Besin destekleri

Bu konu başlığı altında 55 tez

Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Farmakolojik ve nonfarmakolojik destek tedavisi başlanmasına rağmen sigarayı bırakamayan hastalardaki başarısızlık nedenlerinin araştırılması

Amaç: Bu çalışmada, sigara bırakmada kullanılan farmakolojik ve non-farmakolojik tedavi alanların 12. aydaki bırakmış olma durumlarının değerlendirilmesi ve bırakamayanların başarısızlık nedenlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Retrospektif çalışmamız, 01.05.2015 ile 31.12.2017 tarihleri arasında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları sigara bırakma polikliniğine gelen hasta dosyalarının incelenip, kişilerin aranıp sigarayı bırakıp bırakamamaları ile ilgili 12 soruluk bir anket uygulanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Katılımcıların cinsiyetleri, yaşları ve medeni durumları, sigara bırakma durumlarını istatistiksel olarak anlamlı etkilememiştir (p>0,05). Ancak, eğitim düzeyleriyle sigarayı bırakma durumları incelendiğinde anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir (p:0,027). Üniversite mezunları ile ilkokul ve ortaokul-lise mezunları arasında olduğu ve bu farkın sigara bırakma durumu açısından üniversite mezunu lehine olduğu bulunmuştur (Sırasıyla p:0,003 ve p:0,007). Önerilen tedavilerin kullanım sonuçlarında vareniklin ile nikotin sakızı (p:0,013), nikotin bandı (p:0,025) ve bilişsel davranışçı terapi (p:0,029) arasında vareniklin lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Başarısız olma sebeplerinden, stres (p:0,001), kahvaltıdan sonraki sigaradan vazgeçememe (p:0,0001), uyandıktan sonraki sigara isteğinden vazgeçememe (p:0,001), boş vakitlerinde sigaranın aklına gelmesi (p:0,001) ve "diğer" seçeneği (p:0,047) istatistiki açıdan diğer seçeneklere göre daha etkili bulunmuştur. Sigara, sadece içen kişiyi değil bütün toplumu etkilemektedir.

BağımlılıkBaşarısızlıkBesin destekleri+6
Ömer Selçuk Kınalı
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fitness egzersizi yapan bireylerin doping ve gıda takviyeleri hakkındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi

Araştırmada Çorum ilinde faaliyet gösteren özel spor merkezlerinde fitness egzersizi yapan bireylerin doping ve gıda takviyeleri hakkındaki bilgi düzeylerini belirleyerek bu maddeleri kullanım durumlarını, nasıl temin ettiklerini, profesyonel tavsiye alıp almadıklarını belirleyerek Fitness egzersizinde bir durum tespiti yapılması amaçlanmıştır. Ayrıca katılımcıların bu maddeleri eczanelerden mi yoksa farklı kaynaklardan mı temin ettiklerinin belirlenmesi de amaçlanmıştır. Çalışmaya 93 erkek ve 43 bayan olmak üzere toplam 136 fitness egzersizi yapan birey, 26 erkek ve 15 bayan olmak üzere toplam 41 serbest eczacı katılmıştır. Yapılan araştırma tarama modelidir ve kesitsel özellik taşımaktadır. Araştırmadaki veriler anket tekniği kullanılarak toplanmıştır ve SPSS programında değerlendirilmiştir. Analizler sonucunda anket uygulanan136 kişinin % 14,7'sinin (20 kişi) doping kullandığı ve % 85,3'ünün (116 kişi) doping kullanmadığı; % 86,8'inin (118 kişi) ise gıda takviyesi kullandığı ve % 13,2'sinin (18 kişi) gıda takviyesi kullanmadığı saptanmıştır. Ayrıca toplamda 136 fitness egzersizi yapan bireyin % 49,3'ünün (erkekler % 58,1; bayanlar % 30,2) doping hakkında yeterli bilgiye sahip olduğu belirlenirken; toplamda 136 fitness egzersizi yapan bireyin % 55,1'inin (erkekler % 63,4; bayanlar % 37,2) ise gıda takviyeleri hakkında yeterli bilgiye sahip olduğu belirlenmiştir. Doping veya gıda takviyesi kullanan katılımcıların % 33,1'inin (45 kişi) sağlık profesyonellerine danışmadığı, % 58,1'inin (79 kişi) sağlık profesyonellerine danıştığı, % 4,4'ünün (6 kişi) sağlık profesyonellerine kısmen danıştığı ve % 4,4'ünün (6kişi) kullanmadığı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra doping maddelerini katılımcıların % 39'u ilaç dağıtıcılarından ve % 37,5'i eczanelerden; gıda takviyelerini ise % 41,9'u spor salonlarından ve % 29,4'ü antrenörlerinden temin ettikleri bulunmuştur. Serbest eczacılara uygulanan anketten elde edilen verilere göre bireylerin büyük çoğunluğu doping maddesini eczanelerden temin etmeye çalıştığı saptanmıştır. Anket sonuçlarına göre doping ve takviyeler arasında talebin daha çok anabolizanlar, büyüme hormonları ve gıda takviyeleri üzerine yoğunlaştığı ortaya çıkmıştır. Reçete ile temin edilmesi gereken amfetamin, efedrin vb. yasaklı ilaçların illegal yollar ile temin edildiği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Doping, Eczane, Fitness, Gıda Takviyesi

Besin destekleriBilgiBilgi düzeyi+7
Ali Mermertaş
Hitit University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çorum ilinde bulunan spor merkezlerindeki sporcuların besinsel ergojenik destekler hakkındaki bilgi düzeylerinin ve kullanım sıklığının belirlenmesi

Günümüzde sporcu beslenmesi ile ilgili doğru kaynaktan alınmamış bilgilerin yarattığı sorunlar giderek daha çok karşımıza çıkmaktadır. Çalışmamız etik kurul izni alınmasını takiben, 1 Mayıs-1 Haziran 2019 tarihleri arasında Çorum'da rastgele seçilmiş spor salonlarında spor yapan 51 kadın 255 erkek katılımcı üzerinde yapılmıştır. Katılımcılara 33 soru içeren bir anket uygulanmıştır. Veriler istatistiksel olarak Kruskal Wallis ve Mann Whitney-U testleri ile karşılaştırılarak p<0,05 ise değişkenler arasında anlamlı fark kabul edilmiştir. Kategorik verilerin karşılaştırılmasında Ki-kare testi ve Fisher kesin ki-kare testiuygulanmıştır.Verilerin analizinde SPSS 21 (SPSS Inc., Chicago, Ill, USA) programı kullanılmıştır. Çalışmamızda katılımcıların %45,4'ünün besin destek ürünü kullandığı tespit edilmiştir. Katılımcılar ürünleri %51,1 oranında internetten temin etmektedir. Ürün kullananların %6,5'i yan etki ile karşılaştıklarını belirtmiştir. Katılımcıların ürün kullanmadaki amaçlarını içeren ilk üç madde yapılan spordan hızlı sonuç almak, dayanıklılığı artırmak ve enerji sağlamak şeklinde belirlenmiştir. Spora başladıktan sonra diyete başlayanların oranı %36,9'dur. Diyet uygulayanların %58,4'ü diyet programlarını antrenörlerinden aldığını belirtmiştir. Besin destek ürünlerinin kullanımı ile eğitim durumu, cinsiyet, toplam spor yapma süresi, diyet programları uygulama durumları arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Besin destek ürünü kullanmayan katılımcıların kullanmama sebeplerinin ilk üçü ürünler hakkında bilgilerinin olmaması, ürünlerin sağlığı olumsuz etkilemesi ve ürünlerin pahalı olması şeklindedir. Spor yapan bireylerin besin destek ürünlerini ve diyetlerini profesyonel olmayan yerlerden (arkadaş, internet..vb) elde etmesi kişisel sağlık açısından risk oluşturmaktadır. Sporcu beslenmesi konusunda bireylerin bilgi düzeylerinin düşük olması onları yanlış uygulamalara yönlenmeye açık hale getirmektedir. Spor yapan bireylerin bu konularda bilgi düzeyinin yükseltilmesi bireysel sağlık ve spor başarısı açısından büyük fayda sağlayacaktır.

Besin destekleriBeslenmeBilgi düzeyi+5
Cem Kulağsız
Hitit University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Çocuklarda besin takviye kullanım sıklığı, etki eden faktörlerin değerlendirilmesi ve hematolojik-biyokimyasal değerler ile ilişkisi

