Hemşirelik hizmetleri
106 theses under this subject heading
Radyoterapiye başlayan kanser hastalarına verilen beslenme eğitiminin malnütrisyonu önlemeye ve azaltmaya etkisi
Bu araştırmanın amacı; radyoterapi alan kanser hastalarına verilen beslenme eğitiminin malnütrisyonu önlemeye ve azaltmaya etkisini belirlemektir. Deneysel türden olan bu çalışmanın evrenini İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi (TÖTM) Radyasyon Onkolojisi ünitesinde tedaviye yeni başlaya 240 kanser hastası oluşturdu. Örnekleme alınan hastalar basit rastgele örnekleme yöntemine göre 74'ü deney, 73?ü de kontrol grubu olmak üzere toplam 147 hasta olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamını radyoterapiye yeni başlamış, radyoterapi süresi iki haftadan fazla olan, kaşektik ve ruhsal sorunu olmayan, iletişim kurulabilen, araştırmaya katılmayı kabul eden kanser hastaları oluşturdu. Veriler; Hasta Bilgi Formu, Subjectif Global Değerlendirme (SGD) Ölçeği ve antropometrik ölçümler ile elde edildi. Verilerin istatistiksel değerlendirmesinde sayı, yüzde, bağımsız gruplarda t-testi, varyans, ki-kare ve McNemar analizi testleri kullanıldı. SGD ölçeği sonuçlarına göre 1 ay sonraki izlemde deney ve kontrol grupları arasında önemli bir fark saptandı (p<0.05). Sonuç olarak; verilen eğitimin malnütrisyonu azaltmaya etkisi olduğu saptandı. Bu nedenle malnütrisyonu azaltmak için radyoterapi alan hastalara hemşireler tarafından beslenme eğitiminin düzenli olarak verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Radyoterapi, beslenme, malnütrisyon, kanser, hemşirelik
Yoğun bakım hemşirelerinin parenteral beslenme ve uygulamaları ile ilgili bilgi düzeyleri
Bu araştırma, yoğun bakım (YB) hemşirelerinin parenteral beslenme (PB) ve uygulamaları ile ilgili bilgi düzeylerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Bu kesitsel araştırma, 15.08.2017 – 08.10.2017 tarihleri arasında İstanbul'da 7 devlet hastanesinde çalışan 234 YB hemşiresi ile gerçekleştirildi. Veriler yoğun bakım hemşirelerinin PB ve uygulamaları ile ilgili bilgi düzeyleri soru formu kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel testler, Kolmogorov Smirnov testi, Anova, Tukey HSD testleri ve Student's t testi kullanıldı. YB hemşirelerinin yaş ortalaması 27,68±4,57 olup, %81,6'sı kadındı. YB hemşirelerinin %88,9'unun PB konusunda bilgi aldığı ve %62,4'ünün bu bilgiyi mesleki eğitim sırasında, %37,2'sinin bilgiyi birlikte çalıştığı sağlık ekibinden, %32,9'unun bilgiyi hizmet içi eğitimlerden, %25,6'sının bilgiyi katıldığı kongre, seminer ve kurslar sırasında aldığı tespit edildi. YB hemşirelerinin PB ve uygulamaları ile ilgili soruları %19,7 ile %98,7 arasında doğru cevaplandırdığı saptandı. YB hemşirelerinin PB bilgi soruları puanları 12-65 arasında olup, toplam bilgi puan ortalaması ise 49,95±8,93'dür. YB hemşirelerinin PB tanımı alt boyutu puan ortalaması 0,98 ± 0,11, PB endikasyonlar alt boyutu puan ortalaması 5,28 ±1,71, PB kontrendikasyonlar alt boyutu puan ortalaması 1,56 ±0,92, PB avantajlar alt boyut puan ortalaması 3,10 ±1,03, PB komplikasyonlar alt boyut puan ortalaması 4,76 ±1,54, PB klinik hemşirelik uygulamaları alt boyut puan ortalaması 19,45 ±4,03, PB hemşirelik girişimleri alt boyut puan ortalaması 12,88±2,23 ve PB sorun giderme alt boyut puan ortalaması 1,89±0,42 bulundu. 25 yaş üstü ve evli olan YB hemşirelerinin PB avantajları puan ortalamaları, kadın YB hemşirelerinin ise PB endikasyonları bilgi puan ortalamaları daha yüksek bulundu (p<0,05; p<0,05; p<0,01). Lisans ve yüksek lisans mezunu YB hemşirelerinin PB endikasyonları ve avantajlarını, 6 yıl ve daha fazla süredir çalışanların ise PB avantajları bilgi puan ortalamaları daha yüksek bulundu (p<0,05; p<0,05). Çocuk ve genel YB hemşirelerinin PB bilgi toplam puan ortalamaları diğer YB hemşirelerine göre daha yüksek bulundu (p<0,05). Daha önceden PB eğitimi alan ve PB ile ilgili yeterli bilgiye sahip olduğunu düşünen YB hemşirelerinin PB bilgi toplam puan ortalamaları daha yüksek bulundu (p<0,001; p<0,01). Hizmet içi eğitimle PB eğitimi alan, kongre, seminer, kurs sırasında PB eğitim alan YB hemşirelerin ve birlikte çalıştığı sağlık ekibinden PB eğitimi alan YB hemşirelerinin PB bilgi toplam puan ortalamaları daha yüksek bulundu (p<0,05; p<0,05; p<0,001). Araştırma sonucunda, YB hemşirelerinin PB ile ilgili bilgi düzeylerinin orta ve üstünde olduğu saptandı. PB ile ilgili daha önceden, hizmetiçi eğitim, kongre kurs ve sağlık ekibinden eğitim aldığını ifade eden YB hemşirelerinin, PB ile ilgili bilgi düzeylerinin daha yüksek olduğu saptandı.
Bezmialem Vakıf Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencilerinin (1,2,3,4) hemşirelik sürecini bilme durumları
Bu araştırma, Bezmialem Vakıf Üniversitesi hemşirelik bölümü öğrencilerinin hemşirelik sürecini bilme durumlarının belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Bezmialem Vakıf Üniversitesi'nde eğitim öğretim gören 154 hemşirelik bölümü öğrencisi ile 16.06.2020- 22.06.2020 tarihleri arasında covid-19 salgını nedeniyle online olarak gerçekleştirildi. Veriler; ''hemşirelik süreci bilgi ve uygulama düzeyi belirleme formu'' kullanılarak toplandı. Analizler SPSS 21 (IBM Corp., Armonk, NY) istatistik programı ile yapılmış olup önemlilik yüzdesi p˂0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırmanın verilerinin normalite dağılımı Kolmogorov Simirnov testi ile gerçekleştirildi. Değişkenlerin tümünde p˂0.05 bulunduğu için analizler nonparametrik testler kullanılarak gerçekleştirildi. Tanımlayıcı testler için sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, karşılaştırmalı analizler için Anova, Kruskal Vallis, Mann Whitney U ve Pearson korelasyon katsayısı kullanıldı. Hemşirelik öğrencilerinin yaş ortalaması 20,44 ± 2,20 olup, %93,5 'i kadın hemşirelik öğrencisidir. Toplam bilgi puan ortalamaları kadın hemşirelik öğrencilerinin 11,50±2,04 ve erkek hemşirelik öğrencilerinin 10,10±3,69 olarak tespit edildi. Mezun oldukları okul göz önüne alındığında fen lisesi mezunu olanların toplam bilgi puan ortalaması en yüksek olup 12,00±1,00'dir. Anne-baba eğitim durumu incelendiğinde anne-baba eğitimi lisans olan hemşirelik öğrencilerinin toplam bilgi puan ortalamaları 11,50±1,24 olarak daha yüksek bulundu. Öğrencilerin hemşirelik süreci ile ilgili soruları %41,6 ile %98,7 arasında doğru cevaplandırdığı saptandı. Toplam bilgi puan ortalaması ise 1. Sınıfların 10,67±1,66, 2. Sınıfların 11,03±2,15, 3. Sınıfların 11,42±2,46, 4. Sınıfların 12,64±2,12 olarak tespit edildi. Araştırma sonucunda, hemşirelik bölümü öğrencilerinin yaşı büyüdükçe hemşirelik sürecini bilme durumlarının daha yüksek (p <0.05) olduğu saptandı.
