Gençler
270 theses under this subject heading
8 haftalık oryantiring antrenmanlarının 14-18 yaş arası gençlerde fiziksel uygunluk parametrelerine etkisi
Bu çalışmanın amacı 8 haftalık oryantiring antrenmanlarının gençlerde fiziksel uygunluk parametrelerine etkisinin incelenmesidir. 14-18 yaş arası 41 gönüllü (20 kadın, 21 erkek) katılımcı Oryantiring ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrıldı. Antrenman grubu 8 hafta boyunca hafta sonlarında sadece 1 gün, yaklaşık 60 dakikalık (ısınma, oryantiring parkuru, soğuma ve germe) bir oryantiring parkurunda antrenmana tabi tutulurken kontrol grubu okul dışında hiçbir etkinliğe katılmamıştır. Katılımcıların 8 haftalık oryantiring antrenmanı öncesi ve sonrası fiziksel uygunluğun sağlıkla ilişkili (VA, VYY, BKİ, Otur-uzan, Elastik kuvvet, Rockport, Yo-yo) ve performansla ilişkili (30 m, Illinois, Flamingo, Anaerobik güç) ölçümleri alınmıştır. Normal dağılım değerlendirmeleri yapılmış ve parametrik olmayan testlere karar verilmiştir. Bu bağlamda ön test ve son test açısından grup içi karşılaştırmalarda Wilcoxon ve gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Çalışmada istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. 8 haftalık süreçten sonra Oryantiring antrenman grubunda vücut ağırlığı ortalama 1 kg artmış buna karşın VYY değişmemiştir. Kontrol grubunun ise VYY istatistiksel olarak anlamlı şekilde artmıştır (p<0,05). Elastik kuvvet açısından hem grup içi hem gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmezken vücut ağırlığının hesaba katıldığı anaerobik güç açısından Oryantiring grubunda ön testten son teste istatistiksel olarak anlamlı bir gelişme saptanmıştır (p<0,05). Kontrol grubunun denge performansı Oryantiring grubuna göre olumsuz yönde etkilenmiştir. Benzer şekilde Yo-yo testinde elde edilen mesafe değerlerindeki pozitif artış oranı Oryantiring grubunda anlamlı şekilde daha fazladır. Rockport süresi Oryantiring grubunda antrenman sonrasında istatistiksel olarak anlamlı şekilde azalmıştır fakat kontrol grubuna göre bir fark oluşmamıştır (p>0,05). Bununla birlikte BKİ, esneklik, illinois, sürat ve maxVO2 değerlerinde Oryantiring antrenman ve kontrol grubunda benzer şekilde sonuçlar görülmüştür. Bu sonuçlar 8 hafta, haftada bir gün yapılan Oryantiring antrenmanlarının pozitif gelişmelere sebep olsa da kontrol grubuna göre anlamlı gelişmeler sağlayacak kadar yeterli olmadığını göstermiştir.
Göçmen gençlerde kültürel dönüşüm üzerine sosyolojik bir analiz: İnegöl Huzur Mahallesi örneği
Bu çalışma, Doğu ve Güneydoğu'nun kırsal bölgelerinden 1990'lı yıllarda göç ederek, Bursa'nın İnegöl ilçesinde Huzur mahallesine yerleşen Kürt göçmenlerin kültürel dönüşümlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Kürt göçmenlerin ve çocuklarının deneyimledikleri kimlik oluşum süreçleri, kent yaşamına uyumları, toplumsal cinsiyet, geleneksel ve dinsel davranış örüntüleri ve sosyal bütünleşme boyutlarındaki deneyimlerine referansla göçün mekan kaynaklı meydana getirdiği kültürel dönüşümleri ele alacaktır. Kürt göçmenlerin ikinci kuşak gençlerinin yaşadığı kültürel dönüşümler çalışmanın odak noktasını oluşturmaktır. Çalışma sonucunda, ikinci kuşak gençlerin deneyimledikleri kültürel dönüşüme bakıldığında, bu konuda gençlerin tahmin edilenden çok daha güçlü bir rol üstlendikleri gözlenmiştir. Huzur mahallesinde ikamet eden ikinci kuşak gençlerin kendi davranışlarını şekillendirirken, çoğu durumda ebeveynlerinin bilinçli olarak kaçındığı kentin popüler kültürünü örnek aldıkları görülmektedir. Diğer taraftan, ikinci kuşak gençlerin kendi anadillerine hakim olmamaları, tam anlamıyla Türkçeye hakim olmayan ebeveynleri ile aralarındaki iletişimi zorlaştırmaktadır. Bu durum birinci ve ikinci kuşak arasındaki duygusal bağların zayıflamasına ve dolayısıyla zaman zaman evde bir yabancılaşmaya neden olabilmektedir. Ayrıca, ikinci kuşak genç kadın ve erkeklerin geleneksel ilişkilere yönelik tutumlarında bazı durumlarda farklılıklar göze çarpmaktadır. Kadının toplum içindeki geleneksel konumu ikinci kuşak kadınlar tarafından daha fazla eleştirilmektedir. Bunun yanında, çalışmada ikinci kuşak erkeklerin kendi ebeveynleri ile ikinci kuşak kadınlardan daha fazla çatıştıkları gözlenmiştir. Bu çalışma, ikinci kuşak gençlerin her ne kadar ebeveynlerinin bazı kültürel kodlarını ve habituslarını taşıyor olsalar da, karşılaştıkları kent ortamı ve kültürüne uyumları açısından "geçiş kuşağı" özellikleri göstermekte olduklarını öne sürmektedir. Alan araştırmasının verilerine dayanan bu çalışmanın örneklemi, Bursa'nın İnegöl İlçesinin Huzur mahallesinde adrese dayalı nüfus kayıt sisteminden yararlanarak rastgele seçilmiş Doğu ve Güneydoğu'dan göç eden birinci kuşak göçmenler ve onların çocukları olan ikinci kuşaktan oluşan 300 kişidir. Yüz yüze uygulanmış olan anket formu, birinci kuşak göçmenlerin ve ikinci kuşak gençlerin kültürel normlarını ve geleneksel değerlerini şekillendiren temel öğelere, kültürel davranış kalıplarına ve siyasal ilgilerine odaklanan sorulardan oluşmuştur. Ayrıca, birinci kuşak göçmenler ve ikinci kuşak gençlerin içinde yaşadıkları kente uyum süreçlerindeki kültürel ve sosyal koşulların ayrıntılı bilgisine ulaşmak için bu gruplardan seçilmiş 30 kişi ile derinlemesine mülakat ve odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Göçmen Kürtler, Gençlik, Kimlik Oluşumu, Aidiyet, Kültürel Dönüşüm, Kent, Bursa
Sosyal paylaşım ağlarında gençlerin sosyalleşme ve kimlik inşası süreçleri: Facebook örneği
Bu çalışmanın amacı, Eskişehir'de yaşayan 15-24 yaşları arasındaki gençlerin Facebook kullanım pratiklerini ortaya koymak; ağ üzerindeki sosyalleşme biçimlerini ve kimlik inşası süreçlerini incelemektir. Karma desenin benimsendiği bu araştırmada, nicel ve nitel veri toplama teknikleri birlikte kullanılmıştır. Böylece, 2013 yılının Ağustos ve Ekim ayları arasında, 402 genç ile anket çalışması yapılmıştır. Ayrıca 6'sı yüz yüze ve 3'ü çevrimiçi olmak üzere toplam 9 genç ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve 8'inin izinleri alınarak Facebook profilleri incelenmiştir. Nicel veriler, Spss programında frekansları alınarak, Ki-kare, Mann Whitney-U testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Bulgular, bildiğimiz anlamdaki sosyalleşme pratiklerinin dönüşmesinde, küçülen yeni medya araçlarının önemli rol oynadığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, Facebook kullanımına ilişkin belli pratiklerin cinsiyete ve yaşa göre farklılaştığı bulgulanmıştır. Örneğin, Facebook'u yeni insanlarla tanışma aracı olarak gören erkek kullanıcılar kadın kullanıcılardan, 15-19 yaşları arasındaki kullanıcılar ise 20-24 yaşları arasındaki kullanıcılardan fazladır. İlişki durumu, e-posta, tel numarası ve adres bilgileri gibi daha özel bilgiler erkeklerde ve alt yaş grubunda daha fazla paylaşılmakta; Facebook'taki arkadaş sayısı ise, yine alt yaş grubundaki kullanıcılar için önemli bir kimlik göstergesi olarak ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla, Facebook'taki kimlik inşası ve sosyalleşme süreçlerinde, toplumsal cinsiyete ve yaşa ilişkin farklılıkların belirleyici olduğu söylenebilir. Ayrıca Facebook'ta paylaşılan beğeni alanları da, bireyin kültürel sermayesi ve sosyo-demografik özelliklerine ilişkin önemli işaretler vermektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Paylaşım Ağları, Facebook, Sosyalleşme, Kimlik İnşası.
