviews were conducted with 10 participants, all members of the schizophrenia solidarity associations in Ankara. The data obtained from the participants with semi-structured interviews were analyzed by reflexive theme analysis, one of the qualitative methodology methods. As a result of the analysis, four superordinate themes were identified: objective burdens, subjective burdens, family & social burdens and coping. The findings showed that the participants experienced ambiguous loss and grief regarding their children and burdens in different dimensions of their own lives. In this sense, the findings are generally consistent with the relevant literature. The findings related to coping revealed the importance of functional coping strategies used by parents caring for their children in coping with ambiguous loss. The results are discussed and clinical implications and directions for future research are provided. Keywords: Schizophrenia, Caregiver Burden, Ambiguous Loss, Grief, Coping

CaregiversCaregiver burdenCoping+5
İrem Kadiroğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Serebral palsili çocukların ebeveynlerinin hastalık, fizyoterapi ve rehabilitasyon hakkındaki farkındalık durumlarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Serebral Palsi'li (SP) çocuklara primer bakım veren ebeveynlerin hastalık, fizyoterapi ve rehabilitasyon hakkındaki farkındalık durumlarını incelemekti. Çalışmaya 4-18 yaş arası SP'li çocuğu olan 78 ebeveyn dâhil edildi. Farkındalık düzeyinin belirlenmesinde Serebral Palsi Hastalık, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Farkındalık Değerlendirme Formu kullanıldı. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS 24 paket programı kullanıldı. Kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında ki kare testi kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda katılımcıları büyük oranda annelerin oluşturduğu bulundu (%85,9). Anket sonuçlarına göre ebeveynlerin genel farkındalık düzeyleri düşük (%5,17), orta (%56,41) ve yüksek (%38,46) düzeyde bulundu. Ebeveynlerin eğitim düzeyi ve ekonomik durumuna göre katılımcıların farkındalık düzeyleri benzer bulundu (p>0,05). Ayrıca SP'li çocukların cerrahi geçirme durumu, yaş dağılımı ve kaba motor fonksiyon seviyelerine göre de katılımcıların farkındalık düzeyleri arasınds fark bulunmadı (p>0,05). Sonuç olarak SP'li çocukları olan ebeveynlerin hastalık, fizyoterapi ve rehabilitasyon hakkındaki farkındalık düzeylerinin genel olarak orta ve yüksek farkındalık düzeyinde olduğu saptandı.

Ana-babaBakım verenlerBakım verme yükü+6
Hatice Seçinti
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diyabetli hastaların ve diyabetik hastalara bakım veren hemşirelerin hastalığa karşı tutumları

Çalışma Tip 2 diyabetli hastaların ve bu hastalara bakım veren hemşirelerin diyabete karşı tutumlarını değerlendirmek amacıyla, Aralık 2021 ile Mart 2022 tarihleri arasında bir kamu hastanesinin dahiliye ve endokrinoloji polikliniği ve servislerinde, tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Örneklem sayısının belirlenmesi için güç analizi yapıldı ve 105 hasta ve 105 hemşire olmak üzere toplam 210 gönüllü çalışmaya dahil edildi. Araştırma öncesi gerekli izinler alındı. Çalışmanın verileri; hasta ve hemşireler için oluşturulan Soru Formu ve Diyabet Tutum Ölçeği ile toplandı. Ölçek maddeleri 1'den 5'e kadar değişen likert tipi puanlama ile puanlandırıldı. Puan >3 ise pozitif tutumu, puan ≤3 ise negatif tutumu ifade etmektedir. Elde edilen veriler t testi, tek yönlü ANOVA, Kruskal Wallis, Ki kare, Mann Whitney U testi, Pearson Spearman sıra korelasyon katsayıları ile değerlendirildi. Araştırmaya katılan hastaların %56,2'sının erkek, yaş ortalamalarının 55,40±9,52 ve diyabet süresi ortalamalarının 10,27±6,68 yıl olduğu, %31,4'ünün okuryazar olmadığı, %34,3'ünün oral antidiyabetik ilaç kullandığı belirlendi. Kadınların Diyabet Tutum Ölçeği toplam puanlarının, erkeklerden anlamlı düzeyde yüksek ve hastaların tutumlarının negatif yönde olduğu tespit edildi. Diyabet tutum ölçeği alt gruplarından en yüksek tutumun diyabetin ciddiyeti alt grubu, en düşük tutumun özel eğitim gereksinimi alt grubu olduğu saptandı. Araştırmaya katılan hemşirelerin ise %81'inin kadın olduğu, %87,6'sının Lisans/Lisansüstü eğitim aldığı, %23,8'inin gündüz, %76,2'sinin vardiyalı çalıştığı ve diyabet tutumlarının negatif yönde olduğu tespit edildi. Diyabet tutum ölçeği alt gruplarından en yüksek tutumun hastanın yaşamına diyabetin etkisi alt grubu, en düşük tutumun ise özel eğitim gereksinimi alt grubu olduğu belirlendi. Bu sonuçlar doğrultusunda, hastaların ve hemşirelerin negatif tutumlarının iyileştirilmesi, pozitif tutumlarının desteklenmesi ile başarılı diyabet yönetimine katkı sağlanacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Hasta; Hemşire; Tutum; Tip 2 diyabet.

Bakım verenlerBakım verme yüküDiabetes mellitus+4
Fatma Dinç
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Evde bakım alan, enteral tüple beslenen hastaların bakım verenlerinde bakım yükü ve yaşam kalitesi

Amaç: Günümüzde yaşlı nüfusun artışı ve teknolojinin hızla gelişmesi sonucunda enteral tüple beslenme, hastaların kendi ev ortamlarında aileleriyle birlikte yaşamını sürdürmesine imkân sağlayan bir yöntem haline gelmiştir. Bu yöntem yaşlı, kronik hastalığı olan, bakıma gereksinim duyan kişilerde beslenmenin sürdürülebilmesi açısından hayati öneme sahip olsa da hem hasta hem de bakım verenler için beraberinde birçok fiziksel, psikolojik ve sosyal problem getirebilmektedir. Bu problemler bakım verenlerin bakım yükünde artış ve yaşam kalitesinde düşüşe neden olabilmektedir. Çalışmamızın amacı Samsun Üniversitesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri (ESH) birimine kayıtlı, evde enteral tüple beslenen hastaların ve bakım verenlerin özelliklerini, beslenmeye ilişkin yaşadıkları sorunları, bakım verenlerin bakım yükü ve yaşam kalitelerini değerlendirmektir. Gereç Yöntem: Araştırma kesitsel, analitik, anket tabanlı tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 23.03.2022-23.05.2022 tarihlerinde Evde Sağlık Hizmetlerine kayıtlı 152 enteral tüp yoluyla beslenen hastanın bakım verenleri oluşturmuştur. Araştırma kabul ölçütlerine uygun ve araştırmaya katılmayı kabul eden 140 hastanın bakım verenleri araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Katılımcılara sosyodemografik verileri içeren anket formu, Zarit Bakım Yükü Ölçeği (ZBYÖ) ve Kısa Form-36 (Short Form-36, SF-36) ölçeği uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H testi uygulanmıştır. p<0.05 istatistikçe anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 140 bakım verenin %75,6'sı (n=106) 35-64 yaş grubunda idi. Bakım verenlerin %74,3'ü (n=104) kadındı. Bakım verenlerin %54,3'ü (n=76) hastanın çocuğu idi. Bakım verenlerin %57,9 (n=81)'u hastaya 0-4 yıldır bakım vermekte idi. Hastaların %82,1'i (n=115) perkütan endoskopik gastrostomi (PEG), %17,9'u (n=25) nazogastrik tüp (NGT) yöntemi ile beslenmekteydi. Bakım verenlerin ZBY ölçek ortalama puanı 49,00±12,36 idi. Bakım verenlerin ZBYÖ grupları incelendiğinde %20,7'sinin (n=29) orta dereceli bakım verme yükü olduğu, %61,4'ünün (n=86) ileri dereceli bakım verme yükü olduğu, %17,1'inin (n=24) aşırı derecede bakım verme yükü olduğu belirlenmiştir. Bakım verenlerin ZBYÖ toplam puanları ile sosyal güvence arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır (Z=-2,109 p=0.035). Sosyal güvencesi olmayanların bakım yükü daha fazla bulunmuştur. Katılımcıların ZBYÖ toplam puanları ile hastaların diabetes mellitus tanısı olması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır (Z=-2,523 p=0.012). Bakım verenlerin SF-36 ölçeği tüm alt boyutlarında puan ortalaması düşük saptanmıştır. ZBYÖ toplam puanları ile tüm SF-36 ölçeği alt boyut puanları arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Enteral tüple beslenen hastalara bakım verenlerin bakım yükü fazla, yaşam kalitesi kötüydü. Evde sağlık hizmetleri profesyonelleri tarafından enteral tüple beslenen hastalara bakım verenlerin sağlık ve bakım alanındaki bilgi gereksinimleri göz ardı edilmemeli ve yapılan ev ziyaretlerinde hastanın tedavi ihtiyacı yanında bakım verenlerin eğitimlerine de zaman ayırılmalıdır.

