Scientific researchs
144 theses under this subject heading
Üniversitelerde ar-ge faaliyetleri ve bilimsel araştırma projeleri (BAP) etkinliğinin değerlendirilmesi: Siirt Üniversitesi örneği
Üniversiteler toplumda saygın bir yere sahip olan ve toplumsal gelişmeye katkı sağlayan eğitim kurumlarıdır. Günümüzde toplumların gelişmesinde üniversitelerin rolü büyüktür. Üniversiteler bilginin kaynağı olan beşeri sermayeyi yetiştiren ve işgücü piyasasına hazırlayan eğitim kurumlarıdır. Üniversiteler sadece bilginin üretildiği yer olmakla kalmamakta, bilginin ticarileştiği yer haline de gelmektedir. Üniversitelerde eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma işlevi birbirine entegre bir şekilde yürütülmektedir. Bilimsel araştırma üniversitelerin en temel işlevlerindendir. Bilim ve teknoloji üretmek bilimsel araştırmalar sonucunda gerçekleşen faaliyetlerdir. Günümüzde toplumların refah seviyeleri ürettikleri bilgi ve teknoloji ile doğru orantılı olarak artmaktadır. Günümüz bilgi çağında teknolojiye ve Ar-Ge'ye önem veren ve Ar-Ge faaliyetlerine büyük kaynak ayıran ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin üst seviyede olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Gelişmiş ülkelerin başarılarının en büyük sebebi ise bilim ve teknoloji politikalarını erken dönemden başlayarak belirlemeleri ve bunu istikrarla uygulamalarıdır. Türkiye'de Ar-Ge faaliyetleri 1963 yılında TÜBİTAK'ın kurulmasıyla devlet politikası olarak belirlenmiş ve desteklenmeye başlamıştır. Ar-Ge'ye verilen önem neticesinde teknolojide dışa bağımlılık azalacak, bilim ve teknoloji ülkelerin kalkınmasındaki en önemli unsur olarak öne çıkacaktır.
Üniversitelerin öğretim, bilimsel araştırma ve topluma hizmet işgörülerini gerçekleştirme bakımından eğitim durumlarının niteliği
Araştırmanın amacı, öğretim elemanlarının ve öğrencilerin yükseköğretimin öğretim, bilimsel araştırma ve topluma hizmet işgörüsünü gerçekleştirme bakımından eğitim durumlarının niteliğine ilişkin görüşlerini tespit etmektir. Araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında URAP sıralaması temele alınarak alt, orta ve üst grupta yer alan üç devlet üniversitesindeki eğitim ve tıp fakültelerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel verilerin elde edilmesinde 278 öğretim elemanı ve 855 üniversite öğrencisinden, nitelde ise 31 öğretim elemanı ve 21 üniversite öğrencisinden görüş alınmıştır. Nicel veriler araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretim Elemanlarının Öğretim Hizmetinin Niteliğini Değerlendirme Ölçeği", "Yükseköğretimin Topluma Hizmet ve Bilimsel Araştırma Niteliğini Değerlendirme Ölçeği" ve "Üniversite Öğrencilerinin Öğretim Hizmetinin Niteliğini Değerlendirme Ölçeği" olmak üzere üç ölçek üzerinden toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda üç üniversitenin öğretim elemanlarının yükseköğretimin eğitim durumlarının niteliğine ilişkin öğretim, bilimsel araştırma ve topluma hizmet işgörülerini gerçekleştirme grupleri ve görüşleri belirlenmiştir. Öğretim işgörüsünde üniversite ve fakülte temel etkisi istatistiksel olarak anlamlı fark oluştururken, üniversite ve fakülte ortak etkisinin ise anlamlı fark oluşturmadığı görülmüştür. Bilimsel araştırma ve topluma hizmet işgörülerinde ise fakültenin temel etkisi üç farktörde anlamlı fark göstermezken, üniversitenin temel etkisinin iki faktör için anlamlı fark gösterdiği, tek faktör için anlamlı fark göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Üniversite ve fakülte ortak etkisinin ise üç faktör içinde anlamlı fark oluşturmadığı görülmüştür. Üniversitelerdeki öğrencilerinin yükseköğretimin eğitim durumlarının niteliğine ilişkin öğretim işgörüsünü gerçekleştirme grupleri ve görüşleri de ortaya konulmuştur. Üniversite öğrencilerine göre öğretim işgörüsünde üniversitenin ve fakültenin temel etkisinin iki faktör için istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Üniversite ve fakülte ortak etkisinin ise sadece rehberlik hizmeti ve öğrenci gelişim seviyesinin değerlendirilmesi faktöründe istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür.
Halkın bilime ve bilimsel araştırmaya dair görüşleri: COVID-19 pandemisi örneği
COVID-19 Pandemisi, ortaya çıkışından itibaren tüm dünyada tartışma konusu olmuştur. Halk farklı kanallardan pandemi hakkında bilgilere erişmeye çalışmış, "bilim iletişimi" bu dönemde hiç olmadığı kadar ön plana çıkmıştır. Bu durum; bilim insanlarının, politikacıların ve medyanın "halkın bilimi anlaması" konusundaki rollerini değerlendirmelerine neden olmuştur. Bu sebeple halkın pandemide bilim ve bilimsel araştırmaya dair görüşlerini anlamak; etkili bir bilim iletişimi geliştirmek için önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı ise "bilim iletişimi" çerçevesinden, COVID-19 Pandemisi döneminde halkın bilime ve bilimsel araştırmaya dair görüşlerini araştırmaktır. Bu amaçla, Wissenschaft im Dialog tarafından 2020 yılında geliştirilerek uygulanmış "Science Barometer Special Edition on Corona" ölçeği uyarlanarak araştırma amacına uygun hale getirilmiştir. Pilot çalışmanın ardından ölçek; kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi ile SurveyMonkey üzerinden katılımcılara ulaştırılmıştır. 1010 katılımcıdan elde edilen veri seti kategorilendirilerek, SPSS 25.0 paket programı ile normallik ve homojenlik testleri yapılmıştır. Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı 0,705 olarak belirlenmiştir. Veriler her bir alt probleme uygun şekilde analiz edilmiş, frekans dağılımları ve yüzdeler elde edilmiştir. Bulgulara göre Türk halkı COVID-19 Pandemisi döneminde bilim ve bilimsel araştırmaya yüksek oranda güven duymakta; bilimsel bilgilere ulaşmak için çoğunlukla televizyon veya sosyal medyayı tercih etmektedir. Kitle iletişim araçlarında, bilim insanları, doktorlar ve sağlık personelleri tarafından yapılan bilimsel açıklamalara duyulan güvenin politikacılara duyulan güvenden daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşılık halk, pandemiye dair alınan politik kararların bilimsel verilere dayanması gerektiğini düşünmektedir. Halkın bilimsel bilginin doğasını anlama durumuna dair bulgular; demografik özellikler bakımından farklılaştığı noktalarda tartışılmış, bu bulgular ışığında etkili bir bilim iletişimi ekosistemi oluşturulabilmesi için çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'de kamuoyu araştırmaları yapan şirketlerin anket tasarımında yaptıkları hatalar
Türkiye'de 1960'lı yılların ortalarından itibaren ortaya çıkmaya başlayan ankete dayalı araştırmalar yapan kamuoyu araştırma şirketleri günümüze kadar çalışmalarına devam ederek Türkiye kamuoyunun önemli unsurlarını haline gelmişlerdir. Bu çalışmamızın amacı kamuoyu araştırma şirketlerinin anket tasarımında yaptıkları hataların tespiti ve nedenlerinin ortaya konmasıdır. Bu çalışmada ayrıca araştırma yöntemleri içinde anketi ve Türkiye'de araştırma şirketlerinin yapısını belirleyerek şirketlerin tarihsel gelişimi açıklanmaya çalışılmıştır. Anket tasarımında karşılaşılan hataları ortaya çıkarmak amacıyla öncelikle araştırma şirketlerinin soru formları incelerek soru ve ölçeklerde görülen hatalar sınıflandırılmıştır. Bu hataların olası nedenlerini ortaya koymak için anketlerin tasarımını yapan kamuoyu araştırma şirketleri çalışanları ve kamuoyu araştırma şirketleri için anketleri uygulayarak veri toplama hizmeti sunan saha araştırma şirketlerinin çalışanlarına ayrı ayrı anketler uygulanmıştır. Anket sonuçları ile ortaya çıkan bulgular değerlendirilerek hatalar için çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Anket Tasarımı, Kamuoyu Araştırma Şirketleri. Hatalı Sorular ve Hatalı Ölçekler.