Assessment of Nurses' knowledge and attitudes about pain management at Al-Diwaniyah Teaching Hospital, Iraq
Background: Pain is one of the most important vital signs that need experience in nursing work, as only the patient can accurately express the intensity of his pain. Pain impacts the patient's lifestyle and recovery from illness, as well as feelings and reactions. Because they spend more time with patients the nurse must be familiar with pain management, pain physiology, and the physiological implications of acute and chronic pain. Objectives: The aim of the study was to assess nurses' knowledge and attitudes about pain management at Al-Diwaniyah teaching hospital. Methodology: A descriptive design study was conducted at Al-Diwaniyah Teaching Hospital (Surgery Department, Emergency Department, Oncology Department, Coronary Care Unit). Research tool A face-to-face questionnaire was used. The questionnaire consists of the following parts: demographic information (6 questions), nurses' attitudes toward pain management (22 questions), and knowledge about Pain. Management (14 questions) A non-probability (objective) sample was used to test (200 nurses working in the above units, the sample was collected during the period from April 1, 2022) to July 1, 2022. Results: The study shows The level of Assessment of knowledge and attitudes about Pain and its management is a fair average (90%); the characteristics of the current study showed that the highest percentage of females was (108) females at the age of (20-29) years. In addition, the highest percentage had nursing experience (1-5 years), and the highest percentage of nurses had a bachelor's degree. The highest percentage had not received training courses on Pain in the past, and There was no statistically significant association between nurses' knowledge, attitude, and socio-demographic characteristics. Conclusion: The study results show that the knowledge and attitude about pain management are fair. Recommendations: Conducting activities to develop the knowledge and trends of pain management among nurses; educational lectures must be published to communicate updates from the latest studies regarding pain management and treatment, and continuing education systems must be activated in hospitals.
Bakuba şehrinde acil servis hemşireleri arasında iş doyumunun değerlendirilmesi
Bu çalışmada Irak'ın Bakuba şehrinde acil serviste çalışan hemşirelerin iş doyumu değerlendirilmiştir. Araştırma evrenini Irak'ın Bakuba Valiliğinde hastanelerde çalışan, tüm hemşireler oluşturmuştur. Ayrıca, örnek toplamak için Job Descriptive Index (İş Tanımlayıcı İndeks) (JDI) , Job In General (Genel iş) (JIG) ve İş Doyum Ölçeği (JSS) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS istatistik paket programı ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonunda şu bulgular elde edilmiştir. JSS ölçeği ücret, terfi, idare, sosyal yardım ve haklar, çalışma prosedürleri, çalışma arkadaşları, işin doğası, iletişim alt boyutları cinsiyet, medeni durum, ailede çocuk varlığına, yaş, eğitim durumu, ve mesleki tecrübeye göre farklılık göstermemiştir. JSS (Toplam) Ölçeği cinsiyet, yaş, eğitim durumu, mesleki tecrübe, aylık gelir, medeni durum ve ailede çocuk varlığına göre farklılık göstermemiştir. JDI Ölçeği iş alt boyutu cinsiyet, yaş, eğitim durumu, mesleki tecrübe, aylık gelir, medeni durum ve ailede çocuk varlığına göre farklılık göstermemiştir. JDI Ücret Alt Boyutu cinsiyete göre farklılık göstermemiş, ancak yaş, eğitim durumu, ve mesleki tecrübeye göre farklılık göstermemiş, ancak medeni duruma göre farklılık göstermiştir. JDI Ölçeği Terfi alt boyutu cinsiyet, yaş, eğitim durumu, mesleki tecrübe, medeni durum ve ailede çocuk varlığına göre farklılık farklılık göstermemiş ancak aylık gelir durumuna göre farklılık göstermiştir. JDI Ölçeği Yönetim alt boyutu cinsiyet, yaş, eğitim durumu, mesleki tecrübe, medeni durum ve ailede çocuk varlığına göre farklılık göstermemiş, aylık gelir durumuna göre farklılık göstermiştir. JDI Ölçeği İş Arkadaşları alt boyutunun cinsiyet, eğitim durumu, mesleki tecrübe, aylık gelir, medeni durum ve ailede çocuk varlığına göre farklılık göstermemiş, yaşa göre farklılık göstermiştir. JIG (Genel İş Tatmin Ölçeği) Ölçeğinin cinsiyet, yaş, eğitim durumu, mesleki tecrübe, aylık gelir, medeni durum ve ailede çocuk varlığına göre farklılık göstermemiş, aylık gelir durumuna göre farklılık göstermiştir.