Gençlerin Facebook kullanımları: Almanya ve Türkiye örneği
Çalışma Federal Almanya ve Türkiye Cumhuriyeti'ndeki 15-24 yaş arası bireylerin sosyal medya uygulamalarından Facebook kullanımlarının belirlenmesi ve karşılaştırılması amacıyla hazırlanmıştır. Bu kapsamda dünya genelindeki popüler sosyal paylaşım web sitelerinden olan Facebook üzerinden iki ülke arasındaki kullanım pratikleri yapılandırılmış çevrimiçi görüşme yöntemiyle değerlendirilmiş ve karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular Alman ve Türk gençlerinin Facebook kullanımlarının büyük oranda benzer olduğunu ancak Türk gençlerin sosyal medya olgusuna Alman gençlere kıyasla daha dikkatli bir yaklaşım gösterdiğini ve belli başlı içerikleri paylaşma anlamında çeşitli korkulara ve endişelere sahip olduğunu göstermiştir. Bu anlamda Alman gençlerin Facebook'ta daha özgür bir tavır sergiledikleri, Türk gençlerinin ise çeşitli çekincelerle hareket ettiği gözlenmiştir.
Money attitude and saving intentions of young adults in Turkey
This study investigated money attitudes and saving intentions (motivation to save) of young adults in Turkey by sampling 640 young adults in Eskisehir using questionnaires. This study delved into the money attitudes and motivations to save among young adults to establish any relationship between them as well as to compare males and females on these subjects. Structural Equation Modelling (SEM) was employed in the data analysis. A statistically significant and positive relationship was found between retention attitude toward money and saving intention, although no statistically significant relationships were found between the power, obsession and anxiety attitudes toward money and saving intention. In all, it can be stated that young adults in Turkey are not very much concerned about money (i.e. do not have obsessive attitude toward money, are not very anxious about money, have no difficulty in spending money, and do not perceive money as a source of power). However, they seem to be motivated to save. On the basis of motivation dimensions, what really motivates young adults in Turkey to save is introjection. That is, young adults feel a sense of pride if they have more money than usual left at the end of the month. According to the findings, power is the most exhibited money attitude by young adults in Turkey toward money. The study has also found interesting distinctions between young adult males and females regarding their attitudes toward money and saving intentions. That is, males are more obsessive and anxious about money and tend to perceive money as a source of power. Females on the other hand are neither obsessive, anxious nor perceive money as a source of power, but they tend to have a retentive attitude toward money and are more motivated to save compared to males. Key Words: Money Attitude, Saving Intentions, Structural Equation Modelling (SEM),Young Adults.
Adoption of mobile banking applications: A study on young people
The main objective of this study is to explore factors which influence Intention of young people to adopt Mobile Banking Applications. Primary data were collected from Turkey (217 participants) through questionnaires grounded on Technology Acceptance Model (TAM) together with Trust (T). Through factor analysis and structural equation modeling (SEM), the findings revealed that the Perceived Usefulness has positive influence on Intention to adopt mobile banking applications. Additionally, Trust also has positive influence on Intention to adopt mobile banking applications. Furthermore, Perceived Ease of Use not only has positive influence on the Perceived Usefulness, but also on Trust. Therefore, Perceived Ease of Use affects Intention to adopt mobile banking applications through these factors. Moreover, no statistically significant differences were found by ANOVA between males and females with respect to the factors investigated and Intention to adopt mobile banking applications. Keywords: Intention, Trust, Mobile Banking Apps, Technology Acceptance Model
Lise gençliğinde dini sosyalleşme; Batman il merkezi örneği
Bu çalışma, günümüzün değişen sosyo-kültürel ortamında sosyalleşen ergenlik çağındaki bireylerin dindarlık yöneliminin ve dini sosyalleşme kanallarının etkisinin araştırıldığı bir saha araştırmasıdır. Sosyalleşme sürecinde gençlerin dini inanç, tutum ve davranışları üzerinde yaş, eğitim, ekonomik durum gibi demografik özelliklerin yanı sıra aile, eğitim, toplumsal çevre ve kitle iletişim araçları gibi sosyal faktörlerin de önemli etkisi bulunmaktadır. Bu çalışmada, gençlerin dini toplumsallaşması üzerinde önemli rol oynayan demografik ve sosyal faktörlerin etki düzeyi araştırılmıştır. Buradan hareketle 8 hipotez geliştirilmiş ve saha araştırması sonucu ulaşılan bulgulardan hareketle hipotezler test edilmiştir. Araştırmanın evreni, Batman il merkezinde eğitim gören lise gençlerinden oluşmaktadır. Şubat-Mart 2019 tarihleri arasında, basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 731 deneğe Kişisel Bilgi Anketi, Dini Toplumsallaşma Faktörleri Anketi ve Dini Yönelim Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen bulgulardan hareketle örneklem grubunun hem demografik değişkenlere göre farklılaşma olup olmadığı incelenmiş hem de sosyalleşme kanallarının dini tutum ve davranışlar üzerinde etki düzeyi analiz edilerek hipotezler test edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 Windows paket programı kullanılarak istatistiksel analizi, t-testi (Independent- Samples T Tests), Varyans Analizi (Analysis of Variance, ONE-WAY-ANOVA), Tukey HSD (Post Hoc Comparision) testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, örneklem grubunun okul türü, sosyo-kültürel tabaka gibi demografik özellerine göre dini yönelimlerinde farklılaşma olduğu saptanırken yaşın herhangi bir farklılaşmaya yol açmadığı saptanmıştır. Ayrıca, bireylerin dini tutum ve davranışları üzerinde dini sosyalleşme faktörlerinin önemli etkilerinin olduğu tespit edilmiştir.
