Lighting
99 theses under this subject heading
Pozitif tasarım ölçütlerinin aydınlatma ürünleri ve mekân ilişkisi bağlamında araştırılması
Kullanıcıların duygularına, ihtiyaçlarına ve beklentilerine önem verilmesi ve onları mutlu eden ürünlerin tasarlanması, son yıllarda tasarımın en önemli hedeflerinden biri haline gelmiştir. Buna bağlı olarak sürdürülen çalışmalarda, insanları hangi ürünlerin neden mutlu ettiği üzerine araştırmalar yapılmaktadır. Tasarım yazınında, mutluluk ve öznel iyi oluş kavramları üzerinden, insanların yaşamını daha kaliteli hale getirmek ve geliştirmek üzerine durulurken, aynı zamanda bu hedeflerin ürün tasarımıyla nasıl ilişkilendiğine de bakılmaktadır. Bu nedenle pozitif psikolojiden beslenen pozitif tasarım da, insanların öznel iyi oluşlarını arttırıp, onların yaşamlarını daha iyi hale getirmeyi beklemektedir. Pozitif tasarım boyutları izlenerek yapılan ürün tasarımında, ürün kullanıcı arasındaki ilişkileri gösteren belli ürünlerle yapılan çalışmalar bulunmaktadır. Buna rağmen, tasarım yazınında insan hayatında günlük ihtiyaçları da içerisinde bulunduran ürünler ile ilgili bazı eksiklikler bulunmaktadır. Bu kapsamda, bu araştırma ile insanların günlük hayatlarında hem bir ihtiyaç hem de farklılık yaratmak adına kullanmayı tercih ettikleri aydınlatma ürünleri üzerinden, pozitif tasarımın boyutları incelenecektir. Aynı zamanda ürünlerin deneyimleri ile birlikte, ürünlerin belirlenmiş olan mekânlarda kullanımın değerlendirilmesine de bakılacaktır. Toplamda 40 katılımcının, farklı özelliklere sahip 5 farklı aydınlatma ürününü, bir araştırma ortamında deneyimlemeleri sağlanmıştır. Ardından yarı yapılandırılmış mülakatlarla katılımcılara ürünler hakkındaki fikirleri sorulmuş ve katılımcıların deneyimleri ve fikirleri üzerinden pozitif tasarımın boyutları hem ürün bazında hem de ürün ve mekânın bir arada kullanılması üzerinden incelenmiştir. Ürünlerin bire bir deneyimlenmesi ile ortaya çıkan sonuçlar ve ürünlerin ortamlarda yerleştirilmiş halini gösteren ortam fotoğraflarıyla aydınlatma ürünleri özelinde pozitif tasarım boyutlarına göre değerlendirmeler yapılacaktır. Bu çalışmanın sonuç bölümünde ise, ürün tasarımı ve kullanıcı tercihlerinin hangi kriterlere göre şekillendiği, ürünlerin belirli mekânlar içerisinde kullanıcılar tarafından nasıl değerlendirildiği ve pozitif tasarımın boyutlarının kullanım deneyimine etkilerine bakılacaktır. Bu çalışmanın hem ürün tasarımı hem de iç mekân tasarımı yazınına, aydınlatma ürünleri özelinde pozitif tasarımın etkileri konusunda katkıda bulunması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Öznel İyi Oluş, Pozitif Tasarım, Ürün Deneyimi, Ürün Tasarımı, Aydınlatma Ürünleri
LED aydınlatma armatürlerine ait özgün optik yapı tasarımı ve performans karşılaştırması
Güç verimli armatürlerin kullanımı, çevreye önemli ölçüde enerji tasarrufu sağladığı gibi, daha uzun kullanım ömrü, sahada düşük bakım ve işletme maliyetleri ve daha iyi aydınlatma sayesinde daha yüksek verimlilik ile ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. LED armatür verimini etkileyen iki ana faktör elektriksel ve optik kayıplardır. Hem lens hem de cam kırılmaları nedeniyle optik güç kaybı %20'ye ulaşabilir. Bu değerin düşürülmesi aydınlatmanın güç verimliliğini artırır. Armatürde en önemli ve kritik süreçlerden biri optik sistem tasarımıdır. LED (ışık yayan diyot) ışık kaynaklarının kullanımı, özellikle daha yüksek verim nedeniyle günlük aydınlatmada kullanımı artmaktadır. Ancak LED'lerin aydınlatma özellikleri geleneksel lambalardan farklıdır. LED'lerin konvansiyonel lambalara göre daha sistemsel bir tasarıma sahip olacak optiğe ihtiyacı vardır. Bu çalışmada LED tabanlı aydınlatma sistemi için yeni bir optik sistem tasarlanmıştır. Önce LED ışık kaynaklarını tanıtılıp, kullanılan optik tasarım programları ile uygulanan armatür sonuçları incelenmiş ve karşılaştırmaları CIE (Uluslararası Aydınlatma Örgütü)'nin raporlarında belirttiği kalite standartları uyarınca değerlendirilmiştir. LED ışık kaynaklarının tüketimi giderek yükselmekte olup, çalışmamızın LED aydınlatma armatürleri için yerli lens tasarım ürünlerinin geliştirilmesine hizmet edeceğini umuyoruz.
Aydınlatma tasarımı eğitiminde artırılmış gerçeklik uygulamaları ile aydınlatma tasarımlarının incelenmesi
Aydınlatma tasarımı eğitim süreçleri mekân tasarımı eğitiminde önemli bir rol oynamaktadır. Lisans düzeyinde incelendiğinde, mekân tasarımı öğrencilerine yönelik standartlaştırılmış bir eğitim modeli görülememiştir hatta bazı üniversitelerin aydınlatma eğitimi konusunda ders önerileri dahi mevcut değildir. Bu durum meslek sahibi olarak mezun olacak olan öğrencilerin fiziksel çevre kontrolleri hakkında edindikleri bilgilerin farklı düzeylerde olduğunu göstermektedir. Zaman içinde dijital teknolojiler geliştikçe, boyut malzeme ve renk hissi veren birçok yeni ifade aracı da ortaya çıkmıştır. Bu yeni teknolojilerin aydınlatma tasarımı eğitiminde öğrencileri destekleyeceği düşünülmüş ve bir araştırma planlanıp yürütülmüştür. Bu çalışmada bilgisayar destekli tasarım araçlarının sahneyi görüntüleme biçimlerine göre öğrencilerin aydınlatma ürünü yerleşim kararları üzerinde etkisinin olup olmadığı araştırılmış ve gerçeklik araçlarının tasarım sürecine dâhil edildiği durumdaki adaptasyonları ölçülmüştür. Sonuç olarak bilgisayar destekli tasarım araçlarının farklılaşmasının aydınlatma kararları üzerinde etkili olduğu ve artırılmış gerçeklik destekli teknolojilerin aydınlatma tasarımı eğitimi sürecine öğrencilerin adaptasyonunun olumlu yönde olduğu bulunmuştur.