Hemşireler arası işbirliğinin hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimine etkisi
Bu araştırma hemşireler arası işbirliğinin, hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte yapılan bu araştırmanın evreni, Ankara'daki bir üniversite hastanesinde çalışan tüm hemşirelerden oluşmaktadır (n=550). Bu hastanedeki aktif çalışan ve araştırmayı kabul eden hemşireler örneklemi oluşturmaktadır (n=270). Araştırmanın etik izini, Ocak 2018 de Bozok Üniversitesi Rektörlüğü Klinik Araştırmalar Etik Kurulu tarafından verilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları; kişisel bilgileri içeren 'Kişisel Veri Formu', Çelik Durmuş ve Yıldırım (2016) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış 'Hemşire-Hemşire İşbirliği Ölçeği', Özata ve Altunkan (2010) tarafından geliştirilen 'Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği' olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. En sık kullanılan istatiksel testler, Kolmogorov- Smirnov, Shapiro- Wilk, parametrik, non parametriktir. Hemşireler arası işbirliği puan ortalamasının 2.98±0.55 ile ortalamanın üzerinde ve iyi denilebilecek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin tıbbi hataya eğilim ölçeğinden aldıkları toplam puan ortalamaları 4.69±0.34 olup, tıbbi hataya eğilimlerinin düşük olduğu saptanmıştır. Araştırmada, hemşireler arası işbirliği düzeyinin arttıkça, ilaç ve transfüzyon uygulamalarında, hastane enfeksiyonlarında, hasta izlemi ve malzeme güvenliğinde, düşmelerde, iletişimde ve genel tıbbi hata eğilimlerinde azalma olduğu bulunmuştur (p˂0.05). Araştırmada, hemşireler arası işbirliğinin, hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimleri üzerinde %15.7 anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sonucuna göre, hasta bakım sürecinde hemşireler arası işbirliğinin yüksek olması ile olası hataların azaltılabileceği sonucuna varılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hemşire, Hemşirelikte İşbirliği, Hemşirelikte Tıbbi Hata, İşbirliği, Tıbbi Hata
Onkoloji hastalarına port kateterizasyonu işlemi sırasında uygulanan inhaler aromaterapinin ağrıya etkisi
Çalışma inhaler aromaterapinin port kateterizasyonu işleminde yaşanılan ağrıya etkisini değerlendirmek amacıyla, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan iki kurumda yapıldı. Araştırma öncesi Etik Kuruldan, kurumlardan ve hastalardan izin alındı. Araştırmanın örneklemi power analizi ile hesaplandı. Müdahale ve kontrol grupları basit rastgele örneklem yöntemi ile oluşturuldu ve çalışma 60 hasta ile tamamlandı. Araştırmanın verileri anket formu ile toplandı. Ağrı ve işleme uyum, Visuel Analog Scale-VAS ile değerlendirildi. İnhaler aromaterapi müdahale grubuna uygulandı; uygulama öncesinde anket formu yapılarak, port kateterizasyonu sürecinde yaşanan ağrı düzeyi VAS ile değerlendirildi. Daha sonra 1:1:1 oranında portakal, lavanta ve papatya yağı, 70 cc distile su ile dilüe edilerek hazırlandı ve bu karışımdan üç damla spanç üzerine dökülerek, hastanın 10 cm uzağında bulundurulup, işlem süresince (ortalama 15 dakika) inhale etmesi sağlandı. Kontrol grubundaki hastalara kliniğin rutini dışında girişim yapılmadı, anket formu ve VAS uygulandı. Veriler bilgisayar ortamında; ki-kare, student t ve bir faktörü tekrarlı olan iki faktörlü varyans analizi ile değerlendirildi.Müdahale grubunun işlem öncesi 6,2±1,6 olan ağrı puan ortalamasının, işlem sırasında 5,0±1,2'ye düştüğü, işlem sonrasında tekrar 5,5±1,2'ye yükseldiği, kontrol grubunun ise; işlem öncesi 6,0±0,9 olan ağrı puan ortalamasının, işlem sırasında 7,4±1,4'e yükseldiği ve işlem sonrasında 6,5±1,6'ya düştüğü (p<0,01) belirlendi. Müdahale grubunun işleme uyumunun 8,1±2,0 iken, kontrol grubunun işleme uyumunun 7,2±1,5 olduğu saptandı (p<0,05). Port kateterizasyonu işleminde uygulanan inhaler aromaterapi ile hastaların özellikle işlem sırasında yaşadıkları ağrının azaldığı, işleme uyumlarının arttığı görüldü.
Yoğun bakım hemşirelerinde göğüs fizyoterapisi uygulamalarının değerlendirilmesi
Bu çalışma yoğun bakımda çalışan hemşirelerin göğüs fizyoterapisi (GFT) hakkındaki bilgi durumlarını ve uygulamalarını belirlemek, GFT'ye yönelik verilecek bir eğitimle mevcut bilgilerine katkı sağlamak ve farkındalıklarını arttırmak amacıyla, kendisi kontrollü çalışma niteliğinde yapıldı. Etik kurul onayı ve başhekimlikten yazılı izin alındıktan sonra Mart-Mayıs 2016 tarihlerinde gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerin tümü, örneklemini ise 62 hemşire oluşturdu. Eğitimden önce hemşirelere, tanıtıcı özelliklerini ve GFT ile ilgili parametreleri içeren bir anket uygulandı. Daha sonra hemşirelere birebir ve uygun bir ortamda, literatür taranarak ve uzman görüşü ile oluşturulmuş, 15 dakika kadar süren GFT yöntemlerinin gösterildiği bir video sunumu ile görsel eğitim ve GFT'nin tanımı, amaçları, değerlendirme parametreleri ve yöntemlerini içeren bir eğitim rehberi ile eğitim verildi. Eğitimden üç ay sonra anketin GFT ile ilgili kısmı tekrar uygulandı. Veriler Shaphiro wilk, eşleştirilmiş t ve Mc Nemar testi ile değerlendirildi. Çalışmaya katılan hemşirelerin %30,6'sı hemşirelik eğitiminde, %6,5'i hizmet içi eğitimde GFT ile ilgili eğitim aldığını, %59,7'si hastaya GFT'ye yönelik eğitim verdiğini, %95,2'si ünitelerinde kullandıkları GFT ile ilgili rehber bulunmadığını, %80,6'sı çalıştıkları yoğun bakımda GFT uyguladığını, %83.9'u GFT'nin etkinliğini değerlendirdiğini ifade etti. Hemşirelerin havayolu sekresyonlarını kontrol etmek ve uzaklaştırmak dışında GFT'nin yapılma amacını, öksürme egzersizleri dışında GFT değerlendirme parametrelerini, postüral drenajın kontrendikasyonlarını, aspirasyon işlemi sırasında sekresyon koyu ise sıvı alımının arttırılması, aspirasyon işlemi sırası, öncesi ve sonrasında FiO2'nin arttırılması ve aspirasyon işleminin 10 saniyeden fazla sürdürülmemesi gerektiğini, kontrollü öksürme, perküsyon ve diyafragmatik solunum tekniklerini ve hipoksi ve oksijen saturasyonu (SaO2)'nun tanımı ile arteriyel kan gazı (AKG)'nı daha doğru ifade ettiği belirlendi (p<0.05). Sonuç olarak hemşirelerin GFT uygulamalarına ilişkin yeterli eğitim almadıkları ve bu konuda verilen eğitimin katkı sağladığı tespit edildi. Bu sonuçlar doğrultusunda; hemşireler için GFT ile ilgili güncel rehber oluşturulması, uygulamaların gösterildiği videolarla ve eğitimlerle bilgilerinin güncellenmesi, bilgilerini günlük uygulamalarında kanıta dayalı olarak kullanmaları önerilebilir. Anahtar kelimeler: Pulmoner Rehabilitasyon, Göğüs fizyoterapisi, Solunum Fizyoterapisi, Hemşirelik uygulamaları.
Çukurova Üniversitesi'nde çalışan hemşirelerde tinea pedis ve onikomikoz sıklığı üzerine mesleki ve mesleki olmayan risk faktörlerinin etkisi
Amaç: Ayaklarda, yüzeysel mantar enfeksiyonları sık görülmektedir. Çalışmamızda hastanemiz hemşirelerinin ayaklarındaki yüzeysel mantar enfeksiyonlarının sıklığını, bu enfeksiyonların gelişmesinde meslekî ve meslekî olmayan risk faktörlerinin etkisini incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi'nde çalışmakta olan 203 hemşire çalışmaya alındı. Hemşireler standart forma göre sorgulandı ve muayene edildi. Hemşirelerden deri ve/veya tırnak kazıntıları alındı. Kazıntı örnekleri, potasyum hidroksit ile incelendi. Bulgular: Çalışmaya alınan 203 hemşireden 22'sinin (% 10,8) ayaklarında mantar varlığı gösterildi. Bu olguların 5'i subklinik, 17'si klinik düzeyde idi. Klinik düzeydeki mantar enfeksiyonu, hemşirelerin 14'ünde (% 6,9) ayak derisinde ve 7'sinde (% 3,4) ayak tırnaklarında saptandı. Çok değişkenli lojistik regresyon testi uygulandığında, mantar varlığı gösterilmiş 22 hemşirede erkek cinsiyetinin, düzenli spor yapma alışkanlığının ve iş sırasında sentetik çorap giymenin daha sık olması, istatistiksel olarak anlamlıydı. Sonuç: Çalışma sonuçlarımız değerlendirildiğinde kesin olmasa da, hemşirelerin ayaklardaki yüzeysel mantar enfeksiyonları açısından risk altında bir topluluk olabileceği söylenebilir. Bu konuda yeni çalışmalara ihtiyaç vardır. Çalışmamızda, meslekî faktörlerden iş sırasında sentetik çorap giymek, ayaklardaki yüzeysel mantar enfeksiyonları gelişiminde anlamlı bir risk faktörü olarak bulunmuştur. Anahtar sözcükler: Ayakların yüzeysel mantar enfeksiyonları, hemşireler, meslekî, risk faktörleri.