Amaç: Günümüzde besin takviyesi tüketimi her yaş grubu arasında giderek artmaktadır. Besin takviyelerinin gittikçe yaygınlaşan kullanımı bebek ve çocuk yaş grubunu da etkilemektedir. Literatürde pediatrik yaş gruplarına yönelik çalışmalar sınırlı ve sayıca azdır. Bu çalışma çocuklarda beslenme durumu, büyümenin değerlendirilmesi, besin takviyesi kullanım sıklığı, kullanım nedenlerinin aydınlatılması ve hematolojik -biyokimyasal parametreler ile ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Gereç ve yöntem: Bu kesitsel anket çalışması etik kurul onayı alındıktan sonra Aralık 2021 ve Eylül 2022 tarihleri arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi çocuk polikliniklerine herhangi bir nedenle başvuran 0-18 yaş çocuğu olan 565 gönüllü katılımcı ile yapıldı. Ankette ebeveynlerin sosyodemografik özellikleri, çocukları için besin takviyesi kullanım durumları, bu ürünleri kullanım amaçları, ürünlerin kullanımı sonrası görülen etkiler ve yan etkiler, ebeveynlerin besin takviyeleri hakkındaki bilgi düzeyleri değerlendirildi. Çocuğun büyüme ve gelişmesini gösteren boy, kilo gibi parametreler ve varsa son 1 ay içinde verilmiş laboratuvar tetkikleri kaydedildi. Anketler daha sonra kayıt altına alınarak istatistiksel analiz yapıldı. Bulgular: Çalışmamıza 565 ebeveyn katıldı. Ebeveynlerin %62.7'si (n:354) anne , %37.3 'ü (n:211) ise baba olup çalışmaya dahil edilen çocuklar arasında besin takviyesi kullanım sıklığı %39,1 (n:221) olarak bulundu. En sık kullanılan besin takviyesi ürünleri %18.1 (n:40) L-arginin ve multivitamin, %17.6 (n:39) omega-3 ve multivitamin, %12.2 (n:27) propolis, %10.4 (n:23) hindiba ve multivitamin, %7.2 (n:16) multivitamin içeren ürün olarak bulundu. Ebeveynlere takviye kullanım nedenleri sorgulandığında %21.7'sinin (n:48) iştah arttırmak, %19.9'unun (n:44) büyüme ve gelişmeyi hızlandırmak, %12.7'sinin (n:28) kilo aldırmak, %11.8'inin (n:26) okul başarısını arttırmak, %11.3'ünün (n:25) boy uzatmak, %9.5'inin (n:21) herhangi bir nedenle gördüğü tedaviye ek fayda sağlamak, %5'inin (n:11) bağışıklığı arttırmak amacıyla kullandığı saptandı. Çocukları için takviye kullanan ebeveynlerin %61,5'inin (n:136) takviyeyi hekim önerisi ile kullanmakta olduğu bulundu. Tüm preparatlar arasında en çok hekim önerisi ile tercih edilen preparat beta glukan içerikli besin takviyesiydi. Katılımcıların besin takviyesi hakkında bilgiyi hangi kaynaktan öğrenerek kullanmaya başladıkları sorgulandığında %76,9'unun (n:170) diğer sağlık çalışanı, %73,3'ünün (n:162) sosyal medya, %67,9'unun (n:150) doktor aracılığıyla bilgi edindiği öğrenildi. Sosyal medyanın bilgi konusunda en sık rol aldığı besin takviyesi ürünleri pelargonium sidoides içerikli takviye ürünü (%90) ve ginkgo biloba ,omega 3 ve E vitamini içeren kombine preparatdı. Araştırmaya katılanların %70,1'i (n:155) besin takviyesi kullanımından sonra fayda gördüğünü belirtirken, aralarında en çok omega 3, ginkgo biloba ve E vitamini içerikli kombine preparat kullananlar fayda gördüğünü belirtti. Besin takviyesi kullananların %24'ü (n:53) yan etki gördüğünü belirtirken, en sık görülen yan etki %71 (n:38) döküntü ve %28,3 (n:15) bulantı-kusma olarak saptandı. Ebeveynlerin sosyodemografik özelliklerinden anne ve babanın eğitim düzeyi, baba yaşı, sahip olunan çocuk sayısı, aile tipi, ikamet yeri ve gelir-gider durumunun besin takviyesi kullanımı konusunda etkili olduğu saptandı. Düşük kilo persantil ve SDS'sine sahip olan çocukların daha sık takviye kullanmakta olduğu saptandı. İlk 1 yaşta profilaktik demir ve D vitamini kullanımı olan ebeveynlerin daha sık olarak besin takviyesi kullandığı bulundu. Rutin takipleri için pediatrist veya özel muayenehanede çalışan pediatri hekimine başvuran çocukların daha sık besin takviyesi kullandığı saptandı. Araştırmaya katılan 565 çocuktan 135'inin son 1 ay içerisinde alınmış olan laboratuvar testine ulaşıldı. 135 çocuğun 72'si besin takviyesi kullanmaktaydı. Çocuklardan besin takviyesi kullanmayan grupta olanların MCV ortalama değeri 77,42±8,80 fL, MCH ortalama değeri 25,59±3,58 pg, hemoglobin (Hb) ortalama değeri 11,95±2,01 g/dl ile istatistiksel olarak anlamlı düşük saptandı (p<0,05). Besin takviyesi kullanan grupta trombosit ortalama değeri 312,31±84,75 103/µL ve mutlak lenfosit sayısı ortalama değeri 3,22±1,22 103/µL ile istatistiksel olarak anlamlı düşük saptandı. Besin takviyesi kullanımı ile nutrisyonel parametreler arasında anlamlı istatistiksel farklılık saptanmadı. Sonuç: Beslenme alışkanlıkları çocuk yaşta oluşmakta olup bu dönemde doğru beslenme alışkanlığını yerleştirmiş olmak çocuğun tüm yaşamında etkili olacaktır. Besin takviyesi kullanımı tüm Dünya'da giderek artmakta olduğu gibi ülkemizde de artmaktadır. Çalışmamızda da bölgemizde yüksek sayılabilecek oranda takviye kullanımı olduğu saptanmıştır. Fayda görüldüğü kadar azımsanmayacak yan etkilerin de görüldüğü çocuklar olduğu saptanmıştır. Klinik pratikte çocuklar için takviye kullanımına alışmak yerine dengeli ve yeterli beslenme konusunda ailelerin eğitilmesi, takviye kullanılacaksa kullanım şekli, süresi ve nedeninin irdelenerek kullanılması, bilinçsiz takviye kullanımından kaçınılması çok önemlidir. Anahtar kelimeler: Besin takviyeleri, vitamin, mineral, beslenme

Besin destekleriHematolojiKan parametreleri+2
Duygu Lüleci Dağlı
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Adana ilindeki çocuklarda vitamin, mineral ve destekleyici ürün kullanımı

Amaç: Bu çalışmanın amacı Adana ilindeki çocuklarda vitamin, mineral ve destekleyici ürün kullanım sıklığını, yöntemlerini ve ailelerin bu konudaki bilgi düzeylerini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, Adana ilinde 3 grupta (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Seyhan, Sarıçam, Çukurova ilçelerindeki bazı Aile Sağlığı Merkezlerinde) yüz yüze görüşmelerle 5 yaş altında çocuğu olan toplam 300 ebeveyne yüz yüze görüşme tekniği ile daha önceden belirlediğimiz soruları yönelttik. Her 3 grupta demir, D vitamini ve destekleyici ürün kullanımlarına dair ailelerin demografik verileri, bilgi düzeyleri, kullanım şekilleri, maliyet miktarı, bu ürünlerle yarar ve/veya zarar görme oranlarını değerlendirdik. Verilerin toplanması, 5 yaşından küçük çocuğu olan ailelerin polikliniğe başvuruları sırasında gerçekleştirildi. Anketler daha sonra kayıt altına alınarak istatistiksel analiz yapıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan toplam 300 çocuğun 190'ı (%63.3) sağlıklı olup, 110'u (%36,7) akut bir hastalık nedeni ile başvurmuştu. Anketimize katılan annelerin eğitim düzeyleri incelendiğinde 96'sı (%32) üniversite mezunu idi. Gruplar arasında demografik değişkenler açısından istatistik anlamlı farklılık saptanmadı. Demir ilacı doğru kullanım oranı %60,7 bulundu. Bu sonuç Grup 1 (Üniversite Hastanesi'de) daha yüksek olmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. D vitamini doğru kullanım oranlarına bakıldığında; %83,3 olarak bulundu. En fazla kullanılan destekleyici ürün %12,5 oranında multivitamin olmasına rağmen, bitkisel destek ürünleri toplamı %24 olarak bulundu. Her 3 grup arasında destekleyici ürün kullanımı için istatistiksel bir fark saptanmadı. Destekleyici ürün/ürünlere harcanan maliyet ile gelir arasındaki ilişki incelendiğinde istatistik olarak anlamlı bir ilişki bulunmadı. Sonuç: Çocuk yaş grubunda demir ve D vitamini desteğinin doğru zamanda yapılması; ileride doğabilecek hastalıkları önlemenin maliyet etkin yöntemlerinden biridir Çalışmamızda Adana ilinde demir ve D vitamininin doğru kullanım oranlarının (%60,7 ,%83,3) yüksek olduğu bulundu. Ailelerin bu konudaki önerileri yüksek oranda hekimlerden öğrendikleri saptandı. Türkiye'de çocuklarda destekleyici ürün kullanımı hakkında yeterli veri bulunmamaktadır. Çalışmamızda demir, D vitamini ve besin dışında %49 oranında destekleyici ürün kullanıldığı saptandı. Anahtar Kelimeler: Demir, D vitamini, destekleyici ürün

AdanaBesin destekleriDemir+4
Betül Cansever Akay
Çukurova University
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin besin desteği kullanma durumlarının belirlenmesi

Birsen KARA, Üniversite Öğrencilerinin Besin Desteği Kullanma Durumlarının Belirlenmesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Programı Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2019. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin beslenme durumlarını ve besin desteği kullanma durumlarını araştırmaktır. Çalışma, Mersin ilinde eğitim gören 256'sı erkek ve 144'ü kız olmak üzere toplam 400 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Anket formu ile öğrencilerin genel bilgileri, beslenme alışkanlıkları, besin destekleri kullanımı, fiziksel aktivite durumu ve beslenme durumları belirlenmiştir. Öğrencilerin yaş ortalaması 21,4±1,93 yıldır. Öğrencilerin BKİ ortalaması ise 22,7±3,7 kg/m2'dir. Erkeklerin %62,9'u, kızların %72,2'si normal vücut ağırlığına sahiptir. Öğrencilerin %65,5'inin öğün atladığı saptanmıştır. En çok atlanan öğün kahvaltıdır (%57,6). Erkek öğrencilerin %20,7'si, kız öğrencilerin %21,5'i hiç ara öğün tüketmemektedir. Öğrencilerin %10,7'si (erkeklerin %10,5'i, kızların %11,1'i) besin destek ürünleri kullanmaktadır. Besin destek ürünü kullanan öğrencilerden %14'ü vitamin, %9,3'ü mineral, %32,5'i vitamin ve mineral, %44,2'si ise diğer destek ürünlerini kullanmaktadır. Erkek öğrencilerin %48,2'si kas yapmak, kız öğrencilerin %68,8'i sağlıklı olmak amacıyla besin destek ürünü kullandığını belirtmiştir. Öğrencilerin %32,5'i besin destek ürünlerinin yararlı olduğunu, %35,8'i yararlı olmadığını ve %31,7'si ise bazılarının yararlı olduğunu düşünmektedir. Öğrencilerin %51,2'si düzenli egzersiz yapmaktadır. Öğrencilerin enerji, yağ, karbonhidrat, posa, D vitamini, E vitamini, B1 vitamini, B2 vitamini, folat, C vitamini, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir ve çinko alımı önerilen miktarların altında bulunmuştur. Vitamin desteği alan öğrencilerde diyetle B12 vitamini, mineral desteği alan öğrencilerde sodyum ve fosfor alımı önerilen miktarların üzerinde bulunmuştur. Diğer vitamin ve mineraller için günlük önerilen miktarları karşılama oranı düşüktür. Sonuç olarak besin öğeleri alım önerilerini karşılama oranları düşük olan öğrencilerin besin desteği kullanması faydalı olabilmektedir. Ancak gereksinmeleri besinler yoluyla almaları daha sağlıklı ve ekonomik olacaktır. Anahtar Kelimeler: Besin desteği, üniversite öğrencileri, beslenme

