Bağlam
Bu konu başlığı altında 65 tez
Çağdaş müze mekânlarının tasarımında kullanıcı deneyiminin bir bağlam yaratma aracı olarak kullanımı
20.yy.'ın ikinci yarısında Postmodern kültürün, 21.yy.'ın içinde bulunduğumuz ilk yarısında dijital teknolojilerin etkilediği düşünce ve davranışlar; bireylerin olayları, nesneleri ve kavramları farklı bir bağlamda tüketmeye başlamalarına neden olmuştur. Hemen her alanda izlenebilen bu değişim, mekân kavramının farklı bağlamlardaki varlığının ve niteliğinin yeniden araştırılmasının yolunu açmıştır. Yalnızca fiziksel ve algısal sınıflandırmalarla ele alınan bir kavram olmaktan çıkan mekân, günümüz ideolojilerinin sunduğu açılımlarla öteki/üçüncü mekân olarak, yeni boyutlar kazanmıştır. Topluma hizmet için çalışan bir sergi mekânı olarak müze mekânları da gelişen mekân algısı dahilinde hem gerçek ortamlarında hem de sanal ortamlarda anlatımı kuvvetlendirmek adına yeni bağlamlar, yeni alanlar ve bunlar üzerinden yeni deneyimler sunmaktadır. Dünkü algısına kıyasla 'ne' göstereceğinden çok 'nasıl' göstereceğine odaklanan mekânlar haline gelen çağdaş müzeler, ev sahipliği yaptıkları sergileri bir tür deneyim mekânı haline getirmiş; bu yaklaşım, sergilerin temsil türlerinin ve gösterim tekniklerinin çeşitlenmesini sağlamıştır. Bu çeşitlilik serginin var olduğu reel ve sanal platformlarda sergi deneyimi kavramının önemine vurgu yapmaktadır. Bu bağlamda çalışma genelden özele bir akışla, 'Mekân Kavramı', 'Bir Sergi Mekânı Olarak Müzeler' ve 'Bir Deneyim Mekânı olarak Sergiler' olmak üzere üç temel başlık üzerinde yapılandırılmıştır. Çalışmanın sonucunda literatür araştırmasına paralel bir şekilde sentezlenen analiz bölümü yer almaktadır.
Sıradanlığın sınırlarında ilişkisel sanat
Yaşam, ölümle var olabilir. Sanat ise, ölüm gibi yaşamda anlamını bulur. İlişkisel sanat gündelik ve sıradan olanın ölümüne karşın, yaşamda zamanın ve anın ruhunu fotoğraflayan, farklı deneyimler yaşamamızı sağlayan sanat yapıtlarıdır. Bu yapıtlar, sadece biçimlerde değil, keşfedilen ve deneyimlenen duygularda yaşamaktadır. Bu ilişkisellikte, duygular bizleri bir karşılaşmaya ve diyaloğa davet eder. Sanatın sezgiselliği, fikirle vücut bularak sıradanlıkları aşarken, hayatta çözümleyemediğimiz bazı şeyleri şeffaflaştırarak gerçek kılar, ya da yalanlar. Birbirimizi tanımak, başka hayatlar ve duygular keşfetmek, yeni hikâyelere dâhil olmak ve sanatın gerçekliğinde buluşmak ilişkisel sanatla mümkün olabilir. İnsan; ortamın, kültürün, iktidarın, ailenin, dönemin ruhunun değiştirdiği, aynı zamanda mahremiyet sınırları yaratan, ölçülü ve pratik ilişki modelleri geliştirmeye itilen toplumsal bütünün bir üyesidir. Bu araştırmanın amacı, yaşamın sınırlarında ki sıradanlıkta, sanat yapma pratikleriyle yeni duygular ve yeni durumlar yaratmayı konu edinirken, ilişkiselliği ve mekânları eşzamanlı olarak günümüz sanatında irdelemek ve sorgulamaktır. Öncelikle; ilişkisel sanat "buluşmalar" ve "karşılaşmalar" olarak iki ayrı grupta incelenmiş olup, ikinci bölümde sanatçı ve katılımcıların mekânla kurduğu diyalog, gündelik ve sıradan olanın içinde incelenmeye çalışılmıştır. Pierre Bourdieu ilişkiselliği ve Nicolas Bourriaud'nun öne sürdüğü ilişkisel estetik kavramını, korona virüs sürecindeki günlük yaşam pratiklerimizi ve mekanlarını irdeleyerek, kuramsal bir düşünce oluşturmanın yanı sıra, sanatın, sıradanlıkları dönüştürmek için yarattığı izin belgelerini kullanan sanatçıların yapıtları, tez araştırma sürecinde ürettiğim çalışmalarla birlikte ele alınmıştır.