Dini danışmanlığın konusu olarak gençliğin değişen Tanrı tasavvurları
Gençlik çağı, pek çok konuda olduğu gibi inançlar üzerinde de şüphe ve sorgulamaların yoğun olarak yaşandığı bir dönemdir. Küreselleşme ve gelişen iletişim araçları vasıtasıyla farklı inanç sistemleri ve hakikat iddiaları ile karşılan gençler, zaman zaman bu düşüncelerin etkisi altında kalabilmektedirler. Son dönemde yapılan çalışmalarda kendisini Ateist, Deist, Agnostik olarak tanımlayan gençlerin oranında ciddi bir artış olduğu görülmektedir. Farklı inanç sistemlerine savrulmanın kaynağı olarak, Tanrı tasavvurlarında olan eksiklik veya tahribatın olduğu düşünülmektedir. Çalışmamızın amacı, öncelikle gençlerin sahip oldukları Tanrı tasavvurlarını belirlemek, gençlik dönemine geçişle birlikte bu konuda yaşadıkları çelişkilere etki eden faktörleri tespit etmek ve sorunun çözümüne yönelik olarak DDR hizmetlerinin yaygın bir şekilde kullanılmasının gerekliliğini ortaya çıkarmaktır. Çalışmamızda karma yöntem tercih edilmiş, nitel ve nicel araştırma desenleri kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde öncelikle gençlerin mevcut durumdaki Tanrı algısını tespit etmek adına ölçek kullanılmış, nitel bölümde ise doküman analizi ve mülakat uygulaması gerçekleştirilmiştir. Mülakat soruları ile nicel çalışmadan elde edilen verilerin desteklenmesi amaçlanmış, bunun yanı sıra gençlerin Tanrı tasavvuru konusunda yaşadıkları çelişkili durumlara etki eden faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Var olan durum böylece tanımladıktan sonra bu konuda kendilerine destek olacak profesyonel bir yardım talep edip etmedikleri sorulmuştur. Araştırma verileri bu konuda destek talep eden gençlerin, din görevlilerine güvenmedikleri gerekçesiyle DDR hizmetlerine temkinli yaklaştıklarını ortaya çıkarmıştır.
Gençlerin Tanrı algısı bağlamında yaşadıkları inanç sorunları ve kendi çözüm önerileri
Tanrı algısı, insanın hayata bakışını, kişiliğini, anlam arayışını, mutluluğunu olumlu veya olumsuz yönde etkileyen önemli faktörlerden biridir ve insanın dine karşı tutumunu, pozisyonunu ve bakış açısını belirleyen en önemli temel düşünce ve kurucu unsurdur. Gençler benimsediği Tanrı inancının inceliklerini zihinsel olarak kavramak ve bunları yaşanan hayat ile bağdaştırmak isterler. Bu sebeple hayat felsefesinin temelini oluşturan Tanrı inancını, soru süzgecinden geçirmektedirler. Bu aşamada zaman zaman bazı şüpheler ve buna bağlı olarak sorunlar yaşayabilmektedirler. İnanç söz konusu olunca yaşanan problemler ne sadece Tanrı algısı bağlamında yaşanan sorunlardır ne de bu sorunları sadece üniversite gençleri yaşamaktadır. Ancak bilimsel derinlik oluşturabilme hassasiyetiyle çalışmamız Tanrı algısı ve gençlik kavramlarıyla sınırlandırılmıştır. Tanrı algıları, bu algılara bağlı olarak gelişen inanç yönelimleri ve bu yönelimlerin toplumda sorun olarak algılanması ile ilgili literatür incelendiğinde sorunu bizzat yaşayan baş aktörler olan gençlerin sorunlara çözüm üretme aşamasında yapılan çalışmalardan uzak tutulmaları bir eksiklik olarak gözlenmiştir. Bu durum araştırmamızın yapılmasına ilham vermiştir. Sorun tespit aşamasında fikirlerine başvurulan gençlerin çözüm aşamalarında dışarıda tutulmaları ülkemizde de benimsenen bir yaklaşım olan öğrenci merkezli eğitim yaklaşımının kabul gördüğü ortamlar açısından sıkıntılı bir durumdur. Amacımız gençleri toplumdaki her türlü yozlaşmanın kaynağı olarak görüp, değersizleştirme alışkanlığından vazgeçilmesi gerektiği kaygısıyla, onların görüşlerinin de önemli olduğu ve Tanrı algıları bağlamında yaşadıkları inanç sorunlarını çözmede aktif, istekli ve başarılı olabilecekleri yönündeki tezimizle literatüre katkı sunmaktır. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın teorik kısmını oluşturan birinci ve ikinci bölümünde gençlik dönemi gelişim alanları, inanç kavramı, gençlik dönemi inanç eğitimi, gençlerin Tanrı algıları ve Tanrı algılarına bağlı olarak yaşadıkları inanç sorunları sebepleriyle ve yönelimleriyle birlikte ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde, Tanrı Algısına Bağlı Olarak Yaşanan İnanç Sorunlarını Çözme Ölçeği (TAİSÇÖ) güvenilirlik ve geçerlilik analizleri yapılarak ölçek geliştirilmiştir. İstatistiksel değerlendirmede iç tutarlılık katsayısı, madde-toplam puan korelasyon katsayıları, açıklayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve yakınsak geçerlilik analizi hesaplanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizinde 28 maddelik versiyonun yeterli uyum gösterdiği, iç tutarlılık analizinde Cronbach's alpha kaysayısının 0,935 olduğu saptanmıştır. Ölçek teolojik ve manevi çözümler, kolektif (yardımlı) çözümler, dışsal/çevresel çözümler ve bilişsel/akılcı çözümler olmak üzere dört faktörlü bir yapıya sahiptir. Çalışmanın son bölümünde ise Ondokuzmayıs ve Samsun Üniversitelerinde lisans ve lisansüstü düzeyinde eğitim gören 586 öğrenciye yüz yüze anket uygulanmıştır. Cevaplayıcıların Tanrı algısı bağlamında yaşanan inanç sorunlarını çözme, Tanrı algısı ve sosyo-demografik özellikleri arasındaki ilişkiler ortaya konulmuştur.
