Balıklar
Bu konu başlığı altında 92 tez
İskenderun körfezi balıklarında bisfenol a (BPA) düzeylerinin belirlenmesi
Dünya genelinde en çok üretilen ve kullanılan endokrin bozucu kirleticilerden biri olan Bisfenol A (BPA), insan ve hayvan sağlığı üzerine ciddi olumsuz etkileri nedeniyle günümüzde önemli bir çevre ve halk sağlığı problemidir. Besin zincirinde önemli bir rolü olan balıklar, sucul ortamlarda yaygın olarak bulunan BPA kirliliğini izlemek için biyomonitör canlılar olarak kullanılmaktadır. Bu çalışma, İskenderun Körfezi'nde avlanan ve bölgede sık tüketilen Levrek (Dicentrarchus labrax, Linnaeus, 1758), Çipura (Sparus aurata, Linnaeus, 1758), Kefal (Mugil cephalus, Linnaeus, 1758) ve Mercan (Patlak göz mercan) (Dentex macrophthalmus, Bloch, 1791) balık türlerinde BPA düzeylerini araştırmak amacıyla gerçekleştirildi. Çalışmada her türden 7 adet olmak üzere toplam 28 adet balık kullanıldı. Balıkların boy ve ağırlık ölçümleri yapıldıktan sonra kas dokusu örneklerinde Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi (HPLC) ile BPA düzeyleri tespit edildi. Metot validasyonu tespit limiti (LOD), tayin limiti (LOQ), regrasyon katsayısı (R2), relatif standart sapma (RSD) ve geri kazanım parametreleri üzerinden gerçekleştirildi. Validasyon parametrelerinden; LOD ve LOQ değerleri ise sırasıyla 0.28 ve 0.92 ppb, R2 = 0.9963, % RSD değeri 9.8 ve geri kazanım oranı %96 olarak tespit edildi. Çalışılan tüm balıklarda (n:28) BPA pozitiflik oranı %50 (n:14) olarak belirlendi. Mercan, Çipura, Kefal ve Levrek türlerinde tespit edilen ortalama BPA düzeyleri sırasıyla; 0.50, 0.44, 0.33 ve 0.22 ng/g olarak tespit edildi. Balık türlerine göre tespit edilen en yüksek BPA düzeyleri; Çipura 1.84, Kefal 1.28, Mercan 1.27 ve Levrek 0.93 ng/g olarak ölçüldü. Sonuç olarak; bu çalışmada belirlenen balık türleri BPA düzeyleri farklı bölgelerde yapılan benzer çalışmalarda bildirilen düzeylerin çoğundan ve resmi otoriteler tarafından belirlenen gıdayla temas eden maddelerden kaynaklanabilen spesifik migrasyon limitinin altında tespit edilmiştir. Bununla birlikte, BPA düzeylerinin gıda değeri olan biyomonitör türler üzerinden periyodik olarak izlenmesi ve bölgesel tüketim senaryoları üzerinden risk değerlendirmelerinin yapılması halk sağlığı bakımından önem arz etmektedir.
Alabalık yemlerine yapılan DL-alanin ve betadin katkısının Gökkuşağı alabalığı (oncorhynchus mykiss, W. 1972) fingerliklerinin gelişme ve karkas kompozisyonu üzerine etkileri
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ Alabalık Yemlerine Yapılan DL-Alanin ve Betain Katkısının Gökkuşağı Alabalığı (Oncorhynchus mykiss, W. 1972) Fingerliklerinin Gelişme ve Karkas Kompozisyonu Üzerine Etkileri Gülsün BEKLEVİK ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Doç. Dr. Abdurrahman POLAT Yıl 1999, Sayfa 40 Jüri: Doç Dr. Abdurrahman POLAT Doç. Dr. Metin KUMLU Yrd. Doç. Dr. Mehmet ÇELİK Bu çalışmada, ülkemizde ve dünyada yetiştiriciliği yaygın olarak yapılan gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) fingerliklerinin, yemlerine cezbedici madde olarak DL-alanin ve betain ilavesinin balıkların gelişimine ve karkas besin madde bileşenleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonucunda, % 1.5 oranında DL-alanin ve % 1.5 oranında betain ilave edilen yemlerle beslenen balıklarda (sırasıyla 35.36+1.81 g ve 38.47±3.02 g) kontrol rasyonuyla beslenen balıklara göre (28.32±0.31 g) daha yüksek canlı ağırlık artışı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Cezbedici madde ilaveli yemlerle beslenen grupların yem değerlendirme ve protein oranlarının da kontrol grubuna göre daha iyi olduğu bulunmuştur (p<0.05). Araştırma gruplarına ait tüm vücut kuru madde, karkas ve tüm vücut ham kül ve protein oranları benzer bulunmuştur (p>0.05). DL-alanin ilaveli yemlerle beslenen grupta karkas kuru madde oranı diğer gruplardan daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Betain ilaveli yemlerle beslenen grupta ise tüm vücut lipit oranı kontrol grubundan düşük bulunurken (p<0.05), karkas lipit oranlan bakımından tüm gruplar benzer bulunmuştur (p>0.05). Anahtar kelimeler: Gökkuşağı alabalığı, DL-alanin, Betain, Cezbedici madde.
Yumurtalık (Adana) koyundaki eski balığı (Leiognathus klunzingeri) ve küçük dilbalığı (Arnoglossus laterna) populasyonlarında üreme, büyüme ve ölüm oranlarının belirlenmesi
Bu çalışmada Eksi ve Küçük Dilbalıklarımn üremelerini sırasıyla Nisan' dan Eylül'e ve Aralık'tan Haziran'a kadar olan dönemlerde gerçekleştirdikleri; II. yaşta ve 5.65cm ile 6.6cm iken ilk eşeysel olgunluğa ulaştıkları; olgun yumurta çaplarının 0.65mm ile 0.45mm'den daha büyük olduğu; Ortalama Yumurta Verimliliklerinin 2789+2109 ve 11932±12500 olduğu belirlendi. Büyüme özelliklerinden yararlanılarak von Bertalanffy Büyüme Sabitlerinin Eksi Balıkları için; L«,=l 0.28cm, K=0.29yıl"', to=-0.42yıl ve Woo=11.75gr olduğu; Küçük Dilbalıkları için ise; Lco=15.88cm, K=0.13yıl'\ t0=-1.54yıl ve Wco=27.64gr olduğu hesaplandı. Boy ve ağırlıkça büyümenin en fazla olduğu yaş gruplarının Eksi Balıklarında sırasıyla I. ile II. ve II. ile III.; Küçük Dilbalıklarında ise, I. ile II. ve V. ile VI. yaş grupları arasında gerçekleştiği saptandı. Ayrıca her iki tür içinde toplam ölümlerin sırasıyla Z=0.9609 ile 0.5319 ve bileşenlerinin M=0.6460 ile 0.3616 ve F=0.314 ile 0.1700 olduğu saptadı. Anahtar Kelimeler: Eksi Balığı, Küçük Dilbalığı, Üreme, von Bertalanffy Büyüme Sabitleri, Ölüm Oranları,
Türkiye'deki denizel kuluçkahanelerin mevcut durumları ve sorunları
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ TÜRKİYE'DEKİ DENİZEL KULUÇKAHANELERİN MEVCUT DURUMLARI VE SORUNLARI MENDERES ŞEREFLİŞAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DAL! Danışman: Yrd. Doç. Dr. Suat DİKEL Yıl: 1998, Sayfa: 70 Jüri :Yrd.Doç.Dr. Suat DİKEL :Doç.Dr. Metin KUMLU :Yrd.Doç.Dr. Nazmi TEKELİOĞLU Bu çatışma, deniz balıklan yetiştiriciliği endüstrisinin temelini oluşturan kuluçkahanelerin Türkiye'deki mevcut durumlarının ortaya çıkartılarak, karşılaştıkları ortak sorunların bilimsel bir platformda ele alınıp ve şimdiye kadar üzerinde hiçbir çalışmanın yapılmadığı, fakat bundan sonra yapılması gereken yeni çalışmalara ışık tutacak bilimsel bir kaynağın ortaya çıkarılması amacıyla yapılmıştır. Akdeniz ve Ege denizinde mevcut 19 denizel kuluçkahaneden I8'i üzerinde yapılan bu çalışma sonucunda en fazla üretilen türlerin, kuluçkahane teknikleri benzer olan levrek {Dicenlrarchııs labrax) ve çipura (Sparus aııraius) ile, sadece bir kuluçkahane tarafından çok az sayıda üretilen kefal (A/n/?// cephalus) fangri (Pagrııs pagrııs) ve sinagrit (Denfex den/ex) olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Denizel kuluçkahaneler, Çipura, Levrek, Türkiye
Farklı stoklama yoğunluklarının levrek (dicentrarchus labrax) fingerliklerinin gelişme performansları üzerine etkisi
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ FARKLI STOKLAMA YOĞUNLUKLARININ LEVREK (Dicentrarchus labrax, L.) FİNGERLİKLERİNİN GELİŞME PERFORMANSLARI ÜZERİNE ETKİSİ OĞUZ TAŞBOZAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANA BİLİM DALI Danışman : Yard. Doç. Dr. Nazmi TEKELİOGLU Yıl: 1999, Sayfa: 27 Jüri : Yard. Doç. Dr. Nazmi TEKELİOGLU Doç. Dr. Metin KUMLU Yard. Doç. Dr. Mahmut Ali GÖKÇE Bu çalışma, başlangıç ortalama boylan 9,87±0,36 cm ve ortalama canlı ağırlıkları 9,34±0,83 g olan levrek (Dicentrarchus labrax) fingerliklerinin farklı stoklama yoğunluklanndaki gelişme performanslarım incelemek amacıyla yapılmıştır. Balıklar, 1. grup (50 adet/m3), 2. grup (75 adet/m3) ve 3. grup (100 adet/m3) olmak üzere iki tekerrürlü olarak 1 m3 hacimli fiberglas tanklara stoklanmışlardır. Boyca gelişme 88 gün sonunda 1. grupta 14,99±0,20 cm, 2. grupta 14,84±0,14 cm ve 3. grupta 14,82+0,19 cm olarak gerçekleşmiştir (P>0,05). Ağırlıkça büyüme ise; 1. grupta 34,33±1,61 g, 2. grupta 33,43±0,78 g ve 3. grupta 32,84±1,36 g olmuştur (P>0,05). Günlük canlı ağırlık kazancı sırasıyla 1, 2 ve 3. gruplarda, 0,285 g, 0,275 g ve 0,268 g olarak hesaplanmıştır. Yem değerlendirme oranı, tüm gruplarda 1,84 ile 1,85 arasmda değişmiştir. Yaşama oram, yine tüm gruplarda %99 ile %100 arasında gerçekleşmiştir. Spesifik büyüme oram, 1. grupta 1,495, 2. grupta 1,465 ve 3. grupta 1,445 olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Stok yoğunluğu, levrek (Dicentrarchus labrax), fingerlik.
Deniz levreği (Dicentrarchus labrax)'ın tatlı suya alıştırılması ve tatlı suda optimal yemleme oranının belirlenmesi
Bu çalışma iki ayrı bölümden oluşmuştur: I. Bölüm'ün, I. ve II. denemelerinde, iki farklı boyutta ki (1.70±0.26 ve 25.58il.58 g) levreklerin kısa (2 gün) ve uzun süreli (10 gün) alıştırma yöntemleriyle tatlısuya başarıyla alıştınlabileceği belirlenmiştir. Alıştırılmadan, direkt tatlısuya stoklanan balıklarda yem alımı durmuş ve ölümler görülmüştür. Kısa süreli alıştırma yönteminde yaşama oranı olumsuz etkilenmemiş, ancak osmotik stres yem alım aktivitesini negatif etkilemiştir. Uzun süreli alıştırma yöntemi sonucunda mortalite oluşmamış ve yem alım indeksi kontrol grubu ile benzer bulunmuştur. Deniz levreğini en az stres ile tatlısulara alıştırabilmek için değişik tekniklerin kullanıldığı 3. Deneme öncesinde, kuyu suyunda 1 ay süresince normal ve tuzlu yemle yetiştirilen bireylerin göl suyuna alıştınlması esnasında tuz ve/veya vitamin katkısının yaşama oranı, kan Na+, K+, Cl" iyon ve hematokrit konsantrasyonları üzerine etkisi çalışılmış ve sonuçlar tartışılmıştır. Bu gruplarda 7 günlük alıştırma periyodunun uygun olduğu ve balıkların direkt göl suyuna transfer edilmemesi gerektiği açıkça belirlenmiştir. II. Bölüm'de üç farklı besleme denemesi yapılmıştır. 1. denemede, optimal yemleme oranını belirlemek amacıyla, tatlısuya alıştırılmış olan bireylerde (32 g) 5 faklı yemleme oram (%2.0, 2.5, 3.0, 3.5, ve %4.0 vücut ağırlığı/gün (V A/gün)) 50 gün boyunca test edilmiştir. Bu boyuttaki balıklarda en iyi büyüme ve yem çevrim oranı (YÇE) %3.0 VA/gün yemleme oranında belirlenmiştir. Spesifik büyüme oranı (SBO) %3.0 VA/gün'e kadar artmış, ancak daha yüksek yemleme oranlarında (%3.5-4.0 VA/gün) düşmüştür. Deneme boyunca, kondisyon faktörü (KF), iç organ lipit, protein, kuru madde içerikleri artan besleme oranıyla artmıştır (p<0.05), ancak karaciğer somatik indeksi (KSİ), içorgan somatik indeksi (İSİ), fileto oranı (FO), fileto protein, lipit, kuru madde ve kül içeriklerinde önemli bir farklılık gözlenmemiştir (p>0.05). 60 gün süren 2. denemede, optimal yemleme oranının belirlenmesi amacıyla balıklar (2.62 g) hem deniz hem de tathsuda 5 farklı yemleme oranında (%2.0, 2.5, 3.0, 3.5, 4.0 VA/gün ve serbest yemleme) yetiştirilmiştir. Spesifik büyüme oranı (SBO) ve yem çevrim etkinliği (YÇE) verileri, hem tathsu hemde deniz grubunda optimal yemleme oranının %3.5 VA/gün olduğunu göstermiştir. Her iki grupta da balıklarda fileto protein içeriği, ham kül ve KF etkilenmemiş (p>0.05), FO, KSİ, İSİ, lipit ve kuru madde içerikleri ise artan yemleme oranıyla yükseliş göstermiştir (p<0.05). 3. denemede, 50 gün boyunca, 6 farklı oranda tuz (NaCl) içeren yemle (kontrol, %1, 3, 5, 7, ve %9) beslenen balıklarda (4.87 g) büyüme performansları, YÇE ve fileto kompozisyonları araştırılmıştır. Yemine tuz eklenen gruplarda, kontrol grubuna göre, ortalama %20.76 oranında bir canlı ağırlık artışı belirlenmiştir (p<0.05). Kontrol grubunda SBO %1.78/gün, tuzlu yemlerde ise %2.12-2.23/gün bulunmuştur (p<0.05). En yüksek YÇE %l-7 tuz içeren yemle beslenen gruplarda belirlenmiştir (p<0.05). Yemde artan tuz miktarı et besin içeriklerinden ham protein, kuru madde, ham kül içeriğini etkilememiş, lipit içeriğini ise %l-7 oranında arttırmıştır. Anahtar kelimeler: Dicentrarchus labrax, Tathsu, Besleme Oranı, Filleto Kompozisyonu, Tuzlu Yem
Babadıllimanı koyunda (Silifke-Mersin) dip trolü ile avlanan ekonomik öneme sahip bazı demersal balık türleri için ağ göz genişliğinin belirlenmesi
ÖZ DOKTORA TEZİ BABADILLİMANI KOYU'NDA (SİLİFKE-MERSİN) DİP TROLÜ İLE AVLANAN EKONOMİK ÖNEME SAHİP BAZI DEMERSAL BALIK TÜRLERİ İÇİN AĞ GÖZ GENİŞLİĞİNİN BELİRLENMESİ Caner Enver OZYÜRT ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANA BİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Dursun AVŞAR Yıl : 2003 Sayfa: 124 Jüri : Prof. Dr. Dursun AVŞAR : Prof. Dr. Ercan SARIHAN : Prof. Dr. Abdurrahman POLAT : Doç. Dr. Ali İSMEN : Doç. Dr. Nuri BAŞUSTA Mayıs 1999-Nisan 2000 tarihleri arasında Babadılümanı Koyu'nda gerçekleştirilen bu çalışmada, ekonomik öneme sahip 5 demersal balık türünün ilk eşeysel olgunluk boyu, üreme dönemi ve seçicilik parametreleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Saurida undosquamis'in 12.8cm'lik boy grubunda ilk eşeysel olgunluğa eriştiği; ilki Nisan-Mayıs, ikincisi Eylül-Ekim ve üçüncüsü ise Kasım-Ocak arasında olmak üzere yılda üç kez ürediği ve (%Lso) değerinin 10.41 cm olduğu; Mullus barbatus' 'un ilk eşeysel olgunluk boyunun 10.5cm; üreme döneminin Mayıs-Ağustos aylan arasında ve (%Lso) değerinin 7.73cm olduğu; Upeneus moluccensis'm 10.4cm boy grubunda ilk eşeysel olgunluğa ulaştığı, üreme döneminin Temmuz-Kasım aylan arasmda ve (%Lso) değerinin 8.83cm olduğu; Upeneus pori'ma 10cm boyunda ilk eşeysel olgunluğa ulaştığı, ilki Mayıs, ikincisi Temmuz- Ağustos ve üçüncüsü Ekim- Aralık arasında olmak üzere yılda üç kez ürediği ve (%Lso) değerinin ise 9.18cm olduğu belirlenmiştir. Spicara maena için ilk eşeysel olgunluk boyu belirlenememiş; ancak üreme döneminin Şubat-Temmuz aylan arasında ve (%L$o) değerinin ise 7.85cm olduğu saptanmıştır. İncelenen türlerin üreme dönemleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, Doğu Akdeniz'de uygulanan zaman sınırlamasının 1 Nisan- 1 Kasım arasındaki dönemi kapsayacak biçimde olması gerektiği sonucuna varılmıştır. Tüm türler için elde edilen seçicilik parametreleri ile, belirlenen ilk eşeysel olgunluk boylan birlikte değerlendirildiğinde ise, halen uygulanmakta olan 22mm'lik yasal ağ göz genişliğine alternatif olabilecek uygun bir ağ göz genişliği belirlenememiştir. Ancak sözü edilen türler için daha uygun olan bir torba ağ göz genişliğinin ve hatta torba modelinin belirlenebilmesi için, öncelikle Saurida undosquamis'm torba içerisindeki davranışlarının gözlenebildiği oldukça ayrıntılı seçicilik çalışmalarının gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.. Anahtar Kelimeler: Dip Trolü, Torba Seçiciliği, Demersal Türler, Üreme Dönemi, Kuzeydoğu Akdeniz.
İki farklı yağ kaynağının (balık yağı ve soya yağı) deniz levreği (Dicentrarchus labrax L. )'nin gelişme performansı ve vücut yağ asitleri kompozisyonuna etkileri
öz DOKTORA TEZİ İKİ FARKLI YAĞ KAYNAĞININ (BALIK YAĞI VE SOYA YAĞI) DENİZ LEVREĞİ (Dicentrarchm labrax L)'NİN GELİŞME PERFORMANSI VE VÜCUT YAĞ ASİTLERİ KOMPOZİSYONUNA ETKİLERİ ARZU ÖZLÜER HUNT ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Yrd. Doç. Dr. Nazmi TEKELİOĞLU Yıl 2003, Sayfa 97 Jüri : Yrd. Doç. Dr. Nazmi TEKELİOĞLU Prof. Dr. Gürkan EKİNGEN Prof. Dr. Abdurrahman POLAT Prof. Dr. Ercan SARIHAN Yrd. Doç. Dr. M. Ayçe GENÇ Bu çalışmada iki farklı yağ kaynağı (balık yağı ve soya yağı) ile beslenen levrek (Dicentrarchus labrax L.) genç bireylerinin büyüme ve vücut yağ asitleri kompozisyonları incelenmiştir. Ortalama canlı ağırlıkları 4.80± 0.2 g olan yavrular materyal olarak kullanılmıştır. Besleme çalışmaları 15 hafta sürdürülmüştür. Öncelikle, soya yağı ve balık yağı içeriğine sahip 5 farklı diyet, %12 lipit düzeyinde hazırlanmıştır. Diyetlerdeki diğer besin bileşenleri; protein, vitamin ve mineral gibi, bütün diyetler için sabit tutulmuştur, sadece; lipit içerikleri değiştirilmiştir. Denemenin ikinci aşamasında ise, beslenme periyodunun ardından, fileto ve tüm vücutta besin madde bileşenleri ve yağ asitleri kompozisyonu araştırılmıştır. Deneme sonunda en iyi ağırlıkça büyümeyi %12 balık yağı içeriğine sahip I. diyet grubu göstermiştir. Bunun hemen arkasından V. diyet grubu olan %12 soya yağı içeriğine sahip diyet grubunda belirlenmiştir. Ağırlık artışı ve spesifik büyüme oranlarında I. grupla diğer gruplar arasındaki farkın önemli olduğu saptanmıştır (PO.05). Lipit oram fileto dokusunda ve tüm vücutta I. grupta diğer gruplardan az ve istatistiksel olarak farklı bulunmuştur (PO.05). Bu araştırmada; doymuş, tek doymamış ve çok doymamış yağ asitleri de araştırılmıştır. Diyetlerdeki soya yağı miktarı arttıkça, ra-3 yağ asitleri miktarının azaldığı, co-6 yağ asitleri miktarının ise arttığı saptanmıştır. Bütün diyet gruplarında; doymuş, tekli doymamış ve çoklu doymamış yağ asitleri açısından fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (P<0.05). Anahtar Kelimeler: Levrek, balık yağı, soya yağı, büyüme, esansiyel yağ asitleri.
Seyhan Nehri (Adana kent içi bölgesi)'nde yaşayan bazı cyprinid'lerde hematolojik araştırmalar
öz DOKTORA TEZİ SEYHAN NEHRİ(ADANA KENT İÇİ BÖLGESİ)'NDE YAŞAYAN BAZI CYPRİNİD'LERDE HEMATOLOJİK ARAŞTIRMALAR Aysel ŞAHAN(AZİZOĞLU) ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABILİM DALI Danışman: Doç.Dr. İbrahim CENGİZLER Yıl: 2000, Sayfa: 116 Jüri: Doç.Dr. İbrahim CENGİZLER : Prof.Dr. Gürkan EKİNGEN : Prof. Dr. Mustafa SARIEYYÜPOĞLU Bu araştırmada, Seyhan Nehri'nden 1997-Mayıs ile 1998-Mayıs tarihleri arasında yakalanan dört Cyprinid türünde hematolojik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma özellikle Seyhan Nehri 'nin tarımsal, sanayi, mezbaha ve evsel atıkların bol olduğu bölgede yapılmıştır. Araştırma süresinca Seyhan Nehri'nden yakalanan Cyprinid' lerden Doğa Sazanı(Cy/;/'/wM.v carpio, Linnaeus, 1758), Kızılgöz(Riiülus rutilus, Linnaeus, 1758), Benekli Siraz(Capoeta barroisi, Lortet, 1894) ve Bıyıklı Balık(fiar6//s rajanorum, Heckel, 1843) türleri araştırma materyali olarak kullanılmıştır. Söz konusu ortamda yaşamaya uyum sağlamış Cyprinid türlerinde temel hematolojik parametreler ortaya çıkarılmış, ayrıca mevsimsel farklılıkların hematoloji üzerine etkileri belirlenmiştir. Eritrosit ve lökosit hücre miktarları açısından dört türde benzer sonuçlar gözlenmiştir. Türlerin tamamında eritrosit değerlerde yaz aylannda başlayan artışlar, sonbaharda maksimum düzeylere ulaşmıştır. Lökosit hücrelerde, yaz aylannda kirlilik ve paralelinde enfeksiyon miktarına da bağlı olarak artan değerler kış aylannda azalma göstermiştir, özellikle yaz aylarında C.carpio bireylerinde gözlenen ekto parazit (Dactylogyrus vastator, Gyrodactylus elegans, Ichthyophthirius multifilis, Trichodina nigra ve Argulus foliaceus) türleri ile endo parazit Cestod ÇSchistocephalus sp. ve Caryophyllaeus mutabilis) türlerinin de lökosit artışına neden olabileceği konusu tartışılmıştır. Serum Glukoz değerleri Cyprinid'lerde su sıcaklığına ters yönde değişim göstermiştir. Serum Protein değerlerinde ise, beslenmeye bağlı değişimler izlenmiştir. Kan elektrolit düzeyleri ise, her bir türde çevresel stres faktörlerine bağlı olarak değişim göstermiştir. C.carpio bireylerinden incelenen hematolojik parametrelerin tamamında normal değerlerden sapma ve ortamdaki mevcut stres faktörlerinden diğer türlere nazaran daha fazla etkilenmeler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cyprinidae, Tatlı Su Balık Hematolojisi, Balık Kanı, Kirlilik ve Balık Fizyolojisi. t£, rtKKÖĞRCTÎM KÎMJMj
Levrek (Dicentrarchus labrax L. )'ten kontrollü koşullarda döl alınması, larva ve genç bireylerin farklı diyetlerle beslenerek gelişimlerinin incelenmesi
DOKTORA TEZİ Levrek (Dicentrarchus lahrax L.)'ten Kontrollü Koşullarda D51 Alınması, Larva ve Genç Bireylerin Farklı Diyetlerle Beslenerek Gelişimlerinin İncelenmesi M. Ayçe GENÇ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANADİLİM DALI Danışman: Yrd.Doç.Dr. Nazmi TEKELİOGLU Yıl 2001, Sayfa 64 Jüri: Yrd.Doç.Dr. Nazmi TEKELİOGLU Prof.Dr. Ercan SARIHAN Prof.Dr. Gürkan EKİNGEN Prof.Dr. İhsan AKYURT Doç.Dr. Abdurrahman POLAT Bu çalışmada farklı yemlerle beslenen levrek (Dicentrarchus lahrax L.) larva ve genç bireylerinin gelişimleri incelenmiştir. Larval aşamada ortalama 22.16±1.21 mg başlangıç ağırlığına sahip levrek larvaları denemeye alınmıştır. Larvalara karma yemle birlikte Tubifex, Artemia ve zenginleştirilmiş Artemia verilen 3 araştırma grubu, aynı zamanda karma yeme cezbedici olarak %2 oranında L-glutamik asit ve %2 oranında betainin eklendiği 2 araştırma grubu ve yalnız karma yemle beslenen kontrol grubu olmak üzere toplam 6 araştırma grubu oluşturulmuştur. Karma yemle birlikte Tubifex, Artemia ve zenginleştirilmiş Artemia verilen araştırma grupları ve karma yeme %2 oranında L-glutamik asit eklenerek beslenen gruptan, kontrol yemi (karma yem) ve %2 betain ilaveli yemle beslenen gruplara göre daha yüksek (p<0.05) kendi aralarında benzer (p>0.05) canlı ağırlık artışı elde edilmiştir. %2 oranında betain katkılı yemle beslenen grubun canlı ağırlık artışı ise kontrol grubu ile benzer (p>0.05) bulunmuştur. Araştırmanın ikinci aşamasında başlangıç ağırlıkları ortalama 2.88±0.09 g olan genç levrekler denemeye alınmışlardır. Aşama sonunda en iyi gelişmeyi gösteren %2 L-glutamik asit içeren yemle beslenen grup, %2 betain katkılı yem ve kontrol yemi ile beslenen gruplardan önemli derecede farklı (p<0.05) bulunmuştur. %2 betain içeren yemle beslenen grup, kontrol grubundan daha yüksek, %2 L- glutamik asitle beslenen gruba göre ise daha düşük (p<0.05) cardı ağırlık artışı sağlamıştır. Anahtar kelimeler: Levrek, Tubifex, cezbedici madde, L-glutamik asit, betain
Aydıncık Babadillimanı'nda iki serranus türünün (Serranus hepatus, Serranus cabrilla) popülasyon dinamiği parametrelerinin tahmini
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ AYDINCIK B ABADİLLİMANI'NDA İKİ SERRANUS TÜRÜNÜN (Serranus hepatus, Serrcmus cabrilla) POPULAS YON DİNAMİĞİ PARAMETRELERİNİN TAHMİNİ LEVENT SANGÜN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Mustafa AKAR Yıl:2002, Sayfa: 91 Jüri: Prof. Dr. Mustafa AKAR Prof. Dr. Ercan SARIHAN Doç. Dr. Tamer KAYAALP Bu çalışmada, beneklihani ve asılhanilerin üreme dönemleri, von Bertalanffy Büyüme Sabitleri ve büyümesinin en fazla olduğu yaş grupları belirlendi. Üreme dönemleri, beneklihani için Mayıs ile Eylül, asılhani için ise Mayıs ile Ekim ayları arasında olmuştur. Tahmin edilen von Bertalanffy Büyüme Sabitleri beneklihani için sırası ile Loo=33.398cm, KKXOSOlyil"1, to=-1.231yıl ve W"=652.589gr; asılhani için ise L"=73. 3653cm, K=0.0273yır!, to=-2.2288 yıl ve W"=2516.59gr olarak bulunmuştur. Ayrıca standart ve çatal boy için de von Bertalanffy Büyüme Sabitleri hesaplandı. Boy ve ağırlık büyümesinin en fazla olduğu yaş grupları, beneklihani için sırası ile I-II ve TV-V, asılhani için ise I-II ve V-VI arası olduğu saptanmıştır. Her iki tür için boy-ağırlık regresyon denklemleri tahmin edildi, total boy için bulunan regresyondenklem ve r değeri beneklihanide sırasıyla W=0.0145*L3057 ve 0.986 asılhanide ise W=0.023 1 *L2923 ve 0.958 olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Beneklihani, Asılhani, Üreme, ve von Bertalanffy Büyüme Sabitleri, Boy- Ağırlık Regresyon Denklemi
Karataş Akyatan lagünündeki balıklarda pestisit kalıntılarının araştırılması
Akyatan. lagününde- avlanan 'kefal, levrek ve çipura balık türlerinin farklı yaşlarda et ve organlarında pestisit kalıntı araştırması yapılmıştır. Kefal örneklerinde toplam pestisit miktarı yaş ilerledikçe arttığı gözlenmiştir. 2,3,4 yaş grubu kefal örneklerinde pestisit miktarı zikredilen sıraya göre 0.251 ppm, 0.643 ppm, 0.889 ppm olarak bulunmuştur. a-BHC, Heptaklor, Aldrin, Kloropyrifos, Dieldrin, endosülfan, endrin, OP'DDD, PP'DDD, PP'DDT kefal örneklerinin her yaş grubu et ve organında görülmüştür. Levrek örneklerinde ette bulun toplam pestisit miktarı yaş artışı ile artış göstermiştir. Organda rastlanan toplam pestisit miktarı 2 yaş grubunda düşüş gösterirken 3 yaş grubunda tekrar bir artış göstermiştir. Toplam pestisit kalıntısı en fazla 3 yaş grubunda gözlenmiştir. Endrin, PP'DDT, aldrin, bütün et ve organda görülmüştür. Çipura örneklerinde ette aldrin, hekzaconazol ve heptaklor olmak üzere 3 tür, organda ise 15 tür pestisit görülmüştür. Ette görülen pestisitlerin miktarının organda daha yüksek olduğu tesbit edilmiştir. PP'DDT ve aldrin kefal ve levrek balık türlerinin her yaş grubu et ve organında, aldrin ise her 3 tür balığın bütün et ve organlarında gözlenmiştir. Bulunan pestisitlerin düzeyleri çeşitli ülkelerin tolerans sınırlarının altındadır. Araştırma sonuçları Akyatan Lagünü 'nde avlanan kefal levrek ve çipura balık türlerinde bulunan pestisit kalıntılarının insan sağlığı açısından sakınca meydana getirmeyecek seviyede olduğunu göstermiştir.
Adana ili kıyı bölgesinde ekonomik öneme sahip balık türlerinden barbunya (Mullus barbalus) ıskarmoz (Sourida undosguamis ) ve sarıağız (Argyrosomus regius) türlerinin büyüme performansları
Bu araştırmada Akdeniz balıkçılığında gerek miktar gerekse ekonomik yönden önemli olan Mullus barbatus (Barbunya), Saurida undosquamis (Iskarmoz) ve ArgyrosomusB reqius (Sarıağız) türlerinin bazı büyüme ve morfometrik özelliklerini belirlemek suretiyle daha sonra yapılacak çalışmalara katkıda bulunulmaya çal ışı lmıştır. Çal ışma Eylül- 1992 ve Eylül-1993 tarihleri arasında Adana'nın Yumurtalık ilçesinde sürdürülmüştür. Bu süre içerisinde 348 adet Mullus barbatus, 333 adet Saurida undosquamis, 125 adet Argyrosomus regius bireyi incelenmiştir. İncelenen türlerde ortalama çatal boy ve total ağırlık değerleri saptanmış, boy ve ağırlık büyüme ; hem salt büyüme hem de oransal büyüme şeklinde değerlendirilmiştir. Argyrosomus regius bireylerinde iee total boy değerleri hesaplamalarda esas alınmıştır. - Yumurtalık açıklarından elde edilen Mullub barbatus bireyleri 0- IV yaşlar arasında dağılım göstermiştir. Farklı yaş gruplarındaki ortalama boy ve ağırlık değerleri; 0 yaşındaki ler in 9.27 ± 0.06 cm; 14.58 ±0.34 g., ve diğer gruplar için sırasıyla 10.52 ± 0.05 cm; 20. 18 ±0.49 g.f 12.36 ±0.04 cm; 33. 11 ±0.46 g., 13. 50 ±0.03 cm; 44. 44 ±0.59 g., 14.23 ±0.01 cm; 52.90 ±0.97 g. bulunmuştur. Boy ve ağırlık büyüme matematiksel olarak da incelenmiş, yaş-boy, yaş- ağırlık, boy/ağırlık eğrileri hem ölçülen hem de hesaplanan değerlerden elde edilmiştir. Ortalama kondisyon değeri Yumurtalık körfezi populasyonu için 1.791 bulunmuştur. Büyüme karakteristiği değerlerine göre eşeysel olgunluğa II yaştan itibaren ulaştığı saptanmıştır. -İncelenen Saurida undosquamis bireylerinin 0- III yaş gruplarından oluştuğu saptanmıştır. Yaş gruplarına göre ortalama boy ve ağırlık değerleri ; 0 yaşındakiler 12.03±0.33 cm; 16. 30±2.09 g.,ve diğer yaş grupları için sırasıyla 16.70+0.22 cm; 40.79 ±1.67 g., 19.43 ±0.25 cm; 67.89 ±2.38 g., 20.14 ±0.48 cm; 85.46±6.22 g. bulunmuştur.Büyüme matematiksel olarakta incelenmiş yaş-boy, yaş-ağırlık, buy/ağırlık ilişkileri hem ölçülen hem de hesaplanan değerlerle oluşturulmuştur. Her yaş grubu için kondisyon değerleri saptanmış ve ortalama kondisyon değeri 0.924 olarak bulunmuştur. Büyüme karakteristiği değerlerine göre eşeysel olgunluya en erken 11 yaşta ulaştığı saptanmıştır. Diğer bir araştırma materyalimizi oluşturan Argyrosomus regıus türünün ise I I -V yaş grubundan oluştuğu belı rlenmiştir. 1 1 yaş grubu için ortalama boy ve ağırlık değerleri ; II yaşındakiler 28. 57±0.62cm; 246.60± 10.0 g., ve diğer yaş grupları için sırasıyla 32.43±0. 46cm; 37 1. 10 ±15.0 g.. 35.84+0.62 cm; 485. 2±27.0 g., 37.85±3.78 cm:657±218 g. elde edilmiştir.,. Boy ve ağırlık büyüme matematiksel olarak incelenmiş, yas-boy, yaş-ağırlık, boy/ağırlık ilişkisi hem ölçülen hem de hesaplanan dağerlerle elde edilmiştir, ortalama kondisyon değeri 1.107 olarak saptanmıştır. Bu türün cinsel olgunluğa ulaşma yaşı konusunda, 0 ve I. yaşlara ait örnekler bulunamadığından değerlendirilememiştir. Elde edilen verilere göre boy olarak avlanma alt sınırının en asından Doğu Akdenizde Mullus barbatus için 13 cm., Saurida undosquamis için 20 cm. olarak uygulanmasının yararlı olacağı sonucu ortaya çıkmıştır.
Cyprinus carpio (L)'de azinphosmethyl'in solungaç, böbrek, beyin ve dalak dokularında total proteinin kantitatif değişimine etkisi
rv OZ Bu çalışmada, organofosforlu insektisit AzinphosmethyTin 0,20 ve 0,35 ppm derişimlennin kültür balığı Cyprtnus carpio (L)' de solungaç, böbrek, beyin ve dalak dokularında total protein düzeylerine etkileri 1, 2, 3, 4, 15 ve 30 gün sürelerle incelenmiştir. Azinphosmethyl'in başlangıçta düşük derişimde tüm dokularda, yüksek derişimde ise dalak dışındaki dokularda protein miktarını azalttığı belirlenmiştir. İlerleyen sûre içerisinde bu miktarın her iki derişimde dalgalanmalar göstererek, yüksek derişimde beyin dokusu dışındaki tüm dokularda kontrol düzeyine ulaştığı gözlenmiştir. Pestisit stresinde besin alınamaması nedeniyle proteinlerin enerji ihtiyacını karşılamak üzere kullanılması, pestisitin enzim aktivitelerini inhibe ederek işlevsel aksaklıklar oluşturması veya incelenen dokularda histolojik deformasyonlar oluşturarak protein sentezinin engellendiği ve bu nedenlerle de protein miktarında azalmalar görüldüğü düşünülmektedir, ilerleyen sürelerde balığın ortam şartlarına adaptasyon göstererek protein miktarını düzenlemeye çalıştığı tahmin edilmektedir.
İki Tilapia türü ve bunların melezlerinin Çukurova'da havuz koşullarında yetiştirilmesi, çeşitli büyüme performansları ile karkas ve besin özelliklerinin karşılaştırılması
Bu araştırma. Çukurova Üniversitesi Su ürünleri Fakültesi Tatlısu Balıkları araştırma ve üretim İstasyonunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada materyal olarak 2 ve 3 yaslı O.niloticus ve 0. aureus anaçları ve bunların saf ve melez yavruları kullanılmıştır. Araştırma sonrası değerlendirmeler Su ürünleri Fakültesi Laboratuarlarında gerçekleştirilmiştir. Araştırma esas olarak üç ana bölümde uygulamaya konulmuştur. Bu bölümler: a- O.auerus erkekleri ile O.niloticus dişilerinin çiftleştirilmesi ile melez ve saf yavruların elde edilmesi b- Elde edilen melez ve saf yavruların karşılaştırma amacıyla havuzlarda yetiştirilmesi, c- Hasattan sonra elde edilen ürünlerin karkas analizleri ile besin özelliklerinin belirlenmesidir. Araştırmanın gelişimi ve elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir: 1. Araştırmanın ilk bölümü 1994 Nisan ayında ebeveyn grubun seçilerek sera içindeki beton teknelere stoklanmasıyla başlamıştır. Yavru alma işlemi Temmuz 1994 de tamamlanmıştır. Elde edilen yavruların ortalama %80'ini erkek bireyler oluşturmuştur. 2. Temmuz başında elde edilen 0. aureus x O.niloticus melez yavruları diğer saf yavrular ile birlikte sera dışına çıkarılarak 200 m2'lik beton havuzlara 2 adet/m* olacak şekilde stoklanmıştır. İki tekerrürlü olarak toplam 6 havuza stoklama yapılarak semirtme aşamasına geçilmiştir. 3. Semirtmede yavrulara % 20 ham protein içeriği olan yem (etlik piliç yemi) verilmiştir. Semirtmenin ilk ayında granül halinde yem verilirken ilerleyen aylarda pelet yeme geçilmiştir. Denemede yavrulara günlük olarak canlı ağırlıklarının % 6 'sı ve % 5' i kadar yem verilmiştir. Yemleme günde üç kez sabah, öğle ve akşam üzeri saatlerinde yapılmış80 ve yem elle verilmiştir. Araştırmanın semirtme bölümü temmuz ayından kasım ayına kadar sürdürülmüştür. 4. Araştırma sonunda sırasıyla melez grubun 18.69 ± 0.01 cm, 0. aureus 'un 17.65 ± 0.015 cm ve O. niloticus 'un ise 16.74 ± 0.005 cm ortalama total boylara ulaştıkları saptanmıştır. Grupların canlı ağırlık artışlarına bakıldığında araştırmanın sonunda ; Melez grubun 135.50 ± 1.93 g ile en yüksek canlı ağırlık ortalamasına ulaştığı, bunu sırayla 105.57 ± 0.02 g ile O.auerus ve 90.62 ± 0.18 g ortalamalar ile O.niloticus gruplarının izlediği saptanmıştır. Yapılan istatistiki analizlere göre melez grup hem ortalama toal boy, hem de Ortalama canlı ağırlık bakımından ebeveyn gruplardan anlamlı olarak fazla bir büyüme göstermiştir. 5. Oransal ağırlık artısında ise melez grubun Temmuz ayında * 472 oranında büyümeyle dönemler arası en yüksek büyüme oranını elde ederken, 0. aureus grubunun Ağustos ayındaki %456.8'lik büyüme oranı ikinci sırada yer almıştır. 6. Günlük canlı ağırlık artısında ise melez grup Ağustos ayında ortalama 1.650 g/gün' lük canlı ağırlık artışıyla en yüksek günlük canlı ağırlık artışına ulaşmıştır. Deneme sonunda da ortalama olarak, melez grup 1.141±0.28 g/gün ile ilk sırada yer alırken, onu 0.869 ± 0.32 g/gün ile 0. aureus ve 0.748 ± 0.275 g/gün ile O.niloticus grupları izlemiştir. 7. Araştırma sonucunda melez grup için toplam 173.24 kg yem harcanırken, yem değerlendirme oranının 1:1.61 olduğu saptanırken, 0. aureus grubu için 145.82 kg yem harcanırken 1:1.73' lük yem değerlendirme oranına ulaşılmıştır.O.ni loticus grubu için de 127.90 kg yem harcaması ile 1.75' lik yem değerlendirme oranı sağlanmıştır. Melezlerin diğer iki gruptan anlamlı olarak farklı ve daha iyi bir yem değerlendirme özelliği gösterdiği kanısına varılmıştır.81 8. Araştırma boyunca elde edilen değerlere göre grupların ortalama kondüsyon faktörleri O.niloticus' 1ar için 2.032 ± 0.021, melez grup için 2.025 ± 0.02 ve 0. aureus ' 1ar için de 1.996 ± 0.03 olarak saptanmıştır. Gruplar arasında istatistik! olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. 9. Çalışma boyunca gruplarda önemli düzeyde ölüm olayı ile karşılaşılmamıştır. Deneme sonunda 0. aureus ' ların %98.87±0.12, melezlerin %98.5±0. 25, O.niloticus' ların ise %98. 37±0. 37 ' lik canlı kalma oranı ile deneme sonuna ulaştıkları belirlenmiştir. 10. Araştırma sonunda en yüksek yenilebilir kısım melez grubun karkaslarında bulunurken bu oranın %59.41 olduğu hesaplanmıştır. Melez grubun karkaslarındaki yenilemeyen bölümleri ise %16.75 oransal kafa, fc 9.76 oransal îç organlar, %12.61 oransal kemik ve %1.45 oransal pul ağırlıklarının oluşturduğu belirlenmiştir. 0. aureus grubunun yenilebilen bölüm oranı %57.83'dür. Yenilemeyen kısımların; (vücudun) &16.765 oransal kafa ağırlığı, &13.245 oransal kemik ağırlığı,^10.375 oransal iç organlar ağırlığı ve & 1.78 oransal pul ağırlığından oluştuğu bulunmuştur. O.niloticus grubunun karkas değerlendirmeleri sonucu karkasının %57. 00' sinin yenilebilen bölümlerden oluştuğu bulunurken yenilemeyen bölümün kısımlarını % 17.68 ile oransal kafa, %12.73 ile oransal kemik, %10.58 ile oransal iç organlar ve %1.98 ile de oransal pul ağırlıklarının oluşturduğu saptanmıştır. Oransal kafa, iç organlar ve oransal pul oranları bakımından melezler daha tercih edilir değerler göstermiştir. 11. Gruplar arasında besinsel özellikler bakımından farklılıkların olup olmadığını araştırmak amacıyla yapılan kimyasal analizler sonucunda ; karkaslarda en yüksek ham protein oranı % 18.76 ± 0.2 ile O.niloticus grubunda bulunurken, bunu % 18.38 ± 0.02' lik oranla 0. aureus ile %18.29 ± 0.12' lik oranı olan melez grup izlemiştir. Ancak üç grubunda aralarındaki değer farkları istatistiki bakımdan82 önemli bulunmamıştır. 12. Yapılan yag analizleri sonucu % 12.25 ± 0.21 'lik ham yağ oranı ile melez grubun diğer gruplardan daha yüksek bir ham yag içeriğinin olduğu belirlenmiştir. 0. aureus grubunun (% 10.61 ± 0.16), O.niloticus grubu ile {% 10.80 ± 0.23) benzer yağ oranlarına sahip oldukları ortaya çıkarılmıştır. 13. Gruplar arasında karkas değerlendirmeleri için yapılan kuru madde analizleri sonucunda melez grubun % 30.89 ±0.12 lik kuru madde oranıyla diğer grupların az da olsa önünde yer aldığı, bu grubu % 30.58 ± 0.09' luk oranla O. aureus grubu ve onu da % 30.32 ± 0.27' lik oranla O.niloticus grubunun izlediği bulunmuştur. Ancak aralarındaki fark önemli bulunmamıştır. t 14. Yapılan kül değerlendirmeleri sonucunda en çok kül bırakan grubun % 4.26 ± 0.07' lik oranla 0. aureus olduğu ve bu grubu % 4.09 ± 0.15 ile O.niloticus ve % 4.01 ± 0.01 ile melez grubun izlediği saptanmış, melez ve O.ni loticus gruplarının benzer 0. aureus grubunun ise farklı ve yüksek olduğu bulunmuştur. 15. Bu çalışmada elde edilen verilerden, melez grubun ana- baba hatlarına göre bazı özellikler bakımından üstün olduğu ve yetiştiricilikte öneriye değer olabileceği kanısına varılmıştır.
Sağlıklı Oreochromis niloticus (L.) bireylerinde bazı hematolojik parametrelerin saptanması üzerine bir araştırma
Ill ÖZ Bu araştırma, Kasım-1993 ve Ağustos-1994 yılları arasında Ç.ü Su ürünleri Fakültesi Balık üretim İstasyonunda, Cichlidae familyasına ait sağlıklı Oreochromis niloticus (L.) bireylerindeki, bazı hematolojik parametrelerin saptanması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, boyları 17-21,24 cm ve ağırlıkları 112-142 gr arasında değişen toplam 110 balık bireyi kullanılmıştır. Bulgularda eritrosit miktarı, 2. 16-4. 005. 10a/mm3 ; lökosit miktarı, 25.6-77.5 103/mm3 ; hematokrit değeri. %25-%44; hemoglobin miktarı, 3-6 dL/g'dır. Lenfosit hücrelerin yüzdesi, % 32-%84; monosit hücrelerin yüzdesi. %Q-%42 nötrofil hücrelerin yüzdesi, %4-%10; asidofil hücrelerin yüzdesi, %4-%28; agranüler hücrelerin yüzdesi. %64-%92-, granüler hücrelerin yüzdesi. %Q-%36 dır. Ayrıca eritrosit uzun hücre çapı. 11-14/i; kısa hücre çapı ise, 5-7/i olup, lenfosit hücre çapı, 7-11. 5/J; monosit hücre çapı, 9.5-llji; nötrofil hücre çapı, 5-8/j ; asidofil hücre çapı, 7.5-10y dur. Bazofil hücresine, sadece bir çalışmada ve bir tane rastlanıldığından, yüzdesel olarak ifade edilememiştir. Total serum proteini, 2.6-4.4 dL/g; kan glikoz miktarı ise, 114-235 dL/mg olarak bulunmuştur.
Kuzeydoğu Akdeniz'deki sokar balığı (Sigarus rivulatus (Forsskal, 1775)'nın üreme ve büyüme özellikleri
Kuzeydoğu Akdeniz'deki Sokar balığı (Siganus rivulatus)'nın üreme ve büyüme özelliklerini saptamak amacıyla, yakalanan 418 adet balık örneği incelendi. Bu türün üremesini Temmuz-Ağustos ayları arasında gerçekleştirdiği; olgun yumurta çapının 0.40 mm den daha büyük olduğu; Ortalama Yumurta Verimliği (Fekondite)'nin 43476 1^18 1006 olduğu belirlendi. Ayrıca, büyüme özelliklerinden Yaş-Ağırlık, Yaş-Boy ile Boy-Ağırlık ilişkileri de hesaplanarak; von Bertalanffy'nin boyca ve ağırlıkça büyüme sabitleri Loo = 21.5 cm, K= 0.34 yıl1, to= -0.09 yıl ve Woo =117.15 gr olarak bulundu.
İskenderun Körfezinde bulunan pelajik ve demersal balıklar
vm OZ Araştırma, Aralık 1994 - Kasım 1996 tarihleri arasında İskenderun Körfezi'nde yapılmıştır. Körfezde bulunan balık türleri sistematik açıdan incelenmiş, türler için tam anahtarı oluşturulmuştur. Araştırmada, daha çok ekonomik önemi olan balık türleri elde edilmiş ve örnek sayısı 5 ve üzerindeki türler için vücut oranlan(metrik özellikleri), %95 güven aralığında hesaplanmıştır. Araştırma bölgesinde toplam 67 familyaya ait 145 tür saptanmış olup, bunlardan 19 tür kıkırdaklı (Chondrichthyes) ve 126 tür kemikli balıklar (Osteichthyes)'a aittir. Ayrıca, elde edilen türlerin 24'ünün Lesepsiyen (Indo-pasifik kökenli) göçmen türler oldukları belirlenmiştir. İncelenen türlerden Carcharhinus altimus, Taeniura grabata, Etrumeus teresim. İskenderun Körfezi ve Türkiye denizleri için, Physis blermoides ve Sphyraena viridensis türlerinin ise İskenderun Körfezi için yeni kayıt oldukları saptanmıştır. İskenderun Körfezinde varlığı tartışılan Scorpaena elongata ve Ophidian barbaharı türlerinin de bu çalışmada elde edilmesiyle bu konudaki tartışmaya son verilmiş olmaktadır.
Çankırı ili'ndeki avlanan balıklarda bulunan endoparazitlerin araştırılması
Araştırmada Çankırı il sınırları içinde yer alan 9 farklı istasyondan avlanan toplam 37 adet balık (20 Cyprinus carpio (Linnaeus,1758), 7 Capoeta tinca (Heckel, 1843), 5 Squalius cephalaus (Linnaeus,1758), 5 Alburnus sp.) endoparazitler yönünden incelenmiştir. İncelenen 20 C.carpio (Linnaeus,1758)'nun % 15'inde, 7 C. tinca'nın % 42,9'unda, 5 S. cephalusun % 40'ında, 5 Alburnus sp.'nin ise, %20'sinde nematod parazitler saptanmıştır. Tatlı su balıklarının sindirim sisteminde; Pseudocapillaria tomentosa (Dujardin, 1843), Rhabdochona spp. (Railliet, 1916) larvası, R. gnedini (Skrjabin, 1946), R. denudata (Dujardin, 1845) morfolojik olarak teşhis edilmiştir. Bu nematodlardan P. tomentosa sadece C. carpio türünde bulunurken, R. gnedini R. denudata ve Rhabdochona spp. türleri incelenen tüm balık türlerinde saptanmıştır. Bu tez çalışması ile Türkiye'de ilk defa R. gnedini türü rapor edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Balık, Endoparazit , Çankırı
Experimental investigation of the production of biolubricant from waste frying oil
In this study, waste sunflower frying oil used in fish frying was used for the synthesis of biodiesel and biolubricant through a transesterification reaction. The reaction was carried out with homogeneous and heterogeneous catalysts selected as potassium hydroxide, magnesium hydroxide, calcium carbonate, dopamine and bentonite-chitosan-KOH. The parameters affecting the reaction were determined as temperature, time, amount of catalyst, and molar ratio of methanol/WSFO. The stirring speed was as a constant value of 600 rpm. The best conditions for getting the highest conversion rate were studied with KOH, CaCO3, and bentonite-chitosan-KOH catalysts at 65 °C for 120, 60, and 90 minutes, 5:1, 4:1, and 3:1 methanol oil ratio, and a 1% catalyst amount. KOH catalyst yielded 88.4% ester (FAME) from the obtained biodiesel. The biodiesel yield was low in the experiments with the other catalysts. In addition, biodiesel was analyzed for its heating value, density at 15 °C, viscosity at 40 °C, flash point, water, and cloud point. The structure of the produced biolubricant was tested using the FTIR, and its thermal stability was investigated using the TGA technique. The pour point, flash point, viscosity index, and viscosities of the biolubricant at 40 and 100°C were determined.
İskenderun körfezi ihtiyoplanktonunun zamansal ve alansal değişimi
Bu çalışmada İskenderun Körfezi ihtiyoplankton topluluklarının bir yıllık süre içindeki orta ölçekli zaman ve alansal değişimleri ile bu değişimlere yol açabilecek olası çevresel koşullar incelenmiştir. Bunun için Kasım-2009 ve Ekim 2010 tarihleri arasında İskenderun Körfezi'nin tamamını temsil edecek şekilde yerleştirilen 28 istasyonda, aylık olarak, Bongo Net ile oblik ihtiyoplankton çekimleri gerçekleştirilmiştir. Saha çalışmalarında, temel fiziksel ve kimyasal çevresel koşulların yanı sıra, toplam mezozooplankton biyokütlesi de ölçülmüştür. Yapılan çok değişkenli analizler sonucunda aylar, Kasım-Ocak, Şubat-Mart, Nisan-Haziran ve Temmuz-Ekim olmak üzere dört grup halinde kümelenmiştir. Grupların karakteristik türlerinin sırasıyla Bregmaceros atlanticus, Gobius paganellus, Engraulis encrasicolus ve Gobius niger olduğu belirlenmiştir. Biyoçeşitlilik bakımından Nisan-Haziran grubunun ilk, Temmuz-Ekim grubunun ise son sırada yer aldığı saptanmıştır. CCA sonuçları, ihtiyoplankton topluluklarındaki zamansal değişimin %30 oranında sıcaklık ve %18 oranında ise toplam mezozooplankton biyokütlesi tarafından açıklandığını göstermiştir. Alansal değişimler incelendiğinde Aralık-Mart arasındaki dönemde körfezin horizontal anlamda homojen bir yapı arz ettiği görülmüştür. Haziran-Eylül arasındaki tabakalaşma döneminde ise genel olarak sığ kesimlerde kıyısal ve körfezin açık kesimlerinde kıta sahanlığı toplulukları olmak üzere iki farklı topluluk oluşmuştur. Sonuç olarak, İskenderun Körfezi ihtiyoplankton topluluklarının mevsimsel değişimlerinin çoğunlukla sıcaklık ve besinin döngüleri ile şekillenen üreme davranışlarına bağlı olduğu görülmüştür. Ayrıca, alansal değişimler büyük ölçüde su kütleleri ve besine ait dinamiklerle açıklanmıştır.
Farklı sıcaklıklarda linuron etkisinde kalan Cyprinus carpio'da biyokimyasal cevaplar
Bu çalışmada, 22 ºC ve 28 ºC sıcaklıklarda 96 saat süreyle linuronun farklı derişimleri (10 ppb, 50 ppb, 100 ppb) etkisine bırakılan Cyprinus carpio'da karaciğer dokusunda; asetilkolinesteraz, etoksirezorufin O-deetilaz, süperoksit dismutaz, katalaz, glutatyon S-transferaz, glutatyon redüktaz ve glutatyon peroksidaz aktiviteleri; glutatyon, malondialdehit, protein karbonil ve protein miktarları ile kanda estradiol ve testosteron düzeylerindeki değişimler belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre linuronun farklı sıcaklıktaki toksisitesine nedeniyle C. carpio'da antioksidan enzim miktarlarının indüklenmesine karşın, protein karbonil miktarının 22 ºC uygulamasından sonra kontrole göre azalması, 28 ºC uygulamasından sonra kontrole göre artması oksidatif hasarın oluştuğunu göstermektedir. Ayrıca, artan sıcaklık etkisinde, linuronun estradiol ve testosteron düzeylerindeki artışla kendini gösteren endokrin bozulmaya neden olduğu bulunmuştur.
Pastörize balık çorbalarının buzdolabı koşullarında (4±2°C) depolanması süresince kimyasal, fiziksel, mikrobiyolojik ve duyusal kalitesindeki değişimler
Bu çalışmada, sazan ve hamsi balıklarından üretilen pastörize balık çorbalarının berrak ve amber renk olmak üzere iki farklı renklerdeki cam ambalajlarda buzdolabında depolama koşullarında (4±2°C) 12 aylık depolama süresi boyunca kimyasal, fiziksel, mikrobiyolojik ve duyusal kalitesindeki değişimler incelenmiştir. Kalite değişimlerini incelemek için toplam uçucu bazik azot (TVB-N), tiyobarbitürik asit (TBARs), peroksit değeri (PV), serbest yağ asiti (SYA), pH, renk, duyusal analiz, Toplam Aerobik Mezofilik Bakteri Sayımı, Toplam Aerobik Psikrofil Bakteri Sayımı, Toplam Enterobacteriaceae Sayımı yapılmıştır. Depolama süresi boyunca yapılan kalite analzilerinde depolamaya bağlı olarak kimyasal bozulmaların tüm gruplarda arttığı görülmektedir.Amber cam ambalajda depolanan sazan ve hamsi çorbaları TBA, PV ve SYA parametreleri açısından berrak cam ambalajda depolanan örneklere nazaran daha iyi kalite değererine ship olmuştur.Duyusal kalite özellikleri incelendiğinde amber cam kavanozun her iki tip çorba ürününde kaliteyi koruduğu bulunmuştur.Çorba üretiminde kullanılan balık türleri açısından inceleme yapıldığında hamsi çorbasının özellikle lipit okisadsyonun paraetreleri ve duyusal açıdan bozulmaların hamsi çorbalarında daha erken başladığı görülmektedir. Mikrobiyolojik limit değerler göz önüne alındığında sazan çorbaları için 6 ay olan raf ömrü, hamsi çorbalarında 5 ay olarak tespit edilmiştir. Kullanılan cam ambalajın rengi, sazan çorbası ve hamsi çorbalarının fiziko-kimyasal,mikrobiyolojik ve duyusal kalitesini dolayısıyla ürünün raf ömrünü etkilemiştir.
İskenderun körfezi'nde avlanan karides (Metapenaeus stebbingi Nobili, 1904), kum yengeci (Portunus segnis Forskal, 1775), kalamar (Loligo vulgaris Lamarck, 1798), barbun (Mullus barbatus Linnaeus, 1758) ve ıskarmoz (Saurida lessepsianus Russell, Golani & Tikochinski, 2015)'un amino asit ve besin kompozisyonunun araştırılması
Bu çalışmada İskenderun Körfezi'nden avlanan karides (Metapenaeus stebbingi Nobili, 1904), kum yengeci (Portunus segnis Forskal, 1775), kalamar (Loligo vulgaris Lamarck, 1798), barbun (Mullus barbatus Linnaeus, 1758) ve ıskarmoz (Saurida lessepsianus Russell, Golani & Tikochinski, 2015)'un besin madde bileşenlerinin ve yapılarındaki amino asit içeriklerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Besin madde içerikleri açısından değerlendirmelerde kullanılan türlerin nem düzeyleri % 71 ile 81 arasında, ham protein düzeyleri % 14.81 ile 22.44 arasında, lipit düzeyleri %1.31 ile 4.65 arasında ve ham kül düzeyleri % 1.19 ile 2.62 arasında değişim göstermiştir. İncelenen türlere 16 adet amino asit tespit edilmiştir. Bunlardan dokuz tanesi esansiyel amino asit olan histidin, arjinin, treonin, valin, metionin, lösin, isolösin ve lizindir. Diğer altı tanesi ise esansiyel olmayan amino asitlerden aspartik asit, glutamik asit, serin, glisin, alanin, prolin ve tirozindir. Amino asit düzeylerinde türler arasında farklılıklar tespit edilmiş ve genel olarak karides ve ıskarmozun amino asit düzeylerinin diğerlerine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Amino asit, Besin kompozisyonu, Balık, Karides, Kalamar, Yengeç