Fishes
97 theses under this subject heading
Elektro lif çekimi yöntemi ile balık jelatini /gümüş/PLA'dan nanolifli yüzey üretimi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada, çevresel atık oluşturan balık pullarından (BP) gümüş nitrat nanopartikülleri (AgNO₃) ve poli(laktik asit) (PLA) taşıyıcı polimeri ile birlikte nanolifli yüzey üretimi gerçekleştirilmiş ve üretilen yüzeylerin karakteristik özellikleri incelenmiştir. Balıkçılık sektörünün bir atığı olan balık pullarından balık jelatini elde edilmiştir. Elde edilen balık jelatini Ag ve PLA ile birlikte elektro lif çekimi ünitesinde nanolifli yüzey üretiminde kullanılmıştır. Balık pullarından elde edilen balık jelatini ve Ag %10'luk PLA çözeltisi içerisine üç farklı oranda ilave edilmiştir. Nanolif üretimi, hazırlanan çözeltinin 10 ml'lik şırıngadan, saatte 0,5 ml besleme hızı ile 11 kV gerilim altında, 10 cm uzaklıktaki toplayıcı üzerine gönderilmesi ile gerçekleştirilmiştir. Üretilen nanolifli yüzeylerin karakterizasyonu X-ışını kırınımı (XRD), Fouirer transform kızılötesi spektrofotometre (FTIR), taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve enerji dağılımlı X ışını analizi (EDX) ile analiz edilmiştir.
Farklı oranlarda fındık, soya küspesi, balık unu ve fitaz içeren rasyonların gökkuşağı alabalığı (oncorhynchus mykiss) yavrularının gelişimi üzerine etkileri
Bu çalışmada, balık unu proteini (BUP), fındık küspesi proteini (FKP) ve soya küspesi proteinlerini (SKP) farklı oranlarda, ayrıca fitaz enzimi ilavesiz (-) ve ilaveli (+) içeren ham protein değerleri (%42 HP) eşit olan deneme rasyonlarının (R1-, R1+ = % 30 BUP + % 35 FKP + % 35 SKP; R2-, R2+ = % 40 BUP + % 30 FKP + % 30 SKP; R3-, R3+ = % 50 BUP + % 25 FKP + %25 SKP) gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) yavrularının (27,82±0,04g)büyüme parametrelerine, vücut kimyasal kompozisyonuna, organ indekslerine, yemin sindirilebilirliğine, fosfor ve azotun salınımına etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 6 farklı grupta 3 tekerrürlü ve her grupta rastgele dağıtılmış 20 adet balık olmak üzere 18 adet deneme tankında yürütülmüştür. Deneme süresi 75 gün planlanmış, ölçümler 15 günde bir yapılmıştır. Deneme gruplarına günlük vücut ağırlıklarının %2'si oranında yem verilmiştir. Deneme sonu canlı ağırlık 80,6-92,2g, canlı ağırlık artışı 52,8-64,3g, yem tüketimi 64,1-72,1g/balık, yem dönüşüm oranı 1,12-1,22, spesifik büyüme oranı % 1,42-1,6 ve protein etkinlik oranı 1,79-2,0 arasında değişmiştir. Rasyon protein kaynağı bu özellikler üzerine anlamlı etki yapmıştır (P<0,05). Deneme rasyonları ile beslenen deneme grubu gökkuşağı alabalığı yavrularının organ indeksleri, vücut kimyasal kompozisyonları ve görünür sindirim katsayıları arasındaki farklılıklar önemsiz, ancak fitaz rasyon fosforunun sindirimi ve sindirilebilir enerji değerleri arasında farklılıklar ise önemli bulunmuştur (P<0,05). Deneme gruplarının viserosomatik (VSI), hepatosomatik (HSI) indeks, kondisyon faktörü (KF) değerleri sırasıyla %12,9-14, %1,17-1,40 ve 1,40-1,45olarak hesaplanmıştır. Deneme sonu balık vücutlarının kuru madde (KM), ham kül (HK), ham yağ (HY), ham protein (HP) ve fosfor bileşenleri sırasıyla %30,7-31,8, %2,2-2,3, %11,8-12,8,%14,5-15,2 ve %0,56-0,62 olarak bulunmuştur. Deneme rasyonların KM, lipit, protein, fosfor ve enerjinin sindirilme oranları sırayla %50-62, %93-96, %79-84, %66-76 olarak tespit edilmiştir. Yem faktörleri deneme grubu balıkların vücut kimyasal kompozisyonlarına, organ indekslerine ve yemlerin sindirilebilirliği üzerine etkilerinin önemsiz olduğu bulunmuştur. Denemede Yem*Fitaz etkileşimi önemsiz bulunmuştur. Bununla birlikte tüm deneme gruplarında da toplam azot (N), partikül azot, partikül fosfor (P), toplam katı madde (atık) salınım değerleri arasındaki farklılıkların da önemsiz olduğu, buna karşın toplam fosfor, çözünmüş fosfor ve çözünmüş azot salınım değerleri arasındaki farklılıklar ise önemli bulunmuştur (P<0,05). Ayrıca fitaz enzimi içeren deneme rasyonlarıyla beslenen bütün gruplarda toplam fosfor, çözünmüş fosfor ve çözünmüş azot deşarj miktarlarının artırmasına karşın partikül fosfor deşarj miktarı azalmıştır (P<0,05). Deneme grubu balıkların toplam azot, tüketimi, kazancı ve tutumu günlük ortalama ağırlık üzerinden 1139-1173 mg/kg, 315-350 mg/kg, %27,2-30,6 ve toplam fosfor tüketimi, kazancı ve tutumu 248-279 mg/kg, 73-82 mg/kg ve %26-33 olarak hesaplanmıştır. Denemede tüm hesaplamalarda "rasyon protein kaynağı (RPK)*Fitaz (F)" faktörleri arasında etkileşimin (interaksiyonun) önemsiz olduğu bulunmuştur. Deneme rasyonlarında fitaz enzimi kullanımı çözünmüş azot, toplam fosfor ve çözünmüş fosfor deşarj miktarının artışına, fındık küspesi ve soya küspesinin rasyonlarda kullanım miktarının azalmasına ya da balık unu miktarının artışına bağlı olarak da tüm deneme gruplarından salınan çözünmüş fosfor miktarının düşüşüne, ancak fitaz enzimini içeren rasyonlarla beslenen tüm gruplarda ise çözünmüş fosfor artışına yol açmıştır.
Bazı bakteriyel balık patojenlerinde biyofilm oluşumuna farklı maddelerin in vitro etkisinin tespiti
Bu çalışmada, bakteriyel balık patojenlerinden Staphylococcus warneri, Aeromonas sobria, Yersinia ruckeri, Flavobacterium psychrophilum, Vibrio anguillarum'da adezyon oluşumu ve biyofilm oluşumu incelenmiştir. Ayrıca bu suşlar ile lizozim, malik asit, sarımsak yağı, kekik yağıyla biyofilm inhibisyon testleri ve ahşap, metal, fiberglas, cam gibi farklı materyallerde biyofilm oluşumları araştırılmıştır. Adezyon testinde plaklarda oluşan bir saatlik tutunma incelendiğinde negatif kontrolde 0,036 iken V. anguillarum'da 0,044, A. sobria'da 0,056, S. warneri'de 0,040, Y. ruckeri'de 0,050, F. psychrophilum'da 0,059 absorbans değerleriyle adezyon oluşturduğu bulunmuştur. Adezyon gücü F. psychrophilum'da diğer patojenlere oranla çok daha güçlü olduğu saptanmıştır. Adezyon testinde absorbans değerlerine göre yüzeye yapışma gücü sırayla F. psychrophilum, A. sobria, Y. ruckeri, V. anguillarum, S. warneri olarak belirlenmiştir. Biyofilm tespiti için kullanılan tüp yönteminde F. psychrophilum'da (++), A. sobria'da (++), S. warneri'de (+), Y. ruckeri'de (-), V. anguillarum'da (-) olarak tespit edilmiştir. Tüp testinde tüpün iç yüzeyinde oluşan film tabakasının kalınlığına göre sırayla F. psychrophilum, A. sobria, S. warneri, Y. ruckeri, V. anguillarum olarak belirlenmiştir. En güçlü biyofilm oluşumu F. psychrophilum ve A. sobria'da görülmüştür. Mikroplaklarla yapılan biyofilm testinde plaklarda oluşan biyofilm negatif kontrolde 0,048, S. warneri'de 0,121, A. sobria'da 0,158, Y. ruckeri'de 0,071, F. psychrophilum'da 0,172, V. anguillarum'da 0,212 absorbans değeri tespit edilmiştir. Mikroplak testinde biyofilm oluşumu sırayla V. anguillarum, F. psychrophilum, A. sobria, S. warneri, Y. ruckeri olarak belirlenmiştir. Mikroplak yönteminde en güçlü biyofilm oluşumu V. anguillarum'da bulunmuştur. Kongo red agar testinde biyofilm (slime) oluşturan bakterilerin koloni morfolojisinin renk değiştirmesine göre biyofilm oluşumu sırayla V. anguillarum, A. sobria, S. warneri, F. psychrophilum, Y. ruckeri olarak belirlenmiştir. Kongo red agarda kuru kristalize siyah koloni üreterek en güçlü biyofilm oluşumu V. anguillarum, A. sobria, S. warneri'de bulunmuştur. Pembe renkli koloni üreten F. psychrophilum ve Y. ruckeri bakterileri ise bu teste biyofilm oluşumu göstermemiştir. Mikroplak testindeki biyofilm oluşumu pozitif kontrol olarak değerlendirildiğinde lizozim, malik asit, sarımsak yağı, kekik yağı maddelerinin in vitro antibiyofilm etkisi araştırıldığında bu maddelerin çok etkili bir biyofilm inhibisiyon maddesi olduğu tespit edilmiştir. Ahşap, metal, fiberglas, cam gibi malzemlerde biyofilm oluşumu ile yapılan testlerde patojenlerin tamamının yetiştiricilik tesislerinde birçok alanda kullanılan bu materyallerde biyofilm oluşturduğu kanıtlanmıştır. Genel olarak cam, fiberglas, çelik ve ahşap yüzeylerde biyofilm oluşum gücü sırayla S. warneri, A. sobria, V. anguillarum, F. psychrophilum, Y. ruckeri olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak; S. warneri, A. sobria, V. anguillarum, F. psychrophilum, Y. ruckeri'nin farklı materyallerin yüzeylerinde biyofilm oluşturdukları ve lizozim, malik asit, sarımsak yağı, kekik yağı maddelerinin antibiyofilm maddesi oldukları tespit edilmiştir.
Uşak ili su ürünleri tüketim alışkanlıkları üzerine bir anket çalışması
Bu çalışmada Ege Bölgesinin gelişmekte olan Uşak İlinin merkezinde yaşayan 1000 birey ile görüşülerek anket çalışması yapılmış ve su ürünleri tüketim alışkanlıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Ankete katılanların %55,5'i kadın, %44,5'i erkeklerden oluşmaktadır. Ankete katılanların %59,3'ü lise mezunudur. Katılımcıların %27,6'sı öğrenci,%21,1'i işçi, %28,0'i ev hanımı, %19,3'u memur,%1,5'i emekli ve %2,5'i de diğer meslek mensuplarıdır. Ankete katılanlar arasında 1501-3000 TL geliri olanlar, %36,7 oran ile en fazla birey sayısına sahiptir. Katılımcıların %23,5'i kırmızı eti, %18,9'u tavuk eti, %15,5'i balık eti tüketirken, %36'sı bütün et çeşitlerini ve %6'sının da et tüketmedikleri belirlenmiştir. Ankete katılanların balık tüketim sıklıkları haftada bir %38,1 oranla birinci sıradadır. En fazla tercih ettikleri deniz balıkları ve deniz balıklarından da hamsidir. Katılımcılar en fazla balığı ise pazar yerlerinden temin etmektedirler. Balık, büyük çoğunlukla (%79,1) kış aylarında ve %83,63'ü evde, %8,99'u lokantada ve %7,38'i piknikte tüketmektedirler. Balığın kızartılarak pişirilmesi %76,9 ile daha çok tercih edilmektedir.
Deniz ürünleri kullanımı ve tüketimi konusunda balık restoran şeflerinin değerlendirmeleri
Tezde deniz ürünleri kavramı, Türk gastronomisinde deniz ürünlerinin tarihsel süreçte yeri, önemi ve kullanımı, Türk halkının deniz ürünlerini tüketim durumu, Türk mutfağında deniz ürünlerinin mevcut durumu incelenmiştir. Araştırmada şeflerin çalıştıkları balık restoranlarının menülerindeki deniz ürünleri türleri ve deniz ürünlerinin tedariği varsa tedarik sorunları, bölgelerindeki tüketicilerin deniz ürünlerinin tür, hazırlama, pişirme, sunum vb. talep ve tercihleri, inovatif tarif, yöntem, sunum vb. uygulamaları ile gastronomi etkinliklerinde deniz ürünleri yemek sunumları olup olmadığını belirlemek ve Türk gastronomisinde deniz ürünlerinin yeri, mevcut durumu ve diğer ülkelere göre tüketimi ile gastronomi turizmi bağlamında gelişimi ve tanıtımı konulardaki görüş ve önerilerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma verileri, Ocak 2023- Ağustos 2023 tarihleri arasında Türkiye'nin 7 bölgesinden 23 balık restoranı şefi/sahibi ve şefi ile nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış derinlemesine yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler MAXQUDA programı ile içerik analizi, frekans analizi tabi tutularak, bulgular raporlanmıştır. Ayrıca betimsel analiz ile doğrudan şeflerle görüşmelerden alıntılara yer verilmiştir. Şeflerin görüşlerinden elde edilen bulgulara göre; çalıştıkları restoranlarda sıklıkla yerel halkın ağırlandığı, ayrıca yerli ve yabancı turistlere de hizmet verdikleri, müşterilerin en çok ızgara türünü tercih ettiği ve en çok tedarik edilen deniz ürünlerinin levrek, çupra, barbun, kalamar, mezgit, karides ve hamsi olduğu, sıklıkla müşterilerin mevsimsel olarak taleplerinde değişiklik olduğu belirlenmiştir. Ayrıca müşteriler sıklıkla restoranı deneyimleyen kişilerin tavsiyeleri ile sosyal medya platformları ve internetten bilgi edinerek restorana gelmektedir. 23 katılımcıdan 17'sinin restoranlarında inovatif ürünleri olduğu, genel olarak pişirme yöntemlerinin değişmediği yalnızca tarif ve sunumlarında inovatif eğilimleri olduğu ortaya konmuştur. Şeflerin deniz ürünlerinin ülke gastronomisindeki yeri ve tüketiminin diğer ülkelere göre durumu ve deniz ürünlerinin Türkiye'deki tanıtımı ve gelişimi konusundaki görüşlerinin sıklıkla olumsuz yönde olduğu görülmüş ve şefler çözüme yönelik öneriler sunmuşlardır. Bu kapsamda tezde deniz ürünleri kullanımı ve gastronomi turizmi gelişimi ve tanıtımı için faydalı olabileceği düşünülen öneriler geliştirilmiştir.
Aeromonas veronii ile doğal enfekte levreklerde patolojik ve immunohistokimyasal bulgular
Amaç: Bu araştırma Aeromonas veronii ile doğal enfekte levreklerde, makroskobik, histopatolojik ve immunohistokimyasal olarak enfeksiyonunun nasıl bir yayılım, yoğunluk gösterdiğini araştırmak amacı ile yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada; Aeromonas veronii ile enfekte 22 adet levrek makroskobik, bakteriyolojik, histopatolojik ve immunohistokimyasal olarak incelenmiştir. Histopatolojik incelemelerde rutin HE boyamanın yanı sıra, Ziehl-Neelsen ve Brown-Hopps boyamalar yapılmıştır. İmmunohistokimya için Yeni Zelanda Albino tavşanı kullanılarak poliklonal antikor üretilmiş olup, bakteriyolojik incelemede ise sekans analizleri, API 20E ve VITEK-2 analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Elde edilen bakterilerin sekans dataları gen bankasında eşleştirildiğinde bakterilerin Aeromonas veronii ile %96-98 arasında değişen oranlarda benzerlik gösterdiği görülmüştür. Histopatolojik olarak ise granülomlar en dikkat çekici bulgu olmuştur. İmmunohistokimyasal veriler bakterinin granülomlarda çoğunlukla makrofaj sitoplazmalarında yer aldığını ve yeni generasyonlarını bu hücrelerde şekillendirdiğini göstermektedir. Sonuç: Nekropsi ve histopatolojik bulguların ayırıcı tanıda yetersiz kalması, bakteriyolojik kültürü takiben kimyasal ve moleküler metodların ise uzun bir sürece yayılması tanıda gecikmelere yol açabileceği sonucunu doğurmuştur. Bu yüzden immunohistokimyasal metodların da tanıya eklenmesi gerektiği sonucu doğmuştur. Anahtar kelimeler: Aeromonas veronii, Bakteriyoloji, Histopatoloji, İmmunohistokimya, Levrek
Levrek ve çipuralardan izole edilen photobacterium damselae suşlarının moleküler karakterizasyonlarının ve antimikrobiyal duyarlılıklarının belirlenmesi
Amaç: Bu çalışmada çipura ve levrek yetiştiriciliği için önemli bir tehdit olan Photobacterium damselae ve alt türlerinin moleküler yöntemlerle teşhisi ve antibiyotiklere karşı duyarlılıklarının ortaya koyulması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma materyalini Photobacterium damselae şüpheli 100'er adet ölü çipura (Sparus aurata) ve levrek (Dicentrarchus labrax) oluşturmuştur. Balık örneklerinin iç organlarından konvansiyonel, hızlı teşhis ve moleküler yöntemlerle P. damselae izolasyonu yapılmış ve izolatların antibiyotiklere karşı duyarlılıkları disk difüzyon yöntemi ile araştırılmıştır. Bulgular: Çipura örneklerinin iç organlarından 26 (%26) Photobacterium damselae izolatı izole edilirken, levrek örneklerinden izolasyon yapılamamıştır. Çipura örneklerinden izole edilen 26 (%26) P. damselae izolatı BD-Phoenix tanı cihazı ile identifiye edilmiştir. İdentife edilen 26 (%26) P. damselae izolatı 16S rRNA PCR ile doğrulanmış ve CPS ile URE C genleri kullanılarak yapılan PCR ile alt tür ayrımına gidilmiştir. Sonuçta P. damselae suşlarından 18 adedi (%69,23) P. damselae subsp. piscicida ve geri kalan 8 adedi (%30,77) de P. damselae subsp. damselae olarak tiplendirilmiştir. P. damselae subsp. piscicida izolatlarının tamamı gentamisine (10 µg) karşı %100 oranında, diğer yandan hem P. damselae subsp. piscicida hem de P. damselae subsp. damselae izolatları siprofloksasine (5 µg) karşı %100 duyarlı bulunmuştur. Sonuç: Bu araştırma ile deniz akuakültüründe çipura ve levrek için önemli hastalık etkeni olan P. damselae subsp. piscicida ve P. damselae subsp. damselae'nın tür spesifik genler ile moleküler teşhisi ve bazı antibiyotiklere karşı duyarlılığı ortaya koyulmuştur.
Farklı yaşam ortamında bulunan balıkların kan hücreleri üzerinde morfolojik ve sitokimyasal çalışmalar
Amaç: Sunulan çalışmada, tuzlu su balıklarından olan Deniz levreği ve Çipura ile tatlı su balığı olan Gökkuşağı alabalığında, perifer kan hücrelerinin morfolojilerinin ve sitokimyasal özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada; Deniz levreği, Çipura ve Gökkuşağı alabalığı olmak üzere, her türden sekiz adet balıktan, heparin ve EDTA'lı tüplere alınan kan örnekleri, materyal olarak kullanılmıştır. Hazırlanan frotilere; CR, PAS, SB, TB, MGG, MGP, ANAE ve sABC boyama metotları uygulanıp, ışık mikroskobik düzeyde inceleme gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Uygulanan sitokimyasal metotlarla, her üç balık türünde de memeli ve kanatlılara benzer şekilde kan hücreleri tespit edilmiştir. Eritrosit, lenfosit ve trombosit ayırımında sorun yaşanmamıştır. Granülositler açısından ise balık türlerine göre hücrelerin, sitokimyasal metotlardan önce kullanılan antikoagulan tipinden, bazen de tespit işleminden etkilenebildiği belirlenmiştir. Granülositlerde CR, SB, PAS, TB, MGG, MGP pozitivitelerinin balık türlerine göre özellikleri ve antikoagulandan etkilenme durumları kaydedilmiştir. Enzimhistokimyasal olarak, balık türlerine göre değişmekle beraber lenfosit, monosit ve granülositlerde nonspesifik esteraz (ANAE) pozitivitesi belirlenmiştir. Ayrıca, immunhistokimyasal olarak da Deniz levreğinde DLT15 monoklonal antikoru kullanarak T lenfositler tespit edilmiştir. Sonuç: Balık kanında sitokimyasal çalışmalar yapılırken antikoagulan kullanımı ve tespit işlemi uygulanmasında farklı alternatiflerin denenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Hücrelerinin morfolojik ve sitokimyasal özelliklerinin, yaşam ortamı farklılığından ziyade, taksonomik olarak familya farklılığından kaynaklandığı düşünülmüştür. Sunulan çalışmada elde edilen bilgiler temel alınarak, granülositlerin granül içeriklerinin, enzimhistokimyasal yöntemlerle, ışık ve elektron mikroskobik düzeyde incelenmesi, nonspesifik ve spesifik immunitenin evrimsel gelişiminin öğrenilmesine katkıda bulunacaktır. Anahtar kelimeler: Antikoagulan, Çipura, Deniz levreği, Gökkuşağı alabalığı, Perifer kan
Kültürü yapılan çipura (sparus aurata) velevrek (Dicentrarchus labrax) balıklarında görülen solungaç parazitlerinin histopatolojisi
Amaç: Bu çalışma Türkiye'de sıklıkla kültürü yapılan çipura ve levrek balıklarında görülen paraziter hastalıkların ve histopatolojik bulgularının tanımlanması amacı ile yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın materyali; Kanyon Akua Veteriner Kliniği Hastalık Teşhis Laboratuvarına, Ocak 2021-Ocak 2022 tarih aralığında gelen hastalık şüphesi taşıyan ölü balık numunelerinden oluşmaktadır. Çalışmada; ağırlıkları 2-200 gr arasında değişen 3.150 adeti levrek (D. labrax), 2.100 adeti çipura (S. aurata) olmak üzere 5.250 adet balık kullanılmıştır. Numunelerin total boy-ağırlıkları ölçüldükten sonra, patolojik ve parazitolojik incelemeler için ikişerli gruplara ayrılmıştır. Bulgular: İncelemeler sonucunda çipura ve levrek balıklarında yoğun enfestasyonun görüldüğü başlıca on bir farklı paraziter etken saptandı. Bu hastalık etkenlerinden levreklerde görülenler; Lernantrophus spp., Diplectanum spp., Cryptocaryon spp., Amyloodinium spp., Trichodina spp., Apiosoma spp., Cryptobia spp., Costia spp. iken, çipuralarda görülenler ise; Microcotyle spp., Dactylogyrus spp., Furnestinia spp., Trichodina spp., Costia spp.'dir. Her ikisinde görülenler; Trichodina spp. ve Costia spp. idi. En yaygın görülen histopatolojik bulgular ise ödem, nekroz, hemoraji, telangiektazi, lamellar füzyon, dökülmeler, makrofaj, lenfosit ve eozinofilik granüle hücre infiltrasyonları oldu. Sonuç: Sahadaki levreklerde en sık görülen paraziter etken Diplectanum spp. iken en seyrek görüleni Apiosoma spp. idi. Çipuralarda en sık görülen paraziter etken Microcotyle spp. iken en seyrek Costia spp. etkeniydi. En yüksek mortalite (%10) ve en şiddetli histopatolojik lezyonlar Amyloodinium spp. türünde tespit edildi. Parazitin türüne göre boyutu arttıkça histopatolojik bulgu şiddetinin de arttığı görüldü. Vakalarda çoklu etken (multi parazitizm) görülme sıklığı tekli etken görülme sıklığından daha yüksekti. Anahtar Kelimeler: Çipura, Histopatoloji, Levrek, Parazit, Solungaç
Balıklardan aeromonas sobria izolasyonu, antibiyotik dirençliliklerinin belirlenmesi ve genotiplendirilmesi
Amaç: Bu araştırmada, balıklardan izole edilen Aeromonas sobria suşlarının antibiyotik dirençliliklerinin belirlenmesi ve filogenetik yakınlıklarının saptanması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu tez çalışmasında, A. sobria izolasyonu için 2023 yılında İzmir bölgesinden toplanan 100 adet balık örneği kullanılmıştır. Örneklerden izole edilen suşlar, VITEK-2 otomatize sistemi kullanılarak identifiye edilmiştir. Antibiyotik dirençliliğinin belirlenmesi için Kirby-Bauer Disk difüzyon tekniği kullanılmıştır. A. sobria suşlarının genotiplendirilmesinde RAPD-PCR tekniği kullanılmıştır. Bulgular: Bu çalışmada 100 adet balık örneğinden 11 (%11) adet A. sobria suşu izole ve identifiye edilmiştir. Antibiyogram sonucunda, en yüksek direncin ampisilin ve amoksisiline (%90,9) karşı geliştiği belirlenirken, en yüksek duyarlılık enrofloksasine (%72,7) karşı oluşmuştur. Genotiplendirme ile 11 farklı genotip saptanmıştır. Filogenetik benzerlikler % 17 ile % 92 arasında hesaplandı. Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda zoonoz bir etken olan A. sobria suşlarının varlığı ortaya konmuş ve suşların antibiyotik direnç profilleri belirlenmiştir. A. sobria suşlarında belirlenen farklı direnç oranları, A. sobria enfeksiyonlarının tedavisinde uygun antimikrobiyal ajanların seçilmesinin önemini ortaya koymaktadır. Genotiplendirme ile A. sobria izolatlarının genotipik olarak çeşitlilik gösterdiği saptanmıştır.
İskenderun körfezi balıklarında bisfenol a (BPA) düzeylerinin belirlenmesi
Dünya genelinde en çok üretilen ve kullanılan endokrin bozucu kirleticilerden biri olan Bisfenol A (BPA), insan ve hayvan sağlığı üzerine ciddi olumsuz etkileri nedeniyle günümüzde önemli bir çevre ve halk sağlığı problemidir. Besin zincirinde önemli bir rolü olan balıklar, sucul ortamlarda yaygın olarak bulunan BPA kirliliğini izlemek için biyomonitör canlılar olarak kullanılmaktadır. Bu çalışma, İskenderun Körfezi'nde avlanan ve bölgede sık tüketilen Levrek (Dicentrarchus labrax, Linnaeus, 1758), Çipura (Sparus aurata, Linnaeus, 1758), Kefal (Mugil cephalus, Linnaeus, 1758) ve Mercan (Patlak göz mercan) (Dentex macrophthalmus, Bloch, 1791) balık türlerinde BPA düzeylerini araştırmak amacıyla gerçekleştirildi. Çalışmada her türden 7 adet olmak üzere toplam 28 adet balık kullanıldı. Balıkların boy ve ağırlık ölçümleri yapıldıktan sonra kas dokusu örneklerinde Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi (HPLC) ile BPA düzeyleri tespit edildi. Metot validasyonu tespit limiti (LOD), tayin limiti (LOQ), regrasyon katsayısı (R2), relatif standart sapma (RSD) ve geri kazanım parametreleri üzerinden gerçekleştirildi. Validasyon parametrelerinden; LOD ve LOQ değerleri ise sırasıyla 0.28 ve 0.92 ppb, R2 = 0.9963, % RSD değeri 9.8 ve geri kazanım oranı %96 olarak tespit edildi. Çalışılan tüm balıklarda (n:28) BPA pozitiflik oranı %50 (n:14) olarak belirlendi. Mercan, Çipura, Kefal ve Levrek türlerinde tespit edilen ortalama BPA düzeyleri sırasıyla; 0.50, 0.44, 0.33 ve 0.22 ng/g olarak tespit edildi. Balık türlerine göre tespit edilen en yüksek BPA düzeyleri; Çipura 1.84, Kefal 1.28, Mercan 1.27 ve Levrek 0.93 ng/g olarak ölçüldü. Sonuç olarak; bu çalışmada belirlenen balık türleri BPA düzeyleri farklı bölgelerde yapılan benzer çalışmalarda bildirilen düzeylerin çoğundan ve resmi otoriteler tarafından belirlenen gıdayla temas eden maddelerden kaynaklanabilen spesifik migrasyon limitinin altında tespit edilmiştir. Bununla birlikte, BPA düzeylerinin gıda değeri olan biyomonitör türler üzerinden periyodik olarak izlenmesi ve bölgesel tüketim senaryoları üzerinden risk değerlendirmelerinin yapılması halk sağlığı bakımından önem arz etmektedir.
Antik Yunan ve Roma dünyasında balık ve balıkçılık
Su, insanoğlunun yaşamsal faaliyetlerini devam ettirebilmesi için gerekli olan temel kaynaklardan biridir. Her daim insanların yerleşim yerlerini ve göç hareketlerini etkileyen, hayati önem taşıyan faktörlerden biri olmuştur. Bu temel ihtiyaç neticesinde, su kaynaklarıyla gerçekleştirilen münasebetler, insanlara çeşitli kazançlar sağlamaya devam etmektedir. Ağırlıklı olarak besin tedariki ve ekonomik bağlamda elde edilen kazanımlar, toplumların kültürel hafızalarında önemli yer edinmiştir. Bu bağlamda Antik Yunan ve Roma dünyasında balıklarla ilgili anlatımların, besin ve ekonomik değeri yanında bazı edebi kaynaklarda dini faaliyetler ile ilişkilendirildiği görülmüştür. Ayrıca nümizmatik ve arkeolojik kalıntılarda yer alan birtakım balık tasvirleri, elde edilmiş kazançların minnetini temsil eder niteliktedir. Bu ilgili örnekler, toplulukların zamanla doğru balık avlama yöntemlerini ve teçhizatlarını keşfedebildiklerini göstermektedir. Akdeniz'de var olmuş medeniyetlerin, özellikle Eski Yunan ve Roma'nın kültürel etkileşimleri ve katkıları sonucunda, insanlar doğal kaynakları daha iyi değerlendirmeyi başarmıştır. Bitkisel, hayvansal ve madeni kaynaklardan elde edilen dayanıklı avlanma teçhizatları başarılı bir şekilde kullanılmıştır. Bu iyi örgütlenme süreci sonucunda bol miktarda elde edilen balıklar, önemli derecede ticari faaliyetlerin yürütülmesine olanak sağlamıştır. Özellikle orkinoslar, günümüzdekinin aksine, antik dönemlerde en çok tüketilen ve ticareti yapılan balıklardan biri olmuştur. Özellikle elde edildikleri coğrafyalarda, işleme tesislerinin çokluğu ve balıkçılığın geliştiği dikkat çekmiştir. Fakat balıklar, ticari aktivitelerde uzun süre taze tutulamayacağı için çeşitli işleme yöntemlerine maruz kalmışlardır. Bu işleme yöntemleri sonucunda tatlarında ve yapılarında değişiklikler meydana gelmiştir.
Sarıyar baraj gölünde yaşayan balıklarda çevresel kirleticilerin etkilerinin belirlenmesi
Bu biyolojik izleme çalışmasında Sanyar Baraj Gölü'nde çevre kirliliğinin belirlenmesi amacıyla iki yıl süreyle baraj gölünün farklı lokasyonlardan toplanan, farklı beslenme alışkanlıklarına sahip sazan balığı (C. carpio), yaym balığı (S. glanis) ve çay balığı (C. tinca) örneklerinde karaciğer laktat debidrogenaz (LDH), alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST), alkalen fosfataz (ALP), asit fosfataz (ACP) enzimleri ve beyin dokusu örneklerinde asetilkolin esteraz (AChE) ve karboksil esteraz (CaE) enzimlerindeki değişimler araştırıldı. Çalışmada karaciğer ve beyin dokusu enzimlerinin aktivheleri mikroplaka okuyucu sistem kullanılarak belirlendi Elde edilen verilerle, farklı lokasyon ve sezonlar için karaciğer ve beyin dokusu enzimlerinin istatistiksel analizleri yapıldığında, enzim aktivitelerinin (Mann- Whitney U-test) önemli düzeyde farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Enzim aktivitelerindeki bu farklılıklar, mevsimsel değişimlere ve çalışma alam olarak seçilen baraj gölünün, tarımsal ve endüstriyel faaliyetlerden dolayı kirlenmiş olmasına bağlanmıştır. Baraj gölünde canlı yaşamım etkileyen subletal kirliliğin Sakarya Nehri'nden baraja karışan ağır metaL pliklorlu bifeniller (PCB) ve poliaromatik hidrokarboblar (PAH) ile, tarımda kullanılan ve yıkanma yoluyla baraj suyuna kansan organofosfat ve karbamat insektisitlerin sebep olduğu düşünülmektedir. Bu ekotoksikolojik çalışmada biyobelirteç olarak kullanılan enzimlerden karaciğer LDH, AST ve ALP enzimleriyle, beyin dokusu AChE enziminin çevresel değişimlerden daha fazla etkilendiği saptanmıştır. Bu nedenle bu tür ekotoksikolojik çalışmalarda belirtilen enzimlerin biyobelirteç olarak kullanımının daha uygun olduğu sonucuna varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Çevre kirliliği, balık, ekotoksikoloji, enzim, biyobjllfteç, biyolojik izleme. (C
Alabalık yemlerine yapılan DL-alanin ve betadin katkısının Gökkuşağı alabalığı (oncorhynchus mykiss, W. 1972) fingerliklerinin gelişme ve karkas kompozisyonu üzerine etkileri
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ Alabalık Yemlerine Yapılan DL-Alanin ve Betain Katkısının Gökkuşağı Alabalığı (Oncorhynchus mykiss, W. 1972) Fingerliklerinin Gelişme ve Karkas Kompozisyonu Üzerine Etkileri Gülsün BEKLEVİK ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Doç. Dr. Abdurrahman POLAT Yıl 1999, Sayfa 40 Jüri: Doç Dr. Abdurrahman POLAT Doç. Dr. Metin KUMLU Yrd. Doç. Dr. Mehmet ÇELİK Bu çalışmada, ülkemizde ve dünyada yetiştiriciliği yaygın olarak yapılan gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) fingerliklerinin, yemlerine cezbedici madde olarak DL-alanin ve betain ilavesinin balıkların gelişimine ve karkas besin madde bileşenleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonucunda, % 1.5 oranında DL-alanin ve % 1.5 oranında betain ilave edilen yemlerle beslenen balıklarda (sırasıyla 35.36+1.81 g ve 38.47±3.02 g) kontrol rasyonuyla beslenen balıklara göre (28.32±0.31 g) daha yüksek canlı ağırlık artışı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Cezbedici madde ilaveli yemlerle beslenen grupların yem değerlendirme ve protein oranlarının da kontrol grubuna göre daha iyi olduğu bulunmuştur (p<0.05). Araştırma gruplarına ait tüm vücut kuru madde, karkas ve tüm vücut ham kül ve protein oranları benzer bulunmuştur (p>0.05). DL-alanin ilaveli yemlerle beslenen grupta karkas kuru madde oranı diğer gruplardan daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Betain ilaveli yemlerle beslenen grupta ise tüm vücut lipit oranı kontrol grubundan düşük bulunurken (p<0.05), karkas lipit oranlan bakımından tüm gruplar benzer bulunmuştur (p>0.05). Anahtar kelimeler: Gökkuşağı alabalığı, DL-alanin, Betain, Cezbedici madde.
Yumurtalık (Adana) koyundaki eski balığı (Leiognathus klunzingeri) ve küçük dilbalığı (Arnoglossus laterna) populasyonlarında üreme, büyüme ve ölüm oranlarının belirlenmesi
Bu çalışmada Eksi ve Küçük Dilbalıklarımn üremelerini sırasıyla Nisan' dan Eylül'e ve Aralık'tan Haziran'a kadar olan dönemlerde gerçekleştirdikleri; II. yaşta ve 5.65cm ile 6.6cm iken ilk eşeysel olgunluğa ulaştıkları; olgun yumurta çaplarının 0.65mm ile 0.45mm'den daha büyük olduğu; Ortalama Yumurta Verimliliklerinin 2789+2109 ve 11932±12500 olduğu belirlendi. Büyüme özelliklerinden yararlanılarak von Bertalanffy Büyüme Sabitlerinin Eksi Balıkları için; L«,=l 0.28cm, K=0.29yıl"', to=-0.42yıl ve Woo=11.75gr olduğu; Küçük Dilbalıkları için ise; Lco=15.88cm, K=0.13yıl'\ t0=-1.54yıl ve Wco=27.64gr olduğu hesaplandı. Boy ve ağırlıkça büyümenin en fazla olduğu yaş gruplarının Eksi Balıklarında sırasıyla I. ile II. ve II. ile III.; Küçük Dilbalıklarında ise, I. ile II. ve V. ile VI. yaş grupları arasında gerçekleştiği saptandı. Ayrıca her iki tür içinde toplam ölümlerin sırasıyla Z=0.9609 ile 0.5319 ve bileşenlerinin M=0.6460 ile 0.3616 ve F=0.314 ile 0.1700 olduğu saptadı. Anahtar Kelimeler: Eksi Balığı, Küçük Dilbalığı, Üreme, von Bertalanffy Büyüme Sabitleri, Ölüm Oranları,
Türkiye'deki denizel kuluçkahanelerin mevcut durumları ve sorunları
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ TÜRKİYE'DEKİ DENİZEL KULUÇKAHANELERİN MEVCUT DURUMLARI VE SORUNLARI MENDERES ŞEREFLİŞAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DAL! Danışman: Yrd. Doç. Dr. Suat DİKEL Yıl: 1998, Sayfa: 70 Jüri :Yrd.Doç.Dr. Suat DİKEL :Doç.Dr. Metin KUMLU :Yrd.Doç.Dr. Nazmi TEKELİOĞLU Bu çatışma, deniz balıklan yetiştiriciliği endüstrisinin temelini oluşturan kuluçkahanelerin Türkiye'deki mevcut durumlarının ortaya çıkartılarak, karşılaştıkları ortak sorunların bilimsel bir platformda ele alınıp ve şimdiye kadar üzerinde hiçbir çalışmanın yapılmadığı, fakat bundan sonra yapılması gereken yeni çalışmalara ışık tutacak bilimsel bir kaynağın ortaya çıkarılması amacıyla yapılmıştır. Akdeniz ve Ege denizinde mevcut 19 denizel kuluçkahaneden I8'i üzerinde yapılan bu çalışma sonucunda en fazla üretilen türlerin, kuluçkahane teknikleri benzer olan levrek {Dicenlrarchııs labrax) ve çipura (Sparus aııraius) ile, sadece bir kuluçkahane tarafından çok az sayıda üretilen kefal (A/n/?// cephalus) fangri (Pagrııs pagrııs) ve sinagrit (Denfex den/ex) olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Denizel kuluçkahaneler, Çipura, Levrek, Türkiye
Farklı stoklama yoğunluklarının levrek (dicentrarchus labrax) fingerliklerinin gelişme performansları üzerine etkisi
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ FARKLI STOKLAMA YOĞUNLUKLARININ LEVREK (Dicentrarchus labrax, L.) FİNGERLİKLERİNİN GELİŞME PERFORMANSLARI ÜZERİNE ETKİSİ OĞUZ TAŞBOZAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANA BİLİM DALI Danışman : Yard. Doç. Dr. Nazmi TEKELİOGLU Yıl: 1999, Sayfa: 27 Jüri : Yard. Doç. Dr. Nazmi TEKELİOGLU Doç. Dr. Metin KUMLU Yard. Doç. Dr. Mahmut Ali GÖKÇE Bu çalışma, başlangıç ortalama boylan 9,87±0,36 cm ve ortalama canlı ağırlıkları 9,34±0,83 g olan levrek (Dicentrarchus labrax) fingerliklerinin farklı stoklama yoğunluklanndaki gelişme performanslarım incelemek amacıyla yapılmıştır. Balıklar, 1. grup (50 adet/m3), 2. grup (75 adet/m3) ve 3. grup (100 adet/m3) olmak üzere iki tekerrürlü olarak 1 m3 hacimli fiberglas tanklara stoklanmışlardır. Boyca gelişme 88 gün sonunda 1. grupta 14,99±0,20 cm, 2. grupta 14,84±0,14 cm ve 3. grupta 14,82+0,19 cm olarak gerçekleşmiştir (P>0,05). Ağırlıkça büyüme ise; 1. grupta 34,33±1,61 g, 2. grupta 33,43±0,78 g ve 3. grupta 32,84±1,36 g olmuştur (P>0,05). Günlük canlı ağırlık kazancı sırasıyla 1, 2 ve 3. gruplarda, 0,285 g, 0,275 g ve 0,268 g olarak hesaplanmıştır. Yem değerlendirme oranı, tüm gruplarda 1,84 ile 1,85 arasmda değişmiştir. Yaşama oram, yine tüm gruplarda %99 ile %100 arasında gerçekleşmiştir. Spesifik büyüme oram, 1. grupta 1,495, 2. grupta 1,465 ve 3. grupta 1,445 olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Stok yoğunluğu, levrek (Dicentrarchus labrax), fingerlik.
Deniz levreği (Dicentrarchus labrax)'ın tatlı suya alıştırılması ve tatlı suda optimal yemleme oranının belirlenmesi
Bu çalışma iki ayrı bölümden oluşmuştur: I. Bölüm'ün, I. ve II. denemelerinde, iki farklı boyutta ki (1.70±0.26 ve 25.58il.58 g) levreklerin kısa (2 gün) ve uzun süreli (10 gün) alıştırma yöntemleriyle tatlısuya başarıyla alıştınlabileceği belirlenmiştir. Alıştırılmadan, direkt tatlısuya stoklanan balıklarda yem alımı durmuş ve ölümler görülmüştür. Kısa süreli alıştırma yönteminde yaşama oranı olumsuz etkilenmemiş, ancak osmotik stres yem alım aktivitesini negatif etkilemiştir. Uzun süreli alıştırma yöntemi sonucunda mortalite oluşmamış ve yem alım indeksi kontrol grubu ile benzer bulunmuştur. Deniz levreğini en az stres ile tatlısulara alıştırabilmek için değişik tekniklerin kullanıldığı 3. Deneme öncesinde, kuyu suyunda 1 ay süresince normal ve tuzlu yemle yetiştirilen bireylerin göl suyuna alıştınlması esnasında tuz ve/veya vitamin katkısının yaşama oranı, kan Na+, K+, Cl" iyon ve hematokrit konsantrasyonları üzerine etkisi çalışılmış ve sonuçlar tartışılmıştır. Bu gruplarda 7 günlük alıştırma periyodunun uygun olduğu ve balıkların direkt göl suyuna transfer edilmemesi gerektiği açıkça belirlenmiştir. II. Bölüm'de üç farklı besleme denemesi yapılmıştır. 1. denemede, optimal yemleme oranını belirlemek amacıyla, tatlısuya alıştırılmış olan bireylerde (32 g) 5 faklı yemleme oram (%2.0, 2.5, 3.0, 3.5, ve %4.0 vücut ağırlığı/gün (V A/gün)) 50 gün boyunca test edilmiştir. Bu boyuttaki balıklarda en iyi büyüme ve yem çevrim oranı (YÇE) %3.0 VA/gün yemleme oranında belirlenmiştir. Spesifik büyüme oranı (SBO) %3.0 VA/gün'e kadar artmış, ancak daha yüksek yemleme oranlarında (%3.5-4.0 VA/gün) düşmüştür. Deneme boyunca, kondisyon faktörü (KF), iç organ lipit, protein, kuru madde içerikleri artan besleme oranıyla artmıştır (p<0.05), ancak karaciğer somatik indeksi (KSİ), içorgan somatik indeksi (İSİ), fileto oranı (FO), fileto protein, lipit, kuru madde ve kül içeriklerinde önemli bir farklılık gözlenmemiştir (p>0.05). 60 gün süren 2. denemede, optimal yemleme oranının belirlenmesi amacıyla balıklar (2.62 g) hem deniz hem de tathsuda 5 farklı yemleme oranında (%2.0, 2.5, 3.0, 3.5, 4.0 VA/gün ve serbest yemleme) yetiştirilmiştir. Spesifik büyüme oranı (SBO) ve yem çevrim etkinliği (YÇE) verileri, hem tathsu hemde deniz grubunda optimal yemleme oranının %3.5 VA/gün olduğunu göstermiştir. Her iki grupta da balıklarda fileto protein içeriği, ham kül ve KF etkilenmemiş (p>0.05), FO, KSİ, İSİ, lipit ve kuru madde içerikleri ise artan yemleme oranıyla yükseliş göstermiştir (p<0.05). 3. denemede, 50 gün boyunca, 6 farklı oranda tuz (NaCl) içeren yemle (kontrol, %1, 3, 5, 7, ve %9) beslenen balıklarda (4.87 g) büyüme performansları, YÇE ve fileto kompozisyonları araştırılmıştır. Yemine tuz eklenen gruplarda, kontrol grubuna göre, ortalama %20.76 oranında bir canlı ağırlık artışı belirlenmiştir (p<0.05). Kontrol grubunda SBO %1.78/gün, tuzlu yemlerde ise %2.12-2.23/gün bulunmuştur (p<0.05). En yüksek YÇE %l-7 tuz içeren yemle beslenen gruplarda belirlenmiştir (p<0.05). Yemde artan tuz miktarı et besin içeriklerinden ham protein, kuru madde, ham kül içeriğini etkilememiş, lipit içeriğini ise %l-7 oranında arttırmıştır. Anahtar kelimeler: Dicentrarchus labrax, Tathsu, Besleme Oranı, Filleto Kompozisyonu, Tuzlu Yem
Babadıllimanı koyunda (Silifke-Mersin) dip trolü ile avlanan ekonomik öneme sahip bazı demersal balık türleri için ağ göz genişliğinin belirlenmesi
ÖZ DOKTORA TEZİ BABADILLİMANI KOYU'NDA (SİLİFKE-MERSİN) DİP TROLÜ İLE AVLANAN EKONOMİK ÖNEME SAHİP BAZI DEMERSAL BALIK TÜRLERİ İÇİN AĞ GÖZ GENİŞLİĞİNİN BELİRLENMESİ Caner Enver OZYÜRT ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANA BİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Dursun AVŞAR Yıl : 2003 Sayfa: 124 Jüri : Prof. Dr. Dursun AVŞAR : Prof. Dr. Ercan SARIHAN : Prof. Dr. Abdurrahman POLAT : Doç. Dr. Ali İSMEN : Doç. Dr. Nuri BAŞUSTA Mayıs 1999-Nisan 2000 tarihleri arasında Babadılümanı Koyu'nda gerçekleştirilen bu çalışmada, ekonomik öneme sahip 5 demersal balık türünün ilk eşeysel olgunluk boyu, üreme dönemi ve seçicilik parametreleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Saurida undosquamis'in 12.8cm'lik boy grubunda ilk eşeysel olgunluğa eriştiği; ilki Nisan-Mayıs, ikincisi Eylül-Ekim ve üçüncüsü ise Kasım-Ocak arasında olmak üzere yılda üç kez ürediği ve (%Lso) değerinin 10.41 cm olduğu; Mullus barbatus' 'un ilk eşeysel olgunluk boyunun 10.5cm; üreme döneminin Mayıs-Ağustos aylan arasında ve (%Lso) değerinin 7.73cm olduğu; Upeneus moluccensis'm 10.4cm boy grubunda ilk eşeysel olgunluğa ulaştığı, üreme döneminin Temmuz-Kasım aylan arasmda ve (%Lso) değerinin 8.83cm olduğu; Upeneus pori'ma 10cm boyunda ilk eşeysel olgunluğa ulaştığı, ilki Mayıs, ikincisi Temmuz- Ağustos ve üçüncüsü Ekim- Aralık arasında olmak üzere yılda üç kez ürediği ve (%Lso) değerinin ise 9.18cm olduğu belirlenmiştir. Spicara maena için ilk eşeysel olgunluk boyu belirlenememiş; ancak üreme döneminin Şubat-Temmuz aylan arasında ve (%L$o) değerinin ise 7.85cm olduğu saptanmıştır. İncelenen türlerin üreme dönemleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, Doğu Akdeniz'de uygulanan zaman sınırlamasının 1 Nisan- 1 Kasım arasındaki dönemi kapsayacak biçimde olması gerektiği sonucuna varılmıştır. Tüm türler için elde edilen seçicilik parametreleri ile, belirlenen ilk eşeysel olgunluk boylan birlikte değerlendirildiğinde ise, halen uygulanmakta olan 22mm'lik yasal ağ göz genişliğine alternatif olabilecek uygun bir ağ göz genişliği belirlenememiştir. Ancak sözü edilen türler için daha uygun olan bir torba ağ göz genişliğinin ve hatta torba modelinin belirlenebilmesi için, öncelikle Saurida undosquamis'm torba içerisindeki davranışlarının gözlenebildiği oldukça ayrıntılı seçicilik çalışmalarının gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.. Anahtar Kelimeler: Dip Trolü, Torba Seçiciliği, Demersal Türler, Üreme Dönemi, Kuzeydoğu Akdeniz.
İki farklı yağ kaynağının (balık yağı ve soya yağı) deniz levreği (Dicentrarchus labrax L. )'nin gelişme performansı ve vücut yağ asitleri kompozisyonuna etkileri
öz DOKTORA TEZİ İKİ FARKLI YAĞ KAYNAĞININ (BALIK YAĞI VE SOYA YAĞI) DENİZ LEVREĞİ (Dicentrarchm labrax L)'NİN GELİŞME PERFORMANSI VE VÜCUT YAĞ ASİTLERİ KOMPOZİSYONUNA ETKİLERİ ARZU ÖZLÜER HUNT ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Yrd. Doç. Dr. Nazmi TEKELİOĞLU Yıl 2003, Sayfa 97 Jüri : Yrd. Doç. Dr. Nazmi TEKELİOĞLU Prof. Dr. Gürkan EKİNGEN Prof. Dr. Abdurrahman POLAT Prof. Dr. Ercan SARIHAN Yrd. Doç. Dr. M. Ayçe GENÇ Bu çalışmada iki farklı yağ kaynağı (balık yağı ve soya yağı) ile beslenen levrek (Dicentrarchus labrax L.) genç bireylerinin büyüme ve vücut yağ asitleri kompozisyonları incelenmiştir. Ortalama canlı ağırlıkları 4.80± 0.2 g olan yavrular materyal olarak kullanılmıştır. Besleme çalışmaları 15 hafta sürdürülmüştür. Öncelikle, soya yağı ve balık yağı içeriğine sahip 5 farklı diyet, %12 lipit düzeyinde hazırlanmıştır. Diyetlerdeki diğer besin bileşenleri; protein, vitamin ve mineral gibi, bütün diyetler için sabit tutulmuştur, sadece; lipit içerikleri değiştirilmiştir. Denemenin ikinci aşamasında ise, beslenme periyodunun ardından, fileto ve tüm vücutta besin madde bileşenleri ve yağ asitleri kompozisyonu araştırılmıştır. Deneme sonunda en iyi ağırlıkça büyümeyi %12 balık yağı içeriğine sahip I. diyet grubu göstermiştir. Bunun hemen arkasından V. diyet grubu olan %12 soya yağı içeriğine sahip diyet grubunda belirlenmiştir. Ağırlık artışı ve spesifik büyüme oranlarında I. grupla diğer gruplar arasındaki farkın önemli olduğu saptanmıştır (PO.05). Lipit oram fileto dokusunda ve tüm vücutta I. grupta diğer gruplardan az ve istatistiksel olarak farklı bulunmuştur (PO.05). Bu araştırmada; doymuş, tek doymamış ve çok doymamış yağ asitleri de araştırılmıştır. Diyetlerdeki soya yağı miktarı arttıkça, ra-3 yağ asitleri miktarının azaldığı, co-6 yağ asitleri miktarının ise arttığı saptanmıştır. Bütün diyet gruplarında; doymuş, tekli doymamış ve çoklu doymamış yağ asitleri açısından fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (P<0.05). Anahtar Kelimeler: Levrek, balık yağı, soya yağı, büyüme, esansiyel yağ asitleri.
Seyhan Nehri (Adana kent içi bölgesi)'nde yaşayan bazı cyprinid'lerde hematolojik araştırmalar
öz DOKTORA TEZİ SEYHAN NEHRİ(ADANA KENT İÇİ BÖLGESİ)'NDE YAŞAYAN BAZI CYPRİNİD'LERDE HEMATOLOJİK ARAŞTIRMALAR Aysel ŞAHAN(AZİZOĞLU) ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABILİM DALI Danışman: Doç.Dr. İbrahim CENGİZLER Yıl: 2000, Sayfa: 116 Jüri: Doç.Dr. İbrahim CENGİZLER : Prof.Dr. Gürkan EKİNGEN : Prof. Dr. Mustafa SARIEYYÜPOĞLU Bu araştırmada, Seyhan Nehri'nden 1997-Mayıs ile 1998-Mayıs tarihleri arasında yakalanan dört Cyprinid türünde hematolojik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma özellikle Seyhan Nehri 'nin tarımsal, sanayi, mezbaha ve evsel atıkların bol olduğu bölgede yapılmıştır. Araştırma süresinca Seyhan Nehri'nden yakalanan Cyprinid' lerden Doğa Sazanı(Cy/;/'/wM.v carpio, Linnaeus, 1758), Kızılgöz(Riiülus rutilus, Linnaeus, 1758), Benekli Siraz(Capoeta barroisi, Lortet, 1894) ve Bıyıklı Balık(fiar6//s rajanorum, Heckel, 1843) türleri araştırma materyali olarak kullanılmıştır. Söz konusu ortamda yaşamaya uyum sağlamış Cyprinid türlerinde temel hematolojik parametreler ortaya çıkarılmış, ayrıca mevsimsel farklılıkların hematoloji üzerine etkileri belirlenmiştir. Eritrosit ve lökosit hücre miktarları açısından dört türde benzer sonuçlar gözlenmiştir. Türlerin tamamında eritrosit değerlerde yaz aylannda başlayan artışlar, sonbaharda maksimum düzeylere ulaşmıştır. Lökosit hücrelerde, yaz aylannda kirlilik ve paralelinde enfeksiyon miktarına da bağlı olarak artan değerler kış aylannda azalma göstermiştir, özellikle yaz aylarında C.carpio bireylerinde gözlenen ekto parazit (Dactylogyrus vastator, Gyrodactylus elegans, Ichthyophthirius multifilis, Trichodina nigra ve Argulus foliaceus) türleri ile endo parazit Cestod ÇSchistocephalus sp. ve Caryophyllaeus mutabilis) türlerinin de lökosit artışına neden olabileceği konusu tartışılmıştır. Serum Glukoz değerleri Cyprinid'lerde su sıcaklığına ters yönde değişim göstermiştir. Serum Protein değerlerinde ise, beslenmeye bağlı değişimler izlenmiştir. Kan elektrolit düzeyleri ise, her bir türde çevresel stres faktörlerine bağlı olarak değişim göstermiştir. C.carpio bireylerinden incelenen hematolojik parametrelerin tamamında normal değerlerden sapma ve ortamdaki mevcut stres faktörlerinden diğer türlere nazaran daha fazla etkilenmeler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cyprinidae, Tatlı Su Balık Hematolojisi, Balık Kanı, Kirlilik ve Balık Fizyolojisi. t£, rtKKÖĞRCTÎM KÎMJMj
Levrek (Dicentrarchus labrax L. )'ten kontrollü koşullarda döl alınması, larva ve genç bireylerin farklı diyetlerle beslenerek gelişimlerinin incelenmesi
DOKTORA TEZİ Levrek (Dicentrarchus lahrax L.)'ten Kontrollü Koşullarda D51 Alınması, Larva ve Genç Bireylerin Farklı Diyetlerle Beslenerek Gelişimlerinin İncelenmesi M. Ayçe GENÇ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANADİLİM DALI Danışman: Yrd.Doç.Dr. Nazmi TEKELİOGLU Yıl 2001, Sayfa 64 Jüri: Yrd.Doç.Dr. Nazmi TEKELİOGLU Prof.Dr. Ercan SARIHAN Prof.Dr. Gürkan EKİNGEN Prof.Dr. İhsan AKYURT Doç.Dr. Abdurrahman POLAT Bu çalışmada farklı yemlerle beslenen levrek (Dicentrarchus lahrax L.) larva ve genç bireylerinin gelişimleri incelenmiştir. Larval aşamada ortalama 22.16±1.21 mg başlangıç ağırlığına sahip levrek larvaları denemeye alınmıştır. Larvalara karma yemle birlikte Tubifex, Artemia ve zenginleştirilmiş Artemia verilen 3 araştırma grubu, aynı zamanda karma yeme cezbedici olarak %2 oranında L-glutamik asit ve %2 oranında betainin eklendiği 2 araştırma grubu ve yalnız karma yemle beslenen kontrol grubu olmak üzere toplam 6 araştırma grubu oluşturulmuştur. Karma yemle birlikte Tubifex, Artemia ve zenginleştirilmiş Artemia verilen araştırma grupları ve karma yeme %2 oranında L-glutamik asit eklenerek beslenen gruptan, kontrol yemi (karma yem) ve %2 betain ilaveli yemle beslenen gruplara göre daha yüksek (p<0.05) kendi aralarında benzer (p>0.05) canlı ağırlık artışı elde edilmiştir. %2 oranında betain katkılı yemle beslenen grubun canlı ağırlık artışı ise kontrol grubu ile benzer (p>0.05) bulunmuştur. Araştırmanın ikinci aşamasında başlangıç ağırlıkları ortalama 2.88±0.09 g olan genç levrekler denemeye alınmışlardır. Aşama sonunda en iyi gelişmeyi gösteren %2 L-glutamik asit içeren yemle beslenen grup, %2 betain katkılı yem ve kontrol yemi ile beslenen gruplardan önemli derecede farklı (p<0.05) bulunmuştur. %2 betain içeren yemle beslenen grup, kontrol grubundan daha yüksek, %2 L- glutamik asitle beslenen gruba göre ise daha düşük (p<0.05) cardı ağırlık artışı sağlamıştır. Anahtar kelimeler: Levrek, Tubifex, cezbedici madde, L-glutamik asit, betain
Aydıncık Babadillimanı'nda iki serranus türünün (Serranus hepatus, Serranus cabrilla) popülasyon dinamiği parametrelerinin tahmini
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ AYDINCIK B ABADİLLİMANI'NDA İKİ SERRANUS TÜRÜNÜN (Serranus hepatus, Serrcmus cabrilla) POPULAS YON DİNAMİĞİ PARAMETRELERİNİN TAHMİNİ LEVENT SANGÜN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Mustafa AKAR Yıl:2002, Sayfa: 91 Jüri: Prof. Dr. Mustafa AKAR Prof. Dr. Ercan SARIHAN Doç. Dr. Tamer KAYAALP Bu çalışmada, beneklihani ve asılhanilerin üreme dönemleri, von Bertalanffy Büyüme Sabitleri ve büyümesinin en fazla olduğu yaş grupları belirlendi. Üreme dönemleri, beneklihani için Mayıs ile Eylül, asılhani için ise Mayıs ile Ekim ayları arasında olmuştur. Tahmin edilen von Bertalanffy Büyüme Sabitleri beneklihani için sırası ile Loo=33.398cm, KKXOSOlyil"1, to=-1.231yıl ve W"=652.589gr; asılhani için ise L"=73. 3653cm, K=0.0273yır!, to=-2.2288 yıl ve W"=2516.59gr olarak bulunmuştur. Ayrıca standart ve çatal boy için de von Bertalanffy Büyüme Sabitleri hesaplandı. Boy ve ağırlık büyümesinin en fazla olduğu yaş grupları, beneklihani için sırası ile I-II ve TV-V, asılhani için ise I-II ve V-VI arası olduğu saptanmıştır. Her iki tür için boy-ağırlık regresyon denklemleri tahmin edildi, total boy için bulunan regresyondenklem ve r değeri beneklihanide sırasıyla W=0.0145*L3057 ve 0.986 asılhanide ise W=0.023 1 *L2923 ve 0.958 olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Beneklihani, Asılhani, Üreme, ve von Bertalanffy Büyüme Sabitleri, Boy- Ağırlık Regresyon Denklemi
Karataş Akyatan lagünündeki balıklarda pestisit kalıntılarının araştırılması
Akyatan. lagününde- avlanan 'kefal, levrek ve çipura balık türlerinin farklı yaşlarda et ve organlarında pestisit kalıntı araştırması yapılmıştır. Kefal örneklerinde toplam pestisit miktarı yaş ilerledikçe arttığı gözlenmiştir. 2,3,4 yaş grubu kefal örneklerinde pestisit miktarı zikredilen sıraya göre 0.251 ppm, 0.643 ppm, 0.889 ppm olarak bulunmuştur. a-BHC, Heptaklor, Aldrin, Kloropyrifos, Dieldrin, endosülfan, endrin, OP'DDD, PP'DDD, PP'DDT kefal örneklerinin her yaş grubu et ve organında görülmüştür. Levrek örneklerinde ette bulun toplam pestisit miktarı yaş artışı ile artış göstermiştir. Organda rastlanan toplam pestisit miktarı 2 yaş grubunda düşüş gösterirken 3 yaş grubunda tekrar bir artış göstermiştir. Toplam pestisit kalıntısı en fazla 3 yaş grubunda gözlenmiştir. Endrin, PP'DDT, aldrin, bütün et ve organda görülmüştür. Çipura örneklerinde ette aldrin, hekzaconazol ve heptaklor olmak üzere 3 tür, organda ise 15 tür pestisit görülmüştür. Ette görülen pestisitlerin miktarının organda daha yüksek olduğu tesbit edilmiştir. PP'DDT ve aldrin kefal ve levrek balık türlerinin her yaş grubu et ve organında, aldrin ise her 3 tür balığın bütün et ve organlarında gözlenmiştir. Bulunan pestisitlerin düzeyleri çeşitli ülkelerin tolerans sınırlarının altındadır. Araştırma sonuçları Akyatan Lagünü 'nde avlanan kefal levrek ve çipura balık türlerinde bulunan pestisit kalıntılarının insan sağlığı açısından sakınca meydana getirmeyecek seviyede olduğunu göstermiştir.