Yaşlı bakım ve hizmetleri yönetimi konusunda bir araştırma
Yaşlılık döneminde yaşanan en önemli sosyal sorunlardan birisi de yaşlılarımızın bakım sorunudur. Her ne kadar 65 yaş ve üzerindeki her insan da mutlak hastalık ve bakıma muhtaç olma gereksinimi olmasa da hastalanma riski ve fiziksel yetersizlikler nedeniyle yardıma ihtiyaç duyma olasılığı artmaktadır. Değişen ekolojik sistem, hızla gelişen teknolojik çağ, ne yazık ki her canlı türünü olduğu gibi insanları da olumsuz yönde etkilemiştir. Toplu konutlar bahçeli geniş yapıların yerlerini almıştır, daha çok birey hayatın zor koşulları karşısında uzun saatler çalışmak zorunda kalmışlardır, aileler daha çok çekirdek aile olmayı amaç edinmiştir. Bir yandan da aynı teknolojideki ilerlemeler ve tıptaki gelişmeler insan ömrünün uzamasına ve ortalama yaşam beklentisinin artmasına yol açmıştır. Zira sanayileşme, teknolojik gelişmeler, kadının iş hayatına girmesi, gençlerin iş ve eğitim amacıyla yaşadığı bölgeyi terk etmesi gibi durumların gerçekleşmesi sonucunda yaşanan bu çelişkili toplumsal değişim, yaşlılarımızı yalnız kalmaya, zorlamıştır. Aynı Dünyanın bu değişen düzeniyle birlikte fonksiyonel ve fiziksel yetersizlikler nedeniyle çoğalmakta olan yaşlı bireylerin yalnız olarak evlerde bakımları zorlaşmış ve aileler haklı olarak yaşlı aile bireylerinin hayatlarını kolaylaştırmak ve ailelere yardımcı olmak amacıyla huzur evleri, bakım evleri gibi Kurumlar ortaya çıkmıştır. Aileler de gözlerinin arkada kalmaması için bu toplumsal bakım alternatifleri arasından birini seçme ile karşı karşıya kalmışlardır. Modern hayatın doğal sonucu olarak, birlikte yaşamaktan çıkan problemlerin yanı sıra yaşlılıkta görülen problemlerin çözümünde profesyonel yardım gerektiği açıktır. Profesyonel kurumlaşma ve meslek örgütleri çerçevesinde yaşlı bakımı ve hizmeti yapılarak, hem ailenin üzerinden yük alınacak hem de yaşlının yeni rolüne uygun bir yaşam şansı yakalaması sağlanacaktır. Bu anlamıyla huzurevleri, bakım evleri kentsel hayatın bir gereği olarak ortaya çıkmıştır. Huzurevleri, devletin sosyal alana bir müdahalesidir. Huzurevleri, Türk toplumunda yaşlı vatandaşları barındırmayı ve yaşamlarının geri kalan kısmını huzurlu geçirmelerini sağlamayı amaç edinmektedir. Bakım evleri daha komplike, yaşlının istediği ortam, istediği mekan, istediği bölgeye yakınlığı ve yaşama şartlarına uygunluğunun kendi isteğine göre olduğu yerlerdir. Bu Kurumlarda sağlık hizmetleri de aynı ölçüde önem taşımaktadır. Yaşlı bireyin güvenli, huzurlu ve mutlu yaşama hakkının oluşturulduğu bir merkezlerin oluşması ve sürdürülebilmesi oldukça önem arz etmektedir. Yaşlılarımızın yalnızlaştırmadan, ne istediklerini ve nasıl yaşamak istediklerini tespit edip uygulayarak, son baharlarını şekillendirmek hepimizin görevi ve isteğidir. Anahtar kelimeler: Yaşlı, Yaşlı Bakımı, Yaşlanma, Sağlıklı Yaşlanma
Türkiye'de 2006-2017 yılları arasında kimya öğretmen eğitimi alanında yayınlanmış yüksek lisans ve doktora tezlerinin içerik analizi
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de 2006-2017 yılları arasında kimya öğretmen eğitimi alanında yayınlanmış olan yüksek lisans ve doktora tezlerinin içerik analizini gerçekleştirmektir. Gazi Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi'nde tamamlanmış 36 yüksek lisans ve 30 doktora tez çalışması belirlenen değişkenler kullanılarak içerik analizine tabi tutulmuştur. Değişkenler arasında yazarın cinsiyeti, çalışılan kimya konusu, kavramsal çerçeve, örneklem türü ve büyüklüğü, araştırma yöntemi ve türü, veri toplama araçları ve analiz yöntemi, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yer almaktadır. Araştırma sonuçlarına göre kadın araştırmacılar, hem yüksek lisans hem de doktora tez çalışmalarına erkek araştırmacılara oranla daha fazla katkı sağlamışlardır. Kimya öğretmen adayları yüksek lisans ve doktora tezlerinde en fazla çalışılan örneklem grubu olmuştur. Bunun yanında yüksek lisans tezlerinde daha çok nicel araştırma yöntemleri, doktora tezlerinde ise nitel araştırma yöntemleri tercih edilmiştir. Kimya öğretmen eğitimi alanında çalışılan yüksek lisans ve doktora tezlerinde en fazla kullanılan nicel veri toplama araçları ölçekler olurken, veri analiz yöntemi olarak en fazla t-testi kullanılmıştır. Yüksek lisans tezlerinde en fazla kullanılan nitel veri toplama aracı görüşmeler, veri analiz yöntemi ise betimsel analiz olarak tespit edilmiştir. Doktora tezlerinde ise nitel veriler sıklıkla görüşmeler yardımıyla toplanmış ve analiz yöntemi olarak en fazla içerik analizi tercih edilmiştir. Çalışmanın bulguları alanyazın ışığında tartışılmış ve bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Kimya öğretmen eğitimi, yüksek lisans tezi, doktora tezi, içerik analiz
Eleştirel okuma tasviri bibliyografyası
Çalışmada 1989-2017 yılları arasında Türkiye'de eleştirel okuma ile ilgili yapılmış olan tez, makale ve kitap çalışmaları incelenmiştir. Tasviri bibliyografya ile bu alanda çalışma yapmak isteyen kişilere, bilgilere ulaşma ve zaman açısından kolaylık sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Literatür taraması sonucunda 30 tane makale, 24 tane tez ve 5 tane kitaba ulaşılmıştır. Ulaşılan çalışmalar künye, amaç, yöntem, sonuç ve anahtar kelimeler şeklinde ele alınarak incelenmiştir. İncelenen bazı çalışmalarda daha detaylı bilgiler verebilmek için alıntılar yapılmıştır. Çalışmada incelenen eserler, eleştirel okuma konusunda ülkemizde yeterli sayıda çalışma yapılmadığı, gelişen dünya şartlarında eleştirel okumanın gerekliliğinden dolayı bu alanla ilgili daha fazla çalışma yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eleştirel Okuma, Tasviri Bibliyografya, Bibliyometri.
