Bilimsel araştırmalar
126 theses under this subject heading
Araştırma makalelerinde etkileşimsel üstsöylem öğeleri
Bu çalışmanın amacı Türk yazarlar tarafından yazılmış Türkçe, İngilizce, Amerikalılar tarafından yazılmış İngilizce makalelerde üstsöylem öğelerinden iletişimsel boyutunun kullanımını araştırmaktır. Bu amaçla yabancı dil öğretimi alanında yayınlanmış 150 makale, Hyland ve Tse (2004)'ün sınıflaması temel alınarak incelenmiştir. Amerikalı akademik yazarlar ve Türk akademik yazarlar tarafından yazılmış 50şer İngilizce makale ve Türk akademik yazarlar tarafından yazılmış 50 Türkçe araştırma makalesi incelenmiştir. Bu çalışma nitel bir araştırma desenini temel almıştır ve bu nedenle veriler nitel bir çözümleme programı olan NVivo 10'da incelenmiştir. İngilizce araştırma makaleleri uluslararası yayınlanan hakemli dergilerden, Türkçe araştırma makaleleri de ulusal yayınlanan hakemli dergilerden toplanmıştır. Amerikalı akademik yazarların özgeçmişleri kişisel ve kurumsal internet sitelerinden incelenmiş olup, eğitimini (Yüksek Lisans ve Doktora) ABD'lerinde tamamlamış olup bir ünivesitede çalışan akademisyenler seçilmiştir. Veriler Hyland ve Tse(2004)'ün sınıflaması temel alınarak incelenmiştir ve bazı öğe gruplarında yapılan pilot çalışma sonrası eklemeler yapılmıştır. Tüm veriler ek öğelerin ilk çözümleme sürecinde ortaya çıkmasından dolayı iki kez incelenmiştir. Etkileşimsel öğelerin frekansları bulunmuş olup yazarlar arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için istatistiksel test uygulanmıştır (binom testi). Binom test sonucunda etkileşimsel üst söylem öğelerinin araştırma makalelerinde Amerikalı ve Türk akademik yazarlar arasında farklılık görülmüştür. Amerikalı yazarların etkileşimsel üst söylem öğrelerini Türk yazarlara göre İngilizce yazılan makalelerde daha fazla kullandıkrları bulunmuştur. Türk yazarların bu öğeleri İngilizce araştırma makalelerinde Türkçe araştırma makalelerine göre daha sık kullandıkları gözlemlenmiştir. Alt kategorilerden eminlik, tutum belirteçleri ve ben/biz dili açısından anlamlı farklılılar bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Akademik yazma, araştırma makaleleri, etkileşimsel üstsöylem öğeleri.
Sosyal öykü uygulaması kullanan özel eğitim araştırmacılarının konuya ilişkin görüş ve önerileri
Bu çalışmanın amacı, sosyal öykü uygulaması ile tez gerçekleştirmiş araştırmacıların sosyal öykü uygulamasına yönelik görüş ve önerilerinin belirlenmesidir. Araştırma toplam dokuz katılımcı ile dört farklı ilde gerçekleştirilmiştir. Araştırma nitel araştırma desenlerinden fenomonolojik desen ile yürütülmüştür. Araştırma bulguları yarı yapılandırılmış görüşmeler yolu ile toplanmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde, katılımcıların genel olarak sosyal öykü uygulamasının aşamaları hakkında olumlu görüş bildirdikleri görülmektedir. Katılımcılar, sosyal öykü uygulamasında bir kılavuzdan yaralandıklarını ve bu kılavuzun Crol Gray'in kitapları olduğunu ifade etmişlerdir. Katılımcılar, kullandıkları sosyal öykü hazırlama kılavuzunu hem rehberlik edici hem de sınırlandırıcı olarak görmektedirler. Sosyal öykü uygulamasını uygulayıcı dostu ve pratik olarak ifade eden katılımcılar, bilişsel düzeyi iyi olan çocuklarla çalışma zorunluluğunu sosyal öykünün zayıf yanı olarak nitelendirmektedirler. Katılımcılar, sosyal öykü uygulamasının hem normal gelişim gösteren bireyler hem de diğer tüm yetersizlik grupları ile etkili bir şekilde kullanılabileceğini ifade etmişlerdir. Sosyal öykü uygulamasının sınıf içi kullanımı için çoğunlukla kullanılamaz şeklinde görüş bildiren katılımcılar uygulamanın bireye özgü yapısından ve birebir öğretim düzenlenmesi gerekliliğinden dolayı sınıf içinde kullanılamayacağını ifade etmişlerdir. Ayrıca sosyal öykü uygulamasının geliştirilmesine yönelik görüş bildiren katılımcılar, sosyal öykü uygulamasının paydaşlara eğitim verilmesiyle geliştirilebileceğini dile getirmişlerdir Anahtar Sözcükler: Sosyal öykü, Türkiye'de sosyal öykü çalışmaları, Araştırmacı görüşleri, Özel eğitim.
Çağdaş batı literatüründe Kur'an metnine yaklaşımlar: Metin bütünlüğü arayışları
Kur'an'ın metin yapısı, XIX. yüzyıldan itibaren Batılı Kur'an araştırmalarının en dikkat çekici konuları arasında yer almıştır. Bahsi geçen dönemle birlikte beliren "dağınık metin" tasavvuru, 1980'lere kadar devam etmiştir. Sonrasında, Kur'an'ın "bütüncül metin" olduğu varsayımı temelinde yeni yaklaşımlarla karşılaşılmaktadır. Bu kapsamda, kısa Mekkî sûrelerden başlayıp Kur'an metninin tamamına uzanan seviyelerde bütünlük arayışını ifade eden esaslı bir literatür teşekkül etmiştir. Kur'an metininin yapısına ilişkin Batılı tasavvurda meydana gelen böylesine önemli bir evrilmenin nedenlerinin tespiti, Batılı Kitâb-ı Mukaddes ve Kur'an araştırmalarının tarihî ve teorik arka planının aydınlatılmasıyla mümkündür. Bu zaviyeden bakıldığında, XIX. yüzyıldan XX. yüzyılın son çeyreğine kadar bahsi geçen alanlarda tarihsel-eleştirel metotların etkili olduğu görülmekte ve bu etki neticesinde Kur'an'ın tarihsel metin olarak incelendiği bir döneme tanık olunmaktadır. Bu süreçte Kur'an'ın kendi tarihini aydınlatacak en otantik tarih metni olarak telakki edilmesi ise, metnin kronolojik tertibine yönelik arayışları beraberinde getirmiştir. Bu dönemde hâkim kanaat, mevcut tertibi itibariyle pek çok edebî "kusur" barındırdığı düşünülen Kur'an metninin, bir tarihsel akış sunmaktan da hayli uzak bir yapıda olduğu şeklindedir. Ne var ki, Kur'an metninin kronolojik tertibine ilişkin çalışmalar, ne tarihsel akış ne de varsayılan edebî sorunsalların çözümü hususunda kayda değer neticeler doğurmuştur. Bu durum, "metin yapısı probleminin" çözümü bağlamında yeni arayışları beraberinde getirmiştir. 1950'lerden sonra çağdaş edebiyat kuramlarında ve Kitâb-ı Mukaddes araştırmalarında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu dönemde bahsi geçen alanlarda metin-merkezli yaklaşımların öne çıkması ve metnin kendisinin; yazarından ve tarihinden daha güçlü bir otorite haline gelmeye başlaması, Kur'an'ın Mushaf tertibinin mantığı üzerinde yoğunlaşan bir literatürü teşvik etmiştir. Söz konusu arka planda öne çıkan üç yaklaşımdan birincisine göre, metin bütünlüğünün tespiti için Kur'an, kendi tarihinde metinlerarası bir okumaya tabi tutulmalıdır. Bunun için İslam literatüründen ziyade; kâhin sözleri, kaside, Kitâb-ı Mukaddes gibi "harici" verilere müracaat edilmelidir. İkinci yaklaşımda Kur'an metni, büyük ölçüde tarihinden bağımsız olarak temalar, hitap ifadeleri, kalıp ifadeler, tekrarlar ve retoriğe konu olan bazı unsurlar yardımıyla incelenmelidir. Üçüncü yaklaşımda Kur'an'ın Grek değil Sami kültürüne ait bir metin olduğu, Sami retoriğinde metinlerin doğrusal (lineer) ilerlemekten ziyade simetrik yapılardan oluştuğu vurgulanmaktadır. Yine bu kapsamda bazı sûrelerin ve âyet pasajlarının sahip olduğu varsayılan simetrik yapılardan hareketle bunların dinsel çoğulculuk mesajı içerdiği iddia edilmektedir. Bütün bu yaklaşımların, kayda değer bulguların yanı sıra yer yer öznellik, genelleştirme, indirgemecilik, eklektisizm ve tarihsel veri sıkıntısı gibi birtakım zafiyetler barındırdığı görülmektedir.
