Cognition

333 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna eşlik eden yavaş bilişsel tempo kliniği olan çocuklarda duygu düzenleme güçlüklerinin araştırılması

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu'na veya Yavaş Bilişsel Tempo kliniğine sahip çocuklarda sosyal işlevsellikte bozulmalar ve bunun bir aracısı olabilecek duygu düzenlemede problemler yaşanabilmektedir. Çalışmamızda, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanısına eşlik eden Yavaş Bilişsel Tempo kliniğinin duygu düzenlemede rolü olan duygu tanıma/anlama,duygusal reaktivite/olumsuzluk/değişkenlik, duyguayarlama,empati/katı-duygusuz özellikler açısından incelenmesi ve ileride tedavi planlamasına yol gösterebilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamız Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Çocuk Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Anabilim Dalı'na başvuran olgular arasında içleme ve dışlama kriterlerini karşılayan, 8-12 yaş aralığında olan, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanılı 30 çocuk ve Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu'na Yavaş Bilişsel Tempo kliniğinin eşlik ettiği 20 çocuk olmak üzere iki farklı grup şeklinde dizayn edilmiştir. Kullanılan psikiyatrik değerlendirme ve ölçüm araçları; Barkley Çocuk Dikkat Anketi, Duygu Ayarlama Ölçeği, Çocuk ve Ergenler için Empati Ölçeği Türkiye Formu, Hollinngshead-Redich Ölçeği, Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Formu-Şimdi ve Yaşam boyu Şekli DSM-5 - Türkçe Uyarlaması, Klinik Global İzlenim Ölçeği, Sözel Olmayan İpuçlarını Algılama Becerilerini Değerlendirme Aracı-Yüz ifadeleri alt alanı, Çocuk ve Ergenlerde Yıkıcı Davranım Bozuklukları İçin DSM-IVe Dayalı Tarama ve Değerlendirme Ölçeği – Turgay, Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu ve Sosyodemografik Veri Formu'ndan oluşmaktadır. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu'na Yavaş Bilişsel Tempo kliniğinin eşlik ettiği grubun, sadece Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan gruba göre, duygu düzenlemenin duygu ayarlama ölçeği duygu ayarlama alt ölçeği puanları ve empati ölçeği puanları bakımından ayrıştığı saptanmıştır. Gruplar arasında dikkat eksikliği baskın görünüm DEHB kontrol edildiğinde de, duygu ayarlama ve empati bileşenleri Yavaş Bilişsel Tempo kliniğinin eşlik ettiği grupta anlamlı farklılaşmıştır.

BilişBilişsel işlevlerDuygu düzenleme+2
Meriç Meriçli
Tekirdağ Namık Kemal University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

COVID-19'u hafif geçirmiş kişilerde bilişsel fonksiyonların serum BDNF düzeyleri ile ilişkisi

Koronavirüs Hastalığı 2019 (COVID-19) pandemik bir hastalık olup, hastalığın uzun vadeli sonuçları ile ilgili literatür bilgileri halen kısıtlıdır. Son zamanlarda hastalığın uzun vadede bilişsel fonksiyonlara olan etkileri üzerine yapılan çalışmalar artmış, hastalığı hafif geçiren kişilerde bile bu etkilerin ortaya çıkabildiği gösterilmiş, çeşitli mekanizmalar ileri sürülmüş ancak hiçbiri tam olarak kanıtlanamamıştır. Çalışmamızda bu bilişsel etkilerin mekanizmasını aydınlatmak amacıyla Koronavirüs Hastalığı 2019 (COVID-19)'u hafif geçirmiş kişilerdeki bilişsel fonksiyonların nöropsikiyatrik testlerle değerlendirilmesi, serum Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF) düzeylerinin ölçülmesi ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamıza, Koronavirüs Hastalığı 2019 (COVID-19)'u hafif derecede geçirmiş 54 kişi ve yaş, cinsiyet, beden kitle indeksi (BKİ), eğitim düzeyi ve sigara kullanımı açısından eşleştirilmiş 36 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Her iki gruba da bilişsel fonksiyonların ölçülmesi amacıyla nöropsikiyatrik testler olan Stroop Testi TBAG Formu ve Görsel İşitsel Sayı Dizileri Testi B Formu uygulanmıştır. Tüm katılımcıların Enzyme-Linked Immunosorbent Assay (ELISA) yöntemi ile venöz kandan serum Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF) düzeyleri çalışılmıştır. Vaka grubunda, sağlıklı kontrol grubuna göre nöropsikiyatrik test puanlarının çoğunda anlamlı olarak bilişsel düşüşü ifade eden farklılık saptanmış ve Koronavirüs Hastalığı 2019 (COVID-19)'u hafif geçiren kişilerde dahi bilişsel bozulmaların olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Serum Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF) düzeyleri vaka grubunda daha düşük bulunsa da her iki grup arasında anlamlı bir farklılık saptanmamış, vaka grubunda Serum Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF) düzeyleri erkek cinsiyette kadın cinsiyete göre anlamlı olarak daha düşük bulunmuş ve hastalığı geçirmiş özellikle erkek cinsiyetteki kişilerde Serum Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF) düzeylerinin daha geniş popülasyonlarda çalışılması gerektiği düşünülmüştür. Anahtar kelimeler: COVID-19, BDNF, Bilişsel

BilişBilişsel işlevlerCOVID 19+3
Biçem Demir
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında hastalık öz yönetimi ve öz yönetimi etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Multipl Skleroz, merkezi sinir sisteminde demiyelinizasyon ve aksonal hasarla giden, kronik, inflamatuar, otoimmün, nörodejeneratif hastalıktır. Motor, duyusal, görsel, bilişsel, genitoüriner, nöropsikiyatrik semptomatolojiye sahiptir. Bilişsel fonksiyonlarda koruyucu rolü, beyindeki global ve fokal atrofilere olumlu etkileri gösterilen kognitif rezerv, patolojinin etkileriyle başa çıkabilmede alternatif beyin ağları veya kognitif stratejiler kullanabilme yeteneğidir. Kronik hastalık süreçlerindeki stratejilerden öz yönetim; semptomlar, tedavi, fiziksel ve psikososyal sonuçlara uyumlanarak bunların yönetilebilmesini kapsamaktadır. Çalışmamızda multipl skleroz hastalarında hastalık öz yönetimi ile dizabilite, kognisyon, kognitif rezerv, yorgunluk, yaşam kalitesi arasındaki ilişkileri değerlendirmeyi amaçladık. Demiyelinizan hastalıklar polikliniğimizde multiple skleroz tanısı ile takipli, dâhil edilme kriterlerini karşılayan, 79 gönüllü hastada yüz yüze görüşme yöntemi ile yapılan kesitsel tipteki çalışmamızda; Sosyodemografik ve Klinik Veri Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Bilişsel Rezerv İndeksi Anketi, Modifiye Yorgunluk Etki Ölçeği, Multipl Skleroz Öz Yönetim Ölçeği, EuroQol Genel Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Kısa Tekrarlanabilir Batarya uygulandı. Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği (EDSS), Zamanlı 25 Adım Yürüme Testi, Dokuz delikli PEG testi puanlamaları yapıldı. Olgularımızın %92,4'ünde normal kognisyon saptanırken, kognitif bozukluk görülen %7,6'sının tanı yaşları anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır. Kısa Tekrarlanabilir Batarya kapsamındaki diğer testlerle öz yönetim arasında anlamlı ilişki saptanmamasına karşın SDMT puanları ile pozitif yönlü anlamlı ilişki izlendi. Multipl Skleroz Öz Yönetim Ölçeği'nden aldıkları puanlar ile EDSS puanları, Modifiye Yorgunluk Etki Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği ve hastalık süreleri arasında negatif yönlü; öz yönetim ve EuroQol skorları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki görüldü. Multipl skleroz hastalarında öz yönetime dair kanıta dayalı yöntemlerin geliştirilmesine yönelik kognitif, fiziksel, psikososyal, demografik parametrelerin ele alındığı, çok merkezli çalışmaların yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Multiple skleroz, hastalık öz yönetimi, kognisyon, kognitif rezerv, yaşam kalitesi

BilişBilişsel işlevlerMultipl skleroz+3
Simge Karadeniz
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel egzersiz terapi yaklaşımı ölçeği'nin gebe bireylerde geçerliği, güvenirliği ve duyarlılığının belirlenmesi