Örgütsel performans yönetimi ile ilgili Türkiye'de yapılmış çalışmaların incelenmesi
Bu çalışma; 2001-2018 yılları arasında örgütsel performans yönetimine yönelik olarak yapılmış akademik çalışmaların incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Amaç doğrultusunda Yüksek Öğretim Kurulu tez veri tabanından performans yönetimine yönelik tezler bilgisayara kaydedilmiştir. Konu ile ilgili bilimsel makaleler, ULAKBİM makale veri tabanından ve Google akademik web sitesinden taranarak bilgisayara kaydedilmiştir. Ardından ulaşılan çalışmalar oluşturulan kodlama formuna göre, kodlanmış ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda; Türkiye'de 2001-2018 yılları arasında örgütsel performans yönetimine dair 98 lisansüstü tez ve 26 bilimsel makalenin yapıldığı saptanmıştır. 2013 ve 2014 yıllarında yapılan çalışmaların diğer yıllardan daha fazla olduğu, en fazla lisansüstü tezin Sakarya ve Marmara üniversitelerinde yapıldığı,14 farklı anabilim dalında örgütsel performans yönetiminin çalışıldığı, en fazla çalışılan enstitünün ise Sosyal Bilimler Enstitüsü olduğu saptanmıştır. Lisansüstü tezleri en çok Prof. Dr. ünvanlı danışmanların yönettiği ve veri toplama aracı olarak en fazla belgesel tarama yöntemini tercih edildiği saptanmıştır. Ölçek veya anket yöntemiyle verilerini toplayan çalışmalarda en fazla özel sektör çalışanları, eğitim çalışanları ve kamu çalışanlarının evren ve örneklem olarak tercih edildiği, en fazla tercih edilen örnekleme tekniğinin tesadüfi örnekleme tekniği olduğu, veri toplama yöntemi olarak hazır ölçeklerin yoğunlukla tercih edildiği ve incelenen çalışmalarda geçerlik ve güvenirlik çalışmalarına yeterince yer verilmediği belirlenmiştir.
İlköğretim okulu yöneticilerinin bilimsel araştırma öz-yeterlilikleri
Bu araştırmanın amacı; Uşak ilinde, ilkokul ve ortaokullarda görev yapmakta olan müdür ve müdür yardımcılarının bilimsel araştırma öz-yeterliliklerini belirlemektir. Araştırma, "betimsel tarama modeli" niteliğindedir ve ilköğretim okulu yöneticilerinin bilimsel araştırma öz-yeterlilikleri kendi görüşleri çerçevesinde betimlenmiştir. Araştırmanın bağımsız değişkenleri; cinsiyet, eğitim durumu, branş, yöneticilikteki görev, yaş, yöneticilikteki görev süresi ve bilimsel araştırma yöntemleri ile ilgili ders veya hizmet içi eğitim alma durumudur. Araştırmanın bağımlı değişkeni ise; ilköğretim okulu yöneticilerinin "Bilimsel araştırma öz-yeterliliklerine ilişkin kendi görüşleri"dir. Araştırmanın evrenini Uşak ili Merkez ilçedeki ilk ve ortaokullarda görevli 183 yönetici oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında örneklemeye gidilmemiş, gönüllülük esasına göre araştırmacı tarafından bütün evrene ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmaya katılımcı olmayı kabul eden ve sağlıklı veri toplanabilen 150 okul yöneticisi araştırmanın nihai örneklemini oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Bieschke, Bishop ve Garcia tarafından 1996 yılında geliştirmiş oldukları "Bilimsel Araştırma Öz-yeterlilik Ölçeği (RSES)" kullanılmıştır. Verileri çözümlemek için SPSS 25.0 paket programı kullanılmış ve frekans-dağılım-aritmetik ortalama, bağımsız gruplar için t-testi ve ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarında hazırlık alt boyutu hariç diğer bütün alt boyutlar ve testin genel ortalamasına baktığımızda ilköğretim okulu yöneticilerinin bilimsel araştırma öz-yeterlilik düzeylerinin bilimsel araştırma dersi veya hizmet içi eğitim alanlar ve yüksek lisans yapanlar lehine anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Yönetici yeterlilikleri, Öz-yeterlilik, Bilimsel araştırma öz-yeterliği
Harmanlanmış öğrenme yönteminin 6. sınıf öğrencilerinin bilimin doğası, bilimde aile benzerliği yaklaşımı ve bilimsel araştırma temalarını anlamaları üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; 2'li (yüz yüze+okul dışı) harmanlanmış öğrenme ortamına kıyasla 3'lü (yüz yüze+çevrim içi+okul dışı) harmanlanmış öğrenme ortamına dayalı işlenen Fen Bilimleri dersinin 6. sınıf öğrencilerinin Bilimin Doğası, Bilimde Aile Benzerliği Yaklaşımı ve Bilimsel Araştırma temalarını anlamaları üzerine etkisini belirlemektir. Dersler, 12 hafta boyunca kontrol grubunda; yüz yüze ve okul dışı öğrenme ortamlarında gerçekleştirilirken deney grubunda; bu iki öğrenme ortamına ilaveten çevrim içi öğrenme ortamındaki etkinlik ve uygulamalarla gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda üç öğrenme ortamının anlamlı bir şekilde birbiriyle bütünleştirilmesi Araştırma Topluluğu Anlayışı'na dayalı tasarlanmış ve yürütülmüştür. Her öğrenme ortamında temaların öğretimi, doğrudan-yansıtıcı yaklaşıma dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Deney grubu öğrencilerinin katıldığı çevrimiçi öğrenme ortamları "Moodle Öğrenme Yönetim Sistemi", "Mahara E-Portfolyo" ve "E-Dergi Sistemi" olmak üzere üç farklı çevrim içi sistem kapsamında 10 alt bileşenden oluşmaktadır. Bu çalışma, doğası