Besin destekleriBeslenmeBeslenme durumu+2
Birsen Kara
Hasan Kalyoncu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Üst düzey sporcuların akılcı ilaç kullanımı konusunda bilgi düzeylerinin belirlenmesi

Amaç: Üst düzey sporcular, toplum tarafından sağlıklı bireyler olarak tanınmalarına rağmen, sıklıkla ilaçlar ve ergojenik maddeler kullanmaktadırlar. Bu maddelerin akılcı olmayan kullanımı sonucu sağlık problemleri, doping ihlalleri gibi istenmeyen durumlar ortaya çıkmaktadır. Çalışmamızın amacı sporcuların akılcı ilaç kullanım bilgi düzeylerinin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırma Adana ili ve çevre illerinde, 14-20 yaş aralığındaki çeşitli spor branşlarında faaliyet gösteren 439 üst düzey sporcuda kesitsel yöntemle gerçekleştirilmiştir. Veriler anket yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Bulgular: Sporcuların % 67'si erkek, % 33'ü kadın olduğu gözlenmiş ve yaş ortalaması 16,1 olarak saptanmıştır. Sporcuların eğitim durumları incelendiğinde, % 61'i lise, % 24,6'sı ortaokul, % 14,4 üniversite düzeyinde olduğu saptanmıştır. Sporcuların spora başlama yaş ortalaması 9,6, spor yaptığı yıl ortalaması 6,4, ve ortalama haftada 5,2 gün ve haftada 14,1 saat spor yaptıkları saptanmıştır. Sporcuların % 74,5'i akılcı ilaç kullanımı kavramı hakkında bilgi sahibi olmadığını beyan etmiştir. Sporcuların rahatsızlandıklarında en sık başvurduğu yöntem %87,3 hekime başvurmaktır, ancak sıklıkla antrenör ve sağlık personelinden de sağlık tavsiyesi alındığı gözlenmiştir. Bitkisel tedavi yöntemleri ya da evde bulunan ilaçlarla kendi kendini tedavi etme durumunun da sık olduğu gözlenmiştir. Sporcuların % 81,5'i her zaman hekimin uygun gördüğü dozda, % 83,4'ü her zaman önerilen doz aralığında ilaç kullanılması gerektiğini beyan etmiştir. Sporcuların % 47,8'i ağrı kesicilerin, % 68,8'i antibiyotiklerin hekim tavsiyesi olmadan kullanılmaması gerektiğini savunmaktadır. Katılımcıların % 23'ü her zaman önerilen süreden önce tedaviyi bıraktığını belirtmiştir. Sonuç: Çalışmaya katılan sporcuların anket sorularına verdiği cevaplar incelendiğinde akılcı ilaç kullanımı konusundaki bilgi düzeylerinin yeterli olmadığı gözlenmiştir. Sporcularda akılcı ilaç kullanımının eğitimlerle yaygınlaştırılmasının sporcu sağlığı açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Akılcı ilaç kullanımı, Üst düzey sporcu, Gıda takviyesi, Doping, Anket

Akılcı ilaç kullanımıBesin destekleriBilgi+5
Emine Öz
Çukurova University
2020
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Süt çocukluğu döneminde anne sütü ve tamamlayıcı beslenme durumunun değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Beslenme; süt çocuğunun sağlıklı büyüme ve gelişmesinde en temel faktördür. Yaşamın bu kritik döneminde yapılan hatalı beslenme davranışlarının etkileri tüm yaşamını etkilemektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) bebeklerin ilk ay tek başına anne sütü ile beslenmelerini, altıncı aydan sonra tamamlayıcı beslenmeye geçilmesini ve anne sütüne 2 yıl devam edilmesini önermektedir. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları'na göre tek başına anne sütü alma süresi düşük ve tamamlayıcı beslenmeye erken başlanması oldukça yaygın bir uygulamadır. Bu çalışmada süt çocuklarında sadece anne sütü alımı, tamamlayıcı beslenme durumu saptanması ve etkili faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Mart 2020 ile Mart 2021 tarihleri arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Klinikler'ine başvuran 6-24 ay arası 200 süt çocuğu dahil edildi. Annelere uygulanan anket ile sosyodemografik özelllikler , anne sütü alma özellikleri ve tamamlayıcı beslenmeye geçiş ile ilgili veriler toplandı. Tüm istatiksel analizler SPSS 22.0 programı kullanılarak yapıldı. Bulgular: Çalışmaya yaşları 6-24 ay arasında değişen toplam 200 çocuk alındı. Olguların yaş ortalaması 12.9±5.1 aydı. Olguların %97,5 'i anne sütü almıştı ancak %17'si doğumdan sonra diğer sıvılar ile beslenmişti. Tek başına anne sütü ile beslenme süresi ortalama 3.2±2.3 aydı. İlk 6 ayda tek başına anne sütü ile beslenme oranı %24 idi. Olguların %62,1'i anne sütü almaya devam etmekteydi. Anne sütü kesme yaşı ortalama 8,2±6,3 ay olarak saptandı. Tamamlayıcı beslenmeye başlama yaşı ortalama 5.1 ± 1,3 ay (2-12 ay) olarak saptandı. Olguların 116'sına (%58) 6 aydan önce ve %11'ine (%5,5) 4. aydan önce tamamlayıcı besin verilmişti. Olguların ilk 6 ay tek başına anne sütü ile beslenme ile çocuğun cinsiyeti, doğum şekli, doğum ağırlığı, anne eğitim düzeyi ile anlamlı ilişki saptanmadı. İlk 6 ay tek başına anne sütü ile beslenme; annelerin emzirme danışmanlığı alma arasında anlamlı farklılık gösterirken (p=0.010) doğum öncesi emzirme eğitimi alma durumu ile anlamlı ilişki saptanmamıştır. Ev hanımı annelerin %18,3'ü çalışan annelerin %32,8'i, ilk 6 ay tek başına anne sütü ile beslemişti. Annelerin çalışması ile ilk 6 ay tek başına anne sütü ile beslenme arasında anlamlı ilişki saptandı (p:0,023). Aylık geliri asgari ücret üzerinde olan ailelerin %28'i, asgari ücret olanların %12,7'si, asgari ücret altında olanların %27,6'sı ilk 6 ay tek başına anne sütü almıştı. Ailelerin aylık geliri ile ilk 6 ay tek başına anne sütü alması arasında anlamlı ilişki saptandı (p:0,047). Çalışmaya alınan çocukların anne sütü kesme süresi ile çocuğun cinsiyeti, anne eğitim durumu, annenin çalışma durumu, ailenin aylık geliri, annenin emzirme eğitimi/danışmanlığı alma ile anlamlı ilişki saptanmadı. Çalışmaya alınan çocukların tamamlayıcı beslenmeye başlama zamanı ile çocuğun cinsiyeti, anne eğitim durumu, annenin çalışması, ailenin aylık gelir ile anlamlı ilişki saptanmadı. Tamamlayıcı beslenme ile ilgili bilgiyi doktordan aldığını belirtenler ortalama 5.5±1,0 ayda, hemşireden edindiğini belirtenler ortalama .5±1,2 ayda, aile, arkadaş 5.0±1,4 ayda başlamıştı. Tamamlayıcı beslenme hakkında bilgi edinilen kaynak ile tamamlayıcı beslenmeye başlama zamanı arasında anlamlı ilişki saptandı (p= 0,023). Sonuçlar: Annelerin doğum sonrası anne sütü verme eğilimleri yüksekken, ilk 6 ay tek başına anne sütü verme oranları yeterli düzeyde değildir. Anne sütü erken kesilmekte ve tamamlayıcı beslenmeye erken geçilmektedir. Emzirme ve tamamlayıcı beslenme konusunda daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.

Anne sütüBebek beslenmesiBesin destekleri+3
Selin Özdemir
Manisa Celal Bayar University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tip 2 diyabetlilerde besin destekleri ve bitkisel ürünlerin kullanılma durumlarının ve etkileyen faktörlerin araştırılması