Genç işsizliği sorunu:Türkiye-AB karşılaştırması
Eğitimli işsizlik günümüzde gençler arasında yaygınlaşan ve çözüm üretilmesi gereken önemli bir sorundur. Genel olarak işsizlik Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin değil, gelişmiş AB üyesi ülkelerin veya pek çok gelişmiş dünya ülkelerinin de en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Türkiye OECD ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında diplomalı işsizlerin yüksek düzeyde olduğu bir ülke olarak dikkat çekmektedir. Türkiye'de işsizliğin azaltılmasında eğitimin rolü büyüktür. İşsizlik sorunu için yapılan çalışmalar, işsizliği bir miktar azaltmaya yönelik adımlar atılmasını sağlasa da işsizliğin tam olarak bir çözüme kavuşturulması sağlanamamıştır. İşsizlik konusunun gündeme gelmesinin sebebi işsizliğin toplumsal ve ekonomik etkileridir. İşsizliğin özellikle topluma olan ekonomik etkisi büyük önem taşımaktadır. Bir ülkenin gelişmişlik seviyesine bakılırken değerlendirilen en önemli ölçütlerden biri de eğitimdir. Eğitim tüm ülkeler açısından büyük önem taşımaktadır. Yapılan çalışmalar eğitim ile işsizlik arasında bir bağlantı olduğunu göstermektedir. Öyle ki eğitim, işsizlik riskini düşürerek ekonominin geneline olumlu bir katkıda bulunmaktadır. Eğitimle ilgili yanlış kararlar pek çok ciddi sonuçlara neden olabileceği gibi eğitime yapılan doğru yatırımlarda büyümeyi destekleyerek daha fazla iş potansiyeli yaratabilir. Çalışmada eğitim ile işsizlik arasındaki ilişki değerlendirilmiş olup, eğitimli genç işsizliğe neden olan faktörler ve ortaya çıkan ekonomik sosyal ve toplumsal sorunları ve bu sorunları önlemek için uygulanan ekonomi politikaları incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Türkiye ile Avrupa Birliği eğitimli işsizliğin karşılaştırmasına yer verilmiştir. ANAHTAR KELĠMELER: ĠĢsizlik, Genç ĠĢsizliği, Aktif ve Pasif Ġstihdam Politikaları.
Türkiye'de eğitim istihdam ilişkisi ve genç işsizliği sorunu
Genç işsizliği özelde ise eğitimli genç işsizliği sorunu günümüzün önemli makro ekonomik problemlerinin başında gelmektedir. Küreselleşmeyle birlikte nitelikli işgücü ekonomik gelişmenin en önemli unsuru haline gelirken, eğitim sistemine ise talep edilen nitelikte işgücü yetiştirme sorumluluğu yüklenmiştir. Eğitim ve istihdam arasındaki ilişki 1960'lı yıllarda Beşerî Sermaye Teorisi çerçevesinde şekillenmiştir. Teoriye göre eğitim seviyesindeki artışın işsizliği azaltması, istihdamı kolaylaştırması beklenmektedir. Fakat günümüzde bazı ülkelerde eğitim seviyesindeki artışın işsizliği azaltamadığı görülmektedir. Bu durum eğitim ve istihdam arasındaki ilişkiyi tartışmalı hale getirerek, durumun geçerliliğini ve varsa sorunun tespit edilmesini gerektirmiştir. Çalışmada Türkiye'de 1988-2020 döneminde genç işsizliğini etkilediği düşünülen temel makroekonomik göstergeler ve yükseköğretim ile genç işsizliği arasındaki ilişki ARDL sınır testi aracılığıyla incelenmiştir. Yapılan ekonometrik analizler sonucunda yükseköğretim brüt okullaşma oranı, yükseköğretim harcamalarının GSYH içerisindeki payı ve reel ekonomik büyüme ile genç işsizliğini arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Genç işsizliği ile genç işgücüne katılım oranı ve dışa açıklık arasında negatif ilişki tespit edilirken, enflasyon ile anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Genç İşsizliği, Yükseköğretim, ARDL sınır testi
Türkiye'de üniversite gençliğinin siyasal katılım durumu: Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencileri üzerine bir uygulama
Bireylerin bir toplumda siyasi bilgi ve değerleri veya siyasi davranışları kısacası siyaseti öğrenme süreci siyasal toplumsallaşma ya da siyasal sosyalleşme olarak tanımlanabilmektedir. Bireyler siyasal toplumsallaşma sürecinde siyasal sistem hakkında bilgi edinmeye ve tavır almaya başlarlar. Bireylerin aldıkları bu tavır bazen olumlu bazen ise olumsuz yönde olabilmektedir. Bu tavır, kendini siyasal katılım olarak göstermektedir. Bireyler siyasal sistemden duyduğu rahatsızlığı belirtmek ya da siyasal sisteme karşı oluşturduğu sempatiyle siyasal sistemin devamlılığını sürdürmek amacıyla siyasal katılım gösterirler. "Türkiye'de Üniversite Gençliğinin Siyasal Katılım Durumu: Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğrencileri Üzerine Bir Uygulama" adlı bu çalışma, üniversite gençliğinin siyasal eğilimlerinin olup olmadığı, siyasal katılım düzeylerini, siyasal katılım biçimlerini, siyasal ilgilerini ve siyasal katılımlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler, ilk önce teorik bilgiler ışığında literatür taraması yapıldıktan sonra 500 öğrenciye anket uygulanarak elde edilmiştir. Ankette, bağımsız değişkenler olarak "ailenin gelir düzeyi", "baba mesleği", "yerleşim yerinin büyüklüğü", ve "kitle iletişim araçları" gibi değişkenlerin bağımlı değişken olan "siyasal katılım" üzerine etkisi incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın kuramsal çerçevesini oluşturan birinci bölümde siyasal kültür ve siyasal toplumsallaşma üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde siyasal katılım ve siyasal katılımı etkileyen faktörler ele alınmış, ayrıca Türkiye'de gençlik hareketlerine değinilerek gençlerin siyasete olan ilgisine açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise alan araştırması ile elde edilen bulgular sergilenmiş, veriler tablolaştırılarak gösterilmiş, sonuç ve değerlendirme ile çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyasal Kültür, Siyasal Toplumsallaşma, Gençlik, Siyasal Katılım, Oy Kullanma