Müzelerin araştırma işlevi ve müzelerde araştırma faaliyetleri yönetimi üzerine bir değerlendirme
21. yüzyılın başlarında müzecilik alanında iletişim temelli bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu yaklaşımla birlikte müzenin işlevleri koruma, araştırma ve iletişim olmak üzere üç ana başlık altında toplanmıştır. Müzelerin koruma ve iletişim işlevlerine odaklanılırken diğer bir önemli işlev olan araştırmanın ne olduğunun ve kapsamına ne gibi faaliyetlerinin girdiğinin tespiti çoğu zaman yapılamamaktadır. Araştırma esasen müzenin var oluşunun temelinde yatar ve müzelerdeki işleyişin, işlevlerin ve etkinliklerin çekirdeğini oluşturur. Müze araştırması nesne ve alan araştırmasıyla başlar. Ancak bu işlev aynı zamanda birçok farklı çalışmayı da bünyesinde barındırmaktadır. Nesne ve alana yönelik araştırmaya ek olarak toplama, koruma ve iletişim gibi müze işlevlerine ilişkin araştırma ile izleyici araştırmaları, pazar araştırmaları ve yönetimsel araştırmalar gibi müzebilimsel araştırmalar da müzelerde yürütülen araştırma faaliyetlerinin kapsamına girmektedir. Etkili bir araştırma işlevi yürütebilmek için önceden hazırlanmış bir faaliyet planına ve belirli bir politikaya ihtiyaç vardır. Temel işlev olan ve diğer bütün işlev ve hizmetlere dayanak oluşturan araştırma işlevine önem verilmeli ve araştırma faaliyetleri yönetim aşamaları etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Tezde müzelerde araştırma faaliyetlerinin ne olduğunun ve neleri kapsadığının irdelenmesi ile araştırma faaliyetlerinin nasıl etkin bir şekilde yönetilebileceğinin ortaya konması amaçlanmıştır. Ayrıca dünyadaki örneklere bakarak bir değerlendirme yapılmış, araştırma işlevinin yerine getirilmesinin birçok açıdan toplum için faydalı olacağı ortaya konmuş, müzelerde araştırma faaliyetlerinin yeterli düzeyde yapılmasını engelleyen unsurlar tespit edilmiş ve bu unsurları ortadan kaldırmak için önerilerde bulunulmuştur. Tezde, konu ile ilgili ulusal ve uluslararası kitaplar, makaleler, tezler ve bildiriler incelenmişve müzelerde araştırma faaliyetlerinin ne şekilde uygulandığı saptanmıştır. Sonuç olarak konu hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Müzelerde araştırma faaliyeti yönetiminin bir araştırma birimi tarafından, araştırma politikasına dayanarak, üniversitelerle iş birliği kurarak ve uzmanlar ile gönüllülerden destek alarak ve en sonunda bulguları toplumla paylaşarak yapılması gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: müze, müze işlevleri, araştırma işlevi, koleksiyon, araştırma faaliyeti yönetimi, araştırma politikası.
Arşiv kaynaklarının bilimsel araştırmalardaki yeri ve arşiv okuryazarlığı (Çankırı Karatekin Üniversitesi örneği)
Ulusların kültürel belleklerini oluşturan arşiv kaynakların kullanılabilmesi için de çeşitli becerilere ihtiyaç duyulmaktadır. Arşiv kaynaklarını bilme, erişme, kullanma, değerlendirme ve paylaşma becerilerinin tamamı arşiv okuryazarlığı olarak adlandırılmaktadır. Çalışma, Çankırı Karatekin Üniversitesi(ÇAKÜ) Tarih bölümü ve Türk Dili Edebiyatı (TDE) bölümü son sınıf öğrencilerinin arşiv okuryazarlığı becerileri hakkındaki mevcut durumunu tespit etmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla hazırlanmıştır. Tarih ve TDE bölümü öğrencilerinin diğer bölümlere oranla arşiv kaynaklarını daha fazla kullandıkları ve mesleki hayatları boyunca da kullanacakları düşünüldüğü için bu iki bölüm tercih edilmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda ÇAKÜ'de eğitim gören 104 Tarih, 93 TDE bölümü öğrencisine anket uygulanmıştır. Katılımcıların ankete vermiş oldukları yanıtlar SPSS istatistik programında analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda Tarih ve TDE bölümü öğrencilerinin arşiv kaynaklarını kullanma başka bir ifadeyle arşiv okuryazarlığı becerilerinin yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır. Arşiv kaynaklarının kullanımına yönelik bilgi ve becerileri kapsayan arşiv okuryazarlığı becerilerinin başlı başına bir eğitim programı kapsamında, ders içeriğine entegre edilmiş şekilde ya da bölümlerde bir ders olarak okutulması önerilmektedir. Kütüphanecilik ve arşivcilik toplulukları tarafından arşiv okuryazarlığı becerilerinin ve standartlarının belirlenmesi de önerilmektedir.
Akademisyenlerin bilimsel araştırma sürecinde bilgi yönetimi davranışları ve bireysel kaynak yönetimi araçları farkındalıkları: Ordu Üniversitesi örneği
Çalışma; literatürde kurumsal düzeyde ele alınan bilgi yönetimi kavramının bireysel düzeyde incelendiği az sayıdaki çalışmadan biridir. Çalışmada "bilimsel araştırma süreci", "bilgi erişim sistemleri", "bireysel bilgi yönetimi süreci" ve "bireysel kaynak yönetimi araçlarının işlevleri" gibi konu başlıklarına yer verilmiştir. Çalışma temel olarak akademisyenlerin bilgi yönetimi davranışlarını saptamayı ve kaynak yönetimi araçlarından yararlanma farkındalıklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın hedef kitlesi olmaları sebebiyle bilim insanlarının bilgi yönetimi sırasındaki genel-özel davranışları ve kaynak yönetimi araçları farkındalık düzeyleri betimleyici bir yöntemle ele alınmıştır. Çalışmanın evreni, Ordu Üniversitesi'nde aktif olarak çalışan 748 akademisyenden oluşmaktadır. Veri toplama tekniği olarak anket uygulaması gerçekleştirilen çalışmanın örneklemi ise 267 akademisyenden meydana gelmektedir. Anket verilerinin analiz edilmesiyle; araştırmanın amaçları ve varsayımlarıyla örtüşen bulgular elde edilmiştir. Araştırmada üniversitelerin, akademik birimlerin ve akademik kütüphane birimlerinin yöneticileri için önemli sonuçlara ulaşılmıştır.