Tarihi çevrede yeni yapı olgusu ve bağlam ilişkisinin güncel uygulamalar üzerinden irdelenmesi
Tarihi çevreler, geçmişte ?yeni? olarak tanımlanıp, günümüzde ?eski? olarak tanımlanan değerli yapıları içermektedir. Bu yapılar ait oldukları dönemin tüm sosyal, kültürel ,ekonomik ve teknolojik verilerini beraberinde getirmektedir. Tarihi çevredeki yapılar döneminin şartlarını anlamamızı sağlayarak, onları günümüzün ihtiyaçlarına cevap veren modern yapılarla birlikte değerlendirmemize yardımcı olmaktadır. Bu açıdan, tarihi çevrelerde yapılacak olan yeni yapılar, eski yapılarla ilişkili, günümüz mimarisini temsil edecek ve kullanıcının gerekliliklerine yanıt verecek şekilde tasarlanmalıdır.Bu çalışmada, ana amaç tarihi çevredeki yeni yapıları araştırmak ve günümüzde nasıl kullanılabileceklerini modern yapılarla nasıl birleştirilebileceklerini analiz etmektir.Bölüm 1'de, konu; çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi belirtilerek açıklanmıştır.Bölüm 2'de, tarihi çevreyi korumanın amacı ve tarihi cevrenin bozulma nedeni, tarihi çevre kavramı tanımı geniş bir çercevede verilerek incelenmiştr.Bölüm 3'de, Tarihi çevrede yeni yapı oluşumu başlığı altında, mimaride eski ve yeni kavramlarının varoluşu ve günümüz yaşamı ile nasıl bütünleştiği açıklanmıştır. Tarihi çevrede yeni yapının tanımı, modern mimarlık kavramları ışığı altında incelenmiştir. Bu anlamda, tarihi çevrede bulunan yeni ve ek yapıların tasarı aşamasında hangi kriterlere sahip olması gerektiğine değinilmiştir. Tarihi çevrede yeni yapı tasarlarken kullanılan farklı yaklaşımlar ? tarihi çevrede yeni yapı, mevcut yapıya ek, mevcut yapının yenileme ve dönüşümü başlıklarında açıklanmıştır.Bölüm 4'te, Mimaride yer, mekan, çevre ve bağlam kavramları ve bu kavramların ilişkileri incelenmiştir. Tarihi çevreye yaklaşımlarda yeni yapı bağlam ilişkisi / sentezi yapılırken konum, ölçek, doku, malzeme, renk, strüktür, biçim, işlev, sürdürülebilirlik kavramlarının tanımı yapılmıştır. Tasarımda kullanılan temel tasarlama biçimleri (öykünme-saygılı-zıtlık-taklit) açıklanırken, yapıları daha geniş perspektiften mercek altına almamızı sağlamıştır.Bölüm 5'te 2000 yılından itibaren tarihi çevre için yapılmış yeni yapı, yeni yapıya ek ve restorasyon projeleri, müdahale ve tasarlama biçimleri göz önünde bulundurularak seçilmiş ve analiz edilmiştir.
Kelimelerin anlam yakınlığı derecelerine göre Nâbî Divânı'nda yakın anlamlılık
Anlambilimin tartışmalı konularından biri "anlam aynılığı" konusudur. Anlamın aynılığı konusu anlambilimde "eş anlamlılık/eşanlamlılık" adı ile ele alınmaktadır. Konu genel anlamda sözcük eş anlamlılığı ile sınırlandırılmıştır. Anlambilim çevresinde konu ile ilgili pek çok tartışma bulunmaktadır. Tartışmaların iki tarafı bulunmaktadır: Bir dilde "eş anlamlılık" durumunun varlığını kabul edenler ve etmeyenler. Bir dilde aralarında hiçbir fark olmaksızın iki sözcüğün aynı anlamı ifade etmesi mümkün değildir. İki veya daha fazla dilsel formun aynı anlama gelemeyeceği görüşü ile bu çalışmada "yakın anlamlılık" terimi tercih edilmiştir. Ayrıca, anlam yakınlığı sadece sözcüklerle sınırlı değildir. Dilde anlamlı her birim arasında anlam yakınlığı görülebilir. Bu çalışmada, konu üzerindeki tartışmalar irdelenerek "yakın anlamlılık" konusu detaylı bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Anlam yakınlığının bağlam içinde incelenmesi gerekliliği ile örnek metin üzerinden yakın anlamlılık değerlendirilmiştir. Anlam yakınlığı göz önünde bulundurularak, Nâbî Divân'ından seçilen beyitlerde sözcük, sözcük üstü ve sözcük altı düzeyinde yakın anlamlılık örnekleri incelenmiştir. İncelemelerde sözcüklerin neden "eş" anlamlı olamayacağıaçıklanmaya çalışılmıştır. Bu örnekler arasında sözcük düzeyinde olanlardan bazıları seçilmiştir. Bu sözcüklerin (sözlük anlamları göz önünde bulundurularak) birbirlerine yakınlık oranları tespit edilerek listelenmiştir. Bu oranlar, sözcüklerin sözlük anlamları bakımından birbirlerine ne kadar yakın ve ne kadar uzak olduklarını göstermektedir. Burada, dilde anlamlı birimler arasında eşsüremli bir aynılığın olmadığı örnekler üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Diğer yandan, anlam üzerinde yapılacak çalışmalarda matematiksel verilerin bir kıstas olamayacağı gerçeği ile anlambilimin problemlerinden biri olan "eş anlamlılık" tartışmalarına "anlam" düzeyinde dâhil olmaya çalışmak amaçlanmıştır.
Nâşid divanı bağlamlı dizin ve işlevsel sözlüğü
ÖZET NÂŞİD DİVANI BAĞLAMLI DİZİN VE İŞLEVSEL SÖZLÜĞÜ Kadriye Beyza SEBÜKTAY Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018 Danışman: Dr. Öğr. Üyesi. Ramazan BARDAKÇI 18. yüzyıl sosyal, siyasi ve ekonomik alanda sıkıntıların ve gerilemenin yaşandığı bir dönem olmasına rağmen sanat ve edebiyat alanında gelişmeye devam etmiş ve edebiyatımızın doruğa çıktığı bir dönem haline gelmiştir. Asrın başında Nedim, sonunda Şeyh Galib gibi iki büyük şairin edebiyata olan katkılarının yanı sıra Necîb mahlasıyla şiirler yazan III. Ahmed ve İlhâmî mahlasıyla şiirler yazan III. Selim'in sanata ve sanatçıya verdikleri önemle birlikte şiir de olgunluk seviyesine erişmiştir. Şair kadrosu bakımından oldukça zengin olan bu dönemde Nâşid, Enderunlu bir şair olarak yer almaktadır. Enderunda hattat ve şair olmak üzere eğitim alan Nâşid devrinde övgüyle karşılanmıştır. Bu çalışmada Nâşid'in Divanı'nın "Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlüğünü" hazırlayarak şairin sözvarlığının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Klasik edebiyatın günümüze aktarımında önemli bir proje olan bu sözlük çalışmasıyla şairin kullandığı kelimelerin bağlama göre değişimi ortaya konmuştur. İki bölümden oluşan tezin ilk bölümünde, internet ortamında Nâşid Divanı'nda bulunan kelimelerin anlamları, kullanıldıkları bağlamlarla birlikte TEBDİZ sistemine girilmiş ikinci bölümünde de Divanın genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Nâşid, Divan, Bağlamlı Dizin, İşlevsel Sözlük
Teaching collocations through data-driven learning: Comparison of two approaches
The present study aimed to investigate the effects of two data-driven collocation learning approaches (Corpus Consultancy and Practice on English-Turkish Parallel Texts) on participants' receptive and productive collocational knowledge of form, use and meaning. The study employed a quantitative research design; the data were collected through a vocabulary size test, a vocabulary knowledge scale, and a receptive and productive knowledge tests with a total number of 43 participants (N 14 in the Web-based group, N 16 in the Parallel Texts Group, and N 13 in the Control group). The Corpus Group received training on using a corpus to find and induce the meaning of the target collocations (10 adjective-noun and 10 verb-noun) through the COCA corpus. On the other hand, the Parallel Texts Group studied a small corpus consisting of English extracts containing target collocations taken from COCA corpus side by side with their L1 translations. The Control group, however, was expected to find the meanings of the collocations by resorting online dictionaries. The perceptions of the participants on both experimental approaches were also elicited via a structured survey consisting of open-ended questions. The results showed that The Corpus Group outperformed the Control Group both in both receptive and productive tests, while the Parallel Texts Group's scores remained to be in between in most cases. The participants in the Corpus Group and the Parallel Texts Group shared their perceived benefits and drawbacks of the approaches.