Bu çalışmanın amacı; İzmir ilinde özel bir hastaneye ayaktan ya da yatarak tedavi olmak için başvuran 18-65 yaşları arasındaki (genel yaş ortalaması 46,0±11,97 yıl) yetişkin tip 2 diyabet tanısı almış bireylerin besin desteklerini ve bitkisel ürünleri kullanma durumlarının ve etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Çalışma 18-65 yaş arası 162 tip 2 diyabetik yetişkin birey (76 erkek, %46,9; 86 kadın, %53,1) üzerinde yapılmıştır. Erkek katılımcıların BKİ ortalaması 27,3±5,01 kg/m2, kadın katılımcıların ise 27,6±3,69 kg/m2 olarak bulunmuştur. Araştırma kapsamına alınan bireylerin genel özelliklerini, antropometrik ölçümlerini, sağlıklı yaşam ile ilgili alışkanlıklarını, hastalık bilgilerini, beslenme alışkanlıklarını, besin destekleri ve bitkisel ürün kullanımlarını ve etkileyen faktörleri, fiziksel aktivite durumlarını ve 24 saatlik besin tüketim durumlarını sorgulayan soru kâğıdı yüz yüze yöntemle uygulanmıştır. Tip 2 diyabeti için besin desteği kullanan katılımcılar (%56,2) arasında D vitamininin en çok tercih edilen (%41,8) besin desteği olduğu saptanmıştır. Tip 2 diyabeti için bitkisel ürün kullanan katılımcıların oranı %73,5 iken bu bireylerin en yüksek oranda (%54,6) tercih ettiği ürünün tarçın olduğu belirlenmiştir. Bu destekleri kullanan bireylerin %59,2'si kullanma nedenlerinin diyabet tedavisinin etkinliğini artırmak olduğunu ifade etmiştir. Bireylerin %50'sinin destek ürünlerini uzmanların önerisiyle kullandığı, %43,8'inin akraba/arkadaş çevresinin önerisiyle kullandığı tespit edilmiştir. Besin destekleri ve bitkisel ürünleri kullanan bireylerin %45,7'sinin kullandıkları ürünleri, sağlık süreçlerini takip eden uzmanlarla (hekim, diyetisyen vb.) paylaşmadıkları saptanmıştır. Besin desteklerini ve bitkisel ürünleri kullanan katılımcıların fiziksel aktivite düzeylerinin kullanmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak besin desteklerinin ve bitkisel ürünlerin tip 2 diyabetlilerde yaygın olarak kullanıldığı saptanmıştır. Kullanılan ürünlerin mevcut sağlık problemleriyle ve ilaçlarla etkileşime girmemesi önemlidir. Bu nedenle bu ürünlerin bilinçli kullanımı için durumun sağlık süreçlerini takip eden uzmanlarla (hekim, diyetisyen vb.) paylaşılması ve konuyla ilgili görüşlerinin alınması gerekmektedir. Besin desteklerinin ve bitkisel ürünlerin sağlık faydaları için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Besin destekleriBitkisel ürünlerDiabetes mellitus+3
Ezgi Ekinoğlu
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Aile hekimliği uzmanlık eğitiminde 6-24 ay çocuklarda tamamlayıcı beslenme eğitiminin etkinliğinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada aile hekimliği asistanlarına 6-24 ay çocuklarda tamamlayıcı beslenme ile ilgili eğitim verilerek bu eğitimin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç-Yöntem: Öncesi-sonrası kontrol şeklinde bir müdahale çalışması özelliğinde olan çalışmamıza katılmayı kabul eden aile hekimliği asistanlarına, 4 ilde, yaklaşık 1 saatlik eğitim verildi. Eğitim öncesi ve sonrasında katılımcılara eğitim içeriğine yönelik 40 soruluk bir test uygulandı. Eğitimin değerlendirilmesi amacıyla katılımcılardan eğitim sonunda yazılı geribildirim alındı. Bulgular: Çalışmamıza %61,1'i kadın, %38,9'u erkek, toplam 113 hekim katıldı. Katılımcıların yaşları 24 ile 51 arasında olup, ortalama yaş 29,01±4,75 bulunmuştur. Katılımcıların %34,5'i evli; %43,5'i çocuk sahibiydi. Katılımcılar ortalama 4,06±4,61 (minimum=1; maksimum=27) yıldır hekimlik yapmaktaydılar. Katılımcıların %46,9'u şehir hastanesinde, %10,6'sı eğitim ve araştırma hastanesinde ve %42,5'i üniversite hastanesinde çalışmaktaydı; %17,7'si daha önceden tamamlayıcı beslenme ile ilgili eğitim almış, %82,3'ü almamıştı; %59,3'ü pediatri rotasyonunu tamamlamış, %27,4'ü henüz yapmamış ve %13,3'ü halen yapmaktaydı. Katılımcılar ön testten ortalama 26,75±4,88 sayıda doğru yaparken; son testten ortalama 37,19±2,74 sayıda doğru yaptılar. Katılımcıların eğitim sonrası doğru sayısının anlamlı arttığı görüldü (p<0,001). Verilen eğitim, katılımcılar tarafından 13 soruluk eğitimi değerlendirme formu ile 1'den 5'e kadar numaralandırılarak değerlendirildi. Ortalama memnuniyet 4,47± 0,69 bulundu. Sonuç: Verilen eğitim sonrası hekimlerin bilgi düzeyinin arttığı görülmüştür. Aile hekimliği asistanlarına 6-24 ay çocuklarda tamamlayıcı beslenme ile ilgili verilecek eğitimlerin belirli aralıklarla tekrar edilmesi, hekimlerin konuya yönelik bilgi ve farkındalıklarının arttırılması gerekir. Anahtar Kelimeler: Tamamlayıcı Beslenme, Emzirme, Sütten Kesme, Aile Hekimliği, Eğitim

Aile hekimliğiBebek beslenmesiBesin destekleri+4
Fatma Beyza Güleryüz
Düzce University
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ek besin maddesi olarak kullanılan incirin futbolcularda dayanıklılığa olan etkisinin incelenmesi

Bu çalışma Ek Besin Maddesi Olarak Kullanılan İncirin Futbolcularda Dayanıklılığa Olan Etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Aydın Yıldızspor Kulübü futbol takımı (n=20) ve Aydın Acarlar Belediye Spor Kulübü futbol takımından (n=20) toplam (n=40) gönüllü futbolcu oluşturmaktadır. Futbolcuların dayanıklılık özelliklerine belirlemek için Yo-Yo aralıklı Toparlanma Testi 1 (YIRT1) ve Tekrarlı Sprint Testi (RSA) ölçümlerinden yararlanılmıştır. Futbolcuların laktat seviyelerini ve kan glikoz düzeylerini belirlemek için Laktat Scout ve Accutrend Glukometre cihazı aletinden yararlanılmıştır. Futbolcuların ölçümleri Adnan Menderes Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu sahası ve spor salonunda gerçekleştirilmiştir. Verilerin istatistiksel analizi SPSS (18.0) programında yapılmıştır. Grupların ilk ve son test ortalamalarını karşılaştırmak için Non-Parametric testlerden Wilcoxon Sign Ranked (paired) testi uygulanmıştır (p<0.05). Grupların ön ve son testlerini karşılaştırmak için Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. İstatistiksel ölçümler sonucuna göre çalışma ve kontrol grupları arasında Yo-Yo Aralıklı Toparlanma Testi (YIRT1), Tekrarlı Sprint Sürati (RSA), kan laktat seviyelerinde, kan glikoz seviyelerinde ve VO2maks düzeylerinde ön ve son test sonucu istatistiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanmıştır (p<0.01). Sonuç olarak yapılan bu çalışmada; Ek Besin Maddesi Olarak Kullanılan Kuru İncirin futbolcularda aerobik ve anaerobik dayanıklılık performansını olumlu yönde arttırdığı, kan laktik asit birikimini geciktirdiği, kan şeker düzeyinin düşürüldüğü, maksimal oksijen alım miktarını yükselttiği kanaati oluşmuştur. Anahtar Kelimeler: İncir, Futbol, Beslenme, Dayanıklılık

Besin destekleriBesinlerBeslenme+7
Alper Kartal
Düzce University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Domates suyu takviyesinin egzersiz uygulamalarında etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, egzersiz uygulanan öğrencilerde, domates suyunun oksidatif stres ve bazı serum biyokimya parametreleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırma, sağlık için spor yapan 15 erkek öğrenci ile yürütülmüştür. 21 gün kronik egzersiz (10 dakika ısınma hareketleri, karvonen formülü kullanılarak %70-80 şiddetinde 30 dakika koşu (Voit Epic II Plus koşu bandı) ve 10 dakika soğuma hareketleri) ve 22. gün akut egzersiz (10 dakika ısınma, karvonen yöntemi kullanılarak %80-90 şiddetinde bir kez (Voit Epic II Plus koşu bandı) koşamayacak duruma gelene kadar koşu yaptırılarak) yaptırılmış, her egzersiz sonrası 250 ml domates suyu verilmiştir. 23. ve 43. günler arası (21 gün) arınma dönemidir ve domates suyu verilmemiştir. 23. ve 43. günler arası (21 gün) kronik egzersiz ve 24. gün akut egzersiz protokolü uygulanmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk Testi ile incelenmiştir. Verilerin zamana göre değişimleri arasındaki farklılık Friedman Testi ile incelenmiştir. Grupların ikili karşılaştırılmasında Wilcoxon Testi kullanılmıştır. Sonuç olarak, domates suyu takviyesinin öğrencilerde, aspartataminotrensferaz (AST) ve alaninaminotransferaz (ALT) aktiviteler ile üre, kolesterol, trigliserit, laktat, malondialdehit (MDA) düzeylerini düşürdü, glikoz, insülin, glutatyon peroksidaz (GSPx), glutatyon redüktaz (GR), katalaz (CAT), süperoksit dismutaz (SOD) ve vitamin C düzeylerini arttırdı. Akut egzersiz oksidatif stresi artırırken, kronik egzersiz ise lipid peroksidasyon düzeyini düşürerek oksidatif stresi azaltmıştır. Sonuç olarak, kronik egzersiz ve domates suyu sinerjik bir etki göstererek oksidatif stresi azalttığı tespit edilmiştir.

Besin destekleriBiyokimyaDomates+3
Leyla Sultan Gür
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Spor salonlarında fitness egzersizi yapan erkek bireylerin doping ve gıda takviye ürünleri hakkındaki bilgi düzeylerinin incelenmesi (Batman ili örneği)

Bu çalışmanın amacı; spor salonlarında fitness egzersizi yapan erkek bireylerin doping ve gıda takviye ürünlerine yönelik bilgi düzeylerini, kullanımlarını ve profesyonel destek alıp almama durumlarını inceleyerek fitness egzersizine yönelik bir durum tespitinde bulunmaktır. Çalışma genel tarama modelinde olup, kesitsel özellik göstermektedir. Bu bağlamda, 2021-2022 yılları arasında Batman il merkezinde bulunan 17 adet fitness merkezinden aktif olarak faydalanan ve rastgele yöntemle seçilmiş toplam 400 gönüllü erkek birey yeralmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizinde lisanslı IBM SPSS 22.0 istatistik paket programından yararlanılmış olup, verilerin değerlendirilmesinde frekans, yüzde (%), ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmıştır. Ayrıca bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek için Ki Kare (Chi square) testi uygulanarak, istatistiksel anlamlılık değeri p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda anket uygulanan toplam 400 kişiden %23,5'nin (94 kişi) doping veya gıda takviyesi kullanımı hakkında sağlık profesyonellerine danıştıkları, %18'nin (72 kişi) kısmen danıştığı, %39'nun (156 kişi) danışmadığı, geri kalan %19,5'inin (78 kişi) ise doping veya gıda takviyesi kullanmadığı görülmüştür. Buna paralel olarak katılımcılardan doping hakkında; % 27,5'inin (110 kişi) bilgi sahibi olduğu, %37'sinin (148 kişi) kısmen bilgi sahibi olduğu ve %35,5'inin (142 kişi) ise bilgi sahibi olmadığı görülmüştür. Gıda takviyelerinde ise; %41,5'inin (166 kişi) bilgi sahibi olduğu, %41'nin (164 kişi) kısmen bilgi sahibi olduğu ve %17,5'inin (70 kişi) ise bilgi sahibi olmadığı görülmüştür.