Türkiye'de aile hekimliği alanında yapılan yayınların kalitatif değerlendirilmesi
Amaç: Çalışmamızın amacı, Türkiye'de aile hekimliği alanında ulusal ve uluslararası dergilerde yayınlanan makalelerle ilgili kalitatif bir değerlendirme yapmaktır.Yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı'na gönderilen akademik aşama yapacak adayların dosyalarındaki yayınlar değerlendirmeye alındı. Türkiye'deki tıp fakültelerinin aile hekimliği anabilim dallarında akademik kadroda görev yapan hekimlerin yayınlarına ise internet aracılığıyla ulaşıldı.Bulgular: Yayınları yapan hekimlerin % 96'sı üniversitelerin aile hekimliği anabilim dallarında çalışan hekimlerdi. 1987-2008 yılları arasında yapılan yayınlardan 916'sına ulaşıldı. Bunların 503'ü (% 54,9) Türkçe, 413'ü (% 45,1) İngilizce olarak 385 farklı dergide yayınlanmıştı. Yayınların konularının, en fazla diğer uzmanlık alanlarıyla ilgili (% 46,8) olduğu, aile hekimliği disiplin ilkeleri ile ilgili yayınların ikinci (% 32,0) sırada, aile hekimliği klinik uygulamaları ile ilgili yayınların üçüncü (% 19,8) sırada olduğu görüldü. Yayınların türlerinin çoğunluğunu (% 68,4) orijinal çalışmalar oluşturmaktaydı. Türkçe dergiler arasında Türkiye Aile Hekimliği Dergisi'nin (% 10,3), İngilizce dergiler arasında ise Saudi Medical Journal'ın (% 5,3) en çok yayın yapılan dergi olduğu saptandı. Yazar sayısı ortalaması 4,33±2,15 olarak saptandı ve yayınların % 52,4'ünde aile hekimliği ile ilgili yazar birinci sıradaydı. Araştırma evreni olarak en çok tercih edilen poliklinikler İç Hastalıkları (% 13,4) ve Aile Hekimliği (% 9,1) poliklinikleriydi.Sonuç: Aile hekimliğinde sağlam bir araştırma temeli oluşturulması disiplinimizin geleceği için önemlidir. Aile hekimliği halen gelişmekte olan bir uzmanlık dalı olmasına rağmen ulusal ve uluslararası dergilerde yayınları giderek artmaktadır ancak daha yapılması gereken çok şey vardır.
Brucella tedavilerinin etkinliği üzerine bir meta-analiz çalışması ve yayın taraflılığının incelenmesi
Meta-analiz, belirli bir konuda yapılmış birbirinden bağımsız birden çok çalışmanın sonuçlarını birleştirme ve elde edilen araştırma bulgularının istatistiksel analizini yapma yöntemidir. Farklı yaklaşımlara göre yapılan meta analizler farklı sonuçlar vermektedir. Bu gibi problemlerin ortadan kalkması için uygun araştırma seçim yöntemleri dikkate alınmalı ve uygun parametre tahmin yöntemlerinin seçilmesi gerekmektedir. Ayrıca meta analizde kaç araştırmanın bulunması gerektiğini tahmin etmek meta analiz sonuçlarının güvenilirliğini göstermek açısından önemlidir. RKÇ'lar genellikle gelişmiş ülkelerde tasarlanan çalışma türleridir ve bu ülkelerde sık görülen hastalıklar üzerinden meta analiz çalışmalar üretilmektedir. Bu nedenle gelişmekte olan ülkelerde sık görülen hastalıklar ile ilgili meta analiz çalışmaları oldukça azdır. Örneğin 3. dünya ülkelerinde, Türkiye ve Akdeniz ülkelerinde sık görülen brucella-bruselloz hastalığı bunlardan birisidir.Bu çalışmanın amacı, iyi bir meta -analiz çalışmasının altında yatan temel prensipleri anlamak, hem bir meta -analizi çalışması yürütürken hem de yayınlanmış meta-analiz raporlarını sonuçlarını değerlendirirken nelere dikkat edilmesi ve hangi parametrelerin kullanılması konusunda tartışmak, meta analizinde önerilen modellerin (sabit etkili veya rastgele etkili) üstünlük ve eksiklikleri ortaya koymak, kayıp verilerin meta-analizin sonuçlarını bozucu etkisinine bakarak yayın yanlılığı özelliğini değerlendirilme uygulamaları yapmak ve ülkemizde az yapılan meta analiz çalışmalarına gelişmiş ülkelerde sık görülmeyen bir hastalık üzerinden katkı sunmaktır.Bu araştırmada 1980-2010 yılları arasında dünya genelinde değişik araştırıcılar tarafından değişik zaman dilimlerinde yapılmış brucella tedavisinde etkin olan antibiyotik kombinasyonlarının kullanıldığı bir meta analiz yapılmıştır. Bu konuyla ilgili 104 randomize kontrollü çalışmaya ulaşılmıştır. Bunların 32 tanesi çalışmaya dahil edilmiştir.Bu çalışmada, Mantel-Haenszel Sabit etki modeli (MH), DerSimonian-Laird Rasgele Etki Modeli (DL) ve Peto yöntemi meta analizi modelleri kullanılarak homojenlik test edilmiştir ve buna bağlı olarak brucelle tedavisinde kullanılan antibiyotik yöntemlerinin etki büyüklüğü tahmin değerleri elde edilmiştir.Tetrasiklin-stereptomisin (TS) ve Tetrasiklin-rifampisin (TR) tedavi uygulaması nüks oranına göre arşılaşılaştırılmıştır. Karşılaştırma 943 hasta ve 12 denemeyle yapılmıştır. T-R tedavisinde nüks anlamlı olarak yüksektir. MH yönteminde hesaplanan OR:2,67 (%95 GA:1,63-4,37), DL modelinde OR:2.53 (%95 GA:1,54-4,20) ve Peto yönteminde OR:2,71 (%95 GA:1,70-4,32)'dir. Her 3 modelde de genel başarısızlık için yapılan karşılaştırmada heterojenlik saptanmamıştır (sırası ile; p=0,914 - I2=% 0, p=0,916 - I2=%0 ve p=0,791- I2=% 0).Yapılan yorumların daha güvenilir olmasını sağlamak amacıyla kullanılan tüm yöntemlerde T-S ve T-R tedavi yöntemlerinin genel başarısızlık karşılaştırılmasında analize alınacak çalışma sayısının 30'un üstüne çıkarılması önerilmektedir.Sadece tek bir yönteme bağlı kalınarak hesaplamalar yapmak parametrelerin açıklanması hakkında her zaman doğru bir fikir vermeyebilir. Meta analizi çalışmaları yapılırken tüm yöntemlere göre parametre tahminlerinin yapılması ve bu tahminlerin birlikte göz önüne alınarak değerlendirilmeler yapılması gerekmektedir.Anahtar Kelime: Brucella Tedavisi- Meta Analiz ? Yayın Yanlılığı
Sınıf öğretmenlerinin sınıf eğitimi alanında yapılan bilimsel çalışmaları okuma, anlama ve derslerinde kullanma durumlarının incelenmesi
Bu araştırma Yozgat ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin sınıf eğitimi alanında yapılan bilimsel çalışmaları okuma, anlama ve derslerinde kullanma durumlarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılı 1. döneminde Yozgat ilinde yer alan ilkokul ve ilköğretim (ilkokul ve ortaokul birlikte) okullarında görev yapan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 1162 sınıf öğretmeninin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak İlhan ve diğ. (2015) tarafından fen bilgisi öğretmenlerine yönelik olarak geliştirilen "Questionnaire on Following, Understanding and Applying Science Educational Research Outcomes into Practice" anket formu sınıf öğretmenlerine uygun olacak şekilde revize edilerek kullanılmıştır. Sınıf öğretmenleri için geliştirilen anket formu sınıf öğretmenlerinin araştırma yapılmasını istedikleri konular, sınıf eğitimine yönelik kaynakları takip etme, anlama ve uygulamalarında kullanma durumlarını içeren dört bölümden oluşmaktadır. Bununla birlikte sınıf öğretmenlerinin eğitim alanındaki diğer disiplinlere yönelik çalışmaları takip etme ve uygulamalarında kullanma durumlarını içeren bir bölüm daha yer almaktadır. Anket verileri SPSS 16.0 ve Excel programları kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlar grafik, frekans ve yüzde tablolarına dönüştürülerek betimsel biçimde sunulmuştur. Çalışmada yer alan nitel veriler yarı yapılandırılmış mülakatlar yoluyla elde edilmiştir. Görüşmeler 65 ilkokul ve 35 ilköğretim (ilkokul ve ortaokul birlikte) sınıf öğretmeniyle gerçekleştirilmiştir. Mülakatlardan elde edilen veriler nitel betimsel analiz yöntemine göre analiz edilerek anket maddelerini destekleyecek şekilde sunulmuştur. Araştırmadan edinilen sonuçlara göre sınıf öğretmenlerinin sınıf eğitimi alanında yapılan bilimsel araştırmaları yeterince takip etmedikleri takip edenlerin en çok televizyon, radyo ve gazeteyi kullandığı görülmüştür. Kaynak ve materyal aramak için daha çok interneti kullandıkları ve hizmetiçi eğitimlere büyük çoğunluğunun katılmadığı görülmüştür. Sınıf öğretmenlerin çoğu bilimsel içerikli yayınlanan tez ve makaleleri açık ve anlaşılır bulmadığı için sınıf içi uygulamalarında yer vermediğini belirtmştir. Öğretmenlerin sınıf içi uygulamalarında diğer disiplinlerin araştırma sonuçlarını kullanmadıkları ve sebep olarak sınıf eğitiminin diğer disiplinlerle ilişkili olmadığını belirtiği de görülmüştür.