Sağlıklı genç yetişkin bireylerde eklem mobilitesinin fiziksel fonksiyonlara etkisi
. Eklem mobilitesi; eklemin, normal kabul edilen sınırlar içinde, yeterince harekete izin verecek kadar gevşek olmasıdır. Eklemin normal kabul edilen sınırlardan daha fazla hareket edebilmesi durumuna eklem hipermobilitesi, daha az hareket edebilmesine ise eklem hipomobilitesi adı verilir. Çalışmanın amacı, eklem mobilitesinin fiziksel fonksiyonlara etkilerini araştırmaktır. Araştırmaya 75 kadın (hipomobil=29, normal=21, hipermobil=25), 40 erkek (hipomobil=20, normal=9, hipermobil=11) olmak üzere 115 sağlıklı genç yetişkin katılmıştır. Kadınların yaş ortalaması 20,66 ± 2,11,VKİ ortalaması 21,9 ± 2,63; erkeklerin yaş ortalaması 21,07 ± 2,06 ve VKİ ortalaması 23,27 ± 3,02 olarak tespit edilmiştir. Çalışmaya katılan olguların demografik özellikleri kaydedilmiş; Beighton ve Horan Eklem Mobilite İndeksi ile esneklikleri değerlendirilerek hipomobil, normal ve hipermobil olmak üzere üç gruba ayrılmışlardır. Olguların sırt ekstansör ve kavrama kas kuvvetleri, dikey sıçrama yükseklikleri ve dengeleri değerlendirilmiştir. Çalışmamızda, eklem mobilitesinin, denge ve kas kuvveti parametrelerine etkisi gözlenmezken (p>0,05); dikey sıçrama yüksekliği, hipomobil grupta diğer gruplara nazaran daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda, eklem mobilite düzeyinin dikey sıçrama dışında fiziksel fonksiyonlara etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Fiziksel olarak zorlayıcı aktivitede bulunan bireylere eklem mobilitesi değerlendirmesi yapılmalıdır. Gelecekteki çalışmalar, ağrı ve disfonksiyon şikayeti olan hastaların eklem mobilitelerinin değerlendirilmesi ile yapılabilir. Ayrıca farklı eklem mobilitesi düzeylerinin, postüral kaslara ve fiziksel uygunluk parametrelerine etkisinin araştırılması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Eklem mobilitesi, fiziksel fonksiyon, hipermobilite.
Genç tüketicilerin marka sadakatlerinin ölçülmesi ve üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma: DPÜ örneği
Rekabetçi tutumların çok büyük önem kazandığı günümüzde, marka, işletmelerin ürettiği ürünleri diğer işletmelerin ürünlerinden ayırarak fark yaratmaktadırlar. Ancak bu fark kalite, güvenirlilik, dayanıklılık, uygunluk, prestij sağlama gibi çeşitli faktörlerin bir arada ve kurumsal yapıyla birlikte algılanması sağlar. Bu nedenle tüketiciler, satın alma kararlarında markaya oldukça fazla önem verirler.Tüketicilerin önemli bir kısmını oluşturan genç tüketicilerin de, özellikle çevrelerine uyum sağlama, moda gibi faktörlerin de etkisiyle kendilerine prestij sağlayacaklarına inandıkları markalı ürünleri tercih ettikleri yönünde yaygın kanı vardır. Ancak genç tüketicilerin markalı ürünleri tercih nedenleri elbette sadece bunlarla açıklanamaz. Markalı ürünlerin kalitesi, fiyatı da diğer tüketicilerde olduğu gibi genç tüketicilerin ürün tercihlerinde etkili faktördür.Bu çalışmanın amacı, genç tüketicilerin marka sadakatlerini Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) öğrencileri örnekleminde araştırmaktır.Bu çerçevede çalışmada öncelikle tüketici davranışları irdelenmiş daha sonra marka ve sadakat kavramları ve boyutları ele alınmıştır. Dumlupınar Üniversitesi Merkez Kampusta öğrenciler üzerinde anket uygulaması yapılarak genç tüketicilerin marka sadakatleri ve seviyeleri araştırılmış, cinsiyet, fakülteler ve harcama değişkenleri ile marka sadakati arasında istatistiksel ilişki araştırılmıştır.Araştırma sonucunda yapılan istatistiksel testlerle hipotezler test edilmiş ve buna göre araştırma grubunun cinsiyeti ve harcama tutarları ile marka sadakatleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğu buna karşın eğitim birimleri ile marka sadakatiyle arasında bir ilişki olmadığı sonucu ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Genç Tüketici, Marka, Sadakat, Marka Tercihi, Marka Sadakati, Müşteri
Taşrada gençlik ve eğlence: Üniversite öğrencilerinin eğlence anlayışları üzerine bir inceleme