Bu çalışma gebe bireylerde Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı (BETY) Ölçeği'nin geçerlik, güvenirlik ve duyarlılığını belirlemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya 150 birey dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen bireylere geçerliği değerlendirebilmek amacıyla Short From-36 (SF-36), Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (The State-Trait Anxiety Inventory- STAI) ve Gebelikte Cinsel Yanıt Envanteri (Pregnancy Sexual Response Inventory- PSRI) anketleri uygulandı. Geçerlik için yapılan istatistiksel analizler sonucunda BETY Ölçeği'ne verilen yanıtlara göre tavan-taban etkisi gözlenmedi. BETY Ölçeği ile SF-36 alt parametrelerinden fiziksel nedenlere bağlı rol güçlüğü (r= -0,421), vitalite (r= -0,515) ve ağrı (r= 0,494) arasında orta dereceli kolerasyon olduğu saptandı. Güvenirliği değerlendirmek amacıyla test-tekrar test yöntemi kullanıldı ve 30 bireye bir hafta sonra BETY Ölçeği tekrar uygulandı. Sınıf içi güvenirlik katsayısı (ICC, %95 güven aralığı) hesaplandı. Spearman kolerasyon analizine göre iki ölçüm arasında (rho=0,941, p<0,001) güçlü derece kolerasyon bulundu. ICC katsayısı da (0,973, p<0,001) oldukça yüksekti. Bunlara ek olarak iç tutarlık için Cronbach alfa katsayısına (0,841) bakıldı ve ölçeğin iç tutarlılığının yüksek olduğu bulundu. Ölçeğin duyarlılığının belirlenebilmesi için 3 ay sonra bütün ölçekler 30 gebe bireye tekrar uygulandı ve Wilocoxon testi ile değişime bakıldı. BETY ölçeği, SF-36 alt parametrelerinden fiziksel nedenlere bağlı rol güçlüğü, vitalite ve genel sağlık algısı ile PSRI gebelik dönemi, STAI-I ve STAI-II skorlarındaki değişim istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Bu çalışma ile gebe bireylerde BETY Ölçeği'nin geçerli, güvenilir ve duyarlı bir değerlendirme aracı olduğu olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Gebelik, Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı Ölçeği, geçerlik, güvenirlik, duyarlılık

Beyin egzersizleriBilişBilişsel davranış terapileri+4
Ebru Kaya
Hacettepe University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Obstrüktif uyku apne sendromu olan hastalarda yoganın aerobik kapasite, solunum kas kuvveti ve kognitif performans üzerine etkisi

Obstrüktif uyku apne sendromunun (OUAS) aerobik kapasite, solunum kas kuvveti ve kognitif fonksiyonlarda azalmaya sebep olması, hastaların sağlıkla ilgili yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir. Bu çalışmada OUAS olan hastalarda yoganın aerobik kapasite, solunum kas kuvveti ve kognitif performans üzerine olan etkisini incelemek amaçlandı. OUAS tanısı ile izlenen 44 hasta (40 erkek, 4 kadın) yoga (n=22, AHİ 31,7±21,2 olay/saat) ve kontrol (n=22, AHİ 24,9±17,8 olay/saat) grubuna randomize edildi. Yoga grubundaki OUAS hastaları, internet temelli telerehabilitasyon ortamında canlı seanslarda senkron olarak 4-5 katılımcıdan oluşan gruplar halinde 12 hafta boyunca haftada üç kez 60 dakikalık grup temelli yoga seanslarına dahil edildi. Kontrol grubundaki OUAS hastalarına torakal ekspansiyon egzersizleri ilk seansta ev programı olarak öğretildi 12 hafta boyunca günde dört kez torakal ekspansiyon egzersizi yapmaları istendi. Olgulara başlangıç, 6. hafta ve 12. haftada antropometrik ölçümler, çevre ölçümleri, inspiratuar ve ekspiratuar solunum kas kuvveti (MİP ve MEP), kardiyopulmoner egzersiz testi (KPET) ve altı dakika yürüme testi (6DYT) yapıldı. KPET sırasında: maksimum oksijen tüketimi (VO2maks), anaerobik eşikte zirve oksijen tüketimi (atVO₂), dakika ventilasyonu (VE), dakika ventilasyonunun karbondioksit üretimine oranı (VE/VCO2), maksimum kalp hızı (HRmaks), kalp atımı başına oksijen tüketimi (O2 nabzı), bir dakikada kalp atım hızı toparlanması, maksimum solunum değişim hızı (RQmaks), anaerobik eşikteki solunum değişim oranı (atRQ), maksimum metabolik eşdeğer (METmaks) ve anaerobik eşikteki metabolik eşdeğer (atMET) ölçüldü. Kognitif performansı değerlendirmek için Corsi Blok Testi ve Stroop TBAG Testi uygulandı. Uyku kalitesi için Pitssburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), gündüz uykululuk halini ölçmek için Epworth Uykululuk Skalası (EUS) ve sağlıkla ilgili yaşam kalitesi için SF-36 ölçekleri kullanıldı. Yoga, vücut yağ yüzdesini azalttı, epigastrik ve subkostal göğüs çevre ölçümü değerlerini artırdı (p<0,05). MİP ve egzersiz testi parametrelerini (VE, HRmax, %HR, birinci dakikadaki kalp atım hızı toparlanması ve RQmax), Corsi Blok Testi (ileri) ve Stroop TBAG Test puanlarını (3,4 ve 5. bölümleri) kontrollere kıyasla anlamlı olarak iyileştirdi (p<0,05). Kontrol grubu ile karşılaştırınca istatistiksel fark olmasa da, yoga grubunda zaman içerisinde maksimal oksijen tüketimi değerleri arttı (p>0.05). Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında yoga grubunda 6DYT mesafesinde anlamlı değişiklik yoktu (p>0.05). PUKİ'nin uyku etkinliği, uyku kalitesi puanları ve EUS skoru kontrol grubuna göre yoga grubunda anlamlı olarak iyileşti (p<0,05). SF-36 (emosyonel rol kısıtlaması, mental sağlık, genel vücut ağrısı parametrelerinin 12. hafta ölçümleri kontrol grubuna göre yoga grubunda daha fazlaydı (p<0,05). MEP, Corsi Blok Testi (Geri Bellek), Stroop (1,2), PUKİ uyku bozukluğu, uyku latansı, gündüz uyku işlev bozukluğu, ilaç kullanımı ve SF36'nın fiziksel fonksiyon, sosyal fonksiyon, fiziksel rol kısıtlaması, enerji/yorgunluk, genel sağlık algısı alt parametrelerinin altıncı ve 12. hafta ölçümlerinde gruplar arasında fark yoktu (p>0,05). Çalışmamızın sonucunda, OUAS hastalarında yoganın solunum kas kuvvetini, KPET'in kalp hızı parametrelerini, nörokognitif performansı ve uyku kalitesini artırdığı gösterilmiştir. Çalışmamız OUAS hastalarında yoganın egzersiz programlarına eklenmesinin hastaların sağlıkla ilgili parametrelerini iyileştirebileceğini desteklemektedir.

Aerobik güçBilişBiliş bozuklukları+6
Filiz Eyüboğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında kognitif yorgunluğun denge üzerine akut etkisinin incelenmesi