Besin destekleriBilgi düzeyiDoping+6
Erkan Konaç
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Eczacılıkta UzmanlıkAçık ErişimTR

Trabzon'da üçüncü basamak bir sağlık kuruluşunda göğüs hastalıkları kliniğine başvuran hastalarda bitkisel ürün ve takviye edici gıda kullanımının değerlendirilmesi: Tanımlayıcı bir anket çalışması

Bitkisel ürünlerin tıbbi nedenlerle kullanımı giderek artmaktadır. Özellikle COVID-19 pandemisiyle birlikte göğüs hastalıkları olan hastaların bitkisel ürünlere yönelmesi söz konusudur. Bu araştırmada göğüs hastalıkları kliniğine başvuran hastalarda bitkisel ürün ve/veya takviye edici gıda kullanım oranı, en çok kullanılan ürünler ve bu ürünlerin kullanımını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma 15.11.2021-01.05.2022 tarihleri arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği'nde yürütülmüştür. Tanımlayıcı tipte, yüz yüze yürütülen bu araştırma, subakut şikayetleri üç haftadan uzun süren veya kronik göğüs hastalığı tanısı olan erişkin bireyler ile yapılmıştır. Anket formunda eksik verisi olmayan 444 anket çalışmaya dahil edilmiştir. SPSS 23 istatistik paket programı kullanılarak veri analizi için "ki-kare" ve "lojistik regresyon" yapılmıştır. Tüm katılımcılar için "ki-kare" ve "lojistik regresyon" analizi; ayrıca katılımcıların hastaneye başvuru nedeni olan hastalık/semptomlarına göre belirlenen alt gruplar için "ki-kare" analizi yapılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 50.7±17.6 yıl olup %73'ü kadındır. Katılımcıların %49.3'ünün bitkisel ürün ve/veya takviye edici gıda kullandığı ve en sık kullanılan ürünlerin bal, ıhlamur, zencefil, limon ve keçiboynuzu olduğu belirlenmiştir. Lojistik regresyon sonucuna göre bu ürünlerin kullanımındaki farklılığın yaş, eğitim düzeyi, ikamet yeri ve tanıdan kaynaklandığı belirlenmiştir. Katılımcıların %57.9'unun hastalık belirtilerini gidermek amacıyla bu ürünleri kullandığı tespit edilmiştir. Bu ürünlerle ilgili bilgi alınan kaynakların en çok arkadaş/akraba (%53.4) olduğu ve ürünlerin en çok doğadan toplayarak (%37.4) veya aktar (%35.6) ve marketlerden (%30.6) temin edildiği bulunmuştur. Hastalar arasında bu ürünleri kullanma eğiliminin yüksek olduğu ve bu ürünleri kullanan bireylerin çoğunluğunun bu konuda doktoruna bilgi vermediği göz önüne alındığında sağlık çalışanlarının bu ürünlerin kullanımını sorgulaması önem taşımaktadır.

Besin destekleriBitki-ilaç etkileşimiEczacılar+3
Tuğba Subaş
Karadeniz Technical University
2022
00
Eczacılıkta UzmanlıkAçık ErişimTR

Trabzon ilinde üçüncü basamak bir sağlık kuruluşunda endokrinoloji kliniğine başvuran hastalarda bitkisel ürün/takviye edici gıda kullanımının değerlendirilmesi: Tanımlayıcı bir anket çalışması

Diyabetes mellitus, tiroid kanseri, hipertansiyon, hiperlipidemi gibi endokrin hastalıkları da içeren kronik hastalıklarda bitkisel ürün/takviye edici gıda kullanımı gün geçtikçe artmaktadır. Endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları kliniğine başvuran hastalarda bitkisel ürün/takviye edici gıda kullanımını bütüncül olarak değerlendiren bir araştırmaya literatürde rastlanmamıştır. Tanımlayıcı nitelikteki bu çalışma, 01.11.2021-01.05.2022 tarihleri arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kliniği'ne başvuran hastalarda bitkisel ürün/takviye edici gıda kullanım oranını ve kullanımı etkileyen faktörleri araştırmayı amaçlanmaktadır. Çalışma sonucunda veri kalitesine uygun 506 anket çalışmaya dahil edilmiştir. Verilerin analizi için SPSS 23.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Katılımcıların %49.4'ünün bitkisel ürün/takviye edici gıda kullandığı belirlenmiştir. Bitkisel ürün kullanımını etkileyen temel faktörlerin yaş, hastalık tanısı ve tedavi uyunç problemi olduğu bulunmuştur. En fazla kullanılan ürünlerin sırasıyla limon, tarçın, çörek otu, zencefil, zerdeçal ve dereotu olduğu gösterilmiştir. Katılımcıların bitkisel ürün/takviye edici gıdalarla ilgili en fazla bilgi aldıkları kaynakların sırasıyla arkadaş/akraba, internet/sosyal medya ve televizyon olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların bitkisel ürün/takviye edici gıdaları en sık temin ettikleri yerler sırasıyla aktar, market ve doğadan doğrudan toplamadır. Bitkisel ürün kullanan katılımcıların %74.8'i bu ürünleri kullandığına dair doktor/eczacısına bilgi vermemektedir. Bitkisel ürün/takviye edici gıda kullandığına dair doktoruna/eczacısına bilgi vermeyen katılımcıların %81.8'i ise ürünlerle ilgili bu meslek gruplarından bilgi talep etmektedir. Sonuç olarak, toplum sağlığının korunması ve iyileştirilmesi için endokrin sistem hastalarında, bitkisel ürün izleminin fitofarmasi uzmanı eczacılarla iş birliği içerisinde yapılması, hastaların bitkisel ürün kullanımının sorgulanması ve hastalara danışmanlık hizmetinin verilmesi gerekmektedir.

AnketlerBesin destekleriBitki-ilaç etkileşimi+5
İçim Gökkaya
Karadeniz Technical University
2022
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Amatör ve profesyonel takım futbolcularının besin tüketimleri ve beslenme destek ürünlerinin kullanma durumları ile bazı antropometrik ölçümlerin karşılaştırılması

Bu araştırma, amatör ve profesyonel takım futbolcularının besin tüketimleri ve beslenme destek ürünlerini kullanma durumları ile bazı antropometrik ölçümlerinin karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırma profesyonel ve amatör olarak lisanslı futbol oynayan 94 sporcu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu futbolcuların 49 tanesi süper lig ve 45 tanesi amatör lig seviyesinde oynamaktadır. Araştırmaya katılan futbolcuların ortalama 4.71±4.57 yıldır da profesyonel olarak futbol oynadıkları belirtilmiştir. Katılımcıların beslenme durumlarının değerlendirilmesi için futbolcuların üç günlük besin tüketim kayıtları alınmıştır. Bu besin tüketim kayıtlarında uygulama şekli 1 günü antrenmansız gün, 1 günü antrenman günü ve 1 günü maç günü olacak şekilde ayarlandı. Amatör lig takım futbolcularında besin destek ürünü veya ergojenik destek ürünü kullananların oranı %84.4'ünün, kullanmayanların oranı %15.6 olarak belirlenmiştir. Süper lig takım futbolcuların besin destek ürünü veya ergojenik destek ürünü kullananların oranı ise %79.6'sının, kullanmayanların oranı %20.4 olarak saptanmıştır. Sporcuların en çok dallı zincirli aminoasitler (%44.74) destek ürünü kullandığı saptanmıştır ve büyük çoğunluğunun (%74.5) önerilen diyet uygulamalarına uymadığı belirlenmiştir. Bu araştırmada sporcularda besinsel ergojenik destek ürünlerine yönelik tutum ölçeği kullanılmıştır. Besinsel ergojenik destek ürünlerine yönelik tutum ölçeğinde yer alan maddeler 5'li likert tipi derecelendirme ölçeğine göre hazırlanmıştır. Beşli Likert Tipi Ölçek ile ("5" Kesinlikle Katılıyorum, "1" Kesinlikle Katılmıyorum) 1-5 arasında dört aralıkta verilmiştir. Her aralığın puanlanması, aralık sayısının madde sayısına bölünmesiyle bulunmaktadır. Yapılan işlem 4:5=0.80 şeklinde formüle edilmiştir. Bu araştırmada sporcuların 7 bölge deri kıvrım kalınlığı kaliper ölçümü ile yapıldı. Jackson-Pollock yöntemi ile vücut yağ yüzdesini bulmak için bu ölçümlerden deri kıvrım kalınlığı toplamı hesaplandı. Sonuç olarak; araştırmaya katılan süper lig ve amatör lig futbolcularının büyük çoğunluğunun (%81.9) şuan ergojenik destek ürünü kullandığı; bu ürünlerin diyetisyen ve antrenör tavsiyesi ile alındığı görülmüştür. Bu araştırmada besinsel ergojenik destek ürünleri kullananlar hem doğal beslenme hemde besin takviyesi kullanmışlardır. Besinsel destek ürünleri kullanmayanların sadece doğal beslenme ile beslendikleri saptanmıştır. Her iki takımda da ergojenik destek ürünü kullananlarda antrenman sıklığı ve süresi kullanmayanlara göre daha fazla bulunmuştur.

