Kazakistan
106 theses under this subject heading
Bağımsızlık sonrası Kazakistan'da göç ve Oralmanlar
Sovyet yönetiminin baskıcı politikaları nedeniyle kendi topraklarından göç eden Kazaklar, 1991 yılında Kazakistan'ın bağımsızlığının ilan etmesinden sonra vatanlarına geri dönmeye başlamıştır. Bu göç bugüne kadar devlet desteğiyle devam etmiştir. Oralmanlara uygulanan devlet destekli göç politikasını ve bu politikaya uygun olarak geliştirilen "Nurlu Göç" (2 Aralık 2008 tarihinde kabul edilen göç programı) programıyla Oralmanların ülkeye olan dönüşlerini inceleyen bu çalışmanın temel hipotezi, Kazakistan'ın göç politikasının temelini oluşturan Nurlu Göç programının birincil amaçlarına uygun yapılmadığını ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın hipotezini doğrulamak amacıyla Oralmanların topluma uyumu konusunda devletin ne tür politikalar uyguladığı ve uygulanan politikaların sonuç verip vermediği sorularına cevap aranacaktır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Oralman kimliği ile kimliğe en çok vurgu yapan inşacı uluslararası ilişkiler teorisi arasında pratik bir bağlantı kurulacaktır. İkinci bölümde Oralmanların anavatanına dönme tarihi ve süreçleri Sovyetler Birliği ve Bağımsız Kazakistan Cumhuriyeti dönemleri ele alınarak anlatılacaktır. Çalışmanın üçüncü bölümünde Kazakistan'ın göç politikası ve Nurlu Göç programı detaylıca ele alınacaktır. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde ise Oralmanların Kazakistan'daki genel durumları, barınma ve istihdam koşulları, nerelerde yaşadıkları, eğitim olanakları ve sosyo-ekonomik durumları detaylıca incelenecektir. Çalışmada ilk elden bilgilerin toplanabilmesi için saha araştırması yapılarak Kazakistan'a gidilmiş ve çeşitli bölgedeki Oralmanlar ile mülakatlar yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kazakistan, Göç Politikası, "Nurlu Göç" Programı, Kimlik, Oralman.
Kazakistan'ın Hazar Denizi konusunda enerji diplomasisi
Hazar bölgesi belirli bir coğrafi peyzaj alanına ve büyük maden rezervlerine sahip eşsiz bir su kütlesidir. SSCB'nin çöküşünden sonra denize erişimi olan ülke sayısının ikiden (SSCB ve İran) beşe (Rusya, İran, Kazakistan, Azerbaycan ve Türkmenistan) çıkmasıyla birlikte, Hazar'ın uluslararası hukuki statüsüne dair daha önceki anlaşmalar (Rusya Sosyalist Cumhuriyeti ile İran arasında 1921 ve SSCB ile İran arasında 1940) yeni devletler tarafından sorgulanmaya başlanmıştır. Hazar'ın hukuki statüsünün belirlenmesine ilişkin Hazar devletleri arasındaki anlaşmazlık, bu sorunun çözümüne engel olan birçok nedene dayanmaktadır. Çalışmada Hazar bölgesinin en son hukuki statüsünün pekiştirilmiş olduğu 20. yüzyıldaki tarihi arka planı ve 1991'den sonra ortaya çıkan yeni siyasi durumu incelenmektedir. Çalışmamızın temel konusu olan Kazakistan Cumhuriyeti'nin, ulusal çıkar, komşularla ve dünya güçleriyle iyi ilişkiler, denge ve çok yönlü politika ilkelerine dayalı dış politikası bağlamında, 1991'den itibaren Hazar bölgesi konusunda yürüttüğü diplomasi, aldığı siyasi kararlar, hukuki düzenlemelerin araştırılması neticesinde Kazakistan'ın ekonomi politikası, enerji politikası ve enerji güvenliği politikasının öncelikleri, prensipleri, araçları ve pratikteki sonuçları açıklanmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda genel olarak bölgenin tarihsel arka planı da dikkate alınarak, söz konusu ekonomik ve siyasi çelişkinin temel aktörleri olan beş bölge ülkesinin (Azerbaycan, İran, Kazakistan, Rusya, Türkmenistan) Hazar su kütlesi konusunda uyguladıkları diplomasi ve verdikleri kararlar, giriştikleri iktisadi projelerde yaptıkları işbirlikleri de değerlendirilmiştir. Son olarak, Enerji güvenliğinin, Kazakistan devletinin ulusal güvenlik sisteminde önemli bir unsur olduğu, ülke ekonomisinin ağır payını oluşturduğu ve dış politikayı büyük ölçüde etkilediği sonucuna varılmıştır. Araştırma konusu, Kazakistan devletinin Hazar denizi enerji politikası olduğundan yola çıkarak, dış politika kavramının temel aktör sayılan devlet (Kazakistan) ile ilişkin olduğundan dolayı realist Uluslararası Ekonomi Politik teori çerçevesinde analiz edilmiştir.
Sosyalist bir proje olarak kolhozlaştırmanın kazak toplum hayatına etkileri (1928-1933)
"Sosyalist Bir Proje olarak Kolhozlaştırmanın Kazak Toplum Hayatına Etkileri" adlı bu çalışmada, Kolhozlaştırma süreci (1928-1933) esnasında yapılan uygulamaları anlamak amacıyla öncelikle geleneksel Kazak toplum yapısı incelenmiş ve onun içinde: Göçebe Kazakları ekonomik hayatı, eğitim ve din alanı, aile yapısı araştırılmıştır. Göçebe Kazakların sosyal yapısını inceledikten sonra Bolşevik devriminden Kazakistan'da uygulanan, Sovyetleştirme, Kolektifleştirme ve Kolhozlaştırma esnasında uygulanan mülksüzleştirme, yerleşik hayata geçirme politikaları ve eğitim, aile alanında yapılan toplumsal değiştirme uygulamaları incelenmiştir. Sonuç olarak Kazakistan'daki Kolhozlaştırma politikasının Kazakistan toplum hayatına etkileri genel değerlendirilmesi yapılmıştır.