Multipl Skleroz (MS) hastalarında kognitif yorgunluğun denge üzerine akut etkisini incelemek amacıyla yapılan bu çalışmaya; Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği (EDSS) skoru 0-4 olan, kognitif bozukluğu olmayan, 20-50 yaş arasında 50 MS hastası dahil edildi. Hastalar randomize olarak kontrol ve çalışma grubu olacak şekilde ikiye ayrıldı. Çalışma grubuna 30-45 dakika boyunca kognitif yorgunluğa neden olacak kognitif aktiviteler yaptırılırken, kontrol grubu 30 dakika boyunca dinlendirildi. Her iki gruba da klinik denge değerlendirmeleri, statik postürografi değerlendirmeleri ve kognitif yorgunluk değerlendirmesi uygulamalardan hemen önce ve hemen sonra olmak üzere iki kere uygulandı. Kognitif yorgunluk, Görsel Analog Skala (VAS) ile değerlendirildi. Klinik denge değerlendirmeleri için Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) ve Tek Bacak Üstünde Durma Testi (TBÜDT) kullanıldı. Statik postürografi değerlendirmeleri için ise Modifiye Duyusal İntegrasyon ve Dengenin Klinik Değerlendirilmesi m(CTSIB), Stabilite Sınırları Testi (LOS), Tandem Yürüme (TW), Düz Yürüme (WA), Ritmik Ağırlık Aktarma (RWS) ve Tek Taraflı Duruş (US) kullanıldı. Çalışma grubuna Sözel Akıcılık Testi, MS için Kısa Uluslararası Bilişsel Değerlendirme(BICAMS) ve Paced İşitsel Seri Toplama Testi (PASAT)'ni içeren kognitif aktiviteler uygulandı. Çalışmanın sonunda iki grup karşılaştırıldığında çalışma grubu VAS'a göre kognitif yorgun bulundu (p<0,001). Statik postürografik denge testlerinden m(CTSIB)'de çalışma grubunun ölçümleri sonucunda sert zemin gözler açık, yumuşak zemin gözler açık ve kompozit skorda postüral salınımın arttığı bulundu (p<0,001, p<0,005, p<0,001). İki grup karşılaştırıldığında ise sert zemin gözler açık, sert zemin gözler kapalı, yumuşak zemin gözler açık ve kompozit skorda farklılık bulundu (p<0,001, p<0,007, p<0,005, p<0,001). LOS'da çalışma grubunun değerlendirmelerinde hareket hızı (MVL) ve son nokta ekskürsiyonda (EPE) artış bulundu (p<0,001, p<0,009). Kontrol grubunun reaksiyon süresi (RT) azalırken, son nokta ekskürsiyonda (EPE) ve maksimum ekskürsiyonda (MXE) artış gözlemlendi (p<0,019, p<0,010, p<0,005). İki grup karşılaştırıldığında ise sadece MXE'de fark gözlendi (p<0,009). TW değerlendirmelerinde hem çalışma grubunda hem de kontrol grubunda sadece hızda artış bulunurken, iki grup karşılaştırıldığında bu artış istatistiksel olarak anlamlı değildi (p<0,002, p<0,001, p>0,60). WA'da çalışma grubunun adım uzunluğunun arttığı bulundu (p<0,005). Gruplar karşılaştırıldığında sadece adım uzunluğu farklı bulundu (p<0,026). RWS'de kontrol grubunda sadece ön/arka doğrultusundaki on-axis hızında artış bulundu (p<0,012). Gruplar karşılaştırıldığında ise anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). US'de ise kontrol grubunun sağ bacak gözler kapalı pozisyonda fark bulunurken, iki grup karşılaştırıldığında anlamlı bir fark bulunmadı (p≤0,05, p>0,05). Klinik denge değerlendirilmesi için kullanılan FUT'un grup içi değerlendirmesinde çalışma grubunun uzanma mesafesinin azaldığı bulunurken, kontrol grubunun uzanma mesafesi değişmedi (p<0,001, p>0,438). Gruplar karşılaştırıldığında ise fark anlamlıydı (p<0,001). TBÜDT'de çalışma grubunda gözler açık sol bacakta, gözler açık sağ bacakta ve gözler kapalı sol bacakta duruş süresinin azalması anlamlı bulundu (p<0,002, p<0,004, p<0,007). Kontrol grubunda, gözler açık sol bacakta, gözler açık sağ bacakta ve gözler kapalı sağ bacakta duruş süresinin artışı istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,001, p<0,001, p<0,02). Gruplar karşılaştırıldığında, gözler açık sol bacakta, gözler açık sağ bacakta, gözler kapalı sol bacakta ve gözler kapalı sağ bacakta duruş süreleri farkı anlamlı bulundu (p<0,001, p<0,001, p<0,004, p<0,001). MS hastalarında kognitif yorgunluğun denge üzerine akut etkisinin ilk defa incelendiği bu çalışma bulguları doğrultusunda, kognitif yorgunluğun kognitif bozukluğu olmayan hastalarda dahi görülebileceği ve dengeyi olumsuz etkilediği gösterildi. Anahtar Kelimeler: Multipl skleroz, kognitif yorgunluk, statik denge, dinamik denge

BilişBiliş bozukluklarıBilişsel işlevler+3
Kübra Turan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Demans tanılı bireylerde addenbrooke'un bilişsel değerlendirmesi-III'ün Türkçe kültürel adaptasyonu ile geçerlik ve güvenilirliğinin incelenmesi

Bu çalışma, Addenbrooke'un Bilişsel Değerlendirmesi-III'ün (ACE-III-Tr) demans tanılı bireylerde Türkçe kültürel adaptasyonu ile geçerlilik ve güvenilirliğini incelemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya yaş ortalaması 73,89±7,10 olan demans tanısı almış 111 katılımcı dahil edilmiştir. Dahil edilme kriteri olarak Reisberg Global Bozulma Ölçeğine göre en fazla evre 4'te olan demans tanılı bireyler alınmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliği Doğrulayıcı Faktör Analizi ve uyum iyiliği indeks değerleri ile incelenmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda faktör yüklerinin istatistiksel anlamlılığı ile uyum iyiliği indekslerinin gösterdiği kabul edilebilir ve iyi uyum düzeyleri ACE-III-Tr ölçeğinin 5 alt boyuttan oluşan faktör modelinin yapısal geçerliliğini desteklemektedir. Mini Mental Durum Testi (MMDT) ve Hızlı Kognitif Değerlendirme Bataryası (Qmci-TR) ölçekleri kullanılarak ölçüt geçerliliği incelenmiştir. ACE-III-Tr ölçeğinin MMDT ve Qmci-TR ölçekleri ile arasındaki pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki ölçeğin ölçüt geçerliliğine sahip olduğunu göstermiştir. ACE-III-Tr ölçeğinin güvenilirliği iç tutarlılık ve test-tekrar test güvenilirliği analizleri ile incelenmiştir. ACE-III-Tr ölçeğinin Cronbach Alfa katsayısı 0,884 McDonald's ω katsayısı ise 0,904 bulunmuştur. ACE-III-Tr ölçeğine ait Test-tekrar test güvenilirliği sınıf içi korelasyon katsayısı (ICC) ile değerlendirilmiştir. Ölçek toplamından elde edilen test-tekrar test puan ortalamaları sırasıyla; 51,32±13,94 (22-72) ve 51,08 ± 14,05 (20-71) olarak bulunmuştur. İki farklı zamanda elde edilen ölçek sonuçları arasında korelasyon katsayısının 0,982 (p<0,001) olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar ACE-III-Tr ölçeğinin iç tutarlılık güvenilirliği ve zamana göre değişmezliğinin yüksek olduğunu göstermektedir. Çalışmamızdan elden edilen bilgiler doğrultusunda ACE-III-Tr ölçeğinin demans tanılı bireylerin bilişsel durumlarını değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir araç olduğu bulunmuş ve hem klinik hem de araştırma ortamlarında kullanıma uygundur.

BilişBiliş bozukluklarıBilişsel değerlendirme+4
Fatma Nur Kocademir
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında kognitif yorgunluğun mental imgeleme üzerine etkisinin araştırılması

Amaç: Mental imgeleme, kişinin gerçekte herhangi bir hareket açığa çıkarmaksızın belirlenen hareketi zihinde canlandırıp prova ettiği bir süreçtir. Literatürde sağlıklı bireylerde ve inme, multipl skleroz (MS), Parkinson hastalığı ve Alzheimer hastalığı gibi birçok hastalıkta mental imgelemenin farklı fonksiyonlar üzerine etkileri incelenmiştir. Bu çalışmalar mental imgelemenin birçok faktörden etkilendiğini göstermiştir. Multipl skleroz (MS) demiyelinizan bir hastalık olup demyelizasyonun yerleşiminin çeşitlilik göstermesi sebebiyle denge kayıplarından duyusal bozukluklara, kas güçsüzlüğünden depresyona kadar geniş bir yelpazede bulgular ortaya çıkabilmektedir. Kognitif yorgunluk bu semptomlardan biridir. MS hastaların tamamında kognitif bozukluk saptanmamasına rağmen %50'den fazlasında kognitif yorgunluğun görüldüğü rapor edilmiştir. Literatürde kognitif yorgunluğu olan MS hastaları için mental imgeleme çalışmaları önerilmektedir. Bununla birlikte kognitif yorgunluğun mental imgeleme üzerine etkisini gösteren bir çalışma bulunmamaktadır. MS hastalarında yorgunluk ile motor fonksiyon arasındaki ilişkiyi gösteren birçok yayın bulunmaktadır. Özellikle alt ekstremite kuvveri ile yorgunluk arasındaki ilişkiyi inceleyen çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Kognitif yorgunluk ile ekstremiteler arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaların ise son derece kısıtlı olduğu görülmektedir. Yozbatıran ve ark. tarafından yapılan ve MS hastalarında üst ekstremite fonksiyonu ile yorgunluk arasındaki korelayonu inceleyen çalışma konuyla ilgili literatürde yer alan tek araştırmadır. Bilgimiz dahilinde kognitif yorgunluğun alt ve üst ekstremite fonksiyonlarını ne kadar etkilediğie dair bir çalışma ise bulunmamaktadır. Literatürdeki bu eksikliklerden yola çıkarak palanladığımız çalışmamızın amacı; MS hastalarında oluşan kognitif yorgunluğun, mental imajinasyonu nasıl etkilediğini incelemek ve üst ve alt ekstremite motor fonksiyonları üzerine etkisini belirlemektir. Yöntem: Çalışmaya EDSS skoru 0 ile 4 arasında olan MS hastaları dahil edilecektir. Dahil olma kriterlerini sağlayan bireyler dosya numarasının tek veya çift olası baz alınarak randomize edilerek çalışma ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılacaktır. Her iki gruptaki bireylerin fiziksel aktivite düzeyi Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeğiyle, depresyon ve anksiyete düzeyleri Beck Depresyon Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği ile, konitif yorgunluk seviyeleri görsel analog skalası ile mental imgelemeleri ise kinestetik ve görsel imgeleme anketi, haraket imgeleme anketi, motor imgeleme yeteneği testi, zamana bağlı motor görüntüleri testi, 9 delikli çivi testi, 10 metre yürüme testi, iz sürme testi ile değerlendirilecektir. Bir hafta sonra testler her iki grup için tekrar edilecektir. Ancak çalışma grubundaki bireylere değerlendirme öncesinde kognitif yorgunluğu artırmak amacıyla nöropsikiyatrik testlerin cevaplanmasına dayalı bir protokol uygulanacaktır. Sonuç: Bu çalışmada elde edilecek MS hastalarında kognitif yorgunluğun mental imgeleme üzerindeki etkisine ait sonuçlar literatürde paylaşılacaktır. Tartışma: Çalışma sonucu elde edilen sonuçlar literatürdeki benzer çalışmalarla tartışılarak ortaya konulacaktır.

