Migration policies

99 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerin göç ve entegrasyon politikaları: Gaziantep Büyükşehir Belediyesi örneği

Göç olgusu, şehirleri ve şehirlerde kamu hizmetlerini sağlayan yerel yönetimlerin faaliyetlerini etkilemektedir. 2011 yılında Suriye'den başlayan göç hareketi, başta Türkiye'deki belediyeler olmak üzere farklı ülkelerdeki yerel yönetimlerin politikalarını ve hizmetlerini doğrudan etkilemiştir. Yerel yönetimler bir yandan göçe yaklaşımlarını belirleyerek politikalar oluştururken, diğer yandan ise göçmenlere yönelik çeşitli hizmetler sunmakta ve toplulukların bir arada yaşamasına katkı sağlamaya çalışmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin Suriyelilere yönelik faaliyetlerini kuramsal bir çerçeve ile analiz etmektir. Çalışma, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin yasal, ekonomik ve insan kaynağı eksikliklerine rağmen Suriyelileri yerel halktan ayırmayarak hizmet sağladığını ve topluluklar arasında entegrasyonun derinleşmesini katkı sağladığını tespit etmektedir.

BelediyelerBütünleşmeGaziantep+5
Doğan Demirkıran
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The formal participation of Syrians to the employment in Ankara and attitudes of local people toward Syrians – An experimental design

Despite a significant Syrian population in Turkey, the proportion of Syrians with work permits is low. Promoting their legal employment is necessary for economic benefits, prevention of radicalization, and their right to work. However, given negative attitudes toward Syrian refugees in Turkey, it's crucial to examine how formal employment affects these attitudes. The study employed Contact Theory and Realistic Group Conflict Theory (RGCT) to examine the impact of formal employment of Syrians on attitudes toward them, considering workplace contact and workplace competition. An experimental survey with eight vignettes, varying across three variables with two levels each, was administered to 240 local workers in Ankara's industrial areas. The study found that formal employment is linked to positive attitudes (lower social distance) and lower threat perception, consistent with Contact Theory, while workplace competition is linked to negative attitudes (higher negative emotions) and higher threat perception, consistent with RGCT. However, no significant results were found for hypothesized workplace contact and interactions of manipulations. Also, threat perception was found as a partial mediator in the association between competition and attitudes, and as a full mediator between formal employment and attitudes.

AnkaraMigration policiesRefugees+7
Süeda Kaçdıoğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Cities, forced migration, and multi-level governance: Assessing berlin's policy towards unaccompanied minors

This thesis aims to investigate the relationship between cities and forced migration and explores the increasing role of cities in the Multi-Level Governance of migration. It focuses on the intersection of the local turn in migration and vulnerable refugee groups, mainly unaccompanied minors. Focusing on Berlin through process tracing and single case method, the thesis assesses Berlin's policy toward the unaccompanied minors on the Greek islands in a time frame of the European Refugee Crisis in 2015 until March 2022. It discusses the multilevel nature of local policymaking in migration and its multifaceted drivers as it demonstrates Berlin's interaction with actors at the vertical and horizontal levels and the defining (institutional and structural) and transformative (local discourses and actors) drivers that feature in Berlin's migration policymaking. While this study proves that there is a local turn in migration and cities are no longer solely responsible for the implementation of policies, since they formulate them, particularly for unaccompanied minors, it also reveals that cities are still constrained by the institutional factors that shape their capabilities and limitations against national and supranational actors.

Germany-BerlinEuropean UnionMigration policies+7
Cansu Avan
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticileri ve öğretmenlerin mülteci öğrenci velileri ile karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri

Dünyada son yüzyılda yaşanan sosyal, ekonomik, dinsel, kültürel ve politik sebeplerden ötürü toplumların demografik yapıları etkilenmekte ve bu değişen demografik yapı Mülteci olgusunu da beraberinde getirmektedir. İnsanlar doğup büyüdükleri ülkelerinden başka ülkenin topraklarına istem dışı göç etmekte olup, oradaki topraklarda yerleşme durumunda kalabilmektedirler. Türkiye 1980'li yıllardan beri göç sorunları ile tanışmış ve 2011 yılı itibari ile göç ve mülteci sorunları hız kazanmıştır. Bu bağlamda bu araştırma, eğitim camiasında yaşanılan sorunları tespit etmek amacıyla mülteci öğrencilerin bulunduğu okullarda görev yapan müdür veya müdür yardımcısı, öğretmenler ve mülteci veliler ile yaşadıkları deneyimleri ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu çalışma, kişilerin belirli bir olguyu nasıl deneyimlediklerini daha ayrıntılı bir şekilde ortaya sunmak amacıyla; nitel araştırma desenlerinden Olgubilim (fenomenoloji) ile desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu ise, İstanbul il sınırları içerisinde bulunan okullarda en az 10 mülteci öğrencinin eğitim görüyor olması ve mülteci öğrencilerin devam ettiği okulda en az bir yıldır görev yapmış 10 öğretmen, 10 okul yöneticisi; en az bir sene eğitim ve öğretim gören 8 mülteci öğrenci velileri ile oluşturulmuştur.Anahtar Kelimeler: Eğitim, Mülteci Sorunları, Mülteci Veliler, Okul-Veli İlişkiler

Eğitim sorunlarıGöç politikalarıMülteci hakları+5
Esra Sevinç
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Turkey migration management and instituonal migration authority head office sample

Migration is an important phenomenon that all societies have encountered throughout the human history. Societies have migrated for various reasons; propelled either by forced migration such as war, natural disaster; change of political regime, and security issues, or voluntarily for better life conditions. Migration cannot be described only as replacing. It is an international and a complex process with many aspects including social, psychological, and economic factors. Turkey has historically been at the center of mass migration as both emigrant and host country for its geostrategic position. Turkey has also become a transit country. It is observed that especially in recent years, our country faces an intense migration movement from the neighbouring countries. Even though the legal and institutional infrastructure of migration exists in Turkey, the events that took place in the country's geography and new international circumstances necessitated more comprehensive legal and institutional regulations. For this massive and intense migration movement, migration policies, Directorate General of Migration Management was established under the Ministry of Interior Affairs as the first center for taking institutional responsibility and centralizing the management of migration movement. In this study, firstly a conceptual and theoretical framework for migration, international migration, migration management and its necessity is drawn by considering the related issues. Following, the approaches to migration and migration movements from the Republic to the present day that shaped the migration policies are analysed. In this respect, the administrative organization of Migration Policies, Directorate General of Migration Management is discussed together with its operations and importance from a historical perspective. Accordingly, an extensive literature research is conducted, comparatively considering the subject.