Bakım verenlerBakım verme yüküBeslenme+5
Cansu Petek İnan
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yutma bozukluğu olan ve olmayan serebral palsi'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zeka seviyeleri ile aile etkilenimi ve depresyon arasındaki ilişkinin araştırılması

Çalışmamızın amacı SP'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ seviyeleri ile aile etkilenimi ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Çalışmaya 2-18 yaş arasındaki Serebral Palsili çocuklar ve bakım verenleri dahil edildi. Hem çocukların hem de bakım verenlerin demografik bilgileri kaydedildi. Bakım verenlerin duygusal zekâ seviyesi Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği ile, depresyon seviyeleri Beck Depresyon Envanteri ile yapıldı. Bakım verenin yaşam kalitesi PedsQL Ailevi Etki Anketi ile ölçüldü. Yutma bozukluğundan etkilenme dereceleri Beslenme/Yutma Etki Anketi (Turkish version of the Feeding-Swallowing Impact Survey / T- FS IS) ile yapıldı. Çocukların kaba motor fonksiyon seviyeleri Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi (KMFSS) ile fonksiyonel becerileri ise Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri (PÖDE) ile yapıldı. Çocukların yutma bozukluğu şiddetini belirlemek için Çocuklar için Türkçe Yeme Değerlendirme Aracı (Pedi- EAT-10) kullanıldı. Çalışmaya dahil edilen çocuklar Yeme İçme Becerileri Sınıflandırma Sistemi (EDACS) ölçeğine göre iki gruba ayrıldı: Seviye 2-5 arasında olanlar çalışma grubu (GRUP 1); seviye 1 olanlar ise kontrol grubu (GRUP 2) olarak adlandırıldı. SP'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ ölçeği iyimserlik alt skoru ile PedsQL ölçeği alt skorları ve toplam skor arasında pozitif yönde düşük seviye korelasyon bulundu (p<0,05). SP'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ ölçeği duyguların kullanımı alt skoru ile PedsQL ölçeği aile fonksiyonu alt skoru arasında pozitif yönde düşük seviye, aile fonksiyonu alt skoru günlük aktiviteler arasında orta seviye korelasyon bulundu (p<0,05). SP'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ ölçeği toplam puanı ile PedsQL Aile fonksiyonu (günlük aktiviteler) alt skoru arasında kuvvetli korelasyon bulundu (p<0,05). SP'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ ölçeği duyguların değerlendirilmesi alt skoru ile Beck depresyon ölçeği skorları arasında negatif yönde düşük seviye korelasyon bulundu (p<0,05). SP'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ ölçeği toplam skoru ile PedsQL tüm alt skorları ve toplam skorları arasında pozitif yönde orta seviye korelasyon bulundu (p<0,05). Çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ ölçeği duyguların değerlendirilmesi toplam skoru ile Beck depresyon ölçeği ve T-FS-IS toplam skoru arasında negatif yönde orta seviye korelasyon bulundu (p<0,05). Grup 1'deki bakım verenlerin duygusal zekâ toplam ile T-FS-IS Günlük Yaşam ve Endişe alt skorları arasında düşük seviye korelasyon bulundu (p<0,05). Grup 1'deki bakım verenlerin duygusal zekâ toplam ile PEDSQL aile işlevleri arasında orta seviye korelasyon bulundu (p<0,05). Gruplar arasında SP alt tip dağılımları, GMFCS seviyeleri ve Enteral Beslenme Deneyimi arasında fark vardı (p<0,001). Pedi-EAT-10) skoru açısından Grup 1 ve grup 2'deki SP'li çocuklar arasında anlamlı fark vardı (p<0,001). Gruplar arasında PEDI alt skorları ve toplam skor bakımından fark vardı (p<0,001). Grup 1 ve grup 2'deki SP'li çocuklara bakım verenler arasında duygusal zekâ ölçeğinde alt skorlar ve toplam skor açısından fark yoktu (p>0,05). PedsQL aile etkilenimi açısından gruplar arasında tüm alt skorlar ve toplam skorlar arasında fark vardı (p<0,05). Bakım verenlerin T-FS-IS skorları bakımından gruplar arasında anlamlı fark vardı (p<0,001). Sonuç olarak gruplar arasında duygusal zekâ seviyeleri arasında fark yokken tüm SP'li çocuklara bakım veren annelerin duygusal zeka skorları ile aile etkilenimi ve yaşam kalitesi arasında ilişki bulunmaktadır. Yutma bozukluğu olan SP'li çocuklara bakım verenlerin duygusal zekâ seviyeleri ile aile etkilenimi ve yaşam kaliteleri arasında ilişki vardı.

Bakım verme yüküDuygusal zekaSerebral palsi+1
Sümeyye Büşra Kılınç
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kanser hastalarına bakımverenlerin psikososyal sorunları ve başetme becerilerinin incelenmesi

Kanser, teşhis, tedavi, bakım ve sürekli kontrol işlemleri ile hastayı bakım ve desteğe bağımlı kılan zorlu bir süreçtir. Kişi bu süreçleri yaşarken eş, çocuk, birinci ve ikinci derece yakınlarının bakım ve desteğini almak zorundadır. Bu bakımverenler hastanın yaşadığı sorunların nesnel ve duygusal yüküne doğrudan maruz kalmaları nedeniyle birçok fiziksel, ekonomik ve psikososyal sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Bu araştırmanın amacı; kanser hastalarına bakımverenlerin sorunlarının tespit edilmesi ve bu sorunlarla başetmek için kullandıkları mekanizmalar hakkında bilgi edinilerek sosyal hizmet müdahalelerinin planlanmasına bilgi oluşturmaktır. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada bakımverenlere yönelik genel bir kanıya ulaşmak için "genel tarama yöntemi" kullanılmıştır. Araştırmada bakımverenlerin yaşadığı sorunları ve başaçıkma tarzlarını etkileyen çok sayıdaki değişkenlerin varlığını ve derecesini tespit etmek için "ilişkisel tarama metodu" kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynağını Ankara'da Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yatarak tedavi gören hastaların bakımverenleri oluşturmaktadır. Veriler, Hacettepe Üniversitesi Etik Komisyon onayından sonra, bakımverenlere yönelik hazırlanan Görüşme Formu, Beck Depresyon Envanteri ve Stresle Başaçıkma Ölçeği aracılığıyla toplam 322 bakımverenden toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda; bakımverenin sosyo-demografik özellikleri ile hasta ve hastalık sürecine ilişkin faktörlerin bakımverenin depresyon düzeyine ve stresle farklı başaçıkma tarzlarının benimsenmesinde etkili olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında bakımverenlerin kurumsal olarak hizmet odağına alınması, ekonomik, psikolojik ve sosyal olarak desteklenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar kapsamında farklı ölçeklerde önerilerde bulunulmuştur.