gereği tanımlayıcı ve yorumlayıcı bir şekilde yürütülmüştür ve çalışmada öğrencilerin belirli bir süre boyunca hedeflenen Bilimin Doğası, Bilimde Aile Benzerliği Yaklaşımı ve Bilimsel Araştırma temalarına yükledikleri anlamlara odaklanılmıştır. Bu bağlamda öğrencilerin görüşlerini belirlemek için "Bilimin Doğasına İlişkin Görüş Anketi", "Bilimde Aile Benzerliği Yaklaşımına İlişkin Görüş Anketi", "Bilimsel Araştırmaya İlişkin Görüş Anketi" uygulanmış ve her anket sonrasında anketlerle uyumlu olacak şekilde bireysel-yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Bu anket ve mülakatlar, uygulama öncesinde ve sonrasında olmak üzere iki kez uygulanmıştır. Anket ve mülakatlardan elde edilen tüm veriler üçgenleme veri analizi tekniğiyle tümevarımsal olarak analiz edilmiş ve öğrencilerin Bilimin Doğası, Bilimde Aile Benzerliği Yaklaşımı ve Bilimsel Araştırmanın her bir temasına ilişkin görüş düzeyleri hakkında ortak bir karara varılmıştır. Öğrenci cevapları "Geçersiz", "Kısmen geçerli", "Geçerli", "İyi düzeyde geçerli" ve "Çok iyi düzeyde geçerli" görüş olmak üzere 5 farklı düzeyde kodlanmıştır. Araştırma sonuçları, her iki gruptaki öğrencilerin Bilimin Doğası, Bilimde Aile Benzerliği Yaklaşımı ve Bilimsel Araştırma temalarına ilişkin anlayışlarının başlangıçta birbirine benzer olduğunu gösterirken, son test sonuçlarından elde edilen bulgular yapılan uygulamanın (3'lü harmanlanmış öğrenme ortamı-yüz yüze+çevrim içi+okul dışı) deney grubu lehine olduğunu göstermiştir. Çalışmanın sonuçları, ortaokul öğrencilerine Bilimin Doğası, Bilimde Aile Benzerliği Yaklaşımı ve Bilimsel Araştırmaya ilişkin temaların öğretiminde harmanlanmış öğrenmenin Araştırma Topluluğu Anlayışına göre nasıl oluşturulması gerektiği bakımından önemli çıktılar sunmaktadır.
Türkiye adresli yayınların altmetric dikkat skorları açısından değerlendirilmesi
Bilimsel iletişimdeki dijitale göç hareketiyle akademik yayınların bıraktıkları izler, yeni nesil yöntemlerle takip ve analiz edilebilmektedir. Dijital dünyadaki bilimsel ürünlerin, yine bu ortamlardaki etkilerini ölçmek için altmetrik ölçevlerden yararlanılmaya başlanmıştır. Altmetriler, topladıkları nicel (tweet sayısı vb.) ve nitel (tweet içeriği vb.) verilerle çevrimiçi yaşam döngüsüne sahip bilimsel ürün türleri ve akademik yayın süreçleri için etkiyi, dikkati veya ilgiyi ölçmeye çalışan araçlardır. Bu çalışmanın amacı, altmetrilerin kavramsal arka planını güçlendirerek literatüre katkı sağlamak ve altmetrik verilere sahip Türkiye adresli yayınların büyük resmini çizmeye çalışmaktır. Bu bağlamda, 1953-2021 yılları arasında yayımlanan, Altmetric dikkat skoru (Altmetric attention score-AAS) birden büyük Türkiye adresli 49.487 bilimsel yayın, türlerine, tarihlerine, Altmetric dikkat skorlarına ve Altmetric.com veri kaynaklarına göre değerlendirilmiştir. Araştırma soruları çerçevesinde, yayınların Altmetric dikkat skorlarının; disiplin, erişim durumu ve türüyle kurumlararası işbirliği türü açısından anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği, kurumlararası işbirliği sayısıyla anlamlı bir ilişkisinin olup olmadığı analiz edilmiştir. On üç Altmetric.com veri kaynağı içerisinden Twitter, literatürdeki sonuçlara benzer şekilde, bilimsel ürünlerle ilgili en çok paylaşım yapılan sosyal ağ platformu olmuştur. İkinci sırada ise patentlerin bulunması, literatürdeki çalışmalardan ayrılan farklı bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Yayınlara disiplinleri açısından bakıldığında, literatürdeki sonuçlara benzer şekilde tıp ve sağlık bilimlerinin yayın sayısı ve Altmetric dikkat skorları açısından ön sırada olduğu; insani bilimlerdeki yayınların yüksek, mühendisliktekilerin ise düşük Altmetric dikkat skorları sergilediği tespit edilmiştir. Açık erişimli yayınların (%42) Altmetric dikkat skorlarının, açık erişimli olmayanlarınkine göre daha yüksek olduğu; uluslararası yayınların (%39) Altmetric dikkat skorlarının ise ulusal yayınlarınkinden daha yüksek çıktığı saptanmıştır. Kurumlararası en fazla işbirliği sayısına sahip Türkiye adresli kurumun Hacettepe Üniversitesi olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, çok disiplinli, açık erişimli, uluslararası ve kurumlararası işbirliği sayısı yüksek yayınların Altmetric dikkat skorlarıyla öne çıktığı görülmüştür. Altmetrilerin uygulamada neyi ölçtüğünü, anlamlı sonuçlar verip vermediğini ve daha önce keşfedilemeyen hangi örüntüleri ortaya çıkardığını bulabilmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Geri çekilen makalelerde açık erişim etkisi