Uluslararası sistemde güvenlik anlayışı ile iktisadi ilişkilerin enerji kaynakları bağlamında analizi ve Hazar bölgesi örneği
ÖZET Soğuk Savaş sonrası dönem için, güçlü devletlerin sadece askeri kuvvetleri ile her şeyi yapamayacakları, uluslararası sisteme yön veren bir etkililiğe sahip olmanın, ekonomik geleceğini garantilemekten geçtiği bir anlayışa doğru değişim yaşanmaktadır. Bu çerçevede, uluslararası düzeyde meydana gelen tüm çatışmaların kıt olan kaynakların paylaşımı mücadelesinden kaynaklandığı, kaynak kıtlığı ile ekonomik güvenliği ve dolayısıyla ülke güvenliğini eş tutan bir bakış açısı ile devletlerin, ekonomik varlıklarının ve bu varlıklara dayalı güvenlik stratejilerinin giderek daha önemli bir hale gelmekte olduğu tespit edilebilir. Çalışmanın birinci bölümünde uluslararası sistemin teorik çerçevesi araştırılırken güvenlik ağırlıkta teorik yapılanmalar incelenmekte, uluslararası ilişkiler sistemi ile ilgili kavramsal inceleme yapılırken, aynı zamanda Dünya Savaşları ve sonrasında uluslararası sistemi meydana getiren güçlerin güvenlik algılaması ile oluşan uluslararası politik teorilerin güvenlik yapılanmaları hakkında tespitler yapılmaktadır. Soğuk Savaş sonrasının güvenlik yapılanmaları analizinin yapıldığı ikinci bölüm, iki alt bölümden oluşmaktadır. Birinci alt bölümde Soğuk Savaş dönemi çözülüşünün hemen sonrası uluslararası sisteme getirdiği yeni yapılanmalar ile ilgili analizler yapılmaktadır. Bu bölümün ikinci alt bölümü ise, Körfez Savaşları ve 1 1 Eylül terörist saldırılan ile uluslararası hegemonyanın enerji kaynaklan temelinde nasıl oluşmaya çalıştığı yönünde yapılan incelemelerle ilgilidir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, enerji kavramının iktisadi analizi gerçekleştirilirken, sanayileşme tarihi açısından enerji kaynaklan irdelenmekte ve günümüze kadarki süreç incelenmektedir. Ekonomik gelişimin enerji kaynaklan ile olan pozitif yöndeki ilişkisi, enerji rezerv-üretim-tüketim istatistikleri bölümünde verilen ayrıntı grafik ve tablolar aracılığı ile ortaya konmaya çalışılmaktadır. Nihayet dördüncü bölümde, Hazar enerji kaynaklarının mevcut potansiyeli ve dünya enerji gereksiniminin karşılanabilir düzeyleri ile birlikte karşılaştırmalı bir analiz yapılmış, Hazar'ın enerji kaynaklarının geliştirilmesinde ve tüketim bölgelerine ulaştırılmasında ortaya çıkan Hazar'ın statüsü ve boru hattı sorunları ayrıntılarıyla incelenmiştir. Hazar Denizi'ne komşu ülkelerden Hazar'ın enerji kaynaklan açısından önem taşıyan üç ülke Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan'ın enerji kaynakları ve bu kaynakların nakli sorunları ile birlikte yürütülen enerji-politik mücadele, bölge ve bölge dışı aktörlerin stratejileri ile birlikte ele alınarak incelenmiştir.
Sosyal değişim sürecinde Kazakistan'da din-devlet ilişkileri (Üniversite öğrencileri örneği)
Kazakistan'da din-devlet ilişkilerinin incelendiği bu çalışmayla, din-devlet ilişkilerinin eğitim kurumu üzerinden kurumsal sekülerleşmeye; dindarlık üzerinden bireysel sekülerleşmeye olan etkilerinin incelenmesi ile tarihi ve sosyolojik olgular doğrultusunda din-devlet ilişkilerinde daha reel politikaların geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Doküman analizi, yarı yapılandırılmış mülakat, soru formu (anket) ve bazı durumlarda katılımlı gözlem tekniklerinin kullanılmış olduğu araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Sayılan yöntem ve teknikler kullanılarak çağdaş sekülerleşme paradigması çerçevesinde Kazakistan'daki din-devlet ilişkilerinin kurumsal ve bireysel boyutta sekülerleşmeye etkileri incelenmiştir. Laik bir devlet olan Kazakistan'da ilgili yasal ve kurumsal düzenlemeler ile uygulanan politikalar eğitim kurumunda bariz bir sekülerleşme sürecinin yaşandığını göstermektedir. Temel düzeyde inanç ve ibadet boyutu, öznel dindarlık algısı, dini öğrenme kaynakları, dinî simgelere ilişkin algı, bazı alanlardaki dinî hassasiyet düzeyi, dinî grup ve kuruluşlarla ilişki düzeyi ve dinin Kazakistan'daki yeri gibi sorular üzerinden elde edilen bulgular ise bireysel düzeyde hissedilir bir sekülerleşme sürecinin yaşanmadığını göstermektedir. Bu sonuç, çağdaş sekülerleşme yaklaşımlarınca kabul edilen sekülerleşme sürecinin her toplumda farklı boyut ve biçimlerde geliştiği iddiasını desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Din-Devlet İlişkileri, İslam, Kazakistan, Sekülerleşme, Sosyal Değişme.
Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan cumhuriyetlerinin sosyoekonomik yapısı ve gelişme potansiyelinin çok değişkenli istatistiksel analizi
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)'nin dağılmasının ardından sahip olduğu yeraltı kaynakları ve jeopolitik konumu nedeni ile dünyayı şekillendirebilme gücüne sahip olan Kafkasya ve Orta Asya coğrafyasında stratejik bir boşluk doğmuş olup bu coğrafya tüm dünyanın ilgisini üzerine çekmiştir. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan; Türkiye ile tarihi ve dini açıdan birbirine bağlı olan ülkelerdir. SSCB'nin dağılmasıyla Türkiye yönünü, ilişkilerinde her zaman ön planda tuttuğu Batı ülkelerinden Türk Cumhuriyetlerine doğru çevirmiştir ve bu Türk Cumhuriyetlerinin ortaya çıkışı, Türkiye'yi artık uluslararası alanda uzun süredir yalnız bırakılmış bir ülke konumunda olmaktan kurtarması açısından Türkiye için ayrı bir öneme sahiptir. Öte yandan gelişmiş ülkeler de SSCB'nin dağılmasından sonra ortaya çıkan ülkeleri sahip oldukları yeraltı kaynakları nedeni ile büyük bir pazar olarak görmektedirler. Bu bakımdan Türkiye'nin Türk Cumhuriyetleriyle olan ilişkilerini geliştirici adımlar atması büyük önem kazanmaktadır. Bu çalışmada SSCB'nin dağılmasından sonra kurulan 15 ülkenin 2016 yılına ilişkin verileri ve ülkelerin sahip oldukları karakteristik özellikler temel alınarak, ülkeler hiyerarşik kümeleme analizi tekniklerinden biri olan ve kümeler içi varyansı minimum yapmaya çalışan Ward (1993) yöntemiyle sınıflandırılmıştır. Uzaklık ölçüsü olarak ise karesel öklid kullanılmıştır. Böylece elde edilen kümelerin, ülkeleri aynı kümede toplanmaya veya küme dışına atmaya iten etkenler açısından yorumlanması amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: SSCB, Türk cumhuriyetleri, kümeleme analizi, uzaklık ölçüsü.