Yunt dağı Yörük masalları: Metin ve bağlam merkezli bir inceleme
Bu çalışmada, Yunt Dağı ve çevresinde yaşayan Yörüklerin masalları hem metin hem de bağlam açısından incelenmiştir. 14 ay süren alan araştırmasında İzmir'in Yunt Dağı ve çevresinde bulunan; Menemen, Aliağa, Bergama ve Kınık ile Manisa; Yunus Emre, Saruhanlı, Akhisar, Kırkağaç ve Soma ilçelerinde yer alan 37 mahalleye (köy) gidilmiştir. 57 kaynak kişiden masal ve bu konuda bilgi derlenmiştir. Çalışmada 53 masal metni yer alır. "Giriş" kısmında; Oğuz, Türkmen, Yörük terimleri ve Yunt Dağı çevresinde yaşayan Yörükler hakkında bilgi verildikten sonra Yunt Dağı ve çevresinin coğrafi ve sosyal yapısı üzerinde durulmuş, konuyla ilgili literatür özeti, amaç ve yönteme yer verilmiştir. Birinci Bölümde; masal tanımları, masal sınıflandırmaları, masal türünün özellikleri ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Daha sonra masalların olay örgüsü, konu, karakter ve tipleri tespit edilmiş olup derlediğimiz masallarda yer alan motifler, Stith Thompson yaptığı sınıflandırmaya göre tasnif edilmiş ve değerlendirilmiştir. Masallarda yer alan formeller ile ilgili incelemeler de bu bölümde ele alınmıştır. Çalışmanın İkinci Bölümü; masal anlatıcıları, dinleyicileri, icra ortamı ve masalların işlevleri hakkındaki verileri ve analizleri içermektedir. Üçüncü Bölümde; Yunt Dağı ve çevresinden derlemiş olduğumuz masallardaki; mekân, bitki, eşya, mutfak kültürü ve değerli madenler ve nesnelerin Yörük kültürü ile ilişkisi açısından incelenmiştir. Çalışma; Sonuç kısmı, 53 masalın yer aldığı Metinler, Kaynaklar, Kaynak Kişi Listesi ile tamamlanmıştır.
The role of context on boundary extension
Boundary extension (BE) is a memory error in which observers tend to remember more of a scene than they are actually viewed, which reflects a good prediction of the natural continuation of a scene (Intraub & Richardson, 1989). According to the multisource model of scene perception, scene schema and contextual knowledge are main contributors to support these predictions (Intraub, 2012). In two separate experiments we investigated the necessity of context and scene schema in BE. In Experiment 1, observers viewed scenes that either contained semantically consistent or inconsistent objects as well as objects on white backgrounds. In Experiment 2, observers viewed abstract shapes on blank backgrounds. We also measured individual differences in visual and spatial imagery ability. In all types of scenes and the no background condition there was a BE effect; but critically, semantic inconsistency in scenes reduced the magnitude of BE. When abstract shapes were used instead of meaningful objects, no BE effect was seen. The results also showed that imagery abilities influenced BE ratings only when scenes had no element to trigger prediction. Our findings are consistent with the multisource model. We suggest that although scene schema is necessary to elicit BE, contextual consistency is not required but only increases the magnitude of BE.
Taberi ve Maturidi tefsirlerinin bağlam açısından mukayesesi
Bu çalışmada et-Taberi ve el-Maturidi'nin ayetlerin bağlamına olan bakış açıları ve mananın tespiti noktasında bağlama yükledikleri anlamlar ortaya konulmuştur. Ayetlere farklı yaklaşımlar arasında doğru mananın tespiti ve tercihi açısından bağlamı dikkate alma keyfiyetleri, kıraat tercihleri, zamirlerin mercii ve farklı sebeb-i nüzuş rivayetleri noktasında bağlamı dikkate alıp almadıkları örnekler üzerinden okuyucuya aktarılmaya çalışılmıştır.