BilişBiliş bozukluklarıMultipl skleroz+3
Fardad Farzınmoghaddam
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Koklear implant kullanıcılarında uzamsal biliş becerilerinin değerlendirilmesi

Uzamsal biliş becerileri işitsel, görsel ve vestibüler girdiler öncelikli olmak üzere tüm duyusal girdilerin entegrasyonuyla gerçekleşir. Duyusal girdilerdeki eksiklikler uzamsal becerilerde etkilenime yol açabilir. Bu çalışmanın amacı ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan koklear implant kullanıcılarının uzamsal biliş becerilerinin değerlendirilmesi ve otolit disfonksiyonu olan ve olmayan koklear implant kullanıcılarının uzamsal biliş becerilerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya otolit disfonksiyonu olan 19, otolit disfonksiyonu olmayan 21 koklear implant kullanıcısı ve yaş ve cinsiyete göre eşleştirilmiş 20 sağlıklı katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcıların uzamsal becerileri üçgen tamamlama görevi (ÜTG), uzamsal oryantasyon testi (UOT) ve 4 dağ testi (4DT) ile değerlendirilmiştir. Çalışmamız sonucunda ÜTG'de otolit disfonksiyonu olan koklear implant kullanıcıları otolit disfonksiyonu olmayanlara ve sağlıklı kontrollere kıyasla daha fazla sapma açısı ve sapma mesafesi göstermişlerdir (p<0,001). UOT açı farkı değerlerinde gruplar arası anlamlı fark elde edilmiştir (p<0,001). Otolit disfonksiyonu olan koklear implant kullanıcıları en yüksek açı farkına sahipken sağlıklı kontrollerin en düşük açı farkına sahip olduğu bulunmuştur. 4DT'de ise otolit disfonksiyonu olan ve olmayan koklear implant kullanıcıları sağlıklı kontrollere kıyasla daha yüksek hata sayısına sahip olduğu görülmüştür (p<0,005). Uzamsal navigasyon becerisinde otolit disfonksiyon etkiliyken, uzamsal hafıza becerisinde işitme kaybının daha fazla etkili olduğu bulunmuştur. Uzamsal oryantasyon becerisini hem otolit disfonksiyonun hem de işitme kaybının etkilediği gözlenmiştir. Koklear implant kullanıcılarında uzamsal biliş becerilerinin daha zayıf olduğu ve otolit disfonksiyonu olan kullanıcıların uzamsal bilişin uzamsal navigasyon ve oryantasyon becerilerinde daha düşük performans gösterdiği bulunmuştur. Çalışmamız koklear implantlı bireylerde otolit disfonksiyon göz önünde bulundurularak uzamsal biliş becerilerinin değerlendirildiği ilk çalışmadır.

BellekBilişBilişsel beceriler+6
Nizamettin Burak Avcı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Az gören çocuklarda el yazısı kinematiğine ve kalem tutma pozisyonuna etki eden faktörlerin incelenerek tipik gelişim gösteren yaşıtları ile karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, az gören çocuklarda el yazısıyla ilişkili ince motor beceri, somatoduyusal algı, görsel motor organizasyon, el yazısı kinematiği ve kalem tutma pozisyonlarını inceleyerek tipik gelişim gösteren yaşıtları ile karşılaştırmaktır. Çalışmaya 7-12 yaş aralığında 18 az gören ve 18 tipik gelişim gösteren çocuk alınmıştır. Kognitif faktörlerin değerlendirilmesinde Dinamik Ergoterapi Kognitif Değerlendirmesi-Çocuk test bataryasının "Görsel Motor Yapılandırma" testi, duyusal faktör için Ayres Güney Kaliforniya Duyu Bütünlüğü Testleri'nin "Somatoduyusal Algı" testi, motor yeterliliğin değerlendirilmesi için Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik Testi 2. Versiyonu Kısa Formu'nun "İnce Motor Keskinlik" ve "İnce Motor İntegrasyon" testleri, 9 Delikli Peg Testi ve Jamar Hidrolik El Dinamometresi ve Pinchmetre kullanıldı. El yazısı kinematik analizi grafik tablet ile kaydedilerek MovAlyzeR yazılımıyla analiz edildi. Kalem tutma pozisyonunun değerlendirilmesinde Schneck tarafından geliştirilen kavrama pozisyonları kullanıldı. Çalışmanın sonucunda kognitif, duyusal faktörler ve motor yeterliliğin belirli parametreleri için tipik gelişim gösteren çocukların lehine anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Yazının kinematik analizi sonuçları için; yazı yazmaya başlangıç zamanları, her bir segmenti tamamlama süreleri, harflerin horizontal ve segment boyutları, normalize edilmiş ivmesel değişim ortalamalarının tipik gelişim gösteren çocukların lehine anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Kalem tutma pozisyonları için iki grup arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (x²=0,725, p>0,05). Çalışma sonucunda elde ettiğimiz bilgiler, yetersiz görsel uyaran nedeniyle az gören çocukların kognitif, duyu ve motor becerileri ve el yazısı kinematiklerinin tipik gelişim gösteren yaşıtlarından farklı olduğunu göstermektedir. Çalışmamızda elde ettiğimiz bulguların, az gören çocuklar ile çalışacak fizyoterapistlere yol gösterici olacağını düşünüyoruz.

BilişDuyusal bütünleşmeEl yazısı+5
Zeynep Güven
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Beyin tümörlü çocukların bilişsel fonksiyonları ile aktivite performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma, beyin tümörlü çocukların bilişsel ve yürütücü fonksiyonları ile aktivite performans ve memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmak için planlandı. Çalışmaya 6-12 yaşları arasında beyin tümörlü 102 çocuk; sağlıklı 90 çocuk katıldı. Katılımcıların bilişsel fonksiyonlarını değerlendirmek için Dinamik Ergoterapi Biliş Ölçeği Çocuk Versiyonu (DEBÖ-Ç), yürütücü fonksiyonlarını değerlendirmek için Aileler ve Öğretmenler için Çocukluk Çağı Yürütücü Fonksiyon Envanteri (CHEXI) kullanıldı. Katılımcıların aktivite performans ve memnuniyetlerini değerlendirmek için Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ) kullanıldı. Beyin tümörlü ve sağlıklı çocukların bilişsel ve yürütücü fonksiyonları ile aktivite performans ve memnuniyet düzeyleri arasındaki fark Mann Whitney U Testi ile incelendi. Sağlıklı çocukların bilişsel ve yürütücü fonksiyonları, aktivite performans ve memnuniyet düzeyleri beyin tümörlü çocuklara göre istatistiksel açıdan daha yüksek bulundu (p<0,05). Beyin tümörlü çocukların bilişsel fonksiyonları ile aktivite performans ve memnuniyetleri arasındaki ilişki ve yürütücü fonksiyonları ile aktivite performans ve memnuniyetleri arasındaki ilişki Spearman Korelasyon Testi ile incelendi. Beyin tümörlü çocukların bilişsel fonksiyonlarının tüm parametreleri aktivite performans ve memnuniyet düzeyleri ile istatistiksel olarak ilişkili bulundu (p<0,05). Çalışmanın sonucuna göre beyin tümörlü çocukların bilişsel ve yürütücü fonksiyonlarındaki eksiklik, çocukların günlük yaşam aktivitelerindeki performanslarını ve memnuniyet düzeylerini etkilemektedir. Ergoterapi teori ve modelleri doğrultusunda hazırlanacak kişi merkezli, bilişsel ergoterapi müdahalelerinin beyin tümörlü çocukların aktivite performanslarını geliştirebileceği ve çocukların performanslarından duydukları memnuniyeti artırabileceği düşünülmektedir.