Aromaterapinin yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerin stres ve anksiyeteleri üzerine etkisi
Stres, organizmanın bedensel ve ruhsal sınırlarının tehdit edilmesi ile ortaya çıkan bir durumdur. Stresin sürekli ve yoğun yaşanması anksiyeteye neden olur. Hemşirelik, stresin yoğun yaşandığı mesleklerden biridir. Özellikle yoğun bakım ünitelerinde hemşirelik bakımının kalitesinin yükselmesi, hemşirelerin stres ve anksiyete düzeylerinin azaltılması ile yakından ilişkilidir. Bu araştırmada, aromaterapinin yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerin stres ve anksiyeteleri üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kendinden kontrollü ve yarı deneysel klinik bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini Başkent Üniversitesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi-Yüreğir Hastanesi Yoğun Bakım Üniteleri ve Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Yoğun Bakım Üniteleri'nde çalışmakta olan 45 hemşire oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği, Durumluk Kaygı Ölçeği ve Sürekli Kaygı Ölçeği ve Görsel Analog Skala kullanılmıştır. Hemşirelerin uygulama öncesi ve sonrası arteriyel kan basıncı ve nabız ölçümleri yapılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 20.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda hemşirelere uygulanan lavantanın stres ve anksiyete düzeyi ile yaşam bulguları üzerine etkisi olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Ancak kontrol ve deney grubunda yer alan hemşirelerin uygulama öncesine göre uygulama sonrasında durumluk kaygı skorlarında istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde düşüş görülmüştür (deney grubu için p<0.001, kontrol grubu için p<0.001). Çalışma saatleri içerisinde fiziksel çevre düzenlemesi yapılmış bir odada geçirilen 10-15 dakikalık sürenin hemşirelerin anksiyetesi üzerinde olumlu etkisinin olduğu söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Aromaterapi, Hemşire, Stres/Anksiyete, Yoğun bakım
Yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin empati düzeylerine göre kültürlerarası duyarlılıkları
Türkiye'de yaşanan yoğun göç süreci; ekonomik, sosyal, sağlık ve kültürel sorunları beraberinde getirmektedir. Bu kapsamda hemşireler de uygulama alanlarında farklı kültürlerden gelen bireylere bakım verirken farklı sorunlarla karşılaşabilmektedir. Bu doğrultuda etik sorunların yaşanmaması için bakım verilen grubun hastalık ve sağlığı nasıl algıladığını ve buna nasıl tepki verdiğini kavramak oldukça önemlidir. Bu nedenle bu araştırma, yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin empati düzeylerine göre kültürlerarası duyarlılıklarını belirlemek amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu araştırmanın evrenini Gaziantep'te yer alan bir kamu hastanesinde görev yapan hemşireler oluşturdu. Çalışmada örneklem seçimine gidilmeden, evrenin tamamına ulaşılması hedeflendi ve araştırma 203 hemşire ile tamamlandı. Veriler soru formu, Kültürlerarası Duyarlılık Ölçeği (KDÖ) ve Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ) ile toplandı. KDÖ; Bulduk ve ark. tarafından Türkçe'ye uyarlanarak geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. Ölçek; iletişimde sorumluluk, kültürel farklılıklara saygı, iletişimde kendine güvenme, iletişimden hoşlanma, iletişimde dikkatli olma alt boyutları ve toplam puandan oluşmaktadır. Ölçekten alınabilecek en düşük toplam puan 24, en yüksek toplam puan 120'dir. Ölçekten alınan toplam puanın artması kültürlerarası duyarlılık düzeyinin arttığını göstermektedir. EEÖ ise; kişilerin günlük yaşamda empati kurma düzeyini ölçmek amacıyla Dökmen tarafından 1988 yılında geliştirilmiştir. Ölçekten alınacak puan 20 ile 100 arasında olup, puanın yüksek olması, empatik eğilimin yüksek olduğunu, düşük olması empatik eğilimin düşük olduğunu gösterir. Araştırmadan elde edilen veriler Student t, One Way Anova ve Kruskal Wallis testleri ile değerlendirildi. Hemşirelerin %35,5'inin 26-33 yaş grupları arasında, %65,0'ının lisans mezunu olduğu, %37,9'unun meslekte 10-20 yıldır, %52,2'sinin nöbet-vardiya şeklinde çalıştığı, %59,6'sının mesleği isteyerek seçtiği, %45,8'inin 0-3 yıldan beri yabancı uyruklu hastalara bakım verdiği ve bu süreçte %97,0'ının sorun yaşadığı belirlendi. KDÖ alt boyut puan ortalamalarının sırasıyla; iletişimde sorumluluk 24,8±4,5, kültürel farklılıklara saygı 21,7±3,7, iletişimde kendine güvenme 16,4±3,5, iletişimden hoşlanma 10,9±2,3, iletişimde dikkatli olma 10,6±2,2 ve toplam puan ortalamasının 84,9±11,2 olduğu saptandı. EEÖ toplam puan ortalamasının ise 67,3±8,6 olduğu görüldü. Hemşirelerin empatik eğilim düzeyi ile kültürlerarası duyarlılık düzeyleri arasında, pozitif yönde istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlılık olduğu belirlendi. Sonuç olarak bu çalışmada yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin empatik eğilim ve kültürlerarası duyarlılığının "orta düzeyin üzerinde" olduğu, empatik eğilim arttıkça kültürlerarası duyarlılığın da arttığı görüldü. Bu sonuçlar doğrultusunda; yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin bu süreçte yaşayabileceği sorunların yönetimi konusunda desteklenmesi önerilebilir.