Meʿâni'l-Kurʾân kitaplarındaki nahiv tahlillerinin üzerinde bağlamın etkisi
Bu Araştırma, Kur'an metninin dilsel öneminin genişlemesini etkileyen dilbilimsel bir olgunun incelenmesine dayanmaktadır. Bu fenomen, bağlamın ve onun cümle yapısının çözümleme üzerindeki etkisini ve cümle yapısının uygun yönlendirilmesindeki rolünü açıklamak için çeşitli dilbilimsel çözümleme yöntemlerine dayanmaktadır. Bu fenomen, Dilsel ve dilbilgisel olmak üzere iki türdeki bağlamın rolü, metnin anlaşılmasında ve dilbilgisel analizle tutarlı kontroller dahilinde uygun yönün seçilmesinde ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışma, cümle yapılarının dilbilimsel olarak analiz edilmesinde bağlamın rolünü ortaya çıkarmak, bu cümle yapılarının anlamını açıklamak, dilbilimsel ve bağlamsal bağlantıların metne etkisini ve dilbilimsel çözümlemenin anlam yapısına olan etkisini ortaya koymak için yapılmıştır. X Araştırmanın konusu: Kur'an metninde kelimenin dilbilimsel ve bağlamsal yapıda analiz edilmesi ve iki taraf üzerinde incelenmesidir: dilbilimsel taraf ve bağlamsal taraf. İlk tarafı: Kur'an metnindeki cümle yapısını dilbilimsel olarak incelemek, ardından kelimenin veya yönlendirilmek istenen yapıyı dilbilimsel olarak çözümlemek ve dilbilimsel bağlam kanıtlarından yararlanmak. İkinci tarafı: Kur'an metnindeki cümle yapılarını bağlamsal düzeyde incelemk, ardından dilbilimsel bağlam kanıtlarına göre dilbilimsel olarak çözümlemek. Bu çalışma, iki temel eksen üzerine dayandırılmıştır : İlk olarak, Teorik eksen: Temel terimlerin çalışılması, bu terimlerin bölümleriyle birlikte tanımlanması, ardından bunların açıklayıcı örneklerinin verilmesi. Ikinci olarak, Uygulamalı eksen: Teorik yönün pratik uygulamada Kur'an'ın anlam kitaplarına uygulanması ve yazarları tarafından sunulan ayetlerin bağlamsal bir analizle analizidir, ve iki tür bağlamın gramer tercihleri üzerindeki etkisinin ifadesi ve Kur'an'ın mana kitaplarında bağlamın etkisinin ifadesi üzerindeki gramer analizinin etkisinin derecesni belirtmek. Bu çalışma, Kur'an anlam kitaplarının yazarlarının dilbilimsel yönlendirmeleri sunarken bağlamı nasıl kullandıklarını ve bu bağlamın sözdizimsel yönlerini, olasılıklarını ve anlamlarını nasıl etkilediğini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.
Şemsî Ahmed Paşa'nın Şeh-nâme-i Sultân Murâd adlı eserinin söz varlığı ve gramatikal dizini (1-1208. beyitler)
Bu çalışmada, Şemsî Ahmed Paşa tarafından Klasik Osmanlı Türkçesi ile yazılmış manzum bir tarih olan Şeh-nâme-i Sultân Murâd adlı eserin 1-1208. beyitlerini içeren kısmının gramatikal dizini oluşturulmuş ve söz varlığı incelenmiştir. Çalışma, üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de, çalışmaya giriş yapıldıktan sonra Şeh-nâme-i Sultân Murâd ve şairi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci Bölüm'de, sözcük, söz ve söz varlığı hakkında bilgi verildikten sonra eserin söz varlığı; Adlar, Fiiller, Sıfatlar, Zamirler, Zarflar, Edatlar, Bağlaçlar, Ünlemler, İkilemeler, Deyimler, Atasözleri, İlişki Sözleri (Kalıp Sözler) ve Arapça ve Farsça Yapılı Tamlamalar olmak üzere 13 ana başlık altında incelenmiştir. Bu incelemede "3409" söz tespit edilmiştir. Üçüncü Bölüm'de yer alan dizin; Dizin ve Özel Adlar Dizini olmak üzere iki kısımda incelenmiştir. Özel Adlar Dizini de Kişi Adları Dizini, Yer Adları Dizini, Hanedanlık, Ulus ve Topluluk Adları Dizini, Dinî Adlar Dizini ve Eser Adları Dizini olmak üzere beşe ayrılmıştır. Bu dizinlerde toplam "3564" madde başı bulunmaktadır. Son olarak çalışma neticesinde elde edilen verilerin değerlendirildiği Sonuç ve yararlanılan kaynakların bulunduğu Kaynakça'ya yer verilmiştir.
The effects of context awareness on the adoption of sports technologies
There is a new era of technology as a result of advancements in artificial intelligence and microsensors. Instant use of contextual data improves service customization with highly personalized feedbacks and objectives. Existing sports literature regarding sports technologies mostly aim to understand the relationship between sports technologies and sports motivation while, on the other hand, marketing and information systems literature try to explain adoption and diffusion of sports technologies with the existing frameworks. In an attempt to extend the current understanding of the intentions of using a context-aware technology from the consumer perspective, we used sports technologies as the study domain and created a new construct, named "Context Awareness," with four dimensions: tracking, coaching, sharing, and gamification. We created 16 scale items to measure the context awareness capabilities to enhance the understanding of usage drivers behind sports technologies. The purpose of this study is to understand the effects of context-aware characteristics on users' adoption together with sports motivation, sports type, and other innovation characteristics. The proposed model is empirically tested with data from 600 participants in Turkey. Partial least squares (PLS) were used for models and hypotheses testing. Context awareness is found to affect perceived innovation characteristics significantly. It is also shown that sports motivation and sports type moderates the relationships in the model.