Beyin neoplazmlarıBilişBilişsel beceriler+4
Gözde Önal
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Geriatrik bireylerde motor-motor ve motor-kognitif çift görev egzersizlerinin düşme üzerine etkisi

Çalışmamızın amacı; geriatrik bireylerde hem motor-motor hem de motor-kognitif çift görev egzersizlerinin düşme üzerine etkinliğini belirlemektir. 60 yaş üzeri, gönüllü 50 geriatrik birey çalışmaya dahil edildi. Değerlendirmeler tedavi öncesi ve sonrası uygulandı. Grup 1'e motor-kognitif çift görev egzersizleri, Grup 2'ye motor-motor çift görev egzersizleri uygulandı. Değerlendirmelerde Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği (UDEÖ), Berg Denge Ölçeği (BDÖ), Zamanlı Ayağa Kalk Yürü Testi (ZAKY), Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FBÖ) kullanıldı. Antigravite kas gücü ölçümü hand-held dinamometre ile, plantar duyu ölçümü monofilament (SWMT) ve diskriminatör ile yapıldı. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalamaları 67,72±7,33 idi. Her iki grupta da tedavi öncesi ile sonrası karşılaştırıldığında Berg Denge Ölçeği üzerinde olumlu gelişme gözlendi (p<0,05); ancak gruplar arası anlamlı bir fark bulunmadı (p=0.07). Hem grup içinde hem de gruplar arasında Uluslar arası Düşme Etkinlik Ölçeği ve Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği üzerinde anlamlı bir fark bulunmadı (p>0.05). Zamanlı Ayağa Kalk Yürü Testi'nde gruplar arası fark motor-kognitif grup lehine istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Kas gücü, plantar duyu ve iki nokta diskriminasyon değerlerinde gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Çalışmamızda, geriatrik bireylerde her iki çift görev egzersizlerinin de düşme üzerine olumlu etkileri bulunmuştur; ancak motor-kognitif çift görev egzersizlerinin zamanlı ayağa kalk ve yürü testine olan olumlu etkisi nedeniyle, geriatrik bireylerde bu egzersizlere öncelik verilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Çift görev, düşme, geriatri, zamanlı kalk ve yürü testi, kognitif.

BilişDengeDüşme kazaları+7
Hayrunnisa Akın
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Premenstruel sendrom yaşayan kadınlarda luteal ve foliküler evrelerde gözlenen emosyonel ve kognitif değişikliklerin incelenmesi

Premenstruel sendrom (PMS), menstrüel döngünün luteal evresinde beliren ve foliküler evrede kaybolan psikolojik ve somatik semptomlarla karakterize psikonöroendokrin bir bozukluktur. PMS literatüründe, psikolojik semptomlar arasında emosyonel belirtiler hakkındaki bilgiler tutarlıyken, bu değişikliklerle eş zamanlı olarak kognitif süreçlerin nasıl etkilendiği net değildir. Bu çalışmada, PMS yaşayan ve yaşamayan kadınlardan oluşan bir çalışma grubunda, luteal ve foliküler evreler arasında emosyonel ve kognitif işlevlerin birlikte değişiklik gösterip göstermediğinin belirlenmesi, önemli bir değişiklik varsa bunun nöropsikolojik yöntemlerle tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Çalışma, düzenli menstrüel döngüye sahip 18-39 yaş arası 41 gönüllü kadın ile yürütülmüştür. Katılımcılar, Premenstrüel Sendrom Ölçeği'ne göre PMS (n=23) ve kontrol (n=18) olarak, sosyodemografik ve menstrüel özellikler açısından benzer dağılım gösteren iki gruba ayrılmıştır. Gruplara, foliküler ve luteal evrelerde iki kez, Beck Depresyon Envanteri, Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği ve bir dizi nöropsikolojik test uygulanmıştır. Karşılaştırma analizlerinden elde edilen verilere göre, kontrol grubuna kıyasla PMS'li grupta emosyonel ölçümlerde ve kognitif yeteneklerin birçoğunda (öğrenme, kısa süreli ve uzun süreli görsel bellek, dikkati sürdürme, çelinebilirlik, inhibisyon, kurulumu değiştirebilme vb.) foliküler evreye göre luteal evrede istatistiksel açıdan anlamlı düşme yaşandığı saptanmıştır. Bununla birlikte çalışma belleği ve psikomotor hız parametrelerinde iki grubun da luteal evrede etkilendiği tespit edilmiştir. İlerleyen çalışmalarda, gözlemlenen değişikliklerin nedensel mekanizmasının ve günlük yaşama ne ölçüde müdahale ettiğinin belirlenmesi tanısal ve tedavisel yaklaşımların geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacaktır.

Belirti ve semptomlarBilişBilişsel işlev+7
Şeyma Ünal
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik bel ağrısı olan hastalarda hastalık biliş, fiziksel aktivite ve depresyon düzeyleri ilişkisinin belirlenmesi

Bu çalışmada, kronik bel ağrısı şikâyeti olan hastalarda hastalık biliş düzeyinin tespit edilmesi amaçlanmıştır ve bu amaçla bireylerin fiziksel aktivite düzeyi, ağrıya bağlı depresyon seviyesi ve hastalık bilişleri arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Kronik bel ağrısıyla başvuran hastalara, Hastalık Biliş Anketi (ICQ), Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ-SF) ve Beck Depresyon Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmamıza 108 kronik bel ağrılı hasta katılmıştır. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri ve anketlerin birbiri ile ilişkisi istatiksel olarak incelenmiştir. Fiziksel aktivite ölçeği cinsiyete göre incelendiğinde erkek katılımcılarımızda daha yüksek fiziksel aktivite skoru bulunmuştur. Eğitim düzeyi ilkokul olan katılımcılarda daha düşük Metabolik eşdeğer skorları bulunmuştur. Öte yandan çalışan kişilerde çalışmayan ve emeklilere göre daha yüksek MET skorları bulunmuştur. Hastalık Biliş Ölçeği egzersiz yapan kişilerde daha yüksek olarak bulunmuştur. Son olarak istatiksel olarak anlamlı bulunan bir diğer değişken sigara kullanımıdır. Sigara kullanan kişilerde kullanmayanlara göre daha yüksek depresyon düzeyi tespit edilmiştir.

AğrıBel ağrısıBiliş+3
Betül Ekşi
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kādî Abdülcebbâr'da idrak teorisi

Bu tez, Basra Mu'tezilesi'nin Behşemiyye kolunun meşhur kelâmcısı Kādî Abdülcebbâr'ın rü'yetullah meselesinden hareketle duyusal olanın hem kadîm özne hem de hâdis özneler tarafından nasıl idrak edildiğini açıklamak üzere geliştirdiği idrak teorisini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Kādî problemi metafizik, fizik ve epistemolojik yönleriyle incelemiştir. Hem kadîm varlık hem de hâdis varlıklar hakkında geçerli olacak şekilde inşa ettiği idrak teorisi, giriş ve iki bölümden oluşan bir planla incelenecektir. Birinci bölüm idrakin neliği ve idrakin kurucu unsurları şeklinde iki kısımdan oluşmaktadır. Bu kısımlardan birincisinde idrakin neliği meselesi ele alınarak Kādî'nın bu husustaki konumunu da tespit edecek şekilde idrak tartışmalarının ana çerçevesini vermek hedeflenmektedir. İkinci kısımda ise Kādî'nın kendi idrak anlayışı çerçevesinde ortaya koyduğu özne, nesne ve dış dünya şartları şeklindeki idraki kuran temel unsurlara ilişkin düşünceleri ele alınmaktadır. İkinci bölüm iki ana kısımdan oluşmakta ve birinci kısımda kadîm varlık olan Allah'ın, ikincisinde ise hâdis varlıkların idrak nesnelerini idrakleri incelenmektedir. Kādî'ya göre kadîm varlığın nesneleri idrakindeki durumun aksine hâdis varlıklar çeşitli fiziksel ve epistemolojik süreçlere tabidir. Bu nedenle bu bölümün ikinci kısmı birincisine göre daha ayrıntılı bir şekilde işlenmiştir. İkinci kısımda herbir idrak türüne özgü idrak nesneleri ve bu nesnelerin idrakinde söz konusu olan süreçler izah edilmiştir. Allah'ın ahirette görülüp görülemeyeceği meselesinin idrak tartışmalarının özel bağlamını teşkil etmesi ve bu açıdan idrake ilişkin meselelerin tartışılmasında yönlendirici etkisinin bulunması nedeniyle görme idraki diğer idrak türlerine oranla daha geniş bir şekilde tartışılmıştır. Ayrıca burada idrak türlerinin izahından sonra idrake dair söz konusu olan muhtemel engeller incelenmiştir. Bunu yaparken ilgili engeller birinci bölümdeki kurucu unsurlar sistematiği takip edilerek özne, nesne ve dış dünya şartları merkezinde ele alınmıştır. Son olarak idrak sürecinin sonunda idrak bilgisinin nasıl meydana geldiğine yer verilmiştir. Burada idrak eden öznenin idrak ettiği şeyi bilmesini sağlayan aklın neliği ve içeriğine değindikten sonra duyumun algıya nasıl dönüştüğü ve bir nesneyi duyumsayan kişinin aklî olgunluğu sayesinde onu nasıl bilebildiği ele alınmıştır.