Migration policiesMigration managementGeneral Directorate of Migration Administration+3
Nuri Mehmetbeyoğlu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplumsal ilişkiler ve göç politikaları bağlamında sosyo-kültürel entegrasyon: Ankara'daki Suriyeli mülteciler örneği

Bu araştırma, Ankara'daki Suriyeli mülteciler ve yerel toplum üyelerinin toplumsal ilişkileri ile Türkiye'deki göç tarihi ve politikaları bağlamında sosyo-kültürel entegrasyon kavramının teori ve uygulamadaki izini sürmektedir. Son yıllarda gerçekleşen kitlesel göç hareketleri sonucunda önemli bir göç ülkesi haline gelen Türkiye'de, göç yönetimi giderek daha fazla insanı etkileyecek bir boyuta ulaşmıştır. Göç yönetiminin en önemli parçalarından birisi olan entegrasyon politikaları çok boyutlu ve çok aktörlü bir bakış açısını zorunlu kılması bağlamında hem mülteci toplulukları hem de ev sahibi toplumu doğrudan etkileyen bir süreçtir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, Suriyeli mülteciler ve yerel toplum üyelerinin toplumsal ilişkileri çerçevesinde sosyo-kültürel entegrasyon deneyimini etkileyen boyutları tartışmaya açarak, gruplar arası ilişkilerdeki çatışmaları önleyebilecek öneriler geliştirmektir. Bu araştırmada, entegrasyonun ekonomik, politik, sosyal ve kültürel boyutlardan birini dışlayan bir analiz değil, toplumsal gerçekliğin çeşitli düzeylerinin göreceli özerkliğinin bilincinde olarak, hepsinin birbirine içkinliğini kabul eden fakat projeksiyonun önüne daha çok sosyo-kültürel entegrasyon meselesini alan bir analiz yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılan araştırmada, Ankara'nın Altındağ ve Mamak ilçelerinde yaşayan 20 Suriyeli mülteci ve Altındağ, Mamak, Ümitköy ilçelerinde yaşayan 21 yerel toplum üyesi ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nitel veriler bağlamında mülteciler ve yerel toplum üyelerinin sosyo-kültürel entegrasyon deneyimleri çerçevesinde algı ve beklentileri yedi kategoride analiz edilmiştir. Öz kimlik, benzerlikler, farklılıklar, sosyal ilişkiler, kültürel ilişkiler, aidiyet duygusu ve dışlanma deneyimleri kategorilerinde ve çeşitli alt kategorilerde nitel verilerin analizi yapılmıştır. Sonuç olarak, Türkiye'de önemli bir sürekliliğe sahip olan "öteki" özneye karşı, "biz" öznesinin inşasından etkilenen yerel toplum üyeleri ile yapısal koşulların belirleyiciliği dışında kendine özgü mekanizmalara da sahip olan karmaşık bir düzlemde gelişen gündelik yaşam ilişkilerinin, Ankara'daki Suriyeli mültecilerin sosyo-kültürel entegrasyon deneyimini doğrudan etkilediği görülmüştür. Göç yönetimindeki "geçicilik" yaklaşımının yarattığı belirsizlik koşulları, gruplar arası sosyal ve kültürel temasın çoğunlukla zorunlu koşullarda gerçekleşmesi ve mültecilerin maruz kaldıkları farklı boyutlarda hissedilen dışlanma deneyimleri çerçevesinde Ankara'daki Suriyeli mültecilerin Türkiye'ye aidiyet duygusunun henüz arzulanan boyutlarda olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sosyo-kültürel Entegrasyon, Kimlik, Kültür, Aidiyet, Suriyeli Mülteciler, Yerel Toplum, Toplumsal İlişkiler, Göç Politikası.

AidiyetGruplararası ilişkilerGöç politikaları+7
Hacı Çevik
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

An evaluation on the contribution to social cohesion in forced migration through employment: The case of Syrians in the context of Turkey

This study revals that employment is a functional instrument that contributes to the mechanism, considering that social cohesion is a tool that ensures the continuation of the socio-economic order of the modern-capitalist state. In social cohesion activities carried out for the employment of refugees, the state, as the most determining actor, takes the needs of the market as a criterion. Sectoral requirements at the national and global level in employment-related activities determine the work of refugees. In this process, non-governmental organizations support the state and play a facilitating role in the field. This functional aspect of employment for social integration also proposes an item, "the irony of social cohesion as a class instrument" for the agenda. But the organizational scope of the right to work may conflict with this contrast of social cohesion. The social order can be challenged, thanks to the collective resistance that employment provides to sectors of labor. However, as the disadvantage of labor groups in terms of accessing rights and services increases, as is the case with refugees, this unique aspect of employment against social cohesion begins to disappear. This situation increases the fragility of these segments and causes them to regress in social life. The employment of Syrians in our country is an important example of this theoretical perspective. In line with the interviews with the actors operating in the employment of refugees throughout Turkey and differing from each other in terms of administration, it is observed how the employment of Syrians contributes to the socio-economic order that the state tries to protect through the aim of social integration and in fact, the market rules dominate. Keywords: State, Social cohesion, Social integration, Classism, Employment, Syrians.

Migration policiesMigrationsEmigrants+5
Burçak Sel Tüfekçi
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin sosyokültürel uyumu ve Türk halkının Suriyelilere yönelik tutumu üzerine bir araştırma: İstanbul ve Kahramanmaraş örneği