AntropometriBesin destekleriBeslenme desteği+7
Ersin Okur
Başkent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adana ilinde yaşayan 18-64 yaş arasındaki yetişkin bireylerin pandemi (COVİD-19) döneminde beslenme durumlarının, besin takviyesi kullananların, korku ve kaygı düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırma; 18-64 yaş arasındaki yetişkin bireylerin pandemi döneminde beslenme durumlarının, Covid-19 kaynaklı kaygı düzeylerinin ve besin desteği kullanım durumlarının incelenmesi amacıyla planlanıp yürütülmüştür. Çalışma Şubat 2021-Aralık 2021 tarihleri arasında Adana'da yaşayan 18-64 yaş aralığındaki gönüllü 83 kadın ve 177 erkek olmak üzere toplam 260 katılımcıyla yürütülmüştür. Çalışmada bireylerden demografik özellikleri, sağlık bilgileri, beslenme alışkanlıkları, besin desteği kullanım durumları, antropometrik ölçümleri (vücut ağırlığı ve boy uzunluğu), besin tüketim sıklığı, Koronavirüs Kaygı Ölçeği ve Covid-19 Korkusu Ölçeğini içeren anket formunu çevrimiçi ortamda doldurmaları istenmiştir. Bireylerin pandemi öncesi ve pandemi sırasındaki Beden Kütle İndeksleri (BKİ) hesaplanmıştır. Çalışmaya katılan kadınların yaş ortalaması 35.89 ± 10.63 yıl, erkeklerin yaş ortalaması 42.58 ± 9.2 yıldır. Örneklemdeki toplam yaş ortalaması ise 40.45 ± 10.15 yıldır. Pandemi sırasında pandemi öncesine göre 2 ana öğün tüketim sıklığı artarken (sırasıyla %50.4 ve %54.6) 1 ana öğün (sırasıyla %1.5 ve %1.9) ve 3 ana öğün (sırasıyla %48.1 ve %43.5) tüketim sıklığı azalmıştır (p<0.001). Pandemi sırasında pandemi öncesine göre 2 ara öğün tüketim sıklığı artarken (sırasıyla %21.9 ve %30.4) 1 ara öğün tüketim sıklığı (sırasıyla %40.4 ve %35.4) artmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin pandemi sırasında fiziksel aktivite ve ev dışı öğün tüketim oranlarının azaldığı görülmektedir (p<0.001). Katılımcıların çoğunluğu (%44.2) pandemi öncesinde haftada 1-3 kez dışarıda yemek yediklerini belirtirken pandemi sırasında ayda 1 ya da daha az dışarıda yemek yediklerini belirtmişlerdir (p<0.01). Pandemi öncesinde bireylerin besin takviyesi kullanma oranları %14.2 iken pandemi sırasında bu oran %33.1'e yükselmiştir (p<0.05). Katılımcıların C vitamini (%8.5'ten %20.0'a), D vitamini (%5.4'ten %18.8'e), multivitamin (%2.7'den %8.1'e), prebiyotik/probiyotik (%1.2'den %3.1'e) ve B12 vitamini (%2.7'den %8.1'e) kullanımları pandemi sırasında pandemi öncesine göre artış göstermiştir (p<0.05). Posa (r=0.138 p=0.03), tiamin (r=0.187 p=0.002), folat (r=0.200 p=0.001), pantotenik asit (r=0.124 p=0.04), potasyum (r=0.141 p=0.02), magnezyum (r=0.138 p=0.03)ve çinko (r=0.129 p=0.04) alımı ile pandemi sırasındaki BKİ arasında pozitif yönlü anlamlı bir korelasyon bulunmuştur. Günlük alınan enerjinin karbonhidrattan gelen yüzdesi ile korku ölçeği puanları arasında negatif yönlü anlamlı bir korelasyon saptanmıştır (r=-0.176 p=0.004). Günlük alınan enerjinin yağdan, doymuş yağ asitlerinden ve tekli doymamış yağ asitlerinden gelen yüzdesi ile korku ölçeği puanları arasında pozitif yönlü anlamlı bir korelasyon bulunmuştur (sırasıyla r=0.200 p=0.001, r=0.205 p=0.001 ve r=0.177 p=0.004). Covid 19 döneminde yeterli ve dengeli beslenme ile besin desteklerinin doğru kullanımı konuları önemlidir. Ayrıca Covid-19 döneminde bireylerin korku ve kaygı düzeylerinin azaltılabilmesi için önlemler alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Beslenme, Pandemi, Besin Takviyesi, Kaygı

AdanaAnksiyeteBesin destekleri+6
Mustafa Gönül
Başkent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İleri evre yaşa bağlı makula dejenerasyonu olan bireylerin beslenme durumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışma ileri evre yaşa bağlı makula dejenerasyonu tanısı olan bireylerin beslenme durumlarının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma Aralık 2017-Şubat 2018 tarihleri arasında Ankara Ulucanlar Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran, 50 yaş ve üzeri, Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu (YBMD) tanısı olan 97 ve YBMD tanısı olmayan (kontrol) 69 toplam 166 birey ile yürütülmüştür. Katılımcıların demografik özellikleri, sağlık durumları, fiziksel aktivite alışkanlıkları, antropometrik ölçümleri, beslenme alışkanlıkları, biyokimyasal parametreleri anket formuyla araştırmacı tarafından yüzyüze görüşme tekniğiyle sorgulanmıştır. Bireylerin beslenme durumları bir günlük 24 saatlik besin tüketim kaydı ve besin tüketim sıklığı yöntemleri ile belirlenmiştir. Biyokimyasal bulgular, hasta dosyasında temin edilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması YBMD grupta 71.56±8.33, kontrol grupta 64.10±9.31'dir. YBMD ve kontrol grup arasında kronik hastalık tanısı olma, düzenli fiziksel aktivite yapma, biyokimyasal bulgular açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0.05). İleri evre YBMD tanısı olanlar ile kontrol grubu arasında vücut ağırlığı, boy uzunluğu ve bel/boy oranı ortalamaları bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunurken (p<0.05), Beden kütle indeksi (BKİ) ortancası bakımından istatistiksel anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Besin takviyesi kullanan bireylerdeki santral makula kalınlığı ortalamalarına bakıldığında ilk değer 266.27±97.132µm iken, son değer 260.39±104.180µm'dir ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı tespit edilmiştir (p<0.05). Kırmızı et-tavuk tüketim porsiyonları ortancası YBMD grupta 0.45 (0.00-4.82), kontrol grupta 0.77 (0.08-5.21) dir ve iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır (p<0.05). YBMD grup ile kontrol grup arasında enerji, karbonhidrat, enerjinin karbonhidrattan ve yağdan gelen yüzdeleri, posa, omega-6, omega-6/omega-3 oranı, karoten, folat ve çinko alım düzeyleri bakımından istatistiksel anlamlı farklılık vardır (p<0.05). Posa ve folat tüketimi yetersiz olan YBMD ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardır (p<0.05). Diyabet olma durumu (OR: 2.709, %95 CI, 1.060-6.925) ve yaş artışı (OR: 1.126, %95, 1.065-1.191) YBMD riskini artırmaktadır. Sonuç olarak, YBMD'nin önlenmesinde ve tedavisinde yeterli-dengeli beslenme ve ideal vücut ağırlığının korunması önemlidir. YBMD ve beslenme durumu arasındaki ilişkinin açıklanabilmesi için daha kapsamlı ve uzun süreli çalışmalara ihtiyaç vardır.

AntioksidanlarAntropometriBesin destekleri+5
Şeymanur Tınkılıç
Başkent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkin bireylerin sindirim sistemi problemlerinde besin ve bitkisel ürün kullanım durumları

Bu çalışma yetişkin bireylerin sindirim sistemi problemlerinde kullandıkları besin ve bitkisel ürünleri saptamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma örneklemi, Aralık 2017-Mart 2018 tarihleri arasında Mersin ilinde bulunan bir devlet hastanesine herhangi bir nedenle başvurmuş, aynı hastanede görevli hekimler tarafından ilaç reçeteleri düzenlenmiş ve ilaç reçetelerini temin etmek amacıyla bir eczaneye gelmiş olan 18-80 yaş arası 196 yetişkin bireyden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu kullanılmıştır. Çalışma verileri SPSS 17.0 paket programı ile uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak değerlendirilmiştir. 196 yetişkin bireyin bulunduğu bu çalışmada 120 (% 61.2) birey sık karşılaştığı sindirim sistemi yakınması olduğunu bildirmektedir. Bu bireylerin 57'si (%53.8) sindirim sistemi yakınmalarında besin ve bitkisel ürün kullamı olduğunu bildirmiştir. 63'ü (%70) ise sindirim sistemi yakınmalarıında besin ve bitkisel ürün kullanmadığını bildirmiştir. 76 bireyin (%38.8) sık yaşadığı sindirim sistemi yakınması bulunmamaktadır. Ancak yakınması olmayan bireylerin 49'u (%46.2) sindirim sistemi yakınmalarında besin ve bitkisel ürün kullamı olduğunu bildirmiştir. Sindirim sistemi şikayeti olanların kullandıkları besin ve bitkisel ürünler arasında mide yanması için 3 kişi (%2.5) maden suyu, 5 kişi (%4.2) elma, 1 kişi (%0.8) leblebi, 4 kişi (%3.3) süt , 3 kişi (%2.5) nane ve 2 kişi (%1.7) zencefil kullanımı olduğunu belirtmektedir. Şişkinlik için 15 kişi (%12.5) maden suyu, 2 kişi (%1.7) karbonat, 4 kişi (%3.3) yeşil çay, 5 kişi (%4.2) rezene ve 4 kişi (%3.3) kimyon kullanımı olduğunu belirtmektedir. Konstipasyon için 18 kişi (%15) kuru kayısı, 9 kişi (%7.5) zeytinyağı, 3 kişi (%2.5) kuru incir, 1 kişi (%0.8) kavun, 3 kişi (%2.5) kekik suyu, 2 kişi (%1.7) salatalık + su, 2 kişi (%1.7) keten tohumu kullanımını belirtmektedir. Diyare için 14 kişi (%11.7) haşlanmış patates, 7 kişi (%5.8) kuru Türk kahvesi-limon, 8 kişi (%6.7) muz, 4 kişi (%3.3) kola, 2 kişi (%1.7) leblebi kullandığını belirtmektedir. Sonuç olarak, sindirim sistemi rahatsızlıkları için, etraftan duyulan, medya veya diğer kitle iletişim araçları üzerinden etkinliği kanıtlanmamış, bitkisel ürünler veya bitkiler kullanmak yerine fiziksel aktiviteyi arttırmak, dengeli ve düzenli beslenmek, yeterli su tüketimini sağlamak, doğru pişirme tekniklerini kullanmak, beslenme alışkanlıklarını düzenlemek gibi basit yaşam tarzı değişikliklikleri ile üstesinden gelmek sağlıklı bir yaşam için temel oluşturacaktır. Anahtar kelimeler; Bitkisel Ürün, Geleneksel Tedavi, Gastrointestinal Sistem Hastalıkları, Beslenme, Sindirim Sistem

Besin destekleriBesinlerBitkisel ürünler+6
Dilan Barlin
Başkent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkin bireylerin hedonik açlık durumlarını etkileyen faktörlerin incelenmesi