Sınıf eğitimi alanında yapılan lisansüstü tezlerin öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı Türkiye`de 2013-2018 yılları arasında sınıf eğitimi alanında yapılmış lisansüstü tezlerin incelenerek öğretmen görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesidir. Bu temel amaç doğrultusunda, tezler yayınlandıkları yıl, yöntemi, veri toplama araçları, örneklem özellikleri, veri analiz teknikleri, konu alanları ve eğitim-öğretim sürecine katkısı açısından değerlendirilmiştir. Öğretmenlere görüşme tekniği yoluyla 5 sorudan oluşan sınıf eğitimi alanında yapılmış lisansüstü tezlere yönelik görüşleri sorulmuştur. Tezler betimsel yaklaşım çerçevesinde doküman incelemesi yapılarak incelenmiş ve her bir tez Küçükoğlu ve Ozan (2013) tarafından sınıf eğitimine yönelik olarak geliştirilen "Sınıf Öğretmenliği Alanındaki Lisansüstü Tezlere Yönelik Bir İçerik Analizi" makalesinde kullanılan "Tez Sınıflama Formu" kullanılarak içerik analizine tabi tutulmuştur. Daha sonra öğretmenlere görüşme tekniği ile lisansüstü tezlere yönelik görüşleri sorulmuştur. Çalışmada YÖK Ulusal Tez Veri Tabanında yer alan ve tam metin olarak ulaşılabilen sınıf öğretmenliği bilim ya da ana bilim dalındaki tezler çalışma kapsamına alınmış olup, çalışma 2013-2018 yılları ile sınırlandırılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre tezlerin çoğunluğunun nicel çalışmalar olduğu, en çok çalışmanın 2015 yılında yapıldığı, betimsel tarama türünde olduğu, tezlerde çoğunlukla anket ya da likert tipi ölçeklerin kullanıldığı, öğretmenler ve ilköğretim 1-5 öğrencileriyle çalışıldığı ve veri analizi tekniği olarak kestirimsel istatistiklerin kullanıldığı belirlenmiştir. Ayrıca incelenen tezlerin sırasıyla en çok öğretmen alan bilgisi, Türkçe eğitimi ve hayat bilgisi alanlarında yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerde öğretmenlerin daha çok sınıf yönetimi ve özel eğitim çalışılması gerektiğini, lisansüstü çalışmaların yöntem geliştirmeye ve eğitim öğretime katkısının çoğu öğretmen tarafından olumlu değerlendirdiği, bilimsel gelişmelere uygunluğu konusunda olumlu olduğunu, sınıf içi uygulamalarda çoğu katılımcının teorik olduğu ve uygulanabilirliğinin olmadığını belirtmişlerdir.
Türkiye'de matematik eğitimi alanında görev yapmakta olan öğretim elemanlarının akademik çalışmaları açısından incelenmesi
Bu tez çalışmasında, Türkiye'de matematik eğitimi alanında görev yapmakta olan öğretim elemanlarının akademik profillerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Ayrıca matematik eğitimi alanındaki yüksek lisans ve doktora programlarının bölgesel dağılımlarından da bahsedilmiştir. Tarama modelinin kullanıldığı bu çalışma betimsel bir çalışmadır. Bu çalışma kapsamında 2014 yılında matematik eğitimi alanında görev yapmakta olan 443 öğretim elemanı tespit edilmiştir. Bunlar arasından 411 öğretim elemanının elektronik posta adresine ulaşılarak iletişime geçilmiştir. İletişime geçilen öğretim elemanlarına çalışmanın amacı kısaca anlatılmış ve öğretim elemanlarından akademik özgeçmişleri talep edilmiştir. Bu yöntemle toplanan verilerin analizi sonucunda, matematik eğitimi alanında görev yapan öğretim elemanlarından en fazla sayının yardımcı doçent doktor (%39,73) ve araştırma görevlileri (%33,41) kadrolarına ait olduğu görülmüştür. Profesör doktor unvanına sahip öğretim elemanları arasından doktorasını matematik eğitimi alanında yapanların sayısının çok az (%15,78) olduğu tespit edilmiştir. Yayınlar açısından incelendiğinde; ulusal dergilerde yayınlanan makalelerin %88,02'sinin matematik eğitimi konularına ait araştırmalardan oluştuğu, pür matematik konularını araştıran öğretim elemanlarının ise daha çok (%89,30) uluslararası dergilerde faaliyet gösterdiği belirlenmiştir. Konferanslarda sunulan ya da özet kitabında yer alan bildirilere ait veriler analiz edildiğinde ise ulusal konferanslarda profesör doktor kadrosunda bulunan öğretim elemanlarının kişi başına düşen bildiri sayısının diğer unvanlara göre daha fazla (13,14 bildiri) olduğu görülmektedir. Uluslararası konferanslarda ise bu oranın en yüksek (12,31 bildiri) olduğu grubun doçent doktor unvanına sahip öğretim elemanlarına ait olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: matematik eğitimi, öğretim elemanları, akademik profil
Türkiye'de erken dönem Doğu Avrupa Türk tarihi araştırmaları (Hun-Hazar dönemleri arası)
Tarih araştırmalarında önem arz eden noktalardan biri de çalışılan sahanın literatürüne tam manasıyla vakıf olabilmektedir. Türk tarihinin hemen her yönüyle mühim bir dönemini teşkil eden erken dönem Doğu Avrupa Türk tarihinin tarihiyle alakalı çalışmaların bilimsel çerçevede tarihi seyri ile birlikte bilim dünyasına sunulması bu nedenle büyük önem taşımaktadır. Türkiye'de erken dönem Doğu Avrupa Türk tarihi çalışmalarının yakın döneme kadar kapsamlı bir literatür meydana getirmediğini söylemek mümkündür. Ancak son dönemlerden itibaren bilhassa bu saha ile ilgili tez, makale ve kitap çalışmaları ivme kazanmıştır. Bu tezde ise 1923-2018 yılları arasında Türkiye'de Hunlar, Suvarlar, Avarlar, Oğurlar, Bulgarlar ve Hazarlar hakkındaki çalışmalar esas olarak kapsam ve içeriklerinden hareketle ele alınarak Türk tarihçiliğinin bu sahadaki üretim faaliyetleri bütüncül bir şekilde ortaya koyulmaya çalışılmıştır.