Bu araştırma, Geçici Koruma Statüsü'ndeki (GKS) Suriyelilerin sosyokültürel uyumu ile yerel (Türk) halkın Suriyelilere yönelik tutumlarını, yaşam doyumu ve algılanan sosyal destek bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, nicel yönteme dayalı olarak betimleyici, ilişkisel ve açıklayıcı bir tasarım çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Örneklem, İstanbul'un Fatih ve Kahramanmaraş'ın Dulkadiroğlu ilçelerinde yaşayan 426 yerel halk ve 417 Suriyeli bireyden oluşmaktadır. Veriler, kişisel bilgi formu, yaşam doyumu ölçeği ve çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Ek olarak, yalnızca Suriyelilere Sosyokültürel Uyum Ölçeği, yalnızca yerel halka ise Yerel Halkın Suriyelilere Yönelik Tutumu Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, Suriyelilerin yaşam doyumu (15,28) yerel halktan (11,80) daha yüksek bulunmuştur. Buna karşılık, yerel halkın sosyal destek algısı (73,44), Suriyelilerin sosyal destek algısından (53,16) daha yüksektir. Suriyelilerin sosyokültürel uyum ortalama puanı ise 71,50 olarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, Suriyelilerin sosyal destek algısının ve yaşam doyumunun sosyokültürel uyum üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Öte yandan, yerel halkın yaşam doyumunun Suriyelilere yönelik tutumları olumlu yönde etkilediği; ancak sosyal destek algısının tutumlarla anlamlı bir ilişkisi olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu araştırma, sosyal destek ve yaşam doyumunun toplumsal uyum süreçlerinde belirleyici rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu bulgular, kapsayıcı ve adil sosyal destek mekanizmalarının geliştirilmesinin, hem yerel halkın tutumlarının iyileştirilmesine hem de Suriyelilerin toplumsal adaptasyonunun kolaylaştırılmasına katkı sağlayacağını göstermektedir.

Göç politikalarıGöçlerSosyokültürel uyum+1
Merve Kaya Buzkıran
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessEN

The role of security perceptions in the development of Turkey's migration policy and legal framework: The example of Turkey-EU relations

The purpose of this thesis is to examine Turkey's migration policy and its legal framework with regards to the perceptions of security originating from the EU. This thesis analyzes how and to what extent EU's migration policies affect the development of Turkey's migration policy. In recent years, the EU has encouraged Turkey to build its approach to migration issues upon a systematic basis. In the EU, there is a deep-rooted perception of security regarding migrants that has developed after the 1970s with the incoming migrants. In this context, the important point for the EU has been the prevention of large migration flows and the protection of external borders. Accordingly, the EU has exported its perceptions of security in order to ensure security within its borders, aiming at the establishment of these security-oriented migration policies and perceptions in third countries such as Turkey. Harmonization of the migration-related legislation and legal infrastructure of the candidate countries, including Turkey with the EU acquis is one step that is taken to that end. This thesis aims to investigate whether the securitization of migration in the EU affects the migration policies of Turkey directly. The main assumption of the present thesis is that the issue of migration is securitized in the EU. In the literature, migration and migration-related concepts are generally associated with political preferences and analyses have been made on the concepts of migration and security to fill the gap. In this context, with the Helsinki Summit, Turkey has been encouraged and suggested to develop an EU-oriented perspective on migration policies. For this reason, it is seen that simple and conventional security theories are not sufficient to explain the migration phenomenon. In this context, the theory of securitization of the Copenhagen School, which forms the theoretical basis of the thesis, and the multi-sector security approach, also known as the multiple approach to security, are elaborated.

European UnionIrregular immigrationMigration policies+6
Emre Tan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz'deki mülteci gemilerinin yaşam hakkı ikilemi

Yaşama hakkı, en temel haktır. Bu hak karşısında diğer insan hakları, ikincil haklar konumundadır çünkü diğer hakların kullanımı ve varlığı yaşam hakkına bağlıdır. Mülteci gemilerinin yaşam hakkı sorunu ise yalnızca yaşam hakkının dokunulmazlığı ile çözülememektedir. Arap Baharı ile birlikte Kuzey Afrika kıyılarından Akdeniz'e açılan mülteci gemilerinin sayıca artması sonucu ölen sığınmacıların sayısı tam olarak bilinmese de, on binlerle ifade edilmektedir. Sadece 2015 yılı boyunca Akdeniz'de ölen ya da kaybolan insan sayısının üç bini geçmesi, Akdeniz kıyılarında yaşanan bir insanlık trajedisi olarak, Avrupa liderlerini söz konusu soruna yönelik insani vazifelerini yerine getirmeye zorlamaktadır. Avrupa Birliği'nin uygulamaya koyduğu göç politikaları ve sistemleri mülteci gemilerinin durdurulması hususunda yeterli olmamıştır. Birlik; caydırıcı politikalar, dikenli teller, denizlerde geri itme, iltica başvuru hakkı tanımama gibi yöntemlerle sınırlarına dayanan sığınmacı sayısında bir azaltma yaratsa da yaşanan sığınmacı ölümlerinin yeniden yaşanması korkusu Avrupa Birliği'ni günden güne sıkıştırmaktadır. Akdeniz'de yol alan mülteci gemilerinin Avrupa Birliği kıyılarına kabulü ya da reddi hususunda incelenecek olan yaşam hakkı ikilemi, her iki duruma ait gerçekler ve yorumlarla sorunun çözümünü, mülteci gemilerinin menşe veya transit ülkeden hiç çıkmaması olduğunu vurgulayacaktır.

AkdenizAvrupa BirliğiDüzensiz göç+7
Merve Ayaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

From refuge to war zone: Policy failure in the involuntary return of Somali refugees to war-torn Somalia by the government of Kenya

In the world's real state of nature, people are forcefully evicted from their homes every other time either because they are targets of their state's persecutions or their state's failure to protect them from violent conflicts and wars that make people's homes inhabitable. They flee to other states in search of safety and because States, the world over, have collectively claimed the territories in form of physical boundaries, autonomy and sovereignty, these subjects of eviction transform to being refugees. Pushed from their homes, coupled with the fact that States continue to erect high border fences and walls and legislate restrictive migration policies aimed to wade off refugee claims, as they portray refugees as a burden and a problem to be addressed, their protection has been of primary concern to the international community. National asylum systems, however, have been inadequate and their procedures ineffective in addressing the plight of refugees. Structured around the following general research question: What are the policy failures in the motivations, interests and strategies by the Kenya Government, Federal Republic of Somalia, UNHCR and other stakeholders in pushing for repatriation of Somali Refugees spontaneously and prematurely?, the study answers the question by tracing the Kenyan asylum procedures over time with respect to the principles of non-refoulement and the right to asylum. Following a theoretical evaluation of these two key principles, both at the international and domestically in Kenya, and in the framework of the 1951 Refugee Convention, this study endeavored to show that the Kenyan asylum laws are not independent from the international asylum legal framework, and that Kenya must honour its international obligation to protect refugees. Taking account of Kenya's international obligation, the Federal Republic of Somalia's duty to create conditions of just return for its citizens and UNHCR's mandate to protect refugees, the study continues its analysis by qualitatively investigating the role and motivation of those three parties in promoting return of refugees at a time when Somalia is still not safe and the Federal Government of Somalia has admitted to not being able to accommodate large-scale returns of its nationals. The study concludes that the Government of Kenya's security and sovereignty concerns, the Somali Government's push for legitimacy after decades of war, and UNHCR's battle with host State's pressure to return refugees informed the decision to prematurely evict refugees from Kenya. Moreover, the study reveals the inadequacy of the Kenya's asylum space and advocates for hastening of the repeal of the Refugee Act 2006 by parliament so that refugees can adequately access protection. But before that happens, refugees in Kenya continue to suffer from inadequate protection challenges, and the international community and donor States are strongly encouraged to readapt their practices and align them to the refugee challenges of the 21st century. Top of the chart is the need to support Somalia's demographic security challenge whose picture portrays an outright outlier in the demographic sense, besides fixing the physical security situation in Somalia.