Osmanlı kuruluş anlatıları: Bağlam, tür ve türsel sabitlenmezlik
Bu tez belirli bir tarihselliğin ürünü olarak doğan, günümüzde de varlığını devam ettiren Osmanlı kuruluş anlatılarına odaklanmaktadır. Üç farklı güzergâhtan ilerle-mek suretiyle bu tez, "Bağlam" başlığıyla bir yandan Osmanlı kuruluş anlatılarının yokluğunun anlamını sorgularken öte yandan varlığının mümkünlük koşullarını arama yoluna gider. Osmanlı kuruluş anlatılarının bir tematik alt tür olduğunun id-dia edildiği "Tür" bölümünde ilk olarak edebiyat ile tarih arasındaki ilişkisellik ir-delenmektedir. "Tür" bölümünde ilk alt başlıkla da ilintili bir şekilde tarih disipli-ninin konusu olarak Osmanlı'nın kuruluş dönemine dair birtakım iddialar aktarıl-maktadır. Nihai olarak bu bölüm tür kuramlarının ve anlatıbilimin sunduğu bakış açılarından yararlanarak 1949/1950'de başlayan, 1960'ların ikinci yarısında patlak veren, 1980 sonrasında ise birtakım uzlaşılarla varlığını sürdüren Osmanlı kuruluş anlatılarına odaklanılmaktadır. "Türsel sabitlenmezlik" alt başlığında ise "Tür" bö-lümünde dile getirilen tekrarların altı çizilmekle birlikte farka açılan kapının ardın-dan gidilmektedir. Osmanoğulları ile başlayan, Devlet Ana ile farklı güzergâha sa-pan, 1970'lerde Ovaya İnen Şahin, Osman Gazi, Turgut Alp ve Kutlu Dağ ile baskın özelliklerini kazanan, Osmancık ile de uzlaşıya varan çizgi, tekrar vurgusundan ka-çınmadan ve farkları göz ardı etmeden açımlanacaktır. Bir yandan Osmanlı kuruluş anlatılarının tematik alt tür olmasını sağlayan "tekrar"ların anlamları sorgulanacak diğer yandan "fark"a açılan kapıyı gözetmek suretiyle salınımlara odaklanarak "toplumsal bakımdan simgesel bir edim olarak edebiyat"ın altı çizilecektir.
İlkokul ve ortaokul Matematik ders kitaplarındaki geometri görevlerinin tür, bağlam, temsil biçimi ve bilişsel istem düzeyleri açısından incelenmesi
Türkiye'de 2005 yılında reform hareketleri başlatılarak hemen hemen bütün disiplinlerin öğretim programları değiştirilmiş ardından 2015 yılında program yeni bir değişime uğramıştır. Öğretim programlarındaki değişimler öğretmenler tarafından en çok kullanılan materyal olan ders kitaplarının da değişmesini ve içinde yer alan görevlerin niteliğinin arttırılmasını gündeme getirmektedir. Bu araştırmanın genel amacı Talim Terbiye Kurulu Başkalığı [TTKB] tarafından yayımlanan 2016-2017 öğretim yılı ilkokul ve ortaokul matematik ders kitaplarında yer alan geometri öğrenme alanına ait görevleri makro ve mikro düzeyde incelemektir. Bu bağlamda görevler önce tür bakımından etkinlik, alıştırma problemi ve çözümlü örnek olmak üzere üç gruba ayrılmış ardından temsil biçimi (sözel, şekil, resim, sembol) ve bağlamı (intra-matematik, non-matematik) açısından incelenmiştir. Son olarak da bilişsel istemler açısından incelenmiş; ezberleme, ilişkilendirmeye dayanmayan, ilişkilendirmeye dayanan ve matematik yapma türü görevler olarak ayrılarak analiz edilmiştir (Stein, Smith, Henningsen ve Silver, 2000). Araştırmanın amacı doğrultusunda veriler doküman analizi yöntemiyle toplanmıştır. Veriler makro ve mikro düzeyde tablolar halinde görselleştirilmiş ve araştırmanın analizi oluşturulan tablolar dikkate alınarak yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara dayalı olarak tür bakımından en fazla alıştırma problemi, temsil biçimi açısından en çok şekil, bağlam açısından intra-matematik türü görevlere rastlanmıştır. Geometri görevlerinin bilişsel istem seviyeleri incelendiğinde ilişkilendirmeye dayanmayan ve ilişkilendirmeye dayanmayan matematiksel yöntem türünde daha fazla yer aldıkları tespit edilmiştir. Yüksek düzeyde bilişsel istem düzeylerine ait görevlerin matematik yapma türünde değil ilişkilendirmeye dayanan matematiksel yöntem türünde yer almaktadır. Ayrıca sınıf seviyelerindeki artış ile bilişsel istem düzeyindeki artış ters orantılı olmuştur. İlkokul kitaplarında yer alan geometri görevlerinin ortaokul kitaplarına göre daha yüksek seviyede bilişsel istem düzeyinde oldukları sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın sonuçları doğrultusunda yüksek düzey bilişsel istem gerektiren görevlerin sayısı artırılmasının gerektiği ve özellikle yüksek düzeyde bilişsel istem gerektiren etkinliklerin ders sırasında öğretmenler tarafından uygulanması gerektiği önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Bilişsel istem seviyeleri, Ders kitabı analizi, Matematik ders kitapları, Geometri görevleri.