Eğitimde fırsat eşitliği konusunda yapılan çalışmaların sistematik derleme yoluyla incelenmesi: Yurt içi ve yurt dışı çalışmalara ilişkin bir karşılaştırma
Geçmişte insanlar arasında etnik köken, din, dil ve renk gibi birtakım sınıfsal ayrışmalar söz konusuydu ancak modern dünyada meydana gelen değişimler, sanayileşme, teknolojik gelişmeler ve özellikle insana verilen değerin artması sonucu hak, hukuk, adalet, demokrasi ve eşitlik gibi temel kavramlar önem kazanmaya başlamıştır. Bunlara bağlı olarak bir ülkenin gelişimi için hayati önem taşıyan eğitim alanında da birtakım köklü değişiklikler yapma zorunluluğu hissedilmiştir. Bu önemli değişikler arasında sayılan ve eğitimin en önemli faktörlerinden biri de eğitimde fırsat eşitliği kavramıdır. Eğitimde fırsat eşitliği, bireylerin tamamına kaynak ve imkanların eşit sunulması, bireylerin var olan potansiyellerinin ortaya çıkarılarak eğitimde eşitliğin sağlanmasıdır. Bu araştırmanın amacı eğitimde fırsat eşitliği konusunda yurt içi ve yurt dışında yapılan araştırmaların sistematik olarak incelenmesidir. Bu araştırmada Google Akademik, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Tez Merkezi, Proquest Veri Tabanı ve Ulakbim üzerinden eğitim, adalet, eşitlik, eşitlik teorileri ve eğitimde fırsat eşitliği kavramları taranmıştır. Tarama sonucunda bu araştırmaya katkısı olacağı düşünülen eğitimde fırsat eşitliği konusunda yurt içi ve yurt dışı yaklaşık 250 araştırma derinlemesine incelenmiştir. Bu incelemenin sonucunda amaca daha iyi bir şekilde hizmet edeceği düşünülen yurt içinde yapılan 78 araştırma ve yurt dışında yapılan 60 araştırma olmak üzere toplamda 138 araştırmanın bulgular kısmında içerik yönünden betimsel analizi yapılmasına ve geriye kalanların ise bu araştırmanın farklı bölümlerinde kullanılmasına karar verilmiştir. Bu araştırmanın bulgularına göre eğitimde fırsat eşitliğinin en önemli sorunları sosyo ekonomik durum, cinsiyet eşitsizliği ve bölgeler arası farklılıklardır. Araştırmanın sonucunda bu araştırmanın temel ve alt amaçları kapsamında eğitimde fırsat eşitliği konusundaki yurt içi ve yurt dışı araştırmaların benzerlikleri ve farklılıkları eğitim sistemindeki yürürlükte olan politikalar göz önünde bulundurularak tartışılmış ve elde edilen bulgular ışığında eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanabilmesi için uygulayıcılara ve araştırıcılara önemli önerilerde bulunulmuştur.
An investigation into teacher research: Turkish primary EFL teachers' perceptions and engagement
The idea of including teachers in the educational research process emerged as the developments in psychology gradually directed its scope to the learning process. While educational research was one of the branches of psychological research, it started to be considered a separate field. It gained popularity with behaviourism and its class-oriented approach (Landsheere, 1993). Increasing interest in language learning, which attempts to define the role of teachers as researchers and to decide on the characteristics of teacher research, has led to these areas being explored in detail (Borg, 2010; Santa and Santa, 1995). Drawing on this, the aim of this study is to reveal the research perceptions of primary school English teachers and their level of engagement in scientific research by investigating the frequency of their reading published research and conducting scientific research. The research design was planned as a sequential explanatory mixed-method strategy (Creswell, 2012). Borg's (2009) six-part questionnaire was adapted to obtain quantitative data, and semi-structured interviews were conducted to acquire qualitative data. The research participants consisted of 78 English teachers working in primary schools in Iskenderun, Payas and Dörtyol in Hatay province. The findings showed that although teachers are aware of the characteristics of scientific research, they have a misconception between conducting educational research and searching for materials and lesson plans or doing observations in the classroom. The attitude of the institution they work in was evidenced to play an essential role in the participant teachers' level of engagement. In addition, teacher-related factors such as motivation, scientific research knowledge, and the need for a consultant are striking factors that determine the extent of teacher participation in research. Research findings implicated that the adjustments in teacher training programs to qualify the students with the teacher-researcher role, providing teachers in-service training on research, and allocating time for research in teachers' schedules are the factors that can increase teachers' level of research awareness and engagement. Keywords: EFL teacher research, primary school EFL teachers, language teacher research, teachers' research engagement, teachers' research perception
Tek Parti Döneminde, Orta Asya ve Sümer-Hitit araştırmaları
Ulus devletlerin kuruluşları esnasında tarih ve arkeolojiye özel bir önem verdikleri ve meşruluklarını geçmiş uygarlıklara dayandırmaya çalıştıkları görülmektedir. Türkiye Cumhuriyet'in kuruluş aşamasında tarih, arkeoloji, antropoloji ve dilbilim gibi disiplinler yeni Türk devletinin meşruluğunun sağlanmasında önem kazanmıştır. Gene bu disiplinlerden Türk ulusunun bilincinin yeniden şekillendirilmesinde yoğun şekilde yararlanılmıştır. Türkiye'de bilhassa Tek Parti Dönemi'nde Orta Asya prehistoryası, Sümer ve Hitit medeniyetleri üzerine yapılan araştırmalarda da bu temel hedeflerin gözetildiği görülmektedir. Bu çalışmamızda bilim ve siyasetin iç içe geçtiği Tek Partili yıllarda Türkiye'de Sümer-Hitit ve onlara kaynaklık ettiği düşünülen prehistorik Orta Asya Medeniyet'inin nasıl algılandığı ve kitlelere nasıl tanıtıldığı üzerinde durulmuştur.