Total larenjektomili hastalara verilen eğitimin öz bakım gücüne etkisinin değerlendirilmesi
Total Larenjektomili Hastalara Verilen Eğitimin Öz Bakım Gücüne Etkisinin Değerlendirilmesi Öz-bakım, bireyin sağlığını, yaşamını ve iyilik halini koruması için gerekli aktiviteleri uygulaması olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışma, total larenjektomili hastalara verilen eğitimin öz-bakım gücüne etkisinin değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yarı-deneysel olarak planlanan çalışmanın örneklemini, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği'nde tedavi gören 50 kontrol, 50 deney olmak üzere toplam 100 hasta oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında "Hasta Tanıtım-Bilgi Formu", "Hasta Ön Test-Son Test Formu", "Öz Bakım Gücü Ölçeği", "Hastalara Yönelik Özel Periyodik Eğitim Planı" ve hasta memnuniyetini belirlemek amacıyla "Görsel Analog Skala" kullanılmıştır. Çalışma ÇÜTF Balcalı Hastanesi kurum izni ve Çukurova Üniversitesi Etik Kurul izni alındıktan sonra Mart 2011-Aralık 2015 tarihleri arasında yapılmıştır. Verilerin istatiksel analizinde SPSS 17.0 paket programı kullanılmıştır. Kontrol ve deney grubu hastaların, öz-bakım gücü ölçeğinden aldıkları puanlar, kötüden çok iyiye doğru gruplandırıldığında, deney grubu puanlarının %8'nin orta, %14'nün iyi, %78'nin çok iyiyken; kontrol grubunun %22'sinin kötü, %68'nin orta, %8'nin iyi ve %2'sinin çok iyi olduğu saptanmıştır (p=0.0001). Her iki grupta da başlangıç bilgi düzeylerinin birbirlerine denk olduğu saptanmıştır. Ancak, eğitim verilen deney grubunun bilgi düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttığı saptanmıştır (p=0.0001). Çalışma sonucunda, kontrol grubu hastaların, öz-bakım gücü puan ortalaması 76.5–15.3 iken; deney grubu hastaların öz-bakım gücü puan ortalaması 120.0–12.2 olarak belirlenmiş olup (p=0.0001), verilen eğitimin, istatistiksel olarak anlamlı fark oluşturduğu saptanmıştır. Bu çalışma sonucunda, hastalara verilen eğitimin etkili olduğu, verilen eğitim ile hastaların tedavi ve bakım ile ilgili bilgi düzeylerinin, öz-bakım güçlerinin ve memnuniyetlerinin anlamlı şekilde arttırdığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Hasta Eğitimi, Hemşirelik, Larenks Kanseri, Öz-Bakım Gücü, Total Larenjektomi
Hemşirelerin ve hekimlerin tıbbi eylemlerinde vicdanın rolü: Bir tutum araştırmasıyla birlikte
Vicdan, farklı disiplinler tarafından incelenen temel bir kavramdır ve doğru ve yanlış duygusu" olarak tanımlanmaktadır. Sağlık çalışanları etik çatışma durumlarında, doğruyu yanlıştan ayırt etmelerini sağlayarak kendilerini doğru eylemde bulunmaya yönelten vicdan duygusuna başvurabilmekte ve vicdanı bir rehber olarak kabul edebilmektedir. Tıbbi uygulamalar sırasında sağlık hizmetlerine ilişkin yetersiz kaynaklar, artmış iş yükü, hastaların acı çekmesine tanıklık etme gibi nedenlerle hemşirelerin ve hekimlerin etik sorunlarından kaynaklanan değer çatışmalarıyla karşı karşıya kalması ve sağlık çalışanlarının vicdana ilişkin kimi deneyimler yaşaması söz konusu olmaktadır. Sağlık çalışanları, vicdanlarına uygun biçimde davranarak ahlaki bütünlüklerini korumaya çabalamaktadır. Tez kapsamında yer alan araştırma, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinde görev yapmakta olan hemşire ve hekimlerin katılımıyla ve vicdan kavramını nasıl algıladıklarını ve gruplar arasında bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Örneklem grubu yaşları 20 ile 48 arasında değişen 152 hemşire ile 114 hekimden oluşmaktadır. Veriler vicdana ilişkin 6'lı Likert tipinde ifadelerin bulunduğu bir anket yardımıyla toplanmış, verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik yöntemleri uygulanmıştır. Araştırmamızın sonuçlarına göre her iki meslek grubunun vicdanlarına önem verdiği belirlenmiştir. Yaş ve hizmet süresi arttıkça her iki meslek grubunda da vicdana verilen önem artmaktadır. Hemşireler "vicdanımız bizi kendimize zarar vermememiz için uyarır" ve "istediğim gibi davranamazsam vicdan azabı çekerim" ifadelerini, hekimlerde "vicdanım katıdır" ifadesini daha çok benimsemiştir gruplar arasında vicdan algılamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmaktadır. Hekim ve hemşireler etik kararlar için vicdanlarını rehber olarak görmektedir. Vicdanlarına aykırı davrandıklarında stres yaşamaktadır. Sağlık çalışanlarının vicdanlarını nasıl algıladıkları ve hangi durumlarda vicdana dayanan stres yaşadıklarının belirlenmesi gerekmektedir. Anahtar Sözcükler: Vicdan, Etik Karar Verme, Sağlık Çalışanları, Tıp Etiği
Alzheimer hastalarına bakım veren bireylerde hastalık bakım yükünün değerlendirilmesi
Amaç: Alzheimer hastalarının büyük bir çoğunluğunun evlerinde yaşadığı ve aile bireyleri tarafından bakım verildiği gösterilmiştir. Çalışmamızda, Alzheimer hastalarına bakım veren bireylerde hastalık bakım yükünü saptamak ve bakım yükünün sosyo-demografik özellikler, bakım özellikleri, hasta ve hastalık özellikleri ile ilişkisini ortaya koymak, aynı zamanda hastalık bakım yükü hakkında farkındalık sağlamak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma evrenini Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Nöroloji Polikliniği takibinde olan 150 Alzheimer hastasının bakımından birinci derecede sorumlu olan ve ücretsiz bakım veren yakınları oluşturmaktadır. Veriler, bakım verenin sosyo-demografik ve bakım verme özelliklerini incelemek amacıyla oluşturduğumuz anket, Zarit Bakım Yükü Ölçeği ve Klinik Global İzlenim Ölçeği ile toplanmıştır. Bulgular: Araştırmaya alınan 150 bakım verenin yaş ortalaması 47,8±12,2 yıldı. Bakım verenlerin %78'i (n:117) kadın ve çoğunluğu (%60,7) (n:91) ev kadınıydı. %52'si (n:78) hastanın kızı, %16,7'si (n:25) hastanın oğlu, % 16'sı (n:24) hastanın geliniydi. Bakım verenlerin %86'sında (n:129) çeşitli derecelerde bakım yükü saptanmıştır. Bunların %14'ünde (n:21) yük saptanmamış, % 49,3'ünde (n:74) hafif-orta yük, %27,3'ünde (n:41) orta-ciddi yük ve %9,3'ünde (n:14) ciddi yük saptanmıştır. Çalışmamızda, bakım verme ile ilgili eğitim ihtiyacı olduğunu düşünen bakım verenlerin diğerlerine göre daha ağır yük altında oldukları belirlenmiştir (p:0,039). Hastasının bakımını yakınlarına devredebilen bakım verenlerin, diğerlerine göre daha az yük altında oldukları saptanmıştır (p:0,034). Sonuç: Alzheimer hastalarına bakım veren bireylerde hastalık bakım yükünün yüksek olması, birinci basamak sağlık çalışanlarının liderliğinde bakım verenlere yönelik bakım verme ile ilgili eğitimler düzenlenip, sağlık çalışanlarında ve ailenin diğer bireylerinde bakım yükü ile ilgili farkındalık oluşturularak bakım verme sorumluluğunun paylaşılmasıyla, bakım verende hissedilen bakım yükünü hafifletecek olup hasta ve bakım verenin iyilik durumlarının ve yaşam kalitelerinin artmasına olanak sağlayacağını düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Aile hekimliği, Alzheimer hastalığı, bakım yükü, bakım verme, farkındalık.