The history of the blackboard and artists using the blackboard in art and their works
In this study, it is aimed to investigate the "History of Blackboard and The Artists Using Blackboard in Art and Their Works" which is a subject that has not been addressed sufficiently in our country and in the world literature. Questions such as "Where and when was it used for the first time? In what period, for what purpose was it used? etc. shed light on the subject. As a result of this research, it has been resolved that the existence of Blackboard in education is related to writing. It has been observed that the tablets, which started in the Sumerian era and were used as student notebooks for a long time, were used in the form of stone, wood and wax tablets in the subsequent civilizations. The Sumerian student clay tablet, the Etruscan tablet used around 700 BC and the Greek wax tablet are the ancestors of the blackboards used today. In literature studies, it was seen that the use of large blackboards in classrooms was in 1801 for the first time and after 1841 it was more widely distributed and used gradually in central schools, then in town and village schools. In the second half of the 20th century, it was replaced by colored and technological boards. In this study, in which the historical process of the blackboard is examined comprehensively, its relationship with art and (while it is used less in education in our century) and why it affected the artist so much, are focused on. It aims to investigate why and by whom the blackboard form, which was first witnessed in the works of Joseph Beuys, was used. Considering the period and the years it was made and referring to the reasons for choosing this surface its presence in art in various mediums has been demonstrated with case studies by addressing from educational, historical, cultural, nostalgic, identical, ethnic etc. contexts. Keywords: Blackboard, Text, Subject, Media, Context,
A comparative study into the effect of using short story in EFL courses on vocabulary instruction
Given that short story serves as an effective tool in the EFL classroom, this study aims at investigating the impact of the use of short stories on vocabulary instruction through making a comparison between the two basic vocabulary learning strategies, dictionary use and contextual guessing. For this purpose, a quasi-experimental design was used and the words used in the experiment were selected out of the short story ?The Cask of Amontillado? by Edgar Allan Poe. It was the 3rd year class of the ELT department at Çanakkale 18 Mart University to read this short story during the experiment. The class was divided into two groups; contextual guessing group; the other dictionary group. Accordingly, for the purpose of the study, the participants took a test called ?Vocabulary Levels Test?, first devised by Paul Nation (2000) to measure their vocabulary knowledge, so we could discover if learners with more vocabulary items in their memory do better in contextual guessing and/or dictionary use. Further, the study also attempted to reveal what kind of factors actually hinder or facilitate learning a word in context.To this end, the results of the experiment provided answers to the three research questions below; 1) Which vocabulary learning technique is more effective in acquiring a vocabulary item? Guessing or dictionary use? 2) What factors make it difficult for the students to learn a word through guessing and dictionary use? 3) Does acquiring a large vocabulary capacity have any effect on the success in guessing from context and learning vocabulary through dictionary use?
Aç Pars Hikâyesi'nin bağlamlı dizini ve ekler dizini
Bağlamlı dizin çalışmaları, edebî metinlerde geçen dil unsurlarının temel anlam, mecaz anlam ve bağlam ekseninde incelenmesi esasına dayanmaktadır. Sözlükbiliminde (Lexicography), bir dilin temel sözvarlığını içeren kelimeler, dizinsel, düzensel ve bağlamsal olmak üzere üç farklı şekilde incelenmektedir. Bunlardan ilki olan "dizinsel sözlükler" diğerlerine göre en bilineni olup içindeki sözcüklerin alfabetik olarak dizilmesi ve anlamlandırılmasıyla oluşturulmaktadır. İkinci tür olan "düzensel sözlükler", birbiri ile kavramsal bağları olan sözcüklerin bir araya getirilmesiyle oluşturulur. Eş ve Karşıt Anlamlılar Sözlükleri, Terim Sözlükleri bunların en önemlilerindendir. Üçüncü tür olan "bağlamsal sözlükler" ise maddelerin anlamları verilmeyip, bunların kullanıldıkları cümleler/dizeler ya bütünüyle ya da gereği kadar uzunlukta verilir. Bu çalışmada İsmail Hakkı AKSOYAK yönetiminde yürütülen TEBDİZ dizin programı kullanılarak dizinleme işlemi yapılmıştır. Çalışmada, Zemire GULCALI tarafından yazı çevirimi ve harf çevirimi yapılan Altun Yaruk Sudur içerisinde yer alan Aç Pars Hikâyesi'nin tarafımızca kelime kadrosu incelenmiş, edatlar, bağlaçlar, ünlemler, kalıp ifadeler, atasözleri, deyimler tespit edilerek her birinin anlamı, metin içerisinde kazandığı manayla birlikte belirtilmiştir. Çeviri bir eser olduğu için yabancı kelimeler verilmiş, yardımcı fillerle kurulmuş söz grupları bütün olarak alınmış, bu yöntemle metinde işaret edilen hususların daha somut, anlaşılır olması sağlanmıştır. Daha sonra ekler dizini hazırlanmıştır ve metnin Türkiye Türkçesine satır altı olacak şekilde çevirisi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eski Uygur Türkçesi, Aç Pars Hikâyesi, Bağlamlı Dizin, Ekler Dizini, Çatik.
Prens Kalyanamkara ve Papamkara Hikâyesi'nin bağlamlı dizini ve ekler dizini
Bu çalışma Eski Uygur Türkçesi dönemi, Budist çevreye ait metinlerden biri olan Prens Kalyanamkara ve Papamkara Hikâyesi üzerine yapılan bir incelemedir. Sanskritçe adı Prens Kalyanamkara ve Papamkara olan hikâyesi, en tanınmış çatiklerden birisidir. Eserin aslı Çincedir. Uygur Türkçesi'ne 10. Yüzyılda "Edgü Ögli Tigin Ayıg Ögli Tigin" adıyla çevrilmiştir. Dunhuang'da bir mağaraya kapatılmış ve bu el yazması Paul Pelliot tarafından 1908 yılında bulunmuştur. Yazmanın ilk yayımı Clément Huart tarafından yapılmıştır. Altmışlı yıllarda ise James Russell Hamilton bu yazmanın üzerinde çalışıp doktora tezi olarak hazırlamıştır. Daha sonra çeşitli düzenlemelerle yayımlamıştır. Bu tez çalışmasında Prens Kalyanamkara ve Papamkara Hikâyesi'nin bağlamlı dizini ve ekler dizinine yer verilmiştir. Bu bağlamlı dizini Prof. Dr. İsmail Hakkı Aksoyak'ın yürüttüğü TEBDİZ projesinin dizin programı kullanılarak hazırlanmıştır. Tezin birinci bölümünde hikâye hakkında bilgi verilip eserle ilgili yapılan çalışmalar ele alınmıştır. İkinci bölümde, bağlamlı dizinde kelimeler alfabetik sıraya göre sıralanıp kelimenin hangi dile ait olduğu, kelimenin yapısı, kelimenin anlamı ve metinde geçen yerleri anlaşılır bir şekilde olması için kurallı bir cümleyle gösterilmiş olup satır altı yöntemi ile Türkiye Türkçesine yer verilmiştir. Kelimenin metinde geçiş sıklığı da belirtilmiştir. Üçüncü bölümde ise hikâyenin ekler dizini bulunmaktadır. Kelimenin aldığı ekler tek tek tespit edilmiş olup bu ekler madde başlıkları içerisinde yer verilmiştir. Bu tez ile Türk dili alanında yapılacak çalışmalara katkı sağlamak amacıyla Prens Kalyanamkara ve Papamkara Hikâyesi'nin bağlamlı dizini ve ekler dizinini hazırlayarak metinde geçen kelimelerin anlam zenginliğini ortaya çıkarmak, kelimelerin yapısını, dönemin gramer yapısını incelemek ve kelimelerin hangi dile ait olduğunu tespit etmeyi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: bağlamlı dizin, çatik, ekler dizini, Eski Uygur Türkçesi, Prens Kalyanamkara ve Papamkara Hikâyesi.