Bağımsızlık sonrası Kazakistan'da fundamentalizm tehlikesinin ülke politikalarına yansımaları
1991'den sonra bağımsız devlet anlayışının beraberinde getirmiş olduğu yeni devlet inşası ile Kazakistan, gelişim ve istikrarını koruyan, aynı zamanda uluslararası alanda etkin politikalar sergileyen ülke konumuna gelme gayreti içerisinde olduğu gözlemlenmiştir. Fundamentalizmin, günümüzde yer edindiği otorite derecesinde Kazakistan'ın ülke politikalarına ve temel göstergelerine göreceli etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bu etki; Kazakistan hükümeti, Nursultan Nazarbayev ve Kazakistan halkının tutumları ile değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler, çalışmanın giriş bölümünde verilen varsayımların, çalışma kapsamında tanımlanan veri ve analizler sonucunda tespit edilen bulgular ile sonuca ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına göre, Kazakistan'da fundamentalizm tehlikesini kontrol altına almak adına gerçekleştirilen politikalar, ülke bütünlüğü ve istikrarının korunması açısından hem ulusal hem de uluslararası alanı etkiler nitelikte olduğu analiz edilmiştir. Devletlerin iç ve dış siyaset hamlelerini etki altına alma olasılığı yüksek olan fundamentalizm, özellikle gelişmekte olan ülkelerde gözlemlenen otoritesi, bu ülkelerin politikalarını yönlendirme ve biçimlendirme gücünü ortaya koymaktadır. Orta Asya'da bulunan Kazakistan Cumhuriyeti, çeşitli din ve etnik yapıya sahip bir ülke olarak fundamentalizm kapsamında göstereceği tepkimeler, bölge ülkelerinin kaderiyle yakından ilintili olduğu görülmüştür. Kazakistan hükümetinin özellikle Afganistan ve Suriye'deki kaos ortamının, ülkede oluşmaması adına gerçekleştirdiği eylemler, Kazakistan'ı bölge ülkelerinden ayıran özelliğini ortaya çıkararak, yönetimsel anlamda bölgedeki farklı konumunun gözlemlenebilir seviyeye ulaştığı tespit edilmiştir.Çalışmanın yönteminde belgesel tarama metodu kullanılmıştır. Çalışmanın temel amacı; Kazakistan'ın temel göstergeleri ile fundamentalizm kavramı arasındaki ilişkiyi çeşitli değişkenler aracılığıyla açıklanmasıdır. Çalışma aynı zamanda bu alanda literatüre mütevazi yeni bir kaynak oluşturup, birçok değerli bilgiyi bir çalışma kapsamında birleştirmeyi hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Bağımsızlık, Fundamentalizm, İslam, Kazakistan Cumhuriyeti, Politika.
Uluslararası azınlık hakları bağlamında Ahıska Türklerinin durumu (Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan örneği)
Stratejik önemi olan Ahıska ve çevresinin Rus Çarlığı tarafından işgali sonrası Ermeni nüfusun bölgeye yerleştirilmesi, Ahıska Türkleri için o dönem başlayıp günümüze kadar devam eden çeşitli sorunlara neden olmuştur. Bölgeyi iyice egemenliğine alan Ruslar, bu kez Sovyetler döneminde 14 Kasım 1944'te, Ahıska Türklerini yaşadıkları yurtlarından, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'a sürgüne göndererek onları azınlık durumuna düşürmüştür. 1956'da başlattıkları haklarını geri kazanma mücadeleleri arzu ettikleri şekilde sonlanmasa da bugün yaklaşık 10 farklı ülke de hayatlarını devam ettiren Ahıskalıların durumu uluslararası bir boyut kazanmıştır. Bilindiği gibi son yıllarda azınlık, göç ve sürgün kavramları uluslararası siyasetin ve uluslararası hukukun gündeminde çokça yer almaktadır. Günümüzde azınlık durumunda yaşayan Ahıska Türkleri hem Sovyetler Dönemi öncesi hem de sonrası sayısız ayrımcılıkları yaşamış ve en temel insani haklardan faydalanamamışlardır. Bu çalışmada sürgüne uğrayan Ahıska Türklerinin günümüzde yaşadıkları Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan örnekleri üzerinden bu ülkelerdeki uluslararası azınlık haklar çerçevesinde güncel konumları değerlendirilmiştir. Ahıska Türkleri bugün azınlık olarak yaşadıkları Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan'da sosyal hayatlarıyla ilgili eğitim, demografik yapı/nüfus, din/inanç durumu, ekonomi, sosyal yaşam ve siyaset gibi konular ışığında değerlendirildiğinde bu ülke vatandaşlarının sahip olduğu hakların büyük çoğunluğuna sahip oldukları anlaşılmıştır. Ahıska Türklerinin 76 yıl önce yaşamış oldukları sürgünün bugün uluslararası bir niteliğe bürünmesi ve azınlık olarak bazı hakları elde etmiş olmalarına rağmen yaşadıkları bu ülkelerdeki ekonomik, sosyal, kültürel ve eğitimle ilgili sıkıntıları devam etmektedir.
Kazakistan'da petrol ve doğal gaz rezervleri ve bunların Kazakistan dış politikasına etkisi
Sovyetler Birliği'nin dağılması ve iki kutuplu dünya sisteminin ortadan kalkmasıyla başlayan yeni dönemde ortaya çıkan bağımsız devletler, uluslararası düzende belirlenen koşullar çerçevesinde yeni ortama uymak için çaba sarf etmektedir. Fakat yine de büyük güçler bu düzenin ana oyuncuları rolünde devam etmek istemektedir. Enerji güvenliği açısından değerlendirildiğinde günümüzde Orta Asya, hidrokarbon kaynakları açısından zengin bölgelerden biri olarak ön plana çıkmaktadır. Dünya üzerinde geniş coğrafyaya sahip ve enerji kaynakları açısından zengin olan Kazakistan Cumhuriyeti, Orta Asya'da bağımsızlığına kavuşan diğer ülkeler arasında önemli bir konumdadır. Ancak Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra büyük güçlerin ilgi noktası haline gelen Kazakistan'da, demografik yapının ve askeri gücün zayıflığı, ülkenin güvenliğini tehdit eden önemli unsurlardır. Bu nedenle bağımsızlığına yeni kavuşan Kazakistan'ın serbest piyasa ekonomisine geçmesi ve büyük güçlerin enerji kaynaklarına olan ilgisini kullanarak kendi askeri, siyasi ve iktisadi olanaklarını kullanması bunların yanı sıra demografik yapı konusunda bazı adımların atması, ülkenin kalkınması doğrultusunda stratejik önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bağımsızlığına kavuşan Kazakistan dış politikasının oluşturulmasında, petrol ve doğal gazın önemi anlatılmakta ve enerji kaynaklarının çök yönlü ülke politikasında nasıl kullanıldığı incelenmektedir. Tezin temel amacı, Kazakistan'da petrol ve doğal gaz üretimi ve gelişimi için büyük güçler ve şirketler tarafından yapılan projelerin ve işlevlerin tespit edilerek bunların Kazakistan enerji politikasına yönelik etkisinin analiz edilmesidir. Ortaya çıkan veriler ışığında ülkenin çok yönlü politikasında ve ekonomi kalkınmasında petrol ve doğal gazın, itici güç olup olmadığı tartışılmaktadır.