Bakım verenlerBakım verme yüküBaşa çıkma+6
Zübeyir Dedeoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ev programı nitelik değerlendirme ölçeğinin geliştirilmesi ve geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi

Bu çalışma, Ev Programı Nitelik Değerlendirme Ölçeği'ni (EPNÖ) geliştirmek ve psikometrik özelliklerini incelemek amacıyla planlandı. Formlar, terapist (Terapist Formu) ve danışan/bakım veren (Danışan/bakım veren formu) olmak üzere iki grubun yanıtlayacağı şekilde hazırlandı. Ölçek formlarını geliştirmek için madde havuzları oluşturuldu. Kapsam geçerliliği, uzman görüş formlarından alınan yanıtlarla hesaplandı (Terapist Formu KGİ=0,9921; Danışan/bakım veren formu KGİ=0,9974). Buna göre formların son hali verildi. Formlar, terapist (n=179) ve danışan/bakım veren (n=185) grubuna uygulandı. Ölçeğin yapı geçerliliğini incelemek için Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri her bir grup için ayrı ayrı yapıldı. Başlangıçta her iki form için de 38 olarak belirlenen madde sayısı, yapılan analizler sonucunda, Terapist Formu için 11'e, Danışan/Bakım veren Formu için 8'e indi. EPNÖ Terapist Formu toplam varyansın %44,792'sini açıklarken Danışan/bakım veren formu %69,793'ünü açıklamaktaydı. EPNÖ Terapist Formu için elde edilen uyum değerleri χ2/df= 2,664, RMSEA= 0,097, SRMR= 0,06, TLI=0,886, GFI= 0,909, CFI= 0,913 ve IFI= 0,914 olarak bulundu. SRMR, GFI, CFI, IFI indeksleri kabul edilebilir uyum; χ2/df mükemmel uyum değerlerine sahip olduğunu gösterdi. EPNÖ Danışan/bakım veren formu için uyum indeksleri χ2/df= 3,370, RMSEA= 0,113, SRMR= 0,027, TLI=0,950, GFI= 0,929, CFI= 0,968 ve IFI= 0,968 olarak bulundu. χ2/df, GFI, TLI indeksleri kabul edilebilir uyum; SRMR indeksi mükemmel uyum değerlerine sahip olduğunu göstermektedir. Ölçeğin güvenilirlik analizinde Terapist Formu için ICC=0,998 ve Cronbach alfa=0,868; Danışan/bakım veren formu için ICC=0,990 ve Cronbach alfa=0,932 olarak hesaplandı. Test-tekrar test sonucunda istatistiksel anlamda pozitif ve anlamlı bir ilişki bulundu. Her iki ölçümden elde edilen sonuçlar, ölçeğin tutarlı ölçüm yaptığını ve güvenilir sonuç verdiğini göstermektedir. Çalışmamızın sonucunda ölçeğin, ev programlarının niteliğini ölçmede geçerli ve güvenilir bir yapıda olduğu tespit edildi.

Bakım verenlerBakım verme yüküEvde bakım hizmetleri+5
Büşra Sipahi
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik ruhsal hastalık tanısı almış bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım yükü ve ruhsal iyilik hallerine ilişkin nicel bir araştırma

Bu araştırma, kronik ruhsal hastalık tanısı almış bireylere evde bakım uygulaması kapsamında bakım veren aile üyeleri ile aynı hanede yaşayan yetişkin aile üyelerinin bakım yüklerini ve ruhsal iyilik hallerini ortaya çıkarmak ve araştırmaya katılan bireylerin bakım yükünün ruhsal iyilik hallerine etkisini saptamak amacını taşımaktadır. Nicel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen bu araştırmada, tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Evde bakım uygulamasından yararlanan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 313 bakım veren aile üyesi ve aynı hanede yaşayan 129 yetişkin aile üyesi olmak üzere toplam 442 kişi araştırmaya dahil edilmiştir. Veri toplama araçları olarak Sosyodemografik Bilgi Formu, Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği ve PERMA İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS V27 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada kronik ruhsal hastalık tanısı almış bireylere evde bakım uygulaması kapsamında bakım veren aile üyelerinin bakım yükünün, şiddetli yük kapsamında olduğunu, ruhsal iyilik halleri açısından ise ölçek puan ortalamalarının düşük düzeyde olduğunu söylemek mümkündür. Araştırma sonuçlarında hem evde bakım uygulaması kapsamında bakım verenlerin hem de yetişkin aile üyesi katılımcıların bakım yükünün, ruhsal iyilik hallerini negatif yönde etkilediği belirlenmiştir. Bu kapsamda katılımcıların bakım yükü arttıkça ruhsal iyilik hallerinin azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bulgular, kronik ruhsal hastalık tanısı almış bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım yükünü azaltılıp ve ruhsal iyilik hallerinin artırılmasına yönelik sosyal hizmet müdahaleleri ve sosyal politikalarının ortaya konulması ihtiyacını ön plana çıkarmıştır. Bu bağlamda öncelikle ruh sağlığı alanında kronik ruhsal hastalık tanısı almış bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım yükünün azaltılması amacıyla ruhsal hastalık tanısı almış birey sayısı ile orantılı olarak Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin artırılması, bakım veren bireylerin ruhsal sağlık takibinin yapılması, bir sosyal politika uygulaması olan evde bakımın, bireylere insan hakları temelinde sunulması öneriler arasında yer almaktadır. Anahtar Sözcükler Kronik ruhsal hastalık, bakım, bakım yükü, ruhsal iyilik hali, sosyal hizmet

Bakım verme yüküKronik hastalıkKronik ruhsal hastalıklar+4
Bilgehan Ergün
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eleştirel sosyal hizmet çerçevesinde şizofreni tanılı kişilerin ve yakınlarının damgalanma deneyimleri: Zonguldak örneği

Bu araştırmanın amacı, şizofreni tanılı kişilerin ve yakınlarının damgalanma deneyimlerini ortaya koyarak eşitsizlik ve ayrımcılık pratiklerine görünürlük kazandırmaktır. Zonguldak Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'nden hizmet alan kişiler bu çalışmanın popülasyonunu oluşturmuştur. Nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilen bu araştırmada 17'si tanılı bireylerden, 15'i ise tanılı bireylerin yakınlarından oluşan 32 özne ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılarla yapılan derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler beş ana tema çerçevesinde kategorize edilmiştir. Bu temalar (1) sosyal ilişkilerde meydana gelen değişimler, (2) öz-imajda meydana gelen değişimler, (3) kamusal alanda eşitsiz koşullarla ve ayrımcılık pratikleriyle karşılaşmak, (4) bakım verenlere özgü deneyimler ve (5) mücadele taktikleri şeklinde kavramsallaştırılmıştır. Öznelerin tanı konulduktan sonraki süreçte yalnızlaştıkları ve kamusal alandan dışlandıkları anlaşılmıştır. Yaygın stereotiplerle karşılaşmak ve aşağılanmak kamusal alandan dışlanmanın gündelik tezahürleridir. Sosyal ilişkilerden dışlanma ve sosyal kimliğin damgalanma deneyimleri çerçevesinde inşa edilmesiyle birlikte özneler kendilerini toplumun gördüğü gibi görmeye başlamış, eksiklik ve mahcubiyet duyguları yoğunlaşmış ve tanı, kimliğin asli bileşeni hâline gelmiştir. Tanılı öznelerin çoğunun üretim ilişkilerine dâhil olamadığı tespit edilmiştir. İstihdama katılımın mümkün olduğu durumlarda ise esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerinin yoğunlaştığı anlaşılmıştır. Partnerleri tanılı olan kadınlar ise hem bakım rollerini üstlenmek hem de evin geçimini sağlamak gibi zorlu görevlerle karşı karşıya kalmışlardır. Bakım yükünü çoğunlukla aile üyelerinin üstlenmesi sonucunda bakım rolü gündelik hayat pratiklerinin önüne geçmiş ve özneler bakım dışında hiçbir şey yapamaz hâle gelmiştir. Tanıyı gizlemek veya ifşa etmek, toplumsal ilişkilerden kaçınmak ve çevreyi sınırlı tutmak ve tinsel referanslara tutunmak deneyimlenen sorunlar karşısında başvurulan mücadele taktikleridir. Tanılı kişileri ve yakınlarını hak talep eden özneler hâline getirmek için şizofreni tanılı kişileri ve yakınlarını bir araya getiren sivil toplum örgütlerinin eleştirel sosyal hizmet teorisinden dayanağını alan ve üyelerinin politikleşmesini sağlayan bir içerikle yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Ayrıca sosyal hizmet disiplininin ruh sağlığı alanındaki önemini artıracak bir kurumsal-yasal formasyona ihtiyaç duyulmaktadır.