Bilimsel araştırma sonuçlarının paylaşıldığı, bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerde kimi zaman hatalar yer alabilmektedir. Kasıtlı olmadan yapılan hesaplama hatalarının yanı sıra, veriler kasten uydurulmakta, çarpıtılmakta veya başka çalışmalardan aşırma yapılmaktadır. Bu durumlarda uygulanan yaptırım makalelerin düzeltilmesi ya da geri çekilmesidir. Yanlış veya geçersiz sonuçlar barındıran bu tür yayınlar insanları, toplumları ya da ülkeleri doğrudan etkileyecek şekilde tedavilere veya politikalara dayanak olduğunda riskli sonuçlar doğurabilmektedir. Tüm dünyada geri çekilen makale sayısında artış gözlenmektedir. Bu artış, kimi çalışmalara göre, eskisinden daha fazla problemli yayın yapıldığını; kimilerine göre ise sorunların eskisinden daha hızlı keşfedildiğini göstermektedir. Makalelerin geri çekilme sürelerinin incelendiği çalışmalarda sürelerin yıllar içinde kısaldığı görülmektedir. Özellikle 2002 yılı itibariyle geri çekilme sürelerinin kısalması açık erişimin etkisi olduğunu düşündürmektedir. Bu çalışmada açık erişimin makalelerin geri çekilme sürelerine etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla Web of Science veritabanında 1945-2020 yılları arasında yayımlanmış 5398 geri çekilen makale incelenmiştir. Çalışma, geri çekilen makaleleri konu alan çalışmalar arasında en büyük veri setine sahip olan ve Türkçe literatürde lisansüstü düzeydeki ilk çalışma özelliği taşımaktadır. Araştırma, açık erişimli makalelerin açık erişimli olmayanlara göre daha kısa sürede geri çekildiği hipotezi üzerine kurgulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre ise açık erişimli makaleler, 165 günlük bir farkla açık erişimli olmayan makalelerden daha uzun sürede geri çekilmektedir. Uygulanan Mann-Whitney U testi sonucunda bu farkın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu saptanmıştır. Bu farkın açık erişimden kaynaklanmadığı düşünülmektedir. Çalışma kapsamında incelenen açık erişimli makalelerin arasında, açık erişim kavramının ortaya çıkışından çok önce yayımlanmış ve hangi tarihte erişime açıldığı bilinmeyen makaleler bulunmaktadır. Ayrıca bronz, altın ve yeşil olmak üzere üç farklı türdeki açık erişimli makalelerin geri çekilme süreleri açısından birbirinden farklılık göstermesi de bu konunun farklı boyutlarını oluşturmaktadır. Dolayısıyla geri çekilme konusunun nedensellik açısından çok boyutlu olduğu değerlendirilmektedir. Çalışma sonucunda, hem açık erişimli olan hem de olmayan makalelerin geri çekilme sürelerinin yıllar içinde kısaldığı saptanmıştır. Ayrıca, yayımlandıktan sonraki 1 yıllık zaman dilimi içinde geri çekilen açık erişimli makalelerin, o yıl yayımlanmış tüm geri çekilen açık erişimli makalelere oranı yıllar içinde artış göstermektedir. Bu artış, açık erişimli olmayan makaleler için de geçerlidir. Bu durum makalelerdeki sorunların eskisine göre daha hızlı tespit edildiğini ortaya koymaktadır. Açık erişimin bu durumu kolaylaştırıcı bir etkisi olduğu düşünülmektedir. Hataların ve etik sorunların hızlı tespit edilmesi önemli olsa da ideal bilimsel iletişim ortamı açısından daha değerli olan, bunların hiç yaşanmamasıdır. Makalelerin genellikle etik ihlaller nedeniyle geri çekildiği düşünüldüğünde, bu konuya yönelik kuralların ve yaptırımların güçlendirilmesine ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir. Bilimsel araştırma süreçlerinin tüm aşamalarında açıklık kültürünün yaygınlaşması, mevcut sorunların ortaya çıkarılabilmesi ve bunların gelecekte tekrarlanmaması adına önemli görülmektedir. Çalışmada elde edilen bulguların ve sunulan önerilerin yayın etiği ve araştırma dürüstlüğü anlamında farkındalığı artıracak çalışma ve girişimlere katkı sağlaması hedeflenmektedir.
Türkiye'de matematik eğitimi araştırmalarındaki matematiksel model oluşturma etkinliklerinin incelenmesi
Tasarlanan bir öğretim yaklaşımı öğrencilerin motivasyonunu artırarak onları üst düzey düşünmeye yönlendirecek, disiplinler arası bağ kurabilecek, okulda öğrendiği bilgileri gerçek yaşama transfer etmesini sağlayabilecek, etkin ve yaratıcı çözüm üretebilme, analiz edebilme ve genelleme yapabilme gibi becerileri kazandıracak düzeyde olmalıdır. Model oluşturma etkinlikleri öğrencilerin karşılaştıkları bir problemi basitleştirme, tabloları, şekilleri, grafikleri kullanarak alt problemleri ve verileri analiz etme; yapıları keşfetme, problemin sonucu hakkında tahminlerde bulunma, verilerden eşitlikler elde etme ve bunları kullanıp test etme gibi problem çözme becerilerinin gelişmesini sağlamaktadır. Tüm bu beceriler matematiksel modellemenin önemini vurgulamakta ve bireylerin okul sonrası iş ve meslek hayatlarında nitelikli, yaratıcı ve üretken birer eleman olmalarını sağlayacaktır. Öğrencilerin matematiğe ilgilerinin çekilmesi, matematiği sevmeleri, kavramları içselleştirmeleri için anlamlı öğrenmeye dayalı matematiksel model oluşturma etkinlikleri ile öğretimin önemi her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yapılmış matematik eğitimi araştırmalarında yer alan matematiksel model oluşturma etkinliklerinin alanyazında yer alan Lesh ve Doerr (2003) tarafından verilen model oluşturma etkinlikleri prensipleri bağlamında incelenmesidir. Araştırmada araştırmacılar ve matematik eğitimcilerinin faydalanabilmesi amacıyla Model Oluşturma Etkinliği incelemesi için bir model oluşturulması hedeflenmiştir.