Tıbbi araştırmalarda destek vektör makinelerinin kullanımı
Günümüz teknolojisinde bilgisayar kapasite ve hızlarının artmasına paralel olarak, çeşitli sektörlerde, depolanan verinin kapasitesi ve karmaşıklığı da artmaktadır. Bu verilerin uygun ileri tekniklerle işlenmesi sonucunda ise yaşam koşullarında baş döndürücü teknolojik değişimler gözlenmektedir. Büyük boyutlardaki verilerden anlamlı bilgiler çıkarmak amacıyla özellikle son yıllarda yoğun kullanım alanı bulan ve gelecekte ise klasik istatistik yöntemlerin yerini alacak olan veri madenciliği yöntemleri tercih edilmektedir. Destek vektör makinaları (DVM), bu yöntemlerden birisi olup günümüzde sınıflandırma, tahmin veya yapı tanıma amaçlarıyla en çok mühendislik uygulamalarında kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında, veri madenciliği kavramlarının tanımlanması, DVM'nin teorik temellerinin ayrıntılı olarak açıklanması ve bu yöntemin tanı koyma amacı güden tıbbi araştırmalarda kullanımı amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak çalışmada, ilk olarak veri madenciliğinden ve veri madenciliği yöntemlerinden kısaca bahsedilmiş, daha sonra destek vektör makinelerine kapsamlı olarak değinilmiştir. Veri madenciliği yöntemlerinden biri olan DVM, veriyi sınıflandırmak veya tahmin yapmak amacıyla kullanılan, eğiticili bir makine öğrenmesi yöntemidir. DVM'nin temelini, verilerin bir düzlem veya hiperdüzlem ile ayrılarak sınıflandırılması işlemi oluşturmaktadır. DVM bu işlemi, iki sınıf arasındaki marjini maksimum yaparak gerçekleştirir. Bu şekilde veri eğitildikten sonra, DVM yeni gelen veriyi doğru sınıflamayı amaçlamaktadır. Tıpta DVM özellikle, kanser morfolojisinde, tedavi başarısının ve ilgili genin belirlenmesinde, çeşitli hastalıkların teşhisinde kullanılmaktadır. Araştırmanın uygulama bölümünde, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi psikiyatri polikliniğine gece yeme sendromu şikayetiyle 1-31 Ocak 2011 tarihleri arasında ayaktan başvuran ve çalışmaya katılmayı kabul eden 433 hastaya ilişkin bilgiler kullanılmıştır. Bu veriler kullanılarak, tek değişkenli analiz, lojistik regresyon analizi ve DVM yöntemleri ile tanı koymada etkili olan değişkenler incelenmiş ve sadece GYA_puan değişkeni üç yaklaşımla da etkili bulunmuştur. Ayrıca lojistik regresyon ve DVM ile doğru sınıflama başarıları incelendiğinde, her iki yöntemin de benzer sonuçlar verdiği görülmüş ancak DVM'nin üstünlükleri tartışılmıştır. Ayrıca, uygulamalarda en sık adı geçen doğrusal, polinomiyal, sigmoid ve radyal tabanlı fonksiyon (RTF) performansları da karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalarda 4 farklı çekirdek fonksiyonunun sınıflama performanslarının benzer sonuçlar verdiği görülmüş ancak çeşitli yönlerden RTF'nin üstünlüğünden bahsedilmiştir.
Sürdürülebilir kalkınma konusunda yapılan eğitim araştırmalarına yönelik doküman analizi
Yapılan araştırmada, sürdürülebilir kalkınma kavramı teorik olarak incelenmiş, bu kavramın tarihsel gelişimi ele alınmıştır. Bu araştırmanın amacı, yurt içinde sürdürülebilir kalkınma üzerine hazırlanan lisansüstü tezlerin analizini yaparak bir bütünlük içinde yansıtmak ve konunun önemine dikkat çekmektir. İlk olarak ülkemizde sürdürülebilir kalkınma üzerine eğitim ve öğretim alanında hazırlanan yüksek lisans ve doktora tezlerine ulaşılmıştır. Önceden belirlenmiş tez inceleme formlarından yararlanarak tezlerin düzeyleri, hazırlandığı üniversite, enstitü, yayınlanma yılı, kullanılan anahtar kelimeler, araştırma yöntemleri, veri toplama araçları, çalışma grupları gibi kategoriler belirlenmiş ve tezler analiz edilmiştir. Toplamda 19 lisansüstü tezin doküman analizi araştırmacı tarafından, uzman görüşünden faydalanarak yapılmıştır. Tezlerde en sık "sürdürülebilir kalkınma" anahtar kavramı tercih edilmiş, en fazla "karma araştırma yöntemi" kullanılmıştır. En çok kullanılan veri toplama aracı "doküman", en sık tercih edilen çalışma grubu olarak çeşitli branşlardaki "öğretmenler" seçilmiştir. Gerek verilen açıklayıcı bilgiler gerekse analizi yapılan tezler sayesinde yeni çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
2010-2017 yılları arasında Türkiye'de matematik eğitimi alanında yapılan lisansüstü tezlerin bazı kriterlere göre karşılaştırmalı incelenmesi
Bu çalışma 2010-2017 yılları arasında Matematik Eğitimi alanında yazılan lisansüstü tezlerini üniversite, yıl, cinsiyet, dil, araştırma türü, araştırma modeli, öğrenme alanı, inceleme alanı, veri toplama araçları, kullanılan istatistiksel teknikler, örneklem değişkenleri açısından karşılaştırmalı incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini YÖK veri tabanında bulunan ilköğretim fen ve matematik alanları eğitimi anabilim dalı, ilköğretim matematik eğitimi anabilim dalı, matematik eğitimi anabilim dalı, ilköğretim matematik öğretmenliği anabilim dalı ve ilköğretim anabilim dalı detaylı aramasıyla ulaşılan erişime açık 490 yüksek lisans tezi ve 112 doktora tezi olmak üzere toplam 602 lisansüstü tez oluşturmuştur. Araştırma, yapılan tezlerin bir meta-analitik incelemesi olması nedeniyle genel hatlarıyla nitel bir çalışma olup tarama modelinde bir çalışmadır.Tezleri incelemek üzere araştırmacı tarafından oluşturulup uzman görüşü alınan tez değerlendirme formu kullanılmıştır. Veriler bu form yardımıyla Excel tablosuna işlendikten sonra veri analiz programı olan SPSS üzerinde analize tabi tutulmuştur. Değişkenlere yönelik kategoriler oluşturulduktan sonra güvenirlik ve geçerliliği sağlamak adına yüksek lisans/doktora yapmış/yapan öğretmenler ile birlikte kategoriler gözden geçirilmiştir. Araştırma sonucunda kadın araştırmacıların son yıllarda daha fazla olduğu, yüksek lisans tezlerinde örneklem olarak en fazla öğrencilerin; doktora tezlerinde ise öğrenci ve öğretmen adaylarının kullanıldığı dikkat çekmiştir. Öğrenme alanlarından en fazla geometri ve ölçme alanında çalışmaların yapıldığı fakat veri işleme alanında olan çalışmaların çok az olduğu görülmüştür. Ayrıca eğitim araştırmalarında son yıllarda karma araştırmaların artması durumu bu tez çalışması kapsamında da görülmüştür.
Okul öncesi dönemde çevre eğitimi alanında yapılan araştırmalara yönelik inceleme: Meta-sentez çalışması
Bu araştırma SSCI, ESCI ve SCI dergilerindeki erken çocukluk döneminde çevre eğitimi kapsamındaki çalışmaların belli değişkenlere göre dağılımını incelemiştir. Bu çalışmada belirlenen araştırma soruları dikkate alınarak, Science Citation Index(SCI), Emerging Sources Citation Index(ESCI) ve Social Sciences Citation Index(SSCI)'li toplam 17 dergi kapsam dâhiline alınmıştır. Dergilerdeki "erken çocukluk döneminde çevre eğitimi/Environmental education in early childhood" kapsamında olan 57 çalışma araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırmada doküman analizi yöntemiyle veriler toplanmıştır. Çalışmada, araştırma bulgularını analiz etmek için nitel araştırma yöntemlerinden "meta-sentez" yöntemi kullanılmıştır. İncelenen 17 dergi arasından toplam 57 araştırma içerisinde 3 kategori oluşturulmuştur. Bunlar: a) Açık hava odaklı etkinliklerin eğitim programları içerisine dâhil edilmesi, b) Çevresel algı ve tutumların geliştirilmesi ve c) Sürdürülebilirlik içerisinde erken çocukluk dönemi bağlamının önemi. Araştırmada oluşturulun açık hava odaklı eğitim kategorisinde, ailenin ve öğretmenlerin güvenlik endişelerinden dolayı kısıtlı faaliyetler gösterdiği ve açık hava etkinliklerinin çeşitli gelişim alanlarına faydaları değinilen konular arasındadır. Alanyazında çevre eğitimi hakkındaki çalışmaların genellikle algı ve tutum ölçmeye yönelik olduğu, uygulamaya yönelik çalışmaların yeterli düzeyde bulunmadığı saptanmıştır. Okul öncesi dönemindeki çocukların yaş ve cinsiyetlerine göre bilgi ve tutumların ne ölçüde farklılık gösterdiği yeterli düzeyde bulunamamıştır. Sürdürülebilirlik için eğitim kategorisi 7R boylamında incelenmiş olup, sıklıkla geri dönüşüm boylamı üzerinde araştırmalara yön verildiği tespit edilmiştir. 7R boylamında bulunan "yeniden dağıtmak" boylamı üzerinde herhangi bir çalışma bulunulmadığı belirlenmiştir.