BilişHadisKadı Abdülcebbar+3
Sami Turan Erel
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Seyyid Şerîf Cürcânî'de nefsin mahiyeti ve bilgi teorisi

Bu çalışma müteahhir dönemde kelâm geleneği içerisinde değişen nefis teorisinin -yani mücerret nefis teorisini kabulün- bilginin mahiyetinden duyu idraklerine, oradan da aklî idrake kadar kelâmın bilgi teorisinde meydana getirdiği kapsamlı dönüşümü ele almaktadır. Özellikle Fahreddin er-Râzî'nin Meşşâî geleneğin mücerret nefis teorisine ve onun etkisinde gelişen bilgi teorisine yönelttiği iç ve dış tenkitler sadece Meşşâî filozofların hesaplaşması gereken yeni meydan okumalar doğurmamıştır, aksine müteahhir dönemde mücerret nefis teorisini kabul eden kelâmcıların da cevap vermesi gereken yeni zorluklar çıkarmıştır. Öyle ki Fahreddin er-Râzî sonrası kelâm ve felsefe geleneğini onun söz konusu tenkitlerinin muhasebesi/muhakemesi olarak okumak yanlış olmayacaktır. Söz konusu muhasebenin/muhakemenin kapsamlı ve sistematik bir sunumunu yapabilmek için bu çalışma, Fahreddin er-Râzî'nin meydan okumaları karşısında en yetkin ve kalıcı hesaplaşmayı yapması nedeniyle Seyyid Şerîf el-Cürcânî'yi merkeze almıştır. Çalışmamız farklı bir metafizik sistem içerisinde üretilen mücerret nefis teorisinin ve onun güdümünde şekillenen bilgi teorisinin kelâmî ilkelerle nasıl dönüştürüldüğünü ve müteahhir kelâmcıların bu teorileri nasıl kendi düşünce sistemlerinin bir parçası haline getirdiklerini göstermeyi hedeflemektedir. Seyyid Şerîf gibi müteahhir kelâmcılar bu teorileri sadece kendi kelâmî ilkeleri üzerinden yeniden yorumlamakla kalmamış, aynı zamanda Fahreddin er-Râzî'nin meydan okumalarına cevap verebilme adına yapısal dönüşümlere de uğratmışlardır. Hatta bazen bilgi teorisinin alt meselelerinde meydana getirdikleri dönüşümler, Meşşâî filozofların o meselelerle ilgili ürettikleri teorilerden farklı bir tür olmayı hak edecek seviyeye dahi ulaşmıştır. Bu itibarla çalışmamız, Seyyid Şerîf gibi müteahhir kelâmcıların mücerret nefis teorisini kabul etmesinin ve sonrasında sahip oldukları bilgi teorisini onunla uyumlu hale getirmelerinin onlarda kimlik kaybına veya kimlik çokluğuna neden olmadığını ileri sürmektedir.

BilişEpistemolojiKelam+6
Muhammet Ali Koca
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilinemezin ifade aracı olarak kıssa

Bilinebilirlik Immanuel Kant'ta görüde inşa edilebilir olmakla ve Gottlob Frege – Georg Cantor çizgisinde ise biçimsel dizgede ve küme kuramsal modelde inşa edilebilirlikle belirlenmiş ve bu usule konu edilemeyenler sınırın ötesinde bırakılarak varlığın alanının bu yöntem çerçevesinde net bir şekilde belirlendiği düşünülmüştür. Felsefe faaliyeti de sınırlarının mutlak bir şekilde belirlendiği düşünülen bu alanda icra edilmiştir. Bu arka planda bilimin kesinliğine öykünen bir felsefe yaklaşımı savunulmaya başlamış ve felsefenin alanını da bilimde kabul gören sınırlarla belirleme eğilimine gidilmiştir. Ancak biçimsellik, ispat edilebilirlik ve mekanik nedenselliği kuşatacak biçimde farklı veçheleriyle karşımıza çıkan vakalar felsefeye ve varlık alanına çizilen bu sınırın belirleyici olmadığının farkına varılmasına ve ilginin ister istemez sınırın ötesindeki bilinemediği ve ifade edilemediği söylenene kaymasına sebep olmuştur. Tezin amacı var olduğu bilinen ancak mevcut usullerin, biçimselliğin ya da ispat yöntemlerinin aracılığıyla hakkında konuşulamayan ara bir varlık alanının olduğunu göstermek ve sonraki aşamada bu usullerin belirleyici olmadığının farkındalığını sağlayarak mevzubahis alan hakkında hâkim felsefi fikriyatın kabul ettiği yöntemlerin dışında başka bir ifade imkânının olup olmadığını sorgulamaya açmaktır. Bu noktada tezin iddiası bilinemezin ifade aracının kıssa olduğu ve kıssanın sahip olduğu dilsel üslup ve özellikleri bakımından kavramsal dilin ve bilimsel modellerin sınırlılıklarını aşan sofistike bir model teşkil ettiğidir. Model olarak kıssa var olan ancak bilgiye konu edilemeyen nesneler hakkında bilişsel değeri olan bir ifade imkânı sağlamaktadır. Kıssanın model işlevi vesilesiyle bilinebilir olanla ifade edilebilir olan arasındaki boşluk kapatılabilecek ve bilimsel yöntem içerisinde üzerine konuşulması imkânsız görülen alanın dahil edilmesiyle felsefenin çerçevesi genişletilmiş olacaktır.

BilişCantor, GeorgFrege, Gottlob+6
Hanife Kutgi
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yaban mersini meyvesinin bilişsel performans ve ruh hali üzerindeki etkisi: Randomize kontrollü çalışmaların sistematik bir incelemesi

Yaban mersini, bilişsel performans ve ruh hali için faydalı olabilecek polifenoller açısından zengin bir meyvedir. Bu sistematik derleme, yaban mersini tüketiminin insanlarda bilişsel performans ve ruh hali üzerindeki potansiyel etkilerini araştıran randomize kontrollü çalışmalardan elde edilen mevcut kanıtları incelemeyi amaçlamaktadır. Literatür taraması kapsamında 2012 yılı ve sonrasındaki verilere PubMed, Google Scholar, Science Direct gibi arama motorlarından yararlanılarak araştırma yapılmıştır. Çalışmada İngilizce ve Türkçe dilinde yaban mersini, Vaccinium myrtillus L., biliş, bilişsel, nöropsikoloji, demans, Alzheimer, ruh hali, hafıza anahtar kelimeleri kullanılarak randomize kontrollü ve deneysel çalışmalar taranmıştır. Bu sistematik derlemeye yaban mersini tüketiminin biliş ve ruh haline etkisi ile ilgili yapılan ancak randomize-kontrollü olarak yapılmamış, deneysel olmayan ve farklı üzümsü meyve kullanılan makalelerin tamamı dahil edilmemiştir. Sistematik incelemeye dahil etme şartları PICOS (P: Katılımcıların özellikleri, I: Yapılan müdahaleler, C: Kıyaslama grupları, O: Çıktılar, S: Araştırma sonuçları) yardımıyla gerçekleşmiş olup araştırmaya toplam 19 makale tanımlanmıştır. Sistematik derlemeye dahil edilen 10 çalışmada yaban mersini tüketimi yaşlı ve çocuklarda kısa veya uzun süreli hafıza, yürütücü işlev gibi bazı bilişsel performans ölçümlerini iyileştirmede etkili olmuştur. 2 farklı çalışmada genç yetişkin ve ergenlerde yaban mersininin ruh haline olumlu etkisi görülürken; 3 çalışmada katılımcıların (bir çalışma çocuk, 2 çalışma yaşlılar üzerine) duygu durumlarında iyileşme bildirilmemiştir. Bu durum yaban mersininin bilişsel ve ruh hali etki mekanizmasının yeterince bilinmemesinden kaynaklı olabilmektedir. 4 çalışmada ise bireylerde yaban mersini tüketiminin bilişsel gelişmede iyileşme etkisi görülmemiştir. Mevcut kanıtlara dayanarak, yaban mersini meyvesi bazı bilişsel performans ölçümlerini iyileştirebilir. Bununla birlikte çeşitli popülasyonlarda benzer yaban mersini ve tutarlı bir şekilde bildirilen bilişsel performans araçları ile yapılan daha fazla veriye ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Antioksidan, Bilişsel performans, Ruh hali, Yaban mersini.