Migration policiesMigrationsKenya+5
George Mwatata Mwachıro
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sinematerapi bağlamında göç psikolojisi ve seyirci deneyimleri

Sinematerapi yöntemi, özdeşleşme (identification), Katarsis (Catarsis), İçgörü (İnsight), ve bütünleşme (universalisation) olmak üzere dört aşamada uygulanmaktadır. Sinematerapi genel olarak yardımcı bir terapi yöntemidir. Sinema, bireyin kendisi ve çevresi ile ilgili farkındalık geliştirmesinde önemli bir rol oynar. Ayrıca kişiler arası bağları güçlendirici ve bireylerin problem çözebilme süreçlerine olumlu etkisi vardır. Sinematerapi çalışmalarında sinemanın rehabilite edici etkisi birçok araştırmacı tarafından ifade edilmiştir (Berg-Cross, Jennings ve Baruch, 1990). Sinematerapinin uygulanacağı bireyin hayatı ile ilişki kurabilecek bir filmin belirlenmesi, bu yardımcı terapi yönteminde önemli bir yere sahiptir. Sinematerapinin ilk aşaması olarak film karakterleri ile özdeşleşme kurulması sağlanır. İkinci olarak, duygusal boşalımın olduğu katarsis aşamasına geçilir. Üçüncü olarak sorunlar ile ilgili içgörü ya da bir başka ifadeyle farkındalık geliştirilir. Son olarak ise film karakterlerinin yaptığı hatalar ve yaşanan sorunlar ile ilgili çözüm önerilerinden kazanımlar sağlanması ve problemi yaşayan bireylerin yaşadıkları sorunların sadece kendilerine mahsus olmadığına dair yararlar sağlanır. Bu çalışma, sinematerapi yöntemi çerçevesinde sinemanın filmler aracılığıyla seyirci ile kurmuş olduğu ilişkiyi odağına alırken, göçmen seyirciler ölçeği kapsamında günümüzde sinema ve izleyici ilişkisini anlamak ve bu çerçevede bir tartışma yürütmeyi amaçlamaktadır. Türkiye, siyasi, iktisadi, dini ve etnik baskılar gibi çeşitli sebeplerden dolayı sığınma talebinde bulunmuş, pek çok mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. Göçmenler ile ilgili eğitim, sağlık, sosyal çalışmalar gibi farklı alanlarda çalışmalar yürütülse de göç ve sinema alanlarında yapılan alan araştırmaları sayıca yetersizdir. Araştırma temel olarak sinematerapi ve seyirci deneyimlerinden hareket ederek, göç konusunu ele alan filmlerin göçmen seyirci deneyimine nasıl bir etkisi olduğuna dair alımlama çalışması üzerinden ilerlemiştir. Çalışmanın amacı göçöemlerin bakış açısından yola çıkarak, onların göç süreci ile ilgili deneyimlerine odaklanmak ve sinematerapi ile oluşacak değişimleri gözlemlemektir. Göç meselesi kapsamında ise ait olma duygusu, benlik algısı, sosyal kimlikler ve göçmenlerin ayrımcılık ve önyargı temsilleriyle nasıl bir ilişki kurduklarının yanı sıra bireysel çözüm önerileri ele alınmıştır. Araştırma sinema ve psikoloji ilişkisi kapsamında, göç temalı filmlerin izlenmesine, filmlerin tartışılmasına, genel olarak psikoloji alanında kullanılan sinematerapi yönteminin araçlarının film çalışmaları alanında uygulanmasına ve göçmen seyirci deneyimlerine odaklanmıştır.

BellekGöç politikalarıGöçler+6
Saygın Koray Doğaner
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin göç politikası ve 2010-2020 yılları arasının sığınmacı politikası açısından değerlendirilmesi

Göç ve göç olgusu en basit ifade ile bir kişi veya grubun coğrafi olarak yer değiştirmek amacıyla başka bir yere hareket etmesidir. Göç sonrası ise hem göç alan hem de göç veren toplumlarda, özellikle de göç eden kişilerde bir takım olumlu ve olumsuz etkiler söz konusu olmaktadır. Özellikle de kitlesel göç hareketleri sonrası göç alan ülkelerin toplumsal yapılarında önemli ölçüde değişiklikler yaşandığı birçok kez gözlemlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti ise bulunduğu coğrafi konumu itibariyle kurulduğu andan itibaren pek çok göç süreci yaşamıştır. Zaman zaman zorunlu nedenlerle bazı durumlarda ise çevresine göre daha iyi şartlarda olmasından hareketle pek çok kez bireysel ve toplu göçlere maruz kalmıştır. Özellikle 2010 yılından itibaren komşu ülke Suriye'de yaşanan olumsuz durumlar ve iç savaş sonrası gerçekleşen kitlesel göç, Türkiye göç tarihinde yaşanmış olan en kalabalık nüfus hareketi olarak görülmüştür. Türkiye, Suriye'den yaşanan kitlesel göçe yönelik olarak açık kapı politikasıyla günümüzde yaklaşık olarak 4 milyon kişiye ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca son yıllarda sayıları gittikçe artan Pakistan ve Afganistan uyruklu sığınmacılarında Türkiye'ye gelerek yaşamlarını burada sürdürme gayreti bulunmaktadır. Bu çalışma Türkiye'nin Cumhuriyetin ilanından itibaren günümüze kadar uyguladığı göç politikalarını özellikle de 2010 sonrası yaşanan süreçte ne gibi yeni politikalar üretildiğini kronolojik olarak değerlendirmektedir.