Üçüncü basamak yoğun bakım ünitesinde yatan hasta yakınlarının gereksinimleri
Üçüncü basamak yoğun bakım üniteleri; özel solunum yetmezliği veya çoklu organ işlev bozukluğu gibi komplike duruma sahip hastaların kabul edildiği, solunum desteği ve en üst düzeyde tıbbi bakım ve tedavi yapılabilen yerlerdir. Bu araştırma 3. Basamak yoğun bakım ünitesine yatan hastaların yakınlarının gereksinimlerini belirleyebilmek amacı ile tanımlayıcı-kesitsel olarak yürütülmüştür. Çalışma 3 Temmuz 2015–Şubat 2017 tarihleri arasında Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı; Adana Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesi 3. Basamak Genel Yoğun Bakım ünitesinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Eylül 2015–Şubat 2016 tarihleri arasında üçüncü basamak yoğun bakım ünitesine yatan hastaların yakınları oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeyerek, tüm evrene ulaşılması hedeflenmiştir. Araştırmaya katılmayı kabul eden 180 hasta yakını çalışma kapsamına alınmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacının hazırladığı "Hasta Yakını Kişisel Bilgi Formu" ve hasta yakınlarının gereksinimlerini belirleyebilmek için Molter (1979) tarafından geliştirilen "Yoğun Bakım Aile Gereksinimleri Envanteri" (YBAGE) kullanılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Pearson Korelasyon Analizi, bağımsız gruplarda t testi, tek yönlü Anova testi ve Tukey testi kullanılmıştır. Sonuçlar % 95 güven aralığında, p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirildi. Hasta yakınlarının "Yoğun Bakım Aile Gereksinimleri Envanteri"; toplam puan ortalamasının 144,34±19,00 , "destek ve yakınlık gereksinimi" alt boyut puan ortalamasının 44,78±8,85; "bilgi gereksinimi" alt boyut puan ortalamasının 41,60±5,49; "güven gereksinimi" alt boyut puan ortalamasının 33,62±3,37; "rahatlık gereksinimi" alt boyut puan ortalamasının 24,32±4,88 olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak; yoğun bakımdaki hasta yakınlarının sırası ile destek ve yakınlık, bilgi, güven ve son olarak da rahatlık gereksinimine ihtiyaç duyduğu tespit edilmiştir. Hastaları yoğun bakım ünitesine planlı yatan hasta yakınlarının ve daha önce yoğun bakım deneyimi olan hasta yakınlarının bilgi ve güven gereksinimlerinin arttığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Yoğun Bakım, Yoğun Bakım Aile Gereksinimleri, Yoğun Bakım Hemşireliği.
Hemşirelerin palyatif bakıma ilişkin bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırma hemşirelerin palyatif bakıma ilişkin bilgilerinin belirlenmesi amacı ile kesitsel tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Yozgat Devlet Hastanesi, Tokat Devlet Hastanesi ve Ankara Ulus Devlet Hastaneleri' nde çalışan ve araştırmayı kabul eden 502 hemşire oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanmış anket formu ve Palyatif Bakım Bilgi Testi kullanılarak toplanmıştır. Palyatif Bakım Bilgi Testi (PBBT) Nakazawa ve arkadaşları tarafından 2009 yılında geliştirmiş olup cronbach alpha değeri 0.81'dir. Ülkemizde bu testin geçerlilik ve güvenirliliği Seven (2015) tarafından yapılmış olup, cronbach alpha değeri 0.91' dir. Palyatif bakım bilgi testi 5 alt boyuttan ve toplam 20 maddeden oluşmaktadır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik testleri, Mann Whitney U ve Kruskall Wallis-H testleri kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan hemşirelerin Palyatif Bakım Bilgi Testi (PBBT) bilgi puan ortalaması 20 puan üzerinden "6.29±3.38" olarak bulunmuştur. Hemşirelerin hiç birinin tam puan almadığı ve alınan en düşük puanın "0" en yüksek puanın ise "18" olduğu belirlenmiştir. Palyatif bakım bilgi testi alt boyutlarına bakıldığında, hemşirelerin en düşük puanı felsefe alt boyutundan aldıkları (0.93±0.73), en yüksek puanı ise psikiyatrik problemlerden aldıkları (1.64±1.38) saptanmıştır. Hemşirelerin eğitim durumu, çalıştığı bölüm, çalıştığı konum, palyatif bakıma ilişkin bilgi alma durumları ve palyatif bakım hastasına bakım verme durumlarına göre palyatif bakım bilgi puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur.
Adana il merkezi kamu hastaneleri çocuk yoğun bakım ünitelerinde cheltenham hasta sınıflama skalasına göre hemşirelerin iş yükünü etkileyen faktörler
Yoğun bakım üniteleri, hemşirelerin iş yükünün oldukça fazla olduğu, ani kararlar verebilme ve müdahale edebilme becerileri gerektiren kompleks ünitelerdir. Hemşireler tarafından dile getirilen en önemli iş streslerinden biri fazla iş yüküdür. Bu çalışma, Çocuk Yoğun Bakımda çalışan hemşirelerin iş yükünü ve bunu etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla planlandı. Araştırma, 1 Kasım 2016- 30 Kasım 2016 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Adana Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitelerinde kesitsel olarak gerçekleştirildi. Veriler, "Hemşire Tanıtıcı Özellikler ve İş Yükü Formu", "İş Yükü Ölçeği", "Cheltenham Hasta Sınıflandırma Ölçeği, Yoğun Bakım Hemşire Aktiviteleri formu" hemşireler tarafından doldurularak toplandı İstatistiksel analizler SPSS (IBM SPSS Statistics 20) adlı paket program kullanılarak yapıldı. Araştırmanın yapılabilmesi için etik onay ve kurumlardan resmi izin alındı. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 30.90±5.97 idi. Hemşirelerin %72.6'sı lisans mezunu, %54.8'inin mesleki deneyim 5 yıl ve daha azdır. Hemşirelerin %60'ı günlük ortalama 2 hasta bakmaktadır. Hemşirelerin %47.9'u iş yükünü fazla, %43.8'i ise çok fazla olarak nitelendirdi. Hemşirelere göre iş yükünü artıran faktörlerin başında, hemşirelerin görev dışı işleri yapması gelmektedir (%32.4). Hastaların %2.2'si Tip 1 sınıfı hasta, %8.8'i Tip 2 sınıfı hasta %22.2'si Tip 3 sınıfı hasta, %66.6'sı Tip 4 sınıfı hasta grubundadır. Hemşirelerin, Kategori 1 için %35.4, Kategori 2 için %24.9, Kategori 3 için %18.3, Kategori 4 için % 6.5, Kategori 5 için %14.5, Kategori 6 için %0.1 zaman ayırdıkları belirlendi. Buna göre hemşirelerin, direkt hemşirelik uygulamalarına %60.4 (Kategori 1 ve 2) oranında zaman ayırdıkları belirlendi, hemşireler çalışma sürelerinin yarıdan fazlasını hastaları ile ilgili direkt bakıma ayırmaktadır. Hemşirelerin iş yükünün azaltılmasına yönelik faaliyetlerin arttırılması, hemşirelerin bakım verdikleri hasta sayısının dağılımının dengeli olması, bakım gereksinimlerinin dikkate alınması önerilebilir.
Hemşirelerde örgütsel sinizmin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada, hemşirelerde örgütsel sinizmin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlandı. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tipte planlandı. Araştırmanın evrenini Bursa'da bulunan bir eğitim ve araştırma hastanesinde görev yapmakta olan 928 hemşire oluşturdu. Araştırmada örneklem sayısı, Epi Info 2000 programında en küçük örneklem sayısı bilinmeyen prevelans %50 alınarak (%5 sapma ve %95 güven aralığında) 278 olarak hesaplandı (n=278). Veriler 1 Eylül - 28 Şubat 2018 tarihleri arasında ''Hemşirelerin Bireysel ve Mesleki Özellikleri Formu'', Örgütsel Bağlılık Ölçeği (ÖBÖ) ve Örgütsel Sinizm Ölçeği (ÖSÖ) kullanılarak toplandı. Verilerin analizi için SPSS 25 paket programı kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 32,15±7,14'dir. Hemşirelerin %84,2'si kadın, %65,1'i evli, %55,6'si lisans mezunu, %90,3'ü yönetim dışı pozisyonda görev yapmakta idi. Hemşirelerin örgütsel bağlılık düzeyleri düşük düzeyde (3,72±0,75) ve örgütsel sinizm düzeyleri orta düzeyde (40,16±10,95) bulundu. Örgütsel Sinizm Ölçeği toplam puanı ile Örgütsel Bağlılık Ölçeği toplam puanı arasında negatif yönde çok zayıf düzeyde (r=-,215) ilişki saptandı. Sonuç: Araştırmada hemşirelerin örgütsel sinizm düzeyleri örgütsel bağlılıklarını negatif yönde etkilediği belirlendi. Anahtar Sözcükler: Hemşirelik, Örgütsel Bağlılık, Örgütsel Sinizm
Erişkin hastaların yattığı servislerde hemşirelerin hastaların düşme riskine yaklaşımının değerlendirilmesi
Bu araştırma; Erişkin hastaların yattığı servislerde hemşirelerin hastaların düşme riskine yaklaşımını değerlendirilmek amacıyla planlandı. Araştırma örneklemini, belirlenen tarihlerde erişkin hastaların yattığı servislerde çalışan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 113 hemşire oluşturdu. Veri toplama aracı olarak, literatür ve uzman görüşleri doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu kullanıldı. Verilerin analizi bilgisayar ortamında SPSS 16.00 programı kullanılarak değerlendirildi. Araştırma grubunun %48,7'sinin 20-25 yaş aralığında, % 62,8'nin bekar, %11,5'inin kronik hastalığa sahip olduğu belirlendi. Hemşirelerin %38'inin mesleki deneyiminin 2-5 yıl olduğu, %84,1'inin 8-16 saat çalıştığı saptandı. Çalışılan servislerin %62,8'inin 40 ve üzeri yatak sayılı olduğu, %66,7'sinin 4-8 hemşire ile birlikte olduğu, hemşirelerin %98,2'si hastanın düşmesinde sorumluluğu olduğunu düşündüğü, büyük çoğunluğunun (%83,2) düşme riski skalası kullandığı ve hemşirelerin %69'u düşme riski değerlendirmesi yaparken zaman yönetiminde sorun yaşamadığı saptandı. Çalışmada hemşirelerin %53,1'i hastanın en çok düşme nedeninin hastadan, hasta yakınlarından ve hastaneden kaynaklandığını, %89,4'ü düşme riski değerlendirme skalasını uygulamadan önce eğitimin gerekliğine inandığını, %70,8'i düşme önlemede bölüm/kurumun yeterli önlemler aldığını ifade etti. Anahtar kelimeler: Hemşire, düşme, düşme riski
Ventrogluteal alana intramüsküler enjeksiyon uygulamasına yönelik hemşirelere ve ebelere verilen eğitimde nöro linguistik programlama tekniğinin etkisi
Amaç: Ventrogluteal alana intramüsküler enjeksiyon uygulamasına yönelik hemşirelere ve ebelere verilen eğitimde Nöro Linguistik Programlama (NLP) tekniklerinin etkisini belirlemek amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntem: Uşak Devlet Hastanesi'nde görev yapan hemşireler ve ebelerle 18 Mayıs - 21 Eylül 2015 tarihleri arasında yürütüldü. Örneklem seçimine gidilmeyip araştırmaya katılmayı kabul eden ve NLP' ye ilişkin eğitim almayan tüm ebe ve hemşireler araştırmaya alındı. Verilerin toplanmasında ilgili literatür doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilen, "Hemşire ve Ebe Tanıtım Formu", ''Hemşirelerin ve Ebelerin İntramüsküler Enjeksiyon Uygulamasına İlişkin Görüşleri Formu'', "Ventrogluteal Bölgeye İlişkin Bilgi Formu'' ve ''İntramüsküler Enjeksiyonda Ventrogluteal Bölge Kullanımı İşlem Basamakları Gözlem Formu'' kullanıldı. Araştırmadan elde edilen veriler (SPSS) 22.0 programında sayı, yüzde, ortalama, paired t testi, student t testi, ki kare testi, Kruskal-Wallis, Mann-Whitney U ve Mc-Nemar Testi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin ve ebelerin yaş ortalaması deney grubunda 35,84±6,13, kontrol grubunda 39,29±7,91 olduğu, deney grubunda %93,3' ünün kadın, %6,7' sinin erkek, kontrol grubunda %100' ünün kadın olduğu, IM enjeksiyonlarda en sık kullandıkları bölgenin deney grubunda (%95,6) ve kontrol grubunda (%88,9) dorsogluteal bölge olduğu saptandı. ventrogluteal bölgeye ilişkin bilgi puan ortalamaları deney grubunda eğitim öncesi 14,29±8,34, eğitim sonrası 23,53±3,14 olduğu, kontrol grubunda eğitim öncesi 10,38±8,87, eğitim sonrası 18,76±6,80 olduğu saptandı. Sonuç: Araştırma bulguları doğrultusunda, verilen eğitimde NLP tekniği' nin etkili olmadığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Nöro Linguistik Program, Ventrogluteal bölge, Eğitim.
Hastane uygulamalarına katılan hemşirelik öğrencilerinin tıbbi hataya eğilimi ve etkileyen faktörlerin incelenmesi
Bu araştırma; hastane uygulamalarına katılan hemşirelik öğrencilerinin tıbbi hataya eğilimi ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla, Nisan 2019'da, klinik uygulamalar için hastanede bulunmuş olan Gaziantep Üniversitesi hemşirelik bölümü ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf hemşirelik öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. "Öğrenci Bilgi ve Soru Formu" ve "Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği (HTHEÖ)[1]" kullanılarak veri toplanmış, 654 anket değerlendirilmiştir. Öğrencilerin %71.7'sinin kadın, %53.8'inin hemşirelik bölümünü isteyerek seçmediği, yaş ortalamasının 21.58±2.26 ve hemşirelik bölümünü sevme düzeyi ortalamasının 5 üzerinden 2.94±1.04 olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin %19.6'sı tıbbi hata yapmış, %32.6'sı tıbbi hataya şahit olmuştur. HTHEÖ genel puan ortalaması 4.14±0.58; alt boyutlarda ise "İlaç ve Transfüzyon Uygulamaları" için 4.28±0.57, "Hastane Enfeksiyonları" için 4.15±0.65, "Hasta İzlemi ve Malzeme Güvenliği" için 3.97±0.76, "Düşmeler" için 4.09±0.78 ve "İletişim" için 4.02±0.92'dir. Yaş ve hemşirelik bölümünü sevme düzeyi ile ölçek geneli ve bazı alt boyut puan ortalamaları arasında pozitif yönlü bir korelasyon; sınıf, cinsiyet, yeni bir şeyler yaparken korkma özelliği, stres durumu, dağınıklık-düzenlilik özelliği, başkasına zarar vermenin etkisi durumu, bilgi-beceri olarak kendini değerlendirme durumu, uygulamalarda kendini yeterli ve hazır hissetme durumu, hemşirelik bölümünü isteyerek seçme durumu, hemşirelik mesleğinden memnuniyet düzeyi, tıbbi hatalar konusunda eğitim alma durumu, kendisi/yakınının daha önce hastane yatışı durumu, tıbbi hatayı bildirme isteği, tıbbi hataları normal/olağan görme durumu ve tıbbi hata ile ilgili bazı görüş, düşünce ve tutumlar ile ölçek geneli ve bazı alt boyut puan ortalamaları arasında ve bazı diğer özellikler ile bir-iki alt boyut puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak; öğrencilerin tıbbi hataya eğiliminin düşük olduğu, bazı özellikler/faktörlerin tıbbi hataya eğilimi etkilediği bulunmuştur. Hemşirelik öğrencileri için tıbbi hata konusundaki eğitim ve farkındalık çabaları tıbbi hataları azaltmada faydalı olabilir.
Vajinal doğum yapan kadınların doğumu ve hemşirelik bakımını algılayışı arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Araştırma, vajinal doğum yapan kadınların doğumu ve hemşirelik bakımını algılayışı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini oluşturan SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine bir yılda başvuran 7893 kadından örnekleme alınacak kadın sayısı 366 olarak belirlenmiştir. Ancak, kadın sayısının fazla olmasının ön deneme analizleri açısından yararlı olacağı düşünülerek 391 kadının örnekleme alınmasına karar verilmiştir.Veri toplama aracı olarak, "Katılımcı Bilgi Formu","Annenin Doğumu Algılama Ölçeği(ADAÖ)" (Cronbach alpha değeri 0.85) ve "Hastanın Hemşirelik Bakımını Algılama Ölçeği (HHBAÖ) "( Cronbach α değeri 0.94) kullanılmıştır. Katılımcı bilgi formu ile ADAÖ ve HHBAÖ 20 Ekim 2019 - 1 Ocak 2020 tarihleri arasında uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS for Windows 20 (Statistical Package For Social Sciences) bilgisayar programında; ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler ile yüzdelik sayılar, independent sample t testi, Mann-whitney U testi, Oneway Anova testi ve Kruska Wallis testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Kadınların doğumu algılamayı belirleyen ADAÖ puan ortalama ve ortancaları ile sağlık güvence, sigara kullanımı, genel doğum ağrısını hissetmedeki rahatlık durumu, gebelik boyunca eş desteği durumu istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Kadınların hemşirelik bakımını algılayışını belirleyen HHBAÖ puan ortalama ve ortancaları ile yaş, öğrenim düzeyi, ailenin ekonomik durumu, doğum sayısı farkın istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, kadınların doğumu algılamaları olumlu yönde olduğu (ADAÖ puan ortalaması 79.67) saptanmıştır. Ayrıca doğum algıları olumlu olan kadınların hemşirelik bakımını algılayışları da olumlu olduğu bulunmuştur ( r = 0.305, p<0,001). Araştırma sonuçları doğrultusunda kadınların doğumu algılaması ve hemşirelik bakımını algılayışını arttırılmasına yönelik öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğumu algılama, hemşirelik bakımını algılama, hemşirelik, kadınlar
Hemşirelik uygulamalarında ölümle karşılaşma durum ve sıklığının hemşirelerin ölüme karşı tutumları üzerine etkisi
Bu çalışma hemşirelerin ölüme karşı tutumlarını ve ölümle karşılaşma durumunun bu tutuma etkisini belirlemek amacıyla olarak tanımlayıcı türde, tutum belirleme çalışması olarak yapılmıştır. Araştırma, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve GATA (Ankara)'da, çalışmaya katılmayı kabul eden hemşireler arasında yapılmıştır. İki hastanede toplam 214 hemşire, çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma verileri genel bilgi formu ve 2008 yılında güvenilirlik ve geçerlik çalışması yapılmış olan ölüme karşı tutum ölçeği ile, hemşirelerle yüzyüze görüşülerek toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistik değerlendirmeleri yapılmış, t-testi ve ANOVA testi kullanılarak istatistiksel analiz ve yorumları yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre yapılan karşılaştırmalarda, hemşirelerin ölüme karşı tutumları, ölümle karşılaşma sıklığından, meslekte geçirdiği süreden, ekonomik durumundan, yaşından, daha önce bir ruhsal hastalık öyküsü olmasından ve devam eden bir ruhsal hastalığının olmasından etkilendiği bulunmuştur. Karşılaştırma yapılan diğer değişkenlerle hemşirelerin ölüme karşı tutumları arasında ise bir fark bulunamamıştır.
Transkraniyal manyetik uyarım (TMU) ve hemşirelik bakımı konusunda verilen eğitimin etkisinin değerlendirilmesi
Bu araştırma lisans düzeyindeki hemşirelik 4. sınıf öğrencilerine verilen Transkraniyal Manyetik Uyarım ve hemşirelik bakımı konusunda verilen eğitiminin etkisini değerlendirmek amacıyla yarı deneysel olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; Batı Karadeniz Üniversiteler Birliğine Bağlı üniversite ve bağlı fakülte ve yüksekokulların hemşirelik bölümü 4. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Ayrıca örneklem hesabına gidilmeden çalışmayı kabul eden öğrencilerin hepsi çalışmaya alınmıştır. Araştırmanın verileri, öğrencilerin özelliklerini belirleyen Tanıtıcı Özellikleri Anket Formu, TMU ve Hemşirelik Bakımı Bilgi Formu ile ön test, son test, üç hafta sonra tekrar test ve Eğitim Değerlendirme Formu uygulanması suretiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde yüzdelik, ortalama, ortanca, min-max, Friedman's Two Way ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; öğrencilerin bilgi testi puanları bakımından zamanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Öğrencilerin bilgi testi puanları ortancaları bakımından eğitim öncesi, sonrası ve eğitimden üç hafta sonrası istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (x2=197.695 sd=2 p=0.001). Öğrencilerin yaklaşık yarısı (%45) eğitimi "iyi" olarak değerlendirmiş ve eğitime X̅=3. 1 ± 0.94 puan vermişlerdir. Sonuç olarak hemşirelik öğrencilerine verilen TMU ve hemşirelik bakımı eğitiminin eğitim öncesi, sonrası ve üç hafta sonrasında öğrencilerin bilgi düzeyleri arasında farklılık yarattığı bulunmuştur. Çalışma yarı deneysel bir çalışma olduğu için TMU ve hemşireli bakımı eğitiminin etkinliğini ölçen öğrenci ve hemşirelerle ulusal düzeyde çalışma yapılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Hemşirelik Bakımı, Hemşirelik, Psikiayatri, Transkraniyal Manyetik Uyarım