AntioksidanlarBilişBilişsel işlevler+4
Melis Tokay
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Histeroskopilerde deksmedetomidin-remifentanil veya propofol-remifentanilin postoperatif kognitif fonksiyonlar üzerine etkileri

HİSTEROSKOPİLERDE DEKSMEDETOMİDİN-REMİFENTANİL VEYA PROPOFOL-REMİFENTANİLİN POSTOPERATİF KOGNİTİF FONKSİYONLAR ÜZERİNE ETKİLERİ Amaç: Çalışmamızda endometrial patolojilerin tanı ve tedavisinde altın standart olan histeroskopik girişimlerde; deksmedetomidin-remifentanil ile propofol-remifentanil kombinasyonlarını postoperatif kognitif fonksiyonlar, hemodinami, sedasyon, analjezi, derlenme, cerrah ve hasta memnuniyeti açısından karşılaştırılmayı amaçladık. Metod: Bu çalışma Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Etik Komitesi onayı alındıktan sonra prospektif olarak gerçekleştirildi. ASA I-II, 18-65 yaş arası 35'er kişilik 2 grupta toplam 70 hasta çalışmaya dâhil edildi. Operasyon günü işlem öncesi cerrahi masasına alınan hastalara supin pozisyonda işlemin gerektirdiği stantard rutin monitörizasyon yapıldı. Sedasyon öncesi ve sonrası sedasyon derinliği Ramsey sedasyon skoru (RSS) grupların kognitif fonksiyonları ise Minimal mental durum testi (MMDT) ile değerlendirildi. Hastalar Grup PR ve DR olmak üzere randomize iki gruba ayrıldı. Grup PR' ye Propofol 1 mg/kg bolus yapıldıktan sonra 25-100 µg/kg/dk infüzyon dozuna geçildi. Grup DR' ye Deksmedetomidin 1 µg/kg 10 dk bolus yapıldıktan sonra 0,4-0,7 µg/kg/sa infüzyon dozuna geçildi. Her iki gruba Remifentanil 0.25 µg/kg bolus sonrası 0.04 µg /kg/dk infüzyon dozuna geçildi. Tüm olgulara işlem boyunca nazal kanül ile 4-6 L dk -1 O2 verildi. Hastalar Ramsay Sedasyon Skalasına (RSS) göre RSS ≥4 olacak şekilde takip edildi. RSS <4 olması halinde gruba göre ek propofol yada deksmedetomidin yapıldı. Olguların operasyon masasında ilaç uygulaması öncesinde vital parametreleri, kontrol değer olarak kaydedildikten sonra yükleme dozu öncesi ve sonrası girişim süresince her 5 dk da bir kaydedildi. Derlenme skoru ise Modifiye aldrete skoru (MAS) ile ölçüldü. Ağrının değerlendirilmesinde Yüz ağrı ölçeği (YAÖ) kullanıldı. Bulgular: Her iki gruptaki olguların demografik özellikleri değerlendirildi. Gruplar arasında yaş, boy, kilo, ASA risk sınıflaması ve histeroskopi süreleri bakımından anlamlı istatistiksel fark yoktu (p>0.05). Grup DR' de Minimal mental durum testi (MMDT) değerleri açısından preop ve postop değişiklik olmazken; Grup PR'de Postop, Preop'a göre istatistiksel olarak anlamlı gerileme olduğu görüldü (p<0,05). Her iki gruptaki olgular periferik oksijen saturasyon (SpO2) değerleri açısından değerlendirildi. Grup DR'de sadece indüksiyon sonrası 5. dakikadaki değer Grup PR'ye göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0.05). Grup DR'de indüksiyon sonrası 1, 5, 10 ve 15. dakikalardaki ve histeroskopi sonrası 5, 10 ve 15. dakikalardaki KAH'ı değerleri Grup PR'ye göre istatistiksel olarak anlamlı düşüktü (p<0.05). Grup DR'de histeroskopi sonrası 5, 10 ve 15. dakikalardaki bakılan değerler SKB'ı, DKB'ı ve OKB'ı açısından değerlendirildiğinde Grup PR'ye göre istatistiksel olarak anlamlı düşüktü (p<0.05). Grup DR'de Modifiye aldrete skorlaması açısından Grup PR'ye göre yüksek, Yüz ağrı ölçeği skorları daha düşüktü (p<0,05). Grup DR'de Grup PR'ye göre işlem sonrası Cerrah, Hasta ve Anestezist memnuniyeti istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0,05). Grup DR'de Desatürasyon ve Solunum depresyonu gözlenmezken, Grup PR'de istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0,05). Sonuç: Histeroskopilerde sedasyon uygulamasında Deksmedetomidin-Remifentanil kombinasyonun; Propofol-Remifentanil kombinasyonuna göre daha iyi postoperatif kognitif fonksiyon, derlenme koşulları, analjezi, hasta ve cerrah memnuniyeti sağladığı kanısındayız. Bu kombinasyon çeşitli zaman periyotlarında kan basıncı düşüklüğüne neden olsa da hiçbir olguda tedavi gereksinimi olmadı. Anahtar kelimeler: Histeroskopi, sedasyon, deksmedetomidin, propofol, kognitif fonksiyonlar

Bilinçli sedasyonBilişDeksmedetomidin+3
İdris Atasoy
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sistemik lupus eritematoz tanılı hastalarda bilişsel egzersiz terapi yaklaşımı ölçeği'nin geçerliği, güvenirliği ve duyarlılığının belirlenmesi

Bu çalışma Sistemik Lupus Eritematoz (SLE) tanılı bireylerde Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı (BETY) Değerlendirme Ölçeği'nin geçerlik, güvenirlik ve duyarlılığını incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya dâhil edilen 150 SLE tanılı bireye BETY Ölçeği'nin geçerlik çalışmasında bireyleri değerlendirmek için Lupus Yaşam Kalitesi Ölçeği (Lupus Quality of Life- LupusQoL), Sağlık Değerlendirme Anketi (Health Assessment Questionnaire- HAQ), Hastane Anksiyete ve Depresyon Skalası (Hospital Anxiety and Depression Scale- HADS) ve Kısa Form-36 (Short Form 36- SF-36) kullanıldı. BETY Ölçeği'nin diğer ölçekler ile arasındaki korelasyon Spearman's kolerasyon analizi ile incelendi ve r= -0,522 ve 0,735 arasında bulundu (p<0,001). Güvenirlik için test-tekrar test yöntemi ve sınıf içi güvenirlik (Intraclass Correlation Coefficient-ICC) katsayısına bakıldı. Bir hafta aradan sonra 30 bireyin BETY ölçeğine verdikleri yanıtların korelasyonu (r=0,989, p<0,001) ve ICC katsayısı (0,985, p<0,001) oldukça yüksekti. İç tutarlılık için Cronbach's Alpha katsayısına bakıldı ve 0,952 ile ölçeğin iç tutarlılığının da mükemmel olduğu bulundu. Ölçeğin duyarlılığı değerlendirmek amacıyla 3 ay sonra 30 SLE'li hastada BETY ölçeğinin tüm ölçeklerle zamana bağlı değişim korelasyonu incelendiğinde SLE'ye spesifik bir yaşam kalitesi ölçeği olan LupusQoL planlama (rho=-0,529 p=0,003), yakın İlişki (rho=-0,421 p=0,02), vücut imajı parametreleri (r=-0,443 p=0,014) arasında orta düzeyde ilişki bulunurken, diğer parametreleri arasında zayıf ilişki bulundu. Diğer ölçeklerle benzer şekilde orta veya zayıf düzeyde ilişki bulundu. Çalışmamızın sonucunda BETY ölçeğinin SLE'li bireylerde geçerli, güvenilir ve duyarlı olduğu sonucuna varıldı. BETY Ölçeği SLE'li bireylerde değerlendirme ve tedaviyi takip aracı olarak tercih edilebilir.