Etik-epistemolojik bağlam
Bu çalışmanın amacı epistemoloji ve etik arasında estetik bir bağ kurarak; insanların düşüncelerinin de söylemleri ve eylemleri gibi kendi seçimlerine dayanan bir edim olduğunu ortaya koyabilmektir. Düşünmenin dil ve eylemle olan ilişkisi; insan eylemlerinin doğru düşünme ekseninde yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bilgiye neden sorusunu sormak etik öznenin; etik bilinçle, bilmeyi değer yüklü bir yeti olarak görmesini ve bilme sorumluluğu üstlenmesini sağlayacaktır. Bu çerçevede bilgi, söylem ve eylem arasındaki tutarsızlık, etik ve epistemolojik bir problem olarak görülmüş, çözüme yönelik bir bağlam teklif edilmiştir.
Bağlamsal pazarlama stratejilerinin marka değerine etkisi üzerine bir araştırma
Günümüz pazarlama anlayışıyla değişen müşteri ihtiyaç ve istekleri işletmelerin farklılık yaratmalarına sebep olmuştur. Rekabetin yoğun bir şekilde yaşandığı ortamda farklılık yaratmada etkili olan marka değeri kavramı gelişen teknolojilerle birlikte farklı şekiller ve yöntemlerle ortaya çıkmaktadır. Bilgi teknolojileri aracılığıyla uygulanmaya başlanan ve marka değeri ile ilişkili olan bağlamsal pazarlama stratejisi doğru zamanda, doğru bilgiyi, doğru tüketiciye sunarak marka değeri oluşmasında etkili olmaktadır. Marka değeri ile bağlamsal pazarlama stratejisi arasındaki ilişkinin ele alındığı bu tez kapsamında bağlamsal pazarlama stratejisi ve marka değerini oluşturan boyutlar ayrıntılı olarak anlatılmış ve aralarındaki ilişki değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde açıklayıcı faktör analizi ile boyutlar elde edilmiş, hipotezlerin testi için korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre marka değeri ve marka değeri boyutları ile bağlamsal pazarlama arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağlamsal Pazarlama, Marka Bağlılığı, Marka Çağrışımı, Marka Farkındalığı, Algılanan Kalite
Tuhfetü'-Ahyâr bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük
Türk Edebiyatında 16. yüzyıla ait olan Tuhfetü'l-Ahyâr isimli mensur eser üzerine Dr.Öğr. Üyesi Gülşah Gaye FİDAN tarafından 2013 yılında eserin çeviri yazılı metni ve incelemesini içeren bir çalışma yapılmıştır. Çerçeve hikâye tekniği ile kaleme alınan bu tez çalışması içerisinde yalnız 142-188 arası metinler ele alınmıştır. Bu çalışmanın konusu; eserdeki metinlerin bir bölümünün Tarih ve Edebiyat Metinleri Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlüğü Sistemi (TEBDİZ)'nde metin bağlamında bağlamsal ve işlevsel dizin sözlüğünü içermektedir. Tebdiz projesi, 2015 yılında Gazi Üniversitesi tarafından hazırlanan; kelime/kelime grubu ek-kök bilgileri, nazım şekil ve türleri, vezin ve ayet, hadis, kelâm-ı kibar, atasözü, deyim, argo ifade, kalıplaşmış ifade, dua ifadeleri gibi ayrıntılara yer vererek Türk edebiyatına ait eserlerin bağlamlı dizin ve işlevsel sözlüğünü oluşturan bir projedir. Çalışmaların söz varlığını ortaya koyarak eserlerin tarihsel ve bir süreç içerisinde daha rahat görülmesini sağlamıştır. Bu proje kapsamında Mensur hikâyelerin söz varlığı ortaya konmuş; kelime grupları ve ekler (atasözü, deyim, ayet, hadis vb.) şeklinde verilere de yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Tebdiz, Tuhfetü'l-Ahyâr, Bağlamlı Dizin, İşlevsel Sözlük
Kur'ân'da lafzen benzer âyetlerdeki anlam farklılıkları
Kur'ân'da benzer âyetler neden bulunuyor? Benzer âyetlerin arasında mana açısından bir fark var mıdır yoksa sırf tekrar mıdır? Mesele hangi gerekçeye dayanıyor? Çalışmamızda bu gibi sorulara cevap bulmayı ve benzer âyetler konusunda müfessirlerin görüşlerini karşılaştırmalı olarak ortaya koymayı hedefledik. Bunun yanında benzer âyetlerin geçtiği yerlerde hikmet ve sebeplerine göre yeniden sınıflandırılması hedeflenmiştir. Araştırmada birbirine benzeyen âyetlerin Arapçası ve Türkçesi bir araya getirilip, âyetlerin arasında bulunan farklılıklar belirtildikten sonra farklılığın sebebi ve hikmetleri lügatteki anlamı ve Kur'ân'daki bağlamını dikkate alarak açıklamalar yapılmıştır. Gerek görülmesi durumunda âyetlerin Türkçe meali ve çevirme yöntemi objektif olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Benzer âyetler meselesinden elde edilen sonuçların en önemlisi; tekrar meselesi ile ilgilidir. Tekrarın hikmeti benzer âyetlerde de geçerlidir. Öte yandan Kur'ân insanı merkeze alan sözlü bir hitaptır. Bu hitabın yirmi üç yıl süresince nâzil olması ve âyetlerin muhataba