Göç politikalarıGöçlerMülteciler+3
İbrahim Erdoğdu
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Göç, ekonomik büyüme ve enerji tüketimi arasındaki ilişkinin analizi: AB ülkeleri üzerine bir uygulama

Göç olgusu içerik bakımından oldukça geniş bir alana yayılmaktadır. Göç, tarihin her döneminde olumlu ve olumsuz etkilere sahip olmuştur. Ekonomik gelişmeler, ulaşım ve iletişim sistemleri gibi faktörlerin yanı sıra politik baskılar, savaşlar ve toplumsal huzursuzluklar gibi zorlu koşullar, insanların bir yerden başka bir yere hareket etmelerine sebep olmuştur. Bu nedenle göç olgusu ortaya çıktığı dönemde ekonomik, kültürel ve siyasi etkiler bırakmaktadır. Enerji tüketimi ülkelerin ekonomik büyümesinde önemli rol almaktadır. Ayrıca en önemli sosyo-ekonomik kalkınma öğelerinden biridir. Her ülkenin enerji tüketim hacmi ve gücü, o ülkenin ekonomideki istikrarlı kalkınmasını sağlayan bir anahtar vazifesi görmekle birlikte aynı zamanda önemli bir gelişmişlik göstergedir. Bu nedenle göç ile enerji tüketimi ülkelerin ekonomik büyümesini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu çalışma kapsamında 2008-2021 yılları arasında 20 adet Avrupa Birliği ülkesi (Malta, İspanya, Kıbrıs, Yunanistan, Hollanda, İrlanda, Avusturya, Lüksemburg, Macaristan, Portekiz, Almanya, Belçika, Çek Cumhuriyeti ve Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hırvatistan, İsveç, İtalya, Slovenya) göç, ekonomik büyüme ve enerji tüketimi değişkenleri panel veri analiz yöntemi ile incelenmiştir. Bu araştırmada amaç, bu ülkelere yönelen göç hareketi sonucu gelen göçmenlerin ekonomik büyüme ve enerji tüketimine olan etkisini bulmaktır. Ekonometrik analizlerde yatay bağımlılık testi, Crosssectional Augmented Dickey Fuller (CADF) birim kök testi ve Dumitrescu & Hurlin (2012) panel granger nedensellik testi uygulanmıştır. Dumitrescu & Hurlin (2012) panel granger nedensellik testi ile değişkenler arasındaki ilişkilerin yönü belirlenmiştir. Çalışmada verilerin analizi için Stata yazılım sistemi kullanılmıştır. Çalışma neticesinde göçten ekonomik büyümeye doğru nedenselliğin olduğu, enerji tüketiminden ekonomik büyümeye doğru nedenselliğin olduğu ve enerji tüketiminden göç değişkenine doğru nedenselliğin olduğu belirlenmiştir. Bu bağlamda göçün enerji tüketiminin nedeni olmadığı ancak enerji tüketiminin göçe neden olduğu sonucuna varılmıştır. Enerji tüketiminin fazla olduğu ülkeler sermaye gücü ile emek talebinin yüksek olduğu dolayısıyla göç hareketlerinin hedefinde olan ülkelerdir. Bu durumda emek piyasayı göç alan ve veren ülkeler arasında dengeye gelene kadar enerji tüketiminin göç hareketlerine neden olacağı söylenebilir. Ayrıca söz konusu ülkelerde ekonomik büyümenin göçün nedeni olmadığı ancak göçün ekonomik büyümeye neden olduğu tespit edilmiştir. Göç hareketleri sonucu sermaye gücü ile emek arzının buluşması sonucu ekonomik büyüme pozitif yönde etkilendiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Ekonomik Büyüme, Enerji Tüketimi, Panel Veri Analizi, Avrupa Birliği

Göç politikalarıGöçler
Ali İslamoğlu
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Suriyelilere yönelik göç politikası: Konya sivil toplum kuruluşları örneği

Göç kavramı; ülkelerin birbirlerinin kaderi üzerinde ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alanda etkileri bulunan öznesi insan olan önemli bir konudur. 2010 yılında baskıcı, otoriter ve antidemokratik yönetimlere karşı gelen halk tarafından Tunus ülkesinde başlatılan protesto ve gösterilerin 2011 yılında Suriye ülkesine sıçraması, Esed rejiminin olayları bastırmak için aşırı şiddet kullanması ve iç savaşın meydana gelmesi, Suriye'den sınır ülkelere kitlesel göç hareketlerinin başlamasına neden olmuş, günümüze kadar ülkemize milyonlarca sığınmacı gelmiştir. Bu süreçte ülkemiz Suriyelilere karşı açık kapı politikası izlemiş, tarihsel, kültürel ve akrabalık bağları nedeniyle kapılarını açmıştır. En önemli etken ise insanı tutumudur. Sığınmacıların 2011 yılında ülkemize gelmeye başlamasıyla birlikte, sivil toplum kuruluşlarının önemi giderek artmaya başlamıştır. Bu kuruluşlar, herhangi bir çıkar amacı olmayan, yapılan hizmet karşılığında ücret talep etmeyen, masraflarını gönüllülerin bağışlarıyla karşılayan, halkın yararını gözeterek karar almada esnek davranabilen ve faaliyetlerini devletin koyduğu yasalar çerçevesinde yapan kuruluşlardır. Sivil toplum kuruluşlarının sığınmacılar üzerine politikaları ve önerileri, toplumsal konularda daha güçlü mutabakat zemininin oluşmasına büyük katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada; Konya ilinde sivil toplum kuruluşlarının sığınmacılara yönelik politikaları, faaliyetleri, karşılaştıkları sorunlar, çözüm önerileri ile kamu kurum ve kuruluşları ile olan ilişkileri açıklanmaya çalışılmıştır.