Hedonik açlık, metabolik ihtiyaç yokluğunda, mevcut olmayan besinlere karşı yeme isteği duyulması sonucunda, besinden zevk alma beklentisi ile ilişkili bir kavramdır. Günümüzde obezojenik yaşam tarzı ile besin tüketimi arasında dengeli ilişki kurabilmek açısından hedonik açlığın saptanması önemlidir. Bu çalışma; yetişkin bireylerin hedonik açlık durumlarını etkileyen faktörlerin etkisini göstermek amacıyla planlanmıştır. Çalışma, Kasım 2018 – Ocak 2019 tarihleri arasında Bandırma ilçesinde yaşayan 18 – 65 yaş arası gönüllü 158 kadın, 157 erkek birey olmak üzere toplamda 315 yetişkin birey üzerinde yapılmıştır. Bireylerin kişisel özelliklerini, hastalıklarına ve yaşam tarzı alışkanlıklarına ilişkin bilgileri saptamak amacıyla anket formu, hedonik açlık durumlarını belirleyebilmek amacıyla Besin Gücü Ölçeği (BGÖ) uygulanmıştır. Bireylerin hedonik açlık durumlarını etkileyebilecek faktörlerden bazıları ise Aşırı Besin İsteği Ölçeği (ABİS), Barratt Dürtüsellik ve Coopersmith Benlik Saygısı Ölçekleri ile değerlendirilmiştir. Bu çalışmadaki; bireylerin yaş ortalaması 37.95±12.30 yıl; kadınların Beden Kütle İndeksi (BKİ) ortalaması 24.43±5.21 kg/m2 ve erkeklerin 25.43±3.62 kg/m2'dir. Bireylerin BGÖ toplam puanı 2.68±0.73 olarak saptanmıştır. Hedonik açlık kadınlarda erkeklerden daha fazla bulunmuştur (p<0.05). Çalışmada, 18 – 27 ve 28 – 38 yaş grubundaki bireylerde 39 – 48 ve ≥ 49 yaş grubundaki bireylere göre hedonik açlık daha yüksektir (p<0.05). Hedonik açlık BKİ gruplarına göre farklıdır, BKİ arttıkça hedonik açlık artmaktadır ancak bu çalışmada BKİ grupları ile hedonik açlık arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0.05). Çalışmaya katılan bireylerin BGÖ toplam puanı ve alt faktör puanları arttıkça gece uykudan kalkıp atıştırmalık tüketimlerinin arttığı görülmektedir (r=0.253; p<0.001). Hedonik açlığı olan bireylerde zayıflama diyeti uygulama sayısının daha fazla olduğu saptanmıştır (p<0.05). ABİS ölçeği toplam ve alt faktör puan ortalamalarının hedonik açlığı olan bireylerde hedonik açlığı olmayan bireylerden daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Çikolata ve çikolatalı ürünler, kremalı pasta ve pastane ürünleri, cips, fast-food yiyecekler, patates kızartması, ekmek çeşitleri, makarna, hamur işleri ve dondurma tüketme isteği ile BGÖ puanı arasındaki pozitif ilişki istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur (p<0.05). Çalışmaya katılan bireylerin ABİS toplam puanı ve alt faktör puanları arttıkça (r=0.649; p<0.001), Barratt dürtüsellik toplam puanı ve alt faktör puanları arttıkça (r=0.196; p<0.001), Coopersmith benlik saygısı toplam puanı arttıkça (r=0.060; p>0.05) hedonik açlığın da pozitif yönde arttığı saptanmıştır. Sonuç olarak hedonik açlıkla ilişkili çevresel besin ipuçlarına duyarlılıkta farklılıklara neden olan yaş, cinsiyet, BKİ gibi bireysel farklılıklar; bireylerin yaşamış oldukları aşırı besin istekleri, fiziksel aktivite, atıştırmalık tüketme, diyet uygulama durumları ile literatürde olmayan dürtüsellik ve benlik saygısı gibi psikolojik faktörlerin besin alımına yönelik motivasyonlar ile hedonik açlığı etkilediği ilk kez ortaya konulmuştur. Hedonik açlığa yol açan faktörlerin belirlenmesi bireye özgü planlanan beslenme programlarında doğru yönlendirmeler yapılmasına, beslenme alışkanlıklarının iyileştirilmesine, homeostatik ve hedonik açlığın sinyallerinin daha doğru anlaşılarak bilişsel davranışçı terapiler ile obezitenin önlenmesi ve tedavisine yönelik başarının artırılmasına katkı sağlayacaktır. Bu çalışma hedonik açlık ve hedonik açlığa etki eden faktörler üzerinde yapılan ilk çalışma olması nedeniyle önem taşımaktadır ve bu konuda yapılacak daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.Hedonik açlık, metabolik ihtiyaç yokluğunda, mevcut olmayan besinlere karşı yeme isteği duyulması sonucunda, besinden zevk alma beklentisi ile ilişkili bir kavramdır. Günümüzde obezojenik yaşam tarzı ile besin tüketimi arasında dengeli ilişki kurabilmek açısından hedonik açlığın saptanması önemlidir. Bu çalışma; yetişkin bireylerin hedonik açlık durumlarını etkileyen faktörlerin etkisini göstermek amacıyla planlanmıştır. Çalışma, Kasım 2018 – Ocak 2019 tarihleri arasında Bandırma ilçesinde yaşayan 18 – 65 yaş arası gönüllü 158 kadın, 157 erkek birey olmak üzere toplamda 315 yetişkin birey üzerinde yapılmıştır. Bireylerin kişisel özelliklerini, hastalıklarına ve yaşam tarzı alışkanlıklarına ilişkin bilgileri saptamak amacıyla anket formu, hedonik açlık durumlarını belirleyebilmek amacıyla Besin Gücü Ölçeği (BGÖ) uygulanmıştır. Bireylerin hedonik açlık durumlarını etkileyebilecek faktörlerden bazıları ise Aşırı Besin İsteği Ölçeği (ABİS), Barratt Dürtüsellik ve Coopersmith Benlik Saygısı Ölçekleri ile değerlendirilmiştir. Bu çalışmadaki; bireylerin yaş ortalaması 37.95±12.30 yıl; kadınların Beden Kütle İndeksi (BKİ) ortalaması 24.43±5.21 kg/m2 ve erkeklerin 25.43±3.62 kg/m2'dir. Bireylerin BGÖ toplam puanı 2.68±0.73 olarak saptanmıştır. Hedonik açlık kadınlarda erkeklerden daha fazla bulunmuştur (p<0.05). Çalışmada, 18 – 27 ve 28 – 38 yaş grubundaki bireylerde 39 – 48 ve ≥ 49 yaş grubundaki bireylere göre hedonik açlık daha yüksektir (p<0.05). Hedonik açlık BKİ gruplarına göre farklıdır, BKİ arttıkça hedonik açlık artmaktadır ancak bu çalışmada BKİ grupları ile hedonik açlık arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0.05). Çalışmaya katılan bireylerin BGÖ toplam puanı ve alt faktör puanları arttıkça gece uykudan kalkıp atıştırmalık tüketimlerinin arttığı görülmektedir (r=0.253; p<0.001). Hedonik açlığı olan bireylerde zayıflama diyeti uygulama sayısının daha fazla olduğu saptanmıştır (p<0.05). ABİS ölçeği toplam ve alt faktör puan ortalamalarının hedonik açlığı olan bireylerde hedonik açlığı olmayan bireylerden daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Çikolata ve çikolatalı ürünler, kremalı pasta ve pastane ürünleri, cips, fast-food yiyecekler, patates kızartması, ekmek çeşitleri, makarna, hamur işleri ve dondurma tüketme isteği ile BGÖ puanı arasındaki pozitif ilişki istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur (p<0.05). Çalışmaya katılan bireylerin ABİS toplam puanı ve alt faktör puanları arttıkça (r=0.649; p<0.001), Barratt dürtüsellik toplam puanı ve alt faktör puanları arttıkça (r=0.196; p<0.001), Coopersmith benlik saygısı toplam puanı arttıkça (r=0.060; p>0.05) hedonik açlığın da pozitif yönde arttığı saptanmıştır. Sonuç olarak hedonik açlıkla ilişkili çevresel besin ipuçlarına duyarlılıkta farklılıklara neden olan yaş, cinsiyet, BKİ gibi bireysel farklılıklar; bireylerin yaşamış oldukları aşırı besin istekleri, fiziksel aktivite, atıştırmalık tüketme, diyet uygulama durumları ile literatürde olmayan dürtüsellik ve benlik saygısı gibi psikolojik faktörlerin besin alımına yönelik motivasyonlar ile hedonik açlığı etkilediği ilk kez ortaya konulmuştur. Hedonik açlığa yol açan faktörlerin belirlenmesi bireye özgü planlanan beslenme programlarında doğru yönlendirmeler yapılmasına, beslenme alışkanlıklarının iyileştirilmesine, homeostatik ve hedonik açlığın sinyallerinin daha doğru anlaşılarak bilişsel davranışçı terapiler ile obezitenin önlenmesi ve tedavisine yönelik başarının artırılmasına katkı sağlayacaktır. Bu çalışma hedonik açlık ve hedonik açlığa etki eden faktörler üzerinde yapılan ilk çalışma olması nedeniyle önem taşımaktadır ve bu konuda yapılacak daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Aşırı besin isteği, benlik saygısı, besin gücü, dürtüsellik, hedonik açlık.