Bilimsel atıf indeksinde yer alan üç endodonti dergisinin 2001-2005 ve 2016-2020 yılları arasındaki bibliyometrik analizi: Kök kanallarının kemomekanik şekillendirilmesi ve doldurulması
Bu çalışmanın amacı; kanal tedavisinin mekanik, kimyasal şekillendirme ve doldurma aşamalarını konu alan ve Bilimsel Atıf İndeksinde yer alan 3 endodonti dergisinde (Australian Endodontic Journal, Journal of Endodontics ve International Endodontic Journal) yayınlanmış olan makalelerin bibliyometrik analizini yapmak ve araştırmacılara güncel çalışma konularıyla ilgili yol göstermektir. Çalışmada 2001-2005 ve 2016-2020 olmak üzere iki farklı 5 yıllık dönemde dergilerdeki ilgili konularda yapılan tüm yayınlar, 2 araştırmacı tarafından 3 farklı zamanda değerlendirilmiştir. Değerlendirmede kullanılan parametreler ilk yazarın ülkesi, yazar sayısı, ulusal ve uluslararası iş birliği, çalışma tipi, atıf sayısı, ilk yazar bölümü ve çalışma konularının dağılımıdır. İlk 5 yıllık dönemden ikinci 5 yıllık döneme gelindiğinde; toplam ve dahil edilen yayın sayısında bir artış olduğu, özellikle mekanik ve kimyasal şekillendirmeyi konu alan yayınların sayısında anlamlı bir artış olduğu görülmüştür. Diğer taraftan kök kanallarının doldurulmasına ilişkin yayın sayısında anlamlı bir azalma olduğu görülmüştür (p<0,05). 2001-2005 yılları arasında ilgili konuda lider yayıncı ülke ABD iken, 2016-2020 yılları arasında Brezilya'dır. İkinci 5 yıllık dönemde yayınlarda yazar sayısı, ulusal ve uluslararası iş birliğinde artış olduğu görülmüştür (p<0,05). Her iki dönemde de in vitro çalışmaların sayısı klinik çalışmalardan ve hayvan deneylerinden anlamlı derecede fazla bulunmuştur (p<0,05). Klinik çalışmaların sayısı ikinci 5 yıllık dönemde artarken, hayvan deneylerinde bir azalma olduğu saptanmıştır. 2001-2005 döneminde 11-50 atıf alan yayın sayısı fazlayken, 2016-2020 döneminde 1-10 atıf alan yayın sayısı fazla bulunmuştur. İlk 5 yıllık dönemde 100 ve üzeri atıf sayısına sahip 76 yayın bulunurken, son 5 yıllık dönemde bu atıf sayısına sahip yayın bulunamamıştır. 2016-2020 dönemindeki yayınların 54'ü henüz hiç atıf almamıştır. En yüksek atıf sayısına sahip yayın 2001-2005 dönemine aittir ve 406 atıf almıştır. Bu yayın eğelerin şekillendirme yeteneğini konu almaktadır. İki dönemde de ilk yazarların endodontist olma yüzdesi, olmama yüzdesinden daha yüksektir (p<0,05). Mekanik şekillendirme aşamasıyla ilgili olarak, her iki dönemde de eğelerin kırılma özellikleri ve şekillendirme yeteneklerini konu alan çalışma sayısı daha yüksektir. İkinci 5 yıllık dönemde kök kırığı oluşumu, apikal debris ekstrüzyonu ve eğelerin temizleme yeteneği konularına artan bir ilgi görülmüştür (p<0,05). İkinci 5 yıllık dönemde, kimyasal şekillendirme aşamasında aktivasyon cihazlarının ve yöntemlerinin değerlendirildiği çalışma sayısında anlamlı bir artış olduğu görülmüştür (p<0,05). İrrigasyon solüsyonlarının birçok özelliğinin aynı anda değerlendirildiği çalışmalara yönelim olmuştur. Dolum aşamasıyla ilgili olarak, 2001-2005 döneminde en fazla mikrosızıntıyla ilgili yayın bulunurken 2016-2020 döneminde bu konuda ciddi bir azalma tespit edilmiştir (p<0,05). Yeni materyallerin üretimiyle, dolum materyallerinin fizikokimyasal özelliklerini ve dişi kuvvetlendirme yeteneklerini konu alan çalışmalar ilgi odağı olmuştur. Kanal tedavisi sonrası klinik ve radyografik takip çalışmalarında da bir artış olduğu görülmüştür (p<0,05). Sonuç olarak, araştırma konuları teknolojik, mekanik, fiziksel ve biyolojik gelişmelerle değişiklik göstermektedir ve araştırmacıların bu değişimleri takip ederek güncel kalması oldukça önemlidir.
Sıçanlarda sisplatin ile oluşturulan nörotoksisiteye melatoninin etkisi
Nörotoksisite sisplatinin (Cis) önemli yan etkilerden biridir. Patogenezinde oksidatif stres ve inflamasyon vardır. Melatonin (Mel) iyi bir antioksidan ve antiinflamatuar madde olduğundan bu yan etkiyi düzeltme potansiyeline sahiptir. Bu çalışmanın amacı sıçanlarda Cis'in yaptığı nörotoksisite üzerinde Mel'in etkisini değerlendirmektir. Bu amaçla 48 sıçan 6 gruba bölündü. Kontrol (%0.9 NaCl), Çözücü (%5 etanol), Cis (6 mg/kg), Cis (6 mg/kg) + Çözücü, Mel (20 mg/kg), Cis (6mg/kg) + Mel (20 mg/kg). Cis tek doz, Mel 5 gün süre ile kullanıldı. İlaç protokolü sonrası T-maze, rotarod ve hot plate testleri yapıldı. Davranış testleri sonrası sakrifiye edilen sıçanların beyin dokusunda AChE, oksidatif stres ve proinflamatuar belirteçler ölçüldü. Sonuçlarda Cis ve Cis+Çözücü gruplarda kognitif fonksiyonda ve motor performansta belirgin bozukluk saptanırken Cis+Mel grupta kognitif fonksiyonda belirgin, motor performansta istatistiksel anlamlılığa ulaşmayan düzelme saptandı. AChE seviyeleri Cis verilen sıçanlarda yüksekti. Mel eklenmesi önemli bir değişiklik yapmadı. TBARS ve MAO seviyeleri Cis+Çözücü grupta kontrole göre anlamlı yüksek iken (p<0.05) Cis+Mel grupta MAO seviyelerinde anlamlı, TBARS seviyelerinde anlamlı olmayan düşme oldu. SOD ve GPx seviyeleri Cis+Çözücü grupta kontrole göre anlamlı düşüktü. Mel eklenmesi ile belirgin artış gösterdi. GR aktivitesi Cis+Çözücü grupta düşükken Cis+Mel grupta anlamlı yüksekti. TNF- seviyeleri Cis ve Cis+Çözücü gruplarda yüksek iken Mel eklenmesi ile kontrol grup seviyelerine döndü. IL-6 ve IL-1β seviyeleri 3 Cis grubunda da yüksekti. Mel ile sitokin seviyeleri değişmedi. Sonuçlar Mel'in Cis'in yaptığı nörotoksisiteyi önlemede etkili olabileceğini göstermektedir. Kesin bir sonuca ulaşmak için farklı dozlarda ve farklı sürelerde Mel kullanılarak yapılacak çalışmalara ihtiyaç vardır.