Göç politikalarıGöçlerKonya+5
Alper Yılmaz
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Almanya'daki genç kuşak Türk diasporasının dini kimlik inşası

Kimlik konusu modern ulus devletler için önemini korumaya devam etmektedir. İletişim, haberleşme ve ulaşım ağlarının artması ve göçlerin görünür olması, ulus devletlerin sınır ötesindeki topluluklarına yönelik de kimlik politikaları geliştirmesine neden olmuştur. Buna paralel olarak göçü alan toplumlar da kendi ulus devlet modelleri bağlamında göçmen ve diasporik gruplara yönelik kimlik politikaları geliştirmiştir. Bu anlamda Almanya'daki Türk diasporası hem Türkiye'nin hem de Almanya'nın geliştirdiği çeşitli politikalardan etkilenmektedir. Bu etkilenmenin özellikle dini kimlik bağlamında nasıl gerçekleştiği bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Almanya'daki genç kuşak Türk diasporasında dini kimlik inşasını ele alan bu çalışma nitel yönteme başvurarak Almanya'nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde yaşayan 18-22 yaş arasındaki 23 katılımcıdan elde edilen niteliksel verilere dayanmaktadır. Araştırma Almanya'daki genç kuşakların dini kimlik inşasında belirleyici olan unsurları ortaya çıkarmayı ve genç kuşakların dini kimlik inşasını anlamaya çalışmaktadır. Saha çalışması sonucunda kendini dini kimlik çerçevesinde tanımlayan genç kuşak katılımcıların dini kimlik inşasında aile, sivil toplum kuruluşları, dil ve Almanya'nın politikaları olmak üzere dört farklı unsurdan etkilendikleri görülmüştür.

AlmanyaDiasporaDini kimlik+7
Muhammet Mustafa İyi
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Study of migration policies and practices in Türkiye: Reflecting on membership and sovereignty through law

Migration is a complex phenomenon necessitating the integration of various perspectives, assumptions, and levels of analysis. This dissertation explores the functioning, complexities, and repercussions of migration and the asylum domain by merging law and politics at the intersection of a country case. It takes the Turkish state, a massively targeted country by migratory flows throughout its history, as its center of analysis. It focuses first on the stated goals behind the Turkish legal framework with a historical legal analysis, second on their implementation by the state officials in charge equipped with the use of discretion, and third, on the repercussions of these laws and their implementation on the lives of the undocumented migrants and asylum seekers, resulting in legal violence. To this end, I analyze parliamentary minutes, in-depth interviews with police officers and migrants, newspaper articles, and secondary resources. By studying Turkish migration and asylum policies and practices until 2013, I contend that neither the state objectives of protecting national security, social cohesion, and economic efficiency are fulfilled nor the protection of individual rights of the migrants and asylum seekers. The unchanging result of the Turkish migration and asylum system is the perpetuation of a soft-on-the-outside, hard-on-the-inside approach reproducing a malaise of migration non-management, creating endlessly shadow individuals enduring legal violence.

Migration policiesMigration management
Gül Çatır Açıkgöz
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi'nde Çorum'a dış göçler ve sosyo-kültürel izleri

Göç; bölgelerin demografik yapılarını değiştiren unsurların başında yer almaktadır. Farklı nedenlerle gerçekleşen göçler gönüllü olabildiği gibi zorunlu da olabilmektedir. Göçler sonucu gelenlerin yerleştirilmesi iskân politikaları kavramı altında yer almaktadır. Anadolu, binlerce yıllık tarihi boyunca göç kavramının şekillendirdiği coğrafyaların başında gelmiştir. Bu coğrafyanın bir parçası olan Çorum da dönem dönem göç hareketlerini karşılayan mekânlardan birisi olmuştur. Osmanlı Devleti'nin toprak kayıplarının arttığı 19. yüzyılın ortalarından itibaren Anadolu'ya geçekleşen Müslüman-Türk göçleri Çorum'u da etkilemiştir. Bu nüfus akışı Çorum'un demografik yapısını yeniden şekillendirmiştir. Cumhuriyet Dönemi'ne gelindiğinde Türkiye'ye gerçekleşen dış göçler sonucunda uygulanan iskân politikaları ulus devlet oluşumu sürecinde etkili olmuştur. Yeni Türk Devleti'nin iskân politikaları, Çorum'da da uygulanmış ve kent tarihindeki yerini almıştır. Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi ve Türkiye'ye gerçekleşen diğer dış göçler ile gelenler Çorum'da iskân edilmiştir. Bu tezde mübadiller için emval-i metrukeden yararlanılması, göç edenler için yeni köylerin kurulması ve mevcut köylerde göçmenler için göçmen evlerinin inşası gibi politikalar Çorum'un Akpınar, İkipınar ve Kadıkırı köyleri üzerinden değerlendirilmiştir. Bu köylerde bu göçün izleri, köylere göre farklılık göstermekle beraber, toplumsal yaşamda sosyo-kültürel ve ekonomik olarak günümüzde dahi varlıklarını devam ettirmektedir.

Cumhuriyet DönemiGöç politikalarıGöçler+3
Tuğba Gülen
Ankara University · Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de hükümetlerin iç göç politikaları (1923-1960)