Sağlık kurumlarında itibar yönetimi çalışmalarının gelişimi: Lisansüstü tezler üzerinden inceleme
İtibar, bir taraftan kurumlara yatırım avantajı ve rekabet avantajı gibi somut değerler katarken; diğer taraftan olumlu bir imaj algısı yaratmak ve kuruma bağlılık gibi soyut değerler de katmaktadır. Bu açıdan itibari değerin öneminin farkındalığı ile hedeflenene ulaşmaya çalışmak her kurum için olumlu sonuçlar doğurmaktadır. Özelikle sağlık sektörü gibi hizmet sektörlerinin doğrudan insan odaklı çalışma zorunlulukları müşteri tatmini ve çalışan tatmini konusunda olumlu imaj algısı oluşturmayı gerektirmektedir. Çünkü bir sağlık kurumunu tercih ederken insanlar ilgili kurum hakkında olumlu ve olumsuz söylemleri değerlendirerek tercih etmektedir. Kurum iletişimi, kurum imajı, kaliteli iş gücü, kurumsal sosyal sorumluluk gibi kavramlar; müşteri tercihlerini etkileyen, müşteri tatminini sağlayan, çalışan bağlılığını artıran ve itibari değer kazandıran önemli kriterlerdendir. Bu nedenle sağlık kurumlarının eksikliklerini tespit etmek ve bu eksiklikleri gidermeye çalışmak itibar kazanımına katkı sağlamaktadır.
Öğretmen adaylarının üst biliş düşünme becerileri ile bilimsel araştırma öz-yeterlik algıları arasındaki ilişkilerin araştırılması
Bu araştırmanın genel amacı öğretmen adaylarının üst biliş düşünme becerileri ile bilimsel araştırma öz-yeterlikleri arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Bu genel amaç doğrultusunda Öğretmen adaylarının üst biliş düşünme becerileri ile bilimsel araştırma öz-yeterliklerine yönelik görüşleri arasında cinsiyetlerine, öğrenim gördükleri bölümlere, öğrenim gördükleri sınıflara ve bilimsel araştırma yöntemleri dersini alma durumuna göre anlamlı fark olup olmadığı araştırılmıştır. Bunun yanında öğretmen adaylarının üst biliş düşünme becerileri ile bilimsel araştırma öz-yeterlikleri arasında ne düzeyde ve yönde bir ilişki olduğu araştırılmıştır. İlişkisel tarama yöntemine göre yürütülen bu araştırma evrenini Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören üçüncü ve dördüncü sınıf öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında evrenin tamamına ulaşılması amaçlanmıştır. Ancak veri toplama sürecinde yaşanan devamsızlıklar, gerekli izinlerin alınamaması gibi nedenlerle evrenin tamamına ulaşılamamış, toplamda 440 öğretmen adayı araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma kapsamında üst biliş düşünme becerileri algı ölçeği ve bilimsel araştırma öz-yeterliği ölçeği olmak üzere iki farklı ölçekten yararlanılmıştır. Araştırmada kullanılan bilimsel araştırma öz-yeterliği ölçeği Tuncer ve Özeren (2012) tarafından geliştirilmiştir. Araştırmanın diğer veri toplama aracı olan üst biliş düşünme becerileri algı ölçeği Tuncer ve Kaysi (2013) tarafından geliştirilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde dağılımın homojenliğine bağlı olarak Bağımsız Gruplar T Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi, dağılımın homojen olmaması nedeniyle Kruskall Wallis H testi kullanılmıştır. Bağımlı değişkenler ve alt boyutları arasındaki ilişkisel bağlam için ise Pearson Korelasyon Katsayısı ve Çoklu Regresyon Analizinden yararlanılmıştır. Bu çerçevede Çoklu Regresyon Analizinin ön sayıltılarını sağlamak amacıyla basıklık, çarpıklık, VIF gibi hesaplamalardan da yararlanılmıştır. Ayrıca bağımlı değişkenlerin bağımsız değişkenler açısından anlamlı biçimde farklılaştığının belirlendiği durumlarda bu farkın daha iyi yorumlanabilmesi için etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda bağımlı değişkenler olan Üst biliş düşünme (ÜBD) ve Bilimsel araştırma özyeterliğine (BAY) yönelik görüşlerin araştırma bağımsız değişkenleri olan cinsiyet, sınıf, bilimsel araştırma yöntemleri dersini alma durumu ve öğrenim görülen bölüm açısından anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Cinsiyet değişkeni açısından belirlenen anlamlı düzeydeki görüş farklılıklarının ÜBD ölçeğinin Problem Çözme, Karar Verme ve Ölçeğin tamamı açısından kadın öğretmen adayları lehine olduğu gözlenmiştir. Öğrenim görülen sınıf (üçüncü ve dördüncü sınıf) değişkeni açısından belirlenen anlamlı görüş farkları BAY ölçeğinin Alan Yazın ve ölçeğin tamamı açısından dördüncü sınıf öğrencileri lehine gerçekleşmiştir. Bilimsel Araştırma Yöntemleri dersini alma durumuna göre yapılan karşılaştırmalarda BAY ölçeğinin bütün alt boyutları ve tamamı açısından bu dersi alanlar lehine, ÜBD ölçeğinin ise sadece Düşünme alt boyutunda yine bu dersi alanlar lehine anlamlı görüş farklılığı olduğu belirlenmiştir. BAY ve ÜBD ölçekleri ve alt boyutlarına yönelik görüşlerin öğrenim görülen bölüm açısından anlamlı biçimde farklılaştığı, ölçeklerin geneli ve alt boyutlarına yönelik görüş ortalamaları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu bu araştırma kapsamında ulaşılan bulgular arasında yer almaktadır. Araştırmada son olarak bilimsel araştırma özyeterliği alt boyutlarının üst biliş düşünme becerilerine yönelik öz-yeterlik algısına ait varyansın %25'ini açıkladığı belirlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular bilimsel araştırma özyeterliği ve üst biliş düşünme becerilerinin belli düzeyde ilişkili olduğudur. Bu nedenle eğitim-öğretim süreçlerinde bu iki değişkenin birlikte ele alınabileceği, bir değişken yardımıyla diğer değişken hakkında belli düzeyde bilgi sahibi olunabileceği düşünülmektedir. Cinsiyet, öğrenim görülen sınıf, bilimsel araştırma yöntemleri dersini alma durumu ve öğrenim görülen bölüm bilimsel araştırma ve üst biliş düşünme açısından önemli değişkenler olarak karşımıza çıkmıştır. Bu nedenle eğitim-öğretim süreçlerinde bilimsel araştırma veya üst biliş düşünme konusunda sınıf içi etkinliklerde cinsiyetin, öğrenim görülen sınıfın, bilimsel araştırma yöntemleri dersini alma durumunun ve öğrenim görülen bölümün dikkate alınması önerilmektedir.