Taşra ve merkezin tarihsel süreçte ifade ettiği anlama odaklandığımızda söz konusu kavramların siyasal ve sosyal yapı açısından önemi ortaya çıkmaktadır. Birbirine karşı gibi görünen ancak birbirini besleyen bu kavramlar toplumsal alanın önemli temellerinden birini oluşturmaktadır. Taşradaki kategorilerinden biri de olan gençlik kategorisi, bir yaş kategorisi olmasının yanı sıra siyasal ve sosyal alanın da önemli belirleyicilerinden biri olmuştur. Gençliğin eğitim anlamında denk geldiği zamansal ve mekansal aralık olarak üniversite, içerisinde barındırdığı özgürlük ve bilimsellik çağrışımları dolayısıyla cazip bir alana dönüşmektedir. Üniversite eğitiminin sağlamış olduğu görece özerklik durumu gençlere ders dışı başka bir tabirle boş zaman imkanı sunmaktadır. Taşra üniversitelerinde öğrenim gören gençler her ne kadar yükseköğrenimin sağladığı özerlik olanaklarından yararlansa da taşranın kendi dinamikleri üzerinden belirlediği üniversite koşullarında farklı biçimlerde kısıtlanmaktadır. Gençliğin içerisinde barındırdığı imkan ve dönüşüm kapasitesi taşranın toplumsal yapısı ile karşılaştığında bu kısıtlılıklar görünür olmaktadır. Kapitalist üretim ilişkilerinin belirlemiş olduğu zamansal bölümlenmeler eğitim alanında ders zamanı ve ders dışı zaman olarak kendini göstermektedir. Taşra üniversitesinin tercih edilirliğini belirleyen koşullar göz önüne alındığında öğrencilerin ders dışı zamanı olan boş zamanlarını geçirme biçimlerinin bu koşullardan etkilendiği görülmektedir. Taşra kentinin ve taşra üniversitesinin bilimsel, kültürel ve toplumsal koşulları da boş zamanın değerlendirmesinde belirleyici olmaktadır. Anahtar kelimeler: Taşra-Merkez, Gençlik, Üniversite, Boş zaman, Eğlence
Epilepsili gençler için nörolojik bozuklukta depresyon ölçeğinin türkçe geçerlik ve güvenirliği
Metodolojik tasarım ile yürütülen bu çalışmanın amacı; İngilizce dil ve kültüründe geliştirilen Epilepsili Gençler İçin Nörolojik Bozuklukta Depresyon Ölçeğinin Türkçe Geçerlilik ve Güvenirliğini yapmaktır. Araştırma, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nöroloji Polikliniğine başvuran 12-17 yaşları arasındaki epilepsili genç hastalar ile Nisan 2021- Ekim 2021 tarihleri arasında yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 22 ve AMOS 22 programları kullanılmıştır. Ölçeklerin geçerliliğini belirlemek için; İçerik geçerliliği, ölçüt geçerliliği (iç ve dış ölçüt) ve yapı geçerliliği (açımlayıcı ve doğrulayıcı) yapılmıştır. Kapsam geçerliği için KGİ değeri 0.92'dir. Ölçüt geçerliği; iç ölçüt geçerliliği (alt-üst grup karşılaştırması: r=.954, t=66.756, p=.000 ve madde-toplam korelasyonları: .551-.865'dir) ve dış ölçüt geçerliği (DSM-5 düzey 2- Depresyon Ölçeği) ile değerlendirildi (r=.894). Yapı geçerliğini yapmak üzere, açımlayıcı faktör analizinde; "Kaiser Meyer Olkin" ve "Barlett testleri" (KMO:.931, Barlett's test x²:646.946, p<0.001), faktör yükü: (.379-.806), özdeğer incelemesi (6.608), total varyans açıklaması (%55.069), Korelasyon matriks değerleri (.615-.898) incelenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizinde ise; maddelerin faktör yükleri, x2/sd (1.262), NFI (.900), TLI (.972), CFI (.977), IFI (.978), RFI (.878), GFI (.894), AGFI (.847), RMSEA (.052) ve RMR (.047) uyum değerleri incelenmiştir. Ölçeklerin güvenilirliğini belirlemek için ise; iç tutarlık güvenirlik katsayıları (cronbach alfa:.924), yarıya bölme yöntemi (r:.884), Madde-toplam puan korelasyonları (.551-.865), Puanlama tutarlılığı (Sınıf içi korelasyon:.939), Standart Hata (SEM≤SS/2: 2.48≤4.5) (ölçeklerin ölçmedeki kesinlikleri), Taban tavan etki analizi (Min.Fr=%1.0, Max.Fr=7.3) (ölçek homojenliği) ve Hotelling's T2 testi (F= 245.328, p=.000) çalışılmıştır. Türkçeye uyarlaması yapılan ölçeğin istatistiksel olarak geçerli ve güvenilir yapıda olduğu bulunmuştur.
Serebral lateralizasyonun sedanter gençlerde psikomotor performans üzerine etkisi
Bu çalışmamızda serebral lateralizasyonun sedanter gençlerde psikomotor performans üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamız ex post facto deney dizaynına göre tasarlanmıştır. Laterizasyon manipüle edilmemiş bir bağımsız değişken olarak psikomotorik özellikler üzerindeki manipüle edici etkisi araştırılmıştır. Çalışmaya 15-18 yaş grubunda sedanter 60 erkek denek katılmıştır. Deneklere bu çalışma kapsamında laterizasyon testi ve psikomotorik performans testleri uygulanmıştır. İstatistiksel işlemler için SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Normallik ve homojenlik sınamasının ardından (normal dağılım göstermeyen verilerin basıklık ve çarpıklıkları değerlendirilmiş ve +/- 2.00 puan aralığındakiler normal dağılım gösterdiği varsayılmıştır) çoklu gruplar arasındaki farklılığın analizi için Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Değerler ortalama ve standart sapma şeklinde sunulmuş ve 0.05 anlamlılık düzeyinde incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre bazı testlerde anlamlı düzeyde farklılık oluştururken bazı testlerde ise anlamlı bir etki oluşturmadığı söylenir. Dolayısıyla sedanter bireylerin el tercihinin, psikomotorik performans testleri üzerinde baskın sağ el, baskın sol el ve her iki elini kullanan katılımcılar arasında anlamlı farklılık görülmemiştir. Ancak reaksiyon ve dikkat testi verilerinin değerlendirilmesinde baskın sağ el kullananların baskın sol el kullanan bireylere göre daha iyi performans gösterdikleri söylenebilir. Aynı zamanda her iki el kullananlar ile baskın sol el kullananalar arasında ki kıyaslamalara göre her iki el kullananlar lehine anlamlı düzeyde farklılık olduğu söylenebilir.