İnsanlık tarihi kadar eski bir geçmişi bulunan göç olgusu, tarihte yer almış büyük devletlerin kuruluş, gelişme ve yıkılış süreçlerinde önemli etkiler yapmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla Anadolu coğrafyası üzerinde ortaya çıkan Türkiye Cumhuriyeti Devleti de kuruluş dönemi sürecinde karşılaştığı iç ve dış göç olayları neticesinde varlığını başlatmıştır. Devletin kuruluşu üzerinde büyük etkisi bulunan göçler, devam eden süreçte etkisini daha da artırmış ve uzun yıllar ülke içerisinde siyasi, ekonomik ve kültürel politikaların belirlenmesinde önemli rol oynamıştır. XX. yüzyıl ile birlikte gerek iktisadi kalkınmayı sağlayacak üretimin gerçekleşmesi gerekse ordunun güçlendirilmesini sağlayacak asker unsuru için insan gücüne ihtiyaç duyulması, nüfus olgusunun ön plana çıkmasına neden olmuştur. İktisadi ve askerî açıdan güçlü olan bir ülkenin siyasi olarak da güçlü olacağı düşüncesi çerçevesinde hareket eden genç Türk Devleti, nüfusunu artıracak politikalar izleyerek bu çerçevede ülke dışındaki Türklerin, anavatana dönüşlerini gerçekleştirmeye çalışmıştır. Yeni kurulan ulus-devlet, Türk kültürünü esas alan türdeş bir topluluk yaratma hedefinde olmuş ve yeni devletin göç ve iskân olaylarına bakışı da bu hedef doğrultusunda olmuştur. Cumhuriyet Dönemi'nde çıkartılmış olan kanunlardan üç tanesinin (1923, 1926, 1934) son ikisinde (1926, 1934) göç ve iskân uygulamalarının temel belirleyici etmeni Türk ırkı ve Türk kültürü olmuştur. Gerçekleşen tüm göç ve iskân uygulamalarında Türk kültürüne bağlı olan veya yaratılmak istenen türdeş topluma ayak uydurabilecek ve bu kültürü benimseyecek olan dış ülkelerdeki Türklerin, Anadolu'ya göç etmesine sıcak bakılmıştır. Ülke dışından gelen göçmenlerin yerleştirilmesi işlemlerinde Türk ekonomisine nerede daha iyi hizmetler verebilecekleri düşüncesiyle hareket edilmiştir. Ayrıca göçmenlerin uyum sorunu yaşamamaları için de genellikle geldikleri yerlerin iklimi ve yaşayış şartları ile benzer özelliklere sahip olan bölgeler tercih edilmiştir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında ülke dışından gelen göçmenlerin iskânı dışında ülke içerisinde de çeşitli göç uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Siyasi, ekonomik ve güvenlik eksenli faktörler nedeniyle gerçekleşmiş olan bu göç hareketlerinde genellikle irade dışı etmenler söz konusu olmuştur. 1923-1960 yılları arasında ülke içerisinde yer değişikliği yapmış olan unsurlar arasında Kürtler, Çingeneler, göçebeler ve doğal afetler nedeniyle zarar gören kişiler yer almıştır. Kürtler ve Çingeneler, Türk kültürüne sahip olmadıkları veya bunun için gayret göstermedikleri için göç ettirilirken aşiretler, göçebeler ve Yörükler ise hem yerleşik hayatın özendirilmesi hem de ülke içerisinde asayişin sağlanmak istenmesi nedeniyle yer değişikliğine tâbi tutulmuşlardır. 1923-1950 yılları arasında görev yapmış olan CHP hükümetleri döneminde uygulanmış olan iç göç politikalarının belirlenmesinde ana etmen, yeni kurulmuş olan devletin sınırlarının ve ülke içerisindeki güvenlik ve asayişin sağlanması olmuştur. 1950-1960 yılları arasında görev yapmış olan DP hükümetleri dönemi içerisindeki iç göç politikalarının temelini ise ekonomik gelişmenin gerçekleştirilmesi çabaları oluşturmuştur. İki dönem arasındaki iç göç politikalarının en belirgin benzer yönü ise merkezi otoritenin sağlanmak istenmesi olmuştur. Hem dışarıdan gelen göçmenlerin hem de ülke içerisinde yer değişikliği yapılan ahalinin düzeni bozmalarına kesinlikle izin verilmemiş ve gerektiğinde bu şahıslar, tekrar başka yerlere göç ettirilmişlerdir.

Devlet politikalarıGöç politikalarıGöçler+2
Ramazan Çelem
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de göç politikalarında değişim, kurumsallaşma ve yaşanan sorunlar

Göç konusu kısa ve uzun vadede Türkiye'nin temel meseleleri ve değişen öncelikleri arasında en önemli gündemlerinden birini oluşturmaktadır. Yakın dönemde göçlerin önemli ölçüde artış göstermesi, Avrupa Birliği uyum süreci ve özellikle 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun kabul edilmesiyle birlikte göç konusu kamu yönetimi disiplininin önemli çalışma alanlarından biri haline gelmeye başlamıştır. Bu konuda yapılan çalışmalarda -özellikle son dönemde- önemli bir artış gözlenmesine rağmen göç politikaları alanındaki değişimleri Cumhuriyet öncesi dönemle ilişkili bir şekilde ele alan, aynı anda mevcut göç politikalarındaki sorunları açıklayan, göçmen ve mültecilerin hak ve hizmetlerden ne ölçüde yararlanabildiklerini inceleyen yeterli bir çalışma örneği olduğu söylenemez. Bu nedenle çalışmada, Türkiye'deki göç politikalarının tarihsel süreçteki değişimi, kurumsallaşma ile ilişkili gelişmeler ve göç politikaları alanında gözlemlenen sorunlar araştırılmaktadır. Çalışmanın genel olarak amacı, göç politikalarının tarihsel süreçteki değişimini inceleyerek günümüz göç politikalarına dair bütüncül bir bakış açısı sunmaktır. Bu çerçevede birinci bölümde, çalışmaya temel oluşturacak bir arka plan geliştirmek amacıyla göçün kavram, teori ve politika boyutlarına odaklanılmıştır. İkinci bölümde, Geç Osmanlı Dönemi'nden 1980'lere uzanan süreçte göç örüntüleri, göç politikaları ve kurumsallaşmada meydana gelen değişim üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümün konusunu 1980'lerden itibaren göç örüntülerinde ve buna bağlı olarak göç politikalarında nasıl bir değişim gerçekleştiği sorusu oluşturmaktadır. Dördüncü bölümde, öncelikle göç yönetiminde ve kurumsallaşmada yeni dönemde meydana gelen değişiklikler ve bu alanda faaliyetlerde bulunan aktörlerin rolleri ele alınarak göç yönetim sisteminin ayrıntılı bir incelemesi yapılmaktadır. Ardından göç politikaları alanında öne çıkan sorunların neler olduğu araştırılmakta ve belirlenen sorunlara yönelik bazı çözüm önerileri sunulmaktadır. Sonuç olarak, göçle ilgili politikaların ve kurumsallaşmanın son döneme özgü olmadığı, bu alana ilişkin politikalarda çeşitli içsel ve dışsal dinamiklere bağlı olarak tarihsel süreçte önemli değişiklikler yaşandığı ve göç politikaları alanının bazı sorunları ihtiva ettiği vurgulanmıştır.

Göç politikalarıGöç yönetimiGöçler+2
Ilgın Barut
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin uluslararası göç yönetimine güvenlik bağlamında bir bakış