Evaluation of the use of content analysis in graduate theses
Qualitative content analysis has started to be used more in the recent years, especially in the last decade. This trend exists in Turkey as well. It can be said the method was founded in 1952 by Berelson, when his book Content Analysis in Communication Research was published. In this book, Berelson defined content analysis as a quantitative research technique. Criticisms arose shortly after, with Kracauer being the first critique. In the same year, Kracauer (1952) published an article titled The Challenge of Qualitative Content Analysis, in which he rejected content analysis being labeled as quantitative, and declared that the method, in fact, is a qualitative technique. The debate about if content analysis is quantitative or qualitative has been going on about since then, and content analysis has been studied methodologically as well as being used as a research technique. The motivation of this study is to identify the process and characteristics of qualitative content analysis. The aims of this study are, first, to contribute to the methodology literature in Turkey and, second, to explain how the technique is conducted and, if there is any, to overcome the misunderstandings about it. In this study, qualitative content analysis is used as the research technique. First, with literature review, it is aimed to understand the background of content analysis, where it is used, and how qualitative content analysis is conducted. With qualitative content analysis, it is aimed to identify the characteristics of the technique. For this aim, Master's and PhD theses which are written in Turkey and used qualitative content analysis in their studies are analyzed. The theses are selected from Council of Higher Education's online Thesis Center through consecutive unit type purposive sampling. There are 27 Master's and 15 PhD theses in the sample. After conducting qualitative content analysis on the sample, it is found that there is confusion about how to conduct qualitative content analysis. To overcome this confusion, some pathways are offered about conducting qualitative content analysis for researchers to reveal the difficulties related with the technique.
Türkiye'de halk oyunları olgusuna akademik bakış: Lisansüstü tez çalışmalarının içerik analizi
"Türkiye'de Halk Oyunları Olgusuna Akademik Bakış: Lisansüstü Tez Çalışmalarının İçerik Analizi" adlı araştırma çalışmasında, 1998-2018 yılları arasında, Türk halk oyunlarını konu alan, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Ulusal Tez Merkezi Sistemi'nde (https://tez.yok.gov.tr) bulunan, daha önceden belirlenen anahtar kelimeler ile tespit edilen lisansüstü tez çalışmaları incelenmiştir. Bu araştırma çalışmasında, Türk halk oyunlarını konu alan lisansüstü tez çalışmalarının, araştırma konularına göre yönelimleri tespit edilmiştir. Bu sayede ileride yapılacak araştırma çalışmalarına yön vermek ve kolaylık sağlamak amaçlanmıştır. Bu amacın yanında, lisansüstü tez çalışmalarının tasnifini yaparak bilgi ve veri karmaşasından kurtaracağı söylenebilir. Birinci bölümde, araştırma yöntemi olan içerik analizinde kullanılacak kodların ve temaların anlamları geniş bir literatür taraması ile araştırılmış ve bu araştırma çalışmasındaki terminolojik anlamları ve amaçları aktarılmıştır. İkinci bölümde araştırma çalışmasına dahil edilen 185 adet lisansüstü tez çalışması incelenerek içerik analizi uygulaması yapılmıştır. Her tez için künyeler oluşturularak tez numarası, yazarı, yılı, tez türü, tez çalışmasının adı, tez çalışmasının yapıldığı üniversite, tez çalışmasının yapıldığı enstitü, araştırma çalışmasında belirlenen ve ilgili oldukları kodları ve temaları aktarılmıştır. Her tez çalışmasının içerikleri bölümler halinde betimlenmiştir. Üçüncü bölümde araştırma çalışmasının problemleri hakkında elde edilen veriler grafik ve tablolar şeklinde aktarılmıştır. Çıkan nitel veriler alanda yapılacak olan diğer çalışmalara kaynaklık etmesi amacıyla yorumlanmıştır.
Empirical essays on the informal economy
In this master's thesis, I empirically study the informal sector in two separate essays, both of which have implications for policy making and make original contributions to the understanding of informality around the world. In the first essay, I investigate the relationship between energy consumption and the size of the informal economy. Relying on panel data regression models, my estimation results show that at the aggregate level, energy intensity is inversely related to the size of the informal sector, providing actual empirical evidence on the presence of high labor and low capital intensity in the informal economy. Furthermore, I also find evidence for the presence of non-linearity and asymmetry in this relationship. In the second essay, I investigate the relationship between the informal sector employment, and micro-level socio-demographic characteristics, political attitudes and individual norms. Using self-reported data, I show that socio-demographic characteristics are strong predictors of the informal sector employment. Moreover, individuals' preferences for an economically strong state, as much as their confidence in political institutions are significantly and positively correlated with the informal sector employment, whereas variables associated with confidence in market institutions are negatively correlated with the informal sector employment. I also show that individuals who participate in political processes have a lower probability of working in the informal sector. Finally, I show that individual norms, such as religiosity and tax morale are negatively correlated with the informal sector employment, as well.
Öğretim elemanlarının interneti araştırma amaçlı kullanma durumları
Türkiye'de yenilikçilik alanında yapılan bilimsel çalışmalar üzerine bir araştırma: Kitap ve makaleler bibliyografyası
Günümüzde yenilikçiliğin önemi anlaşılmış ve bu alanda yapılan çalışmaların sayısı da gün geçtikçe artmaya başlamıştır. Yayın sayılarının artması araştırmacılar için bazı gereksinimler getirmiştir. Bu gereksinimlerin başında alanda yapılan çalışmalara kolay ve toplu bir şekilde ulaşabilme imkânı gelmektedir. Bu sebeple bibliyografik çalışmalar araştırmacılar için büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı yenilikçilik alanında çalışma yapacak araştırmacılar için alanda yapılmış çalışmaların bütünsel bir görünümünü sunmaktır. Bu amaç için kitaplar ve makaleler kapsama alınmıştır. Bu çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi özetsel yaklaşım deseni ve tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Alanyazın taraması için TO-KAT toplu katalog ve EBSCO veri tabanı kullanılmıştır. Yapılan tarama sonucu elde edilen 220 kitap ve 434 makale 'nin künye ve özetsel tablosu oluşturulmuştur. Yapmış olduğumuz bibliyografik çalışmanın yenilikçilik alanında çalışma yapacak araştırmacılara katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Anahtar kelimeler: Yenilikçilik, Bibliyografya, Kitaplar, Makaleler.