AyrımcılıkBakım verme yüküDamgalama+4
Muhammed Macit Demir
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hedef odaklı yaşam tarzı eğitiminin serebral palsili çocuğa sahip anneler üzerine etkilerinin incelenmesi: Randomize kontrollü çalışma

Bu çalışma SP'li çocuğa sahip annelerde hedef odaklı yaşam tarzı eğitiminin (HOYTE) ruh sağlığı, fiziksel aktivite düzeyi, uyku kalitesi, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi, yaşam kalitesi, bakım veren yükü üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. 46 SP'li çocuğa bakım veren anne ile tamamlanan çalışmada, randomize olarak 22'si ile haftada 2 kez olmak üzere 4 hafta boyunca telefon görüşmesi yapılırken, 24'üne haftada 2 kez olmak üzere 4 hafta boyunca HOYTE uygulanmıştır. Annelerin ruhsal durumu Depresyon, Anksiyete, Stres Skalası ile, fiziksel aktivite düzeyi Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ile, uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi ile, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi Kanada Aktivite Performans Ölçümü ile, yaşam kalitesi Nottingham Sağlık Profili ile, bakım veren yükü Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği ile değerlendirilmiş, ilk ve son değerleri karşılaştırılmıştır. SP'li çocuğun seviyesi kaba motor fonksiyon sınıflandırma sistemine (KMFSS) göre değerlendirilmiştir. Sonuç olarak HOYTE grubunun ruhsal durumu (p=0,001), fiziksel aktivite düzeyi (p=0,03), uyku kalitesi (p=0,001), oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi (p=0,001, p=0,001), yaşam kalitesi (p=0,001) ve bakım veren yükünde (p=0,001) iyileşme tespit edilmiştir. Kontrol grubunda uyku kalitesi (p=0,013), oküpasyonel performans (p=0,009) ve oküpasyonel memnuniyet düzeyi (p=0,021), yaşam kalitesi (p=0,003) ve bakım veren yükünde (p=0,011) kötüleşme görülürken diğer parametrelerde anlamlı farklılık bulunamamıştır. Bu bulgular ışığında HOYTE'nin uzun dönem takibinin yapılacağı ileri çalışmalara gereksinim duyulmaktadır. Sonuç olarak ruhsal durum, uyku kalitesi, oküpasyonel performans ve memnuniyet düzeyi, yaşam kalitesi üzerine olumlu etkisi olan HOYTE'nin SP'li çocuklara bakım veren annelere yönelik müdahalelere dahil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Bakım veren, serebral palsi, yaşam tarzı, ruh sağlığı, uyku kalitesi, yaşam kalitesi, bakım veren yükü

AnnelerBakım verenlerBakım verme yükü+6
Duygu Mine Alataş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Trakeostomili hastalar ile bakım verenlerinin hastane ve evdeki deneyimleri

Araştırma, trakeostomili hastalar ve bakım verenlerinin hastane ve evdeki deneyimlerinin belirlenmesi amacıyla fenomenolojik yaklaşım temel alınarak niteliksel araştırma olarak yapılmıştır. Çalışma Aralık 2018- Temmuz 2019 tarihleri arasında İbni Sina Hastanesi ve Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) servislerinde trakeostomi açılmış olan 13 hasta ve 13 bakım veren ile gerçekleştirilmiştir. Veriler tanıtıcı bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılarak toplanmıştır. Araştırma iki aşamada tamamlanmıştır. Birinci aşamada trakeostomi açılan hasta ve bakım verenlerinin hastane ortamındaki deneyimleri, ikinci aşamada ise taburculuktan bir ay sonraki hasta ve bakım verenlerinin evde bakım sürecine ilişkin deneyimleri belirlenmiştir. Veriler hastalarla olan görüşmelerde metin yazdırma yöntemi ile bakım verenlerle olan görüşmelerde ise ses kaydı cihazı kullanılarak toplanmıştır. Verilerin transkripsiyonu yapılarak tümevarımsal yöntem ile içerik analizi yapılmış ve temalar belirlenmiştir. Çalışmada hastanede yatarken hastaların ve bakım verenlerin çoğunluğunun trakeostomi açılma süreci nedeniyle üzüntü yaşadıkları, iletişimde zorlandıkları belirlenmiştir. Ayrıca hastaların bu süreçte trakeostomi kanülünün tıkanmasını ve aspirasyon işlemini en kötü deneyimler olarak tanımladıkları bulunmuştur. Evde hastaların ve bakım verenlerin çoğunluğunun sosyal hayatlarının, psikolojilerinin, ekonomik durumlarının olumsuz etkilendiği saptanmıştır. Hastaların ve bakım verenlerin evde iletişim ve banyo konusunda zorlandıkları, enfeksiyon ve trakeostomi kanülünün tıkanması konusunda endişe yaşadıkları saptanmıştır. Elde edilen veriler ışığında; trakeostomili hastaların ve bakım verenlerinin hastane ve evde fiziksel, sosyal, ekonomik, psikolojik alanlarda desteklenmesini sağlayacak düzenlemelerin gerçekleştirilmesi önerilmiştir.

Bakım verenlerBakım verme yüküDeneyim+6
Mehtap Balçık
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplum ruh sağlığı merkezlerinde izlenen ikiuçlu ve ilişkili bozukluk tanılı hastaların birincil bakım vericilerinde empati ve psikolojik dayanıklılık

Amaç: Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri'nde izlenen iki uçlu ve ilişkili bozukluk tanılı hastaların birincil bakım vericilerinin empatik eğilim ve psikolojik dayanıklılık düzeylerini incelemek amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı tipteki araştırma, Mart-Ağustos 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Gereç ve Yöntem: G-Power istatistik analizine göre örneklem sayısının minimum 110 birey olması belirlenmiş olup, 145 birincil bakım veren ile çalışma tamamlanmıştır. Veri toplama aracı olarak, bilgi formu, Kişilerarası Tepkisellik İndeksi ve Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U testi, Kruskall Wallis testi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Yaş ortalaması 45,97±13,31 (min:18-max:70) olan katılımcıların, büyük çoğunluğunun evli (% 80; n=116) ve kadın (% 61,4; n=89) olduğu belirlenmiştir. Bakım verilen hastalarda tanıdan bu yana geçen süre ortalama 11.18±7.42 yıldır. Katılımcıların bakım vermeye bağlı en fazla kaygılı, üzgün, çaresiz, güçlü ve huzurlu hissettikleri görülmüştür. Kişilerarası Tepkisellik İndeksi kapsamında ''Empatik Düşünce''alt ölçeği puan ortalaması (21.62±4) ve ''Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği'' toplam puan ortalaması (119.38±24.26) (min.61-max.160) yüksektir. Katılımcıların yakınının psikiyatrik rahatsızlığına bağlı tedavi ve bakım gereksinimlerini karşılamada yeterlilik algısı ortalaması ile Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği toplam puan ortalaması ve Kişilerarası Tepkisellik İndeksi ''Perpektif Alma'' ve ''Empatik Düşünce'' alt ölçekleri puan ortalamaları arasında "pozitif"; ''Kişisel Rahatsızlık'' alt ölçeği puan ortalaması ile "negatif" yönde anlamlı ilişki vardır. Sonuç: Bakım verenlerin empatik eğilim ve psikolojik dayanıklılık düzeylerini geliştirecek uygulama ve eğitimlerin Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri'nde planlanıp uygulanması yararlı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik dayanıklılık, Empati, İki uçlu ve ilişkili bozukluk, bakım veren