BilişBilişsel gelişimBilişsel işlevler+6
Merve Durmuş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Mülteci çocuklarda okul temelli bilişsel aktivite eğitiminin bilişsel beceriler, akademik performans ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada mülteci çocuklarda okul temelli bilişsel aktivite eğitiminin bilişsel beceriler, akademik performans ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi amaçlandı. Çalışmaya savaşa ve travmaya maruz kalmış 13-16 yaş aralığındaki 34 mülteci çocuk dahil edildi. Çocuklar rastgele yöntemle müdahale grubu (n=17) ve kontrol grubu (n=17) olarak ikiye ayrıldı. Çocukların bilişsel beceri düzeylerini belirlemek için Loewenstein Ergoterapi Bilişsel Değerlendirme Testi; akademik performanslarını değerlendirmek için Okuma Hızı Testi ve Minnesota Yazı Yazma Testi; yaşam kalitelerini değerlendirmek için Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanıldı. Her iki gruba yapılan ilk değerlendirme sonucunda müdahale grubuna günde 1 saat olmak üzere, haftada 2 gün toplam 10 hafta bilişsel aktivite eğitimi verildi. İkinci değerlendirmeler müdahale grubu için eğitim seanslarının bitiminde, kontrol grubu için 10. haftanın sonunda tekrarlandı. Çalışmanın sonunda mülteci çocuklara verilen bilişsel aktivite eğitiminin tüm bilişsel beceri parametreleri, akademik performansı yansıtan okuma hızı, yazı yazma becerisi ve yaşam kalitesini pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı şekilde etkilediği bulundu (p<0,05). Bu bulgular ışığında, mülteci çocuklarda bilişsel becerilere yönelik verilen okul temelli bilişsel aktivite eğitiminin bilişsel beceriler, akademik performans ve yaşam kalitesini geliştiren etkili bir ergoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımı olduğu tespit edildi. Bu nedenle mülteci çocuklar için etkili bir rehabilitasyon yaklaşımı olarak ergoterapi programı planlanırken bilişsel becerilerin değerlendirilmesi ve müdahale programına dahil edilmesi oldukça önemlidir. Anahtar Kelimeler: Mülteciler, Bilişsel İşlev, Bilişsel Terapi, Akademik Performans, Ergoterapi

Akademik başarıBilişBilişsel beceriler+7
Sümeyye Belhan Çelik
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İşitme kaybının üst-bilişsel ve duyusal fonksiyonlara etkisi

Bu çalışmada koklear implant kullanıcıları implantasyon dönemine (12-18/18-24 ay) ve unilateral/bilateral implant kullanımlarına göre gruplara ayrılarak, normal işiten akranlarıyla dil, bilişsel ve duyusal becerilerinin karşılaştırılması ve koklear implant kullanıcılarında dil, bilişsel ve duyusal beceriler arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya; 6-9 yaşları arasında 50 koklear implant kullanıcısı, 20 normal işitmeye sahip çocuk dahil edilmiştir. Katılımcıların dil becerileri Türkçe Okul Çağı Gelişim Testi (TODİL), sözel bellek becerileri Çalışma Belleği Ölçeği (ÇBÖ), hızlı isimlendirme becerileri Hızlı İsimlendirme Testi (HİT), gürültüde konuşmayı anlama becerileri Gürültüde Konuşmayı Anlama Testi (HINT-C), duyusal işlemleme becerileri Duyusal İşlemleme Ölçeği (DİÖ) ile değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; 12-18 ve 18-24 ay arasında implante edilen grupların TODİL, ÇBÖ, HİT, HINT-C ve DİÖ bulguları arasında fark olmadığı ancak normal işiten gruptan düşük performans gösterdikleri bulunmuştur (p<0,05). Unilateral ve bilateral implant kullanıcılarında da TODİL, ÇBÖ, HİT ve DİÖ bulguları arasında fark olmadığı ancak normal işiten gruptan düşük performans gösterdikleri (p<0,05) ve HINT-C skorlarının istatistiksel olarak birbirinden farklı olduğu bulunmuştur (p<0,05). Koklear implant kullanıcılarının TODİL, ÇBÖ, HİT ve HINT-C bulguları arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyonlar elde edilmiştir (p<0,05). Elde edilen sonuçlar, konjenital çok ileri derecede işitme kaybına sahip çocukların erken dönemde implant edilseler ve ardışık bilateral koklear implant kullansalar bile normal işiten akranlarıyla benzer sonuçlara sahip olmadıklarını göstermiştir. Bunun yanında işitsel, dil ve bilişsel becerilerin birbiriyle yakından ilişkili olması nedeniyle rehabilitasyon programlarının bütüncül bakış açısıyla oluşturulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

BilişDuyusal analizKoklear implantlar+3
Merve İkiz Bozsoy
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yürütücü işlev performans testi'nin şizofrenili bireylerde Türkçe'ye uyarlanmasının geçerlilik ve güvenilirlik çalışması

Bu araştırma, bireylerin yürütücü işlevlerini değerlendiren Yürütücü İşlev Performans Testi'nin (YİPT) Türkçe'ye uyarlanması, şizofreni tanısı almış bireylerde geçerlilik ve güvenilirliğinin incelenmesi amacıyla planlandı. Çalışmaya herhangi bir bilişsel eksikliğe neden olacak tanısı olmayan 26 sağlıklı ve 105 şizofreni tanısı alan birey olmak üzere toplam 131 kişi dahil edildi. Çeviri, Beaton'ın tanımladığı prosedüre göre uygulandı. Testin Türkçe çevirisi yapıldı. Sonrasında, anadili İngilizce olan uzman ekip tarafından İngilizce'ye çevrilerek gerekli kültürel adaptasyonlar yapıldı. Değerlendirme formu 10 şizofreni tanısı alan bireye uygulandı. Uygulama sırasında testin Türk kültürüyle uyumlanmasında herhangi bir sorun yaşanmadı. YİPT'in geçerliliği, yapı geçerliliği yöntemi ile; güvenilirliği ise, iç tutarlılık yöntemi kullanılarak incelendi. Sağlıklı ve şizofrenili bireyler arasında YİPT total puanlar, alt yürütücü işlev total puanları ve alt aktivite puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulundu (p<0,05). Şizofreni tanısı alan bireylerde YİPT ile benzer yapıdaki İz Sürme Testi'nin arasındaki ilişkiye bakıldığında anlamlı ve ''orta düzeyde'' ilişki içerisinde olduğu saptandı (p<0,01, r1=0,588, r2=0,608). YİPT için iç tutarlılığı oldukça yüksek (Cronbach's α=0,827) seviyede belirlendi. Sonuç olarak YİPT'in Türkçe uyarlaması şizofreni tanısı alan bireylerde yürütücü işlevleri değerlendirebilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olarak bulundu.

BilişBilişsel işlevGüvenilirlik ve geçerlilik+3
Keziban Temuçin
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofrenili bireylerde allen bilişsel seviye tarama-5 (ABST-5) testinin türkçe uyarlamasının geçerlilik ve güvenilirliğinin incelenmesi

Bu çalışma bilişsel becerileri değerlendiren "Allen Bilişsel Seviye Tarama-5 (ABST-5)" in Türkçeye uyarlanması ve şizofrenili bireylerde geçerlilik ve güvenilirliğinin araştırılması amacıyla planlandı. Çalışmaya 60 şizofrenili birey ve 60 sağlıklı birey dahil edildi. ABST-5'in Türkçe uyarlaması yapıldı. Uygulama esnasında, dikiş görevlerine verilen isimlerin Türkçe karşılığı olmadığı için, Türk kültürüne uygun olarak isimlendirmeleri yapıldı. ABST-5'in güvenilirliği test-tekrar test yöntemi ile incelendi. Testin test-tekrar test yöntemi ile güvenilirliğinde sınıf içi korelasyon katsayısı 0,93 (0,85-0,94) yüksek güvenilir olarak bulundu. Geçerliliği ise, yapı geçerliliğinin; "dış testler ile yapı geçerliliği" ve "gruplar arası yapı geçerliliği" olmak üzere iki alt parametresinde incelendi. ABST-5'in gruplar arası yapı geçerliliğinde, sağlıklı bireylerin şizofrenili bireylerden daha yüksek sonuçlar aldığı ve ABST-5'in ayırt edici özelliğinin olduğu görüldü (Z=7,065; p<0,01). ABST-5'in dış testler ile yapı geçerliliğinde Sosyal İşlevsellik Ölçeği (SİÖ) ve Wisconsin Kart Eşleme Testi (WKET) kullanıldı. SİÖ toplam (r=0,426; p<0,001) ve alt parametreleri (r=0,104-0,487; p<0,05) arasında zayıf korelasyon bulundu. WKET tekrarlayan cevap sayısı ( r=-0,537; p<0,01), tekrarlayan cevap yüzdesi (r=-0,540; p<0,01), tekrarlayan yanlış sayısı (r=-0,557; p<0,01) ve tekrarlayan yanlış yüzdesi (r=-0,555; p<0,01) ile negatif yönde orta derece ilişki bulundu. Sonuç olarak ABST-5 şizofrenili bireylerde bilişsel becerileri değerlendirmek için Türkçe geçerli ve güvenilir bir test olarak bulundu.

BilişBiliş bozukluklarıBilişsel işlevler+4
Leyla Kaya
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00

Related subjects