Çankırı'da yaşayan gençlerin fiziksel aktivite düzeyini etkileyen açık yeşil alan özelliklerinin belirlenmesi
Özellikle günümüzde kentlerde yaşayan gençlik dönemindeki bireylerin büyük bir kısmı teknolojik gelişmelerin de etkisiyle vakitlerinin çoğunu bilgisayar, Tv, cep telefonu gibi ekranların karşısında hareketsiz olarak geçirmektedirler. Hareketsiz yaşantıya sağlıksız ve dengesiz beslenmenin de dahil olmasıyla gençler aşırı kilo, obezite gibi ciddi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu noktada kentsel açık yeşil alanlar, kentte yaşayan insanların sağlık ve rekreasyon amaçlı fiziksel aktivite yapabilmelerini de sağlayan ortamlar olarak hizmet ederler. Kentsel açık yeşil alanlar, kent sakinlerinin fiziksel aktiviteleri için değerli bir kaynaktır ve kronik hastalıkları azaltma, sağlığı iyileştirme potansiyeline sahiptirler. Bu tez çalışması ile, Çankırı'da yaşayan genç nüfusun fiziksel aktivite tercihleri, olanakları, fiziksel aktivite kapsamında açık yeşil alanlara yönelik algıladıkları kalite, açık yeşil alanlardan memnuniyet düzeyleri ve memuniyeti etkileyen nedenler belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca cinsiyet ve açık yeşil alanlar arasındaki ilişki de değerlendirilmiştir. Bu kapsamda 400 lise ve üniversite öğrencisine yüz yüze anket uygulanmıştır. Anket çalışması ile elde edilen veriler doğrultusunda da gençlerde fiziksel aktiviteyi teşvik edebilecek açık yeşil alan özelliklerine yönelik önerilerde bulunulmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Açık yeşil alan, Fiziksel aktivite, Gençler, Çankırı
Gençlerde gebelik öncesi doğum korkusu ve etkileyen risk faktörlerinin incelenmesi
Araştırma gençlerde gebelik öncesi doğum korkusu ve etkileyen risk faktörlerinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Çankırı Karatekin Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören 1368 genç kadın, 353 genç erkek olmak üzere toplamda 1721 kişi oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini dahil edilme kriterlerine uygun olan 326 kişi oluşturmuştur. Araştırma Nisan 2022-Haziran 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında, tanıtıcı bilgileri içeren Veri Toplama Formu, Kadın Gebelik Öncesi Doğum Korkusu Ölçeği (KGÖ-DKÖ) ve Erkek Gebelik Öncesi Doğum Korkusu Ölçeği (EGÖ-DKÖ) kullanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analizinde kategorik değişkenler için frekans analizi (sayı, yüzde, ortalama), sayısal değişkenler için ise tanımlayıcı istatistikler (ortalama, standart sapma) analizler kullanılmıştır. Çalışmaya katılan genç kadınların Kadın Gebelik Öncesi Doğum Korkusu Ölçeği'nden aldıkları toplam puan ortalamaları 37,86±11,03'dır. Çalışmaya katılan genç erkeklerin Erkek Gebelik Öncesi Doğum Korkusu Ölçeği'nden aldıkları toplam puan ortalamaları 35,54±10,03'dür. Araştırmada, genç kadınlarda aile gelir durumu ve ilerde eş ile birlikte doğum öncesi eğitimi alma isteği değişkenlerine göre gebelik öncesi doğum korkusu arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkinin olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Genç erkeklerde ise hemşirelik bölümünde öğrenim gören ve gelecekte çocuk sahibi olmak isteyenlerin gebelik öncesi doğum korkularının daha düşük olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Araştırma sonucunda, gençlerde (kadın ve erkeklerde) gebelik öncesi doğum korkusunun benzer ve orta düzeyde bir korku olduğu saptanmıştır. Dolayısıyla, gençlerin doğum korkularını etkileyen faktörlerin belirlenmesi, gerekli önlemlerin alınarak ortaya çıkabilecek doğum korkularının azaltılması, gebelikte doğum korkusunun azaltılmasında eş desteğinin öneminin sağlık profesyonellerince gençlere açıklanması ve bu yönde gerekli eğitim/danışmanlık faaliyetlerinin yapılması önerilmektedir.
Genetic study of hemophilia A in Iraqi teenager
Hemophilia A (HA) is caused by a deficiency in FVIII, an essential cofactor in the activation of the FX complex. In DNA, SNPs have a major role in gene alterations that disturb gene product sequencing. In this thesis, blood samples were taken to tube with EDTA from 60 patients ranging in age (6-24) years with severe, moderate, and mild deficiency of factor VIII. The samples were stored at -20℃ until using. All samples were obtained from the Medical City of Baghdad between the 13th of Jun 2021 to 28th of September of 2021. This research aims to study the clinical and biological factors and the extent of their impact on the F8 gene that causes HA. All were examined by conventional PCR and then sequencing for intron 18 specifically at SNP (rs4898352) located at chrX:154903815 (GRCh38.p13). The results showed severe HA 75% (45/60), moderate 15% (9/60), and mild 10% (6/60). The ages between (20-29) years (n=25) (41.6%) showed the major age range of severe HA. PCR sequencing confirmed the causative mutation for the hemophilic patients showed A>T Nucleotide Location (123909) transversion mutation. There is a strong relationship between family history and HA that caused traits to be passed to children, especially mothers. Our results indicated a big correlation among young ages with HA. Furthermore, early clinical examinations should be performed for early treatment.
Türkiye'de genç işsizliğinin sosyo-ekonomik belirleyicileri üzerine bir analiz
İşsizlik, dünya genelinde birçok ülkede toplumun sosyo-ekonomik düzeyini yansıtan önemli göstergelerden biridir. Genç nüfusun iş bulamama durumunu ifade eden genç işsizlik, Türkiye gibi gelişmekte olan ve yüksek genç nüfus potansiyeline sahip ülkelerde sosyo-ekonomik boyutta birçok soruna yol açmaktadır. Bu tezin temel motivasyonu, Türkiye'de genç işsizliği sorununun çözülebilmesi için genç işsizliğin sosyo-ekonomik profilinin ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda, Türkiye'de 15-29 yaş aralığındaki gençlerin işsiz kalmalarını etkileyen sosyo-ekonomik belirleyicilerin neler olduğu ve bu faktörlerin gençlerin işsiz kalma olasılığını hangi yönde ve ne kadar etkilediğinin belirlenmesi bu tezin temel amacını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasının 2013 ve 2017 yıllarına ait mikro-kesit verileri kullanılarak, genç bireylerin işsizliği üzerinde belirleyici olan faktörler logit model ile analiz edilmiştir. Elde edilen analiz bulgularına göre, genç bireylerin eğitim düzeyleri yükseldikçe işsiz olma olasılıklarının arttığı, yaş gruplarına göre gençlerin yaşları arttıkça işsiz olma olasılıklarının azaldığı, sağlık durumları kötüleştikçe ve hanenin geçinebilme durumu zorlaştıkça genç bireylerin işsiz olma olasılıklarının arttığı, genç bireylerin sosyalleşmeleri ve kültürel faaliyetlere katılmalarının işsiz olma olasılıklarını azalttığı, yaşanılan çevrede suç, şiddet ve çevresel sorunların olmasının ve gencin yaşadığı hanenin kalabalık olmasının gencin işsiz olma olasılığını artırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Spor Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatları üzerine yapılan çalışmaların analizi: Bir meta-sentez çalışması