Bakım verenlerBakım verme yüküBipolar bozukluk+4
Hülya Uğurtay
İstanbul Arel University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Spinal kord yaralanması olan hastalarda bakım verenlerde bakım yükünün depresyon, anksiyete ve yaşam doyumuna etkisi

Bakım yükü; bakım veren bireylerin yaşamlarını etkileyebilmektedir. Bakım veren bireylerde bakım yüküne bağlı depresyon, anksiyete oluşabilmekte ve bakım veren bireylerin yaşam doyumları azalabilmektedir. Bu çalışmada, spinal kord yaralanması olan hastalara bakım veren bireylerde bakım yükünün depresyon, anksiyete ve yaşam doyumuna etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışma farklı kliniklerden 28'i erkek 55'si kadın olmak üzere toplamda 83 spinal kord yaralanması olan hastaya bakım veren birey ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada sosyodemografik form ile birlikte, Zarit Bakım Yükü Ölçeği, Yaygın Anksiyete Ölçeği, Psikolojik Sağlık Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, spinal kord yaralanması olan hastalara bakım veren bireylerin depresyon ve anksiyete düzeyleri ile bakım yükünün ilişkili olduğu ancak yaşam doyumu ile ilişki olmadığı saptanmıştır. Yan amaçlar olarak demografik değişkenlerle bakım yükü, anksiyete, depresyon ve yaşam doyumu ilişkileri incelenmiş ve birtakım bulgular elde edilmiştir. Elde edilen bulgulara bakıldığında cinsiyetin bakım yükü, depresyon ve kaygı ile ilişkili olduğu gelir düzeyinin ise kaygı, bakım yükü ve yaşam doyumu ile ilişkili olduğu gözlenmektedir. Bunun yanı sıra bakım veren bireylerin bakım yükü, anksiyete, yaşam doyumu ve depresyonunun yaş, eğitim düzeyi, medeni hal ve hastanın yaralanma düzeyi ile ilişkili olmadığı gözlenmektedir.

AnksiyeteBakım verenlerBakım verme yükü+6
Çağla Tuna
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

KOAH'lı hastalarda öz-etkililiğin, bakım verenlerin yükü ile ilişkisi

Bu çalışma, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) olan bireylerde öz-etkililiğin, bakım verenlerin yükü ile ilişkisini incelemek amacı ile kesitsel tanımlayıcı bir çalışma olarak yapıldı. Çalışmanın örneklemini KOAH tanısı olan 182 birey ve bu bireylere bakım veren 182 birey oluşturdu. Veri toplama aracı olarak KOAH'lı bireyler için "Bilgi Formu", "KOAH Değerlendirme Testi [COPD Assessment Test (CAT)]" ve "KOAH Öz-etkililik Ölçeği" kullanıldı. Bakım veren bireylere ise; "Bilgi Formu" ve "Bakım Verenlerin Yükü Ölçeği" uygulandı. Her iki gruba veri toplama araçları aynı anda uygulanarak, yüz yüze görüşme tekniği ile elde edildi. Verilerin değerlendirilmesinde Kolmogrov Smirnov Testi, Mann Whitney-U Testi, Kruskall Walls-H Testi, Bonferroni düzetmesi, Sperman Korelasyon Analizi kullanıldı ve anlamlılık düzeyi p<0,05 kabul edildi. Yaş ortalaması 63,55±11,75 olan KOAH'lı bireylerin KOAH Öz-Etkililik Ölçeği puan ortalaması 2,32±0,43 ve CAT puanı 26,97±5,25'dır. Bireylerin %96,2'sinin KOAH Öz-Etkililik puanı 3'ün altında ve KOAH nedeni ile günlük yaşamları ve sağlıkları yüksek düzeyde etkilenmektedir. Yaş ortalaması 48,77±14,09 olan bakım verenlerin Bakım Verme Yükü Ölçek puanı 30,51±10,62'dir. Bakım verenlerin %64.8'inin bakım verme yükü hafif düzeydedir. KOAH'lı bireylerin öz-etkililiğinin artması ile bakım verenlerin yükünün azaldığı (r=-0,33; p<0,015), KOAH'ın günlük yaşama ve yaşam kalitesine etkisi artarken bakım verenlerin yükünün arttığı (r=0,51; p<0,001) görülmüştür. Sonuç olarak KOAH'lı bireylerin öz-etkililiği ve yaşam kalitesi bakım verenlerin yükünü etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: KOAH, CAT, Öz-Etkililik, Bakım Veren

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifBakım verenler+4
Semiha Kar
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarına evde bakım veren aile bireylerinin bakım yükü ve yaşam kaliteleri arasındaki ilişki

Kronik hastalıklar fizyolojik olarak geri dönüşümsüz değişikliklere yol açan, yaşamın uzun bir dönemini kapsayan sürekli tıbbi bakım gerektiren hastalıklardır. Bireyin hayatına beklenmedik bir anda giren hastalık olgusu, kendisinden beklenen kişisel, sosyal rol ve fonksiyonlarını yerine getirmesini engellemekte ve neticede birtakım psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Hastalığın kronik halde seyri ise hasta ve yakınları için bu sorunları uzun dönemli ve karmaşık bir hale getirip yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Hasta yaşamının tüm süreçlerinde yaşam kalitesinde olumsuzluklara ve güçlüklere yol açan, hem hastanın hem de bakım vericinin yaşam kalitesinde önemli ölçüde düşüşe neden olan tıp literatüründe yer alan hastalıklardan biri de Multipl Skleroz (MS) hastalığıdır. Dolayısıyla bu çalışma araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel tipte olup multıpl skleroz hastalarına evde bakım veren aile bireylerinin bakım yükleri ve yaşam kaliteleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, bir üniversite hastanesinin nöroloji kliniğine kayıtlı 158 hasta yakını birey oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında, Bakım Vereni Tanıtıcı Bilgi Formu (Ek-1), Bakım Verme Yükü Ölçeği (Burden İnterview) (Ek-2), Bakım Vericilerin Yaşam Kalitesi Ölçeği–(Ek-3) nin kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi Statistical Package For Social Science (SPSS) programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışmamızda, bakım vericilerin Bakım Verme Yükü Ölçeği puan ortalaması 57.89 ± 15.33 olarak tespit edilmiştir. Bakım vericilerin eğitim durumuna, çocuk sahibi olma durumuna, hastaya olan yakınlık derecesine, hasta ile aynı evde yaşama durumuna, toplam bakım verme süresine, tedavi sürecinde sağlığının etkilenme durumuna, sorumlulukları etkileme durumuna, evlilik ilişkilerinde sorun yaşama durumuna göre, aile ilişkisinde sorun yaşama durumuna göre bakım verme yükü ölçeği puan ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Çalışmamızda Bakım Vericilerin Yaşam Kalitesi Ölçeği'nden elde edilen bulgulara göre yaşam kalitesi ölçeği puan ortalamasına bakıldığında, puan ortalamasının en yüksek olduğu madde yük alt boyutunda olmuştur (26.00 ± 9.75). Ayrıca Bakım Verme Yükü Ölçeği ile Bakım Vericinin Yaşam Kalitesi ölçeği arasında negatif yönde orta güzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir.