Need assessment of human resources for research and innovation profession in social science; case study of Duhok University
The world today is evolving and advancing rapidly in all areas. Human is at the heart of these dramatic developments. Human are the manufacturer and beneficiary of this development. The developed world and the developing world have been working for decades to develop their human resources to varying degrees. The research problem here focused on education as the cornerstone of development in the present age, when practical knowledge is one of the key elements, productivity became very important within the concept of human resources development and modernization. Therefore, the research aims to present and analyse the natural development and dimensions of human development, with emphasis on the importance of education as an input to the investment of human resources and competencies in the present within modern concept of human development. The modern method of human resources development is training to give individual employees or enrich them with skills. Skills are tool that through training to develop abilities of an individual employee. The study attempts to identify need assessment of human resources which is essential for research and innovation on social sciences. The research was conducted through a questionnaire issued by the University of Duhok by selecting a number of faculties of Duhok University, which can extract the results obtained from the research and apply them to the whole university. The data obtained from the survey was analysed by computer software in order to obtain the results using the links between the research variables and the regression analysis to understand the good ways in which university resource needs can be assessed. The research was reach a number of conclusions that explain the problem and the objectives of the study. The research was also provided a number of suggestions based on search results. From research point of view, this study was contributed to the development of Duhok government operations and to achieve useful benefits from the conclusion of research and suggestions. Keywords: Assessment, Needs, Human Resources, Innovation, and Scientific Research
Fen bilimleri öğretmen ve öğretmen adaylarının bilimin doğası ve bilimsel araştırmaya ilişkin görüşleri ve sınıf içi uygulamaları
Tarama metodunun kullanıldığı bu çalışmanın amacı, Fen Bilgisi (FB) öğretmen ve öğretmen adaylarının bilimin doğası ve bilimsel araştırmaya ilişkin görüşlerini belirlemek ve sahip oldukları görüşlerini sınıf içi uygulamalarına nasıl yansıttıklarını araştırmaktır. Araştırmaya 2015-2016 öğretim yılında Fırat Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Bölümü Fen Bilgisi Öğretmenliği 4. sınıfta öğrenim gören 19 FB öğretmen adayı ile Elazığ ve çevre illerde görev yapan toplam 21 FB öğretmeni katılmıştır. FB öğretmen ve öğretmen adaylarının bilimin doğasına ilişkin görüşlerini belirlemek için "Bilimin Doğasıyla İlgili Görüş Anketi", bilimsel araştırmaya ilişkin görüşlerini belirlemek için ise "Bilimsel Araştırma Hakkında Görüş Anketi" kullanılmıştır. Anketlerin uygulamalarından hemen sonra daha derinlemesine veri elde etmenin yanı sıra FB öğretmen ve öğretmen adaylarının derslerini bilimin doğası ve bilimsel araştırma bakış açısıyla nasıl işleyeceğini belirlemek ve bu sayede bilimin doğası ve bilimsel araştırmalar ile ilgili ana unsurları derslerine nasıl entegre edecekleri konusundaki görüşlerini ortaya çıkarmak için her bir katılımcıyla yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Mülakatlar anketlerdeki sorularla paralel bir şekilde yürütülmüştür. FB öğretmen ve öğretmen adaylarının bilimin doğası ve bilimsel araştırmalara ilişkin görüşlerini, sınıf içi uygulamalarına nasıl yansıttıklarını belirlemek için ise ders planları, ders video kayıtları, gözlem notları gibi veri toplama araçları kullanılmıştır. Açık uçlu anketlerden ve mülakatlardan elde edilen nitel veriler daha önce yapılan çalışmalarda kullanılan bir yaklaşımla nicel veri haline dönüştürülmüştür (Aydemir, 2012; Kaya, 2009; Vazquez-Alonso ve Manassero-Mas, 1999). Bu sayede veri toplama araçlarından elde edilen veriler bütüncül bir yaklaşımla analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular, FB öğretmen ve öğretmen adaylarının bilimin doğası ve bilimsel araştırmaya ilişkin görüşlerinin birbirine yakın seviyede ve genel olarak kısmen bilimsel düzeyde olduğu tespit edilmiştir. ayrıca hem bilimin doğası hem de bilimsel araştırmanın her ana unsura ilişkin yapılan Kay-Kare analizleri, bilimin doğasının tüm ana unsurları ile bilimsel araştırmanın "bilimsel araştırma bir soru ile başlar" ana unsuru (p<0,05) dışındaki diğer tüm ana unsurlarda FB öğretmen ve öğretmen adayları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık çıkmamıştır (p>0,05). Sınıf içi uygulamalarına ilişkin elde edilen verilerin analizi ise ne FB öğretmenlerinin ne de öğretmen adaylarının bilimin doğası ve bilimsel araştırmaya ilişkin görüşlerini derslerine yansıtamadıkları ya da ihmal ettikleri gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilimin Doğası, Bilimsel Araştırma, Sınıf İçi Uygulamaları, FB Öğretmenleri, FB Öğretmen Adayları
Sağlık sektörüne yönelik mobbing araştırmalarının lisansüstü tezler açısından değerlendirilmesi: Literatür çalışması
Mobbing bir grup veya tek bir kişi tarafından bir kişiye şiddet uygulama olarak tanımlanır. Aynı zamanda o bir şeye ya da birisine karşı olarak, bir psikolojik terör olarak ya da duygusal saldırı olarak da açıklanabilir. Günümüzde yaşanan ekonomik gelişmeler, çalışma ortamında değişiklikler meydana getirmiştir. Bunun bir sonucu olarak da aşırı rekabet ve kar anlayışı iş yerlerinde psikolojik yıldırma (mobbing) davranışlarını artırmıştır. Hizmet alanında faaliyet gösteren tüm örgütlere benzer şekilde sağlık sektöründeki örgütlerin bütün çalışmalarının tamamına yakını kamunun önünde gerçekleşmektedir. Bu nedenden dolayı bu örgütlerin kendi çalışanlarına ve hizmetlerinden yararlanacak kişilere karşı meydana gelebilecek sıkıntılar için önlem çalışmaları yapmaları zaruridir. Bu önlemlerin alınmadığı durumlarda bir sonuç olarak ortaya çıkacak olan mobbing olayları sunulan hizmetin kalitesini etkileyecek ayrıca çalışan personelin çalışma ortamında rahatsızlık duymasına neden olacaktır. Mobbing gibi olayların toplum için hayati bir öneme sahip bir hizmet sektörü olan sağlık sektöründe önüne geçilmesi personelin çalışma verimini artıracak buna bağlı olarak da hasta memnuniyeti sağlanacaktır. Bunun bir sonucu olarak da sağlık sektöründe bulunan örgütlerden beklenen hizmet kalitesi en iyi şekilde sağlanacaktır. Bu çalışmanın amacı, sağlık kurumlarında mobbing olayları hakkında var olan geçerli ve güvenilir bilgilerin toplanarak sistemli olarak düzenlenmesiyle çok yönlü bilgi birikimi sağlamak için Türkiye'de konu üzerine yapılan tez çalışmalarının incelenmesidir. Bu amaçla 2006 - 2015 yılları arasında yapılan 48 tez üzerinde derleme çalışması yapılmıştır. Yapılan çalışmada tezler hakkında genel bilgiler ve elde edilen sonuçlar verilmiştir. Yapılan bu çalışma sağlık kurumları alanında incelemeler yapacak kişilere genel bir bilgi birikimi sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Sağlık Kurumlarında Mobbing