Sosyal bilgiler eğitiminde eleştirel düşünmeyi konu edinen ulusal ve uluslararası çalışmaların içerik analizi (2005-2021)
Bu çalışmanın amacını 2005 ve 2021 yılları arasında sosyal bilgiler eğitiminde eleştirel düşünmeyi konu edinen ulusal alandaki yüksek lisans ve doktora tezlerini, ulusal ve uluslararası alandaki makale çalışmalarını tematik olarak incelemek oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmalara ulaşmak için YÖKTEZ, Dergipark, EBSCO, ERIC, Google Akademik, ScienceDirect veri tabanlarında "eleştirel düşünme", "sosyal bilgiler eğitiminde eleştirel düşünme", "sosyal bilgiler eğitimi" anahtar kavramları taratılmıştır. Elde edilen ulusal ve uluslararası 73 çalışma araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Araştırmada (Çiltaş, Güler, & Sözbilir, 2012)'in geliştirdiği yayın sınıflama formu sosyal bilgiler eğitimine uyarlanarak kullanılmıştır. Tüm çalışmalar türü, yayınlandığı yıl, künye bilgisi, konusu, kullanılan araştırma yöntemi, araştırma modeli, veri toplama aracı, örneklem ve örneklem büyüklüğü, veri analiz yöntemi ve veri analiz yöntem türleri açısından incelenmiştir. Bu ölçütler sayesinde çalışmaların hepsi kodlandırılmış ve bu kodlamalardan elde edilen verilerden alınan yüzdelik oranlar tablo ve grafikler aracılığıyla sunulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara bakıldığında, ulusal alanda yayınlanan çalışmalarda araştırmacıların ağırlıklı olarak nicel araştırma yöntemlerini tercih ettikleri gözlenmiş, uluslararası alanda yayınlanan çalışmalarda ise nitel araştırma yöntemleri kullanımının ağırlıkta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yine ulusal çalışmalarda incelenen çalışmaların çoğunluğunda nicel veri analiz yöntemleri kullanılırken uluslararası tabanlı çalışmalarda nitel veri analiz yöntemlerinin tercih edilmesi dikkat çeken bir noktadır. İncelenen çalışmalarda en sık çalışılan araştırma konusunun tutum-ilgi-algı belirleme olduğu tespit edilmiştir. İncelenen çalışmaların çoğunda örneklem olarak ilköğretim öğrencilerinin kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonunda ulusal ve uluslararası alanda sosyal bilgiler eğitiminde eleştirel düşünmeyi konu edinecek çalışmalara öneriler getirilmiştir.
Araştırma makalelerinde etkileşimsel üstsöylem öğeleri
Bu çalışmanın amacı Türk yazarlar tarafından yazılmış Türkçe, İngilizce, Amerikalılar tarafından yazılmış İngilizce makalelerde üstsöylem öğelerinden iletişimsel boyutunun kullanımını araştırmaktır. Bu amaçla yabancı dil öğretimi alanında yayınlanmış 150 makale, Hyland ve Tse (2004)'ün sınıflaması temel alınarak incelenmiştir. Amerikalı akademik yazarlar ve Türk akademik yazarlar tarafından yazılmış 50şer İngilizce makale ve Türk akademik yazarlar tarafından yazılmış 50 Türkçe araştırma makalesi incelenmiştir. Bu çalışma nitel bir araştırma desenini temel almıştır ve bu nedenle veriler nitel bir çözümleme programı olan NVivo 10'da incelenmiştir. İngilizce araştırma makaleleri uluslararası yayınlanan hakemli dergilerden, Türkçe araştırma makaleleri de ulusal yayınlanan hakemli dergilerden toplanmıştır. Amerikalı akademik yazarların özgeçmişleri kişisel ve kurumsal internet sitelerinden incelenmiş olup, eğitimini (Yüksek Lisans ve Doktora) ABD'lerinde tamamlamış olup bir ünivesitede çalışan akademisyenler seçilmiştir. Veriler Hyland ve Tse(2004)'ün sınıflaması temel alınarak incelenmiştir ve bazı öğe gruplarında yapılan pilot çalışma sonrası eklemeler yapılmıştır. Tüm veriler ek öğelerin ilk çözümleme sürecinde ortaya çıkmasından dolayı iki kez incelenmiştir. Etkileşimsel öğelerin frekansları bulunmuş olup yazarlar arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için istatistiksel test uygulanmıştır (binom testi). Binom test sonucunda etkileşimsel üst söylem öğelerinin araştırma makalelerinde Amerikalı ve Türk akademik yazarlar arasında farklılık görülmüştür. Amerikalı yazarların etkileşimsel üst söylem öğrelerini Türk yazarlara göre İngilizce yazılan makalelerde daha fazla kullandıkrları bulunmuştur. Türk yazarların bu öğeleri İngilizce araştırma makalelerinde Türkçe araştırma makalelerine göre daha sık kullandıkları gözlemlenmiştir. Alt kategorilerden eminlik, tutum belirteçleri ve ben/biz dili açısından anlamlı farklılılar bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Akademik yazma, araştırma makaleleri, etkileşimsel üstsöylem öğeleri.
Sosyal öykü uygulaması kullanan özel eğitim araştırmacılarının konuya ilişkin görüş ve önerileri
Bu çalışmanın amacı, sosyal öykü uygulaması ile tez gerçekleştirmiş araştırmacıların sosyal öykü uygulamasına yönelik görüş ve önerilerinin belirlenmesidir. Araştırma toplam dokuz katılımcı ile dört farklı ilde gerçekleştirilmiştir. Araştırma nitel araştırma desenlerinden fenomonolojik desen ile yürütülmüştür. Araştırma bulguları yarı yapılandırılmış görüşmeler yolu ile toplanmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde, katılımcıların genel olarak sosyal öykü uygulamasının aşamaları hakkında olumlu görüş bildirdikleri görülmektedir. Katılımcılar, sosyal öykü uygulamasında bir kılavuzdan yaralandıklarını ve bu kılavuzun Crol Gray'in kitapları olduğunu ifade etmişlerdir. Katılımcılar, kullandıkları sosyal öykü hazırlama kılavuzunu hem rehberlik edici hem de sınırlandırıcı olarak görmektedirler. Sosyal öykü uygulamasını uygulayıcı dostu ve pratik olarak ifade eden katılımcılar, bilişsel düzeyi iyi olan çocuklarla çalışma zorunluluğunu sosyal öykünün zayıf yanı olarak nitelendirmektedirler. Katılımcılar, sosyal öykü uygulamasının hem normal gelişim gösteren bireyler hem de diğer tüm yetersizlik grupları ile etkili bir şekilde kullanılabileceğini ifade etmişlerdir. Sosyal öykü uygulamasının sınıf içi kullanımı için çoğunlukla kullanılamaz şeklinde görüş bildiren katılımcılar uygulamanın bireye özgü yapısından ve birebir öğretim düzenlenmesi gerekliliğinden dolayı sınıf içinde kullanılamayacağını ifade etmişlerdir. Ayrıca sosyal öykü uygulamasının geliştirilmesine yönelik görüş bildiren katılımcılar, sosyal öykü uygulamasının paydaşlara eğitim verilmesiyle geliştirilebileceğini dile getirmişlerdir Anahtar Sözcükler: Sosyal öykü, Türkiye'de sosyal öykü çalışmaları, Araştırmacı görüşleri, Özel eğitim.