AileBakım verenlerBakım verme yükü+4
Kemal Atan
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İleri evre diz osteoartritli hastaların günlük yaşam aktivite düzeyinin bakım yükü ve uyku kalitesine etkisinin değerlendirilmesi

Diz osteoartriti ileri yaş popülasyonda sıklıkla görülen kronik ve ilerleyici kemik eklem hastalığıdır. Etkilenen bireylerde şiddetli ağrı, kronik morbitide ve iş gücü ve bakım yükü oluşturmaktadır. Kronik hastalıkların beraberinde getirdiği bakım verenin algıladığı bakım yükü sıklıkla araştırılan güncel konulardandır. Hastaların günlük yaşam aktiviteleri ve uyku kaliteleri hastanın bakım yükünü etkileyen faktörlerdendir. Çalışmanın amacı osteoartritin neden olduğu fonksiyonel kısıtlılığın hastanın uyku kalitesine ve bakım yüküne etkisi olduğunu düşünerek, osteoartritli bireylerin günlük yaşam aktivitelerini bağımsız olarak gerçekleştirmelerinin uyku kalitesi ve bakım veren hasta yakınları için bakım verme yüküne etkisini incelemektir. Çalışmamızı gözlemsel tasarımla tanımlayıcı kesitsel olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın evreni ortopedi ve travmatoloji polikliniğine başvuran ileri evre diz osteoartrit hastalarından oluşturuldu. Hastaların sosyo-demografik özelliklerini belirleyen Hasta Tanıtıcı Anket Formu, KATZ Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği (GYA), Uyku Kalitesi Ölçeği ve hastaya bakım veren yakınları için Bakım Verme Yükü Ölçeği' nden, yararlanıldı. Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri yapıldı. Çalışma örneklemi 160 kişiden oluşmakta ve ortalama yaşı 68.6±5.8 yıl olduğu görüldü. Hastaların %69.4(n=111) kadınlardan oluşmaktaydı. Olguların ortalama(minimum-maksimum) bakım verme yükü ölçeği değerleri 58.9±12(30-80), KATZ GYA ortalama(minimum-maksimum) ölçeği değeri 4.3±1(2-6), Pittsburgh uyku kalitesi ortalama(minimum-maksimum) ölçek değeri 9.6±4(2-18) olduğu gözlendi. Hastaların KATZ GYA ölçek değerleri ile bakım verme yükü arasında negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. (P=0.000) Pittsburgh uyku kalitesi uyku ölçeği değerleri ile bakım yükü arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (P=0.002). Ancak, KATZ GYA ölçek değerleri ile Pittsburgh uyku kalitesi uyku ölçeği değerleri arasında negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (P=0.006)

Bakım verenlerBakım verme yüküGünlük yaşam aktiviteleri+4
Dilan Ergün
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel engelli çocuğu olan ebeveynlerin aile yükü ile hayatta amaç, anlam ve yaşam yönelimi arasındaki ilişki

Bu çalışmada; zihinsel engelli çocuğu olan ebeveynlerin aile yükü ile hayatta amaç, anlam ve yaşam yönelimi arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlanmış olup tarama modelinde, kesitsel ve tanımlayıcı tasarımda ilişki arayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini (Kasım 2019 –Haziran 2020 tarihleri arasında) İstanbul ili Avrupa yakasında bulunan bir Özel Eğitim Merkezi'ndeki ebeveynler (N:144); örneklemi ise çalışmaya gönüllü olan 100 ebeveyn oluşturdu. Çalışmanın verileri ebeveynlerin sosyodemografik özelliklerini içeren "Kişisel Bilgi formu", "Aile Yükü Ölçeği", "Hayatta Amaç, Anlam ve Yaşam Yönelimi Ölçeği" ile toplandı. Araştırmanın verilerinin değerlendirilmesinde: tanımlayıcı istatiksel analizler (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, medyan, minimum ve maksimum), Korelasyon testleri, Cronbach Alfa, bağımsız t testi, OneWay ANOVA testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi kullanıldı. Anne ve babaların çoğunun 40-45 yaş arasında, evli, 2 çocuğu olduğu, çekirdek aile tipinde, babaların çalıştığı, annelerin çalışmadığı ve bakım vermede yardımcı kişinin olduğu, gelirinin giderine eşit, çocukların 7-10 yaş grubunda, hafif düzeyde zihinsel engelli olduğu, özel eğitim dışında bir okula gittiği, annelerin yetersizlik algısının, duygusal yükünün, zaman gereksiniminin babalardan daha fazla olduğu belirlendi. Annelerin hayatta amaç ölçeği ile yetersizlik algısı arasında negatif yönde, çok zayıf derecede, hayatta anlamın varlığı ile yaşam yönelim düzeylerinin orta derecede, hayatta anlamın varlığı düzeyinin ekonomik yük, yetersizlik algısı, sosyal yük, fiziksel yük, duygusal yük ve zaman gereksinimi arasında zayıf/orta derecede, negatif yönde, hayatta anlam arayışı ile yaşam yönelimi düzeylerinin negatif yönde, zayıf derecede, hayatta anlam arayışının sosyal yük, fiziksel yük ve duygusal yük arasında zayıf derecede anlamlı ilişkiler olduğu belirlendi (p<0,05). Babaların hayatta anlamın varlığı ile yaşam yönelimi düzeylerinin zayıf derecede, hayatta anlam arayışı ile yaşam yönelimi düzeyleri arasında zayıf derecede, negatif yönde, hayatta anlamın varlığı düzeyi ile sosyal yük, fiziksel yük ve duygusal yük puanları arasında, zayıf/orta derecede negatif yönde anlamlı (p<0,05) belirlendi. Anahtar Kelimeler: Zihinsel engelli çocuk, aile yükü, hayatta amaç ve anlam, yaşam yönelimi.

AileAile yüküAna-baba+7
Nebahat Çifçi
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir üniversite hastanesinde COVID-19 hastasına bakım veren hemşirelerin hasta bakımında yaşadığı güçlüklerin belirlenmesi

Bu çalışmada, bir üniversite hastanesinde Covid-19 hastalarına bakım veren hemşirelerin yaşadıkları güçlükleri belirlemek amacıyla, tanımlayıcı ve kesitsel olarak planlanmıştır. Etik kurul ve kurum izinlerini takiben Kasım 2020 ile Haziran 2021 tarihleri arasında yapıldı. Yapılan bu araştırmada araştırmaya katılmaya gönüllü 302 hemşire ile görüşme yapıldı ve araştırmaya dahil edildi. Örneklem seçiminde iletişime açık olma, çalışmaya katılmaya gönüllü olma ve COVID-19 hastasına bakım yapmış veya yapıyor olma kriterleri uygulandı. Bu doğrultusunda Bir Üniversite Hastanesi'ndeki hemşireler örneklemi oluşturmaktadır. Araştırma sonunda, sağlık çalışanlarına bulaş riskine karşı gerekli tüm uyarı ve eğitimler verildi düşüncesi mesleki deneyim süresi ile negatif yönde çocuklarıma bakamama konusunda endişelerim oldu, Covid 19 nedeniyle yaşamını yitiren çalışma arkadaşım oldu, çalışma koşullarıma bağlı gelir kaybı yaşadım, bu süreçte sigara/alkol başlama veya artırma durumum oldu, bu süreçte yeşil veya kırmızı reçete ilaç kullandım, kalacak yer bulmakta zorlandım, sorunlarım nedeniyle sağlıkçı olmasaydım keşke diye düşündüm, sorunlarım nedeniyle istifa etmeyi düşündüm sorularına verilen yanıtlar mesleki deneyim süresi ile pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, COVID-19 klinikleri başta olmak üzere tüm görev yerlerinde hemşirelerin iş yükleri kontrol altında tutulması, çalışma düzenleri özenli ve düzenli bir şekilde yapılması, çalışma koşullarına ait fiziksel koşulların düzenlenmesi, yeterli malzeme, koruyucu ekipman sağlanması ve hemşirelerin ruh sağlıklarının korunması amacıyla öncelikle tespitler yapılmalı önleyici ve koruyucu koşullar oluşturulması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Pandemi, COVID-19, Hemşire.

Bakım verenlerBakım verme yüküCOVID 19+4
Emine Sibel Kurşun Erzurumluoğlu
Haliç University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 hastalarına bakım veren hemşirelerde tükenmişlik düzeyleri ile işe bağlılık düzeyleri arasındaki ilişki

Araştırma, COVID-19 hastalarına bakım veren hemşirelerde tükenmişlik düzeyleri ile işe bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla tanımlayıcı tasarımda, ilişki arayıcı, kesitsel bir çalışma olarak gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan 510 hemşire oluşturdu. Örneklemi ise çalışmaya dahil etme kriterlerine göre belirlenen ve araştırmaya katılmayı kabul eden 220 hemşire oluşturdu. Verilerin toplanmasında ''Demografik Özellikler Formu'', ''Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ)'' ve Utrecht İşe Bağlılık Ölçeği (UİBÖ) kullanıldı. Araştırmaya ait veri analizleri, bilgisayar ortamında SPSS 24 adlı paket programı ile bulguların yorumlanmasında frekans tabloları, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı istatistikler kullanılarak yapıldı. Araştırmadaki bulgulara göre demografik değişkenlerin tükenmişlik ve işe bağlılık düzeyleri üzerinde önemli bir belirleyici unsur olduğu sonucuna ulaşıldı. Araştırmada hemşirelerin mesleki tükenmişlik alt boyutlarına ilişkin bulgularında tükenmişlik düzeyinin orta seviyede olduğu, işe bağlılık alt boyutlarına ilişkin bulgularda ise işe bağlılık düzeyinin yüksek seviyede olduğu tespit edildi. Araştırma sonucunda mesleki tükenmişlik ve işe bağlılık düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya kondu. Bu kapsamda, hemşirelerde işe bağlılık düzeyinin artmasına paralel olarak mesleki tükenmişlik düzeyinin azaldığı, işe bağlılık alt boyutlarındaki artışın da mesleki tükenmişlik alt boyutları ile negatif yönde ilişki içinde olduğu belirlendi.

Bakım verenlerBakım verme yüküBağlılık+7
Gülsüm Aksoy
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Fiziksel ve zihinsel engelli çocuklara bakım verenlerin fiziksel ve psikolojik etkilenimlerinin incelenmesi

1. ÖZET Zihinsel veya fiziksel engelli bir çocuğa bakım veriyor olmak bireylerde depresif belirtiler görülmesine sebep olmakta, aynı zamanda düşük yaşam kalitesine neden olduğu da görülmektedir. Bu çalışmanın amacı engelli bir çocuğa bakım veriyor olmanın bireyleri, depresyona olan yatkınlık, fiziksel olarak yıpranmışlık ve yaşam kalitesi olmak üzere fiziksel ve psikolojik olarak nasıl etkilediğini ve bu etkilenimin fiziksel ve zihinsel engelli bakım verenlerde değişiklik gösterip göstermediğini araştırmaktı. Çalışmaya 30 bedensel engelli (BEBV), 40 zihinsel engelli (ZEBV) ve 40 sağlıklı çocuk bakım vereni (SBV) dahil edilmiş, bu bakım verenlerin demografik bilgilerini almak ve fiziksel etkilenimlerine bakmak amacıyla fiziksel değerlendirme formu, depresyon seviyesini ölçmek için Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), bakım veriyor olmanın onları nasıl etkilediğini sorgulamak için BAKAS Bakım Veren Etki Ölçeği ve yaşam kalitelerini sorgulamak amacıyla da Dünya Sağlık Örgütü Kısa Yaşam Kalitesi Değerlendirme Ölçeği (WHOQOL) kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara bakıldığında BDÖ'nün bulgularına göre ZEBV ile SBV arasında ve BEBV ile SBV arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Engelli bir bireye bakım veriyor olmak bu engelin fiziksel veya zihinsel olması fark etmeksizin depreyona yatkınlığı artırmaktadır. BAKAS'ın bulgularına göre ZEBV ile BEBV ve BEBV ile SBV grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Bedensel engelli bir çocuğa bakım veriyor olmak yaşam kalitesinin azlığına sebep olmaktadır. Fakat bedensel veya zihinsel engelli bir çocuğa bakım verme ile fiziksel etkilenim arasında bir ilişki bulunmamıştır (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Zihinsel engel, Bedensel Engel, Bakım Veren, Depresyon, Yaşam Kalitesi, Fiziksel Etkilenim

Bakım verenlerBakım verme yüküBedensel engelli çocuklar+5
Mustafa Candemir
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kanser hastası çocukların refakatçi annelerinde görülen ruhsal sorunların bakım yükü ve algılanan sosyal destek bağlamında incelenmesi

Amaç: Kanser tedavisi gören çocukların refakatçi annelerinde çocuklarının tedavi süreci içerisinde girdikleri bakım veren rolünün onlarda oluşturduğu fiziksel, psikolojik, sosyal yükler olmak üzere birçok boyutta bakım yükünün değerlendirilmesi ve yine bu süreç içerisinde aile, sosyal çevre ve tedavi ekibinden algıladıkları sosyal desteğin ruh sağlıklarına etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlam içerisinde hem ayrı ayrı bakım yükü ve algılanan sosyal destek değişkenlerinin ruh sağlığı sorunlarına ne ölçüde etki ettiğinin incelenmesi hem de bakım yükü ve algılanan sosyal destek ile annelerin ruh sağlığı sorunları arasında anlamlı bir ilişkinin varlığının tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Yöntem: Araştırmaya 0-17 yaş arasındaki çocukları kanser tedavisi gören 38 refakatçi anne katılmıştır. Katılımcı annelere Bakım Yükü Ölçeği (BYÖ), Kısa Semptom Envanteri (KSE) ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde frekans ve yüzdelik dağılım, bağımsız örneklemler t-testi, ANOVA, Pearson korelasyon testi, çoklu regresyon ve hiyerarşik çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Araştırma sonucunda kısa semptom envanteri ile bakım yükü arasında pozitif yönlü güçlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilirken, kısa semptom envanterinin algılanan sosyal destek ile negatif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişkisinin olduğu ve yine bakım yükü ile algılanan sosyal desteğin arasında ise negatif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu gözlemlenmektedir. Son olarak, refakatçi annelerin ruhsal sorunlarını algıladıkları sosyal destek ve bakım yükünün beraber yordadığı belirlenmiştir ve hiyerarşik çoklu regresyon analizinde bu iki bağımsız değişkenin bağımlı değişken olan ruhsal sorunları istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yordadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç: Bulgular, bakım yükü değişkeninin ruhsal sorunları yordamada algılanan sosyal destek değişkenine göre daha kuvvetli olduğunu göstermektedir. Bakım yükü düzeyinde yaşanan artış ruhsal sorunları da arttırmaktadır. Algılanan sosyal destek düzeyinde ise bu tam tersidir; sosyal destek düzeyindeki artışın ruhsal sorunlarda azalmayı sağladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Algılanan Sosyal Destek, Bakım Yükü, Kanser, Refakatçi, Ruh Sağlığı Sorunları.

Bakım verme yüküKanser hastalarıRuhsal sorunlar+1
Laçin Sevin
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Evde ve merkezlerde tedavi alan serebral palsi'li çocuklara bakım veren annelerin bakım verme yükü ve stres düzeylerinin karşılaştırılması

Bu araştırma Serebral Palsi (SP) tanısı alan çocukların annelerinin merkezlerde ve evde bakım verme yükü ve stres düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma Küçükçekmece bölgesindeki 33'u merkezlerde, 33'u evde tedavi gören, toplam 66 SP tanılı çocuk ve bu çocukların bakımını üstlenen, çalışmaya katılmaya gönüllü olan anneleri ile yapıldı. Yaşları 2-18 aralığında değişen bu çocukların Kaba Motor Fonksiyon Sınıflama seviyesi 3 ve üzeri, Pediyatrik Fonksiyonel Bağımsızlık skoru ise 90 ve altındadır. Katılımcı annelerine uygulanan Bakas Bakım Veren Etki Ölçeği ve Bakım Verenin Stres Düzeyi Ölçeği ile bakım verme yükü ve stres düzeyleri değerlendirildi. SP tipi değişkeni bakımından katılımcıların bakım verme yükü, stres düzeyi karşılaştırıldığında anlamlı farklılık saptanmamıştır. Yalnızca evde bakımı sağlanan SP'li çocuklara bakım verenlerin bakım veren etki puanı daha yüksek, bakım verenin stres düzeyi puanları ise daha düşüktür. Ayrıca, evde tedavi gören hastalarda, bakım veren stresi, SP tanısı almış çocukların yaşı ve uyku süresiyle pozitif yönlü ve anlamlı ilişkili bulunmuştur. Evde bakım görenlerde, Pediatrik Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçümü (Wee FIM) Skoru ise SP tanısı almış çocukların yaşı ve annenin kendine ayırdığı vakit ile pozitif yönde anlamlı ilişkili bulunmuştur (p<0,05). Merkezlerde tedavi gören hastalarda, SP tanısı almış çocuğun yaşı ile Pediatrik Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçümü (Wee FIM) ve bakım veren etkisi puanlarıyla orta düzeyde negatif yönde ilişkili bulunmuştur (p<0,05). Araştırmada elde edilen sonuçların, SP tanısı alan çocuklar ve bakım verenlerine yönelik geliştirilecek eğitsel ve psikososyal uygulamalara katkı sunması beklenmektedir.

AnnelerBakım verenlerBakım verme yükü+3
Osman Günbeği
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Alzheimer hastası ile bakıcısının eğitim durumu, akrabalık derecesi ve hanenin gelir düzeyi ile hasta ve bakıcının nöropsikometrik durumu arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Günümüzde tıbbın gelişmesi ile birlikte dünya nüfusunun yaşam süresi uzamakta ve uzayan yaşam süresi de beraberinde yaşlılıkla artan kronik hastalıkların artmasına neden olmaktadır. Alzheimer hastalığında yıkım sürecinin 8 ila 10 yıl olduğu ve bu dönemlerde hastaların ileri derece bakım seviyesine ve gözetime ihtiyaç duyduğu bilinmektedir. Bu süreçte özellikle bakıcı desteğinin önemi bir yana destek veren bakıcılarda da psikolojik ve fiziksek çökkünlüklerin oluşması kaçınılmazdır. AH nın yaşam kaliteleri de hastalıklarının ağırlık dereceleri ile ilişkilidir. Demanslılarda görülebilecek kognitif, davranışsal ve psikiyatrik her türlü bozukluk hastaların ve hastalara bakım verenlerin yaşam kalitelerini düşürmektedir. Bakım verenlerde psikiyatrik morbiditenin de etnik ve kültürel yapıya göre de değiştiği bilinmektedir. Biz de bu çalışmamızda evde bakımı aile bireyleri ile sağlanan Alzheimer Hastasının ve bu bakımı üstlenen aile bireyinin hayat kalitesi ve ek psikiyatrik bozukluklarını inceledik. Hem hastanın hem de bakıcısının yaşam kalitesi ve depresif bulgularının sosyodemografik özelliklerle etkilenimi, hastalık derecesiyle olan ilişkisini karşılaştırmaya çalıştık. Çalışmamız sonucunda bakıcının yaşam kalitesi ve ruhsal durumuna, hastanın hastalık derecesinden çok, sosyodemografik özelliklerin ve hastaya olan yakınlığının daha fazla etki ettiğini bulduk. Bunun dışında hastanın gündelik bağımsızlığı ile davranış bozukluğunun birbirini etkilediği sonucuna vardık. Bakıcısının farklı sorumlulukları olduğu hastalarda, temel bakım desteği dışındaki Enstrimental işlevlerin daha iyi olduğunu gördük. Tüm bulgularımızın sonucunda, günlük yaşamda kontrollü bir şekilde daha fazla bağımsızlık verilen hastaların daha işlevsel olabileceği ve bu sayede hastanın psikolojik durumunun daha iyi olup, eş zamanlı bakıcı yükünün de azalabileceği kanaatine vardık. Bu çalışma sonunda hastaların ailelerine, destek vericilere ve benzer çalışma yapacaklara çeşitli önerilerimiz bulunmaktadır.

AkrabalıkAlzheimer hastalığıBakım verenler+4
Gökhan Görken
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İnmeli hastalara bakım verenin güçlendirilmesi için yapılan hemşirelik girişimlerinin bakım verenin bakım gücüne etkisi: META-analiz çalışması

Bu çalışmanın amacı, inmeli hastasına bakım verenlerin güçlendirilmesi için yapılan hemşirelik girişimlerinin etkisini inceleyen randomize kontrollü çalışmaları, sistematik inceleme ve meta-analiz yöntemi ile değerlendirmektir. Yedi araştırma sorusu belirlenerek MEDLINE (OVID), WoS, Scopus, ScienceDirect, THE COCHRANE LIBRARY, ClinicalTrials.gov, ProQuest, PubMed, SOBİAD Atıf Dizini, TR Dizin, Ulusal Tez Merkezi, AHRQ veri tabanları taranmıştır. "Stroke", "caregiver", "nursing interventions", "empowerment" kelimeleri taranarak 2556 çalışmadan, 16'sı sistematik inceleme, 15'i meta-analize alınmıştır. Çalışmaların etki büyüklüğü (EB) Hedges'g istatistiği, heterojenitesi I2, metodolojik kalitesi JBI'nın RKÇ'ler için geliştirilen eleştirel değerlendirme aracı ile değerlendirilmiştir. Altı çalışmanın kalitesi yüksek, 10 çalışmanın kalitesi orta düzeydedir. Hemşirelik girişimlerinin bakım verenin yaşam kalitesini yükseltmede (n=7; Hedges'g EB=0.905; p=0.041; %95 GA; 0.030-1.420; I2=%92.3), bakım bilgisini artırmada (n=2; Hedges' g EB=1.444; p<0.001; %95 GA; 0.761-2.126; I2=%73.1), sosyal destek sağlanmasında (n=4; Hedges'g EB=0.592; p=0.041; %95 GA; 0.025-1.159; I2=%86.3), bakım yükü (n=11; Hedges'g EB=-0.465; p=0.001; %95 GA; -0.783-(-0.193); I2=%73.8) ve depresyon belirtilerini azaltmada (n=4; Hedges'g EB=-0.229; p=0.034; %95 GA; -0.441-(-0.017); I2=%10.0) etkili iken baş etme stratejisini geliştirmede (n=4; Hedges'g EB=-0.088; p=0.799; %95 GA; -0.765-0.580); I2=%89.6) ve stresi azaltmada (n=3; Hedges'g EB=-0.442; p=0.651; %95 GA; -2.357- 1.473); I2=%97.3) etkili olmadığı belirlenmiştir. Çalışmaların sistematik inceleme ve meta-analizi sonucunda hemşirelik girişimleri, bakım verenin yaşam kalitesini yükseltmede ve bakım bilgisini artmasında kuvvetli etki, sosyal destek sağlanmasında orta etki, bakım yükü ve depresyon belirtilerinin azaltmasında zayıf etki göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Bakım veren, bakım verme, güçlendirme, inme, meta-analiz

Bakım verenlerBakım verme yüküGüçlendirme+3
Funda Veren
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00

Related subjects