Bu araştırma, Türkiye' deki Spor Genel Müdürlüğü ve Gençlik ve Spor Bakanlığı üzerine yapılmış çalışmalar dikkate alınarak, spor yönetimine ilişkin mevcut durumu, yapılan tüm araştırma bulguları ve sonuçlarından yola çıkılarak meta-sentez yöntemi ile ortaya koymak amacına yöneliktir. Bu çalışmada hem nicel hem de nitel araştırma bulgularını sentezlemek için nitel araştırma deseni olan meta-sentez araştırma yöntemi kullanılmıştır. Spor Genel Müdürlüğü üzerine yapılmış olan dâhil edilme ve hariç tutulma işlemleri çerçevesinde bu meta çalışmanın amacına hizmet edebilecek, nitel veya nicel araştırma yöntemlerini kullanarak 1994-2018 yıllarında hazırlanmış 20 Doktora Tezi, 62 Yüksek Lisans Tezi ve 72 Makale araştırma kapsamına alınmıştır. Meta-Senteze dahil ettiğimiz çalışmalar; konusu, genel amaçları ve elde edilen sonuçlarına göre 6 ana tema, 46 alt tema altında gruplandırılmıştır. Çalışmaların dağılımlarına bakıldığında, 22 çalışma, 8 alt tema ile "Gençlik ve Spor Hizmetleri", 50 çalışma, 9 alt tema ile "Spor Yönetimi", 60 çalışma, 15 alt tema ile "Örgütsel Davranış", 8 çalışma, 2 alt tema ile "Gençlik ve Spor Politikaları", 20 çalışma, 6 alt tema ile "Liderlik ve Yöneticilik", 9 çalışma 6 alt tema ile "İnsan Kaynakları" temaları yer almaktadır Sonuç olarak, spor örgüt yapısının yeniden düzenlenmesi ve bu düzenlemenin spor ve gençlikle ilgili sivil toplum kuruluşlarının fikirleri alınarak özerk bir yönetim yapısı oluşturulması, oluşturulan yapının siyasi iktidarların egemenliğinden uzak ve politikaların spor hizmetlerinin daha verimli ve sporun halka yaygınlaştırılmasını sağlayacak şekilde belirlenmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca spor örgütünün bütün kademelerinde, halkla ilişkiler, insan kaynakları, zaman yönetimi, kariyer planlama gibi konularda sürekli eğitimlerin düzenlenmesi gerektiği söylenebilir. Bunun yanında, spora ayrılan bütçenin artırılması ve spor tesislerinin, bölge halkının ihtiyaç istek ve görüşleri doğrultusunda, bölgenin iklim şartlarına ve demografik özelliklerine uygun şekilde planlanması gerektiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Spor Genel Müdürlüğü, Gençlik ve Spor, Spor Yönetimi, Meta-sentez.
Türkiye'deki tatlı tüketim alışkanlıkları: Y kuşağının (18-25 yaş arası) incelenmesine yönelik bir araştırma
Mutfak kültürü, yeme içme ve toplumun düzeni, yiyeceklerin diğer kültür elemanlarıyla ilişkisi, yemeklerin içine konan gıdalar gibi alt başlıkları kapsayan bir tanım olmakla birlikte, toplumu oluşturan bireyler tarafından kültür sonucunda öğrenilen, bir sonraki nesle aktarılan, beslenme davranışlarının tümünü kapsamaktadır. Tüketim alışkanlıkları da mutfak kültürüne paralel bir tanım içermektedir. Bir toplumda tüketilen gıdalar, sunum şekilleri, tercihler, yemek yeme adabı, tarih boyunca gelişen ritüeller, sanayileşme ve teknoloji gibi unsurlar tüketim alışkanlıklarının oluşmasında önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada, foodie olarak nitelendirilen Y kuşağının tatlı tüketim alışkanlıklarını ölçmek amaçlanmıştır. Y kuşağının tatlı tüketim alışkanlıklarını ölçmek için 18-25 yaş arasındaki Y kuşağına mensup 390 bireye anket yöntemi uygulanmıştır. Anket verileri, Türkiye'de 2016-2017 döneminde İstanbul, Gaziantep, Konya illerinde ikamet eden katılımcılarla yüz yüze görüşülerek ve farklı bölgelerden insanların bulunduğu sosyal medya platformu (Facebook) üzerinden online olarak toplanmıştır. Y kuşağının kişisel özelliklerinin tatlı tüketim alışkanlıklarına etkisi Bağımsız Örneklemler T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Korelasyon Analizi ile ölçümlenmiştir. Y kuşağının demografik özelliklerinin tatlı tüketim alışkanlıklarına dağılımı, nerede, nasıl, ne zaman tatlı tükettiği, Y kuşağına mensup kişilerin tatlı tüketimine bakış açısı gibi sonuçlar anket sonucunda verilerin frekans ve yüzde dağılımlarının değerlendirilmesi ile elde edilmiştir. Çalışmanın sonunda Y kuşağının tatlı tüketim alışkanlıklarında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Sonuçlar değerlendirildiğinde Y kuşağının geliri artıkça tatlının lezzetine daha da önem verdiği görülmektedir. Tatlıları sık tüketen Y kuşağı üyelerinin tatlının sunumuna dikkat ettiği tespit edilmiştir.
Popüler kültürün üniversite gençliğine etkileri: Manisa Celal Bayar Üniversitesi örneği
Popüler kültür iletişim çağında küresel düzeyde yayılma imkânı bulmakta ve toplumların kültürel değerlerini dönüşüme uğratmaktadır. Ülkemizde de özellikle 1980'li yıllardan itibaren yaşanan siyasal, ekonomik ve teknolojik dönüşümlerin etkisiyle popüler kültür yaşamımızın her alanını kuşatmıştır. Eğlence ve tüketim odaklı bu kültürün etkileri özellikle genç kesim üzerinde daha belirgindir. Bu araştırmanın yapılma amacı da popüler kültürün üniversite gençliğine etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Manisa Celal Bayar Üniversitesi'nde farklı fakültelerde öğrenimlerini sürdüren toplam 400 öğrenciye nicel araştırma çerçevesinde anket uygulanmıştır. Öğrenciler üzerinde popüler kültürün etkileri tüketim alışkanlıkları, boş zaman etkinlikleri ve değer yargıları, tutumları incelenerek ortaya konulmuştur. Popüler kültürün gençliğe etkilerine yönelik literatürde çok fazla çalışma bulunmaması bu çalışmanın önemini göstermektedir. Elde edilen bulgulara göre, popüler kültürün değerlerinin genç kesim tarafından yüksek düzeyde benimsendiği ve gençlerin medya aracılığıyla sunulan tüketimci kültürden etkilendikleri sonucuna ulaşılmıştır.