farklı şekillerde sunulması, Kur'ân'da benzer âyetlerin bulunmasında etkili olmuştur. Bu temel noktalardan hareketle Kur'ân'da bazı konular farklı lafızlarla tekrar edilmiştir. Benzer veya tekrar edilmiş görülen âyetler hakkında Kur'ân'a yapılan eleştirilerin temel sebebi, günümüzde yazılan kitaplarla Kur'ân'ı kıyas etmekten kaynaklanmaktadır. Oysa Kur'ân, içeriğiyle, dili kullanma tarzıyla, üslûbuyla şahsına münhasır bir kitaptır. Dolayısıyla onun özgünlüğünden kaynaklanan özelliklerinin, günümüzde alışılan kitap tarzında bulunmaması veya yaygın kitap tasnifiyle onun niteliklerinin uyuşmaması bir problem veya eksiklik olarak görülmemelidir. Kur'ân'da benzer veya tekrar edilen âyetlerin geçmesinin en önemli sebebi bağlamıdır. Bağlamın değişmesi veya bazı farklılıklarla tekrarlanması, lafız seçiminde ve çekiminde büyük ölçüde rol oynamıştır. Mekkî ve medenî âyetler açısından meseleye yaklaşıldığında, benzer âyetlerin çoğunun mekkî olduğu görülmektedir. Aynı şekilde benzer âyetlerin geçtiği konulara baktığımızda, çoğunun kıssaların anlatımında ve inancı pekiştirme konularında geçtiği tespit edilmiştir. Hükümler konusunda benzer âyetlere az rastlanmaktadır. Benzer âyetlerin Kur'ân'da geçme biçimleri birbirinden farklı olabilmektedir. Aynı sûre içinde olabildiği gibi farklı sûreler arasında da bunu görmek mümkündür. Anahtar kelimeler: Farklılık, Benzer Âyetler, Anlam, Hikmet, Bağlam, Tekrar.
Arap dilinde söylem düzeyleri ve bağlamları
Bu çalışma, Arap dilinde söylem/hitap olgusunun niteliği, çeşitleri ve bağlamlarının tavsifi ile, konuşma diline pratik fayda sağlamayı amaçlamaktadır. Betimleyici, çıkarımsal ve pragmatik yöntemlerden yararlanılmış olan bu çalışmada, söylemin mahiyeti ve görevi, düzeyleri ve vasıfları, bağlamları ve gereklilikleri, genel olarak incelenmiştir. Giriş, üç bölüm, sonuç ve eklerden oluşan çalışmada, birinci bölüm Arap dili ile söylem dilinin özelliklerini, ikinci bölüm söylemin düzeylerini, üçüncü bölüm ise söylemin bağlamlarını ele almaktadır. Ekler bölümünde verilen orijinal örnek metinler ile anlatılanlar somutlaştırılmıştır. Üslupbilimin verilerinden yararlanmış olan bu çalışmanın, Arap dilini öğrenen ve konuşanlara verimli iletişim kurma hususunda yararlı olması umulmaktadır.
Rol modellerinde bağlam kullanımı
Rol tabanlı programlama üzerine son 10 yıl içerisinde çeşitli yaklaşımlar, standartlar ve bu standartları gerçekleyen çeşitli altyapılar sunulmuştur. Günümüzde halen güncelliğini koruyan bu konu üzerinde sunulmuş olan altyapılar incelendiğinde göze çarpan en büyük eksiklik, yaygın şekilde kullanılan, saf nesneye yönelimli programlama altyapısı ile tam bir gerçekleştirim sunulamamasıdır.Sunulan gerçekleştirim çalışmalarından Object Teams/Java altyapısı belirlenen standartlara büyük ölçüde uyum sağlamış ve çeşitli yetenekleri ile programcıya uygun altyapıyı sunabilmiş olmasına rağmen, Java programlama diline yapmış olduğu yapısal eklemeler nedeniyle hem farklı bir dil üzerinde programlama gerçekleştirmek, hem farklı bir mantığı oturtmak, hem de farklı bir geliştirme ve derleme ortamı kullanmak gibi zorunlulukları beraberinde getirmektedir.Buna alternatif olarak Yunus Emre SELÇUK tarafından sunulmuş olan JAWIRO altyapısı ise tamamen Java programlama dili ile gerçekleştirim sağlamış olmasına rağmen, bağlam desteğini sağlayamamaktadır.Bu çalışma içerisinde, sadece Java programlama dili temeline dayanan, hem bağlam desteğini sağlayabilmek, hem de sunulan gerçekleştirimi (anaçatıyı) kullanan programcıya çeşitli esneklikler ve kullanım kolaylıkları sağlayabilecek, hem de tanımlanmış olan rol modelleri standartlarına olabildiğince fazla uyum sağlayabilmek amaçlanmıştır.Bu sebeple gerçekleştirilen çalışma içerisinde sunulan altyapı ?JCORE (Java COnceptual Role Enablement) - bağlam, rol ve aktör kavramları üzerine kurulmuştur. Tüm geliştirmelerin Java ortamında gerçekleştirilmesi ve standart Java uygulaması şeklinde derlenmesi hedeflenmiş, dolayısıyla bu üç farklı kavram da standart Java sınıfları şeklinde gerçekleştirilecek bir altyapı sunulmuştur.Ancak rol modellemelerinin gerektirdiği dinamik altyapıyı sağlamak üzere kullanıcı tarafından geliştirilmiş ve derlenmiş olan Java sınıfları, JCORE altyapısı tarafından JVM'e yüklenmeden hemen önce değiştirilerek kullanıcının XML üzerinde konfigure etmiş olduğu rol modeline uygun Java sınıf dosyaları oluşturulup derlenip orjinalleri yerine kullanılmaktadır.