AçlıkBenlik saygısıBesin destekleri+5
Ceren Şarahman
Başkent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adnan Menderes Üniversitesi spor takımlarında yer alan öğrencilerin beslenme, ergojenik destek kullanım ve fiziksel aktivite durumları

ÇAĞIRAN İ. H. Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Yüksek Lisans Tezi, Aydın, 2018 Bu çalışma Aydın ili 2017-2018 yılı eğitim dönemi Adnan Menderes Üniversitesi'nde okuyan sporcu öğrencilerin genel beslenme durumunun yeterli olup olmadığını saptamak, fiziksel aktivite düzeylerini ve ergojenik destek kullanım durumlarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma basketbol, futbol, futsal, voleybol, masa tenisi, atletizm, kros, güreş ve hentbol olmak üzere 9 takımda görev alan öğrencileri hedef almıştır. Çalışmaya %70,5'i erkek (n: 129), %29,5'i de kız (n: 54) olmak üzere toplam 183 sporcu öğrenci katılmıştır. Çalışmada öğrencilere antrenman günlerinde kişi yönelimli tekniği kullanarak 2 adet anket yapılmıştır. Birinci ankette kişilerin demografik özellikleri, genel sağlık, fiziksel aktivite, beslenme durumu ve ergojenik kullanım soruları olmak üzere 5 ana başlıktan oluşmaktadır. Anket pilot çalışması Aydın Yıldız Spor 15-18 yaş grubu sporculara (futbol takımı) uygulanmıştır. İkinci ankette yedi soruluk IPAQ (kısa form)'u yöneltilmiştir. Öğrencilerin yaş ortalaması 20,77±2,581 yıldır. Ortalama BKİ değerleri 22,5±3,46 kg/m2 bulunmuştur. Öğrencilerin %22,95'i beslenmelerini bir program dahilinde yapmakta ve %84'ü günde en az bir öğün atlamaktadır. Öğrenciler günlük ortalama 2590±930 kkal enerji almaktadır ve aldıkları enerjinin %14,67±3,35 protein, %33,28±7,72 yağ, %52,02±9,72 karbonhidrattan karşılanmaktadır. Çalışma sonucunda sporcuların %27,23'ü (n: 50) ergojenik destek kullandığı, toplamda 26 sporcunun hayatında bir kez doping madde aldığı ve 22 sporcunun halen doping madde almaya devam ettiği görülmüştür. IPAQ ölçeğine göre öğrencilerin % 73,77'si kategori 3 (çok aktif) (n: 135), %13,66'sı kategori 2 (orta derece aktif) (n:25) ve geri kalan %5,54'ü ise kategori 1 (inaktif) (n: 10) sınıfında olduğu görülmüştür. IPAQ ölçeğini 13 öğrenci cevaplandırmak istememiştir. Anahtar sözcükler: Ergojenik destek, Spor beslenmesi, Doping madde, IPAQ, Fiziksel aktivite düzeyi

Adnan Menderes ÜniversitesiBesin destekleriBeslenme+6
İbrahim Hakkı Çağıran
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Asiti olan siroz hastalarında beslenmeye oral destek ürünlerinin eklenmesinin asit protein ve kompleman içeriğine etkisi

GİRİŞ VE AMAÇ: Siroz tanılı asit gelişmiş hastalarda beslenmeye oral beslenme takviyelerinin eklenmesinin asit protein ve kompleman düzeylerine ve spontan bakteriyel peritonit gelişimine etkisinin belirlenmesi amaçlandı. YÖNTEM: Ocak-Ağustos 2022 ayları arasında Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji polikliniğine başvuran veya Gastroenteroloji servisinde yatışı olan siroz tanılı hastalar tarandı. Bu hastalardan nutrisyon polikliniğine yönlendirilen ve 30-35 kcal/kg/gün diyet veya 30-35 kcal/kg/gün diyet ve oral besin takviyesi başlanan hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastaların antropometrik ölçümleri; SGA, NRS-2002, RFH-NPT, MAC, TST, SST, HG testleri ve boy, ağırlık ve VKİ ölçümleri yapılarak kaydedildi. Parasentez yapılarak asit asit C3, C4, total protein ve albümin düzeyleri ölçüldü. Başlangıç ve 8. haftaki verileri analiz edildi. BULGULAR: Hastaların 11'i (%47,8) erkek, 12'si (%52,2) kadın olmak üzere toplam 23 hasta dahil edildi. Hastaların yaşı 66,6±9,9'du. Hastaların 6'sında (%26,1) orta ve 17'sinde (%73,9) ileri derece asit vardı. Enteral nütrisyon grubunda 12 (%52,2) hasta, standart diyet grubunda 11 (%47,8) hasta vardı 6 aylık süreçte12 hastada SBP gelişti. Enteral nütrisyon alan hastalarda tedavi sonunda NRS-2002, RFH-NPT, SGA puanlarında başlangıca göre anlamlı düşüş mevcuttu. HG, MAC, TST ve SST ölçümlerinde gruplar arasında ve grup içinde tedavi sonrası değerlerde tedavi öncesine göre anlamlı değişiklik gözlenmedi. Asit total protein, C3 ve C4 değerlerinde gruplar arasında grup içinde tedavi sonrası değerlerde tedavi öncesine göre anlamlı değişiklik gözlenmedi. Tedavi sonunda standart diyet grubunda asit albümin değeri başlangıca göre anlamlı düşüş (p<0,05) gösterdi ve bu düşüş enteral nütrisyon grubundaki albümin değişimine göre de anlamlı farklılık (p<0,05) göstermekteydi. SBP gelişimi açısından gruplar arasında fark yoktu. SONUÇ: Sonuç olarak çalışmamızda enteral nütrisyon alan grupta asit kompleman düzeylerinde artış olmasına rağmen anlamlı fark oluşturacak bir artış izlenmemiştir. Enteral nütrisyonun SBP gelişimi açısından etkinliği gözlenmemiştir. Bu konuda yapılacak daha çok hasta ve daha uzun takip süresi olan çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Asit, kompleman, nütrisyon, siroz, spontan bakteriyel peritonit

Besin destekleriBeslenmeKaraciğer+4
Zübeyir Yurtsever
Sakarya University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID 19 pandemisi sebebiyle bağışıklık sistemini güçlendirme amaçlı tüketilen propolis içeren takviye edici gıdaların ülkemizde ve diğer ülkelerde kullanımı ve denetim süreçleri

COVID-19 ilk olarak Çin'de gözlenmiştir ve kısa sürede tüm dünyaya hızla yayılmıştır. Bu durum Dünya Sağlık Örgütü'nün COVID-19 salgınını küresel bir pandemi olarak açıklamasına yol açmıştır. COVID-19 pandemisinin sebep olduğu yüksek sayıda ölümler ve diğer türde zararlar dikkate alındığında, yeni koronavirüsü potansiyel olarak durdurabilecek, güvenilir, bulaşıcılığını azaltacak ve/veya enfeksiyon semptomlarını hafifletebilecek tedavilerin bulunmasına acil ihtiyaç duyulmaktadır. Propolisin içerdiği flavonoidlerin pek çok antiviral etkileri olduğu önceki araştırmalarda tespit edilmiştir ve antiviral mekanizması sebebiyle 2019'da çok hızlı yayılan COVID-19 tedavisi sürecinde kullanılabilirliği konusunda araştırılması gereken bir bileşen olarak görülmüştür. Biyoaktif bitki parçaları ve reçineden arılar tarafından yapılan doğal bir ürün olan propolis, bağışıklık sistemini düzenleyici etkisiyle sağlığı destekleyici olarak bilinirliği sebebiyle, önceden beri dünyanın pek çok bölgesinde büyük oranda kullanılmaktadır. Ham propolisin kimyasal bileşimi ve biyolojik aktiviteleri bitki türü kaynağına, arı türüne, iklim özellikleri gibi çevresel faktörlere, propolisin hasat zamanı ve tekniğine göre, hatta kullanılan ekstraksiyon sıvısı ve metoduna göre değişkenlik göstermektedir. Propolisin botanik kaynağının tespit edilmesi, propolisi tanımlamada ve propolis standartlaştırma çalışmalarında çok önemlidir. Genel olarak propolis, polifenol (flavonoidler, fenolik asitler ve esterler), fenolik aldehitler ve ketonlar, vb. içermektedir. Propolis ile yapılan diğer laboratuvar araştırmaları propolisin; antiseptik, antienflamatuar, antioksidan, antibakteriyel, antimikotik, antifungal, natiülser, antikanser, yara iyileştirici ve bağışıklığı düzenleyici özellikler gibi pek çok biyolojik etkinliğe sahip olduğunu kaydetmiştir. Propolis ekstraksiyon metodları son ürün özelliklerini etkileyebilmektedir çünkü farklı çözücüler farklı bileşenleri çözmekte ve ekstrakte etmektedir. Propolis içeren gıda takviyelerinin güvenilirliği tüketiciler için çok önemlidir. Bu amaçla yasal düzenlemeler, HACCP, iyi arıcılık uygulamaları gıda takviyesinin güvenilirliğini sağlayan önemli etkenlerdir. Propolis içeren gıda takviyelerinin güvenilirliği ve izlenebilirliği için yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Anahtar Sözcükler: COVID-19, Propolis, Ekstraksiyon, Takviye Edici Gıda.

Besin destekleriBesinlerCOVID 19+4
Fatma Özenen
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sakarya bölgesi eczanelerinde yer alan doğal kaynaklı zayıflama ürünlerinin incelenmesi

Son yıllarda yapılan klinik çalışmalara bakıldığında, tüm dünyada obezite ve fazla kilo (vücut kütle endeksinden fazla kiloya sahip olma) oranı oldukça hızlı bir şekilde artmaktadır. Ülkemizde yapılan son çalışmalarda ise yine dünya verilerine paralel olarak özellikle genç yaşta obezitenin yaygın bir sorun haline geldiği gözlemlenmiştir. Kilo kaybını hızlandırmak veya kiloyu düzenlemek için sentetik ilaçlara alternatif tüm dünyada yaygın bir şekilde farmakognozik yaklaşımlar uygulanmaya başlanmıştır. Bitkilerin tıbbi amaçlı kullanımı, oldukça fazla hastalığın tedavisinde ve önlenmesinde terapötik kullanımlarını test eden etnobotanik ve etnofarmakolojik yaklaşımlarla birlikte mümkün olmaktadır ve bunlar sonucunda kilo vermeye yardımcı birçok ürün piyasada kendine yer edinmiştir. Bu çalışmada da Sakarya ili eczanelerinde kilo vermeye yardımcı bitkisel destekli ürünlerin içeriğine ve küresel olarak kilo vermeye yardımcı bitkilere dair detaylı bir literatür çalışması yapılmıştır. Ayrıca Sakarya ili eczaneleriyle bir anket çalışması yapılarak ürünlerin ulaşım kanallarına, değişkenliklerine ve danışanların karakteristik özelliklerine dair değerli bilgiler edinilmiştir. Bu ürünlerin güvenirliğini arttırmak adına piyasada bulunan ürünlerin içerisinde bulunan ve incelenen bitkiler üzerinde daha çok sayıda klinik ve ilaç etkileşim çalışmalarına ihtiyaç vardır. Ek olarak zayıflamaya yönelik piyasada bulunan bu gıda takviyeleri veya destek ürünler eczane dışında da satışı yapılabilen ve tanıtımı birçok yerde olan ürünler oldukları için denetim ve kontrollerinin sık yapılması gerekmektedir.

Besin destekleriEczacılıkEczaneler+5
Hasan Korhan Derici
İstanbul University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00

İlgili konular