Birçok alanın ortak öznesi durumunda olan göç özellikle son dönemde dünya gündeminin en üst sıralarında yer almaktadır. Bu sebeple sahip olduğu coğrafyasıyla dünyanın en eski topluluklarına ev sahipliği yapmış olan Türkiye için de göç hareketleri kaçınılmaz olarak gündemin öncelikli konularından biri haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'nin göç politikalarını incelemek ayrıca oluşturulan söylemlerin vatandaşların göçmen algısı üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu çalışma, güvenlik meselesinin devlet ya da vatandaş güvenliğine indirgenmemesi gerektiği ayrıca göçmenlerin bir güvenlik meselesi haline getirilmesi yerine onların toplumla uyumunun sağlanmasıyla ancak toplumsal güvenliğin sağlanabileceği hipotezine dayanmaktadır. Bu çalışma yaygın olanın aksine göçün devlet güvenliğinin yanında göçmen güvenliğiyle olan ilişkisinin ortaya konması açısından önemlidir. Bu amaçla çalışmada ilk olarak Türkiye'nin uluslararası göç politikalarının tarihsel gelişimine yer verilmiş ayrıca Türkiye'nin göç yönetiminde yer alan yasal düzenlemelerle uluslararası iş birliklerine değinilmiştir. İkinci olarak güvenlik kavramının tarihsel oluşumuna ve kullanıldığı alanlara yer verilmiş, göçün güvenlikle ilişkisini ortaya koymak amacıyla Kopenhag Ekolünün güvenlik anlayışından yararlanılmıştır. Son olarak üçüncü bölümde ise Türkiye'de göç ve güvenlik ilişkisi, göçün güvenlikleştirilmesi ve göçmenlerin güvenliği gibi başlıklara yer verilmiş ayrıca güvenlik söylemi üzerinde göçmen algısı ortaya konmuştur.

Göç politikalarıGöçlerGüvenlik+5
Elif Tosun
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsızlık sonrası dönemde Azerbaycan'dan Avrupa'ya göçlerin analizi

Tarih boyunca siyasi, etnik, demografik, çevresel ve bunun gibi bir çok faktörlerin etkisiyle insanların bir mekandan diğer yerlere göçü devam etmiştir. Modern çağda da göç, dünya siyasetinin gidişatını çeşitli açılardan etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, Azerbaycan'daki göç süreçlerinin ekonomik ve demografik yönlerini ortaya koyarak devletin göç politikasını iyileştirmek için öneriler geliştirmektir. Azerbaycan tarihindeki ilk göç döneminden başlayarak günümüze kadarki göç sürecinin oluşmasının ele alındığı çalışmada özellikle Azerbaycan Cumhuriyeti`nin bağımsızlığını ilan etdikten sonraki yıllarda Azerbaycan`dan Avrupa ülkelerine göçün sebepleri ve bu nedenlerden ortaya çıkan sonuçlar irdelenmiştir. Azerbaycan'dan Avrupa'ya göçün analizi için örnek devlet olarak Almanya seçilmiş ve iki ülkenin devletlerarası ilişkileri ve diaspora faaliyetleri analiz edilmiştir. Sonuç olarak Azerbaycan`ın nüfus göçü ile ilgili mevcut durumu ve başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri ile göç ilişkilerinin tarihsel analizi incelenerek Azerbaycan`dan göçlerin hem ekonomik hem de politik faktörlerden dolayı oluştuğu gösterilmiş ve yeni göç politikası modelinin oluşumu için öneriler sunulmuştur.

AvrupaAzerbaycanBağımsızlık+3
Amina Bakhshiyeva
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Almanya'da yaşayan Türk yazarların romanlarında kimlik problemi

Bu çalışma Almanya'daki Türk yazarların romanlarında kimlik problemini göç aidiyet yabancılaşma ötekileştirme ve kültürel çatışma temaları çerçevesinde incelemektedir. Araştırmada amaç Almanya'ya göç eden Türk bireylerin edebi temsilleri aracılığıyla kimlik inşa süreçlerini ve bu süreçlerin toplumsal psikolojik ve kültürel yansımalarını ortaya koymaktır. Çalışmada farklı dönemlerde eser vermiş yazarların romanları incelenmiş birinci kuşaktan başlayarak yeni kuşak göçmen yazarların kimliği ele alış biçimleri karşılaştırılmıştır. Bulgular ilk kuşak yazarların kimliği daha çok ekonomik ve toplumsal mücadeleler bağlamında ele aldığını ikinci kuşak ve kadın yazarların ise kimliği duygusal kültürel ve cinsiyet temelli bir sorgulama alanına dönüştürdüğünü göstermektedir. Modern dönemde ise kimlik artık sabit bir aidiyetin değil kültürlerarası geçişkenliğin ve melezliğin bir ifadesi haline gelmiştir. Avrupa'daki Türk romanı bu yönüyle hem Türk edebiyatının hem de Avrupa kültürel belleğinin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. Araştırma kimlik kavramının yalnızca bir aidiyet göstergesi değil sürekli yeniden tanımlanan dinamik bir varoluş alanı olduğunu ortaya koymaktadır.

Göç politikalarıGöç yönetimiGöçebelik+7
Zeynep Yıldırım
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de göç yönetimine ilişkin politikalar bağlamında Göç İdaresi Genel Müdürlüğü

Türkiye tarihsel olarak göç gerçeği ile iç içe olmuştur. Geçen yüzyılın ortasında başlayan kitlesel işçi göçleri bir köken ülke olarak Türkiye'yi öne çıkarmış olsa da göç alan bir ülke özelliği son yıllardaki ekonomik gelişmelere ve küresel değişimlere paralel olarak güçlenmektedir. Bu göç akımlarında ekonominin dışında, siyasi etkenler ve etnik çatışmalar da rol oynamıştır. Göç çalışmaları alanındaki açık, bu alandaki gereksinimler arttıkça daha da ortaya çıkacaktır. Çalışmamızın ilk bölümünde göç olgusunun tanımı yapılarak, göçe neden olan etkenler incelenmiştir. Göçe neden olan etkenler, göçün farklı kriterlere göre türlerine, göç olgusunun tarihsel gelişimine ve kavramsal tartışmalara yer verilmiştir. İkinci bölümünde; göçle ilgili uluslararası kuruluşların yaptıkları çalışmalar sonucu ortaya çıkan uluslararası belgelerde göç ve göçmenlikle ilgili düzenlemeler incelenmiştir. Çalışmamızın son bölümünde ise, Türkiye'deki mülteci politikalarına değinilerek Avrupa Birliğine (AB) üyelik sürecindeki etkisine değinilmiştir. Özellikle Suriye krizi sonrası ortaya çıkan, Suriyeli sığınmacıların sorunları ve bundan kaynaklı yaşanmakta olan belirsizlikler, etraflıca ele alınmaya çalışılmıştır. Türk Kamu Yönetimi'nde göç krizinin yönetilmesinde etkin rol alan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü incelenmiş, teşkilatın yapısı ve işlevleri ortaya konarak açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Göç, Göçmenlik, Göç İdaresi, Politika

Göç politikalarıGöç yönetimiGöç İdaresi Genel Müdürlüğü+2
Oğuzhan Çayırlı
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00

Related subjects