Barınma amaçlı mobil mekanlarda enerji etkin aydınlatma sistemleri
İnsanoğlu tarih boyunca barınma ve dış etkenlere karşı korunma gereksinimi duymuştur. Bu sebeple geçmişten beri ilkel mimari örnekler; mağara, ağaç kovuğu, çadır gibi yapılar sürekli gelişip yenilenmiş ve toplumun ihtiyaçlarına göre değişiklik göstermiştir. Ekolojik, toplumsal, bireysel ve teknolojik etkiler bu değişimi hızlandırmıştır. Özellikle Sanayi Devrimi sayesinde mimarlık disiplini gibi mekan kavramı da günümüze kadar birçok farklı bakış açısıyla, farklı işlevler için yorumlanmıştır. Artan nüfus ve değişen ihtiyaçlardan dolayı mekan kavramı çeşitlenmiş; mobil mekan kavramı ortaya çıkmış ve günümüze kadar süregelip gelişim göstermiştir. Konut sorunu ve barınma şekillerinin ilerlemesi doğrultusunda nitelikli bir iç mekan ve yaşam formu arayışlarına çözüm olarak kısıtlı mekanlarda maksimum işlev ön plana çıkarılmıştır. Doğal kaynakların aşırı ve hızlı tüketimi sonucu; günümüzde enerji korunumu zorunlu bir durum olmaktadır. Enerji tüketiminde, temel yaşama birimimiz olan konut sektörü, büyük bir paya sahiptir. Ancak kalıcı konutlarla karşılaştırıldığında mobil yapılar; yapım öncesi, yapım, kullanım- tüketim ve dönüştürme aşamaları boyunca daha az enerji harcamaktadır. Yapının kullanım sırasında tükettiği enerji miktarını azaltmak çeşitli teknik ve donanımlarla mümkün olmaktadır. Bu çalışmada; elektrik enerjisinin mekanı oluşturan elemanlardan aydınlatma üzerindeki tasarruf yöntemleri ele alınmış ve örnekler üzerinden incelenmiştir. Aydınlatmada enerji tasarrufu, aydınlatmanın kalitesini düşürmeden görsel konfor koşullarını sağlayarak yapılmalıdır. İyi bir aydınlatma, daha verimli aydınlatma aygıtları ile sağlanacağından; aynı aydınlık seviyesinin minimum enerji tüketimi ile gerçekleştirilmesi mümkündür. Doğru, verimli, etkin enerjili aydınlatma için gereken hususlardan bahsedilmiş ve enerji tasarrufu için dikkat edilmesi gereken noktalar belirlenmiştir. Bu çalışmanın amacı; mobil yapılarda iç mekanların, çevreye minimum etkili, iklimsel ve konumsal verilere uygun, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan, esnek kullanıma imkan sağlayan enerji etkin yapılar olarak tasarlanmasını mümkün kılmak ve tasarımcıların bu konuda farkındalık edinmesini sağlamaktır. Mobil yapıların tarihsel gelişim süreci içerisinde geçirdiği değişimler ve günümüzde kullanımı, buna bağlı olarak daha enerji etkin nasıl uygulanabileceğini araştırmak ve konuyla ilgili örnekleri irdelemek, belgelemektir. Çalışma kapsamında yurt içi ve yurt dışı altı farklı firmaya ait olan altı mobil mekan yapısı incelenmiştir. Farklı ülkelerden farklı mobil mekan seçimlerinin nedeni; çeşitli kültür ve coğrafyaların enerji üretimini ve tüketimini mobil yapılarda nasıl sağladığını görmek ve bu yapıları karşılaştırmak esastır. Örneklerde mekan tipi ve mobilite; kullanıcının istek ve gereksinimlerine göre değişiklik göstermektedir. Yapıların enerjiye bağımlılığı ve bunun çözümlerini analiz edilmiştir. Tez çalışması sürecinde nitel araştırma yöntemi izlenmiş, konuyla ilgili literatür taraması yapılmış; görsel, yazılı ve elektronik kaynaklardan yararlanılmıştır.
3 boyutlu animasyon yapımlarında anlatım unsuru olarak aydınlatma: Örnek bir çalışma
Bilgi teknolojilerindeki yaklaşık yarım yüzyıldır yapılan yenilikler yaşamımızı çok yönlü etkilemekte ve insanları birçok alanda değişime ve dönüşüme zorlamaktadır. Geleneksel araç ya da tekniklerle üretilmesi mümkün olmayan sanat yapıtları, günümüzde, yeni teknolojilerden yararlanarak üretilmeye başlanmıştır. Bu gelişmelerden en çok etkilenen sanat dallarından biri animasyondur. Teknolojinin gelişimiyle bilgisayar animasyonları gündelik yaşamımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Animasyon uygulamaları artık fantastik dünyaları gerçeğe dönüştüren yeni bir sanat formu olarak algılanmaya başlandı. Bu yeni sanat formu, tıpkı bir kokteyl gibi yaratıcılık, hayal gücü, anlam, renk, hikâye vb. çeşitli sanatsal ögeyi içinde barındırmaktadır. "3 Boyutlu Animasyon Yapımlarında Anlatım Unsuru Olarak Aydınlatma: Örnek Bir Çalışma" başlığını taşıyan bu çalışmanın amacı, geleneksel sinema yapımlarının yaşamsal unsurlardan biri olan sinematografik (dramatik) aydınlatmanın 3B animasyon filmlerinde nasıl uygulanabileceği ve ayrıca, söz konusu aydınlatmanın hikâye anlatımına nasıl uyarlanabileceğinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü 3B animasyonun ne olduğu, önemi ve yapım aşamalarının neler olduğu hakkındadır. Her aşamanın kendisine özgü terminolojisi ve uygulanan temel teknikler bu bölümde açıklanmaya ve tanıtılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde dramatik aydınlatma konusu mevcut literatür ışığında önce tartışılmış, sonrasında işlevleri detaylara girilerek açıklanmıştır. Hikâye anlatımına başarılı katkı sağladığı düşünülen uygulamalar, 3B animasyon filmlerinden seçilen örneklerle yansıtılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde dijital aydınlatma araçları ele alınmış ve her aracın geleneksel sinema aydınlatılmasındaki benzerleri ile farklılıkları belirtilmeye çalışılmıştır. Ayrıca dijital aydınlatmada kullanılan araçların üretim sürecine etkileri de incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünü "Uygulama Çalışması" oluşturmaktadır. 3B animasyon yapımlarında temel unsurlardan biri olan aydınlatmanın hikâye anlatımına katkısını somutlaştırmak amacıyla kısa metrajlı bir animasyon çalışması yapılmıştır. Anahtar sözcükler: 3B animasyon, aydınlatma, sinematografik aydınlatma, hikaye anlatımı, dramatik aydınlatma, animasyon.
Müze sergileme vitrinleri ve mağaza vitrinlerinin aydınlatma tekniği kuralları açısından karşılaştırılması
Sergileme vitrinlerinde görsel konfor, nesnelerin doğru algılanabilmesini sağlayan önemli bir unsurdur. Bu doğrultuda günümüzde vitrin aydınlatması, giderek önem kazanan bir konu haline gelmiştir. Bu çalışma kapsamında, müze ve mağaza sergileme vitrinlerindeki aydınlatma ilkeleri karşılaştırılarak sergi nesnelerinin ışığa duyarlılıklarına göre elde edilmesi gereken maksimum aydınlık düzeyleri, ışıklılık sorunları ve doğru görme koşullarının sağlanabilmesi için alınacak önemleler araştırılmıştır. Ayrıca sergileme hacmi içersindeki aydınlatma sistemleri ve nesnelerin algılanmasına etkisi üzerinde durulmuştur. Araştırma kapsamında aydınlatma kavramı, doğal ve yapay aydınlatma konuları ele alınıp, aydınlatmanın mekân kavramı ile ilişkisi üzerinde durulmuştur. Sergileme mekânlarında aydınlatma tasarımı, aydınlatmanın işleyişine ve kişilerin görsel algısı üzerindeki etkisi ayrıca ele alınmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında aydınlatma, aydınlatma tekniği ve ışık kaynakları başlığı altında, doğal (günışığı) ve yapay aydınlatma sistemleri ve ışıklıklar incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde müze ve mağaza vitrinleri incelenmiş, aydınlatma düzenleri değerlendirilmiştir. Bu kapsamda sergileme düzeni sabit tutularak araştırmanın koşulları sınırlandırılmıştır. Çalışmanın son aşamasında aydınlatmanın, tasarımla bir bütün olarak düşünülmesi ve bütün süreçlerde bu ilkeyle hareket edilmesi gerektiğinden yola çıkılarak, müze sergileme vitrinleri ile mağaza vitrinleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konulmuş olup sergileme düzeni ile aydınlatma düzeninin birlikte tasarlanmasının önemi vurgulanmıştır
Lüks restoranlarda aydınlatma tekniği kurallarının uygulanması ve örnek restoran incelemeleri
Kişinin yeme – içme ihtiyaçlarını karşıladığı mekânlardan biri restoranlardır. Kullanıcı memnuniyetini sağlamak için o mekânın algıyı etkileyen faktörlerine dikkat edilmelidir, bu doğrultuda müşteriye aktarılmak istenen restoran kimliği görsel ve işitsel algıyla sağlanır. Mekân ambiyansının görsel ve işitsel olarak tasarımcı tarafından rahatsızlık uyandırmayan özelliklerle oluşturulması, müşterinin restoranda uzun süre geçirebilmesi o mekânı tercih etmesinde büyük role sahiptir. İç mekânda tasarlanan detayları algılayabilmemiz için aydınlatma tekniği kurallarına uyarak oluşturulan aydınlatma düzeniyle neredeyse algılama hatasına hiç olanak bırakmayabiliriz. Mekân algısıyla birlikte müşterinin sosyal etkileşimini, yemek yeme eylemini minimum sorunla sağlamak lüks restoranların temel amacıdır. Lüks restoranların diğer yeme-içme işletmelerinden yemek ve mekân özelliklerine göre daha zengin bir mutfak ve mekânın fiziksel niteliklerinin müşteriyi tatmin etmelidir. Mekânın fiziksel işlevinin doğru aktarılabilmesi için yapay aydınlatmalar kullanılarak sağlanır. Bu çalışma, teknik kuralları göz önüne alarak altı ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde aydınlatma ve mekân ilişkisinin çalışmadaki amacın belirlenmesini içermektedir. İkinci bölümde aydınlatmanın genel kavramı ve aydınlatmanın amacına değinilmektedir. Üçüncü bölüm, mekânın doğru aydınlatılabilmesi için aydınlatma tekniği genel kurallarını ele alarak, aydınlık kavramının nitelik, nicelik konularına göre yüzey özellikleri değişen nesnelerde nelere dikkat edilmesi gerektiğini içerir. Dördüncü bölümde ise ışık kaynaklarının özelliklerini ve iç mekânda nasıl kullanılacağı ele alınmaktadır. Beşinci bölümde, restoranlarda uygulanması gereken aydınlatma tekniği kurallarının seçilen lüks restoranlara göre incelemesi yer almaktadır. Altıncı bölümde, genel değerlendirme sonucunda edilen bilgilerden yola çıkarak restoranlarda aydınlatma tekniğinde uyulması gereken kurallara bir katkı amaçlamaktadır.
Gün ışığı almayan kapalı mekanlarda gün ışığı etkisi yaratan uygulamaların kullanıcı algısına etkisi üzerine bir çalışma
Gün ışığı almayan mekanlardaki artış ile gün içinde zamanlarının bir kısmını bu alanlarda geçiren veya bu mekanlarda yaşayan insanlar üzerinde gün ışığından uzak kalmanın fizyolojik ve psikolojik olumsuz etkileri gözlemlenmektedir. Bu tez, gün ışığı almayan mekanlarda yaşayan insanlar üzerinde oluşan olumsuz etkilere engel olmak amacıyla önerilebilecek aydınlatma sistemleri için araştırma yapmak amacını taşımaktadır. Tezin birinci bölümünde; tezin konusu, amacı, kapsamı ve yöntemi ele alınarak, diğer bölümlere genel bir çerçeve çizilmiştir. Geçmişten günümüze insanların ihtiyaçlarındaki değişiklik sebebiyle değişen mekan yapısı ve algısı, mekanın sadece duyularla algılanan somut bir kavram olmadığını göstermektedir, mekan aynı zamanda duyusal girdinin yorumlanarak ortaya çıkan algısal imaj ile algılanan bir kavramdır. Bu algısal imaj oluşumunda, hem duyusal girdiler hem de kişisel ve toplumsal bilgi ve deneyimler etkilidir. Tezin ikinci bölümünde; mekansal algı ve mekanı oluşturan öğelerin algısal boyutta ışık ile ilişkisi değerlendirilmiştir. Mekan algısında, görsel algı ön planda yer alır ve mekanın görsel değerlerini mekanın nicel özellikleri oluşturur. Yani mekanı oluşturan 'biçim, malzeme ve renk' öğelerini mekanın nicel özelliklerinin oluşturduğu söylenebilir. Mekanı oluşturan bu öğelerin ışık ile etkileşimi, bu öğelerin algısal olarak değer bulmasına, kimi zaman da algısal olarak değişimine sebep olabilir. Bu algısal değişimleri sağlamak için görsel algı yöntemlerinden algı sabitlikleri ve algı yanılsamaları kullanılır. Bu iki görsel algı yöntemine bağlı olarak, ışığın mekan içinde yarattığı algısal değişimler, ışığın mekanın nicel değerleri ile ilişkisi bağlamında ele alınmıştır. Ayrıca ışığın mekan ile ilişkisi kullanıcı bağlamında ele alındığında, görsel konfor kavramı ve bileşenleri incelenerek görsel algı üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Işık, mekanın oluşumunda önemli bir rol üstlenmektedir. Bu bağlamda üçüncü bölümde yapay ışık ve doğal ışık kavramları ele alınarak, doğal ışığın görsel algı ve insan sağlığı üzerindeki psikolojik ve fizyolojik etkileri ortaya konmuştur. Gün ışığının en temel özelliği mevsimden mevsime, günden güne hatta gün içinde sürekli değişiklik gösteren bir yapıda olmasıdır. Bu sebeple mekan içinde gözlemlenen görsel etkisi de sürekli değişiklik gösterir ve görsel konforda olumsuzluk oluşturabilir. Bu noktada görsel konforun sağlanması için gün ışığının mekan içine kontrollü alınması gerekmektedir. Bunun yanısıra doğal ışığın mekan içinde anlamlandırma gücü çok yüksektir ve mekana farklı anlam yüklemek için simgesel öğe olarak kullanılabilir. Doğal ışığın varlığı, insanların sirkadyan ritmindeki döngüyü sağlayarak uyku, açlık, vücut sıcaklığı ve hormon üretimi gibi fizyolojik değişiklikleri düzenler. Aynı zamanda gün ışığın azlığına veya yokluğuna bağlı olarak gözlenen psikolojik rahatsızlıkların depresyona sebep olduğu görülmüştür. Bunun yanısıra, güneşin D vitamini eksikliğinin sebep olduğu zayıf kemik gelişimi ve yaşlılardaki kemik kırılganlığı risklerini azalttığı bilinmektedir bu sebeple herkese güneş ışığının kansere sebep olan tehlikeli ışınlarından korunarak gün ışığı ile temas halinde olmaları önerilir. Gün ışığının mekan içinde yarattığı etkiler ve mekan içine nasıl alındığı bilinmeden, gün ışığı etkisi yaratan sistemlerin etkileri hakkında bir değerlendirme yapılabilmesi mümkün olmadığı için doğal ışığın yatay ve düşey açıklıklardan mekana taşınma yöntemleri üçüncü bölümde ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise doğal ışığın mekana taşınma yöntemlerinin uygulandığı örnek projeler, mimari detaylar mekansal algı bağlamında incelenmiş ve yapay ışık ile mekana gün ışığı alınıyormuş etkisi oluşturulan mimari proje ve ürün tasarımı örnekleri incelenerek mekansal algı üzerindeki etkileri ortaya konmuştur. Tezin beşinci bölümünde, gün ışığı almayan kapalı mekanlarda kullanıcı algısının belirlenmesi amacıyla anket yöntemi kullanılarak deneysel bir çalışma düzenlemiştir. Birinde gün ışığı etkisi yaratan bir sistemin, diğerinde tavana gömme aydınlatma aygıtlarının olduğu iki farklı odadaki aydınlatma düzeni görsel konfor açısından ve katılımcılar üzerindeki algısal etkileri açısından karşılaştırılmış ve yapılan analizlere istinaden değerlendirilmiştir. Son bölümde ise yapılan anket çalışmasının sonuçları ele alınarak değerlendirme yapılmış ve bu tez çalışmasının daha sonra yapılacak çalışmalara hangi noktalarda ışık tutabileceği üzerinde durulmuştur.
The human centric lighting concept: A proposal for an office interior
As people spend more time indoors, their contact with daylight decreases, and do not benefit sufficiently from daylight. Therefore, physical and psychological disorders occur in the human body. The international lighting standards consider only the visual effects of light; there is also non-visual effects of light which have been not enough placed in them. Considering this in lighting designs, a new lighting concept has been developed: Human Centric Lighting. In this study, the HCL concept has been explained, and how significant in people's lives. With the requirements of this concept, an office interior lighting design was implemented.
Research of translucent porcelain and its use in lighting design
This thesis is about the porcelain-translucency relationship and the opportunities that metal salts can present in lighting design. The research exists of three chapters in which the history of porcelain, its connection to lighting design, and the possibilities of using metal salts are described, followed by the reasoning of the design and the documentation of the test firings, and the making of the final product. The goal is to examine a possible technique that could be involved in lighting design in relation to translucent porcelain, by following previous researches about water-soluble metal salts. This art research has the possibility to find a new usage of an already existing material.
Kullanıcı deneyimleri bağlamında Alanya Belediyesi yeni hizmet binasının doğal aydınlatma kriterleri üzerinden incelenmesi
Bu tez çalışması, artan enerji tüketimi ve kullanıcı konforu bağlamında yapıların doğal aydınlatma performansını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda, 2025 yılı itibariyle hizmet vermeye başlayan Alanya Belediyesi Yeni Hizmet Binası örneklem olarak ele alınmıştır. Çalışmanın temel amacı, kamusal bir yapının sürdürülebilirlik kapsamında doğal aydınlatma koşullarını kullanıcı deneyimleri aracılığıyla incelemek ve mimari tasarım ile günışığı standartları arasındaki ilişkinin kullanıcı memnuniyetine yansımalarını ortaya koymaktır. Araştırmada, Sürdürülebilir Mimarlık ilkeleri içerisinde önemli bir ölçüt olan doğal aydınlatmanın yalnızca fiziksel ve teknik parametrelerle değil, aynı zamanda bireylerin algı, konfor ve psikolojik tepkileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu doğrultuda, kullanıcıların doğal ışığa ilişkin memnuniyet düzeyleri, TS EN 17037+A1:2021 "Binalarda Günışığı Standardı" temel alınarak hazırlanmış yapılandırılmış bir anket aracılığıyla ölçülmüştür. Araştırmanın örneklem grubunu, Alanya Belediyesi Yeni Hizmet Binası'nı aktif olarak kullanan, yapıyı deneyimlemiş 147 kullanıcı oluşturmaktadır. Elde edilen veriler, SPSS 26.0 istatistik programı ile analiz edilmiş; frekans, betimleyici ve karşılaştırmalı analiz yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışma bulguları, yapı kullanıcılarının doğal aydınlatma düzeyi ve günışığı konforuna ilişkin değerlendirmelerinin mimari kararlar ve tasarım ilkeleriyle doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca, araştırma bulguları, günışığının sadece enerji verimliliği açısından değil, aynı zamanda kullanıcı sağlığı ve psikolojik iyilik hali açısından da dikkate alınması gereken temel bir tasarım kriteri olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yönüyle çalışma, sürdürülebilirlik temelli mimari tasarım ilkeleri doğrultusunda yapılan uygulamaların doğal aydınlatma koşulları baz alınarak kullanıcı memnuniyeti üzerindeki etkilerine dair özgün ve kullanıcı odaklı veriler sunmakta; hem literatüre hem de mimarlık uygulayıcılarına katkı sağlamayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Doğal Aydınlatma, Kullanıcı Deneyimi, Sürdürülebilir Mimarlık, Günışığı Performansı, Kamusal Yapılar, Alanya Belediyesi
Tip ilkokul dersliklerinin gün ışığından etkin yararlanması açısından tasarlanmasına yönelik bir çalışma
Artan ihtiyaçlar karşısında hızlı ve kolay üretim imkanı sağlayan tip proje kavramı çağın ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak, standart projeler üretilmesine sebep olmaktadır. Gelecek kuşakların yetiştirildiği sosyal mekanlar olan eğitim yapılarında öğrenmeye teşvik edici, hoş mekanların yaratılması sadece estetik değil aynı zamanda fiziksel koşulların sağlanması açısından teknik yaklaşım gerektirmektedir. Eğitim-öğretim faaliyetlerinin gerçekleştiği ilkokul yapılarında tip projelere başvurulması, öğrencilerin beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak mekanların yaratılmasına sebep olmaktadır. Gün boyu kullanılan dersliklerde öğrencilerin okuma ve yazma gibi aktiviteleri zorlanmadan gerçekleştirebilmesi doğru aydınlatma stratejisinin izlenmesi ile mümkündür. Dersliklerde gün ışığından optimum şekilde yararlanılması görsel konfor, sağlık koşulları ve enerji tasarrufunun sağlanması nedeni ile önemlidir. Bu çalışmanın amacı tip ilkokul dersliklerinin gün ışığından etkin yararlanması açısından tasarlanmasına ilişkin tasarım alternatifleri geliştirerek, kullanıcıların görsel aktiviteleri zorlanmadan yerine getirebilmeleri için uygun çözümlerin belirlenmesidir. Bu çalışma kapsamında ilkokul dersliklerinin gün ışığından etkin yararlanılmasına yönelik tasarım kriterleri ve gün ışığının mekan içerisine alınmasında yararlanılan yöntemler incelenmiş, tip ilkokul dersliği tasarlanarak tip okul projelerinde gün ışığından etkin yararlanılmasına yönelik tasarım alternatifleri geliştirilmiştir. Çalışma sonucunda bu alternatifler gün ışığı performansı açısından karşılaştırma yapılarak en uygun çözümler belirlenmiştir. Çalışma 6 bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde çalışmanın amacı, hedefi, kapsamı ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde eğitim ve okul kavramlarının önemi belirtilmiş, ilköğretim kavramı tarihsel süreci içinde incelenmiştir. Bu bölümde ülkemizde sıkça başvurulan tip okul kavramı açıklanmıştır. Eğitim yapılarında tip projelere başvurulmasının yarattığı problemler ana hatları ile ortaya konmuş ve Türkiye'de tip okul kavramının tarihçesi özetlenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde aydınlatma ve görsel konfor kavramları ele alınmıştır. Bu bölümde görsel konfor koşullarının sağlanması için gerekli parametreler tanımlanmış ve bu parametreler için EN 12464-1 standardında istenen değerler ilgili tablolarda verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde eğitim yapılarının gün ışığından etkin yararlanmasını etkileyen tasarım parametreleri incelenmiş, bu yapılarda gün ışığının hacim içerisine alınmasında yararlanılan yöntemler açıklanmış ve örneklendirilmiştir. Çalışmanın beşinci bölümünde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan kılavuz doğrultusunda tip ilkokul dersliği tasarlanmış ve bu dersliğin doğal aydınlatma performansı uluslararası standartlarda belirtilen kriterler doğrultusunda incelenmiştir. Tasarlanan dersliğin gün ışığından etkin yararlanılmasına yönelik tasarım alternatifleri sunulmuş ve geliştirilen alternatifler standartlar doğrultusunda değerlendirilerek uygun çözümler belirlenmiştir. Çalışmanın altıncı bölümünde çalışmanın sonucu, çalışmanın önemi ve ileride yapılacak çalışmalarda incelenebilecek konular hakkında bilgi verilmiştir.
Monument lighting strategies in heritage sites: A case study on Volubilis
Illumination is a fundamental requirement for human beings. Numerous advancements have transpired within the realm of illumination after the creation of the incandescent light bulb. The significance of lighting applications has grown in relation to the perception of urban silhouettes and the aesthetic and functional requirements of natural and cultural landscape elements. The use of light serves to differentiate the physical arrangement of a heritage monument's facade and accentuates its distinctive characteristics. The facade elicits the viewer's sensory, aesthetic, and perceptual responses and serves as a visual component. It conveys a range of sensory connotations that serve as markers and symbols of a specific era and location, as it is a heritage monument that represents a particular civilization from a distinct period. This study will concentrate on the topic of lighting within the context of Morocco, with a particular emphasis on its heritage sites. This article aims to emphasize the specific requirements for illuminating cultural and heritage sites while also underscoring the importance of lighting as a crucial design element in such locations. Additionally, the article aims to present a methodology for conducting a case study in Morocco. The initial phase of this study aims to offer a comprehensive analysis of the outdoor lighting industry in heritage locations. The study will subsequently center on the illumination systems employed in Moroccan architectural landmarks of heritage significance, encompassing instances from diverse localities, particularly those that have been designated by UNESCO. In the concluding stage, a case study shall be conducted, with Volubilis selected as the site of interest. The rationale behind this selection is twofold: firstly, due to its strategic location, and secondly, its status as a UNESCO-designated heritage site.
Etçi piliç yetiştiriciliğinde farkli renklerdeki led işiklarin performansa ve bazi refah parametrelerine etkileri
Etçi Piliç Yetiştiriciliğinde Farklı Renklerdeki LED Işıkların Performansa ve Bazı Refah Parametrelerine Etkileri Bu araştırmada, etçi piliç yetiştiriciliğinde LED gün ışığı, LED ılık beyaz ve LED mavi ışık uygulamasının piliçlerin çeşitli performansına ve refah özelliklerine etkileri incelenmiştir. Araştırmanın hayvan materyalini orta yaşlı (37 haftalık) damızlıklardan elde edilmiş toplam 216 adet günlük erkek etçi civciv (ROSS-308) oluşturmuştur. Civcivler tartılmış ve 3 farklı aydınlatma uygulaması yapılan 3 farklı gruba ayrılmıştır. Civcivler 117 X 61,5 X 90 cm (genişlik X uzunluk X yükseklik) boyutlarındaki bölmelerin herbirine 8 adet olacak şekilde yerleştirilmiştir. Her grup 9 tekrardan oluşmuştur. Deneme altı hafta devam etmiş ve deneme boyunca haftalık canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, yem tüketimi ve yemden yararlanma oranı ile ölüm oranı, karkas randımanı, kalp, karaciğer, taşlık ve abdominal yağ yüzdeleri belirlenmiştir. Göğüs eti örneklerinde pH, pişirme kaybı, su tutma kapasitesi tespit edilmiştir. Ayrıca hareketsizlik süresi, ayak ve göğüs yanıkları ile altlık pH ile nem değerleri tespit edilmiştir. Gruplara ait ortalama değerler arasındaki farklılıkların önemliliği için tek yönlü varyans analizi, Duncan testi ve Ki-kare testinden yararlanılmıştır. Altı haftalık besi sonunda LED gün ışığı, LED ılık beyaz ve LED mavi gruplarında canlı ağırlık sırasıyla 3428,31±35,38; 3342,85±32,40 ve 3219,17±17,52 g (P<0,001) tespit edilmiştir. Besi boyunca en fazla canlı ağırlık artışı ve en yüksek kesim canlı ağırlığı LED gün ışığı altında yetiştirilen piliçlerde belirlenmiş; LED mavi ışık altında tutulan piliçlerde ise en düşük olmuştur. Gruplarda besi boyunca toplam yem tüketimi sırasıyla 5131,12±43,51; 5032,10±40,99 ve 4925,47±23,10 g (P<0,01) belirlenmiş; yemden yararlanma oranı 1,51±0,01; 1,52±0,01 ve 1,55±0,01 (P<0,01) olarak hesaplanmıştır. LED mavi ışık altında yetiştirilen piliçlerde yemden yararlanma kabiliyeti en düşük olarak tespit edilmiştir. Ölüm oranı, karkas randımanı, bazı iç organ yüzdeleri, ette pH, pişirme kaybı, su tutma kapasitesi, hareketsizlik süresi, ayak ve göğüs yanıkları ile altlık pH ve nem düzeyleri farklı renkteki LED ışık gruplarında benzer olmuştur (P>0,05). Sonuç olarak LED mavi ışığın piliçlerde besi performansını olumsuz etkilediği; ancak bazı kesim, karkas, et kalitesi ile refah özellikleri bakımından grupların benzer olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Et Kalitesi, Etçi Piliç, LED Aydınlatma, Performans, Refah
Resmi kuruluşlarla özel sektöre ait halı sahaların aydınlatma açısından değerlendirilmesi
Bu arastırmada, 5 ilde bulunan 6 resmi kurulusla 15 özel sektöre ait toplam 21 adet halı sahanın aydınlatma durumu incelenmistir. Buna göre arastırmada, resmi kuruluslar ve özel sektöre ait halı sahaların aydınlatılmasında, standartların nasıl olması gerektigi ve mevcut halı sahaların bu standartlara uygunluk düzeyi arastırılmıstır. Ayrıca halı sahalarda yetersiz aydınlatmanın seyirci ve sporcu saglıgına, sporcunun verimine olan olumlu ve olumsuz etkileri incelenmistir. Sonuç olarak, hem resmi kuruluslara hem de özel sektöre ait halı sahalarda aydınlatma düzeylerinin olması gerekenden %50 daha az oldugu tespit edilmis, mevcut halı sahaların saglıklı ve verimli spor yapabilmek için gerekli olan ideal aydınlatma kosullarını saglamadıgı anlasılmıstır.
Amorium Kazısı 2013-2015 yılları cam buluntuları
Afyonkarahisar'ın Emirdağ İlçesi'nin 12 km. doğusunda yer alan Amorium'da 2013-2015 yıllarında yürütülen kazılar sırasında bulunan cam objeler bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Amorium M.Ö. 2000'li yıllardan itibaren Hitit, Phryg, Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kesintisiz yerleşim görmüş bir antik kenttir. Kent, Yukarı Şehir ve Aşağı Şehir olarak iki başlık altında değerlendirilmektedir. Amorium'da ilk çalışmalar, 1987 yılında Prof. Dr. R. Martin Harrison tarafından bir yüzey araştırması ile başlamıştır. Çalışmalar 1993 - 2009 yılları arasında Dr. Chris Lightfoot tarafından devam ettirilmiştir. 2013 yılında Amorium kazı çalışmaları Doç. Dr. Zeliha Demirel Gökalp'in Bilimsel Danışmanlığında sürdürülmüştür. 2014 yılından itibaren kazı çalışmaları Bakanlar Kurulu kararı ile Anadolu Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi olan Doç. Dr. Zeliha Demirel Gökalp'in kazı başkanlığında devam etmektedir. 2013-2015 yılları arasında 505 adet cam obje ele geçmiştir. Camın kırılmaya elverişli bir yapıya sahip olması nedeniyle buluntular küçük parçalar halindedir. Ele geçen buluntular sayısal yoğunluklarına göre bilezik, gövde, pencere camı, ağız kenarı, tessera, kaide, kulp ve kandillere ait parçalardır. Bunun yanı sıra buluntular arasında cam üretiminin dolaylı bir kanıtı olan cüruflar yer almaktadır. Amorium cam objeleri malzeme niteliği, renk, süsleme, ele geçtiği tabaka ve karşılaştırma örnekleri dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Amorium, Bizans, Cam, Aydınlatma, Bilezik.
Robotik sistemlerde görüntü işleme tabanlı nesne tanıma için akıllı ortam aydınlatması
Görüntü işleme tabanlı uygulamalarda ortam aydınlatması, nesnelerin doğru tespit edilmesi ve enerji kullanımı açısından önemli bir husustur. Klasik yöntemlerde ortam aydınlatması ışık kaynağı sürekli açık tutularak, ihtiyaca göre elle açılıp kapatılarak, zamanlayıcı kullanarak veya çeşitli sensörler yardımıyla aydınlık düzeyi ölçülerek otomatik olarak yapılmaktadır. Bu tez çalışmasında, robotik elleçleme uygulamalarına yönelik nesne tespiti ve pozisyon belirlenmesi amacıyla görüntü işlemeye dayalı referans-renk-tabanlı akıllı ortam aydınlatması yapan bir gömülü sistem tasarımı yapılmış ve performansı incelenmiştir. Sistemde asgari aydınlık düzeyinin elde edilmesi için harici bir sensöre ihtiyaç duyulmadan pozisyonları daha önceden belirlenmiş kırmızı, yeşil, mavi ve sarı renkli nesneler referans alınarak aydınlatma sisteminin gücü ayarlanmaktadır. Tasarlanan sistemde görüntü işleme, aydınlatma ve 3-eksen elleçleme işlemleri için Raspberry Pi 4B mini bilgisayar ve GRBL yazılım yüklü Arduino CNC shield kartı kullanılmıştır. Görüntü alma işlemi Raspberry Pi kamera modülü üzerinden, nesnelerin elleçlenmesi ise bir elektromıknatıs ile yapılmıştır. Aydınlatma için PWM sinyali ile sürülen 12V DC beyaz şerit LED lamba kullanılmış ve aydınlık düzeyi oransal olarak kontrol edilerek akıllı ortam aydınlatması yapılmıştır. Sistem arayüz yazılımı Python dilinde kodlanmıştır ve görüntü işleme ile nesne tanıma ve pozisyon belirlenme için OpenCV kütüphanesi kullanılmıştır. Tasarlanan sistemin performansının incelenmesine yönelik deneysel çalışmalar kapsamında beyaz ışık ile aydınlatma yapılmış, platform zemini için yansıma yapmayan beyaz mat renkli plastik fon kullanılmış ve platform üzeri siyah örtü ile örtülmüştür. Renk tabanlı görüntü işleme ile nesne tespitinde Kırmızı, Yeşil, Mavi ve Sarı olmak üzere farklı renklere sahip referans nesneler kullanılarak gerekli olan minimum platform aydınlık düzeyi değerleri araştırılmıştır. Elde edilen deneysel sonuçlara göre; tespit işleminde renk seçimin önemli olduğu anlaşılmış ve bu renkler içerisinde en az aydınlık düzeyine ihtiyaç duyulan rengin sarı olduğu tespit edilmiştir. Sarı rengi ise sırasıyla, yeşil, kırmızı ve mavi renklerin takip ettiği görülmüştür. Tasarlanan sistemde yaklaşık 50 lx aydınlık düzeyinde renk tabanlı nesne tespitinin başarılı bir şekilde yapılabileceği ve çevresel aydınlatma durumuna bağlı olarak yaklaşık 0-225 mW arasında değişen bir güce ihtiyaç duyulduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak; akıllı ortam aydınlatması yapan gömülü sistemin çevresel koşullara bağlı olarak değişen enerji tasarrufu ile asgari aydınlık düzeyini sağladığı görülmüştür.
Saliency based illumination control for directing user attention in 3D scenes
Visual attention significantly affects how we perceive 3D environments and saliency is a part of visual attention expressing how likely a scene or item is to capture our attention due to its apparent features. Saliency relies upon geometry, shading, size, and other visual attributes of items. Illumination of a scene has an important impact on those visual properties; therefore, it influences the saliency distribution of a visual field. In this thesis, the saliency of objects will be recognized by different light locations. This work aims to control the saliency by manipulating the illumination parameters in a 3D scene. For this reason, given a sensible 3D scene, the light parameters that provide maximum saliency for the point of interest objects are investigated. In other words, we propose a method for task-aware automatic lighting setup. In this work, three approaches are proposed for 2D renderings of the 3D scene from specific viewpoints are considered and results are investigated according to saliency distribution under different light positions. For the first approach, a kitchen 3D scene that has objects understood by people is created with different light parameters and saliency results are investigated according to different light positions. Also, for this process, different saliency methods and calculations are used to get successful results and eye tracker testing is used to compare the results. For the second approach, a 3D scene with different light locations is created that has geometric objects not fully understood by people. Similarly, an eye-tracking experiment is conducted to compare relative saliency results and eye tracker-based saliency results. For the third approach, a 3D museum scene is created with light sources which maximize the visual attention of the target objects. In this approach, 360-degree renderings are taken to calculate the relative saliency, and an experiment which is based VR glass is conducted to compare the results. In each of our approaches, our aim is to investigate light positions where target objects are more conspicuous and confirm our results with salience values and eye tracking experiments.
Sigortacının aydınlatma yükümlülüğü
Güven ilişkisinin yoğun şekilde görüldüğü sigorta sözleşmelerinde tarafların sözleşme öncesinde birbirini aydınlatma yükümlülüğü TTK ile özel olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü tüm sonuçlarıyla birlikte detaylı olarak düzenlenmişken sigortacının aydınlatma yükümlülüğü yüzeysel olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Sigortacının sözleşme öncesi aydınlatma yükümlülüğünü ihlâl etmesi hâlinde TTK'nin 1423. maddesi gereğince sigorta ettirene on dört gün içinde sözleşmenin yapılmasına itiraz hakkı tanınmıştır. Oysa Türk Hukuku'nda "sözleşmenin yapılmasına itiraz" diye bir müessese bulunmamaktadır. İtiraz hakkının hukuki niteliğinin belirlenmesi, sadece teorik açıdan değil aynı zamanda uygulama açısından da önemli anlamlar ifade etmektedir. Bu nedenle bu çalışmada sigortacının aydınlatma yükümlülüğü tüm yönleriyle irdelenmeye çalışılmış; özellikle "itiraz hakkı" hususunda öğreti ve uygulamada yer alan tartışmalar ile itiraz hakkının sigorta ettirenin genel hükümlerden kaynaklanan diğer haklarıyla olan bağlantısı üzerinde durulmuştur.
Dumlupınar Üniversitesi Merkez Kampus çevre aydınlatma elektrik enerjisinin; güneş enerjisi ile sağlanması
Günümüzde enerji ihtiyacı nüfus artışı, hızlı teknolojik gelişmeler, ekonomik büyüme ve küreselleşme gibi etmenlere bağlı olarak artmaktadır. Güneş enerjisi, enerji tüketimine cevap verebilmek amacıyla kullanılan alternatif enerji kaynaklarından birisidir.Bu tez çalışmasında Dumlupınar Üniversitesi merkez kampüsünde bulunan tüm dış aydınlatmaların, güneş enerjisi ile elektrik ihtiyacı karşılanırsa, uygulanabilir projesi nasıl olur sorusuna yanıt vermiştir. Bunun için mevcut aydınlatma armatürlerini besleyen enerji dağıtım panolarındaki akımlar ayrı ayrı ölçülmüştür. Bu ölçümler sonucunda kurulu güç hesaplanmıştır. Projede güneş pilleri on-grid inverter ile şebekeye bağlı olarak sistemi beslemiştir. Projede gerilim düşümü hesaplamaları yapılmış, buna bağlı dağıtım projesi de çizilmiştir. Kullanılacak olan güneş paneli sayısı ve inverter gücü hesaplandıktan sonra kampüste uygun bulunan arazi seçilerek yerleri proje üzerinde gösterilmiştir. Projede kullanılacak malzemelerin maliyet analizi çıkarılarak, projenin ne kadar sürede ekonomik olacağı hesaplanmıştır.
Diş hekiminin aydınlatma yükümlülüğü
Diş hekimi; dişlerin, diş etlerinin ve bunlarla doğrudan bağlantılı olan ağız ve çene dokularının sağlığının korunması, hastalık ve düzensizliklerin teşhisi, tedavisi ve rehabilite edilmesi ile ilgili her türlü mesleki faaliyetleri icra etmeye yetkili olan kişidir. Tıbbi müdahale ise, diş hekiminin hastanın beden ve vücut bütünlüğü üzerine, endikasyon şartını ihtiva eden, doğrudan veya dolaylı olarak gerçekleştirdiği her türlü faaliyettir. Diş hekimlerinin, hasta ile ilk temas ettiği andan başlamak üzere bir takım yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu yükümlülükler içerisinde, hem diş hekimliği hem de genel hekimlik uygulamalarında en sık ihlal edilen ise aydınlatma yükümlülüğüdür. Bu kapsamda çalışmamızın birinci bölümünde temel kavramlar, diş hekimliği sözleşmesinin hukuki niteliği ve diş hekiminin gerçekleştirdiği tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğu için gereken şartlar açıklandıktan sonra, ikinci bölümde aydınlatma kavramı detaylı bir şekilde incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, diş hekiminin aydınlatma yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde hangi yaptırımlara maruz kalacağı, bunun öncesinde hastanın zararını hangi ispat vasıtaları ile ispat edebileceği ve bu anlamda bilirkişilik kurumu ve tıp uygulamalarındaki yansımaları izah edilmiştir. Son olarak, örnek aydınlatılmış formu hazırlanarak uygulamaya ışık tutulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler ; Diş hekimi, aydınlatma, tıbbi bilirkişilik, onam formu.
Şanlıurfa Kızılkoyun ve Kale Eteği Nekropollerinin kandil buluntuları
İnsanoğlu, ateşi keşfedip kontrolünde tutmaya başlamasıyla birlikte aydınlatmada da kullanmıştır. Aydınlatmada ilk olarak meşale, sonrasında mum devamında ise kandil kullanılmaya başlanmıştır. Kandiller birçok malzemeden yapıldığı gibi kolay taşınması kullanım pratikliğini doğurmuştur. Yapılan kazılarda en çok karşılaşılan buluntulardan biride, pişmiş toprak kandillerdir. Şanlıurfa Kale Eteği ve Kızılkoyun Nekropollerinde yapılan arkeolojik çalışmalarda, kaya mezar odalarının iç kısımlarında kalıp yapımı pişmiş toprak 162 adet kandil ele geçmiştir. Kandillerin burun ve gövde yapılarına bakılarak, 4 ana tip oluşturulmuştur. Her ana tip, kendi içerisinde farklı özellikler gösterenler için, alt tiplere ayrılmaktadır. Kandiller hakkında yerli ve yabancı kaynak taraması yapılarak benzer özellikler gösteren tipler ile karşılaştırılmıştır. Kandillerin tarihlendirilmesi, bulundukları nekropollerdeki diğer buluntular ve benzer özellikler taşıyan örnekleri ile karşılaştırarak yapılmıştır. Uygun görülen tarihler arasına, Hristiyanlık inancının girmesi sonucunda iki tarih verilmesi uygun görülmüştür. Kandillerin geneli M.S. 3.-5. yüzyıl arasına tarihlenirken üzerinde Hristiyanlık sembolü olan haç motifliler M.S. 4.-5. yüzyıl olarak tarihlemek uygun görülmüştür. Nekropollerde ele geçen kandiller, Şanlıurfa Müzesi Müdürlüğü'nün deposunda muhafaza edilmektedir. Arkeolojik kazılar sonucunda müzeye getirilen pişmiş toprak kandiller üzerine yapılacak ilk çalışma olması ve yapılan kataloglamayla da bundan sonra yapılacak çalışmalara katkı sunacaktır. Ayrıca, kandillerin üretildikleri yerin saptanması, bölgenin ticari, ekonomik ve inanç ilişkilerinin değerlendirilmesi sağlanmıştır.
Malatya Müzesi'ndeki Roma ve Erken Bizans kandilleri
Tarih boyunca aydınlatma, her zaman önemini korumuştur. Bu gereksinimi karşılamak için insanlar çeşitli çözüm yolları arayışına girmişlerdir. Ateşin kontrol altına alınmasıyla beraber insanlar tarafından taşınma amacı ile çeşitli araç gereçler yapılmıştır. Bunların en önemlilerinden biri kolay taşınması ve küçük olmasından dolayı kandillerdir. Taş, pişmiş toprak, cam ve metalden yapılan kandiller, aydınlatma amacı dışında mezar hediyesi ve adak amaçlı da kullanılmıştır. Form ve bezeme özelliklerine bakılarak toplumların sosyal ve ekonomik yorumlamaları yapılabilmektedir. Yapılan atölyelere, kullanılan malzemelere, dini inanışlara ve dönemin sanatsal zevkine göre şekillenen kandiller toplumun önemli bir parçası olarak kullanım görmüşlerdir. Tezin konusunu oluşturan Malatya Müzesi'nde bulunan 53 kandilin katalog çalışması gerçekleştirilerek Roma dönemi kandilleri içerisindeki yerlerinin tespiti ve gelecekteki çalışmalara katkısı amaçlanmıştır. Kandillerin tipolojisi oluşturulmuş ve özellikleri temel alınarak benzer örnekler ile karşılaştırılarak tarihlendirilmesi gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda; Malatya Müzesi'ndeki Roma dönemi kandillerinin dönem içerisindeki yerlerinin tespiti, işlevsel özellikleri, sosyal ve kültürel açıdan değerlendirilmesi sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Malatya Müzesi, Kandil, Roma, Aydınlatma, Erken Hristiyanlık
Dinamik aydınlatmanın insan sağlığı üzerindeki etkileri
Aydınlatma armatürü tasarımında, tercih edilen ışık kaynağı karakteristiklerinin bilinmesi, optik, ısıl ve elektriksel verimlerin belirlenmesi gerekirken uygun aydınlatma tasarım projesi yapımında ekonomik parametreler göz önünde bulundurularak mekan geometrisi ve ihtiyaçları iyi bir şekilde analiz edilmelidir. Tüm bunların yanında göze gelen ışık ile sadece görme eyleminin gerçekleşmediği aynı zamanda biyolojik sistemimizin etkilendiği, sirkadyen düzenimizin dengelendiği, insan yaşama ve çalışma koşullarının değiştiği de bilinmelidir.Dinamik aydınlatma, aydınlatmanın ihtiyaç duyulduğu ortamı tanıyan, ihtiyaçlara cevap verebilmek açısından sürekli değişmeye uygun bir yapıya ve kontrol mekanizmasına sahip olan aydınlatma tasarım biçimidir. Dinamik aydınlatma, gün ışığının dinamizmini iç mekanlara taşıyan gelişmiş bir çözüm olarak ve insanların ruh hallerini güçlendiren uyarıcı bir `doğal' ışık yaratarak sadece enerji tasarrufu sağlamakla ve enerji verimliliğini artırmakla kalmaz, insanların biyoritmine uyumlu olarak kendilerini iyi hissetmelerini de sağlar.Belirli periyotlar halinde çok hassas bir saat gibi çalışan insan döngüsünü kontrol etme yetkisi verilen epifizden melatonin salgılanması ortamın ışık seviyesi ile ilgilidir. Melatonin salgısı ise uyku-uyanıklık düzeni ve bağışıklık sisteminin çalışması üzerinde etkilidir. Bu anlamda aydınlatma yalnızca projelendirme ve mühendislik konusu olmaktan çıkmış, mimarinin, psikolojinin ve tıbbın araştırma ve uygulama konusu haline gelmiştir.Gerçekleştirilen uygulamada dinamik aydınlatmanın kullanım amacı ve insan üzerindeki etkilerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Işık ve sağlık ilişkisinin tasarım ve uygulama aşamalarında ele alınması, daha kaliteli yaşama ve çalışma ortamları sağlamak açısından uygun olacaktır.