Kültürel diplomasi aracı olarak uluslararası eğitim: Türkiye-Kazakistan ilişkileri örneği
Tez, bu günlerde önemli bir kavram olarak bilinmekte olan yumuşak gücü ve bu bağlamda ilişkin Türkiye Cumhuriyeti'nin Kazakistan'a uygulanmakta olduğu uluslararası eğitim çalışmaları tarihi gelişmeler, iki taraflı bağlantılar, kültürel ve dış politika değerleri açısından meydana gelen incelemeleri içermektedir. Tezin içeriğinde yumuşak güç ve kültürel diplomasi kavramı kapsamlı bir şekilde tanımlanmakla birlikte, Türkiye'nin özellikle son yıllarda Kazakistan'a yönelik artmakta olan eğitim projeleri, kültürel diplomasi bağlamında değerlendirilmiştir. Aynı zamanda Türkiye'deki kamu kurum ve kuruluşlarının uluslararası eğitim faaliyetleri biçiminde bir dış politika ürününü incelemektedir. Türkiye'de uluslararası eğitim ve kültür faaliyetleri yürüten kamu kurumları; Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi, Türk Akademisi, Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi, Yunus Emre Enstitüsü, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, TÜRKSOY kapsamlı bir şekilde incelenmiş ve faaliyetleri açıklanmış ve kültürel diplomasisi kavramı uluslararası eğitim faaliyetlerinin birbiriyle ilişkili olduğu ileri sürülmüştür. Ayrıca, eğitim ve kültür alanında devam eden işbirliği, iki ülke arasındaki ilişkilerin bir diğer önemli yönü, Orta Türkistan'da kurulan Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi son derece önemli bir işleve sahiptir. Anahtar Kelimeler: Yumuşak Güç, Kültürel Diplomasi, Türkiye, Kazakistan, Eğitim İlişkileri
Kazakistan Cumhuriyeti'nde radyo ve televizyon yayıncılığında yeniden yapılanma ve ortaya çıkan sorunlar: Avrupa Birliği ve Türkiye karşılaştırmalı
Kazakistan Cumhuriyeti'nde Radyo ve Televizyon Yayıncılığında Yeniden Yapılanma ve Ortaya Çıkan Sorunlar: Avrupa Birliği ve Türkiye Karşılaştırmalı,Tez çalışma, altı bölümden oluşmaktadır. Her bölümde, incelenen konuya ilişkin öğreti ve uygulamadaki fikirlerin yansıtılmasına ve özellikle kişisel görüşümüzün gerekçeleri ile ortaya konulmasına özen gösterilmeye çalışılmıştır. Tez'in birinci bölümde medya hizmet sağlayıcılarını incelemeden önce Kazakistan ve Türkiye'nin kısaca tarihçeleri ile siyasî, hukukî ve ekonomik yapısı ele alınarak uluslararası arenadaki yerleri ve konumu belirtilmiştir. İkinci bölümde 'ifade (söz) hürriyeti' kavramına değinilmiş ve ifade hürriyetinin tanımı yapılmıştır. Bu noktada Kazakistan ile Türkiye arasında uygulama açısından farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kitle haberleşmesindeki önemi vurgulanmıştır. Üçüncü bölümde, radyo ve televizyonun tanımı ve tarihçesine kısaca değinilmiştir. Televizyon yayıncılığının dünyada başlaması ve Türkiye?deki televizyon yayıncılığının gelişimi ve bugüne kadarki görsel ve işitsel alanda çıkarılan medya mevzuatlarına kısaca değinilerek değişiklikler incelenmiştir. Dördüncü bölümde, Sovyetler Birliği'nden ayrılarak bağımsızlığını aldıktan sonra çoğulcu sisteme geçen Kazakistan'da radyo ve televizyon yayıncılığı üzerinde durulmuştur. `Radyo ve Televizyon Yayıncılığında Denetim' başlıklı beşinci bölümde, denetim kavramının tanımı yapılarak yararları ile sakıncaları ele alınmıştır. Türkiye'deki görsel ve işitsel medya alanında denetimler incelenmiştir. Çalışma konusu olan Kazakistan'daki radyo ve televizyon yayıncılığı alanındaki hukukî denetimler incelenirken SSCB'nin tekelci döneminden başlayarak ele alınmış ve bağımsızlıkla beraber çoğulcu sistemine geçilmesinden sonraki denetim sistemi incelenerek Türkiye ile karşılaştırılmıştır. Tez'in son bölümü olan altıncı bölümde ise, Kazakistan ile Türkiye'deki radyo ve televizyon yayıncılığındaki farklılıklar karşılaştırılmıştır. Bu bölümde Türkiye'de yürürlükte olan 6112 sayılı Kanun ile Kazakistan kitle iletişim alanındaki 451-I sayılı Kanun'un tanımları kısmından başlayarak denetim sisteminin farklılıkları ile eksiklikleri ele alınarak karşılaştırılası yapılmıştır. Düzenleyici üst kurulun yapısı, görev ve yetkilerine değinilerek usulsüzlük tespit edildiğinde yaptırım uygulamaları karşılaştırılmıştır. Radyo ve televizyon yayıncılığında düzenleyici ve denetleyici üst kurul olmayan Kazakistan'da bir üst kurul örneği getirilerek öneride bulunulmuş ve çözüm yolları aranmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: 1. İfade (söz) hürriyeti, 2. Kazakistan'da radyo ve televizyon yayıncılığı, 3. Radyo ve televizyon yayıncılığında denetim, 4. Üst Kurul (RTÜK), 5. Uluslararası medya mevzuatı.
İpek Yolu'ndaki kültürel mirasın dünya turizmine katkıları: Kazakistan örneği
Bu çalışmada, Ulu İpek Yolu'nun Atlas Okyanus'undan Çin'e Avrupa ve Asya'yı geçen, sadece ortaçağ döneminde ki eski bir ticaret aracı olmadığı, Batı ve Doğu kültürleri arasında iletişim köprüsü olduğu belirlenmiş olup, günümüz dünyasında da ekonomik, kültürel ve siyasi açıdan büyük önem arzettiği tespit edilmiştir. Bu ticaret yolunun barış eksenli olarak turizm açısından değerlendirilip değerlendirilemeyeceği incelenmiştir. Rotanın uzun kısmı Kazakistan ve Orta Asya'dan geçmiştir. Çalışmamızda, Ulu İpek Yolu'nun dünya uygarlığına ve kültürüne katkısı, onun içinde Türk-İslam medeniyetinin dünya medeniyetine ve insanlığa kazandırdığı çok zengin somut ve somut olmayan kültürel miraslar ele alınmıştır. Orta Asya'da Ulu İpek Yolu'nun Orta Çağ'da altın dönemlerini yaşamış olduğu tespit edilmiş; Kaşgarlı Mahmud, Biruni, İbn-i Sina, Farabi, Ali Kuşçu gibi aydınların da, Ulu İpek Yolu'nun Orta Asya'da kurduğu medeniyetin düşünce ve bilim meyveleri olduğu gözlemlenmiştir. Çin, Fars, Hindu, İslam medeniyetlerinin kavşağında yer alan Orta Asya'lı aydınlar, bütün bu kaynaklardan beslenerek eserlerini vermişlerdir. Avrasya'nın kıtalararası karayolu ticaret yollarının oluşup gelişmesi, büyük antik devletlerin kültürel mirasların meydana çıkarılması, mevcut ülkeler arasında güvenli barış çabaları gerektiren uzun vadeli siyasi, diplomatik ve ticari ilişkilerin kurulması günümüz Ulu İpek Yolu'nun temel meseleleriyle ilgilidir. Ulu İpek Yolu'nda yayılan medeniyet unsurları sadece ticaret ve yol sistemleriyle ilgili değildir. Kervanlar, kervansaraylar, pazarlar, çarşılar ve bu çerçevede gelişen şehirler Ulu İpek Yolu'nun sembolleri durumundadır. Bu kültürel değerlerin uluslararası turizme kazandırılması büyük önem arz etmektedir. Çalışmamızda; İpek Yolunun mevcut durumu, Ulu İpek Yolu uzmanlarının ve halkın görüşleriyle tespit ederek, Kazakistan turizmine yeni bir bakış açısı kazandırılabileceği düşünülmektedir.
Kazakistan turizm sektörünün bölge ülkeleri içindeki rekabet gücü: Ulaştırma altyapısı itibariyle bir değerlendirme
Günümüz dünyasında yüksek turizm potansiyeline sahip çoğu ülkenin iktisadi anlamda kalkınması ve ihtiyaç duyduğu döviz girdisini sağlaması için istihdam seviyesini, pazar payını ve ulusal anlamda elde ettiği gelirleri arttırılması gerekmektedir. Bundan dolayı birçok ülke uluslararası turizm sektöründe birbirleri ile amansız bir rekabet içerisine girmektedir. Ulusal rekabet gücü kavramının değişik boyutları çeşitli disiplinlerden pek çok araştırmacının ilgisini çekmiştir. Ekonomi disiplini, rekabet kavramını uluslararası düzeyde ülkenin makroekonomik göstergeleri ışığında inceleme konusu yaparken, işletme disiplini, firma sektör ve ulusal düzeyde rekabetin uluslararası boyutu ile ilgilenmektedir. Bir başka ifadeyle iki farklı disiplin farklı analiz birimlerini inceleme konusu yaparak ulusal rekabet gücünü açıklamaya çalışmaktadır. Bunun sonucu olarak, farklı disiplinler ulusal rekabet gücünün farklı dinamiklere bağlı olarak açıklamakta ve sonuca ilişkin farklı yorumlarda bulunabilmektedir. Bu çalışma hem ekonomi disiplini açısından hem de işletme disiplini açısından ulusal rekabet gücünün bağlı olduğu dinamikleri dikkate alarak, Kazakistan'ın, Avrasya bölge ülkeleri içindeki turizm sektörünün rekabet gücünü altyapı ve ulaştıma altyapısı çerçevesinde açıklamaya çalışmaktadır. Özellikle ülkelerin gelişmişlik durumlarının farklılığı ve bu gelişmişlik farklılığının bir sonucu olarak turizm sektörünün rekabet gücünü ulaştırma ve lojistik altyapıya ilişkin dinamiklerle açıklama gerekliliği önemlidir. Bu amaçla birincil ve ikinci veri kaynaklarından ede edilen veriler analiz edilerek mukayeseli olarak Kazakistan'ın rekabet gücü ortaya konulmaya çalışılmştır. Birincil veri kaynaklarının tasarımında Porter'in rekabet gücü analizi metodolojisi kullanılmıştır. Bu bağlamda devletin çeşitli kademelerinde ve turizm sektöründe görev yapan yetkili kişilerle mülakat yapılmıştır. Mülakat sonucunda elde edilen sonuçlar çalışmanın son bölümünde incelenmiş ve çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kazakistan, turizm, altyapı, ulaşım, teknoloji.
A case study of language policy and change of script in Kazakhstan: Beyond ethnic-civic nationalism
This thesis aims to analyze the nation-building processes in Kazakhstan and the construction of the Kazakh nation through a case study of language policies with special attention to the Latinization of the script. The language planning particularly the strengthening of languages of the titular nations and change of a script can be observed within the nation-building processes of newly emerging states such as Turkey, Uzbekistan, Turkmenistan, and Azerbaijan, but it took 27 years for Kazakhstan to take this final step of shifting from Cyrillic script to Latin although the issue has been debated since 2006. This study aims to answer the question of why the Kazakh government decided to change the script and its particular timing. We argue that the Latinization of script can be understood in the context of language planning in Kazakhstan, through which the state aims to reconstruct Kazakh traditional culture. As with other nation-building projects, the Kazakh government utilized ethnic, civic, multicultural, and transnational components of nation-building together. The language policy, particularly the Latinization of the script of the official language contributes construction of the nation through these mechanisms: globalizing the country through teaching English; strengthening Kazakh national culture and language as a basis for the coherent nation-state; and providing robust language and cultural rights for minorities, particularly the Russian minority for encouraging them to participate in the concept of civic nation.
Koşke Kemengerulı Şığarmaları (1.tom) adlı eserdeki piyes, hikâye ve makalelerin Türkiye Türkçesine aktarılması ve incelenmesi
Koşke (Koşmuhamed) Kemengerulı Stalin zamanında katliama uğramış bir Kazak aydınıdır. 1876 yılında dünyaya gelen Kemengerulı, 1937 yılında kurşuna dizilmiştir. Koşke Kemengerulı yaşadığı döneme göre kendini geliştirebilmiş ve iyi yetişmiş bir entelektüeldir. Kemengerulı'nın yazdıkları o dönem için oldukça aydınlatıcı şekildedir. Dönemin adaletsizliklerini, sağlık, eğitim ve sosyal hayatını piyeslerinde, hikâyelerinde ve makalelerinde kaleme almıştır. Piyeslerinde Kazak geleneklerine çokça rastlanılır, yer yer eski gelenek ve görenekler eleştirilir. Makaleler başlığı altında kısa yazılar da mevcuttur. Çalışmada Kazak kadınlarının çektiği zorluklar ve Kazak halkının sıkıntıları görülebilir. Yazarın eserlerinde kullandığı betimlemeler ve benzetmeler metinlere hareketlilik kazandırmış ve metinleri canlandırmıştır.
Sovyet döneminde Kazakistan'da yaşanan açlık ve kıtlığın edebiyata yansıması (Seçilen eserlerin Türkiye Türkçesine aktarılması ve incelenmesi)
Bu çalışmada; Kazak tarihinin önemli olaylarından biri olan suni açlık ve kıtlık konusunun Kazak edebiyatına yansımasının incelenmesi, Kazak edebiyatından seçilen eserlerin Türk edebiyatına kazandırılması ve bu konuda yapılacak olan çalışmalara katkı sağlanması amaçlanmıştır. Öncelikle araştırma konusuyla ilgili literatür taraması yapılmıştır. Kazak Türkçesi ve Türkiye Türkçesinde ulaşılabilen kitap, makale gibi yazılı kaynaklardan yararlanılmıştır. Edebî eserlerin yanında tarihî eserlerden de faydalanılmıştır. Literatür taraması sonucunda elde edilen eserlerden konuyu en iyi ifade ettiği düşünülen eserler seçilmiştir. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle suni açlığın tarihsel arka planı verilmiştir. Yazıldığı yıllara göre edebî eserler seçilmiş ve incelemesi yapılmıştır. Çalışma esnasında, eserlerde kıtlık konusunun yıllara göre ele alınma şeklinde farklılıklar bulunduğu görülmüştür. Kıtlık konusu, sansürün yoğun olduğu özellikle Stalin döneminde üstü kapalı bir şekilde kaleme alınırken bağımsızlığa doğru daha açık ve detaylar verilerek ele alınmıştır. Sovyet Döneminde daha çok kısa hikâyeler şeklinde kaleme alınmıştır. Yaşanan açlığın sınıf eşitsizliğine dayandırıldığı ve daha çok açlık çeken insanların tasvir edildiği hikâyeler karşımıza çıkmaktadır. Konu, bağımsızlıktan sonra daha geniş kapsamda incelenmiş ve daha çok edebî eserler verilmiştir.
Güney Kazakistan'da atalar kültü
Güney Kazakistan bölgesi, tarihî süreç içerisinde çeşitli Türk boylarının ve devletlerinin yurdu olmuş, medeniyetin merkezine dönüşmüş ve pek çok tarihî-kültürel mirasın ortaya çıktığı ve günümüze kadar ulaştığı önemli bir bölge hâline gelmiştir. Sayram, Otırar, Türkistan gibi kadim şehirlerin içinde bulunduğu Güney Kazakistan Eyaleti'nde pek çok kutsal ziyaret yeri, mezar, yatır ve türbe vardır. Bu tez çalışmasında Türk milletinin kadim yurtlarından biri olan ve günümüzde yüz ölçümü bakımından dünyada dokuzuncu sırada yer alan, Türk dünyasının en geniş toprağa sahip ülkesi Kazakistan'ın Çimkent şehri ile Güney Kazakistan Eyaleti (Türkistan Eyaleti) bölgesindeki mezar, yatır, türbe ve dinî ziyaret yerleri atalar kültü bağlamında incelenmiştir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan alan araştırması metodu kullanılmıştır. Türbedarlar, ziyaretçiler ve ilgili bölgede ikamet eden insanlardan oluşan kaynak kişilere önceden hazırlanmış sorular sorulmuş, verdikleri cevaplar ve aktardıkları bilgiler kendilerinin rızasıyla ses kayıt cihazına kaydedilmiştir. Derlemeler bittikten sonra kaydedilen bilgiler, görüşme ve gözlem tekniğiyle elde edilen veriler ile yazılı kaynaklardan ulaşılan materyaller incelenmiş ve yorumlanmıştır. Ataların kimliği, hakkında anlatılan rivayetler, mezar ve türbelerinin ziyaret edilme sebepleri ve onların etrafında oluşan inanmalar ile uygulamalar dikkate alınarak, Güney Kazakistan bölgesindeki kültleşen atalar: 1) İslamiyetle birlikte ortaya çıkan atalar; 2) Boy ataları; 3) Meslek ataları; 4) Tabiat unsurlarıyla ilişkilendirilen atalar olmak üzere dört ana başlık altında sınıflandırılmıştır.
Etkinlik turizmi kapsamında atlı etnospor faaliyetlerinin toplumsal aidiyet yönünden değerlendirilmesi: Türkiye-Kazakistan karşılaştırması
İnsanların belirli bir yaşam kalitesine sahip olması ve hayatları içerisinde psikolojik tatmini sağlayabilmeleri açısından sosyal ihtiyaçların karşılanması son derece önemlidir. Toplumsal aidiyet duygusu da insanların ihtiyaç duyduğu önemli sosyal ihtiyaçların başında gelmektedir. Kişiler belirli bir gruba ve topluma yönelik aidiyet hissine sahip olduklarında, kendilerini çok daha güçlü ve güvenli hissederler. Böylelikle yaşam mücadelesi içerisinde kendilerine bir dayanak noktası bulmuş olurlar. Yalnız yaşamanın mümkün olmadığından hareketle, sağlıklı bir yaşam için toplumsal aidiyet duygusuna ve bu duyguyu yöneltebilecek bir topluma ihtiyaç duyulduğu söylenebilir. Kişilerin aidiyet duygusunun ortaya konması çoğunlukla belirli unsurların incelenmesi ile olur. Bu unsurlara olan bağlılık aynı zamanda topluma olan bağlılık ve aidiyet duygusunu da ortaya koyar. Kişiler yaşamsal tercihlerini yaparken aidiyet duygusuna sahip oldukları değerleri gözetirler. Bu çalışmada Türkiye'nin Bayburt ve Kazakistan'ın Almatı şehirlerinde yaşayan kişilerin turizm etkinlikleri kapsamında atlı etnospor faaliyetlerine olan eğilimleri üzerinden toplumsal aidiyet duyguları ölçülmeye çalışılmıştır. Turizm faaliyetlerinin çok çeşitli olması ve kişilere tercih şansı sunması nedeniyle kişilerin toplumsal aidiyet yönelimleriyle atlı etnospor faaliyetlerini tercih etmeleri arasında bir ilişkinin bulunabileceği öngörülmüştür. Yapılan araştırma neticesinde de her iki değişken arasında anlamlı bir ilişkinin kaç kişiye ulaşıldığı, yapılan analizler ortaya konmuştur.
Türk ve Kazak çizgi filmlerinin karşılaştırması: Kültürel kodlar bağlamında bir analiz örneği
İletişim tarihinde son yüzyıl, gelişimi tahmin edilmesi zor ve yeni alanlarıyla ön plana çıkmıştır. Elektriğin icadı ve buna bağlı olarak gelişen dijital dünya, halen öngörülmesi zor yenilikleri insanlığın kullanımına sunmaktadır. Gazete, dergi ve kitaplarla başlayan yazılı iletişimden sonra, radyo ve televizyonla devam eden görsel ve işitsel iletişim, radyo ve sinema alanında birçok yenilik getirmiştir. Sinemanın tarihsel süreci içerisinde, kendine yer bulan çizgi filmler de bu gelişmelerin bir sonucu olarak incelenmeye değer bir alandır. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye ve Kazakistan'da da çizgi filmler, ülkelerin siyasi, ekonomik ve toplumsal yapılarını yakından ilgilendiren bir olgu haline gelmiştir. Daha çok çocukların ilgi alanına giren ve hedef kitle olarak çocuklara yönelik masalımsı içerikler üreten çizgi film sektörü, son yüzyılda her iki ülkede de yetişen birkaç neslin eğitim süreçlerinde etkili olmuştur. Türkiye ve Kazakistan'da önceleri ithal ürünlerden olan çizgi filmler, sonraki yıllarda yerli yayıncılar tarafından geliştirilmiş ve yerli kanallar tarafından toplumun beğenisine sunulmuştur. Bu çalışmada, Kazakistan ve Türkiye'de yayınlanan çizgi filmlerin karşılaştırılması ve bilimsel olarak analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada nitel yöntem kullanarak metin analizi tekniği uygulanmıştır. Bu tez çalışmasının ana gövdesi dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm olan "Giriş" bölümünün ardından ikinci bölümde, konu ile alakalı temel nitelikteki giriş bilgilerine ve kitle iletişim araçlarına değinilmiştir. Ardından kültür kavramı ve çocuklara yönelik kitle iletişim araçlarındaki çalışmalar incelenmiştir. Çizgi filmlerin tarihsel gelişimi, bilimsel kavramların doğru eşleştirilmesi için önemli olduğundan çalışmanın üçüncü bölümünde çizgi filmler üzerinden televizyonun çocuklar üzerindeki etkisi ve televizyonun gelişim aşamaları ile ilgili bilgiler verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde, Kazak ve Türk çizgi filmlerinin gelişimine genel bir bakış oluşturulmuş, Türkiye'de TRT Çocuk kanalında yayınlanan "Pepee" ve Kazakistan'da Balapan kanalında yayınlanan "Ali ve Aya" (Әли мен Айя) çizgi filmleri örneği ile işlenmiştir. Türk ve Kazak kültüründe çocuk yetiştirmede kullanılan hikâye, masal ve bu edebi türlerin etkili olabilmesi için kullanılan tüm kültürel ögeler, bu bölümde ele alınmıştır.
Doğu Kazakistan demir çağı kurganları
Kazakistan topraklarında geçmişten günümüze kalan abidelerin en yaygın olanı kurganlardır. Bu sanatsal yapılar günümüzde hâlâ bozkırın ve dağ eteklerinin manzarasını süslemektedir. Özellikle Doğu Kazakistan'da yer alan İskit-Saka Kurganları, hem yapıları hem de içlerinde barındırdıkları eşyalar dolayısıyla büyük önem taşımaktadır.Doğu Kazakistan'da Demir Çağı üzerine araştırma yapan ilim adamları bu bölgede İskit-Saka kültürünün üç döneminin yaşandığını tespit etmiştir. İlim adamları MÖ 8 - 6. yüzyılları Tunç Çağı'nın sonu ve Erken Demir Çağı'nın başlangıcı olarak kabul etmektedir. Doğu Kazakistan'da bahsi geçen yüzyıllara tarihlenen kurgan mezarların ilk olarak Mayemir Ovası'nda bulunmasından dolayı İskit-Saka kültürünün ilkini Mayemir dönemi olarak adlandırmışlardır. Bu gelişmeyi MÖ 5 - 4. yüzyıllara tarihlenen Berel Dönemi ve son olarak MÖ 3 - 1. yüzyıllara tarihlenen Kulacurgin Dönemi izlemektedir. İskit-Saka kabilelerinin tarihi, onların maddi ve manevi kültürü ile ilgili çok önemli bilgileri içeren bu üç kültür çevresine mensup kurgan mezarlara İrtiş Nehri ve kolları üzerinde, Kalba, Narın yamaçlarının kuzey ve güney eteklerinde, Altay ile Tarbagatay yamaçlarında ve Şilikti Vadisi'nde sıkça tesadüf edilmektedir. Bu çalışmada, Altay ve Tarbagatay dağları arasında İskit-Sakaların kültürel manada şimdiki zamanlara kalan yegâne anıtları niteliğinde olan kurganların mimari özelliklerinin yanı sıra buluntuları da arkeolojik açıdan değerlendirilmiştir.Anahtar Sözcükler1.Doğu Kazakistan2.Demir Çağı3.İrtiş Nehri4.Kurgan5.İskit-Saka
Türk dünyasında entegrasyon süreci: Türkiye-Kazakistan ikili işbirliğinin sürece etkileri
Bu çalışma Türk Dünyasında Entegrasyon sürecini, sürece engel olan faktörleri, Türkiye ve Kazakistan'ın bu sürece olan etkilerini incelemek amacında hazırlanmıştır.1991 yılında eski Sovyetler Birliğinin yıkılmasıyla bağımsızlıklarına kavuşan Azerbaycan ve Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetleriyle Türkiye arasında başlatılan sürecin karşılaştığı engeller, ülkelerin kendi aralarında yaşadığı iç sorunlar da çalışma kapsamına girmiştir.Ayrıca Orta Asya bölgesindeki entegrasyon faaliyetlerinin Türk Dünyası Birliğine giden yolda sağlayabileceği katkıya da yer verilmiş, diğer önemli güçlerin bölgeye olan çıkarları üzerinde durulmuştur. Çalışma, özellikle 2009 Nahçıvan zirvesinden sonra yeni bir dönem kazanan süreç ve resmi bir kurum olarak kurulan Türk Konseyi çerçevesinde yürütülmeye başlayan ve geleceğinden umut veren somut çalışmalar, Türkiye ve Kazakistan arasında her alandaki işbirliğinin sürece etkileri üzerinde odaklanmaktadır.
Turizm sektöründe hizmet kalitesi: Türkiye ve Kazakistan'daki termal otel işletmelerinde karşılaştırmalı bir araştırma
Turizm hareketlerine katılımın en önemli motiflerinden birisini sağlık ya da tedavi oluşturmaktadır. İlk çağlardan bu yana doğanın sağlık verici özelliklerinden yararlanmak isteyen insanlar, termal kaynakların bulunduğu yerleri ziyaret ederek, kaybettikleri sağlıklarına yeniden kavuşmayı amaçlamışlardır. Günümüzde termal turizm hareketlerine katılan kişi sayısı özellikle gelişmiş ülkelerde hızla artmakta, yaşlanan nüfüs, üçüncü yaş ve sağlık amaçlı turizm kapsamında termal turizme katılmaktadır.Termal turizm işletmelerinde müşterilerin istek, ihtiyaç ve beklentilerinin belirlenmesi, bunların karşılanması sonucu oluşacak memnuniyet ve sadakat gerek işletmelerin karlılıklarını artıracak, gerekse ülke ekonomisine katkı sağlayacak, ayrıca iç ve dış turizmin yıl boyu canlı kalmasına fırsat vererek istihdama olumlu etki sağlayacaktır. Bu çalışmada da bu düşüncelerden hareketle, Kazakistan ve Türkiye?de faaliyet göstermekte olan termal otel işletmelerinin sunduğu hizmet kalitesini ölçerek, işletmelerdeki aksaklıkları saptayıp, müşteri memnuniyeti çerçevesinde sunulan hizmetin kalitesini arttırmaya ve iki ülke işletmeleri arasında farkın olup olmadığını ortaya koyarak işletmelerin daha etkin bir pazarlama faaliyetini ortaya koyabilmesi için çeşitli önerilerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; Araştırmaya katılan müşterilerin tatile çıkma nedenleri sorulduğunda hem Kazak müşterilerin hem de Türk müşterilerin ?tedavi? ve ?dinlenme? seçeneklerini daha fazla işaretledikleri görülmüştür. Çünkü insanlar sanayileşme ve kentleşme sonucu ortaya çıkan çevre sorunları, hava kirliliği, stres, mevsim değişiklikleri gibi olumsuz faktörlerden kurtulmak, sağlıklarını tekrar kazanacakları ya da zindelik sağlayacakları turistik alanlara ziyaret etmektedirler. Bu da termal turizm faaliyetlerinin ilk tedavi ve dinlenme amaçlı düşünülmesini ortaya koymaktadır. Termal turizme yönelik daha önceki ziyaretlerde alınan hizmet ivincelendiğinde hem Türk?lerin hem de Kazak?ların kaplıca hizmetlerinden yararlandıkları ayrıca Kazak?ların Türk?lerin hiç tercih etmiş olmadıkları peloidterapi hizmetinden de yoğun olarak faydalandığı tespit edilmiştir. Bu da Kazakistan?daki termal turizme katılan müşterilerin peloidterapi uygulamasına daha talepleri yüksek olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla araştırma problemi çerçevesinde tasarlanan, Anova ve t-testi analizleri ile test edilen araştırma hipotezleri ile ilgili sonuçlar değerlendirildiğinde; müşterilerin milliyetleri ile hizmet kalitesine ilişkin genel memnuniyet düzeylerinde de pozitif yönlü bir farklılığın olduğu belirlenmiştir. Kazakistan?daki termal turizme katılan müşterilerin Türkiye?deki müşterilere göre seyahatlerinden daha memnun oldukları görülmektedir. Bunun nedeni olarak termal tesislerin Türkiye?de uzun yıllardan beri var olması ve bu konuda hizmet alan tüketicilerin beklentilerinin daha yüksek olması, Kazakistan?da ise termal turizmin yeni yeni gelişmesi ve müşteri beklentilerinin daha düşük olması gösterilebilmektedir.Türkiye?deki termal turizme katılan müşterilerin memnuniyet düzeyleri ile eğitim durumları, aylık gelirleri arasında da yine anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Bu sonuç çerçevesinde; insanların eğitimleri ile memnuniyetleri arasında doğru orantıda bir ilşiki vardır. Çünkü eğitim seviyeleri arttıkça insanlar daha bilinçli hale gelmektedir. Dolayısıyla, özellikle aylık gelirleri orta seviyede olan insanlar, aylık gelirleri yüksek olan insanlara göre işletmeden daha memnun kalıyorlar. Çünkü insanların gelirleri arttıkça yaşam kalitesi, standartları ve gittikleri işletmeden beklentileri artmaktadır.Bu sonuçlardan yola çıkarak Kazakistan?daki termal turizmi müşterilerin aylık gelirin ve öğrenim durumlarının etkilemediği görülmektedir. Bunun sebebi ise daha önceden açıklandığı gibi hizmetlerdeki standartların aynı nitelikte olmasıdır. Bu yüzden Kazakistan termal turizm konusunda farklı hizmetler sunmak için Türkiye?yi örnek almalıdır.Anahtar Kelimeler: Termal Turizm, Hizmet, Hizmet Kalitesi, Kazakistan, Türkiye
Bankaların web sitelerinde bulunması gereken özellikler: Kazakistan örneği
Çağımıza damgasını vuran İnternet, ekonomik, sosyal, kültürel ve politik anlamda birçok değişimin kaynağı olmuştur. İnternetin üretildiği ?net? kelimesi, Türkçeye ?ağ? veya ?şebeke? olarak çevrilmektedir. İnternet, terim olarak ?Ağların Ağı? (Network of Networks) anlamına gelmektedir. Web sayfasının tanımı ise şu şekilde yapılabilir: Web tarayıcısının (İnternet Explorer, Netscape vb.), bir Web Servisine bağlandıktan sonra tek seferde transfer ettiği kompozit tüm verilerden oluşan HTML sayfasıdır. Teknik içerik, estetik ve işlevsellik açısından iyi tasarlanmış bir web sitesinin herhangi bir işletmenin pazarlama faaliyetleri açısından son derece önemli olduğu açıktır.Banka, halkın tasarruflarını mevduat şeklinde kabul ederek, ihtiyacı olanlara kredi olarak aktaran veya yatırım yapan ödemelerde aracılık eden senet tahsili, emanet kabulü gibi çeşitli hizmetler gören ticari kuruluştur. Banka pazarlaması, banka hizmetlerinin özel gereklerini göz önünde tutmak durumundadır. Bunlar, bankacılık hizmetinin; soyutluluğu, değerlendirilmesinin zor olması, verildiği yerden ayrı konulamaması, üretildiği anda alınması, girdi ve çıktılarında çeşitlilik göstermesi, bilgi yoğun türde olması, stoklanamaması, sözleşmeli olması, para ile bağlantılı olması, zaman faktörünün önemli olması, hizmet sunan ? müşteri bağlantısında süreklilik istemesi ve ikincil bir ihtiyacı karşılamasıdır.Bankalar, fiziksel şubeleri dışında çeşitli elektronik kanallarla da hizmetlerini sunabilir. Bu kanallardan biri de İnternettir. İnternet bankacılığı, bankacılık işlemlerinin İnternet ortamında bankaların web siteleri üzerinden istenildiği zaman dünyanın her yerinden ulaşılarak yapılmasını sağlamaktadır. Bankaların İnternete girişleri üç şekilde kendini göstermektedir ki bu broşür tabanlı olmaktan ticari faaliyetli kişiselleştirilmiş pazarlama anlayışına doğru uzanmaktadır. Günümüzde İnternet bankacılığı vasıtasıyla, şubeden yapılan hemen bütün işlemler İnternet şubesinden de gerçekleştirilebilmektedir.İnternette faaliyet göstermek isteyen şirketlerin sahip olması gereken ilk araç, ürün ve hizmetlerini sundukları bir web sitesidir. Müşterilerin ürünlere ait bilgilenmelerinde ve global pazar açılımlarında web sayfalarının oldukça fazla yararı vardır. Bankalar iyi hazırlanmış bir web sitesi vasıtasıyla, kendilerine bankacılık hizmetinin dağıtımını en etkin bir şekilde yapabilme imkânını sağlayabilirler.Yapılan bu çalışmada, bankaların web sitelerinde bulunması gereken özellikler, bilgi, erişim, ergonomi ve bağımlılık kategorileri altında toplanmış ve bu özelliklere göre Kazakistan'da faaliyet gösteren bankaların web siteleri İçerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Bu araştırma sonuçlarına göre, bir web sitesine sahip olan 29 Kazakistan bankasının web sitesi tespit edilen 80 özelliğe göre analiz edilerek, Kazakistan bankalarının web sitelerinde en çok ve en az kullanılan on özellik belirtilmiştir. Ayrıca, bunlardan en iyi ve en kötü üç web sitesi seçilmiştir. Araştırma kapsamında ihtiyaç duyulduğu yerlerde betimleyici analiz teknikleri kullanılmış ve tablolarda verilerin frekanslarına ve yüzdesel olarak dağılımlarına bakılmıştır. Elde edilen bilgilere dayanarak bankaların web sitelerinde tespit edilen eksikliklerin gidilerek daha verimli ve çağdaş bankacılığa ayak uydurmaları için gereken yapıcı önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'nin Türk Cumhuriyetleri ile dış ticaret ilişkilerinin AB süreci açısından değerlendirilmesi ve imalat sanayiinde bir uygulama
Sovyet Birligi'nin dagılmasıyla birlikte 1990'lı yılların basında bagımsızlıklarını kazanan Türk Cumhuriyetleri (Türkmenistan, Azerbaycan,Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan) serbest dünya ekonomisine geçmey ebaslamıstır. Bu süreçte tarih, ırk, boy ve din açısından köklü geçmisi olanTürkiye ile yakın iliskilere baslamıslardır. Bu süreçte söz konusu ülkeler Türk Mütesebbisleri için fırsat kapısı olmustur. Özellikle ticari anlamda olmaküzere Türkiye bu ülkelere rehber konumunda olmustur. Gerek ihracatgerekse direk yatırım konularında Türk Cumhuriyetleri Türkiye'ye kapılarını açmıs ve isbirliklerine girmislerdir. Aynı dönemde, hatta daha öncelerinedayanan bir baska süreç daha vardı, o da Türkiye'nin Avrupa Birligine girmeadaylıgı. Bu çalısmada, özellikle son zamanlarda Avrupa Birligi'nindirektiflerine karsı daha hassas davranan Türkiye'nin bu sürecin TürkCumhuriyetleri ile olan dıs ticaret iliskilerine etkisi incelenmistir.Türk Cumhuriyetleri'ne ihracat yapan Türk islemelerine anketuyugulaması yapılmıstır. Bu daha çok kesif yöntemi içermekte olup hem nitelhem de nicel degerlendirmeler amaçlanmıstır.Avrupa Birligi'nin çok boyutlu etkisinin Türkiye açısından TürkCumhuriyetleri ile olan iliskilerine kaçınılmaz bir sekilde etkisi söz konusudur.Türk ihracatçılarının düsüncelerine göre Avrupa Birligi süreci bu yöndeolumsuz etkisi mevcuttur. Çünkü Avrupa Birligi kendi içindeki ülkelerikorumak için kolaylıkları saglarken bir güç olusturma amacıyla dıs ülkelerleözellikle ticari iliskilere